India

136 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Avrupalı seyyahların gözünden Babürlü Sultanı Cihangir döneminde içtimâî hayat

Babür Şah, 1526 yılında Babürlü Devleti'ni kurmuştur. Babür'ün oğlu Hümayun'un döneminde, 1540-1555 yılları arası Babürlüler Hindistan'ı kaybetmiş olsalar da, daha sonra egemenliklerini yeniden tesis etmişlerdir. Hümayun'un oğlu Ekber dönemi, Babürlü devletinin siyasi, askeri, idari, dini, kültürel ve içtimai yönlerden pekişmesi ve Hindistan'da sağlam temellere dayanması anlamına gelmektedir. Çalışmamızın ana konusu olan Babürlü tarihinin Cihangir dönemi, Ekber döneminde gerçekleştirilen reform ve düzenlemelerin devlet ve toplum nezdinde yansımalarının en iyi şekilde görülebildiği bir devri teşkil etmektedir. Bundan başka Cihangir dönemi Avrupalı seyyahların ticari kaygılarla Hindistan'a akın etmeye başlamaları sebebiyle de ayrı bir önem taşımaktadır. Hazırladığımız bu tezde Hindistan'ı ziyaret etmiş olan yabancı seyyahların Cihangir devri içtimaî hayatına dair görüşleri ve notları değerlendirilmiştir. Thomas Roe, Edward Terry, Francisco Palsaert, William Hawkins, William Finch, Thomas Coryat, John Jourdain, Pietro Della Valle, Joannes De Laet, Fernao Guerreiro, Joseph De Castro gibi Avrupalı seyyahların eserlerinin yanı sıra Cihangirname, Babürname, Hümayunname gibi hatıratlar da kullanılmıştır. Çalışma, giriş bölümü haricinde üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında tezin konusu, amacı, önemi ve yöntem belirtildikten sonra çalışmada kullanılan kaynaklar verilmiş ve Cihangir'in ölümüne kadar olan Babürlü Devleti'nin siyasi olayları aktarılmıştır. Tezin birinci bölümü, Babürlü ülkesinin genel yapısını ihtiva eden coğrafya, iklim, ticaret ve şehirler ile sürdürülmüştür. İkinci bölümde; din, suçlar-cezalandırmalar, sosyal devlet anlayışı, doğum, eğitim, evlilik, ölüm, giyim-kuşam ve yemekler üzerinden Cihangir dönemi toplumu anlaşılmaya çalışılmıştır. Son bölümde ise Cihangir döneminde gerçekleştirilen törenler, şenlikler, bayramlar ve eğlenceler hakkında bilgi verilmiştir. Durbar, darşan, tartı merasimi, nevruz, hayvan güreşleri, av, bayramlar, çeşitli oyunlar ve diğer birtakım eğlenceler üçüncü bölümde ele alınan konulardan bazılarını oluşturmaktadır. Çalışmamızın sonucunda yabancı seyyahların eserlerinin Cihangir dönemi içtimai hayatının aydınlatılmasındaki önemi ortaya konulmuştur. Ayrıca Babürlülerde dinamik ve çok kültürlü bir sosyal hayatın mevcut olduğu anlaşılmıştır. Özellikle Türk, İslam ve Hinduizm kültürlerinin bir araya gelmesi ile bir Babürlü kültürü meydana gelmiştir.

Avrupalı gezginlerBabürlülerHindistan+4
Yakup Aslan
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Hindistan bağımsızlık mücadelesi: Gandi, Cinnah Ve Nehru'nun rolünün tarihsel bağlamda değerlendirilmesi (1857-1947)

Hindistan; coğrafya, ırk, din, ekonomik koşullar olarak muazzam bir çeşitliliğe sahip, bunun yanı sıra tarihî ve kültürel olarak binlerce yıllık geçmişi olan bir ülkedir. Bu tez çalışmasında Hindistan'ın kadim halklarının, İngiliz egemenliğinden koparak bağımsızlığına kavuşmasının süreçleri incelenmiştir. Toplumun sınıfsal, etnik, dinî vb. ayrım gözetmeden pek çok farklı kesiminden destek ve katılım almış, dönemsel iş birliği ve rekabet hâlinde olan alt grupların varlığını eş zamanlı bünyesinde barındıran bu bileşke kuvvet, temel hedefi olan ulusal bağımsızlığı kazanmış ancak insanlık tarihinin en büyük felaketlerinden biri sayılan toplu göç ve şiddet hareketleri sonucu ikinci bir bölünmeye giderek, günümüzdeki Hindistan ve Pakistan devletlerinin doğuşuyla nihayete ermiştir. Tez çalışmamızın zaman aralığı 1857-1947'dir. Söz konusu bağımsızlık sürecine yön veren gelişmelerin etkili biçimde aktarılması amacıyla, bir yöntem olarak, Hindistan tarihi Antik Çağ, Orta Çağ ve Modern Çağ şeklinde bölümlendirilmiş, ilgili dönemlerde öne çıkan siyasi yapılanmalar ve liderlerden bahsedilmiştir. Bunun yanı sıra bağımsızlık hareketinin ulusal liderleri konumunda bulunan Mahatma Gandi, Cavaharlal Nehru ve Muhammed Ali Cinnah'ın yaşamlarından kesitler sunulmuş, bu liderlerin fikirsel bakış açıları ve bağımsızlığa giden yoldaki tercihlerinin sürece etkisi detaylı biçimde incelenmiştir. Tez çalışmamız 1947 yılında gerçekleşen bağımsızlık ve Hindistan'ın bölünmesi ile son bulmaktadır. Anahtar Sözcükler: Mahatma Gandi, Cavaharlal Nehru, Muhammed Ali Cinnah, Hindistan Bağımsızlık Hareketi, Hint Ulusal Kongresi, Müslüman Ligi.

