Enerji
517 theses under this subject heading
"Rusya ve eski Sovyet ülkeleri ilişkilerinin doğal kaynak milliyetçiliği bağlamında incelenmesi"
Enerji güvenliği enerjinin temiz, sürdürülebilir, ucuz ve çeşitli yollardan kesintisiz bir şekilde temini olarak tanımlanabilir. Realist kuram özelinde enerji güvenliğini sağlamak devletlerin görevi olarak görülmüştür. Realist kuramın enerji güvenliğini tanımlamak için kullandığı doğal kaynak milliyetçiliği kavramı ise kaynak sahibi devletlerin kaynaklarını, kaynak sahibi olmayan devletler üzerinde bir baskı, kontrol ve tehdit aracı olarak kullanması şeklinde tanımlanmaktadır. Enerji saikinin ve enerji güvenliğinin uluslararası önemine bakıldığında doğal kaynak milliyetçiliği temelinde politika ve stratejiler geliştiren kaynak sahibi devletlerin bir enerji güvensizliği ortaya çıkardığı belirtilmektedir. Bu duruma en iyi örneklerden biri özellikle 2006 yılında gerçekleşen Ukrayna gaz krizinin ardından Rusya Federasyonu olarak görülmektedir. Doğal kaynaklar ve nakil hatları üzerindeki devlet kontrolünden, enerji arzında kesintiler yapma ve fiyat stratejileri gibi eylemlerle Rusya'nın eski Sovyet coğrafyasında yer alan devletleri kontrolü altında tutmak amacına sahip olduğu belirtilmelidir. Çalışmanın hipotezi Rusya Federasyonu'nun Sovyet ardılı ülkeleri enerji kaynakları özelinde kontrol ve baskı altında tuttuğu üzerine kurulmuştur. Çalışma iki kısım üç bölümden oluşmaktadır. İlk kısım ve ilk bölüm teorik altyapıya ayrılmış olup realizm, güvenlik ve enerji güvenliği konularını açıklamaktadır. İkinci kısımda ikinci bölüm Avrasya ve eski Sovyet coğrafyasının jeopolitik ve jeostratejik açıdan incelenmesine ayrılmış olup bölgesel bazda kaynak varlığı, Rusya'nın bölgedeki nüfuzu, bölgede yer alan enerji nakil hatları ve bölgenin enerji potansiyeli işlenmiştir. Üçüncü bölümün tamamı Sovyet ardılı ülkelerin Rusya ile enerji ilişkilerinin bölgeler bazında incelenmesine ayrılmıştır. Sonuç bölümünde ise çalışmanın hipotezi bulgular neticesinde tartışılıp çalışma nihayete erdirilmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup, Türkçe, İngilizce ve Rusça kaynaklardan istifade edilmiştir. Anahtar kelimeler: Enerji Güvenliği, Rusya Federasyonu, Doğal Kaynak Milliyetçiliği, SSCB, Realizm
1980 sonrası Türkiye'nin enerji politikası
1980 yılında imzalanan 24 Ocak Kararları ile birlikte neoliberalizm ve küreselleşmenin hız kazanması ve 1973'de yaşanan Petrol Krizi sonucunda petrolün güvenilir bir enerji kaynağı olmaktan çıkıp enerji kaynaklarının çeşitlilik kazanmaya başlamasıyla birlikte 1980 sonrası Türkiye'nin enerji politikaları farklılaşmaya başlamıştır. Ülkede özel sektörün de enerji piyasalarındaki varlığı güçlenmiştir. Özellikle doğalgazın enerji karışımına girmesiyle birlikte ülkenin enerjide dışarıya bağımlılığı giderek artmış ve kömür ve hidrolik enerji gibi ülkede potansiyel anlamında bol miktarda bulunan kaynaklardan yeterli düzeyde fayda sağlanamamıştır. Özel sektörün de enerji piyasalarındaki etkisi giderek artmış, ancak özelleştirmeler genel anlamda liyakat temel alınarak yapılmadığından bu durum verimlilik artışlarını beraberinde getirmemiştir. Bu çalışmada 1980 sonrası Türkiye'nin uyguladığı enerji politikaları incelenirken; öncesinde enerji politikalarını etkileyen faktörler ve yenilenemeyen ve yenilenebilir enerji kaynaklarının geçmişten günümüze tüketim, maliyet ve çevresel etkiler anlamında dünyadaki genel durumu okuyucuya sunulmuş ve elde edilen bulguların Türkiye'nin uyguladığı enerji politikalarının değerlendirilmesinde yardımcı olması amaçlanmıştır. Sonrasında ise Türkiye'nin enerji kaynak ve potansiyelleri verilerek, bu veriler ve dünyadaki gelişmeler ışığında Türkiye'nin gelecekte yenilenebilir ve yenilenemeyen kaynaklar bağlamında uygulayabileceği enerji politikaları tartışılmıştır.
Energy - security nexus in the gulf
Gulf countries, whose life is almost entirely dependent on oil exports and revenues, have been the focus of global powers, in the first place due to their strategic focal position and later on because of its rich natural resources. Lack of value added productions, but oil and oil products in these six countries, (UAE, S.Arabia, Kuwait, Bahrain, Qatar and Oman) necessity of a sub-regional security shield not only has come out during British Empire stage but also in the beginning of the American'hegomony that has commenced on the region. In this context, the subject study will try to explain and expose whether these countries using the crucial role of oil in the energy-security nexus efficiently or not and how the oil is being a shield for these countries who are consisting 65.5% of the World reserves. At the same time the study, will try to examine that very strategic raw material the oil and the vast amount of income acquired from it that has been used in the Gulf security and will be considering not only the Political Economy but also Dependency and Rentierism in these undemocratic states, who waive of their sovereignity due to for sake of their regime, and it reveals also that the Gulf Cooperation Council they have found not able to implement policies that arent against to American insterests.
