Dernekler

Bu konu başlığı altında 63 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'deki vakıf ve derneklerin sosyal medya kullanımlarının kurumsal kimlik açısından değerlendirmesi

Sosyal medya sivil toplum kuruluşları (STK) için birçok avantaj sunmaktadır. Ancak STK'ların bu ortamlarda hedef kitlelerine kendini doğru ifade etmesi ve yansıtması gerekmektedir. Bu noktada kurumsal kimlik karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de resmi sosyal medya hesabı bulunan vakıf ve derneklerin Facebook ve Twitter hesapları incelenmiştir. Sosyal medya, kurumsal kimlik unsurları çerçevesinde ele alınmıştır. Bu çerçevede vakıf ve derneklerin sosyal medya ortamlarını nasıl, hangi amaçla ve ne sıklıkla kullandıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca çalışmada kurum kimliğinin unsurları hard (sert) bileşenler ve soft (yumuşak) bileşenler açısından da incelenmiştir. Çalışmada, tanımlayıcı model kullanılmış ve veriler içerik analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir. Bulgular incelenen vakıf ve derneklerin büyük çoğunluğunun Facebook'u daha aktif olarak kullandıkları saptanmıştır. Ayrıca vakıf ve derneklerin her iki sosyal medya hesabında soft unsurları daha fazla kullanıldığı belirlenmiştir.

DerneklerFacebookKurumsal kimlik+3
Emine Şardağı
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eğitim amaçlı derneklerin işlevselliği (İstanbul ili örneği)

Dernekler, toplumsal düzeydeki problemlerin çözülmesi için ortaya çıkan kuruluşlardır. İstanbul ilinde yer alan derneklerin işlevselliğinin tespit edilmesi amacıyla yapılan bu çalışmada, İstanbul'da yer alan eğitim derneklerinin, eğitim açısından faaliyet düzeyleri, karşılaştıkları problemler, diğer derneklerle olan ilişkiler, vb., konulardaki etkinlikleri incelenmektedir. Araştırmada model olarak nitel araştırma yöntemlerinden, fenomenoloji (olgu bilimi) kullanılmıştır. Çalışmada örneklemin belirlenmesi esnasında amaçlı örnekleme metotlarından maksimum çeşitlilik yöntemi kullanılmıştır. İstanbul ili sosyoekonomik gelişmişlik bakımından 7 bölgeye ayrılmış ve her bölgeden 5'er dernekle randevu alınmıştır. Toplam 35 dernekle yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen görüşme verileri içerisinden soruları uygun şekilde cevaplamış olan 33 adet dernek çalışma grubu olarak belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak görüşme tekniği kullanılmıştır. Veriler betimsel analiz tekniğiyle çözümlenmiştir. Analizlerde yüzde frekans değerleri incelenmiştir. Araştırma sonucunda derneklerin eğitim açısından yeterince faaliyet ve çaba içerisinde olmadıkları görülmektedir. Bazı dernekler neredeyse hiçbir faaliyette bulunmazken, bazı dernekler ise uluslararası bir yapıda faaliyetlerde bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: dernek, eğitim, işlevsellik

DerneklerEğitimEğitim dernekleri+1
Mehmet Gündüz
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye siyasetine paradigmatik yaklaşımlar: İktidar-sivil toplum ilişkisinde MÜSİAD ve MAZLUMDER örnekleri

1990 yılında kurulan MÜSİAD ve 1991 yılında kurulan MAZLUMDER farklı alanlarda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları olmalarına rağmen İslami kimliğe sahip oldukları için ortak bir paydada buluşmuşlardır. İki dernek de kuruluş anlarındaki mevcut iktidara muhalif olmuş, kendilerini mazlum/dışlanmış olarak görmüş ve kuruluş gerekçelerini İslami referanslarla oluşturmuşlardır. MÜSİAD ekonomik alana yönelik faaliyetlerinde İslami referanslar sunarken, MAZLUMDER ise sosyal ve siyasal alana yönelik söylemlerinde İslami referanslara başvurmuştur. 28 Şubat sürecinde İslami kimliklerini temkinli bir şekilde yansıtan MÜSİAD ve MAZLUMDER, AKP iktidarına kadar olan dönemde belirli siyasal süreçlerde benzer refleksler geliştirmiş; ancak AKP hükümeti ile birlikte bu durum son bulmuştur. AKP hükümeti döneminde MÜSİAD iktidara yönelik muhalif kimliğini kaybederken, MAZLUMDER bu kimliğini korumuştur. Bu dönemde MÜSİAD, MAZLUMDER?in aksine, merkeze yakın bir konuma geçmiş ve dışlanmış/mağdur kimliğini terk etmiştir. Ayrıca bu tespit sadece AKP iktidarında değil Refah Partisi iktidarında da gözlemlenmiştir. Aynı siyasal konjonktürde iki derneğin sergilediği bu farklılık ise bize AKP iktidarıyla - bunun yanı sıra aynı siyasal çizgiden geldiği Refah Partisi iktidarıyla- sivil toplum arasındaki dinamik ilişkiyi analiz etme imkânı sunmuştur. Anahtar Kelimeler: Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Refah Partisi (RP), Müstakil Sanayici ve ??adamları Derneği (MÜS?AD), ?nsan Hakları ve Mazlumlar ?çin Dayanı?ma Derneği (MAZLUMDER

Adalet ve Kalkınma PartisiDerneklerMazlum-Der+5
Özgül Karaaslan
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemşeri derneklerinin sosyo-kültürel uyuma etkisi

Bu çalışmada hemşeri derneklerinin üye profili ve hemşeri derneklerinin, üyelerinin sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal yaşama uyarlanmalarına etkileri analiz edilmeye çalışılmıştır.Bu araştırmanın örneklemini, Adana şehir merkezinde faaliyet gösteren 26 hemşeri derneğinden 109 kişi oluşturmaktadır.Dernekle ilişkili bilgi toplama amacıyla dernek gözlem formu, üyelerle ilgili değişkenleri ölçmek için 50 soru altında 169 maddeden oluşan görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin analizi için betimsel frekans dağılımı ve çapraz tablolardan yararlanılmıştır.Çalışma, mevcut bilgi ve gözlemler eşliğinde hemşeri derneklerinin özelliklerinin aktarılmasıyla başlamaktadır. Daha sonra tarama (görüşme) üzerinden elde edilen veriler eşliğinde üyelerin profilleri betimlenmekte ve hemşeri derneklerinin üyelerinin uyarlanma süreçlerine etkileri tartışılmaktadır.Analizler sonucunda hemşeri derneklerinin üyelerinin sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal yaşama uyarlanmalarına önemli derecede etki ettikleri görülmektedir.Anahtar Kelimeler: Hemşeri (Hemşehri), Hemşeri Derneği, Sosyal Uyum ve Uyarlanma, Ekonomik Uyum ve Uyarlanma, Kültürel Uyum ve Uyarlanma, Siyasal Uyarlanma, Kimliksel Özdeşim ve Uyarlanma

DerneklerHemşehri cemaatleriHemşehrilik+4
Mustafa Fatih Çiçek
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kadın girişimciliğin geliştirilmesinde kamu kurum ve kuruluşların destekleri ile destek sağlama sürecinde karşılaşılan sorunlar: Gaziantep ilinde bir uygulama

Bugün toplumlarda kadın girişimciliğinin gelişebilmesi için, kabul görmesi gerekmektedir. Dünya nüfusunun yaklaşık olarak yarısını oluşturan kadın girişimciler, ülke kalkınmasında da önemli rol oynamaktadır. Ancak her alanda olduğu gibi kadınlar, girişimciliğin tüm süreçlerinde sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Bu sorunlar, kadınların toplumsal kimlik, bilgi beceri ve deneyim gibi özelliklerinden kaynaklanabildiği gibi, bürokratik ve yasal düzenlemelerden de kaynaklanabilmektedir. Dolayısıyla kadın girişimci sayısının artarak ülkeye katkıda bulunabilmesi için sorunları farklı olan kadınların desteklenmeleri ve yönlendirilmeleri gerekmektedir. Bu noktada, kamu kurum ve kuruluşları ve diğer kuruluşlar faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, kadın girişimciliğinin kamu kurum ve kuruluşlardan ne tür destek aldıkları ve destek alırken ne tür sorunlar yaşadıklarının belirlenmesidir. Bununla birlikte, bu çalışmada Türkiye'de kadın girişimcilerin bu destek sürecinde karşılaştıkları sorunlara yönelik önerilerin sunulması amaçlanmaktadır. Araştırma kapsamında nitel ve nicel araştırma yöntemleri uygulanmıştır. Nicel araştırma kapsamında, 320 kadın girişimciye anket uygulanmış, nitel araştırma kapsamında ise 28 kadın girişimciyle yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, çeşitli istatistiksel analizlere tabi tutulmuştur. Bu analizler sonucunda, kadın girişimcilerin kamu kurum ve kuruluşlarından destek alma sürecinde karşılaştıkları sorunlar belirlenerek, bu sorunlara yönelik çözüm önerilerinde bulunulmuştur.

