Finansal raporlama
112 theses under this subject heading
Kurumsal yönetim ve finansal raporların zamanında sunumu: BİST Kurumsal Yönetim Endeksi'nde yer alan işletmeler üzerinde bir inceleme
Zamanında sunum, finansal bilginin karar alıcıların kararlarını etkileyebileceği zamanda mevcut olmasıdır. Bu durumda kurumsal yönetimi benimsemiş işletmelerin, finansal bilgilerini tam, zamanında ve doğru şekilde kamuoyu ile paylaşmaları beklenen bir durumdur. Bu çalışmanın 2 ana amacı vardır. Birinci amacı, kurumsal yönetim uygulamalarının finansal tablolarının zamanında sunumuna etkisini incelemek; ikinci amacı da finansal tablolarının yayımlanma süresi ile işletmelerin büyüklüğü, aktif ve öz sermaye kârlılık oranı, finansal kaldıraç oranı ve denetim firması gibi işletmeye özgü faktörler arasında bir ilişki olup olmadığını araştırmaktır. Bunun için önce, BİST Kurumsal Yönetim Endeksi (KYE)'nde işlem gören işletmelerin endekse girmeden önceki ve girdikten sonraki dönemlerde finansal raporlarının kamuoyuna sunum zamanları sıklık analizi yapılarak incelenmiştir. Daha sonra, finansal raporların zamanında sunumu üzerinde etkisi olduğu düşünülen işletmeye özgü faktörler arasındaki ilişkiler regresyon analizi ile araştırılmıştır. Sıklık analizi sonuçlarına göre, BİST KYE'ndeki işletmelerin, BİST KYE'ne girdikten sonraki yıllarda finansal raporlarını endekse girmeden önceki yıllara kıyasla daha erken kamuoyuna sundukları ortaya çıkmıştır. Korelasyon analizi sonuçlarına göre de BİST KYE öncesinde işletme büyüklüğü ve kaldıraç oranı hariç, incelenen diğer faktörlerin finansal raporların zamanında sunumu üzerinde olumlu etkisi bulunmuştur. BİST KYE sonrasında ise işletme büyüklüğü ve aktif karlılık oranı hariç, incelenen diğer faktörlerin finansal raporların zamanında sunumu üzerinde olumlu etkisi vardır. BİST KYE'ndeki işletmelerin endekse dâhil olduğu döneme bakmaksızın 2005 ve 2017 yılları arasındaki dönem için yapılan regresyon analizinde ise işletme büyüklüğü hariç incelenen diğer faktörlerin finansal raporların zamanında sunumu üzerinde olumlu etkisi vardır. İşletme büyüklüğü incelenen bütün dönemlerde finansal tabloların erken sunumunu olumsuz etkilediği ortaya çıkmıştır
Büyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standardı (BOBİ FRS) uygulamasının işletmelerin yönetsel kararları üzerine etkisi ve bir uygulama örneği
BOBİ FRS uygulaması özetle bağımsız denetim kapsamına giren işletmelerin mali tablolarını düzenleme usul ve esaslarını içeren standartlar bütünüdür. Çalışmada mali tablolarını BOBİ FRS uygulamasına göre düzenleyen işletmelerde, BOBİ FRS uygulamasının işletme yönetsel kararları üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Artan rekabet koşulları, karlılık yüzdelerinin düşüklüğü, doğru finansal bilgilere ulaşamada maddi zorluklar sonucunda özellikle küçük yatırımlar yönelik gerçeğe uygun ve standartlara uyumlu mali verilere duyulan ihtiyaç tez konusunun önemini ortaya koymaktadır. İşletme yönetimleri, işletmelerin rekabet ortamında varlıklarını sürdürebilmeleri ve paydaşların menfaatlerinin korunabilmesi ancak doğru kabul edilebilir, açık anlaşılabilir, şeffaf ve hesap verilebilir bilgilerle mümkündür. İhtiyaç duyulan bilgilerde bulunması gereken özellikler BOBİ FRS uygulamasının amaçları ile örtüşmekte olup, tezin önemini ortaya koymaktadır. Tez konusunun araştırılmasında, alanında düzenlenmiş olan tez, makale, KGK düzenlemeleri v.b. çalışmalar incelenmiş olup, elde edilen kaynakçalardan hazırlanmış uygulama kısmında ise bağımsız denetime tabi bir şirketler dahil edilmiştir. Bağımsız denetim şirketi bünyesinde, BOBİ FRS kapsamında denetime tabi şirketlerin mali tabloları esas alınarak denetlenen şirketlerin yöneticileri ile tez kapsamındaki konularda yüzyüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Sorulan sorular ile BOBİ FRS uygulamasının şirket yönetim kararlarına olan etkisi araştırılmıştır. Ulaşılan bulgu ve sonuçlar tezin sonuç ve değerlendirme bölümünde ele alınmıştır. Anahtar Kelimleler: Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ/FRS), Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ/FRS) 'nin Finansal Tablolara Etkisi, İşletmelerde Karar Alma Süreci
Şirket birleşmelerine ilişkin yasal düzenlemeler ile muhasebe uygulamalarının Türkiye finansal raporlama standardı (3) kapsamında şirket birleşmesi örneği üzerinde incelenmesi
Büyüme yollarından biri olan şirket birleşmeleri, iki ya da daha fazla şirketin faaliyetlerinin ekonomik ve hukuksal açıdan birlik haline getirilmesidir. Birleşme yoluyla büyük bir varlık ve ekonomik güç elde eden şirketler, günümüzde küreselleşme sonucu artan rekabetin olumsuz etkilerinden korunabilmektedirler.Şirketleri birleşmeye iten en önemli neden ekonomiktir. Bunun yanı sıra; ölçek ekonomilerinden yararlanma, sinerji etkisinden yararlanma, yetenekli yönetime sahip olma, çeşitlendirme ile riski dağıtma ve büyük bir işletme yaratma isteği birleşmeyi teşvik eden başlıca unsurlardır.Şirket birleşmeleri, etkinlik ve rasyonelliği artırmada olduğu kadar, güçlük içinde bulunan şirketlerin kurtarılmasında da önemli bir araçtır. Bu çalışmada, ulusal muhasebe standartlarına göre şirket birleşmelerini incelenmekte ve konuya açıklık getirmektedir. Bu kapsamda, şirket birleşmeleri çeşitli yönleriyle ele alınarak muhasebe boyutu ortaya konulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Türkiye Muhasebe / Finansal Raporlama Standartları, Şerefiye, Konsolidasyon
Aracı kurumlarda kapsamlı gelirin raporlanması ve faaliyet sonuçlarına etkisinin incelenmesi
Sermaye piyasalarında aracılık faaliyetlerinde bulunan aracı kurumlar finansal raporlama esasları olarak Uluslararası Muhasebe Standartlarını benimsemiştir. Aracı kurumların faaliyet sonuçlarının raporlanması açısından değerlendirildiğinde bu durum geleneksel gelir tablosu uygulaması yerine kapsamlı gelir tablosu uygulamasına geçildiğini göstermektedir. Kapsamlı gelir tablosu uygulaması, dönem içinde raporlanan gelir ve gider kalemlerine ek olarak öz kaynaklarda raporlanan gerçekleşmemiş kazanç ya da kayıpların da gelir tablosuna ilave edilmesini gerektirmektedir. Bu uygulama aracı kurumların finansal performansını daha geniş bir bakış açısı ile değerlendirmeye imkan tanımaktadır. Kapsamlı gelir tablosu, dönem karı ya da zararı kalemine öz kaynaklarda raporlanan gerçekleşmemiş kazanç ya da kayıpların ilave edilmesi ile hesaplanan toplam kapsamlı gelir kalemi ile son bulmaktadır.Bu çalışmada, sermaye piyasalarının önemli oyuncularından biri olan aracı kurumların dönem karı ya da zararı kalemi ile toplam kapsamlı gelir kalemleri karşılaştırılarak kalemler arasındaki değişimler tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, aracı kurumlar ile ilgili genel bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde, aracı kurumların muhasebe sistemleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde gelir kavramı ve kapsamlı gelir kavramları ile ilgili açıklamalara yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise aracı kurumlarda kapsamlı gelirin raporlanmasına ilişkin uygulama örneğine yer verilmiş sonuçları yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Aracı Kurumlar, Uluslararası Muhasebe Standartları, Toplam Kapsamlı Gelir, Kapsamlı Gelir Tablosu.
