Anger
114 theses under this subject heading
Hemşirelerin dürtüsellik, anksiyete ve öfke düzeyleri ile savunma biçimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Hemşirelik çalışma koşulları açısından stresli bir meslek olarak bilinmektedir. Hemşirelerin streslerini kontrol altına alabilmeleri için dürtüsellik, anksiyete ve öfke ile başetme mekanizmalarını ve bunlara yönelik savuma biçimlerini bilmesi, kullanma becerilerine sahip olması gerekmektedir. Bu çalışma hemşirelerinin dürtüsellik, anksiyete ve öfke düzeyleri ile savunma biçimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma tanımlayıcı araştırma şeklinde tasarlanmıştır. Araştırma Gülhane Askeri Tıp Akademisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin dahili birim, cerrahi birim, yoğun bakım ve acil servisinde çalışan toplam 460 hemşireden örneklem olarak seçilen 370 hemşire ile 15.09.2014 - 30.04.2015 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Sosyo-Demografik Veri Toplama Formu, Barratt Dürtüsellik Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği, Çok Boyutlu Öfke Ölçeği ve Savunma Biçimleri Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanılmıştır. Hemşirelerin "dürtüsellik genel" puan ortalamasının 65.40 ± 6.96, "anksiyete" puan ortalamasnın 13.71 ± 11.16, "öfke belirtileri" puan ortalamasının 31.50 ± 10.81 ve "öfkeye yol açan durumlar" puan ortalamasının 145.36 ± 30.70 olduğu saptanmıştır. Hemşirelerin "immatür savunmalar" puan ortalamasının 104.77 ± 28.78, "nevrotik savunmalar" puan ortalamasının 41.79 ± 8.55 ve "matür savunmalar" puan ortalamasının 44.36 ± 9.49 olduğu bulunmuştur. Hemşirelerin dürtüsellik genel düzeyinin, anksiyete düzeyinin, öfkeyle ilgili düşünceler, öfkeyle ilgili davranışlar ve kişilerarası öfke düzeyinin immatür savunmalar boyutunu arttırdığı saptanmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda hemşirelere öfke ile baş etme becerilerinin geliştirilmesine yönelik eğitim programlarının oluşturulması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Anksiyete, dürtüsellik, hemşire, öfke, savunma mekanizmaları
Kadın futbolcularda antrenmanın algılanan stres, sporda güdülenme, sürekli öfke ve öfke tarzı düzeylerine etkisi
Bu çalışmanın amacı kadın futbolcularda antrenmanın algılanan stres, sporda güdülenme, sürekli öfke ve öfke ifade tarzı düzeylerine etkisini incelemektir. Araştırmaya 19'u birinci ligde, 19'u ise ikinci ligde oynayan toplamda 38 kadın futbolcu katılmıştır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Algılanan Stres Ölçeği, Sporda Güdülenme Ölçeği ve Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler hazırlık kampı antrenmanları öncesinde ve hazırlık kampı sonrası uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS 21 yazılımı kullanılmıştır, normallik düzeyine Kolmogorov-Smirnov, varyans eşitliğine ise Levene testi ile bakılmıştır, istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir, Paired Sample t, Independent Sample T, tek yönlü varyans analizi ANOVA ve post-hoc Scheffe testi uygulanmıştır. Lig değişkenine göre puan ortalamaları incelendiğinde yetersiz öz yeterlik algısı, içsel güdülenme, dışsal güdülenme, güdülenmeme, sürekli öfke, öfke dışa vurumu ve öfke kontrolü alt boyutlarında istatistiksel farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Birlikte yaşanılan kişi değişkenine göre puan ortalamaları incelendiğinde içsel güdülenme ve dışsal güdülenme alt boyutlarında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık görülmüştür (p<0,05). Spor deneyim yılı değişkenine göre puan ortalamaları incelendiğinde güdülenmeme ve öfke kontrolü alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Kadın futbolcularda hazırlık kampı antrenmanları öncesinde ve hazırlık kampı sonrasında algılanan stres düzeyi, sporda güdülenme düzeyi ve sürekli öfke ve öfke tarzı düzeyi puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Kadın futbolcularda hazırlık kampı antrenmanlarının algılanan stres, içsel güdülenme, dışsal güdülenme, güdülenmeme, sürekli öfke, öfke içe vurumu, öfke dışa vurumu ve öfke kontrolü düzeylerini etkilemediği sonucuna varılmıştır. Kadın futbolcuların hazırlık kamplarında spor psikoloğu bulundurulması önerilmektedir. Hazırlık kamplarında psikolog bulundurmayan takımların teknik heyeti psikolojik anlamda futbolcularına destek olmalıdırlar. Kadın futbolcuların stres düzeyleri, güdülenme durumları ve öfke düzeyleri ligin başlangıcında, devre arasında veya ikinci devre başında da kontrol edilmelidir. Benzer çalışmalar farklı lig düzeylerindeki veya değişik branşlardaki kadın sporcular ile yapılabilir. Anahtar Kelimeler: Antrenman, Güdülenme, Kadın Futbolcu, Öfke, Stres
Aile içi duygusal / psikolojik şiddeti önlemede öfke kontrolü ve dinin rolü
Her gün gerek basından gerekse bizzat şahit olduğumuz aile içi şiddet dozunu öylesine artırdı ki, tüm dünyada devletler yasalarına, özellikle bu konuda dezavantajlı durumda olan kadın ve çocuklara yönelik pozitif ayrımcılık içeren maddeler eklemek durumunda kaldılar. Şiddeti, güçlü olanın kendinden daha zayıf olanlara karşı uyguladığı zorbalık ve sindirme hareketi olarak düşünürsek, ilk aklımıza gelen fiziksel, cinsel, ekonomik şiddet veya çocuklara yönelik istismar olacaktır. Ancak, görevim icabı bana gelen soru ve şikâyetlerden anladığım kadarıyla - bir çoğu bunu bir şiddet unsuru olarak kabullenmese de – kadınlar ve çocuklar için en yaralayıcı, unutma ya da kabullenme konusunda en çok zorlandıkları husus duygusal /psikolojik (manevi) şiddettir. Bu nedenle araştırmamızın konusunu, hakaret etme, küçük düşürme, tehdit etme, aşırı kıskançlık vb. her türlü ruh sağlığını bozucu davranışlar şeklinde tezahür eden duygusal/psikolojik şiddet, bunu önlemeye yönelik öfke kontrolü ve İslam dininin öfke kontrolüyle ilgili tavsiyeleri oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar: Saldırganlığı ister doğuştan getirdiğimiz içsel bir dürtü, isterse sonradan dış etkileşimler sonucu elde edilen bir davranış olarak kabul edelim aile içi şiddetin ortaya çıkmasında bireylerin saldırganlık düzeyleri ve öfkelerini ifade etme yöntemleri büyük rol oynamaktadır. Aile içi duygusal/psikolojik şiddet kişilerin kolaylıkla ifade edemediği hatta çoğu zaman farkına bile varmadıkları bir şiddet çeşidi olmasına rağmen sonuçları bakımından en yıpratıcı olanıdır. Öfke kontrolü, saldırganlık düzeyini aşağı çekmede dolayısıyla ortaya çıkabilecek şiddeti önlemede önemli bir rol oynamaktadır. Din algısı ve dinin kişiler üzerinde bir yaptırım mekanizması oluşturduğu düşünülürse İslam Dini'ni doğru anlama ve algılamanın öfke kontrolü dolayısıyla da aile içi şiddeti önlemede ne kadar etkili olduğu ortaya çıkacaktır. Anahtar Kavramlar: Öfke, Öfke kontrolü, Aile İçi şiddet, Din.
