Trakya University
Discipline

Çalışma İktisadı Anabilim Dalı

Trakya University

50

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Memurların sendikal bağlılığı: Tekirdağ Türk Büro-Sen örneği

Tarih sahnesine ilk çıktığı günden itibaren olayları algılama, muhakeme etme ve değiştirebilme yeteneği insanoğlunu diğer canlılardan farklı kılmıştır. Doğadan elde ettiği materyali işleyerek yahut amaçları doğrultusunda işleyip dönüştürerek yapmış olduğu faaliyetlerin bütününe ise üretim denir. Küçük topluluklardan günümüz modern yaşantısına uzanan bu uzun süreç üretimin başlaması ve yıllar içerisinde gelişmesine dayanmaktadır. Sendikalar günümüz anlamında sanayi inkılabının yaklaşık yüz yıl sonrasında ortaya çıkmış olup; ortaya çıktıkları ilk dönemlerde ücret ve çalışma şartlarının düzenlenmesi yolunda çalışmalarda bulunurken süreç içerisinde toplumun geniş bir kesimini etkileyen toplumsal konularda da görüş ve kanaatlerine başvurulan kurumlar durumuna gelmişlerdir. Bu çalışmada Sendikacılığın doğuşu ve tarihsel gelişimi sürecinde işçilerin ve memurların sendikaya bağlılık ve sadakatini etkileyen faktörleri ve buna bağlı olarak Türk Büro-Sen: Tekirdağ ili örneği ile büro kolunda görev yapmakta olan devlet memurlarının sendikaya ve işyerine duyulan bağlılıkları ve sadakatlerinin demografik özelliklere göre değişip değişmediği konusunda bir saha çalışmasının sonuçları üzerinde durulacaktır.

BağlılıkMemur sendikacılığıMemurlar+5
İbrahim Gündoğdu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde işletmelerde çevreye duyarlı yeşil yönetim anlayışı ve yeşil ekonomiye geçiş süreci

Önceden de hissedilen ama özellikle son yıllarda daha da fazla artış gösteren çevre sorunları hem bireyleri hem de işletmeleri doğaya karşı önlemler alma zorunluluğuna itmiştir. Sahip olunan doğal kaynakların bilinçsiz ve özensiz bir şekilde tüketilmesi sonucunda kimyasalların meydana gelmesi, üretim sürecinde oluşan atık madde miktarının da artış göstermesiyle birlikte çevre zarar görmeye başlamıştır. Ortaya çıkan bu sorunlar istenmeyen sonuçlar doğurmakta ve rahatsızlık verici görüntülere sebep olmaktadır. Bunun önüne geçilebilmesi ise kişilerin çevreye karşı sorumluluk sahibi olarak duyarlı davranmalarıyla mümkündür. Bunun yanı sıra aslında en büyük görev üretimlerimizi gerçekleştiren işletmelere ve onların çalışanlarına düşmektedir. Bugüne kadar çevrenin korunması ve kirliliğin azaltılması konusunda işletmelerin yaptıkları çalışmaların maliyetleri arttıracağına inanılmaktaydı. Ancak günümüzde yeşil yönetim anlayışıyla hareket eden birçok işletmenin çevreye yönelik olarak yaptığı yatırımların karşılığını aldığı görülmektedir. İşletmelerin bu konuda daha duyarlı davranması onlardan hizmet gören müşterilerinin de aynı şekilde tükettikleri ürünlere ve çevreye karşı bilinçlenmesi demektir. İşletmelerde uygulanan yeşil kavramı çerçevesinde ortaya çıkan sürdürülebilirlik anlayışı sayesinde bu durum daha da istenilen bir hal almaya başlamıştır. Çünkü sürdürülebilir bir anlayışla yol alan işletmelerin aynı zamanda iyi bir ekonomiye sahip olma yolunda ilerlemeleri görülen bir gerçektir. Bu çalışma kapsamında sürdürülebilir kalkınma bağlamında işletmelerde çevreye duyarlı yeşil yönetim anlayışı ve yeşil ekonomiye geçiş süreçleri incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çevresel Sorumluluk, Sürdürülebilirlik, Yeşil Yönetim Anlayışı, Yeşil Ekonomi, Çevreci İşletmeler

Sürdürülebilir kalkınmaSürdürülebilirlikYeşil ekonomi+5
Özge Karadaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımsızlık sonrası Azerbaycan ekonomisinin gelişimi ve uluslararası ticarete entegrasyonu: Türkiye ilişkileri

Azerbaycan'ın bağımsızlık yıllarının başarısı, Cumhuriyetimizin bağımsız bir politika izlemesi, herhangi bir devlet veya uluslararası kuruluştan bağımsız olarak ulusal çıkarları gözetmesidir. Azerbaycan ekonomisinin iktisadi ve sosyal tabanı, 1996 yılından itibaren sürdürülebilir kalkınma ve yüksek büyüme oranları ile genişlemektedir. Ülkemizde petrol ve petrol dışı sektörlerin büyümesi, ekonominin gayri safi yurtiçi hasılasının, bütçesinin ve döviz rezervlerinin yıldan yıla istikrarlı büyümesini göstermektedir. Bu dönemde girişimciliğin gelişimi, enerji güvenliği, yeni altyapı da gelişmiştir. Son dönemlerde Türkiye'nin dış politikasında ciddi değişiklikler yapılmış ve Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinde niteliksel olarak yeni bir aşama başlamıştır. Bugün Türkiye, Azerbaycan'ın en güvenilir siyasi müttefiki ve eşit ekonomik ortağıdır. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri sadece iki kardeş halkın çıkarlarına hizmet etmekle kalmıyor, aynı zamanda dünyada ve bölgede barış ve huzurun tesis edilmesine de katkıda bulunuyor. Anahtar Kelimeler: Petrol sektörü, Petrol dışı sektör, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, Türkiye ilişkileri

AzerbaycanEkonomiEkonomik gelişmeler+5
Mehpara Malikova
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Şirketlerde ücretlerin verimlilik üzerindeki etkisi

Şirketlerde ücretlerin verimlilik üzerindeki etkisi, iş dünyasında sürekli tartışılan ve araştırılan bir konudur. Ücretler, çalışan motivasyonunu ve dolayısıyla organizasyonel verimliliği etkileyen önemli bir faktördür. Ücretin adil ve yeterli algılanması, çalışanların işlerine olan bağlılığını ve kuruma olan sadakatini artırırken, düşük veya adaletsiz ücretler ise yüksek işten ayrılma oranlarına ve düşük verimlilik seviyelerine yol açabilir. Ücret sistemlerinin etkin bir şekilde tasarlanması, şirketlerin rekabet avantajı elde etmesinde kritik bir rol oynar. Performansa dayalı ücret sistemleri, çalışanları hedeflere ulaşmaya teşvik eder ve bireysel performansları artırır. Ücretin yanı sıra, çalışanların kariyer gelişimi, iş güvencesi, çalışma koşulları gibi diğer faktörler de motivasyon ve verimlilik üzerinde önemli rol oynar. Ekonomik teoriler, ücretlerin piyasa dinamikleri ve iş gücü arz-talep dengesi ile şekillendiğini öne sürerken, psikolojik teoriler ise ücretin çalışanların kendilerini değerli hissetmelerini sağladığına ve bu durumun iş tatminini artırdığına dikkat çeker. Ücret politikalarının sadece piyasa koşullarını değil, aynı zamanda çalışanların beklenti ve ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurması gerektiği vurgulanmaktadır. Ücret politikaları, çalışanların motivasyonunu, verimliliğini ve sonuçta şirketin genel başarısını doğrudan etkileyebilen stratejik araçlardır. Bu nedenle, şirketlerin hem endüstri standartlarına uygun hem de çalışanların beklentilerini karşılayan dengeli ücret sistemleri geliştirmeleri önem taşır. Anahtar Kelimeler: Şirket, Ücret, Verimlilik, İş Gücü.

Musa Barsamoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de at yarışları endüstrisinin sosyo-ekonomik analizi

Dünyada ve Türkiye'de at yarışı sosyo ekonomik ve sosyo kültürel açıdan önem arz eden bir endüstridir. Bu bakımdan hem at yarışı endüstrisi hem de bahis piyasaları sosyal bilimlerin merceği altındadır. Çalışma kapsamında Türkiye'de at yarışçılığının toplumsal ilişkiler bağlamında tarihsel gelişimi-dönüşümü, at yarışı endüstrisinin yapısal analizi ve üretim ilişkileri incelenmiştir. Bu ilişkiler içerisindeki emeğin rolü ve görünümü, bahis piyasaları ve at yarışçılığı arasındaki ilişki, at yarışı endüstrisinin sosyo ekonomik etkileri araştırılmıştır. Araştırma kapsamında nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve görüşme tekniği ile sahadan elde edilen veriler çalışma içerisinde analiz edilmiştir. Bu analizler neticesinde elde edilen bulgular kapsamında yapılacak iyileştirmelerin sektördeki büyümeyi destekleyeceği düşünülmektedir.

Nuray Helvacı
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 döneminde belediyecilik hizmetlerinde yaşanan gelişmeler üzerine bir inceleme

Covid-19 pandemisi, dünyada beklenmeyen büyük krizlere yol açan ciddi bir küresel problemdir. Covid-19 pandemisinin ortaya çıkardığı başta sağlık sorunları olmak üzere bütün yaşamsal sorunlar ile mücadelede devletler ve yerel yönetimler birincil sorumluluğu üzerine almışlardır. Dolayısıyla, Covid-19 döneminin yarattığı kısıtlamalar ve sorunlar ile mücadele için Türkiye'de de yerel yönetimlerin ve belediyelerin sorumlulukları artmıştır. Bu çalışma içerisinde Türkiye'deki çeşitli büyükşehir ve bazı ilçe belediyelerinden belediyecilik hizmetlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. İnceleme için büyükşehir ve ilçe belediyelerinin internet sayfalarındaki ilişkin açık erişebilir veriler yardımıyla elde edilen bilgiler kullanılmıştır. Çalışma nitel bir araştırma olarak tanımlanmakla birlikte, sunulan bilgiler genellenemez. Diğer yandan, çalışmanın bulguları yada sonuçları gelecek araştırma ve yayınlar için faydalı bilgiler verebilir.

