Bu konu başlığı altında 159 tez
Kurumsal iletişim bağlamında sağlık yönetiminde sosyal medya kullanımı: Tekirdağ örneği
Kurumlar örgütsel faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için iç ve dış paydaşlarla çeşitli yöntemleri kullanarak iletişim kurmaktadır. Gelişen teknolojiyle birlikte internet tabanlı web siteleri ve sosyal medya araçları kurumların yeni iletişim kurma mecraları olmuştur. Sosyal medya, kişilere zaman ve mekândan bağımsız iletişim kurabilme kolaylığı sağlamaktadır. Karşılıklı iletişimi kolaylaştırdığı için sosyal medya araçları, diğer iletişim araçlarından daha çok ön plana çıkmıştır. Günlük hayatımızın her alanında kullanılan sosyal medya, sağlık sektöründe de çeşitli amaçlar için sağlık hizmeti sunan kurumlar tarafından kullanılmaktadır. Bu çalışma ile kurumsal iletişim faaliyetlerinde sosyal medyanın önemi ve yeri anlatılmaya çalışılmıştır. Yapılan çalışmada Tekirdağ ilinde sağlık hizmeti sunan beş tane hastanenin Instagram ve Facebook hesapları incelenmiştir. Örneklem olarak seçilen hastanelerin kurumsal iletişim açısından incelenmesi için sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları içerik analizine tabi tutulmuştur. Kurumların paylaşımda bulundukları içerikler, kişilerin ve toplumun sağlık düzeyini etkilemesinden dolayı bu konuda gerekli çalışmaların oldukça önemli olduğu görülmektedir.
A sociopragmatic study on Turkish native speakers' condolence speech acts
This study explores the speech acts of condolences in Turkish uttered in response to death announcements on Facebook. Methodologically, the first step of this study comprises the analysis of the condolences in Turkish collected from Facebook following Elwood's (2004) classification of condolence strategies and modifications made by Lotfollahi & Rasekh (2011), Samavarchi & Allami (2012), Behnam et al. (2013), Murad (2013), Janusheva & Neshkovska (2018), Nurlianingsih & Ayu Imperiani (2020) and Alemi et al. (2021). Based on the results of this analysis, common condolence strategies by Turkish native speakers were identified. It was found that most condolence strategies involved statements related to Islam which is the most common religion in Türkiye. The second step of our study involves an experiment in which we tested Turkish native speakers' assessments of the level of appropriateness of different types of condolences. In doing so, we invited them to assess real-life examples from Facebook. Focusing on the sociolinguistic variables of social distance and the ranking of the imposition, we discussed which factors contributed to the way condolences are expressed in this speech community. "Expression of sympathy" was the only strategy which suggested that most Turkish native speakers noticed the variations in the ranking of the imposition which is the degree of obligation for condoling between the bereaved and the deceased. On the other hand, the ratings of the strategy of "offer of assistance" indicated that most of the informants were aware of the differences in social distance only in the second hypothetical situation where social distance and the ranking of the imposition were low, and the third hypothetical situation where social distance was high, and the ranking of the imposition was low. As such, this study contributes to our knowledge of a relatively understudied type of speech act and its realizations in Turkish culture. Keywords condolence; speech act; pragmatics; religious condolences; Facebook condolences; Turkish condolence; condolence speech acts
Sosyal medyanın işe alım süreci üzerindeki rolü ve etkisi: İstanbul Avrupa Bölgesi perakende sektöründe bir uygulama
Teknolojik değişim, özellikle bilgi işlem teknolojisindeki değişimin kişisel ve iş yaşamına olan etkileri gün geçtikçe artmaktadır. İş yaşamında insan kaynakları yönetimi alanında da teknolojik gelişmelerin etkisi giderek artarken, bu etkinin yoğun yaşandığı alanlarından biri de sosyal medyadır. Sosyal medya olarak ifade edilen Facebook, Twitter, LinkedIN, Instagram, Google Plus gibi uygulamalar özellikle insan kaynakları yönetimi biriminin işe alım süreçlerini yeniden ele almalarını ve işe alım stratejilerini yeniden gözden geçirmelerine neden olmuştur. Son yıllarda gerek dünya gerekse ülkemizin demografik yapısı yani nüfus içindeki çalışan yapısının giderek Y kuşağına doğru değişim yaşadığı bir gerçektir. Bu nedenle işletmeler ve beraberinde insan kaynakları yöneticileri ihtiyaç duyduğu doğru adayı bulabilmek amacıyla bu kuşağın yoğun olarak yer aldığı sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanmaktadır. Bu amaçla çalışmada hem sosyal medyanın önemi hem de sosyal medyanın insan kaynakları yönetiminde işe alım süreci üzerindeki rolü ve etkisi ortaya konulmaya çalışılmış ve yapılan araştırma ile konu ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal medya, işe alım, facebook, linkedIN.
Farklı liselere devam eden ergenlerin facebook bağlanma stratejileri ile akademik erteleme davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Farklı Liselere Devam Eden Ergenlerin Facebook Bağlanma Stratejileri İle Akademik Erteleme Davranışları arasındaki ilişkinin Başakşehir örnekleminde incelenmesidir. Bu çalışma 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılında İstanbul İli Başakşehir İlçesinde bulunan Kayaşehir Anadolu Lisesi, Başakşehir Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi ve Celaleddin Ökten Anadolu İmam Hatip Lisesi olmak üzere toplam 3 lisede yapılmıştır. Araştırmaya katılan öğrenciler 9, 10, 11 olmak üzere toplam 450 öğrencidir. 450 öğrencinin 226'sı kız 224'ü erkek öğrencidir. Araştırmanını verileri "Facebook Bağlanma Stratejileri Ölçeği", "Akademik Erteleme Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel çözümlemelerini yapmak amacıyla SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 15.0 for Windows paket programı kullanılmıştır. Grubun genel yapısına ilişkin bulgular frekans ve yüzde değerleriyle ortaya konulmuştur. Araştırmanın birinci alt problemi olan Facebook Bağlanma Stratejileri ve Akademik Erteleme Ölçeklerinde öğrencilerin ne düzeyde olduğunu belirlemek için aritmetik ortalama, standart sapma değerleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonraki dokuz probleminde çalışmanın bağımlı değişkeni olan öğrencilerin akademik erteleme puanlarının sosyo-demografik değişkenlere göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla yapılan analizlerin seçiminde dağılımların normalliği ve değişkenlerin kategori sayısı dikkate alınmıştır. Kategori sayısının iki olduğu durumlarda dağılım normalse bağımsız gruplar t testi, normal değilse mann whitney-u analizi tercih edilmiştir. Kategori sayısının en az üç olduğu durumlarda dağılım normalse ANOVA analizi tercih edilmiş ANOVA analizi sonucunun anlamlı olduğu durumlarda varyansların homojenliği denetlenmiş, tüm varyansların homojen olduğu saptanmış dolayısıyla bu durumlarda farklılığın kaynağını tespit etmek amacıyla scheffe analizi tercih edilmiştir. Kategori sayısının en az üç olduğu ancak dağılımın normal olmadığı durumlarda ise kruskall Wallis analizi tercih edilmiş, analiz soncu anlamlı çıktığı durumlarda ise farklılığın kaynağını tespit etmek amacıyla mann whitneyu analizi kullanılmıştır. Facebook Bağlanma Stratejileri Ölçeği ve Akademik Erteleme Ölçeği puanları arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılan analizin tercihinde yine dağılımların normalliği aranmış ve dağılımların normal olduğu varsayımından hareketle (N>30 ise) pearson korelasyon analizi tercih edilmiştir. Örneklem gurubunu oluşturan öğrencilerin akademik erteleme ölçeğinden aldıkları puanların Facebook hesabını kullanma sıklığı değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Öğrencilerin akademik erteleme ölçeğinden aldıkları puanlarının Facebook kullanma amacı değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği yine araştırma sonucunda tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkeni incelendiğinde erkeklerin akademik erteleme puanları yüksek çıkmıştır. Lise türüne göre inceleme yaptığımızda anlamlı farklılık bulunmamıştır. Sınıf düzeylerine göre bakıldığında 9 ile 11. Sınıf arasında 11. Sınıf lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Akademik başarısını düşük algılayan öğrencilerin akademik erteleme puanları, yüksek algılayan öğrencilere göre daha yüksektir. Ebeveyn medeni durumu incelendiğinde anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Annenin öğrenim durumu incelendiğinde öğrencilerin eğitim düzeyi arttıkça akademik erteleme puanları artmıştır. Babanın eğitim durumunu incelediğimizde hiç okula gitmeyenler hariç, babanın eğitim düzeyi arttıkça öğrencilerin akademik erteleme puanları artmıştır. Algılanan ekonomik durumda anlamlı farklılık bulunamamıştır. Son olarak Facebook Bağlanma Stratejileri Ölçeğinde başlatma sürdürme ve bilgi arama puanları yükseldikçe, öğrencilerin akademik erteleme puanlarının yükseldiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, Facebook Bağlanma Stratejileri, Erteleme, Akademik Erteleme Davranışı.
