Fizik eğitimi
57 theses under this subject heading
İşitme yetersizliği olan öğrencilerin bulunduğu meslek lisesi kaynaştırma uygulamalarının fizik dersi bağlamında incelenmesi
İBu araştırmanın amacı işitme yetersizliği olan öğrencilerin bulunduğu meslek lisesi kaynaştırma uygulamalarının fizik dersi bağlamında incelenmesidir. Araştırma durum çalışması olarak desenlenmiştir. Araştırmaya katılanlar, üç fizik dersi öğretmeni, iki rehber öğretmen, bir okul yöneticisi, işitme yetersizliği olan üç öğrenci ve ebeveynleri, üç normal işiten öğrenci ve ikisinin ebeveynidir. Araştırma verileri saha gözlemleri, yarı yapılandırılmış görüşmeler ve belge inceleme ile toplanmıştır. Veriler araştırma süreci sonunda çeşitli analiz teknikleri kullanılarak analiz edilmiş olup, meslek lisesinin özellikleri, meslek lisesinde gerçekleştirilen fizik öğretimi, meslek lisesinde gerçekleştirilen kaynaştırma eğitimi ve meslek lisesinde işitme yetersizliği olan öğrencilerin bulunduğu kaynaştırma sınıflarında fizik dersinin uygulanması temalarına ulaşılmıştır. Meslek lisesinin özelliklerine ilişkin bulgular incelendiğinde, sınıflarda işitme yetersizliği olan öğrencilere uygun fiziksel ortamların sağlanamadığı, okula TEOG sınavı sonrasında daha çok akademik düzeyi düşük öğrencilerin geldiği, işitme yetersizliği olan öğrencilerin de buna dahil oldukları, psikolojik ve ailevi sorunlar yaşayan öğrencilerin bulunduğu sonucuna varılmıştır. Ancak lise sonrasında özellikle işitme yetersizliği olan öğrencilere ilişkin işletmelerde özel gereksinimli personel çalıştırma zorunluluğu, meslek yüksekokullarına sınavsız geçiş ve E-KPSS ile devlet memurluğuna girme haklarının bulunduğu ifade edilmektedir. Meslek lisesinde gerçekleştirilen fizik öğretimine ilişkin elde edilen bulgular incelendiğinde öğretmenlerin derslerini yönetmeliklere uygun biçimde planladıkları ve haftalık ders saati sayısının düşük olduğunu düşündükleri belirlenmiştir. Ayrıca derslerini çoğunlukla doğrudan anlatım yöntemi, soru-cevap ve ödev verme stratejileri kullanarak ve problem çözme etkinliği desenleyerek yürüttükleri sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan okulda laboratuvar bulunmadığı, derslerde deney yapılmadığı, öğretim materyali olarak çoğunlukla resmi ders kitabından yararlandıkları ifade edilmektedir. Değerlendirme sürecinde ise yine yönetmeliklerde yazılı olan sayıda sınav yaptıkları ve sınavlarda farklı türde sorular sordukları belirlenmiştir. Son olarak öğretmenler tarafından özellikle normal işiten öğrencilerin akademik düzeylerinin çok düşük olduğu ifade edilmiştir. Meslek lisesinde gerçekleştirilen kaynaştırma eğitimine ilişkin elde edilen bulgular incelendiğinde katılımcıların genel olarak kaynaştırma eğitimine ilişkin olumlu tutum içinde oldukları ve okullarda belirli düzeyde kaynaştırma ekibi oluşturulduğu belirlenmiştir. Ancak katılımcılar teorik olarak kriterlerin belirlenmiş olmasına rağmen özellikle sınıflardaki özel gereksinimli öğrenci mevcudu, cihaz kontrolü ve bakımı, özel gereksinime yönelik ortam düzenlenmesine ilişkin sorunlar yaşandığını vurgulamışlar ve önerilerde bulunmuşlardır. Katılımcıların üzerinde durduğu diğer sorunlar kriterlerine uygun BEP desenlenmediği ve destek eğitim hizmetlerinin ise hiç sağlanmadığı olmuştur. Ayrıca hem rehber hem de fizik öğretmenlerinin işitme yetersizliği olan çocukların eğitimi konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları ve konuya ilişkin hizmetiçi eğitim çalışması yapılmadığı belirlenmiştir. Meslek lisesinde işitme yetersizliği olan öğrencilerin bulunduğu kaynaştırma sınıflarında fizik dersinin uygulanmasına ilişkin elde edilen bulgular incelendiğinde fizik öğretiminin planlanma, uygulama ve değerlendirme süreçlerinde işitme yetersizliği olan öğrencilere özel bir çalışmanın yapılmadığı, zaten öğretmenlerin de konuya ilişkin bilgilerinin olmadığı, öğrencilerin derse katılımının olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca işitme yetersizliği olan öğrencilere göre ise özellikle öğretmenlerin sözel anlatımları sırasında dersi takip etme konusunda zorluk yaşadıkları, zaman zaman gürültü nedeniyle duymakta zorlandıkları, sadece tahtaya yazılan bilgileri defterlerine geçirebildikleri ifade edilmiştir. Diğer taraftan akranları ile iletişim kurdukları ve özellikle derste kaçırdıkları konulara ilişkin işbirliği yaptıkları belirlenmiştir Anahtar Sözcükler: İşitme yetersizliği, Fizik öğretimi, Kaynaştırma, Mesleki eğitim, Durum çalışması.
Ortaöğretim öğrencilerinin modern fizik konularını günlük hayata transfer düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma, ortaöğretim on birinci sınıf öğrencilerinin fizik dersi kapsamındaki modern fizik ünitesindeki konularını günlük hayata transfer edebilme düzeylerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Betimsel tarama şeklinde desenlenen araştırmanın örneklemini küme örneklemi yöntemiyle seçilen 314 on birinci sınıf öğrencisiyle oluşturulmuştur. Araştırmada verilerin toplanması için Modern Fizik Başarı Testi (MFBT) ve Modern Fizik Transfer Testi (MFTT) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler nicel ve nitel olarak ele alınmış, nicel kısımda öğrencilerin başarı testi ve transfer testi puanları arasındaki ilişkiye bakılmış, nitel kısımda ise öğrencilerin modern fizik konularını günlük hayata transfer edebilme düzeyleri belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulguların analizleri sonucunda öğrencilerin başarı testi ve transfer testinde aldıkları puanlar arasında pozitif yönde, anlamlı ve zayıf düzeyde ilişki bulunmuştur. Araştırma kapsamında transfer düzeyleri sıfır transfer, eksik transfer ve tam transfer olarak kategorize edilmiştir. On birinci sınıf öğrencilerin modern fizik konularının günlük hayata tam transfer seviyelerinin oldukça düşük olduğu tespit edilmiştir. On birinci sınıf öğrencilerinde en fazla tam transfer seviyesi olan konular"fotoelektrik olay" ve "kara cisim ışıması" olurken, en az tam transfer seviyesinin olduğu konular ise"madde dalgaları" ve "pauli dışarlama ilkesi" konuları olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca araştırma da öğrencilerde konulara göre sıfır transfer ve eksik transferler seviyelerinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler:Modern fizik, fizik eğitimi, bilgi transferi, ortaöğretim
Dokuzuncu sınıf fizik dersinde ısı ve sıcaklık ünitesinin günlük yaşamla ilişkilendirilmesine yönelik bir durum çalışması