Mehmet Ali Güngör
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Para politikası bağlamında 2008 küresel krizinin etkileri: Türkiye örneği

2008 yılında yaşanan küresel kriz, dünya ekonomisinde önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Bu krizin ortaya çıkmasında pek çok faktör etkili olmuştur. Ancak, parasal aktarım mekanizması da bu krize katkı sağlayan önemli bir unsur olmuştur. Parasal aktarım mekanizması, para politikalarının ülke içindeki finansal piyasalara nasıl yansıdığını ifade eder. Küreselleşme süreciyle birlikte finansal piyasalar arasındaki bağlantılar artmıştır. Bu nedenle, para politikalarının ulusal sınırları aşarak diğer ülkelerin iktisadi yapısına etki etmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. 2008 krizi öncesi dönemde, ABD'deki faiz oranlarının düşük düzeylerde gerçekleşmesi sebebiyle, ABD'deki yatırımcıların diğer ülkelerdeki yüksek faiz oranlarına yönelmeleri sonucu global likidite artmıştır. 2007 yılında başlayan Mortgage krizi tüm dünyayı etkisi altına alınca bu durum tersine dönmüştür. ABD'de yaşanan mortgage krizi sonrasında, bankacılık sistemi zayıflamaya başlamış ve birçok banka iflas etmiştir. Bu durum ise, küresel finansal sistemi olumsuz yönde etkilemiştir. Bu çalışmanın amacı para politikası uygulamaları bağlamında 2008 küresel krizinin etkilerini Türkiye açısından ortaya koyabilmektir. Çalışmada VAR Analizi, Johansen eşbütünleşme testi ve Granger nedensellik testi kullanılmıştır. Bulgulara göre değişkenler arasında uzun dönemli bir ilişki söz konusu iken, bazı değişkenler arasında da nedensellik anlamında ilişki tespit edilmiştir.

Allah Nazar Arsarı
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İşsizlik ve ekonomik büyüme ilişkisi: Afganistan örneği

Afganistan ekonomisinde incelenen dönemde büyüme oranları dalgalı bir seyir göstermiştir. Özellikle büyümedeki dalgalanma, işsizlik oranını çok fazla değiştirmemiştir. Teorik olarak ekonomik büyümeyle birlikte işsizliğin azalacağı beklenirken böyle bir beklenti gerçekleşmemiş, yapısal uyum politikaları, ekonomik politikaların serbest piyasaya geçiş ve mali piyasalardaki değişikler sebebiyle pozitif yönlü büyüme olmadığı tespit edilmiştir. Ödevimde Afganistan'ın 2003-2020 yılları arası verilerini kullanarak işsizlik rakamları ve ekonominin birbirine olan bağı Johansen Eş Bütünleşme Testiyle anlatılmış, bu iki değişkenin birbirlerine karşı bir bağlılığı olmadığı görülmüştür.

Aminullah Rahmanı
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'den Almanya'ya göç ve Alman işgücü piyasasında Türk göçmenler

2. Dünya Savaşı'ndan sonra sanayileşmesini tamamlayan Almanya işgücü açığını kapatabilmek için göçmen işçilere ihtiyaç duymuştur. Almanya göçmen işçilere ihtiyaç duyarken Türkiye var olan işsizliği azaltabilmekle birlikte ülkeye giren döviz miktarını arttırabilmek için 1961 yılında Almanya ile işgücü anlaşmasını imzalamıştır. İşgücü anlaşmasıyla başlayan göç, yıllar içinde siyasi ve sosyal etkenlerle değişmiş ve işgücü piyasasında da farklılıklara neden olmuştur. Bu çalışmada, Türkiye'den Almanya'ya gerçekleşen göç hareketlerinin Almanya'nın işgücü piyasasında dönemler itibariyle yarattığı farklılıklar ve Türk toplumunun bu ülkedeki entegrasyon süreci incelenecektir.

Bengünur Tekin
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Afganistan ekonomisinde 2001-2020 dönemi kadın işgücünün dönüşümü

Bu çalışma, Afganistan'ın ekonomik gelişimi ve kadınların işgücüne katılımı arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. 2001 ile 2020 yılları arasındaki dönemde, Afganistan'da kadınların istihdam edilme oranları ve ekonomideki rolleri üzerinde odaklanılmıştır. Çalışmanın amacı, bu süreçteki değişimleri analiz etmek ve kadınların ekonomideki yerini anlamak için verileri değerlendirmektir. Kadın işgücünün ekonomik büyümeye etkisi, eğitim seviyeleri, sosyal normlar ve hükümet politikaları gibi faktörler de incelenmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma Afganistan'da kadınların işgücündeki rolünü anlamak ve gelecekteki politika önerilerine katkıda bulunmayı hedeflemektedir.

Hajera Hamkar
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yenilenebilir enerji kaynaklarının potansiyelinin değerlendirilmesi: Türkiye örneği

Dünya ülkeleri ortaya çıkan bu sorunları gidermek ve gelişmenin devamı için sürdürülebilir kalkınmayı benimsemişledir.Dolayısıyla bu anlayış içerisinde yenilenebilir enerji kaynakları gelişmeye başlamıştır. Yenilenebilir enerji kaynakları çevreye ve toplum sağlığına olumsuz bir durumunun olmaması, ekonomik bir hammadde desteği sunması ve kullanımdan sonra eksilmemesi özelliği ile dikkat çekmektedir.Bu çalışmada sürdürülebilir kalkınmada önemli yer alan yenilebilir enerji kaynaklarının önemi anlatılmıştır. Fosil kaynaklı yakıtlar ile oluşan ekonomi, çevre ve dışa bağımlılık gibi olumsuz etmenlerin yenilenebilir enerji kaynakları ile çözümlenebileceği gösterilmiştir

Biyokütle enerjisiDağıtık enerjiGüneş enerjisi+7
Zafer Bayram
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yazılım sektörünün ekonomiye katkısı: Türkiye örneği

Günümüzde yazılımın kullanılmadığı herhangi bir sektör yok denecek kadar azdır. Bankalardan tutun ufak ölçekli firmalarda bile yazılımdan destek alınmaktadır. Bu kadar yaygın olan ve hemen her sektörde kullanılan yazılımın ekonomiye katkısı da yadsınamayacak derecededir. Bu bağlamda çalışmamın iki önemli amacı bulunmaktadır. Birincisi Yazılım'ın önemi, ikincisi ise yazılımın ekonomik açıdan ülkelere katkısının neler olduğunun gözlemlenmesidir. Anahtar Kelimeler: Yazılım, Ekonomi, Programlama, Kodlama, Araştırma Geliştirme

BankalarEkonomiEkonomik etki+5
Ahmet Çamcan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm gelirleri ve ekonomik büyüme arasında ilişki: Türkiye örneği

Bir ülkenin turizm gelirleri o ülkenin gelişmesine önemli katkı sağlamaktadır. Günümüzde turizm gelirleri ülkelerin ekonomileri için vazgeçilmez bir konuma gelmiştir. Uluslararası gelişmeler, Avrupa Birliği gibi uluslararası işbirliği örgütleri fiilen sınırların kalkmasını sağlamıştır. Sınırların kalması sonucunda turizm faaliyetlerine katılanları sayısında büyük bir artış görülmektedir. Uluslararası turizmin gelişmesiyle kültürler arası yakınlaşma sağlanmış, toplumlar arasındaki önyargıların giderilmesinde önemli rol oynamıştır. Artan turizm gelirleri ekonomilerin ihtiyaç duyduğu para alkışını sağlamaktadır. Turizmin döviz sağlama özelliği ülkelerin ödeme dengeleri için hayatı önem taşımaktadır. Bu sayede ülkeler bütçe açıklarını azaltma olanağı kazanmaktadırlar. Bir ülkede turizm faaliyetlerini gelişmesi bölgesel gelişmişlik farklarını gidermede etkili olmaktadır. Turizm zenginliğine sahip olan ülkeler ekonomileri için artı bir değer kazanmış olmaktadırlar.

Ekonomik büyümeEkonomik etkiTurizm+4
Mustafa Korkmaz
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sağlık hizmetlerinde piyasalaşma süreci sağlıkta dönüşüm programı kapsamında kamu özel ortaklığı modeli

Sağlık ve sağlık hizmetleri, 19.yüzyılın sonlarında ortaya çıkan sosyal devlet anlayışının 20. yüzyılının sonlarına doğru genişlemesiyle insanların sahibi olduğu sosyal bir hak haline gelmiştir. Sağlığın sosyal yönü devletin sağlık sektörü içinde çeşitli rollerde var olmasını gerektirmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'nin kuruluş yıllarından itibaren uygulanan sağlık politikaları devlet anlayışları ekseninde ele alarak nasıl değişim gösterdiği ve devletin sağlık alanında nerede ve nasıl rol aldığı dönemsel olarak incelenmiştir. Türkiye'de Kamu özel ortaklığı ile uygulanan yap-işlet, yap-işlet-devret ve yap-kirala modelleri ile yapılan entegre şehir hastanelerine geçiş boyunca sağlık alanında meydana gelen birçok tahavvül teşhir edilmiştir. Kamu-Özel Ortaklığı (KÖO) yöntemi kamu ile özel sektörün sağlık alanındaki ortaklığına dair olarak Türk sağlık sektörü içerisinde de tatbik etmeye başlanılmıştır. Türkiye son yıllarda sağlık sektörü içerisinde geniş çaplı varyasyonlar yaparak KÖO'yu artırmaktadır. Bu doğrultuda çalışma Türkiye'nin sağlık sektörüne ilişkin politikalarında oluşan bu varyasyona odaklanmıştır. Çalışmanın sonuçları doğrultusunda Kamu Özel Ortaklığı Modeli (KÖOM) ile sağlık tesislerinin yapılması, atıl sermayeler ile toplum yararına yeni yatırımlar oluşturulmasına, daha kısa zamanda sonuçlanan etkin ve kaliteli kamu hizmetleri sunumunun sağlamasına, kamunun bütçe sıkıntısından kaynaklı gerçekleştirilemeyen yatırımların oluşturulmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Kamu-özel sektör ortaklığıSağlıkSağlık Dönüşüm Programı+2
İrem Doğruloğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Özel güvenik sektörünün sosyo ekonomik sorunları: Tekirdağ örneği

Ülkemizde 1981 yılından önce özel güvenlik sistemi diye bir kurum yoktu. 1981 yılında 2495 sayılı kanunla özel güvenlik sistemi ülkemizde yürürlüğe girdi. Bunun bir sonucu olarak bankalar, hastaneler, üniversiteler, alışveriş merkezleri, barajlar, enerji santralleri artık özel güvenlik kuruluşları tarafından korunmaya başlandı. Daha sonra 5188 sayılı yasa ile bunların hepsi özel güvenlik çatısı altında çalışmaya başladılar. Böylece bu firmalar kontrol edilebilir hale geldi. Sorunlar şeffaf bir şekilde ortaya konuldu. Bu çalışmamızın birinci bölümünde yönetim, güvenlik ve Türkiye'de güvenlik hizmetlerinin yapılanması üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise özel güvenlik kavramının tarihçesinden ve özel güvenlik uygulamalarından bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde ise güvenlik kavramlarına daha geniş yer verilmiş faaliyet alanları ve yasal temelleri üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde ise Tekirdağ ilinde özel güvenlik teşkilatının problemleri ile son bölümde bununla ilgili yöntemler tartışılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Güvenlik, Kolluk, Genel Kolluk, Özel Güvenlik Teşkilatının Problemler