Öğretmenlerin sosyal ağları kullanım durumları
Teknolojinin hızla gelişimi eğitim ortamlarının da farklılaşmasına ve birçok yeni araç ve yöntemin ortaya çıkmasına imkân sağlamaktadır. Web 1.0 ortamlarından Web 2.0 ortamlarına geçilmesiyle birlikte sosyal ağlar ortaya çıkmış ve sosyal ağların eğitim ortamlarında kullanılması bir seçenek olarak ortaya çıkmıştır. Bu araştırma, öğretmenlerin eğitsel sosyal ağ kullanma durumlarını iletişim, işbirliği ve kaynak/materyal kullanımı açılarından incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma modeli olarak tarama metodu kullanılmıştır. Çalışma grubunu 2014-2015 eğitim öğretim yılında İstanbul Eyüp ilçesinde görev yapan ve rastgele seçilen okulların öğretmenleri oluşturmaktadır. Öğretmenlerin eğitimde sosyal ağ sitelerini kullanımı ile ilgili veriler "Sosyal ağ siteleri kullanım anketi" ve Mazman (2009) tarafından geliştirilen "Facebook eğitsel kullanım ölçeği" ile elde edilmiştir. 257 öğretmen araştırmaya katılmış, sosyal ağ kullanan 213 öğretmenin verileri analiz edilmiştir. Verilerin normalliğini sınamak için Kolmogorov Smirnov-Z Testi uygulanmıştır. Veriler; frekans dağılımları, Bağımsız Örneklem t-Testi, Mann Whitney U, One-Way Anova (Tek Yönlü Varyans Analizi) ve Kruskal Wallis testi ile SPSS 21 paket programında değerlendirilmiştir. Sonuç olarak; öğretmenlerin cinsiyetlerine, branşlarına, öğrenim durumlarına, çalışılan kurum türüne sosyal ağların eğitsel kullanımı açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğretmenlerin yaşlarına göre Facebook' un eğitsel kullanımına ilişkin alt faktörlerden "işbirliğinde" anlamlı farklılık bulunmuştur. Kurumlarına ait sosyal ağlarda grupları olan, sosyal ağların eğitimde etkin kullanılacağını ve kaliteyi arttıracağını düşünen öğretmenlerin sosyal ağları eğitsel anlamda kullanım konusunda görüşleri daha olumludur. Öğretmenlerin sosyal ağlara giriş sıklığı ve sosyal ağlarda kalınan süre arttığında sosyal ağları eğitsel anlamda kullanımı ve iletişim konusunda görüşlerinin daha olumlu olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Facebook' un eğitsel kullanımına ilişkin ve alt faktörler olan "iletişim", "işbirliği" ve "kaynak/materyal paylaşımı" açısından öğretmen görüşlerinin de olumlu olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal ağ, Eğitsel Sosyal Ağ, Facebook
An evaluation of the role of using facebook on language learning among EFL university student
Nowadays, social networking sites are becoming popular throughout the world and have been quite popular among various age group users particularly the young users but small number of researches have been done, especially in Iraq, on how much these websites can contribute to language learning and teaching though they seem to offer plenty of opportunities. This study provides insight into EFL students' opinions and attitudes of participating in activities through Facebook for language learning. Therefore, it aims at examining students' views about the online learning atmosphere after having an eight-week course using Facebook, and to find the role of Facebook in language learning. In addition, the study discusses the overall effects and possible uses for Facebook in the field of foreign language learning and teaching. Forty-six students at the English Department, School of Languages from University of Garmian in the academic year (2015-2016) participated as the sample in this study. They were third year University students in northern Iraq, who voluntarily joined a closed Facebook group. This study used a one-group pretest-posttest design to examine its research questions. A questionnaire form using a 5-point Likert scale was used for both tests with research tasks based on any tasks and lessons to improve English language skills. The results indicated that there is a significant difference between participants' attitudes before and after the course and it showed positive attitudes toward most activities for language learning following the completion of the study compared to prior opinions. In the pre-test, the majority of participants considered Facebook to be generally useful because through this network, they can communicate and share knowledge. After the online course, most students indicated that, Facebook has high possibilities for being used as an effective formal educational tool. Furthermore, the posttest revealed that students' positive attitudes toward the usefulness of social networks increased under the influence of research tasks and activities. Finally, this study confirmed that every participant considered Facebook to be highly effective and potential educational tool, especially for improving language knowledge and performance in various online activities.
Factors influencing the adoption of social media tools by travel agencies: The case of Afghanistan
This study focused on the social media usage (primarily Facebook) as it is amongst the most extensively practiced tool in the world. The present research was established based on the Diffusion Of Innovation (DOI) theory which acts a key element in growing acceptance, intent and real technology adoption. By definition, innovation comprises of transformation, either in the mass media or the means of engaging traditional technique. The attributes of innovation, as derived from DOI such as interactivity, ease of use, perceived benefits, trust and external pressure from the customers on social media adoption were included. The purpose of this dissertation was to investigate the factors that influence social media (Facebook) usage among travel agencies operating in Afghanistan. In addition, It examined the impact of social media usage on organizational performance of the travel agencies operating in Afghanistan. Moreover, this study sheds light over the factors that influence Afghani travel agencies in the adoption of social media for business purposes, by contrasting the results obtained from this research with the factors that affect social media adoption and have been previously mentioned in the existing literature, as well as studied how this adoption affects organizational performance, by attempted to identify the problems and challenges that travel agencies face and the benefits that they experiment once they have adopted social media. This study used quantitative research technique and data was collected from 250 respondents of at least 40 travel agencies operating in Afghanistan. Data was analyzed with the help of SPSS version 20 and AMOS version 23. The results revealed that ease of use and trust are not significantly co-related with the adoption of social media (Facebook), whereas interactivity, perceived benefits and external pressure from customer influences the adoption of social media tools by travel agencies operating in Afghanistan.
