Analgesia
174 theses under this subject heading
Lumbotomi cerrahi kesisi ile ameliyat olan hastalarda postoperatif analjezi için ultrason eşliğinde yapılan erektör spina plan bloğu ile yara yerine uygulanan lokal infiltrasyon analjezi yöntemlerinin etkinliklerinin karşılaştırılması
Amaç: Bu çalışmada; lumbotomi cerrahi kesisi ile ameliyatı planlanan hastalarda preemptif olarak uygulayacağımız LİA ya da ESP blok yöntemlerinin; hastalarımızın intraoperatif remifentanil tüketimine etkisini gözlemlemek ve postoperatif sayısal değerlendirme skalası (NRS), morfin talep ve tüketimleri ile ağrı derecelerini karşılaştırmaktır. Yöntem: Etik kurul onayı alındıktan sonra, lumbotomi cerrahi kesisi ile ameliyatı planlanan ASA I-III, 18-75 yaş arası 60 hasta çalışmaya dahil edildi. Çalışma prospektif, randomize kontrollü, çift kör olarak yürütüldü. Standart anestezi indüksiyonundan sonra preemptif olarak; 30 hastaya LİA, 30 hastaya ise ESP blok uygulandı. İntraoperatif dönemde tüketilen remifentanil dozu ile hemodinamik parametreler her 5 dakikada ölçüldü. Postoperatif HKA ile morfin bolus tedavisi ve parasetamol ile kurtarma analjezisi planlandı. Postoperatif morfin ve ek analjezi tüketimi, NRS skorları, hemodinamik parametreler ve komplikasyonlar 48 saat süreyle kaydedildi. Bulgular: Demografik ve hemodinamik veriler bakımından gruplar arasında fark yoktu. İntraoperatif ESPB grubu remifentanil tüketimi ortalaması 455±165,23 mcg, LİA grubu ise 296,67±110,59 mcg olarak ölçülerek istatistiksel fark gözlendi (p=0,001). Postoperatif takiplerde ise ESPB grubu ilaç tüketimi ve NRS skor ortalamalarıda tüm zamanlarda anlamlı olarak düşük çıktı (p=0,01) (PCA-morfin 41,93±14,47 mg karşılık 57,23±15,5 mg, Ek analjezik-parasetamol 2,1±1,06 gr karşılık 4,27±1,14 gr). Grupların ilk kurtarma ek analjezik alım zamanları ortalamaları LİA grubunda 10,6±8,1 ESPB grubunda 19,33±8,87 olarak anlamlı çıktı. Hasta memnuniyet anketide ESPB lehine anlamlıydı (p=0,05). Sonuç: Flank insizyon ile gerçekleştirilen operasyonlarda oluşan ağrının kontrolünde intraoperatif LİA yönteminin remifentanil tüketimi açısından daha etkin olduğu ancak postoperatif takiplerde ESPB yönteminin daha uzun ve etkin ağrı kontolü sağladığı gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Flank (lumbotomi) insizyon, erektör spina plan blok, lokal infiltrasyon analjezisi,
Total diz artroplastisi sonrası postoperatif analjezi için intravenöz düşük doz ketamin infüzyonunun kullanımı: Morfin tüketimini azaltan en uygun doz hangisi?
Amaç: Bu çalışmada TDA planlanan hastalara postoperatif analjezi amacı ile iki gün farklı dozlarda sürekli i.v. ketamin infüzyonu yapılması sonucu morfin tüketimini azaltan optimal dozun bulunması ve bununla beraber yan etkiler, taburculuk süresi, hasta memnuniyeti ve derlenmenin değerlendirilmesi amaçlandı. Yöntem: Etik kurul onayı alındıktan sonra, TDA planlanan ASA I-III, 18 yaş üzeri 75 kadın çalışmaya alındı. Çalışma prospektif, randomize, çift kör yürütüldü. Spinal anestezi sonra Grup I, Grup II ve Grup III'teki 25'er hastaya sırasıyla 2 μg, 4 μg, 6 μ/kg/dk i.v. başlanan ketaminin cerrahi bitiminde yarıya düşürülerek postoperatif 48. saate kadar uygulandı. Postoperatif analjezi HKA morfinle sağlandı. Uygulama boyunca vitaller, komplikasyonlar, morfin tüketimi, VAS, taburculuk süresi, aktif diz fleksiyonunun 90° olduğu günle hasta memnuniyeti kaydedildi. Bulgular: Demografik ve hemodinamik veriler bakımından gruplar arasında fark yoktu. Bu çalışmada Grup III (38,96 ± 6,08 mg), Grup II (45,52 ± 8,23mg) ve Grup I'in (53,92 ± 5,49 mg) 48 saatlik kümülatif morfin tüketimleri arasındaki farklılık anlamlıydı (p=0,001). Grup III; Grup II ve Grup I'e kıyasla %27; Grup II, Grup I'e göre %15 daha az morfin kullandı. Postoperatif takip süreçlerinde grupların hareketsiz VAS<40mm. Hareketli VAS 12. saatteki ve taburculuk süresi Grup II'de Grup I'e göre daha etkili ve anlamlı bulunurken, postoperatif 6, 12, 24, 48. sa. ve 6.haftada hareketsiz VAS, 6 ve 12. saatte hareketli VAS, taburculuk süresi ve aktif diz fleksiyonu sadece Grup III dozunda Grup I'e göre daha etkindi (p≤0,05). Sonuç: Bu çalışmada TDA'nın postoperatif yönetiminde yan etki görülmeden optimal analjezi ve rehabilitasyon sağlayacak morfin tüketimini azaltan optimal ketamin dozunun Grup III olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Total diz artroplastisi, ketamin, morfin, postoperatif analjezi
Rosmarinik asit analjezisine serotonerjik ve noradrenerjik modülasyonun katkısı
Rosmarinik asit antioksidan, anti-inflamatuvar ve nöroprotektif özelliklere sahip bir polifenoldür. Analjezik etkinliğinin sınırlı sayıda gösterilmiş olduğu çalışmalarda etki mekanizmasının yeterince aydınlatılmamış olduğu görülmektedir. Tez çalışmasında, 0.3, 1 ve 3 mg/kg (p.o.) rosmarinik asitin santral analjezik etkinliğinin farelerde sıcak-plaka ve kuyruk-batırma testleri ile zamana bağlı olarak, periferal analjezik etkinliğinin ise asetik asit ile indüklenen kıvranma testi ile değerlendirilmesi ve bu etkinlikte inici inhibitör yolaklarda yer alan serotonerjik sistemin rolünün 5HT2A/2C reseptör antagonisti ketanserin (1 mg/kg, i.p.) kullanılarak ve adrenerjik sistemin rolünün α2-adrenerjik antanogisti yohimbin (1 mg/kg, i.p.) kullanılarak araştırılması amaçlanmıştır. Antagonist uygulaması test maddesi uygulamasından 30 dakika önce yapılmıştır. Sıcak-plaka testinde 1 mg/kg rosmarinik asit 45 dakikada, 3 mg/kg rosmarinik asit ise 30, 45 ve 60 dakikada, kuyruk-batırma testinde 1 ve 3 mg/kg rosmarinik asit 45 ve 60 dakikada termal uyarana karşı verilen cevabının süresini uzatmıştır. Kıvranma testinde ise, rosmarinik asit 45. dakikada tüm dozlarda kıvranma sayılarını anlamlı olarak azaltmıştır. Ketanserin, rosmarinik asitin oluşturduğu etkiyi sıcak-plaka testinde değiştirmemiş, kuyruk-batırma testinde anlamlı olarak geri çevirmiştir. Kıvranma testinde ise rosmarinik asit uygulaması ile azaltılan kıvranma sayısı üzerine etkili olmamıştır. Yohimbin, rosmarinik asitin oluşturduğu etkiyi sıcak-plaka testinde göreceli olarak, kuyruk-batırma testinde ise anlamlı olarak geri çevirmiştir. Kıvranma testinde de, rosmarinik asit uygulaması ile azaltılan kıvranma sayısını anlamlı olarak arttırmıştır. Rosmarinik asit hem inici inhibitör yolakta yer alan serotonerjik ve noradrenerjik sistemi değişik düzeylerde modüle ederek hem de periferik noradrenerjik sistemi stimüle ederek santral ve periferal analjezik etki sağlamaktadır. Dolayısıyla, ağrının eşlik ettiği rahatsızlıklarda tek başına veya yardımcı ilaç olarak güvenle kullanılabilecek doğal bir ajandır.
