Finansal raporlama
Bu konu başlığı altında 131 tez
Muhasebe meslek mensuplarının entegre raporlamaya ilişkin farkındalık düzeylerinin tespiti: Bir alan araştırması
Entegre raporlama küresel piyasalarda varlığını devam ettirilebilmesine,rekabet edebilmesine, potansiyel yatırımcıların işletmeye yatırım yapmasına katkı sağlamaktadır. Bununla birlikte bazı çıkar gruplarının ihtiyaç duyduğu finansal veya finansal olmayan verileri açık, anlaşılır, karşılaştırılabilir, doğrulanabilir, gerçeğe ve ihtiyaca uygun bir dille sunmayı amaçlamaktadır.Bu amaç doğrultusunda işletmeler finansal veya finansal olmayan raporları düzenleyerek çıkar grupları olarak tanımlanan başta devlet olmak üzere, çalışanlar, ortaklar, potansiyel yatırımcılar, sivil toplum kuruluşları ve kredi kuruluşlarının kullanımına sunmaktadır. Çalışmada Ankara ilinde bağımlı veya bağımsız olarak faaliyet gösteren muhasebe meslek mensubuna entegre raporlama konusunda 23 ifade yöneltilmiştir. Beş farklı boyut altında toplanan bu ifadeler muhasebe meslek mensuplarının entegre raporlamaya ilişkin farkındalık düzeylerini ortaya koymaktadır. Çalışmaya geri dönüş sağlayan 388 muhasebe meslek mensubundan elde edilen veriler ile analiz edilmekte ve bulgular açıklanmaktadır. Çalışmada verilerin normal dağılım göstermesinden dolayı t-testi ve anova testine analizleri uygulanmaktadır. Çalışmada demografik özellikler açısından muhasebe meslek mensuplarının farkındalıklarının olup olmadığı analiz edilmektedir. Çalışma sonucunda eğitim düzeyi, aylık gelir, mesleki deneyim, mesleki unvan ve entegre raporlama bilgisi açısından katılımcı farkındalığının olduğu ortaya konmaktadır.
Borçlanma maliyetleri
Globalleşme, ülkelerarası yapılan ticarette ülkeleri, mali tablolarının eşit kriterlerle karşılaştırılıp, raporlanarak aynı dili konuşmaya yönlendirmiştir. Farklı ülkelerde oluşturulan finansal raporların benzer şekilde yorumlanabilmesi ve uluslararası ölçekte geçerli olacak ortak muhasebe uygulamalarının geliştrilmesi adına birçok önemli çalışma yapılmıştır.Uluslararası muhasebe standartlarıyla tam uyum içinde olan Türkiye Muhasebe Standartlarının etkin ve geniş bir kesimde kullanılmaya başlaması, Avrupa Birliği uyum çalışmaları açısından da büyük önem arz etmektedir. Uluslarası Muhasebe Standartları ve Uluslarası Finansal Raporlama Standartlarının, 6102 Sayılı Türk Ticaret kanunuyla birlikte, Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları olarak kabul edilmesi sonucunda değerleme (ölçümleme) sadece vergi ile düzenlenen hükümler olmaktan çıkarılmıştır.Türkiye Finansal Raporlama Standartları ve Türkiye Muhasebe Standartları Temmuz 2012 itibariyle yürürlüğe girmiş ve Ocak 2013 itibariyle Türk Ticaret Kanununa (TTK) göre tüm işletmeler açısından kullanımı zorunlu hale getirilmiştir. Bu gelişme, 2013 tarihi itibariyle finans kuruluşları hariç tüm işletmelerde değerleme ile ilgili yeni düzenlemeler getirecek ve uygulamada önemli farklılıklar yaratacaktırBu çalışmada, 2000'li yıllarda uygulama başlanmış Türkiye (Uluslararası) Muhasebe Standartlarından biri olan 23 nolu borçlanma maliyetleri standardı, Türk Vergi Mevzuatındaki ve Sermaye Piyasası Kurulu içindeki yeri ve muhasebeleştirilmesi konusu ele alınmıştır. Borçlanma maliyetlerinin muhasebeleştirilmesinde kullanılan iki yöntem (gider olarak yazılması ve aktifleştirilmesi) örnek uygulamalar ile açıklanmıştır. Ayrıca Borçlanma Maliyetlerinin ilgili olduğu TMS 2-Stoklar, TMS 16- Maddi Duran Varlıklar, TMS 17-Kiralama İşlemleri, TMS 21-Kur Değişimleri Standartlarına da yer verilmiştir.
Hisseleri İMKB'de işlem gören enerji şirketlerinin 2006-2010 yıllarına ilişkin finansal tablolar analizi
İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında İşlem Gören Enerji Endeksi firmalarından Elektrik Sektöründeki beş firmanın genel olarak analizi, sektör içindeki konumları, mali tablolarının incelenmesi, sektör içinde mukayeseli inceleme ve dünyada her geçen gün yükselen ve kıymeti artan Enerji sektörünün geleceği ile ilgili bilgi sahibi olmak ve Türkiye'deki durumun fotoğrafını çekmektir. Yatırımcılar için kullanılabilecek bu analiz aynı zamanda firmaların kendilerinin bulundukları yeri görmeleri açısından da önem taşımaktadır.Sonuç olarak sektörün yatırım eğiliminde olup olmadığı ve kaynakları nasıl kullandıkları, likidite durumları, mali yapıları, faaliyetleri, karlılık durumları, nakit akış durumları gibi bilgilerin de görülebileceği bu çalışmada Ak Enerji, Aksa Enerji, Aksu Enerji, Ayen Enerji ve Zorlu Enerji firmaları incelenmiştir.
