Physics education
74 theses under this subject heading
Ortaöğretim öğrencilerinin kuantum fiziğine giriş konularında kavramsal anlama güçlüklerinin belirlenmesi ve giderilmesi
Araştırmada ortaöğretim öğrencilerinin kuantum fiziği giriş konularında yaşadıkları güçlüklerin nedeni araştırmak ve Tahmin-Gözlem-Açıklama (TGA), simülasyon ve çizgi roman destekli 5E öğrenme modelinin öğrencilerin akademik başarı ile kavramsal anlamalarına etkisini incelemek amaçlanmıştır. Kuantum fiziği giriş konuları olarak siyah cisim ışıması, fotoelektrik olay, Compton saçılması, ışığın ikili doğası ve madde dalgaları (de Broglie) konuları belirlenmiştir. Bu konular kuantum başlangıcı, ışığın kuantum teorisi ve madde dalgaları başlıkları altında toplanmıştır. Çalışmada kullanılmak üzere dört aşamalı Kuantum Fiziği Kavramsal Anlama Testi (KuFKAT) geliştirilmiş ve geçerlik ile güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Ardından Van il merkezinde bulunan bir Anadolu lisesi son sınıfta okuyan ve seçmeli fizik 12 dersini seçen 45 öğrenci deney grubu ve başka bir Anadolu lisesi son sınıfta okuyan 40 kişi kontrol grubu seçilerek uygulama yapılmıştır. Deney grubunda TGA, simülasyon ve çizgi roman destekli 5E öğrenme modeli uygulanmıştır. Çizgi romanlar araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Uygulamaya katılan kontrol ve deney grubu öğrencilerinin kuantum fiziği konularındaki kavramsal anlama düzeyleri, anlamakta yaşadıkları güçlükler ve bu güçlüklerin nedenleri araştırılmıştır. Araştırmada KuFKAT'ın yanı sıra deney grubu öğrencileri ile görüşmeler de yapılmıştır. Çalışma sonunda kontrol grubu öğrencilerinin kuantum fiziği kavramsal anlama düzeyi düşük ve deney grubunun orta bulunmuştur. Öğrencilerin kuantum fiziğini kavramada yaşadıkları güçlüklerin klasik fizik konularındaki bilgi eksikliği ve kavram yanılgılarından kaynaklandığı belirlenmiştir. Ayrıca deney grubuna uygulanan öğretim modelinin hem akademik başarıyı hem de kavramsal anlamayı anlamlı bir şekilde arttırdığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar sözcükler: kuantum fiziği, TGA, simülasyon, çizgi roman, 5E öğrenme modeli, ortaöğretim öğrencileri
Fizik öğretmenlerinin ve fizik öğretmen adaylarının elektrik konusundaki orantısal akıl yürütmeye dayalı pedagojik alan bilgilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, fizik öğretmenlerinin ve fizik öğretmen adaylarının elektrik konusundaki orantısal akıl yürütmeye dayalı pedagojik alan bilgilerinin incelenmesidir. Çalışmaya Ankara ilinde MEB'e bağlı çeşitli ortaöğretim kurumlarında görev yapan 10 fizik öğretmeni ve Hacettepe Üniversitesi Fizik Öğretmenliği Bölümünde öğrenim görmekte olan 5 fizik öğretmeni adayı katılmıştır. Çalışmanın yöntemi nitel araştırma yaklaşımı olup araştırma deseni olarak nitel araştırma desenlerinden biri olan durum çalışması seçilmiştir. Veri toplama aracı olarak ise orantısal akıl yürütme soruları, yarı-yapılandırılmış görüşme soruları, içerik gösterimi, kart gruplama aktivitesi ve öğretmen dokümanları kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler analiz edilirken tümevarımsal ve tümdengelimsel analiz yaklaşımları benimsenmiş olup hem içerik analizi hem de betimsel analiz birlikte kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının elektrik ile ilgili orantısal akıl yürütme sorularını çözerken kullandıkları problem çözme stratejisi içler-dışlar çarpımı stratejisi olduğu görülmüştür. Öğretmenler ve öğretmen adayları öğrencilerin elektrik problemleri çözerken öncelikle matematiksel zorluklar yaşadıklarını ifade etmiş, bunun yanı sıra konuya özgü ve duyuşsal zorluklar yaşadıklarını da belirtmişlerdir. Öğretmen adaylarından elde edilen sonuçlar da öğretmenlerden elde edilen sonuçlarla paralellik göstermektedir. Öğretmenler orantısal akıl yürütme gerektiren elektrik konularını anlatırken çoğunlukla düz anlatım, gösteri ve simülasyon gibi yöntemlerin kullandıklarını ifade ederken öğretmen adayları ise bunlara ek olarak deneyden yararlanabileceklerini belirtmişlerdir. Öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının orantısal akıl yürütmeye ilişkin inançları da benzer yönde olup öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının elektrik konusunu anlatırken sahip oldukları oryantasyonların çoğunlukla öğretmen merkezli oryantasyonlar olduğu sonucuna varılmıştır. Öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının pedagojik alan bilgisinin öğretim programı, öğrenci bilgisi, öğretim yöntem ve teknik bilgisi ve değerlendirme bilgisi bileşenleri bakımından sınırlı bilgiye sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır.
Ortaöğretim öğrencilerinin kuvvet ve hareket konusuna yönelik grafik kullanma becerilerinin incelenmesi
Araştırmada, kuvvet ve hareket konusuna yönelik ortaöğretim 11. sınıf öğrencilerinin grafik okuma ve yorumlama ile grafik çizme becerilerini incelemek ve bu becerilerle ilgili karşılaşılan sorunlar varsa, bu sorunları belirlemek amaçlanmıştır. Tarama modeli ile yürütülen çalışma, 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında, Ankara il merkezinde yer alan Anadolu Liselerinde öğrenim gören toplam 209, 11. sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak 13 maddeden oluşan çoktan seçmeli Grafik Okuma ve Yorumlama Beceri Testi (GOYBT) ve 5 maddeden oluşan açık uçlu Grafik Çizme Beceri Formu (GÇBF) kullanılmıştır. GOYBT'nde yer alan çoktan seçmeli sorular için, pilot çalışma sonucunda Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı 0.83 olarak bulunmuştur. GÇBF'nda yer alan açık uçlu soruların analizi için ise rubrik kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, parametrik testler kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada ayrıca veri toplama araçları ile elde edilen bulguların desteklenmesi amacıyla, öğrencilerin %20'si ile de yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Araştırmanın sonunda, öğrencilerin grafik okuma ve yorumlamada orta düzeyde, grafik çizmede ise düşük düzeyde başarı gösterdikleri sonucuna varılmıştır. Araştırmada, öğrencilerin grafik okuma ve yorumlama becerileri ile grafik çizme becerileri birbirini etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda ayrıca öğrencilerinin grafik eksenleri etiketleme, veri girişi, nokta oluşturma ve grafik çizmede, grafikleri anlama ve yorumlama konularında zorlandıkları belirlenmiştir. Öğrencilerin GOYBT, GÇBF puanlarının cinsiyete göre karşılaştırılması sonucunda kız öğrenciler lehine anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar sözcükler: grafik okuma-yorumlama, grafik çizme, kuvvet ve hareket, çizgi grafiği, fizik eğitimi
Fen ve fizik öğretmen adaylarının Ay'ın hareketleri ile ilgili kavram yanılgıları
Bu çalışmanın konusu Fen Bilimleri müfredatında önemli bir yere sahip olan Ay'ın hareketleri ile ilgilidir. Bu bağlamda Ay'ın evreleri, tutulmalar ve gelgit olayları ele alınmıştır. Araştırmanın örneklemi fen ve fizik öğretmen adaylarıdır. Katılımcılara Ay'ın Hareketleri ile ilgili açık uçlu sorular sorulmuştur. Bu bağlamda öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Soruların geçerlik ve güvenirliği açısından uzman görüşleri alınmıştır ve pilot çalışma kapsamında yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Uzman görüşleri ve pilot çalışma sonuçlarına göre sorular revize edilmiştir. Sorular Ay'ın yaptığı dönme ve öteleme hareketleri sonucunda oluşan gelgit, tutulmalar ve Ay'ın evreleri gibi kavramlar ile ilgilidir. Görüşme sırasında ses kayıtlarının yanı sıra öğrencilerden bazı çizimler yapmaları istenmiştir. Kayıtlar ve çizimler analiz edilerek katılımcıların sahip oldukları kavram yanılgıları incelenmiştir. Katılımcıların sahip olduğu kavram yanılgılarının bölümlerine göre farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Sonuç olarak, fizik öğretmen adaylarının, fen bilgisi öğretmen adaylarına kıyasla daha fazla kavram yanılgısına sahip oldukları görülmüştür.