Sosyoekonomik sorunlarTekirdağÖzel güvenlik+1
Yılmaz Özdemir
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cevizin Türkiye ekonomisne katkısı

Şehir merkezlerinde yoğunlaşan insan nüfusu, beraberinde hayat standartlarında bazı değişiklikleri de getirmiştir. Hızlı yaşam temposu ile alternatif gıdalara olan ilginin artması sonucunda yüksek enerji ve besin değerine sahip kabuklu kuru meyvelere olan ilgi de artmıştır. Dolayısı ile ülke ekonomilerine büyük katkısı olan tarımsal faaliyetlerden biri olan kabuklu meyve yetiştiriciliği bu alanda ilgileri üzerine çekmiştir. Dolayısıyla yapılan bu çalışmanın asıl amacı insan beslenmesinde büyük öneme sahip olan ve dış pazar imkanının oldukça fazla olduğu cevizin; Türkiye'deki üretimi, ithalatı, ihracatı ve ülke ekonomisine yaptığı katkıların analiz edilip üretiminde karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik önerilerin sunulmasıdır. Anahtar Kelimeler: Ceviz, İthalat, İhracat, Üretim

CevizEkonomiEkonomik analiz+6
Sevinç Onğan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de lojistik sektörünün dış ticaret üzerinde etkileri (Otomotiv endüstrisi örneği)

Lojistik sektörü; tarihte tekerleğin icadı ile başlamış, günümüze kadar arz ve talep olan her yerde göstermiş olduğu hizmet anlayışı ile beraber gelişerek devam etmiştir. Lojistik sektörü günümüzde ülkeler için stratejik sektörler arasına girmiş bir kavramdır. Ülkeler lojistik faaliyetler üzerinde durarak, maliyet avantajı sağlamayı hedeflemektedirler.Ülkemiz jeopolitik konumu açısından, lojistik sektöründe ciddi avantajlara sahiptir. 3 tarafının denizler ile çevrili olması, birçok ülke ile sınır komşusu olması ve transit ticaret yolları üzerinde olması Türkiye'nin gelecekte büyük bir lojistik üs olma ihtimalini kuvvetlendirmektedir.Lojistik sektörü ve dış ticaret kavramları doğrudan olmasa bile dolaylı bir şekilde birbirleri ile etkileşim içersindedir. Ülkelerin dış ticaret hacminin artması, deniz aşırı ülkelere ticaret yapması aynı zamanda lojistik süreçlerinin de gelişmesine olanak sağlamaktadır.Otomotiv endüstrisi, ülkeler arasında ciddi bir pazar payına sahiptir. Ülkemiz otomotiv endüstrisinde her geçen zaman diliminde kendini geliştirerek ilerlemektedir. Ülke olarak politikamız otomotiv endüstrisini her daim ileriye taşımak ve ihracat rakamlarını üst seviyelere çıkarmaktır. devlet ve yetkili bakanlıklar verdikleri destekler ile sektöre değer katmaktadırlar.Bu çalışmada Türkiye'de lojistik sektörü, lojistik sektörünün dış ticaret ile etkileşimi ve otomotiv sektörünün dış ticaret hacmine sağladığı katkılar üzerine araştırma yapılmıştır.

LojistikLojistik sektörüOtomotiv sektörü+2
Bahadır Kaplan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimler bağlamında sosyal politika Çerkezköy Belediyesi örneği

Yerel yönetimler, yerel yapıyı, geleneksel hayatı, adetleri, kültürü ve sosyal faaliyetleri çağdaş hayat sürme durumuna has özelliklerinin liderliğinde gelişme kaydeden ve o kentte doğup büyüyenlerin, yaşayanların ve çalışanların yerel ve ekonomik hizmetlerini yetkisi dâhilinde gerçekleştiren yerel kamu tüzel kişilikleridir. Bu tez çalışmasında mahalli yönetimlerin etraflı bir çerçevesi merkezi yönetim gereğince tayin edilmiş ve sınırlılıkları çizilmiş sosyal politikaları ve uygulama alanları incelenmiştir. Yerel yönetim merkezleri, genel idarenin elinde bulundurmuş olduğu görev yetki ve gücün merkez haricindeki tüzel kişilere aktarılması şeklinde kabul görmektedir. Yerel Yönetinler kapsamında Çerkezköy Belediyesinin Engelliler, Yaşlılar, Kadınlar, Çocuklar ve Gençler, Yoksullara uyguladığı sosyal politikalara örnek olarak; Sosyal Yardımlar, Bebeklere Yapılan Yardımlar, Sünnet Yardımları, Erzak Yardımları, Ev Ziyaretleri, Kömür Yardımları, Butik Mağaza Yardımları, Halk Kütüphanesi, Kültürel ve Sosyal Etkinlikler, Kültür ve Sanat Gezileri, Tiyatro Etkinlikleri göstererilebilir. Yapılan bu etkinliklerin başarılı ve sürekli olarak devam ettiği başarılı bir Sosyal Belediyecilik anlayışı Çerkezköy'de hâkimdir.

BelediyelerSosyal politikaTekirdağ-Çerkezköy+1
Sedat Vurur
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat sektöründe çalışanların iş sağlığı ve güvenliğine yönelik tutumları: Tekirdağ Ergene örneği

İş sağlığı ve güvenliği en genel haliyle çalışanların işyerinde işin yürütülmesi sırasında çeşitli nedenlere bağlı olarak iş kazası veya meslek hastalığı geçirme riskini minimum düzeye indirmek amacıyla yapılan çalışmaların tümüyle ilgilenen bir bilim dalıdır. Ortaya çıkışı M.Ö 2600'lü yıllara dayanan iş sağlığı ve güvenliğinin ülkemize geniş çaplı olarak girişi Dilaver paşa Nizamnamesi ile gerçekleşmiş özellikle Cumhuriyet sonrası imzalanan sözleşmeler, getirilen kanunun ve yönetmelikler ile birlikte belirli bir sisteme oturtulmuştur. Sistemin yeni bir kimliğe kavuşması ise 2012 yılında çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile gerçekleşmiştir. Bu kanun ile birlikte mevzuattaki dağınıklık giderilmiş, konular bütünleştirilmiş ayrıca işçi, işveren ve devletin üzerinde olan sorumluluklar arttırılmıştır. Türkiye'de tüm dünyada olduğu gibi gerek sermaye yatırımları gerekse istihdam olanakları ile ön plana çıkan sektörlerin başında inşaat sektörü gelmektedir. Sektörün içerdiği riskler nedeniyle çok tehlikeli sınıfta yer alması iş sağlığı ve güvenliğinin bu alanda ki önemini ortaya çıkarmıştır. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak hazırlanan bu çalışmada Tekirdağ ili Ergene ilçesinde bulunan inşaatlarda, faaliyet gösteren 40 çalışan ile görüşmeler yapılmıştır. Ses kaydı alınarak yapılan bu görüşmelerin düz yazı şekline çevrilerek metne aktarılmış daha sonrasında MAXQDA 2018 programı ile analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler ve gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde bölgedeki inşaat sektörü çalışanlarının bilgi, algı ve tutum seviyelerinin düşük olduğu tespit edilmektedir. Bu sorunun en büyük kaynağının ise işçi, işveren ve devletin yürürlükte olan kanunlarda ve yasalarda belirtilen sorumlulukları yerine getirmemesinden kaynaklandığı ortaya çıkmaktadır.

Kanunlar 6331 sayılıTekirdağ-ErgeneÇalışanlar+6
Ahmet Yüksel
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir sürdürülebilir kalkınma modeli olarak endüstriyel simbiyoz ve KOBİ'lerde endüstriyel simbiyoz uygulamaları üzerine öneriler

Yüzyıllar boyunca doğal kaynakların sınırsız olduğunu varsayan insanoğlu; sadece daha fazla üretimi düşünerek, yaşadığı yerküreyi ve diğer canlıları göz ardı etmiş; ekonomik kalkınmanın ve büyümenin doğal kaynakları ve çevreyi tahrip etmeye başladığını sanayi devriminden çok sonra anlayabilmiştir. Çevrenin ve doğal kaynakların tahribinin günlük yaşayışı etkilemesiyle insanoğlu yeni üretim modelleri arayışına girmiştir. Bu arayış sonucu ortaya çıkan bir yaklaşım olan sürdürülebilir kalkınma, gelecek kuşakların ihtiyaçlarına cevap verme yeteneğini tehlikeye atmadan, şimdiki ihtiyaçların temin edilmesini hedef almaktadır. Bu yaklaşımın bir aracı olarak endüstriyel simbiyoz, çevresel odaklı yeni bir üretim modeli olarak uygulanmaya başlanmış ve kısa bir sürede kabul görerek bazı ülkelerde ulusal bir program haline bile gelmiştir. Uygulandığı ülkelerde çevresel odaklı olmasının yanında kaynakların etkin kullanımına da işaret eden endüstriyel simbiyoz uygulamalarının, işletmelerde üretim maliyetlerini düşürücü ve rekabet gücünü arttırıcı bir etki gösterdiği gözlemlenmiştir. Bu tezin amacı Türkiye'de henüz yeni bir kavram olan endüstriyel simbiyoz konusunu dünyadan başarılı örneklerle incelemek ve endüstriyel simbiyozun KOBİ'lerde uygulama yöntemleri üzerine öneriler sunmaktır. Bu amaçla, öncelikle sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı kavramsal düzeyde tarihsel gelişimiyle incelenmiş; dünyada, AB ülkelerinde ve Türkiye'de sürdürülebilir kalkınma konusunda yapılan çalışmalara değinilmiştir. Yapılan literatür taraması ile sürdürülebilir kalkınmanın bir aracı olarak endüstriyel simbiyoz uygulamaları hakkında teorik bilgiler verilmiş ve endüstriyel simbiyoz uygulamalarına ilişkin başarılı örnekler mercek altına alınmıştır. Bu başarılı uygulama örnekleri sektörel ve yönetsel düzeyde analiz edilerek KOBİ'lerdeki potansiyel uygulamalara ilişkin öneriler verilmiştir.

