Belgeseller
64 theses under this subject heading
1968'den günümüze TRT programları içinde plastik sanatlar konusunun ele alınışı ve günümüzden bir örnek belgesel uygulama
"1968'Den Günümüze TRT Programları içinde Plastik Sanatlar Konusunun Ele Alınışı ve Günümüzden Bir Örnek Belgesel Uygulama" başlıklı bu çalışma raporu iki ana başlıktan oluşmaktadır. İlk bölümde "TRT'de Plastik Sanatlar Konulu Programlar" başlığı altında TRT'nin ilk yayın tarihinden 2008'e kadar olan yayınlar bir tablo halinde sunulmuş ve 2008'den günümüze kadar yayınlanan programlar ise TRT kurumunun üst düzey yöneticileri ve bazı yapımcı ve yönetmenlerin kişisel görüş ve değerlendirmelerinden yararlanılarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölüm ise "Plastik Sanatlar İçerikli Programlara Günümüzden Örnek Bir Belgesel" Başlığı altında ülkemizin Cumhuriyet dönemi öncü seramik sanatçılarından Hamiye Çolakoğlu'nun sanat hayatı boyunca ortaya koyduğu eserlerini ileriye taşıyabilmek ve kalıcılığını sağlayabilmek için tasarladığı müze oluşturma fikrinin anlatımıdır. Hamiye Çolakoğlu'nun bu müze fikrini hayata geçirebilmek için gösterdiği çaba öğrencilerini de bu hayalin bir parçası haline getirmiştir ve birlikte başlattıkları bu yolculuk maalesef ki 2014 yılında aramızdan ayrılmasıyla öğrencilerinin devraldıkları bu müze kurma hayalinin sürdürülmesinin ve bir sonuca ulaştırılabilmesinin hikayesi olmuştur. Bu kapsamda yapılan araştırmalarla günümüze kadar ekranlardan yansıyan plastik sanatlar içerikli programların önemini güncel bir uygulama ile destekleyerek vurgulamak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: TRT, plastik sanatlar, belgesel, müze, yaratıcılık
8. sınıf T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinde tarihi dizi, film ve belgesellerin öğrencilerin akademik başarı ve tutumuna etkisinin değerlendirilmesi İstanbul ili Pendik ilçesi özel bir ortaokul örneği
Araştırmanın temel amacı, 8. Sınıf T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi öğretimine yönelik olarak yapılan anlatım biçimlerinin öğrenme üzerine etkisini öğrencinin akademik başarısı ve tutumu açısından değerlendirmektir. Bu araştırmada Millî Eğitim Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi öğretim planı kapsamında, tarihi dizi, film ve belgesellerle desteklenen ve geleneksel yöntemler ile müfredata uygun öğretim yapılan iki ayrı sınıftaki öğrencilerin derse karşı tutumları ve başarı düzeyleri karşılaştırılmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu sekizinci sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmaya ortaokul düzeyi amaçlı örnekleme yöntemi kapsamında 48 öğrenci katılmaktadır. Araştırmanın uygulaması 2022-2023 eğitim öğretim yılı I. döneminde İstanbul ili Pendik ilçesinde bulunan özel bir okulun ortaöğretim kurumunda yapılmaktadır. Çalışma nicel ve nitel verilerin kullanıldığı karma bir araştırmadır. Bir sınıfın deney ve diğer sınıfın kontrol grubu olduğu araştırmada katılımcılar geleneksel öğretim ve tarihi film, dizi ve belgesellerle desteklenen öğretim yöntemi uygulanmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Araştırma, araştırmacı tarafından üç haftalık bir süreçte müfredat kapsamında gerçekleştirilmektedir. Öğretim yöntemlerinin öğrenme sürecine etkisini değerlendirmek amacıyla katılımcılara ön test ve son test uygulaması yapılarak başarı düzeyleri karşılaştırılırken, Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersine ilişkin tutumlarını ve bu tutumlarda meydana gelen değişimleri incelemek amacıyla tutum ölçeği uygulanmaktadır. Ölçek ve başarı testlerinden elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada ulaşılan en önemli nokta, film, dizi ve belgesellerle desteklenen sınıflarda yapılan ön test ve son test değerlendirmeleri arasında belirgin yükseliştir. Bu durum uygulanan tutum ölçeklerinde de görülmektedir. Analiz sonuçları doğrultusunda, tarihi dizi, film ve belgesellerin öğrenme sürecinde katılımcıların akademik başarı ve derse dair tutumlarında olumlu yönde arttırdığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tarih, Tarihi Film, Eğitim, Tutum, İnkılap.
Experiencing filmmaking in Turkey during COVID-19 pandemic
Since the pandemic has been a part of our daily lives, the world has dramatically been in the direction of change. In fact, the film and television industry has been affected by Covid-19. This study focuses on the impact of Covid-19 on filmmaking from my perspective as an international student in Istanbul who tried to complete a film production project during the pandemic. That is why this study includes a literature review on the global film industry's condition during the pandemic and adjusting to the new normal. The study is constructed on my production experience and the production content; therefore, the discussions on the characteristics and genre of the production project are mentioned. Overall, this study constitutes the production project's theoretical base, including filmmaking during the pandemic and telling self-reflexive stories.
