Energy

662 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye biyodizel piyasası incelenmesi, düzenlenmesi ve 2020 projeksiyonu

Dünyada hızlı nüfus artışı ve sanayileşme sonucu insanların yaşamını sürdürebilmesi için önemli bir girdi olan enerjiye ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır. Neredeyse bütün ülkelerin enerji sorunları ile karşılaştığı günümüzde, dünya enerji gereksiniminin büyük çoğunluğunu karşılayan fosil kaynaklı yakıtların tükenme riskiyle karşı karşıya oluşu ve kullanımı esnasında ortaya çıkardığı çevresel sorunlar ülkeleri alternatif enerjiye doğru yöneltmektedir. Bu çalışma ile yenilenebilir enerji kaynağı çeşidi olan biyodizel enerjisinin Türkiye'deki durumunun araştırılması, örnek ülke biyodizel piyasaları incelenerek Türkiye biyodizel piyasasının gelişmesi için öneriler sunulması amaçlanmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucu 2000'li yılların başında hareketlenen biyodizel piyasasının günümüzde durağanlaştığı ve ülkemizin hâlihazırda ciddi bir tarımsal potansiyeli olmasına karşın biyodizel üretiminin beklenen düzeyin altında seyrettiği görülmektedir. Bu durumun başlıca sebebi olarak piyasa belirsizliklerinden kaynaklı oluşan hammadde arzı sorunları ve politika eksiklikleri göze çarpmaktadır. Çalışma kapsamında yapılan analizler sürecinde ülkemize örnek teşkil edebilecek Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği biyodizel piyasaları incelenmiş, elde edilen bulgular sonucu Türkiye biyodizel piyasası paydaşlarından tedarik zincirinin elemanları olan tarımsal üreticiler, biyodizel üreticileri ve akaryakıt dağıtıcıları için mali değerlendirmelerde bulunulmuştur. Ayrıca biyodizel sektörünün ülke açısından maliyet fayda analizi yapılmıştır. Son olarak 2015-2020 yılları biyodizel piyasası projeksiyonunu gözlemleyebilmek için çift üssel düzeltme ve regresyon metotları kullanılarak tahmin analizi yapılmış, edilen bulgular sonucu piyasa etkinliğini arttırmak amaçlı iki farklı senaryo üzerinden önerilerde bulunulmuştur.

Alternatif enerji kaynaklarıBiyodizelBiyoenerji+7
Semih Akman
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin enerji ithalatı ve cari açık sorunu

Ekonomik büyüme ve kalkınma konusunda önemli hedefleri olan Türkiye, enerji ihtiyacının yaklaşık %75'ini ithalatla karşılamaktadır. Enerjide dışa bağımlılık, dış ticaret dengesini bozmakta, dolayısıyla da cari açık düzeyini yukarı çekmektedir. Bu çalışmada, ilk olarak dünyadaki ve Türkiye'deki enerji kaynakları, enerji arz-talep oranları ve elektrik üretim-tüketim değerleri incelenmiştir. Daha sonra Türkiye'deki sanayi üretiminin enerji ithalatına etkisi analiz edilerek, petrol ve doğal gaz ithalatının cari açığa olan etkileri araştırılmıştır. Araştırma sonucunda, petrol ve doğal gaz ithalatındaki artışların cari açıkta artış meydana getirdiği görülmüştür. Çalışmanın sonuç kısmında, enerji ithalatına ve cari açığa çözüm getirecek alternatif ve kalıcı hedeflerden bahsedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cari Açık, Doğal Gaz İthalatı, Enerji İthalatı, Petrol İthalatı, Yenilenebilir Enerji.

Cari açıkDoğal gazEnerji+6
Reyhan Demir
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Reconciling energy and carbon emission performance for sustainability

The concepts of energy and environmental efficiency, with creating less or no pollution in production processes, help to redefine efficiency in general and serve to attain a sustainable future. The relevant literature is underprovided in analyzing environmental efficiency and thus performance measures for countries over time. This study models energy and CO2 emission performance in electricity generation from the production efficiency point of view. It uses a non-radial directional distance function and constructs energy, environmental and energy-environmental performance indices for 112 countries over the period of 1988-2011. The models are run in GAMS 23.5 with IEA data 2013. The countries are grouped firstly with respect to their use of combined heat and power (CHP) technology to construct best practice frontier. The second group is G20 countries, which allows investigation of the tradeoffs amongst energy and environmental performances of top 20 countries in the world. The last group is UNFCCC Annex I countries, consisting of Turkey. The study shows that the majority of the countries still have room for improvement for energy and the environment. For the most current year in the dataset, 2011, for all the indices, the following countries are the best performers; Switzerland and Sweden in the group of countries with CHP technology, Brazil for the non-CHP countries, Brazil and United Kingdom among G20 countries, and Belarus and Slovak Republic in Annex I. Consistent with the literature, Turkey has better energy and environmental performance compared to the major polluters as it performs around the medians of sample countries in UNFCCC Annex I. Keywords: Energy efficiency, Environmental efficiency, CO2 emission performance, Electricity Generation, Directional distance function, Data envelopment analysis.

Electricity generationEnergyEnergy efficiency+5
Ebru Taştan Keserci
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye için kısa vadeli elektrik enerjisi talep tahmini

