Effectiveness
109 theses under this subject heading
Uluslararası deniz hukuku kurallarının etkili olarak uygulanabilmesi: Doğu Akdeniz örneği
Bu tezde, Doğu Akdeniz örneği üzerinden, uluslararası deniz hukuku kurallarının uluslararası uyuşmazlıklarda etkili olarak uygulanabilirliği incelenecektir. Birinci bölümde, uluslararası deniz hukukunun oluşumu, gelişimi, kaynakları ve bunların ulusal hukuka etkisi incelenecektir. Daha sonra Doğu Akdeniz'e kıyıdaş olan devletlerin ulusal hukuklarında uluslararası hukuka nasıl bir etki verdikleri araştırılacaktır. İkinci bölümde, deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin ilkeler açıklanarak uluslararası deniz uyuşmazlıklarının çözümünde benimsenen yollar ve bunların deniz hukukuna somut yansımaları ele alınacaktır. Üçüncü bölümde ise Doğu Akdeniz'de yaşanan deniz yetki alanı sınırlandırma uyuşmazlıkları ile bunların enerji kaynaklarının paylaşımı, çevrenin korunması, arama-kurtarma çalışmaları gibi sorunlara ilişkin etkileri değerlendirilerek uluslararası deniz hukuku kurallarının ulusal hukukta etkili bir şekilde uygulanmasının önündeki engeller ve bu engellerin nasıl aşılabileceği de Karadeniz örneği üzerinden tartışılacaktır.
Türkiye'de ileri evre böbrek kanserinde pazopanib ve sunitinib tedavilerinin maliyet etkililik analizi
Renal hücre karsinomu (RCC) dünya genelinde böbrek kanserinin en yaygın türü olup hastalığın etkin olarak yönetiminde tedavi yaklaşımlarının önemi üzerinde durulmaktadır. Literatürde yer alan çalışmalar pazopanib (PB) ve sunitinib (SB) tedavilerinin RCC hastaları için standart niteliğinde tedaviler olduğunu ortaya koymaktadır. Yabancı literatürde RCC hastaları için söz konusu tedavilerin ekonomik değerlendirmesini ele alan çalışmaların varlığına karşılık Türkiye'de ileri evre böbrek kanseri tedavisinde PB ve SB yöntemlerinin ekonomik değerlendirme araştırmasının yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de ileri evre böbrek kanserinin birinci basamak tedavisinde PB ve SB etken maddelerinin ekonomik değerlendirme çalışmasını ödeyici kurum bakış açısı ile yapmaktır. Çalışmaya RCC teşhisi konup PB veya SB tedavilerinden birini almış 53 yetişkin hasta dâhil edilmiştir. Araştırmada progresyonsuz sağkalım, progresyonlu sağkalım ve ölüm durumundan oluşan hastalık/karar modeli kullanılmıştır. Sağlık durumları arasında geçişlerin modellenmesi için literatürden sağlanan farklı geçiş olasılıkları esas alınarak simülasyonlar iki aşamada tamamlanmıştır. Simülasyonlarda Markov model ve Monte Carlo yöntemleri kullanılmış olup Monte Carlo simülasyon yöntemi farklı kuramsal dağılımlar çerçevesinde ele alınmıştır. Ödeyici kurum üzerindeki maliyet yükünün belirlenmesi için RCC hastalığına ilişkin kaynak kullanım verisi ilgili hastanenin bilgi sistemi kullanılarak sağlanmıştır. Hastaların kemoterapi tedavisini ne uzunlukta aldıklarına ilişkin bilgiler ise hasta dosyaları ile elde edilmiştir. Etkililik ölçümü için EQ-5D yaşam kalitesi aracı kullanılarak hastalara ulaşılmış, Almanya ve İngiltere'nin katsayıları esas alınarak hasta başına ortalama kaliteye ayarlı yaşam yılı (QALY) belirlenmiştir. Maliyet ve sağlık sonuçlarının zaman değerini göz önünde bulundurmak amacıyla ekonomik değerlendirme sürecinde %3 indirgeme oranı uygulanmıştır. PB tedavisinde progresyonsuz sağkalım durumunda bulunan hastalar için aylık ortalama maliyet 10.088,89 TL iken progresyonlu sağkalım durumunda bulunan hastalar için 11.351,35 TL olarak elde edilmiştir. SB tedavisi için progresyonsuz sağkalım durumunda bulunan hastalar için aylık ortalama maliyet 10.240,73 TL iken progresyonlu sağkalım durumunda bulunan hastalar için ise 11.272,20 olarak belirlenmiştir. PB tedavisi için progresyonsuz sağkalım durumunda bulunan hastalara ilişkin ortalama QALY değeri 0,86 iken progresyonlu durumda bulunan hastalar için ise 0,42 olmuştur. SB tedavisi için ortalama QALY değeri progresyonsuz hastalar için 0,70 iken progresyonlu hastalar için ise 0,45 olarak belirlenmiştir. Temel maliyet-etkililik analizi bulguları, PB tedavisinin maliyet-etkili olmadığını; farklı geçiş olasılıkları kullanılarak üretilen maliyet-etkililik analizi bulguları ise ki-kare ve poisson dağılımları için PB tedavisinin maliyet-etkili olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, ileri evre böbrek kanseri (İEBK) hastalığının birinci basamak tedavisinde PB tedavi yönteminin SB tedavi yöntemine göre maliyet-etkili olup olmadığı simülasyon yöntemi, geçiş olasılıkları ve olasılık dağılımlarına göre değişim göstermektedir. RCC tedavisinde hangi yöntemin maliyet-etkili olduğunun değerlendirilebilmesi için daha fazla ekonomik değerlendirme çalışmasına ihtiyaç duyulduğu söylenebilir.
İlkokullardaki öğretmenlerin zamanı kullanma becerilerinin belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı ilkokullarda görev yapan öğretmenlerin zamanı kullanma düzeylerinin öğretmen görüşleriyle belirlenmesidir. Öğretmenlerin zaman kullanımını, karşılaştıkları zaman tuzaklarını ve zamanı etkili kullanma yöntemlerini belirlemek; zaman kullanımı, zaman tuzakları ve zamanı etkili kullanmayla ilgili öğretmen görüşlerinin öğretmenlerin cinsiyeti, mesleki kıdemi, görev yaptığı okulun öğretim şekli, branşı ve görev yaptığı ilçe değişkenlerine göre incelenmiştir. Araştırmanın evrenini Bağcılar, Bahçelievler ve Güngören'de görev yapan ilkokul öğretmenleri oluşturmaktadır. Evrende uygun örneklem yöntemiyle %95 güven aralığı ve %5 hata payı ile 536 ilkokul öğretmeni belirlenmiştir. Öğretmenlere zamanı kullanma, zaman tuzakları ve zamanı etkili kullanma boyutlarından oluşan ölçek uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS(v22) programı yardımıyla çözümlenmiş ve değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde bağımsız örneklem T-testi, bağımsız örneklemler için ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve gruplar arasındaki farkın yönünü belirlemek için ise Tukey testi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin zaman kullanımı boyutunda en sık okula zamanında gitme, en az ise zaman çizelgesi hazırlama davranışları sergiledikleri bulunmuştur. Öğretmenlerin zaman kullanımlarının tek yönlü varyans analizi sonuçları incelendiğinde öğretmenlerin zaman kullanmalarının mesleki kıdem değişkenine göre anlamlı bir farlılık bulunmuştur. Zaman tuzakları boyutunda öğretmenlerin zaman tuzaklarından en sık öğrencilerin seviyelerinin farklılığı en az ise veli görüşmelerinin ders saatinde yapılması adlı zaman tuzaklarına yakalandıkları görülmüştür. Zamanı etkin kullanma boyutunda öğretmenler en sık derse zamanında başlama, bitirme en az ise geç gelen öğrencileri sınıfa almama yöntemlerini kullanmaktadırlar. Zamanı etkili kullanma boyutunun okulun öğretim şekli değişkenine göre incelendiğinde normal öğretim yapan okullardaki öğretmenlerin ikili öğretim yapan okullardaki öğretmenlere göre zamanı daha etkili kullandıkları bulunmuştur.