BağımsızlıkCinnah, Muhammed AliGandi, Mahatma+4
Ali Erhan Ertan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Nagarcuna düşüncesinin mantık ve metafizik eleştirisi

Eski Hindistan'da mantık ilkeleri, örneğin çelişmezlik ilkesi, konu hâline getirilmese bile bilinmekteydi. Ancak mantığın konu kılınması ve o zamana kadarki bilgilerin derlenip toparlanması işini MS ikinci yüzyılda yaşamış Hint filozoflarından Nagarcuna üstlenmiştir. Nagarcuna, mantığı kullanarak, gerçekliği belli bir şekilde ve kendindeliğe sahip göstermenin bir aracı olan mantıkla, svabhava, şunya, nirvana ve çatuşkoti kavramları üzerinden bu aracın imkânlarıyla bir şeylere töz atfedilmesini bir yanılsamadan ibaret görmüştür. Geç dönem Wittgenstein'da da buna benzer bir eleştiri sözkonusudur. O da dilin bir mantığı olduğu, o mantığın bize bir gerçeklik resmi sunduğu ve bizim ancak bu yolla felsefe yapabileceğimiz gibi düşüncelerden kurtulmaya çalışmıştır. Metafiziğe karşı bu tutum 20. yüzyılın ikinci yarısında modal mantığın klâsik olmayan mantıkların modellere sahip olmasına izin verecek biçimde gelişmesiyle bir değişim geçirme eğilimine girmiştir. Bazı yeni dönem mantıkçılar, örneğin İngiliz filozof Graham Priest, çelişkilerin gerçekliğin bir parçası olduğunu savunmaya başlamışlardır. Doğal dilin çelişkiler içermesi düşüncesinden hareketle, dilin resmettiği gerçekliğin de bu anlamda çelişkiler içermesi gerektiği düşüncesine bir geçiş yapmış, bu düşünüş biçiminin Batı metafiziğini Hint metafiziğine yakınlaştırdığı görüşünü öne sürmüştür. Priest'in temellendirmeye çalıştığı bu görüş, Nagarcuna'nın yaklaşık iki bin yıl önce, yazdığı kitaplarda ortaya koyduğu Orta Yol düşüncesinin bir yorumu olarak ele alınabilir. Tezimizde bu bağlamda Nagarcuna düşüncesi, kavramları ve bu düşüncenin yankıları değerlendirilerek, metafiziğin geldiği nokta açısından Priest'in ileri sürdüğü gerekçeler gözönüne alınarak, Batı metafiziğinin Hint metafiziğine yakınsayıp yakınsamadığı, Hint metafiziğinin felsefe için bir açılım sağlayıp sağlamayacağı sorularına cevap aranmaya çalışılmıştır.

BudizmFelsefeHindistan+4
Ayşe Yılmaz
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ebu'l Kelam Azad ve Mahatma Gandhi'nin dini düşüncelerinin Hindistan'da başlatılan sivil itaatsizlik eylemlerine etkileri

Dini düşünceler ve inanışlar, toplumsal değişim ve dönüşüm süreçleri üzerinde önemli bir role sahiptir. İnsanların kültürel değerleri, ahlaki ilkeleri ve siyasi düşünceleri üzerinde derin etkiler bırakan dini düşünceler ve inanışlar, toplumsal hareketler ve ortaya konulan eylem modelleri üzerinde de önemli bir etkiye sahip olmuştur. Nitekim dini motivasyonla başlatılan toplumsal hareketler, ortaya konulan eylemlere aşkın bir hüviyet kazandırarak hareket üyeleri arasındaki bağların da güçlenmesine sebebiyet vermektedir. Bu durum neticesinde ise gerçekleştirilen eylemler normalden daha güçlü kılınarak hareketin başarıya ulaşma şansı da artmış olur. Bu çalışmada, Hindistan'ın bağımsızlık mücadelesinin önde gelen iki ismi olan Ebu'l Kelam Azad ile Mahatma Gandhi'nin dini düşüncelerinin ortaya koymuş oldukları toplumsal hareketlere sivil itaatsizlik eylemlerine etkisi incelenecektir. Bu doğrultuda, çalışmada evvela toplumsal hareketler ve sivil itaatsizlik literatürü değerlendirilecek olup, meselenin teorik arka planına yer verilecektir. Ardından ise Ebu'l Kelam Azad ile Mahatma Gandhi'nin hayatı, dini ve siyasi düşüncelerin gerçekleştirdikleri eylem modelleriyle paralel bir şekilde incelenecektir. Son olarak ikilinin başlatmış oldukları toplumsal hareketler ve bu hareketlerin bir eylem modeli olan sivil itaatsizliğin günümüze etkileri ve bıraktıkları miras değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: Ebu'l Kelam Azad, Mahatma Gandhi, Hindistan, sivil itaatsizlik, toplumsal hareketler

Din sosyolojisiEbu'l Kelam AzadEylem+4
Recep Yiğit
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Revivalist discourse in modern hinduism: A socio-religious study of the ramakrishna movement

ABSTRACT The aim of this thesis is to analyze Sri Ramakrishna Paramahamsa's (1836-1886) revivalist discourse based on three perceptions (i.e. God-Nature, Self, and Society) in the context of the emergence of new religious movements in modern India. Unfortunately, the scope of the study of revivalist movements is generally limited to the Middle East and the Western world, whereas, this piece of work dedicated to South Asia region to make available sources for comparison of Abrahamic and non-Abrahamic religions in the context of modernity. This would be my larger contribution to the study of revivalist movements. I also aspire to provide an academic discussion to the intellectual scholarships in the field work of studying the religions and modernity. The thesis is composed of four chapters plus introduction and conclusion part. Introduction part explains my methodological, theoretical and conceptual framework of how and why I study the revivalist discourse of Sri Ramakrishna, the importance of this thesis, literature reviews, my aims and positions in the Ramakrishna studies, some statements about my study. Chapter one explores the core dimensions of the socio-religious changes in Bengal in order to find the basic elements of the revivalism in Bengal Renaissance during 1800-1830s. Chapter two contains an overview of Ramakrishna's life considering his spiritual experience turning into religious doctrines. Chapter three examines Ramakrishna's revivalist discourses in his daily speeches as recorded in the Gospel of Ramakrishna. Chapter four concentrates how Ramakrishna's revivalist discourse was perceived by his disciples, especially by his foremost devotee Swami Vivekananda and how Ramakrishna Math and Mission started as an organization. Conclusion part includes all of my research findings of this master thesis project and also it gives a general overview of the concluding remarks of each chapter. Outcomes of his revivalist discourse regarding God-Nature shortly are; everything in universe is an embodiment of God and God is active all the time and takes care of everything; regarding self, attachment to worldly things (i.e. women and gold and egotism) are the main problems of modern man and the solution is realization of God with guidance of a religious leader (guru) by experiencing renunciation, devotion, faith and meditation; regarding society, instead of dogmatism of religions and sects he purposes the idea of harmony of religions.

