Düşme kazaları

57 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aksiyal spondiloartrit hastalarında kinezyofobinin düşme riski üzerine etkisi ve hastalık parametreleri ile ilişkisi

Bu çalışmanın primer amacı aksiyal spondiloartrit hastalarında kinezyofobinin düşme riski üzerine etkisini araştırmak, ikincil amacı ise kinezyofobi ile hastaların ağrı, spinal mobilite, hastalık aktivitesi, fonksiyonel durum, yaşam kalitesi, fiziksel aktivite düzeyi, anksiyete ve depresyon düzeyi ile ilişkisini değerlendirmektir. Çalışmaya ASAS kriterlerine göre aksiyal spondiloartrit tanısı ile takip edilen 200 hasta dahil edildi. Hastaların demografik verileri, klinik özellikleri ve sigara kullanma alışkanlıkları kaydedildi. Hastaların kinezyofobi düzeyi Tampa Kinezyofobi Skalası (TKS) ile değerlendirildi. Hastaların düşme riskini belirlemek için Berg Denge Ölçeği kullanıldı. Ayrıca tanı aldığı dönemden günümüze kadar olan zaman diliminde düşme ve kırık öyküsü kaydedildi. Hastaların ağrı düzeyi Sayısal Derecelendirme Ölçeği (NRS), spinal mobilitesi Bath Ankilozan Spondilit Metroloji İndeksi (BASMI), fiziksel aktivite düzeyi Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Form (UFAA), hastalık aktivitesi Bath Ankilozan Spondilit Hastalık Aktivite İndeksi (BASDAI), fonksiyonel durumu Bath Ankilozan Spondilit Fonksiyonel İndeksi (BASFI), yaşam kalitesi Ankilozan Spondilite Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği (ASQoL), depresyon düzeyleri Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), anksiyete düzeyleri Beck Anskiyete Ölçeği (BAÖ) ile değerlendirildi. Hastaların %76.5'inde yüksek düzey kinezyofobi olduğu saptandı. Kinezyofobi düzeyi ile Berg Denge Ölçeği skoru arasında negatif yönde anlamlı ilişki saptanırken, düşme ve kırık öyküsü ile ilişki saptanmadı. Kinezyofobi düzeyi ile NRS, BASMI, BASDAI, BASFI, ASQoL, BAÖ ve BDÖ skorları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki saptanırken, UFAA ile arasında ilişki saptanmadı. Sonuç olarak çalışmamız, kinezyofobinin düşme riski üzerine direk etkisi olmasa da denge bozukluğu ile ilişkili olduğunu ortaya koydu. Aynı zamanda kinezyofobinin ağrı, spinal mobilite, hastalık aktivitesi, fonksiyonel durum, yaşam kalitesi, anksiyete ve depresyon düzeyleri ile de ilişkisi olduğu görüldü. Anahtar Kelimeler: Aksiyal SpA, kinezyofobi, düşme riski

Düşme kazalarıHareket korkusuHastalık şiddeti indeksi+2
Halime Topal
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sarkopenisi olan ve olmayan geriatrik bireylerde fonksiyonel kapasitenin ve geriatrik sendromların varlığının değerlendirilmesi

Giriş ve amaç: Sarkopeni ve diğer geriatrik sendromlar ortak risk faktörlerine sahiptir. Hangi hastada hangi sendromun gelişebileceğini önceden tahmin etmek ve bireye dayalı önleme-tedavi seçenekleri geliştirmek açısından önemlidir. Bu çalışmada sarkopeninin diğer geriatrik sendromlarla ilişkisini incelemeyi amaçladık. Gereç ve yöntem:Bu kesitsel çalışma, 04.08.2022 ile 01.09.2022 tarihleri arasında, Gaziantep Üniversitesi Hastanesi Geriatri Bilim Dalı polikliniğine başvuran 65 yaş ve üzeri sarkopenisi olan 79 hasta ve bu hastalarla yaş, cinsiyet ve eğitim açısından eşlenmiş sarkopenisi olmayan 153 hastaolmak üzere toplam 232 hasta üzerinde yapıldı. Sayısal değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu Shaphiro Wilk testi ile test edilmiştir. İki bağımlı ölçümün karşılaştırılmasında normal dağılan değişkenlerde Eşleştirilmiş t testi, normal dağılmayan değişkenlerde Wilcoxen testi kullanılmıştır. Analizler SPSS 22.0 windows versiyon paket programı ile yapılmıştır. P<0,05 anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular:Hastaların yaş ortalaması 72 idi, %34.1'inde sarkopeni mevcuttu, kadın-erkek oranı: 1.6 idi. Yaş ortalaması, cinsiyet, sigara kullanımı, alkol kullanımı, yaşadığı ortam, medeni durum ve eğitim seviyeleri açısından gruplar arasında anlamlı farklılık yoktu. Egzersiz oranı sarkopenik grupta daha düşüktü (p=0.016). Sarkopenik grupta üst-orta kol çevresi, yürüme hızı, el kavrama gücü ve SMMİ değerleri sarkopeni olmayan gruba göre anlamlı olarak düşüktü (p<0.05). Sarkopenik grupta GYA, İADL, Tinetti, SMMT ve MNA skorları anlamlı olarak daha düşüktü (p<0.05), TUG skoru anlamlı olarak daha yüksekti (p<0.05), ilaç sayısı ve Yesavage depresyon skorları açısından anlamlı bir farklılık saptanmadı. Düşme riski açısından her iki grup arasında anlamlı fark vardı (p<0.05). Sonuç:Çalışmamızda egzersizin sarkopeniden koruyucu olabileceği gösterildi. Sarkopenik hastalarda kognitif bozukluk, malnütrisyon, günlük yaşam aktivitelerinde bağımlılık, denge bozukluğu ve düşme gibi geriatrik sendromlar daha fazlaydı. Sarkopeniyi sadece kas kütlesinde ve kas gücünde azalma olarak değerlendirmemeli, ayrıca fonksiyonel kapasiteyi gösteren diğer geriatrik sendromlar açısından kapsamlı geriatrik değerlendirme yapılmalıdır. Sarkopeniye yol açan faktörlerin kontrol altına alınarak önlenmesi hastaların fonksiyonel kapasitesinin artmasına ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımlılığın azalmasına yardımcı olacaktır. Bu açıdan, malnütrisyon, demans ve kırılganlık gibi durumların tedavisi sonrası sarkopenide değişimi gösteren çalışmaların yapılması faydalı olacaktır.

DemansDüşme kazalarıFonksiyonel yetkinlik+4
Merve Bülek Kaya
Gaziantep University
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Assessing relation between the balance disorder and fear of falling in older people who residents of governmental geriatric – care homes in iraq

In the study, we sought to evaluate the relationship between fear of falling and balance disorder among elderly people living in a nursing home in Iraq. The study design was descriptive-sectional. 139 elderly people were selected from among those in nursing homes; the sample size was 200 elderly people. According to the research, there was a strong negative relationship between fear of falling (according to the FES-I scale) and balance (according to the BBS scale). It was also found that the percentage of male participants is the largest at 64%, but females are more afraid than males, which is the most disturbing part of the balance. The average age of the elderly participants in the study was 71.21. It was found in the study that there is a statistically significant relationship between age, history of falls, history of chronic diseases, use of walking aids, sex, and the fear of falling. There is no relationship between educational level, income level, housing, or the measure of fear of falling. We also found that there is a statistically significant relationship between the balance scale, age, educational level, income level, history of falls, history of chronic diseases, and the use of walking aids. There is no relationship between the balance scale, gender, and housing. The percentage of the elderly who suffer from a severe fear of falling is 45.3%. The percentage of the elderly who suffer from a balance disorder is 18.7%. The first steps to helping today's rapidly aging population should be the formulation of national health and social policies that address the root causes of this problem and the implementation of preventive healthcare services.