DerneklerDestekleme politikalarıDevlet yardımı+7
Esra Çıkmaz
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadın sivil toplum kuruluşlarına ait web sitelerinin incelenmesi: Havle Kadın Derneği örneği

Bu tez çalışması, kadın haklarını savunan sivil toplum kuruluşlarının, web siteleri ve sosyal medya aracılığı ile kendilerini ifade etme ve alan içinde konumlama yöntemlerine odaklanmakta, örneklem olarak seçilen Havle Kadın Derneği'nin çalışmalarına ayrıntılı olarak yer vermektedir. Öncelikle kadın hareketi tarihsel süreç içerisinde tanımlanmış, Havle Kadın Derneği'nin misyonu gereği İslami Feminizm akımına özel bir önem verilmiş, ardından kamuoyu oluşturmada güncel bir aktivite alanı olan sosyal mecraların özellikleri açıklanmıştır. Tezin son bölümünde Havle Kadın Derneği'ne ait web sitesi incelenmekte ve derneğin Müslüman Feminist kimliğini web sitesi üzerinden sunuş biçimi açıklanmaktadır. Derneğin sosyal medya kullanımına ait örnekler de analizi destekleyecek şekilde çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmada kullanılan yöntem söylem analizi ve göstergebilimdir.

DerneklerFeminizmHavle Kadın Derneği+7
Rumeysa Yılmaz
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1980'den günümüze Türk yazılı basınında doğu Türkistan

1980'den sonra ulusal basında Doğu Türkistan sorunu nasıl ele alınmıştır? Soruna ulusal basının bakışı ne olmuştur? Konuyla ilgili haberler, yorumlar ve tahliller nelerdir? Tezimizin sonunda varılan sonuçlar nelerdir? Soğuk Savaş döneminde Asya'da Rus ve Çin yayılmacılığı hız kazandı. Ruslar Batı Türkistan'a Çin'in ise Doğu Türkistan'a hakim olmaya çalıştı. Buna karşılık Doğu Türkistan'da Çin hakimiyetine karşı mücadele edildi. Bu mücadelede Türkiye'ye göç eden Doğu Türkistanlıların kurdukları dernekler önemli bir yer kaplar. Kurulan derneklerin yaptıkları faaliyetler sorunun Türkiye gündemine gelmesinde etkili oldu. Türkiye'de 1980'den sonra ulusal basında sınırlarımız dışındaki Türk topluluklarının sorunlarına ilginin artması, bu konudaki basın yayın faaliyetleri Doğu Türkistan meselesinin gündeme gelmesinde kamuoyu oluşumunda etkili oldu. 1980'li yılların ortalarında Türk Çin ilişkilerinin gelişmesi Doğu Türkistan'a yapılan ziyaretler buradaki Türklerin tanınması açısından önemli gelişmedir. 1989 yılında Berlin Duvarı'nın yıkılması, 1991'de Sovyetler Birliği'nin parçalanması ile Orta Asya'daki Türk topluluklarının bir kısmı bağımsız oldular. Bu durum Doğu Türkistan için de ümit kaynağı oldu. Ancak Çin beklendiği gibi parçalanmadı. Ülkedeki etnik ve dini azınlıklar ayrılmadı. Batı ülkelerinin Rus egemenliğindeki toplulukların bağımsızlığı için verdiği destek Doğu Türkistan için söz konusu olmadı. Ancak Doğu Türkistan dernekleri ve sivil toplum kuruluşları 1990'lı yıllardan sonra da çalışmalarına hız verdi. 4-6 Şubat 1997 Gulca Katliamı'na dünya basını ve ulusal basında büyük tepki oldu. 1990'ların sonu ve 2000'li yılların başında Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa devletleri, Avustralya ve diğer hür dünya ülkelerinde çalışmalarını yoğunlaştırdılar. Doğu Türkistan sorununun uluslararası kuruluşlarda gündeme gelmesinde etkili oldular, kamuoyu oluşturarak insan hakları ihlallerini gündeme getirdiler. Basın yayın araçları ile Doğu Türkistanlıların sesini dünyaya duyurmaya çalıştılar. Amerika'dan Japonya'ya kadar dünyanın farklı ülkelerinde dernek ve sivil toplum örgütleri kurdular. Amerika'da 11 Eylül 2001 tarihinde New York şehrindeki saldırılar sonrası Doğu Türkistan üzerinde Çin baskısı daha da arttı. Buna karşılık Doğu Türkistanlılar mücadeleyi bırakmadı. 2004 yılında Amerika'da Sürgünde Doğu Türkistan Hükümeti ilan edildi. 2008 Pekin Olimpiyatları öncesinde Doğu Türkistan'da yargısız infaz ve baskılar daha da arttı. Uluslararası kuruluşlar, Doğu Türkistan dernekleri ve insan hakları örgütleri Çin'e tepki gösterdi. 5 Temmuz 2009 tarihindeki Urumçi Katliamı dünya basınında ve ulusal basında tepkiyle karşılandı. Türk ulusal basınında 1980'den sonra yer alan haber, makale, yorum, yazı dizisi, röportaj vb çalışmaları kamuoyu bilgisine sunmayı ve değerlendirmeyi amaçladık. Doğu Türkistan ile ilgili ulusal basında çıkan haberler oldukça fazla olup tüm bunların tamamına tez çalışmamızda yer vermemizin imkânsızlığı nedeniyle çalışmamızı 1980'den sonra ele alarak konuyu sınırlandırmak ve daha sağlıklı değerlendirmeyi hedefledik. 1980 sonrasında Çin'in uluslararası durumu, Türk-Çin ilişkileri ve Türkiye'nin sınırları dışındaki Türkler'e o dönemki bakışı ve kamuoyunda dış Türkler hakkındaki algının da yer aldığı tez çalışmasında konuyla ilgili haber, yorum, makale, yazı dizisi, röportaj vb çalışmalarını inceleyip değerlendirdik. Tez çalışmamızda 1980'den sonra dünyadaki, siyasi, askeri, ekonomik, kültürel ve düşünsel gelişmeler ile Türkiye'nin 1980 sonrası değişim ve gelişimini de göz önünde bulundurmaya çalıştık. Doğu Türkistan konusunda çalışmalarımızı Türkiye'de faaliyette bulunan dernekler ve uluslararası alanda çalışmalarda bulunan dernek, sivil toplum kuruluşları alt başlıklarında ele aldık. Bu alanda Türkiye'de yapılan faaliyetler ve uluslararası alanda yapılan faaliyetlere yer verildi. Bu dönemdeki basın arşivleri teferruatlı tarandı. Konuyla ilgili dernekler, sivil toplum kuruluşları, kütüphaneler ve arşivler değerlendirildi. Ayrıca 1980'den günümüze basın-yayın hayatına devam eden gazete, dergi vb materyaller ile o dönemde yayınlanan daha sonra yayın hayatına son veren basın organlarına da yer verildi. Bu haberler verilirken ulusal basında konunun ele alınışı, kamuoyuna etkileri ortaya konuldu. Olaylar karşısında Türk basınının takındığı tutum verilmeye çalışıldı. Doğu Türkistan ile ilgili Türkiye dışında dünyanın farklı ülkelerinde kurulan sivil toplum kuruluşları ve derneklerin faaliyetleri ve basındaki yankıları ele alındı. Dünyada insan haklarına ilginin artması, iletişim teknolojileri ve basın alanındaki gelişmeler, dünyada gelişen siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmeler Doğu Türkistan meselesinin dünya kamuoyuna duyurulmasını zorunlu kılmıştır. Bu nedenle başta Avrupa ülkeleri olmak üzere ABD ve dünyanın diğer ülkelerinde kurulan Doğu Türkistan ve Uygur dernekleri ve sivil toplum kuruluşları ile ilgili haber, makale, konferans, yürüyüş vb etkinliklere yer verildi. Doğu Türkistan'a yönelik Çin'in siyasi, sosyal, kültürel politikaları ve insan hakları ihlalleri ile bu politikalara karşı tepkilerin ulusal basındaki yansımalarını vermeye çalıştık. Doğu Türkistan'a karşı Çin'in siyasi, sosyal, kültürel ve tarihi emelleri ve Türk halkının var olma mücadelesi ile bölgenin ekonomik potansiyeli ve Çin'in bu potansiyele sahip olma mücadelesinin basındaki yansımalarını ele aldık. Doğu Türkistan'daki insan hakları ihlalleri ve bu konudaki haber, yorum, makale, basın açıklaması, bildiri, röportaj ve yayınlar ele alındı. Bu yayınların Türkiye kamuoyundaki yankıları ve dünya kamuoyundaki yansımalarını vermeye çalıştık. Doğu Türkistan mücadelesinde ön planda yer alan dernekler, kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ve liderlerin çalışmalarının ulusal basında hedeflenen karşılığı bulmasına yönelik faaliyetler meselenin uluslararası boyuta taşınmasında etkili oldu. Türkiye'deki faaliyetler dışında uluslararası basındaki haber, yorum, makale, basın açıklamaları vb faaliyetler de sorunun çözümüne yönelik ümitleri arttırdığı gibi Çin'in uluslararası kuruluşların uyarılarını dikkate almasında ve bölge halkının yalnız olmadığı mesajı verilmesi yönünde etkili oldu.

