Akran
Bu konu başlığı altında 67 tez
Ebü'ş-Şeyh Abdullah b. Muhammed ve Zikrü'l-Akrân ve Rivâyâtühüm ʿAn baʿzıhim Baʿzan adlı eseri
Bu çalışmada III/IV. yüzyılda yaşamış olan İsfahan'nın önde gelen meşhur hadis hâfızı ve tarihçilerinden Ebü'ş-Şeyh'i ve Zikrü'l-akrân ve rivâyâtühüm ʿan baʿzıhim baʿzan adlı önemli eserini incelemektedir. Eser akran rivâyetiyle ilgili olduğundan çalışma bu konu hakkında da bilgi barındırır. İlk Ebü'ş-Şeyh'in hayatı, ilmî şahsiyeti ve eserleri üzerinde durulmaktadır ve ardından eserin özellikleri, telif amacı, muhtevası, kaynakları ve literatürdeki yerinden bahsedilmektedir. Ebü'ş-Şeyh'in söz konusu eseri dışında akran rivâyetiyle alakalı hiç bir eser günümüze ulaşmamıştır. Çalışmanın ikinci kısmında akran rivâyetinin tanımı verilip tarihi hakkında bilgi verildikten sonra bu konu hakkında kaleme alınan eserler zikredilmektedir. Araştırma sonucu akran rivâyetinin sekiz sebebi tespit edilmiştir: Dünya meşgalesi, Hz. Peygamber'e sormaya çekinme, muhadramın Hz. Peygamber'le, talebenin de hocasıyla buluşamaması, talebenin hocasının bütün rivâyetlerini alamaması, hadis râvisinin fakih olması, hadisi kendisinden aldığı akranın hocasının hadislerini en iyi bilen şahıs olması ve maddî sebepler olmak üzere akran rivâyetinin sekiz sebebi bulunmaktadır. Çalışmanın son bölümünde akran râvilerin kimlikleri tespit edilip kimin hangi râviden kaç rivâyet aldığı saptanarak tablo şeklinde verilmektedir. İlk tablo müdebbec hadislerin râvilerinden oluşurken ikinci tablo müdebbec olmayan, sadece bir râvinin diğerinden rivâyet ettiği râvilerden oluşmaktadır. Zikrü'l-akrân'da zikredilen 462 rivâyetin 376'sı müdebbec hadis, 86'sı akran rivâyetidir. Eserde adı geçen 127 râvinin 61'i müdebbec hadis, 66'sı da rivâyetü'l-akrân nakleder. Ayrıca akran rivâyetinin özellikle ilk üç nesilde yaygın olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ebü'ş-Şeyh, Zikrü'l-akrân ve rivâyâtühüm ʿan baʿzıhim baʿzan, müdebbec hadis, akran rivâyeti
Akran ve antrenörlerin motivasyonel iklime olan etkisi ve motivasyonel iklimle ilişkili psikolojik değişkenler
Bu çalışmanın amacı, 14-16 yaş aralığındaki genç futbolcuların başarı algısı, psikolojik gereksinimlerin doyurulması, öznel iyilik hali ve içsel motivasyon düzeyleri üzerinde akran ve antrenörün oluşturduğu motivasyonel iklimin etkisini belirleyebilmektir. Çalışmaya 7 farklı takımda oynayan 222 (Xyaş=15,07; SD=,78) erkek futbolcu katılmıştır. Çalışmada Algılanan Motivasyonel İklim Ölçeği, Akranın Yarattığı Motivasyonel İklim Ölçeği, Başarı Algısı Envanteri, Sporda Güdülenme Ölçeği, İhtiyaç Doyumu Ölçeği ve Öznel Zindelik Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın temel problemleri kapsamında MANOVA, Aşamalı Hiyerarşik Regresyon ve Düzenleyici Değişken Analizleri gerçekleştirilmiştir. MANOVA sonucunda ego altölçeğinin, başarı algısı-ego (p=,001, η2=,72), ihtiyaç doyumu-özerklik (p=,005, η2=,69), ihtiyaç doyumu-yeterlik (p=,046, η2=,51) ve ihtiyaç doyumu-ilişkisellik (p=,001, η2=,63) altölçekleri ile anlamlı ve yüksek bir etki büyüklüğüne sahip olduğu görülmüştür. Hiyerarşik Regresyon Analizinin ilk aşamasında başarı algısı-ego değişkenindeki varyansı %14 ile en yüksek düzeyde açıklayan akran motivasyonu-rekabet değişkeni olmuştur. Akran motivasyonunun gelişim altboyutu analize dahil edildiğinde, açıklanan varyans %16 olmuş, son aşamada antrenör motivasyonunun görev altölçeği analize dahil edildiğinde, açıklanan varyans %19'a yükselmiştir. Düzenleyici Değişken Analizi sonucunda ise yalnızca antrenör motivasyonunun ego altölçeği ile Başarı Algısı Ölçeği'nin görev altölçeği arasındaki ilişkinin İhtiyaç Doyumu Ölçeğinin İlişkisellik altölçeği tarafından düzenlendiği modelin anlamlı olduğu görülmüştür (∆R2 =,025;F(1,213)=5,8606;p<,05). Çalışmanın sonucunda, antrenörlerin ve akranların yarattığı motivasyonel iklimin içeriğinin, sporcuların psikolojik değişkenleri üzerinde etkili olduğu bulunurken, akran etkisinin, antrenörün yarattığı motivasyonel iklimden daha yüksek etkiye sahip olduğu da ortaya konmuştur.
Okul öncesi dönemde çocuğun akran, ebeveyn ve öğretmen ilişkileri ile mizaç ve sosyal becerileri arasındaki ilişkiler
Bu araştırmanın temel amacı, okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 46-72 aylık çocukların akran-öğretmen-ebeveyn ilişkileri ile mizaç değişkenleri ve sosyal becerileri arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkileri ortaya koymaktır. Bu araştırma nicel araştırma yaklaşımıyla yapılandırılmış ve ilişkisel araştırma desenine göre uygulanmıştır. Araştırma, yordayıcı ilişkisel desende planlanmış ve veriler 2020-2021 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde toplanmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen verilerin analizinde değişkenler arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkiyi ölçmek için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Bu araştırmadan elde edilen sonuçlar sebatkârlık alt ölçeğinde cinsiyete göre anlamlı farklılık olduğunu göstermiştir. Anne-baba olumlu ilişkisi sıcakkanlılık/utangaçlığı negatif yönde, sosyal beceri ise sıcakkanlılık/utangaçlığı pozitif yönde yordamaktadır. Ayrıca analiz sonuçları, anne-baba çatışma puanlarının sebatkârlığı anlamlı düzeyde ve negatif yönde yordadığını göstermiştir. Anne-baba çatışma puanlarının ritmikliği anlamlı olarak yordadığı ve mizaca ilişkin ritmiklik alt boyutunun negatif yönde yordayıcısı olduğu görülmüştür. Akran ilişkileri ve anne-baba çatışması birlikte tepkisellik alt boyutunu anlamlı olarak yordamıştır. Diğer bir sonuç ise akran ilişkileri ve anne-baba çatışmasının birlikte tepkisellik alt boyutunu anlamlı olarak yordadığıdır. Hiyerarşik regresyon analizinden elde edilen sonuçlara göre öğretmen-öğrenci yakınlık, akran ilişkileri ve akran saldırganlığının birlikte sosyal beceriyi anlamlı düzeyde yordadığını göstermiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular alanyazındaki bulgular çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar sözcükler: akran ilişkileri, ebeveyn-çocuk ilişkisi, mizaç, okul öncesi dönem, öğretmen-çocuk ilişkisi, sosyal beceri
Okul öncesi dönemdeki çocukların akran ilişkileri ve sosyal beceri düzeylerinin anne çocuk ilişkileri açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı okul öncesi dönemdeki çocukların akran ilişkileri ve sosyal beceri düzeylerini anne-çocuk ilişkileri açısından incelemektir. Çalışmanın örneklemini Ankara ilindeki MEB'e bağlı okul öncesi eğitim kurumlarından kartopu örnekleme yoluyla seçilen 4-6 yaş aralığındaki 200 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel model kullanılmıştır. Araştırma verileri Kişisel Bilgi Formu, Çocuk-Ana Baba İlişki Ölçeği, Çocuk Davranış Ölçeği ve Sosyal Beceri Geliştirme Sistemi Derecelendirme Ölçeği yardımıyla toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda çocuk-ana baba ilişki ölçeğinin çatışma alt boyutu puanları ile sosyal beceri ölçeğinin iş birliği ve öz denetim alt boyutları arasında anlamlı ve ters yönlü bir ilişki olduğu; olumlu alt boyutu ve toplam puanları ile sosyal beceri ölçeğinin sorumluluk alt boyutu arasında anlamlı ve ters yönlü ilişki olduğu bulunmuştur. Çocuk-ana baba ilişki ölçeğinin çatışma alt boyutu puanları ile çocuk davranış ölçeğinin saldırganlık alt boyutu puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sosyal beceri ölçeğinin alt boyutları ve toplam puanlarında cinsiyete göre anlamlı farklılık olduğu; çocuk davranış ölçeği aşırı hareketlilik alt boyutunda yaşa ve cinsiyete; asosyal ve dışlama boyutlarında ise cinsiyete göre anlamlı farklılık olduğu sonuçlarına varılmıştır. Çalışmanın sonucunda, annelerin çocuklarıyla kurdukları ilişkiler ile çocuklarının akran ilişkileri ve sosyal beceri düzeyleri arasındaki ilişkiye göre araştırmacılar ve uygulayıcılar için öneriler geliştirilmiştir.
