Aluminum

91 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Farklı yapay yaşlandırma sürelerinin 6XXX serisi alüminyum alaşımlarının mekanik özelliklerine etkisi

Makine Mühendisliği Anabilim Dalı Yüksek Lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, farklı magnezyum ve silisyum seviyelerine sahip alüminyumların farklı ısıl işlem periyotlarında dayanım özellikleri ve sertlik değişimleri gözlemlenmiştir. Farklı alaşımlara uygulanan mekanik testler sonucunda, 6082 alaşımının kullanımının, yüksek mukavemet istenen durumlarda 6060 ve 6063 alaşımına göre daha az maliyetli olduğu, ısıl işlem süresinden tasarruf sağlanarak enerji maliyetlerinin düşürüldüğü sonucuna varılmıştır. 12 saat ısıl işlem süresine sahip, 1070 saf alüminyum ve 6063, 6060 ve 6082 alaşımlarından, 16 HW ile en sert malzemenin 6082 alaşımı olduğu ve bazı 6082 alaşımlı numunelerin kırılmadığı tespit edilmiştir.

Alüminyum
Çağatay Kırsavaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Detection of heavy metals in parasitize domestic animals enviroment bio indicators

Echinococcosis is a parasitic disease caused by infection with tiny tapeworms of the genus Echinococcus. Heavy metals tend to bioaccumulate in living organisms, such as cow and sheep and their accumulation has been a major concern particularly in the tissues of these consumed domestic animals. Biological or Environmental monitoring of heavy metals is an interesting and important fast growing area that compose of utilizing a number of parasitic organisms as environmental bioindicators. The study aimed at assessing the possible undesirable effects of the excessive concentration of heavy metals in these consumed animals on the public health. In addition to clarifying the possible protective role of these parasites in protecting their hosts from serious danger through intake the heavy metals by these parasites rather than the tissues of their hosts particularly liver and lungs. A total of 116 liver and lung samples (89 of Liver and 27 of lungs) were collected from the slaughters of Erbil and Koya cities. A total of (84) parasites samples in two forms; Hydatid fluid (HF) and germinal layer (GL) were extracted and purified. Quantification of the heavy metals [Aluminum (Al), Arsenic (As), Cadmium (Cd), Mercury (Hg) and lead (Pb)] was carried out using inductively coupled plasma (ICP) technique. The results revealed different concentrations of heavy metals in different parasitized animals' organs (liver and lungs) with Echinococcus granulous parasite. As related with Arsenic (As) metal, it was detected in high concertation in parasitized bovine liver and sheep lungs tissues, which were almost two times higher in the parasite (HF) than the infected liver tissues and almost three times higher than healthy uninfected animals, P ≤ 0.05; and were one and half times higher in the parasite (GL) than healthy uninfected sheep animals, P ≤ 0.05. while the slightly higher significant accumulation of mercury (Hg) was detected in these parasitized animals (GL), P ≤ 0.05. Lead (Pb) was also detected in highly significant concentration in parasitized bovine lungs (Hydatid fluid) which was three times, and two times higher than the infected tissues and healthy uninfected control, P ≤ 0.05. While, very low concentrations of Aluminum (Al) and cadmium (Cd) in the parasite, in opposite to infected animal tissues and healthy uninfected animals, by recording highly significant levels, P ≤ 0.001. Whereas in a comparison between parasitized bovine and sheep's liver and lungs, Aluminum (Al) concentration was higher 7 times in parasitized sheep lungs compared with parasitized bovine lungs, P ≤ 0.05. While the same significant concentration was detected for both of cadmium (Cd) and Lead (Pb) in these animals. Mercury (Hg) was significantly higher in sheep liver than bovine liver, P ≤ 0.05. The same levels of Cadmium (Cd) were detected in both parasitized bovine's liver and lungs, P ≤ 0.001, and similar lead (Pb) level was detected in sheep's liver and lungs P ≤ 0.05. In conclusion, these significant results indicate the possibility of the role of Echinococcus parasite as environmental bioindicators and monitor of some heavy metals.

AluminumArsenicIntestinal diseases-parasitic+4
Mamoon Qader Saleh Saleh
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessEN

Investigation of possible protective effects of certain xenobiotics on aluminum toxicity in SH-SY5Y cell line

Aluminum, a neurotoxic metal, is widely present in our daily lives, exposing us extensively. Aluminum exposure is a potential Alzheimer's risk factor, with no cure yet. Researchers are actively seeking new treatments or repurposing existing drugs to fight this challenging condition. This thesis explores metformin, naltrexone, and dihydrolipoic acid's neuroprotective potential on an Alzheimer's disease model (differentiated SH-SY5Y cells exposed to chronic aluminum). It delves into their impact on GSK-3β and Wnt signaling pathways. Results reveal that chronic aluminum exposure triggers oxidative stress, elevates tau protein levels, increases GSK-3β activity, and diminishes Wnt signaling pathway activity. Encouragingly, the studied xenobiotics promise to mitigate these detrimental effects. They effectively reduce tau protein levels, modulate GSK-3β and Akt activity, and restore Wnt signaling pathway functionality. Additionally, these compounds significantly alleviate oxidative stress, highlighting their potential as neuroprotective agents against chronic aluminum exposure in AD. In conclusion, further clinical investigations are essential to establish optimal dosages and treatment strategies. Dihydrolipoic acid may be a dietary supplement, potentially slowing AD progression when added to patient diets. Lower-dose naltrexone shows promise in mitigating neuroinflammation in Alzheimer's, warranting exploration as a novel therapy. Considering Alzheimer's as a metabolic disorder akin to diabetes, metformin emerges as a potential treatment. These findings highlight the need for urgent clinical trials and translational research, offering the potential to reshape AD treatment and provide renewed hope for patients and families.

