Ekonometri

115 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de turizmin seçilmiş makroiktisadi değişkenlerle ilişkilerinin ekonometrik analizi

Türkiye'de turizm talebi ile uluslararası ticaret, diğer sektörlere ait faaliyet gelirleri ile istihdam ve enflasyon arasındaki ilişkilerin analiz edildiği bu tez üç makaleden oluşmaktadır. Birinci makalede uluslararası turizm talebi ve uluslararası ticaret arasındaki ilişkiler, Balcılar, Arslantürk ve Özdemir (2010) tarafından geliştirilen Zamanla Değişen Nedensellik yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. İkinci makale uluslararası turizm talebinin diğer sektör faaliyet gelirleri üzerindeki uzun dönem etkileri, Maki (2012) çok kırılmalı eşbütünleşme testi yardımıyla belirlenmeye çalışılmıştır. Üçüncü makale ise toplam, yabancı ve yerli turist geceleme sayılarının bölgesel ve sektörel istihdam ile bölgesel enflasyon üzerindeki etkileri Swamy (1970) tarafından geliştirilen Rassal Katsayılar Regresyonu ile tahmin edilmiştir. Elde edilen analiz sonuçlarına göre, uluslararası ticaret ile uluslararası turizm talebi arasında zamanla değişen nedensel ilişkiler vardır. Uluslararası turizm talebi, diğer sektör faaliyet gelirleri üzerinde uzun dönemde, çok yüksek olmayan etkiler yaratmaktadır. Toplam, yabancı ve yerli turist geceleme sayılarının bölgesel istihdam ve enflasyon üzerinde, bölgeden bölgeye değişen anlamlı etkileri vardır. Elde edilen sonuçlar, Türkiye'de turizm talebini etkilemeye dönük turizm politikalarının yeniden gözden geçirilmesi ve daha etkin politikaların yaşama geçirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Turizm Talebi, Zamanla Değişen Nedensellik,Maki Çok Kırılmalı Eşbütünleşme Testi, Swamy Rassal Katsayılar Regresyonu

EkonometriEkonometrik analizEşbütünleşme+6
Mustafa Kırca
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisi: Ekonometrik bir analiz

Bu çalışmanın temel amacı Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisini 2002 sonrası dönemini dikkate alarak araştırmaktır. Bu bağlamda ilk olarak kamu harcamaları ve dış borçlanmaya yönelik teorik çerçeveye yer verilmiş, ardından literatür taraması yapılarak kamu harcamaları ve dış borçlanma arasındaki ilişki ekonometrik olarak incelenmiştir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kamu harcamaları ve dış borçlanmaya yönelik teorik bilgiler sunulmuş, ikinci bölümde ise Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisinin ekonometrik analizi gerçekleştirilerek, Türkiye'de kamu harcamalarının tarihsel gelişimi, kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisine yönelik literatür taraması ve değişkenler arasındaki ilişkinin test edilmesine yer verilmiştir. Değişkenler arasında ilişkinin test edilmesi amacıyla Granger Nedensellik Analizi ve Johansen Eşbütünleşme Analizi kullanılmıştır. Bu analizlerden elde edilen sonuçlara göre ise Türkiye'de 2002 sonrası dönemde kamu harcamaları ile dış borçlanma arasında bir ilişkinin olduğu ve bu ilişkinin yönünün pozitif olduğu tespit edilmiştir. Teorik beklentiyle uyumlu olan bu sonuç aynı zamanda 2002 sonrası dönemde kamu harcamalarında meydana gelen artışların dış borç stokunda da artışlar yaratacağı bulgusunu sunmaktadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Kamu Harcamaları, Dış Borçlanma, Türkiye, Granger Nedensellik Analizi, Johansen Eşbütünleşme Analizi

BorçlanmaBorçlanma yönetimiDış borçlanma+6
Mehtap Tarhan Bölükbaş
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Government incentives and employment in SMEs, an econometric analysis on Turkey's manufacturing industry

From internal regional development to gaining strength in international competition, government incentives are fiscal policy tools that countries implement for many purposes. Turkey changed the focus of incentive programs in 2012 from a sectoral perspective to vanquishing regional disparities. This change brings about opportunities for new studies that could be made on the country's regions and sub-sectors. Most of the studies in the literature on the relationship between incentives and regional development deal with the data of developed countries. Studies on developing countries generally analyze the effects of public support on overall employment in the economy. Therefore, there is a gap in the literature for micro studies based on regional and sectoral differences. This study aims to add to the literature a micro data analysis on Turkish manufacturing SMEs to narrow the mentioned gap. When the performance of Turkey's new incentive program is inspected, the first thing to notice is that the Turkish manufacturing SMEs are struggling to create jobs with the help of state support. Furthermore, the objective of balancing inequalities among firms seems to be far away from being accomplished when a basic inspection is made on enterprises' yearly employment changes based on their regions and sizes. We conducted empirical analyses to obtain a more detailed picture of the relationship between firms' employment and government incentives. The dataset used in our analyses comes from the study of an independent research firm in which Turkish manufacturing SMEs were surveyed. The study's sampling is made on 10 063 respondent firms based on their sectors and regions. In addition to the variables derived from the survey study, we obtained variables from the database published by TurkStat to control for the effects of regional differences. We applied the OLS and for possible endogeneity problems IV approach to analyze the relationship between variables. Our OLS results showed a significantly positive relationship between general incentives and firms' employment. In the IV approach, we found higher coefficients between the variables. We could not find consistently significant results in OLS and IV approaches for employment incentives' effects on SMEs' employment. Lastly, our findings based on firms' sizes revealed that SMEs with 1 to 19 employees employ more people than SMEs with 20 and more employees. Additional factors that we found to be significantly effective on SME employment are firm-level characteristics: age of the firm, the capacity utilization rate of the firm, innovation, machinery level, and information technologies level of the firm.