Moringa stenopetala ekstrenin farmakolojik etkileri
Moringa stenopetala çok amaçlı kullanımı olan bir bitki, yaygın olarak gıda desteği ve hipertansiyon, baş ağrısı, mide rahatsızlıkları, astım, diyabet ve sıtma gibi çeşitli rahatsızlıkların tedavisi için halk hekimliğinde kullanılmaktadır. Bu bitkinin en önemli kullanım alanlarından birisi de ağrı tedavisidir. Bu tez kapsamında, M.stenopetala yapraklarının %80 metanol ekstresinin analjezik etkisi ve etki mekanizmasının araştırılması amaçlanmıştır. Her iki cinsiyetten Swiss albino fareler rastgele onbir gruba ayrıldı. Negatif kontrol grubuna 0,1ml serum fizyolojik oral olarak verildi. Pozitif kontrol olarak Dipron (500mg/kg) kullanılırken, M. stenopetala yapraklarından elde edilen % 80 metanol ekstresi 50, 100 ve 200 mg/kg doz oral olarak uygulandı. Maddeler uygulanmadan önce ve uygulandıktan 45 dk. sonrasında fareler sıcak plaka, kuyruk daldırma ve asetik asit kıvranma testlerine tabi tutulmuştur. Analjezik etki mekanizmasını incelemek amacıyla, nalokson (opioid antagonisti, 5mg/kg, i.p.), ketanserin (5-HT2 reseptör antagonisti, 1mg/kg, i.p.) ve yohimbin (α2 reseptörü antagonisti, 1 mg/kg,i.p.) varlığında 100mg/kg M. stenopetala %80 metanol ekstresi uygulandı. M. stenopetala ekstresi tüm deneysel ağrı modellerinde önemli bir analjezik etki göstermiştir. Sıcak plaka ve kuyruk daldırma testlerinde analjezik etki mekanizmasını incelemek amacıyla uygulanan antagonistlerden ketanserin ve yohimbin varlığında analjezik etkinlikte anlamlı bir geri dönüş görülürken nalakson uygulamasında geri dönüş gözlenmemiştir. Kıvranma testinde ise nalakson ve yohimbin uygulaması yapılan gruplarda analjezik etki anlamlı düzeyde antagonize olmuştur. Bu tez kapsamında, oral uygulanan MSE'nin test edilen dozlarda hem periferik hem de santral antinosiseptif etkisi olduğu ortaya konmuştur. MSE'nin santral antinosiseptif etkisinde noradrenerjik ve serotonerjik yolakların anlamlı derecede rol oynadığı görülürken, opioderjik sistemin ise kısmen etkisi olduğu belirlenmiştir. Periferik antinosiseptif etkiyi belirlemek için kullanılan kıvranma testinde ise opioderjik ve noradrenerjik yolağın daha etkili olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak M. stenopetala bitkisi hem içerisindeki antinosiseptif etkisinde rol oynayan maddeler açısından değerlendirilebileceği hem de bu bitki daha ileri çalışmalarla ağrı tedavisinde kullanıma sunulabileceği düşünülmeketedir
Üridinin analjezik etkisinde kolinerjik reseptörlerin rolü
Ağrı, günlük hayatı olumsuz etkileyen ve vücutta yolunda gitmeyen bir durum olduğunu bildiren sağlık sorunudur. Ağrı eşiğinin kişiden kişiye değişmesi, teknolojinin sürekli gelişim içerisinde olması, analjeziklerin yan etkileri standart bir ağrı tedavisine engeldir. Bu nedenle, çalışmamızda üridinin akut termal ve mekanik nosisepsiyon üzerinde olası analjezik etkisi ve kolinerjik sistemin bu etkideki rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Sprague Dawley erkek sıçanlar kullanılarak çalışma; doz ve deneysel olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Doz çalışmasında; intraperitoneal (i.p.) olarak salin ya da 0,1; 0,5; 1 veya 2 mmol/kg üridin uygulamasını takiben 1., 2., 3. ve 4. saatlerde termal ağrı eşiği Tail Flick, Hot Plate ve Plantar Testleri ile, mekanik eşik von Frey Testi ile değerlendirilmiştir. Etkin doz ve zamanın belirlenmesinin ardından deneysel çalışmada; salin veya üridin uygulanmasını takiben 2 saat sonra atropin (5 mg/kg; i.p.) veya mekamilamin (1 mg/kg; i.p.) uygulanmış ve 30 dk sonra termal ve mekanik testler yapılmıştır. Sonuçlar, sıçanlar arasındaki farklılıkları gözeten maksimum olası etkinin yüzdesi (%MPE) cinsinden verilmiştir. Üridinin 1 mmol/kg dozunda verildiği sıçanların en yüksek %MPE değerlerine sahip olduğu, bu dozun özellikle 2. saatte anlamlı antinosiseptif etki sağladığı gözlenmiştir. Kolinerjik sistemin belirlenen analjezideki rolü değerlendirildiğinde hem nikotinik (nAChR'leri) hem de muskarinik (mAChR'leri) asetilkolin reseptörleri inhibisyonunun %MPE değerlerini anlamlı olarak düşürdüğü, dolayısıyla analjezik aktivitede rolü olduğu belirlenmiştir. Ancak nAChR'lerine nazaran mAChR'lerinin, bu analjezide daha etkili olduğu saptanmıştır. Üridinin i.p. uygulamasının akut ağrıda doza bağlı bir analjezik etkiye neden olduğu görülmüştür. Üridinin endojen bir madde olması dolayısıyla minimum düzeyde yan etkiye sahip olabileceği düşünüldüğünden akut ağrının tedavisi için alternatif bir yaklaşım olabileceği öngörülmektedir.
Erektör spina düzlem bloğu ile rektus kılıf bloğunun intraoperatif ve postoperatif etkinliklerinin karşılaştırılması
Çalışmamızda göbek altı median (GAM) ve göbek üstü median (GÜM) kesi uygulanacak genel cerrahi hastalarında, erektör spina düzlem bloğu (ESDB) ve rektus kılıf bloğu (RKB)'nun intraoperatif ve postoperatif analjezik etkinliklerini prospektif ve randomize kontrollü olarak karşılaştırmayı amaçladık. Çalışma, etik kurul onayı ve hastaların yazılı onamı sonrası, GAM-GÜM kesi uygulanacak, Amerikan Anestezistler Derneği (ASA) sınıflaması I-III olan, 18-75 yaş aralığında 60 hastada gerçekleştirildi. Hastalar demografik verileri kaydedilerek rutin monitorizasyon ve genel anestezi indüksiyonu sonrası, grup ESDB ve grup RKB olarak ikiye ayrıldı. Hastaların hemodinamik verileri indüksiyon öncesi, indüksiyon sonrası 1. dakika ve intraoperatif 30 dakikalık periyotlarda kaydedildi. Bütün hastalara morfin ile hazırlanmış hasta kontrollü analjezi (HKA) uygulandı. Hastaların intraoperatif hemodinamik verileri ve uygulanan opioid miktarları, postoperatif istirahat ve öksürmekle görsel analog skalaları, ilk HKA dozuna gereksinim zamanı, postoperatif opioid tüketimleri, kurtarıcı analjezik gereksinimi, ilk mobilizasyona kadar geçen süreleri, opioid yan etkileri, hasta ve cerrah memnuniyeti değerlendirildi. İntraoperatif hemodinamik veriler ve uygulanan opioid miktarları iki grupta benzer bulundu. ESDB grubunda postoperatif ağrı skorlarının istirahatte (60. dakika, 2., 4. saat) ve öksürmekle (60. dakika, 2., 4., 8. saat) daha düşük (p<0,05) ve ilk HKA dozuna gereksinim zamanının daha uzun olduğu saptandı (p=0,001). Postoperatif HKA ile toplam morfin tüketimi ESDB grubunda düşük bulundu (p=0,028). Ek analjezik ihtiyacı iki grupta benzerdi (p=0,085). İlk mobilizasyona kadar geçen sürenin ESDB grubunda daha kısa olduğu (p<0,001), opioide bağlı yan etkilerin benzer olduğu (p=0,129) bulundu. Hasta memnuniyeti iki grupta benzerdi (p=0,356). Cerrah memnuniyeti ESDB grubunda yüksekti (p=0,010). Sonuç olarak GAM-GÜM kesi uygulanan hastalarda ESDB'nun RKB'na göre daha etkin postoperatif analjezi sağladığı kanısına varıldı. Anahtar kelimeler: Erektör spina düzlem bloğu, rektus kılıf bloğu, ağrı yönetimi, median laparotomi.
Video yardımlı torakoskopik cerrahi hastalarında postoperatif analjezi amacıyla uygulanan serratus anterior plane blok ile erektör spina plane blok etkinliklerinin karşılaştırılması
Prospektif ve randomize planlanan çalışmamızda, video yardımlı torakoskopik cerrahi (VATS) uygulanacak hastalarda postoperatif analjezi amacıyla uygulanan serratus anterior plan bloğu (SAPB) ve erektör spina plan bloğunun (ESPB) etkilerini karşılaştırmayı amaçladık. Etik kurul onayı ve hastalardan alınan yazılı onam sonrası, elektif VATS uygulanacak, Amerikan Anestezistler Derneği (ASA) sınıflaması I-II olan, 18-80 yaş 70 hasta çalışmaya alındı. Hastaların demografik verileri kaydedilerek rutin monitorizasyon ve standart anestezi indüksiyonu sonrası SAPB (n=35) ve ESPB (n=35) uygulanan gruplar olarak ikiye ayrıldı. Hastalara morfin içerikli hasta kontrollü analjezi (HKA) uygulandı. Hastaların hemodinamik verileri indüksiyon öncesi/sonrası ve intraoperatif 30 dakikalık periyotlarla kaydedildi. İntraoperatif opioid tüketimleri, ayılmada kalış süreleri, istirahat ve öksürmekle Vizüel Analog Skala (VAS) skorları, ilk HKA gereksinim zamanları, postoperatif opioid tüketimleri, kurtarıcı analjeziklerin ilk gereksinim zamanları ve miktarları, mobilizasyon zamanları, opioid yan etkileri, hastanede yatış süreleri, hasta ve cerrah memnuniyetleri değerlendirildi. ESPB grubunda istirahatte (0. dk, 60. dk ve 2. sa) ve öksürmekle (0. dk) VAS skorları daha düşük (her değişken için p<0,05) ve ilk HKA gereksinim zamanı daha uzun bulundu (p=0,001). Postoperatif HKA ile morfin tüketimi ESPB grubunda (2., 4., 8. ve 12. sa) daha düşük gözlendi (her değişken için p<0,005). Diğer izlem parametreleri ve opioide bağlı yan etkiler benzer bulundu. Sonuç olarak VATS girişimlerinde ESPB uygulanan grupta erken dönem postoperastif VAS skorlarının daha düşük, opioid tüketiminin daha az ve ilk analjezik gereksinim zamanının daha uzun olması nedeniyle, ESPB'nin SAPB'a göre daha etkin ve uzun süreli analjezi sağladığı kanısına varıldı.