Bu çalışmada, Türkiye elektrik talebini etkileyen faktörler belirlenmiş ve elektrik talebini öngören ekonometrik bir model geliştirilmiştir. Yapılan literatür araştırması ve korelasyon testleri sonucunda sıcaklık, nem, güneşlenme süresi, sepet döviz kuru, hane halkı tüketimleri, piyasa takas fiyatı, sistem marjinal fiyatı, kapasite kullanım oranı, sanayi üretim endeksi ve gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) faktörlerinin elektrik tüketimini etkilediği sonucuna varılmıştır. Aralık 2012-Mart 2016 dönemine ait günlük frekansta verilerin kullanıldığı çalışmada, yöntem olarak En Küçük Kareler yöntemi tercih edilmiştir. Analizlerde 2012-2015 yılları arası veriler modelin geliştirilmesi, 2016 yılı ilk çeyreğine ait veriler ise kurulan modelin test edilmesi amacıyla kullanılmıştır. Modele, elektrik tüketimindeki otoregresif yapıyı ve mevsimsel etkiyi yansıtabilmek amacıyla önceki günlere ait elektrik tüketim değerleri ile zaman kukla değişkenleri de dahil edilmiştir. Eviews 8 programı kullanılarak yapılan analizlerde sıcaklık, nem ve bir önceki güne ait elektrik tüketimi değişkenleri ile oluşturulan modelin en başarılı sonucu verdiği görülmüştür. 2016 yılı ilk çeyreği için yapılan öngörüler gerçekleşen elektrik tüketim miktarları ile kıyaslandığında en düşük %0,04 ve en yüksek %7,5 sapma oranları hesaplanmıştır. Kurulan model ile Türkiye elektrik tüketimindeki artış trendi ve mevsimsel dalgalanmalar büyük ölçüde yakalanmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkiye elektrik tüketimi, elektrik talep tahmini, en küçük kareler yöntemi.

Ekonomi politikalarıElektrikElektrik enerjisi+5
Behzat Ecem Tutu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji güvenliği bağlamında kritik enerji altyapı güvenliği, NATO konsepti ve Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı örneği

Güvenlik çalışmaları, Soğuk Savaş'ın bitmesiyle birlikte uluslararası sistemin boyut değiştirmesi ve böylece tehditlerin de boyut değiştirmesi ile birlikte değişime girmiştir. Böylece tüm devletler güvenlikleri açısından önem verilmesi gereken tek konunun askeri tehdit olmadığını fark etmişlerdir. Enerji güvenliği de bu değişiminden ötürü ve eksikliğinde insan hayatında önemli güvenlik sorunları oluşturması sebebiyle devletlerin ve uluslararası kuruluşların gündemine oturmuş ve güvenlik sorunları arasında yerini almıştır. Bu yüksek lisans tez çalışması, enerji güvenliğinin önemli bir parçasını oluşturan Kritik Enerji Altyapı Güvenliği temel kavramları, tehditleri ve çözümleri incelemiş, Türkiye'deki kritik enerji altyapı güvenliği uygulamaları Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Ham Petrol Boru Hattı özelinde analiz edilmiştir. Arz güvenliği konusu enerji güvenliğinin sağlanması açısından önemli yer tutmaktadır. Enerji kaynaklarının çoğunlukla politik olarak istikrarsız olan Doğu'dan tüketici konumdaki Batı'ya güvenli şekilde taşınması hem devletler açısından hem de uluslararası güvenlik açısından yüksek önem arz etmektedir. Enerjinin Doğu'dan Batı'ya veya Uzak Doğu'ya nakledilmesinde pratik, ekonomik ve kontrol edilebilir bir yöntem olması sebebiyle boru hatları ön plana çıkmıştır. Fakat uluslararası anlamda tehditlerin boyut değiştirmesi ve çeşitlenmesi ile birlikte tehditler boru hatlarına da yönelmeye başlamıştır. Uluslararası güvenlik konusunda dünyanın en aktif çalışan organizasyonu olan NATO'nun zaman içerisinde bu konuyu güvenlik tehdidi olarak ajandasına alması konunun analiz edilmesi ihtiyacını doğurmuştur. Bu doğrultuda, boru hatlarına yönelen tehditlerin ve bu tehditlere yönelik çözümlerin tespiti, NATO'nun zaman içerisinde ajandasındaki değişiklikler, Bakü- Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı özelinde Türkiye'nin konu ile ilgili mevcut durumunun yansıtılması hedeflenmiştir.

Alt yapı politikalarıBakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru HattıBoru hatları+5
Mehmet Güzeloğlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

State identity, energy security and foreign policy: A comparative analysis of Germany and Turkey

This thesis aims to examine the interaction between Turkish and German state identities and energy security perceptions, and reflections of this interaction to foreign policy behaviors in the context of social constructivism. In this direction, the two countries' energy policies, market structures and relations with international organizations were examined based on their state identities in the post-Cold War period. The study is based on two basic questions: What is the interaction between state identity and energy security of Turkey and Germany? And what is the interaction between energy policy and foreign policy of these countries? In this thesis, process tracing and critical discourse analysis methods were used. In this context, it was seen that Germany adopted a norm-oriented energy policy within the framework of the state identity and this energy policy was reflected in a similar way on its foreign policy. On the other hand, Turkey's energy policy is shaped around the realist power parameters and in this sense the two countries' energy security perceptions differ. This thesis consists of seven chapters. Following introduction, second chapter will include conceptual and theoretical framework, then methodology will be introduced. Chapter four and five will examine Germany and Turkey in terms of state identity, energy security and foreign policy. In chapter six the two countries will be compared and last chapter will summarize the main findings.

GermanyStateState identity+6
Orçun Demir
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gün öncesi elektrik piyasası ve yan hizmetlerin birlikte optimizasyonu

