Eleştiri

Bu konu başlığı altında 172 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de uluslararası ilişkilerin lisans eğitiminde gizli müfredat ve oryantalizm: Eleştirel pedagojik bir yaklaşım

Bu çalışmada Türkiye'deki Uluslararası İlişkiler lisans programlarındaki bölüm müfredatlarına odaklanılacaktır. Ders müfredatları, başlıkları ve içerikleri, kullanılan materyallerin metinlerde tespit edilen söylemleri, tekrarlar ve anlamlar, eleştirel pedagojik bir yaklaşımla analiz edilecektir. Alanında daha önce hiç denenmemiş biçimde, eleştirel pedagoji ile Uluslararası İlişkiler disiplinini bir araya getirmeye çalışacak olan bu tez, müfredat incelemesinde öne çıkan Oryantalist temalar üzerine yoğunlaşacaktır. Eğitimin dokusunda sosyal bir kontrol mekanizması olarak bulunan gizli müfredatın taşıdığı Oryantalist karakter, Uluslararası İlişkiler metinleri üzerinden yapısöküme uğratılacaktır. Söz konusu Oryantalizm çözümlemesi pozitivizm, neoliberalizm ve bir iç-öteki olarak 'İslam' başlıkları üzerinde ilerletilecektir. Bu çalışmanın, Türkiye'deki Uluslararası İlişkiler araştırmalarında akademik özgünlüğün sağlanması adına ontolojik bir çoğulculuğun ortaya çıkmasına katkı sağlaması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Eleştirel Pedagoji, Oryantalizm, Yapısöküm, Uluslararası İlişkiler, Gizli Müfredat.

Ders programlarıEleştirel kuramEleştiri+7
Selman Emre Gürbüz
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Abdülhak Şinasi Hisar'ın deneme ve tenkitleri üzerine bir inceleme

Türk edebiyatında romancılığı ve hatıra yazarlığı ile tanınan Abdülhak Şinasi Hisar'ın Mütareke döneminde deneme ve tenkitler yazmaya başladığı bilinmektedir. Bu çalışmada Abdülhak Şinasi'nin deneme ve tenkitleri üzerine bir inceleme gerçekleştirilmeden önce onun bir münekkit olarak yazı hayatına başladığı dönemde öne çıkan eleştirmenlerle arasında ilgiler kurulmaktadır. Böylelikle Abdülhak Şinasi'nin edebî eserin "ruhuna nüfuzu" esas alan tenkit anlayışının dönemi içindeki özgünlüğüne dikkat çekilir. Buna ek olarak Hisar'ın hem tenkitçiliği hem de sanat anlayışı hakkında edebiyat ve sanat çevrelerinin değerlendirmelerine de yer verilerek Abdülhak Şinasi'nin eleştirmenliği iki farklı noktadan ele alınmaktadır. Ayrıca çalışmada Hisar'ın düşünce dünyasını şekillendiren Bergson felsefesinin deneme ve tenkitlerine yansımaları tespit edilerek Abdülhak Şinasi'nin tenkit anlayışı, romanın teorik meselelerine bakışı üzerinde de durulur. Bu bağlamda Hisar'ın tenkide, romana, şiir, tiyatro gibi sanatın türlü kollarına bakışı bir eseri tenkit ederken hangi noktalara dikkat ettiği hakkında değerlendirmeler yapılmaktadır.

Bergson, HenriDenemeEleştiri+4
Şeyma Nur Karabulut
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sürdürülebilir kalkınmanın başarısızlığı, sürdürülebilir kalkınmaya eleştiriler ve hâkim çevre anlayışına alternatif yaklaşımlar

Sanayi devrimine kadar doğa ile uyum içerisinde yaşanırken, sanayi devriminden sonra oluşan endüstriyel üretim ve tüketim toplumuyla, insanoğlunun doğaya daha çok hakim olmaya başladığı ve doğaya verilen zararların arttığı gözlemlenmiştir. Ekolojik sorunların göz ardı edilemeyecek seviyeye gelmesi ile birlikte sorunlara çözüm önerileri de farklı bakış açıları ile çeşitlilik kazanmıştır. Bu çözümlerden biri olarak sürdürülebilir kalkınma hakim ekonomik paradigmanın ürünü olarak sunulmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma; hem ekonomik gelişmenin devam edebileceğini hem de ekolojik sistemin korunabileceğini; çevre ile kalkınma çelişkisinin ortadan kalkacağını öne sürmektedir. Bu bağlamda çalışmanın üç amacı vardır. Bunlardan ilki sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik gelişmenin yanında ortaya çıkan ekolojik sorunları giderip gidermediğini araştırmaktır. İkinci aşamada uluslararası kurumlar tarafından ortaya konulan sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin hangilerinin başarılı ve başarısız olduğunu açıklamak, varsa bulunan başarısızlığın nedenlerini araştırarak sürdürülebilir kalkınma konusuna yönelik eleştirileri değerlendirmektir. Son bölümde ise, mevcut ekolojik sorunların önlenmesinde alternatif çözümlerin neler olduğuna yer vermektir. Çalışma yerli ve yabancı yazarlara ait kitaplar, makaleler ile ulusal ve uluslararası kuruluşlarının yayınlamış olduğu veriler ve raporlardan yararlanarak sürdürülebilir kalkınmaya yönelik eleştirel bakış açısının yetersizliğini giderecek ve alternatif ekolojik yaklaşımların geliştirilmesi açısından literatüre katkıda bulunacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Sürdürülebilir kalkınma, İklim değişikliği, Yoksulluk

BaşarısızlıkEleştiriSiyasal eleştiri+5
Kübra Güldüren Özcan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hassân Ahmed Kamhiyye'nin şiirsel deneyimi: Motifler ve anlam ilişkileri üzerine bir inceleme

