Afrika
112 theses under this subject heading
Geçmişten günümüze Afrika cam boncukları
"Geçmişten Günümüze Afrika Cam Boncukları" başlıklı bu çalışmanın amacı; Afrika'da cam boncuk üretiminin ve kullanımının yaygın olduğu ülkeleri, kullanılan cam boncuk üretim yöntemlerini, araç ve gereçleri ve günümüzdeki örneklerini araştırmak, ortaya çıkan araştırma sonuçlarıyla da cam boncuk tarihine ve günümüze ışık tutabilmektir. Ülkemizde Afrika Cam Boncukları hakkında çok fazla bilgi olmadığından bu konu detaylı olarak incelenerek ülkemize zengin bir kaynak oluşturulması amaçlanmıştır. Çalışma, teorik anlatımların yapıldığı ve kişisel uygulamaların gerçekleştirildiği beş bölümden meydana gelmektedir. Çalışma yöntemi olarak internet, kitap, makale ve muhtelif kaynaklardan yararlanılmış, elde edilen konu ile ilgili bilgiler bir araya getirilerek çeşitli görsellerle zenginleştirilmiştir. Tezin birinci bölümünde; cam boncuğun tanımı ve ortaya çıkışı ele alınmış; sonrasında da Afrika Cam Boncuğunun tarihsel süreci ve gelişimi incelenmiştir. Afrika'nın değişik ülkelerinde ortaya çıkan farklı antik cam boncukların yapıları ve türleri araştırılarak; ortaya çıkan örneklerle geniş bir ürün yelpazesi ortaya konulmuştur. Tezin ikinci bölümünde ise; geçmişte Afrika'da cam boncuk yapımında kullanılmış ve günümüzde de halen kullanılan araç ve gereçler alt başlıklar halinde görsellerle açıklanmıştır. Afrika Cam Boncuk yapım tekniklerinin ve günümüzdeki örneklerinin incelendiği üçüncü bölümde, genel olarak beş farklı yapım tekniğinin kullanıldığı ve ilk tekniğin de kendi içinde farklı yöntemlerinin olduğu açıklanmıştır. Farklı yöntem ve tekniklerle yapılmış Afrika Cam Boncuk örnekleri de kendi bölümlerinde alt başlıklar halinde verilmiştir. Ayrıca Afrika'da hala aktif olarak üretimine devam edilen cam boncuk türleri incelenmiş ve günümüzdeki Afrika Cam Boncuk Endüstrileri hakkında bilgiler verilmiştir. Tezin dördüncü bölümü, gerçekleştirilen kişisel uygulamalara ayrılmıştır. Bu bölümde; genel anlamda ele alınan Afrika Cam Boncuk örneklerinden ilham alınarak yeni cam boncuklar üretilmiş ve üretilen cam boncuklar çağdaş tasarımlarla yeniden yorumlanmıştır. Ayrıca üretim sürecinin tüm aşamaları ve sonuçları da bu bölümde yer almaktadır. Tezin beşinci ve son bölümü olan sonuç bölümünde; çeşitli boncuk türlerinin yaygın olduğu Afrika kültüründeki cam boncuğun geçmişteki ve günümüzdeki yeri hakkında yorumlar yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Cam Sanatı, Cam Boncuk, Afrika Boncuk Kültürü, Afrika Cam Boncuğu, Afrika Ticaret Boncukları.
Afrika'da bir ulus-devlet inşa süreci: Zambiya ve Kenneth Kaunda
Avrupa için Coğrafi Keşifler, sadece mistik dünyalara ulaşmanın romantik bir macerası değil, aynı zamanda materyalist bir zenginliğin de temel anahtarıydı. Yüzlerce yıl süren savaşlar ve ağır siyasi krizlerden bunalan Avrupa, bu sorunları aşmanın yollarını aramış ve bunu da hem uzak doğu da hem de uzak batı da yeni dünyalar keşfederek çözüleceğine inanmıştır. İşte Afrika sömürgeciliği Batı'nın böyle bir arayışa başladığı dönemlerde ortaya çıkmıştır. Ümit Burnu'nu dolaşarak yeni dünyanın ve uzak doğunun gizemli zenginliklerine ulaşmak isteyen Batı, giriştiği emperyalist maceranın ilk aşamasında Kıtayı lojistik amaçlı basit bir durak olarak görmüştü. Ancak zaman geçtikçe Kara Kıta, Batı için basit bir durak olmaktan çıkmıştır. Sanayi Devrimiyle birlikte Batı için Afrika hem doğal hem de beşeri kaynaklar bakımından doğal bir sömürü alanı haline gelmiştir. Batı, Afrika'nın zenginliklerine beşeri ve doğal kaynaklarını büyük bir iştahla sömürerek işe başladı. Önce kölelik yoluyla ucuz insan gücüne, ardından da yer altı ve yer üstü kaynaklarına saldırdı. Bunu yaparken kendi içindeki rekabeti bütün acımasızlığıyla Kıtaya taşıdı. Yapay sınırlar ve uluslar kurdu. Böylece Afrika'nın bütün doğasında onarılmaz yaralar açtı. İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinde Kıta umutsuzca kendi kurtarıcılarını beklemekteydi. Kıtanın diğer siyasi coğrafyalarında olduğu gibi Zambiya'da sömürgeciliğin verdiği az gelişmişlikten kurtulmak ve modern uluslara dünyasında yerini almak için Kenneth David Kaunda gibi özgün bir lideri çıkarmıştır. İşte bu tez Afrika Kıtasının sömürgecilik dönemlerini ve daha sonra kurulmaya başlayan ulus devletlerini Zambiya ve Kenneth Kaunda örneğinden yola çıkarak incelemeye çalışmaktadır. Anahtar Kelimeler: Zambiya, Afrika, Sömürge, Kenneth Kaunda.
