Akran
53 theses under this subject heading
İlk okuma yazma öğretiminde akran işbirliği
Kişiler ve toplumlar arası iletişimin temel kaynağı olan dil, bireylerin yaşadıkları ortama uyum sağlamalarında en etkili araç rolündedir. Bireylerin düşünmesini, etkileşimde bulunmasını ve kendini ifade etmesini sağlayan dil becerileri, bireylere kazandırılması gereken en temel becerilerdir. Dil becerileri önce ailede sonra da okulda kazandırılmaktadır. Aileden sonra dil becerilerinin kazandırıldığı ve ana dili öğretiminin yapıldığı yer olan okul ortamında, çocukların akranlarıyla ve öğretmenleriyle kurduğu etkileşimler, onların dil becerilerinin gelişmesine yardımcı olmaktadır. Sosyal etkileşimle gelişen dil becerileri arasında yer alan okuma ve yazma, ilkokulda ilk okuma yazma öğretimi ile başlamaktadır. İlk okuma yazma öğretimiyle çocuklar, yaşadığı dünyayı algılama, kendi duygu ve düşüncelerini yazıyla ifade etme becerisi kazanmaktadırlar. Türkçe öğretiminin temelini oluşturan ilk okuma yazma öğretimiyle çocukların ana dilini öğrenmeleri, dil becerilerini geliştirerek okul yaşamındaki başarılarını artırmaları ve yaşamları boyunca gerekli olan nitelikli okuryazar bireyler olarak yetişmeleri sağlanmaktadır. Çocukların ilk okuma yazma öğretimi kapsamında birinci sınıfta akranlarıyla kurduğu etkileşimler, sosyal becerilerinin gelişmesinin yanı sıra okuma ve yazma becerilerinin gelişmesine de katkı sağlamaktadır. İlk okuma yazma öğretiminde akranların işbirliğine dayalı etkinliklerin gerçekleşmesi, çocukların kendi sosyal çevresinde öğrenme yaşantıları kazanmasına yardımcı olmaktadır. Bu araştırmanın amacı, ilk okuma yazma öğretimi sürecinde akran işbirliğinin nasıl gerçekleştiğini ortaya koymaktır. Araştırma nitel araştırma yaklaşımlarından doğal inceleme yaklaşımı ile gerçekleştirilmiştir. İlk okuma yazma öğretiminin, bir öğretim yılını kapsayan uzun bir süreç olması nedeniyle ve bu süreçte gerçekleşen akran işbirliğinin doğal ortamda daha net gözlemlenebilmesi amacıyla doğal inceleme yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırma, 2013-2014 öğretim yılı boyunca Eskişehir ilindeki bir ilkokulun birinci sınıf şubeleri arasından belirlenen bir sınıfta gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını; araştırma kapsamında belirlenen okulun birinci sınıfında öğrenim gören öğrenciler, bu öğrencilerin velileri ve sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın temel verileri gözlem yoluyla toplanmıştır. Yapılan gözlemler; öğretmen, veliler ve öğrencilerle yapılan görüşmeler, alan notları ve dokümanlardan elde edilen verilerle desteklenmiştir. Gözlem verileri video kaydıyla; yarı yapılandırılmış görüşme verileri ise ses kaydı yoluyla toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen gözlem verileri ve alan notları tümevarım analizi yoluyla; yarı yapılandırılmış görüşme verileri ise tümdengelim analizi yoluyla çözümlenmiştir. Dokümanlar, araştırma verilerini destekleyici veriler olarak ele alınmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerden, sınıf ortamında gerçekleşen akran işbirliği, öğrenciler arasında gerçekleşen akran öğretimi ve yetişkin desteği veren öğretmenin akran işbirliğini destekleme durumu olmak üzere üç tema ortaya çıkmıştır. Araştırma bulgularına dayalı kimi sonuçlar şöyle sıralanmıştır: • Öğrenciler, akran işbirliğini en sık olarak yardımlaşma biçiminde gerçekleştirmişlerdir. Arkadaşlarının yardım istemesiyle ya da yardım istenmeden yapılan akran işbirliği, akranlar arasındaki iletişimi artırmıştır. • Arkadaşının yanlışını belirtme biçiminde gerçekleşen akran işbirliğinde öğrenciler, arkadaşlarının okuma ve yazma alanındaki hatalarını bularak düzeltmelerini sağlamışlardır. • Öğrenciler ilk okuma yazma etkinliklerini, arkadaşlarının yanına giderek birlikte yapmışlardır. Bu tür akran işbirliğinde öğrenciler, kendilerine yakın buldukları akranlarıyla etkileşime geçmişlerdir. • Öğrenciler, diğer arkadaşlarının yaptığı çalışmalara bakarak birbirleriyle etkileşim kurmuşlardır. Akranlar, verilen görevleri tamamlamada gerçek anlamda zorluk yaşadıklarında ya da kendisini diğer akranlarıyla karşılaştırmak amacıyla birbirlerinin çalışmalarına bakmışlardır. • Öğrenciler okuma ve yazma kapsamında verilen çalışmaları, akranlarıyla tartışarak ve bilgilerini birbirleriyle paylaşarak tamamlamışlardır. Akranlar bu süreçte yanlış bildiği konuları, akranlarıyla etkileşimi sonucunda yeniden gözden geçirmişlerdir. • Öğrenciler, okuma yazma etkinlikleri öncesi ve sonrasında eşyalarını paylaşmışlardır. Bu durum, akranların verilen görevlere hazırlanma ve öğrenme sorumluluğu kazanmalarında etkili olmuştur. • Öğrenciler yapılan etkinliklerde birbirlerine öneriler getirerek akran işbirliğini gerçekleştirmişlerdir. Bu öneriler arasında; akranların etkinliklere ilişkin ek bilgiler vermesine ve ortaklaşa yapılan görevleri daha farklı bir biçimde yapmalarına ilişkin öneriler yer almaktadır. • Araştırmada akran işbirliğinin okuma ve yazma alanında, yazılı materyalleri okumaya çalışma ve dikte çalışmalarında yapılan yanlışları düzeltme biçiminde çalışmalar gerçekleşmiştir. • Öğrenciler dersin dışında teneffüs aralarında tahtaya yazdıklarını arkadaşlarına okutma, yazdıkları sözcüklerdeki yanlışları belirtme ve arkadaşlarına öğretmen rolünde tahtada okuma ve yazma yaptırma biçiminde akran işbirliğine yönelik paylaşımlar gerçekleştirmişlerdir. • Araştırmada, akran işbirliğinin oluşmasını engelleyen yarışma ve çatışmaya dayalı durumlar da ortaya çıkmıştır. Akranlar, kimi okuma ve yazma etkinliklerinde birbirleriyle rekabete girerek yarışmışlardır. Ayrıca kimi zaman birbirleriyle etkileşim içindeyken çatışma durumları ve anlaşmazlıklar yaşamışlardır. • Akranlar arasında akran öğretimine dayalı etkileşimler gerçekleşmiştir. Düzey olarak birbirinden farklı akranlar, diğer akranlarına okuma yazma öğretme çalışmaları yapmıştır. Akran öğretimi bağlamında sınıf öğretmeni, okuma ve yazma bakımından yeterli düzeyde olan öğrencilere öğretmen rolü vermiştir. • Araştırmada sınıf öğretmeni, ilk okuma ve yazma kapsamında etkili bir yetişkin desteği sağlarken; akran işbirliğini destekleyici etkinliklere yer vermemiştir. • İlk okuma yazma öğretiminde yetişkin desteği ev ortamında, veliler tarafından da gerçekleştirilmiştir. Veliler, çocuklarına ödev yaptırarak yetişkin desteği sağlamışlardır. Anahtar Sözcükler: Akran İşbirliği, İlk Okuma Yazma Öğretimi, Ses Temelli CümleYöntemi, Türkçe, Sınıf Öğretmenliği
Okul öncesi dönemdeki kekemeliği olan ve olmayan çocukların akran ilişkilerinin karşılaştırılması: Eskişehir örneklemi
Bu araştırmada, okul öncesi dönemde kekemeliği olan ve olmayan çocukların akran ilişkilerinin karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu, 5-6 yaş aralığındaki kekemeliği olan (n=45) ve olmayan (n=45) toplam 90 çocuk ve bu çocukların sınıf öğretmenlerinden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Çocuk Bilgi Formu", "Çocuk Davranış Ölçeği" ve "Akranların Şiddetine Maruz Kalma Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21.0 paket programı kullanılarak Mann Whitney-U Testi ve Ki Kare (Chi Square) Testi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; kekemeliği olan ve olmayan grupların akran ilişkilerinin "Asosyal Davranış Gösterme", "Akranlarınca Dışlanma", "Korkulu-Kaygılı Davranış Gösterme", "Çekingen Davranış Gösterme" ve "Aşırı Hareketlilik" alt boyutları bakımından anlamlı düzeyde farklılaştığı saptanmıştır. Kekemeliği olan gruptaki çocuklar tüm bu alt boyutlardan kekemeliği olmayan gruptaki çocuklardan daha yüksek puanlar almışlardır. Bunun yanında, kekemeliği olan ve olmayan gruplar arasında akran ilişkilerinin "Başkalarına Karşı Yardımı Amaçlayan Sosyal Davranış Gösterme" ve "Saldırgan Davranış Gösterme" alt boyutları bakımından anlamlı düzeyde bir farklılık saptanmamıştır. Kekemeliği olan grup ile kekemeliği olmayan grubun "Akran Şiddetine Maruz Kalma" puanları bakımından anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunmuştur. Kekemeliği olan grubun "Akran Şiddetine Maruz Kalma" puanlarının kekemeliği olmayan gruptan daha yüksek olduğu saptanmıştır. Kekemeliği olan grup ile kekemeliği olmayan grup arasında "Okula Uyum Sorunu Yaşama" değişkeni bakımından anlamlı düzeyde bir fark olduğu saptanmıştır. Okula uyum sorunu yaşayan çocukların kekemeliği olan grupta kekemeliği olmayan gruba göre sayıca daha fazla olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Kekemelik, Akran İlişkileri, Akran Şiddetine Maruz Kalma
