Geographical information systems
380 theses under this subject heading
Sulu tarım alanlarında bitki deseni ve sulama uygulamalarının izlenmesinde insansız hava araçlarının kullanım olanaklarının araştırılması
Hayatımıza girdiğinden bu yana İnsansız Hava Araçları (İHA) tarım, orman, endüstri ve madencilik gibi birçok alanda kullanılmaktadır. İHA'ların diğer Uzaktan Algılama teknolojilerine göre sahip oldukları, düşük masraflı, yüksek çözünürlüklü, tekrar görüntüleme aralığı vb. özellikleri nedeniyle tarımsal alanlarda kullanımları hızla artmaktadır. Bu çalışma ile İHA'ların sulama şebekelerinde bitkisel üretiminin izlenmesinde kullanım olanakları araştırılmıştır. Çalışma sırasında görüntüleme işleminde 6 kanatlı bir İHA ve üzerine monte edilmiş multispektral ve termal kameralar kullanılmıştır. Çalışmada ilk olarak, multispektral görüntüler kullanılarak Temrezli sulama şebekesine ait bitki deseni ortaya konmuştur. Bitki deseni, % 47 buğday % 36,6 ayçiçeği, % 6,9 çeltik, % 3,7 yem bitkisi, % 1,5 mısır ve % 0,3 sebze-karpuz olarak saptanmıştır. Sulanan parsellerin ve sızma kayıplarının belirlenmesi amacıyla multispektral ve termal kameraların kullanım olanaklarının incelemesi sonucunda her iki kameranın da kullanım olanakları olsa da termal kamera görüntülerin daha etkin sonuçlar verdiği saptanmıştır. Yapılan çalışmada sulanan parsellerde sulama ile çıplak toprak ve bitki yüzey sıcaklık değerlerinde bitkiye göre değişmekle birlikte en az 6-7 oC'lik sıcaklık düşmelerinin ölçüldüğü görülmüştür. Çalışma sonunda, yüksek çözünürlüğe sahip İHA görüntülerinin sulama yapılan parsellerin ve kanal sızma kayıplarının belirlenmesinde etkin rol alabileceği saptanmıştır.
İnternet tabanlı coğrafi bilgi sistemi (CBS) yazılımları ile tarımsal veritabanı yönetimi: Sakarya ili örneği
Coğrafi Bilgi Sistemlerinin (CBS) kullanım alanları giderek artmakta ve farklı meslek disiplinleri, kullanıcı grupları (kişisel, kurumsal, vb.) tarafından da yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Toplanan verilerin dahili bir sistem içerisindeki bilgisayarlarda kalması yerine, internet erişiminin CBS ile birleştirilerek, istenen verinin internet aracılığıyla kullanıcılara aktarılması ve paylaşımı sağlanabilmektedir. Bu çalışma; coğrafi bilgi sistemi yazılımında üretilecek verilerin, internet tabanlı CBS yazılımı ile tek bir sistem altında toplayarak, kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda internet üzerinden sunulması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma için tarım ve tarımsal faaliyetlerin temelini oluşturan arazi ve su kaynakları verilerinin oluşturulması ve sunulması hedeflenmiştir. Verilerin üretiminde "Netcad GIS", internet üzerindeki sunumları için "CommunityWalk" yazılımları kullanılmıştır. Arazi verilerini oluşturmak amacıyla, Netcad GIS yazılımında sayısallaştırması yapılan 1/25.000 ölçekli topoğrafik haritalar ile Ikonos uydu görüntüleri altlık olarak kullanılarak, Sakarya il sınırları içerisinde bulunan tarım arazileri (mutlak, marjinal, dikili ve özel ürün), yerleşim alanları, orman, mera, göl, kumluk ve bataklık gibi genel coğrafi alanların sayısal alan verileri ile haritaları, il, ilçe ve mahalle düzeyinde üretilmiştir. Yapılan bu çalışma sonucunda, ilin toplam yüzölçümü 479.2 km2 olarak bulunmuştur. İl yüzölçümünün, %36,58'si orman, %10,27'si yerleşim ,%1,12'si göl, %1,35'si kumluk, %0,04'ü bataklık alan, %1,21'i meradır. Toplam tarım alanı 2368578686,50 m2 olup, il yüzölçümün %49,43'ünü oluşturmaktadır. Bu alanların %30,54'ü mutlak tarım alanı, %44,51'i dikili tarım alanı ,%24,27'si marjinal tarım alanı ve %0,67'si özel ürün arazisidir. Üretilen bu verilerin CORINE arazi örtüsü ile karşılaştırması yapılarak, her iki çalışma verilerinin birbirine yakın olduğu görülmüştür. Ikonos uydu görüntüleri ile yapılan çalışma verilerinin hassasiyet ve doğruluk payının yüksek olduğu ve arazi kullanım alanlarının tespitine yönelik yapılacak olan çalışmalarda yersel ayrım gücü oldukça yüksek olan Ikonos gibi uyduların kullanımın önemli olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışma için örnek olarak seçilen Selahiye Mahallesindeki parsellerin nitelik, alan, eğim, yükseklik, arazi sınıfı, arazi kullanımı, büyük toprak grubu bilgilerini içeren parsel bazlı veri tabanı oluşturulmuştur. Su kaynakları ve su yapılarına ait veriler DSİ Genel Müdürlüğü'nün çalışmalarından temin edilmiştir. Yapılan tüm çalışmalar sonucunda elde edilen veriler, internet tabanlı bir CBS yazılımı olan CommunityWalk üzerindeki haritalarda gösterilmiştir. Haritalarda bulunan açıklayıcı bilgilerin yanı sıra arazi fotoğraflarının da eklenmesiyle, sistem görsel olarak desteklenmiştir. Yapılan çalışmalar neticesinde elde edilen verilerin tek bir sistem üzerinde toplanarak erişime açık hale getirilmesiyle etkin bir veri tabanı yönetimi sağlanmıştır. Kullanıcılar talep ettikleri verilere sistemde oluşturulmuş internet (Web) linkleri üzerinden, herhangi bir CBS yazılımına ihtiyaç duymadan, sadece internet bağlantısı ile hızlı ve kolay ulaşabilmektedirler. Sistemdeki verilerin güncellenmesi mümkün olup, tüm bu işlemler için herhangi bir ücret ödenmesi gerekmemektedir.
Antik Çağ'da Kuzey Pisidia'nın sosyo-ekonomik yapısının mekânsal analiz verileriyle değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, Kuzey Pisidia Bölgesi'ndeki (Eğirdir Gölü çevresi) antik yerleşim alanlarının geçmişte nasıl kullanıldığını ve ekonomik yapısının nasıl olduğunu bütünsel bir bakış açısıyla anlamak, açıklamak ve yorumlamaktır. Araştırma, coğrafi olarak Mikro Bölge olarak tanımlanan alanda bir vaka çalışmasıdır. Mikro Bölge, 2014-2022 yılları arasında F. Özcan tarafından yürütülen "Kuzey Pisidia Yüzey Araştırmaları (KPYA)" projesi kapsamında incelenen alan olarak tanımlanmıştır. Mikro Bölge'de Parlais, Prostanna, Bindaios, Malos, Timbriada ve Kapıkaya kent ve yerleşim alanlarının ilk insan izlerinden başlayarak Hellenistik, Roma İmparatorluğu, Geç Antik Çağ ve Erken Bizans İmparatorluğu dönemlerine ait arkeolojik verileri incelenmiştir. Çevresel arkeoloji ve peyzaj arkeolojisi yaklaşımlarını benimseyerek mekânsal analizler yoluyla kurgulanan bir araştırma modeli uygulanmıştır. Bu model, arkeolojik, numismatik, epigrafik ve diğer araştırmalardan elde edilen verilerin bir araya getirilmesi, katmanlaştırılması, haritalandırılması ve geçmişe yönelik tahmin analizlerini içermektedir. Böylelikle coğrafi bilgi sistemi (CBS) kullanılarak istatistiksel ve mekânsal analizlerle mikro bölgeye ait verilerin yoğunlukları ve dönemsel dağılımları incelenmiş, yerleşim ve ekonomik örüntüler analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, Kuzey Pisidia'da incelenen mikro bölgenin tarih boyunca stratejik bir öneme sahip olduğu ve bu nedenle savunma sistemlerinin geliştirildiği anlaşılmıştır. Çevresel faktörlerin, bölgenin yerleşim alanlarının seçimi ve ekonomik faaliyetlerde önemli rol oynadığı belirlenmiştir. Tüm çevresel koşullar göz önüne alındığında, tarımsal faaliyetlerin mikro bölgenin "kendi kendine yeterli" seviyede olduğunu, bölgenin itici ekonomik gücünün ise ormancılık ve su/ göl ekonomisine dayandığı düşünülmektedir.
Uzaktan algılama ve CBS teknikleriyle yeraltı barajları için uygun alanların belirlenmesi
Kurak ve yarı kurak bölgelerde su kaynaklarının sürdürülebilirliği hayati önem taşımaktadır. Su kaynakları üzerindeki stres ve risk, bölgenin ve beşerî gelişimi olumsuz etkilemektedir. Bu olumsuzluklara önlem alınması ve azaltılması amacıyla yeraltı barajları geçmişten günümüze su kaynaklarının korunumu için etkili bir yöntem olarak tanımlanmaktadır. Çalışma sahası olarak, Türkiye'nin önemli akarsu havzalarından biri olan Yeşilırmak Havzası seçilmiştir. Çalışmada coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama teknikleri ile yeraltı barajlarının yapımına uygun alanların belirlenmesi hedeflenmektedir. Yeraltı barajlarının yalnızca jeolojik ve topografik olarak uygun olan alanlara inşa edilmesi verimlilik ve sürdürülebilirlik açısından bir risk oluşturmaktadır. Çünkü su kaynakları yalnızca bu iki faktöre bağlı olarak birikimini ve yeraltına sızma sürecini gerçekleştirmemektedir. Çalışmada yeraltı barajları yapımı için uygun alanların belirlenmesi için etkili olan faktörlerin ana ve alt kriterleri ile analitik hiyerarşi süreci yönteminden faydalanarak yer seçimi analizi gerçekleştirilmiştir. Yeraltı barajı yapımını ve sürdürülebilirliğini etkileyen hidrojeoloji, topografya, hidroloji, arazi kullanım sınıfı ve büyük toprak grubu faktörleri yer seçimi analizi için ayrı ayrı olacak şekilde değerlendirilmiştir. Yer seçiminde etkili faktörlerin ana ve alt kriterleri değerlendirmeler sonucu belirlenmiş olup, analitik hiyerarşi süreci ile her faktör altında ana ve alt kriterler faktördeki etki ve önem öncelik durumları da göz önünde tutularak, ikili karşılaştırma matrisleri kurularak ağırlık ve tutarlılık oranları tespit edilmiştir. Ana ve alt kriter ağırlıkları QGIS programında her bir katmana yeniden sınıflandırılarak tanımlanmış olup, ağırlıklı bindirme analizleri ile uygunluk analizleri gerçekleştirilmiştir. Son olarak her faktörün ağırlık oranına göre bindirme analizi gerçekleştirilmiştir. Bu analizler sonucunda, Yeşilırmak Havzası sınırlarında yeraltı barajı yapımına uygun alanlar farklı uygunluk düzeyleri ile ortaya konmuştur. Buna göre Yeşilırmak Havzası'nda yeraltı barajı yapımı için 2.786,27 km2 alan çok uygun, 2.436,27 km2 alan uygun, 4.853,29 km2 alan orta uygun, 14.692,54 km2 alan az uygun ve 14.797,62 km2 alan da uygun değil sınıfında yer aldığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, nihai haritalar üzerinde sunulmuş ve istatistiksel verilerle desteklenmiştir.
