Van Yüzüncü Yıl Üniversity
Discipline

Landscape Architecture

Van Yüzüncü Yıl Üniversity

591

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Büyük ölçekli mekansal planlama ve kentsel tasarım aracı olarak insansız hava aracı ile fotogrametrik çözüm araştırması YYÜ Kampüsü örneği

Günümüzde daha konforlu yaşam standartlarına erişebilmek adına, büyük ölçekli alanlar için yapılacak, kentsel tasarım, mekânsal planlama, afet yönetimi, güvenlik gibi mekânsal uygulama alanları için fotogrametrinin sağladığı 3 boyutlu mekânsal veriler hayati öneme sahiptir. Bunların elde edilmesi için hâlihazırda mevcut olan yöntemler (Uçak ve Uydu temelli), yüksek maliyet, düşük zamansal çözünürlük, düşük mekânsal çözünürlük, uzmanlaşmış insan gücü ihtiyacının fazlalığı gibi dezavantajlara sahiptir. Tüm dünyada hızla gelişmekte olan insansız hava aracı (İHA) tekniği, fotogrametrik anlamda özellikle büyük ölçeklerde (uygulama ölçekleri) yapılacak mekânsal uygulamalarda; düşük maliyet, yüksek zamansal çözünürlüklü, daha az insan gücü gibi avantajlar sağlamaktadır. Tez kapsamında, İHA kullanılarak elde edilen görüntülerin işlenmesi ile üretilen fotogrametrik ürünlerinin (Nokta Bulutu, 3B Ağ Model, SYM, SAM, Ortofoto) Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Kampüs alanında yapılacak Kentsel Tasarım ve Mekânsal Planlama çalışmaları için kullanılabilirliğinin araştırılması amaçlanmıştır.

FotogrametriOrtofotoİnsansız hava aracı
Emre Güray
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Parametrik Tasarım Yaklaşımı ile Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi doğu kıyısının düzenlenmesi

PARAMETRİK TASARIM YAKLAŞIMI İLE VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ DOĞU KIYISININ DÜZENLENMESİ ÇANKAYA, Mustafa Cem Yüksek Lisans Tezi, Peyzaj Mimarlığı Anabilim Dalı Tez Danışmanı : Doç. Dr. Onur ŞATIR Temmuz 2019, 69 sayfa Teknolojinin doğa üzerinde hakimiyet kurma düşüncesi 20.yy'da insanoğlunu etkisi altına almış ve 21.yy da ise bu düşünce daha da güçlenerek etkisini göstermiştir. Bir çok bilim dalında, özellikle bilgisayar bilimlerinin gelişmesi ile birlikte ortaya çıkan yazılım kavramı bilimin hem gelişmesini sağlamış hem de bilimi kolaylaştırmıştır. Teknolojinin diğer bilimler gibi Mimarlığı da etkilemesi mimarlık kavramlarını değişime uğratmıştır. Bu değişim Mimarlığı, geleneksel bağlamdan kopararak yeni arayışlara itmiştir. Doğa bilimlerinin odak noktasına konulması ile birlikte Mimarlık, doğada var olan biçimleri araştırmaya başlamış ve bunların tasarımda nasıl uygulanacağına dair fikirler gelişimi üzerine yoğunlaşmıştır. Tezin birinci bölümünde parametrik tasarımın ortaya çıkışı, gelişimi, parametrisizm akımı, parametrik tasarım örnekleri ile tezin amacı ortaya konulmuştur. İkinci bölümde ise parametrik tasarım kavramı ile yapılmış olan çalışmalar taranmış olup bu çalışmalara dair literatür bildirişleri yapılmıştır. Üçüncü bölümde tez kullanılan materyaller açıklanmış ve bu materyallerin hangi metotlar kullanılarak uygulanacağı üzerine bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde tezin konusu olan "Parametrik Tasarım Yaklaşımı ile Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Doğu Kıyısının Düzenlenmesi" ne ait proje önerisi ortaya konulmuş ve bu proje önerisinde elde edilen bulgular belirtilmiştir. Beşinci ve son bölümde ise parametrik tasarım yaklaşımı ile tasarlanmış olan projenin avantajları, dezavantajları geleceği tartışılarak bir çıkarım saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Algoritma, Mimari Tasarım, Parametrik Tasarım, Parametrisizm.

AlgoritmalarMimari tasarım
Mustafa Cem Çankaya
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Accessibility of green areas by using network analysis in gis environment case of Erbil city

This study was carried out in 2017 and 2019 to measuring the accessibility of green spaces by usıng network analysis in GIS environment case of Erbil cıty. Firstly, all green spaces digitized in AutoCAD program after that all green areas classified and all roads classified according to speed limitation which include 15km/hour, 25km/hour, 45km/hour and 70km/hour. The quarters border with quarter‟s population digitized to calculate the number of residents which green area service reach. After that all datasets converted to GIS network analysis to measuring the accessibility of green areas for populations within 300m, 600m and 900m distance or 5 minute, 10 minute and 15 minute walking for Mini parks and Neighborhood parks and 5 minute, 10 minute and 15 minute driving for Community parks and District parks, green spaces created by polygons and point, all roads by line, by using tabulate intersection tool within network analysis calculated. Results show that for community parks for 5 minutes driving the %68 of population have accessibility, for 10 minutes of driving there are accessibility for %99 of population and for 15 minutes driving there is accessibility for %100 of population. For District parks with 5 minutes driving %70 of population have accessibility. For 10 minutes driving there is accessibility for %96 of residents and for 15 minutes driving there is %100 accessibility. For the Mini parks with 5 minutes walking %22 of population have accessibility, for 10 minutes walking there is accessibility for %52 of population. For 15 minutes walking %70 of population have accessibility. For neighborhood parks the results show that for 5 minutes walking %43 of population have accessibility, for 10 minutes walking there is accessibility for %71 of residents to District parks. For 15 minutes walking %80 of Erbil city have accessibility. Keywords: Accessıbılıty, Erbil green areas, Netork analysis

Salar Hassan Abdalkarım Abdalkarım
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Jeoturizm potansiyelinin belirlenmesi: Tendürek dağı (çaldıran-van)

Tendürek Dağı ve yakın çevresi, jeolojik ve jeomorfolojik özellikleri ile yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası ölçekte önemli bir jeolojik miras peyzajıdır. Ancak günümüzde alanın jeolojik miras değerlerinin korunmasını ve jeoturizm potansiyelini konu alan çalışmalar yoktur. Potansiyel jeoturizm peyzajlarında jeoturizm faaliyetleri gerçekleştirilmeden önce, söz konusu peyzajın jeomiras öğelerinin jeoturizm amacıyla değerlendirilmesine yönelik kapsamlı envanter ve değerlendirmelerin yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı; Tendürek Dağı (Çaldıran-Van) ve yakın çevresinde jeoturizm potansiyelinin belirlenmesidir. Araştırmada, "örnek durum" yaklaşımı kullanılmıştır. Bu kapsamda ilk olarak, alanda gelecekteki jeoturizm faaliyetlerinde değerlendirilebilecek jeositler belirlenmiştir. Belirlenen jeositlerin jeoturizm potansiyeli; bilimsel-eğitsel, manzara-estetik, koruma, işlevsellik ve turistik değer kriterleri kapsamında, "jeosit değerlendirme formu" ile uzman görüşlerine başvurularak değerlendirilmiştir. Araştırmada 12 adet jeosit tespit edilmiştir. Bulgulara göre jeoturizm potansiyel değeri bakımından; Çaldıran Ovası jeositi ilk sırada, Tendürek Dağı jeositi ikinci sırada, Alikelle Dağı jeositi ise üçüncü sırada yer almaktadır. Bulgulara göre, alandaki jeositlerin jeoturizm potansiyeli değerinde öncelikle; bilimsel/eğitsel, işlevsellik ve turizm değerlerinin etkilidir. Çalışmada, bulgular ve araştırma alanın peyzaj özellikleri çerçevesinde; üç jeorota önerilmiştir. Çalışmanın sonunda, alanın jeoturizm potansiyelinin geliştirilmesi ve değerlendirmesi yanında, jeomiras değerinin korunması için öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Jeolojik miras, Jeolojik miras peyzajları, Jeosit, Jeosit değerlendirmesi, Jeosit değerleri, Jeoturiz, Jeoyol-jeorota

Bahaddin Aydemir
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Van kenti Cumhuriyet Caddesinin yeniden düzenlenmesinde kullanıcı tercihlerinin belirlenmesi ve tasarım örneklerinin önerilmesi

Yoğun yapılaşmadan dolayı, kent halkının faydalanabileceği açık yeşil alan miktarının kısıtlı olduğu bir gerçektir. Büyüyen kentlerle birlikte artan nüfus miktarı da bu alanların yetersiz kalmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, kentlerde daha yaşanabilir mekanların oluşturulmasında, yol kenarlarının yeşillendirilmesinin katkıları yadsınamaz. Yol kenarlarında yapılan ağaçlandırma çalışmaları, insanlar için hem estetik hem de fonksiyonel yönden oldukça faydalıdır. Bu çalışmada; öncelikle yol kenarlarının ağaçlandırılmasının işlevi ve kent halkına katkıları incelenmektedir. Yol kenarlarının yeşillendirilmesinde kullanılacak bitki türlerinin doğru seçimi ve ağaç dikimlerinin doğru yapılması gerektiği hakkında bilgiler verilmektedir. Bu doğrultuda Van Cumhuriyet Caddesinin mevcut yol kenarı ağaçlandırması incelenmektedir. Kentsel tasarım açısından daha sağlıklı ve nitelikli bir cadde ağaçlandırması için çalışma alanında anket çalışması ve yüz yüze görüşmeler yapıldı. Elde edilen sonuçlar tablolar halinde incelendi ve halkın katılımı ile beraber uzman görüşleri sonucu uygun tasarım kriteri geliştirildi. Anahtar kelimeler: Açık yeşil alanlar, Ana arterler, Cumhuriyet Caddesi, Van, Yol bitkilendirmesi.

Ömer Faruk Aytin
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Van Gölü doğu kıyı alanlarının görsel peyzaj kalitesi açısından değerlendirilmesi

Bu çalışmada, Van Gölü doğu kıyılarının sahip olduğu rekreasyonel potansiyel ile kıyıların doğal ve kültürel kaynak değeri incelenmiş, sonrasında ise bu alanlardaki peyzaj kalitesinin analiz edilebilmesi için, algısal (duyusal) ve fiziksel değişkenler üzerinden alanların manzara güzelliği değerlendirilmiştir. Görsel peyzaj kalite değerlendirmesi üzerine daha önce yapılmış çalışmalardan faydalanılarak, tez çalışmasını biçimlendirecek "psikofiziksel" yöntemde karar kılınmıştır. Van Gölü doğu kıyı alanlarında belirlenen bölgelerden fotoğraflar çekilmiş ve bu fotoğraflar iki farklı gruba (uzman ve kullanıcı grup) gösterilerek, katılımcılardan, görüntüleri belirlenen ölçütlere göre puanlayıp değerlendirmeleri istenmiştir. Fotoğraflı anket sonucunda, görsel peyzaj kalitesini etkileyen unsurlar ortaya koyularak, kişisel görüş ve düşünceler katılmaksızın istatistiksel analizlerin değerlendirmesi tarafsız bir şekilde yapılmıştır. Katılımcıların mekânları tercih etmelerinde etkili olan parametrelerin belirlenmesi ve mekânların karakteristiğinin ortaya çıkarılması, görsel kalite çalışmasıyla gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmayla, görsel kalite analizi sonucunda katılımcıların tercihleri ile parametreler arasındaki ilişki analiz edilmiş ve mekânsal tercih kriterleri belirlenmiştir. Yapılmış olan görsel peyzaj kalite analizi ve değerlendirmesi sonucunda ileride yapılacak olan tasarım ve planlama çalışmalarında peyzajın görsel kalitesini arttıracak unsurların ortaya koyulduğu düşünülmektedir.

Hande Özvan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kent içindeki kamusal alanların, kentsel mekân kalitesi açısından değerlendirilmesi: Van Örneği

Kamusal alanlar, kentli kullanıcının yaşam kalitesini etkileyen alanların başında gelmektedir. Bu tez çalışmasının amacı, kent içindeki kamusal alanların kentsel mekân kalitesini değerlendirmektir. Bu çerçevede kullanıcı değerlendirmelerini de göz önüne alarak kent merkezinde yer alan caddelerin mekân kalitesini etkileyen ilkeler belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla, kamusal alanın mekân kalitesini değerlendirmek için Jan Gehl ve Gehl Enstitüsü tarafından "Koruma", "Konfor" ve "Eğlence" olmak üzere üç temel başlık altında tanımlanan 12 Kalite Kriteri çalışmanın yöntemi olarak belirlenmiştir Van kent merkezinde yer alan Cumhuriyet Caddesi ve kent merkezi çeperinde bulunan İki Nisan Bulvarı örneklem alanı olarak seçilmiştir. Seçilen kamusal alanlarda yapılan gözlem, analiz ve kullanıcı anketleri ile 12 kalite kriteri değerlendirilmiştir. Öncelikle, literatür çalışması kapsamında mekan kalitesi, kalite kriterleri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Sonraki aşamada, alan çalışması kapsamında önceden belirlenen gün ve saatlerde gözlem, analiz ve kullanıcı anketleri yapılmıştır. Yapılan gözlem ve analizler sonucunda, söz konusu kalite kriterleri; "iyi", "orta", "zayıf" durum kategorisi ile değerlendirilip sırasıyla 3, 2, 1 değerleri ile puanlandırılırmıştır. Sonuç olarak, her kriterde alınan ortalama puanlar temel alınarak kamusal alanların mevcut durumları karşılıklı değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda çalışma yapılan kamusal alanların 12 Kalite Kriteri çerçevesinde, ortalama değerin altında olduğu ortaya konmuştur. Kriterlerin önerileri doğrultusunda kent yöneticileri tarafından kentlinin yaşam kalitesini artıracak mekânsal düzenlemeler yapılmalıdır.

Muhittin Tekinyer
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi kentsel peyzajların Van kent kimliğine etkilerinin değerlendirlmesi

Kentleşme baskısı, kent kimliğinin önemli belirleyicilerini oluşturan tarihi kentsel peyzajlar için bir tehdit oluşturmaktadır. Bu peyzajlar doğa ve insanın ortak eseri olan önemli kültürel peyzajlardır. Tarihi kentsel peyzajlar kente özgün kimlik ve hafıza kazandırmaktadır. Avrupa Peyzaj Sözleşmesine göre kentsel kimliğin sürdürebilirliği tarihi peyzaj karakteri değerlendirmesi yapılarak; tarihi kültürel miras alanlarının yönetilmesi, korunması ve planlaması ile birlikte kent kullanıcılarının geleceğe aktarılması mümkündür. 2011 UNESCO Tavsiye Peyzaj Kararına göre isebu peyzajlar değerlendirilirken çevresi ile birlikte bütüncül bir yaklaşım ile değerlendirilmesi gerektiği söylenmiştir. Bu sayede tarihi kentsel peyzajlar kentsel kimlikte yerini alabilmektedir. Bu araştırmada Urartu, Selçuklu ve Osmanlı gibi çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış somut kültürel peyzajların katmanlaştığı Van kentinde tarihi kentsel peyzajların kent kimliğinde oluşturduğu etkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada literatür taraması yapılarak, kültürel peyzaj alanları olan tarihi kentsel peyzajların seçiminde uzman değerlendirmesi sonrasında kullanıcı odaklı yaklaşım ile410 kişi ile foto-anket çalışması ve 60 yaş üzeri Van'ın yerli aileleri ile sözlü tarih çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu sayede zihinlerdeki kent imgeleri, kimlik ve hafıza mekânları belirlenmiştir.Kent kullanıcıları Van'ın merkez ilçelerinde tarihi kentsel peyzajların kent kimliğinin oluşumunda baskın öğeler olduğu sonucuna varılmıştır. Bu anlamda geçmişle bağları sağlayan ve kent kimliğinin oluşmasında etkin olan tarihi kentsel peyzaj öğelerinin ilişkide olduğu çevreleriyle birlikte sürdürülebilirliği için koruma ve geliştirme amacıyla birtakım öneriler geliştirilmiştir.

