Uyum

275 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kopenhag kriterleri açısından Türkiye ekonomisinin Avrupa Birliği`ne uyumu

YÜKSEK LİSANS TEZ OZU KOPENHAG KRİTERLERİ AÇISINDAN TÜRKİYE EKONOMİSİNİN AVRUPA BİRLİĞİ'NE UYUMU Nazım ÇATALBAŞ İktisat Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ağustos 2000 Danışman: Prof. Dr. S. Rıdvan KARLUK Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri, Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu'na ortak üyelik başvurusu ile başlamıştır. Türkiye 14 Nisan 1987'de Avrupa Topluluğu'na tam üyelik için başvurmuştur. Bu Başvuru, ekonomik ve siyasi gerekçelerle kabul edilmemiştir. 21-22 Haziran 1993 tarihlerinde toplanan Kopenhag AB Konseyi tam üyelik kriterleri belirlemiştir. Bu kriterler; demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, azınlıklara saygıyı ve azınlıkların korunmasını teminat altına alan kurumların istikrarını sağlamak, işleyen bir pazar ekonomisine sahip olunmasının yanı sıra, AB içindeki rekabet baskısı ile piyasa güçleri karşısında durabilmek kapasitesine sahip olmak, siyasi, Ekonomik ve Parasal Birlik de dahil olmak üzere tam üyelikten kaynaklanan yükümlülüklere uyum yeteneğinde bulunmaktır. 11-12 Aralık 1999 tarihlerinde toplanan AB Helsinki Zirvesi'nde, Türkiye aday ülke olarak kabul edilmiştir. Türkiye'nin katılım görüşmelerine başlaması için siyasi kriterlere ve tam üyelik için diğer kriterlere uyması gereklidir. Türkiye'nin AB'ne entegrasyonunda en büyük sorunu makro ekonomik istikrarsızlıktır. Türkiye 9 Aralık Kararları'nın başarılı olması ve AB'nin verdiği yardımları artırması koşuluyla AB'ne uyum sağlayacaktır.

Avrupa BirliğiKopenhag KriterleriTürk ekonomisi+2
Nazım Çatalbaş
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye ile Euro bölgesi arasındaki uyum ve uyumu etkileyen faktörler

Ekonomik bütünleşmenin en önemli aşamalarından olan parasal birlik Avrupa Birliği içinde 1999 yılında gerçekleştirilmiştir. Optimum para sahaları (OPS) teorisi kriterleri, tek para birimi etrafında bir araya gelen ülkelerin benzer politikaları uygulamaları gerektiğini öne sürer. Parasal birlik içinde yer alan ülkelerin politikalarının uyumlaştırılması sürecinde, aralarındaki ticaret çok önemlidir. Ülkeler arasındaki ticaret yoğun ve endüstri-içi ticaret özelliği gös¬teri¬yor¬sa, bu ülkelerin arasındaki uyum artar. Endüstri-içi ticaret ülkeler arasında benzer malların tica¬retinden ortaya çıkacağından, ülkeler benzer politikaları uygulayabilirler. Buna karşılık ülkeler a¬ra¬sın¬daki ticaret endüstriler-arası ticaret olduğunda her ülke ürettiği farklı sektörde uzman¬laşmaya gider. Benzer politikalar yerine her ülke kendi politikasını uygulamayı tercih eder.Ülkelerin para politikasını ulus-üstü kuruma devrettikleri ve kural temelli politikaları benimsedikleri Avrupa Parasal Birliği, Türkiye'nin ticaretinde de çok önemli bir yere sahiptir. Panel veri yöntemine dayalı olarak yapılan testler sonucunda artan endüstri-içi ticaretin, Türkiye ile Euro bölgesinin gelir uyumunu hızlandırıcı bir etki gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte endüstri-içi ticaret tek başına uyumu sağlayan bir etken değildir. Endüstri-içi ticaretin yanı sıra ülkelerin kendi iç ekonomi politikasını yönlendiren yapılarda da uyumu sağlaması gerekir. Esnek istihdamı sağlamaya yönelik politikalar, endüstri-içi ticarette olduğu gibi ülkeler arasındaki uyumu arttırıcı bir işlev görür. Gelir uyumunu arttırıcı bir diğer etken de maliye po¬litikalarını disipline etmeleri ve kamu borçlanmalarını azaltmalarıdır. Buna karşılık her ülkede farklı dinamiklerin rol oynadığı şehirleşme, gelir uyumu üzerinde negatif bir etki gösterir.

Avrupa BirliğiBütünleşmeEkonomik bütünleşme+4
Ragıp Yılmaz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem çocuklarının okula uyum süreci ile ebeveynlerinin çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişki

Araştırmanın amacı okul öncesi dönem çocuklarının okula uyum süreci ile ebeveynlerinin çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma karma yöntem desenlerinden, açımlayıcı sıralı karma yöntem deseni ile yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı anasınıflarında eğitim gören çocuklar, çocukların öğretmenleri ve aileleri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini belirlerken, olasılığa dayalı örnekleme yaklaşımlarından sistematik örneklemeden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında örneklem grubunu, 380 çocuk, çocukların aileleri ve öğretmenleri oluştururken, nitel kısmının katılımcılarını ise okula uyum problemi yaşadığı belirlenen 9 çocuk,9 aile ve 9 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeği", "Ebeveyn Tutum Ölçeği", "Yarı-Yapılandırılmış Öğretmen Görüşme Formu" ve "Yarı-Yapılandırılmış Ebeveyn Görüşme Formu" kullanılmıştır. Öncelikle öğretmenlerden sınıflarındaki her bir çocuk için Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeğini, ailelerden de Ebeveyn Tutum Ölçeğini doldurmaları istenmiştir. Daha sonra Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeği puanlarına göre en düşük puana sahip 9 çocuk belirlenmiş ve bu çocukların aile ve öğretmenleri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel bölümünde, annelerin çalışma durumları ve çocukların cinsiyeti ile çocuk yetiştirme tutumları arasında bir fark olup olmadığına bağımsız örneklemler için t testi ile bakılmıştır. Ayrıca, annelerin çalışma durumları ile çocukların cinsiyeti ve okula uyumları arasında bir fark olup olmadığını bulmak için t testi yapılmıştır. Anne ve babaları ile yaşayan çocuklar ile diğer ailelerde (dağılmış aile vb.) yaşayan çocukların okula uyumları arasındaki farka bakmak için Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin çözümlenmesinde betimlemenin daha ön planda tutulduğu betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çalışmaya katılan ebeveynlerin demokratik ve aşırı koruyucu tutum puan ortalamalarının yüksek, otoriter ve izin verici ebeveyn tutum puanlarının ise düşük olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda araştırmaya katılan çocukların okula uyum puanlarına göre 24 (%6,31)'ünün okula uyum problemi yaşadığı, 356 (%93,69)'sının ise okula uyum sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Annelerin çalışma durumları ile çocuk yetiştirme tutumları arasındaki farka bakıldığında annelerin çalışma durumları ile aşırı koruyucu ebeveyn tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu ve çalışmayan annelerin, çalışan annelere göre daha koruyucu bir ebeveyn tutumu sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Annelerin çalışma durumları ile çocukların okula uyumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmemiştir. Ayrıca, çocukların cinsiyeti ile ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumları arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anne babaları ile yaşayan çocuklar ile diğer ailelerde yaşayan çocukların okula uyumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmamasına rağmen, testin anlamlılık değeri ve sıra ortalamasına bakıldığında anne babasıyla birlikte yaşayan çocukların farklı yerlerde yaşayan çocuklara göre okula daha uyumlu oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda, öğretmenlerin okula uyumu tanımlarken daha çok uyumlu çocukların özelliklerinden söz ettikleri görülmüştür. Ayrıca, çocukların okula uyumlarını sağlamak için bir takım çalışmalar yaptıklarını ve bu süreçte ailevi bazı problemlerle karşılaştıklarını dile getirmişlerdir. Öğretmenler çocukların okula uyumunu kolaylaştırmak için okulun ilk günlerinde genellikle basit etkinlikler yaptıklarını, çocuklarla sohbet ettiklerini ve okula uyum çalışmaları yaptıklarını belirtmişlerdir. Bununla birlikte kendisiyle görüşme yapılan öğretmenlerden bir bölümü sınıfında okulu sevmeme, okula gelmek istememe davranışını gösteren çocuklar olduğunu ailevi sorunlar, anneye aşırı bağımlı olma ve okula devamsızlık yapma gibi nedenlerden kaynaklanan sorunlar yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin çocuklarla okulda veya evde yaşadıkları hakkında sohbet ettiklerini, okuldan şikâyet eden çocukları olmadığını ancak okul saatleri içerisinde "eve gitmeye ne kadar zaman kaldı?" gibi sorular soran ya da herhangi bir neden belirterek etkinliği bırakmak veya sınıftan çıkmak isteyen çocuklar olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmenlerin tamamı çocukların okul ya da çalışanlarla ilgili herhangi bir sorun yaşamadıklarını belirtirken bazı çocukların sınıfta arkadaşları ile sorunlar yaşadıklarını dile getirmişlerdir. Öğretmenler ebeveynlerle çoğunlukla çocukları okula bırakırken ve daha az oranda veli toplantıları aracılığı ile iletişim kurduklarını bununla birlikte genellikle her gün görüştüklerini belirtmişlerdir. Ebeveynlerle yapılan görüşmeler sonucunda, ebeveynler çocukların kendileri tarafından okul saatleri içerisinde bırakılıp-alındığını belirtmişlerdir. Bununla birlikte, ebeveynlerin bir bölümü çocuklarının evde oyuna dalma, uyku problemi (sabahları uyanamama), gitmemek için bahaneler üretme gibi nedenlerden okula gitmek istemediklerini dile getirmişlerdir. Çocukların yıl içerisinde okul değişikliği yapmadıklarını belirten ebeveynler çocukları ile eve geldikten sonra sohbet etmeye çalıştıklarını ancak çocukların okulda yaptıkları hakkında çok fazla konuşmak istemediklerini dile getirmişlerdir. Ebeveynlerin tümü çocuklarının okulu, öğretmenini ve arkadaşlarını sevdiğini okul ve çalışanlar ile ilgili herhangi bir sorun yaşamadığını belirtmişlerdir. Ancak ebeveynlerin küçük bir bölümü çocuklarının arkadaşları ile sorun yaşadığını belirtmişlerdir. Ebeveynlerden bir bölümü öğretmenlerle her gün, bir bölümü ise işi oldukça veya çocukla ilgili bir şey olduğunda ya da veli toplantılarında görüştüklerini söylemişlerdir. Ebeveynlerin tümü öğretmenlerin kendileri ile olan iletişiminden memnun olduklarını belirtmişlerdir. Araştırmanın bulguları doğrultusunda ailelere, eğitimcilere, araştırmacılara ve eğitim politikacılarına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Okul öncesi eğitim, Erken çocukluk eğitimi, Ebeveyn tutumu, Okula uyum, Karma yöntem.

