Bilişsel davranış terapileri

Bu konu başlığı altında 60 tez

Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Bilişsel davranışçı terapi temelli kilo kontrolü mobil "Bİ'KİLO" uygulamasının geliştirilmesi ve etkililiğinin sınanması

mSağlık uygulamaları mesafe, damgalanma, uzmana erişim zorlukları gibi tedaviye erişimdeki engellerin aşılmasını kolaylaştırabilir ve maliyet etkinliği sağlayabilir. Artan morbidite ve mortalite oranları ile ilişkili olan fazla kilo ve obezitenin birçok ruhsal yönünün ve ilişkili alanların değerlendirilmesi tedavide önemlidir. Bu çalışmanın amacı mobil kilo kontrolü uygulaması Bi'Kilo'nun etkinliğinin obeziteyle ilişkili 4 temel alanda sınanmasıdır. Bu çalışma, TÜBİTAK 1001- Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı tarafından 122S049 proje numarası ile desteklenmiştir. Fazla kilolu ve obezitesi olan 77 yetişkin Bi'Kilo mobil uygulamasının tüm içeriklerine erişim sağlayabilen çalışma grubu ve yalnızca psikoeğitim içeriklerine erişim sağlayan kontrol gruplarına randomize edilmiş, antropometrik ölçümleri yapılmış, leptin, ghrelin ve HOMA-IR değerleri ölçülmüş, katılımcılara yeme tutum ve davranışlarını ölçen ölçekler ve beş nörobilişsel test uygulanmıştır. Çalışmayı 33 katılımcı tamamlamıştır. Çalışmamızda Bi'Kilo mobil uygulamasının kullanımıyla çalışma grubununda vücut kitle indeksi, kilo, duygusal yeme davranışında azalma, farkındalık ve odaklanma davranışında artma olduğu bulunmuştur. Çalışma sonunda geliştirilen Bi'Kilo mobil uygulaması Türkçe, BDT temelli olarak geliştirilmiş ve etkinliği randomize kontrollü bir çalışma ile değerlendirilen ilk mobil uygulamadır. Gelecekteki araştırmalarda mSağlık uygulamalarının tasarımında rehberli uygulama tasarımı kullanılması, kişiselleştirme ve motivasyon unsurlarının arttırılması, yeme bağımlılığının ayrıca değerlendirilmesi, fiziksel aktivite içeriklerinin arttırılması, kullanıcı profillerinin tanımlanarak bu profillere özgün içeriklerin oluşturulması etkinlikte artış sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: kilo kontrolü, mobil sağlık, bilişsel davranışçı terapi, obezite

Bilişsel davranış terapileriDuygusal yemeKilo değişimi+3
Leman Deniz Tarlacık
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınav kaygısı için bilişsel davranışçı terapi temelli sanal gerçeklik destek programının geliştirilmesi ve etkinliğinin test edilmesi

Sanal gerçeklik günümüzde özgül fobiler, obsesif-kompulsif bozukluk, sosyal anksiyete bozukluğu ve hatta psikoz gibi pek çok ruh sağlığı probleminin tedavisinde kullanılabilen bir teknolojidir. Sanal gerçeklikle uygulanan tedavilerin çoğunluğunda, sanal gerçeklik, klinisyenlerin kullanımı için sanal bir maruz bırakma ortamı sağlamış olur. Klinisyen olmadan, kişinin kendi kendine destek alabileceği sanal gerçeklik uygulamalarının sayısı ise fazla değildir. Sınav kaygısı konusunda ise bildiğimiz kadarıyla henüz geliştirilen bir otomatik sanal gerçeklik destek programı yoktur. Bu çalışmanın amacı sınava hazırlanan ve kaygı yaşayan öğrencilere önleyici bir destek sistemi olması amacı ile Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) odaklı bir otomatik sanal gerçeklik uygulaması geliştirilmesi ve etkinliğinin test edilmesidir. Ankara'da üç okuldan seçilen 54 gönüllü öğrenci, cinsiyete ve sınav kaygısı düzeyine göre tabakalandırıldıktan sonra bilgisayar programı tarafından seçkisiz olarak deney grubuna (n = 18), plasebo kontrol grubuna (n = 18) ve bekleme kontrol grubuna (n = 18) atanmıştır. Westside Sınav Kaygısı Ölçeği (WSKÖ), Otomatik Düşünceler Ölçeği (ODÖ), Durumluk ve Sürekli Kaygı Envanteri (DSKE) iki kez (çalışma öncesi ve sonrası) ve iki hafta arayla ölçme ve değerlendirme araçları olarak kullanılmıştır. Tekrarlı ölçümlerde karma Varyans Analizi (ANOVA) ve gruplar arasındaki farkı belirleyebilmek için Tukey testi kullanılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde uygulamanın kullanımının sınav kaygısı ve durumluk kaygısı üzerinde anlamlı ve olumlu bir etkisi olduğu görülmüş, sürekli kaygı ve olumsuz otomatik düşünceler üzerinde ise gruplar arası anlamlı bir etki görülmemiştir. Sonuç olarak bulgular bilgisayar destekli BDT temelli sanal gerçeklik uygulamasının sınav kaygısının azaltılması amacıyla kullanılabilecek psikolojik destek için bir seçenek olabileceğini göstermiştir.

Bilişsel davranış terapileriSanal gerçeklikSınav kaygısı+3
Cemile Akdağ Çebi
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bilişsel davranışçı terapiye dayalı bireysel danışmanın çocukların depresyon düzeyleri olumsuz düşünceleri ve benlik algıları üzerine etkisinin incelenmesi

Araştırmanın genel amacı bilişsel davranışçı terapiye dayalı gerçekleştirilen bireysel danışmanın çocukların depresyon düzeyleri, olumsuz düşünceleri, benlik algıları üzerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma kullanılmıştır. Çalışma grubu beşinci sınıf öğrencilerinden Çocuk Depresyon Envanterinden kesme puanın üzerinde puan alan ve alınma/dışlama kriterlerini sağlayan on beş çocuk seçilmiştir. Yansız atama ile deney, placebo, kontrol gruplarına atanan çocuklarla ön test, son test, izleme ölçümlü bir araştırma yapılmıştır. Deney grubundaki beş çocuk ile her oturumun ortalama 45 dk sürdüğü, haftada bir sıklıkta, toplam 10 hafta devam eden uygulama yapılmıştır. Seansların son on dakikası ebeveyn seansa katılmıştır. Çocuklar ile bilişsel davranışçı terapiye dayalı depresyon düzeylerini düşürmeye, olumsuz benlik algısı ve düşünce düzeylerini azaltmaya yönelik bireysel görüşme yapılırken; ebeveynler ile süreç hakkında bilgilendirme, seans dışında çocuğa destek, takip amaçlı görüşmeler yapılmıştır. Plasebo grubundaki beş öğrenci ile müdahale içermeyen görüşmeler yapılmıştır. Kontrol grubundaki beş çocuk ile herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Çalışmada nicel veri olarak Çocuk Depresyon Envanteri, Piers-Harris Çocuklarda Öz Kavram Ölçeği ve Çocukluktaki Olumsuz Düşünceleri Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Veriler ön-test, son-test ve dört ay sonra izleme ölçümü olarak alınmıştır. Nitel araştırma yöntemi için çocuklar ile yapılan görüşmelerin içerikleri ve uygulama sonrası araştırmacı tarafından hazırlanan, ebeveynlerden alınan yarı yapılandırılmış görüşme sorularına verilen yanıtlar kullanılmıştır. Araştırma sonucunda uygulamanın plasebo ve kontrol grupları ile karşılaştırıldığında çocukların depresyon düzeylerini düşürmede anlamlı bir etki yarattığı görülmüştür. Ayrıca uygulamanın çocukların olumsuz benlik algısı seviyesini ve düşünce düzeyilerini azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. Çocukların görüşme içerikleri ve ebeveynlerden alınan geribildirimler incelendiğinde uygulamanın çocuklar üzerinde olumlu bir etki yarattığı görülmüştür.