Effective decision making process and its impact on strategic planning process: A case study of Nigerian oil industry
This study sought to establish the impact of effective decision making process (EDMP) on strategic planning process (SPP). The purpose was to establish if the dimensions of EDMP which are Decision making Comprehensiveness, Extensiveness and Speed have any impact on the measures of SPP which are Strategic analysis, strategic choice and strategy implementation. This gave rise to nine hypothesis stated in their null form that there is no significant relationship between the dimensions of EDMP and the measures of SPP. The study was carried out on the Nigerian oil industry and data was generated from 250 respondents of 25 small and medium scale enterprises in Port Harcourt. Data generated was subjected to statistical analysis using the Spearman's rank order correlation technique; aided by the Statistical Package for Social Sciences (SPSS) version 21.0. The analysis revealed that there is a strong positive and significant relationship between the dimensions of EDPM and the measures of SPP. Based on the analysis, it was concluded that there exist, a positive and significant impact of the dimensions of EDMP, on the measures of SPP. It was recommended that small and medium scale enterprises should endeavour to pay special attention to the present and future implications of their decision making process to the growth and success of their business as this will enable them come up with reliable strategic plans that will drive their actions towards achieving set objectives.
Türkiye'de kısa süreli dinamik psikoterapi eğitim programının incelenmesi: Bir durum çalışması
Klinik psikoloji ve psikoterapi, psikoloji biliminin önemli bir uygulama alanıdır. Ruh sağlığı sorunu yaşayan bireyler; psikoterapi tedavisini, hastalığın nüks ihtimalinin düşük olması ve yan etkisinin olmaması nedeniyle talep edebilmektedirler. Son elli yıl içinde psikoterapi ekollerinde hızlı bir artış söz konusu olmuştur. Yapılan önemli meta-analizlerde Kısa Süreli Dinamik Psikoterapinin (KSDP) tedavide önemli başarılar sağladığı kanıtlanmıştır. Dinamik ve farklı psikoterapi uygulamalarını içeren KSDP'nin ülkemizde yaygınlaşmasının önemli olduğu söylenebilir. Bu araştırmada, Türkiye'de KSDP Eğitim Programı kursiyer ve psikoterapist görüşleri çerçevesinde incelenmiştir. Araştırma nitel araştırma metodolojisinde durum çalışmasına göre dizayn edilmiş olup, kursiyer ve psikoterapistlerin görüşleri yarı-yapılandırılmış görüşme formu ile alınmıştır. Elde edilen veriler içerik analizine tabi tutularak kodlar, alt tema ve temalar oluşturulmuştur. Doğrudan alıntılar ile tablolaştırılarak sunulmuştur. Araştırma sonucunda, KSDP eğitim programı ile ilgili olarak; hedeflerin gerçekleştirme düzeyi, eğitim programının içeriği, ortam, dokümantasyon ve materyal, süpervizyon ve öğretim stratejileri ana temalarında görüşler ortaya çıkmıştır. Psikoterapist görüşleri bağlamında ise tedavide etkili olması, uygulama protokolü/çerçevesi, klinik müdahale tercihleri/biçimleri, yetkinlik ve yeterlik, hastanın iyi olma süreci, sonlandırma temalarına ulaşılmıştır. Katılımcılar eğitim programının vaka örneklerini, psikoterapi uygulamalarını, psikoterapist eylemleri ve deneyimlerini içerecek şekilde organize edilmesi gerektiğini, eğitim ortamı, eğitim dokümantasyonu ile kullanılan eğitim araç ve teknolojilerinin buna uygun hazırlanması gerektiğini, KSDP'nin oldukça etkili olduğunu, etkili olmasında dinamik psikoterapi ağırlıklı ve danışanın ihtiyacına göre integratif uygulamaları içermesinin, terapötik ittifaka, transferansa ve yeni deneyime odaklanılmasının etken olduğunu, psikoterapide kalma oranının yüksek olduğunu belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Kısa Süreli Dinamik Psikoterapi, Eğitim Programı, Psikoterapi, Etklilik, Durum Çalışması
Türkiye'de vergi denetiminin etkinliği kapsamında dolaylı ve dolaysız vergilerin incelenmesi ve öneriler
Vergi kavramı devletlerin kamu harcamalarını finanse etmek üzere vatandaşlarından karşılıksız olarak aldıkları kamusal gelir olarak tanımlanmaktadır. Türk Vergi Sistemi'nde vergiler, dolaylı ve dolaysız vergi olmak üzere iki ana başlıkta tasnif edilmektedir. Dolaylı vergilere katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, özel iletişim vergisi, gümrük vergisi, damga vergisi ve şans oyunları vergisi örnek olarak verilebilir. Dolaysız vergiler ise gelir vergisi, kurumlar vergisi, veraset ve intikal vergisi, emlak vergisi ve motorlu taşıtlar vergisi olarak sayılabilir. Etkin bir vergi denetimi devletin kamu harcamalarının finansmanı için gerekli gelirin elde edilmesi, kamusal hizmetlerin aksatılmadan sürdürülmesi ve her bir vergi mükellefinin kamu harcamalarının finansmanına adaletli bir biçimde katılımının sağlanması bakımından önem taşımaktadır. Çalışmada özetle; Türkiye'de vergi denetiminde etkinlik kavramı açıklanarak vergi denetiminde etkinliği belirleyen faktörlere yer verilmekte ve etkinliğin sağlanabilmesi için alınabilecek tedbirler açıklanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda; Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın faaliyet raporlarından alınan geçmiş yıllara ait istatistiksel veriler üzerinden merkezi yönetim vergi gelirleri içerisinde dolaylı ve dolaysız vergi ağırlıkları ile vergi incelemelerinin vergi türü bazında sonuçları dikkate alınarak vergi denetiminde etkinliği artıracak hususlar vurgulanmaktadır. Sonuç olarak vergi gelirleri içerisinde dolaylı vergilerin ağırlığının vergi denetiminin etkinliğini azalttığı ifade edilerek mükellefler üzerindeki dolaylı vergi yükünün hafifletilmesi ve dolaysız vergilerin ağırlık kazanması gerektiği savunulmuştur. Bu kapsamda vergi incelemelerinin vergi türleri bazındaki durumuna, incelemelerde caydırıcılığa, uzlaşma müessesesinin işlevine, vergi affı ve matrah artırımı gibi uygulamaların sürdürülebilirliğine ve maliye idaresindeki örgütsel yapıya ilişkin konularda bir takım çözüm önerilerine yer verilmiştir.