EquilibriumFallingAccidental falls+6
Mohanad Habeeb Saleh Saleh
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlılarda düşmenin yaşam kalitesi üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, yaşlılarda düşmelerin yaşam kalitesine etkisini belirlemektir.Çalışma tasarımı tanımlayıcı bir kesitseldi. Bu çalışmada amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmaya Irak'ın Anbar kentindeki Al-Ramadi Eğitim Hastanesi'nde bir ortopedi, cerrahi ve acil servise, düşen ve tedavi için başvuran 65 yaş ve üzeri toplam 90 yaşlı hasta dahil edildi. Veriler, Ocak 2021 ile Haziran 2021 arasında yüz yüze görüşme yoluyla toplanmıştır. Araştırmada katılımcılara sosyodemografik verilerinin yanı sıra düştükten sonra yaşadıkları tıbbi sürece ilişkin soruları içeren ve yaşam kalitelerini belirleyen anketler uygulanmıştır. Sonuçlar betimsel ve çıkarımsal istatistik yöntemiyle analiz edildi. Araştırmanın sonuçlarına göre; ortalama ve standart sapma (3,17 ± 0,473) ile yaşlı katılımcıların %58,9'u kabul edilebilir bir yaşam kalitesi değerlendirme düzeyine sahipken, yaşlıların %27,8'i iyi düzeydeydi. İleri yaşta olan, düşük eğitim düzeyi ve düşük ekonomik düzeye sahip katılımcılarda düşük yaşam kalitesi puanları belirlendi. Katılımcılar arasında; kırık yaşayanlar, hastanede tedavi görenler ve ameliyat olanlar daha düşük yaşam kalitesi puanlarına sahipti. Katılımcıların hastanede kalış süresi ne kadar uzun olursa yaşam kalitesi puanlarının o kadar düşük olduğu belirlendi. Düşme sonrası kalıcı sakatlık yaşayanlarda yaşam kalitesi düşüktü. Şaşırtıcı bir şekilde, çalışmada; düştükten sonra rehabilitasyon hizmeti alanların yaşam kalitesi almayanlara göre daha düşüktü. Kronik hastalığı olan katılımcıların yaşam kalitelerinin olmayanlara göre daha düşük olduğu, katılımcıların günlük kullandıkları ilaç sayısı arttıkça yaşam kalitesi puanlarının düştüğü belirlendi. Anahtar Kelimeler: Düşme, yaşam kalitesi, yaşlı

Düşme kazalarıGeriatriYaşam kalitesi+1
Maath Ahmed Khalaf Khalaf
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Geriatri kliniğinde yatan hastalarda akılcı ilaç kullanımı ve akılcı ilaç kullanımı ile yaşam kalitesi-düşme riski arasındaki ilişkinin saptanması

Giriş ve amaç: Yaşlanma ile organ fonksiyonları azalırken beraberinde kronik hastalık sayısında artış olmaktadır. Yapılan çalışmalar yaşlanma ile beraber reçete edilen ilaç sayısının da arttığını göstermektedir . Çoklu ilaç kullanımı; ilaçların yan etkilerinde, ilaçlar arası etkileşim riskinde, tedavi maliyetinde, hospitalizasyon gereksiniminde, medikal tedaviye uyumsuzluk oranlarında ve buna bağlı gelişen problemlerde artışa neden olmaktadır. Bu çalışmada Geriatri Servisinde yatmakta olan hastalarda uygunsuz ilaç kullanım oranları ve uygunsuz ilaç kullanımı ile yaşam kalitesi-düşme riski arasındaki ilişkinin irdelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Çalışmamıza Gaziantep Tıp Fakültesi Geriatri Servisinde yatan 65 yaş ve üzeri 342 hastayı dahil ettik. Katılımcılara START/STOPP kriterleri ile SF-36 yaşam kalitesi ölçeği ve Hendrich II düşme riski ölçeğini uyguladık. Bununla beraber hastaların yaş, cinsiyet, kronik hastalık sayısı,son bir sene içerisinde hastaneye yatış sayısı ve kullandığı ilaç sayısına baktık. Bulgular: Katılımcıların medyan yaşı 72.0+ 6.4, cinsiyet dağılımı ise kadın olanların oranı %55.0, erkek olanların oranı %45.0 idi. STOPP kriterlerine göre en az bir adet uygunsuz ilaç kullanan hasta sayısını 88(%25.7) olarak saptadık. START kriterlerine göre hastalarda gözardı edilen en az bir adet ilaç kullanım sayısı 225(%65.8) olarak saptandı. Sonuç: Sonuç olarak, bu çalışmada 65 yaş ve üstü hastaların büyük çoğunluğuna kronik hastalıkların eşlik ettiği ve bunun hastalarda polifarmasi sıklığını arttırdığı görülmüştür. Polifarmasi ilaca bağlı istenmeyen etkiler ve ilaç kullanımı ile ilgili uygunsuzlukların görülme sıklığının artmasına neden olmuştur. Uygunsuz ilaç kullanımının önlenmesi ile hastaların yaşam kalitesinin yükseleceğini, düşme riski oranlarının ve hospitalizasyon sayılarının azalabileceğini düşünmekteyiz.

Düşme kazalarıGeriatriRisk faktörleri+6
Ali Kalem
Gaziantep University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yürüyebilen geriatrik bireylerde dengenin günlük yaşam aktiviteleri ve düşme korkusu ile ilişkisinin incelenmesi

ÖZET YÜRÜYEBİLEN GERİATRİK BİREYLERDE DENGENİN GÜNLÜK YAŞAM AKTİVİTELERİ VE DÜŞME KORKUSU İLE İLİŞKİSİNİN İNCELENMESİ Gamze GÖNÜLLÜ BULU Tez Danışmanı: Prof. Dr. Özlem ALTINDAĞ Yüksek Lisans Tezi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Haziran 2018, 71 sayfa Yaşlılarda, kas gücü, nöromüsküler koordinasyon, postural stabilite, kemiğin yapısal özelliklerini olumsuz etkileyerek yaşlının yürüme ve denge sağlama gibi işlevsel yetilerinde azalmaya neden olur. Denge ve yürümenin bozulması yaşlı bireylerde düşme riskini artırır. Bu gibi nedenlerle bu çalışmada, yürüyebilen geriatrik bireylerde dengenin günlük yaşam aktiviteleri ve düşme korkusu üzerine etkisini incelenmiştir.Ocak - Ağustos 2017 tarihleri arasında T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Hatay Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi ve Hatay ilinde yaşayan çalışmaya katılmaya gönüllü olan ve kriterlere uyan 100 birey alınarak gerçekleştirildi. Çalışmamızda çeşitli meslek gruplarından katılan 100 gönüllü bireyin %39'u kadın, %61'i erkekti ve bireylerin yaş ortalaması 72.00±7.41 yıldı. Çalışmamızda yer alan bireylerin %48'inde kronik rahatsızlıklar bulunmaktaydı. Bireylerin %26'sında hipertansiyon, %17'sinde diyabet ve %5'inde KOAH en yüksek oranda bulunan hastalıklar olarak saptandı. Bu bireylerin 59'u ilaç kullanırken 41'i ilaç kullanmadığı görüldü. Uluslararası Düşme Etkinlik Ölçeğine göre (FES-I) düşme korkusu ortalama puanı 28,09±12,7 olarak bulundu. Tinetti Denge ve Yürüme Testi Toplam Yürüme Puanı ortalama olarak 6,67±2,81 olarak tespit edilmiş ve çalışmadaki olguların ciddi düşme riski tehdidi altında oldukları görüldü. Böylelikle bireylerin yaşları ile denge skorları, düşme korkusu ve günlük yaşam aktiviteleri arasında anlamlı bir fark olduğu tespit edildi. Ayrıca bireylerin cinsiyet durumları ile denge skorları ve günlük yaşam aktiviteleri arasında anlamlı bir fark bulunurken, cinsiyetleri ile düşme korkusu arasında anlamlı bir fark bulunmadı. Bunun yanı sıra ilaç kullanma durumu ile günlük yaşam aktiviteleri arasında anlamlı bir fark bulunurken, düşme korkusu ve denge skorları arasında anlamlı bir fark bulunmadı. Bireylere uygulanan yürüme ve denge testinden elde edilen sonuçlara göre olguların ciddi düşme riski tehdidi altında oldukları görüldü. Tinetti Denge ve Yürüme Skor'ları ile NEADLDS arasında pozitif yönde yüksek korelasyonlu anlamlı bir fark bulundu. Çalışmamızda Tinetti Denge ve Yürüme Testi Skor'u ile Uluslar Arası Düşme Etkinlik Ölçeği Skorları arasında negatif yönde yüksek korelasyonlu anlamlı bir fark bulundu.Sonuç olarak düşme korkusu yürüyebilen yaşlılarda önemli bir sağlık problemidir. Düşme korkusunun ilişkili olduğu birçok faktör vardır. Düşme korkusuyla ilgili risk faktörlerinin bilinmesi düşme korkusunu azaltmak ve yaşam kalitesini arttırmak için yararlı olabilir. Anahtar Kelimeler: Geriatri, Yürüme, Denge, Yaşam Aktivitesi, Düşme Korkusu

DengeDüşme kazalarıFiziksel aktivite+5
Gamze Gönüllü Bulu
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Geriatrik hastalarda malnütrisyon ve düşme riski arasındaki ilişki

