World War I
137 theses under this subject heading
Büyük güçlerin kıskacındaki "küçük müttefik": Birinci Dünya Savaşı'nda ve sonrasında Nasturiler
Bu tezin amacı, Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılma sürecinde Büyük Güçlerin vaatleri çerçevesinde isyan eden Nasturilerin, neler yaşadıklarını ve isyanlar sonunda neler elde ettiklerini ayrıntılı bir şekilde incelemektir. Bu tez, Nasturilerin savaş sırasında yaptıklarının karşılığı olarak, savaş sonunda kendileri için bir Nasturi devletinin kurulmasının gerekliliğine ilişkin olarak savundukları iddialara odaklanmaktadır. Tezde öncelikle Nasturilerin kim olduğu ortaya konulmaya çalışılmış, daha sonra millet sistemi içerisindeki Nasturilerin konumu ele alınmıştır. Misyonerlik faaliyetlerinin Nasturilere olan etkisi incelendikten sonra, Birinci Dünya Savaşı sürecinde Nasturilerin faaliyetleri irdelenmiştir. Son olarak, Türk İstiklâl Savaşı sürecinde Nasturilerin nasıl hareket ettikleri tespit edilmiştir. Bu tezde, birincil ve ikincil kaynaklara müracaat edilmiştir. Birincil kaynak olarak ATASE ve Milletler Cemiyeti'nin arşiv belgeleri kullanılmıştır. Yaşanan olaylar kronolojik bir sıra takip edilerek incelendiğinden dolayı olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkisi net bir şekilde ortaya konmuştur. Konuya belgeler ışığında bakıldığında, Büyük güçlerin bölgedeki siyasi emelleri doğrultusunda Nasturilerden istifade ettikleri tespit edilmiş ve bununla birlikte Nasturilerin talepleri karşılanmayınca savaş sonunda yaşadıkları bölgelerden göç etmek durumunda kaldıklarını gözlemlemek mümkün olmuştur. Anahtar Kelimeler: Nasturiler, İsyan, Osmanlı İmparatorluğu, Birinci Dünya Savaşı, Büyük Güçler
Birinci Dünya Harbi Filistin Cephesi'nde ve İstiklal Harbi Batı Cephesi'nde hava fotoğrafçılığı ve keşfinin etkinliği
Disiplinler arası çalışmayı içeren bu tezin amacı, Türk askeri havacılığının gelişimi, hava fotoğrafçılığı ve hava keşfinin etkinliği ile ilgili genel bilgiler vererek bilim ve teknolojinin harp tarihi üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Ayrıca hava fotoğrafçılığıyla ilgili literatürdeki boşluğun kapatılması temel amaçlardan birisidir. Ancak çalışmanın en önemli yönü, 20'nci yüzyıl savaşlarında hava fotoğrafçılığı teknolojisinin harplerin seyri üzerindeki etkisi ve sonucu nasıl etkilediğidir. Bu çalışma BDH Filistin Cephesi ve İSH Batı Cephesi ile sınırlandırılmıştır. Birinci Dünya Harbi'nde Filistin Cephesi'nde hem şiddetli muharebeler yaşanmış, hem de toprak değişimi ve hava faaliyeti yoğun olarak gerçekleşmiştir. İstiklal Harbi'nde tayyare keşif faaliyeti de ağırlıklı olarak Batı Cephesi'nde gerçekleştirilmiştir. Bu anlamda çalışmada bu iki cephe üzerinden konunun sınırlandırılmasıyla anafikir anlatılmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak, Türk askerî havacılığı ve onun ülkemizdeki gelişimi sırasında askeri keşifte olmazsa olmaz bir teknoloji haline gelen hava fotoğrafçılığının özellikle iki cephede harplerin seyrine nasıl etki ettiği, daha önce az bilinen Osmanlıca kitap ve belgeler ile İngilizce kaynaklardan yararlanılarak ortaya çıkarılmıştır. Böylece Birinci Dünya Harbi Filistin Cephesi'nde ve İstiklal Harbi Batı Cephesi'nde hava fotoğrafçılığı ve keşfinin etkinliği karşılaştırılmaya çalışılmıştır.
The comparative analysis of English and Russian war poetry
Farida Isaeva. The World War I Poetry Introduced by the British and the Russian Poets Wilfred Owen and Nikolay Gumilev. Istanbul Aydin University, Institute of Social Sciences, English Language and Literature. Istanbul. 2014. The WWI poetry is a theme discussed by many researchers. Its influence on people from different generations is irrefutable. The war poetry had various tendencies such as the woman poetry, the trench poetry, the war propaganda poetry. One of the main differences of the poetry of this period is its war lyrics that combined the emotions of the poet with the cruelty of the reality. Thus, war lyrics represent a wide part of the war poetry. The features of war poetry depend on the poet's tendency from being patriotic to protesting against the war. The war poetry united a lot of poets under its title. Many of them wrote their poems at the home front, some of them were the eye-witnesses of the war combat. This work particularly discussed the poems of the Russian and the British poets. Nikolay Gumilev and Wilfred Owen both took part in the WWI. They were influenced and moved by it, which affected their readers. Both poets' works reflected the horrors and uselessness of war. Gumilev tended to believe in the purifying purpose of the war, where all the sinful would burn and the new world would grow after. In turn, Owen was protesting against the war, its futility, brutality towards the young soldiers loosing lives for no reason. Both poets used Christian symbols and allusions in their works. Key words: World War I, Wilfred Owen, Nikolay Gumilev, Akmeism, war poetry.
