İş sağlığı

433 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi akademik personelinin mesai içi boş zaman değerlendirme biçimlerinin sağlık algıları üzerindeki etkisi

Bu çalışma Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi akademik personelinin mesai içi boş zaman değerlendirme biçimleri ve sağlık algılarının bireysel değişkenler açısından incelenerek, mesai içi boş zaman değerlendirme biçiminin sağlık algısına etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma nicel araştırma tekniklerinden ilişkisel tarama modelinde desenlenmiş ve çalışmaya basit tesadüfi örneklem yöntemine göre seçilmiş Tayfur Ata Sökmen Kampüsü'nde yer alan fakülte ve yüksekokullarda görev yapan, 400 akademik personel katılmıştır. Çalışmada veriler kişisel bilgi formu, Mesai İçi Boş Zaman Değerlendirme Biçimi Ölçeği ve Sağlık Algısı Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Windows için SPSS 23 paket program kullanılmıştır. Verilere kayıp değer analizi yapılmış ve bir veri çalışma dışı bırakılmıştır. Ölçekler için iç tutarlık katsayıları hesaplanmış ve ortalama, standart sapma, basıklık ve çarpıklık değerleri incelenmiştir. Çalışmada hipotez testleri olarak 95% güven aralığında bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi testi, Pearson Korelasyon analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon testi kullanılmıştır. Sonuç olarak yapılmış olan bu çalışma, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi akademik personelinin mesai içi boş zaman değerlendirme biçimlerinin cinsiyet, akademik unvan ve idari görevlerine göre farklılık gösterdiğini ve yaşları ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca çalışmada yer alan akademik personelin sağlık algılarının cinsiyetleri ve akademik unvanlarına göre farklılık gösterdiğini ancak yaşları ile ilişkili olmadığını göstermiştir. Katılımcıların mesai içi boş zaman değerlendirme biçimleri ve sağlık algıları arasında anlamlı ilişkiler olduğu ve mesai içi boş zaman değerlendirme biçiminin sağlık algısının yordayıcısı olduğu da çalışmanın diğer sonuçlarıdır.

Akademik personelAlgıBoş zaman+7
Akay Süner
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iş sağlığı ve güvenliğinin inşaat sektöründeki önemi: Bir örnek olay incelemesi

Tarihsel süreçlerde ve günümüz dünyasında insanların çoğu zamanlarının büyük kısmını çalışarak geçirmektedirler. Çalışma hayatındaki hızlı gelişmeye bağlı olarak artan iş kazaları sebebiyle her yıl binlerce kişi sakat kalmakta veya yaşamını yitirmektedir. İşçinin ve işin olduğu her yerde tehlike ve riskler bulunmakta ve bu hususlardan kaynaklı iş sağlığı ve güvenliği çok önemli bir konu haline gelmiştir. İnsanlık açısından büyük önem taşıyan bu konunun sosyal hayatı olumsuz etkilemesinin yanı sıra, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının neden olduğu maddi zararlar hem bireyin ve hane halkının refahının hem de ülke ekonomisini olumsuz şekilde etkilemektedir. Bu sorunları ve olumsuzlukları en aza indirmek veya azaltmak için mevcut yönetmelik ve prosedürler yenilenmekte ve geliştirilmektedir. Türkiye'de inşaat sektörü, Sosyal Güvenlik Kurumunun verilerine göre ülkemizde gerçekleşen iş kazası sayıları açısından maden ve metal sektörleri ile birlikte ilk sıralarda yer almaktadır. Gerçekleşen ölümlerde ise inşaat sektörünün toplam ölümlerin genel olarak üçte birini oluşturduğu ve sektörün bu istatistik ile ilk sırada yer aldığı görülmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'de inşaat sektöründe çalışan işçilerin çalışma koşullarını incelemek ve inşaatta karşılaştıkları iş kazaları ile meslek hastalıklarını belirlemek ayrıca inşaat sektöründe meydana gelen ve iş kazalarına neden olan faktörlerin detaylı olarak bulunması, iş güvenliği açısından inşaat sektörünün değerlendirilmesi ve inşaat sektöründe çalışan işçilerin iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının sağlıklı yapılıp yapılmadığının ve uygulamalar sonrasında işçinin gidişatın ne yönde olduğunu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı, İş Güvenliği, İş Kazaları, Meslek Hastalığı, İnşaat Sektörü

Meslek hastalıklarıİnşaat işletmeleriİnşaat sektörü+3
Tuba Erzincan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İşverenin iş sağlığı ve güvenliğini sağlama borcu ve iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini işyeri (İşletme) dışından temini

İş sağlığı ve güvenliği, çalışanların beden ve ruh bütünlüklerinin korunmasını hedef edinen ve öncelikli olarak bu açıdan korunmaları gerektiğine inanan bir bilim dalıdır. İşverenlere, çalışanların sağlıklı ve güvenlikli bir ortamda bulunmalarını sağlamaları açısından birtakım yükümlülükler ve sorumluluklar getirilmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, işyerlerinde işverenlerin iş sağlığı ve güvenliğini sağlama borcunun kapsamının ve içeriğinin değerlendirilmesi ve işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili borçlarını işyeri dışından yerine getirmesine yönelik hukuki düzenlemelerin gösterdiği gelişimin ve mevcut uygulamaların değerlendirilmesidir. Söz konusu amaç kapsamında iş sağlığı ve güvenliği alanındaki düzenlemelerin Türkiye'deki hukuksal süreci ve uluslararası alanda kabul görmüş belgelerde yer alan hükümler inceleme konusu yapılmıştır. Ayrıca işverenin işyeri dışından iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sağlama borcunun hukuki gelişimi ve uluslararası belgelerde yer alan hükümleriyle birlikte bazı ülkelerdeki işyeri dışından hizmet kullanımına yönelik uygulamalara da değinilmiştir. İşverenlerin iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini işyeri dışından temin etmesinde hem yararların hem de bazı sakıncaların bulunmasına rağmen, hızlı bir gelişim ve uygulama alanı bulunduğunu ifade etmek yerinde olacaktır. Zaman içerisinde hem hukuksal değişimin hem de uygulamanın giderek yaygınlaşmasıyla hizmetlerin dışarıdan alınması konusundaki eksiklikler ve sakıncalar ortadan kalkacaktır. Anahtar Kelimeler: İş sağlığı, iş güvenliği, ortak sağlık ve güvenlik birimleri, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu.

