Biyolojik aktivite

63 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Hetaril substitue hidrokinolinon ve hidrokinazolinon bileşiklerinin multikomponent sentezi

Heterohalkalı bileşikler ve türevleri, organik kimyanın oldukça hızlı gelişme gösteren ve gün geçtikçe önemini arttıran bir bölümünü oluşturmaktadırlar. Halka üyesi olarak azot, kükürt ve oksijen gibi element atomlarını içeren heterohalkalı bileşikler endüstrinin çeşitli alanlarında analitik reaktif, ligand, boyarmadde, farmasötik amaçlı madde ve biyoindikatör olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadırlar.Yapılan literatür araştırmaları doğrultusunda, bu çalışmada, hetaril gruplarını substituent olarak içeren ve bu nedenle potansiyel olarak yararlı olabilecek bazı yeni hidrokinolinon ve hidrokinazolinon türevlerinin sentezlenmesi amaçlanmıştır.Çalışmamızda, kinolinon ve kinazolinon türevleri tek-kap üç-bileşen reaksiyon tekniği ile sentezlenmiştir. Multikomponent reaksiyonlar (MCRs) yöntemi ile gerçekleştirilen bu reaksiyonlar domino-prosesi şeklinde ilerlediğinden klâsik çok basamaklı organik reaksiyonlara göre daha kolay gerçekleştirilmektedir. Bu yöntem minimum zaman ve deneme ile tek bir basamakta yeni organik moleküllerin sentezlenmesine olanak sağlamaktadır.İki aşama halinde gerçekleştirilen çalışmanın birinci basamağında, reaksiyonlarda substrat olarak kullanılacak olan heteroaromatik karboksaldehidler, 2-metilkinolin, 2,6-dimetilkinolin, 2,4,6-trimetilkinolin ve 2,4,7-trimetilkinolin'in ılımlı bir yükseltgen olan selenyum dioksid ile dioksanlı ortamda yükseltgenmesinden hazırlanırken, piridin-2-karboksaldehid ve 6-metilpiridin-2-karboksaldehid ticarî olarak kullanılmıştır.Çalışmanın esas hedefi olan ikinci aşamada, tek-kap multikomponent reaksiyonundan yararlanılarak, bu aldehidlerin (kinolin-2-karboksaldehid, 6-metil-kinolin-2-karboksaldehid, 4,6-dimetilkinolin-2-karboksaldehid, 4,7-dimetilkinolin-2-karboksaldehid, piridin-2-karboksaldehid ve 6-metilpiridin-2-karboksaldehid) her biri dimedon ve uygun amin bileşiğiyle susuz etil alkol içerisinde kondenzasyona uğratılarak kinolinil ya da piridinil halkasını substituent olarak içeren 12 yeni hidrokinolinon ve 6 yeni hidrokinazolinon türevi bileşik sentezlenmiştir.Oldukça yüksek verimlerle elde edilmiş olan tüm bileşiklerin yapıları infrared, nükleer magnetik rezonans ve kütle spektroskopisi verileri ile aydınlatılmıştır.

Biyolojik aktiviteKinolonlarMetilkinolin
Hüseyin Kerim Beker
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bodrum ve Marmara Adası'nda yetişen Salvia fruticosa (Syn. salvia Triloba) bitkisinin polar ekstrelerinin kimyasal kompozisyonu ve biyoaktivitelerinin karşılaştırılması

Lamiaceae familyasına ait Salvia (adaçayı) türleri kimyasal yapılarında gösterdikleri çeşitlilik nedeniyle en çok çalışılan bitkiler arasında yer almaktadır. Salvia cinsi, ilaç ve kozmetoloji ve gıda/gıda takviyeleri endüstrisinde kullanım alanına sahiptir. Başlıca antibakteriyel, antifungal, antiviral, antioksidan, antikolinesteraz, antienflamatuvar ve sitotoksik aktiviteler olmak üzere çeşitli aktiviteler gösteren, dünyada 1000 civarında, Türkiye'de ise yarısı endemik 110 türle temsil edilmektedir. Bu tez çalışmasında Bodrum ve Marmara Adası'nda doğal olarak yetişen, Anadolu adaçayı olarak adlandırılan Salvia fruticosa Mill. (syn. Salvia triloba L.) bitkileri toplanıp açık havada ve gölgede kurutulmuştur. Kurutulan bitkiler öğütülerek polar çözücüler; metanol, sulu etanol (%70) ve su (infüzyon ve dekoksiyon) ile ayrı ayrı ve mukayese amacıyla apolar hegzan çözücüsü ile ekstraksiyona tabi tutulmuştur. Elde edilen ekstrelerin fenolik ve flavonoid bileşenleri kalitatif ve kantitatif olarak LC-MS/MS ile tayin edilmiş, asetilkolinesteraz ve butirilkolinesteraz enzimlerine karşı antikolinesteraz aktiviteleri Ellman yöntemi ile belirlenmiş, sitotoksik etkileri CCD-1079Sk sağlıklı deri fibroblastı, MCF7 meme kanseri hücre hattı ve MDA-MB-231 meme kanseri hücre hattına karşı incelenmiştir. Yapılan LC-MS/MS analiz sonuçlarına göre, Bodrum ve Marmara Adası'ndan toplanan bitkilerin polar [metanol, sulu etanol, su (infüzyon ve dekoksiyon)] ekstrelerinde en yüksek oranda bulunan fenolik bileşikler başta rosmarinik asit ve müteakiben şirinjik asit, kafeik asit, klorojenik asit, fumarik asit iken, flavonoid olarak hispidulin, nepetin, luteolin, nepetin-7-glucoside ve luteolin-7-rutinoside olmuştur. Antikolinesteraz aktivite analizlerinden elde edilen sonuçlara göre, AChE (asetilkolinesteraz) enzimine karşı (200 µg/mL konsantrasyonda) Bodrum'dan toplanıp hazırlanan tüm Salvia ekstreleri (% 61-69) inhibisyon gösterirken, Marmara Adası'ndan toplanıp hazırlanan Salvia ekstrelerinden hegzan ekstresi (%75.5) ve metanol ekstresi (%73.7) daha yüksek inhibisyon göstermişlerdir. BChE (butirilkolinesteraz) enzimine karşı (200 µg/mL konsantrasyonda) Bodrum'dan toplanıp hazırlanan Salvia ekstrelerinden özellikle infüzyon ve dekoksiyon ekstreleri (sırasıyla %5.8 ve %14.2) çok zayıf inhibisyon gösterirken, diğer ekstreler orta derecede inhibisyon göstermişlerdir. BChE'ye karşı Marmara Adası'ndan toplanan örneğin ise hegzan ekstresi (%68.9) ve metanol (%74.5) ekstresi yüksek bir inhibisyon gösterirken, infüzyon ve dekoksiyon ekstreleri (sırasıyla %13.4 ve %10.7) zayıf inhibisyon göstermişlerdir. Her iki lokasyondan toplanarak hazırlanan Salvia ekstrelerinin CCD-1079Sk (sağlıklı deri fibroblast) ve MCF-7 ve MDA-MB-231 (insan meme kanseri) hücre hatlarına karşı sitotoksisiteleri 31.25-1000 mg/mL aralığında 6 farklı konsantrasyonda incelenmiştir. Normal (sağlıklı) deri fibroblast hücre hatları üzerinde 125 mg/mL konsantrasyona kadar tüm ekstrelerin çok düşük sitotoksisite (yok denecek kadar az) gösterdiği ve bu konsantrasyondan itibaren doza bağlı olarak gittikçe azaldığı (%70 den % 40'a düştüğü) gözlemlenmiştir. Sonuçta, her iki lokasyondan toplanarak hazırlanan Salvia ekstreleri, 1000 mg/mL konsantrasyonda her iki meme kanseri hücre hattı üzerinde %70-75 oranında sitotoksik aktivite gösterirken, en düşük dozda ise tüm ekstrelerin %30-35 oranında sitotoksik olduğu izlenmiştir. Salvia ekstrelerinden meme kanseri hücre hatlarına karşı en sitotoksik olanlarının metanol ekstreleri ve infüzyon/dekoksiyon yöntemiyle hazırlanan ekstreler olduğu tespit edilmiştir. Bu tez çalışması, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından desteklenmiştir (Proje No: BAP-20210605). Anahtar Kelimeler: Adaçayı, Anadolu adaçayı, Salvia triloba, Salvia fruticosa