Kent kimliğiKültürel peyzaj
Muhsine Perihan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel iklim değişikliğinin güneş enerjisi özelinde yenilenebilir enerji potansiyeline etkisi ve arazi örtüsü ile ilişkisi: Van örneği

Küresel ısınmanın bir sonucu olan iklim değişikliği birçok çevresel ve yaşamsal sorunu beraberinde getirmiştir. İnsan faktörleri ve fosil yakıt kullanımı ile hızlanan uluslararası iklim değişikliği arenasında birçok çalışma ve proje üretilmiştir. Ayrıca, iklim değişikliği ile mücadele ve iklim değişikliğine uyum sağlama bağlamında birçok çözüm geliştirilmiştir. Uyum ve mücadele için önerilen çözümlerden biri yenilenebilir enerji üretimini ve kullanımını artırmaktır. Yenilenebilir enerji, iklim değişikliği için bir mücadele ve uyum aracı olmakla birlikte aynı zamanda iklim değişikliğinin iklim parametreleri aracılığıyla doğrudan etkilediği bir olgudur. Bu çalışmanın amacı, küresel iklim değişikliğinin güneş enerjisi potansiyelindeki olası etkilerinin ve Van şehrinde arazi örtüsü ve farklı peyzaj alanları ile olan ilişkisinin araştırılmasıdır. Bu çalışmada güneş enerjisi tartışılacaktır; 4 farklı güneş enerjisi potansiyel haritalama yaklaşımı karşılaştırılmıştır. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Kampüsü Güneş Enerjisi Santrali'nin elektrik üretim verileri, hangi haritalama yaklaşımının güneş enerjisi potansiyeli tahmininde Van ili için daha doğru sonuç verdiğini bulmak için kullanılmaktadır. Çalışmanın bir diğer ana veri seti Van Bölge meteoroloji istasyonundan elde edilen Van şehrinin iklim parametreleridir. Bu iklim parametreleri ve NDVI verileri Mann Kendall eğilim testi ile analiz edilmiştir. Analiz edilen iklim parametreleri sonucu iklim değişikliğinin etkileri ve güneş enerjisi potansiyeli için yorumlanmıştır. Bunun yanı sıra CORINE arazi örtüsü değişim haritaları ele alınmış ve Van ili için belirlenen güneş enerjisi potansiyeli yaklaşımı ile karşılaştırılarak arazi örtüsü sınıflarındaki güneş enerjisi potansiyeli ortaya konmuş, bu doğrultuda tespit ve öneriler yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Arazi örtüsü arazi kullanımı, CORINE, Güneş enerjisi, İklim değişikliği, Van, Yenilenebilir enerji.

Emel Aydın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kent ısı adası etkisinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi: Van kenti örneği

Kentler, üzerinde yer aldıkları doğanın topoğrafyasını ve çevresel yapısını değiştirirler. Böylece kentleşmenin etkisi ile bölge; güneşten aldığı radyasyonu daha fazla tutmakta ve bu da şehrin mikro klimasını değiştirmektedir. Bunun sonucunda "kent ısı adası" dediğimiz kavram ortaya çıkar. Kent ısı adasının şiddeti; yapısal yoğunluğa, yeşil alan dağılımına, şehir içinde bulunan yapıların malzemesine, antropojenik ısı üretimine ve kentin geometrik özelliklerine bağlı olarak değişimler göstermektedir. Van kenti; Van Gölü' nün doğu kıyısına, çok az meyilli bir arazi üzerine kurulmuştur. Demografik açıdan çok kozmopolit olan Van şehrine; 1990 yılından itibaren yoğun bir göç yaşanmıştır. Bu süreçten günümüze, şehrin nüfusunda % 38'lik bir artış meydana gelmiştir. Ayrıca sekiz yıl önce bölgede yaşanan deprem sonrası, yoğun ve hızlı bir kentsel dönüşüm süreci başlamış, bu durum kentin peyzajında gözle görülür değişimlere neden olmuştur. Bu çalışmada Van kent merkezinde kent ısı adası oluşumu uydu görüntüleri ve meteorolojik ölçümler vasıtasıyla incelenecektir. Bu oluşumu saptayabilmek için ise; kent merkezi dışında şehirleşmenin yoğun yaşanmadığı veyahut tamamen taşrada kalan üç deney noktası belirlenmiştir. Bu deney noktalarını seçerken Van kent merkezine yakın olması ve benzer iklim olaylarının görülmesi deney noktalarının güvenilirliği açısından önem arz etmektedir. Analizlerde; 1990-2019 tarihleri arasında istasyonlardan ölçülmüş aylık ortalama sıcaklık ve 2001-2018 arası ölçülen MODIS-MOD11C3 (aylık arazi yüzeyi sıcaklığı) verileri incelenecektir. Çalışma alanı olarak Van merkez meteoroloji istasyonunu kullanırken, deney noktaları olarak; Erciş, Gevaş ve Ahlat ilçeleri belirlenmiştir. MODIS uydusundan elde edeceğimiz yüzey sıcaklık verileri ve istasyon verileri ile birlikte, kent ısı adası oluşumu alansal olarak incelenecektir.

Emre Can Ay
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kayak merkezlerinde kar derinliklerinin uzaktan algılamada radar görüntüleri ile incelenerek sürdürülebilir planlama açısından değerlendirilmesi: doğu anadolu bölgesi örneği

ÇalıĢma kapsamında, Doğu Anadolu Bölgesi içerisinde farklı illerde yer alan önemli kayak merkezlerinin (Van/GevaĢ Abalı, Hakkari/Merga Butan, Erzurum/Palandöken Kayak Merkezleri) uzaktan algılanmıĢ RADAR görüntüleri veri seti desteği ile interferometri yöntemi kullanılarak zamansal periyotta (2020-2023 yılları arası) kıĢ sezonunu (aralık, ocak, Ģubat ve mart ayları) kapsayacak Ģekilde kar derinlikleri tespit edilmiĢtir. Sonuç verileri, yer gerçeği verisi olarak meteoroloji istasyonlarından alınan kar derinliği ölçüm verileri ile test edilmiĢtir. Ayrıca elde edilen sonuçlar merkezlerdeki kar kalıcılığının dünya ve Türkiye'de bulunan önemli kayak merkezlerinin kar derinliği ortalamaları ile kıyaslanarak sürdürülebilir planlama açısından değerlendirilmiĢ, planlama ve yatırım açısından önerilerde bulunulmuĢtur. Kar derinliğinin uzaktan algılanmıĢ veri setleri ile tespit edilmesinin amacı, planlanan tesislerin farklı yükseltilerdeki zorlayıcı arazi koĢullarında kar kalıcılığının az maliyetli, doğru ve hızlı bir Ģekilde ölçülmesine ve sürdürülebilir turizm planlamalarına katkıda bulunmaktır.

RadarRadar izleme filtreleri
Seher Akdeniz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üst örtü donatı elemanlarının kent peyzajında yeterlilik düzeyinin belirlenmesi: Bakü örneği

Dünya Sağlık Örgüttü verilerine göre dünya nüfusunun %55'i kentlerde yaşamakta olup, bu oranın 2050 yılında % 68 olması beklenmektedir. Bu verilere dikkat edildiğinde kentsel alanların önemi giderek arttığı görülüp, bu alanlarda yaşam kalitesinin yükseltilmesi, kentin olumsuz taraflarını en az seviyeye indirilmesi gerektiği ve kentlerin daha konforlu alanlara dönüştürülmesi ortaya çıkmaktadır. Yaşadığımız kentsel çevrede rekreasyon amaçlı genel veya özel kullanım alanlarında yer verilen donatı elemanları, konforun ve çevre kalitesinin göstergesi durumundaki oturma, barınma, korunma, kuşatma, ulaşım, danışma, aydınlatma, iletişim, oyun ve spor gibi temel fonksiyonları destekleyip güçlendiren, toplumsal yaşamı kolaylaştırıp kullanıcıların beğenilerini kazanan peyzaj elemanlarıdır. Bu donatı elemanlarından özellikle yaz aylarında daha çok kullanılan açık yeşil alanlarda gölge elemanlarının daha etkin bir eleman olduğu yapılan birçok çalışmayla ortaya konulmuştur. Bu tez çalışmasında Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de rekreasyon amaçlı yoğun kullanılan kamusal açık alanlarda üst örtü donatı elemanlarının kent peyzajında yeterlilik düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda Bakü'de yoğun kullanıma maruz kalan ve değişik etkinliklerin gerçekleştiği kamusal açık örnekleme alanları seçilecektir. Seçilen bu alanlarda yerinde incelemeler, gözlemler, ölçümler, fotoğraflama, ilgili kurumlardan bilgiler temin edilerek kullanıcılarla sözlü görüşmeler yapılacaktır. Elde edilen verilerle değerlendirmeler sonucunda üst örtü elemanların yeterli olup olmadığı tespit edilecek, ayrıca olumlu ya da olumsuz örnekler de ortaya konulacaktır. Eksikliği tespit edilen alanlar için üst örtü donatı elemanların oluşturmasına yönelik kullanıcı sayılarının ortalaması dikkate alınarak, gerçekleştirilen etkinlik türüne göre, alanın kimliğine ve ekolojisine uygun yapı malzemeleri ile birlikte öneriler geliştirilecektir. Böylece her iklim koşulunda kamusal açık alanlardan faydalanabilme olanağı artmış olacaktır. Çalışmanın uygulanabilirliği açısından konuyla ilgili paydaşlara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Doğal peyzajKentsel peyzaj
Madına Şibliyeva
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sıcak ve serin iklim çim bitkilerinin Van iklim koşullarına uygunluğunun belirlenmesi

Çimler peyzaj alanlarından atletik sahalara kadar yeşil alanların temel yer örtücü bitkileridir. Sürdürülebilir yeşil alanların oluşturulması için bölgesel iklim koşullarına en uygun çim türlerinin seçilmesi ise bir zorunluluktur. Van ekolojik koşullarında geleneksel olarak serin iklim çim bitkileri kullanılmaktadır. Son yıllarda küresel iklim değişikliği nedeniyle bölgenin iklim yapısında farklılıklar gözlenmektedir. Her yıl artan sıcaklık ortalamaları ve kuraklık tehdidi dikkat çekicidir. Serin iklim çim türlerine göre daha yüksek kuraklık ve sıcaklık toleransına sahip sıcak iklim çim bitkilerinin bölgede kullanılabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı Van ekolojik koşullarında 1700 m rakımda bazı sıcak iklim çim bitkilerinin performanslarını belirlemektir. Çalışma Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Bahçe Bitkileri Uygulama sahasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada sıcak iklim çim bitkilerinden hibrit bermuda çimi (Cynodon dactylon x C. transvaalensis) çeşitleri 'Tifway-419' ve 'Survivor', Zoysia çimi (Z. japonica) 'El-toro' ve hibrit zoysia çimleri (Z. matrella x Z. japonica) 'Türkzoy', 'Anazoy', ve 'MJ-100' kullanılmıştır. Bölgede yaygın kullanılan serin iklim çim türleri (Lolium perenne, Festuca arundinaceae ve F. rubra rubra ve Poa pratensis ) ve bu türlerden oluşan karışım ise kontrol amacıyla kullanılmıştır. Alanda toprak hazırlığı, yabancı ot mücadelesi ve sulama sistemi yerleşimi gibi ön hazırlıklar yapıldıktan sonra 04.05.2023 tarihinde çim tohumu ve 23.05.2023 tarihinde fidelerinin ekim/dikimi gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında çeşitlere ait tesis olma hızı, genel çim kalitesi ve rengi, tekstür (doku), çim yoğunluğu, sonbahar/kış dönemi dormansiye girme oranı verileri alınmıştır. Elde dilen sonuçlara göre 'Survivor' bermuda çimi alanda en hızlı tesis olan sıcak iklim çim çeşidi olup onu Tifway izlemiştir. Çalışmada kullanılan sıcak iklim çim türlerinin tamamı dikimden ortalama 6 ay sonra Aralık ayında dormansiye girmeden önce %90 ve üzeri çim örtüsü oluşturmuştur. MJ-100 hariç çalışmada kullanılan tüm sıcak iklim çimleri kabul edilebilir ve üstü çim kalitesini sağlamıştır. Hibrit zoysia Türkzoy ise sonbahar/kış döneminde yeşil rengini ve kalitesini en iyi koruyan sıcak iklim çim çeşidi olarak tespit edilmiştir. Serin iklim çim grubunda ise en iyi performansı çok yıllık çim (Lolium perenne) türü ve türlerin tamamını içeren karışım ile elde edilmiştir. İlk yıl alınan sonuçlar ışığında, hibrit zoysia 'Türkzoy' ve hibrit bermuda çimi 'Survivor'ın Van iklim koşullarında tesis edilecek yeşil alanlarda kullanımı önerilir.

Muzaffer Bayram
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi kampüsünde yetişen kuş iğdesi (Elaeagnus angustifolia L.) fenotiplerinin belirlenmesi ve peyzaj mimarlığında kullanımının değerlendirilmesi

Doğal ve doğallaşmış bitkiler yerel ekolojik koşullara en iyi uyum sağlayan bitkilerdir. Bu çalışma kapsamında doğallaşmış türlerimizden olan Elaeagnus angustifolia L. bitkisinin üniversite yerleşkesi ve çevresinde belirlenen, fenotipleri çeşit olma potansiyelleri ve peyzajlarda kullanılabilirlikleri açısından değerlendirilmiştir. İlk olarak gözlem yoluyla meyve, yaprak ve gövde özellikleri ile farklı görünümdekiler seçilmiş, geri kalan bitkiler elenmiştir. Bu eleme sonucunda 90 civarı bitkiden 12 tanesinin potansiyel sahibi olduğu görülerek incelemeye alınmış ve her biri bir tip olarak değerlendirilmiştir. Yıl boyunca gözlem altında tutulan tiplerin mevsimsel olarak değişimleri incelenmiştir. İnceleme kapsamında bitkilerin vejetasyona başlama tarihlerinden yaprak dökümlerine kadar olan süre izlenmiştir. Bu süreçte yaprak özellikleri ve meyve özellikleri ölçümlere tabi tutulmuş ve fotoğraflarla kayıt altına alınmıştır. Görsel olarak da değerlendirilen tiplerin yapılan ölçümleri istatistiksel olarak analiz edilmiş ve kümeleme analizi yapılmıştır. Çalışma sonucunda diğerlerine %52.8749-%61.3078 arasında değişen benzerlik oranlarıyla 4 tipin çeşit olma potansiyellerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak E. angustifolia bitkisinin bitkisel tasarımlarda estetik ve fonksiyonel yönden etkili tasarımlarda kullanılabilecek çeşit adayı tipler ortaya konmuştur. Sürdürülebilir ve ekonomik uygulamalar açısından yüksek potansiyele sahip bu tiplerin açık yeşil alanlarda kullanımı için kültüre alınarak kullanımı yaygınlaştırılmalıdır.