Yeşil enerjinin ekonomik boyutunun incelenmesi
Günümüzde karşı karşıya kalınan birçok çevre sorunu sebebiyle, yenilenebilir enerji üzerine çevresel bir farkındalık oluşmaya başlamıştır. Bu çalışma, toplum için bu farkındalığa ek olarak; farklı bir bakış açısı kazandırmayı amaçlamaktadır. Yeşil enerji, yalnızca çevre sorunlarının çözümüyle ilişkilendirilip, ekonomik kazanımları göz ardı edilirse; sorunların çözümünde başarılı olunamaz. Çalışmanın birinci bölümünde yapılan girişin ardından; ikinci bölümde yenilenebilir enerji çeşitleri, bunların avantaj-dezavantajları ile Kyoto Protokolü ve diğer uluslararası anlaşmalardan bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde; Türkiye'nin genel enerji durumu, petrol ile gaz hatları verilmiş ve yenilenebilir enerji durumu ele alınmıştır. Dördüncü bölümde; enerji yatırımları ve ekonomik etkileri tartışılmış, enerji tüketimi ve büyüme arasındaki nedensellik ilişkisi irdelenmiştir. Beşinci bölümde; yenilenebilir enerjinin maliyet hesabının nasıl yapıldığı ve kaynakların birim enerji maliyeti karşılaştırmaları aktarılmıştır. Altıncı bölümde; yenilenebilir enerjinin çevreye bir zararı olup olmadığı araştırılmış ve üretimde kullanılan enerji kaynaklarının emisyon karşılaştırılmaları yapılmıştır. Yedinci ve son bölümde; elde edilen veriler yorumlanmış ve öneriler paylaşılmıştır.
Ekonomik büyüme ve yenilenebilir enerji tüketimi – üretimi ilişkisi; Türkiye örneği
Gelişmiş ekonomiler, büyümeye devam ederken doğaya verilen zararı en aza indirmeye çalışmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin kullanımı da bu çabanın temelini oluşturmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin de hede-fi istikrarlı büyümedir. Literatürde özellikle CO2 salınımının tehlikeli boyutla-ra ulaştığı 21.yy'ın başlarından sonra bu konuda yapılmış olan çalışmalar hız kazanmıştır. Konu üzerinde yapılan çalışmalara göre dört ana hipotez mevcut-tur. Bunlardan birincisi ekonomik büyüme ve yenilenebilir enerji tüketimi ara-sında ilişki yoktur. İkinci hipotez ise yenilenebilir enerji tüketiminden ekono-mik büyümeye doğru bir nedensellik ilişkisinin bulunmasıdır. Üçüncü hipo-tez, ekonomik büyümeden yenilenebilir enerji tüketimine doğru bir nedensel-lik ilişkisinin bulunmasıdır. Dördüncü ve son hipotez ise feedback (geribildi-rim) hipotezi olarak adlandırılır. Feedback hipotezi; yenilenebilir enerji tüke-timi ve ekonomik büyüme arasında çift yönlü bir nedensellik bulunmasını ifa-de eder. Bu çalışmanın amacı Türkiye nezdinde yenilenebilir enerji tüketimi ile ekono-mik büyüme arsındaki nedensellik ilişkisinin incelenmesidir. Granger Neden-sellik Testi; 1980 – 2013 yılları arasındaki 2005 yılı sabit dolar ile ölçülmüş GSYH verileri ve 1980 – 2013 yılları arasındaki yakılabilir yenilenebilir enerji kaynakları ve atık enerjisi tüketimi verileri ile yapılmıştır. Test sonucunda teo-rik beklentilerden birisi olan ekonomik büyüme ve yenilenebilir enerji tüketi-mi arasında, yenilenebilir enerjiden ekonomik büyümeye doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Yenilenebilir enerji, Ekonomik büyüme, Granger Nedensellik Testi, Yeşil ekonomi, Çevre.
Actor's training in relation to energy-score
For the actor the area that s/he can controls and directs his/her own work is the sturcture called score. Energy, as a component of the score, is a fundamental tool for the performer to contact with spectator. The initial thing to attract spectator's interest is the scenic-bios which actor gains through extra-daily energy. Performer transforms this state of extra-daily energy to an acquired and organizable quality through actor's training. This quality is related to the actor's training with any kind of physical discipline, acting method or his/her own design in the context of energy. For the actor, it is possible to exercise to achieve this quality. The main interest of this thesis is the energy as organizable, transformable and transferable tool/material for he actor.
Kondenser fan tipinin ev tipi bir derin dondurucunun enerji tüketimine etkisi
Dünya enerji regülasyonu değişiklikleri ev tipi soğutma sistemleri endüstrisini yoğun bir şekilde etkilemiştir. Literatürde ev tipi soğutma sistemlerinin performansının artırılması ve enerji tüketimlerinin azaltılması ile ilgili soğutucu akışkan tipi, soğutucu akışkan miktarı ve kapileri uzunluğu üzerine yapılmış optimizasyonlar, evaporatör ve kondenser geometrisinde yapılan iyileştirmeler, buz çözme (defrost) performansının artırılması için yapılan çeşitli uygulamalar gibi farklı perspektifler dikkate alınarak yapılmış birçok çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada, eksenel ve kare fan olmak üzere iki farklı kondenser fan tipi, üç farklı fan devri (800, 1200, 1600 rpm) ve üç farklı soğutucu akışkan miktarının (40, 44, 48 g) ev tipi bir derin dondurucunun performansına etkisi deneysel olarak incelenmiştir. Ev tipi buzdolabı/derin dondurucu ve fonksiyon sistemleri üzerinde enerji tüketimi azaltma çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen bu çalışmada tek kapılı dondurucu bölmeli, tek evaporatör ve kompresörlü, 70 cm genişlikte ve 420 litre brüt hacminde ve soğutucu akışkan olarak R600a kullanılan bir derin dondurucu kullanılmıştır. Yapılan tüm deneylerde VNTZ130 model ASHRAE standartlarına göre 1.75 COP'ye sahip hermetik tip kompresör tercih edilmiştir. Soğutma çevriminde kısılma işlemini sağlayan kılcal borunun toplam uzunluğu 3000 mm ve iç çapı 0.66 mm olacak şekilde bakırdan imal edilmiştir. En düşük enerji tüketimine sahip kombinasyonun eksenel kondenser fanı ile 1600 rpm kondenser fan devri ve 44 gram soğutucu akışkan miktarı olduğu bulunmuştur.
