Başarı

Bu konu başlığı altında 561 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ceo'nun şirket içinden veya dışından atanmasının şirket başarısına etkisi

Kurumsal şirketlerde, ilgili misyon ve vizyon kapsamında ilerleyebilmek için gerekli stratejileri oluşturan ve bu stratejileri yöneten üst yönetici bulunur. Genellikle CEO (Üst Düzey Yönetici; Chief Executive Officer) olarak bilinen fakat işletmelerin organizasyon yapısına göre Genel Müdür veya İcra Kurulu Başkanı olarak da değişebilen yöneticilerin, şirkete etkisi büyük önem taşımaktadır. Brand Finance tarafından Türkiye'nin en değerli ve en güçlü markalarının yayınlandığı 2020 yılına ait raporda verilen listedeki ilk 20 şirketin 2000-2020 seneleri arasındaki CEO'ları, finansal tabloları ve hisse değerleri incelenmiştir. Diğer şartların eşit olduğu varsayımı ile ilgili CEO'ların şirket içinden veya dışından yapılan atamaların şirket başarısına etkisi karşılaştırılmıştır. Her bir CEO'nun ilgili yıllara ait ROA (Aktif Kârlılığı; Return on Assets), ROE (Özkaynak Kârlılığı; Return on Equity) hesaplamaları ve Borsa İstanbul'da yer alan hisse senedi artış oranları tespit edilmiştir. Ayrıca şirket içinden ve dışından atanan CEO sayıları ve CEO'ların şirkette kaldığı süreler de araştırılmıştır. Elde edilen veriler için t-Testi uygulanmış olup çıkan sonuçlar analiz edildiğinde CEO'ların şirket içinden veya dışından atamalar arasında şirket başarısına ve hisse değerine çok etkisinin olmadığı gözlemlenmiştir. Türkiye'de ağırlığı aile şirketi olarak faaliyet gösteren şirketlerde önemli karar ve başarıların Yönetim Kurulu tarafından gerçekleştiği teyit edilmiştir

AtamalarBaşarıÜst düzey yönetici+3
Ahmet Furkan Durgun
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin olasılıksal akıl yürütme düzeylerinin cinsiyet, sınıf seviyesi ve matematik başarısı açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin olasılıksal akıl yürütme beceri düzeylerinin belirlenmesi ve bu becerilerinin cinsiyet, sınıf seviyesi, matematik başarısı açısından incelemektir. Bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama ve ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma grubunu Marmara Bölgesi'ndeki bir ildeki devlet ortaokullarında öğrenim gören 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri olmak üzere toplam 286 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin olasılıksal akıl yürütme düzeylerini belirlemek için araştırmacı tarafından oluşturulan olasılıksal akıl yürütme ölçeği kullanılmıştır. Olasılıksal akıl yürütme becerisi örnek uzay, bir olayın deneysel olasılığı, bir olayın teorik olasılığı, olasılık karşılaştırmaları, bağımlı olasılık ve bağımsızlık olmak üzere altı anahtar kavramda incelenmiştir. Öğrencilerin olasılıksal akıl yürütme düzeylerinin belirlenmesinde betimsel istatistik kullanılmıştır. Ayrıca bu düzeyler ile cinsiyet, sınıf seviyesi ve matematik başarısı değişkenleri ile ilişkisinin olup olmadığı ki-kare analizi kullanılarak belirlenmiştir. Bu istatistiksel analizler için Microsoft Office Excel ve SPSS paket programı kullanılmıştır. Analizler sonucunda örnek uzay, bir olayın deneysel olma olasılığı, bağımlı olasılık ve bağımsızlık kavramlarında en fazla düzey 1; bir olayın teorik olma olasılığı ve olasılık karşılaştırmaları kavramlarında en fazla düzey 3 olarak öğrencilerin olasılıksal akıl yürütme becerisine sahip oldukları bulunmuştur. Cinsiyet değişkeni ile sadece örnek uzay arasında ilişki bulunmuştur. Sınıf seviyesi değişkeni ile tüm kavramlarda ilişki bulunmuştur. Matematik başarısı değişkeni ile bir olayın deneysel olma olasılığı ve bağımsızlık haricinde diğer kavramlarda ilişki bulunmuştur.

Akıl yürütmeBaşarıCinsiyet+6
Hayriye Merve Sarıbaş
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ar-ge projelerindeki kritik başarı faktörlerinin algılanan proje performansı üzerindeki etkileri: Havacılık sektöründe bir araştırma

Ürün ömürlerinin azaldığı ve ürün karmaşıklığının arttığı savunma sanayisinde, yeni ürün geliştirme projelerinin başarısı, şirketlerin ayakta kalabilmesi için büyük önem arz etmektedir. Savunma sanayisinde teknolojik üstünlük içeren yeni ürünün daha kısa sürede ve yüksek performansta üretilmesi, ülkelere stratejik bir üstünlük sağlamaktadır. Türk savunma ve havacılık sanayisinde hazır ürün alımından özgün ürünler geliştirme aşamasına geçiş hızlı bir şekilde devam etmektedir. Bu geçiş aşamasında yeni ürün geliştirme projelerini etkileyen kritik başarı faktörlerinin tespiti ve etkili faktörlerin iyileştirilmesi giderek daha önemli hale gelmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türk savunma ve havacılık sanayisindeki projelerde çalışan tasarım mühendislerinin algıladıkları kritik başarı faktörleri ile algılanan proje performansı arasındaki ilişkiyi incelenmektedir. Çalışmanın literatürdeki farkı Türk savunma ve havacılık sanayisinde Ar-Ge projelerindeki algılanan kritik başarı faktörleri ve algılanan proje performansı arasındaki ilişkiyi inceleyen, bilinebildiği kadarı ile ilk çalışma olmasıdır. Çalışmanın veri toplama aşamasında, 211 tasarım mühendisi ile yüzyüze görüşerek iki ayrı zamanda anket uygulanmıştır. Korelasyon analizinde algılanan kritik başarı faktörleri ve algılanan proje performansı arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Regresyon analizinde sorun giderme, proje misyonu, müşteriye danışılması ve teknik görevler faktörleri ile algılanan proje performansı arasında anlamlı ilişki bulunmuştur.

Araştırma-geliştirmeBaşarıHavacılık+5
Barış Soyal
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşkoliklik ve tükenmişlik arasındaki ilişki: Hukukçular ve öğretim elemanları üzerinde bir saha araştırması

Bu çalışmanın temel amacı işkoliklik ile işkolikliğin alt boyutları olan çalışmaya güdülenme, çalışmayabağlılık ve çalışma zevk ile tükenmişlik arasındaki ilişki ile duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma vebireysel başarı ile işkoliklik arasındaki ilişkiyi belirlemektir.Bu amaçla araştırmanın evreni olarak İstanbul Avrupa yakasında çalışan avukatlar ile İstanbulÜniversitesi ve İstanbul Aydın Üniversitesinde görev yapan öğretim elemanları arasında belirlenenevrenden örneklem seçilerek, araştırma da veri toplama yöntemi olarak anket formundan, Spence veRobbins tarafından geliştirilen işkoliklik envanteri ile Maslach tarafından geliştirilen maslachtükenmişlik envanterinden yararlanılarak veriler toplanmıştır.Çalışmanın ilk bölümünde işkoliklik ile tükenmişliğin genel kavramsal çerçevesi açıklanırken ikincibölümünde yöntem kısmına yer verilerekişkoliklik ile tükenmişlik üzere yapılan saha çalışmasıaçıklanırken üçüncü bölümünde bulgular doğrultusunda işkoliklik ile tükenmişlik tartışılarak kaynakçave ekler verilmiştir.Örneklemin demografik değişkenlere göre işkoliklik ve tükenmişlik düzeylerinin belirlenerek,işkoliklik düzeyindeki artışın tükenmişliği bir bütün olarak artırdığı aynı zamanda tükenmişliğin altboyutu olan duygusal tükenmişliği, duyarsızlaşmayı ve bireysel başarıyı artırdığını ayrıca çalışma zevki,çalışmaya güdülenme ve çalışmaya bağlılık ile tükenmişlik arasında doğrusal bir ilişkinin olduğunu göstermiştir.

AvukatlarBaşarıDuyarsızlaştırma+4
Zekeriya Akyüz
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitimin ilkokul öğrencilerinin akademik başarılarına etkisi (Üsküdar örneği)

Bu çalışma; İstanbul ili, Üsküdar ilçesi sınırları içerisinde bulunan resmi eğitim- öğretimde okul öncesi eğitimin ilkokul öğrencilerinin başarılarına etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın örneklemi, 2013-2014 eğitim-öğretim yılında, İstanbul ili, Üsküdar ilçesindeki 160 öğretmenden oluşmuştur. Araştırmada veri toplamak amacıyla 'anket' kullanılmıştır. Okul Öncesi Eğitimin İlkokul Öğrencilerinin Başarılarına Etkisini belirlemek amacıyla, ölçeklerdeki alt faktörlerin aritmetik ortalamaları ve standart sapmaları tespit edilmiştir. Ölçekler kullanılarak elde edilen sonuçların, araştırmaya katılan 160 öğretmenin demografik değişkenlerine bağlı olarak farklılık gösterip göstermediği test edilmiştir. Yapılan bu fark testleri sonucunda bazı demografik değişkenlere ait alt gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık (p<.05) tespit edilirken, bir kısmında ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmamıştır.