Muhammed Emir Göral
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Cilo ve Sat Dağları Milli Parkı ve Yüksekova Nehilsazlığı üçgeninde ekolojik ağların planlanması

Dünya genelinde biyoçeşitlilik hızla azalmakta ve bunun en önemli nedenlerinden biri ekosistem işleyişinin (besin döngüsü, verimlilik ve yaban hayatı vb.) ve habitatların bozulmakta olmasıdır. Faklı nedenlerden dolayı bozulan habitatların, birbiri ile doğal olarak oluşan bağlanabilirliği azalmaktadır. Bunun sonucu olarak ortaya çıkan peyzaj yamaları, peyzaj planlamalarının önemli bir konusudur. Hakkari de son yıllarda yaşanan insan müdahaleleri (göç, nüfus artışı vb.) nedeniyle habitat parçalanmalarından etkilenmiştir. Bu tezin amacı, i) Hakkari Cilo ve Sat Dağları Milli Parkı ve Nehil Sazlığı arasında kalan üç bölgede oluşan peyzaj yamaları arasında peyzaj koridorları belirlemek, ii) belirlenen bölgelerde yaban hayatı ölümlerinin nedenlerini ortaya çıkarmak ve iii) yapılan anket sonuç analizleri ve Uzaktan Algılama yöntemleri ile ortaya çıkan haritalar doğrultusunda öneriler sunmaktır. Yapılan anket çalışması ve literatür taramaları ile küçük ve büyük memeliler (özellikle dağ keçisi), sürüngenler ve kanatlıların yaşam alanları belirlenmiştir. Sonuç olarak, üç büyük önemli habitat arasında (Cilo Dağı, Sat Dağı ve Nehil Sazlığı) üç tampon bölge belirlenmiştir. Yapılan bu çalışma, daha önce yapılan bilimsel çalışmalara ek olarak referans gösterilebilecektir.

Evin Gezer
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Maden ocaklarında peyzaj onarım çalışmalarının önemi; Hakkâri maden ocağı örneği

Peyzaj onarımı, doğal afetler veya insan faaliyetleri nedeniyle zarar görmüş veya bozulmuş peyzaj alanlarının ekonomik, çevresel ve sosyal gereklilikler doğrultusunda iyileştirilmesi (rehabilitasyon), çeşitli amaçlarla yeniden kazandırılması (reklamasyon) ve korunması amacıyla planlanması, tasarlanması, uygulanması ve yönetilmesi sürecini ifade eder. Maden ocaklarında yapılacak peyzaj onarım çalışmalarının temel amacı, ilk olarak bozulan ekosistemin yeniden oluşturulması ve iyileştirilmesini sağlamaktır. Bunun yanı sıra, doğal yapısı değişmiş bu alanların farklı amaçlarla kullanılarak geri kazanılması ve geliştirilmesi de hedeflenmektedir. Bu süreç, hem çevresel dengeyi yeniden sağlamak hem de alanları ekonomik ve sosyal açıdan sürdürülebilir hale getirmek için büyük önem taşır. Bu nedenle, maden ocaklarının peyzaj onarımı sürecinde, hangi kullanım seçeneklerinin uygulanacağı ve bu seçeneklerin önceliklerinin dikkatlice belirlenmesi büyük önem arz etmektedir. Doğru kullanım seçeneklerinin seçilmesi ve önceliklendirilmesi, hem ekosistemin başarılı bir şekilde rehabilitasyonunu sağlar hem de alanın gelecekteki sürdürülebilirliği ve çok yönlü kullanımı açısından kritik rol oynar. Bu çalışma, faaliyeti sonlandırılmış bir çinko-kurşun maden ocağının kapalı ocak işletmesi model alınarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı, maden faaliyetleri sonucu bozulan alanlar için çeşitli kullanım alternatifleri, bu alternatiflerin öncelikleri ve uygunluk fonksiyonlarının seçilmesidir. Bu doğrultuda, Hakkâri sınırları içerisinde açık ocak madenciliği faaliyetleri sona ermiş bir maden ocağı çalışma alanı olarak belirlenmiştir. Çalışmada öncelikli olarak alanın kültürel ve doğal özellikleri tespit edilmiş, kullanılacak seçenekler için en uygun değerlendirme ölçütleri belirlenmiş ve daha sonra bu ölçütler, kendi içlerinde ilgili alt birimlere ayrılarak detaylandırılmıştır. Çalışmanın amacı, Hakkari'deki maden ocağında açık ocak işletmeciliği sonucunda bozulan sahaların ekolojik rehabilitasyonu için uygun peyzaj onarım tekniklerini kullanarak çözüm önerileri sunmaktır. Araştırma kapsamında, alanla ilgili doğal ve kültürel etmenler incelenmiş ve bu verilere dayalı olarak rehabilitasyon ve revejetasyon modelleme örneği hazırlanmıştır.

Şinda Bilici
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Contributing to the well-being of society by making citystreets greener: The case of Runaki Street, Erbil

The WHO, which stands for the World Health Organisation describes health as a reflection of our mental and social well-being. It's not, about being free, from illness or weakness. The natural landscape has a strong beneficial impact on well-being, and people are intrinsically tied to it. This is why there is growing interest among scientists in the incorporation and administration of urban green infrastructure. Urban green areas have also been connected to enhanced physical activity and social interaction, two other favorable health outcomes and behaviors. People's modern lives put them under greater stress, which contributes to mental health problems in cities all over the globe. Urban streets are sites where pedestrians usually come into contact with one another on their daily trips. So, before returning home, people might take a walk and rest on city streets. Thus, urban streets designed to have restorative qualities may improve human mental health. According to these recommendations, it's critical to determine the urban green spaces that support mental health and create green initiatives that make it easier for people to understand the healing properties of these spaces. The triangulation technique approach is used in this research to investigate the connection between well-being and greenery. Whereas the quantitative technique consists of space syntax analysis and a questionnaire survey, the qualitative approach comprises architectural plan analysis, checklists, and photographic recording and assessment. Measurements of spatial layout in terms of accessibility and visual connection were made using a syntax map (Axial). Conversely, questionnaires on Runaki Street, ERBIL were used to assess and thereafter analyze the society's views of its Improving well-being, promoting health, physical activity, fostering cohesion, Restorative, Safety, and Environmental Quality. The results of this study revealed a significant positive correlation. The results from all measuring methods and tools were, for the most part, rather comparable. The study findings indicate a correlation between well-being and the presence of green spaces. Keywords: Erbil Runaki street, Green space, Physical health, Psychological health, Well-being

Wafaa Yaseen
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ekolojik yapı malzemesi olarak saman balyasının BEP-TR programına göre soğuk iklim bölgelerinde kullanımının araştırılması: Van Gevaş örneği

Bu tez çalışması, enerji tüketiminin ve karbon salınımının azaltılmasına yönelik sürdürülebilir bir çözüm için saman balyasının yapı malzemesi olarak kullanımını incelemektedir. Çalışmanın odak noktası saman balyasının, soğuk ve kuru iklimlerde, özellikle Van ili Gevaş ilçesi koşullarında ısı yalıtımı ve enerji verimliliği açısından performansının BEP-TR yöntemi ile değerlendirmesini içermektedir. Tezde, yapı sektörünün enerji tüketiminin neden olduğu çevresel sorunlara dikkat çekilmiş ve saman balyasının bu sorunlara ekolojik, ekonomik ve pratik bir çözüm sunduğu hipotezi ele alınmıştır. Saman balyasının, ısı yalıtımı, yangın ve nem dayanımı, sismik mukavemet gibi alanlarda etkili bir malzeme olduğu literatürde birçok çalışmada açıklanmaktadır. Çevre dostu ve ekonomik avantajlarıyla sürdürülebilirlik yönü öne çıkmaktadır. Saman balyasının, geri dönüşüm potansiyeli de dikkate alındığında, yapı sektöründe önemli bir alternatif olarak görülmesi mümkündür. Bu nedenle, çalışmada saman balyasının enerji tasarrufu, maliyet etkinliği ve çevresel sürdürülebilirlik konularında farkındalık yaratması amaçlanmaktadır. Ayrıca, Türkiye'de saman balyasının yapı malzemesi olarak daha yaygın bir şekilde kullanılması için gerekli olan mevzuat değişikliklerine katkı sağlanabileceği vurgulanmaktadır. Saman balyası, modern mimaride de uygulanabilir bir seçenek olarak değerlendirilmelidir ve kırsal alanların ötesine taşınmalıdır. Bu doğrultuda, yurtdışı örnekleri ışığında Türkiye'de de yatay mimaride bu tür yenilikçi malzemelerin kullanımının yaygınlaşabileceği görülmektedir. Bu araştırmada, tasarlanan bir konut yapısının BEP-TR simülasyon yazılımı kullanılarak; enerji sınıfı, karbon salınımı ve ısıtma yükü gibi parametreleri analiz edilmiştir. Bu kapsamda tasarlanan projenin, ahşap çerçeveli saman balyası dolgu duvarlı ve betonarme taşıyıcılı bims blok dolgu duvarlı olacak şekilde iki farklı senaryo ile teknik çizimleri yapılmıştır. Bu doğrultuda, BEP-TR yazılımı ile elde edilen EKB'de, ahşap çerçeveli saman balyası dolgu duvarlarının enerji performansının, betonarme bims blok dolgu duvarlarından yaklaşık üç katı daha iyi olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgular, saman balyasının soğuk iklim koşullarında tipik yapı malzemelerine kıyasla daha etkili bir ısıl koruma sağladığını göstermektedir.

Kübra Kantar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Peyzaj onarım yaklaşımıyla sulak alanlarda etkinbitkilendirme: Van-Edremit sulak alanı örneği

Bu çalışma, Van ili Edremit ilçesi sınırlarında yer alan Edremit Sulak Alanı'nın peyzaj onarımı kapsamında ekolojik risk faktörlerinin değerlendirilmesi ve alanın sürdürülebilir biçimde rehabilite edilmesi amacıyla etkin bitkilendirme yönteminin uygulanmasını konu edinmektedir. Sulak alanlar; biyolojik çeşitliliği destekleme, su döngüsünü düzenleme, karbon depolama ve iklimi dengeleme gibi önemli ekosistem hizmetleri sunmaktadır. Ancak son yıllarda artan kentleşme, yapılaşma, tarım ve hayvancılık faaliyetleri, plansız otlatma, çevre yolu inşaatı ve evsel atık deşarjı gibi insan kaynaklı müdahaleler, bu alanların doğal yapısının bozulmasına ve işlevlerinin zayıflamasına neden olmaktadır. Edremit Sulak Alanı da bu tehditlere maruz kalan önemli bir doğal sistemdir. Araştırma kapsamında alanın mevcut durumu; yerinde yapılan saha gözlemleri, geçmiş ve güncel uydu görüntülerinin karşılaştırılması, ilgili kurumlarla yapılan görüşmeler ve literatür taramaları ile analiz edilmiştir. Bu incelemeler sonucunda dört temel ekolojik risk faktörü tespit edilmiştir bunlar; arazi kullanımı ve örtüsündeki değişim, bitki örtüsünde verim kaybı, yangın riski, su kalitesinde bozulmadır. Özellikle insan faaliyetlerinden kaynaklı baskıların alanın biyolojik bütünlüğünü zedelediği görülmüştür. Rehabilitasyon sürecine bilimsel dayanak oluşturmak amacıyla, Edremit Sulak Alanı'nın farklı noktalarından 15 toprak örneği alınarak laboratuvar analizleri gerçekleştirilmiştir. Bu analizlerde toprağın pH değeri, elektriksel iletkenliği (EC), organik madde içeriği ve ağır metal varlığı değerlendirilmiştir. Toprakların alkali karakterde olduğu, yüksek organik madde içerdiği ve ağır metal kirliliği bulunmadığı belirlenmiştir. EC değerleri ise bitki gelişimi açısından olumsuzluk yaratmayacak düzeyde bulunmuştur. Toprak özelliklerinden elde edilen veriler doğrultusunda, sulak alan için uygun bitkilendirme stratejileri geliştirilmiştir. Van ili ekolojik koşullarına ve alanın toprak yapısına uyumlu bitki türleri belirlenmiş, bu türlerle gerçekleştirilebilecek bitkilendirme modeli önerilmiştir. Bu model kapsamında, alanın çeşitli bölümlerinde pilot uygulama alanları belirlenmiştir. Önerilen bitkilendirme çalışmaları; sulak alanın flora ve fauna yapısını desteklemeyi, görsel peyzaj kalitesini artırmayı ve ekosistem işlevlerini güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Sonuç olarak, bu tez çalışması Edremit Sulak Alanı'nda mevcut ekolojik risklerin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesini sağlamış ve sürdürülebilir peyzaj onarımı için uygulanabilir bitkilendirme stratejileri geliştirmiştir. Çalışma, Van Gölü Havzası'ndaki benzer sulak alanlara da model teşkil edecek nitelikte olup, yerel yönetimler ve çevresel planlamacılar için önemli bir kaynak sunmaktadır.

