Press history
86 theses under this subject heading
Ülkü dergisi (1941-1946) inceleme-indeks
Dergiler, yayımlandıkları dönemin sosyal, siyasi, ekonomik koşullarının anlaşılmasını sağlayan önemli kaynaklar olduğu gibi sanat ve edebiyat alanlarında yönlendirici konumdadır. Basın yayın faaliyetlerinin kısıtlandığı 1940'lar Türkiye'sinde siyasi otoritenin yayın organı görevini üstlenen Halkevleri dergileri bu noktada öne çıkar. Bu bağlamda Halkevi yayınlarına öncülük eden Ankara Halkevi dergisi Ülkü, 1940'lar edebiyat ortamlarının anlaşılması için başvurulması gereken birincil kaynaklar arasında yer alır. Akademik yayınlara bakıldığında Ülkü'nün sıkça farklı disiplinlerde çalışıldığı fark edilmiş olup ikinci serisinin bibliyografyasının hazırlanmadığı görülmektedir. Bu çalışmada derginin üç farklı döneminden Ahmet Kutsi Tecer yönetiminde 1941-1946 yılları arasında yayımlanan 126 sayı "Düşünce Dünyası"; sanat, edebiyat, resim ve müzik odağında "Deneme ve Eleştiri"; hikâye, roman, piyes, şiiri kapsayan türler açısından incelenmiştir. İlgili dönemin çalışılmasında siyasi ve toplumsal olaylar edebiyattan bağımsız tutulamayacağı için süreli yayın farklı yönleriyle ele alınmıştır. Bütüncül kavrayışı kolaylaştıracağı düşüncesiyle "Kronolojik İndeks", "Yazar İndeksi" ve "Tür İndeksi" çalışmaya dâhil edilmiştir. Bu araştırma ile Ülkü'nün kendi dönemine çeşitli açılardan etkilerinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ülkü, Halkevleri, Dergi, Ahmet Kutsi Tecer, 1940
Yeni İnan gazetesinin incelenmesi (1960-1962)
Bu çalışma, Tekirdağ'da yayın yapan Yeni İnan gazetesinde, 1960-1962 yılları arasında yer alan haberleri incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma üç bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde, 1960-1962 yılları arasındaki Yeni İnan gazetesi biçim ve içerik yönünden incelenmiştir. İkinci bölümde 1960-1962 yılları arası Yeni İnan gazetesinde yer alan siyasi haberler incelenmiştir. Üçüncü bölümde 1960-1962 yılları arası Yeni İnan gazetesinde yer alan sosyal, ekonomik, eğitim ve kültür alanlarındaki haberler incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda 1960-1962 yılları arası Tekirdağ'da, yurt içinde ve yurt dışında gerçekleşen olaylar yeral basın penceresinden değerlendirilerek dönemin zihniyeti ortaya çıkartılmıştır.
Siirt Gazetesi'ne göre Siirt'te siyasi, sosyal ve iktisadi hayat (1937-1950)
Bu araştırma; Siirt İlinin 1937-50 yılları arasında siyasi, sosyal ve iktisadi hayatında yaşadığı olaylar üzerine odaklanmıştır. Bu bağlamda ağırlıklı olarak Siirt Gazetesi'nin 1937-1950 yılları arasındaki haberleri referans olarak alınmıştır. Bu haberler kendi içinde sınıflandırılarak Siirt'in siyasi, sosyal ve iktisadi hayatına dair gelişmeler ve değişimler özel başlıklar ile detaylandırılmıştır. Siirt Gazetesi'nin basım aşamasına gelinceye kadar, basının Ülkemizdeki evreleri ve yaşadığı süreçler de ele alınarak yerel basın hayatının temelleri irdelenmiştir. Bahsi geçen yıllar arasında ülke genelinde yaşanan seçimler ve Siirt'ten seçilen milletvekilleri ile bu vekillerin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Siirt adına yaptığı faaliyet ve konuşmalara da yer verilmiştir. Cumhuriyetin kurulması ile başlayan yeni yönetim anlayışının Siirt özelindeki yansımaları ve halkın yaşantısı haber başlıkları ve köşe yazıları eşliğinde incelenmiştir. Bu yıllar arasında Siirt'in bir resmi çekilmiştir. Bu bağlamda İlin siyasi kimliği ve vekilleri ile seçim sisteminin değişmesi ile siyasette yaşanan değişim tespit edilmiştir. İlin halkevleri faaliyetleri ve halkevlerinin bu süreçte üstlendiği misyon ortaya çıkarılmıştır. Bunların yanı sıra İlin Çocuk Esirgeme Kurumu faaliyetleri, İlde yaşanan deprem ve verilen tepkiler, elektrik, radyo ve sinemanın şehre gelişi ve gelişimi ile bu konularda yaşanan sıkıntılar, hayvancılık durumu, kaçakçılık ile mücadele faaliyetleri, şehir kadın faaliyetleri, ulaşım, yol ve kaldırım durumu, milli bayram kutlama programları, tarım ve bağcılık, un fabrikası, posta sıkıntısı, temizlik ile ilgili yaşananlar, il genelinde temininde güçlük çekilen mallar, tren meselesi, Siirt battaniyesi ve kuyuları başlıkları altında İl hakkında detaylı bilgi verilmiştir. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan tarihi doküman analizi tekniği kullanılmıştır. İncelenen konuya ilişkin birinci ve ikinci elden kaynaklar temin edilmiş ve bu dokümanlar analiz edilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda; Siirt İlinin yeni kurulan bir il olması hasebiyle çeşitli sorunlar yaşadığı ve bu sorunları bertaraf etmek üzere kamu-özel işbirliği ile çeşitli faaliyetlerin ve icraatların yapıldığı görülmüştür. Bu vesile ile günümüz Siirt İlinin siyasi, sosyal ve iktisadi manada geldiği noktayı yorumlamak için o günün şartlarının bilinmesi ve incelenmesi bakımından bu çalışma önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Siirt, Siirt Gazetesi, Basın.
