Endüstri 4.0
Bu konu başlığı altında 215 tez
Türkiye dış ticaretinin Sanayi 4.0 ve endüstri içi ticaret perspektifinde yapısal dönüşümünün analizi
Bu tez çalışması, Sanayi 4.0 bağlamında Türkiye'nin dış ticaretinin endüstri içi ticaret perspektifinde yapısal dönüşümünü analiz etmeyi amaçlamaktadır. Türkiye ihracatının büyük bir bölümü bölgesel ve küresel üretim zincirlerinde satılan ara mallardan oluşmakta ve sektör bazında otomotiv, tekstil, elektronik, demir çelik ve mobilya sektörleri de ihracatta öne çıkmaktadır. Çalışma kapsamında, Türkiye dış ticaretinin sanayi 4.0'a dönüşüm potansiyeli endüstri-içi ticaret teorisi çerçevesinde analiz edilmiştir. Türkiye'nin ihracatında teknoloji seviyesinin son 40 yılda ithalatın teknoloji seviyesine yakınsadığı, ihracatta orta yüksek teknoloji imalat sanayi sektörlerinin öne çıktığı görülmektedir. Analiz bulguları neticesinde, Türkiye'nin dışa açıklık oranı ithalat lehine arttığından, dışa açıklık düzeyinin artmasının endüstri içi ticareti olumsuz yönde etkilediği, endüstri içi ticaretin gelişiminin Türk imalat sanayinin sanayi 4.0 dönüşümünü teşvik ettiği, Türkiye'nin dış ticaret yapısının imalat sanayine ve orta yüksek teknoloji ürünlere doğru kayma eğiliminde olduğu, 1978-2001 döneminde teknoloji açığında gerileme eğiliminin gözlendiği, Türkiye'nin teknoloji açığının ihracatın ithalata oranı üzerindeki etkisinin %5 anlamlılık düzeyinde pozitif olduğu, 2002-2019 döneminde teknoloji açığının ihracatın ithalata oranı üzerindeki etkisinin %10 anlamlılık düzeyinde negatif olduğu, orta yüksek teknoloji endüstri içi ticaret ile imalat sanayi dış ticareti arasında da negatif ve istatistiki olarak anlamlı bir ilişkinin olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
Türkiye'de endüstri 4.0'ın otomotiv sektörüne yansımaları üzerine bir araştırma
Endüstri 4.0, bütün dünyada sanayi devriminin günümüzde geçirdiği son önemli devrimi simgelemektedir. Teknolojik gelişmenin ve iletişim teknolojilerinin gelişimi, robotik üretim ile birleşerek, üretim anlayışına yeni bir imkan getirmiştir. Endüstri 4.0 teknolojisi, üretim ve imalat açısından düşük maliyet ve yüksek verimlilik sağlayarak, gerek ülkelere gerekse işletmelere ekonomik gelişme ve kalkınma getirecektir. Bu noktada çalışmanın amacı, Türkiye'nin otomotiv sektörünün endüstri 4.0'dan nasıl etkileneceği ve endüstri 4.0'dan beklentiler ve öngörüler üzerine bir inceleme yapmaktır. Dolayısıyla çalışmada endüstri 4.0'ın Türkiye'deki otomotiv sektörüne getirileri ve sağlayacağı imkanları üzerine bir derleme yapılmıştır. Endüstri 4.0'ın yeni bir araştırma konusu olması nedeniyle, çalışma niteliksel boyutta gerçekleşmiştir. Diğer yandan, çalışmanın derleme sonuçları ile gerek literatüre gerekse sektöre faydalı bilgiler sağlayacağı düşünülmektedir.
Makine imalat sektöründe kullanılan takım uçları için yapay zekâ ile kestirimci bakım uygulamaları
Bu çalışmada verileri alınan makineler için anomali tespiti ile kestirimci bakım yaklaşımı gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın konusuyla ilgili literatür taraması yapılmıştır ve önceki çalışmalara ait görüşler açıklanmıştır. Makinelerin devam eden ömründe gerçekleşen olası arızaları önlemek veya önceden gerçekleşebilecek hatalardan haberdar olabilmek için, çalışmak istenen makinenin verileri toplanıp, belirli türlerde anomali tespiti yapılıp anomali durumlar tespit edilerek bu sayede gelecekte geçekleşebilecek olası arızalardan kaçınılmaya çalışılmıştır.
Blok zinciri teknolojisinde düşük kodlu platformların kullanımı ve endüstri 4.0 üzerindeki etkileri
Dijital dönüşüm özellikle covid–19 salgınının tedarik zincirini ve çalışma koşullarını etkilemesiyle büyük önem kazanmıştır. Sektörel ihtiyaçlara göre dijital teknolojilerin entegrasyonu ve buna bağlı olarak iş akışlarının, çalışanların kültürünün değişim ve gelişim yaşadığı teknolojiler bütününü dijital dönüşüm oluşturmaktadır. Dijital dönüşüm ile birlikte pazar paylarını kaybetmek istemeyen kuruluşlar birçok teknolojik yeniliği firmalarına entegre etmeleri gerekmektedir. Bu dönüşümü doğru gerçekleştirebilen firmalar güçlenmeye devam ederken, bu dijital dönüşüme uzak kalan ve doğru şekilde entegre edemeyen firmalar kayıplar yaşamaya devam edecektir. Dijital dönüşüm Endüstri 4.0, Blok zinciri ve kodsuz/düşük kodlu platformlar ile sağlanmaktadır. Bu çalışma ile blok zincir teknolojisinin Endüstri 4.0 ile ilişkisi ile düşük kodlu platformların blok zincir teknolojisi gelişimi için kullanılması araştırılmıştır. Bununla birlikte düşük kodlu platformlarında kanban kartlarının işleyişi, Endüstri 4.0 ile yalın üretim arasındaki ilişki, sektörler bazında dijital dönüşümün etkileri araştırılmıştır. Bu tez çalışmasının uygulama kısmında düşük kodlu platformların Endüstri 4.0 ve blok zinciri ile birlikte kullanımında oluşan beklentiler tespit edilmeye çalışılmıştır. Daha sonraki çalışmalarda kullanmak üzere firmaların blok zinciri ile düşük kod teknolojisinin birlikte kullanılmasından firmaların beklenti ve faydalarını ölçebilmek için araştırma taslağı geliştirilmiştir. Türkiye'de bu teknolojilerden yararlanılarak yapılabilecek çalışmalar önerilmiştir. Gelişmekte olan ülkelerin dijital dönüşüme geçişinin gelişmiş ülkelere oranla daha fazla zaman alacağı vurgulanmıştır.
