Child abuse

131 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarına çocuk istismarı ve ihmali konusunda yapılan eğitimin bilgi ve farkındalık düzeylerine etkisi

İstismar ve ihmal çocukların fiziksel, duygusal ve psikolojik gelişimini olumsuz etkileyen ve davranış bozukluğuna yol açan olaylar arasında yer almaktadır. İstismar ve ihmalin yeterince bildirilmemesi, tanı konulmasındaki güçlükler, inkâr edilmesi ve gizli kalması sorunun önemini daha da artırmaktadır. Araştırma, sağlık çalışanlarına çocuk istismarı ve ihmali konusunda yapılan eğitimin bilgi ve farkındalık düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla, ön test-son test kontrol gruplu deneysel çalışma olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini bir şehir ve bir üniversite hastanesinde görev yapan sağlık çalışanları oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise 95 sağlık çalışanı (deney grubu=48, kontrol grubu= 47 sağlık çalışanı) oluşturmuştur. Veriler, 'Tanıtıcı Bilgi Formu' ve 'Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Risklerini Tanılama Ölçeği ile toplanmıştır. Etik kurul onamı alınmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzde dağılımı, ortalama ve standart sapma, bağımlı ve bağımsız gruplarda t-testi ve ki-kare analizi kullanılmıştır. Eğitim ortalama 30 dk haftada bir kez toplam 3 oturum olarak uygulanmıştır. Deney ve kontrol grubunun eğitim öncesinde ölçek puan ortalamaları değerlendirildiğinde, ortalamanın üzerinde bilgi puanına sahip olmakla birlikte istendik düzeyde yüksek olmadığı belirlenmiştir. Gruplar arası karşılaştırmalarda deney grubunun kontrol grubuna göre ön-test ölçek puan ortalaması arasında anlamlı bir farklılık yoktur (p>0.05), son testte ise deney grubunun ölçek puan ortalaması daha yüksek olup bu farklılık ileri düzeyde anlamlıdır (p<0.001). Grup içi karşılaştırmalarda deney grubunun son-test ölçek puan ortalamasının ön-teste göre ileri düzeyde anlamlı yükselme gösterdiği (p<0.001), kontrol grubunda ise son-test puan ortalamasının ön-teste göre anlamlı bir değişiklik göstermediği (p>0.05) saptanmıştır. Sonuç olarak, uygulanan eğitimin sağlık çalışanlarının çocuk ihmal ve istismarı hakkında bilgi ve farkındalık düzeylerini artırmada etkili olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Çocuk ihmali, Çocuk İstismarı, Sağlık Çalışanları, Psikiyatri hemşireliği, Eğitim

Bilgi düzeyiFarkındalıkHemşirelik+6
Tuba Geçdi
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

3-6 yaş çocuklarına uygulanan disiplin yöntemleri

Bu araştırına Adana II Merkezinde yasayan iki farklı sosyo kültürel düzeydeki ailelerin 3-6 yas çocuklarının eğitiminde uyguladıkları disiplin yöntemlerini tanımak ve bu yöntemlerin uygulanmasını etkileyebilecek ailesel, ekonomik, kültürel etmenler araştırmak amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Araştırmaya Sağlık Ocağına başvuran ve çocuklarını Okul öncesi Eğitim Kurumlarına göndermeyen 100 ve çocuklarını Okul öncesi Eğitim Kurumlarına gönderen 100 olmak üzere toplam 200 ebeveyn ile görüşülmüştür. Genel olarak olumsuz disiplin yöntemlerini anneler babalardan daha fazla kullanmaktadır; Dayak atan annelerin yüzdesi $36.3 iken. babaların yüzdesi %25'tir. Yine annelerin %12.5'i, babaların ise %5'i çocuklarını sözle hor görmektedir. Annelerin %21.9'u çocuklarını korkuturken, babaların £75 'i çocuklarını korkutmaktadır. Annelerin çocuklarını küçümseme oranı SKL1.3 iken, babaların %5'tir. Annelerin %11.3'ü çocuklarına beddua ederken, babaların yalnızca %5'i beddua etmektedir. Annelerin %22.5'i çocuklarına küsmeyi bir disiplin yöntemi olarak uygularken, babalarda bu oran %5'tir. Annelerin %13.8'ine karşılık babaların £75" i çocuklarına aldırmaz şekilde davranmakta, tek basına odaya bırakma oranı ise annelerde %13.8. babalarda %7.5'tir. Sözel disiplin yöntemlerinden azarlama, küsüp konuşmama, sevdiği şeyden mahrum etme. konuşarak hatasını kabul ettirme, tek basına odaya bırakma ve gözardı etme genellikle çocuklarını Okul öncesi Eğitim Kurumlarına gönderen, eğitim düzeyi yüksek, az çocuklu çocuklar, planlanmış olan, anlaşarak evlenen, kendilerini orta ve üstü ekonomik grupta hisseden aileler tarafından daha çok uygul anmaktadır. Dayak, sevgiyi esirgeme, beddua etme, korkutma yöntemleri de. Sağlık Ocağına başvuran ve çocuklarını Okul öncesi Eğitim Kurumlarına göndermeyen, eğitim düzeyi düşük, çok çocuklu, görücü usulüyle evlenen, çocukları planlanmayan, fakir aileler tarafından daha fazla kullanılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çocuk. Çocuk Gelişimi, Çocuk istismarı. Çocuk Eğitimi. Disiplin.

DisiplinÇocuk eğitimiÇocuk gelişimi+1
Fatma Erat Çaydere
Çukurova University · Institute of Health Sciences
1995
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana ili toplumsal destek merkezi kayıt tabanlı 7-15 yaş grubu çalışan çocukların sağlık ve sosyal durumlarının değerlendirilmesi