Ada çayıBitki özütüBiyolojik aktivite+4
Melike Tekin
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Satureja pilosa ve satureja icarica bitkilerinin sekonder metabolitlerinin ve biyolojik aktivitelerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, Satureja pilosa ve Satureja icarica bitkilerinin sekonder metabolitlerinin belirlenmesi ve biyolojik aktivitelerinin değerlendirilmesi hedef alınmıştır. Türkiye'de doğal olarak yetişen Lamiaceae familyası üyesi Satureja cinsinin iki türü olan Satureja pilosa ve Satureja icarica türlerinin yaprak ve dal kısımları ayrı ayrı olacak şekilde diklorometan, aseton, metanol ekstreleri ardışık olarak maserasyon ve soxhalet cihazıyla ekstreleri alınmıştır. Daha sonra elde edilen tüm ekstrelerde LC-HRMS ile gerçekleştirilecek sekonder metabolit taraması ve miktar tayini için analitik yöntem geliştirilerek metot validasyonu yapılmıştır. Ellidokuz sekonder metabolit için analitik tayin metodu geliştirildi. S. İcarica ve S. Pilosa'nın aseton ekstresinde rosmarinik asit ana sekonder metabolit bileşeni olarak tespit edilmiştir. Bunu yanında S. Pilosa ve S. İcarica'nın yaprak ekstresinde hederagenin, S. Pilosa ve S. İcarica'nın dallarının diklorometan ekstresinde penduletin, ayrıca S. İcarica'nın yaprağının aseton ektresinde (+)-tarns taxifolin analiz edilen en yüksek miktardaki sekonder metabolit olmuştur. Yine tüm ekstrelerin asetilkolinesteraz, bütirilkolinesteraz ve antioksidan aktivite deneyleri gerçekleştirilmiştir. Antikolinesteraz aktivite tayininde ise S. Pilosa bitkisi için en yüksek ACHe inhibisyonunu, 200µg/mL konsantrasyonda %87,5 ile bitki yaprağının methanol ekstresi gösterirken, en yüksek BCHe inhibisyonunu 200µg/mL konsantrasyonda %72,6 ile bitki yaprağının diklrometan ekstresi göstermiştir. Çalışmada pozitif kontrol olarak Galantamin kulanılmış olup, ACHe ve BCHeinhibisyon değerleri 200µg/mLkonsantrasyoda sırasıyla, %89,5 ve %87,9 olarak tespit edilmiştir. S. İcarica için ACHe inhibisyonunu, 200µg/mL konsantrasyonda %88,7 ile bitkinin dal kısmının methanol ekstresi gösterirken, en yüksek BCHe inhibisyonunu 200µg/mL konsantrasyonda %70,2 ile bitki yaprağının diklrometan ekstresi göstermiştir. Çalışmada pozitif kontrol olarak Galantamin kulanılmış olup, ACHe ve BCHeinhibisyon değerleri 200µg/mL konsantrasyoda sırasıyla, %89,5 ve %87,9 olarak tespit edilmiştir. Ekstrelerin toplam antioksidan apasiteleri (TAC) DPPH, CUPRAC ve ABTS yöntemleriyle ölçüldü. Spektrofotometrik TAC sonuçları birbirleri arasında iyi korelasyon göstermiştir. SİD-Ac-a ekstresi, üç farklı yönteme göre en yüksek TAC değerine sahip olduğu belirlendi. Satureja pilosa ve Satureja icarica türleri hakkında uçucu yağları konusunda yeterli çalışma yapılmış olmasına rağmen bu türlerin kapsamlı bir şekilde sekonder metabolitlerinin tanımlandığı bir çalışma literatürde yoktur. Bu bakımdan literatürdeki ilk sekonder metabolit tanımlama çalışması olacak olan bu çalışma fitokimyasal açıdan yüksek derecede özgünlüğe sahiptir. Anahtar kelimeler: Satureja pilosa, Satureja icarica, sekonder metbolit, LC-HRMS, AChE, BchE, antioksidan

AntioksidanlarBiyolojik aktiviteMetabolitler+2
Betül Kiraz Kınoğlu
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Over kanser tedavisinde reseptör hedefli in siliko ligand tasarımının in vitro incelenmesi