Türkiye elektrik piyasası, mevcut on yılda birçok reform geçirmiştir. Arz ve talep tarafı dinamiklerine göre piyasa ihtiyaçlarını; şeffaflık, bütünlük ve rekabetçi bir anlayış çerçevesinde geliştirmeye devam etmektedir. Mevcut sistemde, Yan Hizmetler'e (YH) katılım gönüllülük esasına dayanmaktadır. Bu durumda, bazı üretim birimlerinin katılımını zorunlu kılan bir önceki yan hizmetler yönetmeliğinin geçerli olduğu sürece kıyasla, YH kapsamındaki Primer Frekans Kontrol (PFK) ve Sekonder Frekans Kontrol (SFK) birim fiyatlarında belirgin bir artış gözlemlenmiştir. Böylece, frekans kontrolünün sağlanması sistem işletmecisi açısından daha maliyetli hale gelmiştir. Diğer taraftan, Yan hizmetler kapsamında rezerv edilen miktarlar, YH hariç başka hiçbir piyasada işlem göremez. YH'ye teklif sunmak suretiyle katılım yapan piyasa katılımcılarının yan hizmetlerde yapmış oldukları teklifler kabul edilmezse, katılımcılar, Gün Öncesi Elektrik Piyasasında (GÖP) portföy getirilerini dengeleyebilmek amacıyla daha yüksek birim fiyattan teklifte bulunma eğiliminde olurlar. Böyle bir senaryoda, teklifin kabul edilmesi durumunda ortalama piyasa takas fiyatı artmaktadır. Teklifin kabul edilmemesi durumunda ise katılımcı zarar etmektedir. Bu nedenle piyasa katılımcısı tedarikçiler, her iki piyasada da temerrüt riskine maruz kalmaktadır ve sadece bir piyasada kabul edilmeleri ise yeterli ve karlı olmamaktadır. Bu noktada, üretim birimlerinin hem GÖP'te hem de YH piyasasında karşılaştıkları yükü hafifletmek ve arz tarafında temerrüt risk sorununa çözüm getirmek için yeni bir piyasa yapısı önerilmektedir. Bu çalışmada, Türkiye elektrik piyasasının devam eden serbestleşme sürecine katkıda bulunmak için GÖP ve YH birleştirilerek yeni bir piyasa mekanizması oluşturuldu. Bu iki ayrı piyasa, farklı amaç fonksiyonlarına sahip, farklı optimizasyon modellerinden oluşmaktadır. Yeni piyasa modeli; bu iki ayrı piyasayı verimlilik, bütünlük, rekabet ve risk yönetimi adına ortak bir optimizasyon algoritmasıyla birleştirmektedir. Bu yeni piyasa modelinde, "karma blok teklif" adında, arz tarafı piyasa katılımcılarının kullanımına yönelik olarak yeni bir teklif türü sunuldu. Önerilen teklif yapısındaki karma blok teklif; enerji fiyatı, enerji miktarı, rezerv fiyatı, rezerv miktarı ve zaman aralığı özelliklerinden oluşur. Bu yeni piyasa yapısı sayesinde, temerrüt riskini azaltarak tedarikçileri daha verimli teklifler vermeye teşvik etmek hedeflenmektedir. Rasyonel olarak, temerrüt riski ile tedarikçinin risk primini yansıtan birim elektrik marjinal fiyatı arasında doğrusal bir ilişki vardır. Teorik olarak, temerrüt riski düşürüldüğünde tedarikçilerin temerrüt riskindeki bu düşüşü risk priminde indirim ve dolayısıyla birim elektrik fiyatında indirim olarak yansıtmaları beklenir. Ayrıca, geliştirilen karma blok teklif yapısıyla, YH'de hizmet veremeyen tedarikçiler de arz-talep dengesizliğinde istihdam edilmek suretiyle teklif verebilirler. Her tedarikçi farklı marjinal üretim maliyetine sahip olduğu için, homojen olmayan üretim birimleri, Yan Hizmetler'de daha az maliyetle ihtiyaç duyulan miktarın temininde yardımcı olabilir. Son olarak, sistem işletmecisi yakın bir gelecekte talep dalgalanmasını tahmin edeceğinden, tahmin hatalarının azalması beklenmektedir. Yeni optimizasyon modeli, karma tamsayılı doğrusal olmayan programlamadır (KTDOP). Bu model, enerji fiyatlarını (PTF'ler) ve rezerv fiyatlarını (PFK fiyatları) belirler; enerji ve rezerv tarafına yönelik kabul edilen teklifleri ve bunlara ait miktarları bulur.

Doğrusal olmayan optimizasyonEndüstri mühendisliğiEnerji
Rıdvan Memiş
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin enerji güvenliğinde doğal gazın yönetişimi ve rolü

Bu çalışmada, Türkiye'nin doğal gaz sektöründe nasıl bir yönetişim olduğu açıklanmıştır. Türkiye'nin, İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkeleri içerisinde Covid-19 salgını öncesi 10 yıllık dönemde enerji talep artışının en hızlı gerçekleştiği ülke olması nedeniyle Türkiye örneği çalışılmıştır. Araştırma sorusu, merkantilist, liberal ve hibrit yönetişime dair üç farklı yaklaşım çerçevesinde değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre Türkiye'de doğal gaz sektöründe hibrit bir yönetişim modelinin olduğu açıklanmıştır.

Doğal gazDoğal gaz sektörüEnerji+4
Anıl Durmuş
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin enerji güvenliğinde Rusya ile işbirliği: Akkuyu nükleer santrali

Bu çalışmanın amacı, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) Anlaşması'nın neden Rusya ile yapıldığı araştırma sorusundan yola çıkarak, Türkiye'nin nükleer güç santrali kurma girişimlerine dair geçmiş süreç ve mevcut anlaşmanın içerim şartlarına göre Rusya ile nükleer enerjide işbirliğini belirleyen ana politika motivasyonunu açıklamaktır. Çalışmanın sonucunda işbirliğini belirleyen iki ana neden tespit edilmiştir. Bu nedenlerden birincisi "yap-sahip ol-işlet" modelinin kullanılmasıyla Türkiye'nin ekonomik sorumluluk almamış olması ve bu modeli sadece Rusya'nın tercih etmesi, ikincisi ise devletlerarası anlaşma yaparak her iki ülkenin de kendisini garanti altına almasıdır. Akkuyu NGS'nin enerji arz çeşitliliğini sağlaması ve elektrik birim maliyetinin kömür ve doğal gazdan daha düşük olması, santralin önemli faydaları arasındadır. Diğer yandan santralin tamamıyla Rusya kontrolünde olması alternatif enerji kaynağının uzun vadede güvenilirliği hakkında endişeler yaratmaktadır. Bu sonuçlar karşılıklı bağımlılık çerçevesinde değerlendirildiğinde Akkuyu NGS'nin enerji arz çeşitliliğini artırdığı ancak Rusya'ya olan asimetrik bağımlılığı artırdığı için enerji arz güvenliğini sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Akkuyu Nükleer Güç SantraliEkonomik iş birliğiElektrik santralleri+7
Ayşenur Bağlı
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Reinvestigating the state debate during the energy transition in the USA

