Performance analysis

161 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Oracle için veri tabanı yönetim aracı ve performans analizi

Bu tez çalışmasında, Oracle performans sorunları ve etkin çözümlerin nasıl olabileceğine değinilmiştir.Bu tez kapsamında geliştirilen DBAExplorer programı Oracle VTYS için hazırlanmış bir veri tabanı yönetim aracıdır. Yazılan program, veri tabanına hızlı erişim sağlayan Borland Delphi 7.0 programlama dili ile geliştirilmiştir. Programın hazırlanmasında veri tabanı erişim yöntemleri incelenmiş, en hızlı ve etkin bağlanma şekilleri araştırılmıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda en etkin performans yöntemleri ve SQL cümleleri bulunmuş ve hazırlanmıştır.

DelphiOracle veri tabanıPerformans analizi+1
Alpaslan Kılıçkaya
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Borsa İstanbul'da işlem gören ticari bankalar ile halka açık olmayan ticari bankaların finansal performanslarının karşılaştırmalı analizi

Bu tez, Türkiye'de faaliyet gösteren mevduat bankaları üzerinde yapılmış bir çalışma olup, payları Borsa İstanbul'da işlem görmekte olan ticari bankalar ile halka açık olmayan ticari bankaların finansal performanslarını kıyaslamaya yönelik bir araştırmadır. Türkiye'de faaliyet gösteren mevduat bankalarının finansal tablolarından elde edilen finansal oranlardan hareketle 2009-2013 yılları arasındaki beş yıllık dönem için bankaların finansal performansları bu yıllar bazında ayrı ayrı incelenmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında finansal piyasalar ve ticari bankaların bu piyasalar içerisindeki yeri incelenmiştir. Sonraki aşamada mevduat bankacılığı ve Türkiye'deki önemi ele alınmıştır. Literatürde bankaların finansal performansları üzerine yapılan çalışmalar incelenmiş ve finansal performans değerlendirmede kullanılan finansal oranlar araştırılmıştır. Söz konusu bu finansal oranların, bankaların finansal performansının bütününe etkisi incelenmiş ve Türkiye'de 5 yıldan daha fazla süredir faaliyet göstermekte olan ticari bankaların performansları TOPSIS metodu ile elde edilen skorlara göre sıralanmıştır. Oluşturulan bu tablolardaki veriler çeşitli testlere tabi tutularak, halka açık olmanın ticari bankaların finansal performansları üzerinde anlamlı bir etkisi olup olmadığı incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda 2013, 2011 ve 2010 yıllarında halka açık ticari bankaların daha yüksek finansal performans sergilediği sonucuna ulaşılırken, 2009 ve 2012 yılları için istatistiki anlamda yeterliği olan bir sonuca ulaşılamamıştır.

BankalarBorsa İstanbulFinansal performans+5
Çağlar Özdemir
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Borsada işlem gören sigorta şirketlerinin karlılık analizi

Sigorta şirketlerinin temel fonksiyonu topladıkları primler karşılığında sigortalıların gelecekte karşılaşacakları maddi hasarları tazmin etmektir. Sigortalılar, riskin gerçekleşmesiyle ortaya çıkan zararları birlikte karşılamak amacıyla sigorta sistemine dahil olmaktadır ve hasar gerçekleştiği anda hasarlarının tazmin edilmesini talep etmektedir. Sistemin sağlıklı işlemesi, sigorta şirketlerinin sigorta sözleşmesiyle taahhüt ettikleri yükümlülükleri yerine getirmeleriyle mümkün olmaktadır. Bu yükümlülüklerini yerine getirebilmeleri için de güçlü bir finansal yapıya sahip olmaları gerekmektedir. Türk sigorta sektöründe rekabet gücünün arttırılması için de sigorta şirketleri kâr zarar oranını dengede tutmak zorundandırlar. Ürün primi ile o üründen gelecek hasarların hesaplanması kâr- zarar dengesi açısından önem arz etmektedir. Bunun için de kullanılacak üründe kişinin moralitesi, yaşamını sürdürdüğü yerin risk değerlendirmesi, aracına sigorta istiyorsa aracın kullanım amacı ve kişinin hasar prim dengesi, sağlık ürünü kullanılacaksa sigortalının geçmişte yaşadığı rahatsızlıkların değerlendirilmesi şirketlerin en önem verdiği hususlardır. Sigorta şirketlerinde kârlılık için bir diğer önemli faktör de pazar payıdır. Sigorta şirketleri ne kadar çok ürün geliştirebilirse o kadar çok kişiye ulaşabilmektedir. Pazarda daha büyük bir paya ulaşabilmesi diğer şirketlerde olmayan ürünlerin geliştirilmesi ve piyasaya sürülmesi ile mümkün olmaktadır. Sigorta sektöründe yer alan şirketlerin kârlılığının yüksek olması finansal açıdan güçlü olmalarını gerektirmektedir. Bu sebeple, sektörde faaliyet gösteren sigorta şirketleri finansal durumlarını, yatırımlarının güvenilirliğini veya risklerini sürekli olarak değerlendirmelidirler. Sigorta şirketleri performanslarını ölçmek için şirket içi ve şirket dışı analizler yardımıyla sistematik bir şekilde değerlendirme yapmaktadır. Bu çalışmada, Borsa İstanbul'da işlem gören ve toplam sektör payları %80'i bulan seçilmiş sigorta şirketlerinin performanslarına dayalı kârlılık analizinin yapılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, sigorta şirketleri bilanço yapısı ve bilanço yönetimi açılarından irdelenmekte ve şirketlerin gelir gider boyutları çerçevesinde bilançolarını nasıl yönettikleri açıklanmaktadır. Çalışmanın uygulama bölümünde, finansal analiz aracılığıyla sigorta şirketlerinin kârlılık ve performans analizleri yapılarak, kârlılık ve kârlılığa dayalı performans konularında somut ölçütler belirlenmekte ve şirketlerinin kârlılığı etkileyen içsel faktörler ortaya konulmaktadır. Elde edilen bulgular sayesinde, finansal sektörün önemli unsurlarından olan sigorta şirketlerinin mâli başarıya ulaşmaları için izlemeleri gereken yollar ve almaları gereken önlemler konusunda kanıtlar sağlanmaktadır

BorsaFinansal analizFinansal yapı+5
Kerem Altınkeski
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

Dynamic fusion networks for predicting saliency in videos

Saliency estimation methods aim to model the human visual attention mechanisms which help to process the most relevant regions in a scene. In other words, the saliency estimation methods' goal is to develop a computational model to detect attention grabbing regions in a scene. The literature consists of the methods grouped under two different branch according to the characteristics of the scene; static and dynamic (video). Compared to static saliency studies, dynamic saliency is still unexplored. Predicting saliency in videos is a challenging problem due to complex modeling of interactions between spatial and temporal information, especially when ever-changing, dynamic nature of videos is considered. In recent years, researchers have proposed large-scale datasets and models that take advantage of deep learning as a way to understand what's important for video saliency. These approaches, however, learn to combine spatial and temporal features in a static manner and do not adapt themselves much to the changes in the video content. In this thesis, we introduce Gated Fusion Network for dynamic saliency (GFSalNet), the first deep saliency model capable of making predictions in a dynamic way via gated fusion mechanism and investigate the efficiency of adaptive combining strategy by using the proposed model. Moreover, our model also exploits spatial and channel-wise attention within a multi-scale architecture that further allows for highly accurate predictions. We evaluate the proposed approach on a number of datasets, and our experimental analysis demonstrates that it outperforms or is highly competitive with the state of the art. Importantly, we show that it has a good generalization ability, and moreover, exploits temporal information more effectively via its adaptive fusion scheme. The detailed analyzes of the effects of the temporal and spatial components of the dynamic scenes and adaptive fusion strategy are demonstrated via qualitative and quantitative results.