Amaç: Çocuk işçiliği, önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu araştırmada, çocuk işçiliği üzerine etkili olan faktörlerin saptanması, ayrıca çocuk işçilerin sağlık durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Araştırma, tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Örneklem; 71'i (% 20,0) Adana Toplumsal Destek merkezine kayıtlı çocuklardan, 279'u (% 80,0) bu çocukların arkadaşları, akrabaları ve iş arkadaşlarından olmak üzere 7-15 yaş arası toplam 350 çocuktan oluşmuştur. Çalışmanın veri toplaması Eylül 2007-Aralık 2008 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni olarak çocuk işçiliği, bağımsız değişkenleri olarak; ailenin ve çocuğun sosyodemografik özellikleri, çocukların çalışma hayatlarıyla ilgili özellikler, sosyal aktiviteleri, eğitim süreçleri, fiziksel gelişim ve sağlıkla ilgili özellikleri alınmıştır. Anlamlılık p<0,05 `tir. Analiz için SPSS 11.5 ve Epi-Info programı kullanılmıştır,Bulgular: Çalışmamıza katılan çocukların % 28,6'sı tarım, % 28,6'sı mobilya, % 42,8'i sokak sektöründe çalışmaktadır. % 76,9'u erkek, % 23,1'i kız çocuğudur. Çocukların ailelerin % 37,7'sinin sosyal güvencesi yoktur. Babaların, annelere göre eğitim düzeyi daha yüksektir. Ailelerin % 54,2'sinin göç etme nedeni iş aramaktır. İlk işe başlama yaşı erkek çocuklarda ?5?, kız çocuklarda ?6? yaştır. Çocukların % 61,4'ü ailesine katkı sağlamak amacıyla işe başlamıştır. Çocukların % 48,3'ü istismara uğramıştır. Çocukların %49'4'ü gelirinin hepsini ailesine vermektedir. Çocukların % 61,4'ünün Vücut Kitle İndeksi zayıf grubundadır. Çocukların % 92,6'ünde hastalık saptanmıştır. En sık saptanan hastalıklar; diş çürüğü, cilt hastalıkları, üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır.Sonuç: Çocuk işçiliği alınan önlemlere, uzun süredir verilen mücadeleye rağmen saptanan özellikleriyle aynen devam etmektedir. Çocuk işçiliği ile mücadele etmek konusunda günümüzde de hükümetlere, işçi ve işveren sendikalarına, sivil toplum örgütlerine, işverenlere ve toplumun her kesimine büyük görevler düşmekte, hatta giderek artmaktadır. Çocuk işçiliği konusunda daha radikal çözünler aranmalı ve sektörler arası işbirliği oluşturularak ortak bir duruş ve politik kararlılık sergilenmelidir.Anahtar sözcükler: Çocuk işçiliği, çocuk istismarı, çocuk sağlığıAmaç: Çocuk işçiliği, önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu araştırmada, çocuk işçiliği üzerine etkili olan faktörlerin saptanması, ayrıca çocuk işçilerin sağlık durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Araştırma, tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Örneklem; 71'i (% 20,0) Adana Toplumsal Destek merkezine kayıtlı çocuklardan, 279'u (% 80,0) bu çocukların arkadaşları, akrabaları ve iş arkadaşlarından olmak üzere 7-15 yaş arası toplam 350 çocuktan oluşmuştur. Çalışmanın veri toplaması Eylül 2007-Aralık 2008 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni olarak çocuk işçiliği, bağımsız değişkenleri olarak; ailenin ve çocuğun sosyodemografik özellikleri, çocukların çalışma hayatlarıyla ilgili özellikler, sosyal aktiviteleri, eğitim süreçleri, fiziksel gelişim ve sağlıkla ilgili özellikleri alınmıştır. Anlamlılık p<0,05 `tir. Analiz için SPSS 11.5 ve Epi-Info programı kullanılmıştır,Bulgular: Çalışmamıza katılan çocukların % 28,6'sı tarım, % 28,6'sı mobilya, % 42,8'i sokak sektöründe çalışmaktadır. % 76,9'u erkek, % 23,1'i kız çocuğudur. Çocukların ailelerin % 37,7'sinin sosyal güvencesi yoktur. Babaların, annelere göre eğitim düzeyi daha yüksektir. Ailelerin % 54,2'sinin göç etme nedeni iş aramaktır. İlk işe başlama yaşı erkek çocuklarda ?5?, kız çocuklarda ?6? yaştır. Çocukların % 61,4'ü ailesine katkı sağlamak amacıyla işe başlamıştır. Çocukların % 48,3'ü istismara uğramıştır. Çocukların %49'4'ü gelirinin hepsini ailesine vermektedir. Çocukların % 61,4'ünün Vücut Kitle İndeksi zayıf grubundadır. Çocukların % 92,6'ünde hastalık saptanmıştır. En sık saptanan hastalıklar; diş çürüğü, cilt hastalıkları, üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır.Sonuç: Çocuk işçiliği alınan önlemlere, uzun süredir verilen mücadeleye rağmen saptanan özellikleriyle aynen devam etmektedir. Çocuk işçiliği ile mücadele etmek konusunda günümüzde de hükümetlere, işçi ve işveren sendikalarına, sivil toplum örgütlerine, işverenlere ve toplumun her kesimine büyük görevler düşmekte, hatta giderek artmaktadır. Çocuk işçiliği konusunda daha radikal çözünler aranmalı ve sektörler arası işbirliği oluşturularak ortak bir duruş ve politik kararlılık sergilenmelidir.Anahtar sözcükler: Çocuk işçiliği, çocuk istismarı, çocuk sağlığı

AdanaSosyal destekÇalışan çocuklar+5
Olga Eker Özdener
Çukurova University
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne başvuran çocuk istismarı ve ihmali olgularının değerlendirilmesi

Amaç: Çocuk istismarı ve ihmali karmaşık nedenleri ve oldukça trajik sonuçları olan, tıbbi, hukuki, gelişimsel ve psikososyal kapsamlı ciddi bir sorundur. Bu çalışmanın amacı Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi (Ç.Ü.T.F.) Adli Olguları Değerlendirme Heyetine çeşitli yollardan başvuran istismara uğramış olgular ile ailelerinin ayrıntılı demografik özelliklerini ve istismarın sonuçlarını toplumsal, sosyokültürel açıdan değerlendirmektir.Gereç ve Yöntem: 2006-2009 yılları arasında Ç.Ü.T.F. Adli Olguları Değerlendirme Heyetine başvuran cinsel istismara uğramış 3-18 yaş aralığındaki 484 olgunun dosyaları retrospektif olarak incelendi. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 17.0 paket programı kullanıldı.Bulgular: Çalışmamızdaki 484 olgunun 143'ü (% 29,5) erkek, 341'i (% 70,5) kız idi. Cinsel istismara uğrayan çocukların yaş ortalaması 12,09±3,82 olup kızlar için 13,04±3,52, erkekler için 9,85±3,58 yıl idi. İstismara uğrayan çocukların ortalama eğitim süresi 4,91±3,32, kızlar için 5,50±3,3, erkekler için ise 3,50±2,9 yıl idi. Cinsel istismar şekli olguların % 11,6'sında sürtünme, % 24,8'inde genital penetrasyon, % 19,0'unda anal penetrasyon, % 1,7'sinde oral penetrasyon, % 0,8'sinde sözlü istismar, % 2,3'ünde öpme, % 11,4'ünde dokunma şeklinde olup % 28,4'ünde ise bu istismar şekilleri birliktelik göstermekte idi. Olguların % 54,4'ü tanıdık, % 20,3'ü yabancı kimse, % 11'i akraba-üvey baba, % 8,5'u 1.derece akraba, % 5,8'i nikahsız eş tarafından istismar edilmiş idi. % 46,4'ünde cinsel istismarın tekrarlaması, % 29,5 genital muayene bulgusu, % 5,6'sında ise gebelik var idi. Mağdurun istismara yaklaşımı % 23,8'inde gizleme, % 72,7'sinde ise yardım arama şeklinde idi. Ailenin istismara yaklaşımı % 11,0'inde gizleme, % 88,4'ünde yardım arama şeklinde iken çocuğa yaklaşımı % 21,5'unda suçlayıcı-baskılayıcı, % 78,3'ünde ise destekleyici-koruyucu idi. Olguların % 20,2'sine ASB, % 28,9'una ise PTSB tanısı koyulmuş olup % 5,2'sinde DEHA, % 11,6'sında zeka geriliği var idi.Sonuç: Ülkemizde çocuk istismarı ve ihmali ile ilgili güvenilir, yeterli ve istatistiksel veriler bulunmamaktadır. Bu nedenle öncelikle ülkemizde çocuk istismarı ve ihmalinin şu andaki durumunun tespit edilmesine ve bu konuda geniş kapsamlı bilimsel çalışmaların yapılmasına gereksinim vardır. İstismar ve ihmalin tanı ve tedavisinde multidisipliner yaklaşım esas olup istismarı önleme, tedavi etmekten daha kolay ve başarılıdır. Bunun için toplumun, çocukların, öğretmenlerin, sağlık personellerinin bilinç seviyesinin ve duyarlılığının arttırılmasına yönelik eğitim programlarının planlanması ve uygulanması gereklidir. İstismarın bildirimi ve yasal düzenlemeler ile sosyal destek programlarının yapılandırılması bu süreçte önemli ve zorunludur.

Cinsel kimlikYaşÇocuk ihmali+2
Özge Ballı
Çukurova University
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk örselenme yaşantıları, ana-baba-ergen ilişki biçimleri ve sosyal destek algısının, kuraldışı davranışlarla ilişkisi