Sahra altı Afrika'da politik ve ekonomik bir güç olarak Güney Afrika Cumhuriyeti
Uluslararası İlişkiler anlamında güç, tanımlaması zor olduğu kadar da önemli bir kavramdır. Gücün tanımı, unsurları ve yöntemi değişkenlik gösterse de küresel olarak güce sahip olmak daima hedef durumunda olmuştur. Zaman içinde ülkelerin güç mücadelesinin şekil değiştirmesiyle birlikte yumuşak güç kavramı ortaya çıkmış ve ülkelerin güç yarışı kültürel, bilimsel, sosyal ve teknolojik alanlara doğru yönelmeye başlamıştır. Ekonomik ve askeri güçleriyle doğrudan bir sert güç uygulaması yerine bu kaynaklarının da desteğini alarak yumuşak güç unsurlarıyla bölgesel ya da küresel güç elde etmeye çalışan ülkelerin sayısı artış göstermektedir. Afrika kıtasında, özellikle Sahra altı Afrika'da kayda değer gelişmeler gösteren Güney Afrika Cumhuriyeti bölgesel güç olma hedefinde ilerlemektedir. Apartheid rejiminden sonra ekonomik, politik ve askeri açılardan gelişim göstermeye başlayan ülke, bölgesel olarak bakıldığında oldukça iyi bir ilerleme sergilemiştir. Ayrıca Güney Afrika Cumhuriyeti'nin bölgesel ve küresel örgütlerde etkin roller üstlenmesi de bölgesel güç olma yolunda ilerleyişinin bir göstergesi olarak nitelendirilebilir. Bu nedenle tezin içeriği, Güney Afrika Cumhuriyeti'nin Sahra altı Afrika'da bölgesel güç olma hedefi özellikle politik, ekonomik ve askeri gücü temel alınarak oluşturulmuştur.
Foreign direct investment and poverty reduction in Sub-Saharan Africa
This study is to explain the relationship between foreign direct investment and poverty reduction in sub-Saharan Africa. The relation between FDI and poverty reduction in 20 Sub-Saharan African countries was explained with the Panel Data Analysis. Annual data for the period 2000-2019 were used. the study employed the estimation techniques OLS, estimation technique. With two models designed, FDI and poverty reduction, if FDI increase causes the poverty rate is fall. Second-generation unit root test Levin, Lin and Chu, and Hadri Unit Root Test has been applied and the data are stationary at the level. As a result, it is stated that the influence of FDI on poverty in the Sub-Saharan area is reliant on econometric approaches and responsive to poverty in the research. Furthermore, SSA countries should seek out innovative ways to attract more FDI and diversify it across all sectors of the economy to have a greater impact on poverty reduction and the achievement of the SDGs.
Contribution of international organizations to the promotion of global security, globalization and democracy in Africa
This research investigates the impact of global organizations on the management of worldwide affairs and their involvement in enhancing Africa's security, advancement in a globalized world, and progress towards democracy. While the idea of combining global corporations with international legitimacy may be met with skepticism, international organizations have proven to be valuable actors in international affairs despite their flaws and susceptibility to political manipulation. These organizations play a pivotal role in planning, coordinating, and establishing a legal framework for operations that extend globally. They also contribute to security through peacekeeping operations, conflict resolution, and preventive diplomacy. Additionally, international organizations promote economic integration, trade liberalization, and investment initiatives in Africa, which foster sustainable development and poverty reduction. They also support democratic governance, human rights, and the strengthening of institutions and electoral processes. Collaborative efforts between international organizations and African nations are crucial to overcome challenges and advance peace, stability, and democratic progress in Africa. The main objective of this research is to examine the attributes and frameworks of international organizations in order to establish standards and guidelines for promoting peace, security, and stability in Africa. It highlights the significance of integrating democratic principles into the operations of these organizations.
Afrika ülkelerinin lojistik etkinliklerinin veri zarflama analiz ile değerlendirmesi
İlk olarak 1905 yılında askeri alanda ortaya çıkan lojistik kavramı, bir ürünü doğru zamanda, doğru yerde, en düşük maliyetle ve en iyi kalitede sunmayı amaçlamaktadır. Günümüzde lojistik sektörünün düzgün işleyişi, ülkelerin veya şirketlerin rekabet avantajlarına sahip olmalarını sağlamaktadır. Bu çalışmada, Afrika ülkelerinin lojistik etkinliğinin veri zarflama analizi ile değerlendirilmesi söz konusu olmuştur. Veri zarflama analizi yönteminin amacı, hangi ülkelerin "etkin" ve hangi ülkelerin "etkinsiz" olduğunu belirlemektir. Çalışmada 54 Afrika ülkesi arasından, 2014, 2016 ve 2018 yılları için tam veriye sahip olan 18 ülke ele alınmıştır, . Ülkelerin etkinliklerinin analizi için literatür incelemelere dayalı olarak 4 girdi "Lojistik altyapı, Konteyner liman trafiği, Gümrükleme sürecinin verimliliği, Uluslararası gönderi maliyetleri" ve 5 çıktı "Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH), CO2 emisyonu, Zamanındalık, İzleme ve Takip, Lojistik hizmetlerin yetkinliği ve kalitesi" belirlenmiştir. Bu bağlamda, Afrika ülkelerinin lojistik etkinliğini belirlemek için CCR ve SBM modelleri R programının deaR paketi kullanılarak ele alınmıştır. Analiz sonucunda Demokratik Kongo Cumhuriyet, Cibuti, Liberya, Libya, Moritanya, Nijerya ve Tunus ülkelerin her üç yılda ele alınan iki modele göre de lojistik etkin ülkeler olduğu tespit edilmiştir.
