Bağlanma stilleri

Bu konu başlığı altında 343 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güvenli olmayan bağlanma stilleri ile obsesif kompulsif belirtiler arasındaki ilişkide duygu düzenlemede güçlük, kişilerarası duygu düzenleme ve baskılamanın aracı rolünün incelenmesi

Duygu düzenleme sürecinde yaşanan aksaklıkların zihinsel problemler ile yakından ilişkili olduğu bilinmektedir. Duygu düzenlemenin hem içsel hem kişilerarası boyutunun güvenli olmayan bağlanma ve obsesif kompulsif belirtiler arasındaki ilişkide sahip olduğu etkinin anlaşılması alanyazında geliştirilen önleyici müdahalelere önemli bilgiler sağlayacaktır. Mevcut çalışmada güvenli olmayan bağlanma stilleri ve obsesif kompulsif belirtiler arasındaki ilişki incelenirken duygu düzenlemede güçlük, kişilerarası duygu düzenleme ve baskılamanın aracı rolü değerlendirilecektir. Çalışmanın örneklemini 18 yaşından büyük, herhangi bir psikiyatrik tanıya sahip olmayan 353 katılımcı oluşturmuştur. Çalışma kapsamında katılımcılardan Demografik Bilgi Formu, Duygu Düzenlemede Güçlük Ölçeği, Duygu Düzenleme Anketi-Baskılama Alt Testi, Kişilerarası Duygu Düzenleme Ölçeği, Boyutsal Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği ve Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-İlişki Yapısı'nı doldurmaları istenmiştir. Çalışmanın hipotezlerine uygun olarak seri çoklu aracı değişken analizi yürütülmüştür. PROCESS eklentisi üzerinden Model 6 seçilmiştir. Yürütülen analiz sonucunda duygu düzenlemede güçlük ve baskılamanın hem tek başlarına hem de aynı anda kaygılı bağlanma ve obsesif kompulsif belirtiler arasındaki ilişkide aracı rol oynadığı bulunmuştur. Aynı ilişkide kişilerarası duygu düzenleme yalnızca duygu düzenlemede güçlük ve baskılama ile beraberken aracı rol üstlenmiştir. Kaçıngan bağlanma ve obsesif kompulsif belirtiler arasındaki ilişkide ise baskılamanın hem yalnız başına hem de kişilerarası duygu düzenleme ile aynı anda aracı rol oynadığı görülmüştür. Elde edilen bulgular bağlanmanın obsesif kompulsif belirti düzeyinde duygu düzenleme süreci aracılığıyla etkisi olduğuna işaret etmektedir.

BağlanmaBağlanma stilleriDuygu düzenleme+5
Elif Beyza Koş Yalvaç
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaöğretime geçiş sistemi ortak sınavlarına girecek ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin bağlanma stilleri ile sınav kaygı düzeylerı arasındaki ılışkı

Bu araştırmada ortaöğretim kurumları geçiş sistemi ortak sınavlarına girecek olan ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin sınav kaygıları ile bağlanma stilleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Ayrıca sınav kaygısının; cinsiyet, yaş, anne-babanın öğrenim durumu, ailenin aylık geliri, kardeş sayısı, ailedeki doğum sırası, 0-6 yaş arası bakım veren kişi, anne-babanın birlikte ya da ayrı yaşaması, dershaneye-kursa gitme durumu ve okuldaki başarı algısı gibi değişkenlere göre farklılıklaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2014-2015 eğitim öğretim yılında İstanbul İli Fatih İlçesinde öğrenim gören 600 ortaokul sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcılara araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile birlikte Sınav Kaygısı Envanteri (Öner, 1990) ve İlişki Ölçekleri Anketi (Sümer ve Güngör 1999) uygulanmıştır. Araştırmada toplanan verilerin analizinde; dağılımın normal olduğu koşullarda pearson analizi, bağımsız gruplar t testi ve Anova (varyans analizi), Anova sonucunun anlamlı bulunduğu ve varyansların homojen olduğu koşullarda Scheffe analiz tekniği, dağılımların normal olmadığı durumlarda ise Kruskal Wallis-H analiz tekniği tercih edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre korkulu, kayıtsız, saplantılı ve güvenli bağlanma stilleri ile sınav kaygısı arasında anlamlı ilişkilerin olduğu; korkulu, kayıtsız ve saplantılı bağlanma stiline sahip öğrencilerin güvenli bağlanma stiline sahip öğrencilere oranla daha fazla sınav kaygısı yaşadıkları görülmüştür. Buna ek olarak öğrencilerin sınav kaygı düzeylerinin, anne-babanın öğrenim durumu, ailenin aylık geliri, kardeş sayısı, ailedeki doğum sırası, 0-6 yaş arası bakım veren kişi, anne-babanın birlikte ya da ayrı yaşaması gibi değişkenlere göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı; buna karşılık cinsiyet, yaş, dershaneye-kursa gitme durumu ve okuldaki başarı algısı değişkenlerine göre ise anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği görülmüştür.

BağlanmaBağlanma stilleriEğitim psikolojisi+6
Murat Kaya
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı liselere devam eden ergenlerin facebook bağlanma stratejileri ile akademik erteleme davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Farklı Liselere Devam Eden Ergenlerin Facebook Bağlanma Stratejileri İle Akademik Erteleme Davranışları arasındaki ilişkinin Başakşehir örnekleminde incelenmesidir. Bu çalışma 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılında İstanbul İli Başakşehir İlçesinde bulunan Kayaşehir Anadolu Lisesi, Başakşehir Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi ve Celaleddin Ökten Anadolu İmam Hatip Lisesi olmak üzere toplam 3 lisede yapılmıştır. Araştırmaya katılan öğrenciler 9, 10, 11 olmak üzere toplam 450 öğrencidir. 450 öğrencinin 226'sı kız 224'ü erkek öğrencidir. Araştırmanını verileri "Facebook Bağlanma Stratejileri Ölçeği", "Akademik Erteleme Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel çözümlemelerini yapmak amacıyla SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 15.0 for Windows paket programı kullanılmıştır. Grubun genel yapısına ilişkin bulgular frekans ve yüzde değerleriyle ortaya konulmuştur. Araştırmanın birinci alt problemi olan Facebook Bağlanma Stratejileri ve Akademik Erteleme Ölçeklerinde öğrencilerin ne düzeyde olduğunu belirlemek için aritmetik ortalama, standart sapma değerleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonraki dokuz probleminde çalışmanın bağımlı değişkeni olan öğrencilerin akademik erteleme puanlarının sosyo-demografik değişkenlere göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla yapılan analizlerin seçiminde dağılımların normalliği ve değişkenlerin kategori sayısı dikkate alınmıştır. Kategori sayısının iki olduğu durumlarda dağılım normalse bağımsız gruplar t testi, normal değilse mann whitney-u analizi tercih edilmiştir. Kategori sayısının en az üç olduğu durumlarda dağılım normalse ANOVA analizi tercih edilmiş ANOVA analizi sonucunun anlamlı olduğu durumlarda varyansların homojenliği denetlenmiş, tüm varyansların homojen olduğu saptanmış dolayısıyla bu durumlarda farklılığın kaynağını tespit etmek amacıyla scheffe analizi tercih edilmiştir. Kategori sayısının en az üç olduğu ancak dağılımın normal olmadığı durumlarda ise kruskall Wallis analizi tercih edilmiş, analiz soncu anlamlı çıktığı durumlarda ise farklılığın kaynağını tespit etmek amacıyla mann whitneyu analizi kullanılmıştır. Facebook Bağlanma Stratejileri Ölçeği ve Akademik Erteleme Ölçeği puanları arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılan analizin tercihinde yine dağılımların normalliği aranmış ve dağılımların normal olduğu varsayımından hareketle (N>30 ise) pearson korelasyon analizi tercih edilmiştir. Örneklem gurubunu oluşturan öğrencilerin akademik erteleme ölçeğinden aldıkları puanların Facebook hesabını kullanma sıklığı değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Öğrencilerin akademik erteleme ölçeğinden aldıkları puanlarının Facebook kullanma amacı değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği yine araştırma sonucunda tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkeni incelendiğinde erkeklerin akademik erteleme puanları yüksek çıkmıştır. Lise türüne göre inceleme yaptığımızda anlamlı farklılık bulunmamıştır. Sınıf düzeylerine göre bakıldığında 9 ile 11. Sınıf arasında 11. Sınıf lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Akademik başarısını düşük algılayan öğrencilerin akademik erteleme puanları, yüksek algılayan öğrencilere göre daha yüksektir. Ebeveyn medeni durumu incelendiğinde anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Annenin öğrenim durumu incelendiğinde öğrencilerin eğitim düzeyi arttıkça akademik erteleme puanları artmıştır. Babanın eğitim durumunu incelediğimizde hiç okula gitmeyenler hariç, babanın eğitim düzeyi arttıkça öğrencilerin akademik erteleme puanları artmıştır. Algılanan ekonomik durumda anlamlı farklılık bulunamamıştır. Son olarak Facebook Bağlanma Stratejileri Ölçeğinde başlatma sürdürme ve bilgi arama puanları yükseldikçe, öğrencilerin akademik erteleme puanlarının yükseldiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, Facebook Bağlanma Stratejileri, Erteleme, Akademik Erteleme Davranışı.