Saliency estimateDeep learningPerformance analysis+2
Aysun Koçak Özcan
Hacettepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

J. S. Bach'ın BMW 1003 numaralı Solo Keman Sonatı'na farklı stilistik yaklaşımlar üzerine karşılaştırmalı bir performans analizi

Konser programlarında "yeni" müziğin "eski" müziklere nazaran pek az yer aldığı günümüzde, bir konsept olarak eski müzik yorumculuğu git gide daha çok rağbet gören bir olguya dönüşmektedir. Ses kayıt teknolojileri öncesi, başka çağların ruhuna hitaben yazılıp çalınmış bu müziklerin birçoğunun nasıl yorumlanacağını salt yazılı notaya bakarak çıkarsamak her zaman mümkün görünmemektedir. Bir müziğin ilk yazıldığı ve çalındığı tarihle günümüz arasında geçen süre ne kadar uzunsa, o müziğin yorumlanma biçiminin de o kadar değişime uğradığını söylemek mümkündür. Aynı sebeplerle, ses kayıt teknolojilerinin de gelişmesiyle bestecinin istek ve niyetlerine sadık bir yorumculuk arayışıyla başlayan "eski müziği canlandırma" girişimlerinde dahi yorum anlayışının değişikliğe uğradığını gözlemlemek mümkün olmuştur. Bu bağlamda yapılan çalışmada, "eski müzik yorumculuğu" olarak ortaya çıkan stilistik yaklaşımın tarihsel, sosyo-kültürel ve teorik altyapısı sunulmuş, eski müzik yorumunun tarihsel süreçte geçirdiği değişimler ve günümüzdeki rolü, ses kayıtlarının sağladığı kantitatif veriler ışığında, yorumları ödül almış üç kemancı tarafından seslendirilen J. S. Bach'ın BWV 1003 La minör Solo Keman Sonatı'nın odağa alındığı bir analizle değerlendirilmiştir.

Bach, Jean SebastienKemanKeman sonatı+4
Irmak Acar
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kimya eğitiminde sorgulamaya dayalı öğrenmenin bibliyometrik analizi

Bu çalışmada kimya eğitiminde sorgulamaya dayalı öğrenme yönteminin kullanımına ilişkin bibliyometrik analiz yöntemi kullanılarak araştırma alanının yapısını ve gelişimini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Bu amaç kapsamında Web of Science (WoS) veri tabanında 15 Kasım 2022 tarihine kadar kimya eğitiminde sorgulamaya dayalı öğrenme yönteminin kullanımı ile ilgili yayınlanmış 875 makale, performans analizi ve bilim haritalama kullanılarak analiz edilmiştir. Betimsel analiz sonucunda; en çok çalışma yapan yazarın Ellen J Yezierski olduğu ortaya çıkarılmıştır. Bilim haritalama bulgularına göre; en etkili dokümanın Abd-El-Khalick vd. (2004), en etkili kaynağın 'Journal of Chemical Education' ve en etkili ülkenin ABD olduğu belirlenmiştir. En etkili ilk üç yazarın Joseph S. Krajcik, Ronald W. Marx ve Fouad Abd-El-Khalick olduğu tespit edilmiştir. Birlikte en fazla atıf alan yazarlar; National Research Council (NRC), Avi Hofstein ve Barbara A. Crawford iken; birlikte en fazla atıf alan referanslar ise NRC (1996), Hofstein ve Lunetta (2004) ve NRC (2000) şeklindedir. Ülkeler arasındaki ilişki incelendiğinde, merkez rol oynayan ülkenin ABD olduğu belirlenmiştir. Ülkeler arasındaki iş birlikleri incelendiğinde; ABD, İngiltere, Avusturalya, Türkiye, Tayvan, Finlandiya ve Almanya arasındaki iş birliklerinin ön plana çıktığı görülmüştür. Ayrıca en fazla kullanılan anahtar kelimenin; 'inquiry based/discovery learning' olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmanın hem literatüre katkı sağlanması hem de bu alanda yeni olan araştırmacılara yol gösterici olması beklenmektedir.

Bibliyometrik çözümlemeBilim haritalamaKimya eğitimi+1
Sezgi Ayna
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Performance analysis in Turkish banking sector. CAMELS application

After funds suppliers and funds demanders Banks are 3rd actors in the financial system. The banking sector accounts for most financial intermediaries. Fund transfer, money supply, economic and financial policies support is some of the main activities. In addition to all its duties within the financial system, it also makes a huge contribution to the employment of the country as a sector. Thus, it has importance and responsibility for all kinds of structures in households, from small to medium-sized enterprises, commercial and corporate companies, to public institutions. All structures will be affected in case of possible crisis that banks will experience. These effects lead to many crises in the country, especially the economic crisis, and may result in serious chaos environments. In order not to experience these situations, the banking sector must be under audit and observation. One of the most important actions to be taken for this audit and observation is the regular measurement of financial performance analysis of banks. CAMELS analysis is a globally accepted system for this performance analysis. Camels analysis measures banks with components of capital adequacy, asset quality, management quality, profitability, liquidity and sensitivity to market risks. In this study, a total of 16 banks, 2 separate bank groups operating in the Turkish banking sector, 13 of which are private capital banks, 3 of which are Public Banks, were subjected to CAMELS analysis for 16 separate periods taking into account the balance sheets at the end of 2003 and 2018. According to the results of the study, among the banks, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası A.Ş., Akbank T.A.Ş. ve Türkiye Garanti Bankası A.Ş. among the groups, it was observed that the group of Public Banks had stronger performance than other banks and groups. Keywords: banking, finance, banking sector, financial sector, financial analysis, CAMELS, performance, performance analysis.

Banking sectorCAMELSFinancial performance+4
Caner Koç
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Design of a high reinforced concrete building according to TBDY 2018

Due to the demand for additional livable space and lodging options for the urban population, towering structures (high-rises) are becoming more and more necessary as the world's population grows every day. For generations, people have had the need to construct big buildings. Tall structures used to be extremely difficult to construct because of a lack of seismic knowledge and computer technology. However, modern advancements in computer technology, amenities like lifts, and engineers' familiarity with earthquake movements are the main factors in the success of tall skyscraper construction. Tall structures are a problem in both industrialized and developing nations today. Engineers now employ norms and guidelines created for normal buildings for tall skyscrapers. Engineers are limited in their ability to apply easy structural solutions for tall buildings since these laws are based on the structure's strength-based design and linear elastic analysis. Engineers may choose earthquake-resistant designs and conduct more complex analyses thanks to the emergence of non-linear behavior in structural systems. Due to a lack of understanding of the non-linear behavior of buildings and the adoption of laws based on the strength that is developed under seismic threat, engineers are forced to build low-rise and mid-rise structures. According to earthquake legislation from 2007 that is largely recognized until 2019, high-rise buildings are not distinguishable from other structures and are equated with them. The Turkish Building Earthquake Regulation is published in 2019, and it analyzed high-rise buildings separately from other types of construction. High-rise structures are divided into three separate level classes under the Turkish Building Earthquake Regulation, and it has been determined to check them in accordance with that content when it comes to design issues. There are five chapters in the research. The introduction is in the first chapter, while information on earthquake-resistant design is in the second. The third chapter is mostly made up of the variables that will be used in this thesis, such the projected computation and design of high-rise structures in the Turkish Building Earthquake Regulation in 2019. The fourth chapter compares the outcomes of linear calculations with the Turkish Building Earthquake Regulation from 2007 and looks at the performance analysis and design of buildings up to 94 meters tall and 30 floors in compliance with the Turkish Building Earthquake Regulation in 2019. A list of resources and annexures follows the fifth chapter's conclusion part.