Government supportEconometricsEconometric analysis+4
Ali Recai Direkçi
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Bayesyen Kantil yapısal eşitlik modellemesi

Kantil regresyon istatistik ve ekonometri literatüründe sıklıkla kullanılan bir tekniktir. Ortalama regresyon modeline göre kapsamlı sonuçlar veren kantil regresyonun gizil değişken modellerinde kullanımı oldukça sınırlıdır. Yapılan bu tez çalışmasında gizil değişken modellerinden olan Yapısal Eşitlik Modellemesinin (YEM) kantil metodu ve Bayesyen tahmininin teorik olarak anlaşılması ve yaygınlaştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda simülasyon çalışması ve öznel iyi oluş üzerine uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Her iki uygulamada da Bayesyen tahmin yapılırken sonsal dağılımı elde etmek için Markov Zinciri Monte Carlo metodu ve sonsal dağılımdan örneklem çekmek için Gibbs örneklemesi kullanılmıştır. Klasik YEM'de analizin yapılabilmesi için sağlanması gereken bazı varsayımlar mevcuttur, bunlardan biri de hata terimlerinin normal dağılıma uymasıdır. Ayrıca, klasik YEM'de egzojen değişkenlerin endojen değişken üzerindeki etkilerini incelerken sadece ortalama değerler üzerinden yorumlanır. Kantil YEM'de (KYEM) hata terimlerinin dağılımının normallik varsayımı bulunmamakta ve endojen değişkenin farklı kantil değerleri için sonuçlar yorumlanmaktadır. Bu çalışmada yapılan simülasyon uygulamasında hata terimlerinin farklı dağılımlar gösterdiği durumlar ve farklı örneklem büyüklükleri için Bayesyen KYEM'in (BKYEM) performansı değerlendirilmiştir. Hata terimlerinin normallikten saptığı durumlarda BKYEM'in Bayesyen YEM'e (BYEM) göre daha iyi sonuçlar verdiği görülmüştür. Gerçek verilerle yapılacak olan uygulama için ise Türkiye İstatistik Kurumundan temin edilen 2020 yılı Yaşam Memnuniyeti Araştırması veri seti kullanılmıştır. Buna göre öznel iyi oluşu etkilediği düşünülen değişkenler modele eklenerek BKYEM ve BYEM ile analiz edilmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Yapılan uygulamalarda R ve WinBUGS programları kullanılmıştır. Ulusal literatürde BKYEM üzerine herhangi bir çalışma olmaması tezin özgün değerini oluşturmaktadır.

Bayes yaklaşımıEkonometriEkonometrik analiz+2
Zübeyde Çiçek
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kredi kartlarının seçilmiş iktisadi değişkenler ile ilişkisinin ekonometrik analizi: Türkiye uygulaması

İnsan ihtiyaçlarının ve isteklerinin artması, çeşitlenmesi ile birlikte ödeme araçlarında da tarihsel bir değişim yaşanmıştır. Para, günümüzde olduğu kadar geçmişte de ekonomik hayatın önemli ve vazgeçilmez bir unsuru olmuştur. Paranın taşınması ve korunması gibi risklerden dolayı yeni ödeme araçlarına ihtiyaç duyulmuştur. Ödeme araçları nakit ve nakit dışı olarak sınıflandırılabilmektedir. En yaygın kullanılan nakit dışı ödeme araçları çek, elektronik para, doğrudan borçlandırma, kredi ve banka kartlarıdır. Günümüzde büyük bir çoğunluk tarafından para yerine kredi kartı ödeme aracı olarak tercih edilmektedir. Kredi kartları, diğer ödeme araçlarından özelikle de nakit paraya karşı bir çok avantajı bulunmaktadır. Ancak kredi kartı, nakit paranın servet biriktirme fonksiyonunu yerine getiremediğinden tam anlamı ile para tanımı içerisine girmemektedir. 2009 yılı sonu itibariyle ülkemizde kredi kart sayısı 44.392,614 adetken, 2010 Ekim ayı sonu itibari ile kredi kartı sayısı 46.518.538 adet olmuştur. Hızla gelişen bu ödeme aracı aynı zamanda ekonomi üzerinde çeşitli olumlu veya olumsuz etkilere neden olmaktadır. Kredi kart kullanımı ile para arzı, enflasyon ve gayri safi yurt içi hasıla arasındaki ilişki zaman serileri analizi ile incelenmiştir. Kredi Kartlarının Yurt İçi Toplam Kullanım Tutarları'nın değişkeninin Tüketici Fiyat Endeksi, M1 Para Arzı ve Gayri Safi Yurt İçi Hasıla değişkenlerine istatistiksel olarak anlamlı etkileri olduğu görülmüştür. Kredi kartı kullanımları GSYH ve TUFE ile pozitif yönlü doğrusal bir ilişkiye sahipken, M1 Para Arzı ile negatif yönlü doğrusal bir ilişkiye sahiptir.Anahtar Kelimeler: Para, Ödeme Araçları, Kredi Kartı, Banka Kartı, Çek.

EkonometriEkonometrik analizEkonomik değişkenler+4
Hacı Yaşar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Bootstrap panel nedensellik: Geçiş ekonomileri üzerine ampirik bir uygulama

Bu çalışma geçiş ekonomisi ülkelerinde kişi başına düşen enerji kullanımı ve kişi başına düşen Gayri Safi Milli Hasıla'daki büyüme arasındaki Granger nedensellik ilişkisini inceleyerek enerjiye bağlı büyüme hipotezinin geçiş ekonomileri için geçerliliğini sınamaktadır. Bu amaçla Orta ve Doğu Avrupa ile Kafkasya'da yer alan 17 geçiş ekonomisi (Arnavutluk, Ermenistan, Azerbaycan, Beyaz Rusya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Gürcistan, Macaristan, Letonya, Litvanya, Makedonya, Moldova, Polonya, Romanya, Slovakya, Slovenya ve Ukrayna) seçilmiş ve bu ülkelere ait 1990 – 2011 yılları arasını kapsayan 22 yıllık panel veriseti ile çalışılmıştır. Çalışmada Granger nedensellik ilişkisi yatay-kesit bağımlılığı ve ülkeler arasındaki heterojenlik durumlarında da güvenilir sonuçlar veren, Kónya (2006) tarafından geliştirilmiş bootstrap panel nedensellik yöntemi ile incelenmiş; nedensellik modellerinin tahmininde ise Görünüşte İlişkisiz Regresyon denklemi kullanılmıştır. Nedensellik ilişkisi trendin dahil edildiği ve edilmediği iki ayrı senaryo için incelenmiş. Elde edilen sonuçlara göre Arnavutluk, Ermenistan, Beyaz Rusya, Gürcistan, Macaristan ve Letonya için ilgili değişkenler arasında çift yönlü nedensellik; Çek Cumhuriyeti, Litvanya, Romanya ve Slovakya için kişi başına düşen enerji kullanımından kişi başına düşen Gayri Safi Milli Hasıla'ya doğru tek yönlü nedensellik ve Moldova örneğinde ise kişi başına düşen Gayri Safi Milli Hasıla'dan kişi başına düşen enerji kullanımına doğru tek yönlü nedensellik bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar geçiş ekonomisi ülkelerinde enerjiye bağlı büyüme hipotezinin 10 ülke için geçerli olduğunu göstermektedir. Bu ülkeler enerji politikalarını bu bilgiyi göz önünde bulundurarak geliştirmelidir. Öte yandan, enerjiye bağlı büyüme hipotezi Azerbaycan, Bulgaristan, Makedonya, Moldova, Polonya, Slovenya ve Ukrayna için geçerli olmadığından bu ülkeler enerji tasarruf politikalarını benimseyebilirler.