This thesis examines the role of the American state during the energy transition process. Immanuel Wallerstein claimed that, since 1968, the American power weakens. Wallerstein showed that despite the American State's strategies for preventing the decline in American power in capitalism historically, its hegemony continues to be eroded. The energy transition process could be an opportunity for the United States of America (USA) for reinforcing its hegemony. The USA's economy is largely based on fossil fuel supplies, but, in the last decades, the share of renewable energy sources in electricity production increased significantly. Although there has been a continuous energy transition in the USA, there were different approaches in the USA's government policy regarding rising conflicts among different producers and consumers during the energy transition in the last decade. These different approaches stem from the role of state in responding to the conflicts between the fractions of the capitalist class. In this research, I analyzed the actors of the American state and their different approaches to demonstrate the role of state in the on-going power struggle in capitalism during energy transition within the case of the USA historically. The USA's energy transition is mostly occurred in the electricity generation sector, and the change in relations of production observed in the electricity generation sector. Thus, I focused particularly on the electricity sector to investigate the policies of the state, which promote its hegemony, support some fractions of the capitalist class and punish some fractions of the capitalist class. I used Historical Materialist Policy Analysis to examine the discourses of the Obama Administration, the Trump Administration, the Biden Administration, and the Democrats and the Republicans in the Congress about the energy transition between 2008 and 2021 by acknowledging the continuities and changes in the historical position of the state within the context of the State Debate in Marxist studies.

United States of AmericaStateEnergy+6
Ersel Yusuf Alemdar
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Biyogaz üretiminde enerji maliyetinin saptanması

Ülkemizde atık yönetiminde önemli yere sahip olan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı İZAYDAŞ, alternatif enerji kaynaklarından biri olan biyogaz üretim tesisine de sahiptir. Bu araştırmada; 3 evreden (hidroliz, asit üretimi ve metan elde edilmesi) oluşan biyogaz oluşumundan, tesis özelliklerine kadar birçok noktaya değinilmiştir. Beş farklı üretim kategorisine sahip biyogaz üretim tesislerinin özellikleri, bu tesislerde elde edilen enerjinin kullanım alanları, tesislerin etkilendiği faktörler ele alınarak diğer enerji kaynakları ile karşılaştırma yapılmıştır. Biyogaz üretiminde İZAYDAŞ Biyogaz Üretim Tesisi maliyetlendirme çizelgesi baz alınmıştır.

AtıklarBiyogazBiyogaz sistemleri+2
Murat Aktaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ekonomisinde yenilenebilir enerji tüketimi ve ekonomik büyüme ilişkisi: Bir zaman serisi analizi

Son zamanlarda ekonomik büyüme literatüründe ön plana çıkan konular arasında yenilenebilir enerji kaynakları yer almaktadır. Bu tez çalışmasının temel amacı, yenilenebilir enerji tüketimi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi teorik ve ampirik açıdan araştırmaktır. Tezin uygulama kısmında, Türkiye ekonomisinde yenilenebilir enerji tüketimi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki ampirik olarak 1970-2016 dönemi itibariyle zaman serileri yardımıyla araştırmaktadır. Değişkenlerin birim kök analizlerinde PP ve Ng-Perron testleri kullanılmaktadır. Değişkenlerin birim kök analizlerinde ayrıca Lee-Strazicich çift yapısal kırılmalı testi de kullanılmaktadır. Değişkenler arasındaki uzun dönem ilişkisinin varlığı, ARDL sınır testi ile incelenmektedir. Uzun ve kısa dönem katsayıları, ARDL modeli bağlamında EKK tahmincisi yardımıyla tahmin edilmektedir. Değişkenler arasındaki nedensellik ilişkileri, Granger nedensellik testi kullanılarak test edilmketedir. Analizlerden elde edilen bulgular, degişkenlerin birinci farkında durağan olduğunu ortaya koymaktadır. ARDL sınır testi sonucları, değişkenler arasında bir uzun dönem ilişkisinin varlığını göstermektedir. Yenilenebilir enerji tüketimi ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemde pozitif ve istatistiki olarak anlamlı bir ilişki sçz konusudur. Nedensellik testi sonuçlarına göre, yenilenebilir enerji tüketimi ile ekonomik büyüme arasında bir nedensellik söz konusu değildir.

BüyümeEkonomik büyümeEnerji+7
Amınullah Rahmanı
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji tüketimi ve büyüme ilişkisi üzerine bir panel veri analizi

Bu çalışmada 33 OECD ülkesi için enerji tüketimi ve ekonomik büyüme ilişkisi üzerine 1995-2015 yılları arasındaki veri setini kullanarak panel veri analizi gerçekleştirilmiştir. LLC, IPS ve Fisher ADF–PP birim kök testleri kullanılarak serilerin durağanlığı sınanmıştır. Breusch Pagan testi ile birimler arasında yatay kesit bağımlılığı tespit edildiği için Pesaran CADF testi ile durağanlık durumu araştırılmıştır. Pedroni eşbütünleşme testi ile iki değişkenin uzun dönemde birbirleriyle anlamlı ilişki içinde oldukları saptanmıştır. Uzun ve kısa dönem tahmin modelleri için PMG ve MG tahmin yöntemleri doğrusal model ve doğrusal olmayan model üzerine kurulmuştur. Ampirik analiz neticesinde 33 OECD ülkesi için geri bildirim hipotezinin geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Enerji tüketimi ve ekonomik büyüme değişkenlerinin birbirlerinden etkilendikleri tespit edilmiştir.