EarthquakeEarthquake riskEarthquake regulations+1
Obaıdallah Ahmed Balghaıth Alı Qaıqab
Feyziye Schools Foundation Işık University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of machine utilization time and performance of EPB TBMs used in Atakoy –Ikitelli metro tunnel project

In this thesis, the performance of the TBMs used in Ataköy – İkitelli metro tunnel project is evaluated, and dominant factors influencing the machine utilization are examined. The progress of the worksite was followed personally from the beginning of the assembly of the machines to construction on site. The effect of geological conditions on machines performance is investigated via performance analyses and interpretation of the project outputs. Thus, the advance rates of four TBMs are compared within three different geological formations in Istanbul. Besides, site management and scheduling related issues are determined based upon shift and machine reports, and then the reasons of the scheduled, non-scheduled and operational stoppages are analyzed. Despite identical specifications of the TBMs, main differences on utilization durations and performance of the TBMs are compared between the two TBMs, which excavated through the parallel tunnels in the same direction. As a result of this study, an increase in average torque values was observed within the sandy soil (Çukurçeşme Formation) in the direction of Ataköy station due to the higher friction coefficient of sand, and under these circumstances, advance speed of the TBMs decreased considerably, while utilization per ring increased inefficiently. The average torque and thrust force values increased significantly depending on the soil properties within the clayey soil (Gürpınar Formation) in the direction of İkitelli station. When required specific energy to excavate unit volume of clayey soil and advance rate are taken into consideration, the most efficient excavation is obtained within Güngören Formation, which has the lowest standard penetration test value (N30) and favorable soil properties. Additionally, the advance rate of the TBM, which was driven in the behind of the first one, is lower within the clayey soil in contrast to values received in advance speed within sandy soil especially in the direction of Ataköy station. On the other hand, crucial significance of effective scheduling and site management at the beginning of the project is proven by considering the effect of the encountered problems on the machine utilization rate during the progressive stages of the project. It is clearly shown that the machine utilization rate increased remarkably when the long shaft preparation and waiting periods are excluded. Detailed machine utilization time analysis of S-1031 is carried out, and the result shows that MUT increased from 22% to 30% when these long stoppages are eliminated. The time losses were experienced due to challenging geological conditions, and this situation decreased MUT during the construction of the tunnel. In contrast to the most efficient MUT at 28% for S-1030, it is shown that S-1029 has the lowest MUT at 13% because of such time losses.

Geotechnical propertiesClay soilsSand soil+2
Onur İnal
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de katılım bankacılığının multi-moora yöntemi ile finansal performans analizi

1970'li yıllarda Dünya'da petrole olan ihtiyacın artması sonucu Orta-Doğu ülkelerinde önemli miktarda sermayenin birikmesi ile bu sermayenin İslam'a uygun bir şekilde değerlendirilmesi amacıyla bu ülkelerde faaliyetlerine başlayan İslami bankacılık, daha sonra tüm Dünya'da faizsiz bankacılık adı altında batı ülkelerinde de hızlıca gelişmiştir. Türkiye'de İslami bankacılık 1983 senesinde ÖFK ismi ile başlamış, 2005 senesinde yeni bir bankacılık türü olarak kabul edilmiş ve gerçekleştirilen yasal düzenlemeler ile katılım bankaları, mevduat bankaları ile eşit haklara ve yükümlülüklere sahip olmuşlardır. Bundan sonra diğer bankalarla aynı şartlarda rekabet eder duruma gelen katılım bankalarının performanslarının analiz edilmesi önemli hale gelmiştir. Bu amaçla ilk olarak Türkiye'de katılım bankalarının bankacılık sektöründeki yeri, toplanan ve kullandırılan fonların, aktiflerin, öz kaynakların, şube sayılarının ve personel sayılarının gelişimi açılarından değerlendirilmiş daha sonra Türkiye'de uygulanan finansal yeniliklere yer verilmiştir. Son olarak Türkiye'de faaliyet gösteren 4 katılım bankasının 2006-2014 yılları arasındaki performansları Multi-MOORA yöntemiyle ölçülmüş ve performanslar değerlendirilmiştir. Uygulama sonucunda 2008 Dünya Ekonomik Krizi'nin katılım bankalarının performanslarını etkilediği görülmüştür. 2014 yılı için önem katsayısı ile elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde, finansal oranlar negatif değerler içerdiğinde Multi-MOORA yönteminin hatalı sonuçlar verdiği görülmüş ve yöntemin geliştirilmesi önerilmiştir. Multi-MOORA yöntemi ile performans ölçümü yapılırken, kullanılan finansal oranların ve bu oranları oluşturan bilanço verilerinin yıllar içindeki eğilimlerinin dikkatlice analiz edilmesi gerektiği ve elde edilen sıralamaların bu eğilimlerle karşılaştırılması tavsiye edilmiştir. Ananhtar Kelimeler: Katılım Bankacılığı, Multi-MOORA Yöntemi,Performans Analizi

Finansal performansKatılım bankacılığıMulti-MOORA Yöntemi+1
Ömer Dinçer
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapay sinir ağları destekli etkinlik ölçümü: Veri zarflama analizi üzerine uygulamalar

Bu tez çalışmasında; performans analizi literatüründe son yıllarda ilgi odağı haline gelen Yapay Sinir Ağları (YSA) ve Veri Zarflama Analizinin (VZA) birlikte kullanıldığı mevcut yöntemler değer-lendirilerek YSA-VZA literatüründe değinilmemiş ve VZA'nın araştırmalarda sıklıkla odaklanılan olası bir zayıf yönü olan ağırlık belirleme serbestisi ve ayrıştırma gücü sorunsalına YSA ve VZA'nın yeni ve özgün bir kullanımı geliştirilerek yeni bir katkı önerilmiştir. Bu tezde, VZA'da ayrıştırma gücü sorunsalına yönelik popüler bir yöntem olan ağırlık kısıtlı VZA için yeni bir nesnel bilgi kaynağı önerilmiştir. VZA'nın temel varsayımlarını dayanak alan bir ge-nel üretim fonksiyonunun derin öğrenme ile modellendiği ve model tahminlerini açıklama güçleri bakımından farklı girdilerin göreli etkisini makine öğrenmesi yorumlama algoritmalarıyla ölçerek ordinal bilginin türetildiği bu araştırma, YSA-VZA literatürüne VZA kriterleri önem bilgisinde farklı perspektiflere yönelik iki ayrı yöntemin kullanımını sunmaktadır: Girdi Pertürbasyonu ile Öznitelik Sıralama Algoritması (PÖS) ve Shapley Değerleri Algoritması (SDA). Ve bu araştırmanın amacı; ayrıştırma gücü sorunsalına mutlak ve etkili bir veri temelli (data-driven) çözüm geliştirmektir. Ayrıca kullanımı önerilen girdi pertürbasyonu ile öznitelik sıralama algoritmasının geliştirilen yeni ve optimizasyon temelli bir versiyonu ile algoritma değişkenliği ortadan kaldırılmış ve algoritma robust hale getirilmiştir. Bu araştırmada model tahminlerini açıklama güçleri bakımından farklı girdilerin göreli etkisini ölçen makine öğrenmesi yorumlama algoritmalarınının kullanımı öncelikle bir keşif deneyi ile incelenmiş ve ardından 1000 deney içeren bir simülasyon analizi ile genellenebilirlik testine tabi tutulmuştur. Yapılan uygulamada keşif ve genellenebilirlik testi fazları sonunda VZA'nın ayrıştırma gücünü iyileştirmede PÖS'ün ve SDA'nın kararlı ve neredeyse denk iyileştirmeler sağladığı saptanmıştır. Önerilen yöntemler, VZA'da ayrıştırma gücü sorunsalına yönelik araştırmalara nesnel, erişilebilir bir bilgi üretebilmekte ve bu bilgi üzerinden formüle edilen ağırlık kısıtlı-VZA mo-delleri üzerinden tam bir çözüm sunmaktadır.