Bu araştırmada 14?18 yaş aralığında bulunan öğrencilerde görülen kuraldışı davranışların, çocukluk örselenme yaşantıları (fiziksel, duygusal, cinsel ve ihmal), ana-baba-ergen ilişki biçimleri ve aile ve arkadaştan algılanan sosyal destek açısından incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma 9, 10 ve 11 sınıfa devam eden 1032 lise öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin kuraldışı davranış düzeylerine ilişkin veriler ?Kuraldışı Davranış Ölçeği? (Kaner, 2001), çocukluk örselenme yaşantılarına (fiziksel, duygusal, cinsel) ilişkin veriler ?Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği?(Aslan ve Alparslan, 1999) ana-baba-ergen ilişkilerine ilişkin veriler ?Ana-Baba-Ergen İlişki Envanteri? (Kaner, 2001), aile ve arkadaştan algılanan sosyal destekle ilişkin veriler Procidano ve Heller (1983) tarafından geliştirilen ve Güçray ( 1998) tarafından uyarlanan, ?Aile ve Arkadaştan Algılanan Sosyal Destek Ölçeği? kişisel ve ailesel özelliklere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu?, kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis' ten yararlanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; erkek öğrencilerin, kızlara kıyasla; geçmişte istismar yaşantısı (fiziksel, duygusal, cinsel ve istismar yaşantısı toplam) olan öğrencilerin, olmayanlara kıyasla; ana-baba-ergen ilişki biçimlerini olumsuz-yetersiz algılayan öğrencilerin, ilişkilerini yeterli ve olumlu algılayan öğrencilere kıyasla; aileden düşük sosyal destek algılayan öğrencilerin yüksek sosyal destek algılayan öğrencilere kıyasla; arkadaştan düşük sosyal destek algılayan öğrencilerin, yüksek sosyal destek algılayan öğrencilere kıyasla,kuraldışı davranış puanları ( kuraldışı davranışları toplam puanda ve alt ölçeklerin büyük çoğunluğunda) daha yüksek bulunmuştur.Bunun yanında, ailenin gelir düzeyi yüksek olan, anne-baba eğitim düzeyi yüksek olan öğrencilerin kuraldışı davranışlar toplam puanları ve bazı alt ölçek puanları yüksek bulunmuştur. Anadolu Lisesi öğrencilerinin, Genel-Akademik Liseye devam eden öğrencilere kıyasla, kuraldışı davranışlar toplam puanlarının daha yüksek olduğu da bulunmuştur.Ayrıca, tartışıp kavga eden, evlerinde fiziksel şiddete uğrayan, evde içki içen biri olan, evde birbirine sevgi ile yaklaşmayan, ev ortamını huzursuz bulan öğrencilerin kural dışı davranışlar gösterme oranları, evlerinde bu davranışların olmadığını ifade eden öğrencilere kıyasla daha yüksek bulunmuştur.

Aile desteğiAna-baba tutumuAna-baba-genç ilişkileri+14
Sedef Bal
Çukurova University
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İstismar olgularının yatarak tedavisinde klinik izlem bulguları

Amaç: Dünyada istismar ve ihmale uğramış çocuklara yönelik birçok rezidental merkez bulunmasına karşın, Türkiye'nin ilk rezidental kurumu olan ?Oğuz Kağan Köksal Sosyal Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi? Adana ilinde kurulmuştur. Söz konusu merkezde psikiyatrik tedaviler Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dalı tarafından yürütülmektedir. Bu çalışmada merkezde altı yıldan bu yana tedavi gören hastaların klinik ve sosyodemografik özellikleri ve izlem bulguları sunulmuştur.Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 8-18 yaşlarında toplam 152 kız olgu alındı. İstimara özgü değişkenlere ve demografik bilgilere dosya kayıtlarından ulaşıldı.Bulgular: Olguların %78.9'i cinsel istismar öyküsü bildirdi. 75 olgu Travma Sonrası Stres Bozukluğu, 36 olguya Sınırda Kişilik Bozukluğu, 32 olguya Yıkıcı Davranış Bozukluğu ve 14 olguya Duygudurum Bozukluğu tanısı konmuştur. Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve Sınırda Kişilik Bozukluğu tanısı tanıları cinsel istismar öyküsü bildirenlerde diğerlerinden daha yüksek oranlarda belirlenmiştir. Olguların %95.4'ünün tedavisinde psikotrop ilaçlar kullanılmıştır. Olguların %81.4'ünün tedavisinde kullanılan antipsikotikler en sık kullanılan ilaç tedavisidir. Duygudurum düzenleyiciler %51.7, antidepresanlar %25.5 oranlarında kullanılmıştır. Ortalama tedavi süresi 7.7 aydır. İlaç tedavisi alanların ortalama tedavi süresi diğerlerinden anlamlı biçimde daha uzundur.Sonuç: Rezidental tedaviler pek çok uygulamayı bir arada bulundurması ile diğer tedailerden ayrılır. Burada sunulan deneyimler ülkemizde istismar mağduru çocuk ve gençlerle çalışan ilk kuruma ait olması nedeni ile önemlidir. Tedavi ve rehabilitasyon merkezlerinin ülke genelinde yaygınlaştırılması gerekmektedir. Çalışmadan elde edilen izlem bulguları uygulanan programın faydalarının olabileceğini desteklemektedir.Anahtar Sözcükler: Cinsel İstismar, Rezidental Tedavi, TSSB

Cinsel suçlarCinsel tacizMental bozukluklar+4
Serhat Nasıroğlu
Çukurova University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bipolar bozuklukta özkıyım davranışının değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Bipolar Bozukluk Biriminde düzenli olarak Bipolar Bozukluk tanısıyla izlenen hastalarda özkıyım davranışının, hastaların sosyodemografik ve klinik özellikleri, dürtüsellikleri ve çocukluk çağı travmaları ile ilişkisi araştırılmıştır.Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, 2011 yılında Bipolar Bozukluk Biriminde Bipolar Bozukluk tanısıyla izlenen rastgele yöntemle seçilmiş 91 hasta alınmıştır. Çalışma verileri tarafımızca geliştirilen ?Duygudurum Bozuklukları Hasta Kayıt Formu?, SCID- I-II, Young Mani Değerlendirme Ölçeği, Hamilton Depresyon Değerlendirme Ölçeği, Özkıyım davranışı ölçeği, Çocukluk çağı travmaları ölçeği ve Barratt Dürtüsellik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Formlar hasta ve hasta yakınları ile görüşülerek ve poliklinik kayıtları incelenerek doldurulmuştur.Bulgular: Çalışmaya alınan hastaların 52'si kadın, 39'u erkek'ti. Çalışmamızda 91 bipolar bozukluk hastasının 40'ında özkıyım girişimi öyküsü vardı. Özkıyım girişiminde bulunan grupta hastalık sürecinin daha çok depresif ve karma ataklarla seyrettiği, ataklar arası dönemde işlevselliğin kısmi etkilenmiş olduğunu ve psikotik özellikli daha ağır atak sıklığının daha fazla olduğunu bulduk. Bunun yanında iki grup arasında çocukluk çağı travmaları ve dürtüsellik için istatiksel olarak anlamlı ilişki bulamadık.Sonuç: Bipolar Bozukluk yaşam boyu süren ve işlevselliği büyük oranda bozan bir hastalıktır. Bipolar bozukluk yüksek oranlarda özkıyım girişimi ve tamamlanmış özkıyım ile ilişkilidir. Bu açıdan özkıyım davranışında bulunan hastalarla bulunmayan hastalar arasındaki sosyodemografik, klinik ve diğer değişkenlerin araştırılması ve olası risk faktörlerinin tespiti hastalarda gelişebilecek olası özkıyım davranışını önleme de etkili olacaktır.Anahtar Sözcükler: Bipolar bozukluk, özkıyım davranışı, çocukluk çağı travmaları, dürtüsellik.

Bipolar bozuklukDürtü kontrol bozukluğuDürtüsel davranış+3
Kerim Uğur
Çukurova University
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ülkemizde cinsel istismar ile ilgili ceza yasalarının gelişmiş ülkelerin yasaları ile karşılaştırılması

Ülkemizde Cinsel İstismar İle İlgili Ceza Yasalarının Gelişmiş Ülkelerin Yasaları İle Karşılaştırılması Türk Ceza Kanunu'nda cinsel istismar tanımlanmıştır. Buna göre cinsel istismar denilince "On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar" anlaşılır. Ülkemizde ve dünyada çocukların cinsel istismara uğrama oranları oldukça yüksektir. Ancak unutulmamalıdır ki ortaya çıkabilen cinsel istismar olguları buzdağının yalnızca görülen kısmıdır. Yasalarımızda sanık konumundaki kişiler için özel düzenleme getirilmediği, istismarcı olarak nitelenen kişilerin tek bir potada eritildiği, flört ilişkilerinin dahi bu kapsamda ele alındığı görülmektedir. Cinsel istismar olgularında temel yaklaşımın cezalandırmak olduğu, sonraki süreçte mağdur ya da sanığa yönelik koruma-engelleme tedbirlerinin uygulamada pek karşılık bulmadığı da göze çarpmaktadır. Bu çalışma ile cinsel istismar mağdurlarının tedavisinde, sanıklara verilen cezalarda uluslararası uygulamalar karşılaştırılmış ve incelenmiştir. Türk Ceza Kanunu içinde yer alan cinsel istismar suçunda, mağdur ve sanıklar ile ilgili düzenlemeler İtalyan, Alman ve İsveç Ceza Kanunlarında yer alan düzenlemeleri ile karşılaştırılmıştır. Bunun sonucunda kanun içerikleri birbirinden ayıran bir takım farklılıklar olsa da genel itibariyle ülkelerin birbirine benzeyen yasalara sahip oldukları belirlenmiştir. Ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun diğer ülkelere kıyasla cezalandırma açısından İtalyan Ceza Yasası ile benzerlik göstererek, diğer iki ülkeye kıyasla daha yüksek cezalar barındırdığı görülmüştür. Alman Ceza Kanun'unda cezaların daha çok hapis ya da para cezası olarak seçimlik halde, İsveç Ceza Kanunu'nda yine aynı şekilde seçimlik olmasa da hapis cezaların düşük seviyede olduğu göze çarpmıştır. Ayrıca, İtalyan Ceza Kanunu dışındaki ülkelerde, faili cezalandırmak dışında, mağdurun korunması ya da rehabilite edilmesi açısından hükümlerin olmadığı görülmüştür. Bu durum Türkiye'de her ne kadar 29782 sayılı "Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlardan Hükümlü Olanlara Karşı Uygulanacak Tedavi ve Diğer Yükümlülükler Hakkında Yönetmelik" ile giderilmeye çalışılsa da uygulamada çok fazla yer almadığı görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Ceza, cinsel istismar, çocuk, istismarcı, yasa