Bu çalışmada yaşlıların malnütrisyon düzeyi ve malnütrisyona bağlı düşme riskinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Nisan-Temmuz 2017 tarihleri arasında bir devlet hastanesinde yatmakta olan 65 yaş ve üstü 300 hasta oluşturdu. Araştırma için gerekli izinler alındı. Bu çalışmada, araştırmacılar tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, İtaki Düşme Riski Ölçeği, Mini Nütrisyonel Değerlendirme (MNA) ve Sübjektif Global Değerlendirme (SGD) Testi kullanıldı. Veriler her bir bireyle yüz yüze görüşme tekniğiyle ortalama 30 dakikada toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde; sayı-yüzde, ki-kare testi,Independent t test,One-way Anovave Pearson korelasyon analizikullanıldı. Yaşlıların %52,3'ü 65-74, %36'sı 75-84 ve %11.7'si 85 yaş üzerindedir. Yaşlıların %94.3'ünün kronik en az bir hastalığı vardır.MNA sonuçlarına göre yaşlıların; %46,3'ünün riskli grupta ve %15'inin malnütre olduğu belirlendi. Toplam MNA puanı ortalaması 17.93±4.89olarak ölçüldü. İtaki puanı ortalaması 26.30± 4.58 olarak hesaplandı. Malnütrisyon durumu ile düşme riski arasında anlamlı ilişki vardır (p<0.05). En az bir kronik hastalığı bulunan yaşlılarda düşme riski ortalaması 26.25±4.20 olarak bulundu. Düşme riskinin en çok 27.57±4.93 ile KBY hastalarında olduğu, daha sonra sırası ile KAH ve KY hastalarında düşme riskinin daha yüksek olduğu saptandı. Hemşireler yaşlı hastaları iyi tanımlamalı, uygun önlemleri almalı, yaşlı hasta ve bakımvericisine düşme riski hakkında bilgi vermeli ve bakımını bu doğrultuda planlamalıdır. Anahtar Kelime: Düşme, Hemşirelik, Malnütrisyon, Yaşlı.

Düşme kazalarıGeriatriKazalar+3
Esra Dişli
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Yaşlı bireylerde aachen düşme riski değerlendirme gerecinin Türkçe sürümünün geçerliliği ve güvenilirliği

Amaç: Bu araştırmanın amacı Aachen Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği'nin Türkçe sürümünün oluşturulması ve Türkçe sürümün psikometrik özelliklerinin (güvenilirlik ve geçerliliğinin) ortaya konmasıdır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Manisa'da seçilmiş olan Aile Sağlığı Merkezlerine ayaktan tanı ve tedavi amacıyla başvuran 65 yaş ve üstü; son bir yıl içinde en bir kere düşmüş olan 100 ve düşmemiş olan 100 kişide yapılmış olan metodolojik bir araştırmadır. Aachen Düşme Riski Değerlendirme ölçeğinin dağılımını, güvenilirlik ve geçerlilik bulgularını göstermek için psikometrik analizlerde ardışık üç adım izlendi. Birinci adımda ölçeğin dağılım özellikleri ve madde analizleri yapıldı. İkinci adımda güvenilirlik analizleri ve son adımda da geçerlilik analizleri yapıldı.Güvenilirlik analizleri için ölçüt ve yapı geçerliliği; yapı geçerliliği için ise doğrulayıcı faktör analizi, bilinen gruplar geçerliliği ve paralel form geçerliliği kullanıldı. Bulgular: Bu çalışmada Aachen Düşme Riski Değerlendirme ölçeğinin Türkçe sürümünün birinci bölümü (indeks skor) için duyarlılık %71.0, seçicilik %75.0; üçüncü bölüm (algılanan düşme riski) için duyarlılık %75.0, seçicilik %55.0 bulunmuştur. Birinci bölüm tek boyut için yapılan doğrulayıcı faktör analizinde kikare/serbestlik derecesi 1.13, karşılaştırmalı uyum indeksi (CFI) 0.939 ve RMSEA ( Root Mean Square Error of Approximation ) 0.025 olarak hesaplanmıştır. Ölçeğin birinci ve üçüncü bölümleri ile cinsiyet, vücut kitle indeksi, kişilerin yalnızlık algısı, kullandıkları ilaç sayısı, sahip oldukları kronik hastalık sayısı, kırılganlık durumu ve fiziksel bağımlılık düzeyini gösteren EQ5-D ile anlamlı düzeyde ilişkili bulunmuştur. Aachen indesk skoru (birinci bölüm) için etki büyüklük değerleri cinsiyet, kişilerin yalnızlık algısı, kırılganlık durumu ve EQ5-D genel yaşam kalitesi düzeyi için büyük; kullanılan ilaç sayısı için orta; vücut kitle indeksi ve kronik hastalık sayısı için zayıf (0.2 ve çevresindeki değerler) olarak hesaplanmıştır. Sonuç: Aachen Düşme Riski Değerlendirme ölçeğinin Türkçe sürümümünün üç ayrı bölümünün geçerlilik ve güvenilirlik analiz sonuçları ölçeğin birinci ve üçüncü bölümlerini oluşturan düşme değerlendirme indeksinin orta düzeyde duyarlı ve seçici olduğunu ve her iki gösterge açısından da hatalı pozitif ve negatif değerlendirme olasılığının % 25-45'i bulduğunu göstermektedir. Düşme riski indeksi (birinci bölüm) madde yapısı Türkçe sürümde de olduğu gibi korunmuştur ve ölçek bütünüyle kullanılabilir durumdadır birinci basamak sağlık hizmetlerinde yukarıda sözü edilen durum dikkate alınarak kullanılabilir.

DüşmeDüşme kazalarıGeriatri+6
Zeynep Öykü Öztürk Arıkan
Manisa Celal Bayar University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşlılık döneminde düzenli egzersizin düşme riski, fonksiyonel kapasite ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Yaşlılarda düzenli aktivite ve egzersiz alışkanlığının; sağlıklı yaşlanmanın en önemli belirleyicisi ve özellikle ileri yaşlarda düşmelerin önlenmesinde etkili olduğu, ayrıca yaşlıların yaşam kalitesini olumlu yönde etkilediği bildirilmekte, ancak doğru yapılandırılmamış egzersiz programlarının etkisiz olduğu hatta sakatlanmalara da yol açabildiği bilinmektedir. Bu çalışma, yaşlılar için düzenli ve yapılandırılmış bir egzersiz programının düşme riski, fonksiyonel kapasite, denge, kas kütlesi, kas kuvveti ve yaşam kalitesine etkisini değerlendirmek amacıyla planlandı. Araştırmanın örneklemini oluşturan Manisa Şehzadeler 12 nolu Aile Sağlığı Merkezinden hizmet alan 65-75 yaş arası dahil edilme kriterlerine uyan ve egzersiz programına katılmaya gönüllü olan kişiler arasından, egzersiz (s:38) ve kontrol (s:35) grupları oluşturuldu. Grup egzersizleri haftada bir gün antrenör ve araştırmacılar tarafından belirlenen ısınma, germe, denge, kuvvetlendirme, soğuma periyodlarını içeren 1 saatlik program olarak düzenlendi. Haftanın 2 günü katılımcıların evlerinde uygulamaları için grup egzersizlerinden bölümleri içeren egzersiz kitapçığı dağıtıldı ve egzersiz yapma durumu ve düşme durumu ile ilgili alanı işaretlemeleri istendi. Başlangıçta ve 6. ayın sonunda Lawton enstrümental günlük yaşam aktiviteleri ölçeği, Tinetti denge ve yürüme değerlendirmesi, SF-12 ile yaşam kalitesi değerlendirilmesi, biyoelektrik impedans ile vücut yağ ve yağsız vücut kütlesi ölçümleri , ayrıca dijital el dinamometresi ile kas kuvvetlerinin değerlendirilmesi yapıldı. Yaşlıların 6 aylık düzenli egzersiz programı sonrasında denge fonksiyonlarında iyileşme olduğu; yaşam kalitesinde artış olduğu sonucuna varıldı . Bununla beraber; egzersiz grubunda yağsız vücut kütlesinde ve fazla yağ yüzdesinde bir değişiklik olmazken kontrol grubunda yağsız vücut kütlesinin azaldığı, fazla yağ yüzdesinin ise arttığı saptandı. Ayrıca egzersiz grubunda el kavrama kuvvetinde artış olduğu görüldü. Sonuç olarak yaşlıların ısınma ve esneme ile desteklenen kol ve bacak kasları için kuvvetlendirme ve denge egzersizlerini içeren doğru yapılandırılmış grup egzersiz programlarına katılmaları ve düzenli ev egzersizlerine devam etmeleri hem fiziksel hem mental ve sosyal olarak olumlu kazanımların olması sebebiyle önerilmelidir.

