Anayasa Mahkemesi

95 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türk Hukukunda Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı ve etkin soruşturma ilkesi

Anayasa, AİHS ve ek protokollerle ortak koruma altına alınan temel hak ve özgürlüklerinden birinin kamu gücü tarafından ihlâl edildiğini iddia eden herkese, ihlâli ortadan kaldırmak amacıyla iç hukukta öngörülen olağan kanun yollarını tükettikten sonra, ikincil nitelikte bir hukuk yolu olan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanınmıştır. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkının tanınması ile temel hak ve özgürlüklerin korunması adına Türk pozitif hukukunda önemli bir adım atılmıştır. Bireysel başvuru usulüyle, hak ihlâllerinin önlenmesi ve giderilmesini sağlamada etkili bir denetim mekanizması oluşturmak amaçlanmıştır. Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesinin ihlâl iddialarına ilişkin incelemeleri, yorumları ve başvuruya ilişkin vereceği kararlar büyük öneme haizdir. Anayasa Mahkemesi, bireylere temel hak ve özgürlükleri tanımakla yetinmemeli, bu hak ve özgürlüklerin ihlâline neden olan olayları aydınlatma ve sorumluları tespit etmek amacıyla yetkili makamların etkin bir soruşturma yapıp yapmadıklarını tespit etmelidir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, kendisine yapılan başvurulara ilişkin olarak öncelikle etkin bir soruşturmadan bahsedebilmek için aranan şartların tespitini yapmalı sonrasında yetkili makamların bu şartları yerine getirip getirmediklerine kanaat getirmelidir. Anahtar Kelimeler: Bireysel başvuru hakkı, temel hak ve özgürlükler, Anayasa Mahkemesi, temel hak ve özgürlüklerin korunması, etkin soruşturma.

Anayasa MahkemesiBireysel başvuruSoruşturma+2
Aslıhan Arık
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi Hukuku bağlamında Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu

İnsanların insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşayabilmesi için elzem olan insan hakları, devletlerin ve hükümetlerin kendilerini meşru kabul ettirmelerindeki en önemli kıstastır. Devlet ve vatandaş ilişkisinde zayıf konumda olan vatandaşların temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla yüksek mahkeme statüsüne sahip Anayasa Mahkemesi kurulmuştur. Mahkeme, vatandaşlar tarafından kamu gücünün temel hak ve özgürlük ihlallerine karşı yapılan bireysel başvuruları karara bağlamaktadır. Çok sayıda devlet, temel hak ve özgürlüklerin kamu gücü işlemlerine karşı korunması amacıyla, bireylere Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı tanımıştır. Türkiye'de Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu, 2010 yılında yapılan halk oylaması sonucunda kabul edilmiştir. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunla yürürlüğe giren uygulama insan haklarının iç hukukta etkin olarak korunmasını sağlamaktadır. Her ne kadar bu yolun kabul edilmesindeki esas sebep Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'nde Türkiye aleyhine başvuruların artması olsa da bireyler bu sayede ihlal edilen hak ve özgürlükleri için yeni bir yol bulmuşlardır. Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu uygulamasının vergi hukuku bağlamında değerlendirilmesini ele aldığımız bu çalışmada amaçlanan; temel hakların etkili biçimde korunmasına yönelik olarak, vergilendirme alanında Anayasa Mahkemesi'ne yapılacak bireysel başvurunun işleyişini, koşullarını ve uygulamadaki karşılığını göstermektir. Bu amaçla tez çalışması, 3 ana bölüm halinde planlanmıştır. Birinci bölümde anayasal gelişmeler ile Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş aşamaları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise Anayasa Mahkemesi'ne Bireysel Başvuru Yolu'nun şartları ve diğer bilgiler yer almış, üçüncü bölümde ise, vergi hukuku alanında bireysel başvuruda verilen kararların değerlendirilmesi yapılacaktır. Anahtar Sözcükler: Bireysel Başvuru, Anayasa Yargısı, Anayasa Mahkemesi, Vergi Uyuşmazlıkları, Vergi Cezaları, Temel Hak ve Özgürlüklerin Korunması

Anayasa MahkemesiAnayasa yargısıBireysel başvuru+4
Sebahat Çetinel
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Anayasa Mahkemesi'ne yapılan bireysel başvuruların kabul edilebilirlik bakımından incelenmesi

Bu çalışmada, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Anayasa değişikliğiyle Türk Anayasa Hukuku'na giren bireysel başvuru kurumu genel olarak tanıtılmış, kabul edilebilirlik kriterleri detaylıca incelenmiş ve doktrindeki görüşler etraflıca ele alınmıştır. Ayrıca Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvurular konusunda 2018 tarihinde verdiği bazı kararlar da incelenmiştir. Çalışmanın pozitif temellerini, anayasanın ilgili maddeleri, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü oluşturmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde bireysel başvuru kavramına, bireysel başvurunun işlevlerine, karşılaştırmalı hukukta bireysel başvuru kurumuna, başvuru usulüne, başvurunun Anayasa Mahkemesi'nce incelenmesine ve bireysel başvuruda verilebilecek kararlara değinilmiştir. İkinci bölümde usul bakımından kabul edilebilirlik şartlarından olan başvurunun süresine, Anayasa Mahkemesi'nin kişi, zaman ve konu bakımından yetkisine ve başvuru yolarının tüketilmesi hususlarına ve son bölümde de bireysel başvurunun esas bakımından kabul edilebilirlik şartlarından olan, açıkça dayanaktan yoksunluk, önemli bir zararın bulunmaması, başvurunun anayasal açıdan önem taşımaması ve başvuru hakkının kötüye kullanılması hususları incelenmiştir.

