Construction
136 theses under this subject heading
Osmanlı müelliflerinin kaleminden Ayasofya'nın inşaşı
Dünya tarihinin önemli miraslarından biri Ayasofya'dır. Bu önemli miras, tarihin değişik dönemlerinde ilgi odağı olmuş, tarih ve daha pek çok ilim dallarında araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Bu çalışmada Ayasofya hakkında Fatih dönemiyle birlikte meydana getirilen Osmanlı Türkçesi eserlerden bazıları incelenerek ilim camiasının tartışmasına sunulmuştur. Kendine has özeliklere sahip olan Ayasofya'nın yapımına ilk defa 360'lı yıllarda başlanmış, 415'te ikinci defa inşa edilmiş, Justinianus devrinde ise üçüncü ve son yapımına ulaşmıştır. Ayasofya her dönemin gözbebeği olmuş, siyasi iradenin değişmesiyle niteliği de değişmiştir. Kilise olarak meydana getirilen Ayasofya, Latin istilasında yağmalanmaktan kurtulamamıştır. Osmanlı imparatorluğu hâkimiyetinde camiye dönüştürülmüş gördüğü onarım ve güçlendirme çalışmalarıyla günümüze ulaşmış günümüzde müze olarak canlılığını devam ettirmektedir. Yüksek lisans tezi olarak yaptığım bu çalışma Fatih dönemi yazmalarından Şemseddin Karamanî'nin "Haze Tarih-i Beyanı Bina-yı Ayasofya-i Kebir" eseri çerçevesine oluşturulmuş, Fatih dönemi ve sonrası Ayasofya Tarihi ile ilgili diğer Osmanlıca eserlerle birlikte değerlendilmiştir. Bu çerçevede eserlerden elde edilen bilgi ve bulgulardan yola çıkarak Ayasofya inşasının aşamaları safhalarıyla incelemiş ve bilim dünyasının tarttışmasına sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ayasofya, İgnatios, Agnadyus, Ustuyanoş, (Justiniaus) Mimar, Karamanî, Abdulkayyum, Ayasofya Tarihi
Türkiye'de kamu inşaat harcamalarının belirleyicileri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı, kamu kesimi inşaat harcamalarının belirleyicileri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada, inşaat harcamalarının belirleyicileri, bina ve bina dışı, bir diğer ifadeyle, bina ve altyapı inşaat harcamaları olmak üzere iki ana başlık altında sınıflandırılarak değerlendirilmiştir. Çalışmada, kamu inşaat harcamalarının belirleyicileri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki, 1980-2007 dönemine ilişkin Türkiye'ye ait üçer aylık veriler kullanılarak incelenmiştir. Ampirik bulgular, kamu bina inşaat harcamaları, kamu altyapı inşaat harcamaları ve GSYH verilerinin kullanıldığı zaman serisi analizlerine dayanmaktadır.Koentegrasyon testi uygulanarak elde edilen araştırma bulguları, kamu bina dışı inşaat harcamalarının GSYH'ye oranı ile GSYH büyüme oranı arasında uzun dönemli bir ilişki olduğunu; kamu bina inşaat harcamalarının GSYH'ye oranı ile GSYH büyüme oranı arasında uzun dönemli bir ilişki olmadığını ortaya koymaktadır.
Kaynaklı konstrüksiyonların bilgisayar yardımıyla tasarımı
Bilim ve teknolojinin gelişmesi, yeni özellikte malzeme sayısını da arttırmakta ve kullanılma alanlarını genişletmektedir. Bu durum gerek yeni kaynak yöntemlerinin bulunması ve gerekse eski ve yeni kaynak yöntemlerinin gelişmesini de hızlandırmaktadır. Gelişen kaynak teknolojisinin iş üzerine uygulanması ne kadar önemli ise, yapılan kaynağın standartlara uygunluğu, dayanım hesabı, dayanım kontrolü, maliyet hesabı gibi konularda o derece önem taşımaktadır. Bu tez çalışmasında çeşitli dış yüklere maruz kalan kaynaklı konstrüksiyonların dayanımı ve elektrot sarfiyat hesapları yapılmaktadır. Bilgisayar yardımıyla yapılan bu hesaplamalar sayesinde zamandan ve malzeme seçiminde büyük kolaylık sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler :Kaynaklı konstrüksiyon, kaynak hesapları, elektrot sarfiyatı, çelik konstrüksiyonlar.
Doğal gaz boru hattı inşaat şantiyelerinde iş güvenliği performansı ölçümü
Bu tez çalışması ile doğal gaz boru hattı yapım işi inşaat şantiyelerinde iş sağlığı ve güvenliğine katkı sağlanması, şantiyelerin güvenlik performansının artırılması, kazaların önlenmesi, yaralanma ve ölümlerin önüne geçilmesi, maddi ve manevi kayıpların bertaraf edilmesine katkı sağlanmasına yönelik bir iş güvenliği performans ölçüm yönteminin önerilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda öncelikle bir doğal gaz boru hattı yapım işinde gerçekleştirilen inşaat aktiviteleri ve bunlara ilişkin detay bilgiler anlatılmıştır. Sonrasında, doğal gaz boru hattı yapım işi şantiyelerinin iş sağlığı ve güvenliği performansının ölçülmesine yönelik olarak toplam 15 faaliyet grubu altında literatürdeki dayanakları ile birlikte 278 adet iş sağlığı ve güvenliği maddesinden oluşan bir kontrol listesi oluşturulmuştur. Bu kontrol listesinin şantiyelerde yapılacak gözlemlerde kullanılmasına ilişkin hususlar açıklanarak bu tez çalışması kapsamında bir şantiye güvenlik performans ölçüm yöntemi önerilmiştir. Son bölümde ise şantiyelerde asgari uyulması gereken iş sağlığı ve güvenliği kurallarını içeren ve 159 maddeden oluşan boru hattı yapım işi şantiye iş sağlığı ve güvenliği talimatı bu tez çalışmasının önerisi olarak sunulmuştur.