1980 sonrasıBasınDernekler+7
İsmail Şentürk
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sivil toplum kuruluşlarında örgüt iklimi: Türk Ocakları Derneği örneği

Yönetim alanında özellikle Türkiye'de son yıllarda üzerinde durulmaya başlanmış olan `örgüt iklimi' kavramı günümüzde bütün örgütler için büyük önem arz etmekte ve araştırmalara konu olmaktadır. Örgütte oluşmuş olan ya da başka bir ifadeyle, algılanan `genel psikolojik hava' olarak açıklayabileceğimiz bu kavram, giderek insanı daha çok merkeze alan günümüz yönetim anlayışı içinde başarıyı getiren anahtar bir kavram olarak bu araştırmanın da temelini oluşturmaktadır. Yine son yıllarda dünyada ve ülkemizde etkinlikleri giderek artan sivil toplum kuruluşlarının da, yapılan literatür taramalarında, özellikle yönetim açısından çokça irdelenmediği görülmüş ve araştırmanın temelini oluşturan örgüt iklimi kavramının bu kuruluşlarda nasıl oluştuğu ve algılandığı konusu çalışmamızın amacını oluşturmuştur.Sivil toplum kuruluşlarındaki örgüt iklimi algısını betimlemeye çalışan bu araştırmada evren olarak, Türkiye'nin cumhuriyetten önce kurulmuş olan ve hâlâ faaliyetlerine devam eden, geride bıraktığı yüz yıllık geçmişi ile Türkiye'nin en eski sivil toplum kuruluşlarından biri olan Türk Ocakları Derneğinin yönetici, üye ve gönüllüleri seçilmiştir. Türkiye'nin yedi farklı bölgesinden seçilen yirmi şubeye toplam 530 anket ulaştırılmış ve geriye dönen anketlerden geçerli görülen 393 anket üzerinden SPSS programı yardımı ile bazı sonuçlara ulaşılmaya çalışılmıştır.Elde edilen bulguların değerlendirilmesi sonucu genel olarak sivil toplum kuruluşlarında örgüt iklimi algısının `açık iklim' olarak ortaya çıktığı görülmüştür. Ayrıca bu algının `samimiyet ve dayanışma' boyutuyla cinsiyet ve katılımcıların bulundukları şehirlere; `güven ve bağlılık' boyutuyla katılımcıların dernek içindeki pozisyonlarına, cinsiyetlerine ve bulundukları şehirlere; `sorumluluk' boyutuyla katılımcıların dernekteki kıdemlerine ve `hakkaniyet' boyutuyla da yine bulundukları pozisyona bağlı olarak anlamlı şekilde farklılık gösterdiği elde edilen diğer önemli sonuçlardır.Anahtar Kelimeler: Örgüt İklimi, STK, Türk Ocakları Derneği

DerneklerSivil toplum örgütleriTürk Ocakları+1
Mehmet Cıranoğlu
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Derneğin feshi

Hukuk sistemimizde dernek kavramı yerine daha evvel cemiyet kavramı kullanılmaktaydı. Hatta derneklerle ilgili ilk düzenlemeleri içeren Kanun'umuz da 353 sayılı Cemiyetler Kanunu idi. Günümüzde sivil toplum kuruluşu olarak değerlendirilen dernekler, demokratik toplum düzeninin de gelişmesi ile giderek önem kazanmaktadır. Toplumsal hayatın vazgeçilmez parçası haline gelen ve toplumun gelişip ilerlemesi ile ortak amaçlarını gerçekleştirmek üzere bir araya gelen insanların amaçlarına kolayca ulaşmalarına katkı sağlayan dernekler, belirli durumların gerçekleşmesi halinde kendiliğinden sona ermektedirler. Tezimizde, derneklerin yetkili organlarının iradeleri doğrultusunda alacakları karar ile veya belirli şartların gerçekleşmesi halinde mahkeme kararı ile feshi, feshin şartları, sebepleri ve sonuçları konusunu ele alınmıştır. Derneğin feshine, toplantı ve karar yeter sayıları haricinde herhangi bir gerekçe aranmaksızın yetkili organı olan genel kurul tarafından her zaman karar verilebilmektedir. Ayrıca, derneklerin mahkeme kararı ile feshedilmesinin şartları ve sınırları belirlenmeye çalışılacaktır. Zira derneklerin ister genel kurul kararı ile isterse de mahkeme kararı ile feshedilmesindeki keyfi ve hukuka aykırı uygulamalar, kuruluşlarındaki serbest kuruluş sistemini faydasız hale getirecektir. Anahtar kelimeler: dernek, derneğin feshi, derneğin sona ermesi, fesih, tespit davası, fesih davası, tasfiye, tahsis.

DavalarDernek hukukuDernekler+2
Ömer Faruk Seis
Ankara Social Science University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yaşlılara yönelı̇k sosyal polı̇tı̇ka uygulamalarında sı̇vı̇l toplum kuruluşlarının rolü: Ankara'da faalı̇yet gösteren dernekler üzerı̇ne bı̇r ı̇nceleme

Nüfus yaşlanması günümüzde tüm dünyanın yaşadığı bir dönüşümdür. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payının artması yaşlıların özel bir grup olarak ele alınması sonucunu meydana getirmiştir. Böylece yaşlanma sosyal politikanın güncel konularından biri haline gelmiştir. Dezavantajlı bir grup olarak yaşlı bireylerin sorunlarının yalnızca yaşlı bireyin sorumluluğunu üstlenen kişileri ilgilendirdiği görüşü çok geride kalmıştır. Yaşlı bireylerin sorunlarının tespitinde ve giderilmesinde sosyal politika aktörü olarak sivil toplum kuruluşları önemli bir konumdadır. Bu çalışmanın temel amacı Türkiye'de dezavantajlı bir grup olan yaşlı bireylere uygulanan sosyal politikalarda bir sosyal politika aktörü olarak sivil toplum kuruluşlarının rolünü Ankara'da faaliyet gösteren dernekler aracılığıyla saptamaktır. Bu bağlamda Ankara'da yaşlılara yönelik faaliyet gösteren derneklerin temsilcileriyle görüşme gerçekleştirilmiş, veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir.