Duygu analizi yönteminin pazarlama alanında kullanımına ilişkin çalışmaların değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı duygu analizi yöntemine İLİŞKİN LİTERATÜRDE YAPILAN ÇALIŞMALARIN ni inceleyerek, pazarlama alanındaki kullanım imkânlarını ortaya çıkarmaktadır. Çalışmada yapay zekâ araştırma yöntemleri içerisinde duygu analizi metodu incelenecek ve tüketici davranışlarını açıklamada yeterliliği tartışılacaktır. Pazarlama araştırmalarında alternatif yöntemlerin kullanımı son zamanlarda artış göstermiştir. Hem akademik hem de iş hayatında uzmanlar tüketici davranışlarını daha iyi anlayabilmek için istatistiki yöntemler ile birlikte nitel yöntemlere de yönelmektedirler. Diğer yandan, yapay zekâ ve endüstri 4.0 sistemi işletmelerin daha sistematik ve güncel veri toplamasına ve raporlamasına imkân sağlamaktadır. Bu noktada duygu analizi yöntemi de güncel olarak pazarlama alanında kullanımı artan önemli analiz yöntemlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, duygu analizinin kullanımı, araştırma alanlarına katkısı ve tüketici davranışlarını ne derece doğru tespit edebildiğinin anlaşılması önemli bir konudur.
Endüstri 4.0 teknolojilerinin işletme performansına etkileri : Otomotiv sektöründe bir uygulama
İlk olarak Almanya'da ortaya çıkan endüstri 4.0 ile üretim sistemleri akıllı, esnek ve hızlı karar verebilen daha kaliteli üretim sistemlerine dönüşmüştür. Birçok avantaj sağlayan endüstri 4.0 dünya çapında hızla yayılmıştır. İşletmeler işgücü verimliliğini arttırmak, üretim ve ürün kalitesini arttırmak, maliyeti azaltmak dolayısı ile rekabet avantajı sağlamak için endüstri 4.0'ı sistemlerine entegre etmektedir. Yapılan çalışmada endüstri 4.0 ana teknolojileri ve işletme performansına etkileri incelenmiştir. Otomotiv sektöründe faaliyet gösteren bir işletmede seçilen pilot bölgeye IoT teknolojisi entegre edilerek işletme performansına etkileri sayısal olarak ifade edilmiştir. İşletmedeki üretim verilerinin doğruluğunun operatör inisiyatifinde olması ve üretim raporlamaları sırasında zaman kayıplarının yaşanması nedeniyle bu çalışmaya ihtiyaç duyulmuştur. Çalışmada, uygulama yapılmadan önceki üretim verileri ile uygulama sonrası üretim verileri karşılaştırılarak nesnelerin interneti teknolojisinin işletmenin performansına etkileri değerlendirilmiştir. İşletme performansı, ürün bazlı ve performans bazlı parametreler belirlenerek bu parametreler ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda; raporlama sürecindeki yaşanan zaman kayıpları azaltılarak işletme performansında ve üretim miktarında artış sağlanırken ürünün çevrim süresinde iyileşme sağlandığı tespit edilmiştir. Yapılan çalışmanın farklı işletmelerde yaygınlaştırılması ile işletmelerin performanslarının artması sonucu ülke genelinde büyük ölçüde fayda sağlanması beklenmektedir.
Endüstri 4.0 kavramına ilişkin algıların yenilikçi davranışa etkisi
Yeni dünya düzeninde, değişen insan ihtiyaç ve beklentileri ile örgütlerin yeni teknolojik alt yapıya ve uygulama süreçlerine uyum sağlaması zorunluluk haline gelmiştir. Bu kapsamda Endüstri 4.0 veya Dördüncü Sanayi Devrimi, üretim ve hizmet süreçlerinde uygulanan teknolojik değişiklikleri ve yenilikleri içeren yeni bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Genel olarak tüm sektörlerde olmakla birlikte özellikle üretim sektöründe güncelliğini koruyan bir kavram olan Endüstri 4.0, teknolojik gelişmeler ile ortaya çıkan yeni kavram ve bilgilerin iş süreçlerine aktarılması ile değişimleri başlatmış ve bu değişimi de çalışanlar ve yöneticiler için uyum sağlama zorunluluğuna dönüştürmüştür. Bu kapsamda çalışmanın amacı, Endüstri 4.0 kavramına yönelik algıların tespit edilmesi ve bu algıların yenilikçi davranış üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, ilgili kavramlar ile ilgili literatür taraması yapılmış ve teorik bilgiler aktarılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın uygulama bölümü için oluşturulan anket formu Eskişehir ili metal-makine imalat sektöründe faaliyet gösteren işletme çalışanlarına dağıtılmıştır. Bu kapsamda çalışma, araştırmaya katılım göstermeyi kabul eden 224 katılımcı ile yürütülmüştür. Çalışmadan elde edilen verilerle ilk olarak Endüstri 4.0 kavramı ve yenilikçi davranışa yönelik algılar ile demografik gruplar arasındaki farklılıklar tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkeni olan Endüstri 4.0 kavramına ilişkin algıların ve bağımlı değişken yenilikçi davranışın, cinsiyet ve medeni duruma göre farklılık gösterip göstermediği "t-testi"; yaş, eğitim düzeyi, ve kurumda çalışma süresine göre farklılık gösterip göstermediği ise "ANOVA testi" ile test edilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla yapılan T testi neticesinde; endüstri 4.0 kavramı ve yenilikçi davranış algısının, kadın ve erkekler arasında anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Evli ve bekar çalışan algılarının yalnızca Endüstri 4.0 kavramı için anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Çalışanların eğitim düzeylerinin yenilikçi davranışa göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Söz konusu farklılıkların ilköğretim–lisansüstü, lise–lisansüstü, yüksekokul–lisansüstü ve lisans-lisansüstü grupları arasında olduğu belirlenmiştir. (p< 0.05). Kurumda çalışma süresi ile Endüstri 4.0 değişkeni için anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Söz konusu farklılıkların 1-3 yıl ile 16 yıl ve üzeri; 7-10 yıl ile 1-3 yıl arası; 10-15 yıl ile 16 yıl ve üzerindeki gruplar arasında olduğu belirlenmiştir. (p<0.05). Değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla yapılan korelasyon analizi sonucunda; endüstri 4.0 kavramı ve alt boyutlarına ilişkin algılar ile yenilikçi davranış değişkenleri arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu değişkenlerin birbirleri üzerindeki etkilerini tespit etmek için regresyon analizi yapılmıştır. Endüstri 4.0 kavramı ve alt boyutlarından kullanıma yönelik niyet (KN) ve kullanım kolaylığının (KK) yenilikçi davranış (YD) üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.
