Bilgisayar kullanımı

Bu konu başlığı altında 75 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mesleki ve teknik okulların elektrik-elektronik teknolojisi alanı öğrencilerinin bilgisayar kullanma öz-yeterlik algılarının incelenmesi

Bu araştırmada Endüstri Meslek Lisesi, Teknik Lise ve Anadolu Teknik Lisesi'nin Elektrik-Elektronik Teknolojileri Alanı'nda öğrenim gören öğrencilerin bilgisayar kullanma becerilerine ilişkin algı düzeyleri saptanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın verileri İstanbul İli Anadolu Yakası'nda yer alan Mesleki ve Teknik okullardan toplanmış ve araştırmada küme örnekleme modeli uygulanmıştır. Araştırmaya sekiz okuldan 497 öğrenci katılmıştır. Bu çalışmada veriler tanımlayıcı bilgileri içeren öğrenci anketi ve Torkzadeh ve Koufteros (2003)'un geliştirdiği "bilgisayar kullanma öz-yeterlik algısı ölçeği" ile toplanmıştır. Anket ve ölçekler öğrencilerin sınıflarına gidilerek birebir uygulanmış, kişisel bilgi formunda ve bilgisayar kullanım öz-yeterlik algı ölçeğinde öğrenciler tarafından anlaşılmayan kısımlarda gereken açıklama yapılmıştır. Araştırma sonucunda çıkan verilere göre, İstanbul Anadolu Yakası'nda mesleki ve teknik eğitim veren eğitim kurumlarının elektrik-elektronik teknolojisi alanında okuyan erkek öğrencilerin kız öğrencilere oranı oldukça fazladır. Ayrıca kız öğrencilerin başlangıç düzeyi bilgisayar becerileri ve bilgisayar ağında çalışma becerileri açısından bilgisayar kullanma öz-yeterlik algılarının erkek öğrencilerinden yüksek olduğu görülmektedir. İleri düzey bilgisayar becerilerinde anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Araştırmada internet bağlantınsa sahip olan öğrencilerin bilgisayar kullanma öz-yeterlik algılarının internet bağlantısına sahip olmayan öğrencilere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bunun dışında dikkat çeken bir başka noktada öğrencilerin bilgisayarı ve interneti en çok sohbet etmek için kullandıkları sonucudur. Anahtar kelimeler: eğitim teknolojisi, mesleki ve teknik eğitim, elektrik-elektronik teknolojisi, bilgisayar kullanımı, öz-yeterlik algısı

Bilgisayar kullanımıEğitim teknolojisiMeslek ve teknik lise öğrencileri+6
Levent Bostan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul yöneticilerinin bilgisayar kullanımına dair tutumları ve öğretimde bilgisayar kullanımını yönlendirme düzeylerini

Bilgisayarın eğitim kurumlarında sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi için eğitim kurumlarında görev yapan yöneticilerin bilgisayara karşı olumlu bir tutuma sahip olmaları gerekmektedir. Ayrıca gelişen ve değişen dünyada hızla ilerleyen teknolojinin okullara da aynı hızda transferinin sağlanabilmesi için, okul yöneticilerinin teknoloji lideri olup, öğretmenlere teknolojinin okullarda sağlıklı bir şekilde kullanılması adına liderlik ve rehberlik etmelidir. Bu çalışmanın amacı, okullarda görev yapan yöneticilerin, bilgisayar öğrenmeye yönelik tutumları ve öğretmenleri bilgisayar kullanmaya yönlendirme düzeylerini incelemektir. Bu çalışmanın evrenini İstanbul İl Milli Eğitim Müdürülüğü, örneklemini ise Bakırköy, Bahçelievler ve Küçükçekmece ilçelerinde görev yapan 119 yönetici ve 210 öğretmen oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak, okul yöneticilerine bilgisayar tutum ölçeği (Deniz, 2004) ve öğretmenleri öğretim faaliyetlerinde bilgisayar kullanımını yönlendirme düzeyi ölçeği (Sezer, 2011), öğretmenlere; yöneticilerin öğretmenleri öğretim faaliyetlerinde bilgisayar kullanımını yönlendirme düzeyi algısı ölçeği (Sezer, 2011) ile anketler kullanılmıştır..Veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Ölçek verileri T-testi ve tek yönlü varyans analizi ile değerlendirilmiştir.Yapılan analizler sonucunda cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenleri temel alındığında okul yöneticilerinin tutumları arasında anlamlı farklılık görülmüştür. Okul yöneticileri kendilerini, teknolojiyi öğrenim ortamında kullanmaya yönlendirme düzeyleri bakımından, öğretmenlere oranla kendilerini çok daha yüksek düzeyde görmüşlerdir. Yöneticilerin mesleki kıdemi artıkça bilgisayar kullanımına yönelik yönlendirme düzeyleri artmaktadır. Ayrıca bilgisayar kursuna giden yöneticiler, gitmeyenlere nazaran kendilerini bilgisayarı öğrenim ortamında kullandırma konusunda daha etkin görmüşlerdir, bilgisayar kursuna giden öğretmenlerin algısı da bu yöndedir. Anahtar Sözcükler: 1. Okul Yöneticileri, 2. Bilgisayar Kaygısı, 3. Bilgisayara Yönelik Tutum, 4. Liderlik, 5. Yönlendirme

Bilgisayar kullanımıBireysel yönlendirmeOkul yöneticileri+3
Mahmut Turan Ektiren
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin okulda internet ve teknoloji kullanımına ilişkin sanal kaytarma davranışlarının incelenmesi

Günümüzde giderek yaygınlaşan teknoloji ve internet kullanımı çeşitli projelerle eğitim alanında da yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Eğitimi daha verimli hale getirmek için akıllı tahta, tablet gibi teknolojik aletler kullanılarak teknoloji eğitime entegre edilmiş ve öğretmenlerin kullanımı yaygınlaşmıştır. Yapılan çalışmalar mesai saatleri içerisinde internet ve teknoloji kullanımının iş gücü kaybına yol açabileceğini göstermektedir. Bu konuda öğretmenlerle ilgili bir çalışma yapılmamış olması yeni bir araştırma konusu yaratmaktadır. Bu çalışmada ilk ve ortaokul türündeki kamu okullarında görev yapan öğretmenlerin internet ve teknoloji kullanımına bağlı sanal kaytarma davranışlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında İstanbul ili Başakşehir ilçesindeki ilk ve ortaokul türü kamu okullarında görev yapan öğretmenlerin sanal kaytarma davranışları ve nedenleri incelenmiştir. Araştırma sonucunda edinilen bulgulara göre, araştırmaya katılan öğretmenlerin mesai saatleri içerisinde ve dışarısında yapmış oldukları sanal kaytarma davranışları cinsiyete ve eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Fakat yaşa, mesleki kıdeme, internet kullanım süresine, internet kullanım beceri düzeyine, internet kullanım sıklığına ve internette kesintisiz bağlı kalınan süreye göre bazı farklılıklar gözlenmiştir. Mesai saatleri içerisinde iş dışı internet kullanımda ise cinsiyete, eğitim düzeyine ve internet kullanım süresine göre anlamlı bir farklılık olmamasına rağmen, yaşa, mesleki kıdeme, internet kullanım beceri düzeyine, internet kullanım sıklığına ve internette kesintisiz bağlı kalınan süreye göre farklılıklar gözlenmiştir.

