Curcumin

62 theses under this subject heading

Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı fotosensitizerler ile yapılan kanal içi fotodinamik tedavinin lezyonlu dişlerin iyileşmesi üzerine etkisi

Kök kanal tedavisinde dezenfeksiyonunu optimize etmek için ek yöntemler uygulanagelmiştir. Fotodinamik tedavi ışık etkisiyle mikroorganizmaların inaktivasyonudur. Fotodinamik tedavi; bir fotosensitizörün oksijen varlığında, uygun dalga boyunda ışıkla aktive edilmesi sonucunda reaktif oksijen türlerinin ortaya çıkması prensibine dayanır. Bu çalışmanın amacı farklı fotosensitizerlerle uygulanan fotodinamik tedavinin, lezyon iyileşmesi üzerine etkisinin in vivo olarak değerlendirilmesidir. Çalışmaya 53 hastada; 70 tek kanallı, kronik periapikal lezyonlu diş dahil edilmiştir. Biyomekanik preparasyon tamamlandıktan sonra; kontol, metilen mavisi, curcumin ve eritrosin grubu olmak üzere 4 gruba randomize şekilde ayrılmıştır. Kanal içerisine uygulanan fotosensitizer 3 dakika preirridasyon süresinin ardınan 1 dk ultrasonik cihazla aktive edilmiştir. Daha sonrasında uygun dalga boyunda diod lazerle 1 dk ışınlanmıştır. Başlangıç, 1. ay, 3. ay, 6. ay, 9. ay ve 12. ayda röntgenleri paralel teknikle alınmıştır. Post operatif ağrıları 6., 12., 24. saatlerde ve 1. haftada VAS skalasına göre kaydedilmiş ve lezyon boyutları ölçülmüştür. İstatiksel analizler sonucunda fotodinamik tedavi uygulanan gruplarda, kontrol grubunun aksine başlangıçla 1. ay ve 1. ayla 3. ay arasında anlamlı derecede iyileşme olmuştur. Onikinci ayın sonunda lezyon boyutlarında ortalama, eritrosin ve kontrol grubunda %86 küçülme görülürken metilen mavisi ve curcumin grubunda %91 küçülme görülmüştür. Tüm lezyonlarda anlamlı derecede iyileşme görülmüştür ancak fotodinamik tedavi uygulanan dişler ilk üç ayda daha hızlı iyileşmiştir. Fotodinamik başarılı bir kanal dezenfeksiyon yöntemidir.

Diyod lazerFotodinamik tedaviFotosensitizer+3
Reyhan Ece Yalçınkaya
Gaziantep University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kurkuminin insan glioblastoma hücre hatlarında akt, fOXO3A ve bim yolağı üzerine etkilerinin araştırılması

Glioblastoma Multiforme (GBM), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından grade 4 olarak kabul edilen, beyin kanserleri içinde en yaygın olan ve en kötü prognozlu primer intrakraniyel tümördür. Zerdaçal bitkisinden elde edilen kurkumin, antikanser potansiyeli en çok tanımlanan ve hala araştırılmakta olan biyolojik tıbbi bir maddedir. FOXO transkripsiyon gen ailesi apoptoz, hücre döngüsü ilerlemesi, oksidatif stres direnci, ilaçlara direnç gibi önemli hücresel süreçleri düzenlemektedir. Bu çalışmada U87-MG ve T98-G hücre hatlarına kurkumin uygulayarak, tümorogenesizde rol oynayan AKT, FOXO3a ve Bim yolağındaki moleküllerin durumunu immünositokimyasal boyama, koloni oluşum deneyi ve qRT-PCR genetik analizlerle göstermeyi hedefledik. U87-MG ve T98-G hücre hatlarına ilk olarak koloni oluşum deneyi uygulandı. Bu deneyde MTT ile belirlenen kurkumin dozunun hücre hatlarındaki koloni oluşumu üzerine etkisinin incelenmesi amaçlandı. Kurkumin uygulandıktan sonra hücre hatlarının mikroskop görüntüleri İmage J yazılımında değerlendirildi. Daha sonra U87-MG ve T98-G kontrol ve deney gruplarında AKT, FOXO3a ve Bim proteinleri immunositokimyasal boyama yöntemi ile boyandı. Boyama sonrasında ise mikroskop görüntüleri optik dansite ölçümlerinin karşılaştırılması için İmage J programına yüklendi. Kontrol ve deney grubundaki hücrelerde AKT, FOXO3a ve Bim'in mRNA seviyelerini karşılaştırmak için ise qRT-PCR yöntemi kullanıldı. U87-MG ve T98-G kontrol ve deney gruplarında koloni oluşum yüzdeleri karşılaştırıldığında, deney grubunda kontrol grubuna göre koloni oluşum yüzdelerinde azalma mevcuttu. İmmünositokimyasal boyama sonuçlarında deney gruplarında kontrol grubuna göre AKT'nin azalışı, FOXO3a ve Bim'in artışı istatistiksel olarak anlamlı bulundu. qRT-PCR sonuçlarına göre ise kurkumin uygulanan deney grubunda AKT mRNA'nın azalması; FOXO3a ve Bim'in mRNA seviyelerinin artışı istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Sonuç olarak kurkuminin U87-MG ve T98-G glioblastom hücre hatlarında apoptozu AKT/FOXO3a/Bim yolağı üzerinden tetiklediği tespit edildi.

BisdemetoksikurkuminGlioblastomaHücre dizisi+2
Miyase Erdoğan Eroğlu
Gaziantep University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hipoksi koşulları altındaki meme kanseri hücrelerinde hipertermi ve kurkuminin kanser kök hücre benzeri özelliklere ve epitelyal-mezenkimal dönüşüme etkilerinin incelenmesi

Meme kanserinin heterojen bir hastalık olduğu, hipoksinin invazyon ve metastazda etkin rol oynadığı ve kötü prognoz ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı hipoksi koşulu altında Hipertermi, 17-AAG ve Kurkumin üçlü tedavisinin meme kanseri hücre dizilerinde CSC ve EMT belirteçlerinin gen ifadeleri ve hücresel fonksiyonlar üzerindeki etkilerini incelemek ve araştırmaktır. Bu çalışmada ilk olarak hipoksi koşulu oluşturmak için meme kanseri hücre dizilerinde CoCl2'ün doza ve zamana bağlı qRT-PCR yöntemi ile HIF1A ifade düzeyleri araştırılmıştır. Bunun sonucunda MDA-MB-231 hücre dizisinin 3. saatte 25 µM, CRL-2329 hücre dizisinin ise 3. saatte 100 µM CoCl2 ile inkübasyonunun, en yüksek HIF1A gen ifade düzeyi gösterdiği bulunmuştur. Çalışmamızda hipoksi oluşturulmuş meme kanseri hücre dizilerinde 17-AAG ve kurkumin etken maddelerinin MTT deneyi ile 24. ve 48. saat IC50 dozları belirlenmiştir. Belirlenen bu dozlara bağlı olarak hipertermi ile beraber kombine gruplar oluşturulmuştur. Çalışmamızda hipoksi oluşturulmuş hücre dizilerine uygulanan HT + 17-AAG + Kurkumin üçlü tedavinin; hipoksi grubuna, sadece HT ve HT + 17-AAG uygulanan gruplara kıyasla kanser kök hücre belirteci ve epitelyal mezenkimal geçiş ile ilişkili belirteç genlerin mRNA ekspresyon düzeylerini anlamlı bir şekilde azalttığı görülmüştür. Ayrıca hücre migrasyonu deneyi ile elde edilen bulgulara göre de bu kombinasyonun hücreler üzerinde antiproliferatif ve antianjiyogenik etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu veriler, CSC ve EMT belirteçlerini aşırı ifade eden hipoksik meme tümörlerinde oldukça iyi bir kombinasyon ajanı olabileceğine işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Meme Kanseri, Hipoksi, Hipertermi, 17-AAG, Kurkumin, CSC, EMT

Biyobelirteçler-tümörGen ifadesiHipoksi+5
Rabia Milli
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Plasmonic enhancement in molecular fluorescence of natural curcumin dye with silver nanoparticles: Synthesis & biological application

In this study, silver nanoparticles were prepared using the liquid pulse laser ablation technique. The effect of adding curcumin at certain concentrations to silver nanoparticles on the optical and structural properties was inspected by spectroscopic techniques, X-ray diffraction (XRD), and field emission scanning electron microscopy (FESEM). The infrared results and biological activity of silver nanoparticles and curcumin were investigated on two types of bacteria. The results indicated that the increase in curcumin concentration was the reason for the improvement of visual properties. Increasing the surface plasmon resonance intensity for silver nanoparticles resulted in increased formation of nanoparticles and improved fluorescence. The vibrational frequency in the region of 2927 cm-1 belongs to the aromatic C–H group, and this result confirms that curcumin acts as a covering agent. X-ray diffraction studies of silver nanoparticles and a hybrid of silver nanoparticles and curcumin were performed. The X-ray diffraction results of silver nanoparticles were proven that the crystal system is cubic and polycrystalline, and several angles that are completely identical to the international standard cards for silver were recorded. In this thesis we studied the biological application on two types of bacteria (E. coli, Staphylococcus aureus) and the results showed that the highest bacterial inhibition was in the hybrid sample.