A skill assessment model for human resources skill development enabling digital transformation: Dx-hrsam
In today's era of rapid technological advancement, digital transformation stands at the forefront of Industry 4.0, revolutionizing both personal and professional spheres. This paradigm shift is fueled by the integration of cutting-edge technologies such as artificial intelligence, the Internet of Things, smart machines, and automation. These disruptive innovations, intertwined with ongoing societal shifts, are not only reshaping our daily lives but also redefining the workplace, giving rise to novel professions and necessitating a transformation of essential skills and competencies. Human Resources (HR) management must proactively embrace these changes, developing strategies that foster learning and adaptability to optimize the current workforce and prepare for the workforce of the future. To this end, a MLR was conducted, examining emerging professions and skills/competencies arising from digital transformation. This analysis delved into the current state of the literature, revealing critical gaps to inform future research endeavors. An extensive review of 6055 studies culminated in a refined pool of 23 studies, providing valuable insights to address key research questions. Recognizing a need for a comprehensive assessment model in this domain, a model was developed by defining new professions and skills, culminating in the creation of distinct role sets and skill sets, named as Digital Transformation Human Resource Skills Assessment Model (DX-HRSAM). A five-level proficiency scale was established, and a meticulous role-skill mapping was performed for each role, resulting in a robust and insightful model. This model was subsequently subjected to expert scrutiny, leading to further refinements based on valuable feedback. A pilot study was then conducted, followed by multiple studies to validate the model's consistency and comprehensiveness. The outcome is a validated model that offers a valuable framework for understanding and navigating the evolving landscape of skills and professions in the digital age.
Dördüncü Sanayi Devriminin yol açtığı değişimlerin Türk yükseköğretim sistemi bağlamında değerlendirilmesi
Bu çalışmada dördüncü sanayi devriminin (DSD) temel özellikleri, bu devrime yönelik eleştiriler, yükseköğretim sistemlerinin genel yapısı, işleyişi, sanayi ile ilişkileri ve araştırma-geliştirme faaliyetlerinin dördüncü sanayi devriminin sonuçları ile ne derecede uyumlu olduğu, bu devrimin Türkiye'de ve Türk yükseköğretim sisteminde hangi değişiklikleri gerekli kıldığı konuları ele alınmıştır. Çalışma betimsel araştırma deseninde yürütülmüştür. Konuyla ilgili kitap, makale, bildiri, rapor, tez çalışmaları, politika metinleri ve dokümanları, strateji belgeleri vb. kaynakların incelenmesini içeren bir alanyazın taraması yoluyla veri toplanmış ve bunların içerik analizleri yapılmıştır. Çalışma neticesinde dördüncü sanayi devrimi ile birlikte gelen dönüşüm sürecine dünyada birçok ülkenin uyum sağlama çabasında olduğu, ancak eşgüdüm eksikliği bulunduğu görülmüştür. Bunun yanında üniversite 4.0 anlayışı bağlamında yükseköğretim sistemlerinin bütün boyutlarında, katmanlarında ve misyonlarında değişimler yaşandığı ve yaşanacağı, Türk yükseköğretim sisteminin bu devrime uyumlaştırılması için çeşitli projeler geliştirildiği ve uygulandığı ancak bu konuda daha etkin çalışmalara ihtiyaç olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, üniversite-devlet-sanayi işbirliğinde ar-ge ve inovasyon çalışmalarında eksiklikler bulunduğu, dördüncü sanayi devriminin getirdiği olumlu yönlerin yanında dikkate alınması gereken olumsuzlukları da beraberinde getirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma kapsamında; Türkiye'nin dördüncü sanayi devrimine uyumu ile ilgili çalışmaların daha eşgüdümlü yönetilmesi, yükseköğretim sistemlerinde bu devrimin ihtiyaç duyduğu insan gücünü ve yeni nesil yetkinlikleri yetiştirmeye yönelik öğretim programları ve uygulamaların hayata geçirilmesi, üniversitelerdeki öğretim programlarının bu devrimle uyumlu, esnek, modüler, bireyselleştirilmiş, daha geniş kesimlere de hizmet verecek şekilde tasarlanması, üniversite-sanayi-devlet işbirliğine yönelik yeni çalışma modellerinin belirlenmesi, ar-ge faaliyetleri ve patent alma süreçleriyle ilgili farkındalığın artırılması önerilmektedir.
Teknokentte girişimcilere sağlanan yararlar ve vergisel boyutta incelenmesi ve bir uygulama
Teknolojinin ve dijital dünyanın hâkim olduğu günümüz dünyasında yeni bir sanayi devrimi olarak kabul edilen endüstri 4.0 ile artık küreselleşen teknoloji ve bilginin önemini göstererek, küresel boyutta bu gelişmelere ayak uydurulması gerektiği gözler önüne sermektedir. Yaşadığımız 21. yüzyılda bilgi yoğun teknolojilerin yerine inovasyona dayalı ileri teknolojiler yer verilmiştir. Teknoloji ve inovasyonun ekonomik büyüme ve kalkınmada stratejik bir öneme sahip olduğu yaşadığımız dönemde açıkça görülmektedir. Günümüz çağında bu teknolojik gelişmişliğe ve entelektüel sermaye birikimine sahip olmak ve değişen dünyada uluslararası alanda rekabet edebilen, katma değer katarak ülke ekonomilerini ve gelişmişlik düzeylerini ilerletebilen bir ülke olmak için bu sürece hızlı şekilde adapte olmak gerekmektedir. Bu teknolojik ilerlemeye yetişebilmek ve sahip olabilmek için teknoloji üretimi yada teknoloji transferi yoluyla mümkün olduğu göz önüne alındığında teknoloji transferinin getirdiği yüksek maliyetlerin sürdürülebilir bir teknolojik gelişmişliği zorlamaktadır. Bu durumda ülkelerin teknoloji elde etme gayreti içinde teknolojik üretime yönelmesi amacıyla bilgi üretiminin ve bilginin ticarileştirilmesi amacıyla uygun ortamların yaratılması oldukça önemlidir. Bu bilgi birikimlerinin teknoloji üretiminde ve teknolojiye aktarılmasında gerekli ortamların olması gerekmektedir. Bu açıdan üniversite, sanayi ve devletin bir arada olduğu Teknokentlerde bu ortamların en uygun olduğu yapılardır. Teknokentlerde faaliyet gösteren firmalara çok çeşitli avantajlar sağlanmaktadır. Bunların bir kısmı vergisel olamayan avantajlar olabileceği gibi diğer kısmıda vergisel olan avantajdır. Vergisel olmayan avantajlar; teknogirişim sermayesi, risk sermayesi, hibe ve krediler şeklinde olabileceği gibi vergisel olan avantajlarla da kanun ve yönetmeliklerce belirlenen çeşitli muafiyetler bulunmaktadır. Mevcut kanunlar çerçevesinde Teknokentlerde faaliyet gösteren girişimcilere, faaliyette bulundukları Ar-Ge, yazılım, tasarım faaliyetlerinden elde etmiş oldukları kazançlardan gelir ve kurumlar vergisinden 2023 tarihine kadar muaftırlar. Aynı şekilde mükelleflerin gelir ve kurumlar vergisinden muaf tutulması süresi dâhilinde Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetleri ile ilgili olmak üzere yapılacak olan ithal eşya üzerinden gümrük vergisinden her türlü harç ve fonlardan da muaftırlar. Yine bu girişimler için personel çalıştıran işverenlere SGK işveren desteği primi ile de destek verilmektedir. Çalışmada da ülkemizde teknolojik gelişimine katma değer sağlayan Teknokentler hakkında genel bir bilgilendirme ile Teknokentlerde faaliyet gösteren firmalara sağlanan avantajlar ve bu avantajlar neticesinde mükellefiyetlikleri belirtilmiştir. Çalışmanın uygulaması ile Teknoloji Geliştirme Bölgeleri içinde faaliyet gösterilmesi halinde sağlanan avantajların ve bölge dışında faaliyet gösterilmesi halinde faaliyetlerin karşılaştırmalı olarak açıklanmasına yer verilmiştir.