Akademik başarıBaşarıEğitim+2
Mehmet Kunuk
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitimin ilköğretim başarısına etkisi: Yozgat ili Akdağmadeni ilçesi örneği

Bu araştırma okul öncesi eğitimin ilköğretim başarısına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2014–2015 eğitim-öğretim yılı Yozgat ili Akdağmadeni ilçesinde görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Yozgat ilinin Akdağmadeni ilçesinde görev yapan random yoluyla seçilen sınıf öğretmenlerinden meydana gelmiştir. Araştırmada Ebru Dündar Kırık'ın (2011) geliştirdiği bir anket seçilmiştir. Beşli Likert tipinde hazırlanmış 37 madde ve 1 açık uçlu sorudan oluşan bu anket Yozgat ili Akdağmadeni ilçesinde görev yapan sınıf öğretmenlerinden tesadüfü yolla seçilen 110 sınıf öğretmenine uygulanmıştır. Anket sonucunda elde edilen verilen SPSS programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada uygulanan anket sonuçlarına göre; okul öncesi eğitimi alan çocukların almayan çocuklara oranla; akademik başarılarının ve sosyal, duyuşsal ile psikomotor gelişim alanlarının daha iyi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okul öncesi eğitimde; çocukların becerilerinin olumlu yönde geliştiği, okula uyum sağlamada diğer çocuklara oranla daha az zorlandıkları, çocukların duygu ve düşüncelerini anlatırken daha iyi iletişim kurabildikleri, öz güven, öz denetim, öz bakım becerilerinin daha üst düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca açık uçlu sorulara verilen cevaplardan yola çıkarak; sınıf öğretmenleri okul öncesi eğitimin zorunlu olmasını ve köyler de dâhil olmak üzere tüm okullarda yer alarak 12 yıllık zorunlu eğitim kapsamına alınmasını istedikleri görülmektedir. Bununla birlikte öğretmenler, okul öncesi eğitime gereken önemin verilmesini, ailelerin, basının ve yetkili kuruluşların bu konuda bilgilendirilmesini, katılımın sağlanması için gerekli şartların sağlanarak çalışmaların yapılmasını önermişlerdir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitim, zorunlu eğitim, ilköğretim başarısı, aile katılımı, öğretmen görüşleri.

Aile katılımıAkademik başarıBaşarı+6
Nur Taşcı
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Analysing the impact of corporate social responsibility CSR) strategies over the success of an organization: The case of L'oréal

Corporate Social Responsibility (CSR) has emerged as one of the major strategies for the today's organizations attracting the employees and customers. The customers are no longer only concerned with the quality of the product or service but they have been increasingly considering the environmental and societal roles of the companies they do business with. For the companies with high number of competitors and substitutes available, sustaining an acceptable value of CSR has become essential. The present study focused on assessing the role played by the CSR strategies of L'Oréal in order to make it reach the position of the global cosmetic leader. The extensive secondary research has been conducted to identify the independent variables associated with the CSR of the companies. These variables are identified to be the company's responsibility towards the society and environment, the customers' awareness about the CSR strategies of the company and the customer perceptions about the company's CSR. 100 customers of the company were surveyed using structured questionnaires in order to test the conceptual framework and identify the relationship between the independent and dependent variables. As a result of survey, it came to light that the role of CSR has been positive for the L'Oréal to govern the customers' purchase decisions and their preferences of the company's products as compared to those of competitors. The company is considerably responsible towards the society and has been trying to reduce its environmental footprint, and the customers perceive the CSR initiatives of the company to be positive. However, the level of customers awareness for the L'Oréal CSR strategies is lower, improving which would guarantee the higher business success. In the light of the primary and secondary study findings, recommendations have been provided for improving the CSR strategies and hence the business performance of the L'Oréal.

SuccessCosmetic sectorCorporate social responsibility+4
Mohammad Aıimal Khattak
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bütünleşik STEM eğitiminin akademik başarıya, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisine ve öğrenmede kalıcılığa etkisi

Bu araştırma, Bütünleşik STEM eğitiminin akademik başarıya, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisine ve kalıcılığa etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma modeli olarak ön test-son test ve kalıcılık testli kontrol gruplu yarı deneysel modelin kullanıldığı bu çalışma, 2015-2016 Eğitim-Öğretim yılında bir devlet okulunun 6. sınıfına devam eden 44 öğrenci ile "Kuvvet ve Hareket", "Işık ve Ses", "Madde ve Isı" ve "Elektriğin İletimi" ünitelerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grupları; yapılandırmacı yaklaşım uygulanan Kontrol Grubu, Bütünleşik STEM eğitimi uygulanan Deney Grubundan oluşmuştur. Bütünleşik STEM eğitiminin öğrencilerin akademik başarı, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisi ve kalıcılığa etkisini tespit etmek için Akademik Başarı Testi, Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Becerisi Ölçeği uygulanmıştır. Nicel verilerin analizi SPSS 24 paket programında normal dağılımlı veriler için t-Testi, normal dağılımlı olmayan veriler için Mann Whitney U testi uygulanarak yapılmıştır. Sonuç olarak, Bütünleşik STEM eğitiminin başarıyı ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisini yapılandırmacı yaklaşıma göre anlamlı düzeyde artırmadığı belirlenmiştir. Ayrıca kalıcılığa da etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Bütünleşik STEM eğitiminin anlamlı düzeyde olmasa da akademik başarıya olumlu yönde katkı sağladığı ortaya çıkmıştır.

Akademik başarıBaşarıBütünleşik eğitim programı+6
Gülcan Sarıcan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim 4. sınıf öğrencilerinin eğitim başarısına aile içi iletişimin etkileri

Bu araştırmanın amacı, İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet ilkokullarında bulunan 4. Sınıf öğrencilerinin ölçek sonuçlarından yararlanarak; ilköğretim 4. sınıf öğrencilerinin eğitim başarısına aile içi iletişimin etkilerini ve çeşitli değişkenler açısından aile tutum ölçeği alt faktörleri değerlendirilmiştir. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesinde bulunan 13 devlet okulunda yer ilkokul 4. Sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi bu okullar içerisinden seçilen 319 öğrenciyi kapsamaktadır. Veri toplama aracı olarak, Prof. Dr. Işıl Bulut'un hazırladığı ''Aile Tutum Ölçeği'' kullanılmıştır. Veriler toplandıktan sonra SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Toplanan bilgiler bilgisayar ortamına aktarılarak yanıt olarak ''Aynen Katılıyorum'' seçeneği bir( 1) puan, ''Büyük Ölçüde Katılıyorum'' iki (2) puan, ''Biraz Katılıyorum'' üç (3) puan, ''Hiç Katılmıyorum'' dört (4) puan olarak değerlendirilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda araştırmaya katılan kız öğrencilerin oranının %53, erkek öğrencilerin oranının ise %47 olduğu anlaşılmaktadır. Akademik ortalaması 70 ve altı olan öğrencilerin oranı %26,6; 70-80 arası olan öğrencilerin oranı %18,5; 80-90 arası olan öğrencilerin oranı %32,3 ve 90 ve üzeri olan öğrencilerin oranı ise %22,6'dır. 100. Yıl ilkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %4,1; Bekir Sami Dedeoğlu İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %5,6; Gaziosmanpaşa Fevzi Çakmak İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %8,8; Gaziosmanpaşa Aliya İzzet Begoviç İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %10; Gaziosmanpaşa Karlı Tepe İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %9,7; Gaziosmanpaşa Preveze İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %7,5; Gaziosmanpaşa Selahattin Eyyubi İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %7,2; Gaziosmanpaşa Şükrü Yemenci İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %8,5; Gaziosmanpaşa Yenimahalle İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %8,5; Gaziosmanpaşa Mithat Paşa İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı %12,5 ve Havuz Başı Atilla Baykal İlkokulundan araştırmaya katılan öğrencilerin oranı ise %4,4'tür. Araştırmanın amacı doğrultusunda Aile Değerlendirme Ölçeğinde elde edilen puanlar ve akademik not ortalamaları arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda Aile Değerlendirme Ölçeği boyutlarının akademik başarı üzerindeki etkisini belirlemek için; Aile Değerlendirme Ölçeği boyutları (bağımsız değişken) ile akademik puan ortalamaları (bağımlı değişken) arasında basit doğrusal regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırmanınamacı doğrultusunda öğrencilerin; problem çözme, iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel fonksiyonlar boyutu puan ortalamalarının cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği anlaşılmaktadır. Ancak öğrencilerin gereken ilgiyi gösterebilme boyutu puan ortalaması cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermiştir. Erkek öğrencilerin gereken ilgiyi gösterebilmeye yönelik aile işlevi algılarının daha sağlıksız olduğu anlaşılmıştır. Öğrencilerin; problem çözme, gereken ilgiyi gösterebilme ve davranış kontrolü boyutu puan ortalamalarının akademik puan ortalamalarına göre anlamlı bir farklılık göstermediği anlaşılmaktadır. Ancak öğrencilerin; iletişim, roller, duygusal tepki verebilme ve genel fonksiyonlar boyutu puan ortalamalarının akademik puan ortalamalarına göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, akademik ortalaması "70 ve altı" olan öğrencilerin; iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel fonksiyonlara yönelik aile işlevi algıları, akademik ortalaması "80-90 arası" ve "90 ve üzeri" olan öğrencilerininkine göre daha sağlıksızdır. Öğrencilerin; akademik puan ortalamaları ile problem çözme ve gereken ilgiyi gösterebilmeye yönelik aile işlevi puanları arasında düşük düzeyde negatif yönlü ve anlamsız ilişkilerin bulunduğu anlaşılmıştır. Diğer yandan, öğrencilerin; akademik puan ortalamaları ile iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel fonksiyonlara yönelik aile işlevi puanları arasında düşük düzeyde negatif yönlü ve anlamlı ilişkilerin bulunduğu anlaşılmaktadır . Öğrencilerin; iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel fonksiyonlara yönelik sağlıklı aile işlevi algıları arttıkça, akademik puan ortalamaları da artış göstermektedir.

