Morality

378 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

David Foster Wallace'in eserlerinde ahlaki ve etik konular

David Foster Wallace's works and the period post-postmodernism display a link. The ethical and moral concerns of David Foster Wallace's works in the meaning of post-postmodernism is explained. This thesis will discover the ethical and moral values and the consistency in the meanings of post-postmodern via Wallace's works. These create and improve the analysis of Wallace's work and the scholarly comprehension of the very last history. This gives a unique and imperative use of the language of a growingly vast form. Wallace's writing and his figure of depression are analysed in terms of moral and ethical concerns in post-postmodern literature. Also, to elucidate what post-postmodern should mean, it brings together a significant part of recent literary theory in its multiple styles. It demonstrates the benefits of research of Wallace's work and the use of post-postmodernism for a diversity of critical projects. The present thesis contributes the insight into Wallace's writing by providing an outline of his work and presenting an analysis of the minor and major text, interviews, fiction and nonfiction. In this thesis, two works "Brief Interviews with Hideous Men" short story collection, "Consider the Lobster" collection of essays and two short stories that Wallace penned in different periods of his career are analysed in terms of ethics and morality and also examined the concept of depression as a developing literary and social critique.

MoralityLiterary worksEthics+3
Burcu Ören Özer
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Wolf in a Sheepskin or a Sheep in a Wolfskin?: A comparative archetypal analysis of the Gothic Doppelgangers of Victorian, Dorian Gray, Dr. Jekyll / Mr. Hyde, and the Invisible Man

This thesis aims to prove the need for a new doppelganger concept and to form the framework of the new doppelganger concept via a comparative archetypal analysis of Oscar Wilde's The Picture of Dorian Gray, Robert Louis Stevenson's The Strange Case of Dr. Jekyll and Mr. Hyde, and H.G. Well's The Invisible Man by using Victorian Age's unique features as parameters. In order to use archetypal analysis effectively, the origins and historical progress of collective unconscious and archetypes are investigated thoroughly. This thesis reveals the relation between Victorian Age and Gothic literature, since the literary works of Victorian Age to be analysed belong to Gothic genre, after it provides background information about the origins and historical progress of Doppelganger concept, and a detailed introduction of Victorian Age. The unique qualities of Victorian Age, the monstrosity and society, male dominance and masculinity, and Victorian morality and the pursuit of hedonism are utilised as parameters to analyse the aforementioned Victorian literary works. To sum up, this thesis is an attempt to prove the need of a new Gothic doppelganger concept unique to Victorian Age via a comparative archetypal analysis including the parameters aforementioned, and to form the framework of Victorian Gothic doppelganger concept.

MoralityArchetypeMonster+7
Cihaner Arslan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Râtib en-Nâbulsî'nin tefsirinde ahlâkî değerler

Ahlâk, tarih boyunca bireysel ve toplumsal yaşamda önemli yer tutmuş ve toplumların huzurunu sağlama adına üzerinde çalışılan konulardan biri olmuştur. Allah, insanlara akıl vererek doğru yolu bulmaları için peygamberler aracılığıyla ilâhî mesajlar göndermiştir. Kur'ân, her âyetiyle ahlâkî meselelere çözümler sunar ve insanları erdemli bir yaşam sürmeye teşvik eder. Âyetlerin doğru şekilde anlaşılması ve hayata geçirilmesi büyük önem taşır. Bu maksada matuf telif edilen tefsirler, aynı zamanda Kur'ân'ın evrensel ahlâkî ilkelerini günün koşullarında yeniden yorumlama imkânı da sağlayabilir. Bu bağlamda dikkat çeken eserlerden birisi, ictimâî-edebî tefsir özelliğiyle öne çıkan Tefsîru'n-Nâbulsî'dir. Çağdaş bir müfessir olan Nâbulsî'ye ait bu eser, Kur'ân'ın ahlâkî ilkelerini modern toplumların ihtiyaçlarına uyarlamada değerli bir referans niteliğindedir. Bu çalışmanın amacı, Kur'ân'da geçen ahlâkî değerlere dair Tefsîru'n-Nâbulsî'de yer alan izahları ve bunların bugünün dünyasında uygulanabilirliği konusunu incelemektir. Yine Nâbulsî'nin yorumları çerçevesinde, İslâm ahlâkının çağdaş toplumlarda üstlendiği rolü anlamaya yönelik, küreselleşme ile teknolojinin getirdiği ahlâkî sorunlar hakkında çözüm önerilerini ele almaktır. Çalışmada önce Nâbulsî'nin hayatı, ailesi, eğitimi ve ilmî kariyeri ile ahlâkın tanımı, kaynağı, imanla ilişkisi ve modern dönemdeki ahlâk krizleri konu edilmiştir. Daha sonra Nâbulsî'nin tefsirinde bireysel, ailevî, toplumsal ve yönetimle ilgili ahlâkî prensipler ele alınmıştır. Yine Nâbulsî'nin tefsirindeki ahlâkî prensiplerin, bireysel ve toplumsal sorunlarına pratik çözümler sunma ve İslâm ahlâkının güncel sorunlarla başa çıkmada etkili bir yol olabileceği düşüncesi tartışılmıştır. Kur'ân'ın evrensel ahlâkî mesajlarının doğru bir şekilde anlaşılması ve uygulanmasının, birey ve toplum yaşamında etkili rol oynadığı sonucuna varılmıştır.