İnsan östrojen reseptör alfa (ERα), büyüme, metabolizma ve gelişimde rol oynayan östrojenle indüklenebilen birçok genin transkripsiyonunu düzenleyen bir nükleer reseptör ailesi üyesidir. ERα'nın dokularda aşırı ifade edilmesi ilişkili olduğu sinyal yollarını aktive etmesine neden olarak, hücrede DNA mutasyonlarının birikmesine, çoğalan hücrelerin neoplastik dönüşümüne ve tümörün ilerlemesine yol açar. Özellikle ERα ekspresyonu ve aktivasyonu hormona bağımlı kanser türlerinin gelişimi için birincil öneme sahiptir. Hormona bağımlı kanser tedavisinde ERα'yı hedefleyen çalışmalar, hücrelerde apoptozu uyarması ve epitelyal mezenkimal geçişi inhibe etmesiyle kanser tedavisinde uygun bir terapötik hedef olduğunu göstermiştir. Ancak endokrin tedavisine karşı zamanla gelişen direncin üstesinden gelebilmek için ERα'ya yönelik alternatif yaklaşımlar ligand bağlama alanınından çıkıp ERα-DNA veya ERα-kofaktör etkileşimleri (reseptör kutusunun (NR) LxxLL motifinin hidrofobik oyuk) üzerinde yoğunlaşmaktadır. Hedefli tedavilerde özellikle son yıllarda, terapötik peptitlerle, ERα-kofaktör etkileşimleri gibi protein-protein etkileşimlerinin (PPI) inhibe edilmesi hastalıkların tedavisinde genel bir strateji haline gelmiştir. Lineer peptit motiflerine göre farmakolojik açıdan daha yüksek performans gösteren, hedefe daha iyi bir afinite ile bağlanan kıstırılmış (siklik) peptitler, yeni ve hedefe yönelik inhibitörler olarak kapsamlı bir şekilde son yıllarda araştırılmaktadır. Bu yüzden bu tez çalışmasında; ERα'da yer alan çeşitli α-sarmal baskın protein-protein etkileşimlerini hedefleyen siklik peptitler, kofaktör bağlanma inhibitör bölgesi (LxxLL) baz alınarak tasarlanmıştır. Bu bölgeye özgü gerçekleştirilen in siliko çalışmalarımızda, ERα'ya bağlanan en kritik amino asitlerin kıstırılmadığı, aksine serbest bırakıldığı siklik peptit tasarımının mümkün olduğu gösterilmiştir. Bu sayede, yeni dizayn edilen siklik peptitler, ERα'ya hem özgün hem de biyoeşdeğerliği yüksek bir biçimde bağlanan, literatürde sunulan motiflere büyük bir üstünlük sağlayacak şekilde in siliko olarak hesaplanmıştır. Referans siklik peptit (SP1) ile tez kapsamında türetilen yeni siklik peptitler (SP2 ve SP3) Fmoc kimyası kullanılarak, katı-faz peptit sentez yöntemi ile sentezlenmiş ve DEAD yöntemi ile halkasallaştırılmıştır. Elde edilen lineer ve siklik ham peptitler LC-MS ile analiz edilip, karakterize edildikten sonra ters faz HPLC ile saflaştırılmış ve in vitro deneylerde kullanılmıştır. Tez çalışmasında ERα inhibitörü olarak TPBM ticari küçük molekülü, östrojen ile rekabet etmeden ERα'ya karşı peptitlerimiz ile benzer etki mekanizmasına sahip olduğu için referans molekül olarak kullanılmıştır. Gerçekleştirdiğimiz in vitro çalışmalar neticesinde tasarladığımız yeni siklik peptitlerin sadece aktif formadaki ERα (östrojen (E2) ile kompleks haline gelmiş) üzerinde etkili olduğu, E2'den yoksun ortamdaki siklik peptitlerin ERα (+) hücrelerinde herhangi bir etkisi olmadığı gözlemlendi. Bu durum siklik peptitlerin tasarımında, sadece ERα'nın aktif formunda açığa çıkan LxxLL motifine bağlandığının göstergesi olmuştur. Aynı zamanda E2 ile desteklenmiş hücre kültürü ortamında SP'lerin ERα eksprese etmeyen kanser ve sağlıklı hücre hatlarında herhangi bir toksik etki gösterememiş sadece ERα eksprese eden hücreler üzerinde antiproliferatif etki göstermiş olması, peptitlerin ERα üzerinden hücre büyümesini inhibe ettiğini desteklemiştir. Ayrıca oluşturulan peptit kombinasyonlarının hücre hatları üzerinde antiproliferatif ve toksik etki gösterdiği hücre canlılık testleri vasıtasıyla belirtilmiştir. En etkili kombinasyon grubun SP2 + SP3 ve SP1 + SP2 + SP3'ün hücrelerin ERα ile ilişki yolaklarında ve önemli apoptoz belirteçleri üzerindeki etkisi de hem gen hem de protein bazında açığa çıkarılmıştır. qPCR ve Western Blot'tan elde edilen veriler içsel apoptoz yolunda rol oynayan p53, p21, Bax ve Bcl-2 'nin yanı sıra dışsal apoptoz yolunda rol oynayan kaspaz-8'in değişen ekspresyon profilleri hücrelerin siklik peptit kombinasyon tedavasi sonrası her iki apoptoz yolu üzerinden etkileyebileceğini göstermiştir. Yapılan akış sitometrisi analizleri ile etkili kombinasyonlarla tedavi edilen hücrelerdeki kaspaz 3/7 aktivitesinin artışı ile Annexin V belirteçlerinin aşırı ifadesi hücreleri yoğun olarak erken ve geç apoptoza sürüklediğini desteklemiştir. Bunlara ilateven, Bcl-2 ekspresyonunun ve mitokondriyel membran bütünlüğünün ölçüldüğü akış sitometrisi analizlerinde siklik peptit kombinasyon tedavisi sonrasında hücrelerde Bcl-2 inaktivasyonun ve mitokondiryel memebran bütünlüğü bozulmuş hücre sayısındaki anlamlı artışlar Bcl-2 sinyal yolunun etkisiz hale getirildiği ve apoptozun mitokondri yoluyla gerçekleştiğini kanıtlamıştır. Ayrıca hücrelere sadece peptit ve peptit kombinasyonları uygulandıktan sonra hücre içinde dağılım gösteren sitoplazmik ve nükleer ERα aktivasyonlarında düşüşün meydana gelmesi siklik peptitlerin ERα'ya spesifik olduğunu kanıtlar nitelikte olmuştur. Buna ek olarak, MCF-7 hücrelerinin proliferasyonunda önemli bir rolü üstlenen hatta hormon direnci ile güçlü bir ilişkisi bulunan sitoplazmik ERα'nın, siklik peptit tedavisinden sonrasında aktivitesinin çarpıcı bir şekilde azalmasının apoptozun bu yolak üzerinden indüklediği ilgi çekici bir bulgu olarak elde edilmiştir. Sonuç olarak bu tez çalışması kapsamında, ERα hedeflemesi için siklik peptitler tasarlanmış, sentezlenmiş ve ERα(+) hücreleri üzerindeki inhibitör etkisi çeşitli in vitro çalışmalarla desteklenmiştir. Sonuçlarımızda siklik peptitlerin hücrelerin hem içsel hem de dışsal apoptoz yolunda etkili olarak hücrelerin ölüm mekanizmalarını indüklediği sunulmuştur. Bu tez kapsamında geliştirdiğimiz yeni siklik peptitlerin, yeni teknolojilerle daha da iyileştirilmesinin mümkün olduğunu ve hali hazırdaki klinik tedavilere alternatif ya da yeni peptit kombinasyon tedavilerinin oluşturulmasında yardımcı bir yaklaşım olabileceğini göstermekteyiz.

AntikanserBiyolojik aktiviteHesaplamalı kimya+2
Hilal Şentürk
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı sülfa ilaçlarının sentezi, karakterizasyonu, ADME özelliklerinin incelenmesi

ADME çalışmaları; bileşiklerin ilaç adayı olabilmesi için sahip olması gereken farmakolojik ve toksikolojik özelliklerinin hesaplanmasını sağlayarak ilaç olup olamayacakları konusunda bir öngörüde bulunmamızı sağlamaktadır. İlaç tasarımına yönelik hesaplamalı yaklaşım, bileşiklerin çeşitli moleküler analizlere tabi tutulma süresini ve maliyetini azaltmada fayda sağlamaktadır. Bu çalışmada, furan-2- karboksaldehit bütansülfonilhidrazon (L1), 5-metil-2-furaldehit bütansülfonil hidrazon (L2), 2-asetilfuran bütansülfonil hidrazon (L3) ve 2-asetil-5-metilfuran bütansülfonil hidrazon (L4) olmak üzere dört sülfonamid türevi Schiff bazı sentezlenerek yapıları element analizi, 1H NMR, 13CNMR, FT-IR ve LCMS yöntemleri ile aydınlatılmıştır. Ligandların yapı aydınlatmasında kulanılan NMR kimyasal kaymaları ayrıca DFT/B3LYP/6-31G** (d, p) /GIAO metoduyla da hesaplanarak işaretleme yapılmış ve deneysel verilerle kıyaslanmıştır. Bileşiklerin HOMO-LUMO enerjileri ve çeşitli elektronik parametreleri DFT/B3LYP/6-31G** (d, p) metodu ile hesaplanmış ve ligandların reaksiyona girme eğilimleri ve biyolojik ajanlarla etkileşimleri araştırılmıştır. Ligandların çizgisel olmayan optik özellikleri (NLO) ise DFT/B3LYP/6-311G**(d, p) metoduyla hesaplanmıştır. Hesaplanan NLO özelliklerine göre bileşikler referans madde olan üreye göre 6,01-12,57 kez daha büyük etki göstermiştir. Çalışmada ayrıca bu bileşiklerin ilaç olabilme özelliklerinin hesaplandığı ADME çalışmaları yapılmıştır. Sonuçlara göre, Schiff bazı ligandlarının insiliko ADME özelliklerini sağlayarak ilaç olabilme potansiyeline sahip olduğunu gösterdiği görülmüştür.