KOBİ TFRS setinin muhasebe meslek mensupları tarafından uygulanabilirliği üzerine bir araştırma
Dünya ekonomisinin her geçen gün daha fazla küreselleşmesiyle birlikte faaliyet gösteren işletmelerin farklı muhasebe uygulamalarıyla karşı karşıya kalmaları istenmeyen bir durum oluşturmuştur. Bu durumu ortadan kaldırmak ve muhasebe uygulamalarında tekdüzeliğin sağlanması için muhasebede standartlaşmaya gidilmesi amacıyla birçok ülkede çalışmalar yapılmıştır. Günümüzde özellikle gelişmiş ülkelerde UFRS tüm yönleriyle uygulanmaktadır. Avrupa Birliği, hisse senetleri borsada işlem gören firmaların finansal tablolarını 2005 yılı itibariyle UFRS'ye göre hazırlama zorunluluğu getirmiştir. Türkiye de AB'ye üye olma sürecinde olan bir ülke olduğu için muhasebe sistemini UFRS'ye göre hazırlamakta ve uygulamaktadır.KOBİ'ler ülke ekonomileri için vazgeçilmez bir öneme sahiptirler ve uluslararası arenadaki önemi gün geçtikçe artmaktadır. Bunun neticesinde KOBİ'ler için ayrı bir standartlaşmaya gidilmesi fikri ortaya çıkmıştır. 9 Temmuz 2009 tarihi itibariyle KOBİ'ler için muhasebe standartları yayınlanmış olup uygulama tarihi ülkelerin tercihine bırakılmıştır. KOBİ TFRS'nin, Türkiye'de faaliyette bulunan KOBİ'ler için küresel arenada anlaşılabilir finansal tablo üretilmesini sağlayacağı ve uluslararası ticaretin gelişmesini sağlayarak denetimi kolaylaştıracağı düşünülmektedir.KOBİ'ler ülke ekonomilerinde önemli bir yer tutmaktadır ve muhasebe meslek mensuplarının en çok muhatap olduğu firmalar KOBİ'lerdir. Bu çalışma, muhasebe uygulamalarının mevcut durumu, UFRS'lerin bugünkü durumu ve KOBİ TFRS'nin uygulanabilirliğine ilişkin ülkemizde faaliyette bulunan meslek mensuplarının bakış açılarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır.Bu çalışmada, muhasebe mesleği ve mesleğin gelişmesi ile ilgili etkenler, KOBİ'ler ve ülke ekonomileri açısından KOBİ'lerin önemi, UFRS'lerin tanımı, gerekliliği, Dünya'da UFRS uygulamaları ve Türkiye'deki uygulamalara etkileri ve KOBİ TFRS setinin hazırlanması ile tam setten farklılıkları ele alınmıştır. KOBİ TFRS'nin uygulanabilirliğinin ölçülmesi amacıyla Kütahya SMM Odası'na bağlı meslek mensuplarına mevcut durum, UFRS ve KOBİ TFRS konularını içeren anket uygulanarak düşünceleri alınmıştır.Anahtar Kelimeler: KOBİ TFRS, KOBİ TFRS'nin Uygulanabilirliği, Muhasebe Mesleği, Muhasebe Meslek Mensupları.
İnternette finansal raporlama: İMKB'de işlem gören firmalar üzerinde bir inceleme
Küresel rekabetin hızla arttığı günümüzde, yaşanan şirket skandalları ve denetim sorunlarıyla birlikte işletmelerin ve devletlerin kurumsal yönetime daha fazla önem verdikleri görülmektedir. Bunun nedeni, işletmelerde kurumsal yönetim anlayışının yerleşmesinin firmaları daha şeffaf, sorumluluk sahibi, hesap verebilir ve adil işletmeler konumuna taşımasıdır. Özellikle uluslararası yatırımcıların ve sermaye piyasalarının daha önemli hale geldiği günümüzde şeffaflık ve kamuyu aydınlatma görevini yerine getiren işletmeler diğerleri karşısında daha avantajlı olmaktadırlar.Kurumsal yönetim temelde paydaşların bilgilendirilmesi anlayışına dayanmaktadır. Özellikle son yıllarda ortaya çıkan teknolojik gelişmeler işletme faaliyetleri kadar paydaşların bilgilendirilmesinde kullanılan araçları da etkilemektedir. Ortaya çıkan bu yeni araçlardan bir tanesi de kurumsal internet siteleridir. Kurumsal internet siteleri günümüzde paydaşların bilgilendirilmesinde yaygın olarak kullanılan ve işletmelere ilişkin gerçek zamanlı bilgi sağlayan bir araç konumundadır. Bu nedenle kurumsal internet siteleri ve finansal raporlamanın internet üzerinden yapılması kurumsal yönetimin etkin şekilde uygulanmasında giderek daha fazla önem kazanmaktadır.Çalışmanın amacı İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem gören firmaların finansal raporlama açısından internet kullanımını ve etkileyen faktörleri incelemektir. Bu amaçla kurumsal yönetim ve internette finansal raporlamaya ilişkin literatür taranmıştır. Literatür araştırmasına dayanılarak internette finansal raporlama (İFR) ölçeği geliştirilmiş ve bu ölçeği etkileyen faktörler tespit edilmiştir. Ölçekte yer alan kriterler dahilinde İMKB 100 endeksinde işlem gören firmaların internet siteleri incelenerek veri toplanmıştır. Elde edilen veriler regresyon, t testi, ANOVA gibi istatistiki yöntemler ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucu şirketlerin sahiplik yapısı, büyüklük, karlılık, kaldıraç oranı, sektör ve KURY endeksine dahil olması internet sitelerinin İFR puanlarını zayıf kuvvetinde etkilediği saptanmıştır.