Ekonomik büyümeEnerjiEnerji tüketimi+4
Hakan Yorulmaz
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ekonomisinde enerji tüketiminin temel belirleyicileri: Bir zaman serisi analizi

Bu tezin temel amacı, Türkiye ekonomisinde enerji tüketiminin belirleyicilerini ampirik olarak analiz etmektir. Çalışma 1975-2015 zaman serisi verilerini kullanarak ekonomik büyüme, finansal gelişme, sermaye, endüstrileşme ve ticari dışa açıklığın enerji tüketimi üzerindeki etkisi üzerinde durmuştur. Serilerin birim kök analizleri için ADF, PP, DF-GLS, KPSS ve Ng-Perron testleri kullanılmıştır. Ayrıca, birim kök analizleri için Lee-Strazicich tek yapısal kırılmalı testi de kullanılmıştır. Seriler arasındaki eşbütünleşmeyi araştırabilmek için ARDL sınır testi tercih edilmiştir. Seriler arasındaki nedensellik ilişkilerinin belirlenmesinde Granger ve Toda-Yamamoto nedensellik testleri uygulanmıştır. Yapısal kırılmalı birim kök analizinden elde edilen sonuçlar değişkenlerin düzeyde ya da birinci farkında durağan olduğunu ortaya koymuştur. Bu birim kök sonuçları ARDL sınır testi yaklaşımının kullanılmasına imkan sunmuştur. ARDL sınır testi sonuçları her üç modelde de değişkenler arasında bir uzun dönem ilişkisinin varlığını tespit etmiştir. Uzun dönem tahmin sonuçları; ekonomik büyüme, finansal gelişme, sermaye, endüstrileşme ve ticari dışa açıklığın enerji tüketimini artırdığı bulgusuna ulaşmıştır. Nedensellik analizi sonuçlarına göre; ticari dışa açıklık ve finansal gelişmeden enerji tüketimine doğru işleyen tek yönlü nedensellikler belirlenmiştir. Tezden elde edilen sonuçlar, enerji politikaları ile ilgili önemli öneriler sunabilecektir.

ARDL Sınır TestiEkonomik etkiEnerji+6
Uğur Çınar
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çevresel Kuznets Eğrisi bağlamında ekonomik büyüme ve enerji tüketiminin CO2 salınımı üzerindeki etkisi

Bu çalışmanın amacı Türkiye ekonomisinde karbon salınımı ile gelir düzeyi arasındaki ilişkiyi ampirik olarak incelemektir. Bu amaçla 1960 ile 2017 yılları arasında veriler kullanılarak karbon salınımı, enerji tüketimi ve kişi başına düşen gelir arasındaki ilişki Çevresel Kuznets Eğrisi kapsamında incelenmiştir. Çalışmada değişkenlerin durağanlık derecelerinin tespiti için ADF ve PP birim kök testleri kullanılmıştır. Analiz sonuçları, değişkenlerin fark durağan olduklarını fakat aralarında eşbütünleşme ilişkisi olduğunu göstermektedir. Bu ilişkinin tespiti için Engle- Granger eşbütünleşme yöntemi kullanılmıştır. Regresyon analizi sonucunda, enerji tüketiminin karbon emisyonunu arttırdığı belirlenmiştir. Ayrıca kişi başına düşen gelir ile karbon emisyonu arasında ters U şeklinde ilişki olduğu sonucuna varılmış ve bu sonuca göre Türkiye ekonomisinde Çevresel Kuznets Eğrisinin geçerli olduğu söylenebilir. Gelir ile karbon emisyonu arasındaki ilişkinin yönünü değiştiren değer 15.994 TL olarak hesaplanmıştır. Ayrıca değişkenler arasındaki ilişki Eşik Değerli regresyon model ile tahmin edilmiş ve analiz sonucunda Çevresel Kuznets eğrisini hipotezinin geçerli olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çevresel Kuznets Eğrisi, Ekonomik Büyüme, Enerji Tüketimi

Birim kök testleriEkonomik büyümeEnerji+4
Sılay Pirinç
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji kaynakları açısından Hazar Bölgesi'nin önemi

Günümüzde enerji yaşamımızı sürdürmemizi sağlayan en önemli kaynaklardan biridir. Enerji insan hayatında önemli olduğu kadar devletleri idare edilebilmesi, ekonomilerin sürdürülebilmesi gibi hayati konularda da en önemli kaynak olarak karşımıza çıkmaktadır. Rusya'nın enerjideki tekel konumu ve AB'nin bu bağımlılığa karşı çözüm arayışları, Hazar Bölgesi'nin bu arayışta ne kadar önemli rol oynadığı, Rusya için Hazar Bölgesi'nin ne gibi önem taşıdığı; Türkiye, AB ve Hazar Bölgesi ülkelerinin Rusya'nın baskılarından kurtulabilmek için ortaklaşa hayata geçirmeye çalıştıkları projeleri ve bunlara karşı Rusya'nın hamleleri bu tezin içeriğinde yer alan konular arasındadır. Hazar Bölgesi bir Ortadoğu potansiyeli taşımamakla birlikte, AB'nin Rusya'ya olan bağımlılığının bir nebze azaltılabilmesi için önemli bir yeri vardır. Bu noktada AB ve Türkiye arasındaki ilişkiyi Türkiye'nin ne şekilde kullanacağı da önemlidir. Önümüzdeki yıllarda bu konu üzerinde araştırma yapmak isteyenlere kaynak olması umulmaktadır. Tez, bugüne kadar kaleme alınan kitap, makale, tez ve uluslararası kuruluşların yayımlamış oldukları raporlar ve veriler ışığında hazırlanarak okurlara sunulmuştur.

EnerjiEnerji kaynaklarıHazarlar+1
Atakan Acar
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Jeopolitik kayma kavramı çerçevesinde Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu'nun Arktik bölge politikaları

Bu çalışmada son yıllara kadar uluslararası ilişkiler gündeminde marjinal konumda olan Arktik bölgesinin değişen jeopolitik konumu jeopolitik kayma çerçevesinde ele alındıktan sonra Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu'nun bölgeye yönelik politikaları incelenmiştir. Jeopolitik kayma; coğrafi bölgelerin jeopolitik ve jeostratejik değişimler sonucunda uluslararası politikadaki konumunun değişmesi olarak edilmektedir. Arktik bölgesi; yer altı maden kaynakları, balıkçılık ve dünyada keşfedilmemiş hidrokarbon kaynakları bakımından oldukça zengindir. Arktik bölgesi küresel ısınmadan en fazla etkilenen bölgelerden biridir. Arktik bölgesindeki buzulların erimesi ile birlikte var olduğu tahmin edilen yüksek miktarlardaki hidrokarbon kaynaklara ulaşımın kolaylaşması, geleneksel deniz rotalarına kıyasla zaman ve ekonomik maliyet yönünden daha cazip yeni ulaşım yollarının ortaya çıkması gibi faktörler nedeniyle bölgenin yakın gelecekte jeopolitik önemi artacaktır. Arktik bölgesinin yaşadığı bu jeopolitik kayma sürecinde bölge içi ve dışından birçok uluslararası aktör bölgeye yönelik politikaları güncellemektedir. Çalışma, giriş bölümüyle beraber üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde teorik çerçeveyi, ikinci bölümde Arktik bölgesinin tarihi, coğrafi sınırları ve aktörlerini, üçüncü bölümde ise ABD ve Rusya'nın bölge politikaları incelenmiştir. Sonuç bölümünde de elde edilen veriler neticesinde genel değerlendirmeler yapılmıştır.