Ana-baba tutumuErken çocuk eğitimiKarma yöntemler+6
Vakkas Yalçın
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Küresel reklamcılıkta adaptasyon türlerı̇: Adaptasyon reklam uygulamalarına yönelı̇k etkı̇ araştırması

Literatürde adaptasyon reklamla ilgili yapılan çalışmalar, standardizasyon ve adaptasyon karşılaştırması üzerinedir. Adaptasyon reklamla ilgili herhangi bir sınıflandırma yapılmamış, dolayısıyla adaptasyon reklam sınıflarına yönelik bir tüketici etki araştırması gerçekleştirilmemiştir. Bu araştırma kapsamında önce adaptasyon reklam türlerini belirlemek, daha sonra adaptasyon reklam türlerine yönelik tüketici tutumunu ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, araştırma karma bir yöntem ile iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada, reklam yaratıcıları ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek prodüksiyonel ve masaüstü olmak üzere iki adaptasyon reklam türü belirlenmiştir. İkinci aşamada ise, prodüksiyonel ve masaüstü adaptasyon reklamlar oluşturulmuş ve bir deneysel araştırma tasarlanmıştır. Deneysel araştırmada önce reklam katılımcılara gösterilmiş ve sonra katılımcılardan reklama yönelik tutum anketini cevaplamaları istenmiştir. Daha sonra anketi cevaplayan katılımcılarla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilerek, prodüksiyonel ve masaüstü adaptasyona yönelik tutumları ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre prodüksiyonel adaptasyon reklama yönelik tutumun, masaüstü adaptasyona yönelik tutumdan tüm değişkenlerde daha olumlu olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bir adaptasyon reklama yönelik tutumu, inandırıcılık, yaratıcı yapım uygulamaları öğeleri ve kültürel öğelerin etkilediği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Adaptasyon reklam,Küreselleşme,Adaptasyon,Küresel reklam stratejileri,Küresel reklamcılık

Glokal pazarlamaKüreselleşmeReklamlar+4
Emrah Gülmez
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelerde hasta aktivasyonu ve sağlık okuryazarlığı, gebeliğe uyum ile ilişkisi

Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikteki bu çalışma, gebelerde hasta aktivasyonu ve sağlık okuryazarlığı düzeyinin gebeliğe uyum ile ilişkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Veri toplama aşaması 01.06.2021-01.09.2021 tarihleri arasında Orta Karadeniz Bölgesi'nde bir hastanede kadın doğum polikliniklerine başvuran en az 6 haftalık 331 gebe ile tamamlandı. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Hasta Aktivasyonu Ölçeği (HAÖ), Prenatal Kendini Değerlendirme Ölçeği (PKDÖ), Avrupa Sağlık Okuryazarlığı Türkçe Uyarlaması Ölçeği (ASOY-TR) ile toplandı. Veriler SPSS 22.0 programı ile Independent t testi, ANOVA ile analiz edildi. Çalışmaya dahil edilen gebelerin %50.8'i 26-33 yaş aralığında, %41.1'i primigravida, %45.9'u nullipar, 21.7'si daha önce abortus yaşamıştır. %60.7'sinin gestasyonel haftası 24-41 hafta arasındadır. Çalışmaya dahil edilen gebelerin HAÖ ortalama puanı 51.45±12.97, ASOY-TR genel sağlık okuryazarlığı ortalama puanı 128.64±22.33, PKDÖ ortalama puanı 149.07±25.35 olarak bulundu. Çalışmaya dahil edilen gebelerin HAÖ ve ASOY-TR Genel Sağlık Okuryazarlığı ortalama puanları ile PKDÖ toplam ortalama puanları arasında negatif ilişki belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak gebelerin hasta aktivasyonu ve sağlık okuryazarlığı düzeyi arttıkça gebeliğe uyumu artmaktadır.

GebelikHasta aktivasyonuSağlık okuryazarlığı+1
Seda Ünver
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli sığınmacıların yerleşim bölgelerindeki güvenlik kaygıları ve uyum süreci Gaziantep örneği

Bu çalışmada Arap Baharı etkisiyle Suriye'de yaşanan iç savaş neticesinde zorunlu göçe maruz bırakılan Suriyeli sığınmacıların ülkemizde bulunmalarının hukuki statüleri, uluslararası göç kuramları ile birlikte ele alınmıştır. Suriye'de yaşanan iç savaşın başlaması ile birlikte neden sonuç ilişkisi içerisinde zorunlu göçün nedenleri açıklanmaya çalışılmıştır. Türkiye Suriye'de yaşanan iç çatışmalar neticesinde oluşan büyük göç dalgasının büyük kesimini kabul eden ülke konumunda olması sebebiyle büyük öneme sahiptir. Suriyeli sığınmacıların yerleşim bölgelerindeki güvenlik kaygıları ve uyum süreci araştırmanın temel konusudur. Sığınmacıların kentte yaşadığı sosyal, ekonomik ve psikolojik sorunları ayrıntılı bir şekilde saha çalışmalarıyla birlikte incelenmiştir. Araştırmamızda çoktan seçmeli anket sorularıyla yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak veriler toplanmıştır. Anketin uygulanmasında 400 kişilik örneklem grubu belirlenmiş, veriler öncelikle Excel ortamına aktarılarak uygun biçimde SPSS analiz yöntemi ile değerlendirilmiştir.