Kantitatif hisse senedi analiz uygulaması
Bu tez çalışmasında, Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) ve Türkiye Bankalar Birliği (TBB) gibi resmî kaynaklardan elde edilen çoklu finansal verilerin, ASP.NET Core tabanlı katmanlı bir mimari üzerinden Playwright ve Selenium ile zamanlanmış veri çekimi, otomatik ön işleme, SQL veri tabanı kayıt altyapısı ve Python destekli görselleştirme bileşenleri aracılığıyla entegre edildiği uçtan uca otomatik bir kantitatif analiz sistemi geliştirilmiştir. Sistem hem reel sektör hem de finans sektöründeki kurumlara yönelik olmak üzere Kantitatif, Banka, Sigorta ve Faktöring başlıklı dört farklı PDF raporu üretmekte; ayrıca günlük piyasa özetlerini oluşturmakta ve Telegram bot entegrasyonu aracılığıyla gerçek zamanlı bildirimler sağlamaktadır. Elde edilen deneysel bulgular, çok kaynaklı veri entegrasyonunun analitik kapsamı anlamlı ölçüde genişlettiğini; Excel ve PDF modüllerinin ise raporların detay seviyesini önemli ölçüde artırdığını göstermektedir. Performans ölçümleri, sistemin raporlama süresini %65'e kadar azalttığını ve sektör bazlı rating karşılaştırmaları sayesinde portföy kararlarında duyarlılığı ve doğruluğu artırdığını ortaya koymuştur. Tartışma bölümünde veri güncellemelerinde senkronizasyon sorunları, zaman damgası uyumsuzlukları ve versiyon kontrolü gibi çoklu kaynak yönetimi zorlukları analiz edilmiştir. Sistem mimarisi, API tabanlı servisler, gömülebilir bileşenler ve çoklu kiracı yapısı sayesinde, ticarileştirilmeye uygun tam ölçekli bir SaaS (Software as a Service) ürünü niteliği taşımaktadır. Sonuç olarak geliştirilen sistem; veri doğruluğu, işlem hızı ve kullanıcı etkileşimini tek bir platform altında birleştirerek, Türkiye finansal piyasaları için ölçeklenebilir, sürdürülebilir ve genişletilebilir bir karar destek aracı sunmaktadır.
Finansal raporlamada şeffaflığın önemi ve XBRL uygulamalarının şeffaflığa etkisi: ABD örneği ve Türkiye kıyaslaması
Küreselleşme sonucu ülkeler arası ekonomik ilişkilerin gelişmesi, sermaye piyasalarında işlem gören firmaların sayılarının ve iş hacimlerinin artmasına neden olmuştur. Sermaye piyasalarındaki bu büyümeye karşılık son yıllar içerisinde yaşanan finansal skandallar sonrası yatırımcıların ciddi boyutlarda zarar görmesi bu hızlı gelişimin ve finansal tablolara olan güvenin yitirilmesine neden olmuştur. Kaybolan güvenin kazandırılması finansal tabloların daha şeffaf hale getirilmesi ile mümkün görünmektedir. Finansal verilerin artması ve daha karmaşık hale gelmesi şeffaflığın sağlanmasını önlemektedir. Bu olumsuzlukların giderilmesinde bilgi teknolojilerinden yararlanılmaya başlanmış ve bu alanda web tabanlı merkezi raporlama dillerinden en gelişmişi olan XBRL finansal raporlama sürecinde kullanılmaya başlanmıştır. XBRL, finansal raporlama sürecinde finansal manipülasyon riskinin azaltılıp, finansal şeffaflık ortamının tekrar kuvvetlendirilmesi hedeflenerek önemli beklentiler doğrultusunda oluşturulmuş bir raporlama aracıdır. Çalışmanın temel amacı, finansal tablolara güvenin yeniden sağlanmasında finansal şeffaflığının önemini incelemek, piyasada kaybolan güvenin kazandırılmasında bilgi teknolojilerinin etkisini vurgulamak ve XBRL'in finansal tabloların şeffaflığı üzerinde etkili olup olmadığını belirlemektir. ABD'de yapılan bir çalışma ile XBRL'in finansal şeffaflığın sağlanmasındaki etkinliği araştırılıp, Türkiye'de yapılan çalışma ile ileri ki yıllarda yapılabilecek muhtemel bir XBRL uygulamasında Türkiye'deki kullanılabilirliği tespit edilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Sermaye Piyasası, Ekonomik Büyüme, Finansal Şeffaflık, XBRL.
Türkiye finansal raporlama standartları (TFRS)'nın varlıkların değerlemesi hususunda getirdiği yenilikler: serbest muhasebeci mali müşavirlerin bilgi düzeylerinin tespitine yönelik bir araştırma
Değerlemeyle ilgili çalışmaların büyük bölümü 25-30 yıl öncesinde enflasyon nedeniyle ortaya çıkmış ve konuyla ilgili pek çok araştırma yapılmıştır. Ancak son yıllarda enflasyonla birlikte tarihi maliyetler yerine cari maliyetlerin kullanılması yönünde yaygın bir anlayış hakim olmaya başlamıştır. Bu noktada değerlemenin amacı; tarihi maliyetlerle yapılan kayıtları, günün koşullarına göre gerçek değerlere çevrilmesini sağlamak ve dönem karını doğru olarak tespit etmektir.Öte yandan sermayenin küreselleşmesi nedeniyle ülkeler arasında ortak bir muhasebe dili kullanılması zorunlu hale gelmiş ve Uluslararası Muhasebe Standartları çerçevesinde hazırlanan Türkiye Muhasebe Standartları çoğu ülkede olduğu gibi ülkemizde de ilk önce Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)'na bağlı faaliyet gösteren şirketlerde kullanılmaya başlanmıştır. Türkiye Finansal Raporlama Standartları 2013 yılı itibariyle Türk Ticaret Kanununa (TTK) göre tüm işletmeler açısından kullanımı zorunlu hale getirilmiştir. Bu gelişme, 2013 tarihi itibariyle finans kuruluşları hariç tüm işletmelerde değerleme ile ilgili yeni düzenlemeler getirecek ve uygulamada önemli farklılıklar yaratacaktır.Bu doğrultuda çalışma içerisinde, varlıkların değerlemesi konusunda Türkiye Finansal Raporlama Standartlarının getirdiği yenilikler incelenmiş, geçiş sürecinde varlıkların değerlemesi hususunda yaşanacak sıkıntılar ve muhasebe meslek mensupları üzerine etkileri dünyada yaşanan sorunlarda göz önüne alınarak araştırılmıştır.