Bireysel ve takım sporcularının çeşitli değişkenlere göre öfke ve saldırganlık düzeylerinin araştırılması
ÖZET BİLİR, N. Bireysel ve Takım Sporcularının Çeşitli Değişkenlere Göre Öfke ve Saldırganlık Düzeylerinin Araştırılması. Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimler Enstitüsü, Beden Eğitim ve Spor Programı Yüksek Lisans Tezi, Kütahya. 2018. Bu çalışmanın amacı; milli sporcu ve süper amatör sporcuların, bireysel ve takım sporlarının çeşitli değişkenlere göre öfke ve saldırganlık düzeyleri arasında ilişki olup olmadığının araştırılmasıdır. Araştırmanın Evrenini 2016 yılında Ankara, Samsun, Sivas illerinde Basketbol, Boks, Güreş, Taekwondo, Hentbol ve Futbol branşlarında milli sporcu ve süper amatör sporcularından faal durumunda olan sporcular oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise evrenden tesadüfü olarak seçilen,18 yaş ve üzeri, toplam 290 milli sporcu ve süper amatör sporcularından oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak geliştirilen kişisel demografik özelliklerini tespit etmek için bilgi formu kullanıldı. Araştırmada verileri toplamak için Özer (1994) tarafından uyarlanan Spielberger'in Sürekli Öfke-Öfke Tarzı Ölçeği (SÖÖTÖ) ve İpek İlter Kiper tarafından geliştirilen saldırganlık ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 14,0 versiyonu kullanılmış ve farklı gurupta bulunan sporcuların puanlarına bağımsız t- test uygulanmıştır. İkiden fazla gruplarda, gruplararası farkı belirlemek için tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Fark oluştuğu durumlarda, gruplararası farkın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek için Tukey HSD Post Hoc testi uygulanmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla öncelikle Pearsonkorelasyon analizi yapılmıştır. Analizlerde anlamlılık düzeyi 0,05 (p<0,05) olarak belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Öfke, Saldırganlık, Spor.
Kadınlarda premenstrual sendrom görülme durumu ile sürekli öfke ve öfke ifade tarzları arasındaki ilişki
PMS (Premenstrual sendrom) yaşa bakılmaksızın, üreme çağındaki kadınların karşılaştıkları en yaygın problemlerden biridir. Günlük yaşantıyı olumsuz bir şekilde etkileyen öfke ve sinirlilik, PMS'nin en şiddetli ve en uzun süre devam eden semptomlarıdır. Bu çalışma Kütahya ilinde yaşayan 15-49 yaş grubu kadınlarda PMS görülme durumu ile sürekli öfke ve öfke ifade tarzları arasındaki ilişkiyi incelemek amacı ile tanımlayıcı türde yapılmıştır. Çalışmaya rastgele seçilen 720 kadın dâhil edilmiştir. Çalışmanın verileri Ekim-Aralık 2016 tarihleri arasında, Kütahya Merkez Fatih Aile Sağlığı Merkezi'nde toplanmıştır. Verilerin toplanmasında; Kişisel Bilgi Formu, Premenstrüel Sendrom Ölçeği ve Sürekli Öfke-Öfke İfade Tarz Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 20.0 paket programında değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde frekans, yüzde, ki kare, bağımsız gruplarda t testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Kadınların yaş ortalaması 30.00±8.64 yıl olup, %38.3'ünün eğitim durumu üniversite ve üzeri düzeydedir. %73.5'inin ev hanımı ve 64.6'ünün evli olduğu görülmektedir. PMS prevalansı %48.75 olarak bulunmuştur. Kadınlar medeni durum, dismenore yaşama, menstrual siklus düzeni, premenstrual dönemde genel durum, gebelik durumu, aile öyküsü, sigara kullanımı, alkol kullanımı, gazlı içecek tüketimi ve kahve tüketimi açısından incelendiğinde; PMS görülen ve görülmeyen gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır (p<0.05). Yaş, çalışma durumu, gelir durumu, doğum kontrol hapı kullanma, şekerli gıda tüketimi, yemeği tatmadan tuz ilave etme, çay tüketimi ve egzersiz yapma durumları açısından incelendiğinde; PMS görülen ve görülmeyen gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Kadınların PMS görülme durumları ile sürekli öfke ve öfke ifade tarzları arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. PMS'li kadınların PMS'li olmayan kadınlara göre sürekli öfke, öfkenin içe vurumu, öfkenin dışa vurumu puanlarının anlamlı derecede daha yüksek olduğu ve öfke kontrol puanlarının ise anlamlı derecede daha düşük olduğu saptanmıştır. PMSÖ alt boyut puanları ile SÖÖTÖ alt ölçek puanları arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0.05). Sonuç olarak; premenstrual dönemde öfke kontrol problemi yaşayanlara sosyal destek sağlanması ve öfke kontrol eğitimlerinin düzenlenmesi önerilmektedir. PMS ve öfke arasındaki ilişki ile ilgili kesin kanıtlar sağlanabilmesi için daha ileri düzeydeki çalışmalarla bu konunun incelenmesi gerekmektedir.
Sosyo-ekonomik açıdan farklı bölgelerdeki ilkokul müdürlerinin öfkeli velilerle çatışma durumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı; sosyo-ekonomik açıdan farklı bölgelerde görev yapan ilkokul müdürlerinin, velilerle yaşadıkları çatışma durumlarının incelenmesidir. Bu genel amaç doğrultusunda; müdürlerin velilerle en sık yaşadıkları potansiyel çatışma durumları, müdürlerin en sık kullandıkları çatışma çözüm stratejileri, tüm çabaları boşa çıktığında müdürlerin öfkeli velilerle başa çıkmak için kullandıkları en stratejiler, müdürlerin öfkeli veli şikayeti karşısında en sık kullandıkları stratejiler, çatışmaların en aza indirilmesi ve ilişkilerin kuvvetlendirilmesi için müdürlerin en işe yarar gördükleri ve en sık kullandıkları stratejiler, öfkeli veliye rehberlik etmede müdürlerin rehber öğretmeni önemli görme dereceleri, farklı alt kültürlerin veli-müdür çatışmasına etki derecesine ilişkin müdürlerin algıları ve müdürlerin çatışma çözümü ile ilgili almış oldukları dersler veya kurslar incelenmiştir.Araştırmanın verileri, İstanbul ili Büyükçekmece, Kadıköy, Fatih, Bakırköy, Tuzla ve Sultanbeyli ilçelerinde bulunan ilkokullarda görev yapan toplam 138 müdüre anket uygulayarak toplanmıştır. Araştırmada verileri toplamak için Sturges (1965)?in ?Analysis of Conflict Situations Communicated Between Parents and The Elementary Principal in The Westminster Elementary School District? isimli yüksek lisans tezinde kullanmış olduğu anketten faydalanılarak, araştırmacının oluşturduğu anket formu kullanılmıştır.Araştırmadan şu sonuçlar elde edilmiştir: (1) Müdürlerin görev yaptığı ilçenin sosyo-ekonomik düzeyi fark etmeksizin, müdürlerin velilerle yaşadıkları çatışma nedenlerinde ilk sırada öğrenciler arası ilişkiler yer almaktadır. (2) Müdürlerin görev yaptığı ilçenin sosyo-ekonomik düzeyi fark etmeksizin, müdürlerin velilerle yaşadıkları çatışmaları çözmede en sık kullandıkları strateji okulda veli-müdür görüşmesidir. (3) Tüm çabaları boşa çıktığında, müdürlerin velilerle yaşadıkları çatışmaları çözmede en son başvurdukları strateji, mümkün olan her şeyi yaptığını açıklama ve taviz vermemedir. (4) Müdürlerin görev yaptığı ilçenin sosyo-ekonomik düzeyi fark etmeksizin müdürlerin, öfkeli veli şikayeti karşısında en sık kullandıkları çatışma çözüm stratejisi önce veliyi dinleme, sonra açıklama yapmadır. (5) Sosyo-ekonomik düzeyi yüksek ilçelerdeki müdürlere göre, çatışmaların en aza indirilmesinde en işe yarar strateji ?veli ile sık sık iletişime geçmesi için öğretmenleri motive etmek? iken, sosyo-ekonomik düzeyi düşük ve orta ilçelerdeki müdürlere göre ?veli eğitim toplantıları? dır. (6) Sosyo-ekonomik düzeyi yüksek ve düşük ilçelerdeki müdürlerin, velilerle çatışmaları en aza indirmek ve ilişkileri kuvvetlendirmek için en sık kullandıkları strateji ?veli ile sık sık iletişime geçmesi için öğretmenleri motive etmek? iken; sosyo-ekonomik düzeyi orta ilçelerdeki müdürlerin en sık kullandıkları strateji?veli eğitim toplantıları? dır. (7) Yüksek, orta ve düşük ilçelerdeki müdürler, öfkeli veliye rehberlik etmede okul rehberlik öğretmenini çok önemli görmektedir.(8) Müdürlerle veliler arasında çatışma durumu oluşmasını farklı alt kültürler, yüksek ve orta sosyo-ekonomik düzeye sahip ilçelerdeki müdürlere göre çatışmayı ?nadiren? etkilerken, sosyo-ekonomik düzeyi düşük ilçelerdeki müdürlere göre?ara sıra? etkilemektedir. (9) Müdürler çatışma ile ilgili kurs veya ders aldıklarını belirtseler de, aldıkları eğitimlerin çatışma haricindeki başka alandaki eğitimler olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Çatışma, Veli-Müdür Çatışması, İlkokul.