Silver nanoparticlesCurcuminPlasmonics+1
Huda Zakı Abdulrahman Al-sadoon
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Nikotin ile oksidatif strese maruz bırakılan farelerde curcuminin testis üzerine etkileri

Sigaranın major toksik bileşenlerinden biri olan nikotinin erkek üreme sistemi üzerine toksik etkisi bilinmektedir. Asya ve Afrika ülkelerinde boya, baharat ve tıbbi bitki olarak kullanılan curcuminin, antiinflamatuvar, antiseptik, antioksidan, antikarsinojenik ve hipokolesterolemik etkileri rapor edilmiştir. Bu çalışmada, nikotin alımının testiste oluşturduğu oksidatif strese karşı, curcuminin etkisinin araştırılması amaçlanmıştır.Çalışmamızda Swiss albino tip 60 erkek fare her bir grupta 12 hayvan olmak üzere 5 gruba ayrıldı. 1. grup kontrol grubu olarak değerlendirildi. 2. ve 3. grupta yer alan 12'şer fareye sırasıyla 14 ve 28 gün boyunca günde tek doz intraperitonel olarak nikotin (0,4mg/kg/gün) uygulandı. 4. ve 5. gruptaki 12'şer fareye ise sırasıyla 14 ve 28 gün boyunca nikotin (0,4mg/kg/gün) ve gavajla mısır yağında çözdürülen curcumin (200mg/kg/gün) verildi. Her bir grupta yer alan 12 fareden 6 tanesi uygulama süreleri sonunda sakrifiye edilirken, kalan 6 tanesi 28 gün hiçbir işlem yapılmadan normal şartlarda yaşatıldıktan sonra sakrifiye edildi. Sakrifiye edilen farelerden alınan kan örneklerinin testosteron seviyeleri ölçüldü, testis doku örnekleri, ışık ve elektron mikroskobik düzeyde incelendi.Işık mikroskobik düzeyde; 2. ve 3. grup farelerin testislerinde seminiferöz epitelde dökülme ve lümende immatür hücre birikimi ile interstisyel alanda ödem izlendi. Nikotin ve curcumin uygulanan 4. ve 5. grup farelerde kontrol grubuna benzer nitelikte düzenli görünüme sahip seminiferöz tübüller ve interstisyum gözlendi. Elektron mikroskobik incelemede; 2. ve 3. grupta membrana propria total kalınlığında artış, elektron dens Sertoli hücre sitoplazmasında vakuolizasyon, lipid damlacıkları, dejeneratif mitokondriyonlar ve litik spermatojenik hücrelere rastlanıldı. Sertoli hücreleri ve spermatojenik hücreler arasında geniş boşluklar dikkat çekti. Elektron dens Leydig hücrelerinde dejeneratif mitokondriyonlar, boyutu ve sayısı artmış lipid damlacıkları gözlendi. 28 gün hiçbir işlem yapılamadan takibe alınan bu gruplardaki farelerde dejenerasyonun devam ettiği fark edildi. 2. ve 3. grup farelerin testosteron seviyeleri de kontrol grubundan belirgin şekilde düşük ölçüldü. Nikotin ve curcumin uygulanan 4. ve 5. deney gruplarına ait örneklerde membrana propria, seminiferöz tübül epiteli ve interstisyum yapısında anlamlı bir düzelme gözlendi. 4. ve 5. grup farelerden uygulama sonrası hiçbir işlem yapılmadan bekletilenlerde ise nikotin uygulanan farelere benzer özellikler izlendi. 4. ve 5. grup testosteron seviyelerinde ise artış gerçekleşti.Nikotinin özellikle membrana propria, Sertoli hücreleri ve spermatojenik hücrelerde dejeneratif değişikliklere neden olduğu belirlendi. Kronik nikotin alımına karşı curcuminin tedavi süreci boyunca, testiste anlamlı bir koruyucu etkisinin bulunduğu sonucuna varıldı.

KurkuminMikroskopi-elektronNikotin+2
Gülfidan Coşkun
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sıçanlarda sisplatinin neden olduğu karaciğer hasarına kurkuminin etkisi

Kanser tedavisinde sıklıkla kullanılan sisplatinin özellikle başta karaciğer olmak üzere bir çok doku ve organa zarar verdiği bilinmektedir. Karaciğerde oksidatif stresin artmasına sebep olarak hepatotoksisitenin oluşmasına yol açar. Zerdeçal bitkisinin köklerinden elde edilen kurkumin başta antioksidan özelliği olmak üzere antifibrojenik, antikanserojenik gibi birçok biyolojik aktiviteye sahip bir bileşiktir. Bu çalışmada kurkuminin antioksidan özelliğinin sisplatin verilmiş sıçanlardaki koruyucu etkisi araştırıldı. Çalışmamızda kullanılan 200-250 gr ağırlığındaki 26 adet erkek Wistar Albino cinsi sıçan 4 gruba ayrıldı. Kontrol grubuna 6 gün boyunca 2cc/kg DMSO i.p olarak verildi. Sisplatin grubuna sadece 3. gün 20 mg/kg sisplatin i.p olarak tek doz uygulandı. Kurkumin grubuna 6 gün boyunca günde 200 mg/kg kurkumin i.p olarak verildi. Sisplatin + Kurkumin grubuna da 6 gün boyunca günde 200 mg/kg kurkumin i.p olarak verildi ve sadece 3. gün tek doz 20 mg/kg sisplatin i.p olarak verildi. Hayvanlar 7. gün sakrifiye edildi. Alınan karaciğer dokularında ışık ve elektron mikroskopik incelemelerin yanısıra SOD, GPX ve MDA tayinleri yapıldı. Ayrıca kan örneklerinde AST, ALT ve Total Bilirubine bakıldı. Çalışmamızın sonucunda elde edilen bulgular sisplatinin akut olarak uygulandığında bile hepatositlerde steatozise, sinuzoidlerde ve portal alanlarda konjesyona sebep olduğunu gösterdi. Ancak kurkumin ile birlikte verilen sisplatin grubunda bu hasarlanmaların azaldığı ve dokudaki genel hücre organizsayonunun normale yakın olduğu gözlendi.

