Stigmatization

144 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kadın epilepsi hastalarında öz yönetim ve cinsel fonksiyonlar arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Epilepside öz yönetim hastaların nöbet frekanslarını azaltmak ve genel sağlık durumlarını güçlendirmek amacıyla geliştirdikleri davranışsal düzenlemelere olan bağlılık ve adaptasyon yetenekleri olarak tanımlanmaktadır. Cinsel fonksiyon bozuklukları veya cinsel doyum problemleri epilepsi hastalarında sıkça bildirilmiştir. Çalışmamızda kadın epilepsi hastalarında cinsel işlevlerin sorgulanması, öz yönetim ile cinsel işlevler arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi ve damgalanmanın buradaki rolünün incelelenmesi amaçlanmıştır. Epilepsi tanısı bulunan ve kliniğimizde takip edilen 63 gönüllü kadın hasta örneklemimizi oluşturmaktadır. Örneklemimizdeki tüm hastalara kişisel veri formu, epilepsi öz yönetim ölçeği, kadın cinsel işlev ölçeği, yeni cinsel doyum ölçeği ve epilepsi tutum envanteri uygulanmıştır. Çalışmadaki örneklemde bilgi yönetimi ve ilaç yönetimi alt boyutları daha ön planda olmak üzere öz yönetim uygulamalarında düşüklük saptanmıştır. Epilepsi tutum envanteri puanı ile öz yönetim ölçeği arasında pozitif yönlü ilişki bulunmuştur (p=0,03; r=0,273). Cinsel işlev açısından hastaların %65'inde disfonksiyon belirlenmiştir. Öz yönetim alt boyutlarından bilgi yönetimi ile cinsel işlev alt boyutlarından istek arasında pozitif yönlü ilişki saptanmıştır (p=0,04; r=0,25). Cinsel işlev bozukluğu saptanan hastaların saptanmayanlara göre yaşı ve sahip oldukları çocuk sayısı yüksek bulunmuştur (p=0,005 ve p=0,013). Cinsel işlevlerde bozulma kadın epilepsi hastalarında sık gözlenmektedir. Öz yönetim güçlüğü ve damgalanma birbiriyle ilişkili ve ikisi de desteklenmelidir. Hastanın epilepsi bilgi yönetimi konusunda iyi olması damgalanmanın azaltılmasında ve cinsel işlevlerin iyileştirilmesinde önemlidir. Öz yönetimin güçlendirilmesi, cinsel doyumun arttırılmasında yardımcı olacaktır. Epilepsi hastalarının takibinde öz yönetimi güçlendirme stratejilerinin kullanılması cinsel işlev bozuklukların azaltılmasında da faydalı olacaktır. Anahtar kelimeler: Epilepsi, öz yönetim, cinsel disfonksiyon, damgalama

Cinsel işlev bozuklukları-psikolojikCinsel işlev bozukluğu-fizyolojikCinsel işlevler+5
Ezgi Özcan
Tekirdağ Namık Kemal University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Psikotik belirtileri olan hastaların, sağlık çalışanlarının iletişimine yönelik değerlendirmeleri ile içselleştirilmiş stigma, benlik saygısı ve öznel iyileşme düzeylerinin ilişkisi

Bu çalışma, psikotik belirtileri olan hastaların, sağlık çalışanlarının iletişimine yönelik değerlendirmelerinin hastaların içselleştirilmiş stigma, benlik saygısı ve öznel iyileşme düzeyleriyle ilişkisini araştırmak amacıyla planlanmıştır. Araştırmanın türü ilişki arayıcı desen doğrultusunda tanımlayıcı bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini Ankara'da bulunan, araştırmaya katılmayı kabul eden, araştırmaya dahil olma kriterlerini karşılayan 18 yaş üstü psikotik belirtileri olan yetişkin psikiyatri hastaları oluşturacaktır. Araştırmanın örneklemi pilot uygulama sonrası belirlenecek olup, dört farklı parametre arası ilişkiyi değerlendirmek üzere 40 katılımcı ile pilot bir uygulama yapılması, modelde yer alan değişkenler arası korelasyonun yapısının belirlenmesi ve örneklem sayısının bu doğrultuda hesaplanması planlanmıştır. Veriler, araştırmacılar tarafından literatürdeki benzer çalışmalar taranarak oluşturulan hasta bilgi formu ile Sağlık Bakımı İletişim Anketi (SBİA), Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalama Ölçeği (RHİDÖ), Benlik Saygısı Değerlendirme Ölçeği- Kısa Formu (BSDÖ-KF) ve İyileşme Değerlendirme Ölçeği (İDÖ) ile toplanacaktır. Katılımcıların tanıtıcı özelliklerine ilişkin veriler sıklık, yüzdelik, ortalama ve standart sapma değerleri kullanılarak hesaplanacaktır. Verilerin normallik varsayımını karşılama durumu Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilks testleri ile değerlendirlecektir. Ölçeklerden elde edilecek sonuçların birbirini yordama düzeyleri çoklu doğrusal regresyon, ilişkisi ise korelasyon analizleri kullanılarak tespit edilecektir. Normallik test varsayımlarının karşılanması durumunda Pearson korelasyon katsayısı, karşılanmaması durumunda ise Spearman korelasyon katsayısı ölçekler arası ilişkinin değerlendirilmesinde kullanılacaktır. Bu çalışma ile sağlık çalışanlarının iletişiminin psikotik belirtileri olan hastalar tarafından nasıl algılandığı ve bu algının hastaların kendilerine yönelik damgalamalarına, benlik saygılarına ve öznel iyileşmelerine ne gibi etkileri olduğu belirlenecektir. Bu yolla çalışmanın, iletişimin terapötik bir araç olarak kullanılmasını sağlayacak ileri müdahale çalışmalarına katkı sağlaması beklenmektedir.

Belirti ve semptomlarBenlik saygısıDamgalama+4
Fatma Altun
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Veganların sosyal etkileşimleri: Benlik sunumu ve vegafobiyle mücadele stratejileri