Tüketim toplumu bağlamında sosyal medya bağımlılığı
Geçmişten günümüze iletişimin ve bu bağlamda gelişen teknolojinin bireylerin hayatlarına dahil olması sonucu, bireylerin bir takım sosyal ağlar aracılığı ile tüketime gitmesi ve bu tüketim çılgınlığının bir takım sosyal medya bağımlıları doğururken sosyolojik ve fizyolojik olarak tüm toplumu etkilemesi ile halkla ilişkilerin bağdaştırılması ve ekonomik anlamda olumlu ya da olumsuz etkileri tez içerisinde işlenmiştir. Tüketim toplumu bağlamında sosyal medya bağımlılığının halkla ilişkiler açısından fayda ve zararlarından bahsedilmiştir.
Sosyal medya temelinde suskunluk sarmalı kuramının LGBTİ+ kavramı üzerinden incelenmesi
Enformasyon teknolojilerinin hızla gelişmesiyle sosyal medya, insan yaşamı için önemli bir araç haline gelmiştir. Sosyal medyadaki sanal ortam sayesinde bireyler gerçek hayatlarının yanı sıra bu ortamda yeni sanal kimlikler oluşturmuşlardır. Sosyal medyanın açtığı bu sanal kapı kişilere tamamen ifade etme özgürlüğü tanımış gibi görünse de bazı araştırmalar bu durumun daima geçerli olmadığı görüşündedir. Bu bağlamda bakıldığında reel yaşamlarında ayrımcılığa ve nefret söylemine maruz bırakılan LGBTİ+ bireyler araştırmanın öznesini oluşturmaktadır. Bu araştırmada, gerçek hayatlarında ayrımcılığa ve nefret söylemlerine maruz bırakılan LGBTİ+ bireylerin sosyal medyada suskunluk sarmalına dahil olup olmadıkları incelenecektir. Suskunluk sarmalı kuramı Alman siyaset bilimci Elisabeth Noelle-Neumann tarafından geliştirilen suskunluk sarmalı kuramına göre düşünceleri veya fikirleri kamuoyu tarafından genel geçer olduğunu düşünen bireyler, düşüncelerini ifade etmekten çekinmezken, azınlıkta olduğunu düşünen bireyler kamuoyu tarafından kabul görebilmek adına ya fikirlerini o yönde değiştirmekte ya da ifade etmek yerine suskunluk sarmalına girmektedirler. Tez üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümünde suskunluk sarmalının ilk görüldüğü yer olan geleneksel medya ile başlayarak günümüz sosyal medya platformlarının özelliklerinden ve durumunda bahsedilmiştir. İkinci bölümde suskunluk sarmalı kuramının içeriğinden bahsedilerek toplumsal cinsiyet ve LGBTİ+ meselesine girilmiş, sosyal medya ve LGBTİ+ bireylerden bahsedilmiştir. Son bölümde niteliksel araştırma yapılarak veriler karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.
Üniversite öğrencilerinde bağlanma stilleri ve aleksitiminin, sosyal medya kullanımı üzerindeki yordayıcı rolü
Sosyal medya, insanların hayatlarında büyük bir yer kaplamak ile birlikte diğer kişilerle ilişkilerin sürdürüldüğü sanal bir platform olarak belirtilmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'de yaşayan üniversite öğrencilerinin bağlanma stilleri ve aleksitimi puanlarının sosyal medya kullanımı ve ağ büyüklüğü ile ilişkisinin incelenmesi aynı zamanda bu değişkenlerin sosyal medya kullanımı üzerinde yordayıcı etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Buna ek olarak, sosyodemeografik özelliklerin ve hesap sayısı, günlük kullanım süresi, sahte hesap varlığı gibi sosyal medya kullanım özelliklerinin de sosyal medya kullanımı üzerindeki etkisinin incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu, 18-26 yaş aralığında bulunan 464 (257 kadın, 207 erkek) öğrenci oluşturmaktadır. Katılımcılara sırasıyla Sosyo-demografik Bilgi Formu, Sosyal Medya Kullanımı Ölçeği (SMUIS), Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ-20) ve Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II) uygulanmıştır. Çalışmada incelenen 3 farklı sosyal medya platformu (Facebook-Instagram-Twitter) için ayrı ayrı analizler yapılmıştır. Bulgular, Instagram ve Twitter platformlarında günlük kullanım süresi arttıkça sosyal medya kullanımı puanının da arttığını ve Instagram'da sahte hesap kullanan katılımcıların kullanmayanlara göre sosyal medya kullanımı puanının daha yüksek olduğunu göstermektedir. Her platform için sosyal bütünleşme ve duygusal bağlantı alt boyutu ile aleksitimi, kaygılı ve kaçınmacı bağlanma arasında pozitif bir ilişki saptanmıştır. Instagram için; sosyal rutinlerle bütünleşme alt boyutu ile aleksitimi ve kaygılı bağlanma arasında pozitif, kaçınmacı bağlanma arasında negatif bir ilişki bulunurken Twitter için; sosyal rutinlerle bütünleşme alt boyutu ile kaçınmacı bağlanma arasında negatif bir ilişki bulunmuştur. Bununla birlikte Facebook için; kaygılı bağlanma, Instagram için; sahte hesap, günlük kullanım süreleri, aleksitimi ve kaygılı-kaçınmacı bağlanma, Twitter için; günlük kullanım süresi (3 saat ve daha fazla), aleksitimi ve kaygılı bağlanma değişkenleri sosyal bütünleşme ve duygusal bağlantı alt boyutunu yordarken Instagram için; sahte hesap, günlük kullanım süreleri (0-30 dk/ 30 dk-1 saat, 3 saat ve daha fazla) ve kaygılı-kaçınmacı bağlanma, Twitter için; günlük kullanım süreleri (0-30 dk/ 30 dk-1 saat, 3 saat ve daha fazla) ve kaçınmacı bağlanma değişkenleri sosyal rutinlerle bütünleşme alt boyutunun yordayıcı faktörleri olarak bulunmuştur. Son olarak çevrimiçi ağ büyüklüğü ile aleksitimi ve güvensiz bağlanma arasında bir ilişkinin olmadığı tespit edilmiştir. Bu sonuçlar bireylerin, bağlanma biçimleri ve aleksitimi düzeylerinin sosyal medya kullanımı üzerinde etkisinin olduğunu göstermektedir. Bununla beraber sosyal medya bağımlılığı ve problematik internet kullanım nedenlerinin farklı bir bakış açısı ile değerlendirilmesi konusunda literatüre katkı sağlamıştır.