Alzheimer diseaseAluminumDihydrolipoic acid+6
Sonıa Sanajou
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı parenteral nütrisyon solüsyonlarının makro besin ögesi ve alüminyum içeriğinin belirlenmesi

Parenteral nütrisyon (PN) solüsyonlarının alüminyum (Al) kontaminasyonu 30 yılı aşkın zamandır bilinmektedir. Al'nin özellikle damar yoluyla alımı dokularda birikime yol açmaktadır. Ayrıca sinir sistemi, kas ve iskelet sistemi, solunum sistemi, kardiovasküler sistem, hepatobiliyer sistem, endokrin sistem ve üreme sistemi gibi sistemlere etki edebilmektedir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de kullanılan PN solüsyonlarının Al konsantrasyonlarının yanısıra makro besin ögesi ve enerji değerlerinin belirlenmesidir. Çalışmada 8 adet PN1, PN2, PN3, PN4, PN5, PN6, PN7 ve PN8 isimleriyle kodlanan üç odalı PN solüsyonu incelenmiştir. Alüminyum konsantrasyonu, yüksek performanslı sıvı kromatografisi (YPSK) yöntemi ile analiz edilmiştir. Solüsyonların protein miktarı Kjehldahl yöntemi, yağ miktarı Soxhelet yöntemi ve sulu ekstraksiyon yöntemi ile yapılmıştır. Ayrıca solüsyonlaın nem ve kül tayini yapılmıştır. Karbonhidrat kompozisyonu yüzde (%) olarak belirlenmiştir. Enerji değeri bomba kalorimetre ile ölçülmüştür. PN solüsyonlarındaki glukoz solüsyonlarının ortalama Al konsantrasyonu 16,36±8,31 µg/L, amino asit solüsyonlarının ortalama Al konsantrasyonu 4,96±3,73 µg/L, lipit solüsyonunun ortalama Al konsantrasyonu 9,09±11,23 µg/L bulunmuştur. PN5 glukoz solüsyonunun ve PN2 lipit solüsyonunun Al konsantrasyonu Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından limit olarak kabul edilen 25 µg/L'nin üzerinde tespit edilmiştir. Makro besin ögeleri incelendiğinde solüsyonların etiket bilgisi ile analizle belirlenen miktarlar arasında protein miktarları için PN1-7 solüsyonlarında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark yokken (p>0,05) PN8 solüsyonunda anlamlı derecede fark belirlenmiştir (p<0,05). Yağ miktarı için Soxhelet yöntemine göre PN1-8 solüsyonlarında istatiksel olarak anlamlı fark vardır (p<0,05). Yağ miktarı için sulu hekzan ekstraksiyonu yöntemine göre PN2 ve PN5-8 solüsyonlarında anlamlı fark varken PN1, PN3 ve PN4 solüsyonlarında anlamlı fark yoktur (p>0,05). Enerji değerleri PN1-8 solüsyonları için etiket bilgisiyle karşılaştırıldığında istatiksel açıdan anlamlı bir fark belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç olarak, literatürde üç odalı kullanıma hazır PN solüsyonlarının Al konsantrasyonlarının YPSK ile incelendiği çalışmaya rastlanmamıştır. İncelenen solüsyonlardan ikisinde FDA'nın limit olarak kabul ettiği değerden daha yüksek miktarda Al konsantrasyonu belirlenmiştir. Ayrıca PN solüsyonlarının makro besin ögeleri incelendiğinde enerji değerinin etiket bilgisine göre %30,04, yağ miktarının %50,98, protein miktarının %5,23 daha düşük olduğu bulunmuştur. Anahtar kelimeler: parenteral nütrisyon, alüminyum, alüminyum konsantrasyonu, besin ögesi

AlüminyumBesin kirlenmesiBesin ögeleri+3
Elif Öztürk
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Alüminyum basınçlı kaplarda sonlu elemanlar yöntemi ile yorulma analizi

Basınçlı kapların tasarımlarının, Basınçlı Kaplar Yönetmeliği'ne göre temel sağlık ve güvenlik gereklerini karşılaması gerekmektedir. Yönetmelikte basınçlı kapların piyasaya arz koşulları ve piyasa gözetimi ve denetim esasları belirlenmiş durumdadır. Bu çalışmada, çalışma şartları göz önünde bulundurularak azami 7 bar basınç altında, 50°C sıcaklığa çıkabilen 70 litre hacme sahip Çelik ve Alüminyum LPG tanklarına Sonlu Elemanlar Metodu (SEM) ile Yorulma Analizi yapılmıştır. Basınçlı kap hesaplarında, 400mm dış çapa sahip, toplam gövde uzunluğu 600mm olan, EN-AW-5083 (EN485-2:2007) malzeme referans alınarak, Torisferik bombe tipine sahip bir tank tasarlanmıştır. Statik analiz için, en kritik şartlar belirlenmiş ve her iki tank içinde uygulanmıştır. En kritik şartlar dahilinde, iki tankta aynı şartlar altında ve aynı yük tekrar sayısı esas alınarak yorulma durumu gözlemlenmiştir. Çalışma sonucunda, Alüminyum bir basınçlı kabın yorulmaya karşı gösterdiği direnç ve Çelik esaslı malzemeden üretilmekte olan basınçlı kapların karşılaştırılması yapılmış, her iki tank için aynı şartlarda analizleri yapılarak, analiz sonuçları karşılaştırılmıştır.

AlüminyumBasınçlı kapLPG+4
Burka Kürüm
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kalsine dolomit redüksiyonunda geri dönüşüm ürünü alüminyum kullanımının etkisi

Magnezyum metal üretimi için bugüne kadar birçok yöntem geliştirilmekle birlikte günümüzün hakim teknolojisi, vakumda metalotermik yöntem ile üretimdir. Redükleyici olarak ferrosilisyumun kullanıldığı bu yötem halen tekno-ekonomik olarak geliştirilmeye açıktır. Bu çalışmada redükleyici maddeye alternatif olarak alüminyum seçilmiştir. Alüminyum tüketiminin de hızla artması, üretim artıklarının da (cüruf) çoğalmasına yol açmaktadır. Alüminyum cüruflarının değerlendirilmesi konusu da günümüzün enerji verimliliği ve çevrenin korunması açısından çok öenm kazanmıştır. Alüminyum cüruflarının zenginleştirilmesi ile elde edilen metalik alüminyumca zengin (%53,50 Al) bu malzemeler redükleyici olarak kullanılarak kalsine dolomitten (%38,97 MgO) magnezyum üretimine etki eden parametreler araştırılmıştır. Termodinamik incelemeler ve stokiometrik hesaplamalar sonrası belirlenmiş karışımlar 1200 - 1300˚C'da 1-6 saat aralığındaki redüksiyon sürelerinde redüklenmiş, redüksiyon ürünü kalıntıdaki magnezyum içeriği ölçülmüş ve bu değerler kullanılarak magnezyum redüksiyon verimleri hesaplanmıştır. Cüruftan üretilmiş metalik alüminyum değeri %53,50 olan zenginleştirilmiş ürün, kalsine dolomit redüksiyon stokiometrisine uygun olarak redükleyici madde olarak kullanılmış, sıcaklık ve süre gibi parametreler optimize edilmiştir. %100 stokiometri Al ilavesi 1300˚C, 6 saat süreyle 1 mbar vakum ortamında gerçekleştirilen redüksiyon işlemiyle redüksiyon sonrası kalıntıda magnezyum içeriği %9,93'e kadar azalmıştır. Bu şartlarda magnezyum redüksiyon verimi %63,22 olarak gerçekleşmiştir. Stokiometrik alüminyum ilave miktarının %150 olarak kullanıldığı 1300˚C'de 6 saat süreyle yapılan deneyde kalıntıdaki Mg içeriği %5,31'e azalmış redüksiyon verimi ise %80,81 olarak hesaplanmıştır. Benzer şartlarda CaF2 ilavesi ile 240 dakika süre ile yapılan deneyler sonucunda ise redüksiyon verimi %90,87 ye kadar artırılabilmiştir. Bu durum alüminyum endüstri atığı cüruftan elde edile metalik alüminyumca zengin ürünün yüksek verimle magnezyum üretiminde kullanılabileceğini göstermiştir.