Aligarh MovementMovement of JadidismReligious sociology+7
İhsan Altıntaş
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

BJP in social media: A multiple time analysis of ideology in terms of populism and nationalism

The BJP (Bharatiaya Janata Party) of India has achieved unprecedented electoral success in its last two terms, resulting in two consecutive wins with a large majority. This success, both in national and local elections, is often credited to their successful use of social media in mobilizing people on their behalf. For this reason, the national election in 2014 and subsequent local election at the federal level was termed the first "social media election" in India. There is an effort to see and connect the BJP's use of social media and its success with the global rise of populism and their inclination to use alternative media. On the other hand, most of the literature previously produced regarding the BJP considered the BJP as a nationalist or right-wing nationalist political party. This study attempts to analyze the BJP's social media articulation and decide if they are nationalist or populist. To do this, different timeframes are observed, as well as if it creates any variation or stability in the BJP's articulation in terms of its ideological position. The research shows that most of the fluctuation is related with shorter layer of time, while there is a stability in their imagination of longer time. Keywords: populism, nationalism, BJP, social media, multiple time

Bharatiaya Janata PartyIndiaNationalism+4
Ahmad Sabbır
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The quest of kabir: Conscience as poetry in pre-modern India

Pre-modern India, also known as the Bhakti period, is a crucial period in Indian history. Kabir, as an oral poet, is the most remarkable figure of this period. Many scholars, particularly historians, have differed in assessing Kabir within a broader historical context. However, no scholar has tried yet to study Kabir from the civilization perspective. That is what I intend to do in this thesis and while doing so, I argue that Kabir's poetry embodies muhabbate-e kul and represents a civilizational metaphor or conscience that was achieved in pre modern India. To support my argument, I invoke Marshall G S Hodgson's projection of Islamicate highlighting three figures in unity in the Indian subcontinent: Kabir, Akbar, and Abu'l Fazl. Akbar, the Mughal Emperor, and his advisor-cum-historian Abu'l Fazl developed sulh-e kul (universal peace). Both intended to establish muhabbate-e kul (universal love) that was based on the conscience developed by Kabir. Thus, muhabbate-e kul embodies and justifies Hodgson's neologism of Islamicate civilization. This thesis is my humble attempt to reread world history by overcoming the crucial analytical gap that omits the Bhakti legacy. By focusing on Kabir's poetry as a missing narrative, I trace the trajectory of Hodgson's Islamicate civilization, complimented by Bruce B Lawrence's barzakh logic. With this approach, my analysis of Kabir's poetry offers new and vast implications for the civilizational legacy of South Asia. Keywords: Asabiyya, barzakh, Bhakti-Sufi network, Islamicate civilization, Kabir, muhabbat-e kul

AsabiyaBarzakhIndia+5
Rajeev Kumar
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Hindistan'da kast sistemi ve Müslüman dalitler

The caste system is one of the most extreme forms of social stratification. When one thinks about the stratification system in the world, India is the first place that springs to mind. Although the Indian caste system is primarily organized into four divisions, there is another group called Dalits that falls outside of this categorization and is regarded as an outcast among all of these castes. While the caste system is associated with Hinduism, Indian Muslim, and Christian Dalit caste groups have emerged in recent centuries after their conversion. The Caste system is supported not just by Hindu holy texts allowing Hindus to practice it, but it has also spread in numerous forms among various religious groups, particularly among Indian Muslims. This thesis examines the caste system and Dalits as represented in Hindu sacred scriptures, as well as contemporary scholars' perspectives on the subject. This study also focuses on Dalit Muslims, who establish Dalit identities after converting to Islam to obtain political, economic, and employment reservations from the government in the same way that Hindu Dalits do. Even though there have been numerous studies on this topic throughout the world, this thesis aims to provide a fresh addition to the field of Religious Studies in Turkey because Dalit Muslims is a subject that has not been studied in depth by Turkish academics. Keywords: Dalit; Dalit Muslims; Indian Caste System; Religious Conversion.

DalitChange of faithIndia+3
Mohammed Shamsuddın
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The singing body: The embodiment processes in the transmission of musical knowledge - a case study of Prof. Dr. V. Balaji

This thesis explores the embodiment processes I have experienced during my study period of violin in guru-shishya parampara (master-disciple tradition) with Prof. Dr. V. Balaji, in Varanasi, India. I investigate the issue as a case study through examining his teaching methodology, pedagogical approach, the spiritual/religious setting in Dr. V. Balaji's space, and the mutual engagement by both the teacher and the student. Reviewing the works about Asian music and embodiment until now, with this research, I hope to fill the gap of an elaborate up-to-date study focusing on the transmission of musical knowledge with an embodiment approach.

SomatizationIndiaViolin+3
Aslı Büyükköksal
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hindistan'ın Şanghay İşbirliği Örgütüne katılma nedenleri ve bu nedenlerin küresel faktörler bazında incelenmesi

Hem Asya kıtasında hem de günümüz uluslararası toplumda adından ve faaliyetlerinden söz ettiren Şanghay İşbirliği Örgütü, 2001 yılında Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu, Kırgızistan, Kazakistan, Tacikistan ve Özbekistan tarafından kurulmuştur. Şanghay İşbirliği Örgütü, Haziran 2017 yılında gerçekleştirdiği zirvede Hindistan ve Pakistan'ın tam üyeliklerini kabul ederek üye sayısını sekize çıkarmıştır. Örgüt, tam üyelerine ek olarak gözlemci üyeleri ve diyalog partnerleri ile dünya siyasetinde önemli bir yere sahiptir. Başlangıçta sınır sorunlarına çözüm arayan örgüt zamanla yelpazesini genişletmiştir. Bölgesel sorunlara çözüm bulmak için attığı adımlarda özellikle güvenlik tehdidi olarak gördüğü terörizm, aşırıcılık ve ayrılıkçılık ile mücadelenin altını çizmiştir. Güvenlik boyutunun yanı sıra ekonomik, ticari, kültürel, eğitim ve teknoloji gibi alanlarında da işbirliğine önem veren örgüt, üye ülkelerinin çıkar ve beklentileri doğrultusunda birçok faaliyette bulunmuştur. Hindistan'ı bu üyeliğe iten nedenler incelendiğinde politik, güvenlik ve ekonomik faktörlerin etkili olduğu görülmektedir. Politik nedenlerin başında Hindistan, iki önemli rakibi olan Çin ve Pakistan ile aynı platformda buluşabilecektir. Güvenlik nedeninin altında yatan ise Keşmir Meselesi, Afganistan'daki istikrarsızlığın yayılması ve uyuşturucu kaçakçılığının bölgede yayılmasıdır. Son olarak ekonomik nedenler ise üye ülkeler ile ekonomik işbirliğini geliştirmek ve enerji ihtiyacını karşılamaktır.