Etkili yetenek yönetimi uygulamalarının sürdürülebilir istihdama etkisinin y kuşağı bağlamında araştırılması
Günümüzde işletmeler, yoğun rekabet ortamında varlıklarını sürdürmeye çalışmaktadır. İşletmelerin varlıklarını sürdürebilmesi için, dış dünyadaki gelişmelere uyum sağlaması ayrıca insan kaynağı faktörünün önemini kavraması gerekmektedir. İnsan kaynaklarının önemini kavrayan işletmeler çalışanları cezbeder ve yetenekleri elde tutarak rakiplerine fark atmaktadır. Bu araştırmanın amacı Türkiye'de faaliyet gösteren Hedef Direct isimli şirketin yetenek yönetimi uygulamalarının çalışanların sürdürülebilir istihdamına ne ölçüde katkı sağladığını ve çalışanların bu uygulamalar hakkında ne düşündüklerini incelemektir. Altı bölümden oluşan tez çalışmasının ilk dört bölümünde konu ile alakalı olarak yetenek ve yetenek yönetimi, kuşak kavramı, sürdürülebilirlik, istihdam gibi kavramlara geniş şekilde yer verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise; Türkiye'de faaliyet gösteren Hedef Direct işletmesinin yetenek yönetimini uygulamalarına bakılarak bu uygulamalarının çalışanların sürdürülebilir istihdamına ne yönde etkisi olduğu sorgulanmıştır.
Cebir öğretimine yönelik tasarlanan hizmet içi eğitim kursunun etkililiğinin incelenmesi: Deneysel bir araştırma
Bu çalışmanın amacı cebir öğretimine yönelik tasarlanan hizmet içi eğitim kursunun, matematik öğretmenlerinin aritmetikten cebire geçişin doğasına yönelik farkındalıkları ve materyal tasarımı özyeterlik inançlarına etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda Bayburt Üniversitesi Eğitim Fakültesi ve Bayburt Milli Eğitim Müdürlüğü'nün işbirliği ile matematik öğretmenlerine yönelik hizmet içi eğitim kursu tasarlanmıştır. Hizmet içi eğitim kursu bir hafta sürmüştür. Bu araştırma nicel araştırma desenlerinden deneysel araştırma modelinde yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini 2021-2022 öğretim yılında Türkiye'nin doğu karedeniz bölgesinde bulunan bir ilde görev yapmakta olan ve çalışmaya gönüllü olarak katılan matematik öğretmenleri oluşturmaktadır. Deney grubu örneklemini hizmet içi eğitim kursuna katılan 16 matematik öğretmeni oluştururken kontrol grubunu çalışmaya katılmayan 20 matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışmanın verilerini toplamak için "Aritmetikten Cebire Geçişin Doğasına Yönelik Farkındalık Ölçeği" ve "Materyal Tasarımı Özyeterlik İnancı Ölçeği" kullanılmıştır. Kurs öncesinde ve sonrasında her iki gruba da ölçekler uygulanarak öntest ve sontest puanları elde edilmiştir. Toplanan verilerin analizinde betimsel ve kestirimsel istatistik yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar tasarlanan hizmet içi eğitim kursunun deney ve kontrol grupları arasında anlamlı farklılık oluşturmadığını göstermiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda konuya ilişkin yapılacak diğer akademik çalışmalara ve eğitim paydaşlarına önerilerde bulunulmuştur.
The role of influencer marketing in business: A meta-analysis
As a result of its creation, Influencer Marketing has emerged as one of the most significant developments in the history of marketing communication, and has played an important role in defining the expansion of the marketing communication environment over the last few years. Although there is a lot of information available in the literature, it is fragmented and diverse, which makes it difficult to progress theory and improve management practice in the business world. The purpose of this study is to evaluate whether or not social media influencer marketing may assist a business in growing, as well as what impact it will have on the business's surrounding environment. It is said in this study that a meta-analysis was conducted to examine the impact of social influencer marketing on business marketing strategy. The purpose of this study was to conduct a quantitative meta-analysis of 103 previously published studies in order to determine the effectiveness of influencer marketing. From each study the mean, standard deviation, and sample size were extracted from a collection of distinct publications from electronic database research, which were then combined. As a result of this, we will be able to employ the random effects model to assist us in carrying out our analysis. The meta-analytic results demonstrate that influencer marketing impacts four variables (customer loyalty, brand attitude,purchase attention,brand trust) with a medium effect sizes. After brand trust, customer loyalty, and purchase intention, influencer marketing was found to have the greatest impact on brand attitude in this case. This meta analysis results demonstrate a hight heterogeneity and a significant mean effect size. Theoretical and practical ramifications of these findings are discussed in detail.
The effectiveness of the monitoring and evaluation system in NGOs operating on the Syrian response
This thesis addresses the crucial need for consistent and systematic information on the institutionalization of monitoring and evaluation (M&E) systems in Non-governmental Organizations (NGOs) involved in humanitarian projects in Syria since 2012. M&E systems play a vital role in improving accountability and performance within the humanitarian aid system. The Syrian crisis, also known as the Syrian refugee crisis, has created a severe humanitarian emergency, impacting hundreds of thousands of children and families. The primary objective of this research is to examine the importance of effectively utilizing development cooperation funds allocated to humanitarian projects and to assess the specific effects of monitoring and evaluation systems. Previous studies have shown that although effective M&E systems have been developed, not all designs are equally successful in practice. Despite their utilization, many M&E systems have faced challenges in their full implementation. This study aims to explore the underlying factors contributing to the partial implementation and evaluate the overall effectiveness of M&E systems in ensuring the efficient allocation of development cooperation funds. Several significant challenges have prompted the exploration of monitoring and evaluation system effectiveness within the context of humanitarian projects in Syria. Limited resources pose a major obstacle for NGOs seeking to establish comprehensive M&E systems. Adequate funding, technological infrastructure, and skilled personnel are essential for successful implementation. Additionally, reaching beneficiaries located in remote and inaccessible areas poses logistical difficulties, hindering data collection and effective monitoring and evaluation. The lack of usable data collected by M&E experts is another significant challenge, as it limits the ability to accurately assess the impact and outcomes of humanitarian projects. Moreover, operating M&E systems in conflict zones raises security concerns and adds further complexities to their implementation. To gather empirical evidence and insights, the research methodology involves administering detailed questionnaires to 30 NGOs operating in Syria. The questionnaires target donors, monitoring and evaluation experts, and NGO representatives actively involved in humanitarian efforts. Through the responses received, the study aims to rigorously evaluate and measure the effectiveness of existing M&E systems. The questionnaires will also facilitate the identification and examination of specific challenges encountered in operating and maintaining these systems, providing a comprehensive understanding of the factors impacting their effectiveness. The anticipated findings of this research endeavor are expected to yield valuable insights that can inform future strategies for the institutionalization of monitoring and evaluation systems in humanitarian projects conducted in Syria. By effectively addressing the challenges and enhancing the effectiveness of M&E systems, the aim is to promote transparency, accountability, and efficiency in the allocation of development cooperation funds. Ultimately, these efforts will contribute to improving humanitarian aid outcomes and facilitating a more effective response to the ongoing Syrian crisis. By conducting a thorough analysis of the challenges faced and the effectiveness of existing M&E systems, the research aims to strengthen accountability, optimize performance, and maximize the positive impact of humanitarian aid in addressing the multifaceted needs arising from the Syrian crisis. In conclusion, this thesis focuses on the imperative need to effectively utilize development cooperation funds and examines the specific effects of monitoring and evaluation systems in humanitarian projects implemented in Syria. As per this research, NGOs involved in the Syrian response have implemented a moderately effective monitoring and evaluation (M&E) system, with a mean value of 3.83. Challenges identified include a lack of competent personnel, insufficient funding, and inadequate documentation for verification. Other obstacles include limited access and knowledge of the M&E system, remote management difficulties, beneficiary displacement, organizational culture issues, and a lack of understanding regarding the role of M&E. The donor/INGO/M&E NGO's system approach supports the Syrian humanitarian program by providing accurate information, classifying needs, sharing experiences, offering training, and implementing robust M&E systems. To improve the humanitarian response, recommended actions include close project monitoring, refined selection criteria for vulnerable populations, enhanced reporting tools and quality, strengthened CRM systems, and improved program quality, and evidence. Keywords: Effectiveness, Monitoring, Evaluation, Systems, NGOs, Syria refugees, Donors.