AhlakAhlaki davranışAhlaki değerler+3
Mustafa Uz
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İmam Mâtürîdî'de iman ve ahlak ilişkisi

Bu çalışmada, İmam Mâtürîdî'nin iman ve ahlak anlayışı ele alınarak, onun manevi düşünce dünyası detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çalışma boyunca, iman ve ahlakla ilgili temel kavramlar klasik İslamî kaynaklar ışığında değerlendirilmiş; Mâtürîdî'nin inanç ve ahlak sistemini şekillendiren unsurlar ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. İman, tasdik ve akıl ilişkisi bağlamında değerlendirilmiş; kalbî tasdik, Mâtürîdî'nin iman anlayışında temel bir unsur olarak ortaya konulmuştur. Bunun yanı sıra, iman ve amel arasındaki ilişki ahlâkî açıdan irdelenmiş; amelin imanın bir parçası olmadığı ancak imanın ahlâkî açıdan kemale ermesinde önemli bir role sahip olduğu vurgulanmıştır. Ahlak anlayışına dair bölümde, bilgi, irade ve kesb gibi kavramlar detaylı bir şekilde ele alınmış; insanın ahlakî fiillerindeki sorumluluğu Mâtürîdî'nin bakış açısıyla yorumlanmıştır. Ayrıca, iman ve ahlak ilişkisi çerçevesinde, adalet, sabır, ihsan gibi erdemlerin ve kibir, riya gibi reziletlerin bireysel ve toplumsal etkileri analiz edilmiştir. İmam Mâtürîdî'nin iman ve ahlak anlayışı, içlem ve kaplam bağlamında yorumlanarak, onun İslam düşüncesine katkıları ortaya konularak bir çözümleme yapılmıştır.

AhlakAhlaki davranışAhlaki kayıtsızlık+3
Muhammet Osman Ay
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin ahlâkî değerlerinin kelâmî açıdan değerlendirilmesi (Diyarbakır örneği)

İnsanlık tarihi boyunca ahlâk, toplumların düzeni, bireylerin hem dünyevî hem de uhrevî mutluluğu açısından vazgeçilmez bir unsur olmuştur. Disipliner bir yapıya sahip olmasa da teorik anlamda en eski toplumlarda bile bazı ahlâkî değerlerin var olduğu kabul edilmektedir. Günümüz dünyasında ve yaşadığımız toplumda da farklı ahlâk anlayışları ve değer alanlarının olduğunu görebilmekteyiz. Özellikle gençlerimizin ahlâkî tavırlarının bazı dış etkenler sonucunda yaşadığımız toplumun inanç, gelenek ve görenekleriyle şekillenmiş ahlâk anlayışından uzaklaşmakta olduğu gözlemlenmektedir Bu çalışmada liseli gençlerin eğitim gördükleri okul türlerine göre ahlâk anlayışları mukayese edilip aldıkları eğitimin pratikte ne derece uygulandığı araştırılmıştır. Aynı zamanda gençlerin ahlâk anlayışlarını analiz etmek için hazırlanan mülâkat sorularına verilen cevapların Kelâm ilmine göre değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ahlâk, Gençler, İmam Hatip Lisesi, İslâm Ahlâkı, Kelâm

AhlakAhlaki değerlerDin-ahlak ilişkisi+5
Tuba Gültekin
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul sporlarına katılan ve katılmayan ortaokul öğrencilerinin sosyal-duygusal ve ahlaki gelişimlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı okul sporlarına katılan ve katılmayan öğrencilerin Sosyal-Duygusal ve ahlaki gelişimleri arasındaki farkı incelemektir. Araştırma, nicel yöntem desenlerinden genel tarama modelinde bir betimsel araştırma olarak yürütülmüştür. Araştırmanın verileri Van İlindeki ortaokullarda öğrenim gören 7. ve 8. sınıf öğrencilerinden toplamda 627 katılımcıya ''Sosyal-Duygusal ve Ahlaki Gelişim Ölçeği'' ile ''Kişisel Bilgi Formu'' uygulanarak toplanmıştır. Analiz sonucunda okul sporlarına katılan öğrencilerin Sosyal-Duygusal ve ahlaki gelişimlerinin okul sporlarına katılmayan öğrencilere göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Okul sporlarına katılım ile sınıf düzeyi, disiplin cezası alıp almama durumu, aile gelir düzeyi ve çoğunlukla büyüdükleri yer değişkenleri birlikte Sosyal-Duygusal ve ahlaki gelişim üzerinde anlamlı farklılık oluşturmaktadır. Anne ve baba eğitim düzeyi ise yalnızca Sosyal-Duygusal ve ahlaki gelişim üzerinde anlamlı farklılık göstermektedir. Spor yapılan süre ve spor branşlarının da Sosyal-Duygusal ve ahlaki gelişim ile ilişkili olduğu görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular literatür bağlamında tartışılmış ve konuyla ilgili öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Okul Sporları; Sosyal Gelişim; Duygusal Gelişim; Ahlaki Gelişim

AhlakAhlak gelişimiDuygusal gelişme+6
Salih Öztürk
Siirt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Nev'izâde Atâyî'nin Sohbetü'l-Ebkâr mesnevisinde ahlâkî esaslar

Hayatın her alanıyla ilgili kuralları içeren ahlâk, felsefe ve edebiyatın en eski konularındandır. Ahlâkî ögeler barındıran eserler, sözlü edebiyatın başlangıcından bu yana var olmuştur. Divan edebiyatı, ahlâkî-öğretici eserler bakımından zengin bir geçmişe sahiptir. Divan edebiyatı geleneğinde, hem özellikle ahlâkî meseleler üzerine eğilen öğütlerden oluşan nasihat-nâme türündeki müstakil eserlere hem de başka türde eserlerin içlerine yereştirilmiş nasihatlere rastlanmaktadır. Nev'izâde Atâyî'nin Sohbetü'l-Ebkâr adlı eseri de dinî-tasavvufî ve ahlâkî konularda yazılmış öğretici bir mesnevidir. Bu çalışmada; Nev'izâde Atâyî'nin Sohbetü'l-Ebkâr'da işlediği ahlâkî esaslar incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmada, mesnevide işlenen konular, ilgili konu hakkında eserden seçilen beyitler çerçevesinde açıklanarak anlatılmıştır.