Endüstri 4.0 kavramı ve endüstri 4.0 dönüşümünün üretim maliyetlerine etkisi üzerine bir vaka çalışması: Bebek bezi üretimi
Endüstri 4.0 kavramı ilk olarak 2011 yılında ortaya atılmış ve o günden itibaren iş hayatında ve akademik dünyada gittikçe daha fazla ilgi çekmektedir. Bu çalışmada öncelikle birinci sanayi devriminden bu yana kullanılan terminoloji açıklandıktan sonra dördüncü sanayi devrimi kavramlarına geçilmiştir. İlk buharlı makinenin icadından başlanarak fabrikasyon ürünlerin sosyal hayata olan etkisi incelenmiştir. Bu süreç günümüz endüstri 4.0 kavramın başlangıcı olan endüstri 1.0'ı anlatmaktadır. Devamında sanayi elektriğinin ve sistematik fabrikaların başlangıcı olan dönemi anlatmaktadır. Bu dönem terminolojide endüstri 2.0 olarak tanımlanmaktadır. 1970'den sonra bilgisayar ve PLC endüstrisinin etkin olması ile beraber, otomasyonun ve akıllı makinelerin devri başlamıştır. Günümüzde, hala çoğu fabrikada kullanılan bu sistemlerin yaygın olduğu evreye endüstri 3.0 denilmektedir. Çalışmamızın ana kısmında endüstri 4.0 kavramı detaylı bir şekilde incelenmiştir. Temel parametreler olan; Robotik sistemler, Simülasyon, yatay ve dikey yazılım entegrasyonu, nesnelerin interneti, siber güvenlik, bulut teknolojisi, 3D imalat ve yazıcılar, arttırılmış gerçeklik ve büyük veri bu bölümde incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, Endüstri 4.0'ın ekonomiye beklenen etkisi incelemiştir. Endüstri 4.0 dönüşümünün verimlilik ve dönüştürme maliyetlerine olan etkisi farklı sektörlerde karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Son bölümde, Endüstri 4.0 dönüşümüne örnek olarak Pine bebek bezi fabrikası incelenmiştir. Bebek bezi fabrikasında 2014 yılının ikinci yarısından itibaren bir bebek bezi üretim hattı yeni sisteme göre revize edilmiştir. Çalışmamızda oluşturulan sistematik ile her iki sisteminde endüstri 4.0 uyumluluk düzeyi tespit edilmiştir. Daha sonra gerçek üretim verileri ve finansal raporlardan yola çıkılarak endüstri 4.0 dönüşümünün maliyet verimlilik üzerinde etkisi incelenmiştir.
Endüstri 4.0 ile teknoloji bağımlılığı ilişkisinde iş özerkliğinin rolü
Günümüz rekabetçi ortamı, işletmelerde orta kademe yöneticilerinim Endüstri 4.0, bağımlılık ve iş özerkliği bakımından algıları anket yoluyla ölçülmüştür. Tez araştırmasında bu değişkenler araştırılmıştır. Tez çalışmasının birinci bölümünde, problemin tespiti, çalışmanın amacı, araştırmanın metodolojisi ve tez ünitelerinin planı verilmiştir. Tez çalışmasının ikinci bölümünde, Endüstri 4.0 ile ilgili bir literatür araştırmasına yer verilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde, iş özerkliği ve bağımlılık incelenmiştir. Özellikle Endüstri 4.0 ile ilişkili varsayılan teknoloji bağımlılığı, internet bağımlılığı, bilgisayar bağımlılığı ve sosyal medya bağımlılığına yer verilmiştir. Tezin dördüncü bölümünde, literatür çalışması yapılan değişkenlerin ölçekleriyle tasarlanan anketin kolayda örnekleme yoluyla uygulanması ve bu uygulama ile elde edilen verilerin istatistiki analizlerine yer verilmiştir. Sonuç olarak araştırma bulgularından yola çıkarak, hipotezler test edilmiş, seçilmiş değişkenler arasındaki ilişkiler ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Endüstri 4.0, İş Özerkliği, teknoloji bağımlılığı, internet bağımlılığı, bilgisayar bağımlılığı ve sosyal medya bağımlılığı
Etkin performans sistemi kurma yöntemleri ve küresel marka örneklerinin incelenmesi
Yapıları gereği ortak özellikleri paylaşan insanlar bunu ilk anladıkları zamandan beri kendileri için yaşamı kolaylaştırmak için toplumlar hâlinde yaşamaya başladılar. Böylelikle adına kültür dediğimiz, herkesin aynı söz, jest, mimik ve davranışlardan aynı şeyleri anladığı ve adına örgüt dediğimiz, belirli ortak amaçlar doğrultusunda toplanan ve büyüklükleri amaçlara göre değişen grupları oluşturdular. Örgütlerin özellikleri, bunları oluşturan bireylerin benzer kişilik yapılarında olması, bireysel hedeflerinin benzer olması, ahlâk yapılarının aynı olması ve bu nedenle aynı eylemlere bakış açılarının aynı olmasıdır. İlkçağda bu olgu ve süreçlerin sonunda ulusları, ülkeleri ve devletleri oluşturan insanlar bu yapıların içinde geçimlerini sağlayıp geleceklerini garanti altına almak için önce devlet adı verilen, ülkelerinin para, teknoloji ve akıl sermayesini kontrol altına alan ve ülkenin insanlarının geleceklerini olumlu yönde etkileyen örgütleri oluşturarak mevcut koşullar nezdinde ülkelerinin halkına yatırım yaparak karşılıklı işbirliği yoluyla onların yaşam standartlarını iyi yönde geliştirmeye başladılar. Böylelikle iş alanları ve bu iş alanlarında çalışan kurumlar oluştu. Bu kurumlar alanlarının gerektirdiği koşullara uyum sağlayabilmek için çalışma standartları oluşturdular ve ilgili iş alanında tutunabilmenin yolu bu nitelik standartlarına uygun iş sistemleri geliştirmek oldu. Böylece adına performans yönetimi dediğimiz kavram oluştu. Performans yönetimi örgüt yönetiminin bir koludur. Örgütler