Bootstrap yöntemleriBüyümeEkonometri+7
Semih Karacan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Gümrük Birliği sonrası Türkiye`nin dış ticaretinin ekonometrik analizi

ÖZET Türkiye ile AB arasında, Gümrük Birliği 1 Ocak 1996 tarihinde imzalanan anlaşmayla tesis edilmiştir. Gümrük Birliğinin Türkiye ekonomisinde, esasen de Türkiye'nin dış ticaretinde meydana getirdiği etkilerin ve varsa değişimlerin ortaya çıkarılması Türkiye açısından önem taşımaktadır. Gümrük Birliğinin tesis edilmesi ile normal şartlarda meydana çıkardığı, ticaret yaratıcı ve saptırıcı etkilerin olması beklenen bir durumdur. Bu etkilerin incelenmesinden ziyade öncelikle dış ticaretle ilgili genel kavramlar üzerinde durulmuştur. Daha sonra 1980 sonrası ihracata dönük sanayileşme politikasıyla birlikte dış ticarette meydana gelen değişimin başlangıç tarihi baz alınarak; 1995 yılına kadar olan Türkiye dış ticareti ve 1 Ocak 1996 tarihiyle Gümrük Birliğine geçiş nedeniyle dış ticaretteki gelişmeler gözlemlenmiştir. 1980-1995 yılları arası dış ticaret verileri, 1996-2000 yılları arası ve bir bütün olarak 1980-2000 yılları arası dış ticaret verilerinden yararlanılarak Gümrük Birliği sonrası Türkiye dış ticaretine ait ekonometrik analiz yapılarak, Türkiye dış ticaretinde bir değişim araştırılmıştır.

Avrupa BirliğiAvrupa BirliğiBütünleşme+4
Mahmut Zortuk
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş OECD ülkelerinin eğitim ve ekonomik büyüme ilişkisi: 2002-2012 arası ekonometrik analizi

Ekonomik Büyüme, her üke için önemli bir ekonomi politikası hedefidir. Günümüze kadar tüm iktisatçılar ekonomik büyümenin belirleyicileri ve ülkeler arası farklılıkların nedenini açıklamada birçok çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalar arasında ekonomik büyümeyi ilgilendiren en önemli konulardan birisi de insan sermayesi olmuştur. İnsan sermayesi, bireyin bilgi, beceri ve hüner kazanabilmek için yaptığı eğitim harcaması olarak tanımlanır. Yapılan bu harcamalar diğer yanda da insan sermayesine yapılan yatırım olarak değerlendirilir. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün misyonu hükümetlerin finansal istikrarını korurken ülkelerin sürdürülebilir ekonomik büyüme ve istihdam ve yaşam standartlarını her geçen gün artırmayı hedeflemişlerdir. OECD ülkeleri sürdürülebilir ekonomik büyüme ve kalkınma için özellikle insan sermayesine dolayısıyla da eğitime oldukça önem vermektedirler. OECD ülkeleri geleceği için yükseköğretimde ihtiyaç duydukları gereksinimleri giderme yolunda ilerlemektedirler Bu tezin amacı 2002-2012 yılları için OECD kurucu ülkelerinin eğitim ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkisini incelemektir. Çalışmada OECD kurucu üye ülkelerinin eğitim harcamalarındaki yıllık değişim oranı ve yükseköğrenim okullaşmada değişim oranı ele alınarak analiz yapılmıştır. Yöntem ise panel veri analizini kullanarak En Küçük Kareler Yöntemi, Sabit Etkiler Modeli ve Rassal Etkiler Modeli kullanılmıştır. Çalışmada sonuç olarak OECD kurucu üye ülkeleri için eğitim harcamaları ve yüksek okullaşma oranının ekonomik büyüme üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi görülmüştür. Fakat ilk ve ortaöğretimde herhangi bir sonuca varılmamıştır. Diğer taraftan yine 2002-2012 yılları için yükseköğretimdeki okullaşma oranı kişi başı gelirde pozitif etki gösterirken, eğitim harcamalarının kişi başı gelir üzerinde daha fazla etkisi olduğu görülmüştür. Sonuç olarak OECD ülkeleri gibi diğer tüm ülkeler de sürdürülebilir ekonomik büyüme için insan sermayesine dolayısıyla da eğitim faktörüne önem vermelilerdir.

BüyümeEkonometriEkonometrik analiz+5
Şeyma Deveci
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Durağan olmayan paneller ve bir uygulama

