Accidental falls

82 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Multipl skleroz hastalarında düşme sıklığı ve düşme risk faktörlerinin değerlendirilmesi

Multipl Skleroz (MS) hastalarının yarıdan fazlası ortalama 6 aylık zamanda düşerler. Düşmeler yaralanma, düşme korkusu ve aktivite kısıtlamaya neden olur. Bu çalışmada MS hastalarında düşme sıklığının ve düşmelerle ilişkili fizyolojik ve nöropsikolojik risk faktörlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. 18-50 yaş arası desteksiz yürüyebilen 50 Relapsing- Remitting MS (RRMS) tanılı hasta ve 30 sağlıklı gönüllüden oluşan katılımcıların düşme sıklığı retrospektif olarak sorgulandı ve 6 ay prospektif izlendi. Hastaların fiziksel faktörlerini değerlendirmede Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği, 25 adım yürüme testi, MS yürüme ölçeği- 12 yapıldı. Katılımcıların Korebalance bilgisayarlı postürografi cihazında statik ve dinamik denge testi performansları ölçüldü. Nöropsikolojik faktörlerini değerlendirmede Beck Depresyon ölçeği, bilişsel işlev değerlendirmesinde Montreal Bilişsel Değerlendirme ve düşme korkusunu saptamada Uluslararası Düşme Etkinlik Skalası (UDES) uygulandı. Toplamda 24 hastada 48 düşme (%48), 6 aylık prospektif izlemde 17 hastada 32 düşme (%34) saptandı. Kontrol grubu ile RRMS hastalarında düşme varlığı, fizyolojik ve nöropsikolojik bulgular karşılaştırıldığında düşme sıklığı benzerdi, hastaların UDES ve statik denge skorları daha yüksekti (p<0,05). Düşen ve düşmeyen hastalar karşılaştırıldığında düşmeler MSWS ve UDES skoru yüksek olanlarda daha sıktı (p<0,05). Tüm katılımcılarda düşmeler UDES skoru yüksek olanlarda daha sıktı. Sonuç olarak RRMS olgularında yürüme ölçeğinde ve düşme korkusu ölçeğinde yüksek puan alanların düşme riskinin daha yüksek olduğu saptandı. Uygulaması da kolay olan bu testlerin düşmeleri öngörme ve hasta takibinde klinik pratikte kullanılması yararlıdır.

Düşme kazalarıDüşme kazalarıKorku+4
Nurşen Kurtuluş
Tekirdağ Namık Kemal University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İnmeli hastalarda düşme riskinin değerlendirilmesi: Üç düşme risk değerlendirme aracının karşılaştırılması

Bu araştırma yaygın olarak kullanılan İtaki, Morse ve Hendrich II Düşme Riski Değerlendirme Ölçeklerinden hangisinin hastanede yatan, inme hastalarında düşme riskinin belirlenmesinde en iyi tahmin gücüne sahip olduğunun belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak gerçekleştirildi. Araştırma verileri Temmuz 2018-Aralık 2018 tarihleri arasında elde edildi. Çalışma bir devlet hastanesinin nöroloji servisinde tedavi gören 125 inme hastası ile gerçekleştirildi. Araştırmada literatür taraması ile araştırmacı tarafından oluşturulan Hasta Tanılama Formu ile Glaskow Koma Skalası, İtaki Düşme Riski Ölçeği, Hendrich II Düşme Riski Ölçeği, Morse Düşme Ölçeği kullanıldı. Hastaların fonksiyonel durumu Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği ile değerlendirildi. Hastalarda meydana gelen düşme olayları Düşme Bildirim Formu ile kayıt altına alındı. Düşme riski değerlendirmesi ve düşme olayları için hastalar yatış süresince günlük olarak izlendi. Düşme riski ölçeklerinin değerlendirilmesinde duyarlılık-özgüllük analizleri ve ROC eğrisi kullanıldı. Çalışmaya katılan 125 inme hastasının yaş ortalaması 71,47±11,16 olarak saptandı. Hastanede yatış süreleri ortalama 8,66±1,80 gün olan hastaların %9,6'sında (n=12) hastanede düşme tespit edildi. Düşen 12 hastanın 11'inde 1 defa, 1 hastada ise tekrarlı düşme kaydedildi. Hastanede meydana gelen düşmeler en fazla hasta odasında (%61,5) gerçekleşti. Düşen hastaların çoğu kadındı (%58,3). Çalışmada kullanılan düşme risk değerlendirme araçlarından İtaki Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği için duyarlılık 75,0, özgüllük 63,7, Hendrich II Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği için duyarlılık 83,3, özgüllük 50,4, Morse Düşme Ölçeği için duyarlılık 91,7, özgüllük 73,5 olarak hesaplandı. ROC analizi değerlendirme sonuçlarına göre ölçeklerin cut off değerleri; İtaki Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği için 14, Hendrich II Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği için 4,5, Morse Düşme Ölçeği için 66,2 olarak saptandı. Sonuç olarak; Morse Düşme Ölçeğinin duyarlılık ve sözgüllüğünün diğer ölçeklere göre daha yüksek olması nedeni ile hastanede yatan inme hastalarında kullanımı önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: İnme, düşme riski, hemşirelik, duyarlılık, özgüllük

Düşme kazalarıDüşme kazalarıHasta güvenliği+6
Özge Arslan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir aile sağlığı merkezi bölgesinde yaşayan yaşlılarda düşme riskinin belirlenmesi

Bu araştırma, 65 yaş ve üstü bireylerde düşme riskinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Kesitsel olarak yapılan bu çalışma, Gaziantep İli Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı 60. Yıl Aile Sağlık Merkezi'nde Mayıs-Aralık 2018 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini 60. Yıl Aile Sağlık Merkezi'ne kayıtlı 65 yaş ve üzeri 1050 kişi oluşturmuştur. Örneklemi ise evreni bilinenden örneklem hesaplama yöntemine göre belirlenen 290 birey oluşturmuştur. Evrenden örneklem seçiminde basit-rastgele örneklem yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Tanıtıcı Bilgi Formu ve DENN Düşme Risk Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin istatiksel analizi SPSS 23.0 istatistik paket programında, t testi, varyans analizi kullanılarak ve sayı, yüzdelik ve ortalama değerleri hesaplanarak yapılmıştır. Yaşlıların %15.9'unun düşme riski az %20.7'sinin düşme riski orta ve %63.4'nün üstü düşme riski yüksek olarak hesaplanmıştır. Bireylerin DENN Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği toplam puan ortalaması 11.5±5.5 olarak belirlenmiştir. Yaşları 65-74 arası olan grubun DENN Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği puan ortalaması 75- 84 yaş arası ve 85 ve üzeri yaş grubunda yer alan bireylerden daha düşük olup 10.4±5.3'dir (p<0.05). Kadınların risk puan ortalaması erkeklerden daha yüksek olup 12.2±5.2'dir (p<0.05). Bekar olan bireylerin risk puan ortalaması evli olanlardan daha yüksek olup 14.0±5.7'dir (p<0.05). Geliri giderinden az olan bireylerin risk puan ortalaması geliri giderinden çok olanlara göre daha yüksek olup 12.1±5.7'dir (p<0.05). Sosyal güvencesi olmayan bireylerin risk puan ortalaması sosyal güvencesi olanlardan daha yüksek olup 14.0±5.8'dir (p<0.05). Eşiyle birlikte yaşayan bireylerin risk puan ortalaması yalnız yaşayan bireylere ve diğer aile üyeleri ile yaşayan bireylere göre daha düşük olup 10.0±5.2'dır (p<0.05). Yaşlı bireylerin eğitim durumuna göre DENN Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği puan ortalamaları karşılaştırıldığında, bireylerin eğitim durumuna göre puan ortalamaları arasında istatiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Çalışma sonucuna göre yaşlı bireylerin büyük bir çoğunluğu düşme açısından riskli grupta yer almaktadır. Bireylerin eğitim durumu dışında çalışma kapsamında bakılan diğer tüm sosyo-demografik özellikleri düşme riskini etkilemektedir.