EtkinlikMakine öğrenmesiPerformans+4
Irmak Uzun Bayar
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetim muhasebesi uygulaması olarak performans analizinde veri analitiklerinin kullanımı: Borsa şirketleri üzerine bir inceleme

Bu tez Borsa'da yer alan imalat işletmelerinin gerek performans yönetiminde gerekse verimlilik artışına yönelik çözümler üretmeye yönelik uygulamaya katkı sağlamak için yapılan bir çalışmadır. Borsaya kayıtlı halka açık şirketlerin genel finansal verileri KAP üzerinden alınarak analize tabi tutuldu. Dünya borsaları ile ortak çalışmalar yapan borsamız mevcut yerel şirketlerin ana ve alt sektörleri, küresel sektörler ve ekonomik olaylardan da etkilenmektedir. İmalat sanayi içerisinden seçilen 5 adet alt sektöre bağlı olarak 50 adet işletmenin genel finansal verileri incelenerek, veri setine uygun analiz teknikleri seçildi. Yönetim muhasebesi ve stratejik yönetimin araçlarından biri olan performans analizi yapılan çalışmanın problemlerinin çözülmesi amacıyla gerektiği şekilde açıklandı. Veri analitikleri ve teknikleri imalat işletmelerine uygulanarak kaynaklarını etkin kullanıp kullanmadıkları incelendi. Yapılan analizler sonucu elde edilen verimlilik ölçülerinin performanslarına etkileri ölçüldü. Böylelikle verimlilik artışları için çözüm önerilerinin üretildiği özgün bir model oluşturulması amaçlandı. İmalat şirketlerinin performanslarına katkı sunması amacıyla tepe yönetimin etkin kararlar almasında veri zarflama analizi yöntemi uygulandı. Ayrıca matematiksel modeller yardımıyla oluşturulan grafik ve tablolardan elde edilen bulguların öneriler halinde sunularak verimliliğin etkin kılınması üzerine çalışıldı. Araştırmaya dahil edilen alt sektörler içerisinde taş ve toprağa dayalı sektör ve tekstil sektörünün verimlilik düzeyleri gıda, kimya ve ana metal alt sektörlerine göre değerlerinin daha kısa dönemde iyileştirilebilir olduğunun görüldüğü. 2015, 2016 ve 2017 yıllarında üretim işletmelerinin verimlilik değerlerinde sektörel bazda anlamlı farklılıklar görülmediği, birbirine yakın seyrettiği görüldü. 2018 ve 2019 yıllarında verimlilik skorlarında sektörler arasında anlamlı olarak farklılaşma olduğunun görüldüğü. Yapılan bu bilimsel çalışmada imalat sektöründe yeterli düzeyde verimlilik ölçümü tespit edilemediği gözlendi. Uygulanan analiz teknikleri ile oluşturulan grafik ve tablolar aracılığıyla sektörlere potansiyel iyileştirme önerileri sunularak çözümler üretilme aşaması ile çalışma tamamlandı.

Borsa İstanbulHisse senetleriPerformans+6
Hayriye Tartıcı
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 pandemisinde aktif görev alan sağlık hizmeti çalışanlarının okupasyonel performans, kaygı düzeyi ve iş-yaşam dengesinin incelenmesi

COVID-19 pandemisinde tüm toplum ile birlikte sağlık hizmeti çalışanları da oldukça etkilenmiştir. Bu araştırmanın amacı COVID-19 pandemisinde aktif görev alan sağlık hizmeti çalışanlarının okupasyonel performansları, kaygı düzeyi ve iş-yaşam dengesini incelemektir. Araştırmamıza Rize Devlet Hastanesinde çalışan ve pandemi birimlerinde aktif görev alan 122 sağlık hizmeti çalışanı dahil edildi. Tüm katılımcıların onamları ve demografik bilgileri alındı. Kişilerin iş-yaşam dengesini ölçmek için İş-Yaşam Dengesi anketi, kaygı düzeylerini belirlemek için Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri ve okupasyonel performanslarını ölçmek için Kanada Aktivite Performans Ölçümü (KAPÖ) uygulandı. Katılımcıların cinsiyet ve meslek gruplarına göre iş-yaşam dengesi, kaygı düzeyi ve okupasyonel performansları karşılaştırıldı. Katılımcıların iş-yaşam dengesi ile kaygı düzeyi ve okupasyonel performansları arasındaki ilişki analiz edildi. Erkek katılımcıların durumluk kaygı düzeylerinin kadın katılımcılara göre daha yüksek olduğu bulundu (p<0,05). Kadın katılımcıların sürekli kaygı düzeylerinin erkek katılımcılara göre daha yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Tıbbi sekreterlerin durumluk kaygı düzeylerinin diğer meslek gruplarına göre daha yüksek olduğu görüldü (p<0,05). Tıbbi sekreterlerin KAPÖ memnuniyet düzeylerinin diğer mesleklere göre daha düşük olduğu bulundu (p<0,05). İş-yaşam dengesi ile sürekli kaygı arasında negatif yönlü düşük orta düzeyde anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). Erkek katılımcıların iş-yaşam denge düzeyleri ile okupasyonel performansları arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı ilişkili olduğu görüldü (p<0,05). Bu bulgular ışığında sağlık hizmeti çalışanlarının iş-yaşam dengesi ve okupasyonel performanslarının pandemiden oldukça etkilendiği ve kaygılı oldukları belirlendi. Sağlık hizmeti çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve kaygı ile ilgili eğitimler verilmesi ile bu kişilerin iş-yaşam dengelerini iyileştirebileceğini düşünmekteyiz.

AnksiyeteCOVID 19Görev performansı+3
Esra Alan Öztürk
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

A comparative study on mutual fund performances of emerging markets in the era of quantitative easing

This study aims to analyze six emerging markets' equity funds – Turkey, Poland, Taiwan, South Africa, India and Mexico – during the period between January 2009 and October 2014. After the global financial crisis of 2008 came a period of quantitative easing (QE), creating an increase in the money supply and leading to a capital flow from developed countries to developing countries. The stock markets of these selected emerging countries increased dramatically during the era of quantitative easing. In this work, a total of 73 equity funds (11 Turkish Equity Funds, 14 Polish Equity Funds, 15 Taiwanese Equity Funds, 10 South African Equity Funds, 12 Indian Equity Funds, 11 Mexican Equity Funds) are analyzed in order to compare these funds' performances within this period. In order to measure these funds' performances, the Sharpe ratio (1966), Treynor ratio (1965), Jensen's alpha (1968), Sortino ratio (1994) and M2 ratio (1996) methods are used. Jensen's alpha is also used in identifying selectivity skills of fund managers. Furthermore, the Treynor & Mazuy (1966) and Henriksson & Merton (1981) regression analysis methods are applied to ascertain the market timing ability of fund managers.

