Infant nutrition

94 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Anne sütü alım süresi ve kesilme zamanını etkileyen faktörler

Anne sütü ve emzirme; sağlıklı büyüme ve gelişme, dengeli ve yeterli beslenme, psikososyal gelişim ve ekonomik boyut açısından oldukça önemlidir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tüm bebeklerin ilk 6 ay SAS ile beslenmesini, 6. aydan itibaren ise anne sütüne ek olarak besin değeri yüksek ek gıdalara başlanmasını ve en az 2 yaşına kadar anne sütü ile beslenmenin devam edilmesini önermektedir. Araştırmamız 5 yaş ve altı çocukların anneleri veya bakım verenleriyle anket uygulanan kesitsel tipte bir çalışmadır. Bu çalışma Ekim 2021 – Aralık 2021 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Poliklinikleri'ne başvuran 5 yaş ve altı 400 çocuk üzerinde yapıldı. Yaptığımız çalışmaya göre; sezaryen ile doğum, erken doğum ve düşük doğum ağırlığı, ilk 6 ay SAS ile beslenme ve toplam anne sütü alma sürelerini olumsuz etkilemektedir. Annenin doğum öncesi emzirme eğitimi almış olması çocuklarını daha uzun süre emzirmelerini sağlamaktadır. Annenin çalışıyor olması, eğitim durumu ve anne sütü hakkındaki bilgi seviyesinin yüksek olmasının, çocuklarını ilk 6 ay SAS ile besleme ve toplam emzirme sürelerini arttırdığı saptanmıştır. Diğer çocuğunu emziren annelerin sonraki çocuklarını daha uzun süre SAS ile besledikleri; annenin kronik bir hastalığa sahip olmasının ise SAS ile beslenme süresine etki etmezken toplam anne sütü alma süresini kısalttığı saptanmıştır. Annenin sigara kullanıyor olması ve doğum sonrası duygu durum bozukluğu yaşaması ise emzirme süresi ile ilişkisiz bulunmuştur. Babanın eğitim durumu ve hane halkının toplam gelirinin yüksek olması da çocukların ilk 6 ay SAS alma ve toplam anne sütü alma süresine olumlu etki etmektedir. Sonuç olarak; çocukların anne sütü ile beslenmesi arttırmak için annelere gerekli eğitim ve desteğin verilmesi ile birlikte toplumun bu konudaki bilinç düzeyini arttıracak çalışmalar yapılmalıdır.

Anne sütüAnnelerBebek beslenmesi+2
Gözde Yıldırım Çelik
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Süt çocuklarında ek gıdaya geçişte beslenme yönteminin obezite ile ilişkisi

Tamamlayıcı besinlere ortalama 6.ayda geçilmeli, çocuğun büyümesi ile birlikte artan enerji, protein ve diğer besin ögelerini karşılayabilecek yeterlilikte olmalı, çocuğun açlık, tokluk, iştah durumunun gözetilerek bakım veren kişi ve çocuğun tercihlerine uygun olacak şekilde sunulmalıdır. Duyarlı beslenme ile bebeğin beslenmeye aktif katılımı sağlanmalıdır. Yaşamın ilk iki yılında duyarsız beslenme davranışı bebekte ileride obezite, vitamin eksiklikleri, malnütrisyon, yeme reddi gibi önemli sorunlara yol açmaktadır. Son zamanlarda popülerlik kazanan bebek liderliğinde beslenme (BLW) yöntemi ile aktif bebek katılımı ve duyarlı beslenme sağlayarak sağlıklı bebek beslenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda tamamlayıcı beslenmeye geçişte tercih edilen yöntemlerin obezite gelişimi ile ilişkili olup olmadığı araştırıldı. Hastanemiz polikliniklerine başvuran 4 ile 24 ay arasındaki 400 hasta çalışmaya dahil edildi. Çocukların antropometrik ölçümleri ve klinik bulguları kaydedildi. Beslenme yöntemine göre geleneksel, bebek liderliğinde beslenme ve her iki yöntemi uygulayanlar olmak üzere gruplandırıldı ve beslenme yönteminin obezite ile ilişkisi yapılan anket ve anamnez verilerine bakılarak değerlendirildi. . Üç bölümden oluşan bu anket formunda, annenin ve babanın sosyodemografik özellikleri, bebeğe ait özellikler, tamamlayıcı beslenme ve bebek liderliğinde beslenmeye yönelik sorular bulunmaktaydı. Araştırma bulgularına göre bebeklerin yaş ortalamasının 14,79±4,34 (ay) olduğu belirlenmiştir. Tek başına anne sütüyle beslenme süresi ortalamasının 4,92±2,08 (ay), toplam anne sütüyle beslenme süresi ortalamasının 10,74±5,34 (ay) olduğu belirlenmiştir, ilk tercih edilen besin en çok sebze püresidir (%42,2). Katılımcıların BLW'yi duyma oranı %83,5 olduğu görüldü. Kullanılan beslenme yöntemi dağılımına bakıldığı zaman aileler; %12 oranında bebek liderliğinde beslenme (BLW), %57,5 oranında her iki yöntem ile beslenme, %30,5 oranında geleneksel beslenme yöntemini kullanmaktadır. Ek gıda verilme şekli ile doğum şekli, son ağırlık persantil, son baş çevresi persantil ve son BMI persantil arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki yoktur (p>0,05). Ek gıda verilme şekli ile son boy persantil arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (χ2=14,026; p=0,029). Bu sonuçlar süt çocukluğu dönemindeki beslenme yönteminin obezite patogenezinde rol aldığı düşüncesini güçlendirmektedir. Son yıllarda sosyal medyada da aileler arasında yaygınlaşan BLW uygulaması konusunda bilimsel açıdan yeterli kanıt yoktur. Bu beslenme yöntemini öneri halinde sunulması geliştirilip yaygınlaştırılması için konu hakkında daha çok ve geniş çalışmaların yapılması gerekmektedir.

Anne sütüBebek beslenmesiBebekler+3
Vildan Birinci
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

25-OH vitamin D eksikliği olan yenidoğanlarda oral vitamin D tedavi protokollerinin karşılaştırılması

Ciddi bir halk sağlığı sorunu olan D vitamini eksikliği, tüm dünyada bebekleri ve çocukları etkilemektedir. D vitamininin insan organizmasında birçok işlevi olmasına rağmen esas görevi; dolaşımda normal kalsiyum ve fosfor dengesini sağlayarak kemik sağlığının korunması ve idamesini sağlamaktır. D vitamininin iskelet sistemi dışında, diğer sistemler üzerinde de düzenleyici rolü vardır. Araştırmamız kesitsel retrospektif bir çalışmasıdır. Çalışmamızda, 25 OH vitamin D eksikliği veya yetersizliği saptanan yenidoğanlarda, üç ay boyunca rastgele yöntem ile verilen 1000 ve 1500 ünite/gün D vitamini tedavi dozlarının etkinlikleri ve sonuçları karşılaştırıldı. Gebelik haftası 32-40 olan, 80 yenidoğan çalışmaya dahil edildi. Tedavi öncesi ve sonrasında 25 OH vitamin D, parathormon, kalsium, fosfor, alkalen fosfataz, spot idrar kalsiyum/kreatinin oranı bakıldı. Grupların demografik özellikleri ve diğer sonuçları karşılaştırıldı. Hastaların %35'inde hipokalsemi, %2.5'inde hipofosfatemi, %1.3'ünde hiperfosfatemi mevcuttu. Hastalarda konvülzyon gibi semptomatik hipokalsemi bulguları görülmedi. Alkalen fosfataz yüksekliği %2.5, parathormon yüksekliği %18.8, düşüklüğü %1.3 hastada tespit edildi. Yüksek doz D vitamini tedavi grubunda, tedavi sonrası 25 OH vitamin D ortalama değeri 60.7 ng/ml, düşük doz tedavi grubunda 48.5 ng/ml saptandı. Tedavi sonrası D vitamini intoksikasyonu bulguları olan hasta yoktu. Yüksek doz grubunda tedavi sonrası üç hastada, düşük doz grubunda bir hastada asemptomatik vitamin D hipervitaminozu görüldü. Tedavi öncesi hipofosfatemi ve hipokalsemi olan hastalarda, tedavi sonrasında hipokalsemi ve hipofosfatemi görülmedi. Tedavi öncesi parathormon yüksekliği olan hastalarda, tedavi sonrası parathormon düzeyi normal bulundu. Yüksek doz D vitamini tedavisi alan grupta tedavi sonrası iki, düşük doz D vitamini alan grupta tedavi sonrası iki hastada izole hiperkalsiüri görüldü. Bu hastalarda kontrol D vitamini değerleri normal aralıklarda idi.

Bebek beslenmesiBebek-yenidoğmuşBebekler+3
Shafa Gozalova
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Alerjik proktokolitli hastalarda ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmenin değerlendirilmesi