GaziantepGöçmenlerGüvenlik+2
Aytaç Önel
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Matematiksel etkinliklerin tasarım ve adaptasyon boyutlarına dair akademisyen ve öğretmen görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı matematiksel etkinliğin ne olduğunu, etkinlik seçiminde ön planda tutulan etmenlerin ve bu etkinliklerde yapılan adaptasyon çalışmalarının neler olduğunu ortaya çıkarmaktır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden nitel betimsel desen kullanılmıştır. Çalışmanın teorik perspektifini ortaya koymak için 9 matematik öğretmen eğitimcisi, pratik perspektifini ortaya koymak için ise 13 matematik öğretmeni ile çalışılmıştır. Bu kapsamda öğretmen eğitimcileri ve öğretmenler ile ayrı çalıştaylar düzenlenerek yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerde öğretmen eğitimcileri ve öğretmenler için farklı sorular kullanılmıştır. Video kayıt altına alınan görüşmeler, sonrasında transkript edilmiştir. Transkript içerikleri ise içerik analizine tabi tutulmuştur. Çalışmanın teorik çerçevesinde elde edilen bulgulara göre etkinlik kavramı tanımlarında etkinliğin bir amacının olması, süreç sonunda bir ürüne ulaşılması ve öğrencinin etkinlikte etkin katılım göstermesi gibi noktalarda yoğunlaşıldığı ve amaç/kapsam, senaryo/kurgu, zaman ve ürün gibi hususların ise ağırlıklı olarak etkinliğin temel bileşenleri olarak kabul edildiği görülmüştür. Başarılı bir etkinlikte kapsayıcı olma, iyi oluşturulmuş yönergelere sahip olma, öğrenci ilgisini çekme ve adapte edilebilir olma gibi özellikler ön plana çıkmıştır. Ayrıca öğretmenlerin etkinlik seçiminde geniş yelpazede hatalar yaptıkları ortaya konmuştur. Bunların giderilmesi için ise etkinliğin ihtiyaç olarak hissedilmesi, akademik çalışmaların takip edilmesi gibi önerilerde bulunulmuştur. Çalışmanın pratik çerçevesinde ise öğretmenlerin en çok MEB ders kitaplarını ve sosyal medyayı etkinlik temininde kullandıkları görülmüştür. Bunların ise olumlu ve olumsuz açılardan nitelikleri tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin etkinlik seçiminde etkinliğin kapsayıcı olması, ilgi uyandırması ve amaca uygun olması gibi hususlar ön plana çıkmıştır. Öğretmenlerin etkinlikleri sınıflarına adapte etmek için ise en fazla etkinliğin yönergelerinde, materyal ve çalışma biçiminde düzenlemeler yaptıkları görülmüştür. Diğer yandan öğretmenlerin etkinlik seçimi sürecinde en fazla etkinliğin niteliği ve türü doğrultusunda sorunlarla karşılaştıkları tespit edilmiştir.

AkademisyenlerEğitim etkinliğiMatematik+4
Zeynep Avcı
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Futsal oyuncularına uygulanan proprioseptif nöromüsküler fasilitasyon germe egzersizlerinin denge, dolaşım parametreleri ve motorik adaptasyonlar üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, 6 haftalık proprioseptif nöromüsküler fasilitasyon germe egzersizlerinin, 14-17 yaş grubu erkek futsal oyuncularının denge, dolaşım parametreleri ve motorik adaptasyonlar üzerine olan etkilerini araştırmaktır. Çalışmaya 14-17 yaşları arasında futsal antrenmanlarına düzenli olarak katılan, herhangi bir kronik hastalığı olmayan gönüllü toplam 36 futsal oyuncusu dahil edilmiştir. Katılımcı sayılarının belirlenmesinde G-power analizi yapılarak uygun sayı belirlenmiştir. Futsal oyuncuları PNF grubu (n=12), antrenman grubu (n=12), ve kontrol grubu (n=12) olmak üzere eşit sayılarda üç gruba ayrılmıştır. PNF grubuna altı hafta, haftada üç gün PNF germe egzersiz programı futsal antrenmanı ile birlikte uygulanmıştır. Antrenman grubu ise sadece futsal antrenmanlarına düzenli olarak devam etmiştir. Kontrol grubuna herhangi bir antrenman programı uygulanmamıştır. Bütün gruplardan yaş, boy, kilo, nabız, tansiyon, satürasyon, denge, şınav, mekik, dikey sıçrama, yatay sıçrama, otur – uzan esneklik testi ve 30 metre sprint testi ölçümleri yapılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, PNF ve antrenman gruplarında sistolik kan basıncı, şınav, mekik, dikey ve yatay sıçrama ile 30 metre sprint testinde deney grupları lehine anlamlılık tespit edilmiştir (p<0.05). PNF grubunun dolaşım parametreleri ölçümlerinde ön test ve son testleri arasında istatistiksel olarak anlamlılık bulunamazken (p>0.05), gruplar arası karşılaştırmada PNF grubu lehine anlamlılık bulunmuştur (p<0.05). Futsal oyuncularına uygulanan PNF egzersizlerinin, denge, mekik, şınav, dikey ve yatay sıçrama ile sprint performansı üzerine olumlu etkilerinin olduğunu söyleyebiliriz.

EgzersizFutsalKan dolaşımı+7
Mustafa Ceyran
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Saf ivesi ve değişik kan dereceli ost friz x ivesi melezi koyunların, Çukurova subtropik iklim koşullarındaki fizyolojik tepkileri ve performansları üzerine bir araştırma