HindistanUluslararası ilişkilerUluslararası politika+3
Melike Tekin
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Cultural reconciliation in Sherman Alexie's flight and the absolutely true diary of a parttime Indian

Multicultural identity is the common feature of global world. Being an individual who seeks to find a place in the modern world requires reconciliation and assimilation into modern multicultural traditions. This study aims to analyze the American Indian's cultural traditions and lifestyle. Post-colonialism has influenced not only black, brown, yellow Americans but also Native American individuals culturally and psychologically. As a result of intercultural conflicts, many socio political problems have appeared on the continent. Native Americans were subjected to the violation and racist applications by the new settlers. Alcoholism and poverty have been the most familiar, endemic problems of American-Indians in the reservation basin. The Religious transformation and assimilation of minorities have appeared as the big problem. Sherman Alexie is the prolific, contemporary, and red skin American author who has grown up in the 'Spokane Indian reservation'. His two young famous novels - Flight and The Absolutely True Diary of a Part-Time Indian - discuss the chaotic communities in terms of seeking new identities. He masterly, embodies the social problems of the society to expose the painful picture of American Indians using inspired characters from the literary and true stories. He encourages the young generation to eliminate American Indian stereotypes. He always progresses toward cultural identity reconciliation. He draws a clear picture of the problem to the world through these two important novels. The protagonist Zits is a half-Native American orphan in the Flight, Arnold is a protagonist In The Absolutely True Diary of a Part-Time Indian. Both protagonists suffer from poverty and alcoholism inside their reservation. Using the two narratives, Sheman expresses American Indian traumatic life due to colonialism. Through the eyes of two Native vi American teenagers, Alexie demonstrates the struggles for hope and builds red identity in the modern era. Both protagonists seek to reconcile with themselves and other racial groups as well. Keywords : Culture, Reconciliation, American-Indians, Sherman Alexie, Alcoholism, Reservation, Post-Colonialism.

Alexie, ShermanLiterary worksIndia+3
Shokhan Abdalla Rasul
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kırılgan beşlilerin dış ticaret rekabet gücü : Karşılaştırmalı analiz

Rekabet gücü küresel piyasada ülkelerin daha etkin olmasını sağlayan güçtür. Diğer bir yönden de, rekabet gücü, belirli bir üründe ilgili ülkenin nispi anlamda güçlü ve zayıf yönlerini belirlemektedir. Ülkelerin küresel piyasalarda ihracat rekabet güçlerinin analizinin yapılması ve karşılaştırılması amacıyla Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlük (AKÜ) indeksleri kullanılmaktadır. Bu doğrultuda, açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler değerindeki bir artış bir üründe söz konusu ülkenin rekabet gücündeki bir artış anlamına gelmektedir. Çalışma, Kırılgan Beşli ekonomiler olarak adlandırılan, FED'in 2013 Mayıs kararından en fazla etkilenen ülkeler olan Brezilya, Hindistan, Endonezya, Güney Afrika ve Türkiye'yi kapsamaktadır. Bu bağlamda, söz konusu ülkelerin ihracat rekabet güçlerinin karşılaştırmalı analizinin yapılabilmesi maksadıyla 2000-2014 yıllarına ilişkin Balassa ve Vollrath'ın AKÜ İndeksleri hesaplanmış ve yorumlanmıştır. Ayrıca, ülkelerin ihracat rekabet güçlerinin daha sağlıklı bir şekilde kıyaslanabilmesi amacıyla Karşılaştırmalı İhracat Performans indeksi (KİP) hesaplanmıştır. Kırılgan Beşli Ekonomilerin ihracat rekabet güçlerinin yanı sıra, yurtiçi uzmanlaşma düzeylerinin ve ihracat benzerliklerinin ortaya koyulması maksadıyla Net Ticaret, İhracat-İthalat Oranı ve İhracat Benzerlik İndeksi de hesaplanmıştır. Söz konusu indekslere ilişkin analiz sonuçları, Kırılgan Beşli ekonomilerin ağırlıkla hammadde, emek yoğun malların ihracatında rekabet gücüne sahip olduğunu göstermektedir. Bu durum, sözü edilen ekonomilerin katma değeri düşük malların üretiminde ve ihracatında uzmanlaşmış olduğunu ortaya koymaktadır. Kırılgan Beşli ekonomilerin uluslararası piyasalarda katma değeri yüksek, AR-GE ve teknoloji bazlı ürünlerin ihracatında uzmanlaşamaması ve rekabet gücüne sahip olmaması gelişen ülkeler arasında ön saflarda yer almasını ve gelişmiş ekonomileri yakalamasını güçleştirmesi kuvvetle muhtemeldir.

BrezilyaDış ticaret politikalarıEkonomik kırılganlık+7
Şule Batbaylı
Uşak University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Muhammed Hayât es-Sindî'nin (Ö.1163/1750) hayatı eserleri ve hadisçiliği

Hindistan-Pakistan coğrafyasının ilim ve ulema ile olan alakası erken dönemlere uzanmaktadır. Arap yarımadasından bölgeye yapılan seferler ile başlayan bu alaka bölgenin İslam hâkimiyeti altına girmesinden sonra artarak devam etmiştir. Bu coğrafyaya mensup ulemanın İslami ilimlere dair bıraktıkları sayısız eser, İslam kütüphanesinin zenginleşmesinde önemli bir rol oynamıştır. Bölgede konuşulan dil Arapça olmamasına rağmen yazılan eserlerin pek çoğunun Arapça kaleme alınmış olması bu kaynakların dolayısıyla da bölge âlimlerinin Arap coğrafyası başta olmak üzere diğer İslam beldelerinde de tanınmasına vesile olmuştur. Hadis ilmiyle iştigal eden veya az çok araştırmada bulunan kişilerce malum olduğu üzere özellikle hadis ilmi alanında Hind-Sind bölgesinde eskiden beri ciddi çalışmalara imza atılmıştır. Bu çalışmalarla hadis ilmine katkılar gerek tedris gerekse telif olarak günümüz de belirli medreselerde sürdürülmektedir. Sind coğrafyasından yetişmiş muhaddislerin tanınmış simalarından biri de Muhammed Hayât es-Sindî'dir. Hayatının belirli dönemine kadar bölgede yaşayan müellifin daha sonra Hicaz'a gitmesi ve orada farklı âlimler ile ilmi-fikri alışverişte bulunması onun zengin ilmi kişiliğinin teşekkülünde etkili olmuştur. Akaid-kelam, tasavvuf, fıkıh, hadis gibi farklı alanlarda kitapları olan Sindî, gerek döneminde gerekse kendinden sonraki ilim ehlince ilmi makamı teslim edilmiş bir âlimdir. Muhaddis yönü diğer ilimlerle olan alakasının önüne geçmiş diyebileceğimiz bu âlim, vefatına kadar Mescid-i Nebevî'de hadis okutmasının ve farklı bölgelerden gelen çok sayıda ilmî şahsiyetin kendisinden istifade etmesinin yanında hadis ilmine dair bazı eserler de telif etmiştir. Hakkında ülkemizde kapsamlı akademik bir çalışmanın yapılmadığı, DİA maddeleri arasında da biyografisi zikredilmeyen Muhammed Hayât es-Sindî'nin hadisçiliği başta olmak üzere izlediği ilmi metod eserleri kanalıyla sunulmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: es-Sindî, Hadis, Şerh, Hindistan.

