Mothers

508 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Tarihsel değişim sürecinde iş ve aile yaşamında kadın: Muğla ili, bankacılık sektöründe çalışan çocuklu kadınlar üzerine bir inceleme

Ataerkil toplumlarda daha baskın olarak, kadının hane içerisinde yaşamış olduğu toplumsal cinsiyete dayalı iş bölümü, kadının aile yaşamında eşitsizliklerin olduğunu göstermektedir. Hane içerisindeki eşitsizlikler kadının, iş yerinde yaşamış olacağı cinsiyete dayalı ayrımcılık uygulamalarını derinleştirmektedir. İş yerinin vermiş olduğu görevleri gerçekleştirdikten sonra hane içi görevleri için ikinci mesaisi başlayan kadın hem fiziksel hem de zihinsel olarak yorgun düşmektedir. Ev işleri ve bakım sorumlulukları için harcayacak enerjisi kalamamaktadır ya da bunun tam tersi olarak; ev işleri, bakım görevlerini yerine getirirken yorgun düşen kadının iş yeri için harcayacak enerjisi kalamamaktadır. İş yerinin vermiş olduğu görevlerin yapımı sırasında zihni sürekli ev işleri ile meşgul olmakta ve kendini işe verememektedir. Cinsiyete dayalı ayrımcılık tutumları hane içerisindeki eşitsizliklerin yanı sıra iş yerlerinde de kadınların sıklıkla karşılaştıkları bir durumdur. Kadının erkek karşısında ikinci cinsiyet olarak algılanması ve yetersiz olarak düşünülmesi söz konusudur. Kadınlar iş yerlerinde işe alım, ücret, terfi, eğitim, izin ve rapor kullanımı, güdülenme, tayin, işten ayrılma ve taciz gibi birçok konuda cinsiyete dayalı ayrımcılık uygulamalarına maruz kalmaktadırlar. Gerek aile içerisindeki gerekse iş yerindeki eşitsiz tutumlar kadının iş ve aile yaşamını uyumlaştırma çabasında sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Son yıllarda bireylerin, özellikle kadınların iş ve aile yaşamını uyumlaştırmaya çalışmak devletin de stratejik planlarına konu olmuş ve bu konuda politikalar üretilmiştir. Kadının iş ve aile yaşamında uyumu yakalayabilmesi için toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılıkların sona erdirilmesi ve eşitliğin sağlanması gerekmektedir. Bu durum bireylerin, iş yerlerinin ve devletin ortak çabası ile mümkün olabilecektir. Anahtar Kelimeler: Çalışan Kadınlar, Aile, Çalışma Yaşamı, Toplumsal Cinsiyet, İş bölümü

Aile hayatıAnnelerBanka çalışanları+7
Güliz Özgür
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Eve dayalı olarak gerçekleştirilen etkileşim temelli erken çocuklukta müdahale programının (ETEÇOM) otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuklar ve anneleri üzerindeki etkililiği

Geçmişten günümüze değin çocuk gelişimi üzerine yapılan araştırmalar, ebeveyn davranışlarının çocuklarının gelişimi üzerinde çok önemli etkileri olduğunu göstermektedir. Özellikle çocukluk döneminin ilk yıllarında, çocukları ile olan etkileşiminde daha duyarlı ve yanıtlayıcı olan ebeveynlerin, çocukların bilişsel, iletişim ve sosyal-duygusal gelişimleri üzerindeki olumlu etkileri, duyarlı ve yanıtlayıcı olmayan ebeveynlerle karşılaştırıldığında altı kat daha fazladır. Bu olumlu etkiler, gerek normal gelişim gösteren çocuklar, gerek erken doğmuş ve gelişimi risk altında bulunan çocuklar ve gerekse yetersizlikten etkilenmiş çocuklar için geçerlidir. Dolayısıyla araştırmacılar genellikle birincil bakıcılar durumunda olan anneler ile çocuklarının etkileşimini daha nitelikli hale getirmeye yönelik programların geliştirilmesini ve uygulanmasını önermektedir. Ebeveynlere yanıtlayıcı etkileşim stratejilerini kullanmayı öğreterek ebeveyn-çocuk etkileşiminin niteliğini arttırmayı hedefleyen programlardan bir tanesi de Etkileşim Temelli Erken Çocuklukta Müdahale Programıdır (ETEÇOM). ETEÇOM'un Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanılı çocuklar ve anneleri üzerinde de olumlu etkileri olduğunu gösteren araştırmalar olmakla birlikte bunların sınırlı sayıda olduğu görülmektedir. Dolayısıyla bu araştırmada eve dayalı gerçekleştirilen ETEÇOM'un OSB tanısı almış çocuklar ve anneleri üzerindeki etkilerini incelemek amaçlanmıştır. Ayrıca çalışmaya katılan annelerin programa ilişkin görüşleri de alınmıştır. Araştırma yaşları 3 ile 5 arasında değişen OSB tanısı almış altı çocuk ve anneleri ile her bir katılımcı anne-çocuk çiftinin kendi evinde, anne, çocuk ve uygulamacının katıldığı bireysel oturumlar şeklinde gerçekleştirilmiştir. Her bir katılımcı anne-çocuk çifti ile haftada bir öğretim oturum düzenlenmiş ve ortalama 10 haftalık bir sürede program tamamlanmıştır. Karma araştırma yöntemi ile desenlenen araştırmada hem nicel hem de nitel veri toplama yöntemleri kullanılmıştır. Tek grup ön test son test modeline göre anne ve çocuklarının etkileşimsel davranışları Ebeveyn Davranışını Değerlendirme Ölçeği-Türkçe Versiyonu (EDDÖ-TV) ve Çocuk Davranışını Değerlendirme Ölçeği-Türkçe Versiyonu (ÇDDÖ-TV) ölçekleri ile değerlendirilmiş ve ön test ile son test arasında anlamlı bir farklılığın olup olmadığına bakılmıştır. Ayrıca video analizi, gözlem, saha notları, günlükler ve görüşmeler şeklinde nitel veri toplama teknikleri kullanılarak da programın anneler ve çocukları üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın hem nicel hem de nitel verilerinden elde edilen bulgular, ETEÇOM programının çalışmaya katılan OSB tanılı altı çocuk ile annelerinin etkileşimsel davranışları üzerinde olumlu etkileri olduğu göstermiştir. Ayrıca nitel veriler incelendiğinde katılımcı çocukların bazı gelişimsel davranışlarında da değişiklikler olduğu gözlenmiştir. Anneler ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerde ise, anneler çocukları ile olan etkileşimlerine ve ETEÇOM programına yönelik olumlu görüşler bildirmişlerdir. Anahtar Sözcükler: Ebeveyn-çocuk etkileşimi, ETEÇOM, otizm spektrum bozukluğu, yanıtlayıcı etkileşim

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerErken müdahale eğitim programı+5
Özlem Toper Korkmaz
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Prematüre / düşük doğum ağırlığı olan çocuğa sahip anneler ile normal gelişim gösteren çocuğa sahip annelerin çocuklarıyla olan etkileşimlerinin karşılaştırılmalı olarak incelenmesi