Akran zorbalığı ile ergenlerin algıladıkları aile işlevselliğinin incelenmesi
Akran Zorbalığı İle Ergenlerin Algıladıkları Aile İşlevselliğinin İncelenmesi Bu araştırma, ergenlerin akran zorbalığı davranışına yönelme durumlarını, sosyo-demografik özellikler, aile işlevselliği ve ergenin özelliklerine göre değişip değişmediğinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın verileri 2018-2019 eğitim öğretim yılında halen eğitimine devam eden lise 1-2-3-4. sınıf öğrencilerinden elde edilmiştir. Araştırma Ankara İli Çankaya İlçesi Özel Kampüs Temel Lisesinde eğitim görmekte olan 343 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. İncelenen değişkenlere ilişkin veriler "Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği" Türkçe uyarlaması T.Ayas (2008) ve M. Pişkin (2002), "Aile Değerlendirme Ölçeği" Bulut (1990) ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrenciler seçkisiz olmayan örneklem yöntemlerinden amaçsal kotalı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Verilerin istatistiksel analizinde Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis analizleri kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında ergenin özelliklerinden en fazla zorbalık davranışı gösterme durumu cinsiyet faktöründe görülmektedir. Buna göre erkekler kızlara oranla daha çok zorbalık davranışı sergilemektedir. Ergenlerin aile işlevselliğinin tüm boyutlarında görülen sağlıksızlık ergenin zorbalık davranışı gerçekleştirmesinde en önemli etken olarak bulunmuştur. Özellikle aile işlevselliğinin roller, iletişim, duygusal reaksiyon gösterebilme, gereken ilgiyi gösterme, davranışın kontrol edilebilmesi ve yaygın işlevlerde görülen sağlıksızlık ergenlerin zorba ve kurban olma durumlarını arttırmaktadır. Araştırmanın bulgularına göre ergenin sosyo-demografik özelliklerinden zorbalık davranışını etkileyen en önemli faktörlerin anne-baba mesleği olduğu özellikle de anne ve babası memur olan öğrencilerin zorbalık davranışına daha çok yöneldiği görülmüştür. Bu araştırmanın özellikle okul sosyal hizmeti, akran zorbalığı ve aile işlevselliği ile ilgili literatüre önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Aile işlevselliği, akran, akran zorbalığı, ergen, okul sosyal hizmeti
Özel yetenekli çocuklar ve normal gelişim gösteren çocukların mükemmeliyetçilik ile akran ilişki düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı özel yetenekli çocuklar ile normal gelişim gösteren çocukların mükemmeliyetçilik ile akran ilişki düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelemesi ve mükemmeliyetçilik düzeyleri ile akran ilişkileri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırmanın evrenini, Ankara il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okulların 5, 6, 7, 8. sınıflarında öğrenim gören BİLSEM öğrencileri ile normal gelişim gösteren çocuklar oluşturmuştur. Araştırmaya tipik durum örnekleme yöntemi ile seçilen normal gelişim gösteren çocuklar (n=220) ve özel yetenekli çocuklar (n=133) olmak üzere toplam 353 çocuk dahil edilmiştir. Araştırma verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Çocuk ve Ergen Mükemmeliyetçilik Ölçeği" ile "Akran ilişkileri Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde ilişkisiz örneklemler t- testi, Mann Whitney U testi, İki Yönlü Varyans Analizi (iki yönlü ANOVA), Kruskal Wallis H testi ve Spearman Korelasyon Katsayısı testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda özel yetenekli çocuklar ile normal gelişim gösteren çocukların mükemmeliyetçilik davranışlarının benzerlik gösterdiği, akran ilişkilerinde ise sadece kendini açma alt boyutunda özel yetenekli çocukların yüksek puan aldıkları belirlenmiştir. Özel yetenekli 6. ve 7. sınıf çocukların kendine yönelik mükemmeliyetçilik puanlarının normal gelişim gösteren çocuklardan, normal gelişim gösteren 5. ve 8. sınıf çocukların kendine yönelik mükemmeliyetçilik puanlarının ise özel yetenekli çocuklardan yüksek olduğu, görülmektedir. Tek çocuk olan ve bir kardeşi olan özel yetenekli çocukların kendini açma boyutundan aldıkları puanların, tek çocuk olan ve bir kardeşi olan normal gelişim gösteren çocuklardan, anne baba tutumunu otoriter ve mükemmeliyetçi algılayan normal gelişim gösteren çocukların ise sadakat boyutundan aldıkları puanların özel yetenekli çocuklardan yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca, özel yetenekli çocuklarda mükemmeliyetçilik ile akran ilişkileri arasında negatif ya da pozitif yönlü bir bulguya rastlanmazken normal gelişim gösteren çocukların sosyal kaynaklı mükemmeliyetçilik davranışları ile akran ilişkileri sadakat boyutu puanları arasında pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir.
Yatılı ilköğretim bölge okulu ve ailesi yanında kalan sekizinci sınıf öğrencilerinin akran ilişkileri, sosyal destek algıları ve yaşam doyumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, yatılı ilköğretim bölge okulu ve ailesi yanında kalan sekizinci sınıf öğrencilerinin cinsiyete göre akran ilişkileri, sosyal destek algıları ve yaşam doyumlarını incelemektir.Araştırmanın örneklemini, yatılı ilköğretim bölge okulları ve ilköğretim okullarının sekizinci sınıfına devam eden 625 ergen oluşturmaktadır. Çalışmada ergenlerin akran ilişkilerini incelemek amacı ile `Akran İlişkileri Ölçeği'; sosyal destek algılarını incelemek amacı ile `Çocuklar için Sosyal Desteği Değerlendirme Ölçeği'; yaşam doyumlarını incelemek amacı ile `Çok Boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği (Kısa Formu)' kullanılmıştır. İstatistiksel çözümlemelerde 2X2 çok yönlü varyans analizi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda; akran ilişkileri açısından kız ve erkek ergenler açısından farklılıklar olduğu ortaya çıkmıştır. Kız ergenlerin `Akran İlişkileri Ölçeği' nin `Bağlılık', `Güven ve Özdeşim', `Kendini Açma' ve `Sadakat' alt ölçeklerinden aldıkları puanların erkek ergenlerinkinden daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Araştırmada incelenen sosyal destek algısı değişkeni okul türü açısından farklılık göstermiş ve yatılı ilköğretim bölge okulunda kalan ergenlerin aile ve arkadaşlarından algıladıkları sosyal destek düzeyleri ailesi yanında kalan ergenlerinkinden daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca yaşam doyumu düzeyleri açısından, ergenlerin aile ve arkadaşlarından aldıkları yaşam doyum düzeyi farklılaşmazken, okuldan aldıkları yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde; ailesi yanında kalan kız ergenlerin okuldan aldıkları yaşam doyumu düzeylerinin, YİBO' ya devam eden erkek ergenlerinkinden daha yüksek olduğu belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler: Ergenlik, Yatılı İlköğretim Bölge Okulu, Akran İlişkileri, Algılanan Sosyal Destek, Yaşam Doyumu
Okul öncesinde okul, sınıf ve akran kültürüne etnografik bakış