Biyolojik aktiviteSchiff bazlarıSülfonamitler+1
Yusuf Barış Kesler
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Psephellus turcicus türünün bazı biyolojik aktiviteleri ve kromozomları

Türkiye'nin dar endemik türleri arasında yer alan Psephellus turcicus Duran & Hamzaoğlu türünün bazı biyolojik aktiviteleri ve kromozomları bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Türkiye'de bu cins 7 seksiyon içerisinde, yakın zamanda yayınlanan 7 taksonla birlikte toplamda 34 taksonla temsil edilmektedir. Ülkemizde yayılış gösteren taksonlardan 28'i ülkemiz için endemik olup oldukça lokal bir yayılış gösterirler. Bu verilere göre cinse ait endemizm oranı % 82'dir. Biyolojik aktivite ve kimyasal içerik çalışmalarında kullanılan bitkisel materyal, türün dünyadaki tek yayılış lokalitesi olan Yozgat ilinin Aydıncık ilçesinde bulunan Kazankaya kanyonunun eski mermer çıkarma bölgesinden temin edilmiştir. Kurutulduktan sonra bitkinin toprak üstü kısımları %80 metanol ile ekstre edilmiştir. % 80 metanol ekstresi daha sonra sırasıyla, kloroform, butanol ve etil asetat ile fraksiyonlanmıştır. Bitkinin toprak üstü kısmından hekzan ekstresi de hazırlanmıştır. Ekstrelerin toplam fenol miktarı, toplam flavonoit miktarı belirlenmiş, antioksidan aktiviteleri ve A549 (insan akciğer kanseri hücre hattı) ve MDA-MB 231(insan meme kanseri hücre hattı) hücre hatlarında sitotoksisiteleri çalışılmıştır. Ekstrelerin toplam fenol ve toplam flavonoit içerikleri incelendiğinde en zengin ekstre 202.55 ± 3.01 mgGAE/gekstre ve 44.83 ± 0.45 mgCA/gekstre değerleriyle etil asetat fraksiyonu olarak bulunmuştur. Etil asetat fraksiyonu her iki hücre hattında diğer ekstre ve fraksiyonlara göre canlılığı daha güçlü inhibe etmiş aynı zamanda antioksidan aktivite deneylerinde de en güçlü radikal süpürücü ekstre olarak bulunmuştur. Psephellus turcicus türünün kromozomal çalışmalarında ise kromozomların görüntüleri elde edilmiş kromozomal ölçümler ve karyotip analizi yapılmıştır. Bunun sonucunda halk arasında "Yurt Tülübaşı" olarak da bilinen Psephellus turcisus, türüne ait sitogenetik özellikler çatısı altında kromozom sayıları belirlenmiştir. Çalışma kapsamında incelenen taksonumuz diploid kromozom sayıları 2n = 2x = 30 olarak tespit edilmiş olup poliploidiye rastlanmamıştır.

Biyolojik aktiviteKimyasal çözeltilerKromozomlar+1
Erol Başol
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiyede yayılış gösteren Squamarina cartilaginea türünün biyolojik aktivite yönünden incelenmesi

Bu çalışmada Türkiye'de yayılış gösteren Squamarina cartilaginea türünün metanol ektresi yapılarak antimikrobiyal, antioksidan aktiviteleri ve sitotoksik etkileri araştırılmıştır. Ayrıca DNA koruyucu etkileri çalışılmıştır. Usnik asit miktarı YBSK yöntemi ile tespit edilmiş olup 451,637±0,00 mg/gekstre bulunmuştur. En yüksek toplam fenol içeriği 44,72±4,67 mgGAE/gekstre, toplam flavonoit miktarı ise 30,10±3,28 mgCAE/gekstre olarak tespit edilmiştir. Antioksidan aktivite için DPPH (1,1-difenil-2-pikrilhidrazil) ve ABTS [2,2'-azino-bis (3-etilbenzenotiyazolin-6-sülfonik asit)] yöntemleri kullanılmış olup, Squamarina ekstresinin orta derecede antoksidan kapasiteye sahip olduğu belirlenmiştir. Antimikrobiyal aktivitenin araştırılmasında disk difüzyon yöntemi kullanılmış, Squamarina ekstresi en yüksek antimikrobiyal aktiviteyi Micrococcus luteus ve Staphylococcus aureus suşları için 17.5 mm olarak gösterirken, en düşük aktiviteyi ise Proteus mirabilis ve Enterobacter aerogenes suşları için 9.0 mm değeriyle göstermiştir. Sitotoksik aktivite ise DU 145 (İnsan Prostat Kanseri Hücre Serisi) ve COLO 285 (insan kolon kanseri hücre serisi) hücre hattı üzerine MTT testi ile saptanmıştır. Du-145 kanser hücre hattında en yüksek aktivite %12,837±0,71 canlılık oranı ile 1000 µg/ml konsantrasyonda gözlenmiştir. Ekstrenin Colo 285 hücre hattında en düşük konsantrasyonda dahi yüksek toksisite gösterdiği belirlenmiştir. 1000 µg/ml konsantrasyonda %16,97±0,48 canlılık gözlenirken, 3,906 µg/ml konsantrasyonda %33,16±2,01 canlılık ölçülmüştür. Aynı zamanda çalışılan örneğin DNA koruyucu etkisi olduğu pBR322 plazmid DNA'sı kullanılarak belirlenmiştir.

Antimikrobiyal etkiAntioksidanlarBiyolojik aktivite+1
Banu Ceren Değirmenci
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kestane balı kullanılarak ZnO nanopartiküllerin yeşil sentezi, karakterizasyonu ve biyolojik aktivitelerinin incelenmesi

Yeni teknolojilerin geliştirilmesi ile birlikte çevre dostu nanomalzemelerin sentezi, nanobilim içerisinde nanopartiküllerin üretimini arttırmaktadır. Son zamanlarda, bitki özleri ve arı ürünleri kullanılarak metal oksit nanopartiküllerin sentezi, nanobilim ve nanobiyoteknoloji alanında, geleneksel fizikokimyasal yaklaşımlara göre sayısız avantajlarla ilgi çekici bir konu olarak ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada, çinko oksit nanopartiküllerin (ZnO Np'nin) sentezi için, kestane (Castanea sativa) balı kullanarak yeni, "daha yeşil", biyolojik olarak yönlendirilmiş, düşük maliyetli ve çevre dostu bir yöntem geliştirildi. ZnO Np'lerin sentezi için öncü bileşik olarak kestane balı kullanılırken, metal tuzu olarak ise çinko nitrat hekzahidrat kullanıldı. ZnO Np'nin yapıları, Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi (FT-IR), X-ışını Kırınımı (XRD), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ve Enerji Dağılımlı X-ışını analizi ile araştırıldı. Elde edilen ZnO Np'nin bakteri ve funguslara karşı antimikrobiyal aktiviteleri kuyu difüzyon yöntemi ile ölçüldü ve sonuçlar kaydedildi.

Biyolojik aktiviteKestane balıMetal oksitler+2
Simge Nur Gençay
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İzmir Bozdağlar silsilesinin karayosunu florasının belirlenmesi ve bazı örneklerin biyolojik aktivitelerinin incelenmesi

Gerçekleştirilmiş olan arazi çalışmalarında Ege Bölgesi'nin orta batı bölümündeki Menderes Masifinin içerisinde yer alan Bozdağlar Silsilesinden karayosunu örnekleri toplanmıştır. Toplanan karayosunu örnekleri değerlendirilmiş ve 21 familya, 51 cins ve 100 takson varlığı belirlenmiştir. Belirlenen taksonlar içerisinden 18 tanesi B6 karesi için ilk kez kaydedilmiştir. Toplanan karayosunu örnekleri arasından Homalothecium aureum (Spruce) H.Rob., Homalothecium philippeanum (Spruce) Schimp., Hypnum andoi A.J.E.Sm., Leucodon sciuroides (Hedw.) Schwägr., Tortella squarrosa (Brid.) Limpr. ve Polytrichastrum formosum (Hedw.) G.L.Sm. biyolojik aktivite testleri için seçilmiştir. Biyolojik aktivitelerinin ortaya konması için seçilen örneklere, antimikrobiyal aktivite, antioksidan aktivite, antibiyofilm aktivite, antiquroum sensing aktivite testleri uygulanmıştır. Ayrıca karayosunu örneklerinin total fenolik miktarları analiz edilmiş ve biyokimyasal içerikleri GC/MS analizi yapılarak belirlenmiştir. Gerçekleştirilen testler sonucunda en güçlü antimikrobiyal ve antioksidan etki Polytrichastrum formosum (Hedw.) G.L.Sm. örneğinde en güçlü antioksidan etki Homalothecium aureum (Spruce) H.Rob., Homalothecium philippeanum (Spruce) Schimp. örneklerinde ve en güçlü antiquroum sensing aktivite Homalothecium aureum (Spruce) H.Rob., Homalothecium philippeanum (Spruce) Schimp., ile Polytrichastrum formosum (Hedw.) G.L.Sm. örneğinde gözlemlenmiştir.

