Aile desteği
64 theses under this subject heading
Otizm spektrum bozukluğuna sahip olan çocukların ebeveynlerine yönelik hanen more than words eğitim programının ebeveyn ve çocuk davranışları üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, otizm spektrum bozukluğunun (OSB) müdahalesinde kullanılan Hanen-More Than Words programının birincil olarak katılımcı ebeveynlerin duygu durumları, özyeterliği, etkileşimsel davranışları ve aldıkları sosyal destek üzerindeki; ikincil olarak ise çocuk etkileşimsel davranışları ile çocukların dil gelişimleri üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü uygulama alanı olan Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Dil ve Konuşma Terapisi Ünitesinde yürütülmüştür. Çalışmaya, toplam 14 OSB'li çocuk ve ebeveyni katılmıştır. Ebeveyn değerlendirmelerinde 'Durumluk- Sürekli Kaygı Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri, Anne Baba Stres Ölçeği, Anne-Babalık Becerilerinde Özyeterlik Ölçeği, Ebeveyn Davranışını Değerlendirme Ölçeği-Türkçe Versiyonu ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği' kullanılmıştır. Çocukların etkileşimsel davranışlarını ölçmek için 'Çocuk Davranışını Değerlendirme Ölçeği-Türkçe Versiyonu' kullanılmış, dil gelişimleri ise 'Dil Gelişimi Tarama Envanteri' ve 'Türkçe Erken Dil Gelişim Testi' aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında kullanılan değerlendirme araçlarından farklı zaman aralıklarında veri toplama aşaması tamamlandıktan sonra verilerin analizinde müdahale öncesi ve müdahale sonrası ön-test son-test arası farklar hesaplanmıştır. Müdahale etkinliğini değerlendirmek için non-parametrik düzende Wilcoxon testi değerlendirmeleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, ebeveynlerin More Than Words programı sonrasında gerçekleşen özyeterlik düzeylerindeki, durumluk kaygı ve stres düzeylerindeki ve birçok etkileşimsel davranışlarındaki değişim oranının More Than Words programı öncesinde gerçekleşen değişim oranından istatistiksel olarak farklı olduğu (p < 0.05) görülmüştür. Araştırmada yer alan OSB'li çocukların birçok etkileşimsel davranışı ve sözel dil performanslarındaki değişim oranının More Than Words programı öncesi ve sonrası dönem arasında istatistiksel olarak farklılık göstermesi (p < 0.05), More Than Words programının OSB'li çocuklar ve ebeveynleri üzerinde olumlu bir etkisinin olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: otizm spektrum bozukluğu, hanen-more than words, dil gelişimi, ebeveyn odaklı müdahaleler
Meslek lisesi son sınıf öğrencilerinin kariyer gelişiminde aile etkisi: Pendik İlçesi örneği
AraĢtırma Ġstanbul Ġli, Pendik Ġlçesi‟ nde öğrenim görmekte olan meslek lisesi son sınıf öğrencilerinin kariyer geliĢiminde aile etkisini tespit etmeye yönelik olarak yapılmıĢtır. AraĢtırmanın örneklemi, 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılında Ġstanbul ili, Pendik Ġlçesi meslek lisesi son sınıfta öğrenim görmekte olan 95 kız, 240 erkek ve toplam 335 öğrenciden oluĢmaktadır. AraĢtırmada araĢtırmacı tarafından oluĢturulan kiĢisel bilgi formu ile Found, Cotter, Fitzpatrick, Kantamneni, Carter, & Bernfeld, tarafından geliĢtirilip, Akın, Usta, & Satici, tarafından Türkçeye uyarlanan Kariyer GeliĢiminde Aile Etkisi Ölçeği kullanılmıĢtır. Kariyer geliĢiminde Aile Etkisi Ölçeği dört boyut, 22 maddeden oluĢmaktadır. Ölçeğin alt boyutları: „‟bilgisel destek‟‟,‟‟ailenin beklentiler‟‟,‟‟maddi destek‟‟ ve „‟değerler/inançlar‟‟ boyutlarından oluĢmaktadır. AraĢtırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical PackageforSocialSciences) for Windows 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiĢtir. Verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotları (Sayı, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) kullanılmıĢtır. Niceliksel verilerin karĢılaĢtırılmasında iki grup arasındaki farkı t-testi, ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplararası karĢılaĢtırmalarında Tek yönlü (Oneway) Anova testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Scheffe testi kullanılmıĢtır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında, %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiĢtir. AraĢtırmanın verileri, 2013-2014 eğitim ve öğretim yıllarında toplanmıĢtır. Bu verilerinin analizi neticesinde ulaĢılan sonuçları aĢağıdaki gibi özetleyebiliriz: 1. AraĢtırmada yer alan öğrencilerin aile geliri arttıkça maddi anlamda destek görme oranı da artmaktadır. 2. Aile ile iyi iliĢkilere sahip öğrencilerin bilgisel anlamda daha fazla desteklendiği saptanmıĢtır. 3. Aile ile iliĢkilerde olumlu yöndeki artıĢ maddi anlamda da destek oranına da yansımaktadır. 4. Ev hanımı ve çalıĢmayan annelerin çocuklarının değer ve inançları hayatlarına daha fazla yansımıĢtır. 5. Anne ve baba eğitim seviyesindeki yükselme öğrenciyi bilgisel anlamda destekleme oranını da artırmaktadır. 6. Anne ve baba eğitim seviyesindeki artıĢ maddi anlamda destek oranını da artırmaktadır. 7. Ġlköğretimde baĢarılı olan öğrencilerin genel anlamda daha fazla desteklendiği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kariyer, Kariyer GeliĢimi ve Planlaması, Mesleki Eğitim, Aile
Kanser hastası yakınlarının algıladığı sosyal destek ile umutsuzluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, kanser hastası yakını olan kişilerin algıladıkları sosyal destek ile umutsuzluk düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada; hasta yakınlarının algıladıkları sosyal destek (aile, arkadaş ve özel kişi desteği) ile umutsuzluk (geleceğe ilişkin duygu, motivasyon kaybı, beklenti) düzeyi arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini; İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ayaktan Kemoterapi Servisinde kemoterapi tedavisi alan 130 hastanın yakını oluşturmaktadır. Araştırmada kanser hastası yakınlarının sosyodemografik bilgilerini öğrenebilmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen " Sosyodemografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Hasta yakınlarının algıladıkları sosyal destek düzeyi Zimet ve arkadaşlarının geliştirdiği, Eker ve Arkar'ın 1995'te Türkçeye uyarladığı " Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (MSPSS)" ile ölçülmüştür. Hasta yakınlarının umutsuzluk düzeyi ise Seber'in 1991 yılında Türkçeye uyarladığı " Beck Umutsuzluk Ölçeği" ile değerlendirilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuç; kanser hastası yakınlarının algıladıkları sosyal destek ile umutsuzluk düzeyleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmasıdır. Hasta yakınlarının algıladıkları sosyal destek arttıkça umutsuzluk düzeylerinin azaldığı yapılan istatistiksel analizlerle bulunmuştur. Araştırma sonuçlarıyla elde edilen bulguların literatürle tutarlılığı ve sonuçlar üzerinde etkili olabilecek diğer değişkenler tartışılmış ve çeşitli öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler; kanser, sosyal destek, umutsuzluk, sağlık-hastalık, hasta-hasta yakını, aile
Temel psikolojik ihtiyaç irrasyonel inanışlarının çocuklarda depresyon ve anne baba desteği ile ilişkisi
Bu araştırmada temel psikolojik ihtiyaç irrasyonel inanışlarının çocuklarda depresyon ve anne baba desteğinin ilişkisi incelenmiştir. Örneklem Aydın ilinin Köşk ilçesinde yaşayan 9-14 yaş arası 107 kız, 85 erkekten oluşmaktadır. Araştırma çocuk ve erken dönem ergenlik çağı çocuklarındaki depresyon, temel psikolojik ihtiyaçlar ve temel psikolojik ihtiyaçların karşılanmamasına yönelik bu dönemdeki çocuğun geliştirdiği irrasyonel inanışlarla ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Temel psikolojik ihtiyaç irrasyonel inanışlarının çocuklarda depresyon ve anne baba desteği ile ilgili yapılan araştırmaların ülkemizde eksik olması nedeniyle literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmanın verileri SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın değişkenleri arasında korelasyon analizi, regresyon analizi, F testi, t test, normallik analizi uygulanmıştır. Anne baba toplam temel psikolojik ihtiyaçları ile çocuklarda depresyon arasında zayıf, negatif yönde anlamlı bir ilişki, ADÖB toplam ile çocuklarda depresyon arasında zayıf, pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulgulanmıştır. Anne ve babadan temel psikolojik ihtiyaçların ve bu ihtiyaçlara yönelik irrasyonel inanışlarının bireylerde oluşabilecek depresyon gibi ruhsal problemler ilişkisinin incelenmesi ruh sağlığı ile ilgili bu alanda çalışanlara katkı sağlayacağı düşünülmektedir. İzin almakta yaşanan sınırlılıklardan dolayı sonraki yapılacak araştırmalarda örneklem genişletilebilir. Anahtar Kelimeler: Öz Belirlenim Kuramı, Temel Psikolojik İhtiyaçlar, İrrasyonel İnanışlar, Depresyon.