Aile sağlığı merkeziDüşme kazalarıGeriatri+6
İbrahim Karademir
Sanko University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lösemi ve lenfoma hastalarının düşme riskinin belirlenmesinde iki farklı ölçeğin karşılaştırılması

Bu araştırma, lösemi ve lenfoma hastalarının düşme riskini İtaki Düşme Riski Ölçeği ve Delmarva Vakfı Tarafından Geliştirilen Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği ile değerlendirerek, elde edilen verileri karşılaştırmak ve uygun önerilerde bulunmak amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı nitelikte olan çalışmanın örneklemini SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Servisinde yatan lösemi ve lenfoma tanısı alan 84 hasta oluşturmuştur. Mart 2021 – Aralık 2021 tarihleri arasında gerçekleştirilmiş olan bu çalışmanın verileri Tanıtıcı Bilgi Formu, İtaki Düşme Riski Ölçeği ve Delmarva Vakfı Tarafından Geliştirilen Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği ile toplanmıştır. Veriler Ki-kare, Fisher exact, Shapiro Wilk, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testleri ile değerlendirilmiştir, p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Yardımsız düşme korkusu yaşama durumunda; İtaki Düşme Riski Ölçeğinin duyarlılığının daha yüksek olduğu, ancak her iki düşme riski ölçeğine göre, cinsiyet, medeni durum, psikiyatrik tanı varlığı, hastalık evresi ve refakatçi varlığı ile ölçek puanları arasında bir ilişki olmadığı, yaş, yorgunluk ve ağrı puanları arttıkça düşme riskinin arttığı, yardımsız düşme korkusu yaşama durumunun da düşme riskini arttırdığı belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda; özellikle eğitim durumu düşük, yardımsız düşme korkusu yaşayan, tedavi ve bakımında ekipman kullanılan, riskli ilaç verilen, yorgunluk ve ağrı puanları yüksek olan hastaların düşme riski açısından periyodik aralıklarla değerlendirilmesi, lösemi ve lenfoma hastalarına özel ve etkinliği kanıtlanmış düşme riski ölçeklerinin geliştirilerek bu hasta gruplarına uygulanması önerilebilir.

Düşme kazalarıKanser hastalarıLenfoma+3
Erdem Açıkel
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Geriatrik bireylerde motor-motor ve motor-kognitif çift görev egzersizlerinin düşme üzerine etkisi

Çalışmamızın amacı; geriatrik bireylerde hem motor-motor hem de motor-kognitif çift görev egzersizlerinin düşme üzerine etkinliğini belirlemektir. 60 yaş üzeri, gönüllü 50 geriatrik birey çalışmaya dahil edildi. Değerlendirmeler tedavi öncesi ve sonrası uygulandı. Grup 1'e motor-kognitif çift görev egzersizleri, Grup 2'ye motor-motor çift görev egzersizleri uygulandı. Değerlendirmelerde Uluslararası Düşme Etkinlik Ölçeği (UDEÖ), Berg Denge Ölçeği (BDÖ), Zamanlı Ayağa Kalk Yürü Testi (ZAKY), Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (FBÖ) kullanıldı. Antigravite kas gücü ölçümü hand-held dinamometre ile, plantar duyu ölçümü monofilament (SWMT) ve diskriminatör ile yapıldı. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalamaları 67,72±7,33 idi. Her iki grupta da tedavi öncesi ile sonrası karşılaştırıldığında Berg Denge Ölçeği üzerinde olumlu gelişme gözlendi (p<0,05); ancak gruplar arası anlamlı bir fark bulunmadı (p=0.07). Hem grup içinde hem de gruplar arasında Uluslar arası Düşme Etkinlik Ölçeği ve Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği üzerinde anlamlı bir fark bulunmadı (p>0.05). Zamanlı Ayağa Kalk Yürü Testi'nde gruplar arası fark motor-kognitif grup lehine istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Kas gücü, plantar duyu ve iki nokta diskriminasyon değerlerinde gruplar arası istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Çalışmamızda, geriatrik bireylerde her iki çift görev egzersizlerinin de düşme üzerine olumlu etkileri bulunmuştur; ancak motor-kognitif çift görev egzersizlerinin zamanlı ayağa kalk ve yürü testine olan olumlu etkisi nedeniyle, geriatrik bireylerde bu egzersizlere öncelik verilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Çift görev, düşme, geriatri, zamanlı kalk ve yürü testi, kognitif.

BilişDengeDüşme kazaları+7
Hayrunnisa Akın
İstanbul Aydın University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çatı ve cephe kaplamalarında yüksekten düşmeyi etkileyen faktörlerin analizi

Çatı ve cephe kaplama sistemlerinin imalatı, sökümü ve onarımı sırasında oluşabilecek kaza risklerinin minimize edilmesi ve gerekli emniyet tedbirlerinin alınması için, daha tasarım sürecinde; ön plana çıkan kaza tiplerinin ve nedenlerinin neler olduğunun sayısal verilerle analiz edilmesi ve alınabilecek önlemlerin neleri kapsaması gerektiğinin belirlenmesi gerekmektedir. Buradan hareketle, bu çalışmada, çatı ve cephe kaplaması imalatı sırasında yaşanan kaza sayılarının neden bu kadar fazla olduğunun tespiti ve alınan önlemlerin değerlendirilebilmesi için web tabanlı olarak oluşturulan bir anket hazırlanmıştır. Anketin örneklem kümesi inşaat firmalarında yönetici pozisyonunda çalışan 151 teknik elemandır. Anket sonuçları, literatür bulguları ile birlikte değerlendirilerek, inşaat firmaları özelinde mevcut durumun fotoğrafının çekilmesi ve farkındalık düzeyinin arttırılması hedeflenmiştir. Çalışma sonucunda firma özelinde yapılması gerekenler; iş hayatında gerek teknik konularda, gerekse iş sağlığı ve güvenliği konularında, mevzuata ve etik ilkelere uyma yönünde firmaya özgü "İş Yapma Kültürünü" oluşturmak, geliştirmek ve içselleştirmek; firma içinde potansiyel (gizli kalmış) "Dinamik ve Değişken Dış Çevre Faktörlerini" tespit etmek, gereken önlemleri almak, işin ayrıntılarının ve çevresel durumunun ortaya konduğu, çalışanların kişisel gereklilikleri ile iş/görev profillerinin ortaya çıkarıldığı "İş Analizi" çalışmalarını bir an önce başlatmak şeklinde özetlenmiştir.

Düşme kazaları
Onur Yıldız
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Geriatrik bireylerde polifarmasi ve kardiyak risk faktörlerinin denge, düşme ve fonksiyonel bağımsızlığa etkisinin incelenmesi.

Geriatrik rehabilitasyonda hastaların fonksiyonelliği, denge ve düşme problemleri çok önemlidir. Diğer taraftan geriatrik bireylerde kardiyak risk artmış, polifarmasi ise çok yaygındır. Literatürde bu ikisini inceleyen limitli sayıda çalışma vardır. Bu nedenle çalışmamızda geriatrik bireylerde polifarmasinin ve kardiyak risk faktörlerinin denge, düşme ve fonksiyonel bağımsızlıkla ilişkisinin incelenmesini amaçladık. 65 yaş ve üzeri 64 gönüllü çalışmaya alındı. Çalışmaya bağımsız yürüyebilen ve sözel iletişim kurabilen katılımcılar dahil edildi. Katılımcıların demografik bilgilerinin ve kardiyak risk faktörlerinin sorgulandığı 'Hasta Değerlendirme Formu' kaydedildi. Kognitif durum değerlendirmesi için Mini Mental Durum Skalası (MMDS), yaşlı bireylerin fiziksel aktivite düzeyinin değerlendirilmesi için Yaşlılar için Fiziksel Aktivite Ölçeği (PASE), günlük yaşam aktivitelerinin bağımsızlığını değerlendirmek için (FBÖ), yaşlı bireylerde dengenin değerlendirilmesi için Berg Denge Ölçeği (BDÖ), düşme riskinin değerlendirilmesi için Tinetti Denge ve Yürüme Testi (TDYT) kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS paket programından yararlanıldı. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Çalışmanın sonunda yapılan korelasyon analizinde polifarmasi değerleri ile FBÖ, BDÖ, TDYT ve PASE değişkenleri arasında ters (negatif) yönlü orta seviyede anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). Kardiyak risk faktörlerinden; yaş ve serum glukoz değerleri değişkenleri ile FBÖ, BDÖ, TDYT ve PASE değişkenleri arasında negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). Diğer kardiyak risk faktörlerinin değişkenler ile anlamlı bir ilişkisi bulunamadı. Kardiyak Risk Skoru ile FBÖ, BDÖ, TDYT, PASE değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamadı. Sonuç olarak, geriatrik bireylerde polifarmasi ve kardiyak risk faktörlerinden yaş ile serum glukoz değerinin; denge, düşme ve fonksiyonel bağımsızlığı olumsuz yönde etkilediği diğer kardiyak risk faktörleri ve kardiyak risk skorunun denge, düşme ve fonksiyonel bağımsızlığa etkisi olmadığı belirlenmiştir. Geriatrik rehabilitasyonda, denge ve düşme problemlerine yönelik yaklaşımlar planlanırken polifarmasi ve kardiyak risklerin dikkate alınmasının uygulamaların etkinliğini arttıracağı öngörülmektedir. Anahtar sözcükler: polifarmasi, kardiyak risk faktörleri, MMDS, FBÖ, PASE, TDYT, yaşlı birey

DengeDüşme kazalarıFonksiyonel yetkinlik+7
Nurettin Kızılkaya
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı bireylerde düşme davranışını etkileyen faktörlerin incelenmesi