Lifo stok değerleme yöntemi ve değişken maliyet esası ile finansal performansın raporlanması ve kâr dağıtım kararlarında kullanılması
Üretim maliyetleri direkt madde malzeme, direkt işçilik ve genel üretim giderlerinden oluşur. Direkt üretim giderleri ürün üzerinde miktar olarak ölçümlenebilen giderledir. Endirekt niteliğinde olan genel üretim giderler ise ürün üzerinde miktar olarak ölçümlenemezler. Direkt giderler değişken giderlerdir ve üretim miktarına göre değişkenlik gösterirler. Endirekt giderler ise yarı değişken giderlerdir. Sabit giderlerin üretim maliyetleri ile ilişkilendirilmesi stok maliyetlerini etkileyeceği için dönem kârını artırır. Dönem kârını etkileyen diğer bir faktör de stok değerleme yöntemidir. Kâr dağıtımı vergi karşılığı, temettü ve yedek akçe ayrılmasını ifade eder. Vergi mali mevzuata göre hesaplanırken temettü ve yedek akçe ayrılması ticaret kanunu ve ana sözleşme kapsamında, genel kurul kararı ile düzenlenir. Çalışma temettü kararı alınırken maliyet hesaplama ve stok değerleme yöntemlerinden muhasebenin ihtiyatlılık ilkesi kapsamında nasıl yararlanılabileceğini ele almakta ve bu kapsamda bir öneri getirmektedir.
Türkiye Finansal Raporlama Standartları kapsamında bölümlere göre raporlama
Bir işletmenin mali nitelikteki işlemlerini toplayan, sınıflandıran, kayıt altına alan, özetleyen ve raporlayan muhasebe sistemi, bu işlevlerini yerine getirirken belli bir düzen ve sistematik halinde çalışmaktadır. Muhasebe bilgi sisteminde üretilen bilginin doğruluğu ve güvenilirliği, hem işletme içi hem de işletme dışı bilgi kullanıcıları için karar vermede kullanımı açısından oldukça önemlidir. Ticaretin koşullarının değişmesi, sermaye piyasalarının serbestleşmesi ve işletme ölçeklerinin büyümesi, muhasebe bilgi sisteminde üretilen bilginin raporlanma biçimi üzerinde de değişikliklere neden olmuştur. İşletmelerin finansal bilgilerinin, faaliyette bulunulan coğrafi bölge, ürün grubu ya da müşteri grubu temelli mali bilgiler olarak sınıflandırılarak raporlanması bilgi kullanıcıları açısından da önem taşımaktadır. "TFRS Kapsamında Bölümlere Göre Raporlama" adlı bu çalışmanın birinci bölümünde, muhasebe standartlarının dünyada ve Türkiye'deki oluşum süreci ve bölümsel raporlamanın temelleri aktarılmıştır. İkinci bölümde, TFRS 8 kapsamında bölümlere göre raporlama standardı tüm yönleri ile ele alınmış olup, son bölümde standarda ilişkin örnek uygulamalar yer almaktadır.
Mali kârdan ticari kâra geçiş uygulamasında kayıt ve raporlama düzeni
Küreselleşeme ile işletmeler tarafından hazırlanmış olan finansal tabloların tüm finansal tablo kullanıcıları için ortak bir anlam ifade etmesinin önemi her geçen gün biraz daha artmaktadır. Dolayısıyla finansal raporlaman birliğini sağlamak amacıyla "Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu" tarafından yayınlanmış olan finansal raporlama standartları, birçok ülke tarafından benimsenmiş ve uygulanmaktadır. Ülkemiz açısından baktığımızda gerek Avrupa Birliği Kriterlerine uyum için olsun, gerekse de uluslararası anlamda finansal raporlama birliğini sağlamak amacıyla olsun bu standartlar "Türkiye Muhasebe Standartları" adı altında Türkçe' ye çevrilerek yürürlüğe konmuştur. Şuan ülkemizde beli büyüklükteki şirketlerin kullanmakta olduğu bu standartlar, önümüzdeki yıllar da bütün işletmeler tarafından kullanılacağını ön görmekteyiz. Ülkemizde TMS/TFRS standartları ile benimsenmiş olan finansal raporlama sistemi arasında önemli farklılıklar mevcuttur. Ülkemiz vergi mevzuatına göre hazırlanmış olan finansal tablolar, TMS/TFRS kapsamında yeniden hazırlandığı zaman her iki uygulama açısından çok farklı sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Vergi yasalarına göre hazırlanmış finansal tablolar vergi etkisini ön plana çıkarırken TMS/TFRS hükümlerince hazırlanan finansal tablolar işletmenin gerçek finansal durumunu ve finansal yapısını sunmayı ön planda tutmuştur. Bu çalışmanın amacı, ticari kâr ile mali kâr farkının nasıl oluştuğunu açıklamaktır. VUK ve TMS/TFRS uygulamaları açısından incelenen finansal tablo kalemleri her iki uygulama için ayrı başlıklar altında ele alınarak gerekli olan açıklamalar yapılmıştır. Son bölümde uygulama çalışması yapılarak VUK ve TMS/TFRS farklılıklarını gösteren bilanço ve gelir tablosu hazırlanarak konunun pekiştirilmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkiye Muhasebe Standartları, Değerleme, Değerleme Yöntemleri, Ertelenmiş Vergi, Ticari Kâr ve Mali Kâr, Vergi Usul Kanunu, Raporlama
UFRS finansal araçlar standartları çerçevesinde riskten korunma muhasebesi ve bir uygulama
Muhasebe uygulamalarına yön veren kurallar bütünü olarak adlandırılan standartların temeli muhasebe ilkelerine, muhasebe ilkelerinin temeli ise muhasebenin temel kavramlarına dayanmaktadır. Muhasebe uygulamalarına yön veren bu standartlar ise aynı şekilde muhasebe politikalarını belirlemektedir. Tüm dünya ülkelerinin düzenlemeleri arasında bir standart olması amacıyla oluşturulan Uluslararası Muhasebe Standartları kurulu, çıkarılan Uluslararası Finansal Raporlama Standartları yayınlamaktadır. Türkiye Muhasebe Standartları bu standartların Türkçeye çevirisidir. Bu çalışmanın amacı riskten korunma muhasebesinde farklı dönemlerde rapor altına alınan kazanç ve kayıpları tutarsızlıkları yok ederek daha açık bir muhasebe kaydı oluşturmaktır. UFRS finansal araçlar standartları çerçevesinde riskten korunma muhasebesini ve işletmelerdeki kayıt tutarsızlığını gidermek amacıyla geliştirilmiş UFRS 9 Finansal Araçlar Standartları gereğince getirilen yeniliklerin ne olduğunu ve IAS 39 Finansal Araçlar: Muhasebeleştirme ve Ölçme standardından farklılığını ortaya koymaktır.