Bu tez çalışmasında, karnist ve türcü bir toplumda veganlığın toplumsal normlardan bir sapma olarak değerlendirildiği ve veganların damgalanmış kimliklere sahip olduğu düşüncesinden hareketle veganların naveganlarla sosyal etkileşimleri incelenmektedir. Söz konusu etkileşimlerin incelenme amacı, veganlara verilen tepkilere dair bilgi edinmek ve bu tepkilerin onların benlik sunumu üzerindeki etkilerini tartışmaktır. Bu hedef doğrultusunda sosyal inşacı bir dünya görüşüyle nitel bir araştırma tasarlanmıştır ve veriler (çevrimiçi ve yüz yüze) yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakat tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analiz sürecinde MAXQDA 2022 yazılım programından faydalanılmıştır ve veriler sosyal psikoloji çalışmaları ile Erving Goffman'ın dramaturjik yaklaşımı ve damga kavramı aracılığıyla yorumlanmıştır. Türkiye'nin yedi şehrinden ve Kuzey Kıbrıs'ın bir şehrinden toplamda on sekiz katılımcı ile görüşülmüştür. Veganların naveganlarla etkileşimlerinde karşılaştıkları tepkilerin ağırlıklı olarak olumsuz olduğu görülmektedir. Vegafobik olarak adlandırılan bu tepkiler sosyal psikoloji çalışmaları yardımıyla yorumlanmaktadır. Veganlığı kimliğe bir tehdit olarak görmek, veganlığı önemsiz ve değersiz kılmaya çalışmak, veganları vegan olmaktan vazgeçirmeye çalışmak ve veganlara yönelik sözel ve fiziksel saldırganlıklarda bulunmak temaları altında toplanan bu tepkiler ayrıntılı biçimde tartışılmaktadır. Bazı vegafobik tepkilerin naveganların veganlığı kendi kimliklerine bir tehdit olarak görmesinden kaynaklandığı iddia edilmektedir. Toplumdaki yaygın vegafobiye dikkat çekilerek veganlara yönelik ön yargıların diğer ayrımcılık türlerinde olduğu gibi bir sorun olarak görülmemesi ve sıradan kabul edilmesi sorunsallaştırılmaktadır. Söz konusu tepkiler ele alındıktan sonra, bu tepkilerin veganların benlik sunumlarını nasıl etkilediği tartışılmaktadır. Vegafobi beklentisi ile vegafobiyi önleme isteğinden etkilendiği öne sürülen bu benlik sunumları Goffman'ın izlenim denetimi ve yüz muhafaza stratejileri gibi etkileşimlere yönelik temel kavramları doğrultusunda değerlendirilmektedir. Vegafobiyi önleme çabası bireysel ve bireyler arası bir istek (stereotiplerle özdeşleştirilmekten kaçınmak, etkileşimleri sorunsuz kılmaya çalışmak) veya veganlığın algılanma biçimini değiştirme çabası gibi değişime yönelik bir istek (stereotipleri yıkmaya çalışmak) şeklinde tezahür edebilmektedir. Bu tez çalışmasında, veganların benlik sunumunun ağırlıkla naveganlar tarafından "makul" bulunacağı düşünülen davranışlarla paralellik gösterdiği ve özellikle bireyler arası çatışmadan kaçınan veganların vegafobik tepkileri önlemek amacıyla hayvan özgürlüğü aktivizmi yapmamayı tercih ettiği iddia edilmektedir. Bu sebeple yaygın vegafobinin hayvan özgürlüğü aktivizmini olumsuz yönde etkilediği öne sürülmektedir.

Benlik sunumuDamgalamaFobiler+5
Mukaddes Uzbay Ülgen
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik belirtilerin riskli davranışlarla ilişkisinde içselleştirilmiş ve sosyal damgalanma, kontrol odağı, umut ve öz-şefkatin etkisi: Türkiye üniversite örnekleminde bir inceleme

Psikolojik belirtilerle sıklıkla birlikte gözlenen ve beliren yetişkinlik açısından önem arz eden (Arnett, 2018; Üner ve ark., 2018) riskli davranışların önlenmesi için, davranış düzeyiyle ilişkili sosyodemografik ve psikolojik etmenlerin bir arada incelenmesi önerilmektedir (Hayes ve ark., 2011). Mevcut çalışma Jessor'un Problem Davranış Kuramı temelinde (Jessor, 2016; 2017) riskli davranışların psikolojik belirtilerle ilişkisinde psikolojik destek almaya yönelik içselleştirilmiş ve sosyal damgalanma algılarının aracılık rolleri ile kontrol odağı, umut ve öz-şefkat bireysel etmenlerinin düzenleyici rollerini inceleyerek olası müdahalelere zemin hazırlamayı amaçlamaktadır. Türkiye'deki 18-30 yaş aralığında (Ort. = 21.34 , SS = 2.75) 258'i (52,7) kadın ve 232'si (47,3) erkek olmak üzere 490 lisans öğrencisine çevrimiçi anket yöntemiyle ulaşılarak Demografik Bilgi Formu, Riskli Davranışlar Ölçeği-Üniversite Formu (RDÖ-ÜF), Kısa Semptom Envanteri (KSE), Psikolojik Yardım Alma Nedeniyle Sosyal Damgalanma Ölçeği (PYANSDÖ), Psikolojik Yardım Alma Nedeniyle Kendini Damgalama Ölçeği (PYANKDÖ), Kontrol Odağı Ölçeği (KOÖ), Sürekli Umut Ölçeği (SUÖ) ve Öz-Duyarlık Ölçeği (ÖDÖ) uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizi, cinsiyet farkları T-testleri, yordayıcı etkileri Hiyerarşik Regresyon, aracılık ve düzenleyicilik rolleri ise SPSS PROCESS basit aracı ve düzenleyici değişken analizleriyle incelenmiştir. İntihar eğiliminde cinsiyet farkı gözlenmezken, antisosyal davranışlar, madde, alkol, sigara kullanımı, okul terki ve sağlıksız beslenme gibi diğer riskli davranışların erkeklerde; psikolojik belirti toplam puanı ile birlikte hostilite dışındaki anksiyete, olumsuz benlik, depresyon ve somatizasyon alt puanların kadınlarda daha yaygın olduğu görülmüştür. Psikolojik belirtiler ve riskli davranış ilişkilerinde alkol, sigara kullanımı, intihar eğilimi ve okul terkinde sosyal damgalanmanın; madde kullanımında kendini damgalamanın; beslenmede her ikisinin pozitif yönde aracılık ettiği görülmüştür. Bulgular ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır. Çalışma sonucunda riskli davranışlara karşı koruyucu çalışmalarda sosyal ve kendini damgalamanın önüne geçmek adına psikolojik yardım almayı normalleştirmenin yararlı olabileceği; intihar eğilimi, antisosyal davranışlar ve okul terkini önleyici müdahalelerde ise umut ve öz-şefkate odaklanılması önerilmiştir.

DamgalamaDenetim odağıKendini damgalama+7
Ayşe Özlem Torunoğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eleştirel sosyal hizmet çerçevesinde şizofreni tanılı kişilerin ve yakınlarının damgalanma deneyimleri: Zonguldak örneği

Bu araştırmanın amacı, şizofreni tanılı kişilerin ve yakınlarının damgalanma deneyimlerini ortaya koyarak eşitsizlik ve ayrımcılık pratiklerine görünürlük kazandırmaktır. Zonguldak Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'nden hizmet alan kişiler bu çalışmanın popülasyonunu oluşturmuştur. Nitel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilen bu araştırmada 17'si tanılı bireylerden, 15'i ise tanılı bireylerin yakınlarından oluşan 32 özne ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcılarla yapılan derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler beş ana tema çerçevesinde kategorize edilmiştir. Bu temalar (1) sosyal ilişkilerde meydana gelen değişimler, (2) öz-imajda meydana gelen değişimler, (3) kamusal alanda eşitsiz koşullarla ve ayrımcılık pratikleriyle karşılaşmak, (4) bakım verenlere özgü deneyimler ve (5) mücadele taktikleri şeklinde kavramsallaştırılmıştır. Öznelerin tanı konulduktan sonraki süreçte yalnızlaştıkları ve kamusal alandan dışlandıkları anlaşılmıştır. Yaygın stereotiplerle karşılaşmak ve aşağılanmak kamusal alandan dışlanmanın gündelik tezahürleridir. Sosyal ilişkilerden dışlanma ve sosyal kimliğin damgalanma deneyimleri çerçevesinde inşa edilmesiyle birlikte özneler kendilerini toplumun gördüğü gibi görmeye başlamış, eksiklik ve mahcubiyet duyguları yoğunlaşmış ve tanı, kimliğin asli bileşeni hâline gelmiştir. Tanılı öznelerin çoğunun üretim ilişkilerine dâhil olamadığı tespit edilmiştir. İstihdama katılımın mümkün olduğu durumlarda ise esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerinin yoğunlaştığı anlaşılmıştır. Partnerleri tanılı olan kadınlar ise hem bakım rollerini üstlenmek hem de evin geçimini sağlamak gibi zorlu görevlerle karşı karşıya kalmışlardır. Bakım yükünü çoğunlukla aile üyelerinin üstlenmesi sonucunda bakım rolü gündelik hayat pratiklerinin önüne geçmiş ve özneler bakım dışında hiçbir şey yapamaz hâle gelmiştir. Tanıyı gizlemek veya ifşa etmek, toplumsal ilişkilerden kaçınmak ve çevreyi sınırlı tutmak ve tinsel referanslara tutunmak deneyimlenen sorunlar karşısında başvurulan mücadele taktikleridir. Tanılı kişileri ve yakınlarını hak talep eden özneler hâline getirmek için şizofreni tanılı kişileri ve yakınlarını bir araya getiren sivil toplum örgütlerinin eleştirel sosyal hizmet teorisinden dayanağını alan ve üyelerinin politikleşmesini sağlayan bir içerikle yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Ayrıca sosyal hizmet disiplininin ruh sağlığı alanındaki önemini artıracak bir kurumsal-yasal formasyona ihtiyaç duyulmaktadır.