Bu çalışmada sağlıklı yaşlı bireylerde yaşlanma ile birlikte artan düşmelerin risk faktörlerini ve bu faktörlerin birbirleriyle olan ilişkilerini değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışmaya 65 yaş ve üzerinde olan 50 katılımcı (18 erkek, 32 kadın) dahil edilmiştir. Katılımcılar Tinetti Düşme Etkinlik Ölçeği, Yaşlı Bireylerde Düşme Davranışları Ölçeği, Mini Mental Test, Geriatrik Depresyon Ölçeği, Whoqol-Old Yaşam Kalitesi Ölçeği, İşitme Engeli Ölçeği-Yaşlı, Mini-Bestest: Denge Değerlendirme Ölçeği kullanılarak değerlendirilmiştir. Bu çalışmada MMT İle DDÖ-Seviye Değerlendirme alt boyutu arasında negatif korelasyon bulunmuştur. MMT-Kayıt Hafızası ile FES arasında negatif korelasyon bulunmuştur. MBT ile FES arasında negatif korelasyon bulunmuştur. MMT ile DDÖ arasında negatif korelasyon bulunmuştur. Whq-OLD ile FES arasında negatif korelasyon bulunmuştur. GDÖ ile FES arasında negatif korelasyon bulunmuştur. GDÖ ile DDÖ arasında negatif korelasyon bulunmuştur. İEÖ ile FES arasında pozitif korelasyon bulunmuştur. Sonuç olarak denge yeteneği azaldıkça bireylerin daha fazla koruyucu davranışlar sergilediği, daha fazla düşme korkusu yaşadığı sonucuna varılmıştır. Son bir yıl içerisinde düşme hikayesi olan bireylerin denge puanları daha düşük gözlenmiştir. Ayrıca kadınların erkeklerden daha çok sakınma davranışı gösterdiği ve farkındalık davranış puanlarının daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Düşme korkusu, işitme engel seviyesi ve yaşam kalitesi ile anlamlı derecede ilişkili bulunmuştur. Sonuçlar düşmenin risk faktörlerinin çoklu değerlendirilmesinin düşmeyi önleme programlarına faydalı olacağını göstermektedir. Denge sisteminin iyileştirilmesinde, koruyucu düşme davranışlarının önlenmesinde ve düşmelerin azaltılmasında vestibüler- postural egzersizlerin kombinasyonu önemli bir yer tutmaktadır.

DengeDüşme kazalarıKazalar+3
Hale Çerezci
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İnme hastalarında kol salınımları ile dinamik denge ve düşme riski arasındaki ilişkinin araştırılması

Bu çalışmada, inme hastalarında kol salınım dereceleri ile dinamik denge ve düşme riski arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamıza, bağımsız yürüyebilen, ilk defa inme geçirmiş, yaş ortalaması 54.73 ± 6.52 olan 30 inme hastası dâhil edilmiştir. Bireylerin demografik ve klinik özellikleri kaydedilmiştir. Değerlendirmeler, Hacettepe Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Fakültesi Protez-Ortez ünitesi laboratuvarında yapılmıştır. Yürüme sırasında video kaydına alınan bireylerin video analizleri Dartfish Pro Suite 7 Analiz Yazılımı ile yapılmıştır. Analizler sırasında kol salınımlarını ölçmek amacıyla bireylerin etkilenmiş ve sağlam taraflarının maksimum fleksiyon/ekstansiyon dereceleri kayıt altına alınmıştır. Bireylerin dinamik dengeleri, Dinamik Yürüme İndeksi (DYİ), Stabilite Limitleri Testi (SLT) ve Fonksiyonel Uzanma Testi (FUT) ile değerlendirilirken; düşme risklerini değerlendirmek için ise Performansa Yönelik Hareket Değerlendirmesi I (POMA-I) Tinetti Denge ve Yürüme Değerlendirmesi ve Zamanlı Kalk Yürü Testi (ZKYT) kullanılmıştır. Etkilenmiş taraf fleksiyon açısı ve DYİ arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca sağlam taraf fleksiyon açısı ve etkilenmiş taraf SLT arasında pozitif yönde bir ilişki bulunurken (p<0,05); sağlam taraf ekstansiyon açısı ile DYİ, posterior SLT, etkilenmiş taraf SLT ve sağlam taraf SLT arasında negatif yönde bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Etkilenmiş tarafın ekstansiyon ve fleksiyon açısının toplamı olan; etkilenmiş tarafın kol salınım açısının artmasının dinamik dengeyi artırdığına yönelik bir sonuç bulunmuştur (p<0,05). Özellikle etkilenmiş taraf fleksiyon açısı olmak üzere; etkilenmiş tarafın toplam kol salınımı ile ZKYT arasında negatif yönde bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, kol salınımlarının ve belli parametrelerinin, dinamik denge ve düşme riski ile anlamlı bir ilişkisi olduğu görülmüştür. Fakat bütün değerlendirme ölçekleri ile bu ilişki tam olarak ispatlanamadığı için gelecekteki çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: İnme, kol salınımları, dinamik denge, düşme riski

DengeDüşme kazalarıKol+3
Mehtap Kızılkaya
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Alt üriner sistem semptomu olan ve olmayan multipl skleroz hastalarında fiziksel ve psikososyal fonksiyonelliğin incelenmesi

. Bu çalışmanın amacı alt üriner sistem (AÜS) semptomu olan ve olmayan Multipl Skleroz (MS) hastalarında fiziksel ve psikososyal fonksiyonelliğin incelenmesiydi. Hastalar semptom sorgulaması yapıldıktan sonra AÜS semptomu olan (n=36) ve olmayan (n=14) olmak üzere 2 gruba ayrıldı. Fiziksel fonksiyonlar, Zamanlı Kalk ve Yürü (TUG) testi, Multipl Skleroz Yürüyüş Ölçeği, Uluslararası Düşme Etkinlik Ölçeği, Yorgunluk Etki Ölçeği ve Yorgunluk Şiddet Ölçeği ile değerlendirildi. Fiziksel aktivite düzeyinin değerlendirilmesinde Global Fiziksel Aktivite Ölçeği kullanıldı. Buna ek olarak, psikolojik semptomlar Hastane Anksiyete Depresyon Ölçeği ile; yaşam kalitesi ise Multipl Skleroz Yaşam Kalitesi-54 Anketi ile değerlendirildi. AÜS semptomu olan MS hastalarında, TUG testi süresinin AÜS semptomu olmayan MS hastalarından daha yüksek olduğu bulundu (p=0.031). Alt grup analizinde, idrar kaçırma semptomu olan hastalarda, TUG testi süresinin (p=0.008) ve Düşme Etkinlik Ölçeği puanının (p=0.020) idrar kaçırma semptomu olmayan hastalardan anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunurken, Global Fiziksel Aktivite Ölçeği'nin toplam puanının anlamlı düzeyde daha düşük olduğu (p=0.028) bulundu. Aşırı Aktif Mesane Sendromu (AAMS) olan hastalarda, TUG testinin süresinin AAMS olmayan hastalardan anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulundu (p=0.014). AÜS semptomu olan MS hastalarında, Nörojenik Mesane Semptom Skoru ile değerlendirilen semptom şiddeti ile TUG testi süresinin (r=0,356, p=0,033), MS Yürüyüş Ölçeği puanının (r=0,428, p=0,009) ve Düşme Etkinlik Ölçeği puanının (r=0,469, p=0,004) pozitif yönde orta düzeyde ilişkili olduğu bulundu. Ayrıca semptom şiddetinin artmasıyla MS Yaşam Kalitesi Anketi'nin fiziksel sağlık puanının (r=-0,557, p<0,01) anlamlı düzeyde azaldığı bulundu. İdrar kaçırma semptomu olan MS hastalarında semptom şiddeti ile MS Yürüyüş Ölçeği'nin (r=0,400 p=0,035) ve son bir yıldaki düşme sayısının (r=0,443, p=0,018) pozitif yönde orta düzeyde ilişkili olduğu bulundu. Semptom şiddetinin artmasıyla MS Yaşam Kalitesi Anketi'nin fiziksel sağlık puanının negatif yönde kuvvetli düzeyde ilişkili olduğu (r= -0,64, p<0,01) bulundu. AAMS olan MS hastalarında semptom şiddeti ile MS Yürüyüş Ölçeği puanının (r= 0,354, p=0,049), Düşme Etkinlik Ölçeği puanının (r=0,389, p=0,031), Yorgunluk Şiddet Ölçeği puanının (r= 0,353, p=0,049) pozitif yönde zayıf düzeyde ilişkili olduğu bulundu. Semptom şiddetinin artmasıyla Global Fiziksel Aktivite Anketi'nin iş aktiviteleri alt ölçek puanının (r=-0,353, p=0,049) ve MS Yaşam Kalitesi Anketi'nin fiziksel sağlık puanının (r=-0,676, p<0,01) anlamlı düzeyde azaldığı bulundu AÜS semptomu olan MS hastalarında yapılan lineer regresyon analizinde, daha yüksek TUG testi süresinin (β=0,410, p=0,001) ve daha düşük fiziksel sağlık puanının (β=-0,345, p=0,006) daha yüksek AÜS semptom şiddetine katkıda bulunan faktörler olduğu bulundu. Çalışmamız, MS'li hastalarda AÜS ile ilgili değerlendirmelerin hastalığın erken döneminde başlaması gerektiğinin, MS hastalarına fonksiyonelliğin artırılmasını hedefleyen fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımlara ek olarak pelvik taban rehabilitasyonunun da önerilmesinin önemli olduğunu vurgulamaktadır. Anahtar kelimeler: Multipl skleroz, Alt Üriner sistem işlev bozukluğu, fiziksel fonksiyon, psikolojik durum, yaşam kalitesi