Akademik ertelemeBağlanmaBağlanma stilleri+4
Abdullah Ensar Uzun
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveyn reddi algısı yüksek olan ergenlerin şiddet eğilimine yönelmesinde bağlanma biçiminin etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinde şiddet gerekçeli disiplin cezası alıp almama durumunun ebeveyn reddi ve bağlanma stilleri çerçevesinde değerlendirilmesidir. Ebeveyn reddi ve bağlanmanın yanı sıra şiddet eğilimine yönelimle ilişkili koruyucu ve risk faktörlerinin de incelenmesi hedeflenmektedir. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul ili Şişli ve Kağıthane ilçelerinde 2016-2017 eğitim öğretim yılında liselerde disiplin kurulundan şiddet gerekçeli ceza almış 43 öğrenci ve seçkisiz seçilen hiç ceza almamış 102 öğrenci olmak üzere toplam 145 gönüllü öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Ebeveyn Kabul Red Ölçeği (Anne-Baba formu) (EKRÖ/Anne-Baba), Şiddet Eğilimi Ölçeği (ŞEÖ) ve Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-1 (YİYE-I) oluşturmaktadır. Araştırmada; betimsel analizler, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi, Spearman Korelasyon analizi, Shapiro-Wilk ve çoklu regresyon analizleri ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler bilgisayarda "SPSS for Windows 18.0" programında çözümlenmiş, manidarlık düzeyleri ayrıca belirtilmiş ve bulgular araştırmanın amaçlarına uygun olarak tablolar halinde sunulmuştur. Araştırma sonucunda öğrencilerin ebeveyn reddi ve bağlanma değişkenlerinin şiddet gerekçeli disiplin cezası alıp almamaları açısından anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Erkek öğrencilerde şiddet duygusu ve başkalarına şiddet uygulama davranışı kız öğrencilere göre daha yüksek düzeydedir. Yakın ilişkide yaşantılar envanterine göre kız öğrencilerde kaçınma daha yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Şiddet gerekçeli ceza alan ve almayan çocuklarda Ebeveyn reddi ölçeği anne formuna göre sıcaklık/şefkat ile kaygılı bağlanma arasında zayıf ve ters yönde ilişki varken, düşmanlık/saldırganlık ile kaygılı bağlanma arasında pozitif yönde ve doğrudan bir ilişki tespit edilmiştir. Şiddet gerekçeli ceza alan ve almayan çocuklarda Ebeveyn reddi ölçeği baba formuna göre kayıtsızlık/ihmal ile kaygılı bağlanma arasında çok zayıf ve pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.

BağlanmaBağlanma stilleriEbeveyn kabul veya reddi+4
Fatih Karaboğa
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çatalca'da yaşayan evli bireylerin bağlanma stilleri, romantik kıskançlık düzeyi ve evlilik doyumu arasındaki ilişki

Bu araştırmada Çatalca'da yaşayan evli bireylerin bağlanma biçimleri, kıskançlık düzeyleri, evlilik doyumları arasında anlamlı düzeyde bir ilişki olup olmadığı ve bu değişkenlerin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, evlilik süresi, evlenme biçimi ve çocuk sayısı açısından farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın örneklemi 200 kişiden oluşmaktadır (104 kadın- 96 erkek). Araştırma betimsel bir çalışma olup; örneklemi ise kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemine göre seçilmiştir. Katılımcılara araştırmacı tarafından hazırlanmış olan Kişisel Bilgi Formu (KBF) verilmiştir. Katılımcıların bağlanma biçimini ölçebilmek için 1998'de Brennan, Clark ve Shaver tarafından geliştirilen 'Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II (YİYE II)' kullanılmıştır. Romantik kıskançlık düzeyini ölçmek için de Pines ve Arenson tarafından 1983'te geliştirilmiş olan 'Romantik Kıskançlık Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırmada evlilik doyumu ise 2006 yılında Çelik tarafından geliştirilmiş olan 'Evlilik Doyumu Ölçeği (EDÖ)' ölçülmüştür. Verilerin analiz edilmesinde betimleyici istatistikler, Spearman Korelasyon Analizi, Mann-Whitney U analizi, Kruskal-Wallis H testi ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan sonuçları bağlanma stiline göre evlilik doyumu ve kıskançlık düzeyinin değiştiğini göstermektedir. Demografik değişkenlerden, maddi durum ve eşin eğitim durumunun evlilik doyumu ve bağlanma stili üzende etkisinden söz edilebilmektedir. Regresyon analizleri sonuçları ise evlilikten alınan doyumun yordayıcılarının kaçıngan bağlanma ve maddi durum olduğunu söyler iken; kıskançlık tetikleyicilerinin yordayıcıları ise kaçıngan bağlanma ve evlilik doyumu olduğu sonucu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağlanma Stilleri, Romantik Kıskançlık, Evlilik Doyumu.

BağlanmaBağlanma stilleriEvli çiftler+6
Büşra Girgin
İstanbul Aydın University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evli bireylerde bağlanma stilleri ve bilişsel esnekliğin ilişki doyumuna etkisi

Bu çalışmanın amacı, evli bireylerde bağlanma stilleriyle bilişsel esnekliğin ilişki doyumuna etkisinin incelenmesidir. Bu bağlamda öncelikli olarak evlilik kurumundan hareketle, bağlanma stilleri, daha sonraki bölümlerde ise bilişsel esneklik ve evlilikte ilişki doyumu konuları değerlendirilmiştir. Araştırmanın örneklemini ise, İstanbul ilinde yer alan 140 evli birey meydana getirmektedir. Araştırmada ölçme aracı olarak "Yakın İlişkilerde Yaşantılar II Envanteri", "Bilişsel Esneklik Envanteri", "Evlilik Yaşam Ölçeği" ve araştırıcının oluşturduğu "Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak da anket kullanılmıştır. Araştırmanın veri analizinde SPSS 23 programı kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenilirliğini test etmek için Cronbach's Alpha katsayısı kullanılmıştır. Ayrıca, ölçeklerin ilişkisini incelemek amacıyla Pearson Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Gerekli görülen geçerlik ve güvenirlik analizlerine tabi tutulmuştur. Geçerlilik için yapı geçerliliği olan açımlayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Yanılma düzeyi (alfa değeri) % 95 olarak alınmıştır. Dolayısıyla olasılık (p) değerinin 0,05 ve daha küçük olduğu durumlar istatistiki olarak kabul edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, bireylerin olumlu bilişsel değerlendirmeleri, ilişki doyumunda önemli rol oynamaktadır. Güvenli bağlanma stiline sahip bireylerin, ilişki doyumunda beklenildiği gibi olumlu yönde ilişki bulunmuştur. Ayrıca, evlilik doyum düzeylerinin cinsiyet ve evlenme durumu açısından da anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Bulgulara göre, erkeklerin bilişsel yönden daha esnek oldukları ve olayları olumlu değerlendirebildikleri görülmüştür. Aile ortamında yetişkinlerin iyi olma durumları üzerinde olumlu etkisi olan bilişsel esneklik, bireylerin sağlıklı yaşam stilleri geliştirmelerinde önemli rol oynamaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında araştırmada bulunan sonuçlar tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Evlilik, Bağlanma, Bilişsel esneklik, Evlilik doyumu,