İş güvenliğiİş sağlığıİşveren
Seher Demirkaya
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yer hizmeti işletmelerinde uygulanan iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemleri başarı faktörleri ve uygulamadaki sorunların belirlenmesine yönelik bir araştırma

İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemlerinin başarıyla uygulanması çalışanların emniyetini sağlamakta, sağlıklarını korumada ve bu sayede etkinlik ve verimliliklerini artırmada önemli bir role sahiptir. Bu rol işletmelerin amaçlarını gerçekleştirmesinde ve toplumsal maliyetlerin azaltılmasında önemli bir araç konumundadır. Bu nedenle İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri başarısının artırılmasında fayda vardır. Bu çalışmada, Türkiye'de hava taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren yer hizmeti işletmelerinin uygulamış oldukları İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemlerinin başarısını etkileyen faktörler ile uygulamada yaşanan sorunları tespit ederek belirlenen sorunlara yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, bağlamı dikkate alarak derinlemesine bilgi toplanılması amaçlandığından, nitel araştırma deseni tercih edilmiş ve tümevarımsal ve betimsel nitel veri analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma Türkiye'deki A grubu ruhsat sahibi yer hizmeti işletmeleri ile yer hizmetleri kapsamında faaliyet gösteren ikram kuruluşları üzerinde yapılmıştır. Araştırmada iki farklı grup üzerinde iki farklı veri toplama yöntemi ile çalışılmıştır. İş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemlerinin üst düzey yöneticilerinden Nominal Grup Görüşmeleri yöntemi ile veri toplanmıştır. 24 İSG uzmanından oluşan ikinci grup katılımcılardan ise açık uçlu anket aracılığıyla veri toplanmıştır. Araştırma verileri, nitel veri analizi yöntemleri ile çözümlenmiş, araştırma soruları temel alınarak bulgular tanımlanmış ve yorumlanmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda yer hizmeti işletmelerinde uygulanan İSGYS'lerin başarı faktörleri pozitif emniyet kültürü, üst düzey yönetimin desteği, paydaşlar, İSGYS uygulamaları, mevzuat ve İSG profesyonelleri temaları altında değerlendirilmiştir. İSGYS'lerin uygulanma sorunları ve çözüm önerileri de başarı faktörlerine benzer olarak ortaya çıkmıştır. Araştırma sonucunda İSGYS'lerin başarısını etkileyen, uygulanma sorunlarını ortaya çıkaran ve çözüm önerilerinde öncelikli olan asıl temanın pozitif emniyet kültürü olduğu görülmektedir.

Hava yolu işletmeleriHizmet işletmeleriSivil havacılık+5
Harun Karakavuz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliği denetimi ve bazı ülkelerden uygulama örnekleri

İş sağlığı güvenliği denetimi ve bazı ülkelerden uygulama örnekleri başlığını taşıyan bu çalışma, çalışma hayatı açısından hem ülkemizde hem de dünyada oldukça önemli bir yeri olan iş sağlığı ve güvenliğini sağlamada ve iş kazalarını azaltmada teftiş ve denetimin önemini vurgulamak amacı ile hazırlanmıştır. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde iş sağlığı ve güvenliği denetimine ilişkin temel kavramlardan, iş sağlığı ve güvenliği teftiş ve denetim türlerinden bahsedilmiştir. İş sağlığı ve güvenliği denetiminin uluslararası hukuktaki kaynakları incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise ülkemizdeki iş sağlığı ve güvenliği denetim sistemi tanıtılmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda ilk olarak iş denetiminin ulusal hukukî kaynaklarından bahsedilmiştir. Daha sonra denetim ile görevli kurum ve kuruluşlar ve bunların işleyişi incelenmiş; işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği denetiminde ki rolüne değinilmiştir. İşçilerin denetim yapılmaması halinde hakları ve işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemleri almaması halinde sorumluluğuna değinilmiştir. Teftiş ve denetim sonrası yapılacak işlemler bu bölümde incelenen konular arasında yer almıştır. Bölümün son kısmında Avrupa Birliği'ne üye bazı ülkelerdeki iş denetim sisteminin işleyişi hakkında bilgi verilmeye çalışılmış ve bu sistemlerin ülkemizde var olan iş denetim sistemi ile karşılaştırması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş sağlığı, iş güvenliği, teftiş, denetim, Avrupa Birliği.

Avrupa BirliğiDenetimTürkiye+4
Kübra Demir
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Avrupa Birliği ülkelerinde ve Türkiye'de işverenin iş sağlığı ve güvenliği eğitim yükümlülüğü

Her geçen gün gelişen ve değişen ileri teknolojik gelişmeler bağlamında çalışma yaşamında karşılaşılan yeni riskler, iş sağlığı ve güvenliği konusunda ileri düzeyde önlemler almayı gerektirmekte ve bu önlemler içerisinde işverene getirilen yükümlülükler önemli bir yer tutmaktadır. İşverenin iş sağlığı ve güvenliği sağlama borcu kapsamında eğitim verme yükümlülüğü ise iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili sorunların çözümünde öncelikli bir yere sahiptir. Türkiye ölümlü iş kazalarında Avrupa'da ilk sırada yer almaktadır. Ölümcül iş kazalarının bu denli yüksek olmasının nedenleri arasında iş sağlığı ve güvenliği konusunda yeterli derecede bilgi sahibi olunmaması, çevresel etkenler ve kazaları önleyici tedbirlere gerekli önemin verilmemesi gibi faktörler yer almaktadır. Yapılan araştırmalar eğitim eksikliğinin iş kazaları ve meslek hastalıklarının gerçekleşmesinde büyük öneme sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye'de iş sağlığı ve güvenliği eğitim uygulamaları değerlendirildiğinde, ölümlü iş kazası oranlarının çok düşük olduğu Avrupa ülkelerine göre oldukça geride kaldığı görülmektedir. Türkiye'deki iş sağlığı ve güvenliği eğitimi uygulamalarının iyileştirilmesi amacıyla yapılan bu çalışmada, öncelikle iş sağlığı ve güvenliği eğitimine yönelik mevzuat AB Direktifleri çerçevesinde ayrıntılı bir şekilde AB ülkeleri ile karşılaştırmalı olarak ele alınıp incelenmektedir. Ardından Türkiye'deki iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının Avrupa Birliği Direktiflerine uyum düzeyi değerlendirilmekte ve yaşanan sorunlar tespit edilerek bu sorunların çözümüne yönelik iyileştirme önerileri sunulmaktadır. Anahtar Sözcükler: ĠĢ sağlığı ve güvenliği, Eğitim yükümlülükleri, ÇalıĢan eğitimleri.

Avrupa BirliğiTürkiyeYükümlülük+6
Berrin Gökçek Yılmaz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi ile işyeri sendika temsilcisi arasındaki ilişki ve güvenceleri

Bu çalışmada, uluslararası alanda uzun yıllardır varlığını sürdüren, Türk İş Hukuku mevzuatında ise dönem dönem farklı isimlerde ve değişikliklerle yer alan iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisinin önemi ve sahip olması gereken hak, yetki ve yükümlülükleri incelenmekte; Türk İş Hukukundaki düzenlemeler uyarınca çalışan temsilcisinin yerini alan işyeri sendika temsilcisinin durumuna yer verilmekte ve çalışan temsilcisi ve işyeri sendika temsilcisinin güvenceleri açıklanmaktadır. Çalışmanın ilk kısmında öncelikle uluslararası belgelerde ve seçilen üç ülkenin mevzuatında çalışan temsilcisi üzerinde durulmuştur. Belgelerde yer alan çalışan temsilcisinin iş sağlığı ve güvenliği özelinde görev yapmasından çok genel yapısının, hak ve yükümlülüklerinin ve güvencelerinin değerlendirilmesine yer verilmiştir. Daha sonra, Türk İş Hukuku Mevzuatında iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi ve işyeri sendika temsilcisinin nitelikleri, göreve gelmeleri, hak ve yetkileri ile işyeri sendika temsilcisinin iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi olarak görev yapması üzerinde durulmuştur. Son olarak, iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi ile işyeri sendika temsilcisinin mevzuat ışığında yararlandığı güvencelere ve bu konuda mevzuattaki sorunlara değinilmiştir. Çalışma sonucunda, Türk İş Hukukunda iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilciliği ile ilgili olarak önemli değişiklikler yapılması gerektiği sonucuna varılmış, özellikle işyeri sendika temsilcisinin iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi ile eşdeğer tutulamayacağının ve iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisine özel ve etkili bir güvence sağlanması gerekliliğinin önemle altı çizilmiştir. Anahtar Sözcükler: İş sağlığı ve güvenliği, çalışan temsilcisi, iş güvencesi, işyeri sendika temsilcisi, güvence, işçi temsilcisi.