CezaCinsel saldırı suçuCinsel suçlar+5
Ayten Püren Doğanay
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Ceza Kanunu'nda çocukların cinsel istismarı suçu

Kişilerin en temel haklarından biri, onun vücut ve cinsel dokunulmazlığıdır. Devletlerce bu hak, anayasal seviyede düzenlenmektedir. Özellikle çocuklar için bu hakkın korunması ve bu hakka yönelik saldırıların bir yaptırımla cezalandırılabilmesi için ceza kanunlarında suç tanımları düzenlenmektedir. Çocukların cinsel istismarı suçu da, bu suç tanımlarından biridir. Bu suçun adil bir şekilde yaptırıma bağlanması, çocukların vücutlarının cinsel amaçlı fiillerden korunabilmesi, onların gelişimlerine yönelik her türlü tehlikeye karşı duyarlı bir adalet mekanizması ile sağlanabilecektir. Adalet Bakanlığı'nın yıllık yayımladığı güncel resmi veriler, işlenen suçlar arasında cinsel istismar suçunun oranının artma eğiliminde olduğunu göstermektedir. Buna bir şekilde adli mercilere iletilmeyen cinsel istismar vakaları da eklenirse gerçek rakamın daha çok yüksek olduğu görülecektir. İki farklı kanunla çocukların cinsel istismarı suçunu düzenleyen madde metninde düzenlemeler yapılmış, bu düzenlemelerle cinsel istismar suçu sınıflandırılmış ve yaptırımı artırılmıştır. Öğretide öngörülen hapis cezalarının artırılmasıyla caydırıcılığının sağlanamadığı ifade edilmektedir. Cezada caydırıcılığın sağlanması için yerinde ve etkin cezalar düşünülmelidir. Bu suç kapsamında izlenen suç ve ceza siyasetinin değiştirilmesi ve failin kısırlaştırılması gibi yeni argümanların ortaya koyulması gerekmektedir.

Cinsel istismarSarkıntılıkTürk Ceza Kanunu+3
Ayşe Önemli Koçer
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana il merkezi aile hekimliği birimlerinde görev yapan doktorların çocuk istismarı ve ihmali hakkında bilgi, farkındalık ve tutumlarının belirlenmesi

Giriş ve Amaç: Çocuk istismarı ve ihmali (ÇİVEİ) nedenleri ve sonuçları açısından tıbbi, hukuki, gelişimsel ve psikososyal temeller kapsamında incelenen, çocuğu yalnız içinde bulunduğu dönemde değil gelecek yaşamında da olumsuz etkileyen, tanı konmadığı ve önlem alınmadığı taktirde tekrar ve hatta ölüm riski olan bir halk sağlığı sorundur. Bu çalışma Adana İl Merkezi Aile Hekimliği Birimlerinde 1. basamak sağlık hizmeti sunucusu olarak görev yapan doktorların, çocuk istismarı ve ihmalinin belirtileri ve riskleri konusundaki bilgi düzeylerini saptamak, bu konudaki farkındalıklarını ve tutumlarını ortaya koymak, istismar konusunda aldıkları eğitim ve mesleki deneyimlerinin bu bilgi düzeylerine etkisini ve etkileyen diğer faktörleri ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Gereç Yöntem: Bu çalışma Adana İli 4 merkez ilçe sınırları içerisinde birinci basamak sağlık hizmeti sunan 113 aile sağlığı merkezinde çalışan 485 aile hekimine yapılan tanımlayıcı bir çalışmadır. Adana merkez ilçelerinde 113 aile sağlığı merkezi (ASM), 485 aile hekimi bulunmaktadır. Bunların ilçelere göre dağılımı, Seyhan; 53 ASM 233 aile hekimi, Çukurova 20 ASM 97 aile hekimi, Yüreğir 25 ASM 116 aile hekimi, Sarıçam 15 ASM 39 aile hekimi şeklindedir. Çalışmada ASM'lerde çalışan hekimler için örneklem seçilmeyip tüm evrene (ön anket çalışması uygulanan 10 hekim araştırmaya dahil edilmemiş olup araştırma evrenini 475 aile hekimi oluşturmuştur) ulaşılması hedeflenmiştir. ASM'ler çoğu zaman birden fazla kez ziyaret edilerek 439 (% 92,4) hekime ulaşılmış ve 375 (ulaşılan aile hekimlerinin % 85,4'ü) hekime araştırmacı tarafından yüz yüze görüşerek anket uygulanmıştır. Ulaşılan hekimlerin 64'ü (% 14,6) çalışmaya katılmak istemediği için 375 hekimle çalışma tamamlanmıştır. Aile hekimlerinden yazılı aydınlatılmış onam formu alınmıştır. Çalışma kapsamında hekimlerin sosyodemografik özellikleri, eğitim durumları, çalışma süreleri, olguyla karşılaşma durumları, olguya müdahale özelliklerini içeren 17 soruluk kişisel bilgi formu ve hekimlerin çocuk istismarı ve ihmali konusunda bilgi düzeylerini belirlemek amacıyla Aynur Uysal tarafından geliştirilen ''Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Risklerinin Tanılanmasına Yönelik Ölçek Formu'' kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 19 for Windows paket programı yardımıyla, istatistiksel analiz olarak ki-kare testi, t testi, ANOVA testi, korelasyon testi kullanılmış ve p<0,05 olması anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan aile hekimlerinin yaşları 24 ile 68 arasında değişmekte olup yaş ortalamaları 47,46'dır. Aile hekimlerinin % 66,7'sini erkek, % 33,3'ünü kadın hekimler oluşturmaktadır. Hekimlerin % 91,5'i pratisyen hekim, %2,7'si aile hekimliği asistanı, % 5,9'u aile hekimi uzmanıdır. Hekimlerin % 39,7'si çocuk istismarı ve ihmaline yönelik eğitim almamıştır. Hekimlerin % 39,2'si çocuk istismarı ve ihmali vakası ile karşılaşmıştır. İstismara yönelik eğitim alanların istismar yakalama oranı daha yüksektir. ÇİVEİ vakası ile karşılaşan hekimlerin % 44,2'si adli vaka olarak bildirimde bulunduğunu bildirmiştir. Karşılaşılan olguyu doğrudan veya dolaylı yoldan adli mercilere bildirmeyen hekimlerin % 27'si bildirim konusunda bilgisinin yetersiz olduğunu, bu yüzden bildirim yapmadığını belirtirken, % 21,6'sı bildirimden sonra çocuğun hayatının olumsuz etkileneceğini düşündüğü için bildirim yapmadığını, % 21,6'sı ÇİVEİ'den yeterince şüphelenmediği için bildirmediğini belirtmiştir. Hekimlerin % 23,5'i çalıştıkları kurumda ÇİVEİ'ye yönelik talimat ve prosedürün vardır, % 76,5 oranında hekim ise konuya yönelik kurumda talimat ve prosedür yoktur demiştir. Hekimler çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve risklerinin tanılanmasına yönelik ölçek puan ortalaması 3,90'dır. Aile hekimlerinin ÇİİBRTYÖ genel ölçek ve alt ölçeklerden aldıkları puanlar medeni durum, ÇİVEİ eğitimi alma durumları, çalıştıkları ilçeler ve uzmanlık durumlarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir. Meslek yaşamları boyunca çocuk istismarı ve ihmali vakası ile karşılaşan hekimlerin puan ortalaması olgu ile karşılaşmayanların puan ortalamalarına göre istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde daha yüksek bulunmuştur (p<0,001). Sonuç: Uyguladığımız ölçek sayesinde aile hekimlerinin çocuk istismarı ve ihmali bilgi ve farkındalık düzeyleri incelenmiş, elde ettiğimiz bulgular ışığında aile hekimlerinin çocuk istismarı ve ihmali konusunda bilgi ve farkındalık eksikliklerinin olduğu, eğitim faaliyetlerinin yetersiz olduğu ve yapılandırılarak arttırılması gerektiği belirlenmiştir.