Siirt'te basın ve yayın kültürü (1937-2000)
Bu tez çalışması, Siirt'in 1937-2000 yılları arasındaki basın serüvenini hem yazılı hem de sözlü kaynaklar aracılığıyla ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Tezde yalnızca belgelerle yetinilmeyip; dönemin tanıkları olan gazeteciler ve matbaacılarla yapılan sözlü tarih görüşmeleri de birincil kaynak olarak kullanılmıştır. Bu yönüyle tez, yerel tarih yazımı ve basın tarihi açısından özgün bir katkı sunmayı hedeflemektedir. Araştırma kapsamında, Cumhuriyet sonrası Türkiye'de hızla gelişen basın faaliyetlerinin, Siirt özelinde neden nispeten geç ortaya çıktığı ve bu sürecin nasıl bir evrim geçirdiği incelenmiştir. Şehirde yerel basının serüveni, 1937 yılında Mehmet Emin Kılıççıoğlu ve Zeki Şalış'ın öncülüğünde yayımlanan Siirt Gazetesi ile başlamıştır. Bu tez, söz konusu tarihten itibaren Siirt'in merkez ve ilçelerinde yayımlanan tüm gazeteleri ve dergileri teknik altyapısı, içerik çeşitliliği ve toplumsal yansımaları bakımından analiz etmektedir. Tezin birinci bölümü, yapılan sözlü tarih görüşmeleri doğrultusunda şehirdeki matbaacılığın teknik gelişimi, baskı makinelerinin dönüşümü, dizgi süreçleri ve dağıtım yöntemlerine odaklanmaktadır. İkinci, üçüncü ve dördüncü bölümlerde ise, Siirt ilinin merkez ve ilçelerinde yayımlanan gazeteler ve dergiler, yayına başladıkları yıllar, içerik özellikleri, yazar kadroları, yayın süreleri ve kapanış nedenleri ele alınmıştır. Bu bölümlerde kullanılan veriler; Ankara Milli Kütüphane, İstanbul Beyazıt Devlet Kütüphanesi, bazı gazetecilerin şahsi koleksiyonları ve araştırmacının oluşturduğu özel gazete arşivinden temin edilmiştir. Ayrıca Cumhuriyet Arşivi'nden elde edilen resmî belgeler ile döneme ait akademik yayınlar bir araya getirilerek hem yerel hem de ulusal ölçekte bağlam kurulmuştur. İkinci bölümde, 1937-1960 yılları arasında yayımlanan Siirt Gazetesi başta olmak üzere, erken dönem yerel yayınlar tanıtılmış; bu yayınların çıkış nedenleri, teknik imkânları ve içerik politikaları incelenmiştir. Üçüncü bölümde, 1960-1980 yılları arasında artan basın çeşitliliği ve profesyonelleşme eğilimleri bağlamında Mücadele, Siirt'te Son Söz, Adalet ve Batman Sesi gibi gazeteler analiz edilmiştir. Bu dönemdeki haber alma yöntemleri, resmî kurumlarla ilişkiler ve sansür uygulamaları da değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde ise, 1980 sonrası dönemde yaşanan teknik dönüşümler, dijitalleşme süreci ve muhabirlik sistemine geçiş gibi gelişmeler ele alınmıştır. Bu yönüyle elinizdeki tez, Siirt'teki gazete ve matbaa faaliyetlerini tarihsel bağlamda ortaya koymakla birlikte; yerel basının kültürel kimliğin korunmasındaki rolünü, toplumsal hafızanın inşasına katkısını ve iletişim yapılarındaki dönüşüm üzerindeki etkisini de kapsamlı biçimde değerlendirmiştir.
Mütareke dönemi reklamcılık ve ilânât örneği: Alemdar Gazetesi (15 Aralık 1918-31 Aralık 1919)
Alemdar Gazetesi, hem ilk dönemi 1912-1913 yılları arasında hem de Mütareke Dönemi 1918-1922 yılları arasında yazılarıyla ve muhalif kimliğiyle kendinden söz ettiren bir gazete olmuştur. Araştırmacılar, öncelikli olarak Mütareke Dönemi Alemdar Gazetesi'nin basın-siyaset ilişkileri ve Refi Cevat Ulunay'ın siyâsî yazıları üzerinde durmuşlardır. Gazetenin ilân ve reklamcılık politikalarına dair bir değerlendirme ise yapmamışlardır. Bu tez, Mütareke Dönemi Alemdar Gazetesi'nin ilân ve reklamcılık politikalarını değerlendirmeyi amaçlamıştır. Bu çalışma, şu sorulara cevap arar: Dönemin sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik ilişkileri, Mütareke Dönemi Alemdar Gazetesi'nin reklam ve ilanlarına nasıl yansıdı? Dönemin siyâsî yapısıyla yayımlanan ilanlar arasındaki ilişki nedir? Hangi ilân türleri yayımlanmıştır? Bu tez çalışmasının ele aldığı başlıca konular bunlardır.