AnkaraDerneklerSivil toplum+4
Fatma Nur Mutlu
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

İslam hukuku açısından hayır kuruluşlarının gelir kaynakları

Bu çalışmada hayır kuruluşlarının gelirleri ve tasarruf ilkeleri teberru akitleri bağlamında ele alınmıştır. Hayır kuruluşları aynı zamanda sivil toplum kuruluşları olarak da adlandırılıp vakıflar ve dernekler olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır. Vakıflar mal tahsisini ifade ederken dernekler de belirli bir amaç etrafında yapılanan ve tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarını ifade etmektedir. Bu çalışmanın amacı fıkhu't-teberruat bağlamında hayır kuruluşlarının gelirlerini tespit etmektir. Fıkıh ve fetva literatüründen hareketle hayır kuruluşlarına yapılan teberruların sadaka hükmünde sayıldığı ve kabz sonrası teberrudan dönme imkânının kalmadığı görülmektedir. Vakıflar mütevelliler tarafından dernekler ise yönetim kurulu tarafından yönetilmektedir. Vakıfları yönetmede velâyet ve vekâlet hükümleri geçerli olurken derneklerde ise vekâlet hükümleri geçerli olmaktadır. Bu bağlamda dernek yönetim kurulu fıkhi ve kanuni açıdan vekil statüsünde kabul edilmektedir. Hayır kuruluşlarına yapılan teberrular ise şartlı ve şartsız olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır. Vakıfların ve derneklerin yöneticilerinin şartlı bağışlarda şartlara riayetsizlikleri fıkhi açıdan tazmin sebebi sayılmaktadır. Vakıfların ya da derneklerin teberrular üzerindeki tasarrufları fıkhi olarak emanet ilkelerine göre şekillenmektedir. İslam hukukunda yed-i milke ya da yedi tazmine konu olmayan mallarda yed-i emanet ilkeleri geçerli olmaktadır. Yöneticilerin bu tür mallarda te'addî, taksir ya da ihanet sayılacak tasarrufları tazminle veya azille sonuçlanmaktadır. Fıkhi açıdan teberruların harcama yerleri kuruluşun zaruri giderleri olması; tezyîn, nakş ya da israf sayılacak bir harcama olmaması gerekmektedir. "Ra'iyye üzerinde tasarruf maslahata menûṭṭur" fıkhi kuralı velâyete ve vekâlete dayalı harcamaların sınırı belirleyen külli bir kaidedir. Bu bağlamda Hayır kuruluşlarına yapılan bağışlar fıkhen sadaka sayıldığından harcama alanlarının da Hanefiler açısından kurbet, maslahat ve kadr-i maruf ölçüsüne uymasının zorunlu olduğu görülmektedir.

DerneklerGelir kaynaklarıHayır kuruluşları+3
Mehmet Gürbüz
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elazığspor'a bağlı taraftarlar dernek üyelerinin saldırganlık düzeylerinin incelenmesi

Özet; Sporun doğasında var olan yarışmacılık ya da rekabetçiliğin genellikle saldırgan davranışların ortaya çıkmasının nedenleri arasında olduğu bilinmektedir. Bu tutuma sahip olanlar birey olabileceği gibi gurup da olabilir. Araştırmamızın amacı: Elazığ spor taraftar dernek üyelerinin saldırganlık eğilimlerini tespit edip, sahip oldukları psikolojik durumlarıyla hangi şartlar altında ne tür bir saldırganlık eğilimi gösterdiğini belirlemektir. Elazığ ilindeki taraftar derneklerinden oluşan, (gençlik 23 derneğinin üyesi 147 kişi, abluka derneğinin üyesi 116 kişi, taraftar 23 derneğinin üyesi 174 kişi) toplam 437 taraftar grupları arasından çalışmamıza gönüllülük katılım yöntemiyle seçilen en az (% 70) 306 kişiye anket uygulaması yapılarak, saldırganlık düzeyleri incelenmiştir. Araştırma kapsamında, 8 sorudan oluşan Kişisel Bilgi Formu ve İpek İlter Kiper tarafından 1984 Bu araştırmada İpek İlter (kiper) tarafından geliştirilen saldırganlık ölçeği kullanılmıştır. 30 maddeden oluşan üç alt testi içermektedir. Bunlar: yıkıcı saldırganlık, Atılganlık ve edilgen saldırganlıktır. Envanterde her bir alt test 10 soru ile belirlenmiştir. Yıkıcı saldırganlıkla ilgili maddeler;1, 2, 3, 13, 14, 15, 22, 23, 24, 29, Atılganlıkla ilgili maddeler; 4, 5, 6, 10, 11, 12, 19, 20, 21, 28, Edilgen saldırganlıkla ilgili 38 maddeler ise; 7, 8, 9,16, 17, 18, 25, 26, 27, 30 dur. Envanterde kullanılan materyal soru formu ve yanıt kadar. Sorular "bana hiç uymuyor" ve "bana çok uyuyor" uçlar arasında yanıtlamayı içren 7'li Likert tipidir. Kuramsal olarak her bir alt testte, her soruya bana çok uyuyor şeklinde yanıt veren denek +30, bana hiç uymuyor şeklinde yanıt veren denek ise - 30 puan almaktadır. Ancak istatistiksel olarak eksi puanlar kullanılmayacağından dolayı ve sıfır sayısının da istatistiksel analizde sorun yaratacak düşüncesiyle her toplam puana 31 sayı ilave edilmiştir. Bu sayede her bir alt testten alınan puan 1, en yüksek puan 61 olmaktadır. Envanterin kendisinde olmamakla birlikte, her üç alt ölçeğin toplam puanlarından yola çıkılarak her denek için genel bir saldırganlık puan da elde edilmiştir. Elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarıldıktan sonra; taraftarların bazı değişkenlere göre "Saldırganlık Düzeyleri" ikili gruplarının karşılaştırılmasında bağımsız gruplar t testi (independent samples t-testi) , gruplar arasındaki farklılıklarda ve çoklu karşılaştırmalarda "Anova" testi ile belirlenerek yorumlanmıştır. Tek yönlü varyans analizinde ortaya çıkan anlamlı farklılığın hangi gruplar lehine olduğunu anlamak için Tukey Testi uygulanmıştır. Yorumlar tablolar ile desteklenmiştir. Yapılan analizlerde anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Çalışmamızın sonuçlarına bakıldığında kişisel bilgiler ışığında taraftar grupları arasında, istatistiksel olarak anlamlı farklılaşmanın olmadığı görülmektedir. Elazığ spor taraftarlarının genel saldırganlık düzeylerinin 30,70±7,39 orta düzeyde çıkmıştır. Bu sonuçlar ışığında taraftar dernekleri ile sadece eğitim faaliyetleri değil, birlik ve beraberlik, sorumluluk alma gibi sosyalleşme davranışlarının kazandırılabileceği, sosyal etkinliklerin (huzur evi, çocuk esirgeme kurumu, hastane ve cezaevi vb. ziyaret edilmesi, ailelere eğitim faaliyetlerinin) düzenlenmesinin saldırganlık düzeyleri orta düzeyde bulunan Elazığ spor taraftar dernek üyelerinin en aza indirilmesinde faydalı olacağı düşünülebilir.

DerneklerElazığFutbol+4
Veysel Albayrak
Fırat University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küreselleşme sürecinde hemşehri dernekleri ve internetin rolü

?Küreselleşme Sürecinde Hemşehri dernekleri Ve İnternetin Rolü? adlı bu çalışmada, küreselleşme olgusuyla birlikte gelişen ve küreselleşmeyi hızlandıran internetin ve onun üzerinden kurulan hemşehri derneklerinin, derneğin üyeleri olan toplum kesimlerine kendi yerel kültürlerini paylaşma, yeniden üretme ve yardımlaşma gibi işlevleri nasıl yerine getirdikleri irdelenmiştir. Çalışma internetin, küresel kültürü yaymasının yanı sıra, yerel olan değerleri de ürettiğini ortaya koyması açısından önem teşkil etmektedir.Ekonomik, siyasi, kültürel ve sosyal yapılar üzerinde etkisini gösteren küreselleşme süreci kültürel anlamda iki yaklaşımı ortaya koymaktadır. Birinci yaklaşıma göre küreselleşme süreciyle birlikte farklı kültürler dünyayı saran tek hakim kültürün içinde erimektedir. İkinci yaklaşıma göre ise dünya üzerinde farklı kültürler yan yana akmaktadır.Modernleşme hareketleriyle birlikte Türkiye de yaşanan göçler 1980'lerde küreselleşmenin de etkisiyle hız kazanmıştır. Doğup büyüdükleri memleketlerinden farklı bölgelere göç eden kırsal kesim insanı göç ettikleri coğrafyalarda yalnız kalmak ve sahip oldukları kültürü kaybetmek korkusuyla aynı kültüre sahip, aynı coğrafyadan göç etmiş hemşehrileriyle yakınlaşma ihtiyacı duymuşlardır. Zamanla bu hemşehrilik ilişkisi, hemşehri dernekleri kurularak formel hale getirilmiştir. Hemşehri dernekleri organize ettikleri faaliyetlerle bir taraftan bireyciliğin hakim olduğu kent ortamında hemşehrilerin bir araya gelmesini sağlarken, diğer taraftan kırsal kesim insanının değerlerini ve kültürlerini korumasına olanak tanımaktadır.Böylece bir taraftan yerel kültürlerini yeniden üreterek paylaşmaktadırlar, diğer taraftan ise içinde bulundukları kültüre uyum sağlamaya çalışmaktadırlar.Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Kültür, Hemşehrilik, Hemşehri Dernekleri, İnternet.