Düşme kazalarıEgzersizGeriatri+2
Nilgün Yapan Göral
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Katarakt tanısı alan bireylerde düşme sıklığı ve yaşam kalitesi

Amaç:Araştırma; katarakt tanısı alan bireylerin düşme sıklığı ve yaşam kalitesini belirlemek amacıyla planlandı ve uygulandı. Gereç ve Yöntem: Çalışma analitik kesitsel tiptedir. Araştırmaya Türkiye'nin batısındaki bir üniversite hastanesinin göz kliniğine katarakt tanısı ile ameliyat ya da kontrol amacı ile başvuran 215 hasta alındı. Veriler kişisel bilgi formu, Ulusal Göz Sağlığı Enstitüsü Görme İşlevi Ölçeği (NEI-VFQ 25), Günlük Yaşam Aktivitesi (GYA) Ölçeği, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ), Uluslararası Düşme Etkinlik Ölçeği (FES-I), İtaki Düşme Riski Ölçeği ve SF-12 ölçeği ile toplandı. Veriler tanımlayıcı istatistikler, Kruskall Wallis testi, Mann Whitney U, ki kare ve Spearman korelasyon analizi kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Hastaların NEI-VFQ 25 ölçeği alt boyutlarından yüksek, SF-12 fiziksel (41,48±6,37) ve mental (44,95±6,50) özet skorlarından düşük puan aldığı saptandı. Araştırma grubunun %27,4'ünün daha önce düştüğü, %64,4'ünün bir yıl ve altı sürede düştüğü ve düşme ortalamasının 1,81±1,40 olduğu görüldü. Hastaların Katz (%95,3) ve Lawton (%82,8) GYA ölçeklerine göre bağımsız olduğu, %65,5'inin düşük düzeyde fiziksel aktivite yaptığı ve FES-I'e göre düşme riskinin %34,9 olduğu belirlendi. Grubun %80'inin İtaki'ye göre düşme riski yüksektir. NEI-VFQ 25 ölçeği ile Katz ve Lawton GYA ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptandı (p<0,05).NEI-VFQ 25 ve SF-12 ile FES ve İtaki ölçek puanları arasında negatif yönde korelasyon belirlendi (p<0,05). Sonuç:Araştırma sonucunda kataraktın hastaların görmeye ilişkin yaşam kalitesini etkilemediği ancak genel yaşam kalitesini düşürdüğü saptandı. Hastaların düşme oranının düşük olduğu belirlendi. Düşük fiziksel aktivite yapan, yarı bağımlı ve düşme riski yüksek hastalarda düşme öyküsünün fazla olduğu görüldü. Yaşam kalitesini arttırmaya ve düşme riskini azaltmaya yönelik önlemlerin alınması önerilmektedir.

Düşme kazalarıGözGöz hastalıkları+2
Çiğdem Özdemir
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Balıkesir il merkezinde yaşayan yaşlıların tıbbi ve sosyal sorunları, yaşam kalitesi düzeyi ve etkileyen faktörler

Amaç: Bu çalışmanın amacı, Balıkesir ilk merkezinde yaşayan yaşlıların tıbbi ve sosyal sorunlarını ortaya çıkarmak, yaşam kalitesi düzeylerini saptamak ve bireylerin yaşam kalitelerine etki eden faktörleri ortaya çıkarmaktır. Gereç-Yöntem: Bu çalışma toplum tabanlı kesitsel bir çalışmadır. Çalışma evrenini Balıkesir'in il merkezinde yer alan iki ilçeden birisi olan Altıeylül 'de ikamet eden 65 yaş ve üzeri 14.137 yaşlı birey oluşturmaktadır. %20.6'lık prevalans, %4 düzeyinde sapma, 1.4'lük desen etkisi ve %5 hata payı ile minimum 535 yaşlı bireye ulaşılması hedeflenmiştir. Çalışmada çok aşamalı olasılıklı örnekleme kullanılmıştır. Veriler anket aracılığı ile yz yüze görüşülerek elde edilmiştir. Ankette, yaşlılara yönelik sosyodemografik bilgiler, sağlık durumları ve sağlık hizmet kullanımları, alışkanlıklar, ilişkiler ve şiddet görme durumları, geriatrik sendromlar ve yaşam kalitesi değişkenleri yer almıştır. Yaşam kalitesini ölçmek için WHOQOL-AGE ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın bağımlı değişkenleri yaşam kalitesi toplam puanı ve iki alt boyutudur. Tek değişkenli analizlerde Ki-kare testi, çok değişkenli analizlerde lojistik regresyon kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmamıza katılan bireylerin yaş ortalaması 71.57±6.02 olup %51.4'ü kadındır. Katılımcıların %25.9'u örgün eğitim görmemiş olmakla birlikte %17.6'sı gelirinin giderinden az olduğunu belirtmiştir. Araştırma grubumuzun %85.1'inin en az bir kronik hastalığı, %42.7'sinin hekim tavsiyesi olmadan ilaç kullanma durumu, %61.0'ının genel sağlığını takip eden bir doktorunun olmama durumu, %34.4'ünün acil olmayan bir sağlık sorununda ilk olarak ASM'ye başvurma durumu, %39.9'unda inkontinans, %33.1'inde son bir yıl içerisinde düşme öyküsü, %19.6'sında şiddete maruz kalma, %41.0'ında depresif duygudurum ve %14.0'ında günlk işlerinde bağımlılık saptanmıştır. Çalışmamızda yaşam kalitesi toplam puanı 70.92 ± 13.94 bulunmuştur. Çalışmamızda düşük yaşam kalitesi, kentsel bölgede yaşayanlarda 2.28 kat (%95 G.A=1.38±3.78), bekâr ya da eşinden ayrılmış olanlarda 3.96 kat (%95 G.A=1.49±10.51), herhangi bir okul bitirmeyenlerde 1.90 kat (%95 G.A=1.06±3.40), geliri giderinden az olanlarda 4.48 kat (%95 G.A=1.85±10.88), evinde alafranga tip tuvalet bulunmayanlarda 3.02 kat (%95 G.A=1.62±5.64), herhangi bir kronik hastalığı olanlarda 2.02 kat (%95 G.A=1.01±4.06), görme ya da işitme durumu kötü olanlarda 2.76 kat (%95 G.A=1.32±5.76), egzersiz yapmayanlarda 2.37 kat (%95 G.A=1.31±7.28), günlük ilişkilerinden memnun olmayanlarda 4.57 kat (%95 G.A=2.50±8.36), günlük yaşam aktivitelerinde bağımlı olanlarda 9.33 kat (%95 G.A=3.18±27.46) ve depresif duygudurum içerisinde bulunanlarda 5.20 kat (%95 G.A=3.09±8.76) riskli bulunmuştur. Sonuç ve Öneriler: Araştırma grubumuzda kronik hastalık varlığı, günlük temel işlerinde bağımsızlık, yardımcı araç kullanımı, akılcı olmayan ilaç kullanımı yüksek düzeyde saptanmıştır. Yaşlıların birinci basamak kullanımları, sağlık durumlarını takip eden doktor varlığı, düşmelere karşı önlem alma durumları düşük düzeyde saptanmıştır. Sosyo-ekonomik ve fiziksel sağlık açısından bağımlı olan yaşlılar ile egzersiz yapmayan ve sosyal çevresi ile ilişkileri kötü olan yaşlıların yaşam kaliteleri 113 düşük saptanmıştır. Sağlık sistemi içerisinde yer alan zorunlu hizmet grupları arasına, ülkemizde en azından yaşlı şehirler için yaşlılar da dâhil edilmelidir. Toplumun kendine ait olmayan ilacı kullanmama bilinci oluşturulmalıdır. İlaç kullanımı bilincinin arttırılmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Yaşlıların aktif zaman geçirebileceği ve katılım sağlayabilecekleri sosyal ve çevresel imkânlar oluşturulmalıdır. Bu bağlamda erişilebilir güvenli yürüyüş ve egzersiz alanları, sosyal olabilecekleri ve iyi ilişkiler kurabilecekleri sosyal ortamların oluşturulmalıdır. Anahtar kelimeler: yaşam kalitesi, depresyon, düşme