Toplumsal hareketlere katılımda duyguların rol ve etkileri
Bu araştırma, toplumsal hareketleri ve bu hareketler içerisinde yer alan kişilerin (aktivistler) profillerini, sahip oldukları duygular üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda araştırma çeşitli toplumsal hareketlere katılmış gönüllülük esasına dayalı olarak 181 kişi ile yürütülmüştür. Veriler; Sosyal Kişilik Özellikleri (SKÖ), Bireysel Özellikler, Güven Duygusu, Öfke Duygusu, Dışlanmışlık ve Hayal Kırıklığı Duygusu, Umut(suzluk) Duygusu, Korku Duygusu, Güncel Politika/Siyasete İlgi Konusu, Toplumsal Duyarlılık/Farkındalık ve Toplumsal Hareketler ölçekleri ile elde edilmiştir. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla SPSS (Statistical Package for the Social Sciences Version 25.0.0; SPSS Inc., Chicago, IL, ABD) programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda katılımcıların yaşı ve cinsiyetinin SKÖ, bireysel özellikler, öfke duygusu, dışlanmışlık ve hayal kırıklığı duygusu, umut(suzluk) duygusu, korku duygusu ve güncel politika/siyasete ilgi konusu gibi hususlarda grup ortalama düzeylerini etkilediği görülmüştür. Ayrıca katılımcı bireyin çalıştığı sektörün; sosyal kişilik özelliklerini, umut(suzluk) duygusunu ve toplumsal hareketler grup ortalama düzeylerini etkilerken; gelirin, SKÖ ve toplumsal hareketlerin grup ortalama düzeylerini de etkilediği ve yaşanılan şehrin, toplumsal duyarlılık/farkındalık bakımından grup ortalama düzeyleri üzerinde yine benzer şekilde etkili olduğu görülmüştür. Bunun yanında medeni durumun, SKÖ, öfke duygusu ve güncel politika/siyasete ilgi konusunda grup ortalama düzeylerini etkilediği görülmüştür. Ek olarak ailedeki kişi sayısı ve eğitim durumunun ise hiçbir değişkeni etkilemediği tespit edilmiştir.
Aile içi şiddet ve öfke ifade tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı aile içi şiddet ile öfke ifade tarzları arasındaki ilişkiyi incelemektir.Araştırmanın örneklemini 14-18 yaş grubu arasında yer alan öğrenciler oluşturmuştur. Öğrencilerin aile içi şiddet görüp görmediklerini belirlemek için Aile İçi Durum Anketi uygulanmış; öğrencilerin öfke ifade tarzlarını tespit etmek için de Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzları Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen bulgularda lise öğrencilerinin aile içinde şiddet yaşama ya da yaşamama durumlarındaki sürekli öfke ve öfke ifade tarzları cinsiyete ve sınıf düzeyine göre incelenmiş ve bazı anlamlı farklılıklar olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzları Ölçeği alt ölçeklerinden aldıkları puanlar cinsiyetlere göre farklılık göstermemektedir. Aile içinde şiddet yaşayan ergenlerin aile içinde şiddet yaşamayan ergenlere göre Öfke Kontrol alt ölçeği hariç diğer alt ölçeklerden (Sürekli Öfke, Öfke İçe, Öfke Dışa) yüksek puanlar aldıkları görülmüştür. Aynı zamanda ergenlerin sınıf düzeylerine göre Sürekli Öfke alt ölçeğinden aldıkları puanlar arasında da anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Aile, Aile İçi Şiddet, Ergenlik, Öfke, Öfke İfade Tarzları.
İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin arkadaş ilişkileri ve cinsiyete göre öfke düzeyleri ve öfke ifade tarzlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin arkadaş ilişkileri ve cinsiyete göre öfke düzeyleri ve öfke ifade tarzları arasında farkın olup olmadığını incelemektir.Araştırmanın örneklemi yaşları 13-16 arasında değişen ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinden (n=494) oluşturulmuştur. Çalışmada öğrencilerin öfke düzeyleri ve öfke ifade tarzlarını incelemek amacı ile ?Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarz Ölçeği (SÖÖTÖ)? ve yine ergenlerin arkadaş ilişkilerini incelemek amacı ile ?Arkadaş İlişkileri Ölçeği (AİÖ)? kullanılmıştır.Her bir arkadaşlık ilişkileri alt ölçeğinden düşük, orta ve yüksek puan alan gruplar oluşturulduktan sonra öğrencilerin Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı alt ölçek puanlarına uygulanan 3 (düşük-orta-yüksek) X 2 (cinsiyet) ANOVA sonuçları, sürekli öfke puanları üzerinde güven ve kendini açma açısından cinsiyet temel etkisinin, bağlılık, kendini açma ve sadakat açısından grup temel etkisinin anlamlı düzeyde olduğu bulunmuştur. ANOVA sonuçları dışa yönelik öfke puanları açısından incelendiğinde, bağlılık ve sadakat temel etkisinin ve bağlılık ve cinsiyet ortak etkisinin anlamlı olduğu açığa çıkmıştır. Öğrencilerin içe yönelik öfkeleri ise, bağlılık, güven, kendini açma ve sadakat temel etkisine ve sadakat-cinsiyet ortak etkisine göre anlamlı şekilde farklılaştığı bulunmuştur. Sonuçlar öfke kontrol puanları açısından ele alındığında, bağlılık ve sadakat cinsiyet ve grup temel etkisinin ve sadakat cinsiyet ortak etkisinin anlamlı düzeyde olduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Öfke, Öfke İfade Tarzları, Ergenlik, Arkadaş ilişkileri
Problem çözme terapisine dayalı beceri geliştirme grubunun üniversite öğrencilerinin sosyal problem çözme becerileri, öfkeyle ilgili davranış ve düşünceler ile sürekli kaygı düzeylerine etkisi
Bu araştırmada sosyal problem çözme beceri eğitiminin üniversite öğrencilerinin sosyal problem çözme, öfkeyle ilişkili davranışlar ve düşünceler ile sürekli kaygı düzeylerine etkisi incelenmiştir.Araştırma, 2008-2009 öğretim yılında Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği, Okul Öncesi Öğretmenliği ve Psikolojik Danışma ve Rehberlik Ana Bilim Dalında öğrenimlerine devam eden ikinci ve üçüncü sınıf öğrencilerinden araştırmaya katılmaya gönüllü bir grup öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir.Araştırma yarı-deneysel desen türündedir. Deney grubunda 17 ve kontrol grubunda 17 olmak üzere toplam 34 öğrenci araştırmaya katılmıştır. Deney ve kontrol gruplarına deneklerin seçiminde araştırmaya katılmaya gönüllü ve aynı zamanda sosyal problem çözme becerisi normalin altında olan öğrenciler dikkate alınmıştır. Gruplara deneklerin atanması ise grupların eşitlenmesi işlemine dayalı olarak gerçekleştirilmiştir.Araştırmada deney grubuna Problem Çözme Terapisi (D' Zurilla ve Nezu, 2007; Nezu, Nezu ve D' Zurilla, 2007) temel alınarak oluşturulan sekiz oturumluk psiko-eğitimsel içerikli bir program uygulanırken kontrol grubuna herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Deney grubuna uygulanan müdahale programı haftada bir gün olmak üzere ortalama 2 - 2,5 saatlik oturumlardan oluşmuştur. Deney grubuna uygulanan sosyal problem çözme beceri eğitimi beceri geliştirme amaçlı, ağırlıklı olarak eğitimsel içeriğe sahip, çok sayıda çeşitli egzersizlerin yer aldığı, Bilişsel-Davranışçı Terapilerin çeşitli teknik ve yöntemlerinin kullanıldığı, yapılandırılmış oturumlardan oluşan ve aynı zamanda yaşantısal-etkileşimsel süreci de içeren bir psiko-eğitimsel grup müdahalesidir.Araştırmanın verileri, nicel ve nitel yöntemler kullanılarak elde edilmiştir. Nicel verilerin elde edilmesinde deney ve kontrol grubundaki öğrencilere veri toplama aracı olarak bu araştırma kapsamında Türkçe' ye uyarlaması yapılan Sosyal Problem Çözme Envanteri ?Kısa Formu, Çok Boyutlu Öfke Ölçeği (Balkaya, 2001)' nin Öfkeyle İlişkili Davranışlar ve Öfkeyle İlişkili Düşünceler Alt Ölçekleri ile Durumluk ?Sürekli Kaygı Ölçeği (Öner ve LeCompte, 1985)' nin Sürekli Kaygı Alt Ölçeği uygulanmıştır. Söz konusu ölçekler deney ve kontrol grubuna öntest ve sontest ölçümleri olarak uygulanırken kontrol grubundaki öğrencilere ulaşılamadığından izleme ölçümleri sadece deney grubundaki öğrencilerden elde edilmiştir. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde Kovaryans Analizi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, Mann Whitney U Testi ve İlişkili Örneklemler için t Testi istatistiksel tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nitel verileri ise deney grubundan araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış soru formları yoluyla elde edilmiştir. Söz konusu dokümanlar deney grubundaki öğrencilerin uygulanan müdahale programından elde ettikleri kazanımlara ilişkin kişisel değerlendirmelerini almak üzere deneysel işlemin bitiminden sonra ve izleme ölçümlerinde olmak üzere iki kez verilmiştir. Nitel verilerin analizi doküman incelemesi yöntemiyle yapılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde, uygulanan sosyal problem çözme beceri eğitiminin ?sosyal problem çözme becerileri? ve ?dünyaya yönelik öfke düşünceleri? değişkenleri üzerinde olumlu yönde etkide bulunduğu ve bu etkinin uzun süreli kalıcı olduğu görülmüştür. Araştırmanın bulgularından elde edilen bir başka sonuca göre uygulanan deneysel müdahale programı, deneklerin öfkeyle ilişkili davranışlar: saldırgan davranışlar, sakin davranışlar, kaygılı davranışlar boyutlarında ve öfkeyle ilişkili düşünceler: öfkesine yönelik, diğerlerine yönelik, kendisine yönelik öfke düşünceleri boyutlarında herhangi anlamlı bir farklılık yaratmamıştır. Araştırmadaki bir başka değişken olan sürekli kaygı değişkeni bakımından ise hem deney hem de kontrol grubunda son test ölçümlerinde olumlu bir değişimin olduğu görülmüştür. Ancak deney grubundan elde edilen izleme ölçümlerinde sürekli kaygı puanlarının sontest puanlarından daha düşük olduğu saptanmıştır. Elde edilen bu bulgu deneysel işleme bağlı olmaksızın her iki gruptaki öğrencilerin değişim yaşadıklarını düşündürmektedir. Araştırmadan elde edilen bu sonuçlar doğrultusunda sosyal problem çözme beceri eğitiminin üniversite öğrencilerinin sosyal problem çözme becerilerini geliştirmede etkili olduğu söylenebilir.
Akran eğitimi ile desteklenen öfke kontrolü eğitiminin lise öğrencilerinin öfke kontrol becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı; akran eğitimi ile desteklenen öfke kontrol beceri eğitim programının lise öğrencilerinin öfke kontrol becerilerine etkisini incelemektir. Bu amaçla Adana, Kozan, Kozan Lisesi'nde öğrenim gören öğrencilerden, 10'ncu sınıfa devam eden 346 öğrenciye Sürekli Öfke Öfke İfade Tarzı Ölçeği uygulanmış, ölçeğe iki ve daha fazla maddeye yanıt vermeyenler elenerek uygulama yapılan öğrenci sayısı 311 düşürülmüştür. Ölçek uygulaması sonucunda Sürekli öfke düzeyi yüksek olduğu tespit edilen öğrenciler belirlenmiştir. Okul içinde programı tanıtıcı sınıf içi tanıtım faaliyetleri ve okulun değişik yerlerine afişler asılmıştır. Gönüllü olan öğrencelerle ön görüşme yapılmış, yapılan görüşmelerde araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu uygulanarak, öğrenciler cinsiyet, sosyo ekonomik düzey ve aile durumları dikkate alınarak gruplara yerleştirilmiştir. Araştırmaya; deney 1 grubu için 13, deney 2 grubu için 13, kontrol grubu için 13 öğrenci dahil edilmiştir. Araştırmaya katılan deney 2 grubundaki öğrencilerin en yakın iki arkadaşı sosyometri yoluyla belirlenerek sınıf rehberliği çalışmasına dahil edilmiştir.Deney gruplarına her biri 90' ar dakika olmak özere 10 oturumluk psiko-eğitimsel içerikli Bilişsel Davranışçı Terapi Temelli öfke kontrol beceri eğitim programı uygulanırken, deney 2 grubundaki öğrencilerin en yakın arkadaşlarına öfke kontrolüne yönelik sınıf rehberliği çalışması yapılmıştır. Araştırmada kontrol grubuna herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Deney gruplarına uygulanan öfke kontrolü eğitimi, becerigeliştirme amaçlı, ağırlıklı olarak eğitimsel içeriğe sahip, egzersizlerin yer aldığı, Bilişsel Davranışcı Terapi yöntemlerinin kullanıldığı aynı zamanda etkileşimsel süreci içeren ve yapılandırılmış oturumlardan oluşan psiko-eğitimsel grup müdahalesidir.Deney gruplarının ve kontrol grubunun ön test ve son test karşılaştırılmaları için Türkçe uyarlaması Özer (1994) tarafından yapılan Sürekli Öfke Öfke İfade Tarzı Ölçeği kullanılmıştır. Söz konusu ölçek deney grupları ve kontrol gruplarına ön test ve son test ölçümleri olarak uygulanırken, kontrol grubundaki öğrencilere ulaşılamadığından izleme ölçümleri sadece deney grubundaki öğrencilerden elde edilmiştir. Araştırmada yarı deneysel model kullanılmış, araştırma verilerinin analizinde Tek Yönlü Varyans Analizi, deney grupları ve kontrol grubunun ön test ve son test karşılaştırmalarında Kovaryans Analizi ve izleme ölçümlerine yönelik ilişkili Örneklemler için t Testi analizlerinden yararlanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde uygulanan öfke denetimi beceri eğitim programının deney 1 ve deney 2 grubunun sürekli öfkelerinin azaltılmasında ve öfke kontrolü sağlamalarında etkili olduğu, akran eğitimi ile desteklenen deney 2 grubunda, deney 1 grubuna göre sonuçların daha anlamlı çıktığı görülmüştür. Araştırmada öfke içe ve öfke dışa alt testlerinde deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken alt ölçeklerin puan ortalamalarında farklılıklar olduğu gözlemlenmiştir. Uygulanan programın öğrencilerin sürekli öfkelerinin azaltılmasında ve öfke kontrolü sağlamalarında etkili olduğu, özellikle akran eğitimi ile desteklenen deney grubunda sonuçların sürekli öfkenin azaltılması ve öfke kontrolü sağlanmasında etkili olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca araştırmadan 2.5 ay sonra yapılan izleme testinde de etkinin deney grubundaki öğrencilerde devam ettiğini göstermiştir.Elde edilen bulgular ışığında araştırmadan elde edilen sonuçlar tartışılmış ve alanda çalışanlara ve gelecekteki araştırmalara yön verebilecek önerilerde bulunulmuştur.ANAHTAR KELİMELER: Öfke denetimi beceri eğitim programı, öfke kontrolü, ergen, akran eğitimi
Y ve z nesil taekwondocuların sürekli öfke düzeylerinin saptanması ve ilişkili faktörlerin incelenmesi
