Acil tıp

Bu konu başlığı altında 565 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Acil servislerde çalışan sağlık profesyonellerinin hasta güvenliğine ilişkin tutumları ve hasta güvenliğinde etkili faktörler

Araştırma, acil servislerde çalışan sağlık profesyonellerin hasta güvenliğine ilişkin tutumlarını ve hasta güvenliğinde etkili faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak planlandı. Araştırmanın evrenini, Türkiye'de bulunan üç kurum hastanesinin acil servislerinde çalışan 150 sağlık profesyoneli, örneklemi ise sağlık profesyonellerinden araştırmaya alınma kriterlerini karşılayan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 143 kişi oluşturdu. İlgili kurumlardan etik kurul ve çalışma izinleri alındı. Araştırmanın verileri, literatür doğrultusunda hazırlanan demografik özellikleri ve çalıştıkları bölüme dair bilgileri içeren "Kişisel Bilgi formu" ve "Hasta Güvenliği Tutum Ölçeği" kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplandı. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metodlar kullanıldı. Nicel verilerin normal dağılıma uygunlukları Shapiro-Wilk testi ve grafiksel incelemeler ile sınandı. Araştırmaya katılan sağlık çalışanlarının Hasta Güvenliği Tutum Ölçeği'nden ve ölçeğin alt boyutlarından aldıkları puan ortalamaları incelendiğinde "Hasta Güvenliği Tutum Ölçeği" toplam puan ortalaması 3,34± 0,369 (dağılım 2,28-4,43 (3,33)) olduğu saptandı. Alt boyutlarından aldıkları puan ortalamaları değerlendirildiğinde; 3,53± 0,63 (dağılım 1,57-5 (3,57)) puan ile en yüksek alt boyutun "yönetim anlayışı", 3,02±0,84 (dağılım1-5 (3)) puanı ile en düşük alt boyutun "stresi tanımlama" olduğu belirlendi. Çalışma süreleri değerlendirildiğinde; acildeki çalışma süresi 10 yıl ve üzerinde olan sağlık çalışanlarının "çalışma koşulları" alt boyut puanı, çalışma süresi 4-6 yıl arasında olanlara göre anlamlı düzeyde yüksek saptandı (p=0,012; p<0,05). Hasta ya da hasta yakınları ile iletişim sorunu yaşayan sağlık çalışanlarının "iş doyumu" alt boyutundan aldıkları puanlar, iletişim sorunu yaşamayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük saptandı (p=0,024; p<0,05). Sonuç olarak, hastanelerde sağlık profesyonellerinin hasta güvenliği ile ilgili tutumları değerlendirilirken; çalışma koşullarının, personel yeterliliğinin ve hasta güvenliğinde etkili faktörlerin göz önünde bulundurulması ve hasta güvenliği uygulamaları ile ilgili tüm çalışanlara eğitim programlarının düzenlenmesi ve bu eğitimlerin süreklilik taşıması önerilmektedir. Bu konuda farkındalık yaratılması hasta güvenliği kültürünün yerleşmesi için önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, Sağlık profesyonelleri, Acil Servis, Hasta Güvenliği

Acil servisAcil tıpAcil tıp servisleri+2
Gönül Akçay
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi acil servis sağlık hizmetlerine başvuran hastaların birinci basamak sağlık hizmetlerini kullanma durumlarının belirlenmesi

Ülkemizdeki acil servislerin yoğun olmasının en önemli nedeni acil servise çeşitli nedenlerle başvuran acil olmayan hastalardır. Acil servislerin uygunsuz kullanımı genel olarak "kazasız veya yaralanmasız gelişen, acil servis ihtiyacı olmayan ve birinci basamakta tedavi edilebilen sağlık sorunları için acil servislerin kullanılması" olarak tanımlanabilir. Bazı hastalar şiddetli semptomlarla bile herhangi bir sağlık hizmetine başvurmazken, bazıları hafif semptomlar için ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerini ve acil servislerini tercih etmektedir. Bu da sağlık hizmetlerinin uygunsuz kullanımına yol açmaktadır. Birinci basamak sağlık hizmetinin merkezinde yer alan aile hekimlerine, acil servislere başvuru nedenlerini ve sıklıklarını azaltmada önemli görevler düşmektedir. Çalışmamız Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Acil Servis yeşil alanda 01.11.2021-01.04.2022 tarihleri arasında başvuran 250 birinci basamak sağlık hizmetlerinin kullanımını sorgulamak amacıyla yapıldı. 189 hastanın (%75,6) acile başvurmadan önce aile hekimine gitmediği, 143'ünün (%57,2) aile hekimine mesai dışında başvurmayı istediği, 217'sinin (%86,8) aile hekiminden memnun olduğu, acile şikayet olarak en sık üst ÜSYE sebebiyle (%24,4) başvuruldu görülmüştür. Aile hekimi tanıyanların ağırlıklı olarak >40 yaş grubunda olduğu, aile hekimine daha sık başvuranların kadınlar olduğunu belirledik. Eğitim düzeyi arttıkça, acil öncesi aile hekimine gitme oranının azaldığı görülmüştür. Literatür taramasında da benzer sonuçlar olduğunu görmekteyiz. Acilden önce aile hekimine giden 34 kişinin (%55,8) aile hekimi önerdiği için acile gittiği, acil için aile hekimine gitmeyen 90 kişinin (%47,6) kendisinin durumun acil olduğunu hissettiği için acil servisi tercih ettiği belirlenmiştir. Sonuç olarak hastalara verilecek birinci basamak hizmetleri ile ilgili eğitim, hastaların mevcut klinikleri hakkında aydınlatılması, mesai saatlerinin dışında da hizmet verebilmesinin düzenlenmesi, birinci basamaktaki hekime olan güveninin artırılması ve birinci basamakta görüntüleme ve tetkiklerin genişletilmesi ile acil servislerdeki yeşil alan başvurusunun azaltılabileceği düşüncesindeyiz. Anahtar Kelimeler: Birinci Basamak, Acil Servis, Aile Hekimi

Acil servis-hastaneAcil tıpAile hekimliği+3
Ahmet Demir
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Acil Servisine başvuran iş kazalarının demografik özellikleri

İş sağlığı ve güvenliği ve iş kazaları uzun zamandır bilinen tanımlardır. Buna rağmen ülkemizde meydana gelen ölümlü iş kazası oranları gelişmiş ülkelere göre daha fazla görünmektedir. Bunun yanı sıra iş kazaları adli süreçlerdir ve hekimlere de tuttukları adli rapor ile önemli bir görev düşmektedir. Çalışmamızın amacı Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Acil Servisine 01.01.2020 ile 01.01.2021 tarihleri arasında başvuran 235 iş kazası vakasının demografik özelliklerini, kazaların oluş mekanizmalarını, klinik süreçlerini ve adli rapor sonlanımlarını inceleyerek iş sağlığı ve güvenliği için önerilerde bulunmak ve acil hekimlerinin dahil oldukları bu klinik ve adli süreçler hakkında bilgi verebilmektir. Çalışmamıza dahil olan 235 vakanın yaş ortalaması 33,910,9 şeklindedir. Erkeklerin sayısı 192 (%81,7), kadınları sayısı 43'tür (%18,3). En çok iş kazası gelişen vardiya 125 vaka (%53,2) ile gündüz vardiyasıdır. İş kazası mekanizmalarından en sık görüleni %47,2 (n=111) oran ile iş makinesi/aleti sebebiyle olan yaralanmalardır. Acil servise iş kazası nedeniyle başvuran vakaların en sık yaralanma bölgesi %38,2 (n=90) oran ile üst ekstremitedir. İş kazası sebebiyle acil servise başvuran vakalara en sık konulan tanı %34,9 (n=82) oran ile basit yumuşak doku travmasıdır. Vakaların 213'ünde (%90,6) hayati tehlike yokken sadece 3'ünde (%1,2) hayati tehlike vardır. Vakaların 145'inin (%61,7) travmalarının BTM ile giderilebileceği, 42'sinin (%17,9) BTM ile giderilemeyeceği belirtilmiştir. Acil servise iş kazası ile başvuran 235 vakanın %92,3'ü (n=217) taburcu edilmişken, %4,3'ü (n=10) ilgili servislere yatırılmış, %0,4 hasta (n=1) hasta ise hayatını kaybetmiştir. Çalışanların yaptıkları işin riskleri hakkında belli aralıklar ile eğitimler alması ve koruyucu önlemler alınması iş kazalarının önüne geçebilir. Hekimler basit tıbbi müdahale ile giderilemez durumları ilgili branşlara konsülte etmeye daha yatkındırlar. Adli süreçler için mevcut durumdaki hayati tehlike durumu, mevcut BTM ile giderilme durumu ve rapor sonlanımı oldukça önemlidir. Acil servis hekimleri ve adli tıp uzmanlarının beraber yapacakları eğitimler ile adli rapor yazım standardı oluşturulması gereklidir.