Güvence hizmetleriSendikacılıkSendikalar+6
Cansu Şengül
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliği bilincinin kazandırılmasında eğitim modellerinin değerlendirilmesi

Bu çalışma, gençlerin iş sağlığı ve güvenliği (İSG)'ne dair mevcut bilinçlerini ölçmek ve söz konusu bilinci artırmak adına uygulanabilecek eğitim modellerinden sunum (tek yönlü) modeli ile etkileşim (iki yönlü/interaktif) modellerinin etkinliğini değerlendirerek verim bağlamında karşılaştırmasını yapmak amacıyla hazırlanmıştır. Çalışmanın temel metodu örneklemi çevirimiçi bir eğitim-öğretim ortamında temel İSG konseptlerini içeren sunum ve etkileşimli çalışmalara tabi tutarak bilinç ve bilgi düzeyindeki değişimi ölçmek üzerine kuruludur. Araştırma deneysel desenli, ön test- son test ve kontrol gruplu olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 15-17 yaş aralığında Anadolu Lisesi öğrencilerinden oluşan; sunum grubu için 39, etkileşim grubu için 39, kontrol grubu için 38 olmak üzere toplam 116 kişi oluşturmuştur. Araştırmada kullanılan veri toplama aracı, alanında uzman akademisyenlerin görüşleri alınarak araştırmacı tarafından hazırlanan ve 19 sorudan oluşan başarı testidir. Öğrencilere uygulanan başarı testinden elde edilen araştırma verileri SPSS paket programı ile çözümlenerek anlamlandırılmıştır. Araştırmada tekrarlı ölçümlerde gruplar arası farkın tespiti için iki yönlü varyans analizi kullanılmıştır. İki yönlü varyans analizi sonuçlarında sunum grubu, etkileşim grubu ve kontrol grubunun puanları arasında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür (p=0.000<α=0.01). Ön test ve son test puanlarının her bir grup için ortalamaları tek yönlü ANOVA analizleri ile belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda, sunum modelinin de İSG bilgi düzeyini artırdığı tespit edilmekle birlikte etkileşim modelinin daha etkili bir model olduğu görülmüştür. Araştırmada eğitim öncesi ve sonrası farkları daha net olarak ortaya koymak için bağımlı iki örneklem "t" testi ile ikili karşılaştırmalar yapılmıştır. Araştırma sonucunda İSG eğitiminde yaklaşık olarak aynı başlangıç noktasından başlayan gruplar arasından etkileşim grubunun, sunum grubu ve kontrol grubundan istatistiksel olarak daha anlamlı ve daha yüksek puanlar aldıkları görülmüştür. Son olarak, her bir madde için sunum, etkileşim ve kontrol gruplarında öğrenmenin ne düzeyde artırıldığını belirlemek amacıyla öğrencilerin başarı testi maddelerinin doğru cevaplarına ilişkin verdikleri yanıtların frekans dağılımları ayrıntılı olarak yorumlanmıştır.

BilinçlendirmeEğitimEğitim modelleri+6
Hülya Demir Özyer
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir şeker üretim tesisinde çalışanların ergonomik risk değerlendirme yöntemleri ile çalışma ve duruşlarının incelenmesi

Tarladan fabrikaya getirilen şeker pancarından şeker üretimi yapılabilmesi için tazeliğini koruması gerekmektedir. Şeker pancarının hasat edilmesi genellikle eylülün ilk haftasında başlayıp aralık ayının son haftası bitmektedir. Bu süre zarfında şeker pancarının tarladan hasat edilerek fabrikaya getirilmesi bir planlama eşliğinde yapılmaktadır. Dolayısıyla şeker fabrikaları eylül ayının başından aralık ayının sonuna kadar üretim yapmaktadır. Geri kalan zamanlarda ise şeker fabrikalarının temizlenerek bir sonraki şeker üretimine hazırlanması, fabrika bünyesinde tamir ve bakım işlerinin yapılması, üretim kalite ve verimliliğini artırmak amacıyla yatırım yapılması, çalışan kişilerin çalışma şartlarının iyileştirilmesi vb. işler yapılmaktadır. Şeker fabrikalarında şeker üretimi yapılan döneme "kampanya dönemi" şeker üretimine hazırlık yapılan döneme ise "revizyon dönemi" denilmektedir. Tezime konu olan çalışmasını yaptığım şeker fabrikasında bir kampanya döneminde günde on dört bin ton (14.000 ton), toplamda ise bir milyon iki yüz bin bin ton (1.200.000 ton) şeker pancarı işlenmektedir. Şeker fabrikalarında seri üretim yapılması fabrikada çalışan kişilerde uzun süren ve sürekli tekrar eden çalışma ve uygun olmayan vücut hareketleri şeker fabrikasında çalışan kişilerde kas ve iskelet sistemi rahatsızlıkları (KİSR) görülme olasılığını artırmaktadır. KİSR artması ergonomik açıdan risk değerlendirmesi yapılmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu çalışmada değerlendirme yapılırken ergonomik risk analiz yöntemlerinden olan REBA (Rapid entire body assessment), RULA (Rapid upper limb assessment), NIOSH (National Institute of Occupational Safety and Health) risk değerlendirme yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda sürekli ve uzun süreli olarak tekrar eden işlerde (şeker istiflenmesi, küspe balyalama yapılması, parke kumu tesviyesi vb.) ve çalışma esnasında postür duruşun bozulduğu işlerde (su jeti ile şeker pancarının kanala taşınması, el ile çapa yapma, santifüj parçalarının temizlenmesi vb.) ergonomik açıdan risk seviyesinin yüksek olduğu görülmüştür. Sürekli ve uzun süreli olarak tekrar eden işlerde kişi sayısının artırılarak çalışanın kas hareketi tekrarı ve çalışma süresi azaltılmalıdır. Çalışma sırasında postür duruşun bozulduğu iş gruplarında ise uygun duruş şekillerinin belirlenerek çalışan kişinin doğru pozisyonda çalışması sağlanmalıdır.