Sosyal medyanın gelişimi ve toplumda sosyal medya kullanım alışkanlıkları: Erbil Salahaddin Üniversitesi örneği
Sosyal medya, çağımızın yeni teknolojik buluşlarından olup bilgi paylaşımının yapıldığı dijital bir platformdur. Medyayı klasik kalıbından çıkararak başka bir boyuta taşımıştır. Kürt medyası da bu yeni nesil teknolojiden faydalanmış ve dünya sosyal medya platformunda yerini almıştır. Sosyal medya ve araçlarının gelişimi toplumları etkileyerek, birey ve kitleler arasındaki etkileşimin sağlanmasında rol oynamıştır. Bu durum araştırmacının dikkatini çekmiş, sosyal medyanın gerçekliği, özellikleri ve toplumda kullanım alışkanlığının bilimsel bir yöntemle araştırılarak sonuçlarının ortaya çıkarılmasına çalışılmıştır. Irak Kürdistan Bölgesi'nde sosyal medya kullanımının birçok alanda yoğunluk kazanması, toplumsal gelişimi tetikleme konusunda etkili olmuştur. Kullanılan sosyal ağlar daha çok çevre edinmek ve yeni arkadaşlıklar kurmak amaçlıdır. Kürdistan Bölgesinde her yaş aralığında yer alan kişiler sosyal medya ve ağlarını herhangi bir teknolojik cihazla internet üzerinden kullanabilmektedir. Kitlelerde bağımlılık yaratan ve bireylerde kullanım alışkınlığına sebep olan bu ağların farklı etkileri de vardır. Sosyal medya kişinin; sosyal, siyasal, kültürel ve düşünsel yapısını etkilemektedir. Sadece vakit geçirmek ve eğlence mekânı olarak kullanılmayan sosyal medyada kişiler arası bilgi aktarımı yapılabiliniyor, bireyler örgütlenebiliyor ve yeni kültürlerle tanışabiliyorlar. Bu anlamda toplum bireylerinin hayatına doğrudan giren sosyal medya, bireyin eğitsel dünyasına da etki edebiliyor. Bu çalışma, Irak Kürdistan Bölgesel Hükümeti sınırları içinde yer alan Salahaddin Üniversitesi'nde okuyan 750 öğrenci'nin sosyal medyanın gelişimi ve toplumda sosyal medya kullanım alışkanlıkları konusunu ortaya koymaktadır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, kavramsal ve kuramsal çerçeveyi içerirken, ikinci bölümde, araştırmanın amacı, önemi, problemleri, evren ve örneklem seçimi ile veri toplama tekniklerine yönelik bir çerçeve bulunmaktadır. Üçüncü ve son bölümde ise sahada elde edilen bulguların analizini içermektedir.
Belediyelerin kurumsal sosyal medya kullanımları üzerine bir araştırma: İzmir'deki ilçe belediyeler üzerine bir inceleme
Günümüzde belediyeler kurumsal amaç doğrultusunda sosyal medya hesaplarını aktif olarak kullanmaktadır. Kurumsal sosyal medya hesaplarında yapmış oldukları paylaşımlar ile vatandaşları arasında iki yönlü iletişim gerçekleştirmektedir. Kurumsal sosyal medya hesapları ile beraber halkla ilişkiler faaliyetlerini vatandaşlara duyurulmaktadır. En fazla kullanılan sosyal medya araçlarından olan Instagram, Facebook ve Twitter sosyal medya ağlarından vatandaşlara gönderi paylaşımı yapılmaktadır. Bu çalışmada nicel araştırma yönteminden faydalanılarak 01.01.2020-30.06.2020 tarihleri arasında Aliağa Belediyesi, Bayındır Belediyesi, Narlıdere Belediyesi ve Tire Belediyesi'nin kurumsal Instagram, Facebook ve Twitter hesaplarında yer alan paylaşımların içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışma sonucunda ilgili belediyelerin kurumsal sosyal medya hesap kullanımları amaç bakımından birbiriyle benzerlik göstermesine karşın ilgili belediyelerin kurumsal Instagram, Facebook ve Twitter hesaplarına eşit derecede önem göstermedikleri belirlenmiştir. İlgili belediyelerin içerik türleri bakımından ve gönderi türü bakımından farklılaştıkları tespit edilmiştir. Vatandaşlarla etkileşimleri bakımından ise ilgili belediyelerin yetersiz kaldıkları ortaya çıkmıştır.
Sosyal medya içerik pazarlaması paylaşımlarının tüketici katılımı yoluyla firma performansı üzerindeki etkisi
Bu çalışmanın amacı, firmaların içerik pazarlaması kapsamında Facebook ve Twitter hesaplarında paylaştıkları içerik mesaj türleri ile gönderi formatlarının tüketici katılımı üzerinde farklılık yaratıp yaratmadığının incelenmesi ve tüketici katılımının firma performansı üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. Bu kapsamda Global Fortune 500 listesinde sağlık ve teknoloji sektöründe yer alan dört firmanın 2019 yılında Facebook ve Twitter'de paylaştığı içerikler incelenmiştir. Veri tek yönlü varyans analizi ve doğrusal regresyon yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular tüketici katılımının firmaların Facebook ve Twitter'de paylaştıkları içeriklerin mesaj türlerine göre farklılaştığını göstermektedir. Firmaların paylaştığı duygusal ve karma mesajların (duygusal-bilgilendirici) bulunduğu içeriklerin bilgilendirici mesajların olduğu içeriklere göre daha çok katılım elde ettiği tespit edilmiştir. Ayrıca gönderi formatları arasında video içerikler, fotoğraf ve bağlantı (link) içeriklerine göre katılım oranı açısından daha iyi performans göstermektedir. Son olarak firmaların sosyal medyada elde ettiği katılım oranının firma performansını etkilemediği tespit edilmiştir. Çalışma, sınırlı sayıda araştırmanın yer aldığı içerik pazarlaması alanında içerik türlerinin (mesaj türü ve gönder formatı) tüketici katılımına ve katılımın firma performansına etkisini inceleyerek mevcut literatüre katkı sağlamaktadır. Buna ek olarak, bu değişkenlerin etkilerini sektör ve sosyal medya platformu kapsamında ayrı ayrı inceleyip benzerlikleri ve farklılıkları yorumlaması bakımından da literatüre katkı sağlamaktadır.