DerneklerHemşehrilikHemşehrilik dernekleri+4
Selda Külekci
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
DoktoraAçık ErişimTR

Trabzon'da dernekleşme süreci (1919-1950)

Bu tezin amacı, Trabzon'da kurulan dernekleri; kökenleri, oluşum süreçleri, faaliyetleri, aktörleri gibi unsurlarıyla ortaya koymaktır. Bu şekilde, elde edilecek verilerin, yapılan çıkarımların bundan sonraki çalışmalara kaynak teşkil etmesi, mukayese imkânı sağlaması ve tamamlayıcı olması hedeflenmektedir. Bu çalışma özünde Trabzon'un 1919-1950 yılları arasındaki dernekleşme faaliyetlerini konu edinmekle birlikte, Cumhuriyet tarihinin, kuruluş sürecinin, Osmanlı-Türk modernleşmesinin ve Türkiye'de sivil toplumun gelişiminin taşradan bir kesitini ortaya koymaktadır. Beş bölümden oluşan bu çalışmanın giriş kısmında öncelikle faydalanılan kaynakların tanıtımı yapılmıştır. Birinci bölümde tarihsel süreçte sivil toplumun oluşumu, kavramsal ve hukukî çerçevesi dernekler bağlamında ele alınmıştır. Ayrıca Osmanlı'dan Cumhuriyet'e dernekleşmenin aşamaları irdelenmiştir. İkinci bölümde sosyal yardım, dayanışma, sağlık, geliştirme ve güzelleştirme dernekleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde eğitim, kültür, sosyal ve siyasî amaçlı dernekler yer almaktadır. Dördüncü bölümde meslekî dernekler, esnaf dernekleri, ticaret, ekonomi ve tarım amaçlı dernekler üzerinde durulmuştur. Beşinci bölümde spor derneklerine değinilmiştir.

Cumhuriyet DönemiCumhuriyet Halk PartisiDernekler+7
Ülkü Köksal
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İzzet Paşa Vakfı

İzzet Paşa Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği, 1972 yılında camii, altında bulunan pasaj, abdest alma yerleri ve tuvaletlerin inşaatını bitirip, bu müştemilatın iyi bir şekilde muhafaza edilmesi, tamiratı, yönetimi ve yeni yeni eserlerin kazandırılmasını sağlamak amacı ile 1975 yılında kendisini feshetmiştir. Bunun üzerine derneğin o zamanki başkanı Dr. Mehmet Tokmak bir vakıf kurma teşebbüsüne girişmiş ve Elazığ İzzet Paşa Vakfı ismi ile 1975'de bu günkü vakfı kurmuştur.108 kişilik kurucu heyetle 1975 yılında vakıf senedinin tasdik edilmesi sonucu faaliyete başlayan Elazığ İzzet Paşa Vakfı, Türkiye'de mevcut bulunan 123 vergi muafiyetine ve umuma hadim vakıflardan biridir.Anahtar Kelimeler: İzzetpaşa Camii, İzzetpaşa Vakfı, Dernek, Eser, Vakıf Senedi, Elazığ

CamilerDerneklerElazığ+5
Tuba Baykar
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sivil toplum kuruluşlarının siyasal katılıma katkısı: Kadın dernekleri örneği

124 ÖZET Bu çalışma, kadınların sivil toplum alanındaki dernekler vasıtasıyla siyasal katılıma katkılarını konu edinmektedir. Kadınlar en az siyasette olduğu kadar, sivil toplum alanında da marjinalleştirilmiş, özel alanla sınırlı tutulmuştur. Bu durum özellikle sivil toplum ile siyasal toplumun ayrışmadığı Antikçağ ve Ortaçağ için geçerlidir. Sözleşmeci düşünürlerin sivil toplum teorilerinde ise kadın sivil toplumun olanaklarından yararlanma hakkını ancak kocası dolayısıyla elde edebilmektedir. Benzer şekilde Hegel de kadını tarihsel bir aşama olarak ifade ettiği "aile" içinde konumlandırırken, Marks ve Gramsci tamamen cinsiyet körü bir yaklaşım içine girmiştir. Günümüzde ise liberal sağın sivil toplum kuramları ile kadının eşit haklar talebi bir tarafta, solun katılımcı sivil toplum kuramı ve feminizmin farklılıkları öne çıkaran yaklaşımı diğer tarafta düşünülebilir. Araştırmada, yukarıda bahsedilen teorik tartışmaların ardından, dünya genelinde ve Türkiye'de kadın hareketi hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca, Türkiye'de iki farklı kesimi temsil ettiği düşünülen iki kadın derneği (Başkent Kadın Platformu Derneği ve Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği) siyasal katılım açısından incelenmiştir. Bu iki STK'ya üye, toplam 100 kişiye uygulanan anketin bulguları şu başlıklar altında toplanabilir: Çalışmanın kapsamına giren STK üyelerinin çoğunluğu (% 75) orta yaş ve üzerindedir. Büyük çoğunluğu evli olan bu kadınların, ekseriyetle yüksek öğrenim görmüş olduğu tespit edilmiştir. Kadınların yarısından fazlası için STK'ya üyelik, sürekli bir süreç halini almıştır. Ayrıca derneklerin yeni üye akışı konusunda sorun yaşamadıkları kaydedilmelidir. Kadınların STK'lara üye olmasındaki en büyük etken arkadaş çevresi olarak belirlenmiştir. Diğer125 taraftan, kadın derneği üyelerinin gene yarısından fazlası başka STK'larla da ilişki içindedir. STK üyesi olmak, kadınların geneli üzerinde olumlu sayılabilecek etkiler yaratmaktadır. Zaten arkadaş çevresi doğrultusunda şekillenen üyelikler, STK sayesinde yeni bir boyutla sosyal çevre olgusunun genişlemesine ve kadınların kendilerine olan güveninin artmasına hizmet etmiştir. Fakat, söz konusu olan siyasal yaşam olunca, kadınların biraz daha çekimser bir tutum benimsedikleri söylenebilir. Buna rağmen, genel toplamdaki % 19 militan/aktif katılımcı grubu, STK'ların siyaset sahnesine katkısı olarak yorumlanabilir. Üyelerin siyasetle ilgilenmesinde birinci faktör eğitim yaşamı olarak belirirken, üye olunan STK ikinci sırada yer almaktadır. STK üyesi kadınlar, siyasetin erkek işi olarak algılanmasına karşı çıkmaktadır. Ayrıca genel toplamda kadınların % 74'ü başörtülü kadınların da özgürce kamusal alana girmesinden, eğitim ve çalışma haklarını elde etmesinden, hatta siyaset yapmasından yanadır. STK üyeleri büyük oranda, kadınların siyasete katılımının, iyi bir eş ya da anne olmayı engellemeyeceğini, fakat evliliğin siyaset yapmayı zorlaştırdığını düşünmektedirler. Neredeyse tamamı, medyanın siyasete katılım konusundaki tavrından memnun olmayan kadınların, seçimlerde kadın adaylara öncelik/ayrımcılık tanınması talebi, sivil toplum zemininde yapılan bu araştırmada % 79'u bulmaktadır. Ayrıca, STK içindeki başarılı kadınların siyasete teşvik edilmesi isteği de % 86 gibi net bir orandadır. İncelenen STK'ların üyeleri, genel olarak siyasete etkide bulundukları kanısını paylaşmaktadırlar. Varlık nedenlerini meşrulaştıran bu kanaat, kendi kendilerini teşvik edici tutum olarak değerlendirilmektedir. Son olarak, kadın derneklerinin taleplerinin "merkezî siyasef'in neresinde durduğunun ve onların merkezî siyaset tarafından nasıl görüldüğünün, "etkililik" algısının kendisini etkilediği tespit edilmiştir.