Canlıların yapısından başlayıp, canlılığın devam edebilmesi için fen bilimlerini araştırmak yıllardır insanlar için büyük bir ihtiyaç olmuştur. Hayatımızı anlamlandırmamız için gerekli olan fen bilimlerinin öğretiminde ise günlük yaşamla bağlantı kurmak oldukça önemlidir. Bu noktadan yola çıkarak araştırmanın genel amacı iki farklı anadolu lisesinde ısı-sıcaklık ünitesinin öğretim süreci içinde günlük yaşamla ilişkilendirilmesinin ve öğretim süreci sonunda değerlendirilmesinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırma öğretmen ve öğrenci olmak üzere iki ayrı boyutta ele alınmıştır. Karma yöntem araştırması olarak desenlenen bu çalışmada bulgular ağırlıklı olarak nitel verilerin analizinden elde edilmiştir. Araştırmanın nicel boyutu ise ikinci planda kalmıştır. Araştırma kapsamında 2015-2016 öğretim yılı ikinci yarıyılında Adana ili merkez ilçelerinde yer alan 20 anadolu lisesi içerisinden aşırı-aykırı durum örneklemesi yolu ile başarı düzeyi yüksek ve düşük olarak iki farklı anadolu lisesi belirlenmiş ve bu iki liseden rastgele birer dokuzuncu sınıf seçilmiştir. Seçilen dokuzuncu sınıfların öğrencileri ve bu sınıfların fizik öğretmenleri araştırmanın katılımcılarını oluşturmuştur. Isı-sıcaklık ünitesinin öğretim süreci boyunca başarı düzeyi yüksek olan lisede 8, başarı düzeyi düşük olan lisede ise 7 ders saati olmak üzere toplam 15 ders saati gözlem yapılmıştır. Ünitenin bitiminde öğrencilere Aytekin (2010) tarafından geliştirilen GHIS (Günlük Hayatta Isı ve Sıcaklık) Testi uygulandıktan sonra başarı düzeyi yüksek olan liseden 9, başarı düzeyi düşük olan liseden ise 7 öğrenci olmak üzere toplam 16 gönüllü öğrenci ve iki fizik öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nicel verilerin analizinde t testi kullanılırken, nitel verilerin analizinde içerik analizi ve betimsel analiz yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Araştırmanın öğrencilerle ilgili olan boyutunda, dokuzuncu sınıflarda ısı-sıcaklık ünitesi bittikten sonra uygulanan GHIS testi sonucuna göre başarı düzeyi yüksek olan lise öğrencilerinin diğer lise öğrencilerine göre hal değişimi, genleşme, ısı, ısı aktarımı ve enerji iletim yolları konu ve kavramlarında anlamlı olarak farklılaştığı belirlenmiştir. Öğrencilerin neden ısı-sıcaklık ünitesini öğrendiklerine dair görüşleri incelendiğinde ise başarı düzeyi yüksek olan lisede öğrencilerin üniteyi genel kültür düzeylerine katkı sağlaması nedeniyle, başarı düzeyi düşük olan lisede ise öğrencilerin zorunluluk nedeniyle öğrendikleri belirlenmiştir. Öğrenciler günlük yaşamdan en fazla hal değişimine yönelik örnekler verirken, fizik dersi öğretim programı kapsamında öğretilmesi gereken ısı, iç enerji, öz ısı, ısı sığası, enerji iletim hızı, sıvılarda genleşme, gazlarda genleşme ve büzülme gibi kavram ve terimlere yönelik günlük yaşam örneği verememişlerdir. Isı sığası, ısı, iç enerji ve büzülme kavramlarında fizik öğretmenlerinin de derslerinde günlük yaşamdan örnekler sunmadıkları gözlemlenmiştir. Buna karşın derslerde örneklendirilen ısı iletimi, termal denge, enerji tasarrufu gibi kavramlarda ise çok az öğrencinin örnek vermesi bazı kavramları öğrencilerin günlük yaşamla ilişkilendirmede sıkıntı yaşadıklarını göstermektedir. Her iki lise ayrı ayrı ele alındığında görüşme bulgularına göre başarı düzeyi yüksek olan lise öğrencilerinin, başarı düzeyi düşük olan lise öğrencilerine göre daha az sayıda ancak daha kapsamlı ve açıklamalı günlük yaşam örnekleri sunduğu görülmektedir. Günlük yaşamdan meslekleri ısı-sıcaklık ünitesi ile ilişkilendirme konusunda iki lise öğrencilerinin de başarılarının neredeyse eşit düzeyde olduğu ve en çok meteoroloji uzmanları ile ünitenin ilişkilendirildiği belirlenmiştir. Öğrencilerin diğer derslerle üniteyi ilişkilendirme konusunda ise en çok kimya olmak üzere sırasıyla biyoloji, matematik ve coğrafya derslerinden yararlandıkları belirlenmiştir. Isı-sıcaklık konusunda günlük yaşamda en çok sağlık sorunu olmak üzere hava durumu ve hal değişimi kaynaklı sorunlar yaşadıklarını belirten öğrencilerin sadece yarısına yakınının, yaşanan sorunların çözüm yönteminde doğru bilgiyi kullanabilmesi elde edilen önemli bir bulgudur. Genel olarak ısı-sıcaklık ünitesini kolay olarak değerlendiren öğrenciler öğrenme süreçlerinde öğretmen ve teknolojinin önemine vurgu yaparak, ünitenin daha çok günlük yaşama indirgenmesi için çeşitli önerilerde bulunmuşlardır. Araştırmanın öğretmen boyutunda ise başarı düzeyi yüksek olan lise öğretmeninin diğer öğretmene göre derslerinde günlük yaşam örneklerine daha fazla yer verdiği saptanmıştır. Ancak öğretmenlerin ikisinin de ısı sığası, ısı, iç enerji ve büzülme kavramlarına yönelik derslerde günlük yaşam örnekleri sunmadıkları gözlemlenmiştir. Öğretmenler derslerinde günlük yaşam örneği sunarken ders kitabından ve kendi tecrübelerinden yararlandıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda öğretmenlerin üniteyi günlük yaşamla ilişkilendirmek için matematik ve fen bilimleri dersinden yararlandıkları, ancak bu derslerin dışında hiçbir dersten yararlanmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Başarı düzeyi düşük olan lisede öğretim sürecinde disiplin ve ders geçme koşulları nedeniyle bazı sorunlar yaşanmışken, diğer lisede ise en büyük sorun zaman sıkıntısı olarak belirlenmiştir. İki öğretmen de öğrencilerin ısı-sıcaklık ünitesinde günlük yaşam bilgilerinin ölçülmesine yönelik ölçme ve değerlendirme yapmadıklarını belirtmiştir. Ancak üniteye yönelik başarı düzeyi yüksek olan lisedeki öğretmen, öğrencileri biçimlendirici ve düzey belirleyici değerlendirmeye tabi tutarken; diğer lise öğretmeni sadece düzey belirleyici değerlendirme kullandığını ve değerlendirme yaparken öğrencilerin okul ve sınıf kurallarına uyma durumunu da göz önünde bulundurduğunu vurgulamıştır. Ayrıca öğretmenler üniteyi işlerken karşılaştıkları sorunların çözümüne paralel doğrultuda bazı önerilerde bulunmuşlardır. Sonuç olarak, farklı anadolu liselerinde dokuzuncu sınıf öğrencilerinin ısı-sıcaklık ünitesini günlük yaşamla ilişkilendirmelerinde öğretmen faktörünün yanı sıra öğretim süreci ve ölçme-değerlendirme yöntemlerinin etkili olduğuna ulaşılmıştır.
Yenilenen ortaöğretim 9. sınıf fizik ders kitabının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi: Adana ili örneği
Yeni hazırlanan ders kitaplarının olası eksikliklerini belirlemek ve bu eksikliklerin giderilerek kitabın faydasının artırılması için çalışmalar yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Özel durum çalışmasının kullanıldığı bu araştırmanın amacı 2013 yılında tekrar düzenlenen 9. sınıf fizik ders kitabının, bu dersi okutan öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi ve ortaya çıkabilecek eksikliklerin giderilmesi için çözüm önerilerinin geliştirilmesidir. Bu amaçla Adana'da devlete ait iki Anadolu Lisesi ve üç tane de Özel Fen ve Anadolu lisesinde gönüllü seçilen beş öğretmenle çalışmalar yürütülmüştür. Gözlemler mayıs ayı içinde her bir öğretmenin üç ders saati olmak üzere toplam 15 ders saati yapılmıştır. Derslerin bitmesi beklenerek haziran ayı içinde de yarı yapılandırılmış mülakatlarla öğretmenlerin görüşleri alınmıştır. Elde edilen bulgulardan öğretmenlerin beceri kazanımlarına önem vermedikleri, özellikle ders saatinin yetmemesi neden gösterilerek etkinliklerin yapılamadığı gözlenmiştir. Ayrıca ders kitabındaki çözümlü örneklerin ve ünite arkasındaki soruların sayısının çok az olmasının yanı sıra öğrenci seviyesinin yükseldiği sınıflarda öğrencilere basit geldiği gerekçesiyle kitabın kullanımı azalarak hiç kullanılmamaya kadar gittiği ve bunun yerine alternatif başka kitapların kullanıldığı belirlenmiştir. Etkinliklerin yapılabilmesi için fizik ders saatinin artırılması, başarı seviyesi yüksek öğrenci grupları için zorluk düzeyi ve soru sayısı artırılmış alternatif bir ders kitabının hazırlanması önerilmiştir.