Toplu konut şantiyelerinde şantiye mobilizasyonu ile organizasyonu ve bir uygulama
Bu çalısmada, toplu konut santiyelerinin üretiminde ortaya çıkan mobilizasyon veorganizasyon ile ilgili süreçler ve çalısmalar incelenmistir. Öncelikle konu ile ilgili çesitlikaynaklar incelenmis ve derlenmistir. Teorik olarak yapılan bu derlemeleridegerlendirebilmek amacıyla büyük ölçekli bir santiye uygulama alanı olarak seçilerek,burada yapılan organizasyon ve mobilizasyon ile ilgili çalısmalar ele alınmıstır.Teorik olarak derlenmis bilgilerle ilgili kaynakların yetersizliginden dolayı, tecrübeye dayalıbilgilerden sıklıkla yararlanılmıstır.Uygulamaya esas proje, teorik bölümlerde yapılan düzenlemelere uygun olarak incelenmis,böylece karsılastırma ve degerlendirmelerin daha rahat yapılması saglanmıstır.Organizasyon ve mobilizasyon bir anlamda insaat üretiminin fabrikası niteligindedir. Nasılfabrikadaki bir aksama üretimi dogrudan etkilerse bu konudaki aksamalar da büyük çaplızararlara neden olabilir. Öyle ki insaat sektörü gibi ana sektörlerden birinde kayıplar çokyüksek mertebelere ulasabilir. Çalısmada ortaya çıkabilecek problemlerin, uygulamaya esasproje incelemelerinin de destegiyle giderilmesi amaçlanmıstır.Sürekli olarak iç içe gibi görünen konular, mümkün oldugunca ayrıstırılmaya çalısılmıs, birsistem çerçevesinde düzenlenmistir. Böylece konunun karmasıklıgının bir sekilde düzeneoturmasına çalısılmıstır.
Yapı şantiyelerinde çatışma yönetimi ve performans ilişkisi: Teorik ve uygulamalı bir çalışma
Yapı üretim sürecinde, amaç ve beklentileri birbirinden farklı birçok grup birbirleriyle etkileşim içerisinde çalışmak durumundadır. Böyle bir ortamda değişik nedenlere bağlı olarak farklı türlerde ve düzeylerde çatışmaların ortaya çıkması kaçınılmazdır. Organizasyonların etkinliği için belirli bir düzeyde çatışma olması beklenir, ancak kontrol altına alınmamaları halinde bu çatışmalar çok yönlü ve önemli kayıplara neden olabilmektedir. Çatışmaların kontrol altına alınması, çatışma yönetimi konusunda bilgilenmekle mümkün olabilmektedir. Bu çalışmada; Türkiye'de yapı üretim sürecinde yaşanan çeşitli nitelikteki çatışmaların nedenleri ve etkin bir çatışma yönetiminin iş performansı üzerindeki etkileri irdelenmeye çalışılmıştır.
Yıllara yaygın inşaat taahhüt ve onarım işlerinin muhasebeleştirilmesi, vergilendirilmesi ve örnek bir uygulama
ÖZET Yüksek Lisans Tezi Yıllara Yaygın İnşaat Taahhüt ve Onarım İşlerinin Muhasebeleştirilmesi, Vergilendirilmesi ve Örnek Bir Uygulama Zekerya SİNAN Hasan Kalyoncu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı Gelir Vergisi Kanunu'nun 1.maddesinde gelirin tanımı, gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır denilmektedir. Bundan da anlaşılıyor ki gelirin tespitinde takvim yılı esas alınmaktadır. Genel olarak gelir vergisinin belirlenmesinde kural bu olmasına rağmen bunun dışında başka özel durumlar da bulunmaktadır. Buna örnek yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri verilebilir. Yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri ile ilgili olarak işin bitim tarihinin birden fazla yıla yayılması, gelir ve giderlerin takvim yılı içerisinde tespit edilebilmesindeki zorluklar nedeniyle, Türk vergi mevzuatında, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 42 nci maddesinde; "Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinde kar veya zarar işin bittiği yıl kati olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkur yıl beyannamesinde gösterilir." hükmüne yer verilmiştir. Bir işin Gelir Vergisi Kanunu'nun 42 nci maddesi kapsamına girmesi için, faaliyet konusu işin, inşaat ve onarma işi olması, işin taahhüde bağlı olarak başkaları hesabına yapılması ve birden fazla takvim yılına sirayet etmesi gerekmektedir. Aynı Kanunun "İnşaat ve onarma işlerinde işin bitimi" başlıklı 44 üncü maddesinde, inşaat ve onarma işlerinde geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarihin; diğer hallerde işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarihin bitim tarihi olarak kabul edileceği ve bitim tarihinden sonra bu işlerle ilgili olarak yapılan giderler ve her ne nam ile olursa olsun elde edilen hasılatın, bu giderlerin yapıldığı veya hasılatın elde edildiği yılın kâr veya zararının tespitinde dikkate alınacağı hükme bağlanmıştır. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında vergi kesintisi yapmak zorunda olanlarca kurumlara avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben yapılan ödemeler üzerinden vergi kesintisi yapılacağı hükme bağlanmıştır. Mevzuattaki bu düzenlemeler kazancın tespit edilmesindeki zorluğu ortadan kaldırmış ancak başka belirsizlik ve tartışmalara yol açmıştır. Bu çalışmanın amacı yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerinin vergilendirilmesi sırasında karşılaşılan sorunların ortaya konulması ve çözüm yollarının ne derece yerinde olduğunu örneklerle desteklenerek sorgulanmasıdır. Bu amaçla, yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerinin mevcut Tek Düzen Muhasebe Sistemi çerçevesinde muhasebeleştirilerek vergilendirilmesi örnek bir uygulama ile açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: 1) Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım, 2) Muhasebe, 3) Vergi
Uluslararası inşaat projelerinde bütçeleme ve maliyetleme