Kurumsal yönetişim ve finansal raporlama kalitesi: Türkiye örneği
Bir kültür olarak ele alınan kurumsal yönetişim, hesap verilebilirlik, şeffaflık, adillik, katılımcılık, etkililik, tutarlılık, sorumluluk olmak üzere yedi prensibe dayanmaktadır. Güçlü ve istikrarlı olmayan piyasa koşullarına sahip gelişmekte olan ülkeler için kurumsal yönetişim, temel bir Vekâlet Teorisinden daha ileri düzeyde incelenmelidir. İyi kurumsal yönetişim uygulamalarını benimseyen kurumlardan, paydaşları daha kaliteli bir finansal bilgilendirme beklemektedirler. Firmaların kurumsal yönetişim yapısıyla, finansal raporlama kalitesi arasındaki ilişkinin Türkiye örneğinde incelendiği bu çalışmada, rassal etkili panel veri analizi gerçekleştirilmiştir. 2008-2013 yılları arasında BİST-100 kapsamında işlem gören 94 finansal olmayan firmaya ait 329 veri kesiti ve bu firmalar içinden XKURY'de yer alan ve kurumsal yönetişim derecesine sahip olan firmalar geniş bir bakış açısıyla incelenmiştir. Finansal raporlama kalitesi Düzeltilmiş Jones Modeli'ne aktif getiri oranının eklenmesiyle elde edilen Kothari modeliyle ölçümlenmiştir. Analizde ayrıca, kurumsal yönetişim yapısına ilişkin içsel geçerlilik sorunu nedeniyle, Hausman Taylor modeli kullanılarak, CEO'sunun işletme alanında yüksek lisans eğitimine sahip olması ve dört büyük denetim firmasından bağımsız denetim hizmeti alması durumundan oluşan araç değişkenlerle de inceleme yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, BİST-100'de 2008-2013 yılları arasında işlem gören finansal olmayan kurumlarda, şirket büyüklüğü arttıkça finansal raporlama kalitesi artmaktadır. Kurumsal yönetişimin içsel geçerlilik sorunu çözüldüğünde şirket büyüklüğüyle beraber, şirketlerin halka açıklık oranının da finansal raporlama kalitesi üzerinde pozitif yönde etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, kurumsal yönetişim derecesine sahip olan firmalarda, kurumsal yönetişimin içsel geçerlilik sorunu çözüldüğünde kaldıraç oranının artmasının finansal raporlama kalitesi üzerinde negatif yönlü etkisinin olduğu sonucuna varılmıştır.
The impact of corporate governance on quality of financial reports: An evidence from Iraq
The purpose of the study is to examine the impact of corporate governance on the quality of financial reports of Iraqi private companies. The importance of the study is to mention on the positive effects of applying corporate governance which has dimension like fairness, equity, transparency, responsibility, accountability and independence, and the aspects in enhancing the quality of the financial reports. In order to reach the current study's purpose, a sample of 109 board of directors and medium executive administration members selected from Iraqi private companies. They contribute through answering the questionnaire statements which self-administers and spread via the internet by email. The independent variable is corporate governance in this study and the quality of financial reports represents the dependent variable. The problem studies determine examining lot of questions concentrating on nature of impact and the relationship between corporate governance and the quality of financial reports. Accordingly, a conceptual outline is designed for the study and numerous hypotheses are produced. In order to declaration if the hypotheses are accept or not, are expose to statistical tests. The statistical tests study results show that the high correlations between the dependent variables and the independent variables. In addition, it is found that corporate governance plays a positive significance impact on quality of financial reports.
Küçük ve orta ölçekli işletmeler için Türkiye finansal raporlama standartları KOBİ TFRS ve bir uygulama
20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren özellikle son 20 yıldır teknoloji ve ekonomide meydana gelen hızlı gelişim ve değişimin sonucu olarak dünya ekonomisi küresel bir yapıya dönüşmüştür. Bu durum, işletmelerin uluslararası pazarlarda boy göstermelerini kolaylaştırmıştır. Ancak, işletmelerin büyük çoğunluğunun Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerden (KOBİ) oluşması bu işletmelerin küresel alanda finansal tablolarının anlaşılabilirliğini ve karşılaştırılabilirliğini daha da zorlaştırmıştır. Bu nedenlerden yola çıkarak daha önceden belli bir büyüklüğe sahip işletmeler için uygulanmaya başlanmış olan Uluslararası Finansal Raporlama Standartları?nın KOBİ türündeki işletmeler için uyarlanarak uygulanması gerekliliği ortaya çıkmıştır.KOBİ TFRS ile ilgili olarak bu tezde yapılan çalışma, örnek bir işletme verileri üzerinden standardın uygulanması olup; amacı KOBİ TFRS ile ilgili ülkemizde ilk uygulamaya geçiş aşamasında neler yapılacağını, bu standarda göre muhasebe işlemlerinin nasıl yapılması gerektiğini örnek bir uygulama üzerinde açıklayarak finansal tabloların hazırlanmasında mevcut uygulama ile farklılıklarını ortaya koymaktır. Yapılan uygulama sonucunda, KOBİ TFRS ile VUK?a göre yapılan mevcut uygulama arasında tutulan kayıtlar ve yapılan hesaplamalara göre bilanço ve gelir tablosu kalemlerinde farklılıklar oluşmuştur. Bunun sonucu olarak özellikle bilançonun aktif(pasif) büyüklükleri, dönem kârı ile hesaplanan vergi tutarları arasında da belirgin farklılıklar ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: KOBİ, TFRS, KOBİ TFRS, VUK, Ertelenmiş Vergi Varlığı ve Borcu.
