Batı Anadolu

63 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Tunç Çağında Batı Anadolu'daki Luvi toplulukları

Luviler, günümüz Türkiye sınırları içerisinde bulunan, Anadolu'nun kuzeybatısından, Ege ve Akdeniz kıyıları dahil olmak üzere, Batı Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'ya değin varlığı, gerek Hitit kaynakları ve bazı Luvice hiyeroglif yazıtlardan ispatlanmış, coğrafyası hakkında araştırmacılar tarafından fikir birliğine varılamamış bir Tunç Çağı Uygarlığıdır. Özellikle Geç Kalkolitik'te (M.Ö. yak. 5000-4000) yıllarında, Anadolu'ya yayılan bir göç dalgasında, Batı Anadolu uğrak yerlerden biri olmuştur. Konuştukları dil bakımından Hint-Avrupalı olan bu halkların Anadolu'ya, Balkanlardan ya da Kafkasya'dan geldiğine dair görüş bildiren araştırmacılar, döneme ait yazılı kaynak bulunamadığından araştırmalarını, dil, onomastik ve arkeolojik kanıtlar üzerine yapmıştır. M.Ö. 2000 yılından itibaren Luvice kökenli kişi, tanrı ve yer adları Anadolu'nun çeşitli yerlerinde görülmeye başlamıştır. Batı Anadolu'nun, coğrafi özellikleri ve siyasi açıdan merkezi bir yönetime bağlı olmamasından kaynaklı olarak birçok krallığa bölünmüş bu medeniyet hakkında, elimizdeki kısıtlı kaynaklar üzerinden yaptığımız bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Luvilerin Anadolu coğrafyasına nereden geldikleri ve kökenleri üzerine ileri sürülen görüşler değerlendirilirken, ikinci bölümde Batı Anadolu'da, Luvi kültürünün yayıldığı coğrafya ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Hitit krallarının, yıllıklarında geçen Luvi krallıkları ile olan ilişkileri hakkında bilgi verilirken, dördüncü bölümde Arzava merkez olmak üzere, Mira- Kuwaliya, Seha Nehri Ülkesi, Wilusa, Hapalla, Pedassa (Pitassa), Masa Ülkesi, Lukka, Karkisa, Tarhundassa ve Kizzuwatna krallıklarıyla ilgili elde ettiğimiz bilgiler incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Arzava. Batı Anadolu, Hitit, Luvi, Tunç Çağı.

Batı AnadoluErken Tunç ÇağıEski Çağ+3
Nurcan Uslu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Anadolu kıyılarında Osmanlı deniz ticareti (1750-1839)

Deniz Ticareti hakkında en az bilgi sahibi olduğumuz alanların başında gelmektedir. Osmanlı denizciliği denildiğinde askeri denizcilik üzerinde daha çok durulmaktadır. Ticari denizciliğin ne kadarlık bir etkiye sahip olduğunun tespit edilmesi, özellikle Batı Anadolu kıyılarındaki ticari faaliyetlerine neler olduğunun anlaşılması, taşınan malların ve seyir rotalarının ortaya çıkarılması az bilinen bir dönemin açıklığa kavuşturulmasına katkı sağlanmıştır. 1750-1839 yılları arasını araştırmayı uygun gördük. Bu tarihler özellikle Kapitülasyonların Osmanlı Devleti'ni her yönden etkilemeye başladığı bir dönemi ifade etmektedir. 1740 sonrası ortaya çıkan tablo özellikle hep eleştirilen Osmanlı deniz ticaret politikalarını gerçek yönüyle anlamamıza yardımcı olacaktır. Coğrafya olarak ise Batı Anadolu kıyıları seçilmiştir. Burada da özellikle ticaretle uğraşan Osmanlı tebaası olan kaptanlar seçilmeye çalışılmıştır. Bu kaptanların taşıdıkları mallar, gelip gittikleri limanlar ve taşıdıkları mal miktarları tablo şeklinde verilmiştir. Batı Anadolu Kıyılarında Osmanlı Tüccar sınıfının yapmış olduğu ticaretin ne boyutta olduğunu, bu yapılan ticaretin ekonomik boyutunun ve taşınan malların neler olduğunun ortaya çıkarılması ile denizciliğin etkileşim bölgeleri hakkında veriler ortaya koyduğunda genel ile ilgili çözümlemeler yapmamız kolaylaşmıştır. Böylece literatürde eksik olan bir dönemin aydınlatılmasına katkı sağlanmıştır. Bu tezde verilen tablolar ve kullanılan belgelere ek olarak yeniden Batı Anadolu kıyılarında gerçekleşen deniz ticaretine yeni yorumlar getirilmesi kaçınılmazdır.

Batı AnadoluDeniz ticaretiGemi kaptanları+3
İrfan Yıldız
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Halk Partisi parti müfettişlik raporlarına göre Batı Anadolu Halkevleri

Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk partisi ve devrimci bir partidir. Kurulduğu günden itibaren ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel anlamda birçok adım attı. Yeni kurulan devletin toplumsal yapısı bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi ile tam bir bağ kuramadı. Çok partili hayata geçiş denemelerinin başarısız olması, 1929 ekonomik buhranı, dünyadaki siyasi gelişmeler, köy ile kent arasındaki farkın kapanmaması, devrimlerin hala daha toplum tarafından tam olarak benimsenmemesi Cumhuriyet Halk Partisi'nin yeni adımlar atmasına neden oldu. Bu adımlardan biri de Halkevlerinin açılmasıdır. Cumhuriyet Halk Partisi 19 Şubat 1932 tarihinde 9 şubeden oluşan Halkevleri açarak halk ile olan bağını tekrar güçlendirmeyi ve halkın sosyal ve kültürel gelişimini sağlamayı amaçlıyordu. Dil-Edebiyat ve Tarih Şubesi, Güzel Sanatlar Şubesi, Temsil Şubesi, Spor Şubesi, Sosyal Yardım Şubesi, Halk Dershaneleri ve Kurslar Şubesi, Kütüphane ve Neşriyat Şubesi, Köycülük Şubesi, Müze ve Sergi Şubesi olmak üzere 9 şubeden oluşan halkevlerine halk hangi ilgi ve yeteneği varsa katılacaktı. Her ilde, ilçede, kasabada, köyde açılacak olan bu kültür kurumunda bazı hususlar ön plana çıkıyordu. Bu hususlar bina, eleman ve para sorunuydu. Öncelikle bu kültür kurumunun açılması için en önemli nokta faaliyetlerin gerçekleşeceği bina durumudur. Bu eksiği gidermek için Türk Ocaklarından kalma binalar kullanılmıştır. Halkevleri bazı bölgelerde parti ile aynı binayı kullanmış ya da belediyenin tahsis ettiği yerlerde faaliyetlerini sürdürme olanağı bulmuştur. Bu kültür kurumu en ücra yerlere kadar ulaştırılmak isteniyordu. Fakat özellikle köylerde, kasabalarda ve hatta bazı il ve ilçelerde dahi halkevlerinin teşkilatlanması için eğitimli, kültürlü insan sayısının varlığına ihtiyaç duyulması faaliyetleri halka öğretecek olan eleman sorununu ve bu kurumun ısınma, aydınlatma, su temel ekonomik giderleri ve şubelerin çalışabilmesi için yapılacak olan masraflar para sorununu ortaya çıkarıyordu. Bunların dışında bazı yerlerde halkevleri teşkilatı oluşturmanın zorlukları bulunuyordu. Bu yüzden bu yerlerde de halkodası kurulma düşüncesi ortaya çıkıyordu. Cumhuriyet Halk Partisi, bu kültür kurumunun çalışmalarını daha yakından takip etmek, halkevinin amaçlarını gerçekleştirme yolunda kat ettiği mesafeleri görmek için teftiş etme gereğine ihtiyaç duymuş ve tüm illeri teftiş bölgelerine ayırarak milletvekillerini kendi seçim bölgeleri dışına göndererek ve il yönetim kurulları aracılığıyla Halkevlerini denetlemiş ve çalışmaları hakkında bilgiler almıştır. Aydın, İzmir ve Denizli illerinde Halkevleri faaliyetleri, Aydın, İzmir ve Denizli Halkevinin kurulmasıyla 19 Şubat 1932'de, Balıkesir, Muğla ve Manisa illerinde ise 24 Şubat 1933'te Balıkesir, Muğla ve Manisa Halkevlerinin kurulmasıyla başlamıştır. Bu Halkevleri içinden Balıkesir Halkevi 7, Muğla Halkevi 8 ve diğer halkevleri 9 şubesinin tamamını açmış, her alanda yıllar boyunca istikrarlı bir şekilde faaliyetlerini yürütmüş ve kendi Halkevi neşriyatlarını ve dergilerini çıkarmış tam teşekküllü Halkevleridir. Batı Anadolu Bölgesinde kültürel kalkınma atılımları Halkevlerinin ilk yıllarında bu illerde başlamıştır. Aynı zamanda bu illerin kazalarında, nahiyelerinde ve köylerinde kısa sürede Halkevi ve Halkodası örgütlenmesi gerçekleştirilmiş, illerin tüm idari bölgelerine bu faaliyetler yayılmıştır. CHP müfettişlik raporları, söz konusu Halkevlerinin eksiklerinin ve ihtiyaçlarının neler olduğunu tespit edip bu noksanlıkları gidermekte önemli birer dokümandır. Bu dokümanlara Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, CHP Fonunda ulaşılmıştır. Teftiş raporlarında Halkevlerinin faaliyetlerinin neler olduğunu, hangi şubelerinin teşkil edildiği, Halkevi binasının faaliyetleri yürütebilmek açısından elverişli olup olmadığı, mali durumunun faaliyetler açısından yeterli olup olmadığı bütüncül bir anlayışla ortaya konmuştur. Esasında bu Halkevleriyle ilgili CHP'nin her sene çıkardığı Halkevi faaliyet raporlarından bilgi sahibi olabiliriz. Ancak bu raporları incelediğimizde genel olarak Halkevlerinin faaliyetlerindeki başarılarından ve istatistiki verilerden bahsedilmiştir. Halkevlerinin eksiklikleri ve gereklilikleri hususunda herhangi bir bilgi verilmemiştir. Bu yönüyle teftiş raporları, Batı Anadolu'da faaliyetlerini yoğun olarak yürüten bu illerdeki Halkevi faaliyetlerinin neler olduğunu, eksikliklerinin ne olduğunu, nasıl bir maddi imkana sahip olduğunu ve binalarının yeterli olup olmadığını, şubelerinin teşkil edilip edilmediğini, faaliyetlerinde ne tür zorluklar yaşadığını ortaya koymak açısından bizlere farklı bir bakış açısı sunmaktadır.

Batı AnadoluCumhuriyet Halk PartisiDenizli+7
Faik Polat
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Seyahatnamelere göre Ortaçağ'da Batı Anadolu

Batı Anadolu, Antik Çağ'dan bu yana kültürel olarak oldukça zengin bir bölge olmuştur. Daha sonraları Bizans İmparatorluğu adıyla anılacak olan Doğu Roma İmparatorluğu da Batı Roma'dan ayrıldıktan sonra, kültürel temellerini burada bulmuş ve zaman içinde daha doğulu bir görünüm kazanmıştır. Bu bölge Ortaçağ'da büyük değişikliklere uğradıktan sonra, en nihayet asli şeklini verecek olan Müslüman Türkler tarafından yurt haline getirilmiştir. Malazgirt Zaferi'nden sonra, Batı Anadolu'nun etnik yapısı da değişmiş, Rumlar yerlerini Türklere bırakırken, bölgenin dini yapısı da paganistik inanç sisteminden önce Hıristiyanlığa, sonra da Selçuklularla beraber Müslümanlığa geçmiştir. Bu süreç boyunca buradaki topluluklar, her üç inanç sisteminin ve kültürel yapısının izlerini burada bırakmışlardır. Tüm tarih boyunca önemli bir yer olan Anadolu Yarımadası birçok seyyahın da uğrak yeri olmuştur. Bu seyyahların kimisi, bu araştırmanın dönemi da olan Ortaçağ'da yaşamış ve uğradıkları Batı Anadolu hakkında bilgi vermiş, kimileri de daha sonraki dönemlerde buraya gelmiş ve bölgeyi anlatırken Batı Anadolu'nun geçmişini anlatmışlardır. Bu çalışmada, eserlerinde Batı Anadolu'nun Ortaçağ dönemini yazan seyyahların seyahatnameleri incelenmiş, doğulu ve batılı seyyahların bu bölge hakkında kaydettikleri bilgiler güncel bilgilerle karşılaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Batı Anadolu, Ortaçağ, Gezgin, Seyahatname, Seyyah

Batı AnadoluBatı AnadoluOrta Çağ+3
Muhammedali Budak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