Tektonik aktivitenin zamansal olarak jeoinformasyon yöntemleri ile değerlendirilmesi, Hatay Havzası örneği
Bu çalışmada, 6 Şubat 2023 depremlerinin Hatay Havzası'nda neden olduğu topoğrafik değişimler, uzaktan algılama (UA), Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Coğrafi Ağırlıklı Regresyon (GWR) yöntemleri ile çok yönlü olarak incelenmiştir. Araştırmanın temel amacı, havza genelinde tektonik aktivitenin mekânsal dağılımını değerlendirmek ve elde edilen sonuçları arazi gözlemleriyle destekleyerek bilimsel olarak geçerli kılmaktır. Analiz sürecinde 17 farklı parametre (Hipsometrik İntegral, LS-Faktör, Topoğrafik Islaklık Endeksi, Plan Eğrisi, Profil Eğrisi, Yakınsama Endeksi, Kapalı Depresyonlar, Toplam Havza Alanı, Kanal Ağ Mesafesi, Vadi Derinliği, Göreceli Eğim Pozisyonu, Eğim Gradyanı, Eğim Yüksekliği, Orta Yamaç Konumu, Arazi Engebeliliği Endeksi, Arazi Yüzey Dokusu, Vektörel Engebelilik Ölçüsü) kullanılmıştır. Bu parametreler, hem tek tek hem de regresyon modelleri aracılığıyla değerlendirilmiş ve özellikle GWR yöntemi ile mekânsal varyasyonlar detaylı şekilde ortaya konmuştur. Elde edilen sonuçlar, aktif fay hatlarının ve deprem lokasyonlarının çoğunlukla "orta" ve üzeri tektonik aktivite bölgelerinde yer aldığını, dolayısıyla oluşturulan modelin saha gerçekliğiyle büyük ölçüde örtüştüğünü göstermektedir. Ayrıca, heyelanların dağılımı da modelin doğruluğunu desteklemekte ve bu analizlerin ikincil afet risklerini öngörmede etkili olduğunu ortaya koymaktadır. GWR analizine göre havzanın yaklaşık %64'ü "orta ve üzeri" aktivite düzeyine sahiptir; bu durum, bölgenin tektonik olarak oldukça dinamik bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir.
Kırsal yerleşim alanlarında kültürel ekosistem hizmetleri ve doğal altyapılara dayalı sosyal değerin katılımcı cbs ile belirlenmesi
Kültürel ekosistem hizmetleri (KEH), kırsal yaşam kalitesini artırmada önemli bir rol oynamaktadır; ancak mekânsal dağılımları ve yerel halk tarafından algılanış biçimleri, yeterince araştırılmamıştır. Bu tez çalışması, Isparta ilinin Şarkikaraağaç ve Yenişarbademli ilçelerindeki kırsal peyzajlarda KEH'nin sosyal değerlerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Katılımcı Coğrafi Bilgi Sistemleri (PGIS) ve ekosistem hizmetlerine yönelik sosyal değerler modeli (SolVES) kullanılarak yürütülen çalışmada, 836 anketten elde edilen mekânsal veriler analiz edilmiş ve toplam 3771 KEH değeri belirlenerek mekânsal olarak ifade edilmiştir. Sentinel-2A uydu görüntüleri kullanılarak peyzajın ekolojik yapısına ait özellikler tanımlanmış ve uzaktan algılama yoluyla normalize fark-bitki indeksi, (normalized difference vegetation index-NDVI), normalize fark su indeksi, (normalized difference water index-NDWI), toprak-dengelenmiş bitki örtüsü indeksi, (soil adjusted vegetation index-SAVI), ve normalize edilmişfark-imar indeksi (normalized difference built-up Index-NDBI) indekslerinin analizi ile peyzaj altyapıları yeşil, mavi, sarı ve gri kategorilere ayrılarak haritalandırılmıştır. Elde edilen bulgular, estetik ve rekreasyonel hizmetlerin en yüksek sosyal değere sahip olduğunu; bunu biyolojik çeşitlilik, manevi ve terapötik değerlerin izlediğini ortaya koymuştur. Ki-kare ve Kruskal-Wallis testleri, KEH tercihlerinde demografik ve mekânsal düzeyde anlamlı farklılıklar olduğunu göstermiştir. Temel bileşen analizi, değer algısına ilişkin iki temel boyutu ortaya çıkarmıştır. SolVES aracı kullanılarak MaxEnt algoritmasıyla gerçekleştirilen modelleme, KEH'nin mekânsal dağılımının doğruluğunu (AUC > 0.93) ortaya koymuştur. Araştırma bulguları, KEH'nin sürdürülebilir arazi kullanım planlamasına entegre edilmesinin gerekliliğini vurgulamakta; altyapı türlerinin kırsal yerleşimlerdeki KEH değerlemesini anlamlı biçimde etkilediğini açıkça göstermektedir.
Deprem sonrası afet toplanma alanlarının belirlenmesi: Malatya merkez ilçesi örneği
Türkiye aktif fay zonları üzerinde konumlanması sebebiyle sık sık depremlere maruz kalmaktadır. Depremlerin etkilerini azaltma açısından alınacak önlemlerden biri de afet toplanma alanlarının belirlenmesidir. Bu alanlar afet sonrası süreçte can güvenliğini sağlamak ve afetlerin etkilerini en aza indirmek için büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda Malatya il merkezini oluşturan Yeşilyurt ve Battalgazi ilçeleri olarak belirlenen çalışma sınırı içerisinde 186 mahalle için 16 adet toplanma alanı bulunmaktadır. Bu çalışma kapsamında mevcut toplanma alanlarına ek olarak 15 adet alternatif toplanma alanı önerilmiştir. Toplanma alanlarının uygunluk durumlarını değerlendirmek amacıyla faylara mesafe, jeolojik yapı, eğim durumu, akarsulara mesafe, yola mesafe, yapılara mesafe, sağlık merkezlerine mesafe, nüfus yoğunluğu ve trafolara mesafe olmak üzere toplam dokuz parametre belirlenmiştir. Bu parametreler Analitik Hiyerarşi Süreci yöntemiyle değerlendirilmiştir. Alternatif toplanma alanlarının yanı sıra mevcut toplanma alanları da bu parametreler doğrultusunda değerlendirilerek uygunluk durumları ortaya koyulmuştur. Yapılan analizler sonucunda çalışma sahasının %79,24'ü (1424 km²) uygun alanları kapsamaktayken az uygun alanlar %16,08'lik (289 km²) bir orana sahiptir. Toplanma alanları için en uygun alanlar toplam alanın %4,12'lik (74 km2) bir kısmını oluşturmaktadır. Bu alanlar içerisinde mevcut toplanma alanlarından yalnızca 2 tanesi, önerilen alternatif alanlardan ise 6 tanesi yer almaktadır. Buna karşılık uygun olmayan alanlar sahanın %0,56'sını (10 km2) kaplamakta ve bu alanlar içerisinde herhangi bir toplanma alanı bulunmamaktadır.
Web tabanlı gönüllü coğrafi bilgi sistemi geliştirilmesi ile e-hizmet kalitesinin iyileştirilmesi
Dünya genelinde nüfusun hızla artması ve nüfusun çoğunluğunun kentlerde yaşıyor olması çevrede bozulmalara sebep olmaktadır. Sürekli değişen ve gelişen yaşam döngüsünde kentler yol, kaldırım, otopark, çöp, aydınlatma gibi birçok sorunla karşı karşıya kalmaktadır. Karşılaşılan bu sorunların kent yaşamını etkilememesi için yerel yönetimler çözümler üretmektedirler. Yerel yönetimler bu süreçte hem sorunların tespitinde ciddi maliyetler harcanmasına rağmen yetersiz kalmakta hem de sorunlara hızlı çözümler üretememektedir. Birçok yerel yönetim ihbar hatları ve ihbar formları oluşturarak sorunların tespitinde gönüllü katılımcıların bildirimlerinden faydalanmaktadır. Fakat mevcut uygulamalardaki problemin konum ve detay gibi bilgilerin eksikliğinden kaynaklı olarak sorunların çözüm süreçlerinde gecikmeler yaşanabilmektedir. Yapılan bu çalışmada, yaşanan kentsel sorunların çözümünde dinamik bir yapı kazandırmak için gönüllü katılımcıların ve yerel yönetimlerin yararlanabileceği ortak bir platform oluşturulması amaçlanmaktadır. Geliştirilen web tabanlı Gönüllü Coğrafi Bilgi (GCB) uygulaması ile gönüllüler, kente ait sorunları diledikleri zaman bildirebilir ve bu problemleri harita üzerinde görerek değerlendirebilir. Bildirilen her problem, konum, açıklama, yorum ve bu katkıyı sağlayan gönüllünün detayları ile birlikte bir veritabanında depolanmakta ve bir altlık harita üzerinde görselleştirilmektedir. Sistem girişi yapan bir katılımcı, harita üzerinde önceden girilen problemleri görüntüleyebilmekte, bu problemlere yorum yapabilmekte, problemi "beğendim"- "beğenmedim" butonları sayesinde değerlendirebilmekte ve isterse yeni bir problem bildirimi yapabilmektedir. Uygulamada "yorum ekleme" ve "beğendim-beğenmedim" seçenekleri ile problemlerin diğer katılımcılar tarafından değerlendirilerek bir tür oyunlaştırma tekniğiyle sistemin sürdürülebilirliğinin ve veri kalitesinin artırılmasına dönük altyapının sağlanması da hedeflenmektedir. Gerçek kullanıcı testlerinde, Türkiye'nin 16 farklı ilinden 62 katılımcının sisteme giriş yaptığı ve 28 katılımcının toplamda 58 adet problem bildirdiği görülmektedir. Girilen problemlerin %50 gibi bir oranla büyük çoğunluğunun yol problemi olduğu görülmektedir. Geliştirilen bu uygulama, daha yaşanılabilir ve güzel kentler için sosyal sorumluluk bilincini arttırarak sorunların çözümünde dinamik bir yapı kazandıracaktır. Geliştirilen prototip uygulama yerel yönetimlerde e-hizmet kalitesinin iyileştirilmesine dönük farkındalık yaratabilecek niteliktedir. Sonuç olarak, gerek vatandaşların gerekse yerel yönetimlerin GCB alanında farkındalığı artacaktır.