Türk basın tarihinde Tarsus gazetesi (23 Haziran 1925-22 Mart 1926)
Basının temel görevi, insanların çevresinde olup bitenleri gözlemleyerek, toplumu ilgilendiren gelişmeleri okuyucuya anlaşılır çerçevede sunmaktır. Bu durum aslında insanların kendisini etkileme potansiyeli olan olayları bilme arzu ve ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Temelde il ve ilçeler olmak üzere, bölgesel konuları ele alan yerel basın, bilgilendirme görevini öncelikli olarak yerine getiren kitle iletişim aracıdır. Yerel basın, aynı zamanda yayımlandığı bölge ve ülke gelişimine katkı sağlayan önemli bir iletişim aracıdır. Dolayısıyla yerel basın, demokratik toplumlarda vazgeçilmez konumda bulunmaktadır. Haber verme başta olmak üzere iktidarın denetimi ve kamuoyu oluşturma işlevlerine sahip olması nedeniyle basın, demokratik toplumlarda önemli bir yapı olarak görülmektedir. Yaygın basında olduğu gibi yerel basının da yerel yönetimlerin denetleyicisi olma özelliği vardır. Kentte meydana gelen gelişmeler, belediyelerin çalışmaları, etkinliklerin halka ulaştırılması gibi konularda halkı bilgilendiren yerel basın, diğer taraftan yapılan çalışmaların halk tabanındaki yansımalarını değerlendirir ve gündeme taşır. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra yayın hayatına başlayan Tarsus Gazetesi, Tarsus ve civarında meydana gelen haberleri ele alan ve kendisine göre bir bakış açısı ortaya koyan yerel bir gazete olarak göze çarpmaktadır. Dönemin basım ve yayım tekniklerindeki imkansızlıklardan olduğunu düşündüğümüz dizgi ve yazım hataları gazetenin okunmasını belirli oranda zorlaştırmıştır; fakat bu zorluklara rağmen gazetenin 23 Haziran 1925 ve 22 Mart 1926 tarihleri arasındaki 55 sayılık ve 110 sayfalık kesiti okunmuştur. Çalışma; siyasi, idari ve adli, sosyal, eğitim ve ekonomi alanında çıkan haberler olmak üzere 5 bölüme ayrılmış ve bu bölümlerden yola çıkılarak bir sonuç ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Tarsus Gazetesi, Cumhuriyet, Sosyal Hayat, Eğitim, Ekonomi, Siyaset
Yeni Şark gazetesi (inceleme ve seçilmiş metinler)
Yeni Şark Gazetesi (İnceleme ve Seçilmiş Metinler) başlıklı tezde 1921-1923 yılları arasında yayın hayatında bulunan Yeni Şark gazetesinin siyasi, sosyal hayat, eğitim, ekonomi, tarih, spor, sağlık, kadın, sanat ve edebiyat konusunda yayımladığı haber, makale, edebi metin ve ilanlarla Türk fikir, kültür ve sanat-edebiyat alanına yaptığı etkilerin ve Milli Mücadele Dönemi'nde fikir alanında oynadığı rolün belirlenmesi doğrultusunda süreli yayın-edebiyat ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda gazetenin taranması, bir dizininin oluşturulması ve tespit edilen metinlerin incelenip sınıflandırıldıktan sonra oluşturulan tablolardan hareketle varılan sonuçta tümevarım yöntemi kullanılmıştır. Milli Mücadele Dönemi basınının tarihçesini oluşturan Giriş bölümünden sonra Yeni Şark'ın künye bilgisi, temel sayfa yapısı, içeriği ve yayın çizgisi ortaya konulmuştur. Edebi Hareketlilik bölümü ise tespit edilen metinlerin incelemesi yapılmıştır. Tezin ikinci, üçün ve dördüncü bölümlerini gazetenin kronolojik, tür ve yazar adı göre dizini oluşturmaktadır. Seçilmiş Metinler başlıklı beşinci bölümü ise Yeni Şark gazetesinin yazar kadrosunun ve içeriğinin niteliğinin ortaya koyan metinlerin yer aldığı bir seçki oluşturulmuştur. Sonuç bölümünde Yeni Şark'ın yayımladığı haber ve makaleler ile fikir gazetesi niteliğine sahip olduğu, kurmaca metinler ve yazar kadrosuyla Türk edebiyatına ve edebiyat tarihine katkılar yaptığı tespit edilmiştir. Yeni Şark'ın basın tarihindeki yerinin ve kimliğinin yanında süreli yayın-edebiyat ilişkisi de ortaya konulmuştur.
Tasvir-i Efkâr gazetesi üzerine bir inceleme (Yıl: 1913-1914 / Sayı: 726-1079)
Türk basın tarihinde ikinci müstakil gazete, Tercüman-ı Ahval'den sonra yayım hayatına başlayan Tasvir-i Efkâr'dır. Çalışmamızda, İbrahim Şinasi Efendi tarafından 1862 yılında yayımlanmaya başlanan Tasvir-i Efkâr'ın 1913-1914 yılları arasında çıkan 353 nüshası incelenmiştir. İncelemeye konu olan dönemde I. Balkan Harbi sonlanacak, bir müddet sonra II. Balkan Harbi başlayacaktır. Kendi aralarında menfaat mücadelesine giren büyük devletler, "İtilaf-ı Müselles" ve "İttifak-ı Müselles" adları altında kümelenmişlerdir. Barış, borçlanma, silahlanma gibi konular etrafında gelişen yoğun diplomasi ortamında uluslararası gündem; girift siyasi, ekonomik ve askerî meselelerle meşguldür. Osmanlı Devleti bu süreçte yukarıda belirtilen dış gündemle beraber, içeride birtakım gelişmelerle karşı karşıyadır. Balkan Harbi ve Rumeli'nin kaybı; devleti büyük askerî, beşerî ve iktisadî problemlere maruz bırakmıştır. Bu dönemde yaşanan Sadrazam Mahmut Şevket Paşa suikastı, içerideki çalkantılı durumun açık bir göstergesidir. Bir taraftan dış talep ve müdahaleler, diğer taraftan görülen ihtiyaç gereği hükûmet; idari, askerî ve mali ıslahatlar yapmaktadır. Tasvir-i Efkâr bu dönemde yayımını maddi zorluklara rağmen sürdürebilmiş; sosyal, siyasî, askerî ve ekonomik gelişmelere geniş yer verdiği sütunlarını, edebî ve kültürel konulardaki yazılara da açmıştır. Gazetede manzum ve düzyazı edebî metinlerin yanı sıra, tanınmış çok sayıda imzanın da yer aldığı tespit edilmiştir. 1913-1914 yılları arasındaki yayım hayatı incelenmiş olan Tasvir-i Efkâr'ın, araştırmacıları ilgilendirecek birçok önemli bilgi ve belge içerdiği görülmüştür. Süreli yayınlar bakımından önemli bir dönemi aydınlatan bu çalışmanın bilim âlemine önemli faydalar sağlayacağı düşünülmektedir.