Economical crisis 2008FinanceFunds+7
Ömer Faruk Tan
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Bina yapım sürecinde çevresel performansın değerlendirilmesi için bir model önerisi

Binaların çevre üzerinde değişikliğe sebep olan süreçleri ve eylemlerine bağlı olarak açığa çıkan olumsuz çevresel etkilerin ölçülebilir sonuçları, çevresel performansını ortaya koymaktadır. Bir binanın çevre üzerindeki olumsuz etkileri, çok sayıda girdi kullanılarak çeşitli eylemlerin gerçekleştirildiği birçok süreçten oluşan ve böylece fiziksel olarak var olduğu ilk aşama olan yapım süreci ile başlamaktadır. Ancak, binaların çevresel performansını ele alan çalışmalar ve inşaat sektörünün binaların çevresel etkilerini azaltma yönünde geliştirdiği davranışlar incelendiğinde, büyük oranda kullanım aşamasına odaklanıldığı görülmektedir. Bu problem, Türk inşaat sektörü ve ulusal literatür kapsamında incelendiğinde, benzer şekilde kullanım sürecine odaklanan bir önlem arama anlayışının hakim olduğu, yapım sürecinin çevresel etkileri konusunda bir farkındalık oluşmadığı görülmektedir. Yapım sürecinin, kullanım süreci ile karşılaştırıldığında bina yaşam döngüsü içinde çok kısa bir süreyi kapsaması, bu tavrı destekleyen en temel argüman olarak öne sürülmektedir. Buna ek olarak, yapım sürecinin birbirini takip eden ve eş zamanlı olarak gerçekleştirilen birçok alt süreçten oluşması, her yapım sürecinin kendine özgülüğü, yerel inşa etme örüntüleri / gelenekleri gibi yapım sürecinin karakteristik özellikleri, sürecin çevresel yönetiminde kullanılabilecek sistematik bilginin eksikliği, binaların çevresel performansını değerlendiren mevcut yöntemlerde yapım sürecinin yeteri kadar detaylı ele alınmaması ve bu yöntemlerin yerel gereksinimleri karşılayamaması bina yapım sürecinin çevresel performansının değerlendirilmesini zorlaştıran ve binaların çevresel performansı söz konusu olduğunda kapsam dışı bırakılmasına sebep olan gerekçeler olarak öne çıkmaktadır. Ancak, artan nüfusa ve değişen gereksinimlere bağlı olarak inşaat faaliyetlerinin sürekli artması ve artmaya devam edeceğinin öngörülmesi, bu sürecin binaların çevresel performansı üzerindeki rolünün göz ardı edilmemesi gerçeğini ortaya koymaktadır. Bu tez çalışması, öne sürülen problemlere Türk inşaat sektörünün karakteristik özelliklerini ve yerel gereksinimleri göz önünde bulunduran bir çözüm sunma arayışı ile ortaya çıkmıştır. Bu amaçla ilk olarak, bina yapım sürecinin çevresel performansına odaklanan önceki araştırmaların, söz konusu problemlere karşı ortaya koydukları çözümler irdelenmiştir. Bu çalışmalarda, çevresel performansın değerlendirilmesinde kullanılacak veriler yaygın olarak mevcut literatür ve önceki araştırmalar, yapım sürecinin çevresel etkileri ile ilgili verilerin yer aldığı ulusal veri tabanları, yaşam döngüsü değerlendirme araçları kapsamında ulaşılabilen veri tabanları, yerinde yapılan gözlemler ve ölçümler, uzmanlarla yapılan anket çalışmaları, yüz yüze görüşmeler ve paneller ile önceki yapım işlerine ait dokümanlar aracılığıyla elde edilirken; değerlendirmede mevcut çevresel değerlendirme yöntemleri, geliştirilen matematiksel modeller ya da istatiksel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Ancak, bina yapım sürecinin karakteristik özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, kapsamlı bir çevresel performans değerlendirme modeli geliştirilmesi için gerekli sayıda yerinde gözlem ve ölçüm yapmak mümkün olmadığı gibi, mevcut değerlendirme yöntemleri tarafından kullanılan veri tabanları, yerel koşullara uygun veriler içermemektedir. Bu nedenle, farklı bina yapım süreçlerinin değerlendirilmesine olanak sağlayacak esnekliği sağlayan ve mevcut koşullarda elde edilebilen yerel verilerin kullanılacağı bir değerlendirme modeline olan ihtiyaç göze çarpmaktadır. Bu bilgiler ışığında, tez çalışmasının amacı, yapım süreci ile ilişkili kararların verildiği yapısal tasarım ve yapım planlanma süreçlerinde, ilgili süreç paydaşları tarafından kullanılarak yapım sürecinin çevresel performansına ilişkin tahminler ve olguların ortaya konmasında; böylelikle sürecin çevresel performansına ilişkin iyileştirme / önlem alanlarının belirlenmesinde kullanılacak bir model geliştirilmesi olarak ortaya konmuştur. Bu amaçla, yapım sürecinin başlıca girdisi olan yapım teknolojisi bileşenleri ile sürecin çevresel etkileri arasında doğrudan ve dolaylı ilişkiler bulunduğu varsayımına dayanarak, çok sayıda tasarım seçeneğine sahip yapı elemanı sistemlerinin yerinde yapım sürecinin değerlendirilmesine odaklanan bir karar-destek modeli geliştirilmiştir. Tez çalışması, ortaya konan problemlere ve araştırma sorularına cevap arayan beş temel aşamadan oluşmaktadır. Bunlar (A1) Yapım Süreci ve Yapım Teknolojilerinin Analiz Edilmesi, (A2) Bina Yapım Sürecinde Çevresel Performansın Değerlendirilmesinde Kullanılan Ölçütlerin Analiz Edilmesi, (A3) Değerlendirmede Kullanılacak Yöntemlerin Belirlenmesi, (A4) Bina Yapım Sürecinde Çevresel Performans Değerlendirme Modelinin Geliştirilmesi ve (A5) Modelin Uygulanması aşamalarıdır. (A1) Yapım süreci ve Yapım Teknolojilerinin Analiz Edilmesi aşamasında, nitel veri toplama yöntemi kullanılarak bina yapım süreci kavramı ve aşamaları, yapım teknolojisi kavramı ve yapım teknolojisi bileşenleri mevcut literatür aracılığıyla ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. Buna göre, yapım sürecinin yapım alanının hazırlanması, taşıyıcı sistemin inşası, yapı elemanlarının inşası, servis sistemlerinin inşası ve yapı çevresinin düzenlenmesi temel aşamalarından oluştuğu ortaya konmuştur. Daha sonra, yapım teknolojisinin, bina yapım sürecinin her aşamasında kullanılan bilgi, yöntem (süreçler, eylemler, teknikler) ve araçlar (malzeme, ekipman, işgücü) bileşenlerinden oluştuğu tanımlanarak; bu bileşenlerin literatürdeki çalışmalarda ve yapı üretimi ile ilgili belgelerin sıralanması, düzenlenmesi ve bilgi iletişiminde kullanılması amacı ile geliştirilen kodlama ve sınıflandırma sistemlerinde ele alınış şekilleri ortaya konmuştur. Bu bölümde elde edilen bilgiler, modelin gereklilikleri çerçevesinde yapım teknolojilerine ilişkin yeni bir sınıflandırma sistemi geliştirilmesinde kullanılmıştır. (A2) Bina Yapım Sürecinde Çevresel Performansın Değerlendirilmesinde Kullanılan Ölçütlerin Analiz Edilmesi aşamasında, uluslararası standartlar, yaşam döngüsü değerlendirme