Panel veri tahmin metotlarının kullanımı hem veri kaynaklarına ulaşmanın kolaylaşması hem de sadece yatay kesit ve zaman serileri ile yapılamayan analizlere imkân tanıması sebebi ile giderek artan bir öneme sahiptir. Bu popülerliğe parelel olarak teorik ve amprik panel veri çalışmalarının sayısı giderek artmıştır. Son dönemlerde panel veri ekonometrisinin en çok ilgi çeken alanlarından biri de durağan olmayan panel veri modelleridir. Geleneksel panel çalışmalarından farklı olarak, geniş zaman serisi ve yatay kesit boyutlarına sahip panellerde zaman öğeleri durağan olmamanın güçlü kaynağıdır. Ayrıca, zaman boyutuna yatay kesit boyutunun eklenmesi durağan olmamayı ve eş bütünleşmeyi test etmekte önemli katkılar sağlamaktadır.Bu yüksek lisans tezinde, durağan olmayan panellerin alanizinde sıkça karşılaşılan tahmin metotları incelenmiştir. Panel birim kök ve eş bütünleşme testlerinin uygulanabilirliğini göstermek için Türk İmalat Sanayinde Saat Başına Sabit Ücretler ile Saat Başına Emeğin Ortalama Ürünü arasında Etkin Ücret Teorisince ileri sürülen pozitif ilişkinin varlığı test edilmiştir. Elde ettiğimiz sonuçlar, Türk İmalat Sanayi için Etkin Ücret Teorisini ret etmemektedir.Çalışma veri analizine ilave olarak çeşitli testleri karşılaştırmalı olarak sunmaktadır. İlk olarak, Choi(2001) ve Maddala ve Wu(1999) takip edilerek, yatay kesit bağımlılığını göz önüne almayan Fisher tipi panel birim kök testleri uygulanmıştır. Daha sonra karşılaştırma yapabilmek için seriler yatay kesit bağımlılığından olabildiğince arındırılarak Fisher tipi panel birim kök testi yeniden uygulanmıştır. Ayrıca, yatay kesit bağımlılığını regresyon denklemi içinde göz önüne alan Pesaran(2003,2007) panel birim kök testi ayrı bir karşılaştırma yapmak için kullanılmıştır. Panel eş bütünleşmenin sınanması için ise Maddala ve Wu(1999) ve Choi(2001) birim kök testlerini panellerde eş bütünleşmeyi test edecek şekilde yeniden yapılandıran Hanck(2007) tarafından önerilen yeni eş bütünleşme testi kullanılmıştır. Bu test de hem yatay kesit bağımlılığı olan serilere hem de yatay kesit bağımlılığından arındırdığımız serilere uygulanmıştır. Çalışmada sunulan panel birim kök ve eş bütünleşme testlerinin yanı sıra bireysel seriler için ADF, CADF ve Engel-Granger testleri de uygulanmıştır.

Birim kök testleriDurağan olmayan panellerEkonometri+3
Ahmet İnal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Yapısal değişiklik altında birim kök testleri ve bazı makro iktisadi değişkenler üzerine uygulamalar

Bir zaman serisi değişkeni, analiz dönemi içerisinde savaş, barış, politika değişimleri, ekonomik krizler gibi pek çok nedenden dolayı yapısal kırılmalar içerebilir. Serilerde meydana gelen yapısal kırılmalar serilerin durağanlığının belirlenmesinde bir takım güçlüklere yol açar. Bu değişiklikler dikkate alınmadan birim kök testi uygulamak yanlış sonuçlar verebilir ve testin gücünü azaltır. Böyle bir durumda aslında birim köke sahip olmayan bir serinin yanlış olarak birim kök içerdiği şeklinde bir sonuç elde edilebilecektir. Güvenilir regresyon sonuçları elde etmek için serilerdeki yapısal değişikliğin dikkate alınması gerekmektedir.Çalışmada Türkiye'ye ait bazı makro iktisadi zaman serilerinin yapısal değişiklik altında durağanlığın sınanması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, serilerin birim kök süreci içerip içermedikleri ve serilerin trend fonksiyonunda meydana gelen yapısal kırılmaların birim kök süreci üzerindeki etkileri incelenmiştir. Serilerin 1987 ve 2009 dönemine ait 3 aylık frekansları kullanılmıştır. Ele alınan makro iktisadi değişkenler öncelikle yapısal kırılmanın dikkate alınmadığı ve uygulamalarda çok yaygın olarak kullanılan ADF, PP ve KPSS birim kök testleri ile analiz edilmişlerdir. Daha sonra, serilerin trend fonksiyonunda meydana gelen tek zamanlı bir kırılmanın birim kök testleri üzerindeki etkisini araştırmaya yönelik, Zivot ve Andrews (1992), BLS ve Perron (1997) tarafından geliştirilen test yöntemleri; serilerin trend fonksiyonunda meydana gelen birden çok kırılmanın test edilmesinde kullanılan Lee ve Strazicich (2003) testi incelenmiştir. Çalışmada GSMH, tüketim, üç ay vadeli mevduat faiz oranları, İMKB 100 endeksi, reel döviz kuru, cumhuriyet altın fiyatları, tefe, tüfe, M1 ve M2 serilerine ait gözlemler kullanılmıştır.Anahtar Kelimeler: Zaman serileri, Durağanlık, Birim Kök, Yapısal Kırılmalar

Birim kökBirim kök testleriDurağanlık+4
Esra İğde
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Yanlı tahmin ediciler ve ekonometride uygulamaları

Çoklu doğrusal regresyon modelinde incelenen açıklayıcı değişkenler birbirleriyle ilişkili olabilir. Bu ilişkinin derecesinin artmasının klasik tahmin ediciler üzerinde istenmeyen etkileri vardır. Çoklu iç ilişki olarak adlandırılan bu problemin çözümü için yanlı tahmin edicilere başvurulabilir. Bu çalışmada çoklu iç ilişki ile Ekonometride karşılaşılan bazı diğer problemlerin birlikte ele alınması amaçlanmıştır. Otokorelasyonlu veya değişen varyanslı hata terimleri ile kısıtlı ya da ön bilgiye sahip bir model için çoklu iç ilişkinin etkileri araştırılmıştır. Bunun yanı sıra kısıtların gözlemlere bağlı olduğu durum da göz önüne alınmıştır. Bu durumlarda kullanılabilecek alternatif yanlı tahmin ediciler incelenmiş ve klasik tahmin yöntemleri ile karşılaştırmaları yapılmıştır. Karşılaştırmalar Monte Carlo simülasyonlarla desteklenmiştir. Yöntemlerin gerçek veriler üzerinde nasıl uygulanabileceği de incelenmiş ve tahmin ediciler bu veriler aracılığıyla da karşılaştırılmıştır.