İnşaat sektörü, dünya ekonomisine yön veren sektörlerin başında gelmektedir. Sektör, 200'den fazla alt sektörle girdi–çıktı ilişkisinde olması nedeniyle lokomotif sektör olarak da adlandırılmaktadır. Diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de gelişimin ana göstergesini inşaat sektörü oluşturmaktadır. Gerek yurt içinde gerekse yurtdışında elde edilen başarılar ülkemizin inşaat sektöründeki gelişimini kanıtlamaktadır. Dünyanın en büyük 250 müteahhidi arasında bulundurduğu firma sayısı ile Türk müteahhitlik firmaları, 2017 yılında Çin'den sonra ikinci sırada yer almaktadır. Uluslararası müteahhitlik firmalarının gerçekleştirmiş oldukları toplam proje bedellerine bakıldığında, bu payın %19,5'ini Rusya Federasyonu'nda iş yapan Türk müteahhitlerin iş hacminin oluşturduğu görülmektedir. Bu çalışmada dünyada bir çok ülkede ve Rusya Federasyonu'nda faaliyet göstermekte olan Türk müteahhit firmasının, Moskova şehir merkezinde gerçekleştirmiş olduğu bir inşaat projesinin teklif bütçesi ve kapanış bütçesi verilerinin karşılaştırılması, maliyet sapma analizi yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Ortaya çıkan farkların nedenlerinin araştırılması amaçlanmaktadır. Birinci bölümde inşaatın temel kavramları, dünyada ve ülkemizde inşaat sektörünün önemi, ülkemizin yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinin ulaşmış olduğu konum ve Rusya inşaat piyasası kısaca tanıtılmaktadır. İkinci bölümde inşaat projeleri ve proje yönetim aşamaları açıklanmaktadır. İyi bir proje yönetiminin başarılı bir planlamaya ihtiyacının olması ve planlamanın sayısal ifadesi olarak tabir edilen bütçeleme, projeyi başarıya taşıyan en önemli aşama olarak değerlendirilmiştir. İnşaat maliyet öğeleri ve bütçeleme süreci ayrıntılı şekilde anlatılarak bütçeyi oluşturan maliyet kalemlerinde meydana gelen sapmalar konusu irdelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, örnek firmanın proje hazırlık aşamasında gerçekleştirdiği bir takım analizler sonrasında oluşturdukları tahmin bütçesi ile proje sonlandıktan sonraki kapanış bütçesi karşılaştırılmış ve elde edilen maliyet sapmalarının nedenleri açıklanarak firmaların ne gibi önlemler almaları gerektiği üzerinde önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Uluslararası İnşaat Projeleri, Bütçeleme, Sapma Analizi
Yıllara sari inşaat ve onarım işlerinin vergilendirilmesi ve muhasebe uygulamaları
Muhasebe Sistemi Genel Tebliğinde dönemsellik ilkesi, "İşletmenin sürekliliği kavramı uyarınca sınırsız kabul edilen ömrünün, belli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanmasıdır. Gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi; hasılat, gelir ve karların aynı döneme ait maliyet gider ve zararlarla karşılaştırılması ...." şeklinde tanımlanmıştır. Ayrıca, gerek Türk Ticaret Kanununda gerekse de Vergi Usul Kanununda dönemsellik kavramına paralel olarak düzenlemeler yapılmış ve işletmelerin belli dönemler için değerlendirilmeleri zorunluluğu getirilmiştir. VUK' nun 174'üncü maddesinde yasal defterlerin hesap dönemi itibarıyla tutulacağı ve hesap dönemlerinin normalde takvim yılı olacağı, ancak 12' şer aylık özel hesap dönemlerinin de tayin edilebileceği belirtilmiştir. Bunlara paralel olarak, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 6. maddesinde kazancın hesap dönemleri itibarıyla tespit olunacağı aynı şekilde Gelir Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde de gerçek kişilerin bir takvim yılı içerisinde elde ettikleri kazanç ve iratların gelir vergisinin konusunu oluşturacağı belirtilmiştir. Kural hesap dönemi olmakla birlikte, GVK' nın 42, 43, ve 44. maddelerinde düzenlenen ticari kazanç niteliği bulunan yıllara sari inşaat taahhüt ve onarım işlerinde yıllık hesap döneminden, dolayısıyla dönemsellik ilkesinden sapma olmuştur. Bu nedenle Gelir Vergisi Kanunu'nun 42, 43 ve 44'üncü maddelerinde düzenlenen ve Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca, kurumlar vergisi mükelleflerine de uygulanan özel bir vergileme rejimi öngörülmüştür.
Münşeât-ı 'Osmâniye (inceleme-metin)
Bu tezin amacı, daha önce üzerinde bir çalışma yapılmamış olan Münşeât-ı 'Osmâniye adlı eseri günümüz harflerine aktardıktan sonra biçim ve içerik açısından inceleyerek tanımak ve tanıtmaktır. Eski Türk edebiyatı alanında münşeâtın ilk örnekleri XV. yüzyılda görülmeye başlamış ve XX. yüzyıla kadar bir edebî gelenek halinde devam etmiştir. Münşeât mecmû'aları, resmî ve özel yazışma ile ilgili mektuplar, manzum mektuplar, nutuk, 'arz-ı hâl gibi türlerden oluşur. Böylece tıpkı şiirleri toplayan divanlar gibi her çeşit nesri bir araya getiren bir tür olmuşlardır. İncelemiş olduğumuz münşeât metni de bu geleneğe verilecek örneklerdendir. Rüşdiye Mekteplerinde okutturulmak için yazılan bu mecmû'a içerisindeki mektup örnekleri yazılan makâma göre kullanılan dil ve üslûbun nasıl olması gerektiğini ve ayrıca Osmanlıda sosyal ilişkilerin boyutunu gösteren önemli bir eserdir. Beş bölümden oluşan çalışmamızda XIX. yüzyıl sonlarına kadar Eski Türk Edebiyatında nesir, inşâ ve münşeât kavramları üzerinde durulmuştur. Ardından Münşeât-ı 'Osmâniye hakkında bilgi verilmiş ve elimizde bulunan farklı tarihli iki matbû' nüshaların biçim ve içerik bakımından karşılaştırması yapılmıştır. Daha sonra metin biçim, içerik, dil ve üslûp bakımından incelenmeye çalışılmıştır. Son olarak Yeni Türk harflerine aktardığımız metin verilerek sonuç ve değerlendirmeyle çalışmamız bitirilmiştir. Çalışmanın sonuna kaynakça ve sözlük eklenerek tez tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Nesir, İnşâ, Münşeât, Mektup, Münşeât-ı 'Osmâniye.