Proksimal femur ve kalça cerrahilerinde l4 seviyesinde USG rehberliğinde yapılan ESP bloğu ile spinal anestezinin etkinlik ve güvenliğinin karşılaştırılması
Giriş ve Amaç: Birçok komorbiditesi olan yaşlı hasta popülasyonunda karşılaşılan kalça kırıklarında ılımlı sedasyon altında tek başına Lomber Erektör Spina Plan bloğunu etkin ve güvenli cerrahi anestezi ve postoperatif analjezi açısından spinal anestezi ile karşılaştırmayı amaçladık. Materyal Metot: Çalışmamız için proksimal femur ve kalça cerrahisi için opere olacak 68 ASA I-III aralığında olan hasta dahil edildi. Hastalar iki eşit gruba ayrıldı. Bir gruba L4 düzeyinden USG rehberliğinde 30 mL lokal anestezik ile Erektör Spina Plan Bloğu; diğer gruba ise L4-L5 aralığından spinal anestezi uygulandı. Erektör Spina Plan bloğu yapılan iki hasta yetersiz blok nedeniyle çalışmanın sonraki hesaplamalarından çıkarıldı. Hastalar perioperatif olarak cerrahi anestezi yeterliliği, vital bulgular ve postoperatif olarak da yan etki ve analjezi ihtiyacı açısından takip edildi. Bulgular: Her iki grupta demografik veriler arasında anlamlı fark yoktu (p>0,05). Anestezi başarı skoru değerlendirilmesinde her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Erektör Spina Plan Bloğu yapılan hastalarda hipotansiyon insidansı anlamlı derecede düşük bulunmuştur (p<0,05). Postoperatif ilk analjezik ilacın uygulanma zamanları spinal anestezi yapılan grupta 2,24±0,94 ve Erektör Spina Plan bloğu yapılan grupta 11,17±1,40 olarak bulunmuş ve istatistiksel olarak anlamlıdır (p=0,001). Sonuç: Kalça operasyonlarında ılımlı sedasyon altında Lomber Erektör Spina Plan bloğunun spinal anesteziye alternatif olabilecek yeterli anestezi oluşturduğu, ve düşük hipotansiyon insidansı ve uzun post operatif analjezi süresi üstünlük göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Kalça kırığı, Erektör Spina Plan Bloğu, Spinal Anestezi, Postoperatif Analjezi, Hipotansiyon
Kalça protezlerinde postoperatif analjezi için kullanılan epidural infüzyon ve bolus tekniklerinin karşılaştırılması
Amaç: Çalışmamızda, kalça protezi sonrası, postoperatif ağrı tedavisinde, epidural bolus doz uygulamasının etkinliğini, devamlı Eİ ile karşılaştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya kalça protezi operasyonu planlanmış ASA 1-3 kategorisinde, 40-70 yaş arası, kombine spinal epidural anestezi tekniği uygulanan, 60 hasta dahil edildi. Hastalara L3-L4 veya L4-L5 aralığından, 3 mL heavy bupivakain (Marcain®) ile spinal anestezi uygulandı. Daha sonra epidural boşluğa kateter yerleştirildi. Epidural kateterden 10 μg adrenalin ile 10 mg lidokain yapılarak kateterin intratekal ve intravenöz alanda olmadığı gösterildi. Hastaların vaka boyunca, spinal anestezi öncesi ve sonrası, spinal anestezinin 1, 3, 5, 10, 15, 20, 25, 30, 40, 50, 60, 70, 80, 90, 110, 130. dakikaların daki nabız, sistolik ve diastolik kan basınç değerleri, oksijen saturasyon değerleri, Bromage Skorları, takip edildi. Operasyon sonrası analjezi için kullanacakları %0.125 lik bupivakain içeren 330 ml solüsyon hazırlandı. Hastalar randomize olarak iki gruba ayrıldı. Grup B için HKA cihazı, 6 ml bolus verecek şekilde, kilitli kalma süresi ise 30 dakika olacak şekilde ayarlandı ve epidural kateterden 48 saat uygulandı. Grup İ için HKA cihazı, 6 ml/saat infüzyon ve 6 ml bolus verecek şekilde, kilitli kalma süresi ise 30 dakika olacak şekilde ayarlandı ve epidural kateterden 48 saat uygulandı. Operasyon sonrası iki grup arasında 12. 24. ve 48 saatlerde ve ilk oturma ile ilk walker kullanma zamanlarındaki KAH, OAB, SpO2 değerleri karşılaştırıldı. Ayrıca hasta ve cerrah memnuniyet düzeyleri, VAS,VAS-H değerleri, motor blok düzeyi, HKA cihazında denenen, verilen ve tüketilen toplam ilaç miktarları, ek olarak uygulanan analjezi miktarları ve gelişen yan etkiler iki grup arasında karşılaştırıldı. Bulgular: VAS değerleri; 24. ve 48. saatlerde Grup B'de, Grup İ'ye göre anlamlı düzeyde düşük bulundu (p<0.05). Toplam tüketilen analjezik miktarı, Grup İ'de Grup B'ye göre; ilk oturma, walker kullanma, postoperatif 12, 24 ve 48. saatlerdeki zaman diliminde, anlamlı düzeyde daha yüksekti (p<0.0001). Cerrah ve hasta memnuniyet düzeyleri; tüm zaman aralıklarında Grup B de Grup İ'ye göre anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p<0.05). Ek analjezik tüketim düzeyleri; Grup İ'de, Grup B'ye, göre 24 ve 48. saatlerde anlamlı düzeyde yüksek bulundu(p<0.05). Postoperatif görülen motor blok düzeyleri 12. ve 24.saatlerde Grup İ'de, Grup B'ye göre anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p<0.05). Her iki grupta da hiçbir yan etki gözlenmedi. Sonuç: Kalça protezi operasyonlarında, EI olmadan, HKA cihazı ile aralıklı bolus doz uygulamalarının; motor blok ve herhangi bir yan etki oluşturmadan, yüksek hasta ve cerrah memnuniyet düzeyi sağlanarak, daha düşük analjezik kullanarak, daha iyi postoperatif analjezi sağlandığı kanısına vardık.
Spinal anestezi altında diz protezi operasyonu yapılan hastalarda uygulanan preoperatif sedasyonun postoperatif analjezi düzeyine etkisi
Spinal anestezi altında total diz protezi operasyonu yapılan hastalarda uygulanan preoperatif sedasyonun postoperatif analjezi düzeyine etkisi Amaç: Bu çalışmada spinal anestezi uygulanan hastalarda, midazolam sedasyonuna eklenen düşük doz ketaminin, postoperatif analjezik etkinliğini araştırmak hedeflendi. Çalışmamızda araştıracağımız primer sonuç, preoperatif verilen ketaminin postoperatif ilk 24 saat içindeki analjezik tüketimine ve bulantı - kusma insidansına etkisidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız, hastanemiz etik kurulundan onay alındıktan sonra erişkin yaş grubunda diz protezi operasyonu geçirecek ASA I-II risk grubundaki 48 hastada gerçekleştirildi. Hastaların preoperatif yazılı onamları alındı. Prospektif, randomize, çift-kör planladığımız bu çalışmada hastaları, Ketamin ve kontrol olmak üzere 24'er kişiden oluşan 2 gruba ayırdık. Kontrol grubu hastalara 0.03 mg/kg midazolam ile Ketamin grubu hastalara 0.01 mg/kg midazolam ve 0.3 mg/kg ketamin (10 dakikada) ile sedasyon sağlandıktan sonra; 15 mg % 0.5 hiperbarik bupivakain ile L3-4 veya L4-5 aralığından spinal anestezi uygulandı. Her iki gruba da intraoperatif sedasyon ihtiyacı durumunda (hastayı Ramsey Sedasyon Skalasına göre 3 düzeyinde tutacak şekilde) 0.5 mg'lık dozlar halinde (3 - 5 dk beklenerek) midazolam i.v uygulandı. Duyusal blok, soğuk-sıcak ayrımı; sempatik blok, pinprick testi; motor blok, bromage skalası ile değerlendirildi. Duyusal blok T10 düzeyine yükselince ameliyata izin verildi. Preoperatif, intraoperatif ve postoperatif hemodinamik parametreler izlendi, kaydedildi. Postoperatif her iki gruba da hasta kontrollü analjezi yöntemiyle i.v morfin 24 saat süreyle uygulandı. Postoperatif Visuel Analog Scala, toplam morfin tüketimi, komplikasyon, yan etkiler ve hasta memnuniyeti değerlendirildi. Bulgular: Yaş ortalaması 66 ± 7 yıl olan 45 hasta çalışmaya alındı. Üç hasta cerrahi komplikasyon nedeni ile çalışmadan çıkarıldı. Gruplar arasında demografik veriler, anestezi süresi ve cerrahi süre, duyusal blok başlangıç süresi, motor blok gerileme süresi, uyku kalitesi ve hasta memnuniyeti açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ketamin grubunda total morfin tüketimi, 2, 4, 6, 12 ve 24. saatlerdeki VAS düzeyleri istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (p < 0.05). Sonuç: Preoperatif verilen düşük doz ketamin, VAS skorlarını, bulantı - kusma insidansını ve postoperatif morfin tüketimini anlamlı derecede azaltmıştır. Anahtar sözcükler: ketamin, spinal anestezi, morfin, hasta kontrollü analjezi.
Hasta kontrollü analjezi ile tramadol kullanılan olgularda haloperidol, deksametazon ve ondansetronun etkilerinin karşılaştırılması
Amaç: Abdominal laparatomi cerrahisinde postoperatif ağrı tedavisi için hasta kontrollü analjezi yöntemi ile tramadol uygulanan hastalarda antiemetik profilaksi amacıyla kullanılan haloperidol, deksametazon ve ondansetronun bulantı ve kusma sıklığı ile tramadol tüketimi üzerine etkinliklerinin karşılaştırılması amaçlandıGereç ve Yöntem: Prospektif, çift kör planlanan çalışmamız Klinik İlaç Araştırmaları Yerel Etik Kurulu ve hastaların yazılı onayı alındıktan sonra elektif laparotomi operasyonu uygulanacak 100 hasta üzerinde yürütüldü. Hastalar rastgele seçimle 25'er kişilik dört gruba ayrıldı. Anestezi indüksiyonundan sonra Grup H'ye 1,25 mg haloperidol, Grup D'ye 4 mg deksametazon, Grup O'ya 4 mg ondansetron, Grup S'ye (kontrol grubu) 2 ml % 0,9 serum fizyolojik intravenöz verildi. Genel anestezi, sevofluran ve azot protoksit ile sağlandı. Postoperatif analjezi tüm gruplarda 1,5 mg/kg iv tramadol yükleme dozundan sonra hasta kontrollü analjezi pompası ile bolus doz 0,2 mg/kg, kilitli kalma süresi 10 dakika olacak şekilde sağlandı. Antiemetik ilaç dozları 8 saat aralıklarla tekrarlandıTüm gruplarda kalp atım hızları, sistolik ve diyastolik arter basınçları, bulantı, kusma, ağrı ve sedasyon skorları, tramadol tüketimleri postoperatif ilk 24 saat süresince değerlendirildiBulgular: Haloperidol, deksametazon ve ondansetronun bulantı sıklığını kontrol grubuna kıyasla azalttıkları ancak birbirlerine üstünlük sağlamadıkları saptandı. Kusma sıklığının ise sadece ekstübasyon aşamasında kontrol grubunda daha yüksek olduğu bulundu. Postoperatif 24 saatlik tüketilen tramadol miktarının gruplar arasında fark göstermediği ve kontrol grubu ile benzer olduğu, ağrı skorlarının yalnız 12. saatte haloperidol uygulanan grupta kontrol grubuna göre daha düşük olduğu, sedasyon skorunun ise 60. dakikada haloperidol grubunda kontrol grubuna göre yüksek olduğu bulunduSonuç: Abdominal laparatomi cerrahisinde postoperatif ağrı tedavisi için hasta kontrollü analjezi yöntemi ile tramadol uygulanan hastalarda antiemetik profilaksi amacıyla kullanılan haloperidol, deksametazon ve ondansetronun postoperatif bulantı ve kusma sıklığını azalttığı, antiemetik etkinliklerinin birbirine benzer olduğu, postoperatif tramadol tüketimi üzerine etkilerinin olmadığı sonucuna varıldı.