Siyasi haber dergiciliğine bir örnek: Akis dergisi
Basın, toplumları yönlendirme, belirli grupları etkileyerek konsolide etme, algı sahalarını şekillendirme gibi özellikleriyle kitle iletişim unsurları arasındaki en etkili faktörlerden biri olmuştur. Kökenleri 17. yüzyıla kadar dayanan basın, demokrasinin gelişim süreci içerisinde ve demokratik/çağdaş sistemler dâhilindeki bireylerin haber alma hakkı doğrultusunda, demokrasilerin dördüncü kuvveti olarak adlandırılmıştır. Basının Türk siyasal hayatı içerisindeki gelişimi ise; Tanzimat döneminde devlet kontrolü ile tezahür ederken Cumhuriyet döneminde bir taraftan yeni rejimin benimsenmesindeki temel dinamik, diğer taraftan da demokratikleşme sürecinin en önemli aktörlerinden biri olarak seyrini sürdürmüştür. Çok partili siyasi yaşamla birlikte Türk siyasetindeki özkütlesini ağırlaştıran basının, DP iktidarıyla başlayan yeni dönemdeki en önemli aktörlerinden birisi; bu dönemde yayın hayatına başlayan ve Türk basınının ilk siyasi haber dergisi olan Akis dergisi olmuştur. Time ve Newsweek gibi dünyaca ünlü haber dergileri örnek alınarak Metin Toker tarafından oluşturulan Akis dergisi, siyasi ve sosyo-kültürel gelişmeleri, özgün ve akıcı bir dille okurlarına haftalık aktüalite olarak sunmuştur. Yayın hayatına ''tarafsız habercilik'' ilkesiyle başlayan Akis dergisi, zaman içerisinde DP iktidarına karşı en sert muhalif organlardan biri haline gelirken Türk siyasal hayatının demokrasi çerçevesindeki en zor günlerine şahitlik etmiş ve hatta yalnızca şahitlik etmekle kalmayıp DP dönemini kapatan 1960 İhtilali gibi zor günlere yön veren bir etkiye sahip olmuştur. Toker dönemi (1954-1967) sonrasında bu defa Kurtul Altuğ imtiyazıyla ve Toker'in ekolünü devam ettirmek amacıyla 1987 yılında yeniden yayın hayatına başlayan Akis dergisi, 12 Eylül sonrası resmi devlet rejimi olarak gördüğü Türk-İslam sentezi ve bu sentezin siyasal temsilcisi ANAP iktidarına muhalif bir yayın politikası geliştirmiştir. 1987 yılındaki uzun soluklu olmayan bu denemenin ardından Akis dergisi, bu defa Mehmet Ali Yula önderliğinde 1993-1994 yılları arasında bir kez daha yayımlanarak DYP-SHP hükümeti özelinde Türk siyasi hayatının koalisyonlu günlerine şahitlik etmiştir. Türk siyasi hayatının üç farklı dönemine üç farklı perspektifle tanıklık eden Akis dergisi, kendisinden sonraki dergilere de öncülük ederek Türk basın tarihinin siyasi haber dergiciliğindeki mihenk taşlarından biri olmuştur.
Aydede gazetesinde kadın: "Kadınlara Dair" adlı köşe yazıları ve karikatürlerin transkribi ve değerlendirilmesi
Refik Halid Karay'ın sahibi olduğu 1922 tarihli Aydede, döneminin tek muhalif mizah gazetesidir. Kesintisiz bir biçimde 90 sayı yayımlanmış olup; bu sayılarda "kadın" temasına sıkça yer verilmiştir. 90 sayıdan oluşan koleksiyonda araştırmaya konu yaptığımız "Kadınlara Dair" isimli 34 köşe yazısı bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, hemen her sayısında kadın temalı karikatürler de yer almakta olup tezimize bu nitelikteki 219 karikatür de dâhil edilmiş durumdadır. Tezde anılan 34 köşe yazısının tamamı ve kadın içerikli karikatürlerin -başlık, diyalog ve izah yazılarını da içerecek şekilde- transkribesi yapılmıştır. Aydede'nin yazar kadrosunda Orhan Seyfi, Halil Nihat, Fazıl Ahmed, Mahmud Sadık, Abdülbaki Fevzi, Yusuf Ziya, Selami İzzet, Ercüment Ekrem, Rıza Tevfik, Reşat Nuri, Ali Haydar, Mehmed Sıtkı, Güzide Sabri, Fahrünnisa Fahreddin, Kemaleddin, Osman Cemal, Enis Behiç, İdris Sabih, Burhanettin Ali, Mücella Fetanet, Ahmed Nurettin, Fahrettin Nazım, Selahattin Rıfat, Vedat Örfi, Yaşar Şadi gibi dönemin önemli edebiyatçıları ve entelektüelleri bulunmaktadır. Çizer kadrosu da en az yazar kadrosu kadar geniştir. Ahmed Rıfkı, Ahmed Münif, Mehmed İzzettin, Ramiz Gökçe, Ratip Tahir, Hasan Fahreddin, Hasan Rasim, Haydar Şevket, Mümtaz, Refik, Fikri, Mim Kemal, Mazhar Nazım, Salahattin, Zeki Cemal, İsmail Hakkı, Hüsamettin Haşim, Fikret, Mahmut Esat, Muhittin, Şerafettin, Nissa, Cemal, A, Kazım, Saim, Cemil Cem gibi isimler kadrodadır. Gazetede dönemin mizah anlayışı, kadın algısı ve imajına dair çok önemli bilgiler edinmek mümkündür. Gazetede, kadınlar çoğu kere hayat tarzı ve şekilsel özelliklerine göre ayrıştırılmış; geleneksel ve yeni yaşam dinamiklerine uyum heveslisi olmayan kadınlar idealize edilmiştir. Mizaha ve eleştiriye konu yapılan kadın figürü ise "asri kadın"dır. Bu kadınlar yalnızca giyinmeyi, makyaj yapmayı, gezmeyi ve para harcamayı seven tipler olarak tasvir edilmiştir. Karikatürlerde ise hicvedilen kadınlar metalaştırılmış durumdadır. "Asri kadın"ın dışında "genç ve saf kız", "cahil kadın" ve "haraşolar" gibi kadın figürlerine -çok sık olmasa da- rastlanabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Aydede, Refik Halid, Kadın, Mizah, Karikatür, Basın.
İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin yerel bir medyası: "Diyarbekir'de Dicle" Gazetesi (1913-1915)
Dicle gazetesi toplam 142 sayı çıkarmıştır. Gazetenin mevcut sayıları Ankara'da Millî Kütüphane'de fotokopi şeklinde bulunmaktadır. Dicle gazetesi 90. sayıdan itibaren "Diyarbekir'de Dicle" adı ile yayın hayatına devam etmiştir. Genel olarak gazete, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin bir yayın organı olarak faaliyetlerini yürüttüğü için siyasi konular gazetede manşet şeklinde yer almıştır. Diğer sayfalarda edebî, sağlık, eğitim ve mahalli konulara yer verilmiştir. Bu çalışma 6 bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm'de dünyada ve Osmanlı Devleti'nde basın ile matbaanın gelişim serüvenine yer verilmiştir. İkinci Bölüm'de Diyarbekir'de basın faaliyetleri ele alınmıştır. Üçüncü Bölüm'de "Diyarbekir'de Dicle" gazetesinde yer alan siyasi içerikli haberler işlenmiştir. Dördüncü Bölüm'de eğitim ile ilgili haberler konu alınmıştır. Beşinci Bölüm'de edebî eserlerin tahlil ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Son olarak Altıncı Bölüm'de genel kültür, sağlık, yerel haberler ve sosyo-ekonomik boyutu ile Diyarbekir konuları üzerinde durulmuştur. Gazete bir bütün olarak değerlendirildiğinde hemen hemen tüm paylaşımlarında gazetenin İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Diyarbekir'deki yayın organı olarak faaliyetlerini yürüttüğü anlaşılmıştır.
From empire to nation-state: Filibeli Ali Fehmi (1871-1922) and Muvazene Newspaper
This thesis provides the biography of Filibeli Ali Fehmi, a Young Turk from Bulgaria, and examines the first-year issues of his Muvazene newspaper. When suspicions arose about Ali Fehmi's connections to the Young Turks, the Ottoman government terminated his official duties, forcing him to return to his hometown of Filibe, where he began publishing Muvazene in 1897. After the Russo-Ottoman War (1877-1878), Muslims in Bulgaria, who were former subjects of the Ottoman Empire, had become citizens of the newly emerged Principality of Bulgaria. The Balkan Muslims sought to redefine the future of their community, and the Muslim intellectuals in particular believed that they could achieve a rejuvenation through culture and politics. Ali Fehmi was an active participant who contributed to achieving these goals. This thesis demonstrates how Ali Fehmi's Muvazene newspaper engaged with its readers by addressing common problems and publicizing issues of corruption. This study also shows the pivotal role played by Ali Fehmi and his Muvazene newspaper in the establishment of the Young Turk ideology in Bulgaria. Without attributing a single identity to Ali Fehmi, this thesis examines how Ali Fehmi was perceived differently by the Young Turks, the Bulgarian government, and the Ottoman government, thereby acquiring a plural and indefinite identity in this context. Ali Fehmi, taking advantage of the relative freedom in Bulgaria, published his newspaper, which led to his surveillance by the Ottoman government via spies and its commissioner in Bulgaria. As a result of the escalating tension between Ali Fehmi and the Ottoman government, he was deported by the Bulgarian government in 1905. Afterward, he resided in Paris, Geneva, Egypt, and Afghanistan. The work also emphasizes that Ali Fehmi dedicated himself to the advancement and progress of Muslims and Turks, first locally and then globally. Most of the primary sources used in this work are the Ottoman Archives and the first-year issues of Muvazene. This thesis aims to contribute to the existing literature on the Muslims in Bulgaria in general and the Young Turks in particular.
Bir kaynak çalışması olarak Takvim-i Vekayi (1840-1849)
Gazeteler, devletlerin ve milletlerin yaşadıklarını ve görüp geçirdiklerini kayıt altına alan birer hatırat gibidirler. Bu sebeple geçmiş dönemin gazeteleri üzerinde çalışma yapmak, sadece yazılmış metinleri bu günün diline tercüme etmek ya da aktarmak değildir. Bunların haricinde basın tarihi alanında yapılan çalışmalar, milletlerin ve devletlerin yaşadıkları olaylara verdikleri tepkileri yansıtır ve olayların geçtiği zamanlardaki ortaya atılan düşüncelerin ve görüşlerin anlaşılmasını sağlarlar. Takvim-i Vekayi Osmanlı Devleti'nde devlet eliyle çıkarılmış ilk gazetedir. Başlangıçta haftada bir yayınlansa daha sonraları düzensiz aralıklarla çıkarılmıştır. İlk sayısı 1 Kasım 1831 tarihinde çıkan Takvim-i Vekayi'nin yayınlanmasına II. Abdülhamid döneminde iki kez ara verilse de gazete yayın hayatını 4 Kasım 1922 tarihine kadar devam ettirmiştir. Gazete Türkçe süreli yayınların başlangıcıdır ve devlet eliyle çıkarıldığı için de devlet görüşünü yansıtmıştır. Takvim-i Vekayi hanedana ait haberleri, devlet kademelerine yapılan atamaları ve ülkenin herhangi bir yerinde meydana gelen hadiseyi yansıttığı gibi, aynı zamanda yabancı ülkelerdeki siyasi gelişmeler, bu ülkelerin Osmanlı Devleti ile ilişkileri ve dünyada meydana gelen sosyal, bilimsel ve teknolojik gelişmeler hakkında da haberler veriyordu. Takvim- Vekayi'nin bir başka önemi de 1860'lardan sonra yoğunlaşacak olan basım faaliyetlerine öncülük etmesidir. Takvim-i Vekayi'nin yukarıda sayılan özelliklerinden dolayı akademik çalışmalarda gazeteden daha çok faydalanılması ve araştırmacıların daha hızlı hareket edebilmesine imkân sağlamak amacıyla bu çalışma meydana getirildi. Gazetede yeralan haberler konularına göre tasnif edilerek, özet şeklinde, gazetelerin çıkış tarihlerine göre sıralanmıştır. Her haberin özetinin altına gazetenin çıkış tarihi, gazetenin sayısı ve haberin bulunduğu sayfa yazılmıştır. Anahtar Kelimeler: İlk Gazete, Gazete, Takvim-i Vekayi, Basın Tarihi, 19.Yüzyıl, Osmanlı'da Basın ve gazetecilik
Ceride-i Mehakim 2.dönem 1-42 arası sayılarının transkripsiyonu ve değerlendirilmesi
Ülkemizde gazetenin tanınması ve hayata geçirilmesi XIX. yüzyılda gerçekleşmiştir. II. Mahmut döneminde ilk Türkçe gazete, devlet tarafından desteklenerek çıkartılmıştır. 1860 yılından itibaren gazetelerin sayısı artmaya başlamıştır. Konumuzu oluşturan Ceride-i Mehakim gazetesi de bu dönemde ortaya çıkmıştır. Adliye Nezâreti tarafından ilk defa Mayıs (?) 1873 tarihinde haftalık olarak yayımlanmaya başlanmıştır. Ceride-i Mehakim'in ikinci dönemini kapsayan 1-42.Sayıları Osmanlı Türkçesinden günümüz Türkçesine çevirmeye çalıştık. Ceride-i Mehakim gazetesi; dönemin Adli, Hukuki, Siyasi ve Sosyal konularına değinmiştir.
