Enflasyon
Bu konu başlığı altında 304 tez
Döviz kuru hareketlerinin yurt içi fiyatlara geçiş etkisi: Türkiye örneği
Bu çalışmanın amacı, belirsizliklerin arttığı ve enflasyon beklentilerinin yükseldiği bir ortamda, Türkiye'de döviz kuru hareketlerinin yurt içi fiyatlar üzerindeki dinamik etkilerinin zamanla nasıl değiştiğini belirlemektir. Bu amaçla, 2013:M1-2025:M4 dönemine ait aylık veriler kullanılarak, stokastik oynaklığa sahip zamanla değişen parametreli bir vektör otoregresif (TVP-VAR-SV) model kurulmuştur. Çalışmanın bulguları, döviz kuru geçiş etkisinin (DKGE) zaman içinde sabit olmadığını ve önemli ölçüde arttığını göstermektedir. Üretici fiyatlarında DKGE katsayısı dönemin başında yaklaşık 0.4 seviyesinde iken dönemin sonunda 0.85 seviyesine yükselmiştir. Tüketici fiyatlarına geçişkenlik ise çok daha büyük bir artış sergilemiş, DKGE katsayısı yaklaşık 0.2'den 0.95 seviyesine yaklaşarak neredeyse beş kat artmış göstermiştir. Özellikle 2022 yılı sonlarından itibaren TÜFE'ye olan geçişkenliğin ÜFE'ye olan geçişkenliği aşması, fiyatlama davranışlarında beklenti kanalının ve dövize endekslemenin güçlendiğini ortaya koyan önemli bir bulgudur. Varyans ayrıştırması sonuçları ise hem ÜFE hem de TÜFE enflasyonundaki dalgalanmaların temel belirleyicisinin zamanla döviz kuru şokları haline geldiğini ve bu şokların son dönemde TÜFE oynaklığının yaklaşık %70'ini açıkladığını teyit etmektedir. Bu bulgular, Türkiye ekonomisinde enflasyon dinamiğinin maliyet itişli bir yapıdan, büyük ölçüde döviz kuruna endeksli ve beklentilerle yönlendirilen bir yapıya dönüştüğünü göstermektedir.
Monetary policy effectiveness and inflation targeting
The purpose of this thesis is to check the effectiveness of monetary policy on macroeconomic indicators after the adoption of inflation targeting for randomly chosen 10 economies to fill the gap in the literature. For this purpose, the effectiveness of interest rates on output gap and inflation rates have been measured to compare the differences for pre and post targeting periods by evaluating VAR model analysis. The duration and magnitude of a shock is investigated by implementing impulse response functions. Effectiveness on output gap is found out significant for Iceland, South Korea, Mexico, Norway, Poland, Romania and Turkey and insignificant for Czech Republic, Republic of Serbia and the U.K. for pre-targeting period but significant for all economies for post-targeting period. Effectiveness on inflation has been found out significant for South Korea, Mexico, Romania and Turkey but insignificant for Czech Republic, Iceland, Norway, Poland, Republic of Serbia and the U.K. for pre-targeting. For post-targeting period, the findings have revealed effectiveness on inflation is significant for Czech Republic, Iceland, South Korea, Mexico, Norway, Poland, Republic of Serbia and the U.K.. Findings reveal that effectiveness of monetary policy on output gap has been relevant for all countries after the adoption of inflation targeting by making effectiveness on output gap more obvious. The similar conclusion holds for effectiveness on inflation rates for post-targeting (except Turkey and Romania) implying the evidence for effectiveness on macroeconomic indicators after the adoption of inflation targeting. Keywords: Inflation Targeting Regime, VAR Model, Impulse Response Function, Effectiveness of Monetary Policy, Output Gap
Gelişmiş ekonomilerde düşük enflasyon dönemlerine sektörel yaklaşım
Bu tezin konusu, gelişmiş ekonomilerde önemli bir sorun haline gelen düşük enflasyon ortamının, seçilmiş olan sektörlerin endeks getirileri ile düşük enflasyon ilişkisinin incelenmesidir. Özellikle Japonya'nın 15 yılı aşkın süredir deflasyonist bir ortamda olmasından yola çıkarak, Nikkei 225 gösterge endeksinin performansı ve içerisindeki sektör endekslerinin performansı ile Eurostoxx 50 gösterge endeksinin performansı ve Avrupa sektör endekslerinin performansının kıyaslanmasını içermekte olup, yıllık bazda getirilerine dayalı olarak hangi sektörlerin yüksek hangi sektörlerin düşük performans sergilediğinin, performanslarındaki benzerliklerinin belirlenmesini kapsamaktadır. Yapılan analizler sonucu dünya ekonomisinde büyük pay sahibi olan gelişmiş ekonomilerden Avrupa ve Japonya'nın düşük enflasyon ortamında sektörel bazda iyi performans göstermesi beklenen sağlık ve kamu-yardımcı hizmetler sektör endekslerinin iyi performans göstermediği ve özellikle teknoloji, sanayi, dönemsel ve dönemsel olmayan tüketici gıda ve hizmetler sektör endekslerinin getirilerinde benzerlik olduğu ve nispeten iyi performans gösterdiği belirlenmiştir. Bu bağlamda gelişmiş ekonomilerin benzer sektörlerini kapsayacak şekilde portföy çeşitlendirmesi yapmanın getiri sağlayabileceği gösterilmektedir. Anahtar Kelimeler: Deflasyon, Dezenflasyon, Düşük enflasyon, Gelişmiş ekonomi, Finans, Sektör
İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerine etkisi ve tarım üretimi ve enflasyon: Panel veri seti analizi
Çalışmanın amacı, iklim değişikliğinin tarımsal üretime etkisini küresel ölçekte panel veri seti kullanarak incelemektir. Çalışma, ayrıca, tarımsal üretim ile enflasyon arasındaki ilişkiyi basit bir regresyon modeliyle ortaya koyarak iklim değişikliğinin enflasyon üzerindeki önemli etkisine işaret etmeyi hedeflemektedir. Çalışmada, İklim Araştırma Birimi (CRU), İngiliz Atmosfer Veri Merkezi (BADC) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Acil Olaylar Veri tabanı (EM-DAT), Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) ve Dünya Kalkınma İndeksleri (WDI) veri tabanlarından, yıllık iklim, tarımsal üretim, toprak kalitesi, arazi kullanımı, doğal afetler ve sosyoekonomik veriler, 1961-2013 döneminde 49 ülke için derlenmiş ve panel veri seti oluşturulmuştur. İlk olarak, 1901-2015 dönemi arasında Bai-Perron Çoklu Yapısal Kırılma Testi kullanılarak ülkeler için iklim değişkenlerindeki yapısal kırılmalar tespit edilmiştir. Ortalama sıcaklığın istisnasız tüm ülkelerde artış gösterirken; gün içi sıcaklık farkı, buzlu gün sayısı, yağmurlu gün sıklığı ve potansiyel evapotranspirasyondaki değişimlerin ülkelere göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. İkinci olarak, iklimin tarımsal üretim üzerindeki etkisi regresyon analizi yardımıyla tahmin edilmiştir. Sıcaklıkta ve diğer değişkenlerde meydana gelen değişimler örneklemle sınırlanan küresel tarım üretimini pozitif, yağış ve gün içi sıcaklık farkındaki değişimler ise negatif yönde etkilemektedir. Son olarak, etkinin dünya üzerinde hangi enlemlerde farklılaştığı Eşik Değer Regresyon Modeli kullanılarak analiz edilmektedir. Yağıştaki değişimler tarım sektörünü alçak enlemlerde pozitif, yüksek dereceli enlemlerde ise negatif yönde etkilemektedir. Tarımsal üretim ve enflasyon arasındaki basit anlamlı ilişki ise, iklim değişikliğinin dolaylı olarak enflasyon üzerinde olası etkisini örneklemektedir. Bu çalışma iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerini panel veri kullanarak inceleyen sınırlı sayıda çalışmalardan biri olup, bu çalışmalar içerisinde ise iklim değişikliğini en kapsamlı temsil ederek; özgün kırılma noktalarını belirlemeye yardımcı olan eşik değer regresyon modeli uygulayan ilk çalışmadır. Anahtar Kelimeler: İklim Değişikliği, Tarımsal Üretim, Enflasyon, Bai-Perron Çoklu Yapısal Kırılma Testi, Eşik Değer Regresyon Modeli
1980'den günümüze döviz kurlarının makro ekonomiye etkileri
Dünyadaki ekonomilerde, hem reel piyasalarda hem finansal piyasalarda etkin olan globalleşmenin, hükümetlerin uyguladıkları ekonomi ve siyasi politikalara da etkisi çoktur. Tez de, ülkelerin uyguladıkları döviz kuru sistemleri ile makroekonomik ilişkiler soruşturulmaktadır. Ülkemizde cumhuriyet tarihi boyunca, birbirinden farklı döviz kuru sistemleri uygulanarak, kur düzenlemeleri aracılığıyla, dış ödemeler bilançosu dengesi ve makroekonomik denge sağlanmaya çalışılmıştır. Bu durum, uygulanan döviz kuru politikalarının yalnız başına bozulan makroekonomik dengenin yeniden sağlanmasında yeterli olmadığını göstermektedir. Bilimsel analizlerde ortaya çıkan sonuçlar, döviz kuru politikalarının makroekonomik dengeyi yeniden sağlamada çokta istenilen bir şekilde hedef bir politika olarak seçilemeyeceğini gösterir niteliktedir. piyasa ekonomilerine geçişin hızla yükseldiği günümüzde optimum kur rejiminin nasıl olması gerektiği üzerinde çalışılırken, dış ticarette açıklık veya fazlalık, sermaye hareketlerinin serbestisinin var olup olmadığı, döviz rezervlerinin yapısı gibi bir çok faktörü hesaplamak gerekmektedir.