Kanser tedavisi gören çocukların refakatçi annelerinin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin algılanan sosyal destek ve öz-şefkat bağlamında incelenmesi
Amaç: Çocukluk çağı kanseri kavramı, 0-15 yaş aralığı bireylerde görülen ve en sık 5 yaş altı ve 10-15 yaş dönemlerinde ortaya çıkan kanser hastalıklarını ifade eden bir kavramdır. Çocuğun kanser teşhisi alması, anneler de dâhil olmak üzere yakın aile bireylerinin bakım verme konusunda profesyonel bir eğitimleri olmadan kendilerini bir anda yoğun bir şekilde bakım vermeyi gerektiren zorlu bir refakatçilik sürecinin içinde bulmasını da beraberinde getirmektedir. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, 0-15 yaş grubunda kanser tedavisi görmekte olan çocukların refakatçi annelerinin psikolojik dayanıklılık seviyelerinin algılanan sosyal destek ve öz-şefkat bağlamında incelemektir. Değişkenler çeşitli demografik özellikler açısından da ele alınmıştır. Yöntem: Araştırmaya 0-15 yaş arasındaki çocukları güncel olarak kanser tedavisi görmekte olan 40 refakatçi anne katılmıştır. Katılımcılara Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YİPDÖ), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) ve Öz-Anlayış Ölçeği (ÖZAN) uygulanmıştır. Araştırma amaçları doğrultusunda bağımsız örneklemler t-testi, ANOVA, Pearson korelasyon testi ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Bulgular: Yapılan analizler sonucunda hem algılanan sosyal desteğin hem de öz-şefkatin psikolojik dayanıklılık ile orta düzeyde pozitif yönlü bir korelasyon gösterdiği gözlemlenmiştir. Algılanan sosyal destek ve öz-şefkat arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Çoklu doğrusal regresyon analizi, psikolojik dayanıklılığın algılanan sosyal destek ve öz-şefkat tarafından yordandığını göstermektedir. Sonuç: Araştırma bulguları neticesinde refakatçi annelerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin algılanan sosyal destek ve öz-şefkat tarafından yordandığı sonucuna ulaşılmıştır. Bulgular literatür ışığında tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Dayanıklılık, Algılanan Sosyal Destek, Öz-Şefkat, Kanser, Refakatçi.
Meslek seçiminde toplumsal cinsiyet rolü tutumları, aile desteği ve kariyer kararı yetkinlik beklentisi
Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinde aile desteğinin; toplumsal cinsiyet rolü tutumları ve kariyer kararı yetkinlik beklentileri arasındaki ilişkiyi nasıl etkilediğini incelemektir. Cinsiyete, sınıf düzeyine, anne ve baba eğitim düzeylerine göre kariyer kararı yetkinlik beklentisinin farklılık gösterip göstermediği de araştırılmıştır. Çalışma grubunu İstanbul'daki çeşitli liselerden seçilen 691 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Meslek Seçiminde Toplumsal Cinsiyetin Rolü Ölçeği (MSTCRÖ), Meslek Seçiminde Aile Desteği Ölçeği (MSADÖ) ve Kariyer Kararı Yetkinlik Beklentisi Ölçeği-Kısa Formu (KKYBÖ-KF) kullanılmıştır. Analizde öğrencilerin cinsiyetlerine göre kariyer kararı yetkinlik beklentilerinin farklılaşıp farklılaşmadığı bağımsız örneklemler t-testi; sınıf düzeyi ve anne-baba eğitim düzeyleri arasında fark olup olmadığı ANOVA testiyle incelenmiştir. MSTCRÖ'nün alt boyutlarının KKYBÖ-KF'yi yordayıp yordamadığını incelemek için regresyon analizi yapılmıştır. Aile desteğinin MSTCRÖ'nün alt boyutları ile KKYBÖ puanları arasındaki ilişkiyi nasıl etkilediğini belirlemek amacıyla MSADÖ'den elde edilen puanlar regresyon modeline düzenleyici değişken olarak eklenmiştir. Bulgular, kadın lise öğrencilerinin daha yüksek kariyer kararı yetkinlik beklentisine sahip olduklarını göstermektedir. Dokuzuncu sınıf öğrencilerinin kariyer kararı yetkinlik beklentileri en yüksektir. Anne eğitim düzeyi üniversite olan öğrencilerin kariyer kararı yetkinlik beklentileri anne eğitim düzeyi ilkokul olan öğrencilerden daha yüksektir. Baba eğitim düzeyine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ayrıca öğrencilerin MSTCRÖ-Geleneksel puanları, KKYBÖ'yü negatif; MSTCRÖ-Eşitlikçi puanları, pozitif yönde yordamaktadır. Aile desteği MSTCRÖ-Geleneksel ile KKYBÖ arasındaki ilişkide düzenleyici etkiye sahip değilken, MSTCRÖ-Eşitlikçi ile KKYBÖ arasındaki ilişkide düzenleyici rol oynamaktadır. Bulgular, ilgili literatür kapsamında tartışılmış; araştırmacılara, alanda çalışanlara ve politika yapıcılara yönelik öneriler sunulmuştur.