Bilgisayar kullanımıOkul hayatıSanal kaytarma+5
Gülenay Nagihan Kılıç
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evli çiftlerin sosyal fobi ve internet bağımlılık düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi

Teknolojinin hızla gelişmesi ve tüm alanlarda gerekliliğinin artması ile birlikte internet bağımlılığı artmış ve sosyal ilişkilerde bozulmalar görülmeye başlamıştır. Bu durum giderek artmakta ve sosyal hayatta hızla bozulmalara neden olmaktadır. Bu çalışmada evli çiftlerin sosyal fobi ve internet bağımlılık düzeylerinin bazı değişkenler açısından değişiklik gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmanın evrenini İstanbul'da yaşayan evli çiftler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini İstanbul'da yaşayan 150 evli çift oluşturmaktadır. Örneklem grubu kolaydan örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Araştırma da Kişisel Bilgi Formu, Demografik Form, Liebowitz Sosyal Fobi Belirtileri Ölçeği, Problemli İnternet Kullanım Ölçeği kullanılmıştır. Sonuç şunu gösterdi: Çalışmayan Çiftlerde Problemli İnternet Kullanımının çalışanlara göre yüksek olduğu görülmektedir. Kaygı düzeyi çalışmayan çiftlerde çalışanlara göre yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca çalışmayan çiftlerde kaçınma davranışlar çalışanlara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır.

BağımlılıkBilgisayar kullanımıEvli çiftler+5
Pekah Diba
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Masaüstü yayıncılıkta CTP teknolojisinin incelenmesi

Dijital bir çağda yaşıyoruz. Bu yüzden olacak çevremizdeki her şey başımızı döndürecek bir hızda durmadan değişiyor. Çok yakın geçmişimizde bu hızlı değişimden çok etkilenen sektörlerden biriydi fotoğrafçılık. Dijital devrim öyle bir değişim yaratmıştı ki bu alanda, biz dijital makinalar mı yoksa analog makinalar mı daha iyi diye tartışırken asırlık fotoğrafçılık kavramının bütün sınırları adeta yeni baştan yazıldı. İşte bugün matbaacılık ve basım sektöründe de böyle bir dijital dönüşüm yaşanmaktadır. Bu dönüşümün bir ucundan çeken faktörlerden biri de CTP yani bilgisayardan direkt kalıba pozlandırma teknolojisidir. CTP, Computer to Plate yani bilgisayardan direkt kalıba pozlama teknolojisi, baskı öncesi kalıp oluşturma tekniklerinde hız ve verim sağlamak için geliştirilmiş bir teknolojidir. Sistemin özü bilgisayardaki basılacak dökümanların direkt olarak baskı kalıbına aktarıması şeklindedir. Bu şekilde arada var olan film, montaj ve kalıp çekim aşamaları atlanılmakta, daha hızlı kalıp oluşturulmakta ve nokta kaybı minimuma indirilerek baskı kalitesinin arttırılması sağlanmaktadır. Bu da zamandan, işçilikten tasarruf ederek ve verimliliği arttırmak anlamına gelmektedir.

BaskıBaskı kalıbıBaskı teknikleri+2
Çağdaş Topçu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medya kullanımı eğı̇tı̇mı̇nı̇n kı̇şı̇ler üzerı̇ne etkı̇sı̇nı̇n ı̇ncelenmesı̇

Bu araştırmanın genel amacı klinik gözlemlerden ve araştırmalardan yola çıkarak, sosyal medya ve internet kullanımının psikolojik bakış açısı ile değerlendirmek ve nitelikli kullanımına dair kişilerin, ailelerin bilinçlenmesine yol açmaktır. Özellikle internet ve sosyal medya kullanımının aile ilişkilerine ve kişinin kendi iyi olma haline olumsuz etkilerinin azaltılması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma evreni, İbn Haldun Üniversitesi Psikoterapi Merkezi'nin desteği ile ulaşılan İstanbul İli'nde ikamet eden yetişkinler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise evreni temsil edecek nitelikte eğitimimize kayıt yaptıran ve katılmış olan 32 yetişkin oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcılara tek oturumdan oluşan üç saatlik bir eğitim verilmiştir. Çalışmada yetişkinlerin internet bağımlılığı düzeyini ölçmek için "Bapint Ölçeği" ve dijital oyun bağımlılığını tespit etmek için "Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği", ayrıca "Sosyal Medya Bozukluğu Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi aşamasında, SPSS 22 istatistik paket programı kullanılmıştır. Veriler değerlendirilirken Two-Related-Samples-Test, Spearman Korelasyon gibi istatistiksel metotlar kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, katılımcılara eğitime katılmadan önce uygulanan ön test ve katıldıktan sonra uygulanan son testlerde internet, sosyal medya ve dijital oyun bağımlılık düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bilgisayar kullanımıEğitimPsikoterapi+4
Dilara Sürü
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnternet bağımlılığının yordayıcıları olarak sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri ve duygu düzenleme güçlüğü

Problemin tanımı: Bu çalışmanın amacı internet bağımlılığının sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri, duygu düzenleme güçlüğü ve yaşam doyumu ile ilişkilerinin incelenmesidir.Yöntem: Araştırmanın örneklemi basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle belirlenen 185'i kadın, 337'si erkek olmak üzere 522 erişkin internet kullanıcısından oluşmaktadır. Veri toplama aşamasında Sosyo-Demografik Veri Formu, Sosyotropi-Otonomi Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği, İnternet Bağımlılığı Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans dağılımları oluşturulmuş, Bağımsız Örneklem T- Test, One Way ANOVA, Mann Whitney-U, Kruskal Wallis ve Spearman's rho analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Bulgularımıza göre internet bağımlılığı düzeyinin kadınlara oranla erkeklerde anlamlı düzeyde yüksek olduğu ve tüm katılımcılar arasında yaşın artması ile anlamlı düzeyde azaldığı görülmektedir. Sosyotropi kişilik özelliklerinin erkeklerde anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmektedir. Otonomi kişilik özelliklerinin ise evli olmayan ve lisansüstü eğitim düzeyine sahip bireylerde anlamlı düzeyde yüksek olduğu gözlenmiştir. Duygu düzenleme güçlüğü ile yaş arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Yapılan korelasyon analizi sonuçlarına göre internet bağımlılığı ile sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri ve duygu düzenleme güçlüğü arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu gözlenmiştir. Yaşam doyumu ile internet bağımlılığı arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır. Duygu düzenleme güçlüğünün sosyotropi kişilik özellikleri ile arasında pozitif, yaşam doyumu ile arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Sonuç: Bu bulgular doğrultusunda bireylerin duygu düzenleme alanında yaşadığı güçlüklerin artmasının ve yaşam doyumlarının azalmasının internet bağımlılık düzeylerinin yordayıcısı olduğu söylenebilmektedir. Bunun yanında sosyotropik kişilik özelliklerine sahip bireylerin duygu düzenleme alanında güçlükler yaşadıkları ve yüksek sosyotropi-otonomi kişilik özelliklerine sahip bireylerin internet bağımlılıklarının daha fazla olduğu ileri sürülebilir. Bu araştırma bulgularına göre ortaya çıkan sonuçlar ile internet bağımlılığında sosyotropi-otonomi kişilik özelliklerinin ve duygu düzenleme güçlüğünün klinik yaklaşımdaki önemi vurgulanabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyotropi-otonomi kişilik özellikleri, internet bağımlılığı, duyguları düzenleme güçlüğü, yaşam doyumu.