AdanaAile hekimliğiBilgi+7
Yavuzalp Solak
Çukurova University
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi adli olguları değerlendirme heyetine 2005- 2017 yılları arasında başvuran adli olguların değerlendirilmesi

Amaç: Çalışmamızda cinsel istismar olgularının psikososyal, psikiyatrik ve adli özelliklerinin değerlendirilerek olguların sosyodemografik özellikleri, karşılaştıkları adli süreçler ve yaşadıkları adli olayların sonrasında ortaya çıkan psikiyatrik sorunların bireysel, toplumsal, sosyal ve kültürel açıdan sonuçları ile birlikte değerlendirilmesini amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Adli Olgular Değerlendirme Heyeti'nde 2005 Ocak-2017 Aralık tarihleri arasında değerlendirilen 1327 kız, 389 erkek toplam 1716 cinsel istismar olgusu alındı, dosyaların geriye dönük dosya incelemesi yapıldı. Bulgular: Olguların yaş ortalaması 13,85±3,64 idi (kız=14,7±4,14 yaş, erkek=10,8±3,6 yaş). Annelerin % 7,9'unda; babaların % 4,1'inde ruhsal hastalık mevcutken; babaların % 12,2'sinde alkol kullanımı mevcuttu. Olguların 484'ünde (% 28,2) anne-baba boşanmıştı. İstismar şekillerinden sürtünme 303 (% 17,6), genital penetrasyon 445 (% 25,9), anal penetrasyon 279 (% 16,2), oral penetrasyon 26 (% 1,5) olguda mevcuttu. Olguların 870'inde (% 50,7) tekrarlayan istismar öyküsü belirlenirken, erkeklerin % 56,8'inde, kızların % 51,3'ünde penetrasyon mevcuttu. Olguların % 34,2'sinde ihmal gözlenirken; % 18,1'irinde fiziksel istismar mevcuttu. Olguların % 7,8'inde (n=133) baba, % 4.3'ünde (n=74) abi, % 10,2'sinde (n=174) akraba, % 50,5'inde (n=860) akraba dışında tanıdık, % 3,7'sinde (n=63) nikahsız eş, % 1,4'ünde (n=23) üvey baba, % 19,2'sinde (n=327) yabancı kimse istismarcı idi. Olguların % 16,4'ünün istismarı gizlerken; ailelerin % 12,3'ünün istismarı gizlediği, ailelerin % 18,1'inin çocuğa suçlayıcı yaklaştığı görüldü. Sonuç: Cinsel istismar olgularında yaş, cinsiyet, annenin eğitim durumu ve ruhsal hastalık öyküsü, babanın eğitim durumu, ruhsal hastalık ve alkol kullanım öyküsü, anne babanın ayrı olması, anne-baba dışındaki bireyler tarafından yetiştirilme, kurum bakımı alma, ihmal ve fiziksel istismar öyküsü olan bireylerle cinsel istismar olguları arasında yakın ilişki saptandı.

Adli tıpCinsel suçlarPsikiyatri+5
Ayşegül Kızıltoprak
Çukurova University
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul temelli cinsel istismardan koruma psiko-eğitim programının öğrenciler, öğretmenler ve ebeveynlerin bilgi düzeylerine etkisi

Bu araştırmanın temel amacı 1., 2., 3. ve 5. sınıf düzeyindeki öğrencilere yönelik geliştirilen cinsel istismardan korunma psiko-eğitim programının etkiliğini sınamaktır. Ayrıca ebeveynlerin ve öğretmenlerin cinsel istismara ilişkin bilgi düzeylerinin de sınanması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Mersin ili Tarsus ilçesinde öğrenim gören 94'ü (69 ilkokul, 25 ortaokul) deney 104'ü (76 ilkokul, 28 ortaokul) kontrol grubu olarak belirlenen 198 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmada öğretmen grubu ise Mersin ili Tarsus ilçesindeki bir ortaokulda görev yapan 13'ü kadın 15'i erkek toplam 28 kişiden oluşmaktadır. Çalışmaya 53 ebeveyn katılmıştır (kadın n= 46, erkek n= 7) ve eğitimine katılan ebeveynler arasından gönüllü olan 9 öğrencinin annesi ile yapılan görüşmeler sonucunda nitel veriler toplanmıştır. Bu araştırma kapsamında hem sayısal verilerden hem de nitel verilerden elde edilen sonuçlar kullanıldığı için yöntem üçgenlemesi yapılmıştır. Eğitim programının uygulanmasının öncesinde öntest, sonrasında sontest ve 4 ay sonrasında izleme testi uygulamaları hem deney hem de kontrol grubu öğrencilerine yapılmıştır. Çalışma kapsamında öğretmenlere verilen eğitim öncesinde ve sonrasında öntest ve sontest 4 ay sonrasında ise izleme testi uygulaması gerçekleştirilmiştir. Ebeveynlere yönelik olarak eğitim verildikten ve öğrencilere yönelik programın uygulaması bitirildikten sonra görüşmeler yapılmıştır. Çalışmada araştırmacı tarafından uyarlama çalışması yapılan Çocukların Cinsel İstismar Bilgi Düzeyi Ölçeği (CİBDÖ) ile Öğretmenlerin Cinsel İstismar Durumlarını Bildirme Tutumları Ölçeği (ÖCİBTÖ) ve araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler parametrik testler ve nitel veri analizi aracılığıyla değerlendirilmiştir. Cinsel İstismardan Korunma Psiko-Eğitim Programı (CİKEP) olarak adlandırılan ve beş oturumdan oluşan psiko-eğitim programına katılan 2., 3. ve 5. sınıf düzeyindeki öğrencilerin CİBDÖ puanlarında uygulama öncesi puanlarına göre anlamlı düzeyde yükselme olmuştur. Buna karşın 1. sınıf düzeyindeki öğrencilerin öntest ve sontest puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. 2., 3. ve 5. sınıf düzeyindeki öğrencilerin CİBDÖ puanlarındaki bu artışın dört ay sonra yapılan izleme ölçümlerinde de sürdüğü anlaşılmıştır. Öğretmenlerin ÖCİBTÖ puanlarında ise öntest uygulamasına göre anlamlı düzeyde farklılık olduğu ve bu farklılığın dört ay sonra yapılan izleme testlerinde de sürdüğü anlaşılmıştır. Ebeveynlerle yürütülen çalışma sonunda ise ebeveynler programın faydalı olduğunu bildirmişlerdir. Bulgular cinsel istismarın önlenmesine yönelik yapılabilecek çalışmalar kapsamında ve okul temelli programlar bağlamında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Öğrenci, Öğretmen, Ebeveyn, Çocuk Cinsel İstismarı, Cinsel İstismardan Korunma Psiko-Eğitim Programı, Okul Temelli Program

Cinsel eğitimEğitim kurumlarıGrup rehberliği+7
Yasin Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarı ve ihmali ile ilgili algıları