BalıkesirDepresyonDüşme kazaları+5
Soner Güneş
Manisa Celal Bayar University
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik bel ağrılı kadınlarda dansla tedavinin denge, düşme, vücut farkındalığı ve fonksiyonellik üzerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışma dansla tedavinin kronik bel ağrılı hastalarda denge, düşme, vücut farkındalığı ve fonksiyonellik üzerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmaya katılan 40 kadın hasta dansla tedavi (45,70±11,32 yıl) ve kontrol grubu (46,50±7,16 yıl) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Dansla tedavi grubundaki hastalara 8 hafta boyunca haftada 3 gün farklı dans türlerinin koreografilerinden hasta grubuna uygun olarak bireyselleştirilmiş dansla tedavi programı uygulandı. Kontrol grubu ise klasik egzersiz tedavisi programına alındı. Tüm katılımcılara programlarının başında, ortasında ve sonunda değerlendirme yapıldı. Değerlendirmede demografik bilgileri alındıktan sonra hastaların bilateral bacak uzunluk ölçümü, lumbar fleksiyon, ekstansiyon, sağ lateral fleksiyon ve sol lateral fleksiyon gonyometrik ölçümleri ve bel ve kalça çevre ölçümleri alındı. Hastalara ağrıyı değerlendirmek için McGill Ağrı Ölçeği Kısa Formu, fonksiyonelliği ölçmek için Oswestry Disabilite İndeksi, vücut farkındalığını değerlendirmek için Vücut Farkındalık Oran Anketi, algılanan sağlık düzeyini değerlendirmek için Nottingham Sağlık Profili Anketi, kinezyofobiyi ölçmek için Tampa Kinezyofobi Ölçeği ve yaşam kalitesini ölçmek için Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği- Kısa Form (WHOQOL-BREF) uygulandı ve düşme riskini değerlendirmek için "Zamanlı Kalk Yürü" testi ve dengeyi değerlendirmek için Y denge testi yapıldı. Tedavilerin sonunda her iki gruptan da tedavi memnuniyetlerini 11'li likert soruda (0= hiç memnun kalmadım, 10= çok memnun kaldım) belirtmeleri istendi. Tedaviler tamamlandığında kontrol grubunda da dansla tedavi grubunda da değerlendirilen tüm parametrelerde iyileşme saptandı (p<0,05). Ancak dansla tedavi programı eklem hareket açıklığını, fonksiyonelliği, vücut farkındalığını, yaşam kalitesini, algılanan sağlık düzeyini, dengeyi arttırmada ve ağrıyı, kinezyofobiyi ve düşme riskini azaltmada klasik tedavi grubuna göre daha etkili bulundu (p<0,05). Tedavi memnuniyetleri incelendiğinde ise dansla tedavi grubu hastalarının kontrol grubu hastalarına göre tedavi programlarından daha memnun oldukları saptandı (p<0,05). Dansla tedavi eğitiminin kronik bel ağrılı hastalarda dengeyi, vücut farkındalığını, fonksiyonelliği iyileştirmede ve düşme riskini azaltmada etkili bir tedavi yöntemi olarak kullanılabileceği sonucuna varıldı.

AğrıBel ağrısıDans+7
Elif Dinler
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortopedik cerrahi geçiren hastalarda ameliyathane basınç yarası gelişiminin azaltılmasında basınç yarası bakım paketinin etkisinin incelenmesi

Bu araştırma, ortopedik cerrahi girişim uygulanan hastalarda ameliyat sonrası erken dönemde uygulanan basınç yarası bakım paketinin hastaların ameliyathane basınç yarası gelişimi, ağrı, düşme korkusu ve konforu üzerine etkisinin belirlenmesine yönelik non randomize kontrollü, yarı deneysel klinik araştırmadır. Araştırmada klinik rehberler doğrultusunda hazırlanmış olan basınç yarası bakım paketi çalışma grubu hastalarına uygulandı. Bakım paketi "deri bakımı, pozisyon verme, erken mobilizasyon, beslenme ve sıvı alımı" girişimlerinden oluştu. Araştırmada önce kontrol grubu, daha sonra çalışma grubu verileri toplandı. Veri toplama amacıyla Hasta Tanıtıcı Veri Formu, 3S Ameliyathane Basınç Yarası Risk Değerlendirme Ölçeği, Görsel Kıyaslama Ölçeği, Düşme Korkusu Ölçeği, Genel Konfor Ölçeği Kısa Formu, Basınç Yarası Bakım Paketi Klinik Veri Toplama Formu, Ulusal Basınç Ülseri Danışma Paneli (National Pressure Ulcer Advisory Panel-NPUAP) (2016) Basınç Yarası Evreleme Sistemi Formu, Basınç Yarası Bölgeleri ve Evreleri İzlem Kayıt formları kullanıldı. Kontrol grubunda bulunan hastalara kliniğin rutin uygulaması yapıldı ve araştırma kapsamında geliştirilen bakım paketi uygulanmadı. Çalışma grubunda bulunan hastalara 105 gün boyunca kliniğin rutin uygulaması yanında bu çalışma için geliştirilen basınç yarası bakım paketi uygulandı. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, ortalama±standart sapma, yüzde, en az-en çok değerleri hesaplandı. Araştırmada normal dağılım sergileyen ikili grupların karşılaştırılmasında Bağımsız Örneklem t Testi, normal dağılım sergilemeyen ikili grupların karşılaştırılmasında Mann Whitney U Testi kullanıldı. Kategorik değişkenlerin karşılaştırılmasında Ki-Kare Testi kullanıldı. İstatistik hesaplamalar ve yorumlamalar p<0.05 düzeyinde değerlendirildi. Araştırmanın örneklemini kontrol grubunda 122, çalışma grubunda 68 olmak üzere toplam 190 hasta oluşturdu. Ameliyathane basınç yarası insidansı kontrol grubunda %18.4, çalışma grubunda %5.7 olarak belirlendi. Yaş, en az bir kronik hastalık varlığı özellikle hipertansiyon, tıbbı tanı özellikle kalça fraktürü, acil cerrahi müdahale, ameliyat öncesi ASA sınıfı ≥3, ameliyat öncesi klinikte geçen süre, hastanede ortalama yatış süresi (gün), 3S Ameliyathane Basınç Yarası Risk Değerlendirme Ölçek puanı ≥19, ameliyat öncesi albümin ve hemoglobin değerlerinin düşük olması basınç yarası gelişenlerde etkili bulundu (p<0.05). Kanıta dayalı girişimlerin yer aldığı ameliyathane basınç yarası önleme bakım paketinin, ameliyathane kaynaklı basınç yarası gelişiminin önlenmesinde etkili bulunmuş olup; ayrıca hastaların ağrı algısının ve düşme korkusunun azaltılmasında, konfor düzeyinin yükseltilmesinde olumlu sonuçları olduğu belirlenmiştir. Ameliyathane kaynaklı basınç yarası gelişmesinin önlenmesinde basınç yarası bakım paketinin kullanılması önerilmektedir.

AğrıBasınç ülserleriCerrahi+5
Hatice Eğilmez
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Geriatrik diz osteoartritlilerde modifiye otago ve nöromuskuler egzersiz programlarının düşme, yürüyüş, fiziksel fonksiyon ve yaşam kalitesine etkilerinin araştırılması

Bu çalışma geriatrik diz osteoartritlilerde Modifiye Otago ve Nöromuskuler egzersizlerin düşme, yürüyüş, fiziksel fonksiyon ve yaşam kalitesine etkilerini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmada 88 birey yer aldı ve bireyler Modifiye Otago, Nöromuskuler ve Kontrol grubu olarak üçe ayrıldı. Bütün gruplara geleneksel fizyoterapi uygulamaları (Hotpack + Ultrason (US) + Transkutanöz Elektrik Stimülasyonu (TENS) yapıldı. Egzersiz gruplarına bu uygulamalara ek olarak Modifiye Otago ve Nöromuskuler egzersizler klinik ortamda haftada 2 gün, 12 hafta fizyoterapist eşliğinde yaptırıldı. Kontrol grubu sadece takip edildi. Hastalar tedavi öncesi ve sonrası temel parametreler açısından değerlendirildi. Bireylerde denge ve düşme riski için Berg Denge Ölçeği (BDÖ) ve Zamanlı Kalk Yürü Testi (ZKYT), düşme korkusu için Uluslararası Düşme Etkinlik Ölçeği (UDES), semptomlar ve fonksiyon için Western Ontario and McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi (WOMAC), kinezyofobi için Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ), fonksiyonel kapasite için 6 dakika yürüme testi (6DYT), yaşam kalitesi için Nottingham Sağlık Profili (NSP), ağrı için McGill Kısa Form (MKF) anketi, yürümenin spatio-temporal değişkenleri için "Gait Analyzer" adlı android tabanlı bir akıllı telefon uygulaması kullanıldı. Eklem pozisyon hissi (EPH) gonyometre ile ölçüldü ve diz fleksiyonu 30° ve 60° hedef açılar olarak belirlendi. Tedavi sonrası egzersiz yapan grupların egzersiz deneyimleri cevapları 0-10 arasında değişen üç soru sorularak değerlendirildi. Modifiye Otago ve Nöromuskuler egzersizlerin kontrol grubuna göre düşme riskini ve düşme korkusunu azalttığı, dengeyi artırdığı, klinik semptomları ve ağrıyı azalttığı, fonksiyonu ve yaşam kalitesini artırdığı, yürümenin spatio-temporal parametrelerinde olumlu değişiklikler sağladığı ve eklem pozisyon hissinde kısmen iyileşme sağladığı görüldü (p<0,05). Egzersiz grupları karşılaştırıldığında Modifiye Otago grubu Nöromuskuler egzersiz grubuna göre yaşam kalitesi ve ağrı üzerinde daha olumlu sahipti (p<0,05). Ayrıca bu grupta bireyler egzersizleri daha az sıkıcı ve daha az yorucu olarak değerlendirdi (p<0,001). Modifiye Otago ve Nöromuskuler egzersizlere geriatrik diz osteoartritli bireylerin tedavi programlarında olası düşmeleri azaltmayı amaçlayan egzersizler olarak yer verilebilir. Bireylerin uyum ve memnuniyeti açısından Modifiye Otago egzersizlerinin daha üstün ve bu nedenle daha tercih edilebilir sonucuna varıldı.