Biyolojik aktivite
Atakan Benek
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni kiral 1,3-tiyazolidin türevlerinin sentezi ve biyolojik aktivitelerinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada, genel sentez metodları kullanılarak otuz iki adet yeni kiral tiyoüre ve 1,3-tiyazolidin türevleri sentezlenmiştir. Çalışmamızın ilk aşamasında başlangıç maddesi olarak kullandığımız 1-naftilizotiyosiyanat'ın, farklı kiral aminlerle reaksiyonu sonucu yeni kiral tiyoüre türevleri [1-16] elde edilmiştir. İkinci aşamada ise tiyoüreler [1-16], 1,3-tiyazolidin-4,5-dion türevleri [17-32] elde etmek için okzalil klorür ile reaksiyona sokulmuştur. Ürünlerin saflıkları İTK ile kontrol edilmiştir ve yapıları FT-IR, 1H NMR, 13C NMR ve elementel analiz yöntemleri kullanılarak aydınlatılmıştır. Sentezlenen bileşiklerin [1-32] biyolojik aktiviteleri, antioksidan aktiviteler (β-karoten linoleik asit, DPPH, ABTS ve CUPRAC) ve enzim inhibisyon aktiviteler (AChE, BChE, tirosinaz ve üreaz) olarak taranmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, nitro türevinin (S) izomerleri bileşik 14 ve halkalı türevi 30 tüm testlerde en yüksek aktiviteyi göstermiştir.

Antioksidan kapasiteAsetilkolinesterazBiyolojik aktivite+6
Samet Evyapan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı izomerik Schiff bazları ve metal komplekslerinin sentezi, yapılarının aydınlatılması ve biyolojik aktivitelerinin incelenmesi

Bu çalışmada, öncelikle 2-aminofenol ile halojen (F, Cl, Br) türevli benzaldehitlerden Schiff bazları sentezlendi. Daha sonra elde edilen bu ligandların Ni2+, Cu2+, Zn2+ gibi geçiş metalleri ile kompleksleri sentezlendi. Sentezlenen bu ligand ve ligand metal komplekslerinin yapıları, FT-IR, 1H-NMR, 13C-NMR ile karakterize edildi.Sentezlenen Schiff bazları ve metal komplekslerinin antibakteriyel etkileri Enterococcus faecalis, Esherichia coli, Pseudomonas aeruginosa, Klebsiella ve Staphylococcus aureus bakterileri üzerinde disk difüzyon metodu ile test edildi.

Biyolojik aktiviteFTIRManyetik rezonans spektroskopi+2
Filiz Özel
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Nano-seryum(IV) oksit katalizörlüğünde dimerik tiyo-schiff bazı türevlerinin sentezi, yapılarının karakterizasyonu, termal kararlılıklarının ve biyolojik aktivitelerinin incelenmesi

Bu çalışmada, ilk olarak birçok reaksiyonda katalizör olarak kullanılabilecek olan CeO2 nanopartikülleri, seryum(III) nitrat hekzahidrat'ın bazik ortamda sulu çözeltisi hazırlanarak sentezlenmiştir. İkinci aşama da ise, katalizörsüz ve nano boyutlarda hazırlanan seryum(IV) oksit katalizörlüğünde, uygun şartlar altında çeşitli aromatik aldehitler ile 2,2'-diaminodifenil disülfitin reaksiyonu yoluyla dimerik disülfit Schiff bazları sentezlenmiştir. CeO2 nanokatalizörünün, tepkime süresi, ürün verimi gibi parametrelerdeki değişimi araştırılmıştır. Sentezlenen CeO2 nanokatalizörünün morfoloji ve kristal özellikleri X-ışını kırınımı difraktometresi (XRD), taramalı elektron mikroskobu (SEM), enerji dağılımlı X-ışınları (EDX) ile karakterize edilmiş, aynı zamanda nanokatalizörün ve bileşiklerin yapısı raman spektroskopisi, fourier dönüşümlü infrared (FT-IR) spektroskopisi, UV-vis spektroskopisi ve floresans spektroskopisiyle aydınlatılmış ve termogravimetrik analiz (TGA) / diferansiyel termal analizi (DTA) ile termal kararlılıkları tespit edilmiştir. Sentezlenen bileşiklerin bazı Gram pozitif ve Gram negatif bakteriler ile mayalar üzerindeki antibakteriyal ve antifungal aktivite düzeyleri Disk Difüzyon metodu ile belirlenmiş ve antimikrobiyal aktivite düzeyleri mukayese antibiyotiklerle kıyaslanmıştır.

Biyolojik aktivite
Aslıhan Dalmaz
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation biological activity of 1,2,4-triazole mannich base

Biological evaluation of a 1,2,4-triazole mannich base that has been synthesized for interesting behavior in the pharmacological area. This study investigated and evaluated multiple biological characters of a derivative triazole compound synthesized by other researchers. Multiple assays were performed like antimicrobial (for bacterial and a fungal), antioxidant, and anticancer to know its ability as an agent versus of those health damage factors. Antimicrobial test managed based on agar disc diffusion, in the antioxidant assays used DPPH•, ABTS•+, OH• radical scavenging activity methods, used S. cerevisiae yeast cells and treated with the compound to measure vitamins (A, C, E) and MDA inside it and role of the compound as an antioxidant, and measured cytotoxic activity for two different cell lines which are MCF-7 and Hep-G2. The results of this study show that a positive role of a derivative 1,2,4-triazole mannich base as antimicrobial and antiradical assays, like fungal growth inhibition, is more than bacterial, OH• radical scavenging activity is higher than the standard BHT and other radical forms, but didn't exhibit feasibility activity to reduce both cancer cell lines.

Antimicrobial agentsAntioxidant activityAntioxidants+2
Mahmood Sherzad Rafaat
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

5-lipoksijenaz inhibitörlerinin sentezi ve biyolojik aktiviteleri üzerinde çalışmalar

ÖZETLT'ler birçok hastalıkta proenflamatuvar etkileri nedeniyle önemli rol oynayan lipit medyatörlerdir. LT biyosentezinin ilk adımı, 5-LO enzimi tarafından katalizlenen AA'nın, 5-HPETE ve daha sonra LTA4'e dönüşümüdür. Ayrıca LT ürünlerinin oluşumunda FLAP'ın, AA'nın 5-LO'ya transferinde rolü olduğu gözlemlenmiştir. Bu yüzden, LT biyosentezinin inhibisyonu, ya doğrudan 5-LO enzim inhibisyonu ya da FLAP proteininin inhibisyonu ile dolaylı olarak mümkündür. Yakın zamanda 5-LO kristal yapısının aydınlatılması, enflamatuvar hastalıklar, kardiyovasküler hastalıklar ve kanser gibi hastalıkların ?antilökotrien tedavide? değeri olabilecek, LT biyosentezini erken basamakta engelleyen yeni 5-LO inhibitörlerinin geliştirilmesine olanak sağlamaktadır. Bu amaçla, izoksazol ana yapısına bağlı kalarak, lineer izoksazol, 4,5-diaril-3-metilizoksazol ve 4,5-diaril-3-karboksilikasitizoksazol yapılarında toplamda yirmi dokuz adet bileşik tasarlanıp sentezlenmiş ve bu bileşiklerin insan PMNL hücrelerinde LT biyosentezi inhibitör etkileri araştırılmıştır. Sentezlenen bileşiklerin yapıları spektral ve elementel analiz verileriyle kanıtlanmıştır.Test edilen bileşiklerin LT biyosentez inhibitör etkileri değerlendirildiğinde lineer izoksazol türevlerinden ter-bütil 4-[({5-[4-(benziloksi)fenil]izoksazol-3-il}metil)amino]piperidin-1-karboksilat (7e), LT biyosentezini 1.5 µM IC50 değerinde inhibe ederek en etkili türev olarak bulunmuştur. Bunun yanında,1-({5-[4-(benziloksi)fenil] izoksazol-3-il}metil)-4-(2-furoil)piperazin (7d) için LT biyosentezi inhibisyonu için IC50 değeri 5 µM, 1-({5-[4-(benziloksi)fenil]izoksazol-3-il}metil)-4-[4-(triflorometil)benzil]piperazin (7a) ve 1-({5-[4-(benziloksi)fenil]izoksazol-3-il}karbonil)-4-(4-ter-bütilbenzil)piperazin (8) bileşikleri için IC50 değerleri 8 µM olarak bulunmuştur. Karboksilik asit türevlerine ait sonuçlara bakıldığında ise izoksazol halkasının 5'inci konumundaki fenil halkasında 2-CH3 taşıyan türevlerin 10 µM konsantrasyonda en aktif türevler olduğu görülmüş ve bu sonuçlar doğrultusunda ileri çalışmalar yapılması planlanmaktadır.