Amerika Birleşik DevletleriArktik OkyanusuEnerji+3
Harun Karagöl
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Trakya bölgesinde biyogaz potansiyelinin belirlenmesi

Hızlı nüfus artışına paralel olarak oluşan atık miktarlarında da artış görülmektedir. Günümüzde atıkların bertarafı için kullanılan konvansiyonel yöntemler, bu atıkların çevreye zarar vermeyecek şekilde tekrar kullanımına ya da enerji elde edilmesine uygun olamamaktadır. Son yıllarda, çevrede olumsuz etkilere sebep olabilecek atıkların enerji değerleri dikkate alınmaya başlamış ve enerji elde edilebilecek bertaraf yöntemlerine olan yönelim artış göstermektedir. Trakya bölgesi, nüfusun yoğun olduğu, sanayi, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin iç içe yürütüldüğü, Türkiye için önemli bir coğrafik bölgede yer almakta olup, enerji potansiyeli yüksek katı atık üretimi de fazla miktarlardadır. Bu çalışmada, Trakya bölgesindeki biyogaz potansiyeli, hayvansal atıklar, bitkisel atıklar, arıtma çamurları ve kentsel katı atıklar dikkate alınarak belirlenmiştir. Trakya bölgesinin biyogaz potansiyeli belirlenirken yıl bazındaki Türkiye İstatistik Kurumu (TÜIK) verileri kullanılmıştır. Bu çalışmada, 2010 yılı toplam biyogaz potansiyelinin 203.267,64 m3/gün, 2015 yılı toplam biyogaz potansiyelinin ortalama 243.882,45 m3/gün ve 2020 yılı toplam biyogaz potansiyelinin ortalama 260.776,79 m3/gün olduğu tespit edilmiştir. Sanayileşme ile birlikte hızlı nüfus artışı yaşayan Trakya bölgesinde biyoenerji potansiyeli yüksek atık miktarlarında da artış meydana gelmiş ve biyogaz üretim potansiyeli hızlı bir şekilde artmıştır. Sonuç olarak, tükenmekte olan fosil yakıtların yerine, hem Trakya bölgesinde hem de ülkemiz genelinde yenilenebilir temiz enerji kaynakları içerisinde yer alan biyogaz enerjisi kullanılarak, atıkların en uygun şekilde bertarafı ve ekolojik bir yaklaşım ile enerji elde edilmesi mümkün olabilmektedir.

BiyogazBiyokütleEnerji+1
Elif Cantekin
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Yenilenebilir enerji tüketimi, finansal gelişme ve ekonomik büyüme ilişkisi : Türkiye ekonomisi için asimetrik bir analiz

Türkiye'de 1960-2017 dönemi için yenilenebilir enerji tüketimi, finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi araştırmak için yıllık veriler kullanılmıştır. Yenilenebilir enerji ve finansal gelişmenin yanı sıra teorik ve ampirik literatür dikkate alınarak sermaye oluşumu, işgücü ve ticari dışa açıklık değişkenleri de ekonomik büyüme modeline dahil edilmiştir. NARDL eş bütünleşme sonuçları hem t-istatistiği hem de F istatistiğine göre değişkenler arasında bir asimetrik yada doğrusal olmayan bir eş bütünleşme ilişkisinin varlığını tespit etmiştir. Bu sonuca göre; yenilenebilir enerji tüketimi, finansal gelişme, sermaye oluşumu, işgücü, ticari dışa açıklık ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemde asimetrik bir ilişkinin varlığı söz konusudur. NARDL uzun dönem tahmin sonuçlarına göre; uzun dönemde yenilenebilir enerji tüketiminde meydana gelen artışların ekonomik büyümeyi arttırdığı yine aynı şekilde finansal gelişmede meydana gelen artışların da ekonomik büyümeyi arttırdığı sonuçları elde edilmektedir. Ticari dışa açıklıkta uzun dönemde pozitif yönde meydana gelen artışlar ekonomik büyümeyi azaltırken negatif yönde meydana gelen şoklarda ekonomik büyümeyi azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak ticari dışa açıklık + katsayısı ticari dışa açıklık – katsayısından büyük olduğu için + katsayının etkisi yorumlanır. Bu durumda uzun dönemde ticari dışa açıklığın ekonomik büyümeyi azalttığı sonucuna varılmıştır. Uzun dönemde sermaye artışları ile işgücü artışları da ekonomik büyümeyi arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Toda-Yamamoto nedensellik testi sonuçlarına göre ekonomik büyümeden sermayeye tek yönlü nedensellik bulunmuştur. Finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasında çift yönlü nedensellik bulunmuştur. Ekonomik büyümeden yenilenebilir enerji tüketimine, ekonomik büyümeden toplam nüfusa doğru tek yönlü nedensellik bulunmuştur. Bu nedensellikler anlaşılacağı gibi doğrusal yada simetrik nedenselliklerdir. Hatemi-J asimetrik nedensellik sonuçlarına göre; sermayenin negatif şoklarından ekonomik büyümenin negatif şoklarına asimetrik nedensellik bulunmuştur. Ekonomik büyümenin negatif şoklarından finansal gelişmenin hem pozitif hem de negatif şoklarına asimetrik nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Ekonomik büyümenin pozitif şoklarından iş gücünün pozitif şoklarına asimetrik nedensellik bulunmuştur. Ekonomik büyümenin pozitif şoklarından ticari dışa açıklığın negatif şokuna, ekonomik büyümenin negatif şoklarından ticari dışa açıklığın pozitif şoklarına asimetrik nedensellik bulunmuştur. Ticari dışa açıklığın negatif şoklarından ekonomik büyümenin negatif şoklarına asimetrik nedensellik bulunmuştur. Ekonomik büyümenin pozitif şoklarından kişi başına düşen yenilenebilir enerjinin negatif şoklarına, ekonomik büyümenin negatif şoklarından yenilenebilir enerjinin pozitif şoklarına doğru asimetrik nedensellik bulunmuş olup yenilenebilir enerjinin bütün şoklarından ekonomik büyümenin bütün şoklarına doğru asimetrik nedensellik bulunamamıştır.

