Vestibule

105 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Baş dönmesi olan hastaların vestibüler rehabilitasyonunda aktivite eğitiminin etkisi

Bu çalışma kronik baş dönmesi olan hastalarda, aktivite eğitim programının baş dönmesi, denge problemleri ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık düzeyi üzerine etkilerini araştırmak amacıyla yapıldı. Çalışmaya 18-65 yaş arası, kronik periferik vestibüler bozukluğu olan ve vestibüler rehabilitasyon endikasyonu bulunan 75 birey dahil edildi. Hastalardan aktivite grubu, egzersiz grubu ve kontrol grubu olmak üzere rastgele yöntemle 25'er kişilik 3 grup oluşturuldu. Her üç gruba eğitim programı verildi. Aktivite grubuna ek olarak aktivite programı, egzersiz grubuna ise ek olarak Cawthorne-Cooksey egzersiz programı verildi. Terapiler ev programı şeklinde verildi ve hastalardan programlarını 4 hafta boyunca, her gün ve günde bir kez uygulamaları istendi. Çalışmaya katılan bireylerin demografik bilgileri alındıktan sonra, değerlendirmeler tedavi programına başlamadan ve tedavi programı sonunda (4 hafta sonra) uygulandı. Baş dönmesi şiddeti; Vizüel Analog Skalası (VAS) ile günlük yaşam aktiviteleri Vestibüler Bozukluklarda Günlük Yaşam Aktiviteleri Değerlendirme Ölçeğiyle (VGYA) ve denge; Duyu Organizasyon Testi (DOT) ile değerlendirildi. Aktivite ve egzersiz grubunun kontrol grubuna göre VAS, VBGYA toplam ölçek puanı ile fonksiyonel ve enstrümental alt ölçek puanlarında ve DOT puanlarında (DOT 5, DOT 6 ve DOT birleşik) iyileşme olduğu bulundu (p<0,05). DOT 5, DOT 6 ve DOT (birleşik) skorları açısından aktivite grubunda egzersiz grubuna göre artış olduğu görüldü (p<0,05). Çalışmanın sonuçları standart aktivite temelli ev rehabilitayon programının kronik periferal vestibüler bozukluğu olan hastalarda standart egzersiz temelli ev rehabilitasyon programına göre ev yönetimi aktivitelerinde, mesleki aktivitelerde ve dengeyi düzeltmede daha etkin olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Baş dönmesi, kronik periferal vestibüler bozukluklar, ergoterapi, aktivite temelli vestibüler rehabilitasyon terapisi

Baş dönmesiFizik tedaviFizik tedavi yöntemleri+6
Bilgehan Tekin Dal
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Romatizmal hastalıkların vestibüler sistem üzerindeki etkisinin incelenmesi

Romatizmal hastalıklar içerisinde yaygın görülen romatoid artrit (RA) ve ankilozan spondilit (AS) hastalıklarında vestibüler değerlendirme, rutin muayenede ve hastalığın ayırıcı tanısında yer almaz. Romatizmal hastalıklar kronik hastalıklardır dolayısıyla hücre ve nöral yapılarda tahribat oluşturabilir. Bu çalışmada romatizmal hastalıkların vestibüler sistem üzerindeki etkisini değerlendirmek hedeflendi. Çalışmaya 20-65 yaş aralığında 78 gönüllü birey dahil edildi. Çalışma grubu 34 RA ve 24 AS hastasından, kontrol grubu 20 sağlıklı bireyden oluşturuldu. RA ve AS tanısı konmuş hastaların vestibuloservikal nöral yolları objektif elektrofizyolojik bir test olan hava yolu ile uyarılmış cervikal vestibüler evoked myogenic potentials (cVEMP) ile değerlendirildi. Bulguların her iki grup için birbirleri ve kontrol grubu ile karşılaştırılması amaçlandı. Ayrıca RA ve AS hasta gruplarında, denge performasının ölçüldüğü Berg Denge Ölçeği (BDÖ), vestibüler sistem bozukluklarının değerlendirilmesinde kullanılan vestibülospinal testler ve vestibüler sistem bozukluklarının kişiler üzerindeki olumsuz etkisinin değerlendirildiği Dizziness Handicap İnventory (DHI) anketi uygulandı. RA ve AS hastalarından elde edilen cVEMP P1,N1 latansları ile kontrol grubundan elde edilen latanslar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p≥0,05), ancak amplitüd asimetri oranlarındaki (AAO) değişim kontrol grubuna göre istatistiksel olarak yüksek olduğu tespit edildi (p<0,05). BDÖ skorlarına göre AS'li hastalardan elde edilen ortalama değer, düşme riski skoru olan 45'in altında tespit edildi (BDÖ=42,6 ± 3,6). DHI sonuçlarına göre fonksiyonel kapasiteye ait skorların ortalaması RA hastalarında AS hastalarına göre istatistiksel olarak anlamlı ölçüde yüksek olarak bulundu (p<0,05). Sonuçlar objektif ve sübjektif vestibüler testlerin romatizmal hastalıkların tanı ve değerlendirme süreçlerinde vestibüler sistem üzerindeki etkisini anlamamıza yardımcı olabileceğini düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Artrit, Romatizmal, Ankilozan, Vestibüler, Romatoid

AnkilozArtritArtrit-romatoid+2
Ali Erman Kent
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Vestibular schwannoma hastalarında koklea bloklu ve bloksuz planlarda PTV ile koklea dozlarının karşılaştırılması ve konformite indeks farklarının değerlendirilmesi

Stereotaktik Radyocerrahi (SRS) tedavisi; son zamanlarda kranyum içi hedef volüm ışınlamalarında oldukça yaygınlaşmış bir tedavi şeklidir. Vestibular Schwannoma beyin sapı, kohlea ve diğer kraniyal sinirlere yakınlığı nedeniyle tedavi planlaması oldukça zor bir lezyondur. SRS'nin lokal kontroldeki olumlu katkısı birçok çalışma ile gösterilmiştir. Bu araştırmada 14 kadın, 6 erkek olmak üzere 20 Vestibular Schwannoma tanılı hastada Masep Infini RGS tedavi cihazının bloklama özelliği kullanılarak hacim ve doz sarım uygunluğundaki farklılıklar ile kohlea doz farklılıkları değerlendirilmiştir. Çalışma Araştırma Eylül 2014-Şubat 2017 tarihleri arasında Gebze MedicalPark Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Kliniği'ne başvurmuş olan 20 vestibular schwannoma hastası ile gerçekleştirilmiştir. Hastaya plan tanımlaması yapılıp ve ROI aşamasında hedef PTV ve kritik organlar beyin cerrahı tarafından çizilmiştir. Planların karşılaştırılması Homojenite İndeksi (HI) ve Paddick Konformalite İndeksi (PCI) hesaplanarak ve kritik organların aldığı doz değerleri DVH'den okunarak değerlendirilmiştir. Çalışmalardan elde edilen bilgiler dahilinde tümör kontrolü en yüksek düzeyde sağlanırken kokleanın korunduğu planlama tekniği tam olarak aydınlatılamamıştır. Yaptığımız çalışma sonucunda bloklu olan grupta koklea minimum, maksimum ve ortalama dozları bloksuz olan gruba göre anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur. Bu durumda koklea bloklanması ile kokleanın aldığı radyasyon dozunun azaltılabildiği görülmüştür.