Bu çalışma, çağdaş Suriyeli şair Hassân Ahmed Kamhiyye'nin şiirlerinde yer alan motifler ve anlam ilişkisine odaklanmaktadır. Kamhiyye'nin, Arap ve İslam dünyasının yaşadığı zor yılların yükünü ve gurbetin getirdiği acıları şiirlerine nasıl yansıttığı incelenmiştir. Şairin eserlerinde ortaya koyduğu duygusal deneyimler ve iç dünyasındaki acı ve trajedi, araştırmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Kamhiyye'nin şiirleri, zulüm, baskı ve zorbalığa karşı verdiği mücadelenin bir yansımasıdır. Şiirlerinde samimi bir kaynaktan doğan duygular, onun özgür vicdanı ile olayları gözlemleyip yeniden şekillendirme becerisini göstermektedir. Bu nedenle, Kamhiyye'nin eserleri, hem tarihsel bir belge niteliğinde olup hem de edebi değer taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, Kamhiyye'nin şiirsel üslubunu, kullandığı temaları ve dilsel özellikleri belirlemek ve analiz etmektir. Ayrıca, şairin İhya ve Yenilik Okulu'na bağlılığının şiirlerindeki yansımaları da ele alınmıştır. Araştırmada, Kamhiyye'nin divanları ve şiirleri üzerinde içerik analizi yöntemi uygulanmıştır. Şiirlerin tematik analizi yapılarak, şairin duygusal deneyimlerinin ve içsel çatışmalarının nasıl dile getirildiği incelenmiştir. Ayrıca, Kamhiyye'nin klasik vezinli şiiri koruma çabası ve İhya ve Yenilik Okulu'na olan bağlılığı da araştırmanın odak noktalarından biri olmuştur. Araştırma sonucunda, Kamhiyye'nin şiirlerinde büyük bir acı ve hüzün temasının hakim olduğu, ancak bu duyguların umut ve aydınlık bir gelecek beklentisi ile dengelendiği görülmüştür. Şairin, klasik Arap şiiri geleneklerine bağlı kalarak, modern temaları ustalıkla işlediği tespit edilmiştir. Ayrıca, Kamhiyye'nin şiirlerinde, zulüm ve baskıya karşı özgürlük mücadelesinin güçlü bir şekilde vurgulandığı belirlenmiştir.

AcıBiçimDeneyim+7
Zeynep Muhammed
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın sanatında aydınlanma eleştirisi ve aydınlanma diyalektiğinin çöküşü

Aydınlanma kavramsal olarak 18. yüzyıla dayansa da kökenleri insanın doğa ile mücadelesine kadar uzanır. Modern dönemde Aydınlanma kavramına yönelik eleştiriler de temelde Aydınlanmanın kavramsal mahiyetinden ziyade psikotarihsel kökenleri üzerinedir. Bu çalışma, Aydınlanmanın psikotarihsel kökenlerinin izini sürmek için konuyu mitten modern döneme kadar uzanan çerçevede ele alır. Vardığımız nokta, modern dünyada Aydınlanmanın çöküşünün temel sebebinin onun kendi diyalektiğini oluşturan psikotarihsel kökenlerde yattığı ve bu sorunların 20. yüzyılda bir dizi modernlik krizi ortaya çıkardığıdır. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın sanatına baktığımızda ise karşımıza başlangıç, yükseliş ve çöküş şeklinde ilerleyen bir panorama ortaya çıkar. Başlangıç kısmındaki imgeler mitik bir evren algısına tekabül ederken yükseliş kısmındaki imgeler mitten kopan Aydınlanmacı özneye tekabül etmektedir. Tanpınar'ın sanatının temel gerilim hattı da mit ve Aydınlanma arasında yaşanılan gerilim ve bu gerilimin insan ve varlık arasında açmış olduğu mesafedir. Çöküş kısmındaki imgeler ise insan ile varlık arasında açılan mesafenin artık kapatılamaz olduğunu ve yükseliş dönemi imgelerinin yıkıma girdiği bir izlek ortaya koyar. Yükseliş kısmındaki imgelerin tekabül ettiği anlamların çöküşe girmesi de dolaylı olarak bizlere Aydınlanma diyalektiğinin çöküşünü gösterir. Çalışmamızın temel amacı da Ahmet Hamdi Tanpınar'da Aydınlanma sorununun yalnızca yerel sosyolojik bir bağlamda değil, aynı zamanda evrensel olarak Aydınlanma diyalektiğinin çöküşü bağlamında işlendiğini ortaya koymaktır.

AydınlanmaDiyalektikEleştiri+4
Özgür Soydinç
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rauf Mutluay'ın eleştirmen kimliği

Eleştiri; yargılama, kritik etme, hüküm verme ve inceleme işidir. Türk edebiyatı dönemlerinde münakaşa, muahaze, mübahase, takriz, mukakeme, intikad ve tenkid kelimeleri kullanılmış ve eleştiri şeklinde son halini almıştır. Cumhuriyet döneminde eleştirinin iki temel koldan ilerlediği görülür. Bunlar birbirine zıt olan izlenimci ve nesnel eleştiridir. Bu dönemde 1950'lere kadar izlenimci eleştiri hakimken daha sonra nesnel eleştiri anlayışı görülmeye başlanır. Rauf Mutluay da öznel ve nesnel eleştiri anlayışları arasında kalan ve eserlerinde her ikisinden de veriler bulunan bir eleştirmendir. Bu çalışma giriş, dört ana bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Girişte eleştirinin Cumhuriyete kadar olan gelişimi, Cumhuriyet dönemi eleştiri ve Rauf Mutluay'ın konumu işlenmiştir. Birinci bölümde Rauf Mutluay'ın hayatına, yapıtlarına ve eleştiri anlayışına yer verilmiştir. İkinci bölümde Mutluay'ın 100 Soruda Türk Edebiyatı, 100 Soruda XIX. Yüzyıl Türk Edebiyatı (Tanzimat ve Servet-i Fünun), 100 Soruda Edebiyat Bilgileri ve 100 Soruda Çağdaş Türk Edebiyatı (1908-1972) eserlerinden hareketle nesnel eleştirmen kimliği ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Pas Demiri Yiyor, Bende Yaşayanlar, Yaz Dersleri ve Sebiller Su Vermiyor eserleri bağlamında öznel eleştirmen yönü incelenmiştir. Dördüncü bölümde 50 Yılın Türk Edebiyatı eseri bağlamında edebiyat tarihçiliği açıklanmıştır. Sonuç bölümünde ise Rauf Mutluay'ın, Cumhuriyet dönemi öznel ve nesnel eleştiri anlayışlarının tam ortasında kalan konuma sahip bir eleştirmen olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler Cumhuriyet Dönemi, Rauf Mutluay, eleştiri, nesnel eleştiri, öznel eleştiri.