AlüminyumDolomitGeri dönüşüm+2
Umut Ali Satılmış
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Aşılarda kullanılan koruyucu ve adjuvan maddelerin olası toksik etkilerinin değerlendirilmesi

Dünya Sağlık Örgütü aşıları "immün sistemimizin virüs ve bakteri gibi patojenleri tanıyıp onlarla savaşmasını sağlayan ve bunların oluşturduğu hastalıklara karşı vücudumuzu koruyan farmasötik ürünler" olarak tanımlamaktadır. Aşılarla her yıl milyonlarca hayat kurtulmaktadır. Ancak, aşı bileşenlerinin güvenliliği ile ilgili tartışmalar devam etmekte ve bu tartışmalar "aşı reddi" veya aşı kararsızlığına yol açmaktadır. Özellikle aşılarda adjuvan olarak kullanılan alüminyum bileşikleri ve koruyucu olarak kullanılan tiyomersalin güvenliliği ile ilgili ciddi endişeler vardır. Bu tezde, tiyomersalin ve alüminyumun olası toksik etkilerinin ayrı ayrı uygulanarak ve birarada uygulanarak SH-SY5Y hücre hattında kontrol grubu ile karşılaştırılarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Tiyomersal ve alüminyumun sitotoksik etkileri değerlendirilmiş; inhibitör konsantrasyon 20 (IC20) tiyomersal için 1,15 µM, alüminyum için ise 362 µM olarak belirlenmiştir. Sonrasında tiyomersal ve alüminyum hücrelere ayrı ayrı ve birarada hücrelere IC20 dozunda 24 saat boyunca uygulanmıştır. IC20 konsantrasyonu 24 saat boyunca uygulanan hücrelerde oksidatif stres parametreleri, DNA hasarı, NRF2 protein düzeyleri, nörotransmitter düzeyleri (dopamin, norepinefrin) ve dopamin taşıyıcı protein (DAT) düzeyleri ölçülmüştür. Alüminyum ve alüminyum+tiyomersal uygulanan hücrelerde hücre içi reaktif oksijen türleri (ROS)'un düzeyleri anlamlı derecede artmıştır. Alüminyum uygulanan grupta total GSH düzeyleri azalmıştır. Alüminyum uygulanan ve alüminyum+tiyomersal uygulanan gruplarda total antioksidan kapasite (TAOC) ve protein oksidasyon düzeyleri önemli derecede yükselmiştir. Alüminyum ve alüminyum+tiyomersal uygulanan gruplarda lipit peroksidasyonu istatistiksel önemli bir şekilde artmıştır. Tüm uygulama gruplarında NRF2 düzeyleri ve DNA hasarı anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Dopamin düzeyleri, tiyomersal ve alüminyum+tiyomersal uygulanan hücrelerde önemli derecede artarken, DAT düzeyleri tüm deney gruplarında kontrole göre yüksek bulunmuştur. Norepinefrin düzeyleri deney gruplarında anlamlı derecede değişmemiştir. Bu bulgular hem tiyomersalin hem de alüminyumun nöroblastoma hücrelerinde oksidan/antioksidan statüyü değiştirebildiğini ve DNA hasarına yol açabildiğini göstermektedir. Ayrıca, tiyomersal ve/veya alüminyum nöroblastoma hücrelerinde dopamin ve DAT üzerinde önemli derecede modifiye edici etkiye sahiptir. Genel bir değerlendirme yapıldığında ise alüminyum+tiyomersal uygulanan hücrelerde görülen değişikliklerin daha belirgin olduğu ifade edilebilir. İnfluenza aşıları dahil bazı aşılarda her iki bileşiğin bulunması nadiren de olsa söz konusu olmaktadır. Bu nedenle, özellikle bebekler ve çocuklar gibi hassas popülasyonların aşılanmasında dikkatli olunmalı ve gerek tiyomersal gerekse alüminyum bileşikleri yerine daha güvenli alternatifler geliştirilmelidir.

AlüminyumAşılamaAşılar+5
Mehmet Evren Öztürk
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Astrosit hücrelerinde alüminyuma bağlı oluşturulan hasar üzerinde kurkumin ve piperinin etkisinin araştırılması

Tez çalışması kapsamında, alüminyum ile reaktif hale getirilen primer kortikal astrosit hücreleri üzerinde kurkumin ile piperinin terapötik ve protektif etkileri ve kurkumin ile piperinin birlikte kullanımı (sinerjik etki) ile kurkuminin biyoyararlanımının değişimi ve piperinin biyogüçlendirici karakteri tartışılmıştır. Astrosit hücreleri primer olarak sıçan yavrularından elde edilmiş ve in vitro model bu hücreler ile oluşturulmuştur. Elde edilen primer hücreleri üzerinde terapötik etkinin belirlenebilmesi için; alüminyum uygulamasını takiben, kurkumin, piperin ve sinerjik etki konsantrasyonları uygulanmıştır. Protektif etkinin belirlenebilmesi için ise; kurkumin, piperin ve sinerjik etki konsantrasyonlarının hücrelere uygulanmasını takiben 24. saatte alüminyum uygulaması gerçekleştirilmiştir. Kurulan deney grupları üzerinde, 3-(4,5-dimethylthiazol-2-yl)-2,5-diphenyl tetrazolium bromide analizi ile hücre canlılığı, Akridin turuncusu/ Propidium iyodür ikili boyama yöntemi ile apoptotik ve nekrotik süreçler incelenmiştir. Apoptosiz ayrıca TUNEL boyama yöntemi ile incelenmiştir. Protektif etki deney gruplarında elde edilen süpernantlarda sitokin analizleri ile alüminyumun, kurkuminin, piperinin ve kurkumin ile piperinin sinerjik etkilerinin astrosit hücrelerinden salgılanan İnterlökin 6 ve Transforme Edici Büyüme Faktörü- beta 1 sitokin seviyelerini ne yönde değiştirdiği araştırılmıştır. Sonuç olarak elde edilen veriler, kurkumin ve piperinin astrosit hücrelerinde alüminyuma bağlı olarak gelişen hasar üzerinde hücre canlılık yüzdelerinin hem protektif hem de terapötik etki gruplarında kontrole göre daha çok olduğunu göstermiştir. Aynı zamanda kurkumin ile piperinin birlikte kullanımının, kurkuminin biyoyararlanımını, yüksek hücre canlılığı, apoptotik ve nekrotik hücre sayısında azalma ve sitokin miktarlarında azalmaya neden olarak, destekler nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar piperinin kurkumin üzerinde biyogüçlendirici etkisinin astrosit hücrelerinde de var olduğunu göstermiştir. Bu sonuçlardan yola çıkarak astrosit hücrelerinde alüminyuma bağlı olarak gelişen hasarın moleküler düzeyde de kurkumin ile piperinin sinerjik etkileşimleri doğrultusunda hangi yolakları nasıl değiştirdiği daha ileri çalışmalar ile ortaya konması bu alanda yapılacak diğer çalışmalara ışık tutacaktır.