KokleaNeoplazmlarNörom-akustik+6
Sevnur Taner
İstanbul Aydın University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sanal gerçeklik (VR/ vırtual realıty) oyun sistemlerinin hareket hastalığında (hh/ motıon sıckness) vestibüler rehabilitasyon etkinliğinin değerlendirilmesi

Giriş: Hareket Hastalığının temel nedeni, görsel ve vestibüler afferent girdilerinin uyuşmazlığıdır. Hareket hastalığı için spesifik ve sistematik bir rehabilitasyon yöntemi yoktur. Geleneksel vestibüler rehabilitasyonun uzun süreli, maliyetli ve egzersizlerin uygulanabilirliğindeki hastaya bağlı yaşanan zorluklar rehabilitasyonun başarısını düşürmektedir. Günümüz Endüstriyel 4.0 teknolojilerinden "Sanal Gerçeklik Uygulamaları", sanal ortamda gerçek yaşam ortamlarına eşdeğer ve daha etkin vizüel ve vestibüler girdiler oluşturmaktadır. Geleneksel vestibüler rehabilitasyon dezavantajları sanal sistemler ile eğlenceli , düşük maliyete ve daha etkin bir rehabilitasyona dönüşebilir. Bu çalışmanın amacı, sanal gerçeklik oyun sistemlerinin vestibüler sistem üzerindeki etkisini değerlendirmek ve hareket hastalığı olan bireylerin rehabilitasyonunda uygulanabilirliğini araştırmaktır. Yöntem: Çalışma grubu 18-40 yaşları arasında hareket hastalığı olan 19 bireyden (12 kadın, 7 erkek), kontrol grubu 18-40 yaşları arasında hareket hastalığı olmayan 20 kişiden (10 kadın, 10 erkek) oluşturulmuştur. Hareket hastalığında en sık rastlanan 12 semptomunun varlığı ve şiddetini sorgulayan bir anamnez formu hazırlanmıştır. Çalışmaya dahil edilecek hastaları seçmek için bu form ve ayrıca Hareket Hastalığı Duyarlılık Anketi-Kısa Formu kullanılmıştır. Tüm katılımcılar işitsel ve vestibüler testler ile değerlendirilmiştir. Çalışma grubundaki ve kontrol grubundaki katılımcılar Play Station sanal gerçeklik sisteminde, "Roller Coaster Dreams" adlı sanal gerçeklik oyunu içerisinde tarafımızdan vestibüler rehabilitasyon için tasarlanmış sanal ortam ile rehabilite edilmişlerdir. Pre-provokasyon (pre-rehabilitasyon) ve Post-provokasyon 3. ve 6. rehabilitasyon oturumlarının bitiminde Bilgisayarlı Dinamik Postürografi ile objektif değerlendirilmişlerdir. Bulgular: Çalışma grubundaki katılımcıların çalışma öncesinde belirttiği tüm semptomların şiddeti rehabilitasyondan sonra azalmıştır (p <0.001). Rehabilitasyon (6. rehabilitasyon seansının ardından) sonrası Postürografi DOT birleşik denge skorlarında, provokasyon (rehabilitasyon) öncesi elde edilen puanlara göre anlamlı bir artış (p: 0.001) elde edilmiştir. Pre-rehabilitasyon ve post-rehabilitasyon DOT Duyusal Analiz Sonuçları karşılaştırıldığında, visüel ve vestibüler duyusal sistem fonksiyonları anlamlı derecede artış istatistiksel olarak elde edilmiştir (p <0.001; p <0.005). Sonuç : Sanal gerçeklik oyun sistemlerinin hareket hastalığı rehabilitasyonu için anlamlı derecede etkin olduğu ve rehabilitasyon için kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca, sanal gerçeklik oyun sistemleriyle rehabilitasyon eğlenceli hale geldiği için rehabilitasyon süreci hızlanmaktadır. Böylece hastanın egzersizlere uyum potansiyelinin arttığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sanal Gerçeklik, Vestibüler Rehabilitasyon, Hareket Hastalığı

Hareket tutmasıRehabilitasyonSanal gerçeklik+1
Emel Uğur
İstanbul Aydın University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı yetişkin bireylerde sanal gerçekliğin postural salınım ve dinamik görsel keskinlik üzerine etkisinin araştırılması

Denge, farklı koşullar altında dik duruşu kontrol etme ve bireyin stabilite sınırlarını belirleme yeteneği olarak tanımlanmaktadır. Vestibüler sistem oryantasyonu, kas tonusunu ve dengenin modifikasyonunu sağlar. Sanal gerçeklik bilişsel, duygusal ve duyusal-motor süreçlerin test edilmesi, eğitilmesi, öğretilmesi ve tedavisinin fiziksel dünyada kolayca elde edilemeyen ve kontrol edilemeyen uyaran koşulları altında simüle edilmiş ortamlar oluşturmak için kullanılmaktadır. Bu çalışmada sanal gerçekliğin dinamik görsel keskinlik ve postural salınım üzerine etkisi araştırılmaktadır. Çalışmaya 20-39 yaşları arasında 24 (15 erkek, 9 kadın) sağlıklı genç yetişkin katılmıştır. Çalışmaya katılan tüm bireylere objektif olarak Duyu Organizasyon Testi, Statik Görsel Keskinlik Testi, Minimum Algılama Zamanı Testi, Dinamik Görsel Keskinlik Testi, Bakış Stabilizasyon Testi; subjektif olarak VAS(Görsel Analog Skala) uygulanmıştır. Bu testler sanal gerçeklik deneyimi sonrası tüm katılımcılara tekrarlanmıştır, tüm testler aynı gün içinde tamamlanmıştır. Sanal gerçeklik deneyimi öncesi/sonrası kıyaslamasında Duyu Organizasyon Testinin denge skorunda ve Bakış Stabilizasyon Testinde istatistiksel olarak anlamlı farklar elde edilmiştir (p<0,05). Sanal gerçekliğin Duyu Organizasyon Testi görsel, vestibüler, somatosensör, görsel tercih oranlarında ve Konum 1,2,3,4,5,6; Minimum Görsel Algılama Testi, Dinamik Görsel Keskinlik Testi öncesi/sonrası arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. (p>0,05) Sonuç olarak sanal gerçekliğin postural salınımı arttırarak dengeyi ve bakış stabilizasyonunu etkilediği ortaya konulmuştur.

DengeDuruşGörme keskinliği+4
Enes Türkoğlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı bireylerde denge ve yürütücü işlev ilişkisinin değerlendirilmesi

Vücudun en önemli yeteneklerinden biri hem dinlenme hem hareket halindeyken yer çekimine göre konumunu korumaktır. Yürüme ve denge kontrolünde yürütücü işlev önemli bir bilişsel faktördür. Yürüme performansı için farklı yürütücü işlev bileşenlerinin etkileşimi gereklidir. İnsanların yaşlanma süreciyle birçok yapı ve organ yaşa bağlı değişiklikler gösterir. Yaşlanmaya bağlı olarak denge sistemi bileşenlerinin ve yürütücü işlevlerin zayıflaması yürüme ve dengeyi etkileyebilir, düşme riskini artırabilir. Bu çalışmanın amacı yaşlı bireylerde denge ve yürütücü işlev becerilerinin ilişkisini incelemektir. Çalışmaya 60 yaş ve üstü toplam 84 sağlıklı birey dahil edilmiştir. Çalışmada bireylere Zamanlı Kalk Yürü Testi, Mini-BESTest, Digit Symbol Substition Test (DSST), İz Sürme Testi A ve B (İST-A, İST-B) Yaşlılar için Fiziksel Aktivite Ölçeği, Geriatrik Depresyon Ölçeği uygulandı. Elde edilen bulgulara göre Mini-BESTest ve Zamanlı Kalk Yürü Testi sonuçları ile DSST, İST-A, İST-B sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki çıkmıştır (p<0.05). Yaşlanma ile hem denge becerilerinde hem de yürütücü işlev becerilerinde azalma görülmüştür (p<0.05). Geriatrik Depresyon Ölçeği ile Zamanlı Kalk Yürü Testi arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır (p<0.05). Yaşlılar için Fiziksel Aktivite Ölçeği ile hem Mini-BESTest hem Zamanlı Kalk Yürü Testi arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır (p<0.05). Bulgularımız doğrultusunda denge becerileriyle yürütücü işlev becerileri arasında düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Denge becerileri yüksek olan bireylerin düşük olanlara göre daha iyi yürütücü işlev becerisi gösterdiği çalışmamızda sunulmuştur. Çalışmamızdan elde edilen sonuçlara göre denge ve yürütücü işlevlerin birbirleriyle ilişkili olduğu, bu ilişkiye fiziksel aktivite ve depresyonun katkı sağladığı görülmektedir.