Akreditiflerin TMS ve BOBİ FRS kapsamında muhasebeleştirilmesi
Uluslararası ticarette en çok kullanılan ödeme yöntemlerinden biri akreditif olup, akreditifte hem ithalatçı hem de ihracatçı karşılıklı olarak güvence altına alınmaktadır. Akreditif işlemlerinde ihracatçı ve ithalatçı yapılan sözleşmeler ile birbirlerini tanımadan ticaretlerini gerçekleştirmektedirler. Akreditifle ilgili olarak Uluslararası Ticaret Odası tarafından yayımlanan Akreditiflere İlişkin Bir Örnek Usuller ve Uygulama Kuralları akreditifin işleyişini düzenlemektedir. Düzenlenen bu kurallar dünyada hemen hemen tüm ülkeler tarafından kabul görmüş olup, uluslararası ticaret işlemlerinde önemli bir güvence sağlamaktadır. Akreditif, pek çok ülke yasalarınca düzenlendiği gibi ülkemiz yasalarınca da kabul görüp düzenlenmiştir. Akreditif esasen bir teminat olup, sevk edilen malın miktarının belirlenmesi ve bedelinin ödenmesi için gerekli şekil ve şartları içinde barındırmaktadır. Türü ne olursa olsun tüm akreditif işlemleri muhasebe ilkelerine ve uluslararası muhasebe standartlarınca belirlenen kanun ve kurallara uygun olarak yapılmalıdır. Yapılan bu tez çalışmasının birinci bölümünde akreditife yer verilmiş olup, akreditifin tanımı ve önemi, akreditif çeşitleri, akreditif sırasında kullanılacak bilgi ve belgeler, akreditifin aşamaları, akreditifin avantaj ve dezavantajları anlatılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde Uluslararası Muhasebe Standartları, ülkemizce bu muhasebe standartlarından yararlanılarak oluşturulan Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Türkiye Muhasebe Standartlarını uygulayamayan işletmelere yönelik Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standartları (BOBİ FRS)'nın tanımı ve mevzuatları ile TMS ve BOBİ FRS arasındaki farklar anlatılmıştır. Tezin son bölümünde ise TMS ve BOBİ FRS kapsamında yapılan akreditif işleminin muhasebeleştirilmesi ile akreditife yönelik ithalat ve ihracat işlemlerinin muhasebeleştirilmesi anlatılmıştır.
BİST 100'de yer alan imalat işletmelerinin TFRS 15 müşteri sözleşmelerinden hasılat standardına uyum düzeylerinin belirlenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, BIST 100' de yer alan imalat işletmelerinin TFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat Standardında yer alan açıklama zorunluluklarına uyum düzeylerini belirlemek ve belirlenen uyum düzeyi ile işletme özellikleri arasında bir ilişkinin var olup olmadığını tespit etmektir. Tezin birinci bölümünde, hasılat ve sözleşmeye ilişkin tanımlar ve yasal düzenlemeler üzerinde durulmuş, ikinci bölümde TFRS 15 müşteri sözleşmelerinden hasılat standardı örneklerle açıklanmış, üçüncü bölümünde ise BIST 100' de yer alan imalat işletmelerinin TFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat Standardı açıklama gerekliliklerine uyumu üzerinde durulmuştur. Belirlenen amaca ulaşmak için oluşturulan model ve hipotezlerin test edilmesine yönelik olarak BIST 100' de yer alan 41 adet imalat işletmesinin 2020 yılı faaliyet raporları incelenmiş ve standartta yer alan açıklama gereklilikleri Microsoft Excel programına aktarılarak uyum endeksi belirlenmiştir. Daha sonra korelasyon analizi ile belirlenen endekse etki edebilecek olan işletme özellikleri (firma yaşı, denetçi türü, borsa yaşı, aktif karlılık oranı, kaldıraç oranı) ile uyum düzeyi arasındaki ilişki belirlenmiştir. Ardından oluşturulan hipotezler çoklu doğrusal regresyon analizi ile test edilmiştir. BIST 100' de yer alan imalat işletmeleri için uyum düzeyinin %38 olduğu tespit edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda denetçi türü ve kaldıraç oranının uyum düzeyi üzerinde pozitif ve anlamlı etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında firma yaşı, borsa yaşı ve aktif karlılığın uyum düzeyi üzerinde bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: TFRS 15, Hasılat, Finansal Açıklamalar, Müşteri Sözleşmeleri
Bobi FRS'nin maddi duran varlıkların muhasebeleştirilmesinde TFRS ve Vergi Usul Kanunu uygulamalarından farklılıklarının analizi: Örnek olay çalışması
Dünya da gelişen bilgi ve sistem teknolojileri uluslararası ekonomik ilişkileri ve uluslararası yatırımın önemini arttırmıştır. Gelişen teknoloji diğer alanlar gibi muhasebe alanında da önemli etkilere yol açmaktadır. Uluslararası artan ekonomik ilişkiler ülkeleri muhasebe alanında ki mevzuatlarını birbiriyle uyumlaştırma sürecini başlatmıştır. Ülkemiz de bu uyum sürecinde Türkiye Muhasebe Standartları ve Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standartları (BOBİ FRS) yayınlayarak Uluslararası Muhasebe Standartlarından farklılıkları azaltmayı çalışarak bu süreçte yerini almıştır. Bu çalışmanın amacı ülkemizde 01.01.2018 tarihinde uygulanmaya başlayan BOBİ FRS kapsamında maddi duran varlıkların incelenerek, uygulanmakta olan Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) / Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) ve Vergi Usul Kanunu (VUK) hükümlerince karşılaştırılmasının yapılmasıdır. Konuyla ilgili örnekler verilerek düzenlemeler arasında ki farklıların ortaya konulması BOBİ FRS'yi kullanmak isteyen işletmeler ve finansal bilgi kullanıcıları açısından yararlı olacaktır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Büyük ve Orta Boy işletmeler için finansal raporlama standardı kapsamında maddi duran varlıkların incelenmiştir. İkinci bölümde Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları açısından maddi duran varlıklar yer almaktadır. Üçüncü Bölümde üç düzenleme arasında örnek sorularla karşılaştırılmalar yapılarak farklılıkları tespit edilmiştir.