Atıkların geri dönüşümünde rota optimizasyonu için GIS ve sezgisel yöntemlerin kullanılması
Son zamanlarda hızla artan nüfusla ve teknolojinin gelişmesiyle beraber yaşam kalitesi de artmaktadır. Artan yaşam kalitesiyle beraber insanların gereksinimleri ve ihtiyaçları artmaktadır. Artan bu gereksinim ve ihtiyaçlar, doğal kaynakları her geçen gün azaltmaktadır. Bu nedenle değerlendirilebilir nitelikli atıkları geri dönüştürme ve malzeme tüketimini azaltma yoluyla doğal kaynakların verimli kullanılması gerekmektedir. Ağaçlar ve petrol gibi doğal kaynakların üretim aşamasında kullanılmasıyla cam, metal, kağıt ve plastik ambalajlar elde edilmektedir. Pazara sürülen ambalajların atık haline gelmesinden sonra, çeşitlerine göre ayrılıp geri dönüşüme verilmesi sonucunda geri dönüştürülmüş malzemeler çeşitli ürünlerin üretim sürecinde birincil veya ikincil ham madde olarak kullanılabilmektedir. Böylece doğal kaynaklar daha az kullanılarak, doğal kaynakların tüketimi azaltılabilmektedir. Örneğin günlük hayatta sık kullanılan ve atık hale gelen kağıtların geri dönüştürülmesi yıllık ortalama 25 milyon ağacın kesilmesini önleyebilmektedir. İnsanların bunu bilmesi çevreye olan bilincini artırmaktadır. İnsanların artan bilinci ve ilgisiyle geri dönüşüm konusunda devlet kurumlarından öncü olmaları beklenmektedir. Geri dönüşümün önemi günbegün artarken geri dönüşüm atıklarının toplanma ve taşıma işlemleri de yerel yönetimler için önem kazanmaktır. Bu nedenle geri dönüşüm atıklarının toplanma ve taşınma işlemlerinin iyi yönetilmesi maliyet, zaman ve çevre açısından büyük önem taşımaktadır. Tersi durumda zaman israfı, aşırı yakıt tüketimi ve çevre sağlığı bakımından önemli sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Bu bağlamda çalışmada Hatay'ın Antakya ilçesindeki devlet kurumlarında bulunan geri dönüşüm atıklarının Hatay Antakya Çöp ve Geri Dönüşüm Merkezi'ne ulaşımında yeşil lojistik faaliyetlerinden tersine lojistik ile optimizasyon uygulaması yapılarak etkin bir yol güzergahı belirlenmektedir. Böylece toplama ve taşıma maliyetinde ve zamanda azalma, dolayısıyla araçlardan çevreye yayılan egzoz gazında düşüş sağlanacaktır. Çalışma kapsamında kullanılacak optimizasyon yöntemleri coğrafi bilgi sistemi kapsamında Tabu Arama Algoritması ve Benzetilmiş Tavlama (Simulated Annealing) Algoritmasıdır. Çalışma sonucunda belirlenen iki yöntemle yapılan optimizasyon sonuçları karşılaştırılmaktadır. Coğrafi bilgi sistemi ile yapılan optimizasyon analizinin sonucunda en kısa rota 32 km'dir. Benzetilmiş Tavlama algoritmasıyla yapılan optimizasyon analizi sonucunda ise en kısa rota 32,284 km'dir. İki yöntemle yapılan çalışma sonuçları karşılaştırıldığında coğrafi bilgi sistemi ve Tabu Arama ile yapılan analizin Benzetilmiş Tavlama algoritmasıyla yapılan analizden daha iyi sonuç verdiği görülmektedir. Yapılması planlanan optimizasyon çalışmalarında konuya bağlı olarak iki yöntemde kullanılabilir.
Orman alanlarındaki zamansal değişimlerin izlenmesi: İstanbul örneği
Orman ekosistemlerindeki değişimlerin belirlenmesi, izlenmesi ve değerlendirilmesi sürdürülebilir planlama ve yönetim için oldukça ciddi bir görevdir. Değişimlerin büyüklüğü ve değişimin yönü hakkında elde edilen veriler uygulamacılar için önemli bir karar desteği sunar. Bu çalışmada İstanbul ilinin orman alanlarındaki zamansal değişimlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma alanı, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü operasyon alanı içindeki İstanbul il sınırlarını kapsamaktadır. Çalışma alanının büyüklüğü yaklaşık 500 bin hektardır. Bu alanda Çatalca, İstanbul, Bahçeköy, Kanlıca ve Şile Orman İşletme Müdürlükleri bulunmaktadır. Orman alanlarındaki değişimlerin belirlenmesi için CORINE (Coordination of Information on the Environment) arazi örtüsü ve orman amenajman plan verileri kullanılmıştır. ArcGIS'te overlay analizi yapılarak değişim verileri ve değişim matrisleri üretilmiştir. Değişim matrislerinden yıllar arasındaki değişimlerin büyüklüğü ve değişimin yönü belirlenmiştir. Çalışmada yapay yüzeyler, tarım alanları, orman alanları, sulak alanlar ve su kütlesi olmak üzere 5 temel arazi örtüsü sınıfındaki değişimler ortaya konulmuştur. Ayrıca, orman alanı sınıfındaki verilerin değişimleri detaylı olarak tespit edilmiştir. İstanbul ilinde 2000-2018 yılları arasında ana arazi örtüsü sınıflarındaki değişimler incelendiğinde, arazi örtüsü değişimlerinin yaklaşık 24000 hektar ile en çok orman arazi örtüsü sınıfında meydana geldiği anlaşılmaktadır. Bu dönemde ormanlık alanlar %8.7 oranında azalmıştır. Orman alanlarındaki bu değişimlerin %4.22'sinin yerleşim alanları, %4.45'inin tarım alanları yönünde olduğu görülmüştür. Sonuç olarak ormanlardaki artım ve büyüme dengesini bozmayacak, sürdürülebilir bir orman ekosistemi planlamasının önemli olduğunu düşünüyoruz. İstanbul ili orman örtüsünde 18 yılda (2000-2018) meydana gelen değişim verileri, bölgedeki planlama ve orman yönetimi konularında çalışma yapan uygulamacılar için altlık veri olarak kullanılabilecektir.
Somali toprak haritasının güncelleştirilmesi üzerine bir çalışma
Federal Somali Cumhuriyeti, 1990 yılında iç savaşın nedeniyle çökmüştür. O zaman, belgeler ve veriler de dâhil olmak üzere tüm değerli şeyler kaybolmuştur ve ülkenin ekonomik değeri de azalmıştır. Kaybolan belgeler içerisinde tarım ve toprak envanterleri de yer almaktadır. Bu çalışma yeniden verilerini toplayan ülke için önemli olabilecek toprak envanterlerine katkı sağlamak amaçlı yürütülmüştür. Çalışma da Somali toprak haritasının güncelleştirilmesi hedeflenirmiştir. Çalışmada ilk olarak, Somali'deki iklimin türünü göstermek için sıcaklık ve yağış içeren sayısal iklim haritaları geliştirilmiştir. Ayrıca sayısal jeoloji haritası, toprak haritası, eğim haritası ve sayısal yükseklik model haritası hazırlanmıştır. LANDSAT görüntüsünün kuru ve yağışlı dönemleri denetimsiz sınıflandırma kullanılarak analiz edilmiş ve yağışlı ve kuru dönem arazi kullanım haritaları çıkarılmıştır. İkinci olarak, CBS teknolojisini kullanarak, tüm haritaları ağırlıklı bindirme (Weighted overlay) analizi ile üst üste çakıştırılmış ve faktöriyel toprak haritası sınırları üretilmiştir. Bu harita mevcutta var olan kaba ölçekli toprak haritası ile karşılaştırılarak güncellene bilirliğine yönelik bilgi üretilmiştir. Sonuç olarak mevcut toprak haritasında bazı sınırların hazırlanan bu veri seti ile daha detaylandırılabileceği ortaya konmuştur. Çalışma sayısal veriler ile Somali'nin toprak haritasının geliştirilebileceğini göstermektedir
Maapping habitat suitability of the brown bear (Ursus arctos) in Artvin-Şavşat region
In this thesis, it was aimed to build habitat suitability models and maps for Brown bear (Ursus arctos), which are distributed in the Artvin-Şavşat region during different seasons. Between May 2018 and May 2020, 200 camera traps were established in the study area using the opportunist camera trap method. More than 280.000 images were captured over the course of 121.140 camera trap days, with 27.856 of these images including 12 different mammalian wild animal species. Furthermore, 1.860 Brown bear were detected in 27.856 images. After these images were analyzed, the density and population size of Brown bear in the study area were estimated as 23 individuals/100 km2 and 310 individuals, respectively. The Maximum Entropy approach, which runs using only presence data, was employed for the habitat suitability model and mapping of the target species during different seasons. The relationship between 30 different independent variables and the presence data of the bear species in the spring, summer, autumn and winter seasons was modeled. The difference between the training and test data sets of ROC scores for each model was taken into account when selecting the most supported model among the several models obtained. The model for the spring season (ROC:0.911-0.906); was formed by the corine land use class, slope class, roughness index, annual average temperature, annual precipitation, road density and elevation. The model built for the summer season (ROC:0.914-0.908); was framed by corine land use class, slope class, roughness index, annual mean temperature, road density and elevation. Corine land use class, slope class, roughness index, seasonal precipitation, distance to settlement, annual average temperature, road density and elevation contributed to the model created for the autumn season (ROC:0.916-0.904). A map revealing the regions which are vital for the Brown bear within the scope of sustainable forestry was created by overlapping habitat suitability maps from three separate seasons.
