Çevre koruma
Bu konu başlığı altında 87 tez
Beş yıldızlı otel işletmelerinde çevre korumaya yönelik uygulamalar: İstanbul örneği
Turizm endüstrisi varlığını çevreye borçlu olan endüstrilerdendir. Turizm faaliyetlerinin yapılabilmesi, çevrenin uygunluğuna bağlıdır. Bozulmuş veya tahrip edilmiş bir çevrede turizm faaliyetlerinin yapılması söz konusu değildir. Bazı noktalarda çevrenin çekiciliği turizm hareketinin kaynağını oluşturmaktadır. Bu yüzden çevrenin turizme girdi olarak değerlendirilmesi yanlış olmayacaktır. Bundan dolayı konaklama işletmeleri için çevre konusu önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı İstanbul'da faaliyet gösteren 5 yıldızlı otel işletmelerinin çevre koruma uygulamalarını benimseme ve uygulama durumlarını saptamak, bu uygulamaların işletmelere sağladığı faydaları ortaya koymak ve elde edilen sonuçlardan hareketle çevre koruma uygulamalarına ilişkin otel yöneticilerine öneride bulunmak amacıyla yapılmıştır.
Grafik tasarımda çevreci ve yenilikçi yaklaşımlar
Günümüzde tüketim ekonomisi toplumun tüketim alışkanlıklarını olumsuz yönde etkilemektedir. İhtiyaç dışı tüketimle paralel olarak üretim aşamalarında kullanılan enerji ve malzemenin gereksiz harcanması ve artan tüketimle oluşan atıklar doğaya zarar vermektedir. Doğal kaynakların gün geçtikçe azalması ve doğaya verilen zarar bu tezin problemi olarak belirlenmiştir. Bu problemi temelden ele aldığımızda aşırı tüketim alışkanlığının başlangıcının henüz ürünün tasarım aşamasında olduğu görülmektedir. Aşırı tüketim alışkanlığının minimalize edilmesi adına ilk adım ise sürdürülebilir tasarımı hayatın her alanında uygulamaya geçirmemiz olacaktır. Sürdürülebilir tasarım, üretim ve tüketim aşamalarında çevreye verilen olumsuz etkileri en aza indirirken, verimliliği en üst düzeye çıkarmayı amaçlayan tasarım olarak ifade edilebilir. Bu tasarım modeli; verimliliği en üst seviyeye çıkartırken, ihtiyaç dışı tüketim ve bununla paralel olarak doğada yaratılmış olan tahribatı grafik tasarım alanında uygulanabilecek çevreci yaklaşımlarla ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Günümüzde insan kitlelerini etkilemenin en geniş ve kapsamlı yollarından biri televizyon ve sosyal medyada gösterilen reklamlardır. Bu reklamlar sayesinde kurumsal firmaların doğaya, sürdürülebilir yaşama ve kurumsal kimliklerine katkıları ortaya koymak bu tezin amacını oluşturmaktadır. Tezde farklı başlıklar altında çevreci grafik tasarım uygulamaları üzerinden örnekler verilmiş ve mevcut yaklaşımların geliştirilmesine ek olarak yenilikçi çözüm araştırmaları yapılmıştır. Doğal kaynakların zarar görmesini ve yok olmasını önlemek adına toplumsal bir bilinç yaratmak, mevcut bilinci destekler nitelikte fikirler oluşturmak ve bu konuya daha fazla dikkat çekerek farkındalığı artırmak açısından çalışma, literatürdeki boşluğu doldurmak adına büyük bir öneme sahiptir. Grafik tasarım alanındaki çalışmaların bu bilinçle yaratılması, çevreci uygulamalara katkı sunması ve toplumsal farkındalığı artırması çalışmanın önemini ortaya koymaktadır. Bu sınırlar çerçevesinde tasarımda etkin rol oynayan farklı alan temsilcileri olarak grafik tasarımcılar, endüstri ürün tasarımcıları ve moda tasarımcılarının ortak projelerde yer almaları çevreci yaklaşım ve yenilikçi fikirlerle ilişkileri irdelenerek, tasarım çatısı altındaki farklı disiplinlerin ortaklığının çevreci tasarıma ve nitelikli grafik tasarım materyallerine olumlu etkilerine değinilecektir.
İstanbul'da ulaşımın su havzaları üzerindeki etkilerinin mevzuat ve uygulamalar açısından incelenmesi
Tez çalışmasında; İstanbul sınırları içerisinde yer alan su havzalarında yapılmış ve yapılması düşünülen ulaşım planlamalarının çevresel etkileri Terkos, Büyükçekmece, Alibey, Sazlıdere, Elmalı, Ömerli ve Darlık baraj havzaları tek tek ele alınarak her bir baraj havzası açısından irdelenmiştir. Tezin birinci bölümünde konuya giriş yapılmış tezin amacı ve yöntemi ortaya konulmuştur. İkinci bölümde ulaşım planlamasının çevresel etkileri, ulaşım kentleşme ilişkisi, sürdürelebilir ulaşım, ulaşım planlamasının amaç, kapsam, çevresel etkileri ve su havzalarında ulaşım uygulamalarının etkileri irdelenmiştir. Üçüncü bölümde havza planlaması ve yönetiminin tarihsel gelişim süreci, havza planlamasının amaç, kapsam ve hedefleri, havza planlamasının yasal çerçevesinin değerlendirilmesi, Dünyada ve Ülkemizde su havzalarının korunması için uygulanmakta olan plan, kanun ve yönetmelikler incelenmiştir. Dördüncü bölümde İstanbul içmesuyu havzalarının her birinin (Terkos, Büyükçekmece, Alibey, Sazlıdere, Elmalı, Ömerli ve Darlık) ekosistem özellikleri, havzalardaki arazi kullanımı, mevcut ulaşım aksları ve özellikleri, havzanın plan ve yönetmeliklerdeki yeri incelenmiştir. Beşinci ve altıncı bölümde ise durum değerlendirilmiş, yapılan tespitler sonucunda konu ile ilgili öneriler sunulmuştur. Dünya'da ve Türkiye'de su havzalarının korunmasındaki en büyük tehdidin kentleşme olduğu tespit edilmiştir
Removal of anti-inflammatory micropollutants in wastewater treatment plants
This research focuses on the assessment of removal potential of non-steroidal anti-inflammatory drugs (NSAIDs), frequently used non-prescribed drugs (i.e., diclofenac, ibuprofen, naproxen, ketoprofen, mefenamic acid and indomethacin) to treat the symptoms of pain and inflammation, in wastewater treatment plants (WWTPs). NSAIDs enter into the ecosystem mainly from wastewater treatment plants and they are potential toxic compounds in the receiving environments. This research has preceded with the determination of seasonal change during a year in the influent stream of two wastewater treatment plants. Removal efficiencies of the targeted NSAIDs were assessed in two different wastewater treatment plants and mostly detected anti-inflammatory micropollutants (i.e., ibuprofen, naproxen, diclofenac) were determined. For this purpose, composite samples (24-hour) were taken from two biological wastewater treatment plants located in the Marmara Region to screen NSAIDs' behavior during one year to characterize seasonal changes. NSAIDs' concentration in both influent and effluent of wastewater treatment plant have been measured and their removal efficiencies have been investigated. Apart from the seasonal variations, hourly samples were also taken in the summer (2-hour composite samples) to characterize their hourly variations. In order to evaluate yearly variations of NSAIDs in the sampled wastewater treatment plants, composite samples in the summer season were also repeated and analyzed after one year. Ibuprofen and naproxen concentrations have been observed