6111 sayılı yeniden yapılandırma kanunu kapsamında işletmelerin finansal rasyolarındaki değişimin analizi
İşletmeler hakkında alınacak ekonomik kararlar ve işletmenin performansının değerlendirilmesi açısından en önemli kaynak, işletmeye ait finansal tablolardır. Bu nedenle finansal tablolar gerçeğe uygun hazırlanmalı ve sunulmalıdır. Her ne kadar, gerçeğe uygunluk temel ilkelerden biri olsa da, finansal bilgi gerçeğinden farklı olabilmektedir. Bunun nedeni hata ve hilelerdir. Hileler, kasıt içermesi ve gerçeklerin planlanarak yanlış gösterilmesi nedeniyle hatalardan ayrılmaktadır. Genel olarak, finansal bilgi manipülasyonu da; işletmenin finansal durumunun yanlış ve değiştirilmiş gösterimidir. Türkiye'de işletmelerin finansal tablolarında, 2011 yılında önemli değişimler dikkat çekmektedir. Bunun temel nedeni, 6111 sayılı kanundur. Bu kanun ile, işletmelere, vergi inceleme ve ödemelerine ilişkin kolaylıklar yanında; bilanço düzeltilmesine yönelik hükümlerle, kayıtları mevcut duruma uygun hale getirme imkanı tanınmaktadır. Bilanço düzeltilmesi hata ve hilelerden kaynaklanmaktadır. Çalışmada, 6111 sayılı yeniden yapılandırma kanununun finansal tablolara etkisi finansal oranlar yardımıyla belirlenmeye çalışılmıştır. Bunun için, 631 işletmenin mali ve tanımlayıcı verileri kullanılmıştır. Seçili sekiz oran bazında, ilk olarak yasadan yararlanmayan işletmelerde, ikinci olarak yasadan yararlananlarda, son olarak ta yasadan yararlanan ve yararlanmayan işletmelerin verilerinde anlamlı bir fark olup olmadığı analiz edilmiştir. Analizde ilk iki test için, örneklem büyüklüğüne bağlı olarak bağımlı örneklemler için t-testi ve wilcoxon testi; sonuncusu için ise bağımsız iki ortalama için z-testi ile mann-whitney u testi kullanılmıştır. Analiz sonucunda, banka kredileri/aktif, özkaynak/aktif, dönem net karı/net satışlar ve dönem net karı/özkaynak oranlarında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Banka kredilerinin aktifteki payı artarken, özkaynakların payı azalmış ve özkaynak karlılığı ile net karlılıkta azalma görülmüştür. Toplam aktif içinde özkaynakların payı azalırken, banka kredilerinin artması; bunun yanında karlılık oranlarındaki düşüş, finansal tablo kullanıcıları açısından olumsuz olarak nitelendirilecek durumlardır.
Denetim komitesi özelliklerinin finansal raporlama şeffaflığına etkisi: Kurumsal yönetim endeksinde yer alan şirketler üzerine bir araştırma
Kurumsal yönetim uygulamalarının yetersiz olmasının ve düşük kalitedeki finansal raporların neden olduğu muhasebe skandalları neticesinde sermaye piyasalarında şirketlerin sunmuş oldukları finansal bilgilere duyulan güven azalmıştır. Paydaşların haklarını güvence altına alabilmek ve kamu güvenini yeniden kazanabilmek adına şeffaflık düzeyi yüksek finansal raporların hazırlanması bir gereklilik olmuştur. Bu bağlamda, denetim komitesinin kurumsal yönetim anlayışı içerisinde sorumlulukların yerine getirilmesinde ve finansal raporlama sürecinin iyileştirilmesinde kilit rol oynadığı ileri sürülmektedir. Bu noktadan hareketle; bu çalışmanın amacı, denetim komitesi özellikleri ile şirket tarafından sunulan finansal raporların şeffaflık düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, 2007-2021 yılları arasında Borsa İstanbul Kurumsal Yönetim Endeksi'nde işlem gören finansal olmayan kuruluşlardan elde edilen 402 firma/yıl verisi en küçük kareler yöntemi ve sabit etkiler modeli ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, denetim komitesinde kadın üyenin varlığı ve denetim komitesinin yıl içerisinde gerçekleştirdiği toplantı sıklığı ile sunulan finansal raporların şeffaflık düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü ilişkinin olduğuna işaret etmektedir. Ayrıca denetim komitesinin üye sayısı ile sunulan finansal raporların şeffaflık düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Diğer taraftan çalışmanın bulguları, denetim komitesinin tecrübesi ve uzmanlığı ile finansal raporların şeffaflık düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilemediğini göstermektedir. Araştırmanın sonuçları; politika yapıcılara, yatırımcılara ve muhasebe meslek mensuplarına denetim komitesi özelliklerinin kurumsal raporlama süreçlerinin izlenmesinde söz konusu komite etkinliği ile ne yönde ilişkili olduğu konusunda kanıtlar sunmaktadır. Anahtar kelimeler: Kurumsal yönetim, denetim komitesi, finansal raporlama şeffaflığı.
Denetim komitesinin finansal raporlama kalitesi üzerindeki etkisi
Muhasebe bilgi kullanıcıları işletmeler hakkında bilgi sahibi olmak veya herhangi bir karar almak için finansal raporlardan yararlanmaktadırlar. İşletmeler ise finansal raporlar aracılığı ile muhasebe bilgi kullanıcıları ile iletişim kurmaktadırlar. Bu karşılıklı etkileşimin sağlıklı yürütülebilmesi ancak, kaliteli finansal raporlar sayesinde gerçekleştirilmektedir. Finansal raporlama kalitesinin ölçülmesi oldukça karmaşık bir yapıyı ifade ederken, iç kontrol, iç denetim ve bağımsız denetim birimlerinin gerçekleştirdiği kaliteli faaliyetlerin toplam sonucu olduğu söylenebilir. Yeni TTK' da işletmelerin kurması gereken komitelere yer verilmiştir. Bu komitelerden en dikkat çekeni, iç kontrol, iç denetim ve bağımsız denetim birimleri ile ilişkileri ve söz konusu birimlerle muhasebe bilgi kullanıcıları arasında köprü görevi görmesinden dolayı Denetim Komitesi olmuştur. Denetim Komitesi' nin görev ve sorumlulukları ile finansal raporlama kalitesine olumlu katkı sağlaması beklenmektedir. Çalışmamızın ana amacı, denetim komitesi uygulamalarının finansal raporlama kalitesi üzerindeki etkisini incelemektir. Denetim komitesinin kurulmasının finansal raporlama kalitesi üzerinde etkili olup, olmadığı ve denetim komitesinin yapısal özelliklerinin (Bağımsızlık, Toplantı Sıklığı, Boyut) finansal raporlama kalitesi üzerinde etkili olup, olmadığı araştırma soruları olarak belirlenerek, iki soru çerçevesinde araştırma hipotezleri test edilmiştir. Hipotezlerin test edilebilmesi için Çok Değişkenli Regresyon Modeli kullanılmıştır. Çalışmamız dört bölümden oluşmakla birlikte, ilk üç bölüm, teorik açıklamaları içermektedir. Son bölüm ise teorik açıklamalar çerçevesinde BİST' te işlem gören işletmelerin denetim komitesi uygulamalarının finansal raporlama kalitesi üzerindeki etkisini incelemeye yönelik araştırmayı içermektedir. Çalışma sonuçlarına göre, denetim komitesinin kurulmasının finansal raporlama kalitesini arttığı tespit edilmiştir. Denetim komitesi yapısal özelliklerinden; Bağımsızlık ve Toplantı Sıklığı ile finansal raporlama kalitesi arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki tespit edilirken, denetim komitesinin boyutu ile finansal raporlama kalitesi arasında bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Denetim Komitesi, Finansal Raporlama, Kalite, Kar Yönetimi, BİST.