Supraklavikular brakiyal pleksus bloğunda levobupivacaine eklenen tramadol hidroklorür'ün farklı dozlarının postoperatif analjezi üzerine etkileri
Amaç: Çalışmamızda supraklavikuler brakiyal pleksus bloğunda levobupivakaine eklenen tramadol hidroklorür (HCl)'ün farklı dozlarının, postoperatif analjezi üzerine etkilerini araştırmayı amaçladık.Gereç ve Yöntem: Fakültemiz Etik Kurul onayı ve olguların yazılı onayları alındıktan sonra, arteriyo-venöz fistül (A-V) açılacak üroloji hastaları ile üst ekstremite cerrahisi uygulanacak ortopedi hastaları çalışma kapsamına alınarak, toplam 60 hastaya supraklavikuler brakiyal pleksus bloğu uygulandı.Hastalar rastgele üç gruba ayrılarak; Grup I'de 40 ml volüm içinde % 0.5'lik levobupivakain kullanıldı. Grup II'de aynı doz ve volümdeki levobupivakaine 0,5 mg/kg tramadol HCl ve Grup III'de ise 1 mg/kg tramadol HCl eklendi. Blok supraklavikuler teknik ile periferik sinir stimülatörü yönlendiriciliğinde uygulandı. Uygulamanın başlamasını takiben cerrahi başlama süresi, sedasyon ve analjezi düzeyleri Vizüel Analog Skala ve Verbal Rating Scala (VAS, VRS) ile değerlendirilerek, hemodinamik parametreler blok öncesi ve blok sonrası 5.,10., 15., 30., 45., 60., 90., 120. dakikalarda ölçümleri yapılarak kaydedildi. Operasyon esnasında ve postoperatif derlenme odasında hastalarda; bulantı, kusma, kaşıntı, solunum depresyonu, ağrı ve horner sendromu gelişip gelişmediği izlendi. Bulantı ve kusması olan hastalarda 4 mg Ondansetron IV (intravenöz) yapılması planlandı. Hastaların ağrı başlama süreleri postoperatif ikinci gün ziyaret edildiklerinde sorularak öğrenildi ve kaydedildi. Ağrıları başladığında oral tramadol HCl kullanmaları önerildi. Postoperatif 48. saatte hastaların ağrılarının ne zaman başladığı sorularak kaydedildi.Bulgular: Grupların demografik verileri ve hemodinamik parametrelerinin benzer olduğu ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığı belirlendi. Cerrahi başlama süresi Grup I'de 30.5 ± 4.1, Grup II'de 20.5 ± 2.2 ve Grup III'de ise 17.4 ± 2.6 dakika olup istatistiksel olarak üç grup arasında anlamlı fark saptanırken (p < 0.05), Grup II ile Grup III arasında ise istatistiksel olarak bir fark bulunmadı (p > 0.05). Peroperatif ve postoperatif dönemde her üç grupta da VAS, VRS ve sedasyon değerleri arasında istatistiksel olarak farklılık saptanmadı (p > 0.05). Postoperatif ağrı başlama süreleri; Grup I'de 8.7 ± 1.4, Grup II'de 12.2 ± 0.5 ve Grup III'de 16.3 ± 2.1 saat olup istatistiksel olarak Grup I ile Grup II ve Grup III arasında anlamlı farklılık bulunurken (p < 0.05), Grup II ile Grup III arasında ise istatistiksel olarak bir fark saptanmadı (p > 0.05).Çalışmamızda Grup II ve Grup III' ün Grup I'e göre cerrahi başlama süresinin daha kısa ve postoperatif analjezi süresinin de daha uzun olduğu saptandı (p < 0.05). Grup II ve grup III arasında ise cerrahi başlama ve postoperatif analjezi süreleri açısından bir farkın olmadığı belirlendi (p > 0.05).Sonuç: Supraklavikuler brakiyal pleksus bloklarında % 0.5 levobupivacaine eklenen tramadol HCl 0.5 mg/kg ve tramadol HCl 1mg/kg ile daha erken cerrahi başlama süresi ve daha uzun postoperatif analjezi sağlanabildiğini, ancak tramadol HCl 0.5 mg/kg ve 1mg/kg dozları arasında cerrahi başlama ve postoperatif analjezi süreleri arasında bir farklılık olmadığı belirlendi.Anahtar kelimeler: Levobupivakain, Postoperatif analjezi, Supraklavikuler brakiyal pleksus bloğu, Tramadol HCI.
Çocuklarda lumbar paravertebral ve kaudal bloğun postoperatif ağrı tedavisindeki etkileri
Amaç: Bu çalışmamızda tek taraflı inguinal herni, hidrosel ve inmemiş testis olgularında yapılan lumbar paravertebral ve kaudal blokta levobupivakainin peroperatif anestezik ajan tasarrufu ve postoperatif ağrı tedavisi analjezi üzerindeki etkilerini karşılaştırmayı amaçladık.Gereç ve Yöntem: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurulu'nun ve ebeveynlerin onayı alındıktan sonra tek taraflı inguinal herni, hidrosel ve inmemiş testis nedeniyle çocuk cerrahisi tarafından cerrahi uygulanan, Amerikan Anestezi Cemiyeti (ASA) I-II grubu, 1-12 yaşları arasındaki 70 çocuk çalışmaya dahil edildi. Hastalar rastgele 2 gruba ayrıldı.I. Gruba maske ile indüksiyon sonrası ameliyat edilecek üstte kalacak şekilde lateral dekübitis pozisyonu verilip levobupivakain (% 0,25) 0,2 ml/kg volüm ile paravertebral blok uygulandı.II. Gruba maske ile indüksiyon sonrası sol lateral dekübitis pozisyonu verilip levobupivakain (% 0,25) 0,5 ml/kg volüm ile kaudal blok uygulandı.Olguların sevofluran konsantrasyonları ile intraoperatif ve postoperatif sistolik ve diastolik kan basınçları, kalp atım hızları kaydedildi. Ağrı (CHEOPS) skorları, ebeveyn memnuniyeti dereceleri, ek analjezik gereksinimi olan olgu sayısı ve yan etkiler not edildi.Bulgular: Grupların demografik özellikleri, operasyon süreleri, hemodinamik parametreleri bizbirine benzerdi. İntraoperatif 10., 15., 30., ve 60. dakikalarda kaydedilen sevofluran konsantrasyonu Grup I'de Grup II'den daha düşük olarak saptandı. (p=0,001) Postoperatif ilk 24 saatte analjezik gereksinimi olan olgu sayısı, Grup I'de 5, Grup II'de 12 olarak belirlendi. (p=0,050) Olguların postoperatif analjezi süresinin Grup I'de Grup II'ye oranla istatistiksel olarak uzun olduğu saptandı. (p=0,050) Grup I de ebeveyn memnuniyeti açısından mükemmel ve iyi şeklinde değerlendirme yapan ebeveyn sayısı fazla iken Grup II de iyi ve kötü şeklinde değerlendirme yapan ebeveyn sayısı fazla idi. (p=0,010) Postoperatif CHEOPS değerleri her iki grupta 120. dk dışında benzerdi. Hiçbir olguda hipotansiyon, bradikardi ve solunum depresyonu gözlenmedi.Sonuç: Çocuklarda lumbar paravertebral blok uygulamasının kaodal bloğa göre peroperatif anestezik gereksinimi daha çok azalttığı, daha uzun postoperatif analjezi sağladığı, ek analjezik gereksinimi daha çok azalttığı ve ebeveyn memnuniyetini arttırdığı kanısına varıldı.Anahtar Sözcükler: Çocuklar, lumbar paravertebral blok, levobupivakain, kaudal blok, postoperatif ağrı, peroperatif anestezik ajan tasarrufu.
Pediatrik kalp hastalarında kalp kateterizasyonunuda sedoanaljezi için Ketamin + Midazolam kullanımının farklı kombinasyonlarının karşılaştırılması
Amaç: Bu çalışmanın amacı, kardiyak kateterizasyon uygulanan pediatrik konjenital kalp hastalarında, ketamin+midazolamın farklı kombinasyonlarının hemodinami, sedasyon seviyesi ve derlenme süresi üzerine etkilerinin karşılaştırılmasıdır.Gereç ve Yöntem: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurulu'nun ve ebeveynlerin onayı ile kardiyak kateterizasyon uygulanacak, yaşları 3 ay-16 yaş, 68 hasta çalışma kapsamına alındı. Hastalarımız rastgele iki gruba ayrıldı. Dört hastaya enfeksiyon nedeni ile anestezi verilemedi. Grup K'ya 30 hasta ve grup M'ye 34 hasta alındı. Grup K'daki hastalara anestezi indüksiyonunda ketamin 2 mg/kg ve midazolam 0,05 mg/ kg iv verildi. Grup M'ye ise indüksiyonda ketamin 2 mg/kg ve midazolam 0,1mg/kg iv verildi. Anestezi idamesinde 0,05 mg/kg/st dozunda midazolam infüzyonu uygulandı. Her iki grupta da hastanın uyanması, hareket etmesi, ağrı hissetmesi veya yetersiz sedasyon olduğu düşünüldüğünde ek dozlar halinde 1mg/kg ketamin yapıldı.Hemodinamik veriler, hemodinamik verilerdeki % 20 ve daha fazla değişimler, sedasyon skorları, periferik oksijen satürasyonları, ketamin tüketimi işlem süresince ve işlem sonrasında ise ek olarak sedasyon seviyesi, derlenme ve göz açma süresi kaydedildi.Bulgular: Grupların demografik özellikleri benzerdi (p>0,05). Sedasyon skoru indüksiyondan 2 dakika sonra Grup K'de, işlem bitiminden hemen sonra Grup M'de daha yüksekti, (p=0,003 ve p=0,021). Sistolik arteriyel basınçta (SAB) % 20 artış veya düşüş kaydedilen olgu sayıları açısından iki grup arasında fark saptanmamasına karşın Grup K'de daha fazla hastada % 20 artış ve/veya düşüş olmuştu. SAB'ta % 20'den daha fazla değişiklik saptanan Grup M olgularında SAB tekrar bazal değere döndüğü halde Grup K'da bazal değere dönmedi. Diğer izlenen parametrelerde gruplar arasında istatistiksel fark saptanmadı (p>0,05).Sonuç: Kalp kateterizasyonu uygulanan pediyatrik hastalarda, ketamin+midazolam kombinasyonu ile etkili ve güvenli bir sedoanaljezi sağlandığı, ketamin+midazolam'ın infüzyon şeklinde kullanılması ile daha iyi bir hemodinamik stabilite sağlandığı saptanmıştır.Anahtar Sözcükler: Ketamin, midazolam, sedoanaljezi, pediyatrik kalp kateterizasyonu.