Türkiye'de finansal baskıya neden olan faktörlerin öncü göstergelerle tahmin edilmesi
Özellikle 1990'ların başından itibaren finansal krizlerin nedenlerini araştıran çalışmaların sayısında önemli bir artış gerçekleşmiştir. Bu nedenle, literatürde finansal krize neden olan faktörleri belirlemek için çeşitli modeller bulunmaktadır. Finansal krizin kaynaklarını belirlemek önemlidir çünkü bu politika yapıcılara önceden önlem almaları için rehberlik edecektir. Diğer taraftan, küresel finansal krizden sonra finansal stresin ölçülmesi önem kazanmıştır, çünkü küresel finansal krizin en önemli nedenlerinden biri, tüm ekonomideki finansal stresin artmasıdır. Bu nedenle, finansal stresin ölçülmesi ve izlenmesi politika yapıcılar için çeşitli faydalar sağlayabilir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki finansal stresi ölçmek için bir finansal stres endeksi oluşturmaktır. Finansal stres endeksi oluşturulurken; para piyasası, sermaye piyasası, ülke riski, dış borç ve enflasyon gibi finansal baskıya neden olabilecek birçok faktör göz önünde bulundurulmuştur. Finansal baskı endeksini hesaplamada temel bileşenler analizi kullanılmıştır. Ampirik sonuçlar, finansal stres endeksinin Türkiye'deki tüm daralma dönemlerini başarılı bir şekilde yakaladığını göstermektedir. Son olarak, Türkiye'deki finansal stresi etkileyebilecek küresel faktörler ARDL modeli ile araştırılmıştır. Analiz sonuçları, VIX, S&P 500 endeksinin, dünyadaki enflasyonun ve ekonomik büyümenin Türkiye'deki finansal stresi önemli derecede etkilediğini göstermektedir.
Türkiye'de gıda enflasyonunu etkileyen faktörler
Ülkemizde son dönemlerde gıda fiyat hareketleri tartışılan önemli konulardan biridir. Çünkü gıda ürünleri insan ihtiyaç hiyerarşisinde ilk sırada olması ve TÜFE içinde en fazla ağırlığa sahip alt gruptur. Bundan dolayı artan gıda fiyatları hane halklarının gelir ve refah düzeyini etkilemektedir. Ek olarak gıda fiyatları enflasyonun nedeni olarak görülmesi sonucunda enflasyonla mücadelede önem arz etmektedir. Sonuç olarak hem sosyal hem de ekonomik problem olan gıda enflasyonunu etkileyen faktörlerin neler olduğunun belirlenmesi önemlidir. Bu noktadan hareketle, bu tez çalışmasında Türkiye ekonomisi bağlamında gıda enflasyonunu etkileyen faktörlerin neler olduğu araştırılmıştır. Çalışmada ürün ve dış piyasa dengesi olmak üzere iki model kullanılmıştır. Analiz çalışmasında zaman aralığı olarak 2010:1-2019-12 kullanılmıştır. Nedensellik ilişkisinin araştırılmasında ürün piyasa dengesi için Toda Yamamoto testi kullanılırken, dış piyasa modeli için Granger testi kullanılmıştır. Uygulanan nedensellik testleri sonucunda gıda enflasyonu ile döviz kuru arasında çift yönlü ilişki bulunmuştur. Motorin fiyatlarından gıda enflasyonu doğru istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır. Ek olarak gıda enflasyonundan gıda ithalatına doğru bir nedensellik ilişkisine rastlanmıştır. Kurulan modellerdeki eşbütünleşme ilişkisi Johansen ve ARDL Sınır testi yaklaşımlarıyla araştırılmıştır. Johansen eşbütünleşme testi sonucunda dış piyasa dengesi değişkenleri ile gıda enflasyonu arasında uzun dönemli bir denge ilişkisine ulaşılmıştır. Normalize edilmiş eş bütünleşme vektörü tahmin sonuçlarına göre uzun dönemde gıda ithalatı ve döviz kuru ile gıda enflasyonu arasında pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, girdi maliyetlerinin azaltılması, tarımsal üretimin desteklenmesi ve gelişmesine yönelik çalışmalar, ithalat bağımlılığının azaltılması, kooperatifleşme ve aracıların azaltılması gibi politikalar geliştirilmelidir.