Diz eklemiDüşmeDüşme kazaları+6
Mehmet Ercan Odabaşıoğlu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksekte çalışma eğitimlerinde kullanılacak platform tasarımı ve imalatı

Çalışma kapsamında, ülkemizde iş kazalarının çok sayıda gerçekleştiği yüksekten düşmelere karşı bir eğitim materyali olabilecek bir platformun tasarlanması amaçlanmıştır. 6331 sayılı İSG kanunu çerçevesinde yüksekte çalışmayı da da içine alan konularda çalışanların korunması açısından işverenlere birçok sorumluluk yüklenmiştir. Bu sorumluluklar içerisinde ISO 45001'in temel prensiplerinden olan eğitim ve katılım yüksekten düşmelerin önlenebilmesi içi proaktif önlemler çerçevesinde uygulanma potansiyeline sahip önemli faaliyetlerdir. İnşaat sektöründeki hareketlilikle de ilgili olarak, yüksekten düşerek yaralanma ya da ölüm riski sürekli göz önünde tutulması gereken bir olgudur. Yüksekten düşmenin önlenmesine yönelik olarak alınacak tedbirler farklı işyerleri için farklı içeriklere sahip olabilir. Tez çalışması kapsamında, uygun yapıda bir konstrüktif yapının yüksekte çalışma uygulamalarında kullanımına yönelik modifikasyonlar gerçekleştirilmiştir. Yüksekte çalışma unsurlarıyla donatılan platfrorm üzerinde denemeler başarılı şekilde gerçekleştirilmiştir.

Düşme kazalarıKazalarYükseklik+5
Halil Kütük
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bina inşaatlarında yüksekte çalışma aşamasında yaşanan iş kazalarının sebepleri ve alınabilecek tedbirler

Bina inşaatlarında yüksekten düşme şeklinde gerçekleşen ölüm oranları, motorlu taşıt kazaları haricinde tüm kazaların ölüm oranlarından daha yüksektir. Bu kazaların temel nedenleri; yüksekte çalışma sırasında düşme önleyici tedbirlerin olmaması veya yetersiz olması, çalışanlarda iş güvenliği bilincinin yeterli olmaması ve teknolojik çalışmaların uygulanmaması şeklinde belirtilebilir. Bu çalışmada, konut binası, fabrika binası ve kamu kurumu inşaatlarında yüksekte çalışma sırasında düşme noktaları belirlenmiş ve kontrol formları ile mevcut ve alınması gereken tedbirler değerlendirilmiştir. Özellikle kat kenarlarında, kalıp çalışmalarında, iskele çalışmalarında düşme tehlikesine karşı genel olarak tedbirlerin alınmadığı görülmüştür. Bu kapsamda; Çalışma Bakanlığının inşaat sektörü için yayınladığı yıllık raporlarda en fazla ölümlü kazaların genel olarak güvenlik tedbirlerinin alınmadığı kat kenar boşlukları, iskele üzerinde yapılan çalışmalar, kalıp çalışmaları ve çatı üzerinde yapılan çalışmalar olduğu belirtilmiştir.

Düşme kazalarıGüvenlik önlemleriKazalar+4
Mehmet Şakir Öztürk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Göz ameliyatı olan hastalarda düşme riskinin belirlenmesi ve düşmeyi önlemeye yönelik yapılan girişimlerin etkinliğinin değerlendirilmesi

Amaç: Araştırma, göz ameliyatı olan hastaların düşme riskinin belirlenmesi ve düşmeyi önlemeye yönelik yapılan girişimlerin etkinliğinin değerlendirilebilmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma 18 Nisan – 19 Haziran 2016 tarihleri arasında kamuya ait bir eğitim araştırma hastanesinin göz kliniği ameliyathanesinde yapılmıştır. Örneklemi araştırmaya katılmayı kabul eden 307 hasta oluşturmuştur. Veriler Hasta Tanılama Formu, DENN Düşme Risk Değerlendirme Skalası ve Düşmeyi Önlemeye Yönelik Alınan Önlemler Ve Ameliyat Sonrası Düşme Değerlendirme Formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotların yanı sıra Kolmogorov-Smirnov Z testi, Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Bulgular: Örneklem grubunda yer alan hastaların %32,2'sinin 70 yaş ve üzeri, %31,3'ünün 40-59 yaş aralığında, %53,1'inin ise erkek olduğu saptanmıştır. Düşme riski değişkenine göre hastaların %52,8'inin düşme riskinin az, %28,0'inin düşme riskinin orta ve %19,2'sinin ise düşme riskinin yüksek olduğu saptanmıştır. Düşmeyi önlemek için hastaların %55,0'inin önlem aldığı saptanmıştır. En çok alınan önlemler arasında hastaların %68,6'sının (n:83) ameliyat sonrası ilk 24 saatte ayağa kalkarken yardım aldığı, %57,0'sinin (n:69) gece yeterli aydınlatmayı sağladığı, %42,1'inin (n:51) ıslak zeminli alanları kullanmadığı tespit edilmiştir. Ameliyat sonrası 7. ve 15. günde aranan hastaların %0,5'inin (n:1) ameliyat sonrası ilk 7 günde, %2,3'ünün (n:5) ise ameliyat sonrası ilk 15 günde düşme deneyimlediği saptanmıştır. Sonuç: Göz ameliyatı olan hastaların düşme riskinin çok yüksek olmadığı ve düşmeyi önlemek için alınan önlemlerin kısmen yeterli olduğu saptanmıştır. Hasta ve yakınlarına düşmelerin önlenmesi konusunda eğitim verilmesi önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Düşme riski, düşme önleme, göz hastalıkları, hemşirelik, hasta güvenliği

Cerrahi-gözDüşme kazalarıDüşüş+3
Gökçe Kavak Aktaş
Acıbadem University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Geriatrik hastalarda ağrı, hareket korkusu ve düşme ilişkisinin incelenmesi

Son yıllarda insan yaşam süresinin artmasına bağlı olarak bu süreci takiben yaşanan sorunlar önem kazanmaya başlamıştır. Bu çalışma ile Türkiye'de ve dünyada yaşlanmaya bağlı ağrı algılaması, hareket ve düşme korkusu arasındaki ilişki ve bunları etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Burdur Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi'ne Mart 2019- Eylül 2019 tarihleri arasında başvuran gelişigüzel örneklem tekniği ile seçilmiş 65 yaş ve üzeri olan, gönüllülük esası ile seçilen 100 birey dahil edilmiştir. Çalışma kapsamında hastalar, düşme korkusu (Tinetti Düşmenin Etkisi Ölçeği, Vizüel Analog Skala), hareket korkusu (Tampa Kinezyofobi Ölçeği), ağrı (Ağrı Değerlendirme Sözel Kategori Ölçeği) yönünden değerlendirilmiştir. Ayrıca hastaların, sosyo-demografik özellikleri ile birlikte yardımcı yürüme cihazı kullanımı, son bir yılda ki düşme sayıları, tanısı konulan hastalıkları, sürekli kullandığı ilaçlar sorgulanmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 10.0 istatistik programı kullanılmıştır. n ve % için deskriptif istatistik kullanılmıştır. Tampa Kinezyofobi Ölçeği, Tinetti Düşmenin Etkisi Ölçeği, Vizüel Analog Skala ve Ağrı Değerlendirme Sözel Kategori Ölçeği'nin dağılımları Kolmogorov-Smirnov Testi ile test edilmiştir. Verilerin normal dağılıma uyduğu tespit edilmiştir. Uygun yerler için student t testi ve ANOVA testi yapılmıştır. Posthoc test için Tukey yöntemi kullanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişki Pearson Korelasyon yöntemiyle test edilmiştir. Değerlendirdiğimiz risk faktörleri, yaş, cinsiyet, medeni durum, öğrenim durumu, meslek, cerrahi ve kronik hastalık varlığı, sürekli kullanılan ilaç varlığı ve etkilenen bölge açısından karşılaştırıldığında aralarında ki ilişki istatistiki açıdan önemsiz bulunmuştur (p>0,05). Cinsiyet değişkenin istatistiki açıdan analizinde Vizüel Analog Skala değişkeni arasındaki fark istatistiki olarak önemli bulunmuştur (p<0.05). Ölçeklerin kolerasyonları değerlendirildiğinde ise Tampa Kinezyofobi Ölçeği ve Tınetti Düşmenin Etkisi Ölçeği puanları aralarındaki ilişki pozitif yönlü (+0.704) olarak bulunmuştur. Ayrıca kolerasyon değerlendirilmesinde Vizüel Analog Skala ve Ağrı Değerlendirme Sözel Kategori Ölçeği ölçek puanı aralarındaki ilişki pozitif yönlü (+0.535) olarak bulunmuştur. Çalışmamızın sonuçlarına göre, hareket korkusu ve düşme korkusu arasında ilişki olduğu tespit edilirken, hastaların ağrı değerlendirmeleri ve düşme korkuları arasında da ilişki olduğu ortaya koyulmuştur. 65 yaş üzeri hastalarda hareketsizlik, ağrı ve düşme korkusu önemli bir problem olmakla birlikte günlük yaşam aktivitelerini de olumsuz yönde etkilemektedir.