Siyasal pazarlama unsuru olarak sosyal medyanın seçmen davranışlarına ve seçmen sadakatine etkisi: Ankara ili özelinde bir araştırma
Teknolojinin gelişmesi ve globalleşme ile siyasal partilerin stratejilerinde büyük değişim yaşanmaktadır. Bir strateji unsuru olan siyasal pazarlama, araç olarak sosyal medyayı etkin bir biçimde kullanmaya başlamıştır. Kitleler üzerinde sosyal medyanın etkisi ve kullanım düzeyi arttıkça siyasal pazarlamanın değeri ve siyasi parti seçim sonuçlarına etkisi de artmaktadır. Bu çalışma; siyasal pazarlama ile sosyal medya arasındaki ilişkilerin güncel durumunu araştırarak, sosyal medya kullanımının siyasi partilerin stratejilerinde önemli etkiler oluşturduğunu saptamak amacıyla yapılmıştır. Yöntem olarak anket uygulaması tercih edilmiştir. Bulgular istatiksel olarak SPSS analizleri ile değerlendirilip sonuçlandırılmak suretiyle, öneriler ile birlikte, ayrıntılı şekilde yorumlanmıştır. Yapılan bu çalışmada; Siyasal Pazarlama Unsuru Olan Sosyal Medyanın Seçmen Davranışları Ve Seçmen Sadakati Üzerinde Etkisi araştırılmıştır. Sosyal medya araçları içerisinde, Facebook, Twitter, Instagram, kullanan bireyler araştırmaya dahil edilmişlerdir. Bu amaçla Ankara ilinde ikamet eden, yaşları 18 ve üstü olan 275 kadın, 232 erkek olmak üzere toplamda 507 katılımcıya hazırlanan ölçekler uygulanmıştır. Uygulanan ölçekler bu araştırma için geliştirilen "Siyasi Pazarlama Tutum Ölçeği", "Seçmen Bağlılığı Ölçeği", Seçmen Tatmini Ölçeği", "Seçmen Sadakati Ölçeği", "Seçmen Davranışlarını Ölçme'' ölçeğinden oluşmaktadır. Bu ölçeklerin kullanılması sonucunda elde edilen veriler istatistik yöntemleri ile analiz edilmiştir. Yapılan analizlerde pozitif bulgulara ulaşılmıştır. Bu bulgular doğrultusunda araştırmaya katılanların yaş ile sosyal medya mecrası kullanımı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Çalışmadan elde edilen veriler ışığında sosyal medyanın siyasi pazarlama bağlamında seçmen davranışları üzerinde önemli etkisi olduğu saptanmış ve siyasi partiler açısından stratejik değeri ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Siyasal Pazarlama, Sosyal Medya, Seçmen Davranışları
The effect of online shopping motivations on purchase intention: A focus group study of Facebook in Iraq
The concept of online purchasing has evolved over the past years and has become a competitor to traditional buying, and in light of people who seek to try this type of purchase, even in developing countries such as Iraq, consumers feel the need for motivation to try this method sometimes, as touching and trying the products before buying them It is a basic purchase of many goods. Like clothes for example. This problem can be eliminated if company managers and market managers understand the motives that make consumers buy products online in order to make their strategies match the desires of customers and convince them that the online store is an important way to buy and facilitate the purchase of products through Facebook and that they can return the product if it proves not to match the description. The effect of online shopping motives on intent to purchase online products using facebook in Iraq. A proposed conceptual model is presented that helps to understand what are the primary motives that drive consumers to buy using social networks, especially Facebook.The data in this study were collected from a random sample of 304, where the questionnaires were distributed electronically. The results of the study concluded that there is an effect of Hedonic motives and utilitarian motives on online purchase, as the correlation between the intention to purchase via the Internet and utilitarian motives is greater, which shows the importance of the value that the product has on the decision buying of the customers .
Use of new media (Twitter and Facebook) as a tool for raising political polarization among university students in Pakistan after the 2018 general elections
This thesis objects to evaluate the effect of political utilization of new media on political polarization among Pakistani university students and to ascertain the connection between New media use and political polarization. The theoretical framework of the thesis mainly relies on uses and gratification theory. Both quantitative and qualitative research designs are used as a mixed methodology for this thesis. Students at the Faculty of Social and Behavioral Sciences of the University of Punjab were the population chosen to conduct survey and semi-structured interviews. To conduct the survey stratified random sampling was utilized and a sample of 354 students was drawn using Selvin's formula. While 5 students were selected randomly to conduct semi-structured interviews. Descriptive analysis using SPSS software was done to analyze the quantitative data collected through the survey while the qualitative data collected through semi-structured interviews was analyzed using thematic analysis. The results of the study proved that the utilization of new media platforms for political purposes plays an important role in raising political polarization among university students in Pakistan.
Bireylerin sosyal medyadaki kimlik profillerinde toplumsal cinsiyet farklılıkları: Afganistan ve Türkiye facebook kullanıcıları üzerinde karşılaştırmalı biranaliz
Bu araştırmada sosyal medyada temsil edilen sahte kimliklerin Toplumsal Cinsiyet bağlamında değerlendirilerek, Afganistan ve Türkiye'de Facebook kullanıcıları üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Afganistan ve Türkiye modernleşme sürecinin farklı aşamalarında olan gelişmekte olan toplumlar olarak incelenmektedir. Söz konusu ülkelerin mevcut geleneksel ve modern toplumsal değerleri, yaşayan kişilerin kimliklerini oluşturmakta önemli rol oynamaktadır. Bu yüzden önce toplumdaki farklar belirlenmektedir. Geleneksel toplumlardaki insanlar günümüzde de aile ve yerel kültürlere bağlı olarak yaşamaktadırlar. Dolayısıyla geleneksel ülkelerde toplumları etkileyen herhangi bir değişim, halk tarafından hızla kabul edilmemektedir. Ancak bu durum ülkelerin modernleşme seviyelerine göre değişmktedir. 21. yuzyılda sosyal medya, küreselleşme sürecini destekleyen araç olarak bütün ülkelerde yayınlaşmıştır. Teknolojik değişimler insanların hayatında büyük değişimlerin yaşanmasına sebep olmuştur. İlk olarak İnternet teknolojisi insanlara olumlu destek olarak yansımış, ancak insanlar düşünce, yaşam tarzı, kültür, dini inançları ve ülke durumu açısından farklı toplumda bulunduklarından, teknoloji kullanımında da büyük farklılıklar görülmektedir. Bu nedenle yeni bilgi teknolojileri herkesin hayatında yararlı olmamıştır. Günümüzün postmodern dönem koşullarında kimlik kavramları da değişmiştir. Postmodern dönemin bir özelliği, kimliklerin aniden değişimi ve yenilenmesidir. Teknolojiler ve sosyal medya bu kimlik yenileme sürecine kolaylık sağlamaktadır. Günümüzde, Facebook, kullanılarının kimliklerini her türlü etkilemektedir. Sanal kimlikler gerçek kimliklerden farklı olarak ortaya çıkmaktadır. Sanal ortamlardaki sahte hesaplar çoğu araştırmaların odak noktası haline gelmiştir. Bu çağın kimlik krizinde önemli nedenlerinden biri olan sosyal medya, hukuki açıdan büyük problemlere sebep olmuştur. Sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla birçok ülke de sahte kimlik kullanımı söz konusu olmaktadır. Bu nedenle, bu çalışmada; Afganistan ve Türkiye'deki sahte kimlik oluşturma nedenleri, cinsiyet farklılıkları ve etkileri incelenmektedir. Araştırma sonucunda, diğer ülkelerde olduğu gibi Afganistan ve Türkiye'de de bazı Facebook kullanıcılarının sahte kimlikleri bulunmakta ve sahte hesap oluşturma nedenlerinin farklılaştığı görülmektedir.
Tüketici temelli marka denkliği ile müşteri bağı arasındaki ilişkinin incelenmesi: Online marka toplulukları örneği
Günümüzde markalar rekabet üstünlüğü elde etmek amacıyla marka denkliği ve müşteri bağı kavramlarına önem vermektedir. Artan teknolojik gelişmeler çevresinde tüketiciler ya da markalar yoluyla oluşturulan online marka toplulukları da pazarlama çalışmaları için önemli bir saha haline gelmiştir. Çalışmanın temel amacı tüketici temelli marka denkliği ile müşteri bağı arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Araştırma için Facebook Online marka toplulukları ele alınmıştır. Türkiye'de en çok sayfa beğenisine sahip olan markalardan birinin Volkswagen olması sebebiyle çalışma için Volkswagen marka toplulukları seçilmiştir. Çalışma süresince Volkswagen marka topluluklarına üye olunmuş ve bu topluluklarda nicel araştırma yöntemi olan anket tekniği bilgisayar yoluyla uygulanmıştır. Sonuçlara göre müşteri bağı, tüketici temelli marka denkliği ve boyutları üzerinde pozitif bir etki göstermektedir. Daha öne yapılan çalışmalar arasında tüketici temelli marka denkliği ve boyutlarının müşteri bağı ile ilişkisini araştıran kapsamlı bir çalışmaya rastlanmamıştır. Gruplara üye olan katılımcılardan bazılarının ne şu an ne de geçmişte Volkswagen araca sahip olmadığı ortaya çıkmıştır. Buna göre marka toplulukları sadece var olan müşterileri değil, potansiyel kullanıcıları da oluşturmaktadır. Markalar marka topluluklarında değer yaratımına gereken önemi göstermelidir. Volkswagen Online marka topluluklarında yapılan bu çalışma için 490 anket toplanmıştır. Doğruluğuna inanılmayan ve eksik veri barındıran anketler çalışmaya dahil edilmeyerek son veri setinin son hali olan 451 anket SPSS analizi için uygun görülmüştür. Hipotez testleri doğrultusunda çalışmanın sonuçları yorumlanmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.