AhlakDivan edebiyatıMesnevi+2
Neslihan Ece Mazıcıoğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin çocukluk çağı travmalarının ahlaki gelişim yeteneklerine etkilerinin incelenmesi

Çocukluk çağı travmalarına maruz kalan kişilerin çoğunda sosyal içe kapanma, yüksek kaygı düzeyi, içe dönük yapıda olma, düşük benlik saygısı, öfke patlamaları, güven duygusunun yıkılması gibi durumlar gözlenmektedir. Travma sonucunda gözlenen bu durumlar ile ahlaki gelişim yetenekleri arasındaki ilişki araştırma konumuzdur. Yaşanan çocukluk çağı travmları, travma türlerine göre ahlak gelişimi alanında en kapsamlı çalışma olarak nitelendirebileceğimiz Kohlberg'in ahlaki gelişim dönemlerini kapsamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında Türkiye'de bulunan Kocaeli Üniversitesi, İstanbul Aydın Üniversitesi ve Marmara Üniversitesinde öğrenimlerine devam eden 267 öğrenci ile görüşleri belirleme testi ve çocukluk çağı ölçeği kullanılarak çalışılmıştır. Çocukluk çağı travma ölçeğinde duygusal istismar, duygusal ihmal, fiziksel istismar, fiziksel ihmal, cinsel istismar çeşitleri tespit edilecektir. Değerlerin Belirlenmesi Testi ile Kohlberg'in gelenek öncesi, geleneksel ve gelenek sonrası olmak üzere düzeyde gruplandırmış olduğu 1.İtiaat ve ceza yönelimi, 2. Araçsal amaç yönelimi, 3. İyi çocuk eğilimi, 4. Yasa ve düzen yönelimi, 5. Toplumsal sözleşme yönelimi 6.Evrensel ahlak ilkeleri yönelimi olmak üzere toplam 6 evrede kişilerin ahlak gelişimi evrelerini belirlemektedir. Ahlak kavramı üzerinde yapılan çalışmaların az olması ve çocukluk çağı travmaları ile aralarında ilişki olduğu düşünülmesi bu araştırmanın yürütülme sebebidir. Araştırmanın sonuçlarına baktığımızda araştırmaya katılan öğrencilerin çoğunlukla geleneksel dönemde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Çocukluk çağı travmatik yaşantı düzeyleri ise en çok duygusal ihmal ile karşılaşılırken en az cinsel istismar görülmektedir.

AhlakAhlak gelişimiÇocukluk çağı travmaları+1
Filiz Kalkavan
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Abdüllatîf Karamani'nin Adâb-ı Menâzil'ine göre menzil kavramının değerlendirilmesi

16. yüzyılda Abdüllatîf Karamânî'nin aile ve ev hayatına dair fikirleri bu çalışmanın kapsamını oluşturmaktadır. Bir âdâb kitabının sohbet ortamında yazılmış olması daha önce yazılan ahlâk kitaplarına nazaran Karamânî'nin Âdâb-ı Menâzil'ini farklı kılmaktadır. İbn Miskeveyh, Tûsi, Gülşenî, Kınalızâde, Îcî ve Amâsî gibi ahlâk kitabı yazarları menzil konusunu eserlerinin içerisinde bir bölüm olarak ele almışlardır. Karamânî ise bütün bir eseri bu konuyu merkeze alarak yazmıştır. Bu çalışmada Karamanî'nin menzil konusundaki görüşleri değerlendirilip bir menzil tanımı oluşturulmaya çalışıldı. Bir aile içerisinde kadına düşen görevler ve erkeğin ailenin merkezinde yer alması gibi hususlar dikkate alındığında Karamânî'nin menzil hayatını paylaşan bireylerin birbirlerine karşı olan davranış biçimlerini ele aldığı gözlemlenmiştir. Menzil kavramına Karamanî'nin ışık tutması kendi içinde yaşadığı toplumun sosyal ve kültürel özelliklerini betimleyerek anlatmayı tercih etmesinden, menzil hayatını paylaşan bireyleri günlük hayatın içinde göstermesinden ileri gelir. Kadınların bir medrese ortamında ya da okulda eğitim görmediği bilinmektedir. 1570'li yıllar göz önüne alındığında kadınların işlerine yarayacak, bilmeleri gereken şeyleri bir sohbet halkasındaki bir kadından yani Karamanî'nin eşinden öğrendiklerini görüyoruz. Bir âlimin kızı olduğu için Karamanî'nin eşi evine gelen kadınlara tefsir ve hadis ilimlerini de öğretebilmektedir. Sâliha kadın tipolojisi kadınlar içerisinde en mükemmel olan halka olarak görülmüştür. Kadınların ticaret hayatına aktif olarak katıldıkları dokumacılıkla ve iplik eğirmekle uğraştıkları bilinmektedir. Toplumsal yapı itibariyle menzil hayatına kadınların bu uğraşlarının getirisinin ne olduğu anlamlandırılmaya çalışılmıştır.

16. yüzyılAbdüllatif KaramaniAdab-ı Menazil+6
Tuba Tatar
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kant estetiği bağlamında sanat-ahlak bağıntısı ve kavramsal sanatın zemini

Bu tezin amacı, sanatın ahlaktan özerkleştiği söyleminin arkasında gözlemlenen ahlaki duruşu çalışmaktır. Bu duruş muhatabından da aynısını bekler. Son yüzyıllara damgasını vuran "fikir olarak sanat"ın ardında yer alan sanat ve ahlak arasında kurulan ilişkinin zemini üzerine düşündüğümüzde Kant'ın "Güzel ahlaki iyinin sembolüdür" (Das Schöne ist das Symbol des Sittlich-Guten) kavramıyla karşılaştık. Bu bağlamda Kant'ın felsefesinde "iyi"nin ve "güzel"in anlamını bulmak önemliydi. Günümüze etkisi babında "yüce" de ele alındı. Çağdaş Sanat temelinde sanat ve ahlak arasındaki bağıntının yansımasını açığa çıkarmak için sanat çalışmaları ve sanat kuramlarından örnekler de sunuldu. Manet'den Duchamp'a yol alındı. Kant'ın izini takip ederek anti-retinal, düşünce pratiğine dönüşmüş kavramsal sanatı anlamak için "Neden Kant?" sorusunu cevaplamanın önemi ortaya çıktı. Kant'la başlayan bu çalışma, nihai varış noktası olarak da Kant'a ulaştı. Anahtar Kelimeler: Kant, Özgürlük, İyi, Güzel, Yüce, "Güzel İyinin sembolüdür", Kavramsal Sanat, Manet, Duchamp.