AyrımcılıkBakım verme yüküDamgalama+4
Muhammed Macit Demir
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Madde bağımlılarının damgalanma sonrası bağımlılık döngüsü

Madde bağımlılığı giderek artan bir toplumsal sorun haline gelmiştir. Çalışmada ele alınan konu madde bağımlılarının damgalanma süreçleridir. Damgalanma, toplumda normal dışında olan ya da suç teşkil eden davranışlarda bulunan bireyler üzerinde gerçekleşir. Birey damgalanarak toplum tarafından da cezalandırılmış olur. Bu anlamda madde bağımlısı bireylerin toplum tarafından damgalanıp damgalanmadığı ve eğer damgalanmış iseler bu durumun bağımlılık süreçlerine etkisinin olup olmadığını ortaya koymak bu çalışmanın temel amacını oluşturmuştur. Araştırma evrenini Ankara'da tedavi olmuş ve olan madde bağımlıları oluşturmuştur. Kartopu örneklem seçimi yöntemiyle Ankara'da bulunan HİGED ve UBAM isimli tedavi merkezlerinde tedavi olmuş 20 madde bağımlısı bireyle gönüllülüklerine dayalı görüşmeler yapılmıştır. Nitel verilerin değerlendirilmesi için MAXODA11 nitel analiz programı ile tema analizi yapılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre madde bağımlısı bireyler damgalanmış kişilerdir. Bu damgalanma sonucunda ise bağımlılık süreçleri olumsuz etkilenerek bağımlılık döngüsünden kurtulmalarının güçleştiği görülmüştür. Anahtar Sözcükler Madde bağımlılığı, Damgalanma, Haricîler

BağımlılıkDamgalamaMadde bağımlılığı+3
Merve Arılık
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde bağlanma stillerinin damgalama davranışıyla ilişkisinin öfke ifade tarzı açısından incelenmesi

Araştırmada, üniversite öğrencilerinde bağlanma stillerinin damgalama davranışıyla ilişkisinin öfke ifade tarzı açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi İstanbul Aydın Üniversitesi' nin Fen-Edebiyat Fakültesi, Eğitim Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ve İktisadi ve İdari bilimler Fakültesi' ne bağlı 6 farklı bölümde (Sosyoloji, Türkçe Öğretmenliği, Sınıf Öğretmenliği, Endüstri Mühendisliği, Yazılım Mühendisliği, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler) okumakta olan 360 gönüllü öğrencilerden oluşmaktadır. Çalışmanın evreni oluşturulurken Tabakalı Örnekleme Tekniği kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II, Damgalama Ölçeği, Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarz Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS programıyla bilgisayarda bağımsız örneklem t-testi, ANOVA, regresyon analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Verilerin istatiksel analiz sonuçları şöyle özetlenebilir: Kadınların erkeklere oranla daha fazla kaçınmacı bağlanma skoruna sahip oldukları tespit edilmiştir. Öfke İçte alt ölçeğinde cinsiyetin, anlamlı bir fark yarattığı bulunmuştur. Beklenilenin aksine erkeklerin kadınlara oranla daha fazla öfke içte skoruna sahip oldukları tespit edilmiştir. Etiketleme, Ayrımcılık ve Dışlama alt ölçeğinde cinsiyetin anlamlı bir fark yarattığı bulunmuştur. Erkeklerin kadınlara oranla daha fazla etiketleme, ayrımcı ve dışlayıcı skora sahip oldukları tespit edilmiştir. Katılımcıların yaşlarının kaygılı bağlanma alt ölçeğinde anlamlı şekilde ayrıştıkları tespit edilmiştir. 18 yaş grubunda bulunanların 20 yaş grubuna oranla daha fazla kaygılı bağlanma skoruna sahip oldukları tespit edilmiştir. Katılımcıların ebeveynlerinin birliktelik durumları kaçınmacı bağlanma alt ölçeğinde anlamlı şekilde ayrıştıkları tespit edilmiştir. Yine beklenenin aksi olarak anne ve babası sağ olup birlikte olanların, anne ve babası sağ olup ayrı olanlardan daha fazla kaçınmacı bağlanma skoruna sahip oldukları tespit edilmiştir. Erken yaşta zorunlu olarak sorumluluk üstlenen kişilerin, sorumluluk üstlenmek zorunda kalmayan kişilere göre; daha yüksek SL-Öfke ve Öfke İçte puanlarına sahip olduğu ve bu farkın anlamlı şekilde her iki grubu da ayrıştırdığı tespit edilmiştir. Geçmiş yaşantısında herhangi bir türde şiddete maruz kalanların, şiddet mağduru olmayanlara göre daha yüksek Kaygılı Bağlanma ve SL-Öfkeye sahip olduğu ve bu farkın anlamlı şekilde iki grubu ayrıştırdığı tespit edilmiştir. Şaşılacak başka bir tespit ise cinsel kimliği nedeniyle tepki gören kişilerin, tepki görmeyenlere göre daha yüksek Ayrımcılık Dışlamaya sahip olduğu ve bu farkın anlamlı şekilde iki grubu ayrıştırmasıdır. Ayrıca yapılan çalışmada SL Öfke' yi yordayan dört değişken bulunmaktadır. En güçlü yordayıcı değişkenler sırasıyla öfke dışa, anne eğitim seviyesi, öfke içte ve öfke kontroldür. Öfke İçte' yi yordayan en önemli değişkenler sırasıyla kaygılı bağlanma, sürekli öfke, cinsel kimliğe gösterilen tepki, ani kayıp ve öfkenin dışa yansıtılmasıdır. Öfke Dışa' yı yordayan en önemli değişkenler aile gelirinin düşüklüğü, sürekli öfke, öfke içte ve düşük öfke kontroldür. Öfke Kontrol' ünü yordayan en önemli değişkenler ise sürekli öfke ve öfke dışa değerlerinin düşük olmasıdır. Anahtar Kelimeler: Bağlanma, Damgalama, Öfke

BağlanmaBağlanma stilleriDamgalama+3
Merve Aydin
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Altkültürel gençlik analizi: Diyarbakır'daki "keko gençlik grupları"

Gençliğin alt kültürel oluşumu: Diyarbakır'daki "Keko Gençlik Grupları" örneği üzerine yapılan alan araştırması üç bölüm olarak düzenlenmiştir. Birinci bölümde Keko Gençler'in kim oldukları, toplum tarafından algılanma ve kabul edilme durumları ve davranışları incelenmiştir. İkinci bölümde Keko Gençler'in aile ve çevreleriyle olan ilişkileri değerlendirilmiştir. Son bölüm olan üçüncü bölümde de derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Bu mülakatlarda, Keko Gençler'in kendilerini nasıl gördükleri, toplumsal çevrelerinde bulunanlar (Rehber öğretmen, Muhtar, çevre esnafı vb. gibi) tarafından nasıl görüldükleri üzerinde durulmuştur. Son bölümde bir sorun olarak kabul edilen, Keko Gençler ile ilgili çözüm önerileri geliştirilmektedir. Bu çalışma, Diyarbakır ilinin merkez ilçeleri olan Bağlar, Şehitlik ve Sur olmak üzere üç bölgede yapılmıştır. Uzaktan gözlem, derinlemesine mülakat, odak grup çalışması, katılımlı gözlem ve doküman inceleme tekniklerinin yardımıyla kırk üç (43) kişiyle derinlemesine mülakat, yirmi dört (24) kişiyle odak grup çalışması yürütülerek çalışma tamamlanmıştır.