Ailesi ile yaşayan ve yalnız yaşayan üniversite öğrencilerinin sosyal kaygı, yaşam kalitesi ve benlik saygısı bakımından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; üniversite öğrencilerinin sosyal kaygı, benlik saygısı ve yaşam kalitesi düzeylerinin, yaşanılan yere göre farklılık gösterip göstermediğini, aynı zamanda bu düzeylerin cinsiyet ve yaşa göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Bu araştırmanın bir diğer amacı ise; sosyal kaygı, benlik saygısı ve yaşam kalitesi düzeylerinin birbirleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırma bilimsel bir çalışma olup, araştırmanın katılımcılarını 18-28 yaş aralığındaki 363 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında, "Kişisel Bilgi Formu", "Sosyal Kaygı Ölçeği" (SKÖ), "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği" (RBSÖ), "Yaşam Kalitesi Ölçeği" (WHOQOL - BREF – TR) kullanılmıştır. Verilerin analizinde, bağımsız gruplar t-testi, Pearson Korelasyon Analizi ve Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Kruskal Wallis H testi sonrasında hangi gruplar arasında fark olduğunu belirlemek için pairwise comparison testi uygulanmıştır. Öğrencilerin sosyal kaygı, benlik saygısı ve yaşam kalitesi düzeylerinin, ailenin yanında yaşama ile yalnız yaşama durumuna göre değişmediği tespit edilmiştir. Hem ailesiyle yaşayan, hem de yalnız yaşayan öğrencilerin sosyal kaygı düzeyleri ile yaşam kalitesi düzeyleri arasında orta düzey negatif anlamlı korelasyon, sosyal kaygı düzeyleri ile benlik saygısı düzeyleri arasında güçlü düzeyde negatif anlamlı korelasyon, benlik saygısı düzeyleri ile yaşam kalitesi düzeyleri arasında orta düzeyde pozitif anlamlı korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte; hem ailesiyle yaşayan öğrencilerin, hem de yalnız yaşayan öğrencilerin sosyal kaygı düzeyleri ve yaşam kalitesi düzeyleri ile cinsiyet ve yaş değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanında; hem ailesiyle yaşayan hem de yalnız yaşayan öğrencilerin benlik saygısı düzeyleri ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı sonucuna ulaşılırken, benlik saygısı düzeyi ile yaş değişkeni arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Annelerin çocuklarının eğitimlerine sundukları desteğin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Bu çalışmada annelerin çocuklarının eğitimlerine sundukları desteğin düzeyi, cinsiyet, sınıf, kardeş sayısı, doğum sırası, annenin yaşı, çalışma durumu ve eğitim düzeyine göre anlamlı farklılıklar gösterip göstermediği irdelenmiştir. Annelerin çocuklarının eğitimlerine desteği "Annenin İlgisi ve Desteği", "Annenin Evdeki Öğretmen Rolü" ve "Dışarıdan Destek Alma ve Öğrenciyi Özendirme" olmak üzere üç boyutta incelenmiştir. Ankara'da, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında, tabakalı örnekleme yöntemiyle seçilen 384 ortaokul öğrencisine "Annenin Çocuğun Eğitimine Sunduğu Destek Ölçeği" uygulanmıştır. Veriler Sosyal Bilimler için İstatistik Paket Programı 23'te yüzde, frekans ve fark testleri ile analiz edilmiştir. Anne desteğine ilişkin öğrenci görüşleri öğrencinin cinsiyetine göre anlamlı bir fark göstermemektedir. Annenin İlgisi ve Desteği" ve "Annenin Evdeki Öğretmen Rolü" boyutlarında sınıf ve kardeş sayısına göre "anlamlı farklılıklar bulunmaktadır. "Annenin İlgisi ve Desteği" boyutundaki görüşler doğum sırası ve sınıfa göre farklılaşmaktadır. Beşinci ve altıncı sınıf öğrencilerinin, tek çocuk olan veya bir kardeşi olan öğrencilerin ve ailenin ilk çocuğu olan öğrencilerin anneleri diğerlerine göre daha çok destek sağlamaktadır. Annenin yaşı, çocuğun desteğe ilişkin algılarında farklılık yaratmamaktadır. Ancak, annenin çalışma durumu ve eğitim düzeyi "Annenin İlgisi ve Desteği" ve "Annenin Evdeki Öğretmen Rolü" boyutlarında anlamlı fark yaratmaktadır. Çalışan anneler ile eğitim düzeyi yüksek olan anneler, çalışmayan ve eğitim düzeyi düşük olanlara göre daha fazla destek sağlamaktadır. Anahtar sözcükler: annenin eğitime desteği, annenin eğitime katkısı, eğitime sunulan destek, annenin eğitime katılımı, eğitime katılım
Örgütsel aile desteğinin iş-aile çatışması ve işle bütünleşme üzerindeki etkisini açığa çıkarmaya yönelik bir araştırma
İnsan sermayesinin örgütler için vazgeçilmez bir rekabetçi avantaj kaynağı olduğu bilgi teknolojisine dayanan iş hayatında, yetenekli çalışanların cezbedilmesi, motive edilmesi ve elde tutulması başarının en temel unsurları haline gelmiştir. Bu noktada, işle bütünleşme kavramı, çalışanı elde tutabilmek için kritik önem arz eden psikolojik bir tutum olarak yazında yerini almıştır. Öte yandan, kadın istihdamındaki artış, iş-aile çatışması hakkındaki araştırmaların yoğunlaşmasını beraberinde getirmiştir. Ancak iş-aile çatışmasının azaltılmasında hangi kaynakların etkili olduğu ve hangi sonuçlara yol açtığı hala araştırılmaktadır. Örgütsel aile desteği, içeriğe özgü, formel aile dostu politikalar ve enformel aile dostu bir iş-aile kültürünü kapsayan yeni bir kavramdır. Önceki araştırmalar formel aile dostu politikaları incelerken son dönemlerde bu kavramın enformel işaile kültürünü içeren çok daha derin bir yapısı olduğu vurgulamakta ve yapılan çalışmaların sınırlı olduğuna dikkat çekmektedir. Özellikle, iş-aile kültürü kavramsallaştırması altında Türkçe yazında bir çalışmaya rastlanmamıştır. Verilen bilgiler çerçevesinde tez çalışmasının amacı, örgütsel aile desteği kapsamında formel aile dostu programlar ile enformel iş-aile kültürünün işle bütünleşme üzerindeki etkilerini incelemek ve iş-aile çatışmasının bu ilişkilerdeki aracı rolünü araştırmaktır. Ayrıca kavramların alt boyutları ile ilişkileri sorgulanmaktadır. Bu doğrultuda, Avrupa ve Türkiye'de iş-aile yaşamının uyumlaştırılmasına ilişkin sunulan düzenlemeler açıklanmıştır. Tez araştırmanın örneklemi, kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen aile dostu politikalara sahip kurumsal firmalarda çalışan beyaz yakalı evli ve/veya bağımlı bakım sorumluluğu üstlenen 217 çalışandan oluşmaktadır. Anket tekniği ile elde edilen verilerle yapılan analizlerin bulgularına göre, hem aile dostu politikalar hem de iş-aile kültürünün işle bütünleşme üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu ve bu etkide iş-aile çatışmasının tam aracı rol üstlendiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Aile Desteği, Aile Dostu Programlar, İş-Aile Kültürü, İş-Aile Çatışması, İşle Bütünleşme
Diyabetli hastalarda uyumun ve aile destek düzeylerinin belirlenmesi