Dünya Bankası kredilerinin performansının belirleyicileri: Türkiye örneği
Bu çalışmada, DB'nın Türkiye'ye sağladığı kredilerin, kredi düzeyinde başarı faktörleri analiz edilmektedir. Literatürde makro değişkenler kullanarak ülkeler arası karşılaştırmayı inceleyen çalışmalar, aynı ülke içindeki krediler arasındaki farklılıklarının önemli bir kısmını gözden kaçırabildiğinden, bu çalışmanın, kredi kullanım büyüklüğü açısından Türkiye gibi önemli bir ülkeyi kredi seviyesinde incelemesi özgün tarafını oluşturmaktadır. İncelenen krediler kapsamında yürütülen program ve projelerin tamamlanma tarihleri 1997-2017 arasında değişmektedir. Analizlerde bağımlı değişken olarak her bir kredi için DB IEG birimi tarafından verilen başarı notları kullanılmıştır. İstatistiksel yöntemler aracılığıyla kredi/program/proje düzeyindeki bağımsız değişkenlerin kredi başarısı ile istatistiksel ilişkileri analiz edilmiş ve lojistik regresyon yöntemiyle bu değişkenlerin başarıyı tahmin etme gücüne bakılmıştır. Nihai olarak, analiz sonuçları literatür bulgularıyla mukayese edilerek tartışılmış, politika önerileri geliştirilmiş ve gelecekteki araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Dünya Bankası, Kredi Başarısı, Kalkınma Yardımları, Dış Yardımların Etkililiği, Program Kredileri, Proje Kredileri, Performans
Haber okuryazarlığı programı: İçerik tasarımı ve etkililiğinin değerlendirilmesi
Teknolojik imkânlar sayesinde, sıradan insanlar bile içerik üreticisi haline gelmiş, böylece dolaşımda olan bilgi miktarı hızla artmıştır. Son derece kolay bir şekilde ulaşılan bilginin hızlı yayılımı, sahte haberlerin de hızla çoğalmasına elverişli bir zemin hazırlamıştır. Bu durumun, çoğu zaman bireyden topluma kadar yayılan bir etki alanı vardır. Sahte haberlerle mücadele etmek ve bu duruma ilişkin olarak bilgi kullanıcılarına farkındalık kazandırmak üzere son dönemlerde üzerinde durulan önemli kavramlardan biri haber okuryazarlığıdır. Bu okuryazarlık türü, bilgi kullanıcılarına haberlerin doğruluğunu ve güvenilirliğini değerlendirebilmeleri için eleştirel düşünme becerileri kazandırmayı hedefler. Bu çalışma kapsamında da var olan haber okuryazarlığı programlarına ve ilgili literatüre dayalı olarak Türkçe bir haber okuryazarlığı eğitim programı geliştirilmesi ve bunun bilgi kullanıcıları üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yedi farklı modül şeklinde geliştirilen içerik, yarı deneysel tasarım modeli çerçevesinde Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü birinci sınıf öğrencilerine iki farklı yılda uygulanmıştır. Eğitimin değerlendirilebilmesi için, eğitim öncesi ve sonrasında katılımcılar, birer ön ve son test ile sınanmıştır. Ardından, testlerin sonuçları değerlendirilerek eğitimin eksik kalan, geliştirilmesine ihtiyaç duyulan noktalarının neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlar, her iki yılda da öğrencilerin eğitimden en çok yararlandıkları modülün, "Haber Doğrulama I-II" başlıklı Modül 4-5 olduğunu göstermiştir. Ayrıca, ikinci yılda verilen eğitime katılan öğrencilerin "Haber Okuryazarlığı Nedir?" başlıklı Modül 1'den de yararlandıkları anlaşılmıştır. Bunun yanı sıra, eğitim içeriğinin bazı yönleriyle öğrencilere yeterince ulaşamadığı da görülmüştür. Uygulanan ön ve son test sonuçlarına göre, ilk yıl eğitim alan grupta bulunan öğrencilerin, "haber doğrulama açısından önem taşıyan bilgi kaynaklarını ayırt edebilme", "iddia ve doğrulama, kanıt ile çıkarım arasındaki farkı ayırt edebilme"; ikinci yıl eğitim alan gruptakilerin ise "kitle iletişim araçlarının ifade özgürlüğünün gerçekleşmesindeki rolünü değerlendirebilme" konularına yönelik öğrenme çıktıları ile ilgili daha fazla hata yaptıkları belirlenmiştir. Ayrıca, "'misinformation' ve dezenformasyonu ayırt edebilme" konusunun ise her iki yılda da öğrenciler için yeterince yararlı olamadığı anlaşılmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucu, eğitimin geliştirilmesinde farklı disiplinlerin bir arada çalışmasının uygun olacağı ve eğitimin daha verimli hale getirilebilmesi için bilgi kullanıcılarının değişen ihtiyaçları ile değişen bilgi ortamlarına uygun olarak şekillendirilebilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Liderin Makyavelist davranışlarının algılanan lider etkililiği üzerindeki etkisinde çalışan karanlık kişilik özelliklerinin düzenleyici etkisi
Liderlik, uzun yıllardır birçok bilim dalı tarafından incelenen ve çeşitli kuramlar ile açıklanmaya çalışılan kavramlardan bir tanesidir. Farklı kuramsal yaklaşımlarla liderler nasıl seçilir, hangi liderler etkili algılanır ve bu etkiyi yaratan özellikler liderlik araştırmacıları tarafından yıllardır çalışılmaktadır. Bazı kuramlar liderliği kişilik özellikleriyle, bazı kuramlar ise davranışlarla açıklamaya çalışmaktadır. Bu kuramların hemen hepsinin ortak noktası "olumlu" özellik ve davranışlara odaklanmalarıdır. Fakat gerçek hayatta, siyasette, iş dünyasında, sporda aslında "olumsuz" ya da "karanlık" kişilik özelliklerine sahip kişilerin de liderlik elde ettiği ve kitlelerce etkili liderler olarak algılandığı görülmektedir. Karanlık kişilik özellikleri arasında sınıflandırılan Makyavelizm kavramı bu tez araştırmasının temel değişkenlerinden biridir. Mevcut araştırmanın temel amacı, liderin Makyavelist davranışlarının düzeyinin algılanan liderlik etkililiğinde rolünü incelemek ve ilişkide çalışan Makyavelizm düzeyinin düzenleyici etkisini araştırmaktır. Bu doğrultuda biri ölçek geliştirme çalışması olmak üzere iki ayrı araştırma yürütülmüştür. Birinci çalışmada, 36 katılımcı ile kritik vaka toplama tekniği kullanılarak birebir görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerden elde edilen vakalardan oluşan Makyavelist Liderlik Davranış Listesi (MLDL) adı verilen ölçüm aracı geliştirilmiştir. İkinci çalışmada ise liderin Makyavelizm düzeyine göre algılanan liderlik etkililiği ve çalışan karanlık kişilik özellikleri ölçülmüştür. Araştırma bulgularına göre liderin Makyavelist davranışları ile algılanan liderlik etkililiği arasında negatif yönde, doğrusal bir ilişki olduğu görülmüştür. Ek olarak, karar ağacı yöntemiyle yapılan analizler sonucunda katılımcıların Makyavelizm düzeyi yüksek olduğunda, katılımcının yüksek Makyavelist lideri düşük Makyavelist lidere göre daha etkili bulduğu görülmüştür. Benzer şekilde, katılımcının Makyavelizm düzeyi düşük olduğunda, düşük Makyavelist lideri yüksek Makyavelist lidere göre daha etkili bulmaktadır. Araştırma bulguları ilgili alanyazın temelinde tartışılmıştır.
