Türkiye Finansal Raporlama Standardı
80 theses under this subject heading
Maddi duran varlıklarda değerleme ve raporlama: TMS/TFRS ve Vergi Usul Kanunu'ndaki düzenlemelerin karşılaştırılması
Bu çalışmanın konusu, işletmelerin toplam varlıkları içerisinde önemli bir paya sahip olan maddi duran varlıkların değerlemesi ve raporlanmasına ilişkin Vergi Usul Kanunu (VUK) ve Türkiye Muhasebe/Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS) düzenlemelerinin karşılaştırılmasıdır. VUK kapsamındaki değerleme yaklaşımlarının vergi kanunlarına göre şekillenmesine karşın, TMS/TFRS bu konuya daha dikkatli yaklaşmaktadır. Ölçümleme ve raporlama yapılırken gerçeğe uygun şekilde sunum ve ihtiyaca uygunluk kriterlerini göz önünde bulundurmaktadır. Çalışmanın temel amacı VUK ve TMS/TFRS açısından değerleme ölçütlerinin esaslarının ortaya konulmasıdır. Birinci bölümde, değer kavramının tanımı ve diğer disiplinlerle tarihsel süreç içerisindeki bağlamı incelenip, VUK ve TMS/TFRS'de değerleme yaklaşımları ve değerleme ölçütleri açıklanmıştır. Standartlar kapsamında ele alınan gerçeğe uygun değer üzerine açıklamalar yapılmıştır. İkinci bölümde maddi duran varlıkların genel tanımı yapılmakla beraber, maddi duran varlıkların değerleme ve raporlanması VUK ve TMS/TFRS düzenlemeleri çerçevesinde incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise maddi duran varlıkların değerlemesi ve raporlanması, VUK ve TMS/TFRS uygulamaları kapsamında karşılaştırılmıştır.
KOBİ TFRS setinin muhasebe meslek mensupları tarafından uygulanabilirliği üzerine bir araştırma
Dünya ekonomisinin her geçen gün daha fazla küreselleşmesiyle birlikte faaliyet gösteren işletmelerin farklı muhasebe uygulamalarıyla karşı karşıya kalmaları istenmeyen bir durum oluşturmuştur. Bu durumu ortadan kaldırmak ve muhasebe uygulamalarında tekdüzeliğin sağlanması için muhasebede standartlaşmaya gidilmesi amacıyla birçok ülkede çalışmalar yapılmıştır. Günümüzde özellikle gelişmiş ülkelerde UFRS tüm yönleriyle uygulanmaktadır. Avrupa Birliği, hisse senetleri borsada işlem gören firmaların finansal tablolarını 2005 yılı itibariyle UFRS'ye göre hazırlama zorunluluğu getirmiştir. Türkiye de AB'ye üye olma sürecinde olan bir ülke olduğu için muhasebe sistemini UFRS'ye göre hazırlamakta ve uygulamaktadır.KOBİ'ler ülke ekonomileri için vazgeçilmez bir öneme sahiptirler ve uluslararası arenadaki önemi gün geçtikçe artmaktadır. Bunun neticesinde KOBİ'ler için ayrı bir standartlaşmaya gidilmesi fikri ortaya çıkmıştır. 9 Temmuz 2009 tarihi itibariyle KOBİ'ler için muhasebe standartları yayınlanmış olup uygulama tarihi ülkelerin tercihine bırakılmıştır. KOBİ TFRS'nin, Türkiye'de faaliyette bulunan KOBİ'ler için küresel arenada anlaşılabilir finansal tablo üretilmesini sağlayacağı ve uluslararası ticaretin gelişmesini sağlayarak denetimi kolaylaştıracağı düşünülmektedir.KOBİ'ler ülke ekonomilerinde önemli bir yer tutmaktadır ve muhasebe meslek mensuplarının en çok muhatap olduğu firmalar KOBİ'lerdir. Bu çalışma, muhasebe uygulamalarının mevcut durumu, UFRS'lerin bugünkü durumu ve KOBİ TFRS'nin uygulanabilirliğine ilişkin ülkemizde faaliyette bulunan meslek mensuplarının bakış açılarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır.Bu çalışmada, muhasebe mesleği ve mesleğin gelişmesi ile ilgili etkenler, KOBİ'ler ve ülke ekonomileri açısından KOBİ'lerin önemi, UFRS'lerin tanımı, gerekliliği, Dünya'da UFRS uygulamaları ve Türkiye'deki uygulamalara etkileri ve KOBİ TFRS setinin hazırlanması ile tam setten farklılıkları ele alınmıştır. KOBİ TFRS'nin uygulanabilirliğinin ölçülmesi amacıyla Kütahya SMM Odası'na bağlı meslek mensuplarına mevcut durum, UFRS ve KOBİ TFRS konularını içeren anket uygulanarak düşünceleri alınmıştır.Anahtar Kelimeler: KOBİ TFRS, KOBİ TFRS'nin Uygulanabilirliği, Muhasebe Mesleği, Muhasebe Meslek Mensupları.