AileAile içi iletişimAkademik başarı+3
Murat Torun Demir
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Boş zaman etkinliği yapan ve yapmayan üniversite sınavına hazırlanan 12. sınıf öğrencilerinin test başarı ve kaygı düzeylerinin incelenmesi

ÖZET BOŞ ZAMAN ETKİNLİĞİ YAPAN VE YAPMAYAN ÜNİVERSİTE SINAVINA HAZIRLANAN 12. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN TEST BAŞARI VE KAYGI DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİMehtap ERDOĞANYüksek Lisans Tezi, Psikoloji Anabilim DalıDanışman: Yard. Doç Dr. Muzaffer ŞAHİNEylül, 2012 - 101 sayfaBu çalışma da boş zaman etkinliklerinin kaygı ve başarı üzerine olan etkisi incelenmiştir.Araştırma ?Sınav kaygısı yüksek olan üniversite sınavına hazırlanan 12. sınıf öğrencilerinin başarısı, düşük kaygılılara göre düşük olacaktır.? ?Boş zaman etkinlikleri yapanların, yapmayanlara göre sınav, durumluk ve sürekli kaygısı daha düşüktür.? ?boş zaman etkinliği yapanların başarısı yapmayanlara göre daha yüksektir.? ?sosyal faaliyetlerden bedensel faaliyetler, sanatsal faaliyetlerden kaygıyı düşürmede daha etkilidir.? Hipotezleri denenmek üzere düzenlenmiştir. Bu hipotezler, araştırmaya başlamadan önce sınav kaygısı yüksek olan öğrencilerle ilgili gözlemler ve daha sonra bu araştırma için yapılan kaygı, ergenlik dönemi gelişim süreçleri, başarı, başarının algılanması ve boş zaman etkinlikleri üzerine yapılan literatür taraması sırasında ortaya çıkan bulgu ve görüşlere dayandırılmıştır. Dershaneye devam eden, lise ve özel liselerin son sınıfına giden öğrencilere anket uygulanmış boş zaman etkinliği yapanlar ve yapmayanların kaygı ve başarı durumları arasında fark olup olmadığı araştırılmıştır.Araştırmada; demografik bilgilerin ve boş zaman etkinliği yapıp yapmadıklarına ilişkin soruların, durumluk, sürekli ve sınav kaygısı ölçeklerinin bulunduğu bir anket uygulanmıştır. Veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırmada elde edilen bulgulara göre;Örneklem grubumuz dershaneye giden boş zaman etkinliği yapan 232; boş zaman etkinliği yapmayan 281 toplam 513 öğrenciden oluşmaktadır. İlk hipotez için veriler incelenmiş ortalamalar arasındaki farkın anlamlı olmadığı saptanmasına karşın vasat ve orta düzeyde başarılı öğrencilere göre başarılı öğrencilerin sınav ve sürekli kaygı puan ortalamalarının daha düşük olduğu; durumluk kaygı puan ortalamalarının ise daha yüksek olduğu görülmektedir.Boş zaman etkinliğinde bulunanların, bulunmayanlara göre sınav, durumluk ve sürekli kaygı puan ortalamalarının daha düşük olacağı hipotezi incelendiğinde, ortalamalar da sınav ve sürekli kaygının boş zaman etkinliğine katılanlarda daha düşük olduğu, durumluk kaygıda ise tam tersi bir sonucun olduğu yani boş zaman etkinliği yapan öğrencilerin durumluk kaygısının daha yüksek olduğu sonucu çıkmıştır. Sürekli kaygı ortalaması farkları anlamlı bulunmamış olsa da, sınav kaygısı ve durumluk kaygı ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur.En son hipotezimiz olan spor faaliyetlerinin sanatsal faaliyetlere oranla kaygı seviyelerine etkileri konusunda yapılan incelemede ise spor etkinliklerinde bulunan başarılı öğrencilerin sınav ve sürekli kaygı ortalamalarının, spor faaliyetlerinde bulunmayanlara göre anlamlı oranda düşük olduğu tespit edilmiştir. Durumluk kaygı ise spor faaliyetlerinde bulunan başarılı öğrencilerde, spor faaliyetlerinde bulunmayanlara göre daha yüksek çıkmıştır.Tüm başarı seviyelerinde, yani iyi, orta ve vasat başarı seviyesindeki öğrencilerin haftada 3 veya 4 gün sosyal bir faaliyete katıldıklarında sınav ve sürekli kaygı ortalamaları, sosyal faaliyete haftada 1 veya 2 gün, 5 gün ya da her gün katılan öğrencilerden daha düşük bulunmuştur. Boş zaman etkinliğine katılma sıklığı ile başarı arasında ilişki kurulamamıştır. Ortalamalar arasındaki fark anlamlı değildir.Araştırmada, kız ve erkek öğrencilerin kaygı ortalamaları karşılaştırılmış, kız öğrencilerin sınav ve sürekli kaygı ortalamaları erkek öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur. Durumluk kaygı ortalaması ise erkek öğrencilerde kız öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur. Bu sonuç istatistiksel olarak anlamlıdır.Yapılan incelemede, sınav kaygısı durumluk kaygı ve sürekli kaygı ortalamaları açısından özel okullarla devlet okulları arasında çok büyük fark olmamakla birlikte, özel okul öğrencilerinin durumluk kaygı ortalamaları devlet okulu öğrencilerine göre daha yüksek çıkmıştır. Devlet okulunda eğitim gören öğrencilerin ise sürekli ve sınav kaygısı özel okulda eğitim gören öğrencilere göre daha yüksek çıkmıştır. Grubun örneklemdeki oranları çok farklı olduğu için, bu verilerle yorum yapmanın doğru olmayacağı düşünülmüştür.Yapılan istatistiksel araştırmalar sonucunda ortalamalara bakıldığında ileri sürülen hipotezlerin doğrultusunda sonuçlar görülmekle birlikte, hipotezlerin bir kısmı istatistiksel olarak anlamlı bulunamamıştır. Fakat bu araştırma doğrultusunda boş zaman etkinliğine ayrılan zamanın önemli olduğu görülmüştür. Ayrıca kız öğrencilerin, devlet okuluna giden öğrencilerin ve sanatla ilgilenen öğrencilerin sürekli ve sınav kaygılarının daha yüksek olması, buna karşın erkek öğrencilerin, özel okul öğrencilerinin ve spor yapan öğrencilerin durumluk kaygısının daha yüksek olması sonucu ileriki araştırmalara konu olabilecek nitelikte ki önemli bulgulardır.Anahtar Kelimeler: Boş zaman etkinlikleri, başarı, kaygı, üniversite sınavına hazırlanan öğrenci.ÖZETBOŞ ZAMAN ETKİNLİĞİ YAPAN VE YAPMAYAN ÜNİVERSİTE SINAVINA HAZIRLANAN 12. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN TEST BAŞARI VE KAYGI DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİMehtap ERDOĞANYüksek Lisans Tezi, Psikoloji Anabilim DalıDanışman: Yard. Doç Dr. Muzaffer ŞAHİNEylül, 2012 - 101 sayfaBu çalışma da boş zaman etkinliklerinin kaygı ve başarı üzerine olan etkisi incelenmiştir.Araştırma ?Sınav kaygısı yüksek olan üniversite sınavına hazırlanan 12. sınıf öğrencilerinin başarısı, düşük kaygılılara göre düşük olacaktır.? ?Boş zaman etkinlikleri yapanların, yapmayanlara göre sınav, durumluk ve sürekli kaygısı daha düşüktür.? ?boş zaman etkinliği yapanların başarısı yapmayanlara göre daha yüksektir.? ?sosyal faaliyetlerden bedensel faaliyetler, sanatsal faaliyetlerden kaygıyı düşürmede daha etkilidir.? Hipotezleri denenmek üzere düzenlenmiştir. Bu hipotezler, araştırmaya başlamadan önce sınav kaygısı yüksek olan öğrencilerle ilgili gözlemler ve daha sonra bu araştırma için yapılan kaygı, ergenlik dönemi gelişim süreçleri, başarı, başarının algılanması ve boş zaman etkinlikleri üzerine yapılan literatür taraması sırasında ortaya çıkan bulgu ve görüşlere dayandırılmıştır. Dershaneye devam eden, lise ve özel liselerin son sınıfına giden öğrencilere anket uygulanmış boş zaman etkinliği yapanlar ve yapmayanların kaygı ve başarı durumları arasında fark olup olmadığı araştırılmıştır.Araştırmada; demografik bilgilerin ve boş zaman etkinliği yapıp yapmadıklarına ilişkin soruların, durumluk, sürekli ve sınav kaygısı ölçeklerinin bulunduğu bir anket uygulanmıştır. Veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırmada elde edilen bulgulara göre;Örneklem grubumuz dershaneye giden boş zaman etkinliği yapan 232; boş zaman etkinliği yapmayan 281 toplam 513 öğrenciden oluşmaktadır. İlk hipotez için veriler incelenmiş ortalamalar arasındaki farkın anlamlı olmadığı saptanmasına karşın vasat ve orta düzeyde başarılı öğrencilere göre başarılı öğrencilerin sınav ve sürekli kaygı puan ortalamalarının daha düşük olduğu; durumluk kaygı puan ortalamalarının ise daha yüksek olduğu görülmektedir.Boş zaman etkinliğinde bulunanların, bulunmayanlara göre sınav, durumluk ve sürekli kaygı puan ortalamalarının daha düşük olacağı hipotezi incelendiğinde, ortalamalar da sınav ve sürekli kaygının boş zaman etkinliğine katılanlarda daha düşük olduğu, durumluk kaygıda ise tam tersi bir sonucun olduğu yani boş zaman etkinliği yapan öğrencilerin durumluk kaygısının daha yüksek olduğu sonucu çıkmıştır. Sürekli kaygı ortalaması farkları anlamlı bulunmamış olsa da, sınav kaygısı ve durumluk kaygı ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur.En son hipotezimiz olan spor faaliyetlerinin sanatsal faaliyetlere oranla kaygı seviyelerine etkileri konusunda yapılan incelemede ise spor etkinliklerinde bulunan başarılı öğrencilerin sınav ve sürekli kaygı ortalamalarının, spor faaliyetlerinde bulunmayanlara göre anlamlı oranda düşük olduğu tespit edilmiştir. Durumluk kaygı ise spor faaliyetlerinde bulunan başarılı öğrencilerde, spor faaliyetlerinde bulunmayanlara göre daha yüksek çıkmıştır.Tüm başarı seviyelerinde, yani iyi, orta ve vasat başarı seviyesindeki öğrencilerin haftada 3 veya 4 gün sosyal bir faaliyete katıldıklarında sınav ve sürekli kaygı ortalamaları, sosyal faaliyete haftada 1 veya 2 gün, 5 gün ya da her gün katılan öğrencilerden daha düşük bulunmuştur. Boş zaman etkinliğine katılma sıklığı ile başarı arasında ilişki kurulamamıştır. Ortalamalar arasındaki fark anlamlı değildir.Araştırmada, kız ve erkek öğrencilerin kaygı ortalamaları karşılaştırılmış, kız öğrencilerin sınav ve sürekli kaygı ortalamaları erkek öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur. Durumluk kaygı ortalaması ise erkek öğrencilerde kız öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur. Bu sonuç istatistiksel olarak anlamlıdır.Yapılan incelemede, sınav kaygısı durumluk kaygı ve sürekli kaygı ortalamaları açısından özel okullarla devlet okulları arasında çok büyük fark olmamakla birlikte, özel okul öğrencilerinin durumluk kaygı ortalamaları devlet okulu öğrencilerine göre daha yüksek çıkmıştır. Devlet okulunda eğitim gören öğrencilerin ise sürekli ve sınav kaygısı özel okulda eğitim gören öğrencilere göre daha yüksek çıkmıştır. Grubun örneklemdeki oranları çok farklı olduğu için, bu verilerle yorum yapmanın doğru olmayacağı düşünülmüştür.Yapılan istatistiksel araştırmalar sonucunda ortalamalara bakıldığında ileri sürülen hipotezlerin doğrultusunda sonuçlar görülmekle birlikte, hipotezlerin bir kısmı istatistiksel olarak anlamlı bulunamamıştır. Fakat bu araştırma doğrultusunda boş zaman etkinliğine ayrılan zamanın önemli olduğu görülmüştür. Ayrıca kız öğrencilerin, devlet okuluna giden öğrencilerin ve sanatla ilgilenen öğrencilerin sürekli ve sınav kaygılarının daha yüksek olması, buna karşın erkek öğrencilerin, özel okul öğrencilerinin ve spor yapan öğrencilerin durumluk kaygısının daha yüksek olması sonucu ileriki araştırmalara konu olabilecek nitelikte ki önemli bulgulardır.Anahtar Kelimeler: Boş zaman etkinlikleri, başarı, kaygı, üniversite sınavına hazırlanan öğrenci.