Türkiye'de enflasyon hedeflemesi stratejisinin değerlendirilmesi: 2000-2019 dönemi
Merkez bankası, para politikasını yürütürken iki farklı yönteme başvurmaktadır. Birincisi enflasyonun doğrudan hedeflenmesidir. İkincisi parasal büyüklükler, faiz oranları, döviz kuru gibi değişkenleri kullanarak gelecekteki enflasyon oranının tahmin edilmesidir. 1980'li yıllarda dikkatleri üzerine çeken enflasyon hedeflemesi, enflasyonla mücadelede etkin olan bir para politikası rejimi haline gelmiştir. Ülkemizde ilk defa 2002-2006 yılları arasında örtük enflasyon hedeflemesi olarak uygulanmaya başlanmıştır. 2006 yılından günümüze kadar ise resmen enflasyon hedeflemesi uygulamasına geçilmiştir. Türkiye'de Enflasyon hedeflemesi stratejisi 2002-2019 yılları arasında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Enflasyon Hedeflemesi, parasal büyüklük, döviz kuru
Türkiye'de enflasyon ve enflasyon belirsizliğinin iktisadi büyüme üzerine asimetrik etkileri: Eşik değer analizi
Bu çalışmada Türkiye'de enflasyon ve enflasyon belirsizliğinin iktisadi büyüme üzerinde asimetrik etkileri araştırılmıştır. Enflasyon-ekonomik büyüme analizleri hızla büyüyen bir araştırma alanı haline geldi, ancak enflasyon belirsizliği ile ilişkisine çok az ilgi gösterildi. Ayrıca, daha önceki çalışmalarda uzun dönemde enflasyon, enflasyon belirsizliği ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin nonlineer olup olmadığı gözardı edildiği görülmektedir. Bu çalışmanın temel konusu, özellikle, enflasyonun ve enflasyona ilişkin belirsizliğin ekonomik büyümeyi olumsuz mu yoksa olumlu mu etkilediği üzerinde durmaktadır. Çalışmada, 2005:01 - 2021:07 dönemini kapsayan bir veri setine ARCH-GARCH ve TAR modelleri uygulanmıştır. Enflasyonun %12.15 eşik değeri altında, enflasyonun sanayi üretimi üzerinde anlamlı ve negatif bir etkiye sahipken, enflasyon belirsizliği ise istatistiksel olarak anlamsız çıkmakta, enflasyonun %12.15 eşik seviyesinin üzerinde olduğu bir dönemde ise belirsizlik değişkenin sanayi üzerimi üzerinde negatif ve istatiksel olarak anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Fiyat istikrarı ve finansal istikrar ilişkisi: Türkiye üzerine ampirik bulgular
Bu çalışmanın amacı Türkiye ekonomisi özelinde fiyat istikrarı ve finansal istikrar ilişkisi incelemektir. Çalışmada öncelikle konuya ilişkin kavramsal ve teorik çerçeve alınmış ardından, fiyat istikrarı ve finansal istikrar ilişkisi ekonometrik analizler aracılığıyla incelenmiştir. İlgili literatür incelendiğinde; gelişmekte olan ülkelerin finansal piyasalarının yeterince gelişmemiş olması nedeniyle fiyat istikrarı ve finansal istikrar arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı, gelişmiş ülkelere ilişkin yapılan araştırmalarda ise fiyat istikrarının finansal istikrarı sağlamada etkili olduğunu görülmektedir. Bu çalışmada, Türkiye ekonomisi 2009-2023 dönemi aylık verileri kullanılmıştır. Fiyat istikrarı göstergesi olarak Tüketici Fiyat Endeksi, finansal istikrar göstergesi olarak Kredi Risk Primi değişkenleri dikkate alınmıştır. Ekonometrik analiz aşamasında, öncelikle değişkenlerin durağanlık durumlarının tespiti için ADF, PP ve KPSS birim kök testleri gerçekleştirilmiştir. Analizin ikinci aşamasında, söz konusu değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisinin tespiti için VAR model ve Granger Nedensellik Testi uygulanmıştır. Analizin son aşamasında ise, Etki-Tepki Analizi ve Varyans Ayrıştırma Analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular, finansal istikrardan fiyat istikrarına doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğuna dair kanıtlar sağlamıştır. Finansal istikrardaki bozulmalar, fiyat istikrarına negatif yansımaktadır. Elde edilen bulgular, fiyat istikrarının sağlamasına yönelik politikalar uygulanırken finansal istikrarından da gözetilmesi gerektiği yönündedir.
Merkez bankası bağımsızlığının enflasyon ve enflasyon belirsizliği üzerine etkisi: BRICS-T ülkeleri örneği
İktisat teorisinde, fiyat istikrarını sağlamada merkez bankası bağımsızlığının önemi, siyasi ve parasal otorite arasında net bir ayrım yapılmasını gerektirmektedir. Bu ayrım, ekonomik büyüme ve işsizlik gibi değişkenler üzerinde minimum etki sağlarken enflasyonu etkin bir şekilde yönetmek için çok önemlidir. 1970'lerde ortaya çıkan ve bugün de devam eden merkez bankası bağımsızlığının kurulması, merkez bankasını hükümet müdahalesinden korumayı ve böylece enflasyonist önyargıları hafifletmeyi ve hatta ortadan kaldırmayı amaçlayan vazgeçilmez bir düzenleyici önlem olarak görülüyor. Bu çalışma, merkez bankası bağımsızlığı ile hem enflasyon seviyeleri hem de enflasyon belirsizliği arasındaki ilişkiyi ampirik olarak inceleyerek mevcut literatüre katkıda bulunmaktadır. Çalışmada, 1995-2017 dönemi BRICS-T ülkeleri verileri kullanılarak panel veri analizi ile incelenmiştir. Bulgular birkaç dikkate değer sonucu ortaya koymaktadır. İlk olarak, çalışma BRICS-T ülkelerinde merkez bankası bağımsızlığı düzeyi ile enflasyon arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif bir ilişki tespit etmektedir. Bu, daha yüksek bir bağımsızlık derecesinin daha düşük enflasyon oranları ile ilişkili olduğu anlamına gelir. Ek olarak, çalışma, merkez bankası bağımsızlığı ile enflasyon belirsizliği arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişki ortaya koymaktadır. Bu durum, bağımsızlık düzeyi arttıkça enflasyon belirsizliğinin de artma eğiliminde olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar, merkez bankası bağımsızlığı, enflasyon ve enflasyon belirsizliği arasındaki karmaşık dinamiklere ışık tutarak politika yapıcılar, merkez bankaları ve para politikası etkinliği ve makroekonomik istikrarla ilgilenen araştırmacılar için değerli bilgiler sunmaktadır. Bu ilişkileri yönlendiren temel mekanizmaları araştırmak ve ülkeler ve zaman dilimleri arasındaki potansiyel farklılıkları değerlendirmek için daha fazla analiz yapılması garanti edilir.