ortak amaç doğrultusunda belirlenen ortak hedef veya hedefler doğrultusunda, o amaç ve hedeflerin ne olduğuna bağlı olarak kısa süreli yahut uzun süreli iş birliği yapan insan grubudur. Hedeflerin türüne bağlı olarak iş ve/veya eylem plânı yapılır o plâna uygun hareket edilir. İş birliği uzun süreli ise yine aynı koşullara bağlı olarak iş ve eylem standartları belirlenir ve o standartlara uygun hareket edilir. Bu iş ve eylem standartları belirlenirken örgütün türüne göre ya belirli konularda bilen ya da ilgili alanda zekâ düzeyi diğerlerinden açık ara yüksek bir üyenin/üyelerin önerileri dinlenir ve bu önerilere uygun standartlar oluşturulur-ki bu koşullar altında örgütün lideri ve lider kadrosu uzmanlık düzeyine göre sıralanacak şekilde bu kişilerdir, örgütte öyle birileri yoksa bütün üyelerin ilgi ve mümkünse uzmanlık alanları başta olmak üzere hedefi, dolayısıyla örgütü kapsayan bütün konularda görüşleri alınır, ortak kararlara varılır, gerekirse bu konularda çoğunlukla hiçbir şekilde uzlaşmayan, hatta buna yanaşmayan kişilerle yollar ayrılır ve örgüt o şekilde kurulur ve uzun dönemliyse yine bu kıstaslarla çalışma dönemi başlarında kadro ve görev dağılımları açısından güncellenir. Performans yönetiminde amaç yapılan işin sonucunun o iş için katlanılan zahmetlere değecek nitelikte olmasıdır. Üye seçimi ve görev dağılımları sonrası belirlenecek hedefe ulaştıracak olan işin cinsine göre performans kriterleri oluşturulur ve kişi kendisinin de onayladığı bu kriterlere uygun nitelikte çalışır. Burada örgüt üyesinin doğru seçimi hayati düzeyde önemlidir. Çünkü herkesin bedensel ve zihinsel yapıları farklı olduğu için her insan her konuda iyi olamaz. Dolayısıyla bir üye adayının benzer konularda iyi gibi görünmesi iyi olduğu ve örgütün ilgili işlerinde istenilen performansı gösterebileceği anlamını taşımaz. Ayrıca bir üyenin bir alanda bir dönemde ses getirici başarılar sağlaması o kişinin o alanın uzmanı olduğu anlamına gelmez-ki uzman olması da o alanda her zaman her koşulda başarılı olacağı anlamına gelmez. Dolayısıyla örgütün üyelerinin ve hem yetkinlik hem de sosyal açıdan örgüte üye olabilecek kişilerin yetkinlikleri çok iyi analiz edilmeli, bu analizin sonucunda ya o performans standartlarını sağlayabilecek kişilere yönelik üye değişikliğine gidilmeli yahut performans kriterleri ve buna bağlı olarak ta hedefler söz konusu üyenin potansiyeline göre güncellenmelidir. Performans yönetimi bugün iş hayatı ve kişisel gelişimin olmazsa olmazıdır. Her iki alanda da belirli ve sıralar hâlinde hedefler olduğu için bu hedeflere yönelik çeşitli plânlar ve uygulamalar gerekmektedir. Bu uygulamalardan alınan sonuçların niteliği ise hedefin yapısı gereği belirli bir derecenin üzerinde olmalıdır. Bu kriterin ölçülmesine ise performans değerlendirme adı verilir. Performans değerlendirme de gereken kriterlere uymayan sonuçların alınması hâlinde hedefler değiştirilir veya bir dahaki uygulamanın sonuçlarına bağlı olacak şekilde ertelenir veya hedefe giden yol değiştirilir. Böylelikle asıl amaca giden ara hedefler kişinin potansiyeline daha uygun olacak şekilde yenilenir. Burada unutulmaması gereken husus performans değerlendirmenin kişinin sadece o an kat etmiş olduğu yolu gösterdiği, kişinin iç potansiyeliyle birlikte dış koşulların da ilgili performansı şekillendirdiğidir. Dolayısıyla birinin bir dönem başarılı performans sergilemesi o alana yetkin olduğu, buna mukabil çeşitli nedenlerden dolayı bir alanda istenilen başarı düzeyini yakalamaktan çok uzak sonuç alan bireyin o alanda çalışmaya yetkin olmadığı anlamına gelmez. Dolayısıyla kişilerin ve örgütlerin alan yatkınlığı evrensel etik ilkeleri kapsamında farklı zamanlarda farklı alanlarda farklı sınama çeşitleri yoluyla geldiği düzeylerle belirlenmeli ve gelecekleri ona göre şekillendirilmelidir.
Endüstri 4.0 ile kişilik tipleri ilişkisinde teknoloji bağımlılığının rolü
Yaşamın her aşamasında, sadece çalışanlar değil tüm insanların teknolojiyi kullandıkları ve giderek daha teknolojik bir yaşam biçimine evirildiği gözlemlenmektedir. Ev hanımından, çalışan kadına, öğrenciden yöneticiye kadar tüm kesimlerde teknoloji kullanımından kaynaklı bir tür bağımlılık baş göstermeye başlamıştır. Bu yeni tip teknoloji bağımlılığının kişilik özellikleri ile değişim gösterdiği varsayılmaktadır. Bu nedenle, kişilik özellikleri ve teknoloji bağımlılığı araştırmaya dahil edilmiştir. Teknolojik dönüşüm giderek endüstriyel yapıyı Endüstri 4.0 kavramıyla yüz yüze getirmiştir. Bu perspektiften hareketle, tez çalışmasına Endüstri 4.0 kavramı ilave edilmiştir. Tezin son bölümünde, literatür çalışması yapılan değişkenlerin ölçekleriyle anketin kolayda örnekleme yoluyla uygulanması ve bu uygulama ile elde edilen verilerin istatistiki analizlerine yer verilmiştir. Sonuç olarak araştırma bulgularından yola çıkarak, araştırma hipotezleri yapısal eşitlik modeli (YEM) ile test edilmiş ve değişkenler arası bağıntılar ortaya konmuştur.