DengeGeriatriPostural denge+5
Emine Ayça Ödemişlioğlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 hastalığının odyovestibüler sisteme olası etkisinin araştırılması

Koronavirüs hastalığı 2019 (COVID-19) şiddetli akut solunum sendromu koronavirüsü 2 (SARS-CoV-2)'nin neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. 2019 yılında Çin'nin Wuhan şehrinde ortaya çıktı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yeni koronavirüs-19 (COVID-19) (SARS-CoV-2) olarak adlandırıldı. Bu araştırma COVID-19'un Odyoloji ve vestibüler sistem alanında etkinliğini araştırmak amacı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın evreni Şanlıurfa ilinde yaşayan 20-60 yaş arası 36 kadın ve 34 erkekten oluşan toplam 70 katılımcıdan meydana gelmektedir. Her biri 35 kişiden oluşan iki ayrı deney ve kontrol grupları ile çalışıldı. Araştırmanın çalışma kapsamı içinde verileri bir araya getirip bilgi toplama aracı olarak; Yaş, cinsiyet meslek gibi demografik özellikleri içeren demografik bilgi formu ile geçmişte işitme kaybı, denge problemi yaşama ve kronik hastalık gibi tıbbı hikâye geçmişi bilgilerinin yer aldığı formlar kullanıldı. Araştırmaya davet edilen katılımcılara çalışmanın içeriği hakkında yalın ve açık bir dille bilgi verildi. Katılım gönüllük esasına dayandırıldı. Çalışmaya dahil olmayı onaylayan katılımcılara gönüllü olur formu imzalatıldı. Araştırmanın ikinci aşamasına geçildiğinde dahil edilme kriterini karşılayan katılımcılara öncelikle otoskopik muayene yapıldı; Saf ses odyometrisi (pure tone audiometry) ve konuşma odyometrisi (speech audiometry) testleri yapıldı. Kulak zarı ve orta kulağın uyumluluğunu değerlendirmek için Timponometri testi uygulandı. Son bir yıl içerisinde herhangi bir nedenle alt ekstremite yaralanması geçirmeyen ve olası bir kronik alt ekstremite ağrısı olmayan katılımcılara yatak başı ve pozisyonel testler anlatıldı, daha sonra araştırmacı tarafından bir kez uygulamalı olarak gösterildi. Araştırmadan elde edilen veriler SPPS 26 programı yardımıyla analiz edilmiştir. Kontrol ve deney gruplarına yaptığımız odyolojik ve vestibüler testlerden istatistiksel olarak anlamlı bir sonuç elde edemedik. Katılımcıların yaşının, cinsiyetinin, geçmişte yaşadığı işitme kaybının ve denge probleminin olması, kronik rahatsızlıklarının olması COVID-19 geçirmiş olma durumu ile bir ilişkisinin olmadığını tespit ettik. Analizler sonucunda elde edilen verilere göre COVID-19'un Odyovestibüler sistem üzerine etkisinin araştırılmaya değer bir konu olduğu, bu alanda yapılacak çalışmalara ve objektif testlere ihtiyaç olduğu ancak COVID-19'un odyoloji ve vestibüler sistem üzerine bilinen bir etkisinin olmadığını gözlemledik.

COVID 19Korona virüs enfeksiyonlarıOdyoloji+3
Hanse Fatiştooğlu
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Benign paroksismal pozisyonel vertigo hastalarında repozisyon manevraları öncesi ve sonrası otolit fonksiyonlarının karşılaştırılması

Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo,başın açısal hareketleriyle tetiklenen ani başlangıçlı kısa süreli ataklarla karakterize bir hastalıktır. BPPV patofizyolojisi çoğu zaman idiopatik olmakla birlikte kafa travması, viral enfeksiyon ve jelatinöz membranda yaşa bağlı değişiklikler sonucu otokonyaların utrikül makulasından ayrılıp semisirküler kanala geçmesi sonucu baş dönmesi, mide bulantısı ve dengesizlik semptomları meydana gelmektedir. Vestibüler test bataryalarından biri olan VEMP otolit organ fonksiyonlarını değerlendirmek için kullanılan bir EMG kaydıdır. Bu çalışmada repozisyon manevrası öncesinde ve sonrasında c-VEMP ve o-VEMP testi kullanılarak BPPV'li hastalarda repozisyon manevrasının otolit organ fonksiyonlarına etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 18-60 yaş aralığında dahil edilme kriterlerine uygun BPPV tanısı almış 33 birey dahil edildi. Tüm bireyler BDEE, VAS, VNG, c-VEMP ve o-VEMPtestleri ile değerlendirildi. Araştırmada 18'i (%54,55) kadın, 15'i (%45,45) erkek bireyden oluşan 33 BPPV'li hasta yer aldı. Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş ortalaması 48 ± 6,81'dir. BPPV'li hastaların repozisyon manevrası öncesi BDEE ve alt gruplarından aldıkları puanlar repozisyon manevrası sonrasına göre istatistiksel olarak yüksek saptandı (p<0,05).BPPV'li hastaların repozisyon manevrası öncesi VAS puanları repozisyon manevrası sonrasına göre istatistiksel olarak yüksek saptandı (p<0,05).BPPV'li hastaların hem c-VEMP hem de o-VEMP değerlendirmelerinde patolojik ve normaltaraf dalga varlıklarında manevra öncesi ve sonrası arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı (p>0,05).Ek olarak bu değerlendirmelerde patolojik ve normal taraflarında P1 latans, N1 latans, P1-N1 interpeak latans ve asimetri oranı değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı (p>0,05). BPPV'li hastaların patolojik taraflarında repozisyon manevra sonrası c-VEMP P1-N1 interpaek amplitüd değerleri repozisyon manevrası öncesine göre istatistiksel olarak yüksek saptandı(p<0,05).BPPV'li hastalarınhem c-VEMP hem de o-VEMP değerlendirmelerindepatolojik taraflarında repozisyon manevra sonrası P1-N1 interpaek amplitüd değerleri repozisyon manevrası öncesine göre istatistiksel olarak yüksek saptandı (p<0,05).BPPV'li hastaların repozisyon manevrası öncesi normal taraf c-VEMP ve o-VEMP P1-N1 interpeak amplitüd değerleri patolojik taraftan istatistiksel olarak yüksek saptandı(p<0,05).Çalışmamızdan elde edilen bulgular doğrultusunda BPPV'li hastalarda utriküler ve sakküler makula dejenerasyonu nedeniyle VEMP sonuçlarının etkilenebileceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca BPPV'li hastaların repozsiyon sonrası takibi için VEMP değerlendirilmesi önerilmektedir.

Ağrı ölçümüBaş dönmesiElektromiyografi+4
Mehmet Işık
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Vibrotaktil geri bildirim: Giyilebilir sensörlerin denge üzerine etkisi

Giriş ve Amaç: Bilateral Vestibüler Hipofonsiyon (BVH), her iki iç kulakta tam bir vestibüler fonksiyon kaybıdır. BVH'li bireyler, özellikle karanlıkta veya düz olmayan yüzeylerde yürürken dengeyi korumakta zorluk yaşamaktadır. Bu durum düşme riskinde artış, görsel bulanıklık, baş dönmesi, dengesizlik ve genel fiziksel durumda bozukluğa neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı denge kemerinin günlük yaşam aktiviteleri (GYA) ve yaşam kalitesi üzerine etkilerini incelemekdir. Yöntem: Çalışmaya Barany kriterlerine göre Bilateral Vestibülopati tanılı 18-65 yaş arası 22 birey dâhil edildi. Çalışmaya katılmadan önce vestibüler sistem değerlendirilmesinde yüksek hızlı video-okülografi (Vhit 1085 ICS Impulse için kullanılan prototip) kullanılarak test yapıldı. Çalışmaya katılan bireylerde vertigo, dizziness şiddetini ve sıklığını değerlendirmek için Vizüel Analog Skalası (VAS),SF-36 Yaşam Kalitesi Anketi (SF-36), vestibüler sistem hastalıklarındaki emosyonel, fiziksel ve fonksiyonel sonuçlar için Baş Dönmesi Engellilik Envanteri, statik denge ve postüral stabilite için Hur Smart Balance Statik Denge cihazı kullanılarak, bireyler çalışma öncesi ve sonrası değerlendirildi. Hur Statik Smart Balance cihazı ile yapılan değerlendirmede olguların statik denge puanı, propriosepsiyon puanı, görsel puanı, vestibüler puanı, stabilite limiti (LOS) sonuçları incelendi. Denge kemerinin nasıl kullanıldığına dair bireylere kısa bilgi verildi. Denge kemeri, kullanıcının eğildiği yönü algılayarak vücut pozisyonunu uyararak titreşimli geribildirim sağladı. Denge kemerini bireyler 4 hafta boyunca günlük yaşam aktivitelerinde (otururken, ayaktayken, hareket halindeyken) ve vestibüler rehabilitasyon sırasında kullanıldı. Vestibüler Rehabilitasyon programı, 4 hafta süresince haftada 2 gün toplamda 8 seans denge kemeriyle tamamlandı. Denge kemeri kullanımı sonrası, objektif ve subjektif denge puanları denge kemeri kullanımı öncesi sonuçları ile karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya yaş ortalaması 48,59±9y, toplam 22 birey alındı. Cinsiyet dağılımları 15'i (%68,2) kadın, 7'si (%31,8) erkek şeklindeydi. Denge kemeri kullanımı sonrasında denge puanlarının karşılaştırmasına baktığımızda; prorpiosepsiyon puanlarında (p=0,040*), görsel puanlarında (p=0,014*), vestibüler puanlarında (p=0,002**) istatiksel olarak anlamlı artış olduğu gözlenirken, yalnızca statik denge puanında istatiksel olarak anlamlı fark olmadığı belirlendi (p>0.05). Denge kemeri kullanımı sonrasında LOS skorlarının karşılaştırılmasına baktığımızda; LOS arka test skorunda (p=0,001**), LOS sol test skorunda (p=0,001**) istatiksel olarak anlamlı bir artış olduğu gözlenirken, LOS ön test skoru ve LOS sağ test skorunda istatiksel olarak anlamlı fark olmadığı belirlendi (p>0.05). Denge kemeri kullanımı sonrasında VAS vertigo frekansı (p=0,001**), VAS vertigo şiddeti (p=0,001**), baş dönmesi frekansı (p=0,001**), baş dönmesi şiddeti (p=0,001**) skorlarında istatistiksel olarak anlamlı azalma olduğu gözlendi. SF-36 (p=0,001**). Baş Dönmesi Engellilik Envanteri skorlarında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalış olduğu gözlendi (p=0,001**). (**p<0.01 için karşılaştıma anlamlıdır. *p<0.05 için karşılaştırma anlamlıdır) Sonuç ve Öneriler: Denge kemerinin, somatosensoriyel girdiyi arttırıp vibrotaktil geri bildirim ile vestibüler rehabilitasyona katkı sağladığı ve yaşam kalitesini arttırdığı dikkati çekti. Çalışmamızın sonucunda denge kemeri kullanan Bilateral Vestibülopatili bireylerde, denge puanlarında anlamlı farklılıklar oldu. Bilateral Vestibülopatili kişiler denge kemeri kullanarak, başkalarına veya yürüme yardımcılarına ihtiyaç duymadan serbestçe hareket ettiği gözlendi. BVH'li bireylerde denge kemerinin vücut pozisyonu ve dengesi hakkında dokunsal geri bildirim sağlayarak bağımsızlığı yeniden kazanmaya yol açtığı, aktif ve sosyal bir yaşam tarzı sürdürülmesi sağladığı görüldü. Bilateral Vestibülopatili bireylerin fiziksel aktivite düzeyini arttıracak yaklaşımlara yer verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Baş dönmesiDengeGeri bildirim+7
Cemile Yılmaz Kolat
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Unilateral vestibüler hipofonksiyonu olan bireylerde vestibüler rehabilitasyonun statik posturografi sonuçlarına etkisi