The analysis of relationship between inflation and foreign exchange rates in the Northern region of Iraq for the period (2008 - 2016)
This study purpose is to examine the relationship between the inflation and foreign exchange rates of the major currencies namely (US dollar, Euro, Turkish lira) money supply and gross domestic product (GDP) in the NRI during the period (2008-2016). It is notable that the region suffers from the high inflation rate and fluctuations in foreign exchange rates after the fall of the former Iraqi regime in 2003. The study results indicated that there are long-run relationships between inflation rate and foreign exchange rates, money supply and gross domestic product (GDP) in the region during the same period because of the result of a vector error correction model parameter positive and significant. The study also showed that there are long-run relationships between the exchange rate of the US dollar, against the dinar to the inflation in the region during the period indicated. While the study found a long-run relationship between the exchange rate of the US dollar against the Iraqi dinar and inflation in the NRI during the period (2008-2016). Besides, there is an adverse long-run relationship between the exchange rate of the Euro against the dinar and inflation in the NRI during the period (2008-2016). While the study also found an adverse long-run relationship between the exchange rate of the Turkish lira against the dinar and inflation in the NRI during the period (2008-2016). However, there is an adverse long-run relationship between GDP and inflation during the period (2008-2016). This relationship is not statistically significant according to the t-test, and it does not differ from zero. In addition, the study realizes an adverse long-run relationship between money supply and inflation during the period (2008-2016). This relationship is not statistically significant according to the t-test, and it does not differ from zero. The relationship between the money supply and the inflation rate is not significant because the NRG during the period 2014 till now in money supply depends on revenues of oil exported independently which means it does not depend on the money supply in the Iraqi economy.
The effects of energy prices on inflation and monetary policy: The case of Turkey
The NARDL Bounds Test method was employed in the thesis study to examine the impact of energy prices on inflation in Türkiye during the period of 2012:01-2022:12. Furthermore, the study investigated the effects of energy prices on monetary policy using a modified Taylor rule for the period of 2006-2022, which coincided with the country's transition to the inflation targeting regime. While previous empirical studies in the economic literature typically focused on the international crude oil price, this study explored the effects on domestic inflation using two different models that incorporated the Market Clearing Price variable in addition to the aforementioned variable. The aim was to contribute to the existing economic literature. The study revealed that the pass-through effect from international oil prices to consumer prices is both asymmetrical and significant. These findings confirmed the effectiveness of the subsidy mechanisms implemented in domestic final energy prices in combating inflation. Additionally, it was found that the Market Clearing Price significantly influences inflation and exhibits symmetrical effects. However, from an econometric perspective, the impact of energy prices on monetary policy was found to be weak. Consequently, it is crucial for the public sector and economic decision makers to closely monitor the Market Clearing Price, as it is an important and influential variable. Keywords NARDL, Energy, Market Clearing Price, Inflation, Monetary Policy
The evolution of market power and its relation with inflation in Türkiye
In this study, I analyzed the evolution of market power in Türkiye between the 2006-2021 period by estimating firm-level and aggregated markups with a data-set covering a vast majority of Turkish industries. I also examined if the inflation in Türkiye was related with the changes in market power. I show that, despite a general decrease in industry concentrations, market power, as measured by markups, in Türkiye has seen a rise since 2014. Weighted average markup for the Turkish economy has risen from 1.15 to 1.22 over the period analyzed. The evidence suggests that, the increase in market power for the Turkish economy has been primarily driven by the rise of markups of the large firms within the industries. The results of the empirical analysis employed on the potential impacts of markups, and thus market power, on inflation, however, do not provide a clear answer whether there is conclusive evidence on such a relationship in the Turkish economy. Nevertheless, the simultaneous surge of markups along with inflation in 2021 in Türkiye and some other economies, together with the findings of several studies in the literature, imply a vicious circle such that market power fuels inflation and increasing inflation strengthens firms' market power. Initially which triggers which remains uncertain and requires further study on this very subject.
The interaction of interest rates, inflation, exchange rates and economic growth in Turkey: 2000 - 2021
The effects of interest rates on real output and the general price level are studied by using VAR and SVAR models for Turkey. The economic theories and methodology on the subject were discussed extensively and 5 variables were used for analysis; for the 2000 Q1 - 2021 Q4 period, quarterly data of deposit rate as interest rate, real effective exchange rate, current account, CPI that represents inflation, and real GDP that represents growth. It is found that the short-term interest rate as the prominent monetary policy instrument, has impacts on real macroeconomic variables, inflation, and growth, by affecting the real exchange rate. While the effect on GDP emerges with a lag, its impact on inflation is in form of a little shock. Therefore, it was concluded that inflation in Turkey requires strict and consistent intervention. Keywords: Interest Rates, Reel Exchange Rate, Real GDP, CPI
Time series analysis: A case study on forecasting Turkey's inflation and unemployment
Economic strategies and policies of a country is the most important factor of complete employment and secure economy throughout low inflation. This case study focused on unemployment and inflation for a particular period from 2000 to 2014. Statistical data for the period 2000 to 2014 was collected from a Turkish statistical institute website. The first intention of this research is to forecast inflation and unemployment for 2015 and 2016. Inflation and unemployment has forecasted by autoregressive model as a time series method. The second intention of this research is to determine the relationship between unemployment and inflation in Turkey for the period 2000 to 2014, through Phillips curve, which is conducted in 2014 and the simple linear regression analysis were used. The result shows that unemployment negatively effects inflation in Turkey economy and it was seen that there was a statistically significant relationship between inflation and unemployment. Key words: Unemployment, Inflation, Phillips curve, Autoregressive time series model.