Benlik algısıBilişsel davranış terapileriBireysel danışma+6
Ayşe Nur Katmer
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ergenlerde problemli internet kullanımını önlemeye yönelik bilişsel-davranışçı temelli psikoeğitim çalışmasının etkisi

Bu araştırmada ergenlerde (ergen eğitimi) problemli internet kullanımını önlemeye yönelik bilişsel davranışçı temelli psikoeğitim çalışmasının etkililiğini ve bu öğrencilerin ailelerinin (aile eğitimi) internet bağımlılığı ve güvenli internet kullanımı konusunda eğitim alıp almamasının problemli internet kullanımı üzerinde fark yaratıp yaratmadığını değerlendirmek amaçlanmıştır. Aynı zamanda hem aileye hem de ergene verilen eğitimin (aile-ergen eğitimi) öğrencilerin problemli internet kullanımına ortak etkisi değerlendirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları Hatay ili İskenderun ilçesine bağlı bir lisede 2017-2018 öğretim yılında öğrenimlerine devam eden dokuzuncu ve onuncu sınıf öğrencileri arasından seçilmiştir. Bu öğrencilerden Genelleştirilmiş Problemli İnternet Kullanım Ölçeği 2 (Caplan, 2010)'den yüksek puan alan ve araştırmaya katılmaya gönüllü 28 öğrenci çalışmaya alınmıştır. Öğrenciler belirlendikten sonra bu öğrencileri içerisinden aile eğitimi grubuna katılmaya gönüllü 14 anne/baba ile internet bağımlılığı ve güvenli internet kullanımı konusunda bilgilendirici eğitim çalışmaları yapılmıştır. Ergenlerle (14 öğrenci) internet bağımlılığını önlemeye yönelik bir psikoeğitim çalışması ve ailelerle (14 anne/baba) ise internet bağımlılığını önleme ve güvenli internet kullanımı konusunda bir bilgilendirme programı yürütülmüştür. Sadece ergenin eğitim alıp ailesinin eğitim almadığı grup olan "ergen eğitimi grubu" nda 6, sadece ailenin eğitim alıp ergenin eğitim almadığı grup olan "aile eğitimi grubu" nda 6, hem ailesi hem de ergenin kendisinin eğitim aldığı grup olan "aile-ergen eğitimi grubu" nda 8 öğrenci yer almıştır. Ergenin de ailesinin de eğitim almadığı grup olan "kontrol grubu" nda ise 8 öğrenciden oluşmuştur. Araştırma yarı deneysel desende olup, deneysel desenin türlerinden biri olan "öntest-sontest kontrol gruplu deneysel model" kullanılmıştır. Ayrıca araştırmada nicel araştırma yöntemiyle elde edilen sayısal verilerle birlikte oturumlarda uygulanan dokümanlar ve ailelerle yapılan görüşmelerden elde edilen nitel veriler kullanılarak yöntem üçgenlemesi yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Genelleştirilmiş Problemli İnternet Kullanım Ölçeği 2 (GPİKÖ 2), Kişisel Bilgi Formu, Öğrenci Görüşme Formu, Anne/Baba İçin Nitel Görüşme Formu, Oturum Sonu Süreç Değerlendirme Formu, Gruba İlişkin Ölçümler Gözlem Formu ve Grup Sürecinin Genel Değerlendirilmesi Formu kullanılmıştır. Araştırmada ergen eğitimi grubu öğrencilerine 10 oturumluk bir psikoeğitim çalışması yapılırken kontrol grubuna müdahale edilmemiştir. Oturumlar başladıktan iki hafta sonra aile eğitimlerine de başlanmış ve iki hafta arayla üç oturumluk bilgilendirme eğitimleri verilmiştir. Ailelere ve öğrencilere verilen eğitim bittikten sonra öğrencilere GPİKÖ 2 tekrar uygulanmış ve bir ay sonra izleme çalışması yapılmıştır. Araştırmada aile-ergen eğitimi, ergen eğitimi, aile eğitimi ve kontrol gruplarından GPİKÖ 2 ile toplanan öntest ve sontest verileri Mann Whitney-U ve Kruskal Wallis-H testi kullanılarak çözümlenmiştir. Aile-ergen eğitimi, ergen eğitimi ve aile eğitimi gruplarından GPİKÖ 2 ile toplanan verilerin kalıcılığını belirlemek için ise Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırmada Anne/Baba İçin Nitel Görüşme Formu, Oturum Sonu Süreç Değerlendirme Formu, Gruba İlişkin Ölçümler Gözlem Formu ve Grup Sürecinin Genel Değerlendirilmesi Formu ile toplanan nitel veriler için ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde aile-ergen eğitimi grubu ile kontrol grubu öğrencilerinin "GPİKÖ 2" toplam puanı ile "online sosyal etkileşim tercihi" ve "duygu düzenleme" alt ölçeklerinden aldıkları puanların aile-ergen eğitimi grubu lehine farklılaştığı ve bu durumun izleme testinde de devam ettiği bulunmuştur. Ergen eğitimi grubu ile kontrol grubu öğrencilerinin "GPİKÖ 2" toplam puanı ile "olumsuz sonuçlar" alt ölçeğinden aldıkları puanların ergen eğitimi grubu lehine farklılaştığı ve bu durumun izleme testinde de devam ettiği görülmüştür. Aile eğitimi grubu ile kontrol grubu öğrencilerinin "olumsuz sonuçlar" alt ölçeğinden aldıkları puanların aile eğitimi grubu lehine farklılaştığı ve bu durumun izleme testinde de devam ettiği belirlenmiştir. İnternet bağımlılığını önleme psikoeğitim çalışmasına katılan katılımcıların oturumlardaki yaşantılarına ilişkin görüşleri incelendiğinde her oturumun amacına ulaştığı, öğrencilerin internet kullanımlarını azaltma ve interneti daha bilinçli kullanma konularında çalışmayı faydalı buldukları görülmüştür. Aile eğitimi almaya gönüllü olan ailelerle yapılan odak grup görüşmesi sonucunda interneti problemli kullanan ergenlerin ailelerine yönelik verilen eğitimin etkili olduğu, ailelerin aldıkları eğitimden memnun kaldıkları ve çocuklarıyla daha etkili iletişim kurdukları görülmüştür. Eğitim sonrası aile-çocuk arasındaki iletişim güçlenince de çocukların internet kullanımlarında azalma olduğu gözlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bu sonuçlar doğrultusunda internet bağımlılığını önleme konusunda aileye ve öğrenciye birlikte eğitim vermenin problemli internet kullanımını azaltmada daha etkili olduğu söylenebilir.

Bilişsel davranış terapileriBilişsel davranışlarBilişsel değerlendirme sistemi+7
Özge Canoğulları Ayazseven
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul yöneticilerinin otomatik düşünce sıklıkları ve öz-yeterlik inançları arasındaki ilişki (Nevşehir örneği)

Araştırmanın amacı ilkokullarda görev yapan yöneticilerin otomatik düşünce sıklıkları ve öz-yeterlik inançlarını incelemektir. Araştırma kapsamında yöneticilerin otomatik düşünce sıklıkları ve öz-yeterlik inançları betimlendikten sonra; bunların yöneticilerin cinsiyeti, kıdemi, branşı ve görev yaptıkları yerleşim yeri değişkenlerine göre istatistiksel açıdan farklılık gösterip göstermediği test edilmiştir. Araştırmada ayrıca yöneticilerin otomatik düşünce sıklıkları ile öz- yeterlik inançları arasındaki korelasyon ve yöneticilerin öz-yeterlik inançlarının otomatik düşünce sıklıklarından yordanıp yordanmadığı incelenmiştir. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılında Nevşehir ilinde bulunan ilkokullarda görev yapmakta olan 200 okul yöneticisi ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak Holland ve Kendal (1980) tarafından geliştirilen ve Aydın ve Aydın (1990) tarafından Türkçeye uyarlanan Otomatik Düşünceler Ölçeği ile Tschannen-Moran ve Gareis (2004) tarafından geliştirilip,Baltacı (2017) tarafından Türkçeye uyarlanan Okul Müdürlerinin Yeterlik Algıları Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya katılan yöneticilerin otomatik düşünce sıklıkları; kişinin kendine yönelik negatif duygu ve düşünceleri, kişisel uyumsuzluk ve değişme istekleri, yalnızlık/izolasyon, şaşkınlık/kaçma fantezileri ve ümitsizlik alt boyutlarında; öz-yeterlik inançları ise yönetimsel öz- yeterlik, öğretimsel öz-yeterlik ve etik/ahlaki öz-yeterlik alt boyutlarında betimlenmiş ve bunların yöneticilerin cinsiyetine, kıdemlerine, branşlarına, yaşlarına ve görev yaptıkları yerleşim yerlerine bağlı olarak istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılık gösterip göstermediği test edilmiştir. Ayrıca yöneticilerin otomatik düşünce sıklıkları ile öz-yeterlik inançları arasındaki ilişki ölçek alt boyutlarına göre korelasyon ve regresyon analizleri yapılarak incelenmiştir. Araştırmada öncelikle şu sonuçlara ulaşılmıştır; çalışmaya katılan yöneticilerin öz-yeterlik inançlarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Okul yöneticilerinin otomatik düşünce sıklıkları ve öz-yeterlik inançları kıdem, yaş ve yerleşim yerine göre istatiksel açıdan anlamlı farklılıklar göstermemiştir. Otomatik düşünce sıklığı ile öz-yeterlik inançları arasında negatif yönde ve yüksek düzeyde ilişki gözlemlenmiştir. Okul yöneticilerinin öz yeterlik inançlarının otomatik düşünce sıklıklarından yordanma düzeyini test etmek için yapılan regresyon analizi sonucunda; otomatik düşünce sıklıklarının, öz-yeterlik inançlarındaki varyansın %77,1'ini açıkladığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Otomatik Düşünce, Öz-Yeterlik İnancı, Okul Yöneticileri, Temel İnançlar, Ara İnançlar.