Asimetrik etkiEkonomik büyümeEnerji+5
Ömer Sinan Pehlivan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Seçilmiş yüksek-orta gelirli ülkelerde yenilenebilir enerji ve yenilenemeyen enerji tüketiminin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Bir saklı eşbütünleşme yaklaşımı

Enerji, yaşamın sürekliliği ve tüm canlılar için hayati önem taşıyan önemli bir faktördür. Hali hazırda temel ihtiyaçlarımızı karşılaması için gerekli ve ihtiyaç duyulan temel yaşam kaynaklarından biridir. Sanayi devrimi etkisiyle ve artan nüfusla birlikte enerji gerçeğinin farkına varılmıştır. 1973 ve 1979 yıllarında yaşanan petrol kriziyle enerji kavramının önemi artmış ve birçok konuyla ilişkilendirip akademik çalışmalara konu olmuştur. Sürdürülebilir büyümenin temel kaynaklarından biri olan enerji, geleneksel ekonomi akımları tarafından dikkate alınmayarak bir üretim girdisi olarak görülmemiştir. Ancak 1970 yılından sonra yeni bir ekonomi teorisi olan ekolojik iktisat yaklaşımı iktisatçıları enerjiyi ekonomik büyümenin birincil kaynağı olarak görmüşlerdir. Meydana gelen petrol krizleriyle birlikte ekonominin her sektörü için önemli olan yenilemeyen enerji kaynaklarının tükenebilir olması ve ekolojik dengeyi bozması nedeniyle ülkeler enerji politikalarında değişime gidirek tükenemeyen temiz, ucuz ve çevre dostu olan yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmişlerdir. Bu çalışmada yenilenebilir, yenilenemeyen enerji tüketimi ve ekonomik büyüme arasındaki asimetrik ilişki Türkiye, Çin, Peru, Endonezya, Tayland, Kolombiya, Ekvator, Brezilya ve Meksika gibi seçilmiş orta-yüksek gelirli ekonomilerde 1965-2018 dönemi itibariyle analiz edilmiştir. Değişkenlerin logaritmik değerlerinin DF-GLS, KPSS ve Ng-Perron birim kök analizleri yapılmış ve değişkenlerin birinci farkında durağan olduğu tespit edilmiştir. Değişkenler arasındaki uzun dönem ilişkisi yeni nesil testlerden biri olan saklı eşbütünleşme testi kullanılarak analiz edilmiştir. Uzun dönem katsayıları FMOLS tahmincisi kullanılarak, nedensellik ilişkileri de saklı hata düzeltme modeline dayalı asimetrik nedensellik testi ile incelenmiştir. Ampirik analizlerden elde edilen sonuçlar Türkiye ve diğer benzer ekonomiler ile karşılaştırmalı olarak verilmiş, uygun politika önerileri sunulmuştur.

Ekonomik büyümeEkonomik etkiEnerji+5
Servet Kapçak
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

AB enerji güvenliği ve Türkiye'nin bir koridor olarak yeri

1940'lı yıllarda ortaya çıktığı tarihten itibaren enerji bağlamında gelişen Avrupa toplumu, enerji güvenliğini sağlamak amacıyla birçok adım atmıştır. Bu adımlar hem bütünleşme içindeki üye ülkelerin birbirleriyle olan ilişkilerini hem de Avrupa bütünleşmesinin dışında kalan ülkelerle olan ilişkilerini etkilemiştir. Bu çalışmada, Avrupa bütünleşmesinin enerji konusunda yaşanan tarihsel krizlerden hareketle AB'nin enerji güvenliğini sağlama adımları açıklanmıştır. Bunun yanında çalışma, enerji güvenliği bağlamının zaman içinde nasıl değiştiğini açıklamaya çalışmaktadır. AB'nin enerji politikası dönüşümünü açıklamak için enerji güvenliğinin önemli boyutları ve parametreleri tartışılmıştır. Türkiye jeostratejik konumu nedeniyle AB enerji politikalarında ve AB'nin kaynak ülkelerle ilişkilerinde önemli bir yere sahiptir. AB ile Türkiye arasındaki enerji bağlamındaki ilişkiler, 1970'lerde Joseph S. Nye ve Robert O. Keohane tarafından ortaya atılan "Karşılıklı Bağımlılık" çerçevesinde incelenmiştir. Bu noktada iki aktörün ilişkilerinde hem ekonomik hem de siyasi olarak bir maliyetinin var olduğu belirlenmiş ve bunun üzerine önerilerde bulunulmuştur.

Avrupa BirliğiEnerjiEnerji güvenliği+4
Kurtuluş Arslan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sodyum bor hidrürlü bir hidrojen üretim sisteminde farklı kil bazlı katalizörlerin hidrojen üretimine etkileri