AntioksidanlarKaraciğerKaraciğer hastalıkları+4
Büşra Şen
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sıçanlarda sisplatinin neden olduğu böbrek hasarına kurkuminin etkisi

Antineoplastik bir ajan olan sisplatinin önemli yan etkilerinden biri de nefrotoksisitedir. Sisplatin böbrek genel yapısının bozulmasına ve fonksiyon kaybına sebep olur. Böbrekte glomerüler filtrasyonun düşmesine, serum kreatininin yükselmesine, serum potasyum ve magnezyum seviyelerinin düşmesine ve iskemik-nekrotik hasara yol açmaktadır. Kurkuminin, antioksidan, antifibrojenik, antikanserojenik ve antiinflamatuvar özellikleri vardır. Bu çalışmada, sıçanlarda, sisplatinin böbreklerde yaptığı hasara karşı kurkuminin koruyucu etkisini araştırmayı amaçladık. Wistar albino cinsi 26 erişkin sıçan 4 gruba ayrıldı. Kontrol grubuna 6 gün boyunca 2 ml/kg DMSO i.p. olarak verildi. Sisplatin grubuna 3. gün 20 mg/kg sisplatin i.p. olarak tek doz uygulandı. Kurkumin grubuna 6 gün boyunca günde 200 mg/kg kurkumin i.p. olarak verildi. Sisplatin +kurkumin grubuna 6 gün boyunca günde 200 mg/kg kurkumin ve 3. gün tek doz 20 mg/kg sisplatin i.p. olarak verildi. Sıçanlar 7. gün sakrifiye edildi. Alınan böbrek dokularında ışık ve elektron mikroskopik değerlendirmelerin yanısıra biyokimyasal analizler yapıldı. Yalnızca kurkumin verdiğimiz grupta herhangi bir hasar yoktu ve kontrol grubundakilere benzerdi. Sisplatin verilen grupta ise renal kortekste konjesyon, intraselüler kastlar ve tübüler nekroz izlendi. Ancak kurkumin+sisplatin grubunda bu hasarlar azaldı ve dokudaki genel hücre organizasyonunun normale yakın olduğu gözlendi.

BöbrekBöbrek fonksiyon testleriBöbrek yetmezliği+5
Hülya Birinci
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Deneysel prematür ovaryen yetmezliği modelinde kullanılan antioksidanların mitofaji proteinleri ve bunlarla ilişkili microRNA'lar üzerine etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmada parkin bağımlı ve bağımsız mekanizmaların kuersetin ve kurkumin ile ortaya çıkan değişiklikleri; follikül sayımı, immunohistokimyasal proteinler, mRNA'lar ve bunlarla ilişkili microRNA'lar aracılığıyla incelenerek, kuersetin ve kurkuminin prematür ovarten yetmezlikte koruyucu ve tedavi edici etkilerinin araştırılması amaçlandı. Çalışmamızda sıçanlar üzerinde siklofosfamid aracılığı ile deneysel prematür ovaryen yetmezlik modeli oluşturuldu. Ardından dokular histopatolojik yöntemlerle ve histokimyasal boyamalarla incelendi. Ovaryum örnekleri üzerinden RNA izolasyonu yapıldı ve cDNA Sentezi ve qPCR işlemleri gerçekleştirildi. Elde edilen bulgular ile gruplar arasındaki farklılık istatistiksel olarak değerlendirildi. Siklofosfamidin ovaryen doku üzerinde doğurganlık için temel havuz olan primordial follikülleri tüketti ve atreziyi indükledi. Kurkumin ve kuersetin parkin bağımlı yolaklar üzerinden etki göstererek ovaryen follikül havuzunda belirgin iyileşme sağladı. Kurkumin ve kuersetin verilen gruplarda izlenen primordial follikül havuzdaki belirgin artış ve atrezik follikül oranlarındaki azalma, over üzerinde parkin aracılı yolda belirgin olarak mitofajiyi regüle ederek kurkumin ve kuersetinin POY patogenezinde koruyucu ve tedavi edici rolleri olduğunu ortaya koymaktadır.

AntioksidanlarHayvan deneyleriKuersetin+7
Duygu Uçar Kartal
Manisa Celal Bayar University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sisplatin uygulanan sıçanların testislerinde meydana gelen değişiklikler ve bu değişiklikler üzerine kurkuminin etkisi

Sisplatin birçok kanser türünü tedavi etmek için kullanılan etkili bir antineoplastik ilaçtır. Bu ilacın en çok bilinen yan etkisi infertilitedir. Zerdeçal olarak da adlandırılan kurkuminin antioksidan ve antitümör aktiviteleri bulunmaktadır. Bu çalışma, özellikle testis kanserlerinde bir kemoterapötik ilaç olarak kullanılan sisplatinin spermatogenetik seri hücrelerinde meydana getirdiği değişiklikler üzerine kurkuminin etkilerini araştırmak amacıyla tasarlanmıştır. Bu amaçla çalışmamızda Spraque Dawley soyuna ait sıçanlardan rasgele seçilerek kontrol, sisplatin, kurkumin ve kurkumin+sisplatin olmak üzere dört grup oluşturulmuş ve her grup üç alt gruba ayrılarak toplam 12 alt grup elde edilmiş, her alt grupta 3 adet olmak üzere toplam 36 adet sıçan kullanılmıştır. Sıçanlardan elde edilen testis dokuları histokimyasal, immunohistokimyasal ve elektron mikroskokopik düzeyde değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın sonuçlarında sisplatin enjeksiyonuyla birlikte kurkumin verilen deney gruplarında apoptozis oranının anlamlı şekilde arttığı ve sisplatin verilen deney gruplarında XII, XIII ve XIV. evreye ait uzamış spermatidlerde DNA paketlenmesinde görevli protein olan transition-1 immunpozitivitesinin kontrol gruplarına göre istatistiksel olarak arttığı görülmüştür. Hem ışık hem de elektron mikroskopik bulgular özellikle sisplatinle birlikte kurkumin verilen grupta yoğun dejenerasyon, vakuolizasyon, germ hücre kaybı ve spermatogenetik arrest gerçekleştiğini göstermiştir. Çalışmamızın sonuçları sisplatinin DNA paketlenmesi üzerinden infertilitede sorunlara yol açabileceğini ve sisplatin ile birlikte kullanılan kurkuminin koruyucu etkisinden çok olumsuz etkileri daha da şiddetlendirerek, hücreleri apoptozis ve nekroza sürüklediğini göstermiştir.

ApoptozisDNAHayvan deneyleri+5
Şengül Şentürk
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kolistin nefropatisini önlemede Kurkumin'in etkilerinin ratlarda araştırılması

Amaç ve Hipotez: Kolistin, giderek artan sayıda görülmeye başlanan, çok ilaca dirençli gram negatif bakterilerin neden olduğu enfeksiyonları tedavi etmek için kullanılmaktadır. Kolistin kullanımını kısıtlayan nefrotoksisite ve nörotoksisite gibi etkilerinin önlenmesinde antioksidan ve antiinflamatuvar ajanlar denenmiştir. Bu çalışmada da kolistin nefropatisini önlemede kurkuminin etkilerinin araştırılması hedeflenmiştir. Yöntem: 300-500 gr ağırlığındaki, cinsiyet farkı gözetilmeyen wistar albino sıçanlar, 5 ayrı gruba ayrılarak çalışmaya dahil edildi. Grup 1: (n=8) kontrol grubu, grup 2: (n=6) kolistin grubu, grup 3: (n= 7) kurkumin+kolistin grubu, grup 4: (n=8) kurkumin grubu, grup 5: (n= 8) zeytinyağı grubu olmak üzere toplam 37 rat incelendi. Gruplar 7 günlük tedavilerin ardından sakrifiye edildi. Her sıçandan bir biyokimya tüpüne kan alındı, 50 ml falcon tüplerinde 24 saatlik idrarları toplandı. Patoloji ve biyokimyada çalışılmak üzere böbrekler çıkartıldı. Araştırma verileri SPSS 21.0 istatistik programı kullanılarak değerlendirildi. p<0,05 anlamlı kabul edildi. Bulgular: Kurkumin+kolistin grubu ile kolistin grubu arasında serum sistatin-c, IL-6, düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamaktaydı. Serum TNF-a kolistin alan grupta ortalama 178,5 ng/mL, kurkumin+kolistin alan grupta ortalama 120,6 ng/mL saptandı. 24 saatlik idrar volümlerine bakıldığında kolistin grubunda ortalama 23,4 ml, kolistin+kurkumin grubunda ortalama 27,1 ml bulundu. 24 saatlik idrarda kreatinin klirensi kolistin grubunda 13,8 mL/dk iken, kolistin+kurkumin grubunda 16,1 mL/dk idi. 24 saatlik idrarda NGAL düzeyleri değerlendirildiğinde sadece kolistin alan grupta ortalama 13,8 ng/mL, kolistin+kurkumin alan grupta ortalama 12,5 ng/mL bulundu. İki grubun TOS değerlerinde farklılık yokken, TAOS değerlerine bakıldığında sadece kolistin alan grupta ortalama 2,7 U/mL, kolistin ve kurkumin alan grupta ortalama 1,7 U/mL saptandı. Patolojik değerlendirmede her iki grupta istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. Sonuç: Bu çalışmaya göre kolistin alan grupta böbrek hasarı bir miktar oluşmuştur ancak istatistiksel olarak anlamlı düzeye ulaşamamıştır. Kurkumin eklenen grupta ise oksidatif stresin, inflamasyonun ve böbrek hasarının daha az olduğu görülmüştür. Bu bulgular ışığında kurkuminin, kolistin nefropatisini önleyen önemli bir molekül olduğunu düşünmekteyiz. Doğru doz ve süreye ulaşmak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğu da aşikardır. Anahtar Kelimeler: Kolistin, antioksidan, antiinflamatuvar, kurkumin, akut böbrek hasarı

