Hasta güvenliği
75 theses under this subject heading
Yoğun bakım hemşirelerinin hasta transferine ilişkin düşünce ve deneyimleri
Araştırma, yoğun bakım hemşirelerinin hasta transferine ilişkin düşünce ve deneyimlerinin değerlendirilmesi amacıyla hazırlanan çalışma nitel araştırma tasarımlarından birisi olan fenomelojik olarak yapıldı. Bu çalışma, Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 18 yoğun bakım hemşiresi ile yapıldı. Çalışmanın verileri Ağustos - Eylül 2021 tarihleri arasında toplandı. Çalışmaya dahil edilme kriterlerine uyan ve %5 hata payı ile çalışmaya katılmaya gönüllü olan 18 hasta çalışmanın örneklemini oluşturdu. Hemşirelere ilişkin bilgiler; hemşirelerinin tanıtıcı bilgi formu ve yoğun bakım hemşirelerinin hasta transferine ilişkin düşünce ve deneyimlerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından literatürden yararlanarak geliştirilen görüşme formu ile birebir derinlemesine yapılandırılmış görüşme yöntemiyle toplandı. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde, içerik analizi yöntemi kullanıldı. Araştırmanın bulguları sayı, yüzdelik ve temalar olarak verildi. Çalışmaya katılan yoğun bakım hemşirelere göre; transfer öncesi hastanın nakil edileceği birimlerle haber verilmeli ve eksiksiz iletişim kurulmalıdır. Hastanın transfer kararı verilmeden, hasta takip edildiği birimden ayrılmadan önce hastaya eşlik edecek malzeme ekipmanların işlevi, çalışabilirliği, şarj ömürlerine dikkat edilmelidir. Transfer öncesi doğru yapılmış protokoller, iletişim, dökümantasyon ve uygun malzeme seçimi ile hastaların transferi zamanı birçok sorunların önüne geçilebilir. Anahtar kelimeler: Hemşirelik, Kritik hasta transferi, Yoğun bakım üniteleri, Yoğun bakım
Hasta güvenliği kültürünün hasta bakım kalitesine etkisinde yansıtıcılığın aracılık rolü
Günümüzde sağlık kuruluşlarının hizmet verdiği çevresel koşullar, teknoloji, hastalıkların türleri, yayılma hızları ile beşerî, sosyal ve ekonomik etkileri, baş döndürücü bir hızla değişerek daha karmaşık ve daha belirsiz bir hal almaktadır. Bu değişim ve belirsizlik hali, geçmiştekilerden daha hızlı ve etkileri daha yıkıcı olabilmektedir. Bu durum, sağlık kuruluşlarını çalışma koşullarını ve sistemlerini gözden geçirmeye, değişime ve yeniliğe zorlamaktadır. Sağlık kuruluşlarının gelişim ve adaptasyon çabaları arasında hasta güvenliği kültürü ve hasta bakım kalitesini sürekli geliştirmek, artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu araştırmada genel olarak hasta güvenliği kültürünün değişkenleri olan; takım iklimi, güvenlik iklimi, iş tatmini, stres algısı, yönetim algıları ve çalışma koşullarının hasta bakım kalitesi değişkenleri; bireylerarası kalite, teknik kalite, yönetsel kalite ve çevresel kalite düzeylerine etkisinde yansıtıcılık boyutunun aracılık rolünün olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada hasta güvenliği kültürünün hasta bakım kalitesine ve yansıtıcılığa etkisi ile sağlık çalışanlarının demografik özelliklere göre hasta güvenliği kültürü, hasta bakım kalitesi ve yansıtıcılığa yönelik algılarının farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya Türkiye genelinde kamu ve özel sağlık kuruluşlarında görev yapan 718 sağlık çalışanı katılmıştır. Araştırma hipotezlerini test etmek amacıyla Hayes tarafından geliştirilen model 4 aracılık yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; hasta güvenliği kültürünün hasta bakım kalitesini ve yansıtıcılığı olumlu düzeyde etkilediği görülmüştür. Yansıtıcılık hasta bakım kalitesini etkilemektedir. Hasta güvenliği kültürünün hasta bakım kalitesine etkisinde yansıtıcılığın aracılık rolü tespit edilmiştir. Ayrıca sağlık çalışanlarının hasta güvenliği kültürü, hasta bakım kalitesi ve yansıtıcılık algı düzeylerinde cinsiyet, coğrafi bölge, çalışma sektörü, meslek, çalışılan pozisyon ve mesleki kıdem değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür.
Evaluation of nurses' knowledge about patient safety after diagnostic cardiac catheterization in Iraq
Background: There will be 17.9 million deaths worldwide due to cardiovascular disease in 2022, and the death rate by age in Iraq is two hundred twenty-seven and twenty-six per hundred thousand inhabitants, and it ranks 23rd in the world. Cardiac catheterization is the most common type of heart procedure. There is a possibility that the surgery may be accompanied by some complications related to the patient. These problems have been dramatically reduced due to significant technological advances in cardiac catheterization, improvements in operator proficiency levels, and the implementation of new methods. In some cases, cardiac catheterization applies to either right or left heart catheterization or both. Nurses caring for cardiac catheterization patients must also be aware of vascular problems such as hematomas, retroperitoneal bleeding, pseudoaneurysm, arteriovenous fistula, compression, and embolism. Atherosclerosis, after the procedure, nurses must design a standard and safe protocol for patient care or care, and coronary connective tissue intervention can be enhanced as a result of patient outcomes if more or better medical assistance is available. Objectives: This study evaluated nurses' patient safety knowledge after diagnostic catheterization. Methodology: A descriptive cross-sectional study was conducted between May-August 2022 at the Nasiriyah Heart Center in Nasiriyah, Iraq. The study population consisted of nurses100 in the cardiac catheterization department, 50 in the cardiac care unit, 50 in the intensive care unit, 34 in the operating department, and 50 in cardiology. Clinics, 50 in the department of Men's surgery and 50 in the department of women's surgery. Inclusion criteria were determined as follows; being 18 or over in these specific units, nurses and night shift workers are included during the morning and evening shifts. As nurses who did not work in these units are excluded, inpatients and patients outside these hospitals are also included. Face-to-face data were collected using a questionnaire to identify nurses' sociodemographic factors and a questionnaire of nurses' knowledge regarding patient safety after diagnostic cardiac catheterization to collect data. The data were analyzed using SPSS version 26 (Statistical Package for Social Sciences) through statistical data analysis methods to determine whether the study's objectives were achieved. Descriptive statistics were used: frequencies, percentages, mean, standard deviation, one-way analysis of variance (ANOVA), two-sample t-test, and the significance level to be determined in data evaluation is P≤0.05. Result: The study showed that the majority of the study sample was female at a rate of 53.4% and that 45.3% were between the ages of 26-35 years, 57.0% were married, 50.8% were nursing diplomas, and 51.3% were male. It was determined that the total knowledge scores of the participants showed a statistically significant difference according to the nurse's education (p < 0.05). Accordingly, the sum of knowledge scores for the undergraduate group is higher than the other groups, and it was also determined that the sum of knowledge scores showed a statistically significant difference according to the participants' experience (p < 0.05). According to the results, it was observed that the group with one year of age or less had a total knowledge score of 6 to 10, higher than the groups with 11 or more years of age. The 3-year-olds had higher total knowledge scores than the 4- to 7-year-old group. In addition, it was determined that the total knowledge scores of the participants showed a statistically significant difference according to the training date (p < 0.05). Accordingly, the total knowledge scores for the group that did not take a particular education course were higher than for the other groups. Multiple comparison tests were performed to determine which group the difference arose from. According to the results, it was observed that the total cognitive scores of the group that did not take a unique course were higher than those obtained by the groups that received it six months ago and one year ago. Conclusions: As a result of the study, nurses' knowledge level about patient safety after cardiac catheterization was found to be moderate.