Birinci Dünya Savaşı propaganda afişlerinin grafik tasarım öğe ve ilkeleri bakımından incelenmesi
Bir iletişim yöntemi olarak afiş, geçmişten günümüze grafik tasarımın en dinamik ve etkili ürünlerinden biri olmuştur. Özellikle de Birinci Dünya Savaşı'nda sesli ve görüntülü yayın araçlarının henüz yaygınlaşmamasından ötürü, kitlelere çağrıda bulunmak ve harekete geçirmek amacıyla bir propaganda malzemesi olarak afişin oldukça yaygın kullanımı görülmüştür. Bir sanat dalı olarak grafik tasarımınım bu dönemdeki gayesi sanat olmamasına rağmen, etkileyici bir iletişim kurmak amacıyla sanatsal ifade biçimlerinden yararlanılmıştır. Böylelikle afiş, devletlerin propaganda gereksinimini karşılamış ve insanlar üzerindeki etkiye araç olmuştur. Bu araştırmada Birinci Dünya Savaşı'ndaki afişlerin grafik sanatları açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde iletişim kavramı incelenmiş, devamındaki ikinci bölümde grafik tasarımının kavramsal ifadesine yer verilerek grafik tasarımın iletişimdeki yerini anlamamız amaçlanmıştır. Üçüncü bölümde bir grafik tasarım ürünü olarak afiş kavramı, dördüncü bölümde ise propaganda kavramları ve propagandanın tarihin gidişatındaki etkilerinden bahsedilerek, buradan hareketle beşinci bölümde afişin bir iletişim ve akabinde bir propaganda ürünü olarak grafik tasarımdan nasıl beslendiğine yer verilerek propaganda afişlerinin kitleleri etkileme yöntemlerine değinilmiştir. Bu incelemeler ışığında, araştırmada Birinci Dünya Savaşı Propagandalarında yaygın olarak kullanılan afişler, grafik tasarım yönüyle ele alınarak savaşın gidişatındaki rolüne ve sonucuna olan etkileri ortaya konmuştur. Böylelikle araştırmanın kavramsal sonucunda, grafik tasarımının ve tasarımcının propagandayı iletmede ne denli güçlü bir yöntem olduğu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Birinci Dünya Savaşı, grafik tasarımı, propaganda, afiş.
1. ve 2. Dünya Savaşları sırasında basılan savaş afişleri
I. ve II Dünya savaşları sırasında savaş posterleri herzaman savaşan milletlerin en önemli silahı olmuştur. Zira savaş propagandası, insanların anormal koşullara uyum sağlayarak savaş sırasında ki ihtiyaçları karşılamasını, toplumun kendi önceliklerini ve ahlaki standartlarını belirlemesinde büyük rol oynar. Savaş posterlerinin temel amacı başkalarının inançları ya da ahlaki değerlerini etkilemektir. Başkalarının inançları ya da değerlerini etkileyen propaganda başlıca amacıdır. Propaganda posterleri insan gruplarının görüşlerini etkilemek için tarih boyunca kullanılmış olan bir biçimdir. Bunu başarmak için, tasarımcılar genellikle zaten kitle kültüründe var olan klasik görsel kodları kullanarak savaşı gözler önüne sermişlerdir. Bu çalışmada bu görsel kodların farklı ülkelerde nasıl kullanıldığı ve toplumların üzerine etkisinin nasıl olduğuna dair bilgiler yer alacaktır. Aynı zamanda savaş afişlerinin "savaşın olumsuz yönlerini" göstermeden insanları nasıl motive ettiği, kadınların iş hayatına girmesini nasıl başardığı önemlidir. Savaş posterlerinin etkisi ile tüm kadınlar her işi yapabileceklerine inandılar. Bazı savaş afişleri de macera arayanlara, yeni yerler görüp tanımak arzusu duyanlara görmek istedikleri resimleri işleyerek onları da orduya katılmaya ikna etmeye çalışmışlardır. Kısacası savaş afişleri incelendiğinde farklı kültür ve dillerde aynı amaç için nasıl etkili olmuş, insanları günün şartlarına ayak uydurmaya ikna ederken, aynı zamanda görsellerin içeriğindeki benzerlikler ve farklılıklar da sanat, tarih ve sosyolojik açıdan gözlemlenebilmektedir. Anahtar Kelimeler: Savaş Afişleri, I. ve II Dünya Savaşı Görselleri,
French policy of Ottoman Syria during the Third Republic Era, 1870-1924
In this thesis, the French policy towards Ottoman Syria during the Third Republic Era between 1870-1924 is analysed. This thesis aims to demonstrate the main characteristics of pre and the post-war expectation of France over Ottoman Syria after the break-out of World War I. This thesis focuses on that the post-war expectations of France related to the Ottoman Empire and province of Syria based on its position as the traditional protector of Christians as well as the large-scale economic investment in the Ottoman Empire, France's mission of bringing civilization to Levant and an attempt to reinstate France's prestige and honour were at stake after the defeat of Franco-Prussian War in 1870 were also played a significant role. This thesis emphasized that, with the establishing of Third Republic, France started colonial expansion under the Third Republic extending to Syria. The argument here is that the Parti Colonial was one of the most crucial elements of the French political system leading to the occupation of Mandate system in Syria. The thesis concludes that there was political and public mass opposition against the French Mandate in Syria between the years 1920-1924.
Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizlerin Kürtleri Osmanlı Devleti'nden ayırma faaliyetleri
İngiltere'nin Osmanlı Devleti bünyesinde bulunan Kürtlere yönelik uygulamış olduğu faaliyetler bu devletin emperyalist politikasının bir sonucudur. İngiltere'nin Ortadoğu ve Mezopotamya ile ilgili hedefleri bu faaliyetlerin oluşmasına neden olmuştur. Bundan dolayı Birinci Dünya Savaşı'nı bir fırsat olarak değerlendirip harekete geçen İngiltere, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Kuzey Irak'taki Kürtleri Osmanlı Devleti'nden ayrıma girişimlerinde bulunmuştur. Güçlü bir Türk yönetiminin Mezopotamya'da bulunmasını kendisi açısından tehlikeli gören İngiltere, bu durumu ortadan kaldırmak için özellikle Kürtleri, para, değerli eşya, Kürt Devleti gibi vaatlerle kandırmaya ve Osmanlı Devleti'nden ayırıp kendi tarafına çekmeye çalışmıştır. Bu amaçla hem sivil hem de askerî ajanlarını bölgeye göndermiştir. Bu ajanlardan özellikle Binbaşı Noel yaptığı geziler ve faaliyetlerle ön plana çıkmıştır. Denedikleri her yöntemin olumsuz sonuçlanması İngiltere'nin girişimlerini sonuçsuz bırakmıştır. Anahtar Kelimeler : İngiltere, Osmanlı Devleti, Kürt, Şeyh Mahmud, Binbaşı Noel.
Hatıratlar ışığında Suriye-Filistin cephesi
Suriye-Filistin Cephesi, neticesinde Osmanlı İmparatorluğu'nun tasfiye edildiği ve modern Ortadoğu'nun temellerinin atıldığı bir mücadele alanı olmuştur. Yine Osmanlı İmparatorluğu I. Dünya Savaşı'ndaki en büyük ve yıkıcı yenilgiyi burada almış, nihayetinde mütareke imzalayarak savaştan çekilmek mecburiyetinde kalmıştır. Bu ehemmiyetine binaen, cephede görev yapan komutanlar çeşitli vesile ve amaçlarla bu cepheye dair hatıralarını neşretmişlerdir. Bu çalışmada Mülazım-ı Evvel (Üsteğmen) ve mafevki olan rütbelerdeki komutanlara ait 18 hatırat; dış tenkit, mukayese, konjonktür analizi metotları kullanılarak değerlendirilmiştir. Fernand Braudel'in zaman tasnifi kullanılarak, hatırat yazımı "kısa zaman" tasnifi içerisinde bir olay olarak kabul edilmiş ve anlaşılabilmesi için "konjonktür" adı verilen daha geniş ve anlamlı bir zaman dilimi içerisinde değerlendirilmiştir. Çalışmanın amacı incelenen hatıratlar üzerinden cephedeki lojistik problemine ve sevk-idare tartışmalarına ışık tutabilmektir. Bu değerlendirmeler sonucunda, askeri elitin gözünden lojistik problemi tasvir edilmiş ve sebepleri ortaya konulmuştur. Ayrıca, sevk-idare noktasındaki farklı fikirler ve anlatılar mukayese edilmiştir. Askeri elitin anlatısının sadece askeri terminoloji kullanılarak izah edilemeyeceği, her bir kumandanın aynı zamanda bir şahıs olarak; kültürel çevresinin, travmaların ve popüler fikir cereyanlarının etkisinde kaldığı ve bu etkinin eserlerine ve sevk-idare tarzına sirayet ettiği gösterilmeye gayret edilmiştir.
I. Dünya Savaşı'nda tank teknolojileri (İngiltere örneği)
Bu tezin ana hedefi, I. Dünya Savaşı ile ilgili geri planda kalmış ve yeterince ilgi görmemiş bir alan olan tankları ve onların kullanım biçimlerini incelemektir. I. Dünya Savaşı'nın sıkışmış siper savaşlarına çare olmak için geliştirilen ve savaşın en önemli belirleyicisi olan askeri teknoloji faaliyetlerinin önemini de ön plana çıkarmak amaçlanmıştır. Tezde, I. Dünya Savaşı Tarihi'nde oldukça tartışmalı bir yere sahip tankların; ortaya çıkış fikirleri, ilk üretimleri, cephelerdeki başarı ve başarısızlıklarının nedenleri, nasıl kullanıldıkları ve ne gibi avantajlar sağladıkları ele alınacaktır. Ayrıca yaşanan muharebelerde görev alan askerlerin, üst düzey komuta heyetinin ve basının bu araçlara nasıl tepki verdiği ve dönemin askeri uzmanlarının bu araçları nasıl değerlendirdikleri ve bu yeni silahları kullanmak için ne tarz stratejik yöntemler izlediklerini göstermekte amaçlar arasındadır. Böylece tanklara neden iki savaş arası dönemde daha ağırlık verildiği ve yirmi yıl sonra en etkili savaş araçlarından biri olduğu daha net anlaşılabilecektir.
Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermeni meselesinin İngiliz basınına yansımaları (1914-1918)
Ermeni Meselesi XIX. yüzyılın sonu ve XX. yüzyılın başında, Osmanlı Devleti için hem idari hem siyasi hem de diplomatik açıdan önemli bir sorun olmuştur. Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na girmesi ile bu mesele çok farklı bir boyuta taşınmıştır. Savaş sürecinde yaşanan Tehcir hadisesi, günümüzde de güncelliğini koruyan birçok tartışmanın başlangıç noktasıdır. Bu çalışmada Birinci Dünya Savaşı sırasında, Türk ve Ermeni ilişkilerinin savaş koşullarında aldığı halin, İngiliz basınındaki yansımaları sistematik olarak incelenmiştir. Bu inceleme Ermeni Meselesi ve Tehcir konusunda yapılmakta olan bilimsel çalışmalara, basın tarihi bağlamında katkı sunmayı amaçlamaktadır. Gazete ve benzeri yazılı basın malzemeleri, tarihi olay ve olguların analizinde toplum psikolojisini anlamak bakımından değerli bir kaynaktır. Bu sebeple, araştırmanın temel unsuru olarak 1914 ve 1918 yılları arasında yayımlanmış olan İngiliz gazeteleri birincil kaynak olarak ele alınmıştır.
Painting, artistic patronage and criticism in the public sphere: A study of the Ottoman Society of Painters, 1909-1918
This study examines the Ottoman Society of Painters, and traces the history of its first nine years, from its foundation in 1909 until the demise of the Empire in 1918. The position of the Ottoman Society of Painters in the late-Ottoman cultural milieu was certainly a significant one. As an artistic organization, run by the graduates and students of the Academy of Fine Arts, it published the first art journal of the Empire, and contributed to the painting exhibitions organized in Istanbul and in Vienna during the First World War.The final decade of the Ottoman Empire was indeed a unique decade, and it is the objective of this study to understand the Society and their art as part of these `catastrophic? years; the years that witnessed revolutions, rebellions, nationalistic agendas, wars and massacres. This thesis firstly explores the historical and artistic specifics that lead to the foundation of the Society, and then, focuses on the key themes and debates of its journal, in an attempt to understand how contemporary political circumstances, such as the Balkan Wars and the nationalist agenda of the CUP, influenced the fabric of the Journal itself. The last chapter looks at Ottoman visual culture during World War I and explores the responses of the Society?s painters to this disastrous war and its extraordinary conditions.
Poor Ottoman Turkish women during World War I: Women's experiences and politics in everyday life, 1914-1923
This dissertation examines the social impact of World War I in the Ottoman Empire on ordinary poor Turkish women and their everyday response to the adverse wartime conditions and the state policies concerning them. Based on new archival sources giving detailed information about the voice, experience and agency of these women and based on the history from below approach, this study focuses on poor, underprivileged and working Turkish women?s everyday experiences, especially their struggle against and perception of wartime conditions, mobilization and state policies about them. By doing so, it contributes to filling the great gap in late Ottoman historiography and women studies, which rarely examine ordinary women and their everyday problems and struggles for survival and rights. This monograph, in this respect, is centered on two major themes. First, it scrutinizes how ordinary women experienced the war and argues that, in contrast to the modernization accounts that overlook women?s sufferings at the cost of post-war developments in women?s rights and liberties and of upper and middle class educated women?s activities and experiences, ordinary Turkish women had great difficulties during the war years. In this regard, it presents a major caveat to accounts accepting the war years as a period during which Turkish women monolithically experienced a gradual liberty and ?emancipation.? Second, focusing on their everyday activities to deal with difficulties, problems and sufferings, it brings the undiscovered and unexamined forms and aspects of women?s critical and subjective views, their everyday politics to circumvent the adverse conditions and state policies, to make their voices heard, to pursue their rights, and to receive government support into the light.
İkinci Meşrutiyetten Türk ulusal hareketine millî edebiyatın taşrası: Kastamonu vilayeti örneği
Bu tez Türk edebiyatı çalışmalarında millî edebiyat olarak adlandırılan 1911-1923 arasındaki dönemi, Osmanlı imparatorluğunun Kastamonu vilayetinde basılan edebi, kültürel, entelektüel ürünlere odaklanarak incelemektedir. Bu yıllarda Kastamonu vilayetine gelen Süleyman Nazif, Mehmet Akif ve Yakup Kadri gibi millî edebiyatın önde gelen isimleri vilayette bulunmuş ve aktif bir şekilde vilayet basınında eserler üretmişlerdir. Bu dönemde Kastamonu'da üretilen edebiyat metinleri bir yandan millî edebiyat söylemine katılırken diğer yandan ondan ayrışan özellikler gösterir. Bu doğrultuda bu tez öncelikle yazarların metinlerinin nasıl Kastamonu vilayetinin millî edebiyat söylemine katılımında önemli bir rol oynadığını ortaya koyar. İkincil olarak tez özellikle Birinci Dünya Savaşı'nın bitişi ve Osmanlı'nın kaybedişinin ardından basılan yazı ve şiirlerin merkezi devlet yönetimini ve İTC'yi eleştirmeye başladığını iddia eder. Bundan dolayı çalışmada Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Millî Mücadele'nin kazanıldığı döneme kadar geçen yıllar vilayet üzerinde İstanbul hükumetinin merkezi gücünün merkezi gücünün azaldığı savunulmaktadır. Dönemin genelinde Kastamonu'da karşılaşılan edebi, entelektüel malzeme genel anlayışın aksine çok daha karmaşık bir sürecin sonucunda ortaya çıkmıştır. Tüm bunlar bu dönemde Kastamonu'daki edebi ve entelektüel ürünlerin ilk bakışta göründüğünden çok daha karmaşık bir süreçte oluştuğunu arz eder.