Avrupa Birliği ve Türkiye ilişkilerine inşacı bir bakış açısı: Vize serbestisi süreci
Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkileri 1950'li yıllarda başlamış ve 1963 yılında imzalanan Ankara Anlaşması ile de resmiyete ulaşmıştır. İmzalandığı günden itibaren inişli çıkışlı bir şekilde süren ilişkiler 2011 yılında Avrupa Birliği ile Türkiye arasında yapılan ve Arap Baharı sonucu iç savaşa sürüklenen Suriye'den kaçan mültecileri kapsayan Geri Kabul Anlaşması'na ek olarak 2013 senesinde imzalanan Vize Serbestisi sürecine bağlı ortaya çıkan sorunlar nedeniyle 2016 yılında donma noktasına gelmiştir. Vize Serbestisi sürecinde sorun olarak beş başlık ortaya çıkmıştır (Europol ile anlaşma, yolsuzlukla mücadele, kişisel verilerin korunması, terörizm kanununda değişiklik ve geri kabul anlaşması). Bu araştırma ise Türkiye–Avrupa Birliği ilişkilerinde tıkanmaya neden olan Vize Serbestisi sürecini uluslararası ilişkiler teorilerinden inşacı teorinin ortaya koyduğu kimlik algısı/oluşumu/süreci temelinde değerlendirmektedir. Araştırma, Türkiye–Avrupa Birliği arasındaki iş birliği ve tıkanmaların temel nedenini taraflar arasındaki kimliksel farklılıklar veya benzerliklerin oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Söz konusu argümanın aktarılması amacıyla ilk bölümde araştırmanın amacı ve diğer ilgili bilgiler detaylıca verilecek olup ikinci bölümde teorik literatür aktarılacaktır. Üçüncü bölümde ise Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin tarihsel seyri ikinci bölümde sunulan teorik çerçeve özelinde okuyucuya aktarılacaktır. Dördüncü bölümde ise sunulan teorik çerçeve baz alınarak Vize Serbestisi Süreci'nde sorun olarak ortaya çıkan beş başlığın analizi yapılacak ve beşinci bölümde sonuç okuyucuya aktarılacaktır.
Özel yap sat inşaat faaliyetlerinde muhasebe ve vergilendirme: Gaziantep ilinde bir uygulama
Özel (yap-sat) inşaat alanında faaliyet gösteren işletmeler için muhasebe ve vergilendirme bu sektörün kilit taşı haline gelmiştir. İnşaat faaliyetlerinde gelir ve giderlerin doğru hesaplanabilmesi ve vergilendirmenin gerçek şekilde ifa edebilmesi muhasebe sisteminin önemini ortaya koymaktadır. Çalışma literatür ve uygulama bölümünden oluşmaktadır. Yapılan çalışmada, kapsamlı biçimde literatür araştırması yapılmış, akabinde özel (yap-sat) inşaat muhasebesi faaliyet alanlarından biri olan kat karşılığı inşaat ile ilgili uygulama yapılmıştır. Günümüzde arsa maliyetinin neden olduğu finansman yükünü kolaylaştırmak amacıyla kat karşılığı inşaat faaliyetleri yaygın bir şekilde yapılmaktadır. Kat karşılığı inşaat faaliyetleri inşaat firması ile arsa sahibi arasında yapılan bir sözleşmeye dayanmaktadır. Arsa payının inşaat maliyetlerine nasıl yansıtılacağı, arsa sahibine verilen konut veya işyerlerinin nasıl muhasebeleştirileceği gibi konulara ilişkin kayıtların eksiksiz ve doğru bir şekilde tutulması büyük önem arz etmektedir. Çalışmanın uygulama bölümü için Gaziantep ilinde faaliyet gösteren bir inşaat firması seçilmiştir. Söz konusu firmasının resmi defterini tutan SMMM ile görüşmeler yapılmış olup işletmenin konu ile ilgili muhasebe kayıt ve belgelerinden yararlanılmıştır.