Anayasa MahkemesiAvrupa İnsan Hakları MahkemesiBireysel başvuru+3
Mustafa Ermayası
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Mükellef hakları ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı, AİHS'nde sayılmış ve Anayasada da teminat altına alınmış temel hak ve özgürlüklerin, kamunun eylem, işlem ya da ihmali sebebiyle ihlal edildiğini iddia eden mükelleflerin başvurabilecekleri 6216 sayılı Kanunla kabul edilen ve 23/09/2012 tarihinden itibaren uygulanan bir hak arama yoludur. Bu yolun kullanılabilmesi için mükelleflerin, yargı yolu gibi idari ve hukuki hak arama yollarını tüketmiş ve bu mercilerden alınan kararların hak ihlali iddialarını karşılamaması gerekmektedir. Bu nedenle AYM'ne bireysel başvuru yolu istisnai ve ikincil bir yoldur. Bu çalışmanın amacı, vergi konulu başvuruların haklar, müdahale iddiaları, sonuç ve giderim yolları yönünden incelenerek ortaya çıkması muhtemel ihtilafların AYM'ne intikal ettirilmeden idari ve yargısal çözüm yollarında giderilebilmesine ışık tutmaktır. Bu doğrultuda çalışmada birinci bölümünde temel hak ve özgürlükler açısından mükellef hakları incelenmiştir. İkinci bölümde vergi uyuşmazlıklarının nedenleri ve vergi uyuşmazlıklarının çözümünde mükellef haklarının korunması yolları irdelenmiştir. Üçüncü bölümde mükellef hak ve özgürlüklerinin bireysel başvuru yoluyla korunmasına ilişkin kararların değerlendirilmesi yapılmıştır. 2012 - 2019 yılları arasında yapılan vergi konulu 122 bireysel başvuru, durum çalışması yöntemine uygun olarak doküman incelemesi ve içerik analizi ile değerlendirilmiştir. İkinci ve üçüncü bölümde 122 karardan içtihat oluşturmuş ya da oluşturabilecek olanlar nitel olarak ayrıntılı bir şekilde irdelenmiştir. Ayrıca tüm kararlar frekans analizleri ile nicel olarak analiz edilmiştir. AYM'ne bireysel başvuru her ne kadar AİHM'ne giden başvuru sayısının azalmasını sağlamışsa da, vergi konulu uyuşmazlıkların çözümünde; vergi mevzuatının sadeleştirilmesi, vergi düzenlemelerinin esaslı noktalarının kanuna dayandırılması, mevzuat hükümleri arasındaki çelişkilerin giderilmesi, vergi idaresinin mükellef haklarını gözetmesi, yargı organlarının iş yükünün hafifletilmesi gibi yapılacak düzenlemeler sürecin etkinleşmesini sağlayacaktır.

Anayasa MahkemesiBireysel başvuruMükellef hakları+5
Öznur Akyol Bulut
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Adil yargılanma hakkı perspektifinde gizli tanıklığın değerlendirilmesi

Çalışmamızda adil yargılanma hakkı perspektifinde ceza yargılamalarında gizli tanıklık değerlendirilmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmamızın birinci bölümünde ceza muhakemesinde ispat ve deliller anlatılmış delillerin ortak özellikleri, delil çeşitleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde adil yargılanma hakkı kavramı, kaynakları, uygulama alanı ve unsurları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları kapsamında değerlendirilmiştir. Çalışmamızın son bölümünde ise adil yargılanma hakkı perspektifinde gizli tanıklığın değerlendirilmesi yapılmış ve adil yargılanma hakkının ihlal edilmemesi için, ceza yargılamalarında zorunlu olmadıkça gizli tanık deliline başvurulmaması gerektiği ifade edilmiştir. Gizli tanık beyanlarına başvurulması durumunda ise, gizli tanıklığın istisnai bir durum olduğu göz önüne alınarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesinin gizli tanıklarla ilgili verdikleri kararlarda belirtilen tüm güvencelerin tam ve eksiksiz bir şekilde işletilmesinin ve bu konudaki ilkelerin maddi olaylara eksiksiz bir biçimde uygulanmasının adil yargılanma hakkı bakımından hayati derecede önemli olduğu vurgulanmıştır. Anahtar Sözcükler: Adil Yargılanma Hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Gizli Tanık, Anayasa Mahkemesi

Adil yargılanmaAnayasa MahkemesiAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi+3
Nurullah Küçükoğlu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Anayasa yargısı bireysel başvuru yolunda kişilik haklarının korunması

Anayasa Yargısı Bireysel Başvuru Yolunda Kişilik Haklarının Korunması isimli yüksek lisans tez çalışması giriş, üç bölüm ve sonuçtan meydana gelmektedir. Bu çalışmamızda Anayasa yargısı bireysel başvuru yolunda kişilik haklarının korunmasının ne şekilde ve hangi derecede gerçekleştiği konuları incelenmiştir. Bu doğrultuda; birinci bölümde kişi, kişilik, kişilik hakları kavramları üzerinde durularak bireysel başvuru yoluna konu olabilecek kişilik haklarının tespiti yapılmıştır. İkinci bölümde, bireysel başvuru yolunun tarihsel gelişimi, başvuruya konu olacak haklar bakımından tartışmalı hususlar, başvuru yolunun nitelikleri ve başvuru için gerekli kabul edilebilirlik koşulları izah edilmiştir. Üçüncü bölümde ise bireysel başvuru yolunda verilebilecek kararlar ile bunların meydana getirdiği etkilerin ve bu kararların icrası hususlarına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Anayasa yargısı, kişilik hakları, insan hakları, bireysel başvuru

AnayasaAnayasa MahkemesiAnayasa yargısı+3
Burcu Ilgın
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Vergi Hukuku kaynağı olarak bağlayıcı yargı kararlarının analizi (1950-2010 dönemi itibariyle)