Toplumsal bellek bağlamında 'Sakız Ağaçlarının Borcu' belgeseli
Kuşaklararası aktarımın sözlü olarak yapıldığı geleneksel bir Türk ailesinde yazılı olarak saklanan bir aile soyağacı belgesine ulaşılmıştır. Daha önce aile içinde anlatılmayan bir kölelik hikâyesinin soyağacında yer alması bu araştırma için temel oluşturmuştur. Hakkında bilgiler verilen kölenin geldiği yer Yunanistan'ın Sakız adasıdır. Soyağacında, köle pazarından satın alınarak Çankırı ili Kurşunlu ilçesine getirilen ve ismi Mustafa olarak değiştirilen bir çocuk ya da gençten söz edilmektedir. Bu tarih yaklaşık olarak 1820'li yılları işaret etmektedir. Tarih aynı zamanda adanın Osmanlı topraklarına ait olduğu ve Yunan bağımsızlık savaşının adada ilk ortaya çıktığı dönemdir. Köle Mustafa olarak anılan kişinin gerçek adına, doğum tarihine ve adadaki ailesine ait bilgilere ulaşılamamıştır. Mustafa getirildiği yeni toprağında kendisini satın alan tüccarın kızı ile evlenip kök salmıştır. Beşinci kuşak torunu olduğum Mustafa'ya ilişkin hikâyenin bu günkü belleklerdeki yerini bulup belgelemek ve şimdiki kuşakların geçmişe ait ilgilerini toplumsal bellek kavramı çerçevesinde araştırmak bu çalışmanın amacıdır. Çalışmanın bir diğer çıktısı, bu hikâyenin bir belgesel olarak hayata geçirilmiş olmasıdır. Belgesel, yönetmenin hem kendi geçmişi ile ilgili arayışları hem de Mustafa ile kurmaya çalıştığı bağ nedeni ile Dönüşlü Biçem (Refleksif) olarak tasarlanmıştır. Sakız adası ve Kurşunlu ilçesi mekân, bellek ve kölelik kavramları konusunda çalışma alanı olmuştur. Sözlü tarih yöntemi ile Kurşunlu ilçesinde yaşayan aile büyükleri ve Sakız adasında tarih çalışmaları yapan uzmanlarla yapılan sohbetler kayıt altına alınmıştır. Bu veriler hem Sakız Ağaçlarının Borcu belgeselinde hikâyeleştirilmiş hem de tezin toplumsal bellekle ilgili kuramsal yaklaşımında değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda her iki toplumda da geçmişe ait toplumsal belleğin korunduğu, köleliğin ise gündelik hayatta artık karşılığı olmayan, sona ermiş bir dönem olarak değerlendirildiği görülmüştür.
Belgesel sinema ve türleri
Tür çalışmaları, konu aldıkları alana ilişkin ayrıntılı bilgi vermek konusunda yol gösterici çalışmalardır. Bu çalışmalarda bir yandan türlerin tarihsel gelişimleri ortaya konulurken diğer yandan da türün toplumla ve türsel metni alımlayanlarla arasında kurduğu ilişkiler ayrıntılı olarak yer almaktadır. ICYÖKSHCÖĞIirİlliamOI*.OKfiMMfKSYOff mUCHEt Sinema alanında yapılan tür çalışmalarına bakıldığında kurmaca olan yapımlar ve kurmaca olmayan yapımlar olmak üzere temel bir ayrım yapıldığı ortaya çıkmaktadır. Alanyazında kurmaca filmlere yönelik tür çalışmaları son derece yaygındır. Bu çalışmalarda türlerin anlatım dillerinde tarihsel süreç içerisinde yaşadıkları dönüşümlerin yanı sıra bir türü ele alırken diğer disiplinlerden de yararlanma gereksinimi ortaya konulmuştur. Böylelikle bir film incelinirken ona bütün ilişkilerden soyutlanmış bir öz olarak bakılmaz. Tarihsel, toplumsal, psikolojik bağlantıları da göz önünde bulundurulur. Tür çalışmaları ele alman türlere ilişkin bu şekilde ayrıntılı bir araştırmayı beraberinde getirirken çeşitli güçlükleri de araştırmacının karşısına çıkarmaktadır. Tür çalışmalarında araştımacının işini kolaylaştıracak belirli şablonlar yoktur. Dolayısıyla araştırmacı kendi amaçları doğrultusunda türsel bir sınıflandırma yapmaktadır. Bu da yapılan tür ayrımlarının araştırmacıdan araştırmacıya değişkenlik göstermesine neden