S520 model dikey soğutucularda farklı komponentler ile enerji optimizasyonu
Dünya genelindeki toplam enerji sarfiyatı içerisinde soğutucu sistemlerden kaynaklanan enerji sarfiyatı önemli bir yer işgal etmektedir. Son yıllarda artan enerji maliyetlerine paralel olarak, enerji talebine olan artışa nispeten, enerji arzında istenilen düzeylere ulaşılamamış olması, üzerine Rusya - Ukrayna savaşı sonrası Avrupa kıtasındaki enerji krizi, her sektörde olduğu gibi soğutma sektöründe de enerji tasarrufunu zorunlu kılmaktadır. Dolayısı ile enerji verimliliği yüksek ve bununla birlikte çevreye olan zararları asgari düzeyde olan yeni soğutma sistemlerinin geliştirilmesi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu maksatla, dört farklı konfigürasyonda üretilen dolapların COP (Coefficient of Performance) değerleri ve günlük enerji tüketimleri karşılaştırılmıştır. Bu konfigürasyonlar, sabit devirli ve değişken kapasiteli iki farklı kompresörün sırasıyla poliüretan (PU) köpük malzemelerle yalıtılmış bir soğutucuya daha sonra yine sırasıyla vakum yalıtım paneli (VYP) ile yalıtılmış alternatif bir soğutucuya montajı ile elde edilmiştir. Çalışma sonucunda, değişken kapasiteli bir kompresörle çalışan ve VYP ile yalıtılmış bir soğutucu sistemin COP katsayısının en yüksek, günlük enerji tüketiminin ise en az olduğu tespit edilmiştir. Sabit devirli kompresör ve PU ile yalıtılmış sistemin ise bu dört konfigürasyon içerisinde COP değeri en küçük, günlük enerji kullanımının da en fazla olduğu görülmüştür. PU ile yalıtılmış ve değişken kapasiteli kompresöre sahip sistemin ise VYP ile yalıtılmış ve sabit devirli kompresöre sahip sistemden, COP değeri daha büyük olmasına karşın çalışma oranın fazla olması nedeniyle günlük enerji tüketiminin daha fazla olduğu görülmüştür. Test sonuçları değerlendirildiğinde, soğutma sistemlerinin kalbi niteliğinde olan kompresörlerin seçiminde kompresör veriminin yüksek olduğu seçeneklerin tercih edilmesi gerekliliği ve PU köpük yalıtım yerine VYP malzemelerin kullanımının da enerji sarfiyatını düşürme adına oldukça olumlu sonuçlar doğurmakta olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Soğutucu sistemler, kompresör, poliüretan köpük, vakum yalıtımı, soğutucu performansı, enerji verimliliği
Faz değiştiren madde kapsüllenmiş/kapsüllenmemiş T-dirençli havalı güneş ısıtıcıların mahal ısıtma performansına etkisinin incelenmesi
Bu deneysel çalışmada içerisine makro boyutlu kalsiyum klorür hekzahidrat (CaCl2.6H2O) faz değiştiren malzeme kapsüllenmiş/kapsüllenmemiş T dirençlerin havalı güneş kollektörü performansına etkisi ve bir konutun belirli bir mahalinin ısıtılmasındaki performansı deneysel olarak incelenmiştir. Deneyler çalışma akışkanının(hava) dört(4) farklı debisinde, Reynolds sayısının 4175, 8350, 12525 ve 16700 değerlerinde deneyler gerçekleştirilmiştir. Her bir akışkan debisi için en az üç(3) gün deneyler yapılmıştır. Deneyler 2021 yılının 5-26 Aralık tarihleri arasında, kış iklim şartlarında gerçekleştirilmiştir. Kollektör içerisine 32 T direnç şaşırtmalı şekilde yerleştirilmiş, kolektörlerin birisinde T dirençler FDM kapsüllenecek şekilde, diğerinde ise FDM'siz (sadece direnç olacak şekilde) eşit sayıda yerleştirilmiştir. Deneysel sonuçlardan kollektör faydalı enerjisi, kollektör verimi ortam ısıtma performansı, ekserji verimi, ısıl performans katsayısı gibi bağımlı parametreler belirlenmiştir. Kolektör içerisinde kullanılan FDM'lerin hem direnç hem akışa karşı direnç, hem de ısı depolayan direnç şeklinde tasarlanması kollektörden elde edilen faydalı ısı enerjisini boş kollektöre göre 4,5 kata kadar arttırabilmektedir.
Sıfır geçiş tespiti yöntemiyle SCR tabanlı tek faz güç kontrol cihazı tasarımı
Endüstriyel uygulamalarda fırın ve motor gibi yüksek güçlü sistemler için gerekli olan ayarlanabilir gücün sağlanmasında güç kontrol sistemleri kullanılmaktadır. Bu açıdan güç kontrolünün hızlı ve verimli bir şekilde yapılmasına yönelik sistemlerin tasarlanması, imal edilmesi ve performansı büyük önem taşımaktadır. Literatürde Silisyum Kontrollü Doğrultucu (SCR) tabanlı güç kontrol sistemlerinin mekanik, elektrik ve yazılım açısından tasarımı ve geliştirilmesine yönelik çeşitli araştırmalar yapılmaktadır. Bu tez çalışmasında, endüstriyel uygulamalara yönelik güç kontrolü amacıyla SCR tabanlı tek fazlı solid-state güç kontrol cihazının donanım ve yazılım tabanlı gömülü sistem tasarımı yapılmış ve geliştirilen prototipin elektriksel çalışma özellikleri çıkarılarak performansı incelenmiştir. Sistemde istenilen gücün elde edilmesine yönelik olarak SCR'lerin hızlı bir şekilde anahtarlanması için AC sinyal Sıfır Geçiş Tespiti (ZCD) tekniğine dayalı faz açısı kontrol yöntemi kullanılmaktadır. Mikrodenetleyici yazılımı C programlama dili ile geliştirilmiştir. Tasarlanan sisteme yönelik deneysel çalışmalar kapsamında, prototip olarak üretilen güç kontrol cihazının çalışma şartları ve performansının belirlenmesine yönelik akım, gerilim ve güç ölçümleri ile analiz çalışmaları yapılmıştır. Sonuç olarak; prototipi üretilen güç kontrol cihazı ile yüksek güçlü sistemler için gerekli olan ayarlanabilir gücün faz açısının 0-180 arasında değişimine bağlı olarak elde edilebildiği görülmüştür. Tez çalışması ile elde edilen sonuçlar, bu konuda yapılacak akademik ve endüstriyel çalışmalara katkı sağlayacaktır.