XVII. yüzyıl Batı Anadolu (Transilvanya) halılarının desen özellikleri ve konservasyon önerisi

Batı Anadolu halıları, Batı Anadolu bölgesinde üretilen geleneksel Türk halılarıdır. Genellikle el dokuması olan bu halılar, zengin desenleri ve canlı renkleri ile bilinmektedir. Desenlerde çoğunlukla geometrik yanışlar (motifler), bitki ve hayvan figürleri kullanılmaktadır. Ege Bölgesi'nde, özellikle İzmir, Uşak ve Bergama gibi şehirlerde yoğun olarak üretilmektedirler. Transilvanya ve Batı Anadolu halıları arasında tarihsel bir bağlantı bulunmaktadır. XVI. ve XVII. yüzyıllarda, Osmanlı İmparatorluğu ile Transilvanya arasındaki ticaret yolları ve kültürel etkileşimler sonucu Batı Anadolu halıları, özellikle Uşak halıları, Transilvanya'ya ihraç edilmiştir. Bu halılar, Transilvanya'daki kiliselerde ve büyük malikânelerde dekoratif amaçlarla kullanılmış ve zamanla bölgenin kültürel mirasının bir parçası haline gelmiştir. Transilvanya'daki kiliselerde sergilenen Anadolu halıları, Batı Anadolu'nun zengin dokuma geleneğinin önemli örneklerini sunmaktadır. Bu halılar, Transilvanya'da "Transilvanya halıları" olarak da bilinmektedir. Bu bağlantı, hem Osmanlı hem de Avrupa dokuma sanatlarının karşılıklı etkileşimini ve tarih boyunca süregelen ticari ilişkilerini yansıtmaktadır. Bu tez, XVII. yüzyıl Batı Anadolu halılarının korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla konservasyon stratejileri geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, halıların bulunduğu ortam koşullarının düzenlenmesi, temizleme ve bakım yöntemleri, saklama ve sergileme teknikleri, profesyonel onarım süreçleri ile ayrıntılı dokümantasyonun önemini vurgulamaktadır. Bu yaklaşımlar, Batı Anadolu'nun zengin dokuma mirasının korunmasına ve yaşatılmasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir.

Batı AnadoluGördes halısı
Ömer Zaimoğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Anadolu sahil şeridi Kalkolitik Çağ mimarisi ve yerleşim modelleri

Bu çalışmada Batı Anadolu sahil şeridinde, kazısı yapılan Kalkolitik Çağ merkezlerinin mimarisi stratigrafik düzen içerisinde değerlendirilerek yapıların inşasında kullanılan malzeme, teknik, yapı tipleri ve yerleşim modelleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Ege Denizi boyunca, kuzeyde Çanakkale?den güneyde Muğla?ya kadar Batı Anadolu sahil şeridi içerisinde bereketli tarım ovaları üzerine kurulan Kalkolitik Çağ merkezlerinin birçoğu, Büyük ve Küçük Menderes, Bakır Çay, Gediz Çayı ve kollarının oluşturduğu alüvyon dolguları altında kalmıştır. Yeterince araştırılmayan ve içerisinde kronoloji sorunları bulunduran Kalkolitik Çağ, yaklaşık olarak M.Ö. 6000-3000 yılları arasında; Erken, Orta ve Geç olmak üzere üç dönem içeren uzun bir kültür sürecidir. Kullanılan malzeme, teknik ve yapı tipleri yerleşim yerleri içerisinde küçük farklılıklar olmasına rağmen genel olarak bir bütünlük arz eder. Yapıların inşasında kullanılan malzemeler, taş, ahşap, çamur harç, dal, saz ve otsu bitkilerden oluşmaktadır. Teknik olarak ise dal-örgü ve çamur-harç, taş temel üzeri kerpiç ve kerpiç duvar tekniği kullanılmıştır. Dal-örgü ve çamur-harç ve taş temel üzeri kerpiç mimari teknikleri tüm Kalkolitik Çağ boyunca kullanılmışken, kerpiç duvar tekniği Erken ve Geç Kalkolitik Çağ içerisinde kullanılmıştır. Bu tekniklerle inşa edilen, dikdörtgen, apsidal, ızgara, çukur ve dairesel planlı yapıların Kalkolitik Çağ merkezleri içerisinde farklı dönemlerde yoğun olarak kullanıldığını görmekteyiz. Dikdörtgen planlı yapılar, Kalkolitik Çağ?ın tüm evrelerinde kullanılırken Çukur ve dairesel planlı yapılar Orta ve Geç Kalkolitik Çağ içerisinde, apsidal ve ızgara planlı yapılar ise Batı Anadolu sahil şeridinde sadece Geç Kalkolitik Çağ içerisinde kullanılmıştır Batı Anadolu sahil şeridi Kalkolitik Çağ yerleşim modelleri, yetersiz mimari kalıntılardan dolayı birkaç merkez dışında tam olarak anlaşılamamıştır. Bu merkezlerden elde edilen mimari veriler ışığında, yerleşim yerleri; sokak veya açık işlik alanlarıyla ayrılmış açık bir yerleşim modeli sunmaktadır. Anahtar Sözcükler 1 Kalkolitik 2 Mimari 3 Yerleşim modelleri 4 Batı Anadolu 5 Yapı teknikleri

AnadoluBatı AnadoluKalkolitik Dönem+5
Ümit Gündoğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Arkeolojik veriler ışığında geç Tunç Çağı'nda Orta Anadolu-Batı Anadolu ilişkileri

Geç Tunç Çağı Anadolu'sunun belirleyici gücü olan Hitit Devleti, yaptıkları askeri ve siyasi hamlelerle çevrelerindeki vasal ülkeleri kendisine bağlarken kültürel olarak da birçok etki bırakmıştır. Bu etkilerin izleri günümüzde arkeolojik verilerle kanıtlanmaktadır. Hitit Devleti'nin erken dönemden beri Batı Anadolu ülkeleri olan ilişkileri yazılı belgelerden anlaşıldığına göre zaman zaman düşmanca zaman zaman dostane bir şekilde ilerlemiştir. Orta Anadolu ve Batı Anadolu'da yapılan arkeolojik kazı çalışmalarında bulunan bazı eser grupları her iki bölge arasındaki iletişimin kültürel kanıtlarıdır. Yapılan tez çalışması kapsamında bu veriler değerlendirilerek bölgelerin birbirleriyle olan kültürel alış–verişinin sınırları detayları ortaya koyulmaya çalışılmıştır.

ArkeolojiArkeolojik kazılarBatı Anadolu+7
Hasan Umut Kıvrak
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Anadolu'da geç Kalkolitik Çağ ve Erken Kunç Çağı damga mühürleri