İnsansız hava aracıyla elde edilen hava fotoğraflarından kızılçam ağaçlarının çap ve boylarının ölçülmesi
İnsansız hava araçlarındaki (İHA) algılayıcı sistemlerle alınan hava fotoğrafları, fotogrametrik yazılımlar yardımıyla işlenerek nokta bulutu ve ortomozaik gibi veriler üretilebilmekte ve böylece orman ekosistemlerindeki bazı ölçümlerin uzaktan algılanan veriler üzerinde yapılması mümkün olabilmektedir. Orman kaynaklarından efektif faydalanmanın sürdürülebilirliği açısından bir ormanlık alanda kesilen ya da herhangi bir nedenle devrilen ağaçların kabuklu gövde hacimlerinin pratik bir şekilde tahmini gerekir. Bu çalışmada İHA fotoğraflarından üretilen ortomozaik ve nokta bulutu verilerinde, kesilmiş kızılçam (Pinus brutia Ten.) ağaçlarının çap ve boy ölçümlerinin yapılarak kabuklu gövde hacimlerinin tahmini amaçlanmıştır. Çalışma, Isparta Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı Sütçüler Orman İşletme Müdürlüğü, Çandır Orman İşletme Şefliği sınırlarında bulunan iki farklı kızılçam meşceresinde gerçekleştirilmiştir. Bu alanların İHA fotoğraflarından üretilen nokta bulutu ve ortomozaikler üzerinde toplam 175 adet kesilmiş kızılçam ağacının göğüs çapı (d1.3) ve boyları ölçülmüştür. Elde edilen değerler kullanılarak hacim tahminleri yapılmış, bu tahminler arazide ölçülen verilerle karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, İHA fotogrametrisi ve referans veriler arasında çap ölçümünde en düşük 0.78, en yüksek 0.92, boy ölçümünde en düşük 0.96 ve en yüksek 0.99, hacim tahminlerinde de en düşük 0.70 ve en yüksek 0.93 korelasyon değeri bulunmuştur. Sonuç olarak, pratik bir uzaktan algılama platformu olarak tercih edilen İHA'lardan elde edilen uzaktan algılama verilerinin yerde yatık haldeki kızılçam ağaçlarının çap ve boy ölçümlerinde kullanılabileceği ve ağaç hacimlerinin İHA fotogrametrisiyle başarılı bir şekilde tahmin edilebileceği ortaya konulmuştur.
Sulakyurt Baraj Gölü havzasının morfometrik analizi
Bu çalışmada Sulakyurt Baraj Gölü Havzasının Sayısal Yükseklik Modeli yöntemi ile morfometrik analizinin yapılması amaçlanmıştır. İlk aşamada sahanın 1/25 000 ölçekli topografik haritadan sayısallaştırılan eşyükselti eğrileri temin edilmiş, bu veriler kullanılarak sahanın Sayısal Yükselti Modeli üretilmiştir. Böylece araziye ait yükseklik, eğim, bakı haritaları oluşturulmuştur. Daha sonra akarsu havzalarına ait morfometrik parametreler üretilmiş ve havza alanı, havza çevresi, dere sırası ve sayısı, dere uzunluğu, drenaj yoğunluğu, dere sıklığı, form faktörü, şekil faktörü, dairesellik oranı, çatallanma oranı, drenaj tekstürü, tekstür oranı, engebelilik değeri, havza reliefi vb. faktörler analiz edilmiştir. Analiz sonucu çatallanma oranı 3.4, uzaman oranı 0.74, form ve şekil faktörü sırasıyla 0.43 ve 2.31 bulunmuştur. İkinci aşamada analiz sonuçları incelenmiş ve yorumlanmıştır. Havzaya ait üretilen morfometrik veriler, planlama ve yönetim çalışmalarının temelini oluşturmaktadır. Bu çalışma ile elde edilecek veri alt yapısı Sulakyurt havzasında doğal kaynak yönetiminin sürdürülebilir yönetimi için temel altlık oluşturacaktır. Elde edilen veriler sonucu çalışma sahasında eğimin düşük, yüzeysel akışın az, infiltrasyon değerinin yüksek, erozyon riskinin düşük olduğu tespit edilmiştir.
Taşınmaz değerlemesine rayiç bedellerin etkisi ve rayiç bedel ile değer haritası üretimi; Siirt ili Kurtalan ilçesi örneği
Ülkemizde son yıllarda gayrimenkullerin değerlemesi giderek önem kazanmaktadır. Gayrimenkullerin değerlemesi Coğrafi Bilgi Sistemlerinin(CBS) kullanımıyla ve ortak paydaşlar ile doğru, güvenilir, kolay bir değerleme sürecini beraberinde getirmiştir. Bu kapsamda gayrimenkullerin değerlemesinin geleceğe yönelik planlama, gayrimenkul inşası, gayrimenkul alım satımı gibi işlemlerde CBS' nin kullanımı önem arz etmektedir. Bu çalışmada çalışma alanı olarak Siirt İli Kurtalan ilçesi seçilmiştir. Çalışmada gayrimenkullerin değerlendirilmesi, mekânsal istatistiklerinin yapılması ve konumsal analizlerinin daha anlaşılır ve kolay biçimde yapılabilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Kurtalan Belediyesinden ilçeye ait imar planı verileri alınmıştır. Çalışmada ilçeye ait 5 mahallede bulunan tüm parseller belirlenmiştir. Bu parsellere ait değer takdir komisyonunca belirlenmiş rayiç değerler Kurtalan belediyesinden alınarak ArcGIS yazılımında işlenmiş ve her bir taşınmaza ait gayrimenkul değerleme analizi oluşturulmuştur. Oluşturulan analizler her bir değer skalası için bir renklendirme sistemi ile düzenlenerek değer haritaları oluşturulmuştur. Oluşturulan CBS tabanlı değerleme haritaları ile ilçedeki rayiç bedeller arasındaki değer farklarının incelenmesi sonucu; yollar, eğitim alanları, sağlık alanları, ilçe merkezine olan uzaklık ve sosyal alanlara olan uzaklık faktörleri rayiç bedelleri doğrudan etkilediği sonucuna varılmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında ilçede ikamet eden ilçe sakinleri ile anket çalışması yapılarak gayrimenkullerin fiyatlarının hangi faktörlere göre artıp azaldığı IBM SPSS yazılımında analiz edilmiştir. Bu anket analizi sonrası en son aşamada belediyede bulunan rayiç değerler ile anket sonuçları karşılaştırılarak ArcGIS yazılımında ilçeye ait analiz haritaları oluşturulmuştur. Bu analiz haritaları ile gayrimenkul değerinin ilçe sakinlerinin gayrimenkullere ait beklenti değerleri ile orantılı olup olmadığı belirlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Gayrimenkul değerleme, değer haritaları, coğrafi bilgi sistemi, ArcGIS, rayiç bedel
Milli park ve tabiat parkı haritalarının tasarımı için öneriler
Coğrafi mekana ait bilginin etkin bir şekilde aktarılmasında baskı, ekran ve kabartma haritalarının kullanımının önemli bir rolü vardır. Teknolojik olanaklardaki gelişmeler ve bu gelişen teknolojiyi kullanarak harita üreten kişilerin sayısındaki artış, mekana ait bilginin kolay erişilebilir olmasında oldukça etkilidir. Bu teknolojilerden biri de coğrafi mekânsal bilginin depolanması, yönetimi, güncellenmesi, analizi, görselleştirilmesi ve sunumu için kullanılan, bilgisayar destekli bir sistem olan Coğrafi Bilgi Sistemleri'dir. Coğrafi Bilgi Sistemleri ve diğer teknolojik olanakları kullanarak harita üreten kişilerin sayısındaki artış, bir problemi de beraberinde getirmektedir. Bu problem, üretilen haritalarda temel kartografik tasarım kurallarının doğru bir şekilde uygulanmamasıdır. Temel kartografik tasarım kuralları dahilinde üretilen haritalar, hem doğru harita üretimi koşullarına uyacak hem de kişilerin dikkatlerini çekecektir. Pek çok kurum ve kuruluş ilgilendikleri konular dahilinde çeşitli tematik haritalar üretmektedir. Bu haritalardan bazıları da son zamanlarda bilinirliklerinin artmasıyla pek çok doğa, kültür ve tarih severin ilgisini çeken milli park ve tabiat parkları için üretilmiş haritalardır. Milli park ve tabiat parklarına gelen ziyaretçilerin alandaki olanaklardan doğru bir şekilde faydalanabilmeleri amaçlanır. Bu doğrultuda hazırlanan tematik haritalar alanın doğru bir şekilde tanıtılması için oldukça önemlidir. Bu haritalar kağıt haritalar olmalarının yanında ekran haritaları olarak da mobil uygulamalar veya web siteleri üzerinden kullanılabilmektedir. Söz konusu haritaların, korunan alanlara yönelik olarak kişilerde incelemek için merak uyandıran haritalar olması ve bu haritaların milli park ve tabiat parklarıyla ilgili tanıtım ve uyarı bilgilerini de içermesi, kişilerde koruma bilincinin oluşmasına dolaylı olarak katkı sağlayacaktır. Çünkü ülkemizdeki milli parklar ve tabiat parkları genellikle orman alanları olduklarından zengin bir flora ve fauna çeşitliliğine sahiptir. Bunun yanında söz konusu alanlar, tarihi ve kültürel kaynak değerlerine sahip alanlar da olabilmektedir. Dolayısıyla tematik haritalar ilettikleri bilgiler sayesinde tarihi ve kültürel değerler ile ilgili farkındalık oluşmasına da hizmet eden araçlardır. Bu tez çalışması kapsamında kartografyanın ilgi alanı haritalar ve haritalarda olması gereken unsurlar irdelenmiş, dünyadan milli park haritası örnekleri incelenmiş, Türkiye'deki durum değerlendirilmiş ve ziyaretçiler için Değirmenburnu Tabiat Parkı örnek alanı üzerinden milli park ve tabiat parkı haritası tasarım örnekleri geliştirilmiştir.