Beden durumuDuruşDuruş analizi+7
Fatih Arık
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ramak kala olayları ve çimento sektöründe uygulaması

Ülkemizde 2012 yılında 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği kanununun yürürlüğe girmiş olmasının üzerinden yaklaşık 10 yıl geçmiş olsa da, hala iş yerlerinde kaza ve meslek hastalığı konusunda anlayış gelişmiş ülkelere kıyasla çok yavaş ilerlemektedir. Maalesef ülkemizde bulunan iş yerlerinin büyük ölçekli olanlarının küçük ve orta büyüklükteki işletmelere (KOBİ) kıyasla çok düşük sayıda (%5'i kadar) olmasından kaynaklı olarak OHSAS 18001 belge sahibi işyerlerinin sayısının da az olmasından dolayı İSG algısının çoğalmasına ve gelişmesine engel olmaktadır. Ülkemizde bulunan yaklaşık 73 civarında çimento fabrikasının çoğunun yabancılara ait olmasından dolayı en çok OHSAS 18001 belgeye sahip olan sektördür. Dolayısıyla, çimento sektörünün OHSAS 18001 belge sahibi olması, en yüksek İSG algısına sahip olmasına da vesile olmaktadır. Bu tezin konusu; iş kazaları ile ramak kala olayları arasında ki ilişkiyi incelemek ve çalışanlarının kaza ve meslek hastalıklarına uğrama riski en yüksek olan çimento sektöründe ki duruma ışık tutmaktır. İlk olarak, çimento sektörü üretim aşamalarında meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıkları hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Kazaları azaltmak amacıyla kaza öncüllerinden olan ramak kala olayının anlam ve önemi anlatılarak literatür taramasından örnekler verilmiştir. İkinci aşamada, Ege ve İç Anadolu Bölgesinde bulunan ve isminin açıklanmasını istemeyen iki çimento firmasında, biri İSG Algı Seviyesi Yüksek diğeri Algı Seviyesi Orta olarak adlandırılan firmaların kendi bünyelerinde veri tabanına kaydetmiş oldukları 1 yıllık kaza ve ramak kala olay verileri incelenmiştir. Yapılmış olan incelemede firmaların kayıtlarındaki kaza/ramak kala olaylarının; olay tanımları, nedenleri ve alınması gereken tedbirler tesis ve ocak için ayrı ayrı tasnif edilerek, tehlikeli davranış ve tehlikeli durum açısından değerlendirilmiştir. kaza/ramak kala olayı ilişkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Üçüncü aşamada, Algı Seviyesi Yüksek ve Orta Firma çalışanlarından 145 örneklem grubuna ramak kala/kaza olayı konusu ile ilgili anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışması ile firma çalışanlarının ramak kala/kaza olayı algısını ölçerek bu konuda eksik olan bilgiyi bilim dünyasına, çimento sektörüne ve diğer taraflara sunmaktır. Bu tez çalışmasının sonucunda, ramak kala ve kaza olayları arasında doğrudan bir ilgi olduğu ve ramak kala olaylarına ne kadar önem verir ve ne kadar çok ramak kala olayı kaydı tutarsak o kadar az kaza olayının meydana geleceği ortaya çıkmıştır. Ayrıca, iş yeri yöneticilerinin ramak kala olayı konusuna ne kadar önem verir ve çalışanlara da ramak kala olayının önemini başta eğitim olmak üzere ödüllendirme/ceza uygulamaları ile iyi anlatılır ise iş yerinde kaza sayısı da o kadar az olacağı tespit edilmiştir.

Kaza analiziKazalarÇimento endüstrisi+7
Hacer Yıldırım
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal gaz sektöründe iş sağlığı ve güvenliği risk analizi: Çorum ili örneği

Doğal gaz yer kabuğunun içindeki fosil kaynaklı petrol türevi bir çeşit yanıcı gaz karışımıdır. Günümüzde önemli bir enerji kaynağı olarak sıklıkla evlerde ve endüstride kullanılmaktadır. Doğal gaz kullanımı belli kanun ve yönetmelikler çerçevesince düzenlenmiştir. Doğal gaz iletimi, dağıtımı işiyle ilgili işletmeler ve çalışanlara yönelik hizmet yerlerinde oluşabilecek riskler için önlemler alınmıştır. Bu tez araştırmasındaki amaç, doğal gaz hizmetlerinin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili risk analizinin gerçekleştirilmesidir. Bu amaca ulaşmak için Çorum Gaz A.Ş.'ne iletilen 2019-2022 yıllarındaki ihbarların risk analizi yapılmış ve ihbar çeşitleri ve ihbar önem dereceleri arsındaki ilişki test edilmiştir. Risk analizinde Fine-Kinney risk analiz metodu kullanılmıştır. İhbar çeşitleri ve ihbar önem derecesi ilişkisi için SPSS istatistik programı ile basit uyum analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre risk derecesi ortaya çıkarılmış ve gerekli düzenleyici/önleyici tavsiyelerde bulunulmuştur. Risk analizi sonucunda elde edilen risk skorlarına göre çok yüksek, yüksek ve önemli riskler çıktığı görülmüştür. Düzenleyici/önleyici tavsiyeler sonucunda 2019 yılında ortalama risk skorunda %64,4'lük bir azalma, 2020 yılında ortalama risk skorunda %64,9'luk bir azalma, 2021 yılında ortalama risk skorunda %71,2'lik bir azalma olduğu tespit edilmiştir. İhbar çeşitleri ve ihbar önem dereceleri arasındaki ilişki doğal gaz kullanım yoğunluğuna göre sonbahar-kış ve ilkbahar yaz dönemleri şeklinde incelenmiş, ihbar çeşitleri ve ihbar önem dereceleri arasındaki ilişkinin mevsime göre değişiklik göstermediği tespit edilmiştir.

Doğal gazDoğal gaz sektörüEnerji sektörü+5
Enes Kaya
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İş kazalarının sosyal güvenlik mevzuatına göre incelenmesi: Çorum örneği

İş kazaları; sigortalı, işveren, hak sahibi, üçüncü kişiler ve devleti etkileyen, birçok olumsuz sonuçlar doğuran olaylardır. Gerçekleşen kazalar sonucunda devlet tarafından finanse edilen masraflar, günümüzde sosyal güvenlik kapsamının gelişmesinden kaynaklı olarak göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaşmıştır. Ülkemizde bu masraflar Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından finanse edilmektedir. Masrafların bir hayli fazla olması ve uygulanan mevzuat Sosyal Güvelik Kurumu'na bu masrafları rücu etme hakkı da vermektedir Rücu işlemlerinin hukuka ve hakkaniyete uygun olarak yapılabilmesi, iş kazalarındaki kusurların belirlenmesi ve kusur oranlarının tespiti sağlanabilir. Bu kusur oranlarının tespiti günümüzde Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettiş ve Denetmenleri marifetiyle yapılmaktadır. Geçekleşen iş kazaları akabinde bu denetim birimlerince incelemeler yapılmakta ve denetim raporu tanzim edilmektedir. Tanzim edilen raporlara istinaden rücu işlemleri yapılıp, mevzuatta yer alan müeyyideler uygulanmakta, ayrıca kaza sonrası açılan birçok davada bu raporlar hâkim kararlarına esas teşkil etmektedir. Bu çalışmada, Çorum ilinde 2017-2021 yılları arasında gerçekleşen iş kazaları akabinde Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettiş ve Denetmenleri tarafından tanzim edilen iş kazası raporları incelenmiş, elde edilen veriler analiz edilerek ve somut olaylara yer verilerek iş kazalarının önlenmesi ve azaltılması ile iş kazalarındaki denetim mekanizmasının geliştirilmesi yönünde çözüm önerilerine yer verilmiştir.