Fizik öğretmen adaylarının rutin olmayan fizik problemleri kurarken kullandıkları üstbilişsel stratejiler
İçinde bulunduğumuz yüzyılda yaratıcı düşünme ve problem çözme becerileri oldukça önem kazanmıştır. Aktif öğrenmenin gerçekleşmesi ve üst bilişsel stratejilerin kullanılarak problem çözmede başarı sağlanmasında problem kurma becerilerinin de etkisi vardır. Bu araştırmanın amacı fizik öğretmen adaylarının rutin olmayan problem kurma becerilerini inceleyerek hangi üst bilişsel stratejileri kullandıklarını belirlemektir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerine göre yürütülmüştür. Verilerin içerik analizleri yapılarak bulgulara ulaşılmıştır. Sınıf düzeylerine göre problem kurma ve rutin olmayan problem kurma üzerine 1, 2, 3 ve 4. sınıflarda öğrenim gören toplam 40 öğretmen adayının bilgi ve görüşleri hakkındaki veriler araştırmanın başında toplanmıştır. Daha sonra araştırmacı tarafından geliştirilen rutin olmayan problem kurma etkinliği 40 öğretmen adayından öğretmen rastgele seçilen 20 adaya uygulanmıştır. Bu şekilde rastgele seçilen 20 öğretmen adayının problem kurma becerileri ve rutin olmayan problemler kurarken kullandıkları üst bilişsel stratejileri hakkında veriler toplanmıştır. Rutin olmayan problem kurma becerileri değerlendirilirken araştırmacı tarafından belirlenen rubriğe göre puanlamalar yapılmıştır. Değerlendirme sonuçları ile üst bilişe yönelik form verileri birlikte yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda, fizik öğretmen adaylarının rutin olmayan problemler ve problem kurma yaklaşımı hakkında bilgileri olduğu ancak fizik öğretiminde problem kurma yaklaşımına dair deneyimleri olmadığı görülmüştür. Öğretmen adaylarının rutin olmayan problem kurma becerilerinin genel olarak düşük olmakla birlikte, öğrenim gördükleri sınıf bazında beceri farklılıklarının olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen adayların rutin olmayan problem durumları kurarken üst bilişsel olarak aktif olmuşlardır. Öğretmen adayları problem kurma yaklaşımının fizik eğitiminde kullanılmasına dair olumlu görüşler belirtmişlerdir. Sonuçlar doğrultusunda fizik öğretiminde problem kurma etkinliklerine yer verilmesine ve üniversitelerde fizik öğretimi branşında da akademik çalışmalar yapılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimler: fizik öğretmen adayları, yaratıcı düşünme, problem çözme, rutin olmayan problem kurma, üst bilişsel stratejiler
Modelleme tabanlı argümantasyonun öğrencilerin bilimin doğasını kavramalarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, mıknatıslar konusunun işlendiği fizik öğrenme ortamında Modelleme Tabanlı Argümantasyon (MTA) yönteminin öğrencilerin bilimin doğası ile ilgili kavramalarına, model ve argümantasyon oluşturma düzeylerine ve disiplinel ve epistemik katılım düzeylerine etkilerini incelemektir. Araştırma Batman il merkezindeki bir Anadolu Lisesi'nin 11. sınıfında öğrenim gören ve fizik dersi alan 23 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, 11. sınıf fizik dersi Elektrik ve Manyetizma ünitesinde yer alan mıknatıslar konusu, MTA yöntemine dayalı olarak işlenmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak, Modelleme Tabanlı Argümantasyon Aktiviteleri Çalışma Yaprakları, Bilimin Doğası Hakkında Görüşler Anketi, Öğrencilerin Modelleme Tabanlı Argümantasyon Yöntemine İlişkin Görüşleri Anketi kullanılmıştır. Dersin işlenmesi sırasında kullanılan Modelleme Tabanlı Argümantasyon Aktiviteleri Çalışma Yaprakları, Model Tasarım Bilgi Kitapçığı ve Öğrencilerin Modelleme Tabanlı Argümantasyon Yöntemine İlişkin Görüşler Anketi araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. 10 hafta süren uygulamalar sırasında öğrenciler beş gruba ayrılmış, uygulamalar kamera, tablet ve ses kayıt cihazı kullanarak kayıt altına alınmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler nitel veriler olduğu için içerik analizleri yapılmıştır. Çalışmada, MTA yöntemi ile işlenen fizik dersleri sırasında öğrencilerin model ve argümantasyon oluşturma düzeylerinin, disiplinel ve epistemik katılım düzeylerinin ve bilim doğasına ilişkin görüşlerinin zamanla gelişme gösterdiği gözlemlenmiştir.
Artırılmış gerçeklik ve karekod teknolojileri kullanılarak geliştirilen mekanik laboratuvarı deneylerinin bazı değişkenler üzerindeki etkisinin araştırılması
Araştırmada, artırılmış gerçeklik (AG) ve karekod teknolojileri kullanılarak geliştirilen mekanik laboratuvarı deneylerinin, fizik öğretmen adaylarının mekanik laboratuvarındaki akademik başarılarına, tutumlarına ve kaygılarına etkilerini belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda mekanik laboratuvarı föyünde yer alan mekanik ve doğrusal hareket, değişken "g" sarkacı, hava masasında eğik düzlem, basit harmonik hareket ve serbest düşme hareketi deneyleri, AG ve karekod teknolojileri kullanılarak geliştirilmiştir. Nicel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen araştırma, deneme modeline göre yürütülmüştür. Deneme modeli olarak öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma, 2016-2017 öğretim yılı güz döneminde, Hacettepe Üniversitesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü, Fizik Eğitimi Anabilim Dalı'nda FZÖ203 Mekanik Laboratuvarı dersine kayıtlı toplam 16 öğretmen adayının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Öğretmen adaylarının başarılarını değerlendirmek için "Temel Fizik Laboratuvarı Başarı Testi (TFLBT)", tutumlarını incelemek için "Fizik Laboratuvarına Yönelik Tutum Ölçeği (FLYTÖ)" ve kaygılarını belirlemek için de "Fizik Laboratuvarı Kaygı Ölçeği (FLKÖ)" kullanılmıştır. Elde edilen bulguları desteklemek amacıyla ayrıca deney grubu öğretmen adaylarının altı tanesi ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Verilerin Mann-Whitney U Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile analiz edildiği araştırmada, AG ve karekod teknolojileri kullanılarak geliştirilen mekanik laboratuvarı uygulamalarının öğretmen adaylarının başarılarını ve tutumlarını olumlu yönde etkilendiği ve kaygılarını azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar paralelinde, AG ve karekod teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştırılması ve sadece fizik eğitimi alanında değil, diğer laboratuvar uygulamalı bilim dallarında da kullanılması önerilmektedir.
