Doğal afetler
171 theses under this subject heading
CBS yöntemiyle Bursa'nın bütünleşik doğal tehlike analizi
Dünyada birçok bölge, birden fazla doğal tehlikenin etkili olduğu alanlardır. Etkili bir risk azaltma, bütün tehlikeler birlikte ele alınıp analiz edildiğinde mümkün olabilir. Bütünleşik doğal tehlike analizi bir bölgede meydana gelen tehlikelerin birlikte ele alınarak değerlendirilmesini ifade eder. Risk azaltma planlamasının ilk ve en önemli basamağı tehlike haritalarının oluşturulmasıdır. Bu çalışmada, Marmara Bölgesi'nin güneydoğusunda yer alan Bursa ilinde geçmişten günümüze meydana gelen deprem, kütle hareketleri (heyelan, kaya düşmesi), sel-taşkınlar, orman yangınları ile çığ doğal afetlerinin bütünleşik doğal tehlike analizinin Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yöntemi kullanılarak oluşturulması ve haritalanması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda öncelikle çalışma alanının tanınması ve bütünleşik doğal tehlike analizinde kullanılmak üzere Bursa'nın genel coğrafik özellikleri ele alınmıştır. Daha sonra her bir tehlike için elde edilen envanter doğrultusunda tehlikelerin ilçe ve mahalle bazında mekânsal ve zamansal dağılışı ele alınarak, yaşanmış tehlikelerden bazı örnekler verilmiştir. Tehlikeler birleştirilerek bütünleşik olarak ele alınmış, mekânsal ve zamansal dağılışı incelenmiş ve her bir tehlike için yoğunluk haritası oluşturulup çakıştırılarak bütünleşik doğal tehlike yoğunluk haritası oluşturulmuş ve yorumlanmıştır. Son olarak coğrafi faktörler ile bütünleşik tehlikeler arasındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda Bursa'nın bütünleşik doğal tehlike yoğunluk haritası incelendiğinde yüksek tehlikeli bölgelerin özellikle Uludağ'ın kuzeybatı, kuzey, kuzeydoğusu ve doğusunda; Bursa ve İnegöl ovaları ile Uludağ yamaçlarının kesiştiği alanlarda yer aldığı tespit edilmiştir. Bu alanlar yükselti farkının fazla olduğu alanlar olmakla birlikte, yükselti, sıcaklık ve yağış değerlerinin de kısa mesafede değiştiği alanlardır. Yüksek tehlikeli alanların ilde nüfusun da en yüksek olduğu ilçelerin sınırları içinde olması çalışmanın önemini destekler niteliktedir.
Doğal afetlerden sonra yüksek öncelikli tweet'lerın tesbiti ve özetlenmesi
Günümüzde en çok kullanılan mikroblog servislerinden biri olan Twitter, anlık bilgi bakımından değerli bir kaynaktır. Doğal afetler sırasında kısa sürede doğru yerlere müdahalenin yapılması insan hayatı açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada doğal afetlerden hemen sonra yazılan tweet'lerden yüksek öncelikli olanların tespit edilip özetlenmesiyle yardım birimlerine anlık doğru bilgi kaynağı sunmayı hedefleyen yeni bir sistem tasarlanmış ve gerçekleştirilmiştir. Sistemin çalışmasını değerlendirmek için doğal afetler sonrası gönderilen tweet'lerden bir veri tabanı oluşturulmuş, yaralı ve hasar durumu gibi değerli bilgiler içeren tweet'ler yüksek öncelikli, diğer tweet'ler düşük öncelikli olmak üzere iki sınıfa ayrılmıştır. Tweet'ler, ilk olarak gürültünün temizlenmesi ve sınıflandırıcıların daha başarılı şekilde değerlendirebilmesi için ön işlemden geçirilmiştir. Daha sonra Destek Vektör Makinesi yöntemi ile sınıflandırma yapılarak tweet'lerin öncelikli olup olmadıkları belirlenmiştir. Öncelikli olarak işaretlenen tweet'ler Hibrit TF-IDF yöntemi ile özetlenerek bu kümeyi en iyi temsil eden tweet'ler seçilmiştir.
Ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin afet bilgi düzeyleri ve farkındalıkları: Sapanca örneği
Bu araştırma, ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin afetler konusundaki bilgi düzeyleri ve farkındalıklarının belirlenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Bu tanımlayıcı ve kesitsel araştırma Sapanca'da 9 ortaokulda öğrenim gören 389 öğrenci ile gerçekleştirildi. Verilerin toplanmasında araştırmacılar tarafından hazırlanan Tanıtıcı Bilgi ve Afet Farkındalık Formu ile 'Çocuklarda Afet Bilgi Düzeyi testi' kullanıldı.Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel testler, Kolmogorov Smirnov testi, Anova, Student-t testi, Ki-Kare testi, Continuity (Yates) düzeltmeli ve Fisher Tam Ki-Kare testi ve Pearson Korelasyon testi kullanıldı. Öğrencilerin yaş ortalaması 12,17±0,73 olup, %50,4'ü erkekti. Öğrencilerin %48,6'sının okul başarı durumlarının iyi, %29'unun orta olduğu belirlendi. Öğrencilerin daha önce %82,5'inin deprem, %53,8'inin sel yaşadıkları tespit edildi. Öğrencilerin %76,1'inin afetler konusunda daha önceden eğitim aldığı ve %30,7'sinin AFAD, %67,2'sinin okuldan eğitim aldığı tespit edildi. Öğrencilerin afetler ile ilgili soruları %20,3 ile %67,6 arasında doğru cevaplandırdığı saptandı. Öğrencilerin afet bilgi düzeyi testi puan ortalaması 11,69±3,87'dir. Daha önce afet yaşayan ve afet eğitimi alan öğrencilerin afet bilgi düzeyi testi puan ortalamasının, diğer öğrencilere göre istatistiksel açıdan anlamlı derecede yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Anne eğitimi ve baba eğitimi ilkokul olan öğrencilerin afet bilgi düzeyi testi puan ortalamasının diğer öğrencilere göre istatistiksel açıdan anlamlı derecede düşük olduğu belirlendi (p<0,01). Okul başarı durumu kötü olan öğrencilerin Afet Bilgi Düzeyi Testi puan ortalamalarının, okul başarı durumu orta, iyi ve çok iyi olanlara göre istatistiksel açıdan anlamlı derecede düşük olduğu belirlendi (p<0,01). Kız öğrencilerin, ekonomik durumu ve okul başarı durumu orta, iyi ve çok iyi olan, daha önce afet eğitimi alan ve afetler hakkında eğitim almayı düşünen öğrencilerin deprem sırasında "Güvenli bir yerde ÇÖK-KAPAN-TUTUN pozisyonunu uygulamayı düşünme durumunun daha yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Daha önce afet yaşayan ve afet eğitimi alan öğrencilerin kimyasal madde sızıntısı durumunda bulunulan ortamda varsa nemli havlu ile burnunu kapatmayı düşünme durumunun, daha önce afet yaşamayan ve afet eğitimi almayanlara göre daha yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Annesi çalışan, ekonomik durumu orta, iyi ve çok iyi olan, daha önce afet eğitimi alan ve afetler hakkında eğitim almayı düşünen öğrencilerin şartlar uygunsa ve sel varsa yüksek bir alana çıkmayı düşünme durumunun, diğer öğrencilere göre yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Afet ile ilgili programları takip eden öğrencilerin, sel esnasında uyarılar için TV ve radyo dinlemeyi düşünme durumunun, takip etmeyenlere göre daha yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Daha önce afet yaşayan, afet ile ilgili eğitim alan ve afetler konusunda yeterli bilgiye sahip olduğunu düşünen öğrencilerin bulunulan yerdeki kapalı alanda kalıp fırtınanın dinmesini beklemeyi düşünme durumunun, diğer öğrencilere göre daha yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Baba eğitimi ilkokul olan, okul başarı durumu kötü olan ve daha önce afet yaşayan öğrencilerin heyelan sırasında uygun şekilde bulunulan yeri terk edip aşağıya inmeyi düşünme durumunun, diğer öğrencilere göre daha yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Kız öğrencilerin, daha önce afet yaşayanların ve afetler konusunda yeterli bilgiye sahip olduğunu düşünen öğrencilerin yangın sırasında uygun olan en hızlı şekilde bulunulan yeri terk etmeyi düşünme durumunun, diğer öğrencilere göre daha yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Öğrencilerin yaş ortalaması ile Afet Bilgi Düzeyi Testi arasında anlamlı çok zayıf negatif ilişki bulundu (p<0,05). Araştırma sonucunda, öğrencilerin afetler ile ilgili bilgi düzeylerinin orta düzeyde olduğu belirlendi. Daha önce afet yaşayan, afet eğitimi alan, okul başarısı yüksek olan, anne ve baba eğitimi yüksek olan öğrencilerinin afetler ile ilgili bilgi düzeylerinin daha yüksek olduğu saptandı.
