
75
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Birlik beraberlik ve büünleşmenin seramik bünyeler üzerindeki anlatımları
DEMİR Nuriye. "Birlik, Beraberlik ve Bütünleşmenin Seramik Bünyeler Üzerinden Anlatımları", Yüksek Lisans Sanat Çalışması Raporu, Ankara, 2024 Toplum ve birey ilişkilerini konu alan sosyoloji disiplini içerisinde ve birçok alanda yer alan "birlik", "beraberlik" ve "bütünleşme" kavramları sosyal düzenin sağlanması, gerekli şartların oluşturulması ve toplumu ilgilendiren kültür, sanat, eğitim, inanç, ticaret vb. alanlarda sağladığı katkılar bakımından araştırılmasına ihtiyaç duyulan özellikler gösterir. Toplumların yapısında etkili olan birlik, beraberlik ve bütünleşme kavramlarının bireysel ve kolektif kimliklerin oluşumlarındaki etkileşimleri toplum ve birey üzerinden aktarılacaktır. Tarihsel süreçlerden bugüne birlik, beraberlik ve bütünleşmelerin sağlanması, bireylerin yaşamında, grupların, toplumların ve medeniyetlerin oluşumunda, uluslararası kurum ve kuruluşlarda, dünya barışı ve yaşamın sürdürülebilirliği için gerekliliği araştırılarak, incelenecek ve tanımlanacaktır. Toplumsal, sosyal, kültürel ve ekonomik birleşmelerin, bütünleşmelere etkileri, amaç ve ideal birliği, barış, kardeşlik, dayanışma ve yardımseverlik duygularına katkıları, sanatsal yaratıcılığa, kişisel ve ruhsal gelişmelere etkileri seramik form ve yüzeyler üzerinden aktarımlarla vurgulanacaktır. Bireyler arası ayrılık, çatışma ve kopuşların, seramik sanatı üzerinden gösterimleri kişisel yaratıcılığa ve evrensel bütünleşmeye tuttuğu ışığın izleri takip edilecektir. Anahtar kelimeler: Birlik, beraberlik, bütünleşme, Birey, Toplum,
Seramik sanatında kuş evleri
Tarih boyu insan ve kuş ilişkisi içinde yeri olan "kuş evi" kavramının seramik sanatı ile de daima bir ilişkisi olmuştur. Osmanlı Dönemi'nden başlayarak Türk kültürü içinde önemli bir yere sahip kuş evleri bu çalışma kapsamında seramik malzeme ile yeni ve çağdaş bir anlayışla tasarlanmıştır. Kuş evlerinin tarihsel geçmişi, ülkemizde ve dünyada nasıl başladığı konularının alan yazın çalışması yanı sıra genel olarak ülkemizde ve dünyada bu konuda yapılan uygulamalar da incelenmiştir. Seramik malzeme kadar ahşap, plastik, alçı gibi diğer malzemelerden yapılan kuş evlerine de kısaca değinilmiştir. İki bölümden oluşan bu çalışma; seramik sanatında kuş evlerini incelemek kadar seçilmiş küçük boyutlu kuşlar için kent ölçeğinde kullanılabilir artistik seramik uygulamalar oluşturmaya da yöneliktir. İlk bölümde kuş evlerinin tarihçesine değinilmiş, ikinci bölümde ise bu çalışmayı kaleme alan yazarın kuş evi tasarımlarına ve seramik uygulamalarına yer verilmiştir. Yapılan seramik kuş evlerinde izlenen ana yol elde şekillendirme ve elektrikli pişirim esasına dayanmaktadır. Ayrıca konu küresel iklim sorunlarıyla da ilişkili olup kuş popülasyonunun korunması açısından da önemsenmektedir.
Cam füzyon şekillendirme tekniği ve kişisel uygulamalar
"Cam Füzyon Şekillendirme Tekniği ve Kişisel Uygulamalar" araştırması, cam şekillendirme teknikleri içinde özelikle cam füzyon tekniğinin, cam sanatçıları ve akademik çalışmalar adına ilgi çeken bir konu olması nedeniyle seçilmiştir. Teknik, ısı ile cam şekillendirme tekniklerinden birisi olup başta Mezopotamyalılar olmak üzere 4000 yıldır uygulandığı bilinmektedir. Cam üfleme borusunun gelişimine kadar, yaklaşık 2500 yıl boyunca küçük cam nesnelerin yapışması için birincil yöntem olarak kullanılan teknik cam sanatında ayrı bir öneme sahiptir. Bu çalışmada tekniğin sanat ve eğitim açısından önemi vurgulanmaya çalışılmıştır.Çalışmada öncelikle camın tanımı, tarihsel gelişim süreci, sanatsal açıdan çağdaşlaşma süreci ve cam şekillendirme teknikleri ele alınmış, cam füzyon tekniğinin tanımı, gelişimi incelenmiş ve bu tekniği uygulayan sanatçılardan bazı örneklere yer verilmiştir. Camın, cam füzyon fırını içindeki sınırlılıklarının da incelendiği bu araştırma kapsamında tanım ve tüm teknik gelişim süreçleri ve bu süreç içinde nasıl bir değişim içinde olduğu gibi konular detaylıca incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın özü olan cam sanatının günümüzde en yaygın kullanım türlerinden biri olan cam füzyon uygulamalarında, bir atölyenin nasıl olması gerektiği ile ilgili bir model kurgulanmış ve kişisel cam füzyon uygulamalarına yer verilmiştir. "Cam Füzyon Şekillendirme Tekniği ve Kişisel Uygulamalar" başlığı ile temel alınan standartlar doğrultusunda oluşturulmak istenen atölye koşullarında dikkat edilmesi gereken kurallar, sağlık ve güvenlik öncelikli bir yaklaşım ile kullanılan alet ve malzemelerin özellikleri gibi konulara değinilmiştir. Türkiye ve dünyadaki cam füzyon atölyesi örnekleri incelenmiş ve cam füzyon atölyesi oluşturmada yeni bir bakış açısı oluşturulmaya çalışılmıştır.
Kadın bedeninin mekân olarak seramik malzemeyle yorumlanması
Mekân ve beden kavramlarının karşılıklı ilişkisi sanat çalışması raporunun odak noktasıdır. Mekân ve beden kavramlarının ilişkisi üzerinden, mekân olarak kadın bedeni imgesi irdelenmektedir. Mekân kavramının sanat ile ilişkisi yanı sıra kişisel bellekteki mekâna doğru genişlemektedir. İlk çağlarda figürinlerle görünür olan kadın bedeni, güncel çalışmalarla mekân ve bedeni problem edinen sanatçılar incelenmiştir. Yapılan araştırmalar ve kişisel uygulamalarda, kadın bedeni bir mekân olarak yorumlanmaktadır. Mimari bir unsur olarak görülen mekân, içerisinde bedeni barındırmaktadır. Kadın bedeni ise tensel bir mekân olarak ifade edebileceğimiz üretken bir yapıdır. Bu bağlamda araştırma, mekânın ve bedenin fiziksel tanımlarıyla sınırlandırılamayan ve karşılıklı ilişkileri kişinin hafızasında yeniden üretildiği fikri üzerine kuruludur. Anahtar Sözcükler: Beden, kadın, mekân, seramik, mekân üretimi, figürin
Görsel sanatlarda kadın ve doğa ilişkisinde bütünlük arayışı
Kadın ve doğa arasındaki ilişki incelenirken ataerkil yapı, araştırma kapsamında eleştirilmektedir. Sanayileşme ve kapitalizmin neden olduğu sömürü düzeninin kadın ve doğa üzerindeki etkisi, seramik malzeme ile ilişkilendirilerek ele alınmaktadır. Sömürüye karşı gelişen feminizm ve ekofeminizm hareketleri konu bağlamında incelenmiştir. Ekofeminizm, cinsiyet ayrımcılığıyla doğanın tahrip edilmesi arasında ilişki kurarak doğan sorunlara dikkat çekmektedir. Hareket, kadın ve ekolojik sorunların sebebinin ataerkil toplum yapısı olduğunu öne sürmektedir. Erkek ve kadın arasındaki fiziksel, biyolojik farklar yüzünden kadının uğradığı şiddet ve baskının sanatta yansımasını feminizm ve çevresel sanat akımlarında kendini göstermektedir. Kadın imgesinin sanat tarihi boyunca ele alınışındaki değişimde, anaerkil düzene geçişin izleri ele alınmıştır. Araştırma kapsamında figüratif sanata ilgi, kadın bedeni ve hayvan formlarını iç içe ele alan sanatçılar çerçevesinde incelenmiştir. Kişisel sanat pratiğini şekillendiren figüratif seramik formlar; hayvan, kadın ve doğanın bütünsel algılanışına dayanmaktadır. Rapor kapsamında yapılan seramik heykellerde kilin doğasını öne çıkaran plastik bir dil aranmıştır.
Kaos teorisini sanat ve seramik ile ilişkisi
Sanat eseri çok bilinmeyenli bir denklemin sonucunda var olur. Fikir, sanatçı, izleyici, teknik, malzeme gibi bir çok unsurun bir araya gelmesiyle oluşur. Üretilen sanat eserleri benzerlik gösterse bile, hiçbiri birbirinin aynısı değildir. Sanat üretmek doğrusal değil dinamik bir sistemdir, dinamik bir sistemde sonuç kesin ve şaşmaz olamamaktadır. Kaos Teorisi dünyada gerçekleşen her olayın, var olan maddelerin, organik oluşumların ve bunlar gibi tüm yapıların linear düzlemde değil, farklı parametrelere bağlı olarak oluştuğunu, bazılarının gözlemlendiğini fakat bazı durumların parametrelerini ölçecek kadar teknolojiye sahip olmadığımızı savunur. Kaos Teorisinin fen bilimleri, sosyal bilimler ve felsefedeki tanımlarına bakıldığında, güzel sanatlar ve plastik sanatlar alanlarıyla da uyuştuğu görülür. Hem sanatçının kişisel ifadesinin oluşumu, izleyicinin esere katkısı, hem de sanat eserinin bütünü kaos teorisinin farklı alanlardaki tanımlarıyla benzerlik gösterir. Bu tez metni; felsefe, fen bilimleri ve sosyal bilimler gibi alanlarda kullanılan kaos teorisinin, bir çok sanat disiplini ve seramik sanatında geçerli bir teori olduğunu sorgulamayı amaçlamaktadır. Çağdaş sanatta, sanat eserinin oluşumunda ne tür etkenlerin ve parametrelerin üretimin sonucunu değiştirdiği seramik eserler önceliklenerek ele alınmıştır.
Sıcak camda renk kullanımı, etkileri ve çağdaş uygulamalar
Çalışmanın Birinci Bölümü'nde araştırmaya konu olan cam malzemesinin kimyası, kullanım alanları ve kullanım alanlarına göre türleri, renklendirilmesi ve renk türleri araştırılarak tanımlamalar derlenmiştir. Bu kategorizasyon yapılırken yaygın kullanımı olan cam tipleri seçilmiş ve sıcak cam serbest şekillendirme tekniklerine uyumlulukları göz önüne alınarak bölümler oluşturulmuştur. Ayrıca bu bölüm içerisinde tarihte ilk buluntularla başlayan süreç günümüze kadar takip edilerek tablolaştırılmış; tarihteki camların teknik ve fiziki açıklamaları ortaya koyulmuş ve şeffaf camla renkli camın, kimyasal olarak bilinçli ve kontrollü üretimine ulaşan süreç incelenmiştir. Araştırmanın İkinci Bölümü'nde, sıcak camda üretilen renkli formların türleri, bu camların kimyasal bileşenleri ve kullanım alanlarına göre farklılıkları başlıklar altında işlenmiştir. Renkli camların nasıl üretildiği, kullanıma hazır renkli cam türleri ve bu renkli camların teknik uygulamalar öncesinde hangi aşamalardan geçirilerek kullanıma hazır hale getirildiği örneklenmiştir. Aynı bölüm içerisinde ayrıca alt başlıklar halinde; renklendirme yöntemlerinin oluşum, uygulama ve ikincil işlemleri ele alınmıştır. Bununla birlikte dünya genelinde isimleriyle bütünleşmiş teknikler ve bunların yanında deneysel uygulamalara da yer verilerek, sıcak camda renklendirme yöntemleri kullanılarak uygulanabilecek tasarımın imkanlarından bahsedilmiştir. Bu yöntemlerin teknik uygulamaları detaylı şekilde ele alınarak anlatılmış ve uygulama esnasında bire bir sonuç verecek süreç aktarılmıştır. Bünye ve yüzey renklendirme yöntemlerini eserlerinde özgün bir anlatımla kullanan uluslararası sanatçılar örneklenerek; biyografileri, eserleri ve eser metinlerine yer verilmiştir. Bu bölümde seçilen sanatçıların tek ortak özellikleri, her birinin eserlerini sıcak cam serbest şekillendirme teknikleriyle üretmeleri ve üretimleri esnasında farklı bir dil yakaladıkları yüzey renklendirme yöntemlerine bakış açıları olmuştur. Bölüm içerisinde, sanatçılar arasında, bir kıyas yapılmadan, eserleri ve kariyerleri üzerinden özgün bir araştırma yapılmıştır. Camın karakteristik özellikleri onu diğer malzemelerden ayırmakta ve taklit edilemeyen yönleri sayesinde sanatsal bir ifade aracı olarak ayrıştırmaktadır. Üçüncü Bölüm'de malzeme; hacim, ışık ve form başlıkları altında ele alınmakta ve bu özelliklerinin görsel algıyı hangi yönde etkilediği irdelenmektedir. Akademik kaynaklı alıntılardan da beslenen bu bölümde hem kendi başlıkları altında hem de birbirleri arasında kıyaslanarak, malzemenin anlatım diline katkıları açıklanmıştır. Yüzey renklendirme yöntemleri ve camın karakteristik özelliklerinin ele alınması, sıcak cam şekillendirme yöntemlerinin farklı malzemelerle de birleştirilerek sergilenmesi ve özgün bir eser arayışı, çalışmanın Dördüncü Bölümü'nün bir diğer temelini oluşturmaktadır. Tez kapsamında gerçekleştirilen kişisel uygulamalara yer verilen bu bölümde, eser metni iki ayrı alt başlık olarak ele alınmıştır. İlk başlıkta "Yük" ikinci başlıkta ise "Göç" konusu işlenmiştir. Bu iki konu da sosyolojik ve akademik gerekli incelemeler yapıldıktan sonra irdelenmiş ve tespite dair çalışmaları yapılarak; fikren oluşturulan formlar üç boyutlu heykellere dönüşmüştür. Yalnızca yüzey renklendirme yöntemleri değil aynı zamanda kütlesel şekillendirmeler, seramik figürler, kalıp içi cam şekillendirme yöntemleri gibi farklı tekniklerle de anlatım güçlendirilmiştir. Araştırmanın Sonuç Bölümünde; tüm bu araştırmada yer verilen konular ışığında; sıcak cam serbest şekillendirme yöntemlerine ait cam tipleri ve renkli camların teknik ve kimyasal üretimleri, renklendirme yöntemlerinin tanımlamaları yapılarak kategorize edilmesi, bünye ve yüzey renklendirme yöntemlerinin kesin hatlarla tanımlamalarının yapılması, camda rengin görsel algıyı etkileyen faktörlerinin irdelenmesi gibi konular ele alınmıştır. Bu bölümler içerisinde renklendirme yöntemlerinin hem birbiri içerisinde pozitif kıyaslama yapılarak tanımlanmaları hem de akademik anlamda literatür oluşmasına önemli katkılar sağlayacak bir kaynak haline getirilmeleri hedeflenmiştir. Uluslararası terminolojide yerleşik bu kabul görmüş teknik isimlerinin tam Türkçe karşılıklarının oluşturulması için ayrıca bir çalışma yapılması gerekmektedir.