Çalışma konusunu oluşturan damga mühürler, Anadolu Neolitik Çağı'nın ilk tarımcı toplumlarının kazanmış olduğu buluşlar neticesinde sanatsal boyutta gelişerek günümüze kadar kesintisiz bir şekilde gelmiş olan önemli birer belgeleme ve temsil özelliğine sahip nesnelerdir. İşlevi bakımından ticari ve haberleşme faaliyetleri çerçevesinde kontrol, garantörlük, yetki ve koruma amacıyla farklı malzeme ve özelliklerde kullanılmıştır. Bununla beraber kişi ya da kurumların meşruiyetini sağlaması açısından her dönem önemini korumuştur. Batı Anadolu coğrafyası içerisinde gerçekleştirilen bilimsel kazı çalışmaları göz önünde bulundurarak tez çalışmam için ele aldığım merkezleri sırasıyla İç-Kıyı Ege'de Bakla Tepe, Çakırbeyli-Küçüktepe, Liman Tepe, Troia ve Yeşilova-Yassıtepe Höyük; İç Batı Anadolu Beycesultan, Çiledir Höyük, Höyüktepe, Kusura, Küllüoba, Seyitömer Höyük ve Şar Höyük; Güneybatı Anadolu'da Aphrodisias, Bademağacı, Hacılar Büyük Höyük, Hacımusalar, Karataş-Semayük ve Kadıkalesi olarak belirlemiş bulunmaktayım. Bunun yanı sıra Isparta ve Burdur İli sınırları içerisinde müze tarafından satın alınmış damga mühürler de sınıflandırılarak tez çalışmam içersinde incelenmiştir. Bu yerleşim merkezlerinde ele geçmiş olan Geç Kalkolitik Çağ ile Erken Tunç Çağı evreleri arasına tarihlenen damga mühürlerin biçim özellikleri incelenerek bölgesel özellikleri de değerlendirilmiştir. Çalışma sahası dışında ele geçmiş olan benzer örnekleri ile karşılaştırma yapılarak form ve yerel-bölgesel bezeme üslup özellikleri göz önünde bulundurularak Şevron, Nokta, Kafes, Bitkisel motifler, Haç ve Geometrik motifler şeklinde sınıflandırılarak değerlendirme yapılmıştır. Yapılan çalışmalar kapsamında 179 damga mühür buluntusu incelenmiştir. Bunun neticesinde buluntuların istatistiksel dağılımı %37,43 Çoklu Geometrik, %24,60 Şevron, %7,82 Nokta, %11,17 Kafes, %2,23 Zikzak, %2,23 Bitki, %9,50 Haç ve Gamalı Haç, %1,12 Şua, % 0,55 Meander, %2,80 Anafor, ve %0,55 Bezemesi-Motifsiz mühürler şeklinde olduğu anlaşılmıştır. Kronolojik gelişim açısından bakıldığında ise Geç Kalkolitik Çağ, ETÇ, ETÇ I, ETÇ II, ETÇ II-III, ETÇ III, ETÇ IV, ETÇ IV-OTÇ. Tabakalarına ait örnekler ile dönemi bilinmeyen bir grup mühür çalışma kapsamında değerlendirilmiştir. Dönemin tarihlemesi ise şu şekildedir: Geç Kalkolitik 4000-3300 Erken Tunç Çağ 3300-2000 Erken Tunç Çağı I A 3200-2900 Erken Tunç Çağı I B 3000/ 2900-2700 Erken Tunç Çağı II 2700-2400 Erken Tunç Çağı III A 2400-2200 Erken Tunç Çağı III B / Orta Tunç Çağı Geçiş Dönemi 2200/1900-1800. Anahtar Kelimeler: Mühür, Damga Mühür, Batı Anadolu, Geç Kalkolitik Çağ, Erken Tunç Çağı

Batı AnadoluDamgaErken Tunç Çağı+2
Deniz Kutlu
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Çağ'da Batı Anadolu'da ( Troas, Aiolis ve İonia) kremasyon

Gerek Antik Dönem ve sonrasında gerek Antik Dönem'den asırlar önce Üst Paleolitik döneme kadar uzanan süreçte; ölüme karşı bilinçli ya da bilinçsiz farkındalık oluşturmuş her toplum, o dönemin koşulları içinde ölen kişiye birtakım davranışlar aracılığı ile saygı göstermeye çalışmıştır. Bu saygıyı belli bir süre sonra belirli ritüeller ile daha resmi bir şekilde ifade etmeye başlamıştır. Bunun sonucunda ölüm ânı ve ölüm sonrası cenaze ritüelleri ortaya çıkmıştır. Antik Hellen toplumu, gömülmeyen bir bedenin asla dinlenemeyeceğine ve huzur bulamayacağına inanmış ve ruhun yolculuğunu gerçekleştirebilmesi için bu ritüeller eşliğinde onu gömmüş böylece ruhu sonsuz hayata uğurladığına inanmıştır. Ölüyü gömmek Hellen toplumunda o kadar önemlidir ki, toplumda büyük ve affedilmeyecek bir suç işlemiş biri öldüğünde ona verilebilecek en ağır cezalardan biri onu gömmemektir. Tam aksine, savaşırken ölen onurlu bir asker ya da uzakta ölen birinin bedeni bulunamadığında veya maddi imkansızlıklar yüzünden getirilemediğinde, onu şereflendirmek için ölen kişiyi temsil eden Kenotaphion (boş temsili mezarlar) yapmışlardır. Antik Çağ Toplumu'nda ölü gömme iki şekilde uygulanmıştır. Bunlar 'Kremasyon (yakarak gömme)' ve 'İnhumasyon (doğrudan gömü)' gömülerdir. Başlarda basit inhumasyon gömü tercih edilmiş ve zamanla bu gömü türü çeşitlenmiştir. Buna paralel olarak görülen ve şüphesiz ki en çok sorgulanmak istenen gömü biçiminin bir diğeri kremasyondur. İnhumasyon gömü türleri çeşitlendiği dönemlerde dahi kremasyon hemen hemen her dönem tercih edilmiştir. Bedenin yakılması olarak tanımlanan kremasyon, sorgulanabilir istisnai örnekler dışında bebek ve çocuklara uygulanmamıştır. Kremasyon kendi içinde birincil ve ikincil kremasyon olarak çeşitlenmiştir. Birincil kremasyon doğrudan bedenin gömüleceği mezarın içinde uygulanırken, ikincil kremasyonda beden belirlenen yakma alanında yakıldıktan sonra geriye kalan kül ve kemikler toplanıp dönem dönem materyal ve form olarak çeşitlenen urnelerin içine konmak suretiyle gerçekleştirilmiştir. Antik Dönemde yaşamış toplumların gerek birbiri ile ticari ve siyasi iletişimleri, gerekse o dönem yaşanan zorunlu göçler, toplumların birbiri ile yalnızca ekonomik açıdan değil, kültürel ve sosyal açıdan da birbirlerinden etkilenmesine neden olmuştur. Yazılı eserler ve kazı çalışmaları sonucu ele geçen buluntular aracılığı ile bu değişimleri takip etmenin ve araştırmanın mümkün olduğu alanlardan biri ölü gömme gelenekleridir. Günümüzde devam eden sistematik arkeolojik çalışmalar ve ortaya çıkan eserler aracılığı ile Antik Yunan Toplumunun Kuzeybatı Anadolu kıyılarında (Troas, Aiolis ve İonya) ölüme bakış açıları ve bu konuda sergiledikleri davranışları izlemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Troas, İonia, Aiolis, İnhumasyon, Kremasyon, Yakma Gömü, Ölü Gömme Gelenekleri, Cenaze Ritüelleri, Mezar, Antik Yunan

Aiolis bölgesiAntik ÇağArkeoloji+6
Kıymet Karaca
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Batı Anadolu'da (İzmir ve havalisinde) Rumların faaliyetleri (1919-1922)