Üniversiteye yeni başlayan öğrencilere yönelik geliştirilen üniversite uyum programının etkililiği
Bu çalışmanın amacı İlk Yıl Üniversite Uyum Programı'nın üniversiteye yeni başlayan öğrencilerin üniversite uyum düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Bu amaçla üniversiteye yeni başlayan öğrencilerin uyum düzeylerinin desteklenmesinin amaçlandığı psikoeğitim programı hazırlanmıştır. Araştırma kapsamında deneysel işlemin etkililiğini ölçmek amacıyla nicel veri toplama aracı olarak Üniversite Yaşam Ölçeği (ÜYÖ) ve araştırmacı tarafından Türkçe 'ye uyarlanan Üniversite Öğrenci Eşleşme Ölçeği (ÜÖEÖ) ve Algılanan Üniversite Desteği ve Yapısı Ölçeği (AÜDYÖ) kullanılmıştır. Ayrıca, ilk ve son oturumda Değerlendirme Formu ve her bir oturum sonunda Grup Oturumlarını Değerlendirme Formu aracılığıyla nitel veriler toplanmıştır. Araştırmanın ön test, son test ve izleme ölçümlerinde Üniversite Yaşam Ölçeği (ÜYÖ), Üniversite Öğrenci Eşleşme Ölçeği (ÜÖEÖ), Algılanan Üniversite Desteği ve Yapısı Ölçeği (AÜDYÖ) kullanılmıştır. İzleme ölçümü literatüre bağlı olarak Bahar dönemi başlangıcından iki ay sonra, son test uygulamasının ardından yaklaşık üç ay sonra gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda üniversite ortamına uyum, duygusal uyum, kişisel uyum, akademik uyum, sosyal uyum puanları deney ve kontrol gruplarından elde edilen puan ortalamaları arasındaki farkın manidar olduğu belirlenmiştir. Karşı cinsle ilişkiler puan ortalamaları arasındaki farkın manidar olmadığı belirlenmiştir. Üniversite- öğrenci eşleşme toplam puan, Sosyal, Kişisel ve Çevresel Uyum ile Akademik ve Entelektüel Uyum puan ortalamaları arasındaki farkın manidar olduğu belirlenmiştir. Algılanan Üniversite Desteği ve Yapısı son test puanları açısından deney ve kontrol gruplarındaki katılımcıların aynı düzeyde bulunduğu tespit edilmiştir. Ancak izleme testinde deney grubundaki katılımcıların Algılanan Üniversite Desteği ve Yapısı Ölçeği Toplam puanının anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Nitel veriler ise kuramsal çerçeveyi, ilgili araştırmaları ve araştırma kapsamında elde edilen nicel bulguları destekleyici yönde tespit edilmiştir.
Boşanmış kadınlarla yürütülen duygu odaklı grupla psikolojik danışmanın etkililiğinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Duygu Odaklı Grupla Psikolojik Danışma'nın (DOGPD) boşanmış kadınların duygusal farkındalık ve psikolojik iyi oluş düzeylerine etkisini saptamak ve DOGPD'nin etkililiğine ilişkin gruba katılan kadınların görüşlerini incelemektir. Araştırmada nicel ve nitel yöntemler birlikte kullanılmış, karma yöntem kapsamında yer alan eş zamanlı yuvalandırma stratejisi seçilmiştir. Araştırmada, 2×3'lük ön test son test kontrol gruplu gerçek deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, deney grubunda dokuz, kontrol grubunda 11 olmak üzere 20 boşanmış kadın oluşturmuştur. Araştırmada, deney grubuna 16 oturumluk DOGPD uygulanmış, kontrol grubuyla ise herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Araştırma kapsamında nicel veriler Duygusal Farkındalık Düzeyi Ölçeği ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği aracılığıyla; nitel veriler ise Danışan Günlüğü, Grup Lideri Günlüğü ve Odak Grup Görüşme Formu aracılığıyla toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde tekrarlı ölçümler için varyans analizi (Repeated Measures ANOVA); nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bulguları sonucunda, deney grubunu oluşturan boşanmış kadınların duygusal farkındalık düzeylerine ait son test ve kalıcılık testi puanlarının yükseldiği, kontrol grubunu oluşturan boşanmış kadınların duygusal farkındalık düzeylerine ait son test ve kalıcılık testi puanlarının azaldığı görülmektedir. Diğer yandan, bulgular uygulanan DOGPD'nin, boşanmış kadınların psikolojik iyi oluş düzeylerinin arttırmada etkili olmadığını ortaya koymuştur. Araştırmanın nitel bulguları "Katkı", "Duygu Odaklı Grupla Psikolojik Danışma" olmak üzere iki kategoride toplanmıştır. Katkı kategorisi, duygusal farkındalık düzeyi, psikolojik iyi oluş, boşanma sonrası uyum ve metaforlar olmak üzere dört tema altında toplanmıştır. Duygu odaklı grupla psikolojik danışma kategorisi altında teknikler, grup lideri, ve grup yapısına ilişkin öneriler olmak üzere üç tema yer almıştır. Anahtar Kelimeler: Duygu odaklı terapi, duygu odaklı grupla psikolojik danışma, duygusal farkındalık, psikolojik iyi oluş, boşanma, boşanmış kadınlar
Çevrimiçi derslerde öğretme-öğrenme sürecinin etkililiğinin değerlendirmesi (Anadolu Üniversitesi örneği)
Bilgi ve iletisim teknolojilerindeki hızlı gelismeler, egitim alanını da derinden etkilemis ve egitimin gerçeklestigi ortamlarda ve ögretme-ögrenme süreçlerinde bir dizi yeni uygulamalara yer verilmesini hem olanaklı hem de zorunlu kılmıstır. Bu uygulamalardan birisi de, ögretme-ögrenme süreçlerinin bilgisayar ve internet tabanlı sanal ortamlarda gerçeklesmesidir. Egitimin her asamasında, özellikle yüksekögretimde, ögretme-ögrenme süreçlerinin sanal ortamlarda uygulandıgı çevrimiçi egitim örnekleri giderek yaygınlasmaktadır. Anadolu Üniversitesinde pek çok birimde çevrimiçi egitim uygulamalarına önem ve agırlık verilmektedir. Nitekim 2005-2006 ögretim yılı güz döneminde çesitli programlarda yirmiyi askın ders çevrimiçi olarak yürütülmüstür. Anadolu Üniversitesi, etkili bir çevrimiçi egitimin gerçeklesmesi için gerekli teknolojik olanakları ögrencilere ve ögretim elemanlarına sunmasına karsın, çevrimiçi derslerde etkili bir ögretme-ögrenme sürecinin gerçeklestirilip gerçeklestirilemedigi bilinmemektedir. Bu