Stoklar ve hasılatın, Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS), büyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standardı (BOBi FRS) ve Türk Vergi Mevzuatına göre karşılaştırılması
Bu çalışmada işletmeler için büyük önem taşıyan iki unsurun; hasılat ve stokların ülkemizde muhasebe uygulamalarına yön veren Türk Vergi Mevzuatı ile Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standardı / Türkiye Muhasebe Standartları (TFRS / TMS) açısından değerlendirmesi yapılmıştır. Bu amaçla hasılat ve stoklar, Standartlar ve Türk vergi mevzuatı açısından ele alarak karşılaştırmaları yapılmıştır. Bu çalışmadan anlaşılıyor ki uluslararası ilkelere uyumlu bir muhasebe sisteminin oluşması için ülkemizde uygulanan vergi kanunlarının, muhasebeye bakış açısını değiştirmek ve uluslararası standartların tüm alanda uygulanabilir hale getirilmesini sağlamak büyük önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: TFRS 15, TMS 2, BOBİ FRS, Türk Vergi Mevzuatı, Muhasebe, Hasılat, Stoklar
Finansal raporlama analizleri ve nakit akış tablosunun önemi
Bu çalışmada, finansal tabloların, UFRS/IAS/TMS'ye göre raporlanması, sunulması, çeşitli analiz teknikleri ve finansal oranlar uygulanarak, işletmenin faaliyet sonuçları dönemler itibarıyla kapsamlı olarak incelenmiştir. Çalışmanın amacı, finansal tablolarda kullanılan analiz teknikleri ile işletmenin faaliyetlerinde başarılı olup olmadığını, amaçlarına ne kadar ulaşıp ulaşmadığının araştırılmasıdır. Çalışmada Borsa İstanbul A.Ş.de işlem gören çimento sektöründe faaliyet gösteren işletmeye ait 2014-2015 ve 2016 dönemlerine ait finansal tabloların analiz edilmesidir. Tezin birinci bölümünde, genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ve kavramları açıklanmaktadır. İkinci bölümde, finansal tabloların tanımı ve özellikleri, üçüncü bölümde, finansal tabloların analizi ve finansal tablolarda kullanılan analizi tekniklerinin tanımı, özellikleri, dördüncü bölümde işletmeler açısından büyük önem taşıyan nakit akış tablosu ve önemi, beşinci bölüm ise Borsa İstanbul A.Ş.' de işlem gören Akçansa Çimento A.Ş. 'nin ilgili dönemlere ait finansal tablolarına analiz teknikleri uygulanarak değerlendirilmiştir. Son zamanlarda işletmeler tarafından önemi artan nakit akış tablosu, işletmenin nakit yaratma yeteneğini, nakit kaynaklarını, kullanıldığı alanları, ödeme gücünü ve bütçe planlamasında işletmelerin nakit pozisyonu belirlemeye yarar. Finansal tablolara uygulanan analiz teknikleri sonucu, işletmenin varlıkları ve kaynakları dengeli dağıtılmış, varlık yapısının duran varlık ağırlıklı olması ise sektörün özelliğinden kaynaklanmaktadır. Öz kaynaklarının yüksek ve finansal borçların tehlikeli boyutlarda olmayışı, ayrıca işletme karlılığının yanında nakit akışlarının da pozitif yönde çıkması, işetmenin nakit yaratma yeteneğinin olduğu ve faaliyetlerini sürdürebilirliği açısından önemli sayılır. Anahtar kelime: Finansal tablo analizi ve nakit akış tablosunun önemi.
Devlet teşviklerinin finansal raporlama standartlarına göre raporlanması ve bağımsız denetimi
Devlet teşvikleri, toplumun refah düzeyini arttırmak ve ülke ekonomisini uzun vadede geliştirmek amacıyla belirli koşulların geçmişte veya gelecekte yerine getirilmesi karşılığında işletmelere verilmektedir. Türkiye'de teşvik sistemi ekonomik hedefler ile birlikte bölgesel dengesizlikleri gidermek ve istihdamı arttırmak amacıyla gerçekleşmektedir. İlgili teşviklerin amacına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının kontrolü, teşviklerin tahsis edilmesi kadar önemli bir konudur. Yerinde kullanılmayan devlet teşvikleri kaynak israfına sebep olarak ülke ekonomisine de zarar vermektedir. Yerinde ve veriliş amacına uygun kullanılan devlet teşviklerinin ise hem işletme hem de devlet açısından olumlu sonuçlar ortaya çıkardığı görülmektedir. Bu bağlamda devlet teşviklerinin, işletmenin tabi olduğu finansal raporlama standardına uygun bir şekilde raporlanarak finansal durum tablosu ve kar zarar tablosuna aktarılması gerekmektedir. Yararlanılan devlet teşviklerinin takip edilmesi ve denetiminin yapılması ise oldukça önemlidir. Bağımsız denetim aracılığı ile ilgili takip ve denetimin devlet teşviklerindeki yerini tespit etmek amaçlanmıştır. Bu çalışmada, bir işletmenin yararlanmış olduğu devlet teşviklerinin finansal raporlama standartlarına göre raporlanması ve bağımsız denetim süreci örnek uygulama yapılarak ele alınmıştır. İlgili örnek uygulamada devlet teşvikleri, Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) ve Devlet Teşviklerinin Muhasebeleştirilmesi Ve Devlet Yardımlarının Açıklanması''(TMS-20) standardı ile Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) esas alınarak raporlanmıştır. Denetim sürecinde, devlet teşviklerinin bağımsız denetimi esnasında izlenen süreç ortaya konulmuş ve teşviklerin işletme kayıtlarına etkisi ele alınmıştır. Ayrıca devlet teşvikleri, kilit denetim konusu olarak belirlenmiştir. Devlet teşviklerinin bağımsız denetimi sayesinde, hem işletme hem de devlet açısından teşviklerin veriliş amacına uygun olarak kullanıldığı yargısına varılmıştır. Denetim sonucunda bağımsız denetçi makul güvence ortamında olumlu görüş bildirmiştir.