ÖZET Doktora Tezi Batı Anadolu'da (İzmir ve Havalisinde) Rumların Faaliyetleri (1919-1922) Zafer ÇAKMAK Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Elazığ - 2004, Sayfa: X+272 Rumlar, Osmanlı hakimiyeti altında yaşayan azınlık unsurlardan biridir. Yunanistan bağımsız bir devlet olarak ortaya çıktıktan sonra Osmanlı Devleti'nden toprak kazanmak suretiyle büyümeye başlamıştır. I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesi 'ni imzaladığında devletin içine düştüğü kötü durumdan faydalanmak isteyen Batı Anadolu Rumları, bölgenin Yunanistan'a ilhak edilmesini sağlamaya çalışmışlardır. 15 Mayıs 1919'da Yunanistan'ın İzmir'i işgaliyle birlikte bölgede yaşayan Rumlar; kurdukları çeteler vasıtasıyla Türkleri katletmiş, mallarım yağmalamış ve onları göçe zorlamışlardır. Bu arada Yunanistan Batı Anadolu'da nüfus çoğunluğunu sağlamak amacıyla bölgeye Yunanistan'dan ve Adalardan Rum göçmen göndermiştir.. Sakarya Savaşı'nda Yunan Ordusu'nun başarısızlığı sonucunda, Batı Anadolu Rumları Yunanistan'dan ümitlerini keserek bölgede bir İyonya Devleti kurmaya çalışmışlardır. Türk Ordusu'nun Büyük Taarruz ile Yunan Ordusuna karşı başlattığı harekat neticesinde bölgede yaşayan Rumlar Anadolu'yu terk etmek mecburiyetinde kalmışlardır. Anahtar Kelimeler: Rum, Yunanistan, Osmanlı Devleti, Batı Anadolu, İzmir, İşgal, Mezalim, Göç, İyonya.

Batı AnadoluGöçlerOsmanlı Devleti+7
Zafer Çakmak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessEN

Kudretli Sığır: Batı Anadolu Geç Tunç Çağı Kaymakçı'da sığır yetiştiriciliği uygulamalarının zooarkeolojik analizleri

This study aims to understand Late Bronze Age (LBA) Anatolian animal management strategies, especially those of cattle, adopted by the people of Kaymakçı through a close study of subsistence patterns and symbolic importance. Of specific interest is how economic practices contributed to and sustained ongoing daily life, such as choices in diet, the management of livestock (e.g., meat, dairy, and traction), and in turn shaped perceptions of power and prestige. The results of this study establish a baseline for further research in western Anatolian LBA animal management systems and provide a comparison of proximate LBA cattle cultures. The dataset from Kaymakçı provides a compelling example of targeted provisioning practices. This analysis shows that animal economies characterize Kaymakçı as a western Anatolian community that adopted strategic behaviors towards animals, especially cattle, in accordance with its culture, environment, and sociopolitical interests.

West AnatoliaLivestocksLate Bronze Age+6
Şengül Fındıklar
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
10
DoctorateOpen AccessEN

MÖ 2. binyıl Batı Anadolu'da metalurji uygulamaları ve teknolojik bilgiler: Kaymakçı'dan LBA topluluğu üzerine bağlamsal, kompozisyonel ve metalografik analizler

Research on the characteristics, development, and socio-economic impact of metal industries in western Anatolia during the 2nd millennium BCE has remained extremely limited. For decaded scholars have focused on either the crucial technological innovations of the 3rd millennium BCE or the abundant evidence coming from better-known cultural horizons of central and southeastern Anatolia, on one hand, and the Aegean region, on the other. As a result, with the exception of few sites supported by a long history of research, western Anatolia has been inappropriately downgraded to the status of "peripheral region" at the fringes of more complex political entities developing throughout the Middle and Late Bronze Ages (ca. 2000/1650 and 1650/1200 BCE). In recent years, however, the growing amount of archaeological data from surveys and excavations has underlined the need to redefine the diverse and autonomous character of the region during a period of great socio-political change and cultural diversification. This doctoral dissertation contributes to the re-assessessment of the history of western Anatolia during the 2nd millennium BCE through the detailed study of the metal assemblage and evidences of metal-making practices discovered at the LBA fortified citadel of Kaymakçı (modern-day province of Manisa). Starting from the analysis of the spatial and diachronic distribution, the present work centers on the elemental and micro-structural characterization of lead and copper-alloyed specimens to investigate alloying and manufacturing strategies, and patterns of diversification and continuity in the metal-making practices adoperated by local industries during the 17th/13th centuries BCE. By placing the Kaymakçı dataset within the broader context of archaeometric studies in the region, this contribution aims not only to address discussion on local technological practices but to highlight important trends of socio-economic adaptation in a highly varied region during a crucial phase of the ancient Anatolian past.

Archeological areasArchaeological materialsWest Anatolia+6
Dalila Maria Alberghina
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Hitit Devleti'nin Batı Anadolu ile yapılan antlaşmaları

M.Ö. 1650-1200 arası Anadolu'da varlık göstermiş olan Hitit Devleti Anadolu'da etkin bir güç olarak yer almıştır. Yaklaşık olarak beşyüz yıl Anadolu'da varlık gösteren Hitit Devleti'nin etki alanı neredeyse Anadolu'nun tamamını kapsamıştır. Hitit Devleti'nin Anadolu'da etkin bir güç olmasının nedeni iyi örgütlenmiş bir idari yapıya sahip olmalarıdır. İdari yapılanmasını ve siyasi politikasını dönemin şartlarına göre uyum içerisinde gerçekleştiren Hitit Devleti, diğer devletlerle gerçekleştirdiği siyasi münasebetlerinde birçok başarılar elde etmiştir. Bu çalışmanın amacı Hitit Devleti'nin Batı Anadolu devletleriyle yapılan devlet antlaşmalarını incelemek ve antlaşma metinlerine göre ilişkileri ortaya koymaktır.

AntlaşmalarBatı AnadoluHitit Devleti+3
Osman Bilgin
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İlk Tunç Çağı'nda Batı Anadolu'da üç ayaklı mutfak kabının yayılımı ve gelişimi