olmaktadır. Diğer yandan araştırmacı yaptığı sınıflandırmada çeşitli özellikleri belirlemek mKmmuASY&i insi,durumundadır. Bunlardan yola çıkarak da ortaya koyduğu sınıfların altına örnekler yerleştirecektir. Ancak filmleri incelmeden bu özelliklerin bilinmesi mümkün değildir. Buna benzer güçlükler belgeseli türlerine ayıran çalışmalar için de geçerlidir. Ancak belgesel filmler türlerine ayrılırken türün özelliği gereği ek güçlükleri de beraberinde getirmektedir. İlk önce belgeselin ne olduğu yönünde uzlaşmayla noktalanmayan tartışmalar bu güçlüklerin başında yer alırken, belgesel sinemanın çok farklı örnekleri içine alan geniş ve de değişken bir alan olması, kurmaca yapımlarla paylaştığı geçirgen sınırlar bu güçlükleri devam ettirmektedir. Belgeselin türlerine ayrılması; belgeselin tarihsel gelişimi, çeşitli türlerin özellikleri, anlatım dillerinde günümüzü de göz önünde bulundurarak yaşanan dönüşümleri ortaya koymak açısından yararlıdır. Alanyazında bu içerikteki çalışmaların azlığı belgesel türüne ilişkin bazı noktaların karanlıkta kalmasına neden ulamaktadır. Bu çalışma, belgeselin ve türlerinin özelliklerini ortaya koyarak çeşitli kavramsal boşluklara düşülmesini önlemek ve belgesel alanına giren çalışmaları daha iyi anlayabilmek adına yapılmıştır. Günümüzdeki belgesel filmlerin geldiği durumun açıklığa kavuşturulabilmesi ve anlatım dillerinin değerlendirilmesi için bu tarzda türleri ele alan çalışmalara gereksinim açıktır. Araştırmada farklı kuramcıların tür çalışmaları ele alınırken kaynaklardan derlenen bilgilerin somutlanabilmesi adına çeşitli film örneklerine başvurulmuştur.
Ahmet Yakupoğlu belgeseli (hayatı, sanat anlayışı ve eserleri)
Bu çalışmada, Türk Resim Sanatı'nda manzara resimleriyle bilinen Ahmet Yakupoğlu'nun hayatı, sanat anlayışı ve eserlerini inceleyerek belgeselleştirmek amaçlanmıştır. Bununla birlikte onun sanat ve özel yaşamındaki yolda karşılaştığı bilim, kültür-sanat insanları ile aile dostlarının görüşlerini almak, iletişim sanatında önemli yeri olduğu kabul edilen görüntülü ses kayıtlarını gerçekleştirmek ve bunları analiz ederek belgeselleştirmek de hedeflenmiştir.Bu amaçla sanatçının hayatı, şahsiyeti ve eserleri incelenmiş, yakınları ve akademik hayattan uzmanlarla görüşmeler yapılmıştır.Araştırma verilerinden elde edilen bulgulara göre sanatçı Ahmet Yakupoğlu, eğitim aldığı Çallı grubunun özelliklerini taşımasının yanında, ilgi alanı olan minyatür, çini ve ney sanatının da beraberinde getirdiği geleneksel havayı eserlerine taşımayı başararak, özellikle peyzaj resminde eserler vermiştir. Ayrıca onun eserleri bir dönemin sanat anlayışını hem üslup hem de ele aldığı konuları tuvallerine yansıtması bakımından akademik düzeydedir.Ahmet Yakupoğlu yine yapılan araştırma bulgularına göre sanat çalışmalarını İstanbul'da aldığı akademik eğitim bilgileriyle zenginleştirmiş ve memleketi Kütahya'ya geri dönmüştür. Kütahya'da kendi adına sanat vakfı kurmuş ve şehrinde sanatı ve sanatçı olmayı tanıtmıştır. Ahmet Yakupoğlu'nun sanat camiası içinde en çok tartışılan yanı ise kendi resim çalışmalarının tekrarını yapmasıdır. Ahmet Yakupoğlu bunu vakfın kuruluşu ve ileriki zamanda vakfın ayakta durabilmesi amacıyla yaptığı ortaya çıkmıştır.Peyzaj çalışmaları arasında yer alan dönemin Kütahya ve İstanbul resimleri ise iki şehir için şehircilik ve mimari alanında araştırma yapacak kişilere kaynak olarak önerilebilir.Anahtar Kelimeler: Ahmet Yakupoğlu, Türk Resim Sanatı, İletişim, Ahmet Yakupoğlu Belgeseli.