Iğdır ve çevresindeki yöresel killer, yapısal özellikleri ve seramik kullanım alanları
Kil hammaddesi, seramik alanında kullanılan çamurun esas bileşenidir. Üretici kullanımına yönelik pişme sıcaklıkları standart içerikli pek çok çamur çeşidi mevcuttur. Bu çamurların yanında, yöresel killer kullanılarak üretilen çamurlar da vardır. Yöresel killer çoğunlukla yöre halkı tarafından kap kacak ve tandır gibi ihtiyaçların karşılanması amacıyla kullanılmaktadır. Bu çalışmada Iğdır ve çevresindeki, başta Iğdır ili Tuzluca ilçesi olmak üzere Ağrı ili Diyadin ilçesi ve Kars ili Kağızman ilçesindeki bazı kil türleri incelenmiştir. Kil araştırmaları ile birlikte seramik üretim alanlarıyla ilgili de araştırmalar yapılmış ve tandır ustaları ile görüşülmüştür. Bölgelerdeki hammadde alanlarıyla ilgili bilgi edinilmiş ve araziden numuneler alınmıştır. Alınan numunelerin fiziksel ve kimyasal deneyleri yapılmış ve içeriklerinde CaO, SiO2, Fe2O3, Al2O3, MgO, Na2O ve K2O bileşikleri tespit edilmiştir. Fiziksel deneyler için deneme plakası modelleri şekillendirilmiş, alçı ile kalıpları alınmıştır. Pişme rengi, yoğrulma suyu, küçülme ve su emme deneyleri yapılmıştır. Killer araziden alındığı gibi hiçbir katkı maddesi eklenmeden ve makine kullanılmadan doğal yöntemler ile çamur haline getirilmiştir. Sahadaki kil araştırmaları esnasında, hammaddenin doğal görüntüsü ve kil, kayaç, taş, yamaç, dağ, tepe gibi eşsiz doğal oluşumlardan yola çıkılarak sergilemede kullanılacak seramik formlar araziyle bütünleşik olacak şekilde seramik taş formunda planlanmıştır. Alınan numunenin forma dönüşerek geri kendi bölgesine dönmesi çevrenin bilinçsizce yok edilmemesi yönünde algı oluşturmak amacı ile seçilmiştir. Dünya genelinde hammadde stoklarının yetersizliği konusu çoğu kuruluşun gündeminde iken bölgenin bakir alanlarını hoyratça kullanıma açmak değil, bilinçli, kontrollü çıkarım yapılması vurgulanmak için bu yöntem tercih edilmiştir. Çalışma sahası olan üç farklı bölgeden biriktirilen taşlardan model olarak seçilenleri yabancı maddelerden arındırdıktan sonra parçalı alçı kalıpları alınmıştır. Arazi yerleştirmeleri için, her bölgenin kendi kilinden elde edilen çamurlar ayrı ayrı hazırlanmıştır. Her bir bölgenin çamurları o bölgeden alınan taşlardan oluşturulan alçı kalıplara basılarak şekillendirilmiştir. Kalıptan çıkan çamurlar yine taş modelin kendisi ile rötuşlanarak kalıp izleri yok edilmiştir. Kuruma işlemi tamamlanan taş modeller 900℃ sıcaklıkta pişirilmiştir. Sırlı uygulamalar için akçini çamuru ile de aynı şekilde üretimler yapılmıştır. Bisküvi pişiriminden sonra özel 1000°C sıcaklıkta gelişen sır reçetelerine Ağrı Dağı lav taşı tozu belirlenen oranlarda eklenerek sırlanmıştır. Sırlı pişirimleri elektrikli kamara fırınında nötr ortamda yapılmıştır. Sergileme alanı olarak hammaddelerin doğal edinim bölgeleri bilinçli olarak tercih edilmiştir. Tüm seramik formlar arazide sergilenerek fotoğraflanmıştır. Sonrasında bu seramik taş formları arazide bırakılıp, geldikleri yere tekrar döndürülerek bölgesel farkındalık ortaya konulmuştur. Tezin birinci bölümünde araştırmanın amaç, yöntem, kapsam ve sınırları belirtilmiştir. İkinci bölümde; yöresel killer, Iğdır ili yerel bazı kil türleri, Iğdır ve çevresindeki yöresel killerin kullanım alanları, tandır ve seramik üretimi aktarılmıştır. Üçüncü bölümde; Iğdır ve çevresindeki yöresel kil gruplarına yapılan kimyasal ve fiziksel deneyler, yöresel kil ile çamur yapımı ve yöresel malzemelerin seramik sırı içinde kullanımına yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise sanat uygulamaları ve arazi özelinde kurgulanan yapı anlatılarak sergileme anından fotoğraflara yer verilmiştir.
Atık malzemenin cam sanat yapıtı üretiminde kullanımı
Tarih boyunca yaşanan toplumsal, sosyal, ekonomik, politik ve kültürel alanlardaki gelişmeler, Endüstri Devrimi ile birlikte hız kazanarak üretim-tüketim ilişkilerinde büyük değişimlere sebep olmuştur. İnsan ürettikçe bir o kadar da tüketir olmaya başlamıştır. Bunun sonucunda da dünyanın temiz kaynaklarının neredeyse birçoğu tükenmiş ve atıkların sayısı görünür ölçüde artmıştır. "Atık" bu görünürlük ile 1900'lü yıllardan itibaren birçok sanatçının dikkatini çekmiş ve güncel sanat eğilimleri arasında da sıkça yer almıştır. Sanattaki yolculuğuna "hazır nesne" olarak başlayan tüketim nesneleri, tarihsel süreçte yaşanan değişimlerle, modern dönem sonrası sanattaki varlığına "atık nesne" olarak devam etmiştir. Dolayısıyla tarihsel süreçte "atık" kavramının sanatçılar tarafından ele alınış biçimi değişkenlik göstermiştir. Tez kapsamında da bu süreç iki farklı bölüme ayrılarak sanatçı örnekleri ile ele alınmıştır. Atıkların değerlendirilmesi meselesi; sanatın tüm alanlarında var olan bir eğilimdir ve atık malzemeleri kullanarak kavrama dönüştüren birçok grup ve sanatçı bulunmaktadır. Cam sanat alanında da atık nesneler; ele alınması gereken bir değere dönüşerek sanatçının ifade olanaklarına katkı sağlamaktadır. Ancak bu alanda eser üreten sanatçılar oluşturacağı tasarıma göre atıkları iki türde kullanmaktadır; ya doğrudan atık camları üretim sürecine sokarak ya da işlevsel sürecini dolduran atık nesneleri camın öznel yapısıyla bütünleştirerek eser ortaya koymaktadırlar. Cam sanat alanında kullanılan atıklar ne türde olursa olsun cam eserinin anlatım dilini zenginleştirerek katkı sağlamaktadır. Dolayısıyla atıkların bu alandaki farklı kullanımları da eser üzerinde hem "biçim" hem de "anlam" bakımından iki farklı etki yaratmaktadır. Bu farklı etkiler de tezin içeriğinde alt başlıklar altında detaylı olarak sanatçı örnekleriyle birlikte ele alınmıştır. "Atık" kavramı görünür/görünmez unsurlar barındıran çoklu bir alandır. Hem fiziksel olarak vardır hem de kavramsal olarak bellekte görünmeyen biçimde yer almaktadır. Atıklar genel olarak istenmez veya dönüştürülmeye ihtiyaç duyulmaktadırlar. Fiziki olanlar belli dönüşüm modelleriyle geri kazandırılabilirken bellekte olanlar ise kişinin farkındalığına bağlı olarak kendi müdahalesiyle dönüşerek beden ile uyumlanabilmektedir. Çalışma kapsamında atıklar, fiziksel ve kavramsal olarak ele alınmıştır. İşlevsel sürecini dolduran atık konumdaki veya geçmişten gelen aile yadigarı nesneler kişisel yaklaşımımı oluşturan bellek atıklarıyla kurgulanarak camın özgün yapısıyla bütünleştirilmiştir. Kişisel uygulamalarda yer alan camın şekillenmesinde ise ele alınan atığın, bellekteki kurgusunu yansıtan bir teknik seçimi yapılmış ve cam modeller "İç Kalıp (Core Casting)" tekniği ile şekillendirilmiştir. İç kalıp tekniği camın içinde negatif boşlukların oluşturulduğu bir biçimlendirme yöntemidir. Uygulamalarda kullanılan cam, belleği temsil etmektedir ve kurgulanan bellek atıkları da camın içinde kalacak şekilde tasarlanmıştır. Camın transparan özelliği sayesinde kurgular, konumlandırıldıkları camın içinde görünür ama etrafına sınırlar koyan gizemli bir duruş sergilemektedirler. Bu sayede bir kenara bırakılmış, işlevsel sürecini tamamlamış atık nesneler veya bellekte biriken görünmeyen atıklar, sanat üretimleri ile ele alınarak cam sanatında çağdaş bir ifade dili olarak sunulmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Atık, Cam, Sanat, Geri Dönüşüm, Çağdaş Sanat
Cumhuriyet Dönemi Türk seramik sanatında iç mekân dekorasyon unsuru olarak seramik duvar panolarının etkisinin araştırılması ve uygulama örnekleri
Seramik sanatı Anadolu'da zengin bir kültürel birikime sahip olarak geçmişten günümüze kadar gelmiş ve bugünkü Cumhuriyet Dönemi Türk seramik sanatının gelişimine vesile olmuştur. Çömlekçilik olarak ilk uygulamasına başlanan daha sonra seramik ve porselen olarak kullanılan bünyeler yüzyıllar sonra günlük kullanım dışında sanat eseri ve Endüstriyel eserlere yerlerini bırakmışlar. Günümüzde çömlekçilik zanaatı işlevselliğini sürdürse de seramik bünyelerin iç ve dış mekân seramik duvar panolarında estetik bir unsur olarak daha çok tercih edildiği görülmektedir. Seramik bünyeler sanat alanındaki, kullanımı dışında birçok teknolojik alanda da endüstriyel ürün olarak vazgeçilmezler arasında yer almıştır. Bu doğrultuda Cumhuriyet Dönemi Seramik Sanatına katkıda bulunan seramik sanatçılarının, eserleri incelenmiş ve iç mekânda uygulanan seramik bünyeli duvar panolarının uygulama örnekleri araştırılarak tespit edilmiş ve detaylarıyla incelenmiştir. Seramik duvar panolarının iç ve dış mekânlarda uygulanması genel anlamda incelendiğinde evrensel boyutta birçok uygarlığın dekorasyon bir unsur olarak yüzey süslemesinde kullanıldığı görülecektir. Buna örnek olarak Irak' ta M.Ö. 575' te yapılan Babil iştar kapısı gösterilebilir. Anadolu'da ise seramik duvar kabartmalarının tapınaklarda daha çok kullanıldığı görülmektedir. Bu araştırmada nitel yöntemlerden, gözlem, yüz yüze görüşme ve genel tarama modelleri ile literatür taramasından yararlanılmıştır. Bu araştırma genel olarak dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde "Anadolu seramik sanatının tarihsel gelişimi ve iç mekân dekorasyonunda (düzenlemelerinde) kullanılan mimari çini ve seramik uygulamaları," yer verilmiş; ikinci bölümde "iç mekân dekorasyon sanatı, mekân-tasarım ilişkisi ile üretim tekniklerine göre çeşitleri," üçüncü bölümde "Türkiye'de Cumhuriyet dönemi iç mekân seramik duvar pano uygulama örnekleri ve sanatçıları" dördüncü bölümde ise; "iç mekân duvar panosu uygulama örneklerine." yer verilmiştir. Bu araştırma sonucunda yapılan seramik duvar panosu uygulama örneğinin rol-model olacağı düşünülmektedir. Ayrıca Türkiye'de yapılan iç mekân seramik duvar pano örneklerinin bir arada görülecek olması bakımından da önemli olacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Cumhuriyet Dönemi, Duvar Panosu, Seramik, İç Mekân, Dekoratif Seramikler
18. yüzyıl sonu 19. yüzyıl başında yapılmış olan İstanbul gravürlerinin sır altı tekniğinde seramik ve çini bünye üzerine uygulanması
Anadolu, tarihi ve kültürel birikimiyle insanlığın ortak kültürel mirasına ev sahipliği yapmış ve çeşitli uygarlıklara ait kültürel mirasın günümüze kadar gelmesine vesile olmuştur. Bu mirasa sahip çıkmak ve kültürel birikimi hem Türkiye'deki gelecek nesillere aktarmak, hatırlatmak hem de dünyanın diğer ülkelerine tanıtmak önem arz etmektedir. 18 ve 19 ncu. Yüzyıllarda yapılan gravürlerin yeni uygulamalar ve tekniklerle geliştirmek kültürel mirasın devamlılığı ile korunmasını sağlamak ve disiplinler arası sanatsal çalışmalarla daha yaygın bir işlev alanı bulmak bu çalışmanın amaçları içerisinde yer almaktadır. Seramik yüzeyleri dekorlamak, seramik üretiminin başladığı Neolitik Çağ'dan itibaren günümüze kadar çeşitlilik bakımından zengin seçenekler sunmaktadır. 18. yüzyıl ve 19. yüzyılda yapılmış olan gravür sanatına bakıldığında çoğunlukla İstanbul resimlerinin kâğıt, deri ve kumaş gibi farklı yüzeyler üzerine aktarıldığı görülecektir. Yapılmış olan Gravür baskı tekniği günümüzde çini ve seramik bünye üzerine genellikle sır altı tekniği ile yapılsa da sanatçının tercihine göre sır üstü tekniği olarak da uygulanmaktadır. Çinicilik sektöründe gravür uygulamalarının form olarak genellikle düz karo, vazo ve tabak gibi bisküvi yüzeylerine uygulandığı görülmektedir. Sıraltı tekniğinde yapılan gravür pano uygulamalarının Türkiye'de bir çok ilde metro, hava alanı, turistik oteller, kamusal alanlarda duvar panosu olarak yer aldığı da görülmüştür. Anahtar Kelimeler: 18. yy ve19.yy Gravürleri, İstanbul Gravürleri, Çini-Seramik Gravür
