Antioxidant activity

89 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Siyah frenk üzümünden (Ribes nigrum L.) antosiyaninlerin geri kazanımı ve biyoaktif özelliklerinin değerlendirilmesi

Bu tez çalışmasında siyah Frenk üzümünden antosiyaninlerin üç farklı ekstraksiyon yöntemiyle geri kazanılması amaçlanmıştır. Klasik çözücü ekstraksiyonu ile banyo ve prob tipi ultrason destekli ekstraksiyon yöntemleri, farklı sıcaklık ve süre koşullarında karşılaştırılmıştır. Ekstraksiyonlarda etanol (%50) ve sitrik asit ile asitlendirilmiş etanol çözeltisi (%0,01 w/v) kullanılmıştır. Siyah Frenk üzümünün ve elde edilen ekstraktların toplam monomerik antosiyanin, toplam fenolik madde ve toplam flavonoid madde miktarları ile antioksidan aktivitesi saptanmış ve antosiyanin profili HPLC ile belirlenmiştir. Siyah Frenk üzümünün toplam monomerik antosiyanin miktarı 764,00 ± 4,83 mg siyanidin-3-rutinozit/kg, toplam fenolik madde miktarı 4421,46 ± 83,56 mg gallik asit/kg, toplam flavonoid madde miktarı 902,12 ± 7,12 mg kateşin/kg ve toplam antioksidan aktivite 24,93 ± 0,29 mM olarak belirlenmiştir. Siyah Frenk üzümünde başlıca antosiyanin olarak sırasıyla delfinidin-3-rutinozit (%54,07), siyanidin-3-rutinozit (%26,39), delfinidin-3-glukozit (%15,92) ve siyanidin-3-glukozit (%3,62) tanımlanmıştır. 24 saat, 40 °C ve 1:10 (g/g) katı:çözücü oranında yapılan klasik ekstraksiyon, 15 dk 40 °C ve 1:10 (g/g) katı:çözücü oranında yapılan banyo tipi ultrason destekli ekstraksiyon ve 5 dk 40 °C ve 1:10 (g/g) katı:çözücü oranında yapılan prob tipi ultrason destekli ekstraksiyon sonucunda toplam fenolik madde miktarı 6200 mg gallik asit/kg düzeyinde tespit edilmiştir. Prob tipi ultrason destekli ekstraksiyonda 5 dk 40 °C'de 1:20 (g/g) katı:çözücü oranında gerçekleştirilen ekstraksiyonda çözücü olarak etanol yerine asitli etanol kullanıldığında ekstraktların toplam flavonoid madde miktarlarının %13,69 oranında arttığı gözlemlenmiştir. Prob tipi ultrason destekli ekstraksiyonda monomerik antosiyanin geri kazanımında çözücü olarak etanol kullanılması durumunda süre ve sıcaklık açısından en uygun koşulun 5 dk 25 °C'de 1:20 (g/g) katı:çözücü oranı olduğu, çözücü olarak asitli etanol kullanılması durumunda ise sıcaklık açısından en uygun koşulun 10 dk 25 °C'de 1:20 (g/g) katı:çözücü oranı olduğu belirlenmiştir. Banyo ve prob tipi ultrason destekli ekstraksiyon yöntemlerinde, asitli etanol kullanıldığında polimerik renk yüzdesinin düşük olduğu ve antosiyanin stabilitesinin arttığı gözlemlenmiştir. Siyah Frenk üzümünde klasik ekstraksiyonla toplam antioksidan aktivite 42,54 ± 1,65 mM, banyo tipi ultrason destekli ekstraksiyonla 45,18 ± 0,13 mM ve prob tipi ultrason destekli ekstraksiyonla 49,08 ± 0,99 mM olarak belirlenmiştir. Ultrason destekli yöntemlerle elde edilen ekstraktların antioksidan aktivite değerleri, klasik ekstraksiyon yöntemine göre daha yüksektir. Antosiyanin bileşenlerinde en yüksek artış, prob tipi ultrason destekli ekstraksiyon ile, etanol kullanılarak 5 dk 40 °C 1:20 (g/g) koşulunda elde edilmiştir. Elde edilen veriler, ultrason destekli ekstraksiyon yöntemlerinin klasik ekstraksiyona göre biyoaktif bileşenler bakımından daha verimli olduğunu ve siyah Frenk üzümünden antosiyanin geri kazanımında ultrason destekli ekstraksiyon yöntemlerinin daha uygun olduğunu göstermektedir. Siyah Frenk üzümünden elde edilen ekstraktların gıda, kimya, ilaç ve tekstil endüstrilerinde doğal renk maddesi olarak kullanılabileceği, ayrıca yeni fonksiyonel gıda ürünlerinin tasarımında antioksidan kaynağı olarak değerlendirilebileceği düşünülmektedir.

Antioksidan aktiviteSiyah frenk üzümü
Gülce Tuğba Gözel Yavuz
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Genista januensis subsp. lydia (fabaceae) bitkisinin biyoaktivite rehberli izolasyonu ve antikanser, antioksidan aktivitelerinin araştırılması

Bu çalışmada, Genista januensis subsp. lydia (Boiss.) Kit Tan & Ziel. bitkisinin antikanser ve antioksidan aktivitelerinin incelenmesi, aktiviteden sorumlu fitokimyasal bileşiklerin, özellikle yeni fenolik/flavonoid bileşiklerinin izolasyonu, kimyasal yapılarının belirlenmesi, uçucu bileşiklerinin tayini ve miktarı yeterli olan saf bileşiklerde antikanser ve antioksidan aktivitelerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında G. januensis bitkisinin; hekzan, kloroform, etil asetat, metanol çözücüleri kullanılarak, maserasyon yöntemiyle ekstraksiyonu yapılmış ve ham ekstrelerde sitotoksisite, apoptoz, hücre döngüsü analizleri yapılarak antikanser etkisi araştırılmıştır. Ayrıca ham ekstrelerde toplam fenolik/flavonoid madde miktarı tayini ile DPPH, ABTS ve FRAP yöntemleri kullanılarak antioksidan aktiviteleri belirlenmiştir. Elde edilen ekstrelerin antikanser ve antioksidan aktivite sonuçlarına göre en yüksek aktivite gösteren ekstrenin, etil asetat ekstresi olduğu belirlenmiş ve izolasyon çalışması için etil asetat ekstresi seçilmiştir. Etil asetat ekstresinin kromatografik yöntemlerle izolasyonu yapılmış ve izole edilen bileşiklerin 1D, 2D NMR ve kütle spektroskopisi ile molekül yapıları aydınlatılmıştır. Çalışmanın sonucunda, G. januensis bitkisinin etil asetat ekstresinden 3 izoflavonoid, 1 biflavonoid, 1 fenolik bileşik ve 2 şeker türevi olan 7 bileşik izole edilmiştir. İzole edilen 7 bileşik G. januensis bitkisinden ilk defa izole edilmiştir. Miktarı yeterli olan izole bileşiklerin sitotoksisitesi araştırılmıştır. (5), (6) ve (7) numaralı bileşiklerin antikanser etkiye sahip olduğu düşünülmektedir. Bununla birlikte; (4) numaralı antioksidan aktivitesi araştırılmıştır.

AntikanserAntioksidan aktiviteFabaceae+3
Merve Argon
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Genista carinalis Griseb. (Fabaceae) bitkisinin biyoaktivite rehberli izolasyonu ve antidiabetik, antikolinesteraz ve antioksidan etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada, Trakya bölgesinde yetişen Genista carinalis Griseb. (Fabaceae) bitkisinin ham ekstrelerinde toplam fenolik/toplam flavonoid içeriği, antikolinesteraz aktivitesi, antioksidan aktiviteleri (ABTS•+, DPPH, FRAP, CUPRAC) ve α-glukosidaz/α-amilaz inhibisyon kapasitelerinin belirlenmesi ile bioaktif sekonder metabolitlerin izolasyonu ve yapılarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Toplanan G. carinalis bitkisi ekstraksiyon için oda koşullarında kurutulmuştur. Ham ekstreleri elde etmek için, metanol ile maserasyon yöntemiyle ekstraksiyon yapılmış ve metanol vakum altında buharlaştırılarak uzaklaştırılmıştır. Ham ekstre polarite sırasına göre hekzan, diklorometan, etil asetat ve butanol ile geri ekstraksiyon yapılmıştır. Elde edilen ham ekstrelerin toplam fenolik içerik, toplam flavonoid içerik, antikolinesteraz, antioksidan aktivite analizleri sonuçlarına göre biyoaktifliği en yüksek olan etil asetat ekstresi izolasyon çalışması için seçilmiştir. Kolon kromatografisi ile elde edilen fraksiyonlar ince tabaka kromatografisi ile kontrol edilerek benzer fraksiyonlar birleştirilmiştir. Elde edilen alt fraksiyonlar, kolon kromatografisi, TLC, ters faz HPLC ve normal faz HPLC ile saflaştırılmıştır. İzole edilen saf bileşiklerin kimyasal yapıları 1D ve 2D NMR ve kütle spektroskopisi yöntemleri kullanılarak belirlenmiştir. Bu çalışma sonucunda, G. carinalis bitkisinden 5 izoflavonoid, 1 kalkon ve 2 fenolik bileşik içeren 8 bileşik izole edilmiştir. Bu bileşiklerden sekizi G. carinalis bitkisinden ilk defa izole edilirken, bu bileşiklerden yedisi doğal kaynaklardan ilk defa izole edilmiştir. Ayrıca, izole edilen bileşiklere de biyolojik aktivite çalışmaları yapılmıştır.