Türkiye'de sektörel enerji tüketiminin büyümeye etkisi
Bu çalışma Türkiye'nin 1987-2015 yıllık verileri kullanılarak sektörel enerji tüketimi ile büyümenin gerçekleşebileceğini test etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın hipotezi Türkiye'nin tarım, sanayi, ulaştırma ve hizmetler sektöründeki enerji tüketiminin ekonomik büyümeyi sağladığını iddia etmektedir. Çalışmada sektörel enerji tüketiminin ekonomik büyümeyi sağladığını araştırmak için öncelikle modeldeki değişkenlerin durağanlık analizleri ADF testiyle yapılmıştır. Değişkenler arasındaki, uzun dönemli ilişkiler Johansen eşbütünleşme testiyle araştırılmış ardından Vektör hata düzeltme modeli kurulmuş ve Engle Granger nedensellik testi uygulanmıştır. Son olarak uzun dönem katsayıların tahmini için FMOLS, CCR ve DOLS yöntemleri kullanılmıştır. Uygulanan testlerde bulunan sonuçlar şu şekildedir: a) Augmented Dickey Fuller testi sonuçlarına göre değişkenlerin durağan olmadıkları, değişkenlere fark alma işlemi uygulandıktan sonra %5 seviyesinde durağanlaştıkları sonucuna ulaşılmıştır; b) Johansen eşbütünleşme testi ile değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişki araştırılmış ve değişkenler arasında %5 seviyesinde uzun dönemli ilişki bulunmuştur; c) Vektör hata düzeltme modeline göre uzun dönem dengesinden sapmanın %24'ünün bir dönem içerisinde dengeye geldiği tespit edilmiştir; d) Engle Granger Nedensellik testi sonucuna göre tarım sektöründeki enerji tüketimi büyümenin nedeni olduğu sonucuna ulaşılmıştır; e) FMOLS, CCR ve DOLS'a göre uzun dönemde sanayi sektörü enerji tüketiminde meydana gelen %1'lik artış GSYH'yi sırasıyla %0,2516, %0,2573, %0,3105 kadar ve ulaştırma sektöründe meydana gelen %1'lik artış ise GSYH'yi sırasıyla %0,4770, %0,5116, %0,6549 kadar arttırmaktadır.
Türkiye'de devlet teşviklerinin yenilenebilir enerji sektörüne yansımaları
Fosil enerji kaynaklarının kullanılması sonucu ortaya çıkan zararlı etkilerin giderilmesi için alternatif enerji kaynağı olarak yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi hızla artmaktadır. Artan bu önem karşısında devletler yenilenebilir enerji alanında yapılacak yatırımları farklı teşvik politikalarıyla destekleyerek enerji üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını arttırmayı hedeflemektedirler. Yapılan bu çalışmada yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını arttırmak için Türkiye'de devlet tarafından verilen teşvikler incelenmiştir. Bu kapsamda, enerjinin tarihsel gelişimi ve yenilenebilir enerji kaynakları detaylı bir şekilde incelenmiştir. Bir sonraki bölümde ise yenilenebilir enerji sektöründe verilen teşvikler incelenmiş Dünya'da ve Türkiye'de uygulanan teşvik politikalarına yer verilmiştir. Sonuç olarak verilen teşviklerin yeterlilik düzeyi değerlendirilmiş ve bu kaynakların kullanımını arttırmak için yatırım öncesi ve yatırım sonrası olmak üzere danışmanlık hizmeti, ar-ge çalışmalarının özendirilmesi, izin, lisans ve belge alımlarının kolaylaştırılması, teşvik fiyatlarının bütçe dengesi göz önünde bulundurularak arttırılması, yerli ekipman üretiminin ve tüketiminin desteklenmesi ile tüketicilerin de teşvik kapsamına alınması gerektiği önerisinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Enerji, Yenilenebilir Enerji, Yenilenebilir Enerji Kaynakları, Devlet Teşvikleri
Nükleer enerji sosyal kabul sorunu: Dumlupınar Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi öğrencileri üzerine ampirik bir çalışma
Yapısal eşitlik modellemesi (YEM), gizil değişkenlerin birbirleriyle ve gözlenen değişkenlerle arasındaki ilişkiyi ortaya koyan çok değişkenli istatistiksel bir yöntemdir. Faktör analizi ile çoklu regresyon analizinin birleşmesiyle meydana gelen YEM, bugün birçok disiplin tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışma, genç nesillerin nükleer enerji konusundaki farkındalıklarının ve kabul düzeylerini etkileyen faktörler arasındaki nedensel ilişkilerin yapısal bir model ile incelenmesini amaçlamaktadır. 2015-2016 eğitim öğretim yılında Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Evliya Çelebi Kampüsünde yer alan fakültelerde öğrenim görmekte olan 521 öğrenciye uygulanan anketle elde edilen veriler YEM ile analiz edilmiştir. Ankette öğrencilere; nükleer enerjiye yönelik algılanan enerji arz faydası, algılanan çevresel fayda, risk algısı, güven ve kabul gizil değişkenlerini, gözlenen değişkenler tarafından temsil ettiği düşünülen sorular yöneltilmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde nükleer enerjinin tanımı, tarihçesi, avantajları, dezavantajları ile Türkiye'de nükleer enerji politikasının gelişimine yer verilmiştir. İkinci bölümde YEM ile ilgili genel bilgiler, varsayımlar ve kavramsal açıklamalar üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, araştırma modelinin ortaya konulması ile nükleer enerji kabulüne yönelik faktörler arasındaki ilişkiler YEM ile incelenmiştir. Modelde yer alan algılanan enerji arz faydası, algılanan çevresel fayda ve güven gizil değişkenleri kabul düzeyini pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde etkilerken, risk algısı kabul düzeyini negatif yönde etkilemiştir. Elde edilen veriler LISREL 8.21 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir.