Pozitif hukukun kaynaklarını bağlayıcılıkları bakımından asli ve yardımcı kaynaklar olarak ikiye ayırmak mümkündür. Aynı ayrım vergi hukukunda herhangi bir kaynağın yeni bir vergi normu ortaya koyup koymadığı ölçütüne göre de uygulanabilir.Genel olarak pozitif hukukun tüm kaynakları vergi hukuku için de geçerli olmakla birlikte, bu kaynakların bir kısmı vergi hukukunun niteliği gereği bazı ayırıcı özellikler taşır. Pozitif hukuktakilere ek olarak, özelge gibi vergi hukukuna özgü bazı yardımcı kaynaklar da bu alanda görülür. Danıştay içtihadı birleştirme kararları ile Anayasa Mahkemesi iptal kararları pozitif hukukun olduğu gibi vergi hukukunun da asli kaynakları arasındadır.Bu çalışmada, 1950-2010 döneminde Türkiye' de vergi hukuku kaynağı olarak bağlayıcı yargı kararları olan Danıştay içtihadı birleştirme kararları ile Anayasa Mahkemesi iptal kararları ilgili oldukları vergi türü, lehine sonuçlandıkları taraf ve dava tarihi ile karar tarihi ve resmi gazetede yayımlanma tarihleri arasında geçen gün sayıları gibi yönlerden analiz edilmiştir.

Anayasa MahkemesiDanıştayMali hukuk+5
Savaş Yurdagül
Manisa Celal Bayar University
2011
00
Master'sOpen AccessTR

AİHM ve AYM kararları çerçevesinde mülkiyet hakkı ile vergilendirme ilişkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışma ile öncelikli olarak mülkiyet hakkının tarihçesi incelenerek tarih boyunca kişilerin bir şekilde mülkiyete sahip olduğu, ancak bu hakkın sınırsız olmadığı ve mülkiyet hakkına çeşitli sınırlandırmaların getirildiği sonucuna ulaşılmıştır. İkincil olarak verginin tarihçesi mülkiyet hakkı bağlamında ele alınmış ve vergi ile mülkiyetin tarih boyunca aldığı biçimlerden bağımsız olarak verginin her halükarda mülkiyet hakkı açısından bir sınırlandırma/müdahale olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tarih boyunca vergiler kişilerin mülklerinden bir şekilde alınmış, günümüzde de alınmaya devam etmektedir. Üçüncül olarak tarih boyunca vergi nedeniyle yaşanan tecrübeler neticesinde adil bir vergilendirmenin yapılabilmesi için geliştirilen ve maliye teorisi tarafından sistemleştirilen vergilendirme ilkeleri mülkiyet hakkı bağlamında ele alınmış ve mülkiyet hakkına yapılan vergisel müdahalelerin meşru sınırlar içerisinde kalıp kalmadığının test edilmesinde kullanılan ve AİHM ile AYM yargılamaları ile geliştirilen (hukukilik/kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük olmak üzere) üç kriter ile arasındaki ilişki incelenmiştir. Son olarak ise üç kriter, AİHM ve AYM kararları ışığında açıklanmıştır. Tez kapsamında ulaşılan sonuç vergilendirmenin mülkiyet hakkına her halükarda bir sınırlandırma teşkil ettiği, bu nedenle yapılan vergilendirmenin mülkiyet hakkına haksız bir müdahale teşkil etmemesi için dikkate alınabilecek iki araç olduğu, bunların vergilendirme ilkeleri ve üç kriter olduğudur. Yapılan vergilendirme hem vergilendirme ilkeleri yönünde hem de üç kriter yönünden test edildiğinde benzer sonuçları vereceği, vergilendirme ilkeleri ile üç kriter arasında hem amaçsal olarak hem de tarihsel olarak bir uyum söz konusu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Anayasa MahkemesiAnayasa hukukuAvrupa insan hakları hukuku+7
Furkan Buyan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararlarında düşünce özgürlüğü

Türk Hukukunda insan hakları konusunda en çok tartışılan konulardan birinin düşünce özgürlüğü olduğu bilinmektedir. Bu özgürlüğün sözü edilen özelliği ise daha çok İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararları doğrultusunda verilen ihlal kararlarıyla ilintilidir. Bu nedenle, mevcut çalışma konuya ilişkin içtihatların tanıtılmasını ve Türk doktrini tarafından benimsenen temel yaklaşımları belirlemeyi amaçlamıştır.Bu yüksek lisan tezinde; makaleler, monografik eserlerin yanında İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi ve Türk Anayasa Mahkemesi'nin kararlarına da yer verilmiş, özellikle İnsan Hakları Mahkemesi'nin, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin ilgili maddelerinin ihlali kararını verdiği hallerde uyguladığı kriterler irdelenmek istenmiştir.Anahtar Sözcükler:1.Düşünce Özgürlüğü2.İfade Özgürlüğü3.İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi4.İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi5.Anayasa Mahkemesi

Anayasa MahkemesiAvrupa İnsan Hakları MahkemesiAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi+2
Elif Özalp
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün hukuki niteliği ve yargısal denetimi