Çalışmanın amacı unilateral vestibüler hipofonksiyonu olan bireylerde vestibüler rehabilitasyonun statik posturografi sonuçlarına etkisini değerlendirmektir. Çalışmaya Videonistagmografi(VNG) ile unilateral vestibüler hipofonksiyonu olduğu tanılanmış 30 kişi gönüllü olarak dahil edildi. Vestibüler rehabilitasyon tedavisi öncesi ilk değerlendirmelerinde Statik Posturografi testine ek olarak kafa itme testi, unterberger testi, kova testi, gözler açık/ kapalı tandem duruş testi, gözler açık/ kapalı semitandem duruş testi, romberg testi, sert zemin üzerinde gözler açık/ kapalı tek ayak üstünde durma ve yumuşak zemin üzerinde gözler açık/ kapalı tek ayak üstünde durma, dinamik görme keskinliği, baş dönmesinin ve yorgunluğun şiddetini değerlendirmek için Görsel Analog Skalası(VAS) ve Baş Dönmesi Engellilik Envanteri (DHI) uygulandı. Hastalar 8 haftalık vestibüler rehabilitasyon aldıktan sonra tekrar değerlendirildi ve sonuçlar karşılaştırıldı. Vestibüler rehabilitasyon programı iki haftada bir değiştirilerek uygulandı. Sekiz haftalık süreçte hastalar günde 3 kez her egzersiz 10 tekrar olacak şekilde egzersiz programını yaptı. Tedavi sonrasında yapılan değerlendirme sonuçlarına göre Statik Posturografi' de özellikle modifiye-CTSIB testinde istatiksel olarak anlamlı düzelme vardı. Dinamik görme keskinliği, kafa itme testi, kova testi, sert ve yumuşak zemin üzerinde gözler açık/ kapalı tek ayak üzerinde durma, gözler kapalı tandem duruş testi, unterberger testinde istatiksel olarak anlamlı iyileşme vardı. VAS ve DHI sonuçlarında istatiksel olarak anlamlı skorlar elde edildi. Çalışmanın sonucunda unilateral vestibüler hipofonksiyonu olan hastalarda vestibüler rehabilitasyonun faydası olduğunu ve etkinliğinin Statik Posturografi' yle takip edilebileceği görüşüne varıldı. Anahtar Kelimeler: Unilateral vestibüler hipofonksiyon, denge, statik posturografi, vestibüler rehabilitasyon

DengePostural dengeRehabilitasyon+3
Begüm Sultan Akar
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Uyku problemi olan 12-36 aylık çocuklarda vestibülo-oküler ve duyusal işlemleme ile ilgili davranışsal yanıtların incelenmesi

Bu çalışma uyku problemi olan çocukların vestibülo-oküler ve duyusal işlemleme ile ilgili davranışsal yanıtların arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya 12-36 ay arasındaki 56 uyku problemi olan, 48 uyku problemi olmayan 104 çocuk dahil edildi. Katılımcıların uyku problemi olup olması durumunu değerlendirmek için Kısa Bebek Uyku Anketi (BISQ), duyusal işlemleme davranışsal yanıtlarını değerlendirmek için Bebeklik Çağı Duyu Profili Bakım Veren Anketi 2 (TSP), vestibülo-oküler refleks yanıtını değerlendirmek için ise rotasyon sandalyesi kullanıldı. Uyku problemi olan ve olmayan çocuklarda duyusal işlemleme yanıtları arasındaki ilişki ki-kare testi ile her bir parametre için incelendi. Uyku problemi olan ve olmayan çocukların duyusal işlemleme yanıtları açısından genel süreç parametresi hariç tüm bölüm ve çeyrekliklerde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edildi (p<0,05). Vestibülo-oküler refleks için katılımcılardan yeterli veri alınamadığı için bu bölüm istatistiksel olarak değerlendirilememiştir. Çalışmanın sonucuna göre tipik gelişim gösteren çalışma ve kontrol grubundaki çocukların toplam uyku süreleri benzerdir. Ancak çalışma grubundaki çocukların uyku problemlerinin olmasının temel nedeni sık uyanma ve dalmada güçlüklerdir. Bu çocukların uyku problemlerinin atipik duyusal işlemlemelerinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Ergoterapi teori ve modelleri doğrultusunda hazırlanacak kişi merkezli, duyu temelli ergoterapi müdahalelerinin uyku problemi olan çocukların ve ailelerinin uyku ve yaşam kalitelerini etkileyeceği ve ebeveynlerin yaşam memnuniyetini artırabileceği düşünülmektedir.

BilişDuyularDuyusal bütünleşme+7
Büşra Kaplan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kaygı düzeylerinin postüral stabilite üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı; farklı kaygı düzeylerine sahip olan bireylerin postüral stabilite etkilenimlerinin araştırılmasıdır. Çalışmaya 18 yaş üstü baş dönmesi/denge bozukluğu şikayeti olmayan Yaygın Anksiyete Bozukluğu Ölçeği (YAB-7) ile anksiyete düzeyi hafif olan (5-9 puan aralığı) 20 birey çalışma grubu I'e, orta olan (10-14 puan aralığı) olan 20 birey çalışma grubu II'ye, 5 puanın altında olan 20 birey ise kontrol grubuna tek kör yöntemi ile dahil edildi. Denge değerlendirmesinde, Modifiye Denge Duyu İnteraksiyonu Klinik Testi, Stabilite Sınırları Testi, Düz Yürüme Testi, Tandem Yürüyüş Testi yapıldı. Ayrıca subjektif denge değerlendirmesi için Denge/Baş Dönmesi Engel Ölçeği (DEÖ), kaygı değerlendirmesi için Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği kullanıldı. Çalışmada gruplar arasında Stabilite sınırları testi parametrelerden sol lateral ve sol anterior hareket hızı parametrelerinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark elde edildi (p<0,05). Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği'ne göre düzenlenen gruplarda ise anterior reaksiyon zamanı, sağ posterior ulaşılan son nokta ve posterior hareket hızı parametrelerinde gruplar arasında istatistilsel olarak anlamlı fark elde edildi (p<0,05). Post-Hoc testlerde kaygı düzeyinin artışının hafif kaygı düzeyinden orta kaygı düzeyine geçildiğinde sol anterior ve sol laterale doğru olan hareketlerde hareket hızını azalttığını, Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeğine göre düzenlenen kontrol grubu ile yüksek kaygı grubu arasındaki değerlere bakıldığında anterior yönünde reaksiyon zamanının azaldığını ve sağ posterior yönünde ulaşılan son nokta parametresinde azalma olduğu gözlendi. Sonuçlar dengenin Stabilite Sınırları Testinde hareket hızı, reaksiyon zamanı ve ulaşılan son nokta parametrelerinin farklı kaygı düzeyine bağlı olarak etkilenebileceğini desteklemektedir. Denge ve anksiyete çok faktörlü ve karmaşık bir yapıya sahiptir. Yaygın Anksiyete Bozukluğu, Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçekleri bireylerin farklı anksiyete durumlarını yansıtmaktadır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, anksiyete ve denge etkileniminin belirlenmesinde planlanacak çalışmalarda kaygı düzeyinin belirlenmesinde Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği değerlerinin kullanılmasının Yaygın Anksiyete Ölçeği değerlerine göre daha etkili olacağı sonucuna varılmıştır.