Cumhuriyet DönemiEleştiriEleştirmenler+1
Sena Merve Köhnetarfun
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Âşık Deryâmî'nin şiirlerinin eleştiri açısından incelenmesi

Âşık Deryâmî son dönem âşıklarımızdan biridir. Halkın içinden çıkmış ve bu halkın kültürüyle yoğrulmuştur. Hayatının büyük bir kısmını şiire adamış, pek çok maddi ve manevi sıkıntılar çekmiştir. Çok büyük bir âşık olmasına rağmen maalesef hayatında hak ettiği ilgiyi görememiştir. Bu çalışmanın içerisinde eleştirinin tanımı, tarihi gelişimi, edebiyatımızdaki gelişimi, sanatçının hayatı ve şiirlerinin eleştiri açısından incelenmesi şeklinde başlıklar yer almaktadır. Deryâmî şiirlerinde, toplumun ve devlet kurumlarının aksayan taraflarını, insanların kötü alışkanlıklarını, ekonomik sıkıntıları, sevgilinin vefasızlığı vb. durumları eleştirmiştir. Şâir bazı şiirlerinde ağır eleştiriler yapmıştır. Şiirlerinde hakarete, hatta küfre varan eleştirileri görmekteyiz. Âşık, şiirlerinde ironiyi de sıkça kullanmıştır. Çalışmamızın aynı zamanda halk kültürümüzün yapı taşlarından biri olan âşıklık geleneğinin gelecek kuşaklara aktarılması konusunda da araştırmacılara yardımcı olacağı kanaatindeyiz. Prof. Dr. Halil Açıkgöz'ün eseri, kapsamlı bir çalışma olduğundan tezde en fazla faydalanılan kaynaktır. Bunun yanında, tezlerden, halk edebiyatıyla ilgili eserlerden, makalelerden, süreli yayınlardan yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Âşık, Deryâmî, Eleştiri, Halk Edebiyatı.

Aşık DeryamiEleştiriHalk edebiyatı+3
Furkan Aygül
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Medyada manipülatif habercilik: Hürriyet gazetesi ve Ahmet Kaya örneği

Medya, sadece bilginin enformasyona dönüştürülmesi konusunda değil; aynı zamanda bu enformasyonun ne zaman nerede, ne kadar ve nasıl verileceği konusunda da belirleyicidir. Enformasyonun oluşturulması sürecinde gerçeklik, medya aracılığıyla yeniden oluşturulmaktadır. Bu açıdan bakıldığında medya hangi enformasyonun önemli, hangisinin önemsiz olduğunu saptayarak; oluşturduğu enformasyonu çerçevelemektedir. Bu durum enformasyonun tek yönlü ve manipülatif bir hale getirebilmektedir.Hegemonik güçler, rıza üretimini yoluyla iktidarlarını meşrulaştırmak için medyadan yararlanmaktadırlar.Bu, medyayı var olan sosyo-ekonomik ve sosyo-politik yapılar içinde, sistemin temel öğelerinden biri haline dönüştürmektedir. Tez, gerçeği yeniden oluşturarak sunan medyanın, yaşanmış bir olayda haberi nasıl manipülatif hale getirdiğini ortaya koymaktadır.Çalışmada ele alınan örnek olay Van Dijk'ın eleştirel söylem analizi çerçevesinde, hedeflenen kanaatin oluşturulması için manipülatif haberlerin nasıl yapıldığını ortaya koymaktadır. Anahtar kelimeler: Medya, Manipülasyon, Rıza Üretimi, Eleştirel Söylem Analizi.

Eleştirel söylem çözümlemesiEleştiriGazeteler+5
Hülya Başcı
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nâzım Hikmet'in Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı'nda siyasi eleştiri

Nâzım Hikmet, Cumhuriyet devri Türk edebiyatının önemli şairlerinden ve yazarlarından biridir. Nâzım Hikmet, gerek Türk edebiyatı tarihinde gerek Türk siyasi tarihinde aktif bir rol almıştır ve etkili olmayı başarmıştır. Yaşadığı olayları dünya görüşü ve sanat anlayışı çerçevesinde eserlerine yansıtmıştır. Tarihi olayları yeniden işleyerek farklı bakış açısıyla kaleme alabilen Nâzım Hikmet, şiirlerinde daha çok serbest nazım tekniğini kullanarak bu anlamda Türk edebiyatında sürmekte olan muhteva-şekil yeniliğine katkıda bulunan isimlerinden olmuştur. Bu çalışmada, Nâzım Hikmet'in Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı'ndan hareketle bu eserinde ele alınan Osmanlı Devleti'ne siyasal eleştiri tespit ve tahlil edilmiştir. Dört bölümde toplanan verilere bakıldığında Nâzım Hikmet'in sanatçı kişiliğinin oluşmasında siyasi olayların etkisi olduğu ve bu etkinin Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı eserine doğrudan yansıdığı görülmüştür. Bu çalışmada Nâzım Hikmet'in Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı tahlil edilmiştir ve destan üzerinden Osmanlı Devleti'ne yöneltilen siyasi eleştiriler ortaya konmuştur. Marksist-sosyalist dünya görüşüyle kaleme alınan eser, siyasal eleştiri bağlamında incelenmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Nâzım Hikmet'in hayatı ve edebi kişiliği yer alırken ikinci ve üçüncü bölümlerde Nâzım Hikmet'in siyasi kimliğini oluşturan kavramlardan ve siyasi oluşumlardan bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı metni tahlil edilerek Nâzım Hikmet'in eleştirel tavrı ortaya konmuştur.

Eleştirel söylem çözümlemesiEleştiriNazım Hikmet+4
Necati Şener
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2000 sonrası Türk televizyon dizilerinde edebiyat uyarlamalarının aktarım biçimlerine eleştirel bir bakış ve geçişimli medya uygulamaları: Ayşe Kulin - Türkan

Bu araştırma kaynakça dahil beş bölümden oluşmaktadır. Tezin giriş bölümünde teze konu olmuş temel kavramların tanımlamaları yapılarak, uyarlamaların genel olarak Dünyada ve Türkiye'deki tarihsel süreçleri alınmıştır. Kamu ve özel televizyon kanallarında uyarlama dizilere/filmlere ve televizyon yayıncılığının tarihsel süreci içinde nasıl bir politika izlediğine kısaca değinilerek, anlatılar birer örneklem üzerinden değerlendirilmiştir. İkinci bölümde ise, çalışmanın amaç ve yönteminden söz edilmiştir. Gerçek yaşamdan biyografik bir anlatıya uyarlama bir eser olan Ayşe Kulin'in "Türkan, Tek ve Tek Başına" adlı eserinin geçişimsel medya üzerinden izleyiciyi nasıl dönüştürdüğü üzerinden değerlendirmeler yapılmaktadır. Üçüncü bölümde bulgular ve yorumlara yer verilmiş olup çalışmanın sonuç bölümünde ise belirlenen örneklem belli ölçütler çerçevesinde yorumlanmaktadır.