Acil servis-hastaneAcil tıpAdli belge+5
Batuhan İlbey Başol
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Akut iskemik stroke tanısında iskemik modifiye albümin'in erken tanısal değerliliğini araştırmak

Amaç: Çalışmamızda Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi acil servise başvuran yeni başlangıçlı, akut iskemik inme tanısında nörogörüntüleme yapılamayan merkezlerde tanı koymaya yardımcı olabilecek bir biyobelirteç bulmaktır. Bu biyobelirteç grubunda iskemik modifiye albümin düzeyinin erken tanısal değerliliğinin araştırdık. Yöntem: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Acil Servisi'ne başvuran 28 akut iskemik inme tanısı almış hasta ile dışlama kriterlerini karşılayan 28 kontrol grubundan alınan kan serumundan ELİSA yöntemi ile iskemik modifiye albümin molekülü çalışıldı. Akut iskemik inme tanısı alan hastaların başvuru (0. Saat) ve 1. Saat kanları alınarak İMA düzeyleri çalışıldı. Bulgular: Hastaların 0.saat (14167±5793) İMA değerlerini kontrol grubu (12593±5037) İMA değerleri ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Hastanın 1.saat (14459±7056) İMA değerlerine bakıldığında kontrol grubu İMA değerlerine göre istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır. Hastaların NIHSS skoru (ortalama:4,29±4,822, minimum:0, maksimum:21) ile İMA 0. Saat ve 1. Saat değerlerini karşılaştırdığımızda ise yine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Yine çalışmamızda Oxford İnme Sınıflaması ile 0. Saat ve 1. Saat İMA değerleri karşılaştırıldığında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Sonuç: Çalışmamızda akut iskemik inme hasta grubunun ortalama İMA değerleri ile kontrol grubunun ortalama İMA değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır. Bu bulgular sonucunda akut iskemik inmeden şüphelenilen hastalarda serum İMA değerlerinin, tanısal parametre olarak kullanması açısından çok merkezli ve geniş hasta grupları olan çalışmaların ortaya konması daha yönlendirici olacaktır. Anahtar Sözcük: Akut iskemik inme, iskemik modifiye albümin, serebrovasküler hastalık

Acil tıpSerebrovasküler bozukluklarSerebrovasküler dolaşım+4
Elif Yeniay Topkaç
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Acil Servisi'ne COVID 19 pandemi öncesi ve pandemi dönemi başvuran hastalarda adli vaka dağılımı

Amaç: Bu çalışmada, COVID-19 pandemisi öncesi ve sırasında acil servise başvuran adli vakaların özelliklerindeki değişimin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu gözlemsel kesitsel çalışma, 1 Nisan 2019 ve 31 Mart 2021 tarihleri arasında, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Acil Tıp Anabilim dalında gerçekleştirildi. 1 Nisan 2019 ile 31 Mart 2020 arasındaki dönem "COVID-19 pandemi öncesi dönem" (n = 1101), 1 Nisan 2020 ile 31 Mart 2021 arasındaki dönem ise "COVID-19 pandemi dönemi" (n = 685) olarak tanımlandı. Acil servise başvuran olguların dosyaları retrospektif olarak hastane kayıtlarından incelendi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen toplam 1786 adli vakanın %71,6'sı erkekti ve yaş ortalaması 32,68 ± 15,67 yıldı. En sık vaka tipleri %28,7 darp/cebir, %25,1 araç içi trafik kazası ve %20,9 iş yeri kazasıydı. Olguların %61,6'sı pandemi öncesi dönemde başvurmuşken, %38,4'ü pandemi döneminde başvurdu. Pandemi öncesi dönemle karşılaştırıldığında, pandemi döneminde acil servis başvuruları arasında adli vaka sıklığının anlamlı düzeyde arttığı görüldü (%1,5 vs %1,7, p = 0,001). Pandemi öncesi ile karşılaştırıldığında, pandemi döneminde adli vakaların yaşının, hastanede yatırılan olgu sıklığının, bu olguların hastanede yatış süresinin, iş ve motosiklet kazası sıklığının anlamlı düzeyde arttığı, darp/cebir ve trafik kazası kaynaklı adli vaka sıklığının ise anlamlı düzeyde azaldığı görüldü (p<0,05). Pandemi öncesi ile karşılaştırıldığında, pandemi döneminde olguların hastaneye başvurduğu aylarda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık tespit edildi (p<0,001). Sonuç: Pandemi döneminde adli vaka sayısı azalsa da, hastaneye başvuran olgular arasında adli vaka yoğunluğunun arttığı görüldü. Pandemi döneminde başvuran olgular daha yaşlıydı, daha sık ve daha uzun süre hastaneye yatırıldı. Ayrıca vakalar arasında daha az darp cebir, trafik kazası ve daha fazla iş ve motosiklet kazası vakaları yer alıyordu. Anahtar Kelimeler: Acil servis, COVID-19, pandemi, adli vaka

Acil servis-hastaneAcil tıpAdli vakalar+4
Mehmet Burak Peköz
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Acil Servise başvuran Akut Böbrek Yetmezliği hastalarında hemodiyaliz öncesi ve sonrası serum NGAL düzeylerinin karşılaştırılması

Giriş: Akut Böbrek Yetmezliği (ABY) böbrek fonksiyonlarının ani bozulmasıdır. Akut böbrek yetmezliği yaygın ve uygun tedavi başlanmadığında yaşamı tehdit eder. Bu nedenle ABY'nin özellikle acil servislerde daha erken tespiti için yeni biyobelirteçler gündeme gelmiştir. Bu yeni biyobelirteçlerden biri de siderokalin, lipokalin 2 veya onkogen 24p olarak da bilinen bir protein olan nötrofil jelatinaz ilişkili lipokalin (NGAL)'dir. Bu çalışmadaki amacımız serum NGAL düzeylerinin ABY'nin tanısında, klinik seyrinde ve prognozundaki değerini belirlemek ve hemodiyaliz ile olan değişimini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Prospektif olarak yapılan bu çalışmaya Samsun Üniversitesi Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi'ne başvuran, akut böbrek yetmezliği tanısıyla hemodiyalize alınan 18 yaşından büyük hastalar ve hasta grubu ile benzer demografik özelliklere sahip tamamen sağlıklı kişiler dahil edildi. NGAL düzeylerinin tespiti amacıyla hasta grubundan rutin kan tetkiklerine ek olarak 0.saat (NGAL-0), hemodiyaliz sonrası 1.saat (NGAL-1) ve 12.saatte (NGAL-12); kontrol grubundan ise tek bir zamansal noktada kan alındı. Serum NGAL düzeyleri ELISA yöntemi ile belirlendi. Bulgular: Çalışmaya 44 'ü hasta grubunda, 28 'i kontrol grubunda olmak üzere toplam 72 olgu dahil edildi. Hasta grubu yaş ortalaması 72,5±12,36 yıl, kontrol grubu yaş ortalaması 67,54±12,83 yıl idi (p=0,106). Hasta grubunun %54,5 i, kontrol grubunun %46,4 ü kadındı (p=0,502). Hasta grubunun median NGAL-0 düzeyi 1354,35 (30,23-2005,68) iken kontrol grubunun median NGAL-0 düzeyi 40,72 (22,74-1702,8) idi (p<0.001). Hemodiyaliz sonrası 1.saatte alınan median serum NGAL-1 değeri 891,06 (30,27-2004,83) pg/µL ve hemodiyaliz sonrası 12.saatte alınan median serum NGAL-12 değeri 711,25 (30,97-2003,61) pg/µL olarak saptandı. ABY tanısında 335,34 pg/µL ve üzerindeki NGAL düzeylerinin %88,64 sensitivite ve %85,71 spesifiteye sahip olduğu bulundu (AUC: 0,903; CI: 0,811-0,96 ve p<0,001). Mortalite gelişen (n=18) ve gelişmeyen hastaların NGAL (NGAL-0,1,12) düzeyleri benzerdi (p>0,05). Sonuç: Serum NGAL ölçümü ABY tanısını koymada kullanılabilir ancak hastalığın 30 günlük mortlite takibi için kullanışlı bir parametre değildir. Anahtar kelimeler: Serum NGAL, akut böbrek yetmezliği, hemodiyaliz