yöntemleri ve araçları, yeşil bina derecelendirme ve sertifika sistemleri, ulusal mevzuat ve önceki araştırmalar irdelenerek yapım sürecinde çevresel performansın değerlendirilmesinde kullanılan ölçütler nitel veri toplama yöntemiyle ortaya konmuştur. Uluslararası standartlardan, özellikle çevresel değerlendirme terminolojinin ortaya konmasında yararlanılmıştır. Yaşam döngüsü değerlendirme yöntemleri ve araçları ile yeşil bina derecelendirme ve sertifika sistemlerinin incelenmesi aracılığıyla yapım süreci ile doğrudan ve dolaylı olarak ilişkili ölçütler ortaya konmuştur. Ulusal mevzuat, çevresel değerlendirme ölçütlerinden İnsan Sağlığı ve Atık Yönetimi ile ilişkili yönetmelikler kapsamında incelenmiştir. Yapım sürecinin çevresel performansına odaklanan önceki araştırmalar, çalışmanın amacı ve kapsamına göre kullanılan değerlendirme ölçütleri çerçevesinde analiz edilmiştir. Bu bölümde çevresel performans değerlendirme ve çevresel yönetim konularına ilişkin elde edilen bilgiler, yapım süreci çevresel performans değerlendirme ölçütlerinin belirlenmesinde kullanılmıştır. (A3) Değerlendirmede Kullanılacak Yöntemlerin Belirlenmesi aşamasında, modelin geliştirilmesinde kullanılabilecek yöntemler, nitel veri toplama yöntemi kullanılarak mevcut literatür aracılığıyla incelenmiştir. Yapım teknolojisi bileşenleri ve çevresel performans ölçütleri arasındaki ilişkiler temel alınarak geliştirilen model, bir Çok Ölçütlü Karar Verme (ÇÖKV) problemi olarak ele alınmış ve mevcut ÇÖKV yöntemleri incelenerek çalışmanın amacına ve kapsamına uygun yöntemler belirlenmiştir. Buna göre, karar vericilerin yapım sürecinin çevresel performansına ilişkin hedeflerinin / önceliklerinin belirlenmesinde Bulanık AHP (Analytic Hierarchy Process) yöntemi ile yapısal tasarım ve yapım teknolojisi bileşenlerine ilişkin alternatiflerin değerlendirilmesinde sayısal veriler kullanılarak değerlendirme yapılmasına olanak sağlayan TOPSIS (Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution) ve sözel çıkarımlarla değerlendirme yapılmasına olanak sağlayan Bulanık TOPSIS yöntemlerinin bütünleşik olarak kullanılması öngörülmüştür. Bu bölümde, bu yöntemlerin temel özellikleri ve matematiksel altyapıları ayrıntılı olarak ortaya konmuştur. Ayrıca, karar vericilerin seçimi konusunda göz önünde bulundurulması gereken temel prensipler de bu bölümde tanımlanmıştır. (A4) Bina Yapım Sürecinde Çevresel Performans Değerlendirme Modelinin Geliştirilmesi aşamasında, önceki aşamalarda elde edilen bilgiler kullanılarak modelin geliştirilme aşamaları ayrıntılı olarak açıklanmıştır. İlk olarak (A1) aşamasında elde edilen bilgiler kullanılarak modelin kapsamını oluşturan yapı elemanı sistemleri yerinde yapım sürecini temsil eden Yapım Teknolojisi sınıflandırması ortaya konmuştur. Daha sonra (A2) aşamasında elde edilen bilgiler kullanılarak, model kapsamında kullanılacak Yapım Süreci Çevresel Performans Değerlendirme Ölçütleri belirlenmiştir. Yapım Teknolojisi Bileşenleri ve Çevresel Performans Ölçütleri arasındaki ilişkiler tanımlanarak, modelin geliştirilmesinde kullanılan temel varsayımlar ayrıntılı olarak ortaya konmuştur. Son olarak BiYSÇeP olarak adlandırılan modelin genel yapısı ve uygulama adımları ayrıntılı olarak açıklanmıştır. (A5) Modelin Uygulanması aşamasında, olası kullanım senaryolarını temsil eden dört uygulama gerçekleştirilerek, modelin kullanımı örneklenmiş ve uygulamalar ile elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Buna göre, yapısal tasarım aşamasında ve yapım planlama aşamasında çalışmaları devam eden iki proje seçilmiş ve bu projelerde görevli ve karar verici olma koşullarını sağlayan iki karar verici belirlenmiştir. Seçilen yapısal tasarım alternatifleri, hem karar vericiler tarafından sözel çıkarımlar aracılığıyla değerlendirilmiş, hem de belirlenen kaynaklardan yapım teknolojisi bileşenlerine ilişkin sayısal veriler elde edilmiştir. Sonuç olarak Bütünleşik BAHP-BTOPSIS ve Bütünleşik BAHP-TOPSIS yöntemleri kullanılarak alternatifler yerinde yapım süreçlerinde ortaya koydukları çevresel performanslarına göre sıralanmış ve sonuçlar yapım teknolojisi bileşenleri ile ilişkileri çerçevesinde yorumlanmıştır. Çalışmanın sonunda, araştırma sorularına karşılık elde edilen cevaplar ile BiYSÇeP'in güçlü yönleri, sunduğu olanaklar ve kullanımında karşılaşılan zorluklar tartışılarak, gelecekte bu alanda yapılacak çalışmalar için bazı çıkarımlar ortaya konmuştur. Buna göre, farklı bina yapım süreçlerinin farklı karar vericilerin yapım sürecine ilişkin çevresel performans hedeflerini / önceliklerini temel alarak değerlendirmeye olanak sağlayan esnek yapısı, sözel çıkarımlar aracılığıyla değerlendirme yapmaya olanak sağlaması, yapım teknolojisi bileşenlerine ilişkin sayısal verilerin mevcut yerel bilgi kaynaklarının kullanımı ile elde edilmesi ve elde edilen sonuçların yapım sürecinin çevresel performansını etkileyen yapım teknolojisi bileşenlerinde iyileştirme yapmak ve yapım sürecine ilişkin önlemler almak üzere çıkarımlar ortaya konmasına olanak sağlaması BiYSÇeP'in olumlu özellikleri olarak öne çıkmaktadır. Bununla birlikte, sayısal verilerin farklı birçok kaynaktan elde edilmesi gerekliliği ve bu sürecin uzunluğu, değerlendirilecek alternatif sayısının artması halinde model kapsamında bütünleşik olarak kullanılan çok ölçütlü karar verme yöntemlerinin matematiksel hesaplamalarının sayısının artması ve karar vericilerin tanımlanan koşulları sağlamaması halinde elde edilen sonuçlarda uyuşmazlıkların ortaya çıkması, modelin kullanımında karşılaşılan başlıca zorluklardır. Modelin kullanımında karşılaşılan bu zorluklar, gelecekte bu alanda yapılacak çalışmalar ve inşaat sektöründe gerçekleştirilmesi gereken yenilikler için de girdi sağlamaktadır. Yapım sürecinde kullanılan yapım teknolojisi bileşenlerine ilişkin ayrıntılı kataloglar ve yönergeler hazırlanması ve bunların proje ve yapım dokümanları arasında yer almasının zorunlu hale getirilmesi, model kapsamında gerçekleştirilmesi gereken matematiksel hesaplamalar için gerekli sürenin kısaltılması amacıyla modelin temel bileşenlerini içeren bilgisayar tabanlı bir program geliştirilmesi ve inşaat sektörü paydaşlarının konu ile ilgili yeterli farkındalık düzeyine ulaşmalarını sağlayacak eğitimler ve seminerlerin düzenlenmesi, çalışmanın gelecek perspektifini oluşturan başlıca konuları oluşturmaktadır.