DizilerEdebiyat uyarlamalarıEleştiri+6
Doğuş Demir
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Celâleddîn es-Suyûtî'nin (ö. 911/1505) Fahreddîn er-Râzî'ye (ö. 606/1210) eleştirisi bağlamında tefsir ilminin neliği meselesi.

Bir tarafta eğitiminde yoğun olarak felsefeyle ilgilenen ve bunun sonucunda tefsirinde bu alanla ilgili bilgilere yer veren Râzî, diğer tarafta Antik Yunan'dan miras alınan mantık ilminin öğrenimine mesafeli yaklaşan Suyûtî. İkisinin tefsirde önem verdiği hususların ve zihin dünyalarını belirleyen etkenlerin farklı oluşu, Suyûtî'yi Rȃzî'ye 'Râzî'nin tefsirinde, tefsir dışında her şey var' şeklinde bir eleştiri yöneltmesine ve tefsir uygulamasında tefsirin sınırlarına sadık kalmadığını vurgulamasına yöneltmiştir. Bu eleştiri tefsir ilminin neliği ve sınırları meselesini ortaya çıkarmaktadır. Mevcut tenkit noktalar, iki müfessirin zihin dünyası, ilmi geleneği, tanım ve uygulamadan oluşan tefsir anlayışlarını araştırmayı gerekli kılmaktadır. Eleştirinin bilimsel değeri ve tefsir geleneğindeki yeri ancak bu şekilde belirlenmiş olacaktır. Bilimsel değeri belirleyebilmek için bu saydığımız konular dışında ayrıca Râzî'nin tefsirindeki felsefî bilgilerin tefsir değeri konusu da önemlidir. Eleştirinin tarihte başka âlimler tarafından da yinelendiği onun daha ziyade bir düşünce geleneğinin ürünü olduğu ve tanımı ile sınırları belli klasik tefsir anlayışını yansıttığı düşündürebilir. Anahtar Sözcükler: Mefȃtîhu'l-gayb, ed-Dürru'l-mensûr, zihin dünyası, tanım, uygulama, tefsirin neliği, eleştiri.

Celaleddin es-SuyutiEleştiriFelsefe+4
Kamil Öktem
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbn Atiyye el-Endelüsî'nin tefsirde İbn Cerir et-Taberî'ye yönelttiği eleştirileri

Çalışma İbn Atıyye el-Endelüsî'nin önemli kaynaklarından biri olan İbn Cerir et-Taberî'ye yönelttiği eleştirileri tespit ederek tasnif etmeyi amaçlamaktadır. İki bölümden oluşan araştırmanın birinci bölümünde müfessirlerin tanıtımına yer verilmiştir. Bu bağlamda yaşadıkları siyasi, ilmî ve içtimâi ortamları kısaca tanıtılarak hayatları ve eserlerine değinilmiş özellikle çalışmaya konu olan tefsir eserlerinin mukaddimeleri tanıtılmıştır. Bunun yanında bir giriş mahiyetinde olması için tefsir geleneğinde eleştiri'nin yerine ve erken dönem örneklerine yer verilmiştir. İkinci bölümde ise İbn Atıyye'nin Taberî'ye yönelik tefsir eleştirileri, konularına göre tespit ve tasnif edilmiştir. Bununla birlikte eleştirilerin haklılık payı tartışılmıştır. Son olarak İbn Atıyye'nin kullandığı tenkit üslubu açısından kullanılan tenkit lafızlarına yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Tefsir, eleştiri, İbn Atıyye, Taberî, Kur'an-ı Kerim

EleştiriEleştiri yöntemleriKur'an-ı Kerim+4
Amannisa Alimoğlu
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mevkuf hadisin Merfû rivâyet edilmesi ile ilgili Müslim'e yöneltilen eleştiriler (Tetebbuʿ özelinde)

Dârekutnî Tetebbuʿ adlı eserinde Müslim'in Sahîh'ini illetli hadisler içerdiği gerekçesiyle eleştirmiştir. Dârekutnî'nin eleştirilerinin çoğu hadislerin senedlerine yöneliktir. Bu çalışma en çok karşılaşılan illet nedenlerinden biri olan mevkuf hadisin merfû olarak rivâyet edilmesi ile ilgili Tetebbuʿda Müslim'e yöneltilen eleştirileri ele almıştır. Öncelikle Dârekutnî'nin Tetebbuʿdaki genel yöntemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Daha sonra onun hem merfû hem de mevkuf olarak rivâyet edilen hadisler arasında tercih metodu tespit edilmiştir. Son olarak da söz konusu eleştirilerin Müslim'in kitabınının sahihliğine zarar verebilecek nitelikte olup olmadığı değerlendirilmiştir.

DarekutniEleştiriHadis+5
Elif Sönmez
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nasr Hâmid Ebû Zeyd'in Ulûmu'l-Kur'ân eleştirisi

Çağdaş dönemde yaşanan dönüşüm neticesinde İslamî olanı anlama konusundaki yeni girişimlerin ortak noktası, sahabe devrinden itibaren kurumsallaşmaya başlayan İslamî ilimlerin ve bu ilimlerin oluşturduğu iç sistematiğin problemli olduğu düşüncesidir. İlahî hitabın olması gerektiği gibi anlaşılmadığı ve Kur'ân'ın merkeze alınması gerektiği söylemlerinin de etkisiyle bu dönüşümden en çok etkilenen ilim dalı tefsir olmuştur. Bu tezde, Kur'ân'ı doğru anlamanın şartını edebî yöntemin tatbiki olarak belirleyen çağdaş düşünür Nasr Hâmid Ebû Zeyd'in ulûmu'l-Kur'ân eleştirisinin kökenleri ve argümanları incelenmiştir. Eleştirinin muhatabı olan gelenek âlimlerinin görüşleri Zerkeşî dönüm noktası alınarak birinci bölümde betimleyici bir üslupta ele alınmış, klasik dönemdeki Kur'ân âlimlerinin yoruma yardımcı olacak bilgileri derlediğine dikkat çekilmiştir. İkinci bölümde ise çağdaş dönemdeki usûl arayışları "geleneksel yönelim" ve "çağdaşçı yönelim" olarak iki başlık altında mercek altına alınmıştır. Çağdaşçı yönelimin temsilcisi olan ve ilk defa bütüncül bir ulûmu'l-Kur'ân eleştirisi yapan Ebû Zeyd'in fikirleri Mefhûmü'n-nas: Dirâse fî ʿulûmi'l-Kurʾân başlıklı eserinde serdettiği görüşlerine ve önerilerine referansta bulunarak ele alınmıştır.