Acil servis-hastaneAcil tıpAkut böbrek hasarı+4
Hatice Oğuz
Samsun Üniversity · Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Acil servise başvuran kalp yetmezliği tanılı hastalarda serum glypican-6 düzeylerinin değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Kalp yetmezliği acil serviste sıklıkla karşılaşılan, yüksek morbidite ve mortalite oranlarına sahip hastalıklardan biridir. Hastalığın tanısal yaklaşımında ve klinik ciddiyetinin belirlenmesinde birçok biyokimyasal belirtecin güncel kullanımda olan laboratuvar tetkiklerine ve görüntüleme yöntemlerine üstünlüğü araştırılmaktadır. Kalp yetmezliği tanısında kulllanılan en önemli biyobelirteçlerden biri N-terminal pro-B-tipi natriüretik peptid (NT-proBNP) dir. Bununla beraber tanısal yaklaşımlarda yeni biyomarkerların araştırılması ile ilgili çalışmalar devam etmektedir. Bu biyobelirteçlerden birisi de hem kardiyak fibroblastlar hem de kardiyomiyositler tarafından üretilen Glypican-6 (GPC-6)'dır. Bu çalışmamızda amacımız acil serviste kalp yetmezliği ile takip edilen hastalarda, serum GPC-6 düzeylerinin kalp yetmezliği tanısında kullanılmakta olan NT-proBNP düzeyleri ve ekokardiyografi bulguları ile karşılaştırılarak kullanılabilirliğini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Prospektif, zaman sınırlamalı olarak yapılan bu çalışmaya Aralık 2021 ile Nisan 2022 tarihleri arasında Samsun Üniversitesi Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi'ne başvuran, 18 yaş üzerindeki kalp yetmezliği tanılı hastalar ve hasta grubu ile benzer demografik özellikleri olan sağlıklı gönüllüler dahil edildi. Başvuru anında eşlik eden serebro vasküler hastalık, pulmoner emboli, miyokard infarktüsü, malignite, intoksiksikasyon ve sepsis gibi GPC-6 düzeyini etkileyebilecek hastalığı olanlar çalışma dışı bırakıldı. Hastaların demografik verileri, vital bulguları, laboratuvar sonuçları, görüntüleme bulguları ve hastalığın ekokardiyografik bulguları kaydedildi. Hasta ve kontrol gruplarından alınan kan numunelerinde serum GPC-6 düzeyleri Enzyme Linked Immuno Sorbent Assay (ELISA) yöntemiyle ölçüldü. Bulgular: Çalışmaya 65'i hasta grubunda, 20'si kontrol grubunda olmak üzere toplam 85 olgu dahil edildi. Hasta grubunun yaş ortalaması 72,4±11,8 yıl, kontrol grubunun yaş ortalaması ise 68,2±12,3 yıl idi (p=0.173). Hasta grubunun median GPC-6 düzeyi (457 (140-2774) pg/mL) kontrol grubunun median GPC-6 düzeyinden (251,50 (145-1084) pg/mL) daha yüksekti (p=0.038). Hasta grubunun median NT-proBNP düzeyi (445 (100-2384) pg/mL) kontrol grubunun median NT-proBNP düzeyinden (111 (101-580) pg/mL) daha yüksekti (p<0.001). Kalp yetmezliği tanısı için GPC-6 düzeylerinin 390 pg/mL üzerindeki değerleri %58,46 sensitivite ve %75 spesifiteye sahipti (AUC=0,654, CI=0,543-0,754, p=0,017). Kalp yetmezliği tanısı için NT-proBNP düzeylerinin 122 pg/mL üzerindeki değerleri %89,23 sensitivite ve %70 spesifiteye sahipti (AUC= 0,797, CI=0,696-0,877, p<0,001). Hastalığın ekokardiyografi ile ölçülen şiddet düzeyi ile serum NT-proBNP düzeyi arasında anlamlı ilişki saptanırken, serum GPC-6 düzeyi arasında anlamlı ilişki bulunmadı (p<0.001 ve p=0.425 ; sırası ile). Sonuç: GPC-6, kalp yetmezliği tanısında kullanılabilir ancak hastalığın şiddetini belirlemek için yeterli değildir. GPC-6, kalp yetmezliği tanısında NT-proBNP'ye göre daha yüksek spesifiteye sahiptir. Anahtar kelimeler: Acil Servis, Kalp Yetmezliği, Glypican-6 (GPC-6), NT-proBNP

Acil servis-hastaneAcil tıpGlipicans+3
Emre Cem Sağlam
Samsun Üniversity · Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Orta ve ağır inme hastalarında optik sinir kılıf çapının ultrasonografik ölçümü büyük damar oklüzyonunu gösterebilir mi?

Amaç: Bu çalışmanın amacı orta ve ağır iskemik inme hastalarında ultrasonografi ile ölçülen optik sinir kılıf çapının (OSKÇ), büyük damar oklüzyonunu öngörmedeki etkinliğini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Tek merkezli, prospektif ve gözlemsel nitelikte olan bu çalışma Mart 2023 ile Haziran 2023 tarihleri arasında Samsun Üniversitesi Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi'ne semptom başlangıcının ilk 24 saatinde olan inme semptomlarıyla başvuran hastalar ve sağlıklı gönüllüler üzerinde gerçekleştirildi. Bilinen göz patolojisi olan, kafa içi basınç artışı öyküsü olan ve Ulusal Sağlık Enstitüleri İnme Ölçeği skoru (NIHSS) ≤5 olan hastalar çalışmadan dışlandı. Hastaların başvuru anındaki sağ ve sol OSKÇ'leri temel ultrasonografi eğitimi almış ve yeterli sayıda ultrasonografik OSKÇ ölçümü yapmış, deneyimli tek bir acil tıp asistanı tarafından yapıldı. Buna ek olarak hastaların sosyodemografik özellikleri, vital bulguları, başvuru semptomları, semptom süreleri, komorbid hastalıkları, Glaskow Koma Skalası (GKS), NIHSS skorları, Alberta İnme Programı Erken BT Skoru (ASPECTS), 3. aydaki modifiye Rankin Skalası (mRS) skorları ve tedavi sonlanımları kaydedildi. İskemik inmeli hastalardaki tüm bu parametreler büyük damar oklüzyonu olan ve olmayan gruplar arasında karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya 151 inme hastası (hasta grubu) ve 63 sağlıklı gönüllü (kontrol grubu) dahil edildi. İnme hastalarının 133'ü (%88,1) iskemik inme, 18'i (%11,9) ise hemorajik inme geçiriyordu. Hasta grubunun yaş ortalaması 70,44±12,83 yıl iken kontrol grubunun yaş ortalaması 67,68±16,11 idi. Hasta grubunun %45,7'si (n=69) kadın iken bu oran kontrol grubunda %46 (n=29) idi. Hasta ve kontrol grubu yaş ve cinsiyet açısından benzerdi (p=0,964 ve p=0,186; sırasıyla). İskemik inmeli hastaların %58,6'sında (n=78) büyük damar oklüzyonu vardı. Büyük damar oklüzyonu olan ve olmayan hastalar yaş, cinsiyet, ek hastalıklar ve başvuru anındaki vital bulgular açısından benzerdi (p>0,05). GKS ve ASPECT skorları büyük damar oklüzyonu olan hastalarda daha yüksek iken, NIHSS skoru ise büyük damar oklüzyonu olmayan hastalarda daha yüksekti (p<0,001, p=0,006 ve p<0,001; sırasıyla). 3. ay sonunda bakılan mRS skoruna göre büyük damar oklüzyonu olan hastaların %41'i (n=32) iyi klinik sonlanıma sahip iken büyük damar oklüzyonu olmayanlarda bu oran %81,8 (n=45) idi (p<0,001). Ölçülen median sağ OSKÇ değeri büyük damar oklüzyonu olan hastalarda 6,1 (4,5-7,3) mm iken büyük damar oklüzyonu olmayan hastalarda 5,7 (4,4-6,9) mm idi (p=0,002). Ölçülen median sol OSKÇ değeri büyük damar oklüzyonu olan hastalarda 5,9 (4,7-7,6) mm iken büyük damar oklüzyonu olmayan hastalarda 5,7 (4,7-6,7) mm idi (p=0,002). Çalışmamızda 6 mm ve üzerindeki sağ OSKÇ ölçüm değeri %51,28 sensitivite ve %78,18 spesifite ile büyük damar oklüzyonu için anlamlı bir gösterge idi (AUC=0,653, %95 CI=0,566-0,733, p=0,001). 5,5 mm ve üzerindeki sol OSKÇ ölçüm değeri %83,33 sensitivite ve %40 spesifite ile büyük damar oklüzyonu için anlamlı bir gösterge idi (AUC=0,647, %95 CI=0,560-0,728, p=0,002). Sonuç: Orta ve ağır inme hastalarında başvuru anında yatakbaşı ultrasonografi ile ölçülen OSKÇ düzeylerindeki yükseklik büyük damar oklüzyonunu için bir öngörücü parametre olarak kullanılabilir. Anahtar kelimeler: acil servis, optik sinir kılıf çapı, akut inme, iskemik inme, hemorajik inme, ultrasonografi, kafa içi basınç artışı