AlüminyumAstrositomKurkumin+2
Şebnem Erfen
Hacettepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Development of preconcentration techniques for chemical analysis

In the first chapter of thesis, the effect of nickel salt type used for the preparation of Ni/NixB adsorbent on the arsenic preconcentration was investigated. The nanosorbents were synthesized by reacting NaBH4 with nickel salts. Arsenic sorption efficiencies and capacities of the synthesized nanoparticles were measured in batch studies. Optimization studies were carried out. Langmuir, Freundlich, and Dubinin-Radushkevich (DR) isotherm models were tested and it was found that the sorption was fitted both Langmuir and Freundlich isotherms. The sorption capacity which was obtained from Langmuir isotherms was very high according to literature and was found to be 2.5 g As(III)/g sorbent. DR isotherms showed that sorption is physical and favourable. Hydride generation atomic absorption spectrometer (HGAAS) was used for the determination of arsenic. Nickel interferences which occurred due to the dissolution of the sorbent were eliminated by using a mixture of KI and citric acid. The limit of detection for arsenic determination was comparable with that obtained by other established methods. The developed method was applied to the preconcentration of arsenic in various water samples prior to determination of total arsenic by using HGAAS with satisfactory results. In chapter two, a preconcentration technique by using Ni/NixB sorbent was developed for trace aluminum determination prior to the fluorimetric determination. The sorbent was synthesized by reducing sulfate salts of nickel with NaBH4 in inert atmosphere. Characterization studies were executed by the aid of SEM-EDX, chemical analysis, TGA, XPS and, point of zero charge measurement. It was found that the obtained particles were spherical. Optimization studies were realized. Sorption efficiencies for Al(III) at studied initial pH values between 3-10 were found quantitative. Adsorption rate was quite high and in five minutes sorption efficiencies reached 98.9%. The recovery of Al(III) was found quantitative (˃95%) for sample volumes up to 250 mL. The sorption capacity was found to be 0.394 g Al(III)/g sorbent in batch studies. The sorption capacity obtained from batch studies was compatible with that obtained by isotherm studies. The proposed method was applied to the preconcentration of Al(III) in haemodialysis solutions and various real water samples with satisfactory recoveries.

AluminumArsenicFluorometry+1
Yasemin İşlek Coşkun
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Design improvement for a front suspension bracket in a heavy commercial vehicle producible with aluminum casting

In this study, the suspension bracket of a heavy commercial vehicle is designed by using aluminum casting. Suspension brackets of heavy commercial vehicles are traditionally produced by cast iron. By converting material from cast iron to aluminum casting, high amount of weight reduction target is achieved. Thus increase in commercial vehicle's payload and decrease in fuel consumption goals are reached. Firstly, current situation is revealed in the study. For this purpose, cast iron front suspension bracket's design and feasibility informations are examined. According to these informations, it is decided that low pressure die casting is the most feasible aluminium casting method for the suspension bracket. After the casting method is specified, design of the bracket is improved. Tooling angles of the part are increased to be easily removed from steel dies. Surfaces, which are used to connect suspension parts, are extended to provide steel core movement between the dies. Depletions on the inclined area are filled to seperate lower and upper die smoothly. Remaining depletions' areas are minimized. Ribs, which carry most of the suspension loads, are thickened. With these design changes, part is made producible with low pressure die casting. After design phase is completed, static, dynamic and fatigue analyses are applied. Beside these, physical tests are done which simulate potential assembly problems of the part with surrounding systems. As a result of the study, design of the suspension bracket is improved as appropriate to low pressure die casting method and weight reduction target is achieved by decreasing weight from 27 to 12 kilograms. Total vehicle weight will be reduced 30 kilograms and more payload & less fuel consumption targets will be reached.

AluminumHeavy vehiclesCasting alloys+2
Mert Emre Kalaoğlu
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Alüminyum dış panel saclarda geri yaylanma davranışı tahmininin sonlu elemanlar metodu ile geliştirilmesi

Bu tez çalışmasında; otomotiv sektöründe alüminyum dış panel sacların şekillendirilmesinde en çok karşılaşılan problemlerden biri olan geri yaylanma ele alınmıştır. Geri yaylanma davranışının üretim hattı öncesinde belirlenmesi için sonlu elemanlar metodu kullanılmıştır. Simülasyonda kullanılan parametrelerin belirlenmesi için mekanik testler yapılmıştır. Bu testlerden elde edilen veriler ile farklı malzeme ve sürtünme modelleri kullanılarak geri yaylanma davranışı tahmininin iyileştirilmesi hedeflenmiştir. Alüminyum dış panel saclarda geri yaylanma davranışını incelemek için tavan sacı parçası ve AA6016 malzeme seçilmiştir. AA6016 malzemesi için Swift/ Hockett Sherby-Barlat89, Swift/ Hockett Sherby - BBC 2005 ve Yoshida Uemori – BBC 2005 modellerinin parametreleri testsel verilerle (pekleşme eğrisi, akma yüzeyi ve şekillendirme sınır eğrisi parametreleri) elde edilmiştir. Alüminyum dış panel için geri yaylanma davranışının tahmininde sürtünme modelinin doğru seçilmesinin çok önemli olduğu görülmüştür. Simülasyon çalışmalarında kullanılan farklı sürtünme (sabit sürtünme katsayısı, Autoform Triboform sürtünme modeli, basınca bağlı sürtünme modeli ve karma sürtünme modeli) modelleriyle geri yaylanma davranışları incelenmiştir. Yapılan çalışmaların sonucunda Yoshida Uemori - BBC 2005 malzeme modeliyle birlikte kullanılan dişi ve erkek kalıp yüzeyinde Autoform Triboform, dişi ve pot kalıp yüzeylerinde basınca bağlı sabit sürtünme katsayısı kullanıldığında geri yaylanma tahmininde en iyi sonuçları verdiği görülmüştür.