Ebu Zeyd, Nasr HamidEleştiriKur'an-ı Kerim+3
Muhammed Furkan Cinisli
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Başka bir eleştiri: Michel Foucault'nun eleştiri felsefesi

Foucault'nun eleştiri anlayışı Kant'ınkinden farklı bir eleştiri olarak yorumlanabilir mi? Bu metin öncelikle Foucaultcu eleştirinin "Kantçı-olmayan" eleştiri olarak yorumlanabileceğini gösteriyor. Bu açıdan iki önemli hamle söz konusudur: Bunların ilki antropolojik aklın eleştirisi, diğeri Foucault'nun tarih perspektifidir. Bu tarz bir eleştiri "bilginin biçimsel ontolojisi" veya "doğruluğun analitiği" olarak değil, "güncelliğin ontolojisi" olarak anlaşılabilir. Bu eleştiriyle birlikte yönetme ve özneleşme hallerimizi sorunsallaştırırız. Yönetme ve öznelliğe dair sorular sormak bizi, ekonomik model olmakla kalmayıp düşünme, davranma ve yapma biçimi olan neoliberal rasyonalitenin şekillendirdiği güncelliğimizin merkezine götürür.

AydınlanmaAydınlanma felsefesiEleştirel düşünce+7
Muhammed Taha Tunç
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Süreli yayınlarda mimarlık eleştirisi: Mimarlık dergisi örneği

Mimarlık eleştirisi, hem bireysel hem de kolektif olarak mimarlık üzerine düşünmenin ve tartışmanın, mimari nesnenin mimarlığın bilgi alanı içerisindeki yerini kavramaya, anlamaya ve değerlendirmeye çalışmanın önemli bir aracıdır. Bu nedenle mimarlığın fiili süreçlerinden söylem alanına uzanan bir çerçeve tanımlar. Eleştiri, bir bilgi ve söylem alanı üzerinde şekillenmesi ve temsil edilmesi ile gerekçelendirildiğinde, söylemin oluştuğu ve yayıldığı ortamın niteliği de önem kazanmaktadır. Mimarlık söyleminin kurulduğu ve yayıldığı bu iletişim ortamlarının başında gelen süreli yayınlar, bu işlevini, yayın kurullarının eğilimleri ve okuyucu kitlesinin beklentilerine bağlı olarak yerine getirir. Bu anlamda, sorunsal belirleme, onlara yaklaşma, içerik ve konu başlıkları da birbirlerinden farklılaşmaktadır. Bu tez çalışmasında, süreli yayınların, söylem alanları çerçevesinde mimarlık eleştirisine katkılarını araştırmak üzere, Mimarlar Odası tarafından yayınlanan "Mimarlık" dergisi özelinde bir incelemeye yer verilmektedir. Çalışma, mimarlık eleştirisi ve süreli yayınlar olmak üzere iki ana eksen üzerinde kurgulanmıştır. Bunlardan ilki olan mimarlık eleştirisi, tarihsel bağlamı içerisinde mimarlık bilgisi ve söyleminin değişimini incelemektedir. Diğer ana ekseni oluşturan süreli yayınlarda mimarlık eleştirisine ilişkin ikinci bölümde, öncelikle dünya literatüründe eleştirel kimliğiyle ön plan çıkan dergilere; toplumsal değişim ve dönüşüm sürecinde mimarlık söylemi ve eleştirisine katkıları çerçevesinde yer verilmiştir. Ardından, Türkiye'deki mimarlık dergileri ve eleştirel etkinlikleri genel bir çerçeveden ele alınmıştır. Dergilerin söylem üretiminde rol alan aktörleri de bu bölümün inceleme konularından bir diğeridir. Üçüncü bölümde, vaka çalışması olarak, "Mimarlık" dergisinin eleştirel etkinliğini araştırmak üzere bir incelemeye yer verilmektedir. Bu inceleme, eleştirinin tarihsel bağlam içerisinde değerlendirilmeye ihtiyaç duyan bir olgu olduğu düşüncesiyle, derginin kronolojik zaman dizgesi içerisinde çeşitli kırılmalarla söylemin farklılaştığı dönemlere ilişkin olarak yürütülmüştür. 1963-1971, 1971-1980, 1980-1986, 1986-1996, 1996-1998, 1998-2000 yılları arası ve sonrası olmak üzere belirlenen bu altı dönem, "Kronoloji ve Kırılmalar" bölümünün alt başlıklarında incelenmiştir. Bu dönemlerin belirleyicisi ise genel anlamda ortamı dönüştüren Türkiye'nin tarihi ve siyasi eşiklerine ve dergi özelinde yayın kurullarına bağlı olarak değişen söylem, içerik ve eleştirel etkinlik olmaktadır. Şüphesiz bu durum, belirlenen dönemlerin, kendi içlerinde homojen bir bütünlük gösterdiği anlamına gelmez; dönem içerisinde içerik, söylem ve eleştirel etkinlik açısından gerçekleşen farklılaşmalara, yine bu dönemlere ilişkin başlıklar altında değinilmektedir. Sonuç bölümünde ise, kurum kimliği ve işaret edilen dönemlerin genel eğilimleri çerçevesinde, "Mimarlık" dergisinin eleştirel etkinliğinin değerlendirmesine yer verilmektedir.