AnksiyeteAnksiyete bozukluklarıDenge+6
Ayşegül Zeytin Çinpolat
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kistik fibrozis hastalarında işitme ve vestibüler sistemin değerlendirilmesi

Kistik Fibrozis (KF) hastalarında meydana gelen akut pulmoner alevlenmelerin tedavisinde sıklıkla aminoglikozit grubu antibiyotikler kullanılmaktadır. Aminoglikozitler serbest oksijen radikalleri oluşturmakla iç kulaktaki tüylü reseptör hücreleri tahrip ederek, işitme duyusu ve vestibüler sistemde bozukluğa sebep olur. Çalışmamız Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakultesi (HÜTF) Çocuk Göğüs Hastalıkları bölümünde KF tanısı ile takipli 6-18 yaş arası 43 hastanın işitme ve vestibüler sistemlerinin değerlendirilmesinin yapıldığı prospektif çalışmadır. İşitme sistemini değerlendirmek için saf ses odyometri (SSO) ve Yüksek frekans odyometri (YFO), vestibüler sistemi değerlendirmek için video head impulse test (vHIT) ve dinamik görsel keskinlik (DGK) testleri yapıldı. Çocuk Göğüs Hastalıkları bölümü tarafından hastaların çalışma tarihine kadar aldığı antibiyotik çeşitleri ve miktarı belirlendi. İnhaler aminoglikozit alan ve almayan, intravenöz aminoglikozit alan ve almayan, genel olarak aminoglikozit alan ve almayan gruplar oluşturularak işitme ve vestibüler test sonuçları karşılaştırıldı. Test sonuçlarını etkileyecek olan iletim tipi işitme kaybı (İTİK) olan hastalar çıkarıldıktan sonra, geriye kalan 37 hastanın sonuçları değerlendirildiğinde 125 -8 kHz frekanslardakı SSO'da sadece bir hastada 8kHz'de 35 dB düşüş bulundu. Geri kalan tüm SSO testleri normal sonuçlandı. 37 hastanın YFO'sunda 26 sonuç normal, 11 hastada patolojik eşikler belirlendi. Bunlardan 7'sinde bilateral, 4'ünde tek kulak eşikleri v bozulmuştu. vHIT sonuçları değerlendirmeye dahil edilen 42 hastanın hepsinde normal sonuçlandı. DGK ise 42 hastanın 5'inde patolojik bulundu. Çalışmamızı COVID-19 pandemisine kadar elde ettiğimiz test sonuçlarıyla yaptık. Bu nedenle gruplarda hasta sayısı yüksek olmadı ve gruplar arasında istatiksel anlamlı fark bulunmadı. Fakat KF hastalarında aminoglikozit kullanımına bağlı işitme ile yanaşı vestibüler sistemi de değerlendiren çalışma sayısı az olduğu için, çalışmamızın verileriyle literatüre katkı sağlamış olduk. Dizin Terimleri Kistik Fibrozis, Yüksek Frekans Odyometri, vHIT, Dinamik görsel keskinlik, Ototoksisite, Aminoglikozid

AminoglikozitlerGörme keskinliğiKistik fibroz+7
Mammad Nabiyev
Hacettepe University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Efüzyonlu Otitis media' nın pediatrik yaş grubunda vestibüler sistem üzerindeki etkisinin tüp tatbiki öncesinde ve sonrasında bilgisayarlı dinamik posturografi duyu organizasyon testi ile değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, efüzyonlu otitis media' lı çocuklardan oluşan çalışma grubu ile yaş ve cinsiyet uyumlu kontrol grubu arasında vestibüler sistem bozuklukları açısından herhangi bir fark olup olmadığını ve ventilasyon tüp tatbikinin bu durumu etkileyip etkilemediğini araştırmak ve aynı zamanda hem dinamik denge testi hem de klinik statik denge testinin sonuçlarının birbirleriyle korelasyonunu değerlendirmektir. Böylece çalışmamızın sonuçlarını literatür ile karşılaştırarak sonraki çalışmalara yardımcı olmayı ve literatüre katkıda bulunmayı amaçlamaktayız. Efüzyonlu otitis media, çocukluk çağının en yaygın görülen hastalıklarından biridir. En sık işitme kaybına neden olmakla birlikte çocuklarda denge problemlerine yol açabilmektedir. Hatta efüzyonlu otitis media' nın pediatrik yaş grubunda vertigo ve vestibüler bozuklukların en yaygın nedenlerinden biri olduğu düşünülmektedir. Bilgisayarlı dinamik posturografi günlük hayatta karşılaşılan çeşitli yüzey ve denge durumlarını taklit ederek bireyin ayakta denge kontrolü fonksiyonunu nicel olarak ölçen kombine objektif bir test protokolüdür. Çalışmamızda çocuklara statik bir klinik denge testi olan tek bacak/ ayak üzerinde durma testi ve vestibüler sistemi objektif olarak değerlendirmek amacıyla bilgisayarlı dinamik posturografi yapıldı. Çalışma grubuna ilk test operasyondan hemen önce ve ikinci test operasyondan 2 ay sonra olmak üzere iki kere; kontrol grubuna ise bir kere yapıldı. Çalışmamıza yaşları 4 yaş ile 12 yaş arasında değişen çalışma grubunda 30 çocuk, kontrol grubunda da 30 çocuk olacak şekilde toplam 60 çocuk dahil edilmiştir. Gruplar içerisinde ayrı ayrı cinsiyet ve yaş dağılımlarına bakıldığında çalışma grubunun 21' ini erkek çocukları (%70), 9' unu kız çocukları (%30) oluşturmaktadır. Çalışma grubundaki çocukların yaş aralığı 4 yaş 9 ay- 11 yaş 2 ay arasında olup yaş ortalaması 6.45' tir. Kontrol grubunun ise 18' i erkek çocukları (%40), 12' si kız çocukları (%60) oluşturmaktadır. Kontrol grubundaki çocuklarında yaş aralığı 4 yaş 10 ay- 11 yaş 5 ay arasında olup yaş ortalaması 6.2' dir. Çalışma grubunun tüp tatbikinden önce durum 5, durum 6 ve birleşik denge puanı ile kontrol grubunun durum 5, durum 6 ve birleşik denge puanı arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık mevcuttu (Bağımsız gruplar t testi, p=0.008, , p=0.024, , p=0.038). Çalışma grubunda vestibüler bozuklukla ilişkili semptomlar ile Head İmpulse testi arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p< 0.05). Semptom tarifleyenlerin çoğunda (%87) Head İmpulse testi pozitif iken semptom tariflemeyenlerin tamamında Head İmpulse testi negatifti. Çalışma grubunun tek ayak/bacak testi ölçüm sonuçlarıyla preoperatif Duyu Organizasyon Test' inin 6 durumun herbiri için hesaplanan denge puan ortalamaları ve birleşik denge puan ortalaması sonuçları arasındaki ilişki Pearson Korelasyon testi uygulanarak belirlenmeye çalışıldı. Tek ayak testi ve preoperatif birleşik denge puan ortalaması, preoperatif durum 5 ve preoperatif durum 6 puan ortalaması arasında pozitif yönlü, güçlü bir ilişki mevcuttu (r= 0,744, r=0,752, r=0,766). Çalışma grubunun preoperatif ve postoperatif Duyu Organizasyon Testi' nin tüm koşullarının ve birleşik denge puanının ortalamaları karşılaştırıldığında elde edilen durum 5, durum 6 ve birleşil denge puan ortalamalarının sonucu istatistiksel olarak anlamlıydı (p< 0,05). Klinisyenlerin efüzyonlu otitis media' nın çocuklarda vestibüler fonksiyon üzerindeki olası olumsuz etkisinin farkında olmaları gerekmektedir ve klinisyenler ebeveynlere denge bozukluğu semptomları hakkında daha açıklayıcı olmalıdırlar. Efüzyonlu otitis media' nın vestibüler fonksiyonlar üzerine olan bu olumsuz etkisine karşı ventilasyon tüpü tatbiki yaparak denge bozukluğunun düzelmesine yardımcı olabiliriz. Anahtar Kelimeler: Efüzyonlu otitis media, bilgisayarlı dinamik posturografi, pediatrik vestibüler bozukluklar

