Çocuk gelişimi

Bu konu başlığı altında 199 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oyun mekanları tasarım ölçütlerinin 'yapılandırılmış çevre' bağlamında değerlendirilmesi

Çocuklar gerçek deneyimleri; çevrelerini, nesneleri ve fikirlerin birbiriyle nasıl ilişkilendirildiğini keşfederek kazanırlar. Çocuk mekânları, çocukların bu deneyimleri kazanmalarında etkin bir yere sahiptir. Bu mekânların tasarım kurgusunda, çocukların ergonomik, duyusal, algısal ve zihinsel boyutları yer alır. Çocuk ne kadar fazla uyarıcı ile tanıştırılırsa, onun çeşitli alanlardaki gelişimi de o kadar desteklenir. Mekân içerisinde yaratılan çeşitlilik öğrenme ve oyun olanaklarını artıracağından çocukların bu doğrultuda gelişimine daha fazla katkısı olacak ve bu katkı da ilerideki yaşamı üzerinde etkin bir rol oynayacaktır. Çalışmanın konusu; günümüzde kapalı mekânlarda oldukça yaygınlaşan "çocuklar için tasarlanan oyun alanlarında mekân-donatı ilişkisini ışık, doku, renk, malzeme ve form açısından incelenmesi ve bu mekânların çocuk gelişimi ve algısı üzerindeki etkisi" nin değerlendirilmesidir. Araştırmada oyun kavramı ve kuramları, çocukların mekân algısı, çocuk oyun mekânları, yapılandırılmış çevre, mekânsal uyarıcı ve deneyimin çocukların oyun algısının mekânsal yansımaları olan ışık, renk, doku ve malzemenin oyun alanlarındaki kullanımları değerlendirilmektedir. Daha sonra hızla çoğalan oyun mekân çeşitleri incelenerek durum tespiti yapılmış olup, ardından mekân tasarımı ve çocuk gelişim uzmanı kişilere uygulanan araştırma anlatılmıştır. Bu çalışmada, çocuklar için tasarlanan oyun mekânlarında çocuk gelişimi, tasarım süreci ve tasarım kriterleri ele alınarak mevcut oyun mekânları değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede, çocuklar için tasarlanmış oyun mekânlarında göz ardı edilen gereksinimler, oyun mekânlarında kullanılması gereken renk, doku, ışık ve malzeme kriterleri incelenmiştir. Aynı zamanda çocuk oyun alanları tasarımında iki farklı disiplin olan mekân tasarımının ve çocuk gelişiminin oyun mekânlarının tasarım ölçütleri değerlendirilmektedir. Çocuk gelişimine yeterli ve doğru katkıyı sağlaması açısından mekân tasarımında pek çok nokta büyük öneme sahiptir. Çalışma; bu noktalar üzerine değerlendirmelerde bulunacaktır. Anahtar Kelimeler; Oyun mekânları, Yapılandırılmış Çevre, Işık, Renk, Doku, Malzeme.

Mekan tasarımıOyun alanlarıOyunlar+4
Tuğçe Kök
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

12-15 aylık çocuklarda demir eksikliğinin SİATT (Sosyal iletişim alan tarama testi) skoruna etkisinin değerlendirilmesi

Demir eksikliği ve demir eksikliği anemisi dünyada en sık görülen nutrisyonel eksiklik ve anemi nedenidir. Pek çok çalışmada demir eksikliği ve demir eksikliği anemisinin çocukluk döneminde büyüme ve gelişmede önemli etkilere neden olduğu bilinmektedir. Gelişmenin takibinde tarama testleri de oldukça önemlidir. Ülkemizde de pratikte kullanılmakta olan pek çok gelişim tarama testi bulunmaktadır. Demir eksikliği anemisinin, sosyal iletişim alanı değerlendirmede rol oynayan Sosyal İletişim Alan Tarama Testi'ne (SİATT) etkisi çalışmamızın amacını oluşturmaktadır. SİATT'ın günlük pratikte çocuklarımızın gelişimini değerlendirmede yaygınlaşıp, yardımcı olacağı düşüncesindeyiz. Çalışmamız prospektif bir olgu kontrol çalışmasıdır. Demir eksikliği anemisi olan 43 olgu vaka grubu olarak alındı. 69 olgu da kontrol grubu olarak belirlendi. Vaka grubu ve kontrol grubundaki olguların 12. ay ve hasta grubunun tedavisi sonrası tüm gruplarda 15. ay da SİATT tekrarlandı. Tüm olguların demografik bilgileri ve SİATT sonuçları karşılaştırıldı. Demir eksikliği anemisi olan vaka grubunda kontrol grubuna göre 12. ay SİATT sonuçlarında bakıldığında sosyal iletişim alanda gerilik yaşandığı istatiksel açıdan anlamlı değerlendirildi (p<0,05). Vaka ve kontrol grubunun laboratuvar sonuçlarına baktığımızda hemoglobin, demir ve ferritin düzeylerinin azalmasıyla SİATT toplam puanlarının da azalması istatiksel açıdan anlamlı saptandı (p<0.05). Vaka grubu tedavi sonrası kontrol grubu ile 15. ayda tekrar değerlendirildiğinde aradaki gerilemenin azalarak benzer SİATT sonuçları elde edildiği görüldü.

Anemi-demir eksikliğiDemirProspektif çalışmalar+2
Özge Yerlioğlu
Tekirdağ Namık Kemal University
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerde sosyal medya bağımlılığının sosyal görünüş kaygısı ve sosyal fobi ile ilişkisi

Bu araştırmada, ergenlerde sosyal medya bağımlılığının sosyal görünüş kaygısı ve sosyal fobi ile ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Ankara ili merkez ilçelerinde yer alan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel ve resmi eğitim kurumlarına devam eden 14-18 yaş aralığında 359 ergenle çalışılmıştır. İlişkisel tarama modeline dayanarak desenlenmiş araştırmada örneklem seçimi olarak ulaşılabilir örnekleme kullanılmıştır. Araştırma kapsamında, ergenlerin sosyal medya bağımlılığını değerlendirmek amacıyla Günüç (2009) tarafından geliştirilen ve Çömlekci ve Başol (2019) tarafından revize edilen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği, ergenlerin sosyal görünüş kaygısını değerlendirmek amacıyla; Doğan (2010) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği ve ergenlerin sosyal fobilerini değerlendirmek amacıyla; Demir ve ark (1999) tarafından geliştirilen Çapa Çocuk ve Ergenler için Sosyal Fobi Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulgularına ulaşabilmek amacıyla Sosyal Bilimler için Veri Analizi Paket Programı (SPSS) 22.0 kullanılarak, ilişkisiz gruplarda t testi, varyans analizi, Kruskal Wallis H testi, pearson korelasyon analizi testi ve basit doğrusal regresyon analizi işlemleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; ergenlerin sosyal medya bağımlılığı, sosyal görünüş kaygısı ve sosyal fobi puanları ile sosyal medyada geçirilen süre arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu; ergenlerin sosyal görünüş kaygısı, sosyal medya bağımlılığı ve sosyal fobi puanları arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, yapılan basit doğrusal regresyon analizi sonucunda ergenlerin sosyal medya bağımlılığı puanlarının sosyal görünüş kaygısı puanlarını; sosyal medya bağımlılığı puanlarının sosyal fobi puanlarını ve sosyal görünüş kaygısı puanlarının sosyal fobi puanlarını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Beden Algısı, Dijital Etkileşim, Sosyal Fobi, Sosyal Görünüş Kaygısı, Sosyal Medya Bağımlılığı.