Risk and return relationship in African stock exchanges
This study examines the relationship between risk and return in African stock mark exchanges. It specifically addresses the connection between risk and return by explaining the concept behind it and the trade-off investors and portfolio managers must make in their daily investment decisions. An African stock market is critical for market investment and can provide access to trading to achieve the shareholder's vision. Moreover, the African stock market is connected to various markets in the world. The African Stock Exchange usually sets and maintains various market levels and specific sector indicators. It also supports different levels of business as it is a place where people can buy and sell shares and securities. In this study, we have mentioned African stock exchanges as trading activities and infrastructure that can facilitate stock trading. The results of the study carried out on the returns of the stock market indices of four African countries, namely Egypt, Kenya, Morocco, and Tunisia. Data sets were collected daily from 5 April 2017 to 5 April 2021. According to the results of the Jarque Bera test performed within this framework, it can be said that the series is not suitable for normal distribution. The volatility of stock market returns for the countries covered in the study period was modeled using the GARCH-M model. the GARCH-M model is one of the most commonly used models to study the relationship between return and risk. The basic expectation here is that there is a positive relationship between risk and return, which automatically results an increase in risk and return. Keywords: Risk-return relationship, African stock market, African stock exchange GARCH-M
Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Afrika arasındaki ilişkiler
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 17 Temmuz 1998'de imzalanan ve 1 Temmuz 2002'de yürürlüğe giren Roma Statüsü ile kurulmuştur. Mahkeme en ağır suçlar olarak kabul edilen, soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçu üzerinde yargılama yetkisine sahiptir. Uluslararası yargı yetkisi, uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına mümkün olduğunca katılmak için en ciddi uluslararası suçların faillerini cezalandırma amacındadır. Kuruluşundan bu yana Afrika'dan gelen dava sayısı oldukça yüksektir. Afrika devletleri uzun süre Mahkeme ile işbirliği içinde hareket etmiş, ancak son zamanlarda Mahkemenin meşruiyetini sorgulamaya başlamıştır. Özellikle Mahkemenin seçici yargılama yaptığı konusunda eleştiride bulunan devletler, Mahkemeye transfer ettikleri yargılama yetkisini geri çekme eğilimi içindedirler. Bu çalışma, UCM ve Afrika ilişkilerine eleştirel bir gözle bakarak, Afrika devletlerinin UCM'yiyargı emperyalizmi olarak algılamasının sebep ve sonuçlarını değerlendirme konusu yapacaktır. Bu kapsamda UCM'ye yapılan eleştirilerin ne kadar doğru olup olmadığı sorgulanacaktır. Bu bağlamda öncelikle, uluslararası ceza hukukunun ve Roma Statüsünün oluşum süreci mercek altına alınacak, sonrasında ise UCM ile Afrika Devletleri arasında ki ilişkiler, Mahkeme önünde olan davalar da inceleme konusu yapılarak analiz edilecektir.
Determinants absolute and relative income hypothesis across twenty selected African countries
A number of studies have been conducted about income hypotheses in some African countries, the study determinants absolute and relative income hypotheses across twenty selected African countries from 1980 to 2015. This study tries to find out or verify whether the selected countries are in conformity to the Absolute and Relative Income Hypotheses as well as finding out whether interest rates, inflation rates, and exchange rates have a significant impact on consumption per capita. Fixed effects, Random effects, Hausman test and some Diagnostics tests were employed for the analysis of the data. The results indicated that Income per capita had a positive significant impact on Consumption per capita and marginal propensity to consume is smaller than one. Interest Rates, Inflation Rates, and Exchange Rates have a negative significant impact on Consumption. Relative Consumption was significantly affected by Relative Income but negatively. Finally, Demonstration effect was also discovered among the selected countries. It was concluded that the twenty selected African countries are in conformity to Absolute and Relative Income Hypothesis and the remain independent variables under study (interest rates, inflation rates, and exchange rates) have a significant impact on consumption per capita. With regards to the findings, policy makers of these countries were recommended to maintain a low level of interest rates, inflation rates and exchange rates due to the negative relationship they have with consumption. By undertaking this, it would promote consumption; an increase in consumption will induce more job opportunities; generating more revenue and taxes to the government.
Berberî dilinin Kabil ağzında Türk algısı ve Türkçe söz varlığı
Üç yüzyıl boyunca (1515-1830) Cezayir'e hükmeden Osmanlı İmparatorluğu devrinde, Cezayir halkları (Berberîler, Araplar, Morlar, Yahudiler...) ve Türkler hem kültür hem de dil açısından birbirlerini etkilemişlerdir. Bu halklardan biri ise, eski çağlardan beri Kuzey Afrika'da yaşayan Berberîler ve özellikle Kabil halkıdır. Osmanlıların etkisi; Berberî toplumlarından biri olan Kabillerin kültürü ve dili üzerinde önemli bir yere sahiptir. Böyle olmasına rağmen, Berberîcedeki Türkizmler (Türkçe unsurlar), akademik çalışmalarda ihmal edilmiş bir konudur. Bu üç yüzyıllık tarihsel devir süresince, Kabilcede Osmanlıların varlığı dört kelimeye indirgenmiştir: baqlawa, beylek, bacaγa ve lxuğa. Bu çalışmada, Berberî Dilinin Kabil Ağzında Türk Algısı ve Türkçe Söz Varlığı başlıklı yüksek lisans tezinde, Kabillerin 1515-1830 yılları arası dönemi ele alınmış ve Kabil Berberîcesinde bulunan Türkizmlerin sosyolojik ve lengüistik açıdan incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca Cezayir halkı, 1848 yılında Fransa sömürgesi altındayken, soyadı almak zorunda kalmıştır. Günümüze kadar devam eden bu soyadlarında birçok Türkçe lakap ve iz bulunmaktadır. Çalışmada kapsamında Kabil soyadlarında bulunan Türkçe lakaplardaki Türkizmlere de yer verilecektir. Tüm bu Tüksizmlerde sadece bugünkü Türkizmler değil, 16-18. yy da Kabil halk şiirinde kullanılıp unutulmuş olan söz varlığı da ele alınacaktır.