Amaç: Diyabetin tedavisi, kontrolü ve diyabetli bireyin hastalığa uyumunda en önemli hedef aile desteğinin sağlanabilmesidir. Araştırmanın amacı; diyabet tanılı bireylerin hastalığa uyumlarının ve aile destek düzeylerinin değerlendirilmesidir.Materyal ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı tipte olup, bir üniversite hastanesinde yatarak ve ayaktan tedavi gören 107 diyabetli bireyle Eylül- Aralık 2010 tarihleri arasında yürütüldü. Veri toplama aracı olarak Ön Görüşme Formu, Hensarling Diyabet Aile Destek Ölçeği kullanıldı, veriler yüzyüze görüşme tekniği ve tıbbi kayıtlar kullanılarak toplanmıştır.Bulgular: Araştırma evrenini oluşturan 107 olgunun %53'ü kadın, %47'si erkektir. Diyabetlilerin yaş ortalaması 50,95±15,087 yaş olarak bulunmuştur. Olguların HbA1c ortalamaları %5,51 olup normal değerler arasındadır. Diyabetlilerin çoğu eş/ eş ve çocukları ile yaşamaktadır. Diyabetli bireylerin %92,5'inin tip 2 diyabetli olduğu, %76,6'sının tanı sürelerinin 0-7 yıl olduğu ve %88,8'inin düzenli kan şekeri kontrolü yaptığı belirlenmiştir. Diyabetlilerin %15,9'u (n=17) diyabet eğitimi almamıştır. Diyabetlilerin ?diyabet bakımında en çok destek veren kişi? sorusuna yanıtları değerlendirildiğinde %78,5'inin eş desteği aldığı görülmüştür. Hensarling Diyabet Aile Destek Ölçeği toplam puanlarının yaş arttıkça kısmen azaldığı, medeni durumuna göre ölçek toplam puanlarının karşılaştırılması yapıldığında evlilerin ölçek toplam puan ortalamalarının bekarlara göre anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır. Diyabet tiplerine göre tip 1 diyabetlilerin ölçek toplam puan ortalaması tip 2 diyabetlilere göre anlamlı derece yüksek olarak saptanmıştır. Diyabet eğitimi alan bireylerin ölçek puanları daha yüksek bulunmuştur.Sonuç: Hensarling Diyabet Aile Destek Ölçeği'nin Türkçe'ye uyarlanmış biçimi ile geçerli-güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir. Ölçek puanları yüksek hastalarda uyumun daha iyi ve komplikasyon yaşama oranlarının da daha düşük olduğu belirlenmiştir. Aile desteğinin bireysel bakım sürecinde düzenli aralıklarla değerlendirilmesi önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: Diyabet, aile, destek
Lise öğrencilerinde okul bağlılığının yordayıcıları olarak ebeveyn özerklik desteği ve akademik azim
Bu araştırmanın genel amacı, algılanan ebeveyn özerklik desteği ve akademik azmin lise öğrencilerinin okul bağlılığı üzerindeki yordayıcılığını incelemektir. Araştırmanın alt amaçları; lise öğrencilerinin okul bağlılığının cinsiyet, sınıf düzeyi, okuldaki son dönem başarı not ortalaması, okulun fiziki koşullarından memnun olma durumu, okuldaki öğretmen ilişkilerinden memnun olma durumu, okuldaki arkadaş ilişkilerinden memnun olma durumu, okulda ders dışı sosyal etkinliklere katılım durumu, okulun Destekleme ve Yetiştirme Kursundan (DYK) faydalanma durumu ve okul dışı ek eğitim desteği alma durumuna göre anlamlı fark gösterip göstermediğinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubu 2022-2023 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Bursa ilinin merkez ilçelerindeki MEB'e bağlı devlet okullarında öğrenim gören 1030 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma verileri Kişisel Bilgi Formu, Okul Bağlılığı Ölçeği, Algılanan Ebeveyn Özerklik Desteği Ölçeği ve Akademik Azim Ölçeği ile toplanmıştır. Lise öğrencilerinin okul bağlılığının algılanan ebeveyn özerklik desteği boyutları ve akademik azim tarafından yordanıp yordanmadığı çoklu regresyon analizi ile incelenmiştir. Lise öğrencilerinin okul bağlılığının cinsiyet, okulda ders dışı sosyal etkinliklere katılım durumu, okulun DYK'den faydalanma durumu ve okul dışı ek eğitim desteği alma durumuna göre anlamlı bir fark gösterip göstermediği İlişkisiz Örneklemler İçin t Testi ile incelenmiştir. Lise öğrencilerinin okul bağlılığının sınıf düzeyi, okuldaki son dönem başarı not ortalaması, okulun fiziki koşullarından memnun olma durumu, okuldaki öğretmen ilişkilerinden memnun olma durumu ve okuldaki arkadaş ilişkilerinden memnun olma durumuna göre anlamlı bir fark gösterip göstermediği Tek Yönlü Varyans Analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonucunda lise öğrencilerinin okul bağlılığı akademik azim, anneden algılanan özerklik desteği, babadan algılanan özerklik desteği tarafından anlamlı şekilde yordanmıştır. Çalışma sonucunda lise öğrencilerinin okul bağlılığının cinsiyet, sınıf düzeyi, okuldaki son dönem başarı not ortalaması, okulun fiziki koşullarından memnun olma durumu, okuldaki öğretmen ilişkilerinden memnun olma durumu, okuldaki arkadaş ilişkilerinden memnun olma durumu, okulda ders dışı sosyal etkinliklere katılım durumu, okulun DYK'den faydalanma durumuna göre anlamlı şekilde fark gösterdiği bulgusuna ulaşılmıştır.
Ortaöğretim öğrencilerinin aileden algıladıkları sosyal destek ile intihar olasılığı davranışı arasındaki ilişkinin incelenmesi (İstanbul ili Tuzla ilçesi örneği)
Bu araştırma, Ortaöğretim öğrencilerinin aileden algıladıkları sosyal destek düzeleri ile intihar olasılığı davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır.Çalışma evreni 2011?2012 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Tuzla ilçesinde bulunan ortaöğretim öğrencileridir. Örneklem bu evren içinden araştırmaya katılan 265 öğrencidir.Araştırma ile ilgili veriler ?Aileden Algılanan Sosyal Destek Ölçeği? (Eskin 2003, Yıldırım, 1997) ve ?İntihar Olasılığı Ölçeği? (Cull ve Gill 1990, Şahin ve Durak?ın 2000) ile toplanmıştır. Üç bölümden oluşan ölçeğin birinci bölümünde kişisel bilgilere, ikinci bölümde, aileden algılanan sosyal destek ölçmek için 20 tutum ifadesine, üçüncü bölümde ise intihar olasılığı davranışlarını ölçmek üzere 36 değerlendirme ifadesine yer verilmiştir.Ölçeklerden elde edilen veriler kodlanarak bilgisayar ortamında SPSS paket programı yardımıyla çözümlenmiştir. Ölçeğin birinci bölümüyle ilgili verilere ilişkin frekans ve yüzde dağılımı alınmış, öğrencilerin tutumlarının ve algılamalarının belirlenmesine yönelik olarak aritmetik ortalama ve standart sapma, tutumlar arasında farklılığı ortaya koyabilmek için ikili karşılaştırmalarda ?t? testi, Mann Witney U testi ikiden fazla değişken gruplarının karşılaştırılmasında ise tek yönlü varyans analizi ile Kruskal Wallis kullanılmıştır. Görüşler arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı ? = 0.05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir.Araştırmadan elde edilen bulgular şunlardır;1.Öğrencilerin aileden algıladıkları sosyal destek düzeylerinin ortalamalar seviyesinde olduğu görülmüştür.2.Cinsiyetlerine, yaşlarına, anne ve babaların birlikte yaşama, yaşadıkları yere ve gelir durumlarına göre aileden algıladıkları sosyal destek düzeyleri arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır.3.Öğrencilerin sınıflarına göre aileden algıladıkları sosyal destek düzeylerinin değerlendirilmesinde 10 sınıfta olanlar ile 11. sınıfta olanlar arasında anlamlı farklılıklar görülmekte 11. sınıftakilerin ailelerinden daha fazla sosyal destek algıladıkları görülmüştür.4.Öğrencilerin okul türlerine göre aileden algıladıkları sosyal destek düzeylerinin değerlendirilmesinde Endüstri Meslek Lisesinde okuyanlar ile İmam Hatip Lisesinde okuyanlar arasında anlamlı farklılıklar görülmüş Endüstri Meslek Lisesindekilerin ailelerinden daha fazla sosyal destek algıladıkları anlaşılmıştır.5.Öğrencilerin okul bölümlerine aileden algıladıkları sosyal destek düzeylerinin değerlendirilmesinde eşit ağırlık bölümünde okuyanlar ile alanı olmayan öğrenciler arasında anlamlı farklılıklar görülmüş eşit ağırlık bölümünde okuyanların ailelerinden daha fazla sosyal destek algıladıkları anlaşılmıştır.6.