ErgenlerSosyal fobilerSosyal görünüş kaygısı+6
Hacı Salih Dalgalı
Selçuk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerde sosyal medya bağımlılığı düzeyi ile yalnızlık düzeyi ve öz düzenleme becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Sosyal medyanın günümüz iletişim teknolojilerinde önemli bir yeri bulunmaktadır. Ergenler sosyal medya gibi yeniliklere kolayca uyum sağlamakta ve sanal bir dünyanın içindeyken gerçek sosyal ilişkilere uyumları zorlaşmaktadır. Sosyal medyanın sınırsızlığı gerçek yaşamda bulunmadığından özellikle ergenler için kendini sınırlandırılmak sorun haline gelebilmektedir. Araştırmanın amacı, ergenlerde sosyal medya bağımlılığı düzeyi, yalnızlık düzeyi ve öz düzenleme becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada sosyal medya bağımlılığı, yalnızlık düzeyi ve öz düzenleme becerisi ile ergenlerin; cinsiyet, yaş, sınıf seviyesi, lise türü, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, aylık gelir durumu değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı da incelenmiştir. Araştırmada genel tarama modelinin bir alt türü olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, Manisa il merkezinde 2024-2025 eğitim öğretim yılında devlete bağlı ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören lise öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmaya toplam 410 öğrenci katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Ergenler için Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği", "UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu" ve "Ergenler için Öz Düzenleme Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel olarak işlenmesinde ve analizinde SPSS 26 programı kullanılmıştır. İstatistiksel analiz için bağımsız örnekler t testi, Kruskal Wallis testi, Mann Whitney U, tek yönlü ANOVA, Pearson Momentler Korelasyonu Katsayısı ve Spearman Sıralama Korelasyon Katsayısı işlemleri gerçekleştirilmiştir. İstatistiksel analizlerde anlamlılık değeri p<0,05 olarak belirlenmiştir. Araştırmanın bulguları, ergenlerde sosyal medya bağımlılığının cinsiyet ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkisi olmadığını gösterirken yalnızlık düzeyinin ve öz düzenleme becerisinin cinsiyet ile arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkisi olduğunu göstermektedir. Yalnızlık düzeyi ile yaş ve sınıf seviyesi arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Anne eğitim düzeyi ile bağımlı değişkenler arasında anlamlı ilişkiler bulunmamaktadır. Baba eğitim düzeyi ve lise türü ile öz düzenleme becerisi arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Ayrıca yalnızlık düzeyi ve öz düzenleme becerisi ile aylık gelir durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Sonuç olarak ergenlerde sosyal medya bağımlılığı, yalnızlık düzeyi ve öz düzenleme becerisi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Ergenlerin sosyal medya kullanımı konusunda bilinçlendirilmesine, yalnızlık hissinin azaltılmasına ve öz düzenleme stratejilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmaların yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Ergenlik; öz düzenleme; sosyal medya bağımlılığı; yalnızlık

Geç ergenlikÇocuk gelişimi
Ebrar Deniz
Selçuk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuk gelişimcilerin hastaneye hazırlayıcı eğitim programları ile ilgili görüşlerinin ve kullanım durumlarının incelenmesi

Bu araştırmada, hastanede çalışan çocuk gelişimcilerin hastaneye hazırlayıcı eğitim (HHE) programları ile ilgili görüşlerinin ve kullanım durumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Karma araştırma yöntemine göre yürütülen araştırmada kartopu örnekleme yöntemi kullanılmış ve hastanede çalışan 152 çocuk gelişimciye ulaşılmıştır. Veri toplama aracı olarak literatür taraması sonucunda 5 alan uzmanı ve 2 istatistik uzmanından görüş alınarak oluşturulan "Hastaneye Hazırlayıcı Eğitim Programları Görüş Formu" kullanılmıştır. Görüş formu; bütün katılımcıların cevaplandırması gereken demografik ve genel bilgiler, HHE programı uyguladığını belirten katılımcıların programlarına ait özel bilgiler, HHE programı uygulamadığını belirten katılımcıların yanıtladığı bilgiler ve bütün katılımcılara yönelik sorulan açık uçlu sorulardan oluşmaktadır. Veriler betimsel istatistik yöntemleri ile analiz edilmiştir. Bulgulara göre; 152 katılımcıdan 4'ü hastane kreşi ve çocuk izlem merkezi gibi hastane dışı birimlerde görev yapmaktadır. İlgili birimlerde çalışan 148 çocuk gelişimciden HHE programları hakkında görüşler elde edilmiştir. Katılımcıların çoğunluğu lisans döneminde çocuk ve hastane dersi almış, sağlık kurum ve kuruluşunda staj yapma olanağı bulmuştur. Katılımcıların %42,1'i lisans eğitimi sırasında HHE programı hazırladığını, % 35,8'i HHE programlarıyla ilgili teorik konularda yeterli ancak uygulama konusunda yetersiz hissettiğini, büyük çoğunlukla hastanenin yoğunluğundan dolayı HHE programı uygulayamadıklarını bildirmiştir. Hastaneye hazırlayıcı eğitim programı uyguladığını belirten 4 katılımcının verileri nitel araştırma yöntemlerinden "içerik analizi" ile incelenerek "Çocuğun hastane yaşantısına tepkileri", "HHE programlarının faydaları" ve "HHE programlarının etkili kullanılması için çözüm önerileri" başlıklarında 3 ana tema ele alınmıştır. Elde edilen sonuçlar literatür ışığında tartışılmış ve yorumlanmıştır.

Eğitim programlarıHastanelerHastaneye hazırlayıcı eğitim programları+2
Polen Çıngıloğlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Pediatrik büyüme eğrilerinin model performanslarının GAMLSS yöntemi ile incelenmesi ve kantil regresyon yöntemi ile karşılaştırılması

Bir çocuğun büyüme ve gelişiminin incelenmesinde, hastalık durumunun erken tanılanmasında, beslenme durumunun değerlendirilmesinde en iyi araçlardan biri antropometrik ölçümler yardımıyla oluşturulan referans pediatrik büyüme eğrileridir. Bu tez kapsamında cinsiyete göre boy uzunluğu, vücut ağırlığı, baş çevresi ve beden kitle indeksi ölçümlerine ilişkin büyüme eğrileri farklı istatistiksel yöntemler ile oluşturulmuştur. LMS, LMSP ve LMST yöntemlerinin bir arada kullanılarak geliştirildiği GAMLSS (Generalized additive model for location, scale and shape) modeli ile kantil regresyon yöntemi sonucunda elde edilen büyüme eğrileri karşılaştırılmıştır. Her iki yöntem sonucunda büyüme eğrilerinin veriye uyumu ve model yeterliği worm grafiği ile incelenmiştir. Büyüme eğrilerinin oluşturulmasında LMSP ve LMST yöntemlerinin LMS yöntemine göre farkı, dağılımın çarpıklığını ve basıklığını dikkate almasıdır. GAMLSS modeli veride normal dağılım varsayımı gerektirirken, aynı zamanda büyüme eğrilerinin model performanslarını inceleyerek en uygun model seçimine olanak sağlamaktadır. Kantil regresyon ise veride herhangi bir dağılım varsayımı gerektirmediğinden, büyüme eğrilerinin oluşturulmasında alternatif bir yöntemdir. Bulgulara göre, GAMLSS yöntemi sonucunda daha düzleştirilmiş esnek büyüme eğrilerinin elde edildiği gözlenmiştir, fakat burada modelde etkili serbestlik derecesinin belirlenmesi oldukça önemlidir. Kantil regresyon yönteminde ise düzleştirme parametresinin seçimi oldukça önemli olup monotonluk kısıtlamaları ile esnek büyüme eğrileri oluşturulmuştur, fakat bazı antropometrik ölçümler için eğrinin uç noktalarında esnekliğin bozulduğu gözlenmiştir. Her iki yöntem sonucunda da tüm yaş grubunu içeren worm grafiklerinde wormlar %95 güven aralığında yer almaktadır. Oluşturulan büyüme eğrilerinin veriye uyumunun yeterli olduğu söylenebilmektedir.