Bu araştırma okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarı ve ihmalini nasıl algıladıklarını belirlemek amacıyla yapılmış nitel bir çalışmadır. Araştırma Gaziantep ili merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan 36 okul öncesi öğretmeninden oluşan çalışma grubuyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada derinlemesine ve ayrıntılı bir anlayışa sahip olmak amacıyla olgu bilim (phenomelogy) deseni tercih edilmiştir. Farklı görüşlere ulaşmak amacıyla çeşitli sosyo-ekonomik düzeyde bulunan okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan ve farklı kıdem yıllarına sahip okul öncesi öğretmenlerine ulaşılmıştır. Araştırma sürecinde araştırmacı, öğretmenlerin görüşlerini derinlemesine ortaya çıkarmak amacıyla nitel veri toplama araçlarından yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanmıştır. Görüşme formunda okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarı ve ihmalini nasıl algıladıkları hakkında düşüncelerini belirlemek amaçlı sorular yer almıştır. Bu soruların hazırlanma aşamasında öğretmenlerle pilot uygulama yapılarak görüşmeler yapılmış ve iki okul öncesi eğitim uzmanının görüşünden faydalanılmıştır. Elde edilen nitel verilerin analizinde içerik ve betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarı ve ihmaline yönelik algıları alan yazında istismar ve ihmal türleri olarak yer alan altı kategori altında incelenmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarı ve ihmali konusunda bir takım bilgilerinin ve duyarlılıklarının olduğu fakat bilgilerinin yetersiz olduğu görülmüştür. Ayrıca, öğretmenlerin istismar ve ihmale ilişkin kavramları, istismar davranışının yanı sıra, bu davranışın çocuk üzerindeki belirtilerine göre algıladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenler çocukların daha çok ev ortamında, bakımından sorumlu ve yakınındaki kişiler tarafından istismar ve ihmale uğradıklarını düşünmektedirler. Ayrıca katılımcıların istismarı ihmalden daha iyi tanımladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi öğretmeni, çocuk, istismar, ihmal

Okul öncesi dönemOkul öncesi eğitimOkul öncesi öğretmenler+5
Yeliz Erdoğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul psikolojik danışmanlarının çocuk istismarı vakalarındaki deneyimleri üzerine nitel bir çalışma

Bu araştırma okul psikolojik danışmanlarının çocuk istismarı vakalarındaki deneyimlerinin incelendiği nitel bir araştırmadır. Araştırmaya Adana'da görev yapan 17 okul psikolojik danışmanı (13 kadın, 4 erkek) katılmıştır. Araştırmada, veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "yarı yapılandırılmış görüşme formu ve katılımcıların demografik bilgilerini elde etmek için "kişisel bilgi formu" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler nitel veri analizi yöntemlerinden içerik analizi yoluyla analiz edilmiş ve bulgular temalar halinde sunulmuştur. Araştırma sonucunda okul psikolojik danışmanlarının çocuk istismarı vakalarındaki deneyimlerine ilişkin bulgular dokuz tema altında toplanmıştır. Bu temalar şu şekildedir; (1) çocuk istismarı olgusuna ilişkin algılar, (2) okul PDR servislerinde karşılaşılan istismar türleri, (3) okul PDR servislerinde istismarı önleme, tespit ve müdahale aşamalarında yapılan çalışmalar, (4) istismar vakalarına müdahale aşamasında yaşanan güçlükler, (5) istismar vakalarında işbirliği yapılan kurum ve kuruluşlar, (6) karşılaşılan istismar vakalarında zorlanılan durumlar, (7) istismar vakaları ile çalışmada yeterlilik algıları ve yeterliliği artırma konusunda öneriler, (8) çocuk istismarı ile ilgili mevcut yasaların yeterliliği ve yapılacak yeni yasal düzenlemeler, (9) çocuk istismarını önlemeye yönelik öneriler. Anahtar Kelimeler: Çocuk istismarı, duygusal istismar, fiziksel istismar, cinsel istismar, okul psikolojik danışmanı, PDR servisi.

Eğitim kurumlarıEğitim psikolojisiMesleki deneyim+7
Tuba Hatice Çelik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsel istismara uğramış ve uğramamış 12-18 yaş arası çocukların anne baba tutumları ve aile işlevselliklerinin değerlendirilmesi

Amaç: Çalışmada cinsel istismara uğramış 12-18 yaş arasındaki çocukların, anne baba tutumlarının ve aile işlevselliklerinin kontrol grubu ile karşılaştırılarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma, cinsel istismara uğramış 12-18 yaş arası 98 çocuk ve onların yaş ve cinsiyet olarak benzeri olan 196 çocuk ile yapılan nicel bir araştırmadır. Aile değerlendirme ölçeği, anne baba tutum ölçeği ve sosyodemografik anket formu ve cinsel istismara özgü bilgi formu veri toplama araçlarıdır. Veriler SPSS for Windows 25.0 ve Stata 14.0 programı aracılığıyla işlenmiş ve çözümlenmiştir. Bulgular: Olguların aile işlevselliklerinin kontrollere göre daha kötü düzeyde olduğu; anne-baba tutumları açısından yapılan karşılaştırmada "koruyucu tutum" boyutunda orta düzeyde, "demokratik tutum" ve "otoriter tutum" boyutu ile özet tutum puanında yüksek düzeyde aralarında bir farklılığın olduğu ve olguların kontrollere göre daha sağlıksız aile işlevselliğine ve daha otoriter anne-baba tutumuna sahip olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Çocuğun içinde bulunduğu aile işlevselliğinin sağlıksız olması ve çocuğu yetiştiren ebeveynlerin tutumunun otoriter olması çocuğun cinsel istismara uğrama riskini arttırmaktadır. Sağlıklı bir aile sisteminin ve ebeveynlerin sağlıklı tutuma sahip olmadığı ortamlarda çocuktan başlayarak aileye doğru devam eden bir sosyal hizmet müdahale planı gerekmektedir.

Aile işlevleriAna-babaAna-baba tutumu+4
Sezin Ünal
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir il merkezinde bir grup okul öncesi öğretmen ile bir grup sağlık çalışanının çocuk istismarı ve ihmaline yönelik farkındalık düzeylerinin incelenmesi

Amaç: Çocuk istismarı ve ihmalinin belirtilerini ve risklerini tanılamada pediatri biriminde çalışan hemşire, hekim ve okul öncesi öğretmenlerinin bilgi ve farkındalık düzeylerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Ekim 2017- Mart 2018 tarihleri arasında, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Pediatri Birimleri ve Eskişehir İli Odunpazarı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında yürütülmüştür. Araştırmaya 71 hemşire, 32 hekim ve 204 öğretmen katılmıştır. Veriler 'Sosyo-demografik Veri Formu' ve 'Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Risklerini Tanılama Ölçeği' kullanılarak elde edilmiştir. SPSS for Windows 22.0 programı kullanılmıştır. Bulgular: Hemşirelerin %49,3'ü, hekimlerin %68,8'i, öğretmenlerin %67,2'si konu ile ilgili eğitim almışlardır fakat vakayla karşılaştıklarında hemşirelerin %54,9'u, hekimlerin %28,1'i, öğretmenlerin %44,1'i karar vermede kendilerini yeterli görmemektedir. Hemşireler (x=3,55±0,31) ve öğretmenler (x=3,59±0,33) en yüksek puanı 'İstismar ve ihmalin çocuktaki fiziksel belirtileri' maddesinden, hekimler ise 'İhmalin çocuk üzerindeki belirtileri' maddesinden (x=3,62±0,34) almışlardır. Çalışanlar 'İstismar ve ihmale yatkın çocukların özellikleri' maddesinden ise en düşük puanı almışlardır. Sonuçlar: Hemşire, hekim ve okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve risklerini tanılamada bilgi gereksinimlerinin olduğu görülmüştür.

DoktorlarEskişehirFarkındalık+7
Hilal Şahin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İhmal ve istismar mağduru ergenlerde psikolojik destek alma tutumları ve terapötik işbirliğinin psikopatolojik özellikler ve şemalarla ilişkisi

Bu çalışmada, ihmal ve istismar mağduru gençlerin psikolojik destek almaya yönelik tutum ve terapötik işbirliği ile psikopatolojik özellikleri ve erken dönem uyumsuz şemaları arasındaki ilişki araştırılmıştır. Çalışmaya 12-18 yaşlarında ihmal ve istismar mağduru 65 kız çocuğu katılmıştır. Örnekleme uygulanan "Belirti Tarama Testi (SCL90-R)" ile "Psikolojik Destek Almaya Yönelik Tutum Ölçeği-Kısa Form (PYAİTÖ-KF)" ve "Terapötik İttifak Ölçeği-Hasta Formu (TİÖ-HF)" ölçekleri arasındaki ilişki analizinin sonucunda; "Kişilerarası Duyarlılık", "Anksiyete", "Somatizasyon", "Paranoid Düşünceler" ve "Obsesif Kompulsif Belirtiler" arttıkça psikolojik yardım alma tutumlarının ve terapötik işbirliğinin olumsuz etkilendiği ortaya çıkmıştır. "Young Şema Ölçeği-Kısa Form3 (YŞÖ-KF3)" ile PYAİTÖ-KF ve TİÖ-HF ölçekleri arasında uygulanan diğer bir ilişki analizi sonucunda; "Onay Arayıcılık/Tanınma Arayıcılık" şemasının ve "Cezalandırıcılık/Acımasızlık" şemalarının psikolojik destek tutumlarını olumlu etkilediği; "Duygusal Yoksunluk" şemasının terapide ortak amaçların belirlenmesine yardımcı olduğu; "Cezalandırıcılık/Acımasızlık" şemasının da, terapötik amaç, bağ ve görev işbirliğinin her birinde artışa yol açtığı; "Onay Arayıcılık/Tanınma Arayıcılık" şemasının da terapötik bağı arttırdığı sonuçlarına ulaşılmıştır.