Performans analiziYapım aşamasıÇevresel etki+1
Buket Metin
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Big data analytics: Using big data analytics in tracking player performance and scouting in football

In an era characterized by emerging tech and digital transformation, the sports industry is leveraging big data analytics which has given rise to fields like sport an-alytics (SA). In the game of football (soccer), the exponential rise in available data has led to lots of innovation and research on how data can be maximized in performance anal-ysis, scouting, injury prevention, management etc. This research provides of overview knowledge into big data analytics in sports with emphasis in football while paying attention to player performance tracking and scouting. Scouting is reliant on player performance tracking and as such a data driven decision approach will be beneficial in a system still dominated by bilateral relations and intuitive comments of scouting teams. A model is presented in this research for tracking performance, rating and rec-ommending players using data acquired. The data consist of five national European competitions in the 2017/2018, Euro 2016 and 2018 World cup. The data was used with permission from Luca Papalardo et al as it was first used in his research paper "A public data set of spatio-temporal match events in soccer competitions."

Big dataPerformance analysisSports analytics+2
Marvıs Osazee Osazuwa
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılıkta performans analizi, Azerbaycan bankaları üzerine bir inceleme

Ticari bankaların verimli ve etkili bir şekilde faaliyet göstermesi sayesinde bankacılık sektörünün bir ülkedeki gelişimi mümkün olmaktadır. Bu süreçte müşterilere, hissedarlara zarar verebilecek, operasyon sürecindeki eksikliklere, iflaslara vb. istenmeyen sonuçlara yol açabilecek faktörler bulunmaktadır. Ticari bankaların faaliyetleri esnasında yanlış değerlendirmeler yapmaları sonucu karşılaştığı riskler bu gibi sonuçlara neden olan faktörlerdendir. Dolayısıyla bankacılık sisteminin ne kadar etkin bir şekilde işlediğini saptamak amacıyla faydalanılacak yöntemlerin geliştirilmesi bankacılık sektörünün gelişmesi bakımından son derece büyük bir rol oynamaktadır. Bu çalışma altı bölümden meydana gelmektedir. İlk bölüm, Azerbaycan ekonomisinin son yıllardaki kalkınma trendlerini ele almakta, bunun yanında Azerbaycan bankacılığını ana hatlarıyla incelemekte ve Azerbaycan'ın 2022 yılı 4. Çeyrek Verileri yılları arasındaki reel ekonomik büyümesi hakkında bilgi verilmektedir. İkinci bölümde, bankacılık sisteminin Azerbaycan'da nasıl kurulduğu ve gelişim süreci, Azerbaycan'daki bankacılık sisteminin hangi aşamalardan meydana geldiği, Azerbaycan'daki bankaların işlevleri, türleri ve ekonomik yapısı açıklanmaktadır. Üçüncü bölümde, Azerbaycan Cumhuriyeti' nin finansal sistemi hakkında bilgi verilmektedir. Bu kapsamda Azerbaycan'daki finansal sistemin nasıl oluştuğu, finansal piyasalar üzerinde bankaların rolü ve faaliyetleri, menkul kıymetler piyasasının gelişiminin ana göstergeleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde, Azerbaycan'da faaliyet göstermekte olan ticari bankalarının gelir ve giderleri, faiz marjası incelenmiştir. Buna ek olarak ticari bankaların ana gelir kaynağı ve bu kaynağın unsurlarına yine bu bölümde yer verilmiştir. Beşinci bölümde, Azerbaycan'daki bankacılık sektörünün günümüzdeki yapısı analiz edilmiş ve değerlendirilmiştir. Ayrıca bu bölümde ticari bankaların ana gelir kaynağı, ticari bankaların finansal durumunun CAMELS analizi sonuçları bulunmaktadır. Son olarak altıncı bölümde, ticari bankaların verimliliklerini nasıl artırabileceği belirtilmektedir. Anahtar Kelimeler: Azerbaycan; Bankacılık Sistemi; Ekonomi; Finans.

AzerbaycanBankacılıkBankacılık sektörü+7
Ughur Baghırzade
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Turkish banking sector performance analyses after the 2001 crisis

This thesis contributes to the weaknesses and strengths of the banking sector in Turkey. Performance analyses (DuPont analysis, CAMELS rating and Data Envelopment Analysis) are done by using quarterly data from 2001 to 2015. The effects and results of policies implemented after the 2001 crisis are investigated in line with solid banking sector construction for the European Union membership procedure; goals and targets of 10th Development Program and for the Istanbul International Finance Center project. In general, due to financial recovery maintained after the 2001 economic crisis, banking industry has shown improvements and has become stronger from the beginning of the millennium. In order to maintain more solid and sound sustainable system, successful policies must continue, especially in the banking sector asset quality and liquidity management areas. Also, supervisory transparency should be increased, even if it may embrace negative effects on financial actors. Even so, traditional ratio analyses are found to be consistent with advanced models. Managerial positions of banks in the sector are found in a good state, but it is observed that a requirement for adequate risk management department still continues as strong is an evidence on skimping hypothesis of NPL's. State owned deposit banks in the Turkish banking sector are performing better than their competitors but they are not in their best state in all measures. This should not mean that crowding out foreign banks out of the system would result in better overall assessment. Although the performance gap between the analyzed units have converged in time. Turkish banks are observed to have a lower performance in managing asset quality as well as vulnerability to market risk than foreign banks.

BankingBanking sectorEconomical crisis February 2001+4
Gizay Daver
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Görünür ışık haberleşme sistemlerinde değişken karartma seviyesine göre modülasyon yöntemlerinin performans analizi

Görünür Işık Haberleşme sistemlerinde sistem performansını etkileyen bir çok faktör bulunmaktadır. Bu faktörlerden birisi de iletilen sinyalin karartma seviyesidir. Bu tez çalışmasında sistem performansını etkileyen karartma seviyesi durumunun Değişken Karartma Seviyeli modülasyon yöntemleri üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Özellikle VPAPM iletim şemasının farklı karartma seviyesi durumu altındaki bit hata oranı performansı, farklı güç seviyelerinde odaiçi güç dağılımı, eşik değeri bilgisinin önemi gibi konularda analizler gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda tez çalışması, Lambertian model düşünülerek oluşturulan matematiksel çerçeve için MATLAB ortamında elde edilen simülasyon sonuçlarını içermektedir. Simülasyon sonuçlarından elde edilen bulgulara göre önerilen ve geliştirilen sistemlerin avantaj ve dezavantajları sunulmuştur.

Görünür ışık iletişimiHaberleşme sistemleriModülasyon+2
Süleyman Börekoğlu
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of index constituent changes to Borsa Istanbul's Bist 100 and Bist 30 indices

This thesis examines the quarterly index revisions of BIST 100 and BIST30 indices of Borsa Istanbul Stock Exchange and tries to capture the effects and implications of these events on the prices and the volumes of the revised stocks. The purpose of this study is to search the effects of being in the scope of BIST 100 or BIST 30 indices on the stock performance by using abnormal return and abnormal volume concepts with the event study method. It is examined for a total of 296 changes in BIST 100 index and a total of 96 changes in BIST 30 index for the period of 2009 through 2017. The results have shown that although both of the stocks that included to BIST 100 index and BIST 30 index have positive abnormal returns, the results are statistically insignificant. However, the stocks excluded from the indices have statistically significant negative abnormal returns. Nevertheless, abnormal volumes exist with statistically significant results for both of the index composition change events.

İstanbul Stock ExchangeStock indexStock returns+4
Ramazan Aslan
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

An investigation on force modification factors in cold-formed steel structures

Cold-formed steel (CFS) structures are a new feature in the recently effectuated 2018 Turkish Seismic Code (TSC). Their seismic design philosophy and other regulations are described within the Code. In the scope of this thesis, the Force Modification Factors defined in the Code for CFS structures are examined. Experimental and analytical studies are carried out on a real-life CFS building to investigate if the defined coefficients are practically applicable. The building chosen for this study is a two-story twin-villa type of building in Enez (Edirne) region. An Ambient Vibration Test is implemented to obtain the characteristic modal periods of the building. Then the building is thoroughly modelled in computing environment as close to reality as possible. In order to analyze the nonlinear behavior of the structure, performance analysis is conducted and the results are evaluated. Two additional laboratory experiments are carried out to determine the important structural parameters used in the analysis. The samples used in the experiments are 2.40 m x 2.40 m shear walls with X-braces on both sides, and are sheathed (on both sides) with OSB panels in one and with gypsum panels in the other. In the experiments, the behavior of a standard wall panel with double X-braces and double sheathing is investigated generally. Also a mathematical relationship is determined for the connections between the bracing and the frame members. The results obtained from the performance analysis of the analytical model and the force modification factors given in the 2018 TSC are then compared. The objective of the studies conducted within the scope of this thesis is to come up with a concluding remark on whether the given factors are reliable enough in practice. Obviously, experimental and analytical studies carried out on only one building are not sufficient to compare the order of the factors. Here, the sole intent is to get a reasonable idea about the rank of these coefficients and to provide an insight for future works that aim to study the same subjects in more detail.