BağımlılıkBilgisayar kullanımıDuygu düzenleme güçlüğü+6
Ceren Feyza Budak
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan ergenlerde görülen internet bağımlılığının benlik saygısı ile ilişkisi

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) çocuk ve ergenlerde en sık görülen nörogelişimsel bozukluklardan biridir. DEHB olan bireyler yaşadıkları klinik sorunlar sebebiyle düşük benlik saygısına sahip olabilmektedir. Ayrıca bu bireylerde DEHB' ye sıklıkla internet bağımlılığı eşlik edebilmektedir. Bu çalışma ile Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanılı ergenlerde görülen internet bağımlılığının bu gençlerdeki benlik saygısı ile olan ilişkisi incelenmiştir. Bu çalışmanın araştırma grubunu DEHB tanılı 12-18 yaş arasında olan 32 ergen ve kontrol grubunu ise daha önce Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu dahil herhangi bir psikiyatrik tanı almamış 22 gönüllü ergen oluşturmuştur. Araştırmada veriler Okul Çağı Çocukları İçin Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi-Şimdi ve Yaşam Boyu Şekli Türkçe Uyarlaması (ÇDŞG-ŞY-T) , İnternet Bağımlılık Ölçeği (BAPİNT), Conners Ana Baba Dereceleme Ölçeği-Yenilenmiş Uzun Formu ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği aracılığı ile toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan ergenlerde, kontrol grubuna kıyasla daha düşük benlik saygısı olduğu görülmüştür. İnternet bağımlılığı göz önünde bulundurularak araştırma grubu, bağımlı olanlar ve olmayanlar şeklinde ikiye ayrılmış ve benlik saygısı yönünden aralarında fark olup olmadığına bakılmıştır. DEHB grubunda internet bağımlılığı tanısı almış ergenler, aynı gruptaki internet bağımlılığı tanısı almayan ergenler ile karşılaştırıldığında, benlik saygısı açısından aralarındaki fark anlamlı bulunmamıştır. Araştırma grubu, kontrol grubu ile internet bağımlılığı şiddeti açısından kıyaslandığında da aralarında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Fakat araştırma grubu içerisinde internet bağımlılığı tanısı alan grup ile kontrol grubu bağımlılık şiddeti açısından kıyaslandığında aralarında anlamlı bir farka ulaşılamamıştır. Bunun kontrol grubunda da internet kullanım miktarının beklenenin üzerinde bulunmuş olmasından kaynaklandığı düşünülmüştür. Ayrıca internet bağımlılığı tanısı alan grup içinde bir analiz yapıldığında internet bağımlılığı ve benlik saygısı arasında bir korelasyona ulaşılamamıştır. Buna karşın, internet bağımlılığı tanısı almayan DEHB grubu ve kontrol grubunun analizinde, her iki grupta da internet kullanım şiddeti arttıkça benlik saygısının düştüğü görülmüştür. Anahtar Kelimeler: dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, benlik saygısı, internet bağımlılığı

BağımlılıkBenlik saygısıBilgisayar kullanımı+5
Buse Sağat
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Ergenlerde riskli akıllı telefon kullanımı ve ilişkili etkenler

Bu çalışma çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları polikliniğine başvuran ergenlerde riskli akıllı telefon kullanımı ve ilişkili olabilecek değişkenlerin karşılaştırıldığı kesitsel bir çalışmadır. Çalışmaya 12-18 yaş arasında, toplam 165 ergen alınmıştır. Tüm ergenlere Okul Çağı Çocukları İçin Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi - Şimdi ve Yaşam Boyu Versiyonu DSM-5 (K-SADS-PL) psikiyatrik tanı görüşmesinin yanı sıra Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği (ATBÖ), Türkçe Nomofobi Ölçeği (TNÖ), Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği (YİBÖ), Çocuklar İçin Bilgisayar Oyun Bağımlılığı Ölçeği (BOBÖ), Çocuk ve Ergenler İçin Sosyal Destek Değerlendirme Ölçeği (SDDÖ), Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği (DDGÖ), Ebeveyn Duygusal Erişilebilirliği Ölçeği (EDEÖ), Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (DSKE), Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ), Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği (ÇDÖ), Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği (SKÖ), Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ve Yaşam Kalitesi Ölçeği (YKÖ) uygulanmıştır. Çalışmaya katılan ergenlerin annelerine ise Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), Türkçe Nomofobi Ölçeği (TNÖ), Erişkinler İçin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Kendi Bildirim Ölçeği (E-DEHB-KBÖ) ve Conner's Ebeveyn Değerlendirme Formu (CEDF) uygulanmıştır. Çalışmaya alınan ergenler ATBÖ puanı kesim noktası 100 olarak belirlenerek, yüksek bağımlılık riski olan grup (N = 72) ve düşük bağımlılık riski olan grup (N = 93) olarak ikiye ayrılmıştır. Ayrıca TNÖ puanı kesim noktası 60 olarak belirlenmiş, orta-yüksek nomofobik grup (N = 97) ve düşük nomofobik grup (N = 68) olarak ikiye ayrılmıştır. Yüksek bağımlılık riski olan grubun daha fazla psikopatoloji (duygudurum bozuklukları, majör depresif bozukluk, Dikkat eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), Karşıt olma karşı gelme bozukluğu) tanısı aldığı, daha fazla depresif ve kaygı belirtileri olduğu, daha yüksek dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtisi olduğu, daha fazla duygu düzenlemede güçlükler yaşadığı, daha düşük benlik saygısı, uyku ve yaşam kalitesi olduğu, internet bağımlılığının daha yüksek olduğu, aile ve arkadaş sosyal desteğinin daha düşük olduğu ve anne ve baba duygusal erişilebilirliğinin daha düşük olduğu gözlenmiştir. Yüksek riskli gruptaki ergenlerin ebeveynlerinin daha fazla depresif, kaygı ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtisi olduğu, daha fazla nomofobi düzeylerinin olduğu saptanmıştır. Orta-yüksek nomofobik grubun daha fazla psikopatoloji (duygudurum bozuklukları ve DEHB) tanısı aldığı, daha fazla depresif ve kaygı belirtileri olduğu, daha fazla duygu düzenlemede güçlükler yaşadığı, daha düşük benlik saygısı, uyku ve yaşam kalitesi olduğu, internet bağımlılığının daha yüksek olduğu ve baba duygusal erişilebilirliğinin daha düşük olduğu gözlenmiştir. Orta-yüksek nomofobik gruptaki ergenlerin ebeveynlerinin de daha fazla nomofobi düzeylerine sahip olduğu saptanmıştır. Akıllı telefon bağımlılığı düzeylerini yordayan faktörler; nomofobi düzeyleri, depresif belirtiler, bilgisayar oyun bağımlılığı, dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtileri ve annenin duygusal erişilebilirliği olmuştur. Nomofobi düzeylerini yordayan faktörler ise akıllı telefon bağımlılığı düzeyleri, ebeveynin nomofobi düzeyleri ve annenin duygusal erişilebilirliği olarak saptanmıştır. Sonuç olarak akıllı telefon bağımlılığı ve nomofobi ile psikiyatrik belirtilerin ve tanıların ilişkili olduğu düşünülmektedir. Gelecekte yapılacak çalışmaların akıllı telefon bağımlılığı tanı kriterleri oluşturularak tekrarlanması daha genellenebilir sonuçlar açısından faydalı olacaktır. Anahtar sözcükler: Riskli akıllı telefon kullanımı, nomofobi, internet bağımlılığı, bilgisayar bağımlılığı, ergen.

Akıllı telefonlarBağımlılıkBilgisayar kullanımı+5
Yusuf Selman Çelik
Hacettepe University
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