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) fizik sorularının öğretim programı, ders kitabı ve öğrenme-öğretme süreciyle karşılaştırılması
Bu araştırmanın genel amacı, Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) fizik sorularının öğretim programı, ders kitabı ve öğrenme - öğretme sürecine ne derece uygun olduğunu belirlenmesidir. Yapılan literatür taramalarında fizik dersi için ülkemizde yapılan merkezi sınavlarda ve uluslararası sınavlarda istenilen başarıya ulaşılamadığı görülmektedir. Bu araştırmada hedeflenen başarıdan daha düşük düzeyde olmamızın nedenleri irdelenmeye çalışılmıştır. Gerçekleştirilen araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması olup alt desenlerinden çoklu durum çalışması yöntemi ile yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunda; Düzce ilinde orta öğretim kurumunda çalışan 35 fizik öğretmeni, Türkiye'nin çeşitli üniversitelerinde Fizik Eğitimi Bölümünde görev yapan 6 öğretim üyesi, 2018 Ortaöğretim Fizik Dersi Öğretim Programı, MEB Fizik Ders Kitapları, 2019 – 2020 yılında gerçekleşen TYT (toplam 14 soru) ve AYT (toplam 28 soru) sınav soruları yer almaktadır. Çalışmada; dört adet veri toplama aracı oluşturulmuştur. Veri toplama araçları olarak öğretmenlerin ders işleniş durumlarını belirlemek amacıyla oluşturulan "Öğretmen Görüş Alma Formu", TYT ve AYT sınavlarındaki soruların gerektirdiği becerileri belirlemek amacıyla 2019 ve 2020 YKS soru ve becerilerinin yer aldığı "YKS Soruları İçin Görüş Alma Formu", YKS fizik sorularının öğretim programındaki kazanımları karşılama durumu için "Kazanım – Soru Çizelgesi", YKS fizik sorularının çözümü için gerekli bilgilerin ders kitaplarında bulunma durumu için "Sınav Sorularının Gerektirdiği Bilgileri MEB Kitabında İnceleme Formu" kullanılmıştır. Verilerin toplanması aşamasında doküman inceleme ve görüşme kullanılmıştır. Kazanım – Soru Çizelgesi kullanılarak YKS fizik sorularının çözümü için gerekli kazanımlar belirlenmiştir. Sınav Sorularının Gerektirdiği Bilgileri MEB Kitabında İnceleme Formu kullanılarak YKS fizik sorularının çözümü için gerekli kazanımlara kitaplarda yer verilme durumu incelenmiştir. YKS Soruları İçin Görüş Alma Formu kullanılarak fizik sorularının çözümünde hangi becerilerin kullanıldığı belirlenmiştir. Öğretmen Görüş Alma Formu kullanılarak ders işleniş sürecinde hangi becerilere yer verildiği belirlenmiştir. Elde edilen verilerin analizi için betimsel analiz ve içerik analizi yöntemi uygulanmıştır. Kazanım – Soru Çizelgesi ve Sınav Sorularının Gerektirdiği Bilgileri MEB Kitabında İnceleme Formu için içerik analizi uygulanmıştır. YKS Soruları İçin Görüş Alma Formu ve Öğretmen Görüş Alma Formu için içerik ve betimsel analiz iç içe uygulanmıştır. Ders işleniş süreci için yapılan içerik analizi kodlamaları için google forms belgelerinde uyuşum yüzdesi %92, yüz yüze görüşmelerin içerik analizi kodlamaları için uyuşum yüzdesi %91 olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak öğretim programında yer alan beceriler belirlemiş, YKS fizik sorularının çözümü için gerekli bilgilerin MEB ders kitapları tarafından karşılandığı, YKS fizik sorularının çözümü için hangi becerilerin gerektiği ve ders işlenişi esnasında bu becerilere yer verilme durumu karşılaştırılmıştır. "Bilgi ve Metodolojiden Yararlanma", "Bilgiyi Hayatta İşlevsel Olarak Kullanma", "Mantıksal Düşünme", "Okuma (Terimsel)", "Sayı ve İşlem Becerisi" ve "Yorumlama" becerileri hem 2019-2020 yıllarında gerçekleşen TYT ve AYT sınavlarındaki fizik sorularının çözümünde hem de görüşme verilerine göre ders işleniş sürecinde gerekli beceriler arasında ortak olarak yer almıştır. "Problem Çözme", "Sunma (Bağıntısal) ve "Uzamsal Düşünme" becerileri 2019-2020 yıllarında gerçekleşen TYT ve AYT sınavlarındaki fizik soruların çözümünde gerekli olarak karşımıza çıkarken ders işleniş süreçlerinde bu becerilere yer verilmemiştir. "Teknoloji Kullanımı", "Bilgi ve Metodolojiyi Uygulama", "Sosyal ve Vatandaşlıkla İlgili Yetkinlikler", "Sistemler ve Bireyler Arası İşbirliği ve Liderlik" ve "İletişim" becerileri ders işleniş süreçlerinde kullanılırken 2019-2020 yıllarında gerçekleşen TYT ve AYT fizik sorularının çözümü için gerekli beceriler arasında yer almamıştır. Anahtar Sözcükler: Öğretim programı, ders kitabı, beceri, fizik eğitimi, YKS
Bağlam temelli yaklaşımla yapılan fizik eğitiminde kavramsal değişim metinlerinin öğrenci erişisine etkisi
Bu çalışmanın amacı, kavramsal değişim metinlerinin öğrenci erişisine etkisini belirlemektir. Bunun için hazırlanan metinler dokuzuncu sınıf öğrencilerine bağlam temelli yaklaşımla 5E modelinde işlenilen sekiz haftalık Kuvvet ve Hareket Ünitesi sürecinde sunulmuştur. Kavramsal değişim metinlerinin öğrenci erişisine etkisi klasik metinlerle karşılaştırarak belirlenmeye çalışılmıştır.Bu araştırmada karma metot kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutu eşleştirilmiş kontrol gruplu ön test ? son test deseni kullanılarak Giresun'da bulunan bir genel lise ve bir Anadolu lisesinden ikişer sınıftan 116 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Öğrenci erişisini belirlemek için üç adet çoktan seçmeli test geliştirilmiştir. Bu testlerden biri klasik (bağlam temelli olmayan), ikincisi ve üçüncüsü ise sırasıyla oryantiring ve Formula 1 bağlamındadır. Araştırmanın nitel boyutunda ise örneklem grubunu oluşturan sınıflardaki öğrenciler erişi testlerindeki erişilerine göre üç gruba ayrılmış ve her gruptan iki olmak üzere toplamda 24 gönüllü öğrenciyle oluşturulan çalışma grubuyla görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Erişi testlerinden elde edilen veriler nicel veri analizi teknikleriyle incelenirken, yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen verilere içerik analizi yapılmıştır.Çalışmada bağlam temelli testlerde öğrenci başarısının klasik testlere göre daha yüksek olduğu, ancak testte kullanılan bağlamın sonuçları etkilemediği; çoktan seçmeli testlerden faydalanarak öğrenciler erişilerine göre sıralanmak istenildiğinde ise klasik ve bağlam temelli testler arasında okullara göre farklılıklar oluştuğu tespit edilmiştir. Sekiz haftalık uygulama süreci sonunda öğrencilerin testlerdeki başarılarında artış gözlenmiştir. Ancak öğrenci başarısı metinlere göre incelendiğinde bağlam temelli testlerde okunulan metin türüne göre anlamlı bir farklılık çıkmazken, klasik teste göre kavramsal değişim metinleri okuyan öğrencilerin klasik metin okuyan öğrencilere göre başarılarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Üç farklı erişi testinden elde edilen bulguların birbiriyle özdeş olmaması nedeniyle bu testlerdeki metinlerle ilgili sorulara konsantrasyon analizi yapılmıştır. Konsantrasyon analizinde de sonuçlar metinlere ve okullara göre farklılaştığı için görüşmeler yardımıyla daha ayrıntılı inceleme yapılmasına karar verilmiştir. Ancak görüşmelerde de sonuçların metinlere ve okullara göre farklılaştığı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle nihai sonuca konsantrasyon analizinin ve içerik analizinin sonuçlarından özdeş olanlardan faydalanarak ulaşılmıştır.Çalışmanın sonucunda dokuzuncu sınıf Kuvvet ve Hareket Ünitesinde bağlam temelli yaklaşımla hazırlanmış 5E modelindeki bir öğretim sürecinde kullanılan kavramsal değişim metinlerinin öğrenci erişisine olumlu etkisi olduğu bulunurken; kavramsal değişim metinleri klasik metinlerle karşılaştırılarak incelendiğinde hangi metin türünün daha etkili olduğu konusunda kesin yargıya varılamamıştır.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının fizik dersine yönelik kaygı düzeylerinin belirlenmesi ve fizik kaygısı ile başa çıkma yaklaşımları
Bu araştırmada, Fen bilgisi öğretmen adaylarının kaygı düzeyleri ile çeşitli değişkenler (cinsiyet, mezun olunan lise türü, öğrenim gördüğü üniversite, ailenin eğitim durumu ve akademik başarı puanı) arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Ayrıca Fen bilgisi öğretmen adaylarının fizik dersinde kaygı nedenlerini belirlemek ve fizik dersine yönelik kaygılarını azaltmak için görüşlerinin araştırılması da amaçlanmıştır. Bu amaçla, araştırmada nicel ve nitel veriler toplanmış, araştırma problemlerine cevap aramak için karma bir desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Fırat Üniversitesi ve İnönü Üniversitesi'nde Eğitim fakültesinde öğrenim gören 349 Fen bilgisi öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerini elde etmek için Şahin, Çalışkan ve Dilek (2015) tarafından geliştirilen "Fizik Kaygı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde değişkenler ile kaygı puanı arasındaki ilişkiyi analiz etmek için standart sapma, aritmetik ortalama, yüzde, bağımsız t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. İstatistiksel analiz SPSS 22.0 paket programı ile yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Fen bilgisi öğretmen adaylarının cinsiyet değişkenine göre fizik kaygı puanları istatistiksel olarak anlamlıdır. Ayrıca, fizik kaygı puanı ile fizik dersi akademik başarı puanı arasında başarılı Fen bilgisi öğretmen adayları lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır. Fen bilgisi öğretmen adaylarının fizik kaygı puanları arasında üniversite, lise türüne ve ebeveyn eğitim durumu değişkenine göre anlamlı bir fark olmadığı bulunmuştur. Bununla birlikte, Fen bilgisi öğretmen adayları fizik kaygısının nedenlerini öğretmenlerine, fizik formüllerine, fizik konularına, kişisel algılarına, kendi kaygı düzeylerine ve temel bilgi eksikliğine bağlamışlardır. Araştırmanın nitel bölümünde, öğretmen adaylarının fizik dersine yönelik kaygıları ile başa çıkma yaklaşımlarına ilişkin görüşlerini almak için Fırat Üniversitesi'nde öğrenim gören 19 Fen bilgisi öğretmen adayı ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Fen bilgisi öğretmen adaylarının fizik dersine yönelik kaygıları ile başa çıkmak için kullandıkları yöntemlerin (düzenli çalışmak, olumsuz konuşan arkadaşlardan uzaklaşmak, öğretmenden destek almak) kaygılarını azaltmada etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Fizik, Kaygı, Fizik Kaygısı