Bu çalışmada Türk parlamento hukukunun kaynaklarından olan Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün hukuki niteliği, tarihi gelişimi, normlar hiyerarşisindeki yeri ile Meclis uygulamaları ve bunların Anayasa Mahkemesi tarafından denetimi konuları, doktrinin yaklaşımı ve kişisel görüşlerimiz bağlamında ele alınmaktadır.Parlamento hukuku sürekli olarak gelişen bir hukuk dalıdır. Parlamento hukukunun kaynakları arasında, özellikle meclislerin oluşumunu ve çalışmalarını düzenleyen içtüzükler, siyasi hayata yön veren metinler olmaları sebebiyle önemli bir yere sahiptir.Ülkemizde meclislerin çalışma usul ve esasları, içtüzüklerle birlikte Anayasa'da ve çeşitli kanunlarda düzenlenmiştir. Bu yazılı kuralların dışında Meclis uygulamamalarının zamanla teamül haline dönüşmesi, Anayasa Mahkemesi kararları ve doktrin de Türk parlamento hukukunu şekillendiren önemli birer kaynak haline gelmiştir.Anayasa Mahkemesi kararları meclislerin çalışmalarında, gerek uygulamanın gerekse yazılı hukuk kurallarının şekillenmesinde etkili bir yere sahiptir. Anayasa koyucu tarafından yargısal denetime tabi olan parlamento kararları sınırlanmış da olsa Anayasa Mahkemesi, Anayasa'yı dolanarak yargısal denetimden kaçınmak için yapıldığı kanaatine vardığı parlamento kararlarını, içtüzüklerle aynı hukuki etkiye sahip oldukları gerekçesiyle yargısal denetime tabi tutmaktadır. Böylece Yüksek Mahkeme, anayasal dayanağı olmayan bir yetkiyle, eylemli içtüzük değişikliği olarak nitelendirdiği kararları denetlemektedir.Anayasa Mahkemesinin, yargısal denetim yaparken bir taraftan da siyasi hayata yön verdiği bir gerçektir. Yüksek Mahkeme özellikle benzer durumlardaki farklı kararları, bu kararların açık olmayan gerekçeleri ve yazılı hukuk kurallarını yorumlama tarzı ile zaman zaman tartışmaların odağı haline gelmektedir.Anahtar Sözcükler1. Parlamento2. Parlamento Hukuku3. İçtüzük4. Eylemli İçtüzük Değişikliği5. Anayasa Mahkemesi Kararları

Anayasa MahkemesiParlamentoTBMM+2
Gamze Çelik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Anayasa yapısında bireysel başvuru

Anayasamızın 2. maddesinegöre Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuk devleti olmanın en önemli yükümlülüğü temel hak ve hürriyetleri vatandaşlara sağlamak kadar bu haklar için koruyu tedbirler almaktır. Türkiye Cumhuriyeti de bu yükümlülüğü gereği bireysel başvuru yolunu kendi iç hukukunda tanımış ve buna istinaden 23 Eylül 2012'den itibaren tarihinde ilk defa bireysel başvuru Türkiye Cumhuriyeti'nde uygulanacaktır. Bu çalışmada ise daha önce ülkemizde uygulaması olmayan bireysel başvuru yolu tanıtılacak ve bireysel başvurunun gerek usulünde gerek esastan incelemesinde karşılaşabilecek durumlar incelenecektir. Ayrıca Türkiye'de bireysel başvurunun kabul edilmesinin arkasındaki sebeplere ve bireysel başvuru uygulamaya geçtikten sonra ülkemiz adına oluşması muhtemel olumlu ve olumsuz etkilere değinilecektir. Bu hususların yanı sıra diğer ülkelerdeki bireysel başvuru uygulamaları ile ülkemizdeki bireysel başvuru uygulamalarını karşılaştıracak ve değerlendirilecektir.Bireysel başvurunun usul ve şekli esasları ne olursa olsun, ülkemizdeki bireysel başvurunun uygulanma sebeplerinin özünde temel hak ve hürriyetlerin korunmaktan uzak olduğunun düşünülmesi vardır.Şüphesiz bireysel başvuru müessesesi uygulamada gerek demokratik bir devlet olma yönünde, gerek hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması yönünde olumlu sonuçlar doğuracaktır.AnahtarKelimeler:1.BireyselBaşvuru2.AnayasaŞikâyeti3.HukukDevletiİlkesi4.AnayasaMahkemesi5.TemelHakveÖzgürlükler

AnayasaAnayasa MahkemesiBireysel başvuru+5
Hilmi Can Turan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Anayasa Mahkemesi kararlarına göre Türkiye'de cumhuriyet ve devlet anlayışı (Siyasi parti kapatma kararlarının içerik analizi)

Bu çalışmada; öncelikle, yazılı, sözlü bir metni veya sembolü analiz edip rakamlara dönüştürüp bu rakamlar üzerinden yoruma gitmek, diğer bir deyişle rakamları tekrar söze dönüştürmek işlevini gören ?içerik analizi? yöntemi ile haklarında kapatılma davası açılmış siyasi partiler hakkında, Türk Anayasa Mahkemesince verilmiş kararların analiz edilmesi suretiyle, bu kararların dayandığı, Cumhuriyetin/Devletin bir resmi ideolojisi var mıdır? Sorusuna cevap verilmesine çalışılmıştır. Bu minvalde, içerik analizi ile elde edilen sayısal veriler ışığında Türk Anayasa Mahkemesinin, karar verirken, iki temel istinat noktası bulunan bir resmi ideolojiye dayandığı ortaya konmuştur. Buna göre; Cumhuriyetin/Devletin resmi İdeolojisinin bu iki istinatgâhı; Anayasa Mahkemesinin özgün yorumuna dayanan Atatürk İlke ve İnkılâpları?ndan; ?Laiklik? ile Milliyetçilik ilkesinden neşet eden ?Bölünmez Bütünlük? ilkeleridir. Bu itibarla, kararlarının bağlayıcılığının gücü nedeniyle de, Türkiye siyasetinde neredeyse ?oyun kurucu? mesabesinde olan Türk Anayasa Mahkemesi, bu gücü sayesinde ?sınırlı politik alan? teorisini hayata geçirmek suretiyle, siyasal aktörlere siyaset alanını adeta dar etmektedir.Bulunduğu nokta itibariyle, hukuk ve siyasetin kesiştiği yerde bulunan ve vereceği kararlarla Türkiye Demokrasisinin kilitlenmeden sağlıklı işleyişini sağlayabilecek olan Türk Anayasa Mahkemesinin, ?Cumhuriyetin/Devletin bu resmi ideolojisinin muhafızlığı rolü nedeniyle, demokratik rejimlerdeki ?tarafsız hakem?lik yerine ?bağımsız bekçilik?i üstlenmesi, Türkiye demokrasisi üzerindeki ?vesayet?in sürmesine katkıda bulunmaktadır? varsayımı ise bu çalışmanın tartıştığı ikinci ana tema olmuştur. Verdiği kararlar değerlendirildiğinde; bugüne kadar ki kararları ile hak ve özgürlükler temelli ve bireyi eksene alan bir tutumu değil de; resmi ideoloji temelli ve devleti eksene alan tutumu benimsediği sonucuna varılan Türk Anayasa Mahkemesinin, yapılan son Anayasa değişikliği sonrasında değişen üye kompozisyonu nedeniyle mevzubahis tutumunu değiştirip değiştiremeyeceğini ise zaman gösterecektir.Anahtar Sözcükler1. İçerik Analizi2. Türk Anayasa Mahkemesi3. Siyasi Parti Kapatma Kararları4. Laiklik/ Bölünmez Bütünlük5. Resmi İdeoloji