Belirti ve semptomlarDüşme kazalarıFonksiyonel yetkinlik+7
Şeyma Dilek
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İnme sonrası hemiplejik vakalarda görülen vestibüler denge kayıplarında vestibüler rehabilitasyon ve geleneksel denge eğitimininin denge ve düşmeye etkisinin karşılaştırılması

İnme birden bire gelişen kalıcı etki sınırları belirli nörolojik kayıp ile kendini göstermekte olan klinik bir sendromdur. Lezyonun büyüklüğü ve etki alanı, oluşan kayıpların hastada bıraktığı etkilenimin büyüklüğünü belirtmektedir. İnme Rehabilitasyonunda amaç, fonksiyonel olarak hastanın bağımsızlığını en yüksek seviyeye çıkarmak ev, aile ve topluma kısacası eski yaşamına yeniden başarılı bir şekilde uyumunu sağlamaktır. İnme sonrası görülen kas kuvvetindeki azalmalar anormal hareket sinerjileri, spastisite ve normal eklem hareketlerindeki kısıtlamalar yürüyüş bozukluğunun yanında dengenin azalmasına da sebep olmaktadır. Bu hastalarda, dengenin sağlanması sadece yürüme fonksiyonuyla sınırlı değil tüm lokomotor fonksiyonlar, günlük yaşam aktiviteleri, pozisyon değiştirirken hareketsizliğin korunması, pozisyonun ve dengenin devamı için de gerekmektedir. Çalışmanın amacı inme geçirmiş hemiplejik vakalardaki denge etkileniminde geleneksel denge eğitimi vestibüler rehabilitasyonun denge ve düşmeye etkisinin karşılaştırılmasıdır. Özel Avrasya Hastanesi nörolojik rehabilitasyon ünitesinde tedavi görmekte olan hemiplejik vestibüler denge etkilenimi olan 18 –75 yaş arasında 30 hasta dahil edildi. Seçilen bu otuz kişiye Dinamik Görme Keskinliği, Unterberger, Tandem Duruş Testi, PASS Postur Analizi, Manuel Kas Testi,Berg Denge Ölçeği, Morse Düşme Ölçeği ölçümleri değerlendirilip hastalar randomize olarak on beş kişi kontrol grubu on beş kişi deney grubu olarak seçilip deney grubu hastalarına vestibüler rehabilitasyon kontrol grubu hastalarına geleneksel denge eğitimi uygulanıp iki tedavi protokolünün tedavi öncesi ve sonrası sonuçları karşılaştırıldı. Vestibüler etkilenime sahip hastalarda uygulanan geleneksel denge eğitimi tedavi sonrası yapılan denge ve düşme değerlendirmelerinde hastalarda anlamlı derecede iyileşme görüldü (p= 0.001; p<0.01) . Vestibüler etkilenime sahip hastalarda uygulanan vestibüler rehabilitasyon eğitimi tedavisi sonrası yapılan denge ve düşme değerlendirmelerinde hastalarda anlamlı derecede iyileşme görüldü(p= 0.001;p<0.01). Her iki tedavi grubu karsılaştırıldığında ise VREG veri sonuçları GDEG veri sonuçlarına göre daha yüksek anlamlılık derecesinde olduğu bulundu (p= 0.001; p<0.01). Sonuç olarak her iki grupta da anlamlı derecede iyileşme sağlanması her iki tedavi yönteminin de güvenle kullanılabileceğini göstermektedir . Anahtar Kelimeler: İnme, vestibüler rehabilitasyon, geleneksel denge eğitimi, denge, düşme

DüşmeDüşme kazalarıHemipleji+4
Havvana Gül
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İkonografik Düşme Etkinlik Ölçeği'nin Türkçe versiyonu ve geçerlik, güvenirliğinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı, ülkemizde yaşayan yaşlı bireylerde İkonografik Düşme Etkinliği Ölçeği'nin (İDEÖ) geçerliğini, güvenirliğini incelemek ve ölçeği Türkçe'ye kazandırmaktır. Çalışmaya günlük yaşam aktivitelerinde bağımsız ve bilişsel bozukluğu olmayan 60 yaş ve üzeri 150 birey dahil edildi. Öncelikle İDEÖ'nün Türkçe dil geçerliği sağlandı. Ölçeğin yapı geçerliği faktör analizi yöntemi ile incelendi ve 2 faktörlü bir yapı ortaya kondu. Bunun yanında tek faktör çözümlemesi de yapıldı. Tek faktör çözümlemesinde toplam varyansın %52,22'lik kısmı açıklandı. Kriter geçerliği için, Uluslararası Düşme Etkinlik Ölçeği (UDEÖ) ve Aktiviteye Özgü Denge Güven Ölçeği (AÖDGÖ) kullanıldı. İDEÖ'nün uzun versiyonu ile AÖDGÖ arasında negatif yönde güçlü bir ilişki bulunurken (r=-0,887, p<0,01), İDEÖ'nün uzun versiyonu ile UDEÖ arasında pozitif yönde güçlü bir ilişki bulundu (r=0,910, p<0,01). Benzer şekilde İDEÖ'nün kısa versiyonu ile AÖDGÖ arasında negatif yönde bir korelasyon saptanırken (r=-0,834, p<0,01), UDEÖ ile İDEÖ kısa versiyonu arasında pozitif yönde bir korelasyon elde edildi (r=0,885, p<0,01). Ölçeğin güvenirliğinin saptanmasında iç tutarlılık için Cronbach alfa değeri, test tekrar test güvenirliği için sınıf içi korelasyon katsayısı hesaplandı. İç tutarlılığın belirlenmesinde kullanılan Cronbach Alfa değeri ölçeğin uzun versiyonu için 0,965, kısa versiyonu için 0,902 olarak hesaplandı. Bir hafta ara ile yapılan iki ölçüm arasında hesaplanan sınıf içi korelasyon katsayıları (ICC) ölçeğin uzun ve kısa versiyonu için sırasıyla 0,985 ve 0,970 olarak bulundu (p<0,001). Sonuç olarak; İDEÖ'nün her iki versiyonunun toplumda yaşayan, bilişsel bozukluğu olmayan yaşlılarda geçerli ve güvenilir bir değerlendirme aracı olduğu görüşüne varıldı.

Düşme kazalarıGeriatriGüvenilirlik ve geçerlilik+6
Aysun Yağci Şentürk
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Emekli bireylerde kronik hastalık düzeylerinin fiziksel aktivite, düşme ve denge üzerine etkisi

Bu çalışmada emekli bireylerde kronik hastalık düzeylerinin fiziksel aktivite, düşme ve denge üzerine etkisi araştırıldı. Çalışmaya Türkiye Emekliler Derneği'nin Karabük Şubesine üye olan 60 yaş üstü, Mini Mental Durum Test'inden 24 ve üstünde puan alan toplam 80 birey dahil edildi. Çalışmadaki bireylerin yaş aralığı 60-81 idi. Bireylerin kişisel bilgileri, ağrı, yorgunluk durumları, kişisel sağlık algıları, komorbidite düzeyleri, el kavrama kuvvetleri, düşme sıklıkları, düşme korkuları, fiziksel aktivite düzeyleri, denge ve yürüme bozuklukları, fonksiyonel durumları ve depresyon düzeyleri incelendi. Değerlendirmeler de Modifiye Charlson Komorbidite İndeksi, Tinetti Düşme Etkinlik Ölçeği, Yaşlılar için Fiziksel Aktivite Ölçeği, Tinetti Denge ve Yürüme Testi kullanıldı. Bireyler Modifiye Charlson Komorbidite İndeksinden aldıkları puana göre düşük (0-3), orta (4-5) ve yüksek (6-7) komorbidite düzeyi olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Çalışma sonucunda kronik hastalık düzeyi yüksek olan bireylerde, düşük olanlara göre el kavrama kuvveti, denge ve yürüme bozukluğu, fiziksel aktivite düzeyi, fonksiyonel durumlarının daha düşük, düşme korkusu ve deprsyon düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edildi (p<0,05). Sonuç olarak; emekli bireylerde kronik hastalık düzeyi arttıkça fiziksel aktivite düzeylerinin azaldığı, denge ve yürüme problemlerinin arttığı ve daha sık düştükleri kaydedildi. Genel olarak dünya da 60 yaş ve üstü emeklilik yaşı olarak kabul edilmektedir ve emeklilikte bir yaşlılık dönemidir. Yaşlanma dönemi ile birlikte ortaya çıkan kronik hastalıkların etkilerinin bilinmesi doğru, etkili ve zamanında tedavi yöntemlerine başvurulması, bireylerin aktif olarak yaşamlarını sürdürebilmeleri ve kronik hastalıkların sebep olduğu bağımlılığın azalması için son derece önemlidir.