Endüstri 4.0 sürecinde muhasebe mesleğinin geleceği
Endüstri 4.0, insan unsurunu neredeyse hiç kullanmadan akıllı cihazlar ve sistemler kullanarak dijitalleşmenin bir sonucu olarak akıllı fabrikalarda üretimin yapılmasını sağlayan bir devrimdir. Muhasebe mesleği ise devlet, kurumlar ve insanların ihtiyaç duyduğu bir işletmenin mali nitelikteki gelişmeleri ve olayları kaydeden, sınıflandırma, özetleme faaliyetinde bulunan analiz ve yorumlarını yapma, bu sonuçlar doğrultusunda hesaplamalar yapma finansal tabloları düzenleme, beyannameleri hazırlama işlemlerinin yapıldığı meslektir. Bu çalışmada teknolojinin gelişmesi ve küreselleşen dünya ile dördüncü sanayi devriminin muhasebe mesleğine etkileri konu olarak ele alınmıştır. Muhasebenin işlevlerinin bir kısmının otomasyon ve otonom robotlar tarafından gerçekleşmesi söz konusu olacağından muhasebe sistemine etki oluşturacaktır. Muhasebe sistemindeki bu etkiler doğrultusunda muhasebe mesleğinde görev ve yetkilerinde değişiklikler gösterecektir. Bu tezde Endüstri 4.0'ın muhasebe mesleğinde kullanılmasından ve muhasebe mesleğinin bu süreçte dönüşümü ile ilgili oluşacak yeni uzmanlık alanlarından ve mali mühendislik kavramı hakkında bilgi verilmektedir.
Tedarik zincirinde blok zincir teknolojisinin kullanımı: Gümrük sektörü üzerine bir uygulama
Günümüzde Küresel rekabetin artması, müşterilerin artan ve çeşitlenen istek ve ihtiyaçları firmaların hayatta kalmalarını zorlaştırmaktadır. Firmalar Artan rekabet ile mücadelede karlılıklarını düşürmemek için maliyetlerini azaltmanın yolunu bulmaya çalışmaktadır. Tedarik zincirlerinin firma maliyetlerindeki payı oldukça yüksektir. Tedarik zincirlerinin dijitalleşmesi ve iyi bir entegrasyon ile en düşük maliyet ve en yüksek verimliliğin elde edilmesi mümkündür. Teknolojinin gelişmesiyle beraber, sanayi, tarım ve hizmet sektörlerinde de yeni yaklaşımlar kullanılmaya başlanmıştır. Bu noktada, Blokzincir teknolojisi sınırlı alanlarda pilot uygulamaları olan yeni bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Süreçleri hızlandırarak zamandan kazanmak, maliyetleri düşürmek, klasik kağıt tabanlı işlemleri bırakıp, evraksal prosedürden kurtulmak ve dolayısıyla operasyonel verimlilik kazanmak, hata ve atlamalar ile yanlış beyanların önüne geçmek gibi kazanımları sağlayacağı tespit edilen blok zincir teknolojisinin tedarik zincirlerinin her aşamasında kullanılabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada, blokzincir teknolojisinin, tedarik zincirinde önemli bir paydaş olarak yer alan gümrük sektöründe uygulanıp uygulanamayacağı ve bu teknolojinin gümrük süreçlerine sağlayacağı avantajlar ile uygulanmasının önündeki engeller araştırılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine mülakat ve gözlem uygulanmıştır. Amaca yönelik sorular, sektör duayenlerinden de görüş alınarak hazırlanmış ve katılımcılara yöneltilmiştir. Çalışmanın sonunda, blok zincir teknolojisinin tedarik zincirinde kullanımının verimli olacağı gümrük alanında yapılan uygulama ile tespit edilmiştir.
Türkiye'de Endüstri 4.0 ile dijitalleşen açık ve uzaktan eğitim uygulamalarının destek hizmetleri üreticisi işletmelerdeki istihdama etkisi
"Türkiye'de Endüstri 4.0 ile Dijitalleşen Açık ve Uzaktan Eğitim Uygulamalarının Destek Hizmetleri Üreticisi İşletmelerdeki İstihdama Etkisi"nin araştırıldığı bu çalışmada, endüstri 4.0 ve dijitalleşme ile açık ve uzaktan eğitim öğrencilerine sunulan hizmetlerdeki değişimler öncelikle ele alınmıştır. Söz konusu değişimlerin Destek Hizmetleri Üreticisi İşletmeler tarafından sunulan hizmetlere ve bu hizmetlerin talebine etkisi tespit edilerek, talepte ortaya çıkan değişime bağlı olarak da istihdamda meydana gelen değişim incelenmiştir. Bilgi toplumu sonrası dijitalleşen dünyada günümüz tekniği ve teknolojisi göstermektedir ki; uzaktan eğitim sayesinde, geleneksel eğitim ortam ve materyalleri değişerek belirli bir zamana ve mekâna bağlılık ortadan kalkmış, zaman ve mekândan bağımsız olan siber-fiziksel ortamlara taşınmıştır. Bu araştırmada; dijitalleşmenin, açıköğretim kurslarındaki yüz yüze eğitim talebine etkisi ve talepteki değişimin ise istihdama etkisi nitel araştırma tekniklerinden biri olan durum analizi (case study) tekniği ile araştırılmıştır. Bu kesitsel alan araştırmasında, kolayda örnekleme yöntemiyle açıköğretim kurslarında öğretmen olarak çalışmış olan yüz doksan beş personel ile temasa geçilerek yüz on dokuzunun elektronik ortamda yapılandırılmış anket formlarını doldurmaları sağlanmıştır. Bu araştırmanın analiz birimi bireydir.