EleştiriMimarlık dergisi
Özge Evirgen
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ana akım medya dilinin halkbilimi açısından eleştirel söylem analizine tabi tutulması

Hayatın sürekliliğinin sağlanması, öğretilerin aktarılması, pekiştirilmesi açısından kültür işlevsel bir değerdedir. Kültürel süreçlere bağlı olarak folklor, insan yaşamının temelinde yer alan, hayatın her alanında zemin oluşturan yaratımlardandır. Kültürün bütünlüklü bir yapıda varlığını sürdürmesi, yayılıp genişlemesinde ve aktarılmasında dil ana unsurlardan biridir. Araştırmanın amacı yazılı medyada halkbilimsel içerik taşıyan üç haberin karşılaştırılmalı analiz edilmesi buna bağlı olarak gazetelerin halkbilimsel haberlere yaklaşım tarzları olarak ele alınmıştır. Analiz edilecek medya söylemi içerisindeki halkbilimine dair veriler kültür ve folklor alanlarının odağında analiz edilecektir. Araştırmanın kapsamı, Hürriyet, Yeni Şafak, BirGün gazetelerinde halkbilimine dair içerik barındıran üç haberin, medya dili üzerinden analiz edilmesi olarak belirlenmiştir. Her gazetenin bir yayın politikası buna bağlı olarak her gazetenin bir ideolojisi olduğu varsayımından hareketle üç ayrı gazete analiz çalışması için tercih edilmiştir. Bu çalışmada 2017-2018 yılları arasında halkbilimsel içerik taşıyan üç haberin karşılaştırılmalı analizi yapılacaktır. Disiplinler arası bir çalışmayı esas alan bu çalışma da halkbilimin iletişim alanı ile ortak çalışma konuları olduğu, disiplinler arası çalışmanın arttırılması ve halkbiliminin elektronik ortama dayalı çalışma alanında kapsamını arttırması sonucuna varılmıştır.

Eleştirel söylem çözümlemesiEleştiriHalk bilimi+3
Güngör Başdinç
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Muhammed Mustafa el-A'zamî ve oryantalistlere yönelttiği eleştiriler

Oryantalizm, İslami ilimlerde, özellikle hadis alanında en popüler konulardan biridir. Şarkiyatçıların görüşlerinin İslami ilimlerdeki çalışmaları dolaylı veya dolaysız olarak uzun süredir etkiledikleri görülmektedir. Şarkiyatçılığın hadis sahasındaki güncel etkisinin artmasının ana sebeplerinden birisi de Goldziher, Juynboll ve Schacht gibi oryantalistlerin hadisler hakkında yaptığı ağır eleştirilerin karşılıklı dialetik hale dönüşmesidir. Hadis sahasındaki oryantalizm çalışmalarını İslam dünyasından ilk takip edenlerden birisi Muhammed Mustafa el-A'zamî'dir. A'zamî hem Goldziher'in hem de Schacht'ın özellikle hadis sahasındaki eserlerini incelemiş, bunları yorumlamaya ve e silentio, isnadların geriye doğru geliştirilmesi gibi teorilerini çürütmeye çalışmıştır. A'zamî'nin görüşleri, özellikle Schacht eleştirileri Türk akademisyenler tarafından çoğu kitapta atıfta bulunulması bakımından önemlidir. Türk akademisinde hadis alanında oryantalizm ile ilgili çalışmaların sayısı az gibi görünse de aslında çok kaliteli makaleler ve kitaplar ortaya çıkmıştır. Ancak dil sorunu gibi çeşitli sebeplerden dolayı alanda yeterince çalışma yapılmadığını söyleyebiliriz. Bu çalışmada öncelikle oryantalizm hakkında kısa bir sunum yapılmıştır. Bu kısımdan sonra A'zamî'nin oryantalistlerin görüşlerine yaptığı eleştirilere değinilmiş, başta Schacht olmak üzere şarkiyatçılar hakkındaki görüşleri, eleştirileri ve eserlerinde izlediği yöntemler gösterilmeye çalışılmıştır. Daha sonra Türk akademisinde doğrudan hadis ve oryantalizm üzerine yapılan çalışmalar ve A'zamî'nin alandaki etkileri hakkında genel bir fikir sunulmuştur.

EleştiriHadisMuhammed Mustafa el-A'zami+2
İsmail Yaşar
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk edebiyatında alımlama estetiği ve Akşit Göktürk'ün inceleme ve deneme yazıları

Sanatı çözümlemek için ortaya çıkmış çeşitli kuram ve yöntemler vardır. Sanat bir iletişim dizgesi olarak düşünüldüğünde bir göndericisi, iletisi ve alıcısı olmak durumundadır. Söz konusu yazın sanatı olduğunda alıcı okurdur. Yazın eleştirisi yöntemleri yazara, metne ve okura dönük olmak üzere üç temel odakla sınıflandırılabilir. Rus biçimciliği, Roman Ingarden, Prag yapısalcılık, Hans-Georg Gadamer, söz-eylem kuramı, J.L. Austin ve John R. Searle gibi etkiler ve öncüler yoluyla eleştiride metnin alıcısına verilen yer önem kazandı. Okura verilen bu önem 1960'ların sonlarına doğru Almanya'da Konstanz Üniversitesi'nde Wolfgang Iser, Stanley Fish ve Hans Robert Jauss tarafından sistematize edilmiştir. Bu çalışmalarla yazarın yerine okur ön plana alınmıştır, okurun anlamlandırma ve alımlama süreci incelenmiştir. Akşit Göktürk de bu üniversitede aynı dönemde araştırmacı olarak görev almıştır, söz konusu kuramın gelişimine tanıklık etmiştir ve kaynağından aldığı bilgileri Türk edebiyat eleştirisine kazandırmıştır. Bu çalışmada genel bir kuramsal altyapı, Akşit Göktürk'ün monografisi ve tasarladığı okuma modeli verilmiştir. Böylelikle Akşit Göktürk'ün yazın yaşamımıza kuramsal olarak kattığı öncü nitelikli çalışmalarının incelenmesi amaçlanmıştır.

Alımlama estetiğiDenemeEleştiri+4
Sedef Kendir
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Kadın miti üzerinden ironik eleştiriler