BağlanmaBağlanma stilleriBilişsel esneklik+4
İpek Toksöz
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde bağlanma stillerinin damgalama davranışıyla ilişkisinin öfke ifade tarzı açısından incelenmesi

Araştırmada, üniversite öğrencilerinde bağlanma stillerinin damgalama davranışıyla ilişkisinin öfke ifade tarzı açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi İstanbul Aydın Üniversitesi' nin Fen-Edebiyat Fakültesi, Eğitim Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ve İktisadi ve İdari bilimler Fakültesi' ne bağlı 6 farklı bölümde (Sosyoloji, Türkçe Öğretmenliği, Sınıf Öğretmenliği, Endüstri Mühendisliği, Yazılım Mühendisliği, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler) okumakta olan 360 gönüllü öğrencilerden oluşmaktadır. Çalışmanın evreni oluşturulurken Tabakalı Örnekleme Tekniği kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II, Damgalama Ölçeği, Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarz Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS programıyla bilgisayarda bağımsız örneklem t-testi, ANOVA, regresyon analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Verilerin istatiksel analiz sonuçları şöyle özetlenebilir: Kadınların erkeklere oranla daha fazla kaçınmacı bağlanma skoruna sahip oldukları tespit edilmiştir. Öfke İçte alt ölçeğinde cinsiyetin, anlamlı bir fark yarattığı bulunmuştur. Beklenilenin aksine erkeklerin kadınlara oranla daha fazla öfke içte skoruna sahip oldukları tespit edilmiştir. Etiketleme, Ayrımcılık ve Dışlama alt ölçeğinde cinsiyetin anlamlı bir fark yarattığı bulunmuştur. Erkeklerin kadınlara oranla daha fazla etiketleme, ayrımcı ve dışlayıcı skora sahip oldukları tespit edilmiştir. Katılımcıların yaşlarının kaygılı bağlanma alt ölçeğinde anlamlı şekilde ayrıştıkları tespit edilmiştir. 18 yaş grubunda bulunanların 20 yaş grubuna oranla daha fazla kaygılı bağlanma skoruna sahip oldukları tespit edilmiştir. Katılımcıların ebeveynlerinin birliktelik durumları kaçınmacı bağlanma alt ölçeğinde anlamlı şekilde ayrıştıkları tespit edilmiştir. Yine beklenenin aksi olarak anne ve babası sağ olup birlikte olanların, anne ve babası sağ olup ayrı olanlardan daha fazla kaçınmacı bağlanma skoruna sahip oldukları tespit edilmiştir. Erken yaşta zorunlu olarak sorumluluk üstlenen kişilerin, sorumluluk üstlenmek zorunda kalmayan kişilere göre; daha yüksek SL-Öfke ve Öfke İçte puanlarına sahip olduğu ve bu farkın anlamlı şekilde her iki grubu da ayrıştırdığı tespit edilmiştir. Geçmiş yaşantısında herhangi bir türde şiddete maruz kalanların, şiddet mağduru olmayanlara göre daha yüksek Kaygılı Bağlanma ve SL-Öfkeye sahip olduğu ve bu farkın anlamlı şekilde iki grubu ayrıştırdığı tespit edilmiştir. Şaşılacak başka bir tespit ise cinsel kimliği nedeniyle tepki gören kişilerin, tepki görmeyenlere göre daha yüksek Ayrımcılık Dışlamaya sahip olduğu ve bu farkın anlamlı şekilde iki grubu ayrıştırmasıdır. Ayrıca yapılan çalışmada SL Öfke' yi yordayan dört değişken bulunmaktadır. En güçlü yordayıcı değişkenler sırasıyla öfke dışa, anne eğitim seviyesi, öfke içte ve öfke kontroldür. Öfke İçte' yi yordayan en önemli değişkenler sırasıyla kaygılı bağlanma, sürekli öfke, cinsel kimliğe gösterilen tepki, ani kayıp ve öfkenin dışa yansıtılmasıdır. Öfke Dışa' yı yordayan en önemli değişkenler aile gelirinin düşüklüğü, sürekli öfke, öfke içte ve düşük öfke kontroldür. Öfke Kontrol' ünü yordayan en önemli değişkenler ise sürekli öfke ve öfke dışa değerlerinin düşük olmasıdır. Anahtar Kelimeler: Bağlanma, Damgalama, Öfke

BağlanmaBağlanma stilleriDamgalama+3
Merve Aydin
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin bağlanma stillerinin öznel iyi oluş düzeyleri üzerine etkisi

Bu araştırmanın genel amacı üniversite öğrencilerinin bağlanma stillerinin öznel iyi oluş düzeylerini anlamlı düzeyde yordayıp yordamadığı ve öznel iyi oluşun cinsiyet ve gelir düzeyi değişkeni açısından anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi İstanbul ilindeki üniversitelerde öğrenim gören 356 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Öğrencilerin 275'i kız öğrenci ve 81'i de erkek öğrencidir. Araştırmada yer alan değişkenlerin ölçülmesi amacıyla katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, bağlanma stillerini ölçmek için İlişki Ölçekleri Anketi (İÖA), Öznel İyi Oluş düzeylerini belirlemede ise Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ) ile Pozitif Negatif Duygu Ölçeği (PNDÖ) kullanılmıştır. Araştırmanın istatistiksel analizlerinde değişkenlere bağlı olarak t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson momentler çarpımı korelasyon tekniği (LSD) ve Çoklu Regresyon Analizi tekniği (MANOVA) kullanılmıştır. Araştırmada yapılan t testi analiz sonucuna göre cinsiyet değişkeni açısından öznel iyi oluş puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde farklılaşma bulunmuştur. Bu sonuca göre, kız öğrencilerin öznel iyi oluşları erkek öğrencilerden anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Yapılan varyans analizi sonuçları incelediğinde üniversite öğrencilerinin aile geliri değişkenine göre öznel iyi oluş puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde bir farklılaşma saptanmıştır. Bu farklılaşmanın kaynağını belirlemek amacıyla LSD testi yapılmıştır. Aile geliri 3001 TL ve üzeri olan öğrencilerin öznel iyi oluş puan ortalamaları aile geliri 1500 TL, 1501-2500 TL ve 2501-3000 TL olan öğrencilerin öznel iyi oluş puan ortalamalarından anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Diğer karşılaştırmalarda istatistiksel olarak anlamlı farklılaşmalar saptanmamıştır. Regresyon katsayılarının anlamlılığına ilişkin t testi sonuçları incelendiğinde, güvenli bağlanma stili ve saplantılı bağlanma stili alt boyutlarının öznel iyi oluş üzerinde önemli bir yordayıcı olduğu görülmektedir. Korkulu bağlanma stili ve kayıtsız bağlanma stilinin ise öznel iyi oluşu yordamada önemli bir etkiye sahip değildir. Anahtar Kelimeler: Bağlanma Stilleri, Öznel İyi Oluş, Aile Geliri, Cinsiyet