Bu araştırma Saf İvesi ve değişik kan dereceli İvesi x Ostfriz melezi koyunların, Çukurova iklim koşullarındaki fizyolojik özellikleri ve performanslarını ortaya koymak amacı ile yapılmıştır. Araştırma materyali hayvan grupları, bölgenin iklim koşullarına adapte olmuş saf İvesi koyunu ile bunun Ostfriz'lerle melezleri olan F1 (%50 İvesi, %50 Ostfriz), F2 ( F1 x F1) ve G1 (%75 İvesi, %25 Ostfriz) koyunlarından oluşturulmuştur. Deneme boyunca, koyunların rektal sıcaklık, solunum sayısı ve nabız sayısı gibi fizyolojik parametreleri, sabah 07.00-08.00, öğle 11.00-12.00 ve öğleden sonra 14.00-15.00 saatleri arasında alınmıştır. Bunlara ek olarak döl verimi ve süt verimi ile ilgili, kuzu verimi, laktasyon süt verimi, laktasyon süresi gibi performanslar belirlenmiştir. Deneme sonunda elde edilen sonuçlar aşağıda verilmiştir. Denemeye alınan koyunların genetik yapısının, fizyolojik özellikler üzerinde önemli farklılıklara neden olduğu ortaya konulmuştur. Yaş faktörlerine göre düzeltilmiş nabız sayısı, solunum sayısı ve rektal sıcaklık bakımından deneme grupları arasındaki farklılık p<0.01 ve p<0.05'te önemli olarak bulunmuştur. Aynı parametreler yönünden haftalar ve saatler arası farklılık önemli düzeyde bulunmuştur (p<0.01 ve p<0.05). Ayrıca hafta x saat interaksiyonu da P<0.01'de önemli olarak saptanmıştır. Fizyolojik özellikler bakımından elde edilen düzeltilmiş ortalamalar ise İvesi, G1, F1 ve F2 koyun grupları için sırası ile rektal sıcaklık (°C) bakımından, 38.8±.0.19, 39.1+0.32, 39.3±0.28, 39.1±0.35 ; solunum sayısı (adet/dak.) bakımından 55.2+23, 57.6±23, 61.0±13, 58.9+20, nabız sayısı (adet/dak.) bakımından ise 56.5+11, 63.5+15, 63.5+15, 69.5+10 olarak bulunmuştur. Ölçümlerin yapıldığı 7.00-8.00, 11.00-12.00 ve 14.00-15.00 saatlerindeki fizyolojik özellikler bakımından, grupların düzeltilmiş ortalamaları sırası ile, rektal sıcaklık için 39.0+0.39, 39.2+0.38, 39.1+0.36, solunum sayısı için 55.6+17, 65.2+22, 69.0+20 ve nabız sayısı için 73.0+12, 74.0+10, 70+10 olarak3 3 saptanmıştır. Denemeye alınan koyunlarının süt veriminin belirlenmesi için, yaş faktörü elemine edilerek düzeltilmiş, laktasyon süt verimi ve laktasyon süreleri hesaplanmıştır. Elde edilen düzeltilmiş ortalamalar aşağıda verilmiştir. Laktasyon süt verimi İvesi, F1, F2 ve G1 için sırası ile; 134±24, 157±5, 136+2, 148+28 olarak saptanmıştır. Laktasyon süresi de aynı şekilde düzeltilmiş ve İvesi, F1, F2 ve Gl'ler için sırası ile, 163±23, 152+22, 137+16, 174+9 olarak bulunmuştur. Grupların döl verim özelliklerine bakıldığında G1 grubunun kuzu veriminin yüksek olduğunu, bunların kuzularının doğum ağırlığının düşük olduğunu ancak sütten kesim ağırlıklarının diğer gruplara eşit hatta daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Deneme sonuçlarından, İvesi grubu koyunların bölge koşullarına en iyi adapte olmuş genotip olduğunu söyleyebiliriz. Bunların melezleri içinde GVlerin bölgeye adaptasyonunun yüksek, buna bağlı olarak performanslarınında denemeye alınan tüm gruplardan daha iyi olduğu söylenebilir.

KoyunlarMelezPerformans+3
Nazan Koluman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Disiplin cezaları ve lise öğrencilerinin uyum durumları arasındaki ilişki

Bu araştırma disiplin cezaları ve lise öğrencilerinin uyum durumları arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın Evrenini 1994-1995 Eğitim öğretim yılında Adana II Merkezinde bulunan. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ortaöğretim kurumlarının lise kısımları oluşturulmuştur. Araştırma örneklemi ise Yüregir Atatürk Lisesi ile Sunar Nuri Çomu Lisesi, Seyhan Merkez İlçede ise Baraj Lisesi ile Borsa Lisesinde okuyan öğrencilerden 1994-1995 eğitim öğretim yılında ve daha önceki yıllarda disiplin cezası almış olan öğrencilerin tümü ile bunların sayısı oranında rastlantısal olarak seçilen disiplin cezası almamış olan öğrencilerden oluşmuştur. Araştırmanın kapsamına alınan dört liseden disiplin cezası almış olan 30 öğrenci okul disiplin kayıtları esas alınarak tesbit edilmiştir. Bu öğrencilerin oranında disiplin cezası almamış olan 30 öğrenci rastlantısal olarak seçilmiş ve araştırma örneklemi ne toplam 60 öğrenci alınmıştır. Araştırmada öğrencilerin uyum düzeylerini belirlemek amacıyla 1976 yılında özgüven tarafından geliştirilen ve 1982 yılında revizyondan geçirilerek son seklini almış olan Hacettepe Kişilik Envanteri kullanılmıştır. Araçtan elde edilen verilerin çözümlenmesi "t-testi" tekniğinden yararlanılarak yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular ise şöyle özetlenebi lir. Disiplin cezası almış olan lise öğrencileri ile disiplin cezası almamış olan lise öğrencilerinin Kişisel Uyum alt ölçeklerinden almış oldukları puanlar arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Ancak Antisosyal Eğilimlerden almış oldukları puanların ortalamaları arasındaki fark anlamlı bulunmuştur.

CezaDisiplin cezasıLise öğrencileri+2
Ahmet Özmen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası ekonomik sistemi biçimlendiren yeni olgular ve Türkiye`nin uyum sorunları

ÖZET Bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeler yeni ve ileri bir toplumsal dönüşüme geçişin temellerini oluşturmakta ve bilgi toplumu olarak nitelendirilen yeni bir toplum yapısının nesnel koşullarını hazırlamaktadır. Enformatik teknoloji denilen teknolojinin yeni biçimi, bir toplum düşenini oluşturan tüm kurumsal yapıları, toplumsal ilişkileri ve siyasal sistemleri değişikliğe uğratmaktadır. Günümüz gelişmiş sınai toplumlarında ortaya çıkan, ancak gelişmekte olan ülkelerinde kayıtsız kalamadığı hızlı teknolojik gelişmeler, üretim sistemlerinde de köklü bir değişime neden olmuştur, üretim sistemi ve organizasyonunda ve iş örgütlenmesinde ortaya çıkan yeni oluşumlar, emek-sermaye ilişkileri, para-kredi mekanizmaları, pazar yapısı ve rekabet biçimleri ile devletin rolü ve dünya ekonomisiyle ilişkilerin aldığı görünümler, bu değişim sürecinin oldukça yeni bir alanı içine aldığını göstermektedir. Enformatik teknoloji denilen mikroelek troniğin bilgiyi, parayı, sermayeyi, üretim ve malları dünya ölçüsünde daha yoğun ve daha hızlı dağıtım etkisiyle birlikte oluşan ul uslararası 1 aşmada globalleşme olgusunu beraberinde getirmiştir. Gî obal i z asyon daha önceki dönemlerde de örnekleri var olan basit bir uîusl ararasılaşraa süreci değildir. Onun ötesinde bir u luslaraşırı 1 aşma sürecidir. Bu süreçten en cok etkilenecek olan ülkeler ise gelişmesini henüz tamamlamamış olan ülkelerdir. Türkiye'de bu ülkelerden biridir.« I Dolayısıyla bu çalışma, son yirmi yılda dünya ülkelerinde ortaya çıkan radikal ekonomik ve teknolojik değişmeleri irdelemeyi amaçlamaktadır. Az gelişmiş ülkelerin gelişmeler karşısındaki durumu incelenmektedir. Yine, hu kapsamda Türkiye'de rekabetçi piyasa koşullarında ekonomiyi dışa açma ve dünya ekonomisiyle bütünleştirme yönünde gerçekleştirilen dönüşümün, ne ölçüde günümüzde bilim ve teknoloji alanında meydana gelen gelişmelerin niteliklerine uyduğu dikkatle irdelenmektedir. Türkiye'nin yeni sürece adapte olabilmesi için mevcut sanayi yapısı ve teknoloji politikası konularında neler yapması gerektiği hususu üzerinde durulmaktadır.