Bağımsız denetimin gelişimi ve VUK, TFRS ve BOBİ FRS'nin imalat sanayi açısından değerlendirilmesi üzerine bir uygulama
Artan dünya nüfusuyla birlikte ticaret olanaklarının teknoloji sayesinde hız kazanması dünya ticaret hacminde önemli bir genişleme yaratmıştır. Ticari iş ve işlemlerin kaydedilmesi, sınıflandırılması, özetlenmesi ve yorumlanması muhasebe programlarıyla daha kolay bir hale gelmiştir. Bununla birlikte tüm dünyada artan ticari iş ve işlemlerin muhasebeleştirilmesi ve denetlenmesi sırasında ortak bir geçerli finansal raporlama sisteminin oluşturulması ihtiyacı hâsıl olmuştur. Ülkeler, bulundukları ekonomik koşulları da göz önün de bulundurarak Uluslararası Muhasebe Standartları ile Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına kendi ekonomik sistemlerine uyarlamaya çalışmaktadır. Türkiye'de de bu amaç doğrultusunda özellikle son on yılda Uluslararası Geçerli Finansal Raporlama sistemine geçiş amacıyla önemli adımlar atılmıştır. Türkiye Finansal Raporlama Sistemi (TFRS) ve Büyük ve Orta Ölçekli İşletmeler için Finansal Raporlama Sistemi (BOBİ FRS) bu gelişmeler sonucu ortaya çıkan finansal raporlama sistemleridir. Bununla birlikte Türkiye'de işletmeler Vergi Usul Kanunu'na (VUK) göre finansal tablolarını hazırlayarak tahakkuk eden net gelir üzerinden vergilerini ödemektedir. Dolayısıyla işletmelerin cari dönem net geliri uyguladıkları geçerli finansal raporlama sistemine göre önemli farklılıklar göstermektedir. Bu çalışmada imalat sanayi sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin, geçerli finansal raporlama sistemlerinden VUK, TFRS ve BOBİ FRS uygulaması durumunda cari dönem net karının nasıl farklılaştığı ve bunun nedenleri üzerinde durulmuştur. İmalat sanayinde faaliyet gösteren şirketler için TFRS, gerçek değerleri göstermesi ve şirket değerini maksimize etmesi bakımından daha iyi bir finansal raporlama sistemidir. Anahtar Sözcükler: Bağımsız Denetim, VUK, TFRS, BOBİ FRS
Muhasebe ve raporlama standartları kapsamında muhasebe politikalarının belirleyicileri ırak bankacılık sektöründe bir uygulama
Dünya genelinde paranın hakimi ve satıcısı finansal kurumlardır. Devletlerin izin verdiği şekillerde ve sınırlar içinde paraya yön veren finansal kurumların başında ise bankalar gelmektedir. Bankalar sadece kuruldukları ülkede faaliyet yürütseler de uluslararası yatırımcıların takibi altındadırlar. Bankaların faaliyetlerinin, topladıkları mevduatın, karlarının açıklandığı finansal raporlar çok sayıda paydaşın gözetimi altındadır. Bu nedenledir ki söz konusu tabloların içerdiği bilgiler mutlak doğru ve güvenilir olmak zorundadır. Aksi taktirde paydaşlar ve yatırımcılar söz konusu bankalara yatırım konusunda çekimser kalacaktır. Ticari işletmelerin yasal zorunluluk olarak düzenledikleri finansal tabloların ülkeler arası uygulamaların faklı olması sonucu her ülkede farklı şekil ve içerikte düzenlenmesinin uluslararası yatırım yapan kişi ve kuruluşlar için karmaşık bir duruma sebep olmaması adına uluslararası muhasebe ve finansal tablo standartları oluşturulmuştur. Bu yolla tabloların şekil ve içerik yönünden tek tip olması sağlanmış inceleyen herkesin aynı sonucu elde ederek aynı yorumda bulunması sağlanır. Bankalar doğru bilgiye en çok gereksinim duyulan kuruluşlardır. Her anlamda güven sağlanması kurallara uygun düzenlenen mali tablolarla mümkündür. Bu bağlamda araştırmanın konusu Irak bankalarının uluslararası finansal raporlama standartlarının uygulanması öncesi ve sonrası raporların ifade ettiği durumların belirlenmesidir. Bu doğrultuda ilk kısımda banka kavramı, bankaya ilişkin diğer unsurlar, Irak özelinde bankalara ilişkin bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümde uluslararası raporlama standartlarına ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Son bölümde Irak bankalarında uluslararası finansal raporlama standartları uygulaması incelenerek uluslararası finansal raporlama standartları öncesi ile mali tablo verileri karşılaştırılmıştır. Konuya ilişkin sonuç bölümünde ise tespitlere yer verilmiştir.
Canlı varlık sınıfının muhasebeleştirilmesi ve değerlemesinin tekdüzen, BOBI FRS-7 ve TMS-41 kapsamında bir örnek uygulama yardımıyla açıklanması
Bu çalışmanın amacı, canlı varlıkların muhasebeleştirilmesi ve değerlemesinde Tekdüzen Muhasebe Sistemi, TMS-41 ve BOBİ FRS-7 Tarımsal Faaliyetler çerçevesinin benzerliklerini ve farklılıklarını açıklamak ve bu benzerlik ve farklılıkları varsayıma dayalı etlik piliç üretimi yapan bir işletme örneği üzerinde sayısal veriler ile ortaya koymaktır. Bu üç sistem arasındaki en önemli fark canlı varlıkların ölçümü hususunda ortaya çıkmaktadır. Buna göre, TMS-41'de canlı varlıkların ölçümü, gerçeğe uygun değer yöntemini ilkesine dayalı iken, BOBİ FRS-7'de canlı varlıkların ölçümünde bir muhasebe politikası olarak gerçeğe uygun değer yöntemi veya maliyet yöntemlerinden biri kullanılabilmektedir. Tekdüzen muhasebe sisteminde ise, canlı varlıklar maliyet bedeli ile değerlenmekte ancak maliyet bedelinin tespit edilemediği durumlarda emsal bedeli ile değerlemeye tabi tutulmaktadır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, TDMS'de canlı varlıkların, ilk madde ve malzeme maliyetlerinin ve hasılatın hesaplanmasında vade farkları ayrıştırılmamakta ve canlı varlıklar maliyet bedeli üzerinden ölçülmektedir. Bu yüzden TDMS'de canlı varlıklara ait ilk kayda alma ve değerleme dönemlerindeki değer artış veya azalışlar dikkate alınmadığı için diğer sistemlere göre dönem karının daha fazla çıktığı tespit edilmiştir. Faaliyet sonuçları TMS ve BOBİ FRS setine göre karşılaştırıldığında ise, BOBİ FRS setinde canlı varlıkların, ilk madde ve malzeme maliyetlerinin ve hasılatın hesaplanmasında vade farklarının bir yıldan daha kısa olması nedeniyle vade farkının ayrıştırılmaması ve bu vade farklarının maliyet veya hasılata dahil edilmesi dönem karının TMS'ye göre daha fazla çıkmasında etkili olmuştur.
Türkiye finansal raporlama standartları (TFRS)'nın varlıkların değerlemesi hususunda getirdiği yenilikler: serbest muhasebeci mali müşavirlerin bilgi düzeylerinin tespitine yönelik bir araştırma
Değerlemeyle ilgili çalışmaların büyük bölümü 25-30 yıl öncesinde enflasyon nedeniyle ortaya çıkmış ve konuyla ilgili pek çok araştırma yapılmıştır. Ancak son yıllarda enflasyonla birlikte tarihi maliyetler yerine cari maliyetlerin kullanılması yönünde yaygın bir anlayış hakim olmaya başlamıştır. Bu noktada değerlemenin amacı; tarihi maliyetlerle yapılan kayıtları, günün koşullarına göre gerçek değerlere çevrilmesini sağlamak ve dönem karını doğru olarak tespit etmektir.Öte yandan sermayenin küreselleşmesi nedeniyle ülkeler arasında ortak bir muhasebe dili kullanılması zorunlu hale gelmiş ve Uluslararası Muhasebe Standartları çerçevesinde hazırlanan Türkiye Muhasebe Standartları çoğu ülkede olduğu gibi ülkemizde de ilk önce Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)'na bağlı faaliyet gösteren şirketlerde kullanılmaya başlanmıştır. Türkiye Finansal Raporlama Standartları 2013 yılı itibariyle Türk Ticaret Kanununa (TTK) göre tüm işletmeler açısından kullanımı zorunlu hale getirilmiştir. Bu gelişme, 2013 tarihi itibariyle finans kuruluşları hariç tüm işletmelerde değerleme ile ilgili yeni düzenlemeler getirecek ve uygulamada önemli farklılıklar yaratacaktır.Bu doğrultuda çalışma içerisinde, varlıkların değerlemesi konusunda Türkiye Finansal Raporlama Standartlarının getirdiği yenilikler incelenmiş, geçiş sürecinde varlıkların değerlemesi hususunda yaşanacak sıkıntılar ve muhasebe meslek mensupları üzerine etkileri dünyada yaşanan sorunlarda göz önüne alınarak araştırılmıştır.