Raporlama kavramı ve entegre raporlamanın Türkiye'deki uygulama örnekleri üzerine bir araştırma
Entegre raporlama, kuruluşların değer yaratma sürecini bilgi kullanıcılarına aktaran bir kurumsal raporlama türüdür. Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi (IIRC) kuruluşlara entegre rapor hazırlama sürecinde rehber niteliğinde bir Entegre Raporlama Çerçevesi geliştirmiştir. Entegre raporlama henüz çok yeni uygulanmaya başladığı için Türkiye'de bu konuda yapılan bilimsel çalışmalar incelendiğinde genel itibarıyla çoğunun teoriye dayandığı, dünyadaki uygulama örneklerinin incelendiği ya da kuruluşların hazırladıkları sürdürülebilirlik raporları ve yıllık raporlar üzerinden incelemeler yapıldığı görülmektedir. Türkiye'de yayımlanan entegre raporların analizinin hem entegre raporlamanın Türkiye'deki durumunu ortaya koymak açısından hem de gelecek entegre raporlama uygulamalarına yol göstermesi açısından önem arz edeceği düşünülerek bu çalışma yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı, entegre raporlamanın teorik olarak incelenmesi ve Türkiye'de entegre raporlamanın mevcut durumunun tespit edilmesidir. Bu amaç doğrultusunda ilk iki bölümde entegre raporlama hakkında teorik bilgi verilmiş, üçüncü bölümde ise Türkiye'de 2016 yılına ait entegre rapor yayımlayan beş kuruluş bulunmakta olup, bu beş kuruluşun entegre raporları Uluslararası Entegre Raporlama Çerçevesi'nin içerik öğelerine uygunluğu açısından değerlendirilmiştir. Çalışmada nitel analiz tekniklerinden birisi olan içerik analizi kullanılmıştır. Analiz sonucu kuruluşların faaliyet gösterdikleri sektöre bağlı olarak sermaye öğelerinin ve iş modelinin farklılık gösterdiği görülmüştür. İncelenen tüm entegre raporların Uluslararası Entegre Raporlama Çerçevesi'nin İçerik Öğeleri gerekliliklerini önemli ölçüde karşıladığı fakat entegre edilerek sunulma noktasında eksiklikleri olduğu söylenebilir.
İnternette finansal raporlama ve geleceğe ilişkin yönelimler
Bilgi teknolojisindeki hızlı gelismeler, isletmelerin ortaklara, potansiyel yatırımcılara ve ilgili diger kisilere finansal bilgi sunma yöntemini hızla degistirmektedir. Yakın tarihe kadar matbu olarak basılıp yatırımcılara sunulan finansal bilgiler, günümüzde internetten sunulmaya baslamıstır. Finansal raporlama için internetin kullanımı sirketlere ve kullanıcılara esiz fırsatlar ve kolaylıklar getirdi. İnternette Finansal Raporlamanın, düsük maliyet, hız, daha genis bir kitleye ulasım, esneklik gibi önemli faydaları vardır. Buna karsın bir kısım soruları da beraberinde getirmistir. Bu çalısma, finansal raporlamanın internet kullanımından dolayı degisen ve içinde dıs denetimin de bulundugu ortamlara isaret etmektedir. Bu çalısmada, internette Finansal Raporlamanın ülkemizdeki mevcut durumunu ortaya koymak ve gelecege iliskin egilimleri belirlemek amacıyla bir arastırma gerçeklestirilmistir. Mevcut durum için, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda islem gören sirketlerin web sitesinde sundukları finansal bilgilerin içerik analizleri yapılmıstır. Gelecege iliskin egilimleri belirlemek amacıyla da, akademisyenler, denetçiler, finansal analistler ve isletmeler üzerine bir anket uygulaması gerçeklestirilmistir. Ankette besli likert tipi ölçek kullanılmıstır. Anket çalısması, anket yazılımı kullanılarak internet üzerinden gerçeklestirilmistir. Anahtar Kelimeler: İnternet, finansal raporlama, finansal açıklamalar, internet tabanlı raporlama, yönelimler.
Ara dönem finansal raporlamanın tahminleyici gücü
Finansal bilgi kullanıcılarının işletmenin finansal durumu hakkında doğru, güvenilir ve zamanlı bilgi edinmeleri finansal tablolar ile sağlanmaktadır. Bilginin uygun zamanda sağlanması bir yıldan kısa süreli ara dönem finansal raporlamayı gerektirmektedir. Ara dönem raporlar sayesinde, her ara dönemde ortaya çıkan karşılaştırılabilir sonuçlar ile bir sonraki ara dönemin ve en nihayetinde de dönem sonu değerlerinin geliştirilmesi ve dolayısıyla tahmini değerlerin başarılı bir şekilde belirmesi öngörülmektedir.Çalışmada muhasebe ve finansal tablo kavramları ve gelişimleri açıklanmış, ara dönem raporların önemi ve sisteme etkilerinden bahsedilmiş sonuç olarak da belirli finansal tablo kalemleri seçilerek ara dönem verileri yardımıyla bunların dönem sonu değerlerinin tahmin edilebilme başarısı değerlendirilmeye çalışılmıştır.İMKB' de işlem gören 209 adet imalat sanayi firması üzerinde yapılan analiz sonuçlarına göre, finansal tablo kaleminin yıl sonuna en yakın olan ara dönem değeri o kalemin yıllık değerinin tahmin edilebilmesinde daha büyük başarı yüzdesine sahiptir.