Nükleer enerji tüketiminin makro ekonomik belirleyicileri: OECD ülkeleri üzerine bir panel veri analizi
Enerji iç ve dış siyasetin şekillenmesinde, Milli sanayinin ve ekonominin gelişiminde oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle enerjinin hangi kaynaklardan üretildiği oldukça önemlidir. Fosil yakıtlar açısından zengin olmayan pek çok ülke için nükleer enerji önemli bir alternatiftir. Bu çalışmada nükleer enerjinin makro ekonomik belirleyicileri incelenmiştir. Bunu gerçekleştirirken literatürde yer alan benzer çalışmalar titizlikle taranarak değişkenler tespit edilmiştir. 2000-2015 yılları arasında OECD ülkelerinin örneklem olarak alındığı analizde nükleer enerjinin makro ekonomik belirleyicileri olarak sivil iş gücü, toplam karbon dioksit emisyonu, ham petrol fiyatları, Enerji yoğunluğu, Fosil yakıt tüketimi( toplamın % si), Yenilenebilir enerji tüketimi (toplam nihai enerji tüketiminin % si ) ve kişi başına sabit fiyatlarla GSYİH değişkenleri kullanılmıştır. Dengeli panel analizi yapmak için verileri yetersiz olan 5 ülke çalışmadan soyutlanmıştır. Yapılan dengeli panel veri analizinin ilk aşamasında F testi ve Breusch Pagan düzeltilmiş langrange çarpanı (LM) testi yapılarak klasik modelin kullanılamayacağı sonucuna varılmıştır. Analizin daha sonraki aşamasında ise Rassal (Random) modelin mi yoksa sabit (Fixed) modelin mi daha etkin olduğunu araştırmak amacıyla Hausman testi yapılmış ve modelin tahmini rassal (random) etkiler tahmincisiyle yapılmaya karar verilmiştir. Yapılan analizden çıkan sonuca göre; Emek ve Pet. değişkenleri istatistiki açıdan %5 önem düzeyinde anlamsız olarak bulunmuştur. 〖Co〗_2, EnerY., Fosil, Yenib.ve GSYİHise %1 istatistiki önem düzeyinde anlamlı olduğu görülmektedir. İstatistiki açıdan anlamlı çıkan değişkenlerden 〖Co〗_2 ve EnerY. değişkenleri Nük değişkeni ile pozitif ilişkilidir. Fosil, Yenib.ve GSYİH değişkenleri ise Nük değişkeniyle negatif ilişkilidir. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Büyüme, Makro Ekonomik Belirleyici, Nükleer Enerji, OECD Ülkeleri, Panel Veri Analizi
Organik rankıne çevriminin termodinamik analizi ve termoekonomik optimizasyonu
Bu çalışmada, atık ısı kaynaklı dört farklı organik Rankine çevrimi (ORÇ) konfigürasyonu tasarlanarak modellemesi yapılmıştır. Seçilen yedi farklı akışkan için ORÇ konfigürasyonlarının karşılaştırmalı termodinamik ve termoekonomik analizleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca artan buharlaşma ve yoğuşma sıcaklıklarının tasarlanan sistemlerin termodinamik ve termoekonomik yönden performans parametrelerini ne yönde etkilediğine dair parametrik analiz gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, iş akışkanı, buharlaştırıcı sıcaklığı, yoğuşturucu sıcaklığı, türbin verimi, pompa verimi, aşırı kızdırma sıcaklığı ve aşırı soğutma sıcaklığı kontrol edilebilir faktörler olarak belirlenmiştir. Sistemin dört önemli çıktı parametresi amaç fonksiyonunda dikkate alınmıştır. Maksimum termal ve ekserji veriminin, minimum toplam sistem maliyetinin ve sistem tarafından üretilen elektriğin birim maliyetinin sağlanması için kontrol faktörlerinin etki dereceleri ve oranları hesaplanmıştır. Bunun için Taguchi ve ANOVA istatiksel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Çıktı parametrelerinin aynı anda gerçekleşmesini sağlayacak optimum sonucun elde edilmesi için Taguchi-Gri İlişkisel Analiz yöntemi ile çok amaçlı optimizasyon probleminin amaç fonksiyonu tanımlanmış ve çözümü gerçekleştirilmiştir. R141b, R123, R245fa, R600, R114 ve R600a akışkanları için en iyi termodinamik performans sonuçları Besleme Sıvı Isıtıcılı-İç Isı Değiştiricili ORÇ için hesaplanmıştır. Dört ORÇ konfigürasyonu içinde kendini en kısa sürede amorti eden sistem basit ORÇ sistemi olmuştur. Taguchi ve ANOVA analizi sonucunda, sistemin termal verimini, ekserji verimini, toplam sistem yatırım maliyetini ve üretilen elektriğin birim maliyetini en çok etkileyen faktörler sırasıyla, buharlaştırıcı sıcaklığı, türbin verimi, iş akışkanı ve iş akışkanıdır. Çok amaçlı optimizasyon işleminde amaç fonksiyonunu maksimize eden kombinasyon, R123 iş akışkanı, 145 oC buharlaşma sıcaklığı, 25 oC yoğuşma sıcaklığı, %90 türbin verimi, %90 pompa verimi, 2 oC aşırı kızdırma ve 5 oC aşırı soğutma sıcaklığı şeklindedir.