BaşarıBaşarı düzeyiBoş zamanları değerlendirme+5
Mehtap Erdoğan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

Siyasal bileşenlerin siyasal başarıya etkisinde liderlik görevlerinin rolünün incelenmesi ve bir araştırma

Demokratik sistemlerde, vatandaşın temsiliyeti siyasal partiler aracılığıyla sağlanmaktadır. Bu çerçevede seçmen bağlılığının artırılması, bunun sürekli hale gelmesiyle siyasal başarıyı elde etmeye çalışan siyasal partiler, günün koşullarını doğru analiz ederek politikalarını şekillendirmek zorundadır. Bu noktadan hareketle hazırlanan araştırmada, siyasal başarının oluşumu, siyasal bileşenlerin etkisi ve liderlik görevlerinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında 572 kişilik katılımcı grubu ile analiz çalışması yapılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen siyasal bileşenler ölçeği, liderlerin görevleri ölçeği, siyasal başarı ölçeği ile birlikte demografik bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 23.00 ile yapılmış olup; faktör ve güvenirlik analizleri, betimleyici istatistikler, korelasyon, regresyon, t-test ve anova'dan yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında ve %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, siyasal bileşenlerinin liderlerin görevlerine yönelik algı ve siyasal başarı üzerinde artırıcı etkisi bulunmaktadır. Bununla birlikte liderlerin görevleri de siyasal başarıyı artırmaktadır. Aracı rolün değerlendirilmesi için yapılan analizlerde ise liderlerin görevlerinin, örgüt kültürünün unsurları siyasal bileşenlerinin siyasal başarı üzerindeki etkisinde aracı rol üstlendiği tespit edilmiştir. Demokratik yönetim ve demokratik liderlik tarzlarına ilişkin algı artan yaş ile birlikte azalmakta, liderlerin görevlerine ilişkin algı ise artmaktadır. Küçük yaş grubundaki katılımcıların ise siyasal başarı algısı daha yüksektir. Eğitim düzeyi açısından yapılan değerlendirmelere göre, lisans ve lisansüstü mezunu katılımcıların örgüt kültürünün unsurları ve liderlerin görevlerine ilişkin algıları yüksek, siyasal başarı algıları ise düşüktür. Bununla birlikte gelir düzeyi arttıkça örgüt kültürünün unsurları ve liderlerin görevlerine ilişkin algı da artmaktadır. Araştırmanın sonuçları, siyasal başarı elde edebilmenin en önemli kıstasının, demokratik yönetim ve demokratik liderlik tarzının örgüt kültürüne dönüşmesiyle siyasal başarının sağlanacağı yönündedir. Siyasal partiler siyasal başarının sürdürülebilir olması için bu konuda seçmen taleplerini doğru algılamalıdırlar.