7e ve yaratıcı drama destekli 7e modellerinin fizik öğretmen adaylarının manyetik alan konusunda başarı ve tutumlarına etkileri
Bu araştırmanın amacı, 7E modelinin ve yaratıcı drama destekli 7E modelinin, Gazi Eğitim Fakültesi Fizik Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim gören ve Fizik IV dersini almakta olan fizik öğretmen adaylarının, Manyetik Alan konusuna yönelik başarı ve tutumlarına etkilerini araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, iki farklı grupta uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Gruplardan birinde 7E modeli diğerinde yaratıcı drama destekli 7E modeli temel alınmıştır. Her bir grubun uygulama süresi 15 ders saatidir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Manyetik Alan Konusu Başarı Testi, Manyetik Alan Konusuna Yönelik Tutum Ölçeği ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formları kullanılmıştır. Manyetik Alan Konusu Başarı Testi yön bulma gerektiren sorular, kavramsal sorular ve bağıntı kullanmayı gerektiren sorular olmak üzere üç alt boyuttan oluşmaktadır. Manyetik Alan Konusuna Yönelik Tutum Ölçeği ilgi, önem, ilgi bağlantılı davranış, başarı-motivasyon ve özyeterlik olmak üzere beş alt boyuttan oluşmaktadır. Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formları ise, Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu 1, 2 ve 3 olmak üzere toplam üç tanedir. Manyetik Alan Konusu Başarı Testi ve Manyetik Alan Konusuna Yönelik Tutum Ölçeği tüm öğrencilere ön test, son test ve geciktirilmiş test olarak uygulanmış, toplam altı öğrenci ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nicel verilerin analizinde SPSS programı kullanılmıştır. Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formlarından elde edilen nitel veriler için ise, içerik analizi gerçekleştirilmiştir.Manyetik Alan Konusu Başarı Testinden elde edilen bulgulara göre, hem 7E modeline göre hem de yaratıcı drama destekli 7E modeline göre öğrenim gören öğrencilerin Manyetik Alan konusundaki başarılarının her bir alt boyut için ve testin tamamı için uygulamanın ardından anlamlı düzeyde arttığı ve bu artışın kalıcı olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin başarılarının gruplar arasında farklılık gösterip göstermediğinin belirlenebilmesi için yapılan analizlerin sonuçlarına göre, hem alt boyutlar için hem de testin tamamı için gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Başarıların kalıcılığının karşılaştırılması için yapılan geciktirilmiş test-son test fark puan analizleri sonucunda ise, Manyetik Alan Konusu Başarı Testinin iki alt boyutu (kavramsal sorular ve bağıntı kullanmayı gerektiren sorular) ile testin tamamı için gruplar arasında anlamlı fark bulunmamış, bir alt boyutu (yön bulma gerektiren sorular) için ise, yaratıcı drama destekli 7E modeline göre öğrenim gören grup lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen bulguların başarı testinden elde edilen bulguları desteklediği tespit edilmiştir.Manyetik Alan Konusuna Yönelik Tutum Ölçeğinden elde edilen bulgulara göre, hem 7E modeline hem de yaratıcı drama destekli 7E modeline göre öğrenim gören öğrencilerin, ölçeğin bir alt boyutu haricindeki tüm alt boyutlarından ve tamamından elde edilen puanlarının anlamlı olarak arttırdığı tespit edilmiştir. Manyetik Alan Konusuna Yönelik Tutum Ölçeği geciktirilmiş test puanları açısından değerlendirildiğinde, 7E modeline göre öğrenim gören öğrenciler için ölçeğin bazı alt boyutlarından elde edilen son test puanlarının zamanla anlamlı düzeyde düştüğü, yani tutumların aslında ön eğilim olarak ele alınması gerektiği görülmüş, yaratıcı drama destekli 7E modeline göre öğrenim gören öğrenciler için ise, ölçeğin tüm alt boyutlarından ve tamamından elde edilen puanların zamanla anlamlı düzeyde değişmediği tespit edilmiştir. Öğrencilerin tutumlarının uygulamalardan sonra gruplar arasında farklılık gösterip göstermediğinin belirlenebilmesi için yapılan analizlerin sonuçlarına göre, hem alt boyutlar için hem de testin tamamı için gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Grupların karşılaştırıldığı, geciktirilmiş test-son test fark puan analizleri sonucunda ise, toplam iki alt boyutta (başarı-motivasyon ve özyeterlik) yaratıcı drama destekli 7E modelinin kullanıldığı grubun lehine anlamlı fark bulunmuş, diğer alt boyutlarda ve ölçeğin tamamında anlamlı bir fark bulunmamıştır.Anahtar Sözcükler: Yapılandırmacı yaklaşım, 7E modeli, yaratıcı drama, fizik eğitimi, Manyetik Alan
Öğretmen adaylarının elektrik devreleri ile ilgili kavram yapılarının repertuvar çizelge ve kavram haritasıyla belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı öğretmen adaylarının elektrik devreleri ile ilgili kavram yapılarını repertuvar çizelge tekniği ve kavram haritaları ile ortaya çıkarmaktır. Araştırma üç yüksek lisans öğrencisinin katılımı ile yapılmıştır. Her öğrenci ile bireysel olarak iki oturum gerçekleştirilmiştir. İlk oturumda öğrenciler kavram haritası oluşturmuşlardır. Kavram haritası oluşturulmasında öğrencilere yardımcı olmak için yirmi bir kavram verilmiştir. İkinci oturumda, öğrenciler ile repertuvar çizelgeleri oluşturulmuş ve ardından öğrenciler ile bireysel yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Repertuvar çizelgesinde, basit elektrik devreleriyle ilgili on iki madde öğrenciler tarafından derecelendirme yöntemiyle doldurulmuştur. Öğrencilerden, yapıları maddelere göre 1 ile 5 arasında derecelendirmeleri istenmiştir. Repertuvar çizelgelerinin analizinde Gridsuite4 bilgisayar programı ve nitel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Bireysel görüşmeler ise betimsel analiz metoduyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, basit elektrik devrelerinde, repertuvar çizelge tekniğinin öğrencilerin kavram yapılarını ortaya çıkardığı bulunmuştur. Elektrik konusunda, öğrencilerin ?Potansiyel fark devrede akar, dolaşır?, ?Kısa devre durumunda üretecin enerjisi değişmez?, ?Akım potansiyel fark oluşturur?, ?Devre açık ise üretecin uçlarında potansiyel fark yoktur? şeklinde kavram yanılgılarına sahip oldukları bulunmuştur.Anahtar kelimeler: repertuvar çizelge tekniği, kavram haritası, fizik eğitimi, basit elektrik devreleri
Yaşam temelli öğrenme yaklaşımı ile desteklenen 7e öğrenme modelinin öğrencilerin enerji konusundaki başarı, kavram yanılgısı ve bilimsel süreç becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, yaşam temelli öğrenme yaklaşımı ile desteklenen 7E öğrenme modelinin öğrencilerin enerji konusunda başarı ve bilimsel süreç becerileri kazanmalarındaki ve sahip oldukları kavram yanılgılarını gidermedeki etkililiğini tespit etmektir.Araştırmanın örneklemini Ankara ili, Polatlı ilçesi Polatlı Atatürk Lisesi ve Polatlı Anadolu Lisesine devam eden 10. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Deney grubu 50, kontrol grubu 45 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın deneysel deseni, ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desendir.Araştırmanın hipotezlerini test etmek için ?üç? veri toplama aracı kullanılmıştır. Bu araçlardan ilki, öğrencilerin enerji konusunda sahip oldukları kavram yanılgılarının değişimini belirlemeye yönelik kullanılan Kavram Yanılgısı Testi'dir. İkincisi öğrencilerin enerji öğrenme alanında gösterdikleri başarıları tespit etmek amacıyla kullanılan Bilgi Testi'dir. Üçüncü olarak öğrencilerin bilimsel süreç becerilerinin gelişip gelişmediğini test etmeye yönelik geliştirilen Bilimsel Süreç Beceri Testi'dir.Sekiz hafta süreyle deney grubuna yaşam temelli öğrenme yaklaşımı ile desteklenen 7E öğrenme modeline dayalı hazırlanan ders planları, kontrol grubuna ise geleneksel yaklaşıma dayalı olarak hazırlanan ders planları uygulanmıştır.Çalışmanın sonucunda elde edilen verileri test etmek için t testi, ANCOVA ve Mann Whitney U Testi teknikleri uygulanmıştır.Verilerin analizleri sonucunda yaşam temelli öğrenme yaklaşımı ile desteklenen 7E öğrenme modelinin geleneksel yaklaşıma göre öğrencilerin kavramsal başarılarına ve bilimsel süreç becerilerinin gelişimine anlamlı bir katkı sağladığı, kavram yanılgılarını gidermede etkili olmadığı tespit edilmiştir.