Kazakistan'ın Hazar Denizi konusunda enerji diplomasisi
Hazar bölgesi belirli bir coğrafi peyzaj alanına ve büyük maden rezervlerine sahip eşsiz bir su kütlesidir. SSCB'nin çöküşünden sonra denize erişimi olan ülke sayısının ikiden (SSCB ve İran) beşe (Rusya, İran, Kazakistan, Azerbaycan ve Türkmenistan) çıkmasıyla birlikte, Hazar'ın uluslararası hukuki statüsüne dair daha önceki anlaşmalar (Rusya Sosyalist Cumhuriyeti ile İran arasında 1921 ve SSCB ile İran arasında 1940) yeni devletler tarafından sorgulanmaya başlanmıştır. Hazar'ın hukuki statüsünün belirlenmesine ilişkin Hazar devletleri arasındaki anlaşmazlık, bu sorunun çözümüne engel olan birçok nedene dayanmaktadır. Çalışmada Hazar bölgesinin en son hukuki statüsünün pekiştirilmiş olduğu 20. yüzyıldaki tarihi arka planı ve 1991'den sonra ortaya çıkan yeni siyasi durumu incelenmektedir. Çalışmamızın temel konusu olan Kazakistan Cumhuriyeti'nin, ulusal çıkar, komşularla ve dünya güçleriyle iyi ilişkiler, denge ve çok yönlü politika ilkelerine dayalı dış politikası bağlamında, 1991'den itibaren Hazar bölgesi konusunda yürüttüğü diplomasi, aldığı siyasi kararlar, hukuki düzenlemelerin araştırılması neticesinde Kazakistan'ın ekonomi politikası, enerji politikası ve enerji güvenliği politikasının öncelikleri, prensipleri, araçları ve pratikteki sonuçları açıklanmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda genel olarak bölgenin tarihsel arka planı da dikkate alınarak, söz konusu ekonomik ve siyasi çelişkinin temel aktörleri olan beş bölge ülkesinin (Azerbaycan, İran, Kazakistan, Rusya, Türkmenistan) Hazar su kütlesi konusunda uyguladıkları diplomasi ve verdikleri kararlar, giriştikleri iktisadi projelerde yaptıkları işbirlikleri de değerlendirilmiştir. Son olarak, Enerji güvenliğinin, Kazakistan devletinin ulusal güvenlik sisteminde önemli bir unsur olduğu, ülke ekonomisinin ağır payını oluşturduğu ve dış politikayı büyük ölçüde etkilediği sonucuna varılmıştır. Araştırma konusu, Kazakistan devletinin Hazar denizi enerji politikası olduğundan yola çıkarak, dış politika kavramının temel aktör sayılan devlet (Kazakistan) ile ilişkin olduğundan dolayı realist Uluslararası Ekonomi Politik teori çerçevesinde analiz edilmiştir.
Enerji ithalatının ödemeler bilançosu dengesine etkisi: Türkiye örneği
Ekonomik gelişmişliğin en önemli göstergesi üretimdir. Ülkeler için büyük önem taşıyan üretimin en önemli girdisi ise, enerjidir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde büyüme oranlarındaki artışlar enerji ihtiyacının artmasına neden olmaktadır. Dünya enerji ihtiyacının büyük bir kısmını petrol ve doğalgaz gibi fosil kaynaklardan karşılanmaktadır. Bu enerji kaynakları yeryüzünde düzensiz bir dağılıma sahiptir. Türkiye gibi enerji kaynakları bakımından yetersiz olan ülkeler, enerji ihtiyaçlarının büyük bir kısmını ithal ederek karşılamaktadırlar. Enerjide dışa bağımlı olan bu ülkelerin yüksek enerji ithalatı, cari açık vermesine neden olmaktadır. Çalışmada, Türkiye'nin enerji ithalatı ile ödemeler bilançosu dengesi arasındaki ilişki, zaman serisi analiz yöntemleriyle incelenmiştir. Analizlerde, cari işlemler dengesi bağımlı değişkeni, petrol ve doğalgaz ithalat miktarı, sanayi üretim endeksi, GSYH ve reel efektif döviz kuru bağımsız değişkenlerine ait 2007Q1-2021Q3 dönemi çeyreklik veriler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, doğalgaz ve petrol ithalat miktarı ile sanayi üretim endeksi değişkenlerinin cari işlemler dengesini olumsuz etkilediği saptanmıştır. Türkiye'nin enerji ithalatının azaltılması, yenilenebilir enerji kaynakları ve mevcut enerji üretim tesisleri ile dağıtım kanallarının iyileştirilmesi ve geliştirilmesi cari açığı azaltacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Enerji İthalatı, Ödemeler Bilançosu Dengesi, Zaman Serisi Analizi
Türkiye ekonomisinde cari açığın bir nedeni olarak enerjide dışa bağımlılık ve Türkiye'nin enerji politikası üzerine bir analiz
Ülkelerin ekonomik büyümesinde enerjinin önemli bir girdi olduğu düşünüldüğünde, enerji literatürünün başlangıçta ağırlıklı olarak ekonomik büyüme ekseni etrafında geliştiği ve klasik modeller çerçevesinde yapılan araştırmaların daha çok bu alanda yoğunlaştığı görülmektedir. Öte yandan 1970'li yıllarda yaşanan petrol şokunun sadece ülkelerin ekonomik büyüme oranlarında değil, enflasyon ve işsizlik gibi temel makroekonomik değişkenlerde de istikrarsızlığa neden olduğu görülmektedir. Türkiye'nin ödemeler bilançosu, Türkiye'nin 2004 yılından bugüne sürekli (2019 yılı hariç) cari açık verdiğini göstermektedir. Cari açık, kriz yıllarında azalan, diğer zamanlarda genellikle artan bir seyir izlemiştir. Aynı yıllarda Türkiye'nin enerji dengesinin dış ticaret dengesiyle paralel hareket ettiği, enerji açığının düştüğü dönemlerde dış ticaret açığının düştüğü, enerji açığının arttığı dönemlerde dış ticaret açığının arttığı görülmüştür. Bu kapsamda çalışmada; Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığı çerçevesinde cari açığın temel nedenleri, cari açığı azaltmak için sürdürdüğü enerji politikaları ve hedefleri incelenerek enerji stratejileri analiz edilmiştir. Çalışmanın ampirik bölümünde petrol fiyatlarının Türkiye'nin cari işlemler dengesini nasıl etkilediği incelenmiştir. Çalışmada petrol fiyatlarının, Türkiye GSYİH'sının, 27 Avrupa ülkesinin toplam GSYİH'sının ve reel efektif döviz kurunun cari işlemler dengesi üzerinde zamana göre değişen yapıda etkisi olup olmadığını görmek için hem en küçük kareler hem de maksimum entropi önyükleme tahmin yöntemine dayalı kayan pencere analizi (Rolling-Window Analysis) uygulanmıştır. Analiz sonucunda incelenen dönemde petrol fiyatlarındaki düşüşün cari açıkta olumlu etki yaptığı görülmüştür.