DengeDüşme kazalarıEmekli+6
Gizem Yağız
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Yatan hastalarda düşme riski değerlendirme ölçeklerinin etkinliğinin karşılaştırılması – bir kalite iyileştirme çalışması

Düşme, fonksiyon kaybı, morbidite ve hatta mortaliteye yol açabilen, önlenebilir mortalite sebepleri arasında sayılan ve yaygın görülen, kompleks bir geriatrik sendromdur. Hastanede yatan özellikle yaşlı hastalar olmak üzere tüm hastalarda düşme olayları ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Bu konuda risk belirleme ölçekleri, beklenen düşmelerin öngörülmesi ve önlenmesi için sıklıkla kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı Hacettepe Üniversitesi Erişkin ve Onkoloji hastanelerinde yatan 18 yaş ve üzeri hastalarda düşme açısından risk faktörlerinin belirlenmesi ve hastalara risk değerlendirme ölçekleri uygulanarak testlerin sensitivite ve spesifitelerinin, pozitif ve negatif prediktif değerlerinin belirlenmesi; Johns Hopkins Düşme Riski Değerlendirme Aracı ve STRATIFY Risk Belirleme Aracı'nın Türkçe güvenirlik ve geçerlik çalışmalarının yapılmasıdır. Çalışmaya 391 hasta dahil edildi, her hastaya düşme risk değerlendirme formu, Hendrich II, Johns Hopkins ve STRATIFY ölçekleri uygulandı, uygun hastalara Zamanlı Kalk ve Yürü Testi yapıldı. Analiz sonuçlarına göre 16 (%4) hastada düşme meydana geldi, tek değişkenli analizlerde acil yatış varlığı, Charlson komorbidite indeks skoru, dahili servislerde yatış varlığı, ilaç sayısı, yatış gün sayısı, Clinical Frailty Scale ve FRAİL ölçeği skorları, diyabet ve lösemi varlığı, son 1 ay içerisinde düşme öyküsü, nörolojik hastalık, delirium/ajitasyon, görme bozukluğu, yardımcı cihaz, düşme korkusu ve bakıcı düşme grubunda anlamlı olarak daha yüksek bulundu. JHFRAT ve STRATIFY ölçeklerinin Türkçe versiyonlarının yüksek test-tekrar uyumu ve orta derecede bağımsız gözlemciler arası uyum gösterdiği saptandı. Her iki ölçeğin de geçerliği kanıtlandı, güvenirliği ise orta derecede ama istatistiksel olarak anlamlı uyum tespit edilerek onaylandı. Lojistik regresyon analizinde STRATIFY (OR=8,63, %95 CI: 2,75-27,1) ve JHFRAT (OR=10,08, %95 CI: 1,18-86,15) ölçeklerinin diğer faktörlerden bağımsız olarak düşmeyi öngördüğü gösterildi. ROC analizinde JHFRAT ölçeğinin en yüksek prediktif değere sahip olduğu görüldü, ölçek yatan hastalarda risk değerlendirme ölçeği olarak kullanılabilir.

Düşme kazalarıKaliteRisk değerlendirmesi+2
Orhun Efe
Hacettepe University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Duchenne musküler distrofili çocuklarda düşme korkusunun fiziksel performans ve yaşam kalitesi üzerine etkilerinin araştırılması

İpek, C., Duchenne Musküler Distrofi'li Çocuklarda Düşme Korkusunun Fiziksel Performans Ve Yaşam Kalitesi Üzerine Etkilerinin Araştırılması, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Nöroloji Fizyoterapistliği Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2019. Bu çalışma, Duchenne Musküler Distrofi'li (DMD) çocuklarda düşme korkusunu araştırmak ve düşme korkusu ile fiziksel performans ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla planlandı. Çalışmaya yaşları 6-15 yıl arasında ve fonksiyonel seviyeleri Brooke Alt Ekstremite Fonksiyonel Sınıflandırması'na (BAEFS) göre 1-5 arasında olan, DMD tanısı almış 30 çocuk dahil edildi. Katılımcıların demografik bilgileri kaydedildi. Olguların düşme korkusu; çalışma ekibinin nöromusküler hastalığa sahip çocukların düşme korkusu yaşayabileceği aktiviteleri belirleyerek ve Dünya Sağlık Örgütü'nün Sağlık, Fonksiyon ve Engelliliğin Uluslararası Sınıflandırılması'na (ICF) uygun bir şekilde düzenleyerek oluşturduğu bir anket ile değerlendirildi. "Nöromusküler Hastalıklarda Düşme Korkusu Anketi" (NMH-DKA) adı verilen bu ankete göre katılımcılar 0-68 arasında bir puan aldı ve yüksek puanlar yüksek düşme korkusunu ifade etti. Olguların kas iskelet sistemi, düşme geçmişi, fiziksel performans, ambulasyon, yaşam kalitesi ve aktivite kısıtlılık değerlendirmeleri yapılarak sonuçları kaydedildi. Katılımcıların NMH-DKA skorları ortalama 15,30±7,03 idi. Olguların NMH-DKA skorları ile BAEFS (r=0,415, p=0,023), 6DYT (r=-0,461, p=0,015), adım genişliği (r=0,419, 0,024), Pediatrik Berg Denge Ölçeği (r=-0,478, p≤0,01), Zamanlı "Kalk ve Yürü" testi (r=0,489, p≤0,01) ve ambulasyon seviyeleri (r=-0,537, p≤0,01) arasında orta kuvvette ilişkiler olduğu belirlendi. Ayrıca, NMH-DKA ile yaşam kalitesini değerlendirmek için kullandığımız Pediatrik Veri Toplama Aracı'nın Global Fonksiyon Skoru arasında orta kuvvette ilişki olduğu tespit edildi (r=-0,409, p=0,025). Çalışma sonuçları, DMD'li çocuklarda düşme korkusunun fiziksel performans ve yaşam kalitesi ile ilişkilerini göstererek erken dönemden itibaren dikkate değer bir konu olduğunu ortaya koydu. Anahtar kelimeler: Duchenne Musküler Distrofi, düşme, fiziksel performans, yaşam kalitesi

Düşme kazalarıDüşme kazalarıFizik tedavi+7
Canan İpek
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Düşme hikayesi olan yaşlı bireylerde farklı tip egzersiz eğitimlerinin fonksiyonellik üzerine etkisi

Bu çalışmada, düşme hikayesi olan yaşlı bireylerde farklı tip egzersiz eğitimlerinin fonksiyonellik üzerine etkisi incelendi. Çalışmaya katılan bireyler körlendi ve 30 yaşlı birey dahil edildi. Bireylerin sosyodemografik bilgileri, Mini Mental Durum Testi, Tinetti Düşme Etkinlik Ölçeği, Dinamik Yürüyüş İndeksi, Montreal Bilişsel Değerlendirme Ölçeği, Vestibüler Bozukluklarda Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği, Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği-Yaşlı Modülü test sonuçları kaydedildi. Kalça fleksörleri ve abdüktörleri, m.quadriceps femoris ve m.tibialis anterior kas kuvveti manuel kas kuvvet dinamometresi ile ölçüldü. Denge değerlendirmelerinde; bilgisayarlı dinamik postürografiye ait duyusal organizasyon testi, adaptasyon testi kaydedildi. Bireyler bloklama ve tabakalandırma randomizasyon yöntemi ile 3 gruba ayrıldı. Tüm gruptaki bireyler ev programı olarak vestibüler egzersiz eğitimini 8 hafta süreyle günde 2 kez uyguladı. Birinci gruptaki bireylere ev programı olarak vestibüler egzersiz eğitimi, ikinci gruptaki bireylere bilgisayarlı denge sisteminde uygulanan bireye özgü oluşturulan rehabilitasyon programı, üçüncü gruptaki bireylere ise, kare adım egzersizleri uygulandı. Egzersiz eğitimi 8 hafta boyunca, haftada 3 kez uygulandı. Bireylerin grup içinde tedavi öncesi ve sonrasında kas kuvveti, denge testleri değerlendirme sonuçları, düşme korkusu, yürüyüş fonksiyonları, kognitif fonksiyonlar, günlük yaşam aktiviteleri, yaşam kalitesi değerlendirme sonuçlarında her üç grupta da anlamlı fark bulundu (p<0.05). Kare adım egzersiz eğitimi uygulanan bireylerde tüm değerlendirme sonuçlarında anlamlı artış izlenmiştir (p<0.05). Bu sonuçlara göre kare adım egzersiz eğitiminin yaşlı bireylerin rehabilitasyon programında yer almasının düşme riskinin önlenmesi açısından yararlı olabileceğini düşünmekteyiz.