Biyolojik aktiviteLipoksijenazLökotrienler B4+3
Erşan Çelikoğlu
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni aminoasit-schiff bazlarının ve Ni(II) komplekslerinin sentezi, karakterizasyonu ve biyolojik aktivitelerinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada, 5 - Flor - Salisilaldehit ve 5 - Flor - 3 - Klor Salisilaldehit ile D - glisin ve D- alaninden Schiff bazları ve onun Ni(II) kompleksleri hazırlanarak, karakterizasyon ve biyolojik aktivitelerinin değerlendirilmesi yapıldı. Schiff bazları ve Ni(II) komplekslerinin yapıları, element analizleri FTIR, 1H-NMR, 13C-NMR, UV-GB spektrumları ile aydınlatıldı. Bütün komplekslerde Schiff bazlarının Ni(II) iyonuna imin azotu, karbonil oksijeni ve hidroksil oksijeninden bağlanarak üç dişli şelat olarak davrandığı ve Ni(II) : L oranının 1:1 olduğu öngörüldü. 5 - Flor - Salisilaldehitten hazırlanan Schiff bazı komplekslerinin ise kare düzlem yapıya sahip olduğu öngörüldü. Aminoasit - Schiff bazları ve onun Ni(II) komplekslerinin Staphylococcus aureus (RSKK-07035), Escherichia coli (ATCC-1230), Salmonella typhi H (NCTC- 901.8394), Brucella abortus (RSKK-03026), Micrococcus luteus, Listeria monocytogenes 4b (ATCC 19115), Staphylococcus epidermidis, Sh.dys. typ 10 ve maya olarak Candida albicans (Y-1200-NIH), Tokyo`ya karşı biyolojik aktiviteleri değerlendirildi.Bilim kodu: 201.1.005Anahtar Kelimeler: Schiff bazı, Aminoasit, Ni(II) kompleksi, Biyolojik aktiviteSayfa Adeti: 62Tez Yöneticisi: Doç. Dr. Nurşen SARI

Amino asitlerBiyolojik aktiviteNikel kompleksleri+1
Nihat Pişkin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni tetrazol türevlerinin sentezi, karakterizasyonu, protonasyon sabitlerinin tayini, biyolojik aktiflikleri, sitotoksik ve total antioksidan kapasitelerinin incelenmesi

Beş aşamalı olarak planlanan bu çalışmanın ilk aşamasında, tetrazol grubu içeren 30 adet yeni bileşik sentezlenerek karakterize edilmiştir. Karakterizasyonu işlemleri IR, 1H NMR, 13C NMR ve DSC gibi enstrümantal analiz yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. İkinci aşamasında, sentezlenen tüm bileşiklerin protonasyon sabitleri % 60 dioksan - % 40 su ve % 80 DMSO - % 20 su ortamında, 25 ± 0.1°C'ta, argon atmosferinde ve μ = 0.1 M sabit iyonik şiddette potansiyometrik metotla tayin edilmiştir. Potansiyometrik titrasyonlar sonucunda elde edilen titrasyon verileri Martell-Motekaitis tarafından geliştirilen BEST bilgisayar programı ile değerlendirilmiştir. Daha sonra bu değerler kullanılarak, oluşan türlerin konsantrasyonlarının pH ile değişimini gösteren dağılım diyagramları, yine Martell-Motekaitis tarafından geliştirilen SPEXY-C bilgisayar programı ile çizilmiştir. Tetrazol bileşiklerinin, bulunduğu susuz ortama bağlı olarak, titrasyonlarından elde edilen verilerden faydalanarak farklı sayılarda protonasyon sabitlerinin olduğu tespit edilmiştir. Üçüncü aşamasında, sentezlenen 24 adet tiyazol grubu içeren yeni tetrazol bileşiklerinin biyolojik aktiviteleri gram pozitif ve gram negatif bakteri suşlarına karşı incelenmiştir. Test edilen bileşikler arasında, P. Aeruginosa'ye karşı en etkili bileşik 14 numaralı bileşiktir. Dördüncü aşamada, sentezlenen 24 adet yeni tetrazol bileşiklerinin antioksidan kapasiteleri incelenmiş ve tartışılmıştır. Bu çalışmada, incelenen bütün bileşiklerin toplam antioksidan kapasiteleri, in vitro olarak, bileşiklerin serbest radikal giderme, metal şelatlama ve indirgeme gücü özellikleri açısından değerlendirilmiştir. Çalışmanın son aşamasında ise, sentezlenen nitro grubu içeren 3 adet bileşiğin sitotoksik etkileri, MCF-7, MDA-231 ve MDA-435 insan meme kanseri hücreleri üzerinde, sitotoksisitenin değerlendirilmesinde yaygın olarak kullanılan enzimatik test yöntemlerinden biri olan WST-1 yöntemi kullanılarak, 48 saatlik inkübasyon sonunda belirlenmiştir.

AntioksidanlarBiyolojik aktivitePotansiyometrik titrasyon+2
Öner Ekici
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni indol türevlerinin sentezi ve biyolojik aktivitelerinin incelenmesi

Yapılan bu çalışmada, yeni 2 adet 4-Benzil/fenil-2-[(1-metil-1-H-indol-2-il)karbonil]hidrazin karbotiyoamit, 2 adet 4-Benzil/fenil-3-[(1-metil-1-H-indol-2-il)-1H-1,2,4-triazol-5(4H)-tiyon ve 16 adet 2-[4-Benzil/fenil-5-(sübstitüe-benziltiyo)-4H-1,2,4-triazol-3-il]-1-metil-1H-indol türevi bileşik sentezlenmiştir. Sentezi yapılan bileşiklerin yapıları, IR, HRMS, 1H-NMR spektrumları ve elementel analiz ile aydınlatılmıştır. Bileşiklerin kimyasal yapıları ve fiziksel özellikleri Tablo 2'de verilmiştir.4-Benzil/fenil-3-[(1-metil-1-H-indol-2-il)-1H-1,2,4-triazol-5(4H)-tiyon ve 2-[4-Benzil/fenil-5-(sübstitüe-benziltiyo)-4H-1,2,4-triazol-3-il]-1-metil-1H-indol türevlerinin antimikrobiyal aktiviteleri araştırılmıştır.Sentezlenen bileşiklerin antimikrobiyal aktivite tayini Mikrobroth dilüsyon metodu kullanılarak belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, bileşiklerin Gentamisin ve Flukonazol ile karşılaştırıldığında aktivite göstermediği gözlenmiştir. Sentezlenen bileşikler kendi içerisinde değerlendirildiğinde ise Bileşik 15'in test edilen tüm mikroorganizmalara karşı etkinlik gösterdiği belirlenmiştir.