Çocuk hastanesinde çalışan hemşirelerin hasta güvenliğine yönelik bilgi düzeylerinin belirlenmesi
Çocuk hastalarda hasta güvenliğinin sağlanması için, çocuk hastalarla çalışan hemşirelerin hasta güvenliğine yönelik bilgi düzeylerinin yeterli olması ve hasta güvenliğine yönelik prosedürlerin eksiksiz olarak uygulanması gerekmektedir. Bu araştırma çocuk hemşirelerinin hasta güvenliğine yönelik bilgi düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı tipte olan bu çalışma 01.08.2022-01.08.2023 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi MH4 Çocuk Hastanesi klinik/polikliniklerinde yürütülmüştür. Çalışma bu hastanede görev yapmakta olan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 265 hemşire ile tamamlanmıştır. Veriler "Tanıtıcı Bilgi Formu'' ve "Hasta Güvenliği Veri Toplama Formu'' kullanılarak online olarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS V23 programından yararlanılmıştır. Çalışma için etik kurul izni ve diğer gerekli izinler alınmıştır. Çocuk hemşirelerinin hasta güvenliğine yönelik uygulamalarda; hasta kimlik bilgilerinin doğrulanması, hasta teslimleri sırasında oluşan hataların önlenmesi, düşmelerin önlenmesi, ilaç hatalarının önlenmesi, sağlık hizmetleri ile ilişkili enfeksiyonların önlenmesi, hasta transferinde oluşan hataların önlenmesi, tıbbi cihazların kullanımından kaynaklı hataların önlenmesine yönelik bilgi düzeylerinin yeterli olduğu saptanmıştır. Hemşirelerin hasta güvenliğine yönelik eğitim alma, hasta güvenliği faaliyetlerine katılma, otomatik ilaç dağıtım sistemlerini bilme ve hasta güvenliğine yönelik yapılan hatayı bildirme oranı istenilen düzeyde değildir. Çocuk hastalarda hasta güvenliğine yönelik hataların azaltılması veya ortadan kaldırılması için hemşirelere hasta güvenliğine yönelik düzenli eğitimler verilmesi, bilgilerin gelişen teknoloji doğrultusunda güncellenmesi, kurs, kongre, sempozyum gibi etkinliklere katılması için desteklenmesi ve hata raporlama sistemlerinin oluşturulması önem taşımaktadır.
Hasta bakım uygulamalarında malpraktis eğilimi: Adana örneği
Hasta bakımı yapan sağlık çalışanlarının malpraktise eğilimini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılan araştırmanın örneklemini Adana'da faaliyet gösteren üç eğitim-uygulama ve araştırma hastanesinde fiilen hasta bakımında görev alan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 560 sağlık çalışanı ( hemşire, acil tıp teknisyeni, ebe, sağlık memuru) oluşturmuştur. Çalışmanın etik kurul onayı, kurum ve katılımcı izinleri alınmıştır. Çalışmada Özata ve Altunkan (2010) tarafından geçerlilik ve güvenirliği saptanmış olan Malpraktis'e Eğilim Ölçeği (MEÖ) ve araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veriler 01.09.2015- 01.02.2016 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 20.0 paket programı kullanılmıştır. Kategorik ölçümler sayı ve yüzde olarak, sayısal ölçümlerse ortalama ve standart sapma olarak özetlenmiştir. MEÖ alt boyut puanlarını etkileyen parametreleri belirlemede bağımsız gruplarda t testi veya tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Tüm testlerde istatistiksel önem düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Ölçeğin Cronbach alpha iç tutarlılık katsayısı 0,84, ilaç ve transfüzyon uygulamaları alt ölçeği toplam puan ortalama değeri 87,22±4,23, hastane enfeksiyonları alt ölçeği toplam puan ortalama değeri 57,69±3,43, hasta izlemi ve malzeme güvenliği toplam puan ortalama değeri 42,71±3,24, düşmeler alt ölçeği toplam puan ortalama değeri 23,99±1,78, iletişim alt ölçeği toplam puan ortalama değeri 24,36±1,38 ve toplam ölçeğin ortalama değeri 235,97±14,06 olarak bulunmuştur. MEÖ alt boyut puanlarını sağlık çalışanlarının en çok etkileyen özelliklerinin belirleyen Lineer regresyon değerinin R2=0,074 - R2 =0,022 aralığında değiştiğini ve katılımcıların tıbbi hata yapmaya eğilimlerinin düşük olduğu saptanmıştır. Meslekteki çalışma süresi 1-10 yıl olan sağlık çalışanlarının "Hastane enfeksiyonları, Hasta izlemi ve malzeme güvenliği ve Düşmeler" alt boyut puanları daha düşük bulunmuştur. 40 ve üzeri yaş katılımcıların tüm alt boyut puanı diğer yaş gruplarındaki sağlık personeline göre daha yüksek, hata yapma eğilimleri daha düşük bulunmuştur. Bu sonuç sağlık çalışanlarının yaşı ile birlikte çalışma yılı arttıkça yani meslekte deneyim kazanıldıkça, mesleki bilgi ve becerileri artacağı için daha az tıbbi hata yapıldığı düşündürmektedir.
Genel anestezi altında farkındalığı etkileyen faktörler nelerdir?
Araştırmamızda, genel anestezi altında orta kulak cerrahisi gerçekleştirilecek hastalarda intraoperatif farkındalık düzeyine etki eden faktörleri araştırdık. Bunun yanında Modifiye Brice Ölçeği kullanarak yapılan postoperatif görüşme ile genel anestezi altında rüya görme ve rüya içeriği ile bilgiler elde etmeyi hedefledik. Bu çalışma Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde elektif koşullarda orta kulak cerrahisi geçirecek, bilgilendirilmiş onam formu ile rızası alınan, 18-70 yaş arası, ASA sınıfı I veya II olan 80 hasta ile gerçekleştirildi. Hastalar rutin anestezi monitörizasyonuna ek olarak PSİ ile anestezi derinliği monitörizasyonu yapılarak, idame sürecinde PSİ değerleri 25-50 (cerrahi anestezi) olacak şekilde ve %1,5-2 konsantrasyonda sevofluran ile standart genel anestezi yönetimi sağlandı. Hastaların demografik verileri ve operasyon boyunca belirli aralıklarla PSİ değerleri kaydedildi. Gerekli derlenme sağlanıp servise devrin ardından postoperatif 4. saatte serviste yapılan görüşmede Modifiye Brice Ölçeği uygulanarak kayıt altına alındı. Sonuçlar SPSS 15.0 programı ile işlendi ve %95 güven aralığında p<0,05 düzeyinde anlamlı olarak kabul edildi. Postoperatif görüşmeler sonucunda hastalarda intraoperatif farkındalığa rastlanmadı. Çalışma grubunu oluşturan 80 hastanın 34'ü operasyon sırasında rüya gördüğünü ve bunların 13'ü de rüya içeriğinin 'rahatsız edici' olduğunu beyan etti. Alkol kullanımı olanlarda, anestezik premedikasyon yapılan hastalarda, peroperatif ek opiyat uygulananlarda, cerrahi süresi ve anestezi süresi uzun olan olgularda istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek düzeyde rüya görme tespit edildi. Genel anestezi öyküsü olan, kronik hastalığı bulunan ve kronik ilaç kullanımı olan hastalarda ise istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek oranda rahatsız edici rüya içeriğine rastlandı. Operasyon boyunca sürekli monitörize edilen ve belirlenmiş aralıklarla kaydı yapılan PSİ değerlerine bakıldığında ise, rüya görmediğini ifade eden olgulara kıyasla, rüya gören olguların cerrahi başlangıç anındaki PSİ değerleri istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu. Rüya görmeyen olguların cerrahi başlangıcı PSİ değeri ortalama 31,6 iken rüya gören olgularda 36 olarak bulundu ve bu değerler istatistiksel olarak anlamlı idi. Tüm bu veriler ışığında, özellikle yüksek riskli hastalarda, anestezi derinliği monitörizasyonunun başta posttravmatik stres bozukluğu olmak üzere olası komplikasyonları azaltabileceği, hasta güvenliğini artırabileceği ve anestezi hizmetine duyulan memnuniyeti geliştirebileceği kanısındayız.