The influence of peer-interaction on middle school students' learning motivation
This research's aim is to investigate the impact of peer interaction on middle school students' learning motivation for English. In this study, the researcher collected both qualitative and quantitative data using a quasi-experimental research design. Firstly, the quantitative data were collected via Gardner's Attitude/Motivation Test Battery (AMTB) (Gardner, 1985), which is originally a 6-point Likert format and was adapted to a 5-point scale ranging from 'Strongly Agree' to 'Strongly Disagree' by (Dogan, 2009). The initial quantitative data were analysed with the latest version of SPSS. Secondly, regarding qualitative data, a student interview form and a teacher interview form were also be utilised, all of which were also developed by the researcher. Interviews with the students and the teachers were audio-recorded and transcribed. Thematic content analysis was used to examine qualitative data. The results have revealed that CLT is much more effective in motivating the students' English learning skills by giving them a chance to practice their passive knowledge of English gained through GTM lessons. Moreover, board games are the most motivating CLT activity for the learners since as a fun activity, the board games match the students' age range. Due to the national examination system which requires grammar and vocabulary test-taking skills, GTM will remain the dominant lesson shape in the school curricula, however, CLT lessons may also gain a foothold in teaching English as a Foreign Language to the students.
Gelişimsel dil bozukluğu riski olan çocukların sosyal-duygusal ve dil gelişimleri arasındaki ilişkinin normal dil gelişimi gösteren akranları ile karşılaştırılması
Gelişimsel dil bozukluğuna eşlik eden problemler olduğu bilinmektedir. Bu problemler arasında davranış problemleri ve sosyal-duygusal yeterliliğin düşük olması yer almaktadır. Bu araştırmada, gelişimsel dil bozukluğu riski (rGDB) olan ve normal dil gelişimine sahip çocukların dil ve sosyal-duygusal gelişimleri arasındaki ilişkiyi ve dil gelişimi ile sosyal-duygusal gelişim alanlarının çocukların etkileşimsel davranışları üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. İkincil olarak, ebeveynlerin çocukları ile etkileşiminin dil ve sosyal-duygusal gelişimleri ile ilişkisi incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Dil ve Konuşma Terapisi Ünitesinde yürütülmüştür. Çalışmaya kronolojik yaşı 24-36 ay aralığında gelişimsel dil bozukluğu riski bulunan 51 çocuk (36 E, 15 K) ve normal dil gelişimine sahip 51 çocuk (30 E, 21 K) dahil edilmiştir. Dil değerlendirmeleri 'Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi', 'Dil Gelişimi Tarama Envanteri', 'Ortalama Sözce Uzunluğu'; sosyal-duygusal gelişim değerlendirmesi 'Kısa 1-3 Yaş Sosyal ve Duygusal Değerlendirme Ölçeği'; etkileşimsel davranış değerlendirmeleri 'Çocuk Davranışını Değerlendirme Ölçeği -Türkçe Versiyon' ve 'Ebeveyn Davranışını Değerlendirme Ölçeği - Türkçe Versiyon' ile yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, rGDB olan çocukların normal dil gelişimi gösteren akranlarına göre anlamlı olarak daha fazla davranış problemleri ve daha düşük sosyal-duygusal yeterlilik gösterdikleri görülmüştür (p < ,001). Çocukların dil gelişimleri ve sosyal-duygusal gelişimleri arasında ilişki bulunmuştur. Ebeveynin davranışlarının çocukların dil gelişimleri ve sosyal-duygusal gelişimleri üzerindeki etkisi gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: gelişimsel dil bozukluğu, dil gelişimi, sosyal-duygusal gelişim, çocuk davranışı, ebeveyn davranışı
Çölyak tanılı adölesanlarda akran etkileşimli grup desteğinin yaşam kalitesi, akran ilişkileri ve başetme düzeylerine etkisi
Bu çalışma, 13-18 yaş grubundaki çölyak hastalığı olan adölesanlara verilecek akran etkileşimli grup desteğinin, adölesanların yaşam kalitesi, akran ilişkileri ve baş etme düzeylerine etkisinin incelenmesi amacı ile randomize kontrollü deneysel çalışma olarak tasarlanmıştır. Çalışma bir üniversite hastanesinde izlenen ve çölyak hastalığı bulunan ve araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan 36 adölesan ile yapılmıştır. Çalışmaya katılmayı kabul eden adölesanlar kura yöntemi ile araştırma ve kontrol gruplarına rastgele dahil edilmişlerdir. Çalışmanın verileri 22.06.2018- 11.10.2018 tarihleri arasında, adölesan ve aileye yönelik tanıtıcı bilgi formu, Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ), Akran İlişkileri Ölçeği, Ergenler İçin Başa Çıkma Ölçeği (EBÇÖ) kullanılarak toplanmıştır. Çalışmanın örneklemine alınan araştırma grubundaki adölesanlar (n=18) ile altı akran etkileşimli grup oturumu oturum yapılmıştır. Uygulanan altı oturum bir hafta ara ile yapılmış olup, her oturum yaklaşık 1,5 saat sürmüştür. Düzenlenen oturumlarda katılımcılara araştırmacı tarafından çölyak hastalığına ilişkin ev, okul ve sosyal yaşamda karşılaştıkları problemlerle ilgili sorular yöneltilerek, adölesanların birbirleri ile tartışmaları ve çözüm önerileri sunmaları sağlanmıştır. Kontrol grubundaki adölesanlara (n=18) herhangi bir eğitim ya da danışmanlık verilmemiştir. Araştırma grubundaki adölesanların yaşam kalitesi ölçeği toplam puanları kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek (Z=-4,734; p<0,001), akran ilişkileri ölçeği toplam puanları, kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksektir (t=6,837; p<0,001) Araştırma grubunun kendi içinde başa çıkma ölçeği aktif başa çıkma alt boyutu son test puanları, ön test puanlarına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek (t=-2,712; p=0,015), başa çıkma ölçeği kaçınan başa çıkma alt boyutu son test puanları, ön test puanlarına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksektir. (t=-2,486; p=0,024). Araştırma grubundaki adölesanların başa çıkma ölçeği olumsuz başa çıkma alt boyutu son test puanları, kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha düşüktür. (Z=-2,660; p=0,008). Sonuç olarak; çölyak tanılı adölesanlarda, akran etkileşimli grup desteği müdahalesini içeren bu çalışmada, müdahale sonrasında adölesanlarda yaşam kalitesinde artma, akran ilişkilerinde olumlu gelişmeler, aktif başa çıkma ve kaçınan başa çıkma stratejisinin kullanımına ilişkin artma ve olumsuz başa çıkma stratejisinin kullanımına ilişkin müdahale etkili bulunmuştur. Çölyak Hastaları için hemşire liderliğinde akran destek gruplarının kurulması, hastalıkla baş etmede, yaşam kalitesinin artırılmasında, sosyal izolasyonun azaltılmasında etkili olacaktır.