EndüstriEndüstriyel simbiyozKOBİ+5
Gülden Uslu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal güvenlik sisteminde yeniden yapılanma: Hedefler ve sonuçları

Ülkemizde uygulanan sosyal güvenlik sisteminin gerek yapısı gerekse sorunları 1990'lı yılların sonlarına doğru tartışma konusu olmuş ve hala günümüzde yaygın bir şekilde eleştirilmektedir. Sosyal güvenlik sistemi SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı olmak üzere üç kurum tarafından yürütülmekteydi. Ancak sosyal güvenlik kuruluşlarında giderek artan açıkların yaşanması sebebiyle sisteme getirilen eleştirilerin daha da şiddetlenmesine neden olmaktaydı. Yaşanan açıklar sonunda ekonomik istikrarsızlıkların oluşması ve buna bağlı olarak yoksulluğun artması sistemin yetersizliğini ortaya koymaktaydı. Sosyal güvenlik sisteminde reform yönündeki çalışmaların hızlanmasını sağlamıştır. Sistemin etkinliğini artıracak olan reformun ayrım gözetmeksizin tüm vatandaşlarımıza eşit şartlarda ve kaliteli güvence sağlama olanağı yaratılmaya çalışılmıştır. Bundan hareketle çeşitli reform aşamalarından sonra, tek bir sosyal güvenlik kuruluşu öngörülerek bahsedilen üç kurumun tek çatı altında birleşmesi amacıyla 5502 sayılı Kanun yürürlüğe koyulmuştur. Bu çalışmada sosyal güvenlik sisteminin sorunları esas alınarak bu sorunlara çözüm getirmek hedefi ile uygulamaya konulan 5502 sayılı Kanunun günümüzdeki durumu değerlendirilmeye çalışılmıştır.

Emeklilik sistemiReformSosyal güvenlik+4
Kübra Sofuoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Stok değerleme yöntemlerinin mali tablolara etkisi

İşletmelerin talep-arz dengesi dolayısıyla üretimden satışa kadar olan her aşamasında stoklar oldukça büyük bir önem teşkil etmektedir. İşletmeler stoklarını kayıt altında tutmalı, takip etmeli ve değerlerini tespit etmelidir. Stokların değerlemesinde kullanılan yöntemler incelendiğinde birçok yöntemin mevcut olduğu görülmektedir. Türkiye Muhasebe Standartlarının stoklara ilişkin 2 No'lu standartında ( TMS-2) FİFO ve Ortalama Maliyet yöntemleri kullanılması önerilen yöntemler olarak belirtilmektedir. Diğer yandan literatürde yapılan araştırmalar neticesinde ülkemizdeki farklı sektörlerde faaliyet gösteren işletmelere ait araştırmalarda da en fazla kullanılan stok değerleme yöntemlerinden ilk ikisinin yine FİFO ve Ortalama Maliyet yöntemi olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada, değerlemede kullanılan yöntem seçiminin işletmenin mali verileri üzerinde herhangi bir değişime neden olup olmadığı araştırılmıştır. Bu araştırmada iki yöntem örnek H işletmesi üzerinden üç farklı sevkiyat türü için incelenmiş ve karşılaştırılmıştır. İlkinde üretime sevkin stabil olduğu durum, ikincisinde üretime sevkin artan olduğu durum, üçüncüsünde ise üretime sevkin azalan olduğu durum ele alınmıştır. Her üç durum için de Ortalama Maliyet ve FİFO'ya göre sevkiyat başına birim maliyetler, sevkiyat başına toplam maliyetler, dönemdeki toplam maliyetler, satılan malın maliyeti ve dönem sonu stok maliyeti hesaplanmış ve karşılaştırılmıştır. Tüm bu hesaplamalar gerçekleştirilirken ilk madde ve malzeme stokları dikkate alınmıştır. Bu iki yöntemin karşılaştırılmasından yola çıkarak stokların mali tablolara etkisi tartışılmıştır. Ayrıca, mali tablolarda stok ve stok kalemlerini detaylı değerlendirebilmek için imalat sanayii sektöründe faaliyet gösteren Tofaş Türk Otomobil Fabrikası A.Ş firmasının halka arz olmuş mali tabloları incelenerek, çeşitli analiz teknikleri uygulanmıştır.

DeğerlemeDeğerleme modelleriFinansal tablolar+1
Esra Türkkan Uludağ
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tekirdağ ilindeki kırsal turizm girişimcilik potansiyeli

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte uluslararası sınırların ortadan kalkması, özellikle tanıtım faaliyeletleri açısından sorun yaşayan ülkelerin, bölgelerin ve işletmelerin kendilerini potansiyel turistlere gösterebilmesi açısından önemli olmuştur. Gelenekselleşmiş tatil anlayışı olan deniz kum güneş turizmi dışında doğa turizmi, kırsal turizm, gastronomi turizmi gibi farklı turizm hizmet potansiyeline sahip olan Tekirdağ ili ülkemizin Avrupa ülkelerine yakınlığı sebebiyle coğrafi konum avantajına sahip olup, mevcut turizm potansiyelini artırarak özellikle kırsal alanlarda girişimcilik potansiyelinin artmasına zemin hazırlayacaktır. Çalışmada Tekirdağ ilinin kırsal turizm girişimcilik potansiyelinin mevcut durumu analiz edilmiş olup konu ile ilgili önerilerde bulunulmuştur.

Alternatif turizmGirişimcilikKırsal turizm+3
Meryem Salha Bayraktar
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversitelerde çalışan idari personelin performansını etkileyen faktörler: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi örneği

Yeni kamu yönetim anlayışı ile birlikte öncelikle özel sektörde uygulanan ve daha sonra kamu sektörüne transfer olan modellerden biri de performans yönetimidir. Kamu çalışanlarının beklenti ve taleplerinin karşılanmasında performans yönetiminin büyük bir önemi olduğu kabul edilmektedir. Bu tezde, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi idari personelinin performansını etkileyen faktörler üzerinde durulmuş ve performans ölçütleri Ki-Kare, Anova ve Korelasyon analizlerinin yorumlanması ile açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: üniversite, idari personel, performans

Kamu personeliPerformansTekirdağ+4
Aslı Akdeniz Özsoy
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ulaştırma yatırımları ve büyüme ilişkisi: Türkiye ekonomisi örneği

Bu tez çalışmasının temel amacı ulaştırma yatırımları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi Türkiye ekonomisi özelinde 1983-2015 dönemi itibariyle analiz etmektir. Bu tezde ekonomik büyümenin belirleyicileri teorik açıdan ele alınmıştır. Burada üç farklı regresyon modeli kullanılarak ulaştırma yatırımları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki tahmin edilmeye çalışılmıştır. Ulaştırma yatırımlarının yanı sıra işgücü, finansal gelişme, ticari dışa açıklık, enerji tüketimi ve kentleşme değişkenleri de bağımsız değişkenler ve ekonomik büyümenin belirleyicileri olarak kullanılmıştır. Ekonometrik analizlerde değişkenlerin birim kök incelemelerinin yapılmasında ADF, PP ve KPSS testlerinden istifade edilmiştir. Ayrıca, Vogelsang-Perron tek kırılmalı birim kök testi de kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki eşbütünleşme yani uzun dönem ilişkisinin araştırılmasında ARDL sınır testi yaklaşımı uygulanmıştır. Değişkenlere ilişkin uzun ve kısa dönem tahminleri ARDL modeli çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Değişkenler arasındaki nedensellik ilişkileri ise Toda-Yamamoto nedensellik tekniği kullanılarak incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, Türkiye ekonomisi açısından bazı politika önerileri sunabilecektir.

Birim kök testleriBüyümeBüyüme politikaları+5
Durmuş Özay
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksullukla mücadele stratejisi; Mikrofinans uygulamaları ve kadın

Dünya genelinde mikro kredi kullandıran kuruluşların amaçlarına bakıldığında ''Kadınları Güçlendirme'' düşüncesi başat rol oynamaktadır. Yoksullukla mücadelede etkili olan mikro kredi uygulaması dar gelirli (yoksul ya da yoksulluk sınırının daha altında) bireylere belli miktarda kredi kullandırılarak çalışma hayatında yer almalarını sağlamak ve ekonomik gücünü elinde bulunduran kadınların gerek aile içinde gerekse toplumda statü olarak yükselmeleri amaç edinilmiştir. Bu çerçevede kadın istihdamının arttırılması için yoksulluk önleme politikası olarak tanımlanan mikro kredi bir çözüm potansiyeline sahiptir. Bu çalışma, mikro kredi uygulamaları örneklerinin incelenmesini ve mikro kredilerin kadınların ekonomiye kazandırılmasında ne kadar etkili olduğunu saptamayı amaçlamaktadır.

Kadın iş gücüKadınlarMikro finans+3
Perihan Kübra Eral
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye de sürdürülebilir kalkınma ve yenilenebilir enerji kaynakları

İnsanoğlunun en eski çağlardan beri en önemli ihtiyaç kaynağı enerji olmuştur. Günümüzde insanların artan enerji kaynaklarını güvenli ve temiz bir şekilde karşılamak için yenilenebilir enerji kavramı meydana gelmiştir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte yenilenebilir enerji kaynakları ile ihtiyaç duyulan enerjiyi karşılamak mümkündür. Kalkınma için enerji önemli bir kavramdır. Enerji, üretimin vazgeçilmez bir girdisidir. Enerji kaynakları olmadan neredeyse üretim yapmak mümkün değildir. Sürdürülebilir enerji gelişimi, ekonomik, çevresel ve sosyal yönlerle yakından ilgilidir. Uluslararası sürdürülebilir kalkınma gündeminin temel alanlarından biri enerjidir. Bu çalışmada sürdürülebilir kalkınma bağlamında yenilenebilir enerji kaynaklarının Türkiye'de gelişimi ve uygulanabilirliği, tüketilen enerji kaynakları içerisinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payı ve enerjinin sürdürülebilirliği için hükümetin uyguladığı politikalar, uygulanan politikaların yetersizliği incelenmiş ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Yenilenebilir enerji, enerji politikaları, enerji kaynakları

Enerji kaynaklarıEnerji politikalarıSürdürülebilir kalkınma+2
Sibel Evli
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Hukukunda toplu iş uyuşmazlıklarında barışçı çözüm yolu olarak arabuluculuk