Öğrencilerin babalarının öğrenim durumuna göre aileden algılanan sosyal destek düzeylerinin değerlendirilmesinde babaları yüksekokul mezunu olan öğrencilerin algıladıkları sosyal destek düzeyleri, babaları ilkokul mezunu olan öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur.7.Öğrencilerin annelerinin öğrenim durumuna göre aileden algılanan sosyal destek düzeylerinin değerlendirilmesinde anneleri yüksekokul ve lise mezunu olan öğrencilerin algıladıkları sosyal destek düzeyleri, anneleri ilkokul mezunu olan öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur.8.Öğrencilerin intihar olasılık düzeylerinin ortalamalar seviyesinde olduğu görülmüştür.9.Öğrencilerin intihar olasılığı düzeylerinin cinsiyete, babalarının öğrenim durumuna, anne ve babalarının birlikte yaşamalarına, yaşanılan yere ve gelir durumuna göre gruplar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.10.Öğrencilerin yaşlarına göre İntihar Olasılığı Ölçeği toplam puanları ile olumsuz benlik ve tükenme alt boyutunda 16-17 yaşındakilerin intihar olasılığı düzeyleri 14-15 yaşındakilere göre daha yüksek bulunurken; hayata bağlanma ve öfke alt boyutunda ayrılık bulunmuştur.11.Öğrencilerin sınıflarına göre İntihar Olasılığı Ölçeği toplam puanları ile olumsuz benlik ve tükenme alt boyutu ve hayata bağlılıktan kopma alt boyutunda farklılıklara rastlanmış 10. sınıftakilerin 11. sınıftakilere göre daha yüksek intihar olasılığı düzeyinin olduğu görülmekte, hayata bağlılıktan kopma alt boyutunda farklı olarak 9. sınıftakilerde 11. sınıftakilerden daha yüksek intihar olasılığı düzeyi olduğu görülmüştür.12.Okul türlerine göre İntihar Olasılığı Ölçeği toplam puanları ile olumsuz benlik ve tükenme alt boyutu ve hayata bağlılıktan kopma alt boyutunda İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin intihar olasılığı düzeylerinin endüstri meslek lisesi öğrencilerine göre daha fazla olduğu diğer okul türlerinden en yüksek intihar olasılığı düzeyinin imam hatip en düşük intihar olasılığı düzeyinin endüstri meslek lisesi öğrencilerinde olduğu görülmüştür.13.Bölümlere göre İntihar Olasılığı Ölçeği toplam puanları ile olumsuz benlik ve tükenme alt boyutu ve hayata bağlılıktan kopma alt boyutunda alanı olamayan öğrencilerinin intihar olasılığı düzeylerinin eşit ağırlık öğrencilerine göre daha fazla olduğu görülmüştür.14.Öğrencilerin annelerinin öğrenim durumuna göre intihar olasılığı düzeylerinin değerlendirilmesinde anneleri ilkokul mezunu olan öğrencilerin intihar olasılığı düzeyleri, anneleri lise mezunu olan öğrencilere göre daha yüksek olduğu görülmüştür.15.Aileden Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ile İntihar Olasılığı Ölçeği arasındaki ilişkiler istatistiksel olarak negatif yönde anlamlı olduğu görülmüş, aileden algılanan sosyal destek yükseldikçe intihar olasılığı azalmıştır.Anahtar Sözcükler: Sosyal destek, intihar, ergenlik
Erken çocukluk döneminde ebeveynlerin erken okuryazarlık uygulamarına yönelik görüş ve farkındalıkları
Bu araştırma, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında İstanbul ilinde özel ya da devlet olmak üzere herhangi bir okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 36-72 aylık çocukları olan, okuryazar ve İstanbul'da ikamet eden evli 10 anne ve 10 babanın (n=20) 'Amaçlı Örnekleme' yöntemlerinden 'Ölçüt Örnekleme' ile seçilmesi doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Araştırma için uzman görüşü alınarak geliştirilen "Erken Çocukluk Döneminde Ebeveynlerin Erken Okuryazarlık Uygulamalarına Yönelik Görüşleri" başlıklı yarı yapılandırılmış görüşme formu sorularına, 'Ebeveyn Demografik Bilgi Formu' anketi sorularına ve 'Çocukların Erken Okuryazarlık Ortamları Bilgi Formu' anketi sorularına verilen cevaplardan elde edilen verilerle; ebeveynlerin 'erken okuryazarlık' ve 'erken okuryazarlık becerileri' kavramlarını nasıl tanımlamadıkları, erken okuryazarlık becerilerinin desteklenmesinin önemi hakkındaki düşünceleri, erken okuryazarlık becerilerinin desteklenmesi adına ev içinde ve ev dışında neler yaptıkları ve çocuklarının bu çalışmalara karşı motivasyonlarını nasıl yorumladıkları, erken okur yazarlık becerilerinin desteklenmesinde ebeveynlerin kendi yeterlilik düzeyleri ve eşleri arasındaki iş birlikleri hakkındaki görüşleri ve bu konuda bir desteğe ihtiyaç duyup duymadıkları, erken okuryazarlık becerilerini destekleyici kitapları seçerken nelere dikkat ettikleri, ebeveynleri okul öncesi eğitimi kurumlarından eve gönderilen erken okuryazarlık becerilerini destekleyici aile katılımı etkinlikleri hakkındaki görüşleri ile COVID-19'un çocukların erken okuryazarlık becerileri üzerindeki etkileri hakkında neler düşündükleri irdelenmiştir. Bu araştırma neticesinde erken çocukluk dönemindeki ebeveynlerin erken okuryazarlık uygulamalarına yönelik görüş ve farkındalıkları verilmiştir.
Okul öncesi eğitiminde aile katılımı çalışmalarının öğretmen ve ebeveyn görüşlerine göre değerlendirilmesi
Araştırmanın genel amacı, okulöncesi eğitiminde aile katılımı çalışmalarının öğretmen ve ebeveyn görüşlerine göre değerlendirilmesidir. Bu çalışma betimsel nitelikte olup ebeveynlerle yapılan görüşmeler ve öğretmenlere uygulanan anket olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır. Araştırmanın birinci aşamasında öğretmen ölçeğinin örneklemini 2008?2009 eğitim-öğretim yılında Çanakkale ili merkez ve ilçelerindeki MEB'e bağlı okullarda görev yapmakta olan 110 okulöncesi eğitimi öğretmeni oluşturmaktadır. Yapılan anket verilerinin sonuçları istatistiksel verilere göre analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler bilgisayar ortamında değerlendirilmiş, istatistikî çözümleme için SPSS programından yararlanılmıştır. Sonuçları değerlendirmede, hizmet yılı, yaş ve okuttukları sınıfın mevcut değişkenine göre anlamlı bir farklılık olup olmadığı, istatistiksel testler ile sınanmıştır. Elde edilen sonuçlar tablolar halinde ayrıntılı olarak verilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış ve yönlendirici olmayan görüşme tekniği kullanılmıştır. Bu aşamada ebeveyn görüşmelerinin örneklemini, 2008?2009 eğitim öğretim yılında Çanakkale ili merkez ve ilçelerindeki okulöncesi eğitim kurumlarında çocuğu bulunan 20 öğrenci ebeveyni oluşturmaktadır. Araştırmanın birinci aşamasında ebeveynlere uygulanan görüşme formundan elde edilen verilerin incelenmesinde betimsel analiz kullanılmıştır. Görüşmelerden uzun aktarımlar yapılmış ve gözlem notları orijinal hallerine yakın bir biçimde betimlenmiştir. Ayrıca yeterli veri düzeyine ulaşıldığı durumlarda, neden ve nasıl sorularını açıklayabilmek amacıyla ayrıntıya inilmeye çalışılmıştır. Bu aşamada tümevarımcı analiz tekniği kullanılmıştır.Araştırmanın birinci aşamasında öğretmenlere uygulanan anket sonucunda elde edilen bulgularla görüşmelerden elde edilen bulguların birbirini desteklediği ortaya çıkmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında elde edilen bulguların analizi sonucunda gerek okul yönetimi gerekse öğretmen ve ebeveynlerin aile katılımı çalışmalarına gereken titizliği gösterip, üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirirlerse aile katılımı çalışmalarının hedeflenen amaçlarına ulaşabileceği anlaşılmaktadır.