Bu araştırma, okulöncesinde okul, sınıf ve akran kültürünün betimlenmesi ve bu kültürler arası etkileşim ve iletişimin nasıl olduğunun anlaşılması amacıyla yapılmış nitel bir çalışmadır. Araştırma Kahramanmaraş merkez ilinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız bir anaokulunda 20 öğrenci, öğretmen, stajyer ve okul personelinden (idari, temizlikten ve yemekten sorumlu) oluşan çalışma grubuyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada etnografik yaklaşım tercih edilerek kültürler gözlenmiştir. Bu süreç boyunca araştırmacı okul içerisinde katılımcı gözlemci olarak verilerini gözlem, görüşme, doküman analizi ve araştırmacı günlüğünü kullanarak toplamıştır.Elde edilen nitel verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır. Betimsel analizde toplanan veriler bütünsel bir şekilde ortaya konulurken, içerik analizinde ham veriler sistematik kodlama işlemine tabi tutulmuştur.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre okul kültürü, okulun fiziksel ve sosyal özelliklerinden oluşarak içerisinde gizli ve farklı kültürler barındırmaktadır. Sınıf kültürü ise sınıfın fiziksel özelliklerinden şeklini alırken, öğretmen ve öğretmenin sınıf içindeki uygulamaları da kültürün şekillenmesideki diğer öğelerdendir. Akran kültüründe, çocukların birbiriyle olan ilişkileri kültürün çekirdek kısmında bulunmakta ve özellikle erkek çocukların tercih ettikleri spiderman, ben ten, savaş oyunları bu kültürün doğasını oluşturmaktadır. Bu üç kültürün birbiriyle olan etkileşiminde okul kültürünün sınıf kültürünü şekillendirdiği, bu şekillenme sonucu oluşan sınıf kültürünün biçiminin ise akran kültürünün oluşumuna yön verdiği ve sınıf kültürü ile akran kültürünün çatıştığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Okulöncesi, Okul Kültürü, Sınıf Kültürü, Akran Kültürü
Akran eğitimi ile desteklenen öfke kontrolü eğitiminin lise öğrencilerinin öfke kontrol becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı; akran eğitimi ile desteklenen öfke kontrol beceri eğitim programının lise öğrencilerinin öfke kontrol becerilerine etkisini incelemektir. Bu amaçla Adana, Kozan, Kozan Lisesi'nde öğrenim gören öğrencilerden, 10'ncu sınıfa devam eden 346 öğrenciye Sürekli Öfke Öfke İfade Tarzı Ölçeği uygulanmış, ölçeğe iki ve daha fazla maddeye yanıt vermeyenler elenerek uygulama yapılan öğrenci sayısı 311 düşürülmüştür. Ölçek uygulaması sonucunda Sürekli öfke düzeyi yüksek olduğu tespit edilen öğrenciler belirlenmiştir. Okul içinde programı tanıtıcı sınıf içi tanıtım faaliyetleri ve okulun değişik yerlerine afişler asılmıştır. Gönüllü olan öğrencelerle ön görüşme yapılmış, yapılan görüşmelerde araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu uygulanarak, öğrenciler cinsiyet, sosyo ekonomik düzey ve aile durumları dikkate alınarak gruplara yerleştirilmiştir. Araştırmaya; deney 1 grubu için 13, deney 2 grubu için 13, kontrol grubu için 13 öğrenci dahil edilmiştir. Araştırmaya katılan deney 2 grubundaki öğrencilerin en yakın iki arkadaşı sosyometri yoluyla belirlenerek sınıf rehberliği çalışmasına dahil edilmiştir.Deney gruplarına her biri 90' ar dakika olmak özere 10 oturumluk psiko-eğitimsel içerikli Bilişsel Davranışçı Terapi Temelli öfke kontrol beceri eğitim programı uygulanırken, deney 2 grubundaki öğrencilerin en yakın arkadaşlarına öfke kontrolüne yönelik sınıf rehberliği çalışması yapılmıştır. Araştırmada kontrol grubuna herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Deney gruplarına uygulanan öfke kontrolü eğitimi, becerigeliştirme amaçlı, ağırlıklı olarak eğitimsel içeriğe sahip, egzersizlerin yer aldığı, Bilişsel Davranışcı Terapi yöntemlerinin kullanıldığı aynı zamanda etkileşimsel süreci içeren ve yapılandırılmış oturumlardan oluşan psiko-eğitimsel grup müdahalesidir.Deney gruplarının ve kontrol grubunun ön test ve son test karşılaştırılmaları için Türkçe uyarlaması Özer (1994) tarafından yapılan Sürekli Öfke Öfke İfade Tarzı Ölçeği kullanılmıştır. Söz konusu ölçek deney grupları ve kontrol gruplarına ön test ve son test ölçümleri olarak uygulanırken, kontrol grubundaki öğrencilere ulaşılamadığından izleme ölçümleri sadece deney grubundaki öğrencilerden elde edilmiştir. Araştırmada yarı deneysel model kullanılmış, araştırma verilerinin analizinde Tek Yönlü Varyans Analizi, deney grupları ve kontrol grubunun ön test ve son test karşılaştırmalarında Kovaryans Analizi ve izleme ölçümlerine yönelik ilişkili Örneklemler için t Testi analizlerinden yararlanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde uygulanan öfke denetimi beceri eğitim programının deney 1 ve deney 2 grubunun sürekli öfkelerinin azaltılmasında ve öfke kontrolü sağlamalarında etkili olduğu, akran eğitimi ile desteklenen deney 2 grubunda, deney 1 grubuna göre sonuçların daha anlamlı çıktığı görülmüştür. Araştırmada öfke içe ve öfke dışa alt testlerinde deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken alt ölçeklerin puan ortalamalarında farklılıklar olduğu gözlemlenmiştir. Uygulanan programın öğrencilerin sürekli öfkelerinin azaltılmasında ve öfke kontrolü sağlamalarında etkili olduğu, özellikle akran eğitimi ile desteklenen deney grubunda sonuçların sürekli öfkenin azaltılması ve öfke kontrolü sağlanmasında etkili olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca araştırmadan 2.5 ay sonra yapılan izleme testinde de etkinin deney grubundaki öğrencilerde devam ettiğini göstermiştir.Elde edilen bulgular ışığında araştırmadan elde edilen sonuçlar tartışılmış ve alanda çalışanlara ve gelecekteki araştırmalara yön verebilecek önerilerde bulunulmuştur.ANAHTAR KELİMELER: Öfke denetimi beceri eğitim programı, öfke kontrolü, ergen, akran eğitimi
Ebeveynler arası çatışma, akran ve medya etkileri ile ergenlerdeki şiddet davranışı arasındaki ilişkiler: Şiddete yönelik tutumların aracı rolü
Bu araştırma, sosyal bilişsel kuramlar çerçevesinde, ebeveynler arası çatışma, akran ve medya etkileri ile ergenlerdeki şiddet davranışı arasındaki doğrudan ilişkileri ve şiddete yönelik tutumların aracı rolünü incelemektedir. Araştırmanın örneklemini Adana'da 1 özel 11 devlet ilköğretim okulunun 7. ve 8. sınıfında öğrenim gören 964'ü kız 1156'sı erkek olmak üzere toplam 2120 öğrenci oluşturmuştur. Katılımcıların yaş ranjı 12 ile 17 arasında olup, yaş ortalaması 13.67'dir. Araştırmada öğrencilere, ?Şiddete Yönelik Tutum Ölçeği? ?Saldırganlık Ölçeği?, ?Algılanan Çok Boyutlu Şiddet Kaynakları Ölçeği? ve ?Çocukların Algıladıkları Ebeveynler Arası Çatışma Ölçeği? uygulanmıştır. Yapısal eşitlik modeli sonuçları, ebeveynler arası çatışma dışındaki değişkenlerin modele anlamlı katkısının olduğunu göstermektedir. Medya ve akran etkileri ile fiziksel şiddet arasındaki ilişkilerde şiddete yönelik tutumların kısmi aracılık rolü, medya ve akran etkileri ile sözel şiddet arasındaki ilişkilerde ise, şiddete yönelik tutumların tümüyle aracılık rolüne sahip olduğu saptanmıştır. Araştırmada, kız ve erkeklerde görülen şiddet türlerinin farklılık göstermesi nedeniyle, model cinsiyete göre de ayrı ayrı sınanmıştır. Her iki grup için yapısal eşitlik modelinde ebeveynler arası çatışmanın modele katkısının olmadığı görülüp modelden çıkartılmıştır. Her iki grupta da medya ve akran etkileri ile sözel şiddet arasında şiddete yönelik tutumların tümüyle aracılık rolüne sahip olduğu görülmektedir. Modellerdeki temel farklılık ise, erkek grubu için medya ve akran etkileri ile fiziksel şiddet arasında şiddete yönelik tutumların kısmi aracılık rolü olmasına karşın, kız grubunda şiddete yönelik tutumların aracılık rolüne rastlanamamıştır. Araştırma bulguları, sosyal bilişsel şiddet modeli kapsamında tartışılmıştır.