Bu araştırmanın amacı gelişimsel gerilik riski altındaki prematüre / düşük doğum ağırlığı (DDA) olan çocuklar ve annelerinin normal gelişim gösteren çocuklar ve anneleri arasındaki (1) etkileşim davranışlarını betimlemek, (2) anne etkileşim davranışlarının kendi içindeki ilişkilerini ve çocukların etkileşim davranışlarını anlamlı bir şekilde etkileyen anne davranışlarının neler olduğunu, (3) prematüre / düşük doğum ağırlığı ile doğan çocuk-anne çiftlerinin etkileşimsel davranışlarının normal gelişim gösteren çocuk-anne çiftlerininkinden farklılık gösterip göstermediğini ortaya çıkartmaktır. Araştırma Tekirdağ ili sınırları içindeki yaşları 10-29 ay arasındaki 10 prematüre / DDA ile doğan anne-çocuk çifti ve 10 normal gelişim gösteren anne-çocuk çifti ile gerçekleştirilmiştir. Ailelerden randevu alındıktan sonra evlerine gidilmiş ve veri toplama amacıyla demografik bilgi formu kullanılarak annelerden çocuk ve anne hakkında bilgi toplanmış ve anne-çocuk çiftlerinin serbest oyun etkileşimi video kaydına alınmıştır. Ziyaret edilen her evde çocukların gelişim ve ilgilerine uygun olabilecek oyuncak ve materyaller standart olarak kayıt öncesinde hazırlanmıştır. Araştırmacı 20 dakika boyunca müdahale etmeksizin yapmış olduğu kaydın ilk 5 ve son 5 dakikasını değerlendirmeye almamış, arada kalan 10 dakika Ebeveyn Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği- Türkçe Versiyonu (EDDÖ-TV) ve Çocuk Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği- Türkçe Versiyonu (ÇDDÖ-TV) ölçekleri kullanılarak araştırmacı ve ikinci bir kodlayıcı tarafından çözümlenmiştir. Kodlayıcılar arasındaki güvenirlik oranı % 90 olarak bulunmuştur. Elde edilen veriler SPSS paket programı 21. versiyonundan yararlanılarak analiz edilmiştir. Anne etkileşim davranışlarının kendi içindeki ilişkilerini ve çocukların etkileşim davranışlarını etkileyen anne davranışlarının neler olduğunu ortaya koymak için parametrik olmayan korelasyon analizi seçeneklerinden Kendall's tauTesti kullanılmıştır. Her iki gruptaki çocuk-anne çiftlerinin etkileşimsel davranışlarının farklılık gösterip göstermediğini bulmak için Bağımsız Örneklemler Mann Whitney U Testi'nden yararlanılmıştır. Bunun yanı sıra, anne- çocuk etkileşim davranışlarını betimlemek için de frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma hesapları yapılmıştır. Bu araştırmadan elde edilen istatistiksel analizler sonucunda anne-çocuk çiftlerinin etkileşimsel davranışları betimlenmiş; annelerin kendi içindeki etkileşim davranışları ve çocuk davranışları üzerinde anlamlı ilişkileri olan anne etkileşim davranışları açıklanmış; prematüre/düşük doğum ağırlığı ile doğmuş olan çocuk ve anne çiftleri ile normal gelişim gösteren çocuk-anne çiftlerinin etkileşim davranışlarında farklılık olmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Anne - çocuk etkileşimi, düşük doğum ağırlığı ile doğan çocuklar, prematüre

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerAnneler+7
Meral Öztürk
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Çok ileri dereceli işitme kayıplı çocuğu olan işiten bir annenin etkileşim davranışlarının aile eğitimi bağlamında incelenmesi

Bir eylem araştırması olan bu araştırmanın amacı, çok ileri dereceli işitme kayıplı bir çocuğun annesinin etkileşim davranışlarının aile eğitimi bağlamında incelenmesidir. Araştırmanın katılımcıları çok ileri dereceli işitme kayıplı bir çocuk, onun annesi ve aile eğitimlerini yürüten öğretmen/araştırmacıdan oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, aile eğitimleri bağlamında anne-çocuk etkileşimlerinin videoteyp kayıtları, anneyle yapılan görüşmeler, izleme toplantıları ile geçerlik güvenirlik toplantıları ses kayıtları ve araştırmacı günlükleri yoluyla öğretmen/araştırmacı tarafından toplanmıştır. Toplamda sekiz aile eğitimi yapılmıştır ve annenin etkileşim davranışlarını incelemek amacıyla anne-çocuk etkileşimine ayrılan on dakikalık bölümlere tümevarım analizi uygulanmıştır. Annenin etkileşim davranışlarında değişikliklerin incelenmesi amacıyla da, ikinci, dördüncü, altıncı ve sekizinci aile eğitimlerinde anne-çocuk etkileşimi bölümlerinin temsili videoteyp kaydı olmasına karar verilmiştir. İşitme kayıplı çocukların eğitimi ve araştırmaları alanında çalışan aile eğitimi uzmanı ile eylem araştırmaları uzmanı, bu araştırmanın geçerliliğini sağlamışlardır. Aile eğitimlerinin uygulanmasında hazırlık ve uygulama aşamaları, annenin etkileşim davranışlarında ve uygulamada görülen problemlerin çözümü aşamaları aile eğitimi uzmanı tarafından izlenmiş ve uygulamaya yönelik çözüm önerileri geliştirilmiştir. Aile eğitimi uzmanının değerlendirmeleri ve geçerlik güvenirlik toplantıları sonucunda eylem planları ortaya çıkmıştır. Öğretmen/araştırmacı bir sonraki aile eğitimini bu eylem planına göre planlamış ve uygulamasını yapmıştır. Bu döngü sonucunda ortaya çıkan veriler yine bu döngü çerçevesinde eleştirel bir şekilde yorumlanmıştır. Aile eğitimi uygulamalarında oluşturulan ortam ve uygulama biçimi kuramsal çerçevesini sosyal etkileşim ve sosyo-kültürel tarihsel gelişim kuramlarından almaktadır. Bu sebeple, aile eğitimi uygulamaları da yine aynı kuramlardan beslenen doğal/işitsel sözel yaklaşım ve aile merkezli yaklaşım ilkeleri çerçevesinde yürütülmüştür. Sistematik ve döngüsel olarak, annenin etkileşim davranışlarının incelendiği bu eylem araştırmasında yürütülen aile eğitimleriyle birlikte annenin etkileşim davranışlarında olumlu gelişmeler meydana gelmiştir. Annenin işitme kayıplı çocuğuyla olan etkileşiminde, etkileşimi olumsuz etkileyen davranışlarının azaldığı, etkileşimi destekleyen davranışlarının arttığı görülmüştür. Aile eğitimi bağlamında gerçekleştirilen bu araştırmanın, anne-çocuk etkileşimi ve aile eğitimiyle ilgili ulusal ve uluslararası alan yazına katkıları olacağı düşünülmektedir. Aynı zamanda, Türkiye'de işitme kayıplı çocukların aile eğitimleri uygulaması alanında çalışan uygulamacı ve araştırmacılara yararlı olabilir. Anahtar sözcükler: İşitme kayıplı çocuklar, anne-çocuk etkileşimi, aile eğitimi, erken müdahale

Aile eğitimiAna-çocuk etkileşimiAnneler+7
Emel Ertürk Mustul
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuğunu okul öncesi eğitim kurumuna gönderen (6 yaş) annelerin okul öncesi eğitime ilişkin görüşlerinin bazı demografik özelliklere göre incelenmesi: Malatya ili örneği

Bu araştırmanın amacı, çocuğunu okul öncesi eğitim kurumuna gönderen annelerin okul öncesi eğitim hakkındaki görüşlerini bazı değişkenlere göre incelemek; bu görüşlerin annelerin öğrenim durumlarına ve yaşlarına göre farklılaşmasını belirlemektir. Araştırmanın örneklemini; çocuklarını bağımsız anaokullarına ve ilköğretim okulları bünyesinde bulunan anasınıflarına gönderen, uygun örnekleme yöntemiyle seçilen anneler oluşturmaktadır.Annelerin okul öncesi eğitimi hakkındaki görüşlerine ait veriler araştırmacı tarafından geliştirilen ?Annelerin Okul Öncesi Eğitim Hakkındaki Görüşleri? adlı ölçme aracı ile toplanmıştır. Anket uygulanırken ilk olarak okul müdürleriyle görüşülmüş, ardından öğretmenlere ölçme araçları dağıtılarak velilere ulaştırmaları sağlanmıştır.Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 15.0 paketi kullanılmış, yüzde ve frekans dağılımlarının yanı sıra, khi kare analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda; annelerin çalışmıyor olsalar da çocuklarını okul öncesi eğitim kurumuna gönderecekleri, çocuğun ilkokula başlamadan önce okul öncesi eğitim kurumuna gitmeleri gerektiğini düşündükleri, okul öncesi eğitimin çocuğun gelişim alanlarını olumlu yönde katkı sağladığını belirtikleri tespit edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Okul öncesi eğitim, anne görüşleri, çocuğun gelişim alanları