nedenle, üniversitenin sundugu olanakların etkili biçimde kullanılabilmesi için, Anadolu Üniversitesinde uygulanan çevrimiçi derslerin etkililiginin degerlendirilmesi ve gelistirilmeye açık yönlerinin ortaya konması önemli bir gerekliliktir. Bu gerekliligine dayandırılan arastırmada, Anadolu Üniversitesinde 2005-2006 ögretim yılı güz döneminde çevrimiçi olarak yürütülen derslerde ögretmeögrenme süreçlerinin etkili bir çevrimiçi ögretimin ögelerine sahip olup olmadıgının ögrenci ve ögretim elemanlarının görüslerine göre degerlendirilmesi amaçlanmıstır. Arastırma, 2005-2006 ögretim yılı güz döneminde uygulanan çevrimiçi dersleri alan 150 ögrenci ve söz konusu dersleri yürüten 17 ögretim elemanı ile gerçeklestirilmistir. Arastırma tarama modelinde yapılmıs ve ögrencilerle ögretim elemanlarının görüsleri anket aracılıgı ile alınmıstır. Uygulanan anket üç bölümden olusmustur. Anketin birinci bölümünde ögrencilerin kayıtlı oldukları program ve degerlendirdikleri çevrimiçi ders, ögretim elemanlarının da yürüttükleri çevrimiçi ders sorulmustur. Anketin ikinci bölümündeyse, çevrimiçi derslerinin ögretme-ögrenme sürecinin degerlendirmesi ile ilgili görüsleri toplamaya dönük 71 maddeye yer verilmistir. Üçüncü bölümde de, derslerin ögretme-ögrenme süreci ve teknik konular ile ilgili görüs, sorun ve önerileri belirtmeye dönük açık uçlu sorulara yer verilmistir. Arastırmada elde edilen verilerin çözümlenmesi bilgisayar ortamında SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) bilgisayar programı kullanılarak gerçeklestirilmistir. Verilerin çözümlenmesinde ögrencilerin ve ögretim elemanlarının her bir önermeye katılma durumlarını gösteren yanıtlar ile çevrimiçi derslerin ögretme-ögrenme süreci ile ilgili konularda ve teknik konularda ekledikleri görüs, öneri ve sorunların, ögrenciler ve ögretim elemanları için ayrı ayrı yüzde ve frekansları hesaplanmıs ve çizelgelestirilmistir. Arastırmada, ögrencilerin ve ögretim elemanlarının yanıtlarından elde edilen bulgulara dayanarak, Anadolu Üniversitesinde 2005-2006 ögretim yılı güz döneminde yürütülen çevrimiçi derslerde ögretme-ögrenme sürecinin etkililigini saglayan ögelerden ögretim öncesi etkinliklere ve içerigin sunumu ilkelerine büyük oranda yer verilirken, ögrenci katılımı ve etkilesimi saglayıcı uygulamalara yeterli düzeyde yer verilmedigi, pekistirme, dönüt ve düzeltme etkinliklerine orta düzeyde yer verildigi; çevrimiçi derslerdeki teknik yeterliligi saglayan ögelerden uygun internet teknolojileri ve uygulamalarına ve egitsel amaçlı web sitesinin tasarım ilkelerine büyük oranda yer verildigi ancak teknik destege yeterince yer verilmedigi sonucuna ulasılmıstır.
Zihin yetersizliği olan öğrencilere temel çarpma işleminin öğretiminde iki öğretim uygulamasının etkililik ve verimlilik yönünden karşılaştırılması
Matematik becerileri, zihin yetersizliği olan öğrencilerin gerek akademik, gerekse günlük yaşamlarında bağımsız şekilde yaşayabilmelerinin ön koşul becerilerinden biridir. Normal gelişim gösteren öğrencilerin de matematik becerilerinde zorlandığı düşünüldüğünde; zihin yetersizliği olan öğrencilere matematik becerilerini öğretirken, öğretmenlerin öğretimi uyarlamaları ve çok duyulu öğretim yöntemlerini kullanmaları çok önemlidir. Somuttan Soyuta Öğretim Yöntemi ve Nokta Belirleme Tekniği, öğrenciye somut - yarı somut - soyut aşamalarını kullanarak aşamalı bir şekilde dört işlem becerilerini öğretmeyi hedefleyen bilimsel dayanaklı, çok duyulu modeller arasında yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı zihin yetersizliği olan öğrencilere temel çarpma işlemini öğretmede Somuttan Soyuta Öğretim Yöntemi ve Nokta Belirleme Tekniği kullanımının etkililik ve verimlilik yönünden farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Çalışmaya 12-13 yaşlarında, hafif düzeyde zihin yetersizliği olan dört öğrenci katılmıştır. Çalışmanın bağımsız değişkenleri Somuttan Soyuta Öğretim Yöntemi ve Nokta Belirleme Tekniğidir. Bağımlı değişkenleri ise mantık analizi ve deneysel analizi yapılmış, birbirinden bağımsız, birbirine benzer ve eş zorlukta hazırlanmış temel çarpma işlemlerinden oluşan iki öğretim setidir. Çalışmada tek denekli araştırma modellerinden uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır. Çalışmanın etkililik verileri grafiksel analiz yoluyla analiz edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgulara göre, her iki öğretim yöntemi de dört katılımcıya temel çarpma işleminin öğretiminde etkili olduğu bulunmuştur. Her iki yönteminin etkililik düzeyi karşılaştırıldığında ise dört katılımcı için önemli bir fark bulunamamıştır. Araştırmada ayrıca dört katılımcının da temel çarpma işlemini genelleyebildikleri ve korudukları görülmüştür. İki öğretim yönteminin gerçekleşen öğretim oturumu ve aralıklı yoklama oturumu sayısı bakımından verimlilikleri karşılaştırıldığında; iki katılımcıda verimlilik yönünden önemli bir fark bulunamamış, iki katılımcıda ise Nokta Belirleme Tekniği daha verimli bulunmuştur. Öğretim oturumlarının toplam süresi, öğretim oturumlarının ortalama süresi ve aralıklı yoklama oturumlarında gösterilen toplam yanlış sayısı bakımından ise Nokta Belirleme Tekniği dört katılımcı için de daha verimli bulunmuştur. Çalışmada ayrıca katılımcıların temel çarpma işlemini farklı ortama, farklı materyallere ve farklı temel çarpma işlemlerine genelleyebildikleri ve yedi hafta sonra temel çarpma işlemi becerisini korudukları gözlenmiştir. Çalışmada elde edilen sosyal geçerlik bulgularına göre ise katılımcılar, ebeveynler ve öğretmenler çalışma hakkında olumlu görüşler bildirmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Özel Eğitim, Zihin Yetersizliği, Matematik Öğretimi, Temel çarpma İşlemi, Somuttan Soyuta Öğretim Yöntemi, Nokta Belirleme Tekniği