Bu çalışmada, Batı Anadolu'da İlk Tunç Çağı'nda görülen Üç Ayaklı Mutfak Kaplarının gelişiminin belirlenmesi ve söz konusu kapların bölge prehistoryasındaki yerinin tanıtılması amaçlanmıştır. Batı Anadolu'da yapılmış olan kazı, yüzey ve sondaj çalışmalarından ele geçirilmiş malzeme içerisinde bulunan İlk Tunç Çağı'na tarihlendirilmiş üç ayaklı mutfak kapları ve ayak parçaları referans alınmıştır. Söz konusu malzeme mal ve biçim özelliklerine göre gruplara ayrılmış olup dönemsel gelişim ve yayılımına bakılmıştır. Ayrılmış olan gruplardan yola çıkarak Batı Anadolu İlk Tunç Çağı'nın pişirme kaplarına ve pişirmeye ait kültürel özelliklerine yorum getirilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda, Üç Ayaklı Mutfak Kapları ile beraber kullanılan ve pişirme ile ilgili olabilecek -kapak gibi- diğer form gruplarına da değinilmiş ve son olarak etnografik verilerden de yararlanarak İlk Tunç Çağı pişirme geleneği ile ilgili bir değerlendirme yapılmıştır. Batı Anadolu'da İlk Tunç Çağı'nın önemli form gruplarından bir tanesi olan Üç Ayaklı Mutfak Kapları pişirme geleneği ile ilgi önemli bilgiler vermesinin yanı sıra bölgede yer alan İlk Tunç Çağı yerleşmelerinin stratigrafilerinin çakıştırılmasında anahtar formlar arasında yer alır. Üç Ayaklı Mutfak Kapları İlk Tunç Çağı'nın başından itibaren Batı Anadolu'nun sahil kesiminde yaygınken İç Batı Anadolu'da ilk kez İlk Tunç Çağı II'nin son evresinde ortaya çıkar ve Erken İTÇ III'de tüm Batı Anadolu'da yaygın bir şekilde devam eder. Ocak kullanımına bağlı olarak Batı Anadolu'nun sahil kesiminde Geç İlk Tunç Çağı III ile birlikte pişirme kabı olarak kullanımı neredeyse bitmiştir ve yerini düz dipli küresel gövdeli çömleklere bırakmıştır. Ancak pişirmede farklı biçimlerde üç ayakların kullanımı devam etmiştir ve günümüzde bile örnekleri mevcuttur.

Batı AnadoluErken Tunç ÇağıKaplar+7
Fadime Arslan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Keçiçayırı ilk Tunç Çağı çanak çömleği

"Keçiçayırı İlk Tunç Çağı Çanak Çömleği" başlıklı bu tez, Keçiçayırı'nda 2006-2009 yılları arasında yapılan kurtarma kazılarında ele geçen İTÇ II ve İTÇ III dönemi çanak çömleğini kapsamaktadır. İTÇ III Dönemi'ne ait elimizde çok az malzeme vardır; dolayısıyla, çalışmanın esasını İTÇ II çanak çömleği oluşturmaktadır. Önce İTÇ II çanak çömleğinin içerdiği mal grupları, formlar ve bezeme türleri tanıtılmış ve istatistiksel değerlendirmesi yapılmıştır. Daha sonra, yakın çevredeki Demircihüyük, Küllüoba, Karaoğlan Mevkii ve Kaklık Mevkii yerleşmeleri ile karşılaştırmalar yapılarak bu çanak çömleğin Batı Anadolu İTÇ kronolojisindeki yeri ve bölgedeki çanak çömlek bölgeleriyle olan ilişkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Tek evreli Keçiçayırı İTÇ II yerleşmesi aşağı yukarı Küllüoba IVC-IVB ve Demircihüyük N-P katlarına ve dolayısıyla geç İTÇ II'ye tarihlendirilmiştir. İTÇ III çanak çömleği ise "Öncü Geçiş Dönemi" olarak tanımlanan Küllüoba II E-D katları ile eşleştirilmiştir.

Arkeolojik alanlarBatı AnadoluErken Tunç Çağı+7
Yusuf Tuna
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Geç Tunç Çağı sonrası İonia yerleşim mimarisi

Kıta Yunanistan ve Ege Adaları'da yapılan kazılar sonucunda Demir Çağlara yönelik bilgilerimiz geniş olmakla beraber Batı Anadolu'da özellikle Erken Demir Çağ'a ait tabakalar yeterince aydınlığa kavuşturulamamıştır. Bu durum bölgedeki yürütülen kazıların yetersiz olması ya da ilgili tabaklara henüz ulaşılamamış olması ile açıklanabilir. İonia kentlerinin uzun süreli ve kesintisiz iskânı sonrasında Demir Çağ'a ait tabakaların daha geç dönem yapılarının altında kaldığı düşünülmektedir. Ayrıca geç dönem yapıları tarafından tahrip oldukları da akılda tutulmalıdır. Geç Tunç Çağ'da daha çok Kıta Yunanistan merkezli Myken ve Girit merkezli Minos kültürünün Batı Anadolu ile etkileşimleri söz konusudur. Batı Anadolu'nun önemli Geç Tunç Çağı merkezleri arasında yer alan Panaztepe, Bakla Tepe, Troia, Liman Tepe ve Miletos gibi yerleşimlerin kültür tabakalarında bu kültürlerin yoğun etkisi tespit edilmiştir. Bu etkileşim kendini mimari kültürde de göstermektedir. Daha çok kompleks ve belirli plan çerçevesinde olan ve sokaklar ile bölünen bu dönemin yapıları Erken Demir Çağ'a gelindiğinde yerini Ege Göçleri'nin etkisiyle müstakil, düzensiz yapılara bırakmıştır. Çalışmanın ana konusunu oluşturan İonia Bölgesi'nin Erken Demir Çağ'a tarihlenen, Phokaia, Klazomenai, Smyrna, Ephesos, Miletos, Erythrai, Khios Emporio ve Samos'ta ortaya çıkarılan yapılar, çağdaşı Yunanistan ve Ege Adaları'nın çoğunda görüldüğü gibi oval, apsidal ve megaron planlı yapılardır. İonların Ege Göçleri'nden sonra İonia diye anılan bölgeye gelişleri ve bu merkezlerdeki kurulan yerleşimlerin mimarisi, topografyası ve coğrafyası antik kaynaklar da göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Aynı zamanda bölgede yürütülen son kazılar ile konu hakkındaki bilgilerimizin güncellenmesi amaçlanmıştır.

Arkeolojik yerleşimBatı AnadoluGeç Tunç Çağı+5
Ramazan Bozkurttan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Batı ve Orta Anadolu'da ilk Tunç Çağı'nda siyah ağız kenarlı (Black-topped) kaseler

Bu tez çalışmasında ilk kez Geç Kalkolitik'te ortaya çıkan Siyah ağız kenarlı kaselerin İlk Tunç Çağı'nda Batı ve Orta Anadolu bölgelerinde yayılımını ve gelişimini ortaya koymak hedeflenmiştir. Özellikle Batı Anadolu için önemli bir mal grubu olan Siyah ağız kenarlı kaseler Orta Anadolu'da da Alişar İlk Tunç Çağı I örnekleri haricinde bölgede bu mal grubu genellikle İlk Tunç Çağı II-III'te görülmektedir. Özel bir fırınlama tekniği kullanılarak üretildiğini düşündüğümüz Siyah ağız kenarlı kaseler için kendine has pişirme teknikleri geliştirilmiş olmalıdır. İlk Tunç Çağı'nın önemli mal ve form gruplarını oluşturan Siyah ağız kenarlı kaseler bu dönemde ele geçirildiği bölge yerleşmelerinin stratigrafi oturtma ve çakıştırma çalışmalarında önemli bir konumda yer almaktadır. Siyah ağız kenarlı kaseler özellikle Maraş-Elbistan ovası başta olmak üzere Doğu Anadolu bölgesinde İlk Tunç Çağı I-II de ele geçirilirken Orta Anadolu bölgesinde yoğun olmamakla beraber görülen mal gruplarından bir tanesidir. Bu mal grubunun en yoğun olarak görüldüğü bölge ise İç Kuzeybatı Anadolu'dur. Söz konusu bölgede, Siyah ağız kenarlı kaselerin gelişimi kapsamlı bir şekilde Demircihöyük çanak çömlek grubuna ismini veren Demircihöyük yerleşmesinde izlenebilmektedir.