DerneklerKadın dernekleriKadınlar+4
Asime Tuba Gülmez
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye' de öğretmen örgütlenmeleri ( 1960-1980)

Bu çalışmanın konusu 1960-1980 yılları arasında kurulan ve aynı dönemde kapatılan öğretmen örgütlenmelerinin mücadele tarihidir. Öğretmen örgütlerinin 1960-1980 dönemindeki teşkilatları, kuruluş amaçları ve savundukları fikirler yönü ile bölümlere ayrılarak anlatılmıştır. Toplumlarıngelişiminde de öncü olmak isteyen öğretmenlerin bir araya gelerek daha güzel bir yaşam, bir ülke ve dünya oluşturma hareketi olan örgütlenme mücadelesi bazı engellerle karşılaşsa da 1908?den beri devam etmiştir. Türkiye?de öğretmen mücadelesinin 120 yıl gibi bir geçmişi mevcuttur. Sendikalaşmanın ilk yaşandığı 1965 yılı önemli bir başlangıç noktasıdır. İzleyen süre içinde onlarca öğretmen sendikası kurulmasına rağmen kısa bir süre sonra 1971?de Anayasa?da yapılan değişiklikle tüm öğretmen sendikaları kapatılmıştır. Daha sonra, öğretmen dernekleri olarak kurulan yapılarda siyasal gruplaşmaların olduğu görülmekle birlikte 1980?den sonra bu derneklerin kapatılması ile 1990?larda tekrar öğretmen sendikaları olarak kurulmuştur. Öğretmen örgütlenme mücadelesi, çeşitli aksamalar ile birlikte halen sürmektedir.Bu çalışmada ilkin örgütlenmesini tamamlayan Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu?nu ele alınmıştır. Dönemin bazı bürokratlarını içinde barındırsa da ve bu yüzden pasiflikle suçlansa da içinde Köy Enstitü?lü öğretmenlerin bulunması; bu öğretmenlerin birliktelik oluşturma ve sendikalaşma faaliyetlerini başlatmaları önemlidir. Daha sonra ele alınanTürkiye Öğretmenler Sendikası?nın on binlerce öğretmeni bünyesine alması, üyesi olsun veya olmasın tüm öğretmenleri, halkı da bilinçlendirerek v?aydınlatarak? etkinliklere katılması anlatılmıştır. TÖS, denildiğinde Fakir BAYKURT ismi öne çıkmaktadır. Genel başkanı olduğu TÖS?ün gelişiminde önemli roller üstlenmiştir.Daha sonra kurulan Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER) kuruluşu, faaliyetleri, yayınları, diğer bir bölümün konusudur. TÖB-DER, ülkede yaşanan siyasi çatışma arenasından etkilenmiştir.1980 askeri darbenin ardından yargılanan dernek kapatılmış ve yöneticileri ile onlarca üyesine çeşitli sürelerde hapis cezası verilmiştir. TÖB-DER?in taşınmazları hazineye devredilmiştir. Son bölümde diğer sendika ve derneklerin kuruluş ve etkinliklerine yer verilmiştir. Bu bölümde yer alan sendika ve dernekler diğer bölümdekilere göre fazlaca bir etkinlik ve varlık gösterememişlerdir.Öğretmen örgütlerinin, Türkiye?de en etkin oldukları dönem olan 1960-1980?lerin siyasi, sosyal ve ekonomik olaylarını incelerken sebep ve sonuçlar itibari ile sorumlulukları nelerdir, amaçları doğrultusunda hareket etmişler midir vb. soruların cevapları aranmıştır. Çalışma ile ilgili yapılacak eleştiri ve katkıların araştırma konusunu zenginleştireceği açıktır.Anahtar Kelimeler: Türkiye Öğretmenler Sendikası, TÖS, Dernekler, Öğretmen Dernekleri, Fakir BAYKURT, TÖB-DER, TÖDMF, Örgütler, MTÖS, TÜMOD, Sendikalar

DerneklerEğitim örgütleriSendikalar+5
Hidayet Yıldırım
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel kimlik olgusu ve hemşehri dernekleri:İzmir örneği

Özellikle Sanayi Devrimi ile başlayan dönem ile birlikte toplumsal dönüşüm süreçlerinde artan dinamizm ve bu dinamizmin kendisini gösterdiği mekânlar olarak kentler toplumsal süreçlerin yönünü belirleyen merkezler haline gelmiştir. Kent kimliği, toplumların dünü ile bugünü arasındaki bağı oluşturan temel yapılardan birisi olarak her dönem ve çağda önemini korumuştur. Nüfus hareketliliğinin artması ile birlikte yaşanan dönüşümlerde kentlerin kimliklerini ne kadar koruyabildikleri, sürdürülebilirliğini ne kadar sağlayabildikleri günümüzde üzerinde önemle durulması gereken bir konudur.Bu çalışmada kent kimliği konusu, temel bileşeni olan kentlilik ve bu bağlamda hemşehri dernekleri özelinde, yönetişim felsefesi doğrultusunda bütünleşik bir yaklaşımla ele alınmıştır. Artan göç hareketleri ile birlikte kentlerin gelen kişileri etkileyebilme düzeyleri kent kimliğinin sürdürülebilirliği açısından önemlidir. Bağlantılı olarak hemşehri derneklerinin üyeleri üzerindeki etkileri, kendisini yaşadığı kente ait hisseden ve bu kentte yaşama hak ve bilincine sahip kişiler oluşturma böylelikle kent kimliğinin sürdürülebilirliliği perspektifinden ele alınmıştır.Hemşehri dernekleri, göç hareketleri sonucunda yaşadıkları mekânı değiştiren kişilerin yeni geldikleri mekânlarda oluşturdukları örgütlü yapılardır. Geleneksel dayanışma ağları perspektifinde şekillenen hemşehri dernekleri, kentsel bütünleşme süreçlerini etkileyebilme kapasitesine sahiptir. Hemşehri derneklerini demokratik örgütlü toplum felsefesi etrafında, kentle bütünleşme süreçlerinde kolaylaştırıcı bir yapı olarak şekillenmesi ve üyelerinin kente ilişkin tutumlarını bu yönde etkilemesi gerektiği yaklaşımıyla ele alan bu çalışmada hemşehrilik ilişkisi ve bu ilişkinin ortaya çıktığı mekânlar İzmir özelinde ele alınmıştır. Bu araştırmada hemşehri dernek federasyon başkanları ile yapılan derinlemesine mülakatlar ve hemşehri dernek üyelerine yapılan anket çalışması ile söz konusu yapıların ve bu yapılar içerinde yer alan kişilerin kente ilişkin algı ve tutumları analiz edilmektedir.Anahtar kelimeler; Kent, Aidiyet, Kentlilik, Kent Kimliği, Hemşehri Dernekleri

DerneklerDernekleşme özgürlüğüHemşehri cemaatleri+6
Gamze Uzun
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar için uluslararası finansal raporlama uygulamalarının incelemesi ve uygulama önerisi