A study on the relationship between Turkish EFL learners' willingness to communicate in English, ambiguity tolerance and parental encouragement level
This study aims to investigate Turkish EFL learners' willingness to communicate, tolerance of ambiguity, and parental encouragement levels. Moreover, a possible link between tolerance of ambiguity and parental encouragement levels with willingness to communicate was explored in the study. The research sample consisted of 151 preparatory school students at Hasan Kalyoncu University. A mixed-method research design was preferred in this study as both qualitative and quantitative research methods were utilized. ''Willingness to Communicate Scale'' developed by McCroskey (1992), ''Second Language Tolerance of Ambiguity'' developed by Ely (1989), and ''Perceived Parental Encouragement Scale'' involved in ''Attitude/Motivation Test Battery'' developed by Gardner (1985) were used as data collection tools. SPSS 20.0 was operated to analyze the data obtained from the questionnaires. Frequencies, means, percentages, and standard deviations were calculated through this program. Moreover, independent samples t-test was utilized to detect whether there was a statistically significant difference relating to age, while one-way ANOVA was used to explore if there was a statistically significant difference relating language proficiency with willingness to communicate, tolerance of ambiguity, and parental encouragement levels. Apart from these, Pearson correlation was practiced to investigate the relationship between willingness to communicate, tolerance of ambiguity, and parental encouragement. Afterward, to detect the predictive power of tolerance of ambiguity and parental encouragement on willingness to communicate, multiple regression analysis was achieved. In the qualitative part of the study, 16 students who already took the quantitative part of the study were interviewed. The findings were examined through content analysis. According to the results, Turkish EFL learners showed high willingness to communicate, tolerance of ambiguity and, perceived parental encouragement. Besides, statistically significant results were found relating to the influence of age and gender. Furthermore, it was detected that tolerance of ambiguity and perceived parental encouragement predicted willingness to communicate positively. Finally, some linguistic, affective, contextual, individual factors and, self-perceived communicative competence were found to be influencing elements on learners' willingness to communicate. Moreover, some problems of tolerating ambiguity experienced by learners were detected.
Tip 2 diyabeti olan kadınlarda web tabanlı eğitimin öz bakım yönetimine ve aile desteğine etkisinin incelenmesi
Bu çalışma, insülin kullanan Tip 2 diyabetli kadın bireylere verilen web tabanlı eğitimin öz bakım yönetimine ve aile desteğine olan etkisinin incelenmesi amacıyla yapılan müdahale kontrol çalışmasıdır. Çalışmanın evrenini Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye ve Endokrin Polikliniğine başvuran insülin kullanan Tip 2 diyabet tanısı olan kadınlar oluşturmuştur. Örneklemini ise araştırmaya dahil edilme kriterlerine uygun olan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 33 müdahale grubu ve 33 kontrol grubu olmak üzere toplam 66 diyabetli kadın oluşturmuştur. Kontrol grubuna araştırmacı tarafından danışmanlık eğitimi verilmemiş, hastanede verilen rutin eğitimi almışlardır. Her iki gruba da ilk görüşmede Hasta Tanılama Formu, Metabolik Kontrol Değişkenleri Formu, DÖBÖ ve T2-DADÇÖ uygulanmıştır. Müdahale grubuna altı ay boyunca web tabanlı eğitim verilmiştir. Çalışmanın 3. ayında araştırmacı tarafından Metabolik Kontrol Değişkenleri Formu kaydedilmiştir. Müdahale grubu ve aile üyeleri ile yapılması planlanan yüz yüze grup görüşmesi pandemi nedeniyle iptal edilip 6. ayda mobil iletişim kullanılarak görüntülü grup görüşmesi yapılmıştır. Çalışmanın sonunda Metabolik Kontrol Değişkenleri Formu, DÖBÖ ve T2-DADÇÖ uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, müdahale grubunda DÖBÖ puanlarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). İnsülin enjeksiyonunu düzenli olarak uygulama, kan şekerini ölçme, egzersiz, ara öğün alımı ve diyete uyum değişkenlerinde anlamlı derecede olumlu yüzdelik artışlar olduğu belirlenmiştir. Açlık kan şekeri 3. ve 6.ay değerleri, 0. ay değerlerine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha düşük olduğu saptanmıştır (p<0.05). T2-DADÇÖ toplam puanları ve aile çatışma alt boyutu istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Bu araştırma ile web tabanlı eğitimin diyabetli bireyle birlikte aile üyelerini de dahil ederek kullanımının yaygınlaştırılması ile öz bakım yönetimi ve metabolik kontrolde daha iyi sonuçlara ulaşılacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Diabetes mellitus, hemşire, kadın, öz bakım, web tabanlı eğitim.
Çocukluk örselenme yaşantıları, ana-baba-ergen ilişki biçimleri ve sosyal destek algısının, kuraldışı davranışlarla ilişkisi
Bu araştırmada 14?18 yaş aralığında bulunan öğrencilerde görülen kuraldışı davranışların, çocukluk örselenme yaşantıları (fiziksel, duygusal, cinsel ve ihmal), ana-baba-ergen ilişki biçimleri ve aile ve arkadaştan algılanan sosyal destek açısından incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma 9, 10 ve 11 sınıfa devam eden 1032 lise öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin kuraldışı davranış düzeylerine ilişkin veriler ?Kuraldışı Davranış Ölçeği? (Kaner, 2001), çocukluk örselenme yaşantılarına (fiziksel, duygusal, cinsel) ilişkin veriler ?Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği?(Aslan ve Alparslan, 1999) ana-baba-ergen ilişkilerine ilişkin veriler ?Ana-Baba-Ergen İlişki Envanteri? (Kaner, 2001), aile ve arkadaştan algılanan sosyal destekle ilişkin veriler Procidano ve Heller (1983) tarafından geliştirilen ve Güçray ( 1998) tarafından uyarlanan, ?Aile ve Arkadaştan Algılanan Sosyal Destek Ölçeği? kişisel ve ailesel özelliklere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu?, kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis' ten yararlanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; erkek öğrencilerin, kızlara kıyasla; geçmişte istismar yaşantısı (fiziksel, duygusal, cinsel ve istismar yaşantısı toplam) olan öğrencilerin, olmayanlara kıyasla; ana-baba-ergen ilişki biçimlerini olumsuz-yetersiz algılayan öğrencilerin, ilişkilerini yeterli ve olumlu algılayan öğrencilere kıyasla; aileden düşük sosyal destek algılayan öğrencilerin yüksek sosyal destek algılayan öğrencilere kıyasla; arkadaştan düşük sosyal destek algılayan öğrencilerin, yüksek sosyal destek algılayan öğrencilere kıyasla,kuraldışı davranış puanları ( kuraldışı davranışları toplam puanda ve alt ölçeklerin büyük çoğunluğunda) daha yüksek bulunmuştur.Bunun yanında, ailenin gelir düzeyi yüksek olan, anne-baba eğitim düzeyi yüksek olan öğrencilerin kuraldışı davranışlar toplam puanları ve bazı alt ölçek puanları yüksek bulunmuştur. Anadolu Lisesi öğrencilerinin, Genel-Akademik Liseye devam eden öğrencilere kıyasla, kuraldışı davranışlar toplam puanlarının daha yüksek olduğu da bulunmuştur.Ayrıca, tartışıp kavga eden, evlerinde fiziksel şiddete uğrayan, evde içki içen biri olan, evde birbirine sevgi ile yaklaşmayan, ev ortamını huzursuz bulan öğrencilerin kural dışı davranışlar gösterme oranları, evlerinde bu davranışların olmadığını ifade eden öğrencilere kıyasla daha yüksek bulunmuştur.