Kütahya ili güneş enerji potansiyelinin araştırılması ve örnek bir güneş enerji santralinin ekonomik analizi
Bu çalışmada, Kütahya ilinde güneş enerji potansiyeli ile ilgili çalışmalar incelenmiş ve Kütahya iline ait güneş enerji potansiyeli Metereoloji Genel Müdürlüğünden alınan genel bilgiler ile farklı meteorolojik sitelerden alınan sanal verilerin karşılaştırılması yapılmıştır. Uygulama olarak, Kütahya Belediyesi tarafından, İnköy mahallaesi, Suluöz mevkiinde, Şehzade Park içerisinde yer alan lisanssız 336 kWh güce sahip Güneş Enerji Santrali (GES) için farklı tipte fotovoltaik (FV) paneller kullanılarak, elektrik üretiminin sağlanacağı bir sistem tasarımı ve bu sistemin ekonomik analizi yapılmıştır. Şehzade Park GES'in farklı tipte FV panel tipleri kullanılarak benzetim çalışması, PVsyst; "Photovoltaic Sytems Software (FV Sistem Yazılımı)" programında yapılmıştır. Kullanılan programda elde edilen sonuçlar ile bir yıllık enerji üretiminden elde edilen gerçek sonuçlar karşılaştırılmıştır. İlave olarak Kütahya Belediyesi tarafından inşası düşünülen 500 kWe güce sahip Evliya Çelebi GES'in, PVsyst V6.78 programı ile benzetimi yapılmış ve yıllık olarak olası enerji üretim değerlerinin analizi de yapılmıştır. Tez çalışmasında, GES için kullanılması gereken FV panel tipinin belirlenmesi, en verimli eğim açısı ve iklimsel açıdan FV panellerin etkilenmeleri gibi tercih sebepleri ile inverter tipi seçimi konusunda değerlendirmeler yapılmıştır. Sonuç olarak GES santralinin yatırım geri dönüşüm yılı hesabı yapılmış ve bu hesap doğrultusunda santrallerin ekonomik olarak analizleri gerçekleştirilmiştir.
Kütahya için optimum ısı yalıtım kalınlığının enerji tasarrufuna etkisi ve ısıtma maliyeti ilişkisi
Türkiye'de toplam enerji tüketiminin %31 gibi büyük bir kısmının konutlardakullanıldıgı düsünüldügünde, binalarda ısıtma amaçlı olarak kullanılan enerjide tasarrufagitmenin önemi ortaya çıkmaktadır. Bu çalısmada; Kütahya'daki binalarda ısıtma için farklıenerji kaynakları (dogalgaz, ithal kömür ve Seyitömer kömürü) kullanıldıgı kabulüyle farklı ısıyalıtım malzemeleri için (XPS, EPS) optimum yalıtım kalınlıkları, enerji tasarrufları ve geriödeme süreleri hesaplanmıstır. Optimum yalıtım kalınlıgı hesabı; faiz ve enflasyon oranlarıdikkate alınarak, ömür maliyet analizine göre yapılmıstır. Bu hesaplamalarda 2 adet dıstanyalıtımlı (delikli tugla ve ytong kullanılan) ve digerinde sandviç duvar olmak üzere 3 farklıduvar modeli baz alınmıstır. Enerji kaynagı olarak dogalgaz kullanıldıgında; optimum yalıtımkalınlıgı, enerji tasarrufu ve geri ödeme süresi sırasıyla sandviç duvar için; 0,059 m, %54 ve1,8 yıl, dıstan yalıtımlı duvar için; 0,060 m, %57 ve 1,8 yıl, ytong ile yapılmıs dıstan yalıtılmısduvar için 0,054 m, %46 ve 2,2 yıl olarak elde edilmistir. Enerji kaynagı olarak ithal kömürkullanıldıgında ise; sandviç duvar için, 0,072 m, %60 ve 1,6 yıl, dıstan yalıtımlı duvar için,0,074 m, %62 ve 1,6 yıl, ytong ile yapılmıs dıstan yalıtımlı duvar için, 0,068 m, %53 ve 1,9 yılolarak elde edilmistir. Enerji kaynagı olarak Seyitömer kömürü kullanıldıgında ise; sandviçduvar için, 0,046 m, %47 ve 2,1 yıl, dıstan yalıtımlı duvar için, 0,047 m, %50 ve 2 yıl, ytong ileyapılmıs dıstan yalıtımlı duvar için, 0,042m, %40 ve 2,6 yıl olarak elde edilmistir. AyrıcaKütahya'daki dogalgaz kullanan yaklasık 2600 konutta optimum yalıtım kalınlıgı uygulamasıyapılması halinde 1 yılda yaklasık 3.106 TL'lik bir tasarruf saglanabilecegi yapılan hesaplamalarsonucunda belirlenmistir.Anahtar Kelimeler: Optimum yalıtım kalınlıgı, enerji tasarrufu, ısıtma maliyeti
Dizel motorlarda biyodizel kullanımının motora etkilerinin dizel yakıtı ile deneysel karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Geleneksel motor yakıtlarına alternatif yakıtların mevcut motor teknolojisi ile üretilen motora etkilerinin incelendiği bu çalışmada biyodizel ve geleneksel dizel yakıtları eş zamanlı ve eşit koşullarda aynı özellikte iki ayrı motorda kullanılmış, yakıtların motorlar üzerine etkileri karşılaştırmalı olarak gözlenmiştir.Deneysel olarak yapılan bu incelemede farklı test ve analiz cihazlarından faydalanılmış sonuçları değerlendirilmiştir. Belli periyotlarla motor yağından alınan numuneler ICP spektrometresi ile elementel olarak analiz edilmiş, motor aşınmalarına yakıtın etkisi araştırılmıştır. FTIR analizleri ile motor yağında oluşabilecek oksidasyonlar ve yağ özelliklerinin değişimi karşılaştırılmıştır. Motorların izlenmesi açısından önemli bir parametre olan motor yağlarındaki TBN değişimleri yine karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.Termal kamera ile motorlar gözlenmiş, ısı farklılıkları fiziksel olarak karşılaştırılmıştır. Titreşim ölçümleri yapılmış, motorda yanmadan kaynaklanan titreşimler etüt edilmiş, değerler karşılaştırılmıştır. Enjektör basınç değerleri izlenmiş, yakıtların enjektörler ve yakıt pompaları üzerine etkileri SEM analizleri ile değerlendirilmiştir.Kısa süreli testler ile yapılan karşılaştırmalar sonucu biyodizel B100 olarak motorda kullanımının motorlar üzerinde ek iyileştirmeler ile mümkün olduğu, her iki yakıtın da avantaj ve dezavantajları bulunduğu değerlendirilmiştir.Bu tez çalışması DPÜ BAP komisyonunun 2008/7 numaralı projesi desteğinde yürütülmüştür.Anahtar Kelimeler: Aşınma, biyodizel, dizel, EDS, enjektör, FTIR, ICP, motor, SEM, termal analiz, vibrasyon, yağ analizi, yakıt.