1,2,4-triazolAntienfektif ajanlarAntifungal ajanlar+4
Evin Kapçak
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı fosfazen bileşiklerinin antimikrobiyal aktivitelerinin belirlenmesi ve bu bileşiklerin DNA ile etkileşimi

NA7, NA8, NA9, NA12, E1, E2 ve E3 adlı fosfazen bileşiklerinin biyolojik aktiviteleri bir grup insan patojeni bakterisi olan Escherichia coli (ATCC 25922), Staphylococcus aureus (ATCC 25923), Pseudomonas aeruginosa (ATCC 27853), Enterococcus fecalis (ATCC 292112), Proteus vulgaris (ATCC 8427), Escherichia coli (ATCC 35218), Bacillus cereus (NRRL B-3711), Bacillus subtilis (ATCC 6633), Candida albicans mayası ve Candida tropicalis mayasına karşı çalışılmıştır. Ayrıca bileşiklerinin Mycobacterium tuberculosis ATCC H37 Rv referans suşu ve çoklu antibiyotik direnci gösteren 6 farklı klinik M. tuberculosis suşu üzerinde etkileri çalışılmıştır. İlave olarak bu maddelerin DNA üzerine etkileri araştırılmış ve DNA üzerinde de etkili olduğu anlaşılmıştır. Jel elektroforez sonucunda DNA üzerinde en etkili madde NA12 maddesinin olduğu anlaşılmıştır.

Biyolojik aktiviteFosfazenMycobacterium tuberculosis
Makbule Yavuz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Siklobütan halkası içeren bazı 2,5-diaçil tiyofen bileşiklerinin antioksidan ve antitümör özelliklerinin araştırılması

Bu araştırmada, tiyofen ve siklobütan gruplarını içeren bileşiklerin hücre kültürü ortamına ilave edilmesi ile lipit peroksidasyonunun derecesini gösteren MDA, antioksidan A ve E vitamini düzeyleri üzerine olan etkisi, in vitro şartlarda antioksidan özelliği ve antitümör aktivitesi araştırıldı.Deney grupları arasındaki karşılaştırılmalarda MDA ve vitamin A düzeylerinin istatistiksel olarak (P<0.05) değiştiği gözlendi. Ölçülen parametreler ve deney süresince canlı hücre sayısına bakıldığında bileşiklerin L 1210 hücre tipinde etkili bir sitotoksik aktiviteye sahip olduğu görüldü.Sonuç olarak, ölçülen parametrelere bakıldığında kullanılan bütün maddelerin oksidatif stres oluşturduğu görülmektedir.

Antineoplastik ajanlarAntioksidanlarBiyolojik aktivite+3
Alpay Güler
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessEN

The nutrient profiling of cow and goat milk kefir and their cytotoxicity evaluation of crude proteins evolved with biogenic silver nanoparticles

Fermented beverages and foods are essential components of the human diet, providing crucial nutrients and contributing to disease prevention. Lactic acid bacteria and yeasts play critical roles in fermentation, with specific strains, termed probiotics, offering distinct health benefits. This study focuses on the production of kefir from goat and cow milk, offering a comprehensive analysis of their nutritional profiles. Our objective is to provide valuable insights into the unique characteristics of goat milk kefir (GK) and cow milk kefir (CK) by examining their pH values, titratable acidity, total free amino acid content, and total dry matter over an eight-day period. Additionally, this research focused on protein profiling using SDS-PAGE electrophoresis to elucidate the detailed water-soluble protein extracts (WSPE) composition of cow and goat milk kefir. Beyond these analytical endeavours, our emphasis on protein profiling lays the groundwork for exploring the cytotoxicity of proteins treated with biogenic silver nanoparticles (B-AgNPs). During the eight days of storage at 8 °C, the pH values and titratable acidity of both cow and goat milk kefir decreased. There was no significant difference between cow and goat milk kefir in terms of these parameters. However, the amino acid content increased, ranging from 1.35 to 2.45 for cow milk kefir and from 2.15 to 3.98 for goat milk kefir. The titratable acidity decreased from 0.92 to 0.74 and 0.95 to 0.81 for cow milk kefir and goat milk kefir, respectively. In terms of protein content, the Bradford method revealed a total protein range of 1.35 to 2.45 for cow milk kefir and 0.70 to 1.30 for goat milk kefir. When analysing protein profiles using SDS-PAGE, no significant difference was observed between cow and goat milk kefir, despite the initial variation indicated by the Bradford method. When assessing the antimicrobial activity of proteins treated with B-AgNPs, only Gram-positive bacteria showed an effect, whereas Gram-negative bacteria did not exhibit any response. CK-WSPE and GK-WSPE showed no toxic effects on normal foreskin fibroblast (BJ, CRL-2522) cells, with proliferative concentrations determined as 62.5 and 500 µg/mL, respectively. Remarkably, while B-AgNPs exhibited high toxicity individually, this toxicity was mitigated when combined with CK-WSPE and GK-WSPE in the 1:2 mixtures. Only CK-WSPE demonstrated proliferation at a concentration of 15.625 µg/mL after being mixed with B-AgNPs, which is lower than the concentration required when CK-WSPE is applied independently to treat the cells.

Biological activityKefir
Rınas Vali
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kumarin halkası içeren 1,2,4-triazollerin sentez, karakterizasyon ve biyolojik aktiviteleri

Üç aşamalı olarak planlanan bu tez çalışmasının ilk aşamasında, tiyofen-2-karbohidrazit ile etil izotiyosiyanat etkileştirilerek tiyosemikarbazit elde edilmiştir. Reaksiyon ortamına sonradan KOH ilave edilerek; 4-etil-5-(tiyofen-2-il)-2,4-dihidro-3H-1,2,4-triazol-3-tiyon elde edilmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında, ilk basamakta elde edilen 4-etil-5-(tiyofen-2-il)-2,4-dihidro-3H-1,2,4-triazol-3-tiyon, K2CO3 içeren kuru aseton içinde 4-(klorometil)-7-metilkumarin, 4-(klorometil)-6,8-dimetilkumarin ve 4-(klorometil)-6,7-dimetilkumarin ile etkileştirilerek kumarin halkası içeren 1,2,4-triazol bileşiklerine dönüştürülmüştür. Sentezlenen bu bileşikler deneysel olarak FT-IR, 1H-NMR ve 13C-NMR yöntemleri ile karakterize edilmiştir. Çalışmanın üçüncü aşamasında elde edilen bileşiklerin antioksidan, antimikrobiyal ve sitotoksik gibi biyolojik özellikleri çalışıldı.

Biyolojik aktiviteFTIRKumarinler+1
İshak Korkmaz
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tarımsal olarak çoğaltılan bazı tıbbi aromatik türlerin kimyasal ve biyolojik yönden incelenmesi