BaşarıLiderlikSivil toplum örgütleri+6
Zeki Çetin
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Başarılı okullardaki yöneticilerin yönetici yeterliklerinin kurum kültürü ile uyumu

Güçlü ve pozitif bir okul kültürünün oluşturulmasında ve devamlılığının sağlanmasında, eğitim politikalarının okullardaki uygulayıcısı olan okul yöneticileri temel unsur teşkil etmektedir. Bu bağlamda okulun etkililiği ve verimliliğini üst seviyeye taşıması ve olumlu bir okul kültürü oluşturması bakımından yöneticilerin sahip oldukları yeterliklerin önemi araştırmalarca ortaya koyulmaktadır. Bu çalışmada başarılı okullarda görev yapan yöneticilerin yeterlikleri ile okul kültürünün uyumunun ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Araştırmada başarı ölçütü olarak Lise Giriş Sınavı (LGS) alınmıştır. Öncelikle, İstanbul ilinde bulunan liseler 2021 LGS başarı puanlarına göre sıralanmıştır. Araştırmaya istekli beş okulda okul müdürleri ve ilgili okulda görev süresi en az iki yıl olan öğretmenler ile gerçekleşen görüşmeler toplam 15 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak alanyazın taranarak ve uzman görüşleri alınarak hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşmeler sırasında ses kayıt ve not alma yöntemleri kullanılarak veriler kayıt altına alınmıştır. Katılımcıların görüşlerinden elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda bulgular, Katz (1955) 'ın Yönetici Yeterlikleri sınıflandırması esas alınarak 3 tema altında; Hofstede (1993) 'nin Örgüt Kültürü modeli esas alınarak 5 tema altında oluşturulmuştur. Bu bağlamda başarılı okul müdürleri yönetimde ihtiyaç duydukları temel becerinin resmi dile hakimiyet, kullandıkları en etkili motivasyon aracının başarıyı takdir etme olduğunu belirtmişlerdir. Katılımcıların görüşlerinden yola çıkarak bu okullarda güç mesafesinin düşük, belirsizlikten kaçınmanın yüksek, eril özelliklerin ve bireysel çalışmanın ön planda olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

BaşarıBaşarı faktörleriEğitim kurumları+2
İrem Akın
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Economic engagement of refugees analyzing success factors and barriers of Syrian refugee entrepreneurs in Turkey: Case of Istanbul

The main purpose of this thesis is to explore the success factors and barriers of Syrian refugee entrepreneurs in Turkey. According to the literature, four categories have been identified: individual success factors, environmental success factors, individual barriers, and environmental barriers. In total, forty predictors were examined by conducting a survey with Syrian entrepreneurs in Istanbul. A total of 244 entrepreneurs have been analyzed using multinomial regression analysis. Findings suggest that environmental success factors including access to capital and access to information related to the business are major and positive contributors to the success of Syrian entrepreneurs in Turkey. However, educational attainment, age, and social status are individual success factors that showed a negative relationship on the success of Syrian entrepreneurs. In terms of barriers, the results suggested a significant relationship between the success of entrepreneurs and the environmental barriers including the negative perception of Syrian refugees among locals, Negative portrayal of Syrian refugees in host Country's media, and locals' sense of intense competition in the labor market. Individual barriers include a low level of education, equivalence of degrees, and host country language proficiency. The findings of this study are important to policy makers in the host countries in particular and to all stakeholders interested in the refugee affairs. Programs on the economic engagement of refugees, as part of a more comprehensive integration of refugees, could be better designed in light of the finding of this study.

SuccessEconomic integrationEntrepreneurs+6
Douaa Abbara
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

CFO'ların başarısında duygusal zekâ'nın rolü

Bu çalışmada günümüz iş hayatında başarılın temeli olan duygusal zekâ ve bunun baş finans müdürünün iş yaşamındaki etkileri incelenmiştir. Duygusal zekâ kavramı geçmişten bu güne tarihsel olarak ele alınmış, aynı zamanda son dönemde olan etkileri anlatılmıştır. Baş finans müdürünün tanımlamaları, tarihsel gelişimi, sorumlulukları, rolleri ve gelecekteki öngörüleri detaylandırılarak sunulmuştur. Çalışmadan duygusal zekâ kavramı ile finans müdürü konumu ele alınarak değerlendirilme yapılmış, duygusal zekâ kavramının başarıya olan etkileri incelenmiştir. Vak'a analizi tekniği kullanılarak duygusal zekâ örnekleri gösterilmiştir. Duygusal zekâ örnekleri ile Başarılı olma oranı arasındaki bağlantı kurulmuştur. İş hayatında finansal ve kurumsal başarı için yüksek duygusal zekâya sahip olmak her zaman kazançlı ve başarılı olacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Duygusal Zekâ, Finans Müdürü, CFO, Baş Finans Direktörü, Yönetim

BaşarıDuygusal zekaFinans kurumları+5
Hilal Purde
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmeni adaylarının Kamu Personeli Seçme Sınavındaki (KPSS) başarı düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı, Sınıf Öğretmeni Adaylarının (S.Ö.A.) Kamu Personeli Seçme Sınavındaki (KPSS) başarı düzeylerini bazı değişkenler açısından incelemektir.Araştırma genel tarama türünde betimsel ve ilişkisel bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini 2009-2010 eğitim öğretim yılında Uşak Üniversitesi ve Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalında öğrenim gören 2010 yılında mezun olabilecek 2010 Kamu Personeli Seçme Sınavına giren 4. sınıf 219 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Sayısal verilerin çözümlenmesinde SPSS 17.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı Tekniği, bağımsız gruplar t- testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (F Testi) istatiksel işlemleri kullanılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgular çerçevesinde, S.Ö.A'nın KPSS Eğitim Bilimleri testi doğru sayıları ile Öğretim İlke ve Yöntemleri, Ölçme Değerlendirme, Rehberlik, Özel Eğitim, Eğitim Psikolojisi, Öğretim Teknolojileri ve Materyal Tasarımı dersleri not ortalamaları arasında pozitif yönlü düşük düzeyde ilişki bulunduğu saptanmıştır. Bunun yanı sıra S.Ö.A'nın KPSS Eğitim Bilimleri testindeki doğru sayıları ile Eğitim Bilimine Giriş ve Sınıf Yönetimi dersleri not ortalamaları arasında manidar bir ilişki bulunmadığı görülmektedir. Ayrıca S.Ö.A'nın lisans öğrenimleri boyunca almış oldukları eğitim bilimleri dersleri başarı ortalamalarının ortalaması ile KPSS Eğitim Bilimleri testindeki doğru sayıları arasında pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki saptanmıştır. S.Ö.A'nın KPSS Genel Kültür testindeki doğru sayıları ile lisans öğrenimi boyunca aldıkları genel kültür derslerinin tamamının not ortalamaları arasında pozitif ve manidar ilişki bulunmuştur. Bununla beraber S.Ö.A'nın Genel Kültür dersleri başarı ortalamalarının ortalaması ile KPSS Genel Kültür testindeki doğru sayıları arasında pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki bulunmuştur. S.Ö.A'nın KPSS Genel Yetenek testindeki doğru sayıları ile Türkçe I: Yazılı Anlatım ve Türkçe II: Sözlü Anlatım dersleri not ortalamaları arasında pozitif yönlü düşük düzeyde bir ilişki bulunmasına karşın Temel Matematik I ve Temel Matematik II dersleri not ortalamaları ile ilişki bulunmamaktadır. S.Ö.A'nın lisans öğrenimleri boyunca almış oldukları genel yetenek dersleri başarı ortalamalarının ortalaması ile KPSS Genel Yetenek testindeki doğru sayıları arasında pozitif yönlü düşük bir ilişki bulunmuştur. S.Ö.A'nın KPSS-10 puanları ile lisans mezuniyet notları arasında pozitif ve orta düzeyde bir ilişki bulunmasına karşın ÖSS puanları ile KPSS-10 puanları arasında istatiksel anlamda manidar bir ilişki bulunmamaktadır. S.Ö.A'nın KPSS Eğitim Bilimleri testindeki doğru sayıları ile Genel Yetenek testi ve Genel Kültür testi doğru sayıları arasında pozitif ve manidar bir ilişki bulunmakla beraber Genel Yetenek testi doğru sayıları ile Genel Kültür testi doğru sayıları arasında da pozitif ve manidar bir ilişki bulunduğu görülmektedir. S.Ö.A'nın öğrenim gördükleri lise türlerine, lisans öğretim türlerine ve cinsiyetlerine göre KPSS-10 puanları arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır.Anahtar Kelimeler: Sınıf Öğretmeni Adayları, KPSS, Sınıf Öğretmenliği Lisans Programı, Öğretmenlik Meslek Bilgisi Dersleri, Genel Kültür Dersleri, Genel Yetenek Dersleri

Aday öğretmenlerBaşarıBaşarı değerleme+5
Birsen Önal
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim 8. sınıf fen ve teknoloji dersi periyodik cetvel konusunda kavram haritası kulanımının öğrencilerin başarısına etkisi

Bu çalışmanın amacı, İlköğretim 8. sınıf Fen ve Teknoloji dersi Periyodik Cetvel konusunda kavram haritası kullanımının öğrencilerin akademik başarısına etkisini belirlemektir.Araştırmanın çalışma grubunu Uşak ilinin Eşme ilçesinde bulunan Saraycık Ortaokulunda öğrenim gören 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmada deney grubu (n=19) ve kontrol grubu (n=18) olarak iki sınıf ele alınmıştır ve ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Ön test ve son testlerin uygulama süreleri dahil 8 ders saati süren süreçte deney grubunda dersler Periyodik Cetvel konusunda sahip olunacak becerileri geliştirmeye yönelik kavram haritaları kullanılarak işlenmiş, kontrol grubunda ise kavram haritaları kullanılmadan işlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak akademik başarı testi kullanılmıştır. Deneysel işlemden önce ve sonra akademik başarı testi iki gruba da uygulanmıştır. SPSS 19 programı yardımıyla elde edilen verilerin analizi yapılmıştır.Verilerin analizi sonucunda deney ve kontrol grubu öğrencilerinin Periyodik Cetvel konusuna ait kazanımları geliştirmelerine ilişkin deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu çalışmanın bundan sonra yapılacak olan çalışmalara yol göstereceği ve elde edilen sonuçların kavram haritalarının öneminin belirlenmesine yardımcı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Fen Bilgisi Öğretimi, Kavram Haritası, Periyodik Cetvel, Akademik Başarı