BiyografiHadisHindistan+3
Şerafeddin Aktaş
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hindistan'ın Orta Asya enerji politikası ve Afganistan'ın güvenliğine etkileri

Afganistan, Pakistan ve Hindistan, zaman zaman bu ülkeler arasındaki gergin ilişkilere rağmen uzun bir dini, kültürel ve dilsel yakınlık geçmişini paylaşmaktadır. Türkmenistan - Afganistan - Pakistan - Hindistan (TAPI) Projesi gibi projelerin, komşu ülkelerin ortak bir ekonomik çıkarlatınn etrafında bir araya gelmelerine yardımcı olacağını dair umut vardır. TAPI Projesi kapsamında Türkmenistan'dan Afganistan, Pakistan ve Hindistan'a doğalgaz taşıyacak 1.814 kilometrelik bir boru hattın tasarım, satın alma, inşaat, işletme ve bakım işleri bulunmaktadır. Doğalgaz boru hattın 214 kilometrelik bölümü Türkmenistan'ı geçiyor, Afganistan'a 774 kilometrelik bir bölüm kurulacak ve 826 kilometre'lik bölümü de Pakistandan geçecek. TAPI doğalgaz boru hattının tam olarak devreye geçmesinden sonra, 30 yıl boyunca yıllık 33 milyar metreküp doğalgaz ihraç edilmesi beklenmektedir. Hindistan ve Pakistan, her biri 14 milyar metreküp/yıl alacak, kalan 5 milyar metreküp/yıl ise Afganistan'a tedarik edilecek. TAPI Projesinde, Pakistan ve Hindistan artan enerji ihtiyaçlarını gidericek, Türkmenistan da geniş doğalgaz rezervleri için pazarı genişletirecek, Afganistan da transit ücreti tahsil ediyor. Bir doğalgaz boru hattı olan TAPI Projesi, bölgesel rakipler arasında işbirliğini geliştirme ve bölge genelinde ekonomik kalkınmanın güçlendirme potansiyeline sahip bir "barış boru hattı"dır. Ayrıca, TAPI Projesi Afganistan'daki şiddeti azaltma ve Afganistan'da ve Pakistan ile Hindistan gibi bölgesel rakiplerde, güvenlik ve bölgesel istikrarı sağlama potansiyeline de sahiptir.

AfganistanEnerjiEnerji politikaları+7
Setara Setayesh
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet rollerinin hindistan filmleri üzerinden incelenmesi

Kitle iletişim araçları arasında en yaygın araç televizyondur. Televizyon yeni medya mecralarının yaygınlığına rağmen birey üzerinde etkili olmaya devam etmektedir. İnternetin gelişiyle birlikte insanlar telefon ve bilgisayar gibi elektronik cihazlara daha fazla odaklandılar. Çoğunlukla televizyon izlemek, neredeyse tüm televizyon programlarının yayınlandığı sosyal ağlar profilinden sıkıcı hale geldi. Gittikçe, aynı anda hem bilgilenmenizi, hem eğitim almanızı hem de eğlenmenizi sağlayan web Tv gibi yeni şeyler ortaya çıkıyor. Tüm bu unsurlar, televizyonda, Netflix ve diğerleri gibi çeşitli platformlarda yayılan reklamlar, filmler veya diziler aracılığıyla cinsiyetler arasındaki yani erkekler ve kadınlar arasında eşitsizliklerin etkilenmesine katkıda bulunur ve bu klişelerin yayılmasına katkıda bulunur. Erkek ve kadın hiçbir düzeyde eşit olamaz, ancak hepimiz aynı şeyleri yapabiliyoruz, erkek ve kadın arasında var olan tek fark, doğal olan cinsiyet düzeyinde kalır. Bunun için bu çalışmada hedef, toplum tarafından kadına ve erkeğe aktarılmış olan rollerin en çok izlenen saatlerde yayında olan Hint filmlerindeki karakterler aracılığı ile nasıl temsil edildiğini, toplumsal cinsiyet rollerinin bu şekilde nasıl yeniden üretildiğini ve ataerkil toplum yapısının özelliklerinin filmlerin hikayeleri ve karakterlerinde nasıl sunulduğu yer almaktadır. İçerideki yer alan karakterler ve hikayeler aracılığı ile toplumsal cinsiyet kalıp yargılarının yeniden üretilmesini sağlayan 2016-2020 yıllar arasında Netflix' de gösterimde olan Dangal ve Gunjan Saxena savaşta bir pilot filmleri örnekleme olarak seçilmiştir. Filmlerde kadın ve erkek temsillerinin nasıl sunulduğunu ortaya koymaktadır.

Cinsiyet rolleriFilmHindistan+2
Bibata Boubacar
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Hindutva Doktrini ve Hindistan'da 2019 seçimlerinde Bharatiya Janata Partisi: Eleştirel söylem analizi

Bu çalışma, Hindu-şovenizmini Hint milliyetçiliğinin ruhu olarak gören Hindutva doktrininin, Hindistan 2019 genel seçimleri sırasında Bharatiya Janata Partisi'nin popülist söyleminin gelişiminde nasıl merkezi bir rol oynadığını anlama çabasıdır. BJP, modern dönem Hindutva hareketinin temelini oluşturan aşırı sağcı Hindu örgütü Rashtriya Swayamsevak Sangh ile yakın ideolojik bir ilişki içindedir. 2014'ten bu yana Başbakan Narendra Modi'nin yönetimi altında azınlıklara karşı zulüm ve hoşgörüsüzlük olayları da artmıştır. Özellikle Hindistan'da yaşayan Müslümanlar BJP tarafından yabancı olarak etkiketlenmektedir. Bu çalışma 2019 seçimleri sırasında Bharatiya Janata Partisi'nin ve önemli liderlerinin Twitter'da paylaştığı metinsel ve görsel metinleri niteliksel olarak değerlendirmek için Norman Fairclough tarafından geliştirilen üç boyutlu eleştirel söylem analizi modellini kullanmaktadır. Buna ek olarak, Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin seçim konuşmaları da popülizmin ve Hindutva doktrininin temelleri etrafında temalar ve alt temalar geliştirilerek analiz edilmiştir. Araştırma sorularına cevap aranırken Hindutva doktrininin mitolojik ve tarihsel temeli ile popülizm üzerine kuramsal tartışma göz önünde bulundurulmuştur. Hindutva ideolojisinin BJP'nin seçim kampanyasında merkezi bir rol oynadığı, halkın Hindu olarak inşasına ve aynı zamanda diğerlerinin düşman olarak tanımlanmasına, karizmatik liderin tanımlanmasına ve yabancı düşman tanımının yaratılmasına yardımcı olduğu bu çalışmada ortaya çıkmıştır. Ayrıca BJP'nin tarihsel ve mitolojik referansları, sembolizmi ve ritüelistik kavramları çok yoğun kullandığı, Hindutva doktrininin çağdaş yüzü olduğunu iddia edebilmek için Hindutva temelli siyasi ve anayasal reformlar vaat ettiği görülmüştür. Dolayısıyla bu çalışma, dünyanın en büyük demokrasisinin siyasi ve kamusal söyleminin, azaltılmış siyasi özgürlükler, demokratik olmayan uygulamalar ve Hindu şovenizminin önünü açma amacıyla, etkili bir siyasi iletişim aracı olarak ultra sağ popülizm söyleminin kullanılarak, nasıl şekillendirildiğini gözler önüne sermektedir. Anahtar Sözcükler: Bharatiya Janata Partisi, Narendra Modi, Hindutva, Sağ Popülizm, Siyasal İletişim, Hint Milliyetçiliği