Hayır kurumu, kâr amacı gütmeyen sektör, üçüncü sektör, bağımsız sektör, gönüllü kuruluşlar, dernekler ve vakıflar gibi birçok farklı terimle ifade edilen ve toplumsal fayda sağlama amacıyla hareket eden "kâr amacı gütmeyen kuruluşlar" ekonomik ve toplumsal alanda giderek daha da önemli hale gelmiştir. Kapsamları ve nitelikleri itibarıyla kamuoyunu etkileyen bu kuruluşlar, emanet aldıkları kaynakların yönetimi ve kullanımı açısından topluma karşı sorumludur. Ayrıca geçmişte kâr amacı gütmeyen kuruluşlarda yaşanan skandalların bir sonucu olarak bu kuruluşlara kaynak sağlayanlar ve toplum, kuruluşların gerçekleştirdikleri faaliyet ve hizmetler hakkında daha çok bilgi sahibi olmak istemektedir. Kuruluşların gerçekleştirdikleri faaliyetlerin belirli mevzuatlar uyarınca belirlenen kurallar çerçevesinde hazırlanması ve sunulmasını ifade eden finansal raporlama ve bu hizmet ve faaliyetlerin bir fotoğrafı niteliğinde olan finansal tablolar bu noktada önemli hale gelmektedir. Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar, kâr amaçlı işletmelerden farklı özelliklere sahiptir. Ayrıca tabi oldukları mevzuat hükümleri de farklıdır. Bu nedenle bu kuruluşların farklı muhasebe uygulamalarına ve raporlama hükümlerine tabi olması gerekmektedir. Ancak Türkiye'de kâr amacı gütmeyen kuruluşların finansal tablolarının hazırlanmasında kullanacakları finansal raporlama çerçeveleri bulunmamaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de kâr amacı gütmeyen kuruluşların gereksinim duyduğu ve uluslararası uygulamalarla uyumlu finansal raporlama çerçevesinin nasıl olması gerektiği araştırılmaktadır. Bu amaçla çalışmada öncelikle kâr amacı gütmeyen kuruluşların özellikleri ve yapısı ile Türkiye'de vakıf ve dernekler kapsamında kâr amacı gütmeyen kuruluşlar incelenmiş, sonrasında Türkiye'deki kâr amacı gütmeyen kuruluşların muhasebe uygulamalarına yer verilmiş daha sonra kâr amacı gütmeyen kuruluşların finansal raporlamasına ilişkin uluslararası ülke uygulamaları araştırılmış, son bölümde Türkiye'de faaliyet gösteren kâr amacı gütmeyen kuruluşlar için oluşturulacak finansal raporlama çerçevesinin içeriğine yer verilmiştir.

DerneklerFinansal raporlamaFinansal raporlama standartları+3
Hatice Sevde Ocak
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID-19 salgınının ilişkisel sosyolojik açıdan karma desen analizi: Türkiye Emekliler Derneği örneği

2020 Mart ayında Türkiye'de Covid-19 kaynaklı ölümlerin gerçekleşmesi ile birlikte virüsten korunmak amacıyla 65 yaş ve üstüne uzun süreli ciddi kısıtlamalar getirilmiştir. Bu araştırmanın temel problemi, Covid-19'un Pandemi olarak ilan edilmesiyle birlikte 65 yaş ve üzeri nüfusun gündelik yaşamlarının giderek daha güç hale gelmesidir. Araştırmanın alt problemleri olarak ise, emeklilerin getirilen kısıtlamalar hakkında görüşleri başta olmak üzere, zaman ve mekânda yaşama tutunma taktikleri ve komşu, arkadaş, akrabalarla görüşme sıklığı, yalnızlık vb. duygularıyla baş etme stratejilerinin neler olduğu sorularına yanıt aranmıştır. Bu tez çalışmasının temel özelliği kuramsal ve metodolojik olarak aralarında uyumluluk olan "İlişkisel Sosyolojik" bakış açısı (Relational Sociology) ve "Karma Desen" (Mixed Design) araştırma deseninin, özellikle de "Temellendirilmiş Kuram " (Grounded Theory) nitel araştırma geleneğinin birlikte kullanılmasıdır. Ayrıca çalışmanın "özdüşünümsel" (reflexive) olması kadar yorumlama ve açıklamayı birlikte hedeflemesi de onu özgün kılmaktadır denilebilir. Bu çerçevede çalışmada ilk olarak nitel araştırma yapılmış ve buradan kazanılan deneyim ile nicel araştırmanın kapalı uçlu sorularının seçenekleri yetkin bir biçimde yazılabilmiştir. Ankara Türkiye Emekliler Derneği üyesi olan 65 yaş ve üstü 16 emekli katılımcı önce mülakat yapılmış ve şekiller aracılığıyla gündelik yaşamlarındaki değişimler sunulmuştur. Yalnızlık, düzenli sağlık kontrollerinin ihmali ve ekonomik sıkıntılar en önemli güçlükler olarak ifade edilmiştir. Mekân kullanımları, rutinleri ve ev içi ihtiyaçlarını nasıl karşıladıkları da temellendirilmiş kuramın ilk aşaması olan "açık kodlama" sırasında ortaya çıkmıştır. İkinci aşama olan eksenel kodlamada ise, emeklilerin yaşadıkları belirsizliklerde çeşitli noktaları, onları aşma yöntemlerindeki benzerlikler ve farklılıklar betimlenmiştir. Araştırmanın çekirdek kavramı olarak "dayanışma" önerilirken, emeklilerin Pandemi sırasındaki yaşamları süreç olarak "ırmak" metaforu ile anlatılmıştır. Çalışmanın nicel bölümünde, araştırmanın amaçları doğrultusunda katılımcıların gündelik yaşamda yaşadıkları değişimleri kapsamlı öğrenmek için "tabakalı örnekleme" ile ulaşılan 60 emekliye anket uygulanmış, toplanan veriler ileri istatistiksel analizlerle sunulmuştur. Araştırmanın sonuç bölümünde ise, ilişkisel sosyolojik olarak, kuram-uygulama, nicel- nitel, zaman-mekân gibi ikilikleri yenmeye çalışarak, belirsizlikler esasında farklılıklar/benzerlikler, karma desen araştırmanın, sosyoloji için uygunluğu vurgusu ile ortaya konmuştur.

Açımlayıcı sıralı karma yöntemCOVID 19Dernekler+4
Ahmet Faruk Koşar
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemşehri derneklerinin yerel siyaset üzerine etkileri: 2004-2009 yerel siyaset üzerine etkileri: 2004-2009 Yerel Yönetimler Seçimi Buca ilçesi örneği

Araştırmamızda bir sivil toplum kuruluşu örneği olan hemşehri derneklerinin siyasi olarak özellikle yerel yönetimler seçimlerine ne derece etkisi olduğunu, işlevlerini, seçim sürecinde üyelerini etkileyip etkilemedikleri üzerinde durulmuştur. Bu amaçla öncelikle sivil toplumun tarihsel süreç içerisinde gelişimi ele alınmış, sivil toplum örgütleri ile birlikte hemşehri ilişkilerinin seçim sürecinde formel olmayan yapısı üzerinde durulmuş, doğdukları kentlerden göç eden bu kişilerin siyasal tercihlerini kullanırken özellikle nelere dikkat ettikleri, hangi kriterleri baz aldıkları üzerine değerlendirmelerde bulunulmuştur. Siyasi partilerin halkın desteğini alabilmesi için devlet iktidarının kontrolünü ele geçirmeye ve sürdürmeye ve bu suretle ne şekilde politika belirlemesi gerektiği hususları çalışmamızda vurgulanmıştır. Siyasi partiler toplum için siyasi sosyalleşme amacıdır olgusundan hareket edersek hemşehri dernekleri de sivil toplum kuruluşu olarak buna bir aracı mekanizma konumundadır dememiz mümkün. Siyasi partiler iktidarı ele geçirmek ya da ortak olmak için kamuoyu oluşturmak veya kamuoyunu etkilemek için çeşitli propaganda yöntemlerine başvururlar bu kapsamda yapılacak propagandanın belirlenmesinde hemşehri derneklerine yönelik nasıl bir tavır sergilenmesi gerektiği tezimizde mevcuttur.Tezimiz üç bölümden oluşmakta olup birinci bölümde sivil toplumun tarihsel arka planı anlatıldıktan sonra, Türkiye'de sivil toplumun tarihsel süreci ele alınmış, Osmanlı'dan başlayan ve dönemin sivil toplum adını verebileceğimiz sistemini anlatan bölümün ardından Cumhuriyet Dönemi sivil toplumun oluşumlarından tek partili dönem ile çok partili dönem sınıflandırılması yapılarak bahsedilmiştir. Daha sonra 1980 sonrasında sivil toplumun gelişim süreci üzerinde durularak Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları örnek verilerek açıklanmıştır.Çalışmamızın ikinci bölümünde sivil toplum kuruluşu olarak dernekler ele alınmış, Türkiye'de dernek kurma hakkının tarihsel gelişimi; Cumhuriyet Öncesi Dönem, Cumhuriyet Dönemi, 1961 Anayasası Dönemi ve 1982 Anayasası Dönemi çerçevesinde incelenmiştir. Dernek statüsünde kurulan hemşehri dernekleri ile ilgili kapsamlı bilgi baskı grupları ile birlikte değerlendirilerek verilmiş olup, hemşehri dernekleri alan araştırmamıza bilgi tutan ön çalışma kısmını oluşturmuştur.Üçüncü bölümümüzde de Buca ilçesinde bulunan, aktif bazı hemşehri dernekleri seçilerek onlar üzerinde anket uygulanmış olup, anketimizden çıkan her bir netice kendi içerisinde ayrı ayrı değerlendirilmiş ve sonunda da toplu analiz şeklinde bütünleşik bir çalışma ile hemşehri dernekleri üzerindeki araştırmamız anket çalışmamızın yorumlanması ile sonlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Sivil Toplum, Hemşehri Dernekleri, Buca İlçesi, Yerel Siyaset