Türk inşaat sektöründe yapının inşaat (imalat) aşamasında yapısal atık oluşumunu etkileyen faktörlerin belirlenmesi
Şehirleşmenin ve nüfusun hızla artması ile inşaat sektörü büyümekte ve bu durumda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yapısal atıklar oluşmasına neden olmaktadır. Oluşan yapısal atıklar ciddi miktarda hammadde kullanımına, su ve hava kirliliği oluşumuna, insan sağlığında olumsuz etkilere ve çevre kirliliğine neden olan ciddi bir sorun haline geldiği bilinmektedir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yapısal atık oluşumunun önüne geçilebilmes i amacıyla yapısal atık oluşumunun nedenleri, önleme yöntemleri, geri kazanım yöntemleri, yeniden kullanım yöntemleri, bertaraf yöntemleri ile ilgili araştırmalar yapılmaya başlanmıştır. Yapısal atık oluşum nedenleri ile ilgili ülkemizde tasarım aşaması, yıkım aşaması, üretim süreçleri bağlamında ele alınıp araştırılmışken üretim sürecinin bir aşaması olan ve yapısal atık oluşumunun başlıca faktörlerini barındıran inşaat (imalat) aşaması ile ilgili çalışmalar yapılmamıştır. Bu nedenle çalışma yapısal atık oluşumunun kaynağından azaltılabilmesini mümkün kılabilmeye odaklanmaktadır. Çalışmanın ana araştırma konusu yapının inşaat (imalat) aşamasında yapısal atık oluşumunu etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve yapısal atık oluşumunun engellenebilmesi veya azaltılması için çözüm önerileri geliştirilmesidir. Bu kapsamda sistematik literatür taraması yapılarak uluslararası ve ulusal çalışmalar incelenmiş ve veriler toplanmıştır. Toplanan veriler ile anket formu oluşturulmuştur. Sistematik literatür taraması ile yapının inşaat aşamasında yapısal atık oluşumunu etkileyen 54 olası kriter belirlenmiştir. Hazırlanan anket formları Türkiye inşaat sektöründe çalışan mimar, mühendis ve müteahhitlere e-posta ile iletilerek çalışmanın verileri toplanmıştır. Veri toplama işlemi 9 Mart 2022 ve 1 Ocak 2023 tarihleri arasında gerçekleşmiş ve toplamda 162 adet tamamlanmış anket formundan elde edilen bilgiler ile çalışmanın verileri elde edilmiştir. Toplanan verilerin istatistiksel analizleri "Office 365 Excel 2022" ve "SPSS 23.0 for Windows" paket programları aracılığı ile yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yapı, İnşaat, İmalat, Atık, Yapısal atık, Türk İnşaat Sektörü
Türkiye'de inşaat sektörü iş kazası istatistiklerinin panel zaman serisi analizi ile incelenmesi
Türkiye'de iş kazalarının çokça yaşanmasıyla bilinen inşaat sektörü gerek lokomotif bir sektör olması gerekse istihdam olanaklarıyla Türkiye'de önemli bir yere sahiptir. Dinamik yapısı, çalışan sirkülasyonu, zayıf güvenlik kültürü gibi nedenlerden dolayı inşaat sektörü, iş sağlığı ve güvenliği konusunda zorlukların yaygın şekilde yaşandığı bir sektördür. Sektördeki bu kazaların işyeri büyüklüğüne göre farklılık gösterdiği bir gerçektir. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler diğer daha büyük işletmelere göre riskli kabul edilmiştir. Doktora çalışması kapsamında; 2012-2021 dönemine ait Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan elde edilen inşaat sektörü verileri işyeri büyüklüğüne göre sınıflandırılarak analiz edilmiştir. Bu verilerde; iş kazası sonucu ölüm, yaralanma sayıları ve iş göremezlik süreleri bağımlı değişken, işyeri sayısı ve çalışan sayısı bağımsız değişken olarak belirlenmiştir. Çalışmada yöntem olarak panel zaman serisi kullanılmıştır. Bu bağlamda nedensellik testleri, panel VAR, etki-tepki analizi, varyans ayrıştırma uygulanmıştır. Sonuç olarak mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin iş kazası sonucu yaralanma, ölüm ve iş göremezlik süresi sayılarının işyeri ve çalışan sayısı artışından daha fazla etkilendiği belirlenmiştir. Etki-tepki analizine göre, bağımsız değişkenlerde gerçekleşen bir şokun 3-4 ay civarında sönümlendiği tespit edilmiştir. Ayrıca varyans ayrıştırma sonuçları 4 dönem olarak incelenmiş, iş kazaları sonuçlarının son dönemlerde bile büyük bir kısmının kendinden açıklandığı belirlenmiştir.
İnşaat sözleşmelerinin TMS-11 çerçevesinde uygulanması
İnşaat sektörü diğer birçok sektöre göre farklılaşan ve bu nedenle de muhasebe uygulamasında farklılık oluşturan bir yapıya sahiptir. Özellikle yıllara yaygın inşaat ve taahhüt işlerinde işin başlaması ve tamamlanması farklı dönemlere sirayet ettiğinden muhasebeleştirilmesi özellik teşkil etmektedir. Gelir Vergisi Kanunu kapsamında sözleşme gelir ve maliyetlerini işin tamamlandığı hesap dönemine erteleyerek vergilendirme yaklaşımı benimsenmiştir. Ancak bu yaklaşım muhasebenin temel ilkelerinden dönemsellik ilkesi ile çelişmektedir. Bu çelişkinin ortadan kaldırılması ve uluslararası piyasalarda faaliyet gösteren firmalar tarafından kullanılmakta olan Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ile uyum sağlamak amacı ile Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalar sonucunda TMS-11 İnşaat Sözleşmeleri Standardı yürürlüğe girmiştir. Bu standart ile mevcut sorunlar giderilmeye çalışılmıştır.
Yalın proje teslim sistemi ve sürdürülebilir inşaat ile ilişkisi
İnşaat sektöründe çalışan pek çok şirket için kaçırılan teslim tarihleri ve artan maliyetler büyük bir sorun teşkil etmektedir. İnşaat projelerinde maliyet, zaman ve kaliteyi optimize etmek çok önemlidir. Bunun için planlama, tasarım, inşaat hızının, bütçenin ayarlanması ve proje paydaşları arasındaki koordinasyonun sağlanması gerekmektedir. Bu nedenle mevcut proje teslim yöntemleri ile rekabet edebilecek yeni proje teslim yöntemlerinin kullanılmasına ihtiyaç vardır. Bu çalışmada Yalın Proje Teslim Sistemi ve uygulanması için ihtiyaç duyulan Yalın Teknik ve Araçlar anlatılarak, Sürdürülebilir İnşaat ile ilişkisi ele alınmıştır. İnşaat projelerinde doğru proje teslim yöntemini seçmek büyük önem taşımaktadır. 2000 yılında Glenn Ballard tarafından tanıtılan Yalın Proje Teslim Sistemi geleneksel proje teslim sistemlerinin aksine birçok avantaj sağlamaktadır. İsrafı ortadan kaldırmak, bilgi akışışını sağlamak, maliyetleri düşürmek, tüm ekip üyelerinin ve müşterinin memnuniyetini arttırmak en önemli avantajlarından ve ana amaçlarındandır. Yalın Proje Teslim Sistemi'ne ek olarak inşaat projelerinde sürdürülebilirliği uygulayarak daha az çevresel zarar ve daha çok toplumsal fayda sağlamak mümkün olur. Toplum ve çevreyi projeye paydaş olarak dâhil ederek Yalın Proje Teslim Sistemi'nin başarısı attırılabilir. Bu çalışmada Türkiye şantiyelerinde çalışan inşaat mühendislerinin yalın ve sürdürülebilir davranışlara olan yatkınlıkları analiz edilmiş, çıkan sonuçlardan yola çıkarak Yalın Proje Teslim Sistemi ve Sürdürülebilir İnşaat uygulamalarının Türkiye inşaat sektöründe hayata geçirilebilmesi için öneriler sunulmuştur.