Bilişsel davranış terapileriBilişsel çarpıtmaBilişsel şemalar+6
Buse Hökelekli
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnternet tabanlı rehber destekli müdahale programının (ertele-me) üniversite öğrencilerinin erteleme davranışı üzerindeki etkisi

Bu çalışmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinin erteleme davranışlarını azaltmayı hedefleyen ve bilişsel davranışçı terapi (BDT) yaklaşımı temelinde tasarlanmış bir internet tabanlı kendi kendine yardım müdahale programı olan Ertele-Me'nin geliştirilmesi ve etkililiğinin değerlendirilmesidir. TÜBİTAK desteğiyle geliştirilen bu program, "Erteleme Davranışını Anlama", "Öz Düzenleme ve Zaman Yönetimi", "Erteleme Bahaneleri ile Başa Çıkma", "Davranışsal Stratejiler Belirleme" ve "Öğrendiklerimi Değerlendirme" başlıklarından oluşan beş modülden meydana gelmiştir. Program, katılımcıların erteleme davranışlarını anlamalarını, öz düzenleme ve zaman yönetimi becerilerini geliştirmelerini ve erteleme davranışı ile başa çıkmaya yönelik davranışsal stratejiler oluşturmalarını amaçlamaktadır. Araştırma, nicel yöntemlerden deneysel desen ile gerçekleştirilmiş ve katılımcılar deney ve kontrol gruplarına ayrılmıştır. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Tuckman Erteleme Davranışı Ölçeği (TEÖ), Depresyon, Anksiyete ve Stres Ölçeği (DASS-21) ve Zaman Yönetimi Ölçeği (ZYÖ) kullanılarak toplanmıştır. Analiz sonuçları, deney grubunda erteleme davranışlarında anlamlı bir azalma ve zaman yönetimi becerilerinde önemli bir artış olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, deney ve kontrol gruplarının son test erteleme davranışı puanları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Ancak, deney grubunun ön test ve son test sonuçları arasındaki anlamlı farklılık, Ertele-Me programının katılımcılar üzerindeki olumlu etkilerini ortaya koymaktadır. Sonuçlar, bilişsel davranışçı terapi temelli internet tabanlı müdahalelerin erteleme davranışı ile başa çıkmada etkili olduğunu ve bu tür müdahalelerin üniversite öğrencilerinin akademik ve kişisel yaşamlarını olumlu yönde destekleyebileceğini ortaya koymaktadır. Bu çalışma, internet tabanlı psikolojik destek alanında Türkiye'de gerçekleştirilen özgün uygulamalardan biri olarak, gelecekteki araştırmalar ve uygulamalar için önemli bir zemin sunmaktadır.

Bilişsel davranış terapileriErteleme
Fadime Avşar
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Psikodrama ve bilişsel davranışçı terapi yöntemi ile grup çalışmasının sınav kaygısı yaşayan öğrencilerin kaygıları üzerindeki etkilerinin karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı bilişsel davranışsal teknikler ile psikodrama teknikleri kullanılarak yapılan grupla psikolojik danışma uygulamalarının öğrencilerin sınav kaygısını azaltmadaki etkileri karşılaştırmalı olarak incelemektir. Araştırma, iki deney ve kontrol gruplu ön test, son test modeline dayalı yarı deneysel bir çalışmadır. Araştırma, İstanbul'da bulunan bir özel okulda öğrenim gören onuncu ve onbirinci sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Yapılan uygulama ve değerlendirme sonucunda öğrencilerden, sınav ve durumluluk-süreklilik kaygı düzeyleri en yüksek olan toplam 32 öğrenci seçilmiştir. Rastgele yöntemle bilişsel davranışçı terapi grubuna 10, psikodrama grubuna 11, kontrol grubuna 11 kişi atanmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenlerinden sınav kaygısı "Sınav Kaygısı Envanteri" ile ölçülmüştür. Diğer bağımlı değişkenler olan durumluluk ve süreklilik kaygı düzeyleri de, "Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği" ile ölçülmüştür. Ölçekler, deney ve kontrol gruplarına ön test olarak verilmiştir. Birinci deney grubuna, araştırmacı tarafından gerçekleştirilen psikodrama teknikleri kullanılarak yapılan grupla psikolojik danışma 10 oturum, ikinci deney grubuna ise yine araştırmacı tarafından gerçekleştirilen bilişsel davranışçı terapi teknikleri kullanılarak yapılan grupla psikolojik danışma 8 oturum halinde uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Uygulamalar bittikten sonra ölçekler son test olarak tekrar verilmiştir. Uygulanan deneysel işlemin sonucunda elde edilen bulgular Kruskal Wallis-H testi, Mann Whitney-U testi ve Wilcoxon test tekniği ile incelenmiştir. Bulgular; psikodrama teknikleri kullanılarak yapılan grupla psikolojik danışma uygulamalarının kontrol grubuna göre sınav kaygısı toplam puan, duyuş, kuruntu, durumluluk kaygı puanları üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Süreklilik kaygı puanları üzerinde ise etkisi bulunamamıştır. Bilişsel davranışçı tekniklerle yapılan grupla psikolojik danışma uygulamalarının kontrol grubuna göre sınav kaygısı toplam puan, duyuş, kuruntu, puanları üzerinde etkili olduğunu göstermiştir. Durumluluk ve süreklilik kaygı puanları üzerinde ise etkisi bulunamamıştır. Karşılaştırmaya ilişkin analizlerde, psikodrama teknikleri ile uygulama yapılan grubun, bilişsel davranışçı tekniklerle yapılan gruba göre öğrencilerin toplam sınav kaygısı, duyuş ve kuruntu alt bölümü ve durumluluk kaygı üzerinde göre daha etkili olduğu görülmüştür. Her iki çalışma grubu süreklilik kaygı puanları açısından karşılaştırıldığında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Anahtar Kelimeler: Sınav kaygısı, Durumluluk kaygı, Süreklilik kaygı, Bilişsel Davranışçı Terapi, Psikodrama

Bilişsel davranış terapileriDurumluk kaygıEğitim psikolojisi+7
Necla Taşpınar Göveç
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanısı almış erişkinlerde bilişsel şemalar: Karşılaştırmalı bir çalışma

Bu çalışmada, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanısı almış erişkin bireylerin, bu tanıyı almamış erişkin bireylerle bilişsel şemalar bakımından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, örneklem olarak, Ankara ilinin Çankaya ilçesinde özel bir muayenehanede takip edilen, DEHB tanısı konmuş erişkin bireyler ile bu tanıyı almamış erişkinlerden oluşan iki ayrı grup belirlenmiştir. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, erken çocukluk döneminde başlayan, etkileri erişkinlik döneminde de devam eden, gelişimsel bir sendromdur. Temel belirtileri; dikkat eksiliği, hiperaktivite ve dürtüsellik olan bu sendrom, bireylerin erişkinlik döneminde de kişiler arası ilişkiler, eğitim ve mesleki beceriler gibi alanlarda zorluk çekmelerine neden olur. Süregelen DEHB semptomlarının varlığı ve birey üzerindeki olumsuz etkileri, bu bireylerde çeşitli bilişsel şemaların gelişmesi aşamasında oldukça önemli bir role sahiptir. Şemalar, insanoğlunun hayatta karşılaştığı birçok olayı değerlendirmesine ve anlamasına yarayan bilişsel yapılar ve mantıksal kategoriler olarak tanımlamışlardır. Bu bağlamda, şema, olaylar karşısında, bireyin çocukluk yaşantılarından itibaren ebeveynleri ve çevresiyle kurmuş olduğu iletişimden elde ettikleri deneyimlerin sonucunda ortaya çıkan duygu ve düşünce kalıplarıdır. Birey oluşturduğu bu duygu ve düşünce kalıpları ile kendisine sunulan yeni uyaranı özümser ve sonucunda eyleme nasıl geçeceğini bu kalıpların yardımıyla belirler. Young, kötü geçen çocukluk sonucu gelişen şemalar başta olmak üzere, bazı şemaların; kişilik bozukluklarının, karakter problemlerinin ve birçok kronik Eksen I bozukluğunun temelinde yatan düşünce yapıları olabileceğini belirtmiştir. Bu bağlamda, bazı şemalar tanımlamış ve bunları "erken dönem uyumsuz şemalar" olarak adlandırmıştır. Çalışmada, Young Şema Ölçeği-Türkçe Kısa Form 3 kullanılarak, DEHB tanısı bulunan erişkinlerle bu tanıyı almamış bireyler, erken dönem uyumsuz şemalar açısından kıyaslanmıştır. YŞÖ-KF3 Türkçe versiyonu, 14 şema ve 5 şema alanını incelemektedir. Çalışma sonuçlarında; klinik örnekleme dâhil olan Erişkin DEHB tanısı almış bireylerde yalnızca Kendini Feda ve Duyguları Bastırma şemalarına ait anlamlı sonuçlar bulunmamıştır. Bu bağlamda, DEHB'li erişkinlerin, bu tanıyı almamış insanlara göre daha güçlü bir biçimde erken dönem uyumsuz şemalarının etkisi altında oldukları söylenebilir. Anahtar kelimeler: Erişkin DEHB, Şema, Erken Dönem Uyumsuz Şemalar, Bilişsel Davranışçı Terapi