Seramik sanatında kadın figürlerinin yeri ve ifade biçimleri ile kadın figürü çalışan seramik sanatçıları
Seramik sanatı, insanoğlunun tarihi kadar eskidir. İnsanlar kendi bilincinin farkına vardığı andan itibaren üretmeye ve yaşadığı dönemden günümüze kadar uzanan zengin bir kültürel birikime sahiptir. Seramik gerek mutfak eşyası gerek ise dini inançlarda kullanılan kybele, idoller olarak karşımıza çıkmaktadır. Geçmişten günümüze kadar gelmiş kazılar sonucu elde edilen seramikler bulunduğu dönemin izlerini taşımaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle elde edilen bilgiler doğrultusunda kazı alanlarında çıkarılan pişmiş topraktan yapılmış seramikler günümüze kadar gelmiş ve geliştirilerek farklı alanlarda kullanılmaya devam edilmektedir. Figüratif seramikler o dönedeki iklim, hava koşulları, ekonomi, dini inanış gibi bizlere pek çok alanda aydınlatmakta o dönemin kültürel zenginliğine bizleri buluşturmaktadır. Cumhuriyet Dönemi Türk seramik sanatının gelişmesine ve yeni nesil seramik sanatçılarının yetişmesine katkı sağlamıştır. Günümüzde seramik sanatı zanaatı işlevselliğini sürdürse de estetik bir unsur olarak daha çok tercih edildiği görülmektedir. Bu doğrultuda Cumhuriyet Dönemi Seramik Sanatında katkıda bulunan seramik sanatçılarının, eserleri incelenmiş ve sanatçıların eserlerinden esinlenerek tasarımlar oluşturulmuş ve uygulanmıştır. Figüratif seramikler genel olarak incelendiğinde çevreye kattığı estetik ve değerler belge niteliği taşımaktadır. Buna örnek olarak Dolni Vestonice Venüs'ü gösterilebilir. Bu araştırmada nitel yöntemlerden, yüz yüze görüşme, gözlem, ve genel tarama modelleri ile literatür taramasından yararlanmıştır. Bu araştırma genel olarak iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde "Seramik Sanatında Figür Kullanımı ve Tarihçesi, "yer verilmiştir. İkinci bölümde "Seramik Sanatında Figürün Kullanımı ve Kadın Formu Dışında Yapılmış Farklı Figüraif Seramik Çalışmalara Örnekler" yer verilmiştir. Bu araştırma sonucunda yapılan Seramik sanatında kadın figürlerinin uygulama örneğinin rol model olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Figüratif Kadın, Form, Cumhuriyet dönemi Sanatçıları, Seramik
Hareketli afiş tasarımında illüstrasyon kullanımı
İllüstrasyon ve afiş tanıtım ürünlerinde oldukça kullanılmaktadır. Her iki çalışmanın da amacı insanlarda ilgi uyandırmak ve tanıtılan ürün ya da hizmet hakkında bilgi vermektir. Bu nedenledir ki illüstrasyonun gücü, yazı ile anlatılmak istenen şeylerin daha az sözle aktarılmasına imkan sağlar. Afişler de bir ürünün tanıtımını yapmak için kullanılır ve geniş topluluklara ulaşır. Özgün ve dikkat çekici bir tasarım oluşturmak oldukça önemlidir. Bu çalışmada dünya çapında bir ikon marka olan Starbucks incelenerek, kurulduğu günden bu yana sürdürdüğü ve inandığı değerlerle, ona uygun bir görsel tasarlanmıştır. Çalışma kapsamında, bir grafik tasarım programı ile dijital illüstrasyon olarak uygulanmış ve yine bu programda gif haline getirilerek hareketlendirilmiştir. Araştırmanın birinci bölümünde grafik tasarımda afişin önemine, ikinci bölümde illüstrasyonun tanımı, türleri ve tekniklerine, üçüncü bölümde hareketli afişlerin gelişimine ve dördüncü bölümde ise hareketli afiş tasarımında illüstrasyon kullanımı – Starbucks markasının hareketli afişi uygulama çalışmasına yer verilmiştir. Ayrıca bu çalışmada beş adet dijital illüstrasyon hareketlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: İllüstrasyon, Hareketli Afiş, Starbucks, Gif
Fütürizm akımı kapsamında ünlü sanatçılar ve figüratif eserleri
Bir sanat araştırması olan ve sanat alanına katkı sağlamayı hedefleyen bu tezde, Fütürizm akımının tanımı ve gelişimi üzerine araştırmalar yapılmış ve yorumlanmıştır. Fütürizm akımının doğuşu ve temellerine yönelik bir değerlendirme yapılarak anlatılmıştır. Fütürizm akımı kapsamında ünlü sanatçılar ve figüratif eserleri incelenerek yorumlanmıştır. Fransız Devrimi ve Endüstri Devrimi'nin oluşturduğu etkiler ile kabuk değiştirmeye başlayan dünya, şüphesiz 19. ve 20. yüzyılda tanık olduğumuz sanatsal değişimlerin ana sebeplerindendir. Sanayi devrimine bağlı gelişen teknoloji ve icatlar ile oluşan modernleşme süreci Fütürizm akımının oluşmasına da öncülük etmiştir. Filippo Tommaso Marinetti tarafından 1909'da Fütürizm Manifestosu'yla hayata geçen fütüristler, oluşturdukları sanatın her alanında sert tutumları ve ideolojileri ile gelenekselleşen sanat anlayışı yerine, modern ve çağdaş sanatı yerleştirmeye çalışmışlardır. Fütüristler, o döneme kadar oluşmuş geleneksel değerleri yıkmayı hedeflemişler, hız ve hareketliği temel öğeleri olarak tanımlamışlardır. Yaşadıkları dönemin kötü koşullarına rağmen Fütürizmin gelişmesi için geliştirdikleri sanatsal üslup ile birçok sanat akımına öncülük etmişlerdir. Fütürizmde figürler; genellikle görüntünün kırılması, enerjik fırça darbeleri, kompozisyonda hareket edercesine tekrarlanan çizgiler, uzaklaşan veya ortaya çıkan formlar ile ifade edilmiştir. Fütürist sanatçılar eserlerinde dinamizm etkisine ulaşmak amacıyla hareketli konular seçmişler ve renkleri de aynı doğrultuda kullanmışlardır. Genelde sokaklar, evler, kalabalık caddeler, savaş ve hız eserlerinin temelini oluşturur. Bu sebeple bu doğrultuda eserler üretmişlerdir. Figüratif eserler üreten en ünlü sanatçılar Umberto Boccioni, Giacomo Balla, Carlo Carrà, Gino Severini'dir. Anahtar Kelimeler: Fütürizm, Fütürist Sanatçılar, Fütüristler
Türkiye'deki sosyal medya reklamlarında animasyon (canlandırma) kullanımının incelenmesi ve bir uygulama örneği
İnsanın temel ihtiyaçlarından biri olan iletişim, tarihin ilk dönemlerinden beri sosyolojik, teknolojik ve bilimsel ilerlemelerin etkisiyle çeşitli biçimlerde evrilerek gelişimini sürdürmüştür. İletişimin günümüzde ulaştığı son nokta olan ve adeta sosyal yaşantımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen internetin keşfi, iletişim alanında bir devrim olarak nitelendirilmektedir. Bu yeni iletişim yöntemi sayesinde küreselleşen dünya ile birlikte etkileşim artmış ve bunun sonucunda iletişimin çehresi değişmiştir. Günümüzde ise; "Yeni Medya" ve yeni medya unsurlarından olan "Sosyal Medya" kavramı, bu değişim içerisinde önemli bir yer edinmiş durumdadır. Toplumları birer ağ toplumuna dönüştürebilecek kadar etki yaratan sosyal medya, markaların bu ortamlarda reklam amaçlı yer almasına neden olmuştur. Uzun yıllardan beri reklam üretiminde kullanılan animasyon sanatı ise; bu mecralarda yaratılan içeriklerin oluşturulmasında daha etkin rol oynar hale gelmiştir. Bu çalışmanın ilk bölümünde iletişim temelli internetin tanımı yapılarak, "Yeni Medya" ve yeni medya unsurlarından olan "Sosyal Medya" açıklanmıştır. Sonrasında; "Reklam"ın tanımı yapılarak "Sosyal Medya Reklamları" başlığı altında "Doğal Reklam" kısaca ele alınmıştır. Daha sonra ise; animasyon sanatının tanımı ve belli başlı prensipleri incelenmiştir. Tezin amaçlarından biri olan incelemelerin yapılabilmesi için ihtiyaç duyulan bir model olmadığının tespitinden sonra, bu ihtiyacı karşılayabileceği düşünülen bir çalışma detaylı bir şekilde birinci bölümde incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise; sosyal medya mecralarında doğal reklam kullanımı olarak yer alan, "Animasyon Tekniği ile Üretilen Reklam Filmlerinin İncelenmesi" yapılmış ve daha sonra bir uygulama ile çalışma sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: İnternet, Yeni Medya (Dijital Medya), Sosyal Medya, Reklam, Animasyon
Rembrandt'ın portrelerinde ışık gölge
Günümüzde resim sanatının vazgeçilmez bir ögesi olarak görülen ışık kavramı, Barok üsluptan ön plana alınmıştır. 17. Yüzyılda kendini gösteren Barok üslup sanatçılarının başlıca uğraşı yapaylıkla savaşmak olmuştur. Barok üslubun en önemli isimlerinden sayabileceğimiz Rembrandt Van Rijn (1606-1669) genellikle portre ressamı olarak bilinse de bunun haricindeki çalışmaları da dikkate değerdir. Diğer Barok üslup ressamları gibi canlılığa önem verdiği için çok canlı ve çok koyu renkleri bir arada kullanmaktan kaçınmamıştır. Sanatının ana unsurları desen, açık-koyu zıtlığı ve renktir. Rembrandt'ın resim tarihindeki önemi, özellikle ışığı ve gölgeyi kullanım şeklinde yatar. Onun sanat anlayışında ışık kavramı, resmin asıl ögesidir. Rembrandt, önceki üslupları reddederek aydınlık ve karanlık zıtlığın etkisinden faydalanarak ışığın görsel etkisini tuvaline yansıtmayı amaçlamıştır. Rembrandt'ın resimlerinde kullandığı aydınlık ve karanlık zıtlığının yarattığı canlılığın etkisi bugüne kadar gelmiş ve sanat tarihinde "Rembrandt Aydınlatması" gibi kavramları doğurmuş ve Rembrandt'ın yarattığı ışık canlılığı, görsel sanatların her alanını etkilemiştir. Rembrandt'ın özellikle portre çalışmaları, ışık gölgenin özenle ve canlılıkla uygulandığı eserlerdir. Bu çalışmada Rembrandt'ın portre resimleri detaylı bir şekilde incelenmiş ve ışık gölgenin resimlerindeki önemi üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Barok üslup, resim, Rembrandt, portre, Işık-Gölge
Park - bahçelerde uygulanan soyut seramik heykeller ve bu heykellerin toplumsal yansımaları
Bu araştırmanın amacı, park ve bahçelerde uygulanan seramik sanatının, çevresel etkileşime ve kültürel gelişime katkısını araştırmak, elde edilen verileri paylaşmaktır. Bu çalışmada cumhuriyet dönemi sürecinde ortaya çıkan yeni seramik anlayışı ve sanatsal gelişimini irdelemek dış mekan olgusu olarak uygulamanın önemi vurgulanmak istenmiştir. Ayrıca soyut seramik uygulamalarının peyzaj mimarlığında ve kentsel gelişimdeki önemini göstermektir. Seramik sanatının böylelikle park-bahçe tasarımında farklı disiplinlerle ilişkisini görmek ve çevresel etkilerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu çalışmada sanatçı ve halkın görüşlerine yer verilerek çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde seramiğin tanımı yapılmış, araştırmanın daha iyi anlaşılması ve değerlendirilmesi açısından seramiğin tarihçesi anlatılmıştır. Anadolu seramik sanatı ve cumhuriyet döneminin gelişim sürecinde klasik, endüstriyel ve soyut seramik sanatının gelişimi ele alınmıştır. İkinci bölümde ise, seramik sanatının dış mekan olgusu olarak uygulanması ve çevresel etkilerinde peyzaj mimarlığın, kentsel kimlik oluşumun ve park-bahçe tasarımlarının kentsel gelişimindeki yeri işlenmiş ve kültürel etkileri araştırılarak sonuçları paylaşılmıştır. Üçüncü bölümde, bulgulara yer verilmiştir. Örneklem olarak seçilen Eskişehir kenti ve Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Evliya Çelebi yerleşkesi Merkez Kampüste bulunan park-bahçe seramik çalışmaları incelenerek, Eskişehir kent merkezinde yaşayanlar, Eskişehir Anadolu üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyeleri ve öğrencileri, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Merkez Kampüste kamu çalışanlarıyla toplam 100 katılımcı ile görüşülmüş, soyut seramik heykellerin Eskişehir' e ve Kütahya'ya kattığı kültürel ve estetik değerler hakkındaki düşünceleri görüşme formuyla öğrenilmiş ve belgelendirilmiştir. Dördüncü bölüm sonuç ve öneriler kısmı olup, sanat akademisyenlerin, genel katılımcılar adı altında sanat eğitimi sürecinde olan öğrencilerin ve halkın, park ve bahçelerdeki soyut seramik heykeller üzerindeki görüşleriyle ilgili değerlendirmeler yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Park ve Bahçe Seramikleri, Peyzaj Mimarlığı, Kentsel Kimlik, Soyut Seramik Formlar, Çevre ve Tasarım