Berivan Aslan Erat
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Gevaş (Van) ilçesinde doğal olarak yetişen Sambucus nigra L.' nın peyzaj mimarlığına uygun genotiplerinin belirlenmesi

Ağaç mürver (Sambucus nigra L.), ılıman iklimlerde geniş bir dağılıma sahip, nemli alanları tercih eden önemli bir bitki türüdür. Türkiye'de, belirgin coğrafi özellikler gösteren bu bitki, yerel ekosistemlerde önemli bir rol oynamaktadır. Yetiştirilmesi kolay olan ağaç mürver, sert iklim koşullarına dayanıklı olup, kırsal alanlarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Tıbbi açıdan, ağaç mürver, geçmişten günümüze bağışıklık sistemini güçlendirici ve çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan bir bitki olarak öne çıkmaktadır. İçerdiği yüksek C vitamini ve antioksidanlar, sağlık açısından büyük bir önem taşımaktadır. Bu özellikleri sayesinde, ağaç mürver, günümüzde gıda takviyesi ve doğal gıda boyası olarak artan bir talep görmektedir. Peyzaj mimarlığında ise, ağaç mürver estetik ve çevresel faydalar sağlamaktadır. Doğal sınırlar oluşturma yeteneği, ekosistem dengelerine katkıda bulunma ve biyoçeşitliliği artırma gibi işlevleri ile dikkat çekmektedir. İklim değişikliği karşısında, yeşil alanların korunmasında önemli bir kaynak olarak değerlendirilebilir. Van Gevaş ilçesinde yapılan morfolojik analizler, ağaç mürverinin potansiyel süs bitkisi olarak kullanılabilecek bireylerini belirlemiştir. Bu incelemeler, bitkinin estetik değerinin yanı sıra, çevresel faydalarını da ortaya koymaktadır. Ayrıca, biyokimyasal analizlerle meyvelerinin gıda takviyesi ve doğal gıda boyası olarak kullanılabilecek çeşit adayları tespit edilmiştir. Sonuç olarak, ağaç mürver, estetik ve ekolojik yararları yanında gıda ve ilaç sektöründe değerli bir potansiyele sahiptir. Bu çalışmanın bulguları, ağaç mürveri yetiştiriciliğinin ekonomik kalkınma ve sürdürülebilirlik açısından önemini vurgulamakta ve peyzaj açısından elverişliliğini ortaya koymaktadır. Ağaç mürverinin, doğal yaşam alanlarının korunmasına ve yerel ekonomilerin desteklenmesine katkı sağlama potansiyeli, gelecekteki araştırmalar ve uygulamalar için önemli bir fırsat sunmaktadır

Ahmet Genç
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de bulunan endemik abies türlerinin makine öğrenme teknikleri kullanılarak iklim değişikliği senaryoları altında habitat dağılımlarının modellenmesi

Ekosistemler ve türler üzerindeki en belirleyici ekolojik etkenlerden biri iklimdir. Günümüzün en önemli sorunlarından birisi olarak tanımlanan iklim değişikliği, orman ekosistemleri üzerinde büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Biyolojik çeşitlilik ve karbon tutma yönünden önemli olan orman ekosistemlerinin, iklim değişikliği baskısıyla yayılımı, bileşimi ve fonksiyonlarının büyük oranda değişeceği tahmin edilmektedir. Bu çalışmanın amacı; Türkiye'de endemik olan ve orman ekosistemine ekolojik katkısıyla öne çıkan göknar taksonlarının (Abies nordmanniana subsp. equi-trojani, Abies cilicica subsp. cilicica, Abies cilicica subsp. isaurica, Abies nordmanniana), günümüz ve gelecekteki potansiyel dağılımının tür varlığı verisi ve çevresel değişkenler ile modellenmesidir. Bu doğrultuda, tür dağılımı günümüz için 1970-2000 yıllarına ait iklim verileri ile gelecek için SSP2 4.5 ve SSP5 8.5 senaryolarına göre 2081-2100 zaman aralıklarını kapsayacak şekilde gerçekleştirilmiştir. Bu analizlerin gerçekleştirilmesi için tür dağılımlarının modellenmesinde günümüzde sıkça kullanılan bir yöntem olan makine öğrenme yöntemleri, Coğrafi Bilgi Sistemleri yazılımları yardımıyla kullanılmıştır. Bu tez çalışmasında kullanılan makine öğrenmesi yöntemleri; Maksimum Entropi (MaxEnt), Çoklu Lojistik Regresyon, Multi Layer Perceptron ve Doğrusal Karışım Modeli yöntemleridir. Model sonuçlarının tahmin doğruluğunu ifade eden Receiver Operating Characteristic (ROC) eğrisi, çalışmanın doğruluk analizinin gerçekleştirilmesinde kullanılarak her iki tür içinde 0.999 Area Under Curve (AUC) değeriyle MaxEnt modeli en doğru yöntem olarak belirlenmiştir. MaxEnt modeli gelecek senaryolara uygulanarak türün gelecekteki durumu ve değişim analizleri tespit edilmiştir. Ayrıca, türlerin geleceğe yönelik planlama kararlarına doğrudan etki edebilecek antropojenik etkiler de (nüfus yoğunluğu ve yol ağlarına erişim) analiz edilmiştir. Bu çalışmada elde edilen bulguların, göknar taksonlarının gelecekte sürdürülebilmesi ve korunmasına yönelik güçlü stratejilerin belirlenmesi için kullanılmasına ve tür dağılımlarının belirlenmesi amacıyla yapılacak çalışmalara katkı sağlaması açısından önemli olduğu belirlenmiştir.

Sevim Tuğçe Yeler
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Biyofilik tasarım ilkeleri bağlamında Mersin ticaret merkezi gökdelen binası ve yapı gruplarının incelenmesi

Bu çalışmada Mersin ili kent merkezinde bulunan ve kent için oldukça önem arz eden aynı zamanda dünyanın ilk ve tek betonarme gökdeleni olma özelliğini de taşıyan MERTİM Tower binası biyofilik tasarım yaklaşımı çerçevesinde incelenmiştir. Binanın mevcut tasarımı, 14 biyofilik tasarım parametresi açısından değerlendirilmiştir. Biyofilik tasarım parametreleri ışığında MERTİM Tower binası ve yapı gruplarını inceleyerek binanın insan-doğa ilişkisi bakımından verimliliğini ortaya koymak hedeflenmiştir. Mimar Cengiz BEKTAŞ tasarımı olan ve 1989 yapımı bu bina dünyanın ilk ve tek betonarme gökdeleni olma özelliğini de taşımaktadır. Mersin ili merkezinde oldukça hareketli bir lokasyonda bulunan ve kentin neredeyse her yerinden görünen bu yapı günümüzde atıl ve metruk bir durumdadır. Ziyaret edilmesi ve kullanılması güvenlik açısından riskli görülmektedir. MERTİM Tower yapısal özellikleri, fonksiyonel nitelikleri, çevre ile ilişkileri ve kent siluetine etkisi bakımından Mersin ilinin en önemli simgelerindendir. Bu sebeple biyofilik tasarım yaklaşımı bakımından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yapı ve çevresel ilişkilerinin dört biyofilik tasarım ilkesi açısından ve 14 biyofilik tasarım parametresine uygunluğu değerlendirilmiştir. Binanın mevcut tasarımında bu unsurlardan hangisini ne kadar barındırdığı incelenmiştir. Sonuç olarak biyofilik tasarım öğelerinin bina gruplarına ve çalışma alanlarına entegre edilmesi yönünde öneriler geliştirilmiş ve seçilen bir alanda yeniden tasarım önerisi sunulmuştur.

Biyofilik tasarımPeyzaj mimarlığı
Belma Orhan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel yeşil altyapının ekosistem hizmetleri ve kentsel dirençlilik bağlamında değerlendirilmesi: Van Metropolü örneği

Bu araştırma, Van metropolünde 1990-2024 yılları arasında yaşanan hızlı kentsel mekânsal değişimin, kentsel yeşil altyapı sistemi üzerindeki etkilerini, ekosistem hizmetleri kapasitesindeki bozulmayı ve kentsel dirençlilik bağlamındaki sonuçlarını analiz etmektedir. Araştırmada, Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama tabanlı çok katmanlı bir metodoloji benimsenmiştir. 1990-2018 periyodundaki makro ölçekli arazi örtüsü değişimi CORINE verileriyle; 2013-2024 periyodundaki Kentsel Isı Adası ve NDVI dinamikleri Landsat 8 uydu görüntüleriyle; 2018 yılı kentsel dokusu ise Urban Atlas ve MAKS verileriyle analiz edilmiştir. Ekosistem hizmetlerinin nicel değerlendirilmesi Literatüre Dayalı Katsayı Modeliyle, iklim değişikliğinin geçmiş ve mevcut durumu 1938-2020 periyodundaki sıcaklık ve yağış verileriyle, gelecekteki iklim baskıları ise RCP4.5 ve RCP8.5 projeksiyonlarıyla incelenmiştir. Bulgular, Van merkez ilçelerinde 1990-2018 arasında yapay bölgelerde %104,8'lik bir artış yaşandığını, bu büyümenin en yıkıcı etkisinin %50,7'lik kayıpla sulak alanlarda ve %15,2'lik kayıpla orman-yarı doğal alanlarda görüldüğünü ortaya koymuştur. Bu KYA tahribatı, kentin ekosistem hizmetleri kapasitesini çökertmiştir. 1990-2018 arası arazi değişimi, kentin karbon bütçesinde yıllık yaklaşık 39.672 ton CO₂'lik net bir bozulmaya yol açmıştır. 2018 yılı mikro ölçekli analizde, metropol alanının yıllık yaklaşık 4.141,5 ton CO₂ açığı veren bir "karbon kaynağı" olduğu ve yapı salımlarının mevcut kentsel yeşil alanların tutum kapasitesinden 35 kat fazla olduğu saptanmıştır. Dirençlilik analizinde, 2013-2024 arasında, bölgesel iklim trendlerinden bağımsız olarak, KIA şiddetinde istatistiksel olarak anlamlı yaklaşık 1,83 °C'lik bir artış gözlenmiştir. Bu yerel ısınma, NDVI değerlerindeki azalış eğilimiyle doğrudan ilişkilidir. Sonuç olarak, Van Metropolü'nün hızlı ve KYA'yı göz ardı eden kentleşme modeli, kentin ekolojik taşıma kapasitesini aşmıştır. Kent, RCP8.5 senaryosuna göre +5.42°C'yi bulabilecek şiddetli iklimsel ısınma ve istikrarsız yağış projeksiyonları karşısında kritik düzeyde düşük bir dirence sahiptir. 1/5000 ölçekli nazım imar planının öngördüğü yeşil alan hedeflerinin birçoğunun, kentteki mevcut yapı alanlarıyla çakışması nedeniyle gerçekçi ve uygulanabilir olmadığı tespit edilmiştir. Kentin dirençliliğinin artırılması için acil, uygulanabilir ve doğa temelli çözümleri içeren yeni bir planlama paradigmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Emel Aydın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Açık ve yeşil kamusal alanlarda termal konforun belirlenmesi doğrultusunda envi-met tabanlı kentsel peyzaj modellemesi: Afyonkarahisar kent örneği

İnsan yerleşimleri tarih boyunca iklim koşullarını gözeterek şekillenmiş; doğal yüzeyler, su varlıkları ve bitki örtüsü yaşam alanlarının oluşumunda önemli rol oynamıştır. Ancak günümüzde kentleşmenin hızlanması, geçirimsiz yüzeylerin artması ve yeşil alanların azalması, kentlerin mikroklimasını değiştirerek kamusal açık alanlarda termal konforu olumsuz etkilemektedir. Bu tez çalışması, Afyonkarahisar kentinde kamusal açık alanların mikroklimatik özelliklerini değerlendirmek ve kent genelinde termal konfor düzeylerinin zamansal ve mekânsal değişimini ortaya koymak amacıyla yürütülmüştür. Çalışma alanını kentte yer alan üç meteoroloji istasyonu oluşturmuş; bu istasyonlara ait 2020–2024 dönemine ilişkin meteorolojik veriler Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden temin edilerek Fizyolojik Eşdeğer Sıcaklık (FES) analizleri yapılmıştır. Elde edilen aylık, gündüz ve gece dönemlerine ilişkin ortalamalar karşılaştırılarak istasyonların termal konfor şartları beş yıllık süreçte değerlendirilmiştir. Kent merkezine yakın konumu, açık alan yoğunluğu ve yaya kullanımı açısından önem taşıması nedeniyle Bölge İstasyonu, mikro ölçekli analizler için seçilmiştir. Bu istasyon özelinde ENVI-met ortamında farklı bitkilendirme düzeylerini temsil eden beş senaryo oluşturulmuştur. Mevcut durumun yaklaşık %10 bitkilendirme içerdiği belirlenmiş; buna ek olarak tamamen bitkisiz bir senaryo, %30, %50 ve %75 bitki örtüsü yoğunluğunu içeren senaryolar hazırlanmıştır. Tüm senaryolar, 15 Ağustos 2023 saat 14:00 koşullarını temsil edecek şekilde çalıştırılarak hava sıcaklığı, ortalama radyant sıcaklık (Tmrt), rüzgâr hızı ve hissedilir sıcaklık (FES) üzerindeki etkileri karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Sonuçlar, bitkilendirme oranı arttıkça mikroklimanın belirgin biçimde iyileştiğini göstermektedir. Bitki örtüsünün %75'e çıkarıldığı Senaryo 5, hava sıcaklığında 0.5 °C'lik; ortalama sıcaklıkta ise 0.8 °C'lik bir azalma sağlamıştır. Bitki örtüsünün olmadığı Senaryo 2'de sıcaklık 0.3 °C artmıştır. Tmrt değerinde Senaryo 5, maksimum değeri 1 °C; ortalama değeri ise 1.6 °C azaltmıştır. Hissedilir sıcaklık olan FES değerlerinde de Senaryo 5 yaklaşık 0.9 °C'lik bir iyileşme sağlamıştır. Bu bulgular genel olarak, Afyonkarahisar'ın kamusal açık alanlarında bitki yoğunluğunun artırılmasının özellikle yaz döneminde sıcaklık ve radyant sıcaklık değerlerini azaltarak termal konforu iyileştirdiğini; ancak rüzgâr hızını düşürdüğü için tasarım kararlarında yerleşim düzeni, ağaç türü ve ağaç yapısının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Kentsel peyzajTermal konforİklim değişikliği
Mehmet Bayram Kirazlı
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Erzurum kent parklarının fiziksel engelli bireyler tarafından kullanım olanaklarının irdelenmesi

Kent parkları, toplumun her kesiminin sosyal ve fiziksel aktiviteler için yararlandığı önemli alanlardır. Ancak bu parkların herkes tarafından etkin bir şekilde kullanılabilmesi için belirli erişilebilirlik standartlarına uygun olması gerekmektedir. Bu standartlar parkların erişilebilirliğini değerlendirerek engelli bireylerin kullanım olanaklarını artırmayı amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında "Erzurum 3 Kent Parklarının Fiziksel Engelli Bireyler Tarafından Kullanım Olanaklarının İrdelenmesi" amaçlanmıştır. TS 9111 ve TS 12576 standartları dikkate alınarak değerlendirme formları oluşturulmuştur. Bu formlarla kent parklarının girişleri, park içi yol güzergahları (yaya yolları, kaldırımlar, rampalar ve merdivenler), peyzaj donatı elemanları (oturma birimleri, çöp kutuları, aydınlatma birimleri, sınırlayıcı elemanları, yönlendirme ve bilgilendirme tabelaları ve çeşmeler) TS 12576 ve TS 9111 standartlarına göre değerlendirilmesi yapılmıştır. Çocuk oyun alanları, tuvaletler, otopark alanları, hissedilebilir yüzeyler, duraklar ve yaya geçitleri ise gözlem değerlendirilmesi yapılmıştır. Daha sonra elde edilen bulgular kendi içlerinde yüzdelik dağılım yapılarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, kent parklarının fiziksel engelli bireyler için erişilebilirliğini artırmak, daha kapsayıcı ve eşit bir şehir ortamı yaratmak adına önemlidir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda 3 kent parkında da engelli bireylere yönelik bir takım olumsuzlukların olduğu tespit edilmiştir. Sadabat Aile Çay Bahçesi %55'lik oranla en uygun park olduğunu, bunu Erzurum Kale Çevresi Kültür Yolu Parkı ve Olimpiyat Millet Bahçesi takip etmektedir. Yapılacak iyileştirmeler, kent parkları tüm vatandaşlar tarafından daha etkin ve güvenli bir şekilde kullanılmasını sağlayacaktır.