1915 - 1928 arası emval-i metruke uygulamaları
Ermenilerin bir kısmı, I. Dünya Savaşı'nın Osmanlı Devleti için en sıkıntılı günlerinde Ruslarla işbirliği yapmış ve Osmanlı Ordusu'nu arkadan vurarak isyan etmişlerdir. Bunun üzerine yaşadıkları yerlerden çıkarılarak vatanın daha güvenli bölgelerine zorunlu göç ettirilmişlerdir. Güvenlik gerekçesiyle gerçekleşen bu zorunlu göç esnasında Ermeniler bazı eşyalarını yanlarında götürebilseler bile taşınır mallarının çok önemli bir kısmını ve taşınmazlarını (arazi, arsa, bina) geride bırakmışlardır. Ermenilerden kalan bu malların korunması, idaresi ve tasfiyesi önemli bir sorun teşkil etmiştir. Hükümet bu sorunun çözümü adına Ermenilerin geride bıraktıkları mallarla ilgili ilk düzenlemeyi sevk ve iskân kararını aldıktan sadece üç gün sonra yapmıştır. 30 Mayıs 1915 tarihli Meclis-i Vükela Kararı'nda Ermenilerin geride bıraktıkları malların idaresi ile ilgili birçok temel esasa yer verilmiş ve bazı açıklamalar yapılmıştır. Daha sonra yapılan diğer düzenlemeler Meclis-i Vükela Kararı'nda ana hatları belirlenen esaslar etrafında şekillenmiştir. Yapılan düzenlemeler ile Ermenilerin geride bıraktıkları malları konusunda özel yetkili emval-i metruke komisyonları kurulmuş ve emval-i metrukeye ilişkin tüm işlemler bu alanda uzmanlaşmış komisyonlar tarafından yapılmıştır. Yapılan düzenlemeler ile bir yandan Ermenilerin daha önce yaşadıkları yerler ile mülkiyet ilişkilerinin yani bir anlamda aidiyetlerin kesilmesi hedeflenirken diğer yandan da Ermenilerin daha önceki yaşadıkları yerlerde isyan edebilme potansiyelleri ortadan kaldırılmıştır. I. Dünya Savaşı'nın bitmesini müteakip zorunlu göçe tabi tutulan kimselerin geri dönmesine müsaade edilmiştir. Geri dönen bu kimselerin iskânı ve mallarının iadesi dönemin hükümetlerini oldukça zorlamıştır. Mütareke Dönemi diye adlandırabileceğimiz bu dönemde, zorunlu göçe tabi tutulan kimselere ait olan mallar yasal düzenleme yapılmaksızın iade edilmiştir. 08 Ocak 1920 tarihli Kararname ile de fiili uygulamalar yasal dayanağa kavuşturulmuştur. Bu dönemde emval-i metruke kapsamındaki malların çok büyük çoğunluğu ilk sahiplerine iade edilmiştir. Milli Mücadele Hareketi'nin, etkinliğini artırması ve bağımsızlık mücadelesini kazanması ile birlikte emval-i metruke konusu Meclis'in gündeminde sıkça yer almıştır. Bu dönemde yürürlüğe konulan düzenlemeler ile emval-i metrukenin kapsamı Müslümanları da kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Bununla birlikte Lozan Antlaşması öncesinde ve sonrasında yapılan hukuki düzenlemeler ile emval-i metruke konusu kalıcı olarak çözüme kavuşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ermeniler, zorunlu göç, emval-i metruke, emval-i metruke komisyonları, emval-i metruke tasfiye komisyonları, geri dönüş.
Morale, obedience, discipline: The politics of motivation in the Ottoman Great War
This thesis aims to deal with how the Ottoman government implemented the incentives to motivate its soldiers and non-conscripted youth. This thesis takes into consideration the fact the Ottoman army is not a homogenous formation; therefore, the various incentives were implemented for various groups of the Ottoman army. My main aim of this thesis is to examine the government policies regarding the motivation, discipline and obedience of both conscripted soldiers and non-conscripted youth and to demonstrate the most fundamental notions by which the Ottoman soldiers were motivated during the World War I with keeping in mind the ethnic and religious heterorganic nature of the Ottoman Army. In this thesis, I will seek answers to what policies the Ottoman government implemented to strengthen motivation, discipline and obedience of its soldiers and the non-conscripted youth between 1914-1918. Also, I will examine how these policies functioned.
A civil unionist: The biography of Mehmed Cavid Bey, 1876–1926
This dissertation, titled A Civil Unionist: The Biography of Mehmed Cavid Bey (1876–1926), analyzes three issues related to the life of Mehmed Cavid Bey, who was the Minister of Finance during most of the Second Constitutional Period. First, as a reflection of the international arena during this period, the close interaction between the Ottoman Empire's financial issues and its foreign policy is examined. Second, the policy-making processes of the Committee of Union and Progress (CUP) are analyzed. Third, how the political preferences of the ruling elite were determined during the transition from empire to nation-state will un-fold along the axis of Cavid Bey's life story. The original value of this dissertation is its effort to understand the mul-ti-dimensional structure of the history of a country and its desire to achieve poltical and financial independence amid wars, conflicts, revo-lution, and ideological transitions through examining the life of an indi-vidual.