Bebeklerde rektal kanamanın en sık nedenlerinden biri olarak görülen alerjik proktokolit genellikle hayatın ilk aylarında bulgu verir. Kanlı gaitaya beslenme problemleri, kusma, kolik, mukuslu gaita gibi şikayetler eşlik etmekle birlikte hastaların genel durumları ve gelişimleri normaldir. Alerjik proktokolitin genellikle uzun dönem prognozu çok iyidir. İlk 6 ay sadece anne sütü verilmesi ve bebeğin emzirilmesi bebek ve annenin sağlığı açısından en doğru yöntemdir. Anne sütü içeriği bebeğin büyümesi ve gelişmesini destekleyen yüksek besleyici faktörler içermesinin yanı sıra anne çocuk bağının kurulmasına katkıda bulunur. Alerjik proktokolitte anne ve bebeğin diyetinden ilgili gıdanın çıkarılması ile semptomların gerilemesi en iyi tanı ve tedavi yöntemidir. Bu çalışmada amacımız alerjik proktokolitli hastalarda ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmenin hastalık ile ilişkisini araştırmak ve anne sütü ile beslenmenin önemini vurgulamaktır. Olguların demografik özellikleri, beslenme durumları, alerjik proktokolit tanısı düşündüren bulguları, ek hastalıkları, aile öyküleri sorgulanmıştır. İnfantil dönemde alerjik proktokolit tanısı ile izlenen olgular çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmamız 1 Kasım-1 Aralık 2022 tarihleri arasında hastanemiz Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları polikliniğine başvuran alerjik proktokolit ile takip edilme öyküsü bulunan 6 ay- 18 yaş arası %46'sı (n=23) kız ve %54'ü (n=27) erkek olmak üzere toplam 50 olguyla yapılmıştır. Olguların %74'ünün (n=37) ilk 6 ay sadece anne sütü aldığı görülmüştür. Olgularımızın %48'lik (n=24) büyük bölümü 3-6 ay arasında alerjik proktokolit tanısı alırken %64'ünün (n=32) mukuslu ve kanlı kaka şikayeti ile sağlık kuruluşuna başvurduğu saptanmıştır. Olgularımızın %66'sında (n=33) alerjik proktokolite diğer alerjik hastalıkların eşlik ettiği ve hastalarımızın 28 tanesinin (%56) ailesinde alerjik hastalık görülmüştür. Bebeklerin %80'lik büyük çoğunluğu inek sütünden kısıtlı diyet uygularken çoklu diyet yapanların oranı %58 (n=29) saptanmıştır. Sadece anne sütü alan hastalar ile formül mama desteği alanlar karşılaştırıldığında başka alerjik hastalığa sahip olma durumları, diğer ek hastalıkları ve yaptıkları eliminasyon diyetleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık yoktur (p>0,05). Alerjik proktokolitli bebekler erken tanı ve etkin tedavi ile sağlıklı çocuklar gibi büyüme ve gelişme gösterirler. Bu hastalarda annenin uygun diyetle sütünü bebeğe vermesi konusunda desteklenmeli şikayetler yapılan diyetlere rağmen gerilemiyorsa aminoasit bazlı mamalara başvurulabilir. Alerjik proktokolit ile anne sütü ilişkisi açısından daha ayrıntılı ve daha büyük katılımcı gruplar içeren çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Alerjik Proktokolit, Sadece Anne Sütü, Kanlı Gaita

Alerji ve immünolojiAnne sütüBebek beslenmesi+4
Fulya Kahraman Dinç
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

0-12 aylık bebeği olan ve emziren annelerin anne sütü bankası ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi

Bu çalışma 0-12 aylık bebeği olan ve emziren annelerin anne sütü bankası ile ilgili görüşlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel türde bir araştırmadır. Araştırma Mersin Şehir Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği ile Çocuk Polikliniği'ne başvuran, 0-12 aylık bebeği olan ve emziren anneler üzerinde Ekim 2021-Eylül 2022 tarihleri arasında yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini belirtilen polikliniklere başvuran ve çalışmaya katılmaya gönüllü olan 160 anne oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Anne Sütü Bankasına İlişkin Görüşler Formu" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzdelik değerleri ile ki-kare testi kullanılmıştır. Çalışmada annelerin %55,0'ının 20-29 yaş grubunda olduğu, %50,0'ının ortaokul veya lise düzeyinde eğitime sahip olduğu, %90,0'ının çalışmadığı, %60,6'sının gelirinin giderden az olduğu tespit edilmiştir. Annelerin anne sütü bankası kurulması ile ilgili görüşlerinin çoğunlukla olumlu olduğu, anne sütü bankalarının Sağlık Bakanlığı tarafından işletilmesini doğru buldukları, kurulan anne sütü bankalarının ilerleyen dönemlerde ticari kuruluşlar halini alabileceğine inandıkları ve süt bankasından beslenen bebeklerin ilerleyen zamanlarda evlenmelerinin uygun olmadığı görüşlerinin baskın olduğu belirlenmiştir. Annelerin anne sütü bankası ile ilgili görüşlerini, yaşının, eğitim düzeyinin ve gelir düzeyinin etkilediği, yaşayan çocuk sayısının etkilemediği tespit edilmiştir. Toplumun anne sütü bankası ile ilgili bilgi eksikliğinin ve endişelerinin giderilmesi için kitle iletişim araçları aracılığı ile Sağlık Bakanlığı destekli topluma yönelik eğitimlerin yapılması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: 0-12 Aylık Bebek; Emzirme; Anne Sütü; Anne Sütü Bankası; Hemşirelik.

Ana-çocuk hemşireliğiAnne sütüBebek beslenmesi+5
Demet Özer
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yoganın annenin stres düzeyi, anne-bebek ilişkisi, anne ile bebeğinin uyku ve beslenme problemlerine etkisi: Randomize kontrollü çalışma

Bu çalışmanın amacı, yoganın uyku ve beslenme problemi olan bebeklere sahip annelerin stresi, anne bebek ilişkisi, anne ve bebeğin uyku ve beslenmelerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya uyku ve beslenme problemi olan bebeğe sahip 55 anne dahil edildi. (Yer değiştir)Randomize olarak 29 anneye yoga eğitimi video konferans yöntemi ile haftada 2 gün, günde 1 saat olmak üzere 8 hafta boyunca uygulanırken diğer 26 anne kontrol grubu oldu. Annelerin stres düzeyleri Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ile, anne bebek ilişkisi Ebeveyn Çocuk Kapsayıcı İşlevler Ölçeği (EÇKİÖ) ile, bebeklerini besleme süreci tutumları Beslenme Süreci Anne Tutumları Ölçeği (BSATÖ) ile, annelerin kendi beslenme tutumları Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği (SBİTÖ) ile, uyku kaliteleri Pittsburg Uyku Kalitesi (PUKİ) ile, değerlendirildi. Bebeklerin beslenme problemleri Bebeklik Dönemi Uyumsal Yeme Davranışı Ölçeği (BDUYDÖ) ile, uyku problemleri Bebek/ Çocuk Uyku Sorunları Kısa Tanılama Formu (BUKF) ile değerlendirildi. Yoga grubundaki annelerin müdahale sonrasında stres düzeyinde (p<0.05), uyku kalitesinde (p<0.05), bebeklerini besleme tutumları alt parametrelerinden negatif duygu durum ve yetersiz besleme tutumlarında (p<0.05), ebeveyn kapsayıcı işlevleri alt parametrelerinden endişe ve ayrılığa hassasiyet ve katı-kuralcı ilişkide (p<0.05) istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. Yoga grubundaki annelerin bebeklerinde ise; bebek gece uyanma sıklığı ve uykusuzluk süresinde (p<0.05), beslenme davranışları alt parametrelerinden isteksizlik ve tepkisellikte (p<0.05) iyileşmeler görüldü. Kontrol grubundaki annelerin stres düzeylerinde (p<0.05) anlamlı artış ve uyku kalitelerinde (p<0.05) anlamlı azalış görülürken, anne bebek ilişkisi, bebeklerinin uyku ve beslenme davranışları alt parametreleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p>0.05). Sonuç olarak, yoga eğitimi uyku ve beslenme problemi olan bebeklerin annelerinde annenin stresi, anne bebek ilişkisi ve anne ve bebeğin uyku ve besleme davranışları üzerine olumlu etkileri olan bir uygulamadır. Uyku ve beslenme problemi olan bebeklerin anneleriyle yapılan müdahale yaklaşımlarına yoga eğitimlerinin de dahil edilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir.

Ana-çocuk ilişkisiAnne-bebek etkileşimiAnneler+5
Ayşe Nur Demir
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

UHT inek sütü ile veya uht süt olmadan hazırlanan bebe bisküvilerinde b1 vitamininin in-vitro biyoerişilebilirliğinin belirlenmesi

T"am"n gerek nöroloj"k gel"ş"m gerekse de enerj" metabol"zmasındak" rolü ve fonks"yonları sebeb"yle bebek beslenmes"nde öneml" b"r bes"n öges"d"r. Bu sebeple bebek beslenmes"nde yer alan bebek b"sküv"ler" ve devam sütler"n"n t"am"n b"yoyaralanımını b"lmek gereks"n"m"n karşılandığından em"n olmak "ç"n önem taşımaktadır. B"yoyararlanım tahm"n"nde, %n-v%tro b"yoer"ş"leb"l"rl"k kullanılab"lmekted"r ve mal"yet, et"k ve süre açısından daha avantajlı b"r yöntemd"r. Bu tez çalışmasının amacı, bebek beslenmes"nde yer alan bebek b"sküv" ve devam sütler"n"n %n-v%tro s"nd"r"m s"stem" model"yle t"am"n b"yoer"ş"leb"l"rl"ğ"n"n bel"rlenmes"n" kapsamaktadır. Bebek b"sküv"ler" sütle hazırlanab"ld"ğ"nden, b"yoer"ş"leb"l"rl"k üzer"ndek" etk"s" de "ncelenm"şt"r. İn-v%tro s"nd"r"m s"stem" model" bebekler"m m"de pH'ı d"kkate alınarak 1,5 ve 4 pH olarak "k" farklı pH değer"nde yürütülmüştür. Örnekler"n t"am"n m"ktarı HPLC kullanılarak bel"rlenm"şt"r. Anal"z sonuçları "le örnekler"n et"ket"nde deklare ed"len t"am"n m"ktarı kıyaslandığında, bebek b"sküv"ler"n"n t"am"n "çer"ğ"n"n %94,2 ve devam sütler"n"n %246,6 oranında değ"şt"ğ" saptanmıştır. M"de as"d"tes" pH 1,5 "ken b"yoer"ş"leb"l"rl"k ortalaması UHT süt eklenm"ş ve eklenmem"ş bebek b"sküv" örnekler" "ç"n sırasıyla; %107 ve %43'tür. M"de as"d"tes" pH 4 "ken b"yoer"ş"leb"l"rl"k ortalaması UHT süt eklenm"ş ve eklenmem"ş bebek b"sküv" örnekler" "ç"n sırasıyla; %104 ve 96'dır. Devam sütü örnekler"n"n m"de pH'ı 1,5 olduğunda ortalama b"yoer"ş"leb"l"rl"ğ" %47 "ken m"de pH'ı 4 olduğunda "se %80'd"r. Çalışma sonucunda elde ed"len ver"lere bakıldığında, b"yoer"ş"leb"l"rl"ğ"n ürün d"yet l"f" "çer"ğ", "şlem sırasında maruz kaldığı sıcaklık, ürün "çer"s"nde yer alan pol"sakkar"t ve pept"tler, m"de pH'ına bağlı olarak düşeb"leceğ" saptanmıştır. Ek olarak, bebek b"sküv"ler"ne UHT süt eklenmes"n"n b"yoer"ş"leb"l"rl"ğ" artırab"leceğ" ve devam sütler"n"n bebek m"de pH'ı olan 4'te daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar KelJmeler: Bebek b%sküv%s%, B%yoer%ş%leb%l%rl%k, Devam sütü, T%am%n.