Akademik başarıBaşarıFen bilgisi öğretimi+6
Sezgin Türkhan
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Milli Eğitim Bakanlığı ödül sistemine ilişkin yönetici görüşleri: Bursa ili örneği

Milli Eğitim Bakanlığı personel ödül sistemi "Başarı Belgesi, Üstün Başarı Belgesi ve Ödül" den oluşmaktadır. Başarı Belgesi verilebilecek personel MEB Ödül Yönergesi Madde 5- (1) Başarı Belgesi, olağanüstü gayret ve çalışmaları ile emsallerine göre başarılı görev yapmak suretiyle; a) Kamu kaynağında önemli ölçüde tasarruf sağlanmasında, b) Kamu zararının oluşmasının önlenmesinde veya önlenemez kamu zararlarının önemli ölçüde azaltılmasında, c) Kamusal fayda ve gelirlerin beklenenin üzerinde artırılmasında veya sunulan hizmetlerin etkililik ve kalitesinin yükseltilmesinde somut olaylara ve verilere dayalı olarak katkı sağladıkları denetimlerde veya disiplin amirleri ile Başarı Belgesi vermeye yetkili makamlarca tespit edilen personele verilebilir. Üstün Başarı Belgesi verilecek personel Madde 6- (1) Üstün Başarı belgesi, üç defa başarı belgesi alan personele verilir. Ödül verilebilecek personel Madde 7- (1) Ödül, Üstün Başarı Belgesi alan personele verilebilir. Şeklinde düzenlenmiş ve bunlar motivasyon aracı olarak kullanılmaktadır Motivasyon kavramının dilimizde tam bir karşılığını bulmak oldukça zordur. Bu kavram İngilizce ve Fransızca "Motive" kelimesinden türetilmiştir. Türkçe karşılığı olarak güdü, saik veya harekete geçirici olarak belirlenebilir. Motivasyon, bir veya birden fazla insanı, belirli bir gaye veya amaca doğru devamlı bir şekilde harekete geçirmek için yapılan çabaların toplamıdır. Motivasyon (güdüleme) dilimize güdü, harekete geçiren güç olarak yerleşmiştir. Motivasyon (güdüleme) iş görenleri çalışmaya isteklendirme ve örgütte verimli çalıştıkları takdirde kişisel ihtiyaçlarını en iyi şekilde tatmin edeceklerine inandırma sürecidir. Kısaca motivasyon, bir insanı belirli bir amaç için harekete geçiren güç demektir. Motivasyon Kuramları genel olarak: İnsan Doğası Hakkında Motivasyon Teorileri McGregor'un X ve Y Kuramları, Argyris'in Olgunluk Kuramı'dır.Kapsam Teorileri: Abraham Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Kuramı: Herzberg'in Çift Faktör Kuramı, McClelland'ın Başarı İhtiyacı Teorisi, Alderfer'in ERG Teorisi'dir. Süreç Teorileri: Wroom'un Bekleyiş Teorisi, Lawler ve Porter'ın Geliştirilmiş Bekleyiş Teorisi, Skinner'ın Davranış Şartlandırma Teorisi, Adams'ın Eşitlik Teorisi, Locke'un Amaç Teorisi'dir. Bütün teorilerin, kendilerine has yaklaşımları vardır. Hedefleri ile önem verdikleri noktalar farklıdır. Motivasyon konusunda; her zaman, her yerde, her ortamda ve her insana uygulanabilecek bir teori önerilmemiştir. Zaten bu, insanın tabiatına aykırıdır. Motivasyon konusunda bahsedilen teorilerin, hedefleri ve motivasyon konusuna yaptıkları katkılar ise şöyle toparlanabilir: İhtiyaçlar Hiyerarşisi İnsan, sahip olduğu, belirli sıradaki ihtiyaçlarını tatmin edecek davranışları gösterir. Hijyen İhtiyaçlar yine motivasyonun temel faktörlerindendir fakat bazıları motive etmez sadece motivasyon için gerekli ortama katkı sağlarlar. Başarı İhtiyacı Kişinin başarıya olan isteği ne kadar fazla olursa performansı da o kadar fazla olur. ERG İnsan sıra halindeki ihtiyaçlarını tatmine çalışır. (İhtiyaçlar arasında kesin sıra yoktur.) Bekleyiş ( V ) İnsan işi ilgilendiren ödüllere değer biçer ve gayreti ile ödül arasında ilişki olduğunu bilerek hareket eder. Bekleyiş ( L & P ) Ana nokta gayret – ödül ilişkisidir fakat kişi kendi ödülü ile başkalarınınki arasında eşitlik olmasını bekler. Davranış Şartlandırma Ödül ya da ceza kullanılarak davranışların sürdürülmesi, durdurulması, kuvvetlendirilmesi veya zayıflatılması amaçlanır. Eşitlik İnsanlar çabaları sonucu elde ettikleri sonuçlar ile başkalarınınkini karşılaştırma eğilimindedir. Amaç İnsanların motivasyon ve performans dereceleri sahip oldukları amaçlarının ulaşılabilirliğine bağlıdır. Buna göre kişi, en alt düzeydeki ihtiyacını tatmin etmeye çalışacaktır ve ihtiyaçlarını sırasını takip ederek tatmin etme yolunu izleyecektir. Örgütsel adalet teorisinin temelleri Adams'ın (1965) Eşitlik Teorisi'nden ortaya çıkmıştır. Bu kurama göre, bireylerin işlerindeki başarıları ve doyum sağlama dereceleri, iş ortamına ilişkin algıladıkları eşitlik ya da eşitsizlikle ilişkilidir (Luthans, 1997, Akt. Önderoğlu, 2010). Adams(1965), insanlar arası alışveriş ilişkilerinde, eşitsizliği adaletsizlikle eşanlamlı tutmuş, eşitsizliğin iş yaşamında doyumsuzluk, olumsuz duygular, öfke, suçluluk ya da farklı biçimlerde sonuçlanabildiğini ileri sürmektedir. Eşitlik kuramına göre, çalışanlar eğitim, emek ve deneyimlerini işlerine girdi olarak getirmektedir. Yaptıkları işin sonucunda da ödeme ve terfi gibi çıktılar almaktadır. Çalışanın yaptığı iş, sağladığı kazanımla karşılaştırıldığında algılanan oran, eşitlik ya da eşitsizliği belirlemeye yardımcı olmaktadır. Örgütsel adalet konusunda çeşitli araştırmalar yapılmış, bu konuyu ele alan bilim adamları (Thibaut vd. 1975, Bies vd. 1986, Greenberg 1990,1993, Colquitt 2001, Cohen-Charash vd. 2001, Ambrose 2002, Nowakovski vd. 2005 Akt.Önderoğlu, 2010) konuyu farklı açılardan ele almışlardır. Literatürde örgütsel adalet algılarını Cohen-Crahash vd. (2001 Önderoğlu, 2010) dağıtım adaleti, süreç adaleti, etkileşim adaleti şeklinde üç boyutlu olarak ele alırken, Colquit vd. (2001) dağıtım adaleti, süreç adaleti, bireyler arası adalet ve bilgisel adalet olarak 4 boyutlu ele almıştır. Bazı araştırmalarda ise örgütsel adalet 5 boyut olarak ele alınmıştır. Bunlar dağıtımsal adalet, işlemsel adalet, etkileşimsel adalet, ilişki adaleti, bilgi adaletidir. Bu çalışma ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan yöneticilerin Milli Eğitim Bakanlığı Ödül Sisteminin uygunluğu, adil uygulanıp uygulanmadığı ve işe motive edip etmediğine ilişkin görüşlerinin belirlenmesini amaçlamaktadır. Araştırmanın evreni 2013–2014 eğitim öğretim yılında Bursa ilindeki Merkez İlçelerdeki (Osmangazi, Yıldırım, Nilüfer, Gürsu ve Kestel) okullarda görev yapan toplam 1344 yöneticiden oluşmaktadır. Bu araştırma örneklemi için, Bursa ilindeki Merkez İlçelerdeki 123 müstakil ilkokul, ortaokul ve lise edilmiştir. Kurumlara gönderilen 500 ölçekten 459'u geri dönmüş, değerlendirme sonucunda 453 anket kullanılabilir olarak belirlenmiştir. Araştırmada Milli Eğitim Bakanlığı Ödül Sistemine ilişkin ifadeler ölçeği "Uygun Bulma", "Adil Uygulama" ve "Motive Etme" şeklinde yönergede belirtilen hükümleri içeren ölçek kullanılmıştır. Ölçek boyutlarının örneklemimize uygunluğunu test etmek için doğrulayıcı faktör analizi kullanılmış ve elde edilen verilerle ölçekler doğrulanmıştır. Verilerin analizi sonucunda Milli Eğitim Bakanlığı Ödül Sisteminde verilen ödüllerin ve veriliş yönteminin uygun bulunduğu, yöneticileri işe motive ettiği, ancak yeterince adil uygulanmadığı saptanmıştır. Bu saptanan sonuçlarda cinsiyet, öğrenim durumu, görev süresi ve görev yapılan kuruma göre anlamlı farklılıklar görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Ödül sistemi, uygun bulma, adil uygulama, motive etme,