AhlakGüzelKant, Immanuel+4
Zeynep Gökgöz
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Hazm ve Levinas'ta 'Benlik' ve benlikten kaynaklanan ahlâkî sorunlar

Ahlâkî bir varlık olan insan için benlik hem vazgeçilmez hem de tuzaklarla doludur. Bu tuzaklar, bazen insanın kendinden kaynaklanan bazen de dışarıdan gelen bir etkenle kendini göstermektedir. İnsan bu tuzaklara karşı kendini koruma altına alabilmek, yani ahlâk sahibi bir birey olabilmek için genellikle iki tür kaynağa başvurmaktadır ki bunlar vahiy ve akıldır. Her ikisi de insanın mutluluğunu ve nefsin ıslahını amaçlamaktadır. Bu, bir süreç içinde, yoğun bir çaba sonucunda elde edilecek sonuç olup, her insan bundan dolayı kaygılanır. Kaygı ise iki yönlü olup biri geçici olanın kaygısı, diğeri ise hakikate yaklaşma kaygısıdır. Burada benin başkası ile olan ilişkisi, benin Tanrı ile olan ilişkisi ve benin kendisiyle olan ilişkisi belirleyici olup, bu üç tür ilişki benliği inşa etmektedir. İnsanın Tanrı ile olan ilişkisi önemli ölçüde metafizik, başkası ile olan ilişkisi ahlâkî ve kendisiyle olan ilişkisi hem metafizik hem de ahlâkidir. Bu ilişkiler bir birine bağlı olup, ahlâkî bir varlık olan insana bir mana ve sorumluluk yüklemektedir. İslam düşünürlerinden İbn Hazm ile Fransız filozofu Levinas'ın bu meseleye yaklaşımını ve fikirlerini dikkate alarak, araştırmamızda benlik ve benlikten kaynaklanan ahlâkî sorunlar hakkında mukayeseli bir çalışma yapılmıştır.

AhlakAkılBenlik+4
Merdan Hanıyev
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Finans sektöründe moralite

Giderek zorlaşmakta olan finans sektöründe, rekabet edebilmek için çok çalışmak, hedefleri tutturabilmek için çok efor sarf etmek ve işine de çokça zaman ayırmak gerekmektedir. Finans sektöründe başarılı olabilmek için her yol mubahtır, anlayışından ziyade finans sektöründe moralite (ahlak ve etik) önem kazanmaktadır. Hedef baskısı ya da başarılı olma hırsı zaman zaman hataya sebebiyet vermektedir. Bu noktada, çalışanların vicdani ve ahlaki duruşlarının yanı sıra denetim mekanizmalarının da büyük rolü olmaktadır. Dolayısıyla, finans sektöründeki şirketler çalışanlarına karşı bakış açılarını daha insani noktalara taşımaları ve çalışanlarında, kazançlarını sağladıkları işletmeleri için özverili, aidiyet duygusu içerisinde ve etik çerçevede hizmet etmeleri gerekmektedir. Bu çalışmada Türkiye'de, moralitenin gerekliliği ve önemi vurgulanmış, ülkemizdeki finans piyasasındaki yolsuzluklar verilerle açıklanmıştır. Bu çalışmayla, moraliteyi kurumsal bir bakış açısıyla gözlemleyerek, şirketler için önemi ve gerekliliği ortaya konulmuştur. Bu kapsamda bahse konu finans piyasalarının en önemli oyuncuları olan bankaların misyon ve vizyonlarında vurgulanan temel konular ile değerlerin iş ve sosyal değerler açısından ve temel değerlere uygunluk açısından değerlendirmesi yapılmıştır.

AhlakEtikFinans sektörü+1
Ayşenur Yeşilırmak
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Galenos, Ebu bekir er-Razi ve Farabi'de psikoloji-ahlak ilişkisi

Galenos, Ebu Bekir er-Razi ve Farabi düşüncesinde ahlak, insan fizyolojisi ve psikolojisi ile yakından irtibatlıdır. Ahlakı irtibatlı olduğu alanlardan bağımsız incelemek metodolojik bir hataya neden olmaktadır. Fizik-psikoloji-ahlak bağıntısı tarih boyunca çeşitli aşamalardan geçmiş ve bugün bir çözülmeyle yüz yüze kalmıştır. Psikoloji ve nörobilim alanında yapılan bazı çalışmalar bu bağıntıyı tekrar kurmaya odaklansa dahi sadece bir yönüyle konuyu ele almaları açısından bu çalışmalardan yeterince tatmin edici sonuçlar alınamamıştır. Söz konusu tez bu bağıntının kurulabilmesi için gerekli olan tarihsel süreç ve süreklilikleri bu alanda önemli olan Galenos, Ebu Bekir er-Razi ve Farabi üzerinden incelenmektedir. Tarihsel süreçte bu bağıntının geçirdiği önemli evreleri incelemek bu bağıntının yeniden düşünebilmesine imkan sağlamaktadır. Tez boyunca ele alınan üç isim de bu bağıntı için kilit isimlerdir. Galenos bu bağıntıyı sistematik olarak ele alarak, Razi iradeye de yer vererek, Farabi ise bu bağıntıda nübüvvetin yerini belirleyip toplumsal bir boyut kazandırarak bu bağıntının işlerliğini kazandırmışlardır. Her bir düşünürün tevarüs ettiği geleneği nasıl derinleştirerek dönüştürdüğünün incelenmesi bugün bu bağıntının yeniden nasıl ele alınacağına dair ip uçları barındırmaktadır.