BiyoistatistikBüyümeBüyüme eğrileri+6
Eda Çakmak
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anne-baba adaylarının çocuk gelişimi bilgisi ve fetal bağlanma düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada anne ve baba adaylarının çocuk gelişimi bilgi düzeyi ile fetal bağlanma düzeylerini ve bu değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan betimsel ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Anne ve baba adaylarının çocuk gelişimi bilgi düzeyini ölçmek üzere ''Ailelerin Gelişim Bilgisi Ölçeği''; fetal bağlanma düzeylerini ölçmek üzere ''Maternal-Fetal Bağlanma Skalası'' ve ''Paternal-Fetal Bağlanma Skalası'' kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu; Zeynep Kâmil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde takipli olan veya muayene amaçlı gelen, 18 hafta ve üzerinde gebelik haftasında daha önce doğmuş ve yaşayan bir çocuk sahibi olmayıp ilk bebeklerini bekleyen gönüllü 350 anne ve baba adayı (175 anne ve 175 baba adayı) oluşturmaktadır. Çalışma grubundan elde edilen veriler, istatistiksel analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda; hem anne ve hem de baba adaylarının çocuk gelişimi bilgisinin düşük, fetal bağlanma düzeylerinin ise yüksek düzeyde olduğu, anne adaylarının çocuk gelişimi bilgisi ve fetal bağlanma düzeyinin baba adaylarının çocuk gelişimi bilgisi ve fetal bağlanma düzeyinden yüksek olduğunu görülmüştür. Ek olarak anne ve baba adaylarının fetal bağlanma düzeylerinin; anne adaylarının çocuk gelişimi bilgisi ve fetal bağlanma düzeylerinin birbirlerini karşılıklı olarak pozitif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar ilgili literatür doğrultusunda tartışılmış ve araştırmanın sonuçlarına paralel olarak öneriler sunulmuştur. Bu çalışmanın daha önce çocuk sahibi olmayıp ilk kez anne olacak gebelerin çocuk gelişimi bilgisi ve fetal bağlanma düzeylerinin birbirini etkilediği konusunda alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Gebelik, anne-baba adayı, çocuk gelişim bilgisi, fetal bağlanma.

Ana-babaBağlanmaGüvenli bağlanma+2
Melike Ediş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lise öğrencilerinin müzikten etkilenim düzeyleriyle prososyal eğilimleri arasındaki ı̇lişkinin ı̇ncelenmesi

Bu çalışma, lise öğrencilerinin müzikten etkilenimleri ile prososyal davranışlar arasındaki ilişkiyi ve bazı değişkenlerin bu davranışlar üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın örneklem grubunu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Ağrı İl Merkezi'nde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı 19 lisede öğrenim gören 1401 öğrenci oluşturmuştur. Çalışma grubuna dahil olan öğrencilere önce araştırmacı tarafından geliştirilen genel bilgi formu sonra sırasıyla Prososyal Eğilimler Ölçeği ve Müzikten Etkilenim Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden biri olan; iki ya da daha fazla değişken arasındaki ilişkinin incelenmesi ve neden-sonuç ile ilgili ipuçları elde etmek amacıyla korelasyonel (ilişkisel) tarama yoluyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Lise öğrencilerinin demografik bilgileri % ve frekans "f" alma teknikleri ile analiz edilmiştir. Ölçeklerden alınan puanların değişkenlere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla; tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve t testi yapılmıştır. ANOVA'nın anlamlı çıkması sonucunda ise örneklem büyüklüklerinin birbirinden farklı olması sebebiyle Post-Hoc testlerinden LSD testi uygulanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre Müzikten Etkilenim Ölçeği ile ya da Prososyal Eğilimler Ölçeği'nin alt boyutlarının en az bir tanesi ile arasında anlamlı bir ilişki olan değişkenler şu şekildedir; cinsiyet, anne-baba eğitim durumu, baba çalışma durumu, aile ve öğretmen yardım ettiğini düşünme durumu, sınıf düzeyi, lise türü ve müzik türü. Müzikten etkilenim ile prososyal davranışlar arasında yapılan basit doğrusal regresyon sonucuna göre de prososyal davranışların alt boyutlarından duygusal, acil, gizli ve itaatkâr prososyal davranışlar ile müzikten etkilenim arasında ilişki olduğu saptanmıştır.

Lise öğrencileriMüzikOlumlu sosyal davranış+5
Samet Ekin
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Erken dil müdahalesinde etkileşimli kitap okuma uygulamasının gelişimsel dil gecikmesi görülen çocuklar üzerindeki etkililiğinin incelenmesi

Araştırmanın temel amacı etkileşimli kitap okuma uygulamasının, gelişimsel dil gecikmesine sahip çocukların ifade edici dil sözcük kazanımları ve ev erken okur-yazarlık ortamları üzerindeki etkisinin değerlendirilmesidir. Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü Dil ve Konuşma Ünitesine başvuruda bulunmuş toplam 13 çocuk, seçkisiz olarak, katılımcı (n=8) ve kontrol (n=5) gruplarına atanarak çalışmanın örneklemini oluşturmuşlardır. Araştırmada kullanılan ölçme araçları her iki grupta da ön test, son test ve kalıcılık test aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmada, eşleştirilmiş grupların seçkisiz şekilde deney grupları olarak atandığı yarı deneysel desen kullanılmıştır. Uygulama grubuna 8 hafta, haftada 2 oturum (oturumlar 45dk) olmak üzere etkileşimli kitap okuma uygulaması yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarında; yapılan etkileşimli kitap okuma uygulaması sonunda uygulanan TİGE II (Türkçe İletişim Davranışları Gelişim Envanteri)'ye göre gelişimsel dil gecikmesi görülen çocukların ifade edici sözcük kazanımlarında, kitaplardan seçilen hedef sözcük kazanımlarında ve ev erken okuryazarlık ortamı ölçeğine (EVOK) göre okuma ve birlikte Okuma alt test puanlarında artış olduğu görülmüştür. Genel olarak elde edilen bulgulara göre, gelişimsel dil gecikmesi görülen 29-36 ay aralığındaki çocuklara yapılan etkileşimli kitap okuma uygulamasının çocukların dil gelişimleri ve ev erken okur yazarlık ortamlarına katkı sağladığına dair kanıtlar elde edilmiştir.

Dil gelişimiKitap okumaKonuşma+3
Esra Acar Şengül
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Samed Behrengi'nin hikayelerindeki eğitsel iletiler üzerine bir araştırma

Çocuklar için yazılmış eserler, çocuğun kişisel gelişimini tamamlaması, insani değerler edinmesi, içinde yaşadığı topluma uyumlu hale gelmesi, çevreye ve hayvanlara karşı duyarlı olması, ulusal ve evrensel anlamda ihtiyaç duyulan değerlere sahip olması açısından çok önemlidirler. Çocuk edebiyatı ürünleri üstlendikleri eğiticilik görevini okuyucusuna sunduğu eğitsel iletilerle gerçekleştirir. Bu iletiler çocuğun kişisel, toplumsal, evrensel, dinî, ulusal gelişimine katkı sunacağı gibi bazı durumlarda yazarın kendi ideolojik fikirlerini sunduğu araç olarak da kullanılabilir. Çocuk edebiyatı ürünleri, çocuk eğitiminde en önemli araçlardan biridir. Yazarlar, çocuk edebiyatı ürünleriyle çocuğa çeşitli iletiler sunmaktadır. Sunulan bu iletiler, kimi zaman eğitsel iletilerden oluşurken kimi zaman da eğitsel olmaktan çok uzaktır. Bu yönüyle çocuk edebiyatı ürünlerinin verdiği mesajlar, çocukların yetiştirilmesinde önemli bir etkendir. SamedBehrengi, çocuklar için yazdığı kitaplarla çocukların, içinde yaşadıkları toplumun bir parçası olarak, toplumun sorunlarına ve gerçeklerine yabancı kalmamalarını, duyarlı olmalarını amaçlamıştır. Bu araştırmada, SamedBehrengi'nin 17 hikâyesi özellikle eğitsel iletiler bakımından incelenmiş ve bu iletilerin çocuk eğitimi açısından katkıları vurgulanmıştır. Araştırmada çocuk edebiyatı ürünlerinde bulunması gereken özellikler ve iletilerin nasıl olması gerektiğine dair kriterler göz önünde bulundurulmuştur.SamedBehrengi hikâyelerindeki eğitsel iletilerin tespit edilmesi ve yazılı metinlerin analizi amaçlandığı için nitel araştırma desenlerinden doküman incelemesi modeli kullanılıp,tespit edilen eğitsel iletilerin de farklı temalar altında toplanması için içerik analizi tekniği kullanılmıştır.Araştırmada kullanılacak kategorilerin oluşturulması ve kodların belirlenmesi amacıyla, araştırmanın inceleme nesnelerini oluşturan hikâyeler okunup, iletiler saptanmış, bu iletiler belirli kategorilere ayrılmıştır. Kategorilere ayrılan iletiler uzman görüşüne sunulmuştur. Uzman görüşlerine göre kategorilerde yer alacak iletiler yeniden düzenlenmiştir.Amaçlarına göre iletiler beş kategori altında kodlandıktan sonra sunuluş biçimlerine göre doğrudan ve dolaylı yoldan aktarım olmak üzere iki farklı kategori altında tekrar kodlandırılmıştır.SamedBehrengi'nin on yedi hikâyesinde 173 eğitsel ileti tespit edilmiştir. Amaçlarına göre bu iletilerin 140 tanesi kişisel gelişimi, 19 tanesi toplumsal gelişimi, 12 tanesi dinî gelişimi, 1 tanesi ulusal gelişimi, 1 tanesi de evrensel gelişimi destekleyen iletilerden oluşmaktadır. Bu iletilerin sunuluş biçimlerine göre ise 170 tanesi dolaylı yoldan aktarılan, 3 tanesi doğrudan aktarılan iletilerden oluştuğu tespit edilmiştir.

Behrengi, SamedEdebiyatEğitim+7
Serhat Akçay
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Masal kitaplarının 5-6 yaş grubu okul öncesi eğitim çocuklarının gelişimi üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri

Kitap, okul öncesi çocuklarının gelişiminde etkili olan önemli ve etkili bir uyarıcı araçtır. Okul öncesi dönem çocuğu için bu denli önemli olan kitapların en etkileyicisi olanı ise masallardır. Masallar olağanüstü olayların, kahramanların olduğu ve çocuğu renkli diyarlarla tanıştıran büyülü bir dünyadır. Bu araştırma "Çocuk Edebiyatı" yazını olan masal kitaplarının nitelikleri ve çocuk gelişimine etkilerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma, 1994 yılı ile 2015 yılları arasında, yayınevleri tarafından okul öncesi yayınları türünde yayınlanmış ve hala 5-6 yaş anasınıfı kitaplıklarında yer alan 27 adet masal kitabı incelenerek yapılmıştır. Araştırmacıların yazılı kaynaklarda belirttikleri bilgiler incelenerek; masal kitaplarının Çocuk Edebiyatı kriterleri açısından ve çocuk gelişimine etkileri açısından nitelikleri ve etkileri incelenmiştir. İnceleme sonunda masalların olumlu etkilerinin gelişimsel açıdan önemli bir yeri olduğu, bunun yanı sıra olumsuz etkilerinin de olabileceği görülmüştür. Bu gözlemler doğrultusunda masal kitaplarının olumlu ve olumsuz etkileri belirlenerek elde edilen bulgular sonucunda masal kitaplarının okul öncesi 5-6 yaş çocuklarının duygusal ve davranışsal olarak nasıl etkileneceği belirtilerek alınacak önlemler sonuç bölümünde belirtilmiştir. Ayrıca çocuk edebiyatı kurallarına ve çocuk psikolojisi kriterlerine ve günümüz koşullarına uygun masal yazımı hususunda yeniden doğan bir ihtiyacın da gereklilik olduğu fark edilmiştir.

Masal kitaplarıMasallarOkul öncesi eğitim+2
Zühre Koç
İstanbul Aydın University
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul öğrencilerinin sanat gelişiminde müzelerin etkisi

Başlangıcından bu yana "Sanat"ın gelişim evrelerinin tarihsel süreçte toplumların, sosyal, coğrafi ve kültürel yapılarına göre değiştiği bilinmektedir. Sanat, hayatı anlayan insan zekasının tabiatı işleyerek, ilgi çekici, en güzel biçimlere ve tasarımlara dönüştürerek görsel olarak ifade etmesidir. Sanatın değişmeyen değerlerinden estetik, özgünlük ve yaratıcı düşüncenin hep var olduğunu görmekteyiz. Sanat eğitimi çocukların, insanların ve toplumların kültürel gelişmesinde önemli bir yere sahip, eğitimin oldukça önemli bir parçasıdır. Her çocuğun gelişim düzeyi ve hızı yaş dönemlerine göre farklılık göstermektedir. Çocuklar kendine özgü bir bireydir. Çocukların eğitim-öğretim dönemi olan okul hayatlarında aynı yaş gruplarında benzer gelişim evreleri gözlenmesine rağmen aile ve bulunduğu toplumdaki kültürel çevrenin özelliğiyle de eğitiminde bazı farklılıkların oluştuğunu bilmekteyiz. Geçmişten geleceğe uzanan kültürel izleri taşıyan müzeler, gerek çocuklar gerekse yetişkinler için içinde yaşadığımız dünyayı deneyimleyerek öğrenmeleri adına önemli kurumlardır. Özellikle yetişme ve öğrenme çağındaki çocukların, olayları ve çeşitli olguları ortamında gözlemleyerek ve birebir yaşayarak, duygu ve düşüncelerini daha iyi ifade ettikleri, yaratıcı düşüncelerini geliştirme ve yorumlama güçlerini artırmada daha başarılı olabilecekleri bilinmektedir. Yaşayan tarih, bilim, kültür yuvası olan müzeler de çocukların bu temel sosyal ihtiyaçlarını giderme anlamında önemli yapılardır. Bu gerçeklikten yola çıkarak, teorik ve uygulamalı sanat eğitiminin birlikte yürütülmesi, eş zamanlı götürülmesinin çocukların düşüncelerinde, doğalarında varolan yaratıcılıklarında ve algısal zenginliklerine katkısında nasıl ve hangi düzeyde bir etki yarattığını gözlemleyebilmek amacıyla 6. sınıf öğrencilerinin katılımıyla bir çalışma gerçekleştirilmiştir. "Ortaokul Öğrencilerinin Sanat Gelişiminde Müzelerin Etkisi" konulu hazırlanan bu tez çalışması, literatür taraması ve uygulamalı çalışmaların incelendiği altı bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölümde: Problemin tespiti, amacı, araştırma metodolojisi hakkında girişten oluşmaktadır. İkinci Bölümde: Müze Kültürü ile ilgili genel bilgileri; müze tanımı amaç ve işlevleri-Avrupa ve Dünya kültüründe müzecilik ile Türkiye'de müzeciliğin tarihi gelişimine yönelik bilinen sanat müzelerinden incelemeler ve gidilecek müzelerden bahsedilmiştir. Üçüncü Bölümde: Çocuk ve çocuk gelişim aşamaları ve öğrenme yöntemleri ele alınmıştır. Dördüncü Bölümde: Ortaokulda sanat eğitimi ve sanatsal yaratma yönelimleri incelenmiştir. Beşinci Bölümde: Müze ziyaretlerine yönelik yapılan uygulamalar, çalışma grubu, önce ve sonrasında yapılan eğitim çalışmaları yorumlanmıştır. Altıncı Bölümde: Sonuç kısmında çocukların sanatsal algı, tutum ve davranışlarının gelişimine yönelik eğitim-öğretimde neler yapılabileceğine dair öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sanat, Müze, Sanat Eğitimi, Çocuk Gelişimi, Yaratıcılık, Müze Bilinci.

Görsel sanatlar eğitimiMüzelerOkul-müze+7
Hüsniye Yıldırım
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi çocuk kitaplarındaki illustrasyonların, çocuğun gelişimine etkileri

Resimli çocuk kitapları çocuğun duygusal, fiziksel ve zihinsel gelişimi açısından önemi oldukça büyüktür. Çocuğun ilerleyen yaşlarda okuma alışkanlığı kazanabilmesi için okul öncesinde tanıştığı kitapları sevmesi önemlidir. Bunun en güzel yolu okul öncesi dönem çocukları için hazırlanmış, görsel bir uyaran olarak illüstrasyonun kullanıldığı nitelikli kitaplardır. 2-5 yaş arası çocuğun ilk algısı görsel olduğu için, bu dönemde gösterilen kitaplarda öğretilecek bilgiler illüstrasyon açısından güçlü, anlaşılır ve gerçeğe dayalı olmalıdır. Kitaplar çocuklara içinde bulundukları dünyayı daha iyi anlamaları konusunda yardımcı olur. Bu sebeple okul öncesi çocuk kitaplarındaki illüstrasyonlar ve metin çelişmemeli, çocuğun ilgisini çekecek şekillerde çizilmeli ve renklendirilmelidir.

Grafik tasarımıKitaplarOkul öncesi dönem+6
Buse Özek
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gelişim problemi olan 2-6 yaş çocuklarda duyu-motor algı ve hareket eğitiminin gelişim alanları ile duygu ve davranış problemlerine etkisi

Bu araştırmada, duyu-motor algı ve hareket eğitiminin gelişimsel problemleri olan 2-6 yaş çocukların gelişim alanları ile duygu ve davranış problemlerine etkileri incelenmiştir. Duyu-motor algı ve hareket eğitimi programı,2-6 yaş arası Otizm Spektrum Bozukluğu gösteren dokuz (9 çocuk), Dil Bozukluğu gösteren üç (3 çocuk), Genel Gelişim Gecikmesi gösteren üç (3 çocuk) toplam 15 çocuk, kişisel ve sosyal, ince motor, kaba motor, dil gelişimi, duygu ve davranış problemlerine yönelik çalışmadır. 18 hafta boyunca, haftada 6 gün, günde 2 saat ve toplam da 216 saat uygulanmıştır. Araştırmamızın değişkenlerin kontrolü amacıyla araştırma gurubuna çalışma boyunca farklı bir eğitim uygulaması yaptırılmamıştır. Temel gelişim seviyesini belirlemek amacıyla Denver II Gelişim Testi, davranış özelliklerini belirlemek amacıyla 2-3 yaş Çocuk Davranış Değerlendirme Ölçeği ile 4-18 yaş Çocuk Davranış Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın verileri, SPSS 21,0 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde parametrik olmayan testlerden Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Bu verilerin analizleri 2-3 yaş ve 4-6 yaş grubu olarak iki kısımda değerlendirilmiştir. 2-3 ve 4-6 yaş grubu Wilcoxon işaretli sıralar testi sonuçlarına göre duyu-motor algı ve hareket eğitimi sonrası çocukların Denver-II gelişim ölçeği ve alt boyutları (kişisel-sosyal, ince motor, dil ve kaba motor gelişim) ön test ve son test ortalamaları incelendiğinde verilen eğitimden sonra tüm alt boyutlarda ve genel toplam puanlarda istatistik olarak anlamlı düzeyde farklılık olmuştur. 2-3 yaş ve 4-6 yaş Çocuklar İçin Davranış Değerlendirme Ölçeği (ÇDDÖ) ön test puanları ile son test puanları karşılaştırıldığında duyu-motor algı ve hareket eğitimi sonrası Çocuklar İçin Davranış Değerlendirme Ölçeği içe yönelim, dışa yönelim ve genel toplam puanlarda istatistik olarak anlamlı düzeyde puanların düştüğü görülmüştür. Sonuç olarak araştırma grubu olan 2-6 yaş çocuklarda duyu-motor, algı ve hareket eğitiminden sonra kaygı düzeylerinde düşüş olduğu, saldırgan ve yıkıcı davranışlarında azalmalar, ince motor, kaba motor, dil ve sosyal alanlarında olumlu gelişim görülmüştür.

Davranış bozukluklarıDuyuşsal davranışlarGelişim bozuklukları+6
Remzi Güleç
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocukların sosyal uyum ve duygu düzenleme düzeylerinin gelişiminde çocuk merkezli oyun terapisinin etkililiği

Bu araştırma "Çocukların Sosyal Uyum ve Duygu Düzenleme Düzeylerinin Gelişiminde Çocuk Merkezli Oyun Terapisinin Etkililiği"ni sınamak amacı ile yapılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında çocukların sosyal uyum ve duygu düzenleme düzeylerinin değerlendirmesi amacıyla İstanbul-Bahçelievler bölgesinde özel bir yuvaya devam eden 3-6 yaş arası toplam 100 çocuğun ebeveynine LaFrenierre ve Dumas (1996) tarafından geliştirilen ve Çorapçı, Aksan, Yalçın ve Yağmurlu (2010) tarafından Türkçe geçerlilik çalışması yapılan Sosyal Yetkinlik ve Davranış Değerlendirme Ölçeği-30 (SYDD-30) ve Shields ve Cicchetti (1997) tarafından geliştirilen ve Batum ve Yağmurlu (2007) tarafından Türkçe geçerlilik çalışması yapılan Duygu Düzenleme Ölçeği (DDÖ) uygulanmıştır. Alınan sonuçlar doğrultusunda grubun, SYDD-30'un alt ölçeklerinden olan; sosyal yetkinlik alt ölçeği için medyan değeri 45,81; kızgınlık-saldırganlık alt ölçeği için 20,54; anksiyete-içe dönüklük alt ölçeği için 19,00; DDÖ'nün alt ölçeklerinden olan; değişkenlik/olumsuzluk alt ölçeği için 31,00 ve duygu düzenleme alt ölçeği için 25,00 olarak hesaplanmıştır. Hesaplanan kızgınlık/saldırganlık, anksiyete/içe dönüklük, değişkenlik/olumsuzluk alt boyutlarının medyan değerlerinin üstünde kalan ve sosyal yetkinlik, duygu düzenleme alt boyutlarında da hesaplanan medyan değerinin altında kalan katılımcılar araştırma için seçilmiştir. Demografik formda bulunan anne-baba eğitim düzeyi ve çalışma durumları da göz önünde bulundurularak seçilen 20 çocuktan 10 tanesi deney (5 kız, 5 erkek), 10 tanesi de kontrol (5 kız, 5 erkek) grubuna random atama ile atanmıştır. Deney grubundaki 10 çocukla Axline (1947) geliştirmiş olduğu oyun terapisi 8 oturum olmak üzere bireysel olarak gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubu ile herhangi bir uygulama yapılmamıştır. 8 oturumun sonunda her iki grubun ebeveynlerinden Sosyal Yetkinlik ve Davranış Değerlendirme Ölçeği- 30 (SYDD-30) ve Duygu Düzenleme Ölçeklerini yeniden doldurmaları istenmiştir. Araştırmada öntest - sontest ve deney grubu ve kontrol grubu arasındaki puan farklılıkları için gruplar arası modeli kullanılmıştır. Deneysel bir araştırma modelidir. Oyun terapisi bağımsız, sosyal ve duygusal gelişim bağımlı değişkenler olarak ele alınmıştır. Araştırma soruları için (n=20) elde edilen veriler parametrik istatistik sayıltılarını karşılamadığı için parametrik olmayan analizler yürütülmüştür. Bu verilerin analizinde frekans analizi, betimleyici tablo, korelasyon analizi, Wilcoxon İşaret testi ve Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Çalışmanın başlangıcında kontrol ve deney grubunun SYDD-30 ve Duygu Düzenleme Ölçek puanlarında istatistikî olarak fark bulunmamıştır. 8 haftalık çalışma sonucunda ise oyun terapisi desteği alanların sosyal yetkinlik (U= 6.00, p<.05), kızgınlık saldırganlık (U= 9.00, p<.05), anksiyete içe dönüklük (U= 10.00, p<.05) ve değişkenlik olumsuzluk (U= 4.50, p<.05) puanlarının anlamlı derecede farklılaştığı görülmüştür. Bu bulgular alan yazındaki çalışmalar ile paralellik göstermektedir. Bu sonuç oyun terapisinin, çocuklarda sosyal uyum ve duygu düzenleme düzeyleri üzerinde etkili olan bir yöntem olarak kullanılabileceğini göstermektedir.

Duygu düzenlemeOyun terapisiOyunlar+4
Serap Buharalı
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlikte mesleki yaratıcılık: Bir yorumlayıcı fenomenolojik analiz çalışması

Öğretmenlikte mesleki yaratıcılık, çocuk gelişiminde oldukça önemli rol oynamaktadır. Çeşitli ve yaratıcı öğrenim-öğretim yöntemleri ile hem mesleki motivasyon artmakta hem de çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine katkı sağlanmaktadır. Bu çalışmada öğretmenlerin kendi mesleki yaratıcılık deneyimlerinin kendi bakış açılarıyla ele alınması hedeflenmiştir. Bu amaçla, altı katılımcı ile yarıyapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmeler bir nitel analiz yöntemi olan Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz kullanılarak analiz edilmiştir. Bu analiz sonucunda; 'yaratıcılığın deneyimlenmesi', 'zorluklarla baş etmek', 'öğretmenliğin etkileri', 'öğretmen adaylarına tavsiyeler' olmak üzere dört üst tema oluşturulmuştur. Bulgular; üst temalar ve onların alt temaları, görüşmelerden alınan alıntılar ile birlikte sunulmuştur. Çalışma kapsamında; bulgular ve literatür araştırmalarıyla birlikte, 'öğretmenlikte mesleki yaratıcılık' incelenmiştir. 'Mesleki yaratıcılık' ve 'öğretmenlikte yaratıcılık' araştırmalarına katkı sağlamak adına, bu çalışmanın sınırlılıkları tartışılarak öneriler sunulmuştur. Sonuç olarak; bu çalışma öğretmenlerin öğrenim ortamında nasıl konumlandıklarını ve toplum içerisinde yaratıcılığı yenileyebilecek rollerinin önemini sorgulamıştır. Anahtar kelimeler: Öğretmenlik, Yaratıcılık, Mesleki, Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz

FenomenolojiMesleki duyarlılıkMesleki gelişme+3
Bükem Töre
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Acil servise ateş şikayeti ile başvuran 0-5 yaş arası çocuklara yapılan ev ziyaretlerinin büyüme gelişmeye, tekrar hastaneye başvurmaya etkisi

Bu araştırmanın amacı, acil servise ateş şikâyeti ile başvuran 0-5 yaşındaki çocuklara yapılan ev ziyaretlerinin büyüme gelişmeye ve tekrar hastaneye başvurmaya etkisini saptamaktır. Randomize olmayan kontrollü çalışma olan bu araştırmanın örneklemini; 31 deney 31 kontrol olmak üzere 3 yaşındaki 62 çocuk oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında anket formu, 3 yaşındaki çocuklara ait evde izlem ve bakım formu ve Ankara gelişim tarama envanteri (AGTE) kullanılmıştır. Deney grubundaki çocuklara 3 ay boyunca ayda bir defa ev ziyaretleri ile bakım ve izlemler yapılmıştır. Kontrol grubuna ise hastanede ve evde olmak üzere iki görüşme yapılmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS Statistics v.22.0 paket programında tanımlayıcı istatistik, independent samples t-testi, ki-kare testi ve fisher's exact testi kullanılarak analiz edilmiştir. Tüm analizler için 0,05'in altındaki p değeri anlamlı kabul edilmiştir. Bu çalışmanın bulgularına bakıldığında; AGTE genel gelişim puan ortalaması 1. ayda deney (122,42±4,5) ve kontrol grubunda (123,45±4,0) hemen hemen aynı iken (p>0.05), 3. ayda deney grubu (131.74±4.1) kontrol grubuna (124,19±3,8) göre daha fazla artış göstermiştir (p<0,05). AGTE T tablosuna göre normal olan çocukların oranı 1. ayda deney ve kontrol grubunda aynı iken (%61,3, p>0.05), 3. ayda ise bu oranların deney grubunda (%96,8) artış gösterirken, kontrol grubunda (%41,9) azaldığı saptanmıştır (p˂0,05). Toplamda çocukların %30,6'sının AGTE T tablosuna göre normal olmadığı görülmüştür. Çocukların ateş şikayeti ile hastaneye tekrar başvurma ortalamasının 3. ayda deney grubunda 0.26±0.4, kontrol grubunda 0,65±0,5 olarak hesaplanmıştır (p˂0.05). Sonuç olarak bu araştırma, hemşireler tarafından yapılan ev ziyaretlerinin hem çocukların büyüme ve gelişimi üzerinde etkili olduğunu hem de ateş şikayetiyle hastaneye tekrar başvuru sayısını azalttığını saptamıştır.

Acil servis-hastaneAcil tıpAteş+4
Seher Güzelakçakaya
Harran University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

05-06 yaş çocukların anne bağlanma stilleri ile sosyal yetkinlik ve davranış ilişkisinin incelenmesi

Hazırlanan bu çalışmada 05-06 yaş çocukların anne bağlanma stilleri ile sosyal yetkinlik ve davranış ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. 05-06 yaş çocuğun sosyal yetkinlik ve davranışlarının yordanmasında, anneye bağlanma stilinin etkili olup olmadığı; var ise nasıl etkisi olduğu, farklı demografik değişkenlerle incelenerek araştırılmıştır. Bu kapsamda araştırma, Mayıs 2020- Haziran 2020 tarihleri arasında İstanbul, Mersin, Balıkesir ve Adıyaman şehirlerinde yaşamakta olan 05-06 yaş çocuğa sahip 345 anne ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplamak amacıyla, Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği, Sosyal Yetkinlik ve Davranış Değerlendirme-30 Ölçeği (SYDD-30) veri toplama aracı olarak kullanılmış bulunmaktadır. Araştırma amacı kapsamında toplanan veriler, SPSS-22 paket programı kullanılarak analiz edilmiş olup araştırma problemlerine yanıt aranmıştır.Araştırma amacı kapsamında, 05-06 yaş grubundaki çocukların bağlanma stilleri ile sosyal yetkinlik ve davranışları arasındaki ilişki ele alınmıştır. Araştırma bulgularına göre; 05-06 yaş grubundaki çocukların %47.8'i kız ve %52.2'si ise erkektir. Çocukların bakımını %64.1 oranında ebeveyn, %20.0 oranında büyük anne ve %15.9 oranında ise bakıcı karşılamıştır. Çocukların %8.7'si tıbbi bir sorun yaşamışken %91.3'ü tıbbi bir sorun yaşamamıştır. Katılımcıların %56.8'i okula hızlı adapte olurken, %32.8'i orta ve %10.4'ü ise zor adapte olmuştur. 05-06 yaş grubundaki çocukların sosyal yetkinlik ve davranış toplam puanları ile kızgınlık-saldırganlık ve anksiyete-dönüklük puanları ile güvenli bağlanma, kaçınan bağlanma ve kaygılı-kararsız bağlanma stilleri arasında anlamlı ilişki olduğu sonucu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler:Bağlanma stilleri,Çocuk Gelişimi, Sosyal yetkinlik ve davranış

Ana-babaya bağlanmaBağlanmaBağlanma stilleri+5
Gözde Sevinç Yumşak
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bitlis halk masallarının çocuğa uygunluğu ve değerler eğitimine katkısı üzerine bir inceleme

Bu çalışmanın amacı Bitlis halk masallarının çocuğa uygunluğunu ve değerler eğitimine katkısını belirlemektir. Bu amaç çerçevesinde çalışmada "nitel" araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın verilerini toplamak için nitel araştırma desenlerinden "doküman taraması" yapılmıştır. Çalışmanın materyalini 60 adet Bitlis masalı oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Masalların Çocuğa Uygunluğunu İnceleme Formu" ve "Değer İnceleme Formu" kullanılmıştır. Bu formlar araştırmacı tarafından uzman görüşü alınarak hazırlanmıştır. Veri toplama araçlarıyla toplanan verilerin analizinde nitel analiz tekniklerinden "betimsel analiz" yapılmıştır. Çalışmanın sonunda şu sonuçlara ulaşılmıştır: Bitlis masalları, konu, ana karakterler, olay örgüsü, mekân, zaman, öğretim ilkelerine uygunluk, düz anlatım, cümle özellikleri, kıssadan hisse çıkarma, mutlu son bakımlarından başarılı bulunmuş; tekerlemeler, doğru ve etkili anlatım, söz varlığı, imla ve noktalama, tasvirler, estetik ve dua bakımlarından ise yetersiz bulunmuştur. Değerler eğitimi bakımından Bitlis masallarının zengin içeriğe sahip olduğu belirlenmiştir. Masallarda en yoğun işlenen değerler; İnanç değeri (f=231), Yardımlaşma değeri (f=95), Problem çözme değeri (f=92), Dürüstlük değeri ( f=81), Sevgi değeri (f=68), Saygı değeri (f=65), Sağlık değeri (f=53), Arkadaşlık değeri (f=49), Aile değeri (f=49), Çalışkanlık değeri (f=46), Sorumluluk değeri (f=45), Cesaret değeri (f=41), Estetik değeri (f=41) Adalet değeri (f=36), Öz denetim değeri (f=21) olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Masallarda en az işlenen değerlerin ise Bilimsellik değeri (f=2), Nezaket değeri (f=7), Vatanseverlik değeri (f=9), Sabır değeri ((f=16) olduğu belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: Bitlis masalları, çocuğa uygunluk, değerler eğitimi

Anadolu halk masallarıBitlisDeğerler+5
Sezer Kardaş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Van ili okul öncesi dönem çocuklarının büyüme–gelişme durumlarının değerlendirilmesi

Bu çalışma, Van ilinde 3-5 yaş arasındaki 452 çocuğun büyüme, gelişme, beslenme alışkanlıkları ve sosyoekonomik faktörler arasındaki ilişkiyi incelemiştir (Mayıs-Haziran 2024). Farklı sosyoekonomik düzeydeki çocukların katıldığı araştırmada, ebeveynlerin sosyoekonomik durumları, çocukların beslenme alışkanlıkları ve detaylı antropometrik ölçümleri (boy, ağırlık, BKİ, kafa çevresi, kafa uzunluğu, kafa genişliği, bel çevresi, kalça çevresi, göğüs çevresi, omuz genişliği, kulaç genişliği, büst yüksekliği, tüm kol uzunluğu, üst kol uzunluğu, ön kol uzunluğu, biceps çevresi, dirsek genişliği, el bilek genişliği, alt taraf yüksekliği, alt bacak uzunluğu, üst bacak uzunluğu, diz yüksekliği, alt diz genişliği, ayak bilek genişliği) SPSS 21 ile analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, antropometrik ölçümlerin yaşla arttığı belirlenmiştir. Temel bulgulardan biri, düşük sosyoekonomik düzeyin çocukların fiziksel gelişimini (boy, kafa çevresi, ekstremite uzunluğu) olumsuz etkilemesidir. Çocukların %66.8'i normal ağırlıkta olup, yaşla birlikte zayıflık oranı azalırken, fazla kiloluk oranı artmaktadır. Örneklemin büyük çoğunluğunun boyu normal aralıktadır. Araştırma, gelişimsel süreçlerin genetik ve çevresel etkileşimle şekillendiğini ve sosyoekonomik faktörlerin önemli rol oynadığını göstermektedir.

Fiziksel büyümeFiziksel ölçümlerÇocuk beslenmesi+1
Şeyma Karan Tunç
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

60-66 aylık iken ilkokula başlayan öğrencilerin okuma yazma beceri gelişimlerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, ilkokul birinci sınıfa 60-66 aylıkken başlayan öğrencilerin ikinci sınıfa devam ederken okuma ve yazma becerilerinin gelişim durumlarını belirlemektir. Araştırmada tarama modelinin tekniklerinden olan betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 60-66 aylıkken ilkokul birinci sınıfa başlayan ve 2013-2014 eğitim öğretim yılında ikinci sınıfa devam eden, Uşak ili merkez Atatürk İlkokulu ve Aybey İlkokulu'na kayıtlı 38 ilkokul ikinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak okuma metinleri, öğrencilerin okumalarının kayıt altına alındığı videolar, okuma metinlerine ilişkin sorular, öğrencilere yazdırılmak amacıyla belirlenmiş metinler, yanlış analiz envanteri, yazım kılavuzu ve çok boyutlu okunaklılık ölçeği kullanılmıştır. Okuma metinleri ve yazma metinleri Millî Eğitim Bakanlığı Talim Tebriye Kurulu Başkanlığı tarafından incelenmiş ve kullanılmakta olan ilkokul 2. sınıf ders kitaplarından seçilmiştir. Okuma metinlerine ilişkin sorular uzman görüşü alınarak araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. Verilerin analizinde "aritmetik ortalama", "yüzde" ve "frekans" değerleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, ilkokul birinci sınıfa 60-66 aylıkken başlayan öğrencilerin ikinci sınıfa devam ederken okuma ve yazma becerilerinin olması gereken seviyeden daha geride olduğu tespit edilmiştir. Özellikle okuduğunu anlama ve okunaklı yazma boyutlarında seviyelerinin daha da düşük olduğu görülmüştür. İlkokul birinci sınıfın ikinci döneminde okuma ve yazma becerisinin kazanıldığı göz önünde bulundurularak araştırmanın sonuçları sorgulanmalıdır. Araştırmanın bu yönüyle alana ve uygulamalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: 60-66 aylık, ikinci sınıflar, okula başlama yaşı, okuma, yazma

Okul çağı dönemiOkuma-yazmaÇocuk gelişimi+2
Ahmet Erkam Işık
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6-36 ay arasında bebeği olan anne-babaların çocuk kitaplarının gelişimsel yönü ile ilgili deneyimlerinin ve düşüncelerinin incelenmesi

Bu çalışma, 6-36 ay aralığında bebeği olan anne-babaların kitaplarının gelişimsel yönü ile ilgili deneyim ve düşüncelerini derinlemesine incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yapılan araştırma nitel araştırma yöntemlerinden biri olan temel yorumlayıcı yöntem ile desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 6-36 ay aralığında farklı aylarda çocuğu bulunan 10 anne ve 2 baba oluşturmaktadır. Araştırmadaki veriler alan uzmanlarının görüşü ile hazırlanan "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ve "Genel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Elde edilen veriler MAXQDA programında analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda "Kitapla Kurulan İlişki", "Kitap Seçimi" ve "Kitap Okuma Pratikleri" ana temaları oluşturulmuştur. Temaları daha detaylı ele almak amacıyla kategoriler ve alt kategorilere de ayrılarak yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda anne-babaların kitapla kurdukları ilişkilerde gündelik hayatta kitapları konumlandırmaları günlük akışın bir parçası olarak gördükleri fakat fiziksel olarak kitabın ev ortamlarında herhangi bir alanının olmadığı belirtilmiştir. Kitapların hediye olarak yaşamlarında özel günlerle sınırlandırdıkları, kitap okumaya başlama yaşının en geç bir yaş olduğu ve kendilerinin kitap okuma alışkanlıklarının kısıtlı olduğu yönünde görülmüştür. Kitap seçiminde benzer süreçler yaşadıkları gözlemlenmiştir. Okuma pratiklerine bakıldığında kitap okuma esnası ile sınırlı kaldığına, birlikte kitap okuma yerine kitap okuma olarak nitelendirdiğine, tercih edilen kitapların fiziksel ve içerik özelliklerine göre şekillendiğine, kitap okumaya engel durumları çocuğun dikkat süreleriyle ilişkilendirdiklerine, okuma yapan kişinin bakım veren kişi ile paralellik gösterdiğine ve anne-babaların mesleklerinin okumayı şekillendiren demografik özellik olduğuna dikkat edilmiştir.

Ana-babaAna-baba tutumuBirlikte kitap okuma+7
Sevda Nur Tokur
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Duygu sosyalleştirme davranışları ve gelişimsel çocuk sonuçları: Kuşaklararası bir inceleme

Araştırmanın temel amacı okul öncesi dönemde duygu sosyalleştirme sürecinin derinlemesine incelenmesidir. Bu amaç kapsamında iki çalışma yürütülmüştür. Birinci çalışmada, annelerin duygu sosyalleştirme davranışlarını yordayan bireysel ve büyüdükleri ortama ilişkin özellikleri araştırılmıştır. İkinci çalışmada, annelerin duygu sosyalleştirme davranışları ile çocukların olumlu sosyal ve problem davranışları arasındaki ilişkide anne-çocuk ilişkisi ve çocukların duygu düzenleme becerilerinin rolü incelenmiştir. Birinci çalışmaya 76 anneanne (Ort. = 58.66, SS = 6.49) ve anne (Ort. = 34.39, SS = 3.99) katılmıştır. Birinci çalışmanın bulgularına göre, annenin duyguları göz ardı edici üst duygu felsefesi ve nevrotizm düzeyi destekleyici duygu sosyalleştirme davranışlarını negatif yönde, destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme davranışlarını ise pozitif yönde; bastırma düzeyi destekleyici duygu sosyalleştirme davranışlarını pozitif yönde ve destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme davranışlarını negatif yönde yordamıştır. Bununla birlikte, anneannenin destekleyici duygu sosyalleştirme davranışları annenin destekleyici duygu sosyalleştirme davranışlarını; anneannenin destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme davranışları annenin destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme davranışlarını pozitif yönde yordamıştır. Son olarak annelerin bastırma düzeyi didaktik duygu sosyalleştirme davranışlarını negatif yönde yordamıştır. İkinci çalışmaya 172 anne (Ort. = 34.41, SS = 4.51) ve çocuk (Ort.= 50.91, SS = 9.26) katılmıştır. İkinci çalışmanın bulgularına göre, eğitim düzeyi düşük annelerin küçümseyici ve sosyal normları anlatma davranışları anne-çocuk çatışmasını negatif yönde yordayarak çocukların duygu düzenleme becerilerinde artışı yordamıştır ve bu da çocukların olumlu sosyal davranışlarında artışı problem davranışlarında ise azalmayı yordamıştır. Buna ek olarak, eğitim düzeyi yüksek annelerin çözüm önerme davranışları anne-çocuk iş birliğini pozitif yönde yordayarak çocukların duygu düzenleme becerilerinde artışı yordamıştır ve bu da olumlu sosyal davranışlarda artışı, içe yönelim ve dışa yönelim problemlerinde azalışı yordamıştır. Mevcut çalışma, duygu sosyalleştirme davranışlarının kuşaklararası aktarımının incelendiği ilk çalışma olması ve okul öncesi dönemde duygu sosyalleştirme davranışlarının gelişimsel çocuk sonuçları arasındaki ilişkileri ortaya koyması açısından ilgili alanyazına önemli katkı sağlamıştır. Yürütülen iki çalışmanın bulguları, eğitim düzeyinin duygu sosyalleştirme davranışları açısından önemli bir belirleyici olduğunu ortaya koymuştur.

Ana-babaların duyguları sosyalleştirme davranışlarıDuyguDuygu sosyalizasyonu+5
Zeynep Çakmak
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erken paylaşımlı kitap okumanın bebeğin dil, bilişsel ve kişisel sosyal gelişimine etkisinin incelenmesi: Sosyoekonomik yetersizlikleri sebebiyle risk altında olan bebekler

ÖKTEN, Ö. Erken Paylaşımlı Kitap Okumanın Bebeğin Dil, Bilişsel ve Kişisel Sosyal Gelişimine Etkisinin İncelenmesi: Sosyoekonomik Yetersizlikleri Sebebiyle Risk Altında Olan Bebekler, Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2022. Bu araştırmada erken dönemde paylaşımlı kitap okumanın, sosyoekonomik yetersizlikleri sebebiyle risk altında olan çocukların dil, bilişsel ve kişisel-sosyal gelişimine olumlu yönde etki etmesi amaçlanmıştır. Ek olarak anne-bebek erken paylaşımlı kitap okuma destek programına dâhil olan annelerin program uygulamasının sonrasında kitap okuma becerilerine yönelik farkındalık düzeyinde artış sağlaması amaçlanmıştır. Çalışma grubu Sağlık Bakanlığına bağlı Kaletepe Sağlıklı Yaşam Merkezinde kayıtlı 6-24 ay arasındaki bebekler ve onların annelerinden oluşmaktadır. Çalışma grubu 10 kişilik deney ve 10 kişilik kontrol grubundan oluşmaktadır. Araştırma, ön test son test gruplu deneysel desen kullanılarak test edilmiştir. Araştırmacı katılımcılara TİGE I-II, EGE ve Bebeklik Dönemi (8-24 Ay) Paylaşımlı Kitap Okuma Değerlendirme Ölçeklerini ön test ve son test olmak üzere uygulamıştır. Buna ek olarak annelere destek programı ile ilgili anket soruları verilmiştir ve cevapları da kaydedilmiştir. Araştırmada 10 kişilik deney grubuna Erken Paylaşımlı Kitap Okuma Destek Programı uygulanmıştır. 10 kişilik kontrol grubuna ise herhangi bir destek programı uygulanmamıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında EGE (Erken Gelişim Envanteri), TİGE (Türkçe İletişim Gelişimi Envanteri) I-II, Bebeklik Dönemi (8-24 Ay) Paylaşımlı Kitap Okuma Becerileri Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre uygulanan paylaşımlı kitap okuma destek programının bebeklerin dil, bilişsel ve kişisel sosyal gelişimine olumlu ve anlamlı etkisi bulunmuştur.

BebeklerBilişsel gelişimDil gelişimi+7
Öykü Ökten
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00

İlgili konular