Fen ders kitaplarındaki değişimin terim frekansı-ters doküman frekansı (TF-IDF) analizi ile incelenmesi
Gerçekleştirilen bu tez çalışmasının amacı 2000 yılından günümüze kadar olan süreç içerisinde fen bilimleri ders kitapları fizik konu alanında meydana gelen değişikliği otomatik metin analizi yöntemleri ile analiz etmeye dayanmaktadır. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinde sıklıkla kullanılan doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ders kitabı olarak kabul edilen 2000, 2005, 2013 ve 2018 yılı fen bilimleri dersi öğretim programına göre hazırlanmış her sınıf düzeyinden bir ders kitabı oluşturmaktadır. Bu doğrultuda 2018 fen programına ait altı (6) ders kitabına Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Bilişim Ağı üzerinden PDF formatında ulaşılmış, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde hizmet veren Ankara Ferit Ragıp Tuncor Bakanlık Arşiv ve Dokümantasyon Kütüphanesinden dört (4) kitaba (2000 programı 6, 7, 8. sınıf ve 2005 programı 8. sınıf) ulaşılmış, kalan on iki (12) kitap ise sahaflardan temin edilmiştir. Örnekleme dahil edilen kitapların da öğretim programlarına uygunluğu kontrol edildikten sonra araştırmanın örneklemine dahil edilmiştir. Elde edilen bu kitaplar farklı uygulamalar kullanılarak düz metin belgesine dönüştürülmüş ve olası yazım hatalarından arındırılmıştır. NKod yazılımı yardımıyla düz metin dosyalarından kelime frekans listeleri elde edilmiştir. Kelime frekans listeleri R programlama dili ve RStudio yazılımında otomatik metin analizlerinde kullanılan kütüphaneler yardımıyla analiz edilmiştir. Çalışmada kullanılan ders kitapları ait olduğu dört öğretim programına (2000, 2005, 2013 ve 2018) göre dört farklı doküman (D2000, D2005, D2013 ve D2018) olarak kabul edilmiştir. Araştırma verilerini ise bu dört farklı doküman içerisindeki metinlerden elde edilen isim frekans listeleri oluşturmaktadır. Bu doğrultuda 109877 isimden oluşan veriler analizler edilmiştir. Yapılan analizlerde ilk olarak on terime ilişkin ham frekans listesi elde edilmiş ve bu on terimin fizik konu alanının doğasını yansıttığı sonucuna varılmıştır. İkinci olarak otomatik metin analizinde sıklıkla uygulanan Terim Frekansı-Ters Doküman Frekansı (TF-IDF) yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem doküman içerisindeki terimlerin frekansını dokümanlar arasında kullanım sıklığına bağlı olarak ağırlıklandırmaktadır. Bu yöntem sayesinde dokümanlar arası ortak kelimeler ve dokümanlara özgü ayırt edici kelimeler tespit edilmiştir. Ortak terimlere ilişkin analizlerde D2000 dokümanının diğer üç dokümandan farklılaştığı, ikili ve üçlü karşılaştırmalarda D2000 dokümanının dahil edilmesiyle ortak kelime oranının düştüğü gözlenmiştir. D2013 ile D2018 dokümanlarının karşılaştırılması ise ortak kelime oranının en yüksek olduğu karşılaştırma olduğu saptanmıştır. Üçüncü olarak elde edilen TF-IDF grafiğinde D2000 dokümanının fiziğe özgü kelimelerden oluştuğu, D2005 ve sonraki dokümanlarda tasarım, mühendislik, sebep, problem gibi kelimelerin ayırt ediciliğe sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Buna sebep olarak D2000 dokümanı sonrası dokümanlarda fizik ünitelerinden manyetizma, elektrik gibi kazanımların kaldırılması veya değiştirilmesi gösterilebilir. Ayrıca bilimsel süreç becerilerine ilişkin kazanım sayısının D2005 ve sonraki dokümanlarda artması başka bir neden olarak söylenebilir. Gerçekleştirilen araştırma Türkçe doğal dil işleme ve TF-IDF yöntemleri ile programlar arası meydana gelen değişimlerin büyük verilerle fen eğitiminde ders kitap analizleri ile ortaya konulabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Ders Kitapları, Fen Bilimleri, Fizik Eğitimi, Otomatik Metin Analizleri, Kelime Frekans Listesi, TF-IDF İstatistiği, Büyük Veri.
Exploring the enactment of the 2007 Secondary School Physics Curriculum at an Anatolian High School in Istanbul
The purpose of this study was to describe the enactment of the 2007 Secondary School Physics Program introduced in the 2008-2009 school year by three physics teachers in an Anatolian high school in İstanbul, and explain the possible interactions between the enacted curriculum and the agents of the enacted curriculum. The case study approach was adopted in this study. Data were collected through classroom observations and interviews with the observed teachers and students. All data were coded and themes were constructed according to these codes. In light of these data collected from various sources, it was concluded that; the only manner in which the teachers conformed to the intended curriculum was that they followed the order of topics, they gave few examples related to daily life, they almost never employed the teaching methods stated in the intended curriculum but instead spent most of their time in the classroom solving questions that may be asked in the national examinations, they solved questions not from the official textbook published by MEB (Ministry of National Education) but from other textbooks published by dershanes which they also used when preparing the examinations they administered at the school. It was also concluded that the components that shaped the enacted curriculum were; the intended curriculum, university entrance examinations, other textbooks, the teachers and their colleagues, the students and their parents. The teachers were heavily influenced by the university entrance examinations, which also put a lot of pressure on the students; this is among the most significant findings of this study. Suggestions for policy makers and future research were given.
Ortaokul 7. sınıf ve 8. sınıf fen bilimleri ders kitaplarında ve öğretim programında yer alan fizik konularının bilimsel süreç becerileri yönünden içerik analizi
Bu araştırmada 2022 -2023 eğitim-öğretim yılında 7. sınıflarda ve 8. sınıflarda okutulan MEB fen bilimleri ders kitapları ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2018 yılında yayınlanan fen bilimleri dersi öğretim programının bilimsel süreç becerileri bakımından incelenmesi amaçlanmaktadır. 7. sınıf ve 8. Sınıf fen bilimleri ders kitapları ile ve öğretim programı geliştirilen değerlendirme formları kullanılarak doküman incelemesi yoluyla değerlendirilmiştir. Ayrıca, 7. sınıf ve 8. sınıf fen bilimleri ders kitapları ve öğretim programı arasındaki uyum ki-kare testi aracılığıyla belirlenmiştir. Analizler sonucunda, 7. sınıf ve 8. sınıf ders kitaplarının fizik ünitelerindeki etkinlik ve soruların ölçmeyi hedeflediği bilimsel süreç becerileri ile öğretim programındaki kazanımların içerdiği bilimsel süreç becerileri arasında anlamlı bir ilişki olmadığı bulunmuştur. 7. sınıf fen bilimleri ders kitabı fizik ünitelerindeki deneysel becerileri içerme oranı yaklaşık olarak %20 iken, öğretim programında yaklaşık %6'sı deneysel becerileri ölçmeyi hedeflemiştir. Ayrıca 8. sınıf fen bilimleri ders kitabı fizik ünitelerindeki deneysel becerileri içerme oranı yaklaşık olarak %17 iken, öğretim programında yaklaşık %10'u deneysel becerileri ölçmeyi hedeflemiştir. Bu durum kitap ve öğretim programı arasındaki uyumsuzluğun sebebi olarak görülmüştür. Bu sonuca göre, 7. sınıf ve 8. sınıf fen bilimleri ders kitaplarındaki etkinlik ve sorular ile öğretim programındaki kazanımlarda yer alan deneysel süreç becerilerinin birbiri ile uyumlu olarak arttırılması önerilmektedir.
Fizik öğretmenlerinin ve fizik öğretmen adaylarının uzaktan eğitime yönelik tutumlarının incelenmesi
Bu çalışma, fizik öğretmenlerinin ve fizik öğretmen adaylarının uzaktan eğitime yönelik tutumlarının incelenmesi amacıyla 2021-2022 eğitim-öğretim yılında yapılmıştır. Bu amaçla Ağır, Gür ve Okçu (2007) tarafından geliştirilen „„Uzaktan Eğitim Tutum Ölçeği‟‟ veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Online anket formuna dönüştürülen „„Uzaktan Eğitim Tutum Ölçeği‟‟ öncelikle geçerlik ve güvenirlik analizleri için farklı branşlardan 52 öğretmene uygulanmıştır. Geçerlik ve güvenirlik analizleri sonucunda ortaya çıkan son ölçek 57‟si kadın, 43‟ü erkek toplam 100 fizik öğretmenine ve Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Fizik Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim görmekte olan 28‟i kadın, 15‟i erkek toplam 43 fizik öğretmen adayına online olarak uygulanmıştır. Veri analizi için SPSS 15.0 programı kullanılmıştır. Fizik öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumları; cinsiyet, çalışılan kurum, mesleki kıdem ve öğrenim durumu değişkenlerine göre incelenirken, fizik öğretmen adaylarının tutumları; cinsiyet ve sınıf düzeyi değişkenlerine göre incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre fizik öğretmenlerinin cinsiyet ve öğrenim durumu ile uzaktan eğitime yönelik tutumları arasında anlamlı bir fark ortaya çıkmamış fakat fizik öğretmenlerinin çalıştıkları kurum ve mesleki kıdemleri ile uzaktan eğitime yönelik tutumları arasında anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Özel okullarda görev yapan fizik öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutum puanlarının devlet okullarında görev yapan fizik öğretmenlerine göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca mesleki kıdemi 6-10 yıl olan fizik öğretmenlerinin uzaktan eğitimin avantajlarına yönelik tutum puanlarının mesleki kıdemi 11-15 yıl olan fizik öğretmenlerine göre anlamlı düzeyde düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Öte yandan fizik öğretmeni adaylarının uzaktan eğitime yönelik tutumlarının cinsiyet ve sınıf düzeyi değişkenlerine göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Uzaktan Eğitim, Fizik Eğitimi, Tutum, Fizik Öğretmeni, Fizik Öğretmen Adayı
Designing inquiry physics laboratories with metacognitive scaffolds to enhance engagement in scientific practices
The study aims to design an inquiry-based authentic laboratory learning environment that supports students' metacognitive activities in an SRL-supportive context to examine the progress of their engagement in scientific practices and the role of metacognitive activities in these practices. The study was conducted as design-based research and included four female undergraduate physics teaching students. This study analyzed whether students' engagement in metacognitive activities followed the metacognitive scaffolds by using Lag-sequential analysis on the coded sections of the videos. The metacognitive activities that students were involved in each scientific practice were analyzed by using code co-occurrence model (code intersection) with the coded sections of the videos. Students' participation in scientific practices was coded and graded on videos and documents, and the changes were summarized with the help of a rubric developed considering the NRC (2012) framework. Scaffoldings given for a particular metacognitive phase were followed by corresponding metacognitive activities. Students' engagement in the same phases of metacognitive activities was also sequential. Students were engaged in planning activities in all scientific practices except for analyzing and interpreting data, monitoring activities in all scientific practices, orienting activities in asking questions, executing activities in planning and carrying out investigation, elaborating activities in constructing explanations, and evaluating activities in engaging arguments from evidence. At the end of the learning progression, students scored three points for engaging arguments from evidence and four points for all other scientific practices.