"Kadın Miti Üzerinden İronik Eeleştiriler" isimli bu çalışma, kadın arketiplerin mitler üzerinden okumasını kapsar. Çalışmada, kökleri bu arketiplerin deneyimlerine dayanan rollerin oluşumu, kadın olgusuna dair dönüşümleri irdelenmektedir. Bugün kendi güncel mitolojik dünyamızda, kendimizi konumlandırdığımız nokta ile geçmiş kültürlerdeki inanışların arketipleri arasındaki bağlantı oldukça kuvvetlidir. Ancak değişen yeni dünya düzeninde, arketipler aracılığı ile kişilere atfedilen roller de dönüşüme uğramıştır. Günümüz kadınları bu yeni olgunun, kendisinden önceki deneyimler ile hem benzer hem de daha önce bir örneğinin olmadığı yanlarının olmasından dolayı, kendi yaşam deneyimlerinde rol model olacak bir arketip olmayışının getirdiği zorluk ile mücadele etmek durumunda kalmışlardır. Bu bağlamda arketipler üzerinden oluşturulan toplumsal cinsiyet rollerini sorgulamaya başlamış, sanatlarında zaman zaman alaycı bir üslup ile eleştiri getirerek başkaldırmışlardır. Mitlerin sözle aktarılan doğası, tarih öncesinden bu yana sanatla olan bağını desteklemiştir. Dolayısıyla sanat, mitolojinin anlatım dili olmuştur. Zaten bu çalışmanın kapsamı olan kadın arketipler en iyi mitler üzerinden okunacağından, araştırmamızın dilinin sanat olması, çalışmamızı kökleri prehistorik dönemlere dayanan mitoloji ve sanat bağı ile desteklemektedir. Bu çalışmada amacımız, sanat bağlamında ilişkisini kuracağımız mitolojik arketipler üzerinden günümüz kadın olgusuna dair ironik eleştiriler yapmaktır. Nihayetinde sanat ve mit kadar sanat ve ironi de birbiri ile oldukça ilişki içerisindedir. Bu tez kapsamında, kadın miti ve anlam dönüşümleri üzerinden kurulan arketip sembolleri incelenmiş, geçmişten günümüze bu bağlama uyan sanat örnekleri doğrultusunda kişisel görüş ve yaklaşım oluşturulmuştur. Kişisel çalışmalarda, kadına atfedilen rollerin irdelenen düşünsel arka planları, alegorik anlatımlar, sembolik biçimler ve alaycı bir tavırla eleştirilmiştir. Anahtar sözcükler: Kadın, mit, sanat, ironi, eleştiri, arketip, toplumsal cinsiyet.

ArketipEleştiriKadınlar+4
Merve Altın Akkaya
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Semih Gümüş'ün eleştirmen kimliği

Bu çalışmada, roman, derleme, inceleme, eleştiri, deneme gibi birçok türde eser veren Semih Gümüş'ün, içinde bulunduğu gelenek bağlamında Türk eleştirisinde bulunduğu yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın Girişinde Cumhuriyet dönemi Türk eleştiri geleneğindeki eleştiri anlayışları, bu anlayışların temsilcileri ve bu temsilciler hakkında yapılan araştırmalar ele alınmıştır. Birinci bölümde eleştirmenin hayatına dair biyografik bilgiler verilmiş, Gümüş'ün eleştiri türündeki on altı kitabı tanıtılmış ve kitaplarda değinilen konular hakkında bilgilendirmeler yapılmıştır. İkinci bölümde, eleştirmenin yazınsal türlere bakışı; yazınsal türlere çizdiği sınırlar ve yazınsal türlerden bekledikleri aktarılmış ve Gümüş'ün değerlendirdiği yazar ve türler hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, eleştirmenin benimsediği çözümleyici eleştiri anlayışına odaklanılmıştır. Vüs'at O. Bener ve Adalet Ağaoğlu romanları bağlamında Gümüş'ün teorisi ve bu teorinin pratik karşılıkları incelenmiştir. Çalışmanın dördüncü ve son bölümünde ise eleştirmenin eleştiri türü dışında edebiyat dünyasının birçok meselesine dair görüşü irdelenmiştir. Eleştirmenin çok yönlülüğünü ve edebiyata dair düşünce dünyasının eleştiri ile sınırlı kalmadığını gösteren bu bölümde eleştirel okuma ve alımlama, yazma eylemi ve yaratıcı yazarlık, içinde bulunduğu geleneğin diğer eleştirmenleri hakkında bilgiler, edebiyat dergiciliği, edebiyat eğitimi, edebiyatın geleceği, popüler kültürün edebiyata etkileri, edebiyat yayıncılığı ve editörlük gibi kapsamı oldukça geniş edebiyata dair fikirler görülür.

Ağaoğlu, AdaletEdebi eleştiriEleştirel söylem çözümlemesi+5
Arda Korkmaz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seramik uygulamalarla tüketim kültürünün eleştirisi

Maddiyata dayalı tüketim kültürünün insanlık tarihinde ortaya çıkışını, evrimini ve sadece kar maksimizasyonu odaklı sermayenin insan hayatını psikolojik, sosyolojik ve ekonomik yönden nasıl etkilediğini kavramaya çalışmak ve bu amaçla günümüz insanının kendisini ve çevresini algılayışını, düşünce yapısını ve bu çerçevede yaptığı tercihler ile dünya üzerindeki yaşamı nasıl şekillendirdiğini eleştirel bakış açısıyla değerlendirerek sanatsal yoldan dile getirmek, bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Sanat çalışması raporunun birinci bölümünde, ikinci ve üçünü bölümde yer alan eserlerin içeriğinin temelini oluşturan bilgilere ve saptamalara yer verilmektedir. Bu bölümde insanın ilk ortaya çıkışından itibaren onu, çağımızın tüketim odaklı yaşayışına getiren süreç incelenmekte ve bu sürecin insan üzerindeki psikolojik etkileri; kibir, nesneleştirme, yabancılaşma gibi kavramlar ile, ekoloji üzerindeki etkileri ise küresel ısınma, kirlilik, çevre felaketleri gibi veriler üzerinden ele alınmaktadır. İkinci bölümde, çağımız kültürünün tüketim alışkanlıklarına ve bunların neden olduğu sonuçlara yönelik olarak çalışan sanatçılara ve eserlerine yer verilmektedir. Üçüncü bölümde, sanat raporu çalışmasında yer alan içerik kapsamında seramik form ve yüzeylerde gerçekleştirilen kişisel çalışmalar yer almaktadır

EleştiriSeramik sanatıSeramikler+2
Duygu Kornoşor Çınar
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Narsistik örüntüler ve zorlayıcı kişilerarası deneyimlere verilen tepkiler: Bilişsel kişilerarası kuram çerçevesinde üniversite öğrencileri örnekleminde bir inceleme