BelediyelerDerneklerHemşehrilik+9
Zekiye Seda Sönmez
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırsal örgütlenmelerin kadının güçlenmesi üzerine etkilerinin değerlendirilmesi: Saitabat Köyü Kadınları Dayanışma Derneği örneği

Bu araştırma ile sosyalist feminist kuram çerçevesinde, Türkiye'de kırsal alanda kadınlar tarafından kurulan ilk örgütlenme olan Saitabat Köyü Kadınları Dayanışma Derneği üzerinden, Türkiye'de kırsal alanda kadınlar tarafından kurulan örgütlenmelerin, örgüt üyesi olan kadınların güçlenmesi üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Gerçekleştirilen araştırma çerçevesinde araştırmaya konu olan örgütlenme içerisinde örgütün kuruluş aşamasından bugüne kadar her aşamada ve görevde yer alan 15 dernek üyesi kadınla gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler ışığında; örgütlenme süreci sonrasında kadınların edindikleri deneyimlerin, günlük yaşam pratiklerinde meydana gelen değişimlerin ve kendilerinde meydana gelen ekonomik, sosyal ve psikolojik değişimlerin, onların anlatımları üzerinden analiz edilmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma olarak tasarlanan araştırmada belirlenen amaç doğrultusunda araştırmacıya zengin veriler sunarak çok boyutlu bir güçlenme analizi gerçekleştirilebilmesini mümkün kılan nitel etki analizi tekniği kullanılmıştır. Gerçekleştirilen araştırma sonucunda elde edilen veriler, araştırma öncesinde belirlenen güçlenme göstergeleri çerçevesinde değerlendirildiğinde, araştırmaya konu olan örgütlenme içerisinde örgütsel güçlenmenin gerçekleştiğini göstermektedir. Görüşmecilerin anlatımları üzerinden gerçekleştirilen betimsel analiz sonucunda örgütlenmenin, örgüt üyesi olan kadınların kamusal alanda, ekonomik, sosyal ve psikolojik güçlenmeleri üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu görülmektedir. Ancak ataerkil değerlerin kemikleşmiş olduğu özel alanda herhangi bir güçlenme belirtisine rastlanmamıştır.

DerneklerFeminizmKadınlar+6
Melike Kuklen
Bolu Abant İzzet Baysal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırsal alanda kadın örgütlenmelerinin yarattığı güçlenme dinamiği ve erkeğin konumu: Kilis Ravandalı Kadınlar Derneği örnek olayı

Kırsal gelişim içinde kadınların güçlenmesikalkınma uygulayıcılarının hedeflerinden biri haline gelmiştir. Bu çalışma kırsal kalkınma programının çıktısı olan bir kırsal kadın örgütlenmesinin güçlenme olgusu üzerinden analizini içermektedir. Bunun için çalışmada Hüsnü M. Özyeğin Vakfı'nın Kilis'in Musabeyli İlçesinde beş yıl süre ile gerçekleştirmiş olduğu kırsal kalkınma projesinin sonunda vakfın desteği ve köylerdeki kadınların birlikte iş yapma motivasyonu ile kurulan Ravandalı Kadınlar Derneği analiz birimi olarak seçilmiştir. Çalışma kırsal kadın örgütlerinin meydana getirdiği güçlenme olgusunu; kadınların güçlenme deneyimlerini sosyal, ekonomik, örgütsel boyutları ve toplumsal cinsiyet ilişkileri bağlamında ele almaktadır. Kadınların güçlenme deneyimlerine erkeklerin nasıl dahil olduğu ile erkeklerin algıları ve düşünceleri bize güçlenme sürecinde erkeklerin konumuna ilişkin ipuçları sunmaktadır. Böylece güçlenme sürecinin kadınların ve erkeklerin penceresinden irdelenmesi toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak hususunda bütünsel bir perspektif geliştirilmesi düşünülmektedir. Bu amaçla nitel örnek olay çalışması yöntemi ile Ravandalı Kadınlar Derneği'nde aktif katılım gösteren kadınlar ve bu kadınların eşleri ile ortalama 1,5- 2 saat arası süren derinlemesine görüşmeler, derneğin örgütsel güçlenme dinamiklerinin ve sorunlarının tespiti için yönetim kurulu üyeleri ile yapılan odak grup görüşmesi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda kadınların sosyal ve ekonomik güçlenme ihtiyacı örgütlenme sürecine dahil oldukları, psikolojik güçlenmenin diğer güçlenme formlarının bir yansıması olarak deneyimlendiği; örgütsel ve sosyal güçlenmenin nispeten daha yoğun dinamikleri barındırması ve toplumsal cinsiyet kabullerine bağlı olması ortaya çıkmıştır. Özel alanda güçlenme deneyiminin en zayıf ve ve zor bir boyuta sahip olduğu belirlenmiştir. Erkeklerin düşünce/davranışlarının kadınların sosyal ve özel alanda güçlenme deneyimlerinde etkisinin yoğun olduğu ve bilhassa özel alanda dinamiklerin değişmesi erkekler için endişe kaynağı olarak görülmektedir.

DerneklerKadınlarKilis Ravandalı Kadınlar Derneği+4
Filiz Kasap
Bolu Abant İzzet Baysal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

LGBTT bireylerin ataerkillik ve hegemonya deneyimlerinin çözümlenmesi:Eskişehir

Bu çalışma, Eskişehir'deki LGBTT bireylerin ataerkillikle bağlantılı olarak günlük yaşam betimlemelerinden oluşmaktadır. Ataerkil sistemin, heteroseksist bir kurum olan aile kurumunca nasıl içselleştirildiği, cinsiyet ve toplumsal cinsiyet inşalarının ne şekilde gerçekleştiği çalışmada araştırılan konulardandır. Ataerkil sistemin bireyler üzerinde kurduğu hegemonya ile bağlantılı olarak LGBTT bireyleri dışlama ve ötekileştirme politikalarının, ahlak anlayışının hem heteroseksüeller hem de LGBTT bireyler tarafından nasıl algılandığı çalışma boyunca tartışılmakta, homofobi/transfobi ve bunun bir sonucu olan nefret suçlarıyla ilişkilendirilmektedir. Çalışma boyunca gerçekleştirilen tartışmalar, feminizmin daha çok radikal ve postmodern feminist bakış açılarından hareket edilerek ataerkillik, zorunlu heteroseksüellik, tecavüz, özel olan politiktir, ikili kategori oluşumları, cinsiyet ve cinsellik inşaları gibi konular üzerinde önemle durulmuştur. Çalışmada feminist yöntemin tercih edilmesinin en büyük nedeni de LGBTT bireylere cinsel yönelim/cinsiyet kimliklerinden dolayı uygulanan ötekileştirme politikalarının, politik bir hareket olan hem teori hem pratiğin iç içe geçtiği bir yöntemle en iyi biçimde analiz edilebileceğinin düşünülmesidir. Çalışma boyunca elde edilen bulgular, LGBTT bireylerin büyük çoğunluğunun ataerkillik ve mücadele konusunda hassas olmasına rağmen, travesti/trans ve lezbiyen bireylerin bir kısmının ataerkil değerleri içselleştirdiği, LGBTT mücadelesinde umutsuz olduklarını gösterir.

AtaerkilCinsel kimlikCinsel kimlik+11
Merve Yılmazbilek
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00

İlgili konular