Akut böbrek hasarıAntiinflamatuar ajanlarAntioksidanlar+6
Elif Selvioğlu
Aydın Adnan Menderes University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Asetik asitle oluşturulmuş deneysel ülseratif kolit modelinde curcumin ve vitamin D'nin ayrı ayrı bağırsak geçirgenliğinde olası koruyucu ve tedavi edici etkilerinin araştırılması

Amaç: Bu çalışma, Asetik Asitle oluşturulmuş deneysel Ülseratif Kolit modelinde Zonulin ve Tight Junction proteinlerinden Occludin seviyelerine bakılarak, Curcumin ve D vitaminin, Ülseratif Kolit hastalığında bağırsak geçirgenliğine etkisini ve bu etken maddelerin inflamatuvar ve oksidan süreçteki rolünü araştırmak amacı ile planlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız; ağırlıkları 250-300 gram olan, 12 haftalık, 48 adet Wistar albino dişi sıçanlardan oluşturulan Kontrol Grubu, Kolit Grubu, 200 mg/kg Curcumin+Kolit (Koruyucu tedavi grubu), 0,4 µg/kg (16 IU/kg) D vitamini+Kolit (Koruyucu tedavi grubu), Kolit+200 mg/kg Curcumin (Post tedavi grubu), Kolit+0,4 µg/kg (16 IU/kg) D vitamini (Post tedavi grubu) olmak üzere 8'er rat içeren 6 grup ile gerçekleştirildi. Değerlerin yorumlanması ve grup değerlerinin çoklu karşılaştırılması, Biyokimyada Dunnett's multiple comparisons testiyle; Histolojide ise Dunn's multiple comparisons testi ile gerçekleştirildi. Bulgular: Kontrol grubunda, kolonik TNF-α, IL-1β, IL-6, INF-γ ve MPO seviyeleri kolit grubuna göre anlamlı şekilde düşük olarak tespit edilirken; kolonik Occludin seviyeleri kolit grubuna göre anlamlı şekilde yüksek olarak saptandı. Kolit grubuyla kolonik veriler post ve pre tedavi grupları karşılaştırıldığında ise, Kolit+Dvit TNF-α ve INF-γ'nın azaldığı; Kolit+Dvit OCC'in yükseldiği; Kolit+Cur ve Cur+Kolit IL-1β, IL-6 ve INF-γ'nın azaldığı; tüm tedavi gruplarında MPO'nun azaldığı analizler sonucunda görüldü (p<0,05). Histopatolojik skorlamada Kolit grubuna kıyasla, incelenen parametrelerdeki en anlamlı iyileşmelerin (Mukozal hasar/nekroz hariç) grup Kolit+Dvit'de gerçekleştiği saptandı (p<0,05). Sonuç: Çalışmamız sonuçları, Curcuminin antiinflamatuvar ve antioksidan mekanizma yoluyla terapötik ve proflaktik etkinliğini kanıtlar niteliktedir. Ancak Curcuminin bağırsak geçirgenliğine etkisine dair anlamlı bir sonuç elde edilemedi, fakat terapötik D vitamini kullanımının antiinflamatuvar etkinlik ve oksidan seviyeyi düşürme yoluyla kolitle artan bağırsak geçirgenliğini tedavi etmede önemli rolü olduğu düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Bağırsak Geçirgenliği, Curcumin, D vitamini, Ülseratif Kolit

Asetik asitBağırsaklarGeçirgenlik+4
Ayşe Seda Erarslan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Zerdeçal ekstraktlarının toplam fenolik, antioksidan, radikal giderme kapasiteleri ve kurkuminoidlerin voltammetrik tayini

Bu tez projesinde öncelikle zerdeçalın toplam antioksidan kapasitesi ve toplam fenolik bileşenlerinin tayini amaçlanmıştır. Buna ek olarak, zerdeçalın aktif maddesi olan kurkuminin duyarlı bir şekilde tayini için voltammetrik bir yöntem önerilmiş, önerilen yöntemin validasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ilk olarak Curcuma Longa L. rizomları havanda toz haline getirilerek iki farklı ekstraksiyon yöntemi ile ekstrakte edilmiştir. Ekstraktlardaki toplam fenolik madde miktarı, toplam antioksidan kapasitesi ve radikal giderme kapasitesi sırasıyla Folin-Ciocalteu, CUPRAC ve DPPH yöntemleri kullanılarak spektrofotometrik olarak tayin edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde zerdeçal rizomlarındaki kurkumin miktarının tayini için çok duvarlı karbon nanotüp ile modifiye edilmiş camsı karbon elektrodun çalışma elektrodu olarak kullanıldığı voltammetrik bir yöntem tarif edilmiştir. Önerilen yöntem bir zerdeçal örneğindeki kurkuminoidlerin kurkumin eşdeğeri cinsinden belirlenmesi için uygulanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise kurkumin dışındaki diğer kurkuminoidlerin (demetoksikurkumin ve bisdemetoksikurkumin), kurkumin için valide edilen yöntem kullanılarak voltammetrik davranışları incelenmiştir.

AntioksidanlarFenolik bileşiklerKurkumin+2
Esra Altuntaş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Doksorubisin ile deneysel hepatotoksisite oluşturulmuş sıçanlarda Kurkumin'in koruyucu etkisinin ışık ve elektron mikroskobik düzeyde araştırılması

Amaç: Doksorubisinin neden olduğu karaciğer hasarında, Kurkuminin olası iyileştirici etkilerinin saptanması, kanser tedavisi sırasında kullanılan ilaca bağlı hepatotoksisitenin azaltılması ve kanser tedavisinin başarısına katkı sağlaması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Sunulan çalışmada 28 adet Wistar tipi albino sıçan 4 gruba ayrılarak deneysel model oluşturuldu. Grup 1: Kontrol grubu (n=7): 6 hafta boyunca her gün 1ml zeytinyağı gavaj yoluyla verildi. Grup 2: Kurkumin kontrol grubu (n=7): 6 hafta boyunca 1 ml zeytinyağında çözülen 200 mg/kg/gün dozunda Kurkumin gavaj yoluyla verildi. Grup 3: Doksorubisin grubu (n=7): 6 hafta boyunca haftada 2 kez 1mg/kg, toplamda 2mg/kg/hafta Doksorubisin ip olarak uygulandı. Grup 4: Doksorubisin+Kurkumin grubu (n= 7): Kurkumin 200 mg/kg/gün gavaj yoluyla verildikten 2 saat sonra, Doksorubisin 2 mg/kg /hafta ip olacak şekilde uygulandı. Altıncı haftanın sonunda anestezi altındaki sıçanlardan biyokimyasal analizler için intrakardiyak kan alınırken, ışık ve elektron mikroskopik inceleme için alınan karaciğer dokuları doku hazırlama tekniklerine uygun olarak hazırlandı. Bulgular: Doksorubisin uygulanan grupta belirgin kilo kaybı ile birlikte karaciğer enzimleri ALT ve AST düzeylerinde artış, SOD aktivitesinde düşüş, MDA aktivitesinde artış gözlenirken doksorubisin ile birlikte kurkumin uygulanan grupta ise tüm bu değerlerin kontrol gruplarındaki değerlere yakın olduğu görüldü. Ayrıca TNF-α ve Kaspaz-3 immünohistokimyasal ifadelerinin doksorubisin grubunda oldukça arttığı doksorubisin+kurkumin uygulanan grupta ise bu ifadelerin anlamlı bir şekilde azaldığı görüldü. Histokimyasal boyamada Doksorubisin uygulanan grupta karaciğerde kollajen liflerin arttığı gözlenirken, ışık ve elektron mikroskobik değerlendirmelerde ise hepatositlerde piknotik çekirdekler, mitokondriyonlarda dejenerasyon ve kümeleşme, GER sisternalarında kümeleşme ile karakterize dejeneratif değişiklikler ile birlikte enflamatuvar hücre infiltrasyonu, konjesyon, ito hücreleri ve eozinofillerde artış olduğu saptandı. Doksorubisin+Kurkumin uygulanan grupta ise biyokimyasal, immünhistokimyasal, histokimyasal, ışık ve ultrastrüktürel değerlendirmeler kontrol grubundakiler ile benzerlik göstermekteydi. Sonuçlar: Doksorubisin kullanımı sonucunda sıçanlarda görülen kilo kaybı ve karaciğer enzimlerinin seviyelerindeki değişiklikler ile birlikte hepatositlerde nekroptozis ve apoptozis adı verilen programlı hücre ölüm şekillerinin olduğu ve fibrozisin geliştiği saptanırken doksorubisin ile birlikte kurkumin uygulanan grupta apoptozis ve nekroptozisin azaldığı, fibrozis izlenmediği görüldü. Bu nedenle Kurkumin kullanımının, Doksorubisin ile oluşturulan hepatotoksisitede hepatositler üzerinde koruyucu ve tedavi edici etkilerinin olduğu kanaatine varıldı.