Ekonomik bütünleşmeEkonomik sistemlerKüreselleşme+2
Belgin Harman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Oryantasyon eğitiminin çalışanların turnoverına etkisi ve bir uygulama

Günümüzde isletmeler nitelikli personelleri elinde tutmakta zorlanmaktadırlar. se yeni alınan personelin isyerlerinde geçirdikleri ilk zamanları mesleki açıdan oldukça zorlayıcı olmaktadır. Bu nedenle sirketler oryantasyon egitimine önem vermek zorundadırlar. Bu arastırma göstermektedir ki oryantasyon egitimi alan personelin ise devamlılıgı ve ise adaptasyonu, oryantasyon egitimi almayan personele göre daha uzun bir süreç gerektirir. Bu arastırmanın teorik bölümünde insan kaynakları yönetiminde egitim süreci, egitimin isletmeler ve personel için önemi, egitim çesitleri, oryantasyon egitiminin personellerin isgücü devir hızı (turnover) ve ise adaptasyonuna etkisi üzerinde durulmustur. Uygulama bölümünde ise bir otomotiv sirketinde uygulanan oryantasyon egitiminin isgücü devir hızı (turnover) ve ise adaptasyona etkisi, egitim almıs personele uygulanan anketle belirlenmistir. Bu bölümün ilk kısmında personelin demografik özellikleri üzerinde durulmustur. kinci kısmında ise personelin oryantasyon egitiminin isgücü devir hızı ve ise adaptasyona etkisi hakkındaki görüsleri üzerinde durulmustur. Anahtar Kelimeler: Oryantasyon, sgücü Devir Hızı, se Adaptasyon.

OryantasyonUyum
Zeynep Balbay
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde sermaye piyasalarının entegrasyonu

Avrupa Birliği, sermaye piyasalarında uyumlaşma ve bütünleşme sağlarken, Türkiye tam üyelik kapsamında sermaye piyasası ve borsası ile birlikte tüm finansal sistemini AB'ye uyumlaştırma çabasındadır. Üye ülke piyasalarında görülen aksaklıklar ve ülkelerarası fon hareketlerinde çıkan uyuşmazlıklar, topluluğu yeni standartlar belirlemeye ve uygulamaya yöneltmektedir. Bu nedenle, heterojen yapıya sahip üye ülkeler arasında işbirliği ve koordinasyonla birlikte kademeli yakınlaşma sağlanması esas alınmaktadır. 1992 yılında Maastrich anlaşması ile topluluk, AB olarak daha geniş boyutlu bir hedefe hazırlanmaktadır. Anlaşma ile, ekonomik ve parasal birlik kurmak, uyumlu ve dengeli olarak ekonomik faaliyetlerde süreklilik sağlamak, dışsal faktörleri de dikkate alarak enflasyonsuz bir büyümeyi gerçekleştirmek ve yüksek seviyede istihdam olanağı ve sosyal güvence amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Sermaye Piyasası, Entegrasyon. vıı

Avrupa BirliğiBütünleşmeSermaye piyasası+4
Vedat Koşar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki Suriyeli göçmenlerin toplumsal yaşam alanındaki pratiklerini çokkültürlülük bağlamında sorunsallaştırmak: Bolu ili örneği

Eskimeyen bir olgu olarak göç olgusu, şimdilerde yurtlarından edilen milyonlarca insanın sığınacak bir liman arayışını konu edinmektedir. Bu bağlamda Suriye'deki iç çatışmalar yüzünden kendisine sığınan Suriyeli göçmenlere ev sahipliği yapan Türkiye, 3.588.054 Suriyeli göçmen için hem güvenli bir liman olurken hem de kaldıkları süre içinde sıkıntı yaşamamaları için çeşitli alanlarda hizmetler sunmaktadır. Bu tez çalışması Suriyeli göçmenlerin toplumsal alandaki pratiklerini çokkültürlülük bağlamında sorunsallaştırmaya yöneliktir. Bu doğrultuda 2019 yılında Bolu'da yaşayan 20 katılımcıya yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanarak veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler göçmenlik ve çokkültürlülük kuramsal yaklaşımları etrafında sorunsallaştırılmaya çalışılmıştır. Özellikle Suriyeli göçmenlerin sorun yaşayabileceği kültürel perspektif içerisinde çalışma hayatı, barınma, eğitim, dil, iletişim, kültürel uyum, sağlık gibi alanlardaki deneyimlerinin Türkiye'deki yansımaları örneklem çerçevesinde çokkültürlülük kuramı bağlamında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda Suriyeli göçmenlerin bu alanlarda sorunlar yaşadığı ve ev sahibi ülkenin vatandaşları ile uyum sağlama durumlarının istenilen düzeyde olmadığı ve kendi geleceklerine yönelik kaygılar taşıdıkları araştırma bulgularına yansımıştır. Anahtar Kelimeler: Çokkültürlülük, Göç, Suriyeli Göçmen, Uyum

BoluGöçlerGöçmenler+7
Ebru İleri
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgesinden selekte edilmiş bazı incir genotiplerinin Adana koşullarında kalite özellikleri ile partenokarpiye eğilimleririnin belirlenmesi

Bu çalışmada, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinden selekte edilen bazı incir genotiplerinin, pomolojik ve morfolojik özellikleri ile birlikte meyve doğuş tarihleri saptanmış, Blastophaga psenes'in meyveye giriş tarihleri incelenmiştir.Gelişme dönemi boyunca, haftalık meyve örnekleri alınmış ve bunlar derin dondurucuda (-20oC) saklanmıştır. Daha sonra bu örnekler stereo mikroskopta incelenerek çiçeklerin yıl içindeki gelişimleri gözlenmiştir.Yapılan analizlerde, ortalama meyve ağırlığının 21,17-69,25 g, meyve eni 31,91-50,88 cm, meyve boyunun 32,98-53,44 cm, kabuk kalınlığının 0,88-1,73 cm, suda çözünebilir kuru madde miktarının % 16,0-28,0 arasında olduğu tespit edilmiştir.Bu çalışmada 01-İN-48, 01-İN-51, 01-İN-52, 01-İN-53, 01-İN-54, 01-İN-55, 01-İN-56, 01-İN-57, 01-İN-58, 31-İN-01, 31-İN-05, 31-İN-06, 31-İN-07, 31-İN-11, 31-İN-12, 31-İN-13, 31-İN-16, 31-İN-17, 31-İN-19, 31-İN-24, 31-İM-02, 31-İM-10, 31-İM-15 genotipleri ile Küçük Kuyruklu Sarı, Yerli Beyaz Suruç, Siyah Güzlük Bozova Merkez, Kuyruklu Yeşil, Mut, Sultanı Halfeti, Yerli Beyaz Akçakale, Alakuşu çeşitlerinin partenokarpik meyve oluşturdukları belirlenmiştir.

FenolojiMorfolojik özelliklerPomolojik özellikler+2
Selen Yaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessEN

From Prep Class to First Year: An Investigation into the Transitional Effects of a One-year English Preparatory Continuum on Language Proficiency and University Adjustment

The main purpose of this study was to investigate the transitional effects of a one-year English preparatory continuum on language proficiency and university adjustment. To this end, the study was carried out with 150 first-year ELT students in total as two separate participant groups. One of the groups consisted of 75 students who had already attended preparatory class in the academic year of 2008-2009 and then made a transition to the freshman year. The remaining 75 participants comprised the students who were exempted from the preparatory class and therefore directly admitted to the first-year.The data were collected through the Language Proficiency Questionnaire, the Student Adaptation to College Questionnaire and semi-structured interviews. The questionnaires were administered both at the beginning and end of the academic year as pre-questionnaire and post-questionnaire. The quantitative data gathered from questionnaires were analyzed using SPSS computer program and the analysis of the qualitative data obtained via interviews was realized utilizing content analysis procedure.The results of the study showed that there was no significant difference between the students who took preparatory education in the previous year and the others that were exempted from it in terms of language proficiency. On the other hand, it was found that these two types of students statistically differed from each other with respect to university adjustment.Keywords: Transition, Preparatory Program, First-Year Students, Language Proficiency, University Adjustment.