Assessing morphological and genetic diversity among traditional African eggplant landraces and detecting salt tolerance and anther culture performance of selected accessions
Scarlet eggplant (Solanum aethiopicum L.) is the most consumed and popular eggplant among indigenous vegetables on the African continent. Since its genetic diversity is still largely unexplored, its genetic diversity and population structure were assessed by employing the iPBS-retrotransposon markers system on a germplasm collection made of several accessions of Solanum aethiopicum gr. gilo. The recorded mean polymorphism information content was 0.363. The model-based structure, neighbor-joining, confirmed the existence of genetic diversity and 3 major genetic population group were obtained. This variation was also observed through phenotypic characterization by using key eggplant descriptors in two distinct experiments (greenhouse and open filed). Afterwards, in vitro anther culture was essayed with different treatments. Only the accession GKE12 showed satisfactory outcome with the rate of embryo formation of 0.82/100 anthers and 0.41/100 anthers corresponding to the rate of developed embryos. The sole obtained embryo/seedling was found to be doubled haploid. The morphological and salt-induced changes on in vitro early seedling growth of selected accessions were also assessed. The results showed that the seedling growth of all eggplant accessions was negatively affected by salt stress compared to controls. The extensive diversity of scarlet eggplant from Rwanda might be used to form the base and genetic resource of an exhaustive breeding program of this economically important African indigenous vegetable.
Gambia'da ekonomik büyüme belirlemeleri: Bir zaman seri analizi
The main objective of this study is to investigate the determinants of economic growth in the Gambia during the period 1970- 2018. The Autoregressive Distributed Lag (ARDL) approach to Co-integration and Error Correction Model are applied in order to investigate the long- run and short- run relationship between the dependent variable (real GDP) and its determinants. The findings of the study shows that there is a stable long run relationship between the variables of real GDP, physical capital, human capital, export, aid, external debt and inflation. The empirical findings reveal that both physical capital and human capital are found to have a positive impact on economic growth while debt affects the growth of the economy negatively and statistically significant at 1 percent. However, the study found out that physical capital, foreign aid and inflation have statistically insignificant effect on economic growth in the long run. This study also has an important policy implication. The findings of this study indicated that economic growth can be significantly improved when the physical capital and human capital increases. Hence the government and/ or policy makers should strive to increase capital formation (investment) which is a back bone of growth and allocate adequate finance for human capital, which can help to improve on the quality of education and providing basic health services to the community. Additionally, to avoid misallocation and mismanagement of external debt problem, there should be a close monitoring and consistent debt management strategies. Key words: Economic growth, Physical capital, Human capital, Export of goods and services, Foreign aid, External debt and Inflation.
Filibeli Ahmet Hilmi Efendi'nin Akvam-ı Cihan adlı eserinin transkripsiyon ve değerlendirmesi (I. ve II. cilt)
Bu çalışma Filibeli Ahmet Hilmi Efendi'nin Akvam-ı Cihan adlı iki ciltlik eserinin transkripsiyon ve değerlendirmesini içermektedir. Çalışma Osmanlı aydın sınıfının en önemli temsilcilerinden biri olan Filibeli Ahmet Hilmi Efendi'nin coğrafi, sosyolojik, antropolojik ve tarihi ehemmiyeti olan bu çalışmasını gün ışığına çıkararak okuyucu hizmetine sunmayı amaçlamaktadır. Filibeli Ahmet Hilmi Efendi 2 ciltten oluşan bu eserinde hem Asya hem de Afrika kıtasının o dönem yaşayan milletleri hakkında tafsilatlı bilgiler vermektedir. Özellikle Türk boy ve toplulukları hakkında verdiği bilgiler Türk tarihi açısından son derece kıymetli bilgilerdir. Bu bilgileri fotoğraflarla destekleyerek görsel açıdan da dönemin kültür ve tarihine ayrıca ışık tutmaktadır. Bu açılar göz önüne alınırsa eserin kıymeti daha da iyi anlaşılacaktır. Anahtar Kelimeler: Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Akvam-ı Cihan, Asya, Afrika, Tarihi Coğrafya.
Conflict transformation through peace education: The case of West African network for peace building- Ghana (WANEP-Ghana)
Peace education is recognized as one of the effective ways to promote peace. Peace education as a concept and practice has emerged as central force in peacebuilding and conflict transformation. This study focuses on the West Africa Network for Peacebuilding-Ghana WANEP- Ghana, and its quest to promote peace and transform conflict through peace education in the Ghanaian context. The study seeks to answer the research question: "How peace education at WANEP-Ghana is operationalized and applied as part of conflict transformation approach and peacebuilding mechanism in Ghana? 'To answer this question, qualitative research approach is applied to gather both primary and secondary data. Semi-structured interviews were practiced/applied to ascertain the perception and perspective of key informants of the organisation understudy. The study highlights specific programs and activities as peace education approaches with which the network used to promote peace in Ghana. The findings of the study indicate that peace education at WANEP-Ghana is largely focused on the non-formal aspect, thus the educational initiatives and programs of the organisation that occurs outside formal school system and structure. The study gathered that the delay of court cases at the law courts of Ghana awaiting final determinations and the problems of funding are mainly the challenges militating against the organisation and its quest to transforming conflict. The study also maintains that despite the challenges confronting the organisation, it continues to play active role in the area of conflict transformation and peace promotion in Ghana. Keywords: Peacebuilding, Education, Peace Education, Conflict Resolution, Civil Society Organisation
Siyasi bütünleşmeden iktisadi bütünleşmeye geçiş sürecinde Afrika kıtasal serbest ticaret antlaşmasının işlevselliği