AnnelerDemografik özelliklerOkul öncesi eğitim+1
Şahin Göğebakan
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Grup rehberliği programının zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip annelerin stres düzeylerine etkisi

Bu araştırmanın amacı grup rehberliği programının zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip annelerin stres düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Bu nedenle Kontrol Gruplu Ön-test, Son-test ve İzleme Testi Modeline dayalı deneysel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini konu ile ilgili bir derneğe üye zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip 150 anne oluşturmaktadır. Örneklemi ise aynı derneğe üye 150 anne arasından ölçüt örnekleme yöntemi ile seçilmiş 40 anne oluşturmaktadır. Annelerin; stres düzeyini ölçmek amacıyla 150 anneye Aile Stresini Değerlendirme Ölçeği (ASDÖ), grup rehberliği programının içeriğinin oluşturulması amacıyla 150 anneye Aile Gereksinimlerini Belirleme Aracı (AGBA) ve Stres Kaynakları Anketi (SKA) uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 16.0 paket programı kullanılmış; Yüzde (%), Bağımsız Gruplarda t-testi, Levene's Varyansların Homojenlik Testi, Tekrarlanmış Ölçümler İçin Çift Yönlü Varyans Analizi ve Bonferroni testlerinden yararlanılmıştır.Araştırmanın sonucunda, grup rehberliği programının zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip annelerin stres düzeylerini azaltmada etkili olduğu, stres düzeylerinde meydana gelen bu azalmanın kalıcı olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

AnnelerGrup rehberliğiStres+2
Murat Canpolat
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi çocukların beslenme sürecinde anne tutumlarının değerlendirilmesi

Çocukların beslenme alışkanlıklarının kazanılmasında rol oynayan annelerin çocuklarını besleme süreciyle ilgili tutumlarını değerlendirmek önemlidir. Bu çalışma ile okul öncesi çocuğu olan annelerin beslenme süreci tutumlarının değerlendirilmesi ve bu tutumların çocukların beden kütle indeksi (BKİ) üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte olan bu araştırma, 2019-2020 tarihleri arasında İç Anadolu Bölgesinde yer alan bir ilde Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı tüm bağımsız anaokullarında bulunan, örneklem seçim kriterlerine uyan 4-6 yaş arasındaki çocukların anneleri (n=322) ile yürütülmüştür. Veriler, "Annenin Tanıtıcı Özelliklerini, Çocukların Tanıtıcı Özelliklerini ve Çocukların Beslenme Özelliklerini İçeren Bilgi Formu" ile "Beslenme Süreci Anne Tutumları Ölçeği (BSATÖ)" kullanılarak toplanmıştır. Ayrıca tüm çocukların BKİ'leri (kg/m2) belirlenmiştir. İstatistiksel analizlerde SPSS paket programı kullanılmış, uygun istatistiksel değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmada okul öncesi çocuğu olan annelerinin BSATÖ toplam puan ortalaması 60,09±17,60 olup, annelerin beslenme sürecine dair göstermiş olduğu tutumlar ile ilgili sorunlar orta düzeydedir. Araştırmada 1000-2000, 2000-3000, 3000-4000 ve 4000-5000 gram doğan çocukların annelerinin BSATÖ puan ortalamalarının sırasıyla; 74,25±22,69, 64,07±16,91, 58,47±17,00, 52,79±17,77 olduğu belirlenmiştir. Çocukların doğum ağırlıkları ile annelerin BSATÖ toplam puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p=0,004). Araştırmadaki çocukların BKİ'ye göre %19,4'ünün zayıf, %10,0'ının zayıflık riski, %47,6'sının normal, %10,5'inin hafif şişman, %12,0'ının şişman olduğu belirlenmiştir. Çocukların BKİ'leri ile annelerin BSATÖ puan ortalamaları arasındaki farkın ileri düzeyde anlamlı oluğu görülmüştür (p<0,001). Sonuç olarak beslenme sürecindeki olumsuz anne tutumlarının çocuklarda büyüme ve gelişmenin göstergesi olan BKİ'sini olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Bu doğrultuda çocuk hemşirelerine; çocuklarda büyüme gelişmenin takibi, değerlendirilmesi, aynı yaştaki çocuklarla karşılaştırılması, normalden sapmaları erken dönemde belirleyerek anneleri bilgilendirmeleri ve olumlu tutum geliştirmeleri için annelere danışmanlık sağlamaları önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi çocuk, hemşire, beslenme, anne, tutum.

Ana-babaAna-baba tutumuAnneler+5
Tuğba Cengiz
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yardımcı üreme teknikleri ve spontan yolla gebe kalan annelerin emzirme tutumunun ve emzirme öz yeterliliğinin karşılaştırılması

Bu araştırma, yardımcı üreme teknikleri ve spontan yolla gebe kalan annelerin postpartum emzirme tutumunun ve emzirme öz yeterliliğinin değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı ve karşılaştırmalı tipte yapıldı. Araştırmanın örneklemini 47 yardımcı üreme teknikleri ve 74 spontan yolla gebe kalan toplam 121 anne oluşturdu. Veriler, 01.12.2020-01.05.2021 tarihleri arasında araştırmacı tarafından oluşturulan Anne Tanılama Formu, Emzirmeye İlişkin Soru Formu, Emzirme Tutum Değerlendirme Ölçeği (ETDÖ), Emzirme Öz Yeterliliği Ölçeği (EÖYÖ) ve LATCH Emzirme Tanılama Ölçüm Aracı kullanılarak postpartum 4. ay ve 6. aylarda telefon görüşmeleri ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde ki kare, Mann-Whitney U, independent sample t test, Kruskal Wallis testi ve Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Araştırmada spontan yolla gebe kalan annelerin 4. ay ve 6. ay ETDÖ puan ortalamalarının sırasıyla 120,77±19,64 ve 113,01±21,48, 4. ay ve 6. ay EÖYÖ puan ortalamalarının sırasıyla 55,11±10,28 ve 51,93±12,94, 4. ay ve 6. ay LATCH puan ortalamalarının sırasıyla 8,51±1,97 ve 7,97±2,53 olduğu saptandı. Yardımcı üreme teknikleri ile gebe kalan annelerin 4. ay ve 6. ay ETDÖ puan ortalamalarının sırasıyla 96,38±13,03 ve 92,87±13,89, 4. ay ve 6. ay EÖYÖ puan ortalamalarının sırasıyla 40,04±9,32 ve 37,49±10,39, 4. ay ve 6. ay LATCH puan ortalamalarının sırasıyla 6,51±2,42 ve 6,79±2,75 olduğu saptandı. Spontan yolla gebe kalan annelerin yardımcı üreme teknikleri ile gebe kalan annelere göre daha yüksek düzeyde emzirme başarısı, daha olumlu emzirme tutumu ve yüksek emzirme öz yeterliliğine sahip olduğu belirlendi (p<0,05).