Bebek beslenmesiBebeklerBisküvi+5
Sultan Kesik
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Emzirme eğitiminin annelerin bebeklerini besleme tutumuna, emzirme motivasyonu ve yeterliliğine etkisi

Bu çalışmanın amacı, annelere doğum sonrası verilen emzirme eğitiminin annenin bebeğini besleme tutumu, emzirme öz yeterliliği ve emzirme motivasyonu üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla tek gruplu örneklem olarak öntest ve sontest tasarımında deneysel ve karşılaştırmalı olarak yapıldı. Etik kurul ve kurum izinlerini takiben Ekim 2018-Mayıs 2019 tarihleri arasında yapıldı. Araştırmanın örneklemini Nişanca Aile Sağlığı Merkezi'nde izlemi yapılan 80 loğusa dönemindeki anneler oluşturdu. Verilerin toplanmasında eğitim öncesi ve sonrasında Kişisel Bilgi Formu, Iowa Bebek Besleme Tutumu Ölçeği, Emzirme Öz-Yeterliliği Ölçeği ve Emzirme Motivasyonu Ölçeği kullanıldı. Çalışmadaki annelere bire bir emzirme eğitimi verildi. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS 24 İstatistiksel Analiz Programında; tanımlayıcı istatistiksel analizler, karşılaştırmalarda Manwhitney U, Kruskal Wallis, Wilcoxon t testi kullanıldı. Çalışmaya katılan annelerin çoğunun 25-30 yaş (%33,8) arasında, ortaokul ve lise mezunu (%37,5), ev hanımı (%87,5), 2 yıllık evli (%38,8), eşinin lise mezunu (%55) ve işçi (%42,5) olduğu, gelirinin giderini karşılamadığı (%81,3) saptandı. Annelerin çoğunun gebeliğini istediği (%87,5), normal doğum yaptığı (%65), tamamının hastanede emzirme eğitimi aldığı, aldıkları bu eğitimin emzirmede yararlı olduğu (%62,5), doğumdan sonra ilk yarım saat içinde emzirmeye başladığı (%47,5), iki yıl süreyle emzirmeyi düşündükleri ve ASM'den aldıkları emzirme eğitiminin yararlı olduğunu (%92,5) belirttikleri saptandı. Emzirme eğitimi öncesi ve sonrası veriler arasındaki farklılığa ilişkin analiz sonuçlarına bakıldığında bebek beslenmesi tutumu, emzirme öz yeterlilik algısı ve emzirme motivasyonu alt boyutlarının eğitim sonrasında, eğitim öncesine göre istatistiksel açıdan anlamlı ve olumlu yönde farklılıkları olduğu (p<0,05), araştırmanın hipotezlerini desteklediği ve bebek beslenmesi tutumunun, emzirme öz yeterlilik algısının ve emzirme motivasyonun arttırılmasında postpartum dönemin birinci haftasında verilen emzirme eğitiminin etkili olduğu saptanmıştır.

Anne eğitimiAnnelerBebek bakımı+5
Emine Durmuş
Haliç University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Prematüre bebeklerde iki farklı destekleyici yöntemin anne memesine geçiş sürecine etkisi

Araştırma 01.04.2021 – 01.11.2021 tarihleri arasında, Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi'nin Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde randomize kontrollü deneysel bir çalışma olarak gerçekleştirildi. 35 deney grubu 1 (kapla beslenen) (n=35), deney grubu 2 (emzirme ekleyicisi) (n=35) kontrol grubu (n=35) olmak üzere toplam 105 prematüre bebek araştırmaya dahil edildi. Veriler "Preterm Bebeği Tanıtıcı Bilgi Formu", "Preterm Bebek İzlem Formu" ve "LATCH Emzirme Tanılama Ölçeği" kullanılarak sorumlu araştırmacı tarafından elde edildi. 9:00, 12:00, 15:00 öğünlerinde Deney grubu 1 bebekler kap ile, Deney grubu 2 bebekler emzirme ekleyicisi ile, kontrol grubu bebekler ünitenin rutin beslenme düzenine göre beslendi. Bebeklerin emme durumları, taburculuk süresi ve emzirme başarısı araştırmacı tarafından değerlendirildi. Emzirme başarısının değerlendirilmesinde LATCH emzirme ölçeği kullanıldı. Bulgular değerlendirildiğinde; grupların LATCH puanları arasında istatistiksel düzeyde anlamlı fark olduğu (p=0,001; p<0,01) görüldü. En yüksek LATCH puanının deney 2 (emzirme ekleyicisi) grubuna (8,23±0,81), ikinci yüksek LATCH puanının deney 1 (kapla beslenen) gruba (7,23±0,49), en düşük LATCH puanının ise kontrol grubuna (7,11±0,63) ait olduğu belirlendi. Bebeklerin taburculuk süresi gruplara göre karşılaştırıldığında, en uzun hastane yatış süresinin kontrol grubuna ait olduğu (17±14,92 gün), ikinci sırada deney 1 (kapla beslenen) grubunun yer aldığı (14,52±16,82 gün), en kısa hastane yatış süresinin ise deney 2 (emzirme ekleyicisi) grubuna ait olduğu (6,14±8,99 gün) belirlendi. Sonuç: emzirme ekleyicisi kapla beslenmeye göre anne memesine geçişi kolaylaştırmakta, hastanede kalış süresini kısaltmaktadır. Emzirme ekleyicisi bebeklerin anne memesini daha başarılı emmesine katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler : Prematüre, Kapla Beslenme, Emzirme Destekleyici Sistem

Bebek beslenmesiBebek-prematürBebek-yenidoğmuş+2
Özge Uzal Mete
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Biberon ile beslenen 0-6 aylık yarık damak-dudaklı bebeklerde beslenme pozisyonunun beslenme performansına etkisi

ÖZET BİBERON İLE BESLENEN 0-6 AYLIK YARIK DAMAK-DUDAKLI BEBEKLERDE BESLENME POZİSYONUNUN BESLENME PERFORMANSINA ETKİSİ Araştırma, dudak-damak yarıklı miyadında doğan 0-6 aylık bebeklerin biberonla beslenmeleri sırasında kullanılan "yükseltilmiş yan pozisyonda (YYP)" besleme yönteminin, bebeklerin fizyolojik değerleri (oksijen saturasyonu ve kalp tepe atımı) ve beslenme performansı (beslenme süresi, dakika başına alınan besin miktarı ve alınan besin miktarı yüzdesi) üzerine etkisini belirlemek amacıyla tek gruplu yarı deneysel çalışma olarak gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini Ocak 2021 - Ocak 2022 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Polikliniği'ne başvuran ve preoperatif takipleri yapılan 0-6 aylık dudak damak yarıklı tüm bebekler (N:46) oluşturdu. Araştırma örneklemini ise; örneklem seçim kriterlerine uyan, dudak damak yarıklı bebeklere özel üretilmiş biberon ile beslenmekte olan, bebekleri oluşturdu. Araştırma kapsamına alınan dudak damak yarıklı bebeklerin (N:45) yükseltilmiş dik pozisyon (YDP) ve yükseltilmiş yan pozisyon (YYP)'larda 5 dk dinlendikten sonra biberonla oral beslenme öncesi, beslenme süreci (beslenme sırasında 5,10,15, 20, 25 ve 30. dakikalar ortalaması) ve beslenme bitince 5 dk dinlendikten sonra ölçülen kalp tepe atım (KTA) sayıları, oksijen saturasyon (SpO2) değerleri, beslenme performanslarının (beslenme süresi, dakika başına alınan besin miktarı ve alınan besin miktarı yüzdesi) ortalamaları karşılaştırılarak incelendi Pozisyon grupları arasında beslenme öncesi, beslenme süreci 5. dk, beslenme süreci (beslenme sırasında 5, 10, 15, 20, 25, 30. dk ortalamasında) ve beslenme sonrası 5. dk'da oksijen saturasyon (SpO2) değerleri açısından anlamlı bir farklılık görülmemektedir. (p >0,05) Her iki pozisyondaki beslenme performansları istatiksel olarak karşılaştırdığında toplam beslenme süresi (U=924 p=0,474), aldığı besin miktarı (U=915,00 p=0,432), biberonda kalan besin miktarı (U=793,5 p= 0,057), besin miktarı yüzdesi (U= 817,5 p=0,091) ve beslenme verim oranı (U=896 p=0,347) olarak anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Anahtar Kelimeler: Beslenme, Hemşire, Pozisyon, Yarık Damak, Yarık Dudak.

Bebek beslenmesiBeslenmeBeslenme incelemeleri+3
Şerife Kartal Erdost
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de biberon kullanımındaki değişimler ve ilişkili faktörler: TNSA 1993-2018 verilerinin ikincil analizi

Biberon kullanımının çocuk sağlığı ve emzirme üzerine birçok olumsuz etkisi bulunmaktadır. Çalışmamızda Türkiye'de biberon kullanımındaki değişimleri ve biberon kullanımı ile ilişkili faktörleri belirlemeyi amaçladık. Türkiye Nüfus Sağlık Araştırmaları 1993, 1998, 2003, 2008, 2013 ve 2018 verileri çalışmaya alındı. Çalışmanın örneklemini biberon kullanım bilgisi olan, üç yaş altı son tekil çocuklar ve anneleri oluşturdu. Çalışmaya 11205 (ağırlıklandırılmış 10596) anne-çocuk çifti dahil edildi. Biberon kullanımının eğilimlerini ve ilişkili faktörleri analiz etmek için karmaşık örneklem analizi kullanıldı. 1993 ve 2018 yılı verileri iki ayrı model şeklinde çok değişkenli lojistik regresyon yöntemi kullanılarak analiz edildi. Biberon kullanımının 1993-2013 yılları arasında arttığı 2018'de ise azaldığı görüldü (sırasıyla %33,0, %44,9, %47,2, %49,6, %51,5 ve %47,9, p<0,001). Biberon kullanımı en çok doğu bölgesinde, Kürtlerde, düşük refah endeksine sahip olanlarda, anne eğitim seviyesi düşük olanlarda, yetersiz doğum öncesi bakım alanlarda ve 6 ay üzerindeki bebeklerde arttığı saptandı. 2018 yılı verilerinde eğitimli annelerde ve 8 ve üzerinde doğum öncesi bakım alanlarda görülen düşme bulundu. 2018 yılı verilerinin lojistik regresyon analizi biberon kullanımının güncel belirleyicilerinin genç anneye yaşı, düşük doğum ağırlığı olması ve 6 ayın üzerinde çocuk yaşı olduğunu gösterdi. Çalışmanın sonuçlarına göre biberon kullanımı en çok düşük sosyoekonomik düzeyde ve 6 ay üzeri çocuklarda artmıştır. Üç yıla kadar uzanan biberon kullanımı çok yaygınlaşmıştır. Biberon kullanımını azaltmak için risk gruplarına yönelik yeni programlar geliştirilmeli ve var olan programlar yaygınlaştırılmalıdır.