"Ekonomik Bütünleşmeden Siyasi Bütünleşmeye Geçiş Sürecinde Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Antlaşması'nın İşlevselliği" 55 ülke ve 1,35 milyardan fazla insana ev sahipliği yapan Afrika, jeopolitik ve jeoekonomik açıdan dünyanın en önemli kıtalarından biridir. 15 ile 18. yüzyıllar arasında cereyan eden transatlantik köle ticareti, kıta sakinlerinin önemli bir kısmının yerinden edilerek Amerika ve Karayipler'e taşınmasına neden olmuştur. Afrika'nın önemli bir parçasını oluşturan bu diaspora, hak ve özgürlüklerini elde etmek için uzun bir mücadele sürecine girmiştir. Bahsi geçen mücadele süreci, Pan-Afrikanizm'i ortaya çıkarmıştır. 20. yüzyılın başında diasporada doğan bu hareket, Afrika'nın kolonyalizm boyunduruğundan kurtulmasında yol haritası olmuştur. PanAfrikanizm, aynı zamanda Afrika'nın ilk siyasal bütünleşme çabası olarak tarihe geçmiştir. 1963 yılında bütün Afrika kıtasını temsilen kurulan Afrika Birliği Örgütü (AfBÖ), Pan-Afrikanizm'in bir meyvesi olarak ortaya çıkmıştır. Esasen Afrika devletlerinin egemenliklerini ve siyasal bütünlüklerini koruma misyonuyla kurulan AfBÖ, daha sonra Lagos Eylem Planı ve 1991 Abuja Antlaşması ile bölgesel ekonomik bütünleşme yönünde de önemli adımlar atmıştır. Kıtasal örgüt, ekonomik bütünleşme yönündeki hedeflerini daha etkin biçimde hayata geçirebilmek için 2002 yılında bir reforma giderek Afrika Birliği (AfB) adı altında yeniden yapılanmıştır. AfBÖ'nün küllerinden doğan AfB'nin ana vizyonu, Afrika'yı entegre ve müreffeh bir kıta haline getirip uluslararası sistemde dinamik bir güç merkezine dönüştürmektir. Bu vizyon doğrultusunda 2013 yılında kıtanın tüm sektörlerini – tarım, enerji, eğitim, ulaşım, altyapı, ekonomi, politika, güvenlik – teşvik edecek dev projelerin yer aldığı bir gündem hazırlanmıştır: Gündem 2063. Dahası, 2019 yılında yaklaşık 2,5 trilyon dolar GSYİH ve 1,35 milyar tüketiciyi bir araya getirerek Afrika'yı dünyanın en büyük ortak pazarı yapacak Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Antlaşması (AKSTA) hayata geçirilmiştir. Söz konusu antlaşma, 1 Ocak 2021 tarihi itibariyle uygulanmaya başlamıştır. Afrika'da serbest ticaret, serbest dolaşım, gümrük birliği, ortak pazar ve parasal birlik oluşturmayı hedefleyen bu antlaşma, Afrika'nın ekonomik bütünleşmesinin son aşamasıdır. Buradan hareketle bu çalışmada Afrika'da siyasal bütünleşmeden ekonomik bütünleşmeye giden süreç ele alınacak ve söz konusu süreçte AKSTA'nın işlevi tartışılacaktır. Anahtar Kelime: Afrika Birliği, Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Antlaşması, Bölgesel Ekonomik Topluluk, Bütünleşme, Pan-Afrikanizm
Turkey-Africa relations during the Cold War
This thesis addressing the Turkey-Africa relations during Cold War Period seeks to offer a historical perspective to the reader in order to comprehend Turkey's foreign policy approach towards the continent in the years between 1945 and 1989 and provide a framework to make better sense of current relations between Turkey and Africa. When Turkey's policies towards Africa are examined, it is seen that there have been ups and downs over time. It can be said that the African continent has attracted little interest in Turkish academic circles during the Cold War years, despite Turkey's close linkages to the Africa continent in terms of historical, cultural, and geographical ties. In this regard, this study analyzed the Turkey-Africa relations during the Cold War in light of archival sources. In this direction, official documents from the Presidential Directorate of State Archive were examined and it was observed that Turkey has signed more than 100 agreements with North African countries and also signed 64 agreements with Sub-Saharan African countries in terms of economic, commercial, medical, and military topics. Within this context, interviews were made with Turkish former ambassador to Abuja (Nigeria) Numan Hazar as well as an academician and Turkish ambassador to Dakar (Senegal) Prof. Dr. Ahmet Kavas who has penned important books and articles about specific topics related to the continent. At the end of our evaluations during the thesis, it was concluded that throughout the Cold War, relations between Turkey and Africa have shown a remarkable advancement. Keywords: Archive, Africa, Independence, Turkey, Foreign Policy, Turkish Foreign Policy
The case of African students in Turkey: Their migration experiences, transnational identities and adaptation
This study aims to investigate sub-Saharan African students in Turkey as a case of migration and transnationalism. We would like to explore the mobility experiences, identity development, and adaptation of African students by locating the case in the wider issue of migration in Turkey as well as the development of the African diaspora identity in Turkey. The African students in Turkey demonstrate a multiplicity of intersecting identities, including local, regional, national, gender, religious, class, and international identities but they also participate in pan-African and transnational identities. Going beyond generally nation-based studies of international students in the literature, we investigate students coming from the whole continent, which enables us to observe their identities beyond national such as their pan-identities and international identities. They develop a certain level of allegiance to Turkey while maintaining strong links with their homelands, defined in local, national, and African senses. Students view their educational experience as a way of building their human capital and acting with a sense of responsibility towards the development of their home country and Africa, whether in the form of both words and actions such as remittances and return. Although there is some research on the various international students, African students seem to be less permeable to Turkish researchers. While African students must also be examined from the standpoint of education studies with regard to their learning experiences, this study aims to investigate African students in Turkey as a case of temporary migration or mobility and a case of transnational identity development. Keywords: African students, transnationalism, identity, adaptation, African diaspora
Afrika siyasetinde kadın: Ruanda örneği
Ruanda, son on yıldır siyasette kadın temsil oranında dünya genelinde birinci sırada yer almaktadır. Yaptığımız çalışmada, "Ruanda'nın siyasette kadın temsil oranı neden yüksektir?" sorusundan yola çıkılarak "Pre-kolonyal ve post-kolonyal dönemde kadınların siyasete katılımının günümüze etkisi nedir?" ve "Ruanda Soykırımı sonrasında kalkınmada siyasal kültürün etkileri var mıdır?" sorularının yanıtları aranmaya çalışılmıştır. Tezimizin amacı, Ruanda'nın siyasette kadın temsilindeki başarısının sebeplerini incelemek ve Ruanda'nın toplumsal ve siyasi geleneklerinde var olan kadın ve cinsiyet normlarının günümüzdeki başarılı kadın temsil oranına etkilerini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda yaptığımız çalışma, tümdengelim yaklaşımıyla üç bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde, kadınların siyasi hak kazanım süreçleri ve feminist teori ele alınmıştır. Dünya siyasetinde kadınların güncel temsil oranları bölgesel olarak incelenmiştir. İkinci bölümde, kadınların Afrika siyasetindeki konumları değerlendirilmiştir. Pre-kolonyal dönemde Afrika toplumlarının sosyal yapılarında ve siyasi sistemlerinde kadınların yeri irdelenmiştir. O dönemde öne çıkan kadın figürler üzerinden bir analiz yapılmış ve kolonyalizm döneminde bağımsızlık mücadelelerine katılan kadınlara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise, Ruanda'nın pre-kolonyalizm, kolonyalizm ve post-kolonyalizm dönemlerinde kadınların siyasetteki konumları değerlendirilmiştir. Sonrasında, 1994 Ruanda Soykırımı sonrası süreçte kadınların siyasete katılmasına yönelik yapılan politikalar ile Ruanda'nın kalkınmasında kadınların etkileri ele alınmıştır. Ruanda'nın toplumsal ve siyasi geleneklerinde var olan kadın ve cinsiyet normlarının günümüzdeki başarılı kadın temsil oranına etkileri ortaya koyulmaya çalışılmıştır.