AnnelerEbelikEmzirme+4
Filiz Şensoy
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

0-36 ay çocuğu olan annelerin çocuklarının gelişimine ilişkin bilgi ve anksiyete düzeyleri

Sıfır-36 ay çocuğu olan annelerin çocuklarının gelişim dönemlerine ilişkin doğru bilgi sahibi olması; çocuklarının sağlıklı büyüme ve gelişmesini takip edebilmesi, var olan veya gelişebilecek sorunları erken belirleyebilmesi, annelik rolüne uyumu daha kolay sağlaması ve çocuk sahibi olmanın sebep olduğu anksiyeteyi kontrol edilebilmesi açısından önemlidir. Yapılan bu çalışmada 0-36 ay çocuğu olan annelerin çocuklarının gelişimine ilişkin bilgi ve anksiyete düzeylerini belirlemek ve aralarındaki ilişkinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı olan bu çalışma, Şubat 2021-Ekim 2022 tarihleri arasında İç Anadolu Bölgesi'nde bir ilde bulunan eğitim araştırma hastanesinin çocuk polikliniklerine başvuran, çalışmaya katılmayı kabul eden ve yaşları 0-36 ay arasında çocuğu olan 139 anne ile yürütülmüştür. Araştırma verileri "Anne ve çocuk bilgi formu", "Ailelerin Gelişim Bilgisi Ölçeği (AGBÖ)" ve "Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ)" ile toplanmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizleri SPSS paket programı ile yapılmıştır. Bağımsız iki grup arasındaki ölçek puanlarının karşılaştırılmasında bağımsız gruplarda t-testi ve Mann-Whitney U testi, bağımsız üç ve daha fazla grup arasındaki ölçek puanlarının karşılaştırılmasında Tek yönlü ANOVA testi ve Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Toplam puanlar arasındaki korelasyon analizi Spearman Korelasyon analizi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamındaki annelerin çocuklarının %60,4'ü erkek, yaş ortalaması 22,41±10,13 ay idi. Annelerin AGBÖ puan ortalamasının 20,07±6,37, çocuk gelişimiyle ilgili bilgilerinin orta düzeyde olduğu, BAÖ puan ortalamasının 11,31±9,46 ve anksiyetelerinin hafif düzeyde olduğu saptanmıştır. Annelerin; yaş, gelir durumu, aile tipi, planlı gebelik durumuna göre AGBÖ puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olmadığı (p>0,05), öğrenim durumları, çalışma durumları ve sahip oldukları çocuk sayılarına göre AGBÖ puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu (p<0,05) saptanmıştır. Annelerin bazı tanımlayıcı özelliklerine göre BAÖ puan ortalamaları arasındaki fark ile çocukların bazı tanımlayıcı özelliklerine göre annelerin AGBÖ ve BAÖ puan ortalamaları arasındaki fark anlamlı değildir (p>0,05). Annelerin AGBÖ ile BAÖ toplam puanları arasında düşük düzeyde, negatif yönlü ve anlamlı olmayan bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir (r=-0,082, p>0,05). Sonuç olarak 0-36 ay çocuğu olan annelerin çocuklarının gelişimine ilişkin bilgilerinin orta düzeyde olduğu ve hafif düzeyde anksiyetelerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Çocukların sağlıklı büyüme ve gelişmesinin takibi ile primer olarak anneler ilgilendiğinden, annelerin çocuklarının gelişimine ilişkin tam ya da tama yakın bir bilgi düzeyine sahip olması beklenmektedir. Bu çalışmada annelerin çocuklarının gelişimine ilişkin bilgileri beklenilen düzeyde olmadığından, annelerin çocuklarının gelişimine ilişkin bilgi düzeylerinin artırılması ve anksiyetelerinin azaltılması için çocuk hemşireleri tarafından bireysel ve toplu eğitim programları ile bilgilendirme çalışmalarının yapılması önerilmektedir. Anahtar Kavramlar: Anksiyete, anne, bilgi düzeyi, büyüme-gelişme, çocuk hemşiresi

AnksiyeteAnnelerBilgi düzeyi+5
Esmanur Çınar Akbulut
Hitit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Prematüre bebeği olan annelerin anne sütü bankacılığı konusunda bilgi ve görüşleri

Bebeklerin sağlığı için anne sütü önemli ve değerlidir. Herhangi bir nedenden dolayı annelerinin sütünü alamayan bebekler için donör (bağışçı) süt önerilmektedir. Dolayısı ile anne sütü bankaları ihtiyaç sahibi bebekler ve aileler için önemli bir kurumdur. Ülkemizde anne sütü bankacılığı konusunda yeterli bilgiye sahip olunmadığı ve anne sütü bankacılığına ilişkin olumsuz görüşlerin daha fazla olduğu bilinmektedir. Bu çalışmanın temel amacı prematüre bebeği olan annelerin anne sütü bankacılığı konusunda bilgi ve görüşlerini belirlemektir. Araştırma 1 Eylül 2016 ve 1 Mart 2017 tarihlerinde, Denizli devlet hastanesi yeni doğan yoğun bakım ünitesinde bebeği yatan prematüre bebek anneleri ile tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Soru formu doldurmayı kabul eden olasılıksız örnekleme yöntemlerinden gelişigüzel örnekleme yöntemi ile belirlenen 230 anne araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen 39 adet sorudan oluşan soru formu aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmanın analizinde tanımlayıcı istatistikler ve ki-kare testi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan annelerin yaş ortalaması 27,20±1,12 (min-max= 19-40), bebeklerinin doğum haftası ortalaması ise 35,04±2,16 (min-max= 26-37)'dır. Annelerin %38,3'ü ortaokul mezunu ve %85,7'sinin çekirdek ailede yaşadığı belirlenmiştir. Annelerin %86,1'inin anne sütü bankasını duymadığı, %90'ının bilmediği ve anne sütü bankasının kurulmasını isteme konusunda annelerin %43,9'unun kararsız olduğu saptanmıştır. Ülkemizde anne sütü bankası olması durumunda annelerin %41,3'ü süt bağışlamayacağını, %66,5'i süt bankasından süt talep etmeyeceğini ifade etmiştir. Annelerin %48,3'ü süt bankacılığının dini açıdan sorun yaratıp yaratmayacağını bilmediğini ve %58,3'ü anne sütü bankası konusunda bilgi talep ettiği görülmüştür. Annelerin eğitim durumu ile anne sütü bankasını duyma, anne sütü bankasının kurulmasını isteme, süt bankasına ihtiyaç durumu, süt bağışlama ve süt talep etme arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır. Sonuç olarak annelerin büyük bir çoğunluğunun anne sütü bankacılığı konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığı saptanmıştır. Annelerin süt bankasının kurulmasını isteme konusunda çoğunlukla kararsız oldukları görülmüştür. Eğitim durumu arttıkça anne sütü bankasına karşı annelerin daha olumlu bir görüş içinde olduğu söylenebilir. Toplumun süt bankacılığı konusunda endişelerinin ortadan kaldırılıp ve bu konuda bilgilendirilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Anne Sütü Bankası, Prematüre Bebek, Bilgi, Görüş, Hemşirelik

Anne sütüAnnelerBebek beslenmesi+4
Hatice Bulut
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Maternal obezitenin Anne ve yenidoğan sağlığına etkisi