DoksorubisinHepatit-toksikKaraciğer hastalıkları+5
Esra Sakallı
Çukurova University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Polikistik over sendromunda farklı antioksidanların oksidatif stres belirteçleri üzerine etkisinin deneysel rat modelinde incelenmesi

AMAÇ: Polikistik over sendromu oluşturulmuş deneysel rat modelinde antioksidan özellikte oldukları bilinen curcumin ve alfa lipoik asit etken maddelerini kullanarak oksidatif stres belirteçleri ve over morfolojisi üzerindeki etkilerini incelemek. GEREÇ VE YÖNTEM: Wistar albino rat kullanılarak kontrol, PKOS, PKOS + curcumin, PKOS + ALA ve PKOS + curcumin + ALA olmak üzere beş grup oluşturuldu. Deney süresinin sonunda ovaryum dokuları alınarak korteks ve medullada genel histolojik değerlendirme yapıldı. İmmunreaktivitelerin gösterilmesi amacıyla iNOS, eNOS, SOD boyalamaları yapıldı. BULGULAR: PKOS grubu ile curcumin ve/veya ALA verilen gruplar kıyaslandığında sekonder folikül ve atretik folikül sayılarının curcumin ve/veya ALA verilen gruplarda azalmış olduğu görüldü. Curcumin ve/veya ALA verilen gruplarda anti-SOD, anti-eNOS ve anti-iNOS boyanma derecesi PKOS grubuna göre anlamlı biçimde artmıştı. SONUÇ: Curcumin ve ALA'nın over morfolojisine, fonksiyonuna ve ovulasyona anlamlı faydası olduğu gösterilmiştir. Curcumin ve ALA, PKOS tedavisinde klasik tedavilere destek olarak umut vaat edici ajanlar olabilir. ANAHTAR KELİMELER: curcumin, alfa lipoik asit, PKOS, oksidatif stres, SOD, eNOS, iNOS

AntioksidanlarKurkuminLipoik asit+7
Cansu Aydın Çetinkaya
Manisa Celal Bayar University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı sıçanlarda hipokampusta oksidatif stres ve bcl-2 ilişkisi

Yaşlanmada çeşitli dokularda radikal yapımı artarken, antioksidan kapasitede azalma görülür. Bu durum hipokampusta dahil beynin farklı bölgelerinde gözlenen nörodejeneratif hastalıklarla birliktedir. Güçlü bir radikal süpürücü olarak bilinen melatonin yaşlanmada azalır. Curcumin ise oldukça güçlü antinflamatuar, antiproliferatif ve antioksidan özellikleri olan bir polifenoldür. Hücresel redoks dengenin sağlanmasında rol oynayan bcl-2?nin de antioksidan ve antiapoptotik özellikleri tanımlanmıştır.Çalışmamızda orta yaşlı sıçanlarda melatonin ve curcumin uygulamasının hipokampus dokusunda oksidatif stresin göstergesi MDA, antioksidan sistem göstergesi olarak fonksiyon gören GSH ve hücresel redoks düzenleyici bcl-2 düzeylerini nasıl etkilediğini araştırdık. Bu amaçla, MDA tayini için TBARS, GSH için modifiye Ellman, bcl-2 düzeyinin belirlenmesi için de western blot yöntemi kullanıldı. Etik kurul onayını takiben Wistar sıçanlardan laboratuvar şartları altında 12 saat aydınlık- karanlık siklusunda kalacak şekilde 5 grup oluşturuldu (13 aylık, n=30). Kontrol grubu (%1 etanol-PBS sc, saat 17:00?de, 30 gün), dimetilsülfoksit grubu (DMSO 100?l/bw ip, saat 17:00?de, 30gün), melatonin (MEL) grubu (10mg/kg+etanol-PBS sc, saat 17:00`de, 30 gün), Curcumin (CUR) (30mg/kg+DMSO ip, saat 17:00?de, 30 gün) veMEL+CUR grubu. MEL, CUR ve MEL+CUR çalışma gruplarında hipokampus doku MDA düzeyleri PBS kontrol grubuna göre anlamlı olarak azalırken (p<0,05); CUR ve MEL+CUR gruplarındaki hipokampus doku GSH düzeylerinin PBS ve DMSO kontrol gruplarına kıyasla anlamlı olarak arttığı bulundu (p<0,05). Ayrıca; CUR ve MEL+CUR uygulaması yapılan her iki grupta da MDA ve GSH düzeyleri arasında negatif koreleasyon bulundu (sırasıyla r(6)= - 0,74; p=0,05 ve r(6)= - 0,78; p<0,05). CUR, MEL+CUR ve DMSO uygulaması yapılan gruplar, PBS kontrol grubu ve MEL uygulaması yapılan çalışma grubuyla karşılaştırıldığında hipokampal bcl2/beta aktin oranının anlamlı olarak azaldığı bulundu (p<0,05).Sonuç olarak, melatonin uygulaması radikal hasar düzeyini anlamlı düzeyde azaltırken, curcumin, curcumin ve melatoninin birlikte uygulanması radikal hasar düzeyini azaltmakla beraber GSH düzeyini de arttırmıştır. Ayrıca; Curcumin, curcumin ve melatoninin birlikte uygulanması bcl-2 düzeylerini de azaltmıştır. Dolayısıyla melatonin ve curcumin gibi antioksidanların orta yaşlardan itibaren kullanılması, yaşlanma sürecinden en çok etkilenen hipokampus gibi nöral yapıları nörodejeneratif hasarlara karşı korumada etkili olabilir.Anahtar kelimeler: Yaşlanma, oksidatif stres, melatonin, curcumin, hipokampus, bcl-287

Genler-Bcl-2HipokampusKurkumin+3
Arzu Keskin Aktan
Gazi University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Benzo (a) piren uygulanan sıçanlarda uterus dokusunda meydana gelen değişikliklere bir antioksidan olarak Curcumin' in rolü