Anayasa MahkemesiAnayasa yargısıAtatürk ilkeleri+7
Hüseyin Murat Işık
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Anayasa Hukukunda anayasaya uygunluk denetiminin sınırları

Anayasalar, devletin temel kuruluş ve işleyişiyle kişilerin sahip olduğu temel hak ve hürriyetleri düzenleyen hukuk metinleridir. Bu niteliğiyle devletin bütün organlarının işleyişi anayasaya uygun olmalıdır.Hukuk devletinde ,kuvvetler ayrılığı ilkesiyle kamu gücünden kaynaklanan yetkiler bölünmüş ve dağıtılmıştır. Kuvvetler ayrılığı ile birlikte hukuk devletinde siyasi gücün sınırlandırılması ve dizginlenmesi sağlanmıştır. Yasama, yürütme ve yargı kuvvetleri arasında organik ve fonksiyonel ayrılık esasına dayanan kuvvetler ayrılığı ilkesi egemenliğin sınırlandırılması sonucunu da doğurmuştur. Bu sebeple devlet organları arasında genel nitelikte kural koyma yetkisine sahip olan yasama organının da tıpkı diğer devlet organları gibi anayasaya uygun hareket etmesi gerekir. Ancak yasama organı kimi nedenlerle anayasaya aykırı normlar koyabilmektedir. Bu tür normların anayasaya uygunluğunun denetimi anayasa yargısının asli vazifesini oluşturmaktadır.Anayasa yargısının sınırlarının belirlenmesi ise başlı başına önemli bir meseledir. Zira demokrasi ve hukuk devletinin arasında ki ince çizgi anayasa yargısından geçmektedir.Bu çalışmada, Türk anayasa hukukunda anayasaya uygunluk denetiminin sınırlarını incelenmiştir. Bu inceleme hem pozitif hukuka göre hem de anayasa yargısını doğuran fikri sürece göre şekillendirilmiştir. Çalışma, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde genel olarak anayasa yargısı ve Türk Anayasa Yargısına değinilmiştir. İkinci bölümde kuvvetler ayrılığı bağlamında anayasa yargısı incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Türk pozitif hukukuna göre anayasaya uygunluk denetimi incelenmiştir.

AnayasaAnayasa MahkemesiAnayasa hukuku+6
Davut Özyurt
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Anayasa Mahkemesi'nin somut norm denetiminin idarî yargıda etkisi ve sonuçları

Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan somut norm denetiminin konusunu; kanunlar ve kanun hükmünde kararnameler oluşturmaktadır. Somut norm denetimi, anayasaya aykırılık probleminin davaya bakan mahkemece Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi ile gerçekleşmektedir. 1982 Anayasası'na göre bu denetime başvurabilecek olanlar yalnızca mahkemelerdir, davanın tarafları bu ehliyete sahip değillerdir.Somut norm denetimi davanın her safhasında ileri sürülebilen bir itirazdır.Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır. Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddî görmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır. Anayasa Mahkemesi işin kendisine gelişinden itibaren beş ay içerisinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içerisinde karar vermemesi durumunda, dava mahkemesi yürürlükteki kanun hükümlerini uygulayarak davayı çözer.Hukuk sisteminde birden fazla yargı yolu vardır. İdarî yargının kendine has müesseseleri vardır. Dolayısıyla somut norm denetiminin idarî yargının bu müesseseleri ile uyumlu olması gerekmektedir.

Anayasa MahkemesiAnayasa yargısıAnayasaya aykırılık+3
Emine Ferdane Pandır
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Anayasa Mahkemesinin karar gerekçelerinin bağlayıcılığı sorunu