BağlanmaBağlanma stilleriÖlçme-değerlendirme+3
Emre Bulut
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocukluk çağı travmaları, yetişkinlik döneminde bağlanma biçimi ve öz anlayış arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Çocukluk çağı travmalarının gelecek yaşamdaki psikolojik sorunlarla ilişkili olduğu yapılan araştırmalarda görülmektedir. Bireylerin çocukluk yıllarında ihmal ve istismar yaşantılarına maruz kalması, güvensiz bağlanma geliştirmelerine neden olarak yetişkin yaşantılarındaki ilişkilerini etkileyebilmektedir. Çocuklukta yaşanan travmaların ve güvensiz bağlanma biçimlerinin sağlıklı süreçlerle ilişkilendirilen öz anlayışı da olumsuz etkilediği düşünülebilir. Bu araştırma, bireylerin çocukluk çağında yaşadıkları travmaları, bağlanma ve öz anlayış arasındaki ilişkileri araştırmayı amaçlamaktadır. Bununla birlikte çocukluk çağı travmaları, bağlanma ve öz anlayış düzeyinin yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, çalışma durumu, gelir düzeyi ve psikiyatrik tanının olup olmaması gibi değişkenlere bağlı olarak incelenmesi çalışmanın diğer hedefleridir. Anketler online formlar üzerinden uygulandığından, örneklem, yansız olarak ulaşılan ve farklı gruplardan oluşan 18 yaş üzeri kişilerden oluşmaktadır. Araştırmaya 212'si (%70,7) kadın, 88'i (%29,3) erkek olan 300 kişi katılmıştır. Bu çalışmada Kişisel Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II ve Öz Anlayış Ölçeği kullanılmıştır. Duygusal istismar, cinsel istismar, fiziksel istismar ve fiziksel ihmal alt boyutlarının kaygılı bağlanma, duygusal ihmal alt boyutunun ise kaçınan bağlanma üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu görülmektedir. Duygusal ihmal ve duygusal istismar ve kaygılı bağlanmanın katılımcıların öz anlayış düzeyleri üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu saptanmıştır. Elde edilen bu sonuçlara göre, tedavi sürecinde bireylerin çocukluk çağında yaşadıkları travmaların ve bağlanma biçimlerinin birlikte ele alınması, bunu yaparken öz anlayış düzeyinin artırılmasının iyileşme sürecine katkıda bulunacağı düşünülebilir.

BağlanmaBağlanma stilleriBenlik+6
Esra Peker
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bağlanma stilleri ve duygusal tepkisellik arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlığın aracılık rolünün incelenmesi

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinde bağlanma stilleri ve duygusal tepkisellik arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlığın aracılık rolünü incelemektir. Araştırmaya Karadeniz Teknik Üniversitesi ve İstanbul Arel Üniversitesinde öğrenim gören 207 si kadın 177 si erkek olmak üzere toplam 384 üniversite öğrencisi katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak; duygusal tepkisellik ölçeği, yetişkinler için psikolojik dayanıklılık ölçeği, yakın ilişkide yaşantılar envanteri ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında kullanılan ölçme araçlarından elde edilen verilere dair sonuçlar tablolar halinde bulgular bölümünde gösterilmiştir. Verilerin analizi aşamasında, araştırmanın bağımlı değişkeni olan duygusal tepkiselliği çeşitli sosyo demografik değişkenler açısından incelemek için bağımsız örneklem t testi ile tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Bağlanma stilleri ile duygusal tepkisellik ilişkisinde psikolojik sağlamlığın aracılık rolünü incelemek amacıyla bootstrapping işlemi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizi "IBM SPSS Statistics 22" paket programı kullanılarak yapılmıştır. Yapılan araştırma sonucu incelendiğinde cinsiyet ve ebeveyn tutumu açısından üniversite öğrencilerinin duygusal tepkisellik düzeyi puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde bir farklılaşma bulunurken sınıf düzeyi, kardeş sayısı, aile içindeki çocuk sırası ve aile yapısında anlamlı bir farklılaşma bulunmamıştır. Duygusal tepkisellik; kaçınma bağlanma stili ve kaygılı bağlanma stili ile pozitif yönde anlamlı ilişki gösterirken psikolojik sağlamlık ile negatif yönde anlamlı ilişkiye sahiptir. Diğer taraftan psikolojik sağlamlık; kaçınma bağlanma stili ve kaygılı bağlanma stili ile negatif yönde anlamlı ilişkiler göstermektedir. Kaçınma bağlanma stili ve kaygılı bağlanma stili psikolojik sağlamlık düzeylerini doğrudan negatif yönde anlamlı yordadığı görülmektedir. Diğer taraftan psikolojik sağlamlık da duygusal tepkiselliği doğrudan negatif yönde anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Yapılan araştırmadaki analiz sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinde kaçınma bağlanma stili ile duygusal tepkisellik ilişkisinde psikolojik sağlamlığın tam aracı rol, kaygılı bağlanma stili ile duygusal tepkisellik ilişkisinde psikolojik sağlamlığın kısmı aracı rol oynadığı sonucuna varılmıştır.

Bağlanma stilleriDuygusal tepkilerPsikolojik sağlamlık+1
Özge Nur Çakmak
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erkek heteroseksüel ve homoseksüel bireylerin çocukluk çağı travması ile bağlanma stilleri ve bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasındaki ilişki

Bu araştırmada erkek heteroseksüel ve homoseksüel bireylerin çocukluk çağı travması ile bağlanma stilleri ve bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Örneklemi İstanbul ilinde yaşayan, cinsel kimliğini erkek olarak tanımlayan 150 homoseksüel ve 150 heteroseksüel olmak üzere toplamda 300 kişi oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak kişilere Kişisel Bilgi Formu, İlişki Ölçekleri Anketi, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği ve Bilişsel Duygu Düzenleme Stratejileri Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler IBMM SPSS Statistics 24 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Farklılıkların belirlenmesinde Mann Whitney U Testi, Çok Faktörlü Varyans Analizi uygulanmıştır. Ayrıca ölçekler arasındaki ilişkilerin düzeyleri Spearman Korelasyon Analizi ile belirlenmiştir. Edinilen bulgular doğrultusunda hipotezlerin doğrulukları incelenmiştir. Bu çalışmanın sonucunda, çocukluk çağı tarvaması, bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve bağlanma stilleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Cinsel yönelim açısından ise iki grup arasında farklılaşma olduğu görülmüştür. Literatürün ise bu çalışmaya konu olan kısımlarının, özellikle cinsel kimlik, cinsel yönelim alanlarında belirgin eksiklikler gösterdiği gözlenmiştir. Homoseksüel bireylerin yaşadıkları problemleri daha iyi anlayabilmek adına çalışmaların arttırılması gerekmektedir.

Bağlanma stilleriBilişsel duygu düzenlemeDuygu düzenleme+4
Dostcan Kazak
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evli bireylerde evlilik doyumunu yordayan değişkenlerin incelenmesi