Sosyal medyada gözetim: Facebook veri politikasına yönelik kullanıcıların gizlilik endişeleri ve gözetim farkındalığı üzerine bir araştırma
Gözetim, geçmişten günümüze kadar panoptik yapısından dönüşüm geçirmiştir. Panoptikon, mekân ve zaman sınırlamasına bağlıdır, bedene yöneliktir ve zorlayıcı bir yapısı vardır. Post panoptik gözetim ise dijital ortamlarda gerçekleştiği için zaman ve mekân sınırlamasından bağımsızdır. Post panoptik gözetimin odak noktası bedenler değil onlardan elde edilen verilerdir ve gözetlenenler, gözetime gönüllü bir şekilde katılırlar. Gözetim sosyal medyada "veri gözetimi" olarak karşımıza çıkmaktadır. Sosyal medya platformları içinde en çok kullanıcı sayısına sahip olan Facebook'tur. Facebook, kullanıcılardan elde ettiği verileri reklamcılık faaliyetleri için kullanmakta ve bu şekilde sermaye birikimini gerçekleştirmektedir. Facebook sitesinde veri ilkesini, çerez ilkesini ve hizmet koşullarını açıklamaktadır. Facebook'a kaydolmak, kullanım şartları ve gizlilik politikalarını kabul etmek anlamına gelmektedir. Facebook'un kullanıcılar hakkında topladığı veriler ise çok geniş bir alana yayılmaktadır. Messenger mesaj içerikleri, Instagram kullanım davranışları, WhatsApp hesap bilgisi, cihaz bilgisi ve üçüncü taraf ortaklardan elde edilen veriler toplanan verilere dahildir. Bu çalışmada kullanıcıların Facebook Veri Politikasına yönelik gizlilik endişeleri ve gözetim farkındalıkları araştırılmıştır. Araştırma sonucunda kullanıcıların gözetim farkındalıklarının düşük, gizlilik endişelerinin ise yüksek olduğu bulunmuştur. Gözetim farkındalıkları ve gizlilik endişeleri farklı değişkenler temelinde karşılaştırılmış ve anlamlı farklılıklara ulaşılmıştır.
Kanserli çocuğu olan anne-babaların oluşturduğu sanal topluluklar üzerinden online (çevrimiçi) paylaşımların netnografik yöntemle incelenmesi
ÖZET KANSERLİ ÇOCUĞU OLAN ANNE-BABALARIN OLUŞTURDUĞU SANAL TOPLULUKLAR ÜZERİNDEN ONLİNE (ÇEVRİM İÇİ) PAYLAŞIMLARIN NETNOGRAFİK YÖNTEMLE İNCELENMESİ Amaç: Araştırma, kanserli çocuğu olan anne babaların sanal topluluklar üzerinden çevrimiçi(online) platformda kanser, tedavi, yan etkileri, destek arayışları, duygu ve düşünce etkileşimleri, deneyimleri, kendilerini nasıl ifade ettiklerini tanımlamak ve özgün verilerin pediatri hemşireliğinde bakım kalitesini arttırmada kullanılmasını sağlamak amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Kanserli çocuğu olan anne ve babaların bulunduğu çevrim içi sanal ortam olan "facebook" üzerindeki, aktif paylaşım yapan, üye sayısı fazla, araştırma sorularımıza uygun içerik bulabileceğimiz iki forum sayfası, "Kanserle Dans" ve "Kanserli Çocuklara Umut Vakfı(KAÇUV)" araştırma örneklemini oluşturmuştur. Araştırma 2 Eylül- 2 Kasım 2017 tarihleri arasında nitel araştırmalar grubunda yer alan, netnografi yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Araştırma süresince paylaşımcıların fiziksel, duygusal, sosyal, çevresel birçok paylaşımı farklı ifadelerle tekrar ettikleri görülmüş ve bu paylaşımlar kendi içinde sınıflandırılmıştır. Verilerin sınıflandırılmasında aynı konudaki(alan başlığı) farklı ifadeler kendi içinde alt kodlara bölünerek ortak bir noktada gösterilmeye çalışılmıştır. Bu alt sınıflandırma sistemleri oluşturulurken nitel veri analizi programı MAXQDA Analytic Pro 12 (release 12.3.1) kullanılmıştır. Bulgular: Paylaşımlarda araştırma sorularıyla ilişkili alan başlıklarına bağlı olarak alt sınıflandırmalar yapılmış ve alt kodlar oluşturulmuştur. Hastalığa ilişkin paylaşımların alt kodları; Hastalığın süreci", "hastalığın belirti bulguları","nüks durumu ve süreç","eşlik eden başka hastalıklar", "hastalıkla ilgili güncel haberler", "kontroller"dir. Tıbbi tedavi ve yan etkilere ilişkin paylaşım alt kodları; Tedavi( nakil, tedavi reddetme, evde tedavi alma, tamamlayıcı tıp kullanma, aşılar, tedavinin riskleri, dikkat edilmesi gerekenler, ameliyat sonrası durum, tedavinin etkinliği, "ilaç", "pozisyonlar" "yan etki", "fiziksel yan etki", "psikolojik yan etki ", "zihinsel yan etki"dir. Son olarak ta tıbbi tedavi dışındaki paylaşımların alt kodları; "sağlık çalışanından beklenti anketi", "sosyal hizmet durumu", "genetik geçis", "çocuğu olmama durumu", "yurt dışı tedavi", "tıbbi müdahale girişimler", "uyku düzeni", "sosyal aktivite", "enfeksiyon", "psikosoyal durum", "destekleyici ifadeler", "duygusal ifadeler", "beslenme", "normalleşme süreci", "maske takma", "yasaklar", " kan hücre naklinin önemini vurgulama", "eğitim", "temizlik" olarak belirlenmiştir. Çalışmada kanserli çocuğu olan anne babaların paylaşımlarında çocuklarının birincil bakımına katılmaya istekli oldukları, tedaviyi izledikleri saptanmıştır. Anne babaların, kanser tanısından tedavi süreci ve sonuna dek aynı durumdaki diğer anne babalarla dayanışma içinde oldukları, bilgi ve deneyimlerini içtenlikle paylaştıkları görülmüştür. Paylaşımlarında yer alan sorular incelendiğinde profesyonel sağlık çalışanlarından alınan bilgilerin yeterli ve etkin olmadığı gözlenmiştir. Anne babaların benzer durumları yaşayan anne babalar ile bilgi paylaşımlarında "enfeksiyondan korunma" konusunda gösterdikleri hassasiyetin son derece güçlü olduğu saptanmıştır. Kanserli çocuğun beslenmesinde neler yapabileceklerinin yanı sıra okula gitme durumu konusunda da soruların paylaşıldığı görülmüştür. Sonuç: Anne babaların paylaşımlarında kanser hastalığının tıbbi tanımı ve tedavisi konusunda hekimlerinden bilgi aldıklarını belirten ifadeler yer almıştır. Ancak yine de, tedavideki son gelişmeleri, yenilikleri araştıran sorularını grup paylaşımlarında sordukları ve umut vadeden gelişmeleri bekledikleri görülmüştür. Anne babaların incelenen paylaşımları, kanser sürecindeki çocuk ve ailesinin profesyonel sağlık ekibi üyelerinin desteğine gereksinimi olduğu ve bu gereksinimin tam olarak karşılanamadığı saptanmıştır. Pediatri hemşiresinin, kanser tedavisi alan çocuk ve aileye daha yeterli, etkin duygusal, zihinsel, sosyal destek sağlama konusunda yeni arayışlar, yaklaşımlar gerekliliği içinde olduğu söylenebilir. Anahtar kelimeler: Kanserli çocuk, Anne baba, Sanal topluluklar, Netnografik çalışma