Acil servis-hastaneAcil tıpOptik sinir+4
Vecdi Vahdet Çömez
Samsun Üniversity
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Acil Servise başvuran COVID-19 pnömonili hastalarda SOFA, qSOFA, CURB-65 ve 4C mortalite skorlama sistemlerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada amacımız acil servise başvuran COVID-19 pnömonisi olan hastalarda hesaplanan SOFA, qSOFA, CURB-65 ve 4CMortalite skorları ile mortalite arasındaki ilişkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Tek merkezli, prospektif, gözlemsel kohort olarak Mart 2022 ve Eylül 2022 tarihleri arasında yapılan bu çalışmaya acil servise başvuran, klinik endikasyon varlığında toraks bilgisayarlı tomografi çekilmiş, COVID-19 polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) testi pozitif olan ve pnömonisi olan hastalar dahil edildi. Hastaların sosyodemografik özellikleri, laboratuvar parametreleri, klinik ciddiyetleri, SOFA, qSOFA, CURB-65 ve 4C-Mortalite skorları ve klinik sonlanım şekilleri kaydedildi. Tüm skorlama sistemleri ile 30 günlük mortalite arasındaki ilişki değerlendirildi. Bulgular:Çalışmaya 160 hasta dahil edildi. Bunların 81'i (%50,6) kadın, 79'u (%49,4) erkek cinsiyetli idi. Hastaların yaş ortalaması 71,19±17,28 idi. Bütün hastalar hospitalize edildi. 160 hastanın 75'i (%46,9) servise yatırılırken, 85'i (%53,1) yoğun bakıma yatırıldı. Mortalite gelişme oranı %32,3 (n=50) idi. Mortalite gelişen hastaların yaş ortalaması 78,12±12,69 iken mortalite gelişmeyen hastaların yaş ortalaması 68,05±18,20 idi (p<0,001).Hastaların belirtilen skorlama değerleri incelendiğinde SOFA skoru ortanca değeri 3 (Min:0-Maks:12), qSOFA skoru ortanca değeri 2 (Min:0-Maks:3), 4CMortalite skoru ortanca değeri 14,5 (Min:2-Maks:21), CURB-65 skoru ortanca değeri 3 (Min:1-Maks:5) olarak hesaplandı. SOFA, qSOFA, CURB-65 ve 4CMortalite skorları mortalite gelişen hastalarda gelişmeyenlere göre anlamlı derecede daha yüksekti (p<0,001; her biri için). Ayrıca tüm bu skorlama sistemleri ile mortalite arasında pozitif yönlü orta düzeyde korelasyon mevcuttu (p<0,001; her biri için)(SOFA için r: 0,480, qSOFA için r: 0,382, CURB-65 için r:0,374 ve 4C Mortalite skoru için r:0,354). Sonuç: Daha önce benzer şekilde yapılmış retrospektif çalışmalar olsa da literatür incelendiğinde bu çalışma acil servis şartlarında yapılan ve COVID-19 pnömonisi olan hastaların çeşitli skorlama sistemleri ile mortalite arasındaki ilişkisini değerlendiren ilk prospektif çalışmadır. Elde ettiğimiz sonuçlara göre SOFA, qSOFA, CURB-65 ve 4CMortalite skorlarındaki yükseklik mortalite için bir gösterge olarak kullanılabilir.

Acil servis-hastaneAcil tıpCOVID 19+5
Yasin Ceylan
Samsun Üniversity · Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Acil servise başvuran akut iskemik inme hastalarında ölçülen serum profilin-1 düzeyleri mekanik trombektomi gereksinimi için bir gösterge olabilir mi?

Amaç: Bu çalışmanın amacı akut iskemik inme hastalarından ölçülen serum profilin-1 düzeylerinin mekanik trombektomi gerektiren büyük damar oklüzyonlarını öngörebilmedeki değerini belirlemektir. Yöntem: Tek merkezli, prospektif, gözlemsel nitelikte olan bu çalışma Mart 2023 ile Haziran 2023 tarihleri arasında Samsun Üniversitesi Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi'ne inme semptomlarıyla başvuran hastalar (hasta grubu) ve sağlıklı gönüllüler (kontrol grubu) üzerinde gerçekleştirildi. Hastaların başvuru anındaki vital bulguları, başvuru semptomları, semptom süreleri, komorbid hastalıkları, Glaskow Koma Skalası (GKS), Ulusal Sağlık Enstitüleri İnme Ölçeği Skoru (NIHSS), Alberta İnme Programı Erken Biligisayarlı Tomografi Skoru (ASPECTS), 3. Aydaki modifiye Rankin Skoru (mRS) ve tedavi sonlanımları kaydedildi. Hasta grubu ve kontrol grubu arasında serum profilin-1 düzeyleri karşılaştırıldı. Hasta grubu kendi içerisinde büyük damar oklüzyonu olanlar ve olmayanlar şeklinde ve mekanik trombektomi yapılanlar ve yapılmayanlar şeklinde sınıflandırıldı. Bu gruplar arasında serum profilin-1 düzeyleri karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmamızda 152 inme hastası hasta grubunu ve 66 sağlıklı gönüllü kontrol grubunu oluşturdu. Hasta ve kontrol grubu yaş ve cinsiyet özellikleri açısından benzerdi. Hasta grubunun median serum profilin-1 düzeyi 4010,15 (286,4-5001) pg/mL iken kontrol grubunun median serum profilin-1 düzeyi 1919 (276-5001) pg/mL idi (p<0,001). Hasta grubunun %53,9 (n=82)'unda büyük damar oklüzyonu mevcut olup buna bağlı mekanik trombektomi yapılan hastaların hasta grubu içerisinde oranı %50 (n=76) idi. Mekanik trombektomi yapılan hastaların median serum profilin-1 düzeyi 4508,35 (557,1-5001) pg/mL iken, mekanik trombektomi yapılmayan hastaların median serum profilin-1 düzeyi 2827,05 (286,4-5001) pg/mL idi (p=0,003). ≥2143,1 pg/mL serum profilin-1 düzeylerinin %86,84 sensitivite ve %44,74 spesifite ile mekanik trombektomi yapılan hastaları öngörebileceğini tespit ettik (AUC=0,638, %95 CI=0,556-0,714, p=0,002). Sonuç: Serum profilin-1 düzeyleri iskemik inme tanısında ve mekanik trombektomi gerektiren büyük damar oklüzyonunun öngörülmesinde kullanılabilecek bir parametredir. Anahtar Kelimeler: Akut İskemik İnme, Profilin-1, Büyük Damar Oklüzyonu, Mekanik Trombektomi

Acil servis-hastaneAcil tıpAkut iskemik inme+3
Melih Hanci
Samsun Üniversity · Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Acil servise baş ağrısı şikayeti ile başvuran hastalarda optik sinir kılıf çapı ölçümü