Boşanmış ailelerden gelen okul öncesi dönem çocuklarının sosyal becerileri ile akran ilişkilerinin incelenmesi
Bu araştırma boşanmış ailelerden gelen okul öncesi dönem çocuklarının ebeveynlerinin geçirdikleri boşanma sürecinin ve bu süreçte çocuklarıyla olan ilişkilerinin nasıl olduğunu; boşanmalarının üzerinden bir buçuk yıl geçtikten sonra çocukların sahip olduğu sosyal becerilerin ve akran ilişkilerinin neler olduğunu; öğretmenlerinin bu çocukların sosyal becerileri ve akran ilişkilerini geliştirmek için neler yaptığını araştırmak amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden durum araştırması niteliğindeki bu çalışmanın katılımcılarını, 2013-2014 eğitim öğretim yılında, Adana ilinin Çukurova ve Yüreğir ilçelerindeki MEB'e bağlı üç bağımsız anaokuluna devam eden, anne babaları son bir buçuk yıl içinde boşanmış olan 5-6 yaşlarındaki beş (üç kız, iki erkek) çocuk, bu çocukların anneleri, bir çocuğun babası ve çocukların öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında çocukların devam ettikleri sınıflardaki sosyal konumlarını belirlemek amacıyla uygulanan sosyometri ve akran değerlendirmesi; gelişim düzeylerinin belirlenmesinde 'Gazi Erken Çocukluk Gelişimi Değerlendirme Aracı' (GEÇDA); aile algılarının ve aile içi rollerin belirlenmesinde 'Kinetik Aile Çizimi' kullanılmıştır. Çocukların her biri sınıf ortamında sosyal becerileri ve akran ilişkileri açısından gözlemlenmiş; ebeveynleri ve öğretmenleriyle de yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak araştırma verileri elde edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçları Feminist Kuram temelinde tartışılmıştır. Bu bağlamda toplumsal cinsiyet rollerinin evliliğin sürdürülmesinde belirleyici olduğu sonucuna varılmıştır. Boşanmayla birlikte, kadınların çocuğun sorumluluğunun yanı sıra çalışma ve ev içi yaşamı düzenleme sorumluluklarının katlanmasında babanın hane içinden çıkmasının etkili olduğu düşünülmüştür. Boşanmanın babaların, çocuklarıyla olan etkileşimini ve buna bağlı olarak da sorumluluklarını azalttığı; ancak babaların boşanma sonrasında erkek çocuğuyla daha çok görüşmesinin desteklenmesinde ve sürdürülmesinde, erkek egemenliğin babadan oğula aktarımının sağlanabilmesi için kültürel bir rolünün olduğu kanısı uyandırmıştır. Boşanmayla birlikte hane içi ebeveyn rollerindeki değişikliğe alışma sürecinde çocukların zorlandıkları; ev içinde değişen ebeveyn rollerine ve özellikle ataerkil toplumlarda bağımlı çocuk yetiştirme sürecinde babanın üstlendiği otorite rolünü, boşanma sonrası eline almaya çalışan anneye tepkisel davranabildikleri sonucuna varılmıştır. Çocukların anne ve babalarıyla olan etkileşimlerinin boşanma sonrasında bozulmasıyla birlikte edinmiş oldukları bağımlı davranışlarını öğretmene yönelttikleri düşünülmüştür. Öğretmenlerin, çocuğun boşanmış aileden gelmesiyle ilgili olabilecek sorunlarını ebeveynlere iletmedikleri, bunun özel mülkiyete müdahale olarak algılanacağından kaygılandıkları saptanmıştır.
Kırıkkale ilindeki lise öğrencilerinde akran ilişkisi ile intihar olasılığının değerlendirilmesi
İntihar, ergenlik dönemi ve lise çağında bulunan gençlerde görülen ölümler arasında önemli bir yere sahiptir. Bu araştırma lise düzeyinde öğrenim gören öğrencilerin akran ilişkileri ile intihar olasılığının değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı tipte yapıldı. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim öğretim dönemi içerisinde Kırıkkale İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı il merkezinde bulunan 25 lisede eğitim ve öğretim gören 12242 öğrenci oluşturdu. Tabakalı örnekleme yöntemine göre 372 öğrenci çalışmanın örneklemini oluşturdu. Araştırma için gerekli izinler ve etik onay alındı. Verilerin toplanmasında, literatürden yararlanılarak hazırlanılan tanımlayıcı soru formu, akran ilişkileri ölçeği (AİÖ) ve intihar olasılığı ölçeği (İOÖ) kullanıldı. Veriler SPSS programında analiz edildi. Bu araştırmada yer alan lise öğrencilerinin %60,0'ı kadın ve %59,4'ünün 16-17 yaş grubunda olduğu görüldü. Lise öğrencileri %90,0'ı herhangi bir işte çalışmamakta, %90,9'unun kronik hastalığı bulunmazken, %6,0'ında psikolojik sorun veya hastalık olduğu ve %63,1'inin sağlıklarını iyi düzeyde algıladığı belirlendi. Demografik değişkenler ile ölçekler karşılaştırıldığında; cinsiyet ve ruhsal hastalık durumu ile akran ilişkisi ölçeği arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Ayrıca ruhsal hastalık, başarı, mutlu hissetme, sağlık ve ailede ruhsal hastalık ile intihar olasılığı ölçeği arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Akran ilişkisi ölçek alt boyutları ile intihar olasılığı ölçek alt boyutları arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki tespit edildi (p<0,05). Lise öğrencilerinin akran ilişkilerinin bazı sosyodemografik özelliklerinden etkilendiği ve akran ilişkilerinin de intihar olasılığını etkilediği belirlendi. Akran ilişkileri iyi olmayan ve intihar olasılığı olduğu düşünülen öğrenciler tespit edilerek bu öğrencilere destek olacak hemşirelik programları geliştirilebilir. Anahtar Kelimeler: Ergen, Lise Öğrencisi, Akran İlişkileri, İntihar Olasılığı, Okul Hemşireliği
Güreş temel becerilerinin öğretiminde akran öğretim modelinin etkisi
Amaç: Bu çalışma ortaokul öğrencilerine serbest güreş temel becerilerinin öğretiminde akran öğretim yöntemi ile geleneksel öğretim yönteminin karşılaştırılması amacı ile yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma grubunu önceden güreş sporu yapmamış 50 kadın / erkek öğrenci oluşturmuş, araştırma hastalık ve devam edememe durumlarından dolayı 36 öğrenci ile tamamlanmıştır. Akran öğreticilere 4 hafta süreyle günde 2, toplamda 8' er saat olmak üzere diğer öğrencilerin görmeyeceği şekilde serbest güreşe ait bazı becerilerinin öğretimi gerçekleşmiştir. Güreş becerileri edinen akran öğreticiler elde ettikleri bu becerileri sonrasında akranlarına öğretmesi ile uygulama sürdürülmüştür. Kontrol grubu ise geleneksel öğretim metodu ile aynı teknikler eğitmen tarafından uygulatılarak öğretimi sağlanmıştır. Video sistemi ile kayıt altına alınan becerilerin uygulanması, deney ve kontrol grubu olduğu belirtilmeden değerlendiricilere gönderilmiş ve değerlendirmeleri alınmıştır. Bulgular: Deney ve Kontrol grupları arasında t test sonucuna göre Koltuk altından geçme ve Çift ayak dalma'' becerilerinde anlamlı farklar bulunurken, Tek ayak dalma ile Kol çekme becerisinde farklılık görülmemiştir. Kadınlarda ise Koltuk altından geçmede farkın olduğu görülürken (p<05), Kol çekme, Tek ayak dalma ve çift ayak dalma becerilerinde fark yoktur (p> 0,5). Erkeklerin son test puanlarında ''koltuk altından geçme'' ve ''çift ayak dalma'' becerisinde anlamlı fark vardır (p< 0,5). ''Tek ayak dalma'' ve ''kol çekme'' becerisinde anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0,5). Tekniklerin toplam puanları üzerinden yapılan istatistiksel analiz sonucunda ise deney grubunun değerlerininin kontrol grubunun değerlerine göre istatistiksel olarak yüksek olduğu görülmüştür. Sonuçlar: Araştırmamız sonuçlarına göre Güreş temel becerilerinin öğretiminde, Akran öğretim modeli ile geleneksel öğretim modeli karşılaştırıldığında beceri toplam puanları bakımından Akran öğretim modelinin daha etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
5-6 yaş grubu çocuklarda ebeveyn tutumlarının akran ilişkilerine etkisi
Bu araştırma okul öncesi kurumlarında öğrenim gören 5-6 yaş grubundaki çocuklarda ebeveyn tutumlarının akran ilişkilerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Araştırma verileri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Lefkoşa, Girne, Gazimağusa ilçelerinde yer alan ve gönüllü katılım gösteren 8 okul öncesi eğitim kurumunda Şubat-Mayıs 2019 tarihleri arasında uygulandı. Tanımlayıcı ve kesitsel türde yapılan araştırmaya 263 aile ve 25 öğretmen katıldı. Çocuğun anne ya da babası "Ebeveyn Tutum Ölçeği"'ni ve "Tanıtıcı Bilgi Formu"'nu, öğretmenler ise her bir çocuk için ayrı olacak şekilde "Selçuk Akran İlişkilerini Değerlendirme Ölçeği"'ni doldurdu. İstatistiksel analizler SPSS (IBM SPSS Statistics 24) adlı paket program kullanılarak yapıldı. Araştırmaya katılım gösteren çocuklardan %47.5'i erkek, %52.5'i kız; %16.3'ü 5, %83.7'si 6 yaşındadır. İncelenen araştırma sonuçlarında; ebeveynin yaş, eğitim ve eşi ile olan birliktelik durumunun çocuğa karşı davranışlarında farklılık oluşturduğu saptandı. Çocukların davranış özellikleri değerlendirilmesinde Devlet ve Özel okul öncesi eğitim kurumlarında farklılıklar gözlendi. Ebeveyn tutumlarından aşırı koruyucu tutum ve otoriter tutumun çocuğun akran ilişkilerine olumsuz etkileri olduğu sonucuna ulaşıldı. Ebeveyn tutumları arasında yer alan aşırı koruyucu tutum ile çocuğun problem çözme yeteneği arasında zıt yönde bir ilişki bulundu (p<0.05). Ebeveynin otoriter tutumunun ise çocuğun akran kabulünü olumsuz etkilediği tespit edildi (p<0.05). Fakat demokratik ve izin verici ebeveyn tutumları çocuğun davranışlarında belirgin bir farklılık oluşturmadı. Anahtar Kelimeler: Erken çocukluk, Ebeveyn tutumları, Akran ilişkileri, Hemşirelik, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları.