Bebek beslenmesiBebek dostuBebek mamaları+4
Meryem Erat Nergiz
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Erken süt çocukluğu döneminde tamamlayıcı beslenmeye geçişte ve beslenme sorunlarında babanın rolü

Çocuklarda sık görülen davranışsal sorunlardan birisi de beslenme sorunudur. Babaların beslenme sırasındaki olumsuz tutumlarının çocuklarda beslenme sorunlarını arttırdığı gösterilmiştir. Bu çalışmada, babalara anneler ile birlikte eğitim verilerek, tamamlayıcı beslenmeye geçişte babaların anneyi desteklemesinin bebeklerin davranışsal yeme sorunlarının ortaya çıkmasına etkisi ve anne/babaların beslenme süreci ile ilgili yaklaşımlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Eylül 2019-Haziran 2020 tarihleri arasında Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Genel Pediatri Polikliniğine başvuran, tamamlayıcı beslenmeye geçiş dönemindeki 168 bebek ve bu bebeklerin anne/babası alındı. Çalışma grubunda anne ve babalara, kontrol grubunda ise annelere 20 dakika süre ile Tamamlayıcı Beslenmeye Geçiş Rehberine uygun şekilde eğitim verildi. Anket aracılığıyla bebeklerin beslenme öyküleri, anne ve babaların beslenme tutum ve davranışları değerlendirildi. Anne ve babaların beslenme süreci ile ilgili duygu, düşünce ve tutumları Beslenme Süreci Anne Tutumları Ölçeği ile bebeklerin davranışsal pediatrik yeme durumu ise ebeveyn görüşlerine göre Davranışsal Pediatrik Besleme Değerlendirmesi Ölçeği kullanılarak araştırılmıştır. Beslenme eğitimi sonrasında çalışma grubunda babanın anneye bebek beslenmesinde yardımcı olma sıklığının bebeğin 6.ayında %16,5'den, 9.ayda %85,9'a, 12.ayda %96,5'e arttığı, kontrol grubunda ise 6.ayda %19,3, 9.ayda %49,4, 12.ayda %75,9 olduğu gösterilmiştir (p<0,05). Beslenme sorunu sıklığı çalışma grubunda 9. ayda %44,7 ve 12. ayda %18,8 olarak bildirilmiştir. Kontrol grubunda beslenme sorunu sıklığı sırasıyla %79,5 ve %65 olarak bulunmuştur. Gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). Beslenme eğitimi sonrasında çalışma grubunda anne ve babaların Beslenme Süreci Anne Tutumları Ölçeği ve Davranışsal Pediatrik Besleme Değerlendirme Ölçeği toplam puanlarının kontrol grubuna göre daha düşük olduğu gösterilmiştir. Çalışma grubunda annelerin Beslenme Süreci Anne Tutumları Ölçeği toplam puanı 9.ayda 77,08±10,96, 12.ayda 77,34±10,16, kontrol grubunda ise 9.ayda 89,51±12,75, 12.ayda ise 89,00±12,77 olarak bulunmuştur (p<0,01). Çalışma grubunda annelerin bebeklerini beslerken gösterdiği tutumlarla ilgili sorunlarının orta düzeyde, kontrol grubunda ise yüksek düzeyde olduğu bulunmuştur. Çalışma grubunda babaların bebeklerini beslerken gösterdiği tutumlarla ilgili sorunların daha düşük düzeyde olduğu gösterilmiştir. Beslenme eğitimi sonrasında çalışma grubunda Davranışsal Pediatrik Besleme Değerlendirme Ölçeği puanının, annelerde 9 ve 12.ayda sırasıyla 56,61±8,96 ve 57,02±6,93, babalarda 54,36±6,82 ve 53,31±6,62, kontrol grubunda ise sırasıyla annelerde 67,97±9,66 ve 65,54±8,52, babalarda ise 62,54±6,69 ve 61,28±7,73 olduğu saptandı (p<0,01). Çalışma grubunda bebeklerin düşük seviyede sorun yaratacak yeme davranışı ve beslenme alışkanlığı olduğu gösterilmiştir. Annelerle birlikte babalara da tamamlayıcı beslenmeye geçiş döneminde beslenme ve beslenme sorunlarına yönelik eğitim verilmesi, anne/babaların beslenme tutum ve davranışlarını olumlu olarak etkilemekte ve bebeklerde erken dönem davranışsal beslenme sorunlarını azaltmaktadır.

Bebek beslenmesiBebeklerBeslenme davranışı+3
Beril Aydın
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Anne sütünün osteopontin düzeyi ile maternal beslenme ve bebek sağlığı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Osteopontin (OPN) glikozile bir fosfoproteindir. Matür anne sütündeki OPN düzeyini etkileyebilecek maternal faktörleri ve anne sütü OPN düzeyi ile yeni doğan sağlığı arasındaki olası ilişkiyi araştırmak amacıyla planlanan bu araştırmaya, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi Sosyal Pediatri Ünitesi'nde takip edilen 85 birey katılmıştır. Bireylere genel özelliklerini ve sağlık durumlarını, besin tüketim sıklıklarını ve bebeklerinin genel özelliklerini değerlendirmeye yönelik anket formu uygulanmış, annelerin boy uzunluğu ve vücut ağırlığı, beden kütle indeksi (BKİ) ile bebeklerin boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve baş çevresi ölçümleri alınarak kaydedilmiştir. Bireylerden anne sütü (5 mL) örnekleri alınmış ve bu süt örneklerinde ELISA yöntemi ile osteopontin analizi yapılmıştır. Anne sütünün osteopontin düzeyi ortalama 137,1±56,8 mg/L olarak saptanmıştır. Anne sütü OPN düzeyi; laktasyon döneminde D vitamini desteği kullanan annelerde kullanmayanlara göre daha yüksek (p<0,05), antibiyotik kullanan ve sigara kullanan annelerde kullanmayanlara göre daha düşük (p<0,05) bulunmuştur. Gebelikte aşırı ağırlık kazanan bireylerin anne sütü OPN düzeylerinin yeterli ve düşük ağırlık kazananlara göre daha düşük olduğu saptanmıştır (p<0,05). Laktasyon döneminde şişman olan bireylerin anne sütü OPN düzeyleri zayıf ve normal bireylere göre daha düşük bulunmuştur (p<0,05). Yapılan regresyon modellemesinde gebelikte ağırlık kazanımının (β=-3,048, p=0,012) ve maternal BKİ'nin (β=-6,267, p=0,000) anne sütü OPN düzeyi ile negatif yönde ilişkili olduğu belirlenmiştir. Maternal BKİ ve gebelikte ağırlık kazanımına göre düzeltilen regresyon modellemesinde maternal enerji alımı ile anne sütü OPN düzeyi arasında negatif yönde ilişki belirlenmiştir (β=-0,038, p=0,001). Maternal BKİ ve enerji alımına göre düzeltilen anne sütü OPN düzeyleri ile diğer maternal diyet bileşenleri arasındaki ilişkiyi gösteren regresyon modelinde, enerji dışındaki diğer diyet bileşenleri ile anne sütü OPN düzeyleri arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır (p>0,05).Anne sütü OPN düzeyleri persentillere ayrılarak sınıflandığında, anne sütü OPN düşük olan annelerin bebeklerinin birinci ve üçüncü ay vücut ağırlıkları anne sütü OPN düzeyi normal ve yüksek olan annelerin bebeklerinden anlamlı ölçüde düşük bulunmuştur (p<0,05). Anne sütü OPN düzeyi düşük olan annelerin bebeklerinin doğum, 1.ve 3. ay boy uzunlukları anne sütü OPN düzeyi normal ve yüksek olan annelerin bebeklerinden anlamlı ölçüde düşüktür (p<0,05). Anne sütü OPN düzeyleri ile bebeklerin baş çevresi ölçümleri arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır. (p<0,05). Anne sütü OPN düzeyi daha yüksek olan annelerin bebeklerinin daha iyi büyüme paternine sahip olduğu ve ateş şikayeti ile hastaneye başvurma sıklıklarının daha düşük olduğu gözlenmiştir (p<0,05). Bu çalışmanın sonuçlarına göre anne sütü OPN düzeyi maternal faktörlere bağlı olarak değişkenlik göstermekte ve bu farklılıklar bebeklerin immün sistem gelişimini ve büyümesini etkileyebilmektedir. Bu nedenle yeterli ve dengeli bir maternal beslenme örüntüsünün oluşturulması konusunda anneler desteklenmeli ve eğitilmelidir. Ayrıca anne sütü alamayan bebekler için standart fomulalara osteopontin eklenmesi konusunda da daha fazla araştırma, uygulama ve devlet politikaları gündeme gelmelidir. Anahtar kelimeler: maternal diyet, olgun süt, osteopontin, anne sütü osteopontini

Anne sütüBebek beslenmesiBebek sağlığı+3
Ayşegül Aksan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Prematüre ve term bebeklerde erken dönem öz düzenlemenin (ağlama, uyku ve beslenme) değerlendirilmesi