Laminektomilerde esmolol infüzyonunun intraoperatif ve postoperatif etkilerinin değerlendirilmesi
Amaç: Laminektomilerde postoperatif ağrı kontrolünde rutin uygulanan yöntemlerden birisi intravenöz yoldan HKA ile tramadol uygulamasıdır. Esmolol laringoskopi veya entübasyona sekonder hemodinamik yanıtı baskılamaktadır. Bunun yanısıra son zamanlarda anestezik ve analjezik gereksinimini azalttığı bildirilmektedir. Bu çalışmamızda laminektomilerde operasyon süresince verilen esmolol infüzyonunun intraoperatif ve postoperatif hemodinamik etkilerini, intraoperatif anestezik gereksinimi ve postoperatif tramadol tüketimi üzerine etkilerini değerlendirmeyi amaçladık.Gereç ve Yöntem: Etik Kurul onayı ve olguların yazılı onayları alındıktan sonra çalışmaya laminektomi yapılması planlanan, yaşları 18-65 arasında değişen, ASA I-II grubu 60 hasta alındı. Hastalar rastgele 2 gruba ayrıldı:I. gruba, propofol+vekuronyum+fentanil (2 µg kg-1) + desfluran (%3-6) uygulanıp operasyon bitiminden 45 dakika önce postoperatif analjezi amacıyla 1 mg kg-1 iv. tramadol yapıldı. Operasyon bitiminde iv. hasta kontrollü analjezi(HKA) tramadol (100 cc izotonik içinde 500 mg tramadol, 0,2 mg kg-1 HKA bolus dozu, kilitli kalma süresi 15 dk) başlandı.II. gruba; propofol+vekuronyum+fentanil (2 µg kg-1) + desfluran (%3-6) uygulamasına ek olarak 500 µg kg-1dk-1 esmolol yüklemesini takiben 100-125 µg kg-1dk-1 esmolol infüzyonu başlandı. Operasyon bitiminden 45 dk önce postoperatif analjezi amacıyla 1 mg kg-1 iv. tramadol yapıldı. Operasyon bitiminde iv. HKA tramadol (100 cc izotonik içinde 500 mg tramadol, 0,2 mg kg-1 HKA bolus dozu, kilitli kalma süresi 15 dk ) başlandı.Tüm olgulara antiemetik olarak metoklopramid (10 mg) ampul iv. + deksametazon (8 mg) ampul yapıldı.Grupların intraoperatif sistolik, diastolik ve ortalama kan basınçları, kalp hızı ve end-tidal desfluran konsantrasyonu ile postoperatif sistolik ve diastolik kan basınçları, kalp hızı değerleri, ağrı (VAS) skorları, total tramadol tüketimi, sedasyon (Ramsey skalası) ve yan etkiler not edildi.Bulgular: Grupların demografik özellikleri, operasyon süreleri, intraoperatif ve postoperatif hemodinamik parametreleri, postoperatif sedasyon skorları, VAS skorları ve yan etkiler birbirine benzerdi. End-tidal desfluran konsantrasyonları grup II'de grup I'e oranla anlamlı derecede düşüktü. 24 saatlik total tramadol tüketimi grup I'de 231,77±110,81 mg, grup II'de 83,67±57,98 mg olarak saptandı. İki grup karşılaştırıldığında grup II'de 24 saatlik total tramadol tüketimi grup I'e oranla anlamlı derecede düşüktü (p<0,001). Yan etkiler birbirine benzerdi.Sonuç: İntraoperatif esmolol infüzyonu uygulamasının intraoperatif end-tidal desfluran konsantrasyonunu ve anestezi ihtiyacını azalttığı, postoperatif tramadol gereksinimini azalttığı, hemodinamik parametreleri etkilemediği ve ciddi yan etkilere yol açmadığı kanısına varıldı.Anahtar Kelimeler: Hasta Kontrollü Analjezi, Laminektomi, Tramadol, Esmolol, Postoperatif Analjezi.
Supraklavikular brakiyal pleksus bloğunda Levobupivakain'e eklenen Morfin Hidroklorür'ün farklı dozlarının postoperamtif analjezi üzerine etkileri
Amaç: Çalışmamızda supraklavikular brakiyal pleksus bloğunda levobupivakaine eklenen Morfin hidroklorür (HCl)'ün farklı dozlarının, postoperatif analjezi üzerine etkilerini araştırmayı amaçladık.Gereç ve Yöntem: Fakültemiz Etik Kurul onayı ve olguların yazılı onayları alındıktan sonra, arteriyo-venöz fistül (A-V) açılacak üroloji hastaları ile üst ekstremite cerrahisi uygulanacak ortopedi hastaları çalışma kapsamına alınarak, toplam 60 hastaya supraklavikular brakiyal pleksus bloğu uygulandı.Hastalar rastgele üç gruba ayrılarak; Grup I'de 40 ml volüm içinde % 0.5'lik levobupivakain kullanıldı. Grup II'de aynı doz ve volümdeki levobupivakaine 0,025 mg/kg morfin HCl ve Grup III'de ise 0.05 mg/kg morfin HCl eklendi. Blok supraklavikuler teknik ile periferik sinir stimülatörü yönlendiriciliğinde uygulandı. Uygulamanın başlamasını takiben cerrahi başlama süresi, sedasyon ve analjezi düzeyleri Vizüel Analog Skala ve Verbal Rating Scala (VAS, VRS) ile değerlendirildi ve kaydedildi. Hemodinamik parametreler blok öncesi ve blok sonrası 5.,10., 15., 30., 45., 60., 90., 120. dakikalarda ölçümleri yapılarak kaydedildi. Operasyon esnasında ve postoperatif derlenme odasında hastalarda; bulantı, kusma, kaşıntı, solunum depresyonu ve horner sendromu gelişip gelişmediği izlendi. Bulantı ve kusması olan hastalarda 4 mg Ondansetron IV (intravenöz) yapılması planlandı. Hastaların ağrı başlama süreleri postoperatif ikinci gün ziyaret edildiklerinde sorularak öğrenildi ve kaydedildi. Ağrıları başladığında oral tramadol HCl kullanmaları önerildi. Veriler istatistiksel olarak one way ANOVA ve ki-kare testiyle değerlendirildi, p< 0.05 değerleri anlamlı kabul edildi.Bulgular: Grupların demografik verilerinin benzer olduğu ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığı belirlendi. Cerrahi başlama süresi Grup I'de 32.9 ± 9.4, Grup II'de 24,0 ± 11,1 ve Grup III'de ise 20,0 ± 7,8 dakika olup istatistiksel olarak üç grup arasında anlamlı fark saptanırken (p < 0.05), Grup II ile Grup III arasında ise istatistiksel olarak bir fark bulunmadı (p > 0.05). Peroperatif ve postoperatif dönemde her üç grupta da VAS, VRS ve sedasyon değerleri arasında istatistiksel olarak fark saptanmadı (p > 0.05). Postoperatif ağrı başlama süreleri; Grup I'de 9,3 ± 2,8 , Grup II'de 13,3 ± 1,5 ve Grup III'de 16,6 ± 2,3 saat olup istatistiksel olarak Grup I ile Grup II ve Grup III arasında anlamlı farklılık bulunurken (p < 0.05), Grup II ile Grup III arasında ise istatistiksel olarak bir fark saptanmadı (p > 0.05). Yan etki olarak bulantı, kusma, kaşıntı, solunum depresyonu ve Horner sendromu hiçbir olguda gözlenmedi.Sonuç: Supraklavikuler brakiyal pleksus bloklarında % 0.5 levobupivakaine eklenen 0.025 mg/kg ve 0.05mg/kg Morfin HCl ile daha erken cerrahi başlama süresi ve daha uzun postoperatif analjezi sağlanabildiğini, ancak 0.025 mg/kg ve 0.05mg/kg Morfin HCl dozları arasında cerrahi başlama ve postoperatif analjezi süreleri arasında bir fark olmadığı kanısına varıldı.Anahtar kelimeler: Levobupivakain, Postoperatif analjezi, Supraklavikuler brakiyal pleksus bloğu, Morfin HCI.