Determination of river pollution sources using source apportionment method: Ergene river
Ergene Watershed in Thrace Region has been in the news about the river pollution problems. The provinces within the watershed, especially Tekirdağ, have intense industrial activity due to the geographical location. Uncontrolled industrialization and unplanned urbanization have increased rapidly since 1990s in the region, and caused numerous environmental problems. Ergene River and its tributaries supply water to the watershed. A significant part of the industrial facilities is concentrated in the Çorlu-Çerkezköy region close to Çorlu Stream in Tekirdağ Province, and the pollution in the river starts in this region, which is at the beginning of Ergene River. The population has been also increasing by the influence of the organized industrial districts and industrial activities. There are approximately 1 768 000 people living and 2 000 industries in the region. Additionally, agricultural activities are carried out intensively in the watershed as well as the industrial activities. Water quality is analyzed to estimate pollution level and determine the potential uses of the water source. Sampling and measurements are the important steps in watershed management along with the inventory of pollution sources to identify the problem. Environmental Quality Standards (EQSs) for specific and priority pollutants recently included in "Surface Water Quality Regulation". Measurements of these pollutants give more information than the routine monitoring for conventional pollutants to distinguish different pollution sources. Firstly, Ergene Watershed, boundaries of watersheds, and river were determined using ArcGIS software using a current high-resolution Digital Elevation Model (DEM) dataset. The current river was investigated using Google Earth to take into account the human interferences such as changes in riverbed and water irrigation channels. A total of 75 sampling locations were determined according to the number and spatial distribution of discharge points in the watershed. Measurements were evaluated and statistical analyses were performed to understand the characteristics of Ergene River pollution and contributing sources. In this study, three season (summer, fall, and winter) measurements of several micropollutants in addition to conventional pollutants and metals were used from 75 sampling locations in Ergene River. Pollution sources and contributions need to be identified to understand the state of the pollution and control pollution sources. Thus, source identification and apportionment using multivariate statistical analysis techniques namingly Cluster Analysis (CA), Principal Component Analysis (PCA), and Positive Matrix Factorization (PMF) were performed for this study. Out of 223 micropollutants, total of 132 in summer, 136 in fall, and 97 in winter were detected at least one sampling location. The multivariate statistical analyses were performed for the whole river, main river, and Çorlu Stream only. CA using Ward linkage method was performed with measured pollutants and sampling locations for three seasons with normalized concentration values. CA for sampling locations indicated two main clusters; first one with relatively clean locations and another one with polluted locations for all seasons. In addition, heatmaps were created. PCA was performed to the three seasons with pollutants with at least one measurement above Limit of Detection (LOD). The first 5-6 principal components usually explain more variation and 50% of the total variance was explained with the first seven components. PCA was also performed only with pollutants with more than 12.5% and 25% detection efficiency. For these cases, and main river, Çorlu Stream results, explained total variances were increased for all seasons. Çorlu Stream for three seasons with >25% detection of pollutants was identified approximately 100% with ten components. Fifty percent of the total variance was explained with the first three components Çorlu Stream with all measurements as well. PMF runs were performed for three to seven factors for three seasons (summer, fall, winter) and three cases (whole river, main river, and Çorlu Stream). Optimum number of factors were found as six factors for Ergene River, six factors for main river, and five factors for Çorlu Stream in summer; five factors for Ergene River, six factors for main river, and five factors for Çorlu Stream in fall; five factors for Ergene River, five factors for main river, and four factors for Çorlu Stream in winter. These findings were also consistent with the PCA results in which the same factors explained approximately 50%, 70%, and 70% of the variability in the dataset for Ergene River, main river, and Çorlu Stream, respectively. PMF runs were performed for three to seven factors for three seasons and three cases with pollutants greater than 25% detection frequency, and almost all of these pollutants were categorized as "Strong" according to their S/N ratio. According to the quality of fit parameter (Qtrue/Qexpected), optimum numbers of factors were determined as six factors for Ergene River, five factors for main river, and six factors for Çorlu Stream in summer; six factors for Ergene River, five factors for main river, and six factors for Çorlu Stream in fall; five factors for Ergene River, six factors for main river, and six factors for Çorlu Stream in winter. PMF results for the main river and Çorlu Stream with pollutants greater than 25% detection frequency were found to give the most stable solutions and used for identification of the sources. After determination the number of factors, uncertainty runs using Bootstrap (BS) and Displacement (DISP) methods were performed to understand the contributions of pollutants to source profiles. Factor fingerprints, factor contributions, and uncertainty methods error estimations of factor contributions for main river in three seasons were obtained. Major contributed pollutants for the factors and their contribution (%) in main river were combined, and contributions were indicated the important pollutants in each factor. According to pollutants with high factor profile percentages and low uncertainty, ranking was made. To understand the location of pollution sources, the factor contributions to the sampling locations of PMF were plotted against the distance from the beginning of the river (km) and the direction of flow. According to PMF results, Factor 1 was characterized by industrial pollutants, Factor 2 was by industrial, domestic, and agricultural pollutants, Factor 3 by industrial pollutants used in corrosion inhibitor, automotive and metal production, Factor 4 by pesticides, and Factor 5 strongly by metal pollutants in summer. In fall, Factor 1 was characterized by mixed industrial and domestic pollutants, Factor 2 by pesticides, insecticides, and herbicides, Factor 3 by industrial, domestic, and agricultural pollutants, Factor 4 mostly by domestic pollutants and Factor 5 by NO3 and pesticides. In winter, Factor 1 was characterized by specific industrial pollutants which can be identified as solvent and paint industry, Factor 2 by metal pollutants, Factor 3 by conventional pollutants and corrosion inhibitors, drug precursors, Factor by industrial pollutants and Factor 5 by metal pollutants, Factor 6 was strongly influenced by conventional and domestic pollutants in winter. According to PMF factor contributions for sampling locations, Factor 1 in summer, Factor 1 in fall, and Factors 1 and 4 in winter; Factor 2 in summer, Factor 3 in fall, and Factor 3 in winter; Factor 3 in summer, Factor 3 in fall, and Factor 4 in winter; Factor 4 in summer, Factor 5 in fall, and Factor 3 in winter; and Factor 5 in summer, Factor 4 in fall, and Factor 5 in winter were found similar contributed in main river. Factor 2 in winter was not related other factors in other seasons. According to PMF factor contributions for pollutants in main river, Factors 1 in summer, 1 in fall, and 4 in winter, Factors 2 in summer, and 3 fall, Factors 4 in summer, 5 in fall, and 4 in winter, Factors 5 in fall, 5 in winter were found similar.
Liman kimliğinin kruvaziyer turizmi üzerindeki etkileri ve limanlara kimlik kazandırılması
Deniz ve kıyı turizmi endüstrisinin bir alt dalı olan kruvaziyer (gemi seyahati) turizmi deniz ulaşımının özel bir biçimidir. Deniz yolculuğu ve liman ziyaretlerinin bileşiminden meydana gelen kruvaziyer ürünü benzersizlik ve standardizasyon, yerellik ve küresellik arasındaki zorlu bir ilişkinin nihai ürünüdür. Esasen birer yolcu gemisi olan kruvaziyer gemileri, yolcuların deniz seferi boyunca güvertede misafir olarak ağırlanmasına yönelik gerekli tüm ihtiyacını karşılamak, dahası yolculara boş zamanlarını değerlendirmeleri için çeşitli etkinlikleri sunmak üzere donatılmış, önceden planlanmış rotada seyreden ve kara turları için limanlarda duraklayan gemilerdir. Özellikle seyir emniyeti, can ve mal güvenliği gibi temel denizcilik konularında uluslararası denizcilik kurallarına uymak zorunda olan son teknoloji ürünü, esasen birer yolcu gemisi modern kruvaziyer gemileri, yolcu kapasitesi ve gemideki olanakları ile kendi de içinde birer destinasyon (varış yeri) olarak dünya sularında seyretmektedir. 