Şirketler topluluğunda konsolidasyon: Muhasebe ve finansal raporlama standartları açısından değerlendirilmesi
Çalışmamızın amacı; finansal tablo konsolidasyon standartlarının çerçevesinin çizilmesi, Türkiye'de şirketler topluluğunda konsolidasyonun gerekliliğine ve önemine değinilerek, Kamu Yararını İlgilendiren (KAYİK) kuruluşlar dışında yer alan kuruluşların da finansal tablolarını konsolide etmelerinin zorunluluğu ile ilgili gerekçelerin paylaşılması ve Türkiye'de şirketler uygulamasında konsolidasyonun yerini ortaya çıkarmaktır. Konumuz üç bölüm olarak incelenmiştir. İlk bölümde konsolidasyon ile ilgili kullanılan kavramların anlamları, konsolidasyonun türleri, yöntemleri, konsolide mali tablolar ile ilgili açıklamalar yer almaktadır. İkinci bölümümüzde, Türk Ticaret Kanunu'nda yapılan düzenlemelerle getirilen şirketler topluluğu kavramının kapsamı, şirketler topluluğunda ilgili muhasebe ilkeleri ve standartları, finansal raporlamalar incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde Türkiye'de şirketler topluluğunda uluslararası standartlara uygun konsolidasyonun yapılma zorunluluğu, önemi ve gerekliliğinin yanı sıra mali tablolarında konsolidasyon yapmayan ve yapan şirketler arasındaki farklar ve konsolidasyon standartlarında son yıllarda yapılan değişikliklerin etki ve sonuçları işlenmiş ve Sermaye Piyasası mevzuatına uygun konsolidasyon yapan bir şirketler topluluğunun konsolide raporlaması örnek olarak ele alınmıştır.
İştirak yatırımlarının finansal tablolarda raporlanmasının uluslararası finansal raporlama standartları, büyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standardı, vergi usul kanunu ve Türk ticaret kanunu kapsamında incelenmesi
Günümüzde hem ulusal hem de uluslararası düzeyde artan rekabet ortamı işletmelerin; karlılıklarını artırmak, risklerini dağıtmak ve diğer işletmelerin yönetimine katılmak gibi nedenlerle sermaye yatırımlarında bulunmalarına neden olmaktadır. Bu yatırımlardan en yaygın olanlardan birisi iştirak yatırımlarıdır. İştirak yatırımlarının muhasebeleştirilmesi, finansal tablolarda raporlanması ve bu alanda uluslararası standartlara uyumun sağlanması önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma dahilinde iştirak yatırımlarının finansal tablolarda raporlanması, Uluslararası Finansal Raporlama Standartları, BOBİ FRS, Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında incelenmiştir.
KÜMİ FRS ile MSUGT/VUK uygulamaları arasındaki farklılıklar ve bir uygulama
Yasal olarak Türkiye'de uygulanmakta olan VUK/MSUGT yaklaşımı ulusal ölçekli bir muhasebe anlayışıdır ve vergi tahakkuku üzerine kurgulanmıştır. Ancak bu anlayış finansal tablo kullanıcıları için gerçeğe ve ihtiyaca uygun bilgi sunmamaktadır. Bağımsız denetime tabi olan işletmeler, geniş kullanıcı kitlesine yönelik raporlama yaparken ihtiyaç duydukları düzenlemeleri UFRS, TFRS, BOBİ FRS uygulamalarıyla karşılamaktadır. Ancak yeni kurulmuş, günümüzde sayıları giderek artmakta olan start-up veya küçük işletmelerin bu ortak dile uyum sağlaması açısından genel bir çerçeve bulunmamaktadır. Kamu Gözetimi Kurumu bu genel çerçeveyi oluşturmak için Avrupa Birliği'nin yayınladığı yönergeleri incelemiş ve bu incelemelerin sonucunda, 2019 yılında KÜMİ FRS taslak raporunu kamuoyunun görüşlerine sunmuştur. KÜMİ FRS, küçük ve mikro işletmelerin dünya ile entegre olması, ülkemize yabancı yatırımcıların yönlenmesi, start-up işletmelerin yatırımcı bulması açısından oldukça önemlidir ve 2022 yılından itibaren uygulanmaya başlanacaktır. Bu çalışmanın amacı, KÜMİ FRS uygulamaları ile MSUGT/VUK uygulamaları arasındaki farkları uygulama ağırlıklı biçimde ele alarak; KÜMİ FRS'ye göre raporlama yapacak olan işletmelerin yararlanabileceği bir kaynak olmasıdır. Bu doğrultuda, KÜMİ FRS'nin teorik altyapısı detaylı olarak anlatılmış, KÜMİ FRS ve MSUGT/VUK yaklaşımının uygulamadaki farklılıkları gösterilmeye çalışılmış ve son olarak bu uygulama farklılıklarının rasyo analizi ile karşılaştırması yapılmıştır.