at higher concentrations than the other micropollutants during four seasons in both of the wastewater treatment plants. Influent concentrations of ibuprofen and naproxen in the WWTP-1, which possess a UV disinfection unit, changed between 3-22 µg/L and 8-12 µg/L respectively. Moreover, their removal rates have been recorded higher than 93% and 96%. Influent concentration of ibuprofen and naproxen in the WWTP-2 have been detected as 5-9 µg/L and 8-17 µg/L, respectively. However, a decrease in the removal rate of ibuprofen and naproxen was observed in autumn and spring season in WWTP-2. Diclofenac concentrations observed in two WWTPs were relatively similar. The concentration of diclofenac in WWTP-1 and WWTP-2 was recorded as 0.4-1 μg/L and 0.2-1 μg/L, respectively. However, removal rate for diclofenac were ranged between 0-34% in both of the WWTPs. The influent concentration of ketoprofen were observed between 0.8-2.5 μg/L in both of WWTPs. High concentrations of ketoprofen were determined in autumn season. Removal rate of ketoprofen calculated between 0-70% in both WWTPs. Indomethacin and mefenamic acid could be measured in the range of nanogram. Influent concentration of indomethacin was measured as 30-110 ng/L in WWTP-1, and 20-120 ng/L in WWTP-2. Mefenamic acid concentration was 5-60 ng/L in WWTP-1 and 12-50 ng/L in WWTP-2. While indomethacin might be slightly removed in the autumn and spring seasons in WWTP-2, removal rate in summer was calculated a bit higher in WWTP-1. Mefenamic acid removal was not observed in both WWTPs. According to the results obtained with 2-hourly composite samples during a day, ibuprofen and chemical oxygen demand (COD) influent concentration profiles were similar. A similarity with the COD concentration profile and diclofenac concentration profile was not observed. A correlation analysis was performed between micropollutants and conventional parameters to determine if there is a correlation between these NSAIDs and conventional parameters in terms of influent concentrations as well as removal efficiencies. It was determined that the influent concentrations of diclofenac, indomethacin and naproxen were correlated with the influent concentrations of total suspended solids (TSS) and volatile suspended solids (VSS) parameters. Correlation evaluations were performed between concentrations of conventional parameters and NSAIDs. Moreover, correlations between the loads of these pollutants were also investigated. According to correlation analyses performed between the NSAIDs and conventional parameters based on influent loads of these parameters, a high correlation with COD and soluble COD (SCOD) parameters and NSAIDs have been determined. Moreover, naproxen and ketoprofen had positive correlation with all of the investigated conventional parameters. In terms of concentrations of NSAIDs and conventional parameters' concentrations, a correlation was observed for the naproxen concentration and TSS content in the influent wastewater. Thus, the amount of solid matter and especially COD and SCOD content of the wastewater may reflect some predictive information about the micropollutants loads. Based on the removal efficiencies, there was a positive correlation between naproxen, ibuprofen removal efficiencies and nitrogen, SCOD, TCOD removal efficiencies. Additionally, there was a correlation between SCOD and diclofenac removal efficiency. In the second part of this study, a fill and draw reactor was operated and fed with acetate with a sludge retention time of 20 days. The individual as well as synergic toxicity effect of diclofenac, ibuprofen and naproxen were investigated respirometrically. According to respirometric analyses, a decrease in the growth rate of heterotrophic biomass was determined as a result of the culture amendment with these selected micropollutants. Results reflected that the presence of these NSAIDs decreased the oxygen uptake rate and specific growth rate on readily biodegradable substrate. Respirometric analyses were carried out with the culture amendment with 500 μg/L of NSAIDs (individually and as a mixture) to investigate potential toxic effects on microbial community. It was observed that exposure to NSAIDs changes metabolic structure of biomass (i.e., specific growth rate). In the presence of 500 µg/L of ibuprofen, naproxen and diclofenac the calculated heterotrophic specific growth rates were 3.489, 2.999, and 3.049 day-1, respectively. Higher decrease in the specific growth rate was observed when the biomass was amended with diclofenac and naproxen. Whereas, biomass amendment with ibuprofen resulted in a decrease from 3.66 to 3.489 day-1 The highest drawback effect was observed when diclofenac and ibuprofen were introduced together. Diclofenac was determined as the most effective and ibuprofen was detected as the least effective NSAID on the microbial culture.
Ecocriticism: A study of the relationship between literature and the physical environment in prodigal summer and flight behaviour By Barbara Kingsolver and The Jungle and The Oil By Upton Sinclai̇r
A duality-based epistemology raises human to a more specific status by separating it from the universe and, takes it to the top of nature hierarchically with the Cartesian thought. The place of the human in nature will be examined in Upton Sinclair's The Jungle and Oil! and Barbara Kingsolver's Prodigal Summer and Flight Behavior. It will be examined in the light of postmodernism how these two authors discuss the subjects such as ecological equilibrium, deep ecology, environmental concern, ecofeminism, capitalism, and socialism in their works. In the early ages of literature, in his work The State, Plato argues that the world of thought proceeded from the cave civilization and it is still defended as a quite logical theory in the conditions of the 21st century. In the Middle Ages, Thomas More refused to follow this cave civilization, so-called having blinders on the desires, by creating a utopian world in which people have everything they want. It is the society itself making them worthless and excluded just as what constitutes all sociological values is the individuals of the society. By the quotations from works by different authors, it will be supported how the religion is exploited and how the women's rights are abused. It will be discussed in detail how postmodernism is reflected in literature and social life and how it differs from modern society. It will be implied how "The American Dream", one of the greatest symbols of capitalism, is placed in the postmodern literature.