Kaynaştırmaya/bütünleştirmeye hazırlık etkinliklerinin (KAHE) özel gereksinimli öğrencilerin sosyal kabulleri üzerindeki etkililiğinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, normal gelişim gösteren öğrencilere yönelik hazırlanan kaynaştırmaya/bütünleştirmeye hazırlık etkinliklerinin (KAHE) özel gereksinimli öğrencilerin sosyal kabulleri üzerindeki etkililiğini belirlemektir. Bu çalışmada; ilk olarak bir akran kabul ölçeği geliştirilmiştir. Ardından akranlara yönelik olarak hazırlanan Kaynaştırma/Bütünleştirmeye Hazırlık Etkinliklerinin (KAHE) etkililiğini belirlemek için bir programı oluşturulmuştur. Araştırma, Gaziantep ilindeki bir ilkokulunun 3. sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Araştırmaya deney grubunda 30, kontrol grubunda 30 olmak üzere toplam 60 öğrenci katılmıştır. Araştırmanın deney grubunda yer alan öğrencilere araştırmacı tarafından hazırlanan kaynaştırmaya/bütünleştirmeye hazırlık etkinlikleri (KAHE) uygulanmıştır. Uygulama 10 kaynaştırmaya hazırlık etkinliğinden oluşmaktadır. Araştırmada normal gelişim gösteren öğrencilerin kaynaştırmaya hazırlık etkinliklerinin uygulanması öncesi ve sonrası sosyal kabul düzeylerine etkililiğini belirlenmesine yönelik ön test-son test kontrol gruplu deneysel model kullanılmıştır. Araştırma verileri "Özel Gereksinimli Öğrencinin Kaynaştırma Sınıfına Kabulüne İlişkin Akran Ölçeği (AKÖ)" ile toplanmış, elde edilen veriler SPSS 22.00 paket programı ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, normal gelişim gösteren öğrencilerle gerçekleştirilen kaynaştırmaya hazırlık etkinliklerinin, özel gereksinimli bireylere yönelik sosyal kabulü artırmada etkili olduğunu göstermiştir.
Ortaokul düzeyindeki çocukların Suriyeli akranlarına yönelik metafor algısı ile anne - Babalarının Suriyelilere yönelik tutumunun incelenmesi
Bu çalışmanın amacı ortaokul düzeyindeki çocukların Suriyeli akranlarına yönelik metafor algısı ile anne ve babalarının Suriyeli yetişkin ve çocuklara yönelik tutumlarının incelenmesidir. Ayrıca çocukların kullandıkları metaforun niteliğinin cinsiyet, sınıf düzeyi, kardeş sayısı, Suriyeli sınıf arkadaşı sayısı ile sınıf arkadaşlığı süresi ve öğrenim gördükleri okul türü değişkenlerine göre nasıl farklılaştığı incelenmiş; anne ve babaların tutum ölçeklerinden aldıkları puanların eğitim düzeyi, gelir düzeyi, çocuk sayısı ve Suriyeli bir tanıdıklarının olması durumuna göre farklılaşması araştırılmış ve çocukların kullandıkları metafor niteliği anne ve babaların demografik değişkenleriyle birlikte analiz edilmiştir. Çocukların kullandıkları metaforlar ayrıca analize dahil edilmiştir. Araştırma örneklemi ölçüt örnekleme yoluyla ulaşılan 211 öğrenci (134 kız, 67 erkek) ile 211 anne ve 211 babanın katılımından oluşmaktadır. Karma desenle yürütülen çalışmada, nicel kısımda anne ve babalar için Yerel Halkın Suriyelilere Yönelik Tutum Ölçeği ve Mülteci Çocuklara Yönelik Tutum Ölçeği kullanılırken, nitel kısımda çocuklardan Suriyeli arkadaşıyla ilgili metafor cümlesi veri olarak toplanmıştır (Suriyeli arkadaşım ……… gibidir. Çünkü……...). Yapılan analizler ışığında kız çocukların Suriyeli akranlarına yönelik olumlu metaforları erkeklerden daha fazla kullandıkları ve İmam-Hatip okullarında kullanılan olumlu metaforun diğer okullardan daha fazla olduğu bulunmuştur. Anne ve babaların Suriyeli bir tanıdıklarının olup görüşüyor olmalarının tutum düzeylerine arttıracak yönde yansıdığı ve eğitim düzeyi ile gelir düzeyinin daha yüksek olmasının anne ve baba için farklı şekilde olsa da daha yüksek tutum düzeyi demek olduğu görülmüştür. Ayrıca olumlu metafor kullanan çocukların ebeveynlerinin her iki ölçek puan ortalamalarının, nötr ve olumsuz metafor kullanan çocuklardan yüksek olduğu ve çocukların en fazla olumlu temalarda metafor kullandığı görülmüştür.
Ortaöğretim öğrencilerinde akran çatışmasının incelenmesi
Sosyal yaşamın her alanında yaşanan değişim ve gelişimle birlikte artan kişisel farklılıklar, çatışmaları da beraberinde getirmektedir. Bu çalışma, Ortaöğretim Öğrencilerinde Akran Çatışmasının İncelenmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın evrenini 2011-2012 öğretim yılında lise birinci sınıfa devam eden 9950, örneklemini 1743 öğrenci oluşturmuştur. Verilerin analizi SPSS 16.0 istatistik paket programında yapılmıştır. Öğrencilerin %53.6'sının 15 yaşında, %58.7'sinin erkek, annelerinin %19.7'sinin, babaların %6.9'unun okur yazar olmadığı; anne-babaların %89.7'sinin sağ beraber yaşadığı, öğrencilerin %34.9'unun 5-6 kardeşinin olduğu, %37.7'sinin anne-babasının otoriter, ailelerin %48.8'inin gelirinin giderine eşit olduğu belirlendi.Öğrencilerin %47.7'sinin ailelerinde madde bağımlısı varlığı, %37.7'sinde madde bağımlısı olan kişinin babası olduğu,%80.2'si aileden şiddet görmediğini, %35.4'ü sorunlarını aileleriyle paylaştığı, %67.6'sının kendisini anlayan ve dinleyen anne babaya sahip olduğunu, %81.8'i ailesinin saldırgan davranışlara izin vermediği, %19'u delici kesici alet kullandığı, %14.3'ü madde bağımlısı olduğu, %24.7'sinin intihar etmeyi düşündüğünü ifade etmiştir.Öğrencilerin %17.2'si sorunların üstesinden gelmede fiziksel güç kullanılması gerekliliğine inandığı, %38.7'sinin arasıra öfke nöbeti geçirdiği; %47'sinin okulda zorbalık yapanların olduğu, %10.7'si okulda zorbalık yapan gruba katıldığı, %7.3'ü okulda zorbalık yapan grubun üyesi olmanın faydalı olduğunu, okulda herhangi bir sorun olduğunda ilk olarak %11.8'i öğretmenlerine başvurduğunu, %51.6'sının okulda şiddetin çok görüldüğünü, %61.6'sı okulda madde bağımlısının olduğunu, %46.7'sinin okulda kullanılan maddenin sigara olduğunu, %47.9'u okulda en fazla zorbalığın sözel şiddet, %21.5'i daha çok üst sınıfların alt sınıflara şiddet uyguladığını, %36.3'ü akran çatışması en fazla erkekler arasında olduğunu söylemiştir.Anahtar Kelimeler: Akran çatışması, Ergenlik, Ergenlik sorunları, Kişisel çatışmalar.