AhlakEbu Bekir RaziFarabi+3
Refika Angkasa
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Pierre Charron'un (1541-1603) hikmet anlayışı: Kınalızâde Ali Çelebi (1510-1572) üzerinden bir inceleme

Bu çalışmada, Kınalızâde Ali Çelebi'nin (ö.1572) 1564'te yazdığı Ahlâk-ı Alâî'de ortaya koyduğu hikmet mefhumu üzerinden, Pierre Charron'un (ö. 1603) "ilk seküler ahlak kitabı" olarak anılan ve 1601'de yayınlanan de la Sagesse (Hikmet Hakkında) isimli eserindeki hikmet anlayışı incelendi. Bu inceleme vasıtasıyla Fransız düşünürün Batı düşünce geleneği içerisinde hikmet kavramında yaptığı dönüşüm açıklandı. On altıncı yüzyıldan önce Batı medeniyetinde insanın varlık ile kurduğu teorik ve pratik irtibat, Katolik Kilisesi ve öğretisi tarafından belirlenmekteydi. Charron, Kilise'nin bu alanlardaki öğretisinden bağımsız bir alternatif olarak mârifetullah ve ma'rifetü'n nefs kavramlarını esas alan bir ameli hikmet anlayışı tertip etmiştir. Bu çalışmada, Charron'un yaptığı bu dönüşümünün açıklanması için öncelikle bu kavrama yüklenen teolojik anlamlar üzerinden hikmet kavramı diyakronik olarak incelendi. Ardından Charron'un hikmet anlayışı medeniyetler arası ilişkiler perspektifinde bir kavram analizine tâbi tutularak senkronik incelemesi yapıldı. Bugüne kadar yapılan akademik çalışmalar filozofun düşüncesini Stoacılık, Şüphecilik ve Aristotelesçilik gibi farklı düşünce ekolleri üzerinden ele alarak hikmet anlayışına dair kısmi açıklamalar sunmuşlardır. Öte yandan Charron ile aynı dönemde Kınalızâde, Ahlâk-ı Alâî'de "Nefsini bilen, Rabbini bilir" ilkesini içeren bir ameli hikmet anlayışı ortaya koymuştur. Çalışmamızda Charron'un yol açtığı dönüşümün anlamlandırılması için Kınalızâde'nin Ahlâk-ı Alâî'de sunduğu ameli hikmet anlayışından istifade edildi. Charron'un mefhumuna sistematik ve bütüncül bir yaklaşım getirilmesi sağlandı. Bu sayede Charron'un ameli hikmet üzerinden mezhep çatışmalarının yol açtığı kriz karşısında insanın epistemolojik imkanını yeniden temellendirdiği ortaya konuldu. Ayrıca insanın mârifetullaha ulaşmasını, âlemi ve hayatını yönetmesini sağlayacak bir sistem oluşturduğu tespit edildi.

AhlakAhlak ilmiAhlak-ı Alai+3
Evren Belkız
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Moral argument for God

This work aims to consider the relationship between objective morality and the existence of God. More specifically, it is intended to analyze whether God's existence is necessary for grounding objective morality. Furthermore, it evaluates whether God's existence plays the significant role in considering the reality of moral properties and how it fares compared to the explanations of alternative and competing accounts. The main argument of this thesis claims that God's existence provides the best explanation for objective morality because it is capable of capturing all essential features of morality; objectiveness, universality, normativity. The argument is concerned mainly with the ontological status of morality, and it strengthens the notion that God is still important for ethics as competing accounts lack sufficient explanatory power for grounding morality.

MoralityExistence of GodReligious philosophy+3
Kemal Kıkanovıç
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hâris el-Muhâsibî'nin er-Ri‛âye adlı eserinde ahlâkî değişimin yapısı

9. asırda yaşamış önemli mutasavvıf Ebû Abdillâh el-Hâris b. Esed el-Muhâsibî el-Anezî (v. 243/857) sünnî tasavvufun kurucu isimlerinden sayılmaktadır. Muhâsibî er-Ri'âye li hukûkillâh adlı eserinde Allah haklarına riayet etmenin ehemmiyetinden bahsetmektedir. İtaat etmenin keyfiyetine dair değerli görüşler beyan eden Muhâsibî, kulun bu süreç zarfında ne tür ahlaki zorluklarla muhatap olabileceğini, hangi iç muhasebeler ve havatırla boğuşabileceğini toplumun farklı statülerine hitap ederek uygun biçimde örneklendirmektedir. Bilhassa yaşadığı dönemde sufi kisvesine bürünen zümrelerin başta zahidane yaşam sürmelerine rağmen bir müddet sonra nefislerini merkeze almalarını eleştiren Muhâsibî, ahlaki zaafiyetin tezahürlerini ince detaylarıyla ele almaktadır. Böylece nefsin varlığı ve özellikleri, manevi hastalıklar, amel-niyet ilişkisinin ahlaka etkisi gibi konular çerçevesinde er- Ri'âye 'de olumlu ve olumsuz ahlaki değişimin izini sürmek mümkün görünmektedir. Ahlaki değişimin yapısını incelemek, insanın ontolojisine ve yaratılış gayesine dair önemli perspektifler sunmaktadır. Manevi yükseliş ve alçalışın konu edinildiği bu tez, kişinin kat ettiği aşamalar ve bu aşamaların özellikleri ele alınması açısından önem arz etmektedir.