Farklı muhasebe düzenlemelerine göre hazırlanan finansal tabloların dönüşüm sürecinin değerlendirilmesi, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri üzerine bir araştırma
Türkiye'de bağımsız denetime tabi işletmeler, finansal tablolarını farklı muhasebe düzenlemelerine göre hazırlamaktadırlar. Muhasebe kayıtlarının tutulmasında ve vergi beyannamesi ekinde yer alacak finansal tablolarını Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine (MSUGT) göre hazırlayan işletmeler, bağımsız denetime tabi olacak finansal tablolarını ise Türkiye Muhasebe / Finansal Raporlama Standartlarına (TMS / TFRS) ya da Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardına (BOBİ FRS) göre hazırlamaktadırlar. TMS / TFRS ya da BOBİ FRS'ye göre hazırlanan finansal tablolar, MSUGT'ler uyarınca hazırlanan mizandan hareketle dönem sonunda dönüştürme yoluyla hazırlanmaktadır. Dönüştürme işlemi ise genellikle bağımsız denetim şirketlerinde çalışan meslek mensupları tarafından yapılmaktadır. Bu çalışma, Türkiye'de bağımsız denetime tabi olan işletmelerin MSUGT'lere göre hazırlanan finansal tablolarının TMS / TFRS ya da BOBİ FRS'ye dönüştürülmesi sürecinin değerlendirilmesi, karşılaşılan sorunların tespit edilmesi ve sorunların giderilmesine yönelik çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak bağımsız denetim şirketlerinde çalışan ve finansal tabloların dönüşüm sürecinde aktif rol alan 25 meslek mensubuyla yüz yüze ya da çevrimiçi görüşme yapılmıştır. Çalışmada, katılımcıların çoğunluğu tarafından ikili muhasebe sisteminin daha sağlıklı ve faydalı bulunmasına rağmen işletmelerin muhasebe altyapıları ve sistemin getireceği ilave maliyetler nedeniyle uygulanmasının zor olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların dönüşüm sürecinde en çok müşteri işletmeden talep edilen bilgi ve belgelerin temin edilmesinde zorlandığı ve nakit akış tablosunun hazırlanmasında daha fazla sorun yaşadıkları ortaya konmuştur. Katılımcıların büyük çoğunluğu tarafından dönüşüm yoluyla hazırlanan finansal tablolarda sunulan bilgilerin faydalı finansal bilginin taşıması gereken niteliksel özelliklere sahip olduğu düşünülürken, bazı katılımcılar sunulan bilgilerin zamanında sunum özelliğine sahip olmadığını düşünmektedirler. Farklı düzenlemelere göre yapılan raporlamanın gereksiz olduğunu belirten katılımcılar, işletmelerin tek bir düzenlemeye göre raporlama yapmalarının ve bu düzenlemenin de TMS / TFRS'ler olması gerektiğini ifade ettikleri görülmüştür. Ancak mevcut uygulamada olduğu gibi iki farklı düzenlemeye göre raporlama yapmaya devam edilmesi halinde katılımcıların büyük çoğunluğu tarafından BOBİ FRS'nin tercih edildiği tespit edilmiştir. Katılımcıların, MSUGT'lere göre hazırlanan finansal tabloların TMS / TFRS ya da BOBİ FRS'ye dönüşümü sürecinde sınıflandırma, değerleme, değerleme farklarının hesaplanması ve muhasebeleştirilmesi ve bilgi eksikliğinden kaynaklanan önemli sorunlarla karşılaştıkları belirlenmiştir. Ayrıca, dönüşüm sürecinde karşılaşılan bu sorunların dışında işletmeden, standartlardan, yasal düzenlemelerden, diğer kişi, kurum ve kuruluşlardan kaynaklanan sorunlarla da karşılaşıldığı ifade edilmiştir. Dönüşüm sürecinde aktif rol alan katılımcıların bahsedilen sorunların giderilmesine yönelik dönüşüm işleminin niteliğinin artırılması, raporlamada standardizasyonun sağlanması, hesap planı ve iyileştirmeleri, eğitim faaliyetleri ve düzenleyici kurumların faaliyetleri çerçevesinde çözüm önerilerinde bulundukları tespit edilmiştir.
Küçük ve orta ölçekli işletmeler için Türkiye finansal raporlama standartları KOBİ TFRS ve bir uygulama
20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren özellikle son 20 yıldır teknoloji ve ekonomide meydana gelen hızlı gelişim ve değişimin sonucu olarak dünya ekonomisi küresel bir yapıya dönüşmüştür. Bu durum, işletmelerin uluslararası pazarlarda boy göstermelerini kolaylaştırmıştır. Ancak, işletmelerin büyük çoğunluğunun Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerden (KOBİ) oluşması bu işletmelerin küresel alanda finansal tablolarının anlaşılabilirliğini ve karşılaştırılabilirliğini daha da zorlaştırmıştır. Bu nedenlerden yola çıkarak daha önceden belli bir büyüklüğe sahip işletmeler için uygulanmaya başlanmış olan Uluslararası Finansal Raporlama Standartları?nın KOBİ türündeki işletmeler için uyarlanarak uygulanması gerekliliği ortaya çıkmıştır.KOBİ TFRS ile ilgili olarak bu tezde yapılan çalışma, örnek bir işletme verileri üzerinden standardın uygulanması olup; amacı KOBİ TFRS ile ilgili ülkemizde ilk uygulamaya geçiş aşamasında neler yapılacağını, bu standarda göre muhasebe işlemlerinin nasıl yapılması gerektiğini örnek bir uygulama üzerinde açıklayarak finansal tabloların hazırlanmasında mevcut uygulama ile farklılıklarını ortaya koymaktır. Yapılan uygulama sonucunda, KOBİ TFRS ile VUK?a göre yapılan mevcut uygulama arasında tutulan kayıtlar ve yapılan hesaplamalara göre bilanço ve gelir tablosu kalemlerinde farklılıklar oluşmuştur. Bunun sonucu olarak özellikle bilançonun aktif(pasif) büyüklükleri, dönem kârı ile hesaplanan vergi tutarları arasında da belirgin farklılıklar ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: KOBİ, TFRS, KOBİ TFRS, VUK, Ertelenmiş Vergi Varlığı ve Borcu.