Çağdaş sanatın farklı formlarında dijital sanat, disiplinlerin birbirleri ve animasyon ile etkileşimleri
Yaşadığımız çağın getirdiği teknolojik yenilikler ve imkanlar sonucunda değişen hayat koşulları, aşina olduğumuz sanat formlarından uzaklaşarak daha farklı yapıtların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Günümüz sanatında, kavramsallığın ön plana çıkması ve dijital teknolojilerin bizlere sunmuş olduğu imkanları kullanan sanatçıların yaptıkları deneysel çalışmalar neticesinde tamamen yeni ve özgün sanat formları doğarken, bir çok sanat hareketi de dijital teknolojilerle birlikte gelişerek melez sanat biçimlerini oluşturmuşlardır. Bu tez çalışmasının birinci bölümünde, günümüz sanat anlayışını kavrayabilmek adına, çağdaş sanat ve çağdaş sanat hareketlerinin gelişimine yardımcı olan deneysellik hakkında bilgiler verilmiştir. Daha sonra çağdaş sanatın en önemli formlarından biri olan kavramsal sanat ve sanatta kavramsallığın getirdiği yenilikler doğrultusunda sanatın değişen anlamından bahsedilmiştir. Yine bu çalışmanın temel konularından biri olan dijital sanat ayrı bir başlık altında anlatılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, çağdaş sanat formlarından; performans sanatı, fotoğraf, video sanatı, interaktif sanat bağlamında animasyon kullanımı ve birbirleri ile etkileşimleri incelenmiştir. Daha sonra bir uygulama ile çalışma sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dijital Sanat, Çağdaş Sanat, Kavramsal Sanat, Performans Sanatı, Fotoğraf, İnteraktif Sanat, Video Sanatı, Animasyon
3B animasyon üretiminde kullanılan teknolojilerden GPU render teknolojisinin incelenmesi ve örnek bir uygulama çalışması
Üç boyutlu animasyon yapımında projenin final aşaması olan render (sıvama) işlemi, bilgisayar donanımlarına bağlı olarak zaman alan bir süreçtir. Kullanıcı projeleri ve sektördeki ticari projeler için render süreleri çalışma esnasında çıkan sorunlarla birlikte tasarımcılar için daha büyük bir engel halini almıştır. Gelişen bilgisayar teknolojileri, donanım kısmında GPU birimlerini geliştirmiştir. Yazılım kısmında ise GPU birimlerini kullanan render motorlarında gelişmeler olmuştur. Bu gelişmeler CPU temelli render işlemlerine bir alternatif yöntem olarak GPU temelli render teknolojisini ortaya çıkartmıştır. GPU temelli render motorlarının CPU temelli render motorlarından daha hızlı işlem yapabiliyor olması kullanıcılar için avantaj sağlamaktadır. Bu tez çalışmasında iki render teknolojisi bir uygulama ile test edilerek kullanıcıların render işlemlerinin zamanından bir tasarruf sağlamayı ve ekonomik masraflarını azaltmaya yönelik bir çözüm sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Üç Boyutlu Animasyon, Render, GPU, CPU
Sosyo-kültürel etkenlerin tasarım ve tasarımcı üzerine etkileri
Yaşamımızın önemli bir parçası haline gelen tasarım, gün geçtikçe toplumda daha da önemli bir konuma ulaşmaktadır. Günümüzde yalnızca bireyin ifadesi ile sınırlı kalmayıp aynı zamanda toplumların birer kültürel kimliği haline gelmiştir. Bu nedenle kültürü doğru algılayıp, izleyiciye doğru aktaramayan tasarımın başarılı olamayacağı aşikardır. Bu çalışmanın amacı; tasarımı ortaya çıkaran bireyin, tasarımı oluşturma aşamasındaki sosyo-kültürel etmenlerin etkilerini ortaya koymaktır. Bireyin doğumundan itibaren başlayan süreç; yaşamını idame ettirdiği toplumla, toplumun kültürel özellikleriyle harmanlanarak şekil almaktadır. Beşeri faktörlerin etkisi ile ortaya çıkan tasarım anlayışı, bireyden bireye farklılık gösterdiği gibi toplumlar arasındaki farklılıkları da göz önüne sermektedir.Bireyin ve toplumun tasarım anlayışındaki bu farklılık sosyo-kültürel etkenlerin bir yansımasıdır. Bu yüzden tasarımın dilini, ruhunu, derinliğini anlamak için bireyin ve toplumun sosyo-kültürel değerlerini göz önünde bulundurmanın son derece önemli olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Tasarım, Sosyo-kültür, Bireysel Özellikler, Toplumsal Özellikler, Kültürel Kimlik
Hatti ve Hitit sanatında kullanılan sembol ve mühürlerin seramik sanatında estetik bir unsur olarak kullanımının araştırılması
Anadolu Eski Taş Çağı'ndan itibaren birçok uygarlığı bünyesinde barındırmış zengin kültür yapısına sahip köklü topraklardır. Anadolu topraklarında her Uygarlık kendinden bir iz bırakmıştır. Hitit Devleti Anadolu'daki büyük bir uygarlığın temsilcisi olarak uzun yıllar boyunca varlıklarını sürdürmüştür. Büyük bir Krallık haline gelen Hititler, hakimiyetleri altına aldıkları devletlerin kültürünü, dilini, dinini, sanat anlayışlarını benimseyip kendi kültürlerine katmışlardır. Hatti Uygarlığının her alanından etkilenmiş ve bağdaşarak bir bütünlük oluşturmuşlardır. Hititlerin sanata büyük önem ve değer vermeleri, el sanatlarında oldukça ilerlemiş bir uygarlık olmalarını sağlamıştır. Hitit sanatında heykellerin kutsal varlık olarak görülmesi heykel sanatına büyük anlam ve önem katmıştır. Heykellerinde çoğunlukla tanrı ve tanrıça heykellerinin yanı sıra aslan, geyik, boğa gibi kutsal hayvanlara da yer vermişlerdir. Bu heykeller pişmiş toprak, altın, gümüş, bronz, fildişi ve kuvars gibi malzemelerden yapılmıştır. Hitit Uygarlığı denildiğinde akla ilk gelen 'Hitit Güneşi' sembolüdür fakat bu sembol Hatti kültüründen gelmektedir. Dinsel törenlerde alem ve sancak olarak elde taşınan Güneş Kursu sembolü, kral mezarlarında bulunan mezar kültüdür. Heykel sanatı dışında, mimarisi, kabartma sanatı, mühür sanatı da Hititlerin el becerilerinde ne kadar başarılı olduklarının birer kanıtıdır. Çeşitli şekillerde oluşturulan Hitit mühürleri ticaret için büyük önem taşımış ve imza amacı ile kullanılmıştır. Yapılan arkeolojik kazılarda oldukça farklı ve çeşitli mühürler ortaya çıkarılmıştır. Hititlerin sade ve şık sanat eserleri geçmişten günümüze kadar bir çok sanatçıya ilham kaynağı olmuş ve bu yönde Hitit sanatının sembol ve mühürlerini ele alarak estetik kaygılar içinde eserlerine aktarmışlardır. Bu yönde Hatti-Hitit Uygarlıklarının kültürü, sembolleri, sanatı, dili ve dini araştırılmış, toplanan veriler doğrultusunda oluşturulan tasarımlar, estetik kaygılar göz önünde bulundurularak seramik üzerine aktarılmıştır. Bu araştırmada nitel yöntemlerden, gözlem, görüşme ve genel tarama modelleri ile literatür taramadan yararlanılmıştır. İki bölümden oluşan bu araştırmada, birinci bölümde ''Hatti ve Hitit Uygarlıkları'' konusuna, ikinci bölümde ise ''Günümüz Seramik Sanatında Hitit Etkileri ve Seramik Eserlerinde Hitit İzlerini Taşıyan Türk Sanatçılar ve Tez Uygulama Örnekleri'' konuları ele alınmıştır. Bu araştırma sonucunda yapılan seramik sanatında Hitit mühür ve sembollerinin uygulama örneklerinin rol model olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Hitit Sanatı, Hitit Güneşi, Mühür, Türk Seramik Sanatçıları, Seramik
Japon canlandırma sanatı animelerde insan- doğa ilişkisi: Rüzgarlı Vadi ve Pom Poko örneği
Kültürel referansı, Japon toplumu, inanışı, felsefesi ve yaşayış şekli olan Anime, kendine özgü anlatı biçimi, karakterleri ve canlandırma tekniği ile günümüzde kendi başına büyük bir endüstri haline gelmiş bir sanat dalıdır. Kendinden önceki kültür geleneklerinin üzerine inşa olan Anime, her ne kadar Japon kültürü gelenekleri ve yaşayış şekli üzerine kurulmuş olsa da işlediği konular açısından evrenseldir. Bu evrensel anlatı şekli, kimi zaman izleyiciyi eğlendirirken kimi zaman da işlediği konular açısından güncel meselelere yönelip izleyiciyi bilinçlendirerek harekete geçirir. Günümüzün en güncel problemlerinden birisi de çevre sorunlarıdır. Artan sanayileşme, üretim-tüketim ilişkisi ve kentleşme doğanın kendini yenileme kapasitesinin üzerinde kullanılması ile ciddi anlamda küresel çevre sorunlarını ortaya çıkarmıştır. İnsanlığın doğa ile birlikte uyum içinde yaşaması, ihtiyaçları oranında yararlanması yerine doğayı kirletmesi büyük çaplı toplumsal sıkıntılar ortaya çıkarmıştır. Problemlerin bu denli ciddi olması animelerin de ele aldığı bir konu olmuştur. Tezin 1. Bölümünde Canlandırma sanatı tarihine ve günümüze kadar ki sürecine yer verilmiş, 2. Bölümünde Japon Tarih ve Kültürü üzerinde durulmuş, 3. Bölümünde Manga ve Animeler tarihçesi ve gelişim süreci aktarılmıştır. 4. Bölümde İnsan-Doğa ilişkisi ve animelerde insan-doğa konularına yer verilmiştir. 5. Bölümde ise Japon canlandırma sanatının seçkin örneklerinden olan Rüzgarlı Vadi ve Pompoko animeleri incelenerek İnsan- Doğa arasındaki ilişki ele alınmıştır. Ayrıca yapılan çevre temalı bir animasyon çalışması örneği sunularak tez sonuçlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Japon Canlandırma Sanatı, Anime, Manga Animelerde İnsan ve Doğa
Ordu Ünye ve Uzunisa bölgesi killerinin karakterizasyonu ve çamur bünyesinde kullanımının araştırılması
Türkiye'nin birçok bölgesinde seramik bünyelerde kullanılan alternatif hammadde kaynakları bulunmaktadır. Pişirim sonrası elde edilen yüzeyde istenilen renk ve dokuları oluşturan yaş, yarı yaş ve kuru şekillendirme yöntemleri ile şekillendirilebilen pek çok hammadde bulunmaktadır. Farklı kimyasal, fiziksel, mineralojik yapı ve özelliklere sahip olan bu hammaddeler pek çok endüstriyel ve sanatsal seramiğin elde edilmesinde kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Ordu ilinin Uzunisa ve Ünye bölgesinde bulunan kil ocaklarından temin edilen hammaddelerin, seramik çamuru reçetelerinde değerlendirilmesi ve farklı şekillendirme yöntemlerine uygunluğunun belirlenmesidir. Öncelikle kil numunelerine pişme rengi, boyutça küçülme, su emme ve elektrolit deneyleri yapılmıştır. Hazırlanan numuneler 900, 1000, 1060 ve 1100 oC 'de pişirilmiştir. Pişme derecesi arttıkça renk beyazdan kırmızıya doğru değişim göstermiştir. Numunelerin mineralojik, fiziksel ve kimyasal özellikleri incelendikten sonra 900 oC pişirim sıcaklığı olarak belirlenmiştir. Daha sonra üleksit, alkali firit, sülyen ve döküm kili kullanılarak seramik çamuru için reçete çalışmaları yapılmıştır. Çamur numuneleri mukavemet, su emme ve pişme rengi değerlerinin belirlenmesi için şekillendirilerek 900 oC'de pişirilmiştir. Numunelerin kimyasal analizi x-ışını floresansı (XRF) ile L*a*b* renk ölçümü spektrofotometre ile gerçekleştirilmiştir. Ordu bölgesi killeri kullanılarak hazırlanan seramik çamurları ayrıca yaş pres, çamur torna ve döküm yöntemleri kullanılarak şekillendirilmiş ve bünyelere uygun olan şekillendirme yöntemleri belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ordu Ünye Kili, Uzunisa Kili, Şekillendirme Yöntemi, Seramik Bünye
Anadoludaki kilim dokumacılığında kullanılan motiflerin seramik sanatında rölyef ve sıraltı fırça dekoru olarak uygulanması ile yeniden yorumlanması