Akran aracılığıyla verilen sosyal beceri eğitimi programının ilköğretim ikinci kademedeki öğrencilerin saldırganlık düzeylerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, akran aracılı sosyal beceri eğitimi programının ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin saldırganlık düzeylerine etkisini incelemektir. Araştırma ön test ? son test tek gruplu yarı deneysel bir çalışma modeline göre düzenlenmiştir. Araştırmanın evrenini Kahramanmaraş merkezindeki bir ilköğretim okuluna devam eden 6, 7 ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Ön test uygulanan 297 öğrenciden saldırganlık puanları yüksek olan 56 öğrenci seçilmiştir. Bunların 28 tanesi kız, 28 tanesi erkek öğrencidir. Okuldan gönüllü ve akran yardımcısı olabilecek özellikleri taşıyan 11tane de 8. sınıf öğrenci seçilmiştir. Bunlara 8 hafta süren ve her oturumu 1,5 saat süren sosyal beceri eğitimi verilmiştir. Öğrencilerin saldırganlık düzeylerini belirlemek için Kocatürk (1982)'ün ?Saldırganlık Envanteri?nden yararlanarak Tuzgöl (1998) tarafından geliştirilen, ?Saldırganlık Ölçeği? kullanılmıştır. Ayrıca, çalışmaya katılan öğrencilerin demografik bazı değişkenlerine ulaşmak için araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. 56 öğrenci 11 gruba ayrılmış ve akran rehberi olan 11 öğrenci bunlara sosyal beceri eğitimini vermiştir. Eğitimden sonra da son test uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 15 kullanılmıştır. Aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır. Yapılan uygulamanın istatistiksel sonuçlarına bakıldığında, akranlar aracılığıyla verilen sosyal beceri eğitim programının öğrencilerin saldırganlık düzeylerini azaltmada etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin cinsiyetleri, öğrencilerin saldırganlık düzeylerinde farklılığa sebep olurken, anne baba medeni durumu, anne-baba eğitim durumu, kardeş sayısı, doğum sırası, oturdukları konut türü ve ailenin aylık gelirine göre öğrencilerin saldırganlık puanlarının farklılaşmadığı sonucuna varılmıştır.Anahtar kelimeler: Saldırganlık, Sosyal Beceri Eğitimi Programı, Akran Eğitimi, Akran Rehberliği, Akran Yardımcılığı, İlköğretim ikinci Kademe Öğrencileri
Spor yapan ve yapmayan ortaokul öğrencilerinin sporcu kimliği ve akran zorbalığının incelenmesi (Elazığ ili örneği)
Bu çalışmanın odak noktası, zorbalık ve akran zorbalığı ile ilişkili faktörleri, spor yapan ve spor yapmayan ortaokul öğrencilerinin sporcu kimliğine ve akran zorbalığına etkisini incelemektir. Çalışmanın evrenini Elazığ Milli Eğitim'e bağlı ortaokullar oluştururken örneklemini ise 2020-2021 Eğitim döneminde Elazığ Milli Eğitim'de eğitim gören 427 öğrenciye ulaşılması hedeflenmiştir. Araştırmada Sporcu Kimliği Ölçeği (SKÖ) ve Zorbalık Eğilimi Ölçeği (ZEÖ) kullanılmıştır. Anket verilerinin SPSS 22 analiz programı ile frekans, yüzde ve anlamlılık tabloları oluşturulmuştur. İkili karşılaştırmalar için Mann Whitney U-testi, ikiden fazla karşılaştırmalar için ise Kruskal Wallis analizi tablolarından faydalanılmıştır. İki ölçeğin birbirine olan etkisini bulmak için ise korelasyon ilişkisinden yararlanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin sporcu kimlik düzeyi puanları birçok araştırmaya göre düşüktür. Yaş ve sınıf arttıkça sporcu kimliğinin arttığı ve sporcu kimliğinin daha iyi oluştuğu görülmüştür. Sporcu kimliğinde erkek öğrencilerin puanının daha yüksek olduğu; Spor yapan ve takım sporları yapan öğrencilerin puanının daha yüksek bulunmuştur. Öğrencilerin Spor lisansı olma, Kick boks ve futbol yapan öğrencilerin SKÖ puanların daha yüksek olduğu ve görülmüştür. Öğrencilerin ZEÖ'de erkek öğrencilerin daha yüksek olduğu, 14 yaş öğrencilerin Zorbalık eğilim puanının daha yüksek olduğu ancak Rahatsız Olmama eğilimi alt boyutunda 11 ve 12 yaş öğrencilerin rahatsız olmama eğilim puanının daha yüksek olduğu görülmüştür. Rahatsız olmama eğilimi küçük yaşlarda görülürken ileriki yaşlarda bu eğilim azalmaktadır. Spor yapmayan öğrencilerin ve lisansı olmayan ve bireysel spor yapan öğrencilerin puanının daha yüksek olduğu görülmüştür. Koşu, kick boks, futbol, tenis sporuyla ilgilenen öğrencilerin, diğer branş yapan göre öğrencilere göre puanının daha yüksek olduğu görülmüştür. Sporcu kimliğinin akran zorbalığını %19 oranında azaltıcı bir etkinini olduğunu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sporcu kimliği, Zorbalık eğilimi, Zorba, Zorbalık mağduru, Ortaokul öğrencileri
Oyun, spor ve fiziki etkinlikler derslerine katılan engelli öğrencilerin sosyal becerileri ve sosyal davranışlarının akran reddi açısından öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Bu araştırma oyun, spor ve fiziki etkinlikler derslerine katılan engelli öğrencilerin akran reddi ile sosyal becerileri ve sosyal davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada engelli öğrencilerin akran reddine maruz kalıp kalmadıkları hakkındaki bilgilere ulaşmak için öğrencilerin öğretmenlerine iki adet ölçek uygulanmıştır. Araştırmaya, 1. 2. ve 3. kademe özel eğitim okullarında çalışan ve oyun, spor ve fiziki etkinlikler derslerinden sorumlu 63 beden eğitimi öğretmeni ve 253 özel eğitim öğretmeni olmak üzere toplam 316 öğretmen dahil edilmiştir. Araştırma betimsel ve ilişkisel tarama modelinde bir araştırma olarak kurgulanmıştır. Araştırma kapsamında "Causes of Peer Rejection Scale (Akran Reddetme Nedenleri Ölçeği)" ölçeğinin Türkçe 'ye uyarlama çalışması yapılmış ve "Oyun, Spor ve Fiziki Etkinlikler Dersi Akran Reddetme Ölçeği Öğretmen Formu" adıyla literatüre kazandırılmıştır. Güvenirlik ve geçerlilik çalışması yapılan "Oyun, Spor ve Fiziki Etkinlikler Dersi Akran Reddetme Ölçeği Öğretmen Formu" veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Ayrıca Okul Sosyal Davranış Ölçeği de araştırmada veri toplamak için kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı, verilerin normallik dağılımı için Kolmogorov-Smirnov testi, ikili karşılaştırmalarda Mann-Withney U testi, çoklu karşılaştırmalarda ise Kruskal Wallis-H testi kullanılmıştır. Araştırmada, engelli öğrencilerin sahip olduğu sosyal beceriler ve sosyal davranışlar nedeniyle akranları tarafından akran reddine maruz kalıp kalmadıkları araştırılmıştır. Ayrıca öğretmenlerin yaşı, cinsiyeti, branşı, öğrenci sayısı, yaşadığı şehir, hizmet yılı vb. değişkenler ile öğrencilerin akran reddi ilişkisi de incelenmiştir. Bahsedilen bu değişkenlerin tamamında anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Araştırmada akranlarına göre daha düşük seviyede sosyal beceriye sahip ve daha fazla olumsuz sosyal davranışa sahip engelli öğrencilerin akranları tarafından daha fazla akran reddine maruz kaldığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Engelli Öğrenciler, Oyun-Spor ve Fiziki Etkinlikler, Akran Reddi, Sosyal Beceri ve Sosyal Davranış, Öğretmen Görüşleri.