Fizik eğitiminde 4Mat öğretim yönteminin farklı öğrenme stillerine sahip lise öğrencilerinin iş, güç ve enerji konusundaki başarısına etkisi
Bu çalışmanın amacı, fizik eğitiminde 4MAT (4 Mode Application Techniques) öğretim yönteminin farklı öğrenme stillerine sahip lise öğrencilerinin iş, güç ve enerji konusundaki başarısına etkisini incelemektir.Çalışmanın örneklemini, Ankara ili Mamak ilçesindeki bir Anadolu lisesinde ve Yenimahalle ilçesindeki bir düz lisede 10. sınıfta öğrenim gören, dört sınıftaki toplam 124 öğrenci oluşturmaktadır. Bu sınıflardan ikisi deney grubu, ikisi de kontrol grubu olarak seçilmiştir. Uygulama, 2007-2008 yılı 2. yarıyılında, 7 hafta süreyle gerçekleştirilmiştir. Deney grubuna araştırmacı tarafından hazırlanan 4MAT öğretim yöntemi, kontrol grubuna ise düz anlatım ve soru-cevap yöntemleri kullanılarak ders anlatılmıştır.Araştırmada, öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçlarının geçerlilik güvenirlik çalışmaları için pilot uygulamalar yapılmıştır. Araştırmada, uygulama öncesinde deney ve kontrol gruplarının denkliğini belirlemek amacıyla İş, Güç, Enerji Başarı Testi (İGEBT), öğrencilerin öğrenme stillerini belirlemek amacıyla Kolb Öğrenme Stilleri Ölçeği (KÖSÖ) uygulanmıştır. Uygulamadan sonra, her iki gruba da İGEBT sontest olarak uygulanmıştır.Elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin farklı öğrenme stillerine sahip oldukları, 4MAT öğretim yönteminin öğrencilerin başarılarını anlamlı derecede arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin başarıları ile öğrenme stilleri arasındaki ilişkinin anlamlı olmadığı bulunmuştur. Deney grubundaki öğrencilerin her bir öğrenme stiline göre başarılarının öntest-sontest puanlarına göre anlamlı derecede arttığı, kontrol grubu öğrencilerinde ise yaratıcı öğrenenler dışında anlamlı derecede arttığı bulunmuştur. Ayrıca, 4MAT yönteminin uygulandığı sınıflardaki öğrencilere sorulan açık uçlu sorulara verilen cevaplara dayanarak, 4MAT öğretim yönteminin öğrenciler tarafından olumlu karşılandığı sonucuna varılmıştır. Fizik dersinde, 4MAT öğretim yönteminin kullanılması öğrencilerin başarılarının artması için ve olumlu tutumlar geliştirmeleri açısından önemlidir.
Türkiye'de TIMSS 2015 uygulamasına katılan 4. sınıf öğrencilerinin fizik başarısının öğrenci ve aile özellikleri açısından incelenmesi
Bu çalışmada 2015 Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması (TIMSS 2015) uygulamasında ele alınan öğrenci ve aile faktörlerinin Türkiye'deki 4. sınıf öğrencilerinin fizik başarıları ile nasıl bir ilişki içerisinde olduğunun incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma grubunu Türkiye' den TIMSS 2015 katılımcısı 6341 4. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Uluslararası Eğitimsel Başarıyı Değerlendirme Birliği'nden alınan veriler kullanılmıştır. Verilerin içeriğinde öğrenci ve aile özellikleri ve fizik başarı puanları yer almaktadır. Öğrencilerin fizik başarılarını etkileyen faktörleri tespit etmek için çok değişkenli regresyon analizi kullanılmıştır. Bu kapsamda bağımlı değişken öğrenci fizik başarısı; bağımsız değişkenler ise öğrenci ve aileye ait 21 değişken olmuştur. Araştırma bulgularına göre ilk aşamada sekiz değişkenden oluşan öğrenciye ait değişkenler girilmiştir. Bu değişkenler TIMSS 2015 4.Sınıf fizik başarısının %31,6'sını açıklamaktadır. İkinci aşamada 13 değişkenden oluşan aileye ait değişkenler girilmiştir. İki aşamadan oluşan tüm model fizik başarısındaki toplam varyansın %49,3'ünü açıklamaktadır. Son modelde öğrenciye ait değişkenlerin tümünün bağımlı değişken üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu görülürken aileye ait 13 değişkenden okul öncesi erken okuryazarlık etkinlikleri yaptırma düzeyi, ebeveynin okula ilişkin algı düzeyleri ve ebeveynin matematik ve fene karşı tutum düzeyi dışında kalan değişkenlerin anlamlı bir yordayıcı olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin fen dersinde kendine güvenme düzeyi, ebeveynin eğitim seviyesi, ebeveynin eğitim beklentisi, evde test dili konuşma sıklığı değişkenlerinin ise fizik başarısına en fazla katkı sağlayan değişkenler olduğu tespit edilmiştir.
Öğretmen adaylarının elektromanyetik indüksiyon konusunda kavramsal anlamalarının ontolojik yaklaşıma göre tespiti
Bu araştırmanın amacı, fizik öğretmen adaylarının elektromanyetik indüksiyon konusunda kavramsal anlamalarının ontolojik kategorilerini tespit etmektir. Araştırma betimsel yöntemle, olgubilim deseni kullanılarak yapılmıştır.Araştırmanın örneklemi, 2007-2008 eğitim öğretim yılında, Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Fizik Eğitimi Anabilim Dalı' nda öğrenim gören `12' 2. sınıf öğretmen adayıdır.Veri toplama aracı olarak dört adet Tahmin Et-Gözle-Açıkla aktivitesi kullanılmış ve aktiviteler eşliğinde yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerin analizinde kullanılacak kavramlar `indüksiyon akımı, indüksiyon emk' sı, manyetik akı ve manyetik alan' olarak belirlenmiştir. Yazıya dökülen görüşmelere içerik analizi yapılmıştır.Kavramlara ait açıklamaların ontolojik yaklaşıma göre incelenmeleri sonucunda, indüksiyon akımı, indüksiyon emk' sı, manyetik alan, manyetik akı kavramlarının öğretmen adaylarının bir kısmı tarafından madde kategorisinde, bir kısmı tarafından sınırlama temelli etkileşimler (STE) kategorisinde sınıflandırılmış olduğu tespit edilmiştir. Madde kategorisine dahil edilen kavramların bilimsel açıklamalardan uzak olduğu görülmüştür. STE kategorisinde sınıflandırılan açıklamalardan bazılarında kavramın doğru olarak ifade edilmediği sonucuna varılmıştır. Öğretmen adaylarının pek çoğunun sürecin sonucu hakkında doğru tahminlerde bulunmalarına rağmen sürecin nasıl gerçekleştiğini açıklamakta sıkıntı çektikleri görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Fizik Eğitimi, Ontolojik Yaklaşım, Elektromanyetik İndüksiyon, Öğretmen Adayları, Tahmin Et-Gözle-Açıkla Aktiviteleri
Farklı soru sunum biçimlerinin öğrencilerin fizik başarılarını ölçmede oluşturduğu farklılıklar
Bu çalışmanın amacı, öğrencilerin fizik başarılarını değerlendirmede farklı sunum biçimleri (sözel, şekilli, matematiksel ve grafikli) kullanılarak hazırlanan soruların etkisi olup olmadığını araştırmaktır. Bu amaçla, bir normal lise ve bir Anadolu lisesinde Fizik dersi alan 11'inci sınıf Fen şubelerinde öğrenim gören 166 öğrenciden oluşan örneklem grubuna farklı sunum biçimlerinde sorular içeren iki kısa test uygulanmıştır. Bu çalışma öğrenci başarısı açısından çoklu sunum biçimleri arasındaki ilişkiyi bir gruba aynı anda uygulanan iki testten elde edilen geçerli ve güvenilir verilere dayanarak araştıran tarama türü betimsel bir çalışmadır.Öğrencilerin her iki kısa testteki sorular vermiş oldukları cevaplar soru bazında ilişkili ölçümler t-testi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda öğrencilerin aynı fizik kavramını öğrenme seviyelerini ölçmek amacıyla sözel, matematiksel, şekilli ve grafikli sunum biçimlerinde hazırlanan sorulardaki başarı seviyeleri arasında her iki kısa sınavda da istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunduğu tespit edilmiştir.
Bazı mekanik kavramları ile ilgili yanılgıların giderilmesinde doğrulayıcı laboratuvar yaklaşımları ile simülasyon destekli doğrulayıcı laboratuvar yaklaşımları etkisinin karşılaştırılması
Bu araştırmada, geleneksel doğrulayıcı laboratuvar yaklaşımına göre yaptırılan temel fizik deneylerinin bilgisayar simülasyonları ile desteklenmesinin, öğrencilerin temel mekanik konusundaki kavram yanılgılarının giderilmesindeki rolü araştırılmıştır.Araştırmanın birinci boyutunda, öğrencilerin kavram yanılgılarının açık bir şekilde belirlenebilmesi için üç aşamalı Temel Mekanik Kavram Testi (TMKT) hazırlanarak teste ilişkin istatistiksel analizlerin yapılabilmesi amacıyla 166 öğrenciyle ön uygulama yapılmıştır. Uygulama sonuçları kavram yanılgısı ve başarı puanları açısından değerlendirilerek testin güvenirliği ve geçerliği araştırılmıştır.Araştırmanın ikinci boyutunda ise temel fizik deneylerini destekleyen simülasyonlar Interactive Physics programı ile geliştirilmiş ve bazı grafikler Modellus programı ile desteklenmiştir. Deney grubundaki öğrencilerin simülasyonları kolaylıkla kullanabilmeleri için her bir simülasyon için kılavuz hazırlanmış ve uygulama öncesi öğrencilere simülasyonun kullanımı ile ilgili hazırlık uygulaması yaptırılmıştır.Asıl uygulama kapsamında Gazi Eğitim Fakültesi, İlköğretim Matematik Eğitimi Anabilim Dalı'nın A-B şubelerinde öğrenim gören ve 2006-2007 eğitim-öğretim yılının ilk yarısında temel fizik laboratuvar dersini alan toplam 93 birinci öğretim öğrencisi ile çalışılmıştır. Kontrol grubundaki 48 öğrenci ile sadece geleneksel doğrulama laboratuvar yaklaşımına göre, deney grubundaki 45 öğrenciyle ise bilgisayar simülasyonlarıyla desteklenmiş geleneksel doğrulama laboratuvar yaklaşımına göre dört haftalık bir öğretim süreci yürütülmüştür. Uygulama öncesi ve sonrasında tüm öğrencilere ön test ve son test olarak üç aşamalı TMKT testi uygulanmıştır. Öğrencilerin ön test ve son test kavram yanılgısı ve başarı puanları bağımlı ve bağımsız gruplar t-testi ile analiz edilerek 0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmıştır. Ayrıca yanlış sebepli doğru cevaplar ve doğru sebepli yanlış cevaplar incelenerek yorumlanmıştır.Araştırma sonuçlarına göre deney grubundaki öğrencilerin kavram yanılgılarında, kontrol grubuna kıyasla anlamlı bir azalma olmuştur. Fakat kavram yanılgısı taksonomisindeki alt boyutlara göre yapılan analizler sonucunda bu anlamlı farklılığın sadece bazı boyutlar için geçerli olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Model, modelleme, bilgisayar simülasyonu, kavram yanılgısı, mekanik.