Anayasa Mahkemesi 1982 Anayasası'nda belirtilen yetkileri ve görevleri ile birlikte hukuk düzeninde ve bunun üzerinde temellenen toplumsal ve siyasal yaşam pratiğinde oldukça belirleyici bir konumda bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesinin anayasal düzende yer aldığı bu konumun öneminin ise kararlarının bağlayıcılığı ve dolayısıyla etkinliğinden kaynaklandığı söylenebilir. Gerçekten de Anayasanın 153. maddesinin son fıkrasına göre "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve gerçek ve tüzelkişileri bağlar" denilmektedir. Anayasa Mahkemesi kararları ise gerekçe ve hüküm fıkralarından oluşmaktadır. Peki, Anayasanın 153. maddesinin son fıkrasında yer alan "Anayasa Mahkemesi kararları" ifadesinden kararın hangi kısmının bağlayıcı olduğuna ulaşılmalıdır? Burada Anayasa Mahkemesi kararları gerekçe ve hüküm şeklinde bir bütün olarak mı bağlayıcıdır, yoksa kararların yalnızca hüküm fıkrası mı bağlayıcıdır? İşte bu çalışma Anayasa Mahkemesinin karar gerekçelerinin bağlayıcılığı sorununu konu edinmektedir. Doktrinde kimi görüşler ve Anayasa Mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin kararlarının gerekçe ve hüküm fıkraları ile birlikte bir bütün olarak bağlayıcı olduğunu belirtirken kimi görüşler ise Anayasa Mahkemesi kararlarının yalnızca hüküm fıkralarının bağlayıcı olduğunu savunmaktadır. Ancak Anayasa Mahkemesinin karar gerekçelerinin bağlayıcılığı sorunu önemlidir; zira soruna verilecek yanıt Mahkemenin işlevini ve dolayısıyla anayasal konumunu büyük oranda değiştirecektir. Kaldı ki bu şekilde hassaslaşan sorun tekil bir sorun da değildir; çünkü beraberinde pek çok soruna da sebep vermektedir. Şu halde Anayasa Mahkemesi karar gerekçelerinin bağlayıcılığı sorunun aşılması gerekmektedir. Bu doğrultuda çalışmada Anayasa Mahkemesinin karar gerekçelerinin bağlayıcı olmadığı savunulmuştur. Esasında soruna ilişkin hâlihazırdaki düzenlemeye bakıldığında demokratik bir hukuk devletinde Anayasa Mahkemesinin karar gerekçelerinin bağlayıcı olduğuna ulaşılmaması gerektiği söylenebilir. Bununla birlikte mevcut anayasal düzenlemeden Anayasa Mahkemesinin karar gerekçelerinin bağlayıcı olduğuna ulaşılmaması için Anayasanın 153. maddesinin son fıkrasında bir anayasa değişikliğinin gerçekleştirilmesi gerektiği belirtilmiş ve bu anlamda bir çözüm önerisi geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Demokratik hukuk devleti, Anayasa Mahkemesi, karar gerekçeleri, hüküm fıkrası, bağlayıcılık sorunu

Anayasa MahkemesiAnayasanın bağlayıcılığıGerekçe+1
Semih Batur Kaya
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
10
Master'sOpen AccessTR

Anayasa Mahkemesi kararları ışığında somut norm denetimi

Evrensel düzen içinde yaşayan her birey temel hak ve özgürlüklere sahip olmuştur. Tarihsel süreçte meydana gelen gelişmelere bağlı olarak bu haklar çeşitlik göstermiş ve giderek artmıştır. Ancak bireylerin sahip olduğu hakların, devlet yöneticilerinin keyfi uygulamalarına karşı korunması gündeme gelmiş ve böylelikle hakları güvence altına alan "Anayasa Yargısı" doğmuştur. Anayasa yargısının doğuşuyla birlikte devlet organları tarafından düzenlenen hukuki normların anayasaya uygunluklarının denetlenmesi sağlanmıştır. Türk anayasacılık tarihinde 1961 Anayasasıyla, Anayasa Mahkemesi kurulmuş ve mahkemeye uygunluk denetimi yapma yetkisi verilmiştir. Anayasa Mahkemesi de bu uygunluk denetimini; soyut norm denetimi, somut norm denetimi ve bireysel başvuru olmak üzere üç yolla yerine getirmektedir. Çalışmanın temelini de uygunluk denetimi yollarından biri olan somut norm denetimi oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı, günümüz yargı alanı kapsamındaki mahkemelerin somut norm denetimi yolunu işleterek Anayasa Mahkemesine başvurması sonucunda verilen kararların analiz edilmesi ve adli yargı ile idari yargıya yönelik verilen kararların karşılaştırılarak gösterilmesidir. Bu bağlamda elde edilen veriler tablo haline getirilerek yorumlanmıştır. Çalışma kapsamında yer alan veriler, Anayasa Mahkemesinin somut norm denetimi sonucunda verdiği kararlardan elde edilmiştir. Bu veriler doğrultusunda günümüz yargı alanındaki mahkemelere yönelik toplam 2.373 karar verildiği tespit edilmiştir. Yargı boyutundan bakıldığında en fazla adli yargı alanının itiraz başvurusunda bulunduğu görülmüştür. Mahkeme bazından ise en fazla asliye ceza mahkemelerinin başvurduğu saptanmıştır.

AnayasaAnayasa MahkemesiAnayasa yargısı+3
Zülal Aykut
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni bir model olarak Anayasa Mahkemesi

Bu tezde, günümüzde Anayasa Yargısı ve Anayasa Mahkemesinin mevcut hali ve sorunlarından yola çıkılarak gelecek dönemde hukuk alanında, bu konularla ilgili yapılaması planlanan kapsamlı değişiklikler üzerinde durulmuştur. Dünyadaki Anayasa Yargısı Modelleri incelenmiş, incelenen bu modellerde ülke hukukumuza yararlı olabilecek kazanımlar değerlendirmeye alınmıştır. Anayasa Yargımızın daha işler, sorunlara karşı daha yapıcı olabilecek değişiklikleri tartışılmış, yöntem olarak da Anayasa Yargımızın ve Anayasa Mahkememizin hali hazırda işler sisteminin aksaklıklarından yola çıkılmıştır. Netice itibariyle, Anayasa Yargımızın ana amacı olan, temel hak ve özgürlüklerin korunması ile Hukuk Devleti olgusunun gerçekleştirilmesinde ön görülen arayışlar çalışmada yansıtılmaya çalışılmıştır.