1-18 yaş çocukların medya kullanma alışkanlıklarını etkileyen faktörler

Amaç: Bu çalışmanın amacı 1-18 yaş arasındaki çocukların medya kullanım sıklığı ile bunu etkileyen faktörlerin araştırılmasıdır. Yöntem: Mart-2016 ile Mart 2017 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Sosyal Pediatri ve Ambulatuar Pediatri polikliniklerine başvuran 1-18 yaş arasındaki 300 çocuk çalışmaya alındı. Anne/babanın sözel onamları alındıktan sonra çocukların sosyodemografik özellikleri ile çocuk ve ebeveynlerin medya kullanım sıklığı, uykusuzluk problemi, hırçınlık/öfke nöbetlerinin olup olmadığı, okula gidiyorsa okul başarısı gibi soruları içeren bir anket formu dolduruldu. Çocuğun ağırlık ve boy ölçümleri yapıldı. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS Statistics 18.0 programında analiz edildi. Kategorik değişkenler arsındaki fark için ki kare testi, sayısal değişkenler arasındaki ilişki için Pearson korelasyon analizi uygulandı. İki grup arasındaki sayısal değişkenler açısından fark olup olmadığını analiz etmek için Student t testi, gruplar ikiden fazla olduğunda ise tek yönlü Varyans analizi (ANOVA) kullanıldı. Bağımlı değişkenin iki kategorili olduğu durumlarda, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerine olan etkilerini incelemek için lojistik regresyon analizi kullanıldı. P<0,05 olduğunda istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya alınan 300 çocuğun 166'sı (%55.3) erkek, 134'ü (%44.7) kız olup %29'u (n=87) ailenin tek çocuğu idi. Çalışmaya katılan çocukların %42,7'si (n=100) okula tam gün, %57,3'ü (n=134) okula yarım gün devam etmekteydi. Beş yıl ve altında eğitim almış annelerin oranı %28,7 iken 12 yıl ve üzeri eğitim alan annelerin oranı %26,7 (n=80) idi. Aylık geliri 1500 TL ve altında olan ailelerin oranı %21 (n=64) iken, aylık geliri 4500 TL ve üzerinde olan ailelerin oranı %24 (n=72) idi. TV izleme süresi 1-4 yaş arasındaki çocuklarda haftada ortalama 12,2±0,9 saat, haftalık cep telefonu kullanım süresi 13-18 yaş grubundaki çocuklarda ortalama 12,1±1,1 saat olarak bulundu. Bir ile dört yaş arası çocukların %72'sinde haftada 14 saat ve üzerinde toplam medya kullanımı mevcuttu. Pearson korelasyon analizinde çocukların yaşları arttıkça TV izleme süresinin azaldığı (r=-0,27, P<0,01), ancak cep telefonu kullanım süresinin arttığı (r=0,56, P<0,01) saptandı. Lojistik regresyon analizinde, babası beş yıl ve altında eğitim almış, beş yaş altındaki ve kız çocuklarının haftada 14 saatten fazla TV izleme üzerine etkili olan faktörler oldukları saptandı (P<0,05). Benzer şekilde, çocuğun yaşının büyük olması, erkek cinsiyet, ailede tek çocuk olması ve kendi bilgisayarının olması bilgisayar kullanımını artıran faktörler olarak gözlendi (P<0,05). Lojistik regresyon modelinde, haftada 14 saat ve üzerinde cep telefonu kullanımı çocukların uykusuzluk problemine neden olan bir faktör olarak belirlendi (P<0,001). Aynı şekilde, haftada 14 saat ve üzerinde cep telefonu kullanımı çocukların hırçınlık/öfke nöbetlerini artıran faktörlerden biri olarak dikkati çekti (P<0,001). Çalışmaya alınan çocukların %14,7'sinde BMI z skoru ≥2 idi. Ancak lojistik regresyon modelinde obezite ile medya kullanım süreleri arasında herhangi bir ilişki saptanmadı (P>0,05). .Sonuç: Bu çalışmadan elde edilen veriler özellikle küçük çocuklarda medya kullanım sürelerinin uluslararası bilimsel kuruluşların önerilerinden fazla olduğunu göstermiştir. On üç yaşından büyük çocuklarda ise haftalık cep telefonu kullanım süreleri yüksek olup çocuklardaki uykusuzluk problemi ile ilişkili bulunmuştur. Bu nedenle, çocuk sağlığı izlemleri sırasında ailelere bilinçli medya kullanımı konusunda da bilgi verilmesi son derece önemlidir. Anahtar sözcükler: Medya, çocukluk çağı, TV, bilgisayar, cep telefonu

AnketlerBilgisayar kullanımıCep telefonu+7
Nargız Alıyeva
Ege University
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Proje planlama ve kontrol tekniklerinin inşaat maliyet muhasebesi ile uyumlaştırılması

ÖZET özellikle 70'li yıllardan sonra, Türk İnşaat Endüstrisinin uluslararası boyut kazanarak; bir taraftan yeni iş olanakları açması, diğer taraftan da döviz kazandırması endüstrinin önemini daha da arttırmaktadır. Ülke içinde ve dışında, güçlü rakipler karşısında Türk İnşaat İşletmelerinin "başarısı, şüphesiz "bu alan da yapılacak bilimsel çalışmalarla yakından ilgili olacaktır. Bu nedenle çalışmamızda, inşaat maliyet muhasebesi sistemi ile proje planlama ve kontrol tekniklerinin uyumlaştırılarak inşaat maliyetlerinin etkin bir şekilde kontrol edilmesi amaçlanmıştır. Böyle bir sistem kurulduğu takdirde, inşaat maliyetlerinin karşılaştırılabilir özelliğe sahip olması mümkün olmaktadır. Buna "bağlı olarak da, işletmelerin varlıklarının daha etkin olarak kullanılması mümkün olacaktır. Yukarıda 'belirtilen amacımıza ulaşabilmek için; öncelikle inşaat endüstrisi ve bilgisayar uygulamaları hakkında genel bilgiler verildikten sonra, maliyetlere karşılaştırılabilme özelliğini sağlamak üzere inşaat maliyetlerinin tahmini ile muhasebeleştirilmesi arasında uyum sağlanılmıştır. Sözkonusu uyum neticesinde elde edilen verilerle de maliyet kontrol raporları hazırlanmıştır. Daha sonra, kontrol raporlarında toplanan verilerin proje planlama ve kontrol teknikleri ile uyumlaştırılarak yönetim için daha yararlı bir sekile getirilmesi yolunda çalışmamız sürdürülmüştür. Son olarak, çalışmamızda işlenilen temel konular açısından, ülkemizde inşaat alanında önde gelen işletmelerden biri olan STFA İnşaat A.Ş." inde uygulama yapılmış ve çalışma önerilerimizle sona ermiştir.

Bilgisayar kullanımıMaliyet muhasebesiProje planlama+1
Ali Kartal
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1991
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin internet kullanma durumları

YÜKSEK LİSANS TEZ OZU İLKÖĞRETİM 4. VE 5. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN İNTERNET KULLANMA DURUMLARI Ali ERSOY İlköğretim Anabilim Dalı Sınıf Öğretmenliği Programı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ağustos 2002 Danışman: Prof. Dr. Şefik YAŞAR İnternet kullanımının yaygınlaşması yerleşik her sistemi etkilediği gibi eğitim sistemini de çok boyutlu olarak etkilemiştir. İnternet eğitimi okula dayalı olmaktan çıkararak, okul dışı ortamları öğrenme merkezine dönüştürmüştür. Bu anlamda, evde İnternet kullanan ilköğretim öğrencilerinin, İnternet' i nasıl kullandıkları ve bu süreçte kimlerle ne tür etkileşimde bulundukları önem kazanmıştır. Bu araştırmada, ilköğretim 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin İnternet kullanma durumlarının, öğrencilerin, bu öğrencilerin öğretmenlerinin ve anne-babalarının görüşlerine dayalı olarak ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde ve 2001-2002 öğretim yılında Eskişehir il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı İbrahim Karaoğlanoğlu İlköğretim Okulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, 10 sınıf öğretmeni, 17 öğrenci ve 16 anne- babayla görüşülmüştür. Araştırma verileri, öğrenci, öğretmen ve anne-babaların görüşlerinin derinlemesine ortaya çıkarılması amacıyla, nitel araştırma yöntemlerinden yan- yapılandırılmış görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel çözümleme tekniği kullanılmış ve elde edilen veriler sayısallaştırılarak sunulmuştur.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; ilköğretim 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin İnternet' i etkili ve verimli olarak kullanamadıkları ortaya çıkmıştır. Yine bu araştırma ile, öğrencilerin İnternet temel kullanım becerilerinin gerek öğretmenlerden gerekse anne-babalardan daha iyi oldukları anlaşılmıştır.

Bilgi kullanımıBilgisayar kullanımıİlköğretim+1
Ali Ersoy
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Investigating prospective ELT teachers' computer anxiety and their attitudes towards the implementation of ICT in English classrooms

As previous research indicates, the attitudes of prospective teachers toward technology integration in the classrooms have been the main focus of the studies that attempted to investigate the factors hindering the implementation of ICT in educational settings. However, the review of the current literature shows that the perceived anxiety regarding computers is usually overlooked as very few research has investigated the issue, and even fewer attempted to examine the issue in the field of foreign language teaching in the Turkish context. Therefore, following a mixed methods research design, the present study aimed to contribute to the existing literature by investigating these issues in the Turkish context. Attitudes Toward ICT Scale (Albirini, 2004) was adopted for the quantitative inquiry, while the qualitative data was collected through semi-structured interviews. A total of 75 senior prospective ELT teachers participated in the study. The analysis of the data revealed positive attitudes towards the implementation of ICT as well as a lower level of anxiety towards computers among Turkish prospective ELT teachers.