Sahraaltı Afrika devletlerinin denge politikaları: Bölgesel bir analiz
"Sahraaltı Afrika Devletlerinin Denge Politikaları: Bölgesel Bir Analiz" DıĢ politikaları pre-kolonyal döneme kadar uzanan Sahraaltı Afrika devletleri, günümüze kadar hem kıta içi hem de kıta dıĢı güç mücadelelerine sahne olmuĢtur. Sömürgecilik dönemi ile birlikte bağımsızlığını kaybeden kıta ülkeleri bağımsızlıklarını kazanabilmek adına da mücadele yürütmüĢtür. Bağımsızlıktan sonra ortaya çıkan devletleĢme sürecinde Avrupa ülkeleri tarafından din, dil, etnik grup gözetilmeden çizilen sınırlar ve kıtaya yapılan müdahaleler ile doğal bir devletleĢme süreci geçirmeyen bu ülkeler; iç savaĢ, yolsuzluk, yoksulluk, altyapı yetersizliği ve teknik bilgi eksikliği gibi pek çok sorunla karĢılaĢmıĢtır. Bu sorunların yanı sıra bağımsızlıkları ekseriyetle Soğuk SavaĢ dönemine denk gelen kıta ülkeleri, iki kutuplu sistemin güç mücadelesine de sahne olmuĢtur. Doğu Bloku-Batı Bloku kutuplaĢması Afrika ülkelerine zaman zaman fayda sağlarken zaman zaman da zarar vermiĢtir. Sömürgecilik tecrübesinin verdiği hayatta kalma güdüsüyle, güçlü olmayan Afrika devletleri denge politikasına ihtiyaç duymuĢtur. Dolayısıyla, Sahraaltı Afrika devletlerinin dıĢ politikaları ağırlıklı olarak hayatta kalma ve devletin temel altyapı, teknik bilgi gibi eksikliklerini giderebilmek için çıkar odaklı olmuĢtur. Hem hayatta kalmak hem de çoğunluğu ekonomik olmak üzere çıkar elde etmek için çeĢitli dıĢ iliĢkiler kuran Afrika devletlerinin bu iliĢkileri neye göre kurduğu, neyi dengelediğini araĢtırmak bu çalıĢmanın temel amacını oluĢturmaktadır. Bu amaca ulaĢmak için Sahraaltı Afrika‟da bulunan coğrafi olarak ayrılmıĢ her dört bölgeden iki ülke vaka çalıĢması için seçilmiĢtir. Bu ülkelerin belirlenmesinde yurt dıĢı diplomatik misyon sayısı, askeri ve ekonomik gücü belirleyici olmuĢ; bu parametreler üzerinden her bölgeden en güçlü ve en zayıf devlet belirlenerek dıĢ politikalarındaki temel motivasyonlar ve eğilimleri incelenmiĢtir. Ülkelerin hayatta kalma mücadeleleri, hangi dıĢ güce ne için ihtiyaç duyduğu, hangi ülkeden nasıl bir çıkar elde ettiği araĢtırılırken bu kavramlara ağırlık veren realist teoriden istifade edilmiĢ, seçilen ülkelerin dıĢ politikalarındaki temel eğilimler karĢılaĢtırılarak tartıĢılmıĢtır. Anahtar Kelimeler: Sahraaltı Afrika, Realizm, Denge Politikası
Birleşik Arap Emirlikleri'nin Afrika Boynuzu politikası
Birleşik Arap Emirlikleri'nin kuruluşu Soğuk Savaş döneminde denk gelmektedir. Bölgesel güç dengeleri açısından göz ardı edilemeyecek bir devlet olan BAE'nin uluslararası alandaki faaliyetleri dikkatle takip edilmektedir. BAE'nin Afrika'da, özellikle Afrika Boynuzu bölgesindeki faaliyetleri de bu anlamda oldukça ilgi çekmektedir. BAE'nin kurulduğu ilk yıllarda dış politikası, bağımsızlık ve kalkınma odaklıdır. Ülke dış politikasında genel olarak ılımlılığı ve denge ilkesini benimsemiştir. 2010 yılından itibaren BAE'nin hem dış politikası hem de Afrika'ya yönelik politikası, ülkeyi yöneten liderlere ve bölgesel krizlere göre değimiştir. BAE, Afrika'nın hemen hemen tamamında, özellikle siyasi, ekonomik ve askeri olarak aktif bir varlık göstermektedir. Bu bağlamda bu çalışmada, yükselen bir bölgesel güç olarak değerlendirilen BAE'nin Afrika Boynuzu bölgesine yönelik bir politikasını olup olmadığı, bu politikanın temel olarak neyi hedeflediği, bu politika kapsamında bölge devletleri ile nasıl ilişkiler geliştirdiği, bölgede İran ve Türkiye'ye karşı hangi aktörleri desteklediği analiz edilmiştir. Tezin odaklandığı ana sorular BAE'nin Afrika Boynuzu'na yönelmedeki temel motivasyonu nedir? Bu hedeflere nasıl ulaşmaktadır? Bu hedeflere ulaşmak için kullandığı araçlar nelerdir? BAE Afrika Boynuzu'nda çeşitli çıkarlara sahiptir. BAE'nin kıtadaki ve Boynuzdaki