İstanbul ili kamu, özel ve üniversite hastaneleri çalışanlarına verilen Hastane Afet ve Acil Durum Planları (HAP) uygulayıcı eğitimlerinin değerlendirilmesi.
Bu çalışmanın amacı, İstanbul'da düzenlenen "Hastane Afet ve Acil Durum Planları (HAP) Uygulayıcı Eğitimleri"nin, kamu, özel ve üniversite hastaneleri çalışanlarının hastane afet ve acil durum planları konusunda bilgi düzeyine etkisini araştırmaktır. Araştırmanın çalışma grubu, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığı Afetlerde Sağlık Hizmetleri Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri Birimi tarafından düzenlenen, Hastane Afet ve Acil Durum Planları Uygulayıcı Eğitimlerine Ocak 2017 - Haziran 2019 tarihleri arasında katılan ve halen İstanbul'da çalışmaya devam eden kamu, özel ve üniversite hastaneleri çalışanlarıdır. Hastane Afet ve Acil Durum Planları Uygulayıcı Eğitimine katılmış, eğitim öncesinde ve sonrasında uygulanan ön test ve son test değerlendirmelerini tamamlamış 49 ayrı oturumda eğitime katılmış 1066 Kamu, Özel ve Üniversite Hastaneleri Çalışanlarının dosya ve arşiv kayıtları retrospektif olarak incelenmiş, personelin demografik değişkenleri açısından bilgi düzeyleri karşılaştırılmış ve Hastane Afet ve Acil Durum Planları Uygulayıcı Eğitimine ilişkin değerlendirmeleri saptanmıştır. Çalışmada sonuç olarak kadınlarda ve erkeklerde ön test puanı medyanı sırasıyla, 70(28-88) – 70(3-88) iken, eğitim verildikten sonra son test puanlarına bakıldığında kadınlar ortalamayı 80 puana çıkarırken, erkeklerin daha geride kaldığı görülmüştür. Evli kişilerin ön test puan medyanı 70(13-88), bekar kişilerin ön test puan medyanı 68(3-85), eğitim sonrasında ise; bekar kişilerde 78(75-98)'e, evli kişilerde ise80(70-100) olarak saptanmıştır. Çalışmaya alınan 1066 katılımcının yaş ortalaması 38.81±8.26 yıldı, kadın-erkek oranının eşit olduğu görüldü ve %71,8'i evliydi. Çalıştıkları kurum türüne bakıldığında; kamu ve özel kurumda çalışanların oranları birbirine yakındı ve sırasıyla %44-45 idi. Ayrıca üniversitede çalışanlar tüm katılımcıların %9,2'ini (N:98) oluşturuyordu.Çalışmaya katılan kişilerin 656 (%61,7)'sının komisyon üyesi olmadığı saptanmıştır. Meslekler arasında soruların geneline bakıldığında puan ortalamaları karşılaştırmasında anlamlı bir fark bulunmadı. Kadın katılımcıların erkek katılımcılara oranla bilgi düzeyinde anlamlı farklılık mevcuttur. (P <0.001). Medeni durum bakımından evli kişilerin bilgi düzeyi bekar katılımcılara göre artışı istatistiksel olarak anlamlıdır (P <0.001). Özel ve Üniversite hastaneleri katılımcılarının, kamu katılımcılarına oranla bilgi düzeyinde anlamlı farklılık mevcuttur. (P <0.001). Komisyon üyesi olanlarda, olmayanlara oranla bilgi düzeyinde anlamlı farklılık mevcuttur. (P <0.001). Hastane afet ve acil durumu planı hazırlığından sorumlu personelin HAP Uygulayıcı Eğitimi alması, hastane çalışanlarının tamamının ise HAP ve afet konusunda farkındalık ve hizmetiçi eğitimlerini alması önem arzetmektedir. Anahtar kelimeler:Hastane, afet, acil durum, plan
Medikal kurtarma ekibi üyelerinin acil durum/afetlere yönelik bireysel hazırlıkları ve afet sonrası iş sürekliliği değerlendirmesi: İstanbul Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi örneği
Bu çalışmanın amacı; İstanbul UMKE çalışanlarının afete hazırlık planı öz yeterliliklerini tespit etmek, 'Afetlerde Sağlık Hizmetleri'nde iş sürekliliğine yönelik tutumlarını tespit etmek, demografik değişkenlerin ve UMKE katılım bilgilerinin, bilgi ve tutum düzeyine etkilerini anlamaktır. Araştırma İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığı Afetlerde Sağlık Hizmetleri Birimi'nde 01.07.2019-01.06.2020 tarihleri arasında İstanbul UMKE'de görevli ve gönüllü personellerin katılımıyla yapıldı. Veriler personellerin demografik ve UMKE katılım bilgileri yanında afet kavramına genel bakış, acil durum ve afetlere bireysel hazırlık, katılımcıların bireysel ve ailesel hazırlıkta etkilendikleri kişiler ve yararlandıkları kaynaklar, afetlerde iş sürekliliği, afet öncesi bireysel hazırlık sürecinde ve afet sonrasında ihtiyaç duyabilecekleri teknik yeterlilikler konularında sorular içeren bir anket aracılığı ile elde edildi. Çalışmaya farklı eğitim düzeyleri ve farklı görevleri olan 351 katılımcı (191 kadın, 160 erkek) dahil edildi. Katılımcıların ortalama yaşı 32.5±7.8 yıl idi. Mesleklerinde geçirdikleri ve UMKE'de gönüllü olarak bulundukları ortalama süre sırasıyla 10.9±7.6 yıl ve 4.1±3.5 yıl olarak bulundu. Katılımcıların %78.1'inin çalıştıkları kurum ya da sivil toplum kuruluşunda afetlere bireysel hazırlık içerikli "afet bilinci eğitimi" aldığı öğrenildi. Katılımcıların %27.1'inin daha önce bir acil durum/afet yaşadığı, %32.8'inin herhangi bir acil durum/afette görev aldığı tespit edildi. Katılımcıların 248 (%70.65)'i yakın zamanda bir afet ile karşılaşma ihtimalinin yüksek olduğunu düşünmekte olup, 320 (%91.16) katılımcı kendilerinin de bu afetten etkilenebileceği görüşünde idi. Afet kavramına genel bakış bölümünde tam puan 30, hesaplanan ortalama puan 19.37 olup, başarı yüzdesi ortalama %64.58 saptanmıştır. Kadın katılımcılarda, daha önce afete maruz kalan kişilerde ortalama puan daha yüksek saptanmıştır. Afete bireysel ve ailesel hazırlık ile ilgili yöneltilen sorulara verilen cevapların analizi sonucunda 80 tam puan üzerinden hesaplanan ortalama puan 64.1, başarı yüzdesi %80.15'dir. Toplam puan en yüksek teknik personelde, en düşük ise tıbbi sekreterlerde saptanmıştır. Özel kurumlarda çalışan personelde, afet bilinci eğitimi alanlarda, daha önce herhangi bir afette görev yapanlarda, temel eğitim dışında geliştirme eğitimleri ve tatbikatlara katılmış olanlarda puan daha yüksek saptanmıştır. Katılımcılar afet ve acil durumlara bireysel ve ailesel hazırlıkta etkilenilen kaynakları azalan sıklık sırası ile fikrine önem verdiği kişiler, konu ile ilgili politikaların, aile bireyleri, arkadaşlar, kitap, gazete ve broşürler olarak belirtmiştir. Bu bölümde tam puan 30 olup hesaplanan ortalama puan 19.9'dur. Afet bilinci eğitimi alan katılımcıların puanının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Acil durum ve afet durumlarında iş sürekliliği ile ilgili sorulara verilen yanıtların analizinde 60 tam puan üzerinden hesaplanan ortalama puan 44 ve ortalama başarı yüzdesi %73.26'dır. En yüksek puan teknik personelde, en düşük ise paramedik ve acil tıp teknisyenlerinde tespit edilmiştir. Afet bilinci eğitimi alanlarda, daha önce herhangi bir afette görev alanlarda, UMKE eğitimlerinin tümünü alan ve tatbikatlara katılanlarda puan daha yüksek saptanmıştır. Acil durum ve afetlerde müdahale için gerekli teknik yeterlilikler ile ilgili sorulara katılımcıların verdiği yanıtların analizinde 45 tam puan üzerinden hesaplanan ortalama puan 36.3 ve ortalama başarı yüzdesi %80.68'dir. Erkeklerde, özel kurumlarda çalışanlarda, anestezi teknikerlerinde, afet bilinci eğitimi alanlarda, daha önce afette görev alanlarda ve UMKE eğitiminin tümünü alıp tatbikatlara katılanlarda daha yüksek puan tespit edilmiştir. İş sürekliliği ile ilgili anket bölümünde alınan puan, UMKE gönüllülük süresi, bireysel hazırlık bölümünden alınan toplam puan, bireysel ve ailesel hazırlıkta etkilenilen kişi ve kaynaklar bölümünden alınan puan ile pozitif korele bulunmuştur. UMKE eğitimleri içerisinde afete genel bakış konusunda bilgilendirme ve yönlendirmeyi sağlayacak etmenlerin eklenmesi gerektiği, görev tecrübesinin kişinin afete hazırlık konusundaki bilincini arttırdığı, afete genel bakış konusunda bilinçlendirme arttırılırsa bireysel hazırlık düzeyinin de artacağı çıkarımı yapılmıştır. Bireysel hazırlık konusunda yeterli yanıt alınamayan bireylerde başlıca nedenler, katılımcıların afete hazırlık yapmaktan daha önemli sorumluluklarının olduğunu düşünmesi, yeterli bilgi, maddi kaynak ve zaman olmaması olarak tespit edilmiştir. Bu konuda aksiyon alınması bireysel hazırlık sürecini olumlu etkileyecektir. Görev tecrübesi arttıkça daha doğru kaynaklardan yararlanıldığı düşünülmüştür. Personelin eğitimini pekiştirmek ve bireysel hazırlıklarını teşvik etmek amaçlı olarak broşür ve görsellerin kullanılmasının yararlı olabileceği düşünülmüştür. UMKE personelinin afet sonrası kendi yakınlarının güvende olacağı bir ortam sağlanması iş sürekliliğini olumlu etkileyecektir ki bunun için de kendileriyle beraber hayatlarından endişe duyacakları insanlarında afete hazırlanmasının önemli olduğu düşünülmüştür. Sonuçlarımız UMKE personellerinin gönüllüğünü ortaya koyarak, ihtiyaç halinde UMKE ile iletişime geçip kısa sürede göreve hazır hale gelme eğilimde olduklarını göstermektedir. Ancak iş süreçleri ile ilgili bazı konularda belirsizlikler olduğu ve bu konuların standartlarının ortaya konması ile acil durum/afetler sonrası göreve katılım oranlarını arttıracağı gözlenmiştir. Katılımcıların mesleki donanım olarak kendilerini yeterli gördüğü ancak yaşam alanlarındaki insanlarla organizasyon konusunda eksiklikler olduğu anlaşılmaktadır. Teknik yeterlilik ne kadar iyi ise bireysel hazırlığın daha iyi yapılacağı, daha doğru kaynaklardan faydalanılacağı ve sonuç olarak da iş sürekliliğinin daha iyi olacağı çıkarımı yapılmıştır. Anahtar Kelimler: Afet, Medikal Kurtarma, Afete Bireysel Hazırlık, Afetlerde İş Sürekliliği