Çağın gereksinimlerini karşılamak için günümüzde değişen ve gelişen teknolojiyle ilintili olarak kimyasal kirliliğe neden olan maddelerin ilk sırasında polisiklik aromatik hidrokarbonlar ( PAH )yer almaktadır. Benzo(a)piren ( 3,4- benzopyrene, BaP), PAH sınıfında yer alan çevresel ve endüstriyel kirletici olarak önemli bir rol oynayan aynı zamanda toksik etkili, immün sistemi baskılayıcı ve canlıların farklı dokularında güçlü kanser yapabilme erkine sahip bir maddedir. Curcumin, Curcuma longa bitkisinin rizomlarından elde edilen bir antioksidandır. Curcumin? nin beta konumuna bağlanmış 2 keton grubu içermesi antioksidan özelliğe sahip olmasını sağlar. Curcumin? nin süperoksit radikallerinide yakalaması DNA? yı oksidatif hasara karşı korur. Bu çalışmada kullanım alanı giderek yaygınlaşan BAP? a etkin kalan Wistar albino cinsi sıçanlarda antioksidan özelliğinin yanı sıra antitümöral ve antiflamatuvar farmakolojik etkilere sahip olduğu bilinen curcumin uygulanmasının uterus dokusunda olası koruyucu etkilerinin yapısal düzeyde belirlenmesi amaçlandı. Deney de 36 adet Wistar albino cinsi dişi sıçan kullanıldı. Deney süresince laboratuvarın ısısı ortalama 22 ± 2°C, ışık 12 saat aydınlık 12 saat karanlık olacak şekilde sağlandı. Deneklere içme suyu olarak çeşme suyu verildi. Tüm denekler standart yem ile sınırsız beslendi. Denekler kontrol, mısır yağı, DMSO, BaP, curcumin ve BaP + curcumin olmak üzere 6 gruba ayrıldılar. Altı haftalık çalışmamız süresince deneklerin vücut ağırlıkları her gün ölçüldü. Altı haftalık süre bitiminde yüksek doz anestezi altında feda edilen deneklerden uterus dokusu alındı. Dokulardan alınan kesitlere Hematoksilen-Eozin ve Masson trikrom boyaları uygulanarak resimlendirildi. Çalışmamızda BaP uygulanması nedeniyle uterus ağırlığının, tüm duvar kalınlığının ve epitel kalınlığının olası hiperplazik ve hipertrofik etkiler nedeniyle arttığı, curcumin uygulanan gruplarda ise bu etkilerin olaylanmadığı saptanmıştır. BaP+curcumin gruplarında ise curcumin? in koruyucu etkisi olarak düşündüğümüz BaP? ın neden olduğu bu olumsuz etkilerin önemli ölçüde gerilediği izlenmiştir.

AntioksidanlarBenzo(a)pirenKurkumin+2
Tuğba Cebeci
Gazi University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlanma sürecinde beyinde sirtuin aktivasyonu

YAŞLANMA SÜRECİNDE BEYİNDE SİRTUİN AKTİVASYONUSIRTUIN ACTIVATION OF BRAIN DURING AGING PROCESSYaşlanma çeşitli dokularda radikal yapımını artırır ve bu artış, nörodejeneratif hastalıklarla birliktedir. Yaşlanma sürecinde güçlü bir radikal süpürücü olarak fonksiyon gören melatonin azalır. Curcumin antiproliferatif, antioksidan ve antienflamatuar özelliklere sahiptir.Nikotinamid adenin dinukleotid (NAD+ ) kofaktörüne ihtiyaç duyan tip III histon deasetilaz enzim (HDAC) ailesi içinde Sirtuin proteini yer alır. Bu ailenin bir üyesi olan sirt2 nin nörodejenerasyonla ilgili olduğu ve Sirt2 inhibitörü olan salermid (SLM) in uygulanmasının nörodejeneratif hastalıklarda olumlu etkilerini gösteren çalışmalar mevcuttur.Etik kurul onayını takiben Wistar sıçanlar laboratuvar şartları altında 12 saat aydınlık- karanlık siklusunda kontrol (%1 etanol-PBS sc saat 17:00'de, 30 gün süre) melatonin (MLT) grubu (10mg\kg+etanol-PBS sk saat 17:00`de 30 gün süre), dimetilsülfoksit (DMSO 100µl/bw ip, saat 17:00'de, 30gün) Curcumin (CUR) (30mg/kg+DMSO ip saat 17:00'de, 30 gün), SLM (100µmol/1µl+DMSO ip, saat 17:00'de, 30 gün) ve MLT+CUR, MLT+SLM gruplarına ayrıldı. Orta yaşlı (13 aylık n=42) sıçanlarda beyin korteks dokusun da lipid peroksidasyonu ve sirt2 düzeyi arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçladık.MLT ve CUR uygulaması yaşlı sıçanların kontrol grupları ile karşılaştırıldığında, serebral korteks MDA düzeylerini anlamlı olarak azalttı (sırasıyla; 4,77±0,14nmol/g doku, 4,90±0,46nmol/g doku; 6,33±0,71nmol/g doku, 5,80±0,52nmol/g doku; p<0,05 ). MLT in tek başına ya da CUR ve SLM, ile uygulaması serebral korteks GSH düzeylerini kontrol grubuna göre anlamlı olarak arttırdı. (Sırasıyla; 2,54±0,03mol/g doku, 2,82±0,03 mol/g doku, 2,70±0,03 mol/g doku; 2,53±0,05 mol/g doku, 2,48±0,06 mol/g doku; p<0,05). CUR ve MLT+SLM uygulaması NO düzeyini kontrol gruba göre anlamlı arttırdı (sırasıyla; 25,80±2,15 mol/gdoku, 28,20±2,14 mol/g doku; 20,63±0,26 mol/g doku; P<0,05). MLT+SLM grubunun korteks NO düzeyi MLT, MLT+CUR, SLM gruplarından anlamlı olarak yüksekti. (Sırasıyla; 28,20±2,14 mol/g doku; 23,13±1,74 mol/g doku, 21,86±0,99mol/g doku, 22,75±0,9528, 20±2,14 mol/g doku; p<0,05). CUR uygulaması diğer gruplar ile karşılaştırıldığında sirt2 düzeyini anlamlı olarak arttırdı. (Sırasıyla, 228,85±10,41 sirt2/beta-aktin; 99,99±9,02 sirt2/beta-aktin, 123,92±17,4sirt2/beta-aktin, 88,10±3,48 sirt2/beta-aktin, 86,32±8,97 sirt2/beta-aktin, 116,59±11,35sirt2/beta-aktin, 106,52±13,60 sirt2/beta-aktin; p<0,05).Sonuç olarak yaşlanma ile serebral korteks dokusunda serbest radikallerin arttığı, MLT ve CUR uygulamasının serbest radikal düzeyini azalttığı antioksidan savunmayı arttırdığı, MLT+SLM ve CUR uygulamasının NO ve CUR, sirt2 düzeyini arttırdığı bulundu. Yaşlanmada sirt2 gen ekspresyonunun farklı ajanlar ile modüle edilebileceği ve bu modulasyonun yaşlanma sürecini etkileyebileceği sonucuna varıldı.Anahtar kelimeler: Yaşlanma, melatonin, sirt2, curcumin, salermide, oksidatif stres, glutatyon, NO

GlütatyonKurkuminMelatonin+4
Çiğdem Yazıcı Mutlu
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sazan (Cyprinus carpio)' larda paraoksonaz ve arilesteraz enzim aktivitelerine curcuminin etkisinin araştırılması

Bu araştırmada; curcuminin sazanda (Cyprinus carpio)' nda paraoksonaz ve arilesteraz enzim aktivitelerine etkisi incelendi. Bu amaçla curcumin 10, 20 ve 40 mg/kg yem dozlarında 21 gün süreyle balıklara verildi. Bu periyodun sonunda balıklardan serum, karaciğer ve böbrek örnekleri alındı. Bu örneklerde paraoksonaz ve arilesteraz enzim enzim aktivitelerindeki değişimler araştırıldı. Curcumin uygulanan grupların serum ve karaciğer paraoksonaz ve arilesteraz enzim aktiviteleri kontrol grubuna göre istatistiksel olarak önemli düzeyde arttı. Böbrek paraoksonaz ve arilesteraz enzim aktivitelerinde belirlenen artış ise istatistiksel olarak önemsiz bulundu.