AltkültürDamgalamaDiyarbakır+3
Mehmet Ekinci
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Alkol ve madde kullanım bozukluğu olan hastalarda içselleştirilmiş damgalama düzeyi ve yaşam kalitesi ilişkisi

Damgalama ruhsal hastalık yaşayan bireylerin, yaşamının birçok boyutunu etkilemektedir. İçselleştirilen damgalama, bireylerin yaşam kalitelerini de birçok boyutla beraber etkiler. Yapılan araştırmalarda, alkol ve madde kullanım bozukluğu tanısı alan bireylerde içselleştirilmiş damgalama ve yaşam kalitesi ilişkisinin incelenmediği görülmektedir. Bu nedenle yapılan çalışmada, iki değişken arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 30 kadın 52 erkek olmak üzere 18-65 yaş aralığında bireyler oluşturmaktadır. Katılımcıların demografik ve hastalığa dair özelliklerini belirlemek amacıyla sosyo-demografik bilgi formu, içselleştirilmiş damgalama düzeyini belirlemek için Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalama Ölçeği (RHİDÖ), yaşam kalitesini ölçmek için Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu (WHOQOL-BREF) ölçekleri sırasıyla katılımcılara uygulanmıştır. Yapılan korelasyon analizinin sonuçlarına göre değişkenlerin arasında anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır. Yapılan çoklu regresyon analizi sonucuna göre ise Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalama Ölçeği alt faktörlerinin yaşam kalitesi ölçeği alt alanlarını yordadığı görülmektedir.

Alkol bağımlılığıAlkol içmeDamgalama+4
Merve Aslan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Bipolar bozuklukta mesleki işlevselliğin iyileştirilmesinde sosyal biliş ve etkileşim terapisinin etkisi

Bipolar Bozukluk (BB) kronik bir ruh sağlığı sorunu olarak, tanı alan hastalarda çeşitli işlevsellik alanlarının ve bilişsel süreçlerin gerilemesi ile sonuçlanabilmektedir. Temel işlevsellik alanlarından biri olan mesleki işlevselliğin iyileştirilmesi, bu hastalarda ekonomik bağımsızlığın yanı sıra tedavi hedeflerinden olan duyguların yönetilmesi, kişilerarası ilişkilerin düzenlenmesi ve damgalanma ile başa çıkma açısından önem kazanmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, Sosyal Biliş ve Etkileşim Terapisi (SBET) yoluyla BB hastalarının mesleki işlevselliklerinin iyileştirilmesidir. Seçkisiz kontrol gruplu ön test-son test deneysel çalışma olarak tasarlanan bu araştırmanın evrenini İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Duygudurum Birimi'nde tedavi ve takipleri devam eden BB tanılı hastalar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise evrenden belli kriterlere göre seçilen deney (n1=12) ve kontrol (n2=16) grubu olmak üzere toplam 28 BB-I tanılı birey oluşturmuştur. Deney grubu standart tedaviye (ilaç tedavisi ve psikiyatrik görüşme) ek olarak 8 hafta SBET' ne katılmış, kontrol grubuna herhangi bir terapi uygulanmamıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Katılımcı Bilgi Formu, Hamilton Depresyon Değerlendirme Ölçeği (HDDÖ), Young Mani Derecelendirme Ölçeği (YMDÖ), Gözler Testi (GT), Üst Biliş Ölçeği (ÜBÖ), Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalama Ölçeği (RHİDÖ) ve Kısa İşlevsellik Değerlendirme Ölçeği (KİDÖ) kullanılmıştır. Elde edilen veriler bilgisayarda SPSS 21 programında analiz edilmiş, demografik veriler betimsel istatistik yöntemlerinden frekans, yüzdelikler ve aritmetik ortalama ile gösterilmiş, araştırmadaki analizlerin kullanımında grup sayısına dikkat edilmiştir. Gruplar arası ve grup içi karşılaştırmalarda n<0,05 olduğu için parametrik olmayan testlerden Mann-Whitney U Testi, Wilcoxon Testi ve Kruskal-Wallis Tek Yönlü Varyans Analizi ile değerlendirilmiştir. Yapılan nicel analizlerde uygulamanın sosyal biliş, mesleki işlevsellik ve damgalanma üzerindeki etkilerine odaklanılmıştır. Bulgular her hafta iki oturum halinde uygulanan 8 haftalık SBET grup sürecinin hastalarda sosyal biliş ve mesleki işlevsellik üzerinde anlamlı farklılıklar sağlayabildiğini ancak damgalanma üzerinde anlamlı bir farklılık sağlamadığını göstermektedir. Araştırma sonucunda SBET grup uygulamasının BB tanılı hastaların mesleki işlevselliğini iyileştirici yönde etkilemiş olması dikkat çekicidir. Tüm bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılarak gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.

Bipolar bozuklukDamgalamaEtkileşim+5
Zeynep Anaforoğlu Bıkmaz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Between state and religion: The marginalization of Aliya Madrasa students in Bangladesh

This sociological and anthropological work traces Aliya madrasa students' vulnerability in contemporary Bangladesh. Madrasa education has been at the center of contentious political debate in Bangladesh since independence in 1971. After independence, secularism was introduced as the central pillar of the constitution and applied to build a secular nation. Meanwhile, religious especially madrasa education was antagonized, politicized, and perceived as communalist, antinational, and primitive. For this reason, Aliya madrasa education was marginalized, not even recognized by the secular state until 1985. After being recognized partially in 1985, when Aliya madrasa students started to enter public universities and government jobs, the public university authority, with the blessing of the state, which is historically dominated by the authoritarian secular discourse, began to put several extra conditions for admission of madrasa students. As a consequence of these extra conditions, hundreds of thousands of madrasa students were denied admission in public universities, and rejected from a government job for their educational background. Nevertheless, this secular state-sponsored historically constructed alienating discourse has cost madrasa students the opportunity to get government jobs. They are subjected to violence in public universities and the public sphere, stigmatized as antinational and communal elements. In order to study the above phenomenon, this research draws up the trajectory of otherisation and ostracization of madrasa students in contemporary Bangladesh and tries to connect historical trajectories with their lived experiences through a genealogical and anthropological approach. This thesis aims to contribute to the sociological and anthropological discussion of the Bangladeshi secular state, violence, discrimination, and the Aliya madrasa.