Türk Kızılayı Bölge Afet Yönetimi Müdürlükleri personellerinin insani yardımda asgari standartlar (Sphere Standartları) bilgi bilinç düzeyinin ölçülmesi
Bu çalışmanın amacı, ulusal/uluslararası afetlere müdahale eden ve insani yardım faaliyetlerinde bulunan Türk Kızılayı Afet Operasyon Merkezi ve Bölge Afet Yönetim Müdürlükleri personelinin insani yardımda asgari standartlar olan Sphere Standartları kapsamında Beslenme ve Gıda Güvencesi, Barınma ve Yerleşim, Su Temini Sanitasyon ve Hijyen Teşviki, Sağlık Faaliyetleri konularındaki asgari standartlar bilgi düzeylerinin değerlendirilmesidir. Çalışmaya Türk Kızılay'da görev yapan 185 afet personeli katılmıştır. Veriler literatür doğrultusunda geliştirilen anket formu kullanılarak toplanmıştır. Anket formu; demografik özelliklerin yer aldığı Katılımcı Bilgi Formu ve İnsani Yardımda Asgari Standartlar Bilgi Düzeyi Anket Formu olmak üzere 2 bölümden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatiksel analizler için IBM SPSS Statistics 22 programı kullanılmıştır. Katılımcıların demografik özelliklerinin belirlenmesinde frekans ve yüzde analizleri ile katılımcıların ankete katılım düzeylerinin belirlenmesinde betimleyici analizlerden ortalama ve standart sapma analizleri kullanılmıştır. Araştırmaya katılanların; %81,6 'sının erkek, %23,8'inin 39-42 yaş aralığında, %13'ünün birim yöneticisi, %7'sinin uzman, %38,4'ünün yetkili olarak görev yaptığı, %26,5'inin lisans, %20'sinin önlisans, %31,9'unun lise mezunu olduğu, %67'sinin 10 yıl ve üzeri olduğu mesleki deneyime sahip olduğu, %92,4'ünün bir afet/olağandışı durumda görev aldığı belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; cinsiyet ile insani yardımda asgari standartlar bilgi düzeyileri arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Katılımcıların yaş ve mesleki deneyim yılı grupları ile insani yardım asgari standartlar bilgi düzeyleri arasında anlamlı negatif korelasyon tespit edilmiştir. Yaş ve mesleki deneyim yılı arttıkça bilgi düzeyi azalmaktadır. Katılımcıların unvan ve mezuniyet derecesi ile insani yardımdaki asgari standartlar bilgi düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulundu (p=0.00) ve anlamlı pozitif korelasyon saptanmıştır. Ayrıca katılımcıların unvan ve mezuniyet derecesi arttıkça bilgi düzeylerinin arttığı tespit edilmiştir. Görev yapılan yerlere bakıldığında, bilgi düzeyi en yüksek olan Afet Yönetim Direktörlüğü, 2. sırada Ankara Bölge Afet Yönetim Müdürlüğü ve 3. sırada İzmir Bölge Afet Yönetim Müdürlüğü olduğu belirlenmiştir. Bir afet/olağandışı durumda görev yapanların (mean rank= 96,21) yapmayanlara göre (mean rank=53,82) insani yardımda asgari standartlar bilgi düzeyleri daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Afet Yönetimi, İnsani Yardım, Sphere Standartları, Türk Kızılay
Afetlerde sanal gerçekliğin stres yönetimi üzerine etkisi
Sağlık hizmetleri, yeni teknolojilerden çok hızlı şekilde etkilenen alanlardan biridir. Sağlık hizmetlerinin sunumunda kullanılan teknolojiler doktorlara, hemşirelere ve diğer sağlık çalışanlarına daha az hatayla işlerini yapma şansı verirken hastaların da daha kısa sürede iyileşmelerini sağlamaktadırlar. Bunlara ek olarak kullanılan teknolojiler, hizmet verimliliğini arttırmada ve kalitenin yükseltilmesinde önemli etkenler arasında yer almaktadır. Bu teknolojiler arasındaki sanal gerçeklik teknolojilerinin, gelecekte sağlık hizmetlerinde önemli derecede etkili olacağı düşünülmektedir. Klinik açıdan da onaylanan sanal gerçeklik teknolojileri dünya çapında yaygın şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Sağlık bilimleri eğitiminde, geleneksel yöntem ve teknikler eğitimcilerin ve öğrencilerin ihtiyacını karşılamada, sorunlarını çözmede ve öğrencilerin öğreticileriyle etkileşim içerisinde kalmasında artık yetersiz duruma gelmiştir. Bundan dolayı da idareciler ve araştırmacılar eğitim ve öğretimde yeterli ve etkin bir model oluşturmak için teknolojik araçlardan yararlanmaya başlamıştır. Bu teknolojik araçlardan biri de etkileşimli öğrenmeyi sağlayan sanal gerçeklik teknolojileridir. Sanal gerçeklik, sanal çevrede kişiye herhangi bir durumun içinde onu yaşıyormuş hissi vererek ekstra bir boyut sağlamaktadır. Genel manada sanal gerçeklik, kurgu ve teknolojiyle gerçek ve hayalin birleştirilmesidir. Sağlık hizmetlerinde cerrahi, tedavi, rehabilitasyon ve eğitim alanında kullanılan bu teknolojiler hem hastalara hem de sağlık çalışanlarına işlerini yapmada kolaylık sağladığından uluslararası boyutta sağlık hizmetlerinde kullanımını yaygınlaştırmıştır. Bunlara paralel olarak uluslararası literatürde sanal gerçeklikle sağlık hizmeti arasındaki ilişki ve faydaları hakkında çok sayıda çalışma bulunmaktadır (1). Sanal gerçekliğin tıp eğitiminde kullanılmasının yaygınlaşması ile birlikte özellikle acil müdahale gerektiren ve stresli bir ortam olan olay yeri müdahale ekiplerinin eğitimi daha da önem kazanmıştır. Tüm dünyada acil komuta merkezlerine ulaşan çağrı ile görev tanımlaması olan ve olay yerine ilk müdahaleyi yapan acil müdahale ekipleri, olayın tanınması, bilginin komuta merkezine aktarılması, hayat kurtarıcı müdahalelerin yapılması, gerektiğinde olay yeri güvenliği ve tehditlerin giderilmesi için komuta kontrol merkezi aracılığıyla paydaş kurumlara (polis, itfaiye, Afad…) ulaşılması ve olaya maruz kalan kurbanın nihai tedavisinin sağlanacağı sağlık merkezine sevkinin ivedilikle gerçekleştirilmesini sağlamaktadır. Bu sürecin başından sonuna kadar acil müdahale ekipleri olaya bağlı, kişiye bağlı, ortama bağlı ve çevresel olarak stres altında görevlerini yerine getirmeye çalışmaktadır (2). Acil müdahale ekiplerinin müdahale ettiği çoklu yaralanmalı olaylarda, acil müdahale ekibindeki kişinin bilgi düzeyi, stres yönetimi ve hayat kurtarıcı triyaj ile müdahalelerin yapılması olaya maruz kalan kurbanların sağ kalımını arttırmakta ve olay yeri yönetiminin kalitesini üst düzeye çıkarmaktadır. Acil müdahale ekiplerinin belli eğitim düzeyine sahip olması ve alanda oaly yeri yönetiminde stresin azaltılması kişilere verilen eğitim ile uygun düzeye çıkarılmaya çalışılmaktadır. Kişilerin afetlerde olay yeri yönetimi çeşitli teorik, bilgisayar bazlı, operasyon bazlı ve çok paydaşlı tatbikatlar ile arttırılmaktadır. Bu eğitimlerin yapılabilmesi için büyük bütçe ve zamanlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu eğitimlerin Sanal gerçeklik ile uygulanması kişileri gerçek hayattaki gibi afet olayların simüle edilerek düşük maliyet ile donanımını sağlamaktadır. Ayrıca bu eğitimlerin miktarının ve kalitesinin artması acil müdahale ekiplerinin afetlerde olay yeri yönetimi esnasında yaşadıkları stresi azaltmaktadır (3). Acil müdahale ekiplerine verilen olay öncesi eğitim ve yapılan tatbikatlar, kişilerin dayanıklılığını arttırarak değişik yaşam ortamlarına hızlı adapte olmalarını sağlamaktadır. Literatürde yapılan ve acil müdahale ekiplerinin dayanıklılık ve stres yönetiminde gerçeğe uygun olarak tasarlanan tatbikatların etkisinin fazla olduğu gösterilmiştir.