The impact of banking credit on economic growth and inflation: The case of Nigeria
Banking credits have been studied by many authors,and most of them have concluded that credit given by banks is necessary for economic growth and has an influence on inflation. The study aims to investigate the role of bank credit in the economic growth of Nigeria and inflation rate. Macroeconomic variables which include Domestic credit (DC), Net domestic credit (DOMCRE), Gross domestic product (GDP) and inflation were used. The data were collected from the Central Bank of Nigeria, World Bank World Development Indicators data, and the National Bureau of Statistics of Nigeria for the 1996-2014 period. In the empirical analysis at first,the variables were represented using descriptive statistics and graphics of the variables. For the econometric analysis, Granger causality test was used. Before the Granger causality test; the integration level of the variables were investigated using unit root test. The unit root test shows that all variables are first-order integrated. The result shows that GDPS is the Granger cause of Domestic Credit and Net Domestic Credit. There is no Granger causality between inflation and any other variable. Keywords: Bank Credit, Economic Growth, Inflation,Nigeria
Türkiye'de gıda fiyatları endeksinin tarım ürünleri üretici fiyat endeksi ve döviz kuru arasındaki ilişkinin analizi: ARDL model
Gıda fiyatları, tüketiciyi hızlı ve doğrudan etkilemesi nedeniyle enflasyon söz konusu olduğunda önde gelen ekonomik olgulardan biridir. Literatür incelendiğinde Dünyada ve Türkiye gıda fiyatlarında yaşanan artışları etkileyen ortak nedenlerin; tarımsal üretim faktörlerinde yaşanan değişimler, iklim koşulları, son dönemde Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle yaşanan lojistik problemler gibi bileşenleri olduğu görülmektedir. Türkiye açısından bakıldığında şehirleşme, göç, işgücü ve gelir dağılımı yapısının değişmesi gibi faktörler öne çıkmaktadır. Gıdanın tarladan ya da imalattan son tüketiciye ulaşma sürecinde yaşanan fiyat değişimleri konusunda kamuoyunda bilinen bir tartışma bulunmaktadır. Araştırmanın odak noktasına alınan bu hususta, tarım ürünleri fiyatları ile gıda fiyatları arasında bilimsel bir ilişkinin varlığı incelenmiş ayrıca döviz kurlarının fiyatlara olan etkisi üzerine çalışılmıştır. Kapsama alınan serilerden Gıda Fiyatları Endeksi, enflasyon hesaplamaları dahilinde Türkiye İstatistik Kurumu tarafından aylık olarak hesaplanan Tüketici Fiyat Endeksinin alt grup endekslerinden biridir. Çiftçinin üreterek piyasaya sunduğu mal ve hizmetlerin fiyatlarında yaşanan aylık değişimlerin resmi olarak ölçüldüğü Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi ile Dolar ve Euro kuru serileri de çalışmaya dahil edilmiştir. Analizlerde değişkenlere ait 2010 Ocak-2022 Ağustos dönemi verileri kullanılmıştır. Serilerin durağanlıkları incelenmiş ardından seriler arasında olası ilişkiler Engle-Granger, Johansen ve ARDL eşbütünleşme yöntemleri ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak Tarım ürünleri üretici fiyatları, Gıda fiyatları ve Dolar kuru arasında istatistiksel olarak anlamlı eşbütünleşme ve hata düzeltme modelleri elde edilmiştir. Gıda fiyatlarının uzun dönemde çiftçinin piyasaya sunduğu mal hizmet fiyatlarından ve dolar kurundan etkilendiği, kur etkisinin daha önemli olduğu bulunmuştur.
The impact of world gold prices on the stock market indices of emerging markets: A panel data analysis
The integration of international financial markets and linkages between financial and economic variables have instigated policymakers to try to influence and exercise control over the behavior of some of these variables through policies and investors to make informed investment decisions. Among such variables are stocks that are traded on stock markets. It performs a vital function in the economy and is easily tradeable. It is therefore prudent that its relationship with other economic and financial variables be known for making informed decisions. This research employed monthly data on gold, exchange, inflation, interest rates, and stock market indexes of 19 emerging economy countries for the period 01/2004-12/2019 to scrutinize the relationship between them with stock as a dependent variable. The dynamic panel ARDL model is employed for the research. The results showed the presence of a long-term relationship between stock indices, gold, exchange, inflation, and interest rates. In the long-term, inflation and interest rates are having highly significant coefficients. Both inflation and interest rates have a negative relationship with stock prices. Gold and exchange rate do not have any significant impact on stock indices in the long-term. However, in the short term, with the exception of inflation, all the variables are significant. Traditional theory holds in the long-term whilst in the short-term, portfolio theory holds. Gold does not serve as a hedge nor a diversifier in the long-term but serves as a diversifier for stocks in the short-term, inflation only has an impact on stock prices in the long-term and interest-bearing assets serve as an alternative investment hub to stocks both in the short and long-term.