DiscriminationBangladeshStigmatization+6
Ruhul Amın
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin intihara ilişkin bilgi düzeyleri ve intihar eden kişilere yönelik damgalama tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışma "Hemşirelik Öğrencilerinin İntihara İlişkin Bilgi Düzeyleri ve İntihar Eden Kişilere Yönelik Damgalama Tutumları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi" amacıyla gerçekleştirilmiş olan tanımlayıcı kesitsel bir çalışmadır. Yöntem: Araştırma Kasım 2022-Mayıs 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemini 230 hemşirelik öğrencisi oluşturmuştur. Çalışmanın verileri "Tanımlayıcı özellikler Formu", Psikiyatrist/Psikolog Desteği Öyküsü ve İntihar Öyküsü Bilgi Formu, "İntihara İlişkin Bilgi Düzeyi Ölçeği (İBDÖ)" ve "İntihara Yönelik Damgalama Ölçeği (İYDÖ)" kullanılarak toplanmıştır. Veriler SPSS 26 paket programında analiz edilmiştir. Çalışma öncesi etik izin, kurum izni alınmış katılımcılardan ise yazılı bilgilendirilmiş onam alınmıştır. Bulgular ve Sonuçlar: İntihar bilgi düzeyi arttıkça intihara yönelik damgalama düzeyi azalmaktadır. Yaş, aile gelir düzeyi ve ailede intihar öyküsü gibi değişkenler İBDÖ ile ilişkili bulunurken, sınıf, anne eğitim düzeyi ve yakın çevrede intihar öyküsü gibi değişkenler ise İYDÖ ile ilişkili bulunmuştur. Çalışmaya alınan diğer değişkenlerin ise İBDÖ ve İYDÖ ile ilişkisi bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: İntihar bilgisi, intihara yönelik tutum, hemşirelik öğrencileri

Bilgi düzeyiDamgalamaHemşireler+4
Nur Sultan Karaca
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Epilepsili hasta ve eşlerinin eş uyumu, epilepsi bilgi ve stigma düzeylerinin karşılaştırılması

Kesitsel, tanımlayıcı tasarımda ve karşılaştırmalı olan bu çalışma epilepsili hasta ve eşlerinin eş uyumu, epilepsi bilgi ve stigma düzeylerini karşılaştırarak ilişkili faktörleri belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırmanın örneklemini (Kasım 2020- Şubat 2021) bir eğitim araştırma hastanesinde tedavi olan epilepsili hasta (n=100) ve eşleri (n=100) oluşturdu. Kişisel Bilgi Formu, Yenilenmiş Çift Uyumu Ölçeği, Epilepsi Bilgi ve Tutum Anketi, Epilepsi Hastalarında Stigma Ölçeği ve Epilepsi Hastalarının Yakınlarında Stigma Ölçeğiyle veriler toplandı.Çalışmanın verilerinin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistiksel analizler (ortalama, standart sapma, medyan, frekans, yüzde, minimum, maksimum), normal dağılım testleri (Shapiro-Wilk, Skewness ve Kurtosisin), cronbachalpha, t testi/Mann Whitney U testi, One-wayAnova/Kruskal Wallis testi, Pearson Korelasyon testi, kullanıldı. Fark ve ilişkilerde istatistiksel anlamlılık p<0.05 olarak kabul edildi.Epilepsili hastaların ortalama 41,130±13,488 ve eşlerinin ortalama 42,050±13,584 yaşlarında oldukları, Epilepsili hastaların (%45)ve eşlerinin (%40) çoğunun ilkokul mezunu olduğu, 16,740±13,802 yıl evli oldukları, tanışarak evlendikleri (%54) ve epilepsili hastaların eşlerinin evlilik öncesi eşinin epilepsi hastası olduğunu bilmedikleri (%55) saptandı.Tekrar evlense aynı kişiyle evlenmek istediği (%93 epilepsi hastası; %95 eş) belirlendi. Hastalık süresinin ortalama 13,170±12,841 yıl olduğu, hastalığının travmaya bağlı olarak geliştiği (%72) ve aylık nöbetler (%30) geçirdiğisaptandı.Epilepsili hastaların ve eşlerinin ÇUÖ Doyum alt boyut puanları ve Çift uyumu toplam puanları ile EBTÖ puanları arasında pozitif yönde (p<0.05) anlamlı ilişkiler saptandı.HastalarınYÇUÖ'nün Doyum puan ortalamasının eşlerinden daha yüksek olduğu ve ilişki kalitelerini daha iyi düzeyde algıladıkları (p<0,05) saptandı. Hastaların EBTÖ'nün ''Tutum'' puan ortalamasının eşlerinden daha yüksek olduğu, epilepsiye ve epilepsili olan bireye yönelik daha pozitif bir tutuma sahip olduğu saptandı (p<0,05). Hastaların ESÖ'nin toplam puan ortalamasının orta düzeyde olduğu ve eşlerinin puan ortalamasının ise düşük düzeyde olduğu, epilepsili hastaların eşlerinden daha fazla stigmatize olduğu belirlendi (p<0,05).

BilgiDamgalamaEpilepsi+4
Meryem Altunok
Haliç University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hafif ve ciddi düzeyde otizm spektrum bozukluğu olan çocukların aktivite katılımı ve ebeveynlerinin içselleştirilmiş damgalanmasının karşılaştırılması

Bu çalışma, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocukların otizm semptomlarının seviyesine göre çocukların aktivite katılımı ve ebeveynlerinin içselleştirilmiş damgalanmasının karşılaştırılması amacıyla planlandı. Çalışmaya 6-11 yaşları arasında 139 çocuk ve ebeveyni katıldı. Çocukların OSB semptom şiddetlerini değerlendirmek için Otizm Davranış Kontrol Listesi (ODKL), çocukların aktivitelerine katılım sıklıklarını ve aktivite katılım seviyelerini değerlendirmek için Çocuklar ve Gençler İçin Katılım ve Çevre Ölçeği (PEM-CY), içselleştirilmiş damgalanmayı değerlendirmek için Ebeveynlerin Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği (ERHİDÖ) ve ebeveynlerin OSB olan çocuğa sahip olmaları nedeniyle hissettikleri duygular, yaşadıkları damgalanma deneyimleri, damgalanmanın günlük yaşam aktivitelerine ve toplumsal katılımlarına etkilerini değerlendirmek için yarı yapılandırılmış görüşme formu ebeveynlerle yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak uygulandı. Katılımcılar ODKL'den alınan puanlara göre hafif düzeyde OSB olanlar (n=68) ve ciddi düzeyde OSB olanlar (n=71) olmak üzere iki gruba ayrıldı ve tüm veriler istatistiksel olarak incelendi. Ciddi düzeyde OSB semptom şiddeti olan çocukların hafif düzeyde OSB semptom şiddeti olan çocuklara göre ev, okul ve toplumsal ortamlarda aktivite katılım sıklığı ve aktivite katılım seviyelerinin daha düşük olduğu bulundu (p<0,05). Ciddi düzeyde OSB semptom şiddeti olan çocukların ebeveynlerinin içselleştirilmiş damgalanmasının hafif düzeyde OSB semptom şiddeti olan çocukların ebeveynlerine göre daha yüksek olduğu bulundu (p<0,05). Ebeveynlerin içselleştirilmiş damgalanması ile çocuklarının aktivite katılım sıklığı ve aktivite katılım seviyesi arasında negatif yönde orta ve yüksek derecede ilişki tespit edildi (p<0,05). Ergoterapistlerin OSB olan çocukların aktivite katılımlarını etkileyen faktörleri incelerken ebeveynlerin içselleştirilmiş damgalanmasını değerlendirmelerinin kritik öneme sahip olduğu düşünülmektedir.

Ana-babaDamgalamaKatılım+3
Ebru Yıldız
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Etnisite ve engellilik: Bir çifte dezavantajlılık durumu mu?