Çocukların empatik bakış açısı alma becerisinin akran kabulü ve öğretmenleri ile olan iletişimleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmada temel amaç, okul öncesi dönem çocuklarının empatik bakış açısı alma becerilerinin, öğretmenleriyle kurdukları ilişki biçimleri ve arkadaşları tarafından tercih edilme düzeyleri üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Çalışma temel olarak empati, akran kabulü ve çocuk-öğretmen ilişkileri üzerine kurulmuştur. Çünkü bu faktörler sosyal-duygusal uyum, ilişkilerin sağlıklı biçimde yürütülmesi, okul ve öğrenmeye ilişkin olumlu atıfların kazanımında önemli rol oynamaktadır. Araştırma Kars il merkezinde bulunan altı okulda 48-60 aylık yaş grubundaki çocuklarla ve bu çocukların öğretmenleriyle yapılmıştır. Araştırma iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamada sosyometrik test tekniği, ikinci aşamada ise empatik bakış açısı alma senaryoları ve STRS (Öğrenci-Öğretmen İlişki Ölçeği) formu uygulanmıştır Araştırmadan elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda sosyometrik test tekniğinden olumlu sonuçlar alan ve akranları tarafından kabul edilme oranları yüksek olan çocukların öğretmenleri ile oldukça yakın ilişkiler kurabildikleri aynı zamanda kendilerini daha iyi ifade edebildikleri görülmüştür. Empatik bakış açısı alma senaryolarını anlayabilen ve resimlerde yer alan hikayeleri fark edebilen çocukların arkadaşları ile de güzel ilişkiler içerisinde oldukları ve arkadaşları tarafından da sınıf içerisinde kabul edildikleri görülmüştür. Okul öncesi dönemde empatik bakış açısı alabilme becerisi kazanan çocukların kişiler arası problemleri daha kolay çözebildikleri, çevrelerinde bulunan kişilerle daha iyi iletişim kurabildikleri, duygularını daha kolay fark edebildikleri ve karşı tarafa daha iyi aktarabildikleri düşünülmektedir. Sonuç olarak çocukların empati becerisinin yüksek olması sınıf içerisindeki kabul edilme durumlarını arttırdığı, sınıf ortamına uyum sağlamalarını kolaylaştırdığı ve öğretmenleriyle iletişimlerinin kalitesini iyileştirdiği görülmüştür.
Ergenlerde risk alma davranışlarında akran ve aile ilişkileri ile problem çözme becerisinin incelenmesi
Risk alma davranışlarının ergenlerin yaşamında pek çok olumsuz etkilerinin olduğu bilinmektedir. Risk alma davranışları nedeniyle sorun yaşayan ergenlere yardım edebilmek için öncelikle bu tür davranışları yordayan değişkenlerin belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışma ile ergenin risk alma davranışlarına katılımının yordayıcıları olarak; akran grubunun risk alma davranışlarına katılımı, akranlar ve ebeveynler ile kurulan ilişkilerin kalitesi ve ergenin kişilerarası problem çözme becerisi Problem Davranış Kuramında tanımlanan sistemler temel alınarak incelenmektedir. Çalışmanın örneklemini yaşları 15 ile 18 arasında değişen 1067 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcılardan Demografik Bilgi Formu, Risk Alma Ölçeği, Ergen Aile Süreci Ölçeği, Akran İlişkileri Ölçeği, Sapkın Arkadaşlar Ölçeği ve Kişilerarası Problem Çözme Envanteri aracılığı ile bilgi toplanmıştır. Yapılan hiyerarşik regresyon analizinde erkek, sosyo-ekonomik durumu yüksek ailelerde yetişen, yapıcı problem çözme becerileri düşük, annesiyle yüksek düzeyde çatışma yaşayan, birlikte olduğu arkadaşları annesi tarafından yüksek düzeyde kabul edilen, arkadaş ilişkilerinde sadakat ve bağlılığı yüksek, güveni düşük olan, risk alma davranışı gösteren arkadaşlara sahip olan ve ailesinde alkol kullanan kişi sayısı yüksek olan ergenlerin daha çok risk aldığı görülmüştür. Risk alma davranışlarının en güçlü yordayıcısının Algılanan Çevre Sistemindeki yakın yapının olduğu, bunu Algılanan Çevre Sistemindeki Uzak Yapının izlediği, Sosyal Çevre Sisteminin yordama gücü bakımından üçüncü sırada geldiği ve son olarak kişilik sisteminin risk alma davranışları üzerinde açıklanan varyansa en düşük katkıyı sağlayan sistem olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, literatür doğrultusunda tartışılmıştır.
Tip 1 diyabet tanılı adölesanlarda akran etkileşimi içeren grup eğitiminin metabolik kontrol üzerine etkisi: Randomize kontrollü çalışma
Araştırma, 13-18 yaş grubundaki glisemik kontrolü kötü olan Tip 1 diyabet tanılı adölesanlara verilen akran etkileşimi içeren ve Roy Adaptasyon Modeline göre uyarlanmış eğitimin, adölesanların metabolik kontrolleri üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla randomize kontrollü girişimsel bir çalışma olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, basit rastgele randomizasyon ile belirlenen, Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Endokrin Polikliniği'ne kayıtlı ve izlemlerine devam edilen 46 adölesan (23 girişim, 23 kontrol) oluşturmuştur. Araştırmanın verileri; "Diyabetli Adölesanı Tanılama Formu", "Diyabete İlişkin Bilgi Değerlendirme Formu", "Tip 1 Diyabetli Adölesanlarda Diyabet Yönetimi Öz Yeterlilik Ölçeği" ve "Çocuğun Kendi Hastalığına Yönelik Tutumu Ölçeği" nden oluşan veri toplama formları ile toplanmıştır. Girişim grubunda olan adölesanlara akran etkileşimi içeren grup eğitimi oturumları araştırmacı tarafından bir hafta arayla uygulanmıştır. Toplamda 7 oturumda sunulan eğitimin içeriği Roy Adaptasyon modeline göre oluşturulmuştur. Her oturum ortalama 2 saat sürmüştür. Oturumlarda her haftanın konusuna yönelik araştırmacı tarafından hazırlanan sunumlar anlatılmış, bu süreçte her konu başlığında deneyim paylaşımları yapılarak interaktif bir ortam oluşturulmuştur. Kontrol grubu diyabet eğitim hemşiresi tarafından hastane rutini olarak uygulanan bireysel diyabet eğitimini almıştır. Analizler SPSS 26.0 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiş olup, analizlerde anlam düzeyi α=0.05 olarak alınmıştır. Girişim ve kontrol gruplarındaki adölesanlar demografik değişkenler ve diyabete ilişkin özellikler yönünden incelendiğinde; gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Araştırmada elde edilen bulgulara göre girişim ve kontrol grubu arasında diyabete yönelik özyeterlilik, kendi hastalığına yönelik tutum ve diyabete yönelik bilgi düzeyi puan ortalamaları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,001). 1. ay ve 3. ay değerlendirilen HbA1c düzeyleri açısından gruplar arasında farklılık bulunmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Sonuç olarak; tip 1 diyabet tanılı adölesanlarda akran etkileşimi içeren grup eğitimlerinin adölesanların diyabete yönelik özyeterliliklerini, hastalığa yönelik tutumlarını ve diyabet bilgisini yükseltmekte etkili bir eğitim yöntemi olduğu söylenebilir. Tip 1 diyabet tanılı adölesanlara yönelik akran etkileşimi içeren grup eğitimlerinin, kliniklerdeki diyabet eğitim hemşireleri tarafından geleneksel eğitim programlarına destek olarak düzenli ve sürekli planlanıp yapılması önerilmektedir.