İtme ve momentum konusunun öğretiminde yaratıcı drama yönteminin öğrencilerin kavramsal anlama, motivasyon ve tutumlarına etkisi
Bu çalışmanın amacı 2021-2022 eğitim öğretim yılında itme ve momentum konusunun öğretiminde yaratıcı drama yönteminin 11. sınıf öğrencilerinin kavramsal anlamalarına, tutumlarına ve motivasyonlarına etkisini araştırmaktır. Bu araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerini içeren karma yöntem kullanılmıştır. Araştırma öntest-sontest kontrol gruplu modele dayanan yarı deneysel bir çalışmadır. Araştırmanın katılımcılarını 2021-2022 eğitim öğretim yılında Bursa ili Osmangazi ilçesindeki bir Anadolu Lisesinde öğrenim gören 11. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. İtme ve momentum konusu deney grubunda yaratıcı drama yöntemi ile öğretilirken, kontrol grubunda ders kitabına bağlı kalınarak yürütülen öğretmen merkezli bir yöntem ile öğretilmiştir. Bu çalışmada Fizik Dersi Tutum Ölçeği, Fizik Dersi Motivasyon Ölçeği, çoktan seçmeli İtme ve Momentum Kavramsal Anlama Testi ile nicel veriler, Açık Uçlu İtme ve Momentum Soruları Testi ile nitel veriler toplanmıştır. Nicel veriler SPSS 24 paket programı kullanılarak, nitel veriler ise içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel verilerinin sonucunda itme ve momentum konusunun yaratıcı drama yöntemi ile öğretildiği deney grubu öğrencilerinde kavramsal anlamalarında artış olduğu, ancak deney grubu öğrencileri ile kontrol grubu öğrencileri arasında kavramsal anlamada herhangi bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yaratıcı drama yöntemi deney grubu öğrencilerinin tutumlarında artış sağlamış, ancak istatistiksel olarak anlamlı bir artış olmadığı görülmüştür. Her iki grup arasında tutum puanlarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık belirlenmemiştir. Öğrencilerin motivasyonlarına bakıldığında yaratıcı drama yönteminin öğrencilerin motivasyonlarını artırdığı belirlenmiştir. Nitel verilerin analizi sonucunda deney grubu öğrencilerinin kavramsal anlama düzeyleri kontrol grubu öğrencilerinden daha yüksek olduğu görülmüştür.
Fizik öğretiminde aktif öğrenme yaklaşımının akademik başarıya etkisi: Bir meta-analiz çalışması
Bu çalışmanın amacı aktif öğrenme yaklaşımının kullanıldığı çalışmaların fizik başarısına etkisini meta analiz yöntemi ile incelemektir. Araştırmanın amacı doğrultusunda 6 alt probleme cevap aranmıştır. Araştırmaya dahil edilecek çalışmalar, 2004-2023(Nisan) yılları arasında ulusal ve uluslararası veri tabanlarında ''aktif öğrenme'' ile ilgili bilimsel dergilerde yayınlanmış makaleler ile Türkiye'de yapılmış olan yüksek lisans ve doktora tezlerinden oluşmaktadır. Literatür taramasında ERIC, DergiPark, Science Direct, YÖK Ulusal Tez Merkezi, Google Akademik ve ULAKBİM veri tabanları kullanılmıştır. 12 tane yüksek lisans tezi, 2 doktora tezi ve 26 makale olmak üzere toplam 40 araştırmanın verileri bu çalışmaya dâhil edilmiştir. Comprehensive Meta-Analysis (CMA) programının kullanıldığı bu çalışmada meta analiz yapılmadan önce çalışmaların yayın yanlılığı olup olmadığı kontrol edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda en yüksek genel etki büyüklüğü Türkiye'de yapılan yüksek lisans ve doktora tezlerinde görülmüştür. 1.094 olarak bulunan bu etki büyüklüğü geniş düzeyde etki olarak tanımlanmaktadır. Bütün çalışmaların dâhil edildiği ve fizik eğitiminde aktif öğrenme yaklaşımının öğrencilerin akademik başarıları üzerindeki etkisinin araştırıldığı son araştırma probleminde genel etki 0.478 olarak hesaplanmıştır. Elde edilen bu etki büyüklüğü orta düzey etki olarak tanımlanmaktadır. Araştırma sonucunda fizik eğitiminde aktif öğrenme yaklaşımının öğrencilerin akademik başarılarını pozitif yönde değiştirdiği tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışmada fizik eğitimi ile ilgili meta analiz çalışmalarının oldukça az olduğu görülmüştür. Bu sebeple daha sonra bu alanda çalışacak olan araştırmacıların 5E modeli, bilgisayar destekli öğretim gibi ya da tutum, motivasyon gibi çeşitli değişkenlerin fizik başarısına genel etkisi üzerine çalışabilecekleri düşünülmektedir.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının ses konusu ile ilgili düşüncelerinin belirlenmesi
Fen ve fizik eğitiminde ses konusunun yeri oldukça önemlidir. Eğitimin farklı kademelerinde belirli basamaklar ile bu konunun başlıca kavramları öğrenciye aktarılmaktadır. İlköğretimden lisans düzeyine kadar gelen ses konusunda yer alan kavramlar ile ilgili günümüzde halen öğrencilerde kavram yanılgılarının bulunması sebebi ile, bu konudaki kavram yanılgılarının belirlenmesi ve öğretimin bu çerçevede şekillenmesi oldukça önemlidir. Öğrencilerin ses konusunda yer alan kavramlar ile ilgili düşüncelerin ortaya çıkarılması da uygulanacak öğretim yönteminin belirlenmesi açısından yine oldukça önemlidir. Genel olarak ses konusu ile ilgili ilköğretim, ortaöğretim ve lisans düzeyinde literatürde yapılan çalışmalar incelendiğinde, farklı yöntemler kullanılarak konu içerisindeki kavramların öğrenme durumlarının incelendiği, farklı öğretim yöntemlerinin etkisinin sınandığı, diğer fen/fizik konuları ile ilişkilendirildiği ve kavram yanılgılarının tespit edildiği görülmüşütr. Ancak yapılan çalışmalar belirli gruplar ile sınırlandırılmış ve genel çerçevede dar örneklemler üzerinde çalışılmıştır. Bu sebeple bu araştırmanın amacı, Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi fen bilgisi öğretmenliği programında öğrenim gören fen bilgisi öğretmen adaylarının ses konusu hakkında düşüncelerinin belirlenmesi olarak belirlenmiştir. Bu amaçla çalışmada veriler "Ses Kavram Testi" (SKT) olarak adlandırılan ve açık uçlu olarak hazırlanan 7 sorudan oluşan bir veri toplama aracı ile toplanmıştır. Elde edilen sonuçlar göz önüne alındığında öğretmen adaylarının ses konusunun temel kavramları ile ilgili kavramsal düzeyde sorunlar yaşadığı belirlenmiştir. Bununla birlikte öğretmen adaylarının yaptığı açıklamalardan ses konusundaki temel kavramlar ile ilgili kavram yanılgılarına sahip oldukları da görülmüştür.