EngellilikErişilebilirlikErzurum+3
Soner Aydın
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşil çatı, yeşil duvar, yağmur bahçesi kullanımlarının uygulama rehberinin geliştirilmesi: Ordu Üniversitesi Cumhuriyet Yerleşkesi örneği

Kentlerde nüfus artışından dolayı tüketimin fazlalaşması, iklim değişikliği, betonarme yapıların çoğalması, yağmur suyunu geçirmeyen yüzeylerin artması, kentsel yeşil alan miktarının azalması gibi bir çok çevresel soruna yol açmaktadır. Bu sorunlara çözüm olarak kullanılan yöntemlerden bir tanesi de yeşil altyapı sistemleridir. Yeşil altyapı sistemlerinin kentlerde farklı uygulama alanları bulunur ve bu uygulama alanlarının kente ve kentliye ekolojik, ekonomik ve psikolojik gibi bir çok faydası bulunmaktadır. Yeşil altyapı sistemlerinin kentlerde en yaygın kullanım alanları yağmur bahçesi, yeşil duvar ve yeşil çatıdır. Günümüzde su tüketiminin artmasından dolayı kullanılabilir temiz su kaynakları giderek azalmaktadır ve bir çok ülke su kıtlığı yaşamaktadır. Yağmur bahçesi, yeşil duvar ve yeşil çatı uygulamaları yağmur suyunun yönetilmesini ve işlenerek tekrar doğaya geri kazanılmasını sağlayarak temiz su kaynaklarının sürdürülebilirliğini sağlamaktadır. Günümüzde pek çok kentte yeşil altyapı sistemleri uygulanmaya başlanmıştır ve kentlerin özeti niteliğinde sayılan üniversitelerde de yeşil altyapı sistemlerinin uygulanması oldukça önem taşımaktadır. Üniversitelerin büyük bir bölümü sürdürülebilirlik politikalarını oluşturmakta ve bu kapsamda stratejik planlarını hazırlamaktadır. Bu çalışma ile Ordu Üniversitesi Cumhuriyet Yerleşkesinin sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda kurgulanması amaçlanmaktadır. Araştırma ile birlikte sürdürülebilirliğin en önemli başlıklarından biri olan yeşil altyapı sistemlerinin üniversite yerleşkesine entegrasyonu hedeflenmektedir. Bu kapsamda yeşil altyapı bileşenlerinden yağmur bahçesi, yeşil duvar ve yeşil çatı kullanımları için uygun alanlar belirlenerek tasarım önerileri geliştirilmiş ve yağmur suyu kazanımı ile karbon depolama potansiyeli hesaplanmıştır. Geliştirilen yeşil altyapı kullanımları ile geri kazanılan yağmur suyu miktarı 4 085 501.1 m3 ve yeşil çatı tasarımları ile depolanan karbon miktarı ise 383 250 gr olarak saptanmıştır.

Büşra Yıldırım
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mekan dizimi ve zihinsel haritalama yöntemleri ile Ordu kent merkezinin mekan okunabilirliğinin değerlendirilmesi

Yoğun insan nüfusun ortak yaşam alanları olan kentler; insan eliyle gerçekleşen faaliyetlerin etkisiyle büyük bir değişim ve dönüşüm geçirmektedir. Bu değişimler; kent mekanlarının fiziksel yapısını ve sosyal yaşantıyı önemli ölçüde etkilemektedir. Mekanın fiziksel yapısından kaynaklanan özellikler ile mekan kullanıcısının algısıyla ilişkili olarak mekan okunabilirliği; kentsel tasarım ve planlama süreçleri için öne çıkan bir kavramdır. Bu çalışma ile; nüfus yoğunluğu ve yapılaşma oranı hızla artan Ordu kent merkezinde yaşayan kişilerin fiziksel çevrelerine ilişkin algılarını ve bu algıların mekansal temsilleri nasıl şekillendirdiğini belirlemek, kent merkezinin fiziksel özellikleri ile kişilerin zihinsel temsilleri arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda kent merkezinin okunabilirliğinin değerlendirilmesinde; mekan dizimi yöntemi (space syntax) ve zihin haritalama yöntemlerinden faydanılmıştır. Mekan dizimi; mekanın sahip olduğu biçimsel özellikler ve sosyal yapı arasındaki etkileşimi tanımlamak üzere geliştirilen analitik bir yöntemdir. Yöntemin uygulanmasında; depthmapX 0.8.0 yazılımı kullanılarak bağlantılılık, küresel, yerel entegrasyon ve anlaşılırlık değerleri hesaplanmıştır. Zihin haritalama yöntemi ise; kişilerin mekanı tanımlama biçimlerini, mekansal duygu, deneyim ve bilgilerini ölçmek adına kullanışlı bir araçtır. Verilerin elde edilmesinde katılımcıların çizdiği zihinsel haritalar, Lynch'in kentsel imajı oluşturan unsurlarına (sınırlar, yollar, bölgeler, odak noktaları, işaret ögeleri) göre tek tek incelenmiştir. Dizimsel analiz sonuçlarına göre yüksek değerler alan diğer cadde ve sokaklar; kent içindeki insan faaliyetlerinin yoğun olduğu, çoğunlukla kafe ve restoranlar, oteller, yüksek yoğunluklu ticari işletmelerin bulunduğu Düz ve Şarkiye mahallelerinde yer almaktadır. Aynı zamanda bu mahalleler, zihin haritalarında en sık çizilen kent unsurlarının yer aldığı bölge olmuştur. Kent merkezinin kişiler tarafından okunabilirliğinin daha kolay olduğu bu bölümünün kent kimliğini güçlendirecek şekilde planlanması ve iyileştirilmesi önem taşımaktadır.

Bilişsel haritalarKentsel mekanMekan dizimi analiz yöntemi
Rabia Nurefşan Karabörk
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Doğadan kopan materyallerin tekrar doğaya kazandırılması: Peyzaj mimarı bakış açısı ile tasarımlar

Çevresine ve doğaya karşı duyarsızlaşan insanoğunun doğa farkındalığı da her geçen gün zayıflamaktadır. Çevreye karşı duyarsızlaşma ve azalan farkındalık kentlerin doğa üzerindeki olumsuz baskısını da orantısız bir şekilde artırmaktadır. Toplumsal farkındalığın yükseltilmesinde ise sanatın gücü azımsanamayacak kadar büyüktür. Ancak farkındalığın gelişmesine etki edecek olan sanat akımlarıyla eser üreten sanatçılar ve sanat ürünleri Türkiye'de de bulunmasına rağmen, hem literatürde hem de toplum genelinde bilinirliği düşüktür. Bu çalışmada, bahçe sanatının doğuşuyla başlayarak 1960'lı yıllarda ortaya çıkan Arazi Sanatı (Land Art), Doğa Sanatı (Nature Art) ve Ekolojik Sanat (Ecological Art) gibi çevresel sanat akımları ele alınmıştır. Çalışma kapsamında, doğal materyallerin tekrar doğaya kazandırılması düşüncesiyle, peyzaj mimarlığı perspektifinden Ordu İli'nin belirli noktalarına özgü sanatsal tasarımlar gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte tasarımların, Ordu kentine ve kent halkına sağlayacağı katkılar, toplumsal etkileri ile dünyaya ve gelecek nesillere yönelik olumlu sonuçları değerlendirilmiştir. Ayrıca, peyzaj mimarlığı eğitimine bu sanat akımlarının dahil edilmesi sonucunda oluşacak mesleki etik ve toplumsal etkiler vurgulanarak doğa temelli sanatların yaygınlaştırılmasına altlık oluşturulmuştur. Çalışma, çevresel sanat akımlarına yönelik literatür eksikliğini gidermeyi; geri kazanım, sürdürülebilirlik, çevre sorunları, doğal kaynakların korunması, iklim değişikliği, ekolojik denge ve toplumsal farkındalık gibi konulara farklı bir perspektiften katkı sunmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, Ordu İli'nde çevresel ve sanatsal açıdan değer taşıyan eserler üreterek kentin dokusuna, turizm potansiyeline, toplumsal ve sanatsal niteliğine, ekosistemine ve çevresel bilincine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Çalışma, sel ve fırtına gibi doğal afetler veya budama ve tarım atıkları gibi insan etkisiyle doğadan kopan doğal materyallerin sanatsal bir ifadeyle tekrar doğaya kazandırılması fikri üzerine inşa edilmiştir. Bu materyaller, doğanın kendi döngüsüne zarar vermeden sanatsal bir kimlik kazandırılarak, çevresel sanat eserleri olarak doğaya ve topluma etkide bulunmuştur. Bu yaklaşım, estetik bir deneyim sunmanın yanı sıra sürdürülebilirlik vurgusu yaparak doğa, insan ve sanat arasındaki bağı güçlendirmektedir. Sonuç olarak, sanatın yalnızca estetik bir değer taşımadığı, aynı zamanda topluma ve çevreye farkındalık kazandırmada etkili bir araç olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca Ordu İli'ne doğayla uyumlu ve sürdürülebilir bir kent niteliği kazandırılmasına yönelik katkılar oluşturulan sanat eserleri kentin ilgisi ve kullanımına sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Arazi Sanatı, Çevresel Sanat, Doğa Sanatı, Ekolojik Sanat, Sürdürülebilirlik

Arazi sanatıEkolojik sanatÇevresel sanat
Hande Şeyma Tepe
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Görme gereksinimi olan bireylerde peyzaj algısı : ordu ili altınordu ilçesi kıyı şeridi peyzajı örneği

Bir kentin yaşanılabilir olması için özel gereksinimli bireyler gibi dezavantajlı gruplara yönelik toplumsal farkındalıkla yapılan hizmetler önemli parametrelerdendir. Toplumda dezavantajlı gruplar diğer sağlıklı bireyler gibi kamusal mekanları rahatça kullanabilmelilerdir. Bu çalışmanın amacı görme gereksinimi olan bireylerin Ordu İli Altınordu İlçesi kıyı şeridi peyzajını nasıl algıladıklarını Gömülü Teori ve Bilişsel Haritalama yöntemi ile tespit etmektir. Araştırma iki ana aşamadan oluşmaktadır. Araştırma ile görme gereksinimi olan bireylerin Ordu İli Altınordu İlçesi kıyı şeridi peyzajını algılayış biçimlerinin belirlenmesi, bireylerin kıyı şeridi peyzajını deneyimlemesinde bilgi sahibi olunması, peyzajı algılayışlarında duyusal referans noktalarının belirlenmesi hedeflenmiş olup bu hedeflerin Gömülü Teori yöntemiyle gerçekleştirilmesi ilk aşamayı; görme gereksinimi olan bireylerin mekân okuma becerilerinin ölçülmesi, okunabilirlik dağılımlarının belirlenmesi, işaret ögelerinin belirlenmesi hedeflerinin Bilişsel Haritalama yöntemi ile gerçekleştirilmesi ikinci aşamayı oluşturmaktadır. Bu kapsamda görme engelli bireylerin kıyı şeridi deneyimlerinde bilgi sahibi olunmuş, duyusal referans kullanım sıraları belirlenmiş, duyusal referansların mekânsal referanslara dönüştüğü ve bu referansların neler olduğu saptanmış ve duyuların birbirleriyle bağlantılık durumu ağ haritasında gösterilmiştir. Katılımcıların bilişsel haritalarından bireylerin mekân okuma becerilerinin ölçülmüş okunabilirlik dağılımlarının belirlenmiş ve işaret ögelerini belirleyebilme oranları saptanmıştır. Bu bağlamda görme gereksinimi olan bireyler için tasarım sürecine etkin katılımı, çoklu duyusal deneyimlere olanak tanıyan mekânların geliştirilmesi önemli bir yol sağladığından kıyı şeridi bölgeleri için öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bilişsel Haritalama, Duyusal Referanslar, Gömülü Teori, Görme Engelli, İşaret Ögesi, Mekan Okuma, Peyzaj Algısı

Betül Korkut
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

İstanbul yeşil dokusunun mekânsal analizi ve ekolojik tasarım bağlamında irdelenmesi

Yeşil alanlar sağlamış olduğu ekonomik, çevresel, kültürel ve sosyal faydalar ile hemen hemen tüm canlıların hayat döngüsünde önemli bir rol oynamakta ve kent peyzajını oluşturan önemli unsurların başında gelmektedir. İstanbul'da 2018-2023 yılları arasında gerçekleştirilen bu çalışma, dini alanlar, özel alanlar, hastane bahçeleri, korular, meydanlar, mezarlıklar, kampüsler, parklar ve tarihi alanlar olmak üzere dokuz farklı kategoriye ayrılan 36 yeşil alanda yapılan arazi çalışmalarıyla belirlenen odunsu bitki taksonlarının envanterini çıkarmayı, seçilen örnek alanlarda odunsu bitki tür çeşitliliğini ve benzerliğini ortaya koymayı, ayrıca türlerin mekânsal dağılımını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, ilk aşamada güncel odunsu bitki taksonlarını belirleme ve ilgili alanlarda yapılan arazi çalışmalarıyla ilgili analizleri içermektedir. Toplamda 512 odunsu bitki taksonu tespit edilmiş olup, bunların dağılımı dini alanlarda 105, özel alanlarda 242, hastane bahçelerinde 139, korularda 267, meydanlarda 119, mezarlıklarda 171, kampüslerde 263, parklarda 171 ve tarihi alanlarda ise 220 olarak belirlenmiştir. Çalışmanın ikinci aşaması, odunsu bitki tür çeşitliliğini ve benzerliğini değerlendirmeye yöneliktir. Bu kapsamda, literatürde yaygın olarak kullanılan Shannon-Wiener (H') indeksi ile tür çeşitliliği değerlendirilmiş ve Bray-Curtis benzerlik indeksi kullanılarak hiyerarşik kümeleme analizi yapılmıştır. Metrik olmayan çok boyutlu ölçekleme yöntemiyle, örnek alanlardaki odunsu taksonlar incelenmiş ve benzerliklerinin yüksek olduğu yakın alanlar ile daha az ve farklı benzerlikler gösteren uzak alanlar belirlenmiştir. Sonuç olarak, İstanbul'un odunsu bitki çeşitliliği bakımından zengin olduğu ve en yüksek odunsu bitki tür çeşitliliğinin diğer alanlara kıyasla korularda olduğu belirlenmiştir. Özel alanlarda ise egzotik odunsu bitki türlerinin sayısı diğer alanlara göre daha yüksektir.