Turan gazetesi örneğinde I. Dünya Savaşı'nda Avrupa cepheleri (1914-1915)
Bu çalışmada, Turan gazetesinin "Avrupa Harbi", "Almanların Vaziyeti", "Vaziyet-i Harbiye" ve "Vaziyet-i Umumiye" başlıkları altında yer alan Avrupa cephelerine ait haberler transkribe edilerek araştırmacıların dikkatine sunulmıştur. Avrupa muharebelerine dair detaylı bilgiler içeren bu haberler, Müttefiklerin cephedeki gelişmeleri kendi çıkarlarına uygun olarak kamuoyuna yansıtmaya çalıştıklarına dair önemli ipuçları içermektedir.
Türk resim sanatında 1914-1935 dönemi savaş temalı tabloların incelenmesi
Farklı coğrafyalarda gelişen ve geçmişten günümüze kadar uzun yıllar süregelen Türk Sanatı, Anadolu'da çağına uygun yöntemlerle geliştirilerek, çağdaş Türk sanatının şekillenmesinde büyük rol oynamıştır. Çağdaş Türk resim sanatı tarihi incelendiğinde, 19. yüzyılın ikinci yarısında, savaşı tema olarak ele alınan yapıtların, yağlıboya resim sanatının oluşmasıyla beraber başladığı görülür. Konusu Balkan Harbi olan resimleri, bu bağlamda erken örnekler olarak görebiliriz. Milli Mücadele ve savaş temalı tabloların yapılması ise, genelde Kurtuluş Savaşı'nın yaşandığı yıllara denk gelmektedir. Savaş temalı resimlerin o yıllarda yapılmasında, dönemin ileri görüşlü devlet adamları tarafından teşvik edilmesindeki önemi yadsınamaz. Asker ressamlar kuşağında doğum tarihi 1880'li yıllara rastlayan sanatçılar, Balkan, I. Dünya, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarını her yönüyle yaşamışlardır. Sanatçı kişilikleri bu ortamda oluşmuştur. Sanayi-i Nefise'de gördükleri eğitimden sonra, sanat eğitimlerine Paris'te devam etmişlerdir. Birinci Dünya Savaşından sonra Millî Mücadele adıyla var olma savaşı verilmiştir. Kurtuluş Savaşı sürecinde çökmekte olan imparatorluğu ve farklı bir düzen anlayışını yapılandırma aşamalarının sancıları yaşanmıştır. Yaşanan bu süreçte sosyal anlamda sanatın popülasyonu bile sezilmezken, bu savaşlara katılan, yaralanan ve hatta şehit olan birçok sanatçı olmuştur. İlk defa bu sebeple Türk resim sanatında 1914-1935 dönemine ait savaş temalı resimler yapılmıştır. Sanat olgusunu anlamanın en iyi yolu, sanat yapıtını çözümlemekle mümkündür. Çözümlemelerde, Erwin Panofsky'nin sanat dünyasında geçerliliği onaylanmış ve sanat alanlarında çok kullanılmakta olan "İkonografik ve İkonolojik Sanat Eleştirisi" yönteminden yararlanılmıştır. İkonografik çözümlemeyle, sanat objelerinde iskeleti oluşturan formlarla, konu ve konsept arasında bir ilişki kurulmasını, hayal edilen izlenimlerin çözümlenerek, hikaye ve alegoriler tespit edilmesi amaçlanmıştır. İkonolojik çözümleme ise, sanat yapıtının yapıldığı dönemi, tarihsel özelliklerini sanatçının kişiliğini ve yaşadığı dönemin sanat yapıtına etkisini belirlemek için yapılmıştır.
I. Dünya Savaşının baskıresimlere yansımaları
Tarihte insanlığı etkileyen büyük olayların sanata etkileri her zaman kaçınılmaz olmuştur. 20. yüzyılın başında yaşanan I. Dünya savaşı insanlık tarihinde ve buna bağlı olarak sanat tarihinde büyük izler bırakmıştır. Bu çalışmada, I.Dünya Savaş'ının, plastik sanatların önemli anlatım araçlarından biri olan baskıresimlerdeki ifadelerine yer verilmiştir. Savaşı anlatan bu eserler, konu açısındandan incelenerek ve arkalarındaki hikayeler anlatılarak okuyucunun eserleri anlayabilmesi ve o dönemi daha yakından hissedebilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada bir araya getirilmiş baskıresimler, I. Dünya savaşının tanımlayıcı yönlerinden hemen hemen her birini göstermektedir. Bu yalnızca farklı birçok cephede aynı anda savaşılan ve birçok ulusun dahil olduğu ilk Dünya savaşı değil, aynı zamanda ağır topların egemen olduğu, daha önce hiç görülmemiş kitlesel katliamla, kasaba ve köylerin yerle bir olmasıyla ve manzaraların mahvedilmesiyle sonuçlanan ilk mekanize savaş olmuştur. Ziyaret edilen yurtdışı kütüphanelerinde yararlanılan kaynaklardan baskıresim görselleri fotoğraflanıp kayıt altına alınmış ve çalışma içerisinde kullanılmıştır. Çalışma için toplanmış bu görsellerin nadir bulunabilen eserlerin görselleri olmasına özen gösterilmiştir. Kaynakların bir çoğu yabancı kaynaklardan oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sanat, Savaş, Baskıresim, Propoganda, Litografi, Gravür Baskı.