Bu araştırma Y ve Z nesli Taekwondocuların sürekli öfke -öfke tarz düzeylerinin yaş, cinsiyet, öğrenim durumu, anne ve baba öğrenim durumu, aile gelir düzeyi, taekwondo kuşak derecesi, milli sporculuk durumu, taekwondo sporu yapma süresi, sigara ve alkol kullanma durumu ve de ebeveynlerin birlikte yaşama durumu gibi değişkenlerle ilişkisi olup olmadığını araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi Yozgat ilinde faaliyet gösteren taekwondoculardan, Türkiye Taekwondo Federasyonu 2018 faaliyet programında yer alan 16-18 Mart 2018 tarihlerinde Yozgat ilinde yapılan okul sporları gençler grup elemelerine katılan ve Türkiye Üniversite Sporları Federasyonunun 2018 yılı faaliyet programında ilan edilen 9-11 Nisan 2018 tarihlerindeki Çanakkale ilindeki Üniversiteler arası Türkiye Taekwondo Şampiyonasına katılan 226 erkek ve 196 bayan olmak üzere 422 sporcudan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla 1983 yılında C. D. Spielberger tarafından The State - Trait Anger Scale (STAS) olarak geliştirilen,1994 yılında A. K. Özer tarafından Sürekli Öfke-Öfke Tarz Ölçeği (SÖ-ÖTÖ) olarak Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan ölçek, sürekli öfke (10 madde), öfke iç (8 madde), öfke dış (8 madde) ve öfke kontrol (8 madde) 4 alt boyut olmak üzere toplam 34 maddeden oluşan ölçek ve araştırmacı tarafından hazırlanan 15 maddelik kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Elde edilen bulgularının değerlendirilmesinde anketi cevaplayanların kişisel özellikleri, taekwondo ile ilgili sorular ve kişisel alışkanlıkları belirlemeye yönelik sorular frekans değerleri, çapraz tablo ve Ki-kare testi kullanılmıştır. Sürekli Öfke-Öfke Tarz Ölçeği ile ilgili analizlerde bağımsız T testi, Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis, ANOVA test istatistikleri ile analizler yapılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre sporcuların öfke boyutlarının orta düzeyin altında ve orta düzeyde olup, ilişkisi araştırılan değişkenlerden nesiller, eğitim düzeyleri, annenin eğitim düzeyi, aile gelir düzeyi(sınır düzeyde), milli sporcu, sigara ve alkol kullanma (sınır düzeyde) durumu ile arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Babanın eğitim düzeyi, taekwondo kuşak derecesi, taekwondo sporu yapma süresi ve ebeveynlerin birlikte yaşama durumu ile sürekli öfke-öfke tarz alt ölçeklerinin alt boyutlarında istatistiksel olarak farklılaşmanın olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Y Nesli, Z Nesli, Taekwondo, Sürekli Öfke-Öfke Tarz
Lise öğrencilerinin bilişsel esneklik düzeylerinin sosyo-demografik değişkenler ve öfke düzeyi ile öfke ifade tarzları arasındaki ilişki açısından incelenmesi
Bu araştırmada, bilişsel esneklik düzeyi ile öfke düzeyi ve öfke ifade tarzları arasındaki ilişki ve bilişsel esneklik puanlarının cinsiyet, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim düzeyi ve sosyo-ekonomik düzey gibi sosyo-demografik değişkenlere göre değişip değişmediği incelenmiştir.Araştırmanın örneklemini lise 9, 10, 11 ve 12. sınıflara devam eden 447 erkek, 553 kız olmak üzere toplam 1000 öğrenci oluşturmuştur. Veriler ?Bilişsel Esneklik Ölçeği? (BEÖ), ?Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzları Ölçeği? (SÖÖİTÖ) ve ?Kişisel Bilgi Formu? ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde Pearson korelasyon katsayısı, t testi ve varyans analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmada, tüm grupta bilişsel esneklik puanları ile SÖÖİTÖ alt ölçeklerinden sürekli öfke, öfke içte ve öfke dışta arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunurken, öfke kontrolü alt ölçeği arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca, bilişsel esneklik puanları sınıf düzeyleri açısından dokuzuncu sınıflar lehine anlamlı bir şekilde farklılaşırken cinsiyet, anne-baba eğitim düzeyi ve sosyo-ekonomik düzey açısından böyle bir farklılık bulunmamıştır.Anahtar Kelimeler : Bilişsel Esneklik, Öfke, Ergenlik
Lise öğrencilerinde çocukluk örselenme yaşantıları ve öfke ifade biçimleri ile benlik saygısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmada 14?18 yaş aralığında bulunan öğrencilerde görülen çocukluk örselenme yaşantıları ve öfke ifade biçimleri ile benlik saygısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma 9, 10, 11 ve 12. sınıfa devam eden 450 lise öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin çocukluk örselenme yaşantılarına ilişkin veriler ?Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği?, öfke ifade biçimlerine ilişkin veriler ?Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzları Ölçeği?, yaşam doyumlarına ilişkin veriler ?Yaşam Doyum Ölçeği?, benlik saygısına ilişkin veriler ?Rosenberg'in Benlik Saygısı Envanteri?, kişisel ve ailesel özelliklere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Tek Yönlü Varyans Analizi ve Pearson Momentler Çarpımı Katsayı tekniklerinden yararlanılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre erkek öğrencilerin kızlara göre duygusal ve cinsel istismar puanları daha yüksek bulunmuştur. Kız ve erkek öğrencilerin fiziksel istismar puanları arasında herhangi bir farklılık görülmemiştir. Geçmişlerinde fiziksel, duygusal, cinsel istismara uğrayan öğrencilerin, uğramayan öğrencilere kıyasla sürekli öfke, öfke dışa, öfke içe puanları daha yüksek; öfke kontrol puanları daha düşük bulunmuştur. Son olarak geçmişlerinde fiziksel, duygusal ve cinsel istismara uğrayan öğrencilerin, benlik saygısı ve yaşam doyum puanları, uğramayan öğrencilere göre daha düşük bulunmuştur.Bu araştırma sonuçları çocuklukta geçirilen örselenme yaşantılarının ergenlik dönemlerinde onların öfkelerini ifade etme biçimlerini, benlik saygılarını ve yaşam doyumlarını olumsuz yönde etkilediğine işaret etmektedir.Anahtar Kelimeler: Ergenlik, Örselenmiş Çocukluk Yaşantıları, Öfke İfade Tarzları, Benlik Saygısı, Yaşam Doyumu
Ortaokul son sınıf öğrencilerinin öfke ve saldırganlık düzeylerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi
Araştırmanın örneklemini ortaokul sekizinci sınıfa devam eden 360 kız, 363 erkek olmak üzere toplam 723 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak ?Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği?, ?Saldırganlık Ölçeği? ve ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (Anova), Tukey Post Hoc testi ve Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, cinsiyet, anne baba tutumu ve ailede şiddet görme durumu değişkenlerine göre öğrencilerin Sürekli Öfke puanları farklılık göstermiştir. Sürekli Öfke İfade Tarzları ise ailenin gelir durumu, anne baba tutumu ve aileden şiddet görme değişkenlerine göre farklılık göstermiştir. Öğrencilerin saldırganlık düzeyleri cinsiyet, ailenin gelir durumu, babanın sağ ya da ölü olma durumu, anne baba evli ya da boşanmış olma durumu, anne baba tutumu ve ailede şiddet görme değişkenlerine göre farklılık göstermiştir. Ayrıca öfke ve öfke ifade tarzı ile saldırganlık arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur.