çıkarları hem kendi bölgesindeki hem de çalışmaya konu bölgelerdeki çeşitli faktörlerden etkilenmiştir. Bu faktörler ağırlıklı olarak güvenlik teması alında toplanmış ve BAE, tehdit olarak algıladığı Müslüman Kardeşler, İran, Türkiye ve gıda krizi gibi sorunları çözmek için stratejik öneme sahip Afrika Boynuzu'na yönelmiştir. Bölge, BAE'ye hem coğrafi olarak yakın, hem doğal kaynaklar açısından zengin, hem de stratejik olarak deniz ticareti yolları üzerinde olduğundan dolayı BAE için önem arz etmiştir. Bu bağlamda Emirlik, Afrika Boynuzu'ndaki varlığını arttırarak bir taraftan güvenliğini sağlamaya çalışırken, diğer taraftan ekonomik güç elde etme amacı da gütmüştür. Anahtar Kelimeler: Afrika Boynuzu, Dış Politika, BAE
Soykırım sonrası Ruanda'nın sosyoekonomik gelişimi
Ruanda, 2000 yılında, kalkınmacı devletlerden Asya Kaplanları ülkesi olan Singapur'u örnek alarak yayınladığı Vizyon 2020 adındaki kalkınma planı çerçevesinde bir kalkınma sürecine girmiştir. Çalışmamızda, Vizyon 2020 kalkınma planını odağımıza alarak Ruanda'nın kalkınma sürecini değerlendirmek adına "Ruanda'nın kendi belirlediği hedefleri çerçevesinde, sosyoekonomik kalkınma ne oranda başarılmıştır?" ve "Ruanda'nın kendisine örnek aldığı Singapur'un sosyoekonomik kalkınma sürecini ne derece takip edebilmiştir?" sorularına yanıt aranmıştır. Tezin amacı, 2020 yılına kadar Ruanda'nın sosyoekonomik gelişim sürecini değerlendirmektir. Tümevarım ve karşılaştırma yöntemi kullanarak yazılan tez üç bölüme ayrılmaktadır. Birinci bölümde; Vizyon 2020 göstergeleri ve karıştırılması muhtemel ekonomik kavramlar ele alınmıştır. İkinci bölümde; kalkınmacı devlet kavramı ve Asya kaplanlarından Singapur'un kalkınma tecrübesi incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Vizyon 2020 Gösterge ve Hedefleri sonuçları değerlendirilmiştir. Sonrasında, literatürdeki araştırmacıların çalışmaları değerlendirilmiş, Ruanda'nın kalkınma sürecini tanımlayan bir kavram olarak "Sosyal Kalkınmacı Devlet" önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Vizyon 2020, Kalkınmacı Devletler, Sosyoekonomik Kalkınma
An analysis of Moroccan-Algerian relations from constructivist perspective
In 1956 Morocco gained its independence and had a claim over pre-colonial territories which were containing parts of Algeria and Spanish Sara (today's Western Sahara). Eleven years later, in 1963 Algeria and Morocco went to war with each other due to border disputes carried out during the colonial period. Shortly after this incident, Sahrawis living in Spanish Sahara proclaimed their independence in 1975 and in 1976 established autonomy under the name Sahrawi Arab Democratic Republic which was supported by Algeria. Following the Algerian support for the movement, Rabat and Algier had a military confrontation in 1976 at the Oasis of Amgala. Although both parties settled on this issue and never had another armed conflict after these confrontations, still the tension carried out between the two countries and the status of Western Sahara is an ongoing riddle. The claim of this thesis is that there are three main reasons for the conflict that can be framed through a constructive understanding of international relations. One of the reasons is that these two countries have different state identities and interests which made them stand on opposite sides of the balance of power from the establishment of both states. Secondly, the Security Dilemma that has occurred under an intersubjective understanding of the Western Sahara Issue is the most significant reflection and turnsole of the conflict. Lastly, long history of conflict and distinct identities creates a competitive security system and regional power competition in which both states play key points in the Middle East, Africa, and Europe.