Yeryüzünde farklı bölgelerde, farklı kültürlerde "Kilim", insanoğlunun temel ihtiyaçlarını giderme isteği ile ortaya çıktığı bilinmektedir. Kilim dokumalarında görülen motifler, duygu, düşünce ve yaşantıları anlatır. Kilim sanatı, toplumsal yapının geçmişle bağlantı sağlamasında büyük önem taşımaktadır. Kullanılan motifler, yörelere göre farklılık göstermekte ve farklı adlarla bilinmektedir. Günümüzde kullanım alanı gittikçe kısıtlı hale gelen kilim zanaatının ve kilimlerde kullanılan motiflerin gelecek kuşaklara aktarılmasının önemi ortaya çıkmıştır. Günümüzde kilimlerin üretim teknikleri değişip gelişse de estetik bir unsur olarak kullanılmakta ve ilgi görmektedir. Kilimlerde kullanılan motifler günümüzde pek çok farklı alanda kullanılmaktadır. Bu alanlardan birisi de seramik sanatıdır. Diğer sanat dalları gibi "Seramik" sanatı da insanoğlunun ihtiyaçları doğrultusunda ortaya çıkmıştır. Günümüzde kullanılan iki ya da üç boyutlu seramik ürünler üzerinde rölyef ve kazıma gibi uygulama teknikleri yanında el dekoru, serigrafi ve transfer tekniğinde kilim motifleri kullanılmaktadır. Bu araştırmada geleneksel kilim motiflerinin dekoratif unsur olarak disiplinler arası görsel estetiğe katkısı araştırılmış, sonuçları ile uygulama örneklerinin paylaşılması amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: Dekoratif Seramikler, Duvar Panosu, Kilim, Seramik, Motif
Dörtlü sistemde alkali ve toprak alkali oksitlerin sır özelliklerine etkisinin araştırılması
Sır; çeşitli alkali metal ve toprak alkali metal oksitlerin bir araya gelmesiyle oluşan karışımların, ısısal tepkimeye girmesi sonucu uygulandıkları seramik bünye üzerinde eriyerek yüzeyleri kir, sıcaklık, nem vb. çevresel etkenlerden koruyan, özgün farklı dokular ve renkler oluşturabilen camsı bir tabakadır. Sır reçetelerinin içerisinde kompozisyonel bileşime bağlı olarak kolaylıkla eriyebilen alkali ve toprak alkali metal oksitler, bu özellikleri sayesinde karışımdaki diğer bileşenleri de eritebilen temel oksitlerdir. Seramik bünyelerin yüzeylerini kaplayan sırların ve uygulandıkları bünyelerin pişirim sıcaklıkları kimyasal kompozisyondaki alkali ve toprak alkali metal oksitler oranlarına göre farklılık göstermektedir. Bu çalışmanın amacı sır reçetelerinin temel bir bileşeni olan alkali ve toprak alkali oksitlerin, dörtlü sistemde sır özelliklerine olan etkilerinin araştırılmasıdır. Bu doğrultuda alkali firit, potasyum nitrat (KNO3), kalsit (CaCO3), kolemanit (2CaO.3B2O3.16H2O), kuvars (SiO2), sodyum nitrat (NaNO3) ve magnezyum karbonat (MgCO3) kullanılarak dört farklı sır sistemi geliştirilmiş ve A, B, C, D şeklinde kodlanmıştır. Bu sistemlerden hazırlanan sırlar beyaz seramik çamurundan üretilen bisküvi plakalar üzerine akıtma yöntemiyle sırlanmış ve 1000oC' de laboratuvar tipi fırında pişirilmiştir. Yüzey görünümlerine göre incelenen sırlardan seçilenler, ağırlıkça % 0.05 kobalt oksit (CoO) ile renklendirilmiş ve tabak formu üzerinde uygulanmıştır. Nihai ürünler ve geliştirilen sırlar, bünye ile olan etkileşimlerine göre incelenerek alkali ve toprak alkali oksitlerin dörtlü sır sistemine olan etkileri belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Alkali oksit, toprak alkali oksit, dörtlü sır sistemi
Savaşın en sevimli çocukları: 2. Dünya Savaşı ve Walt Disney
Çizgi filmler 2. Dünya Savaşı çağında Müttefik Devletleri kısmında yer alan Amerika Birleşik Devletleri tarafından, Mihver Devletlerine karşı propaganda amaçlı kullanılmıştır. ABD'nin en popüler şirketi olan Walt Disney, sayısız üretkenliği ile birçok propaganda çalışması yaparak savaşa oldukça katkı sağlamıştır. Özellikle bu üretimler Amerika Birleşik Devletleri, Nazi Almanya'sı, İtalya ve Japonya İmparatorluğu'na karşı oluşturulan filmler ve diğer tasarımlar ile savaşta kamuoyunun desteğini almaya çalışmıştır. 2. Dünya savaşında tarihin en büyük propaganda savaşına tanıklık edilmesinin yanı sıra gerek Mihver Devletleri gerekse Müttefik Devletleri, tüm kitle iletişim araçlarını propaganda faaliyetleri adına seferber etmiştir. Disney'in savaş öncesi eğlence amacıyla ürettiği çizgi filmler savaş itibariyle bir propaganda aracına dönüştürülmüştür. Nitekim Disney'in tasarlamış olduğu Donald Duck, Goofy, Pluto ve Mickey Mouse gibi sevimli karakterler, kitle iletişim araçları ile halka seslenmiş ve halkın aynası haline gelmiştir. ABD'nin en popüler şirketi olan Walt Disney, girdiği bu savaş çabasıyla çeşitli propaganda malzemeleri üreterek, ülkesine destek olmaya çalışmıştır. Beklenmedik bir şekilde, Disney'in kahramanları, 2. Dünya Savaşı sürecinde toplum üzerinde farkındalık ve etki uyandıracak malzemeler kullanarak, savaşa katkı sağlamıştır. Zira o günler düşünüldüğünde, Walt Disney'in bu sevimli kahramanlarının, toplum üzerinde son derece masum ve sempatik bir etki bıraktığını söylemek mümkündür. Bu noktadan hareketle, izleyiciyi güldüren, düşündüren, eğlendiren ve mutlu eden tüm bu sevgi dolu fantastik figürlerin, bir anda adına "savaş" denen ve bilinçaltında olumsuzluklar, yokluk ve ölüm gibi imgeleri oluşturan bir mecrada kullanılmış olması son derece ilginçtir. Bu bağlamda, çalışma kapsamında göstergebilim anlayışı ile Walt Disney'in 2. Dünya Savaşı sürecinde propaganda amaçlı ürettiği çizgi film ve diğer görsel unsurların neler olduğunu ortaya çıkarmak ve içeriğine hâkim olmak son derece önemlidir. Dolayısıyla Walt Disney'in yarattığı bu karakterler ve savaş dönemindeki kritik anların sempatik bir şekilde canlandırılmasıyla insanlığa yaşamın bir görüntüsünü hatırlatmaktadır. Anahtar Kelimeler: 2. Dünya Savaşı, Walt Disney, Çizgi film, Propaganda, Göstergebilim
6-8 yaş çocuklarda genel kültür eğitimi bağlamında oyun tasarımı
Oyun, çocuğun deneyimleyerek, kendi kendine ve yaşıtlarıyla birlikte uyum içerisinde öğrenmesini sağlayan, eğlenme amacı olan, kuralları belirlenmiş ya da kendiliğinden gelişen, tüm duyguları içinde barındıran davranışlardan oluşan bir etkinliktir. Hatta oyun, çocuğun yaşamında kullanabileceği bilgi ve becerileri eğlenerek öğrenebileceği bir alandır. Oyun çocuk için eğlenceli bir etkinlik olduğundan, onun ruhsal doyuma ulaşmasına katkı sağladığı gibi iletişim becerilerini kullanarak da özgüvenli olma, yardımlaşma ve dayanışma gibi değerleri öğrenmesine de yardımcı olur. Oyun çocuğun hayal gücünü, yaratıcılığını geliştirir, insan ilişkilerini, yardımlaşma etkileşimini arttırır. Kısacası oyun, çocuğun kendisini en iyi biçimde ifade edebildiği eğitim yöntemlerinden biridir denilebilir. Bu araştırmada Türk bilim insanları ele alınmaktadır. Türk bilim insanlarının ele alınmasının sebebi ise; çocukların bilim insanlarımıza dair çok fazla bilgiyi bilmiyor hatta onları tanımıyor olmalarıdır. Yapılan araştırmalar ve gözlemler sonucunda çocuklar yazılı ve sosyal mecralarda öğrenmiş oldukları bilgilere göre Einstein, Pisagor, Newton gibi yabancı bilim insanları hakkında daha fazla bilgiye sahiptirler. Ancak aynı mecralarda İbni Sina, Harezmi, Ali Kuşçu gibi Türk bilim insanlarını anlatan, onların hayatlarına yer veren bilgilere çok fazla rastlanmamaktadır. Bu durum da Türk bilim insanlarımızın geri plana atılmış olması ve dolayısıyla Türk bilim insanlarının çocuklar arasında tanınırlılıklarının az olması sorununu doğurmaktadır. Bilim ve teknoloji tarihi öğretiminde de yine aynı şekilde yabancı bilim insanları tanıtılıp, onlar rol model olarak gösterilmektedir. Tarihi kaynaklar incelendiğinde bilim ve teknolojinin temellerini Türk bilim insanlarının atmış olduklarını görmekteyiz. Ancak Türklerin bilim ve teknoloji mirasına katkıları konusunda yeterli bilgiler bulunmamaktadır. Bu sebeple Türk bilim insanlarının çocuklara tanıtılması ve gelecek kuşaklara aktarılması için zemin hazırlanılması gerekmektedir. Bunların sağlanması için de yapılan literatür taramaları, incelenen makale, dergi, kitap, internet bilgileri bir araya getirilerek, sınırlanan yaş aralığının hangi tür oyunları tercih ettiği araştırılarak günümüzün en önemli eğitim materyallerinden biri olan oyun tasarımı ortaya çıkarılmıştır. Bu sayede Türk bilim insanlarının çocuklar arasında tanınırlılığı artacak ve çocuklar konu ile ilgili bilgi sahibi olabileceklerdir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Eğitim Materyali, Oyun Tasarımı, Çocuk Oyunları
Metafor kavramının çağdaş seramik sanatında yorumlanması
Metafor tanımı gereği spekülatif ve kişisel bir kavramdır. Bu durum metafor kavramının tanımını sübjektif bir hale getirmektedir. Metafor kavramı tanım olarak her ne kadar sübjektif olsa da ortak kanaat ve yalın bir düşünce biçimi ile yeterince açıklanamaz. Mecazi bir düşünce yapısı bu kavramı daha anlaşılır bir hale getirmektedir. Etkili bir metaforik anlatım, kişisel düşünceden ziyade, kültürel farklılıklara rağmen toplumun her kesiminde anlaşılabilir ortak bir düşünce yapısı oluşturmasını sağlamaktadır. Metaforun tanımı yapılırken genellikle "Sözel" (Dilbilimsel) ve "Görsel" olmak üzere iki tür üzerinden değerlendirme yapılmaktadır. Sözel ve görsel metaforlar arasındaki farklılıkların en temelini, bu iki modun kendi alanlarında nasıl kullanıldığı ve anlaşılır bir şekilde nasıl ifade edildiği oluşturmaktadır. Bu farklılıklara rağmen her iki metafor türü birbiriyle ilişki içerisinde bulunmaktadır. Bu yönüyle metafor, hem plastik hem de görsel sanatlarda sözel ve görsel anlatım dili ile yakın bir ilişki içerisindedir. Çünkü günümüz sanat anlayışında disiplinler ve malzemeler arasında sınırlar kalkmış, birçok sanatçı sanatsal üretimlerini sanatın tüm alanlarından yararlanarak ortaya koyar hale gelmiştir. Seramik sanatında en çok baş vurulan görsel metaforlar mecazi düşüncelerinin anlamlandırılması, kavramların ve imgelerin semboller/göstergeler aracılığıyla aktarılması olarak tanımlanmaktadır. Özellikle çağdaş seramik sanatında ironi, benzetme, alegori, metonimi gibi kavramların yer aldığı mecazi anlatım dillerinin en etkilisi olarak kabul edilen metafor, sanatçıların yaratım aşamalarında sıklıkla başvurdukları bir kavram olmuştur. Bu çalışmanın ilk bölümünde metafor kavramının farklı düşünürlerin fikirleri doğrultusu tanımları, oluşum süreçleri, işlevleri, türleri ve plastik sanat alanındaki yansımaları incelenmiştir. Tezin ikinci bölümünde ise geçmişten günümüze sanat tarihi kapsamında seramik eserlerde ne tür imgelerin ve göstergelerin kullanıldığı incelenmiş, ayrıca bu öğelerle sanatçıların yaratıcılık bağlamında kurdukları ilişkiler ve verdikleri metaforik mesajlar araştırılmıştır. Üçüncü bölümde ise "Mobbing" kavramından yola çıkışarak yapılan kişisel uygulamalara yer verilmiştir.
Geleneksel çini motiflerinin seramik yüzeylere uygulanması
Bu araştırma; Anadolu ve Osmanlı Dönemi seramik çini sanatı motiflerinde önemli bir yere sahip olan karanfil motifinin, seramik nihale yüzeyinde uygulamalarını ve plastik açıdan analizlerini içermektedir. Seramik süsleme sanatı içerisinde önemli bir yere sahip olan çiniler, günlük kullanım eşyalarında, zengin motifleriyle sıkça karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde çinilerin özgün tasarımlarla farklı alan ve formlarda uygulama arayışları sürmekte, geleneksel çini motiflerinden ilham alınmaya devam edilmektedir. Tarama modeli ile desteklenen bu araştırmada, Anadolu ve Osmanlı Dönemi çini seramikleri incelenmiş, edinilen bilgiler doğrultusunda on bir adet nihale üzerine geleneksel motiflerden yola çıkılarak, çağdaş bir anlayışla karanfil motifi kompozisyonları uygulanmış ve çalışma bu motiflerin plastik analizleri ile sınırlandırılmıştır. Bu araştırma, geleneksel çini motifi olan karanfil deseninin farklı bir formda uygulanabilirliğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Seramik, çini, çini tasarım, geleneksel çini sanatı.