Araştırmanın amacı, maternal obezitenin anne ve yenidoğan sağlığına etkisini incelemektir. Araştırma Mart 2015-Ağustos 2016 tarihleri arasında İskenderun Devlet Hastanesi loğusa servisinde, vaka-kontrol çalışması olarak yapılmıştır. Çalışmaya alınan kadınlar gebe kalmadan önceki beden kitle indekslerine göre normal kilolu (kontrol grubu n=144) ve obez (vaka grubu n=142) olmak üzere iki gruba ayrılmış ve toplam 286 kadın ile çalışma tamamlanmıştır. Veriler,"Veri Toplama Formu ve Edinburgh Postpartum Depresyon Ölçeği" ile toplanmıştır. Veri toplama formu klinikte loğusalar ile yüzyüze görüşme yöntemi, bazı veriler hasta dosyasından alınarak ve doğumdan altı hafta sonra telefon görüşmesi ile doldurulmuştur. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Ki kare testi, Student t test, Fisher-Freeman-Halton testi, Fisher's Exact test ve Yates' düzeltmeli Ki-kare testi kullanılmıştır. Obez kadınların yaş, gebelik ve yaşayan çocuk sayısı ortalamalarının kontrol grubu kadınlara göre daha yüksek, eğitim düzeylerinin ve doğum haftası ortalamasının ise daha düşük olduğu saptanmıştır (p<0,05). Obez grubu kadınların gebelik, doğum sonu erken dönem ve geç dönem komplikasyonlarını kontrol grubuna göre daha yüksek oranda yaşadıkları bulunurken (p<0,05), doğum sonu altıncı hafta sonunda depresyon görülme durumu yönünden gruplar arasında fark olmadığı bulunmuştur (p>0,05). Her iki grup kadınlarda sezaryen oranı yüksek olup doğum şekilleri, yenidoğanların ilk yarım saatte emzirilmeye başlanması, yenidoğanlarda komlikasyon görülmesi yönünden gruplar arasında istatistiksel fark olmadığı (p>0,05), obez kadınların yenidoğanlarının 1. dk ve 5. dk Apgar puanlarının daha düşük olduğu (p<0,05) saptanmıştır. Sonuç olarak, obez kadınların antenatal ve postpartum dönemlerde yaşadıkları sorunların normal kilolulara göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Gebelik planlayan kadınların prekonsepsiyonel dönemden itibaren obezite yönünden taranmaları, obez kadınlara eğitim ve danışmanlık yapılması önerileblir.

Ana-çocuk sağlığıAnnelerBebek-yenidoğmuş+4
Selva Özgül
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin toplumsal cinsiyet algısı ve duygu sosyalleştirme davranışı ile çocuğun anneye bağlanma türünün çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, 5 ve 6 yaşlarında çocuğu olan annelerin toplumsal cinsiyet algıları ve çocuklarına gösterdikleri duygu sosyalleştirme davranışları ile çocukların annelerine bağlanma biçiminin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, toplumsal cinsiyet algısının annelerin doğum öncesi cinsiyet beklentisi ve doğum şekline yönelik seçimlerini ne yönde etkilediği de incelenmiştir. Bu amaçla Bursa'da okul öncesi eğitim kurumlarında eğitim gören toplam 139 olmak üzere, 5-6 yaş kız ve erkek çocuklar ile aynı çocukların anneleri araştırmaya katılmıştır. Araştırma ilişkisel karşılaştırmalı tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcılardan elde edilen veriler, IBM SPSS 26 programı ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları annenin toplumsal cinsiyet algısı ile olumlu duygu sosyalleştirme davranışları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu araştırma annenin toplumsal cinsiyet algısı ile çocuğun annesine bağlanması arasında anlamlı bir ilişki olduğunu da göstermektedir. Araştırma içindeki diğer önemli bulgu da annenin toplumsal cinsiyet algısı ile yaptığı doğum türü ve doğum öncesi cinsiyet beklentisi arasında anlamlı bir ilişki olduğudur. Ancak yapılan bu çalışma sonucunda annenin duygu sosyalleştirme davranışı ile çocuğun annesine bağlanması arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna da ulaşılmıştır. Sadece kaçınmalı bağlanma türü ile annenin duygu odaklı tepkilerinde zayıf bir ilişkiye rastlanılmıştır. Aynı zamanda annenin doğum öncesi cinsiyet beklentisi, çocuğun cinsiyeti ve doğum türü ile annenin olumlu duygu sosyalleştirme davranışının anlamlı bir ilişki içinde olmadığı da belirlenmiştir.

Ana-babaya bağlanmaAna-çocuk bağlılığıAnneler+2
Kübra Kaya Şengül
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık inanç model temelli eğitim ve motivasyonel görüşmenin annelerin HPV aşısına ilişkin bilgi, inanç ve tutumlarına etkisi

Sağlık İnanç Modeli (SİM) çerçevesinde yapılan eğitim ve motivasyonel görüşmeler ile annelerin Human Papilloma Virüs (HPV) aşılanmasına yönelik bilgi, inanç ve tutumlarını arttırmayı amaçlayan çalışma; ön-ara-son test randomize kontrollü deneysel olarak yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini, lisede okuyan kız öğrencisi olan (31 deney, 32 kontrol) 63 anne oluşturmuştur. Araştırmada veriler, "Demografik ve Tanımlayıcı Özellikler Bilgi Formu", "HPV ve Aşılanmasına İlişkin Sağlık İnanç Modeli Ölçeği (HBMS-HPVV)" ve "HPV Bilgi Ölçeği (HPV-BÖ)" ile toplanmıştır. Deney grubundaki annelere 3 kez SİM temelli motivasyonel görüşme yapılmış ve ikinci telefon görüşmesi öncesi eğitim broşürü verilmiştir. Her iki gruba ön-test dahil toplam 4 ölçüm yapılmıştır. Grup ve zaman ölçümlerine göre HBMS-HPVV yarar, duyarlılık, ciddiyet algısı ve ölçek toplam puan ortalamalarında grup*zaman etkileşimde anlamlı bir farklılık saptanmıştır (p<0.05). Grup ve zaman ölçümlerine göre HPV-BÖ toplam ve alt boyut puan ortalamalarında grup*zaman etkileşimde anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0.05). Çalışma sonunda deney grubundan 24, kontrol grubundan ise 5 anne kızına HPV aşısı yaptırma kararını vermiştir. Motivasyonel görüşmeler, annelerin HPV aşısına ilişkin bilgi ve inancını arttırarak, aşı yaptırma kararını vermesinde etkili olmuştur.

AnnelerBilgiMotivasyonel görüşme+5
Yasemin Ateşeyan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Doğum sonrası ilk yirmi dört saatte anne sütünün azalmasına sebep olan faktörler

Bu çalışma İlk yirmi dört saatte anne sütü azalması ve/veya yetersizliği konusunda etkileyen faktörleri belirlemek ve nomogram ile eğitim ve izlemde rehberlik etmesi amacıyla tasarlandı. Haziran 2019- Haziran 2020 tarihleri arasındaki Bir yıllık periyotta Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Çocuk Hastalıkları ek binasına başvuran 15-49 yaş arası herhangi bir doğum şekli ile doğum yapan kadınlar çalışmaya dahil edildi. Anne sütü azalan ve/veya yetersizliği olan hastalar var olan çalışmamızda klinikal prediksiyon modelimizin sonucu olarak değerlendirildi. Aday prediktörler annenin kilosu, doğum şekli, meme başının çöküklüğü, doğum için başlangıçta indüksiyon verilmesi, doğum sonrası bebeğin anne kucağına verilmesi (ten tene temas) ve bebeğin 5. dakika apgar skoru olarak belirlendi. Üç aday prediktör, anne sütü azalan ve/veya yetersizliği sonucu ile güçlü bir şekilde ilişkili bulundu. Bunlar meme başı çöküklüğü [OR:2.6 (1.06-6.4)], anne kucağına verilmeme [OR:6.5(3.1-13.2)] ve Bebek 5. dakika apgar skoru düşüklüğü [OR:2.37(1.1-5.07)] varlığıydı. Sonuç olarak, meme başı çöküklüğü, anne kucağına verilmeme ve bebek 5. dakika apgar skoru düşüklüğü, sezaryen ile doğum ve doğum için indüksiyon verilmemesi gibi temel parametrelere bakılarak doğum sonrası ilk yirmi dört saatte anne sütü azalan ve/veya yetersizliği olan hastaları öngörülebileceği belirlendi. Anne sütü azalan ve/veya yetersizliği öngörmede çizilen nomogramlar doğum sonrası sağlık çalışanlarına klinikte rehberlik hizmeti sunacaktır.