Optik öğretimi için üç boyutlu yazıcı kullanılarak öğretim materyalleri geliştirilmesi
Fen ve fizik öğretiminde öğrencilerin bilimsel kavramları anlamlandırmalarını sağlayan en önemli unsurlardan bir tanesi de deneysel uygulamalardır. Ancak mevcut öğretim ortamlarında, özellikle optik konularının öğretiminde kullanılabilecek uygun, erişilebilir ve etkili materyallerin sınırlı olması, öğrencilerin öğrenme sürecine aktif olarak katılımlarını zorlaştırmaktadır. Gölge ve ışığın doğrusal yayılması gibi konuların öğretiminde öğretmenler eğer deney gerçekleştireceklerse hazır materyaller kullanmakta ya da genellikle teorik anlatımlar gerçekleştirmektedirler. Bu durum çoğu zaman uygulamaya dayalı öğrenme fırsatlarını azaltmaktadır. Son yıllarda hızla gelişen üç boyutlu (3B) yazıcı teknolojileri, özellikle fen alanları ile ilgili öğretimde materyal eksikliğini giderebilecek yenilikçi bir çözüm sunmaktadır. 3B yazıcılar sayesinde öğretmen ve araştırmacılar, kendi öğretim hedeflerine uygun, düşük maliyetli ve yeniden üretilebilir materyaller tasarlayabilmektedir. Eğitimde bu teknolojinin etkin biçimde kullanılması, öğrencilerin öğrenme sürecine aktif katılımını desteklemenin yanı sıra öğretmenlerin materyal geliştirme becerilerini de güçlendirmektedir. Bu gerekçeler doğrultusunda yürütülen araştırmanın amacı, optik öğretiminde gölge konusunun öğretimine yönelik bir deney düzeneği geliştirmek ve bu düzeneğin eğitim ortamlarında kullanılabilirliğini ortaya koymaktır. Bu amaçla, deney düzeneğinin tüm bileşenleri Blender yazılımı ile üç boyutlu ortamda modellenmiş, ardından Creality Print programı kullanılarak baskıya hazırlanmıştır. Üretim süreci Creality K1 Max üç boyutlu yazıcısı ile gerçekleştirilmiştir. Tez kapsamında üretilen her bir bileşenin işlevi, çizimi ve üretim süreci ayrıntılı biçimde açıklanmıştır. Geliştirilen deney düzeneği ile gölge boyunun değişimi, farklı geometrik şekillere ait gölgeler ile tam ve yarı gölge oluşumu gibi temel optik deneyleri gerçekleştirilmiştir. Deney düzeneğinin öğretmen, akademisyen ve öğrenciler tarafından kolaylıkla erişilebilmesi amacıyla, tüm üç boyutlu çizim ve üretim dosyaları çevrimiçi ortamda ücretsiz olarak paylaşılmıştır. Araştırma sonucunda, üç boyutlu yazıcı teknolojilerinin optik öğretiminde etkili bir materyal geliştirme aracı olarak kullanılabileceği ve öğretim sürecine görsel, etkileşimli ve uygulamalı bir boyut kazandırdığı belirlenmiştir. Bununla birlikte süreçte ortaya çıkan zorluklar göz önüne alınarak ileride çalışma gerçekleştirilecek olan araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.
Optik konusunun teknoloji destekli öğretiminin üniversite öğrencilerinin kavramsal anlamalarına etkisi
Ortaokul ve lise düzeyinde verilen fen bilimleri ve fizik derslerinde yer alan optik konusu aynı zamanda günlük yaşamda da sıklıkla karşılaşılan ve önem arz eden konuların başında gelmektedir. Öğrenciler ortaokul kademesinde optik konusu öğrendikten sonra onlardan lise kademesinde bu konuyu daha detaylı ve kavramsal düzeyde derinleştirmesi beklenmektedir. Günümüzde öğrencilerin lisans düzeyine gelene kadar almış oldukları optik eğitimi sonucunda hala kavram yanılgılarına sahip oldukları bilinmektedir. Bu araştırmanın amacı, optik konularının teknoloji destekli öğretiminin fen bilgisi öğretmen adaylarının kavramsal anlama düzeylerine etkisini incelenmektir. Literatürde gerçekleştirilen çalışmalar incelendiğinde, geleneksel yöntem ile aktarılan ders içeriğinin eksiklikleri gidermede yetersiz olduğu görülmüş ve bu kapsamda Algodoo Simülasyon Programı kullanılarak teknoloji destekli öğretim süreci planlanmıştır. Araştırma Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği programı kapsamında öğrenim gören 28 kız ve 2 erkek öğrenci olmak üzere toplam 30 öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak, öğretmen adaylarının optik konularındaki anlama düzeylerini tespit etmek amacıyla "Optik Kavrama Testi (OKT)" kullanılmıştır. Uygulama öncesinde yapılan ön test ve uygulama sonrası yapılan son test verileri detaylı olarak incelendiğinde ise öğretim öncesinde kavramsal anlamda sıkıntıların olduğu öğretim sonrasında ise bu sıkıntıların çoğunun giderildiği ve kavramsal değişim ve kavramsal anlamada ilerleme kaydedildiği görülmüştür. Bu durum, fen bilimleri ve fizik eğitiminde öğretmenlerin ders içeriğinde teknolojinin etkin kullanmasının önemini ortaya koymaktadır.
İşitme yetersizliği olan öğrencilerin bulunduğu meslek lisesi kaynaştırma uygulamalarının fizik dersi bağlamında incelenmesi
İBu araştırmanın amacı işitme yetersizliği olan öğrencilerin bulunduğu meslek lisesi kaynaştırma uygulamalarının fizik dersi bağlamında incelenmesidir. Araştırma durum çalışması olarak desenlenmiştir. Araştırmaya katılanlar, üç fizik dersi öğretmeni, iki rehber öğretmen, bir okul yöneticisi, işitme yetersizliği olan üç öğrenci ve ebeveynleri, üç normal işiten öğrenci ve ikisinin ebeveynidir. Araştırma verileri saha gözlemleri, yarı yapılandırılmış görüşmeler ve belge inceleme ile toplanmıştır. Veriler araştırma süreci sonunda çeşitli analiz teknikleri kullanılarak analiz edilmiş olup, meslek lisesinin özellikleri, meslek lisesinde gerçekleştirilen fizik öğretimi, meslek lisesinde gerçekleştirilen kaynaştırma eğitimi ve meslek lisesinde işitme yetersizliği olan öğrencilerin bulunduğu kaynaştırma sınıflarında fizik dersinin uygulanması temalarına ulaşılmıştır. Meslek lisesinin özelliklerine ilişkin bulgular incelendiğinde, sınıflarda işitme yetersizliği olan öğrencilere uygun fiziksel ortamların sağlanamadığı, okula TEOG sınavı sonrasında daha çok akademik düzeyi düşük öğrencilerin geldiği, işitme yetersizliği olan öğrencilerin de buna dahil oldukları, psikolojik ve ailevi sorunlar yaşayan öğrencilerin bulunduğu sonucuna varılmıştır. Ancak lise sonrasında özellikle işitme yetersizliği olan öğrencilere ilişkin işletmelerde özel gereksinimli personel çalıştırma zorunluluğu, meslek yüksekokullarına sınavsız geçiş ve E-KPSS ile devlet memurluğuna girme haklarının bulunduğu ifade edilmektedir. Meslek lisesinde gerçekleştirilen fizik öğretimine ilişkin elde edilen bulgular incelendiğinde öğretmenlerin derslerini yönetmeliklere uygun biçimde planladıkları ve haftalık ders saati sayısının düşük olduğunu düşündükleri belirlenmiştir. Ayrıca derslerini çoğunlukla doğrudan anlatım yöntemi, soru-cevap ve ödev verme stratejileri kullanarak ve problem çözme etkinliği desenleyerek yürüttükleri sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan okulda laboratuvar bulunmadığı, derslerde deney yapılmadığı, öğretim materyali olarak çoğunlukla resmi ders kitabından yararlandıkları ifade edilmektedir. Değerlendirme sürecinde ise yine yönetmeliklerde yazılı olan sayıda sınav yaptıkları ve sınavlarda farklı türde sorular sordukları belirlenmiştir. Son olarak öğretmenler tarafından özellikle normal işiten öğrencilerin akademik düzeylerinin çok düşük olduğu ifade edilmiştir. Meslek lisesinde gerçekleştirilen kaynaştırma eğitimine ilişkin elde edilen bulgular incelendiğinde katılımcıların genel olarak kaynaştırma eğitimine ilişkin olumlu tutum içinde oldukları ve okullarda belirli düzeyde kaynaştırma ekibi oluşturulduğu belirlenmiştir. Ancak katılımcılar teorik olarak kriterlerin belirlenmiş olmasına rağmen özellikle sınıflardaki özel gereksinimli öğrenci mevcudu, cihaz kontrolü ve bakımı, özel gereksinime yönelik ortam düzenlenmesine ilişkin sorunlar yaşandığını vurgulamışlar ve önerilerde bulunmuşlardır. Katılımcıların üzerinde durduğu diğer sorunlar kriterlerine uygun BEP desenlenmediği ve destek eğitim hizmetlerinin ise hiç sağlanmadığı olmuştur. Ayrıca hem rehber hem de fizik öğretmenlerinin işitme yetersizliği olan çocukların eğitimi konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları ve konuya ilişkin hizmetiçi eğitim çalışması yapılmadığı belirlenmiştir. Meslek lisesinde işitme yetersizliği olan öğrencilerin bulunduğu kaynaştırma sınıflarında fizik dersinin uygulanmasına ilişkin elde edilen bulgular incelendiğinde fizik öğretiminin planlanma, uygulama ve değerlendirme süreçlerinde işitme yetersizliği olan öğrencilere özel bir çalışmanın yapılmadığı, zaten öğretmenlerin de konuya ilişkin bilgilerinin olmadığı, öğrencilerin derse katılımının olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca işitme yetersizliği olan öğrencilere göre ise özellikle öğretmenlerin sözel anlatımları sırasında dersi takip etme konusunda zorluk yaşadıkları, zaman zaman gürültü nedeniyle duymakta zorlandıkları, sadece tahtaya yazılan bilgileri defterlerine geçirebildikleri ifade edilmiştir. Diğer taraftan akranları ile iletişim kurdukları ve özellikle derste kaçırdıkları konulara ilişkin işbirliği yaptıkları belirlenmiştir Anahtar Sözcükler: İşitme yetersizliği, Fizik öğretimi, Kaynaştırma, Mesleki eğitim, Durum çalışması.