Çevre korumasında idari denetim mekanizmaları ve etkinlik sorunu
Günümüz dünyasında çevre sorunları ve bu sorunlara çözüm arayışları gündemdeki konuların başında yer almaktadır. Çevresel problemlerin belirgin bir şekilde artmasını sağlayan faktörler, çevre korumada yararlanılan araçların güncellenmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Dünya genelinde çevre sorunlarının giderek büyümesini önleyebilecek ve çevre koruma anlayışının kazandırılmasını sağlayabilecek etkili araçlardan birisi de çevre denetimlerinin gerçekleştirilmesidir. Çevresel denetim, çevre sorunlarının ve bozulmalarının önlenebilmesi için oluşturulan bir çevre yönetim sürecidir. Çevre sorunlarının artışıyla birlikte çevre korumada kullanılan araçlardan biri de, idari yaptırımlardır. Bu bağlamda, çevre korumayı kendisine amaç edinen merkezi ve yerel idare teşkilatların idari yaptırımları çevreye zarar verebilecek davranışların azalmasına neden olacaktır. İdari yaptırımların, kontrollerin ve denetimlerin istikrarlı bir şekilde yapılması, bireylerin çevre koruma bilincinin artırılması, çevreye verilen zarar sonrasında gerçekleşecekler hakkında bilgilendirmelerin yapılması ve farkındalıkların oluşturulması çevrenin etkin bir şekilde korunacağını belirtmektedir. Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde, kavramsal ve kuramsal düzenleme oluşturularak çevre ile ilgili kavramlara değinilmektedir. İkinci bölümde, idari denetim boyutuyla çevre korumada etkinlik sorunu ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde de, ülkemizdeki çevre koruma ve idari denetim mekanizmalarına yer verilerek, sonuç ve değerlendirme yapılarak önerilerde bulunulmaktadır. Bu doğrultuda, çalışmada çevre koruma göz önünde bulundurularak, idari denetim mekanizmalarının etkinliği saptanmaya çalışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çevre, çevre koruma, çevre denetimi, idari denetim, idari yaptırım, etkinlik, caydırıcılık.
Çevre bilincinin yeşil ürün satın alma davranışı üzerindeki etkisi: Bursa örneği
Çevre kirliliği yirminci yüzyılın son çeyreğinden sonra üzerinde durulan konuların başında gelmektedir. Çevre kirliliğinin asgari düzeye düşürülmesi için gerek ülkemizde gerekse de diğer dünya ülkelerinde önemli adımlar atılmaktadır. İnsanlarda çevre bilincinin oluşturulması için çevreye karşı duyarlı tüketicilerin artırılmasına ve ürün satın alma aşamasında çevre dostu/yeşil ürünlere yöneltilmektedir. Benzer şekilde üretim yapan işletmeler de bu doğrultuda yeşil pazarlamaya doğru yönelmektedir. Çevreye karşı duyarlılığın tespiti ve bu doğrultuda pazarlama faaliyetlerinin şekillendirilmesi büyük öneme sahiptir. Bu çalışmada öncelikle çevre bilinci ile ilgili konular olan çevre sorunları, toprak, su, gürültü vb. çevre kirlilikleri ile ilgili konulara yer verildikten sonra çevre etiği, çevre eğitimi, çevre eğitiminin amaç ve esaslarına, çevre koruma modellerine ve insan ile doğa arasındaki etkileşim ele alınmıştır. Son olarak yeşil pazarlama ile ilgili konulardan olan yeşil pazarlama stratejilerine, pazarlama karmasına, yeşil reklam, yeşil satın alma davranışı, yeşil işletmecilik ve işletmeleri yeşil ürün geliştirmeye yönelten sebepler üzerinde durulmuştur. Araştırmanın uygulama bölümünde ise, çevre bilincinin yeşil ürün satın alma davranışına olan etkisi Bursa ili örneği üzerinden ele alınmıştır. Araştırmaya katılım sağlayan kişilerin çevre bilinçlerinin yeşil ürün satın alma davranışı üzerinde pozitif etki olup olmadığı ve çevresel duyarlılık boyutlarının yeşil ürün satın alma davranışına etkisinin olup olmadığı incelenmiştir. Bu iki hipotez incelendiğinde, katılımcıların çevre bilinçlerinin yeşil ürün satın alma davranışı üzerinde etkisinin anlamlı ve zayıf bir etki söz konusu iken, çevresel duyarlılık boyutlarının yeşil ürün satın alma davranışı üzerinde pozitif yönlü anlamlı bir etkinin olmadığı saptanmıştır.
Fen bilimleri öğretmenlerinin yaygın çevre eğitimi hakkındaki görüşleri ve yaygın çevre eğitiminin çevre bilinci üzerine etkisinin araştırılması
Bu araştırmanın amacı, fen bilimleri öğretmenlerinin yaygın çevre eğitimi hakkındaki görüşlerini araştırmak ve yaygın çevre eğitiminin çevre bilinci üzerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Aksaray iline bağlı devlet ortaokullarında görev yapan 43 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada, zayıf deneysel desenlerden statik grup karşılaştırmalı desen (sontest denkleştirilmemiş gruplu desen) kullanılmıştır. Fen Bilimleri öğretmenlerinin yaygın çevre eğitimi hakkındaki görüşlerini belirlemek için görüşme formu uygulanmıştır. Elde edilen veriler tablolar halinde görselleştirilip yorumlanmıştır. Yaygın çevre eğitimi faaliyetlerine katılan öğretmenler deney grubu, katılmayan öğretmenler ise kontrol gurubu olarak kabul edilmiştir. Uygulanan görüşme formunun ilk bölümü olan "çevre bilgisi-bilinci- duyarlılık düzeyleri" bölümünden alınan puan ortalamaları arasında anlamlı farklılık olup olmadığı non-parametrik testler ile tespit edilmiştir. Fen Bilimleri öğretmenlerinin yaygın çevre eğitimine katılmalarının çevre bilinci düzeylerine olumlu etkide bulunduğu tespit edilmiştir. Yaygın çevre eğitimine katılan öğretmenlerin okul içi ve okul dışı çevre etkinliklerine daha fazla önem verdiği tespit edilmiştir. Yaygın çevre eğitimini alan öğretmenlerin çevre sorunları ve çevre korunması hususunda daha duyarlı davrandıkları belirlenmiştir. Öğretmenler, yaygın çevre eğitimine ihtiyaç duyduklarını belirtmişlerdir. Görüşme formundaki maddelere verilen cevaplar incelendiğinde çevre eğitimi konusunda öğretmen eksikliklerinin ve ihtiyaçlarının olduğu desteklenmektedir.