Birey ve toplum ilişkisi birbirini tamamlayan temel dinamiklerdendir. Sağlıklı bir toplumun olması içinde bireylerin kendi cinsiyetinin farkındalığını bilen, kendisini yetiştirmiş bireylerle sağlıklı bir etkileşim ve iletişim içinde olan bireylerden teşekkül etmesi önemlidir. Toplumun sağlıklı bir işleyiş içinde olması içinde barındırdığı en küçük toplum biri olan aile ilişkilerinin sağlam bir yapı üzerine kurulması büyük önem arz eder. Günümüzde boşanma oranlarının son yıllarda artmış olması bu evlilik temelli aile ilişkilerini gözden geçirmeyi lüzumlu hale getirmiştir. Çünkü aile toplumun en küçük yapı taşı olup diğer bütün sosyal kurumlarla ilişki içindedir. Evlilik ilişkilerinde olan doyumsuzluk ya da uyumu etkileyen birçok neden bireyin mutsuzluğu ve toplumsal yapının bozulmasına neden olabilmektedir. Evli bireylerin evlilik doyumunu etkileyen birçok değişkenin olduğunu belirten çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmalardaki değişkenler bireyi doğrudan etkileyen değişkenler olan bağlanma örüntüleri, cinsel doyum, toplumsal cinsiyet rolleri, içinde bulunulan cinsiyetten memnuniyet, evli bireylerin kişilik özellikleri, fiziksel, psikolojik ve psikiyatrik rahatsızlıkları, dünyaya bakış açıları, dini, kültürel ve bireysel farklılıkların yanında eşleri ile etkileşimi noktasında dolaylı etkileyen değişkenlerde bulunmaktadır. Bu değişkenlerde yaşanan yerin sosyal yaşantıya etkisi, çocuk sayısı ve çocuk sahibi olma durumu, gelir ve eğitim düzeyi, eşlerin meslekleri, evliliğin ilk ya da sonraki evlilikler olması, evlilik süresi, evlilik biçimi, eşle arada olan yaş farkı gibi değişkenlerdir. Bizlerde bu çalışmamızda özellikle bağlanma stillerinin, toplumsal cinsiyet rollerini benimseme durumunun, cinsel yaşamlarında yaşadıkları doyumun, cinsiyetin, evlenme biçiminin, çocuk sahibi olmalarının, evliliğe bakış açılarının ve evlilikte eşitlik ve paylaşımın evlilik doyumu üzerinde etkisi olup olmadığına bakılacaktır. Bu sayede güvensiz bağlanma, geleneksel toplumsal roller, evlilikte yaşanan olumsuz davranış örüntüleri ve cinsel yaşam sorunlarının evlilik doyumunu etkileyeceği hipotezinden yola çıkarak ortaya konulacak araştırma sonuçlarıyla, evlilik ilişkilerinde yaşanan sorunların ve bunun yarattığı bireyin psikolojik ve sosyal yaşantısına yönelik olumsuz durumların iyileştirilmesine dair çalışmalara olanak sağlanabilmesi hedeflenmektedir. Araştırmamız 18-65 yaş aralığındaki en az ilkokul mezunu olup cinsiyet açısından eşitlenmiş ve İstanbul ilinde yaşayan evli bireylerle çalışılmıştır. Tesadüfi örnekleme yoluyla katılımcılar belirlenip bu bireylerin her toplumsal kesitten olmasına dikkat edilmiştir. Belirlenen katılımcılarımıza sosyo-demoğrafik form ve ölçekler dağıtılıp, aydınlatılmış onamları alındıktan sonra gönüllü olarak çalışmamıza katılıp bize yardımcı olmaları sağlanmıştır. Çalışmamız da araştırmaya katılan bireylerle alakalı en dikkat çekici nokta bazı katılımcıların cinsellikle ilgili soruların cevaplamak istememeleri hususuydu. Bize göre bu soruların cevaplanmak istememesinin nedeni cinsellikle ilgili tabuların hala aşılamadığının göstergesidir. Bu çalışmalar doğrultusunda literatür araştırılmış çalışmamızı destekleyen ya da desteklemeyen yönler taranıp çalışmamız nihayetlendirilmiştir.

BağlanmaBağlanma stilleriCinsel doyum+5
İrem Bedir
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bağlanma stilleri ile cinsel doyum arasındaki ilişkide ontolojik iyi-oluş düzeyinin aracılık etkisinin yapısal eşitlik modellemesi ile test edilmesi

Bu çalışmada, bağlanma stilleri ve cinsel doyum arasındaki ilişkide ontolojik iyi oluş aracı değişkeninin etkisi eş datası ile yapısal eşitlik modellemesi çalışması ile incelenmiştir. Araştırmanın evrenini 2015-2016 yılı içerisinde İstanbul, İzmir, Bursa, Eskişehir, Elazığ, Samsun gibi çeşitli illerde bulunanan evli çiftler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini çeşitli kurumlarda tesadüfi olarak belirlenen evli bireylere kapalı zarf içinde ölçeklerin elden dağıtılarak gönüllülük esasına dayalı olarak ulaşılmasını kapsamaktadır. Örneklem, yaşları 23-60 yaşarası değişen toplamda 165 çiftten (165 kadın, 165 erkek N=330) oluşmuştur. Bağlanma ve cinsel doyumarasındaki ilişkide ontolojik iyi oluşun aracılık rolünü ölçmek amacıyla çalışmada, Kişisel Bilgi Formu, Anne Babaya Bağlanma Ölçeği, Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği (kadın/erkek), Ontolojik İyi-Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada literatür kapsamında öne sürülen hipotezler araştırma verileri ile doğrulanmıştr. Yapılan yapısal model analizine göre, bireylerin bağlanma stillerinin ontolojik iyi oluş üzerinden cinsel doyum ile ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırma sonunda elde edilen tüm sonuçlar igili literatüre göre tartışılmış ve uygulamaya yönelik ileride yapılabilecek çalışmalar konusunda önerilerde bulunulmuştur.

BağlanmaBağlanma stilleriCinsel doyum+5
Selda Demirtaş
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin şefkat korkusunun yordayıcıları olarak bağlanma stilleri ve suçluluk-utanç düzeylerinin değerlendirilmesi

Bu araştırmanın genel amacı üniversite öğrencilerinin şefkat korkusunun yordayıcıları olarak bağlanma stilleri ve suçluluk-utanç düzeylerinin değerlendirilmesidir. Ayrıca bu tez çalışmasının bağımlı değişkeni olan şefkat korkusunun sosyo-demografik özellikleri açısından anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığını inceler. Araştırmanın örneklemi Konya Akşehir ilçesindeki öğrenim gören 346 üniversite öğrencisinden oluşturmaktadır. Öğrencilerin 224'ü kadın ve 122'si erkek öğrencidir. Çalışmada veri toplama aracı olarak; Şefkat Korkusu Ölçeği, İlişki Ölçeği Anketi (İÖA), Suçluluk-Utanç Ölçeği (SUTÖ) ve Tanıtıcı Bilgi Formu (TBF) kullanılmıştır. Araştırmanın istatistiksel analizlerinde değişkenlere bağlı olarak bağımsız örneklem "t" testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), anlamlı farkın kaynağını tespit edebilmek amacıyla Tukey çoklu karşılaştırma, Pearson korelasyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmada yapılan "t" testi analiz sonucuna göre, cinsiyet ve yaş değişkenleriyle katılımcıların şefkat korkusu puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde farklılaşma bulunmuştur. Erkek öğrencilerin şefkat korkusu ölçeğinden aldıkları puan ortalamalarının kız öğrencilerden anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Yaş değişkeni açısından üniversite öğrencilerinin şefkat korkusu puan ortalamalarından kendilerine şefkat ve anlayış gösterme korkusu arasında anlamlı düzeyde farklılaşma bulunmuştur. Yapılan varyans analizi sonuçları incelediğinde, üniversite öğrencilerinin ekonomik durumları açısından başkalarına şefkat gösterme korkusunun anlamlı biçimde farklılaştığı görülmüştür. Diğer karşılaştırmalarda istatiksel olarak anlamlı farklılaşmalar saptanmamıştır. Üniversite öğrencilerin başkalarına şefkat gösterme korkusu düzeyleri ile kayıtsız bağlanma, güvenli bağlanma, saplantılı bağlanma ve utanç pozitif yönde, başkalarından gelen şefkate karşılık verme korkusu düzeyleri ile kayıtsız bağlanma, güvenli bağlanma, saplantılı bağlanma ve utanç pozitif yönde, kendine şefkat ve anlayış gösterme korkusu düzeyleri ile bağlanma alt boyutlarıyla pozitif yönde, suçluluk ile negatif yönde anlamlı ilişki vardır. Regresyon katsayılarının anlamlılığına ilişkin "t" testi sonuçları incelendiğinde, bağlanma stilleri ve suçluluk-utanç düzeyleri şefkat korkusunun üzerinde önemli bir yordayıcı olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Şefkat Korkusu, Bağlanma Stilleri, Suçluluk-Utanç, Üniversite Öğrencileri.