Psikiyatrik hastalarda aralıklı patlayıcı bozukluk sıklığı ve klinik özellikleri
Psikiyatrik Hastalarda Aralıklı Patlayıcı Bozukluk Sıklığı ve Klinik Özellikleri Amaç: Aralıklı patlayıcı bozukluk sözel ve/veya fiziksel agresyon ile sonuçlanan, yineleyici biçimde saldırganlık dürtülerine karşı koyamama atakları ile tanımlanan bir bozukluktur. Klinik psikiyatri pratiğinde sıkça rastlanabilecek önemli bir psikiyatrik bozukluk olmasına rağmen bu konuda literatürde az sayıda veri bulunmaktadır. Bu çalışmada aralıklı patlayıcı bozukluk sıklığının ve bu bozuklukla ilişkili sosyodemografik ve klinik özelliklerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kliniğimize 2015 yılında ilk altı aylık periodda ilk kez başvuran 406 hasta çalışmamıza dahil edilmiştir. Eksen I ve Eksen II bozukluklarının tanısı DSM-IV ve DSM-5 tanı ölçütlerine göre konulmuştur. Aralıklı patlayıcı bozukluk tanısı için DSM-IV ve ayrıca DSM-5 tanı ölçütleri kullanılmıştır. Tanı koyma sürecinde; Eksen I bozuklukları için DSM-IV'e göre Yapılandırılmış Klinik Görüşme Kılavuzu (SCID I), Eksen II bozuklukları için DSM-IV'e göre Yapılandırılmış Klinik Görüşme Kılavuzu (SCID II), Belirti Tarama Listesi (SCL-90), Wender Utah Derecelendirme Ölçeği, Erişkin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanı ve değerlendirme envanteri, araştırmacının yaptığı klinik görüşme ve sosyodemografik veri formundan edinilen bilgiler kullanılmıştır. Bunlara ek olarak dürtüsellik ve agresyonun değerlendirilmesi amacıyla katılımcılara Barratt Dürtüsellik Ölçeği 11 ve Buss-Perry Agresyon Ölçeği uygulanmıştır. Bulgular: Aralıklı patlayıcı bozukluğun DSM-5'e göre yaşam boyu ve 12 aylık sıklığı sırasıyla % 16,7 ve % 11,3 olarak saptanmıştır. Bozukluğun ortalama başlangıç yaşı 16,4 yıl olarak hesaplanmıştır. Aralıklı patlayıcı bozukluk sıklığı erkeklerde kadınlara göre 3,8 kat (%95 GA= 1,9-7,5), kırsal kesimde yaşayanlarda şehir merkezinde yaşayanlara göre 2 kat (%95 GA=1,1-3,7), yaşam boyu özkıyım girişimi olanlarda olmayanlara göre 2,7 kat (%95 GA=1,3-5,6), yaşam boyu self mutilatif davranışı olanlarda olmayanlara göre 4,5 kat (%95 GA=2,3-8,7) ve ailede öfke sorunu bildirenlerde bildirmeyenlere göre 3 kat (%95 GA=1,5-5,9) fazladır. Aralıklı patlayıcı bozukluk tanısı alan grupta çocukluk çağı Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, Davranım Bozukluğu ve Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu anlamlı yüksek bulunmuştur. Sonuç: Bu çalışma katılımcıların yaklaşık altıda birinin DSM-5 tanı ölçütlerine göre yaşam boyu Aralıklı patlayıcı bozukluk tanısını karşıladığını ortaya koymaktadır. Aralıklı patlayıcı bozuklukla istatistiksel olarak anlamlı ilişkisi gösterilen sosyodemografik özellikler arasında cinsiyet, yaşanılan yer, yaşam boyu özkıyım girişimi, self mutilatif davranış öyküsü ve ailede öfke sorunu öyküsü bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Aralıklı Patlayıcı Bozukluk, Agresyon, Dürtüsellik, Öfke.
Adana il merkezi lise öğrencilerinde internet bağımlılığı, öfke ve saldırganlık arasındaki ilişki
Amaç: İnternet kullanımı 1960'lı yıllarda Amerika'da başladı ve kısa süre içinde tüm dünyaya hızla yayıldı. Günümüzde toplumsal yaşamda önemli bir araç olan internet, sağlıksız kullanımı nedeniyle bireylerin yaşamlarında çeşitli problemlere yol açabilmektedir. Bu çalışmada Adana ili merkez ilçelerinde öğrenim gören lise öğrencilerinde internet bağımlılığı ile öfke ve öfke ifade etme biçimleri ve saldırganlık arasındaki ilişkiyi belirlemeyi amaçladık. Yöntem: Evrenimiz 2014 - 2015 eğitim - öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerindeki lise öğrencileridir. Liselerin özellikleri dikkate alınarak ve ağırlıklı küme örnekleme yöntemi kullanılarak 1254 öğrenci örnekleme alındı. Okullar ve sınıflar rastgele sayılar tablosuna göre belirlendi. Toplam 1435 öğrencinin anketi değerlendirildi. Veriler, sosyodemografik bilgiler, internet bağımlılık testi, sürekli öfke ve öfke tarzı ölçeği ve saldırganlık ölçeğini içeren bilgi formu ile toplanmıştır. Bulgular: Öğrencilerin % 43,7'si erkektir. Yaş ortalaması 16,08 + 0,95 yıldır. Öğrencilerin % 4,7'si internet kullanmadıklarını belirtmişlerdir. Öğrencilerin % 17,4'ü riskli internet kullanıcısı ve % 2,4'ü internet bağımlısıdır. Toplam internet bağımlılık puanı arttıkça sürekli öfke, içte tutulan öfke, dışa vurulan öfke, fiziksel saldırganlık, sözel saldırganlık, öfke, düşmanlık, dolaylı saldırganlık ve toplam saldırganlık ortalama puanlarının da arttığı bulunmuştur. Sonuç: Özellikle ergen ve gençlerde sık görülen problemli internet kullanımının öfke ve saldırganlık ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu konuda ailelere ve ergenlere kapsamlı eğitim vermek gerekir. Anahtar Kelimeler: Adana, internet bağımlılığı, öfke, öğrenci, saldırganlık
Ergenlerin sosyotropik otonomik kişilik özellikleri ile sürekli öfke ve öfke ifade tarzları arasındaki ilişki
Bu araştırma ergenlerin sosyotropik otonomik kişilik özellikleri ile sürekli öfke ve öfke ifade tarzları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla tanımlayıcı / ilişkisel araştırma olarak yapıldı. Araştırma 15.02.2016-15.05.2016 tarihleri arasında Yozgat İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı 4 lise de 14-19 yaş aralığını kapsayan 201 kız, 149 erkek ergen ile yürütüldü. Araştırmaya başlamadan önce Yozgat İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Yozgat Bozok Üniversitesi İnvaziv (Girişimsel) Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'ndan izin alındı. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Bilgi Formu, Sosyotropi Otonomi Kişilik Ölçeği, Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzları Ölçeği kullanıldı. Elde edilen veriler, Shapiro-Wilk Testi, t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Kruskal Wallis Testi, Mann Whitney U, Post Hock testleri, korelasyon testleri ile değerlendirildi. Araştırma kapsamına alınan ergenlerin genel sosyotropi puan ortalamalarının 69.32±17.10, genel otonomi puan ortalamalarının 69.20±14.10, sürekli öfke puan ortalamalarının 22.84±5.52, öfke içe vurum puan ortalamalarının 17.54±4.32, öfke dışa vurum puan ortalamalarının 17.61±4.97 ve öfke kontrol puan ortalamalarının 19.41±4.94 olduğu ve ergenlerin ölçeklerden aldığı puan ortalamalarının orta düzeyde olduğu belirlendi. Bu çalışmada ergenlerin sosyotropik otonomik kişilik özellikleri ile yaş, cinsiyet, sınıf düzeyi, lise türü, kardeş sayısı, kardeş iletişim düzeyi, aile tipi, anne babanın eğitim düzeyleri, ailenin çocuk yetiştirme tutumu, gelir düzeyi, travma yaşama ve sosyal faaliyetlere katılma değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptandı (p<0.05). Araştırmada ergenlerin sürekli öfke ve öfke ifade tarzları ile cinsiyet, kilosunu değerlendirme, sınıf düzeyi, kardeş sayısı, kardeş iletişimi, ailenin çocuk yetiştirme tutumu, travma yaşama ve sosyal faaliyetlere katılma değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu tespit edildi (p<0.05). Bu araştırmada ergenlerin sosyotropik otonomik kişilik özellikleri ile sürekli öfke ve öfke ifade tarzları arasında anlamlı ilişkilerin olduğu saptandı (p<0.05). Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda okul sağlığı hemşireliği hizmetleri kapsamında riskli ergen gruplarının belirlenmesi, öfke belirtileri, uygun öfke ifade tarzları ve öfke kontrol yönetimi ile ilgili eğitimlerin verilmesi, bu konuda sorunu olan ergenlerin gerekli durumlarda ergen ruh sağlığı hemşiresinin liderliğinde etkili rehberlik hizmetleri almasının sağlanması ayrıca ergenlerin olumlu benlik algısına sahip olabilmesi konusunda aile, okul ve hemşireler tarafından desteklenmeleri önerilmektedir.