Inflation pressures and a search for an anchor: A case study of the Wamz region
This study seeks to identify which of three major international currencies could serve as an optimal anchor for selected countries in the ECOWAS (Economic Community of West African States). These selected countries include The Gambia, Ghana, Guinea, Nigeria, and Sierra Leone. The price, output, and trade data sourced from various international data portals like the World Development Indicators of the World Bank and the International Financial Statistics of the International Monetary Fund are used to compute comovement relationships between prices and outputs. And then, by employing autoregressive (AR) models, the research analyses and establishes a more statistically rigorous relationship amongst these macroeconomic indicators—gross domestic product (GDP), consumer price index (CPI), and bilateral trade. The study highlights how and which among the United States dollar (USD), the euro, and the Chinese yuan could potentially benefit these countries by influencing economic performance and overall stability, particularly if countries in the region were to dollarize. The issue of persistent price instability—more specifically, inflationary pressures—that has plagued Anglophone West African economies for years has been receiving increasing attention in recent times, renewed by global economic shocks and inflation woes associated with the COVID-19 pandemic, geopolitical tension, and other disruptive international events. These new challenges have accentuated the need for more reliable monetary frameworks across the Economic Community of West African States region. The intent of the findings is to offer policymakers insights as they consider future monetary strategies. The study aims to influence decision-making related to exchange rates, inflation control, and broader regional economic integration efforts.
Para politikasının Irak'ta enflasyona 2004-2018 dönemindeki etkisi - analitik çalışma
Para politikası, dünyadaki birçok ülke tarafından kullanılan politika araçlarından biri olarak kabul edilmektedir. Bu ülkelerden biri de Irak'tır. Faiz, döviz ve para arzı değiĢkenleri üzerinde etkili ve denetleyici politikalar çizmek, enflasyon üzerinde doğrudan etkili olmalıdır. Irak'ta da ekonomi, gerçek ve parasal yönleriyle 2004 yılından sonra çok önemli değiĢikliklerin yaĢandığı yeni bir döneme tanıklık etmiĢtir. Bu değiĢikliklerin en önemlisi, Irak Merkez Bankası'nın para politikası çizme ve bunun uygulanması için uygun araçları belirleme konusundaki yüksek yargı kurulu tarafından çıkarılan 2004 senesi 56 yasa gereğince bağımsızlık kazanmasıdır. Buna ek olarak, Irak'taki para politikası hedefleri yönelimlerine uygun yeni araçların güncellenmesidir. Belki de en önemlisi fiyat istikrarı ve dinarın değerinin yükselmesi ve 2004 yılında %27.0'den 2018 yılında %0.4'e inen enflasyon oranlarının kontrol altına alınmasıdır. Bu, döviz kurunda istikrara ve genel düzeyde fiyat istikrarına yol açmıĢtır. Para politikasının, 2004- 2018 dönemi sırasında Irak'taki enflasyonun Ģiddeti üzerindeki etkisini analiz etmek ve ölçmek için "ARDL" modeli kullanılan ölçme araĢtırmasının en önemli sonuçları Ģöyledir: Dövize, 0.05'lik önem seviyesinde direkt anlamlı etkisi ve para arzının enflasyona 0.01'lik önem seviyesinde ters anlamlı etkisi. Ayrıca, uzun vadeli yanıt sonuçları, Irak'taki enflasyon ve faiz oranı değiĢkeni arasında somut bir ters etki olduğunu da göstermektedir. Böylece 2008-2014 döneminde Irak ekonomisinde enflasyon oranlarında düĢüĢ meydana gelmesi en önemli sonuçlardandır. Bu merkez bankası'nın para arzına müdahalesinin ve para kütlesinin geniĢlemesini belirlemesinin bir sonucu olarak gerçekleĢmiĢti. AraĢtırmacı, bir dizi tavsiye sıralamıĢtır. Bu tavsiyelerin en önemlileri Ģunlardır: - Yurtiçi faiz oranlarının kademeli olarak serbestleĢtirilmesi, kabul edilebilir enflasyon oranları ile tutarlı bir Ģekilde Merkez Bankası ve ticari bankalar arasında faiz oranlarının serbestleĢtirilmesinden baĢlanmasının öneminin vurgulanması. - Enflasyonla mücadeleye ve enflasyonu hedeflemek için Merkez Bankası tarafından benimsenen döviz kuru üzerinden hedeflenmesine devam etmek. Anahtar Kelimeler: yönelimleri, Merkez Bankası'nın bağımsızlığı, para politikasının 2004 - 2018 döneminde Irak'taki analizi ve ölçümü. Anahtar Kelimeler: Para politikası, enflasyon, Irak'ta para politikasının enflasyon üzerindeki etkisi