Narsisizm, psikoloji ve psikiyatrinin ilgi ve dikkatini çektiği ilk dönemlerden, son yıllara kendilik kuramcılarından, nesne ilişkileri kuramcılarına kadar alanda yetkin kuramcılar tarafından, karmaşık ve çok yönlü niteliğiyle farklı şekillerde çalışılmıştır. Araştırma kapsamında narsisizmin büyüklenmeci ya da kırılgan boyutunda yer alan bireylerin kendisi ve önemli diğeri arasındaki ilişkinin kişiler arası karşılıklılığa dayanarak Bilişsel Kişilerarası Kuram temelinde çalışılması planlanmaktadır. Çalışmanın yürütülebilmesi için Patolojik Narsisizm Envanteri'nin (PNE) Türkçeye uyarlanması ve Romantik İlişkilerde Öykü Tamamlama Hikâyeleri'nin (RİÖTH) oluşturulması sağlanmıştır. Ardından narsisizmin büyüklenmeci ve kırılgan boyutunda yer alan bireylerin; romantik ilişkilerde başarısızlık, terk edilme, reddedilme ve eleştirilme gibi zorlayıcı yaşam deneyimlerine verdikleri tepkiler incelenmiştir. Bu amaçla PNE'nin Türkçe formunun geçerlik ve güvenirliğini incelemek için yaşları 18-35 arasında değişen 518 kişi çalışmanın ilk kısmında yer almıştır. Öykü Tamamlama Hikâyeleri'nin geçerlik ve güvenirlik göstergelerinin yeterli düzeyde olup olmadığı değerlendirmeciler ve yargıcıların kodlamaları aracılığıyla incelenmiştir. PNE'nin standardizasyonunda doğrulayıcı ve açımlayıcı faktör analizi, RİÖTH'nin uygunluğunun değerlendirilmesinde ise yargıcılar arası güvenirlik (ICC) hesaplaması kullanılmıştır. Çalışmanın ikinci kısmında ise PNE'nin büyüklenmeci ve kırılgan boyutlarından bir standart sapmanın üstünde yer alan toplamda 110 (44'ü kırılgan, 43'ü büyüklenmeci ve 23'ü her iki boyutu da barındıran) katılımcı yer almaktadır. Çalışmanın ikinci kısmında kişinin kendi tepkilerinin değerlendirilmesinde Kruskal Wallis-H analiz yöntemi kullanılmış, eşinin tepkileri ise kendi içinde yüksek, düşük ve ilişkisiz olmasına göre sınıflandırılmıştır. Çalışmanın ikinci kısmının sonucunda zorlayıcı yaşam deneyimleri karşısında katılımcıların narsisizmin farklı boyutlarında yer almalarına göre vereceği tepkilerin başarısızlık için davranışsal, terk edilme için bilişsel, reddedilme ve eleştirilme hikâyeleri için ise duygusal düzeyde farklılık gösterdiği bulunmuştur. Büyüklenmeci boyutta yer alan bireylerin eşlerinden beklenen tepkileri şema uyumsuzken, kırılgan boyutta yer alanlarda her bir hikâye için şema uyumludur. Özetle kırılgan boyuttakiler tepkilerini verirken de, eşinin tepkilerini değerlendirirken de diğeri yönelimliyken; büyüklenmeci boyuttakiler kendileri odaklıdır. Bu iki farklı boyuttaki kişilerin, farklı savunma mekanizmaları kullanıyor olabilecekleri ya da kırılgan boyuttakilerin de büyüklenmeci fanteziler ve hak ettiğini düşünme etrafında düzenlenen gizli bir büyüklenmeci çekirdeğe sahip oldukları ön görülmüştür.

BaşarısızlıkEleştiriKişiler arası ilişkiler+7
Gamze Şen
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yirminci yüzyıl savaş karşıtı edebiyatta eko-eleştirel sesler

Bu doktora tezi, yirminci yüzyıl anaakım Amerikan edebiyatında savaş karşıtı eserlerin eko- eleştirel bağlamda incelenmesini kapsamaktadır. Bu eserlerde belirgin olarak öne çıkan insan merkezcilik deşifre edilerek savaş karşıtı edebiyatın savaşı ve savaş karşıtlığını nasıl tanımladığı araştırılmıştır. Böylece bu eserlerin insan dışındaki canlılara ve doğaya yaklaşımı irdelenerek türcülüğün nüveleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Seçilen eserlerin incelenmesinde eko-eleştirel kuramların yanında militarist kuramlar da kullanılmıştır. Tüm kuramsal art alan öncelikle Amerikan tarihinde savaşların detaylı olarak incelenmesine olanak sağlamış ayrıca Amerikan edebiyatı geleneğinde savaşların yerinin altını çizmesi açısından da etkin olmuştur. Tüm bu tarihsel sürecin detaylı tartışılması ise yirminci yüzyıl Amerikan edebiyatının üzerine inşa edildiği ideolojik temeli anlatması bakımından önemlidir. Bu noktada araştırma nitel veri kapsamında derinlemesine eser incelemesi yoluyla yapılmıştır. Anaakım Amerikan edebiyatından seçilen örnekler savaş karşıtı edebiyatın savaşın anlamı ve yıkıcılığını insanı merkeze alarak tanımlayıp anlattığını göstermektedir. Üç roman, iki hikâye ve altı şiirden oluşan bu eserler; Mark Twain'in "Savaş Duası" ("War Prayer") (1916) isimli hikâyesi, Angela Morgan'ın "Anaların Savaş Feryadı" ("Battle Cry of the Mothers") (1915) isimli şiiri, Charles W. Wood'un "Büyülü Pompa Kralı" ("King of the Magical Pump") (1914) isimli şiiri, Ernest Hemingway'in "Şeref Merası" ("Champs d'Honneur") (1923), Zamanımızda (In Our Time) (1924) ve Silahlara Veda (A Farewell to Arms) (1929) isimli eserleri, Louis Simpson'ın "Carentan O Carentan" (1949) isimli şiiri, Randall Jarrall'ın en ünlü savaş şiirlerinden birisi olan "Alt Taret Nişancısının Ölümü" ("The Death of Ball Turret Gunner") (1945), Robert Lowell'ın "Lekesiz Doğum Bayramının Arifesinde, 1942" ("On the Eve of the Feast of the Immaculate Conception, 1942") (1943) isimli şiiri, Joseph Heller'in Madde 22 (Catch 22) (1961) isimli romanı ve Tim O'Brien'ın Taşıdıkları Şeyler (The Things They Carried) (1990) isimli romanıdır. Anahtar Kelimeler: eko-eleştiri, savaş karşıtı edebiyat, post-hümanizm, Amerikan edebiyatı, Amerikan tarihi

20. yüzyılAmerikan edebiyatıAnti militarizm+4
Eren Alkan
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

İlgili konular