AhlakAhlaki değişimAmel+4
Hayrul Nisa Ateş
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Individual and social dimensions of Ibn Miskawayh's notion of justice

The 10th-century philosopher Ibn Miskawayh is a philosopher of the tradition of Islamic philosophy who influenced many philosophers who came after him with his contribution to moral thought. In this study, in particular, the main aim is to analyze how Ibn Miskawayh, as the philosopher of the era, corresponding to the period after the period of Abbasid translation movement of Islamic moral philosophy, handles the concept of justice on an ethical and political plane, as well as the reflections on the concept of self and virtue ethics. In particular, his approach to the concept of nafs has been discussed together with his most important work, Tahdhib al-akhlaq, and its approach to the position occupied by the virtue of justice at this point is important. With the support of his short treatise Risala fi Mahiyat'l-adl, it is aimed to understand how justice is divided into sections by the philosopher, and it is desired to analyze the parallel approaches of justice division made in the aforementioned treatise, with Tehzibu'l-ahlak. In this study, which also deals with the Aristotelian and Neoplatonic attitude and the impact of the trichotomy of the soul and the golden ratio approach, the philosopher's approach to human nature, especially the self-competence and in this context, the establishment of the virtue of justice constitutes the core of the thesis. Starting from the concept of nafs, the reflections of the world of thought on the moral perfection of the individual, which he systematized, on the concept of justice and the context of these reflections in the social relations of civilized people will also be examined.

JusticeMoralityVirtue+5
Elif Bayram
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ahlak ve bilgi ilişkisi açısından Ebû Tâlib El-Mekkî'nin havâtır anlayışı

Bu çalışma, Ebû Tâlib el-Mekkî'nin (ö. 386/996) havâtır anlayışını ahlak ve bilgi ilişkisi bağlamında konu edinmektedir. Öncelikle sûfîlerin sürekli havâtırdan bahsetmesi sebebiyle diğer disiplinlere müntesip düşünürler tarafından ehl-i havâtır şeklinde anılmaya başladığını tespit eden bu araştırma, zamanla bu nitelendirmenin sûfîlerin ilimlerinin metotsuz olduğunu ve saygıyı hak edecek bir konumda olmadığını kastetmek için kullanılmaya başladığını savunmaktadır. Bunun yanı sıra bu çalışma, Mekkî'nin tam da bu yöntemsizliği ortadan kaldırmak için havâtırı tümel bir kavram olarak inşâ ettiğini ve ahlak ve bilgi açısından kişide değişime neden olan havâtıra karşı temyiz yöntemini benimsediğini ortaya koymaktadır. Mekkî havâtır kavramını kendi tasavvuf düşüncesinin merkezine taşır. Bilgiye müteallik birçok kavramı havâtır çatısı altında toplayarak erken dönemde kavram kargaşasına çözüm bulmayı hedefler. Ayrıca kalbin, ruhun, aklın ve nefsin havâtır ile olan irtibatını göstererek havâtır-insan irtibatını bütüncül bir şekilde açıklar. Bununla birlikte Mekkî havâtırın nasıl temyiz edileceğini gösterir ve bunun sonucunda havâtırın epistemolojik değerini ortaya koyar. Bu çalışma; metin analizi, mukayese ve sentez yöntemlerini kullanarak Mekkî'nin havâtırı ahlak ve bilgi ilişkisi bağlamında tasavvufu tasavvuf yapan, diğer ilimlerden ayıran ve onlardan üstün kılan bir unsur olarak inşâ ettiği sonucuna ulaşmaktadır. Son olarak bu çalışma, modern araştırmacılara özellikle Mekkî öncesi dönemde bilgi edinmeye müteallik kavramları "câmi/tümel" bir kavram olan havâtır kavramı çerçevesinde değerlendirmelerini ve kalbe gelen ilkâları tefrik etmeye, kaynağını belirlemeye ve bunları Kur'an-ı Kerîm ve sünnete arz etmeye ilişkin sûfîlerin söylemlerini "temyiz" kavramsallaştırmasıyla ele almalarını önermektedir.

AhlakBilgiHavatır+3
Hasan Aydemir
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kınalızâde Ali Çelebi'nin Ahlâk-ı Alâî eserinde ideal insan

"Model Oluşturma" veya "Model Gösterme" tekniğiyle iyiyi ve doğruyu gösterdiğimiz çalışmamız, Kınalızâde'nin Ahlâk-ı Alâî isimli eserinde tasvir edilen ideal insanı anlatırken aynı zamanda ideal görülmeyen de anlatarak ideal görülen insanda olmaması gerekenleri somutlaştırır. Bu çalışma ile müellifin idel insan tasavvurunu ele almayı amaçladık. Çalışmamız sonucunda Kınalızâde'nin tasarladığı bu ideal insanın erdemli insan olarak da nitelendirilebilecek bir insan olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Verilerin analizinde doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmamız nitel bir araştırmadır. Ahlaki anlayış bakımından örnek insan tipi sunan bir eser olan Ahlâk-ı Alâî'nin sunduğu ideal insanı ortaya koymak amacıyla yaptığımız bu çalışmanın değerler eğitimine yadsınamaz bir katkısı olacağını düşünüyoruz. Kınalızâde'nin anlattığı ahlaki erdemler, yaşadığımız çağda bencil insanların ve toplum modelinin sebep olduğu yozlaşmalara da çare olabilir. Ahlâk-ı Alâî isimli eserin sunduğu ahlakın içeriğini ve ideal insan anlayışını incelediğimiz çalışmamız olgun ahlaka erişmek isteyenelere bir rehber niteliği taşıyacaktır.