Bilişsel davranış terapileriBilişsel şemalarErken dönem uyum bozucu şemalar+2
Nihan Kavurmacı
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bilişsel davranışçı grup terapisi'nin (BDGT) sosyal anksiyete bozukluğu (SAB) olan üniversite öğrencilerinde anksiyete, ruminasyon ve öz-şefkat düzeyleri üzerindeki etkisi

Bu tezin amacı, bilişsel davranışçı grup terapisinin sosyal anksiyete bozukluğu olan üniversite öğrencilerinin sosyal anksiyete, ruminatif düşünce ve öz-şefkat düzeylerindeki etkisini incelemektir. Çalışmada, Hasan Kalyoncu Üniversitesi'nde öğrenim gören 1200 öğrenciye Liebowitz Sosyal Anksiyete Ölçeği uygulanmış ve sosyal anksiyete düzeyi en yüksek olan 30 üniversite öğrencisi seçilmiştir. Gerçek deneysel desenlerden ön-test, son-test, izleme ve plasebo desen kullanılmıştır. Seçilen öğrenciler tabakalı seçkisiz olarak deney ve plasebo gruplarına atanmıştır. Deney grubuna BDT grup terapisi, plasebo grubuna ise iletişime dayalı grup terapisi uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Liebowitz Sosyal Anksiyete Ölçeği, Ruminatif Düşünce Biçimi Ölçeği ve Öz-şefkat Ölçeği kullanılmıştır. Deneysel işlemin sonucunda elde edilen bulgular Friedman, Mann Whitney-U ve Wilcoxon işaretli sıralar test teknikleri ile incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda bilişsel davranışçı grup terapisi uygulanan sosyal anksiyete bozukluğu olan öğrencilerin sosyal anksiyete ve ruminatif düşünce düzeylerinde azalma meydana gelmiştir. Bireylerin öz-şefkat düzeylerinde herhangi bir değişiklik görülmemiştir. Söz konusu sonuçlar ilgili alanyazın çerçevesinde tartışılmıştır.

Bilişsel davranış terapileriKaygıRuminasyon+5
Mustafa Kurtoğlu
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilişsel davranışçı yaklaşım temelli psikoeğitim programının lise öğrencilerinin sınav kaygısı, bilişsel esneklik ve dikkat düzeylerine etkisi

Bu çalışmanın amacı sınav kaygısını azaltmaya yönelik hazırlanan bilişsel davranışçı yaklaşım temelli psikoeğitim programının öğrencilerin sınav kaygısı düzeyi, dikkat düzeyi ve bilişsel esneklik düzeyi üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma grubunun 11.sınıfa devam eden deney, kontrol ve plasebo grubu olmak üzere toplamda 36 öğrenciden oluştuğu bu çalışmada ön test-son test uygulamalı 3x2 deneysel desen kullanılmıştır. Veriler "Bilişsel Sınav Kaygısı Ölçeği", "Bilişsel Esneklik Envanteri" ve "D2 Dikkat Testi" ile toplanmıştır. Deney grubuna 10 oturumluk Bilişsel Davranışçı Terapi Temelli Psikoeğitim Programı uygulanırken, plasebo grubuna 6 adet dünya klasikleri kitabı okuma çalışması yapılmıştır. Kontrol grubuna ise herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Verilerin analizi "İki Faktörlü ANOVA" ile yapılmıştır. Araştırma sonucunda, deney grubundaki öğrencilerin sınav kaygısı puanlarının kontrol ve plasebo gruplarının puanlarına göre anlamlı düzeyde düşük olduğu görülmüştür. Sınav kaygısı puanlarının düştüğü gözlenen deney grubunun bilişsel esneklik ve dikkat puanları ortalamalarının anlamlı düzeyde arttığı görülmüştür. Deney grubunun bilişsel esneklik ve dikkat puanlarının kontrol ve plasebo gruplarına göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlar, uygulanan bilişsel davranışçı kurama dayalı psikoeğitim programının öğrencilerin sınav kaygısı, bilişsel esnek ve dikkat düzeyi üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.

Bilişsel davranış terapileriBilişsel davranışlarBilişsel esneklik+4
Ömer Faruk Öztürk
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Düzce Üniversitesi Tıp fakültesi Sağlık Uygulama ve Araştırma merkezi sigara bırakma polikliniği tedavi etkinliğinin değerlendirilmesi

Amaç: Tütün bağımlılığı ve sigara içiciliği dünya çapında önlenebilir ölümlerin önde gelen nedenidir; kendisine kolay ulaşılabilir olması ve yasal olması nedeniyle kullanımı toplum içinde çok yaygın olan ve tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Sigara ile mücadelede önemli bir yeri olan sigara bırakma polikliniklerinin tedavide başarı oranlarını ciddi şekilde arttırdığı gösterilmiştir. Bu çalışmanın amacı, sigarayı bırakmak için Düzce Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı bünyesindeki Sigara Bırakma Polikliniğine başvuran hastaların demografik ve sosyokültürel özelliklerini incelemek, sigara içme durumunu etkileyen faktörleri, uygulanan sigara bıraktırma tedavilerinin etkinliğini değerlendirmekti. Gereç-Yöntem: Çalışma Ocak 2018 - Aralık 2019 tarihleri arasında Düzce Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim dalı Sigara Bırakma polikliniğinde gerçekleştirildi. Çalışma prospektif, tanımlayıcı ve kesitsel çalışma olarak planlandı. Çalışmaya sigara bırakma polikliniğine başvuran ve tedaviye başlanıp önerilen kontrollere devam eden hastalar dâhil edildi. Hastaların nikotin bağımlılık seviyesinin belirlenmesi amacıyla Fagerstrom nikotin bağımlılık testi uygulandı ve bireylerin demografik özellikleri, sigara içme alışkanlıkları ve uygulanan tedaviler kayıt edildi. Çalışmada 'tekrar başlasa bile en az ≥6ay bırakmayı başaran hastalar sigarayı bırakmış (başarılı)' olarak kabul edildi ve başarılı olanlar ve olmayanlar olarak ayrılan 2 grubun tüm özellikleri karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya alınan 427 (başarılı 202, başarısız 225 kişi) hastanın yaş ortalaması sırasıyla başarılı grupta 43,78±12,77, başarısız grupta 41,67±12,91 idi. Gruplar arasında yaş, cinsiyet, medeni durumu, çocuk varlığı, alkol tüketimi ve sigaraya başlama yaşı bakımından farklılık yoktu. Çalışmada Fagerstrom Nikotin Bağımlılık Testinin (FNBT) başarısız grupta anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlendi (başarılı 5 (3), başarısız 6 (2), p<0,001). Hastaların tedavi oranları açısından başarılı grupta Vareniklin + Nikotin replasman tedavisi + Bilişsel davranışçı terapi alanların başarı oranı daha yüksekti (başarılı %5, başarısız 0,5, p=0,046). Ayrıca daha önce sigara bırakmayı denemenin varlığı başarılı grupta anlamlı olarak yüksekti (başarılı %90,6, başarısız %81,8, p=0,009). Sonuç: Çalışmada tedavinin başarıya ulaşmasında; FNBT skorunun, günlük tüketilen sigara adedinin, daha önce sigara bırakmayı denemiş olmanın, yan etki nedeniyle tedavinin yarıda bırakılmasının ve tedavi seçeneğinin etkili olduğu belirlendi. Sigara bırakma tedavisi sırasında hastanın; bağımlılık düzeyi, daha önceki sigara bırakma deneyimleri ve tedavi yan etkileri ile beraber değerlendirilerek desteklenmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Sigara bağımlılığı, önlenebilir olması nedeniyle sigara bırakma tedavisi sırasında her aşamada hastaya verilen destek toplum sağlığını da geliştirecektir. Anahtar Kelimeler: Tütün, Sigara bırakma polikliniği, Vareniklin, Nikotin replasman tedavisi, Bilişsel davranış terapisi