AlüminyumGeri yaylanmaKinematik+1
Burhan Güven
Pamukkale University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mekanik alaşımlama ve mikrodalga sinterleme yöntemleri ile B4C takviyeli Al-Fe esaslı kompozitlerin üretimi ve karakterizasyonu

Günümüzde, alüminyum alaşım ve kompozitleri, düşük yoğunluk, yüksek korozyon direnci, sertleştirilebilirliği, elde edilebilirlik ve üretilebilirlik gibi özellikleri ile havacılık, uzay ve otomabil gibi önemli uygulama alanlarında yaygın olarak kullanılmaktadırlar. Bu tez çalışmasında, farklı oranda (ağ.% 0, 5 ve 10) B4C takviye edilmiş Al-ağ.%3 ve %10 Fe kompozitleri, mekanik alaşımlama, tek eksenli presleme (600 MPa) ve mikrodalga sinterleme (600 ºC'de 1 saat süre) yöntemleri kullanılarak üretilmiştir. Belirtilen kompozisyonlar üzerinde farklı sürelerde yapılan mekanik alaşımlamanın etkisi incelenmiştir. Farklı karakterizasyon teknikleriyle üretilen kompozitlerin mikroyapıları ve mekanik özellikleri ortaya çkartılmıştır. XRD sonuçları, artan Fe oranı ve mekanik alaşımlama süresi ile sinter sonrası kompozit bünyelerde Al13Fe4 intermetalik fazının bulunduğunu göstermiştir. Artan B4C oranı ile yoğunluk değerleri düşerken, sertlik değerli artığı görülmüştür. En yüksek göreceli yoğunluk, ̴% 97 değeri ile ağ.% 10 Fe içeren Al kompozit numune vermiştir. En yüksek sertlik değeri, ̴ 243 HV değeri ile 15 sa mekanik alaşımlama sonrası sinterlenen ağ.% 10 Fe ve B4C takviyeli Al esaslı kompozit numune üzerinden elde edilmiştir.

AlüminyumBor karbürMekanik alaşımlama+3
Kahraman Bekir İndi
Osmaniye Korkut Ata University
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Bor karbür-alüminyum kompozitlerinin üretimi ve karakterizasyonu

ÖZET Doktora Tezi BOR KARBÜR-ALÜMİNYUM KOMPOZİTLERİNİN ÜRETİMİ VE KARAKTERİZASYONU GÜRSOYARSLAN Anadolu Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Seramik Mühendisliği Anabilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Ferhat KARA 2001 Bu tezde, üretim maliyeti düşük ve seri üretime uygun olan sızdırma yöntemi ile hafif, yoğun ve tok B4C-AI kompozitlerinin üretimi ve karakterizasyonu incelenmiştir. B4C-AI kompozitlerinin Ar atmosferi altında ve 985°-1370°C sıcaklık aralığında reaktif ıslatma ile üretilebileceği görülmüştür. Üretilen kompozitlerde oluşan fazlar ve miktarları kantitatif x-ışınları analizi ile sistematik olarak tespit edilmiştir. B4C ile Al arasındaki tepkime hızının sızdırma koşullarının, B4C tozlarının tane boyutunun ve yüzey kimyasının değiştirilerek kontrol edilebileceği görülmüştür. Bor karbürün alüminyum ile reaksiyonu sonucu, sırası ile, A13BC ve* A1B2 fazlan oluşmakta ve AI3BC fazı alüminyumun bor karbürü ıslatmasına yol açmaktadır. Üretilen kompozitlerin mekanik özellikleri süreç koşullarına bağlı olarak değişmekte ve kontrol edilebilmektedir. Kompozitlerin tokluğunun artan serbest alüminyum miktarı ve ligament boyutu ile arttığı görülmüştür. Yapılan balistik deneyler, üretilen B4C-AI kompozitlerinin çoklu çarpmalara dayanıklı zırh malzemesi olarak kullanım potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: Sızdırma, Islatma, Zırh

AlüminyumBor karbürIslatma+3
Gürsoy Arslan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Alüminyum sac parçaların derin çekme proses optimizasyonu

Şekillenebilirliği ölçmenin yollarından biri, parçaların derin çekilebilirlik özelliklerini bulmaktır. Sac metal şekillendirilme yöntemleri içerisinde derin çekme önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada, derin çekme proses parametrelerinden, kalıp yarıçapı, zımba yarıçapı ve baskı kuvvetinin AA 6061 sacının derin çekme işlemi üzerindeki etkisi incelenmiştir. Proses parametrelerinin etkisini belirlemek için sonlu elemanlar yöntemi ve Taguchi analizi birlikte kullanılmıştır. Simülasyonlar, Autoform yazılımı kullanılarak ortogonal diziye göre gerçekleştirilmiştir. Derin çekilmiş kapların tahmin edilen deformasyonuna ve varyans testinin (Anova) analizine dayanarak, alüminyum malzemenin şekillendirilebilirliği üzerinde en büyük etkiye sahip olan parametre belirilenmiştir. Prosese en çok etkisi olan parametre %34,43 ile baskı kuvvetidir. Zımba yarıçapı ve kalıp yarıçapının da sırasıyla %31,21, %27,67 etkisi olduğu gözlemlenmiştir.

AlüminyumDerin çekmeParametre optimizasyonu+2
Ezgi Kap
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Zamak-5 alaşımının gaz atomizasyonu yöntemi ile üretimi ve karakterizasyonu

Bu çalışmada zamak-5 adı verilen çinko alüminyum magnezyum ve bakır ana bileşenlerini içeren alaşım kullanılmıştır. Gaz atomizasyonu yöntemi ile zamak-5 alaşımının üretilebilirliği, tozların üretimi sonrası toz karakteristiklerinin incelenmesi, oluşan tozların kalıp içerisine konarak preslenmesi ve sinterleme işlemleri uygulanarak ürün üretimi gerçekleştirilmiştir. Ergiyik hale getirilen alaşım gaz atomizasyonu ünitesinde 14 ve 16 bar şeklinde iki farklı basınç kullanılarak toz haline getirilmiştir. Toz üretimlerinde en iyi verim 16 bar gaz basıncı ile yapılan üretimde %80,41 olarak tespit edilmiştir. Toz boyut ölçümlerinde 14 bar basınçta ortalama toz boyutu 62,1 μm, 16 bar basınç ile yapılan üretimde ortalama toz boyutu 73,2μm olarak ölçülmüştür. Tozların SEM görüntüleri incelenmiş burada tozlarda küresel yapı ağırlıkta olmak üzere çubuksu ve pulsu yapılara da rastlanmıştır. Tozlar kalıplanarak 80 tonluk preste 300, 350 ve 400 MPa basınçta sıkıştırılmıştır. Presleme ile elde edilen numuneler 3, 6 ve 9 saat olmak üzere 250, 300 ve 350 °C'de sinterleme işlemine tabi tutulmuştur. Numunelerin SEM görüntüleri incelenmiş, sertlik ve basma deneyleri yapılmıştır. Bu deneyler sonucunda 400 MPa ile sıkıştırılıp 350 °C'de 9 saat sinterlenen numunenin sertlik değeri 68,9 HB, akma dayanım değeri 105 MPa olarak tespit edilmiştir.