Acil serviste (AS) baş ağrısının yönetimindeki amaç hayatı tehdit eden patolojik baş ağrısı nedenlerini ayırt etmektir. Bu tez çalışmasının amacı, acil servise baş ağrısı şikayeti ile başvuran hastalarda yatak başı oküler ultrasonografi ile ölçülen OSKÇ değerlerinin, İKB artışına neden olan sekonder baş ağrısını ön görmedeki etkinliğini araştırmak ve sekonder baş ağrılarının yönetiminde kullanılabilirliğini değerlendirmektir. Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi Acil Servisi' ne baş ağrısı şikayeti ile başvuran ve sekonder baş ağrısı düşünülerek bilgisayarlı beyin tomografisi (BBT) çekilen ,18 yaş üzeri 106 hasta çalışmaya alındı. Hastaların tümüne yatak başı sonografik OSKÇ ölçümü yapıldı. Elde edilen verilerle OSKÇ ölçümlerinin BBT'de patolojik bulgu varlığını, sekonder baş ağrısını öngörmedeki ve hastane yatış gereksinimi göstermedeki değeri analiz edildi. Çalışmaya alınan 106 hastanın 47'si erkek, 59'u kadın olup hastaların yaş ortalaması 48,95'tir. Çalışmada en sık görülen sekonder baş ağrısı nedenleri hipertansif baş ağrısı (n:15), intrakraniyal kitle (n:10), subaraknoid kanamadır (n:8). BBT görüntüleme sonucu sekonder baş ağrısı tanısı alan hastaların OSKÇ değeri (0,51±0,05), primer baş ağrısı tanısı alan hastaların OSKÇ değerinden (0,41±0,04) daha yüksekti (p: 0,01). Baş ağrısı olan hastalarda OSKÇ ölçümünün BBT'de patolojik bulgu varlığını ön görmedeki tanısal değerini araştırmak için yapılan ROC eğrisi değerlendirmesinde; OSKÇ eşik değeri 0,51 olarak bulundu (sensitivite: %93,55 spesifite: %65,33). OSKÇ değerinin sekonder baş ağrısını ön görmedeki değerini araştırmak için yapılan ROC eğrisi değerlendirmesinde; en yüksek sensitivite ve spesifitede OSKÇ eşik değeri 0,51 olarak bulundu (sensitivite: %88,46 spesifite: %90,74). Baş ağrısı ile acil servise başvuran hastalarda OSKÇ değerinin hastane yatış gereksinimi göstermedeki değerini araştırmak için yapılan ROC eğrisi değerlendirmesinde OSKÇ eşik değeri 0,53 olarak bulundu (sensitivite: %93,10 spesifite: %64,47). Artmış İKB'nin saptanan en erken bulgulardan birinin optik sinirdeki genişleme olduğu bilinmektedir. Acil servise baş ağrısı şikayeti ile başvuran hastalarda sonografik OSKÇ ölçümü, İKB artışına neden olan sekonder baş ağrılarını öngörür ve hastaları nörogörüntülemeye yönlendirmede yardımcıdır.

İntrakraniyal basınçBaş ağrısıAcil tıp+5
Gülseren Ace
Hacettepe University
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Akut böbrek hasarı nedenı̇yle takı̇p edı̇len hastalarda ürı̇ner sı̇stem ultrasonografı̇sı̇nı̇n tanısal katkısının ı̇ncelenmesı

Bu çalışmada; acil serviste akut böbrek hasarı ile takip edilmiş ve üriner sistem sonografik incelemesi olan hastalarda retrospektif olarak akut böbrek hasarını ön görebilme, etyolojisini aydınlatabilme, hangi ABH vakalarında sonografik incelemenin daha anlamlı olabileceğini bulmak hedeflenmektedir. Bu çalışmada Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Erişkin Acil Servisine 01.01.2019 – 31.12.2021 tarihleri arasında başvuran 496 hastanın verileri analiz edildi. %61,3'ü (n=304) erkek, %38,7'si (n=192) kadındı. Olguların yaş aralığı 18 ile 97 yıl arasında değişmekte olup ortanca yaş 67 yıl (ÇAD:20) olarak saptandı. Tüm vakaların %71,8'i prerenal (n=356) akut böbrek hasarı, %15,9'u renal (n=79) akut böbrek hasarı, %12,3'ü postrenal (n=61) akut böbrek hasarı olarak değerlendirildi. Hastaların serum kreatinin değeri 1,00 mg/dL ile 12,24 mg/dL değerleri arasında olup, ortanca değeri 2,08 mg/dL (ÇAD:1,68) olarak gözlendi. KDIGO evrelemesine göre %45,8'i evre 1 (n=227), %33,5'i evre 2 (n=166), %20,8'i evre 3 (n=103) olarak görüldü. KDIGO evresi arttıkça; renal ekojenitenin normal sınırlar dışına çıktığı görülmektedir. Prerenal ABH olan vakalarda patolojik sonografik bulgu sıklığı azalmaktadır. Sonuç olarak KDIGO evresi arttıkça vakaların sonografik inceleme ile elde edilen patolojik bulgu görülme sıklığı artmaktadır, renal ve postrenal ABH düşünülen vakalarda sonografik inceleme ile elde edilen patolojik bulgu görülme sıklığı artmaktadır ve bu hasta grubuna sonografik inceleme yapılması önerilebileceği düşünülmektedir.

Acil servis-hastaneAcil tıpAkut böbrek hasarı+5
Bektaş Can Balkız
Hacettepe University
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Acil serviste menenjit ve ensefalit ön tanılı hastalarda multipleks gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu yönteminin etkinliğinin araştırılması

ACAN B, Acil Serviste Menenjit ve Ensefalit Ön Tanılı Hastalarda Multipleks Gerçek Zamanlı Polimeraz Zincir Reaksiyonu Yönteminin Etkinliğinin Araştırılması, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Uzmanlık Tezi, Ankara, 2023. Menenjit ve ensefalit; morbidite ve mortalitesi yüksek, erken dönemde ampirik olarak tedavi başlanması gereken önemli santral sinir sistemi hastalıklarıdır. Etkene yönelik tedaviye geçene kadar olan sürede uygulanan ampirik tedaviye bağlı olarak da komplikasyonlar gelişebilmektedir. Bu çalışmada multipleks gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (PZR) yöntemini kullanarak kısa sürede etkeni tayin edebilen Seegene® Allplex Menenjit Paneli ile elde edilen sonuçlar standart yöntemlerle karşılaştırılarak testlerin uyumu ve bunun ampirik tedavi ve hastanede yatış süreleri, komplikasyonlar ve maliyetler üzerine etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi Acil Servisi'ne 1 Temmuz 2021-31 Ocak 2022 tarihleri arasında başvuran ve menenjit/ensefalit ön tanıları ile izlenen 50 hastadan alınan beyin-omurilik sıvısı örnekleri standart yöntemlerle ve menenjit paneli ile değerlendirildi. Standart yöntemlerle menenjit panelinin içerdiği 18 etken dışında pozitiflik saptanan 5 hasta dışlanarak test uyumu 45 hasta üzerinden kappa istatistiği ile değerlendirildi. Menenjit panelinin sensitivitesi %83,3, spesifitesi %97,4, negatif prediktif değeri (NPD) %97,4 olarak hesaplandı. Ayrıca viral PZR sonucu negatif olmasına rağmen ampirik asiklovir tedavisine sekonder akut böbrek hasarı geliştiği düşünülen 10 hastada, menenjit paneli ile etken tayini daha kısa sürede yapılsaydı ampirik tedaviye gerek kalmayıp olası komplikasyonlar önlenerek hastane maliyetlerinin azalabileceği saptandı (p=0,005). Sonuç olarak; Seegene® Allplex Menenjit Paneli saptayabildiği patojenler açısından standart yöntemlerle karşılaştırıldığında, bu yöntemin oldukça kısa sürede standart yöntemlerle uyumlu sonuç vererek ampirik tedavi ve hastane yatış sürelerini kısaltacağı, komplikasyonları ve maliyeti azaltacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Acil servis, menenjit, ensefalit, multipleks PZR

MeningoensefalitGerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR)Acil servis-hastane+5
Burak Açan
Hacettepe University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebelik ve ilk acil yardım öğrencilerine verilen simülasyon temelli mesleklerarası acil obstetrik ekip eğitimi programının değerlendirilmesi

Bu araştırma, ebelik ve ilk ve acil yardım öğrencilerine verilen simülasyon temelli mesleklerarası acil obstetrik ekip eğitimi programının değerlendirilmesi amacıyla yarı deneysel desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2021-2022 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde, Amasya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü 4. sınıfta öğrenim gören 36 ve Sabuncuoğlu Şerefeddin Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Tıbbi Hizmetler ve Teknikler Bölümü İlk ve Acil Yardım Programı 2. sınıfta öğrenim gören 34 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma kapsamında, teorik eğitim ve standart hasta uygulamalarını içeren bir simülasyon temelli mesleklerarası acil obstetrik ekip eğitimi programı geliştirilmiştir. Geliştirilen bu eğitim programı doğrultusunda, öğrencilere, obstetrik acillere yönelik 3 saat 10 dakikalık bir teorik eğitim verilmiştir. Teorik eğitimin ardından, iki grupta üç ebelik ve iki ilk ve acil yardım öğrencisi, 15 grupta iki ebelik ve iki ilk ve acil yardım öğrencisi olacak şekilde toplam 17 grup oluşturulmuştur. İki buçuk gün süren standart hasta uygulamaları süresince, herbir grup, preeklampsi ve postpartum kanama senaryolarına girmiştir. Veriler, Tanımlayıcı Bilgi Formu, Mesleklerarası Öğrenmeye Hazırbulunuşluk Ölçeği, Öğrenmede Öğrenci Memnuniyeti ve Özgüven Ölçeği, Simülasyon Tasarım Ölçeği ve Eğitim Uygulama Anketi kullanılarak toplanmıştır. Öğrencilerin Öğrenmede Öğrenci Memnuniyeti ve Özgüven Ölçeği puan ortalamasının 56,41±7,92, Simülasyon Tasarım Ölçeği puan ortalamasının 93,74±6,58 ve Eğitim Uygulama Anketi puan ortalamasının 76,45±5,00 olduğu belirlenmiştir. Eğitim sonunda, öğrencilerin mesleklerarası öğrenmeye hazırbulunuşluk puan ortalamalarında anlamlı düzeyde bir artış olduğu saptanmıştır (p=0,00). Araştırmadan elde edilen veriler doğrultusunda, birlikte öğrenme deneyimlerinin öğrencilerin mesleklerarası öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeylerinde artışa yol açtığı belirlenmiştir. Bu doğrultuda, simülasyon temelli mesleklerarası işbirliği eğitim programlarının müfredata entegre edilmesi önerilmektedir.