İntravenöz Deksmedetomidinin izobarik Levobupivakainle yapılan spinal anestezide oluşturduğu sedasyonla beraber postoperatif analjezi süresine etkileri
Amaç: Transüretral girişim yapılacak ve levobupivakainle spinal anestezi uygulanacak hastalarda intravenöz deksmedetomidinin intraoperatif ve postoperatif sedatif etkilerinin ve oluşan motor ve duyusal blok sürelerinin karşılaştırılması amaçlandı.Gereç ve Yöntem: Prospektif, çift kör planlanan çalışmamız Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğünden Etik Kurulu ve hastaların yazılı onayı alındıktan sonra elektif transüretral girişim yapılacak olan 50 hasta üzerinde yürütüldü. Hastalar rastgele seçimle 25'er kişilik iki gruba ayrıldı. % 0,5'lik levobupivakainle spinal anestezi uygulandıktan sonra Grup DX'e 1 µgr/kg deksmedetomidin intravenöz 10 dakika içinde gidecek şekilde uygulanıp, 0,5 µgr/kg/saat olacak şekilde de idame infüzyon yapıldı. Grup SF'ye ise serum fizyolojik (Aynı kilo için deksmedetomidin volümü kadar) infüzyonu uygulandı.Tüm gruplarda kalp atım hızları, sistolik ve diyastolik arter basınçları, ağrı ve sedasyon skorları, motor ve duyusal blok düzey ve süreleri, derlenme ve hasta konforu skorları, bulantı, kusma ve olası yan etkiler postoperatif dönemde 5., 10., 15., 20., 30., 45., 60., 90., 105., 120., 135., 150., 165., 180. dakikalarda kaydedildi.Bulgular: Gruplar Modifiye Bromage Skoru açısından karşılaştırıldığında gruplar arasında hiçbir ölçüm zamanında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık saptanmadı. Grupların duyusal blok başlama zamanı gruplar arasında farklılık göstermemesine karşın Grup DX'de duyusal blok düzeyinin Grup SF'ye göre 5. dk, 10. dk, 15. dk, 20. dk, 45. dk, 60. dk, 90. dk, 105. dk, 120. dk, 135. dk, 150. dk, 165. dk, 180. dakikalarda istatistiksel olarak anlamlı daha yüksek olduğu görüldü. Gruplar maksimal blok düzeyine ulaşma süreleri açısından karşılaştırıldığında Grup DX'de Grup SF'ye göre istatistiksel olarak anlamlı daha yüksek bulundu. Duyusal bloğun iki segment gerileme zamanı ortalamaları karşılaştırıldığında Grup DX ile Grup SF arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı görüldü. Grupların Modifiye Bromage Skorunun 0 olma süresi gruplar arasında anlamlı bir fark göstermemesine karşın ortalama spinal anestezi süresinin Grup DX'de Grup SF'ye göre istatistiksel olarak anlamlı ölçüde daha uzun olduğu bulundu. Ramsey Sedasyon Skoru değerleri gruplar arası karşılaştırıldığında Grup DX'de Grup SF'ye göre intraoperatif 5. dk, 10. dk, 15. dk, 30. dk ve postoperatif 10. dk, 15. dakikalarda yapılan değerlendirmelerde istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu. Aynı dönemlerde yapılan postoperatif bulantı ve kusma skoru değerlendirmelerinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı. En sık görülen yan etkiler olan bradikardi ve hipotansiyon sıklığı gruplar arasında anlamlı bir fark göstermedi. Aynı dönemlerde yapılan postoperatif derlenme skoru ve hasta konforu değerlendirmelerinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı.Sonuç: Transüretral girişimlerde intravenöz deksmedetomidinin % 0,5'lik levobupivakainle yapılan spinal anestezinin motor blok süresi, 2 segment gerileme süresi, Duyusal blok başlama süreleri, grupların modifiye bromage skorlarının 0 olma süreleri, bulantı ve kusma skorları, postoperatif derlenme ve hasta konforu üzerine etkilerinin gruplar arasında benzer olduğu, gruplar arasında duyusal blok düzey değerleri karşılaştırıldığında, Grup DX'de duyusal blok düzeyinin Grup SF'ye göre 5. dk, 10. dk, 15. dk, 20. dk, 45. dk, 60. dk, 90. dk, 105. dk, 120. dk, 135. dk, 150. dk, 165. dk, 180. dakikalarda istatistiksel olarak anlamlı daha yüksek, gruplar maksimal blok düzeyine ulaşma süreleri açısından karşılaştırıldığında Grup DX'de Grup SF'ye göre istatistiksel olarak anlamlı daha yüksek, grupların spinal anestezi süresi ortalamaları karşılaştırıldığında Grup DX'de Grup SF'ye göre istatistiksel olarak anlamlı daha yüksek, Ramsey Sedasyon Skoru değerleri Grup DX'de Grup SF'ye göre karşılaştırıldığında intraoperatif 5. dk, 10. dk, 15. dk, 30. dk ve postoperatif 10. dk, 15. dakikalarda istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu.Anahtar kelimeler: Deksmedetomidin, sedasyon, spinal anestezi, transüretral girişim
Alt ekstremite cerrahisinde kombine spinal epidural blok uygulanan hastalarda, preoperatif gabapentinin postoperatif ağrı üzerine etkisinin değerlendirilmesi
ÖZETAmaç: Alt ekstremite cerrahisinde, Kombine Spinal Epidural Anestezi (CSEA) sık olarak uygulanmaktadır. Nöropatik ağrı ve kronik ağrıdaki etkinliği kanıtlanmış olan gabapentinin son zamanlarda preoperatif uygulamalarının postoperatif ağrıyı azalttığı bildirilmektedir. Bu çalışmamızda alt ekstremite cerrahisinde, kombine spinal epidural anestezi uygulanan hastalarda, preoperatif gabapentinin postoperatif ağrı ve yan etkiler üzerine etkileri araştırıldı.Gereç ve Yöntem: Etik Kurul onayı ve olguların yazılı onayı alındıktan, sonra çalışmamıza alt ekstremite cerrahisi uygulanan 18-65 yaş arası, ASA I-II? grubu olgular alındı. Olgular rastgele iki gruba ayrıldı. Grup 1'e (n=30) (Grup P); Spinal aralıktan % 0,5 levobupivakain (10-15 mg) ve fentanil (25 ?g) uygulandı. Postoperatif dönemde spinal blok kalktıktan sonra epidural aralıktan morfin (3mg) uygulandı. Grup 2; (n=30) (Grup G); Grup I'e ilave olarak preoperatif 1-2 saat önce 600 mg gabapentin uygulandı.Postoperatif dönemde hemodinamik veriler (SAB, DAB, KAH), ağrı skoru (VAS), sedasyon skoru, kaşıntı skoru, antihistaminik gereksinimi, ek doz analjezik gereksinimi ve diğer yan etkiler (bulantı, hipotansiyon, solunum depresyonu, EKG değişikliği, bradikardi) değerlendirildi.Bulgular: Grupların demografik özellikleri, hemodinamik parametreleri, operasyon süreleri, sedasyon skorları birbirine benzerdi. Postoperatif ağrı skorlarının (VAS) 30. dakika, 60. dakika, 18 ve 24. saatlerde grup G'de daha düşük olduğu saptandı (p<0,05). Postoperatif dönemde Grup P'de 18. saatte 10 hastada, 24. saatte 8 hastada kaşıntı saptandı. Grup G'de ise hiçbir hastada kaşıntı saptanmadı. (p<0,001, p<0,005). Grupların, bulantı skorları ve diğer yan etkiler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu.Sonuç: Alt ekstremite cerrahisinde CSEA uygulanan hastalarda, preoperatif gabapentinin postoperatif ağrı düzeyini ve opioidlere bağlı olarak gelişen kaşıntıyı istatiksel olarak azalttığı, bulantıyı ise etkilemediği sonucuna varıldı.Anahtar Kelimeler: Kombine Spinal Epidural Anestezi, Gabapentin, Opioid, Preemptif analjezi, Postoperatif Analjezi.
Çocuk cerrahisinde transvers kesi ile yapılan laparotomilerde preoperatif ultrasonografi eşliğinde, levobupivakain ile yapılan rektus kılıf bloğunun postoperatif analjezi üzerine etkisinin araştırılması
Amaç: Çalışmamızda, çocuklarda transvers kesi ile yapılan laparotomilerde, USG eşliğinde levobupivakain ile yapılan rektus kılıf bloğunun, intraoperatif sevofluran tüketimi ve postoperatif analjezik tüketimine etkisini araştırdık.Gereç ve Yöntem: Çalışmamız, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniğinde, T.C. Sağlık Bakanlığı Etik Kurul onayı ve ebeveyn izni alınarak yapıldı. Çocuk Cerrahisi kliniğinde transvers kesi ile batın ameliyatı uygulanacak 3-18 yaş arası, ASA I-II grubu, 40 hasta çalışmaya alındı. Hastalarımız rastgele seçilen ve toplam 40 hastadan oluşan 2 gruba ayrıldı.Grup I hastalara genel anestezi sonrası preoperatif % 0,25 levobupivakain 0,2 ml/kg ile ultrasonografi eşliğinde rektus kılıf bloğu, grup II hastalara ise genel anestezi ve operasyon sonrası 0,1 mg/kg morfin yükleme dozu iv. olarak yapıldı. Postoperatif ağrı için her iki gruba da morfin ile Hasta Kontrollü Analjezi (HKA) cihazı, 0,01 mg/kg bolus ve 30 dk. kilit süresi ile kuruldu.Her iki grubun da operasyon süresince inspire edilen (%) ve tüketilen (ml/saat) sevofluran konsantrasyon ve miktarları, intraoperatif ve postoperatif sistolik ve diyastolik kan basınçları, kalp atım hızları, oksijen saturasyonları gibi hemodinamik veriler ölçülerek kaydedildi. Postoperatif HKA ile analjezik tüketimi, ağrı skorları (FLACC), sedasyon düzeyi, bulantı kusma, ek analjezik gereksinimi olan olgu sayısı ve yan etkiler izlenerek not edildi.Bulgular: Grupların demografik özellikleri, operasyon süreleri ve hemodinamik parametreleri birbirine benzerdi. İntraoperatif dönemde inspire edilen ve tüketilen sevofluran miktarlarının grup I hastalarda, grup II hastalardan daha düşük olduğu saptanmış; ortalama sevofluran tüketimi grup I hastalarda 18,7±2,1 ml/saat, grup II hastalarda ise 21,5 ±2,9 ml/ saat olarak belirlenmiştir (p<0,001).Postoperatif hemodinamik veriler karşılaştırıldığında ise; sistolik arter basınçları, grup I hastalarda, grup II hastalara göre daha düşük bulunmuş, diğer parametreler benzer bulunmuştur.Hastaların postoperatif FLACC ve sedasyon skorlarının ve 24 saatlik kümülatif morfin tüketiminin grup I hastalarda, grup II'ye göre daha düşük olduğu saptanmıştır (p<0.001). Grup II'de 3 hastada bulantı görülürken, grup I'de hiçbir hastada bulantı- kusma görülmemiş, yine postoperatif hiçbir hastada ek analjezi ihtiyacı olmamıştır.Sonuç: Sonuç olarak preoperatif rektus kılıf bloğu uygulanan hastalarda, postoperatif iv. morfin uygulanan hastalara göre, peroperatif sevofluran tüketiminin ve HKA yöntemi ile postoperatif morfin tüketiminin daha az olduğu gözlenmiştir.Çalışmamızın sonucunda USG eşliğinde rektus kılıf bloğu uygulamanın etkin ve güvenilir bir analjezi sağladığı kanısına varılmıştır.Anahtar Sözcükler: Çocuklar, Hasta Kontrollü Analjezi, Levobupivakain, Rektus Kılıf Bloğu, Sevofluran, Ultrasonografi.