Lise öğrencilerinde akran zorbalığı ve akran mağduriyeti: Madenli Beldesi örneği
Amaç: Bu araştırma; lise öğrencilerinde akran zorbalığı ve akran mağduriyeti davranışlarının sıklığını, akran zorbalığı ve akran mağduriyeti türlerinin demografik özelliklere göre değişimini incelemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı türdeki araştırma, 20 Mayıs-9 Haziran 2016 tarihleri arasında, Rize ili Madenli Beldesinde, pansiyonları ile aynı kampüste bulunan Fen ve Meslek Lisesindeki 478 öğrenci ile yapılmıştır. Verilerin toplanabilmesi için etik kurul izinleri ve rızalar alınmıştır. Veriler, "Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği- Ergen formu" ve anket formu kullanılarak, öğrencilerin öz bildirimlerine dayalı, yüz yüze görüşmeyle toplanmıştır. Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) for Windows 20.0 programı ile değerlendirilmiştir. Analizinde ise yüzde, ortalama, Kolmogorov Smirnov testi, Tek yönlü varyans analizi, Bağımsız Gruplarda t- testi ve TUKEY testi kullanılmıştır. Bulgular: Öğrencilerde "el-kol şakası yaparak rahatsız etme" zorbalığı %18.2 ve mağduriyeti %23.6 ile yaygın bulunmuştur. Fiziksel zorbalık %51.6 ve mağduriyeti %46 ile diğer türlerden daha fazla bulunmuştur. 9.sınıflar diğer sınıflara göre daha fazla zorba ve mağdur bulunmuştur. Zorbalık %17.3 ile en fazla pansiyonda olmaktadır. Öğrenciler zorbalıkta en fazla %62.1 ile kendilerini savunup, %45.4 ile arkadaşlarından yardım almaktadır. Ailesine zorbalığa uğradığını söyleyenlerin oranı %3.4 ile en az bulunmuştur. Öğrencilere göre zorbalığa %54 ile disiplin cezası ile müdahale edilmektedir. Sonuç: Öğrenciler arasındaki fiziksel zorbalık ve mağduriyeti davranışları ile risk grubu olan 9.sınıf öğrencileri, okul pansiyonunda kalan tüm öğrenciler için gerekli tedbirler alınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Zorbalık, Akran zorbalığı, Mağduriyet, Lise Öğrencileri
Takım sporlarında akran, antrenör motivasyonel ikliminin spora bağlılık ile ilişkisi
Araştırma takım sporları yapan sporcuların akran, antrenör motivasyonel iklim düzeylerinin spora bağlılığı yordayıcı etkisi ve ilişkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Ayrıca sporcuların akran, antrenör motivasyonel iklim algısı ve spora bağlılıkları cinsiyet ve spor yapma yılına göre incelenmiştir.Çalışmaya 191 kadın (Xyaş=14,59), 211 erkek (Xyaş=15,33) toplamda 402 sporcu katılmıştır. Katılımcıların 173'ü Voleybol, 122'si Futbol, 89'u Basketbol, 10'u Hentbol, 8'i Futsal, sporcusudur. Çalışmada veri toplama aracı olarak Akran Motivasyonel İklim Ölçeği (AMİÖ), Antrenör Motivasyonel İklim Ölçeği (AMİÖ-2) ve Spora Bağlılık Ölçeği (SBÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde Pearson korelasyon, regresyon, T-testi ve Anovaistatistiksel analiz yöntemleri kullanılmıştır.Yapılan istatistiki değerlendirme sonuçlarına göre akran ve antrenör motivasyonel iklimlerinin hem görev hem ego yönelimi boyutları arasında orta düzeyde pozitif ve anlamlı ilişki saptanmıştır. Akran ve antrenör motivasyonel iklimi görev yönelimi ile spora bağlılık boyutları arasında pozitif yönde zayıf ilişki saptanmıştır. Akran motivasyonel iklimi ego yönelimi ile spora bağlılık güven ve coşku boyutları arasında, antrenör motivasyonel iklimi adanmışlık ve coşku boyutları arasında negatif yönde çok zayıf ilişki saptanmıştır. Akran, antrenör motivasyonel iklimi görev yönelimi alt boyutlarının spora bağlılığın güven (R=0,114) ve coşku (R=0,173) boyutları üzerinde yordayıcı etkisi olduğu, akran, antrenör görev yönelimleri ile antrenör ego yönelimi alt boyutlarının spora bağlılığın adanmışlık (R=0,167) boyutu üzerinde yordayıcı etkisi olduğu, antrenör motivasyonel iklimi görev yönelimi alt boyutunun spora bağlılığın dinçlik (R=0,173) boyutu üzerinde yordayıcı etkisi olduğu saptanmıştır. Katılımcıların akran motivasyonel iklimi görev ve ego yönelimi algısının cinsiyete göre farklılaşmadığı, antrenör motivasyonel iklimi ego yönelimi, adaletsiz takdir, takım içi rekabet algı düzeylerinin kadınlara göre erkeklerde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Akran ve antrenör motivasyonel iklimi algısı, spora bağlılık düzeyi ile spor yapma yılı arasında ise antrenör motivasyonel ikliminin önemli rol ve çaba alt boyutları hariç pozitif yönde zayıf ilişki saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Akran; Antrenör; Motivasyonel İklim; Spora Bağlılık; Takım Sporları.