Language proficiencyPreparatory classesPreparatory classes+5
Nermin Arın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Almanya yeni göç yasası çerçevesinde Türkiye'de uygulanan Almanca dil kurslarının öğretbilimsel açıdan çözümlenmesi

Türklerin en çok göç ettiği dış ülke Almanya'dır. Günümüzde Almanya'ya göç edebilme şartları yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme ?yeni göç yasası? adı altında 2005 yılında Almanya tarafından yapılmıştır. Bu yasa değişikliği ile Almanya'ya göç etmek isteyen bireyler ?Start Deutsch 1? (A1 sınavı) sınavına katılarak bu sınavdan yeterli puanı almak zorundadır.Sınav zorunluluğunun getirilmesi ile Türkiye'deki dil kurslarında hızla A1 sınavı hazırlık kursları açılmaya başlanmıştır. Bu kursların temel kaynağını Almanca ders kitapları oluşturmaktadır.Yeni göç yasası ile Almanya uyum sorununu ortadan kaldıracağını söylemektedir. Ancak sınav zorunluluğu ile uyum sorununun ortadan kalkacağını söylemek olanaksızdır. Bunun yerine kültürlerarası etkileşim sağlanmalı ve varsa bireylerin karşıt kültür hakkında önyargıları ortadan kaldırılmalıdır. Ayrıca göç etmek isteyen bireyler uyum sorunu olduğu düşünülen alanlarda bilgilendirilmelidir.

AlmancaAlmanyaDil bilim+7
Adem Albayrak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

İmplant protezlerinde dört farklı ölçü tekniğinin doğruluğunun değerlendirilmesi

İmplant destekli protezlerin başarısı implantın kendisi ve implant-protez bağlantı parçaları arasındaki pasif uyumun doğruluğu ile direkt olarak ilişkilidir. Bu yüzden ölçü ile implant pozisyonlarının, alçı modeline doğru transfer edilmesinin hatasız olması gerekmektedir. Pasif uyum için en önemli basamak doğru bir ölçüdür. Klinik olarak, pasif uyuma sahip bir üst yapı elde edilmesi mümkün olamamaktadır, bunun yerine mümkün olan en az uyumsuzluğa sahip bir üst yapı klinik hedef olabilir.Çalışmamız iki kısımdan oluşmaktadır. Epoksi rezin kullanılarak dişsiz bir üst çene modeli elde edildi ve overdenture protezlere uygun şekilde paralel olarak yerleştirilmiş dört dental implant yerleştirildi. Çalışmamızın her iki kısmında ana model olarak kullanıldı. Ana modelden alınan ölçülerle birinci (n:60) ve ikinci kısım (n:40) için toplamda 100 adet alçı (çalışma) modeli hazırlanmıştır. Çalışma modellerin hazırlanmasında tip IV dental alçı kullanılmıştır. Birinci kısımda, ana model ve çalışma modelleri profil projektör altında incelendi ve lineer implant pozisyonları kaydedildi. Ana model referans olarak alındı ve çalışma modellerinin lineer ölçü varyasyonları istatiksel olarak karşılaştırıldı. İkinci kısımda, ana model (n:10) ve çalışma modelleri (n:40) kullanılarak toplam elli adet Ni-Cr alaşımlı bar üst yapılar elde edildi. Üst çenede orta hattın sağ ve sol kısmına üçer adet olacak şekilde, implantların distal ve mezial servikal bölgelerine toplamda altı adet gerinim ölçer yapıştırıldı. Üst yapıların fiksasyonu esnasında oluşan toplam gerinim miktarı belirlendi ve istatiksel olarak analiz edildi. İlk aşama için, A (indirekt yöntem) ve B (direkt yöntem) gruplardaki modeller istatistiksel olarak ana modelden fark bulunurken, C (akrilik rezin ile splintleme + direkt yöntem) ve D (metal ara parça ile splintleme + direkt yöntem) grupları ana modelden farkı bulunmadı. İkinci aşama ölçümlerine göre, tüm gruplar ana modelden anlamlı olarak farklı bulundu.Bu çalışmada kullanılan metal ara parça ile splintleme + direkt yöntem en güvenilir ölçü tekniği olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, bu yöntem minimum uyumsuzluğa sahip implant üst yapısını elde etmek için klasik ölçü tekniklerine alternatif olabilir.

Dental implantasyonDental implantlarDental porselen+3
Cihan Cem Gürbüz
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin cinsiyet, sosyo-ekonomik ve öğrenim kademesi düzeylerine göre bilişsel esneklik, uyum ve kaygı puanları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim ikinci kademe, ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencilerinin cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey ve öğrenim kademesine göre uyum, kaygı ve bilişsel esneklik düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını incelemektir.Araştırmanın örneklemi, 11?24 yaşları arasında, 630 kız, 402 erkek olmak üzere, toplam 1032 ön ergenden ve ergen Adana ili, Çukurova, Sarıçam, Seyhan ve Yüreğir ilçelerinde yer alan on ilköğretim, on bir ortaöğretim okulundan ve Çukurova Üniversitesi'nin bölümlerinden evrendeki oranlarına göre Tabakalı ve seçkisiz örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Araştırmaya katılan grubun, bilişsel esneklik puanlarını belirlemek amacıyla ?Bilişsel Esneklik Ölçeği?, Uyum düzeylerini belirlemek için ise ?Hacettepe Kişilik Envanteri? ve Kaygı düzeylerini belirlemek içinde ?Spielberg'in Süreklilik-Durumluluk Kaygı Envanteri kullanılmıştır. Araştırmada toplanan veriler SPSS 11.5 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. İlk önce araştırmaya katılan katılımcıların kişisel bilgileri ile ilgili özelliklerinin belirlenmesi amacıyla betimsel istatistikler hesaplanmıştır. İkinci aşamada ise Kaygı ve Uyum düzeylerinin bilişsel esneklik puanlarına, cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey ve öğrenim kademesine göre anlamlı bir fark olup olmadığını anlamak için varyans analizi yapılmıştır.Katılımcıların cinsiyet değişkeni açısından durumluluk kaygı düzeylerine göre farklılık olduğu ancak cinsiyet değişkeninden etkilenmediği belirlenmiştir. Diğer taraftan cinsiyet değişkeni açısından genel, sosyal ve kişisel uyum düzeylerine göre farklılık olduğu ve uyum düzeyi arttıkça bilişsel esneklik puanlarının arttığı ancak cinsiyete değişkenine göre sadece kişisel uyum düzeyi açısında bilişsel esneklik puanlarının etkilendiği görülmektedir.Katılımcıların sosyo-ekonomik düzey değişkeni açısından durumluluk kaygı düzeylerine göre farklılık olduğu, kaygı düzeyi azaldıkça bilişsel esneklik puanlarının arttığı ancak sosyo-ekonomik düzey değişkeninden etkilenmediği belirlenmiştir. Diğer taraftan sosyo-ekonomik düzey açısından genel, sosyal ve kişisel uyum düzeylerine göre farklılık olduğu ve uyum düzeyi arttıkça bilişsel esneklik puanlarının arttığı ancak sosyo-ekonomik düzey değişkenine göre bilişsel esneklik puanlarının etkilenmediği görülmektedir.Katılımcıların öğrenim düzeyi değişkeni açısından durumluluk ve süreklilik kaygı düzeylerine göre farklılığın olduğunu kaygı düzeyi azaldıkça bilişsel esneklik puanlarının arttığı ancak öğrenim kademesi değişkeninden etkilenmediği belirlenmiştir. Diğer taraftan öğrenim kademesi açısından genel, sosyal ve kişisel uyum düzeylerine göre farklılık olduğu ve uyum düzeyi arttıkça bilişsel esneklik puanlarının arttığı ancak öğrenim kademesi değişkenine göre bilişsel esneklik puanlarının etkilenmediği görülmektedir.Son olarak, cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey ve öğrenim kademesi değişkenlerinin kaygı ve uyum düzeylerinin ortak etkilerinin bilişsel esneklik puanlarında anlamlı bir farklılık oluşturmadıkları bulgusu elde edilmiştir.