Bir gerilla pazarlama uygulaması olarak ambient reklamcılık: Geleneksel ve ambient reklamın etkililik açısından karşılaştırılması
Değişen pazar şartları ve tüketici tercihleri işletmeleri daha etkili pazarlama faaliyetleri yürütmeye zorlamaktadır. Bu bağlamda geleneksel yöntemlerin etkilerini yitirmeye başlamasıyla birlikte hem maliyet açısından daha etkili hem de yürütülen iletişim faaliyeti açısından daha verimli pazarlama yöntemleri ortaya çıkmıştır. Bu yöntemlerden bir tanesi gerilla pazarlamadır. Gerilla pazarlama geleneksel olmayan pazarlama tekniklerini kullanan, maliyeti çok düşük, tüketiciyi şaşırtma yeteneğine sahip, yaratıcı ve sıra dışı olan her türlü pazarlama faaliyetini kapsayan şemsiye bir terimdir. Bu çalışmada gerilla pazarlamanın uygulama alanlarından biri olan ambient (ortam) reklamcılık kavramı incelenmiştir. Ambient reklamcılık tüketicilerin etkileşim içerisinde oldukları çevresel elemanları reklam mesajlarını iletmek için kullanan ve bu elemanları reklam açısından anlamlı hale getiren yaratıcı ve sıra dışı bir reklamcılık formudur. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır ve veriler anket tekniği ile toplanmıştır. Çalışmada geleneksel bir mecrada yayınlanan yaratıcı bir reklam ile ambient reklamın etkililik açısından karşılaştırması yapılmış ve tüketicilerin bu reklamlara yönelik tutumları cinsiyet ve reklamlara yönelik genel inanış değişkeni açısından incelenmiştir. Sonuç olarak geleneksel ve ambient reklam arasında etkililik açısından bazı farklılıklar bulunmuştur.
İlköğretim okulu müdürlerinin etkililik durumlarının değerlendirilmesi
Genel liselerde sosyal etkinliklerin uygulanmasında okul yöneticilerinin etkililiği (İstanbul ili Avrupa Yakası örneği)
Okullarımızda gerçekleştirilen eğitim ve öğretim etkinliklerinin genel amacı, öğrencilerin, her yönüyle, sağlıklı, verimli ve topluma katkı sağlayacak biçimde yetişmelerini sağlamaktır.Okulda, derslerle ulaşılamayan noktalara ulaşmak ve öğrencilerin, kişilik gelişmelerine yardım edecek bilgi beceri ve yetenekleri kazandırmak; kendini ifade edebilen ve kendine güvenen bir toplum oluşturmak, ancak, sosyal etkinlikler aracılığı ile gerçekleşir.Eğitimin amaçlarının gerçekleştirilmesi, büyük ölçüde, okul yöneticilerinin etkililik düzeyine bağlıdır.Okul yöneticileri; okulu, etkili ve verimli kılabilme, öğrencilerde ileri ve arzulanan davranış modelleri geliştirebilme adına okullarda sosyal ve kültürel eğitime, sosyal ve kültürel eğitimin gerçekleştirilebilmesi için de sosyal etkinliklere ağırlık vermek durumundadırlar.Modern eğitim yaklaşımlarında, sosyal etkinliklerin ve etkili okul yöneticilerinin çok önemli bir yere sahip olduğu düşüncesinden hareketle, bu araştırmada ?Genel Liselerde, Sosyal Etkinliklerin Uygulanmasında, Okul Yöneticilerinin Etkililiği? araştırılmıştır.Araştırma konusu hakkında, literatür taraması yapılmış, kavramlar tanıtılmış ve rehberlikte, disiplinde, okul ikliminde, okul-aile-çevre ilişkilerinde sosyal etkinliklerin yeri belirtilmiş; sosyal etkinliklerin şiddetle ilişkisi irdelenmiştir. Araştırmada, uzman görüşü alınarak oluşturulan anket aracılığıyla, öğretmenlerin, ?Sosyal etkinliklerin uygulanmasında okul yöneticilerinin etkililiği?'ne ilişkin algıları değerlendirilmiştir.Anket sonuçlarının istatistiksel anlamda çözümlenmesinde SPSS programı kullanılmış, sonuçlar elde edilmiş, yorumlanmış ve sonuçlar tartışılarak önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Sözcükler: Sosyal etkinlik, Etkililik, Okul Yöneticisi, Genel Lise
Özel – devlet okulu yöneticilerinin liderlik stillerinin öğretmen görüşlerine göre incelenmesi (İstanbul ili Sultangazi ilçesi örneği)
Bu araştırmanın kapsamı, özel okullar ve devlet okullarında görev yapan yöneticilerin liderlik stillerini öğretmen görüşlerine göre incelenerek bulgularla analiz edilip belirlemektir. Bu amaca ilişkin öğretmen görüşleri doğrultusunda kişisel değişkenlerin özel ve devlet okulu yöneticilerinin liderlik stillerini sergileme düzeylerine göre nasıl farklılaştığı araştırılmıştır. Araştırmada tarama yöntemi olarak betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Yapılan araştırmanın evren ve örneklemini 2015-2016 dönemi İstanbul ili Sultangazi ilçesinde yer alan resmi özel kurumlarda görev yapan toplam 232 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise İstanbul ili Sultangazi ilçesinde yer alan resmi özel kurumlarda görev yapan toplam 232 öğretmen teşkil etmektedir. Araştırmada öğretmen sayısının evreni temsil ettiği oranda öğretmene ulaşmak amacı hedeflendiğinden örneklem seçiminde oranlı tabakalı-seçkisiz yöntem kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak; ölçek kullanılmış, iki demografik değişkenli anket verilerinde ilişkili gruplar t-testi uygulanmış, ikiden fazla demografik değişkenin olduğu verilerde ise varyans analizi (Anova) yapılmıştır. Anovaların anlamlı oldukları durumlarda tamamlayıcı testi olan Post Hoc (Tukey) testi uygulanarak sonuçları tablolar halinde sunulmuştur. Araştırma bulgularına göre okul yöneticilerinin liderlik stillerine ilişkin öğretmenlerin; cinsiyet, kıdem, okul türü değişkenlerinde kendilerini daha çok yansıtan bireysel özellikler açısından farklılaştığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Yönetici, liderlik, liderlik stili, etkili yönetici
Bütüncül beyin öğretiminin etkililiği konusunda öğretmen görüşleri (Bilfen okulları örneği)