Habitus kavramı çerçevesinde belgesel sinemada izleyici alışkanlıkları ve gerçeklik yanılsamaları
20. yüzyılın ikinci yarısında sosyal bilimler alanında ve sanat disiplinlerinde etkisini hissettirmeye başlayan gerçeklik krizinin en çok etkilediği alan belgesel sinema olmuştur: `Gerçekliğin sinemasal temsili' olarak nitelenen belgesel sinema, hem kurmaca sinemayla arasındaki sınırların giderek belirsizleşmesinden, hem de izleyici algısındaki özdeşleşmeci dönüşümden dolayı gerçeklikle ilişkisinde ciddi sorunlar yaşamaktadır.Belgesel sinema, bu gerçeklik krizini kendi estetik olanaklarıyla aşabilecek durumdadır. Bunun için yapılması gereken, özdeşleşmeci seyirci davranışlarının, yani `seyirci habitusu'nun yapısal bir çözülmeye uğratılarak dönüştürülmesi, film ve gerçeklik algılarının yeniden inşa edilmesidir.Bu çalışmada, `seyirci habitusu'nu çözmek için etkili bir estetik yöntem olarak Brecht'in `epik tiyatro' kuramından hareketle tasarlanan `epik belgesel' düşüncesi önerilmektedir.
Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali, Orhan Veli ve Rıfat Ilgaz'ın kesişen hayatlarına belgesel animasyon tekniğiyle bileşik sanatlar perspektifinden bir bakış
Bu çalışmanın amacı; bilgi-iletişim alanında güncel dinamikler ve eğilimler göz önünde bulundurularak bileşik sanatlar çatısı altında, belgesel animasyon tekniğiyle somut bir örnek üretebilmektedir. Çalışmanın kapsamını, Cumhuriyet tarihinin dört büyük şairi, yazarı konumunda olan isimlerin kesişen yaşamları ve bu dönemde birbirlerine sanat ve edebiyat yolu ile dokunuş hikayeleri oluşturmaktadır. Edebiyat dünyasına ve Resim-iletişim sanatları alanına odaklı yürüyen çalışmada, literatür taramaları yapılmış, farklı kaynaklardan ve kişisel arşivlerden Resim materyaller toplanmış, yüz yüze görüşmeler yapılmış gerek teknik gerekse temel bilgi boyutlarında konu uzmanlarıyla yuvarlak masa toplantıları gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen çalışmalar ve günümüz teknolojisinin olanak verdiği Resim sunum tekniklerinin kullanılmasıyla "Şairler Zamanı" isimli belgesel animasyon fragmanı hazırlanmıştır. Docudrama özellikleri taşıyan bu ürün, belgeselin alışılagelmiş yaklaşımına bağlı kalmamış ama kişilerin ve olayların gerçeklikle olan bağını da koparmamıştır. Yüksek lisans tez çalışması kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda oluşturulan "Şairler Zamanı" isimli ürünün bir döneme ışık tutmaya çalışırken aslında toplumsal farkındalığın arttırılmasına ve olaylara farklı açılardan bakma yetisinin geliştirilmesine bir katkı sunabileceği düşünülmüştür. Sonuç olarak, başta edebiyat, iletişim, teknoloji, Resim sanatlar olmak üzere farklı disiplinler arası geçişli bir yaklaşımın, belgesel animasyon tekniğiyle yorumlanarak Cumhuriyet tarihinin dört büyük şairinin geniş kitlelerle buluşturulmasının sağlanabileceği görülmüştür. Bu durum, bileşik sanatların toplum yaşamına farklı boyutlarda sunabileceği katkılara bir örnek olarak nitelendirilmiş ve docudramanın farklı konularda toplumsal farkındalığın geliştirilmesinde güncel dinamiklere uygun, etkin bir araç olarak değerlendirilebileceği öngörülmüştür.
1928-1946 arası yayımlanan Türk romanlarında Dünya savaşları, Milli Mücadele ve Ağrı Dağı İsyanı`nın yansıma biçimleri ile belgesellik özellikleri
ÖZET Bu çalışma; 1928-1946 yılları arasında yayımlanan Türk romanlarını kapsamaktadır. Konusu, savaş ve askerlik olan on sekiz Türk romanı, çalış manın ana dokusunu oluşturmaktadır. Yakın Türk tarihine, hattâ dünya tarihi ne yön veren Birinci Dünya Savaşı (1914-1918), Türk Millî Mücadelesi (1919 -1922), Cumhuriyet'in ilk yıllarında meydana gelen Kürt İsyanları (1925- 1930) ve İkinci Dünya Savaşı (1939/1945) dönemlerindeki savaş ve asker lik konularını anlatan romanlar incelenmek suretiyle konu sınırlandırması yapılmış ve bu şekilde araştırma, daha etkili kılınmaya çalışılmıştır. Söz Başı bölümünde de açıklandığı gibi, Türk sosyal, siyasal ve kültürel hayatında önemli birer basamak noktası bilinen 1928 yılında yapılan Harf İnkılâbı ile 1946 yılında geçilen Çok Partili Hayat; çalışma konusunun sınırlanmasında, bir başka etkendir. 