Kentsel peyzajKentsel yeşil alanlarOdunsu bitkiler
Esra Şentürk
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Permakültürün kent dirençliliğini artırmada bir araç olarak kullanılma potansiyelinin irdelenmesi

Günümüzde dünya nüfusunun yarısından fazlası kentlerde yaşamaktadır. Hızlı ve yoğun kentleşme ise şehirleri afetlere, streslere ve şoklara karşı savunmasız hale getirebilmekte, ekonomik, sosyal ve çevresel maliyetler ortaya çıkarabilmektedir. Bu maliyetlerden bazıları, temel hizmetlere erişimde zorluklar, doğal kaynakların sürdürülebilirliğinin risk altına girmesi, hava, toprak ve su kirliliği ve artan sera gazı emisyonlarıdır. İnsan faaliyetleri kaynaklı olarak hızla artan sera gazı emisyonları iklim değişikliğine sebep olmakta, bu da kentlerde "ısı adası" etkisi dahil birçok soruna yol açmaktadır. İklim değişikliğinin ortaya çıkarabileceği bir diğer risk de yağış rejiminde düzensizlikler ve bunun sonucunda taşkın ve kuraklığın sıklaşması ve şiddetlenmesidir. Kent yaşamını etkileyebilecek aniden gelişen olaylar yani şoklar da söz konusu olabilmektedir. İBB Planlama ve İmar Dairesi Zemin ve Deprem İnceleme Müdürlüğü yayınları, T.C. İstanbul Valiliği İl Afet Acil Durum Müdürlüğü'nin çalışmaları ve Dünya Bankası'nın verilerine göre ülkemiz için tehdit oluşturan şoklardan en önemlisi depremdir. Günümüze dek birçok deprem olayı yaşanmış olup, İstanbul'da yıkıcı bir depremin yaşanacağı öngörülmektedir. Kentleri tehdit eden bir diğer şok ise salgın hastalıklardır. Uzmanlar COVID-19 sonrası, gelecekte başka pandemilerin de söz konusu olabileceğini ifade etmektedirler. Bütün bu etkenler kentlerin sürdürülebilirliği ve kent direncine tehdit oluşturmaktadır. Kentlerin bu zorluklarla başa çıkabilme kapasitesi, yani kentsel dirençlilik, günümüzde büyük önem taşımaktadır. Kentsel direnç, kentlerin bu tür şoklar ve streslerle başa çıkabilme, uyum sağlama ve hızla toparlanma yeteneğidir. Bu bağlamda, kentsel dirençliliği artırmak için çeşitli stratejiler geliştirilmektedir ve bunlardan biri de permakültürdür. Bunlara karşı kentsel dirençlilik, permakültür gibi kentsel çevreyi iyileştirecek stratejiler kullanılarak artırılabilir. Permakültür doğadan öğrenmeye ve doğal unsurlarla birlikte çalışmaya dayalı bir sürdürülebilir yaşam tasarımı bilimidir ve kentler dahil olmak üzere her ölçekte yerleşimde ve dünyanın neredeyse her bölgesindeki koşullarda uygulanabilir. Permakültür kavramı 1979'da "Permaculture One" isimli kitapla resmi olarak ortaya çıktığından beri, gittikçe bilinirliği artmakta ve uygulamaları dünyanın çeşitli yerlerinde görülmeye başlanmaktadır. Ülkemizde de örnekleri bulunmaktadır. Fakat çoğunlukla kırsal alanlardaki uygulamalar ile varlığını sürdürmekte, bilimsel literatürde yeni yeni yer bulmaktadır. Özelikle sayısal veriye dayalı çalışmalar oldukça az olduğundan permakültür literatürünü bu yönde geliştirmek önemli bir adım olacaktır. Bu çalışmada, permakültür alanlarının kentsel dirençlilik üzerindeki etkisini hesaplayabilmek için uzman görüşlerini temel alan bir ölçüm yöntemi geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bunun için ilk adım olarak literatürden yola çıkarak, kentsel direncin tüm gösterge, alt gösterge ve değişkenleri ortaya konulmuştur. İkinci aşamada uzman görüşleri alınmış, bunların sonucunda iklim değişikliği, deprem ve salgın hastalıklar olmak üzere üç ana tehditle ilgili en önemli değişkenler belirlenmiştir. Bunlar şu şekildedir; maliyetler (girdi maliyetleri, işçilik maliyetleri, enerji maliyeti, su maliyeti), yaratılan değer (kullanım suyu üretim miktarı, içme suyu üretim miktarı, katı atıkların kaynağa dönüştürülme oranı, enerji üretim miktarı), su (bölgenin kuraklık oranı, yüzeysel akışa geçen su miktarı, sulama etkinliği, alanda üretilen suyun kalitesi), toprak (toprağın tuttuğu karbon miktarı, su tutma kapasitesi, topraktaki organik madde miktarı, toprağın elektriksel iletkenliği, toprağın asiditesi), bitki (yetiştirilen bitkilerin yerel/egzotik oranı, karbon tutma miktarı, alanın ürettiği gıda miktarı), kapsayıcılık (alan evrensel tasarım ilkeleri kapsamında tasarlanmış olması, alanın her yaş grubundan kullanıcılara yönelik faaliyetler sunuyor olması), eğitici işlev (ziyaretçilerin sürdürülebilir ve dirençli yaşama bilgisine katkısı). İkinci aşamada, Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) kullanılarak ölçümde kullanılacak her bir değişkenin önem ağırlıkları belirlenmiştir. Üçüncü aşamada, her bir değişkenin alanda ölçülebilmesi için değer aralıkları belirlenmiş yani ölçeklendirme yapılmıştır. Bu sayede ölçüm tablosu oluşturulmuştur. Son aşamada, ölçüm tablosunun çalışırlığını kontrol etmek ve permakültürün kent direncine etkilerine dair sayısal veri elde edebilmek amacıyla İstanbul'daki araştırma sahası seçilen Beykoz Ekolojik Yaşam Parkı ve Permakültür alanında ölçümler yapılmıştır. Ölçüm tablosunun ölçülebilir değişkenlere ve doğru aralık değerlerine sahip olduğu görülmüştür ve bu sebeple tabloda değişikliğe gidilmemiştir. Yapılan ölçümlere göre bu alanın potansiyel olarak kent direncine sağlayabileceği katkının %64'ünü sağladığı tespit edilmiştir. Bu sayede permakültürün kent direnci üzerinde olumlu etkiler oluşturduğu sayısal verilerle ortaya konulmuştur.

Kentsel dirençlilikPermakültürÇok kriterli karar verme
Nebahat Nihan Parlak
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessEN

Identifying green infrastructure strategies for planning the urban landscapes: The case of Amman, Jordan

Cities and urban areas have become the primary locations that attract people and dominate large parts of the earth's landmass. Over the past few years, urban populations have doubled, and cities have expanded dramatically at the expense of agricultural and rural areas until urban populations have reached 56% of the world's population. Nowadays, the adverse effects of expansion and pressure on ecosystem services in cities have begun to appear significantly, such as habitat destruction, lack of agricultural land, climate change, droughts, floods or heat waves, so it was necessary to find logical urban solutions that help cities to rehabilitate their resources and provide services to their residents efficiently; hence the concept of green infrastructure emerged. Green infrastructure is a strategic plan for natural or semi-natural areas that supports ecosystem services at all scales and includes green and blue spaces. This plan has several benefits for urban cities, such as mitigating the effects of climate change, conserving water resources, increasing green spaces, providing recreational places and protecting habitats. It also has social and health benefits such as providing healthy, physically and mentally safe spaces and assisting residents to receive urban services more efficiently. This thesis adopts the concept, definition, and application of green infrastructure in Amman, one of the ,Middle East's most important, well-known cities. Amman was chosen because of its historical and cultural importance; also, it is Jordan's political and financial capital. This study aims to increase public green spaces in Amman by applying green infrastructure strategies to solve the city's issues, such as urbanization, water shortage, desertification, and climate change. The study relied on two main methodologies: producing and analyzing GIS maps to analyze the reality of the city and find a projection of the future plan, and the second is a questionnaire for experts perceptions and decision-makers to assess the city's issues and find a plan from the point of view of experts and academics. The results of this thesis, through a combination of map analysis and questionnaire analysis, showed that some green infrastructure strategies are applicable to improve the local environment of the city and use water harvesting techniques in line with the city's topography, precipitation, and annual temperatures. It was also proposed that the existing road network be utilized and rehabilitated as a green network to connect existing and proposed green spaces. The result was an increase in green spaces from 2% to 4% of the city's green area and an increase in per capita green space from 3.466 meters to 5.0 meters of green space. The city's issues were also summarized according to the results of the questionnaire, such as water shortage, land use changes, lack of green space, desertification, heat waves, and tourism development. The future comprehensive plan was evaluated according to expert opinions and map analysis to confirm the city's determinants and green infrastructure elements.

Ghaıda Adel Husseın Irmeılı
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel peyzajda kullanılan bitkilerin taşıdıkları anlamların kolektif hafızadaki sürekliliği üzerine bir araştırma

İnsanlar dünyayı karışık bir yığın olarak görmek istemezler; onu anlamaya, ona hükmetmeye çalışırlar. Kültürel peyzaj kavramı burada devreye girmekte, çevrenin anlamlandırılmasında aracı olmaktadır. Kültürel peyzaj tasarımında çevrenin tanımlanmasındaysa bitkiler rol oynamaktadır. Bitkiler, kültürel zenginlikleri taşıyan araçlardır fakat günümüzde simgesel anlamları ve insan psikolojisi üzerindeki etkileri göz ardı edilmektedir. Bu çalışma, peyzaj tasarımında kullanılan bitkilerin taşıdıkları anlamların toplum hafızasındaki yerinin tespiti amacıyla yapılmıştır. Bitkilerin kültürel anlamlarını inceleyen kaynaklar baz alınarak kültürel peyzajda tasarımında kullanılan, anlam bakımından kaynaklarda çokça bahsedilen 10 bitki seçilmiştir ve katılımcılar tarafından bilinen anlamlarının tespit edilebileceği anket oluşturulmuştur. Anket 5 bölümden oluşmaktadır. İlkinde ankete katılım onayı alınmaktadır. İkincide katılımcıların bitkilerin kültürel anlam taşıdığı fikrine katılma durumlarının tespiti, üçüncüde katılımcı profillerinin tespiti, dördüncüde bitkilerin taşıdığı kültürel anlamların katılımcılar tarafından bilinirlik oranının tespiti, beşincide bitkilerin anlamsal ve fiziksel özelliklerinin kişiler üzerinde bıraktığı etkilerin ve bu bitkilerin katılımcılar için öneminin tespiti amaçlanmıştır. Anket İstanbul'da yaşayanlara uygulanmıştır. Sonuçların veri analizi IBM SPSS 26 istatistik paket programı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Toplam 418 kişiye uygulanan ve 411 kişinin tamamladığı anket sonucunda Servi (Cupressus sempervirens) bitkisinin "boy", Zeytin (Olea europaea) bitkisinin "barış", Kara Çam (Pinus nigra) bitkisinin "kudret", Kayın (Fagus sylvatica) bitkisinin "mutluluk", Meşe (Quercus cerris) bitkisinin "sağlamlık", Çınar (Platanus orientalis) bitkisinin "uzun ömür", Salkım Söğüt (Salix babylonica) bitkisinin "boyun eğmişlik", Ak Kavak (Populus alba) bitkisinin "ululuk/büyüklük", Elma (Malus sp.) bitkisinin "murat", Ardıç (Juniperus sp.) bitkisinin "korunma" anlamının daha çok anımsandığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu çalışma, kültürel peyzajın sadece fiziksel çevreyi değil, aynı zamanda toplumların tarihsel, sosyal ve kültürel kimliklerini de yansıttığını ortaya koyarak bu alandaki bilgi birikimine katkı sağlamaktadır. Çalışma sonuçlarına göre bitkilerin kültürel anlamlarının muhafazası ve sürekliliği amacıyla, peyzaj tasarımcıları ve yerel yönetimler için sunulabilecek önerilerden biri, kamu alanlarının tasarımında geleneksel ve kültürel anlamı olan bitkilere öncelik verilmesidir. Bu hem kültürel mirasın korunmasına hem de kolektif hafızanın güçlendirilmesine katkıda bulunabilir. Ocak 2025, 146 sayfa Anahtar kelimeler: kültürel peyzaj, sembolik bitkiler, kolektif hafıza, bitki anlamları

Rabia Yücel
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de peyzaj düzenlemelerinde doğal bitki türü kullanımında karşılaşılan sorunların tespitine yönelik bir çalışma

Bu tez çalışması, Türkiye'de peyzaj düzenlemelerinde doğal bitki türlerinin kullanımında karşılaşılan sorunları belirlemeyi ve bu sorunların çözümüne yönelik stratejiler geliştirmeyi amaçlamaktadır. Türkiye'nin zengin biyolojik çeşitliliği ve doğal bitki örtüsü, peyzaj düzenlemelerinde kullanılabilecek geniş bir potansiyel sunmasına rağmen, doğal bitkilerin peyzaj uygulamalarında yeterince değerlendirilmediği görülmektedir. Çalışma kapsamında, peyzaj mimarlarının doğal bitki kullanımına ilişkin tutumları, bilgi düzeyleri ve karşılaştıkları engeller, Türkiye genelinde 319 peyzaj mimarının katılımıyla gerçekleştirilen bir anketle incelenmiştir. Araştırma bulguları, peyzaj mimarlarının doğal bitkileri ekolojik uyum (%69,91) ve estetik faydaları (%19,43) nedeniyle tercih ettiklerini ancak bilgi eksikliği (%57,5), estetik algılar ve müşteri beklentilerinin bu tercihleri sınırladığını göstermektedir. Katılımcıların %94,04'ü bilgi düzeylerinin artırılması halinde doğal türlere yönelme eğiliminde olduklarını ifade etmiştir. Ayrıca, peyzaj düzenlemelerinde doğal bitki kullanımını artırmak için dijital bilgi kaynaklarının ve eğitim programlarının önemine dikkat çekilmiştir. Geleneksel bilgi kaynakları, dijitalleşmenin etkisiyle önemini yitirmekte, ancak akademik kaynaklar ve üniversiteler bilgi ediniminde önemli bir yer tutmaktadır. Araştırma sonuçlarına dayanarak, doğal bitki kullanımını teşvik etmek için bazı stratejiler önerilmiştir. Peyzaj mimarları ve tüketicilere yönelik eğitim programlarının geliştirilmesi, fidanlıklarda yerel doğal türlerin çeşitliliğini artırmaya yönelik çalışmaların yapılması ve müşteri farkındalığını artıracak iletişim kampanyalarının başlatılması gerektiği belirtilmiştir. Bunun yanı sıra, doğal bitkilerin estetik potansiyelini vurgulayan tasarım rehberleri ve uygulama örneklerinin hazırlanması, bu türlerin peyzaj düzenlemelerinde daha yaygın kullanımını sağlayabilir. Kamu projelerinde doğal bitkilerin kullanımını teşvik edecek politikaların geliştirilmesi ve bu süreçte mali teşviklerin sağlanması da önerilmektedir. Ayrıca, doğal türlerin genetik kaynakları, çevresel adaptasyon yetenekleri ve ekonomik değerleri üzerine yapılacak bilimsel araştırmaların artırılması, bu alandaki bilgi boşluklarını doldurabilir. Sonuç olarak, bu çalışma, Türkiye'de doğal bitkilerin peyzaj düzenlemelerinde kullanımına ilişkin mevcut durumu analiz etmiş ve bu türlerin daha geniş çapta kullanımını teşvik edecek stratejiler geliştirmiştir. Doğal bitki kullanımının yaygınlaştırılması, sürdürülebilir peyzaj uygulamalarının desteklenmesine ve ekosistem dengesinin korunmasına önemli katkılar sağlayacaktır. Bu bağlamda, uygulayıcılar, tüketiciler ve politika yapıcılar arasında güçlü bir iş birliği gereklidir.