Jinekolojik cerrahide ultrasonografi eşliğinde yapılan rektus kılıf bloğunun postoperatif analjezi üzerine etkileri
Amaç: Çalışmamızda jinekolojik cerrahide pfannenstiel (transvers) kesi ile yapılan miyomektomi ve histerektomi olgularında ultrasonografi eşliğinde levobupivakain ile yapılan rektus kılıf bloğunun, peroperatif sevofluran ve postoperatif tramadol tüketimi üzerine olan etkilerini araştırmayı amaçladık.Gereç ve Yöntem: Çalışmamız, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniğinde, T.C. Sağlık Bakanlığı Etik Kurul onayı ve yazılı hasta onayı alınarak yapıldı.Çalışmaya Jinekolojik Cerrahi kliniğinde pfannenstiel kesi ile miyomektomi ve histerektomi operasyonu yapılacak 20-70 yaş arası, ASA I-II grubu, 75 hasta alındı.Hastalar rastgele seçilen ve toplam 75 hastadan oluşan üç gruba ayrıldı.Grup I (n=25) hastalara genel anestezi indüksiyonu ve entübasyon sonrası preoperatif % 0,25 levobupivakain serum fizyolojik içinde 0,2 ml/kg volüm (maksimum 40 ml) ile ultrasonografi eşliğinde rektus kılıf bloğu, grup II (n = 25) hastalara peroperatif % 0,25 levobupivakain serum fizyolojik içinde 0,2 ml/kg volüm (maksimum 40 ml) ile insizyon bölgesinden açık teknik ile rektus kılıf bloğu, grup III (n = 25) hastalara peroperatif operasyon bitiminden 30 dakika önce 2 mg/kg intravenöz tramadol yapıldı.Postoperatif ağrı tedavisi için her üç gruba da tramadol ile Hasta Kontrollü Analjezi (HKA) cihazı, 0,2 mg/kg bolus doz ve 10 dakika kilit süresi ile kuruldu.Her üç grupta da peroperatif inspire edilen (%) sevofluran konsantrasyonu, peroperatif ve postoperatif sistolik ve diyastolik kan basıncı, kalp atım hızı,oksijen saturasyon değerleri ölçülerek kaydedildi.Ayrıca yine postoperatif dönemde HKA ile tüketilen total tramadol miktarı,VAS ağrı skoru değerleri ile bulantı-kusma,ek analjezik gereksinimi,gaz-gaita çıkışı olan olgu sayısı ve olası yan etkiler izlenerek kayıt edildi.Bulgular: Grupların demografik özellikleri,operasyon süreleri ve preoperatif hemodinamik parametreleri birbirine benzerdi.Peroperatif dönemde inspire edilen sevofluran konsantrasyonu (%), grup I hastalarda grup II ve grup III hastalara göre anlamlı oranda daha düşük saptandı (p = 0,0001), grup II ve III arasında ise istatistiksel fark yoktu (p > 0,05).Postoperatif dönemde ise sistolik-diyastolik arter kan basınçları, kalp atım hızları her üç grupta klinik açıdan hemodinamik sınırlar içerisinde ve birbirine benzer saptandı. 24 saatlik kümülatif tramadol tüketimi grup I ve grup II hastalarda birbirine benzer (p>0,05), grup III hastalardan ise düşük bulundu (p = 0,0001), grup I ve II'de ise benzer bulundu (p>0,05). VAS ağrı skoru da grup I hastalarda postoperatif 30. dk, 1., 2., 4., saatlerde grup II ve III'den daha düşük olarak saptandı (p = 0,021) (p = 0,020) (p = 0,045) (p = 0,044). Grup II ve grup III arasında anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Gruplar arasında bulantı-kusma ve ek analjezik gereksim insidanslarında istatiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı (p>0,05). Grup III hastalarda gaz-gaita çıkışı saptanmamış iken, grup I hastaların 5'inde, grup II hastaların 1'inde gaz-gaita çıkışı saptanmış olup, istatiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05).Sonuç: Preoperatif (preempitif) ultrasonografi eşliğinde levobupivakain ile yapılan rektus kılıf bloğu uygulamasının, peroperatif inspire edilen sevofluran konsantrasyonunu (%) ve postoperatif tramadol gereksinimini azalttığı, etkin bir analjezi sağladığı, hemodinamik parametreleri klinik anlamlı etkilemediği ve ciddi yan etkilere yol açmadığı sonucuna varıldı.Anahtar sözcükler: Jinekolojik cerrahi, Hasta Kontrollü Analjezi, Levobupivakain, Rektus Kılıf Bloğu, Sevofluran, Ultrasonografi
Supraklavikular brakiyal pleksus bloğunda Levobupivakain'e eklenen Fentanil'in farklı dozlarının peroperatif ve postoperatif analjezi üzerine etkileri
Amaç: Periferik sinir situmilatörü yardımıyla % 0,5 levobupivakain ve buna eklenen farklı (0,5 mcg/kg ve 1 mcg/kg) dozlardaki fentanil ile yapılan supraklavikular brakial pleksus bloğu ile ameliyat süresince hastanın ağrı kontrolü, blok uygulandıktan sonra operasyona başlama zamanında azalma ve ameliyat sonrası ağrı duymadığı toplam sürede artış olması amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Bakanlık Etik Kurul onayı ve olguların yazılı onayları alındıktan sonra, arteriyo-venöz fistül (A-V) açılacak üroloji hastaları, debritman veya flep uygulanacak plastik ve rekonstriktif cerrahi hastaları ile üst ekstremite cerrahisi uygulanacak ortopedi hastaları çalışma kapsamına alınarak, toplam 60 hastaya supraklavikular brakiyal pleksus bloğu uygulandı.Hastalar rastgele üç gruba ayrılarak; Grup I'de 40 ml volüm içinde % 0,5'lik levobupivakain kullanıldı. Grup II'de aynı doz ve volümdeki levobupivakaine 0,5 mcg/kg fentanil ve Grup III'de ise 1mcg/kg fentanil eklendi. Blok supraklavikuler teknik ile periferik sinir stimülatörü yönlendiriciliğinde uygulandı. Uygulamanın başlamasını takiben cerrahi başlama süresi, sedasyon ve analjezi düzeyleri Vizüel Analog Skala ve Verbal Rating Scala ile değerlendirildi ve kaydedildi. Hemodinamik parametreler blok öncesi ve blok sonrası 5., 10., 15., 30., 45., 60., 90. ve 120. dakikalarda ölçümleri yapılarak kaydedildi. Operasyon esnasında ve postoperatif derlenme odasında hastalarda; bulantı, kusma, kaşıntı, solunum depresyonu ve horner sendromu gelişip gelişmediği izlendi. Bulantı ve kusması olan hastalarda 4 mg Ondansetron IV (intravenöz) yapılması planlandı. Hastaların ağrı başlama süreleri postoperatif ikinci gün ziyaret edildiklerinde veya telefon ile kendilerine sorularak öğrenildi ve kaydedildi. Ağrıları başladığında IV tramadol HCl kullanmaları önerildi. Veriler istatistiksel olarak one way ANOVA ve ki-kare testiyle değerlendirildi, p< 0,05 değerleri anlamlı kabul edildi.Bulgular: Grupların demografik verileri ve hemodinamik parametrelerinin benzer olduğu ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığı belirlendi. Cerrahi başlama süresi Grup I'de 32,8 ± 9,3, Grup II'de 21,1 ± 8,5 ve Grup III'de ise 17,1 ± 2,8 dakika olup istatistiksel olarak üç grup arasında anlamlı fark saptanırken (p<0,05), Grup II ile Grup III arasında ise istatistiksel olarak bir fark bulunmadı (p>0,05). Peroperatif ve postoperatif dönemde her üç grupta da Vizüel Analog Skala ve Verbal Rating Scala ve sedasyon değerleri arasında istatistiksel olarak farklılık saptanmadı (p>0,05). Postoperatif ağrı başlama süreleri; Grup I'de 9,7 ± 1,7, Grup II'de 10,5 ± 1,7 ve Grup III'de 12,4 ± 1,6 saat olup istatistiksel olarak Grup I ve Grup II ile Grup III arasında anlamlı farklılık bulunurken (p<0,05), Grup I ile Grup II arasında ise istatistiksel olarak bir fark saptanmadı (p>0,05).Çalışmamızda Grup II ve Grup III'ün Grup I'e göre cerrahi başlama süresinin daha kısa ve postoperatif analjezi süresinin ise Grup III'ün Grup I ve Grup II den daha uzun olduğu saptandı (p<0,05). Grup II ve grup III arasında ise cerrahi başlama süreleri arasında fark bulunmadı (p>0,05).Sonuç: Supraklavikuler brakiyal pleksus bloklarında % 0,5 levobupivacaine eklenen fentanil 0,5 mcg / kg ve fentanil 1 mcg / kg ile daha erken cerrahi başlama süresi ve özellikle Grup III' de daha uzun postoperatif analjezi sağlanabildiğini, ancak fentanil 0,5 mcg / kg ve 1 mcg / kg dozları arasında cerrahi başlama süreleri arasında bir farklılık olmadığı (p>0,05), Grup I ve Grup II ile Grup III arasında özellikle postoperatif analjezi süreleri arasında anlamlı fark olduğu belirlendi (p<0,05).Anahtar kelimeler: Levobupivakain, Postoperatif analjezi, Supraklavikuler brakiyal pleksus bloğu, Fentanil
Preemptif oral gabapentin-tramadol ile Parasetamol-tramadol kullanımının postoperatif tramadol kullanımı üzerindeki etkilerinin karşılaştırılması