ArilesterazCyprinus carpioEnzimler+2
Selman Akoğul
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hela hücre hattında EF-4'ün,Taksol'ün oluşturduğu apoptotik ve anti-proliferatif cevabı üzerine etkisinin araştırılması

ÖZETEF-24'ün, Taksol'ün oluşturduğu apoptotik ve anti-proliferatif cevabı üzerine etkilerinin HeLa hücre hattında araştırılması.Mikrotübül stabilizatörleri olarak kullanılan moleküller, mikrotübül dinamiğinde meydana getirdikleri değişiklikten dolayı metafaz/anafaz geçişini engellerler ve hücreleri apoptoza yönlendirirler. Bu moleküllerden biri olan Taksol çeşitli kanserlerde kemoterapötik bir ajan olarak kullanılmaktadır. Çeşitli kanser çalışmalarında kullanılan diğer bir kemoterapötik ajan da curcuminin sentetik anologlarından biri olan EF-24 dür. EF-24'ün in vitro koşullarda çeşitli kanser hücrelerinin hücre proliferasyonunu inhibe ederek apoptozu uyardığı bilinmektedir. Bu çalışma ile Taksol'ün ve EF-24'ün serviks kanseri hücre hattı olan HeLa hücreleri üzerindeki apoptotik ve anti-proliferatif etkisi ile hücre döngüsünün ilerlemesinde etkin rol oynayan siklin D1 ve PI3K genleri ile apoptotik yolakda görevli olan kaspaz-3 ve kaspaz-9 genlerinin mRNA ifade düzeyleri üzerindeki etkilerinin araştırılması amaçlandı.Çalışmamızda Taksol ve EF-24'ün farklı dozlarda tek tek ve kombine olarak HeLa hücre hattı üzerine uygulanması sonrasında 24. ve 48. saatte hücre kültürleri sonlandırılarak hücrelerin canlılık oranları MTT yöntemi kullanılarak belirlendi. Ayrıca, Taksol ve EF-24'ün hücre proliferasyonu ve apoptozla ilgili genlerin mRNA ifade düzeylerini belirlemek için kantitatif Real-time PCR yöntemi kullanıldı.Çalışmamızda tek başına EF-24 ve Taksol uygulamasının, hücre canlılığını artan konsantrasyonlarda düşürdüğü gözlendi. Bu ilaçların birlikte kullanımlarının ise özellikle tek başına EF-24 uygulamasına oranla hücre canlılığını daha az düşürdüğü ve birlikte uygulamanın antagonistik bir etkiye neden olduğu gözlendi. Özellikle yüksek doz Taksol ile birlikte kullanılan EF-24'ün Taksol'ün etkisini azalttığı, düşük doz Taksol ile birlikte kullanılan EF-24'ün ise Taksol'ün etkisini arttırdığı çalışma sonunda gösterildi. Aynı şekilde mRNA analizlerinden elde edilen verilere göre birlikte uygulama sonucu kaspaz-3, kaspaz-9, siklin D1 ve PI3K mRNA düzeylerine bakıldığında da bu sonuçları destekleyıci bulgular elde edildi.Anahtar Kelimeler:Gen İfadesi,Apoptoz,Serviks Kanseri,Taksol, EF-24

ApoptozisGen ifadesiKurkumin+2
Işınsu Karaoğlu
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Polikistik over sendromlu kadınlarda kurkumin veya beyaz fasulye ekstresi desteğinin biyokimyasal ve antropometrik parametreler üzerine etkisi

Bu çalışma, PKOS'lu hastalarda kişiye özel diyet tedavisi ile birlikte kurkumin veya beyaz fasulye ekstresi(Phaseoleus vulgaris) desteğinin uygulanarak antropometrik ölçümlere ve bazı kan biyokimyasal bulgularına olan etkilerin araştırılması amacıyla planlanmıştır. 45 PKOS tanısı almış gönüllü 3 gruba ayrılmıştır. 8 hafta boyunca,zayıflama diyetine ek olarak 1.gruba (n=15) kurkumin desteği, 2.gruba (n=15) beyaz fasulye ekstresi desteği ve 3.gruba yalnızca zayıflama diyeti uygulanmıştır. Çalışma başında konulan %2-5 ağırlık kaybetme hedefi tüm gruplar arasında benzer bulunmuştur (p>0.05). Çalışma sonunda 3 grubun da BKI, bel çevresi, kalça çevresi ve vücut yağ miktarı (kg) değerlerinin anlamlı şekilde azaldığı saptanmıştır (p<0.05). Gruplar arası karşılaştırmada 8.haftanın sonunda bel/kalça oranında istatistiksel olarak anlamlı düşüş göstermiştir (p<0.05). Bu düşüş %18ile en fazla 3.gruptadır. 8.haftadaki vücut analiz ölçümlerinde gruplar arası fark yokken (p>0.05), biyokimyasal ölçümlerde LH, SHBG, TG, CRP, açlık insülin ve HOMA-IR'de istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Gruplar arasında CRP'nin en iyi 1.grupta düştüğü; açlık insülini,TG ve HOMA-IR'nin düşüşü ise en iyi 2.grupta; SHBG artışı ve LH düşüşü ise en iyi 3.grupta görülmüş olup PKOS tedavisi için olumlu seyirlerdir. 2.gruptaki LH ve 3.gruptaki CRP artışı ise PKOS tedavisi adına olumlu değildir. PKOS hastalarındaki bu yöntemle yapılan ilk insan çalışması olarak uzun süreli çalışmalarla değerlendirilmesinin yararlı olacağı kanaatine varılmıştır. Anahtar Kelimeler:Beyaz fasulye ekstresi, kurkumin, diyet tedavisi, Phaseolus vulgaris, PKOS.

AntropometriBitki özütüBiyokimya+7
Sabiha Ataç Asan
Acıbadem University · Institute of Health Sciences
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ratlarda deneysel pankreatit modelinde curcuminin etkisi

Bu çalışmada cerulein ve L-Arginin ile oluşturulan deneysel akut nekrotizan pankreatit (ANP) modelinde curcuminin pankreatitin sistemik etkileri ile pankreas dokusu üzerindeki etkisini araştırmayı amaçladık. Çalışmada ağırlıkları 300-350 gram arasında değişen 48 Sprague-Dawley cinsi rat 4 gruba ayrıldı. Grup 1 (sham, n=8), Grup 2 (curcumin , n=8), Grup 3 (ANP, n=16), Grup 4 (ANP+curcumin, n=16). Pankreatit, ratlara subcutan yolla cerulein ve intraperitoneal yolla L-Arginin verilerek oluşturuldu. Tedavi grubuna pankreatit indüksiyonundan 48 saat sonra curcumin gavaj yoluyla uygulandı. 24 saat sonra sakrifiye edilen ratlardan arteryel kan gazı, interlökin-6 (IL-6) ve biyokimyasal parametreler için kan örnekleri alındı. Bronkoalveolar lavaj (BAL) uygulanarak laktat dehidrogenaz (LDH) için örnek temin edildi. Histopatolojik inceleme ve miyeloperoksidaz (MPO) ile malonildialdehit (MDA) aktivitesi ölçümü için akciğer ve pankreas dokuları alındı. Histopatolojik inceleme gruplardan habersiz bir patolog tarafından yapıldı ve pankreas dokusunda; nekroz, ödem, perivasküler infiltrasyon değerlendirildi. Pankreatit uygulamasının serum AST, amilaz ve IL-6 değerleri ile BAL LDH, PCO2, akciğer ve pankreas dokusunda MDA, MPO değerlerini artırdığı, kan basıncını, idrar volümünü, kan gazında pH, PO2 değerlerini ise azalttığı tespit edildi. Curcumin uygulaması; serum amilaz, IL-6, BAL LDH, pH, PCO2, idrar volümü ile akciğer ve pankreasda MDA, MPO değerlerini düzeltti. Histopatolojik olarak pankreatit indüksiyonunun pankreas dokusunda ödem, perivasküler infiltrasyon ve nekrozun arttığı, curcuminin nekrozu azalttığı gözlendi. Curcuminin ratlarda oluşturulan akut nekrotizan pankreatitte yararlı etkisi vardır.