EkonometriMonte Carlo benzetimiRidge regresyon+1
Hüseyin Güler
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelişen piyasa ekonomilerinde uluslararası parite sistemleri ve piyasa etkinliği

Bu çalışmada uluslararası parite koşullarının geçerliliği, on beş gelişen piyasa ekonomisi için reel döviz kuru, satınalma gücü paritesi, faiz oranı paritesi ve piyasa etkinliği hipotezlerini kapsayan dört farklı model doğrultusunda test edilmektedir. 2003Q1-2015Q4 çeyreklik dönemler ile 2003-2015 yıllık dönemlerin ele alındığı çalışmada, reel döviz kuru modeli için geleneksel ve yapısal kırılmalı birim kök testlerine, satınalma gücü paritesi ve faiz oranı paritesi modelleri için zaman serisi ile panel veri analizlerine, son olarak etkin piyasa hipotezi modeli için ise zaman serisi analizlerine yer verilmektedir. Çalışmadan elde edilen bulgular genel olarak uluslararası parite koşullarının on beş gelişen piyasa ekonomisi için geçerli olmadığına yöneliktir. Fiyatlar ve döviz kuru ilişkisini gösteren ve mal piyasası koşullarını yansıtan satınalma gücü paritesinin tamamen etkinsizliği ön plandadır. Bununla birlikte faiz oranları ve döviz kuru ilişkisini gösteren ve varlık piyasası koşullarını yansıtan faiz paritesinin ise diğer üç modele göre, daha tutarlı sonuçlar verdiği gözlemlenmektedir. Bu durum yurtiçi piyasalarda yer alan fiyatlar ile faiz oranı düzeylerinin, döviz kurunun gelecekteki değerini yansıtması anlamında yeteri kadar etkili olmadığını ortaya koymaktadır. Özellikle küresel finans piyasalarında yaşanan olumsuzlukların gelişen piyasa ekonomilerinin makroekonomik politikalarında meydana getirdiği değişiklikler, döviz kurlarının öngörülebilirliğinin azalmasındaki en önemli neden olarak karşımıza çıkmaktadır.

Döviz kuruDöviz kuru sistemleriEkonometri+7
Faruk Mike
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Derin öğrenme teknikleri kullanılarak hisse senedi fiyatlarının tahmin edilmesi: BIST'te bir uygulama

Borsa yatırımcıları, kâr edebilmek amacıyla geleceği tutarlı bir şekilde öngörerek yerinde hamleler yapabilmelidir. Bu amaçla yatırımcılar sahip oldukları bilgileri doğru analiz edip başarılı tahminlerde bulunmalıdırlar. Gün geçtikçe daha da globalleşen finansal piyasalara yönelik gelecek fiyat tahminlerinde bulunmak gittikçe zorlaşmaktadır. Örneğin bazı zamanlarda Türkiye' deki bir hisse senedinin fiyat tahmini için sadece Türkiye' deki faktörler değil aynı zamanda dünyadaki diğer faktörlerin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla bu durumda basit istatistiksel hesaplamalar yetersiz kalmaktadır. Bu yetersiz kalmaya çözüm olarak bilgisayar programları ve bu programlar içerisindeki algoritmalar ile tekniklerden faydalanılmaktadır. Derin öğrenme, yaklaşık 80 yıl önce ilk kez temelleri atılan yapay zekânın en gelişmiş araçlarındandır ve son 10 senedir popülerliği artarak finans alanındaki çalışmalarda kendine çokça yer bulmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde Türkiye' de borsa ve enerji kaynakları hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde derin öğrenmenin tanımı, tarihçesi, teknikleri ve kullanım alanları tanıtılmıştır. Son bölüm olan üçüncü bölümde ise veri seti ve değişkenlerin tanıtılması, daha önce yapılmış benzer çalışmalar, yapılan uygulamanın adımları ve görselleri bulunmaktadır. Bu çalışmada bir hisse senedi tahmini için son gelişmiş teknolojilerden olan derin öğrenmenin LSTM (Long-Short Term Memory) ve GRU (Gated Recurrent Unit) teknikleri Google Colab programı ortamında uygulanmıştır. Çalışmada kullanılan veri seti Yahoo Finance' tan alınmış ve 02.01.2013 ile 30.12.2022 tarihleri arasını kapsamaktadır. BIST (Borsa İstanbul)' in bünyesinde yer alan XELKT (Borsa İstanbul Elektrik Endeksi) endeksine ait 5 şirket ele alınarak tahmin modelleri oluşturulmuştur. Ardından oluşturulan bu tahmin modellerinin başarıları hesaplanan model performans kriterleri ile test edilmiş ve kullanılan tekniklerin hisse senedi fiyat tahmini konusunda başarılı olup olmadığının belirlenmesi hedeflenmiştir. Buna ek olarak hesaplanan model performans kriterleri arasından MSE (Mean Squared Error) ve MAPE (Mean Absolute Percentage Error)' nin sonuçları baz alınarak kullanılan teknikler birbiriyle kıyaslanmış ve bu tekniklerden hangisinin daha az hata ile tahmin yaptığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Son olarak, 4 farklı gün sayısı alınarak yapılan analizlerden hangi gün ile daha başarılı tahminlerin yapıldığı kestirilmeye çalışılmıştır. Bu analizlerin sonucunda elde edilen model performans kriteri çıktıları, MSE için 1' in altında ve MAPE için de %5' in altında olduğundan dolayı iki tekniğin de başarılı fiyatı tahminleri gösterdiği söylenebilir. Sonuç olarak bu iki tekniğin birbiriyle karşılaştırılması neticesinde çok az bir farkla LSTM tekniğinin, GRU tekniğinden daha başarılı olduğu görülmektedir.

BorsaBorsa İstanbulDerin öğrenme+5
Özgür Saracık
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Transcendental logaritmik (Translog) modelin etkin tahmini: Tahmin edicilerin Monte Carlo ile karşılaştırılması

Transcendental logaritmik (Translog) modelde, modele eklenen her değişkenin karesi ve diğer değişkenler ile çapraz çarpımları da modelde yer aldığından çoklu iç ilişki problemi ile karşılaşılmaktadır. Çoklu iç ilişki problemi olduğunda klasik tahmin teknikleri kullanılamayacağından yanlı tahmin edicilere başvurulur. Bu çalışmada ele alınan Translog modelin tahmininde kullanılan ridge, kısıtlı ridge, genelleştirilmiş maksimum entropi, kısıtlı genelleştirilmiş maksimum entropi, en küçük kareler ve kısıtlı en küçük kareler tahmin edicileri hata kareleri ortalamalarına göre karşılaştırılmışlardır. Uygulamada hata kareleri ortalamalarının elde edilmesinde Monte Carlo simülasyonundan faydalanılmıştır. Sonuçta, en etkin tahmin edicinin kısıtlı genelleştirilmiş maksimum entropi olduğuna karar verilmiştir.