BağımlılıkBilişsel davranış terapileriDüzce+5
Doğukan Danışman
Düzce University
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı psiko-eğitim programının psikolojik dayanıklılık üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı psiko-eğitim programının psikolojik dayanıklılık üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmanın alt amaçları ise, bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı psiko-eğitim programının akılcı olmayan inanç ve öznel iyi oluş üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya lise birinci sınıfta öğrenim gören 29 öğrenci katılmıştır. Deney grubu 15 ve kontrol grubu 14 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Gürgan (2006) tarafından geliştirilen Yılmazlık Ölçeği, Türküm (2005) tarafından geliştirilen Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği-Ergen Formu, Özen (2005) tarafından geliştirilen Öznel İyi Oluş Ölçeği-Lise Formu ve Terzi (2008) tarafından geliştirilen Risk Faktörlerini Belirleme Listesi kullanılmıştır. Araştırmada bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı psiko-eğitim programı haftada bir oturum olmak üzere toplam 10 oturumda deney grubuna uygulanmıştır. Kontrol grubu ile herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Araştırmada 2x3'lük deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın bitiminde son-test ve beş ay sonra izleme ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde ANCOVA ve ANOVA istatistiksel analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı psiko-eğitim programına katılan öğrencilerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinde anlamlı bir artışın, akılcı olmayan inanç düzeylerinde ise anlamlı bir azalmanın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin öznel iyi oluş düzeylerinde uygulama öncesi ve sonrasında herhangi bir değişiklik olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin psikolojik dayanıklılık ve akılcı olmayan inanç düzeylerindeki değişimin beş aylık izleme döneminde de devam ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular; kullanılan bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı psiko-eğitim programının lise öğrencilerinin psikolojik dayanıklılık düzeylerini artırmada ve akılcı olmayan inanç düzeylerini azaltmada etkili olduğunu göstermektedir.

Bilimsel davranışBilişsel davranış terapileriEğitim psikolojisi+2
Hatice Şahin
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Birincil insomni olgularında bdt'nin etkinliği ve bu olguların genel klinik özellikleri

İnsanların%50?si yaşamlarının bir döneminde uykusuzluk çekmektedirler. Uykusuzluk şikayetini kronik olarak yaşayan önemli bir alt grup da birincil insomni hastalarıdır. Uykuyla ilişkili inançlar, aşırı uyarılmışlık hali ve uyku bozucu davranışların tümü kronik insomninin etiyolojisini ve sürmesini destekleyen faktörler olarak kabul edilmekte ve BDT?nin bu alanlar üzerinde çalışarak uyku bozukluğuna daha kalıcı çözümler bulabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada birincil insomni olgularının klinik özelliklerinin tanımlanması, altta yatan hazırlayıcı ve sürdürücü psikolojik süreçlerinin ortaya konulması ve bunlar içerisinden izleme alınan olguların BDT sürecinde uykusuzluğa bakışlarında, uykusuzlukla ilişkili işlevsiz inanç ve tutumlarında değişiklik olup olmadığının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya alınan 52 hastaya sosyodemografik bilgi formu, uyku günlüğü, UŞİ, PUKÖ, DBAS, Beck depresyon, Beck anksiyete ölçekleri verilmiş ve yarıyapılandırılmış DSM-IV temelli psikiyatrik görüşmeye göre klinik özellikleri açısından değerlendirilmiştir. Başlangıç örnekleminin 16?sı BDT ve farmakoterapiden oluşan tedavi sonrası, 9?u ise müdahale yapılmadan 2. Kez değerlendirilmiştir. Kalan hastalar 2. değerlendirme yapılamadığı için çalışmayıtamamlayamamıştır. Veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Tedavi alan grupta tedavi sonrası sadece PUKÖ ve DBAS endişe- umutsuzluk alt ölçeğinde anlamlı bir düşüş tespit edilirken, müdahale yapılmayan 67 grupta 2. Değerlendirmede ilk değerlendirmeye göre herhangi bir ölçekte anlamlıdeğişiklik oluşmamıştır. Klinik özellikler açısından incelendiğinde büyük bölümünün artmış bilişsel ve fiziksel uyarılmış yaşadıkları, anksiyöz ve mükemmeliyetçi kişilik özellikleri taşıdıkları tespit edilmiştir. Sonuç olarak tedavi sonrası hastaların uyku kaliteleri kısmen artsa da uykusuzlukla ilişkili işlevsiz inanç ve tutumlarında değişim oluşmamıştır. Bu sonuç insomninin uyku bozukluğu olmanın ötesinde uykuyla ilişkili bir düşünce bozukluğu olduğu fikrini desteklemekle birlikte toplumumuzda BDT?nin insomni üzerindeki etkinliğini değerlendirmek açısından çok sayıda kısıtlılıklar içermektedir. Anahtar kelimeler: İnsomni, BDT, Uykusuzlukla ilişkili işlevsiz inançlar

Bilişsel davranış terapileriUykuUyku bozuklukları+2
Başak Aktürk
Gazi University
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) temelli bir psikoeğitimin psikolojik dayanıklılık ve iyi oluş üzerindeki etkisi

İnsanın çevresindeki olaylara karşı duruşu, duygulanımı, düşünceleri ve davranışı farklılık gösterebilmekte, psikolojik dayanıklılığı ve iyi oluşu yüksek kişiler zorlu yaşam olaylarına daha iyi uyum sağlayabilmekte, bu olaylardan olumlu sonuç elde edebilmekte ve gelişimini devam ettirebilmektedir. Bu çalışma ile Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) temelli bir psikoeğitimin çalışanların psikolojik dayanıklılık ile psikolojik iyi oluşlarını arttırmada ve zorluklara karşı duruşlarını değiştirmede etkili olup olmadığını incelemek amaçlanmıştır. Çalışma ön test, son test ile kontrol gruplu yarı deneysel desen içermektedir. Kullanılan psikoeğitim BDT temelli kendi kendine psikoterapi rehberi olan "Fark et, Düşün, Hisset, Yaşa" adlı kitap (Türkçapar, 2019) temel alınarak hazırlanmıştır. İki kontrol grubunun bulunduğu çalışmada bir gruba plasebo olarak ergonomi eğitimi verilmiş, bir gruba ise herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Çalışmada deney grubuna elli dokuz, plasebo eğitim kontrol grubuna on dokuz, sadece ölçüm alınan kontrol grubuna yirmi iki kişi katılacağını bildirmiştir. Çalışma kısıtları sonucu psikoeğitim grubundan yirmi kişinin verisi, müdahale almayan kontrol grubundan on yedi kişinin verisi kullanılmış, yeterli veri toplanamayan plasebo kontrol grubu verileri ise kullanılmamıştır. Normallik analizleri sonucu verilerin değerlendirilmesinde parametrik olmayan Wilcoxon uyumlu çiftler işaretli sıralar testi ve Mann-Whitney U testi tercih edilmiştir. Araştırma verileri sonucu psikoeğitim alan katılımcılarının verilerinde genel olarak istenen yönde değişiklik olduğu, müdahale yapılmayan kontrol grubu verilerinde değişiklik olmadığı görülmüştür. Araştırmanın bulgularının analizi sonucunda psikoeğitimin psikolojik dayanıklılık ve depresyon üzerinde orta seviyede (r=.48, r=.48) etkili olduğu, diğer değişkenler psikolojik iyi oluş ve kaygı üzerinde ise öngörülen yönde bir değişime neden olmakla birlikte bu değişimin anlamlı bir fark yaratacak düzeyde olmadığı değerlendirilmiştir. Psikolojik iyi oluş ve kaygı üzerinde psikolojik dayanıklılığın aracılık etkisi değerlendirildiğinde ise psikoeğitimin psikolojik iyi oluş üzerinde dolaylı bir etkisi olduğu, kaygı üzerinde ise dolaylı da olsa bir etkisi olmadığı görülmüştür. Çalışma bulgularından ve edinilen tecrübeden hareketle psikoeğitimin etkinliğinin arttırılmasına yönelik psikoeğitim süresine ve içeriği ilişkin öneriler ile gelecekte yapılması muhtemel çalışmalara yönelik farklı uygulama önerileri sunulmuştur.