Ortak kaynakların yönetişimi: Kaş-Kekova Bölgesi'nin politik ekolojisi
This thesis analyzes the problems associated with marine resource access and its governance from a political ecology perspective. Taking the political ecology literature on environmental regulation in Turkey as a departure point, the argument that the Turkish state is unwilling and/or incapable to ensure environmental protection is followed. The thesis investigates the relevance of this argument on a given locality and explores how the political ecology of environmental conservation failure manifests and reproduces itself in the Kaş-Kekova case. Kaş-Kekova is a Special Environmentally Protected Area on the southwestern coast of Turkey that faces degradation in its marine environment in terms of biodiversity and pollution. Relying on the fieldwork in which focus group discussions and in-depth interviews with ten local stakeholder groups were conducted, the objective was to find out how these groups position themselves towards five marine conservation options in the Kaş-Kekova region. The information gathered from the field is used to analyze to what extent actors? interests converge and how likely they are to form coalitions with each other based on the pairwise comparison technique of Novel Approach to Imprecise Decision Environments (NAIADE) method. By analyzing this specific case, this thesis aims to contribute to the political ecology literature of Turkey regarding marine resource governance.
Yeni Ekolojik Paradigma Ölçeği (NEP) ile ilgili bir sistematik derleme çalışması
Geçmişten günümüze çevre problemlerinin hızla artması nedeni ile çevreyi koruma farkındalığı oluşmuştur. Bu nedenle çevreye yönelik çok sayıda akademik çalışma mevcuttur. Çevreyi korumada etik davranışlar sergilenmesi gerekliliğinden dolayı çevreye yönelik tutum konusunda çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı uluslarası boyuta çevresel tutumu ölçmek için en çok tercih edilen Yeni Ekolojik Paradigma Ölçeği'nin sistematik derleme çalışmasını yapmaktır. Bu nedenle 2018-2022 yılları arasında Yeni Ekolojik Paradigma Ölçeği'ni (NEP) kullanan araştırmalardan literatür taraması ile 173 çalışma analiz edilmiştir. Analiz sonucunda yıl, yayın türü, ülke, NEP çeşidi, ölçek boyutu, likert tipi, çalışma alanı, demografik değişkenlerle NEP ilişkisi konularına göre dağılıma bakılmıştır. 38 farklı ülkeden alınan örneklerde en çok tercih edilen NEP çeşidi revize edilmiş NEP olmuştur. NEP ölçeğinin çocuklar için uyarlanan çeşidinin kullanımı azdır. 2000 yılında NEP ölçeği revize edilmiş olsa da original NEP ölçeği hala kullanılmaya devam etmektedir. Amerika, Çin ve Almanya ülkelerinde NEP ölçeği kullanımı fazladır. Ölçeğin kullanımı ile ilgili tespit edilen durumlar araştırma içerisinde verilmiştir.
Doğayı savunmak: Cerattepe ve Kirazlı maden karşıtı çevre mücadelelerinin karşılaştırmalı bir analizi
In the last decade, the number of environmental movements that emerged in opposition to the mining projects increased dramatically following the rising pressure of the government, the amendments regarding the mining laws and legislation, and the designation of the new mining areas throughout Turkey. Many of these movements have been organized through similar mobilization strategies like the vigil protests to defend the area; yet, these strategies have substantially changed the ways in which the local actors communicate and ally with each other to sustain the movement. To analyze the organization and mobilization strategies of environmental movements in Turkey, I compare the Cerattepe (Artvin) anti-mining movement with the Kirazlı (Çanakkale) anti-mining environmental movement and question different understandings of environmentalism, its effects on the organization of environmental movements, and the ways in which the local inhabitants are able to forge alliances or not. I argue that when the local actors create a place-based struggle as a part of the organization of an environmental movement it is more likely to sustain grassroots activism through a common ground and diverse alliance like the Cerattepe case. Additionally, the geographical position of the Çanakkale is conducive for the emergence of a new environmentalist group in the province leading to a conflict among different groups of inhabitants. This is why, they could not create a collective identity for a sustainable environmental movement. I name this new environmentalist group as "environmentalism of the urbanite".
Shouldering the burden: Water conservation campaigns and the question of responsibility
This thesis tackles the questions of what water is and why water conservation campaigns blame individual actions for water scarcity while agricultural and industrial uses of water are much more than household use. The two questions are approached through a critical discourse analysis of the existing literature on water and Finish's water footprint campaign called Yarının Suyu. The first part explores the changing meanings of water in society, politics, economics, and the environment, arguing that water is an abstract hybrid with an intrinsic value as the subject in its encounters with others rather than a mere object as a resource or commodity. After establishing various meanings of water to different sets of people, the thesis uncovers why individuals are accused in water footprint campaigns, arguing that such campaigns regard water as a commodity to be profited from in contrast to their claims of water as a right to protect. Engaging with these two broad themes, this thesis criticizes an anthropocentric approach and the binary of nature/culture, arguing that water and society are internally related, transforming and being transformed in their relations. As such, it traces the global water crisis back to humanity, which can only be resolved by people changing their mindsets regarding water from a resourcist one to acknowledging its intrinsic value. The thesis concludes that only if we can change how we value water by not putting the responsibility on individuals and by making production and supply more sustainable, can we solve the water crisis.
Türkiye üniversitelerinin çevre işlevleri ve kentsel gelişmeye katkıları
Bu Araştırma, Türkiye'de üniversitelerin çevre işlevleri ve kentsel gelişmeye katkıları açısından bir çözümlemeyi ve değerlendirmeyi içermektedir. Bu çözümleme ve değerlendirme şu üç ana konuya göre yapılmıştır: (1) Çevre ve Kentlilik Eğitimi, (2) Kent Ortamında Çevrenin Korunması ve Çevre Kirlenmesinin Önlenmesi ve (3) Çevre Duyarlı Örnek Kentsel Oluşumlar. Bu konulara yönelik yapılan çözümleme ve değerlendirmede ise üniversitelerin şu birimleri esas alınmıştır: (1) Araştırmanın örneklem alanını oluşturan 20 (yirmi) üniversitenin Çevre Mühendisliği Bölümleri, (2) Bu 20 üniversite içinde yer alan 6 (altı) üniversitenin Şehir ve Bölge Planlama Bölümleri, (3) Üniversitelerin ?çevre ve kentsel gelişme? ile doğrudan ilgili araştırma ve uygulama merkezleri, (4) ?Çevre ve kentsel gelişme? ile doğrudan ilgili öğrenci toplulukları. Bu birimlerle ?görüşme soru kağıdı?na dayanılarak yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen bilgiler, üniversitelerin kendi web sitelerinde yayımlanan çalışma raporları ve yürütülen öteki çalışmalar araştırmanın altyapısını oluşturmuştur. Elde edilen ve işlenen veriler ve bilgilerden yola çıkılarak önce Türkiye üniversitelerinin çevre ve kentsel gelişme konularındaki varolan durumlarının ve faaliyetlerinin ayrıntılı bir dökümü yapılmıştır. Bunlara dayalı olarak şu iki öbek öneri geliştirilmiştir: (1) Varolan olanakları ve örgüt yapılarıyla Türkiye üniversiteleri çevre ve kentsel gelişme konularında neler yapabilirler? (2) Çevre ve kentsel gelişme yönelimli (veya bilinçli) bir Türkiye üniversite modeli nasıl örgütlenebilir?Anahtar Kavramlar: Üniversite, Çevre Eğitimi, Çevre Kirlenmesi, Çevre Korunması ve Kentsel Gelişme.