Öz düzenleme (self regulation), kişinin kendi amaçları doğrultusunda, biliş, duygu, eylem ve çevre özelliklerini hedef alan; çok bileşenli, yinelenen ve öz yönetimle kazanılan işlemlerdir. Çocukluk ve adölesan dönemde öz düzenlemenin geliştirilme derecesi, hayatta başarı ve mutluluğu büyük oranda öngörmektedir. Bu çalışmada amaç prematüre ve term bebeklerde 3., 6. ve 12. aylarda öz düzenleme problemlerinin prevelansını belirlemek; doğum öncesi ve sonrasında öz düzenleme problemlerinin ipucu olabilecek belirleyicileri araştırmak ve yaşamın ilk 6 aydında öz düzenleme problemi olan bebeklerin 1 yaşında öz düzenleme problemlerinin sıklığını belirlemektir. Çalışma, ulusal tek merkezli prospektif, tanımlayıcı tipte bir araştırmadır. Çalışma Şubat 2018 ile Mayıs 2019 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi Gelişimsel Pediatri Polikliniğinde çok prematüre (ÇP) 50, orta prematüre (OP) 26, geç prematüre (GP) 50 ve kontrol grubu term 48 olmak üzere toplam 174 bebek ile yapıldı. Erken dönem öz düzenleme problemleri ağlama, uyuma ve beslenme problemleri ve birden fazla problemin aynı anda olması çoklu öz düzenleme problemi olarak tanımlandı. Annede depresyon tarandı, bebeklerin gelişim değerlendirmeleri ve nörolojik muayeneleri yapıldı. Üçüncü ayda bebeklerin %83,3'ünde, 6. ayda %71,8'inde ve 12. ayda ise %67,2'sinde herhangi bir öz düzenleme problemi; 3. ayda bebeklerin %8,6'sında, 6. ayda %4,5'inde ve 12. ayda %5,2'sinde ağlama problemi; 3. ayda bebeklerin %77,6'sında, 6. ayda %69,0'unda ve 12. ayda %64,9'unda uyku problemi; 3. ayda bebeklerin %24,1'inde, 6. ayda %20,1'inde ve 12. ayda %10,6'sında beslenme problemi vardı. Üçüncü, 6. ve 12. aylarda ağlama ve uyku problemlerinde gruplar arasında anlamlı farklılık saptanmadı. Fakat 3. ayda term ve geç prematüre (GP) bebeklerde beslenme problemi daha sık iken, 12. ayda ÇP ve OP bebeklerde beslenme problemi daha sıktı. Annenin stresinin artması, erkek cinsiyet, annenin genç olması, ÇP olmak, nörogelişimin etkilenmesi, bebeğin gelişme geriliği ağlama problemi riskini arttırdı. Annenin stresinin artması, nörogelişimin etkilenmesi, beslenme problemi, bebeğin gelişime geriliği uyku problemi riskini arttırırdı. Annenin stresinin artması, kız cinsiyet, ÇP olmak, nörogelişimin etkilenmesi, uyku problemi, bebeğin gelişime geriliği beslenme problemi riskini arttırırdı. ÇP bebeklerin annesinde depresyon diğer gruplardaki bebeklerin annelerine göre daha sıktı ve beslenme problemi ile ilişkili bulundu. Üçüncü ayda uyku problemi varlığı 12. ayda uyku problemi ile ilişkili bulundu. Üçüncü ve 6. ayda beslenme problemi varlığı 12. ayda beslenme problemi ile ilişkili bulundu. Üçüncü ayda ağlama problemi varlığı ve 6. ayda uyku veya beslenme problemi varlığı bebeklerde 12. ayda çoklu öz düzenleme problemi riski arttı. Sonuç olarak prematüre ve term bebeklerde erken dönem öz düzenleme problemleri sık görülmektedir ve anne bebeğin bu sorunları açısından, stresi skoru ve depresyon açısından mutlaka değerlendirilmeli ve sorgulanmalıdır.

AğlamaBebek bakımıBebek beslenmesi+4
Ayşe Nur Coşkun
Hacettepe University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Anne otonom seviyesinin 0-5 yaş grubu bebek ve çocuklarda beslenme ve antropometrik ölçümlere etkisinin incelenmesi

Anne Otonom Seviyesinin 0-5 Yaş Grubu Bebek ve Çocuklarda Beslenme ve Antropometrik Ölçümlere Etkisinin İncelenmesi, Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Diyetetik Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2019. Bu araştırma, aile içi şiddete maruz kalmış annelerin otonom seviyelerini tespit etmek ve otonom seviyelerinin çocuklarını besleme durumlarına, çocuklarının ve kendilerinin antropometrik ölçümlerine etkisini değerlendirmek amacı ile planlanmıştır. Çalışma grubuna, Ankara ilinde kadın konukevlerinde kalan şiddet mağduru 108 kadın ve bu kadınların 0-5 yaş aralığındaki 157 çocuğu dahil edilmiştir. Kontrol grubuna ise fiziksel şiddet görmemiş 96 kadın ve 0-5 yaş arasındaki 125 çocuğu dahil edilmiştir. Araştırmada bireylerin demografik özellikleri, sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri ve çocuğun yeme davranışını saptama amacıyla anket formu uygulanmış, bireylerden antropometrik ölçümleri (doğum ağırlıkları, şu anki boy ve kiloları) alınmıştır. Katılımcıların sosyotropi-otonomi kişiliklerini saptama amacıyla "Sosyotropi-Otonomi Ölçeği" kullanılmıştır. Annelerin çocuklarına yönelik beslenme yaklaşımları "Çocuk Beslenme Anketi" kullanılarak saptanmıştır. Çalışma grubunda yer alan kadınların 69'u sosyotropik (ortalama yaş; 30,9±6,81 yıl), 39'u otonomik (ortalama yaş; 31,8±7,03 yıl); kontrol grubunda yer alan kadınların ise 20'si sosyotropik (ortalama yaş; 31,2±5,23 yıl), 76'sı otonomik (ortalama yaş; 33,2±6,11 yıl) kişilik özelliğine sahiptir. Sosyotrop kadınların çocuklarının doğum ağırlığı, şu anki boy uzunluğu ve vücut ağırlıkları (2,8±0,31 kg, 92,0±12,09 cm ve 13,80±3,36 kg; sırasıyla) otonomik kadınların çocuklarına (3,07±0,58 kg, 93,9±13,08 cm ve 14,7±3,78 cm; sırasıyla) göre anlamlı şekilde düşük bulunmuştur (p<0,05). Benzer şekilde şiddet mağduru kadınların çocuklarının antropometrik ölçümleri de şiddet mağduru olmayan kadınların çocuklarına göre anlamlı şekilde düşük bulunmuştur (p<0,05). Şiddet mağduru annelerin bebeklerinin toplam anne sütü alma süresi (10,0± 8,12 ay) şiddet mağduru olmayan annelerin bebeklerine göre (16,6±7,03 ay) daha kısa bulunmuştur (p<0,001). Çocuk beslenme anketine göre şiddet mağduru annelerin beslenme bilgi düzeyi (13,5±3,99) şiddet mağduru olmayan annelere (15,9±2,42) göre düşük bulunmuştur (p<0,001). Sonuç olarak şiddet mağduru annelerin şiddet mağduru olmayan annelere göre daha sıklıkla sosyotropik kişilik özelliğinde oldukları, çocuklarının antropometrik ölçümlerinin (doğum ağırlıkları, şu anki boy ve kiloları) daha düşük olduğu ve çocuklarının beslenmesi konusunda karar alma yetilerinin ve beslenme bilgi düzeylerinin daha düşük olduğu saptanmıştır. Şiddet mağduru kadınların ve çocuklarının beslenme durumlarının iyileştirilmesi için beslenme eğitimi müdahalelerine gereksinim vardır

Aile içi şiddetAnnelerAntropometri+7
Özlem Özler
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Emzirme sorunları değerlendirme ölçeğinin (ESDÖ) Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması

Amaç: Bu araştırma, Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği'nin Türkçe formunun güvenirlik ve geçerliğini belirlemek amacıyla yürütülmüş metodolojik bir araştırmadır. Yöntem: Araştırma, T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi'nde 1 Şubat 2016 – 1 Haziran 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi, 1 Şubat 2016 – 1 Haziran 2016 tarihleri arasında hastaneye postpartum 2. haftada kontrolüne gelen, araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan 184 anne oluşturmuştur. Araştırmada, 1990 yılında Wambach tarafından geliştirilmiş 'Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği'nin Türk kültürüne uyarlanması çalışması yapılmıştır. Anketler araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak uygulanmıştır. Anketler uygulanmadan önce annelere çalışma hakkında bilgi verilmiştir. Görüşmeler her bir anne ile Birey Tanılama Formu ve Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği için yaklaşık beş-on dakika sürmüştür. Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, SPSS 20.00 (Statistical Package for the Social Sciences) ve AMOS paket programı kullanılmıştır. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotları (Frekans, Yüzde) ve geçerlilik güvenilirlik analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği'nin Türkçe formunun geçerliğini belirlemek için önce dil eşdeğerliği sağlanmıştır. İçerik geçerliğinde on uzman görüşüne başvurularak kapsam geçerlik oranı ve kapsam geçerlik indeksi hesaplanmıştır. Ölçeğin tüm madde sayısı (18) üzerinden KGO sağlanmıştır (%80-%100). Yapı geçerliliği analizinde doğrulayıcı faktör kullanılmıştır. Faktör analizi öncesi KMO ve Barlett testleri yapılmış ve örnek büyüklüğünün faktör analizi için yeterli olduğu saptanmıştır (KMO=0.764>0.60; p<0.05). Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda beş faktör belirlenmiş olup maddelerin ölçeğin orijinal yapısına uygun olduğu tespit edilmiştir. Maddelerin faktör yükleri ise 0.552-0.842 arasındadır. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda ki-kare/Sd, RMSA, SRMR uyum istatistikleri sonucuna göre modelin iyi uyum verdiği saptanmıştır (ki-kare/Sd=1.902; RMSA=0.070; SRMR= 0.027 SRMR=0.02). Ölçeğin test tekrar test güvenirliği, dört hafta sonra ulaşılabilen 54 kadın ile gerçekleştirilmiştir ve test tekrar test yanıtları arasında anlamlı fark olmadığı saptanmıştır. Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği'ni oluşturan 18 maddenin Cronbach's Alpha değeri 0.776 olarak saptanmıştır. Ölçek alt boyutlarının Cronbach Alpha değerleri; Mekanik endişeler: 0.852; Sürece ait endişeler:0.712 0.723; Süt yetersizliğine ait endişeler: 0.766; Memeye ait endişeler: 0.748; Sosyal endişeler: 0.789 olarak bulunmuştur. Madde alt boyut puan korelasyonu analizinde ölçeğin maddeleri arasındaki ilişkinin istatistiksel açıdan anlamlı olduğu bulunmuştur (p< 0.05). Sonuç ve Öneriler: Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği'nin Türkiye için yüzeysel ve yapısal geçerlik ve güvenirliği sağlanmıştır. Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği'nin emzirme döneminin farklı zamanlarındaki annelerle yürütülecek araştırmalarda kullanılması ve sonuçlarının değerlendirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler; Emzirme or n arı, Geçer ik, Gü enir ik