Examining the qualification and values expected of project managers in the construction industry
Project Manager has shown an impeccable role in construction industry productions, whereby all main keys of construction are influenced by the methods and skills that the project manager and his/her team implement into the completion of the project at client satisfaction (cost, quality and time). Many project managers have been struggling to achieve a desirable level but the project management skills, appliances and implementations are limited. In construction, the project manager is the centre of activity, guiding the project to completion. However, many projects have struggled with the performance of various project managers due to a variety of factors, and some people do not have a clear understanding of what a project manager does. Many people believe that a project manager's job is limited to monitoring work, especially when the project is in progress, but a project manager's job is much broader and begins before construction begins. This study defines project manager values in the construction industry and how each project manager should strive to achieve them at a high level of competence. To learn more about the construction industry's ideas and opinions on this topic, A quantitative study was conducted from beginning to end, analysing construction project management methods and how they can be used in all stages of construction to ensure project success, as well as the advantages of hiring a project manager who understands the tasks and demonstrates his or her values. Several employees of construction and consultancy firms carried it out. A formula for predicting the number of individuals to be surveyed with a confidence level using the Likert scale for questionnaires. The study examines the responsibilities of a project manager, as well as the skills required of a competent construction project manager, as well as the benefits of his or her activities on a construction project.
Antalya'da geçici işçilik: Tarım, inşaat ve turizmde sosyal ağlar
Bu çalışmada kayıtdışı istihdam pratikleri çerçevesinde şekillenen işçi stratejilerine, enformel uygulamalar neticesinde yaygınlaşan aracılık mekanizmalarına, bu mekanizmaların günümüz işgücü piyasasına ve çalışanlara yansımasına, işgücü piyasasına özgü birtakım stratejileri içeren hemşerilik kurumuna ve sayılan tüm niteliklerin gerçekleştiği "aracı mekânlar" olan kahvehanelere Antalya kent merkezi baz alınarak değinilmektedir. Antalya kent merkezinde yer alan işçi kahvehanelerini, kırsal tarımsal faaliyetleri kapsayan çalışma yerlerini ve turistik faaliyetlerin yürütüldüğü mekânları içeren bir alan araştırması neticesinde elde edilen bulgular ışığında oluşturulan araştırmada, değişen piyasa koşullarının işçilerin gözünden nasıl anlamlandırıldığı açıklanmaya çalışılmaktadır.
Meslek yüksekokulları inşaat programı mezunlarının istihdam sorunları (Gaziantep örneği)
Bu tezde hem Gaziantep Üniversitesi hem de Türkiye'nin diğer üniversitelerindeki Meslek Yüksekokullarından mezun olan inşaat teknikerlerinin istihdam ve okullarında uygulanan programa yönelik problemleri araştırılmıştır. Piyasada çalışan teknikerlerin büyük çoğunluğunu D.B.P.K.'ndaki M.Y.O. mezunları oluşturulmaktadır. D.B.P.K.'ndaki mezunlar içinde de G.Ü.G.M.Y.O. mezunları esas çoğunluğu oluşturmaktadır. Teknikerler kolayca iş bulabilmekte,tamamına yakım kendi alanlarıyla ilgili işlerde çalışmaktadırlar. Daha çok özel sektörde istihdam edilen teknikerler düşük ücretle çalıştırlmaktadırlar. Bu nedenle iş değiştirme oranı yüksektir. Mezun teknikerlerin mesleki bir kuruluşu olan Y.T.T.D.'ne üye olma oranı olukça düşük olup çoğu teknikerin derneğin varlığından habersiz olduğu anlaşılmıştır. Teknikerlerin mezun oldukları okul türü (D.B.P.K.O. ve K.D.O.) ile bir işte çalışıp çalışmama, alman ücret, Y.T.T.D. ne üye olma, iş yerlerindeki konumlan, ve alman eğitimin kalitesi arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. ^mmBm pulu
Türk Rus iktisadi ilişkilerinde müteahhitlik hizmetleri (1991-2001)
Soğuk savaş sonrasında Türk-Rus ilişkilerini, daha önceki dönemden ayıran en önemli etken, iki ülke halkları arasında giderek artan doğrudan temaslar olarak görülebilir. Bu süreçte Türkiye ve Rusya etkin şekilde ekonomik ve siyasal dönüşümden geçmektedir. İki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesinde hem ekonomik ilişkilerin hem de iki ülkenin dış politikaları nedeniyle artan politik diyaloglar etkili olmuştur. Türk istihdam verilerine bakıldığı zaman sektörün toplam istihdam içindeki payı % 6 civarında seyretmekle birlikte bunun bağlantılı diğer sektörlerle birlikte değerlendirilmesi, istihdama gerçek katkısını ortaya koyar. Ancak sektörün istihdam yapısının genellikle eğitim seviyesi düşük, mevsimlik işçilerden oluşan yapısı, özellikle kırsal kesimden büyük göç dalgalarının yarattığı işsizlik sorunlara maruz kalan Türk ekonomisi için diğer sektörlerle karşılaştırıldığında kısa vadede etkin imkânlar sunduğu görülmektedir. SSCB ile Türkiye arasında 1984 yılında imzalanmış olan ve 1987 yılında yürürlüğe girmiş olan doğalgaz anlaşması Rusya'da Türk müteahhitlik sektörünün önünü açmıştır. 