BağlanmaBağlanma stilleriSuçluluk+4
Barış Bal
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yetişkin bağlanması ve varoluşsal öfke arasındaki ilişkide mentalizasyonun ve depresyonun aracılık etkisi

Bu çalışmada güvensiz bağlanmanın, özellikle bağlanma sistemini tetikleyen gerçek ya da olası bir kayıp, reddediliş veya terk edilme söz konusu olduğunda, mentalizasyon yetersizliğine bağlı olarak depresif semptomlara yol açabileceği ve depresyonun varoluşsal öfkeyi yordayacağı modellenmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni olan varoluşsal öfke, hayatı anlamsız bularak kendi seçmediği bir hayata katlanmaya duyulan, en temelden gelen ve olası tüm anlamlara, duygulara zemin oluşturan yoğun bir öfkedir. Varoluşsal kaygı kavramından yola çıkılarak geliştirilmiş olan varoluşsal öfke, varoluşsal kaygının diğer türevlerinden farklı olarak anlamsızlık temasına yöneliktir ve bunun temelinde bir bağlanma sorunu olduğu öngörülmektedir. Araştırmanın aracı değişkeni olan mentalizasyon (zihinselleştirme), kişinin kendisinin ve ötekilerin davranışlarını, onların altında yatan duygu, düşünce, arzu, inanç, tutum, ihtiyaç, amaç, niyet gibi zihinsel durumları kavrayarak açıklayabilme kapasitesidir. Mentalizasyon açık ve içkin, duygusal ve bilişsel, geçmiş ve şimdiki zamanı kapsadığından, benzer kavramlar olan empati, biliçli farkındalık, psikolojik farkındalık gibi kavramları içinde bulunduran ancak her birinden fazlasını içeren bir üst kavramdır. Mentalizasyon yetersizliği hipomentalizasyon ve hipermentalizasyon olmak üzere iki alt boyutta incelenir. Mentalizasyonun ölçümünde Yansıtıcı İşleyiş Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın ikinci aracı değişkeni olan depresyonun ölçümü için Beck Depresyon Envanteri kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan diğer ölçekler Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II ile Varoluşsal Öfke Ölçeği olup, ayrıca demografik bilgi formu ile bilgi toplanmıştır. Hipotezler 441 kişiden oluşan bir örneklem üzerinde, Yapısal Eşitlik Modellemesi tekniğiyle, içiçe geçmiş modeller yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre kaygılı ve kaçınmacı bağlanmanın hipomentalizasyon aracılığıyla depresyonu yordamakta olduğu ancak hipermentalizasyonun bu ilişkide aracılık etkisinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, kaçınmacı ve kaygılı bağlanmanın varoluşsal öfke üzerindeki yordayıcı etkisinde depresyonun aracılılık rolü olduğu bulgularla desteklenmiştir. Araştırmanın yan amacı olarak, katılımcıların K-means cluster analizi ile bağlanma örüntülerinin belirlenmiş olup, hangi demografik özelliklerin bağlanma stiline göre anlamlı fark oluşturduğu raporlanmıştır.

BağlanmaBağlanma kaygısıBağlanma stilleri+6
Pelin Buruk
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Duygu stilleri ve duygusal zekanın yordayıcısı olarak bağlanma stilleri

Duygu stilleri konusu son yıllarda araştırmacılar tarafından sıklıkla ele alınmaktadır ve yapılan çalışmalar duygu stillerinin sağlık üzerinde belirleyici etkilerini açıkça gözler önüne sermektedir Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin duygu stilleri ve duygusal zekalarının yordayıcısı olarak bağlanma stillerinin rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca üniversite öğrencilerinin duygu stilleri, duygusal zeka ve bağlanma stillerinin çeşitli sosyo-demografik değişkenlere (cinsiyet, okul başarısı, anne-baba eğitim) göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek de araştırmanın amaçları arasında yer almaktadır. Bu araştırma ilişkisel tarama modelinde bir çalışma olup, 2015-2016 eğitim öğretim yılında Marmara Bölgesinde, İstanbul ilinde bir üniversitede öğrenim gören 158 kadın ve 113 erkek olmak üzere toplam 271 öğrenciden oluşan çalışma grubu ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama araçları olarak, "Duygusal Zeka Özelliği Ölçeği – Kısa Formu (TEIQueSF)", "Duygu Stilleri Ölçeği", "İlişki Ölçekleri Anketi (Relationship Scales Questionnaire)" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Bu araştırma verileri üzerinde pearson korelasyon, regreson, t-testi ve varyans analizleri teknikleri kullanılmıştır. Yapılan regresyon analizleri sonucuna göre üniversite öğrencilerinin bağlanma stillerinin, duygu stilleri ve duygusal zekanın anlamlı bir yordayıcısı olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Duygu, Duygu Stilleri, Duygusal Zeka, Bağlanma Stilleri

BağlanmaBağlanma stilleriDuygu+4
Dilruba Bingöl
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yetişkin bağlanma biçimleri; benlik saygısı; Duygu düzenleme ve depresif belirtiler: Ankara ve İstanbul'da peripartum/ pospartum döneminde olan ve olmayan kadınlar arasında bir karşılaştırma

Gebelik ve doğum sonrası zamanın anneler için önemli değişmelerin yaşandığı aynı zamanda stres oluşturan pek çok uyarıcının etkisinde olduğu zor bir dönem olduğu bilinmektedir. Bu dönemde annenin sahip olduğu bazı özellik ve beceriler onda bu stresin daha problemli bir hale dönüşmesinde önemli bir etkiye sahiptir. Yapılan daha önceki araştırmalar, güvensiz bağlanma biçimine ve düşük benlik saygısına sahip, duygularını düzenlemede güçlük yaşayan kişilerin depresyon geçirme riskininin yüksek olduğunu söylemektedir. Bu çalışmada; bağlanma biçimleri, benlik saygısı, duygu düzenleme ve peripartum/postpartum depresyon (PPD) arasındaki ilişki, peripartum/postpartum döneminde bulunan kadınlar ve bu dönemde bulunmayan kadınlarla karşılaştırması yapılarak incelenmiştir. Özellikle; duygu düzenleme ve benlik saygısının güvensiz bağlanma biçimleri ve depresyon arasındaki aracı rollerinin ne olduğu hem peripartum/postpartum grubunda, hem de karşılaştırma grubunda araştırılmıştır. Bu çalışmada katılımcılar, Türkiyede Ankara ve İstanbul illerindeki hastanalerde pediatri ünitesine kayıtlı olan kişilerden seçilmiştir. Katılımcılardan iki grup oluşturulmuştur: peripartum/postpartum döneminde bulunan gruba son otuz ay içerisinde bir çocuk doğurmuş anneler, peripartum/postpartum döneminde olmayan gruba ise son otuz ay içerisinde hiç çocuk doğurmamış anneler atanmıştır. Her iki örneklem grubu yaş değişkeni hariç bütün demografik değişkenler bakımından eşit durumdadır. Anket formları 250 anne tarafından doldurulmuştur. Bu formlardan 35 tanesi yarım veya hatalı doldurma nedeniyle hesaplamadan çıkartılmış ve toplamda 215 anket formu elde edilmiştir. Katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği (DDGÖ) Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II) ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ) doldurtulmuştur. Peripartum/ Postpartum grubunun, karşılaştırma grubuna kıyasla duygu düzenleme becerilerinde anlamlı şekilde güçlük ve daha yüksek seviyede depresif belirtiler gösterdiği bulunmuştur. Duygu düzenleme güçlüğü sorunu güvensiz bağlanma ve PPD'ye yalnızca peripartum/ postpartum grupta kısmen aracılık ederken karşılaştırma grubunda ise herhangi bir aracı etki gözlenmemiştir. İkinci değişken olarak benlik saygısının güvensiz bağlanma ve depresyon arasındaki aracı etkisi; peripartum/postpartum grubunda yalnızca kaygılı bağlanma ve depresyon arasında kısmi aracı etki gösterirken, karşılaştırma grubunda ise herhangi bir aracı etkiye rastlanmamıştır. Son olarak peripartum/ postpartum depresyona etki eden faktörleri incelemek amacıyla lojistik regresyon analizi uygulanmıştır. Buna göre; sırasıyla duygu düzenleme güçlüğü ve benlik saygısı ve yaş değişkenlerinin PPD üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu, bağlanma biçimlerinin ise anlamlı bir etki ortaya koymadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlanma Biçimleri, Duygu Düzenleme, Benlik Saygısı ve Peripartum-Postpartum Depresyonu.