Bilişsel davranış terapileriPsiko-eğitim programıPsikolojik dayanıklılık+1
Tunç Taner Gürlek
Ankara Social Science University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Müzik terapide Bilişsel-Davranışçı, Orff ve Nordoff & Robbins yaklaşımları ile bu yaklaşımları konu alan araştırmaların incelenmesi

Müzik terapi; onaylanmış bir müzik terapi programında eğitim almış ve alanında uzman kişiler tarafından, danışan(lar)ın ihtiyaçları ve yeterlikleri doğrultusunda belirlenen hedeflerin gerçekleştirilmesi amacıyla, müziğin sistematik şekilde kullanılmasıdır. Müzik terapi ile ilgili Dünya literatüründe birçok uygulama ve araştırma yapılmasına rağmen Türkiye'de bu alan yeni yapılanmaktadır. Bu araştırmanın, müzik terapi alanının ülkemizdeki şekillenmesine katkıda bulunacağı varsayılmaktadır. Bu araştırmada Bilişsel-Davranışçı, Orff ve Nordoff & Robbins yaklaşımları ile bu yaklaşımları konu alan araştırmaların incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma, nitel yaklaşımla yürütülen betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın veri grubunu bahsedilen yaklaşımlar ile bu yaklaşımları konu alan araştırma makaleleri oluşturmaktadır. Veri grubu; doküman analizi yöntemiyle incelenmiş olup, birinci alt problemlere yönelik tarama yapılmış ve ikinci alt problemlere yönelik ise makalelerin içerikleri analizleri yapılmıştır. Buna göre makalelerin; (a) künye bilgileri, (b) çalışma ekipleri, (c) danışanları, (d) konuları, (e) uygulamalarının yürütüldüğü ortam özellikleri ve düzenlemeleri, (f) uygulamalarında kullanılan çalgılar ve araç-gereçler, (g) uygulamalarında kullanılan teknikler ve uygulamalar, (h) araştırma modelleri, (i) veri toplama araçları, (j) veri analizleri ve (k) sonuçlarına ilişkin bilgiler sunulmuştur. Bu doğrultuda; künye bilgiler açısından makalelerin en çok, "Music Therapy Perspectives, Journal of Music Therapy, The Arts in Psychotherapy" dergilerinde yayımlandığı saptanmıştır. Çalışma ekipleri açısından, yaklaşımların bağlı oldukları disiplinlerden etkilendikleri belirlenmiştir. Danışanlar açısından; Bilişsel-Davranışçı Müzik Terapi'nin, Orff Müzik Terapi ve Nordoff & Robbins Müzik Terapi'ye göre daha geniş bir kitleye hitap ettiği anlaşılırken, konular açısından Bilişsel-Davranışçı Müzik Terapi'de kaygı (anksiyete) bozuklukları, Orff Müzik Terapi ve Nordoff & Robbins Müzik Terapi'de nörolojik durumlar ve bozuklukların daha çok incelendiği belirlenmiştir. Uygulamaların yürütüldüğü ortamlar açısından danışanların ihtiyaçları doğrultusunda bir düzenleme yapıldığına yönelik bir eğilim olduğu tespit edilmiştir. Araç-gereçler açısından, yaklaşımların uygulayıcılarının tercih ettiği veya yaklaşıma ait bir çalgı topluluğu varsa onun tercih edildiği belirlenmiştir. En çok dinleme, söyleme, çalma ve doğaçlama/yaratıcılık teknik ve uygulamaları kullanılırken; araştırma modelleri, veri toplama araçları ve veri analizleri açısından Bilişsel-Davranışçı Müzik Terapi ve Orff Müzik Terapi'de daha çok nicel yöntemler, Nordoff & Robbins Müzik Terapi'de nitel yöntemlerin tercih edildiği saptanmıştır. Makalelerin sonuçlarına ilişkin bulgularda ise müzik terapinin kimi araştırmalarda anlamlı bir fark yaratmasa da çoğu uygulamada olumlu etkisinin olduğu sonucuyla karşılaşılmıştır.

Bilişsel davranış terapileriMüzikMüzik tedavisi+3
Şeyma Canural Salıcı
Ankara Music and Fine Arts University · Müzik ve Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bilişsel davranışçı grupla psikolojik danışmanın üniversite öğrencilerinin sosyal kaygı ve psikolojik esnekliklerine etkisi

Bu araştırmanı amacı, bilişsel davranışçı grupla psikolojik danışmanın üniversite öğrencilerinin sosyal kaygı ve psikolojik esnekliklerine etkisinin incelenmesidir. Bu araştırma nitel ve nicel araştırmaların birlikte kullanıldığı karma modellerden açıklayıcı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında yarı deneysel desenlerden ön test, son test eşleştirilmiş kontrol gruplu desen (ÖSKD) kullanılmıştır. Nitel kısmın da ise nitel araştırma desenleri arasında yer alan durum çalışması kullanılmıştır. Çalışma grubu, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümü öğrencileri arasından seçilerek oluşturulmuştur. Araştırma verileri, tüm sınıf seviyelerinden toplam 204 öğrenciden toplanmıştır. Araştırmada Leibowitz (1987) tarafından geliştirilen Soykan, Özgüven ve Gençöz (2003) tarafından Türkçeye uyarlanan "Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği" ve Francis, Dawson ve Golijani Moghaddam (2016) tarafından geliştirilen Karakuş ve Akbay (2020) tarafından Türkçeye uyarlanan "Psikolojik Esneklik Ölçeği" kullanılmıştır. Öğrencilere uygulanan ölçeklerden elde edilen veriler arasından, sosyal kaygı puanı yüksek, psikolojik esneklik puanı düşük olan 15'er öğrenci deney ve kontrol grubuna alınmıştır. Sosyal kaygı düzeyi yüksek, psikolojik esnekliği düşük öğrenciler, ortalama puanın bir standart sapma üstü ve altı alınarak belirlenmiştir. Gruplar belirlendikten sonra deney grubuna bilişsel davranışçı grupla psikolojik danışma uygulaması haftada bir kez olmak üzere 12 hafta uygulanmıştır. Kontrol grubu ile herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Nicel verilerin analizinde Mann Whitney U-Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, deney grubunun sosyal kaygı puanlarının düştüğü, psikolojik esneklik puanlarının ise yükseldiği gözlemlenmiştir. Kontrol grubunun sosyal kaygı ve psikolojik esneklik öntest-sontest puanları arasında anlamlı fark olmadığı görülmüştür. Deney ve kontrol grubunun sosyal kaygı ve psikolojik esneklik sontest puanları incelendiğinde deney grubu lehine anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Yapılan izleme çalışmasında, bilişsel davranışçı grupla psikolojik danışmanın etkisinin 10 hafta sonra alınan izleme ölçümlerinde devam ettiği görülmüştür. Grupla psikolojik danışma uygulamasına katılan katılımcıların görüşleri incelendiğinde bilişsel davranışçı grupla psikolojik danışmanın sosyal kaygı ve psikolojik esneklik üzerinde etkili olduğu görülmüştür.

Bilişsel davranış terapileriBilişsel davranışlarGrupla psikolojik danışma+3
Hakan Acar
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul psikolojik danışmanları ile psikolojik danışman adaylarının olumsuz otomatik düşüncelerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, okul psikolojik danışmanları ile psikolojik danışman adaylarının olumsuz otomatik düşüncelerinin karşılaştırmalı olarak incelenmektir. Araştırmanın diğer bir amacı da, olumsuz otomatik düşünceleri ile çeşitli değişkenler (çalışma grubu, cinsiyet, ilerde çalışmak istedikleri kurum, mesleki çalışma süreleri, mesleki algıları) arasında anlamlı farklar olup olmadığını belirlemektir. Araştırmanın örneklemini 2016-2017 Adana ili merkez İlçelerinde görev yapan 163 kadın, 93 erkek olmak üzere 256 okul psikolojik danışmanı ve Çukurova Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışma Programında okuyan 145 kadın, 74 erkek olmak üzere 219 3. ve 4. Sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırma verileri, Otomatik Düşünceler Ölçeği (ODÖ)" ve geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Normal dağılım gösteren sürekli değişkenlerin analizinde independentsample t testi veya tek yönlü varyans analizi, normal dağılım göstermeyen sürekli değişkenlerin analizinde ise Mann whitney U veya Kruskall Wallis testi ve kategorik değişkenlerin analizinde ise ki-kare testi kullanılarak çözümlenmiştir. Elde edilen bulgularda psikolojik danışman adaylarının olumsuz otomatik düşünceler alt ölçeklerinde (kendine, şaşkınlık ve kaçmaya, kişisel uyumsuzluğa, yalnızlığa, ümitsizliğe yönelik) ve toplamda okul psikolojik danışmanlarından daha fazla olumsuz otomatik düşüncelere sahip oldukları bulunmuştur Cinsiyete göre olumsuz otomatik düşünceler toplam çalışma grubunda ve psikolojik danışman grubunda ,"kendine yönelik" olumsuz düşünceler alt ölçeği hariç, kadınların erkeklere göre daha yüksek ortalama puanlara sahip olduğu bulunmuştur. Psikolojik danışman adaylarının olumsuz otomatik düşünceleri cinsiyete göre ve mezun olduklarında çalışmak istedikleri kuruma göre alt ölçek ve toplam puan ortalamalarında anlamlı bir fark gözlenmemektedir Mesleki deneyimi 16 yıl ve daha fazla olanların daha az olumsuz otomatik düşüncelere sahip olduğu saptanmıştır. Psikolojik danışmanların meslek algısına göre, kendilerini "psikolojik danışman" olarak algılayanların puan ortalamaları "rehber öğretmen" olarak algılayanlardan anlamlı olarak olduğu yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bilişsel Davranışçı Terapi, Olumsuz Otomatik Düşünce,Psikolojik Danışman, Psikolojik Danışman Adayı