ArkeolojiArkeolojik eserlerArkeolojik kazılar+5
Osman Dengiz
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Seramik ve küçük buluntular ışığında Orta Tunç Çağı'nda Batı Anadolu ve Orta Anadolu ilişkileri

Bu tez çalışması kapsamında Batı Anadolu ve Orta Anadolu Bölgeleri arasında Erken Tunç Çağı'nın sonlarından itibaren varlığı bilinen ticari ve kültürel ilişkilerin Orta Tunç Çağı'na gelindiğinde ulaştığı son noktayı belirlemek amaçlanmıştır. İki bölge arasında Orta Tunç Çağı'nda gerek ticari gerek ise kültürel ilişkilerin varlığı maddi ve manevi kültürel kanıtlarla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Elde edilen veriler ışığında iki bölge arasında Erken Tunç Çağı'nda ki sistemli anlamda ticaretin devam ettiği ileri ki yıllarda yapılacak kazılarla bu ilişkinin daha net kanıtlarla sunulabileceği düşünülmektedir.

ArkeolojiArkeolojik eserlerArkeolojik kazılar+6
Nurçin Göçmen
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlk Tunç Çağı Batı Anadolu sur kapıları

İnsanoğlu içgüdüsel olarak sürekli korunma ve koruma ihtiyacı hissetmiştir. Bu ihtiyaç zaman içerisinde yerleşik hayat ile beraber mimariye yansımıştır. Batı Anadolu'da İlk Tunç Çağı içerisinde sistematik olarak gelişen uzun mesafeler arası ticaret ve toplum içerisindeki sınıflaşma beraberinde çatışmaları da getirmiş ve savunmadaki ihtiyaç artmıştır. Gerek yaşadığı ortamı koruma gerek bölgesel korunmalar ve her türlü dış tehditlere karşı korunmak yaşanılan ortamı çevreleyecek duvarlar inşa etmeyi gerektirmiştir. Savunma sistemlerinin ortaya çıkışı ile beraber bunun ayrılmaz bir parçası olan kapılar da bu sistem içerisinde yerini almıştır. Yerleşmenin coğrafi konumu, bölgesel coğrafyası, komşuları, gelişmişlik seviyeleri ve hangi yollar üzerinde yer aldıkları gibi birçok kıstas savunmada değişime ve gelişmeye sebep olmuştur. Savunma ile beraber gelişen kapı, sistemin en önemli mimari öğesi haline gelmiştir. Sosyal yaşantının yerleşme içerisindeki mimari yansımalarına göre kapılar yukarı ve aşağı yerleşme gibi farklı yaşam alanlarında da konumlandırılmıştır. Sistemin en önemli parçası olmasına karşın savunmadaki en zayıf halka olan kapılar gelişme ve değişme göstererek dönemsel olarak farklılıklar sergilemişlerdir. Yerleşmeye giriş ve çıkışta trafiği sağlayan kapılar, ihtiyaç duyulması halinde karmaşık hale getirilmiştir. Rampa, kule, bekçi odası gibi mimari elemanlar ile savunmaya ve aynı zamanda kapıyı kontrol edebilmeye önem verilmiştir. Savunma sistemi içerisinde ayrılmaz bir bütün olarak yer alan kapılar yerleşmenin ihtiyacına göre tasarlanmış, konumlandırılmış ve çeşitlendirilmiştir.

Batı AnadoluErken Tunç ÇağıKapılar+5
Gözde Tutak
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Anadolu İlk Tunç Çağı disk yüzlü figürinleri

Hiç şüphesiz tarih öncesi dönem arkeolojisinde en önemli veriler çanak çömleklerden elde edilmektedir. Gerek tarihlendirme, gerekse kültürel bilginin elde edildiği çanak çömlek dışında ise küçük buluntular olarak tanımlanan ve özellikle Tarihöncesi dönem Arkeolojisi'nde dini inanışlar, günlük yaşam ve kültürel-ticari ilişkiler hakkında bilgi veren buluntular da diğer önemli veri grubunu oluşturmaktadır. Bu grup içerisinde değerlendirilen figürin ve idoller ise çoğunlukla dini inanışlar ile ilişkilendirilmektedir. "Disk yüzlü figürin" ya da "ablak yüzlü figürin" olarak bilinen ve bu çalışmanın konusunu oluşturan disk yüzlü figürin tipi İç Batı Anadolu'ya özgü olup sadece Batı Anadolu'nun iç kesiminde Frigya Kültür Bölgesi ve Büyük Menderes Yukarı Porsuk Kültür Bölgesi içerisinde kalan yerleşimlerden ele geçmiştir. İlk Tunç Çağı'nın başında ortaya çıkan ve İlk Tunç Çağı I- II dönemlerinde yoğun olarak rastlanan söz konusu figürinler İTÇ III döneminde ise hiç ele geçmemiştir. Batı Anadolu'da Neolitik ve Kalkolitik dönemlerden beri sınırları daha çok çanak çömlek özelliklerine bağlı olarak saptanan kültür gruplarının varlığı bilinmektedir. Çanak çömlek üretiminde olduğu gibi figürin ve idollerde de kültür bölgeleri arasındaki farklılıklar ve bölgesel sınırlar gözlemlenebilmektedir. Disk yüzlü figürinler üzerinde, gerek simgesel gerekse dekoratif öğeler yer almaktadır. Bu öğeler, ustaların sanatsal yeteneklerini ve dönem toplumunun geleneklerini yansıtması açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmada, gelenekler sonucu ortaya çıkan disk yüzlü figürinlerin, teknik anlamda incelemesi ve gruplandırması ile özgün veriler elde edilmeye çalışılmıştır. Batı Anadolu sınırları içerisinde kalan 17 yerleşim yerine ait veriler, bölgesel sınırlar ve kronolojik düzen içerisinde irdelenerek gelişimi ele alınmaya çalışılmıştır. Yukarıda değinilen özellikler doğrultusunda, Demircihöyük, Seyitömer, Kusura, Kaklık Mevkii ve Küllüoba Kazısı 'ndan elde edilen figürinlerin kronolojik düzen içerisinde kültür bölgelerine göre ayrımı yapılmış ve ortaya çıkarılan bu sonuç ile Şarhöyük, Yukarı Söğütönü I, Bolvadin/ Üçhöyük, Bavurdu, Banaz, Manahoz, Akhisar, Çıkrık ve Nudra gibi yüzey buluntusu ya da karışık tabakadan ele geçirilen eserlerin tarihlendirilmesine çalışılmıştır.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik eserler+5
Mikail Demirkol
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