Acil servis-hastaneAcil tıpBenzetim+4
Duygu Murat Öztürk
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Acil servis hemşirelerinde travmatik stres belirtilerini yordayan sosyodemografik ve mesleki faktörlerin belirlenmesi

Acil servisler, stres verici ve travmatik olayların sıklıkla yaşandığı sağlık birimleridir. Acil servislerde çalışan ekibin bir üyesi olarak acil servis hemşireleri de bu stres verici ve travmatik olaylardan etkilenebilmekte ve travmatik stres yaşayabilmektedirler. Travmatik stres, çalışanların fiziksel ve psikososyal iyi oluşluğunu olumsuz etkileyerek, çalışma motivasyonunu azaltabilmekte ve bunlara bağlı olarak verilen bakımın kalitesini de olumsuz etkileyebilmektedir. Travmatik stresi yordayan faktörlerin belirlenmeye çalışılması risklerin belirlenmesini sağlayarak, bu riskleri önlemeye yönelik müdahale çalışmaları için yol gösterici olabilir. Bu tez çalışmasının amacı, acil servis hemşirelerinde travmatik stres belirtilerinin ve bunları yordayan sosyodemografik ve mesleki değişkenlerin belirlenmesidir. Bu araştırma, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikte bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini; Ankara İli Büyükşehir Belediye sınırları içinde bulunan, eğitim ve araştırma, devlet, özel ve üniversite hastanelerinin acil servis birimlerinde çalışan, çalışmaya katılmaya gönüllü ve çalışma sürecinde aktif görevde olan 269 hemşire oluşturacaktır. Verilerin toplanmasında Sosyodemografik ve Mesleki Bilgi Formu, Çalışanlar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Olayların Etkisi Ölçeği'nin revize versiyonu kullanılacaktır. Verilerin analizi için Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılacaktır.

Acil hemşirelikAcil servis-hastaneAcil tıp+7
Gizem Karamanlı
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Acil, onkoloji ve COVID-19 birimlerinde çalışan hemşirelerde eş duyum yorgunluğu, tükenmişlik, eş duyum doyumu düzeylerinin ve bunları yordayan sosyodemografik ve mesleki değişkenlerin belirlenmesi

Bu araştırma acil, onkoloji ve Covid-19 birimlerinde çalışan hemşirelerin eş duyum yorgunluğu, tükenmişlik ve eş duyum doyumu düzeylerinin ve bunları yordayan sosyodemografik ve mesleki değişkenleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini Ankara İli Belediye sınırları içinde bulunan, 200 ve üzeri yatak kapasitesine sahip, bünyesinde acil, onkoloji ve Covid- 19 birimlerinden üçünü de barındıran ve çalışmanın gerçekleştirilmesi için izin veren hastanelerden 107 acil servis, 107 onkoloji servisi, 107 Covid-19 servisi hemşiresi olmak üzere toplamda 321 hemşire oluşturmuştur. Veriler, Sosyodemografik ve Mesleki Bilgi Formu ve Çalışanlar için Yaşam Kalitesi Ölçeği-4 kullanılarak Ağustos 2021-Aralık 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; sıklık analizleri, anlamlılık testleri, korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; eş duyum yorgunluğu düzeyi istatistiksel olarak anlamlı biçimde en yüksek olan onkoloji biriminde çalışan hemşirelerdir. Acil serviste çalışan hemşirelerde algılanan gelir durumu ve özel yaşamda destekleyici sosyal ağ algısının eş duyum yorgunluğunun anlamlı birer yordayıcısı olduğu belirlenmiştir. Onkoloji servisinde çalışan hemşirelerde mesleğini isteyerek seçme ve meslekten ayrılma niyeti varlığının eş duyum doyumunun anlamlı birer yordayıcısı olduğu bulunmuştur. Covid-19 biriminde çalışan hemşirelerde meslekten ayrılma niyeti ve vardiyadaki dinlenme süresinin eş duyum yorgunluğunun; meslekten ayrılma niyeti ve işyerinde destekleyici sosyal ağ algısının tükenmişliğin; vardiyadaki hasta bakım süresi ve işyerinde destekleyici sosyal ağ algısının eş duyum doyumunun anlamlı birer yordayıcısı olduğu saptanmıştır. Bu üç alanda çalışan hemşireler için eş duyum yorgunluğu, tükenmişlik ve eş duyum doyumu açısından belirlenen risk faktörlerini dikkate alan destek çalışmalarının gerçekleştirilmesi önerilir.

Acil servis-hastaneAcil tıpCOVID 19+5
Fatma Gül Özden
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Acil servis sağlık çalışanlarının aile tanıklı resüsitasyon uygulamasına ilişkin görüş ve deneyimleri

. Resüsitasyon işlemleri hastanın yaşamını sürdürmesi için sağlık ekibinin iş birliği ile başlatılan acil bakım müdahalelerinin tümünü kapsar. Aile tanıklı resüsitasyon, resüsitasyon alanında bir veya daha fazla aile üyesinin, görsel ve/veya fiziksel temas kurmalarını sağlayan bir yerde bulunmasıdır. Aile merkezli bakımın temellerine dayanan, günümüzde giderek yaygınlığı artan aile tanıklı resüsitasyon uygulaması, sağlık çalışanları için önemi giderek artan bir yaklaşım haline gelmektedir. Bu araştırma, acil servis sağlık çalışanlarının (hekim, hemşire, acil tıp teknisyeni-teknikeri, paramedik, sağlık memuru) aile tanıklı resüsitasyon uygulamasına ilişkin görüş ve deneyimlerinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı-kesitsel olarak, Ankara ili sınırları içinde T.C Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri bünyesinde çalışan 154 sağlık çalışanı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından "Tanıtıcı Özellikler Formu" ve "Aile Varlığı Risk-Yarar Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel analizler, örneklemler için t-testi, gerekli varsayımların sağlanmadığı durumlarda Mann-Whitney U testi ve Kruskall-Wallis testleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; acil servis sağlık çalışanlarının %85,8'i hasta yakınlarının resüsitaston uygulamasına tanık olmadığını ifade etmiştir. Araştırmaya katılan sağlık çalışanları, resüsitasyon işlemlerinde aile tanıklığını şeffaflığın sağlanması açısından yararlı bulmasına karşın, aileler için travmatik bir uygulama olduğunu belirtmiş ve çalışmaya katılan sağlık çalışanlarının %96,8'i hasta yakınlarının bulunmaması gerektiğini ifade etmişlerdir. Sağlık çalışanlarının çoğunluğu hasta yakınlarının resüsitasyon işlemlerinde bulunması halinde sağlık ekibinin işleyişinin bozulacağı, şiddet/mobbing riskinin artabileceği ve ailenin işlemlere müdahale etme olasılığına dair endişelerini ifade etmişlerdir. Çalışmaya katılan sağlık çalışanları resüsitasyon işlemlerinde ailenin varlığını daha az yararlı ve daha fazla riskli bulmuşlardır. Acil servis sağlık çalışanları arasında hemşireler hekimlere göre, sağlık memurları acil tıp teknikeri/paramediklere göre ve KPR uygulama eğitimi olmayanlar olanlara göre aile tanıklı resüsitasyon uygulamasını daha az riskli ve yararlı bulmuşlardır. Aile tanıklı resüsitasyon uygulamasına ilişkin sağlık çalışanlarının risk algılarının azaltılması ve aileyi resüsitasyon işlemlerine davet etmenin önündeki engellerin kaldırması adına aile tanıklı resüsitasyon uygulamasına ilişkin politikalar geliştirilmesi, toplumun ve ailelerin farkındalığının arttırılması için gerekli bilgilendirmelerin yapılması, mesleki gelişim süreçlerinde uygulamanın eğitim müfredatların da yer alması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Aile, kardiyopulmoner resüsitasyon, kritik bakım, tanıklı resüsitasyon