Bu çalışmada, destek malzemesi olarak farklı asitlerle modifiye edilmiş sepiyolit ve montmorillonit killeri üzerine Co-B, Co-Fe-B ve Co-Mg-B katalizörleri kimyasal indirgenme yöntemi ile sentezlenmiş ve aktiviteleri sodyum bor hidrürün hidroliz reaksiyonundan hidrojen elde etme ile gerçekleştirilmiştir. Sepiyolit ve montmorillonit killerinin modifikasyonu için asetik asit, hidroklorik asit, borik asit ve fosforık asit kullanılmıştır. Aynı zamanda, kil numunelerinin optimizasyonu için optimum asit konsantrasyonu ve optimum emdirme süreleri belirlenmiştir. Hidrojen üretim deneylerinde, metal miktarı, sodyum borhidrür konsantrasyonu ve sıcaklık parametreleri incelenmiştir. Her iki destek materyali ile asitlerin etkileşimi farklı olmakla birlikte en uygun hidrojen üretim hızları fosforik asitle elde edilmiştir. Aynı zamanda, destek materyali üzerine Co metali yanında Mg ya da Fe metal ilavesi ile de maksimum hidrojen üretiminde artışlar tespit edilmiştir. Gerçekleştirilen işlemler sonucunda elde edilen destekli katalizör numuneleri, X-ışınları kırınımı spektroskopisi (XRD), taramalı elektron mikroskobu, infrared spektroskopisi ve BET yüzey alanı cihazı ile karakterize edilmiş ve yorumlanmıştır. Karakterizasyon çalışmalarında, destekli katalizörlerin yüzeyinde anlamlı değişiklikler gözlemlenmiştir. Seçilen bazı katalizörler üzerinde, kinetik verilerin elde edilebilmesi için 30, 40, 50 ve 60 °C sıcaklıklarında hidroliz işlemleri gerçekleştirilmiştir. Kil destekli katalizörler kullanılarak sodyum borhidrürün hidrolizinden hidrojen üretimine ait aktivasyon enerjileri hesaplanmıştır. Montmorillonit destekli Co-B, Co-Fe-B ve Co-Mg-B katalizörleri ile elde edilen aktivasyon enerjileri sırasıyla 49.5, 38.90 ve 52.3 kJ/mol olarak bulunmuştur. Aynı zamanda, sepiyolit destekli Co-B, Co-Fe-B ve Co-Mg-B katalizörleri ile elde edilen aktivasyon enerjileri sırasıyla 21.4, 43.83 ve 38.21 kJ/mol olarak bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Co-B, Co-Fe-B. Co-Mg-B, destek materyal, hidrojen, modifikasyon

EnerjiHidrojenKatalizörler+1
Nuran Selvitepe
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkmenistan ekonomisi için etkin ve önemli sektörlerin belirlenmesi

Hidrokarbon rezervleri yönünden zengin olan Türkmenistan, 1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra bağımsızlığını kazanmıştır. Ülkenin SSCB'den ayrılma kararı aldığı günden bu yana ihracatının önemli bölümünü oluşturan doğal gaz ve petrol sektörünün geliştirilmesinde çeşitli adımlar atılmıştır. Özellikle kaliteli ve büyük doğal gaz rezervlerine sahip olan Türkmenistan, enerji sektöründe üretim ve ihracat potansiyeline sahiptir. Tek pazara bağlı kalmanın olumsuz neticelerini tecrübe eden Türkmenistan, Rusya'ya yeni alternatif arayışına başlamış, Çin, İran, AB ülkeleri ve Hindistan ile dengeli ilişkiler kurmuştur. Kanıtlanmış doğalgaz rezervi bakımından %10,1 oranı ile dünyada dördüncü sırada yer alan Türkmenistan, büyük pazarlara doğal gaz ihraç etmek amacıyla boru hattı projeleri geliştirmiştir. Bu projelerin bazıları halen yapım aşamasında iken, bazıları faaliyete geçmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkmenistan, Enerji, Doğal Gaz, Petrol, Tarım, Pamuk, Enerji İlişkileri, Türkiye Türkmenistan bağımsızlıktan önce tarım ülkesi olmasından dolayı, bağımsızlıktan sonrasında da tarım sektörü ve tekstil sanayisinin gelişmesi amacıyla çalışmalar başlatmıştır. Türkmenistan dünyada büyük bir pamuk üreticisi olarak tanınmaktadır. Ülkenin toprak özellikleri ve iklim koşulları nedeniyle pamuk üretimine elverişli olması ülkede pamuk üretilmektedir. Pamuk üretimi, ülke içerisinde ekonomiye katkı ve istihdam sağladığından yoğunluk artmıştır.

EkonomiEkonomi politikalarıEnerji+4
Ayjemal Yazyyeva
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Güneş enerjisinin Siirt ilinde uygulanabilirliği: Çevresel ve ekonomik etkilerinin incelenmesi

Bu çalışma, bir örnek kullanarak Siirt ilinin güneş enerjisi potansiyelini değerlendirerek, bölgede yapılacak GES yatırımlarının uygulanabilirliğini ekonomik ve çevresel boyutlarıyla incelemektedir. Çalışmada, literatür taraması yapılarak benzer projeler analiz edilip güneş enerjisi sektöründeki bazı firmalarla yapılan temaslar doğrultusunda veriler toplanmıştır. Ayrıca faiz yatırımı ve GES yatırımı arasında bir karşılaştırma yapılmıştır. GES yatırımındaki anaparanın faize yatırılması durumunda, yıllar boyunca birikimli birleşik faizle anaparanın kaç katına çıkacağı incelenmiştir. Reel faizler ve amorti süresi arasında negatif bir ilişki olduğu ve faizler ne kadar düşük olursa, amorti süresinin uzaması durumunda bile GES projelerinin daha kârlı olabileceği tespit edilmiştir. Daha sonra, Siirt ili için varsayımsal bir 10 yıllık GES fizibilite analizi gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizde 1 MW'lık bir GES yatırımının yaklaşık 4 yılda kendini amorti edebileceğini ve uzun vadede kâr sağlayabileceğini göstermektedir. Analizdeki çevresel etkiler değerlendirildiğinde, güneş enerjisi kullanımı sayesinde bölgedeki karbon salınımının önemli ölçüde azalacağı konusunda veriler elde edilmiştir. Termik santrallere kıyasla yıllık yaklaşık 1.499.572,6 kg CO₂ emisyonunun önlenebileceği öngörülmektedir. Bu durum, Siirt'in sürdürülebilir kalkınmasına ve yeşil ekonomiye geçiş sürecine katkı sağlayacaktır. Sonuç olarak, bu çalışma ile Siirt'in güneş enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesinin hem ekonomik hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından bir fırsat sunduğunu göstermektedir. Bu çalışma, Siirt'in yenilenebilir enerji potansiyelini değerlendirmek isteyen araştırmacılar ve yatırımcılar için önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.

EnerjiEnerji kaynaklarıEnerji santralleri+2
Kübra Aksünger
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00

Related subjects