EkonometriEkonometrik analizEntropi+6
Sibel Örk Özel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji ekonomisi perspektifinden Türkiye'de cari açığın sürdürülebilirliği üzerine ekonometrik bir analiz

Cari dengenin sağlanabilmesi kapsamında Türkiye ekonomisi; ithalat bağımlılığı, dış borç yükü, tasarrufların yetersizliği, para ve maliye politikaları ve döviz kurları gibi birçok farklı sorunla yüzleşmektedir. Ülke ekonomisinin cari dengesinin açık vermesi büyüme ve kalkınma önünde bir set niteliği taşımaktadır. Bu bağlamda bakıldığında Türkiye'de cari açığın çok yüksek olmasının en temel sebeplerinden biri olan ve %70'ten fazla bir payla enerji ithalat bağımlılığı sorunu göze çarpmaktadır. Türkiye'de özellikle fosil yakıtlarının enerji üretiminde etkin olarak kullanılması ithalat bağımlılığını daha çok artırmaktadır. Bu noktada yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimine dayalı bir yol haritası çizilmesi ve daha kapsayıcı politikalar geliştirilerek yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmenin gerçekleşmesi hem bugün hem de gelecek nesiller için hayati önem taşımaktadır. Çünkü Türkiye, yenilenebilir enerji kaynakları açısında oldukça zengin bir ülke olmasına karşın, kaynakların yeterli olarak kullanılamaması nedeniyle enerji bağımlılığı artmaktadır. Bu tezin yazılış amacı, başta Türkiye olmak üzere gelişmekte olan ülkelere enerji potansiyelini göstermek ve yenilenebilir enerji kaynakları kullanımını yaygınlaştırma gereksiniminden hareketle özendirmek ve uygun politikaların geliştirilmesi gerekliliğini vurgulamaktır. Bu çalışmada, Türkiye'de cari açığın sürdürülebilirliği noktasında önemli değişkenlerin başında gelen enerji ithalatı, reel efektif döviz kuru ve büyüme verileri kullanılarak, 1998Q1-2018Q4 dönemini kapsayan Augmented Dickey Fuller (ADF) eş bütünleşme analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucuna göre değişkenler arasındaki ilişkinin düşük düzeyde anlamlı olduğu anlaşılmıştır olup; uzun dönemde enerji ithalatı artışının cari açığı düşüreceği yönündeki sonuç teorik beklentiyi karşılamamaktadır. Sonrasında ise Toda-Yamamoto Nedensellik analizi ile çalışma desteklenmiş ve cari açığın, hem ekonomik büyümenin hem de enerji ithalatının nedeni olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Cari açıkEkonometriEkonometrik analiz+4
Sümeyye Ak
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal uyum ve refah ilişkisinin ekonometrik analizi:Türkiye örneği

Sosyal uyum, kavramsal olarak bir toplumun düzenleyici bir özelliği olarak görülmüştür ve topluluk üyeleri arasındaki karşılıklı bağımlılık, ortak sadakat ve dayanışma olarak tanımlanmıştır. Kalkınma kavramı da tek başına ekonomik büyüme değil aynı zamanda refah düzeyi ile açıklanmaktadır. Yüksek bir refah seviyesi için özgürlük, eşitlik ve güvenlik gibi temel toplumsal değerler önem taşımaktadır. Bu çalışmada sosyal uyumu oluşturan unsurların iktisadi kalkınma için öneminin anlaşılması amaçlandığından, iktisadi kalkınmanın göstergesi olan refah alınmıştır. Sosyal uyum ve refahın ilişkisini incelemek için Üç Aşamalı EKK yönteminden yararlanılmıştır. Birinci aşamasında mutlak gelirin içsel değişken olarak ele alındığı model EKK ile tahmin edilmiştir. Modelde, AI (mutlak gelir) içsel değişken olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, sistemdeki içsel değişkenler (AI) için birinci aşamada araç değerleri tahmin edilmiştir. Bu değerler, sistemdeki tüm açıklayıcı değişkenlerin, EKK kullanılarak içsel değişken üzerinde regres edilmesi ile oluşturulmuştur. İkinci aşamada, sistem için bir GLS tahmincisi ve hata terim matrisi için tutarlı bir tahmin edici hesaplanmıştır. Son aşamada, GLS tahmin denklemindeki tahmin edilmiş hata terim matrisi, sistemin tüm parametrelerini tahmin etmek için kullanılmıştır. Refahı temsilen üç ayrı bağımlı değişken ele alınmıştır. Bunlar mutluluk, tatmin ve mutluluk ile tahminden hesaplanan "etkileşim terimi"dir. Dünya Değerler Araştırması veri tabanında altıncı dalgasında yer alan Türkiye 2012 verileri kullanılmıştır. Anahtar kelimeler: Sosyal uyum, refah, iktisadi kalkınma, üç aşamalı ekk, dünya değerler araştırması.

EkonometriEkonometrik analizEkonomik kalkınma+5
Büşra Karakuzu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Çoklu ve mevsimsel birim kökün bridge tahmin edici ile belirlenmesi

İktisadi seriler birim kök içerebilmektedir. Literatürde birim kökün testi için kullanılan farklı yöntemler bulunmaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalar tek bir birim kökün testinde, modelin gecikme uzunluğunun seçimi ve parametre tahmini için Bridge tahmin edicinin kullanılmasının önemini ortaya koymaktadır. Bu yöntemde, pozitif bir büzme parametresi kullanılarak modelin parametreleri cezalandırılmaktadır. Büzme parametresinin uygun bir seçimiyle Bridge tahmin edici, gerçekte sıfır olan parametreleri asimptotik olarak sıfır tahmin etmektedir. Bu özellik kâhin özellik olarak adlandırılır ve Bridge tahmin edici bu sayede model seçimini ve parametre tahminini tek adımda yapabilen bir yöntem sunmaktadır. Literatürde, Bridge tahmin edicinin, bir birim köklü serilerde model seçimi ile birlikte aynı anda serinin durağan olup olmadığını da belirlediği ifade edilmiştir. Ancak zaman serileri bazen birden fazla birim kök içermektedir. Bu sebeple çalışmada ilk olarak, birden fazla birim kök içeren serilerin bütünleşme sıralarının belirlenmesi için Dickey Pantula modelinde Bridge tahmin edicinin kullanılması önerilmiştir. Yapılan simülasyon çalışmasıyla Bridge tahmin edici, bütünleşme sırasını belirleme bakımından Dickey Pantula testi ile karşılaştırılmıştır. Gerçek veriler kullanılarak yapılan ekonometrik bir uygulama ile sonuçlar desteklenmiştir. Tezin ikinci kısmında mevsimsel birim kök için Bridge tahmin edicinin kullanılması önerilmiştir. Mevsimsellik birçok iktisadi zaman serisi için önemli bir faktör olmakla birlikte mevsimsel birim kökün testi için kullanılan pek çok yöntem vardır. Kullanılan bu yöntemlere ek olarak, bu çalışmada HEGY testi göz önüne alınarak oluşturulan mevsimsel model için Bridge tahmin edici tanımlanmıştır. Bu yaklaşımın etkinliği bir Monte-Carlo deneyi ile incelenmiş ve yöntem, anlamlılık düzeyi ve testin gücü açısından HEGY testi ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca gerçek veriler üzerine uygulama yapılarak sonuçlar karşılaştırılmıştır. Yapılan analiz ve karşılaştırmalar, gerek birden fazla birim kökün gerekse mevsimsel birim kökün belirlenmesi için Bridge tahmin edicinin iyi bir alternatif olduğunu göstermiştir. Anahtar kelimeler: Bridge tahmin edici, model seçimi, kâhin özelliği, birim kök testi, birden fazla birim kök, mevsimsel birim kök