Sosyokültürel, ekonomik ve siyasi boyutlarıyla yeni medyada mahremiyetin dönüşümü: Facebook örneği
Tarihsel ve kültürel olarak çeşitli anlamlara gelen ve tartışmaya açık bir kavram olan mahremiyet, 'yalnız kalma hakkı'ndan 'toplumsal ilişkilerin sınırlı koşullarına ilişkin müzakere etme kapasitesi' ve 'bireyin hakkındaki bilgilere erişimi denetleme hakkı'na kadar birçok anlam içermektedir. İnsan haklarının vazgeçilmez bir parçası olan mahremiyet hakkı, teknolojik gelişmeler ve yeni iletişim araçlarının insan hayatına entegre olmasıyla birlikte farklı şekillerde ve daha önce hiç olmadığı kadar çok sayıda ihlal edilmektedir. Söz konusu iletim araçları içerisinde özellikle yaygınlığı ve etki alanı göz önüne alındığında internet, bu ihlale zemin hazırlayan en önemli ortam konumunda olmaktadır. Zaman ve mekan mefhumunu ortadan kaldıran ve dünyayı küçük bir bilgisayar ekranına ya da telefona sığdıran bu sanal ortam bireye sınırsız bir özgürlük vaadi vermiştir. Birey ise, bu özgürlük illüzyonuna kapılarak kendisine dair ne varsa hiç sorgulamadan bu sanal ortama aktarmıştır. Ev adresini, telefonunu, ailesini, kimlik bilgilerini, kimi zaman en mahrem anılarını, evinin içini hatta yatak odasını dahi bu sanal ortamda hem diğer bireylerin hem de devlet ve ticari şirketlerin gözetimine açmıştır. Gerek dijimodern çağın getirmiş olduğu teknolojik imkanlar, gerek toplum yapısında yaşanan tefessüh, gerek devletin ve ticari şirketlerin toplumu gözetim altına alma eylemleri, gerekse de insanların her zamankinden daha çok görülme ve görme arzusu, mahremiyetin belki de asla telafisi olmayacak şekilde dönüşmesine ve yitirilmesine neden olmuştur. Bu çalışmada, Türkiye'de yaşayan insanların, yeni medyanın hayatlarına girmesiyle mahremiyet anlayışlarında bir değişimin yaşanıp yaşanmadığını ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda yüz yüze anket yöntemiyle Kasım 2015 - Ocak 2016 tarihleri arasında anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışmasının evrenini Türkiye'de yaşayan 15 yaş ve üzerindeki yaklaşık 53 milyon kişi (30 milyon Facebook kullanıcısı) oluşturmaktadır. Tabakalı örnek yöntemi ile seçilen 15 yaş ve üzerindeki 5000 Facebook kullanıcısı ise çalışmanın örneklemini teşkil etmektedir. Çalışmanın analiz kısmında, katılımcıların mahrem bilgilerini ne oranda paylaştıkları, devlet ve özel şirketler tarafından izlendiklerinin ne oranda farkında oldukları ve mahremiyetlerinin ihlal edildiğinin bilincinde olup olmadıkları tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların demografik özellikleri ile mahremiyetlerini paylaşmaları farklı değişkenler temelinde karşılaştırılmış ve anlamlı farklılıklara ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mahremiyet, Yeni Medya, Dijimodernizm, Gözetim, Facebook.
Geek kültürü üzerinden sosyal medyada öznelliklerin inşası
Günümüzde internet bir etkileşim alanı olarak birbirine yakın ilgi alanlarına sahip bireylerin iletişimini kolay hale getirerek alt kültürlerin şekillenmesine aracılık etmektedir. Bu çalışma internet üzerinde varlık gösteren bir alt kültür olarak Geek kültürünün sosyal medya ortamındaki mevcudiyetini ortaya koyarak bu yolla Geeklerin iktidar ile ilişkisini nasıl kurduğunu tespit etmeyi amaçlamaktadır. Geeklerin sosyal medyada inşa ettikleri öznellikleri aracılığı ile iktidara karşı bir mücadele ortaya koydukları varsayımından yola çıkılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde bir internet alt kültürü olarak Geek Kültürünün oluşmasına olanak sağlayan süreçler genelden özele doğru gidilerek ele alınmıştır. Kültürel Çalışmalar alanına göre alt kültürlerin önemi, internetin ve sosyal medyanın bu alt kültürlerin topluluk işlevi göstermesindeki rolü ve Geek Kültürünün gelişimi ile ilgili aşamalar, kavramlar ve süreçler birinci bölümün ana odaklarını oluşturmuştur. Çalışmanın ikinci kısmı iktidar kavramı, iktidar ilişkileri ve mücadele alanları bağlamında öznellikleri ele almıştır. Araştırma dâhilinde Geek Kültürünün egemen olduğu bir Facebook grubunda farklı tarihlerdeki iki hafta boyunca yapılan paylaşımlar incelenerek yapısal bir analiz ortaya konulmuştur. Paylaşımlar arasında yoğun tepki alanlar ve bu paylaşımlara yapılan yorumlar seçilerek sanal ortam etkileşimlerindeki çatışmalar üzerine söylem analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonucu olarak Geeklerin sosyal medyada kendilerine ait öznellikler inşa ettikleri fakat bu öznelliklerin iktidar ile mücadeleden çok bireycilikle doğrudan ilgili olduğu saptanmıştır. Bu çalışma ile Türkiye'de sosyal medyada Facebook grupları ile varlık gösteren Geek Kültürünün öznellik alanlarını etkileşimler yoluyla nasıl oluşturduklarını görmek mümkün olmuştur.