Eğitim sürecine veli katılımının bir boyutu olan öğrenmeyi destekleyici ev ortamının veli toplantılarında yer alma durumunun incelenmesi (Durum çalışması)
Bu çalışmada eğitim sürecine veli katılımının bir boyutu olan öğrenmeyi destekleyici ev ortamının veli toplantılarında nasıl yer aldığı ve velileri yönlendirilmeye yönelik neler yapıldığı konusunun araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni ile desenlemiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep ili Şehitkâmil ilçesine bağlı iki ilkokulda 25 öğretmen, 30 veli (2 velinin öğrencisi BEP'li) oluşturmaktadır. Çalışma grubundan veriler görüşme tekniği ile toplanmıştır. Ayrıca 2016/2017 Eğitim-Öğretim yılında 1.dönem ve 2.dönem yapılan sınıf veli toplantı tutanaklarından 60 tanesi incelenmiştir. Öğretmenlerden, velilerden ve tutanaklardan elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Kuramsal çerçevesi ilgili literatür araştırılarak oluşturan 8 temaya göre kodlar çıkartılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin sınıf veli toplantılarında öğrenmeyi destekleyici ev ortamı için bazı öğretmenlerin önerilerde bulunduğu, bazıların az da olsa değindiği ve bazıların da hiç değinmediği görülmüştür. Velilere sorulan sorular neticesinde ise, bazı velilerin sınıf veli toplantılarında öğrenmeyi destekleyici ev ortamı için bazı öğretmenlerin öneride bulunduğunu, bazılarının da az da olsa değindiği bazılarının da hiç değinmediği görülmüştür. Yapılan sınıf veli toplantı gündem maddelerini incelediğimizde çok az sayıda öğretmenin öğrenmeyi destekleyici ev ortamı için önerilerde bulundukları tespit edilmiştir. Ancak öğretmenlerin düzenlemiş olduğu toplantılarda, önerilerin gündem maddesi olarak yer almasına rağmen velilerin yeterince bilgilendirilmediği, belli başlı bazı maddeler üzerinde durulduğu görülmüştür. Bu durumun oluşmasının nedenlerinden biri öğretmenin söylesem de veliler tarafından dikkate alınmayacağı kaygısı, velilerin eğitim seviyesinin düşüklüğü ve velilerin maddi durumlarının yetersizliğinden kaynaklı olduğu söylenebilir. Buna rağmen bazı öğretmenlerin önerilerde bulunduğu görülmüştür. Öğrencinin akademik başarısının artırılmasına yönelik olarak, velilerle işbirliğinin sağlanması şart olduğu ve ailelerin desteği ile bunun mümkün olduğu unutulmamalıdır.
Manevi iyi oluşla aile doyumu arasındaki ilişkide aile desteği ve bütünlüğünün rolü
Bu araştırmada evli bireylerin manevi iyi oluşlarıyla aile doyumları arasındaki ilişkide aile desteği ve aile bütünlüğünün aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya Aydın ili Efeler ilçesinde ikamet eden, en az bir çocuklu, 10 yıl ve daha fazla süredir evli olan 235'i anne (% 57, 5) 174'ü baba (% 42, 5) olmak üzere toplamda 409 evli birey katılmıştır. Araştırmada betimsel ilişkisel desen kullanılmıştır. Spiritüel İyi Oluş Ölçeği, Aile Yaşam Doyumu Ölçeği, Aileden Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Aile Bütünlük Duygusu Ölçeği Kısa Formu ve Kişisel Bilgi Formu veri toplama araçları olarak araştırmada kullanılmıştır. Korelasyon analizleri sonrasında regresyonel yaklaşımla incelenmiş olan araştırmanın hipotez modelinin incelenmesinde Koşullu İşlem Analizinden (Conditional Process Analysis) yararlanılmıştır. Araştırma sonucuna göre manevi iyi oluş, aile doyumu, aile desteği ve aile bütünlüğü değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Manevi iyi oluş aile doyumunu pozitif yönde açıklamaktadır. Manevi iyi oluşun aile doyumuna olan etkisinde aile desteği ve aile bütünlüğünün kısmi aracı oldukları belirlenmiştir. Bu durum manevi iyi oluşun aile doyumunu etkilemesinde aile desteği ve aile bütünlüğünün de dolaylı katkısı olduğunu göstermektedir. Aile eğitimi veya danışmanlığı alanında ailelere yönelik hazırlanabilecek psikoeğitim ve müdahale programlarında bu araştırmada aile doyumu üzerinde etkili olduğu belirlenen aile desteği ve aile bütünlüğünü arttırmaya yönelik çalışmalar yapılabilir. Daha sonraki araştırmalarda manevi iyi oluşun aile ilişkileriyle ilgili değişkenler, evlilikle ilgili değişkenler ya da romantik ilişkilerle ilgili değişkenler üzerindeki etkisi de incelenebilir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Maneviyat, Manevi İyi Oluş, Aile Desteği, Aile Bütünlük Duygusu, Aile Doyumu.
Pansiyonlu liselerde öğrenim gören öğrencilerin gündüzlü veya yatılı olmalarıyla depresyon ve algılanmış aile desteği düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma pansiyonlu liselerde öğrenim gören öğrencilerin gündüzlü veya yatılı olmalarıyla depresyon ve algılanmış aile desteği düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda öğrenimlerini yatılı ve gündüzlü bir şekilde sürdüren lise öğrencilerinin öğrenim gördükleri okul türüne, kardeş sayısına, cinsiyetine, ailelerindeki herhangi birinde tıbbi yada psikolojik bir rahatsızlık olup olmama durumuna, anne ve baba eğitim düzeyine, anne ve baba mesleğine, aile gelir durumuna, anne babanın sağ olup olmayışlarına, ders başarı durumlarına ve öğrenimlerini yatılımı gündüzlümü sürdürdüklerine göre algılanmış aile desteği ve depresyon düzeyleri arasında anlamlı bir farklılaşma olup olmadığı incelenmiştir. Çalışmanın evrenini Gaziantep ili 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılında pansiyonlu liselerde öğrenim gören ailesiyle ve yatılı kalan lise öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini ise Gaziantep ilinin çeşitli pansiyonlu liselerinde öğrenim gören 268 gündüzlü ve 226 yatılı toplamda 494 olmak üzere 9, 10 ve 11. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak demografik özellikleri içeren Kişisel Bilgi Formu, Beck Depresyon Envanteri ile Algılanmış Aile Desteği Ölçeği(PSS-fa) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda örneklem dahilindeki öğrencilerin kendilerine ait odalarının oluşu, oturdukları evlerin kendilerine ait oluşu, anne ve babalarının birlikte oluşu, baba eğitim düzeyi ve gelir durumu açısından algılanmış aile desteği arasında anlamlı diğer faktörler arasında ise anlamsız bir farklılaşma olduğu; cinsiyet, oturdukları evin kendilerine ait oluşu, sınıf düzeyi, kalınan yer, anne eğitim düzeyi, baba mesleği, kardeş sayısı, gelir durumu ve ailede herhangi birinde psikolojik bir rahatsızlık olma durumları açısından depresyon belirtileri arasında anlamlı diğer değişkenler arasında anlamsız bir farklılaşma olduğu görülmüştür.
Madde bağımlılığı tedavi sürecinde aile işlevselliğinin rolünün incelenmesi
Bu çalışma madde bağımlılığı tedavi sürecinde aile işlevselliğinin rolünü derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, bu nitel araştırma bilenen bir olguyu derinlemesine incelemek için tasarlandı ve yürütüldü. Araştırma verileri madde bağımlılığı tedavisinde başarı sağlamış dört ergen ve bunların ebeveynlerinden, görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma kapsamında verilerin toplanmasında uzman görüşü yardımıyla hazırlanan aile ve çocuk görüşme formları kullanılmıştır. Elde edilen veriler MAXQDA nitel araştırma programı ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak madde bağımlılığı tedavi sürecinde aile işlevselliğinin alt boyutlarından aile-içi iletişim, aile-içi destek, aile içi sınırlar, aile içi ritüeller, aile içi roller ve aile içi bağlanma ve güven boyutları ile kapsamlı olarak ele alınmıştır. Ergenlerin madde bağımlılığı tedavi sürecinde başarılı olmalarını sağlayan en önemli aile işlevsellik boyutunun "Bağlanma-Güven" olduğu belirlenmiştir. Bu boyutu sırayla "Aile-içi iletişim" ve "Aile-içi destek" alt boyutları takip etmiştir. Anahtar Kelimeler: Madde Bağımlılığı, Aile İşlevselliği, Tedavi Süreci
Öz şefkat ve eş desteğinin ilişkisel yılmazlık üzerindeki diyadik etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı evli çiftlerde eş desteği ve öz şefkat ile ilişkisel yılmazlık arasındaki ilişkinin ikili (dyadic) bağlamda incelenmesidir. Korelasyonel desende tasarlanmış olan araştırmanın örneklemi amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme tekniği kullanılarak belirlenmiş 157 çiftten oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak İlişkisel Yılmazlık Ölçeği, Öz Şefkat Ölçeği Kısa Formu ve Eş Destek Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde t-testi, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu ve Aktör Partner Karşılıklı Bağımlı Aracı Model için Regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada kadın ve erkeklerin ilişkisel yılmazlıkları üzerinde öz şefkat ve eş desteği değişkenlerinin aktör ve partner etkilerinin incelendiği iki ayrı model test edilmiştir. Test edilen birinci modelde eşlerin sahip oldukları öz şefkat puanlarının artmasının kendi ilişkisel yılmazlıklarını arttırdığı (aktör etkisi) fakat eşlerinin ilişkisel yılmazlıkları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmüştür (partner etkisi). İkinci modelde ise eşlerin eş desteği puanlarının artmasının kendilerinin (aktör etkisi) ve partnerlerinin ilişkisel yılmazlıklarını arttırmakta olduğu sonucuna ulaşılmıştır (partner etkisi). Elde edilen bulgular ilgili alanyazın bağlamında tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.