Acil servis-hastaneAcil tıpKardiyopulmoner reanimasyon+4
Tuğba Güney
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kalabalık acil servisler için yeni bir triyaj sistemi; öztriyaj

Aciliyetin belirleyicisi hastadır ve hastanın aciliyet algısı acil servis başvuruları ile direk ilişkilidir. Hastanın yüksek aciliyet algısı, uygunsuz acil başvurularına ve hastane kalabalığına neden olur. Düşük aciliyet algısı ise, hastanın acil bakım hizmeti arayışlarına engel olarak, morbidite ve mortaliteyi arttırabilir. Bu çalışmada hastaya triyaj yaptırılarak, hastanın aciliyet algısını, sağlık personeli aciliyet değerlendirmesi ile karşılaştırmak amaçlandı. 1 Haziran 2018 ile 15 Kasım 2018 tarihleri arasında, Hacettepe Üniversitesi Acil Tıp Anabilim Dalı'na başvuran 18 yaşından büyük, bilinci açık, sağlık personeli triyajına göre T1 veya T2 triyaj kategorisinde olmayan, çalışmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden, onam formu alınmış hastalar çalışmaya dahil edildi. Hastalardan, ortalama bekleme sürelerinin de verildiği beşli triyaj kategorisinden, kendi aciliyetlerine en uygun triyaj kategorisini seçmeleri istendi. Hasta triyajı ile sağlık personelinin yaptığı triyaj karşılaştırıldığında; hastaların %26'sının (n=769) sağlık personeli ile aynı triyaj kategorisini seçerek uyumlu triyaj yaptığı, %67'sinin (n=2012) yüksek triyaj yaptığı, %6'sının (n=178) ise düşük triyaj yaptığı tespit edildi. Bu çalışmada, hastaların aciliyet algısı ile sağlık personelinin aciliyet değerlendirmesinin farklı olduğu saptandı (kappa=0,041, ağırlıklı kappa=0,1585). Kadın cinsiyet, daha düşük yaş ortalaması, travma dışı nedenler ile başvuru, ayaktan başvuru ve taburcu sonlanımı, yüksek triyaj ile ilişkili bulundu. Bir kategori yüksek hasta triyajı ile bir kategori düşük hasta triyajının uyumlu hasta triyajına dahil edilmesiyle oluşturulan 'genişletilmiş uyumlu hasta triyaj grubu' ile sağlık personeli triyajının karşılaştırmasında da, uyumsuzluğun devam ettiği saptandı (kappa=0,1133). Toplumun bilgilendirilmesi ve farkındalığın arttırılması, orta ve uzun vadede hastanın aciliyet algısının iyileştirilmesine katkıda bulunabilir. Aile hekimleri tarafından yüz yüze, telefon veya mail yoluyla ya da teletıp gibi yöntemler ile hastalara sağlık durumlarının aciliyetleri hakkında danışmanlık hizmetinin verilmesi ise, kısa ve orta vadede etkili olabilecek çözümlerdir.

Acil servis-hastaneAcil tıpAcil tıp servisleri+3
Aslı Bilge İpek
Hacettepe University
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ankara İlinde üniversite hastanelerinde, acil tıp alanında çalışan hekimlerin, kadına yönelik şiddet olgularının yönetimine ilişkin bilgi, tutum ve uygulamalarının tıp etiği açısından değerlendirilmesi

Bu doktora tez çalışması, acil tıp alanında çalışan hekimlerin kadına yönelik şiddet olgu yönetimlerine ilişkin bilgi, tutum ve uygulamalarını tıp etiği açısından değerlendirmek ve araştırma sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda acil servislerde şiddet olgu yönetimine katkı sunacak pratik bilgiler ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada niteliksel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Ankara ilinde acil tıp uzmanlık eğitimi veren yedi üniversite hastanesinin Acil Tıp Anabilim Dallarında çalışan hekimler oluşturmaktadır. Araştırmaya toplam 35 hekim katılmıştır. Her bir hekimle birebir derinlemesine görüşme yapılmış ve yapılan görüşmelerin sesli kaydı alınmıştır. Ayrıca görüşme yapılan hekimlerin çalıştığı acil servislerde günün belirlenen saatlerinde belirlenen başlıklara uygun olarak gözlem yapılmış ve gözlem notları tutulmuştur. Elde edilen veriler çözümlenmiş ve analiz edilmiştir. Verilerin analizleri sonucunda hekimlerin bilgi, tutum ve uygulamalarına yönelik bağlam, tema ve alt temalardan oluşan bulgular elde edilmiştir. Verilerin yorumlanması sonucunda acil tıp alanında kadına yönelik şiddet olgu yönetimi sürecinde tıp etiğini temel alan özel yaklaşımların gerekliliği ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, araştırma bulguları ve ulusal/uluslararası literatür ışığında acil tıp alanında "tıp etiği açısından" ve "tıbbi açıdan" kadına yönelik şiddet olgu yönetim modeli önerilmiştir.

Acil servis-hastaneAcil tıpAnkara+7
Arif Hüdai Köken
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Acil servis hemşirelerinin yaşlı ayrımcılığına ilişkin tutumları

Araştırma,acil servis hemşirelerinin yaşlı ayrımcılığına ilişkin tutumlarını belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evreni Türkiye Acil Hemşireleri Derneği sosyal medya hesabına üye olan 1296 hemşire olarak belirlenmiş olup, araştırma örneklemini ise Aralık 2020- Ocak 2021 tarihleri arasında ulaşılabilen ve anketleri tam olarak cevaplayan toplam 249 hemşire oluşturmuştur. Veriler''Kişisel Veri Toplama Formu'' ve ''Yaşlı Ayrımcılığı Tutum Ölçeği'' kullanılarak, internet üzerinde toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre acil servis,%80,7'sinin yaşlı hastalara bakım verirken güçlükle karşılaştığı ve %72,5'inin gerontoloji hemşireliği eğitimi almadığı saptanmıştır. Araştırmada acil servis hemşirelerinin yaşlı ayrımcılığı tutum ölçeğinin toplam puan ortalamasının 86,271±9,043, yaşlıların yaşamını sınırlama alt boyut puan ortalamasının 37.574±4,150, yaşlıya yönelik olumlu ayrımcılık alt boyut puan ortalamasının 29,816±6,089 ve yaşlıya yönelik olumsuz ayrımcılık alt boyut puan ortalamasının 18.81±3.794 olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, acil servis hemşirelerinin yaşlı ayrımcılığına ilişkin olumlu tutuma sahip olduğu saptanmıştır.

Acil servis-hastaneAcil tıpAyrımcılık+6
Tuğçe Özkul
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Acil sağlık hizmetleri çalışanlarının KBRN tehditlerine yönelik risk algısı ve hazırlılık durumları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer kelimelerinin baş harflerinden oluşan KBRN, bu maddelerin kaza veya kasıtlı olarak yayılmasıyla oluşan doğa ve insan sağlığı için zararlı olan durumları ele almaktadır. Olası bir KBRN tehdit ve tehlikesinde ortaya çıkabilecek mortalite ve morbiditenin azaltılmasında acil sağlık hizmetleri önemli bir yer edinmektedir. Bu kapsamda yapılan araştırmanın amacı KBRN olaylarında kritik öneme sahip acil sağlık hizmetleri çalışanlarının KBRN olaylarına yönelik risk algısını ölçmek ve olay öncesi hazırlık tutumları arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Araştırmanın evrenini Hatay ili sınırları içerisinde bulunan 112 acil sağlık hizmetleri istasyonları ile hastane acil servislerinde görev yapan acil sağlık hizmetleri çalışanları oluşturmaktadır. 383 kişiden oluşan örneklem grubuna KBRN olay yeri tehlikelerine yönelik risk algısı ve hazırlık ile ilgili 5'li likert ölçeğine dayanan anket formu yüz yüze anket tekniği kullanılarak uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veriler değerlendirilirken student t test ve tek yönlü ANOVA istatistiksel metotları kullanılmıştır. Katılımcıların KBRN tehlikelerine yönelik risk algısı ile KBRN olaylarına hazırlık tutumları arasındaki ilişkiyi test etmek için korelasyon analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara bakıldığında erkek katılımcıların hazırlık durumu kadın katılımcılara göre anlamlı derece yüksek bulunmuştur. Bununla birlikte, KBRN eğitimi alan veya daha önce KBRN olayına müdahalede bulunan katılımcıların hazırlık durumunun pozitif yönde etkilendiği belirlenmiştir. Ayrıca, 112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarının KBRN tehlikelerine yönelik risk algısı ve hazırlık durumlarının hastane acil servis çalışanlarına göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Korelasyon analizi sonucunda; KBRN tehlikelerine yönelik risk algısı ile KBRN olaylarına hazırlık tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (r:0,471; p<0,001). Katılımcıların KBRN tehlikelerine yönelik risk algısı arttıkça KBRN olaylarına hazırlık tutumlarının da artığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak acil sağlık hizmetleri çalışanlarının hazırlık tutumlarını pozitif yönde etkilemesi bakımından risk algılarını arttırmaya yönelik eğitimlere ağırlık verilmelidir.