DuruşOtitis media-efüzyonluVestibül+3
Büşra Kılıç
Hacettepe University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Unilateral vestibüler kayıplı bireylerde subjektif vestibülo-spinal refleks testlerinin sensitivitesinin araştırılması

Vestibüler sistemin etkin bir şekilde değerlendirilmesini sağlayan Videonistagmografi kliniklerde henüz yaygın olarak kullanılmazken, klinik kullanımı kolay, masrafsız, hızlı ve sarf malzemesi içermeyen subjektif Vestibülo-Spinal Refleks (VSR) testleri sıklıkla kullanılmaktadır. Bu testlerin Unilateral Vestibüler Kayıp (UVK) tanısındaki duyarlılıkları konusunda çalışma sayısı kısıtlı olup hangi test yönteminin tercih edilmesi gerekliliği bilinmemektedir. Bu çalışmanın amacı; UVK'li bireylerde subjektif VSR testlerinin sensitivitelerini araştırmaktır. Çalışmaya 18-60 yaş arasında toplam 70 birey dahil edildi. Kalorik Test sonucunda kanal parezisi asimetri oranı %24 ve üzerinde olan 40 birey çalışma grubu; baş dönmesi/denge bozukluğu şikayeti olmayan 30 birey ise kontrol grubu olarak dahil edilmiştir. Tüm katılımcıların değerlendirmesinde subjektif VSR testlerinden Fukuda, Babinski Weil, Tandem Yürüme ve Past Pointing testleri kullanıldı. Kullanılan testler arasından Fukuda Testi, UVK tanısında sensitivitesi en yüksek test olarak elde edilmiştir. Diğer testlerin sensitivite değerleri ise büyükten küçüğe Babinski Weil, Tandem Yürüme ve Past Pointing şeklinde sıralanmıştır. Tandem Yürüme Testi ve Past Pointing Testin spesifiteleri birbirine eşit ve diğer iki testten daha yüksek elde edilmiştir. Kalorik Test kanal parezisi yönü sağ olan bireyler için, Kalorik Test kanal parezisi asimetri yüzdesi ile Fukuda sapma derecesi arasında pozitif yönlü, orta dereceli korelasyon elde edilmiştir (p<0,05). Babinski Weil, Tandem Yürüme ve Past Pointing test sonuçları ile Kalorik Test kanal parezisi asimetri yüzdeleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon elde edilmemiştir (p>0,05). Bulgularımız doğrultusunda objektif vestibüler değerlendirme yöntemlerinin mevcut olmadığı koşullarda Fukuda Testinin öncelikli olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

OdyolojiTeşhis testleriVestibül+2
Esma Akış
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akıllı telefon kullanımı sırasında statik ve dinamik denge parametrelerindeki değişikliklerin incelenmesi

Orhan E., Akıllı Telefon Kullanımı Sırasında Statik ve Dinamik Denge Parametrelerindeki Değişikliklerin İncelenmesi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Odyoloji Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2018.''Denge'' terimi düşmeyi önlemek için vücut postürünün dinamiklerini tanımlamaktadır. Fizyolojik olarak denge fonksiyonu, baş hareketleri sırasında görme alanının sabit tutulması ve yerçekimi alanında postürün kontrol edilmesi ile ortaya çıkan motor cevaplar sonucunda ortaya çıkar. Dengenin korunması ve sürdürülmesi için sensör sistemlerden görsel, vestibüler ve proprioseptif sistemlerin birlikte uyum içinde çalışması gerekmektedir. Birincil amacı telekomünikasyon olan akıllı telefonların oyun, internet, çevrimiçi topluluklara erişim ve portatif olması gibi birçok avantajı da bulunmaktadır. Bununla birlikte, akıllı telefon kullanımın oluşturabileceği görsel yorulmanın sürekliliği, somatosensör ağ ile birlikte vestibüler sistem ve postural kontrol sistemi üzerinde de negatif etki yaratabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, akıllı telefon kullanımının biyomekanik denge sistemine olası fizyolojik ve bilişsel etkilerini araştırmaktır. Çalışmaya, gönüllülük esasına dayanarak denge problemi olmayan 18-25 yaş aralığında 25 sağlıklı genç yetişkin (10 erkek, 15 kadın) dahil edilmiştir. Bireylere, Duyu Organizasyon Testi (DOT), Adaptasyon Testi (ADT), Ritmik Ağırlık Aktarma (RAA), Dinamik Görsel Keskinlik Testi (DVA) ve fonksiyonel kısıtlama testleri (Tek Taraflı Duruş, Otur Kalk, Düz Yürüme, Tandem Yürüme, Adım Hızlı Dönme, Adım Yukarı Aşağı, Öne Hamle) uygulanmıştır. DOT Durum 1 ve Durum 4'te, Tandem Yürüme, Düz Yürüme ve Tek Taraflı Duruş test parametlrelerinde sonuçlar anlamlı elde edilmiştir (p<0.05). Akıllı telefon kullanımının postüral kontrol ve denge etkilerini farklı koşullarda (araç kullanırken, sanal gerçeklik ile vb) daha kapsamlı belirlemek, olası zorlukları ve kazaları önlemek açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Akıllı telefon, Dikkat, Denge, Postürografi, Vestibüler

Akıllı telefonlarCep telefonuDenge+5
Emre Orhan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşlılarda ayak taban duyu eğitiminin sensorimotor organizasyona etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada yürüyüşü ve dengeyi etkileyecek ortopedik problemi olmayan 65 yaş üstü bireylerde ayak tabanına uygulanan duyu eğitiminin sensorimotor organizasyona etkisi araştırıldı. Çalışmaya Mini Mental Durum Test Puanı 24 ve üzeri olan 30 birey dahil edildi; bireyler çalışma ve kontrol olmak üzere 2 gruba ayrıldı. İlk değerlendirme sonrasında çalışma grubuna ayak taban duyusunu arttırmaya yönelik egzersizler ev programı olarak verildi. Bireylerden bu programı 2 hafta içerisinde günde 1 kez 10 gün boyunca yapmaları istendi. Kontrol grubuna ise ilk değerlendirme sonrası "Yaşlı Ayak Bakımı" ile ilgili hazırlanan bir broşür verildi. Ayak tabanı hafif dokunma duyusu, vibrasyon duyusu, iki nokta ayrımı ve pasif hareket duyusu değerlendirmesi, kas kuvvet testi, Berg denge testi ve bilgisayarlı dinamik postürografi (BDP) ile Duyu Organizasyon Testi (DOT) 2 hafta arayla her iki gruba da uygulandı. Çalışmamızın sonucunda ayak taban duyu değerlendirmelerinde, pasif hareket duyusu ve Berg Denge Testi sonuçlarında anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Çalışma grubunda BDP cihazıyla gözler kapalı, kabin sabit, zemin hareketli iken yapılan ölçümlerde ilk ve son değerlendirme sonuçları karşılaştırıldığında dengede gelişme görüldü (p<0,05). Çalışma grubundaki DOT D5 parametresi (Gözler kapalı, kabin sabit, zemin hareketli iken denge değerlendirmesi) dışında her 2 grupta da uygulamalar öncesine göre fark bulunmadı (p>0,05). Çalışma grubunda 70 yaş altı ve 70 yaş ve üstü bireylerde DOT parametreleri karşılaştırıldığında 70 yaş altındaki bireylerde gözler kapalı, kabin sabit, zemin hareketli iken yapılan değerlendirmede (D5) dengede artış bulundu (p<0,05). Sonuç olarak, ayak taban duyusunu artırmaya yönelik ev egzersiz programının vestibüler sistem üzerine olumlu etkisi olduğu ve koruyucu yaklaşım olarak kullanılabileceği düşünüldü. Anahtar Kelimeler: Vestibüler, duyu değerlendirmesi, ev egzersiz programı, postürografi.