I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı propagandası örneği: Cihan-ı İslam dergisi
"I.Dünya Savaş'ında Osmanlı Propagandası Örneği: Cihan-ı İslam Dergisi" konulu bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde Türk Basın Tarihinin ilk eserlerine ve Türk dergiciliğinin tarihsel süreci hakkında bilgi verilmiştir. Birinci Bölümde, Cihan-ı İslam Dergisini çıkartan Cemiyet-i Hayriye-i İslâmiye tanıtılarak, cemiyetin dergiyi çıkarma nedenlerine ve kuruluş amacına değinilmiştir. Bu bölümde Cihan-ı İslam dergisi fiziksel olarak tanıtılmış, dergi içindeki haber ve makale başlıkları yayınlandığı dillere göre sınıflandırılmıştır. Çalışmanın İkinci Bölümünde ise, propaganda kavramı ve çeşitleri açıklanmıştır. Aynı zamanda bu bölümde Cihan-ı İslam dergisi, Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı'na katılmadan önceki sayıları ve Osmanlı savaşa katıldıktan sonraki sayıları olmak üzere iki ayrı alt bölümde incelenmiştir. Yine gazetede propaganda amaçlı yayınlanmış makale ve haberlere yer verilmiştir.
I. Dünya Savaşı'nda Kûtü'l Amâre Savaşları ve İngiliz Ordu komutanı Sir Percy Lake'in raporu ile Türk komutanların hatıralarının analizi
Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'nda sınırları içinde ve dışında olmak üzere birçok cephede savaşmak durumunda kalmıştır. Genel olarak katıldığı cephelerde mağlubiyet yaşayan Osmanlı'nın Çanakkale Cephesi'nde deniz ve kara savaşlarında kazandığı başarıdan sonra en önemli zaferi Irak Cephesi'nde 29 Nisan 1916 tarihinde Kûtü'l Amâre'de muhasara altında tuttuğu İngiliz ordusunu teslim almasıdır. Kûtü'l Amâre Savaşları'nda İngiliz Ordusuna komutanlık yapmış olan General Sir Percy Lake'in Kûtü'l Amâre'nin teslim olması sonrasında yazmış olduğu ve Times Gazetesi'nde yayınlanmasının ardından Osmanlı Devleti tarafından Osmanlıca tercümesi yapılarak neşredilen raporun içerisinde yer alan bilgilerin aynı savaşlarda görev yapmış olan Türk komuta kademesinden subayların hatıratlarıyla karşılaştırılarak değerlendirmesi yapılacaktır. General Percy Lake'in yazmış olduğu rapor ve vermiş olduğu bilgilerin Türk subayların hatıratlarında verdikleri bilgilerle karşılaştırılması sonucunda Kûtü'l Amâre Savaşları, dönem içerisinde meydana gelen gelişmeler ve muharebelerde yaşanan asker kayıpları ve diğer zayiatlar daha iyi anlaşılabilecektir.
I. Dünya Savaşı'nda Hicaz'daki sıhhi vaziyet
İnsanoğlunun hastalıkla mücadelesi insanlık tarihi kadar eskiye dayanmaktadır. İnsanlık, tarih boyunca bulaşıcı hastalıklardan dolayı büyük kayıplar vermiştir. Bu hastalıkları tetikleyen unsur da insanların beslenme, hijyen, olumsuz coğrafi koşullar ve barınma koşullarında olumsuz etki yaratan savaşlardır. Savaşlarda ordular ve ülkeler sadece birbirleriyle değil bulaşıcı ve ölümcül hastalıklar ile de mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bu çalışmada da bulaşıcı hastalıkların I. Dünya Savaşı esnasında Hicaz bölgesindeki etkileri üzerinde durulmuştur. Hicaz Bölgesi'nin merkezden çok uzak olması ve merkezle olan bağlantısının sadece Hicaz Demiryoluyla sağlanması bölgenin ikmalinde güçlükler yaşanmasına sebep olmuştur. Ayrıca Arap isyanı (1916) ile demiryoluna saldırıların düzenlenmiştir. Savaşın ilerleyen dönemlerinde bu saldırıların artmasıyla bölgede bulunan Türk kuvvetlerinin merkezle bağlantısı kesilmiş ve ikmal alamayan kuvvetler hem cephane hem de temel erzak malzemesi eksikliği yaşamıştır. Bu durum bölgedeki hastalıkların yayılmasını beraberinde getirmiştir. Sıhhi malzeme eksikliğinden dolayı da hastaların tedavi edilememesi hastalıktan ölüm oranını arttırmıştır. Bölgenin coğrafi şartlarının olumsuzluğu ve temiz suyun az bulunması savaş boyunca bölgede salgın hastalıkların artarak devam etmesine sebep olmuştur. Bölgede en çok görülen bulaşıcı hastalıklar ise dizanteri, humma-i racia, lekeli tifo, kolera ve sıtmadır. Osmanlı Devleti hastalıklara karşı halkın ve askerlerin aşılanması, karantina uygulanması, bireysel ve kıyafet temizliği gibi tedbirler almaya çalışmıştır. Ancak bölgeden alınan rapor, telgraf, harp istatistikleri bölgedeki hastalığın ve buna bağlı vefatların arttığını belirtmesi bu tedbirlerin yetersiz kaldığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: I. Dünya Savaşı, Hicaz Cephesi, Sağlık, Hicaz, Sıhhiye, Hastalıklar, Salgın Hastalıklar