ErgenlerErken dönem uyum bozucu şemalarPsikolojik destek+7
Müge Göğebakan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ceza hukukunda çocukların cinsel istismarı suçu (Yozgat örneği)

Toplumların ilerlemesi, gelişmesi ve muasır medeniyetler seviyesine ulaşmasının temelini ve çıkış yolunu oluşturan çocuklar, ne yazık ki geçmişten bugüne toplumların azımsanmayacak bir kesimi tarafından cinsel ihtiyaçların giderilmesinde kullanılan bir nesne olarak görülmüştür. Bu nedenle, toplumları derinden etkileyen böylesi olumsuz bir durumla daha etkin mücadele etmek gerekmektedir. Çocuklara yönelik cinsel istismar fiillerinin, ülkemiz başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde korkunç derecede artış gösterdiği görülmekte ve bunun önünün kesilmesi için gereken tedbirler alınmadığı takdirde, telafisi mümkün olmayan sonuçların ortaya çıkacağı gün gibi aşikardır. Bu nedenle, çocuklara yönelik cinsel istismar fiillerinin önlenmesi adına yapılan çalışmalara katkı sunabilmek amacıyla, çocukların cinsel istismarı tez konusu olarak belirlenmiştir. Yapılan çalışma kapsamında, suça ilişkin temel kavramlar, suçun nasıl işlendiği ve suç oluşturan eylem karşısında nasıl hareket edilmesi gerektiğine ilişkin tüm unsurlarıyla birlikte çocukların cinsel istismarı suçu, çocuklara yönelik cinsel istismar eylemlerinin ülkemizdeki yansımaları istatistiki veriler ışığında incelenmeye çalışılmıştır.

Türk Ceza HukukuTürk Ceza KanunuYozgat+2
İsmail Çelik
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin çocuk istismarı ve ihmalini raporlama öz-yeterlilik ölçeği'nin geçerlilik ve güvenilirlik çalışması

Araştırma, Hemşirelerin Çocuk İstismarı ve İhmalini Raporlama Öz-Yeterlilik Ölçeği'nin geçerlilik ve güvenilirliğini test etmek amacıyla metadolojik olarak planlandı. Metodolojik türde yürütülen bu çalışma, 01 Şubat-01 Nisan 2019 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri'nde çalışan hemşireler üzerinde yapıldı. Evreni, hastanede çalışmakta olan hemşireler oluşturmuş; örneklem grubu seçimine gidilmeden evrenin tamamı ile çalışılmıştır (N=308). Lee-Pei,Yu ve ark. tarafından 2008 yılında geliştirilen ölçek, 44 tutum sorusundan oluşmaktadır. Geçerlilik ve güvenirlik analizinde; dil, kapsam, yapı geçerliliği, güvenilirlik analizlerinde ise; iç tutarlılık katsayısı ve testin iki yarıya bölünmesi yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 11.5 Windows sürümü ve SPSS AMOS 24 sürümünde yapılmıştır. Hemşirelerin Çocuk İstismarı ve İhmalini Raporlama Öz-Yeterlilik Ölçeği'nin çeviri geri çeviri yöntemi ile dil geçerliliği analiz edilmiş ve uzman görüşleri ile kapsam geçerliliği yapılmıştır. Kapsam geçerliliğinde Davis yöntemi kullanılarak KGO hesaplandı. Yapı geçerliliğinde AFA ile DFA yapıldı. Ölçeğin DFA sonucunda tek faktörlü bir yapıda ve faktör yüklerinin uygun aralıkta olduğu belirlenmiştir. Uyum değerlendirme ölçütlerinden RMSEA 0.074, CFI 0.908, NFI 0.927, GFI 0.906, AGFI 0.889, X2 3864.26 ve X2/SD 4.771 olarak saptanmıştır ve modelin uyumuna karar verildi Ölçeğin iç tutarlılık analizleri sonucunda madde toplam puan korelasyonlarının yeterli ve Cronbach α katsayısı her üç ölçek için sırasıyla 0.98, 0.98 ve 0.94 olduğu bulunmuştur. Testin iki yarıya bölünmesi yönteminde ölçeklerin 9 alt boyutuna ait Spearman-Brown kat sayısı 0.881 ile 0.992 arasında bulundu. Guttman Split-Half değerinin ise 0.723-0.980 arasında olduğu gözlendi. Sonuç olarak, Hemşirelerin Çocuk İstismarı ve İhmalini Raporlama Öz-Yeterlilik Ölçeği'nin orijinal ölçekle benzer bir yapıda, geçerlik ve güvenirliğinin yüksek olduğu ve hemşirelerin Çİİ'yi raporlamada yeterli bir ölçüm aracı olduğu belirlenmiştir.

Güvenilirlik ve geçerlilikHemşirelerHemşirelik+7
Seba Bür Durgun
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Madde bağımlılığı ile çocukluk çağı travmatik yaşantılar arasındaki ilişkinin incelenmesi

Çocuk istismarı ve ihmali çocuğun gelecek yaşamını olumsuz yönde etkilemekte ve toplumdan soyutlamaktadır. Çocukluk çağında yaşanan travmaların ilişkili olduğu düşünülen en önemli sorunlardan biri de madde bağımlılığıdır. Bu araştırmanın amacı, çocukluk çağında yaşanan travmatik yaşantıların madde bağımlılığıyla olan ilişkisinin belirlenmesidir. Araştırmanın tipi betimsel tarama modelidir. İl Sağlık Müdürlüğünde kaydı bulunan 100 madde bağımlısı kişi ve 101 madde bağımlısı olmayan kişi araştırmanın evrenini oluşturmaktadır.. Araştırmada kullanılan anket formu kişisel bilgilerden ve Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği'nin Türkçesi-2.0'den oluşmaktadır. Veri analizi SPSS 16 paket programında yapılmıştır. Araştırma sonucunda kadın katılımcıların cinsel istismar algıları erkek katılımcılara göre daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca araştırmada 36 yaş üzerindeki bireylerin fiziksel ihmal algıları diğerlerine göre daha yüksek bulunmuştur. Bununla beraber medeni duruma, eğitim durumuna ve ekonomik duruma bağlı olarak çocukluk çağı travmaları algısının istatistiksel olarak farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Çocukluk çağı ruhsal travma ölçeğinin alt boyutlarından olan duygusal istismar düzeyine ilişkin alınan puanlar açısından bağımlılık durumuna göre anlamlı fark bulunmuştur (t=5.57, p<.001). Fiziksel istismar düzeyine ilişkin alınan puanlar açısından bağımlılık durumuna göre anlamlı fark bulunmuştur (t=5.41, p<.001). Fiziksel ihmal düzeyine ilişkin alınan puanlar açısından bağımlılık durumuna göre anlamlı fark bulunmuştur (t=3.51, p<.05). Duygusal ihmal düzeyine ilişkin alınan puanlar açısından bağımlılık durumuna göre anlamlı fark bulunmuştur (t=5.20, p<.001). Cinsel istismar düzeyine ilişkin alınan puanlar açısından bağımlılık durumuna göre anlamlı fark bulunmamıştır (t=1.37, p>.05). Çocukluk çağı ruhsal travma ölçeğinden alınan toplam puanlar açısından bağımlılık durumuna göre anlamlı fark bulunmuştur (t=6.34, p<.001). Anahtar Kelimeler: Çocukluk Çağı Travmaları, İstismar, İhmal, Madde Bağımlılığı.