Kurun gazetesi 1934-1938
Vakit Gazetesi'nin 22 Kasım 1934 tarihli haberinde, gazetenin bu tarihten itibaren Kurun adıyla okuyucularına ulaşacağı bildiriliyordu. Kurun'un ilk sayısında bu ismi gazetenin sahibi ve baş muhabiri Asım Us'a Mustafa Kemal Atatürk tarafından verildiği açıklanmıştır. Kurun, 31 Aralık 1938 gününe kadar bu isimle yayın hayatına devam etmişken, bu tarih itibariyle tekrardan Vakit adını alarak yayın hayatını sürdürmüştür. Kurun, yaklaşık dört yıllık yayın hayatı boyunca Mustafa Kemal Atatürk'ün politikalarını desteklemiş, Ankara'da yaşanan bütün gelişmelerin İstanbul halkına ulaşmasında etkili bir rol oynayarak iç ve dış politikadaki gelişmeleri yakından takip etmiş ve bu haberlere ilk sayfasında yer ayırmıştır. Öte yandan, siyasi haberlerin dışında kültürel faaliyetlerle ilgili haberlere yer vererek, içeriği dolu bir gazete olarak Türk basınında yer almıştır. Daha sonra Cumhuriyet politikaların yılmaz bir savunucusu olarak yayın hayatına, Vakit adıyla devam etmiş ve Asım Us'un Tük siyasetindeki etkinliğini yitirmesinin sonucunda yayın hayatı sona ermiştir. Anahtar Kelimeler: Kurun, Vakit, Asım Us, Basın
1883-1884 Ma'mûratü'l-Azîz gazetesi açıklamalı fihristi ve değerlendirmesi
Elazığ'ın o dönemdeki adını taşıyan ve bu ilde yayınlanan ilk gazete olan 5 Ekim 1883 tarihinde yayın hayatına başlayan ve Cumhuriyetin ilanından sonrada devam eden Ma'mûratü'l-azîz Gazetesi Anadolu'da yayınlanan en uzun ömürlü gazetelerden biridir. Yayın periyodunu kesintili bir şekilde sürdüren bu gazete, cumhuriyetin ilanından sonra da yayınını devam ettirerek 1928 yılında yapılan Harf İnkılabından sonra Elaziz ismiyle 1935 yılına kadar yayınlanmıştır. Bu bakımdan Ma'mûratü'l-azîz Gazetesi hem son dönem Osmanlı devleti hem de Türkiye Cumhuriyeti tarihi alanında yapılacak çalışmaların yanı sıra Elazığ ve Doğu vilayetleri ile ilgili yapılacak çalışmalarda önemli bir kaynak teşkil etmektedir. Ma'mûratü'l-azîz Gazetesi'nin cumhuriyet döneminde yayınlanan nüshaları sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi Kütüphanesinde bulunmaktadır. Bu koleksiyonda ise sadece 1883-1884 yılları arasında yayınlanmış olan sayıları bulunmaktadır. Bu çalışmada Ma'mûratü'l-azîz Gazetesi koleksiyonunun 1883 – 1884 yılları arasında yayınlanan 65 sayının açıklamalı fihristi ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu çalışmayla gazetede yer alan haber, makale, reklam ve ilanlar tespit edilerek, Türkiye başta olmak üzere Elazığ ve çevre illerin siyasi, sosyal, iktisadi ve kültürel gelişmelerin Ma'mûratü'l-azîz Gazetesi'nde nasıl yer bulduğu ortaya çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Basın-yayın, gazete, Ma'mûratü'l-azîz Gazetesi, Elazığ
Türkiye'de basın iktidar ilişkisi (1950-1954)
TÜRKÇE ÖZET TÜRKİYE'DE BASIN İKTİDAR İLİŞKİSİ (1950-1954) Batıdan farklı olarak, Türkiye'de basın, siyasi otoritenin meşruiyet aracı olarak doğmuştur. Birinci "Jön Türk" muhalefeti ile muhalif basın ortaya çıktı. Bu gelişme beraberinde sansür uygulamalarını getirdi. II. Abdülhamid döneminde devletin içinde bulunduğu iç ve dış şartlar gerekçe gösterilerek sansür uygulamaları sertleştirildi. İlk "Basın Kanunu" II. Meşrutiyet Döneminde çıkarıldı. Ancak, bu dönemde saray merkezli bir basının yerini, parti merkezli basın aldı. Milli mücadele döneminde ilk defa özellikle Anadolu basını Ankara merkezli siyasi otorite ile uyum içinde görüldü. Cumhuriyetin ilanından sonra siyasi muhalefetle birlikte muhalif basın da gelişmeye başladı. Ancak takrir-i Sükûn Kanunu ile muhalif basın siyasi muhalefetle birlikte sıkı bir denetim altına alındı. 1931 yılında kabul edilen "Matbuat Kanunu" ile gelişmeye başlayan basın hürriyeti, çıkartılan yeni kanunlarla sınırlandırıldı. II. Dünya Savaşından sonra esen liberalleşme rüzgarları Türkiye'yi de etkiledi. Siyasi muhalefetle muhalif basın cesaretlendi. Bu süreç, 1950 yılında kansız iktidar değişimini getirdi. DP iktidarı çıkardığı yeni "Basın Kanunu" ile basın hürriyetini genişletti. Ancak bir süre sonra siyasi iktidarın basın hürriyetini daraltan girişimleri başladı. Basın hürriyetini sınırlandıran girişimler genellikle siyasi otoriteden kaynaklanır. Ancak, basının kendi kendini denetlememesi basının mali açıdan siyasi iktidara bağımlı olması sansür uygulamalarına zemin hazırlamıştır. Bu sebeple sansür uygulamalarının azaltılabilmesi,için basın kendi içinde demokratik bir yapı oluşturmalı. Siyasi iktidara mali bağımlılığı azalmış, kamu hizmeti yapan bir sivil toplum örgütü haline gelmelidir. Devlet de basının tekelleşme eğilimlerine kesinlikle izin vermemeli, basın demokrasinin gelişmesi için vazgeçilmez bir kurum olduğunu gözden uzak tutmamalıdır.