Düşme kazalarıEgzersizEgzersiz tedavisi+4
Ayşe Abit Kocaman
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin kanser hastalarında düşme riski ile yaşam kalitesi ilişkisi

Bu çalışma, kanser tanısı sonrası tedavi aşamasında olan yetişkin kanser hastalarının düşme riski ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi incelemek amacı ile gerçekleştirildi. Çalışmamıza onkolog tarafından tanısı konulan, solid tümörü olan 18-65 yaş aralığında 54 yetişkin kanser tedavisi gören hasta katıldı. Aldıkları tedaviye göre hastalar 3 gruba ayrıldı. 1. grubu sadece kemoterapi alan 17 hasta, 2. grubu kemoterapi+ cerrahi olan 20 hasta, 3. grubu kemoterapi+radyoterapi+cerrahi olan 17 hasta oluşturdu. Hastaların denge değerlendirmesi Berg Denge Ölçeği (BDÖ) ile ayak tabanı duyusu; hafif dokunma ve iki nokta ayırımı olarak iki kısımda, düşme riski Tinetti Düşme Etkinlik Ölçeği (TDEÖ) ile yorgunluk şiddeti Yorgunluk Şiddet Skalası (YŞS) ile yaşam kalitesi Avrupa Kanser Tedavisi Araştırma Organizasyonu Yaşam Kalitesi Anketi- Çekirdek 30 (AKTAO-YK-Ç 30) ile, üst ekstremite kas kuvveti Jamar el dinamometresi ile alt ekstremiteden M. QF kas kuvveti manuel kas testi ile değerlendirildi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda; tedavi gören kanser hastalarının düşme riskinin olduğu (%24,1) ve en fazla kemoterapi+radyoterapi+cerrahi grubunun düşme öyküsüne sahip olduğu bulundu. Yaşam kalitesi ile düşme riski arasındaki ilişkide; yaşam kalitesi alt basamaklarından fonksiyonel ölçekten fiziksel fonksiyon (r=-0,386, p=,005) rol fonksiyonu (r=-0,471, p=0,000), kognitif fonksiyon (r=-0,312, p=0,026) ve fonksiyonel skor (r=-0,496, p=0,000) ile semptom ölçeğinden ise yorgunluk (r=0,392, p=0,04), ağrı (r=0,283, p=0,044) ve semptom skoru (r=0,282, p=0,45) ile ilişkili olduğu bulundu. Yorgunluk hissinin fazla olması, kadın cinsiyetin, 50 yaş ve üzerinde olmanın, denge kaybının olması ve topukta hafif dokunma duyusunun azalması hastaların düşme riskini artırdığı bulundu. Çalışmamızın sonucunda tedavi gören kanser hastalarında düşme riskinin olduğu ve düşmenin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediği belirlendi. Hem yaralanmaların önüne geçmek hem de yaşam kalitesini artırmak için kanser hastalarında düşmelerin erken dönemde önlenmesinin önemli olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: kanser, düşme riski, yaşam kalitesi, yorgunluk

Düşme kazalarıKanser hastalarıKazalar+4
Ayşegül Atlı
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı bireylerde fiziksel performansa dayalı düşme riski ve emosyonel durumun düşme korkusuna katkısı

Amaç: Çalışmamızın amacı, huzurevinde kalan yaşlı bireylerde düşme korkusu ile fiziksel performansa dayalı düşme riski ve emosyonel durum arasındaki ilişkiyi belirlemek, hangisinin düşme korkusunda daha etkili olduğunu araştırmaktır. Yöntem: Çalışma Aydın Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nde kalan 63 yaşlı birey üzerinde yapıldı. Çalışmaya 65 yaş ve üzerinde olan, akut sağlık problemi olmayan, yatağa veya tekerlekli sandalyeye bağlı olmayan, yönergeleri takip edebilen gönüllü 51 erkek ve 12 kadın olmak üzere toplam 63 kişi dahil edildi. Bireylerin demografik özellikleri, kullandığı ilaçlar ve düşme öyküsü kaydedildi. Düşme korkusu Uluslararası Düşme Etkinliği Skalası (FES-I) ile, fiziksel performansa dayalı düşme riski Berg Denge Ölçeği (BDÖ) ile, emosyonel durum Hamilton Anksiyete Değerlendirme Ölçeği (HAM-A) ile değerlendirildi. Bulgular: Düşme korkusu, fiziksel performansa dayalı düşme riski ve anksiyete kadınlarda erkeklere göre anlamlı olarak daha fazla bulundu (p<0.05). Düşme hikayesi olanlarda olmayanlara göre düşme korkusu ve düşme riski anlamlı olarak daha fazlaydı (p<0.05). Anksiyete de düşme korkusu olanlarda daha fazla olmakla birlikte istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0.05). Düşme riskiyle yaş arasında pozitif korelasyon (r=0,324), Vücut Kitle İndeksi (VKİ) ile arasında negatif korelasyon (r=-0,276) saptandı (p<0.05). Emosyonel durumla yaş arasında pozitif korelasyon (r=0,266) bulundu (p<0.05). Fakat emosyonel durumla VKİ arasında anlamlı bir ilişki bulunamadı (p>0.05). Fiziksel performansa dayalı düşme riski ile emosyonel durum arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0.05). Düşme korkusu ile yaş arasında pozitif korelasyon (r=0,259) bulundu (p<0.05). Fakat düşme korkusu ile VKİ arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamadı (p>0.05). Düşme korkusu ile fiziksel performansa dayalı düşme riski ve anksiyete arasında pozitif ve orta derecede korelasyon (r=0,589) bulundu (p<0.05). Fiziksel performansa dayalı düşme riski ve anksiyetenin, düşme korkusunda etkili olduğu ve bu etkinin eşit seviyede olduğu tespit edildi (p<0.05). Sonuç: Yaşlı bireylerde fiziksel performansa dayalı düşme riski ve anksiyetenin düşme korkusuyla ilişkili olduğu ve her ikisinin de düşme korkusuna katkısı bakımından eşit seviyede etkili olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Yaşlı; Düşme Korkusu; Düşme Riski; Emosyonel Stres

Düşme kazalarıFiziksel performansGeriatri+5
Betül Akca
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlılarda düşme riski, denge ve yaşam kalitesinin, kırılganlık bileşenleriyle ilişkisinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmada İzmir Gürçeşme Zübeyde Hanım Huzurevi'nde yaşayan yaşlılarda kırılganlığı değerlendirmek ve düşme riski, denge kaybı, yaşam kalitesinin kırılganlık bileşenleriyle olan ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmamıza huzurevinde kalan 65 yaşüstü 110 yaşlı dahil edilmiştir. Kırılganlık Fried'in belirlediği fenotip, denge Berg Denge Testi, düşme riski Aktiviteye Özgü Denge Güven Ölçeği, yaşam kalitesi SF-36 yaşam kalitesi ölçeği kullanılarak incelenmiştir. SPSS 23.0 programı ile uygun istatistik analizler yapılarak veriler sunulmuştur. Bulgular: Çalışmaya 65 yaş üzerinde 51 kadın (%46,4), 59 erkek (%53,6) toplam 110 kişi katılmıştır. Değerlendirilen 110 yaşlıdan 79'u kırılgan, 28'i kırılganlık öncesinde (prefrajil), 3 kişinin de kırılgan olmadığı görülmüştür. Kadınlarda erkeklere göre kırılganlık bileşenlerinden olan ağırlık kaybı (%47,1-%28,8, p=0,04), kuvvetsizlik (%86,4-%66,1, p=0,01), yorgunluk (%56,9-%30,5, p=0,005) ve düşme riski (%78,4-%54,2, p=0,008) istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazla olmuştur. Berg Denge Testi'nden kadınlar erkeklere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha az puan almıştır (p=0,014). 85 yaşın üstündekiler 65-74 yaş arasında olanlara göre daha fazla düşme riskine sahiptir (%87,5-%48,8, p=0,009). Kırılganlık ve bileşenleri olan kuvvetsizlikle (p=0,001) yavaşlık (p=0,02) düşme riskini istatistiksel olarak anlamlı düzeyde arttırmaktadır. Kişilerin Berg Denge Ölçek puanları ağırlık kaybı hariç bütün kırılganlık bileşenlerinden ve kırılganlıktan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etkilenmiştir (p<0,05). Yaşam kalitesi değerlendirmesinde, kırılgan olan 79 kişinin fiziksel fonksiyonellik, genel sağlık, canlılık, sosyal fonksiyonellik puan ortalamaları kırılgan olmayan 31 kişiye göre istatistiksel olarak anlamı düzeyde daha az bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Çalışmada ilerleyen yaş ile birlikte yaşı daha az olanlara göre kırılganlığın, düşme riskinin ve denge kaybının arttığı görülmüştür. Yaşam kalitesi ilerleyen yaştan olumsuz etkilenmiştir. Kırılganlık ve bileşenleri düşme riskini ve dengeyi negatif yönde etkilemektedir. Kişilerde kırılganlık ya da alt bileşenlerinin bulunması yaşam kalitesini olumsuz olarak etkilemektedir. Kırılganlığın erken tespiti ile düşme, denge kaybı ve bunlara bağlı meydana gelebilecek kaza ve olası sekellerin önüne geçilebileceği ve dolaylı olarak yaşam kalitesinin yükseltilmesi sağlanabilir