ArjininKurkuminPankreas+3
Sema Koçyiğit
Karadeniz Technical University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sisplatin nefrotoksisitesi oluşturulan ratlarda kurkuminin etkilerinin araştırılması

Günümüzde solid tümör tedavisinde yaygın olarak kullanılan sisplatinin kullanımını kısıtlayan en önemli yan etkisi nefrotoksisitedir. Sisplatin nefrotoksisitesi patofizyolojisinde özellikle oksidatif hasarın rolü oldukça belirgindir. Kurkumin reaktif oksijen metabolitlerini etkisiz hale getirerek antioksidan etki gösterir. Kimyasallar böbrek içine organik anyon ve katyon taşıyıcıları (OAT, OCT) vasıtasıyla alınmakta ve çoklu ilaç direnci ile ilişkili proteinler (MRP) ile idrara atılmaktadır. Bu çalışmada sisplatin ile oluşturulmuş nefrotoksisitede, kurkuminin OAT, OCT ve MRP ekspresyonu üzerine etkileri deneysel olarak araştırıldı.Çalışmada, 28 adet 6 haftalık dişi Wistar Albino rat kullanıldı. Ratlar i: kontrol; ii: kurkumin (100 mg/kg/gün); iii: sisplatin (7 mg/kg - i.p, tek doz); iv: kurkumin (100 mg/kg/gün)+sisplatin (7 mg/kg - i.p, tek doz) olarak 4 gruba (n=7) ayrıldı. Serum üre ve kreatinin düzeyleri, iv grubunda iii grubuna göre anlamlı bir şekilde düşük bulundu (p<0.001). Serum MDA düzeyleri iii grubu ile karşılaştırıldığında iv grubunda anlamlı olarak düşük bulundu (p<0.001). OCT1 ve OCT2 ekspresyonu, iii grubu ile karşılaştırıldığında iv grubunda önemli bir artış gösterdi (p<0.05). OAT1 ve OAT3 ekspresyonu, iii grubu ile karşılaştırıldığında iv grubunda belirgin olarak yüksek bulundu (p<0.001). MRP2 ve MRP4 ekspresyonu, iv grubunda iii grubuna göre anlamlı derecede düşük bulundu (p<0.001). Sisplatin ile oluşan histopatolojik değişikliklerin kurkumin ile belirgin olarak düzeldiği görüldü.Elde ettiğimiz veriler sisplatinin oksidatif strese ve böbrek hasarına neden olduğunu gösterdi. Sonuç olarak bu çalışma oksidatif stresi ve doku hasarını azaltan; OCT1, OCT2, OAT1, OAT3, MRP2 ve MRP4 ekspresyonlarını etkileyen kurkuminin sisplatin nefrotoksisitesinin önlenmesinde önemli bir koruyucu ajan olabileceğini göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Sisplatin, nefrotoksisite, kurkumin, OCT, OAT, MRP.

AnyonlarKatyonlarKurkumin+5
Özgür Arslan
Fırat University
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Deneyel olarak diyabet oluşturulmuş ratlarda sisplatinin neden olduğu nefrotoksisiteye karşı curcuminin koruyucu etkileri

Diyabet ve kanser günümüzde yaygın görülen ve birçok problemi beraberinde getiren önemli hastalıklardır. Kanser tedavisinde kullanılan sisplatin?in en önemli yan etkisi böbreklerde oluşturduğu nefrotoksisitedir. Bu çalışmada, deneysel olarak diyabet oluşturulmuş ratlarda sisplatinin meydana getirdiği nefrotoksisiteye karşı curcumin?in muhtemel koruyucu özellikleri araştırılmıştır. Çalışmada ratlar 5 gruba bölünmüş ve ilk grup kontrol grubu olarak ayrılmıştır. Diğer gruplarda streptozotosin ile deneysel diyabet modeli oluşturulmuş ve ikinci grup diyabet oluşturulan grup, üçüncü grup diyabet+sisplatin grubu, dördüncü grup diyabet+curcumin grubu, beşinci grup ise diyabet+sisplatin+curcumin grubu olarak belirlenmiştir. Araştırmaya alınan ratlardan kan ve böbrek dokuları alınarak plazmada üre ve kreatinin düzeyleri otoanalizör cihazı yardımı ile böbrek dokusunda oksidatif stres parametrelerinden malondialdehit (MDA) katalaz (CAT) ve indirgenmiş glutatyon (GSH) düzeyleri ise spektrofotometrik yöntemlerle belirlenmiştir. Plazma üre/ kreatinin ve böbrek dokusu MDA düzeylerinin diyabet ve sisplatin uygulamalarına bağlı olarak artışlar gösterdiği, buna karşın böbrek dokusunda katalaz ve GSH düzeylerinin azaldığı belirlenmiştir. Curcumin uygulamalarının oluşan bu nefrotoksisite bulgularını kısmen iyileştirdiği ve hem diyabet hem de sisplatin tarafından oluşturulan böbrek hasarlarının curcumin uygulamalarıyla hafifletilebileceği kanaatine varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Diyabet, Sisplatin, Nefrotoksisite, Curcumin, Rat

Diabetes mellitusKurkuminNefrotoksisite+2
Serpil Bayrakdar
Fırat University · Institute of Health Sciences
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sisplatin nefrotoksisitesi oluşturulan ratlarda sirtuin ekspresyonu üzerine kurkuminin etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada sisplatin nefrotoksisitesinde kurkuminin sirtuinler (SIRT) ve Nikotinamid fosforibozil transferaz (NAMPT) expresyonu üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlandı. Çalışmada, 28 adet Wistar albino cinsi erkek ratlar (10 haftalık, ağırlık 194-264 gr arasında) kullanıldı. Deney hayvanları her grupta 7 hayvan olacak şekilde 4 gruba ayrıldı; Kontrol Grubu (n=7): Sisplatinle eşit hacimde izotonik salin solusyonu (1 ml/kg/gün) uygulanan ve bazal diyetle beslenen grup. Sisplatin Grubu (n=7): Çalışmanın 3. gününde sisplatin % 0.9 salin (1 ml/100 gr/kg i.p.) içinde (7 mg/kg) uygulanan ratlar. Kurkumin Grubu (n=7): Sisplatinle eşit hacimde izotonik salin solusyonu (1 ml/kg/gün) uygulanan ve sisplatin uygulamasından 2 gün önce ve uygulamadan sonra 8 gün süreyle kurkumin (100 mg/kg) verilen ratlar. Kurkumin + Sisplatin Grubu (n=7): Sisplatin uygulanan ve sisplatin uygulamasından 2 gün önce ve uygulamadan sonra 8 gün süreyle kurkumin (100 mg/kg) verilen ratlar. Çalışma sonunda ratlar dekapitasyonla öldürülerek biyokimyasal ve histopatolojik inceleme için serum ve böbrek örnekleri alındı. Serum üre, kreatinin, doku MDA, SIRT1, SIRT3, SIRT4 ve NAMPT düzeyleri çalışıldı. Böbrek dokusunda histopatolojik inceleme yapıldı. Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında sisplatin grubunda serum üre ve kreatinin, doku MDA düzeylerinde anlamlı artış, SIRT1, SIRT3, SIRT4 ve NAMPT düzeylerinde anlamlı oranda düşme tespit edildi. Sisplatin+kurkumin grubunda sisplatin grubuyla karşılaştırıldığında serum üre ve kreatinin, doku MDA düzeyleri anlamlı derecede düşük; SIRT1, SIRT3, SIRT4 ve NAMPT düzeyleri anlamlı oranda yüksek tespit edildi. Histopatolojik incelemede sisplatin+kurkumin verilen grupta vokuolizasyon, tübüler nekroz, tübüler atrofi ve inflamasyonun daha az olduğu görüldü. Sonuç olarak kurkuminin lipid peroksidasyonunu azalttığı, sirtüin ve NAMPT düzeylerini artırdığı görüldü. Kurkumin sisplatin nefrotoksisitesine karşı koruyucu etki göstermesinde sirtüin ve NAMPT ekspresyonunu artırmasının önemli rol oynadığı kanaatindeyiz Anahtar kelimeler: Sisplatin nefrotoksisitesi, kurkumin, sirtüin, NAMPT.

KurkuminNefrotoksisiteNikotinamid+3
Sıddık Uğur
Fırat University
2013
00

Related subjects