Bilişsel esneklikCinsel kimlikErgenler+5
Sinan Öz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin örgütsel ve bireysel değerlerine ilişkin uyum algılarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin örgütsel ve bireysel değerleri arasındaki uyumu çeşitli değişkenler açısından incelemek ve okulda birey-örgüt değer uyumuna yönelik bazı çıkarımlar sunmaktır. Bu amaçla, öncelikle bireysel değerler ile örgütsel değerlerin uyumuna ilişkin genel bir kavramsal çerçeve sunulmuştur. Ayrıca, araştırma kapsamında, birey-örgüt değer uyumunun sonuçları yaş, cinsiyet, mesleki kıdem gibi kavramlarla ilişkilendirilerek tartışılmıştır. Tarama modelinde olan bu araştırmada, sınıf öğretmenlerinin birey-örgüt değerler uyumuna ilişkin algıları, araştırmanın bağımlı değişkenini oluşturmuştur. Bireysel ve örgütsel değerler uyumu üzerinde etkisi araştırılan cinsiyet, öğretmenlerin çalıştıkları okuldaki mesleki kıdem, hizmet süresi, yaş, öğrenim durumu, çalıştığı kurumda kendini değerli ve önemli hissedebilme durumu, öğretmenlerin mezun oldukları okullara ve kurumlara göre algıladıkları tutuma ilişkin değişkenleri ise, araştırmada bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Ayrıca, araştırma kapsamında sınıf öğretmenlerinin bir dizi değere ilişkin verdikleri önem sıraları da incelenmiştir. Araştırma, 2013-2014 eğitim ve öğretim yılı içinde, Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkamil merkez ilçelerinde bulunan ilkokullarda yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Şahinbey ve Şehitkamil merkez ilçelerinden seçilen 36 ilkokulda görev yapan 550 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin toplanması amacıyla Sezgin'in (2006) geliştirdiği ölçek kullanılmıştır. Araştırmadaki alt problemlerin analiz ve çözümlenmesi amacıyla İlişkisiz Örneklemler İçin t-Testi, Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçları, araştırmaya katılan sınıf öğretmenlerinin bireysel ve örgütsel değerlere ilişkin algıları arasında pozitif yönde, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Sınıf öğretmenlerinin bireysel ve örgütsel değerler uyumuna ilişkin algıladıkları arasında, cinsiyet değişkeni, çalıştıkları okuldaki hizmetlerinin süresi, yaş, öğrenim durumu, mezun oldukları kurum değişkenlerine göre istatistiki açıdan anlamlı farklılık bulunmamıştır. Katılımcıların bireysel ve örgütsel değerlerin uyumuna ilişkin algılarında; kendini okulun değerli ve önemli bir üyesi olarak hissetme, mesleki kıdem ve okula karşı algılanan tutum değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık görülmüştür. Ayrıca, araştırma sonuçları, birey ve örgüt değerleri açısından "güven", "empati" ve "saygı" gibi değerlerin önem sırası daha ön planda görülmesine karşın, "katılım", "risk alma" ve "hassasiyet" gibi değerlerin önem sırası açısından daha gerilerde yer aldığını göstermiştir. Araştırmaya katılan öğretmenler tarafından okulda güvene ve karşılıklı saygıya dayalı, olumlu ve destekleyici bir çalışma ortamının oluşturulması, ilişkilerin dürüstlük temeline dayandırılması, yardımlaşma, işbirliği ve karşılıklı anlayışın pekiştirilmesi, sorumluluk ve görev bilincine önem verilmesi önerilmiştir.

BireysellikDeğerlerEmpati+5
Mehmet Selman Kayan
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

8.sınıf İngilizce öğretim programının TEOG sınavı sorularıyla uyumunun öğretmen görüşleri açısından incelenmesi

TEOG sınav sorularının ilköğretim 8.sınıf İngilizce öğretim programında yer alan kazanımlara uygunluğuna ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlendiği bu araştırma durum çalışmasıdır. Çalışma grubunu Gaziantep il merkezindeki ortaokullardan seçilen 8 okulda görev yapan 19 İngilizce öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada önce öğretmenlerin 8.sınıf İngilizce dersi öğretim programındaki kazanımlara ilişkin araştırmacı tarafından belirlenen "Kazanımların Nitelikleri", "Öğrenci Düzeyine Uygunluğu", "Becerileri Gerçekleştirilebilme" ve "Yeterlik ve Ölçülebilme" temaları altında görüşleri belirlenmiştir. Sonra da 27 Kasım 2014'te uygulanan merkezi 8.sınıflar TEOG sınavındaki 20 soru hakkındaki görüşleri yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda "kazanımların nitelikleri" temasının alt temalarında "kazanımların İngilizceye yönelik olumlu duyuşsal özellikleri geliştirici nitelikte olmadığı" öğretmenlerin büyük çoğunluğu ve "kazanımların yaratıcı düşünme becerisi kazandıracak nitelikte olmadığı" öğretmenler çoğunluğu tarafından belirtilmiştir. "Kazanımların öğrenci düzeyine uygunluğu" temasının alt temalarında "kazanımların öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeyine uygun" olduğunu öğretmenlerin büyük çoğunluğu ve "kazanımlar öğrencilerin yabancı dil öğrenme düzeyine uygun" olduğu öğretmenlerin çoğunluğu tarafından belirtilmiştir. Kazanımların " becerileri gerçekleştirilebilme" temasının alt temalarında "okuma ile ilgili kazanımlar gerçekleştirilebilir nitelikte" olduğunu ve "İngilizce gramer ile ilgili kazanımlar gerçekleştirilebilir nitelikte" olduğunu öğretmenlerin büyük çoğunluğu tarafından belirtilmiştir. "Yazma ile ilgili kazanımlar gerçekleştirilebilir nitelikte" olduğu öğretmenlerin çoğunluğu tarafından belirtilmiştir. "Konuşma ile ilgili kazanımlar gerçekleştirilebilir nitelikte olmadığı" ve "dinleme ile ilgili kazanımlar gerçekleştirilebilir nitelikte olmadığı" öğretmenlerin büyük çoğunluğu tarafından belirtilmiştir. "Kazanımların yeterlik ve ölçülebilirliği" temasının alt temalarında "programda yer alan kazanımların yeterli olduğu", "Kazanımların gözlenebilir ve ölçülebilir olduğu" ve "TEOG sınavı sorularının İngilizce programındaki kazanımları ölçer nitelikte olduğu" öğretmenlerin büyük çoğunluğu tarafından belirtilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığınca 27 Kasım 2014'te I.dönem uygulanan merkezi ilköğretim okulu 8.sınıf İngilizce dersi ortak sınavındaki 20 sorudan 8'i için öğretmen görüşlerinin tümü olumlu, 9'u için öğretmen görüşlerinin büyük çoğunluğu ve 3'ü için de öğretmen görüşlerinin çoğunluğunun olumlu olduğu belirlenmiştir. Öğretmen görüşleri bakımından merkezi İngilizce ortak sınavı sorularının genel olarak öğrenci düzeyine ve öğretim programına uygun olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İngilizce öğretim programı, TEOG Sınavı, Program uyumluluk