Alfa amilazAlfa-glükozidazAntioksidan aktivite+5
Hilmican Çalışkan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Grafitik karbon nitrür (g-C₃N₄) uygulanan bakterilere ayva (Cydonia oblonga) ve böğürtlen (Rubus fruticosus) ekstraktlarının antimikrobiyal etkilerinin araştırılması

Günümüzde nanomalzemeler, artan bakteriyel direnç sorununa karşı yeni ve etkili çözümler sunmaları nedeniyle önem kazanmaktadır. Yapısal özellikler ile biyolojik yanıt arasındaki ilişkinin anlaşılması hem yeni malzeme tasarımına hem de mevcut uygulamaların geliştirilmesine katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada, g-C₃N₄ belirli koşullar altında termal ve kimyasal tabakalarına ayrılma yöntemleriyle sentezlendi ve elde edilen nanoparçacıklar FT-IR, SEM, BET ile Zeta potansiyel ölçümleriyle karakterize edilmiştir. FT-IR sonuçları, 1200–1600 cm⁻¹ aralığındaki karakteristik titreşimlerin g-C₃N₄ bulk nanoparçacığında daha belirgin olduğunu, 2400 cm⁻¹ bölgesindeki geniş bandın ise tabaka ayrılma işlemleri sonrasında yapısal düzenin zayıfladığını göstermiştir. SEM görüntülerinde, bulk g-C₃N₄'ün heterojen bir yüzey yapısına sahip olduğunu; termal tabakaların ayrılmasında gözenekliliğin arttığı, kimyasal tabakada daha pürüzlü fakat homojen bir morfoloji oluşturduğu; termal-kimyasal kombine edilmiş tabaka ayrılma ile elde edilen nanoparçacıkta yüzey düzenini belirgin olarak iyileştirdiğini ortaya koymuştur. BET analizleri, termal işlemde edilen g-C₃N₄ nanoparçacığının daha yüksek yüzey alanı ve gözenek hacminin olduğunu; buna karşı olarak bulk ve kimyasal tabaka ayrılmasında elde edilen g-C₃N₄ nanoparçacıklarının daha sınırlı adsorpsiyon kapasitesi gösterdiği saptanmıştır. Zeta potansiyeli ölçümleri, bulk, termal ve kimyasal tabaka ayrılmasında, nanoparçacıkların −15 mV düzeyinde kararlı dispersiyon özellikler gösterdiğini, buna karşılık termal-kimyasal kombine edilen tabaka ayrışmasında g-C₃N₄ nanoparçacığın −10.3 mV ile daha düşük kararlılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca, ayva ve böğürtlen yapraklarından elde edilen ekstraktların iyileştirici potansiyeli değerlendirilmiş; fenolik analizlerde sırasıyla 1916,37 ve 1746 mg GAE/g değerlerine ulaşan yüksek fenolik içerik belirlenmiş, DPPH ve CUPRAC sonuçları güçlü antioksidan kapasitenin olduğu değerlendirilmiş ve HPLC verileri ile fenolik çeşitlilik saptanmıştır. Diğer bir aşamada, g-C₃N₄ ve türevlerinin, bitki ekstraktlarıyla birlikte veya tek başına 32–0,0625 mg/mL aralığında test edilmesi sonucunda, özellikle termal-kimyasal kombine edilmiş tabaka ayrılmasında elde edilen g-C₃N₄'ün Gram pozitif türlerde 32 mg/mL düzeyinde aktivite gösterdiği belirlenmiştir. Bitki ekstraktları 2–8 mg/mL aralığında daha güçlü antibakteriyel aktivite göstermiştir; bazı birlikte uygulamalarda ise antagonistik OD artışları gözlemlenmiştir. g-C₃N₄ türevlerinin yapısal düzeni, yüzey özellikleri ve kolloidal davranışının biyolojik yanıtla yakından ilişkili olduğunu, bitki ekstraktlarının ise yüksek fenolik içeriğe bağlı güçlü bir iyileştirici potansiyel olduğu tespit edilmiştir. g-C₃N₄ ve türevlerinin yapısal özelliklerinin antibakteriyel yanıtı doğrudan etkilediğini; özellikle yüzey alanı ve morfolojisi iyileşen nanoparçacıkların Gram pozitif bakterilerde daha belirgin etkili olduğu değerlendirilmiştir. Ayva ve böğürtlen ekstraktlarının yüksek fenolik içerik ve güçlü antioksidan kapasite ile kayda değer bir biyolojik potansiyel sunduğu görülmüş; bazı birlikte uygulamalar antagonistik davranışlar sergilese de belirli koşullarda malzeme–ekstrakt uyumunun artırılabileceği anlaşılmıştır. Bu çalışma, hem g-C₃N₄ tabanlı nanoyapıların biyolojik uygulamalar için geliştirilmesine hem de bitki temelli doğal bileşiklerle desteklenen yeni antimikrobiyal stratejilerin tasarlanmasına yönelik bilimsel temeli güçlendirmektedir.

Antimikrobiyal aktiviteAntioksidan aktivite
Ümran Günter
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı bitki uçucu yağlarının nanoemülsifiye formlarının gökkuşağı alabalıkları (Oncorhynchus mykiss)'ndaki beyaz benek (Ichthyophthirius multifiliis) enfeksiyonu üzerine terapötik etkilerinin incelenmesi

Bu tez çalışmasında, beyaz benek (Ichthyophthirius multifiliis) enfeksiyonu geçiren 5-10 gram ağırlığındaki gökkuşağı alabalıkları (Oncorhynchus mykiss)'nda ardıç (Juniperus excelsa Bieb.), biberiye (Rosmarinus officinalis) ve zerdeçal (Curcuma longa L.) bitkilerinden elde edilen uçucu yağların nanoemülsifiye formlarının terapötik etkileri incelenmiştir. Çalışma, 10 gün banyo tedavisi ve 14 gün oral tedavi uygulamalarıyla gerçekleştirilmiştir. Tedavi etkinliği; malondialdehit (MDA), glutatyon (GSH), glutatyon peroksidaz (GSH-Px), vitamin A ile E seviyeleri, hayatta kalma oranı (RPS) ve histopatolojik olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, ardıç, biberiye ve zerdeçal nanoemülsiyonlarının, in vitro ortamda 100 μl/ml konsantrasyonunda parazitin tüm safhalarına karşı %100 etkili ve 50 μl/ml konsantrasyonunda da oldukça etkili (%59-83) olduğu bulunmuştur. Banyo ve oral tedavi gruplarında kontrol grubuna göre RPS değerleri anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (P<0.05). MDA düzeylerinin banyo tedavisinde biberiyeye göre ardıç ve zerdeçalda yüksek olduğu, oral tedavi grubunda ise zerdeçalın (200 μl/ml) negatif kontrolle istatistiki olarak benzerlik gösterdiği belirlenmiştir (P<0.05). GSH düzeylerinin banyo grubunda biberiye ve ardıç 100 μl/ml ile oral tedavide biberiye 200 μl/ml ve zerdeçal 100 μl/ml konsantrasyonlarının kontrol grubu ile benzer olduğu tespit edilmiştir (P<0.05). GSH-Px düzeyleri banyo grubunda biberiyenin her iki konsantrasyonu ile ardıç 50 μl/ml ve zerdeçal 100 μl/ml ve oral tedavi grubunda ise biberiye100 μl/ml konsantrasyonu hariç kontrol grubuna göre yüksek olduğu tespit edilmiştir (P<0.05). Oral tedavide vit. E seviyesinin ardıç ve biberiye (100 μl/ml) de oldukça yüksek olduğu, vit. A seviyesinin ise bütün gruplarda değişiklik göstermediği belirlenmiştir. Histopatolojik olarak formaldehit uygulanan ve hasta balıklara göre ardıç ve biberiyenin daha pozitif bir etki gösterdiği de belirlenmiştir.