Critical discourse analysisIndiaHindutva+7
Ali Zaın
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Yabancı dil olarak ve ikinci dil olarak Türkçe öğretiminin ihtiyaç analizi: Hindistan örneği

Yabancı dil olarak ve ikinci dil olarak Türkçe öğretiminin her geçen gün önem kazandığı ortadadır. Yabancı dilin önemi ve yabancı dilin nasıl öğretileceğinden ziyade yabancı dili öğrenenlerin dili hangi ihtiyaçlar için öğrendiği her şeyden daha çok önem arz etmektedir. Çünkü öğrencinin ihtiyaçlarını bilmeden kullanılan yöntem, teknik, yaklaşım ve strateji ile dili öğretmek için ne kadar gayret gösterilerse gösterilsin öğretici temel amacına ulaşamayabilir. Türkçe öğrenen bireyler ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla dili öğrenmeyi hedeflerken akademik Türkçe öğretilmeye çalışıldığı zaman öğrenci ve öğreticinin sarf ettiği emeğin karşılığı alınamayabilir. En önemlisi bu gibi durumlar zaman kaybına yol açabilir. Yabancı dil öğreniminde öğrenciyi motive eden farklı etkenler vardır. İnsan yabancı dil ile çok kültürlü bir iletişim ortamına girebilir ve daha da sosyalleşme imkanı bulabilir. Bu yabancı dil hangisi olursa olsun durumlar değişiklik göstermemektedir. Türkçe sadece Türk dilleri coğrafyasında prestij sahibi değil, geniş bir coğrafyada ilgi duyulan ve yabancı dil olarak tercih edilen bir dildir. Aynı şekilde Hindistan'da da Türkçe öğrenimi ile beraber Türk kültürü ve bunun yanı sıra Türk edebiyatı öğretilmektedir. Türkçeye karşı bu istekler Hindistan sınırları içinde öğrenim görmekle kalmayıp Türkçe öğrenmek için Türklerle iç içe yaşama yoluyla da pekiştirilmiştir. Bu araştırmanın amacı, Türkiye ve Hindistan'da Türkçe öğrenen Hindistanlı öğrencilerin Türkçe öğrenme ihtiyaçlarının belirlenmesi üzerine kuruludur. Bu süreçte aynı zamanda bu ihtiyaçların yaşa, cinsiyete, eğitim seviyelerine göre farklılık gösterip göstermediği de belirlenmeye çalışılacaktır. Örneğin Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Diyanet Vakfı ve özel üniversite gibi kurumlar bazı öğrencilere burs imkanı sağlamaktadır ve bu burs imkanı çerçevesinde Türkçe öğrenmeyi düşünmeyen öğrencilerin Türkçe eğitimi almak için talep gösterdiği bilinmektedir. Araştırmanın verileri, Iwai ve diğerlerinin (1998) Japanese Language Needs Analysis isimli çalışmalarında kullandıkları ölçeğin Türkçesi kullanılmıştır. Söz konusu ölçeğin Türkçeye aktarımı Çangal (2013) tarafından geçerliliği ve güvenirlirliği yapılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu Türkiye'de Türkçe öğrenen Hindistanlı öğrencilerden oluşmaktadır. Verilerin analizinde yüzde ve aritmetik ortalama kullanılmıştır. Elde edilen veriler Türkiye ve Hindistan'da Türkçe öğrenen öğrenicilerin/öğrencilerin dil öğrenme ihtiyaçları sırasıyla sınıf içi iletişim kurma, bireysel ilgi ve ihtiyaçlar, eğitim ve iş imkânı ile ticaret yapma olmak üzere dört alt boyutta incelenmiştir.

HindistanTürkçeTürkçe öğretimi+5
Mohd Mınhaj
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

An empirical investigation of herding behavior in emerging stock markets: A structural break approach for BRIC countries and Turkey

Behavioural finance is an emerging field that has shown the remarkable growth in last two decades as it emerges as a reaction to the concept of efficient market hypothesis. This field deals with the effects of investor psychology on decision making and provides an insight of stock market anomalies. Herding Behaviour is one of such anomalies that is defined as tendency for investors to follow their peer's decisions or the market trend. This research study proposes a dynamic herding approach which takes into account herding under different market regimes. We consider BRIC, Turkish and USA stock markets and apply Bai-Perron switching regression. For this reason we use daily data of individual stocks and Indices ranging from 1st of January 2006 to 30th of May 2017. Our findings of static model show the evidence of herding only in SSE (China). Similarly switching regression finds herding evidence during crises regimes of SSE (China) and S&P 500 (US). The alternative approach of Markov regime switching also supports these findings. We also report that degree of asymmetry varies across the regions for all the markets and there is an evidence of asymmetry in linear terms for all the markets except BSE-NIFTY 500 (India). For herding and volatility contagion we find strong evidence of spill-over from US to all the markets except India when used static model. On the other hand switching regression approach (Bai-Perron) reveals that there is a spill-over of herding and volatility from US to Brazil, Russia and China. Furthermore Markov regime switching approach complements our findings. Key words: Behavioural Finance, Herding Behaviour, Cross Sectional Dispersions, Structural Breaks.

BRICS-TStock exchangeBrazil+7
Muhammad Yasır
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Reading modernity in India: the practice of widow - burning in the light of nineteenth and twentieth century debates

This study examines the practice of burning-wives in colonial India during the nineteenth century, when the debate over abolishing it was at its peak. Based on secondary sources, it tries to understand how the British rule perceived this cultural crime and developed strategies for dealing with it. Putting forward that British authorities paid less attention to common forms of gender violence such as 'rape' and 'prostitution', the study attempts to show how they focused instead on culturally specific crimes, such as 'burning-wives', 'female infanticide' and 'dowry death'. Here, one should call attention to the process of codification of these issues in India. On the one hand, witness narratives show how the colonial power uses 'law' in order to constitute a 'rule of difference'. On the other, however, once the colonial and 'post-colonial' cases of suttee are compared, one clearly sees that the colonial approach to the issue of suttee is part of a grand discourse, which contemporary suttee debates must take into account. Based on historical documentation and a contemporary suttee case called Roop Kanwar, the study aims at showing how examining debates over women's body can be useful in understanding the experience of modernity in India. An interpretation of colonial and post-colonial suttee debates clearly reveals how modernity shaped colonial practices in India.