Entelektüel sermayenin finansal tablolarda raporlanmasına ilişkin yaklaşımlar ve değerlendirilmesi
Bilgi yoğun ekonomiye geçişle birlikte, entelektüel sermaye işletmeler için önemli bir varlık durumuna gelmiştir. İşletmeler rakiplerinden fark yaratacak değerler ortaya koyarak uzun vadede kazanımlar elde edeceklerini keşfetmişlerdir. Tüm işletmelerde bulunabilecek fiziki varlıklar yerine, enformasyon, veri tabanı, nitelikli iş gücü, marka, müşteri ilişkileri gibi soyut varlıklara yatırımlarını gerçekleştirmeye yönelmişlerdir. Bu durum işletmeler için stratejik öneme sahip olan entelektüel sermayenin finansal tablolarda gösterilmesi zorunlu hale getirmiştir.İşletmenin ilişkili taraflarının bilgi ihtiyaçlarının tam ve doğru bir şekilde karşılanması için hazırlanan finansal tabloların, gerçek değeri ortaya koyması beklenmektedir. Bu noktada maddi varlıklar gibi entelektüel sermaye unsuru olan maddi olmayan duran varlıkların da gerçeğe uygun değerleriyle temel finansal tablolarda yer alması gerekmektedir.Sayısal bir değere kavuşturulan kavramın muhasebe sistemine dahil edilmesinde karışık bir durum ortaya çıkmaktadır. Gerek Tekdüzen Muhasebe Sistemi gerekse Uluslararası Muhasebe Standartları entelektüel sermayeyi açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Söz konusu standartlarda işletmenin bünyesinde oluşturulan değerlerden ziyade bir bedel karşılığında satın alınan değerlerin raporlanmasına izin verilmektedir. İhtiyatlı yaklaşım, işletmenin gerçek değerinin ortaya konmasında engel teşkil etmektedir.İşletmelerin piyasa değeri ile defter değerleri arasındaki farkın azalması için yapılacak önemli çalışmalardan biri, entelektüel sermayenin finansal tablolara dahil edilmesi olacaktır. Bu amaçla, entelektüel sermaye başlıca bir standart olarak ele alınmalı ve maddi olmayan duran varlıklar içerisinde tanımı tüm unsurlarını kapsayacak şekilde yeniden yapılmalıdır. İşletmenin sahip olduğu entelektüel sermayesinin finansal tablolarda sunulması, gerçek değerin tespiti için önemli olduğu kadar işletme hakkında alınan kararların doğruluğu açısından da tartışılmaz öneme sahiptir.Entelektüel sermayenin ölçülmesine ve finansal tablolarda raporlanmasına yönelik uluslararası alanda geliştirilmiş bir standart bulunmamaktadır. Dağınık görünümdeki çalışmaların, The International Accounting Standards Committee (IASC) ve The Financial Accounting Standards Board (FASB) gibi kurumların oluşturacakları standartlar ile işletmelerin tümü için uygulanabilir ve karşılaştırılabilir duruma gelebileceği düşünülmektedir..Anahtar Sözcükler:1. Entelektüel Sermaye2. Entelektüel Sermaye Ölçüm Yöntemleri3. Entelektüel Sermayenin Raporlanması4. Entelektüel Sermaye Raporlama Yaklaşımları5. UMS 38
Uluslararası finansal raporlama standartları çerçevesinde aracı kurumlar için finansal raporlama önerisi
Aracılık faaliyeti sermaye piyasası mevzuatında sermaye piyasası araçlarının yetkili kuruluşlar tarafından kendi nam ve hesabına, başkası nam ve hesabına, kendi namına başkası hesabına ticari amaçla alım satımı olarak tanımlanmış ve aracı kurumların yapabileceği sermaye piyasası faaliyetleri halka arza aracılık, sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık, repo ters repo işlemleri, yatırım danışmanlığı ve portföy yöneticiliği olarak belirlenmiştir. Bu faaliyet çeşitliliğine bağlı olarak aracı kurumların karşıya kaldığı riskler de çeşitlidir. Aracı kurumların faaliyetlerinin ve risklerinin takibi tüm menfaat sahipleri ve piyasa mekanizmasının etkin isleyişi için öncelik arz etmekte olup, bu risklerin izlenmesinde finansal tablolar en önemli rolü oynamaktadırlar. Sermaye Piyasası Kurulu tarafından, aracı kurum risklerinin takibi ve tüm ilgili taraflar için yeterli kamuyu aydınlatma sağlanması amaçlarıyla aracı kurumlar için özel bir hesap planı oluşturulmuş, sermaye yeterliliğine ilişkin düzenlemeler yapılmış ve finansal raporlamada uluslararası finansal raporlama standartlarına uyum zorunluluğu getirilmiştir. Ancak aracı kurumların kamuya açıklanan ve bu yönüyle tüm menfaat sahipleri için bilgi sağlamada en önemli fonksiyonu üstlenen finansal tablolarının aracı kurum sektörünün ve aracı kurum faaliyetlerinin yapısını tam olarak yansıtmadığı görülmüştür. Bu kapsamda aracı kurum bilanço ve gelir tablolarında dikkat çeken hesap ve uygulamalar incelenerek tespit edilen sorunlar ve çözüm önerileri çerçevesinde aracı kurumlar için uluslararası finansal raporlama standartlarına uyumlu örnek bilanço ve gelir tablosu formatları oluşturulmuştur.
Hisse senetleri fiyatlarının tahmininde yayınlanan finansal raporlardaki bilgilerin analizinin rolü
Bu çalışma, finansal analizin boyutlarını ve özelliklerini belirlemeyi, bir dizi finansal oranı test etme yoluyla hisse senedi fiyatlarını tahmin etmede finansal analizden nasıl faydalanacağını göstermeyi, Filistin Menkul Kıymetler Borsası'ndaki her bir sektöre ait hisse senedi fiyatlarını tahmin etmede ve piyasada yatırım yaparken yatırımcıların doğru kararlar vermesine yardımcı olmada kullanılabilecek nicel bir model oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu oranlar, piyasanın her kesimi için en iyi modele ulaşmak için çoklu regresyon olarak bilinen istatistiksel teknik kullanılarak analiz edildi. Bu model şirketler ve Filistin Menkul Kıymetler Borsası kuruluşları için hisse senedi fiyatlarını tahmin etmek için kullanılan bir dizi finansal oranları kapsamaktadır. Sigorta sektörü için hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili olan oranlar piyasa değerinin defter değerine olan oranı, hisse başına kazanç oranı (EPS) ve hisse başına defter değeri oranı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bankacılık sektöründe ise, Sonuçlar sektördeki hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili oranın defter değeri oranı, hisse başına defter değeri oranı ve cari oran olduğunu göstermiştir. Yatırım sektörü için, hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili oranlar, piyasa değerinin defter değerine oranı, hisse başına kazanç oranı (EPS), özsermaye oranı getirisi ve hisse başına defter değeri oranlarıdır. Ayrıca, piyasa değerinin defter değerine oranı, fiyat kazanç oranı (P/E), mevcut borçların hisse senedi ve kar marjına oranı hizmet sektörü için hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili oranlar olarak kabul edilmektedir.İmalat sektörü için hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili oranlar, piyasa değerinin defter değerine olan oranı ve hisse başı defter değeri oranlarıdır. Bu çalışma, bir dizi finansal oranın hisse senedi fiyatlarını tahmin etmek amacıyla her bir sektör için kullanılabilir olduğu sonucuna ulaşmıştır. Çalışma ayrıca finansal listeler hazırlanırken daha dikkatli olunması gerektiğini, listelerin uluslararası muhasebe standartlarına göre hazırlanmasının zorunlu olduğunu ve yatırımcıların finansal yatırım kararları verirken finansal analiz listelerine güvenmelerini önermektedir. Anahtar Kelimeler: Finansal analiz, hisse senedi fiyatları, finansal oranlar. 2018, 82 Sayfa Bilim Kodu: 112203