İşletmelerde ticari alacak ve borç politikasının belirleyicileri: BİST imalat sanayii üzerinde ekonometrik bir uygulama
Bu çalışmanın amacı işletmelerin ticari alacak ve ticari borç yönetimi için güncel ekonometrik modeller oluşturmaktır. Bu çerçevede, Borsa İstanbul'da imalat sektöründe faaliyet gösteren 110 firmanın 1998 – 2004(TFRS öncesi) ve 2008 – 2014(TFRS sonrası) dönemlerine ait çeyrek dönem verisi kullanılarak ticari alacak ve borç politikasına yön verecek ekonometrik modeller oluşturulmuştur. Kurulan birinci model, ticari alacaklara yatırım yapan işletme(vade tanıyan işletme)'nin finansal belirleyicilerini, ikinci model ticari borç finansmanı sağlayan işletme(vade tanınan işletme)'nin finansal belirleyicilerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Kurulan her bir modelin değişkenleri için yatay kesit bağımlılığı testleri gerçekleştirilmiştir. Daha sonra her bir değişkene ait 1.nesil ve 2.nesil birim kök analizi yapılmıştır. Serilerin durağan olup olmamasına göre durağan değişkenler doğrudan alınırken durağan olmayan değişkenlerin birinci farkı alınarak modeller kurulmuştur. TFRS sonrası ve öncesi dönemler için model 1 ve model 2 ortaya koyulmuştur. Her iki dönemin her iki model tahmini için de gerekli varsayım(öntest) işlemleri gerçekleştirilmiş ve ardından dirençli tahmincilerden hem kümelenmiş standart hatalar yöntemi hem de driscoll – kraay tercih edilmiştir. Elde edilen bulgular çerçevesinde TFRS sonrası ve öncesi dönemlerde ticari alacaklar ile ticari borçların arasında pozitif ilişki; her iki dönemde de ticari alacaklar ile satışlar, stoklar ve likidite arasında negatif ilişki tespit edilmiş olup ticari alacak ve karlılık arasında sadece TFRS sonrası dönemde negatif ilişki tespit edilmiştir. Her iki dönemde de ticari borçlar ile stoklar arasında pozitif ilişki; karlılık arasında negatif ilişki tespit edilmiş olup sadece TFRS sonrası dönemde ticari borçlar ile likidite ilişkisi pozitif olarak tespit edilmiştir.
BİST 100'de yer alan imalat işletmelerinin TFRS 15 müşteri sözleşmelerinden hasılat standardına uyum düzeylerinin belirlenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, BIST 100' de yer alan imalat işletmelerinin TFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat Standardında yer alan açıklama zorunluluklarına uyum düzeylerini belirlemek ve belirlenen uyum düzeyi ile işletme özellikleri arasında bir ilişkinin var olup olmadığını tespit etmektir. Tezin birinci bölümünde, hasılat ve sözleşmeye ilişkin tanımlar ve yasal düzenlemeler üzerinde durulmuş, ikinci bölümde TFRS 15 müşteri sözleşmelerinden hasılat standardı örneklerle açıklanmış, üçüncü bölümünde ise BIST 100' de yer alan imalat işletmelerinin TFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat Standardı açıklama gerekliliklerine uyumu üzerinde durulmuştur. Belirlenen amaca ulaşmak için oluşturulan model ve hipotezlerin test edilmesine yönelik olarak BIST 100' de yer alan 41 adet imalat işletmesinin 2020 yılı faaliyet raporları incelenmiş ve standartta yer alan açıklama gereklilikleri Microsoft Excel programına aktarılarak uyum endeksi belirlenmiştir. Daha sonra korelasyon analizi ile belirlenen endekse etki edebilecek olan işletme özellikleri (firma yaşı, denetçi türü, borsa yaşı, aktif karlılık oranı, kaldıraç oranı) ile uyum düzeyi arasındaki ilişki belirlenmiştir. Ardından oluşturulan hipotezler çoklu doğrusal regresyon analizi ile test edilmiştir. BIST 100' de yer alan imalat işletmeleri için uyum düzeyinin %38 olduğu tespit edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda denetçi türü ve kaldıraç oranının uyum düzeyi üzerinde pozitif ve anlamlı etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında firma yaşı, borsa yaşı ve aktif karlılığın uyum düzeyi üzerinde bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: TFRS 15, Hasılat, Finansal Açıklamalar, Müşteri Sözleşmeleri
TMS/TFRS ve muhasebe meslek mensuplarının görüşleri çerçevesinde kripto paraların muhasebeleştirilmesi
Muhasebe alanında elde edilen verilerin güvenilir, doğru, gerçeğe uygun ve anlamlı olması gerekmektedir. Muhasebe verilerinin söz konusu niteliklere sahip olması açısından Uluslararası Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartlarına uyumlu şekilde oluşturulan Türkiye Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları büyük önem taşımaktadır. Son yıllarda ekonomi alanında hızlı bir gelişme gösteren ve işletmelerin sahip olmaya başladığı kripto para ile ilgili işlemlerin muhasebe ve finansal raporlama standartları çerçevesinde muhasebeye ne şekilde aktarılması gerektiği hususu gündeme taşınmıştır. Gelişen teknoloji ve ekonomi dünyasında Türkiye'de ve dünyada hızla bilinme düzeyi artan kripto paraların kullanımı sürekli artış gösterir duruma gelmiştir. Kripto para birimlerine yönelik yasal düzenlemeler her ülkede henüz mevcut değildir, fakat bu para birimleri genel olarak para kavramına bakış açısını değiştirecek bir potansiyele sahiptir. Bu durumda geleceğe yönelik kripto para birimlerinin yasal düzenlemeler çerçevesinde varlıklarını sürdürebilecekleri öngörülmektedir. Gün geçtikçe popülerliği artan kripto para birimleri bazı devletlerin bu konuda endişe duymasına yol açmıştır. Bunun sebebi, kripto para birimleri kullanılarak gerçekleştirilen işlemlerin nasıl muhasebeleştirileceğini belirlemenin güç olmasıdır. Günümüz itibariyle Türkiye'de kripto paraların muhasebeleştirilmesine ilişkin yasal bir düzenlemede henüz bulunmamaktadır. Bu araştırmanın amacı Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları ile muhasebe meslek mensuplarının görüşleri çerçevesinde kripto paraların nasıl muhasebeleştirilebileceğini tespit etmektir. Bu amaçla Kayseri ve Kırşehir illerinde faaliyet gösteren muhasebe meslek mensuplarının kripto paralara ve kripto paraların muhasebeleştirilmesine yönelik görüşleri anket ve görüşme yöntemleriyle tespit edilmeye çalışılmıştır. Anketlerden elde edilen nicel verilerin analizi SPSS, görüşmelerden elde edilen nitel verilerin analizi ise MAXQDA programları kullanılarak yapılmış ve çeşitli bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda kripto paraların resmi olarak kabul görmesi durumunda nasıl muhasebeleştirilmesi gerektiğine yönelik değerlendirmelere yer verilmiştir.