MÖ. 3. bin yılda Batı ve Orta Anadolu metal vücut takıları

MÖ. 3. Binyılda Batı ve Orta Anadolu Metal Vücut Takıları konulu bu çalışmada, Batı ve Orta Anadolu içerisinde yer alan yerleşmeler ve mezarlık alanlarında açığa çıkartılan metal vücut takılarının yanında satın alma yolu ile müzelerde sergilenen metal vücut takıları incelenmiştir. Çalışma iki bölümde oluşmaktadır. İlk bölümde, MÖ. 3. Binyıla tarihlenen Batı ve Orta Anadolu'da metal vücut takılarının tespit edildiği yerleşimler ve mezarlık alanları detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çalışmanın esas konusunu oluşturan ikinci bölümde, Batı ve Orta Anadolu'da açığa çıkartılan metal vücut takılarının tipolojik olarak ayrılması ile alt başlıklar oluşturulmuş ve bu alt başlıklar içerisinde incelemesi yapılmıştır. Tipolojik olarak ayrılan metal vücut takıları, vücutta bulundukları bölümlere ve dönemlerine göre sıralanmıştır. Batı ve Orta Anadolu'da tespit edilen metal vücut takılarının haricinde varsa yakın coğrafyalardaki örneklerine tipoloji bölümlerinde yer verilmiştir. Tezin sonuç kısmında ele alınan metal vücut takıları, tespit edildiği yerleşim ve mezarlık alanlarına göre istatistiksel ve yakın coğrafyaları olan Balkanlar, Yunan Adaları, Mezopotamya ve Kafkaslarla olan benzer örneklerine göre değerlendirmelere yer verilmiştir.

Arkeolojik eserlerBatı AnadoluErken Tunç Çağı+6
Ali Berkan Tokatlı
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

An Investigation on ecology and quantitative analysis of dyeing substances of some dye plants distributed in west anatolia

ABSTRACT This study was made in order to put forward the morphology, anatomy, ecology and economical importance of ' Chrozophora linctoria L. and Rubia tinctorum L. distributed in West Anatolia. The morphology of both the plants, the anatomical characteristics of the roots, stems and leaves, and the germination behaviour of seeds were examined. In addition, the physical chemical analysis of the soils where these plants grow and chemical analysis of the plants was done. Results obtained were compared using regression analysis. Plants were cultirated, different conditions and vegatative reproductive capacity determined. It was found that both the plants generally grow on loam and clayey-loam, neutral to slightly alkaline soils poor and rich in calcium carbonate content, slightly saline, moderately rich., rich and very rich in organic matter, rich and moderately rich in phosphorus, high and very high in potassium. These plants are economically important as such dying capacity of dyes obtained from these plants was determined. They give high quality colour as red and in its tones, as such they are desired, valuable plants. In addition, these plants are being used as drugs in medicine. In conclusion, our study material with its large distribution area in West Anatolia, possesses a great economical patentini because of the characteristics mentioned above. Thus, the preservation of ( '. linctoria and R. tinctorum and their contribution through planned plantation in future has been the aim of this study. We hope this study will prove an initiator as a potential in the economy of our country.

West AnatoliaDye plantsDyestuffs+1
Süleyman Başlar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
1996
00
DoctorateOpen AccessEN

Uşak-Güre havzasının Volkano-sedimanter evrimi, Batı Anadolu

The Uşak-Güre basin is a well-preserved NE?SW-trending basin located on the northern part of the Menderes Massif, in western Anatolia. The basin contains a Lower to Upper Miocene volcano-sedimentary succession that records the un-roofing of the metamorphic rocks of the Menderes Massif. The new 40Ar/39Ar radiometric data demonstrate that Cenozoic volcanism commenced (17.29 Ma) with the emplacement of the Elmadağ volcano, synchronously with deposition of the İnay group. The youngest radiometric age is obtained from the Beydağı volcano (12.15 Ma) in the south, indicating that the volcanic activity migrated from north to south with time.Low-angle detachment surfaces are clearly defined in the basin for the first time. Photomicrographs of the metamorphic rocks of the Menderes Massif as a footwall unit of the Simav Detachment Fault (SDF), show that transition of the ductile to brittle deformation.Three stratovolcanoes has been described in the Uşak-Güre basin. These stratovolcanoes display the features of subaqueous-subaerial environments, and all volcanic sequences consist of complex successions of effusive-extrusive and explosive phases. The products of the explosive volcanism and related magma-water interactions have been described for the first time in the western Anatolia.Three distinct volcanic unit are classified in the Uşak-Güre basin: (1) the Beydağı volcanic unit composed of shoshonite, latites and rhyolitic lavas followed by dacitic and andesitic pyroclastic deposits; (2) the Payamtepe volcanic unit composed of potassic intermediate composition lavas (latites and trachytes); and (3) the Karaağaç dikes composed of andesite and latite. Volcanic rocks of the basin are characterized by strong enrichment in LILE and LREE and depletions of Nb-Ta and Ti on MORB-normalized multi-element diagrams. Geochemical features of the volcanic rocks suggest that they experienced mixing processes between mafic and felsic end-members and also fractional crystallization of dominantly plagioclase and pyroxenes from mixed magma compositions.

West AnatoliaIgneous rocksVolcanology
Özgür Karaoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessEN

Related variety in sectoral growth in Western Anatolia

The purpose of this thesis is to examine the existence of agglomeration economies (external economies) in Western Anatolian region of Turkey and the impact of agglomeration economies on regional growth in this area. For this purpose, employment growth, productivity growth and GDP per capita growth of cities are used as indicators of economic growth. In the analysis, the data which is designed for Turkey?s 35 most developed cities that are concentrated in Western Anatolia in the four-digit level of ISIC Revize.3 manufacturing industry (international industrial classification) is covering the years 1992-2001; also, GMM (Generalized Method of Moments) dynamic panel analysis methods are applied that is proposed by Arellano and Bond(1991).In addition to examining the impact of the agglomeration economies on cities growth, the difference of this dissertation from other studies in the literature is that it distinguished industrial diversity/ variety (Jacobs externalities) as related variety and unrelated variety.According to regression results, although MAR, Porter and Jacobs externalities have positive effect on employment growth, the effect of MAR and Porter externalities have been decreasing while the effect of Jacobs externalities (related variety) have been increasing over time. Regarding the productivity growth, the positive effect of MAR externalities and urbanization economies are founded; moreover, wage growth investment growth has positive effect on productivity growth. The only long-term positive impact of urbanization economies is found for gross domestic product per capita growth. In addition, historical and dynamic conditions of the cities should play an effective role in agglomerations and externalities as well as growth of cities. As a result, historical structure and aim of the policy should be taken into consideration while determining the regional policy of cities as well as the effects of externalities should not be forgotten.

West AnatoliaExternal growthExternality+4
Kurtuluş Kıdık
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00

Related subjects