AlaşımlarAlüminyumGaz atomizasyonu+2
Osman Selim Kibar
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Development of antiperspirant formulation based on double emulsion

In this study, lavender oil is used to give pleasent odor and aluminum chlorohydrate is used due to its effect on decreasing the perspiration. Two actives were formulated with suitable emulsifiers to obtain a stable multiple emulsion. Suitable emulsifiers were chosen due to their HLB value according to manuscript and literature. Aluminum salts are the main topical agents for hyperhidrosis which have antiperspirant activity that decreases perspiration. When these salts are used in cosmetics formulations, duration of effect is often limited to 48 hours. By microencapsulating antiperspirant salts the insulation from the surroundings, and controlled released could be achieved, so securing a long shelf life. In order to overcome these problems both were used in small amounts, in a formulation of a double emulsion. So that, both were chosen to be used in small amount by the technique of double emulsion. The cosmetic products generally contain 10% of aluminum chlorohydrate on the market. The objective of this study was to investigate and to obtain the optimum antiperspirant ratio for formulation of stable double emulsion. In this project the ratio of aluminum chlorohydrate was determined as 1% in double emulsion formulation. For this purposes, optimum conditions were determined according to experimental results of particle size, stability and migration studies. Finally, the most stable double emulsion (F4) resulted poly dispersity index of 0.238 at the end of the 13th day and with an average globule size of 3.9 µm and 1%, which is 10 times lower dosage, containing aluminum chlorohydrate was formulated to be used as antiperspirant cream/roll on. The second aim is that the aluminum chlorohydrate formulated in the inner phase of the double emulsion stays there or is slowly released for the final product to show desired antiperspirant properties. For this purposes, migration over time was detected. As a result, it was clearly observed that incorparation of viscosity enhancer was delayed the migration. Due to the increased amount of viscosity enhancer, the migration rate was slowed down, improving the stability. Keywords: Aluminum salts, lavender oil, multiple emulsion, double emulsion, microencapsulation

AluminumEmulsionsCosmetics+4
Didem Ayşe Alabaz
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Alüminyum 6063 alaşımının çift bileşenli yapıştırıcı ile birleştirilmesinde birleştirme parametrelerinin mekanik davranışlara etkisinin deneysel ve sayısal olarak araştırılması

Yapıştırıcılar 80 yıla yakın süredir bilim insanlarının hep ilgisini çekmiş ve üzerinde araştırmalar yapılmıştır. Yapıştırıcılar hem hafif hem de yan materyallere ihtiyaç duyulmadan bağlantı sağlayan ve bu avantajlarından dolayı da birçok makine endüstrisinde kullanılan birleştirme elemanlarıdır. Özel bir yönteme ihtiyaç duymadan el ile tatbik edilerek yapıştırıcı sürüldükten sonra ayrılmayacak şekilde kuvvet uygulanarak birleştirme işlemi gerçekleşir. Yapıştırıcıların kolay bulunması hızlı birleştirme sağlanması nedeniyle diğer yöntemlere göre çok daha cazip olmaktadır. Bu çalışmada; farklı pürüzlü yüzeylere sahip Alüminyum lamalar yapıştırılmıştır. Yapıştırılan lamalar 3 farklı pürüzlülük parametresinde çift komponentli yapıştırıcı ile yapıştırılarak yüzey pürüzlüğünün ve yapıştırıcı kalınlığının sağlamlığı araştırılmıştır. Alüminyum lamalar çekme yükü altında deneysel olarak test edilmiştir. Sayısal çözümde sonlu elamanlar metodu kullanılmıştır ve sonuçlar yorumlanmıştır.

AlüminyumEpoksiMekanik davranış+2
Ali Uslu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Alodin kaplanmış Al-5083 zırh alaşımının mekanik ve düşük hızlı darbe özelliğinin incelenmesi

Askeri alandaki birçok araç ve ekipman zor şartlar altında faaliyet göstermektedir ve bu şartlar altında maksimum verimlilik sağlanmak amacıyla birçok AR-GE çalışması yapılmaktadır. Günümüzde halen geliştirilmekte olan yüzey kaplama işlemleri bunlardan birisidir. Araçların veya ekipmanların tuzlu su, nem, kar, sıcak, soğuk, kum ve arazi şartlarına uygun olması gerekmektedir. Bundan dolayı savunma sanayinde hizmet veren firmaların birçoğu ürünlerinde boya öncesinde veya nihai ürün aşamasında yüzey kaplama işlemleri uygular. Bu alanda genel olarak; alodin kaplama, eloksal kaplama veya çinko-nikel kaplama tercih edilir. Kullanılan malzemenin cinsine göre ve parçanın çalışacağı ortam koşulları göz önünde bulundurularak tasarım tarafından uygun bulunan kaplama prosesi parça üzerine uygulanır. Bu çalışmada, deney parçası olarak altı adet alüminyum 5083 H321 malzeme kullanıldı. Kaplama esnasında tüm proses, sıcaklık ve pH gibi değerler sabit tutuldu ve sadece alodin tankında bekleme süreleri değiştirildi. Sonrasında boyama işlemi yapıldı ve deney parçaları teste alındı. Test esnasında farklı sürelerde alodin tankında bekleyen parçalarda ilk göze çarpan renk tonları olurken bunun yanı sıra elektrik iletkenlikleri, boya yapışma kabiliyetleri, yüzey pürüzlülüğü, malzeme üzerindeki kaplama kalınları, SEM EDS analizi ve işlemleri ve nihai olarak düşük hızlı düşürme testi yapılarak balistik sonuçlara etkisi analiz edildi. Elektrik iletkenlikleri arasında benzer değerler bulunurken boya yapışma kabiliyetinde en iyi sonucu 45sn olan parça verdi. Kaplamadaki bekletilme süresi arttıkça yüzey pürüzlülüğünde de artışlar gözlemlendi. Bekletilme süresinin malzeme kalınlığında herhangi bir değişikliğe sebep olmadığı anlaşılırken M6 ve M10 dişlerde 0sn, 15sn, 45sn, 90sn sürelerde dişlerin gayet iyi çalıştığı fakat 240sn ve 600sn sürelerinde dişlerin çalışmasında negatif yönde bir etki yarattığı gözlemlenmiştir. Kaplama sürelerinin balistik incelemelere etkisinin olduğu görüldü.