Türk Hukuku'nda bireysel iş uyuşmazlığı alanında kitap, makale, tez gibi bir çok kaynak ile çalışmaların yapıldığı ve çalışmaların son yıllarda bu alanda yoğunlaştığı görülmektedir. Toplu iş uyuşmazlığı alanındaki eksikliğin bir nebze olsun giderilmesine yardımcı olmak, toplu iş uyuşmazlığı konusunda çalışma yapılmasını teşvik etmek amacıyla Türk Hukuku'nda Toplu İş Uyuşmazlıklarında Barışçı Çözüm Yolu Olarak Arabuluculuk konulu tezin yazılması gerekliliği ortaya çıktığı söylenebilir. Tezin hazırlanma nedenleri; Türk Hukuku'ndaki kanun, tüzük ve yönetmeliklerde arabuluculuk ile ilgili geçen düzenlemeleri açıklamaya çalışmak, arabuluculukta eksik olan konular belirlenerek kanun koyucu tarafından düzenleme yapılmasına yardımcı olmak, mevcut düzenlemelerin uygulamada meydana getirdiği sorunları eleştirerek tamamen veya kısmen değiştirilmesinde yol gösterici olmak ve özellikle arabuluculuk kurumunun uyuşmazlığın taraflarınca çözüme odaklı olarak daha istekli ve etkin kullanılmasını teşvik etmek olduğu belirtilebilir. Türk Hukuku'nda 3008 Sayılı İş Kanunu'ndaki grev ve lokavtın yasak olduğu dönemden sonra 1961 Anayasası'nın tanıdığı haklara bağlı olarak 275 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nun yürürlüğe girdiği ve uzlaştırmanın toplu iş uyuşmazlıklarında barışçı çözüm yolu olarak yer aldığı görülmektedir. 1982 Anayasası kabul edildikten sonra 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nun yürürlüğe girdiği, 2012 yılında Anayasa'da yapılan değişikliklerden sonra da halen yürürlükte olan 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun yürürlüğe girdiği ve her iki kanunda da arabuluculuğun toplu çıkar uyuşmazlıklarında barışçı çözüm yolu olarak yer aldığı anlaşılmaktadır. 6356 Sayılı Kanun ihtiyari-zorunlu arabuluculuk ayrımını kaldırmıştır. Arabuluculuk, grev ve lokavta başvurulmadan önce başvurulması zorunlu olan ve toplu çıkar uyuşmazlıklarında gidilebilen barışçı çözüm yolu olduğu ifade edilebilir. Kanun koyucu tarafından grev ve lokavta toplu hak uyuşmazlıklarında başvurulması tanınmamış, hak uyuşmazlıklarının çözümü doğru bir tercih olarak mahkemelere bırakılmıştır. Türk Hukuku'nda bireysel iş uyuşmazlıklarının çözümü 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu döneminde 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na bağlı olarak ihtiyari olarak arabulucuya götürülebildiği görülmektedir. Bireysel iş uyuşmazlıklarının mahkeme tarafından çözümünün masraflı olması ve uzun sürmesi nedeniyle bu durumun işçinin mağduriyetine yol açtığı ifade edilebilir. Bireysel iş uyuşmazlıklarının daha hızlı ve etkin çözülmesine yönelik yasal çalışmalar tezin yazımı aşamasında tamamlanmıştır. 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu toplu hak uyuşmazlıklarından kaynaklanan ve mahkemede görülecek olan dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasını dava şartı olarak getirmiştir. Böylece ihtiyari olan arabuluculuk toplu çıkar uyuşmazlıklarında olduğu gibi zorunlu arabuluculuk şekline dönüşmüştür. Tezin varılan sonucunu kısaca özetlemek gerekirse; Türk Hukuku'nda 6356 Sayılı Kanunu ile grev ve lokavt öncesi toplu menfaat (çıkar) uyuşmazlıkları için barışçı çözüm yolu olarak getirilen arabuluculuk konusundaki düzenlemelerin yetersiz olduğu ve eksikliklerin gelişen çalışma koşulları dikkate alınarak yeniden ele alınması gerekmektedir. Toplu hak uyuşmazlıklarında yapılan yeni düzenlemeler dikkate alınarak toplu hak ve çıkar uyuşmazlıklarında farklı uygulamaların ya da yeni sorunların ortaya çıkması söz konusu olabilecektir. 6356 Sayılı Kanunda yer alan arabuluculuk ile ilgili hükümlerin değiştirilerek 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nda yer alan düzenlemeler de dikkate alınarak toplu iş uyuşmazlıkları için arabuluculuk konusunda bütünlük arz edecek şekilde Adalet Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın ortak olarak yürütecekleri çalışma sonucunda arabuluculuk hükümlerinin yönetmeliğe bırakılmadan daha ayrıntılı bir şekilde hazırlanacak yeni bir kanun ile günümüzdeki şartlara uygun olarak yeniden düzenlenmesi gerektiği hususunda kanaate varıldığı söylenebilir.

ArabuluculukBarışçı çözümTürk Hukuku+1
Mustafa Kor
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de aktif istihdam politikaları kapsamında mesleki eğitim kurslarının istihdama katılım sonuçlarının değerlendirilmesi: Tekirdağ örneği

Ekonomik gelişim ve kalkınmanın temel belirleyicilerinin başında, işgücünden yeterince yararlanabilme ve işgücünü yüksek verimlilikle istihdam edebilme gelmektedir. Ülkeler; sahip oldukları işgücünün niteliği ve verimliliği ile doğru orantılı bir gelişim ve kalkınma sergilerler. Bununla birlikte işgücünden yeterince faydalanabilmek her zaman çok kolay olmamaktadır. Özellikle işgücü piyasalarının homojenlikten uzak yapısı ve bilgi akışındaki sorunlar, işgücü verimliliğini düşürmektedir. Bu sebeple özellikle aktif istihdam politikalarının uygulanması ve işgücü arzı ile işgücü talebinin denkleştirilmesi son derece önemlidir. Aktif istihdam politikaları içerisinde de mesleki eğitimler önemli bir yere sahiptir. Mesleki eğitim kursları ile birlikte işsiz olan kişiler istihdam edilebilir bir duruma gelirken, diğer yandan herhangi bir işyerinde çalışan kişilerin de mesleki verimlilikleri artırılabilmektedir. Mesleki eğitim konusunda Türkiye'de üzerine en fazla görev düşen kurum hiç şüphesiz Türkiye İş Kurumu'dur. İŞKUR; Türkiye'nin tek kamu istihdam kurumu olarak işgücü piyasası bilgi hizmetlerini düzenlemek, işgücü arz ve talebini eşleştirmek ve işgücünün niteliğini artırmak için mesleki eğitimler vermekle görevli bir kurumdur. Bu çalışmada; aktif istihdam politikaları içerisinde önemli bir yer tutan mesleki eğitim programları incelenmiş ve Tekirdağ Çalışma ve İŞKUR İl Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen eğitimler analiz edilmiştir. Yapılan bu analiz neticesinde yıllar itibariyle yapılan mesleki eğitim çalışmaları ilin ihtiyaç ve kapasitesi de göz önünde bulundurularak yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: İşgücü, İstihdam, Mesleki Eğitim, İŞKUR, Tekirdağ.

Mesleki eğitimMesleki kurslarTekirdağ+3
Muhammed Çoban
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların işgücüne katılımını etkileyen faktörlerin belirlenmesi: Türkiye uygulaması

Günümüzde refah seviyesinin yükseltilmesi ve kalkınmanın sürdürülebilmesi bakımından kadın istihdamı önemlidir. Ancak kadının işgücüne katılmasını etkileyen birçok faktör vardır. Başlıca faktörler olarak kadınların medeni durumu, eğitim seviyesi, yaşı, çocuk sayısı ve ekonomik koşullar sıralanabilir. Bu çalışmada Türkiye'de kadının işgücüne katılımını etkileyen faktörler incelenmiştir. Bağımsız değişkenler olarak büyüme, enflasyon oranı, işsizlik oranı, doğurganlık oranı ve verimlilik belirlenmiştir. 2005-2017 dönemi için aylık veriler kullanılarak değişkenler arasındaki kısa ve uzun dönem ilişkiler Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Model (ARDL) yöntemi kullanılarak araştırılmıştır. Çalışmada kullanılan veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) veri tabanlarından elde edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre büyüme ve işsizlik oranı kısa dönemde kadınların işgücüne katılım oranını negatif yönde etkilerken, uzun dönemde pozitif yönde etkilemektedir. Doğurganlık oranı, verimlik endeksi ve enflasyon oranında ise tam tersi bir sonuç görülmektedir.

Kadın iş gücüKadınlarİstihdam+1
Aylin Gündoğdu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Esnek çalışma ve iş-aile yaşamı dengesi: AB ve Türkiye'deki düzenlemelere yönelik betimleyici bir inceleme

Günümüzde ekonomide, bilgi ve iletişim teknolojilerinde, yaşam tarzlarında ve daha birçok alanda meydana gelen değişimler, kişilerin bireysel ve çalışma yaşamlarında birtakım farklılıklara neden olmuştur. Değişen piyasa koşulları karşısında yeniliklere cevap vermek amacıyla, istihdamın geleneksel biçimleri yavaş yavaş değişerek yeniden yapılanmış, iş organizasyonları ile çalışma süresi esnekleştirilerek daha karmaşık bir yapı ve farklı bir şekil almıştır. Meydana gelen bu olaylar sonucunda kişilerin iş-yaşam dengesi bozulmuş ve bunun sonucunda iş-aile yaşamı üzerinde bir uyum problemi meydana gelmiştir. Bu problemin ortadan kaldırılması için çeşitli yöntemler kullanılmakta, bu amaç doğrultusunda iş hayatında esneklik uygulamaları, çalışanların uyum problemlerine çözüm bulmada büyük destek sağlamaktadır. Esnekliğin, işverenlerin hızla değişen piyasa taleplerine uyum sağlamasına yardımcı olması ve çalışanlara iş-yaşam dengesi için seçenek ve fırsatlar sunması bu kavrama daha fazla önem kazandırmaktadır. Kadınların işgücü piyasasında daha fazla yer alması ve emek piyasalarında meydana gelen dönüşüm neticesinde tartışılan iş-yaşam dengesi, bu dengeyi sağlayacak politika ve uygulamaları gündeme getirmiştir. Buna bağlı olarak esneklikle ilgili tartışmalar başlamış, ebeveyn izni ve çocuk bakım politikaları kadar esnek çalışma da iş-yaşam dengesi politikalarının en önemli düzenlemelerinden biri durumuna gelmiştir. Bu tezde esnek çalışmanın iş-yaşam dengesine olan katkısı araştırılmakta, sağlıklı bir iş yaşam dengesi açısından esnek çalışmanın önemli fakat yeterli olmadığı, esnek çalışmanın dışında bu olumsuzları (cinsiyet eşitsizliği, düşük kadın istihdamı, kadının aile içindeki rolü, vb.) azaltacak farklı önlemlerin alınması gerektiği ileri sürülmektedir. Anahtar Kelimeler: Esneklik, Esnek Çalışma, İş-Yaşam Dengesi, İş-Aile Çatışması, İş-Yaşam Dengesi Düzenlemeleri.