Denetim raporlarıSosyal güvenlik hukukuİş denetimi+3
Yusuf Erhan Akdeniz
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel dönüşüm sürecinde asbest maruziyetinin iş sağlığı ve güvenliği açısından incelenmesi

Ülkemiz deprem kuşağında yer alması sebebiyle kullanım ömrünü tamamlayarak riskli yapıya dönüşen yapıların yıkım ve yenilenmesi gerekmektedir. Riskli binaların yıkım işlemleri 6306 sayılı Afet Riskli Yapıların Yenilenmesi Hakkındaki Kanun ile yapılmaktadır. Ülkemizde asbestin yapılarda kullanılmasının yasaklanması 2010 yılında çıkarılan "Bazı Tehlikeli Maddelerin, Müstahzarların ve Eşyaların Üretimine, Piyasaya Arzına ve Kullanımına İlişkin Kısıtlamalar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" ile sağlanmıştır. Bu tarihten önce yapılan yapıların yıkım işlemlerinde asbestin çevresel maruziyet oluşturması kaçınılmazdır. Bu çalışmanın amacı; riskli yapıya dönüşen binaların Kentsel Dönüşüm Kanununa göre yıkıp yenilenmesi sırasında iş sağlığı ve güvenliği esasları dikkate alınarak asbest zararının önlenebilmesi için yapılması gereken çalışmaların belirlenmesi ve asbest maruziyetinin olası zararları hakkında bilgi vermektir. Çalışmada kentsel dönüşüm geçirmesi planlanan ve ülkemizin başta İstanbul olmak üzere birçok ilinden toplam 16597 adet yapıdan alınan 25396 adet numunenin asbest analiz sonuçları incelenmiştir. İncelenen test sonuçlarından asbest bulunan binalarda yıkım, söküm ve tadilat işlemleri sırasınca iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri ve bu tedbirlerin iş sağlığı ve güvenliği açısından önemi anlatılarak asbest maruziyetinin en aza indirilmesi amaçlanmıştır. Asbestin neden olduğu olumsuz kalıcı etkilerin neler olabileceği ve insan sağlığının asbestten nasıl korunması gerektiği çalışma içinde anlatılmıştır. Özellikle kentsel dönüşüm işlemleri, tadilat işlemleri gibi yıkım ve söküm gerektiren işlemlerde asbestin zararlarına karşı iş sağlığı ve güvenliği için alınması gereken önlemler belirtilmiştir.

AsbestKent planlamaKentsel dönüşüm+6
Özlem Altıntaş
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokullarda görev yapan öğretmenler açısından psikososyal risk etmenlerinin incelenmesi: Çorum ili örneği

Bu çalışmanın amacı ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin görevlerini yerine getirirken karşı karşıya kaldıkları psikososyal risk algılarının ve risklerin ortaya konulması olarak belirlenmiştir. Araştırmanın evrenini Çorum ili Merkez ilçede görev yapan ortaokul öğretmenleri, örneklemi ise Çorum ili Merkez ilçesinde bulunan ortaokullarda görev yapan 291 gönüllü öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmenlere görev alanlarında karşılaşabilecekleri durumlarla ilgili soruların yer aldığı 20 soruluk bir anket uygulanmış, anket maddelerine kendi özgür iradeleri ile objektif olarak cevap verdikleri varsayılmıştır. Araştırma verileri elde etmek için kullanılan anket basılı olarak hazırlanmıştır. 2 bölümden oluşan anketin ilk bölümde demografik soruların yer aldığı 4 soru ve ikinci bölümünde öğretmenlerin psikososyal risk algılarını belirlemek amacıyla hazırlanan 16 soru bulunmaktadır. Anket sonuçlarına göre erkek katılımcılar %50,2 katılım sağlarken, kadın katılımcılar %49,8 oranında katılım sağlamıştır. Hizmet yılı 2-5 yıl %2,1, 6-10 yıl %12,4 ve 11 yıl ve üzeri 85,6 'lık orana sahiptir. Yaş aralıkları 30 yaş ve altı %3,4, 31-40 yaş arası %38,5, 41 yaş ve üzeri %58,1 orana sahiptir. Branş dağılımı ise sözel alan %47,4, sayısal alan 31,6 ve yetenek dersleri %21,0'lik orana sahiptir. En yüksek evet oranı %95,5 ile "eğitim alanında gerçekleştirilen düzenlemelerde sistemin bir parçası olarak fikirlerimin dikkate alınması beni motive eder" sorusu olurken en düşük evet oranı "iş yerinde fiziksel şiddetle karşılaştım" sorusuna karşılık verilmiştir. Katılımcıların branşlarına göre sorumlulukları ile ilgili düşünceleri karşılaştırıldığında sözel alan branşlarında istatistiksel açıdan anlamlı ölçüde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Katılımcıların sosyo-demografik özelliklerine göre işyerinde fiziksel ve psikolojik şiddetle karşılaşma durumu karşılaştırıldığında, Hizmet yılı 2-5 yıl arasında olanların %33,3'ü işyerinde fiziksel şiddetle karşılaştığını belirtmiş olup bu oran diğer hizmet yıllarına göre istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Katılımcıların sosyo-demografik özelliklerinden cinsiyete göre değerlendirildiğinde; mesleki itibara ilişkin inanç, tükenmişlik duygusu hissetme, meslek hastalığına yakalanma (p<0,001), mesleğinin maddi gelirinin yetersiz olduğunu düşünme, psikolojik şiddetle karşılaşma, fikirlerinin dikkate alınmasına yönelik motivasyon durumları kadın katılımcılarda erkek katılımcılara oranla daha yüksek çıkmıştır. Bu oran istatistiksel açıdan anlamlı farklılık göstermiştir (p<0,05). Bu sonuçlara göre; kadın öğretmenler meslek hastalığına yakalanma, maddi gelirin yetersizliği, psikolojik şiddete uğrama, mesleğinin gereken itibarı görmediği, fikirlerinin dikkat alınmasına yönelik motivasyon durumları ve tükenmişlik duygusu hissetme durumu konusunda erkek öğretmenlerden daha yüksek bir orana sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin meslek hayatlarının ilk yıllarında fiziksel şiddetle karşılaştığını ve sözel alan öğretmenleri çalışma ortamında sorumluluğunun fazla olduğu belirtmişlerdir.

Branş öğretmenleriMeslek hastalıklarıOrtaokul öğretmenleri+6
Ceylan Kılıç
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Disiplinlerarası lisansüstü programları öğrencilerinde iş sağlığı ve güvenliği kültürü ve farkındalığının ölçülmesi: Hitit Üniversitesi örneği

Gelişen ve değişen dünyada çalışma hayatında da hızla değişim olmaktadır. Çalışma koşullarının her sektörde farklılık göstermesi farklı tehlike ve riskleri ortaya çıkarmaktadır. Mevcut tehlike ve risklere bağlı olarak iş kazası ve meslek hastalıkları görülebilmektedir. Alınan önlemler ile meslek hastalıkları tamamen iş kazaları ise yüksek oranda önlenebilmektedir. Çalışanlarda farkındalık oluşturulmadan alınan önlemlerin etki düzeyleri de düşük kalabilmektedir. Farkındalık oluşturmada en önemli etken eğitimdir. Bireylere verilen eğitimlerin verildiği dönem, tekrar sıklığı, içeriğin uygunluğu ve eğitim süreleri göz ardı edilebilmektedir. İş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine yeterince önem verilmemesi bugünün çalışanlarında ve iş hayatına hazırlanmakta olan öğrencilerde iş sağlığı ve güvenliği kültürü ve farkındalığının oluşmasını da engellemektedir. Bu sebeplerden dolayı eğitim-öğretim kurumlarının iş sağlığı ve güvenliği eğitimi ile ilgili eğitim süreleri, içerikleri ve tekrar verilmesi gibi konuları dikkate alması gerekmektedir. Bu araştırmada disiplinlerarası lisansüstü programları öğrencilerinde iş sağlığı ve güvenliği kültürü ve farkındalığının ölçülmesi, öğrencilerin kültür ve farkındalıklarını etkileyen etmenlerin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında Hitit Üniversitesi disiplinlerarası lisansüstü programlarında eğitim gören 180 öğrenciye anket uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler "IBM SPSS Statistics 25.0" de analiz edilmiştir. Araştırmada 8 hipotez ortaya konulmuştur. Hipotezleri test etmek için parametrik analiz ve non-parametrik analizler yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlarda, disiplinlerarası lisansüstü öğrencilerinin cinsiyet, lisans eğitiminde İSG dersi alma, çalışma durumu ve İSG eğitimine başlanılması düşünülen eğitim dönemleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmazken yaş, medeni durum, mezun olunan fakülte ve eğitim alınan lisansüstü anabilim dalları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur.