Yeni kiralamalar standardı TFRS 16'nın işletmelerin finansal durumuna etkileri; BİST şirketleri üzerine bir uygulama
Bu araştırmanın amacı, finansal kiralama işlemleri ile ilgili TMS-17 ve TFRS-16 standartlarının karşılaştırmasını yapmak ve yeni muhasebe standardının BIST'te seçili sektörlerde işlem gören şirketlerin finansal oranlarına etkisini ortaya koymaktır. Tez, giriş ve sonuç bölümleri dışında 4 bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın amacı, önemi ve yöntemi hakkında bilgilere ve literatür taramasına yer verilmiştir. Tezin birinci bölümü TMS-17'ye ayrılmış olup bu bölümde standardın kiracı ile ilgili bölümlerine yer verilmiştir. Tezin ikinci bölümü TFRS-16'ya ayrılmıştır. Bu bölümde standardın kiracı ile ilgili düzenlemelerine değinilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde TMS-17 ve TFRS-16 standartlarının kiracıyla ilgili hükümlerinin karşılaştırması yapılmıştır. Tezin dördüncü bölümü TFRS-16 ile kiracılar için getirilen düzenlemelerin BIST'te işlem gören şirketlerin finansal tablolarına nasıl etki edeceği konusuna ayrılmıştır. Sonuç bölümünde çalışmada ulaşılan sonuçlar kısaca özetlenmiş ve literatürdeki çalışmalarla değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında yapılan çalışmalar sonucunda, TFRS-16'nın likidite oranları üzerindeki etkisinin azalış yönünde olduğu; finansal yapı oranları üzerindeki etkisinin kaldıraç oranı ve uzun vadeli yükümlülüklerin pasife oranı açısından artış, kısa vadeli yükümlülüklerin pasife oranı açısından ise azalış yönünde olduğu; devir hızları üzerindeki etkisinin azalış yönünde olduğu; faaliyet karı oranı üzerindeki etkisinin artış yönünde olduğu; finansman giderlerinin net satışlara oranı üzerindeki etkisinin artış yönünde olduğu; diğer karlılık oranları üzerindeki etkisinin iki yönlü olduğu, etkinin yönü bakımından sektörün ve şirketlerin faaliyet kiralaması işlemlerinin oran/miktar açısından büyüklüklerinin önemli olduğu ve borçlanma katsayısı üzerindeki etkisinin artış yönünde olduğu tespit edilmiştir.
Türk vergi sistemi ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları açısından menkul kıymetlerin değerlemesi
İşletmelerin finansal tabloların doğruluğu ve gerçeğe uygunluğunu amaçlayan Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları'nın aksine 213 sayılı Vergi Usul Kanunu vergi matrahının aşındırılmasını önlemeye çalışan koruyucu bir bakış açısı ile mükelleflerin uyacakları değerleme hükümlerini düzenlemiştir. İktisadi işletmeler atıl fonlarını çeşitli finansal araçlara yatırım yaparak gelir elde etmeyi ve kar maksimizasyonu sağlamayı amaçlamaktadır. Değerleme günü itibariyle finansal araçların değerlerinin ölçümü ve getirilerinin tespit edilmesi finansal tabloların doğruluğu ve gerçeğe uygunluğu açısından önem arz etmektedir. Finansal araçlar içerisinde yer alan menkul kıymetler ve menkul kıymetlerin değerleme ölçüleri Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları ile Türkiye Finansal Raporlama Standartları uygulamalarında farklılık göstermektedir. Vergi Usul Kanunu menkul kıymetlerin değerlemesinde uyulacak değerleme ölçülerini vergi matrahının aşınmasına engel olacak şekilde ve ticari işletmelere inisiyatif bırakmadan belirlemiştir. Türkiye Muhasebe Standartlarında ve Türkiye Finansal Raporlama Standartlarında yer alan ölçüm esasları ise işletmelerin finansal durumlarını gerçeğe en yakın olacak bir şekilde yansıtmayı amaçlamıştır. Mevcut düzenlemeler; vergi kanunları, Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları arasındaki uygulama farklılıkları ve uygulama farklılıklarının iktisadi işletmelerin finansal tablolarına etkileri ile bu etkilerin düzeltilmelerine ilişkin muhasebe uygulamalarının önemini artırmaktadır. Kanaatimizce VUK değerleme ölçülerini TMS/TFRS ölçme esasları ile uyumlaştıracak yasal düzenlemeler ile menkul kıymetlerin değerlemesinde uluslar arası standartlar yakalanmış olacaktır. Ayrıca; işletmeler, herhangi bir dönüştürme işlemi yapmadan, finansal raporlarını defter kayıtları veri alarak uluslar arası standartlara göre elde edebileceklerdir. Böylece işletmeler doğru, tarafsız ve güvenilir bilgi sunan finansal tablolar elde ederek finansal tablolardan beklenen ölçme ve bilgilendirme gibi temel amaçları sağlayacaklardır.
Bobi FRS'nin maddi duran varlıkların muhasebeleştirilmesinde TFRS ve Vergi Usul Kanunu uygulamalarından farklılıklarının analizi: Örnek olay çalışması
Dünya da gelişen bilgi ve sistem teknolojileri uluslararası ekonomik ilişkileri ve uluslararası yatırımın önemini arttırmıştır. Gelişen teknoloji diğer alanlar gibi muhasebe alanında da önemli etkilere yol açmaktadır. Uluslararası artan ekonomik ilişkiler ülkeleri muhasebe alanında ki mevzuatlarını birbiriyle uyumlaştırma sürecini başlatmıştır. Ülkemiz de bu uyum sürecinde Türkiye Muhasebe Standartları ve Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standartları (BOBİ FRS) yayınlayarak Uluslararası Muhasebe Standartlarından farklılıkları azaltmayı çalışarak bu süreçte yerini almıştır. Bu çalışmanın amacı ülkemizde 01.01.2018 tarihinde uygulanmaya başlayan BOBİ FRS kapsamında maddi duran varlıkların incelenerek, uygulanmakta olan Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) / Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) ve Vergi Usul Kanunu (VUK) hükümlerince karşılaştırılmasının yapılmasıdır. Konuyla ilgili örnekler verilerek düzenlemeler arasında ki farklıların ortaya konulması BOBİ FRS'yi kullanmak isteyen işletmeler ve finansal bilgi kullanıcıları açısından yararlı olacaktır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Büyük ve Orta Boy işletmeler için finansal raporlama standardı kapsamında maddi duran varlıkların incelenmiştir. İkinci bölümde Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları açısından maddi duran varlıklar yer almaktadır. Üçüncü Bölümde üç düzenleme arasında örnek sorularla karşılaştırılmalar yapılarak farklılıkları tespit edilmiştir.