Endüstri 4.0 kapsamında tedarik zinciri yönetiminin etkinliği ve verimliliği
1698 yılında İngiliz Mühendis Thomas Savery tarafından buhar makinasının patenti alındıktan sonra 1908'de Johann Stumpf makinayı geliştirmiş ve devamında ilgili birçok yenilik yaşanmıştır. Anılan tarihleri takiben Almanya, Japonya, İngiltere, ABD ve İsviçre gibi ülkelerde buharlı makine üretimine başlanmıştır. Bu sayede akıllı fabrikalarla birlikte tedarik zinciri alanında da teknolojik sunularla beraber önemli gelişmeler söz konusu olmuştur. Yapay zekânın da etkili olduğu bu süreçte, robotik çalışma alanları hızla yayılma göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Endüstri 4.0, Buhar Makinası, Yapay Zekâ, Tedarik Zinciri
Tornalama süreçlerinde aktif titreşim kontrolü, yapay zeka uygulamaları ve nesnelerin interneti uygulamaları
Son yıllarda sensör teknolojieri, haberleşme platformları, siber fiziksel sistemler, depolama teknolojileri ve internet uygulamalarının gelişimi ile yüksek kaliteye ve düşük maliyete sahip, rekabetçi ürünler üretebilmenin yolu açılmıştır. "Endüstri 4.0" olarak adlandırılan bu süreçte, Nesnelerin İnterneti (IoT), yapay zeka uygulamaları, öğrenen robotlar, siber fiziksel sistemler, büyük veri ve analizi, bulut teknolojileri, üç boyutlu yazıcılar, simülasyon-dijital ikiz teknolojilerinin üretime entegre edilmesi ile akıllı imalata geçilmiştir. Bu tez çalışmasında; akıllı imalat uygulamalarından yola çıkarak talaşlı imalatta önemli bir proses olan tornalama için yüksek kalitede ürün elde edilmesi amaçlanmıştır. Tez kapsamında öncelikle, S235JR çeliği için tornalama işlemi yapılmış ve Yapay Sinir Ağı (YSA) modeli ve Çoklu Lineer Regresyon Modeli kullanılarak, yüzey pürüzlülüğü ve kesici takım ucu sıcaklığının en iyi değerleri için kesme parametreleri tahmininde bulunulmuştur. Tahmin çalışmalarının diğer ayağında AA6013 Al alaşımının kuru tornalanması sırasında takım titreşimlerinin ve yüzey pürüzlülüğünün tahmini için PSO, ACO ve GA metasezgisel algoritmalar ile eğitilen ANFIS kullanılmıştır. İkinci olarak, AA6013 için yüzey pürüzlülüğü ve takım titreşimi arasındaki ilişkiler irdelenmiştir. Kesme derinliği, ilerleme hızı ve iş mili hızı gibi kesme parametrelerinin takım titreşimi ve yüzey pürüzlülüğü üzerindeki etkileri irdelenmiştir. Belirlenen kesme parametreleri, takım ömrü ve en iyi ürün kalitesi için optimize edilmiştir. Üçüncü olarak, endüstriyel IoT kavramı çerçevesinde, tornalama esnasında takım üzerinden üç eksen ivme verisi toplanmış ve frekansın istenmeyen düzeylere ulaşması durumunda kullanıcıya SMS yolu ile bilgi veren bir durum izleme/görüntüleme sistemi tasarlamıştır. Son olarak, tornalama prosesi için istenmeyen bir durum olan tırlamanın azaltılması ve giderilmesi adına kayan kipli kontrol tabanlı bir aktif titreşim kontrolü gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, Ti6Al4V'ın tornalanması esnasında takım üzerinden üç eksenli ivme verileri toplanmıştır. Toplanan ham verinin kontrolde kullanılabilmesi için FIR filtrelemesi, FFT analizleri ve matematiksel modele uyarlayabilmek için integrali alınmıştır. Aktif titreşim kontrolü uygulamasının ardından tırlamanın %85 oranında azaldığı görülmüştür. Aktif kontrol sonrası elde edilen grafiğin genliğinin oluşturduğu yüzey kalitesi gerçek imalat sonucundan alınan verilerle karşılaştırılmış ve doğrulanmıştır.
Arızalı bilyalı rulmanların tespitinde makine öğrenmesi kullanımı ve nesnelerin interneti tabanlı durum izleme ve ikaz sisteminin geliştirilmesi
Dördüncü sanayi devriminin yaşandığı bu zamanlarda nesnelerin interneti (IoT) birçok alanda olduğu gibi bakım alanında da insan yaşamını kolaylaştırmaktadır. IoT sistemleri kullanılarak motor rulmanlarına ait durum izlemesi ve erken uyarı sistemi ile ciddi bir hasar oluşmadan sistemin sağlıklı işletilmesi mümkün olabilmektedir. Bu tez çalışmasında endüstri 4.0 ile uyumlu, IoT tabanlı, düşük maliyetli ve açık kaynak donanım ve yazılımlarını kullanan özgün bir gerçek zamanlı durum izleme ve ikaz sistemi tasarlanmıştır. Bu tasarım üç ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar, deney düzeneği, IoT tabanlı mobil durum izleme ve ikaz uygulamaları ve makine öğrenmesi (ML) algoritmaları ile özellik tabanlı detaylı veri analizidir. Deney setinde bulunan rulmanın sağlam veya arızalı olarak sınıflandırılmasında mekanik titreşim ivmesi, rulman bağıl sıcaklığı, ses şiddeti, akım, gerilim ve dönüş hızı gibi özellikler incelenmiştir. İncelenen özellikler arasında bağıl rulman sıcaklığı, ses şiddeti ve mekanik titreşim ivmesi değerleri ML modellerinin daha iyi sınıflandırma yapmasına katkıda bulunduğu gözlenmiştir. Tasarlanan durum izleme ve ikaz yazılımları, deney düzeneğinden gelen verinin mobil cihazlarda IoT teknolojisi ile gerçek zamanlı olarak bluetooth bağlantısı ve bulut sunucusu üzerinden izlenmesini sağlamaktadır. Bu uygulamalar, sorun tespitinde bakım ekibi sorumlularına SMS, e-posta veya sesli ikaz bildirimleri gönderebilmektedirler. Çalışmanın son aşamasında deney düzeneğinden toplanan veri, on iki farklı ML algoritması ile sekiz farklı öznitelik dikkate alınarak modellenmiştir. Tüm modellerin % 95 güven aralığı esas alınarak; on altı farklı metrik ile detaylı değerlendirmesi yapılmıştır. ML modelleri özelliklere bağlı olarak farklı sonuçlar vermesine rağmen Boosting algoritmalarından XGBoost ve GBT hızlı sonuç üretmesi ve sınıflandırma başarısı ile dikkat çekici sonuçlar vermişlerdir.