FarkındalıkLisansüstü programlarLisansüstü öğrenciler+5
Ahmet Düzgün
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bina inşaatı işçilerinde iş sağlığı ve güvenliği kültürünü etkileyen faktörlerin belirlenmesi: Çorum örneği

İnşaat sektöründe meydana gelebilecek iş kazalarını azaltmak, meslek hastalıklarını önlemek ve daha sağlıklı ve güvenli iş ortamlarının sağlanması için işçilerin iş sağlığı ve güvenliği kültürünün iyileştirilmesi önemlidir. Bu nedenle bu çalışmada, Olcay (2021) tarafından geliştirilen İş Sağlığı ve Güvenliği Kültürü (İSGK) ölçeği kullanılarak, bina inşaatı işçilerinin İSGK ölçeği toplam puanını ve İSGK'nın alt boyutları olan Genel İş Güvenliği Farkındalığı (GİGF), İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim-İletişim (İSGEİ) ve Risk Algısı (RA) puanlarını olumsuz yönde etkileyen risk faktörlerinin neler olduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla öncelikle bağımsız değişkenleri içeren demografik, iş ile ilgili ve iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili özelliklerin frekans dağılımları ve İş Sağlığı ve Kültürü Tanımlayıcı istatistikleri ayrıntılı bir şekilde yorumlanmıştır. Daha sonra işçilerin iş sağlığı ve güvenliği kültürünü azaltan risk faktörleri yapılan istatistiksel analizler ile ortaya konulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre; GİGF, İSGEİ, RA ve İSGK değişkenlerinden en az birini olumsuz yönde etkileyen, işçinin boşanmış olması, okuma yazma bilmemesi, iş ortamında herkesle arasının iyi olmaması, çalışma ortamında sık sık strese girmesi, kişisel koruyucu ekipman kullanmaması ve çalıştığı firmada iş güvenliği uzmanı olmaması gibi onlarca risk faktörü olduğu saptanmıştır. İşçilerin iş sağlığı ve güvenlik kültürünü azaltan etkiye sahip bu risk faktörleri dikkate alınarak, iş sağlığı ve güvenliğinin iyileştirilmesine yönelik olarak neler yapılması gerektiği ayrıntılı bir şekilde tartışılarak değerlendirilmiştir.

Güvenlik kültürüİş güvenliğiİş kazaları+2
Alican Erdinç Ersoy
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Meslek liselerinde ISO 45001 İSG Yönetim Sistemi uygulanması

Ülkemizde teknik ara elemanların yetiştirildiği eğitim kurumlarından biri olan Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde iş sağlığı ve güvenliği bilincinin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Mesleki ve Teknik Okulların amacı, öğrencileri iş hayatına hazırlarken, öğrencilerin alanlarında ihtiyaç duyacakları bilgileri ve psikomotor becerileri kazanmalarını sağlamaktır. Bu mesleki bilgiler içerisinde iş sağlığı ve güvenliği konusu da önemli ve elzem bir konu olarak yer almaktadır. Ayrıca sağlık ve güvenlik kültürü gelişimi için ülke genelinde birlikte hareket edilebilmesi önem taşımaktadır. Öğrencilerin eğitim gördükleri kurumda İSG yönetim sistemi ile tanışmaları, etkin bir şekilde uygulandığını görmeleri ve içerisinde yaşamaları almış oldukları eğitimlerle birlikte köklü bir İSG kültürünün gelecek nesillere aktarılmasını sağlayan önemli bir husustur. Bu çalışmada; İş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemlerinin incelenmesi, uygulanması ve varılan sonuçların değerlendirmesi yapılacaktır. ISO 45001 İSG Yönetim Sistemi Buharaevler Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde uygulanmış, sürekli iyileştirme ve geliştirme uygulamaları üzerinde çalışılmıştır. Küresel ölçekte giderek daha fazla uygulanır hale gelen iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi ile meslek liselerinin bütünleştirilmesi adına yapılan çalışmada; iş sağlığı ve güvenliği politikası, planlaması ve operasyonlarına ilişkin sorumluluklar, süreçler, sürekli iyileştirmeler hayata geçirilmiş ve sonuçları değerlendirilmiştir.

ISO 45001Kalite yönetim sistemiMeslek sağlığı+2
Adile Zahir Esen
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çeltik üretiminde kullanılan geleneksel ve modern yöntemlerin risk değerlendirme yöntemi ile değerlendirilmesi

Yaklaşık 5000 yıldır temel besin maddelerinden biri olan çeltiğin nüfus artış hızıda dikkate alındığında önemini artıracağı düşünülmektedir. Çeltik üretimi geleneksel yöntemlerle insan gücüne dayanan çalışılması zor bir sektördür. Artan nüfus ve çalışma zorlukları göz önüne alındığında birim alanda verimi artıracak ve insan emeğini azaltacak teknolojik gelişmeleri çeltik üretiminde kullanmak önemli hale gelmiştir. Bu araştırmada, çalışma bölgemiz olan Kargı ve Osmancık ilçelerinde çeltik üretiminde modern yöntemleri kullanan üreticiler olduğu kadar hala geleneksel yöntemlerle üretim yapan üreticilerin olduğu da gözlemlenmiştir. Bu yöntemler arasında üretim kalitesi, verimlilik gibi konularda farklılık olabileceği gibi sektördeki çiftçilerin yaşayabileceği meslek hastalığı ve iş kazaları konularında da farklılıklar olabileceği düşünülmüş ve bu farklıklar risk değerlendirme yöntemi yardımıyla tespit edilip çiftçilere hangi yöntemin İş Sağlığı ve Güvenliği açısından daha iyi bir çalışma ortamı sağladığı belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışma yapılırken çiftçilerin üretim aşamaları yerinde gözlemlenmiştir. Konuyla alakalı farklı tarım alanlarında yapılan İş Sağlığı ve Güvenliği konularındaki ve çeltik üretim süreciyle alakalı konularda yapılmış çalışmalar incelenmiştir. Bu konularda yapılan literatür çalışmalarına araştırma içerinde yer verilmiştir. Yapılan çalışma gerek bölgesel olarak çeltiğin önemi ve çiftçilere sağlayabileceği yararlar gerekse özgün bir çalışma olması açısından önemlidir.