Cerrahi hemşirelerinin mesleğe bağlılık düzeylerinin hasta güvenliğine ilişkin bilgi,tutum ve davranışlarına etkisi
Amaç: Araştırma, cerrahi hemşirelerinin mesleğe bağlılık düzeylerinin hasta güvenliğine ilişkin bilgi, tutum ve davranışlarına etkisinin belirlenmesi amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma, Mayıs-Haziran 2019 tarihleri arasında bir üniversite ve bir kamu hastanesi cerrahi birimlerinde çalışan hemşirelerle (n= 272) yapıldı. Araştırma verileri, 'Hemşire Tanıtım Formu ve 'Hasta Güvenliği Bilgi Formu', 'Hemşirelikte Mesleğe Bağlılık Ölçeği'(HMBÖ), 'Hasta Güvenliği Tutum Ölçeği'(HGTÖ) kullanılarak elde edildi. Verilerin analizinde, sayı yüzde dağılımı, normal dağılan verilerde student t testi, tek yönlü varyans analizi, normal dağılmayan verilerde ise Mann Whitney U testi ve Kruskall Wallis testi, iki ölçek ortalama puanları arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için Spearman korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Hemşirelikte Mesleğe Bağlılık Ölçeği ortalaması 73,91±11,98, Hasta Güvenliği Tutum Ölçeği ortalaması 159,58±26,38 idi. Hemşirelerin yaş, eğitim durumu, çalışma yılı ile çaba gösterme istekliliği alt boyutu ve çalıştıkları kurum ile HMBÖ toplam ve alt boyutları arasında anlamlı fark saptandı. Hemşirelerin meslekte çalışma yılı ile ekip çalışması, güvenlik iklimi, stresi tanılama alt boyutları ve HGTÖ toplam ortalama puanları arasında anlamlı fark olduğu saptandı. Araştırmada, cerrahi hemşirelerinin mesleğe bağlılık algısı ile hasta güvenliği tutumu arasında pozitif yönde ve orta düzeyde ilişki bulundu. Sonuç: Bağımlı değişken olan hasta güvenliği tutumunu açıklamada "hemşirelikte mesleğe bağlılık" önemli bir faktör olarak saptandı. Anahtar Kelimeler: Cerrahi hemşirelik, mesleğe bağlılık, hasta güvenliği, tutum
Yoğun bakım hemşirelerinin hasta güvenliği tutumlarının belirlenmesi
Yoğun bakımda çalışan hemşirelerin hasta güvenliği tutumlarını belirlemek amacıyla tanımlayıcı tipte yapılan bu çalışma, Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım ünitelerinde gerçekleştirilmiştir. Örnekleme güç analizi yapılarak belirlenen 204 hemşire dahil edilmiştir. Çalışmada araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile Sexton ve arkadaşları tarafından 2006 yılında geliştirilen, Baykal ve arkadaşları tarafından 2010 yılında Türkçe'ye uyarlanan Hasta Güvenliği Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada verilerin istatistiksel analizinde SPSS 23.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin değerlendirmesinde Mann Whitney U, Kruskal Wallis, Bonferroni testleri analizi yapılmıştır. Çalışmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 30,266,56 yıl, %62,3'ünün kadın ve %74,5'inin lisans mezunu olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin hasta güvenliği tutum ölçek toplam puan ortalaması 139,65±18,54, ve alt boyut puan ortalamaları iş doyumu 33,91±8,95, ekip çalışması 30,14±6,96, güvenlik iklimi 12,4±3,39, yönetim anlayışı 22,57±3,41, stresi tanımlama 16,82±1,88, çalışma koşulları 23,78±2,70 olarak bulunmuştur. Çalışmada ölçeğin güvenirlik katsayısı 0,881 olarak bulunmuştur ve iş doyumu, ekip çalışması, güvenlik iklimi, yönetim anlayışı, stresi tanımlama ve çalışma koşulları alt boyutları güvenilirlik kat sayıları ise 0,711 ve 0,883 aralığında olup oldukça güvenilir olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın sonucunda kadın hemşirelerin erkek hemşirelere; evli olanların bekarlara göre; tıbbi hata raporlamayanların raporlayanlara göre; stresi tanımlama ve çalışma koşullarında daha hakim oldukları sonucuna varılmıştır. Hasta güvenliği eğitimi almayanların alanlara; kurum içinde yeterli eğitim almayanların alanlara; raporlama yapmayanların yapanlara göre ekip çalışması, güvenlik iklimi ve yönetim anlayışı ölçek alt boyutlarında daha yüksek ortalamaya sahip oldukları saptanmıştır.
Ameliyathane hemşirelerinin karşılaştıkları risk faktörlerinin incelenmesi
. Ameliyathane Hemşireleri (AH) cerrahi ekibin vazgeçilmez bir üyesidir, ameliyathane ortamında çok sayıda riske maruz kalırlar. Ameliyathanelerdeki tehlikelerin hasta ve çalışan sağlığı üzerine olumsuz etkileri bilinmesine rağmen risk faktörlerini tanımlayan çok az çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada AH'nin ameliyathanelerde karşılaştıkları risk faktörlerinin belirlemesi amaçlandı. Eylül 2019-Şubat 2020 tarihleri arasında Gaziantep Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği'ne bağlı altı hastanenin ameliyathanesinde çalışan AH ile yapılan prospektif tanımlayıcı bir çalışmadır. Örneklem ölçütlerini sağlayan, araştırmaya katılmayı kabul eden 139 AH araştırmanın örneklemini oluşturdu. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen soru formu ve Mesleki Risk Faktörleri Ölçeği (MRFÖ) aracılığı ile toplanmıştır. MRFÖ fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikolojik, ergonomik, radyasyon risklerini belirlemeye yönelik 41 önermeden oluşmaktadır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 22. 0 programı kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık için p<0. 05 değeri kabul edildi. AH'lerin yüksek oranda radyasyon ve biyolojik risklere (sırasıyla:3. 55±0. 93; 3. 40±0. 51), orta oranda ergonomik ve kimyasal risklere (sırasıyla: 3. 17±0. 75; 2. 93±0. 80), düşük oranda psikolojik ve fiziksel risklere (sırasıyla:2. 54±0. 84; 2. 46±0. 63) maruz kaldıkları belirlendi. AH'lerin karşılaştıkları risk faktörlerinin yaşa, eğitim durumlarına, ameliyathanedeki deneyim süresine, ameliyathanedeki çalışma şekline, görevlendirilme şekline, ameliyathane eğitim sertifikası olma durumuna göre anlamlı farklılık olduğu saptandı. (p<0. 05). AH'lerin karşılaştıkları risk faktörlerinin cinsiyete, hemşirelikte deneyim süresine, mesleki riskler konusunda eğitim alam durumuna göre anlamlı farklılık olmadığı saptandı (p>0. 05). AH'lerin ameliyathane ortamında radyasyon, biyolojik, ergonomik, kimyasal, psikolojik, fiziksel risklere maruz kaldıkları belirlendi. AH'lerin karşılaştıkları risk faktörleri tanımlanmalı, azaltılması konusunda önlem alınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Ameliyathane, Çalışan güvenliği, Hasta güvenliği, Hemşirelik, Mesleki riskler,
Klinik hasta devir teslimi iyileştirme çalışmalarının hasta sonuçları ve hemşirelik devir teslim uygulamaları üzerine etkisi: Karmaşık hemşirelik müdahalesi geliştirme çalışması