Yeni Türkiye gazetesi transkripsiyonu ve değerlendirmesi
Bu çalışmada Yeni Türkiye Gazetesi'nin transkripti ve değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde dünyada basın ve yayın tarihi ile ilgili genel bilgi, Osmanlıda ve Almanya'daki basın ve yayın hareketleri incelenmiştir. İkinci bölümde tezin ana konusu olan Yeni Türkiye Gazetesi'nin başmuharriri Sadi Bey'in makalelerinin değerlendirmesi yapılmıştır. Bu gazete içerik bakımından çok zengin olmayan, basıldığı dönem münasebetiyle genellikle birinci dünya savaşı ile ilgili haberler veren bir gazetedir. Toplam sayısını bilmediğimiz gazetenin elimizde sadece 1.2.3.6.14.15.18.20. sayıları bulunmaktadır. Elimizde bulunan gazete sayılarını transkripte ederek değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise gazetenin tamamen transkripte edilmiş hali ve orijinal belgeleri eklenmiştir. Araştırmada kullandığımız ana kaynak gazetenin kendisidir. Ancak bunun dışında gazete ile ilgili bilgi ve gazete içinde geçen bazı önemli olayları daha iyi anlamak için bazı kaynaklardan yararlanılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Yeni Türkiye Gazetesi, Mehmet Sadi Bey, Osmanlı Basın Tarihi, Berlin'de Basılan Gazete
Tarih araştırmalarına kaynak olarak Osmanlı basınında İttihâd ve Terakki gazetesinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi (Sayı 41-52)
İttihâd ve Terakki Gazetesi, içerik yönünden yoğun olarak hazırlanmış bir gazetedir. Transkripsiyon yapılırken özellikle bu yoğunluk dikkate alınarak gazeteninin çeşitli tasnifleri yapılmıştır. Çalışması yürütülen tasniflerde gazetenin başlıkları dikkate alınarak: Milletin İttihat ve Terakki'ye İanesi , Dış siyaset , İç siyaset ve Telgraflar gibi önemli başlıklar göze çarpmaktadır. İttihat ve Terakki Gazetesi, 29.7 x 42 cm ebatlarında ve 5'er sütün halinde hazırlanmış olup her sayısı 4'er sayfadan ibarettir. Bu sütün ve sayfaların gazetedeki yerleri araştırmamızın transikripsiyon kısmında ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde telif eserlerin içerisindeki haberlerin, telgrafların ve diğer yazıların değerlendirilmesi yapılarak; İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin kuruluşu , Cemiyet'in basın organları ve Osmanlı Devleti'nde basın hareketleri sırası ile aktarılmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: İttihad ve Terakki Gazetesi, İttihad ve Terakki, Selânik, 1908 Basını, Osmanlı Basını
İdrak gazetesinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi
İdrak gazetesi 1919 yılında 28 Nisan – 22 Temmuz tarihlerinde 33 sayı yayınlanmıştır. '' İştirakçı '' Hilmi tarafından yayınlanmıştır, gazete aynı zamanda Türkiye Sosyalist Fırkasının yayın organıdır. Gazete yayınlanmaya başladıktan kısa bir süre sonra 15.sayıda kapatılmış, ancak 1,5 ay sonra tekrar yayınlanmaya başlanmıştır, 17 gün yayınlandıktan sonra 33.sayıda kalıcı olarak yayın hayatına son verilmiştir. Gazetenin 16. , 17. Ve 21. Sayıları bulunamamıştır. İdrak sosyalizmin Osmanlı Türkiye'sinde tanıtımı ve yayılması konusunda etkili olmuştur. Sosyalizm ile ilgili isimsiz yazı dizileri yayınlamışlardır, '' Sosyalizm Alemi '' haberlerle dünyadaki ve memleketteki işçi hareketleri, sosyalist hareketler hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca barış görüşmeleri, İttihatçıların davaları, devletin yaptığı atamalar, Damat Ferit Paşa kabinesi ve İzmir'in işgali, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda haberler yapılmıştır. Gazete İttihatçılara karşı sert bir muhalefet yapmaktadır, bu yazılara ve haberlere yansımıştır, Damat Ferit Paşa ve hükümetiyse desteklenmektedir. Gazete Osmanlı'dan ve dünyadan haberler yapmış, İstanbul'dan haberler yaptığı için aynı zamanda yerel gazetedir.
Birinci Basın Kongresi'nin Türk basınındaki yansımaları
Türk basın tarihinde gazetecilik Osmanlıda II. Mahmut dönemiyle başlamıştır. Gazetecilik mesleği gelişerek devam etmiştir. Toplum üzerinde basının etkisi ve yönlendirmesi arttıkça, basın yönetimler tarafından kontrol altına alınmak istenmiş, bu durum da baskı ve sansür uygulamalarına neden olmuştur. Özellikle II. Abdülhamid, I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele Döneminde Türk basını bundan oldukça etkilenmiştir. Cumhuriyet rejimi de basından faydalanmak, onu kontrolü altında tutmak ve kamuoyunu yönlendirmek istemiştir. Bu doğrultuda Cumhuriyetin ilk dönemlerinde yaşanan olumsuz siyasi olayların sert bir şekilde cezalandırılmasından basın da etkilenmiştir. Birçok gazete kapatılmış ve gazeteciler de İstiklal Mahkemelerinde yargılanmışlardır. Birinci Basın Kongresi (25-27 Mayıs 1935), basın üzerinde oluşan bu korku ve baskı sürecini normalleştirmek ve yönetimin basın üzerinde etkisini meşrulaştırmak adına atılan ilk adım olmuştur. Basın Kongresinde yapılan protokol konuşmaları basına verilen önemi ortaya koymuştur. Yeni rejim Ankara'yı tanıma ve tanıtma gezileriyle, yapmış olduğu yenilikleri gösterme fırsatı bulmuştur. Kongrede oluşturulan kültür, meslek ve işbirliği komisyonları çalışmalarıyla kongre kararlarının oluşmasını sağlamıştır. Kongreye dışarıdan gelen raporlarda basının kişi ve toplum üzerindeki etkisi vurgulanmış, gazete içeriklerinde milli ve ahlaki değerlere yer verilmesinin önemi belirtilmiştir. Birinci Basın Kongresi öncesinde, sırasında ve sonrasında Türk basınında hem haber hem de yorumları ile geniş yer almıştır. Gazetelerdeki haber ve yorumlar dönemi ve kongrenin amacını anlamamıza yardımcı olacaktır.