Çevrenin korunması açısından yeşil ürün geliştirme stratejisi ve Malatya'daki işletmelerin yeşil ürün geliştirme stratejisine bakış açılarının incelenmesi
Her geçen gün artan nüfusla beraber insan ihtiyaçlarının da artması sonucu doğal kaynakların tükenme noktasına gelmesi, toplumdaki her bireyi zaten sınırlı olan doğal kaynakları daha dikkatli kullanmaya zorlamaktadır. Doğal kaynakları koruma ve çevreye daha az zarar verme isteği yeşil pazarlama anlayışını doğurmuştur. Yeşil pazarlamayla beraber, üretici işletmeler ürün geliştirme stratejilerini çevreye daha az zarar verecek hatta hiç zarar vermeyecek biçimde şekillendirmeye çalışmakta; etiketiyle, ambalajıyla, üretimde kullanılan teknolojisiyle, reklâmlarda verilen mesajlarıyla bütünüyle yeşil ürün geliştirmeye başlamaktadırlar.Bu çalışmada Malatya'da faaliyet gösteren işletmelerin yeşil ürün geliştirme yaklaşımlarına bakış açıları incelenmiştir. Malatya'daki işletmeler ürün geliştirme stratejilerini çevreye zarar vermeyecek biçimde yani yeşil olarak mı tasarlıyorlar, sorusuna cevap aranmıştır.Anahtar Kelimeler: Ürün Geliştirme, Yeşil Pazarlama, Yeşil Ürün Kavramı, Yeşil Ürün Geliştirme, Bütünleşik Yeşil Ürün.
Sürdürülebilir kalkınma temeline dayalı yaşanabilir çevre oluşturulması: Eskişehir Tepebaşı ilçesi örneği
Günümüzde enerjiye olan aşırı talep nedeniyle her türlü enerji kaynağının kullanımı çevresel sorunları da beraberinde getirmektedir. 1992 Rio Konferansı ve 1996 yılında Habitat-2 Kent Zirvesi'nde sürdürülebilirlik ve yaşanabilir çevre oluşumu amaçlarının benimsenmesi günümüzde sürdürülebilir kentsel gelişmenin "ekolojik temele" dayandırılmasını gerektirmektedir. Nitekim tüm bunlar sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir kentsel gelişme kavramlarının günümüz ve gelecek kuşaklar için daha iyi bir yaşam kalitesi, ekonomik ve toplumsal kalkınmayla birlikte çevrenin korunması gerekliliğini beraberinde getirmektedir. Bu amaçla örnek model olarak alacağımız Eskişehir Tepebaşı İlçesi bir rol model olarak tercih edilmektedir. Çalışmada sürdürülebilir kentsel gelişmenin, bilhassa kentsel değişim ile beraberinde getirdiği gelişmenin çevreye zarar vermeyecek şekilde yönlendirilmesi açısından ele alınmak istenmektedir. Tepebaşı İlçe Belediyesi, tüm bu aşamaları gerçekleştirirken küresel ısınmanın en önemli unsuru sayılan karbondioksit emisyonu oluşturmamayı ve sera gazı gibi çevresel sorunlara sebebiyet vermemeyi hedeflemesinden dolayı ülkemizde sürdürülebilir çevre ve kalkınma anlayışına hizmet etmede yol gösterici nitelikte olması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilir Çevre, Sürdürülebilir Kalkınma.
Ekolojik muhafazârlığın imkân ve sınırlılıkları üzerine bir değerlendirme
Ekolojik muhafazakârlık; çevre sorunlarına alternatif çözüm niteliği taşıyan felsefi bir görüş olarak ortaya çıkmıştır. Modernizm ile birlikte insan ve doğa arasındaki etkileşim sonucu çevresel tahribatlar artış göstermiştir. Çevre sorunlarına kayıtsız kalamayan ideolojilerden bir tanesi de muhafazakârlık olmuştur. Moderniteyle birlikte gelen yeniliklere karşı eleştirel tutum, muhafazakârlık ve ekolojiyi aynı paydada birleştirmiştir. Çalışmada "Ekoloji" bilimi tanımlanacak; ekolojinin içerisinde barındırdığı değerler göz önünde bulundurularak farklı ekolojist yaklaşımlar; Derin Ekoloji, Sosyal Ekoloji, Maneviyatçı/Dinsel Ekoloji açıklanacak ve bu sebeple ekolojinin sadece doğa (fen) bilimleri kapsamında değerlendirilmeyip sosyal bilimlerin de bir parçası olduğu kanısına ulaşılacaktır. "Ekoloji" ile "Yeşil Düşünce" arasındaki düşünsel farklılıklar açıklanarak Siyaset Bilimi literatüründeki tarihsel süreç incelenecektir. Ekoloji biliminin, sosyal bilimler içerisinde yer almasıyla birlikte Siyaset Biliminin de araştırma konusu oluşturmuştur. Bu yeni ideolojik oluşum "Ekolojik Muhafazakârlık" olarak literatürde yerini almıştır. Modern dünyanın düşünsel eylemleri sonucunda ortaya çıkan çağdaş siyasal bir ideoloji olan muhafazakarlık; yeniliklere mesafeli bir duruş sergilemekte olup aynı zamanda değişen ve dönüşen değerlere karşı da tedbirli davranılmasına yönelik vurgu yapmaktadır. Ekoloji biliminde modernitenin getirmiş olduğu yeniliklere eleştirel yaklaşılması, muhafazakâr ideoloji ile ekoloji bilimini ortak paydada birleştirmiştir. Bu çalışmada; literatürde yeni bir ideolojik oluşum olan "Ekolojik Muhafazakârlık" konusu, imkân ve sınırlılıklarıyla birlikte açıklanacaktır. Ekolojik Muhafazakârlığın İmkân ve Sınırlılıkları adlı çalışmada tanımlayıcı ve açıklayıcı anlatım yöntemleri kullanılacaktır. Ekolojik Muhafazakârlık; ideoloji ve çevrenin birleşimiyle interdisipliner bir araştırma konusunu oluşturmaktadır. Ekolojik Muhafazakârlığı, çevre sorunlarına alternatif çözüm sunan yeni bir ideolojik oluşum olarak değerlendirmek mümkün olacaktır. Yönetimde Muhafazakâr ideolojinin etkili olduğu İngiltere ve Türkiye'de, çevre politikaları ve çevre çalışmalarında teori ve pratik arasında farklılıklar bulunmaktadır. Teori ve pratik arasındaki bu farklılıklar, yeni ideolojik