Bu araştırma, öğretmenlerin Bütüncül Beyin Öğretimi Tekniğinin etkililiğine dair görüşlerinin akademik-disiplin, sınıf yönetimi ve sosyal alanda olmak üzere çok boyutlu olarak incelenerek varsa öğretmenlerin bu tekniğin kullanımdaki yetersizliklerinin ve nedenlerinin belirlenmesine katkıda bulunmak üzere gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma, öğretmenlerin Bütüncül Beyin Öğretimi Tekniği ile ilgili düşüncelerini ve yeterlilik düzeylerini belirlemek üzere daha önce yapılmış bir araştırma bulunmaması açısından da ayrıca ehemmiyet arz etmektedir. Tekniğin önemine dikkat çekerek konuyla ilgili farkındalığı arttırmak da hedeflenmiştir. Bu araştırmada ilkokullarda görev yapan öğretmenlerin Bütüncül Beyin Öğretimi Tekniğinin etkililiğine dair görüşlerinin göreve, yaşa, kıdeme ve öğrenim durumu bakımından istatistiki olarak anlamlı seviyede bir farklılaşma bulunup bulunmadığının belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırma evreni, 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılında istanbul Anadolu Yakasında MEB'e bağlı BİLFEN İlkokullarında çalışan 16 yönetici, 130 sınıf öğretmeni, 66 branş öğretmeni olmak üzere 212 kişiden oluşmaktadır. Evrenin tamamına ulaşılmıştır. Kullanılan ölçme aracı 2 kısım içermektedir. İlk kısım katılımcıların demografik durumlarını resmetmek üzere hazırlanmış öğretmenlerin görevini, yaşını, kıdemini, öğrenim durumunu belirlemeye yönelik oluşturulmuş olan Kişisel Bilgi Formu'dur. İkinci bölüm ise Bütüncül Beyin Öğretimi Tekniğinin etkililiği konusunda öğretmen görüşlerini öğrenmek için, "Bütüncül Beyin Öğretimi Tekniğinin akademik alana etkisine ilişkin", "Bütüncül Beyin Öğretimi Tekniğinin disiplin ve sınıf yönetimi alanına etkisine ilişkin", "Bütüncül Beyin Öğretimi Tekniğinin sosyal alanına etkisine ilişkin" algılarını ölçmeye yönelik 46 sorudan oluşmaktadır. Anket, literatür taraması yapılarak, 5'li likert modeline uygun olarak "Hiç" (1), "Çok az" (2), "Orta düzeyde" (3), "Büyük oranda" (4) ve "Tamamen"(5) seçenekleri eklenerek oluşturulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, Yüksek Lisans mezunu öğretmenler Bütüncül Beyin Öğretimi Tekniğinin etkililiği hususunda daha yüksek beklentilere sahiptir. Öğrencileri yakından gözlemleme imkânı olan sınıf öğretmenleri, yöneticiler ve branş öğretmenlerine göre tekniği daha etkili bulmaktadırlar. 11-15 yıl kıdemi olan öğretmenler ve 30 yaş üstü öğretmenler tekniği diğerlerine göre daha etkili bulmaktadırlar.
Endüstri meslek liselerinde yöneticilerin okulun gelişmesi ve yenileşmesine katkısı
Türk eğitim ve öğretim sisteminin genel amaçlarını ve çeşitli derece ve türdeki eğitim kurumlarının, genel amaçlara ve temel ilkelere uygun olarak tespit edilen özel amaçlarını gerçekleştirilen faaliyetler, ilgili kanun ve yönetmeliklerce kurum yöneticileri tarafından yürütülmektedir.Bu faaliyetlerin yanı sıra kurumların bulundukları coğrafi,sosyal ve ekonomik koşullara bağlı zaman içerisinde ortaya çıkan ihtiyaçların giderilmesi ,gelişen teknoloji karşısında eğitimsel ve yönetimsel faaliyetlerin buna ayak uydurabilmesi , yöneticilerin okulda gerçekleştireceği geliştirme ve yenileştirme çalışmalarıyla sağlanabilmektedir.Bu çalışmada amaç; endüstri meslek liselerinde yöneticilerin okulun gelişmesi ve yenileşmesine katkılarını incelemektir . Araştırma; giriş, kuramsal çerçeve, yöntem,bulgular, sonuç-tartışma ve öneriler olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır.Tarama modeli kullanılan Araştırmanın evreni, 2013-2014 eğitim-öğretim yılında; İstanbul ili, Avrupa yakası Güngören, Alibeyköy , Bahçelievler ve Bayrampaşa ilçelerinde yer alan Endüstri Meslek Liselerinde görev yapan öğretmenlerdir. Araştırmanın örneklemini ise 2013-2014 eğitim öğretim yılında araştırmanın evreninde yer alan okullardan seçilen 220 öğretmen oluşturmaktadır.Veriler değerlendirilirken parametrik analiz teknikleri, non parametrik teknikler, bağımsız grup t-testi, tek yönlü varyans analizi (Anova), post-hocScheffe testi kullanılmış olup anlamlılık düzeyi 0,05 olarak ele alınmıştır.Hazırladığımız çalışma ile endüstri meslek lisesi yöneticileri başta olmak üzere kurum yöneticilerinin görev yaptığı kurumlarda kendilerini değerlendirme yönünde objektif bir veri elde etmeleri amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul Yöneticisi, Okul Gelişimi, Okul Yenileşmesi
Okul müdürlerinin müdür yardımcılarını seçerek görevlendirmesine yönelik öğretmen ve yönetici görüşleri
Bu araştırmada okul müdürlerinin müdür yardımcılarını seçerek görevlendirmesine yönelik öğretmen ve yönetici görüşlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Tarama modeline göre yapılan bu araştırmada, öncelikli olarak literatür taraması yapılmış daha sonra veri toplama aracı olarak kullanılan anket geliştirilmiştir. Bu işlemlerin tamamlanmasından sonra araştırmanın uygulama aşamasına geçilmiştir. Araştırmanın uygulanması İstanbul ilinin Küçükçekmece ilçesinde görev yapan 365 öğretmen ve yönetici ile gerçekleştirilmiştir. Anketin ilk bölümünde kişisel bilgilerden oluşan 7 soruluk bilgi formu yer almakta, ikinci bölümde Okul Müdürlerinin Müdür Yardımcılarını Seçerek Görevlendirmesine Yönelik Öğretmen ve Yönetici Görüşleri Ölçeği ve üçüncü bölümde eklemek istedikleri görüşleri bulunmaktadır.Araştırmanın verileri toplandıktan sonra gerekli analiz işlemleri yapılmıştır. Bu kapsamda öğretmenlerin okul müdürlerinin müdür yardımcılarını seçerek görevlendirmesine yönelik öğretmen ve yönetici görüşleri ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yönetim, Yönetici, Eğitim Yönetimi, Okul, Okul Yönetimi, Güç, Yeterlilik, Hesap verilebilirlik, Örgütsel Adalet