Kritik düşünme gerektiren fizik soruları ve bunların öğrencilerin başarısına etkisi
Bu araştırma, lise seviyesinde verilen fizik dersinde kritik düşünme gerektiren fizik (KDGF) sorularının kullanılmasının öğrenci başarısına etkisini incelemek amacı ile yapılmıştır. Bu çalışma, kontrol gruplu ön test-son test modeline uygun yarı deneysel bir çalışmadır.Üç öğrenci grubu ile yapılan bu araştırma, Özbekistan'da Uluğbek Uluslararası okulda yapılmıştır. 48 öğrenci ile yapılan 6 haftalık çalışma süresinde bir grup deney diğer iki grup kontrol gruplarını oluşturmuştur. Sınıflar random yolla, 10B sınıfı deney, 10A ve 10C sınıfları kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Deney ve kontrol grupları oluşturulurken; araştırmacı tarafından hazırlanan Fizik Başarı Testinden (FBT) alınan sonuçlar göz önünde bulundurulmuştur.Araştırmada iki farklı öğretim yöntemi kullanılmıştır. Bunlar; (1) KDGF soruları eşliğinde ders anlatımı ve (2) Geleneksel öğretim yöntemi. Bu çalışma için öncelikle, Newton'un Hareket Kanunları konusu ile ilgili başarı testi ve kritik düşünme gerektiren soruları geliştirildi. Başarı testinin oluşturulmasında, uluslararası okullarda verilen müfredat ve okutulan kitaplar göz önüne alınmıştır.Başarı testi, 2008- 2009 öğretim yılı sonbahar döneminde Ankara'da üç özel lisede, Newton'un Hareket Kanunları konusunu bilen 70 öğrenciye pilot çalışma olarak uygulandı. Tez danışmanının fikirleri doğrultusunda gerekli düzeltmeler yapıldı. Deneysel çalışmaya başlamadan önce yapılan FBT'ine verilen cevaplardan, testin güvenirliği (Cronbach's Alpha =0,876) hesaplandı. Deney ve kontrol grupları, son testten toplanan verilerle karşılaştırıldı. KDGF soruları eşliğinde yürütülen derslerin daha fazla ilgi çektiği ve öğrenci başarısını artırmada etkili olduğu görüldü.
Kavram karikatürlerinin kavram yanılgılarının tespitinde ve giderilmesinde kullanılması:Düzgün dairesel hareket
Bilgi çağında, bilgiyi doğru anlamak ve yorumlamak için öğrencinin öğrenme sürecinde aktif olarak yer alması gerekir. Bilginin öğrenci tarafından yapılandırılmasını sağlamaya yönelik yöntem ve teknikler geliştirilmelidir.Bu çalışmada öğrencinin motivasyonunu, etkileşimini artıran kısaca anlamlı öğrenmelerini sağlayabilecek görsel araçlardan kavram karikatürleri kullanılmıştır.Araştırmanın birinci kısmında, yapılandırmacı yaklaşıma göre hazırlanan kavram karikatürleri ile öğrencilerin düzgün dairesel hareket konusuyla ilgili kavram yanılgılarının tespiti amaçlanmıştır. Aynı amaçlı tespit üç aşamalı test kullanılarak ta kontrol edilmiştir. Elde edilen verilerin analizi yapıldığında kavram karikatürlerinin kavram yanılgılarını tespit etmede kullanılabileceği sonucu elde edilmiştir.Çalışmamızın ikinci kısmında, öğrencilerde tespit edilen kavram yanılgılarının, kavram karikatürleriyle giderilmesi amaçlanmıştır. Bu kısımda deney grubuna, kavram karikatürleriyle kavram yanılgılarını gidermeye yönelik ders anlatımı yapılarak, kontrol ve deney gruplarına son test uygulanmış, elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Uygulamanın deney grubu lehine kavram yanılgılarını gidermekte etkili olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Kavram Karikatürü, Fizik Eğitimi, Kavram Yanılgıları,Düzgün Dairesel Hareket
Lise 2 fizik dersinde Newton yasaları konusunda 7E modelinin başarıya etkisinin araştırılması
Bu araştırma, lise 2 fizik dersinde Newton Yasaları konusunda 7E Modeli'ne göre etkinliklerin ve çalışma yapraklarının hazırlanıp, dersin işlenmesi ve ders sonunda öğrenci başarısının tespit edilmesi amacı ile yapılmıştır. Bu nedenle yapılan çalışmada iki alt probleme cevap aranmıştır. Çalışma, 2007?2008 eğitim?öğretim yılı ilkbahar döneminde Ankara ilinin Keçiören ilçesinde bulunan Kalaba Lisesi'nde iki sınıfa ait toplam 63 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada, araştırmacı tarafından geliştirilen öğrenci başarısının tespitine yönelik Newton'un Hareket Yasaları'nı Araştırma Testi'ne (NHYAT) ve Yorumlarımız Çalışması'na öğrencilerin vermiş oldukları cevaplar kullanılmıştır.Araştırmanın hipotezlerini test etmek için SPSS 11,5 programı kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel çalışmalara göre Newton Yasaları'nda 7E Modeli'ne göre işlenen ders ile düz anlatım yöntemine göre işlenen ders arasında anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla ağırlıklı olarak yapılandırmacı yaklaşımın öğrenme modeli olan 7E Modeli'ne göre hazırlanarak ve ihtiyaç oldukça diğer yöntem ve yaklaşımlara da başvurularak ders işlemenin, düz anlatım yöntemine göre öğrenci başarısında anlamlı bir üstünlük sağladığı saptanmıştır. Bu araştırmanın sonuçlarının ileride araştırmacılar tarafından yapılacak benzer çalışmalara ışık tutacağı ümit edilmektedir.
Fizik eğitiminde elektrostatik konusu ile ilgili kavram yanılgılarının giderilmesine yönelik bir karikatüristik yaklaşım
Bu çalışma ortaöğretimde okuyan öğrencilerde elektrostatik konusu ile ilgili oluşabilecek kavram yanılgılarının bir karikatüristik yolla giderilip giderilemeyeceğini araştırmaktadır. Araştırmanın örneklemini Anadolu Lisesi 10. sınıflarından 51 kişilik öğrenciler oluşturmaktadır. Güvenilirlik katsayısı 0,73 olan kavram yanılgı testi öntest olarak uygulanarak öğrencilerdeki kavram yanılgıları tespit edilmiştir. Uzman görüşü alınarak tarafımızca geliştirilen elektrostatik konusuyla ilgili karikatürler ders anlatımında kullanılmıştır. Konu bitiminde kavram yanılgı testi sontest olarak uygulanmıştır. Öntest ve sontest sonuçlarının incelenmesiyle bu uygulamanın öğrencilerdeki elektrostatik konusuyla ilgili mevcut kavram yanıgılarını azalttığı gözlenmiştir (Koçyiğit, 2003). Araştırmanın deseni olarak öntest - son test ve şık analizi kullanılmıştır.