Bezmialem Vakıf Üniversitesi ve Bezmialem Dragos Hastanesi'nin afetlerde güvenilirlik düzeyinin belirlenmesi ve hastane afet planı'nda görev alan personelin bilgi düzeylerinin hastane güvenliğine etkisi
Afetler geçmişten günümüze kadar insan hayatını maddi ve manevi olarak olumsuz etkileyen, can kayıplarının yaşandığı, doğanın dengesinin bozulduğu müdahale ve iyileştirme aşamalarında yardıma ihtiyaç duyulan olaylardır. Yaşanan afetler sonucu dünya üzerinde birçok hastanenin de olumsuz yönde etkilenerek kötü sonuçların ortaya çıktığı olaylar yaşanmış ve sağlık personelinin ve sağlık kuruluşunun en değerli olduğu kriz anlarında gerekli müdahaleler, hastanelerin ve hastane personelinin de etkilenmesi sebebi ile aksamıştır. Hastanelerin güvenliğini sağlamak amacı ile Sağlık Bakanlığı tarafından Hastane Afet Planı (HAP) Yönetmeliği hazırlanmıştır. Yaşanan bu üzücü olaylar değerlendirildiğinde hastanelerin güvenliğinin sağlanması, afetler sonrasında gerekli müdahalelerin aksamaması ve hastanelerin güvenliğine olumlu yönde etki sağlayacak faktörlerin iyileştirilmesi ve geliştirilmesi amacı ile bu çalışma yapılmıştır. Araştırma; Bezmialem Vakıf Üniversitesi ve Bezmialem Dragos Hastanesi'nde gerçekleştirilmiştir. Çalışma 151 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan demografik ve HAP hakkında bilgi düzeyinin belirlenmesine yönelik soruların yer aldığı 21 'i 3'lü likert tipinde olmak üzere toplam 39 soruluk anket, Bezmialem Vakıf Üniversitesi ve Bezmialem Dragos Hastanesi'nin HAP'larında yer alan ''Güvenli Hastane Kontrol Listesi'' kullanılarak toplanmıştır. Çalışma verilerinin sunulmasında minimum, maksimum, ortalama, standart sapma, medyan, birinci çeyrek, üçüncü çeyrek, frekans ve yüzde kullanılmıştır. Çalışmaya katılan 151 kişinin demografik verileri incelendiğinde;64 (%42.4) katılımcının kadın, 87 (%57.6) katılımcının erkek olduğu ve katılımcıların yaş ortalamasının 34.69±8.28 yıl olduğu, çalışma sürelerinin 1 ile 348 ay arasında değişmekte olup ortalaması 90.14±72.40 ay olarak bulunmuştur. Çalışmaya katılan 151 katılımcıdan, 96 (%63,6) kişinin Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi'nde 55 (%36,4) kişinin Bezmialem Dragos Hastanesi'nde çalıştığı, çalışmaya katılan katılımcıların meslekleri incelendiğinde, 20 (%13.2) kişinin doktor, 52 (%34.4) kişinin hemşire, 42 (%27.8) kişinin yardımcı sağlık personeli, 23 (%15.2) kişinin teknisyen veya tekniker, 14 (%9.3) kişinin idari personel olduğu görülmektedir. Katılımcıların bilgi düzeylerinin; çalışma süreleri ile arasında pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu (p<0.001), cinsiyetlerine göre istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı (p>0.05), çalıştıkları hastaneye göre anlamlı fark olmadığı (p>0.05), mesleklerine göre doktorların puanlarının hemşire, yardımcı sağlık personeli, idare ve teknisyen/tekniker pozisyonlarında çalışanların puanlarından daha düşük olduğu (sırasıyla, p<0.001, p=0.003, p<0.001, p=0.009), afet ve acil durumla ilgili eğitim alma durumlarına göre istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu(p<0.001) saptanmıştır. Katılımcıların, medyan değerine göre değerlendirmesinde, %57.6 (n=87)'sının bilgi düzeyi yetersiz, %42.4 (n=64)'ünün bilgi düzeyi yeterli olarak değerlendirilmiştir. Hastanelerin güvenlik puanlarına bakıldığında, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesinin 37 puan üzerinden güvenlik puanı 14.525, Bezmialem Dragos Hastanesinin 37 puan üzerinden güvenlik puanı 24 olarak belirlenmiştir. Her iki hastane de orta derecede güvenli olarak derecelendirilmiştir. HAP personelinin bilgi düzeyleri ile Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi ve Bezmialem Dragos Hastanesi'nin güvenlik puanlarının ilişkisine bakıldığında, istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmamıştır (p>0.05) Tüm bu veriler ışığında hastanenin güvenlik düzeyini yükseltmek için ilgili birimler tarafından, HAP içeriğindeki gerekli prosedürlerin oluşturulması, sistemlerin aktive edilmesi, kaynakların sağlanması ve personelin sık periyodlarla eğitim alması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Afet ve acil durumlarda gönüllü bir arama kurtarma birliğinde nosacq-50 iş güvenliği kültürü araştırması
Bu araştırma, afet ve acil durumlarda arama kurtarma faaliyetlerine katılan gönüllü bireylerin iş güvenliği kültürü algılarını incelemeyi ve bu alandaki literatüre katkı sağlamayı amaçlayarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, bir arama kurtarma derneğinde gönüllü üye olarak görev yapan 720 kişi oluşturmuştur. Örneklem seçimi yapılmadan, evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmış ve 604 gönüllüye ulaşılmıştır. 17 katılımcının verileri eksik veya hatalı olduğu için analiz dışı bırakılmış ve araştırmaya 587 gönüllü dahil edilmiştir. Veri toplama araçları olarak 13 maddelik "Demografik Bilgi Formu", 50 maddelik "NOSACQ-50 İş Güvenliği Kültürü Anketi" uygulanmıştır. Verilerin analizinde, sayı ve yüzde dağılımları, ortalama ve standart sapma değerleri ile parametrik testler, bağımsız gruplar t-testi, ANOVA, LSD testi ve korelasyon analizleri uygulanmıştır. Araştırmaya katılan gönüllülerin yaş ortalaması 31.31 ± 9.79'dur. Gönüllülerin arama kurtarma ekibindeki deneyim süresi ortalaması 2.40 ± 2.58 yıldır. Gönüllülerin %65.2'si (n=383) erkek, %66.1'i (n=388) bekar, %64.4'ü (n=378) çocuğu yoktur ve %65.6'sı (n=385) üniversite mezunudur. %55.9'u (n=328) haftada 40 saatten fazla çalışmakta, %75.3'ü (n=442) İSG eğitimi almış, %64.2'si (n=377) ramak kala olayı yaşamamış, %85.2'si (n=500) son 5 yıl içinde tetanos aşısı yaptırmış, %94.0'ı (n=552) iş kazası geçirmemiş, %91.7'si (n=538) sağlık problemi olmadığını belirtmiş ve mesleki geçmişte %23.9'u (n=140) eğitim sektöründe çalışmakta olduğunu belirtmiştir. Katılımcıların demografik özelliklerine göre iş güvenliği kültürü algılarında farklılıklar gözlemlenmiştir. Medeni durum, çocuk sayısı, eğitim durumu, haftalık çalışma saati, İSG eğitimi alma durumu, tetanos aşısı yaptırma durumu ve iş kazası geçirme durumu ile NOSACQ-50 alt boyutları ve toplam puan ortalamaları arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır (p<0.05). Ayrıca, yaş ile deneyim süresi arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Bu sonuçlar ışığında, iş güvenliği kültürü düşük olan gönüllülerin, geliştirilmesi gereken öncelikli grup olarak belirlenmesi gerektiği görülmüştür. Gönüllülere alanında uzman kişilerden eğitim verilmesi, İSG ve kaza raporlama kültürlerinin güçlendirilmesi, uygulamalı prosedürlerin etkinleştirilmesi, kişisel koruyucu ekipman kullanımının denetlenmesi, psikolojik destek sağlanması, iletişim altyapısının güçlendirilmesi ve kaza bildirim formlarının kullanılması önerilmektedir. Ayrıca yasal boşlukların doldurularak afetlere özel iş sağlığı ve güvenliği yasaları oluşturulması ve gönüllülerin sigorta kapsamına alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Gelecekteki araştırmalar için, bu bulguların farklı evrenlerde ve daha geniş kitlelerle test edilerek etkinliğinin değerlendirilmesi önerilmektedir.