Bilişsel davranış terapileriOlumsuz düşünmeOtomatik düşünce+2
Elif Akar
Çağ University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uçuş fobisi'nin bilişsel davranışçı terapi temelli "Turkish Aviation Academy Uçuş Korkusunu Yenme Programı"na cevap verme bağlamında incelenmesi

Uçuş fobisi, bu tanıya sahip bireylerin işlevselliklerini belirgin düzeyde etkileyebilmektedir. Uçuş fobisi olgularında tedavi amacıyla çeşitli tedavi programları uygulanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Turkish Aviation Academy'nin Uçuş Korkusunu Yenme Programı'nın uçuş fobisi üzerine etkisinin olup olmadığını belirlemektir. Bu çalışma, Turkish Aviation Academy'nin Uçuş Korkusunu Yenme Programı'na katılan ve uçuş fobisi olan 18 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların program öncesinde ve sonrasında özgül fobi düzeyleri, Özgül Fobi Şiddet Ölçeği (ÖFÖ) kullanılarak ölçülmüştür. ÖFÖ sontest puanları ön-test puanlarından anlamlı düzeyde düşüktü (p=0,010). Katılımcılar ÖFÖ puan değişimlerine (öntest-sontest) göre kategorize edildiğinde olguların % 50'sinin (n=9) ÖFÖ puanında 1-3 puan arasında azalma oldu. Olguların % 44,44'ünün (n=8) puanlarında herhangi bir değişiklik olmadı. Bir olguda (% 5,56) 1 puanlık artış gözlendi. Sonuçlarımız, Turkish Aviation Academy'nin Uçuş Korkusunu Yenme Programı'nın uçuş fobisinin yatıştırılmasında etkili olduğunu düşündürmektedir.

Bilişsel davranış terapileriFobilerHava yolları+4
Deniz Yeşilbağlı
Doğuş University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

18-45 yaş arası bireylerde harp sanatları beden eğitiminin aiki terapi yöntemiyle bilişsel duygu düzenleme stratejilerine etkisinin uygulamalı araştırılması

Bu çalışmada, Harp Sanatları beden eğitiminin bir stili olan Aikido'nun bir bilişsel duygu düzenleme terapi yöntemi olarak kullanılabileceği hipotezinden yola çıkarak psikoterapi yöntemi olarak test edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma deneysel olarak tasarlanmıştır. Araştırmada harp sanatlarından Aikido sanatı terapi olarak katılımcılara uygulanarak bilişsel duygu düzenleme stratejilerinde değişiklik olup olmadığı araştırılmıştır. Veri toplama aracı duygu düzenleme ölçeği ve kişisel bilgi formundan oluşturulmuştur. Araştırmada kullanılan Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği (BDDÖ) Garnefski, Kraaij ve Spinhoven (2002) tarafından geliştirilmiştir. Ölçek stres veren yaşam olayları sonrasında kişilerin kullandığı bilişsel duygu düzenleme stratejilerini ölçmeyi amaçlamıştır. Araştırmada farklı yaş gruplarında 50 katılımcı çalışma grubu olarak alınmıştır. Bu çalışma grubuna Aikido çalışmalarına başlamadan önce Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği anket olarak uygulanmıştır. Anket çalışmasından sonra Aikido çalıştırılmış ve sonrasında aynı anket tekrar edilerek, çalışma grubunun ilk testte verdiği cevapların puanları ile son testte vermiş oldukları cevapların puanları istatistiki olarak analiz edilmiş ve kişlerin kullanıldığı bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden olumlu ve olumsuz stratejilerin tamamında belirgin bir iyileşme olduğu gözlemlenmiş ve Aikido 'nun terapi yöntemi olarak kullanılabileceği düşünülmüştür.

AikidoBilişsel davranış terapileriBilişsel duygu düzenleme+4
Kerem Urcan
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sigarayı bırakmada varenicline ve varenicline ile birlikte uygulanan bilişsel-davranışçı terapinin karşılaştırılması

Bu araştırma sigara bırakma polikliniğine gelen hastalara ilaç tedavisi ile birlikte uygulanan bilişsel davranışçı tedavinin etkisini ölçmek için yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak 'Fagerström Nikotin Bağımlılığı Testi' kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sigara Bırakma Polikliniği'ne gelen 40-50 yaşları arasındaki 30 hasta oluşturmuştur. Bu hastalar daha önceden uzun süreli sigarayı bırakmamışlardır. Deney grubundaki hastalara altı seanstan oluşan yapılandırılmış bilişsel davranışçı tedavi programı ile 3 aylık ilaç tedavisi uygulanmıştır. Kontrol grubundaki hastalara sadece üç ay boyunca ilaç tedavisi uygulanmıştır. Üç ay sonunda her iki guruba da son test yapılmıştır. Hastalardan elde edilen veriler 'Sosyal Bilimler için İstatistik Paket Programı (SPSS) 21.0' sürümü kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, hem deney hem de kontrol grubu hastaları ön test son test puanları karşılaştırıldığında sigara bırakmada başarılı olduğu gözlense de varenicline ile bilişsel davranışçı tedavinin, sadece varenicline tedavisinden daha başarılı olduğu görülmüştür.

Bilişsel davranış terapileriSigarayı bırakmaTedavi+2
Umut Karagöz
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilişsel davranışçı terapi temelli zorbalığa müdahale psikoeğitim programının ilkokul öğrencileri arasında görülen zorbalık eğilimini azaltmadaki etkisi

Bu araştırmanın amacı, bilişsel davranışçı terapi modeline dayalı olarak geliştirilen zorbalığa müdahale psikoeğitim programının, ilkokul öğrencileri arasında görülen zorbalık eğilimini azaltmadaki etkisini incelemektir. Araştırma modeli olarak deney ve kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Öntest, sontest ve izleme testi ölçümleri yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara'da bir devlet ilkokulunda öğrenim gören 30 (15 deney, 15 kontrol) 4. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Programın uygulanmasına başlanmadan önce deney ve kontrol gruplarına gönüllü öğrenciler tesadüfi yöntemle (seçkisiz) atanmıştır. Deney grubuna Bilişsel Davranışçı Terapi Temelli Zorbalığa Müdahale Psikoeğitim Programı uygulanmıştır. Program kapsamında öğrencilere bilişsel davranışçı terapi ilke ve tekniklerine dayalı olarak hazırlanmış; psikoeğitim, bilişsel yeniden yapılandırma, problem çözme ve davranış deneyinden oluşan uygulamalar yapılmıştır. Kontrol grubuna ise Millî Eğitim Bakanlığı'nın İlkokul Rehberlik Etkinlikleri Kitapçığında yer alan dört oturumluk Benlik Farkındalığı grup etkinliği yapılmıştır. Deney grubuna uygulanan psikoeğitim programı toplam 12 oturumdan oluşmaktadır. Araştırma kapsamında öğrencilerin zorbalık eğilim düzeylerini belirlemek amacıyla, ''Zorbalık Eğilim Ölçeği'' kullanılmıştır. Ayrıca deney grubunu oluşturan öğrencilerin programa ilişkin değerlendirmelerini almak için ''Grup Uygulaması Değerlendirme Formu'' ve demografik bilgilerini edinmek için ''Kişisel Bilgi Formu'' uygulanmıştır. Bilişsel Davranışçı Terapi Temelli Zorbalığa Müdahale Psikoeğitim Programına başlamadan önce öntest ölçümleri, programın tamamlanmasının ardından sontest ölçümleri ve deneysel işlemin tamamlanmasından bir ay sonra izleme testi ölçümleri yapılmıştır. Programın etkililiğini test etmek amacıyla, öntest, sontest, izleme testi ölçümlerine yönelik Normallik Testi, Shapiro-Wilk Testi, Betimsel İstatistik (ortalama ve standart sapma değerleri) ve Tekrarlı Ölçümler Anova kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, gruplar ve testler arasındaki etkileşim, deney grubunu oluşturan deneklerin zorbalık eğilim düzeylerinin, kontrol grubunu oluşturan deneklerin zorbalık eğilim düzeylerinden anlamlı ölçüde daha düşük olduğunu göstermiştir. Bu sonuç Bilişsel Davranışçı Terapi Temelli Zorbalığa Müdahale Psikoeğitim programının etkisini ortaya koymaktadır. Çalışmada ulaşılan bulgulara göre deney grubuna uygulanan Bilişsel Davranışçı Terapi Temelli Zorbalığa Müdahale Psikoeğitim Programı'nın etkisi bir ay sonra da devam etmiştir.