AhlakAhlak eğitimiKınalızade Ali Çelebi+1
Gülnihal Akmeşe
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kraliçe Viktorya Dönemi giysilerinin günümüz kadın modasına etkisi

19. yüzyılda yaklaşık 64 yıl süren Kraliçe Viktorya Dönemi, İngiltere'nin ekonomik ve teknik açıdan oldukça geliştiği; ancak sosyal açıdan, özellikle de kadınların oldukça zorlayıcı ve kısıtlayıcı kurallar ile şekillendirilmeye çalışıldığı bir dönem olarak ifade edilir. Kadınlar, sosyal hayatta söz sahibi olmadıkları gibi bedenlerini de çeşitli giysiler ve davranış kalıpları ile dönemin kurallarına uygun şekilde kontrol altına almak zorunda kalmıştır. Kadınsı vurguları öne çıkan bir görünüme sahip olmak için korse kullanarak daha ince belli görünmeye çalışmış, kalça ve göğüs kısmını ön plana çıkarmış, omurga kısmını dik tutarak sağlıklı olduğu görüntüsünü vermiş; tüm bunları yaparken de süslü ve gösterişli bir görüntü sergilemek durumunda kalmıştır. Kraliçe Viktorya döneminde hız kazanan sanayi devrimi tekstil sektörünü de dönüştürmüş; bu dönüşüm dönemin kadın giysi modalarını da etkilemiştir. Dönem giysilerinin yanı sıra kraliçenin gelinliği ve eşinin ölümünden sonra giydiği yas giysileri de hem o zamanın hem de günümüzün giysi modalarına esin vermiştir. Giysi modası, önceki dönemlerden ilham alarak çağın ruhu ile beraber bu ilhamların yorumlanması sonucu özgün ve yaratıcı bir nitelik kazanır. Bu çerçevede Kraliçe Viktorya döneminin yansımalarını günümüz kadın modası giysilerinde hem hazır giyim hem de abiye koleksiyonlarda gözlemlemek mümkündür. Geçmişin modalarının sosyolojik, ekonomik ve toplumsal temelleri bugününkünden farklı olabilmekle beraber benzer estetik unsurlar giysilerde çağına uygun yorumlarla yer alabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Viktorya Dönemi, Moda, Elbise, Kadın, Ahlak

AhlakGiysilerKadın giysileri+4
İlksen Daldal
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Erich Fromm'un sahip olmak ve olmak ayrımının ahlak felsefesi açısından değerlendirilmesi

Bu tez, Erich Fromm’un “sahip olmak” ve “olmak” kavramları çerçevesinde modern toplumun ahlaki yapısını felsefi açıdan incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, insan değerinin sahip olunan nesneler, statü ve başarı üzerinden belirlenmesinin bireysel ve toplumsal ahlaki yaşam üzerindeki etkileri Fromm’un varoluşsal yaklaşımı bağlamında ele alınmıştır. Bu kapsamda sahip olmak ve olmak yönelimlerinin insanın kendisiyle, diğer insanlarla ve dünyayla kurduğu ilişkilerde ortaya çıkardığı ahlaki sonuçlar değerlendirilmiştir. Araştırmada betimleyici ve çözümleyici yöntemlerden yararlanılarak Fromm’un ilgili kavramlara ilişkin görüşleri incelenmiş; söz konusu varoluş yönelimlerinin özgürlük, üretkenlik, sorumluluk, sevgi ve yabancılaşma üzerindeki etkileri çözümlenmiştir. Sahip olmaya dayalı yaşam biçiminin insanı mülkiyet, tüketim ve tahakküm ilişkileri üzerinden tanımlamasının yol açtığı ahlaki sorunlar ortaya konulmuş; olmak yöneliminin ise üretkenlik, özgürlük ve kendini gerçekleştirme ile ilişkisi değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra modern toplumda tüketim kültürü, rekabet ve başarı odaklı yaşam anlayışının insanın benlik algısı ve ahlaki tercihleri üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Fromm’un olmak yöneliminin bu sorunlara karşı eleştirel ve insancıl bir alternatif oluşturma imkânı tartışılmıştır. Sonuç olarak Fromm’un yaklaşımının kavramsal sınırları ve iç gerilimleri eleştirel biçimde değerlendirilmiş; sahip olmak ve olmak ayrımının çağdaş ahlaki sorunların anlaşılmasına yönelik açıklayıcı imkânları ortaya konulmuştur. Bu bağlamda çalışmada, insanın değerini sahip olduklarıyla değil, üretkenliği, özgürlüğü ve ilişkileri ve sorumluluk bilinciyle temellendiren bir ahlak anlayışının önemi vurgulanmıştır.

Erich FrommAhlakSahip Olmak ya da Olmak
Abdulmuttalip Koçak
Erzincan Binali Yıldırım University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2026
61
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.287
Master'sOpen AccessTR

Aile yapısına göre çocukların algıladığı anne baba tutumlarının duygusal zeka ve ahlaki olgunluk üzerine etkisinin karşılaştırılması

Bu çalışma, aile yapısına göre çocukların algıladığı anne-baba tutumlarının duygusal zeka ve ahlaki olgunluk düzeylerine etkisini karşılaştırmak amacıyla yapıldı. Tarama modelinde, kesitsel, tanımlayıcı tasarımda ilişki arayıcı olarak planlandı. Araştırmanın örneklemini bir özel lisede okuyan 14 yaşın üstündeki çalışmaya katılmaya gönüllü, ebeveyn izni olan yaş, cinsiyet ve okuduğu sınıf olarak benzerlik gösteren parçalanmış (n:50), çekirdek (n:139) ve geniş aileye (n:19) sahip 208 öğrenci oluşturdu. Veriler etik kurul ve kurum iznini takiben; Kişisel Bilgi Formu, Ahlaki Olgunluk Ölçeği, Gözden Geçirilmiş Schutte Duygusal Zeka Ölçeği ve Algılanan Anne-Baba Tutum Ölçeği olmak üzere dört bölümden oluşan anketle toplandı. Çalışmada elde edilen veriler; Kolmogorov Smirnov /Shapiro Wilk testi, tanımlayıcı testler, Mann Whitney U, Kruskal Wallis H, Spearman'rho correlation, Cronbach alfa testleriyle istatistiksel analizleri yapıldı. Fark ve ilişkilerdeki anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Bu çalışma, Ekim 2017 ile Aralık 2018 tarihleri arasında tamamlandı. Çalışmadaki çocukların; çekirdek (%50,4) ve geniş (%52,6) ailede erkek, parçalanmış ailede ise kız (%64), 17 yaşlarında (Çekirdek: %33,1; Geniş: %41,1; Parçalanmış: %38) olduğu, annesinin (Çekirdek:%59,7, Geniş: %66,7; Parçalanmış: %56) ve babasının (Çekirdek: %49,6; Geniş:%50; Parçalanmış: %34), anlayışlı bir tutum içinde olduğunu, algılanan ilgisiz tutumun çekirdek ve geniş aile yapılarına göre hem annede hem de babada daha fazla algılandığı saptandı. Çalışmadaki çekirdek, geniş ve parçalanmış aile yapısındaki çocukların algıladıkları anne-baba tutumu, ahlaki olgunluk ve duygusal zeka düzeylerinin üst puan düzeyine yakın olduğu ve aile yapıları arasında anlamlı farklılıklar oluşturmadığı belirlendi (p>0,05). Aile yapılarına göre algılananan anne baba tutumlarının çocukların duygusal zekaları üzerinde anlamlı etkileri olduğu saptandı (p<0,05).Çocukların Ahlaki Olgunluklarını algılananan anne baba tutumlarından Otoriter Tutumların parçalanmış ailedeki çocukları anlamlı düzeyde olumsuz etkilediği (p<0,05), Demokratik Tutumların ise çekirdek ve parçalanmış ailedeki çocukları anlamlı düzeyde olumlu etkilediği belirlendi (p<0,05).