AyakDuruşDuyular+3
Burcu Fırat
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı deneysel ortamlarda bilişsel görevlerin denge performansına etkisinin genç yetişkinlerde araştırılması

Altın, B. Farklı Deneysel Ortamlarda Bilişsel Görevlerin Denge Performansına Etkisinin Genç Yetişkinlerde Araştırılması, Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Odyoloji ve Konuşma Bozuklukları Programı,

BilişBiliş bozukluklarıDenge+7
Buşra Altın
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşlılarda hafif bilişsel bozukluğun vestibülooküler refleks, dinamik görsel keskinlik ve postüral denge ile etkileşimi

Yaşlı populasyonun yaklaşık olarak %30'u her yıl düşmekte ve bu durum önemli bir sağlık problemiyle sonuçlanmaktadır. Bilişsel gerileme düşme için bağımsız bir risk faktörüdür. Hafif bilişsel bozukluk, bireyin yaşından beklenenden daha fazla ancak günlük yaşam aktivitelerini etkilemeyen bilişsel gerileme durumudur. Çalışmada, hafif bilişsel bozukluğu olan bireylerin vestibülooküler refleksleri, dinamik görsel keskinlikleri ve postüral dengeleri değerlendirilerek sağlıklı kontrol grubuyla karşılaştırılmıştır. Bu amaçla hafif bilişsel bozukluğu olan 10 birey ve aynı yaş grubundan sağlıklı 10 birey çalışmaya dahil edilmiştir. Bireylere işitme testi uygulandıktan sonra videonistagmografi, dinamik görsel keskinlik ve bilgisayarlı dinamik postürografi ölçümleri yapılmıştır. Hafif bilişsel bozukluğu olan bireylerin Dinamik Görsel Keskinlik Testi Perception Time Test skorları kontrol grubuyla karşılaştırıldığında anlamlı derecede uzun bulunmultur (p<0,05). Bilgisayarlı Dinamik Postürografi VEST parametresi, DOT 2, DOT 3, DOT 6 ve Birleşik Denge Skorları HBB grubunda anlamlı derecede düşük bulunmuştur. Videonistagmografik ölçümler açısından iki grup arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Çalışmanın sonucunda hafif bilişsel bozukluğu olan bireylerin sağlıklı yaşıtlarına oranla düşmeye daha eğilimli oldukları sonucuna varılmış ve bu bireylerin düşmeyi önleyici rehabilitasyon programlarına alınmaları önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hafif bilişsel bozukluk, dinamik görsel keskinlik, postüral denge

BilişBiliş bozukluklarıDenge+4
Mine Baydan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkinlerde video head impulse test (VHIT) normalizasyon çalışması

Demirtaş, B Genç Yetişkinlerde Video Head Impulse Test (Vhıt) Normalizasyon Çalışması , Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Odyoloji Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2019. Periferik ve santral patolojilerin ayırımında önemli bir klinik değere sahip olan Head Impulse Test (HIT), Halmagyi ve Curthoys tarafından 1988 yılında geliştirilmiştir. Sayısal bir veri taşımaması ve değerlendirilmesinin subjektif olması nedeniyle HIT testi, sınırlılıkları olan bir değerlendirme aracı olmuştur. Teknolojik gelişmeler, yüksek hızlı video kayıtlarının alınabilmesi ve göz pozisyonlarının hassas şekilde belirlenmesinin önünü açmış böylece HIT ölçümlerinin sayısal olarak ifade edilebilmesine olanak sağlayan, video head impulse test (v-HIT) geliştirilip kullanılmaya başlanmıştır. Video head impulse test, uygulanması kolay, objektif, altı semisirküler kanalın(SSK) değerlendirilmesine ve vestibülo-oküler refleks(VOR )sırasında meydana gelen gizli sakkadların görülebilmesine olanak sağlayıp, değerlendirmede sayısal verilerin elde edilmesine imkan tanıyan önemli bir testtir. Çalışmaya genç yetişkin (18-30 yaş aralığında) bireylerin normalizasyon değerlerinin belirlenmesi amacıyla 130 kişi dahil edilmiştir. Verilerin analizinde tüm bireylerde sağ ve sol kulak lateral SSK kanallarda kazanç açısından anlamlı fark elde edilmezken (p>0.05), vertikal kanallarda anlamlı fark elde edilmiştir (p<0.05). Kadın ve erkek bireylerden elde edilen verilerin analizinde ise sağ anterior kanalda anlamlı fark elde edilmiştir(p<0.05). Klinik kullanımda normatif veri olması açısından değerli olan çalışma bulguları, vestibüler patolojisi bulunan bireyler için de önemli bir temel veri oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Head Impulse Test, Video Head İmpulse Test, VOR,Vestibüler sistem

Baş itme testiGençlerVestibül+3
Beyza Demirtaş
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Benign paroksismal pozisyonel vertigo tanılı olgularda tedavi öncesi ve sonrası vestibüler uyarılmış potansiyellerin değerlendirilmesi

Amaç: Benign paroksismal pozisyonel vertigo (BPPV), dönmesinin en sık nedenidir. Hastalığın tanısında pozisyonel manevralar en değerli tanı araçlarıdır. Bu tezde hastalığın patogenezinin değerlendirilmesinde objektif bir test olan vestibüler evoked myojenik potansiyeller (VEMP) kayıtlamalarının tedavi öncesi ve sonrası yanıtlarının ortaya konması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem : Çalışmamız Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi (EÜTFH) Nöroloji kliniğinde nörosensöryel birimimizde yapıldı. Servikal VEMP testi incelemesi Synergy Elektromyografi (EMG) (Medelec; Viasys Healthcare UK Ltd 2009) kullanılarak yapıldı. Test sırasında her 2 kulaktan ayrı ayrı 110 desibel (dB) klik şeklinde ses uyaranı verildi. Bu uyarılar 100 milisaniye aralıklarla kayıtlanarak 250 kez averajlama yapıldı. Ölçümler için 3 elektrod (aktif, referans ve toprak) kullanıldı. Aktif elektrod ipsilateral sternokleidomastoid (SKM) kasının orta 1/3 noktasına, yapıştırıldı. Sağlam ve hasta grubun kayıtlamaları ile P13, N23 latansları ve düzeltilmiş amplitüd değerleri kaydedildi. İstatistiksel analizleri yapıldı. Bulgular: Tedavi edilmeden önce yapılan kayıtlamada P13 latansı 13.51 ± 1.99 milisaniye (msn) , N23 latans değeri ise 22.44 ± 2.22 ve düzeltilmiş amplitüd değeri 6.44 ± 3.49 olarak kaydedildi. Kontrol grubu ile kıyaslandığında P13 ve N23 latanslarında uzama görüldü. Tedavi sonrası P13 latansı 12.87 ± 1.65, N23 latans 121.97 ± 1.95 düzeltilmiş ampltiüd ise 5.75 ± 2.5 görüldü. Tedavi sonrası yanıtlarda ise sadece P13 latansında düzelme olduğu , N23 ve amplitüd de değerinde ise tedavi öncesi ve sonrası farklılık olmadığı görüldü. Sonuç: BPPV hasta grubunda VEMP testi noninvaziv, düşük maliyetli ve pratik bir test olup otolit organları ile efektör kaslar arasında beyin sapı boyunca seyreden vestibule-oküler ve vestibule-spinal yolların değerlendirilmesine imkan sağladığını düşünmekteyiz

TedaviUyarılmış potansiyellerUyarılmış potansiyeller-işitsel+3
Gülsüm Saruhan
Ege University
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Erken dönem multiple skleroz hastalarının tanı aşamasında vestibüler testlerin, uyarılmış potansiyellerin ve oftalmolojik değerlendirilmenin yeri