Türkiye'de ulusal ölçekte yayın yapan televizyon kanallarında 2000-2017 yılları arasında yayınlanan yerli dizilerin türlerinin incelenmesi ve bu türler içinde bilim kurgu türünün yer almayışının sosyo-kültürel nedenleri
Bu çalışmada, Türkiye'de dizi sektöründe 2000-2017 yılları arası dönemi kapsayan dizi türleri incelenmiştir. Bu bağlamda çalışmanın birinci bölümünde televizyon dizisi tanımı, uluslararası ölçekte kabul gören dizi kategorileri, bilim kurgu türünün tanımı ve alt türleri ele alınmıştır. İkinci bölümde öncelikle tarihsel süreçte Türkiye'de televizyon yayıncılığı kapsamında TRT'de ilk yayınlanan yerli diziler, bu dizilerin seyirci ile olan ilişkisi, TRT'de yayınlanan "Kavanozdaki Adam" isimli ilk yerli bilim kurgu dizisi ve Türkiye'de özel televizyon yayıncılığının gelişimi irdelenmiştir. Tez sorunsalını içeren üçüncü bölümde ise 2000-2017 yılları arasında Türkiye'de ulusal ölçekte yayın yapan televizyon kanallarında yayınlanan/ üretilen yerli dizilerde bilim kurgu türünün yer almayışının sosyo-kültürel nedenleri, kültür kavramı ve kültürün alt türleri üzerinden araştırılmıştır. Bu inceleme sonucunda ulaşılan verilerden, belirtilen yıllarda Türkiye'de ulusal ölçekte yayın yapan televizyon kanallarındaki dizi türleri arasında bilim kurgu türünün yer almadığı görülmüştür. Buna göre; 2000-2017 yılları arasında Türkiye'de ulusal ölçekte yayın yapan televizyon kanalları için bilim kurgu türünde dizilerin üretilmemesi; toplumsal yapının ve kültürün televizyon program içeriklerine olan etkisi, yapım şirketlerinin ve tv kanallarının dizi üretimini etkileyen ekonomik faktörler, dizilerin hedef kitlesini oluşturan seyircilerin sosyo-kültürel ve ekonomik tercihleri gibi etkenler ile ilişkilidir.
Soyut resimlerdede renk etkilerinin incelenmesi
Soyut resim, sanatçının sanatında dış dünyanın kendisine dayattığı kuralları ve maddeselliği aşma, kendi iç dünyasına ulaşıp duygu ve düşüncelerini özgürce haykırabilme arayışının sonucu olarak ortaya çıkmış bir sanat akımıdır. Sanatçı, soyut resimde kendisini ifade etmek için birçok resim ögesine başvurmuştur. Başvurduğu ögeler arasında en önemlilerinden biri olan ve çoğu zaman da formun kısıtlamalarından kurtararak kullandığı renk ögesi olmuştur. Düşünce biçimlerinin değişmesi ve özgürleşmesi ile sanat, alışılagelmiş kuralların dışına çıkarak, duygu ve düşünceleri de bünyesine dahil etmiştir. Böylelikle "Soyut Resim" akımının ilk adımları atılmış, sanatçı biçimden kurtulmuş ve renklerin özgür, duygu yüklü dünyasına kendisini bırakmıştır. Renklerin kendisini etkilediği şekilde izleyicisini de etkilemesi arayışına giren sanatçı, rengi zaman zaman biçimden bağımsız, zaman zaman ise biçim ile anlamını pekiştirerek kullanmıştır. Bu çalışmada soyut resimlerde renk kullanımı üzerinde durulmuş, soyut resmin önde gelen yabancı ve yerli sanatçılarının bazı eserleri incelenerek anlatımda renk öğesinden nasıl yararlandıkları ve ne tür etkiler oluşturdukları ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sanat, Soyut Resim, Renk, Işık.
Dede Korkut hikayelerindeki kapak tasarımlarının Türk kültürü unsurları açısından incelenmesi
Resim, çağlar boyunca, yazıdan önce ve sonra insan iletişiminde etkili bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır. Yazım dünyasındaki eserlerin sunumunda görsellik ön plandaki yerini her zaman korumuştur. Bu nedenle, yazı alanının türevlerinden olan kitaplarda, kapak resmi olgusunun önemi ortaya çıkmaktadır. Türk kültürünün ve edebiyatının yapı taşlarından olan 'Dede Korkut' adlı eserin, günümüzde sayısız örnekleri mevcuttur. Günümüzde kültür aktarımında yalnızca yazının değil, görselin de büyük önem taşıdığı şüphesizdir. Çalışmanın amacı "Dede Korkut Hikâyeleri" temel alınarak yayınlanan eserlerin kapak tasarımlarının Türk kültürü ve geleneğiyle bağlantısının araştırılıp incelenmesidir. Çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Yirmi beş farklı kitap kapağı tasarımı incelenmiş ve elde edilen veriler doğrultusunda yedi farklı tema oluşturulmuştur. En çok kullanılan temanın, savaş teması olduğu görülmüştür. Bunun dışında kopuz enstrümanı ve at figürleri kapak tasarımında öne çıkmaktadır. Elde edilen verilere göre mücadele konulu hikâyelerin kapak tasarımlarında savaş temasının öne çıktığı, Dede Korkut tasviri konusunda ise ortak bir fikrin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Dijital illustrasyonda ışık, renk ve anlam ilişkisi
Aktarılmak istenen bilgi, mesaj ya da konunun görsel sanatlarla iletilmesine illüstrasyon denir. Taş plaklara ve mağara duvarlarına yapılarak başlayan illüstrasyon tarihi, M.Ö. 1300 yıllarında kağıtla buluştuktan sonra farklı çeşitlerde ve farklı teknikler kullanılarak varlığını günümüze kadar sürdürmüştür. Bilgisayarların üretilmesi ve gelişmesiyle birlikte dijital illüstrasyon tekniği, yeni bir illüstrasyon çeşidi olarak ortaya çıkmıştır. Dijital illüstrasyon sağladığı kolaylıklar ve kısa yollar ile üretimin hızını arttırarak baskı hızı ve görsel yenilikler sağladığı için, günümüzde yaygınlaşarak bir hayli önem kazanmıştır. Görsel sanatlarda sanatçıların yaratıcılığı, yeteneği ve teknik detaylar çok önemlidir. Bununla birlikte renkler ve ışığın kullanımının da kişilerin algısı üzerinde etkili olduğunu gösteren çok fazla yayınlanmış çalışma mevcuttur. Işık ve renk kavramı nesneleri algılamamızı, derinliği hissedebilmemizi, hayatı en güzel haliyle görebilmemizi sağlayan bir araç olarak nitelendirilmektedir. Renklerin insan duyguları üzerinde kişisel ve genellenebilir olarak sınıflandırılan bazı etkileri olduğu ifade edilmektedir. Resim sanatı, grafik tasarım, sinematografi gibi alanlarda renk ve ışığın, farklı kullanım çeşitliliğinin insanların algısını farklı etkilediğine dair birçok örnek çalışma yapılmıştır. Işık ve rengin illüstrasyonda insan psikolojisindeki bazı genel anlamlarına göre kullanılması, mesajın daha iyi iletilmesine yardımcı olmuştur. Bu yöntem insan psikolojisine ve insanın algılama biçimine göre kullanılarak verilecek olan mesajın anlatım gücünü arttırmaktadır. Diğer sanat dallarında örneğin; sinematografide 'Color Correction' uygulamaları sıklıkla ışık ve renklendirme işlemlerinde kullanılırken dijital illüstrasyon alanında ışığın ve rengin (Genel Filtreleme, Color Correction, Genel Işıklar ve Suni Kontur Işıkları) kullanımına dair yapılan çalışma sayısı sınırlıdır. Bu çalışmanın amacı görsel sanatlar alanında ışık ve rengin kullanımının, anlam üzerine olan etkilerini belirlemek, bu verilerin gelecekte yapılacak dijital illüstrasyon alanında ışık, renk ve anlam ilişkisini tartışabilmek, çözüm üretebilmek ve alana katkı sağlamaktır.
Endüstriyel seramik kalıplama ve üretim yöntemleri ile sanatsal yorumlamalar
Gelişen teknoloji ile birlikte seramik endüstrisindeki üretim standartlarındaki ve miktarlarındaki artan talepleri karşılamak adına kullanılan üretim yöntemleri sürekli gelişmektedir. Endüstriyel seramik kuruluşlarında amaç, üretimi kolaylaştırarak seri olarak üretim miktarını artırmaktır. Bu sebeple seramik ürünlerin üretim süreçlerinde kullanılan kalıplama yöntemleri, sürekli olarak gelişme göstermektedir. 19. yüzyılın sonlarında sanayileşme, şehirleşmenin hızlanması modernizmin doğuşuna zemin hazırlamıştır. Bu durum teknolojinin sınırsız bir şekilde kullanılması inancını ortaya çıkartmış ve böylece Bauhaus sanat akımı ortaya çıkmıştır. Bauhaus, sanat ve zanaatın bir araya getirmesini amaçlamıştır. Modernist dönem ile seramik malzemeyle oluşturulan farklı bağlar yeni yaklaşımlara yol açmıştır. Postmodern dönem ile sınırların kalkarak her türlü üretim yönteminin kullanılması ile birlikte farklı üslüp ve malzeme kullanımları ortaya çıkmıştır. Günümüz seramik sanatında, sanatçıların farklı uslüp ve anlatım dillerine katkı sağlaması amacı ile kullandıkları birçok tekniğin yanı sıra, kalıplama ve kalıpla üretim yöntemleri de sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Endüstriyel üretim yöntemlerinin sanatsal üretim sürecinde sanatçıya zaman ve üretim kolaylığı sağlamasının yanında, sanatsal bir söylem ve araç olarak da farklı olanaklar sunmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde endüstriyel seramik kalıplama ve üretim yöntemlerine ayrıntılı bir şekilde yer verilmiştir. Tezin ikinci bölümünde ise seramik kalıplama yöntemlerini üretim süreçlerinde kullanan seramik sanatçıları ve yapmış oldukları çalışmalar araştırılmıştır. Üçüncü bölümde ise endüstriyel seramik kalıplama yöntemleri kullanılarak yapılan kişisel uygulamalar yer almaktadır.
CuO içeren sırlarda firit bileşiminin renk üzerindeki etkisinin araştırılması
Çini; belirlenen bir reçete dahilinde oluşturulan ve birleştirilen hammaddelerin şekillendirilerek belirli sıcaklıkta fırınlanmasıyla meydana gelen bünyenin sırlanıp pişirilmesi sonucunda elde edilen sanatsal seramik ürüne verilen addır. Seramik ürünlerde kolay temizlenebilme, hijyen sağlama, mukavemet, kalite ve estetik yönden destekleme amacıyla uygulanan, fırınlama esnasında bünyenin yüzeyini kaplayan camsı tabakaya sır denmektedir. Çini sırları genel olarak firit esaslı olarak üretilir. Firit seramik hammaddelerin belirli oranlarda tartılarak harmanlandıktan sonra eritilerek hızlı bir şekilde soğutulması sonucu üretilen cam yapılı yarı mamuldür. Seramik ürünler çeşitli yöntemlerle sırlanabilmekte ve metal oksitlerle renklendirilebilmektedir. Bakır oksit ilaveli oksitleyici atmosferde uygulanan alkalili bir sırda mavi ve tonları, kurşunlu bir sırda yeşilin her tonunu elde etmek mümkündür. Bu tez çalışmasında amaç, CuO'in firit bileşiminde bulunan kurşun, bor veya alkaliye bağlı olarak firit esaslı çini sırındaki renk etkisinin araştırılmasıdır. Bu amaçla farklı ticari firitlerden geliştirilen çini sırları kullanılmıştır. Ayrıca bor oksit esaslı bir firit reçetesi laboratuvar şartlarında üretilerek reçete çalışmalarında denenmiştir. Geliştirilen firit esaslı kurşunlu, alkalili ve borlu sırlar çini bünyelere uygulanarak 920 oC de pişirilmiştir. Firit bileşimine bağlı olarak CuO' in sır içinde farklı renkler sergilediği tespit edilmiştir. Bakır oksit ilavesi alkalili ve borlu sırlarda mavi ve tonlarını, kurşunlu sırlarda ise yeşil ve tonlarını oluşturmuştur. Nihai sırların karakterizasyonu için L*a*b* renk analizi ve XRD (x-ışını difraktometresi) analizi yapılmıştır. Daha sonra, yüzey özellikleri açısından başarılı bulunan sırlar sanatsal çini duvar panolarında uygulanmıştır.
Çizgi roman ve yeni sunum biçimleri
Çizgi roman; dijital ya da geleneksel yöntemlerle elle çizilmiş, mantıklı bir bütünlük ve süreklilik oluşturacak biçimde art arda gelen, her karesinde bir öyküyü anlatan, bunu da genellikle yazı baloncukları ile destekleyen, basılı olarak kullanılıp çoğaltılan görsel bir anlatı tasarımıdır. Çizgi romanlarda anlatılar genelde resimler ile ifade edilir. Bu araştırmanın konusu, çizgi roman tasarımında alternatif gösteri uygulamalarının neler olabileceğine ilişkin bir derleme yapmaktadır. Araştırma kapsamında üç boyutlu ve kabartmalı baskıların yanı sıra çizgi romanlar, içerisinde barındırdıkları metinlerin seslendirilmesi ve dijital olarak hareket ettirilmesiyle yeni bir sunum biçimi oluşturulması hedeflenmiştir. Basılı olarak kolay ulaşılabilen çizgi romanların teknolojinin gelişmesiyle birlikte dijital olarak sunulması, sayfa üzerindeki anlatının dijital mecralardaki dizi ve film gibi şekilleriyle de beraber kullanılması anlatılmıştır. Çizgi roman, ABD'de olduğu gibi Türkiye'de de birçok film ve dizi için ilham olmuştur. Bunun sonucu olarak hem ABD'de hem de Türkiye'de birçok dizi ve film, çizgi roman uyarlaması olarak karşımıza çıkmaktadır. Çizgi romanlardan uyarlanan bu dizi ve filmler, çizgi roman üretimine ve satışına zarar vermediği gibi doğru orantılı olarak iyi yönde etkilemiştir. Araştırmada Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşunu anlatan "Diriliş Ertuğrul" adlı çizgi roman, kare kodları bağlanmış, yeniden tasarlanmış ve detaylandırılmıştır. Araştırmanın konusu doğrultusunda çizgi roman tasarımı teknoloji ile bir arada güncel tasarım anlayışına uyarlanarak gelecek kuşaklara hem ilham hem de yazılı ve görsel olarak hazırlanmış bilimsel bir kaynak olması hedeflenmiştir.