Hemşirelik devir teslimi esnasında meydana gelen iletişim hataları hasta güvenliği için tehdit oluşturmaktadır. Bu çalışma, hemşireler arasında gerçekleştirilen hasta devir tesliminin fizibilitesine, değerlendirilmesine ve uygulanmasına odaklanarak devir teslimin kalitesinin arttırılması, hastanın bakımdan memnuniyeti, hemşireye güveni üzerine etkisini arttırmak amacıyla karmaşık hemşirelik müdahalesi uygulanarak yapılmıştır. Çalışma yarı deneysel düzende olup Ocak- Eylül 2022 tarihleri arasında, Adana Şehir Eğitim ve Araştırma hastanesinde Genel Cerrahi Yoğun Bakım Kliniği, Dahiliye Kliniği, Genel Cerrahi Kliniğinde yapılmıştır. Toplam 658 hemşire devir teslim süreci (devreden/devralan), 369 hasta ve 50 hemşire, 969 tane standart hasta devir teslim formu çalışmaya dahil edilmiştir. 'Handoff CEX' Hasta Devir Teslim Ölçeği (devreden/devralan) toplam puanı ve her bir bölüm puan ortalamalarına baktığımızda müdahaleden 8 hafta ve 2 hafta sonrası ile müdahale öncesi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir artış olduğu tespit edilmiştir (p<0.005). Newcastle Hemşirelik Bakım Memnuniyet Ölçeği ve Hemşirelere Güven Ölçeğinin zamana göre değişimine baktığımızda müdahaleden 2 hafta sonrasının müdahale öncesine göre ve müdahaleden 2 hafta sonrasının müdahaleden 8 hafta sonrasına göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur (sırasıyla p=0.001, p= 0.008). Müdahale öncesi devir teslimde hiç yer verilmeyen hastanın yaşı, cinsiyeti, başvuru nedeni, hasta başı yüksek riskli ilaçların kontrolü ve hasta özeti alanlarında bilgi aktarımına başlanmıştır. Karmaşık hemşirelik müdahalesi sonrası hemşirelerin devir teslim kaliteleri artmış ve devir teslim süreleri istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde azalmış, hastaların hemşirelerin bakımından memnuniyeti ve hemşirelere güveni istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde artmıştır. Hastanelerde devir teslimler için standardizasyon sağlanmasına yönelik geliştirmeler yapılmalıdır.
Hemşirelerin çalışma ortamlarının hasta ve hemşire güvenliği açısından değerlendirilmesi
Amaç: Bu araştırma, hemşirelerin çalışma ortamlarının hasta ve hemşire güvenliği açısından değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırmanın evrenini, İzmir Kamu Hastaneler Kurumu Güney Genel Sekreterliği Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 393 hemşire oluşturdu.Araştırmanın verileri, sosyo-demografik özellikler, hasta ve hemşire güvenliğine yönelik hazırlanan "Bilgi formu" ve "Çalışma Ortamı Ölçeği" kullanılarak toplandı.Verilerin analizinde, sıklık, yüzde ve ortalama kullanıldı. Bağımsız değişkenler ile ölçek alt boyut ortalamaları için tek yönlü varyans analizi yapıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 35,76±7,1, %50,4'ünün 30-39 yaş grubunda olduğu, %57,8'inin lisans mezunu ve %79,1'inin servis hemşiresi olarak çalıştığı belirlendi. Hasta güvenliğini tehdit eden en önemli olayın %66,2 ile " Hasta düşmeleri", ilaç hatalarının en önemli nedeni %59,8 ile "Uzun çalışma saatleri", şiddete maruz kalmanın en önemli nedeni %81,7 ile "Güvenlik tedbirlerinin ve yasal yaptırımların yeterli olmaması" olduğu, hemşirelerin %22,9'unun iş ile ilgili olarak sırt incinmesi ya da yaralanmasına maruz kaldığı ve bunların %8,9'unun raporlandırıldığı saptandı. Çalışma Ortamı Ölçeği puan ortalaması 3,51±1,0(Min:2,94, Max:3,97) idi. 30-39 yaş grubunda olan hemşirelerin "iş doyumu"alt boyut puan ortalamalarının ve cerrahi birimlerde çalışanların ise "mesleki ilişkiler"alt boyut puan ortalamalarının anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulundu (p‹0, 05). Sonuçlar: Hemşirelerin çalışma ortamlarını olumlu değerlendirdikleri, hasta ve hemşire güvenliğini tehdit eden durumları düşük oranda raporladıkları belirlendi. Anahtar Sözcükler: Çalışma ortamı, Hasta güvenliği, Hemşire güvenliği
Tıbbi malpraktis: Ulusal Tez Merkezi'ndeki lisansüstü tezler üzerinde bir inceleme
Geçmişi binlerce yıl öncesine dayanan bir konu olan tıbbi malpraktis, günümüzde sağlık ve hukuk gibi meslek disiplinlerinin konularından biri olması, etik ve hukukla yakından ilişkili olması nedeniyle, geniş bir yelpazede irdelenmesi gereken bir konudur. Bu çalışmada literatürde karşımıza çıkan ve tıbbi malpraktisin tanımında kullanılan tıbbi hata, tıbbi malpraktis, komplikasyon gibi farklı kavramların tanımlanması ve Ulusal Tez Merkezi'nde bulunan tezlerin sistematik olarak incelenmesiyle tıbbi malpraktisin akademik yazındaki yerinin ele alınması amaçlanmıştır. Bu çalışma retrospektif, tanımlayıcı ve derleme yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak tıbbi malpraktise ilişkin belirlenmiş olan anahtar kelimeleri içeren ve Ulusal Tez Merkezi'nde yayımlanmış olan lisansüstü tezler incelenmiştir. Çalışmada elde edilen verilerin doküman analizi yapılarak incelenmiştir. İstatistiksel olarak sayı ve yüzde değerleri kullanılmıştır. Ulusal Tez Merkezi'nde tıbbi malpraktise ilişkin belirlenen anahtar kelimelerle (Tıbbi hata, Malpraktis, Tıbbi malpraktis, Tıbbi uygulama hatası, Uygulama hatası, Hatalı uygulama, Hatalı tıbbi uygulama, Hatalı tıbbi müdahale, Kötü uygulama, Komplikasyon) yapılan taramalarda, en erken rastlanılan tezin tarihi olan 2000 yılından itibaren 2022 yılı sonuna kadar kayıtlı 350 adet tez çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışma kapsamına alınan 350 adet tez; türlerine, araştırma yöntemlerine, yayın yıllarına ve yazarlarının alanlarına göre incelenmiştir. Çalışmada alanların tıbbi malpraktise yönelik ilgileri incelendiğinde hemşirelik alanında 91, hukuk alanında 86 ve sağlık yönetimi alanında 71 adet tez yazıldığı tespit edilmiştir. Tıp Tarihi ve Etik alanında altı adet tez bulunmaktadır. Çalışmada; tıbbi malpraktise daha fazla ilgi duyan akademik alanların hemşirelik, hukuk, sağlık yönetimi ve adli tıp olduğu tespit edilmiştir. Yüksek risk grubundaki cerrahi branşların ise tez çalışmalarında bu konuya ilgilerinin çok düşük olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hasta güvenliği, lisansüstü tez, tıbbi hata, tıbbi malpraktis, tıp etiği
Sağlık kurumlarında hasta güvenliği davranışını tahmin etme; bütünleştirici bir modelin testi ve gelişimi
Bu çalışmanın temel amacı, güvenlik ile ilişkilendirilen öncüllerin (yönetim güvenlik taahhüdü, sosyal destek, hızlı iş yapma baskısı, güvenlik bilgisi ve güvenlik motivasyonu) sağlık personellerinin güvenlik faktörlerine katılımı ve uyumluluğu üzerindeki etkisini incelemektir. Bu çalışmanın verileri Eğitim Ve Araştırma Hastanesinde çalışan 376 personelden yüz yüze anket yöntemiyle toplanmıştır. Sorular 5'li likertten oluşmaktadır. Anket verileri SPSS 26 ve Smart PLS 4 programlarıyla analiz edilmiştir. Analiz de açıklayıcı faktör analizi, korelasyon analizi regresyon ve farklılık analizleri ile yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Toplamda 7 ana hipotez oluşturulmuştur. Analiz sonuçlarına göre sosyal destek, güvenlik motivasyonu, güvenlik bilgisi ve güvenlik uyumluluğu faktörleri güvenlik katılım değişkeni üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı bir etkiye sahiptir. Bu çalışmanın sonuçları, güvenlik katılımını etkileyen faktörlerin derecesini tespit ettiği için hem kurum yöneticileri hem de sağlık politikasına yön veren kişiler bu verilerden kanıta dayalı karar verme sürecinde yararlanabilir. Anahtar Sözcükler: Güvenlik Bilgisi ve Güvenlik Motivasyonu, Güvenlik katılımı ve Güvenlik Bağlılığı, Hızlı İş Yapma Baskısı, Sosyal Destek, Yönetim Güvenlik Taahhüdü