Ortaöğretim 9. ve 10. sınıf fizik ders kitabında yer alan değerlendirme sorularının Yenilenmiş Bloom Taksonomisine göre incelenmesi
Bu çalışmanın amacı ortaöğretim 9. ve 10. sınıf fizik ders kitabında yer alan değerlendirme sorularının Yenilenmiş Bloom Taksonomisi'ne göre incelenmesidir. Araştırmada; Millî Eğitim Bakanlığı, Talim ve Terbiye Kurulunun 21.06.2019 gün ve 11959243 sayılı yazısı ile eğitim aracı olarak kabul edilmiş, okutulması uygun görülmüş 9. sınıf fizik ders kitabında yer alan 220 fizik sorusu ile Millî Eğitim Bakanlığı, Talim ve Terbiye Kurulunun 18049 gün ve 8 sayılı kararı ile ders kitabı olarak kabul edilmiş,10. sınıf fizik ders kitabında yer alan 207 fizik sorusu doküman incelemesi yöntemi kullanılarak Yenilenmiş Bloom Taksonomisi'nin (YBT) bilgi ve bilişsel boyut basamaklarına göre incelenmiştir. Araştırmanın verileri nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman analizi yöntemiyle elde edilmiştir. Doküman analizi yöntemiyle verilerin edilme süreci içerisinde olan dokümanlara ulaşma, orjinalliği kontrol etme, dokümanları anlama, verileri analiz etme ve veriyi kullanma şeklinde yapılmıştır. Yürütülen araştırmanın dış güvenirliliği güvenirlik katsayısı Cohen Kappa Katsayısı ile hesaplanmış ve K= 0,81 olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İç geçerlik ise Miles ve Huberman förmülü kullanılarak 0,93 olarak hesaplanmıştır. İncelenen 9. sınıf fizik ders kitabında değerlendirme sorularında yer alan 220 adet fizik sorusu ve 10. sınıf fizik ders kitabında yer alan 207 değerlendirme sorusu Yenilenmiş Bloom Taksonomisi'nin bilgi ve bilişsel boyut basamaklarına göre incelenerek elde edilen sonuçlar yüzdelik ve frekans değerlerine dönüştürülerek tablolaştırılmıştır. 9. sınıf fizik ders kitabı (DSFDK) fizik bilimine giriş (1. ünite) ünitesi değerlendirme soruları Yenilenmiş Bloom'un bilişsel alan taksonomisine göre değerlendirildiğinde, soruların önemli bir kısmının hatırlama- olgusal ve anlama-kavramsal basamaklarda yer almakta olduğu görülmektedir. DSFDK madde ve özellikleri ünitesi (2. ünite) değerlendirme soruları Yenilenmiş Bloom taksonomisine göre değerlendirildiğinde, soruların %60'ı (19) gibi çok önemli bir bölümü uygulama-işlemsel boyutta yer almaktadır. DSFDK hareket ve kuvvet ünitesi (3. ünite) değerlendirme soruları Yenilenmiş Bloom taksonomisine göre değerlendirildiğinde, soruların %31'i (12) uygulama-işlemsel ve %26'sı (10) anlama-kavramsal boyutta yer almaktadır. DSFDK enerji ünitesi (4. ünite) değerlendirme soruları Yenilenmiş Bloom Taksonomisi'ne göre değerlendirildiğinde, soruların %44'ü (15) uygulama-işlemsel ve %20'si (7) anlama-kavramsal boyutta yer almaktadır. Yaratma basamağı ve üst bilişsel seviyede soru olmadığı görülmüştür. DSFDK ısı ve sıcaklık ünitesi (5. ünite) değerlendirme soruları Yenilenmiş Bloom Taksonomisi'ne göre değerlendirildiğinde, soruların %26'sı (12) uygulama-işlemsel ve %13'ü (6) çözümleme-kavramsal boyutta yer almaktadır. DSFDK elektrostatik ünitesi (6. ünite) değerlendirme soruları Yenilenmiş Bloom Taksonomisi'ne göre değerlendirildiğinde, soruların %35'i (13) uygulama-işlemsel ve %22'si (8) hatırlama-olgusal boyutta yer almaktadır. YBT' ye göre genel olarak değerlendirildiğinde, 9. sınıf fizik ders kitabı değerlendirme sorularını en fazla uygulama basamağı 75 (%35), anlama basamağı 46 (%21), çözümleme basamağı 36 (%16), hatırlama basamağı 35 (%16), değerlendirme basamağı 22 (%10) ve yaratma basamağı 6 (%2,5) oluşturmaktadır. Bilgi boyutuna bakıldığında ise en fazla işlemsel 93 (%42) ve kavramsal 75 (%34) boyutta soruların olduğu görülmektedir. Olgusal boyutta soruların 37 (%17) olduğu ayrıca üst bilişsel soruların tüm sorular içerisinde %7'lik (15) bir kısım oluşturduğu görülmektedir. DSFDK değerlendirme soruları bir bütün olarak değerlendirildiğinde ise soruların %34'ü (74) uygulama-işlemsel, %38'si (17) anlama-kavramsal ve %30'u (14) hatırlama-olgusal boyutta yer almaktadır. 10. sınıf fizik ders kitabı (OSFDK) 1. ünite değerlendirme soruları Yenilenmiş Bloom Taksonomisi' ne göre incelendiğinde, soruların %57'si (25) uygulama-işlemsel ve %27'si (12) hatırlama-olgusal boyutta yer almaktadır. 10. sınıf fizik ders kitabı 2. ünite değerlendirme soruları Yenilenmiş Bloom Taksonomisine göre incelendiğinde, soruların %43'ü (20) uygulama-işlemsel ve %30'ü (14) hatırlama-olgusal boyutta yer almaktadır. OSFDK 3. ünite değerlendirme soruları Yenilenmiş Bloom Taksonomisine göre incelendiğinde, soruların %38'i (20) hatırlama-olgusal ve %28'i (15) uygulama-işlemsel, % 24'ü anlama-kavramsal (13) boyutta yer almaktadır. OSFDK 4. ünite değerlendirme soruları Yenilenmiş Bloom Taksonomisine göre incelendiğinde, soruların %39'u (25) hatırlama-olgusal ve %33'ü (20) uygulama-işlemsel boyutta yer almaktadır. YBT'ye göre genel olarak değerlendirildiğinde, 10. sınıf fizik ders kitabı değerlendirme sorularını en fazla uygulama basamağı 87 (%42,5), hatırlama basamağı 77 (%37), anlama basamağı 35 (%17), çözümleme basamağı 7 (% 3,5) ve yaratma basamağı 1 (%0,5) oluşturmaktadır. Değerlendirme basamağında soru bulunmamaktadır. Bilgi boyutuna bakıldığında ise en fazla işlemsel 89 (%43) ve Olgusal boyutunda soruların 74 (% 35,5) olduğu görülmektedir. Kavramsal 43 (%21) boyutta soruların olduğu ayrıca üst bilişsel soruların tüm sorular içerisinde %0,5'lik (1) bir kısım oluşturduğu görülmektedir. 10. sınıf fizik ders kitabı değerlendirme soruları bir bütün olarak değerlendirildiğinde ise soruların % 41'i (84) uygulama-işlemsel, %34'ü (71) hatırlama-olgusal ve %15'i (31) anlama-kavramsal boyutta yer almaktadır. 9. ve 10. sınıf fizik ders kitapları değerlendirme soruları bir arada YBT'ye göre değerlendirildiğinde, en fazla uygulama basamağı 162 (%38), hatırlama basamağı 112 (%26), anlama basamağı 81 (%19), çözümleme basamağı 43 (%11) ve değerlendirme basamağı 22 (%6) oluşturmaktadır. Yaratma basamağında 7 soru (%2) bulunmaktadır. 9. ve 10. sınıf fizik ders kitabı değerlendirme soruları bir bütün olarak değerlendirildiğinde ise soruların %37'si (158) uygulama-işlemsel, %24'ü (101) hatırlama-olgusal ve %16'sı (69) anlama-kavramsal boyutta yer almaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu, fizik ders kitaplarında Yenilenmiş Bloom Taksonomisi'nin Bilişsel Alan Basamaklarına uygun düşünme becerilerini geliştirici sorulara dengeli bir şekilde yer verilmesini sağlamalıdır. Fizik öğretmen adaylarının lisans eğitimlerinde bu konudaki bilgileri öğrenmiş olarak mezun olmaları gerekmektedir. Fizik öğretmenlerinin gerek yüz yüze eğitimdeki ve gereke uzaktan eğitimdeki ders işleniş süreçlerinde üst düzey düşünmeyi gerektiren soruları da yeterince kullanması önerilmektedir.