Antioksidan aktiviteNanoemülsiyonOncorhynchus mykiss+1
Mevlüt Nazıroğlu
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Denizli çivril bölgesindeki hünnap tiplerinde ağaç gelişimi ve bazı meyve özelliklerinin belirlenmesi

Araştırma Denizli/Çivril bölgesinde meyve ve verim özellikleri bakımından öne çıkan 15 adet hünnap genotipinde ağaç gelişimi ve bazı meyve özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Genotiplerin tomurcuk kabarma, ilk çiçeklenme, tam çiçeklenme, ilk ben düşme ve hasat tarihlerinin yıllara göre farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Araştırmada her iki yılda da 5 nolu genotip hem gövde çevresi hem de taç genişliği bakımından en yüksek değerlere sahip olmuştur (sırasıyla, 2021 yılı 65 cm, 599 cm; 2022 yılı 66 cm, 625.50 cm). Araştırmada meyve ağırlığı 2021 yılında 5.59 g (14 nolu genotip) – 19.91 g (10 nolu genotip), 2022 yılında 5.14 g (4 nolu genotip) – 17.36 g (8 nolu genotip), meyve eti sertliği 2021 yılında 1.79 Ib (14 nolu genotip) – 3.05 Ib (10 nolu genotip), 2022 yılında 4.04 Ib (11 nolu genotip) – 7.23 Ib (12 nolu genotip), ağaç başı verim 2021 yılında 15.65 kg/ağaç (11 nolu genotip)- 100.40 kg/ağaç (5 nolu genotip), 2022 yılında 13.60 kg/ağaç (14 nolu genotip) – 66.95 kg/ağaç (5 nolu genotip), suda çözünür kuru madde miktarı 2021 yılında % 18.15 (7 nolu genotip) - % 30.70 (8 nolu genotip), 2022 yılında % 18.37 (5 nolu genotip) – % 33.60 (7 nolu genotip), toplam fenolik madde miktarı 2021 yılında 0.669 mg GAE/100 g (5 nolu genotip) – 3.131 mg GAE/100 g (10 nolu genotip), 2022 yılında 0.837 mg GAE/ 100 g (5 nolu genotip) – 3.914 mg GAE/100 g (10 nolu genotip), toplam flavonoid içeriği 2021 yılında 0.509 mg CE/100 g ( 7 nolu genotip) – 0.885 mg CE/100 g ( 10 nolu genotip, 2022 yılında 0.728 mg CE/100 g (7 nolu genotip) – 1.266 mg CE/100 g (10 nolu genotip), toplam antioksidan kapasitesi 2021 yılında 0.415 mmol TE/ g (7 nolu genotip) – 0.855 mmol TE/g (2 nolu genotip), 2022 yılında 0.836 mmol TE/g (7 nolu genotip) – 1.580 mmol TE/g (10 nolu genotip) arasında değişmiştir.

Antioksidan aktiviteAskorbik asitFenolik bileşikler+4
Veli İnanır
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Zahter (thymbra spicata L.) fenolik ekstraktının Şanlıurfa sadeyağının oksidatif stabilitesi üzerine etkisi

Bu çalışma Zahter fenolik ekstraktının (ZFE) Şanlıurfa sadeyağının oksidatif stabilitesine etkisinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda, derin dondurularak kurutulan Zahter bitkisinden ultrason destekli ekstraksiyon yöntemiyle ZFE elde edilmiştir. Daha sonra, sadeyağda BHT ile eşdeğer oksidatif stabilite gösteren ZFE konsantrasyonu tespit etmek için indüksiyon süresi ve tahmini raf ömrü çalışmaları yapılmıştır. Bu değerlendirme sonucunda 75 mg/kg BHT içeren sadeyağ örneğine en yakın ve en uzun raf ömrüne sahip ZFE konsantrasyonun 75 mg/kg olduğuna karar verilmiştir. Çalışmanın bir sonraki aşamasında ise kontrol (antioksidan içermeyen örnek) ile ZFE (75 mg/kg), BHT-S (75 mg/kg) ve αT-S (75 mg/kg) içeren sadeyağ örnekleri hazırlanmış ve 60, 70 ve 80 °C'de sırasıyla 120, 90 ve 60 gün süreyle depolanmıştır. Depolama periyodunda, sadeyağ örneklerinde 10 günlük periyotlarla serbest asitlik, peroksit değeri ve p-anisidin analizleri yapılarak oksidatif stabilite çalışmaları yapılmıştır. Daha sonra, kontrol ve farklı antioksidan içeren sadeyağ örneklerinde hesaplanan oksidasyon parametrelerinin (serbest yağ asitliği, peroksit değeri ve p-anisidin) kinetik modellenmesi (reaksiyon hız sabiti, aktivasyon enerjisi ve Q10 değeri) ile termodinamik katsayıları hesaplanmıştır. Yapılan bu çalışmada, Şanlıurfa sadeyağında 75 mg/kg BHT'ye eşdeğer düzeyde oksidatif stabilite sağlamak amacıyla < 75 mg/kg ZFE kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, uygun ZFE konsantrasyonunu tespit etmek için optimizasyon çalışmalarının yapılması, ayrıca ZFE ekstraktında antioksidan etki gösteren bileşiklerin saflaştırılması ve sadeyağda oksidatif stabilite çalışmalarında kullanılması önerilmektedir.

Antioksidan aktiviteLipidlerOksidasyon+2
Berfin Zehra Ergün
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Melengiçli süt dilimi üretim olanakları

Melengicli (Pistacia terebinthus) süt dilimi üretim olanaklarının araştırıldığı bu çalışmada, jelatin ve jelatin/nişasta karışımı ile hazırlanan melengiçli süt dilimlerinin bazı özellikleri üzerine depolama şartlarının ve depolama süresinin etkileri araştırılmıştır. Ön denemelerle belirlenen formülasyona göre süt dilimlerinin bir kısmı sadece jelatin ile diğer kısmı ise jelatin/nişasta karışımı ile hazırlanarak buzdolabı şartlarında ve oda şartlarında (aydınlık ve karanlık ortamda) 90 gün süreyle depolanmıştır. Farklı ekstraksiyonlar ile hazırlanan melengiçli süt dilimlerin toplam fenolik miktarlarının 336-224 mg gallik asit/g, antioksidan aktivitesinin (DDPH) 52-28 mg TEAC/g aralığında değiştiği tespit edilmiştir. En çok bulunan fenolik bileşiklerin luteolin, ellagik asit, gallik asit, fumarik asit, Syringic asit olduğu belirlenmiştir. Yağ asitlerinin oleik, linoleik ve palmitik yağ asitlerince daha zengin olduğu saptanmıştır. Yapılan duyusal değerlendirmeler sonucunda ürünün depolama süresince özelliklerini muhafaza ettiği ve panelistler tarafından büyük beğeni kazandığı belirlenmiştir.

Antioksidan aktiviteDepolamaFenolik bileşikler+1
Yusra Baykara
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Ardıç (Juniperus oxycedrus L. ssp. oxycedrus) bitkisi biyopolimerinden nanopartikül sentezlenmesi, karakterizasyonu ve antioksidan etkisinin incelenmesi

İnsanoğlu ilk çağlardan beri çevresindeki bitki, mantar ve diğer canlıları kendi amaçları için kullanmaya başlamış ve zamanla hangisinin hangi amaçlar için kullanacağını öğrenmiştir. Bitkiler tarafından üretilen maddeler diğerlerine göre daha fazla önem kazanmış ve saflaştırılmaya başlanmıştır. Bugün kullanılan ilaçların büyük bir kısmı ya bitki ekstraktlarından elde edilen bileşikler ya da bu bileşiklerin türevleridir. Son zamanlarda teknolojik gelişmeler ile beraber bu bileşiklerden nanopartiküllerin sentezlenmesine olan ilgi artırmıştır. Bu doktora tezi kapsamında tıbbi ve farklı kullanım alanları olan ardıç (Juniperus oxycedrus L. ssp. oxycedrus) türünün meyve metanol ekstraktı (AE), ekstraktan elde edilen amentoflavone ve cuprassoflavone karışımı (AC) ve bunlardan elde edilen nanopartiküllerin (p(AE), p(AC)) sentezlenmesi hedeflenmiştir. Kullanılan bu malzemelerin kan uyumluluk testleri, antibakteriyel ve antioksidan özellikler araştırılmıştır. Sentezlenen nanopartiküllerin yüzey yükü ve boyut analizi, sıcaklığa bağlı yapısal bozunma davranışları, olası bağ yapıları ve morfolojik özellikleri çeşitli enstrümental analiz cihazları kullanılarak incelendi. Sentezlenen nanopartiküllere ayrıca ağrı kesici (parsetamol) ve antikanserojen (5-fluorouracil (5-Fu) ve Paklitaksel) ilaçlar yüklendi. İlaç yüklü bu partiküllerin farklı pH ortamında salım davranışı ve farklı ilaç salım kinetik modelleri incelenmiştir. Ayrıca deneysel olarak karaciğer harabiyeti oluşturulmuş sıçanlarda AC ve p(AC) nanopartiküllerin serum biyobelirteçlerinden aspartat aminotransferaz (AST), alanin aminotransferaz (ALT), üre ve keratin (Cre) seviyeleri ile karaciğer, böbrek, dalak, beyin, akciğer, kan ve kalp dokularında katalaz (CAT), glutatyon redüktaz (GR), süperoksid dismutaz (SOD), glutatyon S-transferaz (GST) enzim aktiviteleri ve redükte glutatyon (GSH) seviyeleri ile lipid peroksidasyon (Malondialdehit) (MDA) düzeyleri incelenmiştir. Çalışma kapsamında kullanılan ardıç meyve metanol eksraktı, AC p(AE) ve p(AC) nanopartiküllerin kana uyumlu, antioksidan ve antimikrobiyal özelliğe sahip olduğu tespit edildimiştir. Parasetamol yüklü p(AE) nanopartiküllerinden % 95 parasetamol salındığı gözlenmiştir. Farklı ilaç yüklenen p(AC) nanopartikülerinden ise pH 5.4'te % 97 parasetamol, pH 8'de % 90 paklitaksel ve pH 7.4'te % 99 5-Fu salındığı belirlenmiştir. İlaç yüklü nanopartiküllerin ilaç salım kinetik modelleri incelendiğinde p(AE) parasetamol için pH 7.4'te Higuchi modeline, p(AC) parasetamol için pH 5.4'te Krosmeyer-Peppas modeline, p(AC)5-Fu için pH 8'de Higuchi modeline ve p(AC) paklitaksel için pH 8'de Krosmeyer-Peppas kinetik modeline uyduğu görülmüştür. Sentezlenen partiküllerin sıçan uygulamalarında serum biyobelirteçlerinde genel olarak olumlu etki ettiği ve antioksidan enzimlerin aktivitesi ile GSH ve MDA seviyelerinde farklı dokularda farklılıklar olmasına rağmen genel olarak olumlu etki ettiği tespit edilmiştir.