Hemşirelerin olay bildirim sistemlerini kullanımının ve etkileyen faktörlerin incelenmesi
Araştırma, hemşirelerin olay bildirim sistemlerini kullanımının ve etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, bir kamu hastanesinde çalışan 348 hemşire oluşturdu. Araştırma verileri, Nisan 2022-Haziran 2022 tarihleri arasında, araştırmaya katılmayı kabul eden 264 hemşire ile "Demografik Bilgi Formu", "Olay Bildirim Farkındalık ve Kullanım Bilgi Formu", "Olay Bildirimi Tutum Ölçeği (OBTÖ)", "Güvenlik Tutumu Ölçeği (GTÖ)", "Olay Bildirim Engelleri Ölçeği (OBEÖ)" kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Araştırma veri analizinde tanımlayıcı istatistikler, Pearson korelasyon katsayısı, bağımsız t testleri, tek yönlü varyans analizi (One-Way ANOVA) kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, hemşirelerin %44,7'nin herhangi bir olay bildirim eğitimi almadığı, %39'unun meslekte rapor edilmesi gereken hasta güvenliğine yönelik bir olaya tanık veya dâhil olduğu bununla birlikte sadece %37,9'nun hasta güvenliğine yönelik olay bildiriminde bulunduğu, hemşirelerin %81,8'nin olay bildirim sistemi farkındalığı ve %55,3'ünün olay bildirim kullanım bilgisi olduğu belirlenmiştir. Araştırma kapsamına alınan hemşirelerin OBTÖ puan ortalaması 2,24±0,34 olarak bulunmuş ve olay bildirimine ilişin tutumlarının kısmen olumsuz olduğu, GTÖ puan ortalaması 3,44±0,50 olarak bulunmuş ve güvenlik tutumlarının olumlu olduğu, OBEÖ puan ortalaması 2,70±0,72 olarak bulunmuş ve olay bildirim engel algıları kısmen yüksek olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin olay bildirme durumları ile olay bildirim tutumları, güvenlik tutumları, olay bildirim engelleri arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede bir fark bulunmuştur (p<0,05). Araştırma sonucunda hemşirelerin istenmeyen olaylar karşılaşma durumlarının yarıdan az olduğu fakat karşılaşanların bildirim oranının düşük olduğu tespit edilmiştir. Hemşirelerin olay bildirimi eğitimi almaları, olay bildirim sistemi farkındalıkları ve kullanım bilgileri, olay bildirim tutumları, güvenlik tutumları ve olay bildirim engellerinin hasta güvenliğine yönelik istenmeyen olayları bildirme durumları üzerinde etkiye sahip olduğu belirlenmiştir Hemşirelerin bildirim sistemi kullanımını etkileyen faktörlerin göz önünde bulundurması, olay bildirim sonrasında yapılan iyileştirme faaliyetlerinde hemşirelerin sürece dâhil edilmesi ve geri bildirim yapılması, hemşirelerin olay bildirim tutumları, güvenlik tutumları ve olay bildirim engellerinin düzenli aralıklarla değerlendirilmesi önerilebilir. Anahtar Sözcükler: Hasta güvenliği, İstenmeyen olay, Olay bildirim engelleri, Olay bildirim sistemi, Olay bildirim tutum
Özel hastanelerde tedarikçi seçimine etki eden faktörler ile müşteri memnuniyeti ve güven arasındaki ilişki: Gaziantep ve çevre illerde bir uygulama
Günümüzde küreselleşmeyle birlikte tedarik zinciri yönetiminin önemi hızla artmaktadır. Tedarik zinciri yönetiminin iyi yönetilmesi işletmelere rekabet avantajı sağlamanın yanında müşteri memnuniyeti, güven, ilişkiyi sürdürme, pazara uzun süreli hâkim olma gibi avantajlar sağlamaktadır.Hastaneler için de tedarik zinciri yönetimi hayati önem taşımaktadır. Doğru ürünün doğru zamanda, doğru yerde uygun fiyat ve kalitede olması tedarik zinciri yönetiminin etkin bir şekilde yönetilmesi ile mümkündür. Sağlık sektöründe tedarik zincirinin etkin yönetilememesi, maddi kayıpların yanı sıra manevi kayıplara ve telafisi mümkün olmayan acılara neden olabilecektir.Bu çalışmada; öncelikle tedarik zinciri yönetimi ile ilgili literatür taranarak çalışmanın teorik alt yapısı oluşturulmuştur. Daha sonra özel hastanelerde tedarikçi seçimine etki eden faktörlerin güven ve müşteri memnuniyeti üzerindeki etkisini araştırmak için Gaziantep ve komşu illerde faaliyet gösteren 44 özel hastanede 79 kişi üzerinde yapılan anketten elde edilen veriler analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizi sonucunda; müşteri memnuniyeti ve güveni etkileyen en önemli faktör olarak kalite bulunmuştur. Bunun yanında lojistik performans, satış personelinin kalitesi ve yerine konulabilirlik müşteri memnuniyetini etkilemektedir.Anahtar Kelimeler: Tedarik Zinciri Yönetimi, Tedarikçiye Güven, Müşteri Memnuniyeti, Özel hastaneler
Kadın doğum kliniklerinde çalışan hemşirelerin ilaç hatalarının belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı; kadın doğum servislerinde çalışan hemşirelerin ilaç hatalarını, nedenlerini ve sonuçlarını saptamaktır. Araştırmanın örneklemini Dr. Sami Ulus Kadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın-Doğum Klinikleri (81 hemşire) ile Gazi Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Hastanesi Kadın-Doğum Kliniklerinde çalışan (27 hemşire); ilaç uygulamalarından doğrudan sorumlu olan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 108 hemşire oluşturmuştur.Veriler soru formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 16.0 programı kullanılmıştır. İstatistiksel değerlendirmelerde, tanımlayıcı olarak sayısal ve yüzdelik dağılım ve Ki Kare Testi kullanılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre, hemşirelerin yaklaşık yarısı (%44.4) ilaç hatası yaptığını ve kendisi dışındaki bir sağlık personelinin yaptığı ilaç hatasına tanık olduğunu (%81.5) ifade etmiştir. İlaç hataları çoğunlukla; (%73.0) 16.00-08.00 saatleri arasında meydana gelmiştir. Hemşirelerin %33.3'ü yanlış dozda ilaç uygulamış, %22.9'u yanlış ilaç uygulamış, %22.9'u ilacı yanlış hastaya uygulamıştır. Hemşirelerin %37.5'i 25-30 yaş arasında, %66.6'sı 10 hastadan fazla sayıda hastaya bakım verirken, %54.2'si 2-5 yıllık mesleki deneyime sahip iken ilaç hatası yapmıştır. Hemşireler, ilaç hatalarının nedenleri arasında ilk üç sırada; iş yükü ( %37.5), dikkatsizlik-tedbrisizlik (%25.0), çalışma saatlerinin uzunluğu (%14.6) belirtmişlerdir.Hemşireler ilaç hatalarının önlenmesi için eğitimin artırılması, hataların tespiti, çalışma saatlerinin düzenlenmesi ve hemşire sayısının arttırılmasına yönelik önerilerde bulunmuşlardır.