Amaç: Postoperatif ağrı kontrolünde rutin uygulanan yöntemlerden birisi intravenöz yoldan hasta kontrollü analjezi (HKA) ile tramadol uygulamasıdır. Biz bu çalışmada meme küçültme operasyonu uygulanan hastalarda preemptif oral gabapentin tramadol kombinasyonu, parasetamol tramadol kombinasyonu ile tek başına tramadol kullanımının postoperatif tramadol tüketimi üzerindeki etkilerinin karşılaştırılmasını amaçladık.Gereç ve Yöntem: Etik kurul onayı ve olguların yazılı onayları alındıktan sonra çalışmaya meme küçültme ameliyatı yapılacak yaşları 18 ? 60 arasında, ASA I-II grubu 51 hasta alındı. Hastalar rastgele üç gruba ayrıldı. Grup GT (gabapentin-tramadol); operasyondan bir saat önce gabapentin 600 mg tablet ve tramadol 35 mg damla verildi. Operasyon bitiminden 30 dakika önce 1 mg/kg iv tramadol ve 10 mg metoklopramid HCL yapıldı. Grup PT (parasetamol-tramadol); operasyondan bir saat önce parasetamol 500 mg tablet ve tramadol 35 mg damla verildi. Operasyon bitiminden 30 dakika önce 1 mg/kg iv. tramadol ve 10 mg metoklopramid HCL yapıldı. Grup T (tramadol); operasyondan bir saat önce tramadol 35 mg damla verildi. Operasyon bitiminden 30 dakika önce 1 mg/kg iv. tramadol ve 10mg metoklopramid HCL yapıldı. Operasyon bitiminde her üç gruba da postoperatif hasta kontrollü analjezi (HKA) uygulaması ile tramadol (100 cc % 0,09 serum fizyolojik içerisine 300 mg konulup, 0,2 mg/kg HKA doz, 15 dk kilitli kalma süresi) infüzyonuna başlandı. Grupların peroperatif SpO2, KH, SKB, DKB, ekstübasyon, göz açma, sözlü uyaranlara yanıt süreleri, postoperatif ağrı skorları (VRS, VAS), sedasyon düzeyleri, toplam tramadol tüketimi, ek analjezik ihtiyacı ve yan etkileri (bulantı, kusma, çift görme vb.) not edilerek değerlendirildi.Bulgular: Grupların demografik özellikleri, operasyon süreleri, ekstübasyon, göz açma, sözlü uyaranlara yanıt süreleri, peroperatif SpO2, KH, SKB değerleri postoperatif ağrı skorları (VRS, VAS), toplam tramadol tüketimi birbirine benzerdi. Peroperatif 2. saatteki DKB değerlerinin ve postoperatif 12. saatteki ek analjezik gereksiniminin parasetamol-tramadol grubunda daha yüksek olduğu bulundu. Yan etkiler karşılaştırıldığında gruplar arasında çift görme dışında anlamlı fark yoktu. Çift görme sıklığı gabapentin-tramadol grubunda daha yüksek bulundu.Sonuç: Meme küçültme operasyonlarında preemptif oral yoldan verilen gabapentin-tramadol, parasetamol-tramadol ve düşük doz tramadol uygulamalarının intraoperatif hemodinamiyi etkilemediği, postoperatif HKA de tramadol ile kombine edildiğinde her üç uygulamanında etkin analjezi ve düşük ağrı skorları sağladığı, 24 saatlik toplam tramadol tüketiminin ve postoperatif 12. saat dışında ek analjezik gereksiniminin benzer olduğu bununla birlikte erken postoperatif dönemde gabapentin-tramadol uygulanan olgularda çift görme insidansının daha yüksek olduğu kanısına varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Gabapentin, hasta kontrollü analjezi, preemptif analjezi, tramadol damla
Meme kanseri cerrahilerinde gabapentin uygulamasının preoperatif anksiyete ve postoperatif analjezi üzerine etkisi
Amaç: Preoperatif anksiyetenin azaltılması ve intraoperatif- postoperatif ağrı kontrolü amacıyla yapılan premedikasyon anestezide rutin uygulanan yöntemlerdendir. Biz bu çalışmada meme kanseri nedeniyle opere olacak hastalarda preemptif oral gabapentin uygulamasının anksiyete ve postoperatif tramadol tüketimi üzerindeki etkilerinin karşılaştırılmasını amaçladık.Gereç ve Yöntem: Etik kurul onayı ve olguların yazılı onayları alındıktan sonra çalışmaya meme kanseri nedeniyle opere olacak, yaşları 18 ? 60 arasında, ASA I-II grubu 62 hasta alındı. Hastalar rastgele 2 gruba ayrıldı. Her 2 gruba preoperatif Sürekli Kaygı Ölçeği bakıldı. Grup 1'e; operasyondan bir saat önce Gabapentin tablet 600 mg verildi, operasyondan hemen önce olguların Durumluluk Kaygı Ölçeği değerlendirildi. Grup 2'ye ise herhangi bir premedikasyon yapılmadı ve olguların Durumluluk Kaygı Ölçeği değerlendirildi. Postoperatif analjezi sağlamak amacıyla bazal infüzyonsuz HKA yöntemi kullanıldı. Operasyon süresince standart monitörizasyon olarak hastaların EKG, kalp atım hızı ( KAH), non-invaziv olarak sistolik- diyastolik ( SAB- DAB) kan basınçları izlendi. Her iki gruba da postoperatif analjezi amacıyla operasyon bitiminden 30 dk önce 1mg/kg iv. tramadol yapıldı. Tüm olgulara antiemetik olarak metoklopramid HCL 10mg iv. olarak yapıldı. Olgularda postoperatif VAS düzeyleri, HKA pompasındaki total tramadol tüketimi derlenme odasında 5, 10, 15, 30, 45 ve 60.dakikalarda ve hastanın yatırıldığı serviste 4, 8, 12, 24. saatlerde kaydedildi.Bulgular: Grupların demografik özellikleri, operasyon süreleri,, SAB, DAB, OAB değerleri ve anksiyete skorları birbirine benzerdi. İntraoperatif 10. ve 60. dakikalarda ölçülen KAH değerleri, postoperatif 24 saatte toplam tramadol tüketimi, postoperatif 15,30,45. dk ve 1,2,4,12,24. saatlerdeki VAS değerleri gabapentin verilen grupta kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde düşük bulunduSonuç: Meme kanseri operasyonlarında preemptif oral yoldan uygulandığında; 600 mg Gabapentinin intraoperatif hemodinamiyi etkilemediği, postoperatif HKA' de etkin bir analjezi ve düşük ağrı skorları sağladığı, 24 saatlik toplam tramadol tüketimini azalttığı, durumluluk kaygı düzeylerini ise etkilemediği kanısına varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Gabapentin, anksiyete, hasta kontrollü analjezi, preemptif analjezi
Supraklavikular Brakial Pleksus Bloğunda Preoperatif Gabapentinin, Postoperatif Ağrı Üzerine Etkisinin Değerlendirilmesi
Amaç: Üst ekstremite cerrahisinde supraklavikular brakial pleksus bloğu uygulanan hastalarda, preoperatif uygulanan Gabapentinin, postoperatif ağrı üzerine etkisinin değerlendirilmesini amaçladık.Gereç ve yöntem: Üniversite Etik Kurul onayı ve olguların yazılı onayları alındıktan sonra, arteriyo-venöz fistül açılacak üroloji hastaları, debritman veya flep uygulanacak plastik ve rekonstriktif cerrahi hastaları ile üst ekstremite cerrahisi uygulanacak ortopedi hastaları çalışma kapsamına alınarak, toplam 60 hastaya supraklavikular brakiyal pleksus bloğu uygulandı.Hastalar rastgele iki gruba ayrılarak; Grup I'de 40 ml % 0,5'lik levobupivakain ve 0,5 ?g/kg fentanil kullanıldı Grup II'de ise bloktan 30-45 dakika önce oral 800 mg gabapentin kullanıldı. Blok supraklavikuler teknik ile periferik sinir stimülatörü yönlendiriciliğinde uygulandı. Uygulamanın başlamasını takiben cerrahi başlama süresi, sedasyon ve analjezi düzeyleri Vizüel Analog Skala ile değerlendirildi ve kaydedildi. Hemodinamik parametreler blok öncesi ve blok sonrası 5., 10., 15., 30., 45., 60., 90. ve 120. dakikalarda ölçümleri yapılarak kaydedildi. Operasyon esnasında ve postoperatif derlenme odasında hastalarda; bulantı, kusma, kaşıntı, solunum depresyonu ve Horner Sendromu gelişip gelişmediği izlendi. Bulantı ve kusması olan hastalarda 4 mg Ondansetron intravenöz yapılması planlandı. Hastaların ağrı başlama süreleri postoperatif ikinci gün ziyaret edildiklerinde veya telefon ile kendilerine sorularak öğrenildi ve kaydedildi. Ağrıları başladığında oral tramadol HCl kullanmaları önerildi.Bulgular: Grupların demografik verileri ve hemodinamik parametrelerinin benzer olduğu ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığı belirlendi. Cerrahi başlama süresi Grup I'de 25,67 ± 3,77 ve Grup II'de 20,50 ± 2,48 olup istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p<0,05). Preoperatif ve postoperatif dönemde her iki grupta da Vizüel Analog Skala ve sedasyon değerleri arasında istatistiksel olarak farklılık saptanmadı (p>0,05). Postoperatif ağrı başlama süreleri; Grup I'de 14,60 ± 1,14 ve Grup II'de 20,43 ± 2,36 olup istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu (p<0,05). Hastalarda diğer yan etkilere rastlanmadı.Sonuç: Üst ekstremite cerrahisinde uygulanan supraklavikular brakiyal pleksus bloklarında, preoperatif oral yoldan uygulanan 800 mg gabapentinin hemodinamik değişiklikler ve diğer yan etkilere yol açmaksızın cerrahi başlama süresini kısalttığı ve postoperatif analjezi süresini uzattığı kanısına varıldı.Anahtar kelimeler: Levobupivakain, Postoperatif analjezi, Supraklavikuler brakiyal pleksus bloğu, Fentanil, Gabapentin, Preemptif analjezi.