BaşarıBaşarı değerlemeBursa+5
Mustafa Çelikezen
Uşak University
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı yaşlarda ilkokula başlayan çocukların akademik başarı ve sosyal beceri düzeylerinin karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı, 2012 yılında yürürlüğe giren 6287 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun çerçevesinde 2012-2013 öğretim yılında ilkokula başlayan 60-66 aylık - 69 aylık ve üzeri öğrencilerin 2015-2016 öğretim yılının birinci dönemindeki akademik başarı ve sosyal beceri düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. Araştırmanın yöntemi karma yöntemdir. Çalışmanın evrenini, 2015-2016 öğretim yılında Adıyaman İli Sincik İlçesinde dördüncü sınıfa devam eden 483 öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrenciler içerisinde; 60-66 aylıkken birinci sınıfa başlayan 74, 69 ay ve üzeri 409 öğrenci bulunmaktadır. 60-66 aylık 74 öğrenciye, cinsiyetleri ve yaşları eşit olacak şekilde kura yöntemiyle 69 ve üzeri aylık grup tespiti yapılmıştır. Veri toplama araçları olarak Türkçe-Matematik-Sosyal Bilgiler-Fen Bilgisi-İngilizce ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri ile ilgili hazırlanan becerisi testleri, sosyal beceri durumlarını ölçmek için hazırlanan sosyal beceri envanteri ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Ayrıca öğrencilerin başarı düzeyleri ile ilgili olarak birinci-ikinci-üçüncü sınıfta almış oldukları Türkçe, Matematik ve Hayat Bilgisi not ortalamaları, dördüncü sınıfın birinci döneminde Türkçe-Matematik-Sosyal Bilgiler-Fen Bilgisi-İngilizce ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinden almış oldukları not ortalamaları e-okul sisteminden alınmıştır. Öğrencilere Türkçe-Matematik-Sosyal Bilgiler-Fen Bilgisi-İngilizce ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinden birinci dönem konularını kapsayacak şekilde hazırlanmış testler uygulanmıştır. Türkçe-Matematik-Sosyal Bilgiler-Fen Bilgisi-İngilizce ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinden hazırlanan testler 148 öğrenciye uygulanmış ve tamamından dönüt alınmıştır. Testler, dördüncü sınıfın birinci döneminde işlenmesi gereken konuları kapsayacak şekilde her dersten 20' şer sorudan oluşmaktadır. Testlerin analizinde öğrencilerin her bir maddeye verdikleri doğru cevaplar beş puan, yanlış ve boş bırakılan cevaplar sıfır puan olarak değerlendirilmiş, bu şekilde öğrencilerin elde ettiği toplam puana ulaşılmıştır. Her iki testin uygulandığı ortam, öğrencilerin birbirlerinin cevaplarından etkilenmeyeceği şekilde ayrı sınıflarda ve her sırada birer öğrenci oturacak şekilde düzenlenmiştir. Çalışmaya katılan öğrencilerin yaşlarının öğrencilerin akademik ve sosyal becerilere sahip olma düzeyleri üzerinde doğrudan bir ilişkisinin var olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Nicel veri analizleri göstermiştir ki; 60-66 aylıkken ilkokula başlayan öğrencilerin akademik başarı becerilerini kazanım düzeyleri, dört yıl boyunca sürekli olarak 69 ay ve üzeri öğrencilerin gerisinde kalmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin analizinden elde edilen bulgulara göre, 60-66 aylık çocukların bilişsel, duyuşsal ve fiziksel olgunluğa ulaşmamış olmaları sebebiyle ilkokul birinci sınıfa başlamalarının uygun olmadığı görüşü ortaya çıkmıştır. Ayrıca 60-66 aylıkken birinci sınıfa başlayan çocukların her halükarda okumaya geçtikleri, ancak yazma konusunda el kasları gelişmediği için yazılarının çok kötü olduğu; dersteki dikkatlerinin, sosyalleşme düzeylerinin ve akademik başarılarının 69 ve üzeri aylık öğrencilerden düşük seviyede olduğu katılımcıların ortak görüşü olarak ortaya çıkmıştır. Anahtar kelimeler: 12 Yıllık Zorunlu Eğitim Sistemi, Okula Başlama, Akademik Başarı Düzeyi, Sosyal Beceri Düzeyi

Akademik başarıBaşarıSosyal beceri+3
Mehmet Dağ
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim öğrencilerin problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri ve sosyal bilgiler dersi akademik başarıları

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim öğrencilerinin problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri ile sosyal bilgiler dersinden elde ettikleri akademik başarı puanları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi tarama modellerinden tekil tarama kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Afyonkarahisar ili merkezindeki ortaokullarında öğrenim görmekte olan ilköğretim öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemini Afyonkarahisar ilindeki 5 ayrı ortaokulda 2016-2017 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 7. sınıf öğrencisi 156 kız, 149 erkek toplam 305 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin problem çözmeye dayalı yansıtıcı düşünme becerileri, sosyal bilgiler dersindeki akademik başarıları ile bazı değişkenlere göre incelenmiştir. Değişkenler; cinsiyet, kardeş sayısı, yetişme yeri, kitap okuma alışkanlığı, anne-baba mesleği, ailenin sosyo-ekonomik durumu ve anne-baba eğitim durumudur. Veri toplama aracı olarak, Kızılkaya ve Aşkar (2009) tarafından geliştirilen "Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Ölçeği" kullanılmıştır. İki bağımsız grup arasındaki verilerin incelenmesinde t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasındaki verilerin analizinde ise tek yönlü (one way) Anova testi kullanılmıştır. Öğrencilerin cinsiyet, kitap okuma alışkanlığı ve karne notlarına göre anlamlı fark bulunurken diğer değişkenlerde anlamlı bir fark bulunamamıştır.

Akademik başarıBaşarıProblem çözme+6
Cemal Bilgiç
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uzaktan eğitimin ergenlerde akademik kendini düzenleme, motivasyonel stratejiler kullanma becerileri ve akademik başarı ile ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, ergenlerin uzaktan eğitim sürecinde akademik kendini düzenleme becerileri, motivasyonel stratejiler kullanma becerileri ve akademik başarı ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara ilinde merkez ilçelerde yaşayan farklı sosyoekonomik düzeyden İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı devlet liselerinde (%93.6 Anadolu Lisesi) öğrenim gören, 222 kız (%71), 89 (%29) erkek olmak üzere toplam 311 ergen oluşturmuştur. Araştırmada "Demografik ve Kişisel Bilgi Formu", "Akademik Alanda Kendini Düzenleme Ölçeği" ve "Öğrenmeye İlişkin Motivasyonel Stratejiler Ölçeği"nden yararlanılmıştır. Akademik başarı, lise 1-4. sınıf öğrencilerinin 2019-2020 eğitim öğretim I. Yarıyılı (yüz yüze eğitim dönemi) ile 2020-2021 eğitim öğretim I. Yarıyılı'na (uzaktan eğitim dönemi) ait e-okul dönem sonu ağırlıklı not ortalaması alınarak ölçülmüştür. Gruplar arasındaki farklılıklar (örn., cinsiyet etkisi) tek ya da çok değişkenli varyans analizleri kullanılarak; değişkenler arasındaki ilişkiler ise Pearson Korelasyon Katsayısı hesaplanarak değerlendirilmiştir. Sonuçlar, akademik başarı puan ortalamalarının ergenlik dönemine göre, öz düzenleme ve bilişsel strateji kullanımının ise cinsiyete göre farklılaştığına işaret etmiştir. Ebeveyn öğrenim düzeyi arttıkça ergenlerin akademik başarıları artmaktadır. Uzaktan eğitime uzun süreli katılım gösteren gruptaki ergenlerin akademik başarı puan ortalamaları, akademik alanda kendini düzenlemenin dışsal, içe yansıtılmış ve özdeşimsel alt boyutlarından ve motivasyonel stratejiler kullanmanın öz düzenleme, bilişsel strateji kullanımı ve öz yeterlik alt boyutlarından alınan puan ortalamaları, daha az katılım gösteren ergenlerle karşılaştırıldığında daha yüksektir. Ergenlerin dışsal ve özdeşimsel kendini düzenlemeleri arttıkça ve motivasyonel stratejiler kullanımının alt boyutlarından öz düzenleme, bilişsel strateji kullanımı ve öz yeterlik kullanımı arttıkça uzaktan eğitimde akademik başarıları da artmaktadır.