DengeDüşme kazalarıKazalar+5
Maide Keskin
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşlı bireylerde otago egzersizlerinin fiziksel performans, denge, düşme, kırılganlık ve güçlendirme üzerindeki etkisinin incelenmesi

Amaç: Araştırmanın temel amacı; yaşlı bireylerde uygulanan otago egzersizlerin fiziksel performans, denge, düşme, kırılganlık ve güçlendirme üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Yöntem: Bu araştırma randomize kontrollü deneysel olarak Narlıdere Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezinde Eylül 2016-Haziran 2017 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini; veri toplama süresi boyunca Narlıdere Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezinde kalan 65 yaş üstü bireyler oluşturmuştur. G-Power istatistik analizine göre %95 güvenirlikte %80 teorik power ile her bir grupta 36 olmak üzere toplam 72 hasta ile çalışılması hedeflenmiştir. Ancak otago grubundaki bir hastanın ameliyat nedeni ile çalışmadan ayrılması sonucu 71 hasta ile çalışma tamamlanmıştır. Bu araştırmada örneklem kapsamına alınacak bireylerin egzersiz uygulamasını etkileyebileceği düşünülerek tabakalı randomizasyon için yaş ve cinsiyet ölçüt olarak kullanılmıştır. Otago egzersizleri eğitiminde hastalara eğitim süresince; araştırmacı öncülüğünde gösterip yaptırma tekniği kullanılarak Otago egzersizleri uygulanmış ve el kitapçığı verilmiştir. Araştırmada plasebo etkisini dışlamak ve etik sorun oluşmasını engellemek için yürüyüş grubuna yürüme programı uygulanmıştır. Yürüyüş grubundaki yaşlılara yürüme programı araştırmacı tarafından bir kere gösterilmiş olup bireylere eğitim ve takip kitapçığı verilmiştir. Çalışmada veri toplama formları olarak; Hasta Tanılama Formu, Edmonton Kırılganlık Ölçeği, Berg Denge Ölçeği, 30 saniye Otur-Kalk Testi, Altı dakika yürüme testi, Yaşlılar için Düşme Davranışları (FaB) Ölçeği, Güçlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Otago grubunun yaş ortalaması 74,6±5,9 iken yürüyüş grubunun yaş ortalaması 75,8 ±4,5 dir. Otago grubundaki bireylerin %74,3'ü kadın, %25,7'si erkek ve yürüyüş grubunun %75'i kadın ve %25'i erkektir (p=0,576). Her bir gruptaki tekrarlı ölçüm değerleri için değişim yüzdeleri hesaplanarak gruplar arasında anlamlı fark olup olmadığı araştırılmıştır. Kırılganlık ölçeği için gruplar arasında değişim yüzde değerleri farkı araştırıldığında, %95 önem düzeyinde 0 ölçüm ile 3. ay ölçüm değerleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,001). Yürüyüş grubu medyanı 0 (%) olarak bulunurken otago grubunun medyanı -50(%) olarak bulunmuştur. Berg denge ölçeği için ise %95 önem düzeyinde 0 ölçüm ile 3. ay ölçüm değerleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,001). Yürüyüş grubu medyanı 0 (%) iken otago grubu medyanı 13,6 (%) olarak bulunmuştur. Otur-kalk testi için ise %95 önem düzeyinde 0 Ölçüm ile 3. ay ölçüm değerleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p=0,023). Yürüyüş grubu medyanı 22,2 (%) iken otago grubu medyanı 33,3 (%) olarak bulunmuştur. Yürüme testi için ise %95 önem düzeyinde hiçbir grup için anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>0,05). 0 ölçüm ile 3. ay ölçüm değerleri değişim yüzdesinde; yürüyüş grubu medyanı 15,8 (%) iken otago grubu medyanı 17,5 (%) olarak bulunmuştur. Düşme davranışları ölçeği için ise %95 önem düzeyinde 0 ölçüm ile 3. ay ölçüm değerleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p=0,003). Yürüyüş grubu medyanı 19,6 (%) iken otago grubu medyanı 15,4 (%) olarak bulunmuştur. Güçlendirme ölçeği için ise %95 önem düzeyinde 0 Ölçüm ile 3. ay ölçüm değerleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,001). Yürüyüş grubu medyanı -16,7 (%) iken Otago grubu medyanı -27,8 (%) olarak bulunmuştur. Sonuç: Çalışmadan elde edilen sonuçlar ve bulgular doğrultusunda, otago egzersizlerin fiziksel performans, denge, düşme, kırılganlık ve güçlendirme üzerinde olumlu etkisinin olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yaşlı, otago egzersizleri, fiziksel performans, denge, düşme, kırılganlık, güçlendirme, hemşirelik

DengeDüşme kazalarıEgzersiz+6
Parınaz Jahanpeyma
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Acil servise başvuran hastalarda düşme riskinin belirlenmesi

Amaç: Bu araştırma, acil servise başvuran hastalarda düşme riskinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel nitelikteyapılan bir araştırmadır. Gereç-Yöntem: Araştırma Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisinde 1.11.2014/31.12.2014 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırma örneklemini acil servise başvuran ve araştırmayı kabul eden 752 hasta oluşturmuştur. Veriler hastaların sosyo-demografik özelliklerini ve düşmenin özelliklerini belirlemeye yönelik oluşturulan "Bireysel Özellikler Formu", "Delmarva Vakfı tarafından geliştirilen Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği" ve 'Düşme Değerlendirme Formu' aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin istatistiksel değerlendirmesi sayı, yüzde Ki-kare testi, Kruskal Wallis varyans analizi kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların %37'si 65 yaş ve üstü yaş grubunda, %52'si erkek ve %59,4'ü kronik hastalığının olduğu bulunmuştur. Hastaların Delmarva Vakfı tarafından geliştirilen Düşme Riski Değerlendirme Ölçeğine göre %30,3'ünün düşme riskinin yüksek (10 puan ve üzeri) olduğu saptanmıştır. Düşme riski düzeyi ile hastanın yaşı, eğitim durumu, kronik hastalığının olması, acil serviste bulunduğu birim ve acil servise başvuru nedeni arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur (p<0.001). Araştırmaya alınan hastaların %20,5'inin son üç aya ait 1–2 kez düşme öyküsü olduğu, %27'sinin tuvalet ihtiyacı için desteğe ihtiyaç duyduğu ve %35,9'unun yürürken bir desteğe ihtiyacı olduğu saptanmıştır. Sonuç: Acil servise başvuran hastaların önemli bir bölümü düşme açısından risklidir. Özellikle hastaların bireysel özellikleri, kronik hastalık durumu, acil serviste bulunduğu birim, acil servise başvuru nedeni düşme riskini etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Acil servis, düşme riski, hasta güvenliği.