1920'lerde en parlak çağını yaşayan transatlantik seyahatlerinin yolcu profili, Avrupa ile Amerika arası göç hayali kuran ekonomi sınıfı yolcular ile prestij veya turistik amaçlı seyahat gerçekleştiren lüks segment (bölüm) yolcular olmak üzere temelde ikiye ayrılmaktaydı. O günden günümüze kruvaziyer gemileri başta mühendislik ve tasarım olmak üzere birçok konuda evrimleşmiş; kişilerin gelir, yaş, güzergah tercihi gibi bir çok konuda farklılaşmasıyla oluşan yolcu segmentleri yeni yaklaşımları beraberinde getirmiştir. Bu itibarla, modern kruvaziyer endüstrisini, yolcu tercihlerini etkileyen iki temel unsur meydana getirmektedir: gemi ve liman destinasyonları. Bu iki unsur bir yandan birbirinin tamamlayıcısı iken, diğer yandan birbiri ile rekabet etmektedir. Kruvaziyer turizmi faaliyetleri yerel ve bölgesel ekonomide çarpan etkisi yaratmaktadır. Öyle ki, Barselona Limanı tek başına Katalonya GSYH (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla)'sına günde 2,2 milyon € katkı sağlamaktadır. Limanın ve hinterlandının gelen gemi ve yolculardan sağladığı doğrudan ve dolaylı katkılar dikkate alındığında, kruvaziyer turizminin bölge ekonomisi için önemi ortaya çıkmaktadır. Elde edilen gelirlerin büyük bir bölümünü gemi şirketleri alıyor olsa da; kruvaziyer endüstrisinin liman yerlerine ve istihdama sağladığı katkı bakımından bölgesel kalkınma için kritik bir önemi bulunmaktadır. Limanların, kruvaziyer endüstrisinin önemli bir parçası olmasına rağmen, küresel operatörlerin, yolcuların boş vakitlerinin büyük bir kısmını limandayken dahi gemide tüketmelerine yönelik başarılı stratejileri, gemi operatörlerinin limanlara olan bağımlılığını azaltan bir etki yaratmıştır. Her ne kadar, yapılan çalışmalar, limanları içine alan güzergahların yolcuları kruvaziyer gemileri ile seyahat etmeye iten nedenlerin başında geldiğini işaret etse de, bugün gemiler birer destinasyon olma yolunda ilerlemektedir. Kruvaziyer turizminin doğasına aykırı olan bu durum en çok turistik değerleri ve stratejik lokasyonu sayesinde kruvaziyer endüstrisinden pay alan liman yerlerini tehdit etmektedir. Dolayısıyla, kruvaziyer turizminden daha fazla pay almak isteyen liman yerlerinin yerel ve bölgesel ölçekte yeni yöntemlere ihtiyaç duyduğu görülmektedir. Dolayısıyla, limanlara kimlik kazandırılması süreci gerek kruvaziyer ürününün doğasına gerekse gemi seyahati için yolcuları motive eden birinci faktör olan liman yerlerinin kruvaziyer turizminden hak ettiği ölçüde pay almasına katkıda bulunabilecek yenilikçi ve stratejik bir araç olarak görülmektedir. Gerçekleştirilen tez çalışmasının amacı, özellikle Türkiye gibi, kruvaziyer turizminden yalnızca kruvaziyer limanları ölçeğinde pay alabilen destinasyon ülkelerinin kruvaziyer turizminden daha fazla pay almasına katkı sağlamak için, liman kimliğinin kruvaziyer turizmi üzerindeki, tercih edilebilme ve sosyo-ekonomik açıdan etkilerinin belirlenmesi ile limanlara kimlik kazandırılması için uygulanabilir bir yöntem geliştirilmesidir. Bu kapsamda, Bodrum Kruvaziyer Liman Yeri, limanlara kimlik kazandırılmasına ilişkin tüm limanlarda uygulanabilir uygun bir yöntem geliştirilmesi ve yöntemin sahada uygulanması için çalışma alanı olarak belirlenmiştir. OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) ve GEKA (Güney Ege Kalkınma Ajansı)'nın güncel raporları ve önceki akademik çalışmalar ile önemi birçok defa vurgulanan liman kimliği kavramı, bu tez çalışmasında ilk defa objektif ve ölçülebilir kriterler ile tanımlanmış ve CBS (Coğrafi Bilgi Sistemleri) yöntemleri aracılığıyla görselleştirilmiştir. Bu çalışmada tanımı yapılan liman kimliği yeryüzüne ait konumsal niceliksek kriterler ve konumsal olmayan niteliksel kriterlerden meydana gelmektedir. Niteliksel kriterler ile niceliksel kriterler CBS aracılığıyla bilgisayar ortamında birbiri ile entegre edilebilen bilgilerdir. Böylece, mekana dayalı karar verme sürecinde uygulayıcılara yardımcı olması amacıyla CBS destekli MCE (Çok Kriterli Değerlendirme) metodu kullanılarak liman kimlik dağılım haritası oluşturulmuştur. Çalışmanın nihai amacına ulaşmak için kullanılan yöntemler: Anket ve Görüşme Yöntemi, Gözlem Yöntemi, İkincil Veri Araştırma Yöntemi, Paydaş Analizi, CBS yöntemleri, AHP (Analitik Hiyerarşi Süreci) ve İstatistiksel yöntemlerdir. Tezde kullanılan yazılımlar ise, konumsal (grafik) ve konumsal olmayan (öz nitelik) verilerin analizi için CBS yazılımları olan Idrisi TerrSet, Global Mapper; liman kimliğini meydana getiren kriterlerin AHP yöntemi kapsamında ikili karşılaştırma tekniğiyle önceliklendirilmesi ve ağırlıklandırılması hesapları için Microsoft Excel; ayrıca anketlerin istatistiksel analizleri için SPSS paket programından yararlanılmıştır. Gerçekleştirilen tez çalışmasında elde edilen bulgular; limanlara kimlik kazandırılması kapsamında geliştirilen yöntem ve bu yöntemin ilk defa karar alıcılar ile uygulayıcılara örnek teşkil etmesi amacıyla pilot bir alanda uygulanmasına yönelik sonuçlar olmak üzere iki bölümde ele alınabilir. Limanlara kimlik kazandırılmasına yönelik geliştirilen yöntem dokuz aşamalı bir yöntem olup; liman yerinde başta liman kimliği olmak üzere kruvaziyer turizmi konularından sorumlu bir organizasyonun kurulması, liman kimliğinin kriterlerine göre seçilen çalışma alanı için tanımlanması, liman kimliği kapsamında CBS destekli bir karar destek sistemi oluşturulması ve liman kimliğinin korunması, geliştirilmesi, sürekli olarak iyileştirilmesi esaslarına dayanmaktadır. LKO (Liman Kimlik Organizasyonu), limanlara kimlik kazandırılması için önerilen yöntemi uygulayacak olan kurumsal yapı olarak tanımlanmıştır. Bu kapsamda, liman yerinin kruvaziyer turizminden daha fazla pay alınması yönünde önerilen yöntemin uygulayıcısı olan organizasyonun yapısı, MÇY (Mantıksal Çerçeve Yaklaşımı) yönteminin bir aşaması olan paydaş analizine göre belirlenmiştir. LKO'da yer alacak paydaşlar tespit edilirken, liman bölgesinde kruvaziyer turizminin risk ve fırsatlarını paylaşan tarafların özellikle bu organizasyonda yer alması gerektiği anlaşılmıştır. LKO'nun oluşturulması kapsamında paydaş analizi ile belirlenen taraflar, önerilen yöntemin ilk aşamasında liman kimliğini niceliksel ve niteliksel kriterlere göre tanımlamaktadır. Bu bağlamda, seçilen çalışma yerinde yapılan uygulama sonucunda organizasyonda yer alan kurum ve kuruluşları temsilen 20 katılımcı ile gerçekleştirilen anket uygulaması sonucunda, paydaşların liman kimliğini oluşturan ilk ve en önemli niceliksel kriterleri Tarihi-Kültürel Yerler (%25.15), Doğal Yerler (%20.48) ve Endemik Yerler (%18.62) olarak tanımladığı tespit edilmiştir. AHP ile hesaplanan birleştirilmiş grup kararının konsensüs oranı %82.9'dir. Yani, paydaş analizi sonucunda belirlenen yerel paydaşlar liman kimliği üzerinde %89.2 fikir birliği sağlamıştır. Birçok durumda, karar alıcıların belirli bir amaca yönelik çok kritere bağlı olarak karar vermesi zor iken, yapılan uygulama sonucunda liman kimliğinin, katılımcıların hızlı ve etkin karar almasını sağlayan birleştirici bir etkiye sahip olduğu anlaşılmıştır. Limanlara kimlik kazandırılması kapsamıda önerilen yöntemin bir parçası olarak, CBS tabanlı MCE metoduyla oluşturulan liman kimlik dağılım haritası; kruvaziyer turizminden daha fazla pay alınması yönünde, liman yerlerindeki karar alıcılara mekana dayalı karar verme süreçlerinde yardımcı nitelikte bir karar destek sistemi sunmuştur. CBS destekli MCE yaklaşımının karar alıcılara sunmuş olduğu en önemli avantaj, kısıtlar ve kriterlere göre hızlı ve anlık senaryolar üretilerek, hangi önemli kriter tarafından, hangi sebepten dolayı istenilen sonucun alınamadığının görülmesi ve alternatif senaryoların kısmen maliyet gerektirmeksizin üretilebilmesidir. Liman kimliğinin CBS yöntemleri aracılığıyla haritalanması, harita üzerinde görsel olarak farklı senaryolar oluşturularak uygun eylem planlarını gerçekleştirmeyi de kolaylaştırmıştır. Böylece, liman kimliği kapsamında karşılaşılabilecek uygunsuzluklar, liman kimlik dağılım haritası üzerinden objektif verilere dayanarak hızlı ve etkin bir biçimde üretilen farklı senaryolar sayesinde tespit edilmiştir. Bodrum Kruvaziyer Liman Yeri için oluşturulan liman kimlik dağılım haritasına göre, kruvaziyer limanını içine alan maksimum genişlikteki sınırların, liman kimliğini % 93 oranında yansıttığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte; saha araştırması neticesinde, araştırma yerinde liman ile şehrin yeterince bütünleşmediği anlaşılmıştır. Bu kapsamda, Bodrum Kruvaziyer Limanı niceliksel olarak oluşturulan liman kimlik dağılım haritasında liman kimliğini %93 oranında yansıtırken, hinterlandı ile birlikte değerlendirildiğinde niteliksel olarak atıl bir liman örneği teşkil etmektedir. Tez kapsamında önerilen yöntem, ileriki çalışmalar ile desteklenmeye ve farklı bakış açıları ile geliştirilmeye açıktır. Her limanın kendine özgü bir kimliğinin olabileceği göz önünde bulundurulduğunda, geliştirilen yöntemin, tüm limanlar için uygulanabilir olduğu saha araştırması, paydaş görüşmeleri ve literatür ile desteklenmiş olup, farklı liman yerlerinde uygulanması sonucunda seçilen çalışma alanı coğrafi sınırlarına ve özelliklerine göre farklı sonuçlar elde edileceği öngörülmüştür. Tez çalışması mekansal planlamacılara, liman destinasyonu (liman varış yeri) yöneticilerine, uygulayıcılara, karar alıcılara ve araştırmacılara bir liman varış yerinde liman kimliğinin somut olarak tespitine, uygunsuzlukların anlaşılmasına, düzeltme ve geliştirme planlarının yapılmasına yönelik nasıl bir yol izleneceğine ilişkin bilimsel bir yöntem sunmaktadır. Geliştirilen bu yöntem ve yöntemin uygulama sonuçlarına göre çalışmanın, kruvaziyer turizminin sürdürülebilir gelişimi, kruvaziyer destinasyon yönetimi, liman hinterlandının etkin kullanımı, kruvaziyer destinasyonlarında mekana dayalı karar verme ve planlama alanlarına yeni ve farklı bir bakış açısı getirileceği düşünülmektedir
Türkiye'nin endüstri ve ısınma kaynaklı emisyon envanterinin grid sistemine aktarılması ve EMEP ile EDGAR verileriyle mukayesesi
Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye' nin hava kirliliği envanterinin oluşturulması, kolay anlaşılır haritalar üretilmesi ve böylelikle ülke atmosferine salınan kirleticilerin hangi bölgelerde yoğunlaştığının rahatlıkla değerlendirebilmesidir. Oluşturulması hedeflenen haritalar için, 2014 yılında gerçekleştirilmiş olan, İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Çevre Bilimleri ve Mühendisliği Anabilim Dalı Yüksek Lisans Programı Tez çalışmasında ulaşılmış olan Türkiye' de enerji ve endüstri kaynaklı emisyonlar ve konut ısınma sistemlerinden kaynaklanan emisyonların mekansal dağılımları ile EMEP (Avrupa İzleme ve Değerlendirme Programı) tarafından ülkemiz koordinatlarında gerçekleştirilmiş olan emisyonlar ile EDGAR tarafından yayınlanan emisyonların mekansal dağılımlarından karşılaştırılabilmelerine olanak tanınacak şekilde faydalanılmıştır. Kullanılan sayısal verilere bakılacak olursa; 2014 tarihli çalışmada, elektrik üretim kapasitesi 10 MW' tan büyük fosil yakıt kullanan termik santraller, petrol rafinasyonu, organik kimya endüstrisi, mineral endüstrisi, metalurji endüstrisi, kağıt ve karton endüstrisi, şeker endüstrisi dikkate alınmış, konut ısınma kaynaklı emisyon hesapları ise 81 il ve mevcut ilçelerin tamamında gerçekleştirilmiştir. Hesaplamaların sonucunda, enerji üretim tesisleri için emisyon değerleri CO2, CO, SOx, NOx, NMVOC, TSP, PM10 ve PM2.5 kirleticileri için, kontrolsüz durumlarda sırasıyla 123.587.348 ton/yıl, 11.018 ton/yıl, 2.325.499 ton/yıl, 325.716 ton/yıl, 2.452 ton/yıl, 5.333.215 ton/yıl, 1.343.733 ton/yıl, ve 201.795 ton/yıl olarak; endüstri tesisleri için emisyon değerleri yine kontrolsüz durumlarda sırasıyla için 55.124.263 ton/yıl, 790.861 ton/yıl, 42.737 ton/yıl, 28.609 ton/yıl, 220.055 ton/yıl, 5.834.130 ton/yıl, 3.300.394 ton/yıl, ve 8.920 ton/yıl olarak; endüstriyel tesislerin yakıt kullanımından kaynaklanan emisyonlar kontrolsüz durumlarda CO2, SOx, CO, NOx, NMVOC ve PM10 kirleticileri için sırasıyla 57.663.913 ton/yıl, 156.037 ton/yıl, 156.884 ton/yıl, 69.242 ton/yıl, 15.120 ton/yıl ve 156.844 ton/yıl oalark; son olarak da, konut ısınma sistemlerinden kaynaklanan emisyon değerleri CO2, SOx, CO, NOx, NMVOC, TSP, PM10, PM2.5 ve NH3 kirleticileri için kontrolsüz durumlarda sırasıyla 38.195.817 ton/yıl, 232.559 ton/yıl, 37.471 ton/yıl, 1.059.298 ton/yıl, 136.015 ton/yıl, 108.954 ton/yıl, 127.182 ton/yıl, 124.877 ton/yıl ve 3.803 ton/yıl olarak belirtilmiştir. 