AnnelerBebek bakımıBebek beslenmesi+4
Gülderen Uyanık
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

34 hafta ve üzeri yenidoğanlarda fincanla beslemenin bebeklerin beslenme çıktı ve konforuna etkisi

Amaç; Anneye çeşitli sebeplerle ulaşamayan preterm ve yenidoğan bebekler için emmeyi unutturmayacak fakat emmeyi güçlendirip, yutmayı destekleyecek alternatif beslenme yöntemleri geliştirilmiştir. Bunlardan birisi ise fincanla beslemedir. Araştırmamız; 34 gebelik haftası ve üzerinde bebeklerde fincanla besleme sırasında fizyolojik parametreleri, ağızdan akıtma ve beslenme süresindeki değişiklikleri (beslenme çıktıları) gözlemlemek, beslenme sonrası konforu ve hemşirelerin beslenmeyle ilgili görüşlerini değerlendirmek amacıyla yapılan bir araştırmadır.Gereç ve Yöntem:Araştırma kesitsel, tanımlayıcı ve yarı deneysel bir çalışmadır.Araştırmanın verileri 15.01.2019 ve 15.04.2019 tarihleri arasında, İzmir iliS.B.Ü. Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde uygulanmıştır.34 hafta ve üzeri 43 yenidoğan ve 1 yıldan fazla yenidoğan yoğun bakım ünitesinde görev yapmakta olan 43 hemşire, dahil edilme kriterlerine uygun olarak saptanmıştır. Veriler, "Olgu Rapor Formu", "Hemşirelerin Fincanla Beslemeye İlişkin Görüş Formu", "Gözlem Formu", "Yenidoğan Konfor Davranış Ölçeği" ve "Hemşire Fincanla Besleme Beceri Değerlendirme Kontrol Listesi" ile toplanmıştır. Bulgular: Hemşirelerin %81,4'ü (n=35) daha önce bir bebeği fincanla beslemediklerini belirtmişlerdir. Hemşirelerin fincanla beslemeye ait görüşleri, fincanla besleme eğitimi ve fincanla besleme deneyiminden olumlu yönde etkilenmiştir. Birinci fincanla besleme öncesi/ sırası / 1 dakika sonrası, ikinci fincanla besleme öncesi/ sırası / 1 dakika sonrası, üçüncü fincanla besleme öncesi/ sırası /1 dakika sonrası kalp tepe atımları, solunum sayıları ve oksijen saturasyonu beslenme sayısına göre tekrarlı ANOVA testi ile değerlendirilmiştir. Birinci, ikinci, üçüncü besleme kalp tepe atımları, solunum sayıları ve oksijen saturasyonlarıarasında fark olmadığıancak tüm beslemeler öncesi, sırası ve sonrasındaki kalp tepe atımı, solunum sayısı ve oksijen saturasyonu değişimi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Besleme Öncesi-sırasısonrası ilerleyişi) üç beslenmede de benzerdir. Fincanla besleme sonrası puan ortalamaları, fincanla beslemenin bebekler için konforlu bir işlem olduğunu ortaya çıkarmıştır. Sonuç: Araştırma sonucunda, fincanla beslemenin bebekler için konforlu olduğu, hemşirelerin eğitim ve deneyim sonunda fincanla besleme hakkındaki yargılarının kırıldığı ve bebeğin deneyim artışınınbeslenme çıktılarına etkisinin olmadığı ortaya çıkmıştır.

Bebek bakımıBebek beslenmesiBebek-yenidoğmuş+6
Setenay Zengi Kaya
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatan prematüre bebeklerin anne sütü ile beslenmesini etkileyen etmenler

Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde Yatan Prematüre Bebeklerin Anne Sütü İle Beslenmesini Etkileyen Etmenler Amaç: Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde (YYBÜ) yatan prematüre bebeklerin anne sütü ile beslenmesini etkileyen etmenlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Method: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel bir çalışma olarak Kasım 2018-Mayıs 2019 tarihleri arasında Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ve Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde yatan 28-36 hafta arası anne sütü ile enteral beslenen 126 prematüre bebek, anneleri ve YYBÜ'de çalışan 60 hemşire ile yüz yüze görüşülerek anket formu uygulanarak yapılmıştır. Prematüre bebeğe ait bilgiler hasta dosyasından elde edilmiştir. Bulgular: Araştırma sonucunda tüm prematüre bebeklerin %55,6'sının sadece anne sütü aldığı ve anne sütü ile beslenmeyi bebekler, anneler ve hemşirelere ait bazı özelliklerin etkilediği; kanguru bakımı ve ten tene temas uygulanma durumu ile annenin doğumdan sonra süt gelme zamanı arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0.05). Hemşirelerin mesleki deneyim ve eğitim durumu ile anneleri anne sütü, sağma ve emzirme hakkında bilgilendirme zamanı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı, prematüre bebeğin solunum desteği alma durumu, doğum kilosu ve yatış süresi ile ilk anne sütü ile beslenme zamanı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir (p>0.05) . Sonuç: Annelerin çoğunluğunun gebelik döneminde ya da öncesinde anne sütü ve emzirme hakkında eğitim almadığı, kanguru bakımının daha erken anne sütü oluşumuna katkı sağladığı, annenin kronik hastalığının anne sütü oluşumunda süreyi uzattığı, sütünün yeteceğine inanan annelerin bebeğinin taburcu olduğunda evde sadece anne sütü ile besleme niyetlerinde olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Anne sütü; emzirme; prematüre; yenidoğan yoğun bakım ünitesi; hemşire.

Anne sütüBebek bakımıBebek beslenmesi+5
Öznur Akgün
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğan bebeklerin beslenme şekilleri, anne sütü alma durumu ve emme sorunlarının incelenmesi

Bu araştırma yenidoğan bebeklerin beslenme şekilleri, anne sütü alma durumları ve emme sorunlarını incelemek ve etkileyen faktörleri belirlemek için planlanmıştır. Araştırma Mart 2015- 2016 tarihleri arasında İzmir Bornova' da özel bir üniversitenin kadın – doğum, yeni-doğan yoğun bakım, çocuk servisi ve emzirme polikliniğine başvuran bebeklerin kayıtları retrospektif incelenerek uygulanmıştır. Örneklemi oluşturan 1520 yenidoğan bebeğin emzirmeye ilişkin kayıtlarının incelendiği tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırmada verilerin toplanmasında birey tanılama formu kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ise SPSS 25.0 (Statistical package for the social sciences) paket programı uygulanmıştır. Verilerin karşılaştırmalarında anlamlılık düzeyi p değeri 0,05 alınmış olup, veriler üzerinde Kruskal- Wallis tek yönlü varyans analizi, Mann-Whitney U testi, Ki kare Analizi ve Shapiro Wilk testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmamızda bulgular incelendiğinde emzirme deneyimi olan annelerin emzirme süreleri ortalaması 2.86 ±0.03 ay, %76.1'inin ilk yarım saat içinde, %20'sinin ikinci yarım saatte, %3.9'u 1-6 saat arası içinde bebeklerini emzirdikleri, anne yaşının daha önceki bebeğini emzirme süresi, bebeğin doğum haftası, bebeğin doğum kilosu ve bebeğin polikliniğe başvurduğu kilosu arasında yapılan değerlendirmesinde anlamlı bir ilişki bulunduğu, doğumdan sonraki ilk emme zamanıyla anne yaşı arasında istatistiksel olarak incelendiğinde ise ilk yarım saatte emme zamanının anne yaşı ile ilişkisi ile ikinci yarım saatte ilişkisi anlamlı bulunduğu, annenin emzirmeye devam edip etmemesine göre bebeğin doğum haftası, kilosu ve polikliniğe başvuru kilosu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Sağlık profesyonelleri arasında yer alan hemşirelerin annelerin hatalı emzirme davranışlarının uygun olan davranışlar ile değiştirilmesinde ve annelere verilecek olan eğitimlerde kritik role sahiptir. Büyük örneklem grupları ile yapılmış olan araştırmaların sonuçları da bu eğitim içeriklerinin hazırlanmasında anlamlı veriler sağlaması açısından önemlidir. Annelerin yaşı, çalışma durumu, doğum şekli, emzirme sıklık ve süreleri ile emme sorunlarının anneye ve bebeğe ait nedenleri ise dikkatlice vurgulanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Anne sütü, beslenme şekilleri, emme sorunları, yenidoğan

Anne sütüBebek beslenmesiBebek-yenidoğmuş+3
Burcu Sarı Bıçkıcı
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğumda kanguru bakımının sadece anne sütü ile beslenme durumuna ve bebeğin büyüme-gelişmesine etkisinin bağlanma kuramına göre incelenmesi