Afetlerde sağlık hizmetleri kalitesinin gerçekliği
Afetlerin özellikle sağlık hizmetleri üzerinde çok net ve büyük etkileri vardır ve son yıllarda Suriye'yi etkisi altına alan savaşında bu yönde etkileri olmaktadır. Bu kapsamda bu çalışmanın amacı, Suriye'de sağlık hizmetlerinin kalitesine yönelik değerlendirmeler yapmak ve nasıl geliştirilebileceği konusunda önerilerde bulunmaktır. Bu araştırmada Kuzey Suriye'deki 7 hastanenin sağlık çalışanları ile SERVQUAL standart anketi kullanılarak yapılmıştır. Veriler SPSS'te analiz edilmiştir ve araştırmayı desteklemek için aynı hastanelerdeki yöneticilerle görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen bulgularda kullanılan ölçeğin alt boyutlarının her biri ile diğer boyutlar arasındaki ilişkinin 0,01 gibi anlamlı düzeyde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu ve bu durumunda sağlık hizmetlerinin kalitesinin çok yönlü etkileyici faktörlerinin olduğunu ve bir bütünlük içinde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Yöneticiler ile yapılan görüşmede ise tüm yöneticiler, hastanelerin elektronik kayıt sistemi ile birbirine entegre edilmesini, sağlık personelinin sürekli hizmetiçi eğitiminin gerekliliğini belirtmektedirler.
Tanzimat'tan Birinci Dünya Harbi'ne Çankırı Sancağı (1839-1914)
Bu çalışmada, Tanzimat'tan I. Dünya Savaşı'na kadar olan yaklaşık 75 yıllık dönemde, Çankırı'nın idari, eğitim, ekonomi ve demografik yapısı ile bayındırlık ve doğal afetler konusunda yaşanan gelişmeler ele alınmıştır. Çalışmada, çeşitli arşiv kayıtları ve birincil elden kaynaklar doğrultusunda Çankırı merkez ve diğer bağlı kazâların idâri yapısında yaşanan değişiklikler ile idarecilerin tutum ve atama şekilleri tetkik edilerek, Osmanlı Devleti'nde bir sancağın nasıl idare edildiği ortaya konulmuştur. Çankırı'nın Müslüman ve gayrimüslim nüfus durumu ile bölgeye gelen çeşitli muhacir grupları ele alınıp, muhacirlerin mevcut nüfus ile entegre olmaları hususunda yaşanan bazı problemler tespit edilmiştir. Çankırı'daki klasik ve modern eğitim kurumları her yönüyle ele alınıp, öğretmen ve öğrenciler hakkında çeşitli bilgiler verilmiştir. Çankırı'da yapılan ekonomik ve ticari faaliyetlerin en önemlisi olan panayırlar konusu çalışılıp, bölgenin yer altı ve yer üstü gelir kaynakları araştırılarak, şehrin Osmanlı ekonomisine ne tür katkılarda bulunduğu tespit edilmiştir. Bayındırlık alanında yapılan çeşitli çalışmalar araştırılarak, Osmanlı'da yaşanan kurumsal modernleşmenin Çankırı'ya yansımalarının neler olduğu tespit edilmiştir. Son olarak, Çankırı'da meydana gelen çeşitli doğal afetler çalışılıp, halkın bu afetlerden ne derece etkilendiği ve bu konuda mahalli ve merkezi hükümetin aldığı tedbirlerin neler olduğu tespit edilmek suretiyle, merkezi hükümtin sosyal hizmetler görevini doğrudan üstlendiği anlaşılmıştır. Bu çalışmanın Osmanlı şehir tarihi çalışmaları ile Çankırı tarihine dair araştırma yapan ve yapacak olanlara katkı sağlaması ümit edilmektedir.
Deprem sebebiyle iç göçe maruz kalan kadınların yeni yerleşim yerine uyum sürecinin incelenmesi (06 Şubat 2023 Depremi)
Bu çalışma, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında iç göçe maruz kalan kadınların yeni yerleşim yerlerine uyum süreçlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Afet sonrası ortaya çıkan göç olgusu, sadece fiziksel bir yer değiştirme değil; aynı zamanda toplumsal, ekonomik ve psikolojik boyutlarıyla derin bir dönüşüm sürecini ifade etmektedir. Kadınların göç deneyimi, toplumsal cinsiyet rolleri çerçevesinde şekillenmekte ve bu roller, afet sonrası yeniden yapılanma süreçlerinde kadınların karşılaştığı güçlükleri daha da belirgin hale getirmektedir. Bu bağlamda, araştırmada toplumsal cinsiyet perspektifinden hareketle, kadınların yeni yaşam alanlarına entegrasyon süreçleri, karşılaştıkları sosyal, ekonomik, kültürel ve psikolojik zorluklar ve bu zorluklarla baş etme stratejileri ele alınmıştır. Nitel araştırma desenlerinden bütüncül tek durum deseniyle yapılandırılan bu çalışma, Osmaniye ilinde yer alan konteyner kentlerde yaşamlarını sürdüren 12 kadın katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler, içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiş; kadınların göç sonrası karşılaştığı başlıca problemler, barınma ve güvenlik endişeleri, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan zorluklar, sosyal dışlanma, ekonomik bağımsızlık eksikliği ve psikososyal travmalar olarak belirlenmiştir. Ayrıca kadınların; çoklu kırılganlıklara rağmen dayanışma ağlarını aktif biçimde kurdukları, çocuklarının eğitimi için özneleşme pratikleri sergiledikleri ve toplumsal cinsiyet rollerini yeniden müzakere etmeye yönelik bireysel başa çıkma stratejileri geliştirdikleri tespit edilmiştir. Araştırma bulguları, afet sonrası göç süreçlerinde kadınların özgün ihtiyaçlarının yeterince karşılanamadığını ve uyum süreçlerinin toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini göstermektedir. Bu bağlamda, afet sonrası planlamalarda toplumsal cinsiyet duyarlılığı gözetilerek psikososyal destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması, kadınlara özel sosyal alanların güçlendirilmesi ve eğitim, sağlık gibi temel hizmetlere erişimin cinsiyet eşitliğine dayalı olarak düzenlenmesi önerilmektedir. Bu çalışma, afetlerin sosyal etkilerini kadın bakış açısıyla anlamaya yönelik literatüre katkı sunmakta ve afet sonrası yeniden yapılanma politikalarına yön verecek öneriler geliştirmeyi hedeflemektedir.