Küresel finans krizinin reel döviz kuru, enflasyon (TÜFE), mevduat faiz oranları ve İMKB-100 endeksi üzerindeki etkileri ve bir uygulama
Yapılan çalışmada Küresel Finans Krizinin Reel Döviz Kurları, Enflasyon (TÜFE) oranları, Faiz Oranları ve İMKB?100 endeksi üzerindeki etkileri genel olarak incelenmiştir. Bu kapsamda küresel finans krizi ile makro ekonomik değişkenler hakkında bilgi verilerek krizin etkilerinin daha net görülebilmesi için 2003?2010 yılları arasındaki enflasyon (TÜFE), mevduat faiz oranları ve İMKB-100 Endeksindeki aylık ortalama değişmeler incelenmiş ve yorumlanmıştır.Bunun yanında finans piyasalarında temel gösterge olarak en yaygın kullanılan İMKB?100 endeksini etkileyen Reel Döviz Kuru, Enflasyon Oranları ve Faiz Oranları arasındaki ilişki ve değişkenler arasındaki nedensellik yönü Regresyon Analizi ile Granger nedensellik testi kullanılarak analiz edilmiştir.Regresyon Analizi sonuçlarına göre; Reel Döviz Kuru ile İMKB?100 Endeksi arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilirken, Mevduat Faiz Oranı ile TÜFE değişkenleri İMKB?100 Endeksi arasında negatif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Granger Nedensellik Testi sonuçlarına göre ise; Reel Döviz Kuru ve Mevduat Faiz Oranı, İMKB?100 Endeksini etkilediği ve İMKB?100 Endeksi'nin de Reel Döviz Kuru ve Enflasyon (TÜFE)'yi etkilediği tespit edilmiştir.
Enflasyon belirsizliğinin enflasyon üzerindeki etkisi; Türkiye örneği
Bu çalışmada, 1923 yılından günümüze kadar Türkiye'de enflasyonun gelişimi analiz edilmektedir. Çalışmada ayrıca Türkiye'de enflasyon belirsizliğinin enflasyon üzerindeki etkisi incelenmektedir. Çalışmada otoregresif enflasyon modellerine ilişkin EGARCH modeli tahminlerinden elde edilen varyans serileri ile enflasyon belirsizliği elde edilmiştir. Enflasyon belirsizliği ile enflasyon serileri arasındaki ilişki VAR modeli ile tahmin edilmektedir. Analiz sonuçlarına göre, Türkiye'de enflasyon belirsizliğinin enflasyon üzerinde pozitif ve yüksek etkisi görülmektedir. Ayrıca enflasyon belirsizliğinin, enflasyon belirsizliğini tetiklediği ve de yüksek enflasyona neden olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Çalışma sonucuna göre merkez bankasının veya ekonomi otoritesinin enflasyon belirsizliğini azaltacak politikalar geliştirmesinin enflasyon üzerinde olumlu etki yaratacaktır.
Türkiye'nin 2007-2017 dönemi dış borcunun ekonomik büyüme ve enflasyon üzerindeki etkileri
Gelir ve tasarruf düzeyi yetersiz olan gelişmekte olan ülkeler ekonomik kalkınmalarını sağlamak için dış borçlanmaya başvurmaktadırlar. Ekonomik büyüme gelişmekte olan ülkelerde, yurtiçi tasarrufların yatırım seviyesinin ulaşamaması, bilgi ve teknolojideki yetersizlik, ödemeler dengesi açığı gibi nedenlerden dolayı istenen seviyede gerçekleşememekte ve kalkınmanın finansmanı için sık sık dış borçlanmaya gidilmektedir. Yatırımların finansmanı için gerek duyulan milli tasarrufların yetersiz olması yabancı kaynak kullanımını mecburen ortaya çıkarmaktadır. Literatürde büyüme ve dış borçlanma arasındaki ilişkiyi açıklamaya yönelik farklı yaklaşımlar mevcuttur. Literatürdeki bu yaklaşımlara göre ekonomik büyüme ve dış borçlanma arasında genellikle negatif yönlü ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen dış borçlar aktif olarak değerlendirildiklerinde yatırımları, büyümeyi ve kalkınmayı hız vermektedirler. Ancak sağlanan dış borçların üretken ve verim sağlayan bölümlerde kullanılmaması, ödenmesi gereken oranın ulusal gelir artışından fazla olmasından dolayı borç alınması gibi nedenler dış borç yükünü çoğaltarak ülkenin refah düzeyini azaltmaktadır. Türkiye'de 1980 yılından bu yana dış ticarette serbestleşme ve ekonominin dışa açık olması dış ekonomik ilişkilerde uygulanmaktadır. 24 Ocak 1980 yılında kararla Türkiye'nin dış borçlanmasında ithal ikamesi terk edilerek yerine dışa dönük sanayileşme politikası getirilerek yapısal değişim yaşanmıştır. iv Bu çalışmada Türkiye'de dış borçlanmanın tarihsel süreci incelenmiş ve dış borç, ekonomik büyüme ve enflasyon ilişkisi Türkiye ekonomisi verileri ile irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Dış Borç, Ekonomik Büyüme, Enflasyon