Yerel muhasebe uygulamaları ile TMS/TFRS yakınsama sürecinin yeminli mali müşavirler ve vergi denetim elemanlarının görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi: İzmir ilinde bir uygulama
Ülkemizdeki yerel muhasebe uygulamaları ile Türkiye Muhasebe ve Raporlama Standartları arasında bulunan uyum sorunlarının giderilebilmesinin yakınsama sürecinin başlaması ile çözülebileceği düşünülmektedir. Araştırmanın amacı vergi matrahının tespitine yönelik düzenlenen finansal raporların kontrol ve mali denetimini sağlayan vergi denetim elemanları ve yeminli mali müşavirlerin, yerel muhasebe uygulamaları ile standartlar arasındaki uyum sorunları hakkındaki bakış açılarının belirlenmesi, yerel muhasebe uygulamaları ile standartlar arasındaki farklılıklara neden olan faktörlerin tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin getirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, vergi denetim elamanları ve yeminli mali müşavirlere yönelik geliştirilen yeni bir ölçekle anket uygulanmış ve elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Araştırma sorunsalı İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı ile gerçekleştirilen mülakatla da değerlendirilmiştir. Anket uygulamasının sonucunda, finansal bilgi sunma amacında ve hedef kitlesindeki farklılık, şeffaflık ve denetim farklılıkları ile değerleme ölçülerindeki farklılığın karşılaştırılabilirliğe etkisinin yerel muhasebe uygulamaları ile standartların yakınsamasını etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların yerel muhasebe uygulamaları ile TMS/TFRS'lerin uyumsuz olduğunu ve uyumlaştırılması gerektiğini düşünmelerinde yerel muhasebe mevzuatının TMS/TFRS'lere yakınsamasını etkileyen faktörlerin etkili olduğu tespit edilmiştir. Yerel muhasebe mevzuatının TMS/TFRS'lere yakınsamasını etkileyen faktörlerin tümünde, katılımcıların öğrenim durumu ve vergi mevzuatındaki güncel gelişmeleri takip etme düzeyleri açısından anlamlı bir farklılık olmadığı, ancak yaş ve mesleki unvan açısından anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Mülakat sonucunda üretilen finansal raporlardaki bilgilerin dünyadaki diğer ülkelerle karşılaştırılabilir olmasının önemi ortaya çıkmıştır. Bağımsız denetim için vergi temelli finansal tabloların standartlarla yakınlaştırılmasının gerekli olduğu vurgulanmıştır.
KOBİ'ler için TFRS'de finansal tabloların sunuluşu ve bir endüstri işletmesi örneği
Dünyada ve Ülkemizdeki ekonomilerin % 95'lik kısmını Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ) oluşturmaktadır. Şirketler kesiminde büyük bir paya sahip olan KOBİ'lerin kendilerine özgü yapılarının varlığı zorunlu olmuştur. Bu özel yapılardan biri de finansal raporlamadır. Finansal Raporlama Standartlarının giderek yaygınlaşması KOBİ'lerde bu standartların nasıl uygulanacağını gündeme getirmiştir ve bu soruna yönelik IASB tarafından 2009 yılında KOBİ'ler için UFRS yayınlanmıştır. KOBİ'ler İçin UFRS, küçük düzeydeki işletmelerin kapasiteleri ve ihtiyaçları dikkate alınarak hazırlanmış, 239 sayfadan oluşan, müstakil bir Standarttır. Tam set UFRS'lerdeki varlık, borç, gelir ve harcamaların ölçümleri ile muhasebeleştirilmelerine ilişkin ilkeler basitleştirilmiş, KOBİ'leri ilgilendirmeyecek olan bölümler çıkarılmış ve zorunlu tutulan açıklamalar azaltılmıştır. KOBİ'lerin raporlama yükünün daha da azaltılması amacıyla, söz konusu KOBİ'ler İçin UFRS her yıl (veya daha yakın aralıklar) yerine, üç yılda bir gözden geçirilmesi öngörülmüştür. Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Türkiye'de uluslararası muhasebe standartlarına uyumlu yasal düzenlemeler yapılmış, Türkiye'deki muhasebe ve finansal raporlamaya ilişkin çok başlı uygulamaya son vermek amacıyla, muhasebe standartlarını oluşturmak ve yayımlamak üzere idari ve mali özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu (TMSK) kurulmuştur. Bu çalışmada; Dünyanın çeşitli ülkelerinde uygulanan ulusal muhasebe sistemleri arasındaki farklılıkları giderecek, finansal raporların karşılaştırılabilirliliğini sağlayacak KOBİ'ler için TFRS'nin neler getirdiği araştırılacak. KOBİ'ler için TFRS'nin sunum standartlarına ilişkin bölümleri(1-2-3-4-5-6-7-8-9-10.Bölümler)oluşturan kavramlar ve ilkeler, finansal tabloların sunumu ve finansal tablolar ile ilgili konular üzerinde durulacak ve bir endüstri işletmesinde uygulama yapılacaktır.Anahtar Kelimeler: Küçük ve Orta Büyükteki İşletmeler (KOBİ), Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS),KOBİ'ler için TFRS, Sunum Standartları
Entelektüel sermayenin finansal tablolarda raporlanmasına ilişkin yaklaşımlar ve değerlendirilmesi
Bilgi yoğun ekonomiye geçişle birlikte, entelektüel sermaye işletmeler için önemli bir varlık durumuna gelmiştir. İşletmeler rakiplerinden fark yaratacak değerler ortaya koyarak uzun vadede kazanımlar elde edeceklerini keşfetmişlerdir. Tüm işletmelerde bulunabilecek fiziki varlıklar yerine, enformasyon, veri tabanı, nitelikli iş gücü, marka, müşteri ilişkileri gibi soyut varlıklara yatırımlarını gerçekleştirmeye yönelmişlerdir. Bu durum işletmeler için stratejik öneme sahip olan entelektüel sermayenin finansal tablolarda gösterilmesi zorunlu hale getirmiştir.İşletmenin ilişkili taraflarının bilgi ihtiyaçlarının tam ve doğru bir şekilde karşılanması için hazırlanan finansal tabloların, gerçek değeri ortaya koyması beklenmektedir. Bu noktada maddi varlıklar gibi entelektüel sermaye unsuru olan maddi olmayan duran varlıkların da gerçeğe uygun değerleriyle temel finansal tablolarda yer alması gerekmektedir.Sayısal bir değere kavuşturulan kavramın muhasebe sistemine dahil edilmesinde karışık bir durum ortaya çıkmaktadır. Gerek Tekdüzen Muhasebe Sistemi gerekse Uluslararası Muhasebe Standartları entelektüel sermayeyi açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Söz konusu standartlarda işletmenin bünyesinde oluşturulan değerlerden ziyade bir bedel karşılığında satın alınan değerlerin raporlanmasına izin verilmektedir. İhtiyatlı yaklaşım, işletmenin gerçek değerinin ortaya konmasında engel teşkil etmektedir.