Akran zorbalığıBilişsel davranış terapileriDavranış eğilimleri+4
Bilge Nur Çelebi
Başkent University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
10
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The effect of Psychoeducational Program for emotional eating behaviour

This study is a preliminary research of Psychoeducational Program for Emotional Eating (PPEB), a self-help program consisted by 4 short videos that including cognitive behavioral therapy (CBT) techniques, emotion regulation strategies, and mindfulness-based practices. It aims to measure efficacy of PPEB in addition to relationship between emotional eating and depression, stress and anxiety. The study was conducted with 52 obese participants, all of whom were women and ranged in age from 18 to 54. The participants were under the supervision of a dietitian, and were divided into two groups, which are intervention group and the control group. After signing the informed consent form, all participants completed the Demographic Information Form, the Depression Anxiety Stress Scale 21 (DASS 21), and the Emotional Appetite Questionnaire (EMAQ). Following the administration of pre-tests, the intervention group completed the PPEB in addition to dietitian supervision, while the control group continued with only dietitian supervision. Post-test measurements were taken for both groups. The analysis results indicated that PPEB was successful in reducing emotional eating behavior related to positive emotions, negative emotions and situations, and the participants who completed PPEB significantly lost more weight compared to the participants in the control group. However, it was observed that PPEB did not have a significant effect on emotional eating behavior related to positive situations. Additionally, it was found that depression, anxiety, and stress were associated with emotional eating behavior related to negative emotions and situations. The findings, limitations, and suggestions for further research were discussed within the context of the current literature.

AnxietyCognitive behaviour therapyDepression+7
Berkay Çakmak
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bilişsel-davranışçı sigara içmeyi bırakma programının depresyonlu sosyal anksiyeteli ve normal içicilerden oluşan gruplardaki etkililiğin araştırılması

Bu çalışmanın temel amacı; bilişsel-davranışçı sigara bırakma programının normal, depresyonlu ve sosyal anksiyeteli sigara içiciler üzerindeki etkililiğini araştırmaktır. Gerçek deneysel desene uygun olarak düzenlenen bu çalışmada; üç deney ve üç kontrol grubu vardır. Araştırma; depresyonlu, sosyal anksiyeteli ve normal sigara içici olmak üzere toplam 70 denek üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Bilgi Toplama Formu (BTF), Beck Depresyon Envanteri (EDE), Mînesotta Çok Yönlü Kişilik Envanteri-Sosyal İçedönüklük (MMPI-Si) ve Belirti Tarama Listesi (SCL-90) ölçekleri kullanılmıştır. Bunların yanında psikopatoloji tanılamasında DSM-ÜI-R kriterlerinden yararlanılmıştır. Üyelerin bir haftalık oryantasyonundan sonra, sekiz seanslık bilişsel-davranışçı sigara bırakma programı uygulanmıştır. Bilişsel-davranışçı sigara bırakma programında; motivasyonu sağlama, kendini izleme, sosyal destek, telefonla yardım, ev ödevleri, öz- yeterlik inançlarını güçlendirme ve yeniden başlamayı önleme gibi, bilişsel-davranışçı işlemlere yer verilmiştir. Programa ilişkin ölçümler; ön-test, son-test, üç ve altı aylık izleme sonuçlan üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi için çok yönlü tekrarlı ölçüm analizi gerçekleştirilmiştir. Bunun yanında alt ilişkileri belirlemek amacıyla; bağımsız t testi, Wilcoxon T testi, kovaryans analizi ve tek yönlü varyans analizleri yapılmıştır. Ayrıca, değişim düzeylerini ve diğer nitel bulguları incelemek amacıyla, tanımlayıcı istatistiksel işlemlere yer verilmiştir. Tekrarlı ölçüm analizi sonucunda, zaman ve zaman*müdahale etkileşimsel etkileri bulunmasına karşın, zaman*grup, ve zaman*müdahale*grup etkileşimsel etkilerine rastlanmamıştır. Ölçüm zamanı açısından, son-test ile altı aylık izleme dışında, tüm ölçümler arasında anlamlı farklar bulunmuştur. Bunun yanında; zaman*müdahale etkileşimi açısından, müdahale etkisi, son testlerde deney gruplarında ortaya çıkarken, özellikle üç aylık izleme sonucunda sigara içme miktarında yeniden bir artışın olduğu görülmüştür. Çalışma sonunda normal içiciler %54, depresyonlu içiciler %58 ve sosyal anksiyeteli içiciler %45'lik bırakma oranı göstermişlerdir. Kontrol gruplarında sigarayı bırakan olmamıştır. Uygulama sonunda tüm deney gruplarında bulunan üyelerin ortalama sigara içme miktarlarında azalmalar görülmüştür. Aynı zamanda depresyon ve sosyal anksiyete belirtilerinde de anlamlı azalmalar olmuştur. Üç ve altı aylık izleme sonucunda normal içicilerden oluşan deney grubunda, sigara bırakma oranı %18'e düşmüştür. Kontrol grubunda sigarayı bırakan olmamıştır. İzleme çalışmasının üçüncü ayında depresyonlu deney grubunun sigara VIIIbırakma oranı %33.3'e, altıncı ayında ise %17'ye gerilemiştir. Kontrol grubunda ise altıncı ayın sonunda %8.3 olarak gerçekleşmiştir. Sosyal anksiyeteli deney grubunda üçüncü ve altıncı ayın sonunda bırakma oranı %27'ye düşerken, kontrol grubunda %8.3 olarak gerçekleşmiştir. Yapılan diğer çalışmalar da göz önünde bulundurulduğunda, bu araştırmadan elde edilen sonuçlar, bilişsel-davranışçı sigara bırakma programının kısmen başardı olduğunu göstermiştir. Çalışmanın farklı psikopatolojik gruplar üzerinde gerçekleştirilmiş olması; bu gruplara ilişkin sigara içme, sürdürme ve bırakma değişkenliğini açıklayıcı sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Sonuçlar müdahale programı geliştirme, uygulama ve araştırma açısında tartışılmıştır. IX

Bilişsel davranış terapileriBilişsel davranışlarDepresyon+2
Hikmet Yazıcı
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Meditasyon uygulamalarının algılanan olumlu ve olumsuz etkileri

Budist felsefeye dayalı meditasyon uygulamalarının kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Bu uygulamalar, çeşitli anbean farkındalık temelli programlar aracılığıyla günümüz psikoterapi uygulamalarında da kendine yer bulmaktadır. Meditasyonun etkilerine yönelik yapılan alanyazın taraması çeşitli olumsuz etkilerin ortaya çıktığını ortaya koymaktadır. Bu tez çalışmasında Türkiye'de yaşayan yetişkinlerin meditasyon deneyimleri, meditasyon yapmanın olumlu ya da olumsuz etkilerini nasıl algılayıp bildirdikleri ile bu etkilerle ilişkili demografik ve kişisel öykü özellikleri incelenmiştir. Ayrıca meditasyon yapılan dönemde ya da hemen öncesinde psikolojik sorun ve / veya duygusal güçlüklerin varlığı ile meditasyona bağlı olumsuz etki arasındaki ilişkiyi tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırma; yaşları 20 ile 66 arasında değişen, en az bir kez meditasyon yapmış olan 155 gönüllü katılımcı ile yürütülmüştür. Araştırma verileri; Demografik ve Kişisel Öykü Bilgi Formu, Meditasyon Deneyimi Bilgi Formu ve Meditasyonla İlişkili Olumsuz Etkiler Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmaya katılanların %53.5'ü; meditasyonla ilgili nadiren, ara sıra veya düzenli olarak olumsuz etki deneyimlediklerini raporlamıştır. Araştırma sonucunda meditasyona bağlı olumsuz etkilerin, meditasyon yapılan dönemde ya da hemen öncesinde psikolojik sorun ve/veya duygusal güçlüklerin varlığına göre anlamlı olarak farklılaştığı ortaya çıkmıştır. Elde edilen bulgular, mevcut alanyazın çerçevesinde tartışılmış olup gelecek araştırmalara ve meditasyon uygulamalarına yönelik önerilerde bulunmak için kullanılmıştır.

Bilinçli farkındalıkBilişsel davranış terapileriKlinik psikoloji+1
Emine Özkan Veyselgil
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2024
10

İlgili konular