Candidate teachersInformation and communication technologiesComputer assisted education+7
Arif Ata Alkayalar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okullarda çalışan psikolojik danışmanların bilgisayar kullanım yeterlikleri

Bu arastırma ile Milli Egitim Bakanlıgı'na baglı ilkögretim ve ortaögretim okullarındagörev yapan psikolojik danısmanların bilgisayar kullanım yeterlikleri belirlenmeyeçalısılmıstır. Okullarda çalısan psikolojik danısmanların bilgisayar kullanım yeterlikleri;yas, cinsiyet, kıdem ve egitim durumu degiskenlerine göre incelenmistir.Arastırmada kullanılan veriler, 2004-2005 egitim-ögretim yılında Eskisehir ilmerkezindeki ilkögretim ve ortaögretim okullarında çalısmakta olan psikolojikdanısmanlara uygulanan anket ile toplanmıstır. Anket arastırmacı tarafındangelistirilmis olup bilgisayar kullanımına iliskin 8 yeterlik alanında 52 maddedenolusmaktadır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde yüzde (%) ve frekans (f), t-testi vetek faktörlü varyans analizi kullanılmıstır.Arastırmadan elde edilen bulgulara göre, erkek psikolojik danısmanların bilgisayaryeterlikleri kadın psikolojik danısmanlara göre daha yüksek oldugu saptanmıstır.Bilgisayar kullanımına iliskin ankette yer alan 8 alt boyuta bakıldıgında psikolojikdanısmanların bilgisayar yeterliklerinin en düsük oldugu alt boyutun internet kullanımıalt boyutu oldugu saptanmıstır. Mesleki kıdemi 6-10 yıl olan psikolojik danısmanlarınbilgisayar kullanım yeterligi diger kıdem gruplarına (0-6 yıl, özellikle 16-20 yıl ve 21yıl ve üstü) sahip psikolojik danısmanlara göre daha yüksek oldugu saptanmıstır.Lisansüstü egitime sahip okul psikolojik danısmanlarının lisans mezunu olanlara görebilgisayar kullanımında daha yeterli oldugu saptanmıstır.

Bilgisayar kullanımıDanışmanlarDanışmanlık+6
Osman Nuri Ünlü
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin ders materyali hazırlamada internet'i kullanım durumları

Bu çalısma, ilkögretim ve ortaögretimde çalısan ögretmenlerin dersleri için materyal hazırlarken internet'i kullanma durumlarını saptamayı amaçlayan tarama türünde bir çalısmadır. Arastırmaya Kütahya ve Tavsanlı ilçesinde görev yapan 226 ögretmen katılmıstır. Katılımcılara arastırmacı tarafından gelistirilen toplam 57 sorudan olusan Materyal Hazırlamada internet Kullanım Anketi uygulanmıstır. Bu arastırma ögretmenlerin derslerinde kullanmak amacıyla materyal hazırlarken ne tür internet sitelerinden, hangi sıklıkta yaralandıkları ve bu internet sitelerinden aldıkları verileri nasıl kullandıklarını belirlemek. Ögretmenlerin, cinsiyetleri, çalıstıkları egitim kademesi, mesleki kıdemleri, ögrenim düzeyleri, bilgisayarı kullanmada kendilerini yetkin hissetmeleri ve internet'i kullanmada kendilerini yetkin hissetmeleri degiskenleri ile ders materyali hazırlamada kullandıkları internet kaynakları ve ders materyali hazırlamada kullandıkları internet kaynaklarından aldıkları bilgileri kullanım sekilleri arasında iliski aranmıstır. Veriler arastırmacı tarafından gelistirilen Materyal Hazırlamada internet Kullanım Anketi ile toplanmıs ve SPSS 10.0 for Windows programı ile analiz edilmistir. Elde edilen veriler arastırmacı tarafından yorumlanmıstır Ögretmenlerin ders materyali hazırlamada nternet'i kullanım durumlarına iliskin yapılan bu arastırma kapsamında, ögretmenlerin nternet'i dersleri için materyal hazırlama amacıyla kullanmaları ve nternet'i hem bir iletisim teknolojisi olarak hem de akademik gelisimlerine katkı saglayacak bir araç olarak etkin kullanmaları saglanmalıdır. Bu nedenle olanaklar dahilinde ögretmenlere seminerler ve kurslar verilerek nternet teknolojisinin kullanımı özendirilmelidir. Ögretmen ve ögretmen adaylarının yeni teknolojilere entegrasyonu saglanmalıdır.

Araç-gereçlerBilgisayar destekli eğitimBilgisayar kullanımı+6
Mustafa Çağatay Balı
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretimde çalışan öğretmenlerin bilgisayar özyeterlikleri: Balıkesir ili örneği

Günümüz eğitim-öğretim sürecinde bilgisayarın önemi sürekli artmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığının bilgisayar kullanımını yaygınlastırmak amacıyla 2001 yılında baslatmıs olduğu çalısmalarla, bütün okullara bilgi teknolojisi sınıfları kurulmus ve Bakanlığa bağlı personeller bilgisayar ve internet eğitimlerinden geçirilmistir. Bu eğitimlerle özellikle öğretmenlerin bu teknolojiyi kullanabilecek duruma gelmeleri, derslerinde ve çalısmalarında bilgisayarı kullanmaları amaçlanmıstır. Öğretmenlerin bilgisayara karsı tutumları, kaygıları ve özyeterlikleri bu teknolojinin kullanımında oldukça önemlidir. Bu arastırmanın amacı, Balıkesir il merkezindeki müfredat laboratuar okulu (MLO) ve resmi ilköğretim okullarında görev yapan sınıf ve brans öğretmenlerinin bilgisayar özyeterlik düzeylerini belirlemek ve yas, cinsiyet, kıdem, brans, bilgisayara sahip olma durumu ve bilgisayar kullanma sıklığı değiskenlerine göre öğretmenlerin bilgisayar özyeterliklerinin farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir. Bu arastırmada tekil ve iliskisel tarama modelleri kullanılmıstır. Arastırmanın çalısma evrenini, Balıkesir ilinin 102 ilköğretim okulundaki toplam 1714 öğretmen olusturmaktadır. Ancak, çalısma evreninin büyüklüğü ve verilerin toplanma güçlüğü nedeniyle arastırmada oranlı küme örneklem alma yoluna gidilmis ve 15 ilköğretim okulunda görev yapan 491 öğretmen, arastırmanın örneklemi olarak belirlenmistir. Gürcan (2005) tarafından gelistirilen ve arastırmanın veri toplama aracı olarak kullanılan ?Bilgisayar Özyeterliği Ölçeği?, 2005?2006 eğitim-öğretim yılında ilköğretim okullarında çalısan öğretmenlere uygulanmıstırArastırmadan elde edilen verilerin çözümlenmesinde betimsel istatistikler, t-testi, varyans analizi ve Tukey testi kullanılmıstır. Arastırmada anlamlılık düzeyi olarak .05 güven düzeyi benimsenmistir. Bu arastırma ile ilgili tüm istatistiksel çözümlemelerde SPSS 11.5 paket programından yararlanılmıstır. Arastırmadan elde edilen sonuçlara göre; öğretmenlerin bilgisayar özyeterlik düzeyleri 71,52 puanla orta düzeyde bulunmustur. Yas değiskeni ile öğretmenlerin bilgisayar özyeterlikleri arasında, 20-25 yas öğretmenlerin ortalaması ile, 46-üssü yas öğretmenlerin ortalaması, 41-45 yas öğretmenlerin ortalaması ve 36-40 yas öğretmenlerin ortalaması arasındaki farklar anlamlı bulunmustur. Cinsiyet değiskeni ile öğretmenlerin bilgisayar özyeterlikleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıstır. Kıdem değiskeni ile öğretmenlerin bilgisayar özyeterlikleri arasında, 0-5 yıl kıdeme sahip öğretmenlerin ortalaması ile 26-üssü yıl kıdeme sahip öğretmenlerin ortalaması, 21-25 yıl kıdeme sahip öğretmenlerin ortalaması ve 16-20 yıl kıdeme sahip öğretmenlerin ortalaması arasındaki farklar anlamlı bulunmustur. Brans değiskeni ile öğretmenlerin bilgisayar özyeterlikleri arasında, bilgisayar öğretmenleri ile diğer tüm branslar arasında bilgisayar öğretmenleri lehine anlamlı bir farklılık bulunmustur. Bilgisayara sahip olup olmama değiskeni ile bilgisayar özyeterliği arasında, bilgisayara sahip olan öğretmenler lehine anlamlı bir farklılık bulunmustur. Bilgisayar kullanma sıklığı değiskenine göre öğretmenlerin bilgisayar özyeterlik ortalamaları arasında, bilgisayarı hiç kullanmayan öğretmenlerin ortalaması ile bilgisayarı çok sık kullanan öğretmenlerin ortalaması, bilgisayarı sık kullanan öğretmenlerin ortalaması, bilgisayarı kullanan öğretmenlerin ortalaması ve bilgisayarı arasıra kullanan öğretmenlerin ortalaması arasındaki farklar anlamlı bulunmustur. Sonuç olarak, öğretmenlerin bilgisayar özyeterliklerinin orta düzeyde olduğu, öğretmenlerin bilgisayar özyeterliklerinin yas, kıdem, brans, bilgisayarı kullanma sıklığı bilgisayara sahip olma değiskenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği, cinsiyet değiskenine göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulgularına ulasılmıstır.