Anne sütüAnnelerEmzirme+1
Rena Bademkıran
Gaziantep University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

3-6 yaş çocukların annesinin ve anneannesinin çocuk yetiştirme stilleri ile çocuğun mizacı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, 3-6 yaş çocukların annesinin ve anneannesinin çocuk yetiştirme stilleri ile çocuğun mizacı arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada hem çocuklara hemde annneannelere ilişkin veriler annelerden toplandığından dolayı, araştırmanın çalışma grubu 30 ilde 3-6 yaş arası çocuğu olan 264 anneden oluşmaktadır. Pandemi nedeniyle okul öncesi eğitim kurumlarında testleri uygulama olanağı olmadığından verilerin toplanmasında kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Çocuk Yetiştirme Anketi", "Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Stili Ölçeği" ve "Çocuklar İçin Kısa Mizaç Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın genel amacı ve ana problemi çerçevesinde toplanan verilerin istatistiksel çözümleri için SPSS 22.0 paket programından yararlanılmıştır. Sonuç olarak, anneannelerin ebeveyn kontrolü orta düzeyde, ebeveyn kabulü orta düzeyin üstünde, çocuk yetiştirme stili orta düzeyin üstünde, annelerin çocuklarından itaat beklemelerinin orta düzeyde, cezalandırmalarının düşük düzeyde, sıcaklıklarının çok yüksek düzeyde, açıklayıcı akıl yürütmelerinin çok yüksek düzeyde, çocuk yetiştirmelerinin ortanın üstünde düzeyde olduğu bulunmuştur. Anneler çocuklarını sıcakkanlı, sebatkar ve tepkisel davranışları düşük, uyku, açlık, tuvalet gibi fonksiyonlarının düzenli olduğunu belirtmişlerdir. "Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Stili" toplam puanları arttıkça annelerin kendilerinin "Çocuk Yetiştirme Anketi" toplam puanları artmakta, ancak "Sıcaklık Alt boyutu" ve "Açıklayıcı Akıl Yürütme Alt boyutu" puanlarının ise azalmakta olduğu bulunmuştur. Çocuk Yetiştirme Anketi değişkenlerinin Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Stili üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu saptanmıştır. Annelerin eğitim durumuna göre çocuk yetiştirme stillerinin farklılaştığı saptanmıştır. Çocukların yaşı arttıkça Sıcakkanlılık-utangaçlık ve Tepkiselliklerinin azaldığı, Sebatkarlıklarının ise arttığı bulunmuştur. İşçi, öğretmen olan babaların asker olan babalara göre daha fazla itaat bekledikleri saptanmıştır. Aylık geliri düşük olan ailelerin, aylık geliri orta ve üst olanlara göre çocuklarından daha fazla itaat bekledikleri, cezalandırmaya başvurdukları ve daha fazla ebeveyn kontrolü uyguladıkları bulunmuştur.

Ana-baba tutumuAnneanneAnneler+5
Gamze Esmer
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

4-6 yaş çocukların kaygıları ile annelerinin kaygı psikolojik dayanıklılık ve bilişsel esneklikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada okul öncesi 4-6 yaş çocuklarının kaygıları ile annelerin kaygı psikolojik dayanıklılık ve bilişsel esneklik düzeyleri arasında ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep ilinin merkez ilçeleri olan Şehitkamil ve Şahinbey' deki 25 eğitim bölgesinde bulunan 55 bağımsız anaokulundan seçilen 7 anaokulunda eğitimine devam eden 438 öğrencinin annesi oluşturmuştur. Araştırmada annelerin demografik özelliklerini ölçmek için Kişisel Bilgi Formu, çocukların kaygılarını ölçmek için Yeniden Düzenlenen Okul Öncesi Kaygı Ölçeği (YDOÖKÖ), annelerin kaygı düzeyini ölçmek üzere Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), annelerin psikolojik dayanıklılık düzeylerini ölçmek üzere Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (PDÖ), annelerin bilişsel esneklik düzeylerini ölçmek üzere Bilişsel Esneklik Envarteri (BEE) kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilen analizinde ilişkisiz örneklemler için t- testi, Mann-Whitney U Testi, basit doğrusal korelasyon ve aşamalı regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan istatistiksel analizlerin sonucuna göre çocukların kaygıları ile annelerin kaygı düzeyi arasında olum yönde, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Annelerin psikolojik dayanıklılık ve bilişsel esneklikleri arasında olumlu yönde, ortaya düzeyde ve anlamlı ilişki bulunmaktadır. Son olarak yapılan regresyon analizine göre çocuğun kaygı düzeyinin annelerin kaygı ve bilişsel esnekliği tarafından yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Gerçekleştirilen sobel testi sonucuna göre annelerin kaygı ve bilişsel esnekliği çocukların kaygılarını yordama anlamlı aracı değişkenlerdir. Anahtar Kelimeler: kaygı, psikolojik dayanıklılık, bilişsel esneklik

AnnelerBilişsel esneklikEğitim psikolojisi+6
Nasuh Taşkın Aydın
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diyabetik anne bebeklerinde kord kanı ferritin düzeyleri ve erken demir eksikliği anemisi gelişmesi arasındaki ilişkinin araştırılması

Diyabet gebelikte %16 gibi sık bir oranda görülen önemli bir sorundur. Maternal diyabet ister gestasyonel ister bilinen diyabet olsun, başta solunum, metabolik ve hematolojik problemler olmak üzere yenidoğan sağlığını etkileyen pek çok sorunu beraberinde getirmektedir. Bu sorunlardan biri de bu bebeklerde polisitemiye bağlı artan demir ihtiyacı ve uteroplasental yetmezlik gibi çeşitli sebeplerle demir depolarının yetersiz olmasıdır. Bu çalışmada Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Yenidoğan ünitemize başvuran maternal diyabeti olan bebeklerde doğumda ve 4. aya kadar takip eden aylarda seri olarak demir depolarını değerlendirmek ve bu bebeklerde demir eksikliği gelişme zamanını belirlemek amaçlanmıştır. Bu prospektif çalışmaya 25/12/2018-01/07/2021 tarihleri arasında yenidoğan ünitemize başvuran, 37 hafta ve üzerinde doğan, maternal diyabeti olan bebekler alındı. Doğumdan dördüncü aya kadar aylık takiplerle bebeklerde hemoglobin (Hb), hematokrit (Hct), demir, demir bağlama kapasitesi (DBK), ferritin düzeylerine bakılarak literatürdeki referans değerlerle karşılaştırıldı. Çalışmaya toplam 86 bebek dahil edildi. Kan uyuşmazlığı olan, 37 haftanın altında doğan, hipoksik doğum öyküsü olan, başka bir nedenle polisitemisi olan ve solunum sıkıntısı veya sepsis ön tanısıyla hastaneye yatışı olan bebekler çalışmaya dahil edilmedi. Dahil edilen 86 olgunun annelerinden %9'unda Tip 1 DM (diabetes mellitus), %15'inde tip 2 DM, %76'sında Gestasyonel DM (GDM) olduğu saptandı. Çalışmada gruplar arasında cinsiyet, gestasyonel hafta, doğum ağırlığı, doğum şekli, beslenme şekli, anne yaşı, mulitparite, gebelikte demir kullanımı açısından anlamlı fark olmadığı görüldü. Hastaların %17'sinde makrozomi, %9,3'ünde hipoglisemi saptandı, diyabet tiplerine göre dağılımına bakıldığında makrozomi Tip 2 DM'li olgularda, hipoglisemi Tip 1 DM'li olgularda anlamlı derecede yüksek oranda tespit edildi. Dört aylık izlemde demir eksikliği açısından laboratuvar bulguları median değerlerinin seyrine bakıldığında, Hb, Hct, demir, ferritin düzeylerinde azalma, DBK'da artış olduğu görüldü. Diyabet tiplerine göre değerlendirildiğinde, özellikle Tip 1 DM'li olgularda doğumda en düşük demir ve ferritin; en yüksek Hb ve Hct, takip eden birinci ayda da en düşük Hb ve Hct seviyesinin olduğu tespit edildi. Sonuç olarak bu çalışmada maternal diyabeti olan bebeklerde doğumdaki yetersiz demir depoları ve takip eden aylarda da Hb, demir ve ferritin düzeylerinde azalma olduğu ve bu bebeklerin demir eksikliği açısından takibinin önemi gösterildi. Anahtar Kelimeler: Diyabetik anne bebeği, demir eksikliği, demir deposu

AnemiAnemi-demir eksikliğiAnneler+4
Zeynep Muştucu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk siyasetinde kadınların özneleşmesi hali: Diyarbakır Anneleri

Günümüz tartışma konularından olan kadının siyasete katılması meselesi aslında bir demokrasi meselesidir. Kadınların siyasal yaşam içerisinden geri kalmaları geçmişten bugüne aktarılarak gelen toplumsal cinsiyet normlarından kaynaklanmaktadır. Bu çalışmada kadınların duygusallıklarından, anne oluşlarından, ekonomik ve sosyal çevrelerinden dolayı siyasal alan içerisinde nesne ve özne konumunda olmaları tarihsel, niteliksel bağlamda incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda Diyarbakır Anneleri örneklemi üzerinden gidilerek amaçlanan ana argüman, kadınların siyasal temsilinin ve karar verici (özne) olmasının öneminin yeniden vurgulanmasıdır.