Antioksidan aktiviteBiyopolimerlerNanopartiküller
Abdullah Turan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni indol-artesunat hibrit moleküllerinin biyolojik aktivitelerinin ve farmakolojik özelliklerinin kapsamlı araştırılması

Tüm dünyada en önemli ölüm nedenlerinden biri olan kanser hastalığının vakaları dünya çapında sürekli olarak artmaktadır. Bu sebeple kanser tedavisi için güçlü farmasötiklerin geliştirilmesine olan ihtiyaç da artmaktadır. Bu çalışmada, indol halkası ve artesunat maddesinin birleştirilmesiyle elde edilen 11 adet indol-artesunat hibrit molekülünün biyolojik ve farmakolojik özellikleri kapsamlı bir şekilde araştırılması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda bileşiklerin antioksidan potansiyelleri beş farklı yöntemle (DPPH, ABTS, Galvinoksil, Fosfomolibden ve FRAP) test edildi. Bileşiklerin farklı kanser hücre hatlarında ve sağlıklı bir hücre hattındaki sitotoksik özellikleri MTT yöntemiyle belirlendi. Sitotoksik potansiyelleri belirlenen bileşiklerin, kanser hücreleri üzerindeki koloni oluşturma ve invazyon kapasiteleri, yara iyileştirme potansiyelleri ve apoptotik etkileri ile apoptotik yolaktaki genlerin mRNA ifadesin üzerindeki etkileri araştırıldı. Çalışmanın sonucunda, fosfomolibden yöntemi hariç diğer antioksidan kapasite yöntemlerinde bileşiklerin antioksidan kapasite tespit edilmedi. MTT yöntemiyle sitotoksik özellikleri test edilen bileşiklerin sekizinin çeşitli hücre hatlarında etkili olduğu tespit edildi. Ishikawa hücre hattında D1 ve D6 bileşiklerinin EC50 değerleri (20.22 μM ve 22.90 μM) pozitif kontrol olarak kullanılan paklitaksel maddesinin EC50 değerine (19.3 μM) oldukça yakın değerdeydi. HepG2 hücre hattında, D1 ve D2 bileşiklerinin EC50 değerleri (5.43 μM, 5.63 μM) pozitif kontrol olarak kullanılan paklitaksel maddesinin EC50 değerine (4.5 μM) oldukça yakın ve D3 bileşiği (2.75 μM) pozitif kontrolden daha iyi aktivite sergiledi. Koloni oluşturma potansiyelleri test edilen bileşiklerin; kontrol grubuna göre genel olarak %90'dan daha fazla koloni oluşumunu engellediği tespit edildi. İnvazyon özellikleri araştırılan D1 ve D2 bileşiklerinin HepG2, Ht-29 ve Panc-1 kanser hücre hatlarında invazyonu belirgin düzeyde inhibe ettiği tespit edildi. Yara iyileştirme yönteminde test edilen tüm maddelerin kontrol grubuna göre hücre göçünü engellediği görüldü. Hem Annexin-V/PI yöntemiyle hemde apoptotik yolaktaki genlerin mRNA ifadelerinin Real-Time PCR ile analizi sonucunda bileşiklerin apoptozu indüklediği tespit edildi. Tüm bu sonuçlara bakıldığında, bu çalışmada kullanılan bir yada birden fazla bileşiğin daha ileri çalışmalarla kanser ilacı olma potansiyeli bulunmaktadır. Bu yüzden çalışmada kullanılan bileşiklerin in vitro ve in vivo uygulamalarda detaylı analizleri yapılmalıdır.

Antioksidan aktiviteApoptozisArtesunat+1
Doğan Çetin
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Süperkritik karbondioksit ekstraksiyonu ile ekstrakte edilen köksüz su mercimeğinin (Wolffia arrhiza) fitokimyasallarının ve biyoaktif özelliklerinin incelenmesi

Lemnaceae familyası üyelerinden, suda serbest yüzen su bitkisi Wolffia (köksüz su mercimeği) dünyanın en küçük çiçekli bitkisidir. Güneydoğu Asya'nın bazı bölgelerinde gıda olarak tüketilen Wolffia, yüksek protein içeriğinden dolayı "su yumurtaları" olarak adlandırılır. Türkiye'de bu tür henüz tanınmamaktadır. Bu çalışmada, Yeşilırmak Deltası'ndaki (Samsun) sulak alanlardan toplanan Wolffia arrhiza kontrollü laboratuvar koşullarında farklı LED ışıklar (beyaz, kırmızı, mavi, mor) altında yetiştirilmiştir. Bitkinin nispi büyüme oranı, kuru madde ve kül analizi, element içeriği ve fotosentetik pigmentleri (klorofil ve karotenoid içeriği) analiz edilmiştir. Süperkritik karbondioksit ekstraksiyonu ile elde edilen özütlerin in vitro antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteleri incelenmiş, gaz kromatografisi-kütle spektrometresi (GC-MS) ile fitokimyasal içeriği analiz edilmiştir. Farklı dalga boyu uygulamalarında, kırmızı LED ışık W. arrhiza'nın fotosentetik pigment içeriği, fenolik madde ve flavonoid miktarı ile antioksidan aktiviteyi artırmıştır. Beyaz LED ışık kuru madde miktarını (%20.69) ve büyüme oranı (0.732 gün-1) artırmıştır. En yüksek protein içeriği (%55.3) mor LED ışık altında yetiştirilen W. arrhiza'da tespit edilmiştir. Antimikrobiyal aktivite analizinde, orta derecede Bacillus cereus üzerinde gözlenmiştir. W. arrhiza'nın SK-CO2 ekstraksiyonu ile elde edilen özütlerinin hekzan ile hazırlanan solüsyonunda yapılan GC-MS analizi sonucunda, 43 farklı biyoaktif fitobileşen tanımlanmıştır. Farklı LED ışıklarda yetiştirilen W. arrhiza'nın beyaz, kırmızı, mor ve mavi LED'de sırasıyla 22, 37, 35 ve 43 adet fitokomponent tespit edilmiştir. W. arrhiza'nın kampesterol, stigmasterol, β-sitosterol gibi diyette en fazla bulunması gereken çok değerli fitosteroller içerdiği belirlenmiştir. Beyaz LED ışıkta %44, kırmızı LED ışıkta %37, mor LED ışıkta %39, mavi LED ışıkta %22 fitosterol kaydedilmiştir. Bu çalışma köksüz su mercimeği W. arrhiza'nın SKE metoduyla elde edilen özütünün değerlendirmeye alındığı ilk araştırma olma niteliğindedir. Yapılan çalışma ile, farklı LED aydınlatmanın bitkide istenen miktarda ve çok çeşitli biyoaktif madde sentezleme yeteneklerinin artırılabileceği görülmüştür. Ayrıca kullanılan SK-CO2 ekstraksiyonu yöntemi ile çözücü kullanmaksızın daha fazla ve çeşitli sekonder metabolite erişimin sağlanması, alternatif gıda üretimi ve ilaç etken madde üretimi sahalarında umut verici gelişmelere yol açacak olduğu net bir şekilde ortaya konmuştur. Köksüz su mercimeğinin üretiminin kolay, çevre dostu ve sürdürülebilir olması nedeniyle fonksiyonel gıda olarak kullanımı önemli bir potansiyel olarak görülmektedir. Süper gıda niteliğindeki köksüz su mercimeğinin nutrasötik özelliklerinin yanı sıra farmasötik özellikleri de umut vericidir ve değerlendirilmesi gerekir.