1928-1946 yılları arasında yayımlanmamış olmasına rağmen, Mücadele döneminin olaylarını ve kişilerini etkili bir üslûpla yansıtan Tarık BUĞRA'nın Küçük Ağa adlı romanının inceleme alanına dahil edilmesinin uygun olacağı düşünülmüştür. Nitekim, Türk milletinin; bağımsızlık ve özgür lük mücadelesini anlatan romanlar içinde tarihî gerçeklere en uygun roman olarak Küçük Ağa gözlemlenmiştir. Ayrıca, dil, üslûp, entrik unsurlar, roman kahramanlarının özelliklerinin verilmesi ve mekân tasvirlerinde de Küçük Ağa, diğer romanlara göre, daha başarılı bir niteliktedir. Çalışmada; bir taraftan romanları, roman tekniği (zaman, mekân un surları ve tasvirleri, dil ve üslûp özellikleri, figürler vb.) yönünden ele alırken, diğer taraftandan da romanlarda anlatılan olay ve kişilerin tarihî gerçeklerle olan ilişkisi üzerinde durulmuştur.. Durum böyle olunca, iki önemli kaynak581 ortaya çıkmıştır. Bunlardan birincisi, inceleme alanına dahil edilen romanlar; ikincisi ise, dönemlerle ilgili yazılmış anı, biyografi ve tarih kitaplarıdır. Araştırma; beş ana bölümden meydana gelmektedir. Bunlar: I. BÖLÜM: 1928-1946 Yılları Arasında Yayımlanan Romanların Ro man Tekniği Yönünden İncelenmesi II. BÖLÜM: Birinci Dünya Savaşı'nı Anlatan Romanların Tarihî Olay larla İlişkisi III. BÖLÜM: Millî Mücadele Dönemi'ni Anlatan Romanların Tarihî Olaylarla İlişkisi IV. BÖLÜM: Cumhuriyet'in ilk Yıllarındaki Kürt isyanları ve Kürtçülüğü Anlatan Romanın (Esat Mahmut KARAKURT: Dağları Bekleyen Kız) Tarihî Olaylarla ilişkisi V. BÖLÜM: İkinci Dünya Savaşı'nı Anlatan Romanın (Esat Mahmut KARAKURT: Ankara Ekspresi) Tarihî Olaylarla İlişkisi Çalışmanın I. Bölümü'nde yer alan romanların teknik yönden incelen mesinde dikkate alınan plân, şudur: A. VAK'A TERTİBİ 1. Ana Çizgileriyle Vak'a 2. Fiktif Yapıyı Belirleyen Unsurlar a. Zaman b. Mekân c. insan Unsuru Dışında Kalan Figürler ç. Dil ve Üslûp ile Merak Unsurlarının Düzeni ve Gücü 3. Ana Fikir B. FİGÜRLER 1. Merkez Figür 2. Karşıt Figür 3. Yardımcı Figürler C. KAVRAMLAR ve KABULLER582 Çalışmanın diğer dört bölümünde, romanlarda yansıtılan olaylar ve kişilerin, tarihî gerçeklerle ilişkisini ve uyumunu ortaya koymada temel kay naklar olarak anı, biyografi ve tarih kitaplarına müracaat edilmiş ve bunlar dan doğrudan ya da dolaylı olarak alıntılar yapılmıştır. Doğrudan yapılan alıntılar, sayfanın sağından ve solundan içeri girmek suretiyle ve italik harflerle yazılmıştır. Dolaylı alıntılar ise, metin içinde dip not numarası verile rek ve sayfa altında dip not açıklamaları yapılarak gösterilmiştir. Kaynakça bölümü, kendi içinde üç alt bölüme ayrılarak çalışmada yararlanılan temel kaynakların, daha anlaşılır tasnifi yapılmış, bu şekilde konuyla ilgili araştırma yapacak olanlara kolaylık sağlanılmıştır. Kaynakça' nın alt bölümleri şunlardır: 1. 1928-1946 Yılları Arasında Yayımlanan Romanlar Listesi 2. İncelemeye Tâbi Tutulan Romanlar Listesi 3. Anı, Biyografi ve Tarih Kitapları Listesi
Anadolu ve metropol insanının sosyal medya kullanım alışkanlıklarının karşılaştırılması konulu belgesel çalışması
Bu çalışmada, Anadolu ve Metropol insanının sosyal medya kullanım alışkanlıklarını belgesel formatı kullanılarak karşılaştırılmak istenmiştir. Bu bağlamda Türkiye'nin değişik bölgelerinde bulunan illerine gidilerek farklı demografik ve sosyal statüdeki insanlar ile proje kapsamında hazırlanan sorular yöneltilerek röportajlar yapılmıştır. Bu röportajlar kamerayla görüntülenmiş ve video montaj yöntemiyle kurgulanarak belgesel haline getirilmiştir. Çalışmanın ilk kurgulanmış hali bir gösterim etkinliği kapsamında bir gruba izletilmiş ve proje hakkında bir izleyici anketi uygulanmıştır. Bu anket sonucunda çalışma tekrar kurgulanıp son halini almıştır. Belgesel çalışması ekteki video dosyasında "belgesel.avi" ismiyle yer almaktadır. Proje sonucunda Türkiye'nin farklı coğrafyalarında yaşayan insanların sosyal medyaya bakış açılarını ve kullanım alışkanlıklarını karşılaştıran bir belgesel projesi ortaya çıkmıştır.