Validity and reliability analysis of the Teamwork Perceptions Questionnaire in the Turkish context
Research on patient safety demonstrated that medical errors stemming mostly from poor teamwork and ineffective communication between health caregivers are one of the leading causes of death. Empirical studies provided evidence that team training programs can be useful to improve the quality of healthcare services. TeamSTEPPS® (Team Strategies and Tools to Enhance Performance and Patient Safety) designed by the Agency for Health Research and Quality and the U.S. Department of Defence is one of the widely accepted evidence-based team training programs. Within the TeamSTEPPS program, the Teamwork Perceptions Questionnaire was developed as a measurement tool both to examine the level of teamwork perceptions of healthcare personnel and to measure the effectiveness of the TeamSTEPPS team training program. This thesis aimed to evaluate, in the Turkish context, the psychometric properties of the TeamSTEPPS Teamwork Perceptions Questionnaire, which had five subdimensions and a total of 35 items. In accordance with this purpose, the procedure proposed by the studies in the scale adaptation literature was followed to adapt the instrument without creating any methodological biases. Data were collected from 238 healthcare staff (i.e., physicians, nurses, midwives, health technicians, physiotherapists and dieticians) working in four hospitals located in two different cities in Turkey. Exploratory and Confirmatory Factor Analyses were performed in order to test the validity of the scale. The reliability of the model was assessed using composite reliability coefficients. In addition, Cronbach's alpha coefficients were calculated to assess the internal consistency of the entire scale and its five subdimensions. The results of the analyses revealed that the 29-item Turkish version of the TeamSTEPPS Teamwork Perceptions Questionnaire is a reliable and valid measurement tool for the assessment of healthcare professionals' perceptions toward teamwork. Keywords: TeamSTEPPS®, teamwork, healthcare teams, scale adaptation
Sağlık hizmetlerinde kök neden analizi: 21 Adım Uygulaması
Ortak Komisyon (Joint Commission - JC), kök neden analizi için 4 bölüm 21 adımdan oluşan bir metodoloji sunmuştur. JC'nin 21 adım uygulamasının, uygulanabilirliğini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilen bu araştırmada, bir üniversite hastanesinin, biyokimya- mikrobiyoloji laboratuvarında reddedilen numunelerin nedenleri üzerinde bir uygulaması gerçekleştirilmiştir. 21 adım yöntemi ile birlikte; "Gantt Çizelgesi", "Beyin Fırtınası", "Akış Şeması", "Balık Kılçığı Diyagramı" ve "Hata Türleri ve Etkileri Analizi", kalite iyileştirme teknik ve araçları da kullanılmıştır. Ayrıca, bir "Eylem Hiyerarşisi" aracı kullanılarak iyileştirme eylemlerinin gücü derecelendirilmiştir. Uygulama sonucunda, reddedilen numunelerin kök nedenleri; oryantasyon ve eğitim uygulamaları yetersizliği, politika ve prosedürlerin uygulanabilirliği, izleme ve değerlendirme eksikliği, verimsiz süreç akışı ve ekipman eksikliği olarak belirlenmiştir. Belirlenen bu kök nedenlere yönelik, 5'i (%45,5) güçlü, 3'ü (%27,3) orta düzey diğer 3'ü (%27,3) de zayıf eylem olmak üzere toplamda 11 tane iyileştirme eylemi belirlenmiş ve planlanmıştır. Genel olarak, gerçekleştirilen çalışmada 21 adım metodolojisinin, bir sorunun doğrudan, katkıda bulunan, altta yatan ve kök nedenlerini belirlemede ve kök nedenlerine yönelik iyileştirme eylemlerini planlamada, ayrıntılı bir rehberlik sunarak yardımcı olacağı görülmüştür. Gerçekleştirilen Hata türleri ve Etkileri Analizinde sunulan temel önlemlerle genel olarak risk puanlarında yaklaşık %64,5'lik azalış olacağı öngörülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kök Neden Analizi, Hata Türleri ve Etkileri Analizi, Kalite Araçları, Tıbbi Laboratuvar Hizmetleri, Reddedilen Numune
Merhamet yorgunluğu düzeyinin hasta güvenliği üzerindeki etkisinde mesleki yaşam kalitesi ve iş güvenliğinin aracı etkisi
Bu araştırmanın amacı; sağlık profesyonellerinin merhamet yorgunluğu algı düzeylerinin hasta güvenliği üzerindeki etkisinde mesleki yaşam kalitesi ve iş güvenliğinin aracı rol oynayıp oynamadığının tespit edilmesidir. Araştırma kapsamında yer alan sağlık profesyonellerinin merhamet yorgunluğu, hasta güvenliği, mesleki yaşam kalitesi ve iş güvenliği düzeylerinin; cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim düzeyi, görev, çalışılan birim, gelir, mesleki tecrübe, mevcut birimdeki görev süresi gibi demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak ise alt amaç olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda TRB1 bölgesinde (Elazığ, Malatya, Bingöl ve Tunceli) faaliyet gösteren kamu hastanelerinde fiili olarak görev yapan sağlık profesyonelleriyle yüz yüze görüşülerek anket formu dağıtılmış ve toplam 372 sağlık profesyonelinden elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Araştırmanın yürütülmesinde seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme tekniği kullanılmıştır. Sağlık profesyonellerinin merhamet yorgunluğu düzeyleri "Merhamet Yorgunluğu Ölçeği'' ile, hasta güvenliği düzeyleri ''Hasta Güvenliği Ölçeği'' ile, mesleki yaşam kalitesi düzeyleri ''Mesleki Yaşam Kalitesi Ölçeği'' ile, iş güvenliği düzeyleri ise "İş Güvenliği Ölçeği'' ile değerlendirilmiştir. Analizler sonucunda; sağlık profesyonellerinin merhamet yorgunluğu düzeylerinin 3.97 ve hasta güvenliği düzeylerinin 3.52'lik ortalama ile güçlü düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca mesleki yaşam kalitesi düzeylerinin 3.09 ve iş güvenliği düzeylerinin 3.29'luk ortalama ile vasat düzeyde olduğu saptanmıştır. İlave olarak, araştırma sonucunda merhamet yorgunluğunun hasta güvenliği üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olduğu bulgulanmıştır (p<0,05). Aracılık modeline göre ise merhamet yorgunluğunun hasta güvenliği üzerindeki etkisinde mesleki yaşam kalitesi ve iş güvenliğinin aracılık rolü oynadığı tespit edilmiştir.