Birim kökBirim kök testleriBridge tahmin edici+6
Çiğdem Koşar Taş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İnovasyon ve ekonomik büyüme ilişkisi: G7 ülkeleri üzerine ekonometrik bir analiz

İnovasyon en basit şekilde yeni veya önemli derecede iyileştirilmiş ürün ve süreçlerin geliştirilmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu tez çalışması kapsamında yapılan araştırmada inovasyon performansı özellikle gelişmekte olan ülkeler olmak üzere diğer ülkelere göre daha yüksek olan G7 ülkelerine odaklanılmıştır. Bu kapsamda araştırmanın temel problemi "G7 ülkelerinde inovasyonun ekonomik büyüme üzerindeki etkisi" olarak belirlenmiştir. Araştırma verileri olarak, Dünya Bankası veri tabanından temin edilen G7 ülkelerinin 1981-2016 yılları arası Ar-Ge harcamaları ve patent başvuru sayıları ile ekonomik büyüme verileri kullanılmıştır. Analizlerde hipotez testi için, yeni nesil güncel testlerden LMadj testi, CADF durağanlık testi, Delta testi, Durbin-Hausman eşbütünleşme testi, CCE ile AMG tahmincisi ve son olarak Dumitrescu-Hurlin panel nedensellik testleri kullanılmıştır. Test sonuçlarına göre Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranı ile büyüme oranı arasında negatif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Diğer taraftan, büyüme oranından patent başvurularına doğru tek yönlü ilişki görülmektedir. Büyüme oranındaki değişmeler patent başvurularını etkilemektedir. Diğer değişkenler arasında herhangi bir nedensellik ilişkisi tespit edilememiştir.

BüyümeEkonometriEkonometrik analiz+4
Turgay Bozan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Afganistan'ın dış ticaret yapısı ve Türkiye ile dış ticaretinin analizi

Bu çalışma Afganistan'ın dış ticaret faaliyetlerini incelemekte ve Afganistan ile Türkiye arasındaki dış ticaret ilişkilerini ortaya koymaktır. Çalışmanın ilk bölümünde, Afganistan'ın ekonomisi genel olarak anlatılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, Afganistan'ın dış ticaretine ve Afganistan'ın üyesi olduğu bölgesel ekonomik işbirliği ilişkilerine yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Afganistan'ın Türkiye'ye yaptığı sebze ve gıda ürünleri ihracatı ve Türkiye'nin Afganistan'a yaptığı makine, elektrik ürünleri, ayakkabı, taş, cam, metaller ve çeşitli ürünlerin ihracatı 2009-2019 yılları arasındaki çeyrek veriler kullanılarak ekonometrik analizi yapılmıştır. Bu verileri kullanarak değişkenlere, Birim Kök Testi, VAR modeli, Etki Tepki ve Varyans Ayrıştırma analizi uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Dış Ticaret, Ekonometrik Analiz, Türkiye ve Afganistan

AfganistanDış ticaret politikalarıEkonometri+5
Ferdows Muqım
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kadınlardaki doğurganlık oranı ve eğitim seviyesi ile işgücüne katılım oranı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Günümüzde kadın istihdamı, ülke refah seviyesinin arttırılması ve kalkınmanın desteklenmesi adına önemli bir rol içermektedir. Günümüze değin kadınlar, içinde bulundukları şartlara göre farklı statü ve biçimlerde üretim faaliyetleri içinde yer almaktadır. Sanayi devrimiyle birlikte değişen toplumsal yapı, Dünya'da ve Türkiye'de de kadınların çalışma yaşamına katılmasını sağlamıştır. Ülkemizde özellikle Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte, kadınlar daha fazla rol alarak toplumun hemen hemen her alanına katılmıştır. Bununla birlikte kadınlarda işgücüne katılımı etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bunlar; eğitim seviyesi, yaş, medeni durum, doğurganlık oranı ve içinde bulundukları ekonomik şartlar olarak sıralanabilir. Bu çalışmada işgücüne katılımı etkileyen doğurganlık oranı ve eğitim seviyesi gibi iki önemli faktör incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın işgücüne katılım oranı, doğurganlık oranı, eğitim seviyesi, işsizlik ve ekonometrik analiz.