Alemdar ve Tasvir-i Efkâr Gazetelerinin başmuharrirlerinin gözünden mütareke dönemi (30 ekim 1918-16 mart 1920)
Bu çalışma esas olarak, tam bir asır öncesinde iki köşe yazarının kendi gazetelerinde günlük olarak yazdıkları makalelere dayanmaktadır. Gazetelerin isimleri, Alemdar ve Tasvir-i Efkâr'dır. İki gazetenin kuruluşu daha önceki tarihlere rastlamaktadır. Bu çalışmada temel alınan tarih aralığı Tasvir-i Efkâr için 30 Ekim 1918-16 Mart 1920; Alemdar için ise 15 Aralık 1918-16 Mart 1920'dir. Söz konusu tarih aralığında Tasvir-i Efkâr'ın köşe yazarı gazeteci bir aileden gelen Velid Ebüzziya; Alemdar'ın köşe yazarı ise Refi' Cevad'dır. Çalışma, I. Dünya Savaşı'nın hemen sonrasını ele aldığı için yakın geçmişteki olaylar onların görüş alanının tam içindedir. Dolayısıyla hem günlük meseleler hem de devam eden problemlerin kaynağı olarak gördükleri acı geçmiş onların köşelerinde birarada yer almıştır. Mondros Mütarekesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun yenik çıktığı bir savaşın sonucunda imzalanmıştır. I. Dünya savaşında Osmanlı devleti siyasî, sosyal, ekonomik ve daha birçok açıdan tarihindeki en zor günleri tecrübe etmiştir. Doğal olarak bütün sıkıntılar mütarekenin imzası ile de son bulmamıştır. Bunların yanına bir de belki en önemlisi olan memleketin geleceğiyle ilgili kaygılar eklenmiştir. Bütün olumsuzluklara rağmen elde kalan yerlerde bir gelecek umudu büsbütün yok olmuş değildir. Yazarlar bu karmaşık ruh hâlini neredeyse her günkü yazılarında fazlasıyla yansıtmışlardır. İzmir'in işgalinden sonra ülkenin geleceğiyle ilgili son derece farklı bir döneme girilmiştir. Yunan işgali, özellikle Anadolu'da milli uyanışı tetiklemiştir. O her zaman milleti ön plana çıkarsa da, bu hareketin lideri Mustafa Kemal Paşa olmuştur. Adı geçen iki yazar en çok bu mesele üzerinde birbiri ile karşı karşıya gelmişlerdir. İşte bu çalışma, yukarıdaki meselelerle ilgili Refi' Cevad ve Velid Ebüzziya'nın görüşlerini ortaya koyma çabasının bir ürünüdür.
Selanik gazetesine göre Yeni Felsefe mecmûası Yeni Hayat Müdafidir yazısının transkripsiyonu ve değerlendirilmesi
Selanik Gazetesi Yeni Felsefe Mecmûası'nın transkripsiyonu ve değerlendirilmesi beş bölümden oluşan bir çalışma olarak hazırlanmıştır. Selanik Gazetesi gazetecilik yönünden ziyade belgeler grubu olarak ele alınmıştır. Tezin birinci bölümünde basın ve gazete kavramları ve basının ilk ortaya çıktığı zaman ele alınmıştır. Türk basın tarihi hakkında bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümünde Yeni Felsefe Mecmûası adlı sayısı numaralarıyla birlikte transkrip edilmiştir.Yayınlanan yazı, haber ve ilanlar gazetede olduğu gibi verilirken; gazetenin hangi gün, sayı ve sayfasında olduğu da gösterilmiştir. Gazetede yer alan metinlerin hepsi olduğu gibi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Selanik Gazetesi, Yeni Hayat, Terakki, Türk Kadınları
Muharrir mecmuası (1876-1879)
Bu çalışmada 1876-1879 yılları arasında yayımlanan Muharrir mecmuasını incelemeye çalıştık. Çalışmayı Osmanlı devletinin matbaayla tanışması ve azınlıkların faaliyetleri, Lale, Tanzimat, I.Meşrutiyet ve II. Abdülhamid dönemlerinde meydana gelen basın yayın faaliyetleri ve gelişmeleri, Ebuzziya Mehmed Tevfik Bey'in biyografisi ve Muharrir mecmuasının günümüz Latin alfabesine aktarılmış metni, mecmuada geçen konu başlıklarının değerlendirilmesi ve sonuç oluşturmaktadır. Aylık yayımlanan mecmua 1 Cilt 8 sayıdan oluşmaktadır. Mecmuanın bütün sayıları Ankara Milli Kütüphane'de mevcuttur. Mecmuanın teminini Ankara Milli Kütüphane'den yaptık. Osmanlı devletinin matbaa ile geç tanışması sonucunda Avrupa ile aramızda kültürel birikim açığı oluşmuştur. Bu çalışmada bu aradaki açığın sadece tek tek konulara ihtisas edilmiş kitapların okunmasıyla kapatılamayacağı ve yapılacak işin bilgilerin ansiklopedik bir sistem içinde "lugat" ve "mecmua" haline dönüştürülmesi gerektiği söylenerek Ebuzziya tarafından yayımlanan Muharrir mecmuası vasıtasıyla bu durum okuyuculara aktarılmıştır. Bu tez çalışmasıyla daha önce araştırılmamış olan Muharrir mecmuasının fihristinde yer alan konu başlıkları gün yüzüne çıkarılmış olup bu alandaki boşluk bir nebze de olsa doldurulmuş bunun neticesinde bilim dünyasına ve bir sonraki araştırmacılara katkı sağlamak hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Muharrir, Ebuzziya, Basın, Sansür, Meşrutiyet, Osmanlı Devleti