Bilgisayar kullanımıMesleki yeterlilikTeknoloji kullanımı+5
Hatice Özçelik
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2006
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bilgisayar ve öğretim teknolojileri eğitimi öğretmen adaylarının bireysel yenilikçilik profilleri

İçinde bulunduğumuz yüzyılda, yenilik kavramının küresel anlamdaki değeri giderek artmaktadır. Buna paralel olarak yenilikçilik artık gelişmenin anahtarı olarak görülmektedir. Yenilikçilik kavramının günümüzde taşıdığı en önemli anlam ise, ister bireysel ister kurumsal isterse de toplumsal açıdan olsun fark yaratmanın önkoşulu olmasıdır. Özellikle son yıllarda üretilen yenilik miktarındaki hızlı artışla birlikte yeniliklere verilmesi gereken tepki süresinin kısalması, bireysel anlamdaki yenilikçiliğin gerekliliğini daha da hissedilir kılmıştır. Yenilikçi bireylere duyulan bu gereksinim, genelde eğitimcilere özelde ise bilişim teknolojileri öğretmenlerine önemli sorumluluklar yüklemektedir. Her geçen gün yaşanan teknolojik yenilikler düşünüldüğünde, bu yeniliklerin eğitsel bağlamda disiplinler arası bütünleştirilmesine, toplumsal anlamda yeniliklerin yayılmasına ve yenilikçilik vizyonunun geliştirilmesine öncülük edilmesi, bilişim teknolojileri öğretmenleri için özel alan yeterliliği olarak görülmektedir. Bu bağlamda araştırma, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi (BÖTE) bölümü öğretmen adaylarının yenilikçilik profillerinin ve yenilikçiliğin önünde engel olarak algıladıkları durumların belirlenmesine dönük olarak hazırlanmıştır.Türkiye genelinde gerçekleştirilen bu araştırmada, tekil ve ilişkisel tarama modelinden yararlanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2008-2009 öğretim yılı bahar döneminde Türkiye genelindeki devlet ve vakıf üniversitelerinin BÖTE bölümünde öğrenim gören 1149 dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada BÖTE bölümlerinin daha etkili değerlendirilebilmesi adına örneklem alma yoluna gidilmeyerek çalışma evreni belirlenmiştir. Gönderilen veri toplama aracından 782'si katılımcılar tarafından yanıtlanmış ve %68,05 geri dönüş oranı sağlanmıştır. Verilerin toplanmasında, araştırmacı tarafından Türkçeye uyarlanan Bireysel Yenilikçilik Ölçeği (BYÖ)'nin yer aldığı ?Bireysel Yenilikçilik Profili Anketi? kullanılmıştır.Araştırma verilerinin çözümlenmesi sonucunda, BÖTE bölümü öğretmen adaylarının genel olarak üçte ikisinin yenilikçilik açısından yüksek ve orta düzeyde olduğu, üçte birinin yenilikçilik açısından düşük düzeyde olduğu, %88,60'sının yenilikçilik açısından iyi/ortalamanın üstünde olarak kabul edilen kategorilerde ve en çok sorgulayıcı kategorisinde yer aldığı belirlenmiştir. Buna göre, BÖTE bölümü öğretmen adaylarının en güçlü yanlarının; yenilikleri denemeye açık, istekli ve içinde bulundukları toplumlarda yeniliklere ilişkin fikir önderliği yapabilir olmaları olduğu belirlenmiştir. Yeniliklerin getirdiği belirsizliklere karşı risk alma ve yeniliklerle birlikte gelen değişime karşı uyum sağlama özelliklerinin ise, diğerlerine oranla daha az güçlü yanları olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca araştırmaya katılan BÖTE bölümü öğretmen adaylarına ait yenilikçilik puanları ile aile gelir düzeyleri; bilgisayar, internet, teknoloji kullanım düzeyi, teknoloji kullanım sıklığı, teknoloji sahiplik durumu, sosyal ağlara üyelik durumu ve algılanan yenilikçilik düzeyi açısından anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Buna göre özellikle, Wiki, RSS ve Podcasting teknolojilerini ortalamanın üstünde sıklık ve düzeyde kullanan ve kişisel web sayfası, Blog ve Wiki teknolojilerine sahip olan BÖTE bölümü öğretmen adaylarının yüksek düzeyde yenilikçi olduğu sonucuna varılmıştır.Araştırmada son olarak, BÖTE bölümü öğretmen adaylarının en çok kurumsal boyuttaki durumları yenilikçiliğin önünde engel olarak gördüğü, eğitim kurumlarındaki öğretim sürecinin niteliğiyle ilgili durumları yenilikçiliğin önündeki öncelikli engeller olarak algıladığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada ulaşılan sonuçlar bağlamında BÖTE bölümleri, ders çeşitliliğinden öğretim sürecinin niteliğinin arttırılmasına MEB üniversite işbirliğinden toplumsal projelerde yer almaya kadar yenilikçilik çerçevesinde güncellenmelidir. Ayrıca yenilikçilik kavramı psikolojik ve sosyolojik boyutta BÖTE bölümleriyle ilişkilendirilerek derinlemesine araştırmalar yapılmalı ve elde edilen sonuçların BÖTE bölümlerinin sürekli iyileştirilmesi sürecine katkısı sağlanmalıdır.