Ortaokullarda beden eğitimi ve spor dersinde akran eğitiminin etkililiği: Fiziksel etkinlik kartlarının kullanımı (Elazığ il örneği)
Bu çalışmanın amacı, Ortaokullarda Beden Eğitimi ve Spor Dersinde, Akran Eğitiminin Etkililiğinin, Fiziksel Etkinlik Kartlarının kullanılması sonucunda öğrencilerin beceri gelişiminde ve Beden Eğitimi ve Spor Dersine karşı öğrenci tutumlarındaki değişikliği belirlemek ve Beden Eğitimi ve Spor dersinde FEK kartlarının akran eğitimciler tarafından kullanılmasını modellemek. 2015-2016 Eğitim-Öğretim yılının II. Döneminde Elazığ ili Maden ilçesinde bulunan Atatürk Ortaokulu ile Sivrice ilçesinde bulunan Cumhuriyet Ortaokulunda 7. Sınıflarda öğrenim gören toplamda 120 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Atatürk Ortaokulunda öğrenim gören 7-A Şubesi kontrol grubu 7-B Şubesi deney gurubu, Cumhuriyet Ortaokulunda öğrenim gören 7-B Şubesi kontrol grubu 7-A Şubesi ise deney grubu olarak seçilmiştir. Deney grubunda 30 ve kontrol grubunda 30 öğrenci bulunmaktadır. Öğrenci seçiminin heterojen olması için Akran Eğitimci Gözlem Formu ve sınıfta "Kimdir Bu?" Testi uygulanarak öğrenci seçimi yapılmıştır. Belirlenen akran eğitimcilere süreç açıklanmış ve gönüllü onam formları alınmıştır. Sürece başlamadan önce Tüm öğrencilere "Beden Eğitimi Dersi Tutum Ölçeği" uygulanmıştır. Akran eğitimcilere FEK kartları eğitici eğitimini teorik ve pratik uygulamalar şeklinde (Eğitim süresi: 10 gün günde 1.30 saat toplam 15 saat) eğitim verilmiştir. Akran eğitimi alan öğrencilere eğitim süreci ve uygulama sürecini kapsayacak şekilde günlükler tutturulmuştur. Deney grubu öğrencilerine akran eğitimi eğitimi verilmiş akran eğitimci tarafında FEK kartları ile (4 hafta) ders işlemiştir. Kontrol grubu öğrencilerinin aynı FEK kartları ile beden eğitimi öğretmeni ile (4 hafta) ders işlemiştir. Dört haftalık ders sürecinin sonunda deney ve kontrol grubu öğrenciler ile bireysel ve odak grup görüşmeleri yolu ile akran eğitimi hakkında görüşler alınmıştır. Tüm öğrencilere "Beden Eğitimi Dersi Tutum Ölçeği" tekrar uygulanmıştır. Araştırmacı ve uzmanlar tarafından hazırlanan "Beceri Derecelendirme Ölçekleri" de uygulanmıştır. Öğrenciler ve öğretmenler tarafında tutulan günlükler raporlaştırılmıştır. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin farklı teknikleri ile veriler elde edilmiştir. Araştırmanın amacına yönelik olarak Akran Eğitimci Gözlem Formu, Kimdir Bu? Testi, Beden Eğitimi ve Spor Dersi Tutum Ölçeği, Beceri Derecelendirme Ölçeği, Akran Eğitimci Günlüğü, Bireysel ve Odak Görüşme Formları uygulanmıştır. Beceri derecelendirme ölçeği araştırmacı ve uzmanlar tarafında hazırlanmış, tutum ölçeği ise hazır olarak kullanılmıştır. Tutum ölçeği eğitim öncesinde ve sonrasında olmak üzere iki kez uygulanmıştır. Nitel veriler beden eğitimi öğretmenlerinin ve öğrencilerin günlüklerinden elde edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde, nitel boyut için betimsel analiz, nicel veriler için %, frekans ve tekrarlı ölçümler için t test ve tek yönlü varyans analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Nicel verilerin analizinde SPSS (22) paket programından yararlanılmıştır. Nicel veriler tablolaştırılarak açıklanmıştır. Yine gözlem formlarından elde edilen veriler frekans ve yüzde değerleri ile tablolar şeklinde sunulmuştur. Nitel veriler kodlanarak temalar elde edilmiştir. Fiziksel etkinlik kartlarının öğrencilerin derse yönelik tutumlarının etkisine bakıldığında, deney grubun ortak etkisinde anlamlı farklılığa ulaşılmıştır. Bu sonuca göre, deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin almış olduğu eğitim, programın öncesindeki ve sonrasındaki tutum düzeyinde son-test lehine anlamlı bir farklılığa yol açmıştır. Beden eğitimi derslerinde kullanılan akran eğitimi ve fiziksel etkinlik kartları hakkında öğrenci görüşleri araştırıldığında; öğrencilerin büyük çoğunluğunun, akran eğitimi ve fiziksel etkinlik kartlarla ders işlemenin derslerde farklılık yarattığı, hoşlarına gittiği, zevk aldıkları, derse katılımlarını arttırdığı, yararlı olduğu, kartların hareket becerilerini, kendilerine olan güveni geliştirdiği, kartları uygularken zorlanmadıklarını, işbirliği içerisinde hareket etmelerini sağladığı ve dersi daha eğlenceli hale getirdiği yönünde görüş bildirmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Fiziksel Etkinlik Kartları, Beden Eğitimi ve Tutum, Akran Değerlendirme
Spora katılımın akran ilişkileri üzerine etkisinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı spora katılımın akran ilişkileri üzerine etkisinin araştırılmasıdır. Çalışmaya 10-15 yaşları arasında 572 (%52,5) erkek, 518 (%47,5) kadın 1090 birey katılmıştır. Katılımcıların akran ilişkilerini değerlendirmek için Atik, Çok, Çoban, Doğan ve Karaman (2014) tarafından Türkçeye uyarlanan "akran İlişkileri Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek 22 maddeden ve 5 alt boyuttan (Birliktelik alt boyutu, Çatışma Alt Boyutu, Yardım Alt Boyutu, Koruma Alt Boyutu, Yakınlık Alt Boyutu) oluşmaktadır. Çalışmanın değerlendirilmesinde SPSS 15 paket programı kullanılmıştır. Verilerin tanımlayıcı istatistikleri alınmış veri analizi yapılmıştır. Veri analizinde ilk önce dağılımın normalitesine bakılmıştır. Normallik dağılımı Shapiro-Wilk testi ile yapılmıştır. Verilerin normallik değerlerini sağlamadığı görülmüştür. Verilerin değerlendirilmesinde Mann-Whitney U ve One Way Anaova testi kullanılmıştır. Fiziksel aktiviteye katılanların genel akran ilişkileri sıra ortalamaları, birliktelik alt boyutu, yardım alt boyutu, koruma alt boyutu, yakınlık alt boyutu sıra ortalamaları fiziksel aktiviteye katılmayanlara göre önemli derecede yüksek bulunmuştur (p<0.05). Çatışma alt boyutunda ise fiziksel aktiviteye katılanların akran ilişkileri sıra ortalamaları katılmayanlardan düşük olmasına rağmen aradaki fark istatistiksel olarak önemli düzeyde değildi (p>0.05). Lisanslı olarak spor yapanların genel akran ilişkileri sıra ortalamaları, birliktelik alt boyutu, koruma alt boyutu sıra ortalamaları fiziksel aktiviteye katılmayanlara göre önemli derecede yüksek bulunmuştur (p<0.05). Yakınlık alt boyutu, çatışma alt boyutu, koruma alt boyutu sıra ortalamaları lisanslı spor yapanlar lehinedir. Yalnız aradaki fark istatistiksel olarak önemli düzeyde değildir (p>0.05). Sonuç olarak spora katılım akran ilişkilerini olumlu yönde etkiliyor denilebilir.
Ergenlik döneminde beden imgesinin gelişimi üzerine aile, akran ve televizyonun etkilerinin incelenmesi
Bu araştırma, lise düzeyindeki ergenlerin beden imgelerinden sağladıkları doyum düzeyini belirlemek ve beden imgesinin gelişimine aile, akran ve televizyonun etkilerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir.Araştırmada, tarama modeli kapsamında nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntemlerden zenginleştirilmiş desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutu, Eskişehir il merkezi sınırları içinde yer alan ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı genel lise 1, 2 ve 3. sınıfa devam eden 1222 ergenle yürütülmüştür. Bu gruba öncelikle ?Beden Bölgelerinden ve Özelliklerinden Hoşnut Olma Anketi? uygulanmıştır. Elde edilen nicel verilerin çözümlenmesinde, ergenlerin beden imgelerinden doyum düzeylerinin cinsiyete göre değişip değişmediği belirlemek amacıyla bağımsız örneklemler t testi kullanılmıştır. Ayrıca, ergenlerin beden imgelerinden doyum düzeylerinin yaşa göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. Beden Bölgelerinden ve Özelliklerinden Hoşnut Olma Anketinden en yüksek puan alan 18 öğrenci ve en düşük puan alan 18 öğrenci ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler sonucunda elde edilen nitel verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır.Araştırma bulguları, ergenlerin beden imgesi doyum düzeylerinin; yaşa göre farklılaşmadığını (p>0.05), cinsiyete göre ise erkek öğrenciler lehine anlamlı bir farklılık olduğunu (p<0.05) göstermektedir.Ergenler, bedensel görünüşle ilgili duygu ve düşüncelerinin olumlu olduğunu, bunların kimi zaman değiştiğini, kendilerinde beğenmedikleri yanlar olsa bile yinede memnun olduklarını belirtmişlerdir. Beden imgelerinin gelişimine akranların etkisi konusunda ergenler, arkadaşlarından bedenleriyle ilgili olumlu sözler duyduğunda kendileri iyi hissettiklerini ve olumsuz sözler duyduklarında da olumsuz etkilendiklerini vurgulamışlardır. Arkadaş seçiminde ise, bedensel özellikler yerine kişisel özelliklerini tanımaya çalıştıklarını, başlangıçta bedensel özellikler önemli olsa da sonra huyların önemli olduğunu ve her ne kadar arkadaş seçiminde bedensel özelikler çok önemli değilse de etkili olduğunu vurgulamışlardır. Ayrıca, ergenler, şuan sahip oldukları bedensel görünüş özelliklerinden daha farklı özelliklere sahip olmalarının arkadaş sayısını ve arkadaşlar arasında kabul ya da reddedilmeyi etkilediği yönünde görüş bildirmişlerdir.Beden imgelerinin gelişimine ailelerinin etkisi konusunda ergenler, ailelerinin beden ve dış görünüşle ilgili konularda onları kırmadan olumlu yönde etkilediğini, ailelerinin bir parçası oldukları için kabul edilip desteklendiklerini ve ailelerinin doğuştan kalıtımla ve sonradan da yetiştirirken sunduğu ortamlarla bedenlerine yön verdiklerini dile getirmişlerdir. Ergenler ilk sırada, şuan sahip oldukları bedensel ve dış görünüş özelliklerinden daha farklı özelliklere sahip olsalar bile, bu durumun ailelerinin onlara karşı tutumunu etkilemeyeceğini belirtmişlerdir.Beden imgelerinin gelişimine televizyonun etkisi konusunda ergenler, çeşitli televizyon programlarında en çok görülen beden tipi ve özelliklerinin kadınlarda ve erkeklerde birbirinden farklı olduğunu; ancak genelde birbirine benzeyen, mükemmeliyetçi, güzel ve halkın orta kesimini yansıtmayan özelliklerin en çok görüntülendiğini belirtmişlerdir. Ergenler, televizyonda yaygın olarak sunulan ideal beden tiplerinin beden imgelerini etkilediğini ve en çok uzun, ince, sıkı vücutlu, düzgün fizikli ve giyimli, karizmatik, konuşması düzgün insanları beğendiklerini vurgulamışlardır.