oluşumun sınırlılıkları kapsamında değerlendirilecektir. Muhafazakâr politikada çevre çalışmaları, günümüz çevre sorunlarının ekolojik bir kriz haline dönüşmesi, ekolojik muhafazakârlığın teori ve pratik arasındaki farklılıktan kaynaklandığını sonucuna ulaşılması yanlış bir tutum olmayacaktır. "Ekolojik Muhafazakârlığın İmkân ve Sınırlılıkları Üzerine Bir Değerlendirme" adlı çalışma, bugünün ve gelecekte yaşanması kaçınılmaz olan çevre sorunlarına alternatif bir çözüm niteliği taşıyan yeni bir ideolojik oluşumun tohumlarından oluşmaktadır. Dün, bugün ve yarının en büyük sorunlarının başında yer alan çevre sorunlarına ideolojiler de kayıtsız kalamamıştır. Muhafazakârlık, modern bir ideoloji olması yönünden bugünün yönetim biçimlerinde de etkili olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Muhafazakâr politikanın hâkim olduğu ülkelerde yapılan çevre çalışmalarının yetersiz kalması, çalışmanın merkezini oluşturmaktadır. Teori ve pratik arasındaki çelişkilere çözüm arayışları; ekolojik muhafazakârlığın başarılı bir düşünsel eylem haline dönüşmesine katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Ekoloji, Muhafazakârlık, Çevre Sorunları, Ekolojik Muhafazakârlık
Çevresel hizmetlerin dönüşümünde 6360 sayılı Yasanın etkisi: Aydın Büyükşehir Belediyesi örneği
Çevre sorunlarının en temel nedeni nüfus artışı ve sanayileşmedir. Sanayi devrimi ve nüfus artışıyla birlikte artan çevre sorunları endişe verici küresel boyutlara ulaşınca 1970'lerden itibaren bir taraftan devletler yasal ve kurumsal düzenlemeler ile diğer taraftan ise sivil toplum kuruluşları organize eylemler yaparak farkındalık oluşturacak adımlar atmaya başlamışlardır. Ülkemizde de aynı adımlar 1970'li yıllarda başlayarak çeşitli düzenlemelerle hayata geçmiştir. Özellikle son yıllarda kamu yönetiminin dönüşümü ve toplumun bilinçlenmesiyle devlet ve vatandaş, çevrenin ve sağlığın korunması ve geliştirilmesi için daha aktif rol oynamaktadır. Çevrenin korunması ve geliştirilmesine yönelik hizmetler insana en yakın kurumlar olan yerel yönetimler kanalıyla gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamda en son 2014 yılında yürürlüğe giren 6360 sayılı Yasa ile 14 il büyükşehir belediyesi yapılarak büyükşehir sayısı 30'a çıkarılmıştır. Kurulan büyükşehirlerden biri de Aydın'dır. Bu çalışmada Aydın ilinde 6360 sayılı Yasa ile yerel yönetimler kapsamındaki çevresel hizmetlerin sunumundaki değişim ve dönüşüm, ortaya çıkan olumlu ve olumsuz etkileriyle incelenmiştir. Aydın Büyükşehir Belediyesi stratejik planı, faaliyet raporları incelenmiş ve Aydın Büyükşehir Belediyesi'nde farklı birimlerde bulunan on bir birim yetkilisiyle yapılan görüşmeler analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular idari, mali ve hizmet boyutlarıyla değerlendirilerek öneriler getirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çevresel Hizmetler, 6360 Sayılı Yasa, Çevre Sağlığı, Büyükşehir Belediyesi.
Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde çevre politikalarının dönüşümü ve Türk işletmelerine etkileri üzerine bir araştırma
Tarihin ilk dönemlerinden itibaren insanoğlu tarafından tahrip edilen çevrede meydana gelen bozulma, sanayi devrimine kadarki dönemde önemli boyutlarda olmamıştır. Ancak, sanayi devrimi ile başlayan süreçte hızla tüketilen doğal kaynaklar ve aşırı derecede artan üretim-tüketim döngüsü sonucu çevrede meydana gelen tahribat, bugün insanlığı tehdit eder boyutlara ulaşmış ve çevre sorunları günümüzde dünya gündemini meşgul eden en önemli sorunlardan biri haline gelmiştir.1970'li yılların başında, sınır tanımaz bir biçimde insanlığı tehdit eder boyutlara ulaşan çevre sorunları karşısında dünya ülkeleri, bu sorunun üstesinden tek başlarına gelemeyeceklerini anlamışlardır. Yaşanan gelişmeler, çevre sorunlarının çözümüne yönelik ortak girişimlerin de miladı olarak kabul edilen Stockholm Konferansı'nın düzenlenmesine zemin hazırlamış ve çevre politikalarının oluşturulmasında ilk ciddi adım atılmıştır.Çevre sorunlarının olumsuz etkilerinin Türkiye'de hissedilmeye başlaması da bu dönemlere rastlamaktadır. Ancak, çevre sorunlarının çözümüne yönelik politikaların oluşturulmaya başlandığı bu dönemi takip eden yıllarda Türkiye'nin sanayileşmekte olan bir ülke oluşu ve oluşturulan çevre politikalarının sadece bir düzenleme olmaktan ileri gitmeyişi gibi sebepler, Türkiye'yi çevre konusunda dünyada yaşanan gelişmelerin gerisinde bırakmıştır. Avrupa Birliği'ne uyum çalışmalarının hız kazandığı son dönemde Türkiye'de çevre politikalarının değişimi ve gelişimi konusunda büyük bir ivme yakalanmıştır.Türkiye'nin, AB'ye uyumu çalışmaları çerçevesinde yürütülen konu başlıklarından biri olan ?çevre? konusunda Avrupa Birliği'nin eksik gördüğü ya da önerdiği değişikliklerin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, gerekli düzenlemeler ilgili kurumlarca yapılırken bu düzenlemelerin hayata geçirilmesinde Türkiye'deki kamu ve özel sektör işletmelerine önemli görevler düşmektedir.AB'ye uyum sürecinde çevre politikalarındaki dönüşümün Türk işletmelerine etkilerinin araştırıldığı bu çalışmada, Türkiye ve AB'deki çevre politikaları ile çevreye duyarlı işletmecilik konuları ele alınmakta olup, devamında İSO 500 listesinde bulunan işletmelerde yapılan bir araştırmanın bulguları yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: Çevre, Çevre Politikası, Avrupa Birliği, Çevre Duyarlılığı, Çevreye Duyarlı İşletmecilik