Yoğun bakım ünitelerinde yatmakta olan hastaların yakınlarının öfke düzeyi ve öfke ifade tarzının değerlendirilmesi
Hayatları boyunca insanların sağlığı bozulabilir ve tıbbi yardıma ihtiyaç duyabilirler. Bu durumlarda, yoğun bakım ünitelerinin fiziksel koşulları, aileler için çok stresli olabilir. Özellikle yoğun bakım ünitesinde sağlık durumu bozuk olan bir hastaya sahip olan hasta yakınlarının bu durumla başa çıkmaları zordur. Literatüre baktığımızda yoğun bakımda yatan hastaların yakınlarının duygusal stres ve öfke düzeylerine odaklanan yeterli çalışma olmadığını görmekteyiz. Bu çalışmanın amacı, hastane ortamında yoğun bakım ünitesindeki hastaların yakınlarının öfke düzeyini belirlemek ve öfkelerini doğru ifade edip etmediklerini değerlendirmektir. Çalışmanın evrenini Çukurova Dr. Aşkım Tüfekçi Hastanesi'nde yoğun bakım ünitesinde yatan hasta yakınları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, yoğun bakım ünitesinde yatırılan, 18 yaşın üzerinde olan, iletişimde zorluk çekmeyen, zihinsel yetersizliği olmayan, Türkçe konuşan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 211 hasta yakını oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu ve "Sürekli Öfke/Öfke İfade Tarzı Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler yüz yüze görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Akut ya da kronik hastalık durumları nedeniyle yoğun bakımlarda yatan hastaların yakınlarının öfke ve öfke ifade tarzları değerlendirildiğinde; Yoğun bakımlarda yatan ve hastası akut hastalığa sahip olan hasta yakınlarının öfke/içte alt ölçeği puanı, hastaları kronik hastalığa sahip olanlara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek tespit edilmiştir.(Z=-2,059; p=0,040) Çalışmaya katılan erkek hasta yakınlarının; sürekli öfke alt ölçeği puanı, çalışmaya katılan kadın hasta yakınlarına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksektir (Z=-3,859; p<0,001) Yoğun bakımda yatan hastaların hastaları hakkında yeterli bilgi verilmediğini düşünenlerin sürekli öfke alt ölçeği puanı, yeterli bilgi verildiğini düşünenlere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksektir.(Z=-4,998; p<0,001) Bu çalışmanın sonucunda, hasta yakınları ile sağlık çalışanları arasında sağlıklı iletişim kurabilmesi sağlanmalı ve çeşitli eğitimlerle yoğun bakımlarda yaşanan yoğun bakım ünitelerinde yaşanan sorunlar giderilmeli dolayısıyla hastane ortamında hasta yakınlarının öfke kontrolü geliştirilmelidir. Anahtar Kelimeler: Öfke, öfke ifadesi, hasta yakınları, yoğun bakım ünitesi, yoğun bakım ünitesinde yatan hastaların yakınlarında öfke ifade tarzı
Çocuklar Öfke Ölçeği'nin Türkçe'ye uyarlaması: Güvenirlik ve geçerlik analizleri
Bu çalışmanın amacı 8-11 yaş arasındaki çocuklarda öfkeye neden olan belirli durumları değerlendirmek, öfke ifade biçimi ve öfkenin kişisel ilişkiler üzerindeki etkisini ölçmek üzere Nelson ve Finch (2000) tarafından geliştirilen Çocuklar Öfke Ölçeği'ni (ÇÖÖ) Türkçe'ye uyarlama, Türkçe formun güvenirlik ve geçerliğini test etmektir. Araştırma örneklemini Hatay ili merkez ilçelerinde ilkokul 3., 4. ve ortaokul 5., 6. sınıflarında öğrenim gören 502 öğrenci oluşturmaktadır. ÇÖÖ'nün ölçüt bağıntılı geçerliğini ve güvenirliğini incelemek amacıyla yapılan çalışmanın örneklemini de Hatay ili merkez ilçelerinde öğrenimine devam eden ve ölçeği gönüllü olarak dolduran 182 öğrenci oluşturmuştur. Çalışmaya öncelikle ÇÖÖ'nün Türkçe çevirisi ile başlanmıştır. Çeviri sonrası sorgulama tekniği ve geri çeviri yöntemleri kullanılarak ölçeğin orijinal dilindeki formu ili Türkçe formu arasındaki eşdeğerlik incelenmiştir. Yapı geçerliği için doğrulayıcı faktör analizi, benzer yapılarla korelasyonunu incelemek için ölçüt bağıntılı geçerliği, madde ve güvenirlik analizleri için Cronbach Alpha ve test- tekrar test katsayıları hesaplanmıştır. Yapılan doğrulayıcı faktör analizi sonucunda ÇÖÖ'nün orijinal ölçekte olduğu gibi dört alt boyutta uyum gösterdiği ve tüm maddelerin ilgili alt ölçeğe yerleştiği görülmüştür. ÇÖÖ'nün ölçüt bağıntılı geçerliğini incelemek için Speilberger (1973) tarafından geliştirilen ve Özusta (1995) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Çocuklar İçin Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (ÇDSKE) ile Leitenberg, Yost, Carroll- Wilson ve arkadaşları (1986) tarafından geliştirlen ve Karakaya ve arkadaşları (2007) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Çocukluktaki Olumsuz Düşünceleri Değerlendirme Ölçeği (ÇODDÖ) kullanılmıştır. ÇÖÖ toplam puanı ile ÇDSKE ve ÇODDÖ puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Madde ve güvenirlik analizlerinde alt ölçeklerin Cronbach Alpha değerleri ve test tekrar test güvenirlik katsayılarının yüksek olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular, Çocuklar Öfke Ölçeği'nin Türkçe formunun çocuklarda öfkeye neden olan belirli durumları değerlendirmek, öfke ifade biçimi ve öfkenin kişisel ilişkiler üzerindeki etkisini ölçmede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuklarda öfke, öfke, öfke ölçekleri
Öfke düzeyi ile örgütsel bağlılık düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, İstanbul ili Esenler ilçesinde bulunan ilk, orta ve lise düzeyindeki okullarda görev yapan öğretmenlerde ortaya çıkan öfke düzeyi ile örgütsel bağlılık düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma, İstanbul ili Esenler ilçesinde ilk, orta ve lise düzeyinde görev yapan çeşitli branşlardaki öğretmenleri kapsamaktadır. Çalışmanın konusu sürekli öfke ve öfke tarzı düzeyleri ile duygusal, devam ve normatif örgütsel bağlılık boyutlarını kapsamaktadır. Araştırmanın modeli "tarama modeli" olarak tasarlanmış ve araştırmaya 222 erkek; 178 kadın olmak üzere toplam 400 kişi katılmıştır. Araştırmada Örgütsel Bağlılık Ölçeği ile Sürekli Öfke ve Öfke Tarzı ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) Windows 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veriler işlenirken anlamlandırıcı istatistiksel yöntemler (Sayı, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) kullanılmıştır. Niceliksel dataların karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farkı t-testi, ikiden çok grup durumunda parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Tek yönlü (Oneway) Anova testi ve çeşitliliğe neden olan grubun tespitinde Tukey Post Hoc testi kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı ve bağımsız değişkenleri arasındaki ilişkiyi Pearson korelasyon, etki ise regresyon analizi ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin sürekli öfke düzeyi ve kontrol altına alınan öfke düzeyi çok yüksek; dışa vurulan öfke düzeyi ile içte tutulan öfke düzeyleri yüksek olarak bulunmuştur. Öğretmenlerin duygusal, devam ve normatif bağlılık düzeyleri ise orta derecede bulunmuştur. Öğretmenlerin öfke düzeyi ve öfke tarzı değerleri ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Ayrıca, içte tutulan öfke düzeyinin devam bağlılık; kontrol altına alınmış öfke düzeyinin ise normatif bağlılık düzeylerini arttırdığı saptanmıştır. Anahtar sözcükler: Öfke, öfke tarzı, örgüt, örgütsel bağlılık, öğretmen.