Engelli bireyler, engelli olmalarından dolayı tarihsel süreç boyunca toplumun olumsuz bakış açısını deneyimlemişlerdir ve bundan dolayı damgalayıcı ve ayrımcı pratiklere maruz kalmışlardır. Bu araştırma 'engellik' ve 'etnisitenin' birlikte 'çifte dezavantaj' bir durum yaratıp yaratmadığını Türkiye bağlamında göstermeye çalışmıştır. Engel durumunun sosyal etkileşimler neticesinde neden olduğu olumsuz deneyimler, görme ve bedensel/fiziksel engeli olan bireylerin anlatımları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Nitel araştırma tekniklerinin kullanıldığı ve Batman'da gerçekleştirilen araştırmada yedisi tekerlekli sandalye kullanıcısı ve dördü görme engelli olan on bir katımcı ile derinlemesine görüşmeler ve katılımlı gözlemler yapılmıştır. Araştırmanın veri analizi Excel programı üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın kuramsal çerçevesi sosyolojik kuramlardan olan sosyal inşacı yaklaşım ve bu yaklaşımın bir uzantısı olarak gelişen engelliliği açıklayan modellerden olan işlevsel-ekolojik modeldir. Bu araştırmada engelliliğe ilişkin tartışmalardan hareketle engelliliğin bireysel olmaktan ziyade toplumsal anlamda sorun oluşturduğu görülmüştür. Engelli bireylerin kendilerine olan bakıştan ziyade engelliliğin kültürel tanımlaması ve sosyal organizasyonsuzluk sosyal yaşamlarını engelleştirmektedir. Araştırmanın esas odağını oluşturan 'engellilik' ve 'etnisite' kesişiminde ise 'engelliliğin' tek başına dezavantaj yarattığı ve her alanda yoksunluk yaşamalarına neden olduğu görülmüştür. Saha aşamasında toplumsal cinsiyete ilişkin vurgulardan dolayı 'engelli' ve 'kadın' olmaya ilişkin tartışmalardan hareketle bu araştırma açısından baskın ve 'çifte dezavantaj' bir durum yaratmaktadır. Araştırmada saha aşamasında iken Kovid-19'un yaygın olmasından dolayı katılımcılarla yürütülen tartışmalar sonucunda Kovid-19'un engelli bireylerin çoğunluğunu daha da engelleştirdiği görülmüştür.

Beden sosyolojisiDamgalamaDezavantajlı gruplar+4
Perihan Demir
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kırsal ve kentsel alanlarda akıl hastalığı ve delilik olgusu

Bu araştırma, kırsal ve kentsel alanlarda yaşayan bireylerin normal-anormal, delilik ve akıl hastalığı olgularını nasıl tanımladıkları ve bu şekilde nitelendirilen bireylerle nasıl ilişki ve etkileşim kurduklarını köy ve kent bağlamında karşılaştırmalı olarak ele almayı amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, bireylerin yaşadıkları mekânın ilişki dinamikleri ve kültürüyle ilişkili olarak deli ya da akıl hastası olarak nitelendirilen bireylerin damgalanma, sosyal dışlanma ve kabul süreçlerinin nasıl olduğunun anlaşılması hedeflenmektedir. Araştırma, kentsel alan olarak Ankara ve kırsal alan olarak ise Samsun'un Elmaçukuru Köyü'nde gerçekleştirilmiştir. Kentsel alan olarak Ankara'nın tercih edilmesinde hem büyükşehir hem de başkent olması sebebiyle kentsel ilişkilerin yoğunluğu, kırsal alan olarak Elmaçukuru Köyü'nün tercih edilmesinde ise, şehir merkezine uzak, izole bir dağ köyü olması sebebiyle kırsal ilişkilerin yoğunluğu etkili olmuştur. Nitel araştırma yönteminin uygulandığı araştırmada kentten ve köyden 8'er katılımcı olmak üzere toplamda 16 kişiyle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca araştırmanın kırsal sahasını oluşturan Elmaçukuru Köyü'nde katılımlı gözlem uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda köy ve kent ilişki dinamiklerine bağlı olarak, bireylerin akıl hastalığı ve delilik tanımlarına, kurdukları ilişkilerin mahiyetine ve damgalanmış bireyleri toplumsal dışlama ve kabul süreçlerine ilişkin anlamaya dönük sonuçlara ulaşılmıştır.

DamgalamaDelilikKentler+2
Merve Bayraktar
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pilotların pilot akran destek programları çerçevesinde veya bir psikologdan psikolojik yardım alma ile ilişkili sosyal damgalanma korkusu ve psikoterapi hakkındaki düşünceleri ile kendini açma eğilimleri arasındaki ilişki

Dünya literatürüne hem psikoloji hem havacılık bilim alanlarında bir ilki kazandıracak bu interdisipliner araştırmanın amacı; pilotların pilot akran destek programları çerçevesinde veya herhangi bir psikologdan psikolojik destek alma ile ilişkili sosyal damgalanma korkusu ve psikoterapi hakkındaki düşünceleri ile kendini açma eğilimleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. İlgili araştırma problemi başta psikoloji olmak üzere, havacılık psikolojisi, psikiyatri, tıp, adli tıp, havacılık yönetimi, sivil havacılık, uzay ve havacılık mühendisliği, sivil havacılık kabin hizmetleri, uçuş harekât yöneticiliği, havacılık ve uzay bilimleri akademik alanları tarafından, hiç incelenmemiş ve çalışılmamıştır. Araştırmanın temelini nicel yöntem ve buna bağlı olarak geliştirilmiş anketler oluşturmuştur. Türkiye'de çalışan 211 pilot çalışmanın örneklemini oluşturmaktır. Bu çalışmada veri toplamak için katılımcılara; "Kişisel Bilgi Formu", "Psikolojik Yardım Alma Nedeniyle Sosyal Damgalanma Ölçeği", "Psikoterapi Hakkındaki Düşünceler Ölçeği" ve "Kendini Açma Beklentileri Ölçeği" uygulan¬mıştır. Yukarıdaki ölçekler ve ölçek alt boyutları arasında yüksek düzeyde istatistiksel güvenilirliğe sahip, anlamlı ilişkiler bulunmuş, Pearson Korelasyon testi ile incelenmiş ölçek alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre katılımcıların %75'i Pilot Akran Destek Programlarından haberdar değildir, %60'ı mesleki geleceklerinden kaygı duymaktadır ve %88'i aile sorunlarının uçuş performansını etkilediğini, %50'si bir psikologdan psikolojik destek almak istediğini ifade etmiştir. Örneklemin sosyal damgalanma kaygısı arttıkça terapist tepkisi, imaj sorunu ve zorlanma sorunu kaygıları da artmaktadır. Örneklemin sosyal damgalanma kaygısı arttıkça, kendini açmaktan bekledikleri riskler artmakta, bekledikleri faydalar ise azalmaktadır. Pilotların psikolojik yardım almak için ilk tercihlerinin psikologlar olması Havacılık Psikologlarının önemini göstermektedir. Araştırma sonuçlarında pilotların, psikoterapi sürecinde terapistin yetkinliğini sorgularken, yargılama ve damgalama unsurlarının olmadığı ortamlarda kendilerini daha rahat ifade edebilecekleri görülmüştür. Bu araştırmadan elde edilen sonuçlar, Pilot Akran Destek Programlarının düzenlenip geliştirilmesi ve sonraki araştırmalara öncü kılavuz niteliğindedir. Anahtar Kelimeler: Klinik Psikoloji, Havacılık Psikolojisi, Pilot, Akran Destek Programı, Damgalanma, Yardım Alma, Havacılık Psikoloğu, Psikoterapi, Havacılık, Psikiyatri, Pilot Akran Destek Programları

Akran desteğiDamgalamaHavacılık+5
Berrin Çelikel
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Genç erişkinlerde kaygı, depresyon ve içselleştirilmiş kendini damgalama düzeyleriyle yeme bağımlılığı arasındaki ilişkininin incelenmesi

Bu araştırmada; 18-45 yaş aralığındaki genç erişkinlerdeki yaş, cinsiyet ekonomik durum, eğitim durumu gibi değişkenler göz önünde bulundurularak kaygı, depresyon, içselleştirilmiş kendini damgalama düzeyleri ve yeme bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır.