19. century20. centuryTraditions+7
Burcu Özkaçar
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet döneminde Hindistan Müslümanlarının Osmanlı ile münasebetleri

1877-78 savaşında Osmanlı ordusunun Rusya kuvvetleri karşısında aldığı yenilgi II. Abdülhamid dönemi boyunca Osmanlı dış politikası üzerinde etkili oldu. İşgal edilen bölgelerden göç eden Müslüman nüfus ve elde kalan toprakların ağırlıkla Müslümanlardan oluşması ülkenin imparatorluk yapısını değiştirirken yönetim elde kalan nüfusu konsolide edebilmek için İslam birliği politikasını vurgulamaya başladı. Bu dönemde Osmanlı sultanının halife kimliği öne çıkarılırken, halifenin tüm Müslümanların koruyucusu ve kollayıcısı olduğunu çokça dile getirildi. Bu yeni politika yönetimin Rusya, İngiltere, Fransa gibi büyük bir Müslüman nüfusa sahip olan ülkeler karşısında bir tehdit oluşturması açısından da kullanışlı görüldü. 1908 de ilan edilen II. Meşrutiyet ve sonrasında gelen Abdülhamid'in tahttan indirilmesinden sonra da hilafet politikası büyük ölçüde gündemde olmaya devam etti. İttihat ve Terakki kadroları içerisinde ideolojik olarak temayül ümmetçilik yerine Türkçülük olsa da dış politikada II. Abdülhamid döneminde ağırlık verilen hilafet politikası olduğu gibi devam etti. Hilafetin sağladığı dünya siyasetinde söz sahibi olabilme gücü, II. Meşrutiyet döneminde de dış siyasette kullanılmaya devam edildi. Büyük ölçüde Osmanlı arşiv belgelerine dayanan bu çalışma, İttihat ve Terakki hükümetinin II. Abdülhamid döneminin dış politika söylemini devam ettirdiğini, Osmanlı hilafet politikasının devletin meşruiyeti için öneminin farkında olduğunu öne sürmektedir. Çalışma ikinci olarak, Hindistan Müslümanları ile kurulan ve yenilenen ilişkiler özelinde söz konusu politikanın özellikle Osmanlı Devleti'nin ve hilafetin varlığının tehlikede olduğu Trablusgarp ve Balkan Savaşlarında oldukça pekiştiğini iddia etmektedir. Çalışma son olarak, hilafet politikasının Birinci Dünya Savaşı arifesinde Müslüman coğrafyada artan İngiltere etkisine karşı kullanıldığını, Osmanlı Devleti'nin nüfuzunu korumak ve İngiltere'ye karşı hilafet politikasının halen bir tehdit olarak faydalı olarak görüldüğünü ortaya koymaktadır.

HindistanMüslümanlarOsmanlı Devleti+2
Muhittin Abalı
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Son dönem fakihlerinden Sıddîk Hasan Han ve fıkhî görüşleri

Bu araştırmada; Hint alt kıtasında 19. yüzyılda yaşamış, burada Ehl-i Hadisin kurucu âlimlerden biri sayılan Sıddık Hasan Han'ın hayatı ve fıkhî görüşleri incelenmeye gayret edilmiştir. Sıddîk Hasan Han'ın yazdığı eserler ve te'lif ettiği konular incelendiğinde onun çok yönlü bir âlim olduğu tespit edilmiştir. İslamî ilim dallarının birçok sahasında kıymetli eserler kaleme almış; bunlardan 74'ü Arapça, 45'i Farsça ve 103'ü Urduca olmak üzere toplam 222 adettir. Bunlardan 25 tanesinin henüz neşredilmediği tespit edilmiştir. Sıddîk Hasan Han'ın önemli eserlerinin çoğu derleme, ihtisar(özet) veya çeviridir. O, özellikle Şevkânî'nin eserlerini özetlemiştir. Bu sebeple kendisini eleştirenler hep bu yüzden eleştirmişlerdir. Eserlerinde İngilizlere karşı cihada teşvik etmek, Vehhâbi mezhebini yaymaya çalışmak ve hanımının başını örtmeye zorlamak gibi sebeplerle İngilizler onu merkezi hükümete şikayette bulunmuşlardır. Bunun neticesinde İngiliz hükümeti, verdiği Nevvâb gibi ünvan ve lakabları kendisinden geri almış ve bir sene sonra hükümete girmesini de engellemişlerdir. Sıddîk Hasan Han'ın te'lif ettiği eserlerinde ehl-i hadis olma anlayışının da bir gereği olarak genellikle selefin görüşlerini nakil konusunda daha çok hassasiyet gösterdiği, buna mukabil mezheplerden de bağımsız olarak kendisinin istinbat ettiği bazı şahsına münhasır kanaat ve fetvalarının bulunduğunu söylemek mümkündür. Hocası Şevkânî'nin bıraktığı yerden o da mezheplere karşı duruşu devam ettirmiş olup bazen şaz görüş sayılabilecek uç görüşler de serdetmiştir. Hasan Han, en çok Ahmed b. Hanbel, İbn Teymiyye, İbn Kayyım, İbn Hacer el-Askalânî, Şâh Veliyyullah ed-Dihlevî, San'ânî, Şevkânî gibi âlimlerin görüşlerinden etkilendiği tespit edilmiştir. İlmî dirayetiyle ahkâm tefsirinde fıkhî konulara da açıklık getirmeye çalışmış olan Hasan Han, te'lif ettiği tefsirinde ayetleri izah ederken, Zemahşerî, Ebusuud ve hocası Şevkanî gibi âlimlerde daha çok görüleceği üzere sarf ve nahiv ilimlerinden yararlanmış kelimelerin değişik durumlara göre kazandığı manayı ve vezinleri ile kaide ve prensiplerini yer yer zikir ve beyan ettiği müşahade edilir. Arapça'daki derinliğine güvenerek bazen bir ayetin irabı ile ilgili farklı görüşleri naklettikten sonra onlardan birini diğerine tercih edebilecek dirayeti de gösterir. Sarf ve nahiv ilminin yardımıyla ayet ve hadislerden hüküm elde etme çabasında iken nassların i'rabının hükme etkisini göstermek için uzun izahlar yaptığı görülür. Sıddîk Hasan Han, meselelerin çözümünü ilk nesillerde olduğu gibi doğrudan Kurâ'n ve Sünnete başvurarak çözüme kavuşacağını düşünmektedir. Kur'ân ve Sünnet dışında başka delilleri şer'î delil olarak kabul etmez. İcmâ' ve kıyası reddeder. Fakat bazı yerlerde icmâ', maslahat ve örf gibi bazı delillerden kendisi de istifade eder. Fıkhî mezheplerin dörtle sınırlandırılması anlayışına karşıdır ve İbn Huzeyme, Süfyân es-Sevrî ve Taberî gibi mezheplerin de sünnete uydukları açıdan en az dört mezhep kader muteber olduklarını söylemiştir. Fıkhî meselelerde imam Ebu Hânife'nin görüşlerinin başka görüşlere tercih edilmesini doğru bulmaz. Fakat bazen kendisinin de Hanefî mezhebinin görüşünü başka mezheplerin görüşüne tercih ettiği olmuştur. Sıddîk Hasan Han, mezhepleri eleştirirken imam Ebû Hanife dâhil mezhep imamlarını eleştiri dışında tutmaya çalışmıştır. Aynı şekilde mezheplerin meydana gelmesinde de mezhep imamlarının bunda bir sorumlulukları olmadığını savunur. Sıddîk Hasan Han kendisinin herhangi bir mezhebe bağlı olduğunu kesin bir dille reddeder. Fakat genel olarak baktığımızda Selefî-Hanbelî geleneğine hatta Zâhirî mezhebine daha yakın olduğu, eserlerinde de bu doğrultuda kanaat belirtiği söylenebilir. ANAHTAR KELİMELER: İslam hukuku, Sıddık Hasan Han, Hindistan, Fıkıh