AhlakAhlaki olgunlukAile+5
Rüya Akbayrak Alan
Haliç University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İslâm ahlâk düşüncesinde Tedbîrü'l Müdün

Tezimizin içeriğini, felsefî ahlâk alanının önemli düşünürlerinden olan İbn Miskeveyh, Nâsıruddîn et-Tûsî ve Kınalızâde Ali Çelebî'nin ahlâk düşüncelerinde toplum ve siyaset ahlâ-kını nasıl ele aldıklarının değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Giriş ve üç bölümden oluşan tezimizin giriş bölümünde tezin konusu, önemi, amacı, yöntem ve sınırları hakkında bilgiler verildi. Birinci bölümde, Tedbîrü'l-müdün kavramı eti-molojik açıdan açıklandıktan sonra, tezimize konu olan düşünürlerimizin de içinde bulunduğu İslâm ahlâk düşüncesine kaynaklık eden birikimler hakkında bilgiler verilerek bu birikimlerin İslâm düşüncesine nasıl ve hangi yollarla geçtiği ele alındı. Bölümün sonunda da, İslâm felse-fesinde ilk dönem İslâm filozoflarının siyaset düşüncelerine yer verildi. İkinci bölümde, siyaset ve ahlâk düşüncesine kaynaklık eden en önemli araçlardan biri olan akıl ve bu aklın öncülük ettiği insanın nefsî, iradesi ve erdemleriyle ilgili bilgiler, keza Tedbîrü'l-müdün'ün pratik akılla ve ahlâkla ilişkisi düşünürlerimiz nezdinde ele alınarak, Tedbîrü'l-müdün'ün uygulamadaki önemine vurgu yapıldı. Tezimizin son bölümünde, Tedbîrü'l-müdün bağlamında toplumsal hayat ve bu toplumsal hayatın sosyal ve siyasal yönleriyle ortaya çıkan önemli dinamikleri ve ahlâkın bunlara nasıl yansıdığı, düşünürlerimizin fikirleri ekseninde ele alındı. Sonuç kısmında ise, düşünürlerimizin toplum ve siyaset ahlâkıyla ilgili görüşleri bağlamında genel bir değerlendirme yapılarak çalışma sonlandırıldı. Bu çalışma boyunca teze konu olan filozofların ahlak, toplum ve siyasetle ilgili dü-şüncelerinden elde edilen bilgilerden hareketle, öne sürülen bu düşünceleri destekleyen argü-manlar ortaya konulmaya çalışıldı.

AhlakAhlak felsefesiKınalızade Ali Çelebi+5
Mesut Engin
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Nietzsche'de kişinin varoluş imkânları

Bu çalışmada Nietzsche'nin modern döneme ilişkin, kişinin varoluşu üzerine yaptığı tespitler doğrultusunda bu varoluşun imkânları esas konudur. Bu doğrultuda Nietzsche'nin mitolojik temelli yaşamsal dengeyi kurduğunu iddia ettiği Apollonik ve Dionizak unsurların önemi ve gereği ele alınmıştır. Bu dengenin bozulması ve modern kişinin yaşadığı problemlerin temeline dönük çalışmada Nietzsche'nin Sokrates ve sonrası dönem eleştirileri ele alınarak, Sokratik kültür ve Hristiyan ahlakı eleştirileri gösterilmiştir. Nietzsche'nin Sokratik kültür eleştirilerinde kartezyen felsefenin Sokratik kültürle olan ilgisi, kişinin varoluş imkânını ortadan kaldırmasıyla alakasında ele alınmıştır. Bu eleştiriler üzerinden Nietzsche felsefesinin temel kavramları, Sokratik kültürün modern döneme etkileri ve kişinin varoluş imkânı çerçevesinde irdelenmiştir. Bu sebeple Nietzsche'nin tarihsel sürece dönük değerlendirmeleri epistemolojik, ahlaksal ve siyasal çöküntülerin boyutları irdelenerek, kişinin varoluşuna dönük engellerin nasıl geliştiği ele alınmıştır. Tüm bu veriler ışığında Nietzsche'ye göre kişiye varoluş imkânlarının tekrar nasıl kazandırılacağı, Nietzsche'nin perspektivizm düşüncesi bağlamında incelenmiş ve varoluşun sanatla olan ilişkisi ortaya konulmuştur. Elde edilen tüm veriler ışığında ulaşılan tespitler ise sonuç bölümünde değerlendirilmiştir.

AhlakApolloBirlikte varoluş+7
Seher Yılmaz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00

Related subjects