Alodin kaplamaAlüminyumAlüminyum alaşımları+6
Hasan Büyükkoç
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Alüminyum ile meme hasarı oluşturulmuş ratlarda aloe vera'nın P-glikoprotein düzeyi üzerine etkisinin araştırılması

Alüminyum düşük konsantrasyonlarda bile toksik etki gösterebilen bir ağır metaldir. İlaç, aşı adjuvanı, kozmetik ürün, içme suyu ve gıda katkı maddesi olarak kullanımından kaynaklanan alüminyum maruziyeti söz konusu olabilmektedir. Çalışmanın amacı alüminyum ile meme hasarı oluşturulan ratlarda Aloe vera'nın kemoterapide ilaç tedavisine yanıt almayla ilişkili olan P- glikoprotein (P-gp) düzeyinin belirlenmesi ve muhtemel koruyucu etkilerinin ortaya konulmasıdır. Çalışmada 44 adet Spraque-Dawley ırkı dişi rat kullanıldı. Ratlar Kontrol, Alüminyum (100 mg/kg), Aloe vera (2 ml/kg), Alüminyum+Aloe vera grubu olarak 4 gruba ayrıldı. Deney protokolü toplam 8 hafta boyunca devam ettirildi. Çalışma sonunda alınan meme doku örneklerinde biyokimyasal olarak malondialdehit (MDA) ve indirgenmiş glutatyon (GSH) düzeyleri ile süperoksit dismutaz (SOD) aktivitesi ölçüldü. Ayrıca Western blot tekniğiyle P-gp düzeyleri belirlendi. Klasik histopatolojiye ilaveten dokuda siklooksijenaz-2 (COX-2) immunoreaktivitesi belirlendi. Alüminyum uygulamasının meme dokusu MDA düzeyini artırdığı, buna karşın GSH düzeyi ile SOD aktivitesini azalttığı; P-gp düzeyini artırdığı tespit edildi. Ayrıca birçok histopatolojik değişikliklere yol açtığı ve yaygın COX-2 immunoreaktivitesinin varlığı belirlendi. Alüminyum ile birlikte Aloe vera verilen grupta ise, oksidatif stres parametrelerinin iyileştiği, P-gp düzeyi ile COX-2 immunoreaktivitesinin azaldığı ve histopatolojik değişikliklerin hafiflediği görüldü. Sonuç olarak, Aloe vera'nın alüminyumun yol açtığı meme hasarına karşı kullanımının olumlu etkilerinin olduğu kanaatine varılmıştır.

Aloe veraAlüminyumGlikoproteinler+3
Ülkü Yerebasan
Fırat University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ratlarda alüminyum klorid ile oluşturulan testiküler hasara karşı L-argininin koruyucu etkileri

Alüminyum (Al) günlük hayatta kullanılan pek çok üründe ve doğada bulunduğu için sıklıkla maruz kalınan toksik bir metaldir. L-arginin yarı esansiyel aminoasitlerden biridir, vücutta pek çok biyokimyasal yolakta yer alır ve antioksidan özellikleri vardir. Bu çalışmada, L-argininin alüminyumun klorid (AlCl3)'in neden olduğu testis toksisitesi üzerindeki olası koruyucu etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışmada denek olarak 28 adet 8 haftalık Wistar Albino cinsi erkek rat kullanıldı. Deney başlangıcında ratların ağırlıkları ölçülerek rastgele 4 gruba ayrıldı (n=7): Kontrol, Al, Al+L-arginin, L-arginin. Kontrol grubundaki ratlara deney süresi boyunca herhangi uygulama yapılmadı. Al grubundaki ratlara 20 mg/kg/gün AlCl3, Al+L-arginin grubundaki ratlara 20 mg/kg/gün AlCl3 ve 50 mg/kg/gün L-Arginin, L-arginin grubundaki ratlara 50 mg/kg/gün L-Arginin uygulandı. AlCl3 ve L-arginin serum fizyolojik içinde çözdürüldü ve uygulamalar intraperitoneal (i.p.) olarak 4 hafta boyunca yapıldı. Deney sonunda tüm ratlar dekapite edildi. Testosteron seviyelerine bakmak için kan örnekleri alındı. Spermiogram testi yapmak için epididimis dokuları, histopatolojik değerlendirmeler için testis dokuları alındı. Testis dokusu rutin takip serilerinden geçirildi ve parafin bloklara gömüldü. Bloklardan alınan kesitlerin bir kısmı histokimyasal yöntemlerle, bir kısmı TUNEL metoduyla boyanırken bir kısmıyla da 4-Hidroksinonenal (4-HNE) ve 8-Hidroksi-2'-Deoksiguanozin (8-OHdG) immünreaktivitesi değerlendirildi. Al uygulamasının ratların vücut ağırlık değişim yüzdesi ve testosteron konsantrasyonunu anlamlı derecede azalttığı, buna karşın Al ile birlikte L-arginin uygulanan grupta bu değerlerde iyileşme olduğu belirlendi. Al'nin sperm motilitesi ve konsantrasyonunu azalttığı, ayrıca anormal sperm oranını arttırdığı belirlendi. Buna karşın Al ile birlikte uygulanan L-argininin başta sperm motilitesi olmak üzere her üç parametre üzerine olumlu etkiler yaptığı tespit edildi. Işık mikroskobik incelemede, kontrol grubunun testis dokularının doğal gürünümde oldukları belirlendi. Al grubunun testis dokularında, germinal epitelde vakuoller ve yer yer atrofik tübüller, seminifer tübül lümenine atılmış immatür hücreler, interstisyel alanda ödem konjesyon ve Leydig hücrelerinde fokal hiperplazilere rastlandı. Al+L-arginin grubunda bu bulguların önemli ölçüde azaldığı belirlendi. L-arginin grubunun kesitleri de kontrol grubu gibi doğal görünümde izlendi. Al grubunun apoptotik indeksi, 4-HNE ve 8-OHdG immün reaktivitesi anlamlı derecede tüm gruplardan yüksek bulundu ve bu bulgular üzerine L-argininin müsbet etkileri olduğu tespit edildi. Sonuç olarak yapılan bu çalışmada Al'nin oksidatif stresi arttırarak erkek üreme sistemine hasar verdiği, Al maruziyetine karşı koruyucu amaçla kullanılan L-argininin antioksidan özelliği sayesinde, Al'nin oluşturduğu olumsuz etkileri önemli ölçüde azalttığı tespit edildi. Anahtar Kelimeler: Alüminyum, L-arginin, TUNEL, 8-OHdG, 4-HNE, Histokimya, Testis