HindistanSıddık Hasan Hanİslam hukuku+1
Matıullah Sedıqı
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Hindistan'ın sağlık turizmi faaliyetlerinin karşılaştırılması

Geleneksel turizmin akabinde çağımızda hızla gelişen sektörlerden biri haline gelen sağlık turizmi dünyada iletişim ve ulaşımın gelişmesi, bireylerin zamanlarını verimli geçirme arzusunun artması ve hem tatil hem de tedavi olma isteği sonucunda ortaya çıkmıştır. Sağlık turizmi sağlığın korunması ve iyileştirilmesi amacıyla belirli bir süreliğine bireylerin bulundukları yeri değiştirerek farklı sağlık hizmetleri alma olayı şeklinde ifade edilmektedir. Sağlık turizmindeki yarışa gelişmekte olan ülkelerinde dahil olması sonucu rekabet artmış̧, sağlık turisti çekme yarışı da hızlanmıştır. Artan turist sayısı ülkelerde yeni ekonomik kazanımlar sağlamaktadır. Bu tez çalışmasının temel amacı Türkiye ve Hindistan ülkelerini sağlık turizmi özelinde karşılaştırmalı olarak incelemektir. Bu amaç doğrultusunda SWOT analizi yöntemi tercih edilmiştir. Çalışma sonucunda, sağlık turizmi kavramı ile medikal turizm olarak ifade edilen tabirin Türkiye ve Hindistan sağlık turizminde farklı anlamları olduğu anlaşılmaktadır. Medikal turizm denildiğinde daha geniş bir perspektif akla gelmektedir. Uluslararası literatürde sağlık turizmi alanlarında daha fazla ilmi bilgiye yer verilmiştir. Türkiye ve Hindistan'ın sağlık sektöründe ve turizminde farklı kriterlerde başarıları, güçlü ve zayıf yönleri analiz edilerek ülkeler arasındaki farklara değinilmiş ve analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre Türkiye sağlık turizmi yönünden pek çok avantaja sahip olmanın yanında henüz bu alanda istenilen konuma ulaşamamıştır. Anahtar Kelimeler: Medikal turizm, Sağlık turizmi, Türkiye ve Hindistan' da sağlık turizmi

HindistanKarşılaştırmalı analizMedikal turizm+3
Mehmet Berat Büyüksırıt
Necmettin Erbakan University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

'Avnü'l-Ma'bûd ve el-Menhelü'l-'Azbü'l-Mevrûd'un mukayesesi

Ebû Dâvud'un (ö. 275/889) es-Sünen'i, konularına göre tasnif edilmiş hadis kitabı yazma geleneğinin önemli bir dönüm noktasını temsil etmektedir. Diğer hadis musannefâtına göre çok daha erken dönemlerde şerh edilmeye başlanan es-Sünen ile ilgili şerh faaliyetleri günümüze kadar devam etmiştir. Azîmâbâdî'nin (ö. 1329/1911) 'Avnü'l-Ma'bûd'u ve Hattâb es-Sübkî'nin (ö. 1352/1933) el-Menhelü'l-'Azbü'l-Mevrûd'u, son dönemde yazılmış es-Sünen şerhlerindendir. 'Avnü'l-Ma'bûd ve el-Menhelü'l-'Azbü'l-Mevrûd'un Mukayesesi isimli çalışmamız, Hindistan ve Mısır'da aynı dönemde yazılmış olan bu iki eserin şerh metotlarının mukayesesini konu edinmektedir. Giriş ve dört bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde, Azîmâbâdî ve Hattâb es-Sübkî'nin hayatları, yaşadıkları dönem ve ilmî şahsiyetleri incelenmiştir. İkinci bölümde, 'Avnü'l-Ma'bûd'un muhteva, üslup ve kaynakları hakkında bilgi verilmiş, şerh metodu tahlîlî bir yöntem ile ele alınmıştır. Hindistan Ehl-i Hadis ekolünün önemli temsilcilerinden birisi olan Azîmâbâdî'nin bu anlayışının şerhine yansımaları incelenmiştir. Üçüncü bölümde, el-Menhelü'l-'Azbü'l-Mevrûd'un genel özellikleri, şerh yöntemi ve Hattâb es-Sübkî'nin fıkhî rivayetleri tahlilleri ele alınmıştır. 'Avnü'l-Ma'bûd ve el-Menhelü'l-'Azbü'l-Mevrûd'un mukayeseli bir şekilde ele alındığı son bölümde, iki şerhin benzerlikleri ve farklılıkları ve şârihlerin hadis anlayışları örneklendirilerek tahlil edilmiştir.

Avnü'l-Ma'budAzimabadiEbu Davud+7
Tuba Öztürk Gelelioğlu
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Budizm'de kurtarıcı inancı: Maitreya

Maitreya, Budistlerin milâdî dönemin hemen başından itibaren zuhurunu beklediği kurtarıcıdır. Budistler, sadece dinî değil, siyasî ve toplumsal açıdan sıkıntı yaşadıkları dönemlerde de Maitreya'nın gelmesini ummuşlardır. Çalışmamızda Maitreya inancına bir bütün olarak yaklaşılmış; kökenine, ilk ortaya çıktığı dönemin şartlarına değinilmiş; zuhuruyla gerçekleştirmesi beklenen bazı eylemlere Hindistan ve Çin özelinde yer verilmiştir.

BudizmDinler tarihiHindistan+2
Mehmet Safa Cevahir
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

Related subjects