AğrıDüşme kazalarıGeriatri+2
Ümmühan Meltem Öztürk
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olan yaşlılarda düşme korkusu kaçınma davranışı ile stres ile başetme yöntemlerı arasındaki ilişkinin incelenmesi.

Amaç: Bu araştırma, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olan yaşlılarda düşme korkusu kaçınma davranışı ile stres ile başetme yöntemleri arasındaki ilişkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan bu araştırma, Elazığ'da bir Devlet Hastanesi'nde göğüs hastalıkları servisine yatış yapan 65 yaş ve üzeri KOAH'lı 171 bireyle, 27 Temmuz 2022-1 Mart 2023 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırma verileri, "Hasta Tanıtım Formu, 'Başa Çıkma Stilleri Ölçeği Kısa Formu Ölçeği'(BÇSÖ-KF) ve 'Yaşlı Yetişkinlerde Düşme Korkusu Kaçınma Davranışı Ölçeği (FFABQ) ile yüz yüze görüşme yolu ile toplanmıştır. Bulgular: Araştırmamıza göre katılımcıların BÇSÖ ortalama puanı 70,75±9,27 ve FFABQ puanıysa 31,24±12,9 bulunmuştur. FFABQ ile BÇSÖ-KF arasında arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark belirlenmemiştir (p>0.05). Sonuç ve Öneriler: KOAH'lı yaşlı hastaların kaçınma davranışlarının azalması için hastalar desteklenmelidir. KOAH'lı 65 yaş üstü bireylerin kaslarının gerilemesiyle oluşan düşmelerin önlenmesi için düzenli egzersiz yapmaları için bilgilendirilmeli ve bu konuda yönlendirilmelidirler. Gelecek çalışmalarda düşme kaçınma davranışlarının nasıl azalacağı ile ilgili deneysel çalışmalar yapılması önerilir. Anahtar Kelimeler: KOAH, düşme korkusu, kaçınma, yaşlı birey, baş etme, stres.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifBaşa çıkma+5
Fikriye Ceyda Parlak
Dicle University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı inme sayrılarında (hastalarında) düşme sıklığı ile işlevsel yeti, denge ve yaşam niteliği arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, yaşlı inme sayrılarında düşme sıklığı ile işlevsel yeti, denge ve yaşam niteliği arasındaki ilişkiyi incelemektir. Yöntem: Çalışmaya Ocak 2015-Eylül 2015 tarihleri arasında 68 inme sayrısı alındı. Sayrılar 65 üstü (Grup 1) ve altı (Grup 2) olmak üzere iki gruba ayrıldı ve gruplar arasında değerlendirme sonuçları karşılaştırıldı. Sayrıların kişisel özellikleri, düşme sıklığı ve korkusu sorgulandı. İşlevsel yeti; Fugl Meyer Duyu Değerlendirmesi, 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT), İnme Esenlendirmesinde Hareket Değerlendirmesi Ölçeği (STREAM), Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (FBÖ) ile, denge; Süreli Kalk Ve Yürü Testi (SKYT) ve Gövde Bozukluk Ölçeği (GBÖ) ile, yaşam niteliği (kalitesi) İnme Etki Ölçeği ile değerlendirildi. Bulgular: Grup 1'in yaş ortalaması 74,21±7,43 yıl, Grup 2'nin 54,25±9,40 yıldı. Grup 1'in işlevsel yeti ve denge değerleri Grup 2 'ye göre istatistiksel olarak anlamlı ölçüde düşük, düşme korkusu ise anlamlı olarak yüksekti (p<0.05). Tüm sayrılarda yaş ile işlevsel yeti arasında negatif yönde düşük düzeyde ve anlamlı korelasyon saptanırken, yaş ile SKYT arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı korelasyon saptandı. Sonuç: Yaşlı inme sayrılarında işlevsel yeti ve denge değerleri daha düşük buna bağlı olarak düşme korkuları daha yüksek bulunmuş ve günlük yaşam etkinliklerinde (aktivitelerinde) bağımsızlıklarının azaldığı görülmüştür. İnme esenlendirmesinde (rehabilitasyonunda) motor işlev ve dengeyi arttıracak, düşmeyi önleyecek egzersizlerin günlük yaşamdaki bağımsızlıklarını ve yaşam niteliklerini arttırılabileceği görüşündeyiz. Anahtar Sözcükler: İnme, Düşme, Yaş.

BilişDengeDüşme kazaları+3
Evrim Göz
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Trabzon il merkezinde yaşayan yaşlılarda düşme riski, düşme prevalansı ve düşmeye bağlı işlevsel yetersizlik

Yaşlılık dönemi bireylerin statü kaybettiği, bağımlılık ve kaza riskinin arttığı ve fiziksel yeteneklerinin azaldığı bir dönemdir. Yaşlı bireylerin yaklaşık 1/3'ü her yıl, en az bir kez düşme deneyimi yaşamaktadırlar. Araştırma, Trabzon il merkezinde 65 yaş ve üzeri bireylerde düşme risk faktörleri, düşme prevalansı ve düşmeye bağlı işlevsel yetersizliği saptamak amacıyla yapıldı. Kesitsel ve tanımlayıcı olarak yapılan bu araştırmanın örneklemini, Trabzon il merkezinde yaşayan 65 yaş ve üzeri 343 birey oluşturdu. Veriler, sosyodemografik özellikler, düşme risk faktörleri, düşme prevalansı ve işlevsel yetersizlikle ilgili 24 maddelik anket formu ve kısa yeti yitimi anketi kullanılarak toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik ve ki-kare ve Student T Testi kullanıldı. Çalışmada, 65 yaş ve üstü bireylerde düşme prevalansı %36.2 bulundu. Düşme prevalansı yaşla birlikte artış göstermektedir (p<0.05). Beden kitle indeksine göre zayıf olanlarda (%62.5), bekar ya da dul olanlarda (%41.6) okuryazar olan ve okuryazar olmayanlarda (%40), çalışmayan yaşlılarda (%60), geniş aile yapısına sahip olanlarda (%54.3), çok katlı ve asansörsüz apartmanda oturanlarda (%35.3), kronik hastalığı olanlarda (%40.1), çoklu ilaç kullananlarda (%50), üriner inkontinansı olanlarda (%60.9), görme durumu zayıf olanlarda (%48.7), denge sorunu olan (%62.3) yaşlılarda düşme öyküsü yüksek bulundu. Düşme nedenleri arasında, ilk sırada kaza ya da çevresel faktörler (%31.2) saptandı. Klozet ya da tuvalette tutunma çubuğunun olmaması %50 oranında düşme nedeniydi. Yaşlıların %26 'sı rollerini yerine getirmede yetersiz olduğunu belirtti. Ağır yeti yitimi olan (%54.81) yaşlıların %13.7'sinde düşme öyküsü vardı. Yaşlılarda düşme yaygın bir sorundur. Belirlenen risk faktörlerine ve nedenlerine yönelik önleme programlarının geliştirilmesi düşme oranlarının azaltılmasında etkili olacaktır. Anahtar Sözcükler: Düşme riski, düşme prevalansı, işlevsel yetersizlik, yaşlılık