Aile hekimlerinin ve çocuk sağlığı ve hastalıkları hekimlerinin, çocuklarda akran zorbalığı hakkındaki bilgi düzeylerinin araştırılması
Giriş ve amaç: Çocukların akran ilişkileri,sosyal tutumlarında, davranışlarında ve sosyal bir birey olarak topluma kazandırılmalarında en önemli rolü üstlenmektedir. Akran zorbalığı yeni karşılaşılan bir sorun olmamakla birlikte, akademisyenlerce dünyada 1970'lerde, ülkemizde ise ancak otuz yıllık bir gecikme ile 2000'li yıllarda incelenmeye başlanmıştır. Dünyanın her ülkesinde bu sorunla karşılaşılmakta olduğu için son yıllarda akran zorbalığı ile ilgili yapılan çalışmaların sayısı giderek artmaktadır. Bu çalışma aile hekimlerinin ve çocuk hekimlerinin akran zorbalığı konusundaki bilgi düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot Çalışmaya Ankara ili genelinde rastgele seçilen aile sağlığı merkezlerinde ve aile hekimliği kliniklerinde çalışan aile hekimleri, özel veya devlet hastanesinde çalışan çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları, çocuk sağlığı ve hastalıkları eğitimi veren kliniklerde çalışan çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları ve asistanları olarak görev yapan 231 hekim dahil edildi. Çalışmamızdan elde edilen Veriler IBM SPSS Statistics 22 programına aktarılarak analizler tamamlanmıştır. Çalışma verileri değerlendirilirken, normal dağılım analizi için KolmogorovSmirnov testi kullanıldı ve normal dağılmayan veriler ortanca (min-maks) ile gösterildi. Veriler içersindeki sayısal değişkenler için tanımlayıcı istatistikler, kategorik değişkenler için ise frekans dağılımları verilmiştir. İki bağımsız grup arasında fark olup olmadığına Bağımsız Örneklem t testi ile bakılmıştır. İki kategorik grup arasındaki ilişkiye Ki-Kare testi, iki sayısal değişken arasındaki ilişkiye ise Pearson korelasyon yöntemi ile bakılmıştır. Sonuçlar yorumlanırken anlamlılık düzeyi olarak; p< 0,05 alınmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan 231 hekimin yaş ortanca değeri 32 iken meslek yılı ortancası ise 7'dir. Çalışmaya katılan hekimlerin %41,10'u erkek iken %58,90'ı ise kadındır. Hekimlerin %47,19'u Çocuk Hekimi iken %52,81'i ise Aile Hekimi'dir. Çalışmaya katılan hekimler tarafından %66.7 ile erkeklerin kızlardan daha fazla akran zorbalığına maruz kaldıkları düşünülmüştür. Çocuk Hekimleri'nin %94,50'si "fiziksel zorbalık" seçeneğine katılmakta iken %96,33'ü "sözel zorbalık" seçeneğine, %53,21'i "toplumsal manipülasyon" seçen kta iken %40,37'si "okul bahçesi" seçeneğine, %48,62'si "sınıf" seçeneğine, %10,09'u "okul kantini" seçeneğine ve %25,69'u ise "okul tuvaleti" seçeneğine katılmıştır. Akran zorbalığının tanımı sorusuna Çocuk Hekimleri'nin %76,15'i "yaşlar eşit" seçeneğine katılmakta iken %32,11'i "güçler orantılı" seçeneğine, %54,13'ü "süreklilik gerektirir" seçeneğine, %34,86'sı "bir amacı vardır" seçeneğine ve %58,72'si ise "tepkiseldir" seçeneğine katılmıştır. Sonuç: Akran zorbalığı ile ilgili yurt içinde ve yurt dışında pek çok çalışmaya ulaşılabilmekte fakat hekimlerin bilgi düzeyi ve farkındalığını gösteren çalışmalara rastlanılmamaktadır. Ülkemizde "akran zorbalığı" alanında hekimlerin bilinçlenmesi ve bu konuyla ilgili çocukların yaş, cinsiyet, sosyoekonomik düzey, okulların disiplin yöntemleri ve uygulamaları gibi geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır, çocukların akran zorbalığı sonucunda ilk ergenlik yıllarında model alınan kişilik özellikleri ergenlerin davranışları açısından belirleyicidir. Anahtar kelimeler: Aile Hekimliği, Akran zorbalığı, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
İlköğretim ikinci kademe ve ortaöğretim kurumlarında eğitim gören öğrencilerin engelli akranlarını sosyal kabul düzeylerinin belirlenmesi
ÖZET Araştırma ilköğretim ikinci kademe ve ortaöğretim kurumlarında eğitim gören öğrencilerin, engelli akranlarını sosyal kabul düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Balıkesir İli Bandırma İlçesi Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ilköğretim ikinci kademe ve ortaöğretim düzeyinde eğitim veren okullarda öğrenim gören ve çalışmaya katılmayı kabul eden 580 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler tanımlayıcı anket formu ve 'Sosyal Kabul Ölçeği' ile toplanmıştır. Ölçekten yüksek puan alan öğrencilerin engelli akranlarını kabul düzeyleri yüksek, düşük puan alanların kabul düzeyi düşük olarak değerlendirilmiştir. Değerlendirmede ortanca, ki-kare, yüzde, Mann-Whitney U testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin %50.2'sinin kız, %50.3'ü ilköğretim ikinci kademe, %49.7'sinin ortaöğretim düzeyinde eğitim gördüğü, %9.1'inin ailesinde engelli birey olduğu, %4.5'inin sınıflarında engelli öğrenci olduğu, %53.7'sinin ailesi dışında tanıdığı engelli birey bulunduğu belirlenmiştir. Yaş, cinsiyet, engelli bireylerle aynı sınıfta öğrenim görmenin, sosyal kabulü etkilediği (p<0.05) belirlenmiştir. Yaş arttıkça sosyal kabul ölçeğinde alınan puanların arttığı, kız öğrencilerin ölçek puanlarının erkek öğrencilere göre daha yüksek olduğu ve sınıfında engelli birey bulunan öğrencilerin ölçek puanlarının daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin engelli akranlarına yönelik kabul düzeylerinin artırılmasında engellilik eğitimlerinin verilmesi ve okul sağlığı ekibi içinde hemşirelerin işbirliğini arttıran çalışmaların yer alması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Akran, engelli, sosyal kabul
Akran dönütünün ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin öyküleyici metin yazma becerisine etkisi
Bu araştırmanın amacı akran dönütünün ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin öyküleyici metin yazma becerisine bir etkisinin olup olmadığını belirlemektir. Bu nedenle araştırma deneysel modelde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada akran etkileşiminin nasıl gerçekleştiğini ortaya koymak amacıyla nitel tekniklerden yarı yapılandırılmış görüşmeden de yararlanılmıştır.Araştırmanın deney grubunu oluşturan 20 öğrenciye üçer öykü yazdırılmıştır. Oluşturulan öykülerde yazım ve noktalama, biçim, dil ve anlatım kısımlarına akranlarından dönüt almaları sağlanmıştır. İlk iki öykü için dönüt işlemi sağlanmıştır. Üçüncü öyküde ise öğrencilerin kendilerini dönütler doğrultusunda ne kadar geliştirdikleri görülmek istenmiştir. En son yazılan öykülere yazılı anlatımı değerlendirme formu doğrultusunda araştırmacı tarafından puanlar verilmiştir. Her bir öğrencinin akranına verdiği dönütler araştırmacı tarafından veri analizi ile çözümlenmiştir.Araştırma sonucunda akran dönütünün öyküleyici anlatımdan yüksek puan alan öğrencilere biçim ile dil ve anlatım kısmında faydalı olduğu; düşük puan alan öğrencilerin ise ek olarak noktalama işaretlerinde de kendilerini geliştirdikleri belirlenmiştir. Araştırmada akranların birbirlerine yanlış ve eksik dönüt verdikleri de belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler: Yazma Becerisi, Öyküleyici Metin, Akran Dönütü
İlk okuma yazma öğretiminde akran işbirliği