AnnelerDiyarbakırKadınlar+4
Berna Kutlu
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin bebek bakımında karşılaştıkları sorunlar ve kültürel uygulamalar

Kültürel uygulamaların yoğun bir şekilde kullanıldığı dönemlerden biri bebeklik çağıdır. Bebeğe yönelik yapılan bu uygulamalardan bazıları son derece tehlikeli olup; bebeğin hastalanmasına, yaralanmalara, enfeksiyon oluşumuna, ilerleyen dönemlerde sekellere ve hatta ölüme neden olabilmektedir. Bu nedenle bu uygulamaların belirlenmesi ve buna yönelik sağlık hizmetlerinin planlanması ve uygulanması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; iki farklı kültürden annelerin bebek bakımında karşılaştıkları sorunlar ve kültürel uygulamalarını belirlemektir. Kesitsel tipte tasarlanmış bu araştırmanın evrenini Gaziantep ili 25 Aralık ve Şehitkamil İstasyon Aile Sağlığı Merkezlerine kayıtlı olan Türk ve Suriye uyruklu anneler, örneklemini ise herhangi bir nedenle bu merkezlerden birine başvuran ve dahil edilme kriterlerini taşıyan anneler oluşturmaktadır. Bu çalışmada annelerin bebek bakımında çoğunlukla; ishal (%60.5), gaz sancısı (%60.5) ve pişik (%56.2) sorunuyla karşılaştığı belirlenmiştir. Annelerin bebek bakımı sırasında en çok uygulama yaptıkları sorunlar; ishal (%100), ateş (%100), kolay uyutma (%99.5), pişik (%99.0) ve öksürük (%99.0) sorunudur. Ayrıca Türk uyruklu annelerde anlamlı düzeyde daha fazla olmak üzere annelerin çoğunluğunun (%71.4) bebek bakımında herhangi bir kültürel uygulamada bulunduğu saptanmıştır. Bu nedenle yapılan kültürel uygulamaların neler olduğu belirlenmeli ve bebek sağlığı açısından nasıl bir etkiye sahip olduğu konusunda anneye gerekli bilgilendirmeler yapılmalıdır. Primer bakım verici konumunda olan hemşirelere gerek lisans eğitimleri sürecinde gerekse mesleki eğitimler yoluyla kültürel bakımın önemi konusunda bilgi ve beceriler kazandırılmalıdır.

AnnelerBebek bakımıBebekler+4
Sebahat Kuşlu
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fenilketonürili çocuğu olan annelere yapılan eğitimin annelerin bakım yükü ve kaygı düzeylerine etkisi

Fenilketonüri (FKÜ), fenilalanin hidroksilaz eksikliğinin neden olduğu otozomal resesif geçişli metabolik bir hastalıktır. Fenilketonürili çocukların bakıma, özel beslenmeye, takip ve tedaviye ihtiyaçlarının olması sosyal ilişkilerini olumsuz yönde etkilemekte, ailelerin bakım yükünü ve kaygı düzeylerini arttırmaktadır. Bu araştırma; fenilketonürili çocuğu olan annelere yapılan eğitimin annelerin bakım yükü ve kaygı düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma; yarı deneysel olarak planlanmıştır. Araştırmanın örneklemini; 0-18 yaşları arasında FKÜ tanısı almış çocuğa sahip 38 anne oluşturmaktadır. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Bakım Verme Yükü Ölçeği (BYÖ) ve Endişe ve Anksiyete Ölçeği (EAÖ) ile toplanmıştır. Araştırmaya dâhil edilen annelere, FKÜ hastalığı, diyet/beslenme tedavisi ve sosyal/kişisel destek başlıklarından oluşan üç oturumluk eğitimler yüz yüze ve bireysel olarak uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; Shapiro Wilk, t testi, varyans analizi, Tukey testi ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Analizler SPSS 22.0 programı yardımıyla gerçekleştirilmiş, p<0.05 anlamlılık seviyesi seçilmiştir. Eğitim öncesi ve eğitim sonrasında uygulanan bakım verme yükü ölçeği ve endişe ve anksiyete ölçeği skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Buna göre eğitim sonrasında Bakım Yükü Ölçeği ve Endişe ve Anksiyete Ölçeği skorlarında düşüş gözlenmiştir. Araştırma sonucunda; fenilketonürili çocuğu olan annelere yapılan eğitimin annelerin bakım yükü ve kaygı düzeylerinde azalma sağladığı saptanmıştır. Anahtar Sözcükler: Bakım yükü, Eğitim, Fenilketonüri, Hemşire, Kaygı düzeyi.

AnksiyeteAnne eğitimiAnneler+4
Derya Butakın
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Emziren annelerin anne sütü bankacılığına ilişkin inanç ve görüşleri: nitel bir çalışma

Emzirmeyi destekleyen tüm programlara rağmen bebeklerin altı ay boyunca sadece anne sütü ile beslenmesi tüm toplumlarda istenilen seviyede değildir. Çeşitli nedenlerle anne sütüyle beslenemeyen bebeklere mama ile besleme yapılmaktadır. Ancak mama anne sütünün yerini alamaz. Bu nedenle anne sütü bankacılığı, bebeklerin anne sütünden mahrum kalmamaları adına çözüm kaynağı olmuştur. Avrupa'da 281 adet aktif, 18 adet açılması planlanan anne sütü bankası bulunmasına rağmen Türkiye'de dini inançlardan dolayı süt bankası bulunmamaktadır. Bu nedenle çalışmamız, emziren annelerin anne sütü bankacılığına ilişkin inanç ve görüşlerini belirlemek amacıyla nitel tasarımda yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Gaziantep Sağlıkçılar Aile Sağlığı Merkezine başvuran kadınlar oluşturmuştur. Örneklemi ise amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenen 30 anne oluşturmuştur. Veriler, tanıtıcı özellikler formu, erişkinlerin anne sütü ile ilgili algı ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Çalışmanın etik kurul ve kurum izinleri alınmıştır. Veriler MAXQDA nitel araştırmalar programı ile analiz edilmiştir. Çalışmamızda annelerin tamamına yakınının anne sütü bankacılığı hakkında detaylı bilgilerinin olmadığı, süt bankacılığını dinen sakıncalı buldukları, süt kardeşlerin dinen evlenmelerinin yasak olduğunu, ihtiyaç halinde sütannelik yapabileceklerini ifade ettikleri, yarısından fazlasının kendi bebeklerinin sütannesinin olmasını istemedikleri, yarısının ise sadece anne ve bebeğin bilgileri verildiği takdirde bu bankaları kullanabilecekleri ve eğer zor durumda kalırlarsa sadece yakın çevrelerinden sütanne talep edecekleri saptanmıştır. Sonuç olarak, emziren anneler süt bankasının güzel bir uygulama olduğunu fakat dinen sakıncalı olduğunu ifade etmişlerdir. Eğer sütler karıştırılmazsa, annenin ve bebeğin bilgileri ailelere verilirse, bebeklerin cinsiyeti aynı olursa, temizlik ve hijyen konusuna dikkat edilirse bu bankalara süt bağışında bulunabilecekleri ve ihtiyaç halinde süt alıp kullanabilecekleri saptanmıştır.