İsteğe bağlı çevresel maliyetlerin işletme giderlerine etkisi ve bir uygulama
Dünya nüfusunun hızla artması ve sanayileşme başta olmak üzere birçok neden doğal kaynakların azalmasına ve çevre kirliliği sorunlarına yol açmıştır. Bu sorunların ortaya çıkması işletmelerin çevresel kirliliğe daha duyarlı olmaları gerekliliğini de beraberinde getirmiştir. Çünkü işletmelerin çevreye zarar verdiği bir gerçektir. Global anlamda bu sorunun çözüm yolları araştırılmaya başlanmıştır. Bu çözüm yollarının başında ise işletmelerin faaliyetleri sonucu oluşan zararlı atıkların yok edilmesi veya geri dönüşümünün sağlanması gelmektedir.Bu çalışmada işletmelerin maliyetleri düşürme kaygısı ile önemsemediği isteğe bağlı çevresel maliyetlerin işletme giderlerine olan olumlu etkisi üzerinde durulmuştur. Veri olarak Bilim İlaç Sanayi Ve Ticaret A.Ş.'nin yatırımları veri olarak alınmış. Çalışmada, ilk etapta yüksek maliyetler sebebiyle yapılmak istenmeyen yatırımların aslında uzun vadede şirket giderlerine olumlu etkide bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: İsteğe Bağlı Çevresel Maliyetler, İşletme Karlılığı, İşletme Giderleri.
Ankara Saraçoğlu Mahallesi tarihsel çevre çözümlemesi korunması ve örnek yapı bloğu restorasyonu
Bu çalışmada, Modern mimarlık mirasının Ankara'daki önemli örneklerinden olan Saraçoğlu Mahallesi'nin bu miras kapsamında korunması ve yaşatılması için, detaylı çevresel ve yapısal analizleri yapılmış, koruma karar ve uygulamaları irdelenmiş, karşılaşılan problemlere yönelik çözüm önerileri verilmiştir.Konutları, sosyal kültürel hizmet birimleri ile oluşturduğu bütünlükle modern mahalle görünümünde tasarlanan Saraçoğlu Mahallesi'nde yapılan kentsel çevre analizinde mevcut veriler değerlendirilip belgelenmiş ve sorunlara yönelik çeşitli çözümler önerilmiştir.Mahallede yapılan yapı analizinde Modern toplukonut örnekleri olan konut blokları ve kamu yapılarının mimari ve yapısal özellikleri incelenmiştir. Konut bloklarının, plan tip ve özellikleri, cephe, malzeme, strüktür özellikleri belgelenirken, yapısal bozulma nedenleri belirlenerek bunlara yönelik çözüm önerileri getirilmiştir. Bu bağlamda mahallede en göze çarpan A tipi plan özelliğine sahip bir konut bloğunun 93 (1).Cadde 5'nolu konut) rölövesi çizilmiş, restitüsyon ve restorasyon önerisi verilmiştir. Tek konut örneği için verilen bu öneriler, mahallede ortak mimari ve yapısal özellliklere sahip tüm konutlar göz önüne alınarak oluşturulmuştur. Bu öneriler, mekanlara, mimari elemanlara ve malzemelere yönelik yapılacak müdahaleleri ve bu uygulamaların devamlılığı için gerekli periyodik bakım şartlarını içermektedir.Ankara Kızılay kent merkezinde, yakın geçmişe tanıklık etmiş olan Saraçoğlu Mahallesi'nin bir kültür varlığı olarak korunması ve heyecan verici potansiyelleri ile kent merkezine katılarak yaşatılması amacıyla yapılan bu çalışmanın, gelecek kuşaklara ışık tutacak bir kaynak olması hedeflenmiştir.Anahtar Kelimeler: Modern Ankara, Saraçoğlu Mahallesi, Modern Mimarlık Mirası, Koruma.
Ihlara (Kapadokya) özel çevre koruma bölgesi ve yakınçevresi örneğinde koruma kullanma dengeli planlamaların oluşturulmasında kriterlerin saptanması
oz DOKTORA TEZİ IHLARA (KAPADOKYA) ÖZEL ÇEVRE KORUMA BÖLGESİ VE YAKIN ÇEVRESİ ÖRNEĞİNDE; KORUMA-KULLANMA DENGELİ PLANLAMALARIN OLUŞTURULMASINDA KRİTERLERİN SAPTANMASI Ömer GULKAL ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ PEYZAJ MİMARLIĞI ANABİLİMDALI Danışman: Prof. Dr. Erdoğan GÜLTEKİN Yıl. 1999, Sayfa 212 Jüri: Prof. Dr. Erdoğan GÜLTEKİN Prof. Dr. Türker ALTAN Prof. Dr. Hayran ÇELEM Aksaray İli sınırlan içerisinde ve İlin 25 km güneydoğusunda, 34° 16' enlem, 3 8° 15' boylamın kesiştiği noktada yer alan Ihlara Vadisi, bu çalışmanın odağım oluşturmaktadır. Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak ilan edilen bölge ise 58 km2 lik bir alanı kaplamaktadır. Doğal ve kültürel değerler açısından büyük bir kaynağa.sahip olan Ihlara Vadisi ve yakın çevresinin doğal yapısını oluşturan jeolojisi, toprak, iklim, hidroloji, flora ve faunası detaylı olarak araştırılmıştır. Bölgenin kültürel yapısını oluşturan tarihi ve arkeolojik değerler, tarım, turizm ve rekreasyon potansiyeli gibi özellikleri de ayrıntılı olarak incelenmiştir. Uzmanlar, yöre halkı, yerli ve yabancı ziyaretçiler olmak üzere 4 hedef grubu üzerinde anket çalışması uygulanmış, kullanımlarla ilgili talep, eğilim ve gereksinimler belirlenmiştir. Araştırmanın koruma ve kullanma açısından iki farklı yönü olması sebebiyle, mevcut alan kullanımlarının koruma ve kullanma ağırlıklı olarak belirlenmesine çalışılmıştır. Bu amaçla yürütülen ikinci anket çalışması, uzmanlar, kamuoyu ve karar mercileri üzerinde uygulanarak, koruma-kullanma kriterleri saptanmış, konuyla ilgili öneriler geliştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; Ihlara (Kapadokya) Özel Çevre Koruma Bölgesi ve yakın çevresinin genelde koruma ağırlıklı olarak kullanılması, daha uygundur. I