Sürdürülebilir korumanın afet risklerini önlemedeki rolü: Antakya Koruma Alanı örneği
Sürdürülebilirlik, kaynakların tüketilmeden kullanımı ve gelecek nesillere aktarımı anlamına gelmektedir. Yaşamın her alanında sağlıklı bir döngüyü ifade eden sürdürülebilirlik kavramı, koruma kavramı ile doğrudan ilişkilidir. Doğal ve yapay çevrenin bütünleşik olarak korunması, bu çevrelerin sürdürülebilirliğinin sağlanması ile mümkün olmaktadır. Yapay çevre olarak karşımıza çıkan tarihi çevreler de bu kapsama girmektedir. Tarihi çevreler geçmişin izlerini taşıyan korunması gerekli alanlardır. Tarihsel süreçte doğal ve insan kaynaklı olarak gelişen afetler sonucunda tarihi çevreler tahribata uğramış, hatta yok olmuştur. Afetlerin etkileri can ve mal kayıpları ile sınırlı olmamaktadır. Tarihi çevrede gerçekleşen afetler, geçmişin izlerinin dolayısıyla kültürel birikimin kaybı anlamına da gelmektedir. Bu nedenle korunmaları ve gelecek nesillere aktarılmaları evrensel bir görev olarak kabul edilmektedir. Tarihi çevrelerin afet risklerinden korunabilmesindeki en önemli ilke ise devamlılıktır. Bu ilke, tarihi çevrelerin sosyal, ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik boyutları çerçevesinde koruması anlamına gelmektedir. Bu çalışmada Antakya Koruma Alanı örneklem alan olarak seçilmiştir. Bunun iki önemli nedeni bulunmaktadır. Birincisi tarihsel, arkeolojik, çevresel ve kültürel açıdan özgün değerlere sahip olması; ikincisi ise Antakya Koruma Alanı'nın doğal ve insan kaynaklı afet riskleri taşımasından dolayı yok olma tehlikesi altında bulunmasıdır. Deprem, sel, kaya düşmesi, göç hareketleri gibi afetler ile mücadele etmek zorunda kalan Antakya Koruma Alanı zamanla tahribata uğramıştır. Kültürel çeşitliliğin ve tarihi değerlerin yoğun olduğu bu alanın afet risklerine karşı sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda korunması sağlanabilir. Bu nedenle çalışma kapsamında nitel ve nicel araştırma yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Analiz aşamasında literatür taraması ile yerinde gözlem ve incelemeler yapılmıştır. Bu analizler ile bölgenin mevcut durumu ortaya konulmuştur. Yapılan analizlere ek olarak kullanılan nicel araştırma yöntemlerinden bir diğeri anket çalışmasıdır. Elde edilen veriler doğrultusunda bölgenin sosyal, ekonomik ve çevresel sorunları saptanarak afet risklerinin önlenmesi ve tarihi çevrede olası afetlerin en az zararla atlatılabilmesi amacıyla öneriler ortaya konulmuştur.
Türkiye'de depremler ve sosyo-ekonomik etkileri (1923-1950)
Türkiye'de üç önemli fay hattı bulunmaktadır. Bunlar Doğu Anadolu fay hattı, Batı Anadolu fay hattı ve Kuzey Anadolu fay hattıdır. Tarihsel süreçte bahsi geçen fay hatları birçok deprem üretmiş ve bu depremlerden dolayı yüzbinlerce insan hayatını kaybetmiştir. Kandilli Rasathanesi'nin verilerine göre, Osmanlı Devleti döneminde Anadolu'da meydana gelen büyük depremlerden, 1458 Erzincan-Erzurum depreminde 32000 kişi, 14 Eylül 1509 tarihli İstanbul-Edirne depreminde 13000 kişi, 10 Temmuz 1688'de İzmir'de meydana gelen depremde 15000 kişi, 1822 yılında meydana gelen Hatay depreminde 20000 kişi, 1859 Erzurum depreminde 15000 kişi ve 1912 tarihli Tekirdağ-Mürefte depreminde 5540 kişi hayatını kaybetmiştir. Çalışmamız kapsamında olan 1923-1950 yılları arasındaki depremleri, Atatürk Döneminde meydana gelen depremler (1923-1938) ile İsmet İnönü döneminde meydana gelen depremler (1938-1950) olmak üzere ele aldık. 13 Eylül 1924 tarihinde meydana gelen Erzurum depremi, Cumhuriyet döneminin ilk büyük depremidir. 1928 Torbalı, 1929 Suşehri, 1933 Çivril, 1935 Erdek ve Digor ile 19 Nisan 1938 tarihli Kırşehir depremi, Atatürk döneminde meydan gelen depremlerdir. 22 Eylül 1939 tarihinde meydana gelen Dikili depremi, İsmet İnönü döneminde meydana gelen ilk depremdir. Yaklaşık 33000 kişinin hayatını kaybettiği, 27 Aralık 1939 tarihli Erzincan depremi ise çalışmamız kapsamında ele aldığımız depremler arasında en fazla can ve mal kaybının yaşandığı depremdir. II. Dünya Savaşının henüz başladığı yıllarda meydana gelen Erzincan depreminin hemen ardından, 1940 yılında Yozgat meydana gelen iki deprem, 1941'de Muğla ve Erciş, 1942 yılında sırasıyla Bigadiç, Çorum ve Erbaa depremleri, 1943'de Hendek ve Ladik depremleri, 1944'de Bolu, Gediz ve Ayvalık depremleri ile 1945 yılında meydana gelen Adana depremi, Türkiye'nin savaş yıllarında karşılaştığı büyük doğal afetler arasında yer almaktadır. Muş Varto'da 1946 yılında meydana gelen deprem ile 1949'da gerçekleşen Karaburun ve Bingöl depremleri, İnönü döneminde meydan gelen son depremlerdir. Bu kapsamda çalışmamızda, 1923-1950 yılları arasında meydana gelen bu depremlerin, ortaya çıkardığı hasar, neden olduğu can kayıpları, devletin depremler karşısındaki refleksi, Kızılay'ın çalışmaları, deprem-göç ilişkisi, depremzedelere halkın yardımı, depremlerin insan psikolojisi üzerindeki etkileri ve depremlerin yurtdışındaki yankıları gibi sosyo-ekonomik etkileri üzerinde durulmuştur.
Afet sonrası süreçte bina–araç–bina yöntemiyle enerji esnekliğinin geliştirilmesi
Dünyada deprem, sel gibi yüksek etkili düşük olasılıklı olayların sık sık meydana gelmesi, güç sistemlerinde önemli hasarlara, elektrik kesintilerine yol açar ve son kullanıcılar için yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Bu zorluklara yanıt olarak, son zamanlarda giderek daha fazla kullanılan Dağıtık Enerji Kaynakları (Distributed Energy Resources, DER) ve Elektrikli Araçlar (EA), afet sonrası dönemde evsel tüketicilere mümkün olduğunca enerji temini sağlama konusunda odak noktası haline gelmiştir. Ancak, şebekeye bağlı modda çalışan DER'lerin afet sonrası süreçte güç üretememeleri, EA bataryasının sınırlı enerjisi, evlerin enerji eksikliği yaşamasına ve düşük esnekliğe sahip olmalarına neden olur. Sonuç olarak, bu durumun farklı kaynaklara sahip evlerin sinerjik etkileşimi yoluyla ele alınması potansiyel bir çözüm olarak görülebilir. Bu nedenle, bu tezde, bir afetin ardından şebekeden ve birbirlerinden elektriksel olarak izole hale gelen iki evin sahip olduğu farklı kaynakların iş birliğine dayalı kullanımı yoluyla enerji esnekliğini artırmak için ayrıntılı bir Sinerjik Ev Enerji Yönetim Sistemi (S-EEYS) geliştirilmiştir. Evler arasında EA vasıtasıyla enerji transferine olanak sağlayan Bina-Araç-Bina (Building-to-Vehicle-to-Building, V2B2) teknolojisi, tasarlanan S-EEYS'ye entegre edilmiştir. Ayrıca önerilen algoritma, kullanıcıların refah düzeylerini dikkate alarak afet sonrasında sistemin konfor kaybı düzeyini en aza indirmeyi hedeflemektedir. Benzetim çalışması sonuçları, önerilen algoritmanın sistemin konfor kaybıseviyesinde en az %22.26 oranında azalma sağlayarak enerji esnekliğini önemli ölçüde artırdığını doğrulamıştır.
Kahramanmaraş merkezli depremde sağ kalan yetişkinlerin deneyimleri: Fenomenolojik bir araştırma
Bu araştırmada Kahramanmaraş depremini yaşamış ve sonrasında Kırşehir'e göç etmiş bireylerin depremle ilgili deneyimlerini, derinlemesine incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma nitel araştırma desenlerinden fenomenolojik yaklaşım temelinde yürütülmüştür. Veriler 2 Nisan–10 Haziran 2024 tarihleri arasında, sosyodemografik ve yarı yapılandırılmış görüşme formlarıyla yüz yüze toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini, Kırşehir'e göç etmiş 13 kişi oluşturmaktadır. Örnekleme yöntemi olarak, amaçlı örnekleme yöntemlerinden kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veriler MAXQDA 2024 ile analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda, "deprem sonrası deneyimler" başlığı altında bir ana tema ve gereksinim duyulan ihtiyaçlar, güvenliğe ilişkin görüşler, kurumlara ilişkin görüşler, alışkanlıklara yönelik görüşler, psikolojik yansımalar, hijyen ve temizliğe ilişkin görüşler, sağlık hizmetlerine ulaşımda karşılaşılan sorunlar, önleyici halk sağlığı çalışmalar olmak üzere sekiz adet kod elde edilmiştir. Afet sonrasında bireylerin ve çevrelerinin olumsuz etkilendiği görülmüştür.