Ergenlerde siber zorbalık ile ilgili demografik değişkenlerin incelenmesi: Bir meta analiz çalışması
Bu çalışmanın amacı demografik özelliklerin ergenlerin siber zorbalık davranışları üzerinde bir etkisi olup olmadığı hakkında genel bir görüş elde etmektir. Türkiye de son yedi yılda (2012-2018) ergenlerde siber zorbalığı etkileyen değişkenler üzerine yapılan çalışmaları Meta Analiz yöntemiyle bir araya getirerek yeniden analiz etmektir. Araştırma kapsamına; 2018 yılına kadar ergenlerde siber zorbalık konusunda Türkiye'de üretilen makale ve tezler alınmıştır. Çalışmada ulaşılan veriler meta-analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Meta Analiz aşamasında Medcalc®v10.3.0 paket programı ve metaHUN web aracı kullanılmıştır. Çalışmada ergenlerin siber zorbalık durumlarıyla ilişkili demografik özellikleri kişi sayısı, ortalama puanları ve standart sapma puanları ile verilen 16 çalışma yer almıştır. Yapılan meta analiz sonucuna göre cinsiyet, anne eğitim düzeyi ve günlük internette geçirilen sürenin siber zorbalık üzerinde bir etkisi olduğu bulunurken; baba eğitim durumu ve evde bilgisayar olup olmaması durumunun siber zorbalık üzerinde bir etkisi bulunamamıştır. Ergenlerde siber zorbalık ile ilgili demografik değişkenlerle ilgili Türkiye merkezli olup 2012-2018 yılları arasında yapılan çalışmaların bütünü taranarak meta analize alınmıştır. Ulaşılan sonuçlar temel alınarak; cinsiyetin siber zorbalık üzerinde etkisinin olduğu ve erkekler kızlardan daha fazla siber zorbalık yaptığı sonucuna ulaşılmıştır. Anne eğitim durumunun siber zorbalık üzerinde etkisinin bulunduğu; anne eğitim durumu ortaokul ve altı olanlar, anne eğitim durumu lise ve üstü olanlardan daha fazla siber zorbalık yaptığı sonucu bulunmuştur. Baba eğitim durumunun siber zorbalık üzerinde etkisi olmadığı gözlemlenmiştir. Evde bilgisayar olma durumunun siber zorbalık üzerinde etkisi bulunmamıştır. İnternette geçirilen günlük sürenin siber zorbalık üzerindeki etkisinin olduğu, internette günlük 3 saat ve daha fazla fazla zaman geçirenler, internette günde 3 saatten az zaman geçirenlerden daha fazla siber zorbalık yaptığı sonucu bulunmuştur.
Matematik derslerinde akran eğitimi yaklaşımının 9.sınıf öğrencilerine etkisi üzerine eylem araştırması
Bu çalışma akran eğitimi yönteminin dokuzuncu sınıf öğrencilerinin matematik dersine karşı tutum ve davranışlarında meydana gelebilecek bilişsel ve davranışsal değişiklikleri meydana çıkarmayı amaçlamaktadır. Araştırma, Manisa'nın bir merkez ilçesinde yer alan bir Anadolu Lisesinde öğrenim gören oniki 9. sınıf öğrencisi ile yapılmıştır. Öğretmenin araştırmanın merkezinde olması ve kendi öğretim etkinliklerini geliştirmek istediğinden araştırma bir eylem araştırması örneğidir. Çalışmada akran eğitiminin çapraz akran eğitimi ve karşılıklı akran eğitimi olmak üzere iki modeli kullanılmıştır. Akran eğitimi programı başlamadan önce planlama yapılmış ve plan doğrultusunda çalışma yürütülmüştür. Çalışma sonunda araştırmacı ve bir uzman tarafından hazırlanan görüşme formundaki sorular öğrencilere sorulmuş ve görüşleri alınmıştır.Verilerin analizinde öğrencilerin görüşleri fenomenografik yöntemin teknikleri kullanılarak karşılaştırılmış, kategorilere ayrılmış ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda matematik dersinde akran eğitiminin öğrencilerde davranışsal ve bilişsel olmak üzere etkileri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu etkiler çalışmada uygulanan akran eğitiminin iki çeşidi için olduğu kadar öğreten ve öğrenen öğrenciler için de ayrı ayrı ortaya konmuştur. Akran eğitiminin bu çalışmada ortaya çıkan bilişsel açıdan en önemli etkileri öğrencilerin öğretirken öğrenmesi, akademik ortalamalarının yükselmesi ve problem çözme becerilerinin artmasıdır. Davranışsal açıdan ise takım çalışmasının önemini artırması, özgüvenin artması, biri kimin rolünü üstleniyorsa onun özelliklerini alır anlamına gelen rol teorisi ve öğrenmeye karşı sorumluluğun artmasıdır. Olumsuz olarak değerlendirilebilecek etkiler ise öğrencide meydana gelebilecek kavram kargaşası, devamsızlık sorunu ve cinsiyet farklılığının öğrencide meydana getirdiği motivasyon düşüklüğüdür.
Ortaokul öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeylerinin çeşitli psikososyal (sosyal ve bireysel) faktörler açısından incelenmesi
ÖZET ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİNİN FİZİKSEL AKTİVİTE DÜZEYİNİN ÇEŞİTLİ PSİKOSOSYAL (SOSYAL VE BİREYSEL) FAKTÖRLER AÇISINDAN İNCELENMESİ Mehmet Sıraç AKPINAR Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı Eskişehir Teknik Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Eylül 2022 Danışman: Doç. Dr. Günay YILDIZER Bu tez çalışmasının amacı; öğrencilerin çeşitli psikososyal değişkenler açısından fiziksel aktivite düzeylerini ilişkisel bir model ile incelemektir. Bu bağlamda araştırmaya dahil edilen değişkenler sosyal ve bireysel (ebeveyn desteği, akran desteği, fiziksel aktiviteye yönelik bireyin tutumu) değişkenlerdir. Bu değişkenler arasında öğrencilerin toplam aktivite düzeyleri bağımlı değişken olarak ele alınırken, bu değişkeni oluşturan iki alt gözlenen değişken öğrencilerin kendilerinin raporladıkları okul içi aktivite düzeyleri ve okul dışı aktivite düzeyleridir. Araştırma 346 öğrenci ve bunların ebeveyni olan 346 veli olmak üzere toplam 692 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Bu değişkenler ile öğrencilerin fiziksel aktivite düzeylerini tutum, aile desteği ve öğrencilerin akran ve ebeveynlerinden gördüklerine inandıkları destek yordama durumunu inceleyen yapısal eşitlik model oluşturulmuştur. Yapısal eşitlik modelinin yürütülmesi için öncelikli olarak veri setinin normalliği test edilmiştir. Bu bağlamda araştırmaya dahil edilen tüm değişkenler için varyasyon katsayılarının 17,29 ve 33,80 arasında değiştiği görülmektedir. Sonuç olarak ortaya çıkan bulgular referans değerler ile karşılaştırıldığında öğrencilerin algıladıkları sosyal desteğin raporlanan fiziksel aktivite düzeyi üzerinde pozitif yönde anlamlı etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır (β= 0.149, p<0.001). Öte yandan ebeveynler tarafından sağlanan destek (β= 0.021, p=0.295) ve tutum (β= 0.20, p=0.0445) toplam fiziksel aktivite düzeyi üzerinde herhangi bir etki oluşturmadığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Fiziksel Aktivite, Akran Desteği, Ebeveyn Desteği, Tutum