Uygulanan iki farklı yöntemin periferik damar yolu açılan çocuklarda ağrı ve anksiyeteye etkisi
Amaç: Bu çalışma çocuk acil servisinde periferik damar yolu açma işlemi sırasında uygulanan iki farklı yöntemin çocuklarda ağrı ve anksiyeteye etkisinin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırma randomize kontrollü ve deneysel tiptedir. Araştırmanın örneklemini, Ocak 2022 ve Şubat 2022 tarihleri arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Çocuk Acil Servisine başvuran ve gönüllü olan çocuklar oluşturdu (n=105). Katılımcılar iki deney ve bir kontrol grubu olmak üzere üç eşit gruba ayrıldı. Deney 1 Grubunu, işlem sırasında ebeveyn desteği uygulanacak çocuklar oluşturdu. Deney 2 Grubunu, işlem sırasında araştırmacı tarafından dikkati başka yöne çekme kartları kullanılan çocuklar oluşturdu. Kontrol grubuna periferik damar yolu açma işlemi sırasında kliniğin rutin işlemi uygulandı. Verilerin toplanmasında "Çocuk Tanıtım Bilgi Formu", "Wong-Baker Yüz İfadelerini Derecelendirme Ölçeği", "Çocuk Korku ve Anksiyete Ölçeği", "Dikkati Başka Yöne Çekme Kartları" kullanıldı. Bulgular: Araştırmada çocukların, WB-YİDO puan ortalamaları gruplar arası karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0.05). Kontrol grubundaki çocukların diğer gruplara göre WB-YİDO puan ortalamaları daha yüksektir. Araştırmada çocukların, işlem sırasındaki ÇKAÖ puan ortalamaları gruplar arası karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0.05). Kontrol grubundaki çocukların diğer gruplara göre ÇKAÖ puan ortalamaları daha yüksektir. Sonuçlar: Dikkati başka yöne çekme kartları ve ebeveyn desteği uygulamalarının periferik damar yolu açma işlemi sırasında çocukların ağrı ve anksiyetelerini azaltmada etkili olduğu bulundu.
Ortaöğretim öğrencilerinde başarı yönelimi, algılanan ebeveyn desteği ve başarı baskısı ile akademik motivasyon arasındaki ilişki
Bu araştırmanın temel amacı ortaöğretim öğrencilerinin başarı yönelimi, algıladıkları başarı için ebeveyn desteği ve başarı baskısı ile akademik motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Çalışma, nicel araştırma metodolojisi içerisinde tasarlanmıştır. İlişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Araştırmada uygun örneklem tercih edilmiştir. 2021-2022 eğitim öğretim yılında veriler yüz yüze toplanmıştır. Sakarya ili Kaynarca ilçesinde bulunan 3 ortaöğretim kurumunda öğrenim gören öğrencilerden Likert tipi ölçeklerle veriler elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu toplamda 707 öğrenci meydana getirmektedir. Araştırmanın verileri toplandıktan sonra SPSS 25 ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistiklerden, parametrik fark testlerinden, Pearson Korelasyon analizinden ve çoklu regresyondan yararlanılmıştır. Araştırma bulguları, ortaöğretim öğrencilerinin başarı yönelimlerinin orta düzeyde olduğunu göstermektedir. Akademik başarı için ebeveyn desteği yükseğe yakın düzeyde iken, ebeveyn baskısı orta düzeydedir. Öğrencilerin akademik motivasyonları orta düzeydedir. Öğrencilerin başarı yönelimleri ile cinsiyetleri arasında anlamlı fark bulunmakta, anne-babanın çalışma durumuna göre ise fark bulunmamaktadır. Öğrencilerin evde çalışma odalarının ve bilgisayarlarının olmasıyla başarı yönelimi arasında anlamlı fark vardır, evde internetlerinin olmasıyla başarı yönelimi arasında anlamlı fark yoktur. Anne-babanın tutumları ile öğrencilerin başarı yönelimi arasında anlamlı fark vardır. Öğrencilerin sınıf düzeyleri ile başarı yönelimi arasında anlamlı fark yokken, okul türü arasında anlamlı fark vardır. Öğrencilerin kendilerini başarılı görmeleri ile başarı yönelimi arasında anlamlı fark vardır. Benzer sonuç ailelerin öğrencileri başarılı görmeleri ile başarı yönelimleri arasında da vardır. Çalışmaya ayrılan günlük süreyle başarı yönelimi arasında anlamlı farklılık vardır. Başarı için ebeveyn desteği ve baskısı ile öğrencilerin cinsiyeti arasında anlamlı fark vardır. Ebeveynlerin çalışma durumu ile başarı için ebeveyn desteği ve baskısı arasında anlamlı fark yoktur. Çalışma odasına sahip olma ile başarı için ebeveyn desteği arasında anlamlı fark varken başarı için ebeveyn baskısı arasında anlamlı fark yoktur. Başarı için ebeveyn desteği ve baskısı ile öğrencilerin bilgisayara ve internete sahip olmaları arasında anlamlı fark yoktur. Başarı için ebeveyn desteği ve baskısı ile ebeveynlerin tutumları arasında anlamlı fark vardır. Başarı için ebeveyn desteği ve baskısı ile öğrencilerin sınıf düzeyi arasında anlamlı fark yokken okul türü ile arasında anlamlı fark vardır. Başarı için ebeveyn desteği ve baskısı ile öğrencilerin kendilerini başarılı görmeleri ve ailelerin başarılı görmeleri arasında anlamlı fark vardır. Başarı için ebeveyn desteği ve baskısı ile öğrencilerin çalışmaya ayırdıkları günlük ortalama süre arasında anlamlı fark vardır. Akademik motivasyonla öğrencilerin cinsiyetleri arasında anlamlı fark yoktur. Akademik motivasyonla öğrencilerin annelerinin çalışması arasında anlamlı fark yokken babalarının çalışması arasında anlamlı fark vardır. Akademik motivasyonla öğrencilerin çalışma odasına, bilgisayar ve internete sahip olmaları arasında anlamlı farklılık yoktur. Akademik motivasyonla öğrencilerin annelerinin tutumları arasında fark varken, babalarının tutumları arasında anlamlı fark yoktur. Akademik motivasyonla öğrencilerin sınıf düzeyi ve okul türü arasında anlamlı fark yoktur. Akademik motivasyonla öğrencilerin çalışmaya ayırdıkları günlük süre arasında anlamlı farklılık vardır. Başarı yönelimiyle ebeveyn desteği arasında pozitif, orta düzeyde ilişki varken ebeveyn baskısıyla başarı yönelimi arasında düşük düzeyde, negatif ilişki vardır. Başarı yönelimi ile akademik motivasyon arasında pozitif, orta düzey ilişki vardır. Ebeveyn desteğiyle akademik motivasyon arasında düşük düzeyde, pozitif ilişki vardır. Bağımsız değişkenler, bağımlı değişkeni anlamlı şekilde açıklamaktadır.