Fen bilgisi öğretiminde öğrenme halkası modelinin uygulandığı fizik laboratuvarı çalışmaları öğrenci başarısına etkisi
ÖZET Çocukluktan başlayarak gelen fene merak, fen konularının öğrencilere etkili bir yöntemle öğretilmesi gereksinimini doğurmuştur. Bu yöntem, öğrencilerin bilimsel bilgiyi öğrenmesi daha sonra da öğrendiği bilgileri günlük hayattaki yaşantısında uygulamasına fırsat vermelidir. Ayrıca öğrendiklerini zihninde yapılandırarak daha kalıcı bir öğrenmeye zemin hazırlamalıdır. Öğrencilere zor gelen kavramları, günlük hayata uyarlama ve öğrendiklerini kalıcı hale getirmek için zihninde yapılandırma sürecini temel alan bir öğretme yöntemi olan "Öğrenme Halkası Modeli"ni fen derslerinde özellikle laboratuvar çalışmalarında uygulamak daha etkili bir öğrenme gerçekleştirmek için öğrencilere faydalı olacaktır. Bu çalışmanın amacı, Öğrenme Halkası Modeli ve Geleneksel Öğretim Yönteminin öğretmen adaylarının fizik labaratuvanndaki başarılarına, fizik laboratuvanna yönelik tutumlarının etkisini ve öğretmen adayları üzerinde hangi yöntemin daha başarılı olduğunu belirlemektir. Bu amaçla üniversite birinci sınıf temel fizik laboratuvan dersinde yapılan "elektrik ve manyetizma" konularını içeren deneylerin öğretilmesinde, Öğrenme Halkası Modeli ve Geleneksel Öğretim Yöntemi uygulanmıştır. 2003-2004 öğretim yılında Gazi Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Fen Bilgisi Öğretmenliği programı 1. sınıf, 35 deney grubu, 34 kontrol grubu olmak üzere toplam 69 öğretmen adayından oluşan çalışma grubu üzerinde, deney ve kontrol ğruplu deneysel desen (Yan Deneysel Desenler = Quasi Experimental Design)" kullanılmıştır. Çalışmanın alt problemlerini tespit etmek için üç farklı ölçme aracı kullanılmıştır. Fizik Laboratuvan tutum ölçeği (deney ve kontrol gruplannda yer alan öğretmen adaylannın fizik derslerine olan tutumlannm, uygulanan öğrenme yöntemine bağlı olup olmadığı sınamak için), "Elektrik ve Manyetizma" konulannı içeren bilimsel basan testi (BBT) (deney ve kontrol grubunda yer alan öğretmen adaylarının basan derecelerini belirlemek için) ve öğretim yöntemi değerlendirme iiianketi (uygulanan öğretim yöntemi ile ilgili öğretmen adaylarının düşünce ve önerilerini tespit etmek için). Bu ölçme araçlarından elde edilen veriler, SPSS yardımıyla; betimsel istatistik, bağımlı ve bağımsız t- testi ve Pearson korelasyon analizi kullanılarak yorumlanmıştır. Yapılan istatistiki çalışmalar sonucunca; deney ve kontrol grubundaki öğretmen adaylarına uygulanan öntest-son test sonuçlarında, fizik laboratuvanna yönelik tutum puanlan arasında manidar düzeyde bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir. Bilimsel basan testinde, deneysel çalışma öncesinde kontrol grubu deney grubundan daha başarılı olduğu halde, her iki yöntemin de uygulama süresi bittiğinde, deney grubunda yer alan öğretmen adaylarının kontrol grubunda yer alan öğretmen adaylarından daha başanlı olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, deney grubundaki öğretmen adaylarının fizik laboratuvanna karşı tutum ve "elektrik ve manyetizma" konularını içeren uygulamalardaki başarılan arasında; orta düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki olmasına rağmen, kontrol grubundaki öğretmen adaylarının tutum ve başarılan arasındaki ilişki daha düşük düzeyde bulunmuştur. Yapılan nicel çalışmalar yanında, öğretmen adaylarına öğretim süreci sonunda uygulanan öğretim yöntemini değerlendirmeleri istendiğinde, elde edilen yorumlar da bu sonuçları desteklemektedir. Bu çalışmanın sonuçları göstermiştir ki, öğrenme halkası modeli, öğretimdeki en önemli sorun olan etkili, anlamlı ve zihinde yapılandırmayla kalıcı öğrenmeyi sağlayabilme noktasında, eğitimcilere ve geleceğimize yön verecek olan genç beyinlere hem gerçek yaşamı öğrenmelerinde ve hem de bunu sınıflara yönlendirmelerinde katkı sağlayabilecek bir yaklaşımdır. iv
Fizik öğretiminde kullanılan yazılı ölçme türlerinin itme-momentum konusu için karşılaştırılması
ÖZET Bu çalışma, aynı hedef ve davranışlara yönelik olarak hazırlanmış, fizik eğiliminde kullanılan yazılı ölçme türlerinden objektif ölçme turu olarak bilinen, çoktan seçmeli test, kısa cevaplı test ve doğru-yanlış tipi testleri itme ve momentum konusu için karşılaştırmayı, aralarında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığım tespit etmeyi amaçlamıştır. Aynı hedef ve davranışlara yönelik üç farklı türdeki ölçme araçları, Keçiören Kalaba Lisesi 10 Fen C sınıfında öğrenim gören 32 öğrenciye 2003-2004 Eğitim-Öğretim Yılı, n. döneminde uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda; 1. İtine ve momentum konusu için uygulanan kısa cevaplı test ile çoktan seçmeli test arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. 2. îtine ve momentum konusu için uygulanan kısa cevaplı test ile doğru- yanlış tipi test arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. 3. İtme ve momentum konusu için uygulanan çoktan seçmeli test ile doğru- yanlış tipi test arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. 4. îtine ve momentum konusu için uygulanan kısa cevaplı test, çoktan seçmeli test ve doğru-yanlış tipi test ile öğrencilerin okullarında almış oldukları fizik dersi basan notlan arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.11 Anahtar Kelimeler Fizik Eğitimi, Ölçme ve Değerlendirme, İtme ve Momentum, Çoktan Seçmeli Test, Kısa Cevaplı Test, Doğru-Yanlış Testi.
Türkiye'de fizik eğitimi alanında yapılan STEM çalışmalarının incelenmesi
Yapılan çalışmanın amacı Fizik Eğitiminde STEM alanında yapılan çalışmaların çeşitli boyutlardan incelenmesi ve değerlendirilmesidir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden sistematik literatür taraması yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışmanın kapsamını 2017-2021 yılları arasında Türkiye'de Yüksek Öğretim Kurumu'nun Ulusal Tez Merkezi'nden bulunan, Fizik konularını içeren STEM alanında yazılmış 37 adet yüksek lisans ve 7 adet doktora olmak üzere 44 adet lisansüstü tez üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında toplanan veriler: Çalışma türü ve adetleri, yıllara göre dağılımları, çalışmaların yapıldığı enstitüler, kullanılan araştırma yöntemleri, çalışmaların değişkenleri, çalışılan fizik konuları, temel alınan yaklaşımlar, yaygın olarak kullanılan örnekleme çeşitleri, çalışma grupları, çalışmalarda kullanılan veri toplama araçları ve kullanılan istatistiksel tekniklerin dağılımlarıdır. Araştırma kapsamında toplanan veriler, frekans ve yüzdesel olarak analiz edilmiştir. Tezlerde çeşitli beceri, görüş, akademik başarı, öğrenme yaklaşımları, kariyer, tutum ve ilgi/algı üzerinde çalışıldığı anlaşılmaktadır. Çalışmaların amaçları arasında en çok akademik başarı, kavramsal anlama düzeyi ve STEM' e karşı tutum amaç edinilmiştir. Çalışmalar 24 Üniversitede, en fazla Eğitim Bilimleri Enstitüsünde yapılmış ve bu çalışmalar 2019 yılında yoğunlaşmıştır. Araştırmalarda en çok karma, nicel ve nitel yöntemlerin tercih edildiği, seçkili ve seçkisiz örneklemin kullanıldığı, ortaokul öğrencileri ve öğretmen adaylarının sıklıkla çalışılan gruplar olduğu, veri toplama aracı olarak anket/ölçek ve görüşme (form) araçlarının sıklıkla kullanıldığı tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalarda "başarı" ve "21. yy becerileri" nin en çok kullanılan değişkenler olduğu bulunmuştur. En çok çalışılan fizik konuları ise elektrik ve mekanik konularıdır. En fazla tasarım temelli yaklaşım tercih edilmiş, model olarak da 5E Modeli daha çok kullanılmıştır. Veri çözümlemede kullanılan istatistik yöntemlerinden en çok tanımlayıcı yöntem tercih edilmiştir. Çalışmaların bulgularında, STEM uygulamalarının öğrencilerin akademik başarılarını arttırdığı görülmüş ve STEM çalışmalarının sayısının arttırılması önerilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda elde edilen bulguların, 21. yüzyıl becerilerinin gelişiminde önemli rolü olan STEM alanındaki literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Argümantasyona dayalı öğretimin 7. sınıf öğrencilerinin kuvvet, iş ve enerji ilişkisini anlamalarına etkisi
Bu çalışmanın temel amacı, argümantasyona dayalı öğretimin öğrencilerin fen bilimleri "Kuvvet, İş ve Enerji "ünitesindeki başarıları üzerindeki etkilerini incelemektir. Bu çalışma 84 ortaokul 7. Sınıf öğrencisi ile gerçekleştirildi. Çalışmanın amacı doğrultusunda; Diyarbakır il merkezinde faaliyet gösteren bir devlet okulunun farklı şubelerinde öğrenim gören 7. sınıf öğrencilerine "Kuvvet, İş ve Enerji" konularını kapsayan bir başarı testi ön test olarak uygulandı. Uygulamada elde edilen veriler analiz edilerek, aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmayan iki grup seçildi. Ön test sonuçları arasında anlamlı fark bulunmayan bu iki grup, denk gruplar olarak kabul edildi. Bu gruplardan biri deney diğeri kontrol grubu olarak tayin edildi. Kontrol grubu öğrencileri ile dersler mevcut öğretim programında öngörülen etkinlikler yapılarak işlenirken deney grubunda dersler argümantasyona dayalı öğretim yapılarak işlendi. "Kuvvet, İş ve Enerji" konularının ele alındığı bu çalışmada öğrenci başarılarındaki değişmeleri belirlemek için "Kuvvet, İş ve Enerji" konuları ile ilgili çoktan seçmeli 25, boşluk doldurma 20 ve açık uçlu 2 sorudan oluşan bir başarı testi ön-test ve son-test olarak öğrencilere uygulandı. Çalışmanın sonunda argümantasyona dayalı öğretimin 7.sınıf öğrencilerinin "kuvvet, İş ve Enerji" ilişkisini anlamalarına katkıda bulunduğu tespit edildi (p<0.05). Bu testlere ek olarak deney grubundaki öğrencilerin argümantasyona dayalı öğretim ile ilgili görüşlerini belirlemek için öğrencilere, öğrenci görüşme formu uygulandı. Öğrencilerin argümantasyona dayalı öğretimi benimsedikleri ve diğer derslerde de uygulanmasının kendilerine katkı sağlayacakları görüşünde oldukları görüldü.