Ortaöğretim öğrencilerinin modern fizik konularını günlük hayata transfer düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma, ortaöğretim on birinci sınıf öğrencilerinin fizik dersi kapsamındaki modern fizik ünitesindeki konularını günlük hayata transfer edebilme düzeylerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Betimsel tarama şeklinde desenlenen araştırmanın örneklemini küme örneklemi yöntemiyle seçilen 314 on birinci sınıf öğrencisiyle oluşturulmuştur. Araştırmada verilerin toplanması için Modern Fizik Başarı Testi (MFBT) ve Modern Fizik Transfer Testi (MFTT) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler nicel ve nitel olarak ele alınmış, nicel kısımda öğrencilerin başarı testi ve transfer testi puanları arasındaki ilişkiye bakılmış, nitel kısımda ise öğrencilerin modern fizik konularını günlük hayata transfer edebilme düzeyleri belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulguların analizleri sonucunda öğrencilerin başarı testi ve transfer testinde aldıkları puanlar arasında pozitif yönde, anlamlı ve zayıf düzeyde ilişki bulunmuştur. Araştırma kapsamında transfer düzeyleri sıfır transfer, eksik transfer ve tam transfer olarak kategorize edilmiştir. On birinci sınıf öğrencilerin modern fizik konularının günlük hayata tam transfer seviyelerinin oldukça düşük olduğu tespit edilmiştir. On birinci sınıf öğrencilerinde en fazla tam transfer seviyesi olan konular"fotoelektrik olay" ve "kara cisim ışıması" olurken, en az tam transfer seviyesinin olduğu konular ise"madde dalgaları" ve "pauli dışarlama ilkesi" konuları olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca araştırma da öğrencilerde konulara göre sıfır transfer ve eksik transferler seviyelerinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler:Modern fizik, fizik eğitimi, bilgi transferi, ortaöğretim
Dokuzuncu sınıf fizik dersinde ısı ve sıcaklık ünitesinin günlük yaşamla ilişkilendirilmesine yönelik bir durum çalışması
Canlıların yapısından başlayıp, canlılığın devam edebilmesi için fen bilimlerini araştırmak yıllardır insanlar için büyük bir ihtiyaç olmuştur. Hayatımızı anlamlandırmamız için gerekli olan fen bilimlerinin öğretiminde ise günlük yaşamla bağlantı kurmak oldukça önemlidir. Bu noktadan yola çıkarak araştırmanın genel amacı iki farklı anadolu lisesinde ısı-sıcaklık ünitesinin öğretim süreci içinde günlük yaşamla ilişkilendirilmesinin ve öğretim süreci sonunda değerlendirilmesinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırma öğretmen ve öğrenci olmak üzere iki ayrı boyutta ele alınmıştır. Karma yöntem araştırması olarak desenlenen bu çalışmada bulgular ağırlıklı olarak nitel verilerin analizinden elde edilmiştir. Araştırmanın nicel boyutu ise ikinci planda kalmıştır. Araştırma kapsamında 2015-2016 öğretim yılı ikinci yarıyılında Adana ili merkez ilçelerinde yer alan 20 anadolu lisesi içerisinden aşırı-aykırı durum örneklemesi yolu ile başarı düzeyi yüksek ve düşük olarak iki farklı anadolu lisesi belirlenmiş ve bu iki liseden rastgele birer dokuzuncu sınıf seçilmiştir. Seçilen dokuzuncu sınıfların öğrencileri ve bu sınıfların fizik öğretmenleri araştırmanın katılımcılarını oluşturmuştur. Isı-sıcaklık ünitesinin öğretim süreci boyunca başarı düzeyi yüksek olan lisede 8, başarı düzeyi düşük olan lisede ise 7 ders saati olmak üzere toplam 15 ders saati gözlem yapılmıştır. Ünitenin bitiminde öğrencilere Aytekin (2010) tarafından geliştirilen GHIS (Günlük Hayatta Isı ve Sıcaklık) Testi uygulandıktan sonra başarı düzeyi yüksek olan liseden 9, başarı düzeyi düşük olan liseden ise 7 öğrenci olmak üzere toplam 16 gönüllü öğrenci ve iki fizik öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nicel verilerin analizinde t testi kullanılırken, nitel verilerin analizinde içerik analizi ve betimsel analiz yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Araştırmanın öğrencilerle ilgili olan boyutunda, dokuzuncu sınıflarda ısı-sıcaklık ünitesi bittikten sonra uygulanan GHIS testi sonucuna göre başarı düzeyi yüksek olan lise öğrencilerinin diğer lise öğrencilerine göre hal değişimi, genleşme, ısı, ısı aktarımı ve enerji iletim yolları konu ve kavramlarında anlamlı olarak farklılaştığı belirlenmiştir. Öğrencilerin neden ısı-sıcaklık ünitesini öğrendiklerine dair görüşleri incelendiğinde ise başarı düzeyi yüksek olan lisede öğrencilerin üniteyi genel kültür düzeylerine katkı sağlaması nedeniyle, başarı düzeyi düşük olan lisede ise öğrencilerin zorunluluk nedeniyle öğrendikleri belirlenmiştir. Öğrenciler günlük yaşamdan en fazla hal değişimine yönelik örnekler verirken, fizik dersi öğretim programı kapsamında öğretilmesi gereken ısı, iç enerji, öz ısı, ısı sığası, enerji iletim hızı, sıvılarda genleşme, gazlarda genleşme ve büzülme gibi kavram ve terimlere yönelik günlük yaşam örneği verememişlerdir. Isı sığası, ısı, iç enerji ve büzülme kavramlarında fizik öğretmenlerinin de derslerinde günlük yaşamdan örnekler sunmadıkları gözlemlenmiştir. Buna karşın derslerde örneklendirilen ısı iletimi, termal denge, enerji tasarrufu gibi kavramlarda ise çok az öğrencinin örnek vermesi bazı kavramları öğrencilerin günlük yaşamla ilişkilendirmede sıkıntı yaşadıklarını göstermektedir. Her iki lise ayrı ayrı ele alındığında görüşme bulgularına göre başarı düzeyi yüksek olan lise öğrencilerinin, başarı düzeyi düşük olan lise öğrencilerine göre daha az sayıda ancak daha kapsamlı ve açıklamalı günlük yaşam örnekleri sunduğu görülmektedir. Günlük yaşamdan meslekleri ısı-sıcaklık ünitesi ile ilişkilendirme konusunda iki lise öğrencilerinin de başarılarının neredeyse eşit düzeyde olduğu ve en çok meteoroloji uzmanları ile ünitenin ilişkilendirildiği belirlenmiştir. Öğrencilerin diğer derslerle üniteyi ilişkilendirme konusunda ise en çok kimya olmak üzere sırasıyla biyoloji, matematik ve coğrafya derslerinden yararlandıkları belirlenmiştir. Isı-sıcaklık konusunda günlük yaşamda en çok sağlık sorunu olmak üzere hava durumu ve hal değişimi kaynaklı sorunlar yaşadıklarını belirten öğrencilerin sadece yarısına yakınının, yaşanan sorunların çözüm yönteminde doğru bilgiyi kullanabilmesi elde edilen önemli bir bulgudur. Genel olarak ısı-sıcaklık ünitesini kolay olarak değerlendiren öğrenciler öğrenme süreçlerinde öğretmen ve teknolojinin önemine vurgu yaparak, ünitenin daha çok günlük yaşama indirgenmesi için çeşitli önerilerde bulunmuşlardır. Araştırmanın öğretmen boyutunda ise başarı düzeyi yüksek olan lise öğretmeninin diğer öğretmene göre derslerinde günlük yaşam örneklerine daha fazla yer verdiği saptanmıştır. Ancak öğretmenlerin ikisinin de ısı sığası, ısı, iç enerji ve büzülme kavramlarına