Nouran Almemar
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Değişen peyzajın psikofizyolojik aktiviteler üzerindeki etkileri

Günümüzde kentsel ve kırsal peyzajlar, doğal ve insan kaynaklı etkenlerle hızlı bir dönüşüm geçirmektedir. Bu peyzaj değişimleri, bireylerin psikolojik ve fizyolojik sağlığı üzerinde önemli etkiler yaratmakta; peyzaj öğelerindeki farklılıklar stres düzeyleri, zihinsel iyi oluş ve fizyolojik tepkileri belirlemektedir. Bu tez çalışması, değişen peyzajın psikofizyolojik aktiviteler üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. 150 katılımcıyla yapılan deneysel uygulamada, aynı alanın yıllar içerisinde dönüşmüş hallerindeki peyzaj görselleri gösterilerek bireylerin göz bebeği hareketleri, duyusal anket sonuçları ve öznel geri bildirimleri analiz edilmiştir. Bu bağlamda, peyzajın zamana bağlı değişimlerinin bireylerin psikolojik durumları ve fizyolojik tepkileri üzerindeki etkilerini çok yönlü olarak incelemek, çevresel faktörlerin insan sağlığı ve yaşam kalitesi üzerindeki rolünü derinlemesine anlamaya katkı sağlamaktadır. Bu da peyzaj mimarlığı mesleğinin insan sağlığı üzerindeki etkisini ve önemini bir kez daha vurgulamaktadır. Elde edilen bulgular, peyzaj değişiminin bireylerin psikolojik durumları ve fizyolojik tepkileri üzerinde anlamlı etkiler yarattığını ortaya koymuştur. Bu çalışma, peyzajın yalnızca görsel bir unsur değil, aynı zamanda zihinsel ve bedensel sağlığı etkileyen çevresel bir faktör olduğunu vurgulayarak, insan-merkezli peyzaj tasarımlarının gerekliliğine dikkat çekmektedir. Psikofizyolojik yaklaşımla desteklenen bu çalışma, özellikle değişen çevre koşullarına uyum sağlayacak nitelikte sürdürülebilir peyzaj planlamalarının önemine işaret etmektedir. Bu yönüyle tez çalışması, peyzaj mimarlığında kullanıcı odaklı tasarım anlayışına bilimsel bir zemin sunmakta ve gelecekteki disiplinler arası araştırmalar için ön açıcı bir kaynak niteliği taşıyarak gelecek çalışmalara kaynak oluşturacaktır.

Simge Özkırım
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel açık-yeşil alanların çevresel performansının değerlendirilmesi: Bornova (İzmir) ilçesi örneği

Kentsel açık-yeşil alanlar bir kente önemli katkılar sağlayan fiziksel ögelerdir. Bir kent için açık-yeşil alanların niteliği ve yeterliliği oldukça önemlidir. Kentli için sınırlı da olsa doğayla buluşma noktası olan açık-yeşil alanların çevresel performanslarının değerlendirilmesi gelişmesine ve korunmasına yönelik önemli adımlardır. Ülkemiz planlama aşamalarına bakıldığında, kentsel açık-yeşil alanlara yönelik gerekli önemin verilmediği anlaşılmaktadır. Diğer yandan kentlerimizde açık-yeşil alan uygulamalarının, uluslararası standartlarla da çeliştiği görülmektedir. Bu bağlamda, tez çalışmasında; kentsel açık-yeşil alanların sürdürülebilir planlanmasına, tasarımına ve yönetimine ışık tutmak amacıyla çevresel performanslarının ölçülmesi için Albayrak (2017) tarafından ortaya konulan bir yöntem kullanılmıştır. Bu yöntem modifiye edilmiş ve Bornova ilçesindeki Âşık Veysel Rekreasyonel Alanı, Atatürk Parkı ve Büyük Park da uygulanmıştır. Araştırma yöntemi; yedi ana ve yirmi alt ölçütten oluşmaktadır. Sonuçların değerlendirilmesinde 40-49, 50-59, 60-79 ve 80 ve üzeri puan skalası kullanmıştır. Burada 40- 49 çok kötü, 50-59 kötü, 60- 79 iyi, 80 ve üzeri çok iyi performans göstermiştir. Bu araştırma sonucunda: Âşık Veysel Rekreasyonel Alanının performansı 71, Atatürk Parkının performansı 65, Büyük Parkın performansı 71 puandır.

Gülşah Aleş
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mevcut doğal ve kültürel yapı ile çevre düzeni plan kararları uyumunun doğa koruma alanları bazında irdelenmesi: İzmir ili-Çeşme ilçesi örneği

Türkiye iklimsel özellikleri ve coğrafi konumundan dolayı doğal, kültürel ve tarihsel kaynaklar bakımında zengin bir ülkedir. Çalışma alanı olan İzmir ili Çeşme ilçesi de özel kanunlara tabi alanlar ve koruma alanları statüsünde çok fazla özel planlama kararına ihtiyaç duyan alana sahip olmasının yanında ülkemizdeki önemli turizm yerleşimlerinden biridir. Günümüzde bu kaynakların koruma kullanma dengesinin sağlanabilmesi için çok yönlü araştırmalar yapılmaktadır. Bu çalışma; ana materyalini oluşturan İzmir ili Çeşme ilçesi genelinde yer alan doğa koruma alanlarına dair hazırlanmış rapor, makale, tez ve haritaların incelenerek mevcut doğal ve kültürel yapının, hazırlanmış olan güncel çevre düzeni plan ve raporları ile bilgisayar ortamında NetCAD programı yardımı ile sayısal ortamda karşılaştırılması sonucu elde edilen verilerin değerlendirilmesiyle ileriye yönelik yapılacak çalışmalara ışık tutmayı amaçlamaktadır. Ülkemizde doğa koruma alanlarının planlamasındaki sıkıntılar ve çevre zararlarının her geçen gün arttığı gerçeği göz önünde bulundurulduğunda yapılacak bu ve benzeri çalışmalar gelecekteki araştırma ve planlama çalışmalarına yol gösterici olacağı için önem taşımaktadır.

Deniz Paytar
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki kentsel tasarım yarışmalarının peyzaj mimarlığı yönünden incelenmesi

Kentsel Tasarım kavramının tarihsel bir süreçle, izlerini ve gelişimini takip etmek mümkün olmasına rağmen, bu kavramın hala kesin denebilecek bir tanımı bulunmamaktadır. Bu tartışmalı ve kapsamlı kavram; planlama, tasarım ve sanat disiplinleri için kentlere dair doğru düşünme yöntemleri geliştirmek için bir fırsat haline gelmekte ve söz konusu disiplinlerin kolektif katkılarıyla kendisini var etmektedir. Kentsel Tasarım olgusunu, bir profesyonel alandan ziyade, ilgili meslekleri bir araya getirebilen, tanıştıran, etkileşime sokan ve bu sayede sürekli büyüyen, gelişen bir agora olarak kabul etmek gerekebilir. Kentsel Tasarım; özellikle adını verdiği ve şartnamesini şekillendirdiği yarışma türlerinin ortaya çıkmasıyla çeşitli tartışmaları gündeme getirmiştir. Planlama ve Tasarım temelli meslekler arasında yetkinlik çekişmelerini tetikleyen, akademi için yeni, anlaşılmaya ve içi doldurulmaya çalışılan bir kavram olarak ortada dururken, bir yandan bu yarışmalar neticesinde bir araya gelen/gelmek zorunda kalan konular, jüriler, kolektif yarışmacı ekipler, kendilerini yeni bir çalışma alanı ve yönteminin içinde bulmuşlardır. Peyzaj mimarlığı özelinde ilgili tüm aktörler için kentsel tasarım kavramının doğurduğu sıkıntılar, fırsatlar, süreçler ve sonuçlar bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır.

Hüseyin Öztürk
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kırsal kalkınmaya dayalı doğa turizmi potansiyellerinin araştırılması: Van ili örneği

Bu araştırma ile; kırsal kalkınmaya dayalı doğa turizmi potansiyelleri belirlenmesi hedeflenmiş olup Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan Van İli, materyal olarak seçilmiştir. Araştırma sırasında Van'ın hem fiziksel açıdan doğa turizmi potansiyelleri araştırılmış, hem de yörenin ve yöre halkının kırsal kalkınmaya dayalı gerçekleştirilmesi planlanan doğa turizmi girişimlerinin sosyolojik açıdan uygunluğu incelenmiştir. Araştırma sırasında, literatür taramaları ve anket çalışmalarıyla bulgular toplanmıştır. Toplanan bulgular bütüncül olarak değerlendirilerek, Van'ın kırsal kalkınmaya dayalı doğa turizmi faaliyetlerinin uygulanmasındaki potansiyelleri araştırılmıştır. Ayrıca uygulamayı kısıtlayan kriterler de ortaya koyulmuştur. Değerlendirme sonucunda Van'ın doğal ve kültürel peyzaj değerleriyle doğa turizmi potansiyellerine sahip olduğu anlaşılmıştır. Yine yöre halkının doğa turizmi kapsamındaki faaliyetlerde yer almak istemesi, ekonomik gelir kaynağı olarak görmesi ve ayrıca doğa turizmi faaliyetleri kapsamında sosyolojik gelişme, yörenin tanınırlığının artması gibi beklentilerinin olması, kırsal kalkınmaya dayalı doğa turizmi faaliyetlerinin yöre halkına ve yöreye, kırsal kalkınma adına katkı sağlayacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar sözcükler: Doğa turizmi, kırsal kalkınma, Van.

Mediha Çağlı
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akarsu çevresi rekreasyon potansiyelinin Bornova çayı Aşık Veysel rekreasyon alanı örneğinde irdelenmesi

Sanayide gerçekleşen hızlı ve kontrolsüz gelişim beraberinde doğaya verilen tahribatı getirmektedir. Bu durum zaman içerisinde yaşam alanlarını ve insanları etkilemektedir. Özellikle kalabalık şehir hayatını paylaşan insanlar, rekreatif gereksinimlerini giderebilmek için doğayla bütünleşik alanlara ihtiyaç duymaktadırlar. Tüm dünyada sanayi atıkları, kanalizasyon atıkları, ulaşım kanalı veya enerji üretim kaynağı için kullanılan akarsular; son yıllarda gelişen ekolojik bilinç neticesinde birçok kentsel gelişim projesinin temelini oluşturmaktadır. Bu projeler kimi zaman habitat renovasyonu, kimi zaman sosyal aktivite, kimi zaman ise sportif faaliyetlere yönelik temellere dayanmaktadır. Fakat tüm bu temellerin üzerinde, akarsu kıyıları birer aktif veya pasif rekreasyon alanına dönüşmekte, kentin ve kentlinin vakit geçirebileceği birer cazibe merkezi haline gelmektedir. Bu çalışmada, akarsuların rekreasyon kavramına olan olumlu etkileri irdelenmiş olup, Bornova Aşık Veysel Rekreasyon Alanı özelinde detaylı olarak ortaya konulmuştur.

Somayyeh Kheyrı
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa il merkezi kamusal açık yeşil alanlarının yeterliliği ve geliştirilme olanakları üzerine bir araştırma

Kent; içinde doğal özellikleri, mimari özellikleri ve bunların sosyo ekonomik gelişmelere bağlı olarak kültürel faktörlerle birlikte geliştiği ve örtüştüğü açık alanlardan oluşmaktadır. Mimari yapılar dışında kalan açık alanlar kamunun faydalandığı yeşil alanlar kentin yeşil dokusunu oluşturmaktadır. Bu tezde Manisa ili kent merkezi ilçe sınırları dahilinde yer alan kamusal açık yeşil alanların yeterliliği ve geliştirilme olanakları araştırılmıştır. Bu kapsamda Manisa ili merkezinde bulunan Şehzadeler ve Yunusemre ilçelerinin sahip olduğu kamusal açık yeşil alanlar literatür bilgileri ve kamu kurum kuruluşları ile yapılan görüşmeler sonucunda listelenmiş; kişi başına düşen yeşil alan miktarı Türkiye ve Avrupa ölçeğinde yer alan kriterler doğrultusunda irdelenmiştir.

Arzu Yetişen
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tarımsal peyzaj değişimi analizi: İzmir ili Bornova ilçesi örneği

Araştırmanın amacı, İzmir ili Bornova ilçesinde tarımsal peyzaj değişiminin peyzaj metriklerinden yararlanarak incelenmesidir. Araştırmanın yöntemi; uydu görüntülerinin sınıflandırılarak, alan kullanım/arazi örtüsü (AK/AÖ) ile tarımsal peyzaj değişimlerinin belirlenmesi ve peyzaj metrikleri ile değişim analizinin gerçekleştirilmesidir. İlçenin alan kullanım/arazi örtüsü ile tarımsal peyzaj değişiminin analiz edilmesinde Sınıf Alanı (CA), Peyzajın Oranı (PLAND), Ortalama Leke Büyüklüğü (AREA_MN), Bağlantılılık İndeksi (CONNECT), Leke Sayısı (NP), Peyzaj Şekil İndeksi (LSI), Alan Ağırlıklı Ortalama Leke Büyüklüğü (AREA_AM) ve Ortalama Öklid En Yakın Komşu Mesafesi (ENN_MN) olmak üzere sekiz adet peyzaj metriğinden faydalanılmıştır. Alan kullanım yapısının belirlenmesi için yapılan ekrandan sayısallaştırma işlemi için ArcGIS 10.1 yazılımı, peyzaj metriklerine yönelik analizler için ise FRAGSTATS 4.2 yazılımı kullanılmıştır. Analiz sonucunda, araştırma alanında 2012-2016 yılları arasında tarım alanlarının 3113 hektardan 3121 hektara artış gösterdiği, araştırma alanında kapladığı alanın oranının ise %14,52'den %14,56'ya yükseldiği belirlenmiştir.

Kübra Kurtşan
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Muş Alparslan Üniversitesi içerisinde botanik bahçesi yapılabilirliğinin araştırılması

Bu tez çalışmasında, Doğu Anadolu Bölgesinde, Erzurum ilinden sonra ikinci olarak botanik bahçesinin yapımının Muş İline prestij kazandıracağı yerli halkın zaman geçirebileceği, bitkilerle ilgili bilgi alabileceği bir rekreasyon alanı olacağı, Muş Alparslan Üniversitesi öğrencileri için ise hem eğitsel hem de boş vakitlerini değerlendirebilecekleri alan olacağı, ayrıca Muş İlinde rekreasyon alanları yok denecek kadar az olduğu için tüm kent ve çevre bölgeleri açısından önemi nedeniyle botanik bahçesi yapılabilirliği konusunda araştırma yapılmış ve en uygun yer seçilerek öneriler getirilmeye çalışılmıştır. Bunun için önceden yapılmış bilimsel çalışmalar incelenmiş, doğal ve kültürel kaynaklar araştırılmıştır. Konu ile ilgili il müdürlüklerinden ve Muş Alparslan Üniversitesi'nden elde edilen veri ve haritalar kullanılarak, aynı zamanda üniversite öğrencileri arasında uygulanmış anket sonuçları SPSS (Statistical Packages for the Social Sciences) programında değerlendirilerek botanik bahçesi için en uygun yer belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara dayanarak yönetim planı ile birlikte uygun alan kullanımını belirlemek amacıyla botanik bahçesi uygulaması için öneri bir çalışma, peyzaj tasarım sürecinin leke diyagramı aşamasında geliştirilmiştir.