Acil servis-hastaneAcil tedaviAcil tıp+4
Fatma Tanrıkulu
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Düşme sonucu kırığı olan yaşlı bireylerin ve sağlıklı yaşlı bireylerin ruhsal durumlarının karşılaştırılması

Düşmeler yaşlılığa özgü bir durum olmamasına rağmen görülme sıklığı yaşla birlikte artan, yaşlı bireylerde mortalite ve morbiditeye neden olan önemli bir sağlık sorunudur. Bu çalışma düşme sonucu kırığı olan yaşlı bireylerin ve sağlıklı yaşlı bireylerin ruhsal durumlarının karşılaştırılması amacıyla yapılmıştır. Bu çalışma tanımlayıcı karşılaştırmalı bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini, 02 Mayıs-31 Ekim 2022 tarihleri arasında Adana Seyhan Devlet Hastanesi Ortopedi Servis'inde düşmeye bağlı kırık nedeniyle yatarak tedavi gören 65 yaş üzeri hastalar ve aynı hastanede yatan hastasını ziyarete gelen 65 yaş üstü sağlıklı bireyler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini, kırığı olan grubunda yer alan 146 yaşlı birey ve kırığı olmayan grupta yer alan 150 yaşlı birey oluşturmaktadır (n= 296). Araştırma verilerinin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu (KBF)", bireylerin ruhsal belirtilerinin ne düzeyde olduğunu saptamak amacıyla ''Belirti Tarama Testi (SCL-90-R) ve bilişsel durumlarını değerlendirmek için "Standardize Mini Mental Test (SMMT)" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, pearson ki-kare testi, pearson korelasyon testi, student's t testi, ANOVA ve post hoc test olarak scheffe testi kullanılmıştır. Bu çalışmada kırığı olan yaşlı bireylerin SCL-90-R Kişilerarası duyarlılık alt boyutu puan ortalamaları ve "Araz Düzeyleri" sağlıklı bireylere göre anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Kırığı olan yaşlı bireylerin SMMT toplam, Yönelim, Hatırlama, Lisan puanları sağlıklı bireylere göre anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur. Kırığı olan yaşlı bireylerde yaş, yatış süresi ve düşme sayısı ile SCL-90-R arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Kırığı olan yaşlı bireylerde yaş ve düşme sayısı ile SMMT arasında negatif yönlü, anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Kırığı olan yaşlı bireylerde SCL-90-R ile SMMT arasında negatif yönlü, anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Hem kırığı olan ve hem de sağlıklı kadınlarda SCL-90-R puan ortalaması erkeklere göre anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Hem kırığı olan ve hem de sağlıklı grupta okur yazar olmayan bireylerin SCL-90-R puan ortalaması anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Gelirim giderden az kırığı olan yaşlı bireylerin SCL-90-R puan ortalaması geliri gidere denk olan bireylere göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda kırığı olan yaşlı bireylerin kişilerarası becerilerini arttırmaya yönelik hemşire müdahalelerinin planlanması ve yaşlı bireylerin oryantasyon, yönelim, zihinsel ve dil becerilerini korumaya ve geliştirmeye yönelik hemşirelik müdahalelerimin uygulanması önerilmektedir.

DüşmeDüşme kazalarıKırıklar-kemik+4
Maile Hizmetçi
Mersin University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Multipl skleroz'lu bireylerde hafif dokunma, vibrasyon, kas kuvvet ve enduransının denge, yürüyüş ve düşme ile ilişkisi

Bu çalışmadaki amaç Multipl Skleroz'lu bireylerde hafif dokunma, vibrasyon, kas kuvvet ve enduransının denge, yürüyüş ve düşme ile ilişkisi değerlendirilerek MS'li bireylerde alt ekstremite duyu değişikliklerinin, kas kuvvet ve enduransının denge, yürüyüş ve düşme riski üzerine etkili olup olmadığını belirlemektir. Dahil edilme kriterlerine uygun Expanded Disability Status Scale (EDSS) puanı 3 ile 5.5 arasında bağımsız yürüyebilen 19'u kadın, 10'u erkek 29 MS'li birey çalışmaya alındı. Parametrelerin değerlendirmesinde; hafif dokunma duyusu için Semmes-Weinstein Monofilament Testi (SWMT), vibrasyon duyusu için 128 Hz diapozon, kas kuvveti için Digital Handheld Dinamamotre (DHD), çekirdek bölge kaslarının endursansı için stabilize edici basınç biofeedback cihazı, statik denge için Tek Ayak Üzerinde Durma Testi (TADT), dinamik denge için Y Denge Testi (YDT), yürüyüş için ayak izi yöntemi, düşme için Uluslararası Düşme Etkinlik Ölçeği (UDEÖ) kullanıldı. Hafif dokunma duyusunun sırt ekstansörleri (r=0,378), abdominaller (r=0,416), quadriceps femoris (r=0,382), tibialis anterior (r=0,374) ve tibialis posterior (r=0,496) kasları ile, yürüyüş parametrelerinden adım uzunluğu (r=0,397), çift adım uzunluğu (r=0,377), kadans (r=0,529) ile ve dinamik denge (r=0,442) ile ilişki bulundu (p<0,05). Nondominant ekstremitede ayak arka lateralinin hafif dokunma duyusu ile düşme riski arasında ilişki bulundu (r= -0,386, p<0,05). Dominant ekstremite lateral malleol vibrasyon duyusu ile dinamik denge öne uzanma pozisyonu arasında ilişki bulundu (r= 0,380, p<0,05). Sırt ekstansörleri (r=0,403) dinamik dengeyi, abdominaller statik (r=0,470) ve dinamik dengeyi (r=0,430) etkilediği bulundu (p<0,05). Alt ekstremitede değerlendirilen kaslar statik [Gluteus maksimus (r=0,522), kalça fleksörleri (r=0,421), hamstring (r=0,473)] ve dinamik dengeyi [Kalça fleksörleri(r=-0,423), quadriceps femoris (r=-0,384)] etkilemektedir (p<0,05). Alt ektremitede değerlendirilen kasların çift adım uzunluğu [Sırt ekstansörleri (r=0,391), gluteus maksimus (r=0,406), hamstring(0,410), kalça fleksörleri (0,371)], yürüyüş hızı [Abdominaller(r=-0,548), kalça fleksörleri(-0,547), gluteus maksimus(-0,660), hamstring (-0,517)], adım genişliği [Hamstring (0,471)] gibi yürüyüş parametrelerini etkilemektedir (p<0,05). Sırt ekstansörleri (r=-0,420), kalça fleksörleri (r=-0,379), gluteus maksimus (r=-0,447) ve hamstring (r=-0,406) kas kuvvetinin düşme riskini ile ilişkisi vardır (p<0,05). Hafif dokunma ve vibrasyon duyusunun düşme, TADT ve yürüyüşü anlamlı olarak etkilemediği bulundu (p>0,05). Hafif dokunma duyusunun YDT'yi pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği bulundu (p<0,05). Taban altı duyusunun denge, yürüyüş ve düşme riski üzerine etkilerinden dolayı değerlendirilmesi ihmal edilmemeli, fonksiyonel ve günlük yaşam aktivitelerinde daha güvenli hareket edebilmesi için denge probleminin sebebi ve dengeyi olumsuz etkileyen faktörler bilinmeli ve MS'li bireylerin rehabilitasyon programını kombine şekilde planlanılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Denge, duyu, Multipl skleroz, yürüyüş.

DengeDokunmaDuyular+7
Gülsüm Demir
Necmettin Erbakan University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Düşme hikayesi olan yaşlı bireylerde telerehabilitasyon yöntemiyle uygulanan otago egzersiz programının etkinliği

Yaşlanmaya bağlı olarak yaşlı bireylerde sıkça görülmekte olan düşme hikayesine sahip bireylerde telerehabilitasyon yöntemiyle Otago Egzersiz Programı (OEP)'nın ağrı, yürüme hızı, alt ekstremite kas gücü, düşme korkusu, anksiyete, yaşam kalitesi ve denge üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmaya 65-78 yaş aralığında 45 kişi katıldı. Randomize olarak kontrol, telerehabilitasyon (TYOEG) ve yüz yüze otago egzersiz programı (YYOEG) olmak üzere 3 gruba ayrıldı. 8 hafta boyunca haftada 3 kez olacak şekilde 45 dakika OEP uygulandı. Otago Egzersiz Programı'nın öncesinde, 4.haftasında, 8.haftasında ve egzersiz programının bitiminden 4 hafta sonra ağrı, yürüme hızı, alt ekstremite kas gücü, düşme korkusu, anksiyete, yaşam kalitesi ve denge değerlendirildi. Çalışmada anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirildi. Katılımcıların yaş, kilo, boy, vücut kitle indeksi ve cinsiyet açısından gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır (p>0,05). Grup içinde yapılan karşılaştırmada tüm gruplarda yürüme hızı parametresi dışındaki veriler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmaktadır (p<0,05). Grupları karşılaştırdığımızda TYOEG ve YYOEG grupları arasında düşme korkusu ve denge parametreleri hariç tüm verilerde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0,05). Grupları kontrol grubuna göre karşılaştırdığımızda TYOEG ve YYOEG yürüme hızı parametresi hariç tüm parametrelerde istatiksel olarak anlamlı farklılık vardır (p<0,05). TYOEG ve YYOEG grupları arasında düşme korkusu ve denge parametrelerinde TYOEG lehine istatiksel olarak anlamlı fark bulunmaktadır (p<0,05). Özellikle rehabilitasyon hizmetlerine erişimde engeli bulunan düşme hikayeli yaşlılarda telerehabilitasyon yöntemiyle egzersiz uygulaması yapılmasının yüz yüze olarak yapılmasına kıyasla herhangi fark yaratmayacağı kanısındayız. Anahtar Kelimeler: Düşme Korkusu, Denge, Yaşlı, Telerehabilitasyon, Otago Egzersizi

DüşmeDüşme kazalarıEgzersiz tedavisi+6
Kubilay Şimşek
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00

Related subjects