Erken dönem Türk mitolojisinde kanatlı hayvan motiflerinin araştırılması ile seramik form ve yüzeylerine uygulanması
Kanatlı hayvan figürleri Türk kültürü ve mitolojisinin önemli olgularındandır. Günümüzden 3000 yıl ve daha öncesinde de varlıkları kabul edilen Proto Türklerden günümüze Türklerin, siyasal, sosyal ve kültürel hayatlarında bu motiflerin büyük öneme sahip olduğu görülmektedir. Eski Türk oluşumlarında kanatlı hayvan karakterleri farklı nitelik ve sıfatlar ile dikkat çekmektedirler. Eski Türk topluluklarının sosyo-kültürel yaşamlarını konu edinen mitolojilerinde bu motifler sıklıkla yer almaktadır. Kanatlı hayvan figürlerine birçok tarihi yazılı ve görsel buluntularda rastlanmaktadır. Günümüzde Türk toplumu için önemini koruyan bu motiflerin sanatın birçok disiplininde kullanıldığı ve bu disiplinler içerisinde en çok seramik sanatında görülmesi dikkat çekmektedir. Seramik sanatında sır altı, sır üstü, rölyef tekniği gibi farlı uygulama teknikleri kullanılarak yapılan kanatlı hayvan motifleri mevcuttur. Bu tez üç bölümden oluşturulmuş; Birinci bölüm kavramsal çerçeve ve ilgili araştırmadan, ikinci bölüm bulgular ve yorum kısmından, üçüncü bölüm ise tezin araştırma modeli ve uygulama çalışmalarından oluşmaktadır. Bu araştırmada, Erken Dönem Türk Mitolojisinde Kanatlı Hayvan Motifleri'nin tarihçesi ile yapılış amaçları araştırılmış, sonuçları ile birlikte uygulama örneklerinin paylaşılması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Deneysel Uygulama, Eski Türk Kültürü Mitolojisi, Kanatlı Hayvan, Seramik Kanatlı Hayvan Örnekleri, Seramik, Tulpar.
18. yy. Kütahya çini motifleri'nin suluboya tekniği ile yorumlanması
Bu araştırma 18.yy. Kütahya çini form ve motiflerinin suluboya resim tekniği ile uygulamalarını ve plastik açıdan analizlerini içermektedir. Tarihsel süreç içinde Kütahya çini ve motiflerinin gelişimi ve 18.yy. Kütahya çinilerinin kullanım alanları incelenmiştir. Günümüze yaklaşıldıkça Kütahya çini formlarının hala kullanıldığı ve formlardaki yapılan değişikliklerle birlikte günümüzde de aynı ilgiyi gördüğü gözlenir. Kütahya çini motiflerinin kumaş baskısı, ebru sanatı, takı işlemeciliği sanatı, tezhip sanatı, resim sanatı birçok alanda kullanıldığı görülmektedir. Günümüzde form ve motiflerin üzerinde yapılan değişiklik arayışları hala devam etmektedir. Suluboya tekniği ile çini boyama tekniği arasındaki benzerlik dikkat çekicidir. Buradan yola çıkarak 18.yy. Kütahya çini form ve motifleri, on adet suluboya ile kâğıt üzerine ve beş adet çini boyası kullanılarak çini karo üzerine suluboya tekniği uygulanarak yorumlanmıştır. Bu araştırma çini motiflerinin ve formlarının suluboya tekniğine uygun olarak suluboya kâğıdı ve çini karo üzerine uygulanabilirliğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: 18.yy. Kütahya Çini Motifleri, Kütahya Çini Motifleri, Kütahya Çini Sanatı, Natürmort, Suluboya Resim Tekniği
Earthenware sırlarda endüstriyel hammadde (alçı,ni-co kompozit,uçucu kül, pirit külü) atık etkilerinin incelenmesi
Endüstriyel hammaddelerin kullanımı teknolojik gelişme ile birlikte giderek artmıştır. Maden kullanımının artmasıyla birlikte zenginleştirme sonrası oluşan atık miktarı da artmaktadır. Atıkların geri dönüştürülmesi, bazı endüstriler için üretim maliyetlerini ve çevre kirliliğini azaltabilir. Katı atık ve cüruf, son zamanlarda seramik sırlarda pigment üretmek için kullanılabilecek potansiyel bir ham madde olarak kabul edilmiştir. Bu çalışmada, endüstriyel hammadde (alçı, ni-ko kompozit, uçucu kül, pirit kül atığı) atıklarının farklı ağırlık oranlarında sırlara katılmasının etkisi araştırılmıştır. Atıkların kimyasal analizi x-ray floresans (xrf) ile yapılmıştır. Atık ve sırların fazlarını belirlemek için X-ışını kırınımı (xrd) kullanıldı. L, a ve b analizleri ile renk ölçümleri yapılmıştır.
Matrakçı Nasuh'un şehir minyatürlerinin incelenmesi ve uygulama örneği
16. yüzyılın Rönesans sanatçısı olarak nitelendirilen Matrakçı Nasuh (?-1564), Osmanlı Tasvir Sanatları içinde oluşturduğu özgün üslubu ile varlık göstermiş ve kendinden sonraki nakkaşlara da örnek teşkil etmiştir. Minyatürün Osmanlı tasvir sanatları içinde bir yazma eser sanatı olarak yer alması, resim-metin ilişkisi içinde değerlendirilebileceğini ortaya koymaktadır. Bu tez çalışmasında Matrakçı Nasuh'un, Menazilname ve Sinan Çavuş'un Tarih-i Feth-i Sikloş, Estargon ve İstol(n)i Belgrad (Süleymanname) eserlerinden seçilen yirmi şehir minyatürü, dönemin kompozisyon özellikleri ve tasarım ilkeleri göz önünde bulundurularak betimsel analizleri yapılmıştır. Şehir minyatürleri incelenirken, minyatür sanatına ait temel kavramlar, kullanılan teknikler, tasarım ve kompozisyon özellikleri belirlenmiş, bu bağlamda Türk minyatür sanatının gelişimi ve dönem özellikleri de örnek eserlerle açıklanmıştır. Osmanlı minyatür sanatında erken dönem ve klasik dönem özellikleri, dönemin üslup çerçevesi içinde tanımlanarak, bu döneme örnek olan nakkaşlardan ve eserlerinden de bahsedilmiştir. Matrakçı Nasuh'un hayatı ve eserleri ele alınarak döneminin dil, kültür ve inanç çeşitliliği vurgusu ile onun entelektüel kişiliğinde ve eserlerinde nasıl hayat bulduğu ve yansıdığı ortaya konmuştur. Uygulama örneği olarak Matrakçı Nasuh'un İznik kent minyatürü seçilmiştir. Günümüz İznik Ayasofya Camii mimarisinin, karşıdan ve kuşbakışı fotoğraf çekimi yapılarak, orijinal minyatüre Matrakçı Nasuh'un teknik ve kompozisyon özellikleri model alınarak, çini yüzeye aktarımı sağlanmıştır. Farklı disiplinlerde olan bu iki sanatın uygulanabilirliği ve elde edilen tespitler sonuç bölümünde değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çini, Minyatür, Osmanlı Devleti, Tasvir Sanatları, Topografya
Ahmet Fuat Gürel'in klasik çini motiflerinin sagar pişirimi ile yorumlanması
Bu araştırma; 14.yy. sonlarından günümüze kadar Türk sanatına eşsiz eser, örnek ve teknikler vererek önemli gelişimini kanıtlayan Kütahya çiniciliğinin günümüzde geldiği noktaya değinilmiştir. Bunun yanı sıra; sanatlarını icra ettikleri dönemde önemli işler yapmış ve sanata değer katan, değerli sanatçıların günümüzde adlarından, eserlerinden ve ülkemizde sanatı önemli yerlere taşıyan unutulmaya yüz tutmuş sanatçıların güncel tutulması ve sanat alanında ön planda olmaları sanatın geleceği için önemlidir. Bu araştırma da çini zanaatkâr ustası Ahmet Fuat Gürel'in klasik çini sanatını, günümüzde çoğu sanatçı tarafından kullanılan sagar pişirim tekniği ile sentezlenip, farklı bir bakış açısı ile geleneksel ve modern sanatın özgün yorumlarını tek bir bünyede toplamayı amaçlamıştır. Tez dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öncelikle seramik sanatının tanımı yapılmış daha sonrasında alternatif pişirim teknikleri ele alınıp sagar pişirim tekniğinin tarihsel süreci, yapım aşamaları, teknik bilgiler hakkında detaylı bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, çininin tarihsel sürecine genel bir bakış yapılmış olmakla birlikte klasik Kütahya çinilerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde, Ahmet Fuat Gürel'in hayatı, eğitim hayatı, çalışma prensibi, sanat yaşamı ve eserleri anlatılmıştır. Dördüncü bölümde uygulama bölümüdür. Bu bölümde, Ahmet Fuat Gürel'in klasik çinilerinin özgün desen, motiflerin sagar uygulanmış özgün tasarımlı formlara işlenip üçüncü bir pişirim için sırlanıp geleneksel ve modern iki teknik bir arada uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: 14.yy. Kütahya Çinileri, Ahmet Fuat Gürel, Klasik Çini, Kütahya Klasik Çiniciliği, Sagar Pişirim Tekniği
Seramikte doku: Venus Flytrap bitkisinin A/r/tografi yöntemi ile incelenmesi
A/r/tografi yöntemi ile incelenen Venus Flytrap bitkisi, gerçekleştirdiği yaşamsal işlevlerde birçok dokunun ve duygunun gözlemlenmesine olanak sağlamıştır. Çalışma sürecinde hedeflenen görsel ve dokunsal dokuların seramik yüzeyde yansıtılması ve seçilen A/r/tografi yöntemi ile bitki hakkında edinilen bilgilerin uygulama bölümünde okuyucuya aktarılması gerçekleştirilmiştir. "Seramikte Doku: Venus Flytrap Bitkisinin A/r/tografi Yöntemi ile İncelenmesi" isimli çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Seramik ve doku adı verilen birinci bölümde; seramik tanım ve tarihçesi açıklanmış, doğanın sanat ile ilişkisine değinilmiştir. Seramikte doku kavramının incelenmesi için; dokunun tanım ve çeşitlerine yer verilmiştir. Seramikte doku kullanan sanatçılardan bahsedilmiştir. İkinci bölümde kullanılan a/r/tografi yöntemi ele alınmış ve a/r/tografi araştırmacısının kimlikleri hakkında bilgilere yer verilmiştir. Sanat temelli araştırma yöntemi olan a/r/tografi yönteminin kullanıldığı çalışmalardan örnekler verilerek desteklenmiştir. Üçüncü bölümde ise; A/r/tografi yöntemi ile incelenen Venus flytrap bitkisi hakkında bilgi verilmiştir ve doku kavramı bağlamında gerçekleştirilmiş özgün uygulamalar çalışmaya dâhil edilmiştir.