Antioksidan aktiviteFarmasötik kimyaGaz kromatografisi+3
Faruk Tolga Şengüllendi
Ordu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Nane reçelinin bazı kimyasal, antimikrobiyal ve biyoaktif özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmada nane (Mentha longifolia) bitkisinden üretilen renklendirici içeren (R1) ve içermeyen (R2) reçel örneklerinin 6 ay süreyle oda sıcaklığı ve karanlıkta depolanması sırasında bazı fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik ve biyoaktif özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. 0, 2, 4, ve 6. aylarda reçel örneklerinde suda çözünür kuru madde (brix), titrasyon asitliği, pH, toplam fenolik madde, antioksidan aktivite (DPPH serbest radikal süpürme aktivitesinin belirlenmesi ve FRAP yöntemi) ve mikrobiyolojik (maya-küf sayımı, toplam aerobik mezofilik bakteri sayımı, laktik asit bakteri sayımı, koliform bakteri sayımı ve osmofilik maya sayımı) analizler yapılmıştır. Ayrıca, depolamanın başlangıcında duyusal analiz ve antimikrobiyal aktivite analizi; depolamanın başlangıcı ve sonunda ise renk, tekstür (jel gücü, kopma gücü, kırılganlık ve yapışkanlık) ve hidroksimetilfurfural (HMF) analizleri yapılmıştır. R1 ve R2 örneklerinde brix, pH ve titre edilebilir asitlik değerlerinin benzer oldukları ve depolamayla kayda değer bir değişimin olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca, gerçekleştirilen mikrobiyolojik analizlerde reçel örneklerinde depolama süresince herhangi bir mikrobiyal gelişmenin olmadığı tespit edilmiştir. R1, R2 ve piyasadan temin edilen ticari bir nane reçelinin duyusal değerlendirmesi sonucunda, renklendirici varlığının reçellerin duyusal kabulü üzerine belirgin bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Nanenin bilinen antimikrobiyal aktivitesinin nane reçelinde kaybolduğu ve test edilen mikroorganizmalar üzerinde herhangi bir inhibisyon göstermediği belirlenmiştir. Renklendirci ilavesinin başta a değeri olmak üzere tüm renk değerleri üzerinde anlamlı bir değişime neden olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Depolamayla birlikte reçellerin L ve b değerlerinde anlamlı değişimlerin olduğu gözlenmiştir (p<0.05). Jelleşme gücü ve kırılganlık değerlerinin benzer oldukları ve depolamayla anlamlı bir değişim olmadığı gözlenmiştir. Reçel örneklerinde HMF içerikleri açısından bir fark gözlenmezken, depolamayla birlikte reçel örneklerinde HMF içeriğinin arttığı gözlenmiş olsa da bu farklılıklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Nane reçeli örneklerinde toplam fenolik madde ve antioksidan aktivitede depolamayla birlikte belirgin bir değişimin olmadığı gözlenmiştir. Ayrıca FRAP ve DPPH antioksidan aktivite değerlerinin birbirleriyle uyum içerisinde oldukları belirlenmiştir. İlk defa çalışılan nane reçelinin, renklendirici ilavesinden bağımsız olarak, biyoaktif özelliklere sahip olduğu ve belirtilen koşullarda 6 aylık depolama süresince bu özellikleri muhafaza ettiği, herhangi bir mikrobiyolojik bozulma olmadan tüketilebileceği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Antioksidan Aktivite, Depolama, Fenolik Bileşikler, HMF, Nane, Nane Reçeli

Antioksidan aktiviteDepolamaDepolama süresi+5
Merve Kaya
Ordu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı kanal dolgu patları kullanılarak tek seans kanal tedavisi uygulanan kronik apikal periodontitisli hastalarda oksidatif stresin değerlendirilmesi: İn vivo çalışma

Amaç: Bu çalışmanın amacı epoksiamin rezin bazlı ve biyoseramik bazlı kök kanal patları kullanılarak tek seansta kanal tedavisi yapılmış kronik apikal periodontitis tanılı hastalarda oksidatif stres belirteçlerinin karşılaştırılmasıdır. Aynı zamanda katılımcıların başlangıç PAİ seviyeleri de başlangıçta alınan örneklerden elde edilen oksidatif stres belirteçleriyle karşılaştırılmıştır. Gereç ve Yöntem: Kronik apikal periodontitis teşhisli 26 hasta, kullanılacak kök kanal patına göre sayıca eşit (n=13) iki gruba ayrıldı (Biyoseramik Grubu ve Epoksiamin Grubu). Hastalarda kullanılacak kanal patı başka bir hekim tarafından kapalı zarflar içerisinden seçildi. Hastaların tedavi öncesi PAİ skorları kaydedildi. Kanal tedavisine başlamadan önce hastalardan tükürük örneği alındı. Kanal tedavisi esnasında da kök kanalı içerisinden diş ve pulpa dokusu örneği alındı. Kök kanal tedavisi seçili patla bitirildikten sonra hastalara tekrar randevu oluşturuldu ve 30. günde ikinci defa tükürük örneği alındı. Tükürükten alınan örnekler ve kök kanalı içerisinden alınan örnekler; Total Antioksidan Seviye (TAS), Total Oksidan Seviye (TOS), Oksidatif stres indeksi (OSİ), 8-Epi, Malondialdehit (MDA) ve Myeloperoksidaz (MPO) belirteçleri için incelendi. 8-Epi için ELİSA test kiti, diğer belirteçler için kolorimetrik analiz yöntemleri kullanıldı. İstatistiksel analizde normallik varsayımının karşılandığı durumlarda bağımsız iki grubun karşılaştırılmasında Bağımsız Örneklem T testi, bağımlı olduğu durumda Bağımlı Örneklem T testi; varsayımın karşılanmadığı durumlarda ise Mann Whitney U ve Wilcoxon İşaret Sıra testi uygulandı. Normal dağılıma uygun sürekli ölçümler arası ilişkileri incelenmesinde Pearson Korelasyonu, normal dağılım olmadığı durumda ise Spearman korelasyonları uygulandı. (p<0.05) anlamlı kabul edildi. Bulgular: Biyoseramik Grubunda 8-Epi belirtecinde 30. günde 1. güne oranla istatistiksel olarak anlamlı bir azalma gözlenmiştir. Biyoseramik Grubunda TAS, TOS, OSİ, MDA, MPO değerleri zamana göre incelendiğinde iststistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Epoksiamin Grubunda ise zamana göre incelemede 1. ve 30. günler arasında hiçbir belirteçte anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Kök kanalı içerisinden alınan örneklerden elde edilen biyokimyasal sonuçlar ile tedavi öncesi alınan tükürükten elde edilen sonuçlar arasında herhangi bir belirteçte anlamlı bir ilişki kurulamamıştır. Zamana göre oksidatif stres belirteçlerinin değişimi gruplar arası karılaştırıldığında Epoksiamin Grubu ile Biyoseramik Grubu arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. PAİ skorları ile tedavi öncesi alınan tükürük örneklerinden elde edilen belirteçler ilişkilendirildiğinde; PAİ ile 8-Epi arasında pozitif ve çok yüksek düzeyli anlamlı bir ilişki bulunmuştur. PAİ skorları ile kök kanalı içerisinden alınan örnekler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanamamıştır. Sonuçlar: Biyoseramik ve epoksiamin rezin bazlı kök kanal patları kullanılarak yapılan bu çalışmada bulgular gruplar arası benzerlik göstermektedir. Biyoseramik kök kanal patı kullanıldığında 8-Epi'de gözlenen azalma, oksidatif stres seviyesi yüksek sistemik hastalıklara sahip hastalarda, ya da PAİ skoru büyük hastalarda biyoseramik bazlı kök kanal patı kullanılmasının muhtemel faydaları hakkında fikir verici olabilir. Tükürükten incelenen 8-Epi ve PAİ arasında kurulan ilişki de artan kemik kaybının sistemik oksidatif stresi de arttırdığını doğrular niteliktedir. Oksidatif stres belirteçlerinin endodonti alanında incelenmesi oldukça yeni bir başlık olduğu için bu alanda daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

Antioksidan aktiviteAntioksidan kapasiteKök kanal tedavisi+2
Bengi Gülgü
Ordu University
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Antioksidan kapasite/aktivite tayin yöntemlerinin verim ve çeşitliliğinin arttırılması için derin ötektik çözücülerin kullanımı

Derin ötektik çözücüler (DES), gıdalarda bulunan antioksidan özellikte biyoaktif bileşiklerin çözündürülmesi ve ekstraksiyonu için sürdürülebilir ve verimli bir seçenek olarak dikkat çekmektedir. Ayrıca, düşük maliyeti, biyolojik parçalanabilirliği, ihmal edilebilir toksisitesi ve daha basit üretim prosedürleri nedeniyle organik çözücülere mükemmel alternatifler olarak kabul edilmektedir. Tezin ilk kısmında karabuğday, buğday ruşeymi, arpa, çavdar, yulaf ve buğdaydan oluşan tahıl ürünlerinin, ChCl-EG derin ötektik çözücü ortamında, QUENCHER- CUPRAC ve QUENCHER-ABTS yöntemleri ile toplam antioksidan kapasite tayini yapılmıştır. Tahıl örneklerinden buğday ruşeymi üzerinden, yanıt yüzey metodolojisi ile antioksidan kapasite verimini arttırmada önemli rol oynayan su oranı (%), karıştırma hızı (rpm) ve karıştırma süresi(dk) gibi parametreler için Box-Behnken deneysel tasarım matrisi kullanılarak optimum deney koşulları belirlenmiştir. Sonuçlar TAC (mmol TE kg-1) yanıt değişkeni üzerinden belirlenmiş olup, referans yöntem olarak orijinal QUENCHER-CUPRAC ve QUENCHER- ABTS yöntemleri ile karşılaştırılmıştır. Tezin ikinci kısmında, çeşitli domates ürünleri ve kurutulmuş havuçtan oluşan gıda örneklerinin mikrodalga destekli ekstraksiyonu xx (MDE) AcOH-TBP derin ötektik çözücü ortamında gerçekleştirilerek, CUPRAC yöntemi ile toplam antioksidan kapasite tayini yapılmıştır. MDE prosedürü için yanıt yüzey metodolojisi kullanılarak, Box-Behnken deneysel tasarım matrisi ile ekstraksiyon verimini arttırmada önemli rol oynayan ekstraksiyon sıcaklığı (oC), çözücü hacmi (mL) ve ekstraksiyon süresi (dk) gibi parametreler optimize edilmiştir. Optimal koşullar altında hazırlanan karotenoid açısından zengin ekstraktların toplam antioksidan kapasite değerini ölçmek için CUPRAC yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca, sonuçlar hekzan-etanol-aseton (2:1:1, v/v/v) karışım ekstraksiyon işleminden elde edilen sonuçlarla karşılaştırılmıştır. Önerilen DES ile bazı lipofilik antioksidanların yanı sıra hidrofilik antioksidanlar da kısmen ekstrakte edilebilmektedir. Ekstraktlardaki karotenoid ve polifenolik bileşiklerin miktarları HPLC-DAD sistemi kullanılarak ölçülmüştür.