1989 yılından itibaren başta Moskova olmak üzere Minsk, Borisov ve Kiev gibi şehirlerdeki taahhüt işlerini almaya başlayan Türk müteahhitlik firmaları ciddi zorluklar yaşayarak bu bölgede istihdam olanağı sağlamıştır. 1990 da Sovyetleri Birliği'nin yıkılmasıyla birlikte 1990 lı yıllarda Rusya Almanya'dan sonra Türkiye'nin önemli bir ticari partneri olarak önemini korumuştur. Kuveyt krizi ve Körfez savaşının olduğu 1990-1991 döneminden sonra kapanan Orta Doğu pazarının ardından Rusya Federasyonu Türk müteahhitlik alanının en büyük pazarı durumuna gelmiştir. 1990 yılından itibaren 133 Türk müteahhitlik firması 733 proje üstlenmiş ve toplamda 12,8 milyar dolarlık taahhüt işi almıştır. Türk-Rus ilişkileri henüz stratejik ortaklık düzeyinde olmasa da ticaret, enerji gibi sektörlerde bu seviye yakalanmıştır. Buradan Türk-Rus ilişkilerinde işbirliği ve rekabetin uzun yıllar devam edeceğine dair işaretler çıkarılabilir. İki ülke yüzlerce yıl devam eden jeopolitik mücadeleyi bir anlamda ekonomik işbirliğine çevirmek için çaba sarf etmektedir. Bu kapsamda iki ülke ticari ilişkilerinin devamlılık göstermesi, ticari ilişkilerinin durumu, Rusya'da uzun yıllardır faaliyetine devam eden müteahhitlik firmalarının değişen siyasal ve ekonomik koşullara rağmen önemli projelere imza atması, bunların iki ülke ekonomik ilişkilerine etkisi ele alınacaktır
Sosyal bilimler perspektifinde İnşaat 4.0 kavramı üzerine farkındalık ve bir model çalışması
Endüstri 4.0 insanın kas gücüne değil, beyin gücüne dayanan anlayışı benimseyen bir üretim sistemidir. İlk kez 2013 yılında Almanya'da kullanılan Endüstri 4.0, artık günümüz Türkiye'si için de uzak bir kavram olmaktan çıkmıştır. Endüstri 4.0 ya da dördüncü sanayi devrimi olarak bilinen bu süreç, son üretim teknolojilerinin, otomasyon sistemlerinin ve bu sistemi oluşturan teknolojilerin birbirleriyle veri alışverişinde bulunduğu sistem olarak tanımlanmaktadır. Bu yeni sistem, Siber Güvenlik, Siber Fiziksel Sistemler, Bulut Teknolojileri, Akıllı Fabrikalar, Nesnelerin İnterneti, İnternet Servisleri, Öğrenen Robotlar, Büyük Veri, Sanal Gerçeklik ve 3 Boyutlu Yazıcılar gibi yüksek teknoloji içerikli bileşenlerden oluşmaktadır. Bu bileşenlerin rol aldığı üretim sistemi ise karanlık üretim olarak adlandırılmakta olup Endüstri 4.0 kavramı ekonomilerde artan rekabet ortamında verimliliği artıran kilit faktör haline dönüşmüştür. Son yıllarda sektörler açısından önemli bir sinerji oluşturan Endüstri 4.0 kavramı inşaat sektörünü de etkisi altına almış ve sektördeki birçok ihtiyacı karşılayacak olan teknolojiler yavaş yavaş da olsa inşaat alanına girmeye başlamıştır. Endüstri 4.0'ın inşaat sektörüne uyarlanmış hali olarak nitelendirilen İnşaat 4.0 kavramı ise sektörde yakın zamanda yankı getirmeye başlamıştır. İnşaat sektörünün birçok yan sektörü de besleyen bir yapıya sahip olduğu ve sektörün özellikle ekonominin daralma dönemlerinde dar boğazdan kurtulmak için ilk çıkış noktalarından birini oluşturduğu düşünüldüğünde sektöre yönelik makro ve mikro perspektifte yapılan çalışmalar büyük önem arz ettiği görülmektedir. Çalışmada iki farklı analiz yapılmıştır. Bunlardan ilki İnşaat 4.0 kavramına yönelik farkındalık durumunu ortaya koymak için Elazığ ilinin örnek alındığı mikro ölçekli bir analizdir. Çalışma kapsamında Elazığ ilinde faaliyet gösteren 49 adet inşaat şirketi ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular frekans ve yüzdesel ifadelerle ortaya konmuş, anket verileri değerlendirilirken göreceli önem analizi, güvenilirlik analizi ve pestel analizi kullanılmıştır. Çalışmada yapılan bir diğer analiz ise inşaat sektörünün alt bileşenlerinden olan konut sektörü satış talebini belirleyen unsurları ortaya koyan ekonometrik yöntemler ile gerçekleştirilen bir model çalışmasıdır. Çalışmanın dördüncü ve son bölümünde yer alan bu model çalışmasında Klasik Birim kök testlerinden olan Genişletilmiş Dickey Fuller (ADF), Philips Perron (PP) ve Ng-Perron Testlerinden yararlanılmıştır. Ayrıca çalışmanın bu bölümünde yapısal kırılmanın dikkate alındığı birim kök testlerinden Zivots ve Andrews birim kök testi ve Lee ve Strazcich (2013) çift kırılmalı birim kök testlerinden faydalanılmıştır. Doğrusallığın test edilmesi için Harvey, Leybourne, Xia (2008) doğrusallık Testi kullanılmasının ardından Hepsağ (2019) birim kök testi ve eşbütünleşme testinden faydalanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre konut satışı miktarı ile kişi başına gelir durumu, tarım istihdam sayısı, nüfus ve evlenme sayısı ve deflatör arasında uzun dönemde bir ilişkinin var olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi
Sosyal ve ekonomik koşulların değişmesi ve gelişmesi üzerine, toplumda artan konut ve işyeri ihtiyacına paralel olarak, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi daha yaygın biçimde kurulmaya başlanmıştır.Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, arsa sahibi ile müteahhit arasında kurulan, tam iki tarafa karşılıklı olarak borç yükleyen ve ani edimli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme türüdür. Sözleşme ile müteahhit, arsa sahibinin arsası üzerinde bağımsız bölümler inşa ederek bir bina meydana getirmeyi ve sonunda bu bağımsız bölümlerden belirlenmiş olanları arsa sahibine devretmeyi taahhüt eder. Arsa sahibi ise, belirlenen arsa paylarını müteahhide devretme borcu altına girer. Bu suretle, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin, eser sözleşmesi ve taşınmaz satım vaadinin unsurlarını taşıyan çifte tipli, karma yapılı, atipik bir sözleşme olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi atipik sözleşmelerden olduğu için, geçerliliği kanunen herhangi bir şekil şartına bağlanmamıştır. Ancak, sözleşmenin içeriğinde taşınmaz satım vaadini barındırıyor olması, resmî şekilde yapılması zorunluluğunu doğurur. Resmî şekil, ispat şartı olarak değil, geçerlilik şartı olarak aranır.Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile arsa sahibi, arsasını daha nitelikli bir şekilde değerlendirmiş, müteahhit ise, üzerine inşaat yapacağı arsa için ayrı bir masraf yapmasına gerek kalmaksızın yeni bir iş imkânı elde etmiş olur. Konut ihtiyacı bulunan üçüncü kişilerin de yapılacak bağımsız bölümlerden yararlanması mümkündür. Bununla birlikte, sözleşmenin taraflar ve üçüncü kişiler bakımından sağladığı avantajlarla birlikte, birtakım sorunları da bünyesinde taşıdığını belirtmek gerekir.Çalışmamızda, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi detaylı bir şekilde incelenmeye çalışılmıştır. Sözleşmenin tanımı, unsurları, hukuki niteliği, şekli, benzeri sözleşmelerden farkları ve arsa sahibinin üstlendiği edimin gerçekleştirme çeşitleri gibi konulara birinci bölümde yer verilmiştir. Sözleşmeye uygulanacak hükümlerin tespiti, tarafların borçları ve bu borçlardan doğan hakları, ikinci bölümde ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Ayrıca tescile icbar davası hakkında genel bilgiler verilmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde, sözleşmenin olağan ve olağan olmayan nedenlerle sona ermesi konusu anlatılmıştır. İnceleme yapılırken, özellikle tartışmalı konular üzerinde durulmuş, farklı görüşlere gerekçeleriyle birlikte yer verilerek, Yargıtay kararları çerçevesinde makul sonuçlara ulaşmaya gayret gösterilmiştir.Anahtar Sözcükler1.Arsa payı2.İnşaat3.Arsa sahibi4.Müteahhit5.Tescile icbar
Eser sözleşmesinde müteahhidin sözleşmeden dönmesi
Bu çalışma, anî edimli bir sözleşme olan eser sözleşmesinden müteahhidin hangi hâller ve şartlarda dönebileceği ile sözleşmeden dönme durumunda hangi sonuçların gerçekleşeceğini ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır.Birinci bölümde, iş sahibinin borçlu temerrüdüne düşmesi sebebiyle müteahhidin eser sözleşmesinden dönmesi hâli, genel hükümler ile eser sözleşmesi çerçevesinde ele alınmıştır.İkinci bölümde, iş sahibinin alacaklı temerrüdüne düşmesi, borcun ifasına engel olan başka sebeplerin ortaya çıkması ve iş sahibinin ücret borcunu ödemekte acze düşmesi sebepleriyle müteahhidin eser sözleşmesinden dönmesi hâlleri incelenmiştir.Üçüncü bölümde, götürü ücretli eser sözleşmesinde beklenilmeyen hâller dolayısıyla müteahhidin eser sözleşmesinden dönmesi hâli eser sözleşmesine dair hükümler çerçevesinde ele alınmıştır.Son bölümde ise, müteahhidin eser sözleşmesinden dönme hakkını dava dışı ve dava yoluyla kullanması incelenmiştir. Ayrıca sözleşmeden dönme hakkının sonuçları ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Yüklenici ile alıcı arasında yapılan arsa payının devrine ilişkin satım sözleşmesi şekli ve hükümleri
Yüklenici ile alıcı arasında yapılan arsa payının devrine ilişkin satım sözleşmesi, yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, arsa sahibine karşı sahip olduğu arsa payının mülkiyetini devir konusundaki kişisel alacak hakkının alıcıya bir bedel karşılığı temlik edildiği bir taşınmaz satım sözleşmesidir. Yüklenici, arsa payının mülkiyetinin devrine yönelik kişisel alacak hakkını alıcıya bedel karşılığı Borçlar Kanunun 162 vd. maddeleri gereğince temlik etmektedir. Yüklenici arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan kişisel alacak hakkını temelde yer alan bir borç ilişkisine dayanarak, alıcıya temlik etmektedir. Temlik işleminin hukuki sebebini oluşturan temel borçlandırıcı ilişki, taraflar arasında yapılan bağımsız bölüm satım sözleşmesidir. Kural olarak taşınmaz satımının geçerli olması resmi şekil şartına uygun olarak yapılması koşuluna bağlı iken, sözleşmenin temlik niteliği taşınmaz satım sözleşmenin harici olarak düzenlenmiş olduğu hallerde bu sözleşmeye geçerlilik kazandıran en önemli etkendir.Temlik işlemini gerçekleştiren taşınmaz satım sözleşmesi yüklenici ile alıcı arasında karşılıklı tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Sözleşmeye Borçlar Kanunun 217 inci maddesinin göndermesi ile taşınır satımına ilişkin genel hükümler uygulanır. Yüklenicinin bu satım sözleşmesi nedeni ile satılan taşınmazla ilgili olarak ayıba ve zapta karşı tekeffül sorumluluğu vardır. Yüklenici ve alıcının temerrüdü halinde ise, karşılıklı sözleşmelerde temerrüt halini özel olarak düzenleyen Borçlar Kanununun 106 vd. maddeleri uygulanır.