Bir eğitim hastanesinde çalışan doktor ve hemşirelerin hasta ve çalışan güvenliği konusundaki görüşlerinin belirlenmesi
Hasta ve çalışan güvenliği; Sağlık hizmeti sunumunda hasta ve çalışanların zarar görmesine yol açabilecek her türlü işlem ve süreçler ile ilgili alınacak tedbir ve iyileştirme uygulamalarına yönelik faaliyettir. Bu çalışma hasta ve çalışan güvenliği konusunda doktor ve hemşirelerin görüşlerinin belirlenerek bu konulardaki varsa eksik kısımların ortaya çıkarılması, hasta ve çalışan güvenliği konularında eksikliği saptanan hususlar için gerekli eğitim, koruyucu ekipman, fiziki mekan ihtiyaçlarının belirlenmesi, sağlık çalışanlarında hasta ve çalışan güvenliği konularında farkındalığın artırılması için yapılmıştır. 2011 yılında yapılan bu araştırma Ankara'da bir eğitim hastanesinde çalışan doktor ve hemşirelerin hasta ve çalışan güvenliği konusunda görüşlerinin belirlenmesi amacı ile yapılan tanımlayıcı kesitsel bir araştırmadır.Araştırma GATA'da poliklinik ve kliniklerde yapılmıştır Gülhane Askeri Tıp Akademisi Eğitim Hastanesi'nde hasta bakılmayan birimlerde çalışan hemşire ve doktor sayısı 171, araştırma döneminde sürekli izinli (doğum izni, yurt dışı izin, aylıklı ve aylıksız izin, geçici görev v.s.) olan ve bu nedenle görevde bulunmayan doktor ve hemşire sayısı 360 kişi olup, araştırmanın evrenini görevde bulunan ve hasta bakım hizmeti veren toplam 919 doktor ve hemşire oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında toplam 752 kişiye ulaşılmıştır. Anket yüz yüze görüşme yöntemi ile uygulanmıştır. Ankete katılım oranı %80,2'dir. Veriler bilgisayara SPSS 15.0 istatistik paket programı aracılığı ile yüklenmiş ve tanımlayıcı istatistikler Ki-kare ve Fisher'in Kesin Testi, Kruskal Wallis ve Mann Whitney U testleri uygulanmıştır. İstatistiksel anlamlılık değeri p?0.05 olarak kabul edilmiştir.Araştırmaya katılanların %74,9'u ?Nöbet değişimi sırasında hasta bakımıyla ilgili önemli bilgiler çoğu zaman kaybedilmez'' önermesine ?katılıyorum veya tamamen katılıyorum'', Katılımcıların %79,5'i ?Hastanede kan transfüzyon hataları olamaz'' önermesine ?katılıyorum veya tamamen katılıyorum'', Çalışmaya katılanların %80,5'i ?Bu hastanede nöbet değişimleri hastalar açısından problemli değildir'' önermesine ?katılıyorum veya tamamen katılıyorum'' şeklinde yanıtlar vermişlerdir. Araştırmaya katılanların eğitim düzeylerine göre önermelere verdikleri puanların ortalaması arasında anlamlı fark bulunmuştur. Ön lisans grubunda diğer gruplara göre tüm önermelere ait ortalama puanlar istatistiksel olarak anlamlı düşüktür. Araştırmaya katılanların görevlerine göre önermelere verdikleri puanların ortalaması arasında anlamlı fark bulunmuştur. Yönetici grupta çalışan gruba göre tüm önermelere ait ortalama puanlar istatistiksel olarak anlamlı yüksektir. Araştırmaya katılanların mesleklerine göre önermelere verdikleri puanların ortalaması arasında anlamlı fark bulunmuştur. Fark yoğun bakım ve klinik hemşirelerinin önermelere verdikleri puanların ortalaması diğer gruplardan istatistiksel olarak anlamlı düşük bulunmasından kaynaklanmaktadır.?Hasta ve Çalışan Güvenliği'' konusunda araştırmaya katılmış olan doktor ve hemşirelerin bu konudaki düşüncelerine ulaşmak önem taşımaktadır. Hasta güvenliği konusunda az çalışma olması ve de çalışan güvenliği ile ilgili olarak çok kısıtlı sayıda çalışmaya ulaşılması bu konuyu destekler niteliktedir. Bu konu ile ilgili yapılacak çalışmalarda alınacak önlemler açısından yol gösterici olacaktır. Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 1998'den beri yürürlükte olduğu ancak sağlık çalışanlarının hakları ile ilgili bir yönetmeliğin bulunmadığı gerçeğinden yola çıkarak bu konuda yasal düzenleme yapılması gerekmektedir.Anahtar Sözcükler: Hasta, Çalışan, Hasta Güvenliği, Çalışan Güvenliği, Tıbbi Hata
Yoğun bakımda çalışan hemşirelerin hasta düşmeleri ile ilgili farkındalık düzeylerini belirlenmesi
Araştırma Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin hasta düşmeleri ile ilgili farkındalık düzeylerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, yoğun bakımlarda çalışan 118 hemşire oluşturmuş, örnekleme yapılmamış, 100 kişi araştırmaya katılmıştır.Veriler tanıtıcı özellikler, hasta düşmeleri ile ilgili sorular, örnek vakalar ve vakalara ilişkin sorular olmak üzere üç bölümden oluşan soru formu ve yoğun bakımların fiziksel çevresini değerlendiren 21 maddelik gözlem formu ile toplanmıştır.Araştırma verileri 12 Nisan 2011 ? 5 Mayıs 2011 tarihlerinde toplanmıştır. Önce fiziksel çevre gözlemi yapılmış, sonra anket formları dağıtılmış ve araştırmacı gözetiminde doldurulmuştur.Verilerin kodlama ve değerlendirme işlemleri için SPSS 15.0 programında yapılmıştır, değerlendirilmede sayı ve yüzde dağılımları kullanılmıştır.Hemşirelerin % 63'ü kadın, %92'si haftalık ortalama 40 saat çalışmakta ve %82'si hasta güvenliği ile ilgili eğitim almıştır. Hemşireler, yoğun bakımda hasta düşme riskinin yüksek olma nedenleri arasında ilk sırada hastanın bilinç durumunu, düşmeyi önlemek için alınan önlemler arasından ilk sırada hastaya kısıtlama uygulanmasını belirtmişlerdir. Hemşirelerin örnek vakalara ilişkin belirledikleri risk faktörleri arasında ilk üç sırada ajitasyon, hipotansiyon ve genel durum bozukluğu, alınması gereken önlemler arasında ise ilk üç sırada hastanın yalnız bırakılmaması, sandalye tekerinin kilitlenmesi ve hastanın hemşire tarafından mobilize edilmesi yanıtlarının yer aldığı saptanmıştır. Örnek vakalarda 13 risk faktöründen ortalama 2.75 i, 14 önlemden ortalama 1.64 ü bilinmiştir.Elde edilen bulgular sonucunda hastanede hasta düşmeleri ile ilgili eğitim programlarının düzenlenmesi, hasta güvenliği ile ilgili prosedür ve talimatların gözden geçirilmesi önerilmiştir.Anahtar kelimeler: Hasta Düşmesi, Hasta Güvenliği, Yoğun Bakım, Hemşire
Halk eğitim merkezine devam eden bireylerin hasta güvenliğine ilişkin görüşleri ve tıbbi hatalarla ilgili deneyimleri
Bu çalışma, halk eğitim merkezine devam eden bireylerin hasta güvenliğine ilişkin görüşlerini ve tıbbi hatalarla ilgili deneyimlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Ankara Mamak Halk Eğitim Merkezi ve Ankara Başkent Halk eğitim Merkezine devam eden bireyler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemine 567 birey alınmıştır. Verilerin toplanmasında anket formu kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde frekans, yüzde dağılımları ve ki-kare testi kullanılmıştır. Bireylerin %45.1'i daha önce hasta güvenliği kavramını duymuştur. Araştırmaya katılanların %94.7'si tıbbi hataların sağlık için risk oluşturması nedeniyle hasta güvenliğinin önemli olduğunu; tıbbi hatalara en fazla hasta ve sağlık personelleri arasında iletişim eksikliğinin (%69.3) neden olduğunu belirtmişlerdir. Bireylerin %83.1'i tıbbi hataların önlenebileceğini; %59.1'i hastaların kendilerini tıbbi hatalardan koruyabileceğini ifade etmiştir. Halk eğitim merkezindeki bireylerin %33.2'si, yakınlarının ise %33.7'si herhangi bir tıbbi hataya maruz kalmıştır. Bu hatalar, bireylerin %55.8'inde, yakınlarının %65.4'ünde ek veya uzun süreli tedavi uygulanmasına yol açmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda bireylerin hasta güvenliği, tıbbi hatalar ve tıbbi hatalardan korunma yöntemleri ile ilgili bilgilendirilmeleri, tıbbi hatalar ve korunma yöntemlerinin belirlenmesinde bireylerin deneyimlerinden yararlanılması önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Hasta güvenliği, tıbbi hata, deneyim, görüş, hemşire.