Antioksidan aktiviteAntioksidan kapasiteDerin ötektik çözücüler
Emine Münevver Görüşük
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çimlenmiş ve çimlenmemiş tef ununun bisküvi üretiminde kullanımı

Bu tezin amacı çimlendirme işleminin tef ununun fiziksel, kimyasal ve fonksiyonel özelliklerine etkisinin ve çimlendirilmiş tef ununun bisküvi üretiminde kullanım potansiyelinin araştırılmasıdır. Bu amaçla ilk aşamada; çimlenmemiş doğal tef unu, çimlenmiş tef unu ve kontrol amaçlı buğday unu örneklerinin fizikokimyasal ve fonksiyonel özellikleri belirlenmiştir. İkinci aşamada bisküvi üretimi gerçekleştirilmiştir. Çimlendirme işlemi ile tef ununda protein, kül ve toplam diyet lifi (TDL) miktarı artmış, nişasta miktarı azalmıştır. Çimlenmiş örneklerin su tutma kapasitesi, yağ tutma kapasitesi ve suda çözünürlük indeksi artmıştır. Çimlenmiş tef ununun toplam fenolik madde ve antioksidan aktivite değerleri önemli oranda yüksektir. Buna bağlı olarak bisküvilerde de çimlenmiş tef unu oranı arttıkça toplam fenolik madde ve antioksidan aktivite artmaktadır. Bisküvilerde artan oranlarda çimlenmiş tef unu ilavesi TDL oranını artırmış, tahmini glisemik indeks (tGI) değerini azaltmıştır. Sonuç olarak çimlenmiş tef unu eklenmesi bisküvilerin fonksiyonel özelliklerini geliştirmiştir.

Antioksidan aktiviteBisküviDiyet lifleri+2
Hicran Nur Yalçınkaya
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Süt ve süt ürünlerinden izole edilen laktik asit bakterilerinden serbest ve kapsüler ekzopolisakkaritlerin ekstraksiyonu: Biyoaktivitelerinin ve emülsiyon özelliklerinin belirlenmesi

Bu tez çalışması kapsamında farklı coğrafik lokasyonlardan toplanan 22 adet süt ve fermente süt ürününden 242 adet laktik asit bakteri izolatı elde edilmiş ve bu izolatlardan EPS üretim potansiyeli yüksek olan 51 adet izolat seçilmiştir. Optimum EPS üretim ve ekstraksiyon koşullarının belirlenmesinin ardından 51 adet izolattan ham serbest EPS (sEPS) ve kapsüler EPS (kEPS)'lerin ekstraksiyonu gerçekleştirilmiştir. Elde edilen ham EPS'lerin kütlece EPS üretim verimleri, toplam karbonhidrat içerikleri, toplam protein içerikleri ve toplam üronik asit içerikleri belirlenmiştir. EPS'lerin fonksiyonel gruplarının belirlenmesi amacıyla FTIR analizi, termal stabilitelerinin belirlenmesi amacıyla da TGA analizi gerçekleştirilmiştir. Üronik asit içeriği yüksek olan EPS'lerin emülsiyon aktiviteleri ve stabiliteleri belirlenmiştir. EPS türlerinin antioksidan aktiviteleri DPPH ve ABTS; antibakteriyal aktiviteleri ise agar kuyucuk difüzyon ve broth mikrodilüsyon yöntemleri kullanılarak saptanmıştır. Bulgular EPS üretim verimi üzerine inkübasyon koşullarının suştan suşa ve aynı suş için EPS türleri (sEPS ve kEPS) arasında değişkenlik gösterdiğini, EPS ekstraksiyonunda ise 1:2 oranında etanol kullanımının daha yüksek EPS verimi elde edilmesine olanak sağladığını ortaya koymuştur. Elde edilen sEPS'lerin kütlece üretim verimleri 0.04 g/L - 7.48 g/L arasında değişirken, kEPS'lerin kütlece üretim verimlerinin ise 0.02 g/L - 1.54 g/L arasında değiştiği saptanmıştır. Ham EPS türlerinin toplam karbonhidrat içerikleri sEPS: 0.58 - 13.49 g/L, kEPS: 0.19 - 1.07 g/L; toplam protein içerikleri sEPS: %0.02 - 1.21 (w/w), kEPS: %0.10 – 7.00 (w/w) ve toplam üronik asit içerikleri sEPS: %0.16 - 26.06 (w/w), kEPS: %0.02 - 3.00 (w/w) aralıklarında tespit edilmiştir. Tez kapsamında elde edilen 23 adet sEPS'nin ve 22 adet kEPS'nin protein içerikleri kullanılan Bradford yönteminde dedeksiyon limitinin altında kalmıştır. Diğer taraftan 21 adet kEPS'nin üronik asit içeriği, kullanılan yöntemin dedeksiyon limitinin altında kaldığından belirlenememiştir. FTIR analizi ham EPS'lerin karakteristik özelliği olan fonksiyonel grupları ortaya koymuş ve EPS türleri arasında varolan farklılıkları aydınlatmıştır. TGA analizi sonucunda incelenen M17 21.7 sEPS'nin 210 °C'nin altında termostabil olduğu tespit edilmiştir. Emülsiyon aktiviteleri ve stabiliteleri belirlenen EPS'ler arasında 72 saatlik inkübasyon sonrasında 5 adet sEPS'nin %13.03 - 80.00 arasında değişen bir emülsiyon stabilitesi sergilediği saptanmıştır. Bu EPS'ler arasında M17 19.9 %80 emülsiyon stabilitesini koruyarak ksantan gamdan daha yüksek bir emülsiyon stabilitesi göstermiştir. DPPH yöntemine göre en yüksek antioksidan aktivite (%30.58) M17 22.6 sEPS'sinden elde edilirken, en yükek antibakteriyal aktivite B. cereus'a karşı %66'lık inhibisyon ile MSE 19.4 sEPS'sinden elde edilmiştir.

Antimikrobiyal ajanlarAntioksidan aktiviteEkzopolisakkarit+2
Tareq Dbl
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı bitkisel lektin proteinlerinin tropinota (epicometis) hirta (poda, 1761) (coleoptera: Cetoniidae) üzerinde biyobozunur insektisit özelliğinin incelenmesi

Tropinota (Epicometis) hirta (Poda, 1761) (Coleoptera: Cetoniidae), meyve, sebze ve tahıllara önemli ekonomik zararlar veren polifag bir tarımsal zararlıdır. Arılarla aynı dönemde bulunması nedeniyle kimyasal kontrol yöntemleri önerilmemektedir. Bu çalışma, sentetik insektisite kıyasla biyoinsektisit olarak bitki lektinlerinin etkinliğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Ergin böcekler, 25 Nisan- 12 Temmuz 2023 ve 26 Mart-06 Haziran 2024 tarihleri arasında Türkiye'nin İvrindi (Balıkesir) ilçesinin çeşitli lokasyonlarından yabani hardal bitkisi üzerinden elle toplanmıştır. Böcekler, 7 gün süreyle Wisteria floribunda (WF), Phaseolus vulgaris (PV), Triticum vulgaris (TV) ve Phytolacca americana (PA) lektinlerinin farklı dozları ile (50-300 mg/g) in vivo olarak beslenmiştir. Böceklerdeki ölüm oranı lektin dozundaki artışla orantılı şekilde artmıştır. Sonuçlara göre PA300 dozu en öldürücü doz olarak belirlenmiştir. Probit analizine göre LD50 değerleri belirlenmiştir. Bu değerler; PA: 217.27 mg/g, PV: 253.01 mg/g, TV: 211.85 mg/g ve WF: 188.09 mg/g olarak hesaplanmıştır. Günlük ölüm sonuçlarına göre, PV300 dozu 2.günde böceklerin %5.6'sını öldürerek sindirim sisteminde erken yayılma gösteren lektin dozu olmuştur. Ek olarak böceklerin bağırsak dokularında toplam oksidan seviye (TOS) analizi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, PA100, TV150 ve TV300 dozlarının uygulandığı gruplarda, negatif kontrol grubuna kıyasla TOS seviyeleri belirgin şekilde yüksek bulunmuştur. Bu sonuçlar, uygulanan lektinlerin bu böcek türünde oksidatif stres oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Böceklerin bağırsak dokularında proteaz, tripsin benzeri, asit ve alkalin fosfataz, ekzoglukanaz, endoglukanaz, β-glukosidaz ve α-amilaz gibi enzim aktiviteleri incelenmiştir. Uygulanan lektinlerin çoğu dozu sindirim enzim aktivitelerini inhibe etmiştir. Uygulanan lektinlerden özellikle TV ve PA lektinleri, TOS ve sindirim enzimleri üzerinde yıkıcı etkilere yol açmıştır. Bulgularımız, lektinlerin T. hirta üzerinde kimyasal pestisitlere alternatif olarak biyobozunur insektisit olarak kullanılabileceğini göstermektedir.