Usta - mekanlara dokunan hayatlar
Bu belgeselde toplum ve meslek arasındaki ilişkiler, bir zanaat dalı olan kuyumculuğun toplum ile olan etkileşimi buradan hareketle görmüş olduğu değişim ve gelişim görsel olarak sunulmuştur. Bu bağlamda, kuyumculuk zanaatinde belirli bir noktaya gelmeyi başarmış Süleyman Köşger'in mesleki deneyimleri ele alınmış, onun ve onunla birlikte bu işi sürdüren Fikret Akpınar ve Hasan Şahin'in de deneyimleri üzerinden görüşlerine başvurulmuştur.
Antik kent Seleucia Pieria
Bu belgesel projesi ile Hatay Samandağ İlçesi, Antik Çağ'daki adıyla Seleucia Pieria şehrinin günümüze kadar gelen Helenistik Dönem tarihi zenginliklerinin tanıtılması amaçlanmıştır. İmparator Vespasianus'un şehri ve limanı sel baskınlarından korumak için Musa Dağı'ndan çıkan derenin yatağını değiştirerek, sel sularını başka yöne akıtma düşüncesi hayata geçirilmiş; beden gücüne dayalı olarak yapılan çalışmalarla dağ oyularak, 1380 metre uzunluğunda bir tünel açılmıştır. Tünel, bir "Roma Mühendislik Projesi" olarak görülmektedir. Tünel yakınındaki Nekropol alanda Kaya Mezarları (Beşikli Mağara) yer almaktadır. Beşikli Mağaranın tavanındaki istiridye ve midye gibi deniz canlılarından oluşan motifler bir süsleme sanatı olarak görülmektedir. Dor Mabedi'nden kalan kalıntılar, yılın her mevsiminde yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret edilmektedir. Bu tarihi eserler, günümüzde gereken hassasiyetin gösterilmemesinden ötürü yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır.
Kültür, sanat ve şehir: Bask
Bu belgesel filmde İspanya'nın kuzeyine, çok turistik olmayan Bask bölgesine ve Pablo Picasso'nun İspanya İç Savaşı'nı resme yansıttığı "Guernica" tablosunun ismini aldığı "Guernica" kasabasına olan yolculuğum aktarılmıştır. Bask bölgesine ve bölgedeki "Bilbao" ve "San Sebastian" şehirlerine olan kültürel keşif yolculuğum, gastronomi ve sinema ekseniyle harmanlanarak bu seyahat belgeselinde ortaya konmuştur. Şehirlerde bulunan sanat eserleri ve kültürel ikonlar da filmde anlatılmıştır.
Benim çift başlı kartalım
Bu belgesel çalışmada Türkiye ve Arnavutluk içinde bölünen geniş bir ailenin (sülale) hikayesi anlatılmak istenmiştir. Zaman içinde birbirinden ayrı düşen aile üyeleri her biri kendi yaşam koşullarını oluşturmuştur. Ancak birbirlerine duydukları özlem her zaman saklı kalmıştır. Bu belgesel tarihi bir kişilik olan Arnavutluk kralı Ahmet Zogu temel alınarak bu insanları hikaye etmektedir.
Kalbim Ayvalıkta Kaldı
Bu belgesel Ege'nin görünümüyle kendine hayran bırakan taş evleri, köklü tarihinin izlerini bulabileceğiniz sokakları ile tanınan Ayvalık'ta yaşayan ve Ayvalık'ı yakından tanıyanlarla yapılmış görsel bir yolculuktur. Taş evler, atölyeler, eski kiliseler, eski sokaklar, kahvehaneler kendine özgü güzellikleriyle görsel ve sözlü açıklamalı olarak aktarılmıştır. Tarihin babası Heredot'un ''Yaşadıkları şehri en güzel masmavi gökyüzünün altına inşa ettiler.'' cümlesi "Kalbim Ayvalık'ta Kaldı" projesine kaynak olmuştur. Ayvalık'ta yapılan görsel yolculukta; eski Türk filmlerinin geçtiği mekânlardan biri olan Şeytan'ın kahvesi, pencerelerden sarkan sardunyalar, restore edilmiş tarihi Rum evleriyle süslü sokaklar, bir zamanlar zeytinyağı üreten fabrikalar, camiye dönüşen kiliseler bu kentte mahalle kültürünün halen devam ettiğini bize ispat etmektedir.