yönelik derslerde günlük yaşam örnekleri sunmadıkları gözlemlenmiştir. Öğretmenler derslerinde günlük yaşam örneği sunarken ders kitabından ve kendi tecrübelerinden yararlandıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda öğretmenlerin üniteyi günlük yaşamla ilişkilendirmek için matematik ve fen bilimleri dersinden yararlandıkları, ancak bu derslerin dışında hiçbir dersten yararlanmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Başarı düzeyi düşük olan lisede öğretim sürecinde disiplin ve ders geçme koşulları nedeniyle bazı sorunlar yaşanmışken, diğer lisede ise en büyük sorun zaman sıkıntısı olarak belirlenmiştir. İki öğretmen de öğrencilerin ısı-sıcaklık ünitesinde günlük yaşam bilgilerinin ölçülmesine yönelik ölçme ve değerlendirme yapmadıklarını belirtmiştir. Ancak üniteye yönelik başarı düzeyi yüksek olan lisedeki öğretmen, öğrencileri biçimlendirici ve düzey belirleyici değerlendirmeye tabi tutarken; diğer lise öğretmeni sadece düzey belirleyici değerlendirme kullandığını ve değerlendirme yaparken öğrencilerin okul ve sınıf kurallarına uyma durumunu da göz önünde bulundurduğunu vurgulamıştır. Ayrıca öğretmenler üniteyi işlerken karşılaştıkları sorunların çözümüne paralel doğrultuda bazı önerilerde bulunmuşlardır. Sonuç olarak, farklı anadolu liselerinde dokuzuncu sınıf öğrencilerinin ısı-sıcaklık ünitesini günlük yaşamla ilişkilendirmelerinde öğretmen faktörünün yanı sıra öğretim süreci ve ölçme-değerlendirme yöntemlerinin etkili olduğuna ulaşılmıştır.
Yenilenen ortaöğretim 9. sınıf fizik ders kitabının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi: Adana ili örneği
Yeni hazırlanan ders kitaplarının olası eksikliklerini belirlemek ve bu eksikliklerin giderilerek kitabın faydasının artırılması için çalışmalar yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Özel durum çalışmasının kullanıldığı bu araştırmanın amacı 2013 yılında tekrar düzenlenen 9. sınıf fizik ders kitabının, bu dersi okutan öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi ve ortaya çıkabilecek eksikliklerin giderilmesi için çözüm önerilerinin geliştirilmesidir. Bu amaçla Adana'da devlete ait iki Anadolu Lisesi ve üç tane de Özel Fen ve Anadolu lisesinde gönüllü seçilen beş öğretmenle çalışmalar yürütülmüştür. Gözlemler mayıs ayı içinde her bir öğretmenin üç ders saati olmak üzere toplam 15 ders saati yapılmıştır. Derslerin bitmesi beklenerek haziran ayı içinde de yarı yapılandırılmış mülakatlarla öğretmenlerin görüşleri alınmıştır. Elde edilen bulgulardan öğretmenlerin beceri kazanımlarına önem vermedikleri, özellikle ders saatinin yetmemesi neden gösterilerek etkinliklerin yapılamadığı gözlenmiştir. Ayrıca ders kitabındaki çözümlü örneklerin ve ünite arkasındaki soruların sayısının çok az olmasının yanı sıra öğrenci seviyesinin yükseldiği sınıflarda öğrencilere basit geldiği gerekçesiyle kitabın kullanımı azalarak hiç kullanılmamaya kadar gittiği ve bunun yerine alternatif başka kitapların kullanıldığı belirlenmiştir. Etkinliklerin yapılabilmesi için fizik ders saatinin artırılması, başarı seviyesi yüksek öğrenci grupları için zorluk düzeyi ve soru sayısı artırılmış alternatif bir ders kitabının hazırlanması önerilmiştir.
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) fizik sorularının öğretim programı, ders kitabı ve öğrenme-öğretme süreciyle karşılaştırılması
Bu araştırmanın genel amacı, Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) fizik sorularının öğretim programı, ders kitabı ve öğrenme - öğretme sürecine ne derece uygun olduğunu belirlenmesidir. Yapılan literatür taramalarında fizik dersi için ülkemizde yapılan merkezi sınavlarda ve uluslararası sınavlarda istenilen başarıya ulaşılamadığı görülmektedir. Bu araştırmada hedeflenen başarıdan daha düşük düzeyde olmamızın nedenleri irdelenmeye çalışılmıştır. Gerçekleştirilen araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması olup alt desenlerinden çoklu durum çalışması yöntemi ile yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunda; Düzce ilinde orta öğretim kurumunda çalışan 35 fizik öğretmeni, Türkiye'nin çeşitli üniversitelerinde Fizik Eğitimi Bölümünde görev yapan 6 öğretim üyesi, 2018 Ortaöğretim Fizik Dersi Öğretim Programı, MEB Fizik Ders Kitapları, 2019 – 2020 yılında gerçekleşen TYT (toplam 14 soru) ve AYT (toplam 28 soru) sınav soruları yer almaktadır. Çalışmada; dört adet veri toplama aracı oluşturulmuştur. Veri toplama araçları olarak öğretmenlerin ders işleniş durumlarını belirlemek amacıyla oluşturulan "Öğretmen Görüş Alma Formu", TYT ve AYT sınavlarındaki soruların gerektirdiği becerileri belirlemek amacıyla 2019 ve 2020 YKS soru ve becerilerinin yer aldığı "YKS Soruları İçin Görüş Alma Formu", YKS fizik sorularının öğretim programındaki kazanımları karşılama durumu için "Kazanım – Soru Çizelgesi", YKS fizik sorularının çözümü için gerekli bilgilerin ders kitaplarında bulunma durumu için "Sınav Sorularının Gerektirdiği Bilgileri MEB Kitabında İnceleme Formu" kullanılmıştır. Verilerin toplanması aşamasında doküman inceleme ve görüşme kullanılmıştır. Kazanım – Soru Çizelgesi kullanılarak YKS fizik sorularının çözümü için gerekli kazanımlar belirlenmiştir. Sınav Sorularının Gerektirdiği Bilgileri MEB Kitabında İnceleme Formu kullanılarak YKS fizik sorularının çözümü için gerekli kazanımlara kitaplarda yer verilme durumu incelenmiştir. YKS Soruları İçin Görüş Alma Formu kullanılarak fizik sorularının çözümünde hangi becerilerin kullanıldığı belirlenmiştir. Öğretmen Görüş Alma Formu kullanılarak ders işleniş sürecinde hangi becerilere yer verildiği belirlenmiştir. Elde edilen verilerin analizi için betimsel analiz ve içerik analizi yöntemi uygulanmıştır. Kazanım – Soru Çizelgesi ve Sınav Sorularının Gerektirdiği Bilgileri MEB Kitabında İnceleme Formu için içerik analizi uygulanmıştır. YKS Soruları İçin Görüş Alma Formu ve Öğretmen Görüş Alma Formu için içerik ve betimsel analiz iç içe uygulanmıştır. Ders işleniş süreci için yapılan içerik analizi kodlamaları için google forms belgelerinde uyuşum yüzdesi %92, yüz yüze görüşmelerin içerik analizi kodlamaları için uyuşum yüzdesi %91 olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak öğretim programında yer alan beceriler belirlemiş, YKS fizik sorularının çözümü için gerekli bilgilerin MEB ders kitapları tarafından karşılandığı, YKS fizik sorularının çözümü için hangi becerilerin gerektiği ve ders işlenişi esnasında bu becerilere yer verilme durumu karşılaştırılmıştır. "Bilgi ve Metodolojiden Yararlanma", "Bilgiyi Hayatta İşlevsel Olarak Kullanma", "Mantıksal Düşünme", "Okuma (Terimsel)", "Sayı ve İşlem Becerisi" ve "Yorumlama" becerileri hem 2019-2020 yıllarında gerçekleşen TYT ve AYT sınavlarındaki fizik sorularının çözümünde hem de görüşme verilerine göre ders işleniş sürecinde gerekli beceriler arasında ortak olarak yer almıştır. "Problem Çözme", "Sunma (Bağıntısal) ve "Uzamsal Düşünme" becerileri 2019-2020 yıllarında gerçekleşen TYT ve AYT sınavlarındaki fizik soruların çözümünde gerekli olarak karşımıza çıkarken ders işleniş süreçlerinde bu becerilere yer verilmemiştir. "Teknoloji Kullanımı", "Bilgi ve Metodolojiyi Uygulama", "Sosyal ve Vatandaşlıkla İlgili Yetkinlikler", "Sistemler ve Bireyler Arası İşbirliği ve Liderlik" ve "İletişim" becerileri ders işleniş süreçlerinde kullanılırken 2019-2020 yıllarında gerçekleşen TYT ve AYT fizik sorularının çözümü için gerekli beceriler arasında yer almamıştır. Anahtar Sözcükler: Öğretim programı, ders kitabı, beceri, fizik eğitimi, YKS