Antioksidan aktiviteBitki proteinleriBöcekler+4
Zübeyde Nur Yalçın
Balıkesir University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Çeşitli tahıl, baklagil ve yağlı tohumların oksidan ve antioksidan parametrelerinin tayini ve pişirme ısısının bu parametreler üzerine etkisi

Bu çalışma, ülkemizde sıklıkla tüketilen tahıl, baklagil ve yağlı tohumlarda antioksidan ve oksidan miktarının toplamı üzerine çalışılmış olması ve fırında pişirmenin bu parametreler üzerine etkilerinin incelenmesi dolayısı ile ulusal ve uluslararası çapta özgün olma özelliği taşımaktadır. 23 çeşit tahıl, baklagil ve yağlı tohumda Süperoksit Dismutaz (SOD) ölçüm Yöntemi ile toplam antioksidan tayini; Malondialdehit (MDA) Düzeyi Ölçüm Yöntemi ile ise toplam oksidan tayini gerçekleştirilmiştir. Antioksidan ve oksidan aktiviteleri üzerine aynı sıcaklık ve iki ayrı sürede pişirmenin etkisi analiz edilmiştir. Ürünlerin antioksidan değerleri kapsamında; pişmemiş kontrol grubu içerisinde en yüksek antioksidan değerine sahip 3 ürün sırasıyla; Soya, Bakla ve Kişniş; en düşük antioksidan değerine sahip 3 ürün ise sırasıyla; Kolza, Fasülye ve Mısırdır. 160°C'de 5 dk. pişirilen grup içerisinde en yüksek antioksidan değerine sahip 3 ürün sırasıyla; Kişniş, Bakla ve Ayçiçeği en düşük antioksidan değerine sahip 3 ürün ise sırasıyla; Fasülye, Nohut ve Mısırdır. 160°C'de 20 dk. pişirilen grup içerisinde en yüksek antioksidan değerine sahip 3 ürün sırasıyla; Kişniş, Ayçiçeği ve Çörek Otu; en düşük antioksidan değerine sahip 3 ürün ise sırasıyla; Fasülye, Kabak Çekirdeği ve Mısırdır. Ürünlerin oksidan değerleri kapsamında; pişmemiş kontrol grubu içerisinde en yüksek oksidan değerine sahip 3 ürün sırasıyla; Çavdar, Bakla ve Mercimek; en düşük oksidan değerine sahip 3 ürün ise sırasıyla; Haşhaş, Keten Tohumu ve Kolzadır. 160°C'de 5 dk. pişirilen grup içerisinde en yüksek oksidan değerine sahip 3 ürün sırasıyla; Bezelye, Soya ve Nohut; en düşük oksidan değerine sahip 3 ürün ise sırasıyla; Fasülye, Çeltik ve Arpadır. 160°C'de 20 dk. pişirilen grup içerisinde en yüksek oksidan değerine sahip 3 ürün sırasıyla; Bezelye, Soya ve Ayçiçeği en düşük oksidan değerine sahip 3 ürün ise sırasıyla; Fasülye, Çeltik ve Çedene/Kenevirdir.

Antioksidan aktiviteAntioksidan kapasiteAntioksidanlar+2
Nazlı Seda Durak Kılıçaslan
Ankara University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Elma sularında ozon uygulamasının ürün kalitesi üzerine etkisi

Bu çalışmada, ham elma suyu örneklerinde pastörizasyon (92 °C, 30 saniye) ve farklı sürelerde (15-90 dakika) ozonlama uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Bu uygulamaların mikroorganizmalar (E. coli, koliform, toplam aerobik mezofilik bakteri [TAMB] ve maya-küf) üzerine etkisi incelenmiştir. Elma suyu örneklerinde pastörizasyon ve ozon uygulamaları ile farklı seviyelerde mikrobiyal inaktivasyon sağlanmıştır. Koliform grubu bakterilerin sayılarının 15 dakika ozon uygulaması sonunda tespit edilebilir seviyenin altına düştüğü görülmüştür. TAMB ve maya-küf grubu mikroorganizmaların koliform grubu mikroorganizmalara göre ozona daha dirençli olduğu ve 90 dakika ozon uygulaması sonucunda test edilen tüm mikroorganizma gruplarının sayılarının tespit edilebilir seviyenin altına düştüğü belirlenmiştir. Ozon uygulamasının elma suyundaki pestisitler (Acetamiprid, Difenoconazole, Dimethoate, Fluopyram, Imidacloprid, Methoxyfenozide, Pyrimethanil, Thiachloprid, Trifloxystrobin) üzerine etkisi de incelenmiştir. Ozonlama süresinin artmasıyla pestisit degradasyonunda genel olarak artışlar gözlenmiştir. 90 dakikalık ozon uygulaması sonunda bazı pestisitlerde sınırlı bir düzeyde degradasyon (%7.1-23.7) gözlenirken bazılarının degradasyon oranı ise yüksek seviyelerde (%74.9-100) gerçekleşmiştir. Elma suyu örneklerindeki fenolik madde miktarında pastörizasyon uygulaması ile %20, 15 dakika ozon uygulaması sonucunda %31 ve 90 dakika ozon uygulaması sonucunda ise %55.4 oranlarında kayıp tespit edilmiştir. Elma sularının antioksidan aktivite değerinin pastörizasyon uygulaması ile %16 oranında arttığı, kısa süreli (15-30 dakika) ozon uygulamalarında %31.3-48.7 oranında ve 90 dakika ozonlama işlemi sonucunda ise %92 oranında azaldığı tespit edilmiştir. Ozonlama işlemi, uzun uygulama sürelerinin neden olduğu besin değerindeki kayıpları önlemek koşuluyla, mikroorganizmaların ve pestisit kalıntılarının meyve suyundan uzaklaştırılması için pastörizasyona alternatif olarak umut vericidir.

Antioksidan aktiviteFenolik maddelerMeyve suları+4
Tuğçe Evkuran
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kurutma tekniklerinin buğday ruşeyminin bazı kalite özellikleri üzerine etkisi

Bu çalışmada buğday ruşeyminin stabilizasyonu konveksiyonel (etüvde), vakumlu ve mikrodalga kurutma yöntemlerinin yanı sıra etüv ile mikrodalganın kombinasyonlanması ve vakumlu kurutucu ile mikrodalganın kombinasyonlanmasıyla gerçekleştirilmiştir. Etüv ile kurutma işlemleri 80, 90 ve 100°C'de yapılmıştır. Vakumlu kurutma yöntemi ile örnekler 20 ve 60 kPa mutlak basınç altında 80, 90 ve 100°C sıcaklıkta kurutulmuştur. Mikrodalgada kurutma işlemleri 100, 150 ve 200 W mikrodalga gücünde gerçekleştirilmiştir. Etüv ile mikrodalganın kombinasyonlanması ile yapılan kurutma işlemi 80, 90 ve 100°C'de ve 200 W mikrodalga gücünde; vakumlu kurutucu ile mikrodalganın kombinasyonlanması ile yapılan kurutma işlemi 80, 90, 100°C ve 20, 60 kPa mutlak basınç altında ve 200 W mikrodalga gücünde yapılmıştır. Örneklerin kuruma karakteristikleri belirlenmiştir. Etüvde kurutma işleminin yarı teorik kurutma modellerinden Page ve Modifiye Page; 20 kPa mutlak basınç altında vakumlu kurutucuda kurutma işleminin Henderson ve Pabis, 60 kPa mutlak basınç altında ise 80 oC için Page ile Modifiye Page modelleri, 90 oC için Logaritmik ve 100 oC için Lewis modellerinin deneysel nem oranı değişimini en iyi tanımlayan modeller olduğu belirlenmiştir. Etüvde kurutulan örneklerin kurutma sürecinde bazı kalite parametreleri, besin içeriklerindeki değişimin belirlenmesi için çeşitli analizler yapılmıştır (renk, su aktivitesi değerleri, toplam antioksidan aktivite, toplam fenolik madde, % yağ miktarı, peroksit sayısı ve lutein miktarı). Etüv ile yapılan kurutmada incelenen kalite faktörlerinden toplam antioksidan aktivite, toplam fenolik madde ve lutein miktarındaki değişiminin ikinci dereceden kinetik modele uygunluğu saptanmıştır. Su aktivitesi, vakumlu kurutucu ve mikrodalganın kombinasyonlanarak kurutulduğu örneklerde en çok düşmüştür. Antioksidan aktivitede en çok kaybın mikrodalga kurutma ile kurutulan örneklerde, en az kaybın ise kominasyonlu olarak 100°C+200 W'da etüv-mikrodalgada kombinasyonlu kurutulan örneklerde; toplam fenolik maddede en çok kaybın 80°C 60 kPa+200 W vakumlu kurutucu-mikrodalgada kombinasyonlu kurutulan örneklerde, en az kaybın ise vakumlu kurutucuda 60 kPa mutlak basınç altında 100°C'de kurutulan örneklerde olduğu saptanmıştır. Oksidasyonu etkileyen peroksit sayısının en az etüvde 80°C'de kurutulan örneklerde ve en fazla 60 kPa mutlak basınç altında 100°C'de vakumlu kurutucuda kurutulan örneklerde olduğu saptanmıştır. Lutein miktarının ise en az etüvde 80°C'de kurutulan örneklerde ve en fazla mikrodalgada 100 W'da kurutulan örneklerde belirlenmiştir. Çalışma sonunda biyoaktif bileşenlerde kayıp miktarının en az olduğu vakumlu kurutucu-mikrodalga kurutma işlemleridir. Bunun yanında peroksit sayısı açısından yapılan çalışma değerlendirildiğinde en az peroksit sayısı değerinin etüvde yapılan kurutma işlemlerinde elde edildiği belirlenmiştir. Bu bakımdan etüvde kurutma yöntemi diğer yöntemlere göre daha uygun olduğu kanaatine varılmıştır.