112 Acil Çağrı MerkeziAcil servisAcil tıp+6
Zeynep Tazearslan
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Acil servise ateş şikayeti ile başvuran 0-5 yaş arası çocuklara yapılan ev ziyaretlerinin büyüme gelişmeye, tekrar hastaneye başvurmaya etkisi

Bu araştırmanın amacı, acil servise ateş şikâyeti ile başvuran 0-5 yaşındaki çocuklara yapılan ev ziyaretlerinin büyüme gelişmeye ve tekrar hastaneye başvurmaya etkisini saptamaktır. Randomize olmayan kontrollü çalışma olan bu araştırmanın örneklemini; 31 deney 31 kontrol olmak üzere 3 yaşındaki 62 çocuk oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında anket formu, 3 yaşındaki çocuklara ait evde izlem ve bakım formu ve Ankara gelişim tarama envanteri (AGTE) kullanılmıştır. Deney grubundaki çocuklara 3 ay boyunca ayda bir defa ev ziyaretleri ile bakım ve izlemler yapılmıştır. Kontrol grubuna ise hastanede ve evde olmak üzere iki görüşme yapılmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS Statistics v.22.0 paket programında tanımlayıcı istatistik, independent samples t-testi, ki-kare testi ve fisher's exact testi kullanılarak analiz edilmiştir. Tüm analizler için 0,05'in altındaki p değeri anlamlı kabul edilmiştir. Bu çalışmanın bulgularına bakıldığında; AGTE genel gelişim puan ortalaması 1. ayda deney (122,42±4,5) ve kontrol grubunda (123,45±4,0) hemen hemen aynı iken (p>0.05), 3. ayda deney grubu (131.74±4.1) kontrol grubuna (124,19±3,8) göre daha fazla artış göstermiştir (p<0,05). AGTE T tablosuna göre normal olan çocukların oranı 1. ayda deney ve kontrol grubunda aynı iken (%61,3, p>0.05), 3. ayda ise bu oranların deney grubunda (%96,8) artış gösterirken, kontrol grubunda (%41,9) azaldığı saptanmıştır (p˂0,05). Toplamda çocukların %30,6'sının AGTE T tablosuna göre normal olmadığı görülmüştür. Çocukların ateş şikayeti ile hastaneye tekrar başvurma ortalamasının 3. ayda deney grubunda 0.26±0.4, kontrol grubunda 0,65±0,5 olarak hesaplanmıştır (p˂0.05). Sonuç olarak bu araştırma, hemşireler tarafından yapılan ev ziyaretlerinin hem çocukların büyüme ve gelişimi üzerinde etkili olduğunu hem de ateş şikayetiyle hastaneye tekrar başvuru sayısını azalttığını saptamıştır.

Acil servis-hastaneAcil tıpAteş+4
Seher Güzelakçakaya
Harran University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Acil servis hemşirelerinin yaşadıkları sorunların incelenmesi: Nitel bir çalışma

Acil servislerde yapılan hemşirelik uygulamaları ile diğer klinik alanlarındaki hemşirelik uygulamaları benzerlik göstermekle birlikte tedavi ve bakım girişimlerini etkileyen; zamanın sınırlı olması, hastaların durumlarının acil olması, kazalar ve doğal afete bağlı travmatik yaralanmalar, yeterli bilgi alınamaması, etkili triyajın yapılmaması, uygunsuz ve gereksiz sevklerin yapılması, acil servisteki olanaklar, hasta yakınları, yöneticiler ve diğer sağlık çalışanlarının gözü önünde çalışma zorunluluğun olması gibi çok sayıda bağımlı unsur bulunmaktadır. Bu unsurlar hemşirelerin görev ve uygulamalarını karmaşık hale getirdiği gibi birçok sorunla da karşı karşıya getirmektedir. Araştırma acil servislerde çalışan hemşirelerinin yaşadıkları sorunları incelemek amacıyla niteliksel (olgu bilim) tipte planlandı ve gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini, Kasım 2021 – Şubat 2022 tarihleri arasında İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Tire Devlet Hastanesi acil servisinde çalışan hemşireler (N=22) oluşturdu. Örneklemini ise; gönüllük esasına dayanarak, araştırmaya katılmayı kabul eden 20 hemşire oluşturdu. Araştırmada veri toplama aracı olarak acil servis hemşirelerinin özelliklerini içeren Demografik Veri Formu ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanıldı. Araştırma verileri, ses kayıt cihazı kullanılarak toplandı ve transkripsiyon yöntemi ile Word of Windows dosyasına aktarıldı. Araştırmada elde edilen veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak değerlendirildi. Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması %35,55 olduğu, %95'nin kadın, %55'inin evli, %60'ının lisans mezunu olduğu, acil serviste çalışma sürelerinin ortalama 8,41 yıl olduğu ve %80'inin 24 saatlik vardiya sistemi ile çalıştığı belirlendi. Acil serviste yaşanan; şiddet olayları, aşırı hasta yoğunluğu, yetersiz güvenlik önlemleri, hemşirelik uygulamalarını ve bakımını gerçekleştirememe, iş kazaları, fazla mesai, triyajın etkin yapılamaması, aşırı personel sirkülâsyonu, hasta mahremiyetini sağlayamama, yönetici-çalışan-hasta yakını arasında iletişim eksikliği/bozukluğu gibi sorunların temelinde personel yetersizliği, fiziki ortam koşullarının uygun olmaması, güvenlik önlemlerinin yetersizliği, poliklinik sayısının yetersizliği ve iletişime bağlı sorunlardan kaynaklandığı belirlendi. Anahtar kelimeler: Acil Servis Hemşiresi, Hasta, Sorunlar

Acil hemşirelikAcil servis-hastaneAcil tıp+4
Aydın Nart
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erişkin acil serviste çalışan hemşirelerin hasta agresyonu hakkında algıları, etkilenme durumları ve başa çıkma tutumlarının incelenmesi

Bu çalışma, erişkin acil serviste çalışan hemşirelerin hasta agresyonu hakkında algıları, etkilenme durumları ve başa çıkma tutumlarının incelenmesi amacıyla planlanmıştır. Çalışma İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesi Erişkin Acil Serviste aktif olarak çalışan 152 hemşire ile yapılmıştır. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Agresyon (Saldırganlık) Algılamaları Ölçeği, Agresif ve Şiddet İçeren Davranışlardan Etkilenme Ölçeği, Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği COPE-R kullanılarak toplanmıştır. Bulguların yorumlanmasında frekans tabloları ve tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalamasının 27,17±2,33, acilde çalışma süresinin ortalama 2,7±1,4 yıl olduğu, %51,3'ünün kadın, %75,7'sinin bekar, %94,1'nin lisans mezunu olduğu ve %53,5'ünün çalıştığı kurumda agresyon yönetimine ilişkin hiçbir eğitim almadığını bildirdiği belirlenmiştir. Maruz kalınan sözel agresif davranış türlerine %59,9 oranında aşağılayıcı sözler, %55,9 oranında tehdit edici sözler, %44,1 oranında küfür cevabı verilirken hakaret, sitem gibi ifadeler de görülmüştür. Maruz kalınan fiziksel agresif davranış türlerinde %36,2 oranında itme, %17,8 oranında bir eşya ile saldırma, %16,4 oranında tekmeleme cevabı verilirken taciz davranışına da maruz kaldıklarını tespit edilmiştir. Hemşirelerin yaşları ile hasta ile ilişkinin bozulması arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=-0,175; p=0,031). Bu sonuçlar doğrultusunda; hemşirelerin agresyona maruz kalınması halinde izlenecek yollar ve prosedürler ilgili birimler tarafından açık ve net şekilde belirlenmelidir. Ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde olduğu gibi tüm acil servis hemşirelerine agresyon yönetimi eğitimi verilmeli ve agresyona karşı başa çıkma tutumları incelenmeli, böylece kendine güven, korku ile baş etme gibi açılardan kuvvetlenmeleri sağlanmalıdır. Kurumların acil servis hemşireleri için hasta agresyonundan etkilenme durumları açısından periyodik olarak görüşmeler sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Agresyon, Erişkin Acil Servis, Hasta Agresyonu

Acil servis-hastaneAcil tıpAlgı+5
Sercan Hızarcı
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00

İlgili konular