İşletmelerin piyasa değeri ile defter değerleri arasındaki farkın azalması için yapılacak önemli çalışmalardan biri, entelektüel sermayenin finansal tablolara dahil edilmesi olacaktır. Bu amaçla, entelektüel sermaye başlıca bir standart olarak ele alınmalı ve maddi olmayan duran varlıklar içerisinde tanımı tüm unsurlarını kapsayacak şekilde yeniden yapılmalıdır. İşletmenin sahip olduğu entelektüel sermayesinin finansal tablolarda sunulması, gerçek değerin tespiti için önemli olduğu kadar işletme hakkında alınan kararların doğruluğu açısından da tartışılmaz öneme sahiptir.Entelektüel sermayenin ölçülmesine ve finansal tablolarda raporlanmasına yönelik uluslararası alanda geliştirilmiş bir standart bulunmamaktadır. Dağınık görünümdeki çalışmaların, The International Accounting Standards Committee (IASC) ve The Financial Accounting Standards Board (FASB) gibi kurumların oluşturacakları standartlar ile işletmelerin tümü için uygulanabilir ve karşılaştırılabilir duruma gelebileceği düşünülmektedir..Anahtar Sözcükler:1. Entelektüel Sermaye2. Entelektüel Sermaye Ölçüm Yöntemleri3. Entelektüel Sermayenin Raporlanması4. Entelektüel Sermaye Raporlama Yaklaşımları5. UMS 38
6102 sayılı TTK çerçevesinde TDHP özel tükenmeye tabi duran varlıklar hesap grubunun TFRS 1'e göre açılış finansal tablolarına aktarılması, cari dönem işlemleri ve bağımsız denetimi
Maden Kaynaklarının Araştırılması ve Değerlendirilmesine ilişkin Türkiye Finansal Raporlama Standardı-6 temel alınarak, bununla ilgili literatür taraması yapılmış olup, çalışma toplamda üç ana bölümden oluşmuştur. Tezin ilk bölümü Türkiye Finansal Raporlama Standartları'nın (TFRS) Vergi Usul Kanunu (VUK) Tek Düzen Hesap Planı (TDHP) 27* Özel Tükenmeye Tabi Varlıklar hesap grubu ile ilgili model olarak oluşturulan önceki dönem örnek senaryo uygulaması neticesinde, finansal tablolar ile analiz edilmiş olup Tek Düzen Hesap Planında Duran Varlıklar Sınıfında yer alan Özel Tükenmeye Tabi Varlıklar hesap grubundaki hesapların TFRS'de hangi hesaplarla bağlantı kurulduğu Mumeyek Online Mali Tablo Oluşturma Sistemi-Denetim Raporu (MOMTOS-DR) yazılımı üzerinden açıklanmıştır ve hesaplar birbiriyle ilişkilendirilmiştir. Tezin ikinci bölümünde Özel Tükenmeye Tabi Varlıklar hesabının Önceki Dönemde yapılan aktarma işlemi sonrasında Cari Dönem Dönüştürme işlemi yapılarak oluşturulan Finansal Tabloları Önceki Dönem ve Cari Dönemle karşılaştırılarak tek tek yorumlanmıştır. Tezin son bölümünde ilk iki aşamada sırasıyla yapılan aktarma ve dönüştürme işlemleri neticesinde alınan Finansal Tablolarının önceki dönem ve cari dönem verileri kullanılarak hesaba ait verilerin finansal durumunu ve faaliyet sonuçlarını Türkiye Denetim Standartları çerçevesinde gerçeğe uygun olup olmadığını ve MOMTOS-DR yazılımı üzerinden alınan örnek bir şirket olan CİVEK MADENCİLİK ANONİM ŞİRKETİ'nin bağımsız denetim raporu hazırlanarak, Karşılaştırmalı Tablolar tek tek analiz edilmiş, yeni rasyolar oluşturulmuş ve sonuç kısmı yazılmıştır. Anahtar Kelimeler: Özel Tükenmeye Tabi Varlıklar, TFRS, Türkiye Denetim Standartları, MOMTOS-DR
6102 sayılı TTK çerçevesinde mali duran varlıklar hesap grubunun TFRS 1'e göre açılış finansal tablolarına aktarılması, cari dönem işlemleri ve bağımsız denetimi
Türkiye'de muhasebeye yön veren kanun ve mevzuatların farklı uygulamalar doğurması muhasebe meslek mensuplarının sıkıntı yaşamasına neden olmaktaydı. Bu farklı uygulamalara son vermek ve Türkiye'de de uluslararası düzeyde ortak bir muhasebe dili oluşturmak amacı ile sermaye şirketleri için finansal tabloların 1 Ocak 2013'ten itibaren Türkiye Muhasebe Standartları'na ("TMS") göre hazırlanması zorunlu hale getirildi. Bu çalışmada yukarıdaki gelişmeler çerçevesinde, nitel ve nicel yöntemler kullanılarak Türkiye Finansal Raporlama Standartları TDHP 24 Mali Duran Varlıklar hesap grubu uygulaması sonucunda meydana gelecek değerleme, hesaplama ve raporlama farklılıkları karşılaştırmalı finansal tablolar ile ortaya konulmuş olup Tek Düzen Hesap Planında Mali Duran Varlıklar hesap grubundaki hesapların TFRS'de hangi hesap kalemleriyle ilişkili olduğu MOMTOS-DR yazılımı üzerinden yorumlanmıştır. Mali Duran Varlıklar hesap grubunun; TFRS'lerin uygulandığı Açılış Finansal Tabloları'na aktarılması, Cari Dönem Finansal Tabloları'na dönüştürülmesi, önceki dönem ve cari dönem verileri kullanılarak örnek bir işletme olan Dengel İletişim – Telekomünikasyon Ltd. Şirketi'nin karşılaştırmalı finansal tablolarla, bağımsız denetim uygulamasından oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Mali Duran Varlıklar, Türkiye Finansal Raporlama Standartları, Momtos-Dr, Tek Düzen Hesap Planı.
Şirket birleşmelerinin vergi avantajı yaratması yönünden analizi
Hukuken bağımsız iki veya daha fazla işletmenin, hukuksal birliktelik için bir çatı altında toplanması birleşme olarak tanımlanmaktadır. TFRS 3 Şirket Birleşmeleri Standardına göre, yeni bir şirketin gruba katılması şirket birleşmesi olarak değerlendirilmekte, gruba mensup iki şirketin birleşmesi, şirket birleşmesi olarak görülmemektedir. Şirket birleşmelerinin, büyümek, sinerji yaratmak, ölçek ekonomisinden yararlanmak, yeni pazarlara girmek, rekabet avantajından yararlanmak gibi birçok amacı vardır. Vergi avantajından yararlanmak da şirket birleşmelerinin en önemli nedenlerinden biridir. Yaptığımız çalışmada Ocak 2015 – Aralık 2018 tarihleri arasında halka açık şirketlerin gerçekleştirdiği şirket birleşmeleri örneklem olarak alınmış ve birleşmelerin tamamının grup içi birleşme olduğu görülmüştür. Örneklemimizde yer alan birleşmelerin %95'inde vergi avantajının olduğu, şirketlerin bu avantajdan yararlandığı sonucuna varılmıştır.