Hemşirelerin afete hazırlık inanç düzeylerinin belirlenmesi
Araştırma, hemşirelerin afete hazırlık inanç düzeyleri ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan 457 hemşire oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini çalışmaya katılmaya gönüllü 400 hemşireden oluşturmaktadır. Veriler sosyo-demografik özellikler anket formu ve Genel Afete Hazırlık İnanç Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 32,55, %56'sının evli olduğu tespit edilmiştir. Hemşirelerin Genel Afete Hazırlık İnanç Ölçek puan ortalaması 122,36±8,74 olarak saptanmıştır. Afet planlarını bilen, tatbikatlara katılan ve afet yöneticisini tanıyan hemşirelerin afet hazırlık puanları anlamlı biçimde daha yüksek çıkmıştır. Eğitim düzeyine göre yalnızca "algılanan engeller" alt boyutunda, gelir durumuna göre ise "öz yeterlilik" boyutunda farklılık gözlenmiştir. Meslekte çalışma yılı arttıkça "eyleme geçiriciler" boyutunda anlamlı fark oluşmuştur. Buna karşın afet eğitimi alma veya afet hemşireliği dersi görme durumunun ölçek puanlarına anlamlı etkisi olmadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak hemşirelerin afetlere hazırlık düzeyleri genel olarak orta düzeyde bulunmuştur. Afet eğitimleri uygulamalı ve tekrar eden formatta verilmelidir. Hastane afet planları aktif olarak kullanılmalıdır.
Kriz ve afet yönetiminde bir STK örneği: Kızılay
Tarih boyunca bakıldığında, birey ve toplumların yaşamlarını etkileyen birçok kriz ve afet olayları meydana gelmiştir. Kriz, insan yerleşimlerinde mevcut düzeni bozan ve gerilim yaratan bir durumdur. Krizlerin meydana gelmesine neden olan birçok etmen bulunmaktadır. Bu etmenler arasında en çok afet olayları etkili olmaktadır. Ülkemiz bulunduğu jeopolitik konumu itibariyle deprem başta olmak üzere birçok doğal afete davetiye çıkarmaktadır. Deprem, sel, çığ gibi doğal afetler veya teknolojik ve insan kaynaklı afetler gibi farkli afet türleri meydana gelmektedir. Afetler, bireylerin mevcut durumlarını ve faaliyetlerini kısa veya uzun süreli kesintiye uğratmakta ve insanların ve diğer canlıların yaşamları üzerinde maddi ve manevi olarak çok büyük kayıplarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu kayıpları en aza indirmek ve meydana gelebilecek ikinci tehdit oluşturacak doğal veya yapay afetleri önceden tespit edip gerekli önlemleri almak, doğacak hasarları olabildiğince önlemek, yaşanacak olası kayıpların önüne geçmek için sistemli, planlı ve etkin bir kriz ve afet yönetimi gerekmektedir. "Kriz ve Afet Yönetiminde Bir STK Örneği: Kızılay" adlı bu çalışma, ulusal ve uluslararası alanda meydana gelen kriz ve afet olayları nedeniyle yaşamlarını devam ettirmek için temel ihtiyaçlarını gideremeyen bireylerin ve toplumların üzerindeki olumsuz ve kötü etkilerini, can ve mal kayıplarını en az düzeye indirmek amacıyla yapılan çalışmaları inceleyen bir araştırma olmaktadır. Bu kapsamda, öncelikle kriz ve afet yönetimi kavramsal çerçevede ayrı ayrı ele alınmakta, kriz ve afet yönetim süreçleri, sınıflandırılması, doğrudan ve dolaylı yöndeki etkileri açıklanma ve kriz ve afet yönetim evrelerinin neler olduğu incelenmektedir. Kriz ve afet olaylarında mağdur olan, yoksul duruma düşen afetzedelerin ihtiyaçlarını gidermek ve onlara destek sağlamak amacıyla faaliyet gösteren gönüllü kuruluşlar olan STK'ların oluşumları, amaçları, faaliyetleri ve özellliklerinin neler olduğu açıklanmaktadır. Ülkemizde kriz ve afet yönetimi bağlamında faaliyet gösteren bazı STK'lar hakkında bilgiler verilmektedir. Bunlar arasında yer alan ve çalışma dahilinde ele alınan, ulusal ve uluslararası alanda faaliyet göstermekte olan Türk Kızılay'ı incelenmektedir. Çalışma kapsamında, literatür taraması, birçok döküman analizi ve Kızılay'ın resmi web sitesi incelenmiştir. Kızılay'ın ilkeleri, değerleri, görevleri ve diğer alanda yaptığı çalışmalara değinilmektedir. Kızılay, yurt içi ve yurt dışında meydana gelen afetlerden dolayı afetzedelere yardım faaliyetleri yürüten, afet müdahale kapsamında yerel, bölgesel ve uluslararası alanda ilgili örgütlerle koordineli çalışmalarda bulunan, arama-kurtarma ve iyileştirme çalışmalarına katkı sağlayan, afet hazırlık ve müdahalesine göre eğitim programları hazırlayan, yoksul, insani yardıma muhtaç ve afetzede vatandaşlar için ayni ve nakdi yardım bağışları için kampanyalar yürüterek önemli roller üstlenmektedir. Bu kapsamda Türk Kızılay'ı, kriz ve afet yönetiminde yürüttüğü bu çalışmaların oldukça önemli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Anahtar Sözcükler: Kriz ve Kriz Yönetim, Afet, Afet Yönetimi, STK, Kızılay
Investigation of feasibility for Gaziantep earthquake master plan
Disasters are natural and man-made events that cause physical, environmental, psychological and economic losses. It is very important to have effective disaster management in order not to stop human life after disaster or to return to normal life quickly. Although it is impossible to prevent disasters, it is possible to minimize the negative effects with precautions. High-level societies have achieved to reduce risks to manageable levels. When disasters in Turkey examined, it is seen that earthquake is the most common disaster that causes loss of life and property. When analyzed in terms of seismicity, Gaziantep is located in a place needs to take precautions against possible earthquake risks due to its proximity to active fault systems that can produce large earthquakes. It should be ensured that being feasible of earthquake master plan that will prepared by using effective project management methods. Within the scope of this thesis, current earthquake master plans in Turkey had been examined and especially their feasibility were investigated. In parallel with this, steps of applicable earthquake master plan for Gaziantep were determined. The master plan to be prepared should be kept up-to-date and used as a guide for any kind of zoning, infrastructure, transportation and energy planning for Gaziantep. It should not be forgotten that the most important stakeholder of the earthquake master plan is the society. The end point of the study is that to create a sustainable society with high level awareness and resistant to disasters.