UFRS 9'un banka performansına karşılıklar bakımından etkisi
Son yıllarda Uluslararası Finansal Raporlama Sistemi'nin 9 numaralı bölümünün dünyada ve Türkiye'de önemi oldukça artmıştır. 2008 yılında Amerika'da başlayan ve küresel bir hale gelen krizden sonra Uluslararası Finansal Raporlama Komitesi bankacılık sektörünün temellerini daha sağlam bir hale getirmek için çalışmalara başlamış ve Haziran 2014'te UFRS-9'un son halini yayınlamıştır. Türk bankacılık sektörünün 2017'deki en büyük gündem maddesi, yayınlanan bu standarta uyum sağlamak olmuştur. BDDK'nın 22 Haziran 2016 tarihinde resmi gazetede yayınlamış olduğu "Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" 01.01.2018 tarihinde yürürlüğe girmiş ve bankalar bilançolarında ayırdıkları karşılıkları bu standarta göre hesaplamaya başlamışlardır. Bu çalışmada öncelikle, BDDK'nın bir önceki yönetmeliğine göre kredi karşılıklarının nasıl hesaplandığı, UFRS-9'a geçiş ile birlikte finansal araçlardaki sınıflandırma ve ölçüm kriterleri, beklenen kredi zararı hesaplamasının nasıl yapıldığı anlatılmıştır. Konunun yeni olması ve literatürde bu konunun yok denecek kadar az olması dolayısı ile bu hesaplamalar çalışmada detaylı olarak anlatılmıştır. BDDK'nın önceki yönetmeliği ve UFRS-9'a göre yayınlanan standartlar ve hesaplamalar anlatıldıktan sonra, örnek bir kredi portföyü seçilmiştir. Seçilen bu kredi portföyünün içerisinde her gruptan kredi bulundurulmasına özellikle özen gösterilmiştir. Her grupta bulunan krediler için, karşılık tutarları hesaplanmış ve iki durum birbiri ile karşılaştırılmıştır. Birinci aşamada bulunan kredilerde yapılan karşılık hesaplamasında BDDK'nın ilk durumda daha muhafazakar davrandığı görülmüştür. Birinci aşamada bulunan krediler standart nitelikli ve herhangi bir sıkıntısı olmayan krediler olduğu için UFRS-9'a göre bu sınıfta bulunan kredilere daha az karşılık ayrılması gerektiği yapılan hesaplamalarda ortaya çıkmıştır. Kredi değerliliğinde azalma olan krediler ikinci ve üçincü aşamada izlenmektedir. İkinci ve üçüncü aşamada bulunan krediler için UFRS-9 ömür boyu karşılık ayrılması gerektiğini belirtmektedir. Birinci aşamada bulunan kredilerde BDDK'nın daha muhafazakar davrandığı sonucuna ulaşılırken, ikinci ve üçüncü aşamada bulunan krediler için bu durum tam tersi olarak gerçekleşmiştir. UFRS-9'a göre bu aşamadaki krediler için daha fazla karşılık ayrılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, yapılan çalışmada toplam verilere bakıldığında kredi karşılık rakamlarında %4'lük bir artışın olması öngörülmüştür. Karşılık rakamındaki bu artışın bankaların net karında bir azalmaya neden olacağı fakat bu durumun banka performansına olan etkisinin sınırlı kalacağı öngörülmektedir. Bunun yanı sıra bankaların derecelendirme sistemlerindeki farklılık ve geçmişteki veri stoklarının kalitesi her bankanın karşılık rakamlarını değiştirmektedir ve bu durumun da bir standartizasyona bağlanması gerektiği önerilmektedir.
Covid-19 salgınının Türkiye'deki bankaların kredi sınıflandırması ve karşılıklarına etkisi
Bu çalışmada temel olarak Covid-19 salgınının Türkiye'deki bankaların kredi sınıflandırması, tahsili gecikmiş alacak bakiyesi ve krediler için ayrılan karşılıklar üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Bu kapsamda ilk olarak bankaların vermiş olduğu kredilerin sınıflandırılmasının muhasebe ve finansal kökeni niteliğindeki IAS-39 standardına değinilmiş daha sonra ise IAS-39 standardına getirilen eleştirilerden ve IFRS-9'a geçiş sürecinden bahsedilmiştir. Bir sonraki bölümde ise IFRS-9 standardından ve bu standart ile getirilen beklenen kredi zararları modelinden bahsedilmiş olup, bu standardın ülkemizdeki mevzuat izdüşümü olan eski ve yeni Karşılık Yönetmeliklerine değinilmiştir. Çalışmanın son bölümlerinde ise Covid-19 salgınının dünyada ve ülkemizdeki etkileri ve bunları gidermek için alınan önlemlerden bahsedilmiş ve Türkiye'deki bankaların kredi sınıflandırması, karşılıkları ve tahsili gecikmiş alacaklarına yönelik etkileri üzerinde durulmuştur. Ayrıca bu etkilere yönelik olarak kamu ve denetim otoriteleri ile bankalar tarafından uygulanan politika ve alınan kararlar çerçevesinde bazı tedbir, eleştiri ve öneriler sunulmuştur. Sonuç kısmında ise salgının ülkemizdeki kredi sınıflandırması ve karşılıkları üzerindeki etkilerine yönelik genel bir değerlendirmede bulunulmuş ve bazı sorunlara dikkat çekilerek bunların çözümünün salgın sonrası dönem adına önemi vurgulanmıştır.