Giriş ve Amaç: Multiple skleroz (MS) genç erişkinlerde klinik özürlülüğün en önemli nedenlerinden biridir. Bu nedenle hastalığın erken tanınması, uygun tedavi ile hastaların doğru yönetimi çok önemlidir. Klinik olarak çok geniş spektruma yayılabilmektedir. Bu nedenle tanı sürecinde klinisyeni zorlayabilmektedir. Bu gibi durumda yardımcı tanı yöntemlerine başvurulmaktadır. Çalışmamızda, erken dönem multiple sklerozis hastalarının tanı aşamasında vestibüler testlerin, uyarılmış potansiyellerin ve oftalmolojik değerlendirmenin yerinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne başvuran 60 birey alındı. Bu bireylerin 30'u,12'si (%40) erkek ve 18'i (%60) kadın olmak üzere 2 yıldan eski nörolojik semptomu olmayan erken dönem MS hastalarıydı. 30 birey, 12'si (%40) erkek ve 18'i (%60) kadın olmak üzere kontrol grubu olarak alındı. Hasta grupta yaş dağılımı ortalama 30 (19-48), kontrol grubunda yaş dağılımı ise ortalama 30 (18-45) olarak görüldü. Tüm normal kontrol ve hasta bireylere vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyeller (VEMP), görsel uyarılmış potansiyeller (VEP), somatosensöriyel uyarılmış potansiyeller (SEP), beyin sapı işitsel uyarılmış potansiyeller (BAEP), pür ton odyometri, kalorik test ve renk görme, görme keskinliği ve kontrast duyarlılık testlerini içeren nörooftalmolojik bakı yapıldı. Bulgular: Hasta ve kontrol grubu karşılaştırıldığında sadece VEP p100 latansları istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p <0.001). Normal kontrol grubu değerlerine göre oluşturulan limitlere göre (+2,5 SD), hasta grubun %30'unda VEMP anormalliği, %86'sında VEP anormalliği, %30'unda SEP anormalliği ve %13,3'ünde BAEP anormalliği saptandı. VEP ile görme keskinliği, kontrast duyarlılık ve renk görme arasında korelasyon yoktu. VEMP ile MRG'de beyin sapı lezyonu varlığı arasında korelasyon yoktu. Sonuçlar: Normal kontrol grup ve hasta grubu verilerinin karşılaştırılması sonucu sadece VEP p100 latansı istatistiksel olarak anlamlı saptanmıştır (p <0,001). Bu nedenle sonuçlar VEP'in MS erken tanısında yardımcı inceleme olarak kullanılabileceği düşünülmüştür. Diğer parametrelerde istatistiksel olarak anlamlı sonuç elde edilmemiştir. VEMP ile MRG'de beyin sapı lezyonu arasında korelasyon bulunmamıştır.

Multipl sklerozTeşhisUyarılmış potansiyeller+6
Gökçe Kavasoğlu
Ege University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ani işitme kaybı olan hastalarda vestibüler bulguların olmasının işitme kaybının düzelmesine etkisi

Amaç: Ani işitme kaybı (AİK) nedeniyle tedavi edilen hastalarda vestibüler yakınmaların varlığının, işitme kaybı tipi ve şiddetinin AİK prognozu üzerine etkisini araştırmak. Gereç ve Yöntem: Mart 2019- Nisan 2022 tarihler arasında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümüne AİK nedeni ile başvuran 130 hasta incelendi. Bu hastalardan dahil etme kıstaslarına uyan 40 tanesi çalışmaya alındı. Hastalar başvuru sırasında vestibüler yakınmaları olan (Grup A) olmayanlar (Grup B) olarak iki gruba ayrıldı. Hastalar işitme seviyesine göre sınıflandırıldı. Tanı sırasında hastalar odyometri, videonistagmografi ve vHIT ile değerlendirildi. Videonistagmografik değerlendirme sırasında kalorik test yapıldı. Sistemik kortikosteroid tedavi bitiminden bir ay sonra odyometrik değerlendirme tekrarlandı. Bulgular: Vestibüler yakınması olan Grup A 29, olmayan Grup B ise 11 hastadan oluşmaktaydı. Grupların tedavi öncesi ve sonrası işitme dereceleri ve konuşmayı ayrıt etme skorlarında anlamlı düzelme izlenirken, işitme konfigürasyonu, tinnitus ve kulakta basınç hissinde anlamlı bir fark izlenmedi. Modifiye Siegel kriterlerine göre grupların işitme derecelerine bakıldığında, hafif derecede işitme kaybı olan hastalarda tam düzleme olduğu görüldü. Vertigosu olan hastalarda AİK olan kulakta kalorik yanıt zayıftı. Ayrıca hızlı fazı sağlam kulağa doğru vuran nistagmus saptandı. Gruplar arası işitme derecelerine göre vHIT testin sonuçları karşılaştırıldığında anlamlı bulgular bulunamadı. AİK olan tarafta kanal kazanımları zayıftı. Sonuç: Ani işitme kaybı olan hastalarda işitme kaybı derecesi arttıkça hastalarda vertigo yakınma ve bulgularının görülme oranı artmaktadır. Bu klinik tabloya sahip hastaların tedaviye yanıtları daha düşük olarak bulunmuştur. Anahtar kelimeler: ani işitme kaybı, kalorik test, vertigo, vestibüler fonksiyon testi, vHIT

Baş itme testiKalori testleriVertigo+6
Annagul Berdıyeva
Mersin University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sanal gerçeklik cihazlarının vestibüler yetmezliği olan hastalarda vestibüler rehabilitasyon amaçlı kullanımı

Günümüzde vestibüler rehabilitasyon kavramı baş dönmesi ve denge bozukluğunun tedavisinde özellikle değerlendirme sırasında saptanan bozukluklar ve fonksiyonel kısıtlılıklara yönelik bireysel, programlanmış egzersizlere dayanan ve geniş klinik kapsamlı bir yaklaşımdır. Bu çalışmada hedeflenen, teknolojiye ayak uydurarak sanal gerçeklik gözlüğü kullanımının hastaların vestibüler rehabilitasyon egzersizleri ile statik ve dinamik denge, düşme riski, düşme korkusu, anksiyete ve depresyon üzerine etkilerini araştırmaktır. Toplam 41 hastadan 21 kişi geleneksel vestibüler rehabilitasyon grubuna, 20 kişi ise sanal gerçeklik dayanaklı vestibüler rehabilitasyon grubuna alınmıştır. Sanal gerçeklik ile vestibüler rehabilitasyon alan gruba günlük 20 dakika olmak üzere 1 ay içerisinde 20 seans egzersiz yaptırılmıştır. Hasta kontrolleri tedavi öncesi, 15. gün, 30. gün, 90. gün ve 180. gün olarak yapılmıştır. Dinamik posturografi, Berg denge ölçeği, statik SVV(Öznel görsel dikey) ve dinamik SVV, öznel yaşam kalitesi ölçekleri ile hasta kontrolleri yapılmıştır. Dinamik posturografi, SVV, Berg denge ölçeği(BDÖ), hastane depresyon ve anksiyete ölçeği(HAD), Baş dönmesi engellilik envanteri(DHI-S) formu ve Montreal bilişsel ölçeği kullanılmıştır. Dinamik posturografi sonuçlarında sanal gerçeklik tabanlı vestibüler rehabilitasyon grubunda postural stabilite testinde anteior posterior stabilite indeksinde ve medial lateral stabilite indeksinde istatistiksel fark izlenmiştir fakat; geleneksel rehabilitasyon grubunda sadece medial lateral stabilite indeksinde istatistiksel fark izlenmiştir. Dinamik posturografi testlerinin gruplar arası karşılaştırmasında, sanal gerçeklik tabanlı vestibüler rehabilitasyon grubu ile geleneksel vestibüler rehabilitasyon grubu arasında istatistiksel fark izlenmemiştir. Statik SVV ve dinamik SVV testlerinde her 2 grup arasında istatistiksel bir fark izlenmemiştir. Sanal gerçeklik destekli vestibüler rehabilitasyon uygulanan grup 2'de BDÖ, HAD(depresyon), HAD(anksiyete) ve DHI-S skorlarının tümünde istatistiksel olarak anlamı iyileşme saptanmıştır(p<0,05). Geleneksel rehabilitasyon grubuna baktığımızda HAD(depresyon), HAD(anksiyete) ve DHI-S skorlarında istatistiksel anlamlı fark saptanmıştır(p<0,05) fakat; BDÖ skorunda istatistiksel fark izlenmemiştir. Sanal gerçeklik destekli vestibüler rehabilitasyon uygulanan grup ve geleneksel vestibüler rehabilitasyon uygulanan grup arasında BDÖ, HAD(depresyon), HAD(anksiyete) ve Montreal Bilişsel Değerlendirme Ölçeği skalalarında istatistiksel fark izlenmemiştir. Bu umut verici bulguları göz önünde bulundurarak, geleneksel vestibüler rehabilitasyon ile birlikte sanal gerçeklik cihazların kullanımını savunabiliriz. Bunun amacı, tek taraflı vestibüler hipofonksiyondan etkilenen hastalar üzerindeki etkileri uzun vadede bile en üst düzeye çıkarmak olacaktır.

DengeRehabilitasyonSanal gerçeklik+3
Ulaş Metin
Pamukkale University
2023
00

Related subjects