Aday öğretmenlerBilgisayar kullanımıBilgisayar teknolojisi+9
Kerem Kılıçer
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zihin yetersizliği olan öğrencilere görsel-işitsel teknolojilerle sunulan tablet bilgisayar öğretim programının etkililiği

Tablet kullanma becerisi, zihin yetersizliği olan çocuğun kazanması gereken pek çok bağımsız yaşam becerisi ve akademik beceri için önkoşul özelliği göstermektedir. Bu araştırma, hafif ve orta düzeyde zihin yetersizliği olan öğrencilerin bağımsız yaşam ve akademik becerileri kazanmalarında, destekleyici olabilecek tablet becerisinin öğretimine olan gereksinimden hareketle planlanmıştır. Bu araştırmanın amacı; hafif ve orta düzeyde zihin yetersizliği olan öğrencilere tablet bilgisayar kullanma becerisinin öğretilmesinde görsel-işitsel teknolojilerle sunulan Tablet Bilgisayar Öğretim Programının (TABÖP) etkililiğini, sürdürülebilirliğini ve genellenebilirliğini incelemektir. Bu amaçla hafif ve orta düzeyde zihin yetersizliği tanısı almış bir kız, üç erkek toplam dört öğrenci ile çalışma gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar 12-16 yaş aralığında olan katılımcılardan ikisi kaynaştırma öğrencisi olup, diğer iki öğrenci ise bir özel eğitim ortaokuluna devam etmektedir. Araştırma, tek denekli araştırma modellerinden katılımcılar arası yoklama evreli çoklu yoklama modeli ile desenlenmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni tablet bilgisayar kullanma becerisi, bağımsız değişken ise görsel-işitsel teknolojilerle sunulan TABÖP'tür. Araştırmacı tarafından iBooks Author uygulaması yardımıyla geliştirilen TABÖP'ün öğretimi, ipucunun giderek arttırılması öğretim yöntemiyle öğrencilere sunulmuştur. Araştırma bulguları, katılımcıların tablet bilgisayarı kullanma becerisini ölçütü karşılar düzeyde (%85) edindiklerini; edindikleri bu becerileri uygulama bittikten bir, iki ve üç hafta sonra koruduklarını; gerek farklı ortamlara, gerekse farklı tablet bilgisayara genelleyebildiklerini göstermiştir. Sosyal geçerlik verileri ise katılımcıların uygulama sürecinde çok mutlu olduklarını ve anne-babalarının çalışmadan çok memnun kaldıklarını göstermiştir.

Bilgisayar kullanımıEğitim teknolojisiGörsel-işitsel materyaller+6
Ahmet Turan Acungil
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin problemli internet kullanımları ile akılcı olmayan inançları ve yetersizlik duygusu arasındaki ilişkiler

Bu araştırmada ilk olarak üniversite öğrencilerinin problemli internet kullanım düzeylerinin nasıl bir dağılım gösterdiğini incelemek amaçlanmıştır. İkinci olarak üniversite öğrencilerinin problemli internet kullanım düzeylerinin internet kullanım amacına göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Üçüncü olarak ise cinsiyet, yetersizlik duygusu ve akılcı olmayan inançlar değişkenlerinin problemli internet kullanımını yordama gücünü ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Anadolu Üniversitesi'nin çeşitli fakültelerinde örgün öğrenim gören 1229 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri Ceyhan, Ceyhan ve Gürcan (2009) tarafından geliştirilen 'Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği, Yurtal (1999) tarafından uyarlanan 'Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği' ve Akdoğan (2012) tarafından geliştirilen 'Yetersizlik Duygusu Ölçeği' ile toplanmıştır. Verilerin analizinde betimleyici istatistikler, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Analizi ve Doğrusal Hiyerarşik Regresyon Analizi teknikleri kullanılmıştır. Bu araştırmada katılımcıların problemli internet kullanımının düşük düzeyde olduğu bulunmuştur. Ayrıca interneti sosyal medya ve oyun oynamak amacıyla kullanan katılımcıların problemli internet kullanım düzeyinin interneti akademik faaliyetler için kullananlara göre daha yüksek olduğu ortaya koyulmuştur.Yapılan regresyon analizinde ise yetersizlik duygusunun cesaretin kırılması ve kendi değerini yadsıma boyutlarının problemli internet kullanımı yordayan en güçlü değişkenler oldukları belirlenmiştir. Bunu akılcı olmayan inançların onaylanma isteği, suçlama eğilimi ve mükemmeliyetçilik boyutları ile erkek olmak izlemektedir. Öte yandan bu araştırmada yetersizlik duygusunun yararsız üstünlük çabası boyutu ile akılcı olmayan inançların yüksek beklentiler, aşırı kaygı ve duygusal sorumsuzluk boyutlarının problemli internet kullanımını yordamadığı ortaya koyulmuştur.

Akılcı olmayan inançlarBilgisayar kullanımıEğitim psikolojisi+7
Merve Aydın
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim Öğretmenlerinin Teknoloji Kullanım Yeterliliği

Bu arastırmanın kuramsal temelleri çesitli literatürler taranarak olusturulmustur. Arastırmanın amacı ilkögretimde görevli ögretmenlerin teknoloji kullanım yeterliligini saptamaktır. Arastırmanın çalısma evreni, stanbul ili Gaziosmanpasa ilçesinde bulunan ilkögretim kurumunda 1. ve 2. kademede görev yapan ögretmenlerdir. Veriler ögretmenlerce doldurulan anketler yoluyla elde edilmistir. Anketten elde edilen verilerle ögretmenlerin mesleklerinde teknolojik imkânları ne derece kullandıkları saptanmaya çalısılmıstır. Anketlerdeki veriler yorumlanmadan önce bu arastırmada geçen kavramlar ayrıntılı olarak açıklanmıstır. Öncelikle egitim ögretimle ilgili tanımlara deginilmis daha sonra teknoloji ve egitim teknolojisi açıklanmıstır. Ögretmenlerin teknolojik araç gereçleri kullanmasını gerektiren ve engelleyen sebeplerle ilgili görüslere yer verilmistir. Egitim ögretimin çesitli safhalarında kullanılan teknolojik araç gereçler ve materyaller ayrıntılı olarak açıklanmıs ve bunların ögretmene sagladıgı faydalar degerlendirilmistir. Arastırmada anket aracılıgı ile toplanan veriler önce bilgisayar ortamına girilmis ve istatistiksel olarak analizi Windows SPSS versiyon 13 programı ile yapılmıstır. Deneklerin kisisel bilgileri frekans ve yüzde degerleri ile çözümlenmistir. Verilerin analizinde ?lkögretim Ögretmenlerinin Teknoloji Kullanım Yeterlilikleri Ölçegi?nde yer alan sorular kullanılmıs ve ögretmen görüsleri arasında anlamlı farklılıgın olup olmadıgı t testi ve tek yönlü varyans analizi yapılarak belirlenmistir. Testler sonucunda elde edilen bulgular tartısılarak önerilerde bulunulmustur.