Sağlıklı çocuk gelişimi yenidoğan döneminden başlayarak yaşam boyu süren sağlığın temel belirleyicisidir. Anne sütü ile beslenme de bebeğin büyüme gelişmesinde en önemli etmenlerden biri ve bebeğin optimal gelişimini destekleyen eşsiz bir besin maddesidir. Kanguru bakımı prematüre bebeklerin yaşam kalitelerini arttırmak amacıyla ortaya çıkmış bir gelişimsel bakım yöntemidir. Kanguru bakımının prematüre bebekler üzerinde, anne sütü ile beslenme ve büyüme gelişmeye yararları göz önünde bulundurulduğunda; term bebeklerin de kanguru bakımı alması ve doğumdan hemen sonra kanguru bakımına başlanması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu araştırma ile doğumda kanguru bakımının sadece anne sütü ile beslenme durumuna ve bebeğin büyüme-gelişmesine etkisinin bağlanma kuramına göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma; randomize kontrollü, deneysel,prospektif bir araştırmadır.Araştırmanın örneklemini, Mart 2017 – Şubat 2019 tarihleri arasında Buca Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi gebe polikliniğine başvuran, 36-38. gestasyonel haftalar arasında olan ve araştırmaya dahil edilme kriterlerini sağlayan gebeler oluşturmuştur (n:132). Gebelerin protokol numaralarına göre randomizasyon yapılmış ve bilgilendirilmiş gönüllü olur formu imzalatılarak, tanıtıcı özelliklerine ilişkin soru formu uygulanmıştır. Müdahale grubunda yer alan gebelere "kanguru bakımı ve emzirme" eğitimi verilmiş ve bebeklerine doğumda kanguru bakımı uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan anne ve bebeklerine ise rutin bakım uygulanmıştır. Doğumdan sonra her iki grupta yer alan annelerin maternal bağlanma düzeyleri ve bebeklerin birinci, üçüncü, altıncı ve dokuzuncu aylarda sadece anne sütü alma durumları ve bebeklerin büyüme- gelişmeleri değerlendirilmiştir. Araştırmanın verilerinin analizi Statistical Package for Social Science 21 (SPSS 21.0) paket programında sayı, yüzde (%), ki kare, ölçek puan ortalamaları, t-testi ile analiz edilmiştir. Araştırmada istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 kabul edilmiştir. Kanguru bakımı uygulanan bebeklerin, ilk altı ay sadece anne sütü ile beslenme oranı, birinci, üçüncü, altıncı ve dokuzuncu ay izlem büyüme parametleri, kanguru bakımı uygulanmayan bebeklerin ilk altı ay sadece anne sütü ile beslenme oranı, birinci, üçüncü, altıncı ve dokuzuncu ay izlem büyüme parametlerine göre istatistiksel açıdan fark anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur (p<0,05).Kanguru bakımı uygulanan bebeklerin, birinci, üçüncü, altıncı ve dokuzuncu ay izlem gelişim parametleri ile kanguru bakımı uygulanmayan bebeklerin birinci, üçüncü, altıncı ve dokuzuncu ay izlem gelişim parametleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05).Kanguru bakımı uygulayan annelerin birinci, üçüncü, altıncı ve dokuzuncu ay maternal bağlanma ölçek puan ortalamaları, kanguru bakımı uygulamayan annelerin birinci, üçüncü, altıncı ve dokuzuncu ay maternal bağlanma ölçek puan ortalamalarından yüksek bulunmuştur (p<0,05). Çalışma sonucunda doğumda kanguru bakımının sadece anne sütü ile beslenme ve bebeğin büyümesine olumlu etkisi olduğu saptanmıştır. Kanguru bakımının doğumdan hemen sonra başlatılması ve sürdürülmesi ve bu konuda primer sorumlu olan ebelere eğitim verilerek uygulanabilirliğin arttırılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler; Kanguru Bakımı, Büyüme, Gelişme, Anne Sütü ile Beslenme, Maternal Bağlanma

Ana-babaya bağlanmaAnne sütüBağlanma+5
Emine Serap Sarıcan
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Postpartum dönemde annelere verilen emzirme destek programının sadece anne sütü ile beslenme süresi üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi

Amaç: Araştırma kapsamında yeni doğum yapmış annelerde ilk altı ayda sadece anne sütü ile besleme oranını arttırmayı hedefleyen; doğum sonrası hastanede bir oturumluk eğitimi, taburculuk sonrası ikinci hafta hastanede izlemi ve ikinci, dördüncü, altıncı aylarda telefon izlem ve danışmanlığını kapsayan Emzirme Destek Programı (EDP) geliştirilmiştir. Bu araştırma ile EDP'nın etkinliğinin, müdahale grubunda yer alan annelerin bilgi düzeyi, emzirme özyeterlilikleri ve sadece anne sütü (SAS) ile besleme davranışları açısından kontrol grubu ile karşılaştırılarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma eğitim etkinliğinin değerlendirilmesine yönelik kontrollü bir müdahale araştırmasıdır. Araştırma grubu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Sağlığı ve Doğum kliniğinde 04.11.2013-25.04.2014 tarihleri arasında doğum yapan; okuryazar olan, 18 yaş ve üzeri, İzmir şehir merkezinde yaşayan, tekil ve miadında doğum yapan annelerden oluşmuştur. Örnek büyüklüğünün hesaplanması amacıyla daha önce yapılmış çalışmalarda bildirilmiş olan müdahale ve kontrol grupları arasındaki girişime yönelik etki farkı değerlendirilmiş, EDP ile altıncı ayda SAS' ne devam etme yüzdesinin % 55'e ulaşması hedeflenmiştir. NCSS-PASS 2005 programından yararlanarak α=0.05 ve % 80'lik bir güçle hesaplanan örnek büyüklüğü müdahale grubunda 105, kontrol grubunda 105 olmak üzere toplam 210 anne olarak belirlenmiştir. İzlem kayıpları olabileceği dikkate alınarak 230 anne çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırma süresince müdahale grubunda dört, kontrol grubunda altı annenin izlemleri tamamlanamamıştır. Müdahale grubunda yer alan annelere hastanede eğitim uygulanmadan önce; sosyodemografik, doğurganlık ve emzirme açısından özellikleri ile emzirme konusunda bilgi düzeyleri, özyeterlik algıları ve emzirme davranışlarına ilişkin verileri toplanmıştır. Veriler toplandıktan sonra müdahale grubundaki anneler EDP' na dahil edilerek, araştırmacı tarafından birebir görüşme ile emzirme eğitimi verilmiştir. Taburculuk sonrası ikinci hafta hastanede izlem, ikinci, dördüncü ve altıncı aylarda telefon izlemi ile birlikte emzirme danışmanlığı uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise hastanedeki görüşme ile birlikte ikinci, dördüncü ve altıncı aylarda telefon izlemi yapılmış, ikinci hafta hastane izlemi yapılmamıştır. Bu gruba araştırmacı tarafından eğitim uygulanmamış, rutin hizmetlere yönlendirilmişlerdir. Altıncı ay sonunda tüm annelere Bilgi Değerlendirme Formu (son test) uygulanarak emzirme konusunda bilgi düzeyleri değerlendirilmiştir. Elde edilen verilerin istatistik analizinde tanımlayıcı özellikler ki-kare analizi ile karşılaştırılmıştır. Eğitim öncesi ve eğitim sonrası bilgi formu, Özyeterlilik ölçeği ve LATCH tanılama aracından aldıkları puanlar t testi ile değerlendirilmiştir. Anne sütü ile besleme açısından grupların kendi içindeki aylara göre değişimi Cochrane Q testiyle, emzirmenin belirleyicileri ise lojistik regresyon analizi ile incelenmiştir. Bulgular: EDP sonrası altıncı ayda uygulanan son testte annelerin bilgi puan ortalaması müdahale grubunda, kontrol grubuna göre daha yüksek bulunmuştur (t=10.737; p=0.000). Annelerin özyeterlilik düzeyleri ise ikinci ayda her iki grupta da artış göstermiş, müdahale grubundaki artışın kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır (t=7.90; p=0.000). Hastanede eğitim öncesi ve sonrası annelerin emzirme davranışlarını değerlendirmede kullanılan LATCH ölçeği puanları da müdahale grubunda, kontrol grubuna göre daha yüksek elde edilmiştir (t=7.250; p=0.000). Müdahale grubunda bebeğini sadece anne sütüyle besleme yüzdesi, hastaneden taburcu edilmeden önceki izlemden son izleme kadar kontrol grubundan anlamlı düzeyde yüksektir (p<0.05). Müdahale grubunda SAS düzeyi, hastaneden taburcu olmadan önce % 88.3, ikinci ayda % 83.8, dördüncü ayda % 71.2 ve altıncı ayda % 58.6 iken kontrol grubunda sırasıyla % 70.6, % 46.8, % 31.2 ve % 19.3'tür. Müdahale grubunda olma kontrol grubuna göre sadece anne sütüyle besleme olasılığını; taburculukta 3.02 kat, ikinci ayda 8.94 kat, dördüncü ayda 7.46 kat ve altıncı ayda 7.51 kat artırmaktadır. Sadece anne sütüyle beslemede etkili olan diğer değişkenlerin ise çekirdek ailede yaşama, normal doğum yapma, multipar olma ve biberon kullanmama olduğu belirlenmiştir. Çekirdek ailede yaşayan annelerde SAS ile bebeğini besleme olasılığı, geniş ailede yaşayanlara göre taburculukta 3.18 kat, ikinci ayda 4.84 kat ve altıncı ayda 4.45 kat artmaktadır. Normal doğum yapanlarda ise hastanede SAS ile besleme olasılığı sezaryen doğum yapanlara kıyasla 2.65 kat yüksektir. Multipar anneler, primiparlara göre bebeklerini, ikinci ayda 5.20 kat, dördüncü ayda 2.95 kat ve altıncı ayda 4.08 kat daha fazla anne sütüyle beslemektedir. Biberon kullanmayan kişilerde ise hastanede SAS ile besleme düzeyinin biberon kullananlara göre 3.60 kat arttığı bulunmuştur. Aylık izlemlerin değerlendirilmesi sonucunda annelerin en fazla aile sağlığı merkezlerinden hizmet aldığı, bu süreçte üçte birinin emzirme açısından değerlendirilmediği, ek besine başlamada en yüksek oranda sağlık çalışanının etkili olduğu ve çalışan annelerde işe başladıktan sonra emzirme sorunlarının arttığı saptanan diğer bulgulardır. Sonuç: Bilgi, özyeterlilik ve davranış bileşenleri çerçevesinde oluşturulan EDP' nın annelerin bilgi düzeylerinin geliştirilmesine önemli katkı sağladığı, emzirme özyeterliliklerini güçlendirdiği ve sadece anne sütüyle besleme düzeyini artırarak annenin emzirme davranışını olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sadece anne sütü; Emzirme Eğitimi; Özyeterlilik; Emzirme Desteği

Anne sütüAnnelerBebek bakımı+5
Aysun Ekşioğlu
Ege University · Institute of Health Sciences
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Annelerin ek gıdalar hakkında yaklaşımları ve tutumları