Cancavid milisleri ve Sudan siyasetindeki rolleri
İlk insan topluluklarından günümüze; sınırlı kaynakların kullanımı, güvenlik, çıkar ve nihayetinde toplulukların; hayatta kalma endişeleriyle birbirleri arasında çatışmalar ve buna bağlı olarak da kaos var olmuştur. Dünya siyasetinde bir süre sömürge faaliyetlerinin merkezinde yer alan Afrika kıtası, sömürgeciliğin kalıtsal getirileri sonrasında; asimilasyon, yozlaşma, kimliksizlik, otorite boşluğu, teknolojik geri kalmışlık, güvenlik ve istikrarsızlık gibi sorunlar nedeniyle kıta olarak istikrarı sağlayamamıştır. Afrika, günümüzde birçok çatışma ve gruplaşmanın merkezi haline gelmiştir. Yoğun çatışma ve zayıf devlet idaresi alanlarında devletler paramiliter gruplar oluşturur veya mevcut örgütleri destekler. Bu yapılar, otoriteden aldıkları teçhizat, asker, gıda ve mühimmat gibi lojistik yardımlar sayesinde varlıklarını sürdürürler. Devletlerden aldıkları güçle çatışma alanlarında devletlerin çıkarları için var olurlar ve bu varlık resmen devletin elinde olmadığı için bazı durumlarda devlet çıkarlarını korumak için bu tür yollara başvurabilir. Coğrafi olarak Afrika'nın en büyük ülkesi olan Sudan, 40 yıldır aralıklı olarak iç savaşla harap durumdadır. Güney Sudan'da son yirmi yılda savaş ve kıtlık nedeniyle 2 milyondan fazla insan yaşamını yitirmiş ve milyonlarca insan evlerini terk etmek zorunda kalmıştır. Darfur'daki kriz, Şubat 2003'te Darfur'daki iki isyancı grubun, Ulusal Kongre Partisi hükümetine meydan okumak için ortaya çıkmasıyla, büyük bir insani felakete yol açmış ve yaklaşık 2 milyon kişi yerinden edilmiştir. 200 binden fazla insan komşu Çad'a göçe zorlanarak mülteci konumuna düşmüş ve yaşanan çatışmalarda 300 binden fazla insan hayatını kaybetmiştir. Sudan'ın geçmişten günümüze siyasi tarihi incelendiğinde hiç şüphesiz göze çarpan ana konulardan biri Darfur Sorunu ve Cancavid paramiliterleri olmaktadır. Cancavid paramiliterleri, Darfur bölgesinde uzun süredir varlığını sürdüren bir yapıdır. Cancavid milisleri, Darfur'daki isyanda, Sudan hükümetini desteklemek için kullanılan paramiliter bir güçtür. Bu tez; devletlerin neden paramiliter gruplara destek verdiğini, bu desteğin faydaları ve zararlarını anlaşılmasına yardımcı olmak amacıyla Sudan'ın siyasal hayatında önemli bir yere sahip olan paramiliter grup Cancavidler'in ele alınmasını hedeflemiştir. Sudan'ın Darfur bölgesinde çok sayıda katliam, yağma ve şiddet olayları ile suçlanan Cancavid Milislerinin kimler olduğu, ortaya çıkmalarındaki etkenleri, Darfur Sorunu ve 2019 yılında Ömer El Beşir'in askeri darbeyle devrilmesinin ardından halihazırda Sudan'daki pozisyonları ele almıştır. Böylelikle Cancavidler'in tarihini, amacını, eylemlerini ve Sudan siyasetindeki rolünü de anlayabilmemize yardımcı olmuştur. Anahtar kelimeler: Cancavid, Paramiliter, Sudan, Darfur, Afrika
Nordik ülkelerin Afrika politikaları
"Nordik Ülkelerin Afrika Politikaları" Avrupa'nın kuzeyinde yer alan Nordik ülkeler; coğrafi konumları, yakından iç içe geçmiş tarihi ilişkileri, birbirine benzeyen kapsayıcı, hoşgörülü, eşitlikçi, sosyal refah ve demokratik siyasi sistemleri gibi birtakım sosyal, ekonomik ve politik özellikleri paylaşan devletlerdir. Ancak Kuzey ülkelerinin günümüzdeki bu olumlu imajlarına rağmen geçmişlerinde birbirlerinin topraklarını işgal etme ve birbirlerinin topraklarında kolonicilik faaliyetleri yürütme gibi irredentist faaliyetleri de olmuştur. Uluslararası sistemde günümüzdeki söz konusu iyi özellikleri ile tanınan Nordik ülkeler, küresel sisteme entegre olmaya çalışan Afrika ülkeleri ile diğer birçok Batılı devlet gibi işbirliği yapmaya çalışmaktadır. Nitekim II. Dünya Savaşı sonrası dönemde Afrika'da dekolonizasyon süreci ve siyasi özgürlük mücadelesi egemen olmuştur. Söz konusu dönemde Afrika'da sömürgecilik geçmişlerinin olmamasının avantajlarını kullanan Kuzey ülkeleri, Afrikalı devletlerin kurtuluş mücadelelerini de desteklemiştir. Kıta'da sömürgecilik geçmişinin olmamasının yarattığı tüm olumlu koşullara rağmen Nordik ülkeler, Afrika ile geçmişteki ilk temaslarına bakıldığı zaman sömürgecilik ve köle ticareti faaliyetlerine rastlanmaktadır. Afrikalı devletlerin bağımsızlıklarını kazanmalarının sonrasında Kıta'nın, zengin doğal kaynaklar ve genç nüfus gibi birtakım sebeplerle önemi artmış ve Afrika'nın kalkınması için dış yardıma ihtiyacı olmuştur. Nordik ülkeler de geçmişte misyonerlik, ticaret, keşif vb. sebeplerle Afrika devletleri ile kurdukları köklü ilişkiyi söz konusu alana eğilerek devam ettirmişlerdir. Bu çalışma, Nordik ülkelerin Afrika Kıtası üzerinde yürüttüğü politikaları araştırmak üzere yapılmıştır. Bu bağlamda çalışmada Nordik ülkeler olan İsveç, Danimarka, Norveç, Finlandiya ve İzlanda'nın Afrika'ya yönelimlerindeki temel motivasyonlarının ne olduğu analiz edilmiş ve süreci etkileyen dış politika dinamikleri, iç ve dış etkenler tespit edilmiştir. Dış politika-din ilişkisi ve dış politika-dış yardım ilişkisi kavramsal çerçevesinden yapılan çalışmada; Neoklasik Realist bir yaklaşım esas alınmış ve tümevarım yöntemi ile tek tek incelenen Nordik ülkelerin Afrika politikaları, karşılaştırmalı dış politika analizi yöntemi ile ayrıca kıyaslanmıştır. Nordik ülkelerin Afrika Politikaları tarih boyunca uluslararası koşullardan, ülkelerin içindeki farklı aktör ve süreçlerden etkilenmiş ve söz konusu tüm faktörlerin sentezlenmesi sonucu oluşmuştur. Kuzey ülkelerinin Afrika politikalarının karşılaştırıldığı bölümde, mevzubahis ülkelerin politikalarındaki benzerliklere, farklılıklara ve öne çıktıkları alanlara da değinilmiştir. Ayrıca çalışmanın sonucunda edinilen bulgular kapsamında Afrika'nın siyasi önemi vurgulanarak Afrika-Nordik özel ilişkisinin değişen küresel düzenden gelecekte nasıl etkilenebileceği, Afrika-Nordik işbirliğinin gelişmeye devam edip her iki taraf için de geçerliliğini sürdürüp sürdüremeyeceği konuları da tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Nordik Ülkeler, Afrika, Neoklasik Realizm, Dış Politika, Kalkınma Yardımı