Tip 2 diyabetli bireylerde öfke düzeyi ve öfke ifade tarzının metabolik kontrol değişkenlerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışma Tip 2 diyabetli bireylerde öfke düzeyi ve öfke tarzının ile metabolik kontrol değişkenlerine etkisini incelemek için tanımlayıcı ve kesitsel tipte olarak yapıldı. Çalışma 17 Ekim – 31 Aralık 2016 tarihlerinde Batman Bölge Devlet Hastanesi kliniklerine başvuran 151'i kadın 97'si erkek olmak üzere 248 diyabetli bireyin katılımıyla yapılmıştır. Bel çevresi ve beden kitle indeksi ölçümleri hastaların kendilerinden talep edilmiştir. Metabolik ölçümler hastane sisteminden ulaşılmıştır. Açlık ve tokluk kan şekerleri ile kan basıncı ölçümlerine hastaların dosyalarından ulaşılmıştır. Katılımcıların yaşları 29 ile 80 arasında değişmekte olup ortalama 61,45 ± 10,90 yıldır. Total Kolesterol, LDL, Trigliserid, Beden Kitle İndeksi ve Diyastolik Arteriyal Basınç ile Sürekli öfke puanları arasındaki ilişki pozitif yönde anlamlı bulundu (p<0.05 ). Açlık kan şekeri, HbA1c, Total Kolesterol, Low Density Lipoprotein (LDL), Beden Kitle İndeksi ve Bel çevresi ile İçte Tutulan Öfke puanları arasındaki ilişki istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı bulundu (p<0.05 ). Total Kolesterol, Low Density Lipoprotein (LDL), Beden Kitle İndeksi, Bel Çevresi ve Diyastolik Arteriyal Basınç ile Dışa vurulan öfke arasındaki ilişki istatistiksel yönden pozitif yönde anlamlı bulundu (p<0.05 ). Açlık Kan Şekeri, Total Kolesterol, Low Density Lipoprotein (LDL), Trigliserid, Beden Kitle İndeksi ve Bel Çevresi ile Öfke kontrolü arasında istatistiksel olarak negatif yönde anlamlı ilişki bulundu (p<0.05 ). Sonuç olarak öfke duygusu tip 2 diyabetli bireyler üzerinde olumsuz etkiler yaptığı saptandı. Bu sonuçlar Tip 2 diyabetli bireylerde metabolik değişkenler ile öfke duygusu arasında anlamlı ve önemli bir ilişki bulunduğunu, öfke düzeyinin artmasıyla birlikte bu değişkenlerin olumsuz etkilenebileceğini göstermektedir. Anahtar kelimeler: Tip 2 diyabet, Öfke, Metabolik Kontrol Değişkenleri
Su sporlarıyla uğraşan sporcuların beş faktör kişilik yapıları ve öfke ifade tarzları arasındaki ilişki
Amaç : Su Sporlarıyla uğraşan sporcuların kişilik yapıları ve öfke ifade tarzlarının birbirleriyle olan ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem : Araştırmanın örneklemini, (yüzme, sualtı ragbi, sutopu, triatlon ve yelken) su sporlarıyla uğraşan, yetişkin 104 erkek, 103 kadın toplamda 207 sporcu oluşturmaktadır. Katılımcılara araştırmacı tarafından hazırlanmış, Sosyo Demografik Bilgi Formu, Büyük Beş–50 Kişilik Testi ve Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği uygulanmıştır. Bulgular: Sporcuların kişilik özellikleri faktörleri ile öfke ifade tarz ölçekleri karşılaştırıldığında; Dışadönüklük faktörü ile sürekli öfke, öfke dışa vurumu anlamlı olarak farklılaştığı görülmüştür. Uyumluluk, Sorumluluk ve Duygusal Dengelilik faktörlerinin öfke ifade alt ölçeklerinin tümüyle anlamlı olarak farklılaştıkları belirlenmiştir. Zekâ/Hayal gücü faktörünün ise öfke kontrolüyle anlamlı farklıları olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyete göre yapılan karşılaştırmalarda Uyumluluk ve Duygusal Dengelilik faktörleri arasında anlamlı farklılıkların olduğu görülmüştür. Sporcuların yaş gruplarına göre Uyumluluk, Sorumluluk ve Duygusal Dengelilik faktörlerinde anlamlı farklılıklar görülmüştür. Yaşanılan yer değişkenine göre öfke içe vurumu, Sorumluluk ve Duygusal Dengelilik ile anlamlı farklılıklar görülmüştür. Eğitim düzeyi sadece Sorumluluk faktörüyle anlamlı farklılık oluşturmuştur. Gelir düzeyleri ile öfke kontrolü, Dışadönüklük, Uyumluluk, Sorumluluk ve Duygusal Dengelilik faktörleri ile anlamlı farklılıklar görülmüştür. Yapılan branşa göre Uyumluluk faktörü ile anlamlı farklılık belirlenmiştir. Sonuç : Su sporlarıyla uğraşan sporcuların kişilik yapıları ile öfke ifade tarzları arasında anlamlı ilişkilerin olduğu görülmüş ve Sosyo Demografik değişkenler arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Anahtar Kelimeler : Kişilik ve Spor, Beş Faktör Kişilik, Öfke ve Öfke İfade Tarzı
Ergenlerde affetmenin yordayıcıları olarak ruminasyon, öfke ve öfke ifade tarzları
Bu araştırmanın temel amacı ergenlerde affetme, ruminasyon, sürekli öfke ve öfke ifade tarzları arasındaki ilişkileri incelemektir. Araştırma Adana ilinin merkez Çukurova ilçesinde yer alan üç lisede 9., 10., 11. ve 12. Sınıf düzeyinde eğitimine devam eden 500 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Ergenlerin bazı kişisel bilgilerine ait veriler araştırmacı tarafından hazırlanan " Kişisel Bilgi Formu"; ergenlerde affetmeye dair veriler "Affetme Esnekliği Ölçeği Lise Formu"; ergenlerin ruminasyonlarına dair veriler "Ruminatif Tepkiler Ölçeği Kısa Form" ve ergenlerin sürekli öfke ve öfke ifade tarzlarına dair veriler "Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada, ergenlerde affetme, ruminasyon, sürekli öfke ve öfke ifade tarzlarının cinsiyete göre anlamlı bir fark gösterip göstermediği t-testi ile analiz edilmiştir. Araştırmada değişkenlerin birbirleriyle ilişkisini belirlemek için Pearson Momentler Çarpım Korelasyonu; ruminasyon, sürekli öfke ve öfke ifade tarzlarının affetmeyi yordayıp yordamadığını test etmek için ise çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre affetme sürekli öfke ile negatif yönde anlamlı, öfke ifade tarzlarından öfkeyi içte tutma ve öfkeyi dışa vurma ile negatif yönde ve öfkeyi kontrol etme ile pozitif yönde anlamlı ilişkiler göstermektedir. Affetme ile ruminasyon arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Ancak ergenlerde affetmenin tanıma alt boyutunun ruminasyon toplam puanı ile anlamlı ilişkili olduğu görülmektedir. Ergenlerde ruminasyon ile sürekli öfke, öfkeyi içe atma ve öfkeyi dışa vurma arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Bunun yanı sıra ruminasyon ve öfkeyi içe atma puanları kızlarda erkeklerden anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Yapılan çoklu regresyon analizi sonucunda affetme toplam puanını öfke ifade tarzının tüm alt boyutlarının anlamlı düzeyde yordadığı görülürken ruminasyon ve sürekli öfkenin anlamlı düzeyde yordamadığı görülmektedir. Affetme toplam puanını öfkeyi içte tutma, öfkeyi dışa vurma negatif yönde yordarken, öfkeyi kontrol etme pozitif yönde yordamaktadır. Cinsiyet ele alınarak yapılan regresyon analizlerine göre affetme toplam puanını kız ergenlerde öfkeyi içte tutma, öfke kontrol ve ruminasyon, erkek ergenlerde ise öfkeyi dışa vurma ve öfke kontrolü anlamlı olarak açıkladığı görülmektedir. Kız ergenlerde affetmeyi, öfkeyi içte tutma negatif yönde yordarken, öfkeyi kontrol etme ve ruminasyonun pozitif yönde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Erkek ergenlerde affetmeyi, öfkeyi dışa vurma negatif yönde yordarken öfkeyi kontrol etmenin pozitif yönde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Erkek ergenlerde affetme tanıma ve affetme içselleştirme alt boyutlarını, öfkeyi dışa vurma ve öfke kontrolü anlamlı olarak yordamaktadır. Affetme uygulama alt boyutunu öfke kontrolü anlamlı olarak yordamaktadır. Kız ergenlerde ise affetme tanıma alt boyutunu öfkeyi içte tutma, sürekli öfke ve öfke kontrolü yordamaktadır. Kız ergenlerde ise affetme içselleştirme alt boyutunu öfkeyi içte tutma ve ruminasyon yordamaktadır. Kız ergenlerde ise affetme uygulama alt boyutunu öfke kontrolü ve ruminasyon yordamaktadır. Affetme toplam puanını ve tüm alt boyutlarını kız ergenlerin bağımsız değişkenler birlikte erkeklerden daha fazla açıkladığı görülmektedir. Anahtar kelimeler: Affetme, ruminasyon, öfke ve öfke ifade tarzları