Earthquake regulationsLight construction materialsPerformance analysis+1
Macit Yurtsever
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gaz türbinli motorlarda performans analiz ve değerlendirme programları

ÖZET Yüksek Lisans Tezi GAZ TÜRBİNLİ MOTORLARDA PERFORMANS ANALİZ VE DEĞERLENDİRME PROGRAMLARI ÖNDER TURAN ANADOLU ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SİVİL HAVACILIK ANABİLİM DALI DANIŞMAN:PROF.DR. T.HİKMET KARAKOÇ EYLÜL 2000 Bu tez çalışmasında, uçaklarda kullanılan eksenel akışlı gaz türbinli motorların zamandan bağımsız performanslan incelenmiş ve bu amaçla bir bilgisayar programı geliştirilmiştir. GAZTUSIM adı verilen bu bilgisayar programında, ardyanmalı ve ardyanmasız turbojet, ayrık akımlı turbofan, kanşık akımlı ve ardyanmalı turbofan, yüksek bypass oranlı turbofan ve turboprop motorları, örnek motor tipleri olarak seçilmiş ve GAZTUSIM programında örnek motor tiplerinin tasarım noktası performanslan hesaplanmıştır. Ayrıca kanşık akımlı ve ardyanmalı turbofan, yüksek bypass oranlı turbofan ve turboprop motorlarının tasarım dışı analizleri de GAZTUSIM programında incelenmiştir. GAZTUSIM programı, Visual Basic 6.0 programlama dilinde yazılmıştır. Herbir motor tipi için farklı uçuş ve bileşen giriş koşullannda, motor performansı ve bileşen karakteristiklerinin değişimi, GAZTUSIM programında hesaplanmıştır, örnek motor tipleri için elde edilen tasarım ve tasanm dışı analiz sonuçlan, hazırlanan performans grafikleri GAZTUSIM programında sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Eksenel Akışlı Gaz Türbinli Motor, Tasanm Analizleri, Tasanm Dışı Analizler, Zamandan Bağımsız Performans, Bileşen Karakteristiği

Gaz türbinli motorlarMotorlarPerformans analizi+2
Önder Turan
Anadolu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Havaalanlarında performans analizi için bir model önerisi ve Türkiye`deki havalimanlarında uygulanması

YÜKSEK LİSANS TEZ OZU HAVAALANLARINDA PERFORMANS ANALİZİ İÇİN BİR MODEL ÖNERİSİ VE TÜRKİYE'DEKİ HAVALİMANLARINDA UYGULANMASI Ferhan Kuyucak Sivil Havacılık Yönetimi Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ocak 2001 Danışman : Yard. Doç. Dr. Ergim Kaya Hava ulaştırma sisteminin temel bileşenlerinden biri ve genellikle monopol konumunda işletmeler olan havaalanlarının performansının değerlendirilmesi açısından kâr tek başına yeterli bir gösterge olmaktan uzaktır. Dolayısıyla çok büyük sabit altyapı yatırımları gerektiren, sosyal ve ekonomik fayda sağlama işlevi öne çıkan havaalanı sektörü için performans analizi daha da önem kazanmaktadır. Bu doğrultuda, öncelikle performansla ilgili temel kavramlar ele alınmış olup, devamında performans analizi kavramı detaylı biçimde incelenmiştir. Daha sonra, havaalanı sektörü genel olarak tanıtılmış ve havaalanı sektörü için performans ölçümü üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda, havaalanı sektöründe genel ve özel performans göstergelerini içeren bir model oluşturulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise, havaalanı sektörü için ortaya konulan modelin Türkiye'de yolcu sayısı bakımından en büyük sekiz havalimanına uygulanması yer almaktadır. Atatürk, Antalya, Esenboğa, A. Menderes, Dalaman, Adana, Trabzon ve Milas-Bodrum havalimanlarının 1997, 1998 ve 1999 yıllarındaki performansları karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve bu kapsamda Ülkemiz havaalanlarının başlıca performans ve verimlilik problemleri ile çözüm önerileri ortaya konmuştur.

Hava alanlarıPerformans analiziVerimlilik
Ferhan Kuyucak
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Tenis sporcularında görüntü işleme teknikleri kulllanılarak yapay zekâ tabanlı performans analiz sistemi geliştirilmesi

Tenis Sporcularında Görüntü İşleme Teknikleri Kullanılarak Yapay Zekâ Tabanlı Performans Analiz Sistemi Geliştirilmesi Amaç: Bu çalışma, tenis oynayan sporcuların teknik performanslarının nesnel biçimde değerlendirilmesini sağlamak amacıyla yapay zekâ destekli görüntü işleme yöntemlerini esas alan bir değerlendirme sistemi geliştirmeyi hedeflemektedir. Bu sistem, görüntü işleme tekniklerinden biri olan pose estimation yaklaşımı ile tenis hareketlerini detaylı biçimde analiz etmeyi; aynı zamanda ITN testi gibi objektif saha değerlendirmeleri ile elde edilen bulguları birleştirerek sistemin geçerliliğini ve güvenilirliğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Materyal ve Metot: Çalışmaya katılım koşullarını sağlayan 15 sporcu dâhil olmuştur. Araştırma, nicel ve deneysel bir yöntemle yürütülmüştür. Bunun için, tenis oynayan sporcuların çeşitli açılardan çekilmiş video görüntüleri toplanmış ve bu kayıtlar, yapay zekâ destekli derin öğrenme modelleri aracılığıyla analiz edildi. Özellikle YOLOv8-Pose adlı güncel bir model tercih edildi. Bulgular: Araştırma kapsamında geliştirilen bilgisayarla görüş tabanlı poz tahmini sistemi, tenis sporcularının hareket dinamiklerini analiz etmek amacıyla kullanılmış ve elde edilen sonuçlar, modelin hem teknik doğruluğunu hem de uygulama potansiyelini ortaya koymuştur. Sistem, performans metrikleri ve biyomekanik değerlendirmeler açısından tatmin edici sonuçlar üretmiş; sporcuların teknik davranışlarının nesnel verilerle analizine önemli katkı sağladı. Elde edilen mAP@50 (0,941) ve mAP@50–95 (0,772) değerleri, modelin basit ve karmaşık pozisyonları yüksek doğrulukla tespit edebildiğini göstermektedir. Ortalama precision (0,867) ve recall (0,884) skorları ise modelin hem yanlış pozitif tahminleri azalttığını hem de gerçek pozları başarıyla yakaladığını ortaya koymaktadır. Sonuç: Bu çalışma, YOLOv8-Pose modelinin tenis sporcularının hareket dinamiklerini analiz etmede hem teknik doğruluk hem de uygulama pratikliği açısından güçlü bir araç olduğunu ortaya koymuştur. Model, karmaşık vuruş desenlerini yüksek hassasiyetle tanımlayabilmiş, özellikle mAP, precision ve recall değerleri bakımından başarılı bir performans sergiledi.

Görüntü işlemePerformans analiziTenis+1
Hüseyin Gürer
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00

Related subjects