Bilgisayar kullanımıEğitimİlköğretim+1
Fırat Fendi
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilgisayar ve öğretim teknolojileri öğretmen adaylarının bilgisayar öz-yeterlik algıları ile siber zorbalık duyarlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Son yıllarda teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler, insan hayatını birçok yönde etkilemiştir. Günümüzde neredeyse hiç hızına yetişemediğimiz teknoloji getirdiği kolaylıkların yanı sıra, insanlığın doğasında var olan şiddet, geçimsizlik ve zorbalık gibi kavramların isimlerini değiştirerek yeni kavramlar oluşturmuştur. Birey veya grubun bilgi ve iletişim teknolojilerini diğer bireylere zarar vermek amacıyla kullanması siber zorbalık kavramını ortaya çıkarmıştır. Eğitim hayatımızın neredeyse başlarında teknoloji aletlerinin kullanımına yönelik aldığımız eğitimler, bu kavramla başa çıkmada ne derece etkili olduğu tartışılmaktadır. Teknolojiyi kullanabilmek sadece bu konu hakkında yeterli bilgilere sahip olmak değildir. Ayrıca bu bilgileri uygulamakta olan bireyin öz-yeterlik algısı son derece önemlidir. Öz-yeterlik algısı "bireyin belli bir performansı göstermek için gerekli etkinlikleri organize edip başarılı olarak yapma kapasitesine ilişkin kendi yargısı" olarak tanımlanmaktadır. Siber zorbalık durumlarının hızla yaygınlaşması, insanların hayatlarını olumsuz yönde etkileyerek toplumsal bir sorun olmuştur. Siber zorbalıkla başa çıkmada en önemli unsurlardan biri de bireyin bu kavram üzerindeki duyarlılığıdır. Siber zorbalık duyarlılığı, "internet, cep telefonu gibi siber araçların kullanımı esnasında zorbaca davranışlara maruz kalmaya yol açabilecek davranışlardan uzak durma, bu türlü tehditlerin varlığından haberdar olma ve tedbir alma, tehdit oluşturabilecek uyarıcıları fark etmeye yönelik dikkati yüksek tutma davranışları" olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırmanın amacı, siber zorbalık durumlarının önlenmesinde toplumda en önemli görevi üstlenen BÖTE öğretmen adaylarının bilgisayar öz-yeterlik algıları ile siber zorbalık duyarlılıkları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın evrenini BÖTE öğretmen adayları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, İstanbul ilindeki 6 farklı Üniversitede öğrenim gören 352 BÖTE öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin toplanması amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu, Tanrıkulu, Kınay ve Arıcak (2011) tarafından geliştirilen Siber Zorbalık Duyarlılık Ölçeği ile Aşkar ve Umay (2001) tarafından geliştirilen Bilgisayar Öz-yeterlik Algısı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde iki grup arasındaki farkı t-testi, ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Tek yönlü (One way) Anova testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Tukey Post Hoc testi kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı ve bağımsız değişkenleri arasındaki ilişki Pearson korelasyon, etki ise regresyon ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, bilgisayar kullanımına ilişkin öz-yeterlik algısı ile siber zorbalığa ilişkin duyarlılık arasında istatistiksel açıdan anlamlı ilişki bulunmuştur. Bilgisayar kullanımına ilişkin öz-yeterlik algısı arttıkça siber zorbalığa ilişkin duyarlılık düzeyi artmaktadır. Anahtar kelimeler: Siber Zorbalık, Siber Zorbalık Duyarlılığı, Bilgisayar Öz-Yeterliği, BÖTE Öğretmen Adayları, Zorbalık, Öz-yeterlik

Aday öğretmenlerBilgisayar eğitimiBilgisayar kullanımı+7
Melih Dikmen
Yeditepe University
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yabancı dil öğretiminde bilgisayar kullanımı

Günümüzde Yabancı dil öğretimi yaşamın her alanına girmiş, en az bir dil bilmek zorunluluk haline gelmiştir. Yabancı dil öğretirken ve öğrenirken karşılaşılan en büyük sorun, o dildeki yeni kelimelerin öğrenilmesi ve hafızada tutulmasıdır.Özellikle üniversiteye hazırlanan ve Yabancı Dil Sınavıyla (YDS) üniversitelerin dil bölümlerine girmek isteyen öğrencilerin sınavda en çok zorlandıkları bölüm, kelime bilgisine dayalı soruların oluşturduğu boşluk doldurma, çeviri, okuma anlama gibi bölümlerdir. Ancak kelime öğretimine gerek kitaplarda gerek lise müfredatındaki derslerde, gerekse yabancı dil öğretmenleri ve öğrenciler tarafından çok fazla önem verilmediği görülmüştür.Son yıllarda hayatımızın her alanına giren bilgisayarların eğitimde sıkla kullanılmaya başlamasıyla, yabancı dil öğretiminde de bilgisayarlar kullanılıp, dil öğrenmedeki görsel, işitsel öğeler bilgisayarlar tarafından desteklenmiş ve böylece dil öğrenimi eğlenceli, pratik ve kolay bir hale gelmiştir.Bu araştırmada da yabancı dil kelime öğretiminde bilgisayar destekli öğretimin etkililiği sınanmış, bu yöntemin etkiliğini ortaya koyan deneysel araştırma bulgularına ulaşılmıştır. Araştırma dört bölümden oluşmuştur.Araştırmanın birinci bölümünde bilgisayarın tarihçesinden başlanmış, daha sonra eğitimde bilgisayarın kullanımın tarihçesi anlatılmıştır.İkinci bölümde yabancı dil öğretimi ve öğretim ilkelerine değinilmiş, yabancı dil öğretim yaklaşım ve yöntemleri ayrı ayrı açıklanmış, daha sonra yabancı dil öğretiminde önemli bir yer tutan kelime öğreniminden, kelime öğrenme stratejilerinden ve dil öğrenimindeki yerinden söz edilmiştir.Üçüncü bölüm de bilgisayar destekli öğretim ve yabancı dil öğretiminde bilgisayar kullanımı, yararları ve sınırlılıkları gibi konular incelenmiştir.Dördüncü bölümde araştırmanın amacı, önemi, modeli, evren, örneklem, veri toplama araçları, uygulamada kullanılan yöntemler, verilerin çözümü ve yorumunda kullanılan istatistiksel yöntem ve tekniklere yer verilmiştir.Beşinci bölümde ise araştırma sonucunda elde edilen bulgular, bulguların yorumlanması ve araştırmaya katılan grupların demografik özellikler incelenmiştir.Son bölümde de yine araştırma sonucunda ortaya çıkan verilere göre bir sonuç sayfası hazırlanmış, değerlendirmesi yapıldıktan sonra daha sonraki çalışmalara ışık tutması açısından yabancı dil eğitmenlerine ve öğrencilerine yönelik önerilere yer verilmiştir.

Bilgisayar destekli dil eğitimiBilgisayar destekli eğitimBilgisayar destekli öğretim+6
Volkan Şengör
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul yöneticilerinin iş dışı internet kullanım (Siber aylaklık) davranışlarının incelenmesi

Bilgi ve iletişim teknolojilerinin hızla geliştiği günümüz dünyasında, bilgisayarlar ve internetin, iş ve eğitim alanlarında sağladıkları imkânların yanı sıra bazı olumsuzlukları da beraberinde getirmiştir. İş ortamlarında bilgisayar ve internet kullanımının yaygınlaşması, çalışanların mesai saatlerinde işyerinin sağladığı internet imkânlarını kişisel amaçları doğrultusunda kullanma eğilimi gösterdiği ve bu sebeple oluşan iş gücü kayıpları yapılan pek çok araştırma da karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda iş dışı internet kullanımına ilişkin okul yöneticileri üzerinde herhangi bir çalışma yapılmamış olması konuyla ilgili yeni ve güncel bir araştırma alanı yaratmaktadır. Bu araştırmada, teknik ve endüstri meslek liselerinde görev yapan yöneticilerin değişik demografik özellikleri göz önünde bulundurularak iş dışı internet kullanım davranışlarının ve onları bu davranışlara iten gerekçelerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda İstanbul ili Avrupa yakasında bulunan teknik ve endüstri meslek liselerinde görev yapan okul yöneticilerinin iş dışı internet kullanım davranış düzeylerinin ve bu davranışlara neden olan gerekçelerin neler olduğunun belirlenmesi hedeflenmiştir. Anahtar kelimeler: İş Dışı İnternet Kullanımı, Kişisel İnternet Kullanımı, Değersiz Bilgisayar Kullanımı, Siber Aylaklık

Bilgisayar kullanımıEğitim yönetimiOkul dışı etkinlikler+6
Aykut Akca
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Using computers in blended-learning methods in contemporary Iraqi art education

The research examines the advantages and disadvantages of using blended learning in contemporary Iraqi art education. The main aim is to question the effectiveness of this type of learning method. The research was conducted on a sample group of students from the Faculty of Fine Arts at Diyala University in Iraq to identify the main characteristics of the artworks produced by the students. The research attempts to show the significant effects of the use of computers in blended learning methods used by art students to produce contemporary artworks. The study also attempts to document that blended learning has an impact on the development of students' skills, improving their abilities and raising their awareness to produce works of art characterised by their contemporary style by students of fine arts faculties in Iraqi universities. Through the descriptive analysis of samples and models of selected artworks produced by students through blended learning, it was found that there is a development in the way the works are executed using the computer. This is obviously reflected in the production of the artwork in terms of its form and content.

Computer usageBlended learningIraq+4
Rana Abdulrazzaq Atta
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00

İlgili konular