Anne sütüAnne sütü bankacılığıAnneler+3
Emine Karacan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Doğum şeklinin anne ve bebek bağlanmasına olan etkisinin belirlenmesi

Araştırma, annelerin doğum şeklinin bağlanmaya etkisini belirlemek amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi doğum ve kadın hastalıkları servisinde yatan yeni doğum yapmış anneler arasından basit rastgele örnekleme yöntemiyle seçilmiş 250 vajinal doğum ve 250 sezaryen doğum yapmış toplam 500 anne oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak, anket formu ile "Doğum Sonrası Bağlanma Ölçeği (DSBÖ)" (Cronbach Alfa Güvenirlik Katsayısı 0.75) kullanılmıştır. Anket formunda annelerin sosyo-demografik özellikleri ile anne ve bebek bağlanmasını etkileyeceği düşünülen özelliklere yönelik sorular yer almaktadır. Anket formu ve DSBÖ 15 Mayıs-15 Temmuz 2022 tarihleri arasında uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS (ver:23.0) bilgisayar programında; güvenirlik analizi, tanımlayıcı istatistikler, Ki-Kare Analizi, Bağımsız gruplarda t testi ve ANOVA Varyans analizi testi kullanılarak değerlendirilmiştir. DSBÖ puan ortalamaları ile annelerin yaşı, gelir durumu, çocuk sayısı, gebeliği öğrendiğinde yaşadığı duygu durumu, çevresinden gebelikte ilgi duyma durumu, gebeliği sonlandırma düşüncesi, gebelikte profesyonel destek alma durumu, bebek ile doğum sonrası ten tene temas yaşama durumları arasındaki farkın istatistiksel açıdan önemli olduğu belirlenmiştir (p < 0.05). Yapılan t testi analizi sonucuna göre; doğum şekline göre doğum sonrası bağlanma düzeyleri arasında anlamlı bir fark olduğu, vajinal doğum yapan kadınların doğum sonrası anne-bebek bağlanma düzeyinin daha yüksek olduğu bulunmuştur (p < 0.05). Sonuç olarak, vajinal doğum yapan annelerin bebeklerine bağlanma düzeylerinin, sezaryen yapan annelere göre daha yüksek olduğu ve vajinal doğum yapan annelerin doğum sonrası bağlanma sorunu olmadığı saptanmıştır. Sezaryenle doğum yapan annelerin doğum sonrası bağlanma sürecinin sağlıklı başlaması için annenin fonksiyonel durumunu güçlendirmek, destekleyici eğitimler vermek ve bireye özgü danışmanlık yapılması önerilmektedir.

Ana-babaya bağlanmaAnne-bebek etkileşimiAnneler+3
Mirac Özturan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk yoğun bakımdaki refakatçi annelerin kaygı, depresyon ve yaşam kalitesinin incelenmesi

Bu çalışma, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Yoğun Bakım'da ve Çocuk Servisi'nde yatmakta çocukların refakatçi annelerinin kaygı, depresyon ve yaşam kalitesi düzeylerini belirleyerek etki eden faktörleri incelemek için planlandı. Her iki grupta 20 anne değerlendirilmeye alındı; toplam 40 kişi araştırmaya dahil edildi. Refakatçi annelere Beck Depresyon Envanteri (BDE), Nottingham Sağlık Profili (NSP), Spielberger Sürekli Kaygı Envanteri (STAI) uygulandı. İstatistiksel analiz için Windows tabanlı SPSS programı 21 sürümü (Statistical Package for the Social Sciences) analiz programı kullanılmıştır. Çocuk yoğun bakımı refakatçi anneleri ile çocuk servisi refakatçi annelerinin verileri; ortalama, sayı ve yüzdelik dağılımları, Student-t ve Kruskal Wallis testleri ile değerlendirilmiştir. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. ÇYBÜ ve serviste yatan çocuklar yatış sebeplerine göre üç alt gruba (nörolojik, cerrahi, solunum yetmezliği) ayrılmışlardır. Bu alt gruplardaki annelerin kaygı, depresyon ve yaşam kalitesi düzeyleri birbirleri ile karşılaştırılmasında "tek yönlü varyans analizi (Anova) test tekniği" uygulanmıştır. Farklı hastalık gruplarındaki çocukların annelerinin kaygı, depresyon ve yaşam kalitesi düzeyi ölçümleri bağımsız gruplarda tek yönlü varyans analizi ile kıyaslandığında, hastalık grupları arasında annenin kaygı, depresyon ve yaşam kalitesi düzeyleri ölçümleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p>0.05). Çocuk yoğun bakımdaki refakatçi annelerin kaygı, depresyon ve yaşam kalitesi düzeyleri servisteki refakatçi annelerininki ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0.001). Yoğun bakımdaki refakatçi annelerin çocuklarının durumlarının daha kritik olması, ortamın daha fazla karmaşık olması, daha fazla invaziv işlemi gördükleri ile ilişkili olduğunu düşünmekteyiz.

AnksiyeteAnnelerDepresyon+4
Burcu Çabuk
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Prematüre bebeği olan annelerin yaşam kalitesi ve yaşam kalitesini etkileyen faktörler

Bu araştırma, prematüre bebeği olan annelerin yaşam kalitesi ve yaşam kalitesini etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla ilişki arayıcı bir araştırma olarak gerçekleştirildi. Araştırma İstanbul' da bir Vakıf Üniversitesi hastanesi yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedavi gören 90 prematüre bebeğin annesi ile Temmuz 2018-Eylül 2019 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Araştırmanın verileri 'Prematüre Bebeği Olan Anne ve Bebek Bilgi Formu', 'WHOQOL-BREF Ölçeği', 'Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği' ve 'Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği' kullanılarak toplandı. Veriler SPSS programında frekans, yüzde, ortalama, standart sapma gibi tanımlayıcı istatistikler ile Student testi, One Way Anova testi ve regresyon analizi kullanılarak değerlendirildi. Annelerin % %54,4'ünün yaşı 31 ve üzeri, babaların %67,8'i 31 ve üzeri yaş aralığındadır. Annelerin %96,7'si evli, %50'sinin evlilik süresi 1-5 yıldır. Annelerin %36,7'si lise, %16,7'si üniversite mezunudur. Annelerin%60'ı bir işte çalışmamakta ve %62,2'sinin aile geliri gideri ile aynıdır. Annelerin WHOQOL-BREF (TR) genel yaşam kalitesi puan ortalaması 73,87±9,28, Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği puan ortalaması 10,52±4,80, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği genel puan ortalaması 62,14±14,66 bulundu. Araştırmada, postpartum depresyonun ve algılanan sosyal desteğin genel yaşam kalitesi için anlamlı bir belirleyici olduğu bulundu. Postpartum depresyon düzeyi genel yaşam kalitesi düzeyini azaltırken, algılanan sosyal destek genel yaşam kalitesi düzeyini arttırmaktadır. Aileden algılanan sosyal destek genel yaşam kalitesi düzeyini arttırırken arkadaştan ve özel insandan algılanan sosyal destek genel yaşam kalitesi düzeyini etkilememektedir. Sonuç olarak, doğum sonrası depresyon düzeyinin ve algılanan sosyal desteğin yaşam kalitesini etkilediği belirlendi. Anahtar Kelimeler: Yaşam Kalitesi, Sosyal Destek, Postpartum Depresyon, Prematüre Bebeği Olan Anneler

AnnelerBebek-prematürBebekler+4
Melda Erdoğdu
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2020
00

Related subjects