Çevre korunması ve pazarlama
ÖZET önümüzdeki yıllarda dünya 'da en çak konuşulacak toplumsal konu "çevre kirliliği" ve bununla bağlantılı alarak "çevre korunması" olacaktır» özellikle 1990' lı yıllar pek çok gazeteci ve yazar tarafından çevre yılları olarak nitelendirilmekltedir. Çevre kirliliğinin önlenebilmesi ve doğanın korunması için kesinlikle disiplinlerarası bir ortak çaba harcanmalıdır. Bu caba içinde, toplumun ihtiyaçları ve yaşam tarzı değiştikçe boyutları genişleyen pazarlamaya da özellikle önemli bir rol düşmektedir. Bu dönemde izlenmesi gereken pazarlama anlayışı Çevresel Pazarlama olmalıdır. Bu anlayışa göre, yeşil tüketicilere ve doğaya saygılı üreticilere dünya 'n m kaynaklarının korunmasında ve çevresel kirliliğin önlenmesinde çok önemli görevler düşmektedir, üretici firmalar, kesinlikle kalıcı bir çevre politikasını benimsemelidirler. Bu politika ile fiziksel çevreye uygun ürünler, doğada çözülebilir veya tekrar kullanılabilir maddelerden mamul ambalaj malzemeleri, ambalajların dönüşümünü sağlamak üzere yapılan depozito uygulaması gibi öğeler planlanmalıdır» Bu çalışmamızda tüketicilerin ve üreticilerin çevre korunması konusunda mevcut durumları ortaya çıkarılmaya çalışılmış ve her iki grup için de somut bazı öneriler geliştirilmiştir. vi i i
Avrupa Birliği CORINE Biyotop Projesi'nin Türkiyede uygulanabilirliği üzerinde bir araştırma
Bu çalışmada, Avrupa Birligi'ndeki doğa koruma bakımından önem taşıyan alanları belirleme amacı ile gerçekleştirilen CORINE-Biyotoplar Projesi'nin Türkiye'de uygulanabilirliği araştırılmıştır. Çalışma yöntemi olarak, sözü edilen projede kullanılan ve mevcut yazılı kaynaklardan bilgi toplamak suretiyle doğa koruma açısından önem taşıyan alanları belirleme esasına dayanan bir yöntem kullanılmıştır, üç aşamada gerçekleştirilen çalışmanın birinci aşamasında, CORINE-Biyotoplar Projesi'nde kullanılan kodların ülkemize uyarlaması yapılmıştır. Bu aşamada ayrıca, ülkemizdeki önemli biyotoplan içeren alanların belirlenmesine de çalışılmıştır, ikinci aşamada, uyarlanan kodlar kullanılarak, elde edilen bilgiler özellikle 5 alan için Standart Alan Biyotop Kayıt FormlanYıa işlenmiştir. Son aşamada ise, saptanan 586 alanın ülke ve bölgeler düzeyinde haritalaması yapılmıştır. Çalışma sonucunda, bazı ayrıntılı çalışmaların yapılması halinde, Avrupa Birliği CORINE - Biyotoplar Projesi'nin Türkiye'de kolaylıkla uygulanabileceği kanısına varılmıştır.
Zeyrek bölgesinde çevre analizi ve koruma modeli örneği
İstanbul'da, geleneksel ahşap evlerin, yoğun bir şekilde bulunduğu, yerleşim alanlarından birisi de, Zeyrek Bölgesidir. Tezimde, konu olarak ele aldığım Zeyrek Bölgesi, bünyesinde her döneme ait, kalıtları taşımaktadır. Fakat, günümüzde bölge, bakımsızlık sürecine girmiştir. Bu süreç, devam ederse, kültürler katmanı Zeyrek de yok olacaktır. Buna, biran önce önlem alınması gerekmektedir. Tezimde ki, asıl amaç da, bütün bu bölge yok olusunu önleyebilmek için, bir koruma modeli önerisi hazırlamaktır» Bunun için de, bölgeyi çok iyi tanımak gereklidir. Tezi, bölüm bölüm özetliyecek olursak; Giriş bölümünde, "Neden, araştırma alanı olarak, Zeyrek Bölgesini seçtim" ve "Neden, bölge için koruma, gereklidir?" sorunlarına, yer verdim. 1.Bölümde, Zeyrek'i daha iyi tanıyabilmek için, bölgenin kent içi konumundan ve sınırlarından bahsettim. Böylelikle, bölgeyi bilmeyen bir kişi, burdaki bilgilerle, kendisini rahatlıkla aydınlatabilir. 2.Bölümde, Zeyrek Bölgesi'nin tarihçesi hakkında bilgi verilmiştir. Bunun yanında, bölgede bulunan anıt eserler tek tek incelenip, yazıya dökülmüştür. 3.Bölümde, bölgede, bulunan yapılarda, bir tiplemeye gidilmiştir. Herbir tipleme hakkında, bilgi verilmiştir. Geçmiş zamanın Zeyrek'inde, hangi kişilerin oturduğu ve nasıl yaşadığı, konularına da yer açılmıştır. 4.Bölümde, günümüz bölgesinde, hangi kişiler oturmakta ve nasıl yasamakta oldukları, anlatılmıştır Bölgeye ya-pılan göç ile bölgeden yapılan göç ve bunların sonuçları hakkında bilgi verilmiştir. Sonuç olarak, bölgede bir anket uygulaması yapılmıştır. Bu anket örneği ile anketin değer lendirilmesi, bu bölümde ele alınmıştır. 5. Bölümde, bölgeye ait, kat yükseklikleri, kullanım, yapım sistemleri ve yapı yerleşim konularında, 1993 tespit leri yapılmıştır. Bu, 1977 ve 1982 tespitleri ile karşılaş tırılmış ve bölgedeki değişim yazılmıştır. 6. Bölümde, bu bölüme kadar yapılan çalışmalar, koruma modeli önerisi için, bir alt çalışmaydı. Tezin asıl amacı olan, koruma modeli ise, 6. bölümde yazılmıştır. Burda, bölge korunması için gerekli, finans, örgütlenmeler ve planlama ilkeleri ele alınmıştır. Bütün bu çalışmamda, tezin yönlendirilmesi görüşlerin den faydalandığım Sayın Prof. Işık Aydemir'e teşekkür etme yi borç bilirim.