Kırk beş saniye
Bu belgesel film projesi, 1999 Gölcük depreminin ardından maddi kazanç veya menfaat uğruna yapılan ihmalleri, yaşanan yıkımları, günümüze dek eksilmeden süren acıları hatırlatmak ve aslında hiç unutulmamasını sağlamak amacıyla filme alınmıştır. Olay anı görüntüleri ve depremin tanıkları Emine Cebeci ve Nilgün Karamert ile yapılan röportajlar, depremin hayat boyu sürecek bir arayışa ve çaresizliğe sebebiyet verdiğini gözler önüne sermiştir. Türkiye'nin deprem kuşağı üzerinde bulunan bir ülke olduğu gerçeğini kabul ederek depremin değil, ihmallerin felaketlere yol açtığına dikkat çekmek ve farkındalığı artırmak hedeflenmiştir. Bu proje ile birlikte, aileler depremin sebebiyet verdiği, yaşadıkları acı durumları paylaşarak, gelecekte Türkiye'de olması beklenen büyük İstanbul depremine veya yaşanacak başka doğal afetlere karşı önlem alınmadığı durumda, karşımıza çıkabilecek olan gerçekleri ve tehlikeleri dile getirmiştir. Türkiye bir deprem ülkesidir ve bu durum göz ardı edilir, gerekli önlemler alınmaz ise, yaşanılacak olan büyük bir depremde, yüz binlerce insanın ölümü, milyonlarca insanın yaralanması ve binlerce kayıp ailesinin oluşması söz konusudur.
Tozlu Ekmek
Belgesel, gerçek olanı ele alır. Bu gerçeğin içine her konu sığabilir. Hatta bir hedef koyup onu araştırmak gerekir. İnsan emeği çalışma hayatının temelini oluşturmaktadır. İnsan emeğinin olmadığı bir dönem yoktur. Bu belgesel projesinde işçilerin ortaya koyduğu emek gücü anlatılmıştır. Belgesel, Çanakkale ilinde bulunan Gelibolu-Eceabat hattı üzerinde inşaatı devam etmekte olan taşıt tünelinde çekilmiştir. Yol, işçi ve emek arasında kurulan bağın aralarındaki ilişkileri ele alınmıştır. Şartlar ne olursa olsun işçilerin tünel yapımında ortaya koydukları şey emektir. İşçilerin tüneli tamamlayabilmek için el birliğiyle ortaya koydukları süreçte aynı zamanlarda farklı işleri yaparak emek gücüyle yol yapımını sağlarlar. Gelişen teknolojiyle beraber işsizlik sorunu olsa da yol işçilerine her zaman ihtiyaç vardır. Çünkü tünel yapımında her ne kadar teknolojiden yararlanılsa da insan gücüne ihtiyaç duyulmaktadır. Günümüzdeki çalışma şartlarına bakıldığı zaman da tünel yapımı işçiliği çalışma zorluğu itibariyle diğer işçiliklere göre daha ağır ve zor şartları içinde bulundurur. Gerçekleşmesi istenmeyen ihtimallerin fazla olduğu çalışma şartları vardır. Tünel yapımı işçiliği diğer mesleklerle karşılaştırıldığında emek gücünden daha çok yararlanıldığı görülmektedir. Bu da daha çok özen, önlem ve disiplin duyulması gerektiren bir iş halini alır.
Şehrin öteki sesi: Sokağın müziği
Bu sanatta yeterlik çalışması şehrin bir sesi olan sokak müziğinin, kentsel akustik mekân içerisindeki yeri ve toplumla olan ilişkisinin yapılan çekimler vasıtasıyla belgesel film formatında izleyiciye sunulmasından oluşmaktadır. Çekimler sırasında yöntem olarak Cinéma Vérité biçimi kullanılmıştır. Bu çekim biçiminin kullanılması ile amaçlanan; izleyicinin objektif bir bakış açısı çerçevesinde toplumsal değişimleri, tarafsız bir şekilde kendi düşünsel-izleme sürecine sunarak izleyiciyi düşünsel açıdan kışkırtmaktır. Böylece izleyicinin belgeselde ortaya konan durumlarla ilgili kendi düşünsel eleştirisini yapabilmesine imkân tanınmaktadır. Sokak müziği ile sokakta müzik yapma eyleminin ne olduğuna dair kavramlar uzman, öğretim üyeleri ve sokak müzisyenleri ile birlikte tartışılarak sokak müziğinin şehirdeki ve toplum içerisindeki yeri ve konumu belirlenmektedir. Bu sayede çoğu defa önünden geçip gittiğimiz bu temsil tarzının toplum ile olan ilişkisi üzerinde durularak bu ilişkinin görünmeyen tarafları bu belgesel çalışmasında işlenmektedir.