4-hidroksinonenal8-hidroksi deoksiguanozinAlüminyum+7
Sena Özcan Yıldırım
Fırat University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Elektrikli araç batarya taşıyıcılarında kullanılan farklı kaynak türlerinin karşılaştırılması

Son yıllarda taşıt kaynaklı emisyon değerlerinin azaltılmasına yönelik uygulamalar elektrikli araçlara yönelimi arttırmış, bu da mevcut ağırlık azaltma çalışmalarını daha da hızlandırmıştır. Bu durum özellikle elektrikli araç batarya taşıyıcılarında alüminyum alaşımlarının kullanımını getirmiştir. Çözülmesi gereken problemlerin başında alüminyumun en uygun bir biçimde kaynak edilebilmesi gelmektedir. Elektrikli araçlardaki batarya taşıyıcı kutusunun kaynaklama türleri arasında geleneksel yöntemlerin yanı sıra sürtünme karıştırma kaynağı da son yıllarda öne çıkmıştır. Bu araştırmada ark kaynak ile sürtünme karıştırma kaynağının (SKK) karşılaştırılması, SKK kaynağında kullanılan takımın ilerleme hızlarının kaynağa etkisi ve levhaların kalınlığının SKK kaynağındaki parametrelere etkisi incelenmiştir. Ekstrüzyon ile üretilen levhaların mikro sertlik değerlerinin değişimi, mekanik özellikleri, penetrasyon incelenmesi ve porozite durumlarına bakılmıştır. Bu incelemeler doğrultusunda SKK karıştırma kaynağının ark kaynağa göre mekanik özelliklerinin yani çekme gerilmesi, uzama ve mikro sertlik değerlerinin daha iyi olduğu tespit edilmiştir. Takım ilerleme hızının ise belirli bir sınır ile mekanik özelliklerine pozitif yönde etki ettiği gözlemlenmiştir. Et kalınlığının SKK yöntemine etkisi ise bindirme kuvvetinin artmasına ve kullanılacak takımın geometrisinin önemini göstermiştir.

AlüminyumAlüminyum alaşımlarıArk kaynağı+5
Muhammed Fatih Bağmancı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Alüminyum 6061-T6 alaşımının sürtünme karıştırma nokta kaynağı ile farklı parametrelerde birleştirilmesi ve mekanik özelliklerinin incelenmesi

Günümüzde ekonomik araçlar kullanmak insanların tercih ettiği bir durum olmuştur. Üretici firmalarda yakıt ekonomisi sağlayabilecek malzemelere ve üretim metotlarına yönelmektedir. Bu doğrultuda Alüminyum gibi hafif ama mukavim malzemeler sıkça kullanılır olmuştur. Aynı sebepler ile sürtünme karıştırma kaynağı da gün geçtikçe daha çok ürünün birleştirilmesinde kullanılmaktadır. Bu çalışmada Al6061 malzemesinin farklı parametreler kullanılarak hazırlanmış numuneleri üzerine araştırma yapılmıştır. Hazırlanan bu malzemelerin çekme ve yüzey sertliği testleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Takım ilerleme hızının kaynak kalitesine olan etkisi tartışılmıştır.

AlüminyumBirleştirme yöntemleriKaynak yöntemleri+1
Burak Şentürken
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Moleküler katman biriktirme (MLD) yöntemiyle organik – inorganik hibrit alukon ince filmlerin oluşumu

Bu çalışmada MLD (Moleküler Katman Biriktirme) yöntemi ile hibrit alukon ince filmler biriktirilmiştir. Hibrit alukon ince filmler; silisyum tabaka, cam lamel ve cam kumaş yüzeyler üzerinde üretilmiştir. TMA-EG ve TMA-GL olarak farklı prekürsörler kullanılıp, iki farklı alukon üretimi gerçekleştirilmiştir. Üretim sırasında birikme oranınınti amacıyla elipsometre analizi yapılmıştır. Hibrit alukon ince filmin üretimi sırasında kontrolsüz büyüme, oksidasyon ve sızma gibi durumlar ile karşılaşılmış olup çözümler üretilmiştir.

AlüminyumAtomik katman biriktirmeEtilen glikoller+3
Nergis Nur Fidan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Alüminyum döküm hatalarının derin öğrenme yaklaşımıyla tespiti ve sınıflandırılması

Eşsiz özellikleri nedeniyle, yüksek basınçlı döküm tekniğiyle üretilen alüminyum döküm parçaları, özellikle otomotiv endüstrisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte döküm parçalarının muayenesi, başka türlü görülemeyen iç kusurları incelemek için X-ışını gibi teknolojiler kullanılarak kritik bileşenlerin tahribatsız test edilmesini gerektiren bir süreçtir. Böylesine zaman alıcı bir görsel muayene, azami dikkatle iyi eğitilmiş uzmanlar gerektirir. Bu çalışmada, alüminyum döküm parçalarının iç kusurlarını uluslararası bir standarda uygun olarak tespit etmek, seviyelendirmek ve bu kusur bilgileriyle döküm süreci parametrelerini ilişkilendirmek amaçlanmıştır. Kullanılan veri seti (Al-Cast veri seti), X-ışını görüntülerinden oluşan özgün bir veri seti olup tüm görüntüler dikkatlice etiketlenmiştir ve tahribatsız muayene topluluğu için açık erişimli olarak paylaşılmıştır. Kusurların tespiti için derin öğrenme tabanlı bir nesne tespit yöntemi kullanılmış olup, tespitler gerçek-zamanlı ve yüksek doğrulukta (0.97'lik mAP değeri) gerçekleştirilmektedir. Tespitten elde edilen bilgilerle k-ortalamalar++ kümeleme algoritmasından faydalanılarak kusurlar, ASTM standartlarına göre kusur oranları belirlenerek seviyelendirilir. Ayrıca yedi farklı döküm süreci parametresi kullanılarak kusur oranı çıktısı üzerinden nispeten az sayıda yapılan deneylerle bu parametrelerin kusur oranına etkileri analiz edilmiştir. Sonuçlar özellikle ikinci faz piston hızı, üçüncü faz basıncı ve enjeksiyon dolu noktasının kusur oranı üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Çalışma bütünsel olarak hem kalite kontrol hem de üretim aşamasında bir karar destek sistemi olarak kullanılmak üzere önemli bir potansiyele sahiptir.

AlüminyumDerin öğrenmeDöküm hataları+3
İsmail Enes Parlak
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00

Related subjects