Kültürlerarası etkileşim açısından sosyal medyada kimliklerin sunumu
Toplumsal yaşamda gerçekleşen en önemli dönüşüm olan endüstri toplumuna geçişle birlikte kentlere doğru göç hareketleri kültürel ve sosyal değişimleri de beraberinde getirmiştir. Toplumun tümünü temsil eden bu sistematik yapı içinde oluşan bilgiler kuşakların birbirini etkilemeleri sonucu süreklilik kazanmaktadır. Kültürel kalıpların oluşmasında değerlerin bu dolaylı etkileşimi, yeni kombinasyon ve sentezler meydana getirmektedir. Kültürün içindeki çeşitli düzeylerdeki bu yorum farklılıkları zamanla alt kültürlerin oluşması için zemin hazırlamıştır. Çeşitli kültürlerin simgesel ve uygulama bileşenlerinde benzerlikler ve farklılıklar olabilmektedir. Kültürel farklılıklar, toplum içerisinde de kendilerini farklı şekillerde ve farklı derinlik seviyelerinde göstermektedir. Her toplumsal değişim ya da kültürel değişim o toplumun iç dinamiklerinin etkileri ile birlikte yavaş yavaş sindirilerek gerçekleşebilmektedir. Benzetme yoluyla, çeşitli kültürel iletişim biçimlerini kullanarak, kültürel bir grup, davranışsal özelliklerini sonraki nesiller arasında öğretme ve öğrenme mekanizmaları kullanarak devam ettirebilmektedir. Toplum üzerine yapılmış olan bilimsel sistematik araştırmalar, süreç içerinde bütün kültürlerin çeşitli faktörlere bağlı olarak bir değişim geçirdiğini göstermektedir. Yeni medyadaki gelişmeler, sosyal ağlar ve büyük topluluklara sahip olan bireylerin ilişkilerini büyük oranda dönüştürmüştür. Dünyanın her hangi bölgesinde meydana gelen bir olay sosyal medya ile farklı bölgelerde yaşayan insanları da etkileyebilmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, günümüzde en fazla kullanıcı sayısına sahip sosyal ağ sitesi olan Facebook'u aktif olarak kullanan bireylerin kültürel ve etnik farklılıklarını sosyal ağlarda ne düzeyde yansıttıklarını çeşitli değişkenlere göre incelemektir. Bu yöntem ile bireysel ve grup yapısı incelenmekte, ağ yapısı betimlenmekte, topluluklar arasında kolayca gözlemlenemeyen ilişkiler görselleştirilerek var olan bağlantılar model haline getirilmeketdir. Facebook'da farklı kültürlere sahip milyonlarca insan görsel, işitsel ve metinsel birçok uygulama sayesinde birbirleriyle karşılıklı olarak bağlantılarını sürdürebilmektedir. Özellikle farklı kültürlerin tanınması ve kültüre ait değerlerin daha iyi anlaşılarak empati yapılmasında önemli katlı sağlayan Facebook ve benzeri sosyal ağlar kültürlerin ortak ve yakın özelliklerini de ortaya çıkarmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı farklı coğrafyada yaşayan sosyal ağ (Facebook) kullanıcılarının kültürel ve kimlik farklılıklarını Facebook'da temsil etme boyutunu incelemektir. Araştırma anket yöntemiyle 15 farklı etnik bölgede Facebook kullanan 750 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma anket formu olarak Kişisel Bilgi Formu, Online Ağ Siteleri Etkinlik Ölçeği, Sosyal Ağ Deneyim Ölçeği, Sosyal Kimlik Ölçeği (Collective Self Esteem (CSE)), Çoklugrup Etnik Kimlik Ölçeği (Multigroup Ethnic Identity Measure-Revised (MEIM-R) kullanılmıştır. Araştırmada frekans ve yüzde ile genel değerlendirme yapıldıktan sonra araştırmanın temel problemini oluşturan kimlik ve kültürel farklılıkların sosyal medya kullanımı üzerine etkilerinin belirlenmesi için T-test ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Bu analizlerin cinsiyet, yaş, eğitim, gelir, bölge, etnik kimliğe verilen önem ve baskın sosyal kimliklerle olan ilişki düzeyini belirlemek için frekans ve yüzdenin yanı sıra varyans analizi kullanılmıştır.
Toplumsal bellek ve mübadillerin kimlik inşası
Mübadele kavramı değişim manasında kullanılan ve 1923 yılında gerçekleştirilen Türk-Yunan Nüfus mübadelesi ile özdeşleşen bir kavramdır. 1923 Türk-Yunan nüfus mübadelesi ile Yunanistan'da yaşayan Müslüman dininden Yunan uyruklu azınlık ile Türkiye'de yaşayan Rum Ortodoks dininden Türk uyruklarının yer değiştirilmesi işlemi gerçekleştirilmiştir. Bu zorunlu göç süreci neredeyse bir buçuk milyon insanın yaşamının değişimine tanıklık etmiştir. Mübadelenin gerçekleştiği tarihin ardından doksan dokuz yıl geçmiş olmasına rağmen Türkiye'ye iskân edilen mübadillerin kültürel devamlılığı nasıl sağlanmaktadır? Çalışmanın problemini ve odağını teşkil eden sorudan hareketle mübadillerin kültürel devamlılığının sağlanmasında ve kimlik inşası sürecinde rol alan dinamiklere odaklanılmaya çalışılmıştır. Kimliğin oluşumu sürecinde hatırlama konusu büyük önem arz etmektedir. Ancak hatırlama işlemi salt zihinsel bir faaliyet olmaktan çok daha fazlasıdır. Bireyler hatırlama/bellek konusunda diğerlerin tanıklığına ihtiyaç duymaktadır. Bir bireyin içerisine doğduğu toplum kişinin sosyalizasyon sürecine tanıklık ettiği gibi kişi hatırlama konusunda da toplumun üyelerinin varlığına ihtiyaç duyacaktır. Bu konu kolektif bellek kavramının doğuşuna zemin hazırlamıştır. Kolektif bellek bireyin hatırlaması gerekenleri üyesi olduğu toplumun diğer üyeleri ile kolayca hatırlayabileceğini görüşünü savunmaktadır. Bununla beraber kimliğin oluşumu sürecinde geçmişe ihtiyaç duyulmakta bu durum ise kolektif belleği gerekli kılmaktadır. Bu anlamda toplumsal bellek kimlik oluşumu sürecinin vazgeçilmez bir unsurudur ve toplumsal bellek bugünün koşullarıyla geçmişin yeniden inşası sürecini kapsamaktadır. Buradan hareketle Türkiye'ye iskânı gerçekleştirilen mübadillerin kimlik oluşumu ve kültürel devamlılığı hususunda toplumsal bellek pratiklerine odaklanılmıştır. Bununla beraber gerek teknolojik alanda meydana gelen değişimler gerek kolektif belleğin bugünün koşullarıyla yeniden inşa ediliyor oluşu gerekse bütün bunlarla beraber değişen toplumsal bellek pratikleri göz önünde bulundurularak mübadillerin oluşturulduğu facebook gruplarına odaklanılmaktadır. Bu anlamda çalışmada nitel yöntemin bir deseni olan etnografik yöntemin sanal ortama uygulanması ile oluşan netrografik yöntem kullanılmıştır. Çalışmada netrografik yöntem kurallarına bağlı kalınarak çok sayıda üyesi bulunan, paylaşım trafiği yoğun olan Selanik, Rumeli ve Balkan Göçmenleri ve Selanik Kozana Göçmenleri adlı facebook grupları araştırmanın örneklemini teşkil etmektedir. Çalışmanın amaçları doğrultusunda, Türkiye'nin farklı illerinde bulunan mübadillerin oluşturduğu söz konusu facebook gruplarında yapılan paylaşımlar çalışmanın içeriğini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kolektif Bellek, Mübadele, Netrografi, Facebook