Avrupa BirliğiEsnek çalışmaTürkiye+6
Kemal Serbes
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kalkınma ajanslarının bölgesel kalkınmaya etkisi: Trakya Kalkınma Ajansı örneği

Gelişim eşitsizliği seviyeleri bölgeden bölgeye değişebildiği için bu sorundan muzdarip olan birçok ülke bu farklılıkları en aza indirmek için bölgesel kalkınma ajansları kurmuştur. Bölgesel kalkınma ajansları, bölgesel ekonomileri canlandırmak amacıyla kurulmakta ve bölgesel iç dinamikleri ortaya çıkarmayı ve bu dinamikleri hem ulusal hem de uluslararası alanda ekonomik ve sosyo-kültürel değerlere dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle, ajanslar yatırımları çekebilir ve işsizliğin en aza indirilmesine katkıda bulunabilir. Ayrıca, bölgesel ekonomileri canlandırabilir ve ülkenin ekonomik büyümesine karşılık olarak katkıda bulunabilirler. Kalkınma Ajansları yerel yatırımcılara fon sağlar ve kısa vadede kalkınma faaliyetlerini koordine eder. Ayrıca, Kalkınma Ajansları kalkınma politikaları oluşturmada kilit kurumlar olarak işlev görmekte ve yıllık gelişim planlarının hazırlanmasında destekleyici bir rol oynamaktadır. Tartışmasız, ulusal kalkınmaya giden yol bölgesel kalkınmadan geçiyor. Yerel sorunlar genellikle bölgesel kuruluşlar tarafından çözülür. Bu nedenle, bölgesel kalkınmanın kurulması, ulusal kalkınmanın çok önemli bir adımıdır. Kalkınma ajansları, bölgesel kalkınmanın kurulmasında önemli rol oynayan yepyeni kurumlardır. Bu çalışma ile TR21 Trakya Kalkınma Ajansı'nın yapılan faaliyet ve deneyimlerinin incelenmesi, değerlendirilmesi ve bölge için sunulanların ortaya konularak yerel ekonomiye hangi katkılar sağladığını ve sağlayacağını öğrenmek amaçlanmaktadır.

Bölgesel kalkınmaBölgesel kalkınma ajanslarıEkonomik kalkınma+3
Melih Ergene
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iş ahlakı ve mobbing uygulamaları

Bu çalışma kapsamında ahlak kavramı, önemi ve sosyal ilişkilerdeki önemi ele alınacaktır. Bu bağlamda ahlak ile birey ilişkisi, ahlak ile toplum ilişkisi, ahlaki gelişim teorileri, iş ahlakı, iş ahlakı teorileri ve iş ahlakına uygun olmayana davranış modelleri mercek altına alınacaktır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise mobbing olgusu ve tarihsel gelişiminin incelenmesi beklenmektedir. Bu kapsamda mobbing türleri, mobbing kavramına benzer kavramlar, süreç ve kademeleri, mobbing'e ortam oluşturan etkenler ile mobbing kavramında taraf olgusunun ele alınması beklenmektedir. Bölüm III kapsamında iş ahlakı ve mobbing ilişkilerinin işletme verimine etkileri incelenecek olup Bölüm IV kapsamında Türkiye'deki mobbing olgusu spesifik olarak incelenecektir.

MobbingTürkiyeİş ahlakı
Nilay Altınbaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık tarihi gelişmeleri

Bu araştırma bankacılık sektörünün Türkiye'de tarihsel süreçteki değişimini ifade etmek ve bankacılık sektöründe yaşanan değişimlerin ülke ekonomisinde yarattığı durumları ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Osmanlı Devleti'nden başlayarak Türkiye'de bankacılık sektörünün mevcut durumunun ifade edilmesi amaçlanan bu araştırmada literatür taraması yöntemi kullanılmıştır. Birincil ve ikincil kaynaklardan yararlanılarak Osmanlı'dan günümüze bankacılık sektöründe yaşanan değişimler ve gelişmeler aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: banka, bankacılık, Osmanlı, Türkiye

BankacılıkBankacılık sektörüCumhuriyet Dönemi+2
Özge Güven
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik fatura ve elektronik defter uygulaması

Elektronik fatura ve elektronik defter uygulamaları daha önceden belirlenen standartlara uygun olarak faturaların alıcı ve satıcı arasında güvenli bir ortamda iletilmesini sağlamak amacıyla geliĢtirilen sisteme verilen addır. Elektronik fatura uygulaması mevzuatımıza ilk defa 2010 yılında 397 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile vergi mükelleflerin kullanıma sunulmuĢtur. BaĢlangıçta mükelleflerin isteğe bağlı olarak dahil oldukları bu sistem daha sonra zorunlu olarak kullanılmaya baĢlanmıĢtır. elektronik defter uygulamasının yürürlüğe girmesi ile Gelir Ġdaresi BaĢkanlığı tarafından vergi mükelleflerinin denetimi daha kolay ve hızlı bir Ģekilde yapılmaya baĢlanmıĢtır. Bütün bunlar, verimlilik artıĢı ve maliyet tasarrufu sağlayarak ülke ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Elektronik Fatura, Elektronik Defter.

DefterlerElektronik defterElektronik fatura+1
Özkan Karagöz
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

2008 krizi sonrası KOBİ'lerin istihdam üzerindeki etkileri

KOBİ'ler gerek ekonomik büyüklükleri bakımından olsun veya istihdam oranları bakımından, gerekse teknolojik gelişmelere uyum açısından ülke ekonomisinin önemli yapı taşlarından biri olarak kabul edilmektedir. Bu çalışma, 2008 yılında yaşanan ve tüm dünya ekonomisini etkileyen küresel mali kriz döneminde küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin (KOBİ) istihdam üzerindeki etkilerine ışık tutabilmek amacıyla hazırlanmıştır. Ölçek farkı gözetmeksizin yaşanılan bu kriz işletmelerin yaşamlarını tehdit altına almıştır. Büyük işletmeler yeterli önlemleri sağlamış olsa da, küçük ve orta büyüklükteki işletmeler yeterli önlemleri alamamışlardır. Bu çalışmada KOBİ'lerin 2008 ekonomik krizi sırasında istihdam üzerindeki etkileri araştırılmış, KOBİ'lerin 2008 Krizi dönemindeki durumları incelenerek istihdam üzerindeki etkilerine yönelik istatistiki veriler tablolar halinde sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kriz, 2008 Krizi, Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletme (KOBİ), İstihdam.

Ekonomik kriz 2008Ekonomik krizKOBİ+3
Duygu Özkan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ekonomik büyüme ve işsizlik oranları arasındaki ilişkinin analizi

Bu çalışmada Türkiye'de ekonomik büyüme ile işsizlik arasındaki ilişki Okun Yasası çerçevesinde 2000-2018 dönemi için ampirik olarak incelenmiştir. Çalışmada ilk bölümde işsizlik, istihdam ve ekonomik büyüme kavramları teorik olarak açıklanmıştır. İkinci bölümde ise Türkiye'de işgücü piyasası, ekonomik büyümenin tarihsel seyri ve işsizliğin düzeyi arasında ilişki kurularak değerlendirmeler yapılmıştır. Son olarak üçüncü bölümde Okun Yasası'nın Türkiye'de geçerliliği doğrusal ve doğrusal olmayan modellerle test edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, işsizlik ile büyüme arasındaki ilişkinin doğrusal yapıda olmadığı ve iki rejimli Markov Rejim Değişim modelinin veriyi temsil etmede daha başarılı sonuçlar verdiği belirlenmiştir. Markov Rejim Değişim modeli sonuçlarına göre, ilk rejim yüksek işsizlik ve ikinci rejim düşük işsizlik olarak adlandırılmış olup her iki rejimde de Okun katsayısı beklenildiği gibi negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Bu sonuçlar ile her iki rejimde için işsizlik oranları ile ekonomik büyüme oranları arasında ters yönlü bir ilişkinin varlığı ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, işsizliği %1 oranında düşürmek için olması gereken ekonomik büyüme oranı yüksek işsizlik rejiminde %14.5, düşük işsizlik rejiminde ise %8.3 olarak hesaplanmıştır.

BüyümeEkonomik büyümeTürk ekonomisi+3
Muhammet Sungur
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

II. Abdülhamid dönemindeki mesleki okulların modernleşmeye etkileri

Eğitim bireylerin ve toplumların gelişmesi için vazgeçilmez bir unsurdur. Toplumların karakterlerinin belirlenmesi ve dünyadaki gelişmelere eklemlenmesi eğitim yoluyla gerçekleşir. Osmanlı Devleti de kuruluşundan itibaren zengin bir eğitim sistemine sahip olmuştur. 18. Yüzyılda Avrupa'da yaşanan teknik ve bilimsel ilerleme ile yaşanan ekonomik dengelerdeki değişime uyum sağlamak için Osmanlı Devleti eğitimi araç olarak kullanarak yapısal modernleşmeyi gerçekleştirmek istemiştir. Batılı tarzda modernleşmek için birçok eğitim kurumu açılmıştır. Bu eğitim kurumlarından olan sivil mesleki ve teknik eğitim kurumları Avrupa'daki teknolojik ilerlemenin Osmanlı Devleti'ne transfer edilerek kullanılması için önemli görevler üstlenmiştir. II. Abdülhamid döneminde kapsamlı şekilde değerlendirilerek ülke geneline yayılan mesleki ve teknik eğitim kurumları Osmanlı'nın iktisadi ve sosyal alanda kalkınarak modernleşmesine olumlu katkılar yapmıştır. Bu çalışmada genel olarak Osmanlı Devleti'nin sanayi devrimini gerçekleştiren devletler karşısında geri kalmışlığını nasıl engellemeye çalıştığına değinilecek ve bu ülkelerin ilerleyişinin nedeni olan bilimsel ve teknolojik gelişmelere uyum sağlamak için eğitim alanında yapılan çalışmalar incelenecektir. II. Abdülhamid döneminde modernleşme anlayışı üzerinde durularak bu anlayışla açılan mesleki ve teknik okulların Osmanlı Devleti'nin modernleşmesine ve ekonomik kalkınmasına yaptığı etkiler değerlendirilecektir.