Düşme kazalarıKazalarRisk+3
Seçil Gülhan
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı bireylerde vücut kompozisyonu, denge ve düşmenin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı; yaşlı bireylerde vücut kompozisyonunun, denge, düşme ve alt ekstremite kas kuvveti üzerindeki etkisinin incelenmesi idi. Çalışmaya 65-85 yaş arasında 92 birey (64 kadın, 28 erkek) dahil edildi. Bireylerin tanımlayıcı ve klinik özellikleri kaydedildi. Bireylerin bilişsel fonksiyonları, Standardize Mini Mental Durum Testi ile, fiziksel aktivite düzeyi ise Yaşlılar İçin Fiziksel Aktivite Ölçeği (PASE) ile değerlendirildi. Vücut kompozisyonunun belirlenmesi için vücut kütle indeksi (VKİ), bel-kalça çevresi oranı ve bacak (baldır) çevre ölçümü yapıldı. Berg Denge Ölçeği (BDÖ), Süreli Kalk ve Yürü Testi ve Tinetti Düşme Etkinlik Ölçeği denge ve düşmeyi değerlendirmek için kullanıldı. VKİ ve BDÖ Skoru arasında ters yönlü ve zayıf ilişki bulundu (-0,269, p<0,01). Bel-kalça çevresi oranı ile dominant diz ekstansiyon kuvveti (r=0,244, p<0,05) ve nondominant diz ekstansiyon kuvveti (r=0,333, p<0,01) değerleri arasında pozitif zayıf ilişki bulundu. Dominant bacak çevre ölçümü ile dominant ayak dorsifleksiyon kuvveti arasında (r=0,258, p<0,05); nondominant bacak çevre ölçümü ile dominant diz ekstansiyon kuvveti (r=0,207, p<0,05), dominant ayak dorsifleksiyon kuvveti (0,246, p<0,05) ve nondominant ayak plantar fleksiyon kuvveti (0,208, p<0,05) değerleri arasında anlamlı ilişki bulundu. Diğer vücut kompozisyonu verileri ile denge, düşme ve kuvvet arasında ilişki saptanmadı (p>0,05). Bireyler VKİ gruplarına ayrılarak incelendiğinde; VKİ (30,0-39,9) grubunun BDÖ Skoru ve sağ diz ekstansiyon kuvveti diğer iki gruba göre daha düşük bulundu (p<0,05). Sonuç olarak; yaşlı bireylerin vücut kompozisyonu ile denge, düşme ve kas kuvveti ilişkili değildi. Bununla birlikte VKİ'si yüksek olan bireylerde denge ve dominant bacak diz ekstansiyon kuvvetinin olumsuz etkilendiği görüldü. VKİ değerleri yüksek olan bireylerde denge ve düşme becerileri detaylı değerlendirilmelidir. Anahtar Kelimeler: Vücut kütle indeksi, Yaşlı, Postüral denge, Düşme, Alt ekstremite Kas Kuvveti. Başkent Üniversitesi Tıp ve Sağlık Bilimleri Araştırma Kurulu ve Etik Kurulu tarafından onaylanmıştır (Proje no: KA23/97).

DengeDüşmeDüşme kazaları+4
Nazlı Gür
Başkent University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Benign paroksismal pozisyonel vertigolu (BPPV) hastalarda kanalit repozisyon manevralarının (KRM) ve kanalit repozisyon manevralarına ek olarak verilen postüral kısıtlamaların düşme riskini azaltmaya etkisi

Tolga Öcal, Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigolu (BPPV) Hastalarda Kanalit Repozisyon Manevralarının (KRM) ve Kanalit Repozisyon Manevralarına Ek Olarak Verilen Postüral Kısıtlamaların Düşme Riskini Azaltmaya Etkisi. Amaç: Bu çalışmamızda amaç, BPPV'li hastalarda KRM'lere ek olarak verilen postural kısıtlamalarının düşme riski değerlendirme testlerinin bulgularına etkisini incelemek ayrıca KRM'den önce ve sonra elde edilen düşme riski değerlendirme testlerinin bulgularını karşılaştırmaktır. Gereç Yöntem:Çalışmaya 2022 yılında Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Odyoloji Kliniği'nde BPPV tanısı almış 34 hasta dahil edildi. Grup 2'ye BPPV tedavisi için sadece kanalit repozisyon manevrası (KRM) uygulanırken, Grup 1'e KRM uygulandı ve postüral kısıtlamalar önerildi. Tedavi uygulamaları öncesinde, tedavi uygulamaları sonrası BPPV tanı testlerinin negatif elde edildiği günde ve 1 ay sonrasında hastalara Morse Düşme Ölçeği (MDÖ), Zamanlı Kalk ve Yürü Testi (ZKYT), Berg Denge Skala'sı (BDS) ve Romberg testi uygulandı ve düşme riskleri değerlendirildi. Bulgular:Çalışmamızda tedavi öncesinde ve sonrasında MDÖ, ZKYT, BDS ve Romberg testi skor ortalamaları gruplar arasında karşılaştırıldığında anlamlı farklılık bulunmadı. Grup 1 ve Grup 2'de zamana göre hastaların ZKYT ve BDS skor ortalamaları istatistiksel olarak anlamlı şekilde iyileşmişti. Grup 1 ve Grup 2'de zamana göre hastaların MDÖ ve Romberg testi skor ortalamaları istatistiksel olarak anlamlı şekilde iyileşmemişti. Sonuç:Bu çalışmaya göre KRM'ler, BPPV hastalarının düşme risklerinim önlenmesi üzerinde olumlu etkisi olabilir. Postüral kısıtlamaların, BPPV hastalarının düşme risklerinin önlenmesi üzerinde bir etkisi yoktu. BPPV hastalarında, KRM ve KRM'lere ek olarak verilen postüral kısıtlamaların düşme riskine etkisi, diğer düşme riski değerlendirme araçları ile incelenmesine ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler:BPPV, kanalit repoziyon manevrası, düşme, düşme riski değerlendirmeleri.

Düşme kazalarıRisk faktörleriVertigo
Tolga Öcal
Başkent University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir ilinde bulunan Üniversite ve kamu hastanelerindeki hasta düşmelerinin maliyet analizi

Amaç: Bu çalışma İzmir ilindeki üniversite ve kamu hastanelerinde gerçekleşen ciddi düşmelerin neden olduğu maliyetin hesaplanması ve düşmeye bağlı sağlık bakım maliyetini etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Retrospektif ve olgu kontrol tasarımında olan çalışma İzmir ilindeki toplam 28 üniversite ve kamu hastanesinde yürütülmüştür. Araştırmada ciddi düşme (ciddi yaralanma ve ölüm ile sonuçlanan) deneyimi yaşayan 39 hasta tanı, cinsiyet, yaş (±5) ve hastaneye başvuru şekline göre 39 kontrol grubu hasta ile eşleştirilmiştir. Araştırmada vaka grubu ve kontrol grubu hastaların hastanede yatış süreleri ve yatış maliyetleri eşleştirilmiş grupların karşılaştırılması yöntemi ile karşılaştırılmıştır. Veriler tanımlayıcı istatistikler, bağımsız iki grup arasındaki farkın önemlilik testi, Mann-Whitney U testi ve çoklu regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışma kapsamında toplam 1622 düşme raporu incelenmiştir. Ciddi düşmelerin; %69,2'si 60 yaş ve üzeri hastalarda, %46,2'si hastaneye yatıştaki ilk beş gün içerisinde, %53,8'i gece vardiyasında, %82'si dahili birimlerde, %35,9'u servis tuvalet ve banyosunda, %30,8'i kayarak gerçekleşmiştir. Ciddi düşme deneyiminin neden olduğu ilave yatış süresi 14,61 gün, ilave yatış maliyeti ise 8726,94 TL olarak hesaplanmıştır. Düşmeye bağlı yaralanmanın tedavisi için ameliyat olma ve üniversite hastanesinde tedavi görüyor olma ciddi düşme deneyimi yaşayan hastaların yatış maliyetini etkilemektedir. Sonuç: Sonuç olarak hastanelerde yaşanan ciddi düşmeler hastaların daha uzun süre hastanede yatmasına ve hastaların hastane yatış maliyetlerinde artışa neden olmaktadır. Hastane yöneticilerinin kanıta dayalı düşmeleri önleyici uygulamaların maliyet etkililik analizlerini yaparak en maliyet etkili uygulamaları hayata geçirmesi önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Hasta düşmeleri, maliyet, hastane, hemşire

Düşme kazalarıHasta güvenliğiHastalar+7
Veysel Karani Barış
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2015
00

Related subjects