Yasemin Müminoğlu
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel yeşil alanların mikro-iklimsel etkilerinin İzmir-Bornova örneğinde araştırılması

Sanayi devrimi ile birlikte ivme kazanan kentleşme hareketi ve insan etkinliklerine bağlı olarak, kentsel peyzajlar ve kent iklimi değişime uğramıştır. Bu değişim ile birlikte, yakın çevrelerindeki kırsal bölge ile iklimsel olarak farklılık gösteren kentlerde, artan sıcaklıklara bağlı olarak ısı adası sorunsalı ortaya çıkmıştır. Özellikle kentlerde örtü tabakası ikliminin değişime uğramasıyla ortaya çıkan ısı adası sorunuyla mücadelede bir basamak oluşturmak için, bu araştırma ile artan kentsel sıcaklıkları azaltmada bir kontrol değişkeni olan yeşil alanların, iklimsel değişkenler ile olan ilişkileri, gerçek zamanlı verilere dayalı olarak analiz edilmiştir. Bu ilişkiler, İzmir ili Bornova ilçesindeki 3 büyük kentsel yeşil alan ve yakın çevresini içinde bulunduran kent bölgesi kapsamında, çeşitli etkenlere bağlı olarak incelenmiştir. Araştırma kapsamında, yeşil alanlar ve etkileme/etkilenme alanlarının iklimsel koşulları, kentsel örtü tabakası iklim özellikleri belirleme yöntemlerinden olan sabit ve hareketli istasyon ölçümleri yapılarak incelenmiştir. Bu ölçümler sonucunda toplanan meteorolojik veriler, istatistiksel analizlerden yararlanılarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmelere bağlı olarak araştırma kapsamında elde edilen önemli sonuçların başında; yeşil alanların kentsel sıcaklıkları, kendi özelliklerinin yanısıra kentsel çevrenin özelliklerine bağlı olarak farklı oranlarda etkilediği gelmektedir. Araştırma sonucunda ise; araştırma alanı ve genel bağlamda planlama ve tasarım önerilerinin yanında, yasal ve yönetsel bağlamda öneriler ile hem gelecekte yapılacak çalışmalar, hem de kentsel iklim haritalarının hazırlanmasına öncülük edecek öneriler geliştirilmiştir.

Gülşah Adıgüzel
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni bir yaklaşım olarak fotolüminesans malzemelerin peyzaj mimarlığı yapısal uygulamalarında kullanım olanaklarının araştırılması

Bu araştırmada, peyzaj mimarlığı yapısal uygulamalarında yeni bir yaklaşım olan fotolüminesans malzemelerin kullanım olanaklarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında konuyla ilgili dünyadan fotolüminesans uygulama örneklerine yönelik bulgular elde edilmiş ve değerlendirilmiş, fotolüminesansın dünyadaki peyzaj mimarlığı uygulamalarında aydınlatma, güvenlik, dekorasyon ve çok amaçlı kullanımlarıyla birlikte diğer sektörler için de kullanımları ortaya konularak toplamda 29 adet fotolüminesans örneği incelenmiştir. Fotolüminesans madde örnekleri üzerine yapılan incelemeler sonucunda, elektrik enerjisi yerine daha ekonomik ve daha verimli olan güneş enerjisi kullanılarak yapay ışık üreten fotolüminesansın, peyzaj mimarlığı yapısal uygulamalarında hem enerji tasarrufu açısından dış mekan aydınlatması olarak hem de çevresel açıdan birçok yarar sağladığı gözlenmiştir. Bu özelliklerinden dolayı fotolüminesans maddesi kullanımının dünyada her geçen gün artarak devam ettiği ancak Türkiye'de fazla bilinmemesi nedeniyle yeteri kadar kullanılmadığı sonucuna varılmıştır.

Melda Köse
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Gala Gölü Milli Parkı örneğinde ekolojik risk yönetimi yaklaşımı

Sulak alanlar, dünyanın en zengin ekosistemlerinden olup değeri geç anlaşılmış olan peyzajlardır. Ülkemizde ulusal mevzuat ve uluslararası sözleşmelerle koruma altında bulunan sulak alanların birçoğu doğal ve kültürel tehditler nedeniyle baskı altında bulunmaktadır. Mevzuat ve planlarla belirlenen koruma statüleri ve stratejilere, uygulama bazında bakıldığında yönetim ve uygulama kısımlarının sağlıklı uyulamadığı anlaşılmaktadır. Yöre halkının yıllardan beri süregelen sulak alanlardan yararlanma gereksinimlerinin karşısına bir anda çıkan koruma ve yönetim kararları, yöre halkını zora sokmaktadır. Bu nedenden dolayı günümüzde mevcut koruma planlaması ve yönetimi anlayışlarının koruma-kullanım dengesini sağlamasının zorunlu hale geldiği anlaşılmıştır. Buradan hareketle aynı sorunların yaşandığı Gala Gölü Milli Parkı'nda, ekolojik risk değerlendirmesi yöntemi önerilmiştir. Bu tezde önerilmiş olan 'ekolojik risk değerlendirme ve yönetim modeli' ile milli park kullanımlarının oluşturduğu baskılar ekolojik tabanlı olarak değerlendirilerek iki farklı senaryo oluşturulmuştur. Senaryo-1, herhangi bir peyzaj planlama ya da tasarımına dair değişiklik yapılmadan ve milli parklarda yasak olan kullanımlar olan 'otlatma, kara avcılığı, ağaç kesimi, balıkçılık ve saz yakımı' ekolojik risk faktörlerinin, uygulamada tamamen engellendiği bir yönetim senaryosu üzerine kurulmuştur. Sadece yasal olarak yasak olan aktiviteler çıkarılmıştır. Sonuç ise milli park genelinin 'çok düşük risk' seviyesine ulaşması biçiminde olmuştur. Senaryo-2 ise sadece tarımsal amaçlı kullanımlar olan 'tarımsal atıksu deşarjı, drenaj kanalları, gölden aşırı su çekimi ve tarımsal kullanımdan alanların baskılanması' ekolojik risk faktörlerinin, tamamen engellendiği hayali bir yönetim senaryosu üzerine kurulmuştur. Tarımsal aktivitelerin tek başına milli parka ne ölçüde baskı yaptığının anlaşılması açısından bu senaryo kurgulanmıştır. Sonuç olarak otlatma, kara avcılığı ve ağaç kesimi gibi yüksek risk puanlı aktiviteler olduğu sürece tarımı tek başına engellemenin bir çözüm olmayacağı ancak yine de önceki bölümde açıklandığı gibi baskıların azaldığı gözlenmiştir. Senaryo aşamasının ardından halkın katılımı ve tartışma bölümü önerilmiştir. Bu bölüm, uygulama ve izleme bölümünde sorun yaşanmaması ve koruma-kullanma dengesi içindir. Bu tezde yer ve koşul kısıtlamalarından dolayı anket yapılamamıştır ancak milli park analitik etüt raporundaki 2010 tarihli ankete yer verilerek, bu bölüm onun üzerinden kurgulanmıştır. Bu bölüm, 'senaryo' bölümünün kurgusunun nasıl gerçekleştirileceği ile ilgilidir. Halkın da katılımı ile en uygun senaryonun uygulanması önerilmiştir. Sonuç olarak, milli park için dinamik bir ekolojik risk yönetim modeli önerilmiş ve bu bağlamda Gala Gölü Milli Parkı için öneriler ve stratejiler geliştirilmiştir. Anahtar sözcükler: Gala Gölü, ekolojik risk değerlendirmesi, sulak alan, milli park, ekolojik risk yönetimi.

Gökhan Balık
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı serin iklim çim türlerine ait yeni çeşitlerin Akdeniz iklim koşullarındaki performanslarının değerlendirilmesi üzerine bir araştırma

Bu araştırma 2015-2016 yıllarında Ege Üniversitesi Bayındır Meslek Yüksekokulu'nun deneme tarlalarında yürütülmüştür. Araştırmada; Lolium perenne (İntegra, Bizet-1, New orleons, Caddieshack) Festuca rubra rubra (Eugene, Merlot, Maxima), Festuca rubra commutata (Survivor, Maritza), Festuca rubra trichophylla (Samanta), Festuca arundinacea (Tomcat-1, Galetea, Jaguar), Poa pratensis (Avalanche, Evora) çeşitlerinin Akdeniz iklim koşulları altındaki özellikleri incelenmiştir. Bu amaçla Çıkış Yüzdeleri (Gün), Doku (1-9), Renk (1-9), Kaplama Oranı (%), Yabancı Ot ile Rekabeti (1-9), Yeşil Madde Verimi(kg/da), Kuru Madde Oranı(%), Kuru Madde Verimi (kg/da), Kışa Dayanıklılık (1-9) ve Genel Görünüm (1-9) karakterleri ele alınmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; Akdeniz iklim koşulları altında Lolium perenne, Festuca arundinacea ve Poa Pratensis ait çeşitler Festuca rubra rubra, Festuca rubra commutata ve Festuca rubra trichopylla çeşitlerine karşın bir çok karakter açısından olumlu sonuç vermiştir.

Festuca arundinaceaFestuca rubraLolium perenne+2
Tolga Ufuk Deniz
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

İzmir ili Çeşme ilçesi doğal sit alanlarının peyzaj kriterleri bağlamında incelenmesi

Çalışmanın amacı; doğa koruma alanları ile ilgili verilecek yasal kararlara dayanak oluşturan ve 19.07.2012 tarihli, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce "Doğal Sit Alanların Değer-lendirilmesine İlişkin Teknik Esaslar" çerçevesinde hazırlanması gereken "Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Raporu" nun doğru hazırlamada yol göste-recek bilimsel bir yöntemi ortaya koymaktadır. Bu çalışmada, İzmir İli Çeşme İlçesi doğal sitleri 2011 yılında hazırlanan sit haritasına göre 81 poligondan oluşmuş olup her bir poligonun 2015 yılına ait IKONOS uydu görüntüsü üzerinden güncel arazi kullanım durumu ortaya çıkartılmıştır. Bu arazi kullanım durumuna göre 19 Temmuz 2012 tarihinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce "Doğal Sit Alanların Değerlendirilmesine İlişkin Teknik Esaslar" çerçevesindeki," kesin korunaklı hassas alan", "nitelikli doğal koruma alanı" ve "sürdürülebilir kontrollü ve kullanım alanı"ndaki her bir tablo 80 poligona ayrılan İzmir İli Çeşme ilçesi doğal sitleri peyzaj kriterleri bağlamında;" canlı doğal peyzaj", "cansız doğal peyzaj", "tarihi peyzaj", "yenilenebilme yeteneği"," sosyo-ekonomik değerleri", "görsel değerler" ve "doğal kaynak oluşturma", özellikleri oluşturulan çizelgeler doğrultusunda yeniden incelenerek değerlendirilmiştir. Bunun sonucunda da her bir poligon bu bağlamda ayrı ayrı değerlen-dirilerek yeni sit derecesi tanımları ortaya çıkarılmıştır. CBS destekli bir nicel değerlendirme sonucunda yeni "Korunan Alan Haritası" oluşturulmuştur. Anahtar kelimeler: Çeşme yarımadası, doğal sitler, uzaktan algılama, doğal ve kültürel peyzaj özellikleri.

Funda Ankaya
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çevresel sürdürülebilir yerleşke modelinin Ege Üniversitesi örneğinde irdelenmesi

Son yıllarda sayısız bilimsel araştırmaya konu olan sürdürülebilirlik kavramı; günümüzde ve gelecekteki nesillerin gereksinimlerini karşılarken, ekosistemin dengesinin bozulmamasını sağlamak anlamına gelmektedir. Üniversiteler, toplumların ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak amacıyla ortaya çıkmış eğitim kurumları olarak tanımlanabilir. Üniversiteler toplumun dolayısıyla ülkenin ilerlemesini sağlayan en önemli kurumların başında gelmektedir. Üniversite yerleşkeleri kent ile sürekli etkileşim halindedir. Üniversite yerleşkeleri birden çok birimi bünyesinde bulundurduğu için kentlerle benzer özellikler göstermekte ve yeni uygulamaların gerçekleştirilmesi için deneme imkanı sunmakta, yeni uygulamaların benimsenmesi, geliştirilmesi için olanak sağlamaktadır. Bu çalışma kapsamında sürdürülebilirlik kavramı ve sürdürülebilir yerleşke ölçütleri araştırılmış, üniversite yerleşkelerini sürdürülebilirlik ölçütleri bakımından denetleme mekanizması olan uluslararası sertifikasyon kuruluşları incelenmiş, dünyadan ve Türkiye'den sürdürülebilirlik konusunda öncü nitelikte olan yerleşkeler irdelenmiş, sürdürülebilir yerleşke ölçütleri belirlenmiştir. Araştırmada örnek alan olarak seçilen Ege Üniversitesi Yerleşkesi'nin sürdürülebilirlik niteliklerini taşıyıp taşımadığını ölçmek amacıyla üniversitede çalışan akademisyenler ile bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; Ege Üniversitesi yerleşkesinin sürdürülebilirlik ölçütleri açısından değerlendirildiğinde elde edilen sonuçlara göre; "sürdürülebilir ulaşım sistemi"ölçütü açısından iyi durumda olduğu, "ekolojik peyzaj, sürdürülebilir atık yönetimi, eğitim ve ilerleme" ölçütleri açısından gelişime ihtiyaç duyulduğu; "enerji ve kaynak korunumu, toplum katılımı ve ortaklıklar sağlanması" ölçütlerini ise hiç taşımadığı tespit edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen tüm veriler ışığında Ege Üniversitesi Yerleşkesi'nin sürdürülebilir yerleşke niteliklerine ulaşması için kısa, orta ve uzun vadeli öneriler geliştirilmiştir.

Çevresel sürdürülebilirlikÜniversite yerleşkeleri
Ahenk Karcı Demirkol
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Sanayi alanlarına yönelik uygun arazi kullanım potansiyelinin araştırılması: Kemalpaşa örneği

Doğal ve kültürel özellikleri yanı sıra özellikle tarımsal yönüyle önemli olan Kemalpaşa ilçesinde, sanayinin plansız olarak yerleşmesi ve gelişmesi sonucu doğal kaynakların zarar görmesi nedeniyle söz konusu ilçe bu çalışmada araştırma alanı olarak seçilmiştir. Kemalpaşa ilçesi örneğinde ekonomik faktörler dışlanıp doğal faktörler dikkate alınarak sanayi için en uygun alanların bulunması amaçlanmıştır. Çalışmada, yaban hayatı geliştirme sahası, sitler, orman alanları, zeytinlik alanlar, meralar, tarım alanları, su yüzeyleri, dereler, arazi yetenek sınıfı, yerleşim yerine uzaklık, ulaşım (yollara uzaklık), eğim ve erozyon olmak üzere 13 kriter belirlenmiştir. Bu 13 kritere bağlı olarak 17 harita oluşturulmuş ve uygun yer seçimi amacıyla kullanılmıştır. Sorgulamalar coğrafi bilgi sistemi yazılımı ArcGIS 10.2.1 yardımıyla doğrusal kombinasyon tekniği ve analitik hiyerarşi süreci yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda sorgulanan kriterler doğrultusunda Kemalpaşa ilçesinin %98,64'ü sanayi alan kullanımına uygun bulunmamıştır. Çalışma alanının sadece %0,50'si sanayi kullanımına uygun ve %0,86'sı çok uygun olarak değerlendirilmiştir. Çalışma sonucu tespit edilen üç alternatif alan ve mevcut sanayi bölgesi, koruma temelinde değerlendirilerek planlama önerileri getirilmiştir.

Analitik hiyerarşi süreciCoğrafi bilgi sistemleriPeyzaj planlama
Erden Aktaş
Ege University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00