Bağlam temelli yaklaşımla yapılan fizik eğitiminde kavramsal değişim metinlerinin öğrenci erişisine etkisi
Bu çalışmanın amacı, kavramsal değişim metinlerinin öğrenci erişisine etkisini belirlemektir. Bunun için hazırlanan metinler dokuzuncu sınıf öğrencilerine bağlam temelli yaklaşımla 5E modelinde işlenilen sekiz haftalık Kuvvet ve Hareket Ünitesi sürecinde sunulmuştur. Kavramsal değişim metinlerinin öğrenci erişisine etkisi klasik metinlerle karşılaştırarak belirlenmeye çalışılmıştır.Bu araştırmada karma metot kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutu eşleştirilmiş kontrol gruplu ön test ? son test deseni kullanılarak Giresun'da bulunan bir genel lise ve bir Anadolu lisesinden ikişer sınıftan 116 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Öğrenci erişisini belirlemek için üç adet çoktan seçmeli test geliştirilmiştir. Bu testlerden biri klasik (bağlam temelli olmayan), ikincisi ve üçüncüsü ise sırasıyla oryantiring ve Formula 1 bağlamındadır. Araştırmanın nitel boyutunda ise örneklem grubunu oluşturan sınıflardaki öğrenciler erişi testlerindeki erişilerine göre üç gruba ayrılmış ve her gruptan iki olmak üzere toplamda 24 gönüllü öğrenciyle oluşturulan çalışma grubuyla görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Erişi testlerinden elde edilen veriler nicel veri analizi teknikleriyle incelenirken, yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen verilere içerik analizi yapılmıştır.Çalışmada bağlam temelli testlerde öğrenci başarısının klasik testlere göre daha yüksek olduğu, ancak testte kullanılan bağlamın sonuçları etkilemediği; çoktan seçmeli testlerden faydalanarak öğrenciler erişilerine göre sıralanmak istenildiğinde ise klasik ve bağlam temelli testler arasında okullara göre farklılıklar oluştuğu tespit edilmiştir. Sekiz haftalık uygulama süreci sonunda öğrencilerin testlerdeki başarılarında artış gözlenmiştir. Ancak öğrenci başarısı metinlere göre incelendiğinde bağlam temelli testlerde okunulan metin türüne göre anlamlı bir farklılık çıkmazken, klasik teste göre kavramsal değişim metinleri okuyan öğrencilerin klasik metin okuyan öğrencilere göre başarılarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Üç farklı erişi testinden elde edilen bulguların birbiriyle özdeş olmaması nedeniyle bu testlerdeki metinlerle ilgili sorulara konsantrasyon analizi yapılmıştır. Konsantrasyon analizinde de sonuçlar metinlere ve okullara göre farklılaştığı için görüşmeler yardımıyla daha ayrıntılı inceleme yapılmasına karar verilmiştir. Ancak görüşmelerde de sonuçların metinlere ve okullara göre farklılaştığı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle nihai sonuca konsantrasyon analizinin ve içerik analizinin sonuçlarından özdeş olanlardan faydalanarak ulaşılmıştır.Çalışmanın sonucunda dokuzuncu sınıf Kuvvet ve Hareket Ünitesinde bağlam temelli yaklaşımla hazırlanmış 5E modelindeki bir öğretim sürecinde kullanılan kavramsal değişim metinlerinin öğrenci erişisine olumlu etkisi olduğu bulunurken; kavramsal değişim metinleri klasik metinlerle karşılaştırılarak incelendiğinde hangi metin türünün daha etkili olduğu konusunda kesin yargıya varılamamıştır.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının fizik dersine yönelik kaygı düzeylerinin belirlenmesi ve fizik kaygısı ile başa çıkma yaklaşımları
Bu araştırmada, Fen bilgisi öğretmen adaylarının kaygı düzeyleri ile çeşitli değişkenler (cinsiyet, mezun olunan lise türü, öğrenim gördüğü üniversite, ailenin eğitim durumu ve akademik başarı puanı) arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Ayrıca Fen bilgisi öğretmen adaylarının fizik dersinde kaygı nedenlerini belirlemek ve fizik dersine yönelik kaygılarını azaltmak için görüşlerinin araştırılması da amaçlanmıştır. Bu amaçla, araştırmada nicel ve nitel veriler toplanmış, araştırma problemlerine cevap aramak için karma bir desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Fırat Üniversitesi ve İnönü Üniversitesi'nde Eğitim fakültesinde öğrenim gören 349 Fen bilgisi öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerini elde etmek için Şahin, Çalışkan ve Dilek (2015) tarafından geliştirilen "Fizik Kaygı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde değişkenler ile kaygı puanı arasındaki ilişkiyi analiz etmek için standart sapma, aritmetik ortalama, yüzde, bağımsız t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. İstatistiksel analiz SPSS 22.0 paket programı ile yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Fen bilgisi öğretmen adaylarının cinsiyet değişkenine göre fizik kaygı puanları istatistiksel olarak anlamlıdır. Ayrıca, fizik kaygı puanı ile fizik dersi akademik başarı puanı arasında başarılı Fen bilgisi öğretmen adayları lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır. Fen bilgisi öğretmen adaylarının fizik kaygı puanları arasında üniversite, lise türüne ve ebeveyn eğitim durumu değişkenine göre anlamlı bir fark olmadığı bulunmuştur. Bununla birlikte, Fen bilgisi öğretmen adayları fizik kaygısının nedenlerini öğretmenlerine, fizik formüllerine, fizik konularına, kişisel algılarına, kendi kaygı düzeylerine ve temel bilgi eksikliğine bağlamışlardır. Araştırmanın nitel bölümünde, öğretmen adaylarının fizik dersine yönelik kaygıları ile başa çıkma yaklaşımlarına ilişkin görüşlerini almak için Fırat Üniversitesi'nde öğrenim gören 19 Fen bilgisi öğretmen adayı ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Fen bilgisi öğretmen adaylarının fizik dersine yönelik kaygıları ile başa çıkmak için kullandıkları yöntemlerin (düzenli çalışmak, olumsuz konuşan arkadaşlardan uzaklaşmak, öğretmenden destek almak) kaygılarını azaltmada etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Fizik, Kaygı, Fizik Kaygısı