Türkiye'nin Kafkasya-Orta Asya dış politikasının enerji koridoru ve terminali olmasına etkileri
SSCB'nin dağılmasıyla beraber Güney Kafkasya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıklarını kazanmıştır. Güney Kafkasya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'nin petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip olması ve stratejik-jeopolitik önemi, bu bölgeyi küresel bir rekabetle karşı karşıya bırakmaktadır.Bu çalışmamızda, Kafkasya ve Orta Asya'nın petrol ve doğalgaz potansiyeli ele alınmış, enerji kaynaklarının çıkarılması ve taşınmasında devletlerin gizli-açık rekabetine, oynanan bu büyük oyunun bölgeye yansımalarına ve devletlerin enerji odaklı dış politikalarına değinilmiştir. Ayrıca, Kafkasya ve Orta Asya'nın petrol ve doğalgaz kaynaklarının taşınmasında yaşanan rekabette, Türkiye'nin stratejik ve jeopolitik konumu ele alınmıştır. Enerji koridoru ve terminali olmaya çalışan Türkiye'nin boru hatlarından sağlayacağı avantaj ve kazançlarla beraber ortaya çıkabilecek riskler belirtilmiştir.Anahtar Kelimeler: Boru Hatları, Doğalgaz, Enerji, Küresel Enerji Rekabeti, Petrol, Türkiye'nin Enerji Politikaları.
Seyitömer Linyit İşletmesi birinci ve ikinci yasa çözümlemeleri
Toplumların gelişmişlikleri büyük ölçekte tükettikleri enerji miktarı ile bağlantılıdır. Bu bağlamda, Türkiye gelişmekte olan bir ülke olup, enerji ihtiyacında büyük bir oranda dışa bağımlıdır. Enerji açısından büyük oranda dışa bağımlılığın Türkiye'yi ekonomik açıdan oldukça zora sokması ve sahip olunan zengin kömür rezervleri gibi etkenlerden dolayı, Türkiye' de kömürden enerji üretimi büyük önem arz etmektedir. Ülkemiz kömürlerinin düşük kalorili olması buna karşı kükürt ve nemin yüksek olması gibi nedenlerden kömür yakma teknolojileri ve kömür hazırlama tesisleri geliştirilmesi üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Kyoto protokolünün imzalamış bir ülke olarak gerek emisyon değerlerinin azaltılması, gerekse enerjinin ekonomik kullanımı çalışmalarının yapılması önemli hale gelmiştir.Bu çalışmada, Seyitömer Linyit İşletmesine ait enerji ve ekserji analizleri yapılarak, işletmedeki kayıplar ve yerleri tespit edilmiş, verimliliğin artırılması hususunda yapılması gerekenler üzerinde durulmuştur.Yapılan incelemeler neticesinde gerçekleştirilen analiz sonucunda, en büyük kayıpların kömür yıkama tesisi ve kömürün çıkarılması ve taşınmasında meydana geldiği tespit edilmiştir.
Yenilenebilen ve yenilenemeyen enerjinin iktisadi büyüme üzerindeki etkisi: 28 OECD ülkesi üzerine ampirik bir çalışma
Dünyada, 1970 enerji krizinden bu yana iktisadi büyümeye paralel olarak enerji kaynaklarının kullanımı da hızla artmıştır. Günümüzde ekonominin olmazsa olmazı haline gelen enerji kullanımı, daha çok yenilenemeyen (fosil yakıt) kaynaklardan elde edilmektedir. Fosil yakıtların çevre ve atmosferi kirletici dezavantajlarının olması, yenilenebilir (temiz) enerji kaynaklarını daha fazla tercih edilen konuma getirmiştir. Bu noktadan hareketle bu çalışmanın amacı, yenilenebilir ve yenilenemeyen enerji tüketimi ile iktisadi büyüme ilişkisini araştırmaktır. Bu amaçla 1990-2013 dönemi yıllık verileri ile 28 OECD ülkesi üzerine ampirik bir çalışma yapılmıştır. Uygulamada, Johansen Fisher ve Pedroni eş bütünleşme ve Granger nedensellik testleri kullanılmıştır. Pedroni FMOLS ve DOLS yöntemleri ile değişkenler arasında tespit edilen uzun dönem eş bütünleşme ilişkisinin katsayıları araştırılmıştır. Elde edilen bulgulardan, değişkenler arasında uzun dönemli bir eş bütünleşmenin olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca iktisadi büyüme ile yenilenemeyen enerji arasında çift yönlü, iktisadi büyümeden yenilenebilir enerjiye doğru ise tek yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. FMOLS ve DOLS testleri ile uzun dönemli katsayıları elde edilen OECD ülkelerinden bazılarının yenilenemeyen enerjiden olumsuz etkilendikleri görülmüştür. Yine bu iki testten elde edilen ülke katsayılarına göre yenilenebilir enerji kullanımının, 28 OECD ülkesinin tamamının iktisadi büyümesine katkı sağladığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yenilenebilir Enerji, Yenilenemeyen Enerji, İktisadi Büyüme, Panel Veri Analizi.