Risk analiziRisk değerlendirmesiÇeltik+4
Ahmet Doğan Çakır
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çalışan sağlığı ve güvenliği bağlamında COVID-19 pandemi yönetimi: Bir iş yerinde retrospektif bir çalışma

COVID-19 Pandemisinin yarattığı sağlık ve toplumsal sorunlar ile ekonomik kayıplar çalışan sağlığını, çalışma ortamı ve koşullarını, çalışma ilişkilerini olumsuz etkilemiştir. Bu çalışma olumsuz etkilerin iş yerinde en aza indirilebilmesi için alınan önlemleri ve bu önlemlerin çalışan sağlığı üzerine sonuçlarını inceleyen tanımlayıcı bir araştırmadır. 11 Mart 2020 ile 31 Aralık 2021 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Bursa'da bir otomobil fabrikasında çalışan 6437 kişi oluşturmaktadır. Çalışan sağlığı ve güvenliği bağlamında alınan salgın önlemleri; çalışma ortamı, çalışma koşulları ve çalışma ilişkileri olarak ayrıntılı değerlendirilmiştir. İş yerinde tespit edilen doğrulanmış olgu, teması olan çalışan ve şüpheli olguların sosyodemografik özellikleri üzerinden çalışan sağlığına pandeminin etkisi değerlendirilmiştir. İşyerinde çalışma süresince toplam olarak 1876 doğrulanmış olgu, 2026 temaslı ve 1160 şüpheli olgu tespit edilmiştir. Bildirimlerin çoğunluğu 2020 yılında yapılmış olup, zamana göre dağılımları Bursa ve Türkiye vaka dağılımı ile koreledir. İş yerinde çalışma süresince COVID-19 kaynaklı ölüm yaşanmamıştır. Teması olan çalışanların %10,8'i ile şüpheli olguların %28,0'i yapılan RT-PCR testlerinde doğrulanmış olguya dönmüştür. COVID-19 doğrulanmış olgu ile temas edenlerin %12,5'i iş yeri temaslı iken %61,6'sı kurum dışı temaslıdır. Kurum dışı bulaş en çok hane içi aile üyelerinden (%52,1) kaynaklanmıştır. İşyerinde ikincil bulaş saptanmamıştır. Şüpheli olgularda en sık şikâyet nedenleri halsizlik, öksürük ve boğaz ağrısı olmuştur. Şüpheli olgular RT-PCR testi ile değerlendirilmeleri için en çok Bursa Şehir Hastanesine (%79,1) sevk edilmiştir. Medeni durumu evli olanların temaslı olma durumunu 1,3 kat, 40 yaş altında olmanın şüpheli olgu olma durumunu 1,8 kat arttırdığı bulunmuştur. İzolasyon ve karantina nedeni ile 51.525 iş günü kaybı yaşanmış olup çalışma süresince toplam işgünün %1,8'i kaybedilmiştir. Araştırma süresince çalışanların %99,0'una iş yerinde yürütülen aşı kampanyaları ile en az iki doz COVID-19 aşısı yapılmıştır. Solunum yolu ile hızla bulaşan biyolojik etken kaynaklı bir salgında iş yerlerinde alınacak hızlı ve kapsamlı önlemler, çalışan sağlığının korunmasında ve ekonominin insan hayatı riske atılmadan sürdürülmesinde çok önemlidir.

COVID 19Korona virüs enfeksiyonlarıKorona virüsler+5
Neşe Yürekli
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgüt kültürü ile güvenlik kültürü ilişkisinin iş sağlığı ve güvenliği açısından incelenmesi: Bir maden işletmesinde uygulama

Her işletme en başta içinde var olduğu ülkenin kültürü, ikinci olarak faaliyet gösterdiği sektörün getirdiği kültürel özellikler ve üçüncü aşamada kendi kurucuları ve yöneticilerinin liderliğinde şekillenen örgüt kültürü ile yoğurulmaktadır. Bu kültürel özellikler örgütün üyeleri arasında paylaşılan temel değerler, varsayımlar ve algılardan kaynaklanmakta, işlerin yapılış tarzı, iletişim şekilleri, gelenekler, usuller, teamüller, bireyler arası ve gruplar arası ilişkiler gibi daha pek çok özellikte somutlaşmaktadır. Güvenlik kültürü ise her işletmede iş sağlığı ve güvenliği konusuna bakış açısını, güvenliğin ne derece öncelikli olduğunu, bu konudaki sorumluluğun kimlere atfedildiğini, sorunların ne şekilde ele alınıp çözümlendiğini belirlemektedir. Bu çalışma iş sağlığı ve güvenliği kavramını yönetim organizasyon disiplini bakış açısıyla ele alarak bir işletmenin güvenlik kültürünün iş sağlığı ve güvenliği çabalarının başarısı için bir ön koşul olduğu varsayımından yola çıkmaktadır. Güvenlik kültürünün ise örgüt kültürü açısından değerlendirilmesinin işletmenin daha iyi anlaşılması açısından faydalı olacağı görüşünden hareketle bir işletmenin güvenlik kültürünün o işletmenin örgüt kültürü özellikleri açısından değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu çerçevede gelişen araştırma sorularının yanıtlanabilmesi için öncelikle iş sağlığı ve güvenliği, örgüt kültürü ve güvenlik kültürü kavramları ile ilgili literatür incelenmiştir. Literatür taraması ile güvenlik kültürünün önemi ortaya konmaya çalışılmıştır. Daha sonra yüksek mesleki riskleri ile meslek hastalığı ve iş kazası oranları göz önünde bulundurularak bir maden işletmesinde örgüt kültürü ve güvenlik kültürü konularında bir araştırma yürütülerek bu değişkenler arasındaki ilişkiler ortaya konmaya çalışılmıştır. Veri toplama sürecinde demografik bilgi formu, Cameron ve Quinn (1999) tarafından geliştirilen OCAI örgüt kültürü ölçeği ve Dursun (2012) tarafından geliştirilen Güvenlik Kültürü Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma Kütahya ilinde yerleşik bir maden işletmesinde yürütülmüştür. Araştırma sonucunda örgüt kültürünün Rekabet Eden Değerler Çerçevesi (CVF) Modeli ile belirlenen dört örgüt kültürü tipi (Klan, Adokrasi, Pazar ve Hiyerarşi) ile güvenlik kültürünün güvenlik önceliği, güvenlik iletişimi ve kadercilik gibi değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir.

Güvenlik kültürüMaden işletmeleriÖrgüt kültürü+2
Burcu Akdeniz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliği çalışmalarının uygulanmasında insan kaynakları departmanının rolü: Otomotiv sektöründe bir araştırma

Bu çalışmada, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında işverenlerin/işletmelerin yükümlülükleri çerçevesinde İnsan Kaynakları Departmanlarının üzerine düşen görevler araştırılmıştır. Araştırma Bursa ilinde otomotiv sektöründe yer alan 4 işletmede gerçekleştirilmiştir. İSG çalışmalarında İnsan Kaynakları Departmanlarının aktif rolünü görmek amacıyla söz konusu işletmelerin departman müdürü veya yöneticileri ile mülakat yapılmıştır. Bu doğrultuda mevzuatta yer alan işveren yükümlülüklerinin çalışma hayatındaki uygulanışını incelemek ve değerlendirmek amaçlanmıştır. Araştırma sonucunda edinilen bilgiler kapsamında, söz konusu işletmelerde mevzuat hükümlerinin usulüne uygun şekilde yerine getirildiği ve İnsan Kaynakları Departmanlarının İSG uygulamalarının çoğunda doğrudan; bir kısmında ise dolaylı olarak yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır.