Antioksidan aktiviteBuğday rüşeymiKurutma+3
Burçin Çulluk
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Osmaniye'de yayılış gösteren Amanita caesarea ve Boletus reticulatus makromantarlarının özütleri kullanılarak kitosan temelli yenebilir film üretilmesi ve antioksidan aktivitelerinin araştırılması

Bu tez çalışması kapsamında, Osmaniye ilinin Zorkun, Karıncalı yaylası sınırları içerisinden toplanan yenebilen Amanita caesarea (AC) ve Boletus reticulatus(BR) makromantarlarından elde edilen özütlerin farklı oranlarda (25, 50 ve 100 mg) filmin yapısına ilave edilerek yenilebilir film üretilmiş ve üretilen bu filmlerin çeşitli fiziksel ve kimyasal özellikleri araştırılmıştır. AC mantarının BR mantarından daha fazla toplam fenolik madde içeriğine sahip olduğu tespit edilmiştir. AC özütü içeren bütün filmlerin kontrole göre daha düşük kalınlıkta olduğu ve sadece BR100 filminin daha kalın olduğu belirlenmiştir. Nem içerikleri kıyaslandığında ise, her iki mantar özütünün ilave edilmesiyle elde edilen bütün filmlerin nem içerikleri kontrol filminden daha düşük çıktığı belirlenmiştir. Suda çözünürlük ise düşük mantar konsantrasyonlarında azalırken daha yüksek konsantrasyonda ise arttığı gözlemlenmiştir. Beyazlık ve siyahlık değerini ifade eden L* değeri en yüksek kontrol filminde tespit edilirken en düşük ise AC100 film örneğinde belirlenmiştir. Buradan kontrol filminin daha şeffaf olduğu anlaşılmaktadır. Biyoaktif bileşenler içeren mantar özütü ilavesiyle elde edilen filmlerin opaklık değerleri artırılmıştır. Mantar özütü ilave edilmesiyle üretilen filmlerin UV bariyer özellikleri kontrol filmine göre daha yüksek olduğu bulunmuştur.

AmanitaAntioksidan aktiviteKimyasal özellikler+2
Mukaddes Gökyermez
Osmaniye Korkut Ata University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı bitkilerden elde edilen uçucu yağların antioksidan ve ısıl özelliklerinin araştırılması

Bu çalışma kapsamında, Osmaniye ilinden toplanan beş farklı bitkinin (Rosmarinus officinalis, Schinus molle, Santolina chamaecyparissus, Myrtus communis ve Citrus aurantium) uçucu yağ içerikleri GC/MS yardımıyla tespit edilmiş ve aynı zamanda bu uçucu yağların antioksidan aktiviteleri ve ısıl özellikleri belirlenmiştir. R. officinalis uçucu yağında en fazla (+)-2-bornanon (%17.472), S. molle'de en fazla (+)-bisiklogermakren (%11.662), S. chamaecyparissus'da artemisya alkol (%31.789), M. communis'de ökaliptol (%50.048) ve C. aurantium'da ise D-limonen (%92.173) ana bileşenler olarak tespit edilmiştir. İncelenen yağ örnekleri içerisinde, en yüksek fenolik madde içeriği biberiyede bulunurken (882.035 mg GAE/l), en düşük miktar murt esansiyel yağında (93.346 mg GAE/l) tespit edilmiştir. ABTS yöntemiyle elde edilen antioksidan davranış sonuçlarının, tüm uçucu yağ örnekleri için DPPH yöntemiyle elde edilen sonuçlardan daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, uçucu yağların ısıl özelliklerine bakıldığında ise, her yağın kendine özgü bir termal profil sergilediği ve bu profillerin termal stabilite, oksidatif dayanıklılık gibi özellikler üzerinde etkili olabileceği görülmektedir.

Antioksidan aktiviteAntioksidanlarBitkisel yağlar+1
Büşra Şahin
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sumak bitkisinin fonksiyonel gıda kullanımı ve sağlık üzerine etkilerinin araştırılması ve incelenmesi

Doğada var olan her türlü unsur, insanlık için ve insanın ihtiyaçlarına uygun olarak yaratılmıştır. Bunların başında bitkiler gelmektedir. Bitkilerin bir kısmı gıda olarak kullanılırken bir kısmı da tedavi edici özelliklerinden dolayı tıpta şifa kaynağı olarak kullanılmaktadır. Son zamanlarda bu eşsiz bitkinin sumak (Rhus coriaria L.) yapısında bulunan etken maddeler üzerinde yapılan çalışmalar; insanlığın birçok hastalığına çare olabileceği fikrini doğrulamaktadır. Bu çalışmada "Bitkiler, doğal antioksidan bileşiklerin başlıca kaynağını oluşturur. Antioksidan etkinin fenolik bileşiklerden, özellikle de flavonoid yapısından kaynaklandığı bilinmektedir. Sumak (Rhus coriaria L.), Anacardiaceae familyasından Rhus cinsi, 150 civarında türüyle dünyanın değişik bölgelerinde yetişmekte olup Türkiye'de R. coriaria türü yaygındır. Baharat olarak sumak, meyvelerinin tekniğine uygun kurutulduktan sonra belirli oranda sofra tuzu katılarak öğütülmüş hali olarak tanımlanır. Bu çalışmanın amacı, sumak bitkisinin farklı ekstraksiyon yöntemleriyle elde edilen ekstraktların fenolik içeriği ve antioksidan etkilerini belirlemek ve birbirleriyle karşılaştırmaktır. Bu çalışmada farklı çözücüler (su ve etanol) ile kaynatma ve ultrasonikasyon teknikleri karşılaştırılmıştır.Bu ekstraktların, toplam fenolik madde içeriği, toplam flavonoid madde içeriği, antioksidan aktivite tayini ve fenolik asit içeriği belirlenmiştir.Ayrıca, sumak sağlık açısından faydalıdır ve antioksidan özellikleri ile bilinir. Düzenli olarak sumak tüketmek, sağlığınıza katkı sağlayabilir."

AntidiyabetiklerAntikanserAntioksidan aktivite+5
Beyan Osmanoğlu
Osmaniye Korkut Ata University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Muğla ili köyceğiz ilçesi Ağla yaylasında doğal yayılış gösteren bazı Inula L. (Asteraceae) cinsi üyelerinin mineral beslenme durumu ve antioksidan aktivite potansiyellerinin araştırılması

Muğla İl sınırları içinde doğal olarak yayılış gösteren Asteraceae familyasının üyesi olan Inula L. cinsinin alttürleri olan (Inula graveolens L. ve Inula viscosa L.), farklı çözücüler kullanılarak (metanol, aseton ve hekzan) 24 ve 48 saat süreyle elde edilen saf ekstraktlarının toplam fenolik içerikleri, antioksidan aktiviteleri tespit edilmiş ve tıbbi önemi olan söz konusu bitkilerin besin element içerikleri ile yayılış gösterdiği lokasyonların toprak karakterleri de analizlerle ortaya konulmuştur. Bu çalışmada, elde edilen ekstrelerin antioksidan aktivite değerleri en yüksek Inula viscosa türünün hem metanol hemde asetonlu ekstraktlarında tespit edilirken, en düşük ise Inula graveolens türünün hekzanlı ekstraktlarında belirlenmiştir. I.viscosa metanollü ekstresinin en yüksek (137,1 (µg PE /mg)a) ve I. graveolens türün hekzanlı ekstresinin ise 22,40 (µg PE /mg)a ile en düşük toplam fenolik içeriğe sahip olduğu tespit edilmiştir. Flavonoid bileşik miktarı en fazla 95,78 (µg QE /g)a ile I.viscosa metanollü ekstresinde elde edilirken; I. graveolens türün hekzanlı ekstresinde ise 13,25 (µg QE /g)a ile en düşük değerde olduğu bulunmuştur. Diğer taraftan türlerin mineral madde kapsamlarına bakıldığında makro elementlerden P: %0.09-%0.22; K: %1,2-%1,39; Ca: %0.35-%1,81 ve Mg: %0.14-%0.43 aralığında olduğu belirlenmiştir. Inula graveolens ve Inula viscosa türlerinin yapraklarında belirlenen mikro element miktarları incelendiğinde ise; Fe: 1,09 – 910,06 ppm; Mn: 2,92-125,72 ppm; Zn: 1,51-56,16 ppm; Cu: 1,46-11,03 ppm ve B: 33,21- 53,87 ppm olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak, türlerin antioksidan aktivite değerleri ile mineral beslenmeleri arasında önemli interaksiyon olduğu yapılan analizlerle gözlenmiştir. Bu yönüyle çalışma, bitkilerin mineral madde içerikleri, kimyasal bileşenlerin belirlenmesi açısından önemlidir. Ancak türler için tıbbi özelliğini ortaya koyacak bazı diğer parametrelere de bakılmasına gereksinim duyulmaktadır.

Antioksidan aktiviteFenolik maddelerInula L.+2
Hande Kesim
Muğla Sıtkı Kocman University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00

Related subjects