18. yüzyılAbdülhamid IIEkonomi+7
Ömer Kürşat Koçyiğit
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İstihdam politikalarının genç işsizliğe etkileri, 2000 sonrası Türkiye örneği

Dünya genelinde bir sorun olan genç işsizlik olgusu ekonomik ve sosyal sonuçlarıyla özellikle gelişmekte olan ülkelerin en önemli sorunlarından bir tanesidir. Genç bir nüfusa sahip ve gelişmekte olan Türkiye'de de genç işsizlik giderek artan bir sorun haline gelmektedir. Gereken istihdam politikalarının etkin bir şekilde uygulama alanı bulamadığı ve yeterince istihdam olanağı yaratılamadığı sürece, ülkelerin kalkınmasının önündeki engel olan genç işsizliği artmaya devam edecektir. Bu tezde, işsizlik, genç işsizliği, istihdam kavramları ele alınmış ve 2000 yılı sonrasında Türkiye'nin İstihdam politikalarının genç işsizliğe etkilerine yer verilmiştir.

GençlerTürkiyeİstihdam+3
Işık Yalman
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mentorluk kavramı ve mentorluğun bireysel kariyer üstündeki etkisi

Mentorluk, günümüzde sıkça karşımıza çıkan kariyer gelişim araçlarından biri haline gelmiştir. Mentorun yol gösterici, danışman, akıl hocası vasıfları sayesinde profesyonel kariyerine henüz başlamamış olan genç öğrencilerin, meslek seçimini nasıl etkilediği, bireysel kariyer tercihlerinde ve kendilerinde ne gibi değişikliklere (iletişim, farkındalık, yeni fikirler vb.) yol açtığını ölçmeyi hedeflemekteyiz. Çalışmanın örneklemini elektronik mentorluk almış 19 kişi oluşturmaktadır. Birbirlerini hiç görmemiş sadece elektronik ortamda yazışma yolu ile sohbet etmiş olan kişilerin katıldıkları sürecinin nasıl kazanımları olduğunu yapılan görüşmeler doğrultusunda değerlendirilecektir.

KariyerKariyer geliştirmeMentorluk+2
Fatma Ceylan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

4857 Sayılı İş Kanunu kapsamında özel istihdam büroları aracılığıyla ödünç iş ilişkisi

Özel istihdam büroları (ÖİB) aracılığıyla ödünç iş ilişkisi üç farklı tarafın bir arada bulunmasıyla meydana gelen esnek çalışma biçimlerinden birisidir. Bu çalışma biçiminde işçi ile ÖİB arasında iş sözleşmesi bulunmaktadır. ÖİB aralarında iş sözleşmesi bulunan işçisini, ödünç işçi sağlama sözleşmesiyle ödünç alan işverene devretmektedir. Ülkemizde bu çalışma biçimi 20 Mayıs 2016 tarih ve 6715 sayılı kanun ile 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 7. maddesinde yapılan değişiklikle çalışma hayatına girmiştir. 4857 sayılı kanunun 7. maddesinde yapılan değişiklikle, ÖİB aracılığıyla ödünç iş ilişkisinin hangi hallerde ve sürelerde kurulacağı ve kurulamayacağı düzenlenmiş ancak bazı yönler eksik bırakılmıştır. Ayrıca, ÖİB aracılığıyla ödünç iş ilişkisinde uygulanacak olan sürelerin net olmadığı ve söz konusu çalışma biçimin sona ermesine ilişkin kanunda bir düzenlemenin bulunmadığı da görülmektedir. Bu çalışmada bahsi geçen yönlerin 4857 Sayılı İş Kanunu kapsamında incelenmesi ve değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Anahtar Sözcükler: İş Kanunu, Ödünç İş İlişkisi, Özel İstihdam Büroları

Kanunlar 4857 sayılıTürk iş hukukuÖdünç iş ilişkisi+6
Özkan Edemir
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1980'den günümüze döviz kurlarının makro ekonomiye etkileri

Dünyadaki ekonomilerde, hem reel piyasalarda hem finansal piyasalarda etkin olan globalleşmenin, hükümetlerin uyguladıkları ekonomi ve siyasi politikalara da etkisi çoktur. Tez de, ülkelerin uyguladıkları döviz kuru sistemleri ile makroekonomik ilişkiler soruşturulmaktadır. Ülkemizde cumhuriyet tarihi boyunca, birbirinden farklı döviz kuru sistemleri uygulanarak, kur düzenlemeleri aracılığıyla, dış ödemeler bilançosu dengesi ve makroekonomik denge sağlanmaya çalışılmıştır. Bu durum, uygulanan döviz kuru politikalarının yalnız başına bozulan makroekonomik dengenin yeniden sağlanmasında yeterli olmadığını göstermektedir. Bilimsel analizlerde ortaya çıkan sonuçlar, döviz kuru politikalarının makroekonomik dengeyi yeniden sağlamada çokta istenilen bir şekilde hedef bir politika olarak seçilemeyeceğini gösterir niteliktedir. piyasa ekonomilerine geçişin hızla yükseldiği günümüzde optimum kur rejiminin nasıl olması gerektiği üzerinde çalışılırken, dış ticarette açıklık veya fazlalık, sermaye hareketlerinin serbestisinin var olup olmadığı, döviz rezervlerinin yapısı gibi bir çok faktörü hesaplamak gerekmektedir.

DövizDöviz kuruDöviz kuru politikaları+5
Haluk Kaba
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hazır giyim sektöründe moda ve marka ekonomisi: Türkiye-İtalya- İspanya karşılaştırmalı analizi

Bu çalışmada, önce literatür araştırması yapılmış ardından hazır giyim sektöründe moda ve markanın etkileri incelenmiş ve Türkiye, İtalya, İspanya karşılaştırılması yapılmıştır. Araştırmada, sanayinin genel durumu ele alınmış ve buradan yola çıkarak da hazır giyim sektörünün durumu hakkında bilgi verilmiştir. Sonrasında bu sektörün modayla ve markalaşmayla ilişkisi incelenmiş modanın tarihsel gelişimi üzerinde durulmuştur. Hazır giyim sektörünün, Türk ekonomisinin dışa açılmasında en önemli sektörlerden olduğu ve yaşadığı bu gelişim süreci anlatılmıştır. Sektörde kapitalizmin, sanayi devriminin ve sosyal medyanın etkileri üzerinde durulmuştur. Hazır giyim sektörü ülke ekonomimizin son yıllarda, gerek giriş ve çıkışlarının gerekse de ürünlerin değişiminin çok kolay olduğu bir sektör olmasından dolayı, tercih edilen olmuştur. Ve tabi bu durum üreticiler ve tüketicilerin arasında bir bağ kurulmasına ön ayak olmuştur. Bu bağa da "marka" denilmiştir. Markanın ülkelerin ihracat ve ithalatında önemli bir yerinin olduğuna değinilmiştir. Ayrıca marka ekonomisinde İtalya, İspanya ve Türkiye karşılaştırması yapılmıştır.

Hazır giyim sektörüKarşılaştırmalı analizMarka+6
Şeyda Dağlı
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tekirdağ ilinin büyükşehir belediyesi olmasının sosyo-ekonomik getirileri

6360 sayılı "On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulmasına Dair Kanun" ile Büyükşehir Belediye Başkanlığı statüsüne getirilen Tekirdağ ili en büyük değişimi nüfus ile yaşamıştır. Şehirde yaşanan değişim ve dönüşüm ile nüfus 4 yılda hızlı bir şekilde artarak bir milyon 5 bin 463 bin kişi olmuştur. Ayrıca Forbes dergisinin yaptığı bir araştırmaya göre, 'Çalışmak ve Yaşamak için En İdeal Kent' sıralamasında Tekirdağ 4. olmuştur. Bu dönüşümün hızlı bir şekilde gerçekleşmesinin en önemli etkenlerin başında büyükşehir statüsüne getirilmesi olmuştur. Bu çalışma ile büyükşehir belediyelerinin genelde yerel yönetimlerde, özelde ise Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi'ndeki uygulamaları ortaya konulmuştur. Tekirdağ ilinin Büyükşehir statüsüne getirilmesiyle yaşanan sosyo-ekonomik getiriler, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri incelenmiştir. Bu kapsamda bir çalışma yapılmamasından kaynaklanan boşluğu doldurmak ve 6360 sayılı kanunla birlikte büyükşehir belediyesi statüsüne getirilen belediyelere yol göstermek amacıyla bilgiler yer almaktadır.

Büyükşehir belediyeleriBüyükşehirlerSosyoekonomik etki+3
Cemal Ogün Kürümoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nin Süleymanpaşa ilçesi ekonomik gelişmesi üzerindeki etkileri: Öğrenci tüketim harcamaları özelinde bir değerlendirme

Üniversitelerin ekonomik büyüme, sosyal gelişme, rekabet edebilir mal üre-timi ve hizmetlerin sağlanması, kültürel kimlik oluşumu, sosyal bağın ve kültürün sürdürülmesi ve sonuçta yoksulluğa karşı mücadele ve barınma kültürünün destek-lenmesi gibi konularda çok önemli bir konuma sahip olduğu konusunda genelde uz-laşma olduğu görülmektedir. Üniversiteler bilim ve bilginin en etkili/kaliteli bir şekilde üretildiği ve bu birikimlerin işlendiği kurumların ilk sırasında yer almaktadır. Üniversiteler kuruldukları şehirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel olarak gelişmesine katkıda bulunurlar. Bu nedenle, pozitif dışsallık yaratmaktadır. Bu çalışmanın amacı üniversitelerin kuruldukları şehirlere yaptığı katkıları sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve demografik boyutlarda ele alarak; 2006 yılında kurulan Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nin merkez ilçe Süleymanpaşa'ya olan sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve demografik katkılarını incelemektir. Bu amaçla çalışmanın analiz kısmında NKÜ öğrencilerine uygulanan anket verileri kullanılmıştır. Böylece öğrencilerin tüketim davranışlarını belirleyen etkenler analiz edilerek, üniversitenin merkez ilçe ekonomisine katkısı incelenmektedir. Anahtar kelimeler: NKÜ, Tüketim Davranışları, Eğitim

Ekonomik büyümeEkonomik gelişmelerEkonomik kalkınma+6
İsmail Aslan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de eğitimin toplumsal cinsiyet bağlamında istihdam üzerindeki etkisi

Bu çalışmada Türkiye'de kadın ve erkeğin cinsiyet bakımından toplumsal durumu ve buna dayalı olarak eğitim durumunun istihdam ve işsizlik açısından bir literatür araştırması yapılmıştır. Ülkemizde kadın ve erkek istihdamının bulunduğu durumunu ortaya koyabilmek amacıyla kadın ve erkeğin işgücü piyasasındaki durumu TÜİK'ten elde edilen veriler ışığında birçok açıdan değerlendirilmiş bulunmaktadır. Bu bağlamda, genellikle 2014 sonrası dönemi verileri kullanılarak, Türkiye'deki eğitim, istihdam ve işsizlik arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik istatistiksel veriler uygulanmıştır. Bu istatistiksel verilere dayanarak kadın ve erkeğin eğitim seviyesi ve istihdamı arasında ilişki kurularak bazı sonuçlara ulaşılmıştır. Ulaşılmış olan bu sonuçlara göre, erkek çocuklarının eğitim ve istihdam durumlarına göre kız çocuklarına kıyasla daha avantajlı olduğu ve bunun birçok alanda kendini göstermiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu verilere göre Türkiye'de yıllar bakımından kadın istihdamının artış gösterdiği tespit edilmiştir. Sektörel açıdan değerlendirildiğinde kadınların tarım sektöründe çalıştırılmalarına karşın son yıllarda bunun düşüş gösterdiği ve hizmetler sektöründe ise mühim bir şekilde yükselişlerin söz konusu olduğu belirlenmiştir. Bu gelişmelerin paralelinde kadınların işteki durumlarının da değişiklik gösterdiği görülmektedir. Kadınlar ücretsiz aile işçisi olmaktan ayrılmış ücretli ve yevmiyeli olarak çalışma hayatında bulunmaya başlamışlardır. Bölgesel düzeyde incelendiğinde ise Türkiye'de bulunan bölgelerin gelişmişlik seviyelerine göre bu durumun değişkenlik gösterdiği belirlenmiştir.