Kanunlar 6331 sayılıOtomotiv sektörüİnsan kaynakları+3
Resul Aydoğan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bir üniversite hastanesinin hastane hizmetlilerinde kas iskelet rahatsızlıkları ve ilişkili etmenler; Bursa

Kesitsel tipteki bu araştırmanın amacı bir üniversite hastanesinde çalışan hastane hizmetlilerinde kas iskelet rahatsızlıklarının sıklığını, şiddetini ve iş yapmaya engel olma durumunu ve bu rahatsızlıklarla ilişkili olabilecek etmenleri belirlemektir. Araştırmaya Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Hastanesi'nde çalışmakta olan 273 hastane hizmetlisi dahil edilmiştir. Örneklem seçilmemiştir. 50 soru ve Türkçe Cornell Kas İskelet Rahatsızlık Anketi'nden oluşan anket formu yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Araştırmaya 247 kişi katılmıştır (%90,5). Katılımcıların %78,1'i (n=193) erkektir. Katılımcıların %76,9'u (n=190) T-CMDQ' da geçtiğimiz hafta çalışılan süre boyunca herhangi bir bölgede ağrı, sızı, rahatsızlık şikayeti yaşadığını belirtmiştir. En sık etkilenmiş olan vücut bölgeleri bel (%47,4 n=117), sağ ayak (%45,7 n=113) ve sol ayaktır (%49,0 n=121). Çalışma ortamında daha fazla (sıklıkla, her zaman) stres altında hissedenlerde bel, sağ ve sol ayak şikayetleri anlamlı olarak daha sıktır. Ayrıca bu katılımcılar daha yüksek toplam ağırlıklı puan (TAP) ortalamasına sahiptir. Hastane hizmetlilerinden sağlığını çok kötü, kötü olarak algılayanlarda bel, sağ ve sol ayak şikayetleri anlamlı olarak daha sıktır ve TAP ortalaması ise daha yüksek saptanmıştır. Hastane hizmetlilerinden şikayetlerinin işle ilişkisi olduğunu düşünenlerde hem bel şikayetlerinin sıklığı anlamlı olarak daha yüksek saptanmış, hem de TAP ortalaması daha yüksek bulunmuştur. Bel şikayetleri için çalışma ortamında stres altında hissetme, ameliyat ve travma/kaza öyküsü; sağ ayak şikayetleri için cinsiyet, gelir durumu ve çalışma ortamında stres altında hissetme; sol ayak şikayetleri için cinsiyet, gelir durumu, kronik hastalık varlığı, VKİ ve hastane hizmetlisi olarak çalışma süresi; bağımsız risk faktörleri olarak saptanmıştır.

BursaHastanelerHastaneler-üniversite+4
Güliz Avşar Baldan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarında iş sağlığı güvenliği ve motivasyon ilişkisi

Bu çalışma; Şanlıurfa İli Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan sağlık çalışanlarının iş sağlığı güvenliği ile iş motivasyonu arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel tanımlayıcı çalışma 15.11.2019-16.03.2020 tarihleri arasında 1870 sağlık çalışanı ile yürütülmüştür. Veriler çalışanların özelliklerini ve iş sağlığı güvenliği bilgilerini içeren anket formu ve Çok Boyutlu İş Motivasyon Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistik, X² testi, bağımsız gruplarda t testleri (ındependent samples test, One-Way ANOVA) kullanılmıştır. Katılımcıların %45,7'si 30-39 yaş aralığında, %51'i kadın, %76,7'si evli, %40,4'ü hemşire, %36,9'u 6-10 yıl mesleki çalışma deneyimine, %47,1'i lisans ve üstü eğitime sahiptir. Katılımcıların, %39,6'sı az tehlikeli sınıfta çalıştığını; %99,6'sı işyerinde acil durum planları hazırlandığını, %76,6'sı işyerinde yangınla mücadele ve tahliye tatbikatı yapıldığını; %58,8'i sağlık muayenelerinin düzenli yapıldığını, %37,8'i koruyucu ekipmanları sıklıkla kullandığını, %39,7'si Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bilgilendirme toplantıları ile iş sağlığı güvenliği mevzuat bilgilerine ulaştığını söylemiştir. Sağlık çalışanlarında işe devamsızlık sorunu yaşama ve sağlık muayenelerinin düzenli yapılması ile eğitim arasında istatistiksel anlamlı ilişki vardır.Çok boyutlu iş motivasyon ölçeği ve alt ölçeklerin puanları erkeklerde kadınlardan daha fazla, iş sağlığı güvenliğinde görev hak ve sorumlulukları kadınlardan daha az bildiği belirlenmiştir. Mesleklere göre çalışanlar arasında çok boyutlu iş motivasyon ölçeği ve altı alt ölçeğin puanları farklıdır. İş sağlığı ve iş güvenliği konusunda uygulamalı ve teorik eğitimler arttırılarak verilmeli ve çalışanlarda iş sağlığı güvenliği ve motivasyonu arttırılmalıdır. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı, İş Güvenliği, İş Sağlığı Güvenliği, Motivasyon, Sağlık Çalışanları

MotivasyonSağlık personeliİş güvenliği+2
Ali Tilki
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İş kazasına sebep olan riskler bağlamında sektörlerin bulanık çok kriterli karar verme yaklaşımları ile değerlendirilmesi

Sanayi devrimi ile başlayan ve bugüne kadar devam eden üretim ve hizmet süreçlerinde karşılaşılan iş kazaları ne yazık ki günümüzde de tamamen önlenememektedir. İş kazalarının nedenlerine bakıldığı zaman çevresel koşullardan ve çalışandan kaynaklı nedenlerin toplam iş kazaları içerisinde anlamlı bir yer tuttuğu görülmektedir. Bu da göstermektedir ki aslında alınabilecek basit önlemler veya uyulacak kurallarla mevcutta karşı karşıya kalınan birçok iş kazası elimine edilebilir ya da en azından etkisi en az seviyeye indirilebilir niteliktedir. Ancak son yıllarda yaşanan ve birçok insanın hayatını kaybetmesine neden olan iş kazalarına bakıldığı zaman sektörden sektöre söz konusu iş kazalarının farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Bu nedenle bazı sektörlerde ciddi ölüm veya yaralanma ile sonuçlanabilecek çıktılara sebep olan iş kazası risklerinin başka bir sektörde aynı düzeyde tehlike oluşturup oluşturmadığı sorusu bu çalışmanın ana çıkış noktalarından birini oluşturmaktadır. Hazırlanan bu tez çalışması kapsamında öncelikle iş kazası kavramı ve iş kazasının nedenleri ele alınmış, daha sonra ise iş kazalarına neden olarak risk faktörleri kapsamlı literatür taraması ve uzman görüşleri doğrultusunda ortaya konmuştur. Bu risk faktörlerinin tanımlanmasının ardından Türkiye'de meydana gelen iş kazalarının sektörlere göre dağılımı incelenerek hangi sektörlere odaklanılması gerektiğine karar verilmiştir. Belirlenen iş kazası risklerinin sektörler bazında etkileri ve sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlanan son kısımda ise birden fazla risk faktörünün etkisini analiz etmeye imkan veren Bulanık Çok Kriterli Karar Verme yöntemlerinden faydalanılarak değerlendirme yapılmıştır. Elde edilen çıktılara bakıldığı zaman seçilen sektörler bağlamında İş kazasına sebep olan risklerden en çok etkilenen sektörün inşaat sektörü olduğu bunu sırasıyla metal / imalat ve madencilik sektörlerinin takip ettiği tespit edilmiştir.

Analitik hiyerarşi süreciBulanık TOPSISBulanık analitik hiyerarşi süreci+7
Esra Yıldızbaşı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00

Related subjects