Kişiler ve toplumlar arası iletişimin temel kaynağı olan dil, bireylerin yaşadıkları ortama uyum sağlamalarında en etkili araç rolündedir. Bireylerin düşünmesini, etkileşimde bulunmasını ve kendini ifade etmesini sağlayan dil becerileri, bireylere kazandırılması gereken en temel becerilerdir. Dil becerileri önce ailede sonra da okulda kazandırılmaktadır. Aileden sonra dil becerilerinin kazandırıldığı ve ana dili öğretiminin yapıldığı yer olan okul ortamında, çocukların akranlarıyla ve öğretmenleriyle kurduğu etkileşimler, onların dil becerilerinin gelişmesine yardımcı olmaktadır. Sosyal etkileşimle gelişen dil becerileri arasında yer alan okuma ve yazma, ilkokulda ilk okuma yazma öğretimi ile başlamaktadır. İlk okuma yazma öğretimiyle çocuklar, yaşadığı dünyayı algılama, kendi duygu ve düşüncelerini yazıyla ifade etme becerisi kazanmaktadırlar. Türkçe öğretiminin temelini oluşturan ilk okuma yazma öğretimiyle çocukların ana dilini öğrenmeleri, dil becerilerini geliştirerek okul yaşamındaki başarılarını artırmaları ve yaşamları boyunca gerekli olan nitelikli okuryazar bireyler olarak yetişmeleri sağlanmaktadır. Çocukların ilk okuma yazma öğretimi kapsamında birinci sınıfta akranlarıyla kurduğu etkileşimler, sosyal becerilerinin gelişmesinin yanı sıra okuma ve yazma becerilerinin gelişmesine de katkı sağlamaktadır. İlk okuma yazma öğretiminde akranların işbirliğine dayalı etkinliklerin gerçekleşmesi, çocukların kendi sosyal çevresinde öğrenme yaşantıları kazanmasına yardımcı olmaktadır. Bu araştırmanın amacı, ilk okuma yazma öğretimi sürecinde akran işbirliğinin nasıl gerçekleştiğini ortaya koymaktır. Araştırma nitel araştırma yaklaşımlarından doğal inceleme yaklaşımı ile gerçekleştirilmiştir. İlk okuma yazma öğretiminin, bir öğretim yılını kapsayan uzun bir süreç olması nedeniyle ve bu süreçte gerçekleşen akran işbirliğinin doğal ortamda daha net gözlemlenebilmesi amacıyla doğal inceleme yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırma, 2013-2014 öğretim yılı boyunca Eskişehir ilindeki bir ilkokulun birinci sınıf şubeleri arasından belirlenen bir sınıfta gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını; araştırma kapsamında belirlenen okulun birinci sınıfında öğrenim gören öğrenciler, bu öğrencilerin velileri ve sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın temel verileri gözlem yoluyla toplanmıştır. Yapılan gözlemler; öğretmen, veliler ve öğrencilerle yapılan görüşmeler, alan notları ve dokümanlardan elde edilen verilerle desteklenmiştir. Gözlem verileri video kaydıyla; yarı yapılandırılmış görüşme verileri ise ses kaydı yoluyla toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen gözlem verileri ve alan notları tümevarım analizi yoluyla; yarı yapılandırılmış görüşme verileri ise tümdengelim analizi yoluyla çözümlenmiştir. Dokümanlar, araştırma verilerini destekleyici veriler olarak ele alınmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerden, sınıf ortamında gerçekleşen akran işbirliği, öğrenciler arasında gerçekleşen akran öğretimi ve yetişkin desteği veren öğretmenin akran işbirliğini destekleme durumu olmak üzere üç tema ortaya çıkmıştır. Araştırma bulgularına dayalı kimi sonuçlar şöyle sıralanmıştır: • Öğrenciler, akran işbirliğini en sık olarak yardımlaşma biçiminde gerçekleştirmişlerdir. Arkadaşlarının yardım istemesiyle ya da yardım istenmeden yapılan akran işbirliği, akranlar arasındaki iletişimi artırmıştır. • Arkadaşının yanlışını belirtme biçiminde gerçekleşen akran işbirliğinde öğrenciler, arkadaşlarının okuma ve yazma alanındaki hatalarını bularak düzeltmelerini sağlamışlardır. • Öğrenciler ilk okuma yazma etkinliklerini, arkadaşlarının yanına giderek birlikte yapmışlardır. Bu tür akran işbirliğinde öğrenciler, kendilerine yakın buldukları akranlarıyla etkileşime geçmişlerdir. • Öğrenciler, diğer arkadaşlarının yaptığı çalışmalara bakarak birbirleriyle etkileşim kurmuşlardır. Akranlar, verilen görevleri tamamlamada gerçek anlamda zorluk yaşadıklarında ya da kendisini diğer akranlarıyla karşılaştırmak amacıyla birbirlerinin çalışmalarına bakmışlardır. • Öğrenciler okuma ve yazma kapsamında verilen çalışmaları, akranlarıyla tartışarak ve bilgilerini birbirleriyle paylaşarak tamamlamışlardır. Akranlar bu süreçte yanlış bildiği konuları, akranlarıyla etkileşimi sonucunda yeniden gözden geçirmişlerdir. • Öğrenciler, okuma yazma etkinlikleri öncesi ve sonrasında eşyalarını paylaşmışlardır. Bu durum, akranların verilen görevlere hazırlanma ve öğrenme sorumluluğu kazanmalarında etkili olmuştur. • Öğrenciler yapılan etkinliklerde birbirlerine öneriler getirerek akran işbirliğini gerçekleştirmişlerdir. Bu öneriler arasında; akranların etkinliklere ilişkin ek bilgiler vermesine ve ortaklaşa yapılan görevleri daha farklı bir biçimde yapmalarına ilişkin öneriler yer almaktadır. • Araştırmada akran işbirliğinin okuma ve yazma alanında, yazılı materyalleri okumaya çalışma ve dikte çalışmalarında yapılan yanlışları düzeltme biçiminde çalışmalar gerçekleşmiştir. • Öğrenciler dersin dışında teneffüs aralarında tahtaya yazdıklarını arkadaşlarına okutma, yazdıkları sözcüklerdeki yanlışları belirtme ve arkadaşlarına öğretmen rolünde tahtada okuma ve yazma yaptırma biçiminde akran işbirliğine yönelik paylaşımlar gerçekleştirmişlerdir. • Araştırmada, akran işbirliğinin oluşmasını engelleyen yarışma ve çatışmaya dayalı durumlar da ortaya çıkmıştır. Akranlar, kimi okuma ve yazma etkinliklerinde birbirleriyle rekabete girerek yarışmışlardır. Ayrıca kimi zaman birbirleriyle etkileşim içindeyken çatışma durumları ve anlaşmazlıklar yaşamışlardır. • Akranlar arasında akran öğretimine dayalı etkileşimler gerçekleşmiştir. Düzey olarak birbirinden farklı akranlar, diğer akranlarına okuma yazma öğretme çalışmaları yapmıştır. Akran öğretimi bağlamında sınıf öğretmeni, okuma ve yazma bakımından yeterli düzeyde olan öğrencilere öğretmen rolü vermiştir. • Araştırmada sınıf öğretmeni, ilk okuma ve yazma kapsamında etkili bir yetişkin desteği sağlarken; akran işbirliğini destekleyici etkinliklere yer vermemiştir. • İlk okuma yazma öğretiminde yetişkin desteği ev ortamında, veliler tarafından da gerçekleştirilmiştir. Veliler, çocuklarına ödev yaptırarak yetişkin desteği sağlamışlardır. Anahtar Sözcükler: Akran İşbirliği, İlk Okuma Yazma Öğretimi, Ses Temelli CümleYöntemi, Türkçe, Sınıf Öğretmenliği
Okul öncesi dönemdeki kekemeliği olan ve olmayan çocukların akran ilişkilerinin karşılaştırılması: Eskişehir örneklemi
Bu araştırmada, okul öncesi dönemde kekemeliği olan ve olmayan çocukların akran ilişkilerinin karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu, 5-6 yaş aralığındaki kekemeliği olan (n=45) ve olmayan (n=45) toplam 90 çocuk ve bu çocukların sınıf öğretmenlerinden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Çocuk Bilgi Formu", "Çocuk Davranış Ölçeği" ve "Akranların Şiddetine Maruz Kalma Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21.0 paket programı kullanılarak Mann Whitney-U Testi ve Ki Kare (Chi Square) Testi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; kekemeliği olan ve olmayan grupların akran ilişkilerinin "Asosyal Davranış Gösterme", "Akranlarınca Dışlanma", "Korkulu-Kaygılı Davranış Gösterme", "Çekingen Davranış Gösterme" ve "Aşırı Hareketlilik" alt boyutları bakımından anlamlı düzeyde farklılaştığı saptanmıştır. Kekemeliği olan gruptaki çocuklar tüm bu alt boyutlardan kekemeliği olmayan gruptaki çocuklardan daha yüksek puanlar almışlardır. Bunun yanında, kekemeliği olan ve olmayan gruplar arasında akran ilişkilerinin "Başkalarına Karşı Yardımı Amaçlayan Sosyal Davranış Gösterme" ve "Saldırgan Davranış Gösterme" alt boyutları bakımından anlamlı düzeyde bir farklılık saptanmamıştır. Kekemeliği olan grup ile kekemeliği olmayan grubun "Akran Şiddetine Maruz Kalma" puanları bakımından anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunmuştur. Kekemeliği olan grubun "Akran Şiddetine Maruz Kalma" puanlarının kekemeliği olmayan gruptan daha yüksek olduğu saptanmıştır. Kekemeliği olan grup ile kekemeliği olmayan grup arasında "Okula Uyum Sorunu Yaşama" değişkeni bakımından anlamlı düzeyde bir fark olduğu saptanmıştır. Okula uyum sorunu yaşayan çocukların kekemeliği olan grupta kekemeliği olmayan gruba göre sayıca daha fazla olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Kekemelik, Akran İlişkileri, Akran Şiddetine Maruz Kalma
Ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilerin şiddet davranışlarında ailenin, öğretmenlerin ve akran gruplarının rolü
Bu araştırmada Endüstri Meslek Liselerinde öğrenim gören öğrencilerin şiddet eğilimlerinde ailenin, öğretmenlerin ve akran gruplarının rolü incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Araştırmanın evrenini İstanbul ilinde Endüstri Meslek liselerine devam eden öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise random (rastgele) örnekleme yöntemi ile elde edilen 10 (on) Endüstri Meslek Lisesinde öğrenim gören 246 erkek 25 kız öğrenci oluşturmaktadır. Bu araştırmanın örneklem grubundaki öğrencilere araştırmacı tarafından geliştirilen "Bilgi Toplama Formu" uygulanmıştır. Araştırmada öğrencilerin verdikleri cevaplar ile "Bilgi Toplama Formu"nun farklı maddelerinin karşılaştırılması sonucunda öğrencilerin şiddet davranışlarında ailenin, öğretmenlerin ve akran gruplarının ayrı ayrı rol oynadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Şiddet, Aile, Öğretmen, Akran, Zorba, Mağdur, Kurban
İlköğretim I. kademe öğrencileri ile II. kademe öğrencilerinin aynı binada eğitim görmelerinin paydaşlarca değerlendirilmesi
Bu araştırma, İlköğretim I. kademe ile II. kademe öğrencilerinin aynı binada eğitim görmelerinin olumlu ve olumsuz yanlarını öğretmen ve idarecileri görüşlerini ortaya koymak amacı ile yapılmıştır.Betimsel tarama modeli olan bu araştırmanın evrenini, İstanbul ili Ataşehir ilçesindeki 34 resmi ilköğretim okulunda görev yapan 2.619 öğretmen ve 326 idareci oluşturmaktadır. Belirlenen evrenin tümüne ulaşılması güç olduğundan tesadüfi seçim yöntemi ile İstanbul ili, Ataşehir ilçesindeki 22 ilköğretim okulundan 192 öğretmen ve 70 idareci örneklem olarak seçilmiştir.Araştırmacı tarafından geliştirilen ?I. kademe öğrencileri ile II. kademe öğrencilerinin bir arada olmalarının paydaşlarca değerlendirilmesine ilişkin anket? ile veriler toplanmış, elde edilen verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma ve kay kare kullanılmıştır. Anlamlılık testinde 0.05 düzeyi esas alınmıştır.Araştırmanın sonucunda; I. kademe öğrencileri ile II. kademe öğrencilerinin aynı binada eğitim görmelerinin paydaşlarca değerlendirilmesinde II. kademe öğrencilerinin I. kademe öğrencilerine şiddet uyguladığı, kötü sözler söylediği, bazı işlerinde kullandığı, okul giriş ve çıkış düzenini bozduğu, merdivenlerden iniş çıkışlarda koridorlarda I. kademe öğrencilerinin ezilme tehlikesi geçirdiği ortaya çıkmıştır. Buna karşın II. kademe öğrencilerinin I. kademe öğrencilerine model olduğu, yol gösterdiği, etkileşim içinde olduğu, derslerinde yardımcı olduğu, kaza durumunda I. kademedeki öğrencilere yardımcı olduğu tespit edilmiştir Verilerin analizi sonucunda elde edilen bulgular ışığında öneriler geliştirilmiştir.
Anormal uterin kanaması bulunan ergenlerin akranlarına kıyasla yaşam kalitesi ve baş etme becerisinin değerlendirilmesi
Anormal uterin kanaması olan ergenlerin Mensturasyon ilişkili yaşam kalitesinin değerlendirilmesi. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Çocuk Sağlığı Ve Hastalıkları Uzmanlık Tezi, Ankara, 2023. Anormal uterin kanama (AUK) ergen kızlarda sık görülen bir menstural problemdir. Bu durum ergenlerin duygu durumlarını okul ve sosyal hayatlarını olumsuz etkileyebilir. Bu araştırmada AUK bulunan ergen kızların baş etme becerileri ile mentruasyona özgü yaşam kalitesinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamıza, Pediyatrik Kanama Anketi (Pediatric Bleeding Questionnaire) Puanlaması göre ve Mensturasyon Değerlendirme Anketi (Menstural Assessment Chart) 'ne göre AUK bulunan 167 ve165 kontrol grubu olmak üzere toplam 332 ergen dahil edilmiştir. Katılımcılar Ergenler İçin Baş Etme Ölçeği (ÇEİBO), Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ (PedsQL))'ni ve çalışmacılar tarafından oluşturulan doğrudan Mensturasyon ilişkili yaşam kalitesini (MİYK) belirlemeye yönelik bir ölçek (Cronbach alfa: 0,896) doldurdular. AUK tanılı ergenlerin %10,1'inde ise kanama bozukluğu saptandı. ÇEİBÖ toplam ve alt boyutları puanları hasta ve kontrol grupları arasında karşılaştırıldığında aralarında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p=0,056). AUK olan ergenlerde; toplam yaşam kalitesi puanı, okul ve fiziksel sağlık işlevselliği ile ilgili yaşam kalitesi puanı kontrol grubundaki ergenlere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeeyde düşük bulunmuştur (p=0,004; p=0,007). AUK olan ergenler ile kontrol grubundaki ergenler kıyaslandığında ise sosyalleşme (akranlar) ve duygusal işlevsellik yaşam kalitesi alt boyut puanları arasında anlamlı düzeyde bir farklılık görülmemiştir (p=0,116; 0,063). AUK olan ergenlerde Mensturasyon ilişkili yaşam kalitesi (okul, fiziksel aktivite ve sosyal ortam) anlamlı düzeyde daha düşük bulunmuştur (p<0,001). Ağır AUK olan ergenlerin yaşam kalitesi orta ve hafif AUK olanlara göre daha düşük bulunmuştur. Araştırma sonuçları AUK bulunan ergenlerin baş etme becerilerinin akranlarına benzer olmasına rağmen yoğun menstural kanama nedeniyle yaşam kalitelerinin belirgin bozulduğunu göstermektedir. Bu hastaların anemilerine yönelik fiziksel tedavilerinin yanı sıra okul ve sosyal hayatlarında konforlarını sağlayacak şekilde kanamalarını azaltmaya yönelik gerekli müdahelelerin de yapılmasının önemli olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ergen; Anormal Uterin Kanama; Yaşam Kalitesi; Baş Etme Becerisi; Anemi
Akran zorbalığı ile ergenlerin algıladıkları aile işlevselliğinin incelenmesi
Akran Zorbalığı İle Ergenlerin Algıladıkları Aile İşlevselliğinin İncelenmesi Bu araştırma, ergenlerin akran zorbalığı davranışına yönelme durumlarını, sosyo-demografik özellikler, aile işlevselliği ve ergenin özelliklerine göre değişip değişmediğinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın verileri 2018-2019 eğitim öğretim yılında halen eğitimine devam eden lise 1-2-3-4. sınıf öğrencilerinden elde edilmiştir. Araştırma Ankara İli Çankaya İlçesi Özel Kampüs Temel Lisesinde eğitim görmekte olan 343 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. İncelenen değişkenlere ilişkin veriler "Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği" Türkçe uyarlaması T.Ayas (2008) ve M. Pişkin (2002), "Aile Değerlendirme Ölçeği" Bulut (1990) ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrenciler seçkisiz olmayan örneklem yöntemlerinden amaçsal kotalı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Verilerin istatistiksel analizinde Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis analizleri kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında ergenin özelliklerinden en fazla zorbalık davranışı gösterme durumu cinsiyet faktöründe görülmektedir. Buna göre erkekler kızlara oranla daha çok zorbalık davranışı sergilemektedir. Ergenlerin aile işlevselliğinin tüm boyutlarında görülen sağlıksızlık ergenin zorbalık davranışı gerçekleştirmesinde en önemli etken olarak bulunmuştur. Özellikle aile işlevselliğinin roller, iletişim, duygusal reaksiyon gösterebilme, gereken ilgiyi gösterme, davranışın kontrol edilebilmesi ve yaygın işlevlerde görülen sağlıksızlık ergenlerin zorba ve kurban olma durumlarını arttırmaktadır. Araştırmanın bulgularına göre ergenin sosyo-demografik özelliklerinden zorbalık davranışını etkileyen en önemli faktörlerin anne-baba mesleği olduğu özellikle de anne ve babası memur olan öğrencilerin zorbalık davranışına daha çok yöneldiği görülmüştür. Bu araştırmanın özellikle okul sosyal hizmeti, akran zorbalığı ve aile işlevselliği ile ilgili literatüre önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Aile işlevselliği, akran, akran zorbalığı, ergen, okul sosyal hizmeti