I. Dünya Savaşı arifesinde ve başlarında Sofya merkezli Türk-Bulgar diyaloğu
Bulgaristan'ın I. Dünya Savaşı'nda tarafını belirlemesinde esas noktayı Makedonya'daki emelleri belirlemektedir. İki muharip taraftan hangisi Bulgaristan'ın bu maksadını temin ederse, Bulgaristan o taraf lehine harbe girme niyetindeydi. Bulgaristan, Bükreş Antlaşması'ndan sonra Osmanlı Devleti ile iyi münasebette bulunmanın Bulgar millî politikasına uygun olduğunu ve Makedonya'daki menfaatlerini Osmanlı Devleti ve İttifak Devletleri ile beraber hareket ederek elde edeceğini düşünmektedir. Zira II. Balkan Savaşı ile Bulgaristan'ın topraklarının çoğu Yunanistan, Sırbistan ve Romanya'nın eline geçmişti ve bu Balkan devletleri İtilaf Devletleri'ne meyilli idi. İtilaf Devletleri Bulgaristan'ı kendi tarafına çekebilmek için Yunanistan, Sırbistan ve Romanya'dan toprak alıp Bulgaristan'a vermek zorundaydı. İttifak Devletleri'nin karşısında böyle bir engel yoktu ve Bulgaristan'ın istediği topraklar Almanya ve Avusturya-Macaristan'ın düşmanlarının elinde bulunuyordu. Bulgaristan, her iki tarafın ittifak teşebbüslerine rağmen savaşa girmekte acele etmemiş ve en uygun koşulları temin edene kadar tarafsızlığını korumakta ısrar etmiştir. Nitekim Çanakkale Cephesi'nde İngiliz ve Fransızların aldıkları mağlubiyet, Bulgaristan'ın I. Dünya Savaşı'na İttifak Devletleri safında girmesinde etkili olmuştur. Bulgaristan 1915 yılı Temmuz ayı ortalarında Osmanlı Devleti ile müzakerelere başlamış ve birkaç aylık diplomatik görüşme sonucunda 6 Eylül 1915 tarihinde Osmanlı-Bulgar Hudut Tashihi Antlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşma ile Türk-Bulgar sınırı Bulgaristan lehine yeniden düzenlenmiş ve Dimetoka Bulgaristan'a bırakılmıştır. Bu anlaşma ile beraber Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan arasında bir İttifak ve Muavenet Antlaşması imzalanmıştır. Bulgaristan, imzalamış olduğu bu antlaşmalar ile Sırbistan'a karşı harbe girmeyi kabul etmiş ve I. Dünya Savaşı'na İttifak Devletleri tarafında dahil olmuştur. Anahtar Kelimeler: Bulgaristan, Türk-Bulgar İlişkileri, Sofya Osmanlı Sefareti, I. Dünya Savaşı
I. Dünya Savaşı yıllarında Habeşistan ve Habeşistan'a yönelik Türk-Alman faaliyetleri
I. Dünya Savaşı'nda Habeşistan'ın konumu hem merkezi kuvvetler hem de müttefikler için oldukça önemlidir. Müttefik Devletlerin özellikle de İngiltere'nin Arap Yarımadası'ndaki çıkarları Kızıldeniz'in karşı sahillerinden gelecek herhangi bir tehditle zarar görebilirdi. Savaş döneminde Habeşistan tarafsız ve Doğu Afrika'daki tek bağımsız Afrika ülkesiydi. Kızıldeniz sahillerinde toprağı olmayan bu ülke Avrupalı sömürge yönetimleriyle sınırlarını paylaşıyordu. 1911 ve 1916 yılları arasında Habeşistan tahtında hükümdar Lij Iyasu bulunmaktaydı. Iyasu'nun siyasi hedefleri bu dönemde belirgin olarak Müttefiklerin çıkarlarıyla uyumsuz görünmektedir. Bu noktada savaş sırasında ülkeye yönelik yabancı devletlerin nüfuz girişimlerinin de yoğunlaştığı anlaşılmaktadır. Lij Iyasu'nun Merkezi kuvvetlere olan yakın politikası Türk-Alman faaliyetlerinden olan elçilikler ve çeşitli istihbarat hedefleri güden misyonlar ve siyasi ajanlar tarafından teşvik edildiği yönünde bir yaklaşımla karşılaşılmaktadır. Bu doğrultuda çalışmada Türk-Alman faaliyetlerinin bir örneği olan Leo Frobenius misyonu incelenmektedir. Aynı zamanda İngiltere, Fransa ve İtalya'nın savaş öncesi, sırası ve sonrasında Habeşistan üzerinde kontrolü sağlama çabaları çeşitli anlaşmazlıklar da ön plana çıkarılarak irdelenmektedir. Somali'de sömürge karşıtı direnişin lideri olan Seyyid Muhammed Abdullah bin Hasan'ın Lij Iyasu'dan aldığı destek Habeşistan'ın politikalarını anlamak açısından önemli görülmüştür. Savaş boyunca Habeşistan'da yaşana gelişmeler 1916 Hükümet darbesi ile son bulmuş ve bu ülkenin savaş sonunda karşılaşacağı sorunların da temelini oluşturmuştur. Müttefiklerin Habeşistan'a silah ambargosu girişimleri bu noktada etkili olan önemli bir eylem olarak incelenmektedir. Anahtar Kelimeler: I. Dünya Savaşı, Habeşistan, Lij Iyasu, 1916 Hükümet Darbesi, Osmanlı Devleti, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, Seyyid Muhammed bin Abdullah Hasan