Akademik başarıAkademik kendileşmeBaşarı+4
Tuğçe Gür
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fiziksel aktivite tabanlı zihin molalarının erişiye etkisi

Araştırmanın amacı, ortaokulda akademik derslerde kullanılan fiziksel aktivite tabanlı zihin molalarının erişiye etkisinin olup olmadığını incelemektir. Bu çalışmada tek grup ön-test-son-test modeli uygulanmıştır. Araştırma grubu 5., 6., 7. ve 8. sınıflardan 65 kız ve 64 erkek toplamda 129 ortaokul öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada, öğrencilerin demografik bilgilerinden oluşan Demografik Bilgi Formu(DBF) ve akademik düzeyi ölçmek için Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan Kazanım Kavrama Testleri kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, bağımsız gruplarda t-testi, tek yönlü varyans analizi(ANOVA) ve post-hoc testleri(Tamhane's T2) kullanılmıştır. Analiz sonucundan elde edilen bulgulara göre, fiziksel aktivite tabanlı zihin molaları Matematik ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgileri derslerinde sınıflar düzeyinde etkili olmuştur. Türkçe, Fen Bilimleri ve İngilizce derslerinde anlamlı bir etkiye rastlanmamıştır. Sonuç olarak, araştırmada kullanılan fiziksel aktivite tabanlı zihin molalarının Türkçe, Fen Bilimleri ve İngilizce derslerinde erişi puanlarını düşürmediği, Matematik ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde ise erişi puanlarını arttırdığı söylenebilir.

Akademik başarıBaşarıDemografi+5
Sinan Vural
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Maddenin testteki konumunun birey ve madde parametrelerine etkisinin incelenmesi

Özellikle başarı testlerinde, kopya çekme davranışını önlemek, test güvenliğini artırmak veya test kapsamının genişletilmesi gibi nedenlerden dolayı, farklı test formları kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, aynı maddenin test formları arasında farklı konumlarda yer almasının madde güçlük parametresi üzerindeki etkisinin farklı öğrenme alanlarında ve madde formatlarında incelenmesi ve bu etkinin birey ve madde özelikleri ile ilişkisinin saptanmasıdır. Araştırmanın veri setini PISA 2015 Türkiye örneklemi oluşturmaktadır. Çalışmanın analizleri R programında, Açıklayıcı MTK modellerinin analizine uygun lme4 paketi ile yürütülmüştür. Analiz sonuçlarına göre, her iki alanda da, madde konum etkisinin madde güçlüğünü arttırdığı ve bu artışın okuma alanında daha fazla olduğu saptanmıştır. Ayrıca madde konum etkisinin bireyler arasında farklılaştığı, her bireyin aynı düzeyde madde konum etkisinden etkilenmediği görülmüştür. Yetenek ve madde konum etkisi arasındaki ilişki incelendiğinde, okuma alanında, yetenek düzeyi yüksek olan öğrencilerin madde konum etkisinden daha fazla etkilendiği, matematik alanında bu durumun tam tersi olduğu görülmüştür. Madde konum etkisinin madde formatı ile ilişkisi incelendiğinde ise, okuma alanında yer alan açık uçlu ve çoktan seçmeli maddelerde ortaya çıkan madde konum etkisinin hemen hemen benzer olduğu, fakat matematik alanında açık uçlu maddelerin çoktan seçmeli maddelere göre madde konum etkisinden daha fazla etkilendikleri saptanmıştır. Madde konum etkisi ile ilişkili olabilecek birey özellikleri incelendiğinde, her iki alanda da, erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre madde konum etkisinden daha fazla etkilendikleri görülmüştür. Ayrıca bireylerin SED, kaygı ve motivasyon düzeylerinin madde konumu ile ilişkisinde en önemli değişkenin SED olduğu, SED düzeyi yüksek ve ortalama kaygı düzeyine sahip öğrencilerin madde konum etkisinden daha az etkilendikleri görülmüştür.

BaşarıBaşarı testleriBireyselleştirilmiş testler+6
Sinem Demirkol
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin özerklik algısının ortaöğretim öğrencilerinin dönem sonu başarı puanını yordama gücü

Araştırmanın amacı, öğretmenlerin özerklik algısının ortaöğretim 11. sınıf öğrencilerinin dönem sonu başarı puanını yordama gücünün ve öğretmenlerin özerklik algısının okul türü ve alan türüne göre farklılaşma durumunun incelenmesidir. Nicel araştırma yöntemlerinden yordayıcı desen ve tarama modelinin kullanıldığı araştırmanın çalışma gruplarını, Malatya ilinin Battalgazi ve Yeşilyurt merkez ilçelerinde MEB'e bağlı ortaöğretim kurumlarının 11. sınıfında öğrenim gören 3005 öğrenci ve bu okullarda görev yapan 230 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada öğretmenlere ilişkin veriler, tez danışmanı ve araştırmacı tarafından geliştirilen Öğretmen Özerkliği Algı Ölçeği'nden elde edilmiştir. Açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, Cronbach Alpha güvenirlik katsayıları ve madde-toplam puan korelasyon değerlerinin hesaplanmasıyla ölçek, 11 madde ve üç faktörden (sınıfta özerklik, okulda özerklik, mesleki özerklik) oluşmuştur. Ölçeğin faktörlere göre Cronbach Alpha katsayıları 0.70-0.79 ile 0.68-0.78 arasında; madde-toplam puan korelasyon değerleri ise 0.41-0.74 ile 0.35-0.72 arasındadır. Öğrencilerin verilerini ise 2020-2021 Öğretim Yılı birinci dönem sonu başarı puanı oluşturmuştur. Çoklu regresyon analizine göre Sınıfta Özerklik, Okulda Özerklik, Mesleki Özerklik değişkenleri birlikte öğrencilerin dönem sonu başarı puanındaki değişimin %7'sini açıklamıştır. Okulda Özerklik değişkeni öğrencilerin dönem sonu başarı puanını yordarken; Sınıfta Özerklik ve Mesleki Özerklik değişkenleri yordamamıştır. Kruskall-Wallis H testi bulgularına göre öğretmenlerin Okulda Özerklik algılarında okul türüne göre anlamlı farklılık varken; Sınıfta Özerklik ve Mesleki Özerklik algılarında anlamlı farklılık yoktur. MANOVA testi bulgularına göre öğretmenlerin Sınıfta Özerklik algılarında alan türüne göre anlamlı farklılık varken; Okulda Özerklik ve Mesleki Özerklik algılarında anlamlı farklılık yoktur. Araştırma bulgularının araştırmacılara, program geliştirme uzmanlarına, politikacılara, öğretmen yetiştiren kurumlardaki eğitimcilere ve ilgili paydaşlara ışık tutması beklenmektedir.

AlgıBaşarıMalatya+5
Derya Karadeniz
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınav günü duygudurumun akademik başarı ile ilişkisi

Duygudurum bozukluğu; bireyin normal olmayan bir duygudurumundan ortaya çıkan bir hastalık örüntüsüdür. Bu araştırmaya 2020-2021 eğitim – öğretim yılında Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi'nde eğitim gören 459 öğrenci katılmıştır. Katılımcılar araştırma hakkında önceden bilgilendirilmiş ve kabul etmeleri durumunda araştırmaya katılmışlardır. Araştırmada değerlendirmeler için Depresyon, Kaygı ve Stres Ölçeği (DASÖ-21) ve öğrencilerin sınıf, yaş, cinsiyet, not ortalamalarının sorulduğu kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada SPSS 24.0 istatistik paket programından yararlanılmıştır. Niceliksel verilerin karşılaştırılması için, iki grup durumunda ve parametrelerin gruplar arası karşılaştırmaları için bağımsız örnekler T testi kullanılmıştır. Niceliksel verilerin karşılaştırılması için ikiden fazla grup olması halinde, parametrelerin gruplar arası karşılaştırmaları için Tek Yönlü Anova testi kullanılmıştır. Yıl sonu notu ve duygudurum arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amacıyla Pearson Korelasyon Analizi'nden yararlanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre; Öğrencilerin depresyon, kaygı ve stres toplam puanlarının cinsiyet değişkeni açısından anlamlı bir fark olup olmadığını saptamak için uygulanan T testi sonucunda anlamı bir fark bulunmuştur. Kadın öğrencilerin erkek öğrencilere kıyasla depresyon, kaygı ve stres düzeylerinin daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda kadın öğrencilerin yıl sonu not ortalamalarının erkek öğrencilere kıyasla daha yüksek olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin Genel Akademik Not Ortalamalarında (GANO) sınıf değişkenine göre anlamlı bir fark olduğu görülmektedir. İkinci sınıf öğrencilerinin GANO düzeylerinin birinci sınıf öğrencilerinden yüksek olduğu saptanmıştır. Stres, kaygı ve depresyon ile akademik başarı arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Sonuçlar; öğrencilerin stres, kaygı ve depresyon seviyeleri ile akademik başarıları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığını ortaya koymaktadır.

Affektif bozukluklarAkademik başarıBaşarı+5
Kerem Can Kırımça
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00

İlgili konular