Anonim şirketlerde denetimin konusu ve kapsamı
Tezde, anonim şirketlerde denetimin konusu ve kapsamını incelenmektedir. Denetim; konusu ve kıstasları, denetçi niteliği, süreçleri, hak ve yükümlülükleri, sorumlulukları ile somutlaştırılmış hukuki bir kurumdur. Denetime ilişkin düzenlemelerin düşünsel temellerini, evrensel nitelikteki kurumsal yönetim ilkeleri ile pozitif hukukun parçası olan dürüst resim ilkesi oluşturmaktadır. Denetimin amacı, mesleki standartlara dayanarak finansal tabloların, hukuk ve muhasebe ölçüleri karşısındaki güvenilirliğine ilişkin güvence elde etmektir. Denetimin konu ve kıstası ile oluşturduğu bütüncül yapıda kapsamı doğru belirlenmezse öncelikle denetim ve buna bağlı olarak finansal tablolar sakatlanır. Tez denetimin konusunu ve kapsamını, denetimin bütüncül yapısı ve muhasebe yönü dışında hukuki boyutu ile konu edinmektedir.
Banka finansal tablolarında sunulan muhasebe politikalarının Türkiye Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS) açısından incelenmesi
Türkiye'de faaliyette bulunan bankaların, Uluslararası Muhasebe Standartları ve Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarının Türkçeye çevrilmiş hali olan Türkiye Muhasebe Standartları(TMS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına(TFRS) uyum seviyelerinin tespit edilmesi amacıyla yapılan bu araştırmada ülkemizden Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu(BDDK) çerçevesinde 12 banka seçilmiş, bu bankaların finansal tablo setleri ve dipnotları incelenmiş ve TMS ve TFRS ilkelerine ne düzeyde uyum sağladıkları araştırılmıştır. Araştırma kapsamına dahil edilen bankalar BDDK'nın yayınlamış olduğu verilere dayanarak aktif büyüklüğüne göre sıralanmış en büyük ilk 12 kamu ve özel sektör bankalarıdır. Çalışmada faydalanılan veriler örneklemde bulunan bankaların 2021 yılı finansal tablolarıdır. Araştırma neticesinde çalışmada yer alan bankaların TMS/TFRS gerekliliklerine büyük bir oranda uyum gösterdikleri, banka finansal tablolarının sunuluşunda belirli bir formatın olmasının tablo kullanıcıları açısından kolaylıklar sağladığı, bankaların uluslararası alanda kabul gören standartlara büyük uyumu sonucunda da küresel anlamda uyumlu raporlama yapıldığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Finansal raporlarda bilgi manipülasyonuna yönelik teorik bir inceleme
Muhasebe, kuruluşun mali durumunun izlenmesini ve raporlanmasını sağlamanın önemli bir işlevidir. Ancak muhasebe bilgilerindeki tesadüfi veya kasıtlı değişiklikler karar vericileri yanıltabilir ve yanlış finansal kararlar vermelerine neden olabilir. Bu nedenle, muhasebe bilgilerinin manipüle edilmesinin finansal raporlama üzerinde ciddi bir etkisi olmaktadır. Muhasebe bilgilerinin manipülasyonu, finansal tablolarda görüntülenen bilgiler fiili durumu tam olarak yansıtmadığında gerçekleşmektedir. Bu manipülasyon farklı şekillerde gerçekleştirilebilir. Örneğin kurumların finansal tablolarındaki muhasebe politikalarını değiştirerek gider veya geliri değiştirebilirler. Ayrıca varlıkların değerini şişirebilir veya azaltabilirler. Kurumun gelir veya gider raporlamasının şeklini ve zamanlamasını değiştirerek de finansal tabloları manipüle edebilirler. Muhasebe bilgilerinin manipülasyonu, düzenleyici kurumların ve yatırımcıların güvenini kaybetmelerine neden olarak bir şirketin finansal itibarına da zarar vermektedir. Bu nedenle, işletmenin muhasebe politikasının dikkatli bir şekilde belirlenmesi ve finansal tabloların fiili durumu yansıtması çok önemlidir. dolayısıyla şirketin finansal raporlama yöntemlerinin doğru ve dürüstlük ilkesine uygun olması gerektiğini unutmamak gerekmektedir.
UFRS 4'ten, UFRS 17 sigorta sözleşmeleri standardına geçişin mali tablolar üzerindeki etkisi
Oluşturulmuş tez çalışmasında UFRS 4 standardından UFRS 17 sigorta sözleşmeleri standardına geçişin, finansal tablolar üzerindeki etkilerinin incelenmesi esas alınmıştır. Birinci bölümde tezin amacı ve ortaya çıkış nedenine yer verilmiştir. İkinci bölümde sigorta ve sigortacılık muhasebesi ifade edilmiştir. Üçüncü bölümde UFRS 17 sigorta sözleşmelerinin gereklilik nedeni ve ortaya çıkışı açıklanarak, UFRS 17'ye geçiş sürecinde, değişen yöntemler, uygulamalar, muhasebe hareketlerine yer verilmektedir. Dördüncü bölümde, değişen standart ile birlikte, yeni hesap planını yorumlanarak, etkileri incelenmiştir. Aynı zaman da aynı finansal verilere sahip olan bir sigorta şirketi üzerinden yeni ve eski mali tablo hesaplamaları yapılarak, finansal sonuçlar karşılaştırılmıştır. Sonuç bölümünde ise mali sonuç, karar zarar durumunun etkileri yorumlanarak, yeni standartta oluşan bulgulara yer verilmiştir.
Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren savunma sanayi şirketlerine ait finansal tabloların Türkiye finansal raporlama standartları bağlamında analizleri
Borsa İstanbul'da Faaliyet Gösteren Savunma Sanayi Şirketlerine Ait Finansal Tabloların Türkiye Finansal Raporlama Standartları Bağlamında Analizleri, Yüksek Lisans Tezi, Trabzon, 2018. İşletmelerin en önemli fikir ve bilgi kaynağı Muhasebe ve Finansal analizdir. Muhasebe işletmelerin varlıkları ve kaynakları arasında sınıflandırma, yorumlama analiz etme gibi sorunlara çözüm odaklıyken Finansal analiz ise, analiz teknik ve yöntemleri raporlama standartlarına uygulayarak işletmenin finansal durum yapısını ve faaliyetlerini açıklamaya odaklıdır. Çalışmanın amacı, işletmeler ve ortakları için mali analiz teknikleri açısından yarar sağlamak, yatırımcılar için ise doğru ve karlı yatırım kararlarını vermelerine yardımcı olmaktır. Bu doğrultuda mali analiz tekniklerinin doğru açıklanabilmesi için finans fonksiyonu ile yönetim arasındaki ilişkileri belirleyerek, mali yöntemlerin işletme başarısı bakımından önemi üzerinde durulmaktadır. Bu çerçevede rapor hazırlamasında şirket raporlarının daha açık, net ve karşılaştırılabilir olmasını olanaklı hale getirerek şirket karına ve büyümesine önemli ölçüde katkı sağlamaktır. Böylece işletmelerin gelirlerini arttırma giderlerin azaltılmasına kolaylık sağlar. Bu bağlamda söz konusu uygulama ile de Muhasebe ve Finansın rolünü ortaya koymak hedeflenmiştir.
Kurumsal yönetim ve finansal raporların zamanında sunumu: BİST Kurumsal Yönetim Endeksi'nde yer alan işletmeler üzerinde bir inceleme
Zamanında sunum, finansal bilginin karar alıcıların kararlarını etkileyebileceği zamanda mevcut olmasıdır. Bu durumda kurumsal yönetimi benimsemiş işletmelerin, finansal bilgilerini tam, zamanında ve doğru şekilde kamuoyu ile paylaşmaları beklenen bir durumdur. Bu çalışmanın 2 ana amacı vardır. Birinci amacı, kurumsal yönetim uygulamalarının finansal tablolarının zamanında sunumuna etkisini incelemek; ikinci amacı da finansal tablolarının yayımlanma süresi ile işletmelerin büyüklüğü, aktif ve öz sermaye kârlılık oranı, finansal kaldıraç oranı ve denetim firması gibi işletmeye özgü faktörler arasında bir ilişki olup olmadığını araştırmaktır. Bunun için önce, BİST Kurumsal Yönetim Endeksi (KYE)'nde işlem gören işletmelerin endekse girmeden önceki ve girdikten sonraki dönemlerde finansal raporlarının kamuoyuna sunum zamanları sıklık analizi yapılarak incelenmiştir. Daha sonra, finansal raporların zamanında sunumu üzerinde etkisi olduğu düşünülen işletmeye özgü faktörler arasındaki ilişkiler regresyon analizi ile araştırılmıştır. Sıklık analizi sonuçlarına göre, BİST KYE'ndeki işletmelerin, BİST KYE'ne girdikten sonraki yıllarda finansal raporlarını endekse girmeden önceki yıllara kıyasla daha erken kamuoyuna sundukları ortaya çıkmıştır. Korelasyon analizi sonuçlarına göre de BİST KYE öncesinde işletme büyüklüğü ve kaldıraç oranı hariç, incelenen diğer faktörlerin finansal raporların zamanında sunumu üzerinde olumlu etkisi bulunmuştur. BİST KYE sonrasında ise işletme büyüklüğü ve aktif karlılık oranı hariç, incelenen diğer faktörlerin finansal raporların zamanında sunumu üzerinde olumlu etkisi vardır. BİST KYE'ndeki işletmelerin endekse dâhil olduğu döneme bakmaksızın 2005 ve 2017 yılları arasındaki dönem için yapılan regresyon analizinde ise işletme büyüklüğü hariç incelenen diğer faktörlerin finansal raporların zamanında sunumu üzerinde olumlu etkisi vardır. İşletme büyüklüğü incelenen bütün dönemlerde finansal tabloların erken sunumunu olumsuz etkilediği ortaya çıkmıştır
İşletmelerdeki kurumsal yönetim olgusunun finansal raporlama kalitesi üzerindeki etkisinin belirlenmesi: BİST'te bir uygulama
21. yüzyılda uluslararası ekonomilerin önde gelen işletmelerinde meydana gelen skandallar sonucunda, finansal sistemlere karşı güven problemi oluşturmuştur. Finansal sistemin devamlılığının sağlanması ve sistemin güvenilirliğinin yeniden kazandırılması ihtiyacı doğmuş ve kurumsal yönetimin öneminin fark edilir düzeyde arttığı görülmüştür. Kurumsal yönetimin temel amaçlarından biri finansal raporlama kalitesini ve güvenirliliği artırmaktır. Bu doğrultuda kurumsal yönetim olgusunun finansal raporlama kalitesi arasındaki ilişkinin araştırılması önem kazanmıştır. Bu çalışmanın amacı, Borsa İstanbul işlem gören tüm işletmelerin 2019-2020 yıllarını kapsayan finansal raporlarından ulaşılan veriler yardımıyla kurumsal yönetim uygulamalarının finansal raporlama kalitesi üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. Çalışmada Beneish Modeli ve tanımlayıcı istatistiki verilerden yararlanılmıştır. Beneish Modeli (1999)'nde yer alan 8 değişken aracılığıyla Mi değeri bulunmuş ve hileli finansal raporlama veya manipülasyon yapma olasılığı olan işletmeler tespit edilmiştir. Bulunan Mi değerleri standartlaştırılmış normal değişkene çevrilerek Zi değeri hesaplanmıştır. Bulunan Zi değeri doğrultusunda