DamgalamaDepresyonGenç yetişkinler+7
Merve Akman
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin obez bireylerde kendini damgalama ve algılanan duygusal istismar ile kaygı ve depresyon düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Tezin amacı 18-65 yaş aralığındaki yetişkin obez bireylerde kendini damgalama ve algılanan duygusal istismar ile beraber kaygı ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişki incelenecektir. Bu çalışmada bu değişkenlerin cinsiyet ve yaşa göre değişiklik gösterip göstermediği araştırılacaktır. Belirtilen değişkenlerin depresyon ve kaygıyı yordama gücüne de bakılacaktır.

Beck Depresyon ÖlçeğiDamgalamaDepresyon+7
Merve Yılmaz
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ruhsal hastalığa sahip bireylerde içselleştirilmiş damgalanma ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Öz damgalama ya da içselleştirilmiş damgalama toplumun geri kalanlarının inandığı yetersiz ve değersiz olma damgalanmasının birey tarafından içselleştirilmesidir. İçselleştirilmiş damgalamayı kavramsallaştırmak gerekirse, bireyin geliştirdiği yanlış ve uyumsuz inançlar bütünüdür (Yanos & diğ., 2011). Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi (WHOQOL) grubu yaşam kalitesini, "Hastanın, hem içinde yaşadığı kültürel yapı ve değerler sistemi bağlamında, hem de kendi amaçları, beklentileri, standartları ve endi- şeleri açısından, yaşamdaki durumu ile ilgili kişisel algısı" olarak tanımlamaktadır (Whoqol Group, 1995). Yapılmış olan bu araştırmanın modeli ilişkisel tarama modelidir. Örneklem grubu olasılığa dayalı olmayan, kartopu yöntemi ile ölçeklerin online form olarak ulaştırılacağı ruhsal hastalığa sahip 18-65 yaş arası 150 kişi olarak seçilmiştir. Katılımcılardan kişisel bilgi edinilmek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan formda katılımcıların yaşı, cinsiyeti, medeni durumu, çalışma durumu, meslek dalı, ruhsal bir hastalık tanısı olup olmadıkları, ailelerinde ruhsal bir tanı almış birey olup olmadığı soruları yöneltilmiştir. Çalışmanın sonucuna göre içselleştirilmiş damgalanma ve yaşam kalitesi arasındaki ilişki incelendiğinde orta düzeyde negatif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda içselleştirilmiş damgalanma arttıkça orta düzeyde yaşam kalitesi azalmaktadır. İçselleştirilmiş damgalanma ve yaşam kalitesinin yaş demografik değişkenine göre elde edilen bulgular incelendiğinde içselleştirilmiş damgalanma ile yaş arasında zayıf düzeyde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Daha önce psikiyatrik ya da psikolojik destek alma değişkenine göre katılımcıların %73.3'ü daha önce herhangi bir nedenle psikiyatrik ya da psikolojik destek aldığı, %26.7'si almadığı tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan katılımcıların psikiyatrik bir bozukluk sebebi ile %9.3'üpsikiyatrik bir bozukluk sebebi ile hastanede yatmış, %90.7'si yatmamış, %5.3'ü 2 hafta hastanede yatmış, %4'ünün 6 ay hastanede yatmış olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan katılımcıların %46'sının ebeveynlerinin ikisi de sağ, %21.3'ünün ebeveynlerinin ikisi de vefat ettiği, %18'inin babasının vefat ettiği, %14.7'sinin annesinin vefat ettiği bulunmuştur. Yapılan mevcut çalışmanın en önemli sonucu içselleştirilmiş damganın ruhsal hastalığı olan bireylerde yaşam kalitesine etkisini belirlemiş oluşudur. Ruhsal hastalıkların erken tanılanması ve müdahale edilmesi hastalıkların olumsuz etkilerini azaltmada yardımcı olacağı düşünülmektedir.Çeşitli kurumlarda uygulanan damgalamayı önlemeye yönelik eğitimler ile ruhsal hastalıklara yönelik damgalama ve içselleştirilmiş damgalanma eğilimini azaltacağı düşünülmektedir.Gelecek çalışmalar için tedavi ve psikoeğitimin kullanıldığı deney çalışmaları yapılabilir. Deney çalışmaları sonucunda tedavi ve psikoeğitimin içselleştirilmiş damgalanmayı ne düzeyde azaltacağı ve yaşam kalitesini ne düzeyde arttıracağı görülebilir.

DamgalamaMental bozukluklarYaşam kalitesi+2
Mehmet Leblebici
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Erkek egemen çalışma ortamında, kadınların karşılaştıkları sorunlar ve engeller: Kadın güvenlik görevlileri üzerine bir alan araştırması

Bu tez çalışması, erkek egemen çalışma ortamlarında kadınların karşılaştığı sorunlar ve engeller üzerine odaklanmaktadır. Özellikle kadın güvenlik görevlileri üzerinde gerçekleştirilen bir alan araştırmasıdır. Tez, kadın güvenlik görevlilerinin çalışma deneyimlerini, mesleki gelişimlerini, yaşadıkları zorlukları ve karşılaştıkları engelleri incelemeyi amaçlamaktadır. Bu sayede, kadınların güvenlik sektöründe karşılaştıkları cinsiyet temelli ayrımcılık, stereotipler, sosyal normlar ve diğer zorluklar hakkında anlayışımızı derinleştirmeyi hedeflemektedir. Tez, kadın güvenlik görevlilerinin deneyimlerini anlamak ve bu alanda daha iyi destek ve iyileştirmeler sağlamak için önemli bir katkı sunmayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, toplumsal cinsiyet bağlamında kadınların güvenlik sektöründe karşılaştıkları zorlukları anlamak ve bu zorlukları derinlemesine irdelemek amacıyla İstanbul'da yaşayan 15 kadın güvenlik görevlisi ile nitel araştırma yöntemi kullanılarak görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmeler, kadınların çalışma deneyimlerini, cinsiyet temelli ayrımcılıkla karşılaşma durumlarını, cinsiyet rollerinin etkisini ve güvenlik sektöründeki toplumsal cinsiyet dinamiklerini ele almıştır. Bu şekilde, toplumsal cinsiyet bağlamında kadın güvenlik görevlilerinin deneyimlerine odaklanarak, cinsiyet eşitliği ve adaleti sağlamak için atılması gereken adımların belirlenmesi amaçlanmıştır. Veri toplama aracı olarak, konunun daha iyi anlaşılması ve yorumlanması amacıyla, derinlemesine görüşmeler ve yarı-yapılandırılmış bir soru formu kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları, kadın güvenlik görevlilerinin çalışma ortamında maruz kaldıkları cinsiyet temelli ayrımcılık, kısıtlamalar ve zorluklarla karşılaştıklarını ortaya koymaktadır. Yapılan analiz sonrasında bazı önerilerde bulunulmuştur. Yapılan analizler sonucunda, kadın yöneticilerin kadın güvenlik görevlilerinin kariyer deneyimleri üzerindeki olumlu rolünü ortaya koymuştur. Ayrıca, bu çalışma sonucunda yeni bir kavramın tanımlanması gerektiği önerisi ortaya çıkmıştır.