Derviş Zaim Sinemasında minyatür sanatının kullanılması (Belgesel)
Bu belgeselde özgün bir sinema dili nasıl yaratılır düşüncesinden yola çıkılarak, geleneksel sanatlardan esinlenme yolları üzerine görüş ve düşünceler sergilenmiştir. Örnek filmin senarist-yönetmeni Derviş Zaim, filme minyatürleriyle katkıda bulunan Özcan Özcan ve sinema alanında uzman kişilerin görüşlerinden yararlanılmıştır. Belgeselin amacını ortaya koymak için, Cenneti Beklerken filminin yaratım süreci yanı sıra Derviş Zaim'in Filler ve Çimen, Nokta, Gölgeler ve Suretler filmlerinde ebru, minyatür, hat, gölge sanatı gibi geleneksel sanatları nasıl kullandığı, özgün bir sinema dili arayışı aktarılmıştır. Geleneksel sanatların sinemada kullanılması üzerine kuramsal metinler olmakla birlikte, ancak konuyu aktaran görsel bir çalışma az ya da hiç olmadığı göz önünde tutulursa bu belgeselin katkıları olacağı düşünülmektedir.
John Carpenter sinemasında anti kahraman
Bu çalışmada John Carpenter sinemasını biçim ve içerik olarak ayrıştıran yönler ortaya çıkarılmıştır. "Anti kahraman" tipolojisi kavramından yararlanılarak John Carpenter sinemasında "anti kahraman" karakterin yeri ve önemi vurgulanmıştır. Carpenter sinemasını tanıyan uzman kişilerle röportaj yapılarak belli bölümleri belgeselde kullanılmak üzere ayrıştırılmıştır. Özetle belli bir bütünlük gözetilerek Carpenter sineması, özellikleri ve anti kahraman olgusu bir belgesel ile ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler : John Carpenter, Anti kahraman, Sinema, Belgesel, John Carpenter Sineması
Mustafa Amca jean's
Bu çalışmada, Beyoğlu, İstiklal caddesi üzerinde bulunan önemli tarihi hanlardan biri olan Hazzopulo (Haccopulo) pasajında halen işlemekte olan bir çay ocağı konu edinilmiştir. Çay ocağının hem yıllar içinde Beyoğlu'nda ayakta kalmayı başarabilen nadide bir mekan olması hem de yerli yabancı bir çok farklı kültür ve kesimi bir arada barından enteresan bir profili olması bu tarihi ocağın son sahibi ve temsilcisi olan Mustafa Amca'yı tarihe tanıklık etmek açısından önemli yapmıştır. 1985'ten günümüze ocağı başarıyla işleten ve burayı küçük bir han ocağından alıp bir sosyal ortama dönüştüren Mustafa Amca'yı odağa alarak, Beyoğlu'nda tarihi, güzide bir mekan olan çay ocağından, müdavimlerininde görüşleriyle, kesitler sunulmuştur.
Bağdat (Belgesel)
Bağdat adlı bu belgesel, Bağdat'ta son dönemde yaşananlara dair bir incelemedir. Belgeselde bir zamanlar masallara ilham olan hoşgörü, sanat, bilim, barış şehri Bağdat hatırlatılarak , Bağdat'ın günümüzde karanlıkların yayıldığı, ölüm, cehalet ve savaş şehrine nasıl dönüştüğü sorgulanır. Söz konusu dönüşümü ve nedenlerini şehrin son dönem dönüşümüne şahit olan savaş muhabirleri kendi tanıklıkları ve yorumları üzerinden anlatır. Belgeselde, Bağdat örneği üzerinden kendi kararlarını veremeyen, sorgulamayan toplumlarda başka güçlerin bir araya gelerek insan hakları, demokrasi onların çıkarları için mücadele etmeyeceği, ancak ve ancak kendi çıkarları için sürece dahil olacağı ve kendi çıkarlarını gözeterek gerekirse daha ciddi sorunlar yaratacakları vurgulanmaktır. Bu bağlamda kullanılan manipülasyon araçlarına, uluslararası hukuk sözleşmeleri, televizyon haberlerine, sinema filmlerine sorgulamadan itimat edilmemesi mesajı verilmektedir.
1960-1970 Türk fantastik sinemasında ses ve görüntü efekt üretimi (Belgesel)
Bu belgesel film, 1960-1970 yılları arasında yapılan fantastik filmlerde ses ve görüntü efekti üretimi üzerine bir bilgi yolculuğudur. Ülkemizde çok az örneği görülen ancak sinema tarihimizde adı geçen bir döneme ait filmler ve yapılış özellikleri konu edilmiştir.
Mutfağın Ötesi
"Mutfağın Ötesi" adlı bu belgesel İstanbul'un farklı semtlerinde yaşayan göçmen topluluklarına ve göçmen mutfaklarına dair bir incelemedir. Yemek ve mutfak kültürü üzerinden, göç edilen ülkede açılan restoranın kültürel ve toplumsal aidiyet ile ilişkisi incelenmiş, göçmenlerin Türk mutfağı ve kültürü ile kendi kültürleri arasındaki etkileşim, benzerlikler ve farklılıklar sorgulanmıştır. Farklı göçmen grupların İstanbul'a göç hikayeleri ve şehrin çeşitliliğine mutfak kültürleriyle kattıkları zenginlik ve İstanbul ile etkileşimleri de araştırılmıştır.