Giriş ve Amaç: Beslenme; bir çocuğun sağlıklı büyüme ve gelişmesinde en temel faktörlerden birisidir. Bu konuda yapılan hatalı ve bilinçsiz uygulamaların olumsuz etkileri yalnız çocukluk çağında değil, yaşamın bütün dönemlerinde görülebilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) bebeklerin 0-6 ay yalnızca anne sütü ile beslenmelerini, altıncı ayda mutlaka ek gıdalara geçilmesini ve emzirmenin 2 yıl sürdürülmesini tavsiye etmektedir. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmaları'na göre ek gıdalara erken başlama oldukça yaygın bir uygulama ve ek gıdaların ayına uygun verilmediği de saptanmıştır. Bu çalışmada annelerin ne kadar sadece anne sütü ile beslediklerini, ne zaman ek gıdaya geçtiklerini, ek gıdalara geçiş kararını vermelerinde etkili olan faktörleri belirlemek, uygun zamana göre uygun ek gıda ile beslenip beslenmediğini saptamak ve bebek beslenmesindeki hataların düzeltilmesi için çözüm yollarının saptanması amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Sağlıklı Çocuk İzlem Polikliniği, Genel Pediatri Polikliniği, diğer yan dal polikliniklerine başvuran ve serviste yatarak izlenen 12-36 ay arasındaki çocuklar çalışmaya alındı. Çocukların ailelerine anket öncesi bilgi verildi ve yazılı bilgilendirilmiş onam formu alındı. Anketler, araştırmacı tarafından tek tek ve yüz yüze yapıldı. Anket formunda; çocukların genel özellikleri, ailelerin sosyodemografik özellikleri, çocukların beslenme durumu; ilk 24 saat içinde anne sütü alıp almadığı, sadece anne sütü ile beslenme süresi, ilk 6 ay beslenme şekli, ek gıdalara nezaman başladıkları, 6 aydan önce ek gıda başlayan annelere neden başladıkları, anne sütü hiç almayan bebeklerin anne sütü almama nedeni, toplam anne sütü alma süresi, ilk bir yaşta çocuğun bakımında kim veya kimlerin yer aldığı, ek gıdalar hakkında bigiyi hangi kaynaktan aldıkları ve ilk bir yaşta tuz ve şeker kullanımı ile ilgili sorular soruldu. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS Statistics 22 programında analiz edildi. Öncelikle tüm değişkenler için tanımlayıcı istatistikler yapıldı. Kategorik değişkenler arasındaki fark için ki kare testi, sayısal değişkenler arasındaki ilişki için Spearman's korelasyon analizi uygulandı. İstatiksel olarak verilerin karşılaştırılmasında iki bağımsız grup varsa Mann Whitney U testi ve ikiden fazla grup varsa Kruskal Wallis testi uygulandı. p<0,05 olduğunda istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Çalışmamıza yaşları 12-36 ay arasında değişen toplam 300 çocuk alındı. Çocukların yaş ortalaması 22.5±7.8 aydı. Olguların 293'ü (%97.7) doğumdan sonra ilk 24 saat içinde anne sütü almıştı, ancak sadece anne sütü alanlara bakıldığında %78.3 (n=235) idi. Doğumdan sonra ilk 24 saatte anne sütü alanların %19.7' si (n=58) anne sütü ile birlikte mama da vermişti. Sadece anne sütü ile beslenme süresi ortalama 4 ±2.5 aydı. İlk 6 ay sadece anne sütü ile beslenme oranı %47.7(n=143) idi. Toplam anne sütü alma süresi ortalama 14±7.8 ay idi. Ek gıdaya başlama yaşı ortalama 5.6 ±1.2 ay idi ve olguların 88'ine (%29.3) 6 aydan önce ek gıda başlanmıştı. Ek gıdalara 6. aydan önce başlayan annelere neden başladıkları sorulduğunda en sık cevap ''tattırmak'' (%37.5) olarak verildi. Çalışmaya alınan çocukların ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenme, toplam anne sütü alma süresi ve ek gıdalara başlama zamanı ile çocuğun cinsiyeti, kaçıncı çocuk olması, annenin yaşı, anne-baba eğitim, annenin çalışma durumu, ailenin ekonomik düzeyi, bakım veren kişi arasında ilişki saptanmadı (p>005). Sonuçlar: Annelerin ilk 24 saat içinde anne sütü verme eğilimleri yüksekken, yalnızca anne sütü verme oranı yeterli düzeyde değildir, yüksek oranda doğumda anne sütüne ek olarak mama da verildiği görülmüştür. Erken ek gıdaya başlama oranı Türkiye ortalamasına göre yüksek bulunmuştur ve uygun zamana göre uygun ek gıda ile beslenme konusunda da eksikler mevcuttur. Sağlık çalışanlarının beslenme konusunda bilgilendirmede etkin görünmesine rağmen ailelerin davranışlarına yansımadığı görülmüştür. Süt çocuğunun beslenmesi konusunda toplumun daha fazla eğitime ihtiyacı mevcuttur. İlk 6 ay sadece anne sütü ile beslenme, ek gıdalara başlama zamanı ve toplam anne sütü süresine etkileyen faktörler değerlendirildiğinde çalışmamızda anlamlı ilişki saptanmamıştır. Bu konuda daha fazla olgu ile daha geniş çalışmalara ihtiyaç vardır.

Anne sütüAnnelerBebek beslenmesi+2
Gizem Şenyazar
Ege University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hipnoemzirme felsefesine dayalı eğitim ve danışmanlığının anne sütü ile besleme durumu, emzirme özyeterliliği ve emzirme motivasyonuna etkisi

Bu araştırma, antenatal dönemde verilen hipnoemzirme felsefesine dayalı eğitim ve danışmanlığının sadece anne sütü ile besleme durumu, emzirme özyeterliliği ve emzirme motivasyonu üzerine etkisini belirlemek amacıyla yarı deneysel olarak yapılmıştır. Araştırmanın verileri Mayıs 2021-Temmuz 2022 tarihleri arasında online eğitime katılan 95 kadından toplanmıştır. Araştırmacı tarafından gebeliğinin 28-34. haftasında olan 55 gebe kadına hipnoemzirme felsefesine dayalı emzirme eğitimi dört ayrı oturumda, 40 gebe kadına ise standart emzirme eğitimi tek oturum da verilmiştir. Araştırmanın verileri, eğitim öncesinde, eğitim sonunda ve postpartum 1. ve 8. haftada olmak üzere dört ayrı zamanda online olarak toplanmıştır. Araştırmayı hipnoemzirme eğitim grubunda 40, standart eğitim grubunda 36 kadın tamamlamıştır. Araştırmada Tanıtıcı Bilgi Formu, Emzirme Özyeterlilik Ölçeği-Kısa Formu, Emzirme Motivasyon Ölçeği ve Emzirme Süreçleri Değerlendirme Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler için frekans, yüzde değerleri, ortalama, standart sapma, Ki-kare, Kolmogorav-Smirnov, Paired Sample t-test, tek yönlü ANOVA ve çift yönlü ANOVA kullanılmıştır. Hipnoemzirme eğitim grubunda standart emzirme eğitim grubuna göre emzirme özyeterlilik puan ortalamasındaki artışın istatistiksel olarak daha fazla arttığı, postpartum 1. ve 8. hafta da emzirme motivasyonunun bütünleşmiş düzenleme, içsel motivasyon ve özdeşleşmiş düzenleme puan ortalamasının daha yüksek olduğu, postpartum 8. Haftada ek olarak ise dışsal düzenleme-ek yarar puan ortalamasının daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<.05). Emzirme motivasyonunun gruplararasında içe yansıtılmış düzenleme-toplumsal baskı ve içe yansıtılmış düzenleme-toplumsal onaylama puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı belirlenmiştir (p>.05). Bu sonuçlar doğrultusunda, hipnoemzirme felsefesine dayalı emzirme eğitiminin standart emzirme eğitimine göre kadınların emzirme özyeterliliğini ve otonom motivasyonlarını yükselttiği belirlenmiştir. Hipnoemzirme felsefesinin emzirme eğitim ve danışmanlık programlarına entegre edilmesi önerilmektedir.

Anne eğitimiAnne sütüBebek beslenmesi+5
Naz Sergek
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

0-6 ay arası bebeği olan annelerin bebek beslenme durumlarının incelenmesi

Araştırma, 0-6 ay arası bebeği olan annelerin bebeklerinin beslenme durumunu ve etkileyen faktörleri değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın evreni ve örneklemini Karaman'da iki özel hastaneye 15 Haziran 2013-15 Ağustos 2013 tarihleri arasında başvuran 0-6 ay arası bebeği olan araştırmayı gönüllü olarak kabul eden 200 anne oluşturdu. Anket formu yüz yüze görüşülerek araştırmacı tarafından dolduruldu. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 15,0 programı kullanılarak analiz edildi. Verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlar (sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, ki-kare) kullanıldı. Araştırmaya katılan annelerin yaş aralığı daha çok 19-24 aralığında bulunmaktaydı. Bebeklerin %54,5'ini kız, %45,5'ini erkek çocuğu oluşturmaktaydı. Bebeklerin yaş (ay) ortalaması 4,9±0,16 (min: 0 ay; maks: 6 ay) dır. Annelerin %94,5 'i bebeklerini halen emzirmekteydi. Anne sütünün/emzirmenin faydaları konusunda ve ek gıdalarla ilgili annelerin %68,5'i eğitim aldığı görüldü. Annelerin %95'i bebeklerine ilk besin olarak ağız sütü verdiği belirlendi. Annelerin % 51' inin bebeklerini 2 yıl emzirmeyi planlamaktaydı. Çalışma kapsamında annelerin %64'ü bebeklerini ilk yarım saat içinde emzirmeye başladığı görüldü. Araştırmaya katılan annelerin %19'u bebeklerine ek gıda vermekteydi. Annelerin eğitim düzeyi yükseldikçe anne sütü ile beslenmenin arttığı, çocuklarına ilk besin olarak anne sütü verdikleri, memeyi almayan çocukların annelerinin sütlerini sağarak verdikleri görüldü. Çocuk sayısı, anne yaşı ile anne sütü verme arasında anlamlı ilişki olmadığı, emzirme eğitiminin anne sütü ile beslemeyi olumlu etkilediği belirlendi. Anne sütü ile beslenme eğitimlerinde emzik kullanımının hatalı olacağı fikri benimsetilmeli. Anahtar Kelimeler: Anne sütü, emzirme, bebek beslenmesi

Anne sütüBebek beslenmesiEmzirme
Serap Kırıcı
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2015
00

Related subjects