BağlanmaBağlanma stilleriBenlik saygısı+7
Hilal Durak
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Annelerin duygu düzenleme güçlükleri ve erişkin bağlanma stillerine göre 48-72 aylık çocukların duygu düzenleme becerilerinin incelenmesi

Amaç: Araştırmanın amacı; annelerin erişkin bağlanma stilleri, annelerin duygu düzenleme güçlükleri ve 48-72 aylık çocuklarının duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Ayrıca, bu araştırmada 48-72 aylık çocukların duygu düzenleme becerilerinin, annelerin erişkin bağlanma stillerinin ve annelerin duygu düzenleme güçlüklerinin demografik özelliklere göre incelenmesi hedeflenmiştir. Yöntem: Araştırmanın örneklemi, İstanbul'da yaşayan 48-72 aylık çocukları olan 491 anneden oluşmaktadır. Araştırmada, annelerden anket onayı almak için Bilgilendirilmiş Onam Formu, anneler ve çocukları hakkında genel bilgi edinmek için Demografik Bilgi Formu, çocuklarının duygu düzenleme becerilerini değerlendirmek amacıyla anneleri tarafından doldurulacak olan Duygu Düzenleme Ölçeği, annelerin duygu düzenleme güçlüklerini değerlendirmek amacıyla Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği ve annelerin erişkin bağlanma stillerini saptamak amacıyla Erişkin Bağlanma Stilleri Ölçeği kullanılmaktadır. Araştırmada Bağımsız Gruplar t Testi, Anova Testi, Korelasyon ve Regresyon analizi kullanılmaktadır. Bulgular: Çocukların duygu düzenleme becerilerinin; annelerin eğitim durumuna, evlilik süresine ve çocukların yaşlarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Çocukların duygu düzenleme becerilerinin; çocuğun cinsiyetine, annelerin çalışma durumuna ve annelerin yaşına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği bulunmuştur. Annelerin duygu düzenleme güçlükleri ve çocuklarının duygu düzenleme becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur. Annelerin kaygılı-kararsız ve kaçıngan bağlanma stilleri ile çocuklarının duygu düzenleme becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur. Annelerin güvenli bağlanma stili ve çocuklarının duygu düzenleme becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur. Annelerin duygu düzenleme güçlüklerinin ve annelerin erişkin bağlanma stillerinin ortak etkisine bakıldığında; çocuklarının duygu düzenleme becerilerinin %1' ini açıklayabildiği ve modelin zayıf olduğu bulunmuştur. Araştırma ile ilgili literatür incelenmiş, araştırma bulguları ile karşılaştırılarak tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Sonuç: Bu çalışma, annelerin erişkin bağlanma stillerinin ve annelerin duygu düzenleme güçlüklerinin, çocuklarının duygu düzenleme becerilerini etkilediğini göstermektedir. Aynı zamanda bazı demografik özellikler de (çocuğun yaşı, annenin çalışma durumu, annenin yaşı) çocukların duygu düzenleme becerilerini etkilemektedir. Bu bağlamda, yapılan bu çalışmanın, anne-çocuk arasındaki ilişkinin kalitesine, duygusal becerilerin gelişimine, psikolojik rahatsızlıkları çözümlemede terapistlere ve ülkemizdeki anne- çocuk arasındaki ilişkiye yönelik yapılan araştırmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler; Erişkin bağlanma stilleri, duygu düzenleme becerileri, duygu düzenleme güçlükleri, 48-72 aylık çocuk

AnnelerBağlanmaBağlanma stilleri+4
Burcu Fırat
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bağlanma stilleri ile partner şiddeti arasındaki ilişkide öz-anlayışın ve boyun eğici davranışın aracılık rolü

Bu çalışmanın temel amacı bağlanma stilleri ile partner şiddeti arasındaki ilişkide öz-anlayışın, boyun eğici davranışın aracılık rolünü incelemektir. Partner/eş şiddetini ölçmek için Türkiye'de kullanılan ölçekler iki boyutlu ya da tek boyutlu olduğu için yeterli olmadığı düşünülmüş partner/eş şiddetini çok boyutlu olarak ölçen Composite Abuse Scale'nın geçerlilik güvenirlilik çalışması yapılmıştır. Composite Abuse Scale ve Partner Abuse Scalası'nın (PAS) toplam şiddet skala puanları arasındaki ilişki; r =.93; p= .001 olduğu görülürken, yapılan t testinde toplam puanlar arasındaki fark; z = -.738; p=0.461 şeklinde bulunmuştur. Partner Abuse Scalasının ölçüt bağıntılı geçerlilik çalışmasında PAS ile ilişki doyumu arasındaki ilişki; -.70; bulunurken, depresyon düzeyleri arasındaki ilişki .58 bulunmuştur (sırasıyla p<0.001, p<0.001). PAS'nın Cronbach's α katsayısı .91 olarak bulunmuştur. Yapılan DFA uyum iyiliği değerleri; Chi-Square=1195.14, df=397, P-value=0.00000, RMSEA= .080, NFI= .91, NNFI= .93, CFI= .94, IFI= .94, AGFI= .77, GFI= .80, RMR= .05, SRMR= .07 olarak bulunmuştur. Yapılan analiz sonuçları PAS'nın Türk toplumunda kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğunu göstermiştir. Bağlanma stilleri ile partner şiddeti arasındaki ilişkide öz-anlayışın, boyun eğici davranışın aracılık rolü araştırılmıştır. Araştırmada belirlenen modelin test edilmesinde, Yapısal Eşitlik Modellemesi ve En Çok Olabilirlik Metodu tahminleme yöntemi uygulanmıştır. Çalışma sonuçlarına göre kaygılı bağlanma ile partner şiddeti arasındaki ilişkide öz-anlayış ve boyun eğici davranışın tam aracılık etkisi olduğu; kaçınmalı bağlanma ile partner şiddeti arasındaki ilişkide ise öz-anlayış ve boyun eğici davranışın kısmi aracılık etkisi olduğu belirlenmiştir. Ayrıca her iki bağlanma stili ile boyun eğici davranış arasındaki ilişkide öz-anlayışın kısmi aracılık etkisi olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak kadınlara yönelik şiddet önleme programlarının arttırılması, bağlanma stillerinin önemi, öz-anlayışı arttıracak boyun eğici davranışı azaltacak çalışmalara öncelik verilmesi gerekli olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular psikolog ve ruh sağlığı çalışanları için özelikle kaygılı bağlanma stiline sahip kişilerde öz-anlayış temelli terapilerin önemli bir tedavi hedefi olabileceğini düşündürmektedir.

Bağlanma stilleriBoyuneğicilikYapısal eşitlik modeli
Hatice Deniz Özdemir
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantik kıskançlığın, bağlanma stilleri, benlik saygısı, kişilik özellikleri ve evlilik doyumu açısından yordanması

ÖZETROMANTİK KISKANÇLIĞIN, BAĞLANMA STİLLERİ, BENLİK SAYGISI, KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ VE EVLİLİK DOYUMU AÇISINDAN YORDANMASIMuharrem ÇAPKINYüksek Lisans Tezi, Psikoloji Anabilim DalıDanışman: Yrd. Doç. Dr. Ferzan CURUNAğustos, 2012 - 69 sayfaBu çalışmanın amacı evli kişilerin kıskançlık düzeyleri ile benlik saygısı, kişilik özellikleri, bağlanma stilleri ve evlilik doyumları arasındaki ilişkileri incelemektir. Bu amaçları incelemek için 99 katılımcı, Demografik Bilgi Formu, Çok Boyutlu Kıskançlık Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Anketi, Beş Faktör Kişilik Envanteri Kısa Formu ve Evlilik Yaşam Ölçeği doldurmuşlardır.Söz konusu ilişkiyi incelemek için öncelikle tüm değişkenler arasındaki korelasyonlara bakılmıştır. Yapılan Pearson korelasyon analizleri sonucunda, bağlanma stillerinde kaygı alt boyutu ile kıskançlık bilişsel alt boyutu arasında olumlu ve anlamlı ilişkiler bulunurken, diğer değişkenler arasında anlamlı ilişkiler bulunamamıştır.İkinci olarak kıskançlığı yordanması açısından tüm katılımcılar için kişilik özelliklerinden deneyime açıklık alt boyutu ile kıskançlık duygusal alt boyutu arasındaki pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Buna göre deneyime açıklık alt boyutu puanı arttıkça kıskançlık duygusal alt boyutu puanı da artmaktadır.Cinsiyete göre bakıldığında ise; erkek katılımcıların kıskançlık bilişsel boyutu ile bağlanmanın kaygı boyutu ve kişilik özelliklerinde sorumluluk arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Kadın katılımcılarda ise, kişilik özelliklerinden dışa dönüklük alt boyutu bilişsel kıskançlığı yordamıştır.Kıskançlığın duygusal boyutuna göre bakıldığında ise; kadın katılımcıların duygusal kıskançlık düzeyi ile kişilik özelliklerinden deneyime açıklık ve dışa dönüklük alt boyutları ile istatiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Kıskançlıkla diğer değişkenler ve altboyutlar arasında hiçbir anlamlı yordayıcı bulunmamıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlar, konu ile ilgili kuramsal yaklaşımlar, yurt içi ve yurt dışında yapılan çalışmalar temelinde tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Romantik Kıskançlık, Benlik Saygısı, Bağlanma Stilleri, Kişilik Özellikleri, Evlilik Doyumu.