Ortaokul öğrencilerinin acil durumlarla başa çıkma ölçeğinin geliştirilmesi ve değerlendirilmesi
Acil durum ve afet olayları öğrencilerin yaşam kalitesini düşürerek stres artışına, yaralanmalara, sakat kalmalarına, hastalanmalarına, depresyona girmelerine, öğrencilerde tükenmişliğe ve psikolojik bozukluklara neden olur. Acil durum ve afet eğitimi öğrencilerin sosyal ve zihinsel gelişimlerinin desteklenmesinin yanı sıra afet ortamının tehlikelerinden korumasını sağlar, afetin psiko-sosyal etkilerini hafifletir. Bu çalışmanın amacı ortaokul öğrencilerinin ADBÇÖ'ni geliştirmek ve geliştirilen ADBÇÖ'ni kullanarak ortaokul öğrencilerin acil durumlarla başa çıkma becerisinin eğitim etkinliğini değerlendirmektir. Çalışma Mart-2020 Temmuz 2021 tarihleri arasında Muş Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ortaokul öğrencilerinden 479 öğrenciye ölçek geliştirmek amacıyla metodolojik çalışma olarak yürütüldü. Ölçek toplam 30 madde 3 alt boyuttan oluştu. Ortaokul Öğrencilerinin Acil Durumlarla Başa Çıkma Ölçeğini geliştirmek için araştırmaya katılan 479 öğrencinin ölçek toplamından aldığı en düşük puan 34 en yüksek puan 113, puan ortalaması ise 67.17 ± 15.13, "Temel İlkyardım" alt boyutundan aldığı en düşük puan 15 en yüksek puan 58, puan ortalaması ise 31.66 ± 8.58, "Doğal Afetler" alt boyutundan aldığı en düşük puan 10 en yüksek puan 40, puan ortalaması ise 22,19 ± 5.26 ve "Yardım İsteme" alt boyutundan aldığı en düşük puan 5 en yüksek puan 20, puan ortalaması ise 13.32 ± 3.26 olarak hesaplandı. ADBÇÖ'ne ait Cronbach α güvenilirlik katsayısı ise 0,910 olarak hesaplandı "Ortaokul Öğrencilerinin Acil Durumlarla Başa Çıkma Ölçeğinin'' ortaokul öğrencilerinde geçerli ve güvenilir bir araç olduğu tespit edildi. Geçerlilik ve güvenirlikten yapıldıktan sonra yarı deneysel tasarım olarak 38 kişi eğitim grubu, 36 kişide kontrol grubu olarak belirlendi. Çalışmada soru formu sosyo-demografik bilgi ve acil durumlar bilgisi sorularından oluşturuldu. Acil durumlarla başa çıkma becerisini ölçmek için ADBÇÖ kullanıldı. Eğitim grubuna dört hafta haftada iki kez acil ve afet eğitimi verilerek eğitimden sonra sonuçlar tekrar değerlendirildi. Eğitim grubunda ADBÇÖ ve ölçeğin tüm alt boyutlarında puan ortalaması kontrol grubuna göre yüksek bulundu (p<0.05). Ortaokul öğrencilerine acil ve afet eğitimi verilmesi ortaokul öğrencilerinin acil durumlarla başa çıkma becerini arttırdığı görüldü. Anahtar Kelimeler: Ortaokul Öğrencileri, Acil Durumlar ve Afet, Acil Durumlarla Başa Çıkma Becerisi, Geçerlilik, Güvenirlilik
Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin afetlere hazır olma durumları ve müdahale özyeterliliklerinin incelenmesi; çok merkezli kesitsel çalışma
daha sonra doldurulacaktır
Aydın vilâyetinde doğal afetler (1850-1900)
19. yüzyılın ikinci yarısında Aydın vilayeti, Osmanlı Devleti'nde doğal felaketlerin sıklıkla yaşandığı bir coğrafya olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu dönemde Aydın vilayeti çok sayıda deprem, çekirge istilası, kuraklık, sel, don, dolu, fırtına, yıldırım düşmesi gibi afetlere maruz kalmıştır. En fazla tarımsal faaliyetleri etkileyen bu afetlerin sonucunda Aydın vilayetinde can kayıpları, yaralanmalar, kıtlıklar, salgın hastalıklar, ekonomik krizler, fiyat artışları, çevre ve ulaşım problemleri gibi birçok sosyo-ekonomik olay yaşanmıştır.Meydana gelen afetler sonrasında, afetzedelerin yaralarının sarılması ve önlenmesi muhtemel nitelikli bazı afetler öncesinde alınması gereken tedbirler konusu, Aydın Valiliğini ile Osmanlı merkezi hükümetini uzun süre meşgul eden, aynı zamanda büyük masraflar gerektiren önemli meselelerden biri olmuştur.Kısacası bu çalışmada, Aydın vilayetinde meydana gelen doğal afetlerin vilayet halkına, çevreye, bölge ve ülke ekonomisine etkisi, yaşanan afetler sonrasında nasıl bir kriz yönetimi sergilendiği, merkezi ve mahalli yönetimlerin ne tür tedbirler aldıkları, afetzede halk-yönetici ilişkileri, afete uğramayan Osmanlı toplumunun afetzedelere karşı tutumları ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Genel kolluk kuvveti olan jandarmanın doğal afetlerdeki önemi: Bozkurt sel felaketi örneği
Doğal veya insan kaynaklı oluşan afetler, meydana geldiği toplum üzerinde derin izler bırakmaktadır. Afet sonucunda yaşanan can ve mal kayıplarının yanı sıra afetler toplum üzerinde; kültürel, kamusal ve sosyal alanda büyük bir tehdit oluşturarak aşılması güç problemlere neden olmaktadır. Ülkemizde yaşanan bu felaketlerin tamamen önüne geçilmesi mümkün olmamakla birlikte afet ile birlikte oluşabilecek tehdidin en az kayıpla atlatılması hususunda genel kolluk kuvveti olan jandarmanın önemi bir kez daha gün yüzüne çıkmaktadır. Pek çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de silahlı kuvvetler ve kolluk kuvvetleri afet yönetiminde doğal aktörlerdir. Hiç kuşku yoktur ki genel kolluk kuvveti olan jandarma bu önemli görevi yerine getirirken krizi başarılı bir şekilde yöneterek, güç ve zor şartlarda başarılı bir şekilde görev yaptığını, zor günlerde halkının hizmetinde olduğunu her zaman göstermiştir. Bu tez çalışmasında; kapsamlı herhangi bir afet yönetimi sırasında, afet öncesi, afet esnasında ve afet sonrasında genel kolluk kuvveti olan Jandarma Genel Komutanlığı'nın gerçekleştirdiği ve olağanüstü özveri gerektiren çalışmaları özelinde afet süreci ve bu sürecin yönetim yapısı incelenmiştir. Çalışmanın amacı, kapsamlı bir afet yönetiminin her aşamasında farklı görevler üstlenen Jandarma Genel Komutanlığının operasyon öncesi, operasyon sırası ve operasyon sonrasında yaptığı çalışmaları örneklerle anlatarak, Jandarma Genel Komutanlığının afet yönetimindeki yerini tespit etmektir. Yapılan bu çalışmada, Bozkurt sel afeti, Jandarma Genel Komutanlığının doğal afetlerde örgütlenmesi, doğal afetler için eğitim ve teçhizatının nasıl olması gerektiği, doğal afetlerde faaliyet evreleri ve ilkeleri konusunda geleceğe yönelik planlama ve çalışmalara ışık tutması açısından örnek teşkil etmektedir. Bu faaliyet aşamalarına göre yapılacak her türlü yardım faaliyetinin aşama aşama nasıl yapılması gerektiği belirtilmiştir. Tez konusunun kuramsal çerçevesini oluşturmak amacı ile literatür taraması yapılmış, "kriz ve afet yönetimi", "ulus devlet ve kavramları", "genel kolluk", "jandarma ve doğal afetler" ile bunların unsurları açıklanarak tarihsel gelişim süreci birlikte ele alınmıştır.
Kastamonu'da yaşanan afetler (1930-1945)
Kuzey Anadolu Fay Hattına yakınlığıyla bilinen Kastamonu'da tarihî süreç içerisinde pek çok deprem yaşanmıştır. Yakın tarihimizde yaşanan ve henüz hafızalardan silinmemiş olan 1943 Tosya-Lâdik Depremi Kastamonu ve çevresindeki büyük bir alanı etkilemiştir. Can kaybının Kastamonu genelinde bin rakamının üzerine çıktığı, bir o kadar da insanın yaralanmasına neden olduğu deprem, binlerce vatandaşın da evsiz kalmasına neden olmuştur. Kaynaklar incelendiğinde Kastamonu merkez, ilçe ve köylerinde depremle birlikte aynı zamanda sel, heyelan, dolu, fırtına ve yangın gibi pek çok afetin yaşandığı görülmektedir. Bu afetlerden orman yangınları arasında dikkatsizlik sonucu çıkan orman yangınlarına karşılık, bilinçli olarak çıkarılan orman yangınları dikkatleri çekmektedir. Okul, eczane, otel ve onlarca dükkânın yandığı hane yangınlarının yanı sıra neredeyse evlerinin tamamı yanan pek çok köy yangını da yangın vakaları arasındadır. Yaz aylarında dolu ve sel afetlerine maruz kalan Kastamonu'da can kayıpları yaşanmış, hayvanlar telef olmuş; ev ve iş yerlerini su basmış, köprü ve tarım arazileri zarar görmüştür. Köylülerin zaman zaman maruz kaldığı yıldırım düşmesi hadiselerinde de ölüm ve yaralanmalar olmuştur. Ayrıca aşırı kar, fırtına, tipi ve don olayları zaman zaman genel hayatı olumsuz etkilemiş, yollar kapanmış ve donarak hayatını kaybeden insanlar olmuştur. Yaşanan afetlerle birlikte sosyal devlet anlayışı gereği yaraların sarılması için evi yananlara devlet ormanlarından kerestelik ağaç verilmiş, depremden etkilenenlere çadır ve iaşe desteği sağlanmış, dolu ve selden tarım ürünleri zarar görenlere hububat verilmiştir. Vatandaşlar dönemin basın araçları kullanılarak bilinçlendirilmeye çalışılmış, köşe yazarları ise afetlerle ilgi dikkat çekici yazılar kaleme almıştır.