AtaerkilCinsel ve toplumsal cinsiyet azınlıklarıDamgalama+7
Dilek Akgün
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik yardım almaya ilişkin tutumun, kendini damgalama, stres düzeyi ve utanç faktörleri ile arasındaki ilişki: Bir Y kuşağı incelemesi

Bu ilişkisel araştırmada, psikolojik yardım alma tutumunu etkilediği düşünülen, kendini damgalama, stres düzeyi ve utanç faktörleri ile demografik veriler ele alınarak aralarındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Tüm bu faktörlerle yapılan çalışmadaki bir diğer amaç da örneklemin Y kuşağı üzerinden yapılmasıdır. Araştırma kapsamında psikolojik yardım almada kendini damgalama ölçeği (PYAKDÖ), psikolojik yardım almaya ilişkin tutum ölçeği-kısa form (YAİTÖ-KF) (Fisher ve Farina, 1995), algılanan stres ölçeği (ASÖ), (COHEN, Kamarck ve Mermelsrtein,1983), Utandıran diğeri-2 (UDÖ) (Matos ve ark, 2015) kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi kar topu tekniğiyle seçkisiz dağıtılan ölçeklerde Y kuşağı grubuna ait olan bireylerin verileri seçilerek araştırmada kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Y kuşağından seçilen 94 erkek ve 311 kadın birey oluşturmuştur. Verilerin analizinde ve değerlendirilmesinde IBM SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Araştırmanın bulgular ışığında psikolojik yardım alma tutumunda duyulan utanç, stres ve kendini damgalama faktörlerinin sosyo demografik veriler ile anlamlı ilişki içinde bulunduğu görülmüştür. Kendini damgalamayı utancın yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Psikolojik yardım almaya ilişkin ölçekte stres, utanç ve kendini damgalama, hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına göre stresin, psikolojik yardım alma tutumunu yordamadığı ancak kendini damgalamanın ve utancın psikolojik yardım almayı yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Algılanan stres skorlarını yordamayla ilişkili hiyerarşik regresyon analizi yapıldığında, kendini damgalama, utanç ve psikolojik yardım alma tutumunun anlamlı seviyedeki etkileri fark edilmiştir. Kendini damgalama skorlarını utanç skorlarının anlamlı seviyede yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Tüm bu ilişkiler ve analizler Y kuşağı örnekleminde ortaya konmuştur. Bireylerin psikolojik yardım alma tutumları konusundan seçilen değişkenler, Y kuşağının yardım alma davranışı üzerinde bize ayrıntılı bilgi sunmaktadır. Tüm bu araştırmalar ışığında utanç, algılanan stres ve kendini damgalamanın kendi içindeki birbirlerini yordama durumları, benzer şekilde psikolojik yardım alma tutumu ile stres, kendini damgalama ve utanç arasında da görülmektedir. Anahtar kelimeler: Psikolojik Yardım Alma Tutumu, Kendini Damgalama, Stres Düzeyi, Utanç, Y Kuşağı

DamgalamaKendini damgalamaPsikolojik yardım+5
Hatice Özfidan
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Aşırı kilolu ve obez bireylerde kilo açısından kendini damgalama ve duygusal yeme arasındaki ilişkinin incelenmesinde yaşantısal kaçınmanın aracı rolü

Bu çalışmanın temel amacı aşırı kilolu ve obez bireylerde kilo açısından kendini damgalama ve duygusal yeme arasındaki ilişkide yaşantısal kaçınma davranışlarının aracılık rolünün olup olmadığını belirlemek ve bu ilişkinin anlamlılığı ve düzeyini değerlendirmektir. Çalışmaya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Eğitim Araştırma Hastanesi'ne ve belirlenen sağlıklı beslenme kliniklerine başvuran, 18 yaş ve üzeri, herhangi bir psikolojik rahatsızlığı ve hamilelik süreci olmayan, aşırı kilolu ve obez (BKİ≥ kg/m^2) katılımcılar (n=200) dahil edilmiştir. Katılımcıların kilo ile ilişkili kendilerini damgalama düzeyleri "Kilo Açısından Kendini Damgalama Ölçeği", duyguları ile bağlantılı olan sağlıksız yeme tutumları "Duygusal Yeme Ölçeği" kullanılarak değerlendirilmiştir. Katılımcıların olumsuz duygu, düşünce ve içsel deneyimleri kontrol etme veya değiştirme girişimlerinin düzeyini belirlemek amacıyla "Çok Boyutlu Yaşantısal Kaçınma Ölçeği" kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde gönüllülük esas alınmış, ölçek formları yüz yüze uygulanmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS 25.0 paket programı ve yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak çeşitli uyum indeksleri açısından analiz edilmiştir. Analizler sonucunda Duygusal Yeme Ölçeği ile Kilo Açısından Kendini Damgalama Ölçeği puanları arasında anlamlı (p<0.001) yüksek düzeyde (r=0.89) pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Başka bir ifadeyle; kilo açısından kendini damgalama arttıkça duygusal yeme davranışının da arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Aracılık ilişkisinin değerlendirildiği bulgulara göre genel olarak kilo ile ilişkili kendini damgalama ile duygusal yeme arasındaki ilişkide çok boyutlu yaşantısal kaçınmanın erteleme, dikkat dağıtma/bastırma ve baskılama/inkâr alt boyutlarının anlamlı aracılık etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak davranışsal kaçınma, sıkıntıdan hoşlanmama ve sıkıntıya katlanma alt boyutlarında anlamlı bir aracılık etkisi gözlenmemiştir. Bulgular ilgili literatür göz önüne alınarak tartışılmıştır.

DamgalamaDuygusal yemeKaçınma davranışı+4
Dilan Gülaçan
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Erkek toplumsal cinsiyet rolü çatışması, psikolojik yardım aramada kendini damgalama, erkekliğe yönelik algılanan tehdit

Bu araştırma, Türkiye'de öğrenim gören erkek üniversite öğrencilerinin yaşadıkları toplumsal cinsiyet rolü çatışmasını ölçmeye yönelik bir ölçek geliştirmeyi ve yaşadıkları toplumsal cinsiyet rolü çatışmasını çeşitli sosyodemografik değişkenlerin yanı sıra Psikolojik Yardım Aramada Kendini Damgalama ve Erkekliğe Yönelik Algıladıkları Tehdit düzeyleri ile incelemeyi amaçlamaktadır. Ölçek geliştirme grubu ile birlikte toplam araştırma grubunu, Türkiye'de öğrenim gören 1129 erkek üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcıların sosyodemografik bilgileri için araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu", geliştirilen "Erkek Toplumsal Cinsiyet Rolü Çatışması Ölçeği", "Psikolojik Yardım Aramada Kendini Damgalama Ölçeği" ve "Erkekliğe Yönelik Algılanan Tehdit Ölçeği" kullanılmıştır. Bu ölçeklerden elde edilen verilerin analizi için SPSS 25 ve AMOS 23 paket programları kullanılmıştır. İlk olarak geliştirilen ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Ardından erkek toplumsal cinsiyet rolü çatışmasının yaşa, okuduğu sınıfa, psikolojik yardım alma durumuna ve kardeş sayısına göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. Bunun yanında erkek toplumsal cinsiyet rolü çatışmasının, psikolojik yardım aramada kendini damgalama ve erkekliğe yönelik algılanan tehdit ile ilişkisini belirlemek amacıyla Pearson Korelasyon testi uygulanmıştır. Ayrıca ölçeklerin toplam puanları arasındaki yordama düzeyini belirlemek amacıyla Basit ve Çoklu Doğrusal Regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmaların sonunda geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirilmiştir. Araştırma sonunda elde edilen bilgiler ilgili literatür bağlamında tartışılıp yorumlanmış ve gerekli öneriler sunulmuştur.

Algılanan tehditCinsiyet rolleriDamgalama+6
Burcu Yapar
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00

Related subjects