Amaç: Bu çalışmada ülkemizin doğu bölgesinde doğal olarak yetişen bazı türlerin tarımsal kültürle çoğaltılan örneklerin (Sideritis libanotica subs kurdica, Thymus citriodorus, Origanum minutiflorum, Satureja macrantha, Lippia citriodora, Ziziphora clinopodioides, Cyclotrichium leucotrichum, Thymus vulgare, Nepeta italica, Origanum syriacum, Rosemarinus officinalis, Salvia palestina, Tanacetum parthenium, Melissa officinalis, Sideritis perfoliata, Origanum saccatum, Pelargonium graveolens, Salvia verticillata, Salvia multicaulis, Teucrium polium, Foeniculum vulgare, Pimpinella anisum, Mentha tomentosa, Thymbra spicata, Origanum onites, Origanum SP(Origanum onites+Origanum syriacum), Origanum vulgare subs. gracile) kimyasal ve biyolojik yönden detaylı araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada halk arasında daha çok kekik (Baharat) ve çay olarak kullanılan ve tarımsal kültür ile çoğaltılan 27 türün uçucu yağ (miktarı yeterli olan) ve etanol ekstreleri hazırlanarak elde edilen bu uçucu yağların ve etanol ekstrelerinin antioksidan (total fenolik, total flavonoit, DPPH, CUPRAC ve ABTS), antikolinesteraz (AChE ve BChE inhibitörleri), tirozinaz ve üreaz aktiviteleri belirlenmiştir. Ayrıca ekstrelerin toksik-sitotoksik etkileri MTT yöntemi ile belirlenmiştir. Miktarı yeterli olan türlerin uçucu yağı hidrodistilasyon yöntemi ile elde edilip bileşimi GC-MS/FID ile tespit edilmiştir. Ayrıca bu türlerin gıda olarak kullanılması nedeniyle GC-MS/FID SPME ile aroma içerikleri belirlenmiştir. Tüm türlerin etanol ekstreleri de hazırlanarak LC-MS/MS ile bu ekstrelerin fenolik içerikleri tespit edilmiştir. Bulgular: Tarımsal kültür ile çoğaltılan 27 türün aroma içeriği ve 13 türün uçucu yağ sonuçalarına göre majör bileşenler olarak karvakrol, timol, trans-geraniol, trans-sitral, pulegon, verbenon, linalil asetat, kafur, α-pinen, sitronellol, limonen, anetol, 1,8 sineol, piperiton ve p-simen tespit edilmiştir. LC-MS/MS sonuçlarına göre ise genel olarak rosmarinik asit, astragalin ve luteolin 7-glikosid majör bileşen olarak belirlenmiştir. Antioksidan aktivite sonuçlarında, ABTS yönteminde Br-3,Br-10, Br-14, Br-15, Br-16, Br-24, Br-25, Br-27, Br-3 Ess, Br-8 Ess, Br-24 Ess, Br-25 Ess ve Br-27 Es (IC50: ≤1 µg/mL) örneklerinin, DPPH yönteminde Br-14 (IC50: ≤1 µg/mL) örneğinin oldukça yüksek aktivite gösterdiği ve standart bileşiklerden de daha aktif olduğu tespit edilmiştir. Türlerin etanol ekstrelerini asetilkolinesteraz enzim inhibisyon aktivitesine (AChE) bakıldığında Br-11 (%inhibisyon: 88.47±1.80), butirilkolinesteraz enzim inhibisyon aktivitesinde (BChE) ise Br-11 (%inhibisyon: 99.65±2.97) örneğinin en yüksek aktivite gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca Origanum cinsine ait tüm türlerin uçucu yağının antikolinestraz enzim aktivitelerinin hem AChE hem de BChE yönteminde oldukça aktif oldukları belirlenmiştir. Örnekler içerisinde Br-11 Ess örneğinin HT-29 kolon kanseri hücre serisine karşı en yüksek etkiyi (%Canlılık: 23.70±0.38), Br-24 Ess örneğinin MCF-7 hücre serisine karşı en yüksek etkiyi (%Canlılık: 11.20±0.14) gösterdiği belirlenmiştir. Sonuç: Ülkemizde yetişen 27 türün tarımsal kültür ile çoğaltılan örneklerin ekstreleri hazırlanmış ve incelenmiştir. Tüm örneklerin aroma içeriği belirlenirken miktarı yeterli olan türlerin uçucu yağı elde edilip içeriği aydınlatılmıştır. Elde edilen uçucu yağ ve etanol ektrelerinin kimyasal içerik analizlerinin yanısıra biyolojik özellikleride ortaya konularak sonuçlar bilim dünyasına kazandırılmıştır.

AntioksidanlarAromatik bitkilerBiyolojik aktivite+7
Barış Reşitoğlu
Dicle University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı ekolojik ortamlardan izole edilen siyanobakterilerin sekonder metabolitlerinin tanımlanması

Siyanobakteriler dünya genelinde aşırı artışlara sebep olmaları ve oluşturdukları toksinler nedeniyle endişe oluştururken, yeni biyoaktif bileşenlerin keşfiyle birçok endüstri için iyi bir araç niteliğindedir. Bu çalışmada, örnekleme bölgelerinden toplam 63 adet siyanobakteri izolatı saflaştırılmış, 16S rRNA + ITS + 23S30R rRNA ITS sekans analizi sonucunda bu izolatların Pseudanabaenales, Synechococcales, Nostacales ve Oscillatoriales takımına ait olduğu bulunmuştur. Pseudanabaena lonchoides ve Cyanobacterium aponinum sekansları ile ilişkili izolatların yaygın, Oscillatoria sp., Cylindrospermum sp. ve Nostoc sp. sekanslarına ait izolatların ise daha az sayıda bulunduğu anlaşılmıştır. Tersakan Çayı ve Tersakan Gölü çDNA örneklerinde McyB ve McyE gen bölgesi için pozitif PZR ürünü elde edilmiştir. Ayrıca Tersakan Çayı'nda 0,467 μg L-1 Yedikır Barajı'nda 0,189 μg L-1 ve Tersakan Gölü'nde 0,411 μg L-1 derişiminde Mikrosistin-LR tespit edilmiştir. Siyanobakteri ekstrelerinin özellikle Gram-pozitif bakteriler üzerine önemli derecede antimikrobiyal aktiviteye sahip olduğu bulunmuştur. Ayrıca ekstrelerin antioksidan aktivitesi DPPH ve FRAP yöntemleri ile ortaya konulmuş, toplam fenolik madde miktarı ve GC-MS analizi sonucunda biyolojik aktivitelerini destekleyen metabolitleri (yağ asitleri, terpenoitler, alkaloitler, fenolikler vb.) içerdiği bulunmuştur. Seçilen örnekleme noktalarında moleküler tekniklerle gerçekleştirilen ilk çalışma olması nedeniyle çalışmamız önem taşımaktadır. Ayrıca biyolojik aktiviteleri ve metabolit profilleri belirlenen bu izolatlar biyoteknolojik çalışmalar için bir kaynak oluşturacaktır.

Biyolojik aktiviteGaz kromatografisiRNA+1
Emine Çelikoğlu
Eskişehir Technical Üniversity · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çeşitli ortamlardan izole edilmiş olan siyanobakterilerin fikosiyanin üretim yeteneklerinin araştırılması

Bu tez çalışmasında, daha önce çeşitli ekolojik ortamlardan izole edilerek identifiye edilmiş yedi siyanobakteri izolatından en yüksek C-fikosiyanin verimi sağlayan izolat belirlenmiştir. C-fikosiyanin üretimine yönelik optimizasyon çalışmaları yapılmış ve elde edilen C-fikosiyanin saflaştırılarak karakterize edilmiştir. Biyolojik aktivitesini belirlemek amacıyla ekstraktın in vitro olarak antimikrobiyal, antioksidan ve antikanser etkileri araştırılmıştır. Ekstraksiyon yöntemine yönelik optimizasyon çalışmaları ile en iyi verim termofilik Geitlerinema sp. izolatı ile elde edilmiştir. Elde edilen C-fikosiyanin pigmenti bakteri ve mayalar üzerinde standart antibiyotiklere göre daha düşük inhibisyon zonu ile antimikrobiyal aktivite göstermiştir. Antioksidan aktivite DPPH• radikalini süpürme yöntemi kullanılarak IC50 0,57±0,01 mg/mL değeri ile standart olarak kullanılan askorbik aside kıyasla düşük bir değerle sonuçlanmıştır. Antikanser aktivite ise akciğer hücre hatları (A549, CCD-19Lu) ve pankreas hücre hatları (Panc-1, hTERT-HPNE) üzerinde MTT testi kullanılarak belirlenmiştir. CCD- 19Lu normal akciğer hücre hattı için hesaplanan IC50 değerlerinin A549 akciğer kanser hücre hattına göre daha düşük bulunduğu gözlenmiştir. C-fikosiyaninin pankreas kanser hücreleri üzerinde 72 saatte düşük konsantrasyonlarda daha etkili ve kayda değer antikanser aktiviteye sahip olduğu ve hücre canlılık sonuçları göz önüne alındığında, seçilen bileşiklerin uygun bir güvenlik profili gösterdiği bulunmuştur.

Biyolojik aktiviteFikosiyaninKarakterizasyon+2
Sona Hajıyeva
Eskişehir Technical Üniversity · Institute of Graduate Studies
2022
00

Related subjects