Doğum salonunda çalışan ebe ve hemşirelerin anne ve bebek güvenliğine yönelik uygulamalarının belirlenmesi
ÖZETÖlümle sonuçlanan olayların nedenleri incelendiğinde, sağlık hizmetlerinin sunumu sırasında yapılan hataların yol açtığı ölüm oranlarının dikkat çekici boyutlarda olduğu görülmektedir. Tıbbi hataların artış göstermesi hasta güvenliğine yönelik çalışmaların yapılmasını zorunlu hale getirmiştir. Özellikle doğum gibi doğal olan aynı zamanda karmaşık süreçlerin işleyişindeki hatalar nedeniyle geri dönüşsüz sonuçlara yol açabilen durumlar düşünüldüğünde hasta güvenliği çalışmalarının önemi anlaşılmaktadır.Tanımlayıcı olarak yapılan bu çalışmada doğum salonunda çalışan ebe ve hemşirelerin anne ve bebek güvenliğine yönelik uygulamalarının belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın evrenini Ankara il merkezinde bulunan 8 üniversite ve eğitim araştırma hastanesinin doğum salonlarında çalışan 179 ebe ve hemşire oluşturmaktadır. Evrenin %78'ini oluşturan 140 ebe ve hemşire örnekleme alınmıştır. Araştırmada veriler; doğum salonunun genel özellikleri, sosyodemografik özellikler ve doğum salonu hasta güvenliği uygulamalarına yönelik soruları içeren anket formu ile yüz yüze görüşülerek toplanmıştır. Bulgular sayı ve yüzdelik dağılımla değerlendirilmiştir.Araştırma sonucunda 8 hastanenin doğum salonlarından 3'ünde kontrollü kapıların olmadığı, 1'inde küvöz olmadığı belirlenmiştir. Araştırmaya katılan ebe ve hemşirelerin %21,2'sinin anneyi doğum salonuna alırken kol bandı takmadığı, %34,3'ünün kimlik belirlemede oda/yatak numarası kullandığı, %63'ünün acil-steril uygulamalar sırasında verilen talimatları kayıt altına almadığı görülmüştür. Ayrıca ebe ve hemşirelerin %8,6'sının anne ve bebeği doğum salonunda yalnız bıraktığı, %41,4'ünün bebek taşınırken küvöz kullanmadığı, %27,9'unun bebeğin kol bandına tarih yazmadığı ve %11,4'ünün uterus involüsyonunu takip etmediği belirlenmiştir.Araştırma sonuçlarına göre doğum salonlarında anne ve bebek güvenliğinin sağlanmasına yönelik hedeflerin çoğunun gerçekleştirildiği ancak uygulamadaki eksiklerin azımsanmayacak ölçüde hasta güvenliğini tehdit ettiği belirlenmiştir. Kurumların, doğum salonlarında hasta güvenliği ile ilgili uygulamaları değerlendirip, aksaklıkları gidermeleri önerilir.Anahtar Kelimeler: Hasta güvenliği, Doğum Salonu, Anne, Bebek, Hemşire, Ebe
Ameliyathane hemşirelerinin teknik olmayan becerileri kullanma durumlarının belirlenmesi
ÖZET GİRİŞ VE AMAÇ Bu araştırma, ameliyathane hemşirelerinin teknik olmayan becerileri kullanma durumlarını belirlemek amaçlı yapıldı. YÖNTEM Bu araştırma niteliksel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme yöntemi ile yapıldı. Bu araştırmada veriler 19.03.2014-30.04.2014 tarihleri arasında toplandı. Araştırmanın evrenini bir üniversite hastanesinin ameliyathane ünitesinde çalışan 40 ameliyathane hemşiresi, örneklemini ise 18 ameliyathane hemşiresi oluşturdu. Verilerin toplanmasında demografik özellikler formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanıldı. Toplam altı teknik olmayan beceri ile ilgili veriler 14 soruluk bir yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edildi. Görüşmeler yapılmadan önce "bilgilendirme ve onam formu" katılımcılara okutuldu ve onay imzaları alındı. Her bir katılımcı ile görüşme öncesi günü için randevu alındı. Görüşmelerin her biri yaklaşık 30- 60 dakika sürdü. Yapılan görüşmeler ses kayıt cihazı ile kayıt edildi. Elde edilen verilerin araştırmacı tarafından okunarak, amaca uygun olarak, belirlenen temalar altında bir araya getirildi ve gruplandırılarak değerlendirildi. Analiz sürecinde tüme varımcı bir anlayış izlenerek, üzerinde durulan konu ile ilgili ifade edilen kavramların ve düşüncelerin temalar altında toplanması, görüşmelerden elde edilen verilerin tekrar tekrar okunması ile söz konusu olmuş, bu temalar araştırmanın alt amaçlarına göre kodlanıp gruplandırılmıştır BULGULAR Kullanılan teknik olmayan becerilerin durumsal farkındalık, liderlik, karar alma, ekip çalışması, iletişim, stres ve yorgunlukla baş etme becerileri olduğu sonucuna varıldı. Dışarıdan yapılan müdahalelerin dikkati dağıtan faktör olduğu görüldü. Karar alma becerisinin etkin kullanılamadığı görüldü. Ekip çalışması becerisinde çoğunlukla dayanışma, koordineli çalışma üzerinde durulduğu görüldü. Cerrahi ekibi tanımama faktörünün iletişimi engellediği görüldü. Stresle baş etmede kendini telkin etme gibi yöntemler kullanıldığı görüldü. Branşlaşma olmamasının becerileri olumsuz etkilediği sonucuna varıldı. SONUÇ VE ÖNERİLER Bu araştırmada elde edilen sonuçlara dayanarak ameliyathane hemşirelerinin teknik olmayan becerileri daha etkin kullanabilmeleri için sadece ameliyat sırasında değil tüm süreçte hastanın yanında olabilmesi, liderlik ve karar alma becerileri ile ilgili mesleğin daha görünür olması için yetkilerin yasal çerçevede belirtilmesi, stres ve yorgunlukla baş edebilme becerisini etkin kullanabilmek için yöneticiler tarafından desteklenmesi önerilmektedir. Anahtar kelimeler; ameliyathane hemşiresi, teknik olmayan beceri, cerrahi, hasta güvenliği, istenmeyen olay/durum.