Madde bağımlılığıÇocuk ihmaliÇocuk istismarı+1
Mahmut Kayagan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı örselenme yaşantısı ile psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişkinin farklı demografik özellikleri olan yetişkin gruplar üzerinde incelenmesi

Çocuklar eski çağlardan günümüze kadar, fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddete, ekonomik olarak sömürülmeye ve daha farklı şekillerde istismarlara maruz kalmışlardır. Maruz kalınan örselenme yaşantıları içerisinde kişiyi pek çok yönden etkileyen, psikolojik izler meydana getiren fiziksel, cinsel ve duygusal travmalar olabileceği gibi fiziksel, cinsel ve duygusal ihmal durumları da vardır. Çocukluk döneminde yaşanan örselenme yaşantıları, ilerleyen dönemlerde ortaya çıkan rahatsızlıklar için risk meydana getirmektedir. Bu çalışmada çocukluk çağı örselenme yaşantısı ile psikolojik dayanıklılık arasında olan ilişki farklı demografik özelliklere sahip olan yetişkin gruplar üzerinde incelenmiştir. Araştırmada Çocukluk Çağı Örselenme Yaşantıları alt boyutları (Duygusal Kötüye Kullanım ve Duygusal İhmal, Fiziksel Kötüye Kullanım, Cinsel Kötüye Kullanım) arasında pozitif ilişki katsayıları, Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği alt boyutlarından; Sosyal Yeterlik-Kendilik Algısı alt boyutları arasında (insanlar kendilerine güvendikçe, yeteneklerine güvendikçe, pozitif bakış açısı geliştirdikçe dışa dönüklük, dostluk kurma esneklikte azalma) negatif ilişki kat sayıları, Diğer Alt Boyutlar arasında ise (Sosyal Yeterlik, Aile Uyumu, Sosyal Kaynaklar, Yapısal Stil, Kendilik Algısı) pozitif yönlü korelasyonel ilişki bulgulanmıştır. Duygusal Kötüye Kullanım, Fiziksel Kötüye Kullanım, Cinsel Kötüye Kullanım alt boyutları ile Gelecek Algısı, Yapısal Stil, Sosyal Yeterlik, Aile Uyumu, Kendilik Algısı ve Sosyal Kaynaklar alt boyutları arasında negatif yönlü korelasyon saptanmıştır. Araştırmanın hipotezleri doğrultusunda bu bulgular tartışılmıştır.

Psikolojik dayanıklılıkÇocuk istismarıÇocukluk çağı travmaları+1
Kerem Özcan
Çukurova University · Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Poverty and child abuse in Charles Dickens's novels: Oliver Twist, Hard Times, and David Copperfield

The Industrial Revolution had a great impact in the nineteenth century England. It changed various things in the country, especially the living and working conditions of its people. It was an advantage for the economy in Victorian England as there was a progress in the production due to the free market economy. The level of inequality between the classes increased. While the wealthy became wealthier as a consequence of the progress in the production, the condition of the poor worsened. It was the time for mechanical trade in factories. The working-class was trying hard to get used to the long and tiring working hours. Although they worked so hard, they could not earn enough to make their living. As a result of this, the children of the poor, no matter how young they were, had to work for long hours too, to earn only a few shillings. The child labour increased consequently because they were in need. Cheap labor was something that the industrialists could not refuse. Child abuse was not only in factories but it was also in most of the schools in that period. Some children suffered from the dominance of factory owners while the others suffered from the discipline of the educators who abused their power on the children. Charles Dickens, in Oliver Twist, Hard Times, and David Copperfield, reflects the bad conditions of the working-class and child abuse in this period. The aim of this thesis is to analyze Dickens?s three novels in the light of Marxist criticism and New Historicism.Key words: Poverty, Child abuse, Industrial Revolution, Oppression.

Dickens, CharlesNovelPoverty+3
Merve Şirinbilek
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çocuğun cinsel istismarı ve psikiyatrik sonuçları

ÖZET Amaç: Çalışmamızda, cinsel istismar olgularında saptanan psikiyatrik bulgular ve etken olan unsurların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalına ve Düzce Üniversitesi Adli Tıp Uzmanlar Kurulu'na 2015-2019 yıllarında cinsel istismar şüphesiyle gönderilen ve haklarında rapor düzenlenen olguların muayene esnasında vermiş olduğu bilgiler, laboratuvar sonuçları, adli tahkikat evrakındaki bilgiler, sosyal inceleme raporları ve bu olgular hakkında Anabilim Dalımızca başkaca cinsel şiddet, kati rapor, ceza sorumluluğu, uyuşturucu madde kullanımı, evliliğe haiz olup olmama hususlarında tanzim edilen raporlar retrospektif olarak incelenmiştir. Bulgular: Mağdurların yaş ortalaması 13,20±3,62 (med: 14) bulundu. Olguların %79,2'sinin kız çocuğu olduğu, 177 olguda ilk muayeneden önce emniyette küçüğün ifadesinin alındığı, 5 olgunun başvuru anında gebe olduğu, anogenital muayeneye onam veren 207 olgudan 13'ünde akut travmatik bulgu saptanabildiği, olgulardan 71'inin flört şiddeti olduğu, adli süreçten önce tanı almış olan 52 olgudan 14'ünde zeka geriliği olduğu, olaydan sonraki yıllarda madde kullandığı tespit edilen 17 olgu olduğu, cinsel şiddet şüphesiyle tekrar değerlendirilen 20 olgu bulunduğu, beyana itibar yönünden değerlendirilmek üzere 10 olgunun ve evliliğe haizlik yönünden değerlendirilmek üzere 10 olgunun tekrar başvurduğu saptanmıştır. Kardeş sayısının, penetrasyonun, olay anında rızanın, özgeçmişinde aile içi şiddet veya psikiyatrik tanı bulunmasının olaydan sonra psikiyatrik tanı almayı etkilemediği; birden fazla kez cinsel saldırıya maruz kalmanın, okulu bırakmış olmanın olaydan sonra psikiyatrik tanı almayı artırdığı bulunmuştur. Tartışma ve Sonuç: Cinsel istismar olgusu ve bunu takip eden adli süreç, mağdurlarda ruhsal sonuçlara neden olmaktadır. Bu sonuçların tespiti, hem sağaltımı için gerekli adımların atılabilmesi, hem de adli kovuşturma kapsamında tıbbi bulgu niteliği taşıması bakımından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: cinsel istismar, adli tıp, çocuk istismarı, çocuk ruh sağlığı, anksiyete

Adli psikiyatriAdli tıpAnksiyete+7
Aybike Avgören Kapoğlu
Düzce University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Antrenörlerin sporda çocuk koruma uygulamalarının değerlendirilmesi

Bu çalışma; antrenörlerin çocuk koruma programları ile ilgili bilgi seviyelerini farklı değişkenler açısından incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma tarama modeli ile yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu; Düzce ilinde bulunan Düzce Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü Antrenörleri, TÜFAD Antrenörleri ve Düzce Genlik ve Spor Bakanlığında da görev yapan Antrenörlük Belgesine sahip tescil edilmiş gönüllük esasıyla belirlenmiş 41 kadın ve 31 erkek olmak üzere toplam 72 antrenörlerden oluşmaktadır. Bayansalduz, Kepoğlu ve Metin (2021) tarafından antrenörlerin çocuk sporcuları korumalarına ilişkin bilgi seviyelerini ölçmek amacıyla ''Sporda Çocuk Koruma Ölçeği (SÇKÖ)" kullanılmıştır. Verilerin toplama aşaması tamamlandıktan sonra elde verileri SPSS programıyla çalışılıp elde edilen sonuçlar analiz edilmiştir. Elde edilen verilere Test of Homogeneity of Variances testi uygulanmıştır ve veriler normal dağılım göstermediği ve non-paramatric testlerden yararlanılmıştır. İkili gruplarda Mann Whitney U, üç ve üzeri gruplarda ise Kruskal Wallis testleri uygulanmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak alınmıştır. Sonuç olarak; yaş, branş, antrenörlük süresi, aylık gelir ve Spor bilimleri mezunu değişkenlerinde istatiksel olarak anlamlı fark görülmezken, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu ve büyüdüğü yer değişkenine göre ölçek alt boyutlarında istatiksel olarak farklar görülmüştür.

Cinsel istismarDuygusal istismarFiziksel istismar+2
Burak Ahmet Şimşek
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
10

Related subjects