Özel yetenekli çocuklar ve normal gelişim gösteren çocukların mükemmeliyetçilik ile akran ilişki düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı özel yetenekli çocuklar ile normal gelişim gösteren çocukların mükemmeliyetçilik ile akran ilişki düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelemesi ve mükemmeliyetçilik düzeyleri ile akran ilişkileri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırmanın evrenini, Ankara il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okulların 5, 6, 7, 8. sınıflarında öğrenim gören BİLSEM öğrencileri ile normal gelişim gösteren çocuklar oluşturmuştur. Araştırmaya tipik durum örnekleme yöntemi ile seçilen normal gelişim gösteren çocuklar (n=220) ve özel yetenekli çocuklar (n=133) olmak üzere toplam 353 çocuk dahil edilmiştir. Araştırma verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Çocuk ve Ergen Mükemmeliyetçilik Ölçeği" ile "Akran ilişkileri Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde ilişkisiz örneklemler t- testi, Mann Whitney U testi, İki Yönlü Varyans Analizi (iki yönlü ANOVA), Kruskal Wallis H testi ve Spearman Korelasyon Katsayısı testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda özel yetenekli çocuklar ile normal gelişim gösteren çocukların mükemmeliyetçilik davranışlarının benzerlik gösterdiği, akran ilişkilerinde ise sadece kendini açma alt boyutunda özel yetenekli çocukların yüksek puan aldıkları belirlenmiştir. Özel yetenekli 6. ve 7. sınıf çocukların kendine yönelik mükemmeliyetçilik puanlarının normal gelişim gösteren çocuklardan, normal gelişim gösteren 5. ve 8. sınıf çocukların kendine yönelik mükemmeliyetçilik puanlarının ise özel yetenekli çocuklardan yüksek olduğu, görülmektedir. Tek çocuk olan ve bir kardeşi olan özel yetenekli çocukların kendini açma boyutundan aldıkları puanların, tek çocuk olan ve bir kardeşi olan normal gelişim gösteren çocuklardan, anne baba tutumunu otoriter ve mükemmeliyetçi algılayan normal gelişim gösteren çocukların ise sadakat boyutundan aldıkları puanların özel yetenekli çocuklardan yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca, özel yetenekli çocuklarda mükemmeliyetçilik ile akran ilişkileri arasında negatif ya da pozitif yönlü bir bulguya rastlanmazken normal gelişim gösteren çocukların sosyal kaynaklı mükemmeliyetçilik davranışları ile akran ilişkileri sadakat boyutu puanları arasında pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir.
Yatılı ilköğretim bölge okulu ve ailesi yanında kalan sekizinci sınıf öğrencilerinin akran ilişkileri, sosyal destek algıları ve yaşam doyumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, yatılı ilköğretim bölge okulu ve ailesi yanında kalan sekizinci sınıf öğrencilerinin cinsiyete göre akran ilişkileri, sosyal destek algıları ve yaşam doyumlarını incelemektir.Araştırmanın örneklemini, yatılı ilköğretim bölge okulları ve ilköğretim okullarının sekizinci sınıfına devam eden 625 ergen oluşturmaktadır. Çalışmada ergenlerin akran ilişkilerini incelemek amacı ile `Akran İlişkileri Ölçeği'; sosyal destek algılarını incelemek amacı ile `Çocuklar için Sosyal Desteği Değerlendirme Ölçeği'; yaşam doyumlarını incelemek amacı ile `Çok Boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği (Kısa Formu)' kullanılmıştır. İstatistiksel çözümlemelerde 2X2 çok yönlü varyans analizi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda; akran ilişkileri açısından kız ve erkek ergenler açısından farklılıklar olduğu ortaya çıkmıştır. Kız ergenlerin `Akran İlişkileri Ölçeği' nin `Bağlılık', `Güven ve Özdeşim', `Kendini Açma' ve `Sadakat' alt ölçeklerinden aldıkları puanların erkek ergenlerinkinden daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Araştırmada incelenen sosyal destek algısı değişkeni okul türü açısından farklılık göstermiş ve yatılı ilköğretim bölge okulunda kalan ergenlerin aile ve arkadaşlarından algıladıkları sosyal destek düzeyleri ailesi yanında kalan ergenlerinkinden daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca yaşam doyumu düzeyleri açısından, ergenlerin aile ve arkadaşlarından aldıkları yaşam doyum düzeyi farklılaşmazken, okuldan aldıkları yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde; ailesi yanında kalan kız ergenlerin okuldan aldıkları yaşam doyumu düzeylerinin, YİBO' ya devam eden erkek ergenlerinkinden daha yüksek olduğu belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler: Ergenlik, Yatılı İlköğretim Bölge Okulu, Akran İlişkileri, Algılanan Sosyal Destek, Yaşam Doyumu
Okul öncesinde okul, sınıf ve akran kültürüne etnografik bakış
Bu araştırma, okulöncesinde okul, sınıf ve akran kültürünün betimlenmesi ve bu kültürler arası etkileşim ve iletişimin nasıl olduğunun anlaşılması amacıyla yapılmış nitel bir çalışmadır. Araştırma Kahramanmaraş merkez ilinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız bir anaokulunda 20 öğrenci, öğretmen, stajyer ve okul personelinden (idari, temizlikten ve yemekten sorumlu) oluşan çalışma grubuyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada etnografik yaklaşım tercih edilerek kültürler gözlenmiştir. Bu süreç boyunca araştırmacı okul içerisinde katılımcı gözlemci olarak verilerini gözlem, görüşme, doküman analizi ve araştırmacı günlüğünü kullanarak toplamıştır.Elde edilen nitel verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır. Betimsel analizde toplanan veriler bütünsel bir şekilde ortaya konulurken, içerik analizinde ham veriler sistematik kodlama işlemine tabi tutulmuştur.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre okul kültürü, okulun fiziksel ve sosyal özelliklerinden oluşarak içerisinde gizli ve farklı kültürler barındırmaktadır. Sınıf kültürü ise sınıfın fiziksel özelliklerinden şeklini alırken, öğretmen ve öğretmenin sınıf içindeki uygulamaları da kültürün şekillenmesideki diğer öğelerdendir. Akran kültüründe, çocukların birbiriyle olan ilişkileri kültürün çekirdek kısmında bulunmakta ve özellikle erkek çocukların tercih ettikleri spiderman, ben ten, savaş oyunları bu kültürün doğasını oluşturmaktadır. Bu üç kültürün birbiriyle olan etkileşiminde okul kültürünün sınıf kültürünü şekillendirdiği, bu şekillenme sonucu oluşan sınıf kültürünün biçiminin ise akran kültürünün oluşumuna yön verdiği ve sınıf kültürü ile akran kültürünün çatıştığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Okulöncesi, Okul Kültürü, Sınıf Kültürü, Akran Kültürü