Anayasa MahkemesiAnayasa yargısıHukuk devleti+2
Musa Erdem Altınhalka
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Vergilendirme ilkelerine Anayasa Mahkemesi'nin bakış açısı

Çalışmamızın temel amacı, 1982 Anayasası'nın 73. maddesinde soyut ve kavramsal olarak belirtilen vergilendirme ilkelerini Anayasa Mahkemesi kararlarının incelenmesi ile somut olarak ortaya konulmasıdır.Vergilendirme ilkelerinin daha iyi anlaşılabilmesi ve bu konudaki Anayasa Mahkemesi kararlarının vergi hukuku açısından daha iyi okunabilmesi için verginin, tarihsel süreç içerisindeki gelişimini ve vergilendirme ilkelerinin esas hedefi olan vergilendirmenin amaçlarına değinilerek vergilendirme ilkelerinin günümüzdeki nitelikleri ve özellikleri ortaya konulmuştur.Kişilerin hak ve özgürlük alanlarına yöneltilen en etkin müdahalelerden biri olan vergilendirmenin, hangi ölçü, kavram ve ilkelerle yapılacağı 1982 Anayasası'nın 73. maddesinde düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi, bir vergi kanununu denetlerken öncelikle kanun ile getirilen yükümlülüğün bu madde kapsamında bir mali yükümlülük olup olmadığını tesbit ettikten sonra diğer vergilendirme ilkeleri yönünden incelemektedir.Her bir vergilendirme ilkesinin anlamı ve değeri diğer ilkelerin anlam ve değerleri ile çok sıkı bir ilişki içinde olması nedeniyle Anayasa Mahkemesi kararlarında, bu ilkelerin bağlantısı kurmak suretiyle denetim yapılmıştır.Anayasa Mahkemesi, hükümetlerin olağanüstü durumlarda ek gelir kaynaklarına ihtiyaç duyabilecekleri durumlarda yapılacak düzenlemelerde de Anayasa'nın 73. maddesinde ifadesini bulan ilkelere uyulmasının bir zorunluluk olduğunu belirterek vergilendirme ilkelerine karşı bakış açısını ortaya koymuş ve bu ilkelerin özünü de vergi yükünün adil ve mali güce göre dengeli bir biçimde dağıtılması olarak belirlemiştir.Anahtar Sözcükler1.Kanunilik İlkesi2.Vergide Adalet3.Vergide Eşitlik4.Mali Güce Göre Vergilendirme5.Haklı Neden

Anayasa MahkemesiKanunilikVergi adaleti+2
Hakan Baş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru usulü

Bu çalışmanın amacı; ülkemiz hukuk sistemi açısından son derece yeni sayılabilecek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru kurumunun detaylı bir analizinin yapılmasıdır. Bu analiz yapılırken temelden başlanarak kurumun hukuki altyapısı ile ilişkili olduğu alanlar irdelenmiş, mevzuat hükümleri temelinde de oluşumunun ve işleyişinin detayları ortaya konulmuştur. Bireysel başvuru hakkını kullanmayı amaçlayan bireyin, en başından izlemesi gereken yol ile bu başvurunun Anayasa Mahkemesi nezdinde izleyeceği seyir, hakkın kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek çeşitli durumlar ve sonuçlar açıklanmıştır. Ayrıca çalışmada kurumun teknik oluşum ve işleyişinin yanında; temelinde taşıdığı amaç, kurum aracılığıyla tesis edilmek istenen toplumsal güven duygusu ile yapı olarak kurumun düzenlenişinin bu amacı gerçekleştirmeye elverişliliği de değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Anayasa Mahkemesi, Bireysel Başvuru, Anayasa Şikayeti

Anayasa MahkemesiBireysel başvuru
Asya Erdoğmuş
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İptal davaları açısından Anayasa yargısı ve çalışma esasları

Çağımızda ülkelerin daha çok demokratikleşme sürecine girmesi ve insan hak ve hürriyetlerinin serbestlik alanının genişlemesi, devletin yasama, yürütme ve yargı erklerinin kullanımının yeniden tanımlanması ve sınırlarının belirlenmesi gereğini doğurmuştur. Bu bağlamda özellikle yukarıda anılan kriterler doğrultusunda Anayasal Yargının çalışma sistemi ve yasama erki ile olan ilişkilerinin gözden geçirilmesi günümüz toplumunun güncel konuları arasında bulunmaktadır.Ülkemizde 1961 Anayasa'sı ile kurulan Türk Anayasa Mahkeme'si, aracılığıyla yasama işlemlerinin anayasal denetimi ve 1982 Anayasasının 11. maddesinde düzenlenen ?Anayasanın Bağlayıcılığı ve Üstünlüğü? ilkesini hayata geçirmeye çalışmaktadır. Bu çalışmamızın konusunu da, 1982 Anayasası'nda hüküm bulan Anayasa Yargılamasında denetim şekillerinden olan soyut norm denetimi (İptal davaları) ve Anayasal Yargının çalışma esasları oluşturmaktadır. Tez çalışmamda Türk Anayasal Yargı Sistemi ve Çalışma Esasları sistemin getirdiği olumlu ve olumsuz taraflar objektif biçimde ortaya konmaya çalışılarak tartışmalı bir biçimde değerlendirilmeye çalışılmıştır.

AnayasaAnayasa MahkemesiAnayasa hukuku+2
Selim Öztürk
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Anayasa Mahkemesinin oluşumu ve denetim yetkisi

?Türk Anayasa Mahkemesi'nin Oluşumu ve Denetimi Yetkisi? başlığı taşıyan tez üç bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde,1961 ve 1982 Anayasaları'nda Türk Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluşu ve İşleyişine yer verilmiştir.İkinci bölümde, Anayasa Mahkemesi'nce gerçekleştirilen soyut denetimi de denilen iptal davaları ve sonuçları incelenmiştir.Üçüncü bölümde, Anayasa Mahkemesi'nin somut denetim yetkisi ve soyut norm denetimi dışındaki diğer görev ve yetkileri incelenmiştir.Anahtar sözcükler1.Türkiye2.Anayasa Yargısı3.Anayasa'ya Uygunluk4.İptal Davası5.İtiraz Davası

AnayasaAnayasa MahkemesiAnayasa yargısı+4
Isam Mohammed Ameen Husseın
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