Cinsel kimlikEkonomik etkiEğitim+2
Elif Pekel
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Dahilde işleme rejiminin Türkiye ekonomisi ve dış ticareti üzerindeki etkilerinin analizi

Günümüz gelişmekte olan ülkeleri ihracatta yaşanan artışın ekonomik büyümeyle doğru orantılı olacağı ve ekonomik büyümede ihracat artışının önemli rol oynayacağı düşüncesinde birleşerek, içe dönük ve kapalı ekonomi politikalarını terk edip dışa dönük ticaret politikaları üretmeye çalışmışlardır. Türkiye de bu konjonktüre ayak uydurarak ithal ikameci politikayı değiştirmiş, 1980 yılından itibaren ekonomik büyümenin motorunu ihracatta görmüş ve ihracatı geliştirip sürdürülebilir hale getirmek için teşvik politikaları geliştirmeyi benimsemiştir. 1980'li yıllarda ihracat teşvikleri genelde parasal teşvikler üzerine planlanırken 1990'lı yılların ortalarında Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Anlaşması'na taraf olunması ve Gümrük Birliği'ne (GB) dahil olunması, dolayısıyla da anlaşma ve entegrasyon modeli şartlarına uygun hareket etme zorunluluğu nedeniyle doğrudan parasal teşvikler uygulanabilirliğini kaybetmiştir. Bu sebeple Türkiye, ihracatı geliştirmek için yeni programlar üretmeye başlamıştır. Bu programlardan birisi de sektörlerin asıl ihtiyacı olan kaliteli ve ucuz girdiyi temin etmeye yönelik oluşturulan Dahilde İşleme Rejimi (DİR) olmuştur. DİR'in Türkiye Ekonomisi ve Dış Ticareti üzerindeki etkilerinin analizine yönelik yapılan bu çalışmada, öncelikle ihracat ve teşvik kavramlarına değinilmeye çalışılarak ihracat teşvikleri ile ilgili genel bilgiler verilecektir. Türkiye'de uygulanan ve uygulanmaya devam eden ihracat teşvik tedbirleri açıklanacaktır. Ayrıca, Dahilde İşleme Rejimi uygulaması detaylı bir şekilde açıklanmaya ve rejimin işleyişi anlatılmaya çalışılacaktır. Diğer taraftan çalışmanın asıl hedefi olan rejimin Türkiye Ekonomisi'ne ve Dış Ticareti üzerine etkileri çeşitli istatistiki veriler, grafikler, şekiller yardımıyla analiz edilmeye çalışılacaktır. Çalışmanın sonuç ve öneriler bölümünde ise rejimin Türkiye Dış Ticareti'ne ve dolayısıyla da Türkiye Ekonomisi'ne pozitif etkilerinin maksimum seviyeye çıkarılabilmesi için rejimin amacına uygun işlemesine yönelik öneriler aktarılmaya çalışılacaktır.

Dahilde işleme rejimiEkonomik etkiTeşvikler+5
Dursun Aydın
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sel ve taşkınların sosyal hayat ile ekonomiye etkileri Edirne ili örneği

Küresel ısınmanın neden olduğu yağış düzenindeki değişiklikler, ani ve yoğun yağışlara sebep olmaktadır. Ayrıca, yerleşim yerlerinin dere ve nehir yataklarına doğru genişlemesi, ülkemizde sıkça sel ve taşkınlarla karşılaşmamıza yol açmaktadır. Edirne, üç nehrin birleştiği ve topografik yapısı nedeniyle çok sayıda dere yatağının bulunduğu bir konumda yer almaktadır. Bu nedenle Edirne, tarih boyunca sık sık sel ve taşkınlarla karşı karşıya kalmıştır. Türkiye'de depremden sonra en ağır hasarlar ve can kayıplarının yaşandığı afet türü, sel ve taşkınlardır. Bu durumun başlıca sebepleri, doğal yapının bozulması ve kentleşmenin taşkın alanlarına doğru genişlemesidir. Bu çalışmamızda, çeşitli bölgelerde yaşanmış sel ve taşkınların oluş sebepleri ve bu konuda alınmış tedbirlerin etkilerinden bahsedilmiştir. Bölgedeki dere ıslah çalışmalarında yanlış yöntemlerin tercih edilmesi ve yerleşim yerlerinin nehir ve dere yataklarına doğru genişlemesi, çok sayıda insanımızın mağdur olmasına ve maalesef hayatlarını kaybetmelerine neden olmaktadır. Ayrıca, üç nehrin geçtiği ülkelerde barajların bulunması, yüksek yağışlar sonucunda baraj kapaklarının aynı anda açılması gibi durumlarda farklı boyutlarda tehlikeler oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ülkemizde ve özellikle bölgemizde karşılaştığımız sel ve taşkınların ortak sorunlarını tespit etmek ve bu sorunlara yönelik yeni düzenlemeler geliştirilmesine rehberlik etmektir. Sel ve taşkınları deneyimlemiş afetzedelerle yapılan anket çalışmaları ve taşkından etkilenen köy muhtarlarıyla gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda, iyileştirme çalışmaları için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sel, Taşkın, Süreç iyileştirme

Sel
Hüseyin Türkel
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sel ve taşkınların sosyal hayat ile ekonomiye etkileri Edirne ili örneği

Küresel ısınmanın neden olduğu yağış düzenindeki değişiklikler, ani ve yoğun yağışlara sebep olmaktadır. Ayrıca, yerleşim yerlerinin dere ve nehir yataklarına doğru genişlemesi, ülkemizde sıkça sel ve taşkınlarla karşılaşmamıza yol açmaktadır. Edirne, üç nehrin birleştiği ve topografik yapısı nedeniyle çok sayıda dere yatağının bulunduğu bir konumda yer almaktadır. Bu nedenle Edirne, tarih boyunca sık sık sel ve taşkınlarla karşı karşıya kalmıştır. Türkiye'de depremden sonra en ağır hasarlar ve can kayıplarının yaşandığı afet türü, sel ve taşkınlardır. Bu durumun başlıca sebepleri, doğal yapının bozulması ve kentleşmenin taşkın alanlarına doğru genişlemesidir. Bu çalışmamızda, çeşitli bölgelerde yaşanmış sel ve taşkınların oluş sebepleri ve bu konuda alınmış tedbirlerin etkilerinden bahsedilmiştir. Bölgedeki dere ıslah çalışmalarında yanlış yöntemlerin tercih edilmesi ve yerleşim yerlerinin nehir ve dere yataklarına doğru genişlemesi, çok sayıda insanımızın mağdur olmasına ve maalesef hayatlarını kaybetmelerine neden olmaktadır. Ayrıca, üç nehrin geçtiği ülkelerde barajların bulunması, yüksek yağışlar sonucunda baraj kapaklarının aynı anda açılması gibi durumlarda farklı boyutlarda tehlikeler oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ülkemizde ve özellikle bölgemizde karşılaştığımız sel ve taşkınların ortak sorunlarını tespit etmek ve bu sorunlara yönelik yeni düzenlemeler geliştirilmesine rehberlik etmektir. Sel ve taşkınları deneyimlemiş afetzedelerle yapılan anket çalışmaları ve taşkından etkilenen köy muhtarlarıyla gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda, iyileştirme çalışmaları için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sel, Taşkın, Süreç iyileştirme

Sel
Hüseyin Türkel
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sel ve taşkınların sosyal hayat ile ekonomiye etkileri Edirne ili örneği

Küresel ısınmanın neden olduğu yağış düzenindeki değişiklikler, ani ve yoğun yağışlara sebep olmaktadır. Ayrıca, yerleşim yerlerinin dere ve nehir yataklarına doğru genişlemesi, ülkemizde sıkça sel ve taşkınlarla karşılaşmamıza yol açmaktadır. Edirne, üç nehrin birleştiği ve topografik yapısı nedeniyle çok sayıda dere yatağının bulunduğu bir konumda yer almaktadır. Bu nedenle Edirne, tarih boyunca sık sık sel ve taşkınlarla karşı karşıya kalmıştır. Türkiye'de depremden sonra en ağır hasarlar ve can kayıplarının yaşandığı afet türü, sel ve taşkınlardır. Bu durumun başlıca sebepleri, doğal yapının bozulması ve kentleşmenin taşkın alanlarına doğru genişlemesidir. Bu çalışmamızda, çeşitli bölgelerde yaşanmış sel ve taşkınların oluş sebepleri ve bu konuda alınmış tedbirlerin etkilerinden bahsedilmiştir. Bölgedeki dere ıslah çalışmalarında yanlış yöntemlerin tercih edilmesi ve yerleşim yerlerinin nehir ve dere yataklarına doğru genişlemesi, çok sayıda insanımızın mağdur olmasına ve maalesef hayatlarını kaybetmelerine neden olmaktadır. Ayrıca, üç nehrin geçtiği ülkelerde barajların bulunması, yüksek yağışlar sonucunda baraj kapaklarının aynı anda açılması gibi durumlarda farklı boyutlarda tehlikeler oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ülkemizde ve özellikle bölgemizde karşılaştığımız sel ve taşkınların ortak sorunlarını tespit etmek ve bu sorunlara yönelik yeni düzenlemeler geliştirilmesine rehberlik etmektir. Sel ve taşkınları deneyimlemiş afetzedelerle yapılan anket çalışmaları ve taşkından etkilenen köy muhtarlarıyla gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda, iyileştirme çalışmaları için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sel, Taşkın, Süreç iyileştirme

Sel
Hüseyin Türkel
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00