manipülasyon yapma olasılığı olan işletmeler belirlenmiş olup, bu işletmeler için tanımlayıcı istatistiki analiz yapılmıştır. Çalışmanın bağımsız değişkenleri; işletme yaşı, halka arz edildiği dönem, bir gruba bağlı olup olmadığı, yönetim kurulu üye sayısı, bağımsız yönetim kurulu üyelerinin oranı, yönetim kurulu sahipliği ve CEO ikilemi olarak ele alınmıştır. Yapılan analizler sonucunda; işletmenin halka arz edildiği yıl ve işletme yaşı daha büyük olan işletmelerin daha genç olan işletmelere göre manipülasyon yapma olasılıklarının oranının daha düşük olduğu bulunmuştur. Diğer çalışmaların tersine bir gruba bağlı olan işletmelerin, manipülasyon yapma olasılıklarının oranının daha yüksek çıktığı görülmüştür. Yönetim kurulu üye sayısı ile manipülasyon yapma olasılığı arasında negatif yönde bir ilişki bulunmuştur. Bağımsız yönetim kurulu üye oranı değişkeninde; bağımsız üye sayısı arttıkça manipülasyon yapma olasılığının azalma eğilimi göstermiştir. CEO ikilemi olan işletmelerin sayısının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yönetim kurulu sahipliği oranın yüksek olduğu işletmelerde manipülasyon yapma olasılığının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak; kurumsal yönetim mekanizmaları güçlü olmayan işletmelerde hileli finansal raporlama yapılabildiği görülmüş olup bu durumun finansal raporlama kalitesini düşürdüğü söylenebilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yönetim, Finansal Raporlama, Finansal Raporlama Kalitesi, Beneish Model, Hileli Finansal Raporlama.
Firma performansının sürdürülebilirlik raporlarının okunabilirliği üzerine etkisi: Borsa İstanbul örneği
Günümüzde şirketler için önemi artan sürdürülebilirlik, şirketlerin tüm faaliyet alanlarında vazgeçilmez hedef olarak yer almaktadır. Bu nedenle finansal bilgilerin paylaşılmasıyla başlayan raporlama süreci, finansal olmayan bilgilere olan talebin artmasıyla sürdürülebilirlik raporlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Sürdürülebilirlik raporları vasıtasıyla şirketler ekonomik, çevresel ve sosyal performanslarına ait şirket çevresine bilgi aktarımında bulunmaktadır. Raporların ne derecede kaliteli hazırlandığını ölçerken okunabilirlik değerlerinden faydalanabiliriz. Okunabilirlik, kısaca metinlerin anlaşılma düzeyi olarak ifade edilmektedir. Sürdürülebilirlik ile ilgili açıklamaların okunabilirliği, paydaşlar ile şirket arasındaki iletişim hakkında bilgi vermektedir. Şirketler, performanslarına bağlı olarak raporlarda paylaşılan bilgilerin okunabilirlik durumuna müdahale edebilmektedir. İyi performans raporların daha okunabilir hazırlanmasına, bunun aksine kötü performans ise raporların okunabilirliğinin azaltılmasına yol açabilir. Bu çalışma, sürdürülebilirlik raporlarının okunabilirliğini ölçerek, okunabilirlik ile şirket performansı arasındaki ilişkiyi ampirik olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada sürdürülebilirlik raporları hazırlayan ve Borsa İstanbul'da işlem gören 20 şirketin 2007-2020 yılları arasındaki 162 firma/yıl verisi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre Ateşman Okunabilirlik Endeksi ile elde edilen okunabilirlik değerleri, sürdürülebilirlik raporlarının okunabilirliğinin genellikle "Zor" ve "Çok Zor" kategorilerinde yer aldığını göstermektedir. Ayrıca, varlık karlılığı, özkaynak karlılığı ve net kar marjı ile okunabilirlik değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmaktadır.
COVID-19 pandemisinin BIST 100 şirketlerinin finansal raporlarına etkileri üzerine bir araştırma
2019 yılının sonlarında Çin'in Wuhan kentinde COVID-19 salgını kısa bir sürede dünyaya yayıldı. Salgın kısa sürede başta ekonomi olmak üzere pek çok şeyi etkilemiştir. Salgının işletmelere olan etkileri ve bunların finansal tablolarda açıklanması işletmelerin durumunu gerçeğe uygun olarak ortaya koyması açısından önemlidir. Salgının en önemli etkisi işletmelerin sürekliliği üzerine olmuştur. Diğer taraftan işletmenin muhasebe tahmin ve varsayımları, kiralama sözleşmeleri, gerçeğe uygun değer hesaplamaları, maddi ve maddi olmayan duran varlıkları ile stokları ve finansal araçları salgından etkilenmesi muhtemel kalemleridir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde temel kavramlar, ikinci bölümünde COVID-19'un etkileri ve son bölümünde BIST 100 işletmelerinin COVID-19'un etkilerini raporlamaları ele alınmıştır. Çalışmada belirlenen kalemlere ilişkin standartlarda ortaya çıkan değişimlere ilişkin finansal tablolarda zorunlu açıklamalar araştırılmıştır. Çalışmanın uygulama bölümünde Borsa İstanbul'da hisse senetleri işlem gören işletmelerin finansal tablo ekleri ve faaliyet raporları incelenerek belirtilen kalemlerle ilgili açıklama gerekliliklerinin işletmeler tarafından ne derece yerine getirildiği ortaya konulmuştur. Böylece BIST 100 işletmelerinin COVID-19'un etkileri konusunda açıklama zorunluluklarına ne kadar uydukları raporlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Muhasebe, COVID-19, Pandemi, BIST 100