EkonometriEkonometrik analizEğitim+5
İlknur Ülkü Kocabaş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de eğitimde toplumsal cinsiyet eşitsizliği: Bir mekânsal ekonometrik analiz

Toplumsal cinsiyet, bireylerin, toplumda etkin bir rol alması, toplumla uyum içinde yaşayabilmesi, haklarını bilmesi ve kullanabilmesi ile yakından ilişkilidir. Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitsizliği; çalışma yaşamı, sağlık, karar mekanizmalarına katılım alanlarında olduğu gibi eğitim alanında da kendini göstermektedir. Ülkemizde ilköğretim düzeyinde cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırılması hedefine ulaşılmasına rağmen, orta öğretimde eğitime devam etmeyen özellikle kız çocuklarının oranının oldukça yüksek olduğu görülmektedir. Kadın ve erkek ayrımı yapılmadan bireylerin eğitime katılmaları özellikle de kadınların eğitiminin arttırılması oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı, 2019 yılı Türkiye İstatistik Kurumundan elde edilen göstergelere ilişkin veriler kullanılarak toplumsal cinsiyet olgusu temelinde, Türkiye'de 81 il bazında kadın ve erkeklerin ortaöğretimde okullaşma, lise ve üniversite mezunu oranının sosyo-ekonomik göstergeler arasındaki ilişkisini mekânsal ekonometrik analiz ile incelemektir. Bu amaçla toplumsal cinsiyet olgusu ve iller arasındaki etkileşim daha iyi ortaya konacak ve özellikle eğitimin bir ülkenin kalkınmasındaki önemi dikkate alındığında bu çalışma bölgesel kalkınma literatürüne katkı sağlayacaktır. Çalışmada mekânsal ekonometrik analiz yönteminin seçilmesinin nedeni, iller arasında kadın ve erkeklerin eğitimi bakımından bir etkileşim olup olmadığını görebilmektir. Analizlerde mekânsal bağımlılık testleri yapılmış ve en uygun mekânsal ekonometrik modelin seçimi gerçekleştirilmiştir. Ardından mekânsal modeller tahmin edilmiş ve elde edilen bulgular yorumlanmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, illere ait kadın ve erkeklerin eğitim düzeyinin birbirine yakın olan yerlerde benzer değerler alması illerin birbirinden etkilendiğini göstermiştir.

Cinsiyet eşitsizliğiEkonometriEkonometrik analiz+4
Beyza Nur Ok
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Demokrasi ve iktisadi büyüme ilişkisi üzerine ekonometrik bir analiz

Bu çalışmada 2013-2021 yılları için 65 adet ülke göz önünde bulundurularak demokrasinin iktisadi büyüme üzerindeki etkisi Barro (1990)'a dayanan içsel büyüme modeli çerçevesinde incelenmiştir. Yatay kesit analizi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen tahmin sonuçlarına göre demokrasinin iktisadi büyüme üzerinde etkili olmadığı ortaya çıkarılmıştır. Agnostik görüşü destekler bulgular elde edilmiştir.

DemokrasiEkonometriEkonomik büyüme
Seda Güllü
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hisse senedi piyasalarında anomaliler: BİST 30 üzerine ekonometrik bir uygulama

Etkin Piyasa Hipotezi, menkul kıymet pazarlarında yer alan tüm bilgilerin piyasaya eksiksiz yansıdığını ve fiyatların rastgele meydana geldiğini bundan dolayı da beklenenin üzerinde gelir elde edilemeyeceğini ifade etmektedir. Ancak literatürü incelediğimiz zaman belirli faktörler göz önüne alındığında anormal getiriler elde etmenin mümkün olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışmanın amacı, menkul kıymet piyasasında işlem yapmak isteyen yatırımcılara oluşabilecek anomaliler hakkında bilgi aktarıp daha doğru şekilde karar vermelerine yardımcı olmaktır. Bu anlamda ilk olarak etkin piyasa hipotezi hakkında bilgi aktarıp daha sonra anomaliler açıklanmıştır. GARCH modelinden faydalanarak BIST 30 endeksi kapsamında 2003-2018 yılları günlük fiyat endeksinden yararlanılarak haftanın günü anomalisi, ay içi anomalisi, ay dönümü anomalisi, yıl dönümü anomalisi, ocak ayı anomalisi ve tatil etkisi anomalisi analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, haftanın günü etkisinde pazartesi hesaplanan değerin pozitif olduğu ve volatiliteyi arttırdığı, salı ve cuma günü değerin negatif ve volatilitenin azaldığı gözlemlenmiştir. Ocak ayı etkisinde BIST 30 endeks kapsamında Ocak ayında getirilerin yükseldiği ve volatilitenin arttığı sonucuna varılmıştır. Yıl dönümü etkisinin ortalama getiriler üzerinde etkisinin olduğu ve getirilerin yükseldiği gözlemlenmiştir. Ay dönümü etkisinde volatilitenin arttığı gözlemlenmiştir. Ay içi etkisinde, ayın ilk yarısında getirilerin düştüğü ve volatilitenin azalış gösterdiği tespit edilmiş ve tatil etkisinin de ortalama getiriler üzerinde etkisinin olduğu ve getirileri arttırdığına rastlanılmıştır.

AnomalilerBorsa İstanbulEkonometri+6
Serpil Oğuz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

ABD ihracat yasağının kaldırılmasının farklı havzalarda ABD şeyl petrol üretimi üzerindeki etkileri

Küreselleşen dünyanın vazgeçilmez ham maddelerinden biri olan petrol, ulaşımdan sanayiye çeşitli alanlarda karşımıza çıkmaktadır. Petrol rezervlerinin dünyaya eşit olarak dağılmaması, petrol tüketimi fazla olan ülkeleri teknolojik yeniliklere yönlendirmektedir. Dünyanın birçok yerinde bulunan ancak yeryüzüne çıkarılması zor olan şeyl petrol tortulunun çıkarılmasını ve üretimini kolaylaştıran hidrolik çatlatma ile birlikte yatay sondaj kombinasyonu sağlayan teknoloji ABD'nin küresel petrol piyasasındaki yerini değiştirmektedir. Bu değişikliğin ardından ithalatçı olan ABD 2018 yılından itibaren ihracatçı konumuna gelmektedir. Bu tezin amacı, şeyl petrolü açısından zengin olan ABD'nin en büyük şeyl üretimi yapan 8 farklı havzasında şeyl petrol üretiminin hem yurtiçi hem de yurtdışı petrol taleplerine olan duyarlılığını incelemektir. Bu ilişkiyi ortaya koymak amacıyla 2014-2019 dönemine ait makro ve finansal 42 değişken ile Faktör Artırılmış Vektör Otoregresif modeli kullanılmaktadır. Etki tepki analizleri sonucunda, ABD Körfez kıyısından yapılan yurtiçi ihracatlarına verilen şok karşısında Western/ Eagle Ford en duyarlı havza iken, yurtdışı petrol ihracatlarına verilen şok karşısında ise en duyarlı bölgenin Permian havzası olduğu tespit edilmektedir.

Amerika Birleşik DevletleriEkonometriEkonomik modeller+3
Hatice Kübra Uğur
Ankara Hacı Bayram Veli University
2021
00

Related subjects