OrtaokullarSorularSınav+6
Ayşe Vural
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin evlilik uyumlarının, iş ve yaşam doyumları ve bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada, öğretmenlerin, evlilik uyumlarının iş ve yaşam doyumları ve bazı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Adana ilinde ilkokul, ortaokul ve lisede görev yapan 250 evli öğretmenle gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerin evlilik uyumlarına ilişkin veriler "Evlilik Uyum Ölçeği" (Locke ve Wallace, 1959) ile iş doyumuna ilişkin veriler "Minnesota İş Doyumu Ölçeği" ile, yaşam doyumuna ilişkin veriler "Yaşam Doyumu Ölçeği ile, kişisel bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Mann-Whitney U tesi, Kruskal Wallis ve Spearman Sıra Katsayıları korelasyonu kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğretmenlerin yaşlarına, kıdemlerine ve evlilik süresine göre evlilik uyumlarında anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunurken, bireylerin cinsiyetlerine, çalışma süresine, ek iş yapma durumuna, ek iş yapma süresine, gelirine, eş gelirine, aylık ortalama gelirine, eş mesleğine, eş eğitim düzeyine, çocuk sayısına, köken aile ile aynı kentte yaşama durumuna göre evlilik uyumlarında anlamlı bir fark olmadığı bulunmuştur. Son olarak ise, araştırmaya katılan öğretmenlerin evlilik uyumu ile yaşam doyumu ve yaşam doyumu ile iş doyumu arasında anlamlı bir ilişki bulunurken, evlilik uyumu ve iş doyumu arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Evlilik uyumu, iş doyumu, yaşam doyumu

EvlilikEvlilik doyumuEvlilik uyumu+5
Havva Bayar Karakuş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Özel dershanelerden resmi okullara atanan ilköğretim fen bilimleri öğretmenleri üzerine bir durum çalışması

Bu araştırma özel dershanelerde görev yaparken Milli Eğitim Bakanlığına atanan/geçen fen bilimleri öğretmenlerinin değişime uyum sürecinde karşılaştıkları durumları ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda öğretmenlerin değişime uyum sürecinde; öğretmenlik mesleği yeterlik algıları ve yeterlik için gerçekleştirdikleri etkinlikler/davranışlar, kişisel ve mesleki gelişim için aldıkları eğitimler, yararlandıkları bilgi kaynakları (yazılı kaynaklar, meslektaş, vd.) ve gereksinim duydukları eğitimler belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca değişime uyum sürecinde; öğretmenlerin değişimini kolaylaştıran etkenler, kuvvetli algıladıkları yönleri, fırsat olarak gördükleri ve kolay başardıkları durumlar, karşılaştıkları güçlükler, güçlüklerle baş etme stratejileri, endişeleri, zayıf/eksik algıladıkları yönleri, başarmakta zorlandıkları/başaramadıkları durumlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden biri olan durum çalışmasına göre desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Kahramanmaraş ilinde resmi ortaokullarda 2015-2016 öğretim yılında görev yapan altı fen bilimleri öğretmeni oluşturmuştur. Amaçsal örnekleme yönteminden ölçüt örnekleme yönteminin kullanıldığı araştırmada, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından devlet okullarına atanmadan önce dershanede çalışmış olma ve fen bilimleri öğretmeni olma ölçüt olarak alınmıştır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde gözlem, görüşme ve doküman incelenmesi yöntemleri kullanılmıştır. Bu kapsamda veriler, öz değerlendirme formu, yarı yapılandırılmış görüşme formları, yapılandırılmamış görüşme (ayaküstü görüşme), yapılandırılmamış gözlem, yazılı kaynaklar, hikâye, kontrol listesi, SWOT formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda özel dershanede görev yaparken MEB'e atanan /geçen fen bilimleri öğretmenlerinin öğretmenlik mesleği genel yeterlik algılarının yüksek olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin özellikle program ve içerik bilgisi yeterliklerini çok yüksek algılamış mevzuat bilgilerinin ise yetersiz olduğunu ifade etmişlerdir. MEB'e geçtikten sonra birçok şeyin değiştiğini belirtmelerine rağmen öğretmenlerin fen bilimleri öğretim programın ilke ve yaklaşımına uygun dersleri yürütmediği, daha çok sınav odaklı ders işlediği ve etkinlikler yaptığı, sınav konusunda rehberlik ettiği ve öğrencileri sınavla motive ettiği tespit edilmiştir. Aldıkları hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimleri yetersiz bulan öğretmenler öğrenme ve öğretme süreci, ölçme ve değerlendirme, özel eğitim ve eğitim sistemindeki değişikliklerle ilgili eğitim ihtiyaçlarını vurgulamışlardır. Kişisel ve mesleki gelişimlerini farklı kaynaklardan sağlamaya çalıştıklarını belirten öğretmenlerin öne çıkardığı bilgi kaynakları ise meslektaşlar ve bilişim ağıdır. Elde edilen sonuçlara göre MEB'e geçtikten sonra öğretmenlerin okul ortamına uyumunu kolaylaştıran etkenlerin başında okul yönetimi, okul ortamı ve veli özellikleri gelmektedir. Kişisel özelliklerinin de bu süreçte önemli olduğunu belirten öğretmenler kendilerinde güçlü algıladıkları yönleri ve kolay başardıkları durumları iletişim, soru çözme ve konu anlatımı olarak belirtmişlerdir. Dershanede kazandıkları özellikleri fırsat olarak gören öğretmenlerin okul ortamında karşılaştıkları güçlükler ise genellikle yönetim, çevre, okulun fiziki alt yapısı ve öğrenci kaynaklı olmuştur. Karşılaştıkları güçlükler karşısında çoğunlukla idareci ve öğretmenler, yakın akrabalar ve rehber öğretmenden yardım alan öğretmenler araştırma ve görüşme yapma yoluna da gitmektedirler. Yapılandırmacı yaklaşıma göre öğretim yapma ve kaynaştırma öğrencilerine hitap etme konusunda zorlandıklarını belirten öğretmenlerin gelecekle ilgili endişeleri ise çeşitlilik göstermektedir. Araştırma sonuçları öğretmenlerin kişisel gelişim ve mesleki gelişim için bilimsel, sosyal ve kültürel faaliyetlere katılmadıklarını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Öğretmen eğitimi, yeterlik, fen bilimleri, değişim, uyum, dershane

Devlet okullarıFen bilgisiFen bilgisi dersi+7
Abdullah Çetin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Yabancı uyruklu akademisyenlerin birey-çevre uyumu: İşe yönelik tutumlarda kültürel adaptasyonun rolü

Bu çalışmanın amacı birey-çevre uyumu, kültürel adaptasyon iş tatmini, yaşam tatmini ile işten ayrılma niyeti arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkileri ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda konu ile ilgili yapılmış olan önceki çalışmalar incelenerek araştırma modeli oluşturulmuş ve araştırma hipotezleri geliştirilmiştir. Çalışma kapsamında geliştirilen bu hipotezlerin sınanması amacıyla kullanılan veri anket yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Bu doğrultuda, Türkiye'deki kamu ve vakıf üniversitelerinde görev yapan 415 yabancı uyruklu akademisyene anket uygulanmıştır. Araştırma bulguları, çalışmanın amacına uygun şekilde keşfedici faktör analizi, korelasyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizi kullanılarak elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucu elde edilen bulgular araştırma hipotezlerini büyük ölçüde desteklemektedir. Buna göre, birey-çevre uyumunun kültürel adaptasyon, iş tatmini, yaşam tatmini ve işten ayrılma niyeti gibi çalışan tutumlarını yordadığı yapılan korelasyon analizi sonucu ortaya konulmuştur. Aynı şekilde, kültürel adaptasyonun da iş tatmini, yaşam tatmini ve işten ayrılma niyetinin anlamlı birer yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan hiyerarşik regresyon analizi sonucunda, birey-çevre uyumu ile yaşam tatmini ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide kültürel adaptasyonun kısmi aracı rolü olduğuna dair bulgular elde edilirken, birey-çevre uyumu ile iş tatmini arasındaki ilişkide kültürel adaptasyonun aracılık rolünün bulunmadığı ortaya konulmuştur. Son olarak, elde edilen bu sonuçlar konu ile ilgili literatürde yer alan çalışmalar bağlamında tartışılarak, gerek örgütler gerekse gelecekte yapılacak çalışmalar için bir takım öneriler sunulmuştur.

AkademisyenlerBirey-örgüt uyumuKültür+7
Esengül İplik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00

Related subjects