Kültürlerarası etkileşim bağlamında Troyan ve Kınık seramik kültürünün karşılaştırılması
Kültür'ün çok farklı tanımları bulunmaktadır. Uluslararası etkileşimler farklı kültürlerin birbirleriyle harmanlanmasını ve kültürlerarası etkileşimin oluşumunu sağlamaktadır. Kültürel etkileşimlerin yaşanmasını sağlayan savaş, göç ve ticaret toplumların geleneklerinin, inançlarının, zanaatsal ve sanatsal çalışmalarının birbirleri ile etkileşim halinde olmalarını sağlamaktadır. Bulgaristan'ın bir dağ kasabası olan Troyan'ın, eski zamanlarda göç yolu üzerinde bulunan bir durak olduğu ve savaşlardan kaçanların buraya sığındığı bilinmektedir. Troyan, bulunduğu coğrafi konum itibariyle seramik hammadde rezervi açışından zengin olanaklara sahiptir. Bu nedenle seramik üretiminde çömlekçilik tercih edilmekte ve nesilden nesille aktarılmaktadır. Çömlekçilerin, işlerin yüzeylerine yaptığı özgün akıtma dekorları ile bu sanatı tüm dünyaya tanıttığı bilinmektedir. Bulgaristan'da yaşayan Türk topluluklarının savaştan kaçarak Anadolu'ya göç edenleri akıtma dekorunun Kınık bölgesine taşınmasını sağlamış ve bu tekniğin Kınık'a ait bir dekorlama özelliği olarak tanınmasını sağlamışlardır. Bu çalışmanın ilk bölümünde kültür kavramı, kültürlerarası etkileşimin tanımları, nedenleri ve etkileşimler sayesinde gelişerek ilerleyen seramik sanatı incelenmiştir. Tezin ikinci kısmında ise Bulgaristan tarihi, sanatı ve seramikleri ile tüm dünyaya tanınmış Troyan şehrinin akıtma dekorları, bu özel sanatın gelişmesi ve ilerlemesi incelenmiştir. Üçüncü bölümde, Kınık çömlekçiliğinin gelişmesi, Bulgaristan'dan göç eden Şakir Ağa'nın akıtma dekorunu ülkemize getirmesi ve bu dekor tekniğinin geçmişten günümüze kullanılması incelenmiştir. Dördüncü bölümde, Troyan ve Kınık seramik kültürünün karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Tezin son yani beşinci bölümünde ise kişisel uygulamalara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bulgaristan, Kınık Akıtma Dekoru, Kültür, Seramik Kültürü, Troyan Akıtma Dekoru
Sürrealizm akımının seramik sanatına figür ve dekor uygulaması olarak yansıması
Bu çalışmada, sürrealizm akımının modern seramik sanatındaki figür ve dekor uygulama etkilerinin araştırılmasının önemine vurgu yapılarak, bu etkilerin somut sonuçları incelenmiştir. Sürrealizm, gerçeküstücülük anlamına gelen Türkçe bir terim olup, Fransızca "surreef" kelimesinden türetilmiştir. I. Dünya Savaşı yıllarında psikiyatri bölümlerinde çalışmış ve Sigmund Freud'un düşünceleri ile ilgilenmiş olan Andre Breton tarafından sistemleştirilmiştir. Bu akımın öncülerinden Salvador Dali, Andre Masson gibi sanatçıların eserleri incelenmiş, ayrıca seramik eser üreten bazı sanatçılar da bu akımın içerisinde ele alınmıştır. Sürrealizm, bilinci ve bilinçdışını birleştiren bir köprü olarak değerlendirilmiş, gerçeğin insandaki yansıması olarak kabul edilmiştir. Bu akımın modern seramik sanatındaki etkileri, ünlü ressamların çalışmaları ve günümüz seramik sanatçılarının eserlerinde gözlemlenebilmektedir. Seramik sanatının tarihinde, sürrealizmin etkisiyle figür ve dekorlar hayal gücünün sınırlarını aşarak gelişmiş ve zikzaklar, el izleri, geometrik şekiller, stilize kuşlar gibi öğeler kullanılmıştır. İnsan ve hayvan figürleriyle çanak çömlek gibi kullanım eşyaları dışında seramik sanatı, üç boyutlu ve modern bir süreç içine girmiştir. Sürrealizm, hayal gücü ve yaratıcılık kavramlarıyla özdeşleşen bir akım olarak, seramik alanında da sanatçıların dikkatini çekmiştir. Çalışmada, sürrealizmin modern seramik sanatındaki figür ve dekorlar üzerindeki estetik etkileri önemli bulunmuş ve Türk ve yabancı uyruklu bazı sanatçıların çalışmaları örnek olarak sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Dekor, Figür, Rüya, Seramik Sanatı, Sürrealizm, Yaratıcılık
Ambalaj yüzeylerindeki imgelerle içerisindeki ürünün tüketiciyi yanıltma problemlerine ilişkin alan araştırması
Erken insanlık dönemlerindeki atalarımız toprağı işlemiş, alet yapmayı ve kullanmayı öğrenmiş, ihtiyaçlarını karşılayabilecek derecede de ambalaj kullanmışlardır. Eski dönemlerdeki ambalajlar, sadece içinde sakladığı ürünü korumak maksadıyla kullanılmıştır. Bu ambalajlar hasır sepetler, deriler, amforalar ve seramik kaplardan oluşmakta idi. İnsanoğlunun evrimi ile ambalajın evrimi arasında bir paralellik söz konusudur. Ambalajın temel işlevi ürünü korumak olsa da tüketicinin dikkatini çekmek ana görevidir. Günümüzde market raflarında birbirine benzeyen pek çok ambalaj tasarımı mevcuttur. Ambalajın, tüketici dikkatini çekip alma isteği uyandırabilmesi için her açıdan çekici, güzel ve diğerlerinden farklı özgün bir tasarıma sahip olması gerekmektedir. Geçmişten günümüze değişen hedef kitlenin istek ve ihtiyaçları doğrultusunda teknolojinin de getirdiği yenilikler karşısında ambalaj tasarımlarında değişimler yaşanmıştır. Bir ambalaj tasarlanırken rakipleri ve toplumu unutmadan hedef kitle için olumlu ve olumsuz yönlerinin farkında olarak bir tasarım oluşturulmalıdır. Tüketiciyi yanıltan ve abartılı anlatımlardan kaynaklı olarak doğru bilgilendirmeme, tüketicinin duygularıyla oynama gibi imgesel sorunlar tüketiciyi olumsuz etkilemektedir. Bu sorunlara çözüm olarak, ürün ile görsellerin birbirlerine zıt düşmeyecek şekilde tüketiciye sunulması ve aynı zamanda da reklam yasalarına uygun tasarımların yapılması tüketici için önem arz etmektedir.
Uşak kilimlerinde kullanılan motiflerin seramik bünye üzerine hediyelik eşya olarak uygulanması
Anadolu'da kültürün gelişiminde kilimin çok önemli bir yere sahip olduğu bilinmektedir. Kilim, insanlık tarihinin derin köklerine dayanan ve el sanatları arasında özel bir yere sahip olan tekstil ürünüdür. Özellikle Türklerin gelişim sürecinde, 13. Yüzyıldan itibaren kilim dokumacılığını benimsemeleri, kilim sanatının Türk kültüründe özel bir yer edinmesini sağlamıştır. Kilimler, Türklerin sanatsal ve kültürel birikiminin önemli bir yansıması olarak kabul edilmektedir. Kilim motifleri estetik kaygılar taşımasının yanında renk ve çeşitleri ile seramik çalışmalar üzerinde geleneksel Türk sanatlarını yansıtmıştır. Tez kapsamında Uşak kilim motiflerini iki ve üç boyutlu tasarımlarla seramik bünyeler üzerine uyarlayarak günümüzde daha çok kullanışlı hediyelik eşyalar olarak uygulanırlığını somut objelerle paylaşılması düşünülmüştür. Uşak kültürünü yansıtan kilim motiflerinin günlük yaşamda seramik bünye üzerine uygulanması sonucunda hediyelik eşya olarak geleneksel sanatın disiplinler arası yansıtılması açısından önemli görülmüştür. Uşak kilimlerinde ki motiflerin günümüz seramik sanatına aktarılarak seramik yüzeylere uygulanması, Uşak gelirine katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Modern seramik sanatı aracılığıyla Uşak kilim motiflerinden esinlenerek üretilecek seramiklerin kuşaktan kuşağa aktarılması, kültürel değerlerin gelecek nesillere taşınması Geleneksel - Kültürel değerlerin yaşatılması düşünülmektedir. Bu araştırmada geleneksel Uşak kilim motiflerinin seramik sanatıyla birleşerek Uşak'a olan katkısı araştırılmış, sonuçları ile sanatın Uşak'ın gelirine yeni bir öneri olarak sunulması amaçlanmıştır.
Seramik duvar karolarında tasarım ve işlev ilişkisi
Tasarım kavramı, ilk çağlardan bu yana insanlığın ihtiyaçlarına çözümler üreterek, insanlığın gelişmesine fayda sağlayan katkılarıyla her alanda varlığını göstermektedir. Seramik malzeme antik dönemlerden günümüze kadar insanlığın kullanımında varlığını sürdürmüş en önemli işlevsel tasarım malzemesidir. Günlük hayatta birçok alan ve disiplinde tasarım ve işlev kavramlarının izleri görülmektedir. Seramik malzeme, günümüzde iç ve dış mekânların yüzey kaplamasından sağlık gereçlerine, süs eşyalarından sanat alanına ulaşan birçok disiplinde kullanılmaktadır. Karolar, neme karşı dirençleri, dayanıklılıkları ve hijyenik özelliklerinin beraberinde estetik özellikleriyle de işlevsellik sergilemektedir. Tüm bu özellikleriyle evlerde, kamusal alanlarda ve ticari alanlarda geniş bir kullanım alanına sahiptirler. Tasarım ve işlev kavramıyla ele alınan bu araştırma, seramik duvar karoları ve tasarımlarındaki işlevselliğin odağında incelenerek, yeni tasarım uygulamaları ile oluşturulmuştur. Seramik duvar karoları tasarımlarının işlevsel yönlerini vurgulayan bu çalışma, tasarımın ve estetiğin kullanım deneyimindeki etkisini incelemektedir. Ayrıca, çalışma da birçok tasarımcının ve sanatçının, seramik duvar karosu tasarımlarına sınırları zorlayarak farklı bir bakış açısı getirdikleri örnekler tespit edilerek incelenmiştir. Bu örneklerden alınan ilham ile yeni tasarım çalışmaları üzerine uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: İşlev, İşlevsel Karo Tasarımları, İşlevsel Tasarım, Seramik Duvar Karoları, Tasarım
Bilecik-Bozüyük bölgesi granit ve feldspat hammaddeleri ile eti maden borik asit ve boraks dekahidrat atıklarının sır bünyelerinde kullanım olanaklarının araştırılması
İnsanlığın varoluşundan günümüze kadar doğal taşlar ve seramik önemli bir yere sahiptir. Teknolojilerin ilerlemesi ile seramik üretimin artması ve hammadde rezervlerinin azalması gibi yeni hammadde arayışlarına girilmekte olup aynı zamanda atıkların değerlendirilmesi önemli bir rol oynar. Granit ve feldspat kayaçları gibi bor atıkları da seramik üretiminde alternatif hammadde olarak kullanılabilmektedir. Bu araştırmada, Bilecik ili Bozüyük ilçesinde bulunan granit ve feldspat hammaddeleri ile Eti Maden tarafından üretilen borik asit ve boraks dekahidrat atıklarının seramik sır bünyelerinde kullanım olanakları araştırılmıştır. Doğadan kayaç olarak elde edilen granit ve feldspat hammaddeleri inşaat sektöründe dolgu malzemesi ihtiyacını karşılamak amacıyla kum olarak kullanılmaktadır. Bilecik bölgesinin zengin mineral yatakları, yerel kaynakların seramik sektöründe değerlendirilmesi açısından büyük bir potansiyel sunmaktadır. Araştırma kapsamında, granit ve feldspat hammaddelerinin kimyasal ve mineralojik yapıları incelenmiş, borik asit ve boraks dekahidrat atıklarının seramik sır bünyelerinde ikili sistem ve standart sır reçetesi oluşturularak kırmızı ve beyaz bünyelerde 1050-1100-1200OC sıcaklıklarda denemeleri yapılmış olup kullanılabilirliği değerlendirilmiştir. Seramik sır bünyeleri araştırmalarında Bilecik-Bozüyük bölgesi granit ve feldspat hammaddelerinin hem yöresel kullanımı hem de seramik sektörüne yeni kaynak olarak kullanılabilmesi aynı zamanda bor atıklarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Çağdaş seramik sanatında çocuk figürü ve kişisel uygulamalar
İnsanlık tarihi kadar eski olan sanatta çocuk kavramı; her dönem farklı olarak ele alınmıştır. Çocuğun modern toplumun yaşam koşullarına göre gerçekleştirdiği evrimler sanat yoluyla gözlemlenmiştir. Sanatta çocuk imgesini ele alırken, çocuğun gelişim süreci, sosyal ve tarihsel dönem bilgilerine de yer verilmiştir. Çocuk çağlar boyunca küçük yetişkinler olarak kabul edilip, en ağır ve kötü şartlarda çalışmaya zorlanırken Rönesans ve Aydınlanma Dönemi ile çocuk kavramı ortaya çıkmıştır. Çocuğun değerli, sevgiye ve korunmaya muhtaç olduğu anlaşılmıştır. Rönesans ile birlikte tüm sanat dallarında da çocuğa yönelik değişimlerin ortaya çıktığı gözlenmiştir. Bu araştırma, 21. yüzyılda Çağdaş Seramik Sanatında seramik sanatçılarının özellikle çocuk üzerine yaptığı eserlere dikkat çekmiştir. Çocukların doğdukları andan itibaren yaşadığı anları, doğal hallerini, mutluluklarını, hüzünlerini, şiddete ve istismara uğradıkları yaşamlarının her birine değinen sanatçılar, dünyaya çocuğun ve çocukluğun ne kadar değerli olduğunu göstermeleri incelenmiş ve bağlamda seramik uygulamalar yapılmıştır.
Bilecik Bozüyük bölgesi feldispat ve granit hammaddelerinin seramik bünyede kullanım olanaklarının araştırılması
İnsanın var olduğu tarihten itibaren doğal taşlar önemli bir yere sahip olmuştur. Bununla birlikte seramik de doğal taşlar gibi insanoğlunun hayatında gün geçtikçe varlığını arttırarak sürdürmektedir. Seramik üretimi günden güne yelpazesini genişletmekte ve ihtiyaç duyduğu hammadde kaynakları da artmaktadır. Jeolojik faktörlere bağlı olarak sürekli homojen ve kaliteli hammadde üretiminin zorluğu kaçınılamazdır. Son yıllarda ülkemizde seramik ve cam sanayinde kullanılan hammaddelerin niteliklerinin artırılması için zenginleştirme tesisleri kurulmakta ve azalan hammadde kaynaklarına alternatif olarak farklı hammadde arayışları içine girilmektedir. Bu hammaddelerden birkaçı da de doğallar taş olan granit ve feldispat kayaçlarıdır. Türkiye'de endüstri ve sanatsal seramik üretiminde kullanılmak üzere birçok mineral ve kayaç yataklarının varlığı bilinmektedir. Bunlardan bazıları rezervini yitirmekte, bazıları ise sektörlere hizmet etmek amacıyla işletme haline getirilerek kullanıma açılmaktadır. Seramik sektöründe önemli bir yere sahip olan feldispat ve granit hammaddeleri son dönemde daha fazla araştırma konusu olarak ele alınmaktadır. Bu araştırma da Bilecik ili Bozüyük bölgesinden temin edilen feldispat ve granit hammaddelerinin seramik bünye içerisinde ki etkilerini görmek ve kullanılabilirliğini araştırmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda doğadan kayaç olarak elde edilen inşaat sektöründe kum olarak değerlendirilen Bozüyük bölgesi granit ve feldispat hammaddelerinin, seramik üretiminde kullanılabilirliğinin araştırılması, seramik bünye içerisine ikili sistem reçete bileşimleri oluşturularak 1050 - 1120 ve 1200oC'de denemeleri yapılmıştır. Ayrıca yaş yöntemle şekillenme de kullanılmak üzere 1050 - 1120 ve 1200oC'de seramik bünye araştırmaları yapılmıştır ve sanatsal çalışmalarda uygunluğu denenmiştir. Seramik bünye araştırmalarında Bilecik-Bozüyük Bölgesi Feldispat ve Granit'i kullanılarak yöresel hammadde kullanımının öneminin arttırılması hedeflenmiştir.