1982 Anayasası'nda 5982 Sayılı Kanunla yargı alanında yapılan değişiklikler ve etkileri

Yargı fonksiyonu, yasama ve yürütme fonksiyonları yanında devletin üç temel fonksiyonundan birisi, temel hak ve özgürlüklerin güvencesidir. Temel hak ve özgürlükleri yeterli ölçüde koruyabilmesi için yargının bağımsız olması gerekmektedir. Bağımsız yargı, hukuk devletinin en önemli unsurudur. Bağımsızlık başta yasama ve yürütme organlarına karşı olmak üzere herkese karşı söz konusudur. Türk hukukunda her dönemde en fazla tartışılan konulardan birisi yargı konusudur. Farklı anayasalar döneminde yargıya bakış açısı da farklı olmuş, yargı yetkisi bazen genişletilirken bazen de oldukça dar tutulmuştur. 1982 Anayasası, yargı yetkisinin kapsamını oldukça daraltmıştır. Otoriter bir üsluba sahip ve hak ve özgürlükler noktasında 1961 Anayasası'na oranla zayıf olan bu anayasada zaman içerisinde pek çok kez değişiklikler yapılarak, daha liberal bir hale getirilmeye çalışılmıştır. 1982 Anayasası'nda son değişiklikler 5982 sayılı kanunla yapılmıştır. Bu değişiklikler ağırlıklı olarak yargı alanındadır. Anayasa Mahkemesi ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu konularında kapsamlı değişiklikler yapılmıştır. Bu çalışmada, bu değişiklikler, hukukun temel ilkeleri ile bağdaşıp bağdaşmadığı yönünden incelenmiş ve değişen maddelerin eski Türk anayasalarındaki durumlarına da göz atılarak bunlarla karşılaştırma yapılmıştır.Anahtar Sözcükler1982 Anayasası, Yargı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Anayasa Mahkemesi, Yargı bağımsızlığı

Anayasa 1982Anayasa MahkemesiHakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu+2
Ayşen Seymen Çakar
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Yüce Divan yargılaması ve yeniden yapılandırma önerileri

Devlet iktidarını kullanan üst düzey kamu görevlilerinin görevleriyle ilgili suçlarından dolayı yargılanmaları için Anayasa'da özel bir yargılama sistemi benimsenmiş, bu görev Yüce Divan'a verilmiştir. Yüce Divan uygulaması farklılıklar olsa bile genel olarak diğer dünya ülkelerinde de kabul edilmiş bir müessesedir. Ülkemizde ise Yüce Divan görevini 1961 yılından bu yana Anayasa Mahkemesi yerine getirmektedir. 1982 Anayasası'nın 148. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi, Yüce Divan sıfatıyla, Cumhurbaşkanını, TBMM Başkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarını görevleriyle ilgili suçlardan dolayı yargılayacaktır. Yüce Divan yargılamasının Anayasa Mahkemesi tarafından yerine getirilmesi, 1961 Anayasası döneminden itibaren tartışmalara konu olmuştur. Tartışmaların, Yüce Divan görevini yerine getirecek kurum, Yüce Divanın yapısı, üyeliğe seçme yöntemi, üyelerin niteliği, soruşturma yöntemi ve itham makamı ile tek dereceli yargılama noktalarında yoğunlaştığı görülmüştür. Çalışmamızın amacı; Yüce Divan kavramını, yapısını, sistemlerini karşılaştırmalı hukuktan örneklerle tarihsel gelişimini ve Yüce Divan yargılamasına ilişkin soruşturma ve yargılama usullerini inceleyerek Yüce Divan sistemimize yönelik eleştirilere öneriler sunmaktır.

Anayasa MahkemesiYargılamaYeniden yapılanma+1
Musa Kasımoğlu
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Anayasa Mahkemesi ve idari yargı kararları çerçevesinde Türkiye`de özelleştirme

120 ÖZET Global bir köy haline gelmeye başlayan dünyamızın siyasi ve iktisadi gündemine 1970'lerden itibaren giren, kısaca kamu işletmelerinin özel sektöre devri olarak tanımlanabilecek olan özelleştirme uygulamalannın ülkemizde 1980'lerden itibaren başladığı görülmektedir. Bu çalışmada kavramın tanımı ve teorik temelleri ele alınmakta liberal ve sosyal devlet anlayışlarının kavramla ilişkisi incelenmektedir. Kamu İktisadi Teşebbüslerinin kuruluşlarından itibaren gelişimleri ve yasal çerçeveleri, bunlan özelleştirilme aşamasına getiren sürecin açıklanması maksadıyla ele alınmaktadır. Özelleştirme uygulamaları ile ilgili olarak özellikle kamuoyunda tepki ile karşılanan hususlara değinilmek suretiyle eksikliklerin giderilmesine yardımcı olunmaya çalışılmaktadır. Bir Anayasal dayanak olmaksızın özelleştirme uygulamalannın başlamasından, yargı organlarının bu uygulamalar ile ilgili kararlarından oluşturulan ilkeler paralelinde bir hukuki altyapı oluşturulmasından bahsedilmektedir. Hukuki ve iktisadi olmaktan ziyade siyasi boyutu ile algılanması neticesinde bir kesimin tamamıyla ak, bir kesimin ise tamamıyla kara olarak gördüğü kavramla ilgili yargı kararlan incelenerek bu kararlarda mevcut olan çelişkiler irdelenmeye çalışılmaktadır. Yargı kararlannın kimi zaman idarenin hukuka aykın hareketleri kimi zamansa yargı organlarının yerindelik denetimi yapmalan sonucu aldı klan şekil incelenip bu kararların etkileri ortaya konulmaktadır.

Anayasa MahkemesiYargı kararlarıÖzelleştirme+1
Gamze Çelik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00

Related subjects