Effects of industry 4.0 on automobile marketing strategiesa research among auto executives in Turkey
The world is at the edge of the much expected digital transformation orchestrated by the Fourth Industrial Revolution. In recent years, the industry has been going through a process that involves fully digitizing production processes, especially the automotive manufacturing industry. Intelligent production technologies such as autonomous robots, laser cutting, 3D printers, as well as new technologies such as big data, cloud data, augmented reality (AR) and the Internet of Things (IoT) have entered our lives with the Industry 4.0 revolution. To face the increasing complexity and greater flexibility in production processes in the mar-kets, it is necessary to pay more attention to customers. Recent literature shows that Industry 4.0 allow manufacturing firms to achieve such results quickly customized products and time to market response with higher efficiency and productivity rates. The concept of Industry 4.0 appears for the first time in Germany in 2011 as a concept that has been studied in economic policies. It can be considered as a strategy related to high technology and internet systems. The potential revolution called "4.0" is followed by the footsteps of the three previous industrial revolutions. The concept of Industry 4.0 can be explained as the industrial revolution based on cyber-physical systems, the Internet of Things (IoT) and therefore concepts and technologies that support communication over the internet or involve continuous internet communication. This revolution means data exchange and unlimited interaction not only between consumer and consumer (C2C) but also between consumer and machine (C2M) or between machine and machine (M2M). Industry 4.0 describes the widespread integration of information and communication tech-nology in industrial manufacturing. However, it is not enough to address the developments associ-ated with the fourth industrial revolution from just a technological perspective, companies also need to transform their organization and their marketing strategy and their culture as well. While ad-vanced technologies do make it possible to access a much wider range of data, the ability to lever-age the underlying potential of this data is just as dependent on a company's organizational struc-ture and culture. From this point of view, the ultimate goals of companies are to adapt to a changing environment continuously and quickly and to increase their learning skills. In the future, cars, road signs, traffic lights, car parks and other types of transport infrastruc-ture will use sensors and processors to automatically collect, analyze, process and share data. Vehi-cles will themselves become nodes on the web (smart cars), enabling intelligent traffic flow man-agement (smart traffic). This process will be driven by especially Internet of Things (IoT) and big data management. A company's main goal should focus on understanding and fulfilling its customers' needs. This is one of the main topics of Marketing Management. As always repeated, the marketing de-partment plays a critical role in actively guiding customers to the purchase decision. By integrating individual purchasing processes into digital purchasing processes, adding value to the customer and creating customer loyalty from an early stage and placing the customer in the center of the company. This study focuses on marketing strategies in the adaptation of Industry 4.0 technologies. Industry 4.0 is an industrial revolution that occurs at the factory level and changes the way products are produced, but it is also a digital revolution. Marketing plays a crucial role in providing feedback to the production function. Therefore, it can be emphasized once again that firms should pay more attention to their marketing strategy. As briefly, marketing is additionally developing similar to new digital technology referred to as industry 4.0. To support the new digital challenges, to form cost reduction and to extend market growth, majorities of the firms are getting to change their marketing strategy alongside industry 4.0. So, it requires a next generation of marketing and sales for the organization. Industry 4.0 can be considered as market-oriented technologies that help companies improve the standard of relation-ship with buyers, as well as reduce production costs, reduce cost in terms of marketing and sales, and increase market growth with flexibility. The hypotheses of the dissertation are related to this subject. In summary of the above explanations, this study analyzes the relationships between Indus-try 4.0 and the automobile marketing strategy. In this analysis, determinants are organized with the help of technological, organizational and environmental research model. Six indicators have been investigated and examples of auto companies were investigated in Turkey.
Endüstri 4.0'ın Türkiye'deki yapı endüstrisine uygulanmasının önündeki zorlukların belirlenmesi
İnsanoğlu varolduğundan beri sürekli değişimler ve gelişmelerle karşı karşıya kalmıştır. Son yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler üretimin her alanında kendini göstererek insan hayatında değişimlere sebep olmaktadır. Endüstri devriminin dördüncü evrimi olan "Endüstri 4.0" her alanda olduğu gibi yapı endüstrisine de beton izleme sistemi(BİS), nesnelerin interneti(IoT), lazer tarama sistemi, 4 boyutlu yazıcılar, yapı bilgi modellemesi(BIM), drone teknolojisi gibi birçok katkıda bulunmuştur. "Endüstri 4.0"ın yapı endüstrisine getirdiği yeniliklerin tam olarak uygulanabilmesi için bu yeniliklere uyum sağlamak gerekmektedir. Bu çalışmada ülkemizde bu yeniliklerin uygulanmasının önündeki zorluklar araştırılacak ve her bir zorluğun ne kadar engel olduğu derecelendirilecektir. Derecelendirmenin ardından öneriler sunularak ülkemizde "İnşaat 4.0"ın uygulanmasının kolaylaşması hedeflenmektedir. Sözü geçen zorlukların araştırılması, listelenmesi ve derecelendirilmesinde, odak grup çalışması ve bulanık analitik hiyerarşi prosesi(BAHP) yöntemi kullanılacaktır.
Impact factors and current issues on technology development for industry 4.0 transformation in technopark companies: The case of Turkey
With the advances in technology, today's world is in the fourth industrial revolution. With this revolution, it is expected that all the tools and devices will be smart, self-learning and more efficient hardware and software products will be produced. Thus, industrial production speed, volume and productivity will increase, and economic and social life will develop. Efforts on digital transformation have also begun to appear in all around the world. Technoparks have an undeniable role on technology production and development. Therefore, technopark company's current issues and impact factors on the new technology development regarding Industry 4.0 are analyzed in this study.
Muhasebe meslek mensuplarının endüstri 4.0'a bakış açılarının incelenmesi üzerine bir araştırma: Ankara ili örneği
Endüstri 4.0 günümüzde hayatımızın her alanına etki eden bir gelişmedir. Endüstri 4.0 kendi içerisinde bileşenleri bulunan sanayi tarihinin geldiği son noktadır. Buharlı makinelerden günümüze kadar ulaşan bir teknolojik gelişimin sonucudur. Günümüzde artık geleneksel insan gücünden daha çok makineleşmeye geçilmiş olup, bu makineleşme de Endüstri 4.0'ın parçası olan bazı bileşenler ile desteklenerek farklı bir boyuta ulaşmıştır. Bunun sonuçları olarak günümüzde işletmeler, fabrikalar, muhasebeciler ve diğer meslek mensuplarına da birçok konuda etkisi olmuştur. Fabrikalar akıllı üretim sistemlerine geçmiş olup, insan gücünü en aza indirerek tamamen yapay zeka destekli yazılımlar ile robot üretim sistemine geçmişlerdir. Muhasebeciler açısından ise bu etkilerin başında dijitalleşme ve dijital dönüşüm gelmektedir. Dijitalleşme ile birlikte geleneksel muhasebecilik anlayışı değişip dönüşerek yerini bilgisayarlı sistemlere bırakmıştır. Çalışmanın amacı Ankara ilinde faaliyet gösteren meslek mensuplarının Endüstri 4.0'a bakış açılarını incelemek olup, 30 sorudan oluşan iki bölümlük anket formu uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar SPSS (Statistical Package for Social Sciences) programına aktarılarak yapılan normallik testi sonucunda verilerin normal dağılım göstermediği sonucuna varıldığından dolayı Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testleri uygulanmıştır. Katılımcılar muhasebe standartlarının Endüstri 4.0'a uygun hale getirilmesi gerektiğini, bu e dönüşüm ile birlikte muhasebe uygulamalarının evrim geçireceği ve meslek mensuplarının çoğunluğunun Endüstri 4.0'ın muhasebe alanında faydalı olacağını ifade etmişlerdir. Ayrıca ankete katılan muhasebe meslek mensuplarının demografik özellikleri açısından Endüstri 4.0'a bakış açılarının değerlendirildiği çalışmada; cinsiyet açısından anlamlı farklılık söz konusu değilken, katılımcıların yaş, medeni durum, mesleki deneyim ve eğitim durumları arasında anlamlı farklılık olduğu sonucuna varılmıştır.