Bağlanma stilleriBenlik saygısıEvlilik+5
Muharrem Çapkın
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde aleksitimi ve depresyonun yordayıcısı olarak bağlanma stilleri

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin bağlanma stillerinin aleksitimi ve depresyon düzeyleri üzerindeki yordayıcılığının incelenmesidir. Araştırmanın ikinci amacı ise; demografik özelliklere bağlı olarak üniversite öğrencilerinde aleksitimi, depresyon ve bağlanma stillerinde farklılık olup olmadığının belirlenmesidir. Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinde devlet ve vakıf üniversitelerinde öğrenim gören 150 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada yer alan değişkenlerin ölçülmesi amacıyla katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ-20), Beck Depresyon Ölçeği (BDE) ve Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri (YİYE) uygulanmıştır. Araştırmanın verileri frekans, bağımsız gruplar için t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon ve regresyon analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmada yapılan regresyon analizleri sonucunda, üniversite öğrencilerinin bağlanma stillerinin aleksitimi ve depresyon düzeyinin anlamlı yordayıcısı olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca, üniversite öğrencilerinin aleksitimi düzeyleri ile bağlanma stilleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin depresyon düzeyleri ile bağlanma stilleri arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Aynı zamanda araştırmaya katılan üniversite öğrencilerinin aleksitimi düzeyleri ile depresyon düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bu araştırmada aleksitimi ve depresyon düzeyinin cinsiyete, anne-babanın yaşına, anne-babanın eğitim durumuna göre farklılık göstermediği bulunmuştur. Öğrencilerin kaldıkları yere göre aleksitimi puanları farklılık göstermezken, depresyon puanları kaldıkları yere göre faklılık gösterdiği saptanmıştır. Ayrıca üniversite öğrencilerinin anne-babaların birlikte veya ayrı yaşamalarına göre aleksitimi düzeyleri arasında anlamlı farklılık bulunurken, depresyon düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlanma Stilleri, Aleksitimi, Depresyon

AleksitimiBağlanma stilleriDepresyon+1
Müne Aktay
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğü'ne müracaat eden eğitim düzeyi ve gelir seviyesi düşük bireylerde bağlanma stillerinin umutsuzluk düzeyleri ve stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğüne müracaat eden eğitim düzeyi ve gelir seviyesi düşük bireylerde bağlanma stillerinin umutsuzluk düzeyleri ve stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Aynı zamanda, elde edilen bulgular, elverişli örnekleme (convenient sampling) yolu ile belirlenecek ve kontrol grubunu oluşturacak "normal" sosyo ekonomik seviyeye sahip bireylerden elde edilecek skorlar ile karşılaştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğüne başvuruda bulunan sosyo ekonomik seviyesi düşük bireyler ve uygun örnekleme yöntemi ile seçilmiş, normal sosyo ekonomik seviyeye sahip bireyler oluşturmuştur. Araştırmada İlişki Ölçekleri Anketi, Beck Umutsuzluk Ölçeği ve Stresle Başaçıkma Tarzları Ölçeği veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre çalışma ve kontrol gruplarında yer alan bireyler korkulu ve saplantılı bağlanma stillerinden elde ettikleri skorlar daha yüksektir, genel olarak umutsuzluk seviyeleri daha yüksektir ve stresle başa çıkarken Kendine Güvensiz, Boyun Eğici ve Sosyal Destek Arama yaklaşımlarını daha yoğun olarak kullanmaktadırlar. Ayrıca bazı demografik özelliklerin alt boyut skorları ile aralarında anlamlı seviyede ilişkiler bulunmuştur. Elde edilen bu bulgular ilgili literatür ışığında tartışılmış ve uygulayıcı ve araştırmacılara gerekli önerilerde bulunulmuştur.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler BakanlığıBağlanmaBağlanma stilleri+5
Çiğdem Erdem
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönemde okula gitme zorluğu yaşayan çocukların annelerinin sürekli kaygı düzeyleri ile bağlanma biçimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; okul öncesi dönemde çeşitli nedenlerden dolayı okula gitme zorluğu yaşayan çocukların annelerinin sürekli kaygı düzeyleri ile bağlanma biçimleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemini; 2013-2014 eğitim öğretim yılında İstanbul ilinde bulunan 5 farklı anaokuluna devam eden, öğrenime başlama dönemi olan Eylül ayından itibaren en az 1 ay okula gelmiş olup; anneden ayrılma güçlüğü yaşama, sınıfa girmek istememe, sınıfa girse bile sürekli ağlama sorunlarını yaşayan, 2-6 yaş aralığında bulunan çocuklar gözlemlenip anneleri ile çalışma yapılmıştır. Araştırma için gerekli olan veriler nicel araştırma yöntemlerinden biri olan, '' görüşme tekniği '' ile toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak; ''Ebeveyn Kişisel Bilgi Formu '', '' Spielberger Sürekli Kaygı Envanteri '' ve '' İlişki Ölçekleri Anketi '' uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, okul öncesi dönemde okula gitme zorluğu yaşayan çocukların annelerinin sürekli kaygı düzeyleri ile güvensiz bağlanma stili ( korkulu, kayıtsız ve saplantılı bağlanma ) arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur.

AnnelerAyrılıkBağlanma+6
Ayça Can
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında danışmanlık tedbiri uygulanan adölesanların depresyon düzeyleriyle anne-baba tutumları ve bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Aile, adölesanın toplumsallaşma sürecine hazırlanması, fiziksel, sosyal, psikolojik ve ekonomik yönden desteklenmesi ve gelişiminin önündeki her türlü engelin kaldırılmasından sorumlu ilk kurumdur. Anne ve baba bu sorumlukları yerine getiremediğinde, adölesanın ihmal ve istismara açık hale gelmesine ve danışmanlık tedbirinin uygulanmasına zemin hazırlamaktadır. İhmal ve istismar mağduru adölesanlar da; yoğun değersizlik duygusu, öfke patlamaları, saldırgan davranışlar, yoğun başarısızlık, evden kaçma, kötü arkadaşlıklar edinme ve madde bağımlılığı gibi sıkıntılarla birlikte depresyonun gelişimi de farklı düzeylerde ortaya çıkmaktadır. Adölesanın yetiştirildiği ailede, anne-baba tutumları ve anne figürüyle bağlanma stili, ihmal ve istismarın yanında depresyon ile baş etmeyi de etkilemektedir. Araştırmanın evrenini İstanbul il sınırları içindeki devlet okulları oluşturmaktadır. Örneklem grubunu Üsküdar İlçesinde ki devlet okulları oluşturmaktadır. Araştırmada danışmanlık tedbiri uygulanan 100 katılımcıya ulaşılmıştır. Araştırmada, adölesanların depresyon düzeyleriyle algıladıkları anne-baba tutumları ve bağlanma stilleri arasında önemli ilişkiler elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: Adölesan, ihmal ve istismar, danışmanlık tedbiri, depresyon, anne-baba tutumları, bağlanma stilleri.

Ana-baba tutumuBağlanmaBağlanma stilleri+7
Özgen Güneş
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00

İlgili konular