UFRS'ye göre 18 gelecek aylara ait giderler ve gelir tahakkukları hesap grubunun bir firmanın piyasa değerine olan etkisi
Türkiye, küreselleşme ile birlikte ekonomik olarak dünya ülkeleri arasında önemli bir yer edinmiştir. Ulusal ve uluslararası yatırımcılar, Türkiye'deki halka açık şirketlerin finansal durumunu Borsa İstanbul (BİST)'dan yakından takip etmektedirler. Günümüzde artık finansal tablolarını uluslararası standartlara göre hazırlayan firmalar tercih edilir hale gelmiştir. Finansal tablolar, şirketin belli bir dönemdeki finansal durumunun gözler önüne serilmesini sağlamaktadır. Yatırımcılar, kredi açıcılar ve şirket sahipleri, şirketleri sektörel anlamda karşılaştırabilmek için aynı standartlardaki verilere ihtiyaç duymaktadır. Bu da uluslararası finansal raporlama standartlarının tüm ülkeler bazında uygulanmasını gerekli kılmıştır. Şirketler, finansal ve anlık durumunu gösteren finansal tablolarını uluslararası standartlara uygun şekilde düzenleyerek yatırımcı ve kredi açıcıların güvenilir, anlaşılır ve karşılaştırılabilir şirket bilgilerine ulaşması sağlanmıştır. Çalışmada; "Bir firmanın UFRS'ye göre Gelecek Aylara Ait Giderler ve Gelir Tahakkukları Hesap Grubunun firmanın piyasa değeri üzerindeki etkisinin araştırılması" amaçlanmıştır. Çalışmada araştırmanın örneklemini de oluşturan şirketlerin 7 yılı kapsayan hisse senetleri ile gelecek aylara ait giderleri arasındaki ilişki ayrı ayrı grafikler şeklinde oluşturulmuş ve yorumlanmıştır. BIST'te yer alan imalat sanayi firmalarının hisse senetlerine gelecek aylara ait giderler değişkeninin etkisi araştırılmıştır. Yapılan analiz sonucunda değişkenlerin grafik üzerinde lineer olarak karşılaştırması yapılarak ilgili değerlendirmeler ile ilgili ifadeleri göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkiye finansal raporlama standartları, gelecek aylara ait giderler ve gelir tahakkukları hesap grubu, piyasa değeri. 2020, 75 sayfa Bilim Kodu: .....
Kurumsal yönetim ve ilgi grupları açısından TMS1 finansal tabloların sunuluşu standardının önemi
Büyük şirket skandallarının meydana gelmesi şirket yönetiminin ve yönetişim anlayışının yeniden sorgulanmasını ve bu konuda uluslar arası kuruluşların belirli ve ortak kullanılıp uyulabilecek kriterleri bulmalarını zorunlu kılmıştır. OECD'nin belirlemiş olduğu ilkeler bir çok ülke ve kurum tarafından benimsenip her kuruluş ve ülke kendi özel durumları doğrultusunda belirlenen bu ilkelerle yakınsama sağlamışlardır. Yatırımcılar, Halka açık anonim ortaklıkların kar getirilerine yatırım yapmak için Finansal tabloların güvenilir, gerçeğe uygun, anlaşılabilir ve yorumlanabilir olmasına büyük önem vermektedirler. Finansal tabloların bütün bu özellikleri taşıyabilmesi için Uluslar arası Muhasebe Standartları Kurulu (IASB) bütün dünyada geçerli olabilecek muhasebe standartlarını oluşturma ve ülkeler arası yakınsamayı sağlama ve ortak bir muhasebe dili yaratmada önemli adımlar atmıştır. Ülkemizde de TMSK kurulmuş ve UMS ve UFRS aynen tercüme edilerek Türkiye Finansal Raporlama Sistemi (TFRS) olarak yürürlüğe konulmuştur. Bu Çalışmada kurumsal yönetim ilkeleri ve TMS1 e göre finansal tabloların sunumu ve dipnotların açıklanması incelenmiş, finansal tablo kullanıcıları ve ilgi grupları açısından karar almalarında özellikle dipnotların önemli olduğu açıklanmıştır. TMS1'in finansal tablolarda yapmış olduğu değişiklikler İMKB da hisseleri işlem gören ve ülkemizin önde gelen işletmelerinden biri olan Arçelik Anonim Şirketinin finansal tablolarına nasıl yansıdığı ve ilgi grupları için ne anlam ifade ettiği incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yönetim, TMS1, TFRS1, TMSK
Türkiye finansal raporlama standartları'nın ilk uygulaması (TFRS 1) çerçevesinde finansal durum tablosunun düzenlenmesi: Çaykur Araklı Çay Fabrikası örneği
Finansal raporlama standartları, ülkeleri çeşitli faktörlerle etkileyebilmektedir. Avrupa Birliği, ülkelerin muhasebe standartlarına geçişini etkileyen önemli bir faktör olarak görülebilir. AB uyum sürecinin gerektirdiği standartlaştırma çalışmaları nedeniyle Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu'nun yayınladığı finansal raporlama standartlarına geçiş yapmak durumunda kalan ülkelerden biri de Türkiye'dir. Bu standartlaştırma sürecinde Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu'nun son yaptığı düzenlemelerle sermayesinin tamamı kamuya ait olan ÇAYKUR, 01.01.2016 tarihinden itibaren bağımsız denetime tabi olmuş ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları'na göre raporlama yapmayı seçmiştir. Bu çalışmada ÇAYKUR'un üretim birimlerinden biri olan Araklı Çay Fabrikası'nın finansal durum tabloları TFRS 1 Türkiye Finansal Raporlama Standartları'nın İlk Uygulaması Standardı kapsamında TMS/TFRS'ye uyarlanmış ve uyumlaştırma sürecinde kurumun ve çalışanların TMS/TFRS farkındalıkları oluşturulmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak; işletmenin önceki muhasebe ilkelerine göre düzenlediği finansal raporlarının gerçeği yansıtmayacak şekilde ve/veya hatalı sunulduğu, buna bağlı olarak da önemli çeviri farklarının oluştuğu, işletmenin geçiş sürecinde TMS/TFRS bilgi yeterliliği konusunda sorunlar yaşayacağı ve bu konuda ciddi eğitime ihtiyacı olduğu gibi bulgular elde edilmiştir. Ayrıca bu sorunların çözümünde üniversitelerin ve denetim firmalarının gerçekleştireceği yazılı kaynakların ve eğitim seminerlerinin uyumlaştırma sürecinde önemli katkılar sağlayacağı ve gerekli olduğu söylenebilir.
TMS\TFRS'nin hizmet işletmeleri muhasebe uygulamalarına etkisi
İşletmeler tarafından uluslararası düzeyde anlaşılabilir, karşılaştırılabilir ve şeffaf finansal bilgiye duyulan ihtiyaç; aynı standartların uygulanmasını zorunlu hale getirmektedir. Hizmet sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde ise Tek Düzen Muhasebe Sistemi ve Türkiye Muhasebe Standartları açısından önemli farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklıklardan birisi de hizmet sunan işletmelerde ki üretim maliyetlerinin hesaplanması ve muhasebeleştirilmesi noktasında ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma hizmet sektöründe faaliyet göstermekte olan konaklama işletmelerinde VUK ve TMS/TFRS standartları açısından farklılıkların ele alınması muhasebeleştirilmesi ve örnekleme yardımı ile öneride bulunması amacıyla hazırlanmıştır.