2014 tarihli bu çalışmada sayısal veriler, emisyon faktörlerine dayalı olarak formulasyon sonucu elde edilmiştir. EMEP ise verileri, merkez kurmuş olduğu ülkelerin verdiği raporlardan derlemekte ve koordinatlara dayalı olarak oluşturduğu grid sistemlerine aktarmaktadır. Bu güne kadar yoğunluklu olarak 1x1 dereceli ve 0.5x0.5 dereceli grid sistemleri kullanılmakta iken, son dönemde artık çözünürlüğü daha da arttıran 0.1x0.1 dereceli grid sistemi kullanılmaya başlanmıştır. Çalışmada, hem baz alınan tezin sayısal sonuçları hem de EMEP tarafından sisteme işlenmiş olan veriler üzerinden her üç grid sisteminde de haritalar üretilmiştir.Bunun için EMEP tarafından geliştirilmiş olan 0.1x0.1 dereceli grid sistemi baz alınmış, bu sistemdeki veriler üzerinden 0.5x0.5 dereceli ve 1x1 dereceli mekansal dağılım haritaları oluşturulmuştur. Haritaların oluşturulmasında Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) yazılımlarından ARCGIS kullanılmıştır. Ayrıca koordinatların belirlenmesinde Google Earth Pro, verilerin yönetilmesinde de Excell programlarından yararlanılmıştır. Katmanlı yapıda bir yazılım olan ARCGIS, Desktop, Mobile, Server ve Online olmak üzere dört bölümde tasarlanmıştır. Bu çalışmada kullanılan ARCGIS Desktop, ArcInfo, ArcView ve ArcEditor içerisinde bütünleşik olarak gelen ArcMap, ArcCatalog, ArcToolbox, ArcGlobe ve Model Builder arayüzleri ile haritalama, coğrafi analizler, veri güncelleme, veri yönetimi ve görüntüleme işlemlerini gerçekleştirebilmesine imkan veren entegre bir coğrafi bilgi sistemi yazılımıdır. EMEP' in internet sitesinden Türkiye'ye ait olan 0.1x0.1 dereceli Grid sistemi elde edilmiştir. Bu sistemde Türkiye sınırları dahilinde, 10x10 km2 lik, işlenebilir vaziyette, birebir koordinatları belirlenmiş hücreler bulunmaktadır. Toplam 8611 adet olan bu hücreler, ARCGIS yazılımıyla açılabilmekte ve yazılım üzerinden bu hücreler için veri girişi yapılacak alanlar atanabilmektedir. Bu çalışmada öncelikle, Google Earth Pro kullanılarak, konut ısınma sistemlerinden kaynaklanan emisyonların işleneceği hücreleri belirlemek üzere, Türkiye'nin herbir ilçesinin koordinatları tek tek belirlenerek 0.1x0.1 dereceli grid sistemine aktarılmıştır. Daha sonra, GIS yazılımı üzerinde SOx, NOx, CO, PM10, PM2.5 ve NMVOC alanları tanımlanarak, herbir ilçenin bu emisyonlara ait verileri tanımlanan alanlara işlenmek suretiyle, Türkiye' nin 10x10 km2 lik alanlar halinde herbir kirletici için özel olarak emisyon haritaları oluşturulmuştur. EMEP ve EDGAR tarafından yayınlanan emisyonlar ile tez verileri arasında sağlıklı bir karşılaştırma yapabilmek adına, işlenecek parametreler SOx, NOx, CO, PM10, PM2.5 ve NMVOC olarak belirlenmiştir. EMEP internet sayfasında NOx, NMVOC, SOx, NH3, PM2.5, PM10 , Pmcoars,e CO, Cd, Hg, Pb, PCDD/PCDF, benzo(a), benzo(b), benzo(k) Indeno ve HCB parametrelerine ait, ısınma, endüstri, trafik, gemicilik, tarım vb. kaynaklı emisyonların 0.1x0.1 dereceli grid sistemine aktarılmak üzere hazırlanmış olan (herbir grid hücresinin koordinatlarına ait) listeleri yayınlanmıştır. Anılan internet sayfasından, SOx, NOx, CO, PM10, PM2.5 ve NMVOC kirleticilerine ait, enerji ve endüstri kaynaklı emisyon verilerine ait listeler elde edilmiştir. Ancak, program tarafından yayınlanan veri grupları arasında Türkiye'nin koordinatlarına isabet eden ısınma kaynaklı emisyon verileri bulunmadığından karşılaştırma sadece enerji ve sanayi kaynaklı emisyonlar üzerinden yürütülebilmiştir. Öte yandan, EDGAR programı tarafından yayınlanan veriler ısınma kaynaklı emisyon verilerini de içerdiğinden, tez verileri ile mevcut tüm kaynaklar üzerinden karşılatırma yapabilme imkanı elde edilmiştir. 0.1x0.1 dereceli Grid baz alınarak ArcToolbox (Feature Class) arayüzü üzerinden, 0.5x0.5 dereceli (50x50km2) ve akabinde 1x1 dereceli (100x100km2) yeni Grid sistemleri oluşturulmuş ve her iki sistemde de parametrelere ait veriler, dahil oldukları hücreye tekabül eden alt hücre verilerinin toplanması suretiyle işlenmiştir. Bu sayede, Türkiye'nin hava kirliliği envanterinin görselleştirilmesine de vesile olunmuştur. Hazırlanan haritalar üzerinde yapılan incelemede, EMEP ve EDGAR' dan elde edilen verilerle, 2014 tarihli tez çalışmasından alınan verilerin birebir örtüşmeseler de, özellikle EDGAR verileri ile olumlu olarak tanımlanabilecek bir uyum içerisinde oldukları değerlendirilmiştir. Ayrıca, bu çalışma, hangi kirleticinin hangi bölge ya da bölgelerde yoğunlaştığının görsel bir zemin üzerinde, kolaylıkla incelenmesine fırsat vermiş, emisyonların daha çok, İstanbul, İzmit, Kocaeli, Bursa, İzmir, Ankara, Adana, Kayseri, Gaziantep, İskenderun, Zonguldak, Karabük, Samsun, Konya, Çanakkale, Balıkesir, Kütahya, Eskişehir, Kahramanmaraş dolaylarında yoğun olduğu görülmüştür.
Çifthisar Havzası ve yakın çevresinin (Adıyaman) kütle hareketleri açısından CBS tabanlı duyarlılık analizi
Yeryüzünün değişmesinde ve şekillenmesinde etkili olan doğal olaylardan bir tanesi kütle hareketleridir. Kütle hareketlerine duyarlık, günümüzde "kütle hareketine maruz kalan alanlar gelecekte de kütle hareketlerine maruz kalabilir" savından yola çıkarak kütle hareketlerinin gerçekleşme potansiyelinin belirlenmesidir. Duyarlılık haritaları, kütle hareketlerinin oluşumları üzerinde etkili olan günümüzdeki hazırlayıcı ve tetikleyici faktörlerin, gelecekte de etkili olabileceği düşünülerek hazırlanır. Duyarlılık analizi, alansal bazda yapılan kütle hareketleri çalışmalarında ilk adımı oluşturup, kütle hareketi oluşumuna ilişkin risk ve tehlikenin belirlenmesine yönelik çalışmaların yürütülmesinde etkin rol oynar. Araştırma sahası olarak seçilen Çifthisar Havzası ve çevresi Doğu Anadolu Bölgesinin, Yukarı Fırat Bölümünde yer almaktadır. İdari olarak Adıyaman ili Gerger ilçesi sınırları içerisinde kalan Çifthisar Havzası, Nemrut Dağı Milli Parkı'nın doğusunda yer alır. Gerger ilçe merkezi havzanın kuzeydoğusunda konumlanmıştır. Çifthisar Havzası ve yakın çevresinde kütle hareketleri belirlenmesi ve sahanın kütle hareketleri açısından duyarlılığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için parametre haritalarının ağırlıklı çakıştırtılması yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında litoloji, eğim, bakı, paleo kütle hareketleri, baraj gölüne yakınlık bitki örtüsü, yükselti, hazırlayıcı parametreler olarak; fay hatlarına yakınlık, yağış tetikleyici parametreler olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda sahanın kütle hareketleri duyarlılık haritası oluşturulmuştur. Bu haritaya göre sahada duyarsız alanlar 1,95 km2, çok az duyarlı alanlar 173,93 km2, duyarlı alanlar 249,54 km2, olarak hesaplanmıştır. Duyarsız alanda kütle hareketlerinin gerçekleşmediği, gerçekleşmiş hareketlerinin %17sinin çok az duyarlı alanlarda, %83'nün duyarlı alanlarda olduğu saptanmıştır. Sahada kütle hareketlerinin, stratigrafik olarak geçirimliliğin düşük olduğu formasyonların üzerine gelen jeolojik birimlerde, Adıyaman fayı tarafından yoğun bir şekilde parçalanmış dik yamaçlarda, yüksek eğimli çevresine göre yüksek yamaçlarda, geçmiş dönemlerde Fırat nehrinin alttan oyduğu yamaçlarda, günümüzde Atatürk baraj gölü kenarında nispi dalga aşındırmasının görüldüğü alanlar ile bitki örtüsünün olmadığı veya cılız olduğu alanlarda gerçekleştiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışma doğrultusunda üretilen duyarlılık haritası, alanda yürütülecek risk ve tehlike çalışmalarına öncülük edecek, özellikle de "Risk ve tehlike çalışmaları nerede yapılmalıdır?" sorusuna cevap olacaktır. Anahtar Kelimeler: Adıyaman, Gerger, Kütle Hareketleri Duyarlılık Analizi, Parametre Haritalarının Ağırlıklı Çakıştırılması Yöntemi, Heyelan
Makarnalık buğdaylarda sensör, iklim ve bitki özelliklerine dayalı azotoptimizasyonu ve verim tahmininin farklı algoritmaları ile modellenmesi
Bu çalışma, yarı kurak iklim koşullarında yetiştirilen makarnalık buğdayda (Triticum durum) verim ve kalite tahminine yönelik sensör tabanlı ölçümler ile yapay zekâ destekli modelleme yaklaşımlarının bütüncül olarak değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında dört farklı Zadoks gelişim evresinde (ZD24, ZD30, ZD31, ZD32) toplanan optik sensör verileri (SPAD, NSPAD, NDVI, INSEY) ve bitki boyu ölçümleri; drone tabanlı RGB ve multispektral görüntüler; iklim parametreleri ve 350–2500 nm aralığında elde edilen laboratuvar spektral yansıma verileri ile birlikte analiz edilmiştir. Farklı azot dozlarının bitkisel tepkiler üzerindeki etkileri varyans analizleri (ANOVA) ile belirlenmiş; artan azot uygulamalarının özellikle SPAD, NDVI ve INSEY değerlerinde anlamlı yükselişlere yol açtığı, verim ve kalite bileşenlerinde ise çeşit ve fenolojiye bağlı farklılaşmaların oluştuğu görülmüştür. Verim tahmini için Random Forest, Gradient Boosting, AdaBoost, LightGBM ve XGBoost algoritmaları karşılaştırılmış ve model performansının gelişim evrelerine göre değişkenlik gösterdiği belirlenmiştir. Özellikle ZD31 evresi, fotosentetik kapasite ve biyokütle birikiminin kritik olarak yoğunlaştığı dönem olması nedeniyle en yüksek tahmin doğruluğunu sağlamıştır. XGBoost ve LightGBM modelleri düşük hata değerleri ve yüksek genelleme kabiliyetleriyle öne çıkmış; SHAP analizi ise INSEY ve NSPAD indekslerinin verim tahmininde belirleyici rol oynadığını ortaya koymuştur. Bunun yanında, iki yıllık ve altı gelişim evresine ait zaman serili drone görüntüleri, yer tabanlı sensör verileri ve iklim parametrelerinin bütünleştirilmesiyle geliştirilen CNN tabanlı derin öğrenme modeli, yüksek doğruluk (R² ≈ 0,98) ve düşük hata değerleriyle çalışmış; özellikle başaklanma ve tane doldurma dönemlerinde tahmin gücünün arttığı saptanmıştır. Spektral yansıma verileri kullanılarak gerçekleştirilen protein tahmininde ise dört spektral bölge (VIS, NIR, SWIR ve Tam Spektrum) üzerinden yapılan karşılaştırmalarda, geniş bant ve özellikle SWIR bölgesinde hibrit ANN–SVR modelinin en yüksek doğruluk (R² > 0,92) ve en düşük hata değerleriyle üstün performans sergilediği belirlenmiştir. Genel olarak elde edilen bulgular, azot yönetiminin fizyolojik, morfolojik, verim ve kalite parametrelerini eş zamanlı olarak etkilediğini ve bu parametrelerin birlikte değerlendirilmesinin hassas gübreleme stratejilerinin geliştirilmesinde kritik bir öneme sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca, sensör tabanlı veri füzyonu ve yapay zekâ tabanlı modelleme yaklaşımlarının, dijital tarım uygulamaları için yüksek doğruluklu ve açıklanabilir karar destek mekanizmaları sunarak sürdürülebilir tarım yönetimine önemli katkılar sağlayabileceği sonucuna varılmıştır.
Gürgürbaba Tepesi 010 numaralı buluntu alanından ele geçen yontmataş aletlerin coğrafi bilgi sistemiyle incelenmesi
Paleolitik Dönem'de yaşamış insan gruplarının yaşamsal aktivitelerinin mekanla ilişkilendirildiği çalışmalar sınırlı sayıdadır. Bu kapsamda Gürgürbaba Tepesi'nde iskân etmiş insan gruplarının yaşadıkları çevreyi nasıl kullandıklarını anlamak için buluntu alanında mevcut olan tüm buluntular konumları bozulmadan koordinatları alınmış ve Coğrafi Bilgi Sistemlerinden faydalanılarak yoğun olduğu bölgeler tespit edilmiştir. Ayrıca her bir yontmataş teknolojik ve tipolojik olarak incelenmiştir. Sonuç olarak Gürgürbaba Tepesi 010 numaralı buluntu alanında yaşamış insanların yaşam alanlarında hangi aktiviteleri gerçekleştirmiş oldukları ve çevreleri ile olan ilişkileri ortaya çıkarılmıştır.
Erciş (Van) yöresinde bazı standart üzüm çeşitlerinin yetiştirilebileceği alanların coğrafi bilgi sistemiyle belirlenmesi
Bu çalışma ile bağ yetiştiriciliğinde en uygun alanların, Coğrafi Bilgi Sistemi yardımıyla belirlenmesini sağlayabilecek bir metodoloji geliştirilmeye çalışılmıştır. Bir alanda başarılı bir Bağcılık yapılabilmesi için bazı çevresel ve fiziksel koşulların sağlanması gerekmektedir. Coğrafi Bilgi Sistemi Programı Arcgis, birçok faktörün birlikte analizine imkân sağlamakta ve bu sayede bağcılık gibi ilk kurulum masrafı yüksek bir tarımsal faaliyeti yapma niyetinde olan üreticilere uygun alan analizi ile çeşit seçiminde fayda sağlanması amaçlanmıştır. Bu araştırmada farklı olgunlaşma düzeylerine sahip Vitis vinifera L. ve Vitis amurensis. türlerine ait 10 standart, bir yerel olmak üzere toplam 11 üzüm çeşidinin belirli bazı faktörlere göre Erciş (Van) ilçesinde yetiştiriciliğe en uygun alanların belirlenmesine çalışılmıştır. Yörede yetiştiriciliği yapılan yerel Erciş üzüm çeşidinin çalışma materyali içinde yer verilmesi ile çalışmamızın doğruluğunun test edilebilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmanın kapsamını Erciş (Van) ilçe merkezi ve ilçenin tüm köyleri oluşturmaktadır. Seçilen üzüm çeşitlerinin yetiştiriciliğine etki eden önemli bazı iklimsel, topoğrafik ve toprak özelliklerinin, Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) yardımıyla analizleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda çalışılan erkenci çeşitler (Amurensis, Trakya İlkeren, Çavuş, Yalova İncisi, Sultani Çekirdeksiz) ilçenin büyük bir kısmında, orta mevsim çeşitler (Hamburg Misketi, Cardinal, Red Globe, Hatun Parmağı, Erciş Üzümü) sadece Van Gölü kıyılarına yakın ilçenin güney kısımlarında sorunsuz yetiştirilebileceği, geçci (Boğazkere) çeşidinin ise ekonomik anlamda yetiştiriciliğinin uygun olmadığı kanaatine varılmıştır. Bağ yetiştiriciliğinde önemli olan bazı faktörlerin (Etkili Sıcaklık Toplamı, Donsuz Gün Sayısı, Minimum Kış Sıcaklığı, Bakı, Eğim, Toprak Drenajı, Toprak Derinliği ve Arazi Kullanım Kabiliyeti) CBS analizi yardımıyla ve ağırlıklı oran sonuç yöntemi ile formülize edilmek suretiyle uygunluk analizi yapılmıştır. Ağırlıklı oran sonuç yöntemi için gerekli puanlamalar, literatür bildirişleri ile danışman hocaların görüşleri doğrultusunda belirlenerek formülize edilmiştir. Bölgenin topoğrafik olarak tanımlanmasında çalışılan lokasyona ait ASTER uydu görüntüsünden elde edilen sayısal arazi modeli (DEM) kullanılmıştır. Üzerinde çalışılacak DEM verisi olan bu görüntülerin bilgisayar ortamına aktarılmasında ArcGIS 10 yazılımından yararlanılmış olup, istenilen analiz ve haritaların oluşturulmasında ise ArcGIS'in alt programı olan 3D AnalystTools'dan yararlanılarak uygunluk haritaları çıkarılmıştır.
Demirci ilçesi optimal arazi kullanımının coğrafi bilgi sistemleri ve analitik hiyerarşi süreci kullanılarak belirlenmesi
Nüfus artışı ve buna bağlı olarak artan insan ihtiyaçları nedeniyle doğal kaynaklara yapılan baskı giderek artmaktadır. Bu baskıdan etkilenen kaynaklanan bir tanesi de üzerinde yaşadığımız arazidir. Araziler üzerinde artan bu baskı zamanla arazilerin gereğinden fazla ve yanlış kullanılmasına neden olmaktadır. 19. yüzyılın sonlarına doğru yanlış kullanılan arazileri geri kazanmak için sürdürülebilirlik terimi ortaya çıkmıştır. Sürdürülebilirlik terimi doğrultusunda yanlış arazi kullanımının önüne geçmek ve arazinin en uygun kullanım şeklinin belirlenmesine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bu doğrultuda yapılan tez çalışmasında, daha önce çalışılmamış olan Demirci ilçesinin uygun arazi kullanım şekli belirlenmiştir. Çalışmada çok kriterli karar verme yöntemlerinden bir tanesi olan analitik hiyerarşi süreci ve ağırlıklı çakıştırma (Weighted Overlay) yöntemleri kullanılmıştır. Öncelikle arazi kullanımı üzeride etkili olan 11 faktörler belirlenmiştir. Belirlenen faktörler analitik hiyerarşi süreci ile ikili matrisler oluşturularak her bir arazi kullanım şekli için önem puanları belirlenmiştir. Daha sonra 11 faktör için Arcgis programında sayısallaştırma işlemi yapılmış ve haritalar hazırlanmıştır. Daha sonra hazırlanan haritalar analitik hiyerarşi sürecinde belirlenen ağırlık puanları kullanılarak ağırlıklı çakıştırmaya işlemine sokulmuş ve uygun arazi kullanım şekilleri belirlenmiştir. Çalışmanın son kısmında ise ilçenin sosyal ve ekonomik özellikleri dikkate arazi kullanım şekilleri yine analitik hiyerarşi yöntemi ile ağırlıklandırılmış ve sonuçta ilçenin uygun (optimal) arazi kullanım haritası oluşturulmuştur. Çalışmanın sonucunda elde edilen uygun arazi kullanımı haritası ile mevcut arazi kullanım haritası karşılaştırıldığında analiz sonucunda tarım için uygun sahaların mevcut kullanımda da tarım arazisi olarak kullanıldığı görülmektedir. Hayvancılık faaliyetlerinin yapıldığı meralar ilçede oldukça sınırlıdır. Analiz sonucunda mera için uygun sahalara bakıldığında bu alanların hali hazırda tarım alanı ve orman alanı olarak kullanıldığı görülmektedir. Analiz sonucunda uygun orman alanlarına baktığımızda Simav-Demirci Dağlarının güney yamaçları ve Asi Tepe ve çevresi uygun alanlar olarak belirlenmiştir. İlçenin en önemli ekonomik faaliyetinin tarım ve hayvancılık oldu düşünüldüğünde tarım alanlarının azlığı bu alanların daha verimli kullanılması gerçeğini doğurmuştur. Yine hayvancılık faaliyetleri için önemli olan mera sahalarının orman olarak kullanılması bir başka olumsuzluk olarak göze çarpmaktadır. İlçede yaşanan bir diğer problem ise orman ve mera için uygun olan sahaların tarıma açılmasıdır. Tarıma açılan bu sahalar zamanla verimsizleşmektedir. İlçede orman ve mera alanlarını